Views
5 months ago

atailke

Atatürk İlkeleri ve

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Ders Notları Öğr. Gör. Ali YAYLA lerinde Aşkale ve Sivrihisar sürgünlerini yaklaşık on aylık esaretten sonra evlerine gönderdi. Kanun ile toplam 314.900.000 TL vergi tahsil edilebildi. Bu sayının %70’i İstanbul’da toplandı. Toplam tahsilât, 394 milyon TL ile 1942 devlet bütçesinin %80’ini buluyordu. Bu kanunun ardından gayr-ı müslim azınlık Türkiye’yi terk etmeye başladı. 1935 sayımında Türkiye nüfusuna oranı %1,98 olan gayr-ı müslim azınlıklar, vergiden sonra başlayan göç nedeniyle 1945’te %1,56’ya ve 1955’te %1,08’e kadar düştü. Çok Partili Hayata Geçiş Dönemi Türkiye, II. Dünya Savaşı’nın pençesinden yakasını kurtarmıştı ama, savaş sonrasının koşulları, sosyal, ekonomik ve siyasal değişmelerle bizi de çok yakından etkiliyordu. Özellikle CHP içindeki kaynaşmalar, ortamın yeni bir siyasal kuruluşa gebe olduğunu açıkça ortaya koymuştu. Aslında bu kaynaşmalar yeni değildi. Kapımıza kadar dayanan savaşın en civcivli döneminde alman ekonomik önlemler büyük sıkıntılar yaratmış, geniş halk kitlesinin CHP’ye karşı bıkkınlığını körüklemişti. CHP saflarında yetişen, ama ülkenin CHP’den ayrı görüşle çok daha tutarlı biçimde yönetileceğini düşünenler, gidişattan hoşnut değildi. Bunu, 1942’den beri üstü kapalı da olsa dile getiriyorlardı. İşte o günlerde, CHP içindeki sancılar giderek belirginleşiyordu. Yakında Türk Siyaset Tarihi’ni etkileyecek ölçüde, önemli şeylerin olacağının işaretleri veriliyordu. Nitekim Meclis’te 29 Mayıs 1945 tarihinde görüşülmesi tamamlanan bütçeye, Celal Bayar ye bazı arkadaşlarının ret oyu kullanması CHP’yi karıştırdı. Hatta Bayar ve arkadaşları, sadece bütçeyi reddetmekle kalmadı, Saraçoğlu hükümetine de güvensizlik oyu verdiler. Olaylar kısa zamanda gelişti. Bayar ve arkadaşları bütçeyi bahane etmişlerdi. Aslında CHP yapısının artık demokratik düzene uymadığını, parti tüzüğünde önemli değişiklikler yapılması gerektiğini söylemek istiyorlardı. Önce, Meclis kulisinde fısıltılar halinde dolaşan bu istek, Türk Siyasî Tarihi’ne “Dörtlü Önerge” (Dörtlü Takrîr) olarak geçen ve 12 Haziran 1945’de Meclis Başkanlığı’na Sayfa 148 / 174

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Ders Notları Öğr. Gör. Ali YAYLA verilen bir belgeyle düğümlendi. Bu ünlü önergeyi, İzmir milletvekili Celal Bayar, İçel milletvekili Refik Koraltan, Kars milletvekili Prof. Fuat Köprülü, Aydın milletvekili Adnan Menderes beraberce hazırlamış ve imzalamışlardı. O gün görüşmeye alınan ve üstündeki tartışmalar 7 saat süren önerge, imza sahibi dört kişinin “evet” oyu dışında reddedildi. Önergenin imza sahipleri, hükümete yakından bağlı milletvekillerinin saldırılarına marûz kaldılar. O günlerde çok partili düzene doğru beklenen ilk adımı, “Dörtler”den daha önce davranan İstanbullu bir işadamı attı. Nuri Demirağ 18 Temmuz’da yakın arkadaşları Hüseyin Avni Ulaş ve Cevat Rıfat Atılhan ile birlikte İstanbul’da, Milli Kalkınma Partisi’ni kurduklarını açıkladı. Parti, programında devletçiliği reddediyor, özel sanayi ve köycülüğü kalkındırmak için kendine göre bir planı ortaya koyuyordu. Dış politikasıyla İslâm Birliği’ni gerçekleştirmek amacındaydı. Ayrıca, Rus yanlısı olarak gördüğü için CHP’ye karşı çok sert bir tutum izleyeceğini açıkça belirtmişti. Ne var ki, Millî Kalkınma Partisi beklenen yankıyı yaratmadı. Türk Siyasî Tarihi’nde sadece, çok partili düzene doğru üçüncü kez atılan bir adım niteliğinde kaldı. Ancak 1952’ye kadar varlığını sürdürebildi. Millî Kalkınma Partisi; Terakkîperver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Cumhuriyet Fırkaları’ndan sonra CHP’nin karşısına muhalif olarak çıkan üçüncü parti özelliği taşır. CHP, “Dörtlü Önerge”ye imza koyan eski başbakanlardan Celal Bayar’a pek dokunmak istemiyordu ama parti disiplinine aykırı hareket ettikleri gerekçesiyle, “Dörtlü Önerge”ye imza koyan Refik Koraltan, Fuat Köprülü ve Adnan Menderes 26 Eylül 1945’de CHP’den ihraç edildiler. Arkadaşlarını yalnız bırakmak istemeyen Bayar da çok geçmeden, hem CHP’den, hem de İzmir milletvekilliğinden ayrıldı. O yıl, Meclis’in 1 Kasım’daki geleneksel açılış konuşmasında Cumhurbaşkanı İsmet İnönü: “Bizim tek eksiğimiz, hükümet partisinin karşısında bir parti bulunmamasıdır!” diyor ve şöyle ekliyordu: “Bu yolda memlekette geçmiş tecrübeler vardır. Hatta iktidarda bulunanlar tarafından teşvik olunarak teşebbüse girişilmiştir. İki defa memlekette çıkan tepkiler karşısında teşebbüsün muvaffak olamaması bir talihsizliktir. Fakat memleketlerin ihtiyaçları şevkîyle, hürriyet ve demokrasi havasının tabii işlemesi sayesinde başka bir Sayfa 149 / 174