Views
4 months ago

atailke

Atatürk İlkeleri ve

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Ders Notları Öğr. Gör. Ali YAYLA politikasını eleştirenler, Demokrat Partililer tarafından kötü niyetli, partizanca düşünen, Türkiye’nin yükselmesini ve ilerlemesini engellemek isteyen kimseler olarak suçlanmaya başlandı. Halkın da DP’nin tutumu ve politikası karşısında şikâyetlere başlaması, CHP’nin muhalefetinin şiddetlenmesine yol açtı. DP iktidarı ise, halkın kendilerine oy vermelerine neden olarak gördüğü “iktisadî kalkınma”yı kayıtsız şartsız sonuca ulaştırmak için gerekli huzur ve sükûnu sağlamak adına bir kısım hürriyetleri kısmaya girişti 71 . 1954 yılı Demokrat Parti iktidarının ekonomik yönden ilk çetin yılıydı. Döviz stokları tamamen tükenmiş, tarımsal üretimin düşmesi, yeni güçlükler yaratmıştı. Bu durumu göz önüne alan Amerika, Türkiye’ye 300 bin ton buğday göndermeye, 300 milyon dolarlık kredi isteğine karşılık olarak da 30 milyon dolar bağışta bulunmaya razı oldu. Bu yardımı sağlayabilmek için, o yıl Celal Bayar ve arkasından Adnan Menderes Amerika’ya gitmiş, fakat eli boş dönmüşlerdi. Sağlanan yardım ise istenen yardımın yanında hiç kalıyordu. Ekonomik güçlükleri kolay atlatacağını sanan Demokrat Parti iktidarı, bu kez de temel atma kampanyasına başlamıştı. Çimento fabrikaları, termik santraller ve türlü araç gereç yapacak tesisler vaat ediliyor, muhalefet basınının deyişiyle vatandaşın gözü boyanmak isteniyordu. Son seçimde sandalye sayısını büsbütün artıran Demokrat Parti yöneticileri, güçlü olmanın verdiği böbürlenme içindeydiler. Demokrat Parti iktidarına karşı CHP muhalefeti, basında da geniş ölçüde taraftar bulmaya başlamış, bu yüzden Basın Kanunu’na yeniden sert hükümler ilave edilmişti. 80 yaşındaki gazeteci Hüseyin Cahit Yalçın’ın bu hükümlere dayalı olarak iki yılı aşkın bir süre için hapis cezasına hüküm giymesinin tepkileri çok geniş oldu. Nihayet Celal Bayar, ertesi yıl, yani 18 Mart 1955’te, Hüseyin Cahit Yalçın’ın cezasını, Anayasa’nın kendisine tanıdığı yetkiye dayanarak kaldırdı. İktidar ile muhalefet arasındaki sürtüşme, korkunç bir safhaya dökülüyordu. Ayağında çarıklarla Anadolu’yu dolaşmaya çıkan CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek’in Sinop’ta yaptığı bir konuşma- 71 Karpat, a.g.e. s. 356 Sayfa 158 / 174

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Ders Notları Öğr. Gör. Ali YAYLA da “Hükümete hakaret ettiği” iddiasıyla tutuklanması ve 24 saat aç, susuz ve uykusuz bir halde otomobille İstanbul’a getirilip cezaevine konulmak istenmesi, bardağı taşıracak damlalar arasındaydı. Hükümet ise, Adnan Menderes’in ifadesiyle, “Memleketin bekâ ve selameti söz konusudur. Her şeye başvuracağız. Göz açtırmayacağız!” diyordu. DP için işlerin iyi gitmediği yavaş yavaş ortaya çıkıyordu. 6-7 Eylül Olayları (6-7 Eylül 1955) 6-7 Eylül 1955’de İstanbul’da yaşayan öncelikle Rum olmak üzere azınlıklara yönelik tahrip ve yağma hareketi olarak tarihimize girmiştir. Kıbrıs Türkleri’ne yapılan baskılar, 1955 yılında Türkiye kamuoyunun gündeminde yer alan en önemli konulardan biriydi. Bunun yanında bazı gazeteler ise İstanbul’daki Rum azınlığın aralarında bağış toplayarak Kıbrıs Rumları’nın ENOSİS’i gerçekleştirmek için kurduğu çetelere gönderdiğini yazıyordu. Dışişleri yetkilileri Londra’da Kıbrıs temaslarına devam ederken, Atatürk’ün Selanik’teki evinde bir bomba patlamasıyla ilgili haber, önce 6 Eylül 1955 günü saat 13.00 haberlerinde radyoda yayımlandı. Bunun üzerine, “Atamızın evi bombalandı” manşetiyle ikinci baskı yapan DP yanlısı İstanbul Ekspres gazetesi genelde tirajı 20 bin civarında olduğu halde 6 Eylül’de 290.000 basmış ve o dönemde kurulmuş olan “Kıbrıs Türktür Derneği” üyelerince bütün İstanbul’da satılmaya ve halkı galeyana getirmek üzere kullanılmaya başlandı. 6 Eylül akşamı Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir yağma ve yıkım eylemi gerçekleştirildi. İlk saldırı saat 19.00 sıralarında Şişli’deki Haylayf Pastanesi’ne yapıldı. Ardından büyüyen kalabalık Kumkapı, Samatya, Yedikule, Beyoğlu’na geçerek gayrimüslimlerin toplu olarak yaşadığı birçok semtte önce Rumların, ardından da Ermeni, Yahudi ve hatta yanlışlıkla bazı Türklerin dükkânlarına saldırarak yağmaya başladı. İstanbul’daki Rum azınlığın ev, işyeri ve ibadet yerlerine yönelik bu saldırılarda emniyet pasif bir tutum sergiledi. Rum vatandaşların adresleri hakkında önceden bilgi sahibi olan, 20-30 kişilik organize birliklerin kent içindeki ulaşımı özel arabalar, taksi ve kamyonların yanı sıra otobüs, vapur gibi Sayfa 159 / 174