Views
2 months ago

atailke

Atatürk İlkeleri ve

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Ders Notları Öğr. Gör. Ali YAYLA lar Ankara’ya da sıçramış, bu iki şehirde sıkıyönetim ilan edilerek, üniversiteler bir ay süreyle kapatılmıştır. Ancak alınan bu önlemler olayların İzmir’e de sıçramasına engel olamamıştır. Yukarıda da bahsettiğimiz Menderes’in uçak kazasının ardından ülkede hakim olan sükûnet havası uzun ömürlü olamamış, İnönü’nün 30 Nisan 1959 yılında, Kurtuluş Savaşı’nda karargâh olarak kullandığı evi ziyaret etmek istemesi Uşak valisi tarafından önlenmek istenmiştir. Valinin emrini yerine getirmeyen emniyet müdürü ve jandarma komutanı hemen o gün görevlerinden alınmış; ertesi gün istasyona gitmek üzere hareket eden İnönü’nün yolu DP’liler tarafından kesilmiş; İnönü otomobilinden inip yürüyerek kalabalığın arasından geçerken atılan taşla yaralanmıştır. İzmir’de CHP’nin bütün etkinlikleri iptal edilmiş; Demokrat İzmir Gazetesi yakılmıştır. İki gün sonra İstanbul’a dönen İnönü’nün başına gelen Topkapı Olayı 80 , hoşnutsuzluğu daha da tehlikeli boyutlara götürmüştür. Artık taşlı sopalı sokak kavgaları görülüyordu. 2 Nisan 1960’da CHP Kayseri İl Kongresi’nin yasaklanması, İnönü’nün Himmetdede istasyonunda, trende 3 saat bekletilerek geziden caydırılmaya çalışılması, olup bitenlere büsbütün tuz biber ekti. Çok geçmeden, 12 Nisan’da, DP Meclis Grubu’nda, CHP için soruşturma açılmasına karar verildi. Misilleme olarak CHP de, 16 Nisan’da, Başbakan Menderes için 21 ayrı konuda soruşturma açılmasını isteyen bir önergeyi Meclis Başkanlığı’na verdi. Aslında ileride olabilecekler için uyarılar gelmeye başlamıştı. Önce Prof. Dr. Ali Fuat Başgil, 30 Nisan 1960’da hükümetin istifa etmesi tavsiyesinde bulunuyor, ancak Bayar bu tavsiyeye; “Hayır, tenkit zamanı geçti, şimdi tenkîl (örnek ceza verme, ortadan kaldırma) zamanıdır” diyor; Kara Kuvvetleri Komutanı Cemal Gürsel, emekli olmak isteğiyle izne ayrılırken 3 Mayıs 1960’da Millî Savunma Bakanı Ethem Menderes’e bir mektup yazıyor; bu mektupta “Cum- 80 İnönü, Manisa ve İzmir'den sonra 4 Mayıs 1959 tarihinde İstanbul'a gelmiş ve Yeşilköy Havalimanı'ndan şehir merkezine giderken Topkapı'da önce trafik müdürü tarafından durdurulmuş ve sonra halkın saldırısına uğramıştır. Polisler ve askerler müdahale etmemişlerdir. Ancak o sırada Binbaşı Kenan Bayraktar'ın emriyle oradan geçmekte olan askerler müdahale etmiş süngü takan askerler kalabalığı dağıtarak İnönü’yü kurtarmışlardır. Hükümet olayın yayınlanması hakkında yayın yasağı koymuştur. Sayfa 168 / 174

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Ders Notları Öğr. Gör. Ali YAYLA hurbaşkanı ve hükümetin değişmesi gerektiğini bildiriyor, fakat Adnan Menderes bu mektubu okumak yerine Ethem Menderes’in özetlediği kadarki bilgiyle yetiniyordu. Adnan Menderes bu mektubu okumadığı gibi Ethem Menderes’ten de söz konusu mektubun gizli tutulmasını istiyordu. 555 K. “Beşinci ayın, beşinci günü, saat beşte Kızılay Meydanında” sloganıyla Ankara’da, büyük bir gösteri yapılacağı kulaktan kulağa yayılmıştı. Nitekim Kızılay meydanında toplanan büyük kalabalık, ıslıklarla “Olur mu böyle olur mu, kardeş kardeşi vurur mu?” biçiminde değiştirdikleri “Plevne Marşı”nı söylüyorlardı. Aynı anda Çankaya’ya uzanan yolun iki tarafında toplanan Demokrat Parti taraftarları da, biraz sonra gelecek olan Adnan Menderes’e sevgi gösterisi yapmak için bekliyorlardı. Ancak Menderes daha otomobilden iner inmez, neye uğradığını anlayamadan, muhalif göstericiler tarafından tartaklanmış; Menderes beklemediği bu olay karşısında şaşırmış ve göğsünü açarak; “Öyleyse öldürün beni! Ne duruyorsunuz, öldürün!” demiş; öğrenciler de bu sözlere; “Hayır olmaz, seni öldürmek istemiyoruz. Sadece istifa et, yeter!” diye karşılık vermiştir. Adnan Menderes 27 Mayıs’tan on gün önce, Salihli’de Demirköprü barajını açmaya giderken, İzmir limanında, kendisini karşılamaya gelen kalabalığı heyecanla seyrediyor, yanında bulunanlara; “Gördünüz mü, millet kiminledir?” diyordu. Açıkcası, bir yanda tartaklanırken, bir yanda sevgi gösterileri onu büsbütün yanıltıyordu. Ankara’da sıkıyönetim yasağına rağmen, 21 Mayıs 1960’ta Harp Okulu öğrencilerinin Cumhurbaşkanlığı Köşkü’ne doğru yaptıkları sessiz yürüyüş, “Son İhtar” oluyordu. Hükümet bu yürüyüşün ifade ettiği gerçeği de anlayamamıştı. Hatta Millî Savunma Bakanı Ethem Menderes’e de gönderme yaparak konuyla ilgili sıkıntısını dile getiren Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’yu, “Daha dün komutanlar geldiler. Teminat verdiler. Hükümetin emrindeyiz dediler. Sen zaten Ethem’i pek sevmezsin. Hareketleri sana batıyor ama endişe etme. Hele Eskişehir’e, sonra da Konya’ya gidip geleyim, gerisi kolay. Düzeltiriz.” diyerek yatıştırmaya çalışmıştı. Kara Harp Sayfa 169 / 174