Views
8 months ago

atailke

Atatürk İlkeleri ve

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Ders Notları Öğr. Gör. Ali YAYLA derece için belirli kılık, kıyafet kabul edildi; kız-erkek ayırımı kaldırıldı, devlet merkezi Ankara’nın en kısa sürede fakülte ve bölümleriyle tam bir üniversiteye sahip olması için harekete geçildi. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi kuruldu. O günlere kadar ilköğretimin yabancı ve azınlık okullarında da yapılması mümkün oluyordu. 23 Mart 1931’de kabul edilen bir kanunla, Türk çocuklarının ilköğretimlerini Türk okullarında yapması kararlaştırıldı. Azınlık okullarına Türkçe dersler kondu ve ülkede kültürün bütünlüğü sağlandı. Soyadı Kanunu (21 Haziran 1934) Feodal düzenden Cumhuriyet’e kadar aile yapısında devam eden ünvan ve lâkâpların çoğu, saltanattan kalan mevkî ve makamların ifadesiydi. Bunların yerlerinde kalması, eşitlik ilkeleriyle bağdaşmıyordu. Ayrıca devlet kayıtlarının tutulmasında ve düzgün yürütülmesinde de sorunlarla karşılaşılıyordu. Bunun için önce soyadı kanunu çıkarıldı. Bu kanuna göre her aile reisi bir soyadı olacaktı. Ayrıcalık ifade etmemek şartıyla bu adın, mensup olduğu ailenin eskiden beri kullandığı ad olmasında da yasaklama yoktu. Böyle olmayanlar, anlam ve söyleyiş olarak tercih ettikleri bir has ismi, soyadı olarak alabileceklerdi. Kanun 21 Haziran 1934’te kabul edildi. 24 Haziran 1934’te yürürlüğe girdi. Tatbiki için de bir yıllık süre tanındı. 24 Kasım 1934’te Gazi Mustafa Kemâl’e, kişiliğine ve milletine hizmetlerine en yaraşır buluş olarak Atatürk soyadı verildi. Öyle ki, bundan sonra asıl adı olan Mustafa Kemâl nadir olarak kullanılmaya başlandı. Kendisi de imza olarak K. Atatürk’ü kullandı. 26 Kasım 1934’te lâkâp ve ünvanlar kaldırıldı. Kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesi (5 Aralık 1934) 1934 yılının son ayında, 5 Aralık 1934’te Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verildi. Dünyanın birçok Batılı ülkesinde tanınmamış olan bu hakkın verilmesi, Atatürk devrinin en büyük ve anlamı gereği gibi kavrandığı takdirde geniş sonuçlar vereceği şüphesiz olayıydı. Kanunun gerekçesi, aradan 76 yıl geçmiş olmasına rağmen bugün de ibretle hatırlanmaya değer. Türk milletinin geçmiş devirlerinde kadının seçkin ve imtiyazlı yeri hatırlatılıyor, daha Sayfa 98 / 174

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Ders Notları Öğr. Gör. Ali YAYLA sonra kafes arkasına itilmiş kadının genel varlıktan kopuşundaki acı çöküşler sıralanıyor, Türk kadınının ırkına has meziyetleri içinde erkeği ile her alanda eşitliği ispatlanıyor ve ülkenin her karar devrinde olduğu gibi millî mücadele günlerinde de kadının hizmet örnekleri hatırlatılarak, rejimin Türk kadınına şükran borcunu ödeme gününün geldiğine işaret ediliyordu. Kadına seçme ve seçilme hakkı, yaklaşmış olan milletvekili seçimleri dolayısıyla özellik taşımaktaydı. Kadının bugünkü gibi her hizmet alanında yetişmemiş olmasına rağmen çeşitli sahalarda emeklerini tescil etmiş seçkin Türk kadınları, Cumhuriyet Halk Fırkası’nın adayları olarak üstelerde yer aldılar. 18 Türk kadını 18 ayrı ilde milletvekili seçilerek Meclis’e katıldı. İbretle hatırlanmalıdır ki, aradan 76 yıl geçmiş olmasına, çok partili devre girmemize, kadının bazı sahalarda erkeğinden önde bulunmasına rağmen, o seçimlerden yani Atatürk devrinden sonra parlamentoda kadın sayısı, devamlı gerileme gösterdi. 1923-1932 Yılları Arasında Türkiye’nin Dış Politikası 1. Türkiye–Yunanistan İlişkileri: Lozan Antlaşması ile Türkiye ve Yunanistan arasında barış sağlanmıştı. Ancak iki devlet arasında çözümlenmesini bekleyen birçok sorun bulunuyordu. Bunlar içerisinde en önemlisi ise, Türkiye’de kalan Rumlarla, Yunanistan’da kalan Müslümanların değişim (mübadele) sorunu idi. Aslında bu sorun, Lozan Konferansı’nda ele alınmış ve Türkiye ile Yunanistan arasında 30 Ocak 1923’de bir sözleşme ve protokol imzalanarak, nispeten kolaylıkla çözümlenmiş ve bir formüle bağlanmıştı. Buna göre; 1 Mayıs 1923’den itibaren, Türkiye’de kalan Rumlarla, Yunanistan sınırları içerisinde kalan Müslümanların değişimine başlanacaktı. Yalnız, 30 Ekim 1918’den önce İstanbul belediye sınırları içerisine “yerleşmiş” bulunan Rumlarla, Batı Trakya’nın Türk halkı bu değişimin dışında kalacaklardı. Bu sözleşmeye göre, bu değişimi sağlamak üzere, bir uluslararası Karma Komisyon kurulacaktı. Komisyon, Türk ve Yunanlı üyelerle, 1914-1918 Savaşına girmemiş devlet uyruklarından Milletler Cemiyeti tarafından seçilecek üyelerden oluşacaktı ve bir tarafsız başkanı bulunacaktı. Sayfa 99 / 174