Views
1 month ago

DuolingoKelimelerListesi

İngilizce international

İngilizce international internet interview into introduce introduced introduction investigation investment is island issue it italian italians its itself january job journalist journey joy judge judges juice july jump jumps june just keep kept key keys kick kind king kitchen Türkçe uluslararası internet mülakat, röportaj -e/-a, içine tanıştırın, tanıtmak, tanıştırmak tanıştırdı, tanıştırmak, tanıttı önsöz, giriş, tanıtım soruşturma, araştırma, inceleme, soruşturmayı yatırımdır, yatırım -dir, olmak adadır, ada sorun, mesele o, ona, onu İtalyan, italyanca italyanlar onun kendinde, kendi, kendisi Ocak iştir, iş, işi, işim gazeteci yolculuğa, seyahat, yolculuktan sevinç, neşe yargıç yargıçlar, hakimler (meyve) suyu temmuz zıplamak zıplar, fırlar Haziran az önce, demin, henüz, hemen, sadece, tam saklarsın, saklamak, tut, tutmak devam etmek, sakladım, (geçmiş zaman) saklamak, tuttu, sürmek, (geçmiş zaman) tutmak, sakladı anahtarını, anahtar, anahtarı anahtarlar, anahtarlarını, anahtarları vurmak, tekmelemek, tekme tarz, kibar, tür, cins, çeşit kralın, kral, kralı mutfaktasın, mutfağın, mutfağını, mutfakta, İngilizce knew knife know knowledge knows laboratory lady lamp land landscape language large last late later law lawyer leader leaf learn least leave leaves leaves leaving lecture left left legal legs lemon less less let Türkçe mutfağı, mutfak, mutfağımız bilmek, biliyordu, tanımak, biliyorduk, tanıyorduk bıçağına, bıçak, bıçağı, bıçağım biliyor, tanıdığım, bilmek, bil!, biliyorum, bil, biliyorsunuz, bildiğin bilgi bilir, tanır, biliyor laboratuvarı, laboratuvar hanımefendi, hanımı, hanım lambası, lamba, lambayı arsa, vatanı, arazin, arazisi, arazi, toprak manzarası, manzara dili, dil büyük, geniş geçen, son, dün geç daha sonra, sonra kanun, hukuk, yasa, hukuka, hukuku avukat, avukatı lider, lideri, lideridir öğren en az terk etmek, bırakmak, ayrılmak ayrılır, yapraklar, bırakır terk etmek, ayrılmayı, bırakmak, ayrılmak ders, dersi (geçmiş zaman) terk etmek, kalktı, bıraktılar, (geçmiş zaman) bırakmak, sola, bıraktım, (geçmiş zaman) (taşıtlar) kalkmak, sol hukuki, legal, yasal bacağı, bacaklar limon daha az izin vermek, müsade etmek http://www.turkceogretimi.com http://www.duolingo.com

İngilizce lets letter letters level library life light like like liked likes limit limits line lips list listen listened listens little live lives lives living load local long look looked looking looks lose Türkçe (3. tekil kişi) izin vermek mektubu, harf, mektup mektuplar, mektuplarını, mektuplarıdır, mektup seviyesi, seviye kütüphaneyi, kütüphane canı, hayat, yaşam işık, ışığı, ışığa, ışık canın istemesi, hoşlanmak, hoşlanırım, hoşlanırız, hoşlanırsın, hoşlanır, hoşlanıyorum, gibi, gibiyim, beğeniyorum, sevmek, severiz, beğenir, seversiniz, severim, gibidir beğendi, beğendim, hoşlandım, beğendik, hoşuma gitti sever, hoşlanmak, sevmek sınırı sınır, limit çizgi, kuyruk dudaklar, dudakları, dudaklarını liste dinlemen, dinlemek, dinleyin dinledin, dinlemek, dinledim (o) dinler küçüktür, az, küçük yaşamak, yaşar, yaşa canlar, yaşar yaşayan, yaşıyor yükü, yük yerli, yerel uzun, uzunum görüntü, bakman, bakacağım, görüntüsü, görünmesini, bakmak, bakıyorum, görünüş, görünüşü, görünüyorsun, bak, görünmek bakmak, baktık bakmayı, bakmak bakar, görünmesini yitirme, kaybetmek, İngilizce lost love love loved loves luck lunch machine made magazine magazines main majority make makes making man many map marathon march mark market markets marriage match material may may mayor me meal meaning meat medicine meet meeting Türkçe yitirmek kaybetmişiz, kaybettin, kayıp, kaybettim, kaybetti aşka, severim, severiz, sevdiğini, sever, aşk, sevgisini, sevgi, sevmek, seversin, sevmesini sevmedim, sevdiğini, sevmek, sevdi, sevdim seviyor, sever, sevmek şansı, şans, şansım öğle yemeği makinesini, makinenin, makine, makinesi yaptın, yaptı, yaptım, yapılmış, yaptık dergi, dergiyi dergiler, mecmualar, dergilere esas, ana çoğunluk yapmaktan, yapmak, gerekli, etmek yapmak, yapar, sağlar yapmayı, yapıyorlar, yapıyor, yapmak, ediyor erkeği, erkek, adama, insan, adam, erkeğin tane, çok, birçok haritayı, harita maratonu, maraton Mart, marta işaretlemek pazar, sektör, çarşı, piyasa piyasalar evlilik maç, maçı madde, malzeme, materyal Mayıs, -ebilmek, mayısa belediye başkanı ben, beni, bana, benim yemeğinden, öğüne, yemek, yemeği, öğün anlam, anlamını eti, et tıp, ilacı, ilaç buluşmak, tanışmak toplantı, görüşmesi, http://www.turkceogretimi.com http://www.duolingo.com