Views
1 week ago

DuolingoKelimelerListesi

İngilizce result

İngilizce result results return returned returns rice rich rights river road role roof root roots rose route run running runs 's sad safety said salt same sand sandwich sandwiches saturday saturdays save saw say saying says Türkçe sonuç, sonucu sonuçları, sonuçlar dönmek (geçmiş zaman) geri dönmek, döndü, (geçmiş zaman) iade etmek, (geçmiş zaman) dönmek, (geçmiş zaman) geri götürmek geri dönmek pilavı, pirinç, pilav zenginim, zengindir, zengin haklar nehir, ırmak, nehrin yol, yolu, yoldan görev, rol, rolüm, rolü çatıyı, çatı, çatısı, çatının kökü, kök köklerin, kökleri, kökler gülün, gül yol, yoldan, rotanın, güzergah, rota koşmak, koş, koşmasına, koşarım koşuyor (o) koşar, koşmak üzgün, üzücü Güvenlik, emniyeti, Emniyet dedi, dedim, söyledi, dediği tuzum, tuz aynı, aynısını kum, kumun, kumluk, kuma, kumsal sandviç, sandvici sandviçler cumartesi, cumartesiyi, cumartesiden cumartesi pl., cumartesiler, cumartesilerden sakla, kurtarmak, kurtar görmek, gördü, gördüler, gördüm, görmedik, gördük demek, demem, söylemek, dediği söylüyor, diyor söyler, (o) der, söylüyor, İngilizce scale scene school science scientist scissors scored screen searches seas season second secretary section security see seeing seemed seems sees sell senator senators september serious serve serves service services set sets seven seventeen seventy Türkçe diyor (ufak) tartı, ölçek, ölçeğin, ölçü sahne, olay yeri, rezalet, faliyet alanı, mizansen okul bilim bilimadamı makasım, makaslar, makas gol atmak, skor yapmak ekran aramak, arar denizler sezon, mevsimi, mevsimdir, mevsim ikinci, saniye sekreteri, sekreterdir, sekreter ünitede, bölüm güvenlik, emniyeti, güvenliği görün, görmemize, görüşmek, görüşürüz, (to see) görmek, görmedim, gör görmek, görme görünüyordu, (geçmiş zaman) görünmek, göründü görünüyor, görünmek, görünür görüyor, (to see) görmek, (o) görür satmak senatör senatörler Eylül, eylül'e ciddi hizmet etmek, iş görmek, servis etmek servis yapar, hizmet eder, görev yapar hizmet, servisi, service, hizmeti servisler, hizmetler belirlemek, ayarlamak, kurmak belirler, kurar yediyi, yedi on yedi yetmiş http://www.turkceogretimi.com http://www.duolingo.com

İngilizce shadow shape sharp she ship shirt shirts shoe shoes short should show showed shows shut siblings sick side sides sight sign signature signs simple since sing sister sisters site sitting situation situations six sixteen sixty skin skirt skirts sky sleep Türkçe gölge biçim, şekil keskin, tam (zaman) 3. tekil şahıs olan 'O'nun kadın versiyonu., o gemi, gemisi gömlek gömlekleri, gömlekler ayakkabı, ayakkabının, ayakkabını ayakkabılara, ayakkabıları, ayakkabılar, ayakkabı kısadır, kısa -meli/malı göstermek, göster (emir kipi), gösterirsin, gösteririm gösterdim, (geçmiş zaman) göstermek, gösterdi gösterir kapatmak kardeşler hasta taraf, yan, taraftan, tarafı taraflar manzara, görüş imzalamak, imzalarsınız, imzalarsın, imzala imza imzalar basittir, sade, kolay, basit -den beri, beri şarkı söylemek abla, kız kardeş kız kardeşler mekan, websitesi, mevki, site oturan, oturma, oturmak, oturuyor olmak, oturduğunu durum durumları, durumlar altı on altı altmışı, altmış deri, cilt, teni, ten eteğin, etek etekler gökyüzü, havada uyurum, uyu [emir kipi], İngilizce sleeping sleeps slowly small smaller smile smoke so soap soccer sofa soil soldier soldiers solution some someone something sometimes son soon sorry sound soup south space spanish speak speaking speaks special speech speed spend spider spoke sponge spoon Türkçe uyumak, uykudan uyumayı, uyuyan (o) uyur yavaş, yavaş yavaş, ağır ağır, yavaşça küçüktür, küçük, küçuk daha küçük gülümseyiş, gül, gülümsemek sigara içmek, duman bu yüzden, bu kadar, yani, öyle sabun, sabunu, sabununu futbol kanepenin, kanepe, kanepeyi, kanepemiz, koltuk toprağın, toprağa, toprak er, asker, askerdi askerler çözüm, çözümü biraz, bazı, bir birisinin, birini, birisi, biri bir şey bazen oğul yakında pardon, üzgün, affedersin sesi çorbamda, çorba güney mesafe, boşluk, uzay, ara, alan, yer İspanyol, İspanyolca konuşuyordun, konuş, konuştuğumuzda, (to speak) konuşmak, konuşuyoruz konuşmak (o) konuşur özel, spesyal konuşma hız harcarım, harca, harcamak, geçirmek örümcek konuştum, konuştun, konuşmak süngerim, sünger, süngere kaşık, kaşığı http://www.turkceogretimi.com http://www.duolingo.com