Views
4 months ago

DuolingoKelimelerListesi

İngilizce sport spring

İngilizce sport spring square staff stage stages stamps star stars start started starting starts station stay stayed step still stone stones stop stopped strategy strawberry street streets strength strike string strong student students studies studies study study studying Türkçe spor kaynak, ilkbahar, pınar, bahar kare, meydan, meydanı personele, personel sahne, aşama, aşamayı aşamalar, sahneler pul, pullar, posta pulu, damga yıldız yıldızlar, yıldızları başlamak, başlangıç başlamak, başladık, başladı başlama, başlamayı, başlayarak başlar istasyon, istasyonunda, istasyonun remain, kalmamı, kalmak, kal kaldı, kaldılar, kalmak (geçmiş) adım, basamak hala taş, taşı taşlarla, taşlar durağı, durak, durmak, dur, durdurun, bırakın, durur durdu, durdurmak, durmak, durdurdu strateji, taktik çilek sokaktaki, sokağı, cadde, caddeden, sokakta, caddeyi, sokak sokaklar, caddeler kuvvet, güç grev ip, tel, dizi güçlü, kuvvetli öğrenci, öğrencisiyim öğrencileri, öğrenciler çalışmalar, inceler, ders çalışır okumak, çalışma, ders çalışmak okumaya, çalışmak, okuyor, ders çalışmak İngilizce style subject subway success such suffer sugar suit suitcase suits sum summer sun sunday support supported supports sure surface surprise sweet swim swimming swims symbol symbols system table take takes taking talk talked talking talks tall Türkçe moda, tarz, stilini, stil konu, konuyu metro, metrosu başarıyı, başarı, başarının diye, öylesine, o kadar, öyle acı çekmek şekerimiz, şekere, şekeri, şeker takım, takım elbise valiz, bavulu, bavulumu, bavul takım elbiseler toplam yaz güneş, güneşi pazar günü, pazar, pazarı desteklemek destekledi, destekledim destekler emin yüzeyi, yüzey sürpriz tatlı, hoş yüzmemize, yüzmesine, yüzer, (to swim) yüzmek, yüzerler yüzmeyi, yüzüyor (o) yüzer, (to swim) yüzmek sembol, simge, imge sembollerin, imgeler, simgeler, semboller sistem, sistemi masanın, masasında, masa, masayı, masasının alın, çektin, almış, alırsın, götürürler, almak, al!, alırım, götürmeli, götürmüş alır, almak, götürmek, götürür almak, götürmek, binmek konuş, konuşuyoruz, (to talk) konuşmak konuştum, konuşmak, konuştu (şimdiki zaman) konuşmak konuşur, bahsetmek uzun, uzunum http://www.turkceogretimi.com http://www.duolingo.com

İngilizce task tax taxes tea teacher teachers teaching team technique techniques technology teeth telephone television tell tells ten tennis test tests text than thank thanks that that that the theater their them themselves then theory there these these they Türkçe görevi, iş, görev, vazife vergi vergiler çayı, çay, çayımız öğretmeni, öğretmenin, öğretmene, öğretmen öğretmenler öğretim, öğretimine, öğretmeyi, öğretmek takım, takımın teknik teknikler teknoloji, teknolojinin dişleri, dişler telefonunu, telefonu, telefon, telefonuna, telefonumdan, telefona televizyon, televizyona, televizyonuna, televizyonu, televizyonun demek, anlatmak, söylemek, anlat, anlatmamı, söyleyin, söylerler söyler, anlatır, diyor on tenis sınavı, sınav, test testler, sınavlar metin, tekst, yazı daha, -dan/den/tan/ten daha, olandan, - dan/den/tan/ten teşekkür etmek, teşekkür Teşekkürler şu, o, ona, ki, şunu, onu, (bağlaç/conjunction) -idik sinemaya, tiyatro onların onları, onlara kendilerini, kendileri sonrasında, o zaman, sonra, öyleyse, o halde teori oraya, orası, şuraya, ora, orada bunlar, bu onlar İngilizce things think thinking thinks third thirteen thirty this this those those though thought thousands threat threats three through thursday time tired title to today together told tomato tomorrow tongue tonight too took toothbrush toothpaste top total touch touched Türkçe şeyler, şeyleri düşünmek, düşün!, düşünüyorsun, düşünün, düşünürsün, düşün düşünüyor düşünür üçüncü on üç otuz bunu, buna, bu, bunun onlar, şu, o, şunlar rağmen, halde, -diği halde düşünmek, düşündük, düşündü, düşündüm binlerce tehdit, tehlike, tehdittir tehditler üç içinden, bitirmek, boyunca, aracılığıyla Perşembe, perşembeye kez, sefer, vakti, vaktim, saat, defa, zamanım, zamanı, zaman, vakit yorgun, yorgunlar başlık, ünvanı, ünvan kala, kadar, ile, -e/a Bugün, bugünkü, bügün beraber, birlikte dedi, anlatmak, söyledim, söylemek, söyledin domates yarın, yarına dili, dilini bu gece da, çok, fazla, de çektin, almış, çıkarmak, almak, aldı, (geçmiş zaman) götürmek, götürdün, aldım, sürdü, götürmüş diş fırçası diş macunu üzeri, üst toplam dokunurum, dokunmayı, dokunur, dokunmak, dokunurlar dokundu, dokunduk, http://www.turkceogretimi.com http://www.duolingo.com