Views
4 months ago

DuolingoKelimelerListesi

İngilizce appeared

İngilizce appeared appears apple apples application applications apply appointment approximately april architect are area areas argument arm arms army around arrest arrive art article articles artist artists arts as as ask asks assume assumes at ate athlete attack Türkçe belirdin, (geçmiş zaman) belirmek, (geçmiş zaman) görünmek, (geçmiş zaman) ortaya çıkmak, göründü görünür elma, elması elmalar başvurusu, başvuruyu, başvuru, uygulama uygulama başvurmak, uygulamam, uygulamak randevum, randevu yaklaşık, tahminen, yaklaşık olarak, neredeyse Nisan mimar olmaktan, olduğunu, Olmak fiilinin 2. tekil, 1. çoğul, ve 3. çoğul çekimi. bölge, bölgede, alan alanlar münakaşa, tartışma, tez, sav, argümanı, argüman, tartışmayı kolunun, kol kollar ordu civarında, etrafında, çevresinde tutuklama, tutuklamak varmak sanat, sanatı makale, yazı makaleler, yazılar ressam, sanatçının, sanatçı sanatçılar sanat, sanatlarını -ken, gibi, olarak, diye sormamız, sorarım, sormak sorar varsaymak, farz etmek farz eder -de/da/te/ta yedik, yemek, yedi sporcu, atlet saldırı İngilizce attempt attention attitude audience august aunt aunts author available avenue average avoid award awards away baby back backpack bad bag bags ball band bank banks bar basket basketball bathroom battery battle be beach bear beat beautiful beauty because bed bedsheets beef Türkçe girişim, teşebbüs dikkat tavır, tavırı seyirciyi, seyirci, dinleyici, izleyici ağustos, ağustosa teyze, halam, yenge, hala halalar, teyzeler yazar, yazarı müsait, mevcut bulvardır, yol, bulvarda, cadde, bulvar, sokak ortalamayı, ortalama kaçınmayı ödül ödülleri, ödüller uzağa, uzakta, uzak bebek, bebeğiniz, bebeğin geri, sırt sırt çantası kötü çanta, çantanın, çantayı çantalar, çantaları, çantasını topuna, topa, top orkestra, müzik grubu, grup banka bankalar bar sepet basketbol, basketbolu banyo, banyoyu, lavabo, banyoda, banyodan pili, batarya, pile, pil çatışma, muharebeyi, muharebe, çatışmayı oluyor, olur, olmak, olmaktan plajda, kumsalı, kumsal, plaj, kumsala, sahil ayı, ayıyı, ayıya vurdu, yendi, dövdü, yenmek, vurmak güzel güzellik çünkü, için yatağı, yatağa, yatak yatak çarşafı, çarşafların, çarşaflar et, dana eti http://www.turkceogretimi.com http://www.duolingo.com

İngilizce beer before begin begins behavior behind believe believes bell belong benefit benefits best better between bicycle bicycles big bigger bilingual bird birds birth bit black blame blood blue board boat body book books border born boss bosses both bottle bowl box Türkçe bira önce, daha önce, önceden başlamak başlamak davranış arka, arkası, arkasında, arkasındayım, arkandayım inanmak, inanmıyorsun, inanırım, sanmak, sanıyorum, inan inanır çan, zili, zil ait olmak, ait yarar, fayda yarar, fayda, faydaları en iyi daha iyi arasında, arasındaki bisiklete, bisikleti, bisiklet bisikletler büyük daha büyük iki dilli kuşa, kuş kuşlar, kuşları, kuşlardan doğuşu, doğum az, biraz, azıcık siyah, kara suç kan mavi tahta, yönetim kurulu bot, tekne vücut, vücudu, ceset, beden kitap, kitabıyla, kitaptır, kitaba, kitabı kitapların, kitaplar, kitapları, kitaplara sınırı, sınır doğmak, doğmuş, doğdum, doğar patronu, patronum, patron, patronudur patronlar hem, her ikisi, ikisini, ikisi şişe, şişeyi kasenin, kase, çanak kutuyu, kutuya, kutu, kutunun, kutusu İngilizce boxes boy boyfriend boys brain brand bread breakfast bridge brothers brown budget build building buildings bus business but buy by bye cabinet calendar call call called calling calls came camera cameras Türkçe kutular oğlanı, oğlanda, oğlan, erkek çocuğu erkek arkadaş oğlanların, erkek çocukları, oğlanlar, oğlanları beyin marka, markayı ekmeği, ekmek kahvaltıdan, kahvaltı, kahvaltını köprü erkek kardeşler kahverengi bütçesi, bütçe, bütçeyi inşa etmek bina, yapı, binaya binaları, yapılar, binalar otobüsü, otobüse, otobüs işletme, iş fakat, ama al, almak -de/da/te/ta, (-e/a) kadar, ile, yanındadır, yanında hoşça kal dolap, kabin, dolabın takvimi, takvim, takvimin, takvimimiz aramış, konuşma, aramak, aramayı, çağırmak, haykırma, çağır aramış, aradı, aradılar, çağırmak, (geçmiş zaman) aramak, çağırdı arıyorum, aramak, seslenme arar gelmek, geldi, geldik, geldim kameran, fotoğraf makinesi, kamera kameralar, fotoğraf makineleri kampanya campaign can yapabilirim, edebilir, - ebilmek cancer kanser, kanseri cannot -ebilememek, - abilememek http://www.turkceogretimi.com http://www.duolingo.com