Views
1 week ago

DuolingoKelimelerListesi

İngilizce flight floor

İngilizce flight floor flower flute fly follow following follows food foot for force forest forget forks formula forty found foundation four fourteen fourth france free freedom french french frequent friday friend from front fruit full future game garden gas gave general Türkçe bayrak, bayrağın uçuş, uçuşa, uçuşu kat, zemin, yer çiçek, çiçeğin flüt uçar, uçmak izlemek, takip etmek izlemek, takip etmek takip eder yemeğin, yemek, yiyecekler, yiyecek, yemeği, yemekler, yemekleri ayak için, olarak, (zaman)-dır, boyunca kuvvet, kuvvetleri'ni, güç orman, ormana, ormanın unutmak çatallar formül, formülü kırk, kırkı buldular, bulduk, buldu, (geçmiş zaman) bulmak, bulunan, bulmuş temel, kurum, vakıf, kurumu dört on dört dördüncü Fransa müsait, ücretsiz, bedava, özgür özgürlük Fransızca, Fransız sık cuma, cuma günü arkadaşımı, arkadaşım, arkadaş, arkadaşımız, arkadaşının, arkadaşını -den/-dan meyveyi, meyvesi, meyve tok, dolu, tokum müstakbel, gelecek maç, oyun bahçeye, bahçesi, bahçeleri, bahçe benzin, gaz, petrol verdi, vermek general, genel İngilizce generally generation geography germans germany get gets getting girl girlfriend girls give gives giving glass global go goal goes going gold good goodbye government governor grade grades grandfather grandmother grass gray great green ground group groups guard guide gym had hair half Türkçe genellikle nesil, jenerasyon, nesli, nesliniz coğrafya Almanlar Almanya, Almanya'yı, Almanya'dan almak, edinmek, alması alır kız çocuğu, kız kız arkadaş kızlar, kız çocukları vermenizi, verin, veriyorsun, vermek, veririm, ver verir veriyor bardağı, bardak, cam, bardağın, kadeh global, küresel çıktığı, gideriz, git, gider golü, kale, gol, hedef çıktığı, gitmek gitmesine, gidiyor, gitmek altın güzel, iyi güle güle hükümetleri, idare, hükümet valiydi, vali sınıf, not, seviye seviyeler, not, notlar dede, büyükbaba, dedemin anneanne, babaanne, büyükanne çimen, otlak, çim, çayır, çimenin gri büyük, müthiş, harika yeşil zemin, yere, yer grup, grubu grupları, gruplar bekçi rehber, rehberi spor salonu (geçmiş zaman) sahip olmak, vardı saçı, saçları, saç yarı, yarısı, buçuk, yarım http://www.turkceogretimi.com http://www.duolingo.com

İngilizce hand happened happening happy hard has hat hate hate hats have having he head health hear heard hears heart heat height hello help help helps her her here herself him himself his historical history home honor hope hope horse horses Türkçe el oldu, gerçekleşti (to happen): olmak, gerçekleşmek mutlu güç, zordur, sert, zor (to have) sahip olmak, 'to have'in 3. tekil şahıs çekimi, sahiptir, var şapkayı, şapkanın, şapka nefret etmek, nefret şapkalar var, sahip, (to have) sahip olmak, "perfect tense" için yardımcı fiil sahip olmak 3. tekil şahıs olan 'O'nun erkek versiyonu., o, onun baş, kafanın, kafa sağlık duymak duydu, duyduk (o) duyar kalp ısı, ısıyı boy, yükseklik Selam, Merhaba, Alo (telefonda) yardım, yardımınız, yardıma yardım etmek ona (dişi), onu(dişi), o (dişi), onun (dişi) burası, burada, bura, buraya, burayı, buradan, işte kendini, kendinde, kendi ona (erkek), o, onun, onu (erkek) kendini, kendinde, kendi onun tarihi tarih eve, ev onur, şeref ummak, umut atımız, at, atı atlar İngilizce hospital hot hotel hour hours house how however human humans humor hundred husband i idea ideas identity if ill image import importance important impossible improve in include includes including increase independent individuals industry information informed inside institute instruments insurance interest interesting Türkçe hastane, hastaneye sıcağını, sıcak otel, oteli saat, saate, saati, saatin saatleri, saatler eve, evindeyken, ev, evini, evi nasıl, ne kadar ama insan insanlar espri, mizah, şaka yüz kocayız, koca ben görüş, fikir, düşünce fikirler, fikirleri, düşüncelerini, düşünceler kişilik, kimlik eğer hasta görüntü, resim, görüntüyü, imaj ithal, ithal etmek önem, önemi önemli olmaz, imkansız artırmaktır, ilerletmek, geliştirmek, artırmak, iyileştirmek içindedir, -de/da/te/ta, içinde, içerdeler, içeri, içerideler kapsamak, içermek kapsamak, dahil etmek, içermek, içerir içeriyor, dahil ediyor artırmaktır, artırmak bağımsız bireylere, bireyler endüstri, endüstrisi bilgi, bilgiye, bilgiyi bilgilendirdi, haber verdi içinden, içeriye, içindeki, içi, içini, iç, içeri kurum, enstitü, kurumu, kuruluş enstrümanlar, enstrümanlarını sigorta, sigortası ilgi, çıkar, faiz enteresan, ilginç http://www.turkceogretimi.com http://www.duolingo.com