TIPKIBASIM_2017-2018_içerik

elifbaskok

ENGELLENENLER

“Engelli olsam hayat nasıl olurdu?” diye düşünüyorum bazen, aklıma şimdi yaptığım fakat

engelli olduğumda yapamayacağım ya da yardımsız yapamayacağım şeyler geliyor. Engelli

olmak zaten çok zor olmalı ama bir de başkasına muhtaç olmak ve onlara yük olduğumu

düşünmek, beni daha da çok üzerdi herhâlde.

Belki yalnız dışarı çıkamayacağım, toplu taşıma araçlarına binemeyeceğim, bazı aletleri

kullanamayacağım hatta yalnız giyinemeyeceğim bile… Ama işin aslı bizim ülkemizde engelli

olmak çok daha zor! Çok az insan onları bir birey olarak kabul ediyor. Hatta bazen onları

kendi aileleri bile yük olarak görüyor ve reddediyor. Bence bu böyle olmamalı, engelli

insanlar da birçok şeyi yapabiliyor. Ben bunu anneannemin görme engelli komşusunda

gördüm. Anneannemin küçük yardımlarla tek başına yaşayan bir komşusu var, yemeğini

yapıyor, komşularına gidiyor, evini temizliyor. Yalnız pazara ve çarşıya komşulardan biriyle

gitmesi gerekiyor. Bu yardımı da zaten herkes seve seve yapıyor. Hiç eğitim almamış, ne

görme engellilerin kullandığı sopayla yürüyebiliyor ne de kabartma alfabeyle okuyabiliyor.

Eğitim alsaydı kim bilir başka neler yapabilirdi?

Evet, maalesef bizim engelli bireylerimizin çoğu eğitimsiz. Çünkü ya yaşadıkları yerde

eğitim alabilecekleri bir okul yok ya da ailelerinin paraları... Bu nedenle çok azı eğitim

alabiliyor. Hâlbuki avukat olan görme engelliler, okullarda memur ya da öğretmen olarak

çalışan fiziksel engelliler var. Yani imkânları olsa birçok şeyi yapabilirler. Keşke hepsine bu

imkânlar sağlanabilse… Ama onların çok daha büyük sorunları var: “düşüncesiz ve saygısız

insanlar”. Birçok haber okuyor ya da izliyorum. Engelli rampalarının önüne, park yerine park

edilen arabalar, öncelikle engellilerin kullanması gereken asansörlere engellilerden önce

binmeye çalışan insanlar, hatta engellileri toplu taşıma araçlarına bile almadan giden

otobüs şoförleri…

Engellilerin zor olan hayatlarını daha da zorlaştırıyoruz ve sadece kendimizi düşünüyoruz.

Hâlbuki onlar bazı şeyleri hayal bile edemiyor. Annemin işitme engelli bir öğrencisinin,

ameliyatla beynine bir pil takılmış ve annesinin anlattığına göre iyileştikten sonra banyoya

gidip musluğu açmış, suyun sesini dinlemiş. Sonra da “En çok suyun sesini merak

ediyordum.” demiş. Maalesef bizim sürekli duyduğumuz ve farkına bile varmadığımız

sesleri onlar duyduğunda “mutlu” olabiliyor.

Evet, engelli olmak zor ama Türkiye’de engelli olmak çok daha zor. Kendimizi onların yerine

koymalıyız. Kitap okuyamasak, dışarı çıkamasak, televizyon izleyemesek nasıl bir hayatımız

olurdu acaba?

Güneş Mart 8-C

38

More magazines by this user
Similar magazines