YAPI MALZEME Temmuz 2018

istmagmagazin

YAPI MALZEME Temmuz 2018

MESA

NAL Tünel

Kalıbı

TEMEL ÖZELLİKLER

• Yüksek yük taşıma kapasitesi ve beton basıncına dayanıklılık

• Hızlı ve kolay montaj sağlayan modüler tasarım

• Esneklik

• Hızlı ve güvenli uygulama

• Hidro-mekanik güç sistemleri ile zaman ve işçilikten tasarruf

• Beton döküm kolaylığı ve vibrasyon sistemleri


Kalıp ve İskele Sistemleri

MESA

TBM Segment

Kalıpları

TEMEL ÖZELLİKLER

• Projeye özel, teknoloji odaklı kalıp tasarımı

• Dayanıklı ve uzun ömürlü kalıplar ile sağlanan maliyet avantajı

• Malzeme kalitesi ve üretim teknolojisi ile yüksek beton kalitesi ve

ölçüsel hassasiyete sahip kalıplar.

• Hızlı ve güvenli uygulama


İSTMAG Magazin Gazetecilik

İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. adına

İmtiyaz Sahibi

H. Ferruh Işık

Genel Müdür

Mehmet Söztutan

mehmet.soztutan@img.com

Reklam Müdürü

Hakan Girgin

hakan.girgin@img.com.tr

Yayın Editörü

Tarık Oral

tarik.oral@img.com.tr

Grafik Tasarım

Sami Aktaş

sami.aktas@img.com.tr

Sorumlu Müdür

Cüneyt Aktürk

cuneyt.akturk@img.com.tr

Dış İlişkiler Müdürü

Yusuf Okçu

yusuf.okcu@img.com.tr

Kurumsal İletişim Müdürü

Ebru Pekel

ebru.pekel@img.com.tr

Muhasebe Müdürü

Zekai Turasan

zturasan@img.com.tr

Muhasebe ve Finans Müdürü

Mustafa Aktaş

mustafa.aktas@img.com

Bilgi İşlem

Emre YENER

emre.yener@img.com.tr

Abone

İsmail Özçelik

ismail.ozcelik@img.com.tr

CTP - Baskı

İhlas Gazetecilik A.Ş.

Merkez Mahallesi 29 Ekim Cad.

İhlas Plaza No:11 A / 41

Yenibosna - Bahçelievler / İstanbul

Tel: 0 212 454 30 00

Adres

Evren Mahallesi Bahar Caddesi

Polat İş Merkezi B Blok No:3 Kat:1

Güneşli - Bağcılar

İSTANBUL / TURKEY

Tel : +90 212 604 51 00

Fax : +90 212 604 51 35


editör

Sektör, mevsim normallerinin üzerinde!

İnşaat sektöründe büyük bir eksikliği gidererek binalara dayanıklılık, kalite ve konfor kazandıracak ‘Binalarda Su Yalıtımı

Yönetmeliği’ ile ‘Binaların Gürültüye Karşı Korunması Hakkında Yönetmelik’ 1 Haziran 2018 tarihi itibarıyla yürürlüğe girdi.

Bu yönetmeliğe göre artık Türkiye’de de binalarda su ve ses yalıtımı zorunlu hale gelmiş oldu.

5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla Türkiye İMSAD (Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği) Yönetim

Kurulu Başkanı Ferdi Erdoğan bir açkılama yaptı. Erdoğan yapmış olduğu açıklamada; çevreyi korumaya yönelik tedbirlerin

alınmasının ekolojik dengeyi de koruyarak sürdürülebilir bir gelecek inşa etmemizde önemli rol oynayacağını

vurguladı ve inşaat sektörünün, enerji verimliliği, su tasarrufu ve yeşil büyüme kavramlarıyla sürdürülebilir kalkınmanın

önemli bir halkası haline geldiğinin altını çizdi.

Sektörümüzün genç ve dinamik derneklerinden olan KALİSDER (Kalıp ve İskeleciler Derneği), kuruluşundan henüz dört

yıl gibi kısa bir süre geçmesine rağmen üye çalışmalarını ciddi bir noktaya taşımış durumda. KALİSDER Kurucusu ve

Başkanı Serdar Urfalılar ile derneğin gündemdeki faaliyetlerini ve gelecek planlarını ele almaya çalıştığımız bir röportaj gerçekleştirdik.

Urfalılar,“KALİSDER olarak toplumsal bilinci artırmak için tüm paydaşlarımızı kapsayacak eğitim çalışmaları

ve bakanlıklar düzeyinde denetim mekanizmalarının aktif olarak kullanılması konusunda çalışmalarımız artarak devam

edecektir.” ifadeleriyle çalışmalarındaki azim ve kararlılığı vurgulamış oldu...

Cam sektörünün global oyuncusu Şişecam Topluluğu, İtalya’daki Sangalli Vetro Manfredonia tesisinin satın alım sürecini

tamamladı. Şişecam Topluluğu’nun düzcam alanında faaliyet gösteren şirketi Trakya Cam Sanayii A.Ş., 15.7 milyon

Euro’luk bedel karşılığında İtalya’da ikinci tesis yatırımını yaptı ve ülkedeki üretim kapasitesini ikiye katladı.

İklimlendirme sektörünün öncü kuruluşlarından Vaillant’ın Doğa Derneği işbirliğiyle hayata geçirdiği Küçük Akbaba Projesi

Mersin’de devam ediyor. İkinci etabında uluslararası boyut kazanan projenin Mersin il sınırları içerisinde küçük

akbabaların yaşam koşullarının iyileştirilmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirilecek. 2015 yılından bu yana yürütülen

projenin Beypazarı’ndaki çalışmaları ile 120 çift akbabanın yaşadığı 96 yuva korunmaya alındı...

Seramik&Banyo&Mutfak Ürünleri, Boya&Yapı Kimyasalları ve Geniş Format Yazıcılar özelinde gerçekleştirdiğimiz dosya

konularımız ve daha fazlasıyla bu sayıda da karşınızdayız.

Faydalı bir sayı olması dileğiyle…

Tarık Oral


İçindekiler

16 - Türkiye İmsad’dan

‘Dünya Çevre Günü’açıklaması

20 - Binalarda su ve ses yalıtımı

artık zorunlu

80 - AGT yükselişini sürdürüyor!

“Birlikte Başardık”

Türkiye İMSAD Başkanı Ferdi Erdoğan

116 - Klima Seçimi ve Kullanımının

5 Temel Püf Noktası

118 - Vaillant desteğiyle hayata geçirilen

‘Küçük Akbaba Projesi’nin ikinci etabı

Mersin’de başlıyor

120 - Şişecam Topluluğu İtalya’da

ikinci düzcam üretim tesisini satın aldı

İZODER Başkanı Levent Pelesen

REKLAM İNDEKSİ

PERİ KALIP ve İSKELE SİSTEMLERİ......... ÖNKAPAK

DOKA KALIP ve İSKELE SİSTEMLERİ.ÖN KAPAKİÇİ – 1

İNTEK KALIP ve İSKELE SİSTEMLERİ................. 2 – 3

TMS KALIP ve İSKELE SİSTEMLERİ.................... 4 – 5

MESA İMALAT......................................................... 6 – 7

ÖZLER KALIP ve İSKELE SİSTEMLERİ................ 8 – 9

LAYHER İSKELE SİSTEMLERİ.......................... 10 – 11

PERİ DUO............................................................ 26 – 27

ABS YAPI ELEMANLARI............................................ 35

ODE............................................................................. 47

KİLSAN........................................................................ 57

OKPOL-MOYAP.......................................................... 59


ECA-SEREL................................................................ 71

BOSCH-INDUSTRIAL............................................... 115

NİMEÇATI.................................................................... 81

ERYAP......................................................................... 87

KORDSA...................................................................... 95

UNIFAB...................................................................... 105

SİSTEM ALÜMİNYUM..................................... 126 – 127

SARAY ALÜMİNYUM...................................... 137 – 139

DAIKIN.......................................160 – ARKA KAPAKİÇİ

BUDERUS................................................................. 113

ÇİMSA...................................................... ARKA KAPAK


Türkiye İmsad’dan

‘Dünya Çevre Günü’açıklaması

Türkiye İMSAD (Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı

Ferdi Erdoğan ‘5 Haziran Dünya Çevre Günü’ dolayısıyla yaptığı açıklamada; çevreyi

korumaya yönelik tedbirlerin alınmasının ekolojik dengeyi de koruyarak sürdürülebilir bir

gelecek inşa etmemizde önemli rol oynayacağını vurguladı ve inşaat sektörünün, enerji

verimliliği, su tasarrufu ve yeşil büyüme kavramlarıyla sürdürülebilir kalkınmanın önemli bir

halkası haline geldiğinin altını çizdi.

İnşaat malzemesi sektörünün çatı örgütü

olarak, doğaya ve doğanın korunmasına

son derece önem verdiklerine dikkat çeken

Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı

Ferdi Erdoğan, “Biz doğaya ne kadar

iyi bakarsak doğa da bize aynı şekilde

davranacaktır. Dolayısıyla çevreye verdiğimiz

her zarar aslında insanlara verdiğimiz

zarar anlamına gelir. Sağlıklı bir çevrede

yaşamak hepimizin hakkı. Gelecek

nesillere daha temiz ve daha sağlıklı bir

çevre bırakmak adına her türlü sorumluluğu

almaya hazırız” dedi. ‘Sürdürülebilir

kalkınma’ kavramını gerçek anlamda hayata

geçirmeyi görev edindiklerini belirten

Ferdi Erdoğan “İnşaat sektörü; inovasyon

kapasitesi, enerji verimliliği, nanoteknoloji

stratejileri, su tasarrufu, atık yönetimi,

bölgesel kalkınma, organizasyonel yapılanma

ve yeşil büyüme kavramlarıyla,

içinde bulunduğumuz çağda, sürdürülebilir

kalkınmanın önemli bir halkası oldu.

Zincirin diğer halkaları ile yaşanan yoğun

ilişki, işbirliği ve etkileşim, genel ekonomik

büyümeye önemli ölçüde katkı sağlıyor.

Tüm bu bileşenler, sadece inşaat

kelimesi içinde sınırlı kalmamalı, sosyal

katma değer yaratan fikirlerle bütünleşerek

sürdürülebilir kalkınmaya katkıda bulunmalı”

dedi.

Geleneksel inşaat ve malzemeden ziyade

performansa dayalı inşaat ve buna

uygun malzeme seçimi yapılması gerektiğinin

altını çizen Ferdi Erdoğan, “Enerji

verimliliğinden atık yönetimine, deprem

dayanımından çevre planlamaya kadar

Ar-Ge faaliyetlerine önem verilmeli. Üretici

olarak, müşterilerin beklentileri tespit

edilmeli; performans odaklı, hafif, kompozit,

kolay uygulanabilir olarak tasarlanmış

rekabetçi maliyetlerle ürün geliştirme çalışmalarına

ağırlık verilerek, uluslararası

pazarda rekabet gücümüz artırılmalı”

diye konuştu.

Gelecekte kaynakların yönetimi

daha da önem kazanacak

Geleceğin kentlerinde en önemli konunun

kaynakların yönetimi olacağını ifade

eden Ferdi Erdoğan, “Dünya nüfusunun

üçte ikisi kentlerde yaşayacak.

Doğal kaynakların

kullanımı 100

milyar tonlara ulaşacak.

Dolayısıyla enerji verimliliği,

su verimliliği, atık

verimliliği, zaman verimliliği

en önemli konular

haline gelecek. Endüstriyel

atıklardan inşaat

malzemeleri üretilmeye

başlandığına göre, farklı

sektörlerin Ar-Ge’leri ile

bir araya gelerek girdilerini

ve atıklarını birlikte

değerlendirme çalışmaları

inovasyon çalışmalarını

artıracak” dedi.

Büyüme ve istikrar

için enerjinin verimli

kullanılması önemli

“Enerjinin %75’ini ithal

eden bir ülkeyiz” diyen

Ferdi Erdoğan, şunları

söyledi: “Bir önceki yıl

enerji için 27, 2017 yılında

37 milyar dolar ödedik.

Aradaki 10 milyar

dolarlık fark cari açığın

büyük bir kısmını oluşturuyor.

Diğer taraftan son

bir yılda %30 civarında

artan kur farkları nedeniyle ithal enerji

faturasında yaşanan toplam kur farkı 40

milyar TL’den fazla. Diğer bir ifadeyle son

1 yılda 10 milyar dolar da kur farkı faturası

ödedik. Cari açığı ve kur farkını kapatmamız

için enerji verimliliği kilit bir noktada

yer alıyor. Sanayide %25 ve konutta %35

olmak üzere enerjinin %60’lık bir kısmını

kullanıyorsak, ülkemizin her geçen gün

artan enerji talebinin yerli ve yenilenebilir

enerji kaynaklarından karşılanması,

enerjinin verimli kullanılması, küresel ve

ülkemizin seragazı emisyonlarının düşürülmesi,

sürdürülebilir ekonomik büyüme

ve istikrar için oldukça önemli. Bunun da

ancak ortak bir akılla somut bir şekilde ölçülebilir

hale gelmesi gerekiyor. Küresel

seragazı emisyon kaynaklarının %75’i

Türkiye İMSAD Başkanı Ferdi Erdoğan:

“Biz doğaya ne kadar iyi bakarsak doğa

da bize aynı şekilde davranacaktır”

enerji eldesi, sanayi, ulaşım, ısıtma ve

soğutma, binalar nedeniyle oluşmaktadır.

Enerji verimliliği sadece enerji maliyetini

düşürmekle kalmayacak, daha büyük

tehdit olan seragazı emisyonlarını da düşürecektir.”

Suyun bilinçli kullanım düzeyini

artırmalıyız

Enerji verimliliğiyle birlikte, çevre korumasına

adına su kaynaklarının doğru ve bilinçli

kullanımının da çok önemli olduğunu

vurgulayan Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu

Başkanı Ferdi Erdoğan sözlerinde şu

ifadelere yer verdi: “Su bir hayat kaynağı

olmasının yanı sıra ekonomik bir değer.

Ülkemiz her ne kadar üç tarafı denizlerle

çevrili olsa da kişi başına düşen yıllık su

18

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Aktüel

kullanım miktarı en az 8.000 metreküp

olması gerekirken, bu rakam ülkemizde

yaklaşık 1.500 metreküp ve su kaynaklarımızın

her geçen gün azaldığı bir gerçek.

Suyun verimli ve etkin kullanılması

için öncelikle bilinçli kullanım düzeyini

artırmak gerekiyor. Dolayısıyla eğitim ve

kapasite kullanım geliştirme programları

sağlanmalı. Bununla birlikte inovatif

ürünlerin de geliştirilmesi suyun verimli

kullanımında ciddi katkılar yaratacaktır.

Sanayide su kullanım oranının %10’lar

seviyesinde olduğu düşünülürse biz sanayicilere

bu noktada ciddi görev düşüyor.

İnşaat sektöründe ve inşaat malzemesi

üretim sürecinde de su verimliliğinin

sağlanması için sadece binalarda değil

inşaat öncesi üretim aşamasında ve inşaat

safhasında da gerekli çalışmaların

yapılması gerekiyor.”

Su yönetiminde doğru planlama yapılmalı

Su kullanımında öncelikle tarımsal sulamada

doğru yöntemler geliştirilmesi

gerekerek çiftçilerimizin doğru kullanıma

yönlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken

Ferdi Erdoğan “İkinci olarak sadece tarımsal

açıdan değil konutlarda kullanılan

su tasarrufu da oldukça önemli. Konutlarda

su tüketim stratejileri geliştirilmeli, atık

suların geri kazanımı konusunda gerekli

Ar-Ge çalışmaları yapılmalı. Örneğin evlerimizde

kullandığımız şebeke suyunun

kimyasallarla kirlenmesiyle ortaya çıkan

gri su evsel atık suyun %75’ini oluşturuyor.

Bu yüzden gri suyun yeniden kullanımının

yaygınlaşması da gerekli. Banyodan

çıkan gri suyun çok uzun yıllardır

bahçe sulama işlerinde kullanıldığı biliniyor.

Fakat bir yandan verimliliğe katkı

sağlamak isterken diğer yandan çevreye

zarar vermemek için gri suyun kullanmadan

önce artırılması lazım” dedi.

Türkiye İmsad Mayıs 2018 Sektör Raporu Açıklandı:

İnşaat malzemesi sanayi üretimi 2018’in

ilk çeyreğinde yüzde 16,2 arttı

Türkiye İMSAD, yapı sektörü ve ekonomi çevreleri tarafından dikkatle

izlenen aylık sektör raporunu açıkladı. ‘Türkiye İMSAD Mayıs 2018

Sektör Raporu’nda; inşaat malzemesi ortalama sanayi üretiminin 2018

yılının ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16,2 arttığı

vurgulandı. Raporda, 2018 yılının ilk üç ayında ihracatın bir önceki

yılın ilk üç ayına göre yüzde 20,1 artarak 5,04 milyar dolara ulaştığı

ve ihracatın yüksek performansının yıl boyu sürmesinin öngörüldüğü

açıklandı. Ayrıca finansman sorunları ve talep yetersizliğinin yeni inşaat

işlerini sınırladığı ifade edildi.

Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD)’nin,

sektörün çatı kuruluşu olarak hazırladığı ‘Mayıs 2018 Sektör Raporu’nda

şu tespitlere yer verildi:

Mart ayında 23 alt sektörden 19’unda üretim arttı

2018 yılı Mart ayında inşaat malzemesi ortalama sanayi üretimi 2017

yılı Mart ayına göre yüzde 9 artış gösterdi. Üretim artışında canlı iç ve

dış talebin etkisinin devam ettiği ifade edildi. 2018 yılı Mart ayında 23

alt sektörden 19’unda üretim, geçen yılın Mart ayına göre artarken, sadece

4 alt sektörde üretim geçen yılın Mart ayına göre düşüş gösterdi.

İnşaat malzemeleri sanayisi alt sektörlerinde, Ocak-Mart dönemi üretim

artışı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16,2 yükseldi. Yılın ilk

3 ayında en yüksek artış yüzde 61 ile kireç ve alçı imalatında gerçekleşti.

Merkezi ısıtma radyatörleri üretimi yüzde 39,2, hazır beton üretimi

yüzde 26,7, çimento üretimi ise yüzde 25,4 arttı. Seramik karoların

üretimi yüzde 27,3, mermerler üretimi ise yüzde 20,5 artış sergiledi.

Sadece 3 alt sektörde Ocak-Mart döneminde üretim artışı yüzde 10’un

altında kaldı. Geçen yıla göre üretimi gerileyen 3 alt sektör parke ve yer

döşemeleri, doğramacılık ürünleri ile düz camlar oldu.

İnşaat malzemelerinde yıllık ihracat Mart ayında 18

milyar doları aştı

2018 yılının ilk üç ayında ihracat yüzde 20,1 artarak 5,04 milyar dolar

oldu. İhracatta devam eden kuvvetli artış ile birlikte yıllık ihracat ise

Mart ayı itibarıyla 18,16 milyar dolara ulaştı. İhracatın yıl boyunca yüksek

performansını sürdüreceği öngörülüyor.

Talep yetersizliği ve finansman sorunları yeni inşaat

işlerini sınırlıyor

Raporda, müteahhitler ve konut üreticileri için finansman sorunlarının,

yeni inşaat işlerine başlanmasını en çok sınırlayan unsur olmaya devam

ettiği vurgulandı. Finansman sorunu Nisan ve Mayıs aylarında giderek

etkisini arttırırken, finansman sorununa eklenen ikinci sınırlayıcı

unsurun talepteki yavaşlamalar olduğu belirtildi. Özellikle Mart ayından

itibaren talep yetersizliğinin önemli bir sorun haline dönüştüğü ifade

edildi.

Mevcut inşaat işleri Mayıs ayında beklentilerin

altında kaldı

Mevcut inşaat işleri seviyesi Nisan ayında bir önceki aya göre 6,1 puan

yükseldikten sonra Mayıs ayında sadece 0,5 puan artış gösterdi. Mevcut

inşaat işlerinde mevsimsellik ile birlikte daha yüksek bir artış beklenmesine

karşın, artışın beklentilerin altına kaldığı ve geçmiş yıllar

ile karşılaştırıldığında da oldukça sınırlı gerçekleştiğine dikkat çekildi.

Mevcut işlerin seviyesi ise geçen yılın aynı ayına göre ise 14,9 puan

düşüş gösterdi.

Yeni alınan inşaat işleri Mayıs’da 2,2 puan geriledi

2018 yılının ilk dört ayında alınan yeni iş siparişler önemli ölçüde dalgalanma

gösterdi. Nisan ayında 1,5 puan artan yeni alınan iş siparişleri,

Mayıs ayında 2,2 puan geriledi. Bu dönemde mevsimsellik ile birlikte

yeni alınan iş siparişlerinde kuvvetli artışlar beklenmesine karşın yaşanan

zayıf performansın, talep ve satışlar tarafındaki durağanlaşmanın

yanı sıra alınan erken seçim kararından kaynaklandığı öngörülüyor.

Yılın ilk çeyreğinde alınan yapı ruhsatlarında önemli

gerileme yaşandı

2018 yılının ilk çeyreğinde alınan yapı ruhsatlarında geçen yılın ilk çeyrek

dönemine göre önemli bir gerileme yaşandı. Alınan yapı ruhsatlarında

bina sayısı yüzde 23,5 azaldı. Alınan yapı ruhsatlarında yüzölçümü ise

yüzde 32,9 gerileyerek 30,83 milyon metrekareye indi. Daire sayısı ise

yüzde 41,9 azaldı ve 2017 yılı ilk çeyreğinde 233 bin 67 iken, 2018 yılı ilk

çeyreğinde 135 bin 521 adede geriledi. 2016 yılı ilk çeyreği ile karşılaştırıldığında

ise daha yüksek gerileme oranları görüldü.

2018 yılı ilk çeyreğinde göreceli olarak ekonomik koşullar olumlu olmakla

birlikte konut ve konut dışı bina satışları ve kiralamalarında

önemli bir yavaşlama gerçekleşti. Buna bağlı olarak yeni inşaat başlangıçları

eğilimi de yine önemli ölçüde geriledi. Üretici firmaların mevcut

işlerin tamamlanmasına ve satışlarına ağırlık vereceği öngörülürken,

2017 yılında kısıtlayıcı hükümler getiren yeni imar düzenlemesi nedeniyle

alınan yüksek miktarlı yapı ruhsatlarının 2018 yılının ilk çeyrek

dönemini olumsuz etkilediği ifade edildi.

Alınan yapı izinleri yılın ilk çeyrek döneminde

durağanlaştı

Yeni konut ve konut dışı bina arzlarını yansıtan, alınan yapı izinleri

de 2018 yılının ilk çeyrek döneminde durağanlaştı. Alınan yapı izinleri

2017 yılının ilk çeyrek dönemine göre bina sayılarında yüzde 3,4 artarken,

yüzölçümü olarak yüzde 0,5 geriledi. Daire sayısı ise yüzde 2,4

artarak 200 bin 474 adede ulaştı.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 19


İKSD olağanüstü genel kurul yapıldı

İskele Kalıp Sanayicileri Derneği (İKSD)

olağanüstü genel kurul Toplantısı, 11

Mayıs Cuma günü Kaya İstanbul Fair &

Convention Otel’de yapıldı. Toplantıya

üyelerin tamamına yakın bir katılım vardı.

Divan heyetinin seçiminin ardından Yönetim

Kurulu Başkanı Sn. Kubilay TÜFEKÇİ’

nin açılış konuşmasıyla başlayan toplantıda

dernek faaliyetleri, mali verileri hakkında

bilgi verildi. Denetim kurulu raporu

görüşülüp onaylandıktan sonra yönetim

ve denetim kurulu oybirliği ile ibra edildi.

Tüzel üyeliklerle ile ilgili tüzük maddeleri

değişiklikleri onaylanarak üyelerin dilek ve

önerileri dinlenerek toplantı sonlandırıldı.

Yapı Denetim Kuruluşları Birliği

Ziyaret Edildi

İKSD Yönetimi , 2 Mayıs tarihinde Yapı

Denetim Kuruluşları Birliği Ankara şubesini

ziyaret ederek şube Yönetim Kurulu

Başkanı Sn. Emin KULAKOĞLU ve Genel

Sekreter Sn. Mustafa AYNUR’ u ziyaret

etti. Dernek Yönetimi tarafından İKSD ve

faaliyetleri hakkında ve sektörle ilgili, sektörün

öncelikli gündem maddeleri hakkında

kısa bilgi verildi. Özellikle sektörde

denetim eksikliği ve haksız rekabete yönelik

birlikte çözüm önerileri oluşturma konusunda

YapıDenetim Birliği Yönetiminin

görüşleri karşılıklı istişare edildi.

Türkiye Belediyeler Birliği Ziyaret

Edildi

İKSD Yönetimi, 2 Mayıs tarihinde Türkiye

Belediyeler Birliği (TBB) Plan & Proje

Müdürü Sn. Cüneyt TÜRKMEN’ i ziyaret

etti. Toplantıda Sn. TÜRKMEN, 1945 yılında

kurulan TBB’nin görev, sorumluluk ve

yetki alanları hakkında bilgi verdi. Dernek

Yönetimi tarafından dernek faaliyetlerinin

yanında TS EN 12812 standardı ve süreç

hakkında bilgi verdi. Cephe kalıp iskelesi

ile ilgili proje ve hesaplamaların ruhsat

aşamasında belediyeler tarafından talep

edilmesi gerekliliği vurgulanarak kalıp iskele

projesinin sektör firmaları tarafından

hazırlandığı bilgisi paylaşıldı. Belediyeler

bu konuda süreci başlattığı noktada yapı

denetim firmaları kontrolleriyleönemli bir

aşama kaydedileceği paylaşıldı. Toplantıda

belediyelerin imar müdürlükleri/yapı

müdürlükleri proje kontrol mühendislerine

sektör ile ilgili verilebilecek ortak eğitimler

konusunda mutabık kalındı.

İnşaat Mühendisleri Odası(İMO)

İstanbul Şubesi Ziyaret Edildi

İKSD Yönetimi tarafından İMO İstanbul

şubesi başkanı Sn. Nusret SUNA ve şube

20

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Aktüel

yöneticisi Sn. Rezzan BULUT ziyaret

edildi. Karşılıklı görüş alışverişleri ve bilgi

paylaşımlarıyla oldukça verimli geçen

toplantıda dernek yönetimi tarafından

İKSD ve faaliyetleri hakkında ve sektörle

ilgili, sektörün öncelikli gündem maddeleri,

bu konulara ilişkin hangi paydaşlarla

görüşüldüğü özellikle yapı denetim

kuruluşları birliği ile yapılan toplantı özeti

hakkında bilgi verildi. İMO yönetimi tarafından

denetim mekanizmasına ilişkin tarihsel

gelişim, uygulama değişiklikleri ve

çözüm önerileri paylaşıldı. Ortak gündem

maddelerine ilişkin iş birlikleri ve farkındalık

yaratmak için sektör ve uygulamalarla

ilgili oda üyelerine eğitim konularında

İMO yönetimi

destekleyici bir yaklaşım sergiledi.

Akın Alıkçıoğlu / İskele Kalıp Sanayicileri Derneği Genel Sekreteri

Fuarı’na katılım gösterdi. Fuar; Balkanlar,

Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT)

ülkeleri, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’yı

kapsayan bölgedeki en büyük, dünyada

ise 5 büyük yapı fuarından bir tanesidir.

Tüyap Kongre ve Fuar Merkezi’nde düzenlenen

fuarı yurtiçi ve yurtdışından

yaklaşık 86.000 kişi ziyaret etti. Üyelerimizden;

İSKA, Yağmur, Özler, Gökdelen

ve Intek’in de katıldığı fuarda üyelerimiz

stantlarına “İKSD Üyesidir” kırlangıç bayrakları

asarak derneğimizin tanıtımına

katkı sağladı.

Fuarda İKSD olarak “Endüstriyel Kalıp ve

İskele Sistemleri İyi Uygulamalar” konusunda

bir de teknik seminer düzenledik.

Seminerde etkinliğin moderatörlüğünü

yapan dernek Genel Sekreteri Sn. Akın

ALIKÇIOĞLU İKSD dernek tanıtımı, iskele

kalıp sektörü genel bilgilendirme, İnşaat

Mühendisi uzmanlarımız Sn. Damla

Selin DOĞANAY ve Sn. Erdi AYHAN

“Kalıp ve İskele Sistemleri İyi Uygulama

Örnekleri” hakkında bilgi verdiler.

Üye Ziyaretleri

Dernek Yönetimi, derneğimizin yeni üyelerinden

Arı Ltd. ve Almetka’yı ziyaret etti.

Dernek çalışmaları ve sektörel konular

konusunda karşılıklı görüş alışveriş yapılan

ziyaretlerde üyelerimizin tesisleri birlikte

gezilerek üye firmalarımız hakkında

bilgi edinildi.

İKSD 8-12 Mayıs Tarihlerinde 41.

YAPI Fuarı’na Katıldı

İKSD; 8-12 Mayıs tarihleri arasında Yapı

Yapı Malzeme Temmuz 2018 21


1 Haziran’da yürürlüğe giren iki yeni yönetmelikle

Binalarda su ve ses yalıtımı artık zorunlu

Türkiye’de inşaat sektöründe büyük bir eksikliği gidererek, binalara dayanıklılık, kalite

ve konfor kazandıracak ‘Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği’ ile ‘Binaların Gürültüye Karşı

Korunması Hakkında Yönetmelik’ 1 Haziran 2018 tarihi itibarıyla yürürlüğe girdi.

Deprem tehlikesi altında bulunan Türkiye’de,

yapı ömrü ve dayanıklılığı açısından

büyük öneme sahip su yalıtımı konusunda

önemli bir adım atılarak hayata

geçirilen ‘Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği’

27 Ekim 2017, Binaların Gürültüye

Karşı Korunması Hakkında Yönetmelik’

ise 31 Mayıs 2017 tarihli Resmi Gazete’de

yayımlanmıştı. Çevre ve Şehircilik

Bakanlığı tarafından, İZODER (Isı, Su,

Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği)’in

destek ve girişimleriyle mevzuattaki eksikleri

gidermek üzere hazırlanan yeni

yönetmelikler, 1 Haziran 2018’de yürürlüğe

girdi. Böylece yeni yönetmeliklerle, su

ve ses yalıtımının yeni binalarda uygulanması

zorunlu hale getirildi.

Her iki yönetmeliğin de, toplumun güvenli,

sağlıklı ve konforlu binalarda yaşama

hakkına hizmet edecek hayati öneme sahip

olduğunu belirten İZODER Başkanı

Levent Pelesen, “Yönetmelikler tam anlamıyla

uygulanmaya başlanıp denetim

mekanizmaları etkili bir şekilde devreye

girdiğinde yeni binalarda zorunlu olan su

yalıtımı ve ses yalıtımı uygulamaları sektöre

olumlu yansıyacak ve sektörün büyüyüp

sağlıklı gelişimine önemli bir katkı

sağlayacaktır. Elbette eksiklikler, düzeltmeler

olacak ancak önemli olan, sektörün

bir nirengi noktası kazanmasıdır.

Yönetmeliklerin çıkması büyük bir adımdır.

İZODER olarak, bu yönetmeliklerin

uygulanması için kamuoyu oluşturmak ve

denetim mekanizmalarını harekete geçirmek

için çalışacağız” dedi.

Su yalıtımı olmayan binalara yapı

ruhsatı verilmeyecek

Yeni yönetmeliğin, Türkiye inşaat sektörü

ve bina sakinleri açısından önemli bir

adım olduğunu vurgulayan Levent Pelesen,

“Bu yönetmelik, su yalıtımı ile ilgili

çok büyük bir eksikliği giderecek. Yeni

yapılan binalarda bu yönetmelikte öngörülen

esaslara uyulmadığının tespit edilmesi

hâlinde, bu eksiklikler giderilinceye

kadar binaya yapı kullanma izin belgesi

verilmeyecek. Bina dayanımı için gerekli

olan su yalıtımı, şimdiye kadar çoğunlukla

ihmal edildiği için, ülkemizde 30

yıllık binalar ömrünü tamamlamış olarak

görülüyor. Oysa asgaride 80-100 yıl gibi

bir süre için inşa edilmesi gereken binalarımız,

bu süre içinde korozyon etkisine

karşı korunmuş olmalı. Bunun için de

mevzuatların öngördüğü gibi su yalıtımı

yapılmalı. Bugün Türkiye çapında başlatılan

kentsel dönüşüm süreci, su yalıtımı

uygulamaları için büyük bir fırsat ve inşa

edilen tüm yeni binalardaki su yalıtımının

standartlara uygun yapılması çok önemli.

Doğru yapılmış su yalıtımı uygulamaları

olmadan kentsel dönüşüm hamlesi eksik

kalacaktır” diye konuştu.

İZODER Başkanı Levent Pelesen:

“Her iki yönetmelik de

güvenli yapılaşma ile

toplumun konfor ve sağlığı

için hayati öneme sahip”

Gürültü kirliliği hepimizi olumsuz

etkiliyor

Ses yalıtımının ise içinde yaşadığımız

konutlara hitap eden ve toplumu direkt ilgilendiren,

çok önemli bir konu olduğunun

altını çizen Levent Pelesen, “Ülkemiz için

çok önemli olan yeni yönetmelik, inşaat

halindeki ve mevcut tüm binalara, insanların

beden ve ruh sağlığının korunması için

gürültü kriteri getirdi. Bugün yaşamımızın

her alanında, farkında olmadan gürültüye

maruz kalıyor ve bu durumun olumsuz etkilerini

daha fazla hissediyoruz. Gelişmiş

ülkelerde bu konuda yüksek hassasiyet

var çünkü ses yalıtımı, çağdaş yaşam

standartlarının oluşmasına katkı sağlıyor”

dedi.

Yeni düzenlemeyle, şehir hayatının en

büyük sorunlarından biri olan gürültü kirliliğine

karşı binalarda kullanılan yalıtım

sistemlerinin teknik kurallarının belirlendiğini

ifade eden Levent Pelesen, şunları

söyledi: “Yönetmelik, yapı içinde oluşan tv,

müzik, konuşma vb. komşu hacimlerden

iletilen gürültülerin yanı sıra, darbe sesleri,

mekanik sistem ve servis ekipmanlarının

gürültülerinin kontrol altına alınmasına yönelik

önlemleri içeriyor. Yönetmeliğe göre,

artık binalarda konuşma gibi doğrudan

bitişik odalara iletilen sesin bu mekanlarda

yaşayanları olumsuz etkilememesi için

ilave önlemler alınacak. Mekanları ayıran

duvarlar ses geçişini en aza indirecek şekilde

yapılacak. Aynı şekilde, konut içinde

yürüme gibi darbeyle yayılan sesin iletimini

ve gürültü oluşturmasını engellemek

için döşemeler belirli koşulları sağlayacak.

Tesisattan kaynaklanan gürültü ve titreşimlerin

yanı sıra yapı elemanları vasıtasıyla

iletilen seslerin miktarını azaltmak için de

binada duvar, döşeme, pencere gibi unsurlar

belirlenirken malzemelerin ses yalıtım

özelliği dikkate alınacak. 1 Haziran’da

yürürlüğe giren yönetmelik, konutların yanı

sıra, okul, hastane gibi halkın yoğun olarak

bulunduğu binaları da kapsıyor.”

İZODER yalıtım bilincini artırmak

amacıyla Anadolu’ya yöneldi

İZODER, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı işbirliği

ile hayata geçirdiği ‘Tüm Yönleriyle

Yalıtım Seminerleri’ kapsamında, hem yeni

çıkan yönetmelikleri tanıtıyor hem de tüm

yalıtım branşlarıyla ilgili sektörel paydaşları

ve kamuyu bilgilendiriyor. Ekim 2017’de

İzmir’de yüksek bir katılımla başlayan seminer

dizisi, 2018 yılı Ocak ayında Ankara’da,

Mart ayında Adana’da, Nisan ayında

ise Kayseri’de devam etti. Bundan sonraki

zirve Elazığ, Antalya ve Trabzon’da, final

ise İstanbul’da yapılacak.

22

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Aktüel

İnşaat sektörü ilk

çeyrekte %6,9 büyüdü

Türkiye’de standartlara

uygun beton üretilmesi

ve inşaatlarda doğru

beton uygulamalarının

sağlanması için 30 yıldır

çalışan Türkiye Hazır

Beton Birliği (THBB),

2017 yılı büyüme verisiyle

ilgili değerlendirmelerini

açıkladı. Avrupa Hazır

Beton Birliği (ERMCO)

ve THBB Yönetim Kurulu

Başkanı Yavuz Işık, “2017

yılında G-20 ülkelerinde

büyüme lideri olan Türkiye

2018 yılına da hızlı bir

başlangıç yapmıştır. Bu

yıl, çeyrekler bazında

karşılaşacağımız en

yüksek rakamı elde ettik.

İnşaat sektörü 2018 yılının

ilk çeyreğinde yüzde

%6,9’luk büyüme ile

Türkiye’nin büyümesine

katkı vermeye devam

etmiştir” dedi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Türkiye

ekonomisi için 2018 yılı ilk çeyreğine ilişkin

büyüme verisini açıkladı. Buna göre, Türkiye

ekonomisi 2018 yılının ilk 3 ayında % 7,4’lük

büyüme kaydetti. Avrupa Hazır Beton Birliği

(ERMCO) ve THBB Yönetim Kurulu Başkanı

Yavuz Işık, “Türk özel sektörü 2018 yılının

ilk çeyreğinde, gerçek potansiyelini ortaya

koymuştur. Bu büyüme performansı içerisinde

inşaatın da yeri gözden kaçırılmamalıdır.

2017 yılının ilk çeyreğinde %5,2, 2016 yılının

ilk çeyreğinde %2,5 büyüyen inşaat sektörü

bu yılın ilk çeyreğinde %6,9’luk büyüme gerçekleştirmiştir.

2017 yılında inşaat sektörünü

geliştirmeye yönelik düzenlemelerin etkisi ile

%8,9’luk büyüme yakalayan inşaat sektörü

2018 yılının ilk çeyreğinde, son 4 yılın en yüksek

ilk çeyrek büyümesine ulaşmıştır” dedi.

İnşaat sektöründeki verileri değerlendiren

Yavuz Işık: “Bu büyüme rakamının ötesinde,

inşaat sektöründe bir takım sorunlar göze

çarpmaktadır. 2018 yılının ilk 3 ayındaki yapı

ruhsatı sayıları incelendiğinde, müteahhitlerimizin

yeni inşaat noktasında isteksiz oldukları

net bir şekilde görülecektir. 2018 yılının ilk

çeyreğinde yapı ruhsatı sayıları geçen seneye

kıyasla, yüz ölçüm olarak %33, bina sayısı

olarak %23 ve daire sayısı olarak ise %42 düşüş

göstermiştir. İlk üç aydaki düşüş oranları

oldukça yüksek görünmektedir.” dedi.

Nisan ve mayıs aylarında konut talebinde ciddi

bir azalma meydana geldiğini ifade eden

Yavuz Işık sözlerine şöyle devam etti: “Geçtiğimiz

yıl ile kıyaslandığında, inşaat sektörü

ile paralel olan hazır beton sektöründe de

önemli bir yavaşlama söz konusudur. İkinci

çeyrekte de inşaat sektöründe bir yavaşlama

beklenmektedir. Bu nedenlerle, inşaat sektörünü

geliştirmeye yönelik son alınan tedbirler

çok yerinde olup zamanlaması doğrudur. Bakanlar

Kurulu kararıyla 6 ay süreyle konut teslimlerinde

%18 yerine %8 KDV uygulanacak

olması, %4 olan tapu harcının %3’e indirilmesi

ve son olarak ev kredilerinde bankaların

yeni bir faiz kampanyası başlatmaları sektöre

canlılık getirecektir. İnşaat faaliyetlerindeki

yavaşlamanın net bir şekilde ortaya çıktığı

2018 yılının ikinci çeyreğinde, boyutu bilinemeyen

eldeki konut stoğunun etkisi ile inşaat

sektöründeki geriye gidiş, bu düzenlemeler ile

kısmi de olsa azalacaktır.”

2007 yılında toplam yatırımların %21’i düzeyinde

olan konut yatırımının 2017 yılında

%33’e yükseldiğini belirten Işık: “Konut sektörü,

ülkemizin belkemiği durumundadır. Ekonomideki

yeri ve önemi bu kadar büyük olan

bir sektörün geliştirilmesi adına atılacak her

adım yalnızca sektör için değil Türkiye için

önemlidir, kıymetlidir.” dedi.

Türkiye ekonomisinin

lokomotifi çimento

sektörünün ilk üç aylık

rakamları açıklandı

Çimento Sektörü

ihracat ile büyüyor

2018 yılı Ocak-Mart döneminde

çimento üretiminde, geçen yıla oranla

yüzde 15, 5‘lik bir artış yaşanırken;

üretilen çimentonun yüzde 9,4’ü

ihracat edildi.

Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği

(TÇMB) tarafından sektörün, 3

aylık verileri açıklandı. Rapora göre

2018 yılı Ocak-Mart döneminde iç

satışlarda yüzde 19,5 artış oldu.

Bölgesel bazda ise, iç satışlarda en

büyük artış Doğu Anadolu bölgesinde

yaşandı.

Raporla ilgili değerlendirmede

bulunan Türkiye Çimento Müstahsilleri

Birliği (TÇMB) Yönetim Kurulu

Başkanı Nihat

Özdemir,

“2017 yılının

ilk aylarındaki

zorlu kış

şartlarının, bu yıl

yaşanmaması

nedeniyle yılın

ilk 2 ayında

satışlarda yüzde

31’lik büyüme

gerçekleşti.

Satışlar Mart

ayında ise aylık

bazda yüzde 4

artarak normal

seyrine döndü.

Raporumuzdaki

TÜİK

verilerinden de

görüleceği üzere,

2018 yılı Ocak-

Mart döneminde,

Nihat Özdemir

Türkiye Çimento

Müstahsilleri Birliği

(TÇMB) Yönetim Kurulu

Başkan

sektörün ihracatını (çimento+klinker)

en çok artırdığı ülke Haiti oldu. Bu

ülkeyi Moritanya, Gana ve Brezilya

izledi. 2017 yılında ilk 10 ülke

içerisinde yer alan Kolombiya, Yemen,

Sierra Leone ve Liberya, 2018 yılı ilk

3 ayında ilk 10 arasında yer bulamadı.

Yine 2018 yılı Ocak-Mart dönemi

rakamlarında; en çok ihracat yapılan

ülkeler Gana, A.B.D. ve İsrail oldu.

Çimento sektörü olarak üretimi

aralıksız sürdürdüğümüz gibi,

ihracatımızla da ülke ekonomimize

katkı sağlamaya devam edeceğiz”

dedi.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 23


“Güç birliğimiz ile sektörümüzün

çözemeyeceği hiçbir sorun

olmadığına inancım tamdır”

“KALİSDER olarak toplumsal bilinci artırmak için tüm paydaşlarımızı kapsayacak eğitim

çalışmaları ve bakanlıklar düzeyinde denetim mekanizmalarının aktif olarak kullanılması

konusunda çalışmalarımız artarak devam edecektir.”

KALİSDER – Kalıp ve İskeleciler Derneği,

2014 yılında ülkemizin Kalıp ve İskele sektörünün

etkinleştirilmesi ve geliştirilmesini

sağlamak; uluslararası standartlara uygun

ürünler üreterek gerek yurtiçi gerekse yurtdışı

pazarlarda etkin rol oynayabilecek firmalara

ve bu konularda çalışmalar yapan

kişi ve kuruluşlara destek vermek amacıyla

kuruldu. Kalıp ve İskeleciler Derneği Kurucusu

ve Başkanı Serdar Urfalılar ile bir röportaj

çalışması gerçekleştirdik.

“Sektörün en önemli sorunlarından biri

olan ve güvenlik zaafiyeti oluşturan standart

dışı üretim ve bunun getirdiği haksız

rekabete karşı üreticilerimizin haklarını

korumak üzere oluşturduğumuz bu güç

birliği her geçen gün katlanarak artmaktadır.

İş kazalarının önüne geçebilmek için

güvenlikli, standartlara uygun ürünlerin

üretilmesi ve kullanılmasının yaygınlaştırılması

ve tüm paydaşların mesleki eğitimlerle

bilinçlendirilmesi derneğimizin diğer bir

görevidir.” şeklinde dernek misyonlarını tanımlayana

sayın Urfalılar’a çalışmalarında

başarılar diliyoruz.

KALİSDER - Kalıp ve İskeleciler

Derneği’in faaliyetlerinden

bahseder misiniz?

Dernek olarak, Kalıp ve İskele üreticileri,

inşaat firmaları, taşeronlar gibi sektördeki

paydaşların sürekli olarak mesleki

eğitimden geçirilmelerini organize etmek;

Mesleki Yeterlilik Belgelerinin sağlanması

konusunda gerekli kurum ve kuruluşlarla

işbirliği içinde olmak;

Avrupa’daki işçi ölümlerinde açık ara önde

olan inşaat sektöründeki iskele kazalarının

önüne geçmek için standartlara uygun

üretim yapılmasını sağlamak ve bu ürünler

haricindeki malzemelerin şantiyelerde

kullanılmasının önüne geçilmesi için gerek

özel sektör gerekse devlet kademeleriyle

sıkı bir işbirliği içinde olarak standart dışı

üretimin engellenmesini sağlamak;

Yüksek standartlarda üretimin standart

hale getirilmesiyle birlikte Dünyada haklı

bir yere sahip olan Türk Müteahhitlerine birinci

sınıf ürünler vererek Türk Yapı Malzemelerinin

Global birliklerde ve pazarlarda

tanınmasını sağlamak;

Serdar Urfalılar / Kalıp ve İskeleciler Derneği Başkanı

Üniversitelerin inşaat mühendisliği bölümlerinde

seçmeli ders olması için gerekli

girişimlerde bulunmak. Ayrıca kariyer günleri

düzenleyerek sektörün kalifiye iş gücü

konusundaki eksikliğini azaltmak;

Üniversitelerde uygulama laboratuvarlarının

kurulması için çalışmalar yapmak;

Üyeler arasında diyaloğun, işbirliğinin, koordinasyonun

ve verimin artırılması için

çalışmak;

Sektörde güç birliği oluşturulması ve buna

bağlı olarak tüm sorunların, problemlerin

çözüm önerileri için ortak güçlü bir platform

meydana getirmek;

Sektör ile Devlet arasında diyalog kurulması,

artırılması ve çıkarılacak tüm resmi

kanun, tebliğ, mevzuat, standartların hazırlanması

çalışmalarında sektörün görüşlerini

bildirme ve gerekli lobi çalışmalarında

bulunmaktır.

Son yıllarda artan otomasyon

kullanımı hakkında neler

düşünüyorsunuz?

İskele ve kalıp sektöründe belirli bir standartta

olan firmalar zaten çok uzun yıllardır

otomasyona geçmiş ve üretimlerini de

dünya standartlarında yapmaktaydılar.

2015 senesinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik

Bakanlığı tarafından yürürlüğe sokulmuş

olan ‘Güvenli İskele’ kullanım zorunluluğu

sonrasında bu klasmanda üretim

yapamayan diğer üreticiler de zorunluluklar

nedeniyle otomasyona geçmek zorunda

kalmışlardır. Sektörün ilk derneği olan

KALİSDER - Kalıp ve İskeleciler Derneği

gerek bakanlıklar gerekse diğer otoritelerle

bu projenin hayata geçirilmesi konusunda

çok mesai harcamıştır. Gelinen nokta yeterli

olmamakla beraber derneğimiz gerek

standartların oluşturulması gerekse diğer

paydaşların (inşaat firmalarının satınalma

departmanları ve ürünlerimizin direkt kullanıcısı

olan ustalarımız ve işçilerimizin) eğitimi,

bilinçlendirilmesi konusunda çalışarak

haklı bir gurur yaşıyor diyebilirim. Açık

yüreklilikle ifade etmek isterim ki sektörümüzdeki

üretici firmalarımız güvenlik konusunda

şu an için inşaat firmalarımız ve

işçilerimizden daha ileri bir bilinç düzeyine

sahip olduğunu söyleyebilirim.

2015’de yürürlüğe giren ‘Güvenli

İskele’ kullanımı zorunluluğunun,

Türkiye’nin Avrupa Standartlarına

uyumu noktasında sizce ne gibi bir

etkisi?

24

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Aktüel

Ulusal ve uluslararası pazarlarda giderek

ağırlaşan rekabet şartları, güvenli ve standartlara

uygun üretimi her zamankinden

daha da önemli hale getirmiştir. Ürünlerin

güvenlik şartlarına haiz, standartlara uygun

üretilerek piyasaya arz edilmesi, insan

ve çevre sağlığının korunasının yanı sıra

piyasa disiplininin sağlanmasına da önemli

katkıda bulunmaktadır. İnşaat sektöründe

herhangi bir standart ve güvenlik şartına

uygun olmayan kalitesiz ve güvensiz inşaat

kalıp ve iskeleleri sıklıkla kullanılmakta,

ayrıca TSE, TSEK belgesine sahip olmasına

rağmen, standart şartlarını ihlal eden

ürünler de piyasaya arz edilmektedir. Bu

durum, iş sağlığı ve güvenliği şartlarını ciddi

anlamda olumsuz etkilerken, standartlara

uygun üretim yapan sanayicilerimiz için

de haksız rekabet oluşturmaktadır.

Bu çerçevede, oluşabilecek iş kazalarının

önüne geçilmesi, güvenli ve standartlara

uygun üretim yapan sanayicinin desteklenmesi

ve haksız rekabetin önlenmesi

amacıyla inşaat ve kalıp iskelesi kullanan

iş yerlerinde ve şantiyelerde TSE-TSEK

belge denetimin yanı sıra kullanılan bu

ürünlerin standartlara ve güvenlik şartlarına

uygunluğunun da denetlenmesi büyük

önem taşımaktadır. İskelelerin standartlara

uygun olarak üretilmesi gerektiği farklı Bakanlıkların

çok sayıda mevzuatı ile zorunlu

tutulmuştur. Ancak Çalışma ve Sosyal

Güvenlik Bakanlığı bu ürünlerin periyodik

kontrollerin yaptırılması, Çevre ve Şehircilik

Bakanlığı ise yapısal düzenlemelere

ve bağlantı noktalarına dair detay çizimlerin

teslim edildiği yetkili otoritelerdir. Bilim

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı söz konusu

ürünlerin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı

sorumluluğunda olduğuna işaret ederken,

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ise kalıp ve

iskelelerin yapıların kalıcı parçaları olmamaları

sebebiyle denetimin Bakanlıkları

tarafından yapılmadığını ifade etmiştir.

İlgili mevzuatın yayımlanmasına yönelik

çok sayıda Bakanlık söz konusudur (Bilim

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Çevre ve

Şehircilik Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal

Güvenlik Bakanlığı vb). Fakat buna rağmen,

işyeri ve şantiyelerde kullanılan kalıp

ve iskelelerin standarda uygun olup olmadığına

yönelik denetimler konusunda mevzuatta

bir boşluk olduğu düşünülmektedir.

Üreticiler arasında belgesi olmasına rağmen

hala standart dışı üretim yapan firmalar,

bunu talep eden müşteriler mevcutken

ve denetim mekanizmalarımızda sıkıntılar

varken Avrupa standartlarına ulaştığımızı

söylemek çok da gerçekçi olmaz kanaatindeyim.

Derneğinizin sektörle ilgili

konuştuklarımız dışında ne tür

faaliyetleri bulunuyor?

KALİSDER - Kalıp ve İskeleciler Derneği

olarak toplumsal bilinci artırmak için tüm

paydaşlarımızı kapsayacak eğitim çalış-

Yapı Malzeme Temmuz 2018 25


Aktüel

maları ve bakanlıklar düzeyinde denetim

mekanizmalarının aktif olarak kullanılması

konusunda çalışmalarımız artarak devam

edecektir.

İnşaat sektörünün dinamizminin

sizdeki yanısımaları nasıl

gerçekleşiyor?

Sektörümüz her yıl ciddi oranda büyüyor.

Endüstriyel kalıp ve iskele sistemleri ile

hem güvenli çalışma olanağı sunuyoruz

hem de inşaat firmaları için ciddi hız dolayısıyla

ciddi maliyet tasarrufu sağlıyoruz.

İstanbul ve diğer metropollerde gittikçe artan

bir pazara ulaştık şimdi bunu Türkiye

geneline yaymamız gerekiyor.

Her geçen gün Endüstriyel Kalıp

Sisteminin yaygınlaşması, sektöre

nasıl bir ivme kazandırıyor?

Ülkemizde son yıllarda gerçekleştirilen

büyük projelerle beraber bizim endüstriyel

kalıp dediğimiz ürünlerimiz ciddi oranda bir

sıçrama yaşadı. Mega projeler, son derece

sofistike ve modern inşaat sistematiği doğal

olarak endüstriyel kalıpların önünü açtı.

Teknolojinin kullanılan her türlü malzemeye

girmiş olması sizin artık istesenizde geleneksel

yöntemlerle çalışmanıza olanak

tanımıyor. Günümüzde en önemli huşunlar

olan iş ve işçi güvenliği, insan hayatı ile

birlikte hız ve maliyet azaltıcı uygulamalar

hem işçi sayısında tasarruf sağlarken hem

de maliyetleri aşağıya çekme noktasında

çok çok önem kazanmaya başladı. Yurtdışında

uzun yıllardır kullanılan sistemleri

ülkemizde ilk defa üreten firmalarımız ile

bu sektörde önümüzün açık olduğunu düşünüyorum.

Sektörün son durumu hakkında

neler söylemek istersiniz?

Güvenli çalışma ortamları oluşturmak ve

bunların standart olarak kullanılması konusunda

ısrarcı olmak, kamuoyunda bilinç

yaratmak kadar ülkemiz için diğer önemli

bir husus olan Yapı Sektöründe üretilmiş

olan malların yurtdışı piyasalarda daha

fazla kullanılması için üzerimizde çok ciddi

bir sorumluluk var. ENR (Engineering

News Record) dergisi tarafından her yıl

yayınlanan 225 En Büyük Global İnşaat

Firması arasına 46 Türk İnşaat firması

sokan Türkiye yurtdışındaki standartlarda

mal üreterek ihracatını artırmalıdır. Size

farklı bir örnek vermek isterim; bütün ülkelerde

iş kazalarının sık rastlanıldığı işkollarından

biri olan inşaat endüstrisi emek

yoğun ve geniş istihdam alanları sağlayan

bir endüstridir. İnşaat endüstrisi bir ülkenin

gelişiminde önemli rol oynamakta ve diğer

ilgili endüstrilerin gelişimini doğrudan etkilemektedir.

İsveç’te 5,5 milyar dolarlık; ülkemizde

ise 268 milyon dolarlık bir inşaat

üretiminde bir kişi hayatını kaybetmektedir.

Bu Türkiye’ye yakışmamaktadır. Standartlara

uygun üretim ve bu üretilmiş malların

şantiyelerde kontrolüne bir an önce başlamamız

bir zorunluluktur.

Son olarak eklemek istediğiniz

farklı bir ayrıntı var mı?

KALİSDER - Kalıp ve İskeleciler Derneği

olarak eğitimin en önemli husus olduğunu

düşünüyoruz. Üretici firmalarımız, inşaat

firmalarımız ve malzemelerimizi kullanan

işçilerimizin eğitimleri bizim için çok önemli.

Türkiye gibi çağdaş bir ülkeye çağdışı

yöntemlerle üretim ve yüksek oranlı işçi

ölümleri yakışmıyor. Tüm paydaşların eğitim

seviyesini yükseltirsek ve standartlarımızı

yukarıya çekersek global pazarlarda

boy göstermemiz çok daha kolay olacaktır.

Dernek olarak yurtdışındaki platformlarda

da sektörümüzü temsil etmek, yeni üretim

teknikleri ve standartlar konusunda üyelerimizi

bilgilendirmek önem arz eden başka

bir husustur. Bu yıl içinde Bilim, Sanayi

ve Teknoloji Bakanlığımızın gerçekleştirdiği

Sanayide Yüksek Teknolojiye Geçiş

Programı İnşaat Malzemeleri Sanayi Zirvesin’de

sektörümüzün ihtiyaç ve beklentilerini

ilk ağızdan bakanlığımız ile görüştük.

Ayrıca 41. Yapı Fuarın’da hem sektörümüzdeki

üreticilerimizle, ustalarımızla, işçilerimizle

ve genç öğrencilerimizle buluşma

şansımız oldu. Türk yapı sektörünün global

pazarlardaki imajını, dünya standartlarında

ürün imal ederek artırmak böylelikle

ülkemizin 2023 hedeflerine ulaşmasına

destek olmak ve bu bilinci sektör geneline

yaymak başlıca görevimizdir. Ülkemizin

Dünyada Kalıp ve İskele sektöründe lider

ülke olması sektörümüz için en büyük hedef

olmalıdır.

Güç birliğimiz ile sektörümüzün çözemeyeceği

hiçbir sorun olmadığına inancım

tamdır.

26

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Gıda sektöründe Layher farkı

Çözüm Ortağı

Gıda sektöründe kullanılan tanklar ve imalatları binlerce farklı ürüne hitap etmekle

kalmayıp aynı zamanda farklı tasarımları, geniş proses ekipmanları ve makine

ekipmanlarını kapsamaktadır.

Sektörde ürüne özel işlemlerin uygulanması sayesinde tank

tipleri çeşitlilik göstermektedir. Her ürün ayrı proseslere sahip

olduğundan, sektörde farklı tasarımlar ve makine ekipmanları

bulunmaktadır.

Bu tarz kompleks yapılarda Layher’in geniş ürün yelpazesi,

amaçlanan yapıya göre hazırlanarak farklı tasarımlara kolaylıkla

erişim ve modifikasyon sağlamaktadır.

Ürün soğutma, fermantasyon, mayalanma ve maserasyon tankları

gibi paslanmaz çelik gıda sektörü tankları, proses tankları

olarak bilinmektedir. Bu isimle bilinmelerinin sebebi, bu tankların

belirli gıda ürünlerinin işlenmesi amacıyla özel olarak tasarlanmalarıdır.

Layher Allround® İskele, geniş ürün yelpazesi ve pratik

çözümleri sayesinde kumlama, boyama ve kaynak işlerinde

kullanılmak üzere tank içlerine talep edilen boyutlara göre mobil

(hareketli) iskele sunmaktadır. Mobil iskele, kolaylıkla çalışma

yapılacak bölgeye hareket ettirilebilir. Böylelikle tüm işlemler

daha ekonomik bir şekilde tamamlanmış olur.

ÇOK YÖNLÜ ÇÖZÜMLER İÇİN LAYHER ALLROUND

İSKELE SİSTEMİ ®

• Otomatik Kilit fonksiyonu ile hızlı cıvata sistemleri teknolojisinde

olumlu ve pozitif olmayan bağlantıların benzersiz kombinasyonu;

aynı zamanda güvenlik ile otomatik olarak dik açı, geniş

açı ve gerektiği gibi akut açılı bağlantıların yapılmasını sağlar.

Layher Allround İskele, piyasada modüler iskele ile eş anlamlı

hale gelmiştir.

• Bu orijinal sistem, 1974 yılında piyasaya çıktığından beri sürekli

geliştirilmiş ve endüstride, kimya tesislerinde, enerji santrallerinde

ve tersanelerde, kısaca inşaata dair her alanda işlev görmüştür.

Çalışma, koruma, cephe veya destek iskelesi, iç iskele veya

kuş kafesi iskelesi veya hareketli iskele olarak kullanılmıştır.

• Çok zorlu yerleşmeler ve mimari stiller ya da artan güvenlik

gereksinimleri olsa bile, Allround İskele her zaman daha hızlı,

daha güvenli ve daha ekonomik bir çözümdür.

Layher, belirli periyodlarla yapılması gereken bakım ve onarım

işlemleri için, geniş ve kapsamlı ürün yelpazesiyle birlikte sektöre

özel akılcı çözümler sunmaktadır.

MASERASYON TANKININ MONTAJI SIRASINDA TANK İÇİNE KURULAN İSKELE

Layher, genellikle erişimi zor ve kısıtlı çalışma imkanı sunan

siklon tarzında yapılara geniş ürün yelpazesi ile akılcı çözümler

sunmaktadır.

• Açılı zeminlere uyarlanabilen oynar ayak mili,

• Dar ve sadece geçiş imkanı bulunan noktalarda, bir üst kata

erişim için kapaklı geçiş kullanımı,

• İhtiyaca göre, talep edilen noktada flanş ve dikme oluşturabilme

özelliği,

• Portatif ve erişilecek yüksekliğe göre merdiven seçenekleri,

• Hızlı ve güvenli erişim sağlamak amacıyla hazır konsol uygulama,

işleri kolaylaştıran parçalardan sadece birkaçıdır.

Layher Allround

İskele,

TS EN 12810

ve 12811

normlarına

tamamen

uygundur.

27

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Dış cephe iskelesinden

beklentimiz; tam anlamı

ile güvenlikli olmalı ,

kolay kurulmalı, kolay

sökülmeli ve parçaları

hafif olmalı ki işçiyi

yormamalı, statik olarak

tüm ihtiyaçlara cevap

verebilmeli ve flanşlı

iskelelerle tam bir uyum

ile yan yana veya üst

üste kurulabilmeli. PERI

UP Easy, bu ihtiyaçların

hepsini karşılayabilecek

karma çözümler sunabilen

bir dış cephe iskele

sistemidir.

Avrupa da bu günlerdeki

tartışma konusu, kullanılacak

sistemin, işçilerin

güvenliğini işçinin kendi

insiyatifine bırakmadan

kendisinin sağlamasıdır.

PERI’ nin dış cephe iskele

sistemlerinin dizaynlarını

yapan Ar&Ge grubu,

tam da bu konuya önem

vermiş ve mükemmel bir

tasarım ortaya koymuşlardır.

DIBt ( Z-8.1-957) ve TSE

( 090447-TSE-01/02)

sertifikalarına da sahip

olan bu yeni sistemin en

çarpıcı özellikleri aşağıda

sıralanmıştır :

PERI UP EASY

YENİ NESİL DIŞ CEPHE

İSKELE SİSTEMİ

Üst Katın Korkuluklarının

ve Yürüme Yollarının Bir

Alt Kattan Koyulması

Nisan 2016 Bauma

fuarında tanıtılan bu sistemin

en önemli özelliği

T çerçevesi sayesinde ,

hem üst katın korkuluklarının

hem de yürüme

yollarının bir alt kattan

koyulabilmesidir. Böylelikle

üst kata çıkıldığında

tamamen güvenli ve konforlu

bir alana çıkılabilir.

Kurulum aşamalarına

harfiyen uyulduğunda,

aşağıdaki fotoğraflarda

da gösterildiği gibi,

emniyet kemerinin

takılmasına bile ihtiyaç

kalmamaktadır. Sistem,

işçinin güvenliğini işçiye

bırakmadan kendisi

sağlayacaktır.


Ağırlık Kilidi:

Düşey elemanlarını yatay elemanlarla bağlayan ağırlık kilidi ‘’ gravity lock’’

sayesinde tek bir kişi ile çok hızlı ve güvenli bir şekilde kurulabilmektedir.

Advertorial

Metal

Kalaslardaki

Otomatik Kilit

Mekanizması

Metal kalasları

kaydırmazdır ve

havalanmaya

‘’uplifting’’ karşı

otomatik kilit

mekanizmasına

sahiptir.

PERI UP Sistemin Yatay

Bağlantılarının Kutu Profil

Olmasındaki Avantajlar

Yatay bağlantıların kutu profil olması sayesinde

boru ve boru kelepçesi kullanılmadan kamalı basit

aparatlar kullanılarak, metal kalasların arasında

boşluklar hızlı bir şekilde bırakılabilir.

PERI UP Flex Endüstriyel Flanşlı İskele İle Beraber Kullanılması

Sistemin en ağır parçası T çerçevesidir ve ağırlığı 11,5 kg. dır. Flanşlı yapısı sayesinde PERI UP Flex

flanşlı iskele sistemi ile entegre olarak kurulabilir.


Dim Çayı Köprü Projesi

PERİ KALIP

ile sona yaklaşıyor

Proje Bilgileri:

Alanya Dim Çayı geçişi üzerindeki ki yeni

yapılan Mersin Antalya karayoluna inşa

edilmektedir.

Köprü uzunluğu 400m , tabliye genişliği

26 metre olacak gergili ve ardgerme

köprü projesinde 28m , 50m ve 63m ,

98m ,63m , 50m , 28metre olmak üzere

kaideler arasında yedi geniş boşluk

bulunmaktadır köprü ayaklarına mesnetleyen

takozlar yüksek sönümlemeli

kurşuk çekirdekli mesnet takozlarıdır,

tamamlandığında gergili ve ard germeli

olarak Türkiyenin en uzun açıklığa sahip

köprü projesi olacaktır. Köprüde gövde

kalınlıkları 20,25,30ve 40cm ve taşıyıcı

kiriş beton kalınlığı 250cm olan köprü

gövdesinde metrekarede 4,9 - 61,25ton

yük oluşmaktadır.Bu yüksek yüklerin taşınmasında

PERI PD8 ve PERI UP İskeleleri

Kullanılmıştır.Açıklık bölgelerinde

kullanılan PD8 yük iskeleleri 150X150

ve 150X200cm karelasyon planında kurulmuştur.PD8

yük kulelerinin yüksek yük

taşıma kapasitesi sayesinde , az malzeme

ile yüksek yük kapasitelerinin emniyetle

taşınması sağlanmıştır.

30

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Çözüm Ortağı

Kullanılan PERİ Sistemleri:

PERI UP iskele sistemi: Temel olarak

PERI UP; hem bir iş iskelesi, hem de çok

fazla bağlantı aparatları gerektirmeden rijit

bağlantı noktaları olan, yüksek kapasiteli,

kendinden emniyet sistemli, bir iş,çalışma

ve yük iskelesidir. Tüm elemanları kendinden

galvanizli malzemelerden üretilmiştir.

Bir kişi tarafından kolaylıkla kurulabilmektedir.

Düşeyde emniyet kancası kendiliğinden

kilitlenerek birleşimin rijit konuma

gelmesini sağlamaktadır. Aynı şekilde yatay

bağlantılar üzerinde bulunan deliklere

diagonaller takılmakta ve yüksek kapasitede

dayanım elde edilmektedir.

Demonte edilmesine gerek kalmaksızın,

vinçle, inşaat sahası içerisinde biryerden

diğerine nakil edilebilmektedir. İş iskelesi

olarak kullanıldıklarında, platform genişlikleri

standart olarak 720 mm veya 1040

mm olabilmektedir. Rosette versiyonunda

ise sonsuz boyutlarda çalışma platformları

teşkil edilebilir. PERI UP binaların dış

cephelerindeki detaylara basit parçalar

ile ve sisteme eklenen konsollar yardımıyla

da zeminden dikme çıkmaksızın

ve stabilitesinden ödün vermeden adapte

olabilmektedir. Kullanılan tekerlekler yardımıyla

hareketli iş iskelesi olarakta kullanılabilmektedir.

PD 8 Masa Kalıbı Sistemi:

PD 8 Masa Kalıbı Sistemi, büyük ünite

ve yüksek dereceli iş için oldukça optimal

çözümdür. Masaların taşınması için PE-

RI’nin masa taşıyıcıları kullanılmaktadır.

PD 8 Masa Kalıbı Sistemi, farklı yükseklikteki

proje ihtiyaçlarına göre kolay ayarlanabilir

büyük dingil uzunluğuna sahiptir.

PERI’nin müşteriye sunduğu avantaj,

müşteri için sonuç

- Hızlı montaj: Sadece iki farklı çerçeve (R150, R110) ve büyük

bir diagonal, PD 8 Döşeme Masası’nın hızlı montajını emniyetli

hale getirmektedir.

- Kolay kullanım: Çeşitli özel parçalar basitçe delinerek çerçeve

bağlayıcıları ve kendinden kilitlenebilir maşalar kolaylıkla

kullanılır.

- Yüksek yük taşıma kapasitesi: İzin verilebilir yük kaldırma

kapasitesi tip testlerinde her ayak için 70 kN olarak

belirlenmiştir.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 31


32

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Çözüm Ortağı

Proje Müdürü

Bayram Develi yorumu:

Şehirlerarası karayolunda bulunan

ve yapımı devam eden iki tüneli

birbirine bağlayan köprü projesinin

hızlı ve kazasız bir şekilde

gerçekleştirilmesi gerekiyordu,

bunun için gerekli 50 tır kalıp

malzemesini 1,5 ay içerisinde

temin ettik ve Peri’nin mühendislik

çözümleri ve dayanıklı iskeleleri

ile beton yükünün çok ciddi olduğu

köprü tabliyelerini güvenle imal

ettik. Peri’ye çok teşekkür ederiz.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 33


İkitelli Şehir Hastanesi

“Kısa vadeli değil, orta ve uzun vadeli

planlarla ilerliyoruz”

“150 yıldır inşaat sektörüne hizmet veren firmamız her zaman en hızlı ve en güvenli

kalıp ve iskele sistemi sunmaya odaklandık. Kaliteden ve müşterilerimize sunduğumuz

hizmetten taviz vermedik. Bu şekilde çalışmaya devam edeceğiz.”

5 kıtada 70’den fazla ülkede 160 satış ve lojistik

merkezi bulunan Doka Kalıp İskele, 1985 yılında

Türkiye’de bir temsilcilik açarak Türk Yapı Sektörüne

girmiş oldu. 6000 çalışanı ile sektörde

marka bilinirliği ve güvenilirliği en üst seviyede

bulunan firma, 2008 yılında Gebze’de 17.000

m² alan üzerine kurulan Doka’nın en gelişmiş

tesislerinde %100 Avusturya Doka sermayesi ile

faaliyetlerini devam ettirmekte. Doka Kalıp İskele

Genel Müdür Endur Özatay ile yapmış olduğumuz

röportaj çalışmamızda, geliştirdikleri yeni

teknolojileri, satış / bayi çalışmaları ve önümüzdeki

döneme dair planlarını ele almaya çalıştık

Sektörün içerisinde bulunduğu süreci

nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kalıp ve iskele sektörü bir yandan standartlarını

yükselterek inşaat sektörüne daha iyi hizmet

vermeye çalışırken diğer yandan da taşeron ve

müteahhit firmaların artan maliyet baskıları nedeniyle

kalıp ve iskelede de oluşan fiyat baskısı

ikilemi arasında görünüyor.

Doka Kalıp-İskele olarak kısa vadeli değil, orta

ve uzun vadeli planlarla ilerliyoruz. Bu süreçte

kaliteden taviz vermeyen, müşteri memnuniyetini

en üst seviyede tutmaya odaklı çalışarak

sektörünün lideri konumumuzu koruyacağız.

Ürün kalitemizden ve servis seviyemizden ödün

vermeyeceğiz.

Önümüzdeki dönemde bizi ne tür

avantaj ve zorluklar bekliyor?

Ülkemizdeki genç nüfus ve bu nüfusun artan barınma,

eğitim, altyapı ve her türlü üst yapı talebi

inşaat dolayısıyla da kalıp sektörünün güvencesidir.

Dönem dönem dalgalanmalar inişler çıkışlar

olsa da inşaat sektörünün yönünün yukarı

doğru olduğunu düşünüyoruz.

Bugün özelinde ise nakit akışının, firmaların en

önemli gündem maddesi olduğunu ve nakit akışını

yönetemeyen firmaların zorluklarla karşılaştıklarını

ya da karşılaşacağını sanırım sizler de

görebiliyorsunuzdur.

Gayrimenkul piyasasındaki

dalgalanmalardan ne ölçüde

etkileniyorsunuz? Satışların sürekliliği

konusunda neler söylemek istersiniz?

34

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Çözüm Ortağı

Çok fazla etkilendiğimizi söyleyemem.

Biz 2015 yılından bu yana konut sektörüne

odaklanmadık ve konut sektörünü

kendimize kilit pazar olarak seçmemiştik.

Bugün ne kadar doğru bir karar aldığımızı

görebiliyoruz. Bizim odak noktamız

konut dışı inşaat pazarı idi. Diğer

yandan ise mevcut konut stoğunun

tükenmesiyle 2 sene içerisinde konut

pazarının ve özellikle büyük şehirlerde

durma noktasına geldiği için çok özel

faiz kampanyalarıyla ayakta kalabilen

bu segmentin yeniden canlanacağını

düşünüyoruz.

Bayi ve Satış ağında bu yıl

nasıl bir mesafe kat ettiniz? Bu

minvalde önümüzdeki dönem

için hedefleriniz neler?

Önemli ürün segmentlerimizden birisi

olan ve pazar lideri olduğumuz H20 ahşap

kiriş satışlarında bayi teşkilatı oluşturma

ve satışlarımızı bayiler üzerinden

gerçekleştirme dönüşüm projemizi

2015 yılında başlatmıştık. Bugün Türkiye

çapında oluşturduğumuz bayilerimiz

ile H20 ahşap kirişte inşaat sektörüne

hizmet veriyoruz.

Proje satışlarını ise kendi satış ekibimiz

ile takip etmeye devam edeceğiz.

Ender Özatay

Doka Kalıp İskele Genel Müdürü

Rekabet noktasında ürün ve

fiyatta farklılaşma stratejinizi

nasıl belirliyorsunuz?

150 yıldır inşaat sektörüne hizmet veren

firmamız her zaman en hızlı ve en

güvenli kalıp ve iskele sistemi sunmaya

odaklandık. Kaliteden ve müşterilerimize

sunduğumuz hizmetten taviz

vermedik. Bu şekilde çalışmaya devam

edeceğiz.

Swiss Otel

Kuzey Marmara Otoyolu

Kömürhan Köprüsü

Yapı Malzeme Temmuz 2018 35


Çözüm Ortağı

Ankara Etlik Entegre Sağlık Kampüsü’nde

ABS kalitesi tercih edildi

Astaldi & Türkerler Ortak Girişimi ile inşa edilen Ankara Etlik Entegre Sağlık Kampüsü

projesinde ilk etap uygulamalarında H25 olarak tercih edilen kör kalıp sistemleri ile katta

hafif dolgu uygulaması yapıldı.

Proje Hakkında: Ankara ilinin Keçiören ilçesindeki Etlik semti yakınlarında,

1.071.885 m2 arazi üzerinde, büyük bir kentsel gelişim

projesi olacaktır. Proje kapsamında, bir sağlık kompleksi,

medikal bir otel, iki helikopter pisti, bir üniversite, bir trijenerasyon

santrali (elektrik, ısıtma ve soğutma enerjisi üreten birleşik

bir enerji üretim sistemi) ve bir ticari bölge yer alacaktır. Hastanenin

kendisi 3.566 yatak kapasitesine sahip olacak ve Ankara’daki

mevcut altı hastanenin yerini alacaktır. Projenin inşaat aşamasının

42 ay sürmesi ve kampüsün 25 yıllık işletim hayatının sonunda

Sağlık Bakanlığı’na devredilmesi beklenmektedir.

36

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Kıbrıs Ercan Havalimanı projesinde

İNTEK Kalıp ve İskele Sistemleri tercih edildi

İstanbul Atatürk Havalimanı, İzmir Adnan Menderes Havalimanı, Kiev Boryspil Havalimanı,

Moskova Sheremetyevo Havalimanı, Medine Prens Mohammad Bin Abdulaziz Havalimanı,

Bahreyn Uluslararası Havalimanı ve İstanbul Yeni Havalimanı gibi önemli havalimanı

projelerinin başarılı çözüm ortağı İntek, Kıbrıs Ercan Havalimanı projesinde de tercih edildi

ve havalimanı projesi referanslarına bir yenisini ekledi.

Proje Adı:

Ercan Havalimanı

Yatırımcı:

TT Airport Havalimanı

İşletmeciliği İnşaat Sanayi ve

Ticaret Ltd Co

Ana Yüklenici:

Taşyapı A.Ş.

Yer:

Kıbrıs

Proje hakkında Genel Bilgi:

TAŞYAPI AŞ liderliğindeki konsorsiyum,

KKTC Ercan Havalimanı’nın 25 yıllık işletme

hakkını, 2015 yılında Yap-İşlet-Devret

modeli ile almıştır. Bu kapsamda yapılacak

yeni tesisler ile Ercan Havalimanı kapasitesinin

5.000.000 – 7.000.000 yolcu /

yıl çıkarılması planlanmaktadır.

Proje kapsamında yapılması planlanan

yatırım tutarı 226.600.000 Euro dur.

Ercan Havalimanı Projesi toplam sahası

7.660.000 m 2 dir.

Proje iki faz olarak inşa edilecektir.

Birinci faz kapsamında yapılacak

olan altyapı işleri;

Bir adet 3.600 m uzunluğunda yeni pist, bir

adet 190,000 m 2 Apron, taxiyolları, 8 adet

yolcu biniş köprüsü, havalimanı çevresinde

16 km güvenlik yolu, 5.5 km iç ulaşım

yolları, bu yollara ait sanat yapıları (bir

adet 500 m tünel, bir adet 320 m viyadük,

iki adet alt geçit, menfezler, istinad duvarları,

toprakarme duvarlar) birinci faz kapsamında

yapılacak olan alt yapı işleridir.

38

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Çözüm Ortağı

Birinci faz kapsamında yapılacak

olan binalar;

Terminal Binası, (128.000 m 2 kullanım

alanı, 5 kat)

Otopark Binası, (42.000 m 2 kullanım alanı,

6 kat)

Genel Özel Hizmetler Binası (3.258 m 2

kullanım alanı, 2 kat)

İtfaiye Binası, (3.400 m 2 kullanım alanı, 2

kat)

Güç Merkezi Binası (2.900 m 2 kullanım

alanı, tek kat)

Apron Bariyer Binası, (180 m 2 kullanım

alanı, tek kat)

İlave olarak mütemmim binaları (Ana giriş

nizamiye binası, Nöbetçi kulübeleri,

Atıksu arıtma tesisi, Katı atık ayrıştırma

tesisi, Kara araçları yakıt dolum tesisi,

Regülatör binaları, Trafo binaları) ve bu

binalara ait 125,000 m 2 lik kara tarafı altyapı

ve çevre düzenleme - peyzaj işleri

vardır.

Projenin birinci faz işlerinin Kasım 2019

da tamamlanması ve açılışı hedeflenmektedir.

İkinci faz kapsamında 3.200 m uzunluğundaki

mevcut pist, kaplaması sökülüp

yeniden yapılarak, 3.600 m uzunluğundaki

yeni pist ile aynı uzunluğa getirilecektir.

Birinci fazda başlamış olan hava tarafı

altyapısı tamamlanacaktır.

Projenin ikinci faz işleri, Kasım 2019 da

birinci fazın açılışı yapıldıktan sonra başlayacak

ve bir yıl içinde tamamlanacaktır.

Projede kullanılan İntek Kalıp Sistemleri

ve Miktarları:

-Terminal ve Otopark Binaları:

HD 150 döşeme kalıbı ve iskelesi: H=350-

790 cm – A=8.400 m²

İNTEVA ahşap kirişli kolon kalıbı: H=700

cm – Muhtelif ölçülerde - 21 takım

PANEMAX panel kalıp kolon kalıbı:

H=390-720 cm – Muhtelif ölçülerde – 14

takım

SCS Dairesel kolon kalıbı: H=580 cm –

Ø95, Ø105, Ø135, Ø140 – 12 takım

İNTEVA ahşap kirişli perde kalıbı:

H=660 cm – A= 1.230 m²

HD 150 Merdiven Kulesi: H=780 cm – 6

takım

MULTİTEK Demirci iskelesi: H= 790 cm –

L=60 metre – 6 takım

Yaklaşım Viyadükleri:

Viyadük döşemesi için HD 150 döşeme kalıbı

ve iskelesi : H= 820 cm – A = 2.046 m²

Kenar Ayak perdeleri için İNTEVA ahşap

kirişli perde kalıbı : H=645 cm – A = 245 m²

Orta Ayak için SCS çelik yüzeyli kolon kalıbı:

H= 770 cm – 1 takım

Projede Kullanılan İntek Kalıp-

İskele Sistemleri Hakkında Genel

Bilgiler:

İnteva H20 ahşap kirişli, geniş

yüzeyli pano sistemi:

Sistem H20 ahşap kiriş, plywood ve çelik

perde kuşağı olmak üzere 3 ana elemandan

oluşmaktadır. Projenin başlangıcında

Yapı Malzeme Temmuz 2018 39


uygulama projesi baz alınarak yapılan perde

ve kolon panoları, işin sonuna kadar demonte

edilmeden birer standart eleman olarak taşınarak

kullanılabilir. Sistemin bu özelliği sayesinde;

-Kalıplar istenen beton basıncına göre tasarlanabilir.

-Tekrar sayısı fazla olan uygulamalarda çok

ciddi işçilik ve zaman tasarrufu sağlanır.

HD 150 yük taşıyıcı iskele sistemi:

Sistem “ana çerçeve” adı verilen kaynaklı

çerçeveler, bunları birbirine bağlayan “çapraz

gergiler”, ince kot ayarının yapılmasını sağlayan

“krikolu ayak” ve “krikolu başlıklardan”

oluşmaktadır Üst konstrüksiyonda ana taşıyıcı

(mahya) ve tali taşıyıcı (ızgara) olarak H20

ahşap kirişler kullanılmaktadır. Tali taşıyıcılarda

(ızgaralarda) tercihe bağlı olarak 10x10

ahşaplar da kullanılabilir.Çerçeveler çok pratik

bir biçimde üst üste eklenerek farklı döşeme

yükseklikleri çözülebilmektedir. Sistem, ayak

ve başlıklarda kullanılan ve ince kot ayarının

yapılmasını sağlayan “krikolu ayak” ve “krikolu

başlıkların” açılım paylarına göre değişmekle

birlikte, ayak başına 55 kN düşey yükü

emniyetli olarak taşıyabilmektedir. HD 150

sistemi istendiğinde “masa” olarak kullanılabildiği

gibi her sefer sökülüp tekrar kurularak

“iskele” gibi de kullanılabilmektedir.

Eğer proje form (şekil) olarak uygunsa, birbirinin

aynısı tekrar eden çok sayıda kat varsa ve

kule vincin yeterli zamanı varsa “masa kalıp”

sistemi mükemmel bir sistemdir. Çok büyük

işçilik verimleri elde edilmesini sağladığı gibi,

kalıp malzemesinin yıpranmasını engelleyerek

toplamda çok büyük bir ekonomik fayda

sağlamaktadır.

Bu projede otopark binaları masa kalıp sistemi

ile çözülmüştür.

“PANEMAX’’ vinçle taşınan çelik

çerçeveli panel kalıp sistemi:

Farklı formlara çok kolayca adapte edilebilmesi

PANEMAX sisteminin en önemli özelliklerinden

biridir. PANEMAX panel kalıp sistemi,

80 kN/m² (düzgün yayılı yük) gibi yüksek bir

beton basıncı dayanımı, ön montaj gerektirmeden

şantiyeye geldiği ilk günden itibaren

kullanıma hazır olması, özel forma sahip çelik

kenar profilleri ve buna uygun bağlantı kilitleri

vasıtası ile panellerin yan yana ve üst üste

çok pratik bir şekilde birleştirilip sökülmesi,

yine çelik kenar profillerin formu ve plywood

ile birleşiminde uygulanan silikon detayı sayesinde

plywoodun değiştirilmeden çok tekrar

kullanılabilmesi gibi özellikleri ile mükemmel

bir perde-kolon kalıbı sistemidir. Panemax

panellerde, pazarda yer alan diğer Avrupalı

ve yerli birçok markadan farklı olarak 18 mm

değil 21 mm kalınlığında plywood kullanılmaktadır.

Bu özellik, eşit beton basınçlarında daha

düşük sehim anlamına gelmektedir.

40

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Çözüm Ortağı

Yapı Malzeme Temmuz 2018 41


TMS CLIMBEX ®

Hidrolik Tırmanma Sistemi ile

dünyaya açılmaya devam ediyor

Eren Karaman / TMS Satış Mühendisi

TMS olarak; kurulduğumuz yıl olan

1973’den beri, yurtiçi ve yurtdışı pazarlarında

inşaat sektörüne hizmet vermekte

olup “endüstriyel kalıp ve iskele sistemleri”

dizayn ve satışında öncü firma haline

gelmiştir. TMS bugün; kurucumuz Sayın

Cemil Tüfekçi’nin 1973’de İzmit’te kurduğu

mütevazi bir firmadan, günümüze kadar

geçen kırk yılı aşkın sürede; elliden

fazla ülkeye ihracat yapmayı başarmış,

bünyesinde çok uluslu firmalar da bulunduran

bir yapıya dönüşmüştür.

Türkiye ve dünyada; inovatif, güvenli,

uluslararası kalite ve standartlarında

üretim ve hizmet sağlamak; müşterilerimiz

ile birlikte çalışarak, ihtiyaçlarına

en doğru yaklaşımı sergilemek; tüm

bunları gerçekleştirirken, disiplinler arası

çalışma kabiliyetini tüm TMS çalışanlarının

benimsemesini sağlamak, kariyer

gelişimine yardımcı olmak ve en önemli

değer olarak görmek TMS’nin geçmişten

günümüze misyonunu oluşturmaktadır.

Bununla birlikte müşterimizin gerçek

çözüm ortağı olmayı hedefler; hatta

kendimizi onun bir departmanı gibi

görür ve onunla birlikte hareket ederiz.

Yenilikçi ve rekabetçi ürün ağı ve güvendiği

mühendislik gücü sayesinde, hem ülkemizde

gurur kaynağı olmayı başarmış,

hem de yabancı üreticilere rakip yaratarak

sektörel bir tekelin oluşmasının engellenmesinde

öncü olunmuştur.

TMS Grubun kilometre taşları içinde ilk

adımı; kurulduğundan bir yıl sonra, 1974

yılında; Türkiye’ye ilk “modüler-bina cephe

iskelesi” sistemini kazandırması oluşturur.

Bu vizyoner yaklaşım, TMS’nin sonradan

atacağı inovatif adımların da habercisi

olmuş ve bugün otomatik tırmanır kalıp

sistemimiz olan “CLIMBEX” ile mühendisliğimizin

geldiği noktanın göstergesi

olarak, ulusal ve uluslararası pazarlara

adını yazdırmaya başlamıştır.

CLIMBEX® HİDROLİK TIRMANMA

SİSTEMİ

Yüksek yapıların hızla çoğaldığı ülkemizde,

buna uygun yapı teknolojileri de hızla

ilerlemektedir. Bu teknolojinin yerli takipçilerinden

olan TMS Kalıp İskele Sistemleri,

AR-GE çalışmalarına verdiği önemin

karşılığını almakta gecikmemiştir.

ClimbeX® hidrolik tırmanma sistemleri

yüksek yapılarda kalıbın vinçten bağımsız

olarak hareket etmesini sağlayan hidromekanik

bir yükseltme uygulamasıdır.

50 kN, 60 kN ve 100 kN yük taşıma kapasitesine

sahip farklı tırmanma üniteleri

mevcuttur.

Çok geniş bir kullanım yelpazesine sahip

olan Climbex Hidrolik Tırmanır Sisteminin

avantajları:

• Yüksek güvenlikli hızlı çalışma sağlar,

verimli maliyet sunar.

• 70 km/saat rüzgâr hızına kadar güvenli

tırmanma yapabilir.

• Sistem tırmanma sırasında binaya kılavuzludur.

• Büyük platformların şekil ve boyutları

binanın geometrisine göre ayarlanabilir.

• Sistem duvar daralmalarına ve eğimlerine

uygundur.

• 5.5m yüksekliğe kadar döküm yüksekliği

olabilir.

ClimbeX® Hidrolik tırmanır sistem, perde

kalıplarını hareket ettirmenin yanında,

yüksek katlı yapılarda rüzgâr ve koruma

perdesi amaçlı da kullanılmakta olup, her

iki durumda da güvenlikli ve hızlı bir çalışma

sunarak maliyet tasarrufu sağlar.

42

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Çözüm Ortağı

İlk üretiminden bu yana sürekli kendini yenileyerek ve her projede maksimum performans ve fiyat dengesini yakalayarak hem yurt

içinde hem de yurt dışında birçok projelerde kullanılmaya devam etmektedir.

Mozoon Towers Mixed-Use Development Project

Katar-Westbay

Katar Doha’da ilk olarak Marina Mix projesinden sonra Mozoon

Towers Karma Projesi de geçtiğimiz haftalarda uygulamasına

başlanılan referanslarımızdan biri olup projenin tüm kalıp ihtiyaçları

TMS Kalıp ve TMS-Q Qatar tarafından karşılanmaktır. Projenin

yüklenici firmaları MZP WLL ve ORIENTALS ENTERPRISES

WLL tercihlerini TMS’den yana kullanmışlardır.

PROJE BİLGİLERİ:

MOZOON TOWERS MIXED USE DEVELOPMENT Projesi

560.000 metrekarelik arsa alanı içinde, Westbay yüksek binalar

Bölgesi’nde bulunmakta ve 4 yeni kuleden oluşmaktadır. Proje

29.375 m² alana kurulacak olup, 1.600 adet konut, eğlence ve

ticari mekanları yer alacaktır.

Bu projede toplam 4 adet çekirdek perdesinde

312 mtül Simpex kalıbı; 94 adet 10

ton kapasiteli, 40 adet 6 ton kapasiteli Climbex

hidrolik sistem kullanılmaktadır. TMS

hidrolik kalıp sistemleri sayesinde perde

betonu 6 günlük periyodlarla dökülüp vinçten

bağımsız olarak tırmanabilmektedir.

TMS Kalıp İskele Sistemleri, İzmit ve Kastamonu’da

bulunan modern tesislerinde

ileri teknoloji kullanımı ve ar-ge çalışmaları

ile geliştirdiği CLIMBEX® Hidrolik Tırmanır

Sistem, perde, kolon ve döşeme sistemleri

ile hem yurt içi hem de yurt dışında pek çok

projeye imzasını atmıştır.

ClimbeX® Hidrolik Tırmanır Sistem ve Rüzgar

Koruma sistemlerinin kullanıldığı bazı

diğer projeler şu şekildedir:

Yapı Malzeme Temmuz 2018 43


AL RAJHI BANK HQ TOWER:

Arabistan’ın başkenti Riyad’da projenin

müteahhitliğini Güney Kore’nin ve

Dünya’nın en büyük inşaat firmaları

arasında yer alan ve aynı zamanda

dünyanın en yüksek kulesi Burj Khalifa’nın

da müteahhitliğini üstlenen Samsung

Construction ve CCE ortak girişimi

yapmıştır. Proje her biri yaklaşık 10.000

m2 olan 4 bodrum kat, 1.600 m2 alana

oturan ve 205 m yüksekliğe çıkan 37 katlı

kule yapısı ve 1.700 m2 alana oturan

kule yapısı ile eş zamanlı olarak 10 katlı

otoparktan oluşmaktadır.

TMS’nin son yıllarda yapmış olduğu AR-

GE çalışmaları ile müşterilerimizin yüzünü

güldüren TMS CLIMBEX Hidrolik Tırmanır

Kalıp bu projemizde kule yapısı çevresinde

yer alan 4 adet çekirdek perdesinde

kullanılmıştır.

Emaar Square: İstanbul Çamlıca’da hayata

geçirilen ve 53 kata sahip olan Adress Otel &

Residence gökdelenin çekirdeğinde Climbex

Hidrolik Tırmanır Sistem ile birlikte Türkiye’de

ilk defa 5,5 katı aynı anda kapatabilen 24 m

yüksekliğinde Climbex Rüzgâr Koruma Perdesi

kullanılmıştır.

CITYGATE VİYANA:

Avusturya’nın başkenti

Viyana’da yer alan

Citygate Projesi içerisinde

36 ve 28 katlı olmak

üzere 2 adet yüksek

katlı binalarının yanında,

podyum yapıları ve

alışveriş merkezi

bulunmaktadır. Toplam

kapalı alanı 32.650 m2,

yüksekliği ise 108 m olan

en büyük kule inşaatında

güvenli bir çalışma alanı

oluşturulması için TMS

CLIMBEX hidrolik tırmanır

rüzgâr koruma perdesi

tercih edilmiştir.

44

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Çözüm Ortağı

AZENCO FABRİKA

PROJESİ: Azenco

JSC tarafından yapımı

gerçekleştirilen STP

Kablo fabrika projesi

120 m yüksekliğinde

kulelere sahip olup

tüm kalıp ve iskele

ihtiyacı TMS tarafından

karşılanmıştır. Asansör

ve merdiven şaftlarında

ise Simpex Perde

Kalıplarının yanında

CLIMBEX hidrolik

tırmanır sistem tercih

edilmiştir. TMS’nin öne

çıkan ürünlerinden

biri olan CLIMBEX

Hidrolik Tırmanır

Sistem ile asansör

ve merdiven şaftları

vinçten bağımsız

olarak tırmandırılarak

zamandan ve işçilikten

büyük oranda tasarruf

sağlanmıştır.

Son olarak İzmir’de yapımına başlanmış olan yüksek katlı karma projede CLIMBEX

Hidrolik Tırmanır Sistem ve Rüzgâr Koruma perdesi tercih edilmiş olup, 2018 yılının

3. çeyreğinden itibaren malzeme sevkiyatı ve sistem kurulumuna başlanacaktır.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 45


TANAP Projesi’nde URTİM rüzgarı esti

3 farklı ülkede,

7 istasyonda

Urtim Kalıp ve İskele Sistemleri

kullanıldı

Kalıp ve iskele üretiminde Türkiye’nin öncü şirketlerinden URTİM, dünyada enerji alanında

hayata geçirilen en büyük doğalgaz projelerinden biri olan TANAP’ta da yerini aldı. 38

yıldır yurtiçi ve yurtdışında önemli projelerde imzası bulunan şirketin, TANAP projesinde

3 sistemi yer alırken, bu sistemler Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye’de olmak üzere

toplamda 7 istasyonda kullanıldı.

Yurt içinde ve yurt dışında 38 yıldır havalimanı,

stadyum, rafineri, köprü, konut, gemi

inşası, tersane gibi birçok projede yer alarak,

kalıp ve iskele üretiminde Türkiye’nin

öncü şirketlerinden olan URTİM, Azerbaycan

doğalgazını Türkiye üzerinden

Avrupa´ya taşıyacak, toplam uzunluğu bin

850 kilometre olan Trans Anadolu Doğalgaz

Boru Hattı´nda; SCAFSET® Ağır Yük

İskele Sistemi, SCAFSET® Flanşlı İskele

Sistemi, WOODSET® Ahşap Kirişli Kalıp

Sistemi ile yer aldı. TANAP’ın, dünyada

enerji alanında hayata geçirilen en büyük

doğalgaz projelerinden biri olduğunun altını

çizen URTİM Kalıp ve İskele Sistemleri

Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Urfalılar,

“Tekfen İnşaat’a hizmet verdiğimiz TANAP

projesinde; Türkiye’de Ardahan, Kırşehir,

Eskişehir, Edirne ve Kırklareli şehirlerinde

ayrıca Gürcistan’da ve Azerbaycan

Bakü’de de sistemlerimiz kullanıldı” diye

konuştu.

Açılışı, geçen hafta Cumhurbaşkanı Recep

Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan, Ukray-

46

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Çözüm Ortağı

Serdar Urfalılar / Urtim Kalıp ve İskele CEO’su

na, Sırbistan ve KKTC liderlerinin katıldığı

törenle yapılan projede, Azerbaycan’ın

Hazar Denizi’nde üretilen doğalgazı önce

Türkiye’ye ardından da Avrupa’ya taşınacak.

Aynı zamanda bölgesel enerji politikalarına

da yön verecek stratejik bir proje

olan TANAP, Türkiye’nin ve Avrupa’nın en

büyük doğal gaz boru hattı projesi olma

özelliği taşıyor. Türkiye-Gürcistan sınırında

Ardahan’ın Posof İlçesi’ndeki Türkgözü

Köyü’nden başlayacak olan proje, 20 il ve

67 ilçeden geçerek, 1850 kilometre sonra

Edirne’nin İpsala İlçesi’nde son bulacak.

Bu noktadan sonra doğalgaz Avrupa ülkelerine

aktarılacak. Projede, 13 bin kişi

istihdam edilirken, inşasında kullanılan boruların

yüzde 80’i Türkiye’de 6 farklı firma

tarafından üretildi. Proje için, 82 milyon

saat iş yapılırken 175 milyon kilometre yol

kat edildi, 131 bin 13 metre uzunluğunda

boru kaynatıldı.

Hedefini ABD olarak belirledi, zoru

başarıya çevirmeyi planlıyor

URTİM olarak aralarında Malezya, Kanada,

Katar, Ürdün, Ekvator Ginesi, Senegal,

Nijerya ve Kenya’nın da bulunduğu 54 ülkeye

ürettiğinin yüzde 70’ini ihracat yaptıklarını

vurgulayan Serdar Urfalılar, şunları

kaydetti: “Bu yıl hedefimizi ABD pazarı olarak

belirledik. Girilmesi çok zor ama sürdürülebilir

bir başarı getirebilecek bir pazar.

ABD’yi, hem inşaat, hem rafineri hem de

enerji santralleri konusunda çok büyük

potansiyel olarak görüyoruz. Üretimimizin

yüzde 70’ini ihraç ediyoruz. Geliştirdiğimiz

sistemler ile inşaatlarda, tersanelerde

ve endüstriyel tesislerde zaman, maliyet

avantajı ve İSG kurallarına uygun güvenli

çalışma sağlıyoruz.”

Yapı Malzeme Temmuz 2018 47


Çözüm Ortağı

Lübnan’ın

yükselen

projelerinde

ODE imzası

Yalıtım sektöründe

Türkiye’den çıkan

global bir marka olma

hedefiyle faaliyet

gösteren ODE Yalıtım,

ürünleriyle başkent

Beyrut başta olmak üzere

Lübnan’da iddiasını

artırdı. Firma, ülkenin ilk

ulusal bankası FNB’nin

Genel Merkez Binası;

Lübnan’ın en büyük

alışveriş merkezlerinden

biri olan Cascada

Mall; yat sektörünün

önde gelen markası

Chebab Marine’nin yeni

showroom’u ve ülkenin

ikinci en yüksek kulesi

olan ticaret merkezi Tower

44’ün yalıtımına imza

atıyor.

Ozan Turan / ODE Uluslararası İş Geliştirme Yöneticisi

Türkiye’nin yalıtımda yüzde 100 yerli

en büyük kuruluşu olan ODE Yalıtım,

Lübnan’da ekonomik ve sosyal yaşamı

dönüştürecek projelerde yer alarak, ülkede

iddiasını artırıyor. Lübnan’da yükselen

dört projenin yalıtımında ürünleri

kullanılacak olan ODE, bu pazarda

ağırlığını artırmayı hedefliyor.

Ozan Turan: “5 kıtada 70’in üzerinde

ülkeye ihracat yapıyoruz”

Yurtdışı hedefleriyle ilgili bilgi veren

ODE Uluslararası İş Geliştirme Yöneticisi

Ozan Turan, şunları söyledi: “Bu

yılı ODE olarak ihracatta atılım yılı

olarak belirledik. Amacımız 1 milyon

doların üzerinde ihracat yaptığımız

ülke sayısını her yıl artırarak, ihracatın

toplam ciromuz içindeki payını yüzde

35’ler seviyesine çıkarmak. Halihazırda

5 kıtada 70’in üzerinde ülkeye ihracat

yapan yerli bir firma olarak, global

marka olma hedefimize emin adımlarla

ilerliyoruz. Son dönemde aralarında

Lübnan’ın da bulunduğu yakın

coğrafyalarda ihracatımızı artırmaya

odaklandık ve hedefimiz doğrultusunda

ülkede yükselen önemli projelerde

yer alıyoruz. Hedeflerimizi gerçekleştirirken

geçen yıl devreye aldığımız

Eskişehir yatırımımız en büyük lokomotifimiz

olacak. Bunun yanı sıra Çorlu

cam yünü tesisimizde fırınımızı yeniledik.

Cam yünü kapasitesinde artış

elde ettiğimiz bu yatırımımızla, maliyet,

ürün ömrü ve ürün kalitesi konusunda

önemli kazanımlar elde ettik. Çorlu’daki

artan kapasitemizi de ihracatta

değerlendireceğiz. İhracatta öncelikli

pazar olarak belirlediğimiz 11 ülkede

ağırlığımızı artıracağız.”

Lübnan’da 4 projede yer alıyor

Başkent Beyrut’un gelişen ticaret merkezi

Dekwaneh’de yükselen ve lüks

tasarımıyla dikkat çeken Tower 44’te,

ODE Starflex Şilte ve ODE Starflex

Boru ürünleri kullanılıyor. Tower 44’ün

yapımı 2020 Ocak ayında tamamlanacak.

Ülkenin en büyük alışveriş

merkezlerinden olan Cascada Mall ise

200 bin metrekarelik alanda Bekaa’nın

kalbinde konumlandırılmış bir alışveriş

merkezi ve eğlence, alışveriş, yemek,

dinlenme ve sosyalleşme alanlarından

oluşuyor. Lübnan’ın ilk ulusal bankası

FNB’nin ülkenin başkenti Beyrut’taki

genel merkez binasında ise ODE

Starflex Şilte ve ODE Starflex Boru

ürünleri kullanılıyor. Yat sahibi olmak

isteyenler ya da yatlarının bakım ve

onarımı yaptırmak isteyenlere hizmet

veren Chebab Marine’in Beyrut Dora’da

konumlanan yeni showroom’unda

da ODE Starflex Şilte ve ODE Starflex

Boru ürünleri tercih edildi.

48

Yapı Malzeme Temmuz 2018


DOSYA

DOSYA KONULARI:

Seramik & Banyo

& Mutfak Ürünleri ve Teknolojileri

Boya & Yapı Kimyasalları

& Yapıştırıcılar Hammaddeleri

Geniş Format Yazıcılar

ve Teknolojileri


M. Süreyya Çağlar / Seramiksan Türkiye Satış Müdürü

“Türkiye’de sunduğumuz ilklerle

öne çıkan bir firmayız”

“Seramiksan olarak biz her zaman inovatif ve yenilikçi üretim anlayışıyla hareket ediyoruz.

İnovasyonun hayata katacağı değerin bilincindeyiz. İnsanların yaşam alanlarına konfor

sağlamak için çalışıyoruz.”

Yüksek üretim kapasitesiyle Türkiye ve

dünyada sayılı üreticiler arasında yerini

alan Seramiksan, yer karosu, duvar karosu,

sırlı granit, teknik granit, dış cephe

kaplaması ve yapı kimyasalları ürünleri

ile bir dünya markası olma yolunda hızla

ilerliyor.

Seramiksan halen 500 bin m² açık ve 150

bin m² kapalı alana sahip fabrikasıyla ,

Turgutlu Organize Sanayi Bölgesi’nde;

İzmir’e 45 km., Manisa’ya 22 km. ve Turgutlu’ya

5 km. mesafede faaliyetlerini sürdürüyor.

Seramiksan Türkiye Satış Müdürü

M. Süreyya Çağlar ile dosya konumuz

çerçevesinde bir röportaj çalışması gerçekleştirdik.

Bize vakit ayırarak sorularımızı

yanıtlayan sayın Çağlar’a teşekkür

ediyoruz.

Öncelikle kısaca kendinizden

ve firmanızdaki görevinizden

bahseder misiniz?

İşletme bölümü mezunuyum. 1992 yılında

seramik sektörüne satış temsilcisi

olarak girdim. Sırasıyla bölge müdürlüğü,

saha müdürlüğü ve satış müdürlüğü

görevlerinde bulundum. 2009 yılından bu

yana ise Seramiksan Türkiye Satış Müdürü

olarak görev yapıyorum.

Önümüzdeki dönem için

seramik trendleri sizce nasıl

gerçekleşecek? Bu noktada yeni

serileriniz hakkında biraz bilgi

verir misiniz?

Seramik ve porselen karolar dayanıklılık,

uzun kullanım süreleri sunması ile hayatımızda

daha fazla yer kaplamaya başladı.

Sezonun trendlerinden ahşap efektli

ürünleri gelecek yıl da görmeye devam

edeceğiz. Bildiğiniz gibi ahşap parkelerin

yerine kullanılan ahşap görünümlü

karolar yanmaz, su geçirmez darbelere

dayanıklılık gibi birçok teknik üstünlüğe

sahip. Bu özelliklerinden dolayı önümüzdeki

sezon da tercih edilmeye devam

edecektir. Seramiksan’ın doğayı içeriye

taşıyan ahşap efektli tasarımları colored

body üretilmesiyle dikkat çekiyor. Gerçekçi

mekanlar isteyenlerin tercihi olacak

bu tasarımlar doğanın huzurunu yaşam

alanlarına taşıyor.

Yaşam alanlarında geçmişin izlerini taşıyan,

son yıllarda oldukça ilgi gören retro

tarza sahip 20x20 desenli porselen karolar

bu dönemde de oldukça popüler.

Bu yılki koleksiyonumuzda yer alan yeni

ürünlerimiz 20x20 Marsilya ve Sicilya son

dönemin trendlerine uygun olarak üretildi.

Eski yapılarda sıkça karşımıza çıkan

bu seramikler artık cafe, restaurant, teras

gibi mekanlarda özgün ve samimi atmosfer

oluşturuyor.

2018 koleksiyonumuzda yer alan tüm

dış mekanlar için özel olarak ürettiğimiz

20 mm Outdoor Koleksiyonu; alışılmışın

dışında ebatları ve sahip olduğu yüksek

teknik yeterliliği ile bir seramikten daha

fazlasını sunuyor. Türkiye’de ilk defa Seramiksan

tarafından 120 x 120, 40 x120

52

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Dosya

ebatlarında ve 20 mm kalınlığında üretilen

koleksiyon, fonksiyonelliği ve colored

body (renkli gövde) üretilmesiyle standartları

yükseltiyor. Koleksiyon, doğal taş

ve ahşabın tüm renklerinde üretiliyor.

Seramiksan bu yıl da sektörde ilklere

imza attı. Mimarların tasarımlarını kolaylaştırması,

hayal ettikleri mekanları yaratmaları

adına yepyeni bir ürün ürettik.

İstenilen şekilde kesilmesi, işlenebilmesi,

inovatif tasarım yapılmasına uygun, her

alanda kullanılma özelliğinin yanı sıra

doğal malzemeden üretilmesi ile de geleceğin

ürünü olmaya aday UNISTONE, 11

mm ve 20 mm kalınlığında 120 x 180 ölçülerinde

üretiliyor. Yaratıcı kullanıma uygun

olmasıyla dikkat çeken UNISTONE,

yerde, duvarda, mutfak ve banyo tezgahlarında,

yaşam alanlarının pek çok noktasında

hayal ettiğiniz her yerde rahatlıkla

kullanılmasıyla fark yaratıyor.

İnşaat piyasasındaki

dalgalanmalardan ne ölçüde

etkileniyorsunuz? Satışların

sürekliliği konusunda neler

söylemek istersiniz?

Seramik ve vitrifiye sektörü yapısı itibariyle

inşaatların en son aşamasında

kullanılan ürünler olması sebebiyle inşaat

piyasasındaki dalgalanmalar önemli

ölçüde etkiliyor. Bunun yanı sıra inşaat

sektörü her geçen gün kendini geliştiren,

ülke ekonomisine yön vererek piyasayı

yükselten sektörlerin başında gelmektedir.

Özellikle konut inşaatları ve kentsel

dönüşüm faaliyetlerinin sektöre olumlu

katkısı görülmektedir. Seramik ve vitrifiye

sektörü yapısı itibariyle inşaatların en son

aşamasında kullanılan ürünler olması

nedeniyle bu sektörler gayrimenkuldeki

üç faktörden etkileniyor.

Bunlardan ilki yeni yapılan binalar,

ikincisi kentsel dönüşümle yenilenen

binalar, üçüncüsü ise el değiştirme

ile yeni sahibine geçen konutlar.

Her 3 durumda da konutların

yeni seramik ve vitrifiye ihtiyaçları

ortaya çıkmaktadır. Yeni yapılan ve

yenilenen konutlarda seramik ve

vitrifiye ürünleri mecburen kullanılırken,

el değiştiren konutlarda da özellikle kadınlar

%80 banyo ve mutfaklarındaki seramikleri

değiştiriyor veya kısmen de olsa

yeniliyor. Bu nedenle tapularda yapılan

her gayrimenkul işlemi seramik sektörü

adına sevindirici, bizler için potansiyel

iş anlamına gelmekte. Bulunduğumuz

sektöre baktığımızda seramik; kaplama

sektöründe dijital baskı ve şekillendirme

teknolojilerinin gelişmesi sonucu; muadil

kaplama malzemelerine estetik üstünlük

sağlayacak ürünler üretme olanağına

ulaşmıştır. Estetik yönü artan ve pazarda

ürün segmentasyonuna bağlı değer artışı

sağlayan bu ürünler satışları da olumlu

yönde etkilemektedir.

Türkiye’de 200’ü aşkın aktif bayimiz ile

müşterilerimize zenginleştirilmiş ürün gamımızı

sunuyoruz. Bizim için müşterilerimize

sunduğumuz ürünün kalitesi kadar

onlarda uçtan uca müşteri memnuniyeti

sağlamak da çok önemli. Bunun için birçok

farklı hizmeti sunarak müşterilerimize

kolaylık sağlıyoruz. Bunun yanı sıra Seramiksan’ın

inşaat firmalarına yönelik çalışmaları

her zaman devam ediyor. İnşaat

firmalarına ürünleri nasıl kullanabilecekleri

ile ilgili hem pazarda, hem de şirket genel

merkezinde mimarlarımızla birlikte teknik

destek veriyoruz. Bunun yanı sıra inşaat

şantiyelere giderek, buralardan röleve alarak

çizdiğimiz projeler için örnek mekan

veya daire uygulamaları yaparak ürünlerimizin

canlı mekanlarda ve ıslak hacimlerde

nasıl durduğunu inşaat firmasında

bulunan ilgili yöneticilere sunuyoruz.

Bayi ve Satış ağında bu yıl

nasıl bir mesafe kat ettiniz? Bu

minvalde önümüzdeki dönem için

hedefleriniz neler?

Türkiye’nin hemen her yerine yayılmış

200’ün üzerinde bayi ve 1000’in üzerinde

tali bayilerimiz bulunuyor. Bu yıl mağazalaşmada

atağa geçtik diyebiliriz. İstanbul,

Ankara, Kayseri, Antalya ve Adana bölgelerinde

20 yeni bayilik tesis etmeyi planlıyoruz.

Her geçen gün rakiplerine göre

daha hızlı gelişen ürün portföyümüzü taşıyacak

bayilikler tesis etmeye gayret ediyoruz.

Özellikle bayilik verirken şehrin daha

çok yaya ve taşıt trafiğinin yoğun olduğu

alanları değerlendireceğiz. Yeni bayilikler

açmanın yanı sıra mağazalarımızı da yenilemeyi

planlıyoruz. Bizler sektörde sadece

Seramiksan kalitesinde üretilen birçok yeni

ürünü ve modeli bu showroomlarda tüketicilerle

buluşturmanın gelecek yıllar için çok

önemli bir yatırım olduğunu düşünüyoruz.

Markalaşmanın rekabetteki

yeri nedir? Bu konudaki

çalışmalarınızdan biraz bahseder

misiniz?

Markalaşmak hem sektördeki konumunuz

için hem de hedef kitlenizde yarattığınız

algı için çok önemli. Biz de Seramiksan

olarak kurulduğumuz günden bugüne bu

alanda çalışmalarımıza devam ediyoruz.

Marka çalışmalarına başladığımız günden

beri önceliğimiz her zaman “güven”

duygusunu müşterilerimize yaşatmaktı.

“Seramiksan Sözü” ile yola başladık. Hemen

ardından “Hayatınız Güzel Olacak”

sözünü verdik. Verdiğimiz sözleri tuttuğumuzu

gören müşterilerimizin bize duyduğu

güvenle daha inovatif ve tasarım

ağırlıklı ürünlere yöneldik. Şimdi de “İyi

Tasarım Herkesin Hakkı” diyerek müşterilerimizin

hayal ettikleri mekanları gerçeğe

dönüştürüyoruz. Kısacası, “güvenle

hayalleri gerçekleştirdiğimiz” duygusunu

yaşattığımızı aldığımız müşteri memnuniyetlerinden

anlıyoruz. Sektörün yenilikçi

markası olarak Türkiye’de sunduğumuz

ilklerle öne çıkan bir firmayız. Bizim ürünlerimizi

almaya gelen bir müşteri, kaliteden

ödün vermeden üretimlerimizi gerçekleştirdiğimizi

bilir.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 53


“Daha iyisini sunmak, daha iyisini

geliştirmek için sürekli çalışıyoruz”

“Ebat, desen ve renk olarak çok geniş bir ürün gamına sahibiz. Bu sebeple bizim Ege

Seramik olarak en büyük iddiamız portföyümüzde herkesin beğenebileceği en az bir ürün

bulabileceği. Bu iddiamızın altını doldurabilmek için de çalışmaya ve yeni trendlerin öncüsü

olmaya devam edeceğiz.”

Sektörüne birçok ilki taşıyan Ege Seramik,

2009 yılında “Digital Tile by Ege Seramik”

markası ile dijital baskı teknolojisini Türk

Seramik Sektörüne taşıyarak kendi sektörü

için yeni bir soluk olmuştu.Bu önemli

teknoloji ile doğalı kadar gerçek ürünler

oluşturma hedefini günümüzde ‘Kusursuz

Doğa, Kusursuz Güzellik’ sloganı ile

devam ettiren firma, İzmir Kemalpaşa’da

416.752 m2 bir alan üzerinde kurulu üretim

tesislerinde, yaklaşık 24 milyon 300 bin m²/

yıl üretim kapasitesiyle faaliyetlerine devam

etmekte. Ege Seramik Genel Müdürü

Göksen Yedigüller ile gündemdeki projeleri,

yeni ürünleri ve önümüzdeki döneme

dair planlarını ele almaya çalıştık.

Öncelikle kısaca kendinizden

ve firmanızdaki görevinizden

bahseder misiniz?

1963 tarihinde İzmir’de doğdum. İzmir

Karataş Lisesi ardından, İzmir Dokuz Eylül

Üniversitesi İktisat bölümünden mezun

oldum. Kale Grubu’nda 22 yıl çeşitli kademelerde

görev aldıktan sonra Kalekim firmasında

Satış Müdürlüğü ve Kütahya Seramik

firmasında 2 yıl Satış ve Pazarlama

Müdürlüğü görevlerinde bulundum. 2010

yılında Ege Seramik A.Ş.’ de Genel Müdür

olarak başladığım görevime halen devam

etmekteyim.

1972 yılında İbrahim Polat tarafından İzmir’de

kurulan Ege Seramik Sanayi ve Ticaret

A.Ş. 1975 yılında üretime geçtikten

sonra, özellikle 90’lı yıllarda altyapı, teknoloji,

tasarım ve kalite standartlarına ağırlık

vererek, istikrarlı yatırım, büyüme azmi ve

getirdiği yenilikler ile günümüzde sektörü

domine eden en önemli firmalarından biri

konumundadır. 2009 yılında ise “Digital

Tile by Ege Seramik” markası ile dijital

baskı teknolojisini Türk Seramik Sektörüne

tanıtarak sektörün gelişimine büyük katkı

sağlamıştır. Hali hazırda Ege Seramik,

İzmir Kemalpaşa’da 416.752 m2 bir alan

üzerinde kurulu üretim tesislerinde, yaklaşık

24 milyon 300 bin m²/yıl üretim kapasitesine

sahiptir.

Önümüzdeki dönem için

seramik trendleri sizce nasıl

gerçekleşecek? Bu noktada yeni

serileriniz hakkında biraz bilgi verir

misiniz?

Uzun zamandır seramik sektöründe ve

tüm sektörlerde gittikçe yükselen bir kişiselleştirme

trendi var. Bu çerçeveden baktığımızda

yükselen trend aslında tüketicinin

yaşam alanlarını kişiselleştirebilmesi

ve beğenisi nispetinde doğru ürünleri bir

araya getirmesi.

Bu noktada eskisi gibi bir ebat ve renk değil,

desen ve farklı malzemeler uygulanmış

yüzey efektlerinin daha etkili olduğunu

görüyoruz. Ayrıca 20x20cm ölçülü ürünler-

54

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Dosya

de ve waterjet kesimli ürünlerde ciddi bir

yükselme olduğunu söyleyebiliriz, çünkü

tüketiciler istedikleri şekilde birleştirebiliyor

bu ürünleri.

Bizde Ege Seramik olarak farklı malzemeler

kullanarak elde ettiğimiz etkileyici

yüzey efektine sahip ürünlere, derin rölyefli

serilere ve diğer ebatlar ile kombin

yapılabilen küçük ebatlı ürünlere ağırlık

vereceğiz. Tabi bunun yanında 60x60cm

ve 60x120cm gibi büyük ebatlı yeni ürünlerimizde

mutlaka yer alacak.

İnşaat piyasasındaki

dalgalanmalardan ne ölçüde

etkileniyorsunuz? Satışların

sürekliliği konusunda neler

söylemek istersiniz?

İnşaat sektörü seramik sektörünü direk

etkileme gücüne sahip bir sektör, bu yadsınamaz

bir gerçek. Ancak burada belirleyici

olan dalgalanma dönemlerinin süresi.

Gözden kaçırılmaması gereken nokta ise

hali hazırda başlangıcı verilen birçok proje

olması ve bu projelerin aktif şekilde devam

etmesi. Ayrıca hızlı şekilde sürmekte olan

geri dönüşüm projeleri de bizim için iyi bir

ivme sağlıyor. Yılın ilk çeyreğine baktığımızda

iyi bir satış grafiğine sahip olduğumuzu

söyleyebilirim. Burada bireysel tüketicinin

gücünü de vurgulamakta fayda var.

Bu sebeple dönemsel dalgalanmaların seramik

sektöründe çok büyük kesintiler yaratmadığını,

2018 yılının kalanı için umutlu

olduğumuzu belirmeliyim.

Bayi ve Satış ağında bu yıl

nasıl bir mesafe kat ettiniz? Bu

minvalde önümüzdeki dönem için

hedefleriniz neler?

Her yıl olduğu gibi bu yıl da satış ağımız

genişlemeye devam ediyor. Ege Seramik

performansı ile uyum sağlayabilen bayilerimiz

bizimle ilerlemeye devam ediyor. Bu yıl

da aynı hedeflere koşacağımız bayilerimizi

sisteme dahil ettik. Bunun yanı sıra mevcut

bayilerimizin de teşhir değişikliklerine hızlı

bir şekilde devam ediyoruz. Pazara sunduğumuz

tüm yeni serilerin numune ve pano

gönderimlerini hızlı bir şekilde sağlıyoruz.

Tabi bu durum ürünlerin siparişe dönüşme

aşamasında çok önemli bir nokta.

Hedefimiz yetkili satıcı ve tali bayi sayımızı

verimli şekilde artırmaya devam

etmek ve tüm satış kanallarımıza

ürün akışımızı sorunsuz şekilde

devam ettirmek.

Markalaşmanın

rekabetteki yeri

nedir? Bu konudaki

çalışmalarınızdan biraz

bahseder misiniz?

Markalaşma yıllar alan ve çok

ciddi şekilde planlanarak yönetilmesi

gereken bir süreç. Pazar

stratejinizi, konumunuzu, bugününüzü

ve geleceğinizi üzerine

inşa etmeniz gereken bir temel.

Günümüz koşullarında da iç

Pazar ve dış pazarda aktif rekabet

edebilir ve hatta sektörde

söz sahibi olabilir durumda

olmak isteyen tüm şirketlerin

en önemli ve öncelikli konularından

biri.

Ege Seramik olarak kurulduğumuz günden

beri marka stratejisini çok iyi belirlemiş,

sektörüne ilkler kazandırmayı başarmış,

küresel trendleri ve teknolojileri çok yakından

takip eden, üretim süreçlerinde hızlıca

uygulamayı başaran, markamıza değer

katacak ve bağlılığı artıracak yaratıcı faaliyetlerle

kendini durmadan geliştirmeye

devam eden bir şirketiz.

Ayrıca Turquality kapsamına girerek global

pazarda markamızın bilinilirliğini arttırmak

ve geliştirmek için çalışmalarımızı yoğunlaştırmış

bulunmaktayız.

Tüketici beklentileri sürekli

değişiklik gösteriyor. Bu değişim

sektörü nasıl etkiliyor? Bu

değişimin sürecinde siz kendinizi

nerede görüyorsunuz?

Önceki soruda da belirttiğim gibi tüketici

artık özel olmak, özel hissetmek, seçtiği

ürün onun için özel olarak tasarlanmış gibi

hissetmek istiyor. Bu sadece bizim sektörümüzde

değil tüm sektörlere yayılmış bir

tüketici davranışı günümüzde. Dolayısıyla

bu bizi hep daha iyisini sunmak, daha iyisini

geliştirmek için sürekli çalışır ve kendini

geliştirir vaziyette olmamız için tetikleyen

bir durum. Bu tempoya ayak uydurabilmek

Göksen Yedigüller / Ege Seramik Genel Müdürü

adına Ege Seramik olarak portföyümüzü

bahar dönemlerinde yeni ürün serileri ile

zenginleştiren, tasarım trendlerini takından

takip eden, yurt içinde ve yurt dışında pazar

beklentileri ile örtüşen ürünler ortaya

koyan bir firma olmak için var gücümüzle

çalışıyoruz.

Sürekli portföyümüzü yenilememizin yanında

50’den fazla ülkeye ihracat yapan

bir firma olmamız sebebiyle ebat, desen

ve renk olarak çok geniş bir ürün gamına

sahibiz. Bu sebeple bizim Ege Seramik

olarak en büyük iddiamız portföyümüzde

herkesin beğenebileceği en az bir ürün

bulabileceği. Bu iddiamızın altını doldurabilmek

için de çalışmaya ve yeni trendlerin

öncüsü olmaya devam edeceğiz.

Son olarak eklemek istedikleriniz?

Eylül ayında İtalya Cersaie Fuarında lansmanın

gerçekleştireceğimizi Autumn 2018

Koleksiyonumuz için hızlı bir şekilde hazırlıklarımızı

sürdürmekteyiz. Gene trend

yarattığımız yeni ürünleri tüketicilerle buluşturacağız.

Bunun yanında 2017 yılı sonunda

başladığımız Usta Eğitim Seminerlerimize

hız kesmeden devam ediyoruz.

Her ay yeni bir şehirde seramiğe hayat

veren ustalarımızla buluşup onları ilk ağızdan

bilgilendirmeye devam ediyoruz.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 55


“Türk markasının gücünü tüm

dünyaya gösteriyoruz”

“Bir firmanın markalaşmaya yaptığı yatırım, o firmanın ömrünü belirler. Markalaşma

rekabet kavramının somutlaşmış halidir ve tüm firmayı ilgilendiren bir süreçtir. Tüketici

gözünde marka algısını oluşturan ve geliştiren markalar her zaman diğerlerinden bir adım

ileride ve daha sürdürülebilir olur.”

Ürün portföyü ve tasarımlarını, dünya

pazarlarına hakim trendler doğrultusunda

sürekli güncelleyen Ege Vitrifiye, hem

fabrika içinde yer alan tasarım ekibi, hem

de yurt dışından tasarımcılar ile aralıksız

yeni ürün çalışmaları yapmakta. Üretim

kapasitesi 1.500.000 adet/yıl olup, tam

kapasite ile hizmet veren firma, üretiminin

%86’ sını reçineden imal edilmiş kalıplarda,

‘yüksek basınçlı döküm tekniği’

ile gerçekleştirmekte. Ege Vitrifiye Genel

Müdürü Merter Savaş ile geliştirdikleri

yeni ürünler, gündemdeki faaliyetleri ve

önümüzdeki döneme dair planlarını ele

almaya çalıştık.

Önümüzdeki dönem için

vitrifiye trendleri sizce nasıl

gerçekleşecek? Bu noktada yeni

serileriniz hakkında biraz bilgi

verir misiniz?

2018-2019 seramik sağlık gereçleri

trendlerine baktığımızda minimal çizgilerin

etkisini sürdürdüğünü gözlemliyoruz.

Müşteriler sade, fonksiyonel ve sağlıklarını

koruyan ürünlerde, kendi zevklerini

yansıtacak detaylara odaklanıyorlar.

Ürünlerin sahip olduğu kusursuz fonksiyonlar,

dış kabuk tasarımlarında belirleyici

rol oynuyor.

Ege Vitrifiye olarak 2018 yılında insan

sağlığını gözeten bağımsız ürün tasarımlarımız

oldu. Bu ürünlerde yıkama

sistemleri ve yüzey uygulamalarıyla ilgili

geliştirmeler yaptık.

Yıldan yıla ev planlarında küçülen banyolara

özel portföyümüzde iki yeni asma

klozet konumlandırdık. Bunların yanında

sene sonuna doğru lansmanını yapacağımız,

projelere yönelik bir başka serimiz

de olacak.

İnşaat piyasasındaki

dalgalanmalardan ne ölçüde

56

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Dosya

etkileniyorsunuz? Satışların

sürekliliği konusunda neler

söylemek istersiniz?

İnşaat sektörü son bir-iki senedir eski

ivmesini kaybetse de Türkiye için hala

önemli sektörlerin başında geliyor. Seramik

sağlık gereçleri sektörünün de hızı ve

ilerleyişi inşaat sektörüyle paralel ilerliyor.

Ege Vitrifiye olarak üretimimizin %60’ını

ihraç ediyoruz, %40 ını yurtiçine servis

ediyoruz. Satışlarımızdaki yurtiçi yurtdışı

dengesiyle piyasadaki dalgalanmalardan

daha az etkilenme şansımız oluyor.

2017 yılında başlayan inşaat sektöründeki

daralmanın 2018’in ilk çeyreğinde

artarak devam ediyor. Bu durumu yapı

ruhsatı istatistiklerinden net bir şekilde

görebiliyoruz. 2017’nin son çeyreğine

göre, 2018’in ilk çeyreğinde %42’lik bir

azalma söz konusu, dolayısıyla pazarda

satışlarımızı yeni yapılar ve projeler yerine

perakende satışlara kaydırmış bulunmaktayız.

Bayi ve Satış ağında bu yıl

nasıl bir mesafe kat ettiniz? Bu

minvalde önümüzdeki dönem için

hedefleriniz neler?

Ege Vitrifiye’nin tüm Türkiye’ de toplamda

150 yetkili bayisi bulunmakta ve büyük

yapı marketlerin farklı şehirlerdeki mağazalarında

ürünleri yer almaktadır.

2018 yılında bayi açısından daha seçici

bir yol izliyoruz. Finansal yapısı sağlam,

ürünlerimizi teşhirlerinde doğru sergileyen

ve markamızı hakkettiği gibi temsil

eden bayilerle ilerliyoruz.

Markalaşmanın rekabetteki

yeri nedir? Bu konudaki

çalışmalarınızdan biraz bahseder

misiniz?

Bir firmanın markalaşmaya yaptığı yatırım,

o firmanın ömrünü belirler. Markalaşma

rekabet kavramının somutlaşmış

halidir ve tüm firmayı ilgilendiren bir süreçtir.

Tüketici gözünde marka algısını

oluşturan ve geliştiren markalar her

zaman diğerlerinden bir adım ileride ve

daha sürdürülebilir olur.

Ege Vitrifiye olarak son yıllarda kurum

olarak çalışmalarımızı artırdığımız bu

kavramı üretim süreçlerimiz, kalite süreçlerimiz

ve pazarlama süreçlerimizde

uyguluyoruz. İletişim kanallarında Ege

Vitrifiye marka stratejilerimize göre hareket

ederken, tüketicilerimize bizim

ürünlerimizi Ege Vitrifiye marka güvencesiyle

satıyoruz. İhracata servis ettiğimiz

ürünlerimizi kendi model ve markamızla

satarak bir Türk markasının gücünü tüm

dünyaya göstermeye gayret ediyoruz. Bir

sektörün gelişimi sadece birkaç firmanın

markalaşma çabalarıyla olmuyor, en büyük

temennimiz sektördeki tüm firmaların

hem yurtiçi hem de ihracat satışlarını gözeterek

bu konuya önem vermeleridir.

Merter Savaş / Ege Vitrifiye Genel Müdürü

Tüketici beklentileri sürekli

değişiklik gösteriyor. Bu değişim

sektörü nasıl etkiliyor? Bu

değişimin sürecinde siz kendinizi

nerede görüyorsunuz?

Tüketici beklentileri, sektörümüzdeki tüm

firmaların yeteneklerini ve vizyonunu geliştirmesini

sağlıyor. Bu değişime ayak

uydurmak büyük emek istiyor.

Tüketici beklentilerini anlayabilmek için

kendi saha araştırmalarımızın yanında

ulusal ve uluslararası firmalardan raporlar

satın alıyoruz. Ürün geliştirmelerimizi

ve satış stratejilerimizi bu doğrultuda uyguluyoruz.

Yurtdışı ve yurtiçi fuarlarda aldığımız

geri bildirimleri önemseyerek yol

haritaları oluşturuyoruz.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 57


Panasonic Eco Solutions Türkiye

Enerji Verimliliğinde

yılın örnek okullarını ödüllendirdi

Sektörel

Enerji verimliliği ve doğal kaynakların korunması konusunda çocukları bilinçlendirmek

üzere ‘Aydınlık Bir Gelecek İçin Okullarda Enerji Verimliliği’ projesini yürüten Panasonic

Eco Solutions Türkiye, Enerji Verimliliğinde Yılın En Başarılı Okullarını ve Eğitimcilerini

ödüllendirdi. Yılın örnek okulları yarışmasında dereceye giren okullar, Kabataş Erkek

Lisesi’nde gerçekleşen törenle ödüllerini aldı.

Panasonıc Eco Solutions

Türkiye’nin yeni başkanı,

Tatsuya Kumazawa

Sektörünün yenilik ve lider kuruluşu Panasonic

Eco Solutions Türkiye, hayata geçirdiği

sosyal sorumluluk projeleri ile bugüne

ve geleceğe değer katmaya devam ediyor.

İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliği ile

yürütülen “Aydınlık Bir Gelecek İçin Okullarda

Enerji Verimliliği” projesi kapsamında

enerji verimliliğinde örnek olan okulları

kapsayan ödül töreni, İstanbul Milli Eğitim

Müdür Yardımcısı Mehmet Nurettin Aras,

Panasonic Eco Solutions Türkiye Genel

Müdürü ( Managing Director) Tatsuya Kumazawa,

Kurumsal Marka Yönetim Direktörü

Aysel Özaltınok ile Kurumsal İletişim

Yöneticisi İlker Çelik’in katılımı ve Neslihan

Maltepe’nin sunuculuğunda, Kabataş

Erkek Lisesi’nde gerçekleşti.

“Enerji Verimliliğinde Yılın Örnek

Okulu Ümraniye İlçesinden,

Öğrencilerin defilesi geri

dönüşümlü kıyafetlerden “

Enerji Verimliliğinde Yılın Örnek Okulu

Yarışması’nın 1.si olan Ümraniye 30

Ağustos İlkokulu proje ekibi, İspanya Seyahatine

hak kazandı. 2. olan Ümraniye

Şehit Askeri Çoban İlkokulu Balkan Ülkeleri

Seyahatinin ve 3.lüğü kazanan Şişli

Sait Çiftçi İlkokulu ise Antalya Seyahatinin

sahibi oldu. Ödül törenin sırasında sahne

alan Ümraniye 30 Ağustos İlkokulu öğrencilerin

geri dönüşümlü malzemelerden

oluşturulmuş kıyafetlerle gerçekleştirdikleri

defile izleyicilerin büyük beğenisini topladı.

Topluma Katkı Sağlamak Kurumsal

İlkelerimizdendir…

Ödül töreninin açılış konuşmasını gerçekleştiren

Panasonic Eco Solutions Türkiye

Genel Müdürü ( Managing Director) Tatsuya

Kumazawa “Sürdürülebilir kalkınmanın

insana yatırım ve doğal kaynakların

bilinçli kullanımı ile gerçekleşeceğine inanan

bir anlayışla hayata geçirdiğimiz kurumsal

sosyal sorumluluk projelerini çok

önemsiyoruz. Doğaya verdiğimiz zararları

azaltmak, kıt kaynaklar konusunda daha

duyarlı adımlar atmak ve sürdürülebilir

gelecek hedefine ulaşmak için hepimizin

alması gereken çok önemli sorumluluklar

bulunuyor. Doğal kaynakların bilinçli kullanımı

ve enerji verimliliği, gün geçtikçe sürdürülebilir

kalkınmanın en önemli konusu

haline geliyor. Panasonic Eco Solutions

Türkiye olarak Kurumsal ilkelerimizden

biri olarak önemle ele aldığımız “ Topluma

Katkı “ yaklaşımı ile gelecek nesillere

daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için

büyük çaba harcıyoruz. Aydınlık geleceğimizin

teminatı olan sevgili çocuklara yönelik

olan sosyal sorumluluk projelerinde

yer almaktan ötürü mutluluk ve heyecan

duyuyoruz. “ dedi.

Utah Üniversitesi

Siyaset Bilimi

Bölümü’nden

2000 yılında

mezun olan ve

Uluslararası

İlişkiler alanında

sertifika programını

tamamlayan

Tatsuya

Kumazawa,

2001 yılında

Matsushita

Electric Works

Ltd. şirketinde

(Panasonic

Corporation)

profesyonel

iş hayatına

adım attı. 17 yıl

boyunca Panasonic’e bağlı farklı şirket ve

birimlerde görev aldı. Nisan 2017’den bu

yana Panasonic Eco Solutions Türkiye’nin

Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Yönetim

Kurulu Üyesi olarak görevini sürdüren Tatsuya

Kumazawa, Mayıs ayından itibaren

şirketin Başkanlık (Managing Director,

COO) görevini üstlenmiş bulunuyor. Tatsuya

Kumazawa, evli ve iki çocuk babası…

Panasonic Eco Solutions Türkiye’de böyle

önemli bir görevde bulunmaktan dolayı

duyduğu memnuniyeti ifade eden Tatsuya

Kumazawa yaptığı açıklamada “Elektrik

anahtar ve priz sektörünün güçlü şirketi

Panasonic Eco Solutions Türkiye olarak;

müşterilerimiz, çalışanlarımız ve içinde

yer aldığımız toplum için değer yaratmanın

önemine inanıyoruz. Geliştirdiğimiz

üstün teknoloji ve ürettiğimiz ürünlerle de

sektörümüzde daima öncü olma misyonumuzu

sürdürüyoruz. Öte yandan bu yıl,

Panasonic’in 100. yılını büyük bir gururla

kutluyoruz. "Daha İyi Bir Yaşam, Daha İyi

Bir Dünya" hedefimiz doğrultusunda, her

geçen gün artan bir heyecan ve azimle

Türkiye’de başarılı faaliyetlerimizi devam

ettireceğiz. “ şeklinde konuştu.

58

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Sektörel

BASF’nin çevreci Merkez Ofisi artık

LEED Gold Sertifikalı

BASF’nin LEED Gold Sertifika’sı alan ofisinde, birçok çevre ve insan dostu özellik, proje

tasarımına ve inşaatına entegre edilirken; Sürdürülebilir Arazi ve Lokasyon, Su ve Enerji

Verimliliği, Malzeme ve Kaynaklar, İç Mekân Kalitesi ve Kullanıcı Konforu gibi ana başlıklar

altında sürdürülebilir stratejiler ve çözümler uygulandı. Alınan yeni LEED sertifikası, 2012

yılında Dilovası Tesisi ile LEED Gold Sertifikası ve Gebze üretim tesisinde bulunan Lojistik

ve Teknik Geliştirme Merkezi binasının aldığı LEED Platinum sertifikasının ardından

BASF’nin aldığı 3. Sertifika oldu.

BASF’nin İstanbul’da bulunan Merkez

Ofisi, Amerikan Yeşil Binalar Konseyi

(USGBC) tarafından geliştirilen çevre

dostu bina sertifikasyon sistemi olan

LEED Gold Sertifikası’nı aldı. Bünyesinde

finans, satın alma, lojistik, tedarik zinciri,

bilgi işlem, kurumsal iletişim ve insan kaynakları

gibi fonksiyonel birimlerinin yanı

sıra satış ofislerinin yer aldığı BASF merkez

ofisinin proje tasarımında ve inşaatında

LEED kriterlerine uyum sağlayarak,

yapılaşmanın çevreye verdiği olumsuz

etkileri önleniyor. Proje kapsamında kullanılan

stratejiler ve sistemler sayesinde,

merkez ofisin operasyonu sırasında oluşacak

işletim giderleri azaltılırken, bina

kullanıcılarının ise konforu artırılıyor ve

enerji-su tasarrufu sağlanıyor.

Dünyanın sayılı LEED Gold Sertifikalı

ofislerinden biri haline gelen BASF Genel

Müdürlük Ofisi’nde, birçok çevre ve insan

dostu özellik, proje tasarımına ve inşaatına

entegre edilirken; Sürdürülebilir Arazi

ve Lokasyon, Su ve Enerji Verimliliği,

Malzeme ve Kaynaklar, İç Mekân Kalitesi

ve Kullanıcı Konforu gibi ana başlıklar altında

sürdürülebilir stratejiler ve çözümler

uygulandı.

Bu kapsamda; verimli su armatürlerinin

kullanıldığı BASF ofisinde su tüketimi

yüzde 30’un üzerinde azaltılırken, aydınlatma

enerjisinde de yüzde 30’a yakın

tasarruf sağlanıyor. Tasarım ve ürün

seçimleri ile LEED Aydınlatma Kalitesi

gereklerinin sağlandığı BASF Merkez

Ofisi’nde, aydınlatmanın yüzde 75’ten

fazlası gün ışığı sensörleri ve yüzde

95’ten fazlası ise varlık sensörleri tarafından

kontrol ediliyor. Ofisteki elektronik cihazların

yüzde 90’ından fazlası ise uluslararası

Enerji Tasarrufu Standardı olarak

kabul edilen “Energy Star” sertifikalı.

LEED Gold Sertifikası alan BASF ofisinde

bünyesinde oluşturulan geri dönüşüm noktalarında

kâğıt, plastik ve cam gibi atıklar

toplanarak geri kazanılıyor ve bu sayede

çevreye etkisi en aza indiriliyor. Öte yandan

ofiste kullanılan yapı malzemelerinin

20 adetten fazlasında ‘Çevresel Ürün Beyanı’,

yani üretim safhalarından itibaren

çevreye etkisi azaltılmış olan ürünlere verilen

EPD belgesi bulunurken, malzemelerde

toplamda yüzde 20’den fazla oranda

geri dönüştürülmüş içerik kullanılarak doğal

kaynak kullanımı azaltıldı.

BASF’nin ofisinde iç hava kalitesini artırmak

için oluşturulan mekanik sistemler

mekâna yüzde 30 artırılmış taze hava

verecek şekilde tasarlanırken, kullanılan

malzemelerin yarısından fazlası ise düşük

emisyonlu olacak şekilde seçildi.

BASF ofisi, çalışanlar için açık ofis planlaması

sayesinde, mekanlarda kullanıcılara

oturdukları yerden geniş görüş imkânı

sunuyor. Bununla birlikte, çalışanların en

önemli sorunlarından biri olan açık ofis

konsepti ile oluşan artan gürültü seviyesi

de BASF’nin melamin reçine köpüğü

Basotect® ile çözülüyor. Böylece, BASF

ofisinde kullanılan Basotect® sayesinde,

ses emilimi ve ofis tasarımının birlikte kullanılabileceğinin

de bir örneği sunulmuş

oluyor.

Genel Müdürlük Ofisi, BASF’nin Türkiye’deki

tesisleri arasında LEED sertifikasına

hak kazanan üçüncü binası.

BASF’nin Gebze üretim tesisinde bulunan

Lojistik ve Teknik Geliştirme Merkezi

binası da geçtiğimiz yıllarda LEED Platinum

sertifikasını alarak, en yüksek LEED

derecesiyle sertifikalanan Türkiye’nin

ilk endüstriyel binası olma özelliğini kazanmıştı.

Ayrıca, BASF Dilovası üretim

tesisinin yönetim binası da LEED standartları

doğrultusunda enerji verimliliği,

ekolojik ürün kullanımı ve doğal yaşamın

korunması açısından geliştirilerek restore

edilmiş ve 2012 yılında “Enerji ve Çevre

Dostu Tasarımda Liderlik (LEED) Gold”

sertifikası alarak, Türkiye’nin ilk LEED

Gold Sertifikalı renovasyon projesi ünvanına

sahip olmuştu. Yeni ofis binası ile kazanılan

LEED Gold Sertifikası sonrasında

BASF, gayrimenkul sektörü haricinde en

çok yeşil bina sertifikasına sahip kurumlardan

biri olmayı başardı.

60

Yapı Malzeme Temmuz 2018


RINO; yeni çözümleriyle mimar ve

iç mimarlar ile buluşuyor

“Akıllı tasarım çözümleri ile RINO’da; gelişmiş teknolojiler, modern tasarım trendleri,

yenilikçi karo uygulamaları ile geniş bir renk, boyut, desen ve fonksiyon zenginliğini

mükemmel bir şekilde bir araya getiriyoruz.”

Bağlı bulunduğu Yıldızlar SSS Holding’in,

üretim gücü ve tecrübesiyle Türkiye’nin ve

bölgemizin en önemli porselen ve seramik

karo markalarından biri olan RINO, uluslararası

tasarım anlayışı ve ileri teknoloji üretim

imkanları ile porselen ve seramik karo

sektörünün öncü markası olmayı hedeflemekte.

Modern tasarım trendleri, yenilikçi

karo uygulamaları ile geniş bir renk, boyut,

desen ve fonksiyon zenginliğini biraraya

getiren firma, 2017 yılı başında ‘Büyük

RINO Dönüşüm Stratejisi’ni hayata geçirdi.

Tüm bu gelişmeler ve faaliyetler hakkında

merak ettiklerimizi RINO Seramik Grup

Başkanı Hayati Ulukaya’ya sorduk.

RINO markasının oluşum sürecini

detaylandırabilir misiniz?

Ülkemiz coğrafyası, binlerce yıllık geçmişe

dayanan çok zengin bir kültür mozaiğini

içinde barındırıyor. Biz, bu estetik kültürel

mirasın desen, motif ve renklerini kendi tasarım

ekibimizin çağdaş, yaratıcı, yenilikçi

yorumlarıyla RINO Karo Seramiklerine taşıyarak

ilham aldığımız bu mirası yaşatmayı

amaçladık. RINO Ekibi tarafından tasarlanan

2018 koleksiyonumuzda, seramik

ve dokular içerisinde birçok kültür öğesini

kullandık. 2017 yılı başında Büyük RINO

Dönüşüm Stratejimizi uygulamaya başlayarak

yola koyulduk. Bu Strateji, hammaddeden

pazara, tasarımdan satışa, üretimden

lojistiğe, insan kaynaklarından satın

almaya, finanstan yatırıma tüm süreçlerde

topyekûn bir dönüşümü ifade etmektedir.

2017 yılında bu çerçevede birçok altyapı

ve hazırlık çalışmaları başlattık ve sürdürüyoruz.

Şubat ayındaki UNICERA fuarı

bizim açımızdan vizyonumuzun ve misyonumuzun

net ifadesi ve 2017 yılı çalışmalarımızın

ilk sunumu olma niteliğini taşıyor.

Daha sonra katıldığımız Arch & Design

Summit, TEBİF ve YEM fuarları bu yolculuğumuzun

devamı niteliğindedir. Yurt dışı

fuarlarına da katılımlarımız gerçekleşecektir.

2018 atılım yılımız olacaktır ve tüm çalışanlarımız

büyük bir tutku ve inançla bu

vizyon etrafında birleşmiştir.

RINO ürün gamı ve tasarımları

hakkında bilgi alabilir miyiz?

Akıllı tasarım çözümleri ile RINO’da; gelişmiş

teknolojiler, modern tasarım trendleri,

yenilikçi karo uygulamaları ile geniş bir

62

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Dosya

renk, boyut, desen ve fonksiyon zenginliğini

mükemmel bir şekilde bir araya getiriyoruz.

Mermer, taş, ahşap, beton, metal,

tekstil ve seramik dokularda; mat, saten,

parlak, lappato, full lappato ve fonksiyonel

yüzeylerde; mimari ve dekorasyon trendlerine

uygun, inovatif, banyo ve banyo dışı

estetik yaşam alanları oluşturuyoruz.

RINO markalı ürünlerin sunduğu

avantajlar nelerdir?

Ürün gamında sunduğumuz farklı tarz,

beğeni ve trendlere uygun desen tasarımlarımızla,

karolarının hem bir dekor

mantığında düz karolarla birlikte hem de

yüzeylerin tamamını kaplayacak şekilde

döşenebilmesi için olanak sağlıyoruz. Yer

ve duvar karoları, geleneksel karo döşeme

çözümlerini ebat ve şekil zenginliğiyle yeni

ufuklara taşıyarak, iç mimarlara ve tasarımcılara

benzersiz mekânlar yaratma olanağı

sunuyoruz. RINO çözüm sisteminde

ise her türlü iç ve dış kaplama ihtiyacı için

güvenilir ürünleri, farklılaşmış işlevsellikleri

ve estetik tasarımları bir araya getiriyoruz.

Yenilikçi sistemimizle, mimar ve iç mimarların

projelerine yeni çözümler sağlayarak

yaratıcılıklarına ilham veriyoruz.

RINO’nun üretim tesisleri ve

kapasitesi hakkında bilgi verebilir

misiniz?

2018 yılında 7.5x30, 20x20, 23x23 altıgen,

10x60, 15x60 ve 15x90 gibi özel ebatlar

üreteceğimiz 2 üretim hattımızı Mart ayı itibarıyla

üretime alıyoruz. Biri Söğüt/Bilecik

diğeri Kurşunlu /Çankırı’da olmak üzere iki

fabrikamızda yıllık 110 milyon m2 üretim

kapasitesine sahibiz. Bu kapasite şu an ülkemizdeki

Karo Seramik Sektöründeki en

yüksek kapasite. Biz 2017 itibarıyla bu kapasitenin

47 milyon m2 sini çalıştırıyoruz.

Yeni yatırımınız olacak mı?

Bu yıl içinde ilave 25 milyon m2’lik üretim

kapasitesiyle, 2019 yılında toplam 72 milyon

m2 üretim kapasitesine ulaşacağız.

2020 yılında yurdumuzun bir başka bölgesinde

yapacağımız 3. fabrikamızla üretim

kapasitemiz 2021 yılında yıllık toplam 110

milyon m2 ulaşmış olacaktır.

Yer aldığınız sektörün büyüklüğü

ne kadar, markanızla ilgili kısa ve

Hayati Ulukaya / Seramik Grup Başkanı

uzun vadeli sektör hedefleriniz

nelerdir?

2017 itibariyle seramik sektörün büyüklüğü

tahminen 500 milyon m2’ dir. Geçtiğimiz yıl

markamız, ürün ve ihracat acısından gerekli

tüm alt yapı ve hazırlık çalışmalarımızı

büyük ölçüde tamamladık. 2018 yılı

Amerika, Avusturalya, Ukrayna, Azerbaycan,

Kıbrıs, Israil, Irak, Kazakistan, İngiltere

ve Afrika’da atağa geçtiğimiz yıl olacak.

Her yıl yapacağımız çalışmalarla 2018 yılı

içerisinde yurt içinde 30 RINO sistem mağazası

açmayı ve 3 milyon ihracat olmak

üzere toplam 45 milyon m2 satışa ulaşmayı

hedefliyoruz. Uzun vadeli hedefimiz ise

2021 yılında 25 milyon m2’si ihracat olmak

üzere yıllık 110 milyon m2 satışa ulaşmak.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 63


“İtalya’nın

üstün tasarım

kabiliyetini

Türk banyo

kültürü ile

birleştirme

amacındayız”

“Modern ve özgün banyo mekanları

sunmak için değişik alan çözümlerine

karşı işlevsel yaklaşımımız, bizi

diğerlerinden ayıran en önemli farkımız.

İtalyan tasarım anlayışına getirdiğimiz

inovatif yaklaşım ile her zevke hitap

eden, her banyoya uyarlanabilen, farklı

alanlar için farklı çözümler sunabilen bir

marka olduk.”

Nurcan Sarıoğlu / ISVEA Pazarlama Müdürü

Moda ve tasarım denilince akla gelen ilk

ülke olan İtalya’da doğan ISVEA, pazarda

ilk 10 üretici arasında yer almakta. 2013 yılında

ECE Holding tarafından satın alınarak

Türk banyo gereçleri pazarıyla buluşturulan

firma, bambaşka bir banyo deneyimi

yaşatmayı ve tüketicileri ile duygusal bağ

kurmayı ilke edinerek Türkiye’de de öncelikli

tercih edilen banyo markası olmayı

hedeflemekte. ISVEA Pazarlama Müdürü

Nurcan Sarıoğlu ile Isvea’nın gündemdeki

faaliyetleri, bayi çalışmaları, ürün ve satış

noktasındaki stratejilerini ele almaya çalıştığımız

bir röportaj gerçekleştirdik.

Öncelikle firmanızdan kısaca

bahseder misiniz?

ISVEA, 1962 yılında Angelucci ailesi tarafından

Roma’ya 200 km uzaklıkta Sant’Eusanio

Del Sangro yakınlarında İtalya’nın 7.

fabrikası olarak kurulmuştur. Vitrifiye seramik

alanında dünyanın önde gelen ülkesi

olan İtalya’da, karakteristik bir İtalyan üreticisi

olarak faaliyetlerini yürütmüştür. Özellikle

Güney İtalya’da yaygın bir marka olan

ISVEA, pazarda ilk 10 üretici arasında yer

almıştır. 2013 yılında ECE Holding tarafından

satın alınarak Türk banyo gereçleri

pazarıyla buluşturduğumuz ISVEA ile İtalyan

tasarım kültürü, kalite ve fonksiyonellik

yaklaşımını tüketicilere sunmayı amaçlamakta

ve çalışmalarımıza tüm hızıyla devam

etmekteyiz.

Önümüzdeki dönem için

seramik trendleri sizce nasıl

gerçekleşecek? Bu noktada yeni

serileriniz hakkında biraz bilgi verir

misiniz?

Banyo dekorasyonunda belirleyici olan ilk

şey hep renk oldu. Hepimizin bildiği üzere,

uzun yıllar boyunca “beyaz”dan vazgeçemedik.

Seramik beyaz olur algısı artık yıkıldı.

Renk konusunda değişimi önce lavabolarda

gördük. Fildişinden latteye, vizondan

parlak siyaha varıncaya kadar göz alıcı

opak renkleri, altın ve platin renklerdeki

metalik uygulamaları biz de ISVEA lavabolarında

sunuyoruz. Teknolojinin gelişmesi

de trendleri belirledi ve daha ince seramikler,

kendini temizleyen hijyen özelliğine sahip

seramikler hayatımıza girdi. Ve çizgisel

olarak klasik seramik ürünleri algısı da yıkıldı.

Geometrik çizgiler, sıradışı tasarımlar,

heykelsi formlar banyo dekorasyonun

belirleyicisi oldu. Mekanlar ve banyoların

boyutları da tercihleri/tasarımları etkileyen

bir diğer unsur. Bugün tek bir şekille, tek bir

renkle sınırlı değiliz. İster duvara monte,

ister tezgah üstü isterseniz ayaklı lavabo

kullanabiliyorsunuz. Geçmişe oranla banyoların

metrekarelerinin de genişlediğini

görüyoruz. Bu da kullanıcıları seçimlerinde

daha özgür kılıyor.

Öte yandan ekip olarak; İtalya’nın üstün tasarım

kabiliyetini Türk banyo kültürü ile birleştirerek

en estetik, en kullanışlı ve uyumlu

ürünleri yaratmak amacındayız. Modern

ve özgün banyo mekanları sunmak için

değişik alan çözümlerine karşı işlevsel

yaklaşımımız, bizi diğerlerinden ayıran en

önemli farkımız. İtalyan tasarım anlayışına

getirdiğimiz inovatif yaklaşım ile her zevke

hitap eden, her banyoya uyarlanabilen,

farklı alanlar için farklı çözümler sunabilen

bir marka olduk. Koleksiyonumuzda

bulunan renkli ürünler ColorIsvea, hijyen

ve konforu bir arada sunan yeni mükemmel

klozet, estetik ve zarif yeni Sharp&Slim

lavabolar bunun en iyi örneklerinden.

İtalya’nın olağanüstü tasarım kabiliyetini

kullanarak, en kullanışlı ve uyumlu ürünleri

ortaya çıkarmak üzere çalışıyoruz. Ürünlerimizde

İtalyan tarzı ve tasarımsal yanımız

ile farklılığımızı ortaya koyuyoruz.

Banyolardaki yenilenme özellikle kullanılan

teknolojiyi daha ön plana çıkardı. Ta-

64

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Dosya

sarruf sağlayan, hijyeni ön plana çıkaran

ve kolay temizlenebilen klozetler ve su

tasarrufu sağlayan klozetler ile başladı bu

değişim. Teknolojinin ön planda olduğu bu

ürünlerde yalın ve modern çizgiler tercih

edildi. Tasarımlarımıza çok güveniyoruz ve

çalışmalarımızı bu noktada geliştiriyoruz.

Örneğin banyolar için geliştirdiğimiz e-Motion

sistemi, lavabo dolabının yüksekliğini

kullanıcının ihtiyacına göre ayarlanmasına

olanak veriyor. e-Motion sistemi sayesinde

lavabo dolapları çocukların ve

yaşlıların kullanımına uygun hale geliyor.

Aynı zamanda kablosuz uzaktan kumanda

sistemine sahip olan e-Motion teknolojisi,

ISVEA’nın hayatı kolaylaştıran uygulamaları

arasında yer alıyor. SmartPlus

teknolojisi ve RimLess klozeti birleştiren

ISVEA Mükemmel Klozet, kanalsız yapısı

ile kolay ve hijyenik temizlik sunarken, sıcak

su bağlantısı olmaksızın suyu ısıtıyor

ve su sıcaklığını istenen dereceye ayarlayabiliyor.

İleri geri ayarlanabilen hareketli

spreyi, sıcaklığı ayarlanabilir kurutma fanı,

otomatik sprey temizliği gibi özellikleri ile

kusursuz hijyeni banyolara getiriyor. Tüm

seramik ürünlere uygulanabilen üstün SterilPlus

teknolojisi, gümüş iyonlar kullanılarak

vitrifiye yüzeyinde bakterilerin üremesini

engelliyor ve üst düzey hijyen sağlıyor.

ISVEA Ar-Ge merkezinde geliştirilen SterilPlus

yüzey teknolojisi, sadece evlerde

değil, insan akışının yoğun olduğu okul,

hastane, otel, havaalanı, plaza ve AVM

gibi genel kullanım alanlarında daha fazla

önem taşıyor. Yine önemli bir teknoloji olan

Sharp&Slim teknolojisi ile de teknolojinin

sınırlarını zorlayan, seramik kullanımında

en son yenilikle ultra ince kenarlı, iddialı

şık lavaboları hayata geçirdik. Yenilikçi

lavabolar banyolara kullanım rahatlığı sunarken,

tüketicilerin zevkine de hitap ediyor

diyebiliriz.

İnşaat piyasasındaki

dalgalanmalardan ne ölçüde

etkileniyorsunuz? Satışların

sürekliliği konusunda neler

söylemek istersiniz?

İnşaat ve yapı sektörü birbiriyle paralel ilerleyen

sektörler. İnşaat alanındaki her türlü

gelişim-değişim bizim sektörümüzü de

doğrudan etkiliyor. İnşaat sektörü geçtiğimiz

yıl içerisinde %6 oranında büyüdü. Bu

sektörlerdeki büyüme ve canlılık bizim de

büyümemize birebir katkı sağladığından,

bu yıl iç pazardaki gelişmeler için umutlu

olduğumuzu söyleyebiliriz. Ekonomide ve

inşaat sektöründe yaşanan hızlı büyümeye

karşın inşaat seramikleri sanayi, hem

iç talep artışını karşılamış, hem ihracatını

artırmış, hem de ithalatını azaltmıştır. Bu

sektör üreten bir sektör. İhracat ve üretimdeki

gücümüzle Türk ekonomisindeki büyümeye

ciddi katkılar sağlayan, bu nedenle

de yaşanan dalgalanmalar karşısında

güçlü durabilen bir sektör.

Bayi ve Satış ağında bu yıl

nasıl bir mesafe kat ettiniz? Bu

minvalde önümüzdeki dönem için

hedefleriniz neler?

Tutarlı bir şekilde yeni bayilikler açmaya

devam ediyoruz. Şu anda Türkiye genelinde

50’nin üzerinde satış noktamız var.

Markalaşmanın rekabetteki

yeri nedir? Bu konudaki

çalışmalarınızdan biraz bahseder

misiniz?

Türkiye, seramik sanayisinde Dünya’da

kaplama malzemelerinde 8’inci, sağlık

gereçlerinde 4’üncü en büyük üretici ülke

konumunda. Seramik karolarda ve sağlık

gereçlerin de dünyanın 4’üncü büyük ihracatçısı

olurken, karolarda Avrupa üçüncüsü,

sağlık gereçlerinde Avrupa’nın en

büyük tek ihracatçısı konumunda. Vitrifiye

üretimindeki Avrupa liderliğimiz sağlamlaşarak

devam ediyor. Özetle, üretim, ihracat,

tasarım ve Ar-Ge konularında çok

iyiyiz ancak markalaşma konusunda gidilmesi

gereken çok uzun bir yol var. ISVEA,

markalaşma konusunda kendisini ispatlamış,

İtalya’nın lider markalarından biri.

Markalaşma adına yoğun iletişim çalışmalarımız

artarak devam ediyor.

Tüketici beklentileri sürekli

değişiklik gösteriyor. Bu değişim

sektörü nasıl etkiliyor? Bu

değişimin sürecinde siz kendinizi

nerede görüyorsunuz?

Jenerasyon değiştikçe beklentiler değişiyor.

Banyolar gittikçe daha özgür alanlar

haline dönüşüyor. Bu da sürekli yeni tasarımlar,

yeni ürünler ortaya çıkmasına

sebep oluyor. Daha cesaretli renkler, daha

keskin hatlı ve karakteristik tasarımlar görüyoruz.

Banyolar çok hızlı değişiklik yapılan

kişisel alanlar oldukça yeni ürünlerdeki

hız da artıyor. Ekstrem renkleri, üç boyutlu

tasarımları daha çok görüyoruz. Henüz bu

alanda yapılmış bir araştırma olmamasına

rağmen, bağımsız, özgür, özgüven ve bireysellikleri

ile öne çıkan Y kuşağının tüm

sektörler gibi bizim sektörümüze de etkisi

olduğunu belirtmek gerekiyor. Y kuşağı

kendinden önceki X kuşağına göre yeniliklere,

denemeye çok açık, bunu kendi yaşam

alanlarında da görebiliyoruz.

Biz de ISVEA olarak sürekli kendimizi yeniliyoruz.

İtalya’nın tasarım gücü ile üretim

gücümüzü birleştirdiğimiz yeni nesil banyolar

hayal ediyor, tasarlıyor ve hayata

geçiriyoruz. 2017 bizim için 2018’e hazırlık

yılıydı. 2018’de de, geçtiğimiz yıl olduğu

gibi katma değerli ürün için Ar-Ge yatırımlarımıza

devam edeceğiz. Bununla birlikte

ISVEA markamızla ürün gamımızı oldukça

genişlettik. Banyoda farklı bir ürün kategorisi

olarak armatüre giriş yaptık. Özetle,

2018 bizim için Ar-Ge, üretim ve tasarım

adına kendimizle yarıştığımız bir yıl.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 65


“2023 vizyonumuz;

Sürekli yatırım, sürdürülebilir büyüme”

“Sektörümüzün küresel pazarlardaki rekabet gücü ve ihracat potansiyelinin artması için

hizmet kalitesinin yanı sıra, üretim kalitesinin yükselmesi ve maliyetlerin de düşmesi gerekiyor.

Sanayi 4.0 evresinde firmamızın en önemli gündem maddesi, hızla değişen ve kişiselleşen

insan ihtiyaçlarını en hızlı ve verimli şekilde karşılayabilecek üretim hatlarını kurmaktır.”

1997 yılında faaliyetlerine başlayan Graniser,

binin üzerinde çalışanıyla duvar ve

yer karosu, sırlı granit, dekor, bordür üretimi

gerçekleştirmekte. 100’ü aşkın satış

noktası ve güçlü ihracat yapılanması ile

firma bugün artık sektörün lider oyuncuları

arasında yer almakta. Graniser Kurumsal

İletişim ve Marka Müdürü Ş.Melek

Erol ile şirket faaliyetlerini ele aldığımız

bir röportaj çalışması gerçekleştirdik.

Üretimde sahip olduğunuz

teknoloji hakkında bilgi verir

misiniz? Şirketinizde robotlu

üretim yapıyor musunuz?

Aslına bakarsanız fabrikamızda Sanayi

4.0 çalışmalarından çok önce üretimde

robot kullanımına başlanılmıştı. Seramik

üretiminde sırlanmış ürünler stok boxlara,

pişmiş ürünler ise platformlara alınmaktadır.

Sırlama hattı sonunda veya fırın çıkışında

platformlar üzerine yapılan stok,

“LGV” adını verdiğimiz hareketli

robotlar tarafından taşınmaktadır.

Sistemde aynı

anda birden fazla ürün çalıştığı

için, kontrol bilgisayar

aracılığı ile makinelerin kendi

aralarındaki iletişimi ile sağlanmaktadır.

“LGV” robotlar

fabrikamızda, platform, box

değişimleri, eşit ürün yaşlandırma,

ürün sıralama gibi

hizmetlerde kullanılmaktadır.

Üretimde kullandığımız bir

diğer robotlarımız ise “Otomatik

Paletleme Robotları”.

Bu robotlar ise kalite ayrımı

yapılmış seramik kutularının,

tahta palet üzerine istifini

yapmaktadır.

Sektörümüzün küresel pazarlardaki rekabet

gücü ve ihracat potansiyelinin artması

için hizmet kalitesinin yanı sıra, üretim

66

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Dosya

Ş.Melek Erol / Kurumsal İletişim ve Marka Müdürü

kalitesinin yükselmesi ve maliyetlerin de

düşmesi gerekiyor. Sanayi 4.0 evresinde

firmamızın en önemli gündem maddesi,

hızla değişen ve kişiselleşen insan ihtiyaçlarını

en hızlı ve verimli şekilde karşılayabilecek

üretim hatlarını kurmaktır. Bu

noktada uzun vadeli stratejik planlarımızı

hazırlarken yatırımlarımızı “Sanayi 4.0”

uyumlu olarak hayata geçirmeyi planlıyoruz.

Yeni ürün çalışmalarınızdan biraz

bahseder misiniz?

Ürün çalışmalarımız sürekliliğini koruyor.

Gerek iç piyasa için, gerekse ihracat

müşterilerimiz için yılda ortalama 40 yeni

seriyi piyasaya sunuyoruz. Tasarım ve

üretim altyapımız, yeni geliştirdiğimiz Ar-

Ge merkezimiz ile tasarımın ana vatanı

sayılan İtalya ile rekabet edebilir konumdayız.

Bünyemizde görev yapan deneyimli

tasarım ekibimizin yanı sıra, tasarım

ofisleri ile de işbirlikleri geliştiriyoruz. Desen

ve renklerde olduğu kadar ebatlarda

da trendleri yakından takip ederek,

üretimlerimizi şekillendiriyoruz. 2018’de

endüstriyel alanda büyük ebatlar söz konusu

olsa da, bireysel kullanım alanlarında

küçük ebatlar revaçta olacak. Banyo,

mutfak ve yaşam alanları dışında cephe

kaplamalarında da seramik kullanımının

artacağını öngörerek bu alanda

60x120 ebatlarında özel seriler

geliştirdik. Aynı zamanda

yapı olarak da en zorlu hava

koşullarına dayanıklı, kolay uygulanabilen,

gerektiğinde sökülüp

yeniden takılabilen, yükseltilmiş

zemin döşemelerine

uygun, fonksiyonel ve yenilikçi

20mm ürünler 2018’de yaşam

alanlarımızda kullanılacak.

Küreselleşme olgusunun işletmeler

tarafından giderek daha

yoğun bir şekilde hissedildiği

günümüzde, işletmeler için

çok daha zorlayıcı bir rekabet

ortamı oluştu. Böylesi zorlu ve

hızlı değişimin egemen olduğu

bir ortamda, rekabet üstünlüğü

elde edebilmek ve bunun da ötesinde

ayakta kalabilmenin ön koşulu, çevre

şartları doğrultusunda sürekli değişim ve

yenilenme ekseninde konumlanmaktır.

Graniser Seramik olarak biz rakiplerimize

karşı rekabet avantajı kazanabilmemizin

baş koşulu olarak; müşteriler nezdinde

değeri olan, rakiplerden farklı, yeni ürünler,

süreçler, pazarlama teknikleri ve belki

de en önemlisi ve tüm bu yeniliklerin belirleyeni

olarak yeni organizasyonel yapılanmalara

yani inovasyonlara çok önem

veriyoruz. İnovasyonun, hem işletmelerin

hem de ülkelerin rekabetçi olabilmeleri

için itici güç oluşturduğunu düşünüyoruz.

Değişime ayak uydurabilmek ve bunun

da ötesinde değişimi yönlendirebilmek

için, yenilikçi süreç, ürün ve bu uygulamaları

gerçekleştirecek insan kaynakları

için yatırımlar yapıyoruz.

Önümüzdeki döneme dair

planlarınızdan bahseder misiniz?

“Sürekli yatırım, sürdürülebilir büyüme”

stratejisi ile 2023 yılına kadar tüm yatırım

planlarımızı hazırladık. Bu çerçevede;

öncelikle bu yıl gerçekleştirmeyi planladığımız

50 milyon TL’lik yeni yatırım ile kapasitemizi

%15 büyütmeyi hedefliyoruz.

Sonra ki her yıl ortalama 35-40milyon TL

bazında yatırım yaparak büyümeye devam

etmeyi hedefliyoruz. Yatırımlarımız

gerek mevcut işletme şartlarına gerekse

pazar taleplerine göre şekillenecek.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 67


“Değişimi takip

eden değil,

değişimi

oluşturan bir

markayız”

“Üretim kapasitesi, üretim teknolojileri ve

müşteri memnuniyetini ön planda tutan

ürün yeniliklerine yapılan yatırımların

olumlu geri dönüşleri ile hedeflenen

büyüme oranının çok üzerinde bir

büyüme gerçekleştirdik. Türkiye olarak

da müşterilerimize hizmet verdiğimiz

satış noktalarının sayısını her geçen gün

artırmaya devam ediyoruz.”

Emre Kılıç / Ideal Standard Satış ve Pazarlama Direktörü

Çok uluslu bir dünya firması olan Ideal

Standard 1875’te ABD’de kuruldu. Farklı

ülkelerin kültür ve teknolojik özelliklerini

bir araya toplayan firma, global teknolojiyi

yerel tasarım kültürü ile zenginleştiren bir

yapıya sahip. Ideal Standard Satış ve Pazarlama

Direktörü Emre Kılıç ile gerçekleştirdiğimiz

röportaj çalışmamızda yeni ürünlerini,

Ar&Ge çalışmalarını ve önümüzdeki

döneme dair planlarını ele almaya çalıştık.

Öncelikle kısaca kendinizden

ve firmanızdaki görevinizden

bahseder misiniz?

Ideal Standard 200 yıllık geçmişi, 30’dan

fazla ülkede 10 binden fazla çalışanı ile

banyo ürünlerinde dünyanın lider markası

konumdadır. Merkezi Belçika / Brüksel

olup, 9 ülkede 18 üretim tesisine sahiptir.

Çok uluslu yapısı ile farklı ülkelerin kültür

ve teknolojik özelliklerini bir araya getirerek

komple banyo çözümleri sunan Ideal Standard’ın,

üstün Ar-Ge ve teknoloji çalışmaları

sayesinde sektöre yön veren lider konumda

bir marka olduğunu söyleyebiliriz.

Bense 15 yıldır yapı sektörünün önemli

markalarında satış ve pazarlama alanlarında

görev aldım. Yaklaşık 2,5 yıldır da Ideal

Standard markasının satış ve pazarlama

direktörlüğü görevini yürütmekteyim.

Önümüzdeki dönem için

banyo trendleri sizce nasıl

gerçekleşecek? Bu noktada yeni

serileriniz hakkında biraz bilgi verir

misiniz?

Banyo oldukça kişisel ve özel bir alan.

O nedenle yeni trend modern ya da klasik

demek çok doğru değil. Ancak yaygın

olan, sıkça tercih edilen şeyler belli. Artık

alışılagelmişin dışında daha farklı renkler

de banyolar da kullanılıyor. Daha keskin

çizgilere sahip klasiğin dışında tasarımlar

da var. Teknolojik özellikler ise bazen tasarımın

da önüne geçiyor. Tasarruf ve hijyen

son zamanların en önemli seçim kriteri.

Özellikle klozet ve armatür seçiminde tasarruf,

hijyen ve fonksiyonellik en çok aranılan

özellikler oldu.

Biz Ideal Standard olarak, kişilerin beklentilerine

uygun, kullanımı kolay ve karakteristik

banyoları tavsiye ediyoruz. Son

trendlerden ziyade kişilerin kendi beğenilerine

göre tercih yapmalarını öneriyoruz.

Sadece çok şık olduğu, tasarım ödülü aldığı

için bir ürünü seçmek doğru değil. Tasa-

68

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Dosya

rım ve teknolojinin birleştiği kullanıcı dostu

ürünlere yönelmeliyiz. Aksesuarlar ise tüm

banyo alışverişi yapılırken değil banyo tamamlandıktan

sonra en son alınacak şeyler

olmalı.

Ideal Standard; banyo ve mutfak armatürlerinden

duş sistemlerine, gömme rezervuarlardan

seramik ürünlerine, banyo mobilyasından

akrilik ürünlere kadar banyolarda

tüm ihtiyaçları karşılayan marka olma özelliğini

taşıyor. Duvar kaplama malzemeleri

hariç, bir banyoda ihtiyaç olabilecek tüm

malzemeleri üretip, birbirleriyle uyumlu

olan tüm ürünlere tek bir markadan ulaşılabiliyor

olması bizim için önemli.

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki; Ideal Standard

olarak sahip olduğumuz tüm markalarımızda

Avrupa Birliği’nin çevre, sağlık

ve kalite kriterlerine göre üretim yapıyoruz.

Kurulduğumuz günden bu güne sektörümüzde

çevreci ürünler konusunda dünyada

öncü bir rol oynadığımızı söyleyebiliriz.

Devrimsel nitelikteki birçok yeniliği sektöre

kazandırmış bir marka Ideal Standard.

Özellikle armatürler için geliştirdiğimiz Bluestart

Teknolojisi ile eşsiz bir enerji tasarrufu

özelliğini hayata geçirdik. Bu özellik,

batarya kolu orta konumdayken sadece

soğuk su akışını sağlayarak gerekenden

fazla sıcak su tüketimini engellemiş oluyor.

Bluestart Teknolojisi, hem tüketicilerin

ceplerine maddi tasarruf sağlıyor hem de

doğal kaynakları daha verimli kullanarak

gelecek nesiller için güvenli bir ortamın

alt yapısını hazırlıyor. Diğer bir yandan

duş teknelerinde de birçok yeniliğine imza

attık. Ideal Solid Teknolojisi ile üretilen

banyolarda en çok kullanılan duvar kaplamalarıyla

uyumlu 5 farklı renk alternatifi

ve 21 farklı ölçü seçeneğinin yer aldığı 3

cm kalınlığındaki antibakteriyel, kaymaz,

kesilebilir ve onarılabilir özelliklerdeki Ultra

Flat S duş tekneleri şüphesiz en heyecan

verici yeniliklerimiz arasında yerini alıyor.

Bununla birlikte özel olarak geliştirilmiş

yeni FirmaFlow Kartuş Teknolojisi ile üretilen

Ceraflex ve Connect Air armatür serilerimiz

serimiz de tasarım ve fonksiyonelliği

bir arada sunarak kullanıcılara ayrıcalıklı

deneyimler yaşatıyor. 2018 Ocak ayı itibarıyla

satış hattına aldığımız IdealRainEvo&EvoJet’lerin

basmalı fonksiyon değiştirme

özelliği ile kullanıcılar için duş keyfini

kusursuz bir deneyime dönüştürüyoruz.

Tüm dünyada satış hattına girdiği günden

itibaren aldığı ödüllerle de alanındaki

benzersizliğini kanıtlayan Aquablade Teknolojisine

sahip klozetler de yine en göze

çarpan ürünlerimiz arasında. Klozetler için

sarf ettiği su, ne kadar suyla ideal temizliği

sağladığı, sessizlik ve su sıçratmama özelliği,

kolay temizlik sağlaması gibi birçok belirleyici

kriter var. Aquablade teknolojisiyle

tasarlanan klozetlerimiz bu açıdan hem

hijyenik hem de çok sağlıklı bir kullanım

sunuyor.

Bunların yanı sıra fısıltıdan bile daha az

ses şiddetine sahip gömme rezervuarları

müşterilerimize sunuyoruz. Son derece

sessiz çalışan gömme rezervuarlar 17 dB

ses ile çalışıyor. Bu özelliği ile de NF1 sertifikasına

sahipler.

Markalaşmanın rekabetteki

yeri nedir? Bu konudaki

çalışmalarınızdan biraz bahseder

misiniz?

Ideal Standard banyo ürünlerinde dünyanın

lider markası. Birçok ilki gerçekleştirmiş,

sektöre öncülük etmiş, icatların markası.

Dubai’de Burj Al Arab, Moskova’da

Hilton Gardens, Londra’da The Shard gibi

dünyaca ünlü birçok saygın projede yer

alan bir markayız. İşte tüm bu referanslar

Ideal Standard’ın marka olarak da kendini

kanıtladığının bir ispatı. Global bir marka

olmamızdan dolayı markalaşma konusunda

Türkiye’de de ana marka stratejilerini

izliyoruz.

Tüketici beklentileri sürekli

değişiklik gösteriyor. Bu değişim

sektörü nasıl etkiliyor? Bu

değişimin sürecinde siz kendinizi

nerede görüyorsunuz?

Tüketici beklentilerini hem tüketici hem

de markaların kendisi belirliyor aslında.

Bu konuda Ideal Standard tarafından yapılmış

birçok araştırma var. Ancak yapılan

çalışmalar gösteriyor ki, son yıllarda

teknolojik ürünlere eğilim oldukça fazla.

Fakat burada önemli olan kullanılabilir

teknoloji. Tasarımın ve teknolojin bir araya

geldiği pratik ürünler daha çok ilgi görüyor.

Tüketiciler bu konuda eskiye göre

daha bilinçli. Ürün bazında da talepler

beğeniler çeşitlilik gösterebiliyor. Armatür

seçimi ile klozet seçimi çok farklı kriterlere

sahip. Lavabolar için estetik daha

ön planda. Değişimdeki talepteki bu hıza

ayak uyduramayan Ar-Ge ve tasarıma

yatırım yapmayan firmaların sürdürülebilirliği

mümkün olmuyor.

Ideal Standard işte tüm bu konularda

sektöre öncülük eden bir firma. Biz değişime

ayak uyduran ya da takip eden

değil değişimi oluşturan markayız. Üretim

kapasitesi, üretim teknolojileri ve müşteri

memnuniyetini ön planda tutan ürün yeniliklerine

yapılan yatırımların olumlu geri

dönüşleri ile hedeflenen büyüme oranının

çok üzerinde bir büyüme gerçekleştirdik.

Türkiye olarak da müşterilerimize hizmet

verdiğimiz satış noktalarının sayısını her

geçen gün artırmaya devam ediyoruz.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 69


“Kendimize saygının gereğini yerine

getirerek bir marka oluşturduk”

“Hedef tüketici kitlemiz modanın gelip geçici rüzgarından çok kolay etkilenmeyen, kültürel

olarak iyi yetişmiş, iyi eğitim görmüş, sanatla ilişkisi gelişmiş, kendini sanatsever kabul

eden ve herkesin kullandığı, her yerde görülen ürünlerden uzak duran, seri üretim ürünlerini

kullanmak istemeyen, kendine özgü/özel tasarlanmış ve üretilmiş ürün arayan bir kesimdir.”

Dünyadaki tüm kültürlere ait el işçiliğiyle

üretilmiş zemin ve duvar kaplamalarını

sahip oldukları evrensel temel sanat değerleriyle

birleştirerek yeniden yorumlayan

Karoistanbul geçmişten gelen atölye

deneyimi ve tasarımcılarının öngörülü

yaklaşımıyla yüksek düzeyli estetik ürünler

üretmekte. Karoistanbul Kurucusu

Zekai Bostancı ile dosya konumuz çerçevesinde

bir röportaj çalışması gerçekleştirdik.

Öncelikle kısaca kendinizden

ve firmanızdaki görevinizden

bahseder misiniz?

Ben Tatbiki Güzel Sanatlarda 4 yıl resim

eğitimi aldım. Öğrencilik yıllarımda,

(1975’ten itibaren) hem resim çalışmalarımızı

yürüttüğümüz, hem de mimariyi

tamamlayan dekoratif sanatlardan vitray,

mozaik, rölyef, duvar resimleri gibi işler

alarak yaptığımız bir atölyemiz oldu. Bu

deneyimle daha sonra Mavi Pencere Güzel

Sanatlar Atölyesi biçimlendi. Sonraki

yıllarda, Marmara Üniversitesi’nde resim

eğitimi almış olan Songül Vurdu ile birlikte

yürüttüğümüz çalışmalar bizi enteresan

bir hikâye ile Karoistanbul karolarını üretmeye

götürdü.

90’ların ortasında eski bir binanın restorasyonu

sırasında bu tür ürünlere ihtiyacımız

oldu. Araştırmalarımız sonunda

bunların üretiminin tamamen sona erdiğini

gördük. Eski ustalardan Bayram

Yenmez ve Abidin Yenmez kardeşlerin

heyecanlı destekleri ile ilk kalıbımızı Moda’daki

Mavi Pencere Güzel Sanatlar

Atölyesi’nde yaparak ve ilk karomuzu

onların atölyesinde üreterek, restore ettiğimiz

Çinili Kafe’nin zeminine döşedik.

Bu çalışmamız daha sonra bu zanaatın

Türkiye’de yeniden gündeme gelerek

gelişmesinin yolunu açan ilk adımlar

oldu. Hatta bu çabamızın dünyadaki bazı

başka ülkelerdeki bazı üreticilere de esin

kaynağı olduğunu yıllar sonra Vietnam’a

ve Kuzey Afrika’ya yaptığımız ziyaretlerdeki

görüşmelerde bizzat o üreticilerden

dinledik. Öte yandan, Karoistanbul’un ilk

karosiman üretimi 1990’ların ortasında

gerçekleşmiş olmasına karşın, 1970’lere

dayanan bir tarihçeden söz edebiliriz.

Önümüzdeki dönem için çini karo

ve seramik trendleri sizce nasıl

gerçekleşecek? Bu noktada yeni

serileriniz hakkında biraz bilgi

verir misiniz?

Bizim ürünlerimiz seramik sektöründeki

eğilim ve dalgalanmalarla örtüşen bir değişim

seyri izlemez. Seramikte çok büyük

çapta endüstriyel bir üretim ve çok büyük

bir rekabet söz konusudur. Seramik sektöründeki

üretici firmalar bütün dünyada

birbirini gözlemekte, ortaya çıkan bu yenilik

kısa sürede herkes tarafından taklit

edilmektedir. Üretimde makine kullanımı

çalışanların insiyatifini tamamen ortadan

kaldırdığı ve bütün üreticiler de aynı makinaları

kullandığı için bugün keşfedilen

bir yenilik iki gün içinde herkes tarafından

yapılan sıradan bir ürün olarak ay-

70

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Dosya

nılaşmış ürünler

yığınına eklenmektedir.

Örneğin

bir dönem seramik

fuarlarındaki bütün

standartlar ahşap

parke dükkanlarına

benzemekte,

bir sonraki sezonda

her şey beton

gibi, daha sonraki

dönemde her şey

metal benzeri bir hal

almaktadır.

Bizim ürünlerimizde de dönemsel olarak

etkili olan eğilimler, coğrafyaya özgü

desen ve renk tercihlerinde başkalıklar

gözlenebilir. Ama bunlar kökü daha derinlerde

olan, daha az gündelik, daha uzun

vadeli farklılıklardır.

Hedef tüketici kitlemiz modanın gelip geçici

rüzgarından çok kolay etkilenmeyen,

kültürel olarak iyi yetişmiş, iyi eğitim görmüş,

sanatla ilişkisi gelişmiş, kendini sanatsever

kabul eden ve herkesin kullandığı,

her yerde görülen ürünlerden uzak

duran, seri üretim ürünlerini kullanmak

istemeyen, kendine özgü/özel tasarlanmış

ve üretilmiş ürün arayan bir kesimdir.

Doğaya saygılı, tarihe düşkündür. ‘El işi’

ürünler kullanmaktan ve kendisinin böyle

tanınmasından mutlu olur. Sunta üzeri

kaplama yerine masif ahşaptan yapılmış

mobilyaları tercih ettiği gibi endüstriyel

seramikler yerine bizim karolarımıza hayranlık

duyar. Endüstriyel ürünlerin tekdüzeliğinden

bezmiş olduğu için, yaşadığı

ve çalıştığı mekânda, özgün,ve ‘ısmarlama’

zanaat ürünlerini kullanmak ister.

İnşaat piyasasındaki

dalgalanmalardan ne ölçüde

etkileniyorsunuz? Satışların

sürekliliği konusunda neler

söylemek istersiniz?

İnşaat piyasasındaki dalgalanmalardan

etkilenmediğimizi söylemek mümkün değil

elbette. Ama bizim ürünlerimiz sıradan

konutlarda ve işyerlerinde zaten büyük

metrajlarda kullanılan ürünler değildir.

Seri üretim seramiklerin satışındaki kadar

bir düşüş hissetmiyoruz. Zaten atölyemizin

önemli bir bölümü yurtdışından

gelen siparişleri üretmeye uygun olarak

programlanmış durumda. Yurtiçinde çok

özgün, butik özellikte, küçük metrajlar halindeki

talepleri de karşılıyoruz.

Bayi ve satış ağında bu yıl

nasıl bir mesafe kat ettiniz? Bu

minvalde önümüzdeki dönem için

hedefleriniz neler?

Bayi ve satış ağı konusuna gelince bizim

ürünlerimizle ilgili bir öyküyü anlatarak

başlayacağım: Geçmiş yıllarda çok bayili

bir sistemin içinde yer alarak ürünlerimizi

satmayı denedik ve bir yıl bile geçmeden

vazgeçtik. Beş altı ay sonra karolarımızı

bayilerden temin eden müşterilerden

şikâyet gelmeye başladı. Çünkü bu sistemde

bayi ürünü satıp parasını aldıktan

sonra ürünle ve müşteri ile ilişkisini bitiriyor.

Halbuki bizim ürünümüz, üretilip pazara

salınıp başıboş bırakılacak herhangi

bir meta değildir. Müşterinin ürünün döşenmesi,

derz dolgu işleminin yapılması,

silinip cilalanması, gündelik temizlik ve

bakımının yapılması vb. konularda uyarılması

gerekir. En önemli hususlardan biri

de döşeme işleri yapan ve bizim karolarımıza

zarar verebilecek birçok olumsuz

alışkanlığı sürdüren ustaların eğitilmesi

ve yanlış montajdan kaynaklanabilecek

ve telafisi olanaksız zararların önlenmesi

konusudur. Çok ayrıntılı bir döşeme/derz

doldurma, silim-cila koruyucu uygulaması

yönergesi hazırlayıp ürün tesliminden

önce ilgili olan herkese iletiyoruz. Bunu

yeterli bulmayıp bazı durumlarda bizzat

şantiyeye kadar gidip doğru uygulama

yapılmasını sağlıyoruz. Sonuç olarak, denetimi

elden kaçırmamıza yol açabilecek

çok sayıda bayiden oluşan bir ağ yerine,

bilinçli ve ürüne saygılı, az sayıda bayi

ile çalışmak bizim ürünümüzün mizacına

daha uygun diye düşünüyoruz.

Markalaşmanın rekabetteki yeri

nedir? Bu konudaki çalışmalarınızdan

biraz bahseder misiniz?

Zekai Bostancı / Karoistanbul Kurucusu

Markalaşma konusunda Karoistanbul

gerçekten bir marka haline gelmiş durumda.

Ama bu, “Karoistanbul’u marka haline

getirelim’’ diye bir hedef belirleyip ona

ulaşmak için bir program yaparak veya

birtakım danışmanları devreye sokup onların

önerilerini uygulayarak olmadı. Biz,

hem ürünün kendisine hem de ürüne ilgi

gösteren müşterilerimize duyduğumuz

saygının gereğini yerine getirdik. Her zaman

kendimizi müşterinin yerine koyup

‘’bana böyle davransalar nasıl olur?’’ diye

düşünerek iş yaptık. Daha başka bir deyişle,

biz kendimize saygının gereğini yerine

getirerek çalıştık ve sonunda gördük

ki bir marka oluşturmuşuz.

Birtakım belgeleri alırken, tescil belgeleri,

faydalı model belgeleri, ISO 9001-2015

Kalite Yönetimi, ISO 14001-2015 Çevre

Yönetimi, TSE Belgesi gibi belgelerin alınması

sürecinde gördük ki, bu standartlar

bizim zaten dikkat ettiğimiz, insana, üretime,

çevreye yani genel olarak hayata bakışımızdan

dolayı dikkate aldığımız özelliklerle

doğrudan bağlantılıymış. Gerçek

anlamda ‘’markalaşma’’nın arka planında

böyle bir dünya görüşünün olması gerektiğini

düşünüyorum. Böylece uluslararası

alanda kabul gören belli bir kalite çizgisine

ulaşabiliyor ve bu kaliteyi standartlaştırarak

müşterilerimize güven vermiş oluyorsunuz.

Karoistanbul, ürünleriyle uluslararası

düzeyde başarısını kanıtlamış bir

kuruluş olarak faaliyet gösteriyor.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 71


Dosya

Tresette ile

mutfaklarda

Akdeniz

esintisi

başlıyor

“İlham veren mutfaklar”

sloganıyla hazır mutfak

sektöründe iddiasını ortaya

koyan Tresette Mutfak, yeni

serisi “Dünya Klasikleri” ile lüks

segmentte sınırları zorluyor.

Serinin göz alıcı modellerinden

Akdenizli “Tresette Mare”, İtalyan

mutfağının tüm samimiyetini

evinizin en özel bölümüne

taşıyacak.

Tresette Mutfak, “Elit” ve “Modern” serilerinden

sonra şimdi de “Dünya Klasikleri”

serisiyle ülkelerin mutfak trendlerini evlerimize

taşıyor. 4 modelden oluşan “Dünya

Klasikleri”, klasik ile lüks çizgileri harmanlıyor,

evinize ayrı bir değer katıyor.

Dünya Klasikleri”nden “Tresette Mare”,

İtalyanların, mutfakta sosyalleşen, yemekle

bütünleşen yaşamını gözler önüne

seriyor. Standart mutfak anlayışının dışına

çıkılarak oluşturulmuş “Tresette Mare”

mutfağınızı, sadece yemeğin hazırlandığı

bir yerden ziyade tüm ailenin bir arada

olduğu bir yaşam alanı haline getiriyor.

Gelenekselliğin çağdaş notalar ile harmanlandığı,

İtalyan esintili dokunuşlarla

yeni bir yaşam alanı sunan “Tresette

Mare’’ mutfak, Akdeniz’in doğasından ve

denizinden aldığı ilhamla estetiği, işlevsel

çözümlerle sunuyor.

4 ahşap ve 14 lake rengiyle farklı seçimlere

olanak veren “Tresette Mare’’, çekmece

ve kapak sistemlerinde standart

olarak uygulanan yavaş kapanma özellikli

aksesuarlarıyla üst düzeyde konfor

sunuyor.

Fitilli kenar bandı teknolojisi sayesinde

sessiz kapanma ve toz yalıtımı özelliklerini

ön plana çıkaran “Tresette Mare’’, renk

değişikliklerine ve darbeye dayanıklı cila

kullanımıyla dayanıklılığını da konuşturuyor.

“Mutfağım farklı olsun, dünya mutfağından

izler taşısın” diyorsanız, “Tresette

Mare” mutfak hayallerinizi gerçeğe dönüştürüyor.

Sevdiklerinizle uzun vakitler

geçireceğiniz “Tresette Mare” mutfağı

yakından incelemeniz için Tresette Mutfak’ın

Etiler ve Caddebostan’daki mağazalarına

uğramanız yeterli.

72

Yapı Malzeme Temmuz 2018


E.C.A. ile

Yıllarca Beraber Olmak Garanti!

“E.C.A. ve SEREL markalarımızla bu toprağın insanına bu toprağın insanının ürettiği,

geliştirdiği teknolojilerle hizmet sunuyoruz. Sektörümüzde yerli üretim yapan neredeyse

tek markayız. 67 yıldır verdiğimiz hizmetin kalitesine inancımızla “Yıllarca Beraber”

diyebiliyoruz.”

Yapı sektöründe, 1955 yılından günümüze

kadar Elginkan Topluluğu’na ait bir kuruluş

olarak yapı sektöründe faaliyet göstermekte

olan Elmor, banyolarda istenilen tüm

özelliklerin en ince detayına kadar düşünülerek

tasarlandığı bir kuruluş. Elmor

A.Ş. Genel Müdürü Enver Öz ile dosya

konumuz çerçevesinde bir röportaj gerçekleştirdik.

Firmanızın faaliyetlerini kısaca

anlatır mısınız?

ELMOR’un ürün grupları, E.C.A. markalı

su armatürleri ve banyo aksesuarları, E.

C.A. markalı teknik ürünler (valfler), SE-

REL markalı Seramik Sağlık Gereçleri ve

SEREL gömme rezervuarlar ile SEREL

markalı aksesuarlardan oluşmaktadır.

ELGİNKAN TOPLULUĞU’na bağlı bir kuruluş

olan ELMOR’un satışını gerçekleştirdiği

E.C.A. su armatürleri ve E.C.A. teknik

armatürler bulundukları sektörde pazar lideri

konumundadır.

Önümüzdeki dönem için banyo

ve mutfak trendleri sizce nasıl

gerçekleşecek? Bu noktada yeni

ürünleriniz hakkında biraz bilgi

verir misiniz?

Değişen dünya ve teknolojinin

hızla gelişimi

sonucunda hayat tarzımız

da hızla değişti. Son

dönemlerde hayatın her

alanında olduğu gibi armatür

ve vitrifiye sektöründe

de önemli bir motto var “Hayatı Kolaylaştırmak‘‘

Aslında bu motto yeni nesil

tüketici talebinin özetidir.

Tüketicilerimizin hayatını kolaylaştırmak

amacıyla AR-GE ve ÜR-GE çalışmalarımızı

şekillendiriyoruz. Bu yaklaşımla sektörde

ilki temsil eden birçok teknolojiyi tüketicilerimizle

buluşturmaya devam ediyoruz. SE-

REL seramik sağlık gereçlerinin tümünde

2015 yılından bu yana

uygulanan Hygiene

Plus teknolojisini Türkiye’de

bir ilk olarak

şimdi de armatürlerde

uyguluyoruz. Islak zeminlerde

büyük öneme

sahip olan hijyen

konusu, armatürler

için de sorun olmaktan çıkıyor.

SEREL vitrifiyelerimize getirdiğimiz yepyeni

bir yıkama sistemi “Easywash”. SEREL

yıkama suyuna yön vererek klozetlerdeki

su sıçratma problemine çözüm getirirken,

E.C.A. ile ortak geliştirdiği lavabo yıkama

sistemi ile de Türkiye’de ilk kez kendi kendini

temizleyen lavabo konsepti geliştirdi.

E.C.A. tarafından üretilen dokunma kontrollü

evye ve lavabo bataryalarımız ise

armatür teknolojilerine yeni bir bakış açısı

kazandırıyor. E.C.A. Touch armatür ile

açma ve kapamasının kumanda koluyla

sınırlı olduğu devri bitiriyor, artık dokun

açılsın dokun kapansın dönemi başlıyor.

Türkiye’de ilk kez E.C.A. tarafından üretilen

haşlanma emniyetli banyo ve lavabo

bataryalarımızı da tüketicilerimizin be-

74

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Dosya

ğenisine sunduk. Geliştirilen teknoloji ile

kumanda kolu tam açık iken armatür, en

fazla 45°C’de su akışına müsaade ediyor.

Böylece E.C.A.

THERMO SAFE

serisi ile ev ve toplu

yaşam alanlarında

yaşanabilecek

haşlanma problemini

çözüyoruz.

Sektöründe daima

ilkleri gerçekleştiren

E.C.A.,

Türkiye’de yine bir ilkle E.C.A. markalı

krom kaplı tek kumandalı – çift kumandalı

batarya ve musluk gurubu ürünlerinde

Türkiye’de ilk defa garanti süresini 20 yıla

çıkarttı. E.C.A. ile Yıllarca Beraber Olmak

Garanti! mottosuyla çıktığımız bu yolda kalitemize,

teknolojimize ve tasarımlarımıza

olan güvenimiz tam.

Mayıs – Haziran dönemi içerisinde

gerçekleştirmiş olduğunuz E.C.A.

İMAJ kampanyasıyla ilgili bilgi

alabilir miyiz?

E.C.A. kalite, fonksiyonellik, teknoloji konularında

olduğu kadar tasarım konusunda

da oldukça iddialı.

Geliştirdiği teknoloji ve yeniliklerle insan

sağlığını ve çevresel duyarlılığı ön planda

tutan E.C.A, armatür ürün ailesine

Icon ve Purity serilerini de ekledi. Türkiye’de

ilk kez Hygine Plus teknolojisine

ve 20 Yıl Garanti’ye de sahip olan Icon

ve Purity armatürler uluslar arası tasarım

yarışmalarından da birçok ödülle döndü.

Öyle ki Avrupa’nın en prestijli tasarım yarışmalarından

biri olarak görülen German

Design Awards’a özel olarak davet edilen

markalar arasında Icon ve Purity serileriyle

E.C.A.’da yerini aldı.

Kampanyamızı hayata geçirirken üzerinde

durduğumuz en önemli kriterlerden biri

de kalite ve teknolojisiyle tüketicilerinin

tercihlerinde ilk sırada yer alan E.C.A.’nın

tasarımlarıyla da fark yarattığının altının

çizilmesi.

E.C.A. Icon ve Purity serileri başta olmak

üzere mekan tasarımlarında faydalanılan

bimobject.com platformuna armatür kategorisinde

eklenen tek yerli marka olan E.

C.A., eca.com.tr üzerinden de autodesk

Enver Öz / Elmor A.Ş. Genel Müdürü

revit formatında ürünlerini kullanıma açtı.

Özellikle mimar ve içmimar meslek gruplarının

faydasına olacak çalışmaya Nisan

itibariyle başlandı.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 75


“Kalite çalışmalarını daha ileriye

taşıma hedefindeyiz”

Ürün gamımızın %97’si banyo mobilyaları, %3’ü mutfak mobilyaları oluşturuyor. Orta

ve Orta üstü segmentte üretim yapıyoruz. Ekonomik ürünler tasarım ve fiyat açısından

birbirine çok yakın olduğu için bu grupta üretim yapmayı şimdilik tercih etmiyoruz. Orta

segmentte yer alan tüketiciye iyi ve kaliteli hizmet vermeyi hedefliyoruz

Recep Kınay

NPlus Banyo Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı - Şirket Ortağı

Önceliği her zaman müşteri memnuniyeti

olan NPlus Banyo; Kalite vazgeçilmezi, rekabetçi,

takım çalışmasına inanan ve hep

beraber başaran kadrosuyla çalışmalarını

gerçekleştirmekte. Sonuca odaklanan, gücünü

değişimden alan firma, kurumsal ve

sosyal sorumluluk yükümlülüklerini daima

yerine getirerek bu noktada da pozitif bir

örnek teşkil etmekte. NPlus Banyo Ürünleri

Genel Müdür Yardımcısı / Şirket Ortağı Recep

Kınay ile bir röportaj çalışması gerçekleştirdik.

Öncelikle kısaca kendinizden

ve Nplus Banyo’nun kurulum

hikayesinden bahseder misiniz?

Abant İzzet Baysal Üniversitesi Orman Endüstrisi

Bölümü mezunuyum. Yüksek lisansımı

da aynı üniversitede tamamladım. Ben

ve ortaklarım Çetin EROL, Barış EFE uzun

yıllardır birlikte çalışan iş arkadaşlarıyız; birbirini

iyi tanıyan, aynı düşünebilen ve aynı

yönde hareket edebilen insanlar olduğumuz

için 2014 Ağustos yılında yeniden bir araya

geldik. Uzun yıllar kalite kontrol, üretim, sipariş,

sevkiyat alanlarında deneyim sahibi

oldum. Fakat asıl uzmanlık alanım üretim

bölümüydü. 2011 yılında kendime atölye

açtım. Hem üretim hem de satış yaptım.

2014’e kadar her çeşit mobilya işinde nihai

tüketiciye hizmet verdim. Senelerin vermiş

olduğu tecrübe, bilgi ve birikim neticesinde

yapamadıklarımızı gerçekleştirme isteği ağır

bastı ‘yapabilir miyiz’ diye konuştuk ve kendi

işimizi kurma noktasında bir araya gelerek

NPlus Banyo’yu kurduk.

Öncelikle Pazarlama ve Satış birimini kurduk.

Sonra katalogumuzu çıkardık. Küçük

bütçeler ile reklamımızı yaptık. İlk defa UNI-

CERA Fuarı’na katıldığımız zaman gördüğümüz

ilgi ve destek bizi çok mutlu etti. Fuarın

da etkisiyle müşteri portföyümüz genişledi.

Kendi aramızda tekrar bir değerlendirme

yaptık ve fabrikamızın bulunmuş olduğu tesise

taşınma kararı aldık. 4000 metrekare

kapalı alanda üretim yapıyoruz. Yılda 25

bin takım banyo mobilyası üretiyoruz. Bütün

birimlerimiz burada yer alıyor. Ortaklarımla

uzmanlık alanlarımız ve sorumluluğumuzda

olan birimler farklı. Hem işveren hem de

yönetici pozisyonunda çalışıyoruz. Ekip çalışmasına

inanıyoruz. Hayatımıza güç katan

değerlerin başında çalışmak gelir. NPlus’a

güç katmak için çalışmaya devam edeceğiz.

76

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Dosya

Satış ve pazarlama noktasındaki

çalışmalarınıza biraz değinir

misiniz?

Satış ayağımızı 3 ana başlıkta topladık.

Bayiler, Proje ve ihracat. Standart ve orta

segment ürünlerimizle Türkiye genelinde

100’ün üzerinde satış noktasında yer alıyoruz.

Proje bazlı çalıştığımız işlerde kataloğun

haricinde projeye özel tasarım ve

anahtar teslim çözümler sunuyoruz. Pazar

payını genişletmek, iç piyasada yaşanan

veya yaşanabilecek durgunluğu telafi

etmek ve teknolojik know-how düzeyinde

gelişme sağlamak için ihracat yapıyoruz.

5 yıl içinde ihracatı %40’ın üzerine çıkarmayı

hedefliyoruz. Ağırlıklı olarak Ortadoğu

pazarına ihracat yapıyoruz. Balkanlar

ve Nüfusu sebebiyle büyük bir pazar olan

Afrika ülkelerine de ihracat yapmak için

çalışmalara başladık ve hedef ülkeleri

belirledik.Toparlayacak olursak %35-40

proje, %30-35 arası bayi, %25-30 arası

da ihracat şeklinde ilerliyoruz.

Online platformdan satış yaptığımız siteleri

de bayimiz olarak görüyoruz. N11,

Hepsiburada, Eskidji Bazaar, gibi bilinen

ve insanların devamlı ziyaret ettikleri online

platformlar üzerinden satışlar gerçekleştiriyoruz.

Tüketici ürünü görüyor,

beğeniyor ve satın alma işlemini gerçekleştiriyor.

Ürün gamımızın %97’si banyo

mobilyaları, %3’ü mutfak mobilyaları

oluşturuyor. Orta ve Orta üstü segmentte

üretim yapıyoruz. Ekonomik ürünler tasarım

ve fiyat açısından birbirine çok yakın

olduğu için bu grupta üretim yapmayı

şimdilik tercih etmiyoruz. Orta segmentte

yer alan tüketiciye iyi ve kaliteli hizmet

vermeyi hedefliyoruz. Sahip olduğumuz

imkanları daha verimli kullanmak, fiyat

politikalarını belirlemek ve gerekiyorsa

ürünü farklılaştırmak için segmentasyon

çalışmaları yapmaya özen gösteriyoruz.

Markanın sadece isminin olması marka

olduğu anlamına gelmiyor. Güven duyulan

bir marka olmak istiyoruz. Müşteri

memnuniyetini sağlamak bizim şirket

prensibimiz. Şikayeti olan tüketici konuşmaya

bile gerek duymuyor artık. Attığı bir

tweetle veya maille sıkıntısını dile getiriyor.

Satış öncesi ve satış sonrası hizmet,

memnuniyet ve servis beklentileri gibi

konularda gelen geri bildirimler doğrultusunda

müşterilere geri dönüşleri H.İ birimimiz

yapıyor.

NPlus Banyoyu rakiplerinden ayıran değerleri

ifade ederek tüketici zihninde kalıcı

olmak istiyoruz.

Ürün tasarımındaki kriterlerinizi

nasıl belirliyorsunuz?

Ürünlerimizin tasarımlarını yaparken tüketicinin

ihtiyaçları doğrultusunda olmasına

özen gösteriyoruz. Hangi gelir grubuna

hitap edeceği ihtiyacı nasıl karşılayacağı

çok önemli. Ürün tasarımını yaparken

başka tasarımlarla kesişmemesi, benzerlik

olmaması hassas olduğumuz ve

dikkat ettiğimiz konular. Tasarımını yaptığımız

bir ürün modeli beklediğimiz talebi

görmediği zaman üretimden kalkabiliyor

veya bazı revizelerle yıllarca satılabiliyor.

Ürünlerimiz bayiler aracılığı ile nihai tüketiciye

ulaşıyor. Son tüketici gözüyle

bakarsak eğer, insanların çoğu yaşam

koşullarını geliştirmek istemektedir. Bunu

yaparken de özellikle yüksek kalite, kullanım

kolaylığı ve tasarım uygulamaları

banyo ürünleri tercihlerinde etkili olmaktadır.

Bunun neticesinde pazara daha çok

model sunulmalı ve bu hedef içinde ortaya

çıkan sonuçlar dikkatli incelenmelidir..

Gelecek 5 yıl içindeki yatırım

hedeflerinizden bahsedermisiniz?

Kuruluşu başarılı ve sistematik şekilde

yönetirken aynı zamanda kontrol etmekte

gerekiyor. Kalitenin tepe noktası tüketicidir.

Sürekli yenilik ve iyileştirme kaliteye

giden esas yoldur. Biliyoruz ki iyi bir kalite

şans eseri kazanılmaz. Fiziki ortamın, satış

hacminin, daha başka unsurların uygun

zemine oturtulması gerekiyor. Zaman içinde

kalite çalışmalarını daha ileri bir noktaya

taşıma hedefindeyiz. Kalite, verimlilik

ve karlılık yatırımların ayrılmaz ilkeleridir.

Nplus Banyo olarak önümüzdeki 5 yıl içerisinde

yeni bir fabrika yatırımı hedefimiz

bulunuyor. Kaliteye bakış açısı, her biri

kendi alanında yetkin çalışanları ve sunmuş

olduğu hizmetle sektöre yeni bir soluk

getirdiğimize ve heyecanla daha iyiye doğru

gideceğimize inanıyorum.

Tüketici talepleri sürekli

değişmekte? Sizler bu süreci nasıl

yönetiyorsunuz?

Bugün kalite kavramı da hizmet kavramı

da yeni anlamlar kazandı. Artık karşımızda

piyasada ki benzer ürünleri araştıran, fiyat

karşılaştırması yapan, iyi ve sorunsuz hizmet

bekleyen tüketici profili var. Tüketiciye

aynı özellikte ve aynı kalitede ürün sunmakla

mükellefiz. İnsanlar belli bir standardı

yakalayarak yaşam kalitesini yükseltmek

istiyorlar. Bizim yapmış olduğumuz

işin odak noktası insan. Konu insan olunca

doğal olarak tercihlerde farklı oluyor. Günlük

ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri, sade,

şık ve banyoları yaşam alanlarına dönüştüren

orta ve üst segmentte ürünler üretiyoruz.

Karşılaşılan reklamlar, ürün araştırmaları,

bilgi alışverişi satın alma kararının

verilmesinde önem kazandı.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 77


“Yarının tasarımlarını oluşturmaktan

hiç geri durmuyoruz”

“Biz ürünlerimizin işlevselliğinin yanısıra tasarımını da aynı ölçüde önemsiyoruz. “Şık ama

uzun süre kullanabilir miyim veya kolay temizlenebilecek mi?” gibi sorulara ürünlerimizin

özellikleriyle cevap veriyoruz. Güven içeren ürünlerin “şık durmuyor” hissi artık kaybolmaya

başladı. Biz Artemis ürünleri ile hem güvenli hem de şık banyo tasarımları sunmaya

odaklanıyoruz.”

1997 yılından itibaren üretim ve hizmetlerini

Gebze Organize Sanayi Bölgesinde

sürüdüren Artemis, banyo yıkanma alanlarında,

lider olduğu Akrilik Küvet ve Duş

Teknesi, Solid Surface, Lineer Süzgeç ve

Buharlı Masajlı Sistemler yanında, duş

kabini üretiminde de uluslararası standartlarda,

özgün tasarımlar yaparak sektörün

öncü firmaları aransında yer almakta. Artemis

Genel Müdürü Ahmet Kaan Koçulu ile

dosya konumuz çerçevesinde bir röportaj

gerçekleştirdik.

Öncelikle kısaca kendinizden

ve firmanızdaki görevinizden

bahseder misiniz?

1980 Göztepe İstanbul doğumluyum.

Kafkasya kökenli bir aileyiz. İstanbul Bilgi

Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde lisans,

Galatasaray Üniversitesi’nde Ekonomi bölümünde

yüksek lisans eğitimi aldım. Avukat

kimliğimin yanı sıra çeşitli firmalarda

üst düzey yöneticilik görevlerinde bulundum.

2017 yılı Ocak ayından itibaren de

Artemis AŞ Genel Müdürü olarak görevime

devam etmekteyim.

1997 yılında yerli sermaye ile Gebze Organize

Sanayi Bölgesi’nde faaliyete geçen

firmamız, 11.000m²’lik arazide kapalı

alanı da 10.000m² olan fabrikasında tüm

yıkanma alanları ürünlerini tek çatı altında

üretiyor. Sektörde banyo yıkanma alanlarında

uluslararası standartlarda özgün

tasarımlar yapan sektörün lideri konumdayız.

Sermayesinin tamamı milli olan

kuruluşumuzun tüm ürünleri ARGE-ÜRGE

bölümündeki Türk Mühendisleri tarafından

dizayn edilip geliştirilmektedir. Türkiye genelinde

ve 18 ülkedeki yaygın teknik servis

ağı sayesinde, yüksek müşteri memnuniyeti

performansına sahibiz.

Duş Kabini, Küvet, Duş Teknesi, Solid Lavabo,

Lineer Süzgeç, SPA ve Buharlı Masajlı

Duş Sistemleri üretiyoruz. Ürünlerimizi;

Avrupa, Ortadoğu, Afrika ve Ön Asya’da

toplam 32 ülkeye ihraç ediyoruz.

Önümüzdeki dönem için

Banyo trendleri sizce nasıl

gerçekleşecek? Bu noktada yeni

serileriniz hakkında biraz bilgi verir

misiniz?

Banyo yıkanma alanlarında kullanmak için

seçilen ürünlerin kalitesi ve güvenilirliği kadar

tasarım ve şıklık da büyük önem taşıyor.

Estetik özelliği ile birlikte aslında ürünün

fonksiyonelliği kullanım aşamasında

bir adım daha etkili olabiliyor. Biz ürünlerimizin

işlevselliğinin yanısıra tasarımını da

aynı ölçüde önemsiyoruz. “Şık ama uzun

78

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Dosya

süre kullanabilir miyim veya kolay temizlenebilecek

mi?” gibi sorulara ürünlerimizin

özellikleriyle cevap veriyoruz. Güven

içeren ürünlerin “şık durmuyor” hissi artık

kaybolmaya başladı. Biz Artemis ürünleri

ile hem güvenli hem de şık banyo tasarımları

sunmaya odaklanıyoruz.

En yeni tasarımlarımızı 27 Şubat 2018 – 3

Mart 2018 tarihleri arasında gerçekleşen

CNR EXPO Yeşilköy’de, 540 metrekarelik

fuarın en büyük standlarından olan

alanımızda sektörün beğenisine ilk kez

sunduk. Yüksek inovatif çıktıları olan duş

kabinleri, tezgahüstü ve tezgahlı solid surface

lavaboları, duş teknesi, küvet, SPA,

hidromasajlı küvet ve duş sistemleri ve

ürün gruplarında yer alan ürünlerimiz epey

ilgi gördü. Gurur duyduğumuz bir hususu

belirtmeden geçemeyeceğim, bütün ürünlerimiz

Türk mühendis ve tasarımcıların

eseridir. Biz, Türk profesyonellerinin yaratıcılıklarına,

kalite anlayışına ve pratik öngörüsüne

güveniyoruz. Markamızı bu ilke

üzerine inşa ettik.

Ayrıca tasarladığımız ürünlerin anti-bakteriyel

olması da çok önemli. Annelerin bu

konuda hem markaya hem de ürüne güvenmeleri

gerekiyor. Biz de üstümüze düşen

görevi tasarımlarımız ve ürünlerimizin

özellikleri ile yerine getirmeyi amaçlıyoruz.

Solid Surface ile tasarımlarını gerçekleştirdiğimiz

ürünler hem estetik yapısı hem

de işlevselliği ile ön planda. Öncelikle duş

teknesi, küvet ve sonrasında lavabo tasarımlarımız

ile müşterilerimizi mutlu etmeyi

hedefledik. Şimdi de dünyada ve Türkiye’de

yapılmamış olan bir ürünü sektöre,

paydaşlarımıza ve müşterilerimize sunmanın

gururunu ve mutluluğunu yaşıyoruz.

Bizim için Solid Surface ürünler yeniliği ve

gelişimi temsil ediyor, yüksek hijyen özelliği

taşıyor. Kolay şekillendirilebilme, aldığı

ortam ışığını yansıtarak aydınlatmaya destek

olma ve kimyasal malzeme kullanmadan,

kolayca temizlenebilme özellikleri öne

çıkıyor. Solid Lavabolar; klasik ve modern

tarzıyla yıkanma alanlarına farklılık katarken,

şık, enerjik ve minimal tasarımlarla

banyoları evin en şık bölümlerinden birine

dönüştürüyor.

Canlı renkler ile bütünleşen,

farklı formlardan tasarlanabilen

Solid Lavabolar, geçirgenlik ve

saydam yapısıyla banyoların

aydınlık ve pozitif mekanlar

yaratıyor. Banyolarda tasarımıyla

dikkatleri üzerine çeken

Solid Lavabolar, anti-bakteriyel

özelliği ile tüketicilerinin beklenti

ve isteklerini karşılamayı

hedefliyor.

Sağlık Bakanlığı tarafından da

tavsiye edilen solid hijyenik

yapısı ile kullanmayı tercih ettiğimiz

bir ham madde. Bunu

tasarımla birleştirerek geliştirdiğimiz

Hidromasajlı Solid Küvetimiz

ürünlerimiz arasında önemli bir yer

tutuyor.

Küvette ise banyo ortamlarında estetiği ön

plana çıkaran free standing tasarımlarımızı

önemsiyoruz. Free standing tasarımlar,

bir panel içinde duvara monte uygulamadan

uzaklaşarak, banyoda daha özgür bir

tasarımı mümkün kılıyor.

Tasarımlarımızın yanında aksesuarlarımızda

da müşterilerimize değişik renk

seçenekleri sunuyoruz. Gümüş detaylar,

rose rengi ve altın gibi isteklerine de rahatlıkla

yanıt verebiliyoruz. Renk kaplatmalarını

çok savunmamakla birlikte gerçek bir

yapı ile sunmayı tercih ediyoruz. Bu sebep

ile altın kaplamalarımızı üst seviyeye çıkararak

24 karat altın ile müşterilerimizin

isteklerine cevap vermeye çalışıyoruz.

Bakteri üretmeyen ve kolay temizlik imkanı

sağlayan işlevsel ürünler, yapısının Solid

olmasıyla ısıyla şekil alırken, canlı renklere

sahip olmasıyla banyolarda yepyeni bir

algı oluşturuyor. Modern çizgilerini, lacivert

ve siyahın yanı sıra turuncu gibi sıcak

renklerle de birleştirerek, görünüm ve deneyim

çeşitliliği sağlıyor. Su ile temasa geçen

ve kullanıcılarımızın vücutlarına temas

edebilecek her şey bizim sorumluluğumuzda.

Sağlıklı ve zarar vermeyen çözümlerle

uzun süreli kullanım sağlayacak seçenekler

geliştiriyoruz.

Ahmet Kaan Koçulu /Artemis Genel Müdürü

İnşaat piyasasındaki

dalgalanmalardan ne ölçüde

etkileniyorsunuz? Satışların

sürekliliği konusunda neler

söylemek istersiniz?

İnşaat sektörü; jeopolitik hareketlilikler,

küresel piyasalardaki dalgalanmalar, kredi

derecelendirme kuruluşlarının yaptığı

olumsuz değerlendirmelere rağmen istikrarlı

büyüme çizgisini sürdürdü. Geçtiğimiz

yıl başta Emlak Konut GYO ve GYODER

kampanyalar geliştirdi. 200’ün üzerindeki

alt sektörü etkileyen ve ülke genelinde

ciddi bir istihdam kaynağı oluşturan inşaat

sektörü, istihdam seferberliğinde de büyük

rol oynuyor.

Artemis olarak piyasalardaki dalgalanmalardan

fazla etkilenmiyoruz. Bunun en

önemli nedeni de Artemis’in bir dünya markası

yolunda attığı adımlardır. Zira ihracatımızın

neredeyse tamamının ARTEMİS

MARKASI ile yapıyoruz. Döviz girdimiz

tatminkar seviyelere ulaştığı için kur dalgalanmalarına

karşı direncimiz daha yüksek

oluyor.

Türkiye büyüyor, büyüdükçe de konut ihtiyacı

artmaya devam ediyor. Dolayısıyla

inşaat piyasasında ki anlık daralmaların

konjonktürel olduğu bilinciyle, yarının tasarımlarını,

stratejileri oluşturmaktan hiç geri

durmuyoruz.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 79


“Yatırımlarımıza ve

büyümeye

devam edeceğiz”

“En kaliteli hammaddeler ve çok sıkı bir kalite

kontrol süreci ile ürettiğimiz ürünlerimiz insan

sağlığı ve çevre ile uyumlu. Bu sayede de

25 sene garanti verebiliyoruz. Global ölçekte

sektörümüzün en uzun garanti süresine sahibiz.”

Kuvars esaslı kompoze yüzeylerde global

lider olan Cosentino Group, 39 yıldır başarılı

projelere imza atmakta. Merkezi İspanya’da

bulunan şirket 2014 yılından itibaren

Türkiye’de de faaliyetler gerçekleştirmekte.

Cosentino Türkiye Ülke Direktörü Alper

Şensan ile yapmış olduğumuz röportaj

çalışmamızda, global ölçekte eski ve lider

bir konumda olmasına rağmen Türkiye’de

henüz yeni tanınmaya başlayan Cosentino

Group ve ürünleri hakkında merak ettiklerimizi

ele almaya çalıştık. “Türkiye operasyonumuzda

başlattığımız istihdam, lojistik

ve stok yatırımlarımıza devam edeceğiz.”

ifadeleriyle Türkiye özelindeki hedeflerini

özetleyen sayın Şensan’a bize vakit ayırdıkları

için teşekkür ediyor, çalışmalarında

başarılar diliyoruz.

Öncelikle kısaca kendinizden ve

‘Consentino Grup’ olarak faaliyetlerinizden

bahseder misiniz?

Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği

bölümünden mezun olduktan sonra

profesyonel hayata atıldım. Altında 20 yıllık

profesyonel deneyim barındıran ve kurucusu

olduğum Siva Yapı Malzemeleri ile

akrilik ve kuvars yüzeylerde distribütörlük

yaptım. 2009 yılında Cosentino distribütörlüğüne

başladıktan sonra hızlı bir büyüme

sürecine girdik. Daha sonra

Cosentino Group ile 2014

yılında Türkiye pazarında

büyüme hedefiyle ortaklaşa

Cosentino Turkey Yapı

Malzemeleri kuruldu. Şu

an sadece Cosentino’nun

Türkiye operasyonunu yönetmeye

odaklanmış durumdayım.

Merkezi İspanya’da bulunan

kuvars esaslı kompoze

yüzeylerde global lider olan

Cosentino Group olarak 39

yıldır faaliyet gösteriyoruz.

1,5 milyon metrekare kapalı alana sahip

tesislerimizde ürettiğimiz markalar ve

ürünlerle yıllık 1 milyar Euro üzerinde ciroya

ulaşıyoruz. Silestone ve Dekton ürünlerimizle

yıllık 8,5 milyon metrekare üretim

yapıyoruz. Ürün ve markalarımızın dağıtımını

80’den fazla ülkeye gerçekleştiriyoruz.

Operasyonun tamamı bize ait şekilde

32 ülkede faaliyet yürütüyoruz. Dünya

genelinde 140’den fazla şehirde ticaret ve

iş birimimiz mevcut. Finansal ciromuzun

yüzde 90’ını uluslararası pazarlardan elde

ediyoruz.

En büyük pazara sahip 32 ülkede distribütörsüz

şekilde operasyonu kendimiz

üstleniyoruz. Üretimden son tüketiciye tüm

Alper Şensan / Cosentino Türkiye Ülke Direktörü

süreci kontrol ediyoruz. Türkiye pazarına

2014 yılında girdik. Cosentino, ABD pazarı

hariç, tarihinde ilk defa bir ülkeye eşzamanlı

olarak 3 Cosentino Center açarak

hızlı bir giriş yaptı. Örneğin Almanya ya

da Fransa gibi ülkelerde önce bir Center

açıyor, büyüdükten sonra sırasıyla ikincisini

ve üçüncüsünü açıyor. Bu da Cosentino’nun

Türkiye pazarına verdiği önemi

gösteriyor. Kısa sürede geniş bir saha satış

kadrosuna sahip olduk. Bu durum, sektörümüzdeki

diğer oyunculardan farkımızı

ortaya koyuyor. Türkiye operasyonumuzda

başlattığımız istihdam, lojistik ve stok yatırımlarımıza

devam edeceğiz.

Ürün gruplarınız ve yeni nesil

ürünleriniz hakkında kısaca bilgi

verir misiniz?

2017’de, yenilikçi ürünümüz Dekton için

ilave üretim hatları inşa etmeye ve yeni

otomatik lojistik tesislerin geliştirilmesine

ağırlık verdik. Silestone için yeni parlatma

hatları ve diğer üretim hatlarında iyileştirmeleri

tamamladık. Üretim çeşitliliğiyle beraber

üretim esnekliği ve hızının artırılması

için mevcut fabrikaların otomasyonuna

odaklandık. Kuvars yüzey Silestone lokomotif

ürünümüz ama yüzey teknolojisinde

çığır açan cam, porselen ve kuvars teknolojilerinin

karışımı ile üretilen ultrakompakt

Dekton markamızın satış grafiği de gitgide

yükseliyor.

80

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Dosya

Kuvars taş üretimi üzerine

çalışmalarınız ne tür nedenlerle ne

zaman gerçekleşmeye başladı?

Cosentino Group, kuruluşundan bu yana

kuvars yüzeylerin üretimine devam ediyor.

Kuvars doğadaki en sert taşlardan biridir.

Granitten 8, porselenden 4 kat daha dayanıklı

ve sıcağa karşı dirençli bir malzeme

olarak, özellikle evde günün en fazla

zaman geçirilen mekanlarından biri olan

mutfaklar için en uygun seçenek oluyor.

Aynı zamanda, rutubetli ve ısı değişikliğine

maruz kalan mekanlardan olan banyolarda

da tercih ediliyor.

Kuvars yüzeylerin en çok tercih

edildiği alanlar nerelerdir?

Günümüzde teknolojik ilerlemeyle kuvars

taşından farklı yüzey kaplamaları elde ediliyor.

Elde edilen bu malzemeler zemin ve

duvar kaplama uygulamaları, dış cephe

kaplaması, merdiven uygulamaları, banyo

ve mutfaklar için sağlam ve hijyenik tezgahlar

olarak kullanılıyor.

Kuvars yüzeylerin çevre/insan

sağlığı ve kullanım kolaylığı

noktasında barındırdığı

niteliklerden biraz bahseder

misiniz?

Cosentino’nun N-Boost teknolojisiyle yüksek

performans sağlayan kuvars yüzeyler

hijyenik olması, az bakım gerektiren yapısı

ve leke tutmayan özelliğiyle kullanım kolaylığı

sunuyor.

Üretim, kullanım ve geri dönüşüm

süreçlerindeki avantaj ve

dezavantajları hakkında neler

söylemek istersiniz?

Esasen ürünlerimizin kullanım açısından

herhangi bir dezavantajı yok. Tezgah sektöründe

şu an yeryüzündeki en dayanıklı

ve sağlıklı ürünleri üretiyoruz. Patentli teknolojilerimiz

sayesinde kullanım kolaylığı

ve çok uzun yıllar boyunca dayanım sağlıyoruz.

Üretim açısından da sürekli yeni

ürünler, yeni renkler, yepyeni teknolojiler

üzerinde çalışıyoruz. Hiç durmayan ve

yorulmayan bir Ar-Ge departmanımız var.

Sektörümüzdeki yenilik ve dinamizm tarafımızdan

sağlanıyor diyebiliriz.

Pazar payınız hakkında biraz

bilgi verir misiniz? Hangi ülkelere

ulaşıyorsunuz? Yeni pazar

arayışlarınız var mı?

Pazar payımızdaki en büyük payı ABD

daha sonra Avrupa alıyor. Uluslararası

büyüme stratejimiz doğrultusunda 2017

yılında ABD, Kanada, İsrail, Singapur,

Güney Afrika ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde

olmak üzere 7 yeni Cosentino Center

açtık. Cosentino olarak 130’dan fazla şehirdeki

satış depolarımız ve ofislerimiz ile

80’in üzerinde ülkede satış yapıyoruz. Bu

yıl yeni pazar hedeflerimizle ilgili çalışmalara

da hız verdik. Cosentino Group olarak

2018’de yüzde 25 büyüme beklentimizi

gerçekleştirmeye çalışacağız.

Türkiye özelinde ne tür stratejilerle

faaliyetlerinizi sürdürmeyi

planlıyorsunuz?

Dünyaya baktığımızda kuvars yüzey sektöründe

2016’da 8,3 milyar dolarlık bir pazar

vardı. Raporlar, 2020’de bu rakamın

13 milyar dolara çıkacağını öngörüyor.

Hem Türkiye’de hem dünyada sektörün iki

katı büyüyeceğini söyleyebiliriz. Bu büyüme

süreci Türkiye’de daha fazla olacaktır.

Çünkü yalnızca Cosentino olarak değil

tüm kuvars sektörü adına baktığımıza,

Türkiye’nin henüz yolun çok daha başında

olduğunu ve önü açık potansiyeller barındırdığını

gözlemliyoruz.

Türkiye, dünyanın en büyük kuvars rezervlerinden

bir tanesi. Cosentino Group da

hammaddesinin önemli bir kısmını Türkiye’den

tedarik ediyor. Türkiye’de kuvars

yüzey sektöründe yaklaşık 350 milyon liralık

bir pazar var. 2022’de bu rakamın en az

iki katı olacağı yönünde bir beklentimiz var.

Cosentino Türkiye olarak İstanbul, Ankara

ve İzmir’de açtığımız Cosentino Center’lar

ile satış ağımızı hızla büyüttük. Cosentino

Türkiye olarak ise ek istihdam yaratarak,

daha fazla pazarlama ve tanıtım yatırımları

yaparak pazar payımızı genişletmeyi

amaçlıyoruz. Kısa sürede Türkiye’deki pazar

payımızı yüzde 15’lere kadar çıkardık.

2020’de yüzde 27’ye çıkarmayı hedefliyoruz.

Firmanızın kalite politikaları ve

sahip olduğunuz sertifikalar

hakkında biraz bilgi verir misiniz?

Öncelikle AB standartlarının fazlasıyla karşılandığı,

çevreye aşırı duyarlı bir üretim

süreci yürütüyoruz. En kaliteli hammaddeler

ve çok sıkı bir kalite kontrol süreci

ile ürettiğimiz ürünlerimiz insan sağlığı ve

çevre ile uyumlu. Bu sayede de 25 sene

garanti verebiliyoruz. Global ölçekte sektörümüzün

en uzun garanti süresine sahibiz.

Teknoloji transferi ve ürün

geliştirme konusundaki

çalışmalarınızdan biraz bahseder

misiniz?

Hem üretimde hem de sahada teknolojinin

getirdiği avantajlardan sonuna kadar faydalanıyoruz.

Üretim olarak Dekton için 220

milyon dolar Ar-Ge ve tesis yatırımı yapıldı

ve patenti Cosentino’ya ait bir teknoloji geliştirildi.

Benzer şekilde Silestone için nano

teknolojiyi esas alan N-Boost teknolojisi

geliştirildi ve kuvars yüzeylere parlaklık,

yoğun renk ve sıvı itici özellik kazandırıldı.

Ayrıca teknolojik altyapıya yapılan yatırım

sayesinde ofislerde ve sahada planlama,

raporlama gibi süreçlerin kullanımı ve

kontrolü kolaylaştırıldı.

Son olarak eklemek istedikleriniz?

Dünya kuvars taş pazarının lider ve trendleri

belirleyen firması olarak Türkiye pazarında

bulunmaktan memnunuz ve uzun

vadeli beklentilerimiz çok olumlu. Ülkenin

geleceğine güveniyoruz. Bu perspektif ile

yatırımlarımıza ve büyümeye devam edeceğiz.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 81


Sektörel

AGT yükselişini sürdürüyor!

“Birlikte Başardık”

Türkiye’nin önde gelen mobilya bileşenleri ve parke markası AGT, İstanbul Sanayi Odası

(İSO) tarafından açıklanan “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” listesinde yükselişine

devam ederek, 162. Sırada yerini aldı.

İnovatif, işlevsel ve trend yaratan ürünleriyle

mobilya bileşenleri sektörüne yön

veren AGT, her yıl İstanbul Sanayi Odası

(İSO) tarafından hazırlanan “Türkiye’nin

500 Büyük Sanayi Kuruluşu” listesinde

yükselmeye devam ediyor. Türkiye’nin

500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2017 listesinde

bir önceki yıla göre yükselişini sürdürerek,

162. sırada yer aldı. 2017 yılı

sonuçlarına göre cirosunu %28 arttıran

AGT, istikrarlı büyümesine devam ediyor.

Kurulduğu 1984 yılından bu yana istikrarlı

büyümesini sürdürerek, sektöründe

sadece Türkiye’nin değil dünyanın lider

şirketleri arasına girmeyi başardı.

Bugün Antalya Organize Sanayi Bölgesi’nde

400 bin metrekare alana kurulu

modern tesislerinde, MDF, MDF-LAM,

panel, profil ve parke üretimi gerçekleştiriyor,

ürünleriyle İran, Rusya, Doğu Avrupa,

Balkanlar, Ortadoğu ülkeleri başta

olmak üzere 70’ten fazla ülkede milyonlarca

insanın hayatına dokunuyor. Duygusal

sermayesini büyüterek birlikte başarmak

için tüm yol arkadaşlarıyla birlikte

hedeflerine doğru emin adımlarla ilerlemeye

devam ediyor.

82

Yapı Malzeme Temmuz 2018


“Türkiye’de sektöre yön vermeye

bu yıl da devam edeceğiz”

“Yenilikçi ürünlerimizle yeni renk koleksiyonlarımızla tüketicilerimizi en sevilen renklerle

buluşturarak onlara ilham veriyoruz. Boya seçeneği sunmakla kalmıyoruz dekorasyon

sürecinde de tüketicilerimize destek sağlıyoruz, rehberlik yapıyoruz.”

Türkiye’nin bir numaralı ve sektörün

en beğenilen boya markası Marshall,

Türkiye pazarındaki 60 yıllık güçlü

geçmişi ve sahip olduğu küresel

perspektifiyle sektörün ve tüketicinin

ufkunu genişletiyor. Bir boya markası

olmanın ötesine geçerek, insanların

hayatlarına renklerle anlam ve değer

katan firma, yeni trendlere ve yeni

çözümlere öncülük etmeye devam

ediyor. Marshall Pazarlama Müdürü

Pınar Adabağ ile gerçekleştirdiğimiz

röportaj çalışmasında bu başarı ve

performansın altındaki değerleri konuşmaya

çalıştık. Keyifli okumalar...

Öncelikle kısaca kendinizden

ve firmanızdaki görevinizden

bahseder misiniz?

Çalışma hayatıma ilk FMCG sektöründe

başladım ve ağırlıklı olarak

deterjan, kozmetik ve saç kozmetiği

alanlarında çalıştım. Hepsi birbirinden

farklı dinamiğe sahip ve canlı,

hareketli, rekabetçi, sürekli aktif olmayı

gerektiren bu sektörde 16 sene

devam ettim ve global firmalarda

çalıştım. Her zaman için önceliğim

tüketicinin, nihai kullanıcının beklentilerini

anlamak ve pazardan bir adım

önde düşünerek farklılık yaratmak

oldu. Dünyada çok farklı yenilikler

olabilir, size göre albenisi çok yüksektir

ancak siz kendi pazarınızın,

lokal müşterinizin ihtiyaçlarına cevap

vermediğiniz sürece rekabetçi olmanız

çok zorlaşır.

2015 yılından itibaren Marshall bünyesinde

Pazarlama ve Arge Müdürü

olarak çalışmaya başladım. Herşeyden

önce renk ve insanların hayatına

dokunan bir sektörde çalışmak çok

heyecan verici. Herzaman için müşteri

memnuniyeti ve pazarın dinamiği

birinci önceliğimiz.

İş dışında ise en çok 13 yaşında oğlumla

birlikte vakit geçirmekten ve

yeni nesil oyunlara adapte olmaktan

hoşlanıyorum. Ayrıca takı tasarımı

yapmak da çok keyif aldığım bir hobim.

Trend Renkler_Meteor

Yeni serileriniz ve ürünleriniz

hakkında biraz bilgi verir

84

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Dosya

misiniz?

Marshall olarak bu yıl tüketicilerimizi pek

çok yenilikle buluşturduk, öncelikle yepyeni

renk koleksiyonumuzu tanıttık. Tüketicilerimizin

dekorasyon eğilimlerine

uygun olarak oluşturduğumuz koleksiyonumuzu

“Klasik”, “Canlı” ve “Trend” renkler

şeklinde 3 ana başlıkta topladık. Yeni

koleksiyonumuzla onlara iddialı 96 renkle

ilham veriyoruz ve her dekorasyon zevkine

ve yaşam alanına uygun renk önerileriyle,

tüketicilerimizin renk seçim sürecini

kolaylaştırıyoruz.

Yeni renk koleksiyonumuzda dekorasyon

eğilimlerine uygun olarak sadece renk

önerilerinde bulunmakla kalmıyoruz, her

rengin onlar için en uygun tonunu bulmalarına

da imkan sağlıyoruz. Renk koleksiyonumuzda

2018 yılında dekorasyonun

en önemli unsuru ve tamamlayıcısı olan

duvarlar için renk ve dekorasyon uzmanlarıyla

birlikte titizlikle çalışarak çok daha

zengin, çok daha kullanışlı ve hayata kolaylıkla

dahil edilebilecek renk alternatifleri

hazırladık.

Klasik Renkler koleksiyonu, her dekorasyona

kolaylıkla uyum gösteren doğal tonların

büyüleyici zarafetini sunuyor. Son

derece yumuşak bej ve toprak renkleri,

aydınlatıcı sarılar, buğulu yeşil ve puslu

mavi tonlarıyla klasik renkler grubunu

tercih ederek dingin mekânlar oluşturmak

mümkün. Bu serinin öne çıkan yeni renkleri

ise bejlerden vazgeçemeyenler için

Lokum ve Martı, toprak vurgusu taşıyan

Patika, karamel renklerden hoşlananlar

için Sıcak Çikolata iken mavi ve yeşilin

klasik tonları için Avokado ve Cennet

Koyu.

Canlı Renkler koleksiyonumuz duvarlara

neşe, sıcaklık ve dinamizm getiriyor.

Uçuk kırmızılarla dekoratif vurgular yapabilir,

serin suların ferahlatıcı etkisini mavilerle

tamamlayabilir, yeşilin ve sarının

en parlak tonlarını mekânlarınıza taşıyabilirsiniz.

Bu seride Sabah Güneşi, Nar

ve Ceviz Yeşili ile güçlü canlı etki isteyen

tüketiciler, Akşam Sefası, Afrika Menekşesi

ve Kristal renklerimizle denge etkisi

yaratacak tonları tercih edebilirler.

Bu yıl dekorasyonda yükselen renk tonlarını

Trend Renkler koleksiyonu içinde

sunduk. Grinin modern tonlarını, esrarengiz

morlarla bir araya getirerek dekorasyonda

modern etkiler kolaylıkla vurgulanabilir.

Gelin Teli, Meteor, Tütsü açık gri

tonlarını temsil ederken, öne çıkan Karakalem

ile koyu gri, Su Sümbülü ile gri mor

tonları ve Rıhtım ile grinin mavi tonları

keşfedilebilirken, grinin yeşil tonları için

Zeytin Dalı favori renklerden.

Geçtiğimiz 2 yılda hayatı kolaylaştıran

ürünler sunma misyonumuzdan hareketle,

ürün yelpazemizi yeni teknolojilerle

sürekli geliştirdik. Son olarak boya ustalarına

ve tüketicilerine danışarak yeni

boyamız Marshall Maximum’u geliştirdik.

Marshall Maximum, metraj avantajı ve

Pınar Adabağ / Marshall Pazarlama Müdürü

maksimum örtücülük sunuyor, hata göstermiyor,

silinebiliyor. Rutubetli mekanlar

için ideal olan, canlı renklerdeki Marshall

Maximum, mükemmel yayılma performansına

sahip. Üstelik sıradan silikonlu

yarı mat iç cephe boyalarına göre 15 m2

daha fazla alan boyuyor.

Ayrıca, yine müşterilerimizden gelen taleplerle

geliştirdiğimiz leke tutmaz teknolojiye

sahip, kolay temizlenebilir SİL-PAK

ve Gümüş iyon teknolojisi ile duvarlarda

bakteri oluşumuna geçit vermeyen Antibakteriyel

kullanıcıları tarafında kısa sürede

en çok talep gören ve sevilen ürünlerimiz

arasında yer aldı.

Marshall SİL-PAK, hareketli ve yaşayan

evler için en ideal seçenek. Boya üzerinde

oluşan film tabakası sayesinde su bazlı

lekeler duvara nüfuz etmiyor. SİL-PAK’la

boyanmış duvarlardaki kahve, çay, kola,

meyve suyu gibi lekelere ek olarak toz,

kir, ketçap ve hatta pastel boya ve ruj lekeleri

de kolayca temizleniyor.

Antibakteriyel ürünümüz ise hijyenin

önem kazandığı mekanlarda ve hijyene

önem veren tüketicilerimiz tarafından tercih

ediliyor. Hastaneler, revirler, mutfaklar

gibi hijyenin çok önemli olduğu alanlar

için ideal bir ürün. Yeni Marshall Antibakteriyel,

yüksek örtücülüğe sahip, su bazlı

ve yarı mat silinebilir bir boya. Antibakteriyel

etkisi Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan

testler sonucunda sertifikalandırılan

ürün, içerdiği gümüş iyonları sayesinde,

insan sağlığına en ufak bir zarar vermeden,

bakterilere karşı %99 koruma sağlamakla

birlikte küf ve mantar oluşumuna

karşı da dirençli. Diğer en önemli üstün

özelliği ise, Antibakteriyel’in bir sonraki

boya işlemine kadar antibakteriyel özelliğini

koruyor olması.

İç cephelerimizde iddialı ürünlerimizle

hayatı kolaylaştırıken, dış cephelerde

de yüksek dayanım, kalite,her mevsim

ve sıcaklıkta üstün performans gösteren

Akrikor Dış Cephe serimizi güçlendirdik.

“4 Mevsim Koruma Kalkanı” söylemi ile

farklı sıcaklık, nem ve yağışa maruz kalan

4 mevsimin yaşandığı ülkemizin her

bölgesine uygun üstün performans sergileyen

ürünleri, AKRİKOR çatısı altında

bir araya getirdik. 4 mevsime uygun, 4

ana çözümle artık dış cepheler tüm hava

koşullarına karşı hem çok daha dayanıklı

hem de garantili canlı renkler kartelamız

ile artık çok daha zengin.

Ürün geliştirirken esas aldığınız

kriterler neler?

Biz inovasyona ve AR-GE’ye çevre, insan

sağlığı ve sürdürülebilirliği gözeterek,

müşterilerimizin beklentilerine uygun

Yapı Malzeme Temmuz 2018 85


ürünler geliştirmek olarak yaklaşıyoruz ve

tüm ürünlerimizi ve koleksiyonlarımızı bu

yaklaşım ve anlayışla geliştiriyoruz. Bu

yöndeki çalışmalarımıza da yine müşterilerimiz

yön veriyor. Yaptığımız araştırmalarda

ortaya çıkan sonuçları değerlendiriyor

ve ürün geliştirme faaliyetlerimizi bu

çerçevede sürdürüyoruz.

Örneğin az önce anlattığım SİL-PAK,

Marshall Antibakteriyel bu yaklaşımla

geliştirilmiş ürünler. Marshall SİL-PAK’ın

geliştirilmesinin ilk adımı tüketicilerimize

ideal boya nasıl olmalı sorusunu sormak

oldu. Kolay silinebilir, leke tutmayan, silerken

zarar görmeyen ve rengini koruyan

bir boyaya ihtiyaç duyduğunu belirledik

ve tüm bu ihtiyaçları karşılayan bir ürün

geliştirdik.

Boya teknolojilerinde teknolojinin çevreye

duyarlı şekilde geliştirilmesi çok önemli.

Biz de Marshall olarak sürdürülebilirlik

anlayışını her faaliyetimizin merkezinde

tutuyoruz. Çevreye, insan sağlığına ve

güvenliğine duyarlılığı tamamen bir kurum

kültürü yaklaşımıyla benimsiyoruz.

Çevre ve sürdürülebilirlik konusunu her

zaman en ön planda tutuyoruz. Gezegen

üzerindeki etkilerimizi azaltmaya ve müşterilerimize

daha sürdürülebilir ürünler

ve çözümler sunmaya söz veriyoruz. Bu

sözümüzü, ‘sürdürülebilirliği’ yaptığımız

her işin merkezine koyarak tutabileceğimize

inanıyor; müşterilerimizin, ortaklarımızın,

çalışanlarımızın ve çevremizdeki

dünyanın yararı için işimizin her alanına

dâhil ediyoruz. Ürünlerimizdeki

atmosfere

verilen organik

uçucu madde (VOC)

oranını, Avrupa Birliği

normlarının da

altında tutarak, çevre

ve insan sağlığını

gözetiyoruz. Ayrıca,

solvent bazlı ve “yağlı

boya” olarak bilinen

tüm sentetik ürünlerimiz

kurşunsuz ve

kromatsız.

Marshall olarak Ar-

Ge çalışmalarımızda

global imkanlarımızdan

faydalanırken

lokal dinamikleri de

göz önüne alıyoruz.

Böylece, faaliyet

gösterdiğimiz pazara özel ürünler de geliştiriyoruz.

AkzoNobel’in tüm dünyada,

tüm ülke ihtiyaçlarına uygun, sürdürülebilirlik

ilkesinden taviz vermeden geliştirdiği

ürünleri kendi pazarımıza sunuyoruz.

Yılın rengi de geliştirdiğimiz ürünlerden

birisi ve bunu oldukça geniş kapsamlı bir

çalışmayla belirliyoruz. Yılın Rengi, Deco

Küresel Estetik Merkezinin öncülüğünde,

uzman bir ekip tarafından yapılan çalışmalar

sonucunda ortaya çıkıyor. Bu yıl

kuruluşunun 22. yılını kutlayan Hollanda

merkezli, Küresel Estetik Merkezimiz AkzoNobel

faaliyet gösterdiğimiz 80 pazarı

Marshall Sil-Pak

Marshall Gör&Boya Uygulaması

destekliyor ve yürüttüğü çalışmaların ana

odak noktasına tüm bu pazarlar için renk

tasarımlarını ve renk trendlerini öngörmeyi

koyuyor.

Bunu yaparken Küresel Estetik Merkezi

olarak yakın gelecekte müşterilerimizin

hangi tarzda bir ev yaşamının olacağı

ve renklerimizin evlerinde nasıl bir rol

oynayacağına dair bir resim oluşturmayı

amaçlıyoruz. Ardından da bu öngörülerin

müşterilerin ihtiyaçlarına uygun renk paletlerine

nasıl dönüştürüleceği konusunda

çalışmalar yürütüp onların renk seçimlerine

ilham vermeyi hedefliyoruz.

86

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Dosya

Klasik Renkler_Kum Beji

Rekabet noktasında ürün ve

fiyatta farklılaşma stratejinizi nasıl

belirliyorsunuz?Markalaşmanın

rekabetteki yeri nedir? Bu

konudaki çalışmalarınızdan biraz

bahseder misiniz?

Marshall olarak inovatif bir yaklaşımla

geliştirdiğimiz üstün performans sağlayan,

yüksek kaliteli ürünlerimizle lider

olduğumuz pazara öncülük etmeyi sürdürüyoruz.

Yenilikçi ürünlerimizle yeni renk

koleksiyonlarımızla tüketicilerimizi en

sevilen renklerle buluşturarak onlara ilham

veriyoruz. Boya seçeneği sunmakla

kalmıyoruz dekorasyon sürecinde de tüketicilerimize

destek sağlıyoruz, rehberlik

yapıyoruz.

Bu çerçevede Marshall olarak çok beğenilen

dijital bir uygulamaya imza attık. Bir

Ar-Ge çalışması olarak, mobil kullanımın

artışından hareketle yenilikçi bir akıllı

cihaz uygulaması geliştirdik. Çok kısa

süre içinde toplamda 2 milyondan fazla

indirilme sayısıyla rekor kıran ödüllü Marshall

Gör&Boya uygulaması, Türkiye’nin

en popüler uygulamalarından biri haline

geldi. Marshall’ın Türkiye’de tek olan “Artırılmış

Gerçeklik Teknolojisi (Augmented

Reality Technology) ile desteklenen ‘Marshall

Gör&Boya uygulaması sayesinde,

mekânları boyamadan önce nasıl görüneceğini

öğrenebilirsiniz. Gerçek zamanlı

‘Marshall Gör&Boya’ uygulaması ile tablet

veya akıllı telefonunuzu oda içinde hareket

ettirirken, duvar yüzeyi ile mobilya

ve eşyaları ayırt ediliyor. Yani uygulama,

duvarları sanal olarak boyarken, otomatik

algıladığı diğer nesneleri orijinal renkleriyle

ve formları ile bırakıyor; seçilen rengin

mobilya ve aksesuarlarıyla uyumunu da

görerek tercih yapmak mümkün oluyor.

Şu anki güncel durumda sektör

hakkında neler söylemek

istersiniz?

Türkiye boya sektörü, on yıldan uzun bir

süredir sergilediği güçlü büyüme performansını

korumaya 2018 yılında da devam

ediyor. Son yıllarda artan kentsel

dönüşüm çalışmaları, inşaat sektörünün

büyümesine etki eden faktörlerden biri

olduğu için boya sektörünün de büyümesini

tetikliyor. Geçtiğimiz yıllarda bu

etkiyi gördük, önümüzdeki yıllarda da hız

kesmeden görmeye devam edeceğimize

inanıyoruz.

Dünyanın hemen her ülkesinde Akzo-

Nobel’in dekoratif boya markaları, kendi

ülkelerinin lider markası konumunda bulunuyor.

Bu, Türkiye’de de böyle. Ar-Ge

çalışmalarımızla geliştirip güçlü bir şekilde

pazara sunduğumuz inovatif ürünlerimizle,

Türkiye’de sektöre yön vermeye bu

yıl da devam edeceğiz.

Önümüzdeki dönem için yeni

yatırım ve projeleriniz olacak mı?

Az önce de belirtiğim gibi kısa süre önce,

Canlı Renkler_Yanık Portakal

“Klasik Renkler”, “Canlı Renkler” ve

“Trend Renkler” olmak üzere 3 grupta

topladığımız yeni renk koleksiyonumuzu

ve Yılın Rengini tanıttık. Bu yıl özellikle

bunlara ve beraberlerinde geliştirdiğimiz

konseptlere odaklanacağız.

Son olarak eklemek istedikleriniz?

Kurum olarak, en önemli hedefimiz, tüm

renkleri, en canlı halleri ile hayata taşımak.

Bunun için, tüketicilerimizle en

güçlü bağımızı oluşturan ustalarımıza

güveniyoruz. 2002 yılından bu yana ücretsiz

olarak yürüttüğümüz ve 160 bin

boya ustasına ulaşan Marshall Boya Ustalarının

Eğitimi ve Semineri Programı ile

Türkiye’yi il il dolaşıyoruz. Bir Kurumsal

Sorumluluk Projesi anlayışıyla yürüttüğümüz

eğitimlerimizde ustalarımızla bir araya

geliyor, onlarla en son teknoloji, teknik

ve uygulamaları paylaşıyoruz.

Eğitimler ustalara, ihtiyaca uygun ürünlerle

tüketicilere doğru bilgi ve çözümler

sunmaları için destek sağlıyor. İş güvenliği

ve sağlığı konularında verilen bilgiler

ustaların, iş kazaları konusunda daha

bilinçli ve dikkatli olmalarına katkıda bulunuyor.

Boya Ustalarının Eğitimi ve Semineri

Programı, hayata daha çok renk

katabilmek yolunda attığımız en önemli

adımlardan biri.

Eğitimlerimizle tüketicilerimize en iyi sonucu

sunmanın ötesinde, yetkin ustalarla

sektörün gelişimine destek olmaktan

mutluyuz.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 87


Sektörel

Vekon, Patagonya’da

konut projesi yapıyor

Yurt içi ve yurtdışında birçok büyük çaplı projeye imza atan Vefa’nın ön üretimli yapı

markası Vekon, Arjantin’e ilk ihracatını Patagonya’da bir konut projesi ile gerçekleştiriyor.

İlk etapta dört farklı tipte toplam 16 konuttan oluşan projenin ardından Patagonya halkının

beğeni ve ihtiyaçlarına göre yeni projelerle devam edileceği belirtildi.

Prefabrike yapı, yaşam konteyneri, hafif

çelik ve yapısal çelik binaların tasarım,

üretim ve uygulama süreçlerini anahtar

teslim hizmet modeliyle tek başına üstlenen

Vekon, Arjantin’in güneyinde yer alan

Patagonya’da konut projesi yapıyor.

İlk etabı toplam 1.300 metrekare olan

dört farklı tipte 12 adet hafif çelik konut

ve dört adet panel sistem prefabrik konut

olarak planlanan proje için start verildi. İlk

aşama projenin malzemeleri Arjantin’e

gönderildi. Haziran ayı içinde ise 5 kişilik

uzman montaj ekibinin Arjantin’e binaların

kurulumu ve lokal iş gücüne eğitim

vermek üzere gideceği kaydedildi.

Konuyla ilgili Vefa Holding İcra Kurulu

Başkanı Turan Koçyiğit, “Patagonya

projemiz Arjantin’e yaptığımız ilk ihracat

olması açısından önemlidir. İlk etapta

gerçekleşecek 16 konutluk projenin ardından

bölge halkının ihtiyaç ve beklentilerine

göre yeni projelerle devamını yapacağız”

dedi.

Koçyiğit, bugün bine yakın çalışanı ile çözümlerini

ve ürünlerini 100’den fazla ülkeye

ihraç ettiklerini belirterek, sözlerine

şöyle devam etti:

“Vefa, bugün itibariyle de dünyadaki her

kıtada her türlü iklim koşuluna ve müşteri

ihtiyaçlarına uygun projeler gerçekleştirmektedir.

Ön üretimli yapı sektörünün

bileşenleri olan prefabrik panel, modüler

konteyner, hafif çelik ve yapısal çeliği tek

çatı altında uluslararası arenadaki projelerinde

gerçekleştirebilen nadir kuruluşlardan

biridir.”

88

Yapı Malzeme Temmuz 2018


“UZERTAŞ,

her zaman müşterilerinin güvenine layık olmuştur”

“Kurulușundan bugüne çalıșmalarını sürdürülebilir bir gelecek, yenilikçilik ve çözüm ortağı

kavramlarından güç alarak yürüten Uzertaş Boya; Araștırma geliștirme faaliyetlerine verilen

değerin bașarıyı getireceği bilinci ile hareket ederek teknolojinin gerektirdiği şekilde tüm

aktivitelerini uluslararası standartlara uygun olarak sürdürür.”

Lalehan Erem Tokcan / Uzertaş Yön.Kur.Başkan Vek.

1962 yılında Uzer Kollektif Şirketi olarak

ticari faaliyete başlayan ve 1972 yılında

Anonim Şirkete dönüşen Uzertaş, ‘İlklerin

Lideri’ prensibi ile Türkiye’ de boya sektörünün

gelişimine büyük katkıda bulunmuş.

Boya piyasasının önemli kilometre taşlarından

biri olan firma, her zaman Türkiye’yi

ilklerle tanıştırmış. Uzertaş

Yön.Kur.Başkan Vek.

Lalehan Erem Tokcan ile

bir röportaj gerçekleştirdik.

Öncelikle kısaca

kendinizden ve

firmanızdaki

görevinizden

bahseder misiniz?

1965 yılında İstanbul’da

doğdum. İlk ve orta öğrenimimi

Şişli Terakki

Lisesinde, lise eğitimimi

Eseniş Lisesinde tamamladım.

1988 yılı İstanbul

Üniversitesi mezunuyum.

Üniversite mezuniyetimin ardından Washington

DC, Georgetown Üniversitesinde

eğitim aldım. 2000 -2007 yılları arasında

Amerika’da Goodwill Industries, FL şubesinde

Genel Müdür Yardımcısı olarak

görev yaptım. Sonrasında Türkiye’ye dönüş

yaparak çalışma hayatıma başladım.

2008 yılından beri Uzertaş A.Ş’de Yönetim

Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdür olarak

görevimi sürdürmekteyim.

Uzertaş hangi alanlarda faaliyet

gösteriyor?

Uzertaş’ın hizmet verdiği en önemli sektör

yapı sektörüdür. Avrupa’dan özel boyalar,

beton ve ahşap koruyucular, ahşap ve

metal vernikleri ithal eden iç pazardan da

boya ve yan ürünleri, yapı kimyasalları, toz

boyalar, demir oksit pigmentler ve birçok

farklı ürünü tedarik edip, toptan dağıtımını

yapan bir şirketiz. İnşaat ve restorasyon

projelerinde kullanılacak ithal boya ve yalıtım

ürünlerinin tanıtım ve tedarikini yapıyor,

doğru yerde, doğru ürünün ne şekilde

kullanılacağına dair ilgili personele eğitimlerimizi

veriyoruz. Türkiye boya pazarında

“ilklerin ve yeniliklerin lideri” sloganıyla 57

yıldır “toptancı” olarak hizmet veren Uzertaş,

Türk boya sektörünün gelişimine büyük

katkıda bulunmuş ve boya piyasasının

önemli kilometre taşlarından biri olmuştur.

90

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Dosya

Özellikle perakendeciler ve uygulamacılar

üzerinde, Uzertaş’ın sattığı ürün, mutlaka

iyidir, doğrudur, yeniliktir’’ ön kabulünü

oluşturmuş, müşteri odaklı satış kuralları

ve sözünde duran iradeli yaklaşımıyla her

zaman müşterilerinin güvenine layık olmuştur.

Uzertaş, Türk boya pazarını ilk Avrupa

ile tanıştıran ilk firmadır. Belçika’dan

Trimetal boyalarını ithal ederek Türkiye ve

K.K.T.C. de uzun yıllar haklı bir başarı elde

etmiştir. Akzo Nobelin Trimetal markasını

satın almasının ardından Uzertaş; yeni

markaları bünyesine katarak, Almanya’dan

Beeck boyalarını, Danimarka’dan PPG çatısı

altındaki Bondex Ahşap koruma boya

ve verniklerini, İngiltere’den Incralac ve

yenilikçi dış cephe anti graffiti sistemlerini

Türkiye pazarına sunmaya devam etmektedir.

Ayrıca iç piyasadan da 2016 yılından beri

‘’Marshall Tüm Türkiye Proje Ana Bayiliği

Sorumluluğunu’’ üstlenmiş bulunuyoruz.

Uzertaş’ın en büyük özelliği bünyesinde

ki markalara kendi markası gibi sahip çıkması

ve marka bilinirliğini sağlamak için

eğitim, fuar, reklam faaliyetlerine önem

vermesidir.

Yeni serileriniz ve ürünleriniz

hakkında biraz bilgi verir misiniz?

İnovasyon sadece üretimin arttırılması

için değil sağlık, konfor ve estetik için de

gereklidir. Biz bu amaçla yapı sektöründe

bütün dünyada uygulanan teknolojileri

yakından takip ederek en uygun biçimde

Türk firmalarının kullanımına sunuyoruz.

Her biri inovatif ve teknik üstünlüğe sahip

Beeck, PPG Architectural Coatings Bondex,

İncralac, Hydron Anti Graffiti, Marshall

Boya ve Aries’ i inşaat firmalarımıza

tavsiye ediyoruz. Beeck 120 yıllık geçmişe

sahip bir firmadır ve ürünleri karbon içermez.

Mineral bazlı ve su iticidir. Aktif potasyum

silikat esaslıdır. Buhar geçirgenliği

mükemmeldir. Aynı firmanın beton ve taş

verniklerini de dış cephede emici mineral

yüzeylerin korunması için tavsiye ediyoruz.Ahşap

yüzeyler için de Danimarka’da

üretilen dünya boya devi PPG’nin Bondex

markasının ürün gamını öneriyoruz.

Rekabet noktasında ürün ve

fiyatta farklılaşma stratejinizi nasıl

belirliyorsunuz?

Kurulușundan bugüne çalıșmalarını sürdürülebilir

bir gelecek, yenilikçilik ve çözüm

ortağı kavramlarından güç alarak

yürüten Uzertaş Boya; Araștırma geliștirme

faaliyetlerine verilen değerin bașarıyı

getireceği bilinci ile hareket ederek teknolojinin

gerektirdiği şekilde tüm aktivitelerini

uluslararası standartlara uygun olarak

sürdürür. Ürün belirlemesinde çevre ve

sağlık kavramlarını belirleyici kriter olarak

kabul eder. Uzertaş’ın politikası olan bir

ürünün alternatifini Türkiye’ye getirmek

değil. Ürünün seçimini buna göre yapıyoruz.

Şunu diyebilirsiniz; Türkiye’de ahşap

boya verniği yok mu? Var tabi ki. Ama biz

şunu gözetiyoruz: Var ama belli şartları

karşılıyor mu? Nitelik açısından nedir?

Bu açıdan bakınca inovatif olarak ithal

ettiğimiz ürünler çok özel üretim aşamalarından

geçen materyaller. İthal ettiğimiz

maddeler kuzey ülkelerinde geliştirilmiş

ve ahşabı gerçekten koruma özelliği olan

ürünler. Sadece estetik olarak güzel gösteren

değil aynı zamanda koruyan ürünler.

Biz daha çok doğru ürünleri pazara

sunmaya çalışıyoruz. Türkiye’de olmayan

ya da olan ama belli şartları karşılayamayan

ürünleri getiriyoruz. Hedef kitlemizi iyi

belirleyip iyi korumaya çalışıyoruz.Fiyat

politikamızı her bütçeye uygun olacak

şekilde belirliyoruz. Müşteri memnuniyeti

bizim içim çok önemli.

Markalaşmanın rekabetteki

yeri nedir? Bu konudaki

çalışmalarınızdan biraz bahseder

misiniz?

Günümüzde tüketiciler ürün ve ya hizmet

satın alırken artık güvenmek istiyor. Güven

imajı sağlam temellere oturduğunda

da markalaşma hedefler doğrultusunda

firmaya büyüme imkânı sağlamakla birlikte

satışlarda süreklilik, bilinirlik ve kalıcılığı

getiriyor. Bu süreci oluşturmada en önemli

faktörler farkındalık yaratmak, doğru planlanmış

strateji ve müşteri deneyimi..

Şu anki güncel durumda sektör

hakkında neler söylemek

istersiniz?

Endüstriyel alandan dekoratif alana kadar

geniş bir yelpazede, yerli ve yabancı birçok

firmanın boya üretimi geçekleştirdiği

Türkiye, üretim kapasitesi açısından da

Avrupa’nın ilk beş ülkesi arasında bulunuyor.

Boya sanayi bugünkü üretim gücü ve

yapısıyla dünya boya sanayinden yaklaşık

yüzde 2’lik pay alıyor. Boya sanayinin son

10 yılda önemli bir ekonomik büyüklüğe

ulaştı. Türk boya sektörü dinamik bir pazar

haline geldi. Avrupa kalitesinde üretim yapan,

teknolojisini sürekli geliştiren bir sanayi

olarak bölgesel bazda güçlü bir oyuncu

olan Türk boya sektörünün ilerleyen yıllar

adına umut verici konumda bulunduğunu

düşünüyorum.

Sektörün 2018 yılında yüzde 3-4 arası bir

büyüme göstereceği ve sektörel büyümenin

kesintisiz devam edeceğini öngörüyoruz.

Önümüzdeki dönem için yeni

yatırım ve projeleriniz olacak mı?

Titiz araştırmalar ile oluşturduğumuz ürün

gamının ihracatı geliştirerek yurt dışı pazarlarda

gerek Türk ürünlerinin gerekse

temsilcisi olduğumuz bazı yabancı menşeli

ürünlerin satışını gerçekleştirmek. Yurt

dışında özellikle Ortadoğu ve Türk cumhuriyetlerine

açılma projelerimiz var. Ayrıca

Türkiye’de olmayan inovatif ürünleri sektöre

tanıtmayı da planlıyoruz.

Son olarak eklemek istedikleriniz?

Boya piyasasının daha da gelişmesi için

sektördeki firmaların desteklenmesi gerekmektedir.

Bunun için uzun vadeli, ucuz

krediler oluşturulmalı, inovasyon, Ar-Ge

gibi konularda hibeler gerçekleştirilmeli,

tanıtım faaliyetlerini, ihracata yönelik yurt

dışı ziyaretlerini destekleyici paketler mutlaka

oluşturulmalıdır.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 91


“50 yıllık bir

marka olarak

güveni temsil

ediyoruz”

“Sürekli olarak değişen ve gelişen

yönetmeliklere uygun olarak

tedarikçilerimizin geliştirdiği yeni

teknoloji ve çevre dostu ürünleri

pazarda tanıtıyoruz. Gerekli

standartların uygunluk testleri için

laboratuvar çalışmaları organize

ediyoruz, uygulama tarafında da teknik

destek sağlıyoruz.”

Ebru Telli / Boysan A.Ş. İcra Kurulu Başkanı

1969 yılından itibaren kimyasal madde

ithalatı ve pazarlamasını yapan Boysan,

formülasyon desteği, danışmanlık ve

teknik yardım hizmetleri vermekte. Kaliteli

ürün ve hizmet anlayışını daima ön

planda tutan firma, müşterilerinin ihtiyaç

duyduğu teknik bilgi ,malzeme ve teknolojiyi

en doğru ve en hızlı şekilde sunarak

müşterinin çözüm ortağı olma misyonuyla

faaliyetlerini gerçekleştirmekte. Boysan

A.Ş. İcra Kurulu Başkanı Ebru Telli ile

yapmış olduğumuz röportaj çalışmasında,

şirket faaliyetleri, geliştirdikleri ürünleri

ve önümüzdeki döneme dair planlarını

ele almaya çalıştık.

Öncelikle kısaca kendinizden

ve firmanızdaki görevinizden

bahseder misiniz?

Ocak 2016 tarihinden bu yana, Boysan

AŞ’nin İcra Kurulu Başkanı olarak görev

yapmaktayım. Boysan AŞ, 1969 yılında

kurulmuş ve bugüne kadar Türkiye Boya

Sanayi’nde en büyükten en küçüğüne kadar

her üreticinin yanında olmuştur. Yerel

bir distribütör olarak, kurulduğu günden

bugüne kadar hep kaliteyi en ön planda

tutma hedefini koruduk. Boysan AŞ olarak,

Boya, Yapı Kimyasalları ve Plastik

katkıları sektörlerinde alanında lider olan

uluslararası üreticilerin temsilciliğini ve

distribütörlüğünü yapmaktayız. BASF’in

hem Türkiye hem de Türki Cumhuriyet’lerinde

özel ( exclusive ) olarak dispersiyon

polimerleri, ıslatıcı ve yüzey düzenleyicileri,

köpük kesicileri, ışık stabilizanlar ve

UV katkıları, reçineleri, BASF COLOR-

S&EFFECTS ‘in - pigment ve pigment

preparasyonlarını, LANXESS - Demir

oksit pigmentlerini, TROY - Biyositlerini,

SHINETSU SE TYLOSE - Selüloz

Eterlerini, AGRANA Nişasta eterlerini,

GRACE - Matlaştırıcı ajan ve Silikalarını,

SNCZ - Çinko fosfat ve diğer anti korozif

pigmentlerini, LUCITE - MMA bazlı

boncuk termoplastik reçinelerini, MIC-

ROPOWDERS - mikronize vakslarını,

SUNKEM’in -solvent bazlı pastalarını,

FAST&FLUID’un -renk karıştırıcı makineleri,

SOGIS’in – stearatlarını, TEMIX -

plastfiyan ve esterlerini, TOR MINERALS

ve EUROPIREN - alev geciktirici dolgularını

satmaktayız. 42 kişilik bir ekibiz,

21 kişi fiilen satışta bulunmakta ve hepsi

kimya veya kimya mühendisi eğitimlidir.

Pazarda, sadece satış amaçlı değil, teknik

ve ticari eğitimli profesyonel ekibimiz

ile formülasyon oluşturulmasından nihai

ürüne kadar olan süreçte müşterilerimize

çözüm ortağı oluyoruz.

Yeni serileriniz ve ürünleriniz

hakkında biraz bilgi verir misiniz?

Yapı Kimyasalları gurubuna yönelik hammadde

ve katkılar portföyümüz, güçlü

uluslararası tedarikçilerimiz sayesinde

her geçen gün daha da zenginleşmektedir.

Birçok farklı ürünü bir arada paket

olarak sunabiliyor olmamız pazarda bizim

güçlü yönümüzdür.

Ürün geliştirirken esas aldığınız

kriterler neler?

Yapı sektörünü ve trendlerini çok yakından

takip ediyoruz. Yalıtım, yanmazlık,

çevre ve insan sağlığı, biyosidal regülasyonlar

gibi sürekli olarak değişen ve gelişen

yönetmeliklere uygun olarak tedarikçilerimizin

geliştirdiği yeni teknoloji ve

çevre dostu ürünleri pazarda tanıtıyoruz.

Gerekli standartların uygunluk testleri için

laboratuvar çalışmaları organize ediyoruz,

uygulama tarafında da teknik destek

sağlıyoruz.

92

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Dosya

Rekabet noktasında ürün ve

fiyatta farklılaşma stratejinizi nasıl

belirliyorsunuz?

Hem global hem de yerel pazarın dinamiklerini

göz önünde tutuyoruz. Uluslararası,

çok ciddi iletişim ağına sahibiz.

Hammadde fiyatları ve değişimlerini anlık

haber alabiliyoruz.

Fiyat ve farklılaşma stratejimiz daha kurulduğumuz

ilk günden itibaren kaliteyi

öncelikte tutmak olmuştur. Ekonomik

dengeleri ve rekabet boyutunu da hesaba

katıyoruz ama her zaman en ucuz ürünü

değil, en kaliteli ürünü en ekonomik ve

cazip şartlarda müşterilerimize sunmak

bizim servis anlayışımızın çıkış noktasıdır.

Markalaşmanın rekabetteki

yeri nedir? Bu konudaki

çalışmalarınızdan biraz bahseder

misiniz?

Markalaşmaya çok önem veriyoruz. Türkiye’nin

de gelişen ve güçlenen ekonomisinin

en önemli ivmelerinden birinin

de marka yaratmak ve marka değeri ile

dünya pazarlarında yer almak olduğuna

inanıyoruz.

Kendi faaliyet gösterdiğimiz sektörlerde

Boysan zaten 50 yıllık bir marka olarak güveni

temsil ediyor. Bununla ilgili her türlü

kurumsal kimlik ve markalaşma çalışmalarımızı

önümüzdeki 50 yıla taşıyacak çalışmalarımız

tüm hızı ile devam ediyor. Sosyal

medya’yı aktif kullanıyoruz. Kurumsal

görsel kimliğimizi yenileyip sektörümüze

ait fuar, yazılı ve görsel medya ile sosyal

medya ortamında kullanmaya başladık,

bununla ilgili de hem sektörden hem de

yurtdışındaki tedarikçilerimizden çok güzel

ve olumlu geri dönüşler alıyoruz.

Şu anki güncel durumda sektör

hakkında neler söylemek

istersiniz?

Türkiye’ye, Türkiye’nin büyümesine ve

özellikle de içinde bulunduğumuz boya

ve yapı kimyasalları sektörünün gelişmesine

olan inancımız tamdır. Gelecek

planlarımızı bu inanç ve sektörün büyüme

hedeflerine paralel bir strateji üzerine

inşa etmekteyiz. Global tedarikçilerimiz

ve uluslararası ilişkilerimiz sayesinde,

dünyadaki değişen üretim teknolojileri,

ekolojik talepleri ve bunlara bağlı gelişen

trendleri çok yakından takip ediyoruz.

Hem kamu hem de özel sektör yatırımları

ile sektörün Türkiye’de ve yurtdışındaki

projeleri ile büyümeye devam edeceğine

inanıyoruz, bunun için de gereken her

türlü desteği vereceğiz.

Önümüzdeki dönem için yeni

yatırım ve projeleriniz olacak mı?

Önümüzdeki iki ay içinde, Tuzla BOSB

‘de yer alan kendi binamıza taşınma planlarımız

var. Binayı hem ofis hem de kendimize

ait gümrüksüz antrepo ve serbest

depo olacak şekilde yeniden modern bir

tasarım ile ele alacağız. Özellikle de yeni

kuracağımız tam teçhizatlı laboratuvarımız

ile müşterilerimiz için çözüm ortaklığını

ve servis kalitemizi bir üst seviyeye

taşımaktan da ayrı bir gurur duyacağız.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 93


“Ürünlerimizin arkasında durarak

mutlu müşteri programı

uyguluyoruz”

“Ürün geliştirirken öncelikle kullanıcı açısından sağlıklı ve çevre dostu ürünler geliştirmeyi

ana kriter olarak alıyoruz. Sonrasında piyasa etki ve tepkilerini değerlendirerek, kullanıcının

ahşap bakımı sırasında karşılaşabileceği uygulama zorlukları veya ürün performans

problemlerini minimize edecek şekilde ürünlerimizi tasarlıyoruz.”

1966 yılında İngiliz ortaklığında kurulan

Hemel, yenilikçi ve son teknoloji ürünleriyle

ahşap korumada pazar lideri konumunda.

Teknik danışmanlıkla satış ve

pazarlama faaliyetlerini sürdüren firma,

bir taraftan Türkiye’deki çok önemli projelerin

teknik danışmanlığını yaparak ahşap

sektörüne artı değer katarken, bir diğer taraftanda

Hollanda, İngiltere, Brezilya, Singapur,

Azerbaycan ve Kıbrıs gibi ülkelere

ihracat yapmakta. Hemel Genel Müdürü

Giray Hüdayioğlu ile bir röportaj çalışması

gerçekleştirdik. Hemel’in faaliyetleri ve

ürünleri hakkında merak ettiklerimizi kendilerinden

öğrendik. Keyifli okumalar.

Öncelikle kısaca kendinizden

ve firmanızdaki görevinizden

bahseder misiniz?

Hemel 1966 yılında İngiliz Hickson &

Welch Holding ve Türk ortakların bir araya

gelmesi ile kuruldu. Kuruluşundan bu

yana sadece ahşabın korunması, bakımı

ve uzun yıllar çürümeden hizmet vermesini

sağlayan ürünlerini Türk ahşap

sektörüne sunmaya 52 yıldır devam etmektedir.

2010 yılında HEMEL’in fabrika

yatırımı ile İnşaat Grubu Ahşap Boyaları

Türkiye Tuzla Tesisleri’nde üretilmeye

başlandı.

2003 yılından itibaren yönetim kurulu

üyesi, 2015 yılından bu yana bu görevimin

yanı sıra şirketin genel müdürüyüm.

Yeni serileriniz ve ürünleriniz

hakkında biraz bilgi verir misiniz?

Bu yıl 3 yeni ürünümüzü pazara sunduk:

HEMEL Wood Oil 2C: Masif mobilya ve

parke zeminler için özel olarak geliştirilmiş

tek katta koruyan ve çizilmez çift

komponentli doğal yağ. Uygulandığı yüzeyi

EN 12720:2014 standardına göre

sıvı kimyasallara karşı A sınıfı yüzey dayanımı

sağlar ve EN 12722:2014 standardına

göre minimum 140 derece sıcaklığa

karşı korur.

HEMEL Exotic Oil: Sert ve Isıl işlem görmüş

ahşaplar için özel olarak geliştirilen,

renk değiştirmeyen doğal yağlardan oluşmaktadır.

HEMEL Yacht Varnish: UV ışınlarına

karşı direnci arttırılmış ve uzun süre zorlu

koşullara rağmen parlaklığını koruyan

esnek ve şeffaf premium dış mekan verniktir.

Ürün geliştirirken esas aldığınız

kriterler neler?

Ürün geliştirirken öncelikle kullanıcı açısından

sağlıklı ve çevre dostu ürünler

geliştirmeyi ana kriter olarak alıyoruz.

Sonrasında piyasa etki ve tepkilerini değerlendirerek,

kullanıcının ahşap bakımı

sırasında karşılaşabileceği uygulama

zorlukları veya ürün performans problemlerini

minimize edecek şekilde ürünlerimizi

tasarlıyoruz.

Rekabet noktasında ürün ve

fiyatta farklılaşma stratejinizi nasıl

belirliyorsunuz?

HEMEL olarak iki nokta üzerinde duruyoruz.

Kaliteli ürün ve satış sonrası ürünümüzün

her zaman arkasında durarak mutlu müşteri

programını uyguluyoruz. Bundan dolayı

fiyat rekabeti bizim uzak durduğumuz

bir konudur.

94

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Dosya

Markalaşmanın

rekabetteki yeri

nedir? Bu konudaki

çalışmalarınızdan biraz

bahseder misiniz?

Markalaşma günümüzün en

önemli konularından biridir.

Bunu başaramayan şirketlerin

artık bu dünyada tutunması

pek mümkün görünmüyor.

Markalaşma süreci basit bir

konu değildir. Üzerinde düşünülmesi,

aksiyon alınması

ve yatırım yapılması gereken

uzun vadeli bir strateji ve şirketin

vizyonudur. Kullanıcılar

bir ürünü almadan evvel

web’de arıyor, araştırma yapıyor,

forumlarda tartışmaları

okuyor ve ondan sonra

aksiyona geçiyor. Bu yüzden

HEMEL olarak markalaşmaya

önem veriyoruz. İletişim

ve pazarlama kanallarımızı

açık, yalın ve şeffaf tutmaya

özen gösteriyoruz. Çünkü kalitenin

ve güvenin, kullanıcılar

tarafından anlaşıldığı ve takdir

görmeye başladığı anda;

markalaşmanın yükseldiğine

inanıyoruz.

Şu anki güncel durumda

sektör hakkında neler

söylemek istersiniz?

İçinde bulunduğumuz ekonomik konjonktürde

yatırımların az olması sektörümüzü

doğrudan etkilemekle beraber turizm

sektörünün 2018 yılında daha canlı geçmesi

açığı kapatmasına yardımcı oluyor.

Genel hatlarıyla ilk beş ay iyi bir sezon

Giray Hüdayioğlu / Hemel Genel Müdürü

geçirdiğimizi söyleyebiliriz.

Önümüzdeki dönem için yeni

yatırım ve projeleriniz olacak mı?

2018 yılı itibarıyla teknik altyapı tarafında

ciddi bir yatırıma girerek ERP ve B2B

süreçlerini tamamladık. Sloganımız olan

“Ahşap Dostu”’na uygun bir şekilde tüm

ofis içi yazılı prosedür ve kayıtlarımızı

dijitalleştirerek kağıtsız ofis ortamına geçiyoruz.

2019 yılında ise iç piyasa ve ihracat

noktalarının çoğalması sonucu makine

yatırımı ile kapasite artışına gideceğiz.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 95


Dosya

Kordsa, yine

Brezilya’nın en iyi

işveren markaları

arasında

Kordsa altyapı projelerine

katma değer yaratacak yeni

üretim hattını devreye aldı

Kordsa’nın Aralık 2017’de İzmit’teki fabrikasında

inşaat güçlendirme alanında temelini attığı polipropilen

monofilament fiber donatı hattı, 2018 Haziran ayı itibariyle

üretime başladı. İnşaat güçlendirme teknolojilerinde bu yeni

yatırımla Kordsa, üretim kapasitesini artırmakla kalmıyor,

aynı zamanda ürün yelpazesini de genişletiyor.

Kordsa, İzmit’teki fabrikasında üretimine

başladığı inşaat sektörüne yönelik

polipropilen monofilament fiber donatı

hattında, yenilikçi ürünü beton güçlendirici

sentetik fiber donatı KraTos’un yeni

bir çeşidi olan polipropilen monaflament

fiber donatı üretimine Haziran 2018’de

başladı.

Kordsa; inşaat projelerinde beton güçlendirme

uygulamaları için kullanım kolaylığı,

hızlı uygulanabilirlik, daha az işçilik,

artırılmış ekipman ve enerji verimliliği,

yüksek beton tokluğu, uzun süreli dayanıklılık

ve düşük karbon salınımı sağlayan

yenilikçi makro ve mikro sentetik fiber

donatıları ile 2014 yılından bu yana

inşaat pazarında fark yaratıyor. Kordsa,

yeni yatırımıyla üretimine başladığı yeni

ürününün, sürdürülebilirlik ve performans

avantajı sağlamasının yanında etkin dozaj

kullanımı ile maliyet avantajı açısından

özellikle altyapı projelerinde üstün bir

ürün olmasını hedefliyor.

Kordsa CEO’su Ali Çalışkan devreye aldıkları

inşaat sektörüne yönelik polipropilen

monofilament fiber donatı hattıyla

ilgili olarak şunları dile getirdi: “İnşaat

güçlendirme teknolojilerinde gerçekleştirdiğimiz

bu yatırımımızla ürün yelpazemizi

genişletiyoruz. Yeni polipropilen monofilament

fiber donatı hattının devreye girmesiyle,

pazarda rakiplerimizden farklılaşarak

büyümeyi hedefliyoruz. KraTos’un

yeni bir çeşidi olan bu yeni sentetik fiber

donatıyı hem Türkiye hem de Avrupa

pazarına sunmayı hedefliyoruz. KraTos

inşaat projelerinde beton güçlendirme

uygulamalarında kolay kullanımı, hızlı

uygulanabilirliği, betonda sağladığı yüksek

tokluk performansı ve düşük karbon

salınımıyla devrim yarattı. Bu yeni çeşidi

de sektöre yön verecek yenilikçi bir ürün.

Kordsa olarak yaşam alanlarımızı daha

dayanıklı, daha sağlam ve daha çevreci

kılmak için çalışıyoruz. Yaşamı güçlendirme

misyonumuzla yaşamın her alanına

dokunuyoruz. Hedefimiz sürdürülebilir bir

gelecek…”

Lastik ve inşaat güçlendirme ile

kompozit teknolojileri pazarlarının

global oyuncusu, Kordsa, hem Türkiye’de

hem de faaliyet gösterdiği

diğer ülkelerde başarılarını aldığı

ödüllerle perçinlemeye ve “Güçlendirici”

unvanını dünyaya duyurmaya

devam ediyor.

Sabancı Holding iştiraki Kordsa’nın

Brezilya’daki

fabrikası,

son olarak

Great Place

to Work Institute

(GPTW)

tarafından

üçüncü kez

en iyi işveren

markaları

arasında

gösterildi. Kordsa, Brezilya’nın Bahia

eyaletinde dördüncü sırada yer

aldı. Kordsa Brezilya, listeye giren

tek sanayi şirketi olarak dikkat çekti.

Kordsa CEO’su Ali Çalışkan, üç yıldır

sürdürdükleri bu başarıyla ilgili

şöyle dedi: “Great Place to Work

Institute tarafından gerçekleştirilen

bu araştırmada, üç yıldır üst sıralarda

yer alıyoruz. Bu başarıyı, şirketimizin

global bir işveren markası

olma yolunda attığı adımların bir

sonucu olarak değerlendirebiliriz.

İnsan kaynağımızı en büyük gücümüz

olarak görüyoruz, bu yüzden

de güçlendirmeye insan kaynağımızdan

başlıyoruz. 4 kıtada 8 tesisimizde

yaşamı güçlendirirken,

insan kaynakları yönetimimiz aynı

zamanda yaklaşık 4 bin çalışanımızı

güçlendiriyor. İnsan kaynaklarına

bakışımız beş ana temele

dayanıyor: ‘İlham ver, önemse,

geliştir, teşekkür et, takdir et’. Bu

anlayışımızla, çalışanlarımızın birbirinden

ilham almasını, birbirine

ilham olmasını, kendi gelişimlerini

önemsemelerini ve dengeli, mutlu

bir hayat sürmelerini destekliyoruz.

Önümüzdeki dönemde de çalışanlarımızın

yetkinliklerini desteklemeye,

her ülkenin kültürü ve ihtiyacı

çerçevesinde çalışanlarımızı çok

yönlü geliştirmeye devam edeceğiz.”

96

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Şirket felsefemiz;

Kalite, Güven,

Çözüm ve Hizmet

prensipleri

üzerine kurulu

“Gelişimin en büyük parçası olan AR-GE

çalışmalarımızın çoğunu üretim tesisimizde

yer alan AR-GE merkezimizde aralıksız olarak

devam ediyoruz. Düzenli olarak yurt dışı sektörel

gelişmeleri takip etmekte ve uluslararası AR-GE

merkezleri ile ortak çalışmalar yürütmekteyiz.”

Yapı kimyasalları sektöründe 30.yılına

doğru emin adımlarla ilerleyen Interfiks,

modern teknolojiler ile donatılmış yeni

fabrikası, güçlü Ar&Ge yapısı, teknik bilgi

birikimleri, ülke çapında görev alan dinamik

mühendis kadrosu ile Türkiye’de

ve yurt dışında çeşitli sanayi ve inşaat

yatırımlarının temelinde yatan yerli güç

olmaya devam etmekte. İnterfiks Yapı

Kimyaslları Satış ve Pazarlama Genel

Müdür Yardımcısı Mehmet Yaman ile

dosya konumuz çerçevesinde bir röportaj

gerçekleştirdik. Firma ve çalışmaları

hakkında merak ettiklerimizi yönelttiğimiz

sayın Yaman’a bize vakit ayırdıkları için

teşekkür ediyoruz.

Öncelikle kısaca kendinizden

ve firmanızdaki görevinizden

bahseder misiniz?

1989 yılında Türkiye’de bir ilke imza atarak;

yapı kimyasalları alanında yeni ürünlerin

geliştirilmesi ve üretilmesine öncü

olmak misyonu ile kurulmuş olan İnterfiks

Yapı Kimyasalları A.Ş.’nin, Yönetim Kurulu

üyesi olmanın yanı sıra yurtdışında tamamladığım

eğitimimin ardından 14 yıldır

şirketimizin tüm departmanlarında görev

alarak gerçekleştirdiğim çalışmalarımı

son 4 senedir Satış ve Pazarlamadan

Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak

devam ettirmekteyim.

Kuruluşumuz itibariyle Türkiye’ye ilk kez

endüstriyel zemin sistemlerini getirerek

ilklere imza atmış olan şirketimiz; şu an

Türkiye başta olmak üzere 22 ülkede, teknik

ve uzman kadromuzla birlikte önemli

projelerde, lider inşaat firmalarıyla çözüm

ortağı olarak çalışmaktadır.

Sıcak ve direk satışı benimsemiş,

birebir iletişime, müşteri

memnuniyetine, sürekli

gelişime önem veren, ekibimize,

teknolojiye ve Ar-Ge

ye büyük yatırımlar yapmayı

misyon edinmiş bir yapıya

sahibiz. Bu da bizleri bireysellikten

ve title’lardan uzak

ekip çalışmasına önem veren

ve tüm departmanların

birbirini desteklediği dinamik bir yapıya

kavuşturdu aslında. Ekip arkadaşlarımla

birlikte tüm süreçleri paylaşarak ve bizzat

süreçlerin içinde yer alarak onlarla birlikte

çalışmaktan, üretmekten, ilerlemekten

gurur ve mutluluk duyuyorum.

Yeni serileriniz ve ürünleriniz

hakkında biraz bilgi verir misiniz?

Zemin Sistemlerinde Türkiye lideri olarak

gerçekleştirdiğimiz başarılı çalışmalar

ardından sektör gereksinimlerini doğru

yorumlayarak 1997 yılı itibariyle daha niş

ürün gruplarına yöneldik.

Dünyadaki tüm gelişmeleri takip ederek

uzun yıllar boyu sürdürdüğümüz Ar-Ge

çalışmaları neticesinde sektöre sunduğumuz

Türkiye’nin ilk Kimyasal Su Yalıtım

Sistemi olan HYFIX ürün grubumuz şu an

İnterfiks’in lokomotif markası olarak ürün

gamımız içinde öncülüğünü sürdürüyor.

Ancak tabiki; sektöre sunduğumuz toprak

altı temel ve perde su yalıtımında kuru

serpme ve sürme yöntemi ile uygulanan

ürün grubumuz HYFIX’in 20 yılı aşkın bir

süredir gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında

sektör profesyonelleri tarafından

bu kadar tercih gören bir marka olmasının

Mehmet Yaman

İnterfiks Yapı Kimyaslları Satış ve Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı

altında, büyük bir AR-Ge çalışması, dünyadaki

gelişmeleri takip eden vizyoner bir

yaklaşım, sürekli gelişim ve her geçen

gün gruba katılan yenilikçi, akıllı ürünler

yer alıyor.

Gelişimin en büyük parçası olan AR-GE

çalışmalarımızın çoğunu üretim tesisimizde

yer alan AR-GE merkezimizde

aralıksız olarak devam ediyoruz. Düzenli

olarak yurt dışı sektörel gelişmeleri takip

etmekte ve uluslararası AR-GE merkezleri

ile ortak çalışmalar yürütmekteyiz.

Zemin ve su yalıtım sistemleri, fonksiyonel

harçlar, beton kür ve koruyucular gibi

100’e yakın ürünümüzle inşaat sektörüne

hizmet veren firmamız üretimlerini İstanbul

Kurtköy’de yer alan üretim tesisimizde

gerçekleştiriyoruz.

HYFIX ürün grubunuzun bu kadar

tercih edilme sebebi nedir?

HYFIX Su Yalıtım Sistemleri, sektörde

20 yılı aşkın bir süredir kalitesini, yüksek

performansını, gerek uygulama gerekse

zaman ve maliyet avantajlarını defalarca

kanıtlamış olmasından dolayı tercih edilme

sebebimiz oluyor.

Çözüm ve müşteri odaklı bir yaklaşım

ile satış öncesinde olduğu kadar satış

98

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Dosya

sonrası sunduğumuz teknik destek ile

bir projenin başından sonuna kadar tüm

süreçlerde müşterimizin yanında olmamız

ve projeler özelinde yaptığımız saha

çalışmaları da, hizmet verdiğimiz sektör

profesyonelleri ile işbirliklerimizin yıllar

boyu devamını sağlayan bir sadakat ve

güveni birlikte getiriyor.

Bugüne kadar binlerce projenin çözüm

ortağı olarak başarılı çalışmalara imza

atmanın yanı sıra her geçen gün referans

listesine dev projeler eklemeye ve sektöre

mükemmel çözümler sunmaya devam

etmekte olan İnterfiks; toprak altı su yalıtımı

ve perde su yalıtımında, minimum

uygulama hatasını ve zamandan maksimum

tasarrufu mümkün kılan, betona

derinlemesine işleyerek, beton içerisinde

kimyasal tepkimeler sonrası oluşturduğu

nano minerallar ile ömrü boyunca betonu

geçirimsiz hale getiren HYFIX Su Yalıtım

Sistemleri ile yapısal yalıtımı konusunda

büyük bir tecrübeye sahip.

Betona işleyerek betonu geçirimsiz hale

getirmekte olan, uygulama yapılacak bölgede

yüzey hazırlığına gerek kalmadan

zamandan ve uygulama maliyetlerinden

tasarruf sağlayan HYFIX; yalnızca yüzeyi

değil betonun tamamını yalıtarak ömür

boyu su izolasyonu sağlıyor.

Toprak altı su yalıtımında beton dökülebilen

her türlü hava şartında kullanılabilir

olma özelliğiyle; yalıtıma önem veren,

çevreye saygılı dev projelere büyük

avantajlar sağlayan HYFIX, eksiz olma

özelliği, yırtılmazlığı ve su geçirimsizlik

değerleri ile korozyona karşı en etkin ve

en garantili çözümü sunuyor.

Kuru Serpme uygulama avantajı ile örtü

yalıtım uygulamalarına göre çok daha

işlevsel olan ve uygulama öncesi astar,

uygulama sonrası koruma katmanı gerektirmeyen

HYFIX Kimyasal Su Yalıtım

Sistemleri; kendini tamir edebilen reaktif

yapısından dolayı kimyasal su yalıtımı

konusunda sağladığı % 100 performans

ile dev projelerin tercihi oluyor.

Ürün geliştirirken esas aldığınız

kriterler neler?

En önemli unsur inşaat sektörünün ihtiyaçlarına

kulak veriyor olmamız. Bundan

20 sene önce HYFIX’i sektöre sunarken

yaptığımız gibi uluslararası tüm gelişmeleri

yakından takip ediyor, yenilikçi yaklaşımlar

ile sistematik çözümler sunmaya

özen gösteriyoruz.

İnterfiks olarak; Kalite, Güven, Çözüm

ve Hizmet prensipleri üzerine kurulu

olan felsefemizden ödün vermeden; doğal

kaynakları verimli kullanmayı ve ülke

ekonomisine katkı sağlayacak tasarruf

sağlayan ürünler geliştirmeyi önceliğimiz

olarak benimsemekte ve doğaya saygı

misyonu ile bütün faaliyetlerimizi sürdürülebilir

gelişim misyonuna uygun olarak

şekillendiriyoruz.

Ulusal ve uluslararası

standart gereklerine

uyarak,

yenilikçi yaklaşımlarıyla

sektörün

gelişmesinde öncü

olmayı hedefleyen

İnterfiks; ileri

teknolojik ürünleri ile 1997 yılında sektöründe

ilk ISO 9001 belgesini alarak diğer

firmalara öncülük etmiş ve takip eden senelerde

ise TSE, CE ve GOST belgelerini

de alarak ürünlerinin kalitesini yeniden

tescil ettirmiştir.

Gelişimin en büyük parçası olan AR-GE

çalışmalarımızın çoğunu üretim tesisimizde

yer alan AR_GE merkezimizde

aralıksız olarak devam ediyoruz. Düzenli

olarak yurt dışı sektörel gelişmeleri takip

etmekte ve uluslararası AR-GE merkezleri

ile ortak çalışmalar yürütmekteyiz.

Rekabet noktasında ürün ve

fiyatta farklılaşma stratejinizi nasıl

belirliyorsunuz?

Tüm pazarlama, markalaşma ve fiyatlandırma

süreçlerimizi; müşterilerden

aldığımız geri bildirimler, ekiplerimizce

yürütülen pazar araştırmaları, piyasa ihtiyaçları

ve oluşturduğumuz focus gruplar

ile sürekli sektörün nabzını tutarak ve

doğru maliyetlendirme politikalarını gözeterek

yönetiyoruz. Niş ürün gruplarımızla,

sürekli gelişime, Ar-Ge çalışmalarımıza

ve markalaşmaya verdiğimiz önem çerçevesinde;

kalite ve koşulsuz müşteri

memnuniyetini de göz önünde bulundurarak

özenle yaptığımız çalışmalarımızda

elbette piyasa koşullarını ve lojistik yapılanmamızı

da göz önünde bulundurarak

stratejilerimizi belirliyor ve uyguluyoruz.

Şu anki güncel durumda sektör

hakkında neler söylemek

istersiniz?

Ülkemizde yalıtım sektörü önceki senelere

göre her ne kadar gelişmekte olsa da

daha kat edilmesi gereken epey bir yolumuzun

olduğuna inanıyoruz.

Yayınlanan yeni yönetmelik çerçevesinde

ülke genelinde su yalıtım bilincinin hak

ettiği noktalara geleceğini ümit ediyor,

Bakanlığımızın verdiği bu kararı ve çalışmaları

mutlulukla karşılıyoruz.

Ancak sektörde yaşanan bir diğer sıkıntı

ise; merdiven altı üretimler ve haksız rekabet.

AR-GE’ye, kaliteye ve uluslararası

gelişime önem veren, her yıl sermayesinin

büyük bir bölümünü markalaşmaya

ayıran kurumsal firmaların en büyük

problemi, merdiven altı üreticiler. Standartlara

uygun olmayan bu ürünlerin maliyet

açısından piyasada bilinçsizce tercih

ediliyor olması, gerek yapı ömrünün kısa

ve kalitesiz oluşuna olumsuz katkısı, gerekse

nihai kullanıcı ve sektörümüz adına

gerçekten üzüntü verici bir durum.

Yapıların ekonomik ömrünün uzatılması,

tasarruf sağlanması ve yaşam konforunun

artırılması amacına yönelik olarak

tüm yapılarda uygulanması şart hale getirilen

su yalıtım çözümlerinde uygulanacak

malzemelerin de kalite ve uyumluluk

açısından sıkı denetimlerden geçmesi

gerektiğini belirtmek isteriz.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 99


Hanefi Küçük / Selena Türkiye Genel Müdürü

“Selena Türkiye,

büyüme iştahı yüksek, yetenekli bir şirket”

“Selena’nın global olarak portföyünde temelden çatıya tüm inşaat kimyasalları

bulunmaktadır. Türkiye pazarında satışımızın büyük bir kısmını tek komponentli PU montaj

ve dolgu köpükleri, PU köpük yapıştırıcılar, silikon ve mastik gibi sızdırmazlık malzemeleri,

montaj yapıştırıcılar ve yalıtım ürünlerinden oluşmaktadır.”

Selena Grup, inşaat kimyasalları konusunda

global ölçekte çalışmalar gerçekleştiren

Polonya menşeili hem üretim hem

de dağıtım yapan bir firma. 4 kıtada üretim

faaliyetlerini sürdüren Selena, yüksek kalitesiyle

rekabetçi bir global oyuncu olarak

inşaat kimyasalı pazarında önemli bir konumda.

Selena Türkiye’nin Genel Müdürü

Hanefi Küçük ile Selena’nın Türkiye’deki

faaliyetleri, yeni ürünleri, üretim süreçleri

ve yatırım planlarını ele aldığımız bir röportaj

gerçekleştirdik.

Öncelikle kısaca kendinizden

ve firmanızdaki görevinizden

bahseder misiniz?

Aralık 2017’de Selena Türkiye Genel Müdürü

olarak göreve başladım. Selena Türkiye’nin

üretim, satış, pazarlama dahil tüm

fonksiyonlarına liderlik ediyorum. Daha

önce Ford, Shell, DuPont gibi global firmalarda

çeşitli orta ve üst düzey yöneticilik

rollerinde bulundum. Avrupa, Ortadoğu,

Afrika bölgelerini kapsayan görevlerim

oldu. Mezun olmaktan büyük gurur duyduğum

ODTÜ Makine Mühendisliği mezunuyum.

Üzerine yine ülkemizin en iyi üniversitelerinden

olan Koç Üniversitesinde

Yöneticilere yönelik İşletme Yüksek Lisansını

tamamladım. Şimdi de bu donanım,

bilgi birikimi, heyecan ve enerjimi Selena

Türkiye’nin başarısını ileriye taşımak için

kullanacağım.

Firmanız ve ürünleriniz hakkında

biraz bilgi verir misiniz?

Selena, merkezi Polonya’da bulunan borsaya

kotalı uluslararası bir firmadır. Selena,

18 ülkede, 30 farklı firma ile 70 ülkeye

pazarlama ve satış faaliyetleri yürütmektedir.

Polonya başta olmak üzere, Türkiye,

İspanya, İtalya, Brezilya, Kazakistan, Romanya,

Güney Kore ve Çin’de toplam 15

fabrikası bulunmaktadır. 2008 yılına kadar

“POLYFOAM” adıyla faaliyet gösterdikten

sonra Selena tarafından satın alınmıştır.

Selena’nın global olarak portföyünde temelden

çatıya tüm inşaat kimyasalları

bulunmaktadır. Türkiye pazarında satışımızın

büyük bir kısmını tek komponentli

PU montaj ve dolgu köpükleri, PU köpük

yapıştırıcılar, silikon ve mastik gibi sızdırmazlık

malzemeleri, montaj yapıştırıcılar

ve yalıtım ürünlerinden oluşmaktadır. Bolu

Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan fabrikamızda

poliüretan köpük, çeşitli silikonlar

ve mastik üretiyoruz. Bunun yanında,

diğer malzemeleri, yurtdışındaki fabrikalarımızdan

ithal ediyoruz. Kullandığımız

hammadde kalitesini ve dolayısıyla nihai

100

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Dosya

ürün kalitemizi her zaman en üst standartlarda

tutmaya özen gösteriyoruz. Bu özen,

pazarda karşılığını mutlaka buluyor.

Ürün geliştirirken esas aldığınız

kriterler neler?

Selena, Polonya, İspanya, Türkiye ve

Çin’deki Selena Labs laboratuvarlarında,

50’den fazla bilim insanı, mühendis ve uzman

istihdamı sayesinde birçok pazarlardaki

müşterilerin ihtiyaçlarını karşılamak

için ürün çeşitliliğini sürekli olarak genişletmektedir.

Üretim formüllerimizde yalnızca sertifikalı

ve test edilmiş hammaddeler kullanıyoruz.

Üretim tesislerimizde enerji tasarrufu ve

CO2 emisyonlarının azaltılması ile birlikte

teknolojik süreçlerden kaynaklanan israfın

azaltılmasına yönelik politikalar uyguluyoruz.

Elbette ki ülkelere, pazarlara ve müşterilere

talepleri doğrultusunda özel çözümler

üretmekteyiz. Kendi laboratuvarlarımızda

geliştirdiğimiz teknolojik ve patentli çözümler

sayesinde son kullanıcıların ihtiyaçlarını

çevreye duyarlı ürünlerimiz ile

karşılamaktayız.

Rekabet noktasında ürün ve

fiyatta farklılaşma stratejinizi nasıl

belirliyorsunuz?

Son yıllardaki satış rakamlarımızdaki pozitif

ivmeye ilave olarak, ilk çeyrekte elde

ettiğimiz satış rakamlarımızdan oldukça

memnunuz. Bu başarıya, doğru ürün ve

fiyat strateji ile hareket ederek ulaştığımızı

söylemek isterim. Fiyat stratejimizi belirlerken,

hammadde maliyetlerini, pazar

durumunu, talep ve satış ekibimizin sağladığı

geribildirimleri göz önünde bulunduruyoruz.

Ancak bir ürünün fiyatını belirleyecek

asıl unsur ürünün değeri, çevreye

duyarlı olması ve son kullanıcılara sağladığı

avantajlı özellikleri yanı sıra kullanım

kolaylığı sunmasıdır.

Pazara rekabetçi ürünler sunabilmek için

sürekli araştırma ve gelişen bir ekibe sahip

olmanız gerekmektedir. Selena, kendi

laboratuvarlarında, alanlarında uzman bilim

insanlarıyla sürekli olarak yeni ürünler

ve çözümler geliştirmektedir.

Hedef müşteri kitleniz kimlerdir?

Ticari olarak hedef müşteri kitlemiz Kapı&Pencere

sektöründe faaliyet gösteren

hırdavatçılar, nalburlar, kapı pencere ve

mobilya aksesuarcıları olsa da asıl hedef

kitlemiz, bu sektörlerde hizmet veren profesyonel

ustalardır. Satış ve Pazarlama

faaliyetlerimizi de bu hedef kitleye yönelik

ve üreticileri başlıca hedef müşterilerimizdir.

Şu anki güncel durumda sektör

hakkında neler söylemek

istersiniz?

Bilindiği üzere, Türkiye’de yapı sektörü

oldukça etkin durumda Çok sayıda inşaat

şirketi faaliyet göstermekte. Kentsel dönüşüm,

Türkiye’de yapılması gereken bir

değişimdir. Çünkü Türkiye’nin her yerinde

çok sayıda eski bina mevcut. Coğrafi açıdan

fay hattı üzerinde bulunan bir ülkeyiz.

Bu durumda eski binalar yenilenmekte ve

yerine daha konforlu ve çok daha sağlam

binalar inşa edilmektedir.

Tüm yapı kimyasalları sektörü hala zorlu

bir hammadde pazarı ile karşı karşıya .

Emtia pazarında fiyatlar oldukça yüksek.

Köpük üretimi için hammadde olan PM-

DI’nin fiyatı ise görece yüksek bir seviyede

seyredip, yukarı yönlü ilave bir artış

trendi göstermemiştir. Bu dönemde silikon

üretimi için hammadde tedariği oldukça

sınırlı kaldı. Hammadde konusunda karşılaşılan

problemler ile döviz kurlarındaki

yukarı yönde dalgalanma, silikon fiyatlarının

yükselmesine neden olmuştur. Bu

durum köpük ve sızdırmazlık ürünlerinin

brüt kar marjını bir miktar negatif etkilese

de, belirlediğimiz farklı stratejiler sayesinde

yüksek hammadde maliyetlerini önemli

ölçüde azaltmıştır. Bu sayede, negatif durum

müşterilerimize olabildiğince yansıtılmamış

olup memnuniyetleri sağlanmıştır.

Önümüzdeki dönem için yeni

yatırım ve projeleriniz olacak mı?

Selena Group, pazardaki pozitif etkiyi

gördükten sonra gerek ürün gamı gerekse

üretim planlama boyutunda Türkiye

yatırımlarını arttırmaktadır. Selena Group

ve Türkiye olarak ürün formüllerini pazara

ve son kullanıcıların ihtiyaçlarını daha

çok karşılayabilecek şekilde yenilemekteyiz.

Son kullanıcılar için daha iyi neler

yapılabilir üzerine çalışmalarımız devam

etmektedir.

Son olarak eklemek istedikleriniz?

Türkiye dünyanın en dinamik coğrafyalarından

birinde. Büyük yerel pazarıyla

ve etrafıyla muazzam fırsatlar barındıran

muhteşem bir ülke. Selena Türkiye

de büyüme iştahı yüksek, yetenekli bir

şirket. Dolayısıyla şirket olarak doğru pazardayız.

Dönemsel şekilde içeride veya

yakın coğrafyada yaşanan çeşitli istikrarsızlık

veya dalgalanmalar bu gerçeği

değiştirmeyecek. Bu sebeple moralimiz

ve motivasyonumuz yüksek. Ülkenin hak

ettiği gerçek potansiyel mutlaka açığa çıkacak,

sadece zaman meselesi. Bizler de

Selena Türkiye olarak hak ettiğimiz payı

elde etmeye odaklanmış durumdayız.

Bu heyecanımızı da derginiz aracılığıyla

paylaşma imkanını sağladığınız için sizlere

çok teşekkür eder, yayın hayatınızda

başarılar dileriz.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 101


“İmajımızı

nesilden nesile

taşıyacak bir

marka stratejisi

izliyoruz”

“Türkiye’nin en büyük yapıştırıcı ve

tutkal üreticileri arasında yer almanın

sorumluluğuyla, ürün ailemizi her

geçen yıl büyütmeye devam ediyoruz.

Ar-Ge ve inovasyona yaptığımız

önemli yatırımlarla birlikte yenilikçi

ve akılcı çözümlere sahip yeni

ürünlerimizi sektöre kazandırıyoruz.

Tüketicilerimizin ihtiyaçlarını

önceden tespit ederek, maksimum

verimlilik sunan inovatif ürünlerimizle

sektörümüzün daima öncüsü olmak

için çalışıyoruz.”

Cihat Sayacı / BETA Kimya A.Ş. Genel Müdürü

1980 yılından beri özel kimyasallar alanında

faaliyet gösteren Beta Kimya,

uzmanlaştığı faaliyet alanında müşterilerinin

tüm ürün ve beklentilerini dünya

standartlarında karşılamayı kenidisine

misyon edinmiş. Yüksek kimya mühendisleri,

metalurji mühendisleri ve manyetik-penetrant

uzmanlarının bulunduğu

güçlü bir kadroyla hizmet vermekte olan

firma, bir çok konuda Türkiye’de ilk olmamısının

getirdiği tecrübeleri de en iyi

şekilde kullanmakta. BETA Kimya A.Ş.

Genel Müdürü Cihat Sayacı ile yapmış

oldukları çalışmaları değerlendirdiğimiz

bir röportaj çalışması gerçekleştirdik.

Öncelikle kısaca kendinizden ve

firmanızdaki görevinizden bahseder

misiniz?

Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden

mezun olduktan sonra Avustralya

Swinburne Üniversitesi’nde Uluslararası

İşletme Yönetimi (MIB) alanında

yüksek lisans eğitimi aldım. Kariyerimin

ilk yıllarında çeşitli firmalarda edindiğim

tecrübelerin ardından, 26 yaşında Beta

Kimya A.Ş.’de Genel Koordinatör olarak

göreve başladım. Şirketimizin ISO 9001,

kurumsallaşma ve markalaşma süreçlerini

yöneterek uzun yıllar boyunca Genel

Müdür Yardımcısı olarak görev aldım.

2017 yılında İcra Kurulu Başkanlığı’na,

2018 yılı başında ise Beta Kimya A.Ş.

Genel Müdürü görevine atandım. Yaklaşık

11 yıldır Beta Kimya Ailesi çatısı altında

görev almaktan mutluluk duyuyorum.

Ayrıca iş dünyamızın temsil edildiği kurumlarda

yer almayı önemsiyorum ve

DEİK Türkiye-Makedonya, DEİK Türkiye-Güney

Afrika ve DEİK Türkiye-BAE İş

Konseyleri üyesiyim.

Yeni serileriniz ve ürünleriniz

hakkında biraz bilgi verir misiniz?

Türkiye’nin en büyük yapıştırıcı ve tutkal

üreticileri arasında yer almanın sorumluluğuyla,

ürün ailemizi her geçen yıl büyütmeye

devam ediyoruz. Ar-Ge ve inovasyona

yaptığımız önemli yatırımlarla

birlikte yenilikçi ve akılcı çözümlere sahip

yeni ürünlerimizi sektöre kazandırıyoruz.

Tüketicilerimizin ihtiyaçlarını önceden

tespit ederek, maksimum verimlilik sunan

inovatif ürünlerimizle sektörümüzün daima

öncüsü olmak için çalışıyoruz.

Bu kapsamda geçtiğimiz aylarda lansmanını

gerçekleştirdiğimiz MS Polimer

teknolojisine sahip yeni hibrit ürünlerimiz

APEL High Tack, APEL Crystal Clear ve

APEL Universal sektör profesyonelleri

tarafından büyük ilgi gördü. APEL High

Tack uzun yıllardır sektörün beklediği

hem yapıştırıcı hem de sızdırmazlık görevi

gören kullanım alanı çok geniş bir ürün.

Silikon özelliğiyle boşlukları dolduran bir

yapıya sahip APEL High Tack ürünümüz

aynı zamanda pek çok farklı ürünün duvarlara

zarar vermeden yapışmasına ve

anında tutunmasına olanak sağlıyor. Boyanabilir

olmasının yanı sıra tıpkı iç mekanlarda

olduğu gibi dış mekanlarda da

kullanılabiliyor.

APEL Crystal Clear ise şeffaf renkte bir

sızdırmazlık ve yapıştırma malzemesi.

Oldukça esnek ve silikona oranla çok

daha sağlıklı bir ürün. Bu yeni ürünümüz

de yüksek dayanıklılık özelliğine ek olarak

boyanabiliyor ve yine dış mekanlarda

kullanılabiliyor.

Yeni bir inovasyon çalışmamızın ürünü

APEL Universal de genel amaçlı bir derz

dolgu ve yapıştırma malzemesi. Tüm materyalleri

birbirine kolayca yapıştırarak

sağlam bir tutunma sağlıyor.

2018 yılı içinde yeni APEL Kapı&Pencere

Köpüğü ve Tabancalı Mega Poliüretan

Köpük ürünlerimizi de tüketicimizin beğenisine

sunduk.

102

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Dosya

Ürün geliştirirken esas aldığınız

kriterler neler?

Öncelikle hedef sektörlerimiz ve sektör

profesyonellerinden aldığımız geri beslemeleri

dikkate alarak kapsamlı bir analiz

gerçekleştiriyoruz. Ayrıca pazar ve müşterilerin

nabzını tutan teknik pazarlama ekibimiz

de satış departmanımızdan bağımsız

olarak sahada görev alıyor. Dolayısıyla

çalışma arkadaşlarımızın geri bildirimleri

de ürün geliştirmede etkin rol oynamaktadır.

Tüm bu edinimleri, Teknik Pazarlama

ve Ar-Ge ekiplerimizin ortaklaşa yürüttüğü

çalışmalar ile sentezliyoruz. Tüketicinin

ihtiyacını öngörerek her zaman bir

adım önde olabilmek adına katma değerli

ve maksimum fayda sağlayan çok yönlü

ürünler geliştirmek için Ar-Ge ve inovasyon

çalışmaları yapıyoruz. Fayda-Maliyet

kriterlerini gözeterek ülkemiz, sektörümüz

ve şirketimizde daha önce hiç düşünülmemiş

bir ürün geliştirmeyi ya da mevcut bir

ürünün yeni özeliklerle inovatif bir yapıya

kavuşmasını hedefliyoruz. Belirlediğimiz

strateji çerçevesinde fikir geliştirme bölümü

en önemli aşamalar arasında yer alıyor.

Yeni ürün geliştirme için önce bir fikir

havuzu oluşturuyoruz. Sonrasında en iyi

fikirleri seçerek iş analizi, pazardaki arz-talep

dengesi, teknik testler gibi aşamalardan

geçerek yeni ürünümüzü oluşturacak

aşamaları adım adım ilerliyoruz. Ürünün

işlevselliği, uygulama alanının genişliği ve

tasarımı gibi kriterler de ürün geliştirme

süreçlerimizde hassasiyet gösterdiğimiz

diğer kriterler arasında yer alıyor.

Rekabet noktasında ürün ve

fiyatta farklılaşma stratejinizi nasıl

belirliyorsunuz?

Geniş bir ürün gamına sahip olduğumuz

için mobilyadan yapı-inşaata, tekstilden

otomotiv sektörüne kadar pek çok alana

hitap eden ürünlerimiz bulunuyor. Her

ürünün fiyatlandırmasını ise kaliteden

asla taviz vermeden pazardaki rekabet

ölçüsü, rakip firmalar ve müşterilerimizin

tüketici alışkanlıklarına göre belirliyoruz.

Kar maksimizasyonunu sağlamak adına

üründe farklılaşmayı yakalamak, ana iş

hedeflerimizin başında geliyor. Fark yaratan

bir ürününüz var ise bunu en uygun

fiyatla pazara sunmak etki sahanızı da

genişletiyor. Fiyatta farklılaşmada ürünün

hedef kitlesi ve ürünün tercih edilme sıralamasına

dikkat ederek özel bir fiyatlandırma

politikası izliyoruz.

Markalaşmanın rekabetteki

yeri nedir? Bu konudaki

çalışmalarınızdan biraz bahseder

misiniz?

Marka olma ve markalaşma süreçleri son

yıllarda tüm şirketlerin yatırım yaptığı çok

önemli bir konu. Markanın tüketicisi ile kurduğu

duygusal bağ, hedef kitledeki marka

imajı ve tüm paydaşlar nezdinde oluşturduğu

marka kimliği aslında şirketlerin en

büyük değer unsurları arasında yer alıyor.

Beta Kimya çatısı altında Apel ve Mitre-

Apel olarak iki ana markamız bulunuyor.

Markalaşmayı gerçekleştirdiğiniz anda

işinizin itibarını, ürününüzün güvenilirliğini

ve prestijinizi artırmış oluyorsunuz.

Yurtiçi ve yurtdışında markalaşmanın

bize çok büyük bir artı değer kattığını görüyoruz.

Bu yıl uluslararası markalaşma

stratejimizle birlikte MitreApel markamızla

Turquality süreçlerimizi tamamladık.

Özelikle kurumsal olmayan firmalarla girdiğimiz

pazar rekabetinde global bir marka

olabilmek, sizi her zaman tercih edilir,

saygın bir konuma yerleştiriyor.

Bu açıdan marka değerimizi artırmak

için kurumsal kimlik ve müşterilerimizle

marka deneyimleri yaratmak adına çalışmalar

yürütüyoruz. Tüm çalışanlarımızı

tek bir vücut ve marka kimliği sergilemek

adına birer marka elçisi olarak konumlandırıyoruz.

Bu alanda yaptığımız iç ve dış

eğitimlerle marka imajımızı nesilden nesile

taşıyacak bir marka stratejisi izliyoruz.

Şu anki güncel durumda sektör

hakkında neler söylemek

istersiniz?

Son dönemde özellikle inşaat sektörü zor

günlerden geçiyor. Konuttaki arz fazlası,

birçok sektörde likidite sorunu yaşanması

ve bundan dolayı yapı sektörü ile bağlı

sektörlerde yaşanılan tahsilat zorlukları

bazı olumsuzluklar yaratıyor. Ancak kaliteye

ve inovasyona önem veren, markalaşmış

bir firma iseniz bu tip olumsuzluklar

sizi çok etkilemiyor. Hükümetimizin

açıkladığı 3. Havalimanı, Kanal İstanbul,

Mega OSB’ler gibi büyük projeler önümüzdeki

günlerde hayata geçirildiğinde

gerek yapı sektörü gerekse bağlı sektörlerde

bir gelişme ve olumlu yönde ilerleme

göreceğimizi düşünüyorum.

Önümüzdeki dönem için yeni

yatırım ve projeleriniz olacak mı?

Türkiye’nin Ar-Ge’ye en çok yatırım yapan

250 şirketi arasında yer alıyoruz. Ar-

Ge alanında yaptığımız çalışmaları daha

da üst seviyeye taşımak için Temmuz

ayında yeni Ar-Ge merkezimizi faaliyete

geçireceğiz. Üstün teknolojiye sahip olacak

yeni Ar-Ge merkezimizle birlikte bu

alandaki çalışmalarımızı standartların da

üstüne yükseltmeyi hedefliyoruz.

Önümüzdeki dönemde hem sektörümüz

hem de ülkemize değer katacak büyük bir

yatırımı hayata geçirecek olmanın heyecanını

yaşıyoruz. GEBKİM’de Türkiye’nin

ve Ortadoğu’nun en büyük yapıştırıcı ve

tutkal tesisini açmaya hazırlanıyoruz.

Üretim tesisi alanındaki fizibilite ve proje

çalışmalarımız tüm hızıyla sürüyor. Ülkemizin

gururu olacak ve tamamen Endüstri

4.0 ile entegre yapıda modern bir üretim

tesisini sektörümüze kazandırmayı hedefliyoruz.

Bu dev yatırımlar ile Beta Kimya

A.Ş’nin gelecek yıllarda da sıçrama

yapacağı büyük bir adımı atmış olacağız.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 103


Beşir Harman / Soma Kimya Yurtdışı Satış Koordinatörü

“Faydacı, yenilikçi ve çevre odaklı

çalışmalarımıza devam ediyoruz”

“%100 yerli ve tamamen öz sermaye ile çalışan firmamızın güçlü yarınlara ulaşmasının

yolunun toplam kalite, uzman kadro ve verimli üretimden geçtiğine inanıyoruz. Bu sebeple

tedarik, üretim, satış ve satış sonrası destek zincirinin her aşamasını her geçen gün daha

da mükemmele yaklaştırmak için çalışıyoruz.”

Türkiye ve dünyada inşaat sektöründe ortaya çıkan ihtiyaçlara kaliteli, yenilikçi

ve güvenilir çözümler üretmek misyonuyla çalışmalarını sürdüren Soma Kimya,

çağın gereksinimleri doğrultusunda gerçekleştirdiği yeniliklerle alanında öncü bir

kuruluş olma yolunda emin adımlarla ilerlemekte. Tüm süreçleri yenilikçi ve sürdürülebilirlik

ilkeleri doğrultusunda yöneten firma, çalışanlarına değer ve güç katarak

yeni kariyer olanakları da sağlamakta. Soma Kimya Satış Koordinatörü Beşir Harman

ile yapmış olduğumuz röportajda şirket faaliyetlerinin yanısıra, önümüzdeki

döneme dair projelerini ve yeni ürün çalışmalarını da ele almaya çalıştık.

Öncelikle kısaca kendinizden ve firmanızdaki görevinizden

bahseder misiniz?

Profesyonel iş hayatıma; 2008 yılında Soma Kimya bünyesinde, Çin’de faaliyet

gösteren Somafix Hırdavat Firmasında satın alma sorumlusu olarak başladım.

4 sene Çin’de çalıştıktan sonra 2012 yılında Türkiye’ye döndüm. 2012 yılından

itibaren yapı malzemeleri kimyasallarını üreten Soma Kimya’da Yurtdışı Satış Koordinatörlüğü

yapıyorum.

Yeni serileriniz ve ürünleriniz hakkında biraz bilgi verir misiniz?

Soma Kimya Yapı kimyasalları sektöründe kurulduğu 2000 yılından beri hizmet

104

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Dosya

veriyor. Toplam 4 kıtada bulunan 54 ülkeye

yaptığımız satışlarla ihracat payımız

%98’ e kadar çıktı. Ürün gruplarımızı:

Poliüretan köpükler, Silikonlar, Mastikler,

Yapıştırıcılar, Hibritler ve Endüstriyel

Spreyler olarak sınıflandırabiliriz. Ürünlerimizi

Avrupa Birliği kalite standartlarına

göre üretiyoruz. Firmamız ise gerekli olan;

ISO 9001, ISO14000 ve ISO27000 belgelerine

sahiptir.

Son teknolojik yöntemlerle üretilen, tüketicinin

ihtiyaçlarına yönelik kaliteli ve uzun

ömürlü ürünlerimiz bulunuyor. Son yıllarda

yapı kimyasalları sektöründe, özellikle

yapıştırıcı grubu ürünler ivme kazandı. Bu

yükselişten daha fazla pay almak için tüketicilerin

ihtiyaçlarına çözümler üretirken,

yenilikçi ürünler de sunmaya özen gösteriyoruz.

Hibrid yapıştırıcı grubu ürünler

çok kuvvetli, hızlı yapıştıran, çevreci ve su

altında dahi yapışma kabiliyetlerinden dolayı

revaçta olacak, bizim de AR-GE’ sine

önem verdiğimiz bir ürün grubudur.

Ürün geliştirirken esas aldığınız

kriterler nelerdir?

Ürün geliştirme müşteri talebi, sektör incelemeleri

ve teknoloji takibiyle ortaya

çıkan bir olgu. Bir ürünü geliştirmeden

önce, ürünü mevcut grubuyla karşılaştırdığımızda

ne gibi yeni ve üstün özelliklerin

piyasaya sunulacağına bakarız. Son

zamanlarda müşterilerimizin taleplerine

yönelik, daha spesifik ürünler geliştirmeye

başladık. Yeni ürün geliştirirken her zaman

kendi kalitemizle yarışıyoruz. Elbette

ürünlerin markamıza katma değer sağlayabilir,

satılabilir ve pazarlanabilir olması

belirlediğimiz kriterler arasında. Kısaca

özetlemek gerekirse ürünlerimizin her sürecinde

olduğu gibi Ar-ge’de de; faydacı,

yenilikçi ve çevre odaklı çalışmalarımıza

devam ediyoruz.

Rekabet noktasında ürün ve fiyatta

farklılaşma stratejilerinizi nasıl

belirliyorsunuz?

Serbest rekabet ve açık piyasanın olduğu

günümüzde her ürün grubunda olduğu

gibi bizim sektörde de yüksek, orta ve alt

segment ürünler bulunuyor. Somafix olarak

ürünlerimizi; yüksek kalite, en uygun

fiyat ve şartlarda sunmak üzere üretiyoruz.

İstikrarlı yüksek kaliteli ürünlerimizin

fiyat dengesini piyasanın elverdiği ölçüde

en optimum düzeyde tutmaya özen gösteriyoruz.

Marka bilinirliğimizi ve kalite

imajımızı artırmak için sürekli yeni ürünler

geliştirerek ürün çeşitliliğimizle farklılık yaratıyoruz.

Markalaşmanın rekabetteki

yeri nedir? Bu konudaki

çalışmalarınızdan biraz bahseder

misiniz?

“Yüksek kalitenin en uygun şartlarda sunulmasının”

markalaşmanın temel direği

olduğuna inanıyor ve bu doğrultuda kalitemizden

ödün vermeden dünya devi firmalarla

rekabet edebilecek şartlarda ürün

sunmaya gayret ediyoruz. 30 yıllık sektör

tecrübemizden yola çıkarak söyleyebiliriz

ki markalaşmanın en önemli şartı kalitenin

sürekliliği ve dağıtım ağının genişletilmesidir.

Bu sebeple sürekli farklı pazarlara,

farklı dağıtım ağlarına yayılıyoruz.

Şu anki güncel durumda sektör

hakkında neler söylemek

istersiniz?

Sektörümüz büyümeye, gelişmeye ve

Uluslararası rekabete açık dinamik yapısıyla

ülke için önemli değer oluşturacak

bir potansiyele sahip. Özellikle son yıllarda

Türk Yapı Kimyasalları sektörü Uluslararası

rekabette kendine yer edindi,

ürün kalitesi ve standartlarıyla önemli bir

seviye kazandı.

Sektörde belli başlı sıkıntılar elbette var

ancak bu sıkıntılar sektörün kendisine

haiz olmaktan ziyade tüm Sanayi sektörünün

yaşadığı sıkıntılar. Özellikle

ana girdi hammaddelerinin neredeyse

%90‘ının ithal olması, ithalatta belirli izinlerin

ve vergisel düzenlemelerin rekabeti

arttırıcı yönde olmaması temel sebepler

arasında. Enerjimizin büyük bir kısmını

mevzuatta yaşanan problemlerin çözümüne

ayırmak zorunda kalıyoruz. Rakibimiz

olan Uluslararası firmalarla görüştüğümüzde

Türkiye’deki Yapı Kimyasalları

firmalarının yaşadığı problemleri yaşamadıklarını

birçok kez teyit ettik.

Avrupa‘da bu konuda uzmanlaşmış birlikler

kendi sektör problemlerinin üstesinden

birlikte gelirken ülkemizde, ortak

olarak karşılaşılan sorunları her firma

bireysel olarak çözmeye çalışıyor. Sektörün

önündeki standardizasyon, belgelendirme

ve sertifikalandırma problemlerinin

yurt içinde çözülmesi ivedi ötesi. Hala

Yapı Kimyasalları sektöründe hizmet veren

tam teşekküllü bir test ve belgelendirme

yapan kuruluş yok, her numuneyi

Avrupa’ya, Amerika’ya gönderiyoruz. Bu

durum ciddi bir zaman ve kaynak kaybına

neden oluyor. Uluslararası sektörde

Türkiye’nin daha da güçlenmesi için acilen

sektörün bir araya gelip sorunlara hep

birlikte çözüm üretebilecek kendi birliğini

kurması gerekiyor.

Önümüzdeki dönem için yeni

yatırım ve projeleriniz olacak mı?

Proje geliştirmeden piyasada tutunmak

ve marka bilinirliğini artırmak mümkün

değil. Bu sebeple daha ekonomik maliyet

ile daha hızlı üretimin yollarını arıyoruz.

Aynı zamanda uzman Ar-Ge ekibimiz sayesinde,

yapı kimyasalları formülasyonu

geliştirme yeteneğimizi kullanarak ürün

yelpazemizi her geçen gün artırıyoruz.

Geliştirdiğimiz bütün projeler piyasaya

sunulmak üzere kendi zaman ve sıralamasını

bekliyor.

Son olarak eklemek istedikleriniz?

Kimya sektörü ülke ihracatında Otomotiv’den

sonra ikinci sıraya yükseldi. Ülke

ekonomisine büyük katkı sağlayacak ciddi

bir potansiyel taşıyor. Yapı Kimyasalları

sektör firmaları rekabeti en üst seviyede

yapacak altyapıya, bilgi ve donanıma sahip.

İthalata dair mevzuatların ve vergisel

düzenlemelerin acilen gündeme alınıp,

Uluslararası üreticilerle aynı şartlara sahip

olacak şekilde sektörün önünün açılması

lazım.

%100 yerli ve tamamen öz sermaye ile

çalışan firmamızın güçlü yarınlara ulaşma

yolunun toplam kalite, uzman kadro

ve verimli üretimden geçtiğine inanıyoruz.

Bu sebeple tedarik, üretim, satış ve

satış sonrası destek zincirinin her aşamasını

her geçen gün daha da mükemmele

yaklaştırmak için çalışıyoruz.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 105


Sektörel

GF Hakan Plastik

yoğun bir yarıyılı geride bıraktı

GF Hakan Plastik, hem yurtiçinde hem de yurt dışında sürdürdüğü fuar katılımları,

seminerleri, eğitimleri ve seyahat programları ile yoğun geçen bir yarıyılı geride bıraktı.

2018 yılına yoğun bir programla başlayan

GF Hakan Plastik, bir yandan üretim ve

satış hedefleri doğrultusunda çalışmalarını

sürdürürken, bir yandan da yurtiçi

ve yurtdışında düzenlediği çeşitli organizasyonlar

ile zaman zaman çalışanları, iş

ortakları, zaman zaman da öğrencilerle

biraraya geldi.

Mart ayında Mısır BATIMAT Uluslararası

İnşaat ve Yapı Malzemeleri Fuarı ile başlayan

fuar organizasyonları Nisan ayında

Cezayir’de düzenlenen BATIMATEC

2018 Fuarı ile devam etti. Yurt içi çalışmalarına

destek amaçlı olarak bu yıl ilk

kez düzenlenen ve özel sektör ile devlet

kurumlarını biraraya getiren Türkiye İnşaat

Teknolojileri ve Endüstriyel Yapı Fuarı

(TEBIF 2018) bir başka fuar çalışması

oldu. Yurtiçinde iş ortaklarını yönelik

olarak fabrika gezileri ve ürün eğitimleri

düzenleyen GF Hakan Plastik yetkilileri,

Kosova, Gürcistan gibi ülkelerde de yoğun

katılımlı seminerler gerçekleştirdiler.

GF Katar ve GF Almanya yetkililerinin ziyaret

ederek tesis, ürün ve üretim konularında

bilgiler aldığı Çerkezköy tesisleri,

sektörün yeni iş gücü potansiyeli olan

üniversiteler ve mesleki liselerini de ağırladı.

Şirket içi eğitimlere de önem veren

GF Hakan Plastik, gerek fabrika gerekse

Eğitim ve Teknoloji Merkezi’ndeki personel

eğitimlerini de unutmadı.

GF Hakan Plastik’in üzerinde önemle

durduğu bir diğer konu İş Sağlığı ve Güvenliği

alanında da çalışmalar yürütüldü.

ISG Haftası boyunca bir dizi etkinlik düzenlendi.

İş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin

yanı sıra çalışanlar arasında konunun

önemine birebir dahil olarak kavramaları

açısından çeşitli etkinlikler, toplantılar,

acil durum tatbikatları ve yarışmalar yapıldı.

Yine çalışanların çocukları arasında

ISG konulu video yarışması düzenlendi

ve dereceye giren çocuklar ödüllendirildi.

GF Hakan Plastik yılın ilk yarısında yaklaşık

600 kişiye eğitim verirken, 1800’e

yakın iş ortağı da seyahat programları ile

de eğlenme ve dinlenme fırsatı yakaladı.

106

Yapı Malzeme Temmuz 2018


“İhtiyaca yönelik en

iyi çözümleri sunmaya

devam edeceğiz”

“Epson kullanan işletmeler sarf malzemesi, iş

süreçlerindeki minimum aksama, teknik servisimizdeki

yaygınlık ve tecrübeyle her daim minimum maliyetle

maksimum kaliteyi garantileyebilir.”

Ersel Şamiloğlu / Epson Türkiye Pro-Grafik Kanal Müdürü

Her zaman çağının ilerisinde olmayı başaran

Epson,müşterisinin yaşamını iyileştiren

yeniliklerle daima sektöründe öncü

konumda yer almakta. Geniş Format Yazıcılar’da

da akla ilk gelen markalardan

olan Epson’un bu alandaki faaliyetlerini

Epson Türkiye Pro-Grafik Kanal Müdürü

Ersel Şamiloğlu’ndan dinledik

Bu yıl için satış anlamında öne

çıkardığınız ürün ve sistemler

hangileri olacak?

CAD/GIS ve çeşitli mühendislik çizimleri

için kullanılan 36 inç ve 44 inç genişlikte

hız ve hassasiyetin rakipsiz uyumunu bir

arada görebileceğiniz çizici ( plotter ), ayrıca

tarama ve kopyalama opsiyonunu da

ekleyebileceğiniz; kullanıcıların oldukça

beğenisini kazanmış SureColor SC-5200

ve SC-7200 modellerimiz özellikle ön

planda olacak. Epson`un PrecisionCore

kalıcı (sarf malzeme olmayan) baskı

kafası kullanım süresi boyunca herhangi

bir ek maliyet oluşturmaz ve beklenmedik

iş aksamalarına sebep olmaz. Kullanılan

UltraChrome XD pigment mürekkepler,

parlak ve mat kağıt da dahil

çeşitli kağıt türlerine baskı yapabilir,

afiş, inşaat alanı saha çizimleri

gibi kısa süreli dış mekan

kullanımına uygundur. Bu seride

kopyalama, tarama opsiyonları

dışında çift kağıt rulosu, postscript

desteği, 320GByte HDD gibi

MFP çözümlerini de opsiyonel

olarak sunmaktayız.

Bu yıl için hedeflediğiniz

ciro ve satış rakamları

hakkında biraz bilgi verir

misiniz?

Her yıl olduğu gibi tabi ki bu yıl

da büyüyeceğiz ve yeni sürprizler

ile büyüme hedeflerimize

ulaşacağız. Bir önceki yılın yüzde

30 üzerine çıkmayı hedefliyoruz.

Sektörün içerisinde

bulunduğu süreci nasıl

değerlendiriyorsunuz?

CAD/GIS ve çeşitli mühendislik

çizimlerine yönelik baskı çözümleri

oldukça aktif olan inşaat

108

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Dosya

sektörünün önemli bir parçası. Türkiye

gelişen, modernleşen ve büyüyen bir

ülke, inşaat sektörünün her gün daha

iyiye gideceğini düşünüyorum. Biz de bu

alanda baskı ihtiyacına yönelik en iyi çözümleri

sunmaya devam edeceğiz.

Önümüzdeki dönemde bizi ne tür

avantaj ve zorluklar bekliyor?

Her sektörde olduğu gibi alımlarda en

yüksek kaliteyi minimum bütçeyle almak

istiyor karar vericiler. Bu noktada ilk satın

alma maliyetinden ziyade toplam sahip

olma maliyetine bakılması gerekiyor,

esas avantaj burada. Epson kullanan işletmeler

sarf malzemesi, iş süreçlerindeki

minimum aksama, teknik servisimizdeki

yaygınlık ve tecrübeyle her daim minimum

maliyetle maksimum kaliteyi garantileyebilir.

Her dönemin kendine göre

avantajları ve zorlukları değişebilir ancak

bizim özellikle altını çizmek istediğimiz

avantaj toplam sahip olma maliyeti.

Avantaj kelimesine değinmemiz gerekirse

Epson olarak özelikle F serisi

ürünlerimizden bahsetmek isterim. Bu

serideki modellerimiz ile iç dekorasyona

meraklı, farklılaşmak isteyen herkes hedef

kitlemiz ama elbette dekoratörler ve

iç mimarlar önceliğimiz zira sadece kendi

eviniz için bir makine yatırımı yapmanız

mümkün değil. Bizim geniş format yazıcılarımızda

bu alana yönelik kullandığımız

teknoloji tüm materyallerin üzerine baskı

imkanı sağlıyor. İster fayans, ister yer

kaplama-ahşap, isterseniz duvar kağıdı.

Hangi materyali seçerseniz sonuç tam

istediğiniz gibi çıkar. Seçtiğiniz materyale

aktarma işlemi için aktarma işlemine uygun

bir ‘heat transfer’ e ihtiyacınız olacağını

belirtmek isteriz. Tek bir Epson geniş

format yazıcıyla dahi kendi işinizi kurabilirsiniz

dekorasyon alanında.

Modellerden bahsetmemiz

gerekirse bu alanda hangilerini

önerirsiniz ve ön plana çıkan

özellikleri nelerdir?

Örnek olarak ahşaba, seramiğe, mermere

vb. aklınıza gelebilecek birçok malzemenin

tasarıma dökülmüş hali transfer baskı

tekniği ile bizim Epson SureColor-F6200,

F7200 ve F9200 modellerimizle yapılabiliyor.

Süblimasyon baskı tekniği kullandığımız

için kağıt üzerine baskıdan transfer

yapıyorsunuz ki, dilediğiniz her malzemeyi

kullanabilmek büyük şans.

Bayi ve Satış ağında bu yıl

nasıl bir mesafe kat ettiniz? Bu

minvalde önümüzdeki dönem için

hedefleriniz neler?

Biz servis ve satış ağımız ile Türkiye’nin

heryerindeyiz. En kaliteli ve hızlı hizmeti

vermek ana hedeflerimizden.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 109


“Yeni iş

kollarında

yeni bayiler

bulmayı

hedefliyoruz”

Tüm müşterilerimize sunduğumuz

donanımlarımıza aynı

kalitede hizmet verebilmek

ve müşterilerimizde verimliliği

artırabilmek için ilgili yazılımlar

konusunda hizmet sağlayıcı olduk.

İş akışlarını optimize eden ve

toplam baskı ve renk kalitesini

maksimum seviyede tutan yazılım

çözümlerimizle de profesyonellere

yardımcı oluyoruz.

Geniş ürün çeşitliliği, hizmet & çözümleri,

kapsamlı destek ve çevreci sorumluluklarıyla

sektörde hak ettiği saygın yerini

koruyan Konica Minolta, sahip olduğu

prensipler doğrultusunda faaliyetlerini

gerçekleştirmekte. Hizmet kalitesini daima

üst seviyede tutmak için belli disiplinler

geliştiren firma, müşterilerinin iş

verimliliklerini artırmayı da kendi hedefleri

içerisine katmış. Konica Minolta Türkiye

Stratejik Planlama ve Pazarlama Yöneticisi

Yavuz Çolak ile çalışmaları hakkında

bir röportaj gerçekleştirdik. Bizlere vakit

ayırdıkları için kendilerine teşekkür ediyoruz.

Öncelikle kısaca kendinizden

ve firmanızdaki görevinizden

bahseder misiniz?

Kariyerime 13 sene önce baskı sektöründe

renkli üretim grubundan sorumlu “Sistem

Analisti” olarak başladım ve “Satış

Uzmanı”, “Ürün Müdürü” ve “Satış Müdürü”

gibi Üretim pazarının tüm kademelerinde

görev aldım.

2012’den beri Konica Minolta Türkiye’de

farklı satış ve pazarlama pozisyonlarında

yönetici olarak görev almaktayım. 1 Nisan

2018’den beri “Stratejik Planlama ve

Pazarlama Yöneticisi” olarak çalışmaktayım.

Bu yıl için satış anlamında öne

çıkardığınız ürün ve sistemler

hangileri olacak?

Daha önce dağıtıcı kanalıyla bulunduğumuz

Türkiye’de, 2012 Nisan ayı itibariyle

Konica Minolta Türkiye olarak yer alıyoruz

ve 2012 yılından itibaren öncelikle

kurumsal çözümlerimizin kalitesini ve

110

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Dosya

devamlılığını sağlayarak müşterilerimize

en faydalı ve sürdürülebilir çözümleri

sunmak için altyapımızı sağlamlaştırmaya

odaklandık. Birçok altyapı yatırımı

yaparak, şeffaf ve müşteri odaklı bir hizmet

ağı oluşturduk. Bu kapsamda, Dijital

Doktor adını verdiğimiz ürünümüzü piyasaya

sürdük. Tüm müşterilerimize sunduğumuz

donanımlarımıza aynı kalitede

hizmet verebilmek ve müşterilerimizde

verimliliği artırabilmek için ilgili yazılımlar

konusunda hizmet sağlayıcı olduk. İş

akışlarını optimize eden ve toplam baskı

ve renk kalitesini maksimum seviyede tutan

yazılım çözümlerimizle de profesyonellere

yardımcı oluyoruz.

Bunlar dışında İstanbul merkez ofisimizin

yanında açtığımız kapsamlı bir demo

ve uygulama merkezimiz var. Dünya genelinde

uygulanan “Dijital Görüntüleme

Meydanı” (Digital Imaging Square - Kısaca

DIS) şeklinde tabir edilen bu merkezimizde

profesyonellere katma değerli

çözümler sunabileceğini düşündüğümüz

ürün ve uygulamaları geliştiriyor ve ziyaretçilere

bu ticari fikirlerimizi birebir tanıtmak

için çalışıyoruz.

Geniş formatlı yazıcılarda ise Konica Minolta

olarak dünya çapında anlaşmamızın

bulunduğu KIP marka renkli ve s/b

ürünlerimiz ile hizmet vermekteyiz. Profesyonel

CAD/GIS ve grafik sanatları alanında

çalışmakta olan Mimarlık, Mühendislik,

İnşaat ve diğer birçok iş alanında

çözümler üretmekteyiz.

Ayrıca bu yıl renk ve ışık ölçüm cihazları

(Sensing), mürekkep tabanlı dijital tekstil

baskı sistemleri (Inkjet), Endüstriyel baskı

çözümleri (IP) ve akıllı güvenlik kamera

sistemleri (MOBOTİX) alanlarında satışlarımızı

artıracağız.

Bu yıl için hedeflediğiniz ciro ve

satış rakamları hakkında biraz

bilgi verir misiniz?

2018 yılı içerisinde de hedeflerimize ulaşmak

için hizmetlerimizi arttırarak devam

edeceğiz.

Sektörün içerisinde

bulunduğu süreci nasıl

değerlendiriyorsunuz?

Dinamik Türkiye ekonomisinde teknolojiye

yatırım yapan firmalar sektörde öne

çıkmaya devam edecekler.

Bayi ve Satış ağında bu yıl

nasıl bir mesafe kat ettiniz? Bu

minvalde önümüzdeki dönem için

hedefleriniz neler?

Türkiye’de, İstanbul’daki Genel Merkezimiz,

Antalya, Ankara ve Bursa Bölge Ofislerimiz

ve Türkiye çapında yaygın bayi

Yavuz Çolak / Konica Minolta Türkiye Stratejik Planlama ve Pazarlama Yöneticisi

ağımız ile hizmet veriyoruz. Tüm Türkiye

genelinde 45 bayimiz var. Mevcut bayilerimizi

güçlendirmek adına ürün gruplarında

eğitimler düzenliyoruz ve ayrıca artırmayı

hedeflediğimiz yeni iş kollarında da

yeni bayiler bulmayı hedefliyoruz.

Son olarak eklemek istedikleriniz?

Konica Minolta, Türkiye’nin hızlı gelişen

ve büyüyen bir pazar olduğunun ve aynı

zamanda bölgesel olarak kabul gördüğünün

farkında ve Türkiye’de verdiği hizmetlerini

bu bağlamda artırarak devam

ettirecek.

2018 ve sonrasındaki stratejimiz IT Çözüm

sağlayıcı olma yolundaki hedefimize

ulaşmak adına içerik servislerini Türkiye’de

de geliştirmeyi hedefliyoruz.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 111


“Rekabette öne geçmeyi düşünen

firmalar ile çalışmayı tercih ediyoruz”

“Artık üretim hattında uzun süreli testleri yapılacak. Sonuçların olumlu çıkması durumunda

dünyada bir ilke imza atılacak. Yılda 3 milyar dolar AR&GE bütçesi olan Fujifilm’in yaratmış

olduğu teknolojilerden sektörün tüm temsilcileri yararlanabilir. Bunun için bizi aramaları,

projeleri ya da ihtiyaçları hakkında bilgi vermeleri yeterli olacaktır.”

Araştırma ve geliştirme çalışmaları ile yaşam

kalitesini iyileştiren ürünler geliştiren

Fujifilm, geniş format yazıcı alanında da

önemli bir paya sahip. Her zaman daha

iyi çözümlerin peşinde olan firma, çeşitli

yöntemlerle topluma katkıda bulunmak

için bir çok uzmanlığı bünyesinde barındırmakta.

Fujifilm Grafik Sistemler İş

Geliştirme ve MEA Bölge Müdürü Kerem

Ege ile yapmış olduğumuz röportaj çalışmamızda,

geliştirdikleri yeni teknolojileri,

satış / bayi çalışmaları ve önümüzdeki

döneme dair planlarını ele almaya çalıştık.

Öncelikle kısaca kendinizden

ve firmanızdaki görevinizden

bahseder misiniz?

Fujifim Türkiye’de, Inkjet Ürünleri Satış

ve İş Geliştirme Müdürü olarak görev

yapmaktayım. Türkiye, Ortadoğu, Afrika

Bölgeleri sorumluluğum altında. Ayrıca

İstanbul’da yeni açılan Fujifilm Inovasyon

Merkezi’nin ekibinde yer alıyorum. Satış

ağını yönettiğimiz ülkelerde geniş format

Inkjet yazıcılar ile sarf malzemelerinin pazarlama

ve satış faaliyetlerini, direkt ve

distribütör kanallarımız vasıtası ile yürütüyoruz.

Farklı endüstriler için işletmelere

özel iş geliştirme ve Inkjet yatırım projeleri

geliştiriyoruz.

Bu yıl için satış anlamında öne çı-

112

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Dosya

kardığınız ürün ve sistemler hangileri

olacak?

Bu sene özellikle “duvar kâğıdına dijital

baskı” ve “dijital baskılı emniyetli lamine

cam” çözümlerimizi ön plana çıkaracağız.

Geçmiş yıllarda Türkiye’de ilk defa başarı

ile uygulanan cama ve ahşaba direkt

baskı çözümlerimizin satışına da devam

edeceğiz.

Duvar kâğıdı baskısında fotoğraf baskı

kalitesinde ürün alınmasını sağlayan

3,2m ve 5m makinelerimizin lansmanını

yıl içinde yapmıştık. Bu teknoloji ile hızlı

üretim ve düşük maliyetli baskı talebini

karşılayıp, aynı anda farklı çaplardaki 3

ruloya baskı yapabiliyoruz. Bu sayede

baskı malzemelerinin ziyan olmasının

önüne geçecek, işletme verimliliğini ve

karlılığını arttıracağız. Bu konuda Maggenta

firmasıyla iş birliği halindeyiz.

Maggenta’nın kişiye özel tasarım duvar

kağıtlarıyla dilediğiniz görseli, yaşam ve

iş alanlarınızın duvarlarında, istediğiniz

ebatlarda uygulayabiliyorsunuz. Hayatınızın

ortalama yarısından fazlası yaşam

ve iş alanlarınızdaki duvarlarla birlikte geçiyor.

Maggenta ve Fujifilm iş birliğiyle bu

duvarlar; olmak istediğiniz yer, hissetmek

istediğiniz duygu veya hep görmek, bir

arada olmak istediğiniz şeyler olabiliyor.

Dünyada UV mürekkebini bulan ve halen

en fazla patentin sahibi olan Fujifilm

olarak ürettiğimiz özel mürekkeplerle ve

dekorasyon alanında kullanabilecekleri

sertifikalarla (Greengurad vb.) müşterilerimize

büyük avantaj sağlıyoruz.

Geçtiğimiz 2 yılın sonucunda yaptığımız

çalışmalarla akredite kuruluşlardan TSE

EN 81-50:2014 sertifikalı, Desenli Cam

Kırılma Tepkime Güvenlik Sertifikası ve

yangına karşı tepki sınıflandırmasında

“B-S1,d0” yanmaz cam sertifikalarımızı

aldık. Yapı sektöründe iç ve dış mekan

uygulamalarında kırılsa bile insan sağlığına

zarar vermeyen, dijital olarak basılmış

ve sonrasında lamine edilmiş cam

ürünler ile ayna, banyo, mutfak, balkon,

küpeşte, ofis bölmesi, asansör kabini uygulamaları

gibi çok farklı çözümler üretebiliyoruz.

Sene sonuna doğru yeni seramik baskı

mürekkebimizin satışa sunulması ile

seramik sektörüne de hizmet vermeyi

hedefliyoruz. Bugün üretilen seramiklerin

büyük bir çoğunluğu Inkjet baskı ile

üretiliyor.

Hazır beton duvar/plaka üzerine hem iç

mekân hem de dış mekân Inkjet baskı çalışmalarımız

devam ediyor. Ön sonuçları

çok başarılı olan bu projenin de orta vadede

olumlu sonuçlanmasını bekliyoruz.

Bu yıl için hedeflediğiniz ciro ve

satış rakamları hakkında biraz

bilgi verir misiniz?

Özellikle duvar kâğıdı sektöründe giriş

seviyesi ile üst segmentte yirminin üzerinde

makine hedefliyoruz. Dünyada mürekkebin

bileşenlerini (pigment vb.) kendi

bünyesinde yapabilen ender firmalardan

birisiyiz. Bu avantajımız ve tecrübemizle

geliştirdiğimiz yeni su bazlı mürekkebimizin

satışına da Eylül ayında başlayacağız.

Mevcut kurulu makinelerde son

teknoloji su bazlı mürekkeplerimiz ile çok

daha kaliteli baskı almak, baskı kafalarının

ömrünü uzatmak ve işletme giderlerini

düşürmek mümkün olacak.

Tekstile direkt baskı imkânı sağlayan pigment

mürekkep satışına da bu senenin

son çeyreğinde başlayacağız. Özellikle

ev tekstili ve dekorasyon tarafında çok

ciddi cirolara ulaşacağımızı ön görüyoruz.

Sektörün içerisinde

bulunduğu süreci nasıl

değerlendiriyorsunuz?

Yapı sektöründe geçmiş yıllarda mecburen

klasik malzemeler ve uygulamalar ile

çalışılıyordu. Inkjet baskı teknolojisinin

gelişmesi ve farklı malzemeler üzerinde

başarılı bir şekilde uygulanabilmesi sayesinde,

artık kişilere az adette ürün ya da

tasarımcılara özel ürün yapılabiliyoruz.

Önümüzdeki dönemde bizi ne tür

avantaj ve zorluklar bekliyor?

Özel tasarım ürünler ile bugün bir binadaki

tüm daireler ya da bir plazadaki tüm

ofisler birbirinden farklı olabiliyor. Mimar/

mühendis/tasarımcı bir adet ya da onlarca,

yüzlerce özel ürün tasarlayıp ürettirebiliyor.

Bu daha katma değerli işler

sayesinde üretici, uygulamacı/tasarımcı

ve müşteri sonuçlardan çok memnun kalıyor.

Inkjet teknolojisinin tasarımcıya açtığı

geniş yollarla, nerdeyse tüm hayaller

gerçek oluyor. 5-15 yıl içinde evdeki, ofisteki

beyaz eşya, mobilya, yapı elemanları,

aksesuar gibi unsurların nerdeyse

Kerem Ege / Fujifilm Grafik Sistemler İş Geliştirme ve MEA Bölge Müdürü

tamamında Inkjet teknolojisi kullanılacak.

Zor kısmı tasarım tarafı olacak, tasarım

yapamayan mimarlık ofisleri standart işleri

yaparak hayatta kalamayacak. Bugün

bireysel olarak evini yaptıran kişiler bile

internet sayesinde çok farklı tasarımları

üretici/tasarımcıdan isteyebiliyor ve hayal

ettiğine yakın bir sonuç göremez ise işi

yaptırmaktan vazgeçiyor.

Bayi ve satış ağında bu yıl nasıl bir

mesafe kat ettiniz? Bu minvalde

önümüzdeki dönem için hedefleriniz

neler?

Biz giriş ve orta segment makinelerimizin

satışlarını bulundukları bölgeye bağlı olmak

üzere bayi ya da direkt satış kanalımız

vasıtası ile yapıyoruz. Sektöründe

öncü, yeniliğe açık, kendi inovasyonu ile

ürün ve iş geliştirme yapmayı hedefleyen,

fark yaratarak rekabette öne geçmeyi düşünen

firmalar ile çalışmayı tercih ediyoruz.

Inkjet işi önce yatırım yapıp sonra sonuçlarını

alabileceğiniz bir iş, potansiyel

müşterilerimiz ile mevcut makinelerimizi

ve endüstriyel çözümlerimizi yerinde inceliyor,

tecrübelerimizi paylaşıyoruz.

Son olarak eklemek istedikleriniz?

İstanbul’daki inovasyon merkezimizde,

sektör temsilcilerini ağırlamaktan memnunluk

duyuyoruz. Yapı sektöründen iki

müşterimiz ile gizlilik anlaşması ile yürüttüğümüz

projelerimiz devam ediyor. Bir

tanesinde laboratuvar testlerini tamamladık.

Artık üretim hattında uzun süreli testleri

yapılacak. Sonuçların olumlu çıkması

durumunda dünyada bir ilke imza atılacak.

Yılda 3 milyar dolar AR&GE bütçesi

olan Fujifilm’in yaratmış olduğu teknolojilerden

sektörün tüm temsilcileri yararlanabilir.

Bunun için bizi aramaları, projeleri

ya da ihtiyaçları hakkında bilgi vermeleri

yeterli olacaktır.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 113


Sektörel

Bosch Termoteknik’ten

eğitime destek

Isıtma, soğutma ve havalandırma sektörünün

önde gelen firmalarından Bosch Termoteknik

eğitime destek vermeye devam

ediyor. 2016 yılının Kasım ayında Milli

Eğitim Bakanlığı ile imzaladıkları ‘’Eğitim

Kurumları İş birliği Protokolü’’ kapsamında

İzmir’de bulunan Konak Çınarlı Endüstri

Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ne Bosch

Akademi Laboratuvarları kuruldu.

Bosch Termoteknik Akademi, eğitim kurumlarına

verdiği hizmet içi eğitim, eğitim

amaçlı cihaz ve görsel materyal desteği

haricinde, Konak Çınarlı Endüstri Mesleki

ve Teknik Anadolu Lisesi’nin Tesisat

Teknolojisi ve İklimlendirme Atölyesini ve

sınıflarını yeniledi. Bosch Termoteknik,

bu projeyle öğrencilerin daha kapsamlı ve

kaliteli eğitim almalarına katkıda bulunmayı

hedefliyor. Şirket yaptığı açıklamada,

kalifiye insan kaynağının yetiştirilmesine

katkıda bulunmak için çalışmalarına devam

edeceğini belirtti. Bosch Termoteknik

Akademi atölyesinde, sektörün ihtyacı olan

tüm eğitim araçları bulunmaktadır. Bunlar

arasında; bireysel ve ticari klima sistemleri,

Kaskad ısıtma sistemi, bireysel kombi cihazları,

yenilenebilir ısıtma sistemleri: ısı

pompası ve güneş panelleri, konvektörler

ve panel radyatörler, eğitim amaçlı görsel

materyaller bulunmaktadır.

114

Yapı Malzeme Temmuz 2018


www.buderus.com/tr 444 5 474


Bosch yoğuşmalı kombide

5 yıldır pazar lideri

Termoteknik iş kolunda dünyanın ve Türkiye’nin önde gelen şirketleri arasında yer alan

Bosch Termoteknik’in, üretimini Manisa fabrikasında gerçekleştirdiği Bosch markalı

yoğuşmalı kombileri bu yıl da Türkiye’de pazar lideri oldu.

Sektörel

Bosch Grubu’nun termoteknik iş kolunda

faaliyet gösteren şirketi Bosch Termoteknik,

pazardaki diğer rakipleriyle arasını giderek

açıyor. Tarafsız İngiliz BRG Building

Solutions firması tarafından 2017 yılında

Avrupa Isıtıcı Pazarına ilişkin olarak yayımlanan

raporuna göre Bosch Termoteknik,

yoğuşmalı kombi kategorisinde Bosch

markasıyla pazarda liderliğini 5 sene üst

üste elinde bulunduruyor. Bosch 2017 yılı

genelinde sektörde birinci olurken, yoğuşmalı

kombide son kullanıcılar tarafından

en çok tercih edilen kombi oldu. 1895’den

bugüne kadar edindiği tecrübeler ışığında

Bosch, kaliteden ödün vermeden tasarruflu

ürünler sunuyor.

Yoğuşmaları kombiler neden

tasarruflu?

Bosch yoğuşmalı kombilerde bulunan tam

modülasyonlu fan, mekânın ısı ihtiyacına

göre hızını otomatik olarak artırıyor ya da

azaltıyor. Bu sayede yanma verimi ile birlikte

cihaz verimi de artıyor. Bosch yoğuşmalı

kombileri Bosch Termoteknik websitesinden

inceleyebilirsiniz.

Ödüllü Bosch yoğuşmalı kombiler

Yeni yapılar, modern yaşam alanları için

dizayn ödüllü Condens 7000i W uygun

boyutları sayesinde çok az yer kaplıyor.

Ön kapağı tamamen dayanıklı ve kırılmaz

camdan yapılan Condens 7000i Yoğuşmalı

kombi modern tasarımı ile dikkat çekiyor.

Siyah ve beyaz olmak üzere iki farklı renk

seçeneğiyle, dünyanın prestijli tasarım

ödülü Reddot’ın da sahibi; Condens 7000i

W’yu Bosch Termoteknik websitesinden inceleyebilirsiniz.

CT100 oda kumandası ile uzaktan

kontrol

Condens 7000i w Yoğuşmalı Kombiler,

hem oda sıcaklığı hem de dış hava sıcaklığına

göre ayarlanabilen CT100 akıllı oda

kumandası ile kullanılabiliyor. Bu kumandanın

en dikkat çekici özelliği, mobil telefona

ya da tablete yüklenen bir uygulama

ile kombiyi, istenilen yerden istenilen anda

açıp kapatabilmesi.

Bu uygulama sayesinde ev ya da işyerlerindeki

Condens 7000i w kombi, kilometrelerce

uzaktan bile istenilen ortam

sıcaklığına göre ayarlanabiliyor. Böylece,

ısıtma sezonu boyunca gerekli olan ısıtma

ihtiyacı kadar ısı üretilirken, hem yakıt

tasarrufu hem de ısınma konforu bir arada

sağlanıyor. Tarafsız İngiliz BRG Building

Solutions firması tarafından Avrupa

Isıtıcı Pazarına ilişkin olarak yayımlanan

2013,2014,2015,2016 ve 2017 raporlarına

göre Bosch markalı yoğuşmalı kombiler

Türkiye Pazar lideridir.

İç Tesisat

Sektörü

Bursa’da

buluştu

Bursa İç Tesisat ve Güvenli Doğalgaz Çalıştayı BUR-

SAGAZ ve GASTECHNICS iş birliği ile gerçekleşti.

Bosch Termoteknik, anasponsor olarak yer aldığı etkinlikte

sektör temsilcileri ile bir araya geldi.

Isıtma, soğutma ve havalandırma sektörünün lider markalarından

Bosch Termoteknik, sektöre katkı sağlayan

aktivitelere destek olmaya devam ediyor. Bursa İç Tesisat

ve Güvenli Doğalgaz Çalıştayı’nda yer alan Bosch

Termoteknik, Bursa’da faaliyet gösteren tesisat firmalarından uzmanlar ve sektörel paydaşları ile bir araya geldi.

BURSAGAZ’ın faaliyetlerine ilişkin bilgilerin de verildiği organizasyonda, Bosch Termoteknik Pazarlama Direktörü Ali Aktaş’ın

ErP düzenlemesi hakkındaki sunumu ilgiyle takip edildi. Yaklaşık 250 katılımcının bulunduğu organizasyon sektöre yönelik

teknik oturumlar ile tamamlandı. Etkinlik sonunda, Bosch Termoteknik’e teşekkür plaketi takdim edildi.

116

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Mitsubishi Electric’ten doğru klima seçimi ve bakımı için tavsiyeler

Klima Seçimi ve Kullanımının

5 Temel Püf Noktası

Yaz sezonuna girdiğimiz bu dönemde, mekana uygun doğru klima nasıl seçilmeli, enerji

tasarrufu için hangi teknolojiye sahip klimalar tercih edilmeli, klima bakımında nelere dikkat

edilmeli gibi konulara yanıt arayanlar için Mitsubishi Electric Türkiye Klima Sistemleri Ürün

Müdürü Caner Güçer, doğru klima seçimi ve kullanımında dikkat edilmesi gerekenler

hakkında bilgi verdi.

1- Mekana uygun klima kapasitesi

doğru belirlenmeli

Mekanın ısıtma ve soğutma ihtiyacının

doğru bir şekilde belirlenmesi, klima seçiminde

dikkat edilmesi gereken konuların

başında geliyor. Klimanın yüksek kapasiteye

sahip olması o klimanın doğru klima

olduğunu göstermiyor. Klimanın kullanılacağı

mekandaki insan sayısı, mekanın ısı

kayıp kazançları, bina yönü, yalıtım durumu

gibi pek çok faktöre dikkat edilerek

seçim yapılması avantaj sağlıyor. Doğru

kapasitede klima seçimi enerji tasarrufu

sağladığı gibi ihtiyaç duyulan iç ortam havasının,

konforlu bir ses

seviyesi ile elde edilmesine

de imkan tanıyor.

2- Keşif, montaj ve

bakım uzmanlar

tarafından yapılmalı

Klimanın kullanım ömrü

boyunca sorunsuz performans

sergileyebilmesi

ve yüksek konfor sunabilmesi

için mekanın ihtiyaçlarına

uygun kapasite

ve tipte bir klimanın belirlenmesi, doğru

yere montajının yapılması ve zaman içerisinde

düzenli bakımının uzman ekipler

tarafından gerçekleştirilmesi gerekiyor.

Mitsubishi Electric Türkiye Klima Sistemleri

tarafından geliştirilerek sektörde öncü

olarak uygulanan teknolojik ve deneyimsel

keşif hizmeti Keşfetteam, bu sezonun yeni

ürünleri ile güncellenmiş yazılımıyla klima

almak isteyen ve profesyonel destek arayanların

yardımına tam da bu noktada koşuyor.

Uzman Keşfetteam ekipleri, en son

teknoloji ekipmanlarla termal görüntüleme

yaparak ortamdaki yalıtım sorunlarını, ısı

köprülerini, dış duvarlardaki ve kapılardaki

ısı kaçak noktalarını tespit ediyor. Profesyonel

ekipler klima tipi, kapasitesi ve

montaj yeri olarak mekana en uygun alternatifleri

belirleyerek kullanıcıları tam verim

alabilmeleri için yapılması gerekenler konusunda

yönlendiriyor. Seçilen klima için

ideal yeri tespit eden Keşfetteam ekipleri,

gerçek dünya ile dijital dünya arasında

bağlantı sağlayan yazılım teknolojisi “Artırılmış

Gerçeklik” (Augmented Reality) sayesinde,

ürünün mekan içerisinde montaj

sonrası nasıl duracağını daha ilk temasta

gösterebiliyor.

118

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Sektörel

3- Enerji verimliliği yüksek ileri

teknoloji klimalar tercih edilmeli

Günümüzde akıllı yapay zekadan yalın

program ve kontrol teknolojilerine birçok

destek fonksiyon, tercihlerini şekillendirmek

için kullanıcılara sunuluyor. Bu

fonksiyonlara sahip klimalar enerji tasarrufunda

büyük avantaj sağlıyor. Örneğin,

programlama yapabildiğiniz bir zamanlayıcı

bile klimanın sadece ihtiyaç duyulan

zamanlarda çalışmasını sağlayarak

yüksek tasarrufa imkan tanıyor. Gelişmiş

sensörler ile vücut sıcaklığı algılanarak

bölgesel iklimlendirme gerçekleştirilebiliyor.

Bu teknolojiler kullanılmadan standart

testlerde elde edilen sonuçlara göre;

soğutma çalışmasında sıradan A++ sınıfı

bir cihaza göre A+++ enerji sınıfı bir cihaz

yaklaşık yüzde 40 daha yüksek verimliliğe

sahip. Üzerine bir de bu yeni teknolojiler

eklendiğinde verim farkı çok daha

açılabiliyor.

Isıtma ve soğutmada A+++ enerji sınıfına

ulaşan yeni nesil klimalar sunan Mitsubishi

Electric, uzaktan bir bilgisayar,

tablet veya akıllı telefon kullanarak

klimanın internet üzerinden kontrolünü

sağlayan MELCloud teknolojisiyle

hayatı kolaylaştırıyor. MELCloud ile

klimayı açmak ve kapatmak, sıcaklık

ayarını, çalışma modunu ve fan açısını

değiştirmek, kanatçıkları ayarlamak,

odanın sıcaklığını görmek,

cihazların tüketimini görmek veya bir

arıza anında otomatik haberdar olmak

gibi farklı işlemler hızlı ve pratik bir

şekilde yapılabiliyor. Klimanın çalışma

durumunu mobil olarak kontrol etmek

mümkün olduğu için evden çıktıktan

sonra akıllara takılan “Klimayı kapattım

mı?” endişesine son veren MELCloud,

kumanda kullanımında zorluk

yaşayabilecek çocuklar, yaşlılar ya da

hastalar evde tek başına olduklarında

da klimaların kolaylıkla yönetilmesine

imkan tanıyor.

4- Gelişmiş filtre sistemleri sağlık

için önemli

Sağlıklı mekanların olmazsa olmazı temiz

hava konusunda klimaların önemli bir rolü

bulunuyor. Bakteri, virüs, toz ve alerjenlerden

uzak bir mekan için en yeni teknolojilerle

geliştirilmiş filtreler avantaj sağlıyor.

Nano teknoloji kullanılarak yüzey alanı geliştirilip

verimliliği arttırılan statik filtrelerin

yanı sıra elektronik filtreler de artık klimaların

filtreleme özelliklerini hava temizleme

cihazları ile eş ve birçoğundan üstün hale

getiriyor. Mitsubishi Electric Legendera

serisinde bulunan “Quadro Plasma Plus”

filtre PM2,5 diye adlandırılan ve 2,5 mikrometreden

daha küçük parçacıkları ifade

eden kirleticileri filtreleyebiliyor. Hava temizleme

cihazları için aranan bir kriter olan

bu filtreleme özelliği A sınıfı derecelendirme

ile temizleyebiliyor.

5- Klimalarda bakım asla

atlanmamalı

Doğru klima seçilmiş, doğru yere montajı

yapılmış ve tavsiye edilen ayarlarda

kullanılmış olsa da genel anlamda klima

kullanımı ifadesi bunlarla sınırlı kalmıyor.

Klimaların uzun yıllar performansını koruyarak

kullanılması için periyodik olarak

yılda iki kez bakım yapılması gerekiyor.

Yetkili kişilerce ısıtma veya soğutma sezonu

öncesi yapılmasını önerdiğimiz bakım

çalışmalarında klimanın birçok parçası

kontrolden geçiyor. Profesyonellerin

gerçekleştireceği bu bakım haricinde kullanıcıların

da basit anlamda yapılabileceği

temizlik işlemleri bulunuyor. Örneğin,

filtrelerin gözden geçirilmesi kullanıcıların

yapabileceği oldukça önemli ve basit bir

bakım işlemi. Bu bakımların yapılmaması

durumunda klimanın ısıtma ve soğutma

kapasitesi düşerken, gereksiz elektrik

sarfiyatı da oluşabiliyor. Kullanıcıların bu

yönde gösterecekleri hassasiyet sahip

oldukları ekipmana değer katarak cihaz

ömrünü uzatmalarını sağlıyor.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 119


Vaillant desteğiyle hayata geçirilen

‘Küçük Akbaba Projesi’nin ikinci etabı

Mersin’de başlıyor

İklimlendirme sektörünün öncü kuruluşlarından Vaillant’ın Doğa Derneği işbirliğiyle hayata

geçirdiği Küçük Akbaba Projesi Mersin’de devam ediyor. İkinci etabında uluslararası

boyut kazanan projenin Mersin il sınırları içerisinde küçük akbabaların yaşam koşullarının

iyileştirilmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirilecek. 2015 yılından bu yana yürütülen projenin

Beypazarı’ndaki çalışmaları ile 120 çift akbabanın yaşadığı 96 yuva korunmaya alındı

Vaillant ve Doğa Derneği işbirliğiyle hayata

geçirilen Küçük Akbaba Projesi’nin

Beypazarı’nda başarıyla sonuçlanan ilk

etabının ardından ikinci etabı türün en

önemli göç yolu üzerinde bulunan Mersin’de

başlıyor. Küçük akbabaların göç

yollarından olan Balkan, Ortadoğu ve

Afrika ülkelerinin ortaklığında yürütülen

uluslararası projenin Mersin ayağındaki

çalışmalar için Gülnar Önemli Doğa Alanı,

Göksu Vadisi ve Kadıncık Vadisi’ne

yoğunlaşılıyor. Bu alanlarda küçük akbabaların

yaşamlarına etki eden olumsuzluklar

belirlenip, risk haritası çizilecek ve

bu olumsuzlukları önlemek için çalışmalar

yapılacak.

Doğa Derneği ile 2012 yılından bu yana

çevre ve doğal hayatı korumaya yönelik

çalışmalar yaptıklarını dile getiren Vaillant

Türkiye Satış ve Pazarlama Direktörü

Erol Kayaoğlu hayata geçirdikleri projelerle

umut verici sonuçlar aldıklarını belirtti.

Kayaoğlu, “Vaillant olarak çevreci ve

yenilenebilir enerjilere yönelik geniş ürün

yelpazemiz ile doğa dostu bir kuruluş

olma özelliğine sahibiz, çevreye ve yaşadığımız

dünyamıza katkıda bulunmanın

mutluluğunu yaşıyoruz. 2015 yılından bu

yana yürüttüğümüz Küçük Akbaba projesi

ikinci etabında uluslararası bir platforma

taşındı. Beypazarı’nda yürütülen

çalışmaların ve alınan olumlu sonuçların

projenin uluslararası boyut kazanmasında

büyük etkisi olduğunu düşünüyoruz.

Projenin ikinci etabında da doğal hayatı

korumaya ve türün neslini devam ettirebilmesi

adına başarılı sonuçlar alacağımıza

olan inancımız tam” dedi.

Avrupa’daki nüfusu son elli yılda

yüzde 80 azaldı

Bulgaristan, Yunanistan, Ürdün, Nijer,

Kenya gibi ülkelerin de dahil olduğu projenin

en önemli ayaklarından biri de çoban

ağı… Bölgede yaşayan çobanlarla kurulan

iletişim ağı sayesinde küçük akbabaların

durumu kolayca takip ediliyor, teh-

120

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Sektörel

ditler belirlenip hızla müdahale ediliyor.

Dünya üzerinde nesli tehlike altında olan

küçük akbaba kuşları, korunması için acil

önlem alınması gereken canlılar listesinde

üst sıralarda yer aldığını belirten Doğa

Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dicle

Tuba Kılıç, küçük akbabaların Avrupa’daki

nüfuslarının son elli yılda %80 oranında

azaldığına dikkat çekti. Kılıç “Küçük

akbabalar rahatsız edilmeden yuvalayabilecekleri

kayalıkları ve hâlâ geleneksel

hayvancılığın sürdürüldüğü coğrafyaları

yaşam alanı olarak seçiyor. Barındırdığı

küçük akbabalar ile türün Avrupa’daki en

büyük popülasyonlarından birine sahip

olan Türkiye’de hayata geçirilen ilk proje

olan çalışma, hem ulusal hem de uluslararası

önem taşıyor. Proje kapsamında

yapacağımız çalışmalar ile akbabaları

tehdit eden zehirlenme ve yasadışı avcılık

gibi olumsuz koşulları araştırıyor, araştırmalarımızın

sonuçlarını ilgili kurumlarla

paylaşarak tehditlerin önüne geçilmesini

hedefliyoruz. Mersin’de devam ettirdiğimiz

çalışmalarda ayrıca bölgedeki farkındalığı

artırmak amacıyla çeşitli etkinlikler

de düzenleneceğiz” dedi.

Beypazarı’ndaki Akbabalar

korumaya alındı

2015 - 2017 yılları arasında Vaillant tarafından

desteklenen Beypazarı küçük

akbaba araştırma ve koruma çalışması

RSPB (Kraliyet Kuşları Koruma Derneği),

BSPB (Bulgaristan Kuşları Koruma Derneği)

gibi kuruluşlarla da iş birliği içinde

ve yurt dışından uzmanlarla bilgi alışverişi

içinde yürütüldü. Proje sayesinde Bey-

Erol Kayaoğlu / Türkiye Satış ve Pazarlama Direktörü

pazarı’ndaki 96 yuvada

yaşamlarını devam ettiren

120 çift küçük akbaba

Balkanlardaki en

büyük nüfusu da oluşturuyorlar.

Beypazarı’ndaki gelecek

nesillere küçük akbabaları

anlatmak için

projede bölgede yaşayan

akbabaların kuklaları

yapıldı. Ayrıca okullarda

oynatmak üzere

“Küçük Akbabanın Göç

Macerası” adlı bir oyun

tasarımı hazırlandı ve

baskısı alınarak oynatıldı.

Eğitimler, bahar ayları

boyunca iki okulda

gerçekleştirildi.

Küçük akbabaların

korunması amacıyla

başlatılan çalışmalarda,

yöre ekonomisine

de katkı sağlayıcı sonuçlar

elde edildi. Geleneksel

hayvancılığın

sürdürülmesi için, tiftik

keçilerinden elde edilen

tiftiğin değerinin artırılması

çalışmaları olumlu

sonuçlandı. Beypazarı

Halk Eğitim Merkezi işbirliğiyle

yöre kadınlarının

elde eğerek ürettikleri

tiftik ipinden yapılan

cüzdan, bilgisayar, heybe vb. ürünlerin

bölgede satışına başlandı. Böylece küçük

akbabaların yaşam alanlarının genişletilmesinin

yanı sıra yöre ekonomisine

de katkıda bulunuldu.

Vaillant, çalışan memnuniyetinde ‘En İyi Çağrı Merkezi’ seçildi

Vaillant Group Türkiye, Call Center Life Dergisi tarafından düzenlenen, “En Beğenilen Çağrı Merkezleri”

ödüllerinde çalışan memnuniyetinin en yüksek olduğu çağrı merkezi seçildi.

Call Center Life Dergisi tarafından

ilki gerçekleştirilen “En Beğenilen

Çağrı Merkezleri” ödüllerinin

kazananları belli oldu. Bağımsız

araştırma şirketi NET Araştırma

Şirketi tarafından yapılan anketler

sonucunda Vaillant Group Türkiye

Çağrı merkezi, “Çalışan Memnuniyeti

Açısından En Beğenilen

Inhouse Çağrı Merkezi Ödülü”ne

layık görüldü.

Sektör yöneticileri, çalışanlar ve

müşterilerin değerlendirmelerine

göre belirlenen Türkiye’nin en

beğenilen çağrı merkezleri 17 kategoride

değerlendirildi. Çalışan

memnuniyeti açısından en beğenilen

çağrı merkezleri 3.765 çağrı

merkezi çalışanı ile yapılan anketlere göre seçilirken müşterilerin

beğendiği çağrı merkezleri ise son 1 ay içerisinde çağrı

merkezinden hizmet alan 2.027 kişinin katıldığı anket sonuçları

temel alınarak belirlendi.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 121


Şişecam Topluluğu İtalya’da ikinci

düzcam üretim tesisini satın aldı

Cam sektörünün global oyuncusu Şişecam Topluluğu, İtalya’daki Sangalli Vetro

Manfredonia tesisinin satın alım sürecini tamamladı. Şişecam Topluluğu’nun düzcam

alanında faaliyet gösteren şirketi Trakya Cam Sanayii A.Ş., 15.7 milyon Euro’luk bedel

karşılığında İtalya’da ikinci tesis yatırımını yaptı ve ülkedeki üretim kapasitesini ikiye katla

Düzcam, cam ev eşyası, cam ambalaj

ve cam elyafı gibi camın tüm temel

alanları ile soda ve krom bileşiklerini

kapsayan iş kollarında dünyanın önde

gelen oyuncularından olan Şişecam

Topluluğu, İtalya’daki ikinci düzcam

tesisini satın aldı. Şişecam Düzcam

bünyesine faaliyet gösteren Trakya

Cam Sanayii A.Ş., İtalya merkezli düzcam

üreticisi Sangalli Grubu’nun Monte

Sant’Angelo’da yer alan Sangalli Vetro

Manfredonia tesisinin satın alma işlemini

15.7 milyon Euro’luk bedel karşılığında

tamamladı.

İtalya’nın güney bölgesinde yer alan

190 bin ton/yıl kapasiteli Sangalli Vetro

Manfredonia düzcam üretim tesisinde

ayrıca, 4 milyon metrekare/yıl kapasiteli

lamine hattı, 4 milyon metrekare/

yıl kapasiteli kaplama hattı ve 1,5 milyon

metrekare/yıl kapasiteli satine hat-

122

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Sektörel

tı bulunuyor. Şişecam Topluluğu

2016 yılında Sangalli Grubu’nun

İtalya’nın kuzeyinde yer alan Sangalli

Porto Nogaro tesisini de satın

almıştı.

Şişecam Topluluğu Yönetim Kurulu

Başkan Vekili ve Genel Müdürü

Prof. Dr. Ahmet Kırman, konuya

ilişkin yaptığı açıklamada, “düzcam”,

“cam ev eşyası”, “cam ambalaj”

ve “kimyasallar” olmak üzere

dört ana iş kolunda faaliyet gösterdiklerini

belirterek, “Global stratejik

hedeflerimize ulaşmak üzere organik

büyümenin yanı sıra inorganik

büyüme fırsatlarını da değerlendiriyoruz.

Sürdürülebilir büyüme ve

yüksek performansa dayalı yatırım

politikamız doğrultusunda şirket

satın alma, ortak girişim ve diğer

işbirliği olanaklarını içeren potansiyel

tüm fırsatları değerlendirmek

için sürekli çalışıyoruz. İtalya’da

faaliyet gösteren düzcam üreticisi

Sangalli Vetro Manfredonia tesisinin

satın alımı da uzun vadeli ve

değer yaratan sürdürülebilir büyüme

yaklaşımımızın ve bu kapsamdaki

çalışmalarımızın bir sonucudur”

diye konuştu.

“Avrupa’daki liderliğimizi

pekiştirdik”

Şişecam Topluluğu’nun bugün toplam

13 ülkede üretim faaliyetlerini

yürüttüğünü vurgulayan Ahmet

Kırman, şunları söyledi: “Şişecam

Topluluğu, bugün İtalya’daki en büyük

Türk üreticisi konumundadır.

İtalya’da krom bileşikleri üretim tesisimiz

Cromital SpA ile kimyasallar

alanında uzun yıllardır faaliyet

göstermekteyiz. 2016 yılında Sangalli

Porto Nogaro ile birlikte düzcam

da İtalya’daki faaliyet alanlarımıza

eklendi. Bu satın alma işlemi

Bulgaristan’daki düzcam operasyonlarımızla

birlikte sinerji yaratarak,

Avrupa’daki rekabet gücümüze

önemli katkı sağladı. Gerek

coğrafi konumu gerekse yıllık 190

bin ton üretim kapasitesiyle Sangalli

Vetro Manfredonia tesisinin de

Avrupa’daki düzcam faaliyetlerimiz

açısından stratejik fayda sağlamasını

hedefliyoruz.”

Sangalli Vetro Manfredonia tesisinde

lamine ve kaplama hatlarının

da bulunduğuna dikkat çeken

Kırman, “İtalya’daki düzcam operasyonumuzda

oluşan yetkinlik,

Manfredonia tesisinin alınmasıyla

birlikte artarak devam edecektir.

Söz konusu hatlar sayesinde ürün

gamımızı daha da genişletmeyi ve

İtalya’da mimari camlar pazarında

en büyük üretici konumuna gelmeyi

hedefliyoruz. Sangalli Vetro

Manfredonia tesisinin satın alım

sürecinin tamamlanmasıyla birlikte

İtalya’daki düzcam üretim kapasitemizi

ikiye katladık. Bu bizim düzcam

alanındaki Avrupa liderliğimizi

daha da pekiştirmiş olduk” dedi.

Şişecam Topluluğu’nun Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel

Müdürü Prof. Dr. Ahmet Kırman, konuya ilişkin olarak yaptığı

açıklamada, “13 ülkede faaliyet gösteren Şişecam Topluluğu, gerek

sağladığı istihdam gerekse yatırımlarıyla faaliyet gösterdiği tüm

pazarlara değer katarak büyümeye devam ediyor. İtalya’nın en

büyük Türk yatırımcısı konumundaki Topluluğumuz bu satın alma

ile İtalya’nın en büyük iki düzcam üreticisinden biri haline geldi ve

Avrupa’daki liderliğini pekiştirdi” dedi.

Şişecam, Hindistan’daki varlığını güçlendiriyor

Düzcam, cam ev eşyası, cam ambalaj

ve cam elyafı gibi camın tüm temel

alanları ile soda ve krom bileşiklerini

kapsayan iş kollarında dünyanın önde

gelen üreticilerinden olan Şişecam Topluluğu,

Hindistan pazarındaki varlığını

güçlendiriyor. Şişecam Topluluğu bünyesinde,

düzcam alanında faaliyet gösteren

Trakya Cam Sanayii A.Ş. 2013

yılından bu yana yarı yarıya ortak olduğu

düzcam üreticisi iştiraki HNG Float

Glass Limited (HNGFL) şirketinin yüzde

49.8 payını 85.4 milyon dolar karşılığında

satın alarak şirketin %99,80 hissesinin

sahibi oldu.

Şişecam Topluluğu Yönetim Kurulu

Başkan Vekili ve Genel Müdürü Prof.

Dr. Ahmet Kırman, konuya ilişkin yaptığı

açıklamada Şişecam’ın, “düzcam”,

“cam ev eşyası”, “cam ambalaj” ve

“kimyasallar” olmak üzere dört ana iş

kolunda faaliyet gösterdiğini belirterek,

“Sürdürülebilir büyüme ve yüksek

performansa dayalı yatırım politikamız

doğrultusunda potansiyel tüm fırsatları

değerlendirmek için sürekli çalışıyoruz.

Hindistan’da gerçekleştirdiğimiz satın

alma da bu çalışmalarımızın bir sonucudur.

Büyüme potansiyeli bakımından

dünyanın en cazip pazarları arasında

yer alan Hindistan, artan refah düzeyine

paralel olarak yükselen cam talebiyle

önemli bir portansiyele sahiptir. Bu

hamle, Topluluğumuz’un Hindistan pazarındaki

yatırımlarında ana hissedar

haline gelmemizle stratejik insiyatifleri

devreye almamızı hızlandıracaktır” diye

konuştu.

Şişecam Topluluğu’nun bugün toplam

13 ülkede üretim faaliyetlerini yürüttüğünü

vurgulayan Prof. Dr. Ahmet Kırman,

şunları söyledi: “Hindistan bugün

dünyanın en hızlı büyüyen otocam pazarına

sahip ülke konumundadır. İnşaat

sektörünün düzcam pazarı ile etkileşimine

bakıldığında büyümenin yanı sıra

kullanıcı trendlerindeki değişimin de pazara

önemli etkisi olacağı değerlendirilmektedir.

Özellikle çift cam kullanımının

yaygınlaşması ve kaplamalı camlara

olan ilginin artmasıyla birlikte 2017 –

2023 döneminde mimari cam talebinin

yıllık %7 seviyesinde artacağı tahmin

edilmektedir. Şu an üretim faaliyetlerimizi

günlük 600 ton kapasite ile düzcam

ve ayna üretimi yapan bir tesis ile sürdürdüğümüz

Hindistan’da yatırımlarımızı,

büyüme potansiyeline paralel olarak

sürdüreceğiz.”

Yapı Malzeme Temmuz 2018 123


Egepen Deceuninck, çevreye duyarlı üretimiyle

sürdürülebilir yaşamı destekliyor

Türkiye’nin Penceresi Egepen Deceuninck, yüksek teknoloji ve çevreye duyarlı üretimiyle

5 Haziran Dünya Çevre Günü’nü destekliyor. Kurşun içermeyen ürünleri ve düşük enerjili

tüketim stratejisine dayalı üretim tesisleri ile gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya

bırakmayı hedefliyor.

Son yıllarda yaşanan ciddi çevre problemleri,

doğal kaynakların dikkatli bir

şekilde kullanımı, üretimi ve tüketimini

önemli hale getiriyor. Egepen Deceuninck,

sürdürülebilir bir yaşam ve çevre için

yüksek teknoloji ve çevreye duyarlı üretimiyle

5 Haziran Dünya Çevre Günü’nü

destekliyor. Egepen Deceuninck’in üstün

teknolojik performansla ürettiği PVC pencere

ve kapı sistemleri, çevre dostu ürünleriyle

hem doğaya hem insana sağlıklı

ortamlar sunuyor.

Tek başına kullanılabilen bir hammadde

olmayan PVC’nin üretiminde bazı noktalara

dikkat etmek gerekiyor. Ürünlerinin

hiçbirinde kurşun ve benzeri ağır metaller

kullanmayan Egepen Deceuninck, yapılan

Ar-Ge çalışmaları doğrultusunda 2004 yılından

itibaren yüzde 100 geri dönüşümlü

TPE conta kullanımı ile çevreye duyarlı bir

üretim süreci yürütüyor. Yenilikçi ve öncü

yapısıyla gelecek nesillere temiz bir dünya

bırakmayı hedefleyen Egepen Deceuninck,

çevre dostu kalsiyum- çinko stabilizan

ile profil üretimi geçekleştiriyor. PVC pencere

ve kapı profilleri için EPD (Environmental

Product Declaration – Çevresel

Ürün Beyanı) belgesine sahip olan Egepen

Deceuninck, bu belgeyle birlikte ISO

14040 standardı çerçevesinde belirtilmiş

parametreleri uyguluyor.

“Düşük enerji tüketim stratejisiyle

verimli bir işletme hedefliyoruz”

Egepen Deceuninck Pazarlama ve Satış

Grup Müdürü Tamer Özen “Egepen Deceuninck

olarak İzmir Menemen’de dev

yatırımla inşa ettiğimiz fabrikamızda, PV

solar panel ve trigenerasyon sistemleri

ile düşük enerji tüketim stratejisine dayalı

yatırımlar ile verimli bir işletme olmayı

hedefliyoruz.

Fabrikamızda, çatıya biriken yağmur sularının

proses suyu rezervlerinde tekrar

kazanımını sağlıyoruz ve çevre yeşillendirmesinde

kullanarak yeniden kazanım

elde ediyoruz” dedi.

124

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Sektörel

İlk akıllı pompa Wilo-Stratos Maxo,

“Four Effects” konferansının yıldızı oldu

Wilo, mekanik tesisat sektörünü buluşturan “Four Effects” konferansının sponsorları

arasında yer aldı. Çırağan Palace Kempinski’de gerçekleştirilen konferansta konuşma

yapan Wilo Türkiye Genel Müdürü Ercüment Yalçın, son 10 yılda inşaat sektöründe

teknolojik bir dönüşüm yaşandığını ifade ederken, Wilo’nun ilk akıllı pompa olan Stratos

Maxo’yu ürettiğini söyledi.

Sektörün gelişimine katkı sağlayan etkinliklere

destek veren Wilo, alanında

Türkiye’de ilk kez gerçekleşen “Mekanik

Tesisat Geleceğin Kompleks Projeleri -

Four Effects Engineering Meeting” konferansına

sponsor oldu. Wilo, 10 Mayıs

2018 günü Çırağan Palace Kempinski’de

gerçekleştirilen etkinlikte bir paneli sahiplenirken,

Wilo Türkiye Genel Müdürü Ercüment

Yalçın da bir konuşma yaptı.

Mekanik, tesisat ve inşaat sektörünün

dört bileşeni olan; yatırımcı, tasarımcı,

yüklenici, tedarikçi bileşenlerini bir araya

getiren Four Effects konferansına destek

verme fırsatı buldukları için mutlu olduklarını

belirten Yalçın, konuşmasında şunları

söyledi: “Son 10 yılda teknolojinin etkisiyle

sektörde inanılmaz gelişmeler oldu.

Geldiğimiz aşamada nesnelerin interneti,

endüstri 4.0 gibi kavramlar hayatımıza

yön vermeye başladı. Her şey otomatik

hale gelirken ve evlerimiz akıllanırken,

biz de pompa endüstrisinde ürünlerimizi

uzaktan ulaşılabilir hale getirdik.”

Öğrenme yeteneği olan pompa

Tesisatların kalbinin pompalar olduğunu

vurgulayan Ercüment Yalçın, sektörün

ilk akıllı pompası olan Wilo-Stratos

Maxo’nun özelliklerini şöyle anlattı: “Stratos

Maxo kendi kendine öğrenebilen bir

pompadır. Yani günün her saniyesinde

tesisatınızda ölçümler yapıyor ve öğrendiklerini

ertesi güne aktarıyor. Uzaktan

kumanda edilebilir olduğu için tesisatta

neler olduğunu anlık olarak takip edebiliyorsunuz.

Bu özellikler başta enerji olmak

üzere birçok konunda verimlilik sağlıyor.”

Konferansın fuaye alanına kurulan Wilo

standı sayesinde katılımcılar, Stratos

Maxo ürününü yakından inceleme ve

Wilo mühendislerinden bilgi alma fırsatı

buldular.

Konuşmasında inşaat sektörü ile ilgili değerlendirmeler

de

yapan Wilo Türkiye

Genel Müdürü

Ercüment Yalçın,

sektörün son dönemlerde

tatminkar

bir büyüklüğe

ulaştığını ifade

etti. Türkiye inşaat

sektörünün en

büyük başarısının

az kaynakla çok iş

yapmak olduğunu

belirten Yalçın,

“Millet olarak başarıya

aç olmanın

motivasyonuyla ilerliyoruz. Bu ülkede inanılmaz

bir potansiyel var” dedi.

Yaklaşık 900 profesyonel katıldı

Moderatörlüğünü teknoloji yazılarıyla

tanınan gazeteci Serdar Kuzuloğlu’nun

yaptığı, ana teması “Mekanik Tesisat;

Geleceğin Kompleks Projeleri” olan “Four

Effects” konferansına mekanik tesisat

sektöründen yaklaşık 900 profesyonel

katıldı. Katılımcılar etkinlik boyunca düzenlenen

paneller ve özel oturumlarla

sektördeki son gelişmeleri dinleme şansı

yakaladılar.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 125


PROJE

&

MİMARİ


Mesa kalitesi bu kez Çubuklu’da

Gayrimenkul sektöründe 50 yıla dayanan ödünsüz kalite anlayışını nitelikli yaşam

alanlarıyla buluşturan Mesa; Anadolu Yakası’nın en özel lokasyonlarından biri olan

Çubuklu’ da kent ormanı ve doğal gölün yanı başında Mesa Orman projesiyle modern ve

doğal bir yaşamı hayata geçiriyor. Kolay ve rahat ulaşım olanaklarına sahip Mesa Orman

kentten uzaklaşmadan doğayla komşu bir yaşam sunuyor.

Sadece 219 daire ile butik bir yaşam

sunan MESA Orman zevk ve prestij sahibi

ayrıntılara sahip. İstanbul’un nadir

ormanlarında birine komşu olan proje,

doğanın tüm renklerini ahenk ve konforla

şehrin içinde yaşatmak üzere kurgulandı.

Çubuklu’da yer alan Mesa Orman; sırtını

şehrin oksijen depolarından biri olan 1.5

milyon metrekarelik İstanbul Kent Ormanı’na

yaslıyor. İstanbul’un en temiz havalarından

birine sahip olan bölgede, güne

temiz orman havasıyla başlamak; metropolde

yaşayan herkesin ortak hayalinin

burada gerçekleşmesini sağlıyor.

Doğanın İyileştirici Gücü MESA Farkıyla

Her sabah kuş sesleriyle uyanıp işten eve

döndüğünüzde toprak ve ağaç kokularını

içinize çekerek rahatlayıp, eşsiz orman

manzarasıyla dinginliği yakalarken huzuru

evinize davet edebilirsiniz. İstanbul’un

nadir ormanlarından birine komşu bu özel

proje, doğanın tüm tonları ile yaşamınızı

çevreliyor, büyüleyici bir yaşam alanına

ilham veriyor.

Çubuklu’nun çok özel bir noktasında yer

alan MESA Orman ; özenle tasarlanan

teras alanları, geniş bahçe ve peyzaj

alanları sevdiklerinizle beraber doğanın

dinginleştiren iyileştirici ruhunu yaşama

fırsatı sunuyor. Ormanın tüm kokularıyla

bezenmiş, kuş seslerinin eşlik ettiği, doğanın

eşsiz atmosferi ile yeni güne başlamanın

keyfini yaşamaya davet ediyor.

Tabiatın iyileştirici gücü ile şehir yaşamından

yenilenebilmek ve sağlıklı kalmak

için doğaya olan ihtiyacı sağlıyor. MESA

Orman, gün sonunda şehri geride bırakarak

dinginliğe ve huzura ulaşmak isteyenleri

bekliyor.

Mimarisiyle Doğaya Saygıyı ve

Sürdürülebilirliği Hedefliyor

MESA Orman sadece yüksek ve ayrıcalıklı

yaşam standartları ile değil, ormana

en yakın ve en saygılı mesafede duran

projesi olarak da bölgesine referans oluyor.

Dış cephede kullanılan geniş cam yüzeyler

ile güneş ışığının sonsuz aydınlığı

evlerin içine dolarken, bol oksijenli bir yaşam

sunan projemiz, peyzajı ve mimarisiyle

de ormanla bütünleşiyor.

Projede, doğallık algısını bozacak tüm

detaylar üzerine özel olarak çalışıldı. Tüm

mekanik sistemler önemli ölçüde zeminin

altına konumlandırıldı. Sadece ısıtma değil,

soğutma da merkezi olarak sağlanarak,

bina dışında klima ünitelerinin görüntüsü

ortadan kaldırıldı.

MESA Orman’da yüksek izolasyona sahip

olan dış cepheler, düşük karbon salınımı

sağlıyor. Elektrik sarfiyatını minimuma

indiren MESA, kurguladığı yaşam alanlarında

sürdürülebilirlik hedefine ulaşıyor.

Kişi Başına Düşen En Yüksek

Yeşil Alan MESA Orman’da

Yukarıdan bakıldığında adeta bir vadiyi

andıran MESA Orman, sadece yürüyüş

mesafesindeki doğal göl ile yeşilin tüm

tonlarını kucaklıyor.

MESA Orman’ın az katlı mimarisi; sıcak

atmosferi ve estetik detayları, içinde bulunduğu

doğayı tamamlayacak şekilde

tasarlandı. Yeniden düzenlenen çevre

130

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Proje

KÜNYE:

Proje adı: Çubuklu Orman

Yapımcı Firma: Mesa Mesken

Proje Türü: Konut

Lokasyon: Beykoz - Çubuklu

Proje Bedeli: 615.000.000 TL

Blok Alanı Toplamı 9.600 m 2

Toplam İnşaat Alanı: 59.135 m 2

Sosyal Tesis Büyüklüğü: 1.000 m 2

Yeşil Alan Büyüklüğü: 12.500 m 2

kurgusuyla MESA Orman, konutların trafik

ve anayol gürültüsüne uzak, ormana

yakın mesafede konumlanması ile metropolde

saklı bir dünya sunuyor.

Projenin etrafını saran ve çevresiyle bağlantısını

yaratıcı bir kurguyla kesen koşu

parkuru, kolayca ulaşıp sabah koşularının

mis gibi orman havasında yapılmasına

imkân tanıyor. Doğanın tüm güzelliklerini

yansıtan, eşsiz peyzaja sahip parkurunda

spor yaparken sosyalleşmenin en doğal

hali MESA Ormanlıların olacak.

MESA Orman Projesi Ruhları Özgürleştirecek

Yaşam Alanları Sunuyor

Dünyaca ünlü markaların en özel malzemeleri

kullanılarak tasarlanan yaşam

alanları, yakalanan estetik havayı tamamlıyor.

Her ihtiyaca rahatlıkla cevap

veren yüksek nitelikli MESA Orman projesi;

parkları, bahçeleri, süs havuzları,

mini şelalesi, dinlenme alanları ve yürüyüş

yollarının yanı sıra; havuzları, tenis

ve basketbol sahaları, özel peyzaj ile

birbirine bağlanan bahçeleri ile de ayrıntılarındaki

mükemmelliği yansıtıyor. Dümdüz

bir arazi üzerine konumlanan MESA

Orman, çocukların, oyun parklarında ve

yeşil alanlarda özgürce koşup, doyasıya

eğlenebileceği bir alan imkânı sunuyor.

Mesa Orman sosyal tesisi, sizi benzersiz

ayrıcalıklar ile tanıştırıyor. Aileniz ile

eğlenceli vakit geçirebilir, komşularınızla

keyifli sohbetlerin tadını çıkartabilirsiniz.

Sosyal tesisin içerisinde yer alan dinlenme

ve çalışma alanlarıyla kendinize

ayırdığınız her anın keyfine doya doya

varacaksınız.

MESA Orman Projesinin Odağında

Aileler Var

Yalın, estetik ve fonksiyonel bir çizgi ile

tasarlanan Mesa Orman’da sizlerin ve

çocuklarınızın mutluluğu için her detayı

düşündük. Zengin yaşam seçenekleri ve

az katlı tasarlanan bloklarda en özel yaşam

alanları sizler ve en değerli varlığınız

aileniz için tasarlandı.

MESA Orman’da 2+1, 3+1, 3,5+1, 4+1,

5,5+1 ve 6+1 daire seçenekleriyle toplam

219 daire sahiplerini bekliyor. Mayıs

2020’de teslim edilecek projenin fiyat

aralığı ise 1.314.000 TL ile 4.416.000 TL

arasında değişiyor.

Odağına aileleri alarak tasarlanan MESA

Orman’da 3+1 ve 4+1 dairelere daha

fazla yer verildi. Ferah yaşam alanları

sunan, 125 - 300 m 2 aralığında farklı büyüklükteki

bu daireler; yaşam standartlarını

zirveye çıkaran estetik detaylarla

zenginleştirildi.

Şehrin Tüm Olanakları ile Ormanın

İçinde, Ulaşımın Kalbinde

MESA Orman özel konumu sayesinde

hem denizden hem de karadan önemli

ulaşım olanaklarına sahip. Çubuklu-İstinye

arası feribot seferleri ile denizden;

köprülere olan yakınlığı ile de karadan

dilediğiniz noktaya kolayca erişim imkânı

sunuyor. Bir yandan Anadolu Yakası’nda

MESA Orman ayrıcalıkları ile doğanın

içinde sakin bir hayat sürerken, diğer yandan

Avrupa Yakası’nın tüm dinamizmine

kusursuzca ayak uydurmak mümkün.

Ormanın içinde şehrin kalbindeyken;

doğal orman ve göle yürüyerek 2 dk, 15

Temmuz Şehitler Köprüsü’ne 20 dk, FSM

Köprüsü’ne 10 dk, Çubuklu-İstinye Feribot

İskelesi’ne 5 dk , Levent’ ve Maslak’a

15 dk’da ulaşabiliyorsunuz. Ayrıca 3.

Köprü’ye yakınlığı sayesinde yeni havalimanına

da kolayca ulaşmak mümkün.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 131


Kar Yapı’nın İstanbul’daki ilk projesi:

‘Edonia Garden’

Kar Yapı’nın Pendik’te hayata geçirdiği ‘Edonia Garden’ projesinde lansmana özel ödeme

koşullarından yararlanmak isteyenler için son günler... Proje, lansmana özel peşin ve

banka kredili ödemede yüzde 20 indirim ve liste fiyatına 60 ay 0 faiz fırsatıyla satışa

sunuluyor.

Kar Yapı güvencesiyle Pendik Kurtköy’de hayata geçirilen

‘Edonia Garden’ projesi, lansmana özel peşin ve

banka kredili ödemede yüzde 20 indirim ve liste fiyatına

60 ay 0 faiz fırsatıyla satışa çıktı. Hazır betondan

kirece, agregadan asfalta ve hatta yapı kimyasallarına

kadar çok geniş ürün yelpazesiyle inşaat sektörüne üretim

yapan Kar Group bünyesinde faaliyetlerine devam

eden Kar Yapı, İstanbul’daki ilk projesi ‘Edonia Garden’ı

düzenlediği lansmana özel avantaj ve ödeme kolaylıklarıyla

satışa sundu.

Edonia Garden’ın lansman toplantısında konuşan ve

projenin arsa payı hariç 120 milyon lira yatırım değerine

sahip olduğunu söyleyen Kar Yapı Yönetim Kurulu

Üyesi Şenol Üçüncü, daireleri 2019 yıl sonunda teslim

etmeyi planladıklarını belirtti. Üçüncü “İstanbul Anadolu

Yakası’nın en hızlı gelişen bölgelerinden biri olan Pendik

Kurtköy’de hayata geçirdiğimiz ilk konut projemiz Edonia

Garden, bizim prestij projemiz. Yap-sat şeklinde inşa

ettiğimiz ve 388 konut ile 12 ticari ünite olarak planla-

Şenol Üçüncü / Kar Yapı Yönetim Kurulu Üyesi

132

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Proje

dığımız Edonia Garden’ı, lansmana özel

fiyat ve fırsatlarla satışa sunuyoruz. 4

bloktan oluşan projenin 2’sinin kabası bitti,

diğer iki bloğun da temelleri atıldı. Projemizde

daire fiyatları ise 1+1’lerde peşin

199 bin 500 TL’den, 2+1’lerde peşin 299

bin TL’den ve 3+1’ler için peşin 435 bin

TL’den başlıyor. Öte yandan; liste fiyatı

üzerinden firma bünyesinde de yüzde 25

peşinat 60 ay 0 faiz ödemeli kampanyamızı

uyguluyoruz. Bunun yanı sıra;4 farklı

bankayla anlaştık, bu bankalardan yüzde

20 peşinat olmak üzere geri kalanı kredi

olarak kullanmak mümkün olabiliyor” diye

konuştu.

Edonia Garden,10’ar katlı 4 blokta 388

adet konut ve 12 adet ticari üniteden oluşuyor.

Metrekare büyüklükleri brüt 62.49

m 2 ila 147.41 m 2 arasında değişen 1+1,

2+1 ve 3+1 dairelerden meydana gelen

proje, geniş sosyal donatı ve spor alanlarına

sahip bulunuyor.

Açık havuz fitness center, hamam, sauna,

buhar odası, kapalı ve açık çocuk oyun

alanları, kafeterya, süs havuzları olacak

şekilde planlanan‘Edonia Garden’, 2 katlı

otopark ve her daireye özel 1 araçlık alan

imkanıyla da dikkat çekiyor.

Lokasyon ve ulaşım kolaylığıyla da farklılaşan

Edonia Garden, merkezi noktalara

yakınlığıyla dikkat çekiyor. Proje; Marmara

Üniversitesi Hastanesi’ne 1,5 km, Sabiha

Gökçen Havalimanı’na 3 km ve hızlı

feribota ise 7 km uzaklıkta bulunuyor.

Pendik Hızlı Tren Garı ile Pendik Devlet

Hastanesi’ne yakınlığıyla dikkat çeken

proje; Pendik Marina, Tuzla Marina ve

Marmaray’a da kolay ulaşım sağlayan

bir konumda inşa ediliyor. Yapımı devam

eden Şeyhli metro istasyonu projeye birkaç

dakikalık yürüme mesafesinde bulunuyor.

Bu metro istasyonu, site sakinlerine Kadıköy’e

kadar çok rahat yolculuk etme

ve İstanbul Anadolu Yakası’nın en büyük

alışveriş merkezi Viaport’a çok kısa sürede

ulaşma imkânı sunuyor.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 133


YG İnşaat’ın çevre dostu projesi

‘Yakapark’ görücüye çıktı

Yaklaşık 6 bin 300 metrekare arazi üzerinde ikisi 12’şer ve biri 16 katlı olmak üzere 3 blokta

166 konuttan meydana gelen ‘Yakapark’ta metrekaresi 3 bin 800 TL’den satışa sunulan

dairelerin fiyatı ise peşin 325 bin 200 TL’den başlıyor.

Yakapark’ın, lansmanı nedeniyle düzenlenen

toplantıda öncelikle firmaları hakkında

bilgi veren YG İnşaat Yönetim Kurulu

Başkanı Yüksel Gülhan, şirket geçmişinin

1980 yılına dayandığını söyledi. ‘Gülhan

Kereste ve İnşaat’ adıyla kurulan şirketin

halihazırda Türkiye’nin kereste ve mobilya

alanında en köklü ve öncü şirketlerinden

biri konumunda bulunduğunu kaydeden

Yüksel Gülhan, 2008 yılından itibaren

ikinci kuşağın dahil olmasıyla YG İnşaat

olarak faaliyetlerini sürdürdüklerini belirtti.

1980 yılından bu yana İstanbul Anadolu

Yakası’nda çok sayıda konut projesini hayata

geçirdiklerini kaydeden Gülhan, 30

binden fazla konutun ahşap bölümünde

imzaları olduğunu sözlerine ekledi.

Kişiye özel ödeme kolaylığı

YG İnşaat Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

Yavuz Gülhan ise konuşmasında

Yakapark’ın yüksek prim potansiyeline

sahip olduğunun altını çizdi. Proje ve ödeme

kolaylıklarıyla ilgili bilgi veren Gülhan

“Projemizi teknik ve donanım bakımından

en üst düzeyde planlamamıza rağmen fiyat

olarak ekonomik olmayı seçtik. 3 bin

800 TL’den satışa sunulan dairelerimizin

fiyatı ise 86 metrekare için peşin 325 bin

200 TL’den başlıyor. Projede banka kredisiyle

yüzde 25 peşin 120 ay vadeli taksit

imkanından yararlanmak mümkün. Kendi

bünyemizde de yüzde 30 peşin 60 ay vade

farksız fırsat sunuyoruz. Peşin ödemelerde

ise yüzde 10 indirim söz konusu. Ayrıca kişiye

özel ödeme kolaylıkları da sağlıyoruz.

Hafriyatın bittiği ve fore kazıkların çakıldığı

projemizi 2019 yılının ekim ayında teslim

etmeyi planlıyoruz. Yakapark’ı, toplam 60

milyon liralık bir yatırımla hayata geçiyoruz”

dedi.

Arıtma su ve güneş enerjisi ile

tasarruf sağlıyor

Proje hakkında detaylı bilgi veren Elife

134

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Proje

Mimarlık Kurucu Ortağı Selin Bilal ise

önceliklerinin konfor ve hayatı kolaylaştıran

detaylar olduğunu söyledi. Bilal “Yakapark’ta

günlük yaşamı kolaylaştıracak

unsurları düşündük. Yaklaşık 6 bin 300

metrekare arazi üzerinde ikisi 12’şer ve

biri 16 katlı olmak üzere 3 blokta 166

konuttan meydana gelen ‘Yakapark’,

büyüklükleri 86 metrekare ile 298 metrekare

arasında değişen 2+1, 3+1, 4+1,

3+2, 4+2 daire tiplerinden oluşuyor. Çevreci

bir proje olan Yakapark’ta banyo,

mutfak ve lavabolarda kullanılan suların

arıtılmasına olanak veren gri su sistemi

uygulanacak. Böylece su israfının önüne

geçilecek, peyzaj için kullanılacak ve sudan

tasarruf edilecek. Banyo ve mutfakta

kullanılan su arıtılarak depolanacak ve

peyzaj alanını sulamak için kullanılabilecek.

Bahçe aydınlatmasında da güneş

enerjisinden faydalanmak mümkün olacak.

Böylece konut alıcısının cebinden

çıkacak aidat bedeli de azalacak. Yüzde

80’e yakın kısmı açık ve yeşil alan olarak

planlanan projemizde dairelerin yüzde

70’i ikinci kattan itibaren deniz görüyor.

Sosyal donatıları, imkanları ve hizmet

alanları açısından oldukça zengin bir

proje olan Yakapark’ın sundukları arasında;

kapalı yüzme havuzu fitness, sauna,

buhar odaları, yürüyüş ve koşu parkuru,

tenis, basketbol, voleybol, mini futbol vb.

çok amaçlı spor sahası, trambolin, bisiklet

ve paten yolu, pilates alanı, botanik

bahçeleri, meyve bahçesi, hobi bahçesi,

şömine ve barbekü alanı, kış bahçesi, şelale

süs havuzu, kafe vitamin bar, squash

salonu, play station ve mobil oyun odaları,

sinema odası, party ve kareoke odası,

bilardo, masa tenisi, çocuk oyun alanları

kreş, seyir terası, güvenlik ve kapalı otopark

yer alıyor” diye konuştu.

Kartal Yakacık’ta yükselen Yakapark

projesi; lokasyon ve önemli merkezlere

yakınlığıyla da dikkat çekiyor. Metrodan

deniz ulaşımına, toplu taşımaya yürüyüş

mesafesinde bulunan proje, Sabiha Gökçen

Havalimanı’na giden E-5 bağlantı

yolu üzerinde konumlanıyor. Üniversite,

hastane ve alışveriş merkezlerine komşu

olan Yakapark projesi, deniz gören daireleriyle

Aydos ormanlarına komşu olarak

yükseliyor.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 135


Akzirve

Topkapı’ya yeni bir

proje kazandırıyor

Akzirve Gayrimenkul Yatırım, Bahçeşehir’de geliştirdiği

Strada’nın 1. etabının 11 ay gibi kısa sürede satışını

tamamladıktan sonra, 2. etap satışlarına da Aralık

2017’de gerçekleştirdiği lansman ile başlamıştı. Bu

etabın satışlarında da hızlı bir trend yakalayan Akzirve;

şimdi de Topkapı’da bulunan ve arsa geliştirme süreci

4 yıl gibi önemli bir süre alan yeni projesinin tanıtımını

gerçekleştiriyor.

136

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Proje

Yeni Akzirve projesi, Türkiye’nin tek parsel

üzerinde gerçekleştirilecek olan en

büyük kentsel dönüşüm projelerinden biri

olma özelliği ile dikkat çekiyor.

Metro ve tramvaya 100 metre, metrobüse

ise 150 m mesafede bulunan, E5 hattında,

ana artere direkt bağlantısı bulunan

projenin mimari tasarımı dünyaca ünlü

tasarım ofisi Tabanlıoğlu Mimarlık tarafından

yapıldı. Proje, özgün tasarımıyla

İstanbul için yeni bir ikonik yapı olarak ön

plana çıkacak.

Toplam 52 bin m 2 yeşil alanı ile ilgi çeken

projede peyzaj mimarı olarak DS

Mimarlık’ın imzası bulunuyor. Projenin

iç alanında yer alan ve 3 futbol sahası

büyüklüğündeki iç avlu, örneğine ender

rastlanılabilecek peyzaj planlaması sergileyecek.

265 bin m 2 ’si toprak üstü olmak

üzere, toplam 492 bin m 2 inşaat alanına

sahip bulunan projenin; arsa geliştirme

bedeli 250 milyon USD olarak gerçekleşti.

İnşaat yatırımı ise 1 milyar TL olarak

öngörülüyor.

71 adet ticari alan ve 96 adet ofis ile birlikte,

toplam 2.182 adet bağımsız bölümün

olduğu projede; 1+1’den 5+1’e kadar daire

seçenekleri sunuluyor. Büyük tip dairelerin

yer aldığı proje bu özelliği ile ağırlıklı

olarak ailelerin tercih edeceği bir yaşam

alanı olarak değerlendiriliyor.

36 ay içerisinde tamamlanması planlanan

projenin lansmanının Eylül-Ekim

2018 döneminde gerçekleştirilmesi planlanıyor.

Projede yaşamın başlaması ile yaratacağı

yeni sosyal doku vasıtasıyla bölgesinde

geniş çaplı bir dönüşüme etken olacağı

öngörülüyor.

Proje Künyesi:

Peyzaj mimari: DS Mimarlık

Öngörülen lansman zamanlaması:

Eylül-Ekim 2018

Toplam arsa geliştirme bedeli:

250 milyon dolar

Öngörülen inşaat maliyeti (yaklaşık): 1

milyar lira

Metro ve tramvaya uzaklık: 100 metre

Metrobüse uzaklık: 150 metre

Yerüstü inşaat alanı: 265 bin metrekare

Toplam bağımsız bölüm: 2.182

Toplam daire adedi: 1.736

Toplam rezidans adedi: 279

Toplam ofis adedi: 96

Toplam ticari alan: 71

Teslim tarihi: 36 ay

Yapı Malzeme Temmuz 2018 137


Proje

Elit yapı’dan tam gaz

yatırıma devam kararı

Ankara’da inşaat sektörünün önde gelen firmalarından Elit Yapı A.Ş.’nin Yönetim Kurulu

Üyesi Mert Yıldızhan, inşaat sektörü ve genel ekonomideki duraksama algısının geçici

olduğunu belirterek, Türkiye’nin geleceğine güvendiklerini ve her türlü yatırıma hız

kesmeden devam edeceklerini bildirdi.

Başkent’te seçkin yaşam alanlarına imza

atan Elit Yapı A.Ş.’nin Yönetim Kurulu

Üyesi Mert Yıldızhan, sektörde şu an

yaşanan tedirginliğin, kurların görece istikrara

kavuşarak stabil hale gelmesi ve

faizlerin düşmesi ile ortadan kalkacağını,

piyasanın yeniden canlanacağını söyledi.

Ülkenin geleceğine güvenerek yatırımlara

hız kesmeden devam ettiklerini

söyleyen Yıldızhan, gerçekleştirdikleri

“Elit Manzara” projesinin Haziran ayı gibi

tamamlanmasının ardından yine üst segmentte

yeni A+ büyük bir projeye başlamayı

planladıklarını bildirdi.

“Sıkıntılar geçici”

İnşaat sektöründe ciddi, yapısal bir sorun

olmadığını; bazı arızi ve geçici sıkıntılar

olsa da kur ve faizde istikrarın sağlanması

ile bu kaygıların geride kalacağını ifade

eden Yıldızhan, şunları söyledi:

“Firmamız inşaat sektöründe yatırımlarına

devam edecek. Bunun yanı sıra farklı

sektörlerde de yatırım yapmayı sürdürüyoruz.

Gelişen konjonktür gereği, şu an

huzursuz bir ortam da olsa, ülkemize

güvenimiz sonsuz. Dolayısıyla her türlü

yatırımımıza hız kesmeden devam edeceğiz.

Piyasa biraz tedirgin. Bizim tarafımızdan

en büyük beklenti kurların normal

seyre gelmesi. Maalesef konut sektöründe

demirin ve diğer imalatların kura çok

büyük bir bağlığı var.

Dolayısıyla kurun biraz sakinleşip istikrar

kazanması, stabil bir duruma gelmesi

gerekiyor. Böyle olduğu sürece yatırımlar

artacaktır. Piyasanın, konut kredi faizleri

düştüğü zaman eksi canlılığına geleceğini

düşünüyoruz.

Şu an bir geçiş dönemindeyiz; hem konut

sektörü hem de ülke için. Kısa vadede bu

sorunların aşılacağına yürekten inanıyorum.”

138

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Mimari

PDG Mimarlar’dan yeni bir pazar anlayışı:

Antalya Yöresel Ürünler Pazarı

Projelerini sahip olduğu tüm potansiyelleri

sorgulayarak yenilikçi bir bakış açısıyla

ele alan Mimar Cengiz Gültek ve Mimar

Murat Şahin liderliğindeki PDG Mimarlar

tarafından Antalya Büyükşehir Belediyesi

ve Antepe için tasarlanan Antalya Yöresel

Ürünler Pazarı, birbirine açılan sokakları,

büyük ortak meydanları ve her köşesinden

erişime izin veren yapısıyla klasik

anlayışın dışında tüm bu kullanımı tek bir

çatı altında toplayarak yeni bir pazar anlayışı

sunuyor.

İstanbul ve Houston (ABD)

kentlerindeki ofislerinde yer

alan profesyonel kadrolarıyla

ulusal ve uluslararası ölçekte

nitelikli projelere imza

atan PDG Mimarlar, Antalya’da

3.200 m²’lik bir alana

yerleşen, organik ürün üreticilerinin

desteklenmesi ve

ürünlerinin ilk elden halka

ulaştırılması açılarından Türkiye

için ilk olacak bir örnek

teşkil eden pazar tasarımına

imza atıyor.

Tasarımda, organik formuyla

tıpkı bölgenin sıradağlarla

çevrelenmiş doğal yapısını

anımsatan yekpare çatı örtüsünü

tercih eden mimarlar;

çatının, kullanıcılarını farklı

birçok doğrultudan içine alarak

üzerini örttüğü bu alanda

buluşturmasını hedeflemiş. Ayrıca üzerini

örttüğü bu korunaklı alanla her mevsim

sağlıklı bir kullanıma olanak veren çatı ile

doğal ışığın mekân içine alımı artırılmış

ve hava sirkülasyonu kuvvetlendirilmiş.

Organik gıda ürünlerinin yanı sıra Türkiye’nin

farklı bölgelerine ait yöresel tekstil

ürünlerinin de satışlarına yer verilecek

Antalya Yöresel Ürünler Pazarı’nda, 5-20

m² arasında değişen boyutlarıyla 76 adet

dükkân konumlandırılmış. Her dükkân

için kendine ait depo ve özel ürünler için

soğuk hava depoları tasarlayan PDG Mimarlar,

ortak meydanlara ziyaretçiler için

yeme-içme alanları ve yönetim birimlerini

yerleştirmiş. Kurucu ortak Mimar Murat

Şahin, Antalya Yöresel Ürünler Pazarı’nın,

yapısıyla yöresel ürün üreticilerinin

desteklenmesi ve ürünlerinin ilk elden

halka ulaştırılması açılarından oldukça

önemli olmakla birlikte, Türkiye için ilk

olacak bir örnek teşkil ettiğini belirtiyor.

140

Yapı Malzeme Temmuz 2018


“Şehirden Uzak” konulu

Ytong Mimari Fikir Yarışması sonuçlandı

Hayata geçirdiği

projelerle, yapılaşmanın

niteliksel,

mimari ve

kültürel boyutuna

dikkat çeken

Türk Ytong tarafından

“Şehirden

Uzak”

başlığıyla düzenlenen

2017 Ytong Mimari Fikir Yarışması sonuçlandı. Jüri üyeleri

tarafından yapılan değerlendirme sonucunda, 4 proje ödüle

değer bulundu.

Sektördeki köklü duruşunun yanı sıra bilgiye ve yeniliğe açık projeleri

hayata geçirmesi ile tanınan Türk Ytong tarafından 19’uncu

kez düzenlenen Ytong Mimari Fikir Yarışması bu yıl “Şehirden

Uzak” başlığıyla, Türkiye’nin önemli sorunlarından birine parmak

bastı. Ortak akıl ile etkileşim yaratılarak fikir paylaşımına fırsat

veren, şeffaf bir süreç sunmayı hedefleyen yarışmada bu yıl, tek

tip yapılaşma neticesinde niteliklerini kaybetme tehdidi ile karşı

Studio

Vertebra,

The Plan

Award

2018’in Kısa

Listesinde!

Studio Vertebra tasarımı Volume İstanbul,

mimarlık dünyasının en önemli yayınlarından

İtalya merkezli The Plan Magazine tarafından

düzenlenen The Plan Award 2018’de, “Mixed

Use / Future” kategorisinde dünya çapında

seçilen on projeden biri olarak kısa listeye

adını yazdırdı. Bu yıl dünyanın farklı ülkelerinden

başvuran çok sayıda proje ile toplam

22 kategoride düzenlenen organizasyonun

ödülleri, Uluslararası Perspektif Mimarlık Forumu

(International Perspective Architecture

Forum) 2018’in bir parçası olarak düzenlenecek

ödül töreninde sahiplerini bulacak.

Studio Vertebra’nın Kurtköy’de tasarladığı Volume

İstanbul, Sabiha Gökçen Havalimanı’na

yakın olması sebebiyle ofis yapılarının yoğun-

142

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Mimari

karşıya kalan kent dışı mekânların canlandırılması,

sosyal ve kültürel özelliklerini

yeniden kazanabilmesi yönünde önerilerin

ortaya konulması hedeflendi.

Genç mimarlardan tek tip kentleşmeye alternatif

projeler

Nüfusu giderek azalan; doğal özellikleriyle

elverişli ama sosyal nitelikleriyle elverişsiz

koşullara sahip olan “Kent Dışı

Mekânlar”ın canlandırılması ve özünü yeniden

kazanabilmesi yönünde 146 öneri

sunuldu.

Ödül kazanan fikir projeleri www.ytongakademi.com

adresinden görülebilir.

laştığı bir bölgede konumlanıyor. Komşu

olduğu aynı işleve sahip yapıların önüne

geçen, rekabetçi bir yaklaşımla tasarlanan

projenin “hava mania” bölgesinde

bulunması, farklı kotlara sahip bir arsada

konumlanması, modüler bölünebilir kiralama

alanlarının talep edilmesi gibi faktörler

en önemli tasarım kriterleri olarak ele

alınmış.

Yükseklik kurgusu, arsanın havalimanı

hattı üzerinde yer almasından dolayı tasarımda

etkin rol oynamış. Yapının asimetrik

parçalara sahip olacak şekilde tasarlanması,

Studio Vertebra’nın diyagonal

bir hat olan yükseklik limitini maksimum

kullanmasını sağlamış. Modüler sistem

çözümleriyle tasarlanan projede, aksların

şaşırtılması ile kütle hareketliliği sağlanarak

dinamik bir yapılaşma elde edilmiş. Bu

esneklik, satış ve kiralama gibi süreçleri

kolaylaştırarak günün ihtiyaçlarına göre

şekillenebilecek bir ofis yapısı oluşmasını

sağlamış.

Giriş avlusunda vurgulanan peyzaj alanının

üst katlardaki teraslara taşınmasıyla,

yapının nefes alması sağlanmış. Kapalı

cam kutu plazalar yerine, dışarıyla etkileşimi

cesaretlendiren özel teraslar ve yeşil

avluya sahip bir ofis projesi olan Volume

İstanbul, giriş aksında yer alan avlunun

hizmet ettiği tüm birimlere doğal aydınlatma

ve iklimlendirme olanakları sağlamasıyla

da öne çıkıyor. Bölgede kentsel

ölçekte bir meydan bulunmadığından,

Studio Vertebra vaziyet planında yapıyı

geri çekerek ana caddedeki hareketliliği

içeriye çekmeyi amaçlamış. Bu sayede

çevresiyle dinamik ilişki kuran bir meydan

tasarlamış. Buluşma, kesişme noktası

olarak kurgulanan meydan; kendine çekeceği

insan trafiği sayesinde, çevresindeki

ticari birimlere fayda sağlıyor. Studio

Vertebra, böylelikle proje/kent ilişkisinde

çift taraflı fayda sunan bir tasarıma imza

atmış. Tüm bu referanslardan beslenerek

şekillenen Volume İstanbul; şehirle diyaloğunu

doğru kurmuş bir proje olarak hayata

geçiyor.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 143


Tago Architects’ten yeni nesil yaşam konsepti:

And Frekans

TAGO Architects tarafından tasarlanan, 60.950 m² inşaat alanına sahip AND Frekans,

Anadolu Yakası’nın yeni yaşam merkezi Kartal’da, yeni nesil mahalle ve sokak kavramını

odağına alan tasarım konseptiyle, kullanıcıları ile birlikte çevresinin de yaşam konforunu

yükseltmeyi hedefliyor.

Kuruluşundan bu güne, İstanbul merkez

ofisinin dışında Tokyo ve Dubai’deki

ofislerinde Avrupa, Orta Asya ve Uzakdoğu’da

mimari ve iç mimari alanlarda

700’ün üzerinde proje üreten, Mimar

Gökhan Aktan Altuğ önderliğindeki Tago

Architects’in AND Gayrimenkul için tasarladığı

AND Frekans projesi, metro, marina,

sahil yolu ve dönüşüm çalışmaları gibi

birçok alt ve üst yapı yatırımıyla Anadolu

Yakası’nın yeni yaşam merkezi olarak

dikkat çeken Kartal’da yükseliyor.

TEM Otoyolu’na 10 km, Sabiha Gökçen

Havalimanı’na 15 km mesafedeki AND

Frekans, Kartal’ın güneyindeki D100 karayoluna

paralel, Anadolu Grubu’na ait

atıl fabrika yapılarının bulunduğu arazi

üzerinde tasarlanmış. TAGO Architects,

tasarımda yeni nesil mahalle ve sokaklar

oluşturarak araziyi kent yaşamına

kazandırmayı ve kullanıcılarıyla birlikte

çevresinin de yaşam konforunu yükseltmeyi

amaç edinmiş. Sokak yaşamındaki

doğallık ve “kendiliğinden oluşma hali”

mimari tasarıma ilham kaynağı olmuş.

TAGO Architects, tüm mağaza cephelerini

proje alanına özel olarak düşünmüş

ve rutin tekrardan uzaklaştırarak farklılaştırmış.

Böylece, lokasyona özel düşünülmüş

ya da zaten oradaymış izlenimi veren

tasarım hissi sokağa da yansıtılmış.

TAGO Architects, iki farklı parseli, aslında

imar yolu olan bir sokak ile bütünleştirerek

hem projenin bir bütün olarak algılanmasını

hem de AND Gayrimenkul’un

diğer projesi için bir geçiş görevi üstlenmesini

sağlamış. Bu geçiş hissi, bir “kapı”

sembolü ile yola çıkılarak tasarlanan iki

kulenin arasından geçiş yolu oluşturulmasıyla

pekiştirilmiş. Mimari tasarımda çift

olmanın kent siluetinde yaratacağı akılda

kalıcı algı da tasarımda etkili olmuş. Kulelerin

yerleşim açısı sokağın bir meydanla

başlamasını ve caddeden geçenlerin

neredeyse sonuna kadar tüm silueti görmesini

sağlayacak şekilde düzenlenmiş.

Kapıdan geçen kullanıcı, meydanla başlayıp

meydanla biten sokak yaşamıyla

144

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Mimari

Künye:

Mimari Tasarım: TAGO Architects

Toplam İnşaat Alanı: 60.950 m²

Proje Başlangıç Tarihi: 2017

karşılaşarak sokağı deneyimleme fırsatı

yakalıyor. Proje, bulunduğu semt ve yakın

çevrede gerek uzak mesafeden yarattığı

akılda kalma etkisi, gerekse yaya

kotundan algılanan ticaret sokağı ile farklı

ölçeklerde dikkat çekiyor.

Yaya ölçeğinde tercih edilen sıcak ve doğal

malzemeler, kulelerde yerini yüksek

yapı teknolojisine göre değişen yeni ve

sıcak renk tonlarına bırakıyor. Tüm döşeme

kaplamaları ve şehir mobilyaları bu

yaşantıyı desteklemek amaçlı ele alınmış,

kot farklılıkları çocuk güvenliği, engelli

konforu gözetilerek bazen üç boyutlu

elemanlarla kimi zaman da farklı bitkisel

tasarımlarla çözülmüş.

TAGO Architects, kentlinin şehir yaşamına

daha çok entegre olması amacını taşıyan

AND Frekans projesinde, sürdürülebilirlik

çözümlerini de tasarımın başından

itibaren, büyük hedefler ile projeye dahil

etmiş. Tüm planlama, malzeme seçimleri

ve cephe tasarımı yüksek yeşil bina

hedefiyle ele alınmış. Parsel şekilleri rasyonel

bir biçimde bitkisel peyzaja izin vermese

bile, bu zorluk tüm teras çatıların

özel detaylarla birlikte yeşil çatıya dönüştürülmesi

ile çözülmüş. Cephe detayları

iklimsel verilerden maksimum derecede

faydalanan, gereksiz ısı kayıpları ya da

kazançlarına sebebiyet verecek tüm detaylardan

arındırılmış. Yapı malzemeleri

ise yeşil mimarinin gerektirdiği tüm tasarrufları

ideal şekilde sağlayacak şekilde

tercih edilmiş.

TAGO Architects, AND Frekans projesinde

kullanıcının günlük deneyimini, meydan

ve sokağı betimleyen yüksek yapılar,

meydan, mağazalar ve sokak mobilyalarıyla

kent hayatından bir kesit haline

getiriyor. AND Frekans, günlük yaşamda

en büyük değer olan zamanı kullanıcıya

kazandıran, böylece yaşam standartlarını

yükselten mimari kurgusuyla da öne çıkıyor.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 145


GMW MIMARLIK

11. International Design Awards’ta

Bronz Madalya aldı

GMW MIMARLIK, “Filipinler Clark Uluslararasi Havalimanı Terminali” projesi ile, bu yıl

11.’si düzenlenen, her yıl mimarlık, iç mimarlık, ürün tasarımı, moda tasarımı ve grafik

tasarım ana kategorilerinde yenilikçi projelerin ödüllendirildiği, tasarım dünyasının en

prestijli ödüllerinden International Design Awards (IDA)’ta, “Kemerler, Köprüler, Viyadükler,

Geçitler” kategorisinde bronz madalyanın sahibi oldu.

Ulaşım sektörü yapılarında Türkiye’nin ve dünyanın

lider markalarından biri olan GMW MIMARLIK tarafından

tasarlanan “Filipinler Clark Uluslararası Havalimanı

Terminali” önerisi, 11. International Design

Awards’ta “Kemerler, Köprüler, Viyadükler, Geçitler”

kategorisinde bronz madalyayla ödüllendirildi.

Bu yıl toplam 45 kategoride düzenlenen organizasyonun

dünyaca ünlü mimar ve tasarımcılardan

oluşan jüri heyeti, dünyanın pek çok ülkesinden

başvuran çok sayıda projeyi değerlendirdi. 11. International

Design Awards, “Filipinler Clark Uluslararası

Havalimanı Terminali” projesinin elde ettiği ilk

başarı değil. Proje, mimarlık dünyasının en prestijli

yayınlarından İtalya merkezli The Plan Magazine

tarafından düzenlenen The Plan Award 2018’de de,

‘’Future Transport’’ kategorisinde finalist olma başarısını

gösterdi.

Uluslararası inşaat ve proje yönetimi ekibi tarafından

bu proje için Design & Build ihalesine girmeye

davet edilen GMW MIMARLIK, Filipinler’in Kuzey

146

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Mimari

Künye:

Proje Yeri: Filipinler

Proje Alanı: 110.000 m²

Proje Durumu: Konsept Tasarımı

Strüktür: Betonarme ve Çelik

Çatı: Bakır kenetli çatı kaplaması

Zeminler: Doğal Granit

Cephe: Alüminyum Giydirme Cephe

İç Cepheler: Yeşil duvarlar, bambu,

doğal taş ve aluminyum kaplama,

cam bölücü duvarlar

ve Merkez Luzon bölgelerinde artan trafiği

azaltabilmek adına, mevcut Filipinler

Clark Uluslararasi Havalimanı sınırları

içerisinde yeni bir terminal yapısı tasarlayarak

Filipinler’e önemli bir giriş kapısı

oluşturmayı hedeflemiş.

“Filipinler Clark Uluslararası Havalimanı

Terminali” projesinin ilk aşaması, 110,000

metrekarelik yeni terminal binası ve yardımcı

tesisler, otopark, kara tarafı bağlantı

yolları, apron ve hava tarafı servis

yollarının tasarımını içeriyor. Binanın

yerleşim düzeni, giden ve gelen yolcu

sirkülasyonunun yatay olarak ayrılmasına

dayanıyor. GMW MIMARLIK’ın diğer

terminal tasarımlarında olduğu gibi, yapıdaki

şeffaflık yolcuların terminal içinde

kolayca yön bulmalarına yardımcı olmayı

hedefliyor. Bu “sezgisel yön bulma” tasarımına

ek olarak yolcu deneyimi ön plana

çıkarılmış. Çatı ışıklıkları, kontrollü güneş

ışığına sahip olmak ve sıcak bir iklimde

aşırı ısınmayı önlemek amacıyla, çatı yüzeyinde

yaratılan kot farklılıklarından oluşan

kesitlere dikey olarak yerleştirilmiş.

GMW MIMARLIK, tasarım çözümleriyle

yolcu dolaşımı, güvenlik, operasyonel

verimlilik, esneklik ve adaptasyon, enerji

verimliliği ve yerel faktörler gibi kritik tasarım

parametrelerini başarıyla karşılıyor.

Filipinlerin yerel mimarisinden yola çıkılarak

oluşturulan çağdaş tasarımda, ülkede

zengin bakır yatakları olmasına rağmen

mimaride işlenmiş olarak kullanılmayan

bakır malzemeye dikkat çekmek amacıyla,

bakır kullanımı ağır basıyor. Modüler

tasarım konsepti, bina bileşenlerinin büyük

oranının prefabrik olmasıyla, projenin

daha hızlı ve ekonomik bir inşa yöntemiyle

sonuçlanmasını hedefliyor.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 147


Ergün Mimarlık

Enerji ve Çevre Dostu

projelere devam ediyor

1995 yılında kurulduğu günden itibaren

farklı ölçeklerde konut, iş merkezi, alışveriş

merkezi, hastane, sosyal ve kültürel tesisler

gibi geniş bir yelpazede hizmet veren Ergün

Mimarlık, Amerikan Yeşil Binalar Konseyi

(USGB) tarafından oluşturulmuş LEED

Sertifikalı (Enerji ve Çevre Dostu Tasarımda

Liderlik Sertifikası) projelere imza atmaya

devam ediyor.

Ergün Mimarlık’ın tasarımlarını üstlendiği

LEED Sertifikasına sahip Mermerler Plaza,

Nidakule Göztepe ve Antakya Palladium

AVM yapılarının ortak yanı enerji ve

çevre dostu tasarım yaklaşımına sahip

olmaları.

İstanbul-Anadolu Yakası’nda yer alan

LEED Gold sertifika sahibi Mermerler

Plaza, planlama aşamasından itibaren

yeşil bina kriterlerinin tasarıma entegre

edildiği bir ofis binası. Çekirdeğin en çok

güneş alan batı cephesinde çözülmesi

ve 3 boyutlu cam cephe tasarımı enerji

kazanımını sağlayan en önemli tasarım

kriterlerini oluşturuyor. Cephedeki farklı

açılarda sağlanan kırılmalar sayesinde

gündüz saatlerinde değişken yansıma

etkileri sağlanırken, güneş ışınları forma

dayalı olarak filtreleniyor. Geometrinin

oluşturduğu yan alınlar ise, ilave bir güneş

kırıcı imalatını gerektirmeden güneş

ışığının kontrolünü sağlamaya yardımcı

oluyor.

Doğal havalandırma ve ofis çalışanlarının

konforu göz önünde bulundurularak

Ergün Mimarlık tarafından tasarlanan

Nidakule Göztepe ofis binası enerji kazanımı

konusunda birçok parametreyi aynı

anda sağlayarak LEED Gold sertifikası

almaya hak kazanmış. Sürdürülebilirlik

ve iç mekândaki yaşam kalitesi ön planda

tutulurken güneş kontrolü bir kabuk

tasarımıyla sağlanıyor. Cephedeki yatay

elemanlar yönlere, dolayısıyla da güneş

ışınlarının gelişine göre sıklaşarak ya da

kalınlaşarak cephedeki dolu–boş dengesini

ve enerji korunumunu gözetiyor.

Dünya tarihi için önemli bir kent olan Antakya’daki

LEED Gold sertifikalı Palladium

AVM ise bulunduğu tarihi doku ile bölgenin

iklim koşullarının birlikte gözetildiği

bir kurguya sahip. Yapının sürdürülebilirliğini

tasarım girdilerinin başına koyan

Ergün Mimarlık, doğal havalandırma,

yerel malzeme kullanımı, güneşin konfor

oranını belirleyen cephe tasarımı ile daha

yaşanabilir mekânlar ortaya koymuş. Avlu

ve teraslardan oluşan kurgu ise doğal havalandırma

sağlarken yapı, kullanıcısı

için güneşten korunan, serin açık mekânlar

sunuyor.

Ergün Mimarlık ortaklarından Y.Mimar

Eser Ergün 5 Haziran Dünya Çevre Günü

kapsamında, tasarımlarında sürdürülebilirliği

bir bütün olarak ele aldıklarına değinerek,

“Çevre dostu binalar tasarlarken

yapısal kriterler kadar ekonomik önlemleri

de önemsiyoruz, sürdürülebilirliği bir

trend olarak görmekten ziyade gelecek

senaryolarına ve ihtiyaçlarına dair öngörüler

ürettiğimiz sürdürülebilir bir tasarım

bilinci yaklaşımıyla ele alıyoruz” açıklamasında

bulundu.

148

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Mimari

Oltu Müzesi Projesi’nde de Ergün Mimarlık imzası

Geçtiğimiz aylarda görüşmelerini

tamamlayan Oltu Kaymakamlığı

ve Ergün Mimarlık, 1919 – 1920

yıllarında var olan Oltu Şura Hükümeti’ne

ait eserlerin sergileneceği

Oltu Müzesi için bir araya geldi.

20 seneyi aşkındır çeşitli ölçeklerde

mimarlık hizmeti veren ve pek

çok ödüllü projeye imza atan Ergün

Mimarlık, Oltu Kaymakamlığı,

Erzurum Büyükşehir Belediyesi ve

Oltu Belediyesi Başkanlığı’na Oltu

Müzesi projesini sundu.

Oltu Hükümet Konağı’nın hemen

arkasında yer alan ve 10 dönümlük

arazi üzerine yapılması

planlanan müze yapısı ve çevre

düzenlemeleri için Ergün Mimarlık

ortaklarından Y. Mimar Eser

Ergün; Oltu Kaymakamı Şenol Turan, Erzurum Büyükşehir

Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Belediye

Başkanı İbrahim Ziyrek ve İş Adamı Yusuf Cebeci’ye

projenin detayları hakkında bilgilendirici bir sunum yaptı.

İş Adamı Yusuf Cebeci’nin masraflarını üstlendiği

proje kapsamında; paydaşlar Ergün Mimarlık tarafından

hazırlanan konsept proje üzerinde mutabık kaldı.

‘Aidiyet’ Hissi Ön Planda

Oltu’nun kültür ve sanat hayatına önemli katkı sağlayacak

müzede, 1919-1920 yıllarında Erzurum’un Oltu

ilçesinde var olan Şura Hükümeti’ne ait eserler sergilenecek.

Müze yapısı aynı zamanda Oltu taşı işlemeciliği

gibi güncel dönem kültürel üretim faaliyetlerine dair bilgilendirmelere

de ev sahipliği yapacak. Ergün Mimarlık

için, bulunduğu bölgenin kültürüne, yerin coğrafik ve topoğrafik

özelliklerine uygun bir müze yapısı tasarlamak

öncelikli hedeflerden biri olmuş. Erzurum ve Oltu’da

bulunan önemli tarihi yapıların mimarilerinden izler taşıyan

Oltu Müzesi; avlulu plan şeması, peyzajla kurduğu

ilişki ve doğal malzeme seçimleri ile aidiyet hissinin ön

planda olduğu bir atmosfer yaratıyor.

Simgesel Bir Değer

Oltu ilçesinin tarihinde var olmuş, Oltu Şura Hükümeti’ni

tanıtan müze yapısı, içeriği itibariyle simgesel bir

değere sahip. Mimari formda kullanılan belirgin hatlar

ve geometri, bu simgesel değeri ön planda tutan yalın

ve anıtsal bir yapı ortaya çıkartıyor.

Toplam 1200 metrekarelik inşaat alanına sahip Oltu

Müzesi’nin yerleşim kurgusunda müzenin farklı kotlardan

ulaşılabilirliği göz önünde bulundurulmuş. Yol

kotunda giriş, ziyaretçileri kucaklayan ve davetkar bir

tavır sergileyen meydan ile desteklenirken bir alt kotta,

geçici sergi alanı ve kafe ile parktan müzeye erişim

sağlanmış. Oltu’nun geçmişi ve kültürel değerleri ile

ilgili bilgilerin verildiği ilk sergi galerisi ise girişin yanında

konumlandırılmış ve simgesel değeri vurgulamak

amacıyla yapının diğer bölümlerine göre yükseltilmiş.

Yeşille entegre iç avlu ziyaretçilerine konforlu dinlenme,

bekleme ve etkinlik alanları sunarken içe dönük kullanımı

zenginleştirmiş. Yapının genelinde kullanılan doğal

taş malzeme, yerel dokudan referans alarak yapıyı çevresiyle

uyumlu hale getiriyor ve ışıkla kurduğu ilişkilerle

zengin detaylar sunuyor.

Ergün Mimarlık ortaklarından Y. Mimar Eser Ergün için

projeyi diğerlerinden farklı kılan en önemli özellik, kentin

kültürel değerleriyle bütünleşik bir tavır sergilemesi

olmuş: ‘Oltu Müzesi, bölgedeki tarihi yapıların ruhunu

çağdaş bir anlayışla yansıtan simgesel değer, çevresiyle

uyumlu davetkar bir yapıdır.’

Yapı Malzeme Temmuz 2018 149


YENİ ÜRÜNLER

ELEKTRİK

&

ELEKTRONİK

BTicino

Panasonic

PENCERE

SİSTEMLERİ

Legand

AHŞAP

&

DEKORASYON

Peli Parke


SERAMİK

&

VİTRİFİYE

Bocchi

Geberit

İKLİMLENDİRME

DemirDöküm

KAYNAK

Askaynak

EL ALETLERİ

DEWALT

StanleyBlack&Decker

YALITIM

Isıdem

OTOMASYON

&

ÖLÇÜM

Valmet

YAPI KİMYASALLARI

Kalekim


Geberit AquaClean Tuma ile

banyolar sade ve zarif

İsviçreli sıhhi tesisat devi Geberit, AquaClean serisinin en üst

segmenti Mera’dan sonra son teknolojiyi kullanarak geliştirdiği

Tuma ile kullanıcılarına maksimum düzeyde konfor ve hijyen

sunmaya devam ediyor. AquaClean geleneği olan patentli WhirlSpray

taharet teknolojisiyle ile Tuma, yoğun bir temizlemenin

yanı sıra kullanıcısını hoş ve canlandırıcı bir his ile buluşturuyor.

144 yıllık deneyimiyle İsviçreli sıhhi tesisat devi Geberit, yeni nesil

teknolojinin yansıması olan AquaClean Tuma’yı son kullanıcısıyla

buluşturuyor. Çok yönlü kompakt bir çözüm olan Tuma,

sade ve zarif tasarımını gelişmiş ve yenilikçi teknolojiyle birleştirerek

banyolar için ideal bir çözüm oluyor.

Yeni Geberit AquaClean Tuma, çok yönlü kompakt bir çözüm olmasının

dışında sade bir o kadar da zarif tasarımının altında gelişmiş

ve yenilikçi teknolojileri barındırıyor. AquaClean geleneği

olan patentli WhirlSpray taharet teknolojisiyle ile Tuma, yoğun bir

temizlemenin yanı sıra kullanıcısını hoş ve canlandırıcı bir his ile

buluşturuyor. Konumu ayarlanabilen taharet çubuğu ve su debi

ayarı sayesinde hijyenin manifestosunu yeniden yazan Tuma,

etkili bir koku alma ünitesine sahip olmasıyla tüm detaylarında

maksimum hijyen ve konfor düşünülerek tasarlandığını kanıtlıyor.

Rimfree® (kanalsız) klozet ile birlikte son kullanıcısına ulaşan

Tuma, ergonomik uzaktan kumandası ve farklı renk alternatifli

kapak seçenekleriyle kullanıcısının beğenisine sunuluyor. Özel

tasarımıyla, pratik kullanımı, ergonomik oluşuyla 2017 IF Tasarım

Ödülü’nün sahibi olan AquaClean Tuma, Geberit’in Ar-Ge

destekli inovasyon bakış açısını bir kez daha kanıtlıyor.

BTicino’dan yeni nesil Axolute

İtalyan tasarımı üstün teknolojiyle harmanlayan BTicino, yeni

nesil Axolute serisiyle sıradanlığa meydan okuduğunu bir kez

daha kanıtlıyor. Kullanıcısına dokunmanın özgürlüğünü yaşatan

Axolute Air, devrim niteliğindeki inceliğini

yeni renkleriyle tamamlayarak yaşam

alanlarını metalin estetikliğiyle buluşturuyor.

İtalyan BTicino, yaşam alanlarında küçük

dokunuşlar yapmak isteyenlere modern

çözümler sunmaya devam ediyor.

Yaşam alanlarındaki dekorasyona muhteşem

uyum sağlayan Axolute, fonksiyonel

kullanımını ve estetik görünümü

devrim niteliğindeki inceliğiyle birleştiriyor.

Renk serisine yeni tonlarını ekleyen

Axolute, özgün tasarımlarıyla bulunduğu

mekanlara estetik ve modern bir

hava katıyor. Dikdörtgen ve eliptik formlardaki

tasarım seçenekleriyle Axolute

serisi; Kum, Eklips, Nikel, Titanyum ve

Krom renkleriyle evlerde yepyeni bir atmosfer

yaratıyor.

Seride bulunan Swarovski tasarımlarla

da gözleri dolduran Axolute tasarımı ve

şık görünümüyle yaşam alanlarında zarafeti

seven tasarım tutkunlarını bekliyor

Axolute Air ince bir devrim sunuyor.

Sadece 4.5mm incelikle duvarlarla bütünleşen

seri aynı zamanda yeni bir dokunuş deneyimi de getirmektedir.

Seride bulunan fırçalı ve soft dokunuşlu çerçevelerle

mekânlara farklı bir hava katıyor.

152

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Ürün

Isıdem Yalıtım’ın yeni ses yalıtım çözümü

ISIDEM Yalıtım’ın 2018 yılı ortasında piyasaya sunduğu Acusticool

ses yalıtım levhası, poliüretan köpükten imal edilmiş açık

hücreli ses yalıtım ve akustik düzenleme malzemesidir. Açık gözenekli

hücre yapısı, esnek oluşu ve yanmazlık özelliği ile başlıca

havalandırma kanallarında, jeneratör ve kompresör kabinlerinde,

kumaş kaplı olarak iç mekanlarda, otomotiv sektöründe ses yalıtımı

ve akustik düzenleme amaçlı kullanılır. İki farklı varyasyonda

tüketiciye sunulan ses yalıtım levhalarından yangın sınıfı “class 0”

olan Acusticool Plus teknik özellikleri ile öne çıkarken, Acusticool

ekonomik fiyatıyla dikkat çekiyor. Kumaş, kendinden yapışkanlı ve

film kaplı gibi kaplama seçenekleri ile de her türlü kullanıma olanak

sağlıyor. Yenilikçi metotlarla sektörün geleceğine yön verdiklerini

dile getiren ISIDEM Yalıtım Genel Müdürü Murat Erenoğlu sözlerine

şu şekilde devam etti: “Önümüzdeki yıllarda ürün çeşitliliğimizi

arttırarak, ISIDEM Yalıtım’ın tek kaynaktan tüm teknik yalıtım ürünlerini

karşılayabilmesi için çabalayacağız. Bunun yanında işlevsellikten

uzaklaşmadan daha yaratıcı ve daha fonksiyonel ürünler

üretmeye de devam edeceğiz.”

Bocchi karo koleksiyonu yaz meltemi ile buluşuyor

Seramiği yüksek teknolojiyle biçimlendirerek sektörde kendine

ayrı bir yer edinen BOCCHI, birbirinden etkileyici tasarım ve renk

alternatifleriyle karşımıza çıkan Karo Koleksiyonu ile yaz ruhunu,

ıslak mekanların yanı sıra tüm iç mekanlara ve mevsimin keyfini

çıkardığımız dış mekanlara taşıyor. Ahşabın, taşın, betonun,

mermerin ve metalin doğallığını, geniş renk, desen ve doku yelpazesiyle

yaşam alanlarına sunan BOCCHI Karo Koleksiyonu,

yazın enerjisini hissedebileceğiniz dingin ve rahatlatıcı mekanlar

için tasarımda esneklik sunan boyut seçenekleriyle dokunduğu

mekanın atmosferini değiştirerek yaz ruhunu hakim kılıyor.

Kusursuz tasarımlarla birleştiği doğal taş görünümlü porselen

karo serileri Libano, Calderona, Matera ve Traviso taşın güçlü

etkisini iç mekanlara yansıtırken, ahşap dokuları ve renk tonları

ile ön plana çıkan Parker, Lucerne ve San Juan karo serileri ile de

sıcak yaz aylarının samimi ruhunu yakalamak mümkün. İç ve dış

mekan dekorasyonlarında sıklıkla tercih edilen beton görünümlü

seriler Dulcinea, Hartley, Truman, Vicat ve Kendal ise yaz aylarında

da dekorasyonda loft ve eklektik tarzı benimseyenlerin gözdesi

olmaya devam ediyor. Sade ışıltılarıyla dikkat çeken mermer

dokulu Massa Carrara ve Sicilia ise şık ve yalın duruşu sevenler

için özgün renk tonları ve damarlı görünümleriyle zamansız birer

alternatif. Endüstriyel şıklığın porselen karolardaki yansıması Bilbao

serisi, sıcak havanın verdiği rahatlığı metalik renk tonlarıyla

dinamikleştirirken, Roma’nın en karakteristik Barok meydanlarından

biri olan Piazza Navona’dan

esinlenerek oluşturulan Navona serisi

ise, mat dokusuyla banyolara sanatsal

dokunuşlar kazandırıyor.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 153


Kavurucu sıcaklara DemirDöküm A5 inverter klima ile hazırlanın

İklimlendirme sektörünün öncü markalarından DemirDöküm,

yeni nesil inverter teknolojiye sahip A5 Inverter kliması ile yazınızı

serinletecek. Minimum elektrik tüketimi ile bulunduğu ortama

serinlikle birlikte konfor getiren DemirDöküm inverter klima, çevre

dostu R-32 gazı ile ozon tabakasına da zarar vermiyor.

DemirDöküm, kavurucu yaz sıcakları bastırmadan duvar tipi A5

Inverter kliması ile “Yaz aylarında serinliği evinizde yaşayın” çağrısı

yapıyor. Göze hitap eden modern tasarımıyla DemirDöküm

A5 Inverter klima, yeni nesil teknolojisiyle ise minimum elektrik

tüketiyor. Anti toz filtresiyle ortamdaki toz ve partikülleri tutan,

sessiz çalışma teknolojisi ile bulunduğu ortama serinlikle birlikte

taze hava ve konforu bir arada sunan DemirDöküm A5 Inverter

klima, çevre dostu özellikleriyle de ön plana çıkıyor.

Çevre dostu R-32 gazı sayesinde ozon tabakasına zarar vermeyen

DemirDöküm A5 Inverter klima, enerji taşıma kapasitesiyle

klimanın daha az enerji ile daha fazla iklimlendirme yapmasına

yardımcı oluyor. Sezonsal verimlilik direktifine (ERP Lot10)

uygun olan A5 Inverter klima, I-Feel özelliği sayesinde ortam

sıcaklığına göre en uygun soğuk hava üfleme debisini belirler,

böylelikle konforu en üst seviyeye taşır.

Sahip olduğu akıllı teknolojilerle kullanıcısına hem tasarruf ettiren

hem de ortam ısısına göre hareket eden DemirDöküm A5

Inverter klima, program saati özelliği ile klimanın istenilen zamanda

çalışması veya durdurulması konusunda tam bir konfor

sağlıyor. Elektrik kesintileri sonrasında otomatik olarak kesinti

öncesindeki konumunda çalışmaya başlayan A5 Inverter klima,

sıcak kalkış modu sayesinde sadece yazın değil, soğuk

kış sabahları için de ideal bir çözüm sunuyor.

Askaynak’tan işleri yarıda bırakmayan kaynak makinesi:

Inverter 205-Super

Kaynak sektörünün lider kuruluşu Eczacıbaşı-Lincoln Electric

Askaynak, kaynak profesyonellerine, en ağır çalışma koşullarında

dahi kaynak yapmayı kolaylaştıran, Inverter 205-Super

kaynak makinesini sunuyor. Inverter 205-Super, kaynak uzmanlarının

alaşımsız, düşük alaşımlı ve paslanmaz çelik malzemeler

üzerinde mükemmel dikişler elde etmesini sağlıyor. Çalışma

ortamına gürültü yaymadığı için şebekeyi kirletmeyen Inverter

205-Super, aynı ortamda bulunan diğer cihazların yaydığı şebeke

gürültülerinden veya elektromanyetik alanlardan etkilenmediği

için kaynak işlemi sırasında performans kaybını da ortadan

kaldırıyor. Düşük ağırlıklı, küçük ve kompakt tasarımı sayesinde

kolaylıkla taşınabilen cihaz; özel tasarımlı havalandırma ızgaraları,

V0 yanmazlık standardına uygun plastik panelleri, yüksek

dayanıma sahip ve akım taşıma kapasitesi yüksek H07RN-F serisi

kauçuk kaplı enerji kablosuyla da dikkat çekiyor.

Geliştirdiği yüksek teknolojili ürünlerle, kaynak ustalarının tüm

ihtiyaçlarına cevap verebilen Eczacıbaşı-Lincoln Electric Askaynak,

Inverter 205-Super kaynak makinesi ile en ağır çalışma koşullarında

dahi kaynak yapmayı kolaylaştırıyor. Islak, tozlu, kirli

ve benzeri ağır şartlarda bile paslanmaya karşı dayanıklı metal

gövdesiyle uzun ömürlü kullanım avantajı sağlayan örtülü elektrod

kaynak makinesi; dayanıklı, düşük ağırlıklı, küçük ve kompakt

tasarımıyla da sektörde fark yaratıyor. 16x25 mm’lik küçük

kaynak soketleri kullanılan birçok invertör tipi çanta kaynak makinesinin

aksine uzun ömürlü ve yüksek dayanıma sahip 35x50

mm’lik CE belgeli kaynak soketiyle üretilen Inverter 205-Super;

alaşımsız, düşük alaşımlı ve paslanmaz çelik malzemeler üzerinde

2,5-4.00 mm (max) çapındaki rutil ve özellikle bazik karakterli

elektrotlarla profesyonellere kesintisiz kaynak deneyimi

sunuyor.

154

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Ürün

Dewalt ve Stanley’in yeni lazer metreleriyle

ölçülemeyen alan kalmayacak

DEWALT ve STANLEY markalarının lazer ölçüm cihazlarıyla,

erişilmesi zor alanlarda bile ölçüm yapmak kolaylaşıyor.

Dünyanın lider el aleti ve aksesuar üreticisi StanleyBlack&Decker,

üstün kalite, sürekli yenilik ve mükemmellik tutkusu ile birçok

farklı sektörde yer alan, alanında lider ve öncü ürünleriyle fark

yaratmaya devam ediyor.

StanleyBlack&Decker’ın DEWALT ve STANLEY markalarına ait

lazer ölçüm cihazları, sahip olduğu lazer teknolojisi ile işlerinin

en temel unsuru ölçümleme olan mimarlar, mühendisler, müteahhitler,

elektrikçiler, montajcılar ve tabelacılar gibi meslek grupları

için zorlu alanlarda bile ölçüm yapmayı kolaylaştırıyor.

Valmet HS ile endüstriyel atıksu arıtmada

kesin ölçüm çözümleri sunuyor

Yeni Valmet Yüksek Katı Madde Ölçüm Cihazı (Valmet High Solids

Measurement) Valmet HS, mikrodalga teknolojisine dayalı

çalışma prensibi ve patentli sensör teknolojisi ile endüstriyel atık

su arıtma, selüloz ve kağıt üretimi başta olmak üzere farklı endüstriyel

proseslerde istikrarlı ve doğru ölçüm sağlıyor.

Valmet, yeni yüksek katı madde ölçüm cihazı Valmet HS’yi tanıttı.

Endüstriyel atıksu arıtma, selüloz ve kağıt üretimi başta olmak

üzere farklı endüstriyel proseslerde istikrarlı ve doğru ölçüm

sağlayan Valmet HS, katı maddelerin yüzde 30’dan fazlasında,

yüzde 1-70 nem aralığında nem ölçümü

yapabiliyor.

Aslen belediye atık su tesisleri için tasarlanan

Valmet HS, mikrodalga teknolojisine

dayanıyor. Patentli sensör yapısı ile

dikkat çeken Valmet HS, prosesteki çökme

veya iniş borusu kısmından düzenli

olarak aldığı numuneyi, katı madde içeriği

ölçüldükten sonra tekrar işleme geri

döndürüyor.

Valmet Otomasyon Bölümü Ürün Müdürü

Jarmo Havana, “Özellikle yüksek katı

maddenin doğru ölçümünün; gelişmiş

yüksek kesafet kontrolü, maliyet tasarrufu

ve artan kalite gibi birçok fayda sağladığı

selüloz ve kağıt endüstrisinde, bu çözüm

için büyük potansiyel görüyoruz.” diyor.

Maliyet ve yakıt tasarrufu, sürdürülebilirliği artırıyor

Yeni ölçüm sistemi Valmet HS, kullanıcılara çok sayıda avantaj

sağlıyor. Atık su uygulamalarındaki çamurun nakliye maliyetlerini

en aza indirmeye yardımcı olan sistem, çamurun beslediği

kazanlarda ek yakıt kullanımını azaltarak endüstriyel proseslerin

sürdürülebilirliğini de artırıyor. Buna ek olarak Valmet HS, toplam

katı madde seviyesinin optimize edilmesini ve gerçek zamanlı

olarak susuzlaştırma veya kurutma işlemlerinin performansını

izlemeyi mümkün kılıyor.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 155


Legend sıcak

havalarda da

ilk tercih

Hava

geçirmez

özelliğiyle

kusursuz

yalıtım

Türkiye’nin PVC devi Egepen Deceuninck tarafından geliştirilen

Legend Sistemleri, yaz mevsiminin gelmesiyle sıcak havalarda

da kullanıcıların tercihi oluyor. Legend, IFT Rosenheim laboratuvarının

yaptığı testten aldığı sonuca göre hava, ısı ve ses yalıtım

özelliğiyle üstün teknolojik performans sunuyor

Yaz mevsimiyle birlikte bunaltan sıcaklar mekan konforunu da

olumsuz yönde etkileyebiliyor. PVC sektöründe ilklerin öncüsü

Egepen Deceuninck tarafından geliştirilen Legend Sistemleri,

kullanıcıları sıcak havaların olumsuz etkilerinden koruyor, mekanlara

ferah ve rahatlık katıyor.

Legend Sistemleri, 1966 yılında yalıtım sektöründe ürün kalitesini

iyileştirmek amacıyla kurulan ve ürünleri araştıran, raporlandıran

ve sertifikalandıran IFT Rosenheim tarafından test edilerek

uluslararası arenada da kalitesini kanıtladı. Sonuçlara göre,

Legend Sistemleri hava, ısı ve ses geçirmez özelliğiyle üstün

teknolojik performans sunuyor.

Testte bir doğramada, U pencere değerinin çalışması da IFT

Rosenheim tarafından hesaplanarak raporlandı. Buna göre,

Legend Sistemi’nin bir doğrama için U pencere değeri; 0.78 W/

m2K olarak tespit edildi.

Peli Parke’nin Wood koleksiyonu ile doğa yaşam alanlarınızda

Tasarımın hayata dokunan her alanında ürünleriyle dikkat

çeken Peli Parke, Wood Koleksiyonu toprak, kahve ve kremin

eşsiz ahşap dokularıyla mekanlarınıza değer katacak.

Zengin ürün gamı ve hizmetleriyle sektörün önemli oyuncularından

Peli Parke’nin koleksiyonları içinde yer alan

Wood Koleksiyonu iç mekanlara inovatif çözümler sunuyor.

Dayanıklılığı ve kolay temizlenme özelliği olan koleksiyon

yüzeyindeki gerçeğe yakın ahşap görünümü ile mekanlarınızı,

zevkinize göre tasarlamanıza imkan tanıyor.

15 farklı dekoru ve üç ayrı ahşap karakteri bulunan Wood

Koleksiyon kilit sistemi ve kolay döşenebilme özelliğinin

yanı sıra, koleksiyonu lamine parkeye yaklaştıran kalınlığı,

genişliği ve yüzey dokusu ile yapı sektörüne alternatif

ve pratik çözümler getiriyor. Koleksiyon ayrıca 14 cm genişlik

ve 10 mm kalınlığı ile zeminde ısı izolasyonuna da

yardımcı olma özelliğini barındırıyor.

PRATİK, ESTETİK, DAYANIKLI

Türkiye’de zemin sektöründe hiçbir firmada bulunmayan

UNIFIT Contalı Kilit Sistemi sayesinde herkesin kolayca

uygulayabileceği koleksiyon yapı marketlerde DO IT

YOURSELF sloganıyla öne çıkıyor. Birçok konuda sektöre

öncülük yapan Peli Parke’nin Wood Koleksiyonu’nu,

koleksiyonla uyumlu Peli DK dekoratif iç mekan kapıları

ve süpürgelikleriyle tercih edildiğinde mekanlarda bütünlük

sağlıyor.

156

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Ürün

Thea Optima ile bu yazın rengi dore

Dore, bu sezonun en gözde

rengi… Peki, evinizin dekorasyonunu

dore ile tamamlamaya

ne dersiniz? Dore rengi detaylarla

evinize ya da yazlığınıza

bambaşka bir hava katabilirsiniz.

Panasonic Eco Solutions

Türkiye’nin Thea Optima serisi,

modüler elektrik anahtarı ve

prizlerde çok özel dore renk alternatifiyle

size bu fırsatı sunuyor.

Ayrıca seri, ince hatları ve

yalın tasarımı ile de modern bir

tarz yaratıyor.

Bazen dekorasyonda detay gibi

görünen küçük dokunuşlar, büyük

farklar yaratabilir. Elektrik

anahtarı ve prizleri ile tasarımda

zarafet arayanların tercih ettiği

Thea Optima serisi bunun en

çarpıcı örneği…

Serinin dore rengi elektrik anahtarları, kusursuz bir uyum sergileyerek

kullanıldığı her alanda dekorasyona fark katıyor. İtalyan

tipi modüler tasarımıyla dikkat çeken Thea Optima modüler

seriler, ayrıca daha küçük modül ebatlarına sahip olduklarından

duvar üzerinde çok daha kısıtlı bir hacimde, daha fazla fonksiyon

ortaya koymayı da başarıyor.

Thea Optima, farklı anahtarlama modüllerini bir araya getirdiği

tasarımında sunduğu konforla da ayrıcalığını ortaya koyuyor.

Rotatif ve vavien dimmer ürünleri, TV, uydu, network priz çözümleri,

standart çocuk korumalı prizler ile 1M, 2M, 3M, 4M ve

7M; kullanıcıları doğru çözümlerle buluşturuyor. Tüm bu ürünleri

şimdi ihtiyaçlarınıza göre aynı çerçevede bir araya getirerek evinizde

ya da ofisinizde kullanmanız mümkün oluyor.

Kalekim Macunart ile boya öncesi pürüzsüz sağlam yüzeyler

Kalekim’in çimento esaslı, dış ve iç cephedeki yüzey hatalarını

giderecek özel bağlayıcılar ve kimyasallar ile formüle edilmiş beyaz

renkli, ince yüzey hazırlama macunu Macunart, brüt beton

yüzeylerde boya öncesi pürüzsüz zemin hazırlanmasında, rötre

çatlaklarının doldurulmasında, eski boyalı yüzeylerdeki kabarmış

kısımların temizlenmesi ile oluşan yüzey bozukluklarının

giderilmesinde kullanılıyor.

Yüksek stabiliteye sahip, yüzey düzeltme ve dolgu harcı olan

Macunart, emiciliği düşük olduğu için boya sarfiyatını azaltır,

zımparalama esnasında fazla tozumaz ve duvarların nefes almasını

engellemez. Kolay ve düşük maliyetli uygulama imkanı

bulunan Macunart, iç ve dış cephelerde son derece başarılı sonuçlar

verir.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 157


Capatect Isı Yalıtım Sistemleri 6 bölgedeki 600 bayisiyle buluştu

2003 yılından bu yana “yalıtım” alanında yürüttüğü çalışmalarla

sektörün lideri olan Filli Boya, İzmir, Trabzon, İstanbul, Bursa,

Adana bölgelerindeki yalıtım uzmanı bayilerini bir araya getirerek

Capatect yeni nesil pazarlama programını bayileriyle paylaştı.

6 Bölgeden 600 Kişi Yalıtıma Yatırım Yaptı!

İzmir, Trabzon, İstanbul (Asya-Avrupa), Bursa, Adana olmak

üzere 6 bölgeden 100’er bayinin katılımıyla gerçekleştirilen ve

2 gün süren etkinlikler Ekonomist Emre Alkin’in konuşmasıyla

başladı. Programın devamında Filli Boya Capatect Isı Yalıtım

Sistemi için hazırlanan yenilikler bayilerle paylaşıldı. Yalıtım

sektörüne ilişkin yenilikler ve inovatif gelişmeler görüşüldü.

Programın ikinci gününü Gebze’de bulunan Filli Boya Fabrikası

ziyaretiyle değerlendiren bayiler, ürünleri ve üretim sürecini yerinde

görme imkânı buldular.

Yapılarda Enerji Verimliliği

Derneği ‘VERİMDER’ kuruldu

İzocam

USTA DOSTU

Ara Bölme Levhası sektör

buluşması gerçekleşti

İzocam, Ar-Ge çalışmaları sayesinde hafif ara bölmelerde kullanılmak

üzere geri dönüşümlü malzemeler kullanarak geliştirdiği,

usta dostu ‘Ara Bölme Levhası’ (ABL) seminerlerini sürdürüyor.

Sektörün ihtiyacına uygun çözümleri uygulayıcılarla buluşturmak

ve yeni ürünlerle ilgili iç görü almaya yönelik bu çalışmalar

çerçevesinde İzocam, 2 ve 9 Mayıs’ta gerçekleştirilen iki ayrı

seminerde sektör temsilcileri ile bir araya geldi.

2 Mayıs’ta İstanbul Point Otel’de ve 9 Mayıs’ta İstanbul Marriot

Otel’de düzenlenen İzocam Ara Bölme Levhası Sektör buluşmalarına

100’ü aşkın sektör profesyoneli katıldı. Öğleden sonra

başlayan ve 2 saat süren seminerler, birlikte yenilen akşam yemekleri

ile sona erdi.

Farklı kalınlıklarda üretilebilen Ara Bölme Levhası, ara bölme

duvarlarda, ısı ve üstün ses yalıtımı sağlıyor; A1 sınıfı yanmaz

özelliği sayesinde olası yangınlarda zaman kazandırıyor. Sektörün

ve kullanıcıların beklentilerine en iyi şekilde yanıt verebilecek

ölçüde geliştirilen İzocam Ara Bölme Levhası, CE ve EU-

CEB belgelerine de sahip olarak kalitesini uluslararası alanda

kanıtladı.

VERİMDER, “ısı yalıtımı, enerji verimliliği ve enerji tasarrufu”

konularında, tüketici hak ve sorumluluklarını gözetmenin yanı

sıra çalışmalarında ilgili kamu kurumları, bürokrasi, üniversiteler,

medya, inşaat ve enerji sektörleri arasında bilgi akışı ve

eşgüdümü sağlamayı

hedefliyor.

Sadece Türkiye’nin

değil tüm dünya ülkelerinin

ana gündem

maddelerinden biri

olan enerji verimliliği

ve tasarrufu konusunda

yeni bir sivil toplum

örgütü faaliyete başladı:

Yapılarda Enerji

Verimliliği Derneği -

VERİMDER…

Türkiye ve dünyada

enerji tasarrufunun

Prof. Dr. Emre Alkin

VERİMDER İcra Kurulu Başkanı

başlangıç noktası

olan yapılarda enerji

verimliliğini birincil

misyon olarak belirleyen

VERİMDER, iştigal alanını sadece yapılarla sınırlı tutmayacak.

Dernek, enerji verimliliği bilincinin kamuoyunda oluşmasını

sağlayacak, araştırmalar, saha çalışmaları, konferanslar ve diğer

iletişim kanallarını kullanarak, hane halkına dolayısıyla ülke

ekonomisine katkı sağlayacak.

ÜLKE EKONOMİSİNE KATKIDA BULUNACAK

Isı yalıtımı, enerji verimliliği ve enerji tasarrufu konularında, tüketici

hak ve sorumluluklarını gözetmek üzere kurulan bir sivil

toplum kuruluşu olan VERİMDER, tüketicinin ısı yalıtımı konusunda

bilinçlendirilmesi konusunda faaliyet göstererek ülke ve

ev ekonomisinde tasarruf yapılmasını sağlayacak. Üniversite,

bilim kuruluşları ve araştırma geliştirme kurumları ile bilimsel

faaliyetlerde de bulunacak VERİMDER, ayrıca okullardaki mevzuata

göre enerji tasarrufu bölümleri açılmasına ve sektörün ara

ve teknik eleman ihtiyacına da katkıda bulunacak.

158

Yapı Malzeme Temmuz 2018


Kısa Kısa

Türk Ytong Maltepe’de bulunan yeni binasına taşındı

1963 yılından beri Pendik’te bulunduklarını ifade eden Türk Ytong Genel

Müdürü Gökhan Erel, “Pendik, Ytong için sembolik bir yer. Pendik Fabrikası,

Türkiye’deki ilk üretim tesisimiz. Gurur duyacağımız birçok başarıyı

ve güzel hikayeyi burada yazdık. Pendik’te tek fabrikada üretime başlayan

Türk Ytong, bugün toplam 5 fabrika ile “Dünyanın en büyük Ytong

üreticisi” konumuna geldi. Ülkemize Ytong’u büyük bir öngörüyle 55 yıl

önce getirerek sektöre tanıtan ve ismi gazbeton ile özdeşleşen marka

olarak, çağdaş yapı malzemesi Ytong’un bugün ülkemizde, dünyada olduğu

gibi yaygın kullanıma ve saygınlığa ulaşmış olmasından, nitelikli

yapılaşmaya sağladığımız katkıdan dolayı mutluyuz. Çevresindeki yoğun

kentleşme nedeniyle şehir içinde kalan Pendik Tesisimizi Ağustos

sonunda kapatıyoruz. Kocaeli – Dilovası’nda yatırımı tamamlanan ve

Eylül ayında faaliyete geçecek olan, daha yüksek kapasiteli ve modern

fabrikamız bu tesisin yerini alacak. İş süreçlerimizin aksamaması ve

daha kolay yönetebilmek için yönetim binamızı da Maltepe’ye taşımaya

karar verdik.’ dedi.

Eryap Grup, ödüllerine bir

yenisini daha ekledi

Eryap Grup 50 yıllık sanayici geçmişi olan

köklü bir aile tarafından kurulmuştur. 50

yıllık tecrübesinin yanına profesyonelliği

ve yenilikçi sistem yaklaşımını ekleyen Eryap

Grup, her gün ilk günkü heyecanıyla

çalışmaya devam etmektedir. Geçmişin

tecrübelerinden yararlanıp, sürekli daha

iyiyi sorgulayarak çalışan, gelişim için sürekli

yeni fikirler üreten Eryap Grup, karşısına

çıkan tüm problemlere, çözülmeyi

bekleyen bir fırsat, ulaşılacak bir başarı

olarak bakmaktadır. Eryap Grup tüm çalışanlarının

ve çalışmak için seçtiği değerli adaylarının güçlü bir

potansiyeli olduğuna inanır ve herkesin gereksinimine özel, kişiselleştirilmiş

gelişim imkanı sağlar. Sürekli öğrenmenin yalnızca

eğitim araçları ile değil, çalışanların birbirini, işini ve hayatı öğrenme

kaynağı olarak değerlendirmesi ile ilerlediğini bilir. Başarının

sürekliliğini sağlayabilmek için organizasyon, insan kaynağı, sistem

ve süreçleri sürekli gözden geçirilmekte ve ihtiyaçlar doğrultusunda

yapılandırılmaktadır.

thyssenkrupp

Asansör

Türkiye’ye yeni

genel müdür

thyssenkrupp Asansör Türkiye’de genel

müdürlük görevine, şirkette 2015

yılından bu yana operasyon direktörü

olarak görev yapan İsmail Polat getirildi.

Almanya’da doğan ve tüm eğitim

dönemi boyunca Almanya’da yaşayan

Polat, inşaat mühendisliği ve mimarlık alanlarında çift ana

dala sahip bulunuyor.

thyssenkrupp Asansör bünyesinde çalışmaya 2007 yılında başlayan

Polat, Türkiye’den önce Mısır, Polonya, İsviçre ve Almanya’da

çeşitli yöneticilik pozisyonlarında görev aldı.

REHAU’dan ömür boyu

sızdırmazlık garantisi

Yenilikçi yaklaşımları ile tesisatçıların ve son kullanıcıların her

zaman yanında yer alan REHAU, “REHAU Tesisatın Ustası”

kulübündeki çalışmalarını genişletmeye devam ediyor. Güvenilir

ve onaylı sertifikaya sahip tesisatçı arayan son kullanıcılar,

hayata geçirilen kulüp sayesinde güvenilir tesisatçılara ulaşıp

ömür boyu sızdırmazlık garantili tesisata kolayca ulaşabiliyorlar.

Yüksek dayanıklı ham madde kaliteye yansıyor

REHAU tarafından geliştirilen sızdırmazlık garantili RAUTITAN,

temiz su ve RAUPIANO atık su boruları ile ev tesisatlarının

güvende tutulmasını sağlıyor. Yenilikçi teknolojiye önem veren

REHAU’nun geliştirdiği hafıza özellikli PE-Xa malzemesi, boruların

uzun yıllarca sorunsuz şekilde kullanılmasını mümkün kılıyor.

Yüksek dayanıklı ham madde yapısını kalitesine yansıtan

REHAU, korozyona karşı yüksek dayanıklılık sunan malzemeler

ile yüksek kireç veya karma su içeriğine sahip durumlarda da

kusursuz hijyen sunuyor.

RAUTITAN sistemleri hem yeni yapılarda hem de

tadilatlarda avantaj sağlıyor

REHAU ürünlerini gönül rahatlığıyla kullanan tesisatçılar, konut

sahiplerine kaliteli ve uzun ömürlü bir tesisat sistemini garanti

edebiliyor. Tesisatçıların işlerine değer katmanın yanı sıra son

kullanıcılara da büyük avantajlar sağlayan REHAU, RAUTITAN

sistemlerinin sahip olduğu çok yönlülük sayesinde tesisatçıların

her duruma uygun bir çözüm bulmasına olanak tanıyor.

Fraunhofer Enstitüsü tarafından onaylanan RAUTITAN ürünleri,

bağlantı elemanlarının sahip olduğu yüksek sızdırmazlık özelliği

sayesinde tesisatta oluşacak bakteriyel kalıntıları etkili bir

şekilde önlüyor.

Yapı Malzeme Temmuz 2018 159

More magazines by this user
Similar magazines