Pharma Turkey Ekim 2018

istmagmagazin

Pharma Turkey Ekim 2018

October 2018


Aynı değil...

Kontakt lens reçetelerinde

marka belirtmenin önemini hatırlatmak isteriz.

Çünkü her göz aynı değildir.

Dolayısıyla her kontakt lens de aynı değildir.

VORT93PI202009


Publisher

Ferruh IŞIK

on behalf of

İSTMAG Magazin Gazetecilik

İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.

General Manager

Mehmet SÖZTUTAN

mehmet.soztutan@img.com.tr

Editorial Consultants

Yüksel EKİNCİ

yüksel.ekinci@img.com.tr

Recep ARSLANTAŞ

recep.arslantas@img.com.tr

Graphic & Design

Tayfun AYDIN

tayfun.aydin@img.com.tr

Advertising Coordinator

Recep ARSLANTAŞ

recep.arslantas@img.com.tr

Responsible Manager

YUSUF OKÇU

yusuf.okcu@img.com.tr

Foreign Relations Manager

İsmail ÇAKIR

ismail.cakir@img.com.tr

IT Manager

İMG Bilgi Teknolojileri

web@img.com.tr

Corporate Communication

Manager

ebru.pekel@img.com.tr

Finance Manager

Mustafa AKTAŞ

mustafa.aktas@img.com.tr

Subscription

İsmail ÖZÇELİK

ismail.özcelik@img.com.tr

Head Office

Evren Mah. Bahar Cad. Polat İş

Merkezi

B Blok No:1 Kat:4 / Güneşli-Bağcılar

/ İstanbul

Tel: +90 212 604 51 00 Faks: +90

212 604 50 51

Printing

İhlas Gazetecilik A.Ş

Merkez Mahallesi 29 Ekim Cad.

İhlas Plaza NO: 11/A 41

Yenibosna / İstanbul / TURKEY

Tel: 0 212 454 30 00

İçindekiler

8

Helvacizade Group has broken new ground once more in the World

Hijyen sertifikası dünyada ilk kez yerli ilaç sanayicisi olan

Helvacızade Grubu’na verildi

16

Swedish Oral Care Mogul Humble Brush in Turkish Market

İsveçli ağız bakım ürünleri devi Humble Brush,

Türkiye pazarında liderlik hedefinde

24

Alvimedica is Hand in Hand with the Scientists

Alvimedica Bilim İnsanları ile Elele

30

Johnson & Johnson Medical Devices Turkey Moves Against Obesity!

Johnson & Johnson Medikal Cihazlar Obezite Farkındalığı için

Harekete Geçti!

34

Strategic Incentive Certificate has given a hope

Stratejik Teşvik Belgesi umutlandırdı

44

Meaningful Event from Alcon on the World Sight Day

A promising new treatment option in colorectal cancer

56

Annual evaluation meeting at Onko İlaç

Onko İlaç‘ta yıllık değerlendirme buluşması

64

A Senior Assignment for Amgen Turkey

Amgen Türkiye’ye üst düzey atama


In store or in pharmacy?

Eczanede mi, mağazada mı?

Controversies have been running on for years on

the selling cosmetic products in pharmacies. Unfortunately,

the echo of an application that keeps

human health in the fore was rather high. Some

argued that cosmetics should be sold in pharmacies

while some others were not so positive on the

issue.

But, why? Why do they oppose and why do others

say that cosmetics and dermo-cosmetics should be

sold only in pharmacies.

We mostly seek advice for any information we

need from those who are knowledgeable about the

issue. Yes, in some instances the advice may be

wrong or misleading but information is information.

When deciding on buying a cosmetic product

we need more information and help from our

friends and their comments, then we consider all

data and info we get that want to evaluate what we

know about specific products and then we decide to

whether to buy or not one of them in line with the

advices of salesperson in the store. In this case, we

can only know what the results will be after using

and when we encounter its side effects. There are

several products for every purse in the market.

Some are cheap, some are both have quality and a

reasonable price tag. There are cheap but harmful

products in the market. Here, you find the controversy

is useless, because people have been able to

buy easily the products that their substances are

unknown and harmful to human health, and that

lack of dermatological tests.

Since the drugs can not be sold in the groceries

and other stores so some other special products

should not be sold outside pharmacies. Because it

is an undeniable fact that all drugs should be used

under the supervision of a doctor and pharmacist.

Dermocosmetic and cosmetic products should also

be this way. When you go to cosmetic stores and

groceries selling cosmetics, the department staff

never has the knowledge of a pharmacist. Pharmacists

are the right people who consciously will

guide consumers in every respect while deciding

on skin tone, product contents and interactions

among them.

That’s why I find the discussions unnecessary. I

fully support this system, which aims to avoid unconscious

consumption and use. I stand by all kinds

of practices which prevent the consumer from

any damage and minimize the hazards. Although

some do not like it, cosmetics should be sold under

the control of pharmacists such as drugs. I’m sure

they’ll do it well, even though they’ll increase their

workload.

Kozmetik ve dermokozmetik ürünlerin eczanelerde satılmasına yönelik

tartışmalar uzun zamandan beri var. İnsan sağlığını göz önünde tutan bir

uygulamanın yankıları maalesef ki çok ses getirici oldu. Kimileri sadece

dermokozmetik ürünlerin eczanelerde yer alması gerektiğini düşünürken

kimileri de kozmetik ve dermokozmetik ürünlerin yer almasına pek sıcak

bakmıyor.

Peki neden? Neden bu ürünler eczanelerde satılmalı ve neden eczanelerde

satılmasına karşı çıkılıyor?

Öncelikle hayatımızın her alanında ihtiyaç duyduğumuz her şey

için o alanda bilgisi olan birinden muhakkak tavsiye alırız. Fakat

tavsiye almak her zaman yeteri kadar tatmin edici olmasa da

bilgi sahibi olmamıza yardımcı olmuştur. Kozmetik kısmına

geldiğimizde ise detaylı araştırma, arkadaş ve çevre

yorumlarını kendi süzgecimizden geçirdikten sonra bir de

mağaza reyon görevlisinden alınan bilgiler doğrultusunda

o ürünü kullanıp kullanmamaya karar vermekteyiz.

Hal böyle olunca cildimize doğru ürünleri kullanıp

kullanmadığımızı deneyerek ya da denedikten sonra

yan etkileri oluştuğu zaman görmekteyiz. Çünkü

piyasada maddi açıdan herkesin bütçesine hitap

eden ürünler var, fakat hem uygun hem kaliteli

ürünler olduğu gibi, bütçeye uygun olup sağlığa

zararlı birçok ürün de mevcut. İşte içerisinde

insan sağlığına zararlı hangi maddelerin

kullanıldığı bilinmeyen, dermatolojik testlerden

geçirilmeyen ürünlere piyasada ulaşmak

çok kolay olunca uzun zamandır devam

eden bu tartışmaları ister istemez gereksiz

buluyorsunuz. Çünkü ilaçların markette,

bakkalda satılamayacağı gibi bazı ürünlerinde

eczaneler dışında satılmaması gerekir. Çünkü

bütün ilaçların doktor ve eczacı kontrolünde

kullanılması gerektiği inkâr edilemez bir gerçek.

Dermokozmetik ve kozmetik ürünlerinin de bu

şekilde olması gerekir. Kozmetik mağazalarına

gittiğinizde reyon görevlileri her ne kadar ürünlerle

ilgili eğitim almış olsa da, hiçbir zaman bir eczacının

bilgisine sahip değildir. Cilt tonu, ürün içerikleri

ve etkileşimleri doğrultusunda tüketicileri her

açıdan bilinçli bir şekilde yönlendirecek olan

eczacılarımızdır.

Bu yüzdendir ki tartışmaları gereksiz

buluyorum. Bilinçsiz tüketimin/

kullanımın önüne geçilmek istenilen

bu sisteme sonuna kadar destek

veriyorum. Tüketiciyi her türlü

zarardan alıkoyan, zararını en aza

indirgeyen her türlü uygulamanın

yanındayım. Bazılarının her ne kadar

hoşuna gitmese de kozmetik ürünleri de

ilaç gibi eczacıların kontrolünde satılmalı.

Bu onların iş yükünü arttıracak olsa da layıkıyla

yapacaklarına eminim.


Sixth TÜSAP Vision Meetings was made with the participation of 57 person

who shapes the pharmaceuticals sector in Turkey at Bezmiâlem Foundation

University on September 3.

3 Billion Turkish Liras’worth localization target was

achieved in medicine

Dr. Hakkı Gürsöz, President of Turkish

Pharmaceuticals and Medical Devices Agency

drew attention that a potential of 6 Billion 1

Million TL is targeted with the localization of the

medicine within the scope of the transition studies

from import to manufacture and he noted that

as of the end of 2018, 3 billion TL of this target

will be achieved. Gürsöz said that 371 medicines

with an annual sales value of 2.74 billion TL from

609 medicines have been localized within the

scope of localization and he stated that 238 nondecentralized

medicines are mostly drugs that lost

market value.

4 Pharma

The 6th Meeting of Health Vision

with the title of “Localization

and Nationalization in Medicine”

organized by TÜSAP Health Platform

was held with the participation of

The Ministry of Health deputies

Prof. Dr. Muhammet Güven ve Prof.

Dr. Emine Alp Meşe, The Ministry

of Health officials, pharmaceutical

industry leaders and academicians

at Bezmiâlem Life Sciences

and Biotechnology Institute on

September 3, 2018.

The agenda of the meeting that

localization studies were discussed

in medicine there are three main

titles including the transition from

import to manufacture, startup

platform project and vaccine

resettlement projects. At the

meeting that was held with the

contributions of Research-Based

Pharmaceutical Companies (AIFD),

Pharmaceutical Manufacturers

Association of Turkey (İEİS) and

the EY, Prof. Dr. Sabahattin Aydın,

President of TÜSAP Executive Board

and Rector of Medipol University

and Dr. Hakkı Gürsöz, President

of Turkish Pharmaceuticals and

Medical Devices Agency made a

speech.

Prof. Dr. Sabahattin Aydın President

of TÜSAP Executive Board and

Rector of Medipol University touched

the fringes of the difference of

localization and nationalization

concept in his speech. Aydın “As a

rule in Roman law, the universe is

considered in two focuses: ‘person’

and ‘object’ while being judged.

However, today ‘information’ is much

more valuable in the world... We are

talking about a power, a phenomenon

that has not found its place even

in legal systems. Is the nationality

just to have this information in your

hands or is it to get your hands on a

certain percentage of the production

process? Knowledge must belong to

you in order for something to become

national. It does not matter who

produces it or where you produce

it. Iphone is a national product for

America but it is produced in China, it

is a domestic product for them,” said.

The Transition From Import To

Manufacture and Downgrading of

Current Account Are Targeted

Dr. Hakkı Gürsöz, President of

Turkish Pharmaceuticals and

Medical Devices Agency said that

firstly they aim to reduce the current

account deficit by increasing the

export-import coverage ratio that

is 18 percent in the pharmaceutical

sector thanks to the localization of

the medicine, which will be achieved

through the transition from import

to manufacture. “We had exports

reaching about $ 157 billion in 2017

and $ 250 billion worth of imports.

This corresponds to a rate of 65

percent.


When you come to the

pharmaceutical sector, about $ 900

million worth of export versus $ 5

billion worth of imports. Here the

import coverage rate of exports is 18

percent. We’re far from the general

economic table. When you get such

a picture, it is expected that you

will put the target of reducing the

current exposition by the medicine

localization project in the first place,”

said.

Gürsöz said that they aimed to

increase their capacity utilization

rates, which are 65 percent with

medicine localization and he

“Within the scope of the studies

of the transition from import to

manufacture a potential of 6 Billion

1 Million TL was targeted with the

medicine localization. As of the end

of 2018, 3 billion TL of this target will

be achieved. While 371 medicines

with an annual sales value of 2.74

billion TL from 609 medicines have

been localized, it is seen that 238

non-decentralized medicines are

mostly drugs that lost market value,”

added.

Start-Ups Meet with Pharmaceutical

Companies Who Want to Access New

Molecules

Dr. Hakkı Gürsöz, President of

Turkish Pharmaceuticals and

Medical Devices Agency stated

that they make preparations for

establishing a platform to collect

healthcare start-ups under a single

roof for the domestic production of

innovative products. “In the world,

business models are changing now.

Major pharmaceutical companies

have begun to cooperate more with

entrepreneurs, as new technologies

have become important in the

pharmaceutical R&D process. The

rapid decline in R&D efficiency in

recent years has opened the way

for mergers and acquisitions of

large pharmaceutical companies

that want to gain access to new

molecules together with increasing

the importance of Start-ups. In this

sense, we take great care of the

Start-up Entrepreneurship Platform

which brings health entrepreneurs

together. It is planned that the

implementation will be realized

with the mentorship and guidance

of the government. We have studied

similar structures in many countries

at the beginning of our work. The

Incubation Center, established in

Bangalore, India was one of them.

India has shown the willpower to

build such a center and I am sure

that we will all witness together in

the very near future that innovative

medicines are going to come from

that center. Innovation will not

only come from Europe, America.

It will come from China, Korea,

Bioincubators Center in India.

We are now a member of the G20 and

we are the 16th largest country in

the world in economic terms. All the

same we have to be involved in the

first 20 in terms of technology and

science production in the innovation

league, we have to be involved in

the world’s innovation and R&D

network,” said.

Two Important Agreements with

Kyrgyzstan

In his speech, Gürsöz mentioned that

official visit to Kyrgyzstan also Mr.

Prime Minister Recep Tayyip Erdoğan

attended and he stated that they

signed two important agreements in

the health field with Kyrgyzstan. He

noted that within the framework of

a technical cooperation agreement

on medicines and medical devices,

Turkish Pharmaceuticals and

Medical Devices Agency is going

to provide technical support to

Kyrgyzstan in particular on medicine

registration, inspection procedures,

the creation of a database on

medicines and medical devices, and

the creation of a national database.

He indicated the second agreement

is related to the Turkish-Kyrgyz

Friendship Hospital built by TIKA in

Kyrgyzstan. Gürsöz stated that the

hospital is going to come into service

in a few months and he expressed

his satisfaction to see the hospital

equipment and medical devices have

been supplied almost entirely from

Turkey.

Pharma 5


“Değişim İçin Şimdi”

Pharmetic Girişimci Eczacılar Derneği (PGED), tarafından İstanbul

Kongre Merkezi’nde düzenlenen kongre, 3 gün süren etkinliklerle,

4 salonda 49 oturumla gerçekleşti. Geleceği şekillendirecek büyük

adımlarımızı “DEĞİŞİM” için “ŞİMDİ” sloganıyla yola çıkılan kongrede 79

ulusal ve uluslararası konuşmacı görev aldı.

8000’i aşkın kayıtlı katılımcı

tarafından ilgiyle takip edilen

bilimsel program yoğun geçti. 100’e

yakın firmanın katıldığı etkinlikte,

fuaye alanında çeşitli aktiviteler

yapıldı. 300 metrekarelik alanda

kurulan ‘Geleceğin Eczanesi’ konsept

alanında ise cilt bakım uygulamaları,

yüz maskesi uygulamaları, enerji ve

detoks içecekleri hazırlanması, doğal

bakım ürünleri yapım atölyesi gibi

interaktif ve renkli uygulama alanları

da ilgi çekti.

“Dijital Dönüşüm, Bütünleştirici

Eczacılık”

PGED Yönetim Kurulu Başkanı Ecz.

Armağan Ener, bizler Eczacılar

olarak mesleki etik anlayışımız,

toplumsal sağlık önceliğimiz

ve aldığımız eğitimle oluşan

uzmanlığımızla Eczanelerin herkesin

en kolay ulaşabildiği ve sağlığı ile

ilgili en doğru bilgileri alabildiği en

yakın sağlık merkezleri olduğunu

biliyoruz. Sağlığı ilgilendiren ilaç,

OTC, kişisel bakım, besin destekleri,

medikal ve dermokozmetikleri

de içine alan her konuda eczacı

danışmanlığının ve eczanelerin

olması gerektiğine inanıyor ve

geleceğin eczacılığına “Bütünleştirici

Eczacılık” adını veriyoruz.

Bütünleştirici Eczacılık bugün

yaşanan ve halk sağlığını tehdit eden,

etik ilkelerden uzak yaklaşımları

ortadan kaldırdığı gibi, önleyici ve

sağlıklı yapıyı destekleyici adımlarıyla

yaşama katkı sağlayacaktır.

PGED Yönetim Kurulu Başkanı

Ecz. Armağan Ener, Uluslararası

Geleceğin E hali, katılımcıları

ile eğitimsel, sosyal üretken

inovatif uygulamaları ile sağlık

sektörümüzün geleceğine yön

gösterecek…

Göstermek zorunda…

Çünkü bir Dijital Devrim

sürecindeyiz.

Daha önce yaşamadığımız kadar

hızlı, öngörülemeyecek boyutta ve hiç

bir zaman deneyimlemediğimiz dijital

bir dünyaya adım atıyoruz.” dedi.

Akılcı ilaç kullanımında eczacının

rolü büyük”

Akılcı ilaç kullanımının önemine

dikkat çeken PGED Başkan

Yardımcısı Ecz. Mücahit Birik, hekim

tarafından öncelikle hastaya doğru

teşhisin konulması gerektiğini

belirtti. Hekimin hastanın en son

kullandığı veya kullanmakta olduğu

ilaçları sorgulaması gerektiğini

anlatan Birik, “Akılcı ilaç kullanım

ilkeleri doğrultusunda eczacı,

özel eğitim almış, ilacı hazırlama

sanatını bilen ve ilaçları hastalar

için sağlayan kişidir. Hasta, hasta

yakını, ilacın olası yan etkileri, besin

ve ilaç etkileşimleri konusunda

bilgilendirilmelidir. Hamilelik ve

emzirme dönemindeki kadınlar,

çocuklar, yaşlılar, böbrek ve

karaciğer yetmezliği olanlar,

ilaç alerji öyküsü olanlar, ilaç

kullanımı konusunda daha dikkatli

davranmalıdır. İlaçlar çocukların

erişemeyeceği, görmeyeceği yerlerde

ambalajında saklanmalıdır” diye

konuştu.

“İnternetten ilaç, bitkisel

karışımlar, zayıflama çayları

almayın!”

İnternet üzerinden alınan

zayıflama ilaçları, çaylar ve bitkisel

karışımların zararına dikkat çeken

PGED Başkan Yardımcısı Ecz. Ayfer

Denizoğlu, eczane dışında satılan

tıbbi ürünlerin tehlikesi konusunda

uyararak, “2016 yılı sonunda Sağlık

Bakanlığı tarafından açıklanan

veriler, ilaçta sahteciliğin boyutunu

gözler önüne serdi. Verilere göre;

316 bin adet cinsel içerikli, 626 bin

755 adet zayıflama ürünleriyle ilgili

ve 107 bin 577 adet beşeri olmak

6 Pharma


üzere toplamda 1 milyonu aşan

sahte ve kaçak ilaç ele geçirildi.

Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi

Cihaz Kurumu’nca (TİTCK) 2017

Eylül ayında yapılan denetimlerde

ise, ilaç gibi lanse edilerek piyasaya

sürülen 73 sahte-kaçak ürün tespit

edildi. TİTCK, sahte-kaçak ürünler

ile mücadele kapsamında, 2017

yılında bunların satış veya tanıtımını

yapan 724 internet sitesini kapattı.

Sağlığa ilişkin her türlü ürün

Sağlık Bakanlığı’nın onayından

geçtikten sonra, aldığı eğitimlerle bu

alanlarda uzmanlaşan, meslek etiği

içerisinde önce danışanını düşünen

eczacı danışmanlığında hastalara

ulaştırılmalı ve bu ürünlerin

satışı yalnızca eczanelerimizden

gerçekleştirilmelidir” dedi.

“Fermente gıdalarla antidepresan

kullanmayın”

Besin ve ilaç etkileşiminde eczacının

rolüne dikkat çeken PGED Genel

Sekreteri Ecz. Özgül Karaoğlan ise,

kişinin bir ilaç alırken eczacısından

bilgi alması gerektiğini söyledi.

Fermente edilmiş (sosis, sucuk,

eski peynirler), incir, bakla,

lahana turşusu gibi yiyeceklerle

antidepresan ilaçlarının birlikte

alınması hipertansiyona sebebiyet

verebileceğini anlatan Karaoğlan,

“Hasta hem antidepresan hem

tansiyon ilacı kullanıyorsa bu

yiyeceklerden sonra istenen etki

görülmeyebilir ve sağlığını daha da

tehlikeye atmış olur.

Kanın pıhtılaşmasını önleyen ilaç

kullananlar sarımsak, megadoz

E vitamini (400ıu üstü), ginseng,

ginkgo biloba kullanımı kanama

riskini artıracağından birlikte

kullanılmamalıdır. Demir ilaçlarıyla

alınan süt ve sütlü ürünler demirin

etkisini düşürür alınma zamanlarında

araya birkaç saat konmalıdır. Yeşil

çay antioksidan, idrar söktürücü,

yağ yakıcı etkisinden dolayı çok

kullanılan bir bitkidir. Fakat kan

sulandırıcılar, bazı antibiyotikler,

bazı tansiyon ilaçlarıyla kullanımında

ilaçların istenen iyileştirici etkisi

düşebilir” uyarısında bulundu.

“Eşdeğer ilaç ucuz ilaç demek

değil!”

Eşdeğer ilaçlar, referans ilaçlarla

aynı özelliklere sahip olduğunu

söyleyen Pharmetic Girişimci

Eczacılar Derneği Saymanı Ecz.

Kazım Aykanat, hasta üzerinde

aynı tedaviyi sağladığı bilimsel

çalışmalarla kanıtlanan ve referans

ilaçların koruma süreleri bittikten

sonra satışa sunulan ürünler

olduğunu ifade ediyor. Ecz. Kazım

Aykanat, eşdeğer ilacın; güvenilir,

etkin ve ekonomik ilaç olduğunu ve

ilacın oluşturduğu etki, sağladığı

fayda açısından bakıldığında orijinal

ilaç ile eşdeğer ilaç arasında hiçbir

fark bulunmadığını söylüyor. Eşdeğer

ilaçlar da diğer ilaçlarda olduğu

gibi belirli aşamalar ve testlerden

geçirilip ruhsatlandırılmakta ve

halkın kullanımına sunulmaktadır.

Sağlık hizmetine erişim hakkının

gereğince yerine getirilmesi için

eşdeğer ilaç kullanımı teşvik

edilmelidir. Eczacıların eşdeğer ilaç

vermek yönünde yasal bir yetkileri

bulunmaktadır. Yetkinin ötesinde,

eczacılık mesleğinin gereklerinden

biri olarak eczacı, hekimin hastasına

reçete ettiği ilaçları, bilimsel

bilgiye dayanarak, o ilacın o anda

bulunmaması, hastanın ödeme

gücü, sosyal güvenlik olanakları gibi

koşulları dikkate alarak eşdeğer bir

ilacı verebilir.

Eşdeğer İlaç Kullanımıyla Sağlanan

Faydalar:

√ Sağlık bütçesinde önemli

tasarruflar sağlarlar.

√ Patent süresinin dolmasıyla

oluşan rekabet ortamında referans

ilacın fiyatının da düşmesine neden

olurlar. Üretici firmaları yeni ilaçlar

keşfetmeye zorlarlar.

√ Nispeten ucuz olmaları nedeniyle

ilaca ulaşmayı kolaylaştırarak tedavi

olanaklarını yaygın hale getirir.

Pharma 7


Helvacizade Group has broken new ground once

more in the world

For the First Time among All Industries in the World, Helvacızade

Group Has Received the “TS 13811 Hygiene and Sanitation Management

System” Certification Initiated by TSE for the First Time in the World

Hijyen sertifikası dünyada ilk kez yerli ilaç sanayicisi

olan Helvacızade Grubu’na verildi

Dünyada ilk kez TSE tarafından başlatılan, insan sağlığı için güvenli ürün

elde edilmesini amaçlayan, “TS 13811 Hijyen ve Sanitasyon Yönetim Sistemi”

Belgelendirmesini, tüm dünyada tüm sektörler içinde ilk olarak yerli ilaç

sanayicisi Helvacızade Grubu aldı.

Within the scope of the “TS 13811 Management System

Standard for Hygiene and Sanitation” Certification

initiated by TSE (Turkish Standards Institution) for the

first time in the world, TSE Officials inspected the Zade

Vegetable Oil Refining Plants, Zade Vital Pharmaceutical

Manufacturing Plants and R&D centers in Konya. As a

result of the inspections, Helvacızade Group was granted

the “TS 13811 Certificate of Management System

Standard for Hygiene and Sanitation” for the first time

among all industries in the world. Chairman of the Board

of Directors of Helvacızade Group, Tahir Büyükhelvacıgil,

received the Certificate from President of TSE, Prof. Dr.

Adem Şahin, in a ceremony held in Konya.

Uluslararası alanda ilk Kez TSE (Türk Standardları

Enstitüsü) tarafından başlatılan “TS 13811

Hijyen ve Sanitasyon Yönetim Sistemi Standardı”

Belgelendirilmesi kapsamında, TSE Yetkilileri

Konya’daki Zade Bitkisel Yağ Rafinasyon Tesisleri,

Zade Vital İlaç Üretim Tesisleri ve Ar-Ge merkezlerini

denetledi. Yapılan incelemeler sonunda, “TS 13811

Hijyen ve Sanitasyon Yönetim Sistemi Standardı

Belgesi”ne tüm sektörler içinde dünyada ilk kez

Helvacızade Grubu layık görüldü. Helvacızade Grubu

Yönetim Kurulu Başkanı Tahir Büyühelvacıgil, Konya’da

düzenlenen tören ile Belge’yi TSE Başkanı Prof. Dr.

Adem Şahin’in elinden aldı.

8 Pharma


According to the data of the World Health Organization,

infectious diseases caused by lack of hygiene and

sanitation are the leading causes of death in the world.

Being of vital importance for public health, hygiene is

considered as an indication of quality at establishments

as well as an indispensable element in every aspect of

human life.

The “TS 13811 Management System Standard for

Hygiene and Sanitation” Certification initiated for the

first time in the world by TSE, which is the only domestic

and national institution in the field of standardization in

our country, both guarantees public health and safety

and provides great support to the Turkey’s national

brands entering global markets with international

standards. Following the entry into force of the TS 13811

Standard, the TSE officials inspected the manufacturing

plants and R&D centers of Helvacızade Group in Konya.

Producing vegetable cooking oil under the brand Zade®

and nutritional supplements and medicines under the

brand Zade Vital®, Helvacızade Group has become the

first company to receive the “TS 13811 Certification

of Management Standard for Hygiene and Sanitation”

among all industries in the world, with its high hygiene

and quality standards in every stage of production and

its advanced production technology.

At the Certificate Presentation Ceremony held at the

Zade & Zade Vital Manufacturing Plants and R&D

Centers in Konya, President of TSE, Prof. Dr. Adem

Şahin, said “The Hygiene and Sanitation Management

System”, which entered into force as a national

standard in January 2018, is a standard that has not

been implemented yet in the world. TSE will bring up

this important issue to the agenda of the International

Organization for Standardization (ISO) and propose that

it be considered as an international standard.

The ‘Hygiene and Sanitation Management System’

certificate, which we will present to Helvacızade Group

today with great pride and happiness, is the sign that

the hygiene and sanitation rules are integrated into the

system, the production is carried out in accordance with

these rules and hygiene and sanitation are considered

as an indication of quality at this establishment. Creating

brands having a voice on a global scale basically

requires the ability to develop innovative products and

consciousness of production with an understanding of

quality that will be above world standards. Helvacızade

Group has shown that it duly has this consciousness

upon becoming the first company to receive the “TS

13811 Hygiene and Sanitation Management System”

Certificate among all industries in our country and in

the world. I congratulate everyone who has contributed

to this important success and I wish them continued

success”.

Having received the Certificate from President of

TSE, Prof. Dr. Adem Şahin, Chairman of the Board of

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada hijyen

ve sanitasyon eksikliğine bağlı olarak ortaya çıkan

enfeksiyon hastalıkları ölüm sebeplerinde ilk sıralarda

yer alıyor. Toplum sağlığında hayati bir öneme sahip

olan hijyen, insan yaşamının her alanında vazgeçilmez

bir unsur olması ile işletmelerde de bir kalite göstergesi

olarak kabul ediliyor.

Ülkemizin standardizasyon alanında tek yerli ve milli

kuruluşu olan TSE tarafından uluslararası alanda

ilk kez başlatılan “TS 13811 Hijyen ve Sanitasyon

Yönetim Sistemi Standardı” Belgelendirmesi, hijyen ve

sanitasyon yani sağlık ve temizlik kapsamında yürütülen

tüm çalışmalara referans olan bir standart olarak

tanımlanıyor. TS13811 Standardı, toplum sağlığını

ve güvenliğini garanti altına alırken; uluslararası

standartlara sahip olarak dünya pazarlarına açılan milli

Türk markalarına büyük bir destek sağlıyor. TS 13811

Standardı’nın yürürlüğe konmasının ardından, TSE

yetkilileri Helvacızade Grubu’nun Konya’daki üretim

tesisleri ve Ar-Ge merkezlerini denetledi. Zade®

markası ile yemeklik bitkisel sıvı yağ ve Zade Vital®

markası ile besin destekleri ve ilaç üreten Helvacızade

Grubu, üretimin her aşamasında uyguladığı yüksek

hijyen ve kalite standartları, ileri teknolojili üretimi ile

tüm sektörler içinde, dünyada ilk kez TS 13811 Hijyen ve

Sanitasyon Yönetim Standardı Belgelendirmesi’ne hak

kazanan kurum oldu.

Konya’da Zade & Zade Vital Üretim Tesisleri ve Ar-Ge

Merkezleri’nde düzenlenen Belge Takdim Töreni’nde

konuşan TSE Başkanı Prof. Dr. Adem Şahin yaptığı

açıklamada; “2018 yılı Ocak ayında milli standart

olarak yürürlüğe giren ‘Hijyen ve Sanitasyon Yönetim

Sistemi’, henüz uluslararası alanda uygulaması

olmayan bir standarttır. TSE, bu önemli konuyu

Uluslararası Standardizasyon Teşkilatının(ISO)

gündemine getirerek uluslararası standart olarak

kabul edilmesi yönünde teklifte bulunacaktır. Büyük

bir gurur ve mutlulukla Helvacızade Grubu’na takdim

edeceğimiz ‘Hijyen ve Sanitasyon Yönetim Sistemi’

belgesi, bu işletmede, hijyen ve sanitasyon kurallarının

sisteme entegre edildiğini, üretimin bu kurallara

uygun gerçekleştirildiğini ve hijyen ve sanitasyonun

bir kalite göstergesi olarak kabul edildiğinin işaretidir.

Küresel ölçekte söz sahibi markalar oluşturmanın

temelinde yenilikçi ürün geliştirebilme kabiliyeti ve

dünya standartlarının üzerine çıkacak bir kalite anlayışı

ile üretim yapabilme bilinci gerekiyor. Helvacızade

Grubu, ‘TS 13811 Hijyen ve Sanitasyon Yönetim Sistemi’

Belgesini tüm sektörler içinde ülkemizde ve dünyada ilk

alan kurum olarak bu bilinci hakkıyla taşıdığını gösterdi.

Bu önemli başarıda imzası olan herkesi kutluyor,

başarılarının devamını diliyorum” dedi.

Belgeyi TSE Başkanı Prof. Dr. Adem Şahin’in elinden

alan Helvacızade Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tahir

Büyükhelvacıgil yaptığı konuşmada şunları söyledi:

Pharma 9


Directors of Helvacızade Group, Tahir Büyükhelvacıgil, said the

following in his speech:

“Since 1888 when our company was established, we have

been working with the mission of “contributing to healthier

generations” for 130 years and evaluating the rich resources

of our country and endeavoring to develop national brands

with high added-value. We have been working with the

ability to develop innovative products and consciousness of

production with an understanding of quality that will be above

world standards as a basis for creating brands that will have

a voice on a global scale. Today we are developing innovative

products in the field of both food and healthcare and carrying

out productions with the high hygiene and sanitation standards.

We are producing our vegetable cooking oil products that we

offer to our people and 85 countries in the world under the

brand Zade®, at our Zade Vegetable Oil Refining Plants with

18 different quality system certificates. We are producing our

Zade Vital products that we offer as Turkey’s first healthy living

brand, at the Zade Vital Pharmaceutical Manufacturing Plants,

which are the largest one in Europe, under International GMP

(Good Manufacturing Practices) standards. We are proud to

keep our flag flying all over the world thanks to our works and

the innovative products we have developed. Our company’s

being honored with the “TS 13811 Management System

Standard for Hygiene and Sanitation Certificate” in our 130th

service year, in which we have entered the US market with our

company Zade Global, has a further meaning for us. I would

like to express my thanks to all TSE officials, in the presence

of President of TSE, Dear Prof. Dr. Adem Şahin, who have

introduced the “TS 13811 Hygiene and Sanitation Standard” that

is very meaningful for public health and safety and moves our

industry to high standards, to our country for the first time in

the world and to all of our valued guests who have come from

a short distance and long distance and witnessed our moment

of pride”.The Certification Ceremony, which brings together the

leaders of the political and business world in Konya, ended after

the Zade and Zade Vital Manufacturing Plants, Zade & Zade

Vital İbn-i Sina R&D Center and Natural Products Research and

Application Center, DÜAMER, were visited.

“Kurulduğumuz 1888 yılından itibaren, 130 yıldır

“daha sağlıklı nesillere katkıda bulunmak”

misyonu ile hareket ediyor; ülkemizin zengin

kaynaklarını değerlendirerek, katma değeri yüksek

milli markalar geliştirmek üzere çalışıyoruz.

Bugün hem gıda hem de sağlık alanında

yenilikçi ürünler geliştiriyor ve yüksek hijyensanitasyon

standartları ile üretim yapıyoruz.

Zade® markasıyla insanlarımızla ve dünyada 85

ülke ile buluşturduğumuz yemeklik bitkisel sıvı

yağ ürünlerimizi, Zade Bitkisel Yağ Rafinasyon

Tesislerimizde 18 farklı kalite, sistem belgesi

ve sertifika ile üretiyoruz. Türkiye’nin ilk sağlıklı

yaşam markası olarak sunduğumuz Zade Vital

ürünlerimizi, Avrupa’nın en büyüğü olan Zade Vital

İlaç Üretim Tesisleri’nde Uluslararası GMP (Good

Manufacturing Practices / İyi Üretim Uygulamaları)

standartlarında üretiyoruz. Sağlık alanında 537

farklı ürünümüz ve Ar-Ge merkezlerimizde

geliştirdiğimiz yenilikçi ürünlerimiz sayesinde

bayrağımızı dünyanın dört bir yanında

dalgalandırıyoruz. Tüm bu çalışmalarımız için son

5 yılda yaptığımız yatırım tutarı 50 milyon USD.

Zade Global şirketimizle ABD pazarına açıldığımız

130. hizmet yılımızda “TS13811 Hijyen ve

Sanitasyon Yönetim Sistemi Standardı Belgesi” ile

şereflendirilmesi bizim için ayrı bir anlam taşıyor.

Toplum sağlığı ve güvenliği için son derece anlamlı

olan ve sanayimizi yüksek standartlara taşıyan

“TS 13811 Hijyen ve Sanitasyon Standardı”nı

uluslararası alanda ilk kez ülkemize kazandıran

TSE Başkanımız Sayın Prof. Dr. Adem Şahin’e ve

tüm TSE yetkililerine, teşekkürlerimizi sunuyorum.

Siyaset ve iş dünyasının ileri gelenlerini Konya’da

buluşturan Belgelendirme Töreni, Zade ve Zade

Vital Üretim Tesisleri, Zade&Zade Vital İbn-i

Sina Ar-Ge Merkezi ve Doğal Ürünler Araştırma

Uygulama Merkezi DÜAMER’in gezilmesinin

ardından tamamlandı.

10 Pharma


BEAUTYISTANBUL 2019 exhibition continues to be

promoted on various platforms worldwide

BEAUTYISTANBUL 2019, the international exhibition for cosmetics,

beauty, hair, private label, packaging and ingredients will welcome its

professional guests on 2-3-4 October 2019, in Istanbul, Turkey. The

show will bring together 400 exhibitors from 40 countries along with

over 8.000 professional buyers and distributors from more than 120

countries.

BEAUTYISTANBUL 2019 fuarı tanıtımları

tüm dünyada hızla devam ediyor

Uluslararası kozmetik, güzellik, kuaför, private

label, ambalaj ve kozmetik hammaddeleri fuarı

BEAUTYISTANBUL 2019, kozmetik ve güzellik sektörü

profesyonellerini 2-3-4 Ekim 2019 tarihlerinde İstanbul’da

ağırlayacak. Fuar 40 ülkeden 400’ün üzerinde katılımcı

ile 120’den fazla ülkeden, başta 3000’den fazlası yabancı

olmak üzere 8000 civarında profesyonel alıcı ve dağıtıcıyı

bir araya getirecek.

BEAUTYISTANBUL team is present in almost all professional

events organized on the national and the international level, to

build new business relationships and collaborations. We were

present in the beautiful city of Istanbul in the first week of July,

where cosmetics & beauty professionals, visitors and buyers got

well informed about BEAUTYISTANBUL 2019, which urged them

to show a great interest and curiosity to discover more about our

business, activities all over the world.

Marvelous Malaysia has been a stop for BEAUTYISTANBUL

between 9 to 12 July which the team was present to make

professional buyers and suppliers discover our while promoting

our services in the beauty industry. The participants have shown

a special interest in our exhibition in October 2019.

After Malaysia, BEAUTYISTANBUL was counted strongly present

in Vietnam to carry out the promotion of BEAUTYISTANBUL 2019

to cosmetic manufacturers and professional visitors who were

highly attentive to the exhibition.

BEAUTYISTANBUL was in West Africa to attend a cosmetics

exhibition organized in Porto Novo. Benin was a bridge to enlarge

our network in the African market which is known with its natural

beauty products and Africans got responsive and predisposed

about our exhibition which will be held on 2-3-4 October 2019 in

Istanbul,

July ended with an event in Las Vegas where the team marked

its presence and promoted BEAUTYISTANBUL 2019 to a wide

variety of retailers, distributors and producers in the cosmetics

Temmuz ayı döneminde tanıtım çalışmalarına

hızla devam eden BEAUTYISTANBUL ekibinin ilk

durağı yeni bağlantılar ve iş ortaklıkları inşa etme

amacıyla yer aldığı, Türkiye’den ve çeşitli ülkelerden

iş insanlarını bir araya getiren bir ticaret toplantısı

oldu. Temmuz ayında muhteşem şehir İstanbul’da

gerçekleşen buluşma esnasında birçok alıcı ve

dağıtıcı BEAUTYISTANBUL 2019’a davet edildi.

Malezya‘nın başkenti Kuala Lumpur’da gerçekleşen

ve aynı zamanda Endonezya-Malezya bölgelerindeki

güzellik ticareti için tamamlayıcı nitelikte olan

etkinlikte tanıtım çalışmalarımızı sürdürdük.

Tayland, Vietnam, Filipinler gibi birçok Güney Doğu

Asya ülkesinden aktif katılımın olduğu etkinlikte

katılımcılar 2-3-4 Ekim 2019’da gerçekleşecek olan

BEAUTYISTANBUL fuarına yoğun ilgi gösterdi.

Hemen ardından Vietnam’da düzenlenen güzellik

fuarında BEAUTYISTANBUL ekibinin sürdürdüğü

etkili ve güçlü tanıtım programı Güney Doğu

Asya bölgesindeki bilinirliğimizi pekiştirirken

aynı zamanda kozmetik ve güzellik sektörü

profesyonelleri fuarımıza davet edildi.

BEAUTYISTANBUL fuarının tanıtım faaliyetleri

Temmuz 2018’de Batı Afrika pazarında Porto Novo,

Benin’de düzenlenen organizasyonla sürdürüldü.

Benin, bu bölgedeki bağlantılarımızı geliştirmek

için bir köprü niteliğindeydi. Doğal güzellik ürünleri

12 Pharma


www.beauty-istanbul.com

Tel: +90 212 2229060 Fax: +90 212 6033134 - info@beauty-istanbul.com

29 Ekim Cd. No:3 Vizyonpark 1. Plaza Ofis 41 Yenibosna - İstanbul, Turkey


and beauty industry. Central American participants at Las

Vegas expressed their warm interest in our exhibition.

BEAUTYISTANBUL and Africa seem on the right track!

We again have been present in Africa between 28 July

and 2 August, this time in Nigeria where we launched

a comprehensive network with all the participants in

Turkish-Nigerian Business Forum including professional

buyers, producers and suppliers in Africa for our next

exhibition to be held on 2-3-4 October 2019 in Istanbul.

BEAUTYISTANBUL 2019 is getting internationally noticed

all around the globe!

BEAUTYISTANBUL continues its promotions in August

with various events including Sao Paulo, Brazil where

cosmetics and beauty suppliers, retailers and visitors

met under the same roof to discuss and develop new

businesses, South America now has a clear vision of our

organization and showed tremendous interest to our

exhibition.

BEAUTYISTANBUL team was in Mozambique, developing

our good connections with the African continent,

attended a trade fair which offered us the opportunity

to well enlarge our business and more explain about

BEAUTYISTANBUL 2019. Africa, our way is still long!

KOREA received us in the modern city of Seoul, where

cosmetics and beauty are well integrated into people’s

lives. Promotions of August ended with pharmaceutical

and beauty event where our team experienced beneficial

networking environment with Korean sector professionals.

Hope to see you at BEAUTYISTANBUL on October 2 – 3 – 4

2019 in Istanbul, one of the world’s most attractive cities!

ile sektörün ilgisini çeken Afrika bölgesindeki potansiyel

alıcılarla görüşüldü ve olumlu geri dönüşler sağlandı.

Kozmetik sektörünün trendlerini takip ederek kendini

geliştiren BEAUTYISTANBUL ekibi temmuz ayının son

tanıtım aktivitelerini ışıkların şehri Las Vegas’ta düzenlenen

çok uluslu kozmetik fuarında gerçekleştirdi. Ekibimiz aynı

zamanda sektördeki güncel gelişmeleri yerinde takip edip

önde gelen sektör profesyonelleriyle görüşerek fuarımız

hakkında ayrıntılı bilgi verdi. Merkez Amerika katılımının

yüksek olduğu fuarda, potansiyel alıcılar BEAUTYISTANBUL

2019’a bizzat davet edildi.

BEAUTYISTANBUL ve Afrika ilişkileri pekişiyor! Afrika

ile buluşmamız bu defa Nijerya’nın başkenti Lagos‘ta

düzenlenen Türkiye-Nijerya İş Forumu vesilesiyle

gerçekleşti. Birçok Türk iş insanının katıldığı, 28 Temmuz-2

Ağustos tarihlerinde düzenlenen heyette tanıtılan fuarımız,

Nijerya ve bölge kozmetik sektörü profesyonelleri tarafından

büyük ilgi gördü. 2-3-4 Ekim 2019’da gerçekleşecek olan

BEAUTYISTANBUL fuarına dünyanın her yerinde ilgi süratle

artıyor!

Tanıtım çalışmalarını bu kez 2-5 Ağustos tarihleri arasında

Brezilya’nın en büyük şehri Sao Paulo’da düzenlenen, çok

sayıda güzellik ekipmanları ve sağlık sektörü temsilcisinin

katıldığı bir etkinlik ile sürdüren BEAUTYISTANBUL ekibi,

Latin Amerika’da bulunan alıcı potansiyeli sebebiyle oldukça

yoğunlaştığımız etkinlikten olumlu tepkiler ile döndü.

BEAUTYISTANBUL ekibi Doğu Afrika’da ki etkinliğini

arttırmak ve bölgeye fuarımızı daha yakından tanıtabilmek

adına, Mozambik‘te gerçekleşen uluslararası ticari bir fuarda

yerini aldı. Aktif temaslarımız dâhilinde bölgedeki sektör

profesyonelleri ve alıcıları BEAUTYISTANBUL 2019’a davet

edildi.

Ağustos ayını Asya’nın en popüler güzellik merkezi Seul,

Kore’de gerçekleşen bir etkinlikle kapattık. Son dönemlerde

uluslararası arenada yaygınlaşan Kore menşeili bakım

ürünlerinin de yer aldığı bir organizasyonda boy gösteren

ekibimiz, etkinliğe katılan Asya’nın önde gelen ilaç sektörü

distribütörleri ve kozmetik alıcılarıyla bir araya gelerek

BEAUTYISTANBUL 2019’u tanıttı.

Sizi de 2-3-4 Ekim 2019 tarihlerinde dünyanın en güzel

şehirlerinden biri olan İstanbul’da, İKM-İstanbul Kongre

Merkezi’nde, sektörün yeni gözdesi BEAUTYISTANBUL’da

görmeyi umuyoruz.

14 Pharma


Türkiye’nin ilk ve tek

Dijital Sağlık Zirvesi gün sayıyor

Sağlığa erişim ve kronik hastalıklarla birlikte artan harcama yükü

gibi sorunlara en etkin dijital çözümler, alanında öncü kurum ve bilim

insanları tarafından 12 Aralık’ta Ankara’da yapılacak Dijital Sağlık

Zirvesi’nde ortaya konulacak. Zirve bu yıl “Sen ve Sağlığın” temasıyla ön

plana çıkıyor.

İş dünyasının en önemli gündemi arasında

dijital dönüşüm yer alıyor. Dijitalleşmenin en

hızlı sağlık alanında yapılan gelişmelerle öne

çıkması, iş dünyasının sağlık alanındaki dijital

gelişmeleri iş süreçlerine entegre ederek,

çalışanların yaşam kalitesini yükseltmelerine

de olanak sağlıyor.

D

Dijital sağlık alanının öncü isimlerinden

Dr. Kıvılcım Kayabalı tarafından

2012 yılından bu yana düzenlenen

Türkiye’nin ilk ve tek Dijital Sağlık

Zirvesi, 12 Aralık 2018 günü “Sen

ve Sağlığın” temasıyla, Ankara’da

düzenlenecek. Zirvenin açılış

konuşmasını Sağlık Bakanı Yardımcısı Dr.

Şuayip Birinci yapacak.

Şirketler ve politika yapıcılar açısından kritik konuları

gündeme getirecek olan zirvede, uzayan ömürle birlikte

artan kronik hastalıkların takibinde kullanılan dijital

uygulamalar, kamu, özel sektör ve üniversitelerin

dijitalleşme alanındaki işbirlikleri, iklim değişikliği,

şehir ve uzay teknolojilerinin insan sağlığına etkileri,

akıllı şehir hastanelerindeki dijital teknolojiler,

bilimsel ve teknik gelişmeleri kullanan yeni iş

birlikleri konuşulacak. Dijital teknolojilerin iyi yaşam

dinamiklerindeki rolü, iş yerinde pozitif psikoloji ve iş

yaşamının geleceği, artırılmış ve sanal gerçeklik, yapay

zekâ, biyoteknoloji, genomik, nano tanımlama, mikro

giyilebilir, sağlık ve blok zinciri gibi konular da gündeme

taşınacak.

Son 5 yılda yaşlı nüfusun Türkiye’de yüzde 17 artarak

2018 sonu itibarıyla 7 milyonu aşacağını belirten Dr.

Kayabalı, uzayan yaşam süresi ile birlikte sağlıklı

ve aktif yaş almanın önemine değinerek: “Bireylerin

sorumluluğu kendi ellerine alması için dijital

okuryazarlık, kritik başarı faktörü olacak” diyor.

Kariyerlerinin en verimli döneminde yaş alan ailesine

bakma sorumluluğu ile karşı karşıya kalan çalışanların

performanslarını etkileyen yaşlanmanın, iş dünyasının

gündemine girdiğini belirten Dr. Kayabalı, “iyi yaşam

bilimini, dijital teknolojilerle birleştirdiğimizde,

sağlıklı ve uzun ömürlü bireylere sahip bir

toplum oluşturmamız kolaylaşır” dedi.

Dijital Sağlık Zirvesi, daha sağlıklı

ve yaşam kalitesi yüksek bir

yaşamın bilimini öğrenmek

ve dijital teknolojilerle bu

yenilikleri hayata geçirmek

isteyenlerin en önemli

buluşma noktası oluyor.

2018

Akıllı Şehir Hastanelerini

de mercek altına

alacak olan Zirve’de,

dijital altyapıya sahip şehir

hastanelerinin avantajlarını

konuşacak. Hastaların tüm sağlık süreçlerinin

dijitalleşmesiyle elde edilen hasta ve doktor

memnuniyetinden, artan verimlilik artışına kadar tüm

süreçler ele alınacak. Verilerin mobil cihazlardan

takip edilebilir hale gelmesiyle, kiosklarla sıra alarak

tahlil sonuçlarına ulaşmanın kolaylaşmasıyla oluşan

kazançlar masaya yatırılacak. Her türlü tıbbi cihaz

ağlar ve sensörler aracılığıyla hasta ve doktor arasında

bilgi gönderiminin hızlanması, röntgenler, raporlar,

kan testlerinin elden ele dolaşmamasının hastalar ve

doktorlara kazanımları üzerinde durulacak.

Dijital sağlık alanındaki gelişmelerin sadece kolunuza

taktığınız adımsayardan ya da saatinizin tansiyonunuzu

ölçmesinden ibaret olduğunu düşünüyorsanız,

dünyadaki en son yeniliklerin hem özel şirketler hem de

girişimci start-up’lar tarafından sunulduğu Dijital Sağlık

Zirvesi, sizi hayretlere düşürecek.

Çalışan performansını artıran uygulamalar, bilimsel ve

teknik gelişmeleri kullanan start up’lar, araştırmalarıyla

iş dünyasına ışık tutan buluşlar, geleceğe dair

öngörüler, değişen müşteri beklentilerine yönelik

çözümler ve daha birçoğu 12 Aralık 2018 günü yapılacak

Dijital Sağlık Zirvesi’nde katılımcılarla buluşacak.

Pharma 15


Swedish Oral Care Mogul Humble Brush in

Turkish Market

One of world’s fastest growing oral care companies, The Humble Co.’s

flagship product Humble Brush toothbrush and other Humble products have

entered the Turkish market via Sunrino Kozmetik. Targeting 6 million TL

turnover and sales of 300.000 pieces of products by the end of this year in

Turkey, Humble Brush aims at reaching 3% market share here next year with

10 million TL turnover and sales of 500.000 pieces of product.

İsveçli ağız bakım ürünleri devi

Humble Brush, Türkiye pazarında

liderlik hedefinde

Dünyanın en hızlı büyüyen ilk 20 şirketinden biri

olan The Humble Co.’un ağız bakım ürünleri

markası Humble Brush, Sunrino Kozmetik

aracılığı ile Türkiye pazarına giriş yaptı. Yılsonuna

kadar 6 milyon TL ciro, 300 bin adet ürün satışı

hedefleyen Humble Brush’ın gelecek yıl hedefi ise

10 milyon TL ciro, 500 bin adet ürün satışı ile ilk

yıl %3 pazar payına ulaşmak.

Sunrino Kozmetik has penetrated the Turkish market

with the Swedish oral care company’s Humble Brush,

a cruelty-free and eco-friendly, socially responsible

and health-oriented toothbrush brand. The Humble

Co. Founder and CEO Noel Abdayem, Humble Smile

Foundation Founder and President Darren Weiss,

Sunrino Founding Partners Gürsoy Sabitoğulları and

Barış Kılıçaslan hosted its launch at the Swedish

Consulate, where the oral care sector was evaluated

nationally and globally, and product information was

provided. Following Finland, Lithuania, UK, Greece and

USA, The Humble Co. entered Turkey through Sunrino

Kozmetik, aiming at becoming the market leader

regarding the natural oral care products sector.

Sunrino Kozmetik Founding Partners Gürsoy

Sabitoğulları and Barış Kılıçaslan: “Our 2019 target is

10 million TL turnover, sales of 500 thousand products”

Emphasizing that they have founded their company

to provide to the Turkish market the personal care

products with healthy ingredients, which are respectful

towards nature and people, Sunrino Founding Partners

Sunrino Kozmetik, doğaya ve hayvanlara saygılı, insana

ve sağlığa karşı sorumluluk sahibi ağız bakım ürünleri

sunmaya kendini adamış İsveç’in ağız bakım ürünleri

pazarındaki dev markası Humble Brush ile Türkiye

pazarında görücüye çıktı. The Humble Co. Kurucusu ve

CEO’su Noel Abdayem, Humble Smile Vakfı Kurucusu

Darren Weiss, Sunrino Kurucu Ortakları Gürsoy

Sabitoğulları ve Barış Kılıçaslan’ın ev sahipliğinde

İsveç Başkonsolosluğunda gerçekleştirilen tanıtım

toplantısında dünya ve Türkiye’deki ağız bakım sektörü

değerlendirilirken, ürünler hakkında da bilgilendirme

yapıldı. Finlandiya, Litvanya, Birleşik Krallık, Yunanistan

ve ABD’den sonra Sunrino Kozmetik ile Türkiye’ye gelen

The Humble Co.’nun hedefi sahip olduğu doğal ağız

bakım ürünleri alanında pazarın lideri olmak.

Sunrino Kozmetik Kurucu Ortakları Gürsoy

Sabitoğulları ve Barış Kılıçaslan: “2019 hedefimiz 10

milyon TL ciro, 500 bin ürün satışı”

Sağlıklı içeriğe sahip, doğaya ve insana saygılı kişisel

bakımları ürünlerini Türkiye pazarına sunmak amacıyla

kurulduklarını vurgulayan Sunrino Kurucu Ortakları

16 Pharma


Gürsoy Sabitoğulları and Barış Kılıçaslan told the

Humble story of how Humble Brush entered the Turkey

market: “During our search for a brand that contains

natural ingredients, has respect for the environment

and the people, and at the same time seeks out to serve

the community, our paths crossed with the Swedish

brand Humble Brush. The story of the brand, its raison

d’être and social responsibility initiative through the

foundation touched us. This organisation has a unique

structure while realising many of the firsts in its sector

with its products. It made us believe that we would

open up a new line in the oral care product market in

Turkey. Before entirely penetrating the market, we had

a 6-month long observation period. At the end of this

period, we firstly put up the bamboo toothbrush and

vegan toothpastes out of many oral care products and

we firstly provided them to the pharmacies. Following

that, we have carried the Humble Brush brand into

3.500 sales points in a very short period, including 2.400

pharmacies and many retail chains such as Eveshop,

Mudo, Rossmann and Watsons, all around Turkey.”

In 2019, all The Humble Co. products will be sold in

Turkey

Along with their flagship product Humble Brush

toothbrush, The Humble Co has 7 different products

in the personal care market. We have introduced the

bamboo toothbrush to the Turkish consumers first.

According to the interest we have observed, we quickly

followed up with toothpastes and bamboo cases. A

month ago, we have also started with the bamboo cotton

swabs in Turkey. In 2019, gum, dental floss and bamboo

straws will be added to our product range.

We aim at becoming the market leader for natural and

vegan oral care products

Thanks to their 100% natural formulas, The Humble

Co. products are available at large all-around Turkey

through many ecological markets and select online

sales channels. By the end of the year, we target at

the sales of 300 thousand products with 6 million TL

turnover. Our 2019 target is 10 million TL turnover

through the sales of 500 thousand products. We believe

that we will become the market leader for natural and

vegan oral care products very soon.

One of world’s fastest growing top 20 companies

The Humble Co. is mentioned as one of world’s fastest

growing top 20 companies at is sector. The Humble Co.

plans to render Humble Brush as the fastest growing

brand of the oral care industry in the global market, with

a target sale of 6 to 8 million toothbrushes by the end

of this year. With its current respective market shares

as 12% in Norway, 6% in Sweden, and 4% in Germany,

Humble Brush set its goal of market share for Turkey as

Gürsoy Sabitoğulları ve Barış Kılıçaslan Humble

Brush’ın Türkiye pazarına giriş hikayesini anlattı:

“Doğal içerikli, çevreye ve insana saygılı aynı zamanda

toplumsal hizmet amacı güden bir marka arayışındayken

yollarımız İsveç markası Humble Brush ile kesişti.

Markanın hikayesi, var olma sebebi ve Vakıf aracılığı ile

yaşattığı sosyal girişimciliği bizi çok etkiledi. Dünyada

çok az örneği bulunan bu yapı, ürünleri ile de birçok

ilki kapsıyordu. Türkiye’deki ağız bakım ürünleri

pazarında farklı bir kulvar oluşturacağımıza inandık.

Tam anlamıyla pazara nüfus etmeden önce 6 aylık bir

gözlem süreci geçirdik. Bu süreç sonunda onlarca ağız

bakım ürünlerinden ilk olarak bambu diş fırçası ve vegan

diş macunlarını öncelikle eczanelerde satışa sunduk.

Sonrasında çok kısa bir süre içerisinde Humble Brush

markasını Türkiye’nin her yerinde 2.400’ü eczane olmak

üzere Eveshop, Mudo, Rossmann ve Watsons gibi zincir

mağazalarla birlikte 3.500’ün üzerinde satış noktasına

ulaştırdık.”

2019’da tüm Humble Brush ürünleri Türkiye’de de

satılacak

Humble Brush kişisel bakım ürünleri kategorisinde 7

farklı ürün çeşidine sahip. Türk tüketicilerini ilk olarak

bambu diş fırçaları ile tanıştırdık. Ve gördüğümüz ilgi

sonrası çok kısa bir süre sonra da diş macunları ve

bambu saklama kabı satışa çıkarıldı. Bir ay önce bambu

kulak çubuklarının da tüm Türkiye’de satışına başladık.

2019 yılı içinde sakız, ağız ipi ve bambu pipetler de ürün

gamımıza eklenecek.

Hedefimiz, doğal ve vegan ağız bakım ürünleri

pazarında lider olmak

The Humble Co. ürünleri, %100 doğal formülleri

sayesinde birçok ekolojik market ve seçkin online satış

kanalları ile de Türkiye’nin her köşesinde bulunabilir bir

ürün haline geldi. Yıl sonuna kadar 6 milyon TL ciro, 300

bin adet ürün satışı hedefliyoruz. 2019 yılı hedefimiz ise

10 milyon TL ciro, 500 bin adet ürün satışı.

Pharma 17


Doğal ve vegan ağız bakım ürünleri pazarında kısa bir

sürede pazar lideri olacağımıza inanıyoruz.

Dünyanın en hızlı büyüyen ilk 20 şirketinden biri

The Humble Co., dünyanın en hızlı büyüyen ilk 20

şirketinden biri olarak gösteriliyor. Humble Brush’ı

dünya pazarında ağız sağlığı endüstrisinin en hızlı

büyüyen markası haline getirmeyi planlayan The

Humble Co., yıl sonuna kadar yaklaşık 6-8 milyon diş

fırçası satışını hedefliyor. Norveç’te %12, İsveç’te %6,

Almanya’da %4 pazar payına sahip olan Humble Brush’ın

Türkiye pazarındaki hedefi ise yıl sonuna kadar %3.

İlerleyen dönemde ise kendi alanında pazar lideri olmak.

3% by the end of the year. In the upcoming years, they

aim at becoming the market leader in their sector.

The Humble Co. Founder and CEO Noel Abdayem:

Turkey is a country ripe with opportunities, therefore

our investment plans are for the long-term”

During his talk, The Humble Co. Founder and CEO

Noel Abdayem stated that the oral care sector in

Turkey has grown about 35% in the last 5 years, and

continued: “Humble Brush brand is now in more than 20

countries. European countries are our priority. Turkey’s

demographic structure is very healthy for investment.

The population is quite young and this group shows

great interest in our market. In addition to that, there is

a place ofr new economy and its necessary operations

in Turkey; this is a country that presents many

opportunities. According to our research, the sector in

Turkey has grown about 35% in the last 5 years. The

potential of this sector in Turkey is extremely promising.

By means of the conscious consumers growing in

numbers in Turkey, there is significant increase in the

consumption of eco-friendly and responsible brands.

Now we are also here in Turkey. Our long-term strategy

is to open up to the Middle Eastern, Asian countries and

Turkic Republics over this county. Our activities in those

areas will be directed from our Turkey office.”

The chain of humble kindness now includes a ring in

Turkey

The Humble Co., is a socially responsible initiative that

can be exemplary for the whole world to see because

of the extraordinary products they bring to the oral

care products market, their quality packaging and

their production style. The Humble Smile Foundation,

established to systematically provide the world with

social responsibility projects including eco-friendly

oral care products, reaches out to less fortunate and

less developed countries and their members with great

needs, supporting them on oral care. Now the chain of

humble kindness has a ring in Turkey as well.

The Humble Co. Kurucusu ve CEO’su Noel Abdayem:

“Türkiye fırsatlarla dolu bir ülke, yatırım planlarımız

uzun vadeli”

Konuşmasında Türkiye’de ağız sağlığı ve bakımı

pazarının son 5 yılda %35 civarında büyüdüğünü

belirten The Humble Co. Kurucusu ve CEO’su Noel

Abdayem sözlerine şu şekilde devam etti: ”Humble

Brush markası 20’nin üzerinde ülkede yer alıyor. Avrupa

ülkeleri birincil hedefimiz. Türkiye’nin demografik

yapısı yatırım için çok sağlıklı. Oldukça genç bir nüfus

var ve bu kitlenin mevcut olduğumuz pazara yoğun

ilgisi bulunuyor. Ayrıca Türkiye’de yeni ekonomi için

gereken faaliyetlere yer var, burası fırsatlar sunan bir

ülke. Yaptığımız araştırmalara göre, Türkiye’de sektör

son 5 yılda %35 civarında büyüdü. Sektörün Türkiye’deki

bu potansiyeli bizim için çok heyecan verici. Türkiye’de

büyüyen bilinçli tüketiciler sayesinde; çevreye duyarlı ve

sorumluluk sahibi markaların tüketiminde de ciddi bir

artış söz konusu. Biz de artık Türkiye’deyiz. Uzun vadede

hedefimiz, Ortadoğu, Asya ve Türki Cumhuriyetleri’ne

buradan açılmayı planlıyoruz. Bu bölgelerdeki

etkinliğimiz Türkiye ofisinden yönetilecek.”

İyilik zincirinin bir halkası artık Türkiye’de

The Humble Co., ağız bakım ürünleri pazarına

kazandırdıkları sıra dışı ürünler, ambalajları ve üretim

şekli ile tüm dünyaya örnek olabilecek nitelikteki bir

sosyal sorumluluk girişimi. Çevreye duyarlı ürünleri

ile sosyal girişimini sistemli bir şekilde tüm dünyaya

ulaştırmak amacıyla kurulan Humble Smile Vakfı,

geri kalmış ya da gelişmekte olan ülkelerdeki ihtiyaç

sahiplerine ulaşarak; ağız sağlığı konusunda destek

veriyor. Bu iyilik hareketinin bir zinciri de artık

Türkiye’de.

Humble Smile Vakfı kurucusu Darren Weiss,

bu girişimin hikayesini anlattı: “Doğayla dost,

sürdürülebilir, ekolojik, ergonomik ve vegan ürünleri

ile israfı önleyen ve çevreyi koruyan Humble, aynı

zamanda ağız sağlığı konusunda ihtiyaç sahiplerine

yardım eden bir yapı oluşturarak sektöre liderlik

18 Pharma


Humble Smile Foundation Founder and President

Darren Weiss told about the story of this initiative: “The

Humble Co. prevents waste and takes care of our planet

with its eco-friendly, sustainable, ecological, ergonomic

and vegan products while also leading the sector

regarding its initiative structure to help the ones with

the most need about oral care. Today, The Humble Smile

Foundation carries out Professional and sustainable

social responsibility projects all around the world,

anywhere the need is the greatest; all projects are

directly funded with each and every Humble purchase.

With the wonderful support of our Ambassadors, who

have dedicated themselves to the cause of eco-friendly

and socially responsible toothbrushing, we have reached

out to 60 thousand children in need in over 35 countries

including India, Gambia, Ethiopia, Nepal, Mozambique,

Nicaragua, Dominican Republic, Estonia, Mexico, Iraq,

Burkina Faso, Peru, Costa Rica, and Guatemala. Our

“Go Humble, Give Smiles” campaign does much more

than just handing out toothbrushes to children. The

Humble Smile Foundation carries the professional

and sustainable oral health services to world’s least

fortunate areas in need, with the direct funding of every

Humble purchase.”

Europe’s best natural product

Humble Brush was granted the best natural product

award in Europe two years in a row in 2015 and

2016; and the best natural product award in Asia in

2016 being selected by 85.000 retailers thanks to its

premium products. All Humble Co. products hold

FSC, Natrue, Cruelty Free and Vegan certificates. In

Humble Co.’s journey that started with their bamboo

toothbrush and their belief in revolutionising the world

with a toothbrush, The Humble Co today owns a wide

product range with vegan toothpaste and mouthwash,

dental floss, bamboo cotton swabs with organic cotton,

gum designed for improving dental health, bamboo

toothbrush case and bamboo straws.

eden bir marka. Bugün Humble Smile Vakfı, dünyanın

dört bir yanında ihtiyacın en büyük olduğu bölgelerde

profesyonel ve sürdürülebilir sağlık projeleri yürütüyor,

tüm bunları da doğrudan her bir satılan Humble Brush

ürünleri karşılıyor. Kendilerini çevreye ve topluma

duyarlı diş fırçalama amacı için çalışmaya adamış

vakıf elçilerimizle birlikte Hindistan’dan Gambiya,

Etiyopya, Nepal, Mozambik, Nikaragua, Dominik

Cumhuriyeti, Estonya, Meksika, Irak, Burkina Faso,

Peru, Kosta Rika, Guatemala’ya kadar 35 ülkede 60 bin

ihtiyaç sahibi çocuğa ulaştık. Vakıf tarafından hayata

geçirilen; “Humble’a Geçin, Gülümsemeler Yaratın”

kampanyası, ihtiyaç sahibi çocuklara ürün dağıtmaktan

çok daha fazlasını gerçekleştiriyor. Humble Smile Vakfı

profesyonel ve sürdürülebilir sağlık hizmeti projelerini

dünyanın en çok ihtiyaç duyulan bölgelerine, satın alınan

her bir Humble ürünü sayesinde götürmektedir.”

Avrupa’nın en iyi doğal ürünü seçildi

Humble Brush, ayrıcalıklı ürünleri ile 2015 ve 2016

yıllarında üst üste Avrupa’da en iyi doğal ürün ödülüne,

2016 yılında Asya’da, 85.000 perakendeci tarafından

verilen en iyi doğal ürün ödülüne layık görüldü. Humble

Brush’ın tüm ürünleri, FSC, Natrue, Cruelty Free ve

Vegan sertifikalarına sahip. Bir diş fırçası ile devrim

yapabileceğine inanan The Humble Co.’nun bambu

diş fırçası ile başlayan yolculuğunda bugün, vegan diş

macunu ve ağız suyu çeşitleri, diş ipi, bambu çubuklara

sarılı organik pamuktan üretilmiş kulak çubukları, ağız

sağlığı için özel olarak formüle edilmiş sakız, bambu diş

fırçası saklama kutusu ve bambu pipetlere varan geniş

bir ürün skalası mevcut.

Pharma 19


Erdogan Colak, pharmacist and chairman of

the Turkish pharmacists union:

“We started to go on the right direction.”

“We have both promises and

power to make it possible!”

The members of union of Turkish

pharmacists are to be convened in

Ankara on 1-3 November aiming

to understand better the past and

to develop a liberal, qualified and

comprehensive perspective.

Türk Eczacıları Birliği Başkanı ve Ecz. Erdoğan Çolak “Doğru istikamette yürümek üzere

yola koyulduk.”

Söyleyecek Sözümüz, Birlikte Eyleyecek Gücümüz Var!

Türk Eczacıları Birliği bu yıl, dünü anlamak, şimdinin gerçekliğini

bütünlük içerisinde doğru algılamak ve bu doğrultuda geleceğe dair

bağımsız, nitelikli, kapsamlı bir perspektif geliştirmek amacıyla 1-3

Kasım tarihlerinde Ankara’da bir araya gelecek.

Erdoğan Çolak, pharmacist and chairman of the Turkish pharmacists union, answered our questions before the 14th

congress of Turkish pharmacy that is organized on the theme of “We have promises to pharmacists, patients and the

public.”

Would you mention about yourself briefly?

Graduate of Faculty of Pharmacy, Gazi University in 1984, I started to work as an independent pharmacist in Adana in

“Meslektaşlarımıza, Hastalarımıza, Topluma Sözümüz Var!” teması ile gerçekleştirilecek olan 14. Türkiye Eczacılık

Kongresi öncesi Türk Eczacıları Birliği Başkanı ve Ecz. Erdoğan Çolak kongreye dair sorularımızı yanıtladı.

Ecz. Erdoğan Çolak bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

1984 yılında Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nden mezun oldum ve 1985 yılı itibariyle Adana’da serbest eczacılık

yapmaya başladım. Meslek birliklerinin önemine olan inancım, fakülte sıralarından itibaren hep vardı. Bu düsturla 1989

yılında Adana Eczacı Odası Yönetim Kurulu Üyesi oldum. O günden bu yana da mesleğimi hem Adana Eczacı Odası’nda

hem de Türk Eczacıları Birliği’nin çeşitli kademelerinde sürdürdüm. 2007 yılından bu yana da Türk Eczacıları Birliği

Başkanı olarak toplum sağlığına ve mesleğimize katkı sağlamak adına çalışıyorum.

20 Pharma


1985. I have always been aware of the importance of

professional unions since my years in the school. In line

with this stance, I became a board member in Adana

Chamber of Pharmacists in 1989. Since then I pursue

my career at several stages of my professional. Since

2007 I have been working as the chairman of Turkish

pharmacists union in order to contribute to the public

health and to my profession.

What do you mean with your slogan by saying “We have

promises for pharmacists, patients and the public!”

We, as the pharmacists, say an oath for our profession

just at the beginning of our profession. It is our basic

principle for all activities in our professional lives.

The moment we started our pharmacy profession we

promise that we will definitely respect human life, use

our knowledge for the benefit of humanity, we do not

allow our differences between religion, nationality, race,

gender, culture and political views to be included in our

conscience with our duty; in order to serve better to

humanity, we will continuously update our professional

knowledge and promise to do our profession with

honesty and honor. And this is a promise we give to

our profession, to our colleagues, to our people, to our

country, to our future. Here’s this year’s theme and our

motto in the convention.

What are the benefits of these congresses to Turkish

pharmacy?

I believe that it is very important for professional

development and unity. Also participated by other

names from the the organizations, academy, industry,

politics, bureaucracy, media, professional organizations,

civil society Pharmacy Congresses brings together

many sectors of the profession and society. I find

our Pharmacy Congresses very valuable in order to

understand yesterday in a right context with right

parameters, to develop ground-based arguments about

today’s reality and to develop a quality perspective for

the future.

What are the changes this year? Will different guests

participate? So, is there a change to make it different?

We know that every congress hosts different topics and

guests, I can tell. This year, we will hold a congress with

many valuable participants, to discuss about the topics

of cooperatives, city hospitals to new pharmaceutical

service models in many areas and other topics

such as health literacy, rational drug use to health

communication, from national drug policy to medical

products, from cancer drugs to social media, the

protection of the rights of our colleagues, our citizens’

access to health-drug rights, and the emergence of the

future of pharmacy in the right direction, we will talk and

discuss together.

“Meslektaşlarımıza, Hastalarımıza, Topluma Sözümüz

Var!” sloganı ile ne anlatmak istediniz?

Biz eczacılar, eğitim hayatımızın ardından mesleğe

atılırken bir yemin ederiz. Ve bu yemin vesilesiyle

verdiğimiz sözü, bütün meslek hayatımız boyunca

temel düsturumuz olarak kabul ederiz. Eczacılık

mesleğine başladığımız an itibariyle hayatımızı

insanlık hizmetine adayacağımıza, insan hayatına

mutlak surette saygı göstereceğimize, bilgilerimizi

insanlık yararına kullanacağımıza, din, milliyet, ırk,

cinsiyet, kültür ve politik görüş farklarının vazifemizle

vicdanımız arasına girmesine izin vermeyeceğimize,

sağlık çalışanları ile güven ilişkisi ve etik işbirliği içinde

çalışacağımıza, mesleğimizin gelecekteki üyelerinin

yetiştirilmesine katkıda bulunacağımıza, insanlığa daha

iyi hizmet edebilmek için mesleki bilgilerimizi sürekli

güncelleyeceğimize, mesleğimizi dürüstlük ve şerefle

yapacağımıza namusumuz ve vicdanımız üzerine söz

veririz.

Ve bu söz mesleğimize, meslektaşlarımıza, insanımıza,

ülkemize, geleceğimize dair verdiğimiz bir sözdür. İşte

bu seneki temamızı ve sloganımızı belirlerken de bu

sözden yola çıktık.

Bu kongrelerin Türk eczacılığına ne gibi faydaları var?

Mesleki gelişim ve birliktelik adına çok önemli olduğuna

inanıyorum. Akademiden, sektörden, siyasetten,

bürokrasiden, medyadan, meslek örgütlerinden, sivil

toplum kuruluşlarından önemli isimlerin katıldığı

Eczacılık Kongreleri; mesleğin ve toplumun pek çok

kesimini bir araya getiriyor. Dünü doğru parametreler

doğrultusunda anlamak, bugünün gerçekliğine ilişkin

ayakları yere basan argümanlar geliştirmek ve tüm

bunların ışığında geleceğe dair nitelikli bir perspektif

geliştirmek adına Eczacılık Kongrelerimizi çok değerli

buluyorum.

Bu yıl ne gibi değişiklikler var? Farklı konuklar,

katılımcılar olacak mı? Yani bu yılı faklı kılacak bir

değişiklik var mı?

Yaptığımız her kongrenin birbirinden farklı konu ve

konuklara ev sahipliği yaptığını söyleyebilirim. Bu

sene de sağlık okuryazarlığından kooperatiflere,

akılcı ilaç kullanımından sağlık iletişimine, ulusal ilaç

politikasından medikal ürünlere, kanser ilaçlarından

sosyal medya kullanımına, şehir hastanelerinden

yeni eczacılık hizmet modellerine pek çok alanda ve

konuda oturumların olduğu, çok değerli katılımcılarla

bir kongre gerçekleştireceğiz. Meslektaşlarımızın

haklarının korunmasını, yurttaşlarımızın sağlık-ilaç

hakkına erişimini, sağlık hizmetlerinin nitelikli hale

getirilmesini ve eczacılığın geleceğinin doğru istikamette

şekillenmesini hep birlikte konuşup tartışacağız.

Pharma 21


Nobel, sağlik için yürüyor

Nobel İlaç, “Harekete Geç” sloganıyla geleneksel hale gelen “Nobel

Sağlık İçin Yürüyor” etkinliklerinin üçüncüsünü Polonezköy Tabiat

Parkı’nda gerçekleştirdi.

Katılımcıların 5 km’lik yürüyüş parkuru

boyunca doğa ile iç içe vakit geçirerek

spor yapma imkanı buldukları etkinliğe

Nobel İlaç Yönetim Kurulu Başkanı

Hasan Ulusoy, Genel Müdür Hakan

Şahin ve şirket çalışanlarının aileleri ile

birlikte katıldı.

Doğayı ve çevreyi koruma bilincini

küçük yaştan itibaren pekiştirmek

amacıyla geçen yıl yapılan etkinlikte

çocuk katılımcılara çam ağacı fidanları

hediye edilmişti, bu sene de çim

adamlar ve tohum kalemler ile bu

konuya dikkat çekildi.

22 Pharma


The inventions at universities can be

able to provide widespread benefits to

the extent according to their abilities for

commercialization and as long as they can

be suited for the needs of society only.

Alvimedica is Hand in Hand

with the Scientists

Supporting innovative solutions in the

medical device industry, Alvimedica

organizes joint project meetings with

universities to bring the inventions to

commercial life. In order to develop joint

projects within this framework, Rector of

Ankara Yıldırım Beyazıt University Prof

Metin Dogan and his delegation visited

Alvimedica’s Çatalca factory.

Üniversitelerdeki buluşlar,

ticarileşebildiği ve toplumla

buluşabildiği oranda yaygın fayda

sağlayabiliyor.

24 Pharma

Alvimedica Bilim

İnsanları ile Elele

Tıbbi cihaz sektöründe yenilikçi

çözümlere destek veren

Alvimedica, buluşları ticari hayata

kazandırmak için üniversitelerle

ortak proje toplantıları düzenliyor.

Bu çerçevede ortak projeler

geliştirmek amacıyla Ankara

Yıldırım Beyazıt Üniversitesi

Rektörü Prof. Metin Doğan

ve beraberindeki heyet,

Alvimedica’nın Çatalca fabrikasını

ziyaret etti.


In the interviews, it was emphasized that the importance

of value-added domestic production has been much more

understood in the recent period, and the benefits of the

inventions in universities can be commercialized and as long

as they can be suited for the needs of society. Alvimedica

Chairwoman Leyla Alaton, “The collaborations with which

we can develop important projects for our country, is always

exciting us” she said. She also indicated that they have

become a hub for supporting innovative works in the region

and they have received great interest in developing joint

projects from universities. “With the new factory planned to

be completed in Çatalca towards the end of the year, we are

making great investments in order to realize projects whose

value and importance are being understood more and more

every day for our country.” she said.

The company, which has implemented cooperation projects

for products that are suitable for commercialization

developed within the universities, also has new products

in the medical device field in which it is preparing to

offer to the market. While developing the product, the

planning of the product is being made by taking into the

consideration of time need for medical device patent which

will take 4 to 7 year process. When developing a product,

it is also necessary to make the planning by taking into the

consideration of the time need for the medical device patent

which will take a 4 to 7 year process.

Görüşmelerde, katma değerli yerli üretimin öneminin

son dönemde çok daha fazla anlaşıldığına vurgu

yapılarak, üniversitelerdeki buluşların ticarileşebildiği

ve toplumla buluşabildiği oranda faydasının

yaygınlaşabildiğine dikkat çekildi.

Alvimedica Yönetim Kurulu Başkanı Leyla Alaton,

memleketimiz için önemli projeler geliştirebileceğimiz

işbirlikleri bizi her zaman heyecanlandırıyor diyerek,

bölgede yenilikçi çalışmaları destekleme konusunda bir

hub haline geldiklerini ve üniversitelerden ortak proje

geliştirme konusunda büyük ilgi gördüklerini ifade etti.

“Yılsonuna doğru Çatalca’da tamamlanması planlanan

yeni fabrika ile ülkemiz için her geçen gün değeri

ve önemi çok daha fazla anlaşılmakta olan projeleri

gerçekleştirmeye yönelik büyük yatırımlar yapmaktayız.”

dedi.

Üniversitelerin bünyesinde geliştirilmiş ticarileşmeye

uygun ürünler için işbirliği projelerini hayata geçiren

şirketin, bu kapsamda pazara sunmaya hazırlandığı tıbbı

cihaz alanında yeni ürünleri de bulunuyor.

Alvimedica’nın yenilikçi ürün kriterleri, katma değeri

yüksek medikal cihazlar ile ticarileşmeye açık pazarda

gelişim gösterebilecek ürün ve uygulamaları kapsıyor.

Ürün geliştirirken medikal cihaz patentinin üretime

geçmesinde 4 ile 7 yıllık bir süreç olduğu göz önüne

alınarak planlaması yapılıyor.

Pharma 25


26 Pharma

“A patient is diagnosed with dementia every

3 seconds in the world “

Turkey Alzheimer’s Association, drew attention to

the alzheimers disease with the scope of September

21th World Alzheimer’s Day by organizing a

press conference in Istanbul with Abdi Ibrahim’s

unconditional support. The choir composed of

Alzheimer’s patients and their relatives gave a

mini-concert. Alzheimer’s Association’s President

Prof. Dr. Haşmet Hanağası; stating that Alzheimer’s

disease has a rapid increase all over the world and

in Turkey. He mentioned that “As in our country,

Alzheimer’s disease and other dementias are

the one of the most common health problems.

Alzheimer’s disease is responsible for about

two-thirds of dementia diseases and a patient is

diagnosed with dementia every 3 seconds in the

world. The number of patients with dementia is

doubled every 20 years and the number of patients

around 50 million is projected to increase to 152

million by 2050.

“Dünyada

Her 3 Saniyede 1 Bunama Teşhisi Konuluyor”

Türkiye Alzheimer Derneği, Abdi İbrahim’in koşulsuz desteği ile 21 Eylül

Dünya Alzheimer Günü kapsamında İstanbul’da bir basın toplantısı

düzenleyerek hastalığa dikkat çekti. Etkinlikte Alzheimer hastaları ve hasta

yakınlarından oluşan koro mini bir konser verdi. Tüm dünyada ve Türkiye’de

Alzheimer hastalığının hızla arttığını belirten Türkiye Alzheimer Derneği

Başkanı Prof. Dr. Haşmet Hanağası “Ülkemizde olduğu gibi hızla yaşlanan

toplumlarda, Alzheimer hastalığı ve diğer demans (bunama) hastalıkları,

maalesef ki en sık görülen sağlık problemleridir. Alzheimer hastalığı,

demans hastalıklarının yaklaşık üçte ikisinin sorumlusudur ve dünyada her 3

saniyede bir hastaya demans teşhisi konuluyor. Her 20 yılda demanslı hasta

sayısı ikiye katlanıyor ve günümüzde 50 milyon civarında olan hasta sayısının

2050 yılında 152 milyona çıkması öngörülüyor” dedi.


Due to September 21 is World Alzheimer’s Day, Turkey

Alzheimer’s Association held a press conference

with Abdi Ibrahim’s support to Turkey Alzheimer’s

Association. Honorary President Prof. Dr. Murat Emre,

Turkey Alzheimer’s Association President Prof. Dr.

Haşmet Hanağası, board members Dr. Işın Baral-

Kulaksızoğlu, Assoc. Dr. Başar Bilgiç, Hüseyin Beşgül

and Mayor of Şişli Hayri İnönü attended to the meeting.

The event which was held with the participation of

patients and their relatives, talked about the Alzheimer’s

disease.

“A patient is diagnosed with dementia every 3 seconds

in the world “

In press meeting, Turkey Alzheimer’s Association

President pointed out to the increased number of

patients rapidly all over the world. Prof. Dr. Haşmet

Hanağası stated that a patient was diagnosed with

dementia every 3 seconds in the world. Hanağası “Every

20 years in the world, the number of patients with

dementia doubled and the number of patients around

50 million is expected to rise to 152 million by 2050.

In the regions where the elderly population is rapidly

increasing, like Turkey, the rate of increase can be

up to 5 times in 20 years. The cost is increasing with

the increase of the disease. Alzheimer’s disease and

dementia cost over $ 1 trillion all over the world.” he

said.

Early Diagnosis is Important for Alzheimer’s Disease

Emphasizing the importance of early diagnosis in

Alzheimer’s disease, Haşmet Hanağası continued his

words as follows: “It seems unlikely to early diagnose

for alzheimers disease and other dementias”. Patients

with forgetfulness and other mental complaints should

be examined in detail and detailed tests should be

performed if necessary. Early diagnosis has great

importance for providing necessary support to the

patients and their relatives, making social and legal

arrangements, and initiating appropriate treatment.

Nowadays, many experimental drug studies, especially

in Alzheimer’s patients, are performed in patients

with early stage disease. The reason for this is to take

precautions without slowing the cell death in the brain

and trying to slow down the course of the disease.”

Hanağası stated that the reduction of the risk of

dementia and Alzheimer disease will also reduce the

cost burden in Turkey. By reducing this burden, more

time should be allocated to other health initiatives, the

improvement of patient care.

Air Pollution and Excessive Noise Can cause Risk for

Dementia

Asserting that air pollution brings dementia apart from

its negative effects on human health. Assoc. Dr. Başar

21 Eylül Dünya Alzheimer Günü nedeniyle Türkiye

Alzheimer Derneği’nin Abdi İbrahim’in desteğiyle

düzenlediği basın toplantısına Türkiye Alzheimer

Derneği Onursal Başkanı Prof. Dr. Murat Emre, Türkiye

Alzheimer Derneği Başkanı Prof. Dr. Haşmet Hanağası,

Türkiye Alzheimer Derneği Yönetim Kurulu Üyeleri

Prof. Dr. Işın Baral-Kulaksızoğlu, Doç. Dr. Başar

Bilgiç, Hüseyin Beşgül ve Şişli Belediye Başkanı Hayri

İnönü katıldı. Hasta ve hasta yakınlarının katılımıyla

gerçekleşen etkinlikte Alzheimer hastalığı ile ilgili

bilgiler ve merak edilenler konuşuldu.

“Dünyada Her 3 Saniyede 1 Bunama Teşhisi Konuyor”

Toplantıda Alzheimer hastalığının tüm dünyada hızla

arttığına dikkat çeken Türkiye Alzheimer Derneği

Başkanı Prof. Dr. Haşmet Hanağası, dünyada her 3

saniyede bir hastaya demans teşhisi konulduğunu

belirtti. Hanağası “Dünyada her 20 yılda demanslı

hasta sayısı ikiye katlanıyor ve günümüzde 50 milyon

civarında olan hasta sayısının 2050 yılında 152 milyona

çıkması öngörülüyor. Ülkemiz gibi yaşlı nüfusun hızla

arttığı bölgelerde, artış oranı 20 yıl içinde 5 katına kadar

çıkabilir. Hastalığın artmasıyla birlikte maliyet de artıyor.

Alzheimer hastalığı ve demans tüm dünyada 1 trilyon

doların üzerinde bir maliyete neden oluyor” dedi.

Alzheimer Hastalığında Erken Teşhis önemli

Alzheimer hastalığında erken tanının önemini

vurgulayan Haşmet Hanağası sözlerini şöyle sürdürdü:

“Alzheimer hastalığı ve diğer pek çok demansa erken

dönemde tanı konulamamaktadır. Unutkanlık ve

diğer zihinsel yakınmalar ile gelen hastalar mutlaka

detaylı bir şekilde muayene edilmeli ve gerekirse

detaylı testler yapılmalıdır. Erken tanı, hasta ve hasta

yakınlarına gerekli desteğin verilmesi, sosyal ve

hukuksal düzenlemelerin yapılması, uygun tedavilere

başlanması için büyük önem taşımaktadır. Günümüzde

özellikle Alzheimer hastalarında yürütülen birçok

deneysel ilaç çalışması erken evrede bulunan hastalar

ile yapılmaktadır. Bunun nedeni beyinde hücre ölümü

daha fazla olmadan önlem almak ve hastalığın seyrini

yavaşlatmaya çalışmaktır.”

Pharma 27


Alzheimer hastalığı ve demans riskinin azaltılmasının,

hastalıkların Türkiye’deki maliyet yükünü de azaltacağını

belirten Hanağası, bu yükün azalması ile tasarruf

edilerek diğer sağlık girişimlerine daha fazla zaman

ayrılması, hasta bakımının düzeltilmesi, gündüz

yaşam evleri ve diğer bakım evlerinin kurulmasının

sağlanabileceğini belirtti.

Bilgiç shared data about a clinical study in different

parts of the world on this subject. Bilgiç “Studies have

shown that people who live in places with air pollution

have a higher risk of dementia. Air pollution triggers

protein accumulation in the brain called amyloid and

that is accumulated in the brain in Alzheimer’s disease

and causes an inflammatory condition in the brain.

The smaller the air pollutant particles, the more it

triggers the processes that lead to the death of brain

cells. These small molecules can also reach the brain

through the nose through the olfactory nerve. It has

been learned by recent studies that there are problems

in mental abilities and decreased brain volumes in those

exposed to air pollution. What is unknown is that in air

pollution, which are directly related to the brain, and

how long exposure to air pollution causes them. “We

can reduce the risk of dementia by associating all these

developments with environmentally friendly policies.”

He said.

Bilgiç said that noise, which is another type of pollution

other than air pollution, has negative effects on the

human brain. Studies in Europe mentioned that people

who are exposed to noise 55 decibels or more more

often, seem to have deterioration of mental abilities.

Also he added; “Regulations on the dissemination of

environmental noise and the more widespread use of

silent vehicles can create a positive development of this

disease.”

What should be the blood pressure values to reduce

the risk of dementia in those with high blood pressure?

Dr. Başar Bilgiç, informed the patients and their

relatives about the relationship between high blood

pressure and dementia. He said that; “It has been seen

in previous studies that the risk of dementia can be

reduced with high blood pressure treatment. Recent

studies have shown that many of the blood pressure

medications have this positive effect. Claiming that high

blood pressure is ameliorative risk factor for dementia.”

Bilgiç stated that middle age people should measure

their blood pressure and should consult a physician if

they are high, 140 mmHg, which is considered to be the

Hava Kirliliği ve Aşırı Gürültü Bunama İçin Risk

Yaratıyor

Hava kirliliğinin insan sağlığına olumsuz etkilerinin

dışında bunamayı da beraberinde getirdiğini belirten

Doç. Dr. Başar Bilgiç, bu konuyla ilgili dünyanın

farklı yerlerinde yapılan çalışmalar hakkında verileri

paylaştı. Bilgiç “Araştırmalar hava kirliliğinin olduğu

yerlerde yaşayan kişilerde, bunama riskinin daha

yüksek olduğunu göstermiştir. Hava kirliliği, Alzheimer

hastalığında beyinde biriken ‘amiloid’ isimli protein

birikimini tetikliyor ve beyinde “inflamasyon” denen

iltihabi duruma yol açıyor. Hava kirliliği yaratan

partiküller ne kadar küçükse beyin hücrelerinin

ölümüne yol açan süreçleri de o kadar fazla tetikliyor.

Bu küçük moleküller burundan koku siniri aracılığı ile

beyne de ulaşabiliyor. Hava kirliliğine maruz kalanlarda

zihinsel yetilerde sorunlar olduğu ve beyin hacimlerinin

daha azalmış olduğu da son çalışmalar ile öğrenilmiştir.

Asıl bilinmeyen ise hava kirliliği yaratan maddeler içinde

hangisi ya da hangilerinin doğrudan beyinle ilişkili

olduğu ve ne kadar süre hava kirliliğine maruz kalmanın

bunlara neden olduğudur. Tüm bu gelişmeleri çevre

dostu politikalar ile ilişkilendirilerek bunama riskini

azaltabiliriz” dedi.

Hava kirliliği dışında bir diğer kirlilik türü olan

gürültünün de insan beynine olumsuz etkileri olduğu

söyleyen Bilgiç, Avrupa’da yapılan çalışmalarda 55

desibel ve üstü gürültüye daha sık maruz kalan kişilerin

zihinsel yetilerinde bozulma görüldüğünü belirtti. Doç.

Dr. Başar Bilgiç “Özellikle ulaşım araçlarının yarattığı

çevresel gürültüyü azaltıcı düzenlemeler ve daha sessiz

araçların yaygınlaşması konusundaki çalışmalar bu

hastalıkla ilgili olumlu bir gelişme yaratabilir” diye

konuştu.

Yüksek Tansiyonu Olanlarda Bunama Riskini Azaltmak

İçin Tansiyon Değerleri Ne Olmalı?

Tansiyon yüksekliğinin bunama ile ilişkisi hakkında

hasta ve hasta yakınlarını bilgilendiren Doç. Dr. Başar

Bilgiç, “Yüksek tansiyon tedavisi ile bunama riskinde

azalma sağlanabildiği daha önceki çalışmalarda

görülmüştür. Son dönemde yapılan çalışmalar tansiyon

ilaçlarının birçoğunun bu olumlu etkiye sahip olduğunu

göstermektedir. Bu durum yüksek tansiyonun demans

açısından “iyileştirilebilir” bir risk faktörü olduğunu

ortaya koymaktadır” dedi.

Orta yaştaki kişilerin tansiyonunu ölçtürmesi ve yüksek

28 Pharma


ulunursa da bir hekime başvurması gerektiğini belirten

Bilgiç “Halk arasında büyük tansiyon olarak da bilinen

sistolik kan basıncının geleneksel sınır değeri olarak

kabul edilen 140 mmHg değerinin de kabul edilemez bir

değer olduğu ortaya çıkmıştır. Zira bu sene Avrupa’da

yapılan bir çalışma, sınır değerin 130mmHg olarak

kabul edilmesinin bunamanın önlenmesi açısından daha

yararlı olduğunu göstermiştir” şeklinde konuştu.

Görme Sorunları da Bunama Riski Yaratıyor

Çok yeni yayınlanan ve 3877 kişi üzerinde yapılan

bir çalışmada üç göz hastalığının (glokom, diabetik

retinopati ve maküler dejenerasyon), Alzheimer hastalığı

riskini arttırdığının gözlendiğini belirten Doç. Dr. Başar

Bilgiç, bu göz hastalıklarının yaşlılıkta oldukça sık

görülen hastalıklar olduğunu ifade etti. Bilgiç “Özellikle

riskli bireylerin bu göz hastalıkları açısından taranıp

takip edilmesi ve önlemlerin alınması, Alzheimer ile

mücadelede yeni bir adım olabilir. Görme sorunlarına

yönelik tarama ve tedavi yaklaşımları ile olumlu

sonuçların izlenmesi hiç şaşırtıcı olmayacaktır” dedi.

traditional limit value of systolic blood pressure, is also

unacceptable. This year, a study in Europe,claims that

the limit value of 130mmHg to be accepted as a more

useful in terms of preventing dementia, ’he said.

Ophtalmology Problems Also Causes Dementia

In a recent study published on 3877 people, three

ocular diseases (glaucoma, diabetic retinopathy and

macular degeneration) were observed to increase

the risk of Alzheimer’s disease. Dr. Başar Bilgiç said

that these diseases are very common diseases in

elderly. Bilgiç said that “It can be a new step in the

fight against Alzheimer’s. It would not be surprising to

see the positive results with screening and treatment

approaches for Ophtalmology problems.”

Winter Is Not Good for Alzheimer’s Patients

Prof.Dr. Işın Baral Kulaksızoğlu pointed out that

Alzheimer’s patients are generally better both mentally

and behaviorally in late summer and autumn. Referring

to the study of 3500 patients in Canada, the United States

and France, Baral-Kulaksızoğlu stated that the study has

a mental capacity difference of almost 5 years between

summer-autumn and winter.

Kış Alzheimer Hastalarına İyi Gelmiyor

Etkinlikte konuşma yapan Prof. Dr. Işın Baral-

Kulaksızoğlu, Alzheimer hastalarının genel olarak yaz

sonu ve sonbaharda hem zihinsel hem de davranışsal

olarak daha iyi olduğuna dikkat çekti. Kanada, ABD ve

Fransa’da yapılan 3500 hastanın dâhil edildiği çalışmaya

değinen Baral-Kulaksızoğlu, çalışmanın yaz-sonbahar

ile kış ayları arasında neredeyse 5 yıllık bir zihin kapasite

farkı olduğunu belirtti.

Gün İçinde Uyuklamak Alzheimer’in Habercisi Olabilir

Gün içinde uyuklamaya meyilli kişilerin, özellikle

erkeklerde, 10 yıl içinde demans gelişme riskini

arttırdığını gösteren araştırmalar olduğunu anlatan

Baral-Kulaksızoğlu, bu durumun bunamanın erken

bulgusu olabileceğine de değindi. Prof. Dr. Işın Baral-

Kulaksızoğlu sosyal medyayı aktif olarak kullanan

yaşlıların zihinsel fonksiyonlarını daha iyi koruduğunu

belirtti. Sosyal aktivitelerin özellikle kadınlarda

Alzheimer hastalığına karşı koruyucu özellik taşıdığını

da sözlerine ekledi.

Sleeping in the day can be a signal of Alzheimer’s

Baral-Kulaksızoğlu stated that people who are more

prone to sleep during the day have increased the risk

of developing dementia within 10 years. Professor Dr.

Işın Baral-Kulaksızoğlu stated that the elderly who use

social media actively protect their mental functions

better. She added that social activities are protective

against Alzheimer’s disease, especially in women.

Pharma 29


Johnson & Johnson Medical Devices Turkey

Moves Against Obesity!

Johnson & Johnson Medikal Cihazlar Obezite

Farkındalığı için Harekete Geçti!

Johnson & Johnson Medical Devices Turkey team truly

believes the importance of education as our due to our

society. In order to prevent obesity epidemic in Turkey, they

created a project “Move Against Obesity” to raise awareness

before the disease appears. On September 19, 2018,

Wednesday, Johnson & Johnson Medical Devices Turkey

launched “Move Against Obesity”awareness campaign in

collaboration with Bezmialem Vakıf University in İstanbul.

In order to create awareness against obesity, Turkey team

installed awareness tent in the hospital and healthcare

professionals performed obesity assessments for

individuals who visited the tent. Obesity tent had 3 stations:

weight and height measurement, blood pressure & waist

circumference measurement, and consultation & guidance.

Individuals who visited were examined, interviewed

and those considered to be under risk were referred to

respective units.

287 people visited the ten and approximately 900 healthy

living guide books were distributed in the obesity tent.

Obesity prevention has been one of the key priorities of

Ministry of Health as stated in the development plans.

Therefore, Turkey team continues to discuss possible

collaboration opportunities with the government. In the near

term, with the support of strong collaboration with Ministry

of Health, Turkey team is planning to expand this project to

other cities and health centers as well.

In addition to the awareness tent, a press meeting was

held as a part of the communication activities of the project

“Move Against Obesity”. Key opinion leader Prof. Dr. Halil

Coşkun, General Surgery Department, Faculty of Medicine,

Bezmialem Vakıf University who stated at the press meeting

that obesity is a preventable disease and a multidisciplinary

Johnson & Johnson Medikal Cihazlar Türkiye yaşam kalitesi

yüksek sağlıklı toplumların oluşmasında bilgilendirmenin

büyük önem taşıdığına inanıyor. Bu çerçevede Türkiye’de

Obezite salgınını önlemek için “Obezite İçin Harekete Geç”

projesini hayata geçirdiler. 19 Eylül 2018 Çarşamba günü,

Bezmialem Vakfı Hastanesi iş birliğinde “Obezite İçin

Harekete Geç” proje lansmanını gerçekleştirdiler.

Bezmialem Vakfı Hastanesi bahçesinde “Obezite İçin

Harekete Geç” çadırı kuruldu. Çadıra gelen kişilere boy, kilo

ve bel çevresi ölçümü yapıldı ve hekimlerle mevcut sağlık

durumları ile ilgili görüşme fırsatı verildi. Görüşmeler

neticesinde obeziteye yönelik bilgilendirmeler yapıldı ve

risk grubunda bulunan kişiler, ilgili bölümlere yönlendirildi.

Çadırı 287 kişi ziyaret etti ve 900 sağlıklı yaşam rehberi

dağıtıldı.

Obezite ile mücadele, kalkınma planlarında belirtildiği gibi

Sağlık Bakanlığı’nın da öncelikleri arasında yer almaktadır.

Johnson & Johnson Medikal Cihazlar Türkiye de Sağlık

Bakanlığı ileriye yönelik görüşmelerini sürdürüyor.

Önümüzdeki dönemde projenin farklı illere ve merkezlere

yayılması hedefleniyor. Farkındalık çadırının yanı sıra

“Obezite İçin Harekete Geç” projesinin tanıtımı kapsamında

basın toplantısı gerçekleştirildi. Basın toplantısında

Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi

Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil

Coşkun obezitenin önlenebilir bir hastalık olmasının yanı

sıra tedavisinde multidisipliner bir yaklaşım benimsenmesi

gerektiğini dile getirdi. Bu yaklaşımdan hareketle

endokrinoloji ve psikiyatri gibi birimlerden farklı hekimler

de söz aldı.

Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Genel

Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil Coşkun:

“Dünya Sağlık Örgütü’ne göre de obezite ile ilgili en önemli

çözüm engellenmesi. Obeziteyi de obez olmayan bireyleri

bilgilendirerek engelleyebiliriz. Obez olmuş bir bireyi ancak

tedavi edebiliriz. Farkındalık öncelikle ailede başlamalı.

Ailenin eğitilmesi gerekiyor ki çocuklarımıza bilgi aktaralım

ve onlar da yeme içme davranışları konusunda daha iyi

olabilsinler. Son yapılmış çalışmalara göre obezite görülme

sıklığımız yüzde 32 oranında. Türkiye’de her 3 bireyden 1

tanesi obez. Eğer fazla kilolu olanları da sayarsak her 3

kişiden 2’si fazla kilolu ve obez konumunda. Bu çok ciddi

bir orandır. Belki dışarıdan bakıldığında kendimizi o kadar

kilolu görmüyoruz. ABD bizden daha kilolu ancak biz de

onlara yaklaşmış durumdayız.”

30 Pharma


approach should be adopted for its treatment. To support

multidisciplinary treatment approach, endocrinologist and

psychiatrist were invited to the press conference as key

speakers.

Prof. Dr. Halil Coşkun, Professor of General Surgery

Department, Faculty of Medicine Hospital, Bezmialem Vakıf

University:

“The key solution to obesity is its prevention according to

World Health Organization too. We can prevent obesity

by educating people who are obese. We can only treat

someone who is already obese.

Awareness should start with the family. The families should

be educated so that we can pass this information onto

our children and they can be better with their eating and

drinking behaviors. Based on the most recent studies, the

prevalence of obesity in our country is 32%. This means

that 1 out of 3 people in Turkey is obese. If we also include

overweight individuals to this calculation, 2 out of 3 people

are either overweight or obese. This is a very serious rate.

Maybe, we don’t consider ourselves so overweight. The

people in the US are more overweight than us, but we to are

nearly there.”

Endocrinologist Prof. Dr. Ertuğrul Taşan mentioned that

people gain more weight than before because they do not

move as before and added:

“The humanity has left behind a period with a lot of physical

activity where we needed to move, to run, to catch our prey.

Our genetic makeup and our metabolic makeup are both

inclined to picking and collecting food. Then, we settled,

we started farming, and obtaining food more easily, which

meant less physical exercise. And, despite the increase in

the energy uptake, we couldn’t consume it. Supported by

our genetic makeup, we started to gain weight very rapidly.”

General Surgeon Dr. Erkan Yardımcı’s message has

included these points:

“WHO has some suggestions on this matter. These include

the importance of breastfeeding of babies. At least 60

minutes of physical activity particularly between 3 to 5

years of age, abundant consumption of water in school

age, increased consumption of grained foods, and reduced

consumption of sugars. As the devices such as mobile

phones that our children own today create a restriction

of physical activity, WHO suggests some precautions to

minimize the use of such devices.”

Johnson & Johnson Medical Devices Turkey Business Unit

Director Alper Tandoğan also shared his opinions on the

project:

“As individuals and as organizations, we have

responsibilities to fulfill for the society and the world that

we live in. We truly believe the importance of education as

our due to our society. Obesity is now an epidemic and we

can no longer consider it as a “weight problem” as widely

recognized in the society. It is an epidemic accompanied by

other issues such as hypertension, sleep apnea. In order

to prevent this problem, we have create a project to raise

awareness before the disease appears. The name of this

project is “Move Against Obesity”. With the support of our

stakeholders, we will roll out this project to other cities.”

İnsanların eskiye oranla daha çok kilo almasının nedeninin

ise önceki yıllara göre daha az hareket etmesi olduğunu

belirten Endokrinoloji Uzmanı Prof.Dr. Ertuğrul TAŞAN:

“Hareket etmek, koşmak, avını yakalamak gibi daha çok

fiziksel aktivitenin ön planda olduğu bir dönemden geçti

insanoğlu. Bizim genetik yapımız olsun gerek metabolik

yapımız olsun hep gıdayı toplayıp biriktirmeye yönelik. Ama

insanoğlu yerleşik yaşama geçti, tarım yapmaya başladı,

gıdaları daha kolay elde etmeye başladı ve daha az hareket

etmeye başladı. Böyle olunca daha fazla enerji almasına

rağmen bunu harcayamamaya başladı. Genetik yapı da buna

zemin hazırlayınca kilo almaya başladık.”

Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Erkan Yardımcı ise şunları

söyledi: “Dünya Sağlık Örgütü’nün de bu konuda bazı

önerileri var. Bunlar, bebeklik döneminde emzirmenin

önemi. Özellikle 3-5 yaş arasında en az 60 dakika egzersiz,

okul çağı dönemlerinde bol su tüketimi, tahıllı gıdaların

tüketiminin artması ve bunun yanında şekerli gıdaların

tüketiminin azaltılması önemli. Çocukların elindeki cep

telefonu gibi cihazların hareket kısıtlılığına neden olması

yüzünden kullanımının azaltılması gibi bir takım tedbirlerin

alınmasını Dünya Sağlık Örgütü öneriyor.”

Johnson & Johnson Medikal Cihazlar Türkiye İş Birimi

Direktörü Alper Tandoğan ise proje ile ilgili şunları söyledi:

“Hem topluma hem de içinde yaşadığımız dünyaya karşı

bireyler ve kurumlar olarak sorumluluklarımız var. Biz de

bu alanda içinde bulunduğumuz topluma bir borç olarak

bilgilendirmenin önemine gerçekten inanıyoruz. Obezite

artık salgın bir hastalık ve toplumda kabul gördüğü şekliyle

‘şişmanlık’ olarak değerlendiremeyeceğiz. Hipertansiyon,

uyku apnesi gibi sorunları da yanında getiren salgın bir

hastalık maalesef. Bu durumun önlenebilmesi adına

hastalık gelmeden farkındalığın oluşturulmasıyla ile alakalı

bir proje oluşturduk. Projenin ismi “Obezite İçin Harekete

Geç”. Paydaşlarımızın desteğiyle projemizi başka illere de

taşıyacağız.”

Pharma 31


AbbVie is among the “Best Employers in Europe”

for the fifth time

According to the list announced by the Great Place to Work Institute ® ,

AbbVie was awarded as the winner as the Best Multinational

Employer of Europe for the fifth consecutive year in the list of the best

multinational companies. And in the category of Biotechnology and

Pharmacology, Best Employer was selected for the third time in a row.

AbbVie, beşinci kez

“Avrupa’nın En İyi İşverenleri” arasında

AbbVie, Great Place to Work Enstitüsü ® tarafından açıklanan çok uluslu en iyi

firmalar listesinde üst üste 5. kez Avrupa’nın

“En İyi Çok Uluslu İşverenleri” ve Biyoteknoloji ve Farma kategorisinde de üst

üste 3. kez “En İyi İşveren” seçildi.

The Great Place to Work Institute ® , which analyses

high-performance companies with a culture of trust

in more than 60 countries across 5 continents, has

been rewarding the best employers for over 37 years,

working with over 7,000 organizations, covering more

than 16 million employees each year. In this context,

in the Multinational Best Employers survey conducted

in Europe, AbbVie, and the global bio-pharmacology

company, was entered to the list for the fifth time in a

row and ranked as the sixth among the Best Employers.

Abbvie has been awarded for the 4th time in a row, at the

organization which is being held in Turkey for 5 years.

According to the results of the Abbvie 2018, Turkey was

chosen as the Best Employer in the 250-500 employees

category. And also AbbVie was honoured with the “Best

Employer Sector Special Award of Pharmacology” and

the “Lifetime Learning Special Award”.

Dünya çapında 5 kıtada 60’tan fazla ülkede güven

kültürüne sahip yüksek performanslı şirketleri analiz

eden Great Place to Work Enstitüsü ® , 37 yıldan beri her

yıl 16 milyonun üzerinde çalışanı kapsayan 7.000’den

fazla kuruluşla çalışarak en iyi işverenleri ödüllendiriyor.

Bu kapsamda Avrupa’da yapılan “Çok Uluslu En İyi

İşverenler” araştırmasında Global biyofarma şirketi

AbbVie üst üste 5. kez listeye girdi ve En İyi İşverenler

arasında 6. oldu.

AbbVie, Türkiye’de 5 yıldır düzenlenen organizasyonda

üst üste 4’üncü kez ödüle layık görülmüş, 2018

yılı sonuçlarına göre ise AbbVie, 250-500 çalışan

kategorisinde Türkiye’nin “En İyi İşvereni” seçilerek

Pharma’nın En İyi İşvereni Sektör Özel Ödülü ile Yaşam

Boyu Öğrenme Özel Ödülü’ne layık görüldü.

32 Pharma


Changes in molecular level in cancer cells

Proteins that are changed in the process of cancer can be grouped

into two main groups as stimulants and repressive effects. Oncogenes

that encode stimulatory proteins and disorders in tumor suppressor

genes that encode repressor proteins have an important role in the

etiopathogenesis of cancer.

Kanserli hücrede moleküler düzeydeki

değişiklikler

Kanserleşme sürecinde değişikliğe uğrayan proteinler,

uyarıcı ve baskılayıcı etkileri olanlar şeklinde başlıca

iki grupta toplanabilirler. Uyarıcı proteinleri kodlayan

onkogenler ve baskılayıcı proteinleri kodlayan

tümör baskılayıcı genlerdeki bozukluklar kanser

etyopatogenezinde önemli bir yere sahiptir.

Cancer is the result of mutations in somatic cells, and

a single mutation is not enough to cause the disease

to appear. When multiple mutations occur in the cell,

time and exposure to mutagen are important factors.

But more importantly thing is genomic imbalance. The

genomic imbalance that flows when there is a defect

in DNA repair enzymes accelerates the accumulation

process of mutations. If a disorder of the apoptosis

mechanism occurs in a cell with genomic imbalance,

the cell cycle does not progress despite the faulty

DNA synthesis and the cell continues to multiply with

new mutations added in each cycle. This is the most

critical threshold in the cancer process.

Oncogenes: The genes that encode proteins that

stimulate cell growth and proliferation under

normal conditions are termed proto-oncogenes.

Oncogenes are formed when a disorder occurs in

the proto-oncogenes, so protein is involved in the

transformation of the cancerous cell. Oncogenes code

growth factors, receptors for growth factors, postreceptor

effector molecules such as Ras, kinases,

transcription factors, cyclins controlling cycling

and cyclin dependent kinases and antiapoptotic

proteins such as Bcl-2. Mutations in oncogenes are

functional mutations; they cause the protein to be

made in greater amounts (increased expression) or

continuously active in uncontrolled fashion.

Kanser, somatik hücrelerdeki mutasyonlar sonucunda

oluşmaktadır ve tek bir mutasyon hastalığın ortaya

çıkması için yeterli değildir. Hücrede çok sayıda

mutasyon oluşmasında, zaman ve mutajenlere maruz

kalma önemli faktörlerdir. Ancak bundan daha

önemlisi genom dengesizliği olarak adlandırılan

durumdur. DNA onarımı enzimlerinde bozukluk

olduğunda ortaya akan genom dengesizliği,

mutasyonların yığılma sürecini hızlandırır. Genom

dengesizliği olan bir hücrede bir de apoptoz

mekanizması ile ilgili bir bozukluk oluşursa, hücre

döngüsü hatalı DNA sentezine rağmen ilerlemeye

ve hücre her döngüde eklenen yeni mutasyonlarla

çoğalmaya devam eder. Kanserleşme sürecindeki en

kritik eşik budur.

Onkogenler: Normal koşullarda hücre büyüme ve

çoğalmasını uyaran proteinleri kodlayan genlere

proto-onkogenler adı verilir. Proto-onkogenlerde

bir bozukluk olduğunda ise onkogenler oluşmakta

ve sonuçta kodlanan protein kanserli hücreye

dönüşümde rol oynamaktadır. Onkogenler; büyüme

faktörlerini, büyüme faktörlerinin reseptörlerini, Ras

gibi reseptör sonrası efektör molekülleri, kinazları,

transkripsiyon faktörlerini, hücre döngüsünü kontrol

eden siklinler ve siklin bağımlı kinazları ve Bcl-2

gibi antiapoptotik proteinleri kodlar. Onkogenlerdeki

mutasyonlar işlev kazandırıcı mutasyonlardır;

109 Pharma


Increasing of expression may occur either as a

structural gene amplification (being multiple copies)

or as a consequence of the rearrangement of a strong

promoter. A protein with a different function than

normal may occur as a result of a point mutation,

deletion, or translocations in the structural loop.

Another feature of mutations in oncogenes is the

predominance: mutation in only one allele is sufficient

for the phenotype to appear.

Tumor suppressor genes

Tumor suppressor genes encode proteins that

control, repress, and even stop as necessary, the

pathways involved in cell growth and proliferation.

These include protein and lipid phosphatases, cell

cycle regulatory proteins such as the retinoblastoma

protein, apoptosis inducing proteins such as p53,

and proteins that suppress CDLs. Mutations in tumor

suppressor genes are dysfunctional mutations: they

cause the protein to fail to function or function. In

addition, these mutations are fragile: mutations must

occur in both alleles in order for the phenotype to

appear. One exception to this is dominant negative p53

mutants. A protein that binds to DNA by forming a p53

tetramer, and sometimes a mutant that is encoded in

a single allele, can disrupt binding to DNA even if the

other subunits in the tetramer are normal.

Tumor suppressor gene mutations are seen in

hereditary cancers. An inherited defect in an area is

considered to be predisposed to the disease, but only

in the other, a spontaneous mutation will lead to the

phenotype as a result of the loss of heterozygosity.

Some unique “unique” features of cancer cells are:

1. Clonal origin. Most cancer cells come from a single

abnormal cell. Some cancers come from multiple

malignant clones. These clones either result in a

field defect “field defect” (by touching multiple cell

carcinogens) or as a result of hereditary defects in

some genes.

2. Immortality. Most normal cells have a limited

number of divisions. Cancer cells form cells in an

unlimited number of divisions (multiplies) and endless

amounts. One of the mechanisms of immortalization

is telomeres with chromosomal ends. While cell

differentiation occurs, telomeres become increasingly

shorter in most normal cell types. However, in cancer

cells and stem cells telomeres are regenerated by the

action of telomerase enzyme. Normally, this enzyme

is gradually decreasing programmatically from one

side while the cells are differentiating. A totally

differentiated cell enters the resting “senescent” state

and eventually dies from the proliferation capacity.

However, many types of cancer maintain or activate

yani proteinin daha fazla miktarda yapılmasına

(ekspresyon artışı) veya denetimsiz şekilde sürekli

aktif olmasına sebep olurlar.

Ekspresyon artışı, ya yapısal genin amplifikasyonu

(yani çok sayıda kopyasının oluşması) ya da güçlü

bir promotorun arkasına yerleşmesi sonucu

oluşabilir. Normalden farklı işleve sahip bir protein

ise yapısal gendeki bir nokta mutasyonu, delesyon

veya translokasyonlar sonucunda oluşabilir.

Onkogenlerdeki mutasyonların bir diğer özelliği de

baskın olmalarıdır: yalnızca bir alelde mutasyon

olması fenotipin ortaya çıkması için yeterlidir.

Tümör baskılayıcı genler

Tümör baskılayıcı genlerse, hücre büyümesi ve

çoğalmasıyla ilgili yolakları denetleyen, baskılayan

ve hatta gerektiğinde durduran proteinleri kodlar.

Bunlar arasında protein ve lipit fosfatazlar,

retinoblastoma proteini gibi hücre döngüsünü

düzenleyici proteinler, p53 gibi apoptozu indükleyici

proteinler ve CDL’ları baskılayan proteinler sayılabilir.

Tümör baskılayıcı genlerdeki mutasyonlar işlev

kaybettirici mutasyonlardır: proteinin yapılmamasına

veya işlevini yapamamasına sebep olurlar. Ayrıca bu

mutasyonlar çekinik özelliktedir: fenotipin ortaya

çıkabilmesi için her iki alelde de mutasyon olması

gerekir. Bu durumun bir istisnası dominant negatif

p53 mutantlarıdır. p53 tetramer oluşturarak DNA’ya

bağlanan bir proteindir ve bazen tek bir alelden

kodlanan mutant, tetramerdeki diğer alt birimler

normal olsa bile DNA’ya bağlanmayı bozabilir.

Kalıtsal özellik gösteren kanserlerde tümör

baskılayıcı gen mutasyonları görülür. Bir aleldeki

kalıtsal defektin hastalığa yatkınlık oluşturduğu

kabul edilir çünkü ancak diğer aleldeki spontan bir

mutasyon heterozigotlugun kaybına sebep olarak

fenotipi ortaya çıkartacaktır.

Kanser hücrelerinin bazı eşsiz “unique” özellikleri

şu şekildedir:

1. Klonal orijin. Çoğu kanser hücresi tek bir anormal

hücreden doğar. Bazı kanserler birden fazla sayıda

malign klonlardan doğar. Bu klonlar ya bir saha

hasarı “field defect” sonucu (dokunun birden fazla

sayıda hücresi karsinojene maruz kalmasıyla) ya da

bazı genlerdeki kalıtımsal defektler sonucu oluşurlar.

2. İmmortalite. Çoğu normal hücrenin bölünme

sayısı sınırlıdır. Kanser hücreleri ise sınırsız

sayıda bölünürler (çoğalırlar) ve bitmez tükenmez

miktarda hücre oluştururlar. İmmortalitenin

mekanizmalarından biri kromozom uçları olan

telomerlerdir. Hücre diferansiye olurken, çoğu

normal hücre tipinde telomerler gittikçe kısalır.

Pharma 110


telomerase activity. As a result, the length of

the telomeres remains constant and the cell

multiplies in an infinite number (immortal).

3. Genetic instability. This is due to defects

in DNA repair and DNA “mismatches” that

are known to cause cancer cells to become

heterogeneous. Cancer cells form clones

that are less responsive to proliferation

control mechanisms. These clones are

also increasingly able to survive in foreign

environments and thus metastasize.

4. Loss of contact inhibition and growth

by adhering to the substrate. Normal

cells growing in the culture medium can

not be cleaved if they do not adhere to the

substrate normally attached to the cells.

Normal cells multiply and lose their cleavage

properties when they fill the entire surface

in a monolayer (confluent). Even if the media

contain all the growth factors and other

nutrients necessary for their division, they

do not divide. Cancer cells can continue to

divide independently (without growth) without

needing to adhere to the substrate in a slit

medium. In fact, even if multiple layers of

cell cultures are formed, they can continue to

grow.

5. Continuous growth of proliferation

independent of growth factors and nutrients.

This is a feature of cancer cells in the culture

medium. Cancer cells actually kill themselves

because they continue to grow, although they

consume the nutritional factors necessary to

feed them. It’s interesting that many animal

races behave this way.

6. Metastasis. It is a feature that is not found

in benign tumors or normal cells. Metastasis

is caused by loss of or abnormalities in

cellular proteins responsible for adhesion

of extracellular matrix, abnormalities in

intercellular interactions, abnormalities

in basal membrane adhesion of cells,

abnormalities in the production of basement

membrane, degradation of the basement

membrane by certain enzymes such as

metalloproteases (collagenases). As the

responsible proteins are discovered and their

mechanisms illuminated, the metastatic

process will be better understood.

Fakat, kanser hücrelerinde ve stem hücrelerde telomerler

telomeraz enziminin etkisiyle yenilenirler. Bu enzim normal

olarak hücreler diferansiye olurken bir taraftan programlı bir

şekilde gittikçe azalır. Tamamıyla diferansiye olmuş bir hücre

istirahat “senescent” durumuna girer ve sonunda çoğalma

kapasitesini yitirdiğinden ölür. Oysa, birçok kanser tipinde

telomeraz etkinliğini sürdürür veya aktive edilir. Sonuçta,

telomerlerin uzunluğu sabit kalır ve hücre sınırsız sayıda

çoğalır (immortal kalır).

3. Genetik instabilite. Bu durum, DNA tamirindeki ve DNA

“mismatche”lerini tanımadaki defektlerden dolayıdır ve

kanser hücrelerinin heterojen olmasına yol açar. Kanser

hücreleri proliferasyon kontrol mekanizmalarına gittikçe

daha az yanıt veren klonlar oluştururlar. Bu klonların ayrıca

yabancı ortamlarda yaşama yeteneği de gittikçe artar ve

böylece metastaz yaparlar.

4. Kontakt inhibisyonun ve substratuma tutunarak büyüme

özelliklerinin kaybı. Kültür ortamında büyüyen normal

hücreler hücrelerin normalde yapıştığı substratuma

yapışamazlarsa bölünemezler. Normal hücreler çoğalıp

üzerinde büyüdükleri tüm yüzeyi tek tabaka halinde

(“monolayer”) doldurduklarında (konfluent hale geldiklerinde)

da bölünme özelliklerini kaybederler. Hatta besiyerleri

bölünmeleri için gerekli tüm büyüme faktörleri ve diğer

besin elemanlarını (nütrientleri) ihtiva etse bile bölünmezler.

Kanser hücreleri ise, yarıkatı bir besiyerinde substratuma

yapışmaya gereksinim duymadan bağımsız olarak bölünmeye

(büyümeye) devam edebilirler. Hatta, hücre kültürlerinde

birden fazla tabaka oluşsa bile büyümeye devam edebilirler.

5. Proliferasyonun büyüme faktörlerinden ve nütrientlerden

bağımsız olarak devamlı artışı. Bu durum kültür ortamındaki

kanser hücrelerinin bir özelliğidir. Kanser hücreleri

beslenmeleri için gerekli besin faktörlerini tüketmelerine

rağmen büyümeye devam ettiklerinden aslında kendi

kendilerini öldürmektedirler. Birçok hayvan türünün de bu

şekilde davranması ilginçtir.

6. Metastaz. Benign tümörlerde veya normal hücrelerde

bulunmayan bir özelliktir. Metastaz, ekstrasellüler

matrikse yapışmaktan sorumlu hücresel proteinlerin kaybı

ya da anormalliklerinden, hücreler arası interaksiyonun

bozukluğundan, hücrelerin bazal membrana tutunmalarındaki

anormalliklerden, bazal membranın üretimindeki

anormalliklerden, metaloproteaz gibi bazı enzimlerle

(kolejenazlar) bazal membranın yıkılmasından dolayı

gerçekleşir. Sorumlu proteinler keşfedildikçe ve onların

mekanizmaları aydınlatıldıkça metastatik süreç daha iyi

anlaşılacaktır.

Dr. Sinan Akkurt

111 Pharma


AstraZeneca Turkey will take

“Stevie Award” in London

Stevie International Business Awards, “Communication and Public

Relations Campaign of the Year - Internal Communication” category,

the award winner AstraZeneca Turkey will take its award at a ceremony

held in London on 20 October.

AstraZeneca Türkiye,

Stevie Ödülü’nü Londra’da alacak

Stevie Uluslararası İş Ödülleri’nde “Yılın İletişim ve

Halkla İlişkiler Kampanyası - İç İletişim” kategorisinde

ödüle layık görülen AstraZeneca Türkiye, ödülünü 20

Ekim’de Londra’da düzenlenen bir törenle alacak.

AstraZeneca Turkey, the evaluation of the 3 thousand

900 projects from 74 countries and is considered one

of the world’s most prestigious awards organization

“Stevie International Business Awards” has achieved

a major and important success in the event. The

AstraZeneca Volunteering Team, founded in 2016 with

the motto of “We’re Volunteering for a Better Life” based

on the desire and the need to produce added value for

human beings and society, has been deemed worthy

of an award according to the results of the evaluations

made by a jury of very well-known professionals all

around the world. AstraZeneca Turkey has received a

Bronze Award in the Communications or PR Campaign/

Internal Communications category.

“We will continue to add value to all geographies we

operate”

Celebrating the success of the Volunteer Team,

AstraZeneca Turkey Country Head Pharmacist Serkan

Baris said “We set out with the pride and confidence we

felt from our positive social impact we have formed. As

a result of the projects we have realized for the benefit

of humanity and society, we are pleased to receive this

prestigious award. To discover medicines that add value

to life as AstraZeneca, as in all geographies in which

we operate while challenging the frontiers of science in

Turkey, we continue to work to add value to society. “We

are Volunteers for a Better Life” I would like to thank

to our Volunteer Team and our employees for their

precious support with all my heart” he said.

AstraZeneca Türkiye, 74 ülkeden 3 bin 900 projenin

değerlendirildiği ve dünyanın en itibarlı ödül

organizasyonlarından biri olarak kabul edilen “Stevie

International Business Awards”ta (Stevie Uluslararası

İş Ödülleri) önemli bir başarıya imza attı. İnsan ve

toplum için artı değer üretme isteği ve ihtiyacından yola

çıkarak 2016’da “Daha İyi Bir Yaşam İçin Gönüllüyüz!”

mottosuyla kurulan AstraZeneca Gönüllülük Takımı,

dünya çapında tanınan profesyonellerden oluşan

jüri tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda

“Communications or PR Campaign/Program of the

Year - Internal Communications” (Yılın İletişim ve Halkla

İlişkiler Kampanyası - İç İletişim) kategorisinde Bronz

Ödül’ün sahibi oldu.

“Faaliyette bulunduğumuz tüm coğrafyalara değer

katmaya devam edeceğiz”

Gönüllülük Takımı’nın başarısını kutlayan

AstraZeneca Türkiye Ülke Başkanı Ecz. Serkan Barış

“Oluşturduğumuz pozitif sosyal etkiden duyduğumuz

gurur ve güvenle çıktığımız yolda, insan ve toplum

yararına gerçekleştirdiğimiz projelerden aldığımız

sonuçlar ile bu prestijli ödüle layık görülmüş olmaktan

mutluluk duyuyoruz. AstraZeneca olarak yaşama değer

katan ilaçları keşfetmek için bilimin sınırlarını zorlarken

faaliyette olduğumuz tüm coğrafyalarda olduğu gibi

Türkiye’de de topluma değer katmak için çalışmaya

devam ediyoruz. “Daha İyi Bir Yaşam İçin Gönüllüyüz!”

Gönüllülük Takımı’mıza ve desteklerini esirgemeyen

çalışanlarımıza tüm kalbimle teşekkür ediyorum” dedi.

Pharma 33


Strategic Incentive Certificate has given a hope

Biotechnology is a key significance to the advancement of

the pharmaceutical industry in the service of human health.

Biotechnological methods are increasingly more effective than chemical

and herbal formulations in the development of new medicines against

diseases. Bio similar drugs increase the access of the patients to

biotechnological drugs and reduce the costs by creating competition and

thus benefit the country’s economy…

Stratejik Teşvik Belgesi

umutlandırdı

Biyoteknoloji, ilaç endüstrisinin insan

sağlığının hizmetinde ilerlemesi için kilit

öneme sahiptir. Hastalıklara karşı yeni

ilaçların geliştirilmesinde biyoteknolojik

yöntemler giderek kimyasal ve

bitkisel formülasyonlardan daha etkili

olmaktadır. Biyobenzer ilaçlar, hem

hastaların biyoteknolojik ilaçlara

erişimini artırmakta hem de rekabet

oluşturarak maliyetleri azaltmakta

ve dolayısıyla ülke ekonomisine fayda

sağlamaktadır.

It is possible for the state to save 300 million Turkish

Liras from the cancer medicines

The government’s Strategic Incentive Certificate for

biotechnological drugs has mobilized firms. The bio

similars of some drugs, which are used extensively in

cancer treatments, has entered to the lists of “Medicines

to be Paid” and “Chemotherapy Medicines to be Provided

Mandatory by the Hospitals”. It is stated that SGK, which

directly undertakes the treatment of cancer patients,

will contribute to its budget around 200 million lira. It is

being stated that taking the bio similar drugs in question

into the system will reduce the prices in the medicine

tenders and it is stated that the total public savings is

expected to reach 300 million liras with the discounts

that will occur in the tenders as well.

Devletin kanser ilaçlarından 300 milyon Türk Lirası

tasarruf etmesi mümkün

Hükümetin biyoteknolojik ilaçlarla ilgili Stratejik Teşvik

Belgesi firmaları harekete geçirdi. Kanser tedavilerinde

yoğun kullanılan bazı ilaçların biyobenzerleri “Bedeli

ödenecek ilaçlar listesine” ve “Hastanelerce Temini

Zorunlu Kemoterapi İlaçları Listesi”ne alınmasıyla

kanser hastalarının tedavisini doğrudan üstlenen

SGK’nın bütçesine doğrudan 200 milyon lira civarında

katkısı olacağı belirtiliyor. Söz konusu biyobenzer

ilaçların sisteme alınmasıyla ilaç ihalelerindeki fiyatların

düşürülmesini de sağlayacağına dikkat çekilerek,

ihalelerde oluşacak iskontolarla birlikte toplam kamu

tasarrufunun yaklaşık 300 milyon lirayı bulmasının

beklendiği belirtiliyor.

34 Pharma


September 27th is a critical day for savings…

The Ministry of Health will hold a tender on

27 September for medicine purchases in 2019

and 2020. In this context, the public costs

for the original medicines will be up to 622.2

million liras. In the case of the completion

of the bio similars reimbursement list of

these drugs until the next 27 September, this

amount will decrease to 445.4 million liras at

all.

The medicine has received licence 7 months

ago and is being waited for reimbursement

authorization...

The first “bio similar” product has licensed

in the field of haematological oncology,

which was developed for use in some types

of lymphoma and leukaemia diseases, was

made available to patients. The drug is

expected to be covered by the reimbursement

as soon as possible.

As the government takes the Biotechnological

Medicines within the scope of the Strategic

Incentive Certificate, the construction of

TRPharm Pharmaceuticals’ New Factory,

which will be established within the scope of

nationalisation, is continuing.

TRPharm Chairman of the Board of Directors

Mehmet Göker, “with biological methods

instead of chemical compositions, the bio

similar product produced from living systems

which is the equivalent of biotechnological

products is being offered for the usage of

patients in Turkey” he said... ”Bio similar

products will not only allow more patients to

access these important treatments, but will

also reduce healthcare costs in the treatment

areas where they are used, and will pave the

way for new and innovative treatments in

other areas” he also pointed.

Bio similar products benefit the economy of

the country

Göker, “Bio similar drugs, have the same

effect compared to existing products, but

more economical, this is an important

advantage. In addition, technology transfer

will be provided by the introduction of bio

similars into the country. And with the start

of production to be performed in Turkey,

export potential will increase. Thus, Turkey’s

pharmaceutical market which consists of

imported products will begin to export. “He

said.

Tasarruf için 27 Eylül kritik gün

Sağlık Bakanlığı’nın 2019 ve 2020 yıllarındaki ilaç alımlarına yönelik

olarak önümüzdeki 27 Eylül tarihinde yapacağı ilaç alım ihalesi

kapsamında, var olan orijinal ilaçlar için oluşacak kamu maliyeti

622.2 milyon liraya kadar çıkacak. Bu ilaçların biyobenzerleri geri

ödeme listesine alınma sürecinin önümüzdeki 27 Eylül tarihine

kadar tamamlanmış olması durumunda ise bu tutar 445.4 milyon

liraya gerileyecek.

İlaç 7 ay önce ruhsat aldı, geri ödeme izni için bekleniyor

Lenfoma ve lösemi hastalıklarının bazı türlerinde kullanılmak

üzere geliştirilen, hematolojik onkoloji alanındaki ilk “biyobenzer”

ürün ruhsat alarak hastaların kullanımına sunuldu. İlacın bir an

önce geri ödeme kapsamına alınması bekleniyor.

Hükümetin Biyoteknolojik İlaçları Stratejik Teşvik Belgesi

kapsamına alması üzerine, TRPharm İlaç’ın yerlileştirme amaçlı

kuracağı fabrikanın yapımı da sürüyor.

TRPharm Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Göker, kimyasal

bileşimler yerine biyolojik yöntemlerle, organizmalardan ve canlı

sistemlerden üretilen biyoteknolojik ürünlerin eşdeğeri olan

biyobenzer ürünün Türkiye’de hastaların istifadesine sunulduğunu

belirterek, “Biyobenzer ürünler yalnızca daha fazla hastanın bu

önemli tedavilere erişmesini sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda

kullanıldıkları tedavi alanlarındaki sağlık maliyetlerini düşürerek,

diğer alanlarda yeni ve yenilikçi tedavilerin yolunu açacaktır.” dedi.

“Biyobenzer ürünler ülke ekonomine fayda sağlar”

Göker, “Biyobenzer ilaçlar, mevcut ürünlere kıyasla aynı etkiye

sahip olmakla birlikte daha ekonomik, bu önemli bir avantaj.

Bunun yanı sıra biyobenzerlerin ülkeye girmesiyle teknoloji

transferi de sağlanacak ve üretimin Türkiye’de yapılmasıyla birlikte

ihracat potansiyeli de artacak. Böylece ithal ürünlerden oluşan

Türkiye ilaç pazarı, ihracat yapan noktaya gelecek.” dedi.

Pharma 35


Hair fall is among the most common complaints!

Okan University Hospital Dermatology Specialist Lecturer Dr Belçin

İzol who said “Hair fall is one of the most common causes of admission

to the dermatology outpatient clinic. After a detailed examination, the

type and cause of the falling is determined by using the necessary

examination and diagnostic methods and treatment is planned for hair

fall.” continued her words…

Saç dökülmesi en sık

şikâyetler arasında!

“Saç dökülmesi, dermatoloji

polikliniğine en sık başvuru

nedenleri arasında yer almaktadır.

Detaylı bir muayene sonrasında

gerekli tetkik ve tanı yöntemleri

kullanılarak dökülmenin tipi

ve nedeni belirlenerek saç

dökülmesinde tedavi planlanır”

diyen Okan Üniversitesi Hastanesi

Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi

Belçin İzol, anlattı.

Hair has 3 life stages. Anagen phase, which is the active

extension phase, lasts for 2-6 years on average. After

the catagen phase with a transition period of 1-2 weeks,

the hair enters the telogen phase. After the telogen

phase, which lasts for 2-4 months, the dermal papilla

cell approaches the surface of the scalp, the old string

is falled and a new hair continues to grow in the anagen

phase and the hair continues its life cycle accordingly.

Detailed family history of the patient should be listened

The telogen effluvium, which is one of the important

reasons of “diffuse hair loss that covers the whole skin”

is characterized by fall of hair in the resting phase.

More than 100 strings per day hair loss is seen. It is

more common in women than men. It may depend on

many reasons, but in some cases patients do not have a

specific causes.

Saçın 3 yaşam evresi bulunmaktadır. Aktif uzama evresi

olan anagen faz, ortalama 2-6 yıl sürer. 1-2 haftalık bir

geçiş evresi olan katagen fazdan sonra, saç telogen faza

girer. 2-4 ay süren saçın dinlenme evresi olan telogen

fazdan sonra dermal papilla hücresi saçlı deri yüzeyine

yaklaşır, eski tel dökülür ve yeni bir saç teli anagen fazda

uzamaya başlayarak saç yaşam döngüsüne devam eder.

Hastanın detaylı öyküsü dinlenmelidir

Diffüz yani tüm deriyi kapsayan saç kaybının, önemli

nedenlerinden biri olan telogen effluvium, dinlenme

evresindeki saçların kaybı ile karakterizedir. Günde

100 telden fazla saç kaybı görülür. Kadınlarda,

erkeklere göre daha sık görülür. Birçok nedene bağlı

olabileceği gibi bazı hastalarda spesifik bir neden de

bulunmamaktadır. Hormonal ve besinsel faktörler,

ilaçlar, bazı kimyasal maddelere maruziyet, sistemik

hastalıklar, psikolojik stres ve mevsim değişiklikleri saç

dökülmesine neden olabilir.

36 Pharma


Hormonal and nutritional factors, medicines, exposure

to certain chemicals, systemic diseases, psychological

stress and seasonal changes can cause hair loss. With

a detailed family history, current systemic diseases,

medicines used, recent diseases, weight loss, hair care,

breastfeeding, stress, surgical operation should be

examined.

Vitamin deficiencies should be well investigated

Hormonal factors, including thyroid gland diseases,

hair fall which is especially seen in the 6 months after

the birth and before and after menopause period may

be considered. Hair fall may occur within 6 months of

starting a strict diet. Iron, B12, zinc and biotin deficiency

should be examined by the investigations. There are also

studies that vitamin D deficiency causes hair loss.

Some medications can cause hair loss!

It is important to question the medicines that have been

started in the last 6 months, since some hair fall may be

caused due to medication. In the treatment of telogen

effluvium, the cause should be treated accordingly if

the cause can be detected. In cases where the cause

cannot be determined, tablets containing vitamins and

amino acids that are necessary for hair can be used as a

support. Hair mesotherapy and PRP treatment are also

useful.

Do not forget to take your hormone tests for male

pattern hair fall!

Male pattern hair fall, called androgenetic alopecia, is

characterized by shortening of the anagen phase and

increased hair in the telogen phase. It can be seen in

men and women. Since genetic factors are important

in patients, family history should be questioned. When

male pattern fall is detected in women, evaluation

should be made in terms of the excess of androgen

hormones. If hair fall is accompanied by virilisation,

acne and menstrual irregularities, then a gynaecologist

and an endocrinology doctor should be considered if

necessary. Hair fall, especially in the postmenopausal

period, is due to the decrease in oestrogen levels and

increased free testosterone.

What is mail pattern hair fall treatment?

Treatment, in patients with hormonal disorder should

be directed to the cause. Various oral and topical

treatments, mesotherapy, PRP and hair transplantation

can be used in the treatment of hair fall. It is important

to start treatment in the early period due to the

progressive course of male pattern hair loss.

What is alopecia?

Alopecia areata known as “barber’s itch” among the

society is in the group of autoimmune diseases.

Detaylı bir öykü ile mevcut sistemik hastalıklar, kullanılan

ilaçlar, yakın zamanda geçirilen hastalıklar, kilo kaybı,

saça uygulanan işlemler, emzirme, stres, cerrahi

operasyon gibi faktörler araştırılmalıdır.

Vitamin eksiklikleri iyi araştırılmalıdır

Hormonal faktörler içerisinde tiroid bezi hastalıkları,

doğum sonrasında özellikle ilk 6 ayda yoğun görülen

saç dökülmesi, menapoz öncesi ve sonrasındaki dönem

sayılabilir. Sıkı bir diyete başladıktan sonra 6 ay içerisinde

saç dökülmesi ortaya çıkabilir. Yapılan tetkiklerle demir,

B12, çinko, biyotin eksikliği araştırılmalıdır. D vitamini

eksikliğinin de saç dökülmesine neden olduğuyla ilgili

çalışmalar bulunmaktadır.

Bazı ilaçlar saç dökülmesine neden olabilir!

Bazı ilaçlara bağlı saç dökülmesi ortaya çıkabileceği için,

son 6 ay içerisinde başlanmış ilaçların da sorgulanması

önemlidir. Telogen effluviumun tedavisinde, eğer neden

tespit edilebiliyorsa, nedene yönelik tedavi yapılmalıdır.

Nedenin tespit edilemediği durumlarda saç için gerekli

olan vitamin ve aminoasitleri içeren tabletler destek

olarak kullanılabilir. Saç mezoterapisi ve PRP tedavisi de

faydalı olmaktadır.

Erkek tipi saç dökülmesinde hormon testlerinizi

yaptırmayı ihmal etmeyin!

Androgenetik alopesi olarak adlandırılan erkek tipi saç

dökülmesi, anagen fazda kısalma ve telogen fazdaki

saçların artışı ile karakterizedir. Erkek ve kadınlarda

görülebilir. Hastalarda genetik faktörler önemli olduğu

için aile öyküsü sorgulanmalıdır. Kadınlarda erkek tipi

dökülme tespit edildiğinde androjen hormonlarının

fazlalığı açısından değerlendirme yapılmalıdır. Kıllanma

artışı, sivilce ve adet düzensizliği eşlik ediyorsa mutlaka

hormon testlerinin yapılması ve bir jinekolog ve gerekli

görüldüğü durumlarda bir endokrinoloji doktorunun

değerlendirmesi gereklidir. Özellikle menopoz sonrası

dönemde görülen saç kaybının nedeni östrojen

düzeylerinin azalıp serbest testosteronun artmasıdır.

Erkek tipi saç dökülmesinin tedavisi nedir?

Hormonal bozukluk tespit edilen hastalarda tedavi nedene

yönelik olmalıdır. Saç dökülmesinin tedavisinde çeşitli

oral ve topikal tedaviler, mezoterapi, PRP ve saç ekimi

yapılabilir. Erkek tipi saç dökülmesinin ilerleyici seyri

nedeniyle erken dönemde tedaviye başlanması önemlidir.

Saç Kıran Nedir?

Halk arasında ‘saç kıran’ olarak bilinen alopesi areata

otoimmün hastalıklar grubundadır. Bağışıklık sistemi

hücrelerinin kıl köklerine karşı reaksiyon vermesi

sonucunda oluşan para şeklinde dökülmelerle

karakterizedir.

Pharma 37


It is characterized by fallings in the form of coin

resulting from the reaction of the immune system

cells to the hair roots. Generally, this disease with

good prognosis can rarely progress and may cause

loss of hair, eyelashes, eyebrows and whole body

hairs. There are different treatment options depending

on the clinical severity of the disease. Hair fall can

sometimes occur in some other dermatological

diseases that cause permanent hair damage. This

condition, called cicatricial alopecia, can be caused

by some connective tissue and skin diseases as well.

Early treatment without permanent hair damage

should be initiated. It is recommended that patients

with complaints of hair fall should consult with a

dermatologist and plan the appropriate treatment

after determining the type of falling.

Genellikle iyi seyirli olan bu hastalık nadiren

ilerleyerek yaygın saç, kirpik, kaş ve tüm vücut

kıllarında kayba neden olabilir. Hastalığın klinik

şiddetine göre uygulanan farklı tedavi seçenekleri

mevcuttur. Saç dökülmesi bazen, kalıcı saç hasarına

neden olan bazı diğer dermatolojik hastalıklarda da

ortaya çıkabilir. Sikatrisyel alopesi olarak adlandırılan

bu duruma, bazı bağ dokusu ve deri hastalıkları neden

olabilir. Kalıcı saç hasarı olmadan erken dönemde

tedavi başlanmalıdır.

Saç dökülmesi şikâyeti olan hastaların mutlaka bir

dermatoloji uzmanına başvurması, dökülmenin tipi

belirlendikten sonra uygun tedavinin planlanması

önerilir.

38 Pharma


Beauty where

the continents meet!

Kıtaların buluştuğu yerde

güzellik ile buluşalım!

20-22 June / Haziran 2019

Follow us / Bizi takip edin

/beautyeurasia

/beauty_eurasia

/beautyeurasia

/beautyeurasia.com/Linkedin

Organiser / Organizatör


The leader of boutique hospitals;

İstanbul Surgery Hospital

The Istanbul Surgery Hospital, which sets out with the principle of “value

for human health”, provides superior patient satisfaction by offering VIP

services to all patients especially with its personalized medical service.

At the same time, Istanbul Surgical Hospital, which is an exemplary

organization with the support it gives to social responsibility projects,

has a mission to raise awareness of society…

40 Pharma

Banu Basaran, the Operation

Management Director of Istanbul

Surgical Hospital (ICH), is a

successful business person who

has completed her 26th year in the

field of healthcare management.

We talked with Banu Basaran, who

we came together with in ICH, 26

years in the field of health, her role

in Istanbul Surgery Hospital and

her selection to ISTUSAD Executive

Board. Başaran, who says “first

human health”, told all about

projects she has done for humanity

to Pharma Turkey Magazine.

What is your difference from other

hospitals in İstanbul Surgery

Hospital (İCH)?

Turkey’s our difference from other

major hospitals, being only slightly

smaller than the others as square

meters. But we are a big institution

in terms of service. Our staff starts

their duties after a serious interview

process and after completing the

orientation process that we provide

with professional training from inside

and outside as well.

Why do they prefer ICH?

First of all, I can tell you that our

doctors are able to take our patients

for examination in a shorter time

than usual. The patient can have the

examination without waiting in line.

Apart from that, it is important for us

that our patients feel at home. The

smiling face they see in our hospital,

the warm environment we create and

the fact that we provide a constant

person next to the patient are among

our positive sides. One-to-one and

warm contact is very important

for us. I think we have achieved

this by providing VIP services to all

our patients. Because our patients

recommend us to their relatives and

direct them.

Let’s imagine the patient has started

his / her treatment somewhere

else before. But then he has learnt

somehow the doctor here is better.

He / she directly came to your

hospital afterwards. At this point,

do you prepare a treatment method

with new tests from the beginning?

Our doctors are examining the

data as a first. Is it based on the

patient’s complaints? Have the

correct requests been made? In

this direction, are additional things

required to be done? If the patient

does not need to be asked for

additional tests, the patient is given

a direct result without any more

fatigue.

Do you have any services outside the

hospital environment?

Of course we do. We have high

corporate agreements. We are a

health solution partner for large

companies in the surrounding area

or Istanbul. We have all insurance

companies’ agreements. We

offer on-site service to those big

companies. We provide services

such as health scans, eye scans,

hearing scans, recruitment scans.

Companies feel more confident in

this way.

What kind of trust is this?

Because of the health problems of

the employees of the company, they

stay away from the workplace during

that processes. This causes a loss

of work and time for the company.

Actually this period of time is also a

tiring process for the employee as

well. This is what we have provided

with the on-site service. We offer

laboratory tests to companies. We

provide information for feeding on

time. This solution partnership we

offer increases the work efficiency

and creates a service quality and

trust that it offers to its staff.

How are your approaches to

social responsibility or awareness

projects?

We attach great importance to

social responsibility and awareness

projects. One of them is Breast

Cancer Awareness Month. We are

raising awareness about the HIV

virus. So we have a mission to raise

public awareness. We competed

at the Turkcell Bosphorus Cup

last year. And we dedicate all of

our awards and earnings to health

institutions, foundations and

associations in need. We have a

study with TÜRÇEV, our children’s


education expenses and health

screening. Our mission is to deliver

the revenues from our activities

to those who need them. We’re

also environmentally friendly. We

transfer our food and food waste to

animals with our cooperation with

the municipality. Our staff is also

conscious about this. For example;

our staff who finish their meals

certainly control their remaining

meals in order not to contain any

plastics and toothpicks in. “Share /

Get rid of it” project, we look after

the children in need. The materials

which we do not use in the hospital

such as quilts, pillows, blankets, our

materials are being sent to them.

Or the electronic devices such as

computers and printers that we

do not use are also being sent to

the children in need for sure. The

last time we did send help to Afrin.

Last year we made a project and

called it as “Art İn Hospital” project.

We’ve combined hospital and art.

We opened 4 exhibitions with great

painters. We donated the revenue

from the exhibition to the Breast

Science Foundation. We aimed to

raise awareness in breast cancer by

screening breast cancer patients. At

the same time, in order to improve

the sense of belonging in our staff,

we have prepared art workshops in

which they are involved. Our main

goal here is to show that there is

no difference between the CEO,

Managing Director and any employee

by eliminating the hierarchy. We are

always celebrating our employees’

special days. We are trying to give

more thematic messages on days

like communication week, such as

nurse week. We are doing special

works that will make them feel

special to any department that

touches the operation of a hospital.

This is done by an awareness

project, in a chocolate factory made

of gluten-free and unleaded, where

a staff member is working and a

part of his income is donated to

TUÇEV. With this project, we aim

to ensure that every individual

benefits the community. As an

institution, we touch each other on

our projects. These are the features

that distinguish us from other

institutions.

As Istanbul Surgery Hospital, What

is your domestic and international

investments’ level at the moment?

Do you have any new projects?

Our investor is already connected

overseas. We have new investments

in the future. Recently, we are

building the infrastructure of a

project outside Istanbul. We are

always open to new investments,

new horizons.

As you know, recently economic

sanctions are being applied to

our country. What impact did the

affected exchange rates have on

health tourism?

The patient was paying 4500 liras for

a $ 1000 service and is now paying

7000 liras. There is no change in

our mission for our foreign patients.

We use the current exchange rate

of the day of tourist’s arriving date.

There’s no such thing as fooling

people. The price of the given service

continues in the same way. As the

number of patients we have not yet

had a problem, the same potential

continues. But there are little

problems about the sector. We have

many products that we buy through

the dollar. You cannot find the

materials used in the operations of

the patients at any time you look for.

There may not be stock availability.

We are also influenced by the crises

as sector.

Do you think Turkey is in the

position it deserves in the health

sector?

Not... because Turkey is in a very

advanced state in health. I’ve been

in the industry for 26 years. During

this time, since 2004 the ministry of

health and the health sector in the

various committees of the people

who work for the development

of health tourism Turkey. When

compared with other countries

engaged in health tourism, Turkey is

ahead of many European countries.

Due to the elderly population in

Europe, health insurance companies

are raising base prices. This situation

pushes the patients to use the

opportunities of the state. When

compared with other countries

engaged in health tourism, Turkey is

ahead of many European countries.

Due to the elderly population in

Europe, health insurance companies

are raising base prices. This

situation pushes the patients to use

the opportunities of the state. This

time there are very serious waiting

areas and times. For example; In

the UK, a patient can go through a

Pharma 41


42 Pharma

family physician first, then it takes

minimum 6 months for him / her

to have an operation or to have an

Ultrasonography. In Turkey, anybody

who wants to have MR, X-Ray or

Ultrasonography can manage it in

a half an hour time. In fact, this is

a big difference. Our technological

infrastructure is at the same level.

Many of our hospitals are fully

equipped. We serve people without

language, religion, and race.

In addition, the number of accredited

hospitals is increasing day by day.

The number of our accredited

hospitals is now 59. When we think

of it as chain hospitals, it reaches a

number that folds each other. In the

80s and 90s people were trying to go

abroad for bypass, nowadays people

are coming to our country. Because

waiting times are very few, the

technological infrastructures can be

closely monitored, we have a robotic

surgeon. With these developments,

I can easily say that our country is

really advanced in the field of health.

Let’s talk about Banu Basaran,

Apart from the administration of the

Istanbul Surgery Hospital - What

else does she do?

I have been working in the health

sector for 26 years. I worked as a

professional in large hospitals. In

2011, I have made lobbying activities

especially for the Iraqi and Middle

Eastern markets in order to get

patients come to Turkey. I received

an authorization on the organization

of Iraqi Ministry of Health in order

to organize health tourism activities

between two countries. In this

context, I have done 3-4 large

hospital’s work for about 5.5 years.

I have worked in terms of the arrival

of patients, correct treatment and

return on time to their countries.

We’ve brought about 6000 patients to

Turkey and managed their recovery

processes. Despite the decrease in

the traffic of these patients due to

the political conjuncture, we are still

having patients. Other than that, I

have made the organization of the

training programs for nurses and

technicians who works for the Libyan

Government in order to provide

business development in Turkey. I

have had nearly 3 years of experience

in Africa. I made feasibility studies

on the establishment of a dialysis

centre and eye hospital in Tanzania.

I then carried out R & D activities

for the Kenya health regulation

system. I have worked on the brand

positioning of about 12 hospitals in

Aga Khan Hospitals in Kenya. Then

I was elected to the DEİK delegation

to Senegal in the field of health.

I conducted a feasibility study for

emergency services in Senegal for 10

days. Then I prepared presentations

on how to rehabilitate. In the same

period, I was the project consultant

of the first private hospital of West

Africa on turn-key basis for 2 years.

The owners of this hospital first

came to our country and visited

our hospital and expressed their

admiration. They wanted to work with

us. The entire products used in its

construction were Turkish goods. All

the machinery, equipment, furniture

etc. It was a hospital with 12,000

square meters and 300 beds. This

is a great pride for me and for my

country. We continued to do social

responsibility projects there. I had

projects for the orphan children

of S.O.S. I tried to be with them in

dressing, housing, and education. I’m

trying to be with the kids wherever

I go. I like to touch people and be in

their lives.

Are there any planned changes from

the process after being elected to

the ISTUSAD board of directors?

What are the foreseen activities?

We’re trying to change that

perception there before in Turkey.

As in all areas, we have deficiencies

in the field of health as well. We do

not want anyone to make health

tourism, unless to be accredited

after certain stages. We have

completed the infrastructure of our

work on this subject at all. All of us

at ISTUSAD’s board of directors,

have a similar point of views. “We

can be found in every area where

we will benefit.“ Another study of

ISTUSAD will be to train personnel

and leaders by providing training in

the field of health tourism. İSTUSAD

has completed the agreement with

3 universities affiliated with YÖK. We

wanted to open a section in the field

of health tourism academically. If it

is raised to 2019, health tourism will

be an academic field in the 2019-

2020 academic year.

We also have certificate programs.

What is health tourism, financial

dimensions, regulations and

incentives which are related to our

academic certificate program has

started.

Will you take an active part in

the program that opens at the

university?

The role that I undertake is about

accepting the patient, the standards

that should be treated in the

agreements to be made with the

countries, and the billing processes.

I told them I could give one or two

lessons in this field. Because you

can’t change anything unless you

pass on the information. We’ve made

a lot of mistakes, but we’ve gained

experiences at all. There was no

school for this, we learned by trial

and error. My biggest advantage and

chances is that I worked with a lot of

corporate companies. I travelled the

world. I saw how they accepted the

patient sitting on a ground table in

Yemen. In America, I saw how they

met the patient with a luxury car as

well. I saw how you should treat a

foreign patient, especially in cultural

changes. The more you see and

experience, then you will have more

chance to raise the quality levels at

the highest. So I think there’s a lot

to be passed on next generation.

As ISTUSAD, we want to create

behaviour models and working

models according to the countries

in the field of health tourism. I am

personally prepared to do my best on

this academic table.


Meaningful Event from Alcon on the World Sight Day

Dünya Görme Günü’nde Alcon’dan Anlamlı Etkinlik

The fourth information meeting entitled “From Your

Eyes: Astigmatism Management in Cataract Surgery”,

which was held by Alcon, the global leader in eye care

and a Novartis group company, exclusively for the

World Sight Day this year, occurred in Istanbul. The

participants were also informed about the treatment

of other visual impairments in cataract surgery in the

meeting.

Providing information about cataracts and astigmatism,

the most common types of diseases associated with

the natural lens located behind the pupil and allowing

vision, in the information meeting, which was held by

Alcon, Prof. Dr. Osman Şevki Arslan has stated that

cataracts rank first among the causes of blindness in

the world and astigmatism develop due to ocular surface

irregularity. Approximately 38 percent of the patients,

who have undergone cataract surgery, have to wear

glasses because of the astigmatism remaining after the

surgery. This creates a great loss both in terms of health

and in terms of economy.

Cataracts, which rank first among the causes of

blindness in the world and occur in 25 million people

every year, are considered the cause of nearly 50

percent of blindness cases in the world.

Göz sağlığı alanında dünya lideri ve Novartis grup

şirketlerinden olan Alcon’un Dünya Görme Günü’ne

özel bu yıl dördüncü kez düzenlediği “Sizin Gözünüzden:

Katarakt Cerrahisinde Astigmat Yönetimi” başlıklı

bilgilendirme toplantısı İstanbul’da gerçekleştirildi.

Toplantıda katılımcılara, katarakt cerrahisinde diğer

görme kusurlarının da tedavisi hakkında bilgi paylaşıldı.

Alcon’un gerçekleştirdiği bilgilendirme toplantısında,

göz bebeğinin arkasında bulunan ve görmeyi sağlayan

doğal göz merceğinden kaynaklı hastalıkların en çok

görülenleri olan katarakt ve astigmatizma hakkında bilgi

veren Prof. Dr. Osman Şevki Arslan; kataraktın dünyada

körlük nedenleri arasında birinci sırada olduğunu ve

astigmatizmanın da göz yüzeyinin düzensizleşmesine

bağlı olarak geliştiğini belirtti. Katarakt ameliyatı

olanların yaklaşık yüzde 38’i ameliyat sonrası kalan

astigmat nedeniyle gözlük takmak zorunda kalıyor. Bu

hem sağlık hem de ekonomik açıdan büyük bir kayıp

oluşturuyor.

Dünyada körlük nedenleri arasında birinci sırada

yer alan ve her yıl 25 milyon kişide oluşan katarakt,

dünyadaki körlüklerin yaklaşık yüzde 50’sinin nedeni

olarak kabul ediliyor. Katarakt teşhisi konulan hastaların

yüzde 40’ında astigmatik kırma kusuruna rastlanıyor.

44 Pharma


Astigmatic refractive error is detected in 40 percent

of the patients diagnosed with cataracts. During the

treatment of cataracts, other visual defects can be also

treated. Astigmatism is eliminated along with cataracts

through toric intraocular lenses and people become able

to live without glasses.

In 450,000 cataract surgeries performed last year in

our country, only 5,000 toric intraocular lenses were

used and 83,000 people continued wearing glasses

due to astigmatism after the surgery because no toric

intraocular lenses were used though needed.

Advising patients to consult their physician about

astigmatism and treatment options before the cataract

surgery, Prof. Dr. Osman Şevki Arslan has emphasized

that people becoming aware of toric intraocular

lenses that can also correct astigmatism and that this

awareness is of importance to completely get rid of

glasses after the surgery. In his speech, Arslan has

said, “About half of the causes of curable blindness in

the world consist of cataract cases. In our country, the

number of cataract surgeries per year has reached

450,000 with a nearly tenfold increase in the percentage

of cataract patients undergoing a surgery over the last

decade. This is not only an increase in number, but also

an indication that our country has progressed in cataract

surgeries in terms of knowledge and technology at the

same level as the Western countries. In addition, the

treatment of astigmatic defects with toric intraocular

lenses contributes greatly to clear vision after surgery

and substantially eliminates the dependence of our

patients on glasses. It should be emphasized that this

can be solved with a single operation by selection of the

right intraocular lens to be placed during the cataract

surgery.

On the other hand, another point which should be

emphasized is that 19 million children worldwide are

visually impaired. The treatment of childhood visual

defects especially within the first three years of life is

of critical importance because after this age, amblyopia

progresses, and although the eye disease is treated,

amblyopia restricts vision. Therefore, we find it very

important for the Ministry of Health, Ministry of National

Education, Turkish Ophthalmological Association

and other NGOs to conduct vision screenings in great

cooperation.”

What is a cataract?

A cataract is one of the most common eye diseases

associated with aging and is one of the leading causes of

vision loss*1.

The World Health Organization (WHO) estimates that

nearly 19 million people are bilaterally blind from

cataracts in the world. These figures indicate that

almost half of all global cases of blindness are caused

by cataracts* 2.

Kataraktın tedavisi yapılırken diğer görme kusurlarının

da tedavisi gerçekleştirilebiliyor. Torik astigmatlı göz içi

lens ile katarakt ile birlikte astigmat da ortadan kalkıyor

ve kişileri gözlüksüz bir hayat bekliyor.

Ülkemizde geçen yıl gerçekleştirilen 450.000 katarakt

operasyonunda sadece 5.000 torik astigmatlı göz içi lens

kullanılırken, ihtiyaç olduğu halde 83.000 kişi torik göz

içi lens kullanılmadığı için ameliyat sonrası astigmat

sebebiyle gözlük kullanmaya devam etmiştir.

Katarakt operasyonu öncesi hastaları astigmatları ve

tedavi seçenekleri ile ilgili doktorlarına danışmaları

konusunda uyaran Prof. Dr. Osman Şevki Arslan,

astigmatı da düzeltebilen torik göz içi mercek

konusunda hastaların bilinçlenmesinin ameliyattan

sonra gözlükten tamamen kurtulmak için önem arz

ettiğini vurguladı. Arslan konuşmasında “Dünyada

tedavi edilebilir körlük sebeplerinin yaklaşık yarısını

katarakt olguları teşkil ediyor. Yurdumuzda da son on

yılda katarakt hastalarının ameliyat edilme oranlarında

yaklaşık on kat bir artışla yıllık katarakt ameliyatı sayısı

450.000 seviyelerine ulaşmıştır. Bu sadece sayısal

anlamda bir artış olmayıp, bilgi donanımı ve teknolojik

açıdan da ülkemizin katarakt ameliyatları açısından Batı

ile aynı düzeyde ilerlediğini gösteriyor. Aynı zamanda

astigmatik kusurların da torik göz içi mercekleri ile

tedavi edilmesi ameliyat sonrası net görüşe çok büyük

katkı sağlamakta ve hastalarımızın gözlük bağımlılığını

büyük ölçüde ortadan kaldırmaktadır. Bunun da tek bir

operasyon ile katarakt cerrahisi sırasında konulan göz

içi merceğinin buna uygun seçilmesi ile çözülebildiğini

vurgulamak gerekiyor.

Pharma 45


Diğer taraftan vurgulanması gereken bir başka nokta

da dünya genelinde 19 milyon çocuğumuzun görme

engelli olduğudur. Özellikle ilk üç yaş içinde çocukluk

çağı görme bozukluklarının tedavi edilmesi çok kritik

bir öneme sahiptir. Zira bu yaştan sonra tembellik

gelişmekte, göz hastalığı tedavi edilse de tembellik

görmeyi kısıtlamaktadır. Bu sebeple Sağlık Bakanlığı

ve Millî Eğitim Bakanlığı, TOD ve diğer STK’ların büyük

bir iş birliği ile göz sağlığı taramaları yapmalarını çok

önemli buluyoruz” dedi.

A cataract is a cloudy area in the normally clear lens of

the eye that affects vision. While most cataracts occur

due to normal aging, other causes such as exposure

to radiation, steroids, diabetes and eye trauma can

accelerate the development of cataracts*3.

As a cataract develops, the lens becomes increasingly

cloudy and allows less light to pass through, which

makes seeing more difficult* 4.

In whom do astigmatism and cataracts occur?

Astigmatism can occur in individuals of any age in the

society. A cataract is a disease that can develop with the

risk factors such as advanced age, diabetes, smoking,

eye trauma and long-term exposure to ultraviolet light.

Is surgery the only solution for cataracts?

The only treatment of cataracts is the surgical removal

of the natural lens that has lost its function and

transparency and replacement of it with an artificial

intraocular lens.

What should be considered after cataract surgery?

The healing process after cataract surgery is short.

There is nothing specific to be done, other than using the

prescribed drops regularly and for the specified time in

order that the surgery for cataracts be successful.

Katarakt nedir?

Katarakt yaşa bağlı görülen en yaygın göz

hastalıklarındandır ve görme kaybının en başta gelen

nedenlerinden biridir*1.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre dünyada

katarakt nedeniyle yaklaşık 19 milyon insanın iki

taraflı olarak kör olduğu tahmin ediliyor. Bu rakamlar

gösteriyor ki dünyadaki tüm körlük vakalarının

neredeyse yarısı kataraktan kaynaklanıyor*2.

Katarakt, normalde berrak olan gözün lenslerinde

görmeyi etkileyen bulutlu bir alanın oluşmasıdır.

Katarakt’ın büyük çoğunluğu normal yaşlanma nedeniyle

ortaya çıkarken, radyasyona maruz kalma, steroidler,

diyabet ve göz travması gibi sebepler katarakt gelişimini

hızlandırabilir*3.

Bir katarakt geliştikçe, göz merceği giderek bulanıklaşır

ve daha az ışığın geçmesine izin verir, bu da görmeyi

daha zor hale getirir*4.

Astigmatizma ve Katarakt kimlerde görülür?

Astigmatizma toplumda her yaşta bireyde

görülebilmektedir. Katarakt ise ileri yaş, diyabet, sigara

kullanımı, göz travması ve ultraviyole ışığa uzun süreli

maruz kalmak gibi risk faktörleriyle gelişebilen bir

hastalıktır.

Kataraktta tek çözüm ameliyat mı?

Kataraktın tek tedavisi; fonksiyonunu ve şeffaflığını

yitirmiş doğal lensin cerrahi olarak temizlenmesi ve

yerine yapay bir göz içi lens yerleştirilmesidir.

Katarakt cerrahisi sonrasında dikkat edilmesi

gerekenler nelerdir?

Katarakt cerrahisi sonrasında iyileşme süreci kısadır.

Katarakt için yapılan cerrahinin başarılı olabilmesi için

doktorun reçete ettiği damlaları düzenli ve belirtilen

süre boyunca kullanmak dışında yapılması gereken özel

bir şey yoktur.

46 Pharma

*1 Prevent Blindness. Vision Problems in the U.S. Report. http://www.visionproblemsus.org/cataract.html Accessed April 2017.

*2 The International Agency for the Prevention of Blindness. Cataract. https://www.iapb.org/knowledge/what-is-avoidable-blindness/cataract/Accessed

April 2018.

*3 American Optometric Association (AOA). Causes of Cataract. http://www.aoa.org/patients-and-public/eye-and-vision-problems/glossary-of-eye-and-vision-conditions/cataract?sso=y

Accessed May 2017.

*4 Cleveland Clinic. Cataracts.http://my.clevelandclinic.org/services/cole-eye/diseases-conditions/hic-cataracts Accessed August 2015.


MESLEKTAŞLARIMIZA

HASTALARIMIZA

TOPLUMA

www.eczacilikkongresi.com

TEBKurumsal

TEBKurumsal


The Senior Assignment to Takeda Turkey

Takeda Türkiye’de üst düzey atama

Geçtiğimiz senelerde Takeda NEMEA Bölgesine Pazar Erişim ve Ticari

Direktör olarak atanan Ebru Yavuz ve İletişim Direktörü olarak atanan

Senem Birim Alp’ten sonra Takeda Türkiye Genel Müdürü Gamze

Yüceland’ın Takeda Kanada Ülke Başkanı olmasıyla devam eden başarılı

Takeda Kadınları’nın yurt dışı atamalarına bir yenisi daha eklendi.

In the past years, to the NEMEA Region,

after the appointments of Ms Ebru

Yavuz as Director of Market Access

and Commercial and Ms Senem Birim

Alp as Director of Communication,

Takeda has added a new appointment

to its overseas operations with Ms

Gamze Yılmaz recently. Ms Yılmaz

who was the Takeda Turkey’s General

Manager has assigned to Canada as

the Country President of Takeda. With

this designation, a new addition to the

overseas assignments of Successful

Takeda Women has been realized.

Since June 2015, Tuba Ertek, who

served as Human Resources and

Administration Director and noted with

her remarkable and successful works

in Takeda Turkey, will serve as the

Human Resources Business Director of

NEMEA Region as of September1, 2018.

Tuba Ertek who is going to maintain her

new duties in Dubai, will be responsible

for the countries such as Turkey,

South Africa, Ukraine, Saudi Arabia,

Egypt, Lebanon, Algeria, Moldova,

Iran and Gulf countries… Mentioned

assignments, are also good examples

of the commitment shown to provide

career development opportunities,

for not only the employees working in

Turkey but also in other countries as

well.

Haziran 2015 tarihinden beri Takeda

Türkiye İnsan Kaynakları ve İdari

İşler Direktörü olarak görev yapan ve

başarılı çalışmalarıyla dikkat çeken

Tuba Ertek, 1 Eylül 2018 itibarı ile

NEMEA Bölgesi, İnsan Kaynakları İş

Direktörü olarak görev yapacak.

Yeni görevini Dubai’de sürdürecek

olan Tuba Ertek, Türkiye, Güney

Afrika, Ukrayna, Suudi Arabistan,

Mısır, Lübnan, Körfez ülkeleri,

Moldovya, İran, Cezayir gibi

ülkelerden sorumlu olacak.

Söz konusu atamalar, Takeda’nın hem

Türkiye’de hem globalde çalışanlarına

kariyer gelişimi fırsatları sunmak

için gösterdiği kararlılığın güzel bir

örneğini oluşturmaktadır.

48 Pharma


GSK Turkey, has received many awards from Stevie

GSK Turkey who had realized many projects with the vision of “every

moment, goodness and health” has received many awards from Stevie

that is of one of the world’s most prestigious business awards program.

4 Gold, 3 Silver, 7 Bronze award winner GSK Turkey, has signed a new

record in health communication.…

Stevie’den GSK Türkiye’ye ödül yağdı

GSK Türkiye, “her anında iyilik sağlık” vizyonuyla

gerçekleştirdiği projeleriyle, dünyanın en prestijli iş

ödülleri programlarından Stevie’de ödül yağmuruna

tutuldu. 4 Altın, 3 Gümüş, 7 Bronz ödül kazanan GSK

Türkiye, sağlık iletişiminde bir rekora imza attı

In Turkey, GSK who has been operating in the areas of

vaccines, pharmaceuticals, consumer health, organized

the 15th time this year, the world’s most prestigious

business awards received totally 14 awards at the

“Stevie International Business Awards” program. GSK

projects were awarded with four golden awards at the

Stevie Awards Ceremony where over 3,900 candidates

from 74 countries competed, and in which the evaluation

was done by 270 senior executives from 12 different

juries.

The Company has been awarded a gold award for the

following topics which are; In the Health Communication

Category, the COPD Awareness Campaign named

“Grandpa, Why Your Sound Is So Scary?”, In Disease

Education and Awareness Category, Marketing

Campaign of the Year, Public Relations Campaign of the

Year, HIV / AIDS Awareness Campaign named “Touch for

Yourself on December 1st”, The Antibiotic Resistance

Awareness Campaign named “I am sensitive”. Another

Golden Stevie Award to GSK was the Corporate Social

Responsibility Campaign named “Healthy Youth

Movement”. The Healthy Youth Movement was selected

as the Corporate Social Responsibility Campaign of the

Year in Europe. The project also received a Silver Award

as the Public Relations Campaign of the Year in the field

of Corporate Communications.

GSK, in Branded Content Campaign of the year, has won

the Silver Awards with the project named “What is wrong

with me, I’m Bipolar or what?” Its Flu Shot, Virtual

Reality Game Project has won the same award as well.

Türkiye’de aşı, ilaç ve tüketici sağlığı alanlarında faaliyet

gösteren GSK Türkiye, bu yıl 15’incisi düzenlenen,

dünyanın en prestijli iş ödülleri programlarından Stevie

Uluslararası İş Ödülleri’nde 14 ödül birden aldı. 74

ülkeden 3 bin 900’ü aşkın adayın yarıştığı ve 12 ayrı

jüride 270 üst düzey yöneticinin görev aldığı Stevie

Ödülleri’nde GSK projeleri dört altın Stevie’ye layık

görüldü.

Firmanın Sağlık İletişimi Kategorisinde KOAH

Farkındalık Kampanyası “Dede, Sesin Neden Bu Kadar

Korkunç” ile Hastalık Eğitimi ve Farkındalığı alanında

Yılın Pazarlama Kampanyası, HIV/AIDS Farkındalık

Kampanyası “Dokun/Kendin için 1 Ara’lık” ile Yılın Halkla

İlişkiler Kampanyası, Antibiyotik Direnci Farkındalık

Kampanyası “Duyarlıyım” ile Hizmetler alanında Yılın

Pazarlama Kampanyası olarak Altın Stevie’ye layık

görüldü. GSK’ya bir diğer Altın Stevie Ödülü’nü ise

Sağlıklı Gençlik Hareketi Kurumsal Sosyal Sorumluluk

Kampanyası getirdi. Sağlıklı Gençlik Hareketi “Avrupa’da

Yılın Kurumsal Sosyal Sorumluluk Kampanyası” seçildi.

Proje aynı zamanda Kurumsal İletişim alanında da Yılın

Halkla İlişkiler Kampanyası olarak Gümüş Ödül aldı.

GSK; “Bi’şeyim mi Var Benim, Bipolar mıyım Neyim?”

çalışmasıyla Yılın Markalı İçerik Kampanyası, Grip Aşısı

Sanal Gerçeklik Oyunu ile de Gümüş Stevie kazandı.

GSK’nın 7 projesi ise Bronz Stevie ödülüne layık

görüldü. Prostat hastalığı farkındalık kampanyası

“En Güzel His” Sağlık İletişimi/Hastalık Eğitimi ve

farkındalığı kategorisinde Yılın Pazarlama Kampanyası

olarak Bronz Stevie’yle ödüllendirilirken, kampanya

50 Pharma


GSK’s 7 projects received the Bronze Stevie award.

The company was awarded the Bronze Stevie as the

Marketing Campaign of the Year in the category of

“The Most Beautiful Emotion” Health Communication

/ Disease Education and Awareness campaign in

the prostate disease awareness campaign. The

campaign received another Bronze Stevie as the

Smallest Budget Marketing Campaign of the Year as

well.

The company’s other Bronze Stevie projects are

as follows: “What is wrong with me, I’m Bipolar or

what?” - Re-Branding of the Year / Brand Renewal

Campaign “Touch for Yourself on December 1st”

- Best Public Relations Event with the event held

at Ted X Bahcesehir University Salon - Content

Platform for Public and Health Professionals

GSK Health Website, Best Product of the Year /

Service - “I am sensitive” Antibiotic Resistance

Awareness Campaign, Branded Content Campaign

of the Year - “Feelings and traces in the skin”,

Marketing Campaign of the Year in the field of Health

Communication.

“The main source of our success is our belief in the

strong communication we have established with our

stakeholders.”

Selim Giray General Manager of GSK Turkey who

stated that they signed a record in the Stevie Awards,

said “The main source of our success is our belief in

the strong communication we have established with

our stakeholders. We also have a very strong sense

of social responsibility. As a healthcare company,

Giray said that they noticed successful returns of

their communication campaigns to inform the public

about health, to raise awareness on diseases, to

break prejudices and to support dialogue. “GSK

Turkey, since 59 years, aims for people to live

longer, to protect them healthier, with innovative

products and services. We have been operating with

the vision of “every moment, goodness and health”

in the fields of vaccines, medicines, and consumer

health. We not only with our healthcare solutions,

with our corporate social responsibility projects also

strive for a healthier Turkey. We became the only

company taken prizes in the category of awareness

on diseases, education focused 4 awards category.

We always believed in “creating awareness in society

is a part of our job”. These awards are the best

feedbacks for showing our feelings actually.” he said.

GSK who has received 6 awards from Stevie last

year, also awarded in the Felis Awards in the area of

Health Communication. GSK won Campaign Turkey

Agency & Brand of the Year award in the category of

Health and Good Life.

Yılın En Küçük Bütçeli Pazarlama Kampanyası olarak bir

Bronz Stevie daha aldı. Firmanın diğer Bronz Stevie’ya

hak kazanan projeleri ise şöyle: “Bi’şeyim mi Var Benim,

Bipolar mıyım Neyim?” Yılın Yeniden Markalandırma /

Marka Yenileme Kampanyası - “Dokun/Kendin için 1 Ara’lık”

dâhilinde TedXBahcesehirUniversitySalon’da gerçekleşen

etkinlik ile En İyi Halkla İlişkiler Etkinliği - Halk ve Sağlık

Profesyonelleri için İçerik Platformu GSK Sağlık Web Sitesi,

Yılın En İyi Ürün/Servisi - “Duyarlıyım” Antibiyotik Direnci

Farkındalık Kampanyası, Yılın Markalı İçerik Kampanyası

- “Derideki Hisler Derindeki İzler” projesiyle Sağlık

İletişimi kapsamında Reçeteleme alanında Yılın Pazarlama

Kampanyası.

“Başarımızın ana kaynağı, paydaşlarımızla kurduğumuz

güçlü iletişime olan inancımız.”

Stevie Ödülleri’nde bir rekora imza attıklarını belirten GSK

Türkiye Genel Müdürü Selim Giray, bu başarının arkasında

GSK’nın paydaşlarla kurulan güçlü iletişime inancının

ve sosyal sorumluluk anlayışının yer aldığını söyledi. Bir

sağlık şirketi olarak toplumu sağlık alanında bilgilendirme,

hastalıklar konusunda farkındalık oluşturma, önyargıları

kırma ve diyalogu destekleme yolunda yürüttükleri iletişim

kampanyalarının başarılı geri dönüşlerini gördüklerini

kaydeden Giray, şunları söyledi: “GSK Türkiye, 59 yıldan

bu yana yenilikçi ve koruyucu ürün ve hizmetleriyle

insanların daha sağlıklı, daha iyi, daha uzun yaşamlar

sürmelerini amaçlıyor. Aşı, ilaç ve tüketici sağlığı alanında

faaliyet gösterirken ‘Her anında iyilik, sağlık’ vizyonumuz

çerçevesinde sadece sağlık çözümlerimizle değil, kurumsal

sosyal sorumluluk projelerimizle de daha sağlıklı bir

Türkiye için çalışıyoruz. Hastalık konusundaki farkındalık

ve eğitim odaklı 4 ödül kategorisinde, dereceye giren tek

firma olduk. Bu da bizim toplumda farkındalık oluşturmayı

işimizin bir parçası olarak gördüğümüzün güzel bir ifadesi

ve ödülü oldu” dedi.

Geçen yıl Stevie’den 6 ödül alan GSK, Felis Ödülleri’nde de

Sağlık İletişimi alanında ödül kazandı. GSK, Sağlık ve İyi

Yaşam kategorisinde Campaign Türkiye Agency & Brand of

the Year Ödülü kazandı.

Pharma 51


Discover the power of Black Garlic!

Bioxcin’s new formulation against hair loss

Bioxcin, the leading brand in the hair products market with herbal content,

developed a new shampoo with 100 percent black garlic extract, continues to

offer a holistic solution to the hair problems of women and men…

Siyah Sarımsak’ gücünü keşfedin!

Bioxcin’den saç dökülmesine karşı yeni formülasyon

Bitkisel içerikli saç ürünleri pazarının lider markası Bioxcin, yüzde 100 siyah sarımsak

ekstresi ile geliştirilmiş yeni şampuanı, kadın ve erkeklerin saç sorunlarına bütüncül

çözüm sunmaya devam ediyor.

Bioxcin Black Garlic Shampoo, hair regenerating effective

formula against hair loss, protects the scalp, thickens hair

strings and prevents hair damage. After the first washing to the

hair gives volume, vitality and shine.

Its Strength is in its renewed formula.

Bio-Activ Peptides and Biocomplex B11 complex, which are

produced by Biomimetic technology, form the basis of Bioxcin

Black Garlic Shampoo formula. Bio-Activ Peptides, which are

included in the product, repair the hair strings and thicken the

hair structure. The Biocomplex B11 complex nourishes the hair

and prevents from hair loss. Cationic keratin peptides consisting

of 8 amino acids, from the first wash, supports the hair which it

has adsorbated, makes them thicker, fuller voluminous

abundant since the first wash. The flavonoids, vitamins and

minerals contained in Biocomplex B11 increase the resistance of

the hair with its high antioxidant content and prevent hair loss.

Also added to the product content of ivy extract provides healthy

growth of the hair.

Finishing the concept of hair loss

The product, which contains high sulphur source, offers a

stronger and more comfortable use against hair loss according

Bioxcin Siyah Sarmısaklı Şampuan, saç dökülmesine

karşı yenilenen etkili formülü sayesinde saçlı

deriyi koruyor, saç tellerini kalınlaştırıyor ve saç

hasarlarını önleyerek ilk yıkamadan itibaren saça

hacim, canlılık ve parlaklık kazandırıyor.

Gücü yenilenen formülünde…

Biomimetic teknolojisiyle üretilen Bio-Activ

Peptitler ve Biocomplex B11 kompleksi, Bioxcin

Siyah Sarmısaklı Şampuan formülünün temelini

oluşturuyor. Ürün içeriğinde yer alan Bio-Activ

Peptitler, saç tellerini onararak saç gövdesinin

kalınlaşmasını sağlıyor. Biocomplex B11 kompleks,

saçları besliyor ve dökülmesine engel oluyor. 8

aminoasitten oluşan katyonik keratin peptitler de, ilk

yıkamadan itibaren tutunduğu saçların daha kalın,

dolgun ve gür olmasını destekliyor. Biocomplex

B11 içeriğinde yer alan flavonoidler, vitaminler ve

mineraller ise yüksek antioksidan içeriğinden aldığı

güçle saçların direncini artırıyor ve dökülmesini

önlüyor. Ayrıca ürün içeriğine eklenen sarmaşık

ekstresi saçın sağlıklı uzamasını sağlıyor.

52 Pharma


to solutions with white garlic. Sles,

Paraben Phthalate-free fragrant special

shampoo, as well as hair, provides a

feature of care for the scalp as well. Rich

sulphur, vitamins and minerals protect

the scalp and hair strings, while sebumfree

scalp is gaining resistance against

hair loss. Vitamins B and C increase blood

flow, reduce cholesterol accumulation

and fight against free radicals to protect

the scalp. Vitamin B6 is also effective

in healthy growth of hair and has an

effect against dandruff. Flavonoids in the

content of Bioxcin Black Garlic Shampoo,

while regulating capillary blood flow by

promoting hair growth, water-soluble

vitamin Pantenol undertakes an effective

moisturizing function for the skin and hair.

100 percent black garlic extract, Thanks

to its rich formula containing Biocompleks

B11 and Bio-Activ Peptides, the Bioxcin

Black Garlic Shampoo which has a strong

effect from the first wash gives volume,

vigour and shine to the hair it prevents.

Saçların dökülmesine son veriyor

Yüksek sülfür kaynağı içeren ürün, beyaz

sarımsak içerikli çözümlere göre saç

dökülmesine karşı hem daha güçlü hem de

daha konforlu bir kullanım sunuyor. Sles,

Paraben Ftalat içermeyen hoş kokulu bu

özel şampuan saça olduğu gibi, saç derisine

sağladığı bakım özelliğiyle de öne çıkıyor.

Zengin kükürt, vitamin ve mineraller saçlı

deriyi ve saç tellerini koruma altına alırken,

sebumdan arınan saçlı deri dökülmeye

karşı direnç kazanıyor. B ve C vitaminleri

kan akışını artırırken, kolesterol birikimini

azaltıyor ve serbest radikallere karşı

savaşarak saç derisini koruyor. Vitamin B6 da

saçların sağlıklı uzamasında ve kepeğe karşı

etki gösteriyor. Bioxcin Siyah Sarmısaklı

Şampuan içeriğindeki flavonoidler, saç

büyümesini teşvik ederek kılcal kan akışını

düzenlerken, suda çözünen vitamin Pantenol

de deri ve saç için etkili bir nemlendirici

fonksiyon üstleniyor.

Yüzde 100 siyah sarımsak ekstresi,

Biocompleks B11 ve Bio-Activ Peptitler

içeren zengin formülü sayesinde ilk

yıkamadan itibaren güçlü bir etki gösteren

Bioxcin Siyah Sarmısaklı Şampuan dökülmeyi

önlediği saça hacim, canlılık ve parlaklık

kazandırıyor.

Pharma 53


Annual evaluation meeting at Onko İlaç

Onko İlaç, as the Turkish pharmaceutical company having European

GMP certificate (EUGMP) with all lines of production facilities in 2017

and taking a big step towards access to global markets, made its annual

evaluation. The annual evaluation meeting was held on September 6-9,

2018 with the participation of central, field and factory teams.

Onko İlaç‘ta yıllık değerlendirme buluşması

2017 yılında, üretim tesislerinin tüm hatlarıyla

Avrupa GMP belgesi

(EUGMP) alan Türk ilaç firması olarak global

pazarlara açılmak yolunda büyük bir adım

atan Onko İlaç, yıllık dönem değerlendirmesini

yaptı. Yıllık değerlendirme toplantısı 6–9 Eylül

2018 tarihleri arasında merkez, saha ve fabrika

ekiplerinin katılımıyla gerçekleşti.

56 Pharma

Onko İlaç, which celebrated its 30th

anniversary in 2017 and has achieved

significant successes on the way to

access to global markets with all

its products, especially oncology

drugs in 2018, organized its year-end

meeting between September 06-09,

2018.

2017 yılında 30. kuruluş yıldönümünü

kutlayan ve 2018 yılında onkoloji

ilaçları başta olmak üzere tüm

ürünleriyle global pazarlara açılma

yolunda önemli başarılara imza atan

Onko İlaç, dönem sonu toplantısını

06-09 Eylül 2018 tarihleri arasında

Within this scope, Onko İlaç arranged

an annual evaluation meeting

together with its central and field

teams as Sales and Marketing Group

at Kozyatağı Hilton Hotel between

September 6-7 and also organized

training programs in line with the

company’s new targets. After the

yapıldı.

6 ve 7 Eylül tarihlerinde Kozyatağı

Hilton Hotel’de Satış ve Pazarlama

Grubu olarak merkez ve saha

ekipleri birlikte yıllık değerlendirme

toplantısı yapan Onko İlaç, firmanın

yeni hedefleri doğrultusunda eğitim

annual evaluation meeting, in order

to increase motivation within the

organization and support efficient

work among the teams, a picnic

was held and fun activities were

performed with the participation of

the center, field and factory teams in

Sarıyer Korupark.

programları da düzenlendi. Yıllık

değerlendirmenin ardından kurum

içinde motivasyonu artırmak ve

ekipler arasında verimli çalışmaya

destek olmak amacıyla Sarıyer

Korupark‘da merkez,


Combining Ant Egg Oil with the

power of science, Bioder offers

a 100 percent natural solution to

hairiness reducing with its amazing

formunwanted hair on body.

100 percent real Ant

Egg Oil will Finish the

unwanted hair problem

Bioder, with 100 percent real ant egg oil, reduces unwanted hair problem, makes it

thinner and delay the time between two epilation. The product sleeks, softens and

moisturizes the skin with other vegetable active ingredients…

Karınca Yumurtası Yağı’nı bilimin gücüyle birleştiren Bioder, inanılmaz formülü karınca

yumurtası yağı ile tüylenmeye yüzde 100 doğal bir çözüm sunuyor

Yüzde 100 gerçek ‘Karınca Yumurtası Yağı’ ile

istenmeyen tüylere son!

Bioder, yüzde100 gerçek karınca yumurtası yağı ile istenmeyen tüyleri azaltıyor, daha ince çıkmasını

sağlıyor ve iki epilasyon arasındaki süreyi geciktiriyor. Ürün, içeriğindeki diğer bitkisel aktiflerle cildi

pürüzsüzleştiriyor, yumuşatıyor ve nemlilik sağlıyor.

Combining Ant Egg Oil with the power of science, Bioder can be applied

to the entire face, as well as the body, regardless of hair and skin colour.

Hair reducing miracle potion…

100% real registered Bioder Ant Egg Oil, which is contained in Complex B

Herbal Extract, combined with proven herbal extracts with hair reduction

activities provide maximum effect on the skin. Cotton oil softens the

skin and offers an antioxidant effect. Olive oil prevents moisture loss

by providing sensitive skin care. Hops plant is preventing hormonally

feather growth. With its strong ingredients like Complex B Herbal Extract

and other herbal extracts combination, product provides a synergistic

effect on the skin.

89 percent reduction in hairiness

According to the clinical tests performed by the independent German

Dermatest Laboratories, Bioder Ant Egg Oil Extract provides up to 89

percent reduction in hairiness appearance, a 39 percent feather length

reduction and a 29 percent reduction in hairiness diameter. In cases

where laser hair removal cannot be applied, the product is also effective

on yellow and fine hairs, regardless of hair and skin colour. The product,

which is applied to the skin after removing the hair from the root which

are wax, laser, hair removal instrument, rope, tweezers and any other

similar method applied to the skin, does not contain paraben with its

natural formulation.

Karınca Yumurtası Yağı’nı bilimin gücüyle birleştiren Bioder,

tüy ve ten rengi ne olursa olsun vücudun yanı sıra tüm yüze

uygulanabiliyor.

Tüy azaltıcı mucize iksir…

Yüzde 100 gerçek tescilli Bioder Karınca Yumurtası Yağı, içeriğinde

bulunan Kompleks B Bitkisel Ekstresi, tüy azaltıcı etkinlikleri

kanıtlanmış bitkisel özlerle birleşerek ciltte maksimum etkiyi

sağlıyor. Pamuk yağı, cildi yumuşatıyor ve antioksidan etki

sunuyor. Zeytinyağı, hassas cilt bakımı sağlayarak nem kaybını

önlüyor. Şerbetçi otu ise hormonsal tüylenmelerin önüne geçiyor.

Kompleks B bitkisel Ekstresi ve diğer bitkisel özlerle birleşen

güçlü içeriğiyle ürün, ciltte sinerjik bir etki sağlıyor.

Tüyleri yüzde 89 oranında azaltıyor

Bağımsız Alman Dermatest Laboratuvarları tarafından yapılan

klinik testlere göre Bioder Karınca

Yumurtası Yağı Ekstresi, yüzde 89’a

varan oranda tüy görünümünde azalma,

yüzde 39 oranında tüy uzunluğunda

azalma ve yüzde 29’a varan oranda tüy

çapında azalma sağlıyor. Ürün, lazer

epilasyon uygulanamayan durumlarda,

tüy ve ten rengi fark etmeksizin sarı ve

ince tüylerde de etki gösteriyor. Tüyleri

kökünden alan; ağda, lazer, epilasyon

aleti, ip, cımbız ve benzeri herhangi

bir yöntemden sonra cilde uygulanan

ürün, doğal formülasyonu ile paraben

içermiyor.

58 Pharma


Santa Farma has received a Golden Award at the

Stevie International Business Awards

Santa Farma who has expanded the awareness of schizophrenia with

the experience of 3D Dynamic Listening, received the Golden Award in

the “Best Product or Service of the Year” category in Stevie International

Awards, one of the prestigious international business awards…

Santa Farma Stevie Uluslararası İş

Ödülleri’nde Altın Ödül’ün sahibi oldu

3D Dinamik Dinleme Deneyimi ile şizofreni

hastalığına yönelik farkındalığı artıran Santa Farma,

uluslararası iş dünyasının prestijli ödüllerinden

Stevie’de Yılın En İyi Ürünü ya da Hizmeti”

kategorisinde Altın Ödül’ün sahibi oldu.

Santa Farma, one of the most deep-rooted and powerful

pharmaceutical companies in Turkey, received Golden

Award for the “Best Product or Service of the Year” in

Stevie International Business Awards, which is one of the

prominent business award organizations in the world. As

a platform receiving applications from more than 3.900

individuals and entities in 74 countries, the organization

evaluates the social impact and contributions of working

professionals and organizations as well. Santa Farma won

Golden Stevie Award for the Best New Product or Service of

the Year with a social responsibility project “Understanding

Schizophrenia with 3D Dynamic Listening Experience”

developed for the World Schizophrenia Day in order to

promote understanding of the inner world of patients with

schizophrenia in Turkey and to reinforce empathy in the

society. The 3D Dynamic Listening Experience depicts the

inner worlds of schizophrenia patients through a video

and conveys the mood of the schizophrenic patients to the

viewers. Zeynel Okur, Vice President of the Santa Farma

Executive Committee, made a statement on the subject,

said: “We are very pleased and honoured that we have won

one of the most prestigious awards of the international

business world. With our project, we wanted to raise the

empathy and awareness of our people about the difficulties

of schizophrenia patients and their relatives in our country

and make a difference in this field. We are also very

pleased to see that our efforts have been recognized with

this award.. As a company that has adopted the mission of

“healthy services to healthcare”, our projects for different

therapeutic areas will continue.”

Türkiye’nin en köklü ve güçlü yerli ilaç firmaları arasında

yer alan Santa Farma, dünyanın önde gelen iş ödülü

organizasyonlarından Stevie International Awards’da

“Yılın En İyi Ürünü ya da Hizmeti” kategorisinde Altın

Ödül kazandı. 74 ülkeden 3 bin 900’den fazla kurumun

ve kişinin başvurduğu organizasyon profesyonellerin

ve kurumların sosyal etkilerini ve katkılarını

değerlendirmeye alıyor.

Türkiye’de şizofreni hastalarının iç dünyalarının daha

kolay anlaşılmasını ve bu yönüyle toplumsal empatiyi

güçlendirmeyi amaçlayan Santa Farma, Dünya Şizofreni

Günü’ne yönelik olarak geliştirdiği “3D Dinamik

Dinleme Deneyimi – Şizofreniyi Anlamak” başlıklı

sosyal sorumluluk projesiyle Yılın En İyi Yeni Ürünü ya

da Hizmeti kategorisinde Altın Stevie’nin sahibi oldu.

3D Dinamik Dinleme Deneyimi, bir video aracılığıyla

şizofreni hastalarının iç dünyalarını betimliyor ve videoyu

izleyenlere şizofreni hastalarının duygu durumlarını

aktarıyor.

Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Santa Farma

İcra Komitesi Başkan Yardımcısı Zeynel Okur şunları

söyledi: “İş dünyasının uluslararası kapsamda en

prestijli ödüllerinden birini kazandığımız için mutlu ve

gururluyuz. Projemizle ülkemizde şizofreni rahatsızlığı

bulunan insanlarımızın ve yakınlarının yaşadıklarına

dair empatiyi yükseltmek ve bu alanda bir fark yaratmak

istedik. Çabalarımızın karşılık bulduğunu görmek de bizi

çok mutlu etti. Sağlığa, sağlıklı hizmet etme misyonunu

benimsemiş bir firma olarak farklı terapötik alanlara

yönelik projelerimiz devam edecek.”

60 Pharma


Special training for GSK from Google

GSK Turkey who prepares

to celebrate its 60th year, it

continues to lead the digital

transformation of the health

sector. GSK Turkey has

been working with the vision

of goodness and health in

its every moment since its

establishment. While continuing

to take important steps for

the best adaptation of digital

to business processes, it also

attracts attention with its

investments in technological

infrastructure investments as

well as talent development…

Google’dan GSK’ya özel eğitim

Türkiye’de 60. yılını kutlamaya hazırlanan GSK, sağlık sektöründe dijital

dönüşüme liderlik etmeye devam ediyor. Her anında iyilik, sağlık vizyonuyla

çalışan GSK Türkiye, iş süreçlerine dijitalin en iyi şekilde adaptasyonu için

önemli adımlar atmaya devam ederken, teknolojik altyapı yatırımlarının yanı

sıra yetenek gelişimine yaptığı yatırımlarla da dikkat çekiyor.

GSK attaches great importance to the fact that future

marketing and medical teams are the teams that are

able to integrate digital into their way of doing business.

It has finally begun to implement the training program,

which were taken concurrently in 23 countries, including

Canada, France, Italy, Germany, Spain, Brazil and the

USA, in February 2017. Training lasted for 1.5 years,

consisting of Customer Focus, Channel Integration, Data

and Computation modules. Participants were entitled

to receive multi-channel marketing certificates at the

end of the program, which also provided the opportunity

to share experience on a virtual campus with GSK

employees in other countries as well.

Geleceğin pazarlama ve medikal ekiplerinin, dijitali

iş yapış biçimlerine entegre eden ekipler olmasını

önemseyen GSK; Kanada, Fransa, İtalya, Almanya,

İspanya, Brezilya ve ABD’de de dâhil olmak üzere

23 ülkenin eş zamanlı katıldığı programı 2017 yılının

Şubat ayında hayata geçirdi. Müşteri Odaklılık, Kanal

Entegrasyonu, Veri ve Ölçümleme modüllerinden oluşan

eğitim 1,5 yıl sürdü. Diğer ülkelerdeki GSK çalışanları

ile sanal kampüste deneyim paylaşma imkânı da sunan

programın sonunda, katılımcılar çoklu kanal pazarlama

sertifikası almaya hak kazandı.

Pharma 61


Take note of your skin blemishes

We may define skin blemishes as a skin problem that emerges

due different reasons and leaves long term marks on the skin.

Therefore, it is very important to have a well-cared skin in order to

prevent the formation of blemishes. Rilastil Cumlaude Lab. D-Clar

series offer solutins to prevent skin blemishes thanks to the special

formulae in the contents.

Cilt lekelerinizi önemseyin

Cilt lekelerini, farklı oluşma nedenlerine dayanan, cilt üzerinde uzun

süreli izler bırakan bir cilt sorunu olarak tanımlayabiliriz. Bu nedenle leke

oluşumunu önlemek bakımlı bir cilde sahip olmak için çok önemli. Rilastil

Cumlaude Lab. D-Clar serisi, içeriğindeki özel formüller sayesinde cilt

lekelerini önlemede çözümler sunuyor.

Skim blemishes become marked as pigments called

melanin, giving the color of our skin, accumulate in a

certain area on the skin and take a color that is darker

than the natural skin tone in that area and they become

permanent over time. Many factors such as hazardous

effects of the sun, advancing age, malnutrition, genetic

structure, polluted air may cause the formation of

blemishes in the skin. It is primarily important to pay

attention to skin care and skin cleansing in order to

prevent the formation of skin blemishes. The use of the

correct products and care methods that are compatible

with the skin type are quite important at this point.

Rilastil Cumlaude Lab. D-Clar series offer a safe use in

preventing blemish formation.

Cilt lekeleri, cildimize rengini veren melanin adlı

pigmentlerin cildin belirli bir bölgesinde birikip, o

bölgede doğal rengin dışında daha koyu bir renk alması

ile belirginleşir ve zamanla kalıcı hale gelir. Güneşin

zararlı etkileri, ilerleyen yaş, yanlış beslenme, genetik

yapı, kirli hava gibi birçok faktör ciltte lekelenmelerin

oluşmasına sebep olabilir. Cilt lekelerinin oluşumunu

önlemek içinse öncelikli olarak cilt bakımına ve cilt

temizliğine gerekli özeni göstermek gerekiyor. Bu

noktada ise doğru ürün kullanımı ve cilt tipine uygun

bakım yöntemleri oldukça önemli. Rilastil Cumlaude

Lab. D-Clar serisi, leke önlemede güvenli bir kullanım

sunuyor.

62 Pharma


Anti-blemish Cream with Sun Protection: Rilastil

Cumlaude Lab. D-Clar Cream SPF 50+

The sun can cause many damages on the skin. And, skin

blemishes take the lead among these. Rilastil Cumlaude

Lab. D-Clar Cream SPF 50+ that assists to prevent

depigmentation is a very effective product to reduce the

existing brown spots and prevent the formation of new

blemishes. While this active cream formulated with

physical filters protects the skin from the hazardous

UVA-UVB rays, it also ensures that your skin acquires

a livelier, brighter and more luminous outlook thanks

to the antioxidant contents. Rilastil Cumlaude Lab.

D-Clar Cream SPF 50+ that ıs applied on the face and

neck, except for the area around the eyes, by circular

movements in the morning, and especially on the local

blemishes, is suitable for all skin types.

Rilastil Cumlaude Lab. D-Clar Gotas Blemish

Preventing Serum

Rilastil Cumlaude Lab. D-Clar Gotas Blemish Preventing

Serum helps to prevent the re-formation of BLEMISHES

thanks to its herbal based contents. Rilastil Cumlaude

Lab. D-Clar Gotas Blemish Preventing Serum, which

is compatible for all skin types including sensitive

skin, is applied on the face and neck and especially

on the BLEMISH PRONE ZONES in the morning and

the evening, by massaging movements until it is fully

absorbed, while avoiding the eye contour.

Güneş Korumalı Leke Önleyici Krem: Rilastil Cumlaude

Lab. D-Clar Cream SPF 50+

Güneş, cilt üzerinde birçok hasara sebep olabiliyor.

Bunların en başında da cilt lekeleri geliyor.

Depigmantasyonu önlemeye yardımcı olan Rilastil

Cumlaude Lab. D-Clar Cream SPF 50+, mevcut

kahverengi lekeleri azaltmak ve yeni leke oluşumunu

önlemek için çok etkili bir ürün. Fiziksel filtreler ile

formüle edilen bu aktif krem, UVA-UVB’nin zararlı

ışınlarından cildi korurken, içeriğindeki antioksidanlar

sayesinde de cildin daha canlı, parlak ve aydınlık bir

görünüme kavuşmasını sağlıyor. Sabahları göz çevresi

hariç dairesel hareketlerle, özellikle lokal lekelerin

üzerine gelecek şekilde yüz ve boyun bölgesine

uygulanan Rilastil D-Clar Cream SPF 50+, tüm cilt tipleri

için uygundur.

Rilastil Cumlaude Lab. D-Clar Gotas Leke Önleyici

Serum

Rilastil Cumlaude Lab. D-Clar Gotas Leke Önleyici

Serum, bitkisel bazlı içeriği sayesinde lekelerin yeniden

oluşumunu önlemeye yardımcı oluyor. Hassas ciltler

dâhil tüm cilt tiplerine uygun olan Rilastil Cumlaude

Lab. D-Clar Gotas Leke Önleyici Serum, sabah akşam,

göz çevresi hariç özellikle lekeye eğilimli bölgelere yüz

ve boyun bölgesine ürün tamamen emilim olana kadar,

masaj hareketleriyle uygulayanız.

Pharma 63


A Senior Assignment for Amgen Turkey

Amgen Turkey which is one of the largest medicine industry investors

in Turkey, continues to strengthen its senior management team.

Finally, Dr. Suna Avcıl, has begun her career as the Medical Director

responsible from Amgen and Mustafa Nevzat Pharmaceuticals in Turkey

Amgen Türkiye’ye üst düzey atama

Türkiye ilaç sektörünün en büyük yatırımcılarından Amgen Türkiye, yönetici

kadrosunu güçlendirmeye devam ediyor. Son olarak Dr. Suna Avcıl, alanında

başarılı liderleri üst düzey yönetim kadrosuna dâhil eden Amgen Türkiye’de Amgen

ve Mustafa Nevzat İlaç’tan sorumlu Medikal Direktör olarak göreve başladı.

Dr Suna Avcil who has graduated from Hacettepe

University Medical School in 1995, has continued her

career at Bilim Pharmaceuticals, Abdi İbrahim and

Boehringer Ingelheim as Product Manager respectively

and then transferred to Lily Pharmaceuticals as

Product Manager. During her 16-year career at Lilly

Pharmaceuticals, where she served in a variety of

important international positions including in Europe,

Asia and the Middle East, she was appointed Marketing

Manager, Human Resources Director, Senior Medical

and Regulatory Director. Suna Avcıl was lastly Senior

Medical Director of Lily Pharmaceuticals.

1995 yılında Hacettepe Tıp Fakültesi’nden mezun

olan Dr. Suna Avcıl, sırasıyla Bilim İlaç, Abdi İbrahim

ve Boehringer Ingelheim’da Ürün Müdürlüğü

ve devamında Ürün Müdürü olarak Lilly İlaç’a

transfer oldu. Avrupa, Asya ve Orta Doğu’yu da

kapsayan uluslararası görevler aldığı Lilly İlaç’taki

16 yıllık kariyeri boyunca Pazarlama Müdürü,

İnsan Kaynakları Direktörü, Kıdemli Medikal ve

Ruhsatlandırma Direktörü gibi önemli görevler

üstlenen Dr. Suna Avcıl, son olarak Kıdemli Medikal

Direktör olarak görev yapıyordu.

64 Pharma


Allergan Turkey team is growing

Allergan who develops innovative medicines, medical devices and also

biological products and provides them to the patients all over the world,

is expanding its Turkey team. Finally, Olgun İşçan Egeli, Gül Gökyokuş,

Ege Gürocak, Ezgi Ersül, Merve Yavuzdoğan Ustaoğlu and Anıl Akgümüş

have attended to the Allergan Family.

Allergan Türkiye ekibi büyüyor

Yenilikçi ilaçlar, tıbbi cihazlar ve biyolojik ürünler geliştirerek tüm dünyadaki

hastalarına sunan Allergan Türkiye ekibi genişliyor. Allergan Ailesi’ne son

olarak Olgun İşçan Egeli, Gül Gökyokuş, Ege Gürocak, Ezgi Ersül, Merve

Yavuzdoğan Ustaoğlu ve Anıl Akgümüş katıldı.

After graduating from the Faculty of Pharmacy of

Istanbul University, Olgun İşçan Egeli completed his

master’s degree at the same university and served as

a Technology Transfer Specialist at Deva Holding in

2010 and as a Regulatory Affairs Specialist at Astellas

Pharma afterwards. He worked as Regional Medical

Manager at Roche Medicine, where he worked for the

years 2014-2018 lastly. On 18.06.2018, he started to work

as the Medical Training Director in Allergan.

Gül Gökyokuş graduated from Boğaziçi University,

Faculty of Economics in 2011. She started her career as

a Management Consultant at PricewaterhouseCoopers

the same year. And in 2013, she was transferred to

Novartis with the position of Strategic Planning Expert.

In 2015, Gökyokuş began working as Product Manager at

Bayer Consumer Health Department and as of June, she

has begun working as Product Manager at Allergan.

After his graduation from Production Engineering

Department of Boston University in 2011, he started

his career as Deputy Product Manager in Eczacıbaşı

Construction Group. Ege Gürocak worked as a Market

Development Specialist in the same company and has

completed his MBA program at IE Business School.

Ege Gürocak worked at Lilly Pharmaceuticals in 2016

as Diabetes Product Manager and as of May 7, 2018

he joined Allergan with the position of Retina Product

Manager.

Ezgi Hayta graduated from Chemical Engineering

Faculty of Gazi University in 2007 and completed her

MBA in Bahçeşehir University. In 2007, she started her

professional life as a Sales Engineer at Santem. In 2008,

İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nden mezun

olduktan sonra, yine aynı üniversitede yüksek lisansını

tamamlayan Olgun İşçan Egeli, 2010 yılında Deva

Holding’de Teknoloji Transferi Uzmanı olarak, daha

sonra ise Astellas Pharma’da Ruhsatlandırma Uzmanı

görevinde çalışmıştır. 2014-2018 yılları arasında

çalıştığı Roche İlaç’ta son olarak Bölgesel Medikal

Müdür görevini yürüten Olgu, 18.06.2018 tarihi itibarıyla

Allergan’da Medikal Eğitim Müdürü olarak görev almaya

başlamıştır.

Gül Gökyokuş, 2011 yılında Boğaziçi Üniversitesi İktisat

Fakültesi’nden mezun oldu. İş yaşamına aynı sene

PricewaterhouseCoopers’da Yönetim Danışmanı olarak

başlayan Gökyokuş, 2013 yılında Stratejik Planlama

Uzmanı göreviyle Novartis’e transfer oldu. 2015 yılında

Bayer Tüketici Sağlığı Bölümü’nde Ürün Müdürü olarak

görev yapmaya başlayan Gökyokuş, Haziran ayı itibariyle

Allergan’da Ürün Müdürü olarak görev almaktadır.

2011 yılında Boston Üniversitesi Üretim Mühendisliği

bölümünden mezun olduktan sonra Eczacıbaşı Yapı

Grubu’nda Ürün Müdürü Yardımcısı olarak meslek

hayatına başladı ve yine aynı firmada Pazar Geliştirme

Uzmanı olan Ege Gürocak, daha sonra IE Business

School’da MBA Yüksek Lisans programını tamamlamış.

2016 senesinde Lilly İlaç’ta Diyabet Ürün Müdürü olarak

göreve başlayan Ege Gürocak, 7 Mayıs 2018 tarihi

itibariyle Allergan’a Retina Ürün Müdürü pozisyonu ile

katıldı.

Ezgi Hayta, 2007 senesinde Gazi Üniversitesi Kimya

66 Pharma


she started to work as an R & D Expert at Eczacıbaşı-

Zentiva Health Products. In 2009, she transferred to

Bilim Pharmaceuticals and worked in various positions

in the Department of Registration and Market Access for

9 years. Ezgi Hayta, who lastly served as Market Access

and Pricing Manager at Bilim Pharmaceuticals, has

been working as Market Access and Pricing Manager at

Allergan since April 2018.

Merve Yavuzdoğan Ustaoğlu graduated from

Marmara University, Faculty of Pharmacy in 2006.

Then she completed the Sociology Department at

the same university. She started her career in Bilim

Pharmaceuticals as a Medical Specialist in 2008.

In 2009, she was transferred to the Bristol-Myers

Squibb Regulatory Affairs Office. Ustaoğlu, who has

been working in Pfizer Between 2010-2018, joined the

Allergan family as the Regulatory Affairs Director on

12.03.2018.

Anıl Akgümüş, graduated from Istanbul University

Faculty of Pharmacy in 2001. Afterwards, he continued

at the Logistics and Support Chain section of

Galatasaray University. Started his professional career

as a pharmacist and operated his own pharmacy for 7

years, he later worked as a Quality Assurance Manager

and Responsible Pharmacist at ZetFarma Logistics.

Akgümüş was transferred to NHL Healthcare Logistics

Company in 2013 and he has been working as Quality

Assurance Manager in Allergan since 5 February 2018.

Mühendisliği Fakültesi’nden mezun oldu ve ardından

Bahçeşehir Üniversitesi’nde MBA bölümünde eğitimini

tamamladı. 2007 senesinde Santem’ de Satış Mühendisi

olarak iş hayatına adım atan Hayta, 2008 yılında

Eczacıbaşı-Zentiva Sağlık Ürünleri’nde Ar-ge Uzmanı

olarak çalışmaya başladı. 2009 yılında Bilim İlaç’ a

transfer olup 9 yıl süresince Ruhsatlandırma ve Pazara

Erişim Departmanında çeşitli görevlerde yer alıp en son

Bilim İlaç’ta Pazara Erişim ve Fiyatlandırma Müdürü

olarak görev yapan Ezgi Hayta, Nisan 2018’den itibaren

Allergan’da Pazara Erişim ve Fiyatlandırma Müdürü

olarak çalışmaktadır.

Merve Yavuzdoğan Ustaoğlu, 2006 yılında Marmara

Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’ni bitirdi. Ardından

yine aynı üniversitede Sosyoloji Bölümü’nü tamamladı.

İş hayatına 2008 yılında Bilim İlaç’ta Medikal Uzmanı

olarak başladı. 2009 senesinde Bristol-Myers Squibb

Ruhsatlandırma Birimi’ne transfer oldu. 2010-2018

yılları arasında Pfizer’da çalışan Ustaoğlu, 12.03.2018

tarihi itibariyle Allergan ailesine Ruhsatlandırma

Müdürü olarak katıldı.

Anıl Akgümüş, 2001 senesinde İstanbul Üniversitesi

Eczacılık Fakültesi’nden mezun oldu. Ardından

Galatasaray Üniversitesi’nde Lojistik ve Destek Zinciri

bölümünde devam etti. Profesyonel iş yaşamına

eczacı olarak başlayan ve 7 sene kendi eczanesini

işleten Akgümüş daha sonra ZetFarma Lojistik’te

Kalite Güvence Yöneticisi ve Sorumlu Eczacı olarak

görev almıştır. 2013 senesinde NHL Sağlık Lojistiği

şirketine transfer olan Akgümüş, 5 Şubat 2018 tarihi

itibariyle Allergan’da Kalite Güvence Müdürü görevini

sürdürmektedir.

Pharma 67


An Assignment in Chiesi Turkey

Since 2014, Chiesi Turkey PC Sales Director, Mr Serdar TEMEL, who was carrying

on with success, was appointed as Division Director of Primary Care…

Chiesi Türkiye’de atama

2014 yılından beri Chiesi Türkiye, PC Satış Müdürü görevini başarı ile yürüten

Serdar Temel, Primary Care Bölüm Direktörü olarak atandı.

68 Pharma

Serdar Temel, who started his career in the

pharmaceutical industry, in the Aventis Hospital Group

sales team in 2002, became Product Manager in the

same group in 2005. In 2006, he was transferred to Bilim

Pharmaceuticals, where he worked in the fields of ENT,

dermatology, urology & gynaecology, 2 years as Product

Manager and 4 years as Senior Product Manager. In

2012, he has returned to the sales area and undertook

the responsibility of the management of central nervous

system and antibiotic teams with the title of Publicity/

Promotion Director.

Mr Serdar TEMEL who has graduated from Boğaziçi

University Department of Civil Engineering, successfully

maintained his tasks as PC Sales Manager, at Chiesi

Turkey, between September 2014 and July 2018. He

also continues his education at Chiesi Corporate Master

Program in Chiesi Academy.

İlaç sektöründeki kariyerine 2002 yılında Aventis

Hastane Grubu satış ekibinde başlayan Serdar Temel,

2005’de aynı grupta Ürün Müdürü oldu. 2006’da Bilim

İlaç’a transfer olarak firmanın KBB, dermatoloji,

üroloji & jinekoloji alanlarında, 2 yıl Ürün Müdürü ve

4 yıl Kıdemli Ürün Müdürü olarak görev yapmış, 2012

yılında ise yeniden satış alanına dönüp, Tanıtım Müdürü

ünvanıyla merkezi sinir sistemi ve antibiyotik ekiplerinin

yönetimini üstlenmiştir.

Boğaziçi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği mezunu olan

Serdar Temel, Eylül 2014 - Temmuz 2018 tarihleri

arasında Chiesi Türkiye PC Satış Müdürü olarak görevini

başarıyla sürdürmüştür, aynı zamanda Chiesi Academy

bünyesindeki Chiesi Corporate Master programındaki

eğitimine de devam etmektedir.


Assignments in Merck Turkey

Merck Türkiye’de atamalar

Merck Turkey continues to strengthen its team with new appointments…

Merck Türkiye, yeni atamalar ile ekiplerini güçlendirmeye devam ediyor.

Belma BOZKURT, who will coordinate the marketing activities and the

launch of new and existing products in therapeutic areas, was appointed

as Director of Marketing responsible for Neurology, Immunology,

Thyroid and Endocrinology in Merck Turkey

Belma BOZKURT Terapötik alanlarda yeni lansman ve mevcut ürünlerin

pazarlama aktivitelerini koordine edecek olan Belma Bozkurt Merck

Türkiye’de Nöroloji, İmmunoloji, Tiroid ve Endokrinoloji Pazarlama

Müdürü olarak atandı.

Ertuğrul AKBAŞ, who has 12 years of work experience in various levels

in the pharmaceutical industry, worked in medical and marketing

departments at Roche, GSK and Merck. He is now appointed as Medical

Director responsible for the Therapeutic area of Fertility in Merck Turkey.

Ertuğrul AKBAŞ İlaç sektöründe çeşitli kademelerde toplam 12 yıllık

iş deneyimine sahip olan Akbaş Roche, GSK ve Merck’te medikal ve

pazarlama departmanlarında çalışan Ertuğrul Akbaş, Merck Türkiye’de

Fertilite Terapötik alanından sorumlu Medikal Müdür olarak atandı.

Aydan DİNÇER, who has 15 years of sales and marketing

experience, has been appointed as Senior Manager to the Merck

Oncology office. Aydan Dinçer will coordinate the launching and

the marketing activities of existing products in the oncology

therapeutic area in Turkey.

Aydan DİNÇER 15 yıllık satış ve pazarlama tecrübesine sahip

olan Aydan Dinçer, Merck Türkiye ofisine Onkoloji Kıdemli

Müdürü olarak atandı. Aydan Dinçer, Türkiye onkoloji terapötik

alanındaki yeni lansman ve mevcut ürünlerin pazarlama

aktivitelerini koordine edecek.

Pharma 69


Janssen Turkey has made 3 leader assignments with

the business unit model

Johnson & Johnson Pharmaceuticals Group Janssen transformed the

Sales and Marketing structure into a Business Unit model and combined

Oncology & Haematology, Central Nervous System and Immunology

units under a single leadership structure on the Therapeutic Area…

Janssen Türkiye, iş

birimi modeli ile 3 lider

ataması yaptı

Çağdaş Yılmaz

Johnson & Johnson İlaç Grubu

Janssen, Satış ve Pazarlama yapısını

İş Birimi modeline dönüştürerek

Onkoloji & Hematoloji, Merkezi Sinir

Sistemi ve İmmünoloji birimlerini

Terapötik Alan bazında tek bir

liderlik yapısı altında birleştirdi.

Çağdaş Yılmaz who has 16 years of experience in

pharmaceutical, rapid consumption and OTC sectors

has appointed as Oncology & Haematology Business

Unit Leader. Dr Çağatay KELEŞ, after his medical

experience, he worked as a leader in the sales,

marketing and medical departments of Oncology &

Haematology, Central Nervous System, Cardiovascular

and Metabolism Therapy in medicine industry. He has

now appointed as Central Nervous System Business

Unit Leader. S. Selen Soyman who had joined in Janssen

Turkey in 2017, working as Oncology & Haematology

Marketing Manager. She has appointed as Immunology

Business Unit Leader lastly.

S. Selen Soyman Fırlar

Dr. Çağatay Keleş

İlaç, hızlı tüketim ve OTC sektörlerinde 16 yıllık

deneyime sahip olan Çağdaş Yılmaz, Onkoloji &

Hematoloji İş Birimi Liderliğine, hekimlik deneyimi

sonrasında ilaç sektöründe Onkoloji & Hematoloji,

Merkezi Sinir Sistemi, Kardiyovasküler ve Metabolizma

tedavi alanlarının satış, pazarlama ve medikal

departmanlarına liderlik yapan Dr. Çağatay Keleş,

Merkezi Sinir Sistemi İş Birimi Liderliğine, 2017 yılında

katıldığı Janssen Türkiye’de Onkoloji & Hematoloji

Pazarlama Müdürü olarak çalışan S. Selen Soyman

Fırlar İmmünoloji İş Birimi Liderliğine atamaları

gerçekleşti.

70 Pharma


İzak Baron, has become the Finance Director in

Takeda Turkey

Of Japanese pharmaceutical giant Takeda who

stands out with its successful human resource

implementations, a new assignment has been

realized in its Turkey operations. İzak Baron who has

an experience of 25 years in pharmaceutical industry

of Turkey was assigned as a Finance Director

in Takeda Turkey in order to make the financial

processes of the company stronger and more

effective.

İzak Baron, Takeda Türkiye’nin Finans Direktörü oldu

Başarılı İnsan Kaynakları uygulamalarıyla dikkat çeken Japon ilaç devi Takeda’nın

Türkiye operasyonunda yeni bir atama gerçekleşti. Şirketin finansal süreçlerini daha

güçlü ve efektif bir yapıya kavuşturmak amacıyla, Türkiye ilaç sektöründe 25 yıllık

deneyime sahip olan İzak Baron Takeda Türkiye Finans Direktörlüğü görevine getirildi.

Izak Baron, as of August 2018, will continue his Finance

Directorate duties in Takeda Turkey in order to attain a

stronger financial structure and to ensure increasing

productivity by simplifying the processes.

İzak Baron Ağustos 2018 itibari ile, Takeda Türkiye’nin

daha güçlü bir finansal yapıya kavuşmasını ve süreçlerin

basitleştirilerek verimliliğin artırılmasını sağlamak

üzere Finans Direktörlüğü görevini sürdürecektir.

Appointment in Novartis Turkey

Asli Karagöz Çelik has been appointed as Director of Law and

Compatibility in Novartis Oncology Turkey.

Novartis Türkiye’de atama

Aslı Karagöz Çelik, Novartis Onkoloji Türkiye, Hukuk ve Uyumluluk Müdürü olarak atandı.

Asli Karagöz Çelik who has been working in Novartis

Turkey since 2014 lastly served as Senior Legal Advisor

in Pharmaceutical Law Department. Currently Ms Çelik,

“Novartis Oncology Turkey, Law and Compatibility

Director” is assigned as. Çelik, with this task, will

also continue to work as a member of the Oncology

Management Team and as well.

Novartis Türkiye bünyesinde 2014 yılından beri görev

yapmakta olan ve son olarak Novartis İlaç Hukuk

departmanında Kıdemli Hukuk Danışmanı sorumluğunu

yürüten Aslı Karagöz Çelik, “Novartis Onkoloji Türkiye

Hukuk ve Uyumluluk Müdürü” olarak atandı. Çelik, bu

göreviyle birlikte aynı zamanda Onkoloji Yönetim Ekibi

üyesi olarak çalışmalarını sürdürecektir.

Pharma 71

More magazines by this user
Similar magazines