02.11.2018 Views

Pharma Turkey Ekim 2018

Pharma Turkey Ekim 2018

Pharma Turkey Ekim 2018

SHOW MORE
SHOW LESS

You also want an ePaper? Increase the reach of your titles

YUMPU automatically turns print PDFs into web optimized ePapers that Google loves.

October <strong>2018</strong>


Aynı değil...<br />

Kontakt lens reçetelerinde<br />

marka belirtmenin önemini hatırlatmak isteriz.<br />

Çünkü her göz aynı değildir.<br />

Dolayısıyla her kontakt lens de aynı değildir.<br />

VORT93PI202009


Publisher<br />

Ferruh IŞIK<br />

on behalf of<br />

İSTMAG Magazin Gazetecilik<br />

İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.<br />

General Manager<br />

Mehmet SÖZTUTAN<br />

mehmet.soztutan@img.com.tr<br />

Editorial Consultants<br />

Yüksel EKİNCİ<br />

yüksel.ekinci@img.com.tr<br />

Recep ARSLANTAŞ<br />

recep.arslantas@img.com.tr<br />

Graphic & Design<br />

Tayfun AYDIN<br />

tayfun.aydin@img.com.tr<br />

Advertising Coordinator<br />

Recep ARSLANTAŞ<br />

recep.arslantas@img.com.tr<br />

Responsible Manager<br />

YUSUF OKÇU<br />

yusuf.okcu@img.com.tr<br />

Foreign Relations Manager<br />

İsmail ÇAKIR<br />

ismail.cakir@img.com.tr<br />

IT Manager<br />

İMG Bilgi Teknolojileri<br />

web@img.com.tr<br />

Corporate Communication<br />

Manager<br />

ebru.pekel@img.com.tr<br />

Finance Manager<br />

Mustafa AKTAŞ<br />

mustafa.aktas@img.com.tr<br />

Subscription<br />

İsmail ÖZÇELİK<br />

ismail.özcelik@img.com.tr<br />

Head Office<br />

Evren Mah. Bahar Cad. Polat İş<br />

Merkezi<br />

B Blok No:1 Kat:4 / Güneşli-Bağcılar<br />

/ İstanbul<br />

Tel: +90 212 604 51 00 Faks: +90<br />

212 604 50 51<br />

Printing<br />

İhlas Gazetecilik A.Ş<br />

Merkez Mahallesi 29 <strong>Ekim</strong> Cad.<br />

İhlas Plaza NO: 11/A 41<br />

Yenibosna / İstanbul / TURKEY<br />

Tel: 0 212 454 30 00<br />

İçindekiler<br />

8<br />

Helvacizade Group has broken new ground once more in the World<br />

Hijyen sertifikası dünyada ilk kez yerli ilaç sanayicisi olan<br />

Helvacızade Grubu’na verildi<br />

16<br />

Swedish Oral Care Mogul Humble Brush in Turkish Market<br />

İsveçli ağız bakım ürünleri devi Humble Brush,<br />

Türkiye pazarında liderlik hedefinde<br />

24<br />

Alvimedica is Hand in Hand with the Scientists<br />

Alvimedica Bilim İnsanları ile Elele<br />

30<br />

Johnson & Johnson Medical Devices <strong>Turkey</strong> Moves Against Obesity!<br />

Johnson & Johnson Medikal Cihazlar Obezite Farkındalığı için<br />

Harekete Geçti!<br />

34<br />

Strategic Incentive Certificate has given a hope<br />

Stratejik Teşvik Belgesi umutlandırdı<br />

44<br />

Meaningful Event from Alcon on the World Sight Day<br />

A promising new treatment option in colorectal cancer<br />

56<br />

Annual evaluation meeting at Onko İlaç<br />

Onko İlaç‘ta yıllık değerlendirme buluşması<br />

64<br />

A Senior Assignment for Amgen <strong>Turkey</strong><br />

Amgen Türkiye’ye üst düzey atama


In store or in pharmacy?<br />

Eczanede mi, mağazada mı?<br />

Controversies have been running on for years on<br />

the selling cosmetic products in pharmacies. Unfortunately,<br />

the echo of an application that keeps<br />

human health in the fore was rather high. Some<br />

argued that cosmetics should be sold in pharmacies<br />

while some others were not so positive on the<br />

issue.<br />

But, why? Why do they oppose and why do others<br />

say that cosmetics and dermo-cosmetics should be<br />

sold only in pharmacies.<br />

We mostly seek advice for any information we<br />

need from those who are knowledgeable about the<br />

issue. Yes, in some instances the advice may be<br />

wrong or misleading but information is information.<br />

When deciding on buying a cosmetic product<br />

we need more information and help from our<br />

friends and their comments, then we consider all<br />

data and info we get that want to evaluate what we<br />

know about specific products and then we decide to<br />

whether to buy or not one of them in line with the<br />

advices of salesperson in the store. In this case, we<br />

can only know what the results will be after using<br />

and when we encounter its side effects. There are<br />

several products for every purse in the market.<br />

Some are cheap, some are both have quality and a<br />

reasonable price tag. There are cheap but harmful<br />

products in the market. Here, you find the controversy<br />

is useless, because people have been able to<br />

buy easily the products that their substances are<br />

unknown and harmful to human health, and that<br />

lack of dermatological tests.<br />

Since the drugs can not be sold in the groceries<br />

and other stores so some other special products<br />

should not be sold outside pharmacies. Because it<br />

is an undeniable fact that all drugs should be used<br />

under the supervision of a doctor and pharmacist.<br />

Dermocosmetic and cosmetic products should also<br />

be this way. When you go to cosmetic stores and<br />

groceries selling cosmetics, the department staff<br />

never has the knowledge of a pharmacist. <strong>Pharma</strong>cists<br />

are the right people who consciously will<br />

guide consumers in every respect while deciding<br />

on skin tone, product contents and interactions<br />

among them.<br />

That’s why I find the discussions unnecessary. I<br />

fully support this system, which aims to avoid unconscious<br />

consumption and use. I stand by all kinds<br />

of practices which prevent the consumer from<br />

any damage and minimize the hazards. Although<br />

some do not like it, cosmetics should be sold under<br />

the control of pharmacists such as drugs. I’m sure<br />

they’ll do it well, even though they’ll increase their<br />

workload.<br />

Kozmetik ve dermokozmetik ürünlerin eczanelerde satılmasına yönelik<br />

tartışmalar uzun zamandan beri var. İnsan sağlığını göz önünde tutan bir<br />

uygulamanın yankıları maalesef ki çok ses getirici oldu. Kimileri sadece<br />

dermokozmetik ürünlerin eczanelerde yer alması gerektiğini düşünürken<br />

kimileri de kozmetik ve dermokozmetik ürünlerin yer almasına pek sıcak<br />

bakmıyor.<br />

Peki neden? Neden bu ürünler eczanelerde satılmalı ve neden eczanelerde<br />

satılmasına karşı çıkılıyor?<br />

Öncelikle hayatımızın her alanında ihtiyaç duyduğumuz her şey<br />

için o alanda bilgisi olan birinden muhakkak tavsiye alırız. Fakat<br />

tavsiye almak her zaman yeteri kadar tatmin edici olmasa da<br />

bilgi sahibi olmamıza yardımcı olmuştur. Kozmetik kısmına<br />

geldiğimizde ise detaylı araştırma, arkadaş ve çevre<br />

yorumlarını kendi süzgecimizden geçirdikten sonra bir de<br />

mağaza reyon görevlisinden alınan bilgiler doğrultusunda<br />

o ürünü kullanıp kullanmamaya karar vermekteyiz.<br />

Hal böyle olunca cildimize doğru ürünleri kullanıp<br />

kullanmadığımızı deneyerek ya da denedikten sonra<br />

yan etkileri oluştuğu zaman görmekteyiz. Çünkü<br />

piyasada maddi açıdan herkesin bütçesine hitap<br />

eden ürünler var, fakat hem uygun hem kaliteli<br />

ürünler olduğu gibi, bütçeye uygun olup sağlığa<br />

zararlı birçok ürün de mevcut. İşte içerisinde<br />

insan sağlığına zararlı hangi maddelerin<br />

kullanıldığı bilinmeyen, dermatolojik testlerden<br />

geçirilmeyen ürünlere piyasada ulaşmak<br />

çok kolay olunca uzun zamandır devam<br />

eden bu tartışmaları ister istemez gereksiz<br />

buluyorsunuz. Çünkü ilaçların markette,<br />

bakkalda satılamayacağı gibi bazı ürünlerinde<br />

eczaneler dışında satılmaması gerekir. Çünkü<br />

bütün ilaçların doktor ve eczacı kontrolünde<br />

kullanılması gerektiği inkâr edilemez bir gerçek.<br />

Dermokozmetik ve kozmetik ürünlerinin de bu<br />

şekilde olması gerekir. Kozmetik mağazalarına<br />

gittiğinizde reyon görevlileri her ne kadar ürünlerle<br />

ilgili eğitim almış olsa da, hiçbir zaman bir eczacının<br />

bilgisine sahip değildir. Cilt tonu, ürün içerikleri<br />

ve etkileşimleri doğrultusunda tüketicileri her<br />

açıdan bilinçli bir şekilde yönlendirecek olan<br />

eczacılarımızdır.<br />

Bu yüzdendir ki tartışmaları gereksiz<br />

buluyorum. Bilinçsiz tüketimin/<br />

kullanımın önüne geçilmek istenilen<br />

bu sisteme sonuna kadar destek<br />

veriyorum. Tüketiciyi her türlü<br />

zarardan alıkoyan, zararını en aza<br />

indirgeyen her türlü uygulamanın<br />

yanındayım. Bazılarının her ne kadar<br />

hoşuna gitmese de kozmetik ürünleri de<br />

ilaç gibi eczacıların kontrolünde satılmalı.<br />

Bu onların iş yükünü arttıracak olsa da layıkıyla<br />

yapacaklarına eminim.


Sixth TÜSAP Vision Meetings was made with the participation of 57 person<br />

who shapes the pharmaceuticals sector in <strong>Turkey</strong> at Bezmiâlem Foundation<br />

University on September 3.<br />

3 Billion Turkish Liras’worth localization target was<br />

achieved in medicine<br />

Dr. Hakkı Gürsöz, President of Turkish<br />

<strong>Pharma</strong>ceuticals and Medical Devices Agency<br />

drew attention that a potential of 6 Billion 1<br />

Million TL is targeted with the localization of the<br />

medicine within the scope of the transition studies<br />

from import to manufacture and he noted that<br />

as of the end of <strong>2018</strong>, 3 billion TL of this target<br />

will be achieved. Gürsöz said that 371 medicines<br />

with an annual sales value of 2.74 billion TL from<br />

609 medicines have been localized within the<br />

scope of localization and he stated that 238 nondecentralized<br />

medicines are mostly drugs that lost<br />

market value.<br />

4 <strong>Pharma</strong><br />

The 6th Meeting of Health Vision<br />

with the title of “Localization<br />

and Nationalization in Medicine”<br />

organized by TÜSAP Health Platform<br />

was held with the participation of<br />

The Ministry of Health deputies<br />

Prof. Dr. Muhammet Güven ve Prof.<br />

Dr. Emine Alp Meşe, The Ministry<br />

of Health officials, pharmaceutical<br />

industry leaders and academicians<br />

at Bezmiâlem Life Sciences<br />

and Biotechnology Institute on<br />

September 3, <strong>2018</strong>.<br />

The agenda of the meeting that<br />

localization studies were discussed<br />

in medicine there are three main<br />

titles including the transition from<br />

import to manufacture, startup<br />

platform project and vaccine<br />

resettlement projects. At the<br />

meeting that was held with the<br />

contributions of Research-Based<br />

<strong>Pharma</strong>ceutical Companies (AIFD),<br />

<strong>Pharma</strong>ceutical Manufacturers<br />

Association of <strong>Turkey</strong> (İEİS) and<br />

the EY, Prof. Dr. Sabahattin Aydın,<br />

President of TÜSAP Executive Board<br />

and Rector of Medipol University<br />

and Dr. Hakkı Gürsöz, President<br />

of Turkish <strong>Pharma</strong>ceuticals and<br />

Medical Devices Agency made a<br />

speech.<br />

Prof. Dr. Sabahattin Aydın President<br />

of TÜSAP Executive Board and<br />

Rector of Medipol University touched<br />

the fringes of the difference of<br />

localization and nationalization<br />

concept in his speech. Aydın “As a<br />

rule in Roman law, the universe is<br />

considered in two focuses: ‘person’<br />

and ‘object’ while being judged.<br />

However, today ‘information’ is much<br />

more valuable in the world... We are<br />

talking about a power, a phenomenon<br />

that has not found its place even<br />

in legal systems. Is the nationality<br />

just to have this information in your<br />

hands or is it to get your hands on a<br />

certain percentage of the production<br />

process? Knowledge must belong to<br />

you in order for something to become<br />

national. It does not matter who<br />

produces it or where you produce<br />

it. Iphone is a national product for<br />

America but it is produced in China, it<br />

is a domestic product for them,” said.<br />

The Transition From Import To<br />

Manufacture and Downgrading of<br />

Current Account Are Targeted<br />

Dr. Hakkı Gürsöz, President of<br />

Turkish <strong>Pharma</strong>ceuticals and<br />

Medical Devices Agency said that<br />

firstly they aim to reduce the current<br />

account deficit by increasing the<br />

export-import coverage ratio that<br />

is 18 percent in the pharmaceutical<br />

sector thanks to the localization of<br />

the medicine, which will be achieved<br />

through the transition from import<br />

to manufacture. “We had exports<br />

reaching about $ 157 billion in 2017<br />

and $ 250 billion worth of imports.<br />

This corresponds to a rate of 65<br />

percent.


When you come to the<br />

pharmaceutical sector, about $ 900<br />

million worth of export versus $ 5<br />

billion worth of imports. Here the<br />

import coverage rate of exports is 18<br />

percent. We’re far from the general<br />

economic table. When you get such<br />

a picture, it is expected that you<br />

will put the target of reducing the<br />

current exposition by the medicine<br />

localization project in the first place,”<br />

said.<br />

Gürsöz said that they aimed to<br />

increase their capacity utilization<br />

rates, which are 65 percent with<br />

medicine localization and he<br />

“Within the scope of the studies<br />

of the transition from import to<br />

manufacture a potential of 6 Billion<br />

1 Million TL was targeted with the<br />

medicine localization. As of the end<br />

of <strong>2018</strong>, 3 billion TL of this target will<br />

be achieved. While 371 medicines<br />

with an annual sales value of 2.74<br />

billion TL from 609 medicines have<br />

been localized, it is seen that 238<br />

non-decentralized medicines are<br />

mostly drugs that lost market value,”<br />

added.<br />

Start-Ups Meet with <strong>Pharma</strong>ceutical<br />

Companies Who Want to Access New<br />

Molecules<br />

Dr. Hakkı Gürsöz, President of<br />

Turkish <strong>Pharma</strong>ceuticals and<br />

Medical Devices Agency stated<br />

that they make preparations for<br />

establishing a platform to collect<br />

healthcare start-ups under a single<br />

roof for the domestic production of<br />

innovative products. “In the world,<br />

business models are changing now.<br />

Major pharmaceutical companies<br />

have begun to cooperate more with<br />

entrepreneurs, as new technologies<br />

have become important in the<br />

pharmaceutical R&D process. The<br />

rapid decline in R&D efficiency in<br />

recent years has opened the way<br />

for mergers and acquisitions of<br />

large pharmaceutical companies<br />

that want to gain access to new<br />

molecules together with increasing<br />

the importance of Start-ups. In this<br />

sense, we take great care of the<br />

Start-up Entrepreneurship Platform<br />

which brings health entrepreneurs<br />

together. It is planned that the<br />

implementation will be realized<br />

with the mentorship and guidance<br />

of the government. We have studied<br />

similar structures in many countries<br />

at the beginning of our work. The<br />

Incubation Center, established in<br />

Bangalore, India was one of them.<br />

India has shown the willpower to<br />

build such a center and I am sure<br />

that we will all witness together in<br />

the very near future that innovative<br />

medicines are going to come from<br />

that center. Innovation will not<br />

only come from Europe, America.<br />

It will come from China, Korea,<br />

Bioincubators Center in India.<br />

We are now a member of the G20 and<br />

we are the 16th largest country in<br />

the world in economic terms. All the<br />

same we have to be involved in the<br />

first 20 in terms of technology and<br />

science production in the innovation<br />

league, we have to be involved in<br />

the world’s innovation and R&D<br />

network,” said.<br />

Two Important Agreements with<br />

Kyrgyzstan<br />

In his speech, Gürsöz mentioned that<br />

official visit to Kyrgyzstan also Mr.<br />

Prime Minister Recep Tayyip Erdoğan<br />

attended and he stated that they<br />

signed two important agreements in<br />

the health field with Kyrgyzstan. He<br />

noted that within the framework of<br />

a technical cooperation agreement<br />

on medicines and medical devices,<br />

Turkish <strong>Pharma</strong>ceuticals and<br />

Medical Devices Agency is going<br />

to provide technical support to<br />

Kyrgyzstan in particular on medicine<br />

registration, inspection procedures,<br />

the creation of a database on<br />

medicines and medical devices, and<br />

the creation of a national database.<br />

He indicated the second agreement<br />

is related to the Turkish-Kyrgyz<br />

Friendship Hospital built by TIKA in<br />

Kyrgyzstan. Gürsöz stated that the<br />

hospital is going to come into service<br />

in a few months and he expressed<br />

his satisfaction to see the hospital<br />

equipment and medical devices have<br />

been supplied almost entirely from<br />

<strong>Turkey</strong>.<br />

<strong>Pharma</strong> 5


“Değişim İçin Şimdi”<br />

Pharmetic Girişimci Eczacılar Derneği (PGED), tarafından İstanbul<br />

Kongre Merkezi’nde düzenlenen kongre, 3 gün süren etkinliklerle,<br />

4 salonda 49 oturumla gerçekleşti. Geleceği şekillendirecek büyük<br />

adımlarımızı “DEĞİŞİM” için “ŞİMDİ” sloganıyla yola çıkılan kongrede 79<br />

ulusal ve uluslararası konuşmacı görev aldı.<br />

8000’i aşkın kayıtlı katılımcı<br />

tarafından ilgiyle takip edilen<br />

bilimsel program yoğun geçti. 100’e<br />

yakın firmanın katıldığı etkinlikte,<br />

fuaye alanında çeşitli aktiviteler<br />

yapıldı. 300 metrekarelik alanda<br />

kurulan ‘Geleceğin Eczanesi’ konsept<br />

alanında ise cilt bakım uygulamaları,<br />

yüz maskesi uygulamaları, enerji ve<br />

detoks içecekleri hazırlanması, doğal<br />

bakım ürünleri yapım atölyesi gibi<br />

interaktif ve renkli uygulama alanları<br />

da ilgi çekti.<br />

“Dijital Dönüşüm, Bütünleştirici<br />

Eczacılık”<br />

PGED Yönetim Kurulu Başkanı Ecz.<br />

Armağan Ener, bizler Eczacılar<br />

olarak mesleki etik anlayışımız,<br />

toplumsal sağlık önceliğimiz<br />

ve aldığımız eğitimle oluşan<br />

uzmanlığımızla Eczanelerin herkesin<br />

en kolay ulaşabildiği ve sağlığı ile<br />

ilgili en doğru bilgileri alabildiği en<br />

yakın sağlık merkezleri olduğunu<br />

biliyoruz. Sağlığı ilgilendiren ilaç,<br />

OTC, kişisel bakım, besin destekleri,<br />

medikal ve dermokozmetikleri<br />

de içine alan her konuda eczacı<br />

danışmanlığının ve eczanelerin<br />

olması gerektiğine inanıyor ve<br />

geleceğin eczacılığına “Bütünleştirici<br />

Eczacılık” adını veriyoruz.<br />

Bütünleştirici Eczacılık bugün<br />

yaşanan ve halk sağlığını tehdit eden,<br />

etik ilkelerden uzak yaklaşımları<br />

ortadan kaldırdığı gibi, önleyici ve<br />

sağlıklı yapıyı destekleyici adımlarıyla<br />

yaşama katkı sağlayacaktır.<br />

PGED Yönetim Kurulu Başkanı<br />

Ecz. Armağan Ener, Uluslararası<br />

Geleceğin E hali, katılımcıları<br />

ile eğitimsel, sosyal üretken<br />

inovatif uygulamaları ile sağlık<br />

sektörümüzün geleceğine yön<br />

gösterecek…<br />

Göstermek zorunda…<br />

Çünkü bir Dijital Devrim<br />

sürecindeyiz.<br />

Daha önce yaşamadığımız kadar<br />

hızlı, öngörülemeyecek boyutta ve hiç<br />

bir zaman deneyimlemediğimiz dijital<br />

bir dünyaya adım atıyoruz.” dedi.<br />

Akılcı ilaç kullanımında eczacının<br />

rolü büyük”<br />

Akılcı ilaç kullanımının önemine<br />

dikkat çeken PGED Başkan<br />

Yardımcısı Ecz. Mücahit Birik, hekim<br />

tarafından öncelikle hastaya doğru<br />

teşhisin konulması gerektiğini<br />

belirtti. Hekimin hastanın en son<br />

kullandığı veya kullanmakta olduğu<br />

ilaçları sorgulaması gerektiğini<br />

anlatan Birik, “Akılcı ilaç kullanım<br />

ilkeleri doğrultusunda eczacı,<br />

özel eğitim almış, ilacı hazırlama<br />

sanatını bilen ve ilaçları hastalar<br />

için sağlayan kişidir. Hasta, hasta<br />

yakını, ilacın olası yan etkileri, besin<br />

ve ilaç etkileşimleri konusunda<br />

bilgilendirilmelidir. Hamilelik ve<br />

emzirme dönemindeki kadınlar,<br />

çocuklar, yaşlılar, böbrek ve<br />

karaciğer yetmezliği olanlar,<br />

ilaç alerji öyküsü olanlar, ilaç<br />

kullanımı konusunda daha dikkatli<br />

davranmalıdır. İlaçlar çocukların<br />

erişemeyeceği, görmeyeceği yerlerde<br />

ambalajında saklanmalıdır” diye<br />

konuştu.<br />

“İnternetten ilaç, bitkisel<br />

karışımlar, zayıflama çayları<br />

almayın!”<br />

İnternet üzerinden alınan<br />

zayıflama ilaçları, çaylar ve bitkisel<br />

karışımların zararına dikkat çeken<br />

PGED Başkan Yardımcısı Ecz. Ayfer<br />

Denizoğlu, eczane dışında satılan<br />

tıbbi ürünlerin tehlikesi konusunda<br />

uyararak, “2016 yılı sonunda Sağlık<br />

Bakanlığı tarafından açıklanan<br />

veriler, ilaçta sahteciliğin boyutunu<br />

gözler önüne serdi. Verilere göre;<br />

316 bin adet cinsel içerikli, 626 bin<br />

755 adet zayıflama ürünleriyle ilgili<br />

ve 107 bin 577 adet beşeri olmak<br />

6 <strong>Pharma</strong>


üzere toplamda 1 milyonu aşan<br />

sahte ve kaçak ilaç ele geçirildi.<br />

Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi<br />

Cihaz Kurumu’nca (TİTCK) 2017<br />

Eylül ayında yapılan denetimlerde<br />

ise, ilaç gibi lanse edilerek piyasaya<br />

sürülen 73 sahte-kaçak ürün tespit<br />

edildi. TİTCK, sahte-kaçak ürünler<br />

ile mücadele kapsamında, 2017<br />

yılında bunların satış veya tanıtımını<br />

yapan 724 internet sitesini kapattı.<br />

Sağlığa ilişkin her türlü ürün<br />

Sağlık Bakanlığı’nın onayından<br />

geçtikten sonra, aldığı eğitimlerle bu<br />

alanlarda uzmanlaşan, meslek etiği<br />

içerisinde önce danışanını düşünen<br />

eczacı danışmanlığında hastalara<br />

ulaştırılmalı ve bu ürünlerin<br />

satışı yalnızca eczanelerimizden<br />

gerçekleştirilmelidir” dedi.<br />

“Fermente gıdalarla antidepresan<br />

kullanmayın”<br />

Besin ve ilaç etkileşiminde eczacının<br />

rolüne dikkat çeken PGED Genel<br />

Sekreteri Ecz. Özgül Karaoğlan ise,<br />

kişinin bir ilaç alırken eczacısından<br />

bilgi alması gerektiğini söyledi.<br />

Fermente edilmiş (sosis, sucuk,<br />

eski peynirler), incir, bakla,<br />

lahana turşusu gibi yiyeceklerle<br />

antidepresan ilaçlarının birlikte<br />

alınması hipertansiyona sebebiyet<br />

verebileceğini anlatan Karaoğlan,<br />

“Hasta hem antidepresan hem<br />

tansiyon ilacı kullanıyorsa bu<br />

yiyeceklerden sonra istenen etki<br />

görülmeyebilir ve sağlığını daha da<br />

tehlikeye atmış olur.<br />

Kanın pıhtılaşmasını önleyen ilaç<br />

kullananlar sarımsak, megadoz<br />

E vitamini (400ıu üstü), ginseng,<br />

ginkgo biloba kullanımı kanama<br />

riskini artıracağından birlikte<br />

kullanılmamalıdır. Demir ilaçlarıyla<br />

alınan süt ve sütlü ürünler demirin<br />

etkisini düşürür alınma zamanlarında<br />

araya birkaç saat konmalıdır. Yeşil<br />

çay antioksidan, idrar söktürücü,<br />

yağ yakıcı etkisinden dolayı çok<br />

kullanılan bir bitkidir. Fakat kan<br />

sulandırıcılar, bazı antibiyotikler,<br />

bazı tansiyon ilaçlarıyla kullanımında<br />

ilaçların istenen iyileştirici etkisi<br />

düşebilir” uyarısında bulundu.<br />

“Eşdeğer ilaç ucuz ilaç demek<br />

değil!”<br />

Eşdeğer ilaçlar, referans ilaçlarla<br />

aynı özelliklere sahip olduğunu<br />

söyleyen Pharmetic Girişimci<br />

Eczacılar Derneği Saymanı Ecz.<br />

Kazım Aykanat, hasta üzerinde<br />

aynı tedaviyi sağladığı bilimsel<br />

çalışmalarla kanıtlanan ve referans<br />

ilaçların koruma süreleri bittikten<br />

sonra satışa sunulan ürünler<br />

olduğunu ifade ediyor. Ecz. Kazım<br />

Aykanat, eşdeğer ilacın; güvenilir,<br />

etkin ve ekonomik ilaç olduğunu ve<br />

ilacın oluşturduğu etki, sağladığı<br />

fayda açısından bakıldığında orijinal<br />

ilaç ile eşdeğer ilaç arasında hiçbir<br />

fark bulunmadığını söylüyor. Eşdeğer<br />

ilaçlar da diğer ilaçlarda olduğu<br />

gibi belirli aşamalar ve testlerden<br />

geçirilip ruhsatlandırılmakta ve<br />

halkın kullanımına sunulmaktadır.<br />

Sağlık hizmetine erişim hakkının<br />

gereğince yerine getirilmesi için<br />

eşdeğer ilaç kullanımı teşvik<br />

edilmelidir. Eczacıların eşdeğer ilaç<br />

vermek yönünde yasal bir yetkileri<br />

bulunmaktadır. Yetkinin ötesinde,<br />

eczacılık mesleğinin gereklerinden<br />

biri olarak eczacı, hekimin hastasına<br />

reçete ettiği ilaçları, bilimsel<br />

bilgiye dayanarak, o ilacın o anda<br />

bulunmaması, hastanın ödeme<br />

gücü, sosyal güvenlik olanakları gibi<br />

koşulları dikkate alarak eşdeğer bir<br />

ilacı verebilir.<br />

Eşdeğer İlaç Kullanımıyla Sağlanan<br />

Faydalar:<br />

√ Sağlık bütçesinde önemli<br />

tasarruflar sağlarlar.<br />

√ Patent süresinin dolmasıyla<br />

oluşan rekabet ortamında referans<br />

ilacın fiyatının da düşmesine neden<br />

olurlar. Üretici firmaları yeni ilaçlar<br />

keşfetmeye zorlarlar.<br />

√ Nispeten ucuz olmaları nedeniyle<br />

ilaca ulaşmayı kolaylaştırarak tedavi<br />

olanaklarını yaygın hale getirir.<br />

<strong>Pharma</strong> 7


Helvacizade Group has broken new ground once<br />

more in the world<br />

For the First Time among All Industries in the World, Helvacızade<br />

Group Has Received the “TS 13811 Hygiene and Sanitation Management<br />

System” Certification Initiated by TSE for the First Time in the World<br />

Hijyen sertifikası dünyada ilk kez yerli ilaç sanayicisi<br />

olan Helvacızade Grubu’na verildi<br />

Dünyada ilk kez TSE tarafından başlatılan, insan sağlığı için güvenli ürün<br />

elde edilmesini amaçlayan, “TS 13811 Hijyen ve Sanitasyon Yönetim Sistemi”<br />

Belgelendirmesini, tüm dünyada tüm sektörler içinde ilk olarak yerli ilaç<br />

sanayicisi Helvacızade Grubu aldı.<br />

Within the scope of the “TS 13811 Management System<br />

Standard for Hygiene and Sanitation” Certification<br />

initiated by TSE (Turkish Standards Institution) for the<br />

first time in the world, TSE Officials inspected the Zade<br />

Vegetable Oil Refining Plants, Zade Vital <strong>Pharma</strong>ceutical<br />

Manufacturing Plants and R&D centers in Konya. As a<br />

result of the inspections, Helvacızade Group was granted<br />

the “TS 13811 Certificate of Management System<br />

Standard for Hygiene and Sanitation” for the first time<br />

among all industries in the world. Chairman of the Board<br />

of Directors of Helvacızade Group, Tahir Büyükhelvacıgil,<br />

received the Certificate from President of TSE, Prof. Dr.<br />

Adem Şahin, in a ceremony held in Konya.<br />

Uluslararası alanda ilk Kez TSE (Türk Standardları<br />

Enstitüsü) tarafından başlatılan “TS 13811<br />

Hijyen ve Sanitasyon Yönetim Sistemi Standardı”<br />

Belgelendirilmesi kapsamında, TSE Yetkilileri<br />

Konya’daki Zade Bitkisel Yağ Rafinasyon Tesisleri,<br />

Zade Vital İlaç Üretim Tesisleri ve Ar-Ge merkezlerini<br />

denetledi. Yapılan incelemeler sonunda, “TS 13811<br />

Hijyen ve Sanitasyon Yönetim Sistemi Standardı<br />

Belgesi”ne tüm sektörler içinde dünyada ilk kez<br />

Helvacızade Grubu layık görüldü. Helvacızade Grubu<br />

Yönetim Kurulu Başkanı Tahir Büyühelvacıgil, Konya’da<br />

düzenlenen tören ile Belge’yi TSE Başkanı Prof. Dr.<br />

Adem Şahin’in elinden aldı.<br />

8 <strong>Pharma</strong>


According to the data of the World Health Organization,<br />

infectious diseases caused by lack of hygiene and<br />

sanitation are the leading causes of death in the world.<br />

Being of vital importance for public health, hygiene is<br />

considered as an indication of quality at establishments<br />

as well as an indispensable element in every aspect of<br />

human life.<br />

The “TS 13811 Management System Standard for<br />

Hygiene and Sanitation” Certification initiated for the<br />

first time in the world by TSE, which is the only domestic<br />

and national institution in the field of standardization in<br />

our country, both guarantees public health and safety<br />

and provides great support to the <strong>Turkey</strong>’s national<br />

brands entering global markets with international<br />

standards. Following the entry into force of the TS 13811<br />

Standard, the TSE officials inspected the manufacturing<br />

plants and R&D centers of Helvacızade Group in Konya.<br />

Producing vegetable cooking oil under the brand Zade®<br />

and nutritional supplements and medicines under the<br />

brand Zade Vital®, Helvacızade Group has become the<br />

first company to receive the “TS 13811 Certification<br />

of Management Standard for Hygiene and Sanitation”<br />

among all industries in the world, with its high hygiene<br />

and quality standards in every stage of production and<br />

its advanced production technology.<br />

At the Certificate Presentation Ceremony held at the<br />

Zade & Zade Vital Manufacturing Plants and R&D<br />

Centers in Konya, President of TSE, Prof. Dr. Adem<br />

Şahin, said “The Hygiene and Sanitation Management<br />

System”, which entered into force as a national<br />

standard in January <strong>2018</strong>, is a standard that has not<br />

been implemented yet in the world. TSE will bring up<br />

this important issue to the agenda of the International<br />

Organization for Standardization (ISO) and propose that<br />

it be considered as an international standard.<br />

The ‘Hygiene and Sanitation Management System’<br />

certificate, which we will present to Helvacızade Group<br />

today with great pride and happiness, is the sign that<br />

the hygiene and sanitation rules are integrated into the<br />

system, the production is carried out in accordance with<br />

these rules and hygiene and sanitation are considered<br />

as an indication of quality at this establishment. Creating<br />

brands having a voice on a global scale basically<br />

requires the ability to develop innovative products and<br />

consciousness of production with an understanding of<br />

quality that will be above world standards. Helvacızade<br />

Group has shown that it duly has this consciousness<br />

upon becoming the first company to receive the “TS<br />

13811 Hygiene and Sanitation Management System”<br />

Certificate among all industries in our country and in<br />

the world. I congratulate everyone who has contributed<br />

to this important success and I wish them continued<br />

success”.<br />

Having received the Certificate from President of<br />

TSE, Prof. Dr. Adem Şahin, Chairman of the Board of<br />

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada hijyen<br />

ve sanitasyon eksikliğine bağlı olarak ortaya çıkan<br />

enfeksiyon hastalıkları ölüm sebeplerinde ilk sıralarda<br />

yer alıyor. Toplum sağlığında hayati bir öneme sahip<br />

olan hijyen, insan yaşamının her alanında vazgeçilmez<br />

bir unsur olması ile işletmelerde de bir kalite göstergesi<br />

olarak kabul ediliyor.<br />

Ülkemizin standardizasyon alanında tek yerli ve milli<br />

kuruluşu olan TSE tarafından uluslararası alanda<br />

ilk kez başlatılan “TS 13811 Hijyen ve Sanitasyon<br />

Yönetim Sistemi Standardı” Belgelendirmesi, hijyen ve<br />

sanitasyon yani sağlık ve temizlik kapsamında yürütülen<br />

tüm çalışmalara referans olan bir standart olarak<br />

tanımlanıyor. TS13811 Standardı, toplum sağlığını<br />

ve güvenliğini garanti altına alırken; uluslararası<br />

standartlara sahip olarak dünya pazarlarına açılan milli<br />

Türk markalarına büyük bir destek sağlıyor. TS 13811<br />

Standardı’nın yürürlüğe konmasının ardından, TSE<br />

yetkilileri Helvacızade Grubu’nun Konya’daki üretim<br />

tesisleri ve Ar-Ge merkezlerini denetledi. Zade®<br />

markası ile yemeklik bitkisel sıvı yağ ve Zade Vital®<br />

markası ile besin destekleri ve ilaç üreten Helvacızade<br />

Grubu, üretimin her aşamasında uyguladığı yüksek<br />

hijyen ve kalite standartları, ileri teknolojili üretimi ile<br />

tüm sektörler içinde, dünyada ilk kez TS 13811 Hijyen ve<br />

Sanitasyon Yönetim Standardı Belgelendirmesi’ne hak<br />

kazanan kurum oldu.<br />

Konya’da Zade & Zade Vital Üretim Tesisleri ve Ar-Ge<br />

Merkezleri’nde düzenlenen Belge Takdim Töreni’nde<br />

konuşan TSE Başkanı Prof. Dr. Adem Şahin yaptığı<br />

açıklamada; “<strong>2018</strong> yılı Ocak ayında milli standart<br />

olarak yürürlüğe giren ‘Hijyen ve Sanitasyon Yönetim<br />

Sistemi’, henüz uluslararası alanda uygulaması<br />

olmayan bir standarttır. TSE, bu önemli konuyu<br />

Uluslararası Standardizasyon Teşkilatının(ISO)<br />

gündemine getirerek uluslararası standart olarak<br />

kabul edilmesi yönünde teklifte bulunacaktır. Büyük<br />

bir gurur ve mutlulukla Helvacızade Grubu’na takdim<br />

edeceğimiz ‘Hijyen ve Sanitasyon Yönetim Sistemi’<br />

belgesi, bu işletmede, hijyen ve sanitasyon kurallarının<br />

sisteme entegre edildiğini, üretimin bu kurallara<br />

uygun gerçekleştirildiğini ve hijyen ve sanitasyonun<br />

bir kalite göstergesi olarak kabul edildiğinin işaretidir.<br />

Küresel ölçekte söz sahibi markalar oluşturmanın<br />

temelinde yenilikçi ürün geliştirebilme kabiliyeti ve<br />

dünya standartlarının üzerine çıkacak bir kalite anlayışı<br />

ile üretim yapabilme bilinci gerekiyor. Helvacızade<br />

Grubu, ‘TS 13811 Hijyen ve Sanitasyon Yönetim Sistemi’<br />

Belgesini tüm sektörler içinde ülkemizde ve dünyada ilk<br />

alan kurum olarak bu bilinci hakkıyla taşıdığını gösterdi.<br />

Bu önemli başarıda imzası olan herkesi kutluyor,<br />

başarılarının devamını diliyorum” dedi.<br />

Belgeyi TSE Başkanı Prof. Dr. Adem Şahin’in elinden<br />

alan Helvacızade Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tahir<br />

Büyükhelvacıgil yaptığı konuşmada şunları söyledi:<br />

<strong>Pharma</strong> 9


Directors of Helvacızade Group, Tahir Büyükhelvacıgil, said the<br />

following in his speech:<br />

“Since 1888 when our company was established, we have<br />

been working with the mission of “contributing to healthier<br />

generations” for 130 years and evaluating the rich resources<br />

of our country and endeavoring to develop national brands<br />

with high added-value. We have been working with the<br />

ability to develop innovative products and consciousness of<br />

production with an understanding of quality that will be above<br />

world standards as a basis for creating brands that will have<br />

a voice on a global scale. Today we are developing innovative<br />

products in the field of both food and healthcare and carrying<br />

out productions with the high hygiene and sanitation standards.<br />

We are producing our vegetable cooking oil products that we<br />

offer to our people and 85 countries in the world under the<br />

brand Zade®, at our Zade Vegetable Oil Refining Plants with<br />

18 different quality system certificates. We are producing our<br />

Zade Vital products that we offer as <strong>Turkey</strong>’s first healthy living<br />

brand, at the Zade Vital <strong>Pharma</strong>ceutical Manufacturing Plants,<br />

which are the largest one in Europe, under International GMP<br />

(Good Manufacturing Practices) standards. We are proud to<br />

keep our flag flying all over the world thanks to our works and<br />

the innovative products we have developed. Our company’s<br />

being honored with the “TS 13811 Management System<br />

Standard for Hygiene and Sanitation Certificate” in our 130th<br />

service year, in which we have entered the US market with our<br />

company Zade Global, has a further meaning for us. I would<br />

like to express my thanks to all TSE officials, in the presence<br />

of President of TSE, Dear Prof. Dr. Adem Şahin, who have<br />

introduced the “TS 13811 Hygiene and Sanitation Standard” that<br />

is very meaningful for public health and safety and moves our<br />

industry to high standards, to our country for the first time in<br />

the world and to all of our valued guests who have come from<br />

a short distance and long distance and witnessed our moment<br />

of pride”.The Certification Ceremony, which brings together the<br />

leaders of the political and business world in Konya, ended after<br />

the Zade and Zade Vital Manufacturing Plants, Zade & Zade<br />

Vital İbn-i Sina R&D Center and Natural Products Research and<br />

Application Center, DÜAMER, were visited.<br />

“Kurulduğumuz 1888 yılından itibaren, 130 yıldır<br />

“daha sağlıklı nesillere katkıda bulunmak”<br />

misyonu ile hareket ediyor; ülkemizin zengin<br />

kaynaklarını değerlendirerek, katma değeri yüksek<br />

milli markalar geliştirmek üzere çalışıyoruz.<br />

Bugün hem gıda hem de sağlık alanında<br />

yenilikçi ürünler geliştiriyor ve yüksek hijyensanitasyon<br />

standartları ile üretim yapıyoruz.<br />

Zade® markasıyla insanlarımızla ve dünyada 85<br />

ülke ile buluşturduğumuz yemeklik bitkisel sıvı<br />

yağ ürünlerimizi, Zade Bitkisel Yağ Rafinasyon<br />

Tesislerimizde 18 farklı kalite, sistem belgesi<br />

ve sertifika ile üretiyoruz. Türkiye’nin ilk sağlıklı<br />

yaşam markası olarak sunduğumuz Zade Vital<br />

ürünlerimizi, Avrupa’nın en büyüğü olan Zade Vital<br />

İlaç Üretim Tesisleri’nde Uluslararası GMP (Good<br />

Manufacturing Practices / İyi Üretim Uygulamaları)<br />

standartlarında üretiyoruz. Sağlık alanında 537<br />

farklı ürünümüz ve Ar-Ge merkezlerimizde<br />

geliştirdiğimiz yenilikçi ürünlerimiz sayesinde<br />

bayrağımızı dünyanın dört bir yanında<br />

dalgalandırıyoruz. Tüm bu çalışmalarımız için son<br />

5 yılda yaptığımız yatırım tutarı 50 milyon USD.<br />

Zade Global şirketimizle ABD pazarına açıldığımız<br />

130. hizmet yılımızda “TS13811 Hijyen ve<br />

Sanitasyon Yönetim Sistemi Standardı Belgesi” ile<br />

şereflendirilmesi bizim için ayrı bir anlam taşıyor.<br />

Toplum sağlığı ve güvenliği için son derece anlamlı<br />

olan ve sanayimizi yüksek standartlara taşıyan<br />

“TS 13811 Hijyen ve Sanitasyon Standardı”nı<br />

uluslararası alanda ilk kez ülkemize kazandıran<br />

TSE Başkanımız Sayın Prof. Dr. Adem Şahin’e ve<br />

tüm TSE yetkililerine, teşekkürlerimizi sunuyorum.<br />

Siyaset ve iş dünyasının ileri gelenlerini Konya’da<br />

buluşturan Belgelendirme Töreni, Zade ve Zade<br />

Vital Üretim Tesisleri, Zade&Zade Vital İbn-i<br />

Sina Ar-Ge Merkezi ve Doğal Ürünler Araştırma<br />

Uygulama Merkezi DÜAMER’in gezilmesinin<br />

ardından tamamlandı.<br />

10 <strong>Pharma</strong>


BEAUTYISTANBUL 2019 exhibition continues to be<br />

promoted on various platforms worldwide<br />

BEAUTYISTANBUL 2019, the international exhibition for cosmetics,<br />

beauty, hair, private label, packaging and ingredients will welcome its<br />

professional guests on 2-3-4 October 2019, in Istanbul, <strong>Turkey</strong>. The<br />

show will bring together 400 exhibitors from 40 countries along with<br />

over 8.000 professional buyers and distributors from more than 120<br />

countries.<br />

BEAUTYISTANBUL 2019 fuarı tanıtımları<br />

tüm dünyada hızla devam ediyor<br />

Uluslararası kozmetik, güzellik, kuaför, private<br />

label, ambalaj ve kozmetik hammaddeleri fuarı<br />

BEAUTYISTANBUL 2019, kozmetik ve güzellik sektörü<br />

profesyonellerini 2-3-4 <strong>Ekim</strong> 2019 tarihlerinde İstanbul’da<br />

ağırlayacak. Fuar 40 ülkeden 400’ün üzerinde katılımcı<br />

ile 120’den fazla ülkeden, başta 3000’den fazlası yabancı<br />

olmak üzere 8000 civarında profesyonel alıcı ve dağıtıcıyı<br />

bir araya getirecek.<br />

BEAUTYISTANBUL team is present in almost all professional<br />

events organized on the national and the international level, to<br />

build new business relationships and collaborations. We were<br />

present in the beautiful city of Istanbul in the first week of July,<br />

where cosmetics & beauty professionals, visitors and buyers got<br />

well informed about BEAUTYISTANBUL 2019, which urged them<br />

to show a great interest and curiosity to discover more about our<br />

business, activities all over the world.<br />

Marvelous Malaysia has been a stop for BEAUTYISTANBUL<br />

between 9 to 12 July which the team was present to make<br />

professional buyers and suppliers discover our while promoting<br />

our services in the beauty industry. The participants have shown<br />

a special interest in our exhibition in October 2019.<br />

After Malaysia, BEAUTYISTANBUL was counted strongly present<br />

in Vietnam to carry out the promotion of BEAUTYISTANBUL 2019<br />

to cosmetic manufacturers and professional visitors who were<br />

highly attentive to the exhibition.<br />

BEAUTYISTANBUL was in West Africa to attend a cosmetics<br />

exhibition organized in Porto Novo. Benin was a bridge to enlarge<br />

our network in the African market which is known with its natural<br />

beauty products and Africans got responsive and predisposed<br />

about our exhibition which will be held on 2-3-4 October 2019 in<br />

Istanbul,<br />

July ended with an event in Las Vegas where the team marked<br />

its presence and promoted BEAUTYISTANBUL 2019 to a wide<br />

variety of retailers, distributors and producers in the cosmetics<br />

Temmuz ayı döneminde tanıtım çalışmalarına<br />

hızla devam eden BEAUTYISTANBUL ekibinin ilk<br />

durağı yeni bağlantılar ve iş ortaklıkları inşa etme<br />

amacıyla yer aldığı, Türkiye’den ve çeşitli ülkelerden<br />

iş insanlarını bir araya getiren bir ticaret toplantısı<br />

oldu. Temmuz ayında muhteşem şehir İstanbul’da<br />

gerçekleşen buluşma esnasında birçok alıcı ve<br />

dağıtıcı BEAUTYISTANBUL 2019’a davet edildi.<br />

Malezya‘nın başkenti Kuala Lumpur’da gerçekleşen<br />

ve aynı zamanda Endonezya-Malezya bölgelerindeki<br />

güzellik ticareti için tamamlayıcı nitelikte olan<br />

etkinlikte tanıtım çalışmalarımızı sürdürdük.<br />

Tayland, Vietnam, Filipinler gibi birçok Güney Doğu<br />

Asya ülkesinden aktif katılımın olduğu etkinlikte<br />

katılımcılar 2-3-4 <strong>Ekim</strong> 2019’da gerçekleşecek olan<br />

BEAUTYISTANBUL fuarına yoğun ilgi gösterdi.<br />

Hemen ardından Vietnam’da düzenlenen güzellik<br />

fuarında BEAUTYISTANBUL ekibinin sürdürdüğü<br />

etkili ve güçlü tanıtım programı Güney Doğu<br />

Asya bölgesindeki bilinirliğimizi pekiştirirken<br />

aynı zamanda kozmetik ve güzellik sektörü<br />

profesyonelleri fuarımıza davet edildi.<br />

BEAUTYISTANBUL fuarının tanıtım faaliyetleri<br />

Temmuz <strong>2018</strong>’de Batı Afrika pazarında Porto Novo,<br />

Benin’de düzenlenen organizasyonla sürdürüldü.<br />

Benin, bu bölgedeki bağlantılarımızı geliştirmek<br />

için bir köprü niteliğindeydi. Doğal güzellik ürünleri<br />

12 <strong>Pharma</strong>


www.beauty-istanbul.com<br />

Tel: +90 212 2229060 Fax: +90 212 6033134 - info@beauty-istanbul.com<br />

29 <strong>Ekim</strong> Cd. No:3 Vizyonpark 1. Plaza Ofis 41 Yenibosna - İstanbul, <strong>Turkey</strong>


and beauty industry. Central American participants at Las<br />

Vegas expressed their warm interest in our exhibition.<br />

BEAUTYISTANBUL and Africa seem on the right track!<br />

We again have been present in Africa between 28 July<br />

and 2 August, this time in Nigeria where we launched<br />

a comprehensive network with all the participants in<br />

Turkish-Nigerian Business Forum including professional<br />

buyers, producers and suppliers in Africa for our next<br />

exhibition to be held on 2-3-4 October 2019 in Istanbul.<br />

BEAUTYISTANBUL 2019 is getting internationally noticed<br />

all around the globe!<br />

BEAUTYISTANBUL continues its promotions in August<br />

with various events including Sao Paulo, Brazil where<br />

cosmetics and beauty suppliers, retailers and visitors<br />

met under the same roof to discuss and develop new<br />

businesses, South America now has a clear vision of our<br />

organization and showed tremendous interest to our<br />

exhibition.<br />

BEAUTYISTANBUL team was in Mozambique, developing<br />

our good connections with the African continent,<br />

attended a trade fair which offered us the opportunity<br />

to well enlarge our business and more explain about<br />

BEAUTYISTANBUL 2019. Africa, our way is still long!<br />

KOREA received us in the modern city of Seoul, where<br />

cosmetics and beauty are well integrated into people’s<br />

lives. Promotions of August ended with pharmaceutical<br />

and beauty event where our team experienced beneficial<br />

networking environment with Korean sector professionals.<br />

Hope to see you at BEAUTYISTANBUL on October 2 – 3 – 4<br />

2019 in Istanbul, one of the world’s most attractive cities!<br />

ile sektörün ilgisini çeken Afrika bölgesindeki potansiyel<br />

alıcılarla görüşüldü ve olumlu geri dönüşler sağlandı.<br />

Kozmetik sektörünün trendlerini takip ederek kendini<br />

geliştiren BEAUTYISTANBUL ekibi temmuz ayının son<br />

tanıtım aktivitelerini ışıkların şehri Las Vegas’ta düzenlenen<br />

çok uluslu kozmetik fuarında gerçekleştirdi. Ekibimiz aynı<br />

zamanda sektördeki güncel gelişmeleri yerinde takip edip<br />

önde gelen sektör profesyonelleriyle görüşerek fuarımız<br />

hakkında ayrıntılı bilgi verdi. Merkez Amerika katılımının<br />

yüksek olduğu fuarda, potansiyel alıcılar BEAUTYISTANBUL<br />

2019’a bizzat davet edildi.<br />

BEAUTYISTANBUL ve Afrika ilişkileri pekişiyor! Afrika<br />

ile buluşmamız bu defa Nijerya’nın başkenti Lagos‘ta<br />

düzenlenen Türkiye-Nijerya İş Forumu vesilesiyle<br />

gerçekleşti. Birçok Türk iş insanının katıldığı, 28 Temmuz-2<br />

Ağustos tarihlerinde düzenlenen heyette tanıtılan fuarımız,<br />

Nijerya ve bölge kozmetik sektörü profesyonelleri tarafından<br />

büyük ilgi gördü. 2-3-4 <strong>Ekim</strong> 2019’da gerçekleşecek olan<br />

BEAUTYISTANBUL fuarına dünyanın her yerinde ilgi süratle<br />

artıyor!<br />

Tanıtım çalışmalarını bu kez 2-5 Ağustos tarihleri arasında<br />

Brezilya’nın en büyük şehri Sao Paulo’da düzenlenen, çok<br />

sayıda güzellik ekipmanları ve sağlık sektörü temsilcisinin<br />

katıldığı bir etkinlik ile sürdüren BEAUTYISTANBUL ekibi,<br />

Latin Amerika’da bulunan alıcı potansiyeli sebebiyle oldukça<br />

yoğunlaştığımız etkinlikten olumlu tepkiler ile döndü.<br />

BEAUTYISTANBUL ekibi Doğu Afrika’da ki etkinliğini<br />

arttırmak ve bölgeye fuarımızı daha yakından tanıtabilmek<br />

adına, Mozambik‘te gerçekleşen uluslararası ticari bir fuarda<br />

yerini aldı. Aktif temaslarımız dâhilinde bölgedeki sektör<br />

profesyonelleri ve alıcıları BEAUTYISTANBUL 2019’a davet<br />

edildi.<br />

Ağustos ayını Asya’nın en popüler güzellik merkezi Seul,<br />

Kore’de gerçekleşen bir etkinlikle kapattık. Son dönemlerde<br />

uluslararası arenada yaygınlaşan Kore menşeili bakım<br />

ürünlerinin de yer aldığı bir organizasyonda boy gösteren<br />

ekibimiz, etkinliğe katılan Asya’nın önde gelen ilaç sektörü<br />

distribütörleri ve kozmetik alıcılarıyla bir araya gelerek<br />

BEAUTYISTANBUL 2019’u tanıttı.<br />

Sizi de 2-3-4 <strong>Ekim</strong> 2019 tarihlerinde dünyanın en güzel<br />

şehirlerinden biri olan İstanbul’da, İKM-İstanbul Kongre<br />

Merkezi’nde, sektörün yeni gözdesi BEAUTYISTANBUL’da<br />

görmeyi umuyoruz.<br />

14 <strong>Pharma</strong>


Türkiye’nin ilk ve tek<br />

Dijital Sağlık Zirvesi gün sayıyor<br />

Sağlığa erişim ve kronik hastalıklarla birlikte artan harcama yükü<br />

gibi sorunlara en etkin dijital çözümler, alanında öncü kurum ve bilim<br />

insanları tarafından 12 Aralık’ta Ankara’da yapılacak Dijital Sağlık<br />

Zirvesi’nde ortaya konulacak. Zirve bu yıl “Sen ve Sağlığın” temasıyla ön<br />

plana çıkıyor.<br />

İş dünyasının en önemli gündemi arasında<br />

dijital dönüşüm yer alıyor. Dijitalleşmenin en<br />

hızlı sağlık alanında yapılan gelişmelerle öne<br />

çıkması, iş dünyasının sağlık alanındaki dijital<br />

gelişmeleri iş süreçlerine entegre ederek,<br />

çalışanların yaşam kalitesini yükseltmelerine<br />

de olanak sağlıyor.<br />

D<br />

Dijital sağlık alanının öncü isimlerinden<br />

Dr. Kıvılcım Kayabalı tarafından<br />

2012 yılından bu yana düzenlenen<br />

Türkiye’nin ilk ve tek Dijital Sağlık<br />

Zirvesi, 12 Aralık <strong>2018</strong> günü “Sen<br />

ve Sağlığın” temasıyla, Ankara’da<br />

düzenlenecek. Zirvenin açılış<br />

konuşmasını Sağlık Bakanı Yardımcısı Dr.<br />

Şuayip Birinci yapacak.<br />

Şirketler ve politika yapıcılar açısından kritik konuları<br />

gündeme getirecek olan zirvede, uzayan ömürle birlikte<br />

artan kronik hastalıkların takibinde kullanılan dijital<br />

uygulamalar, kamu, özel sektör ve üniversitelerin<br />

dijitalleşme alanındaki işbirlikleri, iklim değişikliği,<br />

şehir ve uzay teknolojilerinin insan sağlığına etkileri,<br />

akıllı şehir hastanelerindeki dijital teknolojiler,<br />

bilimsel ve teknik gelişmeleri kullanan yeni iş<br />

birlikleri konuşulacak. Dijital teknolojilerin iyi yaşam<br />

dinamiklerindeki rolü, iş yerinde pozitif psikoloji ve iş<br />

yaşamının geleceği, artırılmış ve sanal gerçeklik, yapay<br />

zekâ, biyoteknoloji, genomik, nano tanımlama, mikro<br />

giyilebilir, sağlık ve blok zinciri gibi konular da gündeme<br />

taşınacak.<br />

Son 5 yılda yaşlı nüfusun Türkiye’de yüzde 17 artarak<br />

<strong>2018</strong> sonu itibarıyla 7 milyonu aşacağını belirten Dr.<br />

Kayabalı, uzayan yaşam süresi ile birlikte sağlıklı<br />

ve aktif yaş almanın önemine değinerek: “Bireylerin<br />

sorumluluğu kendi ellerine alması için dijital<br />

okuryazarlık, kritik başarı faktörü olacak” diyor.<br />

Kariyerlerinin en verimli döneminde yaş alan ailesine<br />

bakma sorumluluğu ile karşı karşıya kalan çalışanların<br />

performanslarını etkileyen yaşlanmanın, iş dünyasının<br />

gündemine girdiğini belirten Dr. Kayabalı, “iyi yaşam<br />

bilimini, dijital teknolojilerle birleştirdiğimizde,<br />

sağlıklı ve uzun ömürlü bireylere sahip bir<br />

toplum oluşturmamız kolaylaşır” dedi.<br />

Dijital Sağlık Zirvesi, daha sağlıklı<br />

ve yaşam kalitesi yüksek bir<br />

yaşamın bilimini öğrenmek<br />

ve dijital teknolojilerle bu<br />

yenilikleri hayata geçirmek<br />

isteyenlerin en önemli<br />

buluşma noktası oluyor.<br />

<strong>2018</strong><br />

Akıllı Şehir Hastanelerini<br />

de mercek altına<br />

alacak olan Zirve’de,<br />

dijital altyapıya sahip şehir<br />

hastanelerinin avantajlarını<br />

konuşacak. Hastaların tüm sağlık süreçlerinin<br />

dijitalleşmesiyle elde edilen hasta ve doktor<br />

memnuniyetinden, artan verimlilik artışına kadar tüm<br />

süreçler ele alınacak. Verilerin mobil cihazlardan<br />

takip edilebilir hale gelmesiyle, kiosklarla sıra alarak<br />

tahlil sonuçlarına ulaşmanın kolaylaşmasıyla oluşan<br />

kazançlar masaya yatırılacak. Her türlü tıbbi cihaz<br />

ağlar ve sensörler aracılığıyla hasta ve doktor arasında<br />

bilgi gönderiminin hızlanması, röntgenler, raporlar,<br />

kan testlerinin elden ele dolaşmamasının hastalar ve<br />

doktorlara kazanımları üzerinde durulacak.<br />

Dijital sağlık alanındaki gelişmelerin sadece kolunuza<br />

taktığınız adımsayardan ya da saatinizin tansiyonunuzu<br />

ölçmesinden ibaret olduğunu düşünüyorsanız,<br />

dünyadaki en son yeniliklerin hem özel şirketler hem de<br />

girişimci start-up’lar tarafından sunulduğu Dijital Sağlık<br />

Zirvesi, sizi hayretlere düşürecek.<br />

Çalışan performansını artıran uygulamalar, bilimsel ve<br />

teknik gelişmeleri kullanan start up’lar, araştırmalarıyla<br />

iş dünyasına ışık tutan buluşlar, geleceğe dair<br />

öngörüler, değişen müşteri beklentilerine yönelik<br />

çözümler ve daha birçoğu 12 Aralık <strong>2018</strong> günü yapılacak<br />

Dijital Sağlık Zirvesi’nde katılımcılarla buluşacak.<br />

<strong>Pharma</strong> 15


Swedish Oral Care Mogul Humble Brush in<br />

Turkish Market<br />

One of world’s fastest growing oral care companies, The Humble Co.’s<br />

flagship product Humble Brush toothbrush and other Humble products have<br />

entered the Turkish market via Sunrino Kozmetik. Targeting 6 million TL<br />

turnover and sales of 300.000 pieces of products by the end of this year in<br />

<strong>Turkey</strong>, Humble Brush aims at reaching 3% market share here next year with<br />

10 million TL turnover and sales of 500.000 pieces of product.<br />

İsveçli ağız bakım ürünleri devi<br />

Humble Brush, Türkiye pazarında<br />

liderlik hedefinde<br />

Dünyanın en hızlı büyüyen ilk 20 şirketinden biri<br />

olan The Humble Co.’un ağız bakım ürünleri<br />

markası Humble Brush, Sunrino Kozmetik<br />

aracılığı ile Türkiye pazarına giriş yaptı. Yılsonuna<br />

kadar 6 milyon TL ciro, 300 bin adet ürün satışı<br />

hedefleyen Humble Brush’ın gelecek yıl hedefi ise<br />

10 milyon TL ciro, 500 bin adet ürün satışı ile ilk<br />

yıl %3 pazar payına ulaşmak.<br />

Sunrino Kozmetik has penetrated the Turkish market<br />

with the Swedish oral care company’s Humble Brush,<br />

a cruelty-free and eco-friendly, socially responsible<br />

and health-oriented toothbrush brand. The Humble<br />

Co. Founder and CEO Noel Abdayem, Humble Smile<br />

Foundation Founder and President Darren Weiss,<br />

Sunrino Founding Partners Gürsoy Sabitoğulları and<br />

Barış Kılıçaslan hosted its launch at the Swedish<br />

Consulate, where the oral care sector was evaluated<br />

nationally and globally, and product information was<br />

provided. Following Finland, Lithuania, UK, Greece and<br />

USA, The Humble Co. entered <strong>Turkey</strong> through Sunrino<br />

Kozmetik, aiming at becoming the market leader<br />

regarding the natural oral care products sector.<br />

Sunrino Kozmetik Founding Partners Gürsoy<br />

Sabitoğulları and Barış Kılıçaslan: “Our 2019 target is<br />

10 million TL turnover, sales of 500 thousand products”<br />

Emphasizing that they have founded their company<br />

to provide to the Turkish market the personal care<br />

products with healthy ingredients, which are respectful<br />

towards nature and people, Sunrino Founding Partners<br />

Sunrino Kozmetik, doğaya ve hayvanlara saygılı, insana<br />

ve sağlığa karşı sorumluluk sahibi ağız bakım ürünleri<br />

sunmaya kendini adamış İsveç’in ağız bakım ürünleri<br />

pazarındaki dev markası Humble Brush ile Türkiye<br />

pazarında görücüye çıktı. The Humble Co. Kurucusu ve<br />

CEO’su Noel Abdayem, Humble Smile Vakfı Kurucusu<br />

Darren Weiss, Sunrino Kurucu Ortakları Gürsoy<br />

Sabitoğulları ve Barış Kılıçaslan’ın ev sahipliğinde<br />

İsveç Başkonsolosluğunda gerçekleştirilen tanıtım<br />

toplantısında dünya ve Türkiye’deki ağız bakım sektörü<br />

değerlendirilirken, ürünler hakkında da bilgilendirme<br />

yapıldı. Finlandiya, Litvanya, Birleşik Krallık, Yunanistan<br />

ve ABD’den sonra Sunrino Kozmetik ile Türkiye’ye gelen<br />

The Humble Co.’nun hedefi sahip olduğu doğal ağız<br />

bakım ürünleri alanında pazarın lideri olmak.<br />

Sunrino Kozmetik Kurucu Ortakları Gürsoy<br />

Sabitoğulları ve Barış Kılıçaslan: “2019 hedefimiz 10<br />

milyon TL ciro, 500 bin ürün satışı”<br />

Sağlıklı içeriğe sahip, doğaya ve insana saygılı kişisel<br />

bakımları ürünlerini Türkiye pazarına sunmak amacıyla<br />

kurulduklarını vurgulayan Sunrino Kurucu Ortakları<br />

16 <strong>Pharma</strong>


Gürsoy Sabitoğulları and Barış Kılıçaslan told the<br />

Humble story of how Humble Brush entered the <strong>Turkey</strong><br />

market: “During our search for a brand that contains<br />

natural ingredients, has respect for the environment<br />

and the people, and at the same time seeks out to serve<br />

the community, our paths crossed with the Swedish<br />

brand Humble Brush. The story of the brand, its raison<br />

d’être and social responsibility initiative through the<br />

foundation touched us. This organisation has a unique<br />

structure while realising many of the firsts in its sector<br />

with its products. It made us believe that we would<br />

open up a new line in the oral care product market in<br />

<strong>Turkey</strong>. Before entirely penetrating the market, we had<br />

a 6-month long observation period. At the end of this<br />

period, we firstly put up the bamboo toothbrush and<br />

vegan toothpastes out of many oral care products and<br />

we firstly provided them to the pharmacies. Following<br />

that, we have carried the Humble Brush brand into<br />

3.500 sales points in a very short period, including 2.400<br />

pharmacies and many retail chains such as Eveshop,<br />

Mudo, Rossmann and Watsons, all around <strong>Turkey</strong>.”<br />

In 2019, all The Humble Co. products will be sold in<br />

<strong>Turkey</strong><br />

Along with their flagship product Humble Brush<br />

toothbrush, The Humble Co has 7 different products<br />

in the personal care market. We have introduced the<br />

bamboo toothbrush to the Turkish consumers first.<br />

According to the interest we have observed, we quickly<br />

followed up with toothpastes and bamboo cases. A<br />

month ago, we have also started with the bamboo cotton<br />

swabs in <strong>Turkey</strong>. In 2019, gum, dental floss and bamboo<br />

straws will be added to our product range.<br />

We aim at becoming the market leader for natural and<br />

vegan oral care products<br />

Thanks to their 100% natural formulas, The Humble<br />

Co. products are available at large all-around <strong>Turkey</strong><br />

through many ecological markets and select online<br />

sales channels. By the end of the year, we target at<br />

the sales of 300 thousand products with 6 million TL<br />

turnover. Our 2019 target is 10 million TL turnover<br />

through the sales of 500 thousand products. We believe<br />

that we will become the market leader for natural and<br />

vegan oral care products very soon.<br />

One of world’s fastest growing top 20 companies<br />

The Humble Co. is mentioned as one of world’s fastest<br />

growing top 20 companies at is sector. The Humble Co.<br />

plans to render Humble Brush as the fastest growing<br />

brand of the oral care industry in the global market, with<br />

a target sale of 6 to 8 million toothbrushes by the end<br />

of this year. With its current respective market shares<br />

as 12% in Norway, 6% in Sweden, and 4% in Germany,<br />

Humble Brush set its goal of market share for <strong>Turkey</strong> as<br />

Gürsoy Sabitoğulları ve Barış Kılıçaslan Humble<br />

Brush’ın Türkiye pazarına giriş hikayesini anlattı:<br />

“Doğal içerikli, çevreye ve insana saygılı aynı zamanda<br />

toplumsal hizmet amacı güden bir marka arayışındayken<br />

yollarımız İsveç markası Humble Brush ile kesişti.<br />

Markanın hikayesi, var olma sebebi ve Vakıf aracılığı ile<br />

yaşattığı sosyal girişimciliği bizi çok etkiledi. Dünyada<br />

çok az örneği bulunan bu yapı, ürünleri ile de birçok<br />

ilki kapsıyordu. Türkiye’deki ağız bakım ürünleri<br />

pazarında farklı bir kulvar oluşturacağımıza inandık.<br />

Tam anlamıyla pazara nüfus etmeden önce 6 aylık bir<br />

gözlem süreci geçirdik. Bu süreç sonunda onlarca ağız<br />

bakım ürünlerinden ilk olarak bambu diş fırçası ve vegan<br />

diş macunlarını öncelikle eczanelerde satışa sunduk.<br />

Sonrasında çok kısa bir süre içerisinde Humble Brush<br />

markasını Türkiye’nin her yerinde 2.400’ü eczane olmak<br />

üzere Eveshop, Mudo, Rossmann ve Watsons gibi zincir<br />

mağazalarla birlikte 3.500’ün üzerinde satış noktasına<br />

ulaştırdık.”<br />

2019’da tüm Humble Brush ürünleri Türkiye’de de<br />

satılacak<br />

Humble Brush kişisel bakım ürünleri kategorisinde 7<br />

farklı ürün çeşidine sahip. Türk tüketicilerini ilk olarak<br />

bambu diş fırçaları ile tanıştırdık. Ve gördüğümüz ilgi<br />

sonrası çok kısa bir süre sonra da diş macunları ve<br />

bambu saklama kabı satışa çıkarıldı. Bir ay önce bambu<br />

kulak çubuklarının da tüm Türkiye’de satışına başladık.<br />

2019 yılı içinde sakız, ağız ipi ve bambu pipetler de ürün<br />

gamımıza eklenecek.<br />

Hedefimiz, doğal ve vegan ağız bakım ürünleri<br />

pazarında lider olmak<br />

The Humble Co. ürünleri, %100 doğal formülleri<br />

sayesinde birçok ekolojik market ve seçkin online satış<br />

kanalları ile de Türkiye’nin her köşesinde bulunabilir bir<br />

ürün haline geldi. Yıl sonuna kadar 6 milyon TL ciro, 300<br />

bin adet ürün satışı hedefliyoruz. 2019 yılı hedefimiz ise<br />

10 milyon TL ciro, 500 bin adet ürün satışı.<br />

<strong>Pharma</strong> 17


Doğal ve vegan ağız bakım ürünleri pazarında kısa bir<br />

sürede pazar lideri olacağımıza inanıyoruz.<br />

Dünyanın en hızlı büyüyen ilk 20 şirketinden biri<br />

The Humble Co., dünyanın en hızlı büyüyen ilk 20<br />

şirketinden biri olarak gösteriliyor. Humble Brush’ı<br />

dünya pazarında ağız sağlığı endüstrisinin en hızlı<br />

büyüyen markası haline getirmeyi planlayan The<br />

Humble Co., yıl sonuna kadar yaklaşık 6-8 milyon diş<br />

fırçası satışını hedefliyor. Norveç’te %12, İsveç’te %6,<br />

Almanya’da %4 pazar payına sahip olan Humble Brush’ın<br />

Türkiye pazarındaki hedefi ise yıl sonuna kadar %3.<br />

İlerleyen dönemde ise kendi alanında pazar lideri olmak.<br />

3% by the end of the year. In the upcoming years, they<br />

aim at becoming the market leader in their sector.<br />

The Humble Co. Founder and CEO Noel Abdayem:<br />

“<strong>Turkey</strong> is a country ripe with opportunities, therefore<br />

our investment plans are for the long-term”<br />

During his talk, The Humble Co. Founder and CEO<br />

Noel Abdayem stated that the oral care sector in<br />

<strong>Turkey</strong> has grown about 35% in the last 5 years, and<br />

continued: “Humble Brush brand is now in more than 20<br />

countries. European countries are our priority. <strong>Turkey</strong>’s<br />

demographic structure is very healthy for investment.<br />

The population is quite young and this group shows<br />

great interest in our market. In addition to that, there is<br />

a place ofr new economy and its necessary operations<br />

in <strong>Turkey</strong>; this is a country that presents many<br />

opportunities. According to our research, the sector in<br />

<strong>Turkey</strong> has grown about 35% in the last 5 years. The<br />

potential of this sector in <strong>Turkey</strong> is extremely promising.<br />

By means of the conscious consumers growing in<br />

numbers in <strong>Turkey</strong>, there is significant increase in the<br />

consumption of eco-friendly and responsible brands.<br />

Now we are also here in <strong>Turkey</strong>. Our long-term strategy<br />

is to open up to the Middle Eastern, Asian countries and<br />

Turkic Republics over this county. Our activities in those<br />

areas will be directed from our <strong>Turkey</strong> office.”<br />

The chain of humble kindness now includes a ring in<br />

<strong>Turkey</strong><br />

The Humble Co., is a socially responsible initiative that<br />

can be exemplary for the whole world to see because<br />

of the extraordinary products they bring to the oral<br />

care products market, their quality packaging and<br />

their production style. The Humble Smile Foundation,<br />

established to systematically provide the world with<br />

social responsibility projects including eco-friendly<br />

oral care products, reaches out to less fortunate and<br />

less developed countries and their members with great<br />

needs, supporting them on oral care. Now the chain of<br />

humble kindness has a ring in <strong>Turkey</strong> as well.<br />

The Humble Co. Kurucusu ve CEO’su Noel Abdayem:<br />

“Türkiye fırsatlarla dolu bir ülke, yatırım planlarımız<br />

uzun vadeli”<br />

Konuşmasında Türkiye’de ağız sağlığı ve bakımı<br />

pazarının son 5 yılda %35 civarında büyüdüğünü<br />

belirten The Humble Co. Kurucusu ve CEO’su Noel<br />

Abdayem sözlerine şu şekilde devam etti: ”Humble<br />

Brush markası 20’nin üzerinde ülkede yer alıyor. Avrupa<br />

ülkeleri birincil hedefimiz. Türkiye’nin demografik<br />

yapısı yatırım için çok sağlıklı. Oldukça genç bir nüfus<br />

var ve bu kitlenin mevcut olduğumuz pazara yoğun<br />

ilgisi bulunuyor. Ayrıca Türkiye’de yeni ekonomi için<br />

gereken faaliyetlere yer var, burası fırsatlar sunan bir<br />

ülke. Yaptığımız araştırmalara göre, Türkiye’de sektör<br />

son 5 yılda %35 civarında büyüdü. Sektörün Türkiye’deki<br />

bu potansiyeli bizim için çok heyecan verici. Türkiye’de<br />

büyüyen bilinçli tüketiciler sayesinde; çevreye duyarlı ve<br />

sorumluluk sahibi markaların tüketiminde de ciddi bir<br />

artış söz konusu. Biz de artık Türkiye’deyiz. Uzun vadede<br />

hedefimiz, Ortadoğu, Asya ve Türki Cumhuriyetleri’ne<br />

buradan açılmayı planlıyoruz. Bu bölgelerdeki<br />

etkinliğimiz Türkiye ofisinden yönetilecek.”<br />

İyilik zincirinin bir halkası artık Türkiye’de<br />

The Humble Co., ağız bakım ürünleri pazarına<br />

kazandırdıkları sıra dışı ürünler, ambalajları ve üretim<br />

şekli ile tüm dünyaya örnek olabilecek nitelikteki bir<br />

sosyal sorumluluk girişimi. Çevreye duyarlı ürünleri<br />

ile sosyal girişimini sistemli bir şekilde tüm dünyaya<br />

ulaştırmak amacıyla kurulan Humble Smile Vakfı,<br />

geri kalmış ya da gelişmekte olan ülkelerdeki ihtiyaç<br />

sahiplerine ulaşarak; ağız sağlığı konusunda destek<br />

veriyor. Bu iyilik hareketinin bir zinciri de artık<br />

Türkiye’de.<br />

Humble Smile Vakfı kurucusu Darren Weiss,<br />

bu girişimin hikayesini anlattı: “Doğayla dost,<br />

sürdürülebilir, ekolojik, ergonomik ve vegan ürünleri<br />

ile israfı önleyen ve çevreyi koruyan Humble, aynı<br />

zamanda ağız sağlığı konusunda ihtiyaç sahiplerine<br />

yardım eden bir yapı oluşturarak sektöre liderlik<br />

18 <strong>Pharma</strong>


Humble Smile Foundation Founder and President<br />

Darren Weiss told about the story of this initiative: “The<br />

Humble Co. prevents waste and takes care of our planet<br />

with its eco-friendly, sustainable, ecological, ergonomic<br />

and vegan products while also leading the sector<br />

regarding its initiative structure to help the ones with<br />

the most need about oral care. Today, The Humble Smile<br />

Foundation carries out Professional and sustainable<br />

social responsibility projects all around the world,<br />

anywhere the need is the greatest; all projects are<br />

directly funded with each and every Humble purchase.<br />

With the wonderful support of our Ambassadors, who<br />

have dedicated themselves to the cause of eco-friendly<br />

and socially responsible toothbrushing, we have reached<br />

out to 60 thousand children in need in over 35 countries<br />

including India, Gambia, Ethiopia, Nepal, Mozambique,<br />

Nicaragua, Dominican Republic, Estonia, Mexico, Iraq,<br />

Burkina Faso, Peru, Costa Rica, and Guatemala. Our<br />

“Go Humble, Give Smiles” campaign does much more<br />

than just handing out toothbrushes to children. The<br />

Humble Smile Foundation carries the professional<br />

and sustainable oral health services to world’s least<br />

fortunate areas in need, with the direct funding of every<br />

Humble purchase.”<br />

Europe’s best natural product<br />

Humble Brush was granted the best natural product<br />

award in Europe two years in a row in 2015 and<br />

2016; and the best natural product award in Asia in<br />

2016 being selected by 85.000 retailers thanks to its<br />

premium products. All Humble Co. products hold<br />

FSC, Natrue, Cruelty Free and Vegan certificates. In<br />

Humble Co.’s journey that started with their bamboo<br />

toothbrush and their belief in revolutionising the world<br />

with a toothbrush, The Humble Co today owns a wide<br />

product range with vegan toothpaste and mouthwash,<br />

dental floss, bamboo cotton swabs with organic cotton,<br />

gum designed for improving dental health, bamboo<br />

toothbrush case and bamboo straws.<br />

eden bir marka. Bugün Humble Smile Vakfı, dünyanın<br />

dört bir yanında ihtiyacın en büyük olduğu bölgelerde<br />

profesyonel ve sürdürülebilir sağlık projeleri yürütüyor,<br />

tüm bunları da doğrudan her bir satılan Humble Brush<br />

ürünleri karşılıyor. Kendilerini çevreye ve topluma<br />

duyarlı diş fırçalama amacı için çalışmaya adamış<br />

vakıf elçilerimizle birlikte Hindistan’dan Gambiya,<br />

Etiyopya, Nepal, Mozambik, Nikaragua, Dominik<br />

Cumhuriyeti, Estonya, Meksika, Irak, Burkina Faso,<br />

Peru, Kosta Rika, Guatemala’ya kadar 35 ülkede 60 bin<br />

ihtiyaç sahibi çocuğa ulaştık. Vakıf tarafından hayata<br />

geçirilen; “Humble’a Geçin, Gülümsemeler Yaratın”<br />

kampanyası, ihtiyaç sahibi çocuklara ürün dağıtmaktan<br />

çok daha fazlasını gerçekleştiriyor. Humble Smile Vakfı<br />

profesyonel ve sürdürülebilir sağlık hizmeti projelerini<br />

dünyanın en çok ihtiyaç duyulan bölgelerine, satın alınan<br />

her bir Humble ürünü sayesinde götürmektedir.”<br />

Avrupa’nın en iyi doğal ürünü seçildi<br />

Humble Brush, ayrıcalıklı ürünleri ile 2015 ve 2016<br />

yıllarında üst üste Avrupa’da en iyi doğal ürün ödülüne,<br />

2016 yılında Asya’da, 85.000 perakendeci tarafından<br />

verilen en iyi doğal ürün ödülüne layık görüldü. Humble<br />

Brush’ın tüm ürünleri, FSC, Natrue, Cruelty Free ve<br />

Vegan sertifikalarına sahip. Bir diş fırçası ile devrim<br />

yapabileceğine inanan The Humble Co.’nun bambu<br />

diş fırçası ile başlayan yolculuğunda bugün, vegan diş<br />

macunu ve ağız suyu çeşitleri, diş ipi, bambu çubuklara<br />

sarılı organik pamuktan üretilmiş kulak çubukları, ağız<br />

sağlığı için özel olarak formüle edilmiş sakız, bambu diş<br />

fırçası saklama kutusu ve bambu pipetlere varan geniş<br />

bir ürün skalası mevcut.<br />

<strong>Pharma</strong> 19


Erdogan Colak, pharmacist and chairman of<br />

the Turkish pharmacists union:<br />

“We started to go on the right direction.”<br />

“We have both promises and<br />

power to make it possible!”<br />

The members of union of Turkish<br />

pharmacists are to be convened in<br />

Ankara on 1-3 November aiming<br />

to understand better the past and<br />

to develop a liberal, qualified and<br />

comprehensive perspective.<br />

Türk Eczacıları Birliği Başkanı ve Ecz. Erdoğan Çolak “Doğru istikamette yürümek üzere<br />

yola koyulduk.”<br />

Söyleyecek Sözümüz, Birlikte Eyleyecek Gücümüz Var!<br />

Türk Eczacıları Birliği bu yıl, dünü anlamak, şimdinin gerçekliğini<br />

bütünlük içerisinde doğru algılamak ve bu doğrultuda geleceğe dair<br />

bağımsız, nitelikli, kapsamlı bir perspektif geliştirmek amacıyla 1-3<br />

Kasım tarihlerinde Ankara’da bir araya gelecek.<br />

Erdoğan Çolak, pharmacist and chairman of the Turkish pharmacists union, answered our questions before the 14th<br />

congress of Turkish pharmacy that is organized on the theme of “We have promises to pharmacists, patients and the<br />

public.”<br />

Would you mention about yourself briefly?<br />

Graduate of Faculty of <strong>Pharma</strong>cy, Gazi University in 1984, I started to work as an independent pharmacist in Adana in<br />

“Meslektaşlarımıza, Hastalarımıza, Topluma Sözümüz Var!” teması ile gerçekleştirilecek olan 14. Türkiye Eczacılık<br />

Kongresi öncesi Türk Eczacıları Birliği Başkanı ve Ecz. Erdoğan Çolak kongreye dair sorularımızı yanıtladı.<br />

Ecz. Erdoğan Çolak bize biraz kendinizden bahseder misiniz?<br />

1984 yılında Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nden mezun oldum ve 1985 yılı itibariyle Adana’da serbest eczacılık<br />

yapmaya başladım. Meslek birliklerinin önemine olan inancım, fakülte sıralarından itibaren hep vardı. Bu düsturla 1989<br />

yılında Adana Eczacı Odası Yönetim Kurulu Üyesi oldum. O günden bu yana da mesleğimi hem Adana Eczacı Odası’nda<br />

hem de Türk Eczacıları Birliği’nin çeşitli kademelerinde sürdürdüm. 2007 yılından bu yana da Türk Eczacıları Birliği<br />

Başkanı olarak toplum sağlığına ve mesleğimize katkı sağlamak adına çalışıyorum.<br />

20 <strong>Pharma</strong>


1985. I have always been aware of the importance of<br />

professional unions since my years in the school. In line<br />

with this stance, I became a board member in Adana<br />

Chamber of <strong>Pharma</strong>cists in 1989. Since then I pursue<br />

my career at several stages of my professional. Since<br />

2007 I have been working as the chairman of Turkish<br />

pharmacists union in order to contribute to the public<br />

health and to my profession.<br />

What do you mean with your slogan by saying “We have<br />

promises for pharmacists, patients and the public!”<br />

We, as the pharmacists, say an oath for our profession<br />

just at the beginning of our profession. It is our basic<br />

principle for all activities in our professional lives.<br />

The moment we started our pharmacy profession we<br />

promise that we will definitely respect human life, use<br />

our knowledge for the benefit of humanity, we do not<br />

allow our differences between religion, nationality, race,<br />

gender, culture and political views to be included in our<br />

conscience with our duty; in order to serve better to<br />

humanity, we will continuously update our professional<br />

knowledge and promise to do our profession with<br />

honesty and honor. And this is a promise we give to<br />

our profession, to our colleagues, to our people, to our<br />

country, to our future. Here’s this year’s theme and our<br />

motto in the convention.<br />

What are the benefits of these congresses to Turkish<br />

pharmacy?<br />

I believe that it is very important for professional<br />

development and unity. Also participated by other<br />

names from the the organizations, academy, industry,<br />

politics, bureaucracy, media, professional organizations,<br />

civil society <strong>Pharma</strong>cy Congresses brings together<br />

many sectors of the profession and society. I find<br />

our <strong>Pharma</strong>cy Congresses very valuable in order to<br />

understand yesterday in a right context with right<br />

parameters, to develop ground-based arguments about<br />

today’s reality and to develop a quality perspective for<br />

the future.<br />

What are the changes this year? Will different guests<br />

participate? So, is there a change to make it different?<br />

We know that every congress hosts different topics and<br />

guests, I can tell. This year, we will hold a congress with<br />

many valuable participants, to discuss about the topics<br />

of cooperatives, city hospitals to new pharmaceutical<br />

service models in many areas and other topics<br />

such as health literacy, rational drug use to health<br />

communication, from national drug policy to medical<br />

products, from cancer drugs to social media, the<br />

protection of the rights of our colleagues, our citizens’<br />

access to health-drug rights, and the emergence of the<br />

future of pharmacy in the right direction, we will talk and<br />

discuss together.<br />

“Meslektaşlarımıza, Hastalarımıza, Topluma Sözümüz<br />

Var!” sloganı ile ne anlatmak istediniz?<br />

Biz eczacılar, eğitim hayatımızın ardından mesleğe<br />

atılırken bir yemin ederiz. Ve bu yemin vesilesiyle<br />

verdiğimiz sözü, bütün meslek hayatımız boyunca<br />

temel düsturumuz olarak kabul ederiz. Eczacılık<br />

mesleğine başladığımız an itibariyle hayatımızı<br />

insanlık hizmetine adayacağımıza, insan hayatına<br />

mutlak surette saygı göstereceğimize, bilgilerimizi<br />

insanlık yararına kullanacağımıza, din, milliyet, ırk,<br />

cinsiyet, kültür ve politik görüş farklarının vazifemizle<br />

vicdanımız arasına girmesine izin vermeyeceğimize,<br />

sağlık çalışanları ile güven ilişkisi ve etik işbirliği içinde<br />

çalışacağımıza, mesleğimizin gelecekteki üyelerinin<br />

yetiştirilmesine katkıda bulunacağımıza, insanlığa daha<br />

iyi hizmet edebilmek için mesleki bilgilerimizi sürekli<br />

güncelleyeceğimize, mesleğimizi dürüstlük ve şerefle<br />

yapacağımıza namusumuz ve vicdanımız üzerine söz<br />

veririz.<br />

Ve bu söz mesleğimize, meslektaşlarımıza, insanımıza,<br />

ülkemize, geleceğimize dair verdiğimiz bir sözdür. İşte<br />

bu seneki temamızı ve sloganımızı belirlerken de bu<br />

sözden yola çıktık.<br />

Bu kongrelerin Türk eczacılığına ne gibi faydaları var?<br />

Mesleki gelişim ve birliktelik adına çok önemli olduğuna<br />

inanıyorum. Akademiden, sektörden, siyasetten,<br />

bürokrasiden, medyadan, meslek örgütlerinden, sivil<br />

toplum kuruluşlarından önemli isimlerin katıldığı<br />

Eczacılık Kongreleri; mesleğin ve toplumun pek çok<br />

kesimini bir araya getiriyor. Dünü doğru parametreler<br />

doğrultusunda anlamak, bugünün gerçekliğine ilişkin<br />

ayakları yere basan argümanlar geliştirmek ve tüm<br />

bunların ışığında geleceğe dair nitelikli bir perspektif<br />

geliştirmek adına Eczacılık Kongrelerimizi çok değerli<br />

buluyorum.<br />

Bu yıl ne gibi değişiklikler var? Farklı konuklar,<br />

katılımcılar olacak mı? Yani bu yılı faklı kılacak bir<br />

değişiklik var mı?<br />

Yaptığımız her kongrenin birbirinden farklı konu ve<br />

konuklara ev sahipliği yaptığını söyleyebilirim. Bu<br />

sene de sağlık okuryazarlığından kooperatiflere,<br />

akılcı ilaç kullanımından sağlık iletişimine, ulusal ilaç<br />

politikasından medikal ürünlere, kanser ilaçlarından<br />

sosyal medya kullanımına, şehir hastanelerinden<br />

yeni eczacılık hizmet modellerine pek çok alanda ve<br />

konuda oturumların olduğu, çok değerli katılımcılarla<br />

bir kongre gerçekleştireceğiz. Meslektaşlarımızın<br />

haklarının korunmasını, yurttaşlarımızın sağlık-ilaç<br />

hakkına erişimini, sağlık hizmetlerinin nitelikli hale<br />

getirilmesini ve eczacılığın geleceğinin doğru istikamette<br />

şekillenmesini hep birlikte konuşup tartışacağız.<br />

<strong>Pharma</strong> 21


Nobel, sağlik için yürüyor<br />

Nobel İlaç, “Harekete Geç” sloganıyla geleneksel hale gelen “Nobel<br />

Sağlık İçin Yürüyor” etkinliklerinin üçüncüsünü Polonezköy Tabiat<br />

Parkı’nda gerçekleştirdi.<br />

Katılımcıların 5 km’lik yürüyüş parkuru<br />

boyunca doğa ile iç içe vakit geçirerek<br />

spor yapma imkanı buldukları etkinliğe<br />

Nobel İlaç Yönetim Kurulu Başkanı<br />

Hasan Ulusoy, Genel Müdür Hakan<br />

Şahin ve şirket çalışanlarının aileleri ile<br />

birlikte katıldı.<br />

Doğayı ve çevreyi koruma bilincini<br />

küçük yaştan itibaren pekiştirmek<br />

amacıyla geçen yıl yapılan etkinlikte<br />

çocuk katılımcılara çam ağacı fidanları<br />

hediye edilmişti, bu sene de çim<br />

adamlar ve tohum kalemler ile bu<br />

konuya dikkat çekildi.<br />

22 <strong>Pharma</strong>


The inventions at universities can be<br />

able to provide widespread benefits to<br />

the extent according to their abilities for<br />

commercialization and as long as they can<br />

be suited for the needs of society only.<br />

Alvimedica is Hand in Hand<br />

with the Scientists<br />

Supporting innovative solutions in the<br />

medical device industry, Alvimedica<br />

organizes joint project meetings with<br />

universities to bring the inventions to<br />

commercial life. In order to develop joint<br />

projects within this framework, Rector of<br />

Ankara Yıldırım Beyazıt University Prof<br />

Metin Dogan and his delegation visited<br />

Alvimedica’s Çatalca factory.<br />

Üniversitelerdeki buluşlar,<br />

ticarileşebildiği ve toplumla<br />

buluşabildiği oranda yaygın fayda<br />

sağlayabiliyor.<br />

24 <strong>Pharma</strong><br />

Alvimedica Bilim<br />

İnsanları ile Elele<br />

Tıbbi cihaz sektöründe yenilikçi<br />

çözümlere destek veren<br />

Alvimedica, buluşları ticari hayata<br />

kazandırmak için üniversitelerle<br />

ortak proje toplantıları düzenliyor.<br />

Bu çerçevede ortak projeler<br />

geliştirmek amacıyla Ankara<br />

Yıldırım Beyazıt Üniversitesi<br />

Rektörü Prof. Metin Doğan<br />

ve beraberindeki heyet,<br />

Alvimedica’nın Çatalca fabrikasını<br />

ziyaret etti.


In the interviews, it was emphasized that the importance<br />

of value-added domestic production has been much more<br />

understood in the recent period, and the benefits of the<br />

inventions in universities can be commercialized and as long<br />

as they can be suited for the needs of society. Alvimedica<br />

Chairwoman Leyla Alaton, “The collaborations with which<br />

we can develop important projects for our country, is always<br />

exciting us” she said. She also indicated that they have<br />

become a hub for supporting innovative works in the region<br />

and they have received great interest in developing joint<br />

projects from universities. “With the new factory planned to<br />

be completed in Çatalca towards the end of the year, we are<br />

making great investments in order to realize projects whose<br />

value and importance are being understood more and more<br />

every day for our country.” she said.<br />

The company, which has implemented cooperation projects<br />

for products that are suitable for commercialization<br />

developed within the universities, also has new products<br />

in the medical device field in which it is preparing to<br />

offer to the market. While developing the product, the<br />

planning of the product is being made by taking into the<br />

consideration of time need for medical device patent which<br />

will take 4 to 7 year process. When developing a product,<br />

it is also necessary to make the planning by taking into the<br />

consideration of the time need for the medical device patent<br />

which will take a 4 to 7 year process.<br />

Görüşmelerde, katma değerli yerli üretimin öneminin<br />

son dönemde çok daha fazla anlaşıldığına vurgu<br />

yapılarak, üniversitelerdeki buluşların ticarileşebildiği<br />

ve toplumla buluşabildiği oranda faydasının<br />

yaygınlaşabildiğine dikkat çekildi.<br />

Alvimedica Yönetim Kurulu Başkanı Leyla Alaton,<br />

memleketimiz için önemli projeler geliştirebileceğimiz<br />

işbirlikleri bizi her zaman heyecanlandırıyor diyerek,<br />

bölgede yenilikçi çalışmaları destekleme konusunda bir<br />

hub haline geldiklerini ve üniversitelerden ortak proje<br />

geliştirme konusunda büyük ilgi gördüklerini ifade etti.<br />

“Yılsonuna doğru Çatalca’da tamamlanması planlanan<br />

yeni fabrika ile ülkemiz için her geçen gün değeri<br />

ve önemi çok daha fazla anlaşılmakta olan projeleri<br />

gerçekleştirmeye yönelik büyük yatırımlar yapmaktayız.”<br />

dedi.<br />

Üniversitelerin bünyesinde geliştirilmiş ticarileşmeye<br />

uygun ürünler için işbirliği projelerini hayata geçiren<br />

şirketin, bu kapsamda pazara sunmaya hazırlandığı tıbbı<br />

cihaz alanında yeni ürünleri de bulunuyor.<br />

Alvimedica’nın yenilikçi ürün kriterleri, katma değeri<br />

yüksek medikal cihazlar ile ticarileşmeye açık pazarda<br />

gelişim gösterebilecek ürün ve uygulamaları kapsıyor.<br />

Ürün geliştirirken medikal cihaz patentinin üretime<br />

geçmesinde 4 ile 7 yıllık bir süreç olduğu göz önüne<br />

alınarak planlaması yapılıyor.<br />

<strong>Pharma</strong> 25


26 <strong>Pharma</strong><br />

“A patient is diagnosed with dementia every<br />

3 seconds in the world “<br />

<strong>Turkey</strong> Alzheimer’s Association, drew attention to<br />

the alzheimers disease with the scope of September<br />

21th World Alzheimer’s Day by organizing a<br />

press conference in Istanbul with Abdi Ibrahim’s<br />

unconditional support. The choir composed of<br />

Alzheimer’s patients and their relatives gave a<br />

mini-concert. Alzheimer’s Association’s President<br />

Prof. Dr. Haşmet Hanağası; stating that Alzheimer’s<br />

disease has a rapid increase all over the world and<br />

in <strong>Turkey</strong>. He mentioned that “As in our country,<br />

Alzheimer’s disease and other dementias are<br />

the one of the most common health problems.<br />

Alzheimer’s disease is responsible for about<br />

two-thirds of dementia diseases and a patient is<br />

diagnosed with dementia every 3 seconds in the<br />

world. The number of patients with dementia is<br />

doubled every 20 years and the number of patients<br />

around 50 million is projected to increase to 152<br />

million by 2050.<br />

“Dünyada<br />

Her 3 Saniyede 1 Bunama Teşhisi Konuluyor”<br />

Türkiye Alzheimer Derneği, Abdi İbrahim’in koşulsuz desteği ile 21 Eylül<br />

Dünya Alzheimer Günü kapsamında İstanbul’da bir basın toplantısı<br />

düzenleyerek hastalığa dikkat çekti. Etkinlikte Alzheimer hastaları ve hasta<br />

yakınlarından oluşan koro mini bir konser verdi. Tüm dünyada ve Türkiye’de<br />

Alzheimer hastalığının hızla arttığını belirten Türkiye Alzheimer Derneği<br />

Başkanı Prof. Dr. Haşmet Hanağası “Ülkemizde olduğu gibi hızla yaşlanan<br />

toplumlarda, Alzheimer hastalığı ve diğer demans (bunama) hastalıkları,<br />

maalesef ki en sık görülen sağlık problemleridir. Alzheimer hastalığı,<br />

demans hastalıklarının yaklaşık üçte ikisinin sorumlusudur ve dünyada her 3<br />

saniyede bir hastaya demans teşhisi konuluyor. Her 20 yılda demanslı hasta<br />

sayısı ikiye katlanıyor ve günümüzde 50 milyon civarında olan hasta sayısının<br />

2050 yılında 152 milyona çıkması öngörülüyor” dedi.


Due to September 21 is World Alzheimer’s Day, <strong>Turkey</strong><br />

Alzheimer’s Association held a press conference<br />

with Abdi Ibrahim’s support to <strong>Turkey</strong> Alzheimer’s<br />

Association. Honorary President Prof. Dr. Murat Emre,<br />

<strong>Turkey</strong> Alzheimer’s Association President Prof. Dr.<br />

Haşmet Hanağası, board members Dr. Işın Baral-<br />

Kulaksızoğlu, Assoc. Dr. Başar Bilgiç, Hüseyin Beşgül<br />

and Mayor of Şişli Hayri İnönü attended to the meeting.<br />

The event which was held with the participation of<br />

patients and their relatives, talked about the Alzheimer’s<br />

disease.<br />

“A patient is diagnosed with dementia every 3 seconds<br />

in the world “<br />

In press meeting, <strong>Turkey</strong> Alzheimer’s Association<br />

President pointed out to the increased number of<br />

patients rapidly all over the world. Prof. Dr. Haşmet<br />

Hanağası stated that a patient was diagnosed with<br />

dementia every 3 seconds in the world. Hanağası “Every<br />

20 years in the world, the number of patients with<br />

dementia doubled and the number of patients around<br />

50 million is expected to rise to 152 million by 2050.<br />

In the regions where the elderly population is rapidly<br />

increasing, like <strong>Turkey</strong>, the rate of increase can be<br />

up to 5 times in 20 years. The cost is increasing with<br />

the increase of the disease. Alzheimer’s disease and<br />

dementia cost over $ 1 trillion all over the world.” he<br />

said.<br />

Early Diagnosis is Important for Alzheimer’s Disease<br />

Emphasizing the importance of early diagnosis in<br />

Alzheimer’s disease, Haşmet Hanağası continued his<br />

words as follows: “It seems unlikely to early diagnose<br />

for alzheimers disease and other dementias”. Patients<br />

with forgetfulness and other mental complaints should<br />

be examined in detail and detailed tests should be<br />

performed if necessary. Early diagnosis has great<br />

importance for providing necessary support to the<br />

patients and their relatives, making social and legal<br />

arrangements, and initiating appropriate treatment.<br />

Nowadays, many experimental drug studies, especially<br />

in Alzheimer’s patients, are performed in patients<br />

with early stage disease. The reason for this is to take<br />

precautions without slowing the cell death in the brain<br />

and trying to slow down the course of the disease.”<br />

Hanağası stated that the reduction of the risk of<br />

dementia and Alzheimer disease will also reduce the<br />

cost burden in <strong>Turkey</strong>. By reducing this burden, more<br />

time should be allocated to other health initiatives, the<br />

improvement of patient care.<br />

Air Pollution and Excessive Noise Can cause Risk for<br />

Dementia<br />

Asserting that air pollution brings dementia apart from<br />

its negative effects on human health. Assoc. Dr. Başar<br />

21 Eylül Dünya Alzheimer Günü nedeniyle Türkiye<br />

Alzheimer Derneği’nin Abdi İbrahim’in desteğiyle<br />

düzenlediği basın toplantısına Türkiye Alzheimer<br />

Derneği Onursal Başkanı Prof. Dr. Murat Emre, Türkiye<br />

Alzheimer Derneği Başkanı Prof. Dr. Haşmet Hanağası,<br />

Türkiye Alzheimer Derneği Yönetim Kurulu Üyeleri<br />

Prof. Dr. Işın Baral-Kulaksızoğlu, Doç. Dr. Başar<br />

Bilgiç, Hüseyin Beşgül ve Şişli Belediye Başkanı Hayri<br />

İnönü katıldı. Hasta ve hasta yakınlarının katılımıyla<br />

gerçekleşen etkinlikte Alzheimer hastalığı ile ilgili<br />

bilgiler ve merak edilenler konuşuldu.<br />

“Dünyada Her 3 Saniyede 1 Bunama Teşhisi Konuyor”<br />

Toplantıda Alzheimer hastalığının tüm dünyada hızla<br />

arttığına dikkat çeken Türkiye Alzheimer Derneği<br />

Başkanı Prof. Dr. Haşmet Hanağası, dünyada her 3<br />

saniyede bir hastaya demans teşhisi konulduğunu<br />

belirtti. Hanağası “Dünyada her 20 yılda demanslı<br />

hasta sayısı ikiye katlanıyor ve günümüzde 50 milyon<br />

civarında olan hasta sayısının 2050 yılında 152 milyona<br />

çıkması öngörülüyor. Ülkemiz gibi yaşlı nüfusun hızla<br />

arttığı bölgelerde, artış oranı 20 yıl içinde 5 katına kadar<br />

çıkabilir. Hastalığın artmasıyla birlikte maliyet de artıyor.<br />

Alzheimer hastalığı ve demans tüm dünyada 1 trilyon<br />

doların üzerinde bir maliyete neden oluyor” dedi.<br />

Alzheimer Hastalığında Erken Teşhis önemli<br />

Alzheimer hastalığında erken tanının önemini<br />

vurgulayan Haşmet Hanağası sözlerini şöyle sürdürdü:<br />

“Alzheimer hastalığı ve diğer pek çok demansa erken<br />

dönemde tanı konulamamaktadır. Unutkanlık ve<br />

diğer zihinsel yakınmalar ile gelen hastalar mutlaka<br />

detaylı bir şekilde muayene edilmeli ve gerekirse<br />

detaylı testler yapılmalıdır. Erken tanı, hasta ve hasta<br />

yakınlarına gerekli desteğin verilmesi, sosyal ve<br />

hukuksal düzenlemelerin yapılması, uygun tedavilere<br />

başlanması için büyük önem taşımaktadır. Günümüzde<br />

özellikle Alzheimer hastalarında yürütülen birçok<br />

deneysel ilaç çalışması erken evrede bulunan hastalar<br />

ile yapılmaktadır. Bunun nedeni beyinde hücre ölümü<br />

daha fazla olmadan önlem almak ve hastalığın seyrini<br />

yavaşlatmaya çalışmaktır.”<br />

<strong>Pharma</strong> 27


Alzheimer hastalığı ve demans riskinin azaltılmasının,<br />

hastalıkların Türkiye’deki maliyet yükünü de azaltacağını<br />

belirten Hanağası, bu yükün azalması ile tasarruf<br />

edilerek diğer sağlık girişimlerine daha fazla zaman<br />

ayrılması, hasta bakımının düzeltilmesi, gündüz<br />

yaşam evleri ve diğer bakım evlerinin kurulmasının<br />

sağlanabileceğini belirtti.<br />

Bilgiç shared data about a clinical study in different<br />

parts of the world on this subject. Bilgiç “Studies have<br />

shown that people who live in places with air pollution<br />

have a higher risk of dementia. Air pollution triggers<br />

protein accumulation in the brain called amyloid and<br />

that is accumulated in the brain in Alzheimer’s disease<br />

and causes an inflammatory condition in the brain.<br />

The smaller the air pollutant particles, the more it<br />

triggers the processes that lead to the death of brain<br />

cells. These small molecules can also reach the brain<br />

through the nose through the olfactory nerve. It has<br />

been learned by recent studies that there are problems<br />

in mental abilities and decreased brain volumes in those<br />

exposed to air pollution. What is unknown is that in air<br />

pollution, which are directly related to the brain, and<br />

how long exposure to air pollution causes them. “We<br />

can reduce the risk of dementia by associating all these<br />

developments with environmentally friendly policies.”<br />

He said.<br />

Bilgiç said that noise, which is another type of pollution<br />

other than air pollution, has negative effects on the<br />

human brain. Studies in Europe mentioned that people<br />

who are exposed to noise 55 decibels or more more<br />

often, seem to have deterioration of mental abilities.<br />

Also he added; “Regulations on the dissemination of<br />

environmental noise and the more widespread use of<br />

silent vehicles can create a positive development of this<br />

disease.”<br />

What should be the blood pressure values to reduce<br />

the risk of dementia in those with high blood pressure?<br />

Dr. Başar Bilgiç, informed the patients and their<br />

relatives about the relationship between high blood<br />

pressure and dementia. He said that; “It has been seen<br />

in previous studies that the risk of dementia can be<br />

reduced with high blood pressure treatment. Recent<br />

studies have shown that many of the blood pressure<br />

medications have this positive effect. Claiming that high<br />

blood pressure is ameliorative risk factor for dementia.”<br />

Bilgiç stated that middle age people should measure<br />

their blood pressure and should consult a physician if<br />

they are high, 140 mmHg, which is considered to be the<br />

Hava Kirliliği ve Aşırı Gürültü Bunama İçin Risk<br />

Yaratıyor<br />

Hava kirliliğinin insan sağlığına olumsuz etkilerinin<br />

dışında bunamayı da beraberinde getirdiğini belirten<br />

Doç. Dr. Başar Bilgiç, bu konuyla ilgili dünyanın<br />

farklı yerlerinde yapılan çalışmalar hakkında verileri<br />

paylaştı. Bilgiç “Araştırmalar hava kirliliğinin olduğu<br />

yerlerde yaşayan kişilerde, bunama riskinin daha<br />

yüksek olduğunu göstermiştir. Hava kirliliği, Alzheimer<br />

hastalığında beyinde biriken ‘amiloid’ isimli protein<br />

birikimini tetikliyor ve beyinde “inflamasyon” denen<br />

iltihabi duruma yol açıyor. Hava kirliliği yaratan<br />

partiküller ne kadar küçükse beyin hücrelerinin<br />

ölümüne yol açan süreçleri de o kadar fazla tetikliyor.<br />

Bu küçük moleküller burundan koku siniri aracılığı ile<br />

beyne de ulaşabiliyor. Hava kirliliğine maruz kalanlarda<br />

zihinsel yetilerde sorunlar olduğu ve beyin hacimlerinin<br />

daha azalmış olduğu da son çalışmalar ile öğrenilmiştir.<br />

Asıl bilinmeyen ise hava kirliliği yaratan maddeler içinde<br />

hangisi ya da hangilerinin doğrudan beyinle ilişkili<br />

olduğu ve ne kadar süre hava kirliliğine maruz kalmanın<br />

bunlara neden olduğudur. Tüm bu gelişmeleri çevre<br />

dostu politikalar ile ilişkilendirilerek bunama riskini<br />

azaltabiliriz” dedi.<br />

Hava kirliliği dışında bir diğer kirlilik türü olan<br />

gürültünün de insan beynine olumsuz etkileri olduğu<br />

söyleyen Bilgiç, Avrupa’da yapılan çalışmalarda 55<br />

desibel ve üstü gürültüye daha sık maruz kalan kişilerin<br />

zihinsel yetilerinde bozulma görüldüğünü belirtti. Doç.<br />

Dr. Başar Bilgiç “Özellikle ulaşım araçlarının yarattığı<br />

çevresel gürültüyü azaltıcı düzenlemeler ve daha sessiz<br />

araçların yaygınlaşması konusundaki çalışmalar bu<br />

hastalıkla ilgili olumlu bir gelişme yaratabilir” diye<br />

konuştu.<br />

Yüksek Tansiyonu Olanlarda Bunama Riskini Azaltmak<br />

İçin Tansiyon Değerleri Ne Olmalı?<br />

Tansiyon yüksekliğinin bunama ile ilişkisi hakkında<br />

hasta ve hasta yakınlarını bilgilendiren Doç. Dr. Başar<br />

Bilgiç, “Yüksek tansiyon tedavisi ile bunama riskinde<br />

azalma sağlanabildiği daha önceki çalışmalarda<br />

görülmüştür. Son dönemde yapılan çalışmalar tansiyon<br />

ilaçlarının birçoğunun bu olumlu etkiye sahip olduğunu<br />

göstermektedir. Bu durum yüksek tansiyonun demans<br />

açısından “iyileştirilebilir” bir risk faktörü olduğunu<br />

ortaya koymaktadır” dedi.<br />

Orta yaştaki kişilerin tansiyonunu ölçtürmesi ve yüksek<br />

28 <strong>Pharma</strong>


ulunursa da bir hekime başvurması gerektiğini belirten<br />

Bilgiç “Halk arasında büyük tansiyon olarak da bilinen<br />

sistolik kan basıncının geleneksel sınır değeri olarak<br />

kabul edilen 140 mmHg değerinin de kabul edilemez bir<br />

değer olduğu ortaya çıkmıştır. Zira bu sene Avrupa’da<br />

yapılan bir çalışma, sınır değerin 130mmHg olarak<br />

kabul edilmesinin bunamanın önlenmesi açısından daha<br />

yararlı olduğunu göstermiştir” şeklinde konuştu.<br />

Görme Sorunları da Bunama Riski Yaratıyor<br />

Çok yeni yayınlanan ve 3877 kişi üzerinde yapılan<br />

bir çalışmada üç göz hastalığının (glokom, diabetik<br />

retinopati ve maküler dejenerasyon), Alzheimer hastalığı<br />

riskini arttırdığının gözlendiğini belirten Doç. Dr. Başar<br />

Bilgiç, bu göz hastalıklarının yaşlılıkta oldukça sık<br />

görülen hastalıklar olduğunu ifade etti. Bilgiç “Özellikle<br />

riskli bireylerin bu göz hastalıkları açısından taranıp<br />

takip edilmesi ve önlemlerin alınması, Alzheimer ile<br />

mücadelede yeni bir adım olabilir. Görme sorunlarına<br />

yönelik tarama ve tedavi yaklaşımları ile olumlu<br />

sonuçların izlenmesi hiç şaşırtıcı olmayacaktır” dedi.<br />

traditional limit value of systolic blood pressure, is also<br />

unacceptable. This year, a study in Europe,claims that<br />

the limit value of 130mmHg to be accepted as a more<br />

useful in terms of preventing dementia, ’he said.<br />

Ophtalmology Problems Also Causes Dementia<br />

In a recent study published on 3877 people, three<br />

ocular diseases (glaucoma, diabetic retinopathy and<br />

macular degeneration) were observed to increase<br />

the risk of Alzheimer’s disease. Dr. Başar Bilgiç said<br />

that these diseases are very common diseases in<br />

elderly. Bilgiç said that “It can be a new step in the<br />

fight against Alzheimer’s. It would not be surprising to<br />

see the positive results with screening and treatment<br />

approaches for Ophtalmology problems.”<br />

Winter Is Not Good for Alzheimer’s Patients<br />

Prof.Dr. Işın Baral Kulaksızoğlu pointed out that<br />

Alzheimer’s patients are generally better both mentally<br />

and behaviorally in late summer and autumn. Referring<br />

to the study of 3500 patients in Canada, the United States<br />

and France, Baral-Kulaksızoğlu stated that the study has<br />

a mental capacity difference of almost 5 years between<br />

summer-autumn and winter.<br />

Kış Alzheimer Hastalarına İyi Gelmiyor<br />

Etkinlikte konuşma yapan Prof. Dr. Işın Baral-<br />

Kulaksızoğlu, Alzheimer hastalarının genel olarak yaz<br />

sonu ve sonbaharda hem zihinsel hem de davranışsal<br />

olarak daha iyi olduğuna dikkat çekti. Kanada, ABD ve<br />

Fransa’da yapılan 3500 hastanın dâhil edildiği çalışmaya<br />

değinen Baral-Kulaksızoğlu, çalışmanın yaz-sonbahar<br />

ile kış ayları arasında neredeyse 5 yıllık bir zihin kapasite<br />

farkı olduğunu belirtti.<br />

Gün İçinde Uyuklamak Alzheimer’in Habercisi Olabilir<br />

Gün içinde uyuklamaya meyilli kişilerin, özellikle<br />

erkeklerde, 10 yıl içinde demans gelişme riskini<br />

arttırdığını gösteren araştırmalar olduğunu anlatan<br />

Baral-Kulaksızoğlu, bu durumun bunamanın erken<br />

bulgusu olabileceğine de değindi. Prof. Dr. Işın Baral-<br />

Kulaksızoğlu sosyal medyayı aktif olarak kullanan<br />

yaşlıların zihinsel fonksiyonlarını daha iyi koruduğunu<br />

belirtti. Sosyal aktivitelerin özellikle kadınlarda<br />

Alzheimer hastalığına karşı koruyucu özellik taşıdığını<br />

da sözlerine ekledi.<br />

Sleeping in the day can be a signal of Alzheimer’s<br />

Baral-Kulaksızoğlu stated that people who are more<br />

prone to sleep during the day have increased the risk<br />

of developing dementia within 10 years. Professor Dr.<br />

Işın Baral-Kulaksızoğlu stated that the elderly who use<br />

social media actively protect their mental functions<br />

better. She added that social activities are protective<br />

against Alzheimer’s disease, especially in women.<br />

<strong>Pharma</strong> 29


Johnson & Johnson Medical Devices <strong>Turkey</strong><br />

Moves Against Obesity!<br />

Johnson & Johnson Medikal Cihazlar Obezite<br />

Farkındalığı için Harekete Geçti!<br />

Johnson & Johnson Medical Devices <strong>Turkey</strong> team truly<br />

believes the importance of education as our due to our<br />

society. In order to prevent obesity epidemic in <strong>Turkey</strong>, they<br />

created a project “Move Against Obesity” to raise awareness<br />

before the disease appears. On September 19, <strong>2018</strong>,<br />

Wednesday, Johnson & Johnson Medical Devices <strong>Turkey</strong><br />

launched “Move Against Obesity”awareness campaign in<br />

collaboration with Bezmialem Vakıf University in İstanbul.<br />

In order to create awareness against obesity, <strong>Turkey</strong> team<br />

installed awareness tent in the hospital and healthcare<br />

professionals performed obesity assessments for<br />

individuals who visited the tent. Obesity tent had 3 stations:<br />

weight and height measurement, blood pressure & waist<br />

circumference measurement, and consultation & guidance.<br />

Individuals who visited were examined, interviewed<br />

and those considered to be under risk were referred to<br />

respective units.<br />

287 people visited the ten and approximately 900 healthy<br />

living guide books were distributed in the obesity tent.<br />

Obesity prevention has been one of the key priorities of<br />

Ministry of Health as stated in the development plans.<br />

Therefore, <strong>Turkey</strong> team continues to discuss possible<br />

collaboration opportunities with the government. In the near<br />

term, with the support of strong collaboration with Ministry<br />

of Health, <strong>Turkey</strong> team is planning to expand this project to<br />

other cities and health centers as well.<br />

In addition to the awareness tent, a press meeting was<br />

held as a part of the communication activities of the project<br />

“Move Against Obesity”. Key opinion leader Prof. Dr. Halil<br />

Coşkun, General Surgery Department, Faculty of Medicine,<br />

Bezmialem Vakıf University who stated at the press meeting<br />

that obesity is a preventable disease and a multidisciplinary<br />

Johnson & Johnson Medikal Cihazlar Türkiye yaşam kalitesi<br />

yüksek sağlıklı toplumların oluşmasında bilgilendirmenin<br />

büyük önem taşıdığına inanıyor. Bu çerçevede Türkiye’de<br />

Obezite salgınını önlemek için “Obezite İçin Harekete Geç”<br />

projesini hayata geçirdiler. 19 Eylül <strong>2018</strong> Çarşamba günü,<br />

Bezmialem Vakfı Hastanesi iş birliğinde “Obezite İçin<br />

Harekete Geç” proje lansmanını gerçekleştirdiler.<br />

Bezmialem Vakfı Hastanesi bahçesinde “Obezite İçin<br />

Harekete Geç” çadırı kuruldu. Çadıra gelen kişilere boy, kilo<br />

ve bel çevresi ölçümü yapıldı ve hekimlerle mevcut sağlık<br />

durumları ile ilgili görüşme fırsatı verildi. Görüşmeler<br />

neticesinde obeziteye yönelik bilgilendirmeler yapıldı ve<br />

risk grubunda bulunan kişiler, ilgili bölümlere yönlendirildi.<br />

Çadırı 287 kişi ziyaret etti ve 900 sağlıklı yaşam rehberi<br />

dağıtıldı.<br />

Obezite ile mücadele, kalkınma planlarında belirtildiği gibi<br />

Sağlık Bakanlığı’nın da öncelikleri arasında yer almaktadır.<br />

Johnson & Johnson Medikal Cihazlar Türkiye de Sağlık<br />

Bakanlığı ileriye yönelik görüşmelerini sürdürüyor.<br />

Önümüzdeki dönemde projenin farklı illere ve merkezlere<br />

yayılması hedefleniyor. Farkındalık çadırının yanı sıra<br />

“Obezite İçin Harekete Geç” projesinin tanıtımı kapsamında<br />

basın toplantısı gerçekleştirildi. Basın toplantısında<br />

Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi<br />

Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil<br />

Coşkun obezitenin önlenebilir bir hastalık olmasının yanı<br />

sıra tedavisinde multidisipliner bir yaklaşım benimsenmesi<br />

gerektiğini dile getirdi. Bu yaklaşımdan hareketle<br />

endokrinoloji ve psikiyatri gibi birimlerden farklı hekimler<br />

de söz aldı.<br />

Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Genel<br />

Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil Coşkun:<br />

“Dünya Sağlık Örgütü’ne göre de obezite ile ilgili en önemli<br />

çözüm engellenmesi. Obeziteyi de obez olmayan bireyleri<br />

bilgilendirerek engelleyebiliriz. Obez olmuş bir bireyi ancak<br />

tedavi edebiliriz. Farkındalık öncelikle ailede başlamalı.<br />

Ailenin eğitilmesi gerekiyor ki çocuklarımıza bilgi aktaralım<br />

ve onlar da yeme içme davranışları konusunda daha iyi<br />

olabilsinler. Son yapılmış çalışmalara göre obezite görülme<br />

sıklığımız yüzde 32 oranında. Türkiye’de her 3 bireyden 1<br />

tanesi obez. Eğer fazla kilolu olanları da sayarsak her 3<br />

kişiden 2’si fazla kilolu ve obez konumunda. Bu çok ciddi<br />

bir orandır. Belki dışarıdan bakıldığında kendimizi o kadar<br />

kilolu görmüyoruz. ABD bizden daha kilolu ancak biz de<br />

onlara yaklaşmış durumdayız.”<br />

30 <strong>Pharma</strong>


approach should be adopted for its treatment. To support<br />

multidisciplinary treatment approach, endocrinologist and<br />

psychiatrist were invited to the press conference as key<br />

speakers.<br />

Prof. Dr. Halil Coşkun, Professor of General Surgery<br />

Department, Faculty of Medicine Hospital, Bezmialem Vakıf<br />

University:<br />

“The key solution to obesity is its prevention according to<br />

World Health Organization too. We can prevent obesity<br />

by educating people who are obese. We can only treat<br />

someone who is already obese.<br />

Awareness should start with the family. The families should<br />

be educated so that we can pass this information onto<br />

our children and they can be better with their eating and<br />

drinking behaviors. Based on the most recent studies, the<br />

prevalence of obesity in our country is 32%. This means<br />

that 1 out of 3 people in <strong>Turkey</strong> is obese. If we also include<br />

overweight individuals to this calculation, 2 out of 3 people<br />

are either overweight or obese. This is a very serious rate.<br />

Maybe, we don’t consider ourselves so overweight. The<br />

people in the US are more overweight than us, but we to are<br />

nearly there.”<br />

Endocrinologist Prof. Dr. Ertuğrul Taşan mentioned that<br />

people gain more weight than before because they do not<br />

move as before and added:<br />

“The humanity has left behind a period with a lot of physical<br />

activity where we needed to move, to run, to catch our prey.<br />

Our genetic makeup and our metabolic makeup are both<br />

inclined to picking and collecting food. Then, we settled,<br />

we started farming, and obtaining food more easily, which<br />

meant less physical exercise. And, despite the increase in<br />

the energy uptake, we couldn’t consume it. Supported by<br />

our genetic makeup, we started to gain weight very rapidly.”<br />

General Surgeon Dr. Erkan Yardımcı’s message has<br />

included these points:<br />

“WHO has some suggestions on this matter. These include<br />

the importance of breastfeeding of babies. At least 60<br />

minutes of physical activity particularly between 3 to 5<br />

years of age, abundant consumption of water in school<br />

age, increased consumption of grained foods, and reduced<br />

consumption of sugars. As the devices such as mobile<br />

phones that our children own today create a restriction<br />

of physical activity, WHO suggests some precautions to<br />

minimize the use of such devices.”<br />

Johnson & Johnson Medical Devices <strong>Turkey</strong> Business Unit<br />

Director Alper Tandoğan also shared his opinions on the<br />

project:<br />

“As individuals and as organizations, we have<br />

responsibilities to fulfill for the society and the world that<br />

we live in. We truly believe the importance of education as<br />

our due to our society. Obesity is now an epidemic and we<br />

can no longer consider it as a “weight problem” as widely<br />

recognized in the society. It is an epidemic accompanied by<br />

other issues such as hypertension, sleep apnea. In order<br />

to prevent this problem, we have create a project to raise<br />

awareness before the disease appears. The name of this<br />

project is “Move Against Obesity”. With the support of our<br />

stakeholders, we will roll out this project to other cities.”<br />

İnsanların eskiye oranla daha çok kilo almasının nedeninin<br />

ise önceki yıllara göre daha az hareket etmesi olduğunu<br />

belirten Endokrinoloji Uzmanı Prof.Dr. Ertuğrul TAŞAN:<br />

“Hareket etmek, koşmak, avını yakalamak gibi daha çok<br />

fiziksel aktivitenin ön planda olduğu bir dönemden geçti<br />

insanoğlu. Bizim genetik yapımız olsun gerek metabolik<br />

yapımız olsun hep gıdayı toplayıp biriktirmeye yönelik. Ama<br />

insanoğlu yerleşik yaşama geçti, tarım yapmaya başladı,<br />

gıdaları daha kolay elde etmeye başladı ve daha az hareket<br />

etmeye başladı. Böyle olunca daha fazla enerji almasına<br />

rağmen bunu harcayamamaya başladı. Genetik yapı da buna<br />

zemin hazırlayınca kilo almaya başladık.”<br />

Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Erkan Yardımcı ise şunları<br />

söyledi: “Dünya Sağlık Örgütü’nün de bu konuda bazı<br />

önerileri var. Bunlar, bebeklik döneminde emzirmenin<br />

önemi. Özellikle 3-5 yaş arasında en az 60 dakika egzersiz,<br />

okul çağı dönemlerinde bol su tüketimi, tahıllı gıdaların<br />

tüketiminin artması ve bunun yanında şekerli gıdaların<br />

tüketiminin azaltılması önemli. Çocukların elindeki cep<br />

telefonu gibi cihazların hareket kısıtlılığına neden olması<br />

yüzünden kullanımının azaltılması gibi bir takım tedbirlerin<br />

alınmasını Dünya Sağlık Örgütü öneriyor.”<br />

Johnson & Johnson Medikal Cihazlar Türkiye İş Birimi<br />

Direktörü Alper Tandoğan ise proje ile ilgili şunları söyledi:<br />

“Hem topluma hem de içinde yaşadığımız dünyaya karşı<br />

bireyler ve kurumlar olarak sorumluluklarımız var. Biz de<br />

bu alanda içinde bulunduğumuz topluma bir borç olarak<br />

bilgilendirmenin önemine gerçekten inanıyoruz. Obezite<br />

artık salgın bir hastalık ve toplumda kabul gördüğü şekliyle<br />

‘şişmanlık’ olarak değerlendiremeyeceğiz. Hipertansiyon,<br />

uyku apnesi gibi sorunları da yanında getiren salgın bir<br />

hastalık maalesef. Bu durumun önlenebilmesi adına<br />

hastalık gelmeden farkındalığın oluşturulmasıyla ile alakalı<br />

bir proje oluşturduk. Projenin ismi “Obezite İçin Harekete<br />

Geç”. Paydaşlarımızın desteğiyle projemizi başka illere de<br />

taşıyacağız.”<br />

<strong>Pharma</strong> 31


AbbVie is among the “Best Employers in Europe”<br />

for the fifth time<br />

According to the list announced by the Great Place to Work Institute ® ,<br />

AbbVie was awarded as the winner as the Best Multinational<br />

Employer of Europe for the fifth consecutive year in the list of the best<br />

multinational companies. And in the category of Biotechnology and<br />

<strong>Pharma</strong>cology, Best Employer was selected for the third time in a row.<br />

AbbVie, beşinci kez<br />

“Avrupa’nın En İyi İşverenleri” arasında<br />

AbbVie, Great Place to Work Enstitüsü ® tarafından açıklanan çok uluslu en iyi<br />

firmalar listesinde üst üste 5. kez Avrupa’nın<br />

“En İyi Çok Uluslu İşverenleri” ve Biyoteknoloji ve Farma kategorisinde de üst<br />

üste 3. kez “En İyi İşveren” seçildi.<br />

The Great Place to Work Institute ® , which analyses<br />

high-performance companies with a culture of trust<br />

in more than 60 countries across 5 continents, has<br />

been rewarding the best employers for over 37 years,<br />

working with over 7,000 organizations, covering more<br />

than 16 million employees each year. In this context,<br />

in the Multinational Best Employers survey conducted<br />

in Europe, AbbVie, and the global bio-pharmacology<br />

company, was entered to the list for the fifth time in a<br />

row and ranked as the sixth among the Best Employers.<br />

Abbvie has been awarded for the 4th time in a row, at the<br />

organization which is being held in <strong>Turkey</strong> for 5 years.<br />

According to the results of the Abbvie <strong>2018</strong>, <strong>Turkey</strong> was<br />

chosen as the Best Employer in the 250-500 employees<br />

category. And also AbbVie was honoured with the “Best<br />

Employer Sector Special Award of <strong>Pharma</strong>cology” and<br />

the “Lifetime Learning Special Award”.<br />

Dünya çapında 5 kıtada 60’tan fazla ülkede güven<br />

kültürüne sahip yüksek performanslı şirketleri analiz<br />

eden Great Place to Work Enstitüsü ® , 37 yıldan beri her<br />

yıl 16 milyonun üzerinde çalışanı kapsayan 7.000’den<br />

fazla kuruluşla çalışarak en iyi işverenleri ödüllendiriyor.<br />

Bu kapsamda Avrupa’da yapılan “Çok Uluslu En İyi<br />

İşverenler” araştırmasında Global biyofarma şirketi<br />

AbbVie üst üste 5. kez listeye girdi ve En İyi İşverenler<br />

arasında 6. oldu.<br />

AbbVie, Türkiye’de 5 yıldır düzenlenen organizasyonda<br />

üst üste 4’üncü kez ödüle layık görülmüş, <strong>2018</strong><br />

yılı sonuçlarına göre ise AbbVie, 250-500 çalışan<br />

kategorisinde Türkiye’nin “En İyi İşvereni” seçilerek<br />

<strong>Pharma</strong>’nın En İyi İşvereni Sektör Özel Ödülü ile Yaşam<br />

Boyu Öğrenme Özel Ödülü’ne layık görüldü.<br />

32 <strong>Pharma</strong>


Changes in molecular level in cancer cells<br />

Proteins that are changed in the process of cancer can be grouped<br />

into two main groups as stimulants and repressive effects. Oncogenes<br />

that encode stimulatory proteins and disorders in tumor suppressor<br />

genes that encode repressor proteins have an important role in the<br />

etiopathogenesis of cancer.<br />

Kanserli hücrede moleküler düzeydeki<br />

değişiklikler<br />

Kanserleşme sürecinde değişikliğe uğrayan proteinler,<br />

uyarıcı ve baskılayıcı etkileri olanlar şeklinde başlıca<br />

iki grupta toplanabilirler. Uyarıcı proteinleri kodlayan<br />

onkogenler ve baskılayıcı proteinleri kodlayan<br />

tümör baskılayıcı genlerdeki bozukluklar kanser<br />

etyopatogenezinde önemli bir yere sahiptir.<br />

Cancer is the result of mutations in somatic cells, and<br />

a single mutation is not enough to cause the disease<br />

to appear. When multiple mutations occur in the cell,<br />

time and exposure to mutagen are important factors.<br />

But more importantly thing is genomic imbalance. The<br />

genomic imbalance that flows when there is a defect<br />

in DNA repair enzymes accelerates the accumulation<br />

process of mutations. If a disorder of the apoptosis<br />

mechanism occurs in a cell with genomic imbalance,<br />

the cell cycle does not progress despite the faulty<br />

DNA synthesis and the cell continues to multiply with<br />

new mutations added in each cycle. This is the most<br />

critical threshold in the cancer process.<br />

Oncogenes: The genes that encode proteins that<br />

stimulate cell growth and proliferation under<br />

normal conditions are termed proto-oncogenes.<br />

Oncogenes are formed when a disorder occurs in<br />

the proto-oncogenes, so protein is involved in the<br />

transformation of the cancerous cell. Oncogenes code<br />

growth factors, receptors for growth factors, postreceptor<br />

effector molecules such as Ras, kinases,<br />

transcription factors, cyclins controlling cycling<br />

and cyclin dependent kinases and antiapoptotic<br />

proteins such as Bcl-2. Mutations in oncogenes are<br />

functional mutations; they cause the protein to be<br />

made in greater amounts (increased expression) or<br />

continuously active in uncontrolled fashion.<br />

Kanser, somatik hücrelerdeki mutasyonlar sonucunda<br />

oluşmaktadır ve tek bir mutasyon hastalığın ortaya<br />

çıkması için yeterli değildir. Hücrede çok sayıda<br />

mutasyon oluşmasında, zaman ve mutajenlere maruz<br />

kalma önemli faktörlerdir. Ancak bundan daha<br />

önemlisi genom dengesizliği olarak adlandırılan<br />

durumdur. DNA onarımı enzimlerinde bozukluk<br />

olduğunda ortaya akan genom dengesizliği,<br />

mutasyonların yığılma sürecini hızlandırır. Genom<br />

dengesizliği olan bir hücrede bir de apoptoz<br />

mekanizması ile ilgili bir bozukluk oluşursa, hücre<br />

döngüsü hatalı DNA sentezine rağmen ilerlemeye<br />

ve hücre her döngüde eklenen yeni mutasyonlarla<br />

çoğalmaya devam eder. Kanserleşme sürecindeki en<br />

kritik eşik budur.<br />

Onkogenler: Normal koşullarda hücre büyüme ve<br />

çoğalmasını uyaran proteinleri kodlayan genlere<br />

proto-onkogenler adı verilir. Proto-onkogenlerde<br />

bir bozukluk olduğunda ise onkogenler oluşmakta<br />

ve sonuçta kodlanan protein kanserli hücreye<br />

dönüşümde rol oynamaktadır. Onkogenler; büyüme<br />

faktörlerini, büyüme faktörlerinin reseptörlerini, Ras<br />

gibi reseptör sonrası efektör molekülleri, kinazları,<br />

transkripsiyon faktörlerini, hücre döngüsünü kontrol<br />

eden siklinler ve siklin bağımlı kinazları ve Bcl-2<br />

gibi antiapoptotik proteinleri kodlar. Onkogenlerdeki<br />

mutasyonlar işlev kazandırıcı mutasyonlardır;<br />

109 <strong>Pharma</strong>


Increasing of expression may occur either as a<br />

structural gene amplification (being multiple copies)<br />

or as a consequence of the rearrangement of a strong<br />

promoter. A protein with a different function than<br />

normal may occur as a result of a point mutation,<br />

deletion, or translocations in the structural loop.<br />

Another feature of mutations in oncogenes is the<br />

predominance: mutation in only one allele is sufficient<br />

for the phenotype to appear.<br />

Tumor suppressor genes<br />

Tumor suppressor genes encode proteins that<br />

control, repress, and even stop as necessary, the<br />

pathways involved in cell growth and proliferation.<br />

These include protein and lipid phosphatases, cell<br />

cycle regulatory proteins such as the retinoblastoma<br />

protein, apoptosis inducing proteins such as p53,<br />

and proteins that suppress CDLs. Mutations in tumor<br />

suppressor genes are dysfunctional mutations: they<br />

cause the protein to fail to function or function. In<br />

addition, these mutations are fragile: mutations must<br />

occur in both alleles in order for the phenotype to<br />

appear. One exception to this is dominant negative p53<br />

mutants. A protein that binds to DNA by forming a p53<br />

tetramer, and sometimes a mutant that is encoded in<br />

a single allele, can disrupt binding to DNA even if the<br />

other subunits in the tetramer are normal.<br />

Tumor suppressor gene mutations are seen in<br />

hereditary cancers. An inherited defect in an area is<br />

considered to be predisposed to the disease, but only<br />

in the other, a spontaneous mutation will lead to the<br />

phenotype as a result of the loss of heterozygosity.<br />

Some unique “unique” features of cancer cells are:<br />

1. Clonal origin. Most cancer cells come from a single<br />

abnormal cell. Some cancers come from multiple<br />

malignant clones. These clones either result in a<br />

field defect “field defect” (by touching multiple cell<br />

carcinogens) or as a result of hereditary defects in<br />

some genes.<br />

2. Immortality. Most normal cells have a limited<br />

number of divisions. Cancer cells form cells in an<br />

unlimited number of divisions (multiplies) and endless<br />

amounts. One of the mechanisms of immortalization<br />

is telomeres with chromosomal ends. While cell<br />

differentiation occurs, telomeres become increasingly<br />

shorter in most normal cell types. However, in cancer<br />

cells and stem cells telomeres are regenerated by the<br />

action of telomerase enzyme. Normally, this enzyme<br />

is gradually decreasing programmatically from one<br />

side while the cells are differentiating. A totally<br />

differentiated cell enters the resting “senescent” state<br />

and eventually dies from the proliferation capacity.<br />

However, many types of cancer maintain or activate<br />

yani proteinin daha fazla miktarda yapılmasına<br />

(ekspresyon artışı) veya denetimsiz şekilde sürekli<br />

aktif olmasına sebep olurlar.<br />

Ekspresyon artışı, ya yapısal genin amplifikasyonu<br />

(yani çok sayıda kopyasının oluşması) ya da güçlü<br />

bir promotorun arkasına yerleşmesi sonucu<br />

oluşabilir. Normalden farklı işleve sahip bir protein<br />

ise yapısal gendeki bir nokta mutasyonu, delesyon<br />

veya translokasyonlar sonucunda oluşabilir.<br />

Onkogenlerdeki mutasyonların bir diğer özelliği de<br />

baskın olmalarıdır: yalnızca bir alelde mutasyon<br />

olması fenotipin ortaya çıkması için yeterlidir.<br />

Tümör baskılayıcı genler<br />

Tümör baskılayıcı genlerse, hücre büyümesi ve<br />

çoğalmasıyla ilgili yolakları denetleyen, baskılayan<br />

ve hatta gerektiğinde durduran proteinleri kodlar.<br />

Bunlar arasında protein ve lipit fosfatazlar,<br />

retinoblastoma proteini gibi hücre döngüsünü<br />

düzenleyici proteinler, p53 gibi apoptozu indükleyici<br />

proteinler ve CDL’ları baskılayan proteinler sayılabilir.<br />

Tümör baskılayıcı genlerdeki mutasyonlar işlev<br />

kaybettirici mutasyonlardır: proteinin yapılmamasına<br />

veya işlevini yapamamasına sebep olurlar. Ayrıca bu<br />

mutasyonlar çekinik özelliktedir: fenotipin ortaya<br />

çıkabilmesi için her iki alelde de mutasyon olması<br />

gerekir. Bu durumun bir istisnası dominant negatif<br />

p53 mutantlarıdır. p53 tetramer oluşturarak DNA’ya<br />

bağlanan bir proteindir ve bazen tek bir alelden<br />

kodlanan mutant, tetramerdeki diğer alt birimler<br />

normal olsa bile DNA’ya bağlanmayı bozabilir.<br />

Kalıtsal özellik gösteren kanserlerde tümör<br />

baskılayıcı gen mutasyonları görülür. Bir aleldeki<br />

kalıtsal defektin hastalığa yatkınlık oluşturduğu<br />

kabul edilir çünkü ancak diğer aleldeki spontan bir<br />

mutasyon heterozigotlugun kaybına sebep olarak<br />

fenotipi ortaya çıkartacaktır.<br />

Kanser hücrelerinin bazı eşsiz “unique” özellikleri<br />

şu şekildedir:<br />

1. Klonal orijin. Çoğu kanser hücresi tek bir anormal<br />

hücreden doğar. Bazı kanserler birden fazla sayıda<br />

malign klonlardan doğar. Bu klonlar ya bir saha<br />

hasarı “field defect” sonucu (dokunun birden fazla<br />

sayıda hücresi karsinojene maruz kalmasıyla) ya da<br />

bazı genlerdeki kalıtımsal defektler sonucu oluşurlar.<br />

2. İmmortalite. Çoğu normal hücrenin bölünme<br />

sayısı sınırlıdır. Kanser hücreleri ise sınırsız<br />

sayıda bölünürler (çoğalırlar) ve bitmez tükenmez<br />

miktarda hücre oluştururlar. İmmortalitenin<br />

mekanizmalarından biri kromozom uçları olan<br />

telomerlerdir. Hücre diferansiye olurken, çoğu<br />

normal hücre tipinde telomerler gittikçe kısalır.<br />

<strong>Pharma</strong> 110


telomerase activity. As a result, the length of<br />

the telomeres remains constant and the cell<br />

multiplies in an infinite number (immortal).<br />

3. Genetic instability. This is due to defects<br />

in DNA repair and DNA “mismatches” that<br />

are known to cause cancer cells to become<br />

heterogeneous. Cancer cells form clones<br />

that are less responsive to proliferation<br />

control mechanisms. These clones are<br />

also increasingly able to survive in foreign<br />

environments and thus metastasize.<br />

4. Loss of contact inhibition and growth<br />

by adhering to the substrate. Normal<br />

cells growing in the culture medium can<br />

not be cleaved if they do not adhere to the<br />

substrate normally attached to the cells.<br />

Normal cells multiply and lose their cleavage<br />

properties when they fill the entire surface<br />

in a monolayer (confluent). Even if the media<br />

contain all the growth factors and other<br />

nutrients necessary for their division, they<br />

do not divide. Cancer cells can continue to<br />

divide independently (without growth) without<br />

needing to adhere to the substrate in a slit<br />

medium. In fact, even if multiple layers of<br />

cell cultures are formed, they can continue to<br />

grow.<br />

5. Continuous growth of proliferation<br />

independent of growth factors and nutrients.<br />

This is a feature of cancer cells in the culture<br />

medium. Cancer cells actually kill themselves<br />

because they continue to grow, although they<br />

consume the nutritional factors necessary to<br />

feed them. It’s interesting that many animal<br />

races behave this way.<br />

6. Metastasis. It is a feature that is not found<br />

in benign tumors or normal cells. Metastasis<br />

is caused by loss of or abnormalities in<br />

cellular proteins responsible for adhesion<br />

of extracellular matrix, abnormalities in<br />

intercellular interactions, abnormalities<br />

in basal membrane adhesion of cells,<br />

abnormalities in the production of basement<br />

membrane, degradation of the basement<br />

membrane by certain enzymes such as<br />

metalloproteases (collagenases). As the<br />

responsible proteins are discovered and their<br />

mechanisms illuminated, the metastatic<br />

process will be better understood.<br />

Fakat, kanser hücrelerinde ve stem hücrelerde telomerler<br />

telomeraz enziminin etkisiyle yenilenirler. Bu enzim normal<br />

olarak hücreler diferansiye olurken bir taraftan programlı bir<br />

şekilde gittikçe azalır. Tamamıyla diferansiye olmuş bir hücre<br />

istirahat “senescent” durumuna girer ve sonunda çoğalma<br />

kapasitesini yitirdiğinden ölür. Oysa, birçok kanser tipinde<br />

telomeraz etkinliğini sürdürür veya aktive edilir. Sonuçta,<br />

telomerlerin uzunluğu sabit kalır ve hücre sınırsız sayıda<br />

çoğalır (immortal kalır).<br />

3. Genetik instabilite. Bu durum, DNA tamirindeki ve DNA<br />

“mismatche”lerini tanımadaki defektlerden dolayıdır ve<br />

kanser hücrelerinin heterojen olmasına yol açar. Kanser<br />

hücreleri proliferasyon kontrol mekanizmalarına gittikçe<br />

daha az yanıt veren klonlar oluştururlar. Bu klonların ayrıca<br />

yabancı ortamlarda yaşama yeteneği de gittikçe artar ve<br />

böylece metastaz yaparlar.<br />

4. Kontakt inhibisyonun ve substratuma tutunarak büyüme<br />

özelliklerinin kaybı. Kültür ortamında büyüyen normal<br />

hücreler hücrelerin normalde yapıştığı substratuma<br />

yapışamazlarsa bölünemezler. Normal hücreler çoğalıp<br />

üzerinde büyüdükleri tüm yüzeyi tek tabaka halinde<br />

(“monolayer”) doldurduklarında (konfluent hale geldiklerinde)<br />

da bölünme özelliklerini kaybederler. Hatta besiyerleri<br />

bölünmeleri için gerekli tüm büyüme faktörleri ve diğer<br />

besin elemanlarını (nütrientleri) ihtiva etse bile bölünmezler.<br />

Kanser hücreleri ise, yarıkatı bir besiyerinde substratuma<br />

yapışmaya gereksinim duymadan bağımsız olarak bölünmeye<br />

(büyümeye) devam edebilirler. Hatta, hücre kültürlerinde<br />

birden fazla tabaka oluşsa bile büyümeye devam edebilirler.<br />

5. Proliferasyonun büyüme faktörlerinden ve nütrientlerden<br />

bağımsız olarak devamlı artışı. Bu durum kültür ortamındaki<br />

kanser hücrelerinin bir özelliğidir. Kanser hücreleri<br />

beslenmeleri için gerekli besin faktörlerini tüketmelerine<br />

rağmen büyümeye devam ettiklerinden aslında kendi<br />

kendilerini öldürmektedirler. Birçok hayvan türünün de bu<br />

şekilde davranması ilginçtir.<br />

6. Metastaz. Benign tümörlerde veya normal hücrelerde<br />

bulunmayan bir özelliktir. Metastaz, ekstrasellüler<br />

matrikse yapışmaktan sorumlu hücresel proteinlerin kaybı<br />

ya da anormalliklerinden, hücreler arası interaksiyonun<br />

bozukluğundan, hücrelerin bazal membrana tutunmalarındaki<br />

anormalliklerden, bazal membranın üretimindeki<br />

anormalliklerden, metaloproteaz gibi bazı enzimlerle<br />

(kolejenazlar) bazal membranın yıkılmasından dolayı<br />

gerçekleşir. Sorumlu proteinler keşfedildikçe ve onların<br />

mekanizmaları aydınlatıldıkça metastatik süreç daha iyi<br />

anlaşılacaktır.<br />

Dr. Sinan Akkurt<br />

111 <strong>Pharma</strong>


AstraZeneca <strong>Turkey</strong> will take<br />

“Stevie Award” in London<br />

Stevie International Business Awards, “Communication and Public<br />

Relations Campaign of the Year - Internal Communication” category,<br />

the award winner AstraZeneca <strong>Turkey</strong> will take its award at a ceremony<br />

held in London on 20 October.<br />

AstraZeneca Türkiye,<br />

Stevie Ödülü’nü Londra’da alacak<br />

Stevie Uluslararası İş Ödülleri’nde “Yılın İletişim ve<br />

Halkla İlişkiler Kampanyası - İç İletişim” kategorisinde<br />

ödüle layık görülen AstraZeneca Türkiye, ödülünü 20<br />

<strong>Ekim</strong>’de Londra’da düzenlenen bir törenle alacak.<br />

AstraZeneca <strong>Turkey</strong>, the evaluation of the 3 thousand<br />

900 projects from 74 countries and is considered one<br />

of the world’s most prestigious awards organization<br />

“Stevie International Business Awards” has achieved<br />

a major and important success in the event. The<br />

AstraZeneca Volunteering Team, founded in 2016 with<br />

the motto of “We’re Volunteering for a Better Life” based<br />

on the desire and the need to produce added value for<br />

human beings and society, has been deemed worthy<br />

of an award according to the results of the evaluations<br />

made by a jury of very well-known professionals all<br />

around the world. AstraZeneca <strong>Turkey</strong> has received a<br />

Bronze Award in the Communications or PR Campaign/<br />

Internal Communications category.<br />

“We will continue to add value to all geographies we<br />

operate”<br />

Celebrating the success of the Volunteer Team,<br />

AstraZeneca <strong>Turkey</strong> Country Head <strong>Pharma</strong>cist Serkan<br />

Baris said “We set out with the pride and confidence we<br />

felt from our positive social impact we have formed. As<br />

a result of the projects we have realized for the benefit<br />

of humanity and society, we are pleased to receive this<br />

prestigious award. To discover medicines that add value<br />

to life as AstraZeneca, as in all geographies in which<br />

we operate while challenging the frontiers of science in<br />

<strong>Turkey</strong>, we continue to work to add value to society. “We<br />

are Volunteers for a Better Life” I would like to thank<br />

to our Volunteer Team and our employees for their<br />

precious support with all my heart” he said.<br />

AstraZeneca Türkiye, 74 ülkeden 3 bin 900 projenin<br />

değerlendirildiği ve dünyanın en itibarlı ödül<br />

organizasyonlarından biri olarak kabul edilen “Stevie<br />

International Business Awards”ta (Stevie Uluslararası<br />

İş Ödülleri) önemli bir başarıya imza attı. İnsan ve<br />

toplum için artı değer üretme isteği ve ihtiyacından yola<br />

çıkarak 2016’da “Daha İyi Bir Yaşam İçin Gönüllüyüz!”<br />

mottosuyla kurulan AstraZeneca Gönüllülük Takımı,<br />

dünya çapında tanınan profesyonellerden oluşan<br />

jüri tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda<br />

“Communications or PR Campaign/Program of the<br />

Year - Internal Communications” (Yılın İletişim ve Halkla<br />

İlişkiler Kampanyası - İç İletişim) kategorisinde Bronz<br />

Ödül’ün sahibi oldu.<br />

“Faaliyette bulunduğumuz tüm coğrafyalara değer<br />

katmaya devam edeceğiz”<br />

Gönüllülük Takımı’nın başarısını kutlayan<br />

AstraZeneca Türkiye Ülke Başkanı Ecz. Serkan Barış<br />

“Oluşturduğumuz pozitif sosyal etkiden duyduğumuz<br />

gurur ve güvenle çıktığımız yolda, insan ve toplum<br />

yararına gerçekleştirdiğimiz projelerden aldığımız<br />

sonuçlar ile bu prestijli ödüle layık görülmüş olmaktan<br />

mutluluk duyuyoruz. AstraZeneca olarak yaşama değer<br />

katan ilaçları keşfetmek için bilimin sınırlarını zorlarken<br />

faaliyette olduğumuz tüm coğrafyalarda olduğu gibi<br />

Türkiye’de de topluma değer katmak için çalışmaya<br />

devam ediyoruz. “Daha İyi Bir Yaşam İçin Gönüllüyüz!”<br />

Gönüllülük Takımı’mıza ve desteklerini esirgemeyen<br />

çalışanlarımıza tüm kalbimle teşekkür ediyorum” dedi.<br />

<strong>Pharma</strong> 33


Strategic Incentive Certificate has given a hope<br />

Biotechnology is a key significance to the advancement of<br />

the pharmaceutical industry in the service of human health.<br />

Biotechnological methods are increasingly more effective than chemical<br />

and herbal formulations in the development of new medicines against<br />

diseases. Bio similar drugs increase the access of the patients to<br />

biotechnological drugs and reduce the costs by creating competition and<br />

thus benefit the country’s economy…<br />

Stratejik Teşvik Belgesi<br />

umutlandırdı<br />

Biyoteknoloji, ilaç endüstrisinin insan<br />

sağlığının hizmetinde ilerlemesi için kilit<br />

öneme sahiptir. Hastalıklara karşı yeni<br />

ilaçların geliştirilmesinde biyoteknolojik<br />

yöntemler giderek kimyasal ve<br />

bitkisel formülasyonlardan daha etkili<br />

olmaktadır. Biyobenzer ilaçlar, hem<br />

hastaların biyoteknolojik ilaçlara<br />

erişimini artırmakta hem de rekabet<br />

oluşturarak maliyetleri azaltmakta<br />

ve dolayısıyla ülke ekonomisine fayda<br />

sağlamaktadır.<br />

It is possible for the state to save 300 million Turkish<br />

Liras from the cancer medicines<br />

The government’s Strategic Incentive Certificate for<br />

biotechnological drugs has mobilized firms. The bio<br />

similars of some drugs, which are used extensively in<br />

cancer treatments, has entered to the lists of “Medicines<br />

to be Paid” and “Chemotherapy Medicines to be Provided<br />

Mandatory by the Hospitals”. It is stated that SGK, which<br />

directly undertakes the treatment of cancer patients,<br />

will contribute to its budget around 200 million lira. It is<br />

being stated that taking the bio similar drugs in question<br />

into the system will reduce the prices in the medicine<br />

tenders and it is stated that the total public savings is<br />

expected to reach 300 million liras with the discounts<br />

that will occur in the tenders as well.<br />

Devletin kanser ilaçlarından 300 milyon Türk Lirası<br />

tasarruf etmesi mümkün<br />

Hükümetin biyoteknolojik ilaçlarla ilgili Stratejik Teşvik<br />

Belgesi firmaları harekete geçirdi. Kanser tedavilerinde<br />

yoğun kullanılan bazı ilaçların biyobenzerleri “Bedeli<br />

ödenecek ilaçlar listesine” ve “Hastanelerce Temini<br />

Zorunlu Kemoterapi İlaçları Listesi”ne alınmasıyla<br />

kanser hastalarının tedavisini doğrudan üstlenen<br />

SGK’nın bütçesine doğrudan 200 milyon lira civarında<br />

katkısı olacağı belirtiliyor. Söz konusu biyobenzer<br />

ilaçların sisteme alınmasıyla ilaç ihalelerindeki fiyatların<br />

düşürülmesini de sağlayacağına dikkat çekilerek,<br />

ihalelerde oluşacak iskontolarla birlikte toplam kamu<br />

tasarrufunun yaklaşık 300 milyon lirayı bulmasının<br />

beklendiği belirtiliyor.<br />

34 <strong>Pharma</strong>


September 27th is a critical day for savings…<br />

The Ministry of Health will hold a tender on<br />

27 September for medicine purchases in 2019<br />

and 2020. In this context, the public costs<br />

for the original medicines will be up to 622.2<br />

million liras. In the case of the completion<br />

of the bio similars reimbursement list of<br />

these drugs until the next 27 September, this<br />

amount will decrease to 445.4 million liras at<br />

all.<br />

The medicine has received licence 7 months<br />

ago and is being waited for reimbursement<br />

authorization...<br />

The first “bio similar” product has licensed<br />

in the field of haematological oncology,<br />

which was developed for use in some types<br />

of lymphoma and leukaemia diseases, was<br />

made available to patients. The drug is<br />

expected to be covered by the reimbursement<br />

as soon as possible.<br />

As the government takes the Biotechnological<br />

Medicines within the scope of the Strategic<br />

Incentive Certificate, the construction of<br />

TRPharm <strong>Pharma</strong>ceuticals’ New Factory,<br />

which will be established within the scope of<br />

nationalisation, is continuing.<br />

TRPharm Chairman of the Board of Directors<br />

Mehmet Göker, “with biological methods<br />

instead of chemical compositions, the bio<br />

similar product produced from living systems<br />

which is the equivalent of biotechnological<br />

products is being offered for the usage of<br />

patients in <strong>Turkey</strong>” he said... ”Bio similar<br />

products will not only allow more patients to<br />

access these important treatments, but will<br />

also reduce healthcare costs in the treatment<br />

areas where they are used, and will pave the<br />

way for new and innovative treatments in<br />

other areas” he also pointed.<br />

Bio similar products benefit the economy of<br />

the country<br />

Göker, “Bio similar drugs, have the same<br />

effect compared to existing products, but<br />

more economical, this is an important<br />

advantage. In addition, technology transfer<br />

will be provided by the introduction of bio<br />

similars into the country. And with the start<br />

of production to be performed in <strong>Turkey</strong>,<br />

export potential will increase. Thus, <strong>Turkey</strong>’s<br />

pharmaceutical market which consists of<br />

imported products will begin to export. “He<br />

said.<br />

Tasarruf için 27 Eylül kritik gün<br />

Sağlık Bakanlığı’nın 2019 ve 2020 yıllarındaki ilaç alımlarına yönelik<br />

olarak önümüzdeki 27 Eylül tarihinde yapacağı ilaç alım ihalesi<br />

kapsamında, var olan orijinal ilaçlar için oluşacak kamu maliyeti<br />

622.2 milyon liraya kadar çıkacak. Bu ilaçların biyobenzerleri geri<br />

ödeme listesine alınma sürecinin önümüzdeki 27 Eylül tarihine<br />

kadar tamamlanmış olması durumunda ise bu tutar 445.4 milyon<br />

liraya gerileyecek.<br />

İlaç 7 ay önce ruhsat aldı, geri ödeme izni için bekleniyor<br />

Lenfoma ve lösemi hastalıklarının bazı türlerinde kullanılmak<br />

üzere geliştirilen, hematolojik onkoloji alanındaki ilk “biyobenzer”<br />

ürün ruhsat alarak hastaların kullanımına sunuldu. İlacın bir an<br />

önce geri ödeme kapsamına alınması bekleniyor.<br />

Hükümetin Biyoteknolojik İlaçları Stratejik Teşvik Belgesi<br />

kapsamına alması üzerine, TRPharm İlaç’ın yerlileştirme amaçlı<br />

kuracağı fabrikanın yapımı da sürüyor.<br />

TRPharm Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Göker, kimyasal<br />

bileşimler yerine biyolojik yöntemlerle, organizmalardan ve canlı<br />

sistemlerden üretilen biyoteknolojik ürünlerin eşdeğeri olan<br />

biyobenzer ürünün Türkiye’de hastaların istifadesine sunulduğunu<br />

belirterek, “Biyobenzer ürünler yalnızca daha fazla hastanın bu<br />

önemli tedavilere erişmesini sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda<br />

kullanıldıkları tedavi alanlarındaki sağlık maliyetlerini düşürerek,<br />

diğer alanlarda yeni ve yenilikçi tedavilerin yolunu açacaktır.” dedi.<br />

“Biyobenzer ürünler ülke ekonomine fayda sağlar”<br />

Göker, “Biyobenzer ilaçlar, mevcut ürünlere kıyasla aynı etkiye<br />

sahip olmakla birlikte daha ekonomik, bu önemli bir avantaj.<br />

Bunun yanı sıra biyobenzerlerin ülkeye girmesiyle teknoloji<br />

transferi de sağlanacak ve üretimin Türkiye’de yapılmasıyla birlikte<br />

ihracat potansiyeli de artacak. Böylece ithal ürünlerden oluşan<br />

Türkiye ilaç pazarı, ihracat yapan noktaya gelecek.” dedi.<br />

<strong>Pharma</strong> 35


Hair fall is among the most common complaints!<br />

Okan University Hospital Dermatology Specialist Lecturer Dr Belçin<br />

İzol who said “Hair fall is one of the most common causes of admission<br />

to the dermatology outpatient clinic. After a detailed examination, the<br />

type and cause of the falling is determined by using the necessary<br />

examination and diagnostic methods and treatment is planned for hair<br />

fall.” continued her words…<br />

Saç dökülmesi en sık<br />

şikâyetler arasında!<br />

“Saç dökülmesi, dermatoloji<br />

polikliniğine en sık başvuru<br />

nedenleri arasında yer almaktadır.<br />

Detaylı bir muayene sonrasında<br />

gerekli tetkik ve tanı yöntemleri<br />

kullanılarak dökülmenin tipi<br />

ve nedeni belirlenerek saç<br />

dökülmesinde tedavi planlanır”<br />

diyen Okan Üniversitesi Hastanesi<br />

Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi<br />

Belçin İzol, anlattı.<br />

Hair has 3 life stages. Anagen phase, which is the active<br />

extension phase, lasts for 2-6 years on average. After<br />

the catagen phase with a transition period of 1-2 weeks,<br />

the hair enters the telogen phase. After the telogen<br />

phase, which lasts for 2-4 months, the dermal papilla<br />

cell approaches the surface of the scalp, the old string<br />

is falled and a new hair continues to grow in the anagen<br />

phase and the hair continues its life cycle accordingly.<br />

Detailed family history of the patient should be listened<br />

The telogen effluvium, which is one of the important<br />

reasons of “diffuse hair loss that covers the whole skin”<br />

is characterized by fall of hair in the resting phase.<br />

More than 100 strings per day hair loss is seen. It is<br />

more common in women than men. It may depend on<br />

many reasons, but in some cases patients do not have a<br />

specific causes.<br />

Saçın 3 yaşam evresi bulunmaktadır. Aktif uzama evresi<br />

olan anagen faz, ortalama 2-6 yıl sürer. 1-2 haftalık bir<br />

geçiş evresi olan katagen fazdan sonra, saç telogen faza<br />

girer. 2-4 ay süren saçın dinlenme evresi olan telogen<br />

fazdan sonra dermal papilla hücresi saçlı deri yüzeyine<br />

yaklaşır, eski tel dökülür ve yeni bir saç teli anagen fazda<br />

uzamaya başlayarak saç yaşam döngüsüne devam eder.<br />

Hastanın detaylı öyküsü dinlenmelidir<br />

Diffüz yani tüm deriyi kapsayan saç kaybının, önemli<br />

nedenlerinden biri olan telogen effluvium, dinlenme<br />

evresindeki saçların kaybı ile karakterizedir. Günde<br />

100 telden fazla saç kaybı görülür. Kadınlarda,<br />

erkeklere göre daha sık görülür. Birçok nedene bağlı<br />

olabileceği gibi bazı hastalarda spesifik bir neden de<br />

bulunmamaktadır. Hormonal ve besinsel faktörler,<br />

ilaçlar, bazı kimyasal maddelere maruziyet, sistemik<br />

hastalıklar, psikolojik stres ve mevsim değişiklikleri saç<br />

dökülmesine neden olabilir.<br />

36 <strong>Pharma</strong>


Hormonal and nutritional factors, medicines, exposure<br />

to certain chemicals, systemic diseases, psychological<br />

stress and seasonal changes can cause hair loss. With<br />

a detailed family history, current systemic diseases,<br />

medicines used, recent diseases, weight loss, hair care,<br />

breastfeeding, stress, surgical operation should be<br />

examined.<br />

Vitamin deficiencies should be well investigated<br />

Hormonal factors, including thyroid gland diseases,<br />

hair fall which is especially seen in the 6 months after<br />

the birth and before and after menopause period may<br />

be considered. Hair fall may occur within 6 months of<br />

starting a strict diet. Iron, B12, zinc and biotin deficiency<br />

should be examined by the investigations. There are also<br />

studies that vitamin D deficiency causes hair loss.<br />

Some medications can cause hair loss!<br />

It is important to question the medicines that have been<br />

started in the last 6 months, since some hair fall may be<br />

caused due to medication. In the treatment of telogen<br />

effluvium, the cause should be treated accordingly if<br />

the cause can be detected. In cases where the cause<br />

cannot be determined, tablets containing vitamins and<br />

amino acids that are necessary for hair can be used as a<br />

support. Hair mesotherapy and PRP treatment are also<br />

useful.<br />

Do not forget to take your hormone tests for male<br />

pattern hair fall!<br />

Male pattern hair fall, called androgenetic alopecia, is<br />

characterized by shortening of the anagen phase and<br />

increased hair in the telogen phase. It can be seen in<br />

men and women. Since genetic factors are important<br />

in patients, family history should be questioned. When<br />

male pattern fall is detected in women, evaluation<br />

should be made in terms of the excess of androgen<br />

hormones. If hair fall is accompanied by virilisation,<br />

acne and menstrual irregularities, then a gynaecologist<br />

and an endocrinology doctor should be considered if<br />

necessary. Hair fall, especially in the postmenopausal<br />

period, is due to the decrease in oestrogen levels and<br />

increased free testosterone.<br />

What is mail pattern hair fall treatment?<br />

Treatment, in patients with hormonal disorder should<br />

be directed to the cause. Various oral and topical<br />

treatments, mesotherapy, PRP and hair transplantation<br />

can be used in the treatment of hair fall. It is important<br />

to start treatment in the early period due to the<br />

progressive course of male pattern hair loss.<br />

What is alopecia?<br />

Alopecia areata known as “barber’s itch” among the<br />

society is in the group of autoimmune diseases.<br />

Detaylı bir öykü ile mevcut sistemik hastalıklar, kullanılan<br />

ilaçlar, yakın zamanda geçirilen hastalıklar, kilo kaybı,<br />

saça uygulanan işlemler, emzirme, stres, cerrahi<br />

operasyon gibi faktörler araştırılmalıdır.<br />

Vitamin eksiklikleri iyi araştırılmalıdır<br />

Hormonal faktörler içerisinde tiroid bezi hastalıkları,<br />

doğum sonrasında özellikle ilk 6 ayda yoğun görülen<br />

saç dökülmesi, menapoz öncesi ve sonrasındaki dönem<br />

sayılabilir. Sıkı bir diyete başladıktan sonra 6 ay içerisinde<br />

saç dökülmesi ortaya çıkabilir. Yapılan tetkiklerle demir,<br />

B12, çinko, biyotin eksikliği araştırılmalıdır. D vitamini<br />

eksikliğinin de saç dökülmesine neden olduğuyla ilgili<br />

çalışmalar bulunmaktadır.<br />

Bazı ilaçlar saç dökülmesine neden olabilir!<br />

Bazı ilaçlara bağlı saç dökülmesi ortaya çıkabileceği için,<br />

son 6 ay içerisinde başlanmış ilaçların da sorgulanması<br />

önemlidir. Telogen effluviumun tedavisinde, eğer neden<br />

tespit edilebiliyorsa, nedene yönelik tedavi yapılmalıdır.<br />

Nedenin tespit edilemediği durumlarda saç için gerekli<br />

olan vitamin ve aminoasitleri içeren tabletler destek<br />

olarak kullanılabilir. Saç mezoterapisi ve PRP tedavisi de<br />

faydalı olmaktadır.<br />

Erkek tipi saç dökülmesinde hormon testlerinizi<br />

yaptırmayı ihmal etmeyin!<br />

Androgenetik alopesi olarak adlandırılan erkek tipi saç<br />

dökülmesi, anagen fazda kısalma ve telogen fazdaki<br />

saçların artışı ile karakterizedir. Erkek ve kadınlarda<br />

görülebilir. Hastalarda genetik faktörler önemli olduğu<br />

için aile öyküsü sorgulanmalıdır. Kadınlarda erkek tipi<br />

dökülme tespit edildiğinde androjen hormonlarının<br />

fazlalığı açısından değerlendirme yapılmalıdır. Kıllanma<br />

artışı, sivilce ve adet düzensizliği eşlik ediyorsa mutlaka<br />

hormon testlerinin yapılması ve bir jinekolog ve gerekli<br />

görüldüğü durumlarda bir endokrinoloji doktorunun<br />

değerlendirmesi gereklidir. Özellikle menopoz sonrası<br />

dönemde görülen saç kaybının nedeni östrojen<br />

düzeylerinin azalıp serbest testosteronun artmasıdır.<br />

Erkek tipi saç dökülmesinin tedavisi nedir?<br />

Hormonal bozukluk tespit edilen hastalarda tedavi nedene<br />

yönelik olmalıdır. Saç dökülmesinin tedavisinde çeşitli<br />

oral ve topikal tedaviler, mezoterapi, PRP ve saç ekimi<br />

yapılabilir. Erkek tipi saç dökülmesinin ilerleyici seyri<br />

nedeniyle erken dönemde tedaviye başlanması önemlidir.<br />

Saç Kıran Nedir?<br />

Halk arasında ‘saç kıran’ olarak bilinen alopesi areata<br />

otoimmün hastalıklar grubundadır. Bağışıklık sistemi<br />

hücrelerinin kıl köklerine karşı reaksiyon vermesi<br />

sonucunda oluşan para şeklinde dökülmelerle<br />

karakterizedir.<br />

<strong>Pharma</strong> 37


It is characterized by fallings in the form of coin<br />

resulting from the reaction of the immune system<br />

cells to the hair roots. Generally, this disease with<br />

good prognosis can rarely progress and may cause<br />

loss of hair, eyelashes, eyebrows and whole body<br />

hairs. There are different treatment options depending<br />

on the clinical severity of the disease. Hair fall can<br />

sometimes occur in some other dermatological<br />

diseases that cause permanent hair damage. This<br />

condition, called cicatricial alopecia, can be caused<br />

by some connective tissue and skin diseases as well.<br />

Early treatment without permanent hair damage<br />

should be initiated. It is recommended that patients<br />

with complaints of hair fall should consult with a<br />

dermatologist and plan the appropriate treatment<br />

after determining the type of falling.<br />

Genellikle iyi seyirli olan bu hastalık nadiren<br />

ilerleyerek yaygın saç, kirpik, kaş ve tüm vücut<br />

kıllarında kayba neden olabilir. Hastalığın klinik<br />

şiddetine göre uygulanan farklı tedavi seçenekleri<br />

mevcuttur. Saç dökülmesi bazen, kalıcı saç hasarına<br />

neden olan bazı diğer dermatolojik hastalıklarda da<br />

ortaya çıkabilir. Sikatrisyel alopesi olarak adlandırılan<br />

bu duruma, bazı bağ dokusu ve deri hastalıkları neden<br />

olabilir. Kalıcı saç hasarı olmadan erken dönemde<br />

tedavi başlanmalıdır.<br />

Saç dökülmesi şikâyeti olan hastaların mutlaka bir<br />

dermatoloji uzmanına başvurması, dökülmenin tipi<br />

belirlendikten sonra uygun tedavinin planlanması<br />

önerilir.<br />

38 <strong>Pharma</strong>


Beauty where<br />

the continents meet!<br />

Kıtaların buluştuğu yerde<br />

güzellik ile buluşalım!<br />

20-22 June / Haziran 2019<br />

Follow us / Bizi takip edin<br />

/beautyeurasia<br />

/beauty_eurasia<br />

/beautyeurasia<br />

/beautyeurasia.com/Linkedin<br />

Organiser / Organizatör


The leader of boutique hospitals;<br />

İstanbul Surgery Hospital<br />

The Istanbul Surgery Hospital, which sets out with the principle of “value<br />

for human health”, provides superior patient satisfaction by offering VIP<br />

services to all patients especially with its personalized medical service.<br />

At the same time, Istanbul Surgical Hospital, which is an exemplary<br />

organization with the support it gives to social responsibility projects,<br />

has a mission to raise awareness of society…<br />

40 <strong>Pharma</strong><br />

Banu Basaran, the Operation<br />

Management Director of Istanbul<br />

Surgical Hospital (ICH), is a<br />

successful business person who<br />

has completed her 26th year in the<br />

field of healthcare management.<br />

We talked with Banu Basaran, who<br />

we came together with in ICH, 26<br />

years in the field of health, her role<br />

in Istanbul Surgery Hospital and<br />

her selection to ISTUSAD Executive<br />

Board. Başaran, who says “first<br />

human health”, told all about<br />

projects she has done for humanity<br />

to <strong>Pharma</strong> <strong>Turkey</strong> Magazine.<br />

What is your difference from other<br />

hospitals in İstanbul Surgery<br />

Hospital (İCH)?<br />

<strong>Turkey</strong>’s our difference from other<br />

major hospitals, being only slightly<br />

smaller than the others as square<br />

meters. But we are a big institution<br />

in terms of service. Our staff starts<br />

their duties after a serious interview<br />

process and after completing the<br />

orientation process that we provide<br />

with professional training from inside<br />

and outside as well.<br />

Why do they prefer ICH?<br />

First of all, I can tell you that our<br />

doctors are able to take our patients<br />

for examination in a shorter time<br />

than usual. The patient can have the<br />

examination without waiting in line.<br />

Apart from that, it is important for us<br />

that our patients feel at home. The<br />

smiling face they see in our hospital,<br />

the warm environment we create and<br />

the fact that we provide a constant<br />

person next to the patient are among<br />

our positive sides. One-to-one and<br />

warm contact is very important<br />

for us. I think we have achieved<br />

this by providing VIP services to all<br />

our patients. Because our patients<br />

recommend us to their relatives and<br />

direct them.<br />

Let’s imagine the patient has started<br />

his / her treatment somewhere<br />

else before. But then he has learnt<br />

somehow the doctor here is better.<br />

He / she directly came to your<br />

hospital afterwards. At this point,<br />

do you prepare a treatment method<br />

with new tests from the beginning?<br />

Our doctors are examining the<br />

data as a first. Is it based on the<br />

patient’s complaints? Have the<br />

correct requests been made? In<br />

this direction, are additional things<br />

required to be done? If the patient<br />

does not need to be asked for<br />

additional tests, the patient is given<br />

a direct result without any more<br />

fatigue.<br />

Do you have any services outside the<br />

hospital environment?<br />

Of course we do. We have high<br />

corporate agreements. We are a<br />

health solution partner for large<br />

companies in the surrounding area<br />

or Istanbul. We have all insurance<br />

companies’ agreements. We<br />

offer on-site service to those big<br />

companies. We provide services<br />

such as health scans, eye scans,<br />

hearing scans, recruitment scans.<br />

Companies feel more confident in<br />

this way.<br />

What kind of trust is this?<br />

Because of the health problems of<br />

the employees of the company, they<br />

stay away from the workplace during<br />

that processes. This causes a loss<br />

of work and time for the company.<br />

Actually this period of time is also a<br />

tiring process for the employee as<br />

well. This is what we have provided<br />

with the on-site service. We offer<br />

laboratory tests to companies. We<br />

provide information for feeding on<br />

time. This solution partnership we<br />

offer increases the work efficiency<br />

and creates a service quality and<br />

trust that it offers to its staff.<br />

How are your approaches to<br />

social responsibility or awareness<br />

projects?<br />

We attach great importance to<br />

social responsibility and awareness<br />

projects. One of them is Breast<br />

Cancer Awareness Month. We are<br />

raising awareness about the HIV<br />

virus. So we have a mission to raise<br />

public awareness. We competed<br />

at the Turkcell Bosphorus Cup<br />

last year. And we dedicate all of<br />

our awards and earnings to health<br />

institutions, foundations and<br />

associations in need. We have a<br />

study with TÜRÇEV, our children’s


education expenses and health<br />

screening. Our mission is to deliver<br />

the revenues from our activities<br />

to those who need them. We’re<br />

also environmentally friendly. We<br />

transfer our food and food waste to<br />

animals with our cooperation with<br />

the municipality. Our staff is also<br />

conscious about this. For example;<br />

our staff who finish their meals<br />

certainly control their remaining<br />

meals in order not to contain any<br />

plastics and toothpicks in. “Share /<br />

Get rid of it” project, we look after<br />

the children in need. The materials<br />

which we do not use in the hospital<br />

such as quilts, pillows, blankets, our<br />

materials are being sent to them.<br />

Or the electronic devices such as<br />

computers and printers that we<br />

do not use are also being sent to<br />

the children in need for sure. The<br />

last time we did send help to Afrin.<br />

Last year we made a project and<br />

called it as “Art İn Hospital” project.<br />

We’ve combined hospital and art.<br />

We opened 4 exhibitions with great<br />

painters. We donated the revenue<br />

from the exhibition to the Breast<br />

Science Foundation. We aimed to<br />

raise awareness in breast cancer by<br />

screening breast cancer patients. At<br />

the same time, in order to improve<br />

the sense of belonging in our staff,<br />

we have prepared art workshops in<br />

which they are involved. Our main<br />

goal here is to show that there is<br />

no difference between the CEO,<br />

Managing Director and any employee<br />

by eliminating the hierarchy. We are<br />

always celebrating our employees’<br />

special days. We are trying to give<br />

more thematic messages on days<br />

like communication week, such as<br />

nurse week. We are doing special<br />

works that will make them feel<br />

special to any department that<br />

touches the operation of a hospital.<br />

This is done by an awareness<br />

project, in a chocolate factory made<br />

of gluten-free and unleaded, where<br />

a staff member is working and a<br />

part of his income is donated to<br />

TUÇEV. With this project, we aim<br />

to ensure that every individual<br />

benefits the community. As an<br />

institution, we touch each other on<br />

our projects. These are the features<br />

that distinguish us from other<br />

institutions.<br />

As Istanbul Surgery Hospital, What<br />

is your domestic and international<br />

investments’ level at the moment?<br />

Do you have any new projects?<br />

Our investor is already connected<br />

overseas. We have new investments<br />

in the future. Recently, we are<br />

building the infrastructure of a<br />

project outside Istanbul. We are<br />

always open to new investments,<br />

new horizons.<br />

As you know, recently economic<br />

sanctions are being applied to<br />

our country. What impact did the<br />

affected exchange rates have on<br />

health tourism?<br />

The patient was paying 4500 liras for<br />

a $ 1000 service and is now paying<br />

7000 liras. There is no change in<br />

our mission for our foreign patients.<br />

We use the current exchange rate<br />

of the day of tourist’s arriving date.<br />

There’s no such thing as fooling<br />

people. The price of the given service<br />

continues in the same way. As the<br />

number of patients we have not yet<br />

had a problem, the same potential<br />

continues. But there are little<br />

problems about the sector. We have<br />

many products that we buy through<br />

the dollar. You cannot find the<br />

materials used in the operations of<br />

the patients at any time you look for.<br />

There may not be stock availability.<br />

We are also influenced by the crises<br />

as sector.<br />

Do you think <strong>Turkey</strong> is in the<br />

position it deserves in the health<br />

sector?<br />

Not... because <strong>Turkey</strong> is in a very<br />

advanced state in health. I’ve been<br />

in the industry for 26 years. During<br />

this time, since 2004 the ministry of<br />

health and the health sector in the<br />

various committees of the people<br />

who work for the development<br />

of health tourism <strong>Turkey</strong>. When<br />

compared with other countries<br />

engaged in health tourism, <strong>Turkey</strong> is<br />

ahead of many European countries.<br />

Due to the elderly population in<br />

Europe, health insurance companies<br />

are raising base prices. This situation<br />

pushes the patients to use the<br />

opportunities of the state. When<br />

compared with other countries<br />

engaged in health tourism, <strong>Turkey</strong> is<br />

ahead of many European countries.<br />

Due to the elderly population in<br />

Europe, health insurance companies<br />

are raising base prices. This<br />

situation pushes the patients to use<br />

the opportunities of the state. This<br />

time there are very serious waiting<br />

areas and times. For example; In<br />

the UK, a patient can go through a<br />

<strong>Pharma</strong> 41


42 <strong>Pharma</strong><br />

family physician first, then it takes<br />

minimum 6 months for him / her<br />

to have an operation or to have an<br />

Ultrasonography. In <strong>Turkey</strong>, anybody<br />

who wants to have MR, X-Ray or<br />

Ultrasonography can manage it in<br />

a half an hour time. In fact, this is<br />

a big difference. Our technological<br />

infrastructure is at the same level.<br />

Many of our hospitals are fully<br />

equipped. We serve people without<br />

language, religion, and race.<br />

In addition, the number of accredited<br />

hospitals is increasing day by day.<br />

The number of our accredited<br />

hospitals is now 59. When we think<br />

of it as chain hospitals, it reaches a<br />

number that folds each other. In the<br />

80s and 90s people were trying to go<br />

abroad for bypass, nowadays people<br />

are coming to our country. Because<br />

waiting times are very few, the<br />

technological infrastructures can be<br />

closely monitored, we have a robotic<br />

surgeon. With these developments,<br />

I can easily say that our country is<br />

really advanced in the field of health.<br />

Let’s talk about Banu Basaran,<br />

Apart from the administration of the<br />

Istanbul Surgery Hospital - What<br />

else does she do?<br />

I have been working in the health<br />

sector for 26 years. I worked as a<br />

professional in large hospitals. In<br />

2011, I have made lobbying activities<br />

especially for the Iraqi and Middle<br />

Eastern markets in order to get<br />

patients come to <strong>Turkey</strong>. I received<br />

an authorization on the organization<br />

of Iraqi Ministry of Health in order<br />

to organize health tourism activities<br />

between two countries. In this<br />

context, I have done 3-4 large<br />

hospital’s work for about 5.5 years.<br />

I have worked in terms of the arrival<br />

of patients, correct treatment and<br />

return on time to their countries.<br />

We’ve brought about 6000 patients to<br />

<strong>Turkey</strong> and managed their recovery<br />

processes. Despite the decrease in<br />

the traffic of these patients due to<br />

the political conjuncture, we are still<br />

having patients. Other than that, I<br />

have made the organization of the<br />

training programs for nurses and<br />

technicians who works for the Libyan<br />

Government in order to provide<br />

business development in <strong>Turkey</strong>. I<br />

have had nearly 3 years of experience<br />

in Africa. I made feasibility studies<br />

on the establishment of a dialysis<br />

centre and eye hospital in Tanzania.<br />

I then carried out R & D activities<br />

for the Kenya health regulation<br />

system. I have worked on the brand<br />

positioning of about 12 hospitals in<br />

Aga Khan Hospitals in Kenya. Then<br />

I was elected to the DEİK delegation<br />

to Senegal in the field of health.<br />

I conducted a feasibility study for<br />

emergency services in Senegal for 10<br />

days. Then I prepared presentations<br />

on how to rehabilitate. In the same<br />

period, I was the project consultant<br />

of the first private hospital of West<br />

Africa on turn-key basis for 2 years.<br />

The owners of this hospital first<br />

came to our country and visited<br />

our hospital and expressed their<br />

admiration. They wanted to work with<br />

us. The entire products used in its<br />

construction were Turkish goods. All<br />

the machinery, equipment, furniture<br />

etc. It was a hospital with 12,000<br />

square meters and 300 beds. This<br />

is a great pride for me and for my<br />

country. We continued to do social<br />

responsibility projects there. I had<br />

projects for the orphan children<br />

of S.O.S. I tried to be with them in<br />

dressing, housing, and education. I’m<br />

trying to be with the kids wherever<br />

I go. I like to touch people and be in<br />

their lives.<br />

Are there any planned changes from<br />

the process after being elected to<br />

the ISTUSAD board of directors?<br />

What are the foreseen activities?<br />

We’re trying to change that<br />

perception there before in <strong>Turkey</strong>.<br />

As in all areas, we have deficiencies<br />

in the field of health as well. We do<br />

not want anyone to make health<br />

tourism, unless to be accredited<br />

after certain stages. We have<br />

completed the infrastructure of our<br />

work on this subject at all. All of us<br />

at ISTUSAD’s board of directors,<br />

have a similar point of views. “We<br />

can be found in every area where<br />

we will benefit.“ Another study of<br />

ISTUSAD will be to train personnel<br />

and leaders by providing training in<br />

the field of health tourism. İSTUSAD<br />

has completed the agreement with<br />

3 universities affiliated with YÖK. We<br />

wanted to open a section in the field<br />

of health tourism academically. If it<br />

is raised to 2019, health tourism will<br />

be an academic field in the 2019-<br />

2020 academic year.<br />

We also have certificate programs.<br />

What is health tourism, financial<br />

dimensions, regulations and<br />

incentives which are related to our<br />

academic certificate program has<br />

started.<br />

Will you take an active part in<br />

the program that opens at the<br />

university?<br />

The role that I undertake is about<br />

accepting the patient, the standards<br />

that should be treated in the<br />

agreements to be made with the<br />

countries, and the billing processes.<br />

I told them I could give one or two<br />

lessons in this field. Because you<br />

can’t change anything unless you<br />

pass on the information. We’ve made<br />

a lot of mistakes, but we’ve gained<br />

experiences at all. There was no<br />

school for this, we learned by trial<br />

and error. My biggest advantage and<br />

chances is that I worked with a lot of<br />

corporate companies. I travelled the<br />

world. I saw how they accepted the<br />

patient sitting on a ground table in<br />

Yemen. In America, I saw how they<br />

met the patient with a luxury car as<br />

well. I saw how you should treat a<br />

foreign patient, especially in cultural<br />

changes. The more you see and<br />

experience, then you will have more<br />

chance to raise the quality levels at<br />

the highest. So I think there’s a lot<br />

to be passed on next generation.<br />

As ISTUSAD, we want to create<br />

behaviour models and working<br />

models according to the countries<br />

in the field of health tourism. I am<br />

personally prepared to do my best on<br />

this academic table.


Meaningful Event from Alcon on the World Sight Day<br />

Dünya Görme Günü’nde Alcon’dan Anlamlı Etkinlik<br />

The fourth information meeting entitled “From Your<br />

Eyes: Astigmatism Management in Cataract Surgery”,<br />

which was held by Alcon, the global leader in eye care<br />

and a Novartis group company, exclusively for the<br />

World Sight Day this year, occurred in Istanbul. The<br />

participants were also informed about the treatment<br />

of other visual impairments in cataract surgery in the<br />

meeting.<br />

Providing information about cataracts and astigmatism,<br />

the most common types of diseases associated with<br />

the natural lens located behind the pupil and allowing<br />

vision, in the information meeting, which was held by<br />

Alcon, Prof. Dr. Osman Şevki Arslan has stated that<br />

cataracts rank first among the causes of blindness in<br />

the world and astigmatism develop due to ocular surface<br />

irregularity. Approximately 38 percent of the patients,<br />

who have undergone cataract surgery, have to wear<br />

glasses because of the astigmatism remaining after the<br />

surgery. This creates a great loss both in terms of health<br />

and in terms of economy.<br />

Cataracts, which rank first among the causes of<br />

blindness in the world and occur in 25 million people<br />

every year, are considered the cause of nearly 50<br />

percent of blindness cases in the world.<br />

Göz sağlığı alanında dünya lideri ve Novartis grup<br />

şirketlerinden olan Alcon’un Dünya Görme Günü’ne<br />

özel bu yıl dördüncü kez düzenlediği “Sizin Gözünüzden:<br />

Katarakt Cerrahisinde Astigmat Yönetimi” başlıklı<br />

bilgilendirme toplantısı İstanbul’da gerçekleştirildi.<br />

Toplantıda katılımcılara, katarakt cerrahisinde diğer<br />

görme kusurlarının da tedavisi hakkında bilgi paylaşıldı.<br />

Alcon’un gerçekleştirdiği bilgilendirme toplantısında,<br />

göz bebeğinin arkasında bulunan ve görmeyi sağlayan<br />

doğal göz merceğinden kaynaklı hastalıkların en çok<br />

görülenleri olan katarakt ve astigmatizma hakkında bilgi<br />

veren Prof. Dr. Osman Şevki Arslan; kataraktın dünyada<br />

körlük nedenleri arasında birinci sırada olduğunu ve<br />

astigmatizmanın da göz yüzeyinin düzensizleşmesine<br />

bağlı olarak geliştiğini belirtti. Katarakt ameliyatı<br />

olanların yaklaşık yüzde 38’i ameliyat sonrası kalan<br />

astigmat nedeniyle gözlük takmak zorunda kalıyor. Bu<br />

hem sağlık hem de ekonomik açıdan büyük bir kayıp<br />

oluşturuyor.<br />

Dünyada körlük nedenleri arasında birinci sırada<br />

yer alan ve her yıl 25 milyon kişide oluşan katarakt,<br />

dünyadaki körlüklerin yaklaşık yüzde 50’sinin nedeni<br />

olarak kabul ediliyor. Katarakt teşhisi konulan hastaların<br />

yüzde 40’ında astigmatik kırma kusuruna rastlanıyor.<br />

44 <strong>Pharma</strong>


Astigmatic refractive error is detected in 40 percent<br />

of the patients diagnosed with cataracts. During the<br />

treatment of cataracts, other visual defects can be also<br />

treated. Astigmatism is eliminated along with cataracts<br />

through toric intraocular lenses and people become able<br />

to live without glasses.<br />

In 450,000 cataract surgeries performed last year in<br />

our country, only 5,000 toric intraocular lenses were<br />

used and 83,000 people continued wearing glasses<br />

due to astigmatism after the surgery because no toric<br />

intraocular lenses were used though needed.<br />

Advising patients to consult their physician about<br />

astigmatism and treatment options before the cataract<br />

surgery, Prof. Dr. Osman Şevki Arslan has emphasized<br />

that people becoming aware of toric intraocular<br />

lenses that can also correct astigmatism and that this<br />

awareness is of importance to completely get rid of<br />

glasses after the surgery. In his speech, Arslan has<br />

said, “About half of the causes of curable blindness in<br />

the world consist of cataract cases. In our country, the<br />

number of cataract surgeries per year has reached<br />

450,000 with a nearly tenfold increase in the percentage<br />

of cataract patients undergoing a surgery over the last<br />

decade. This is not only an increase in number, but also<br />

an indication that our country has progressed in cataract<br />

surgeries in terms of knowledge and technology at the<br />

same level as the Western countries. In addition, the<br />

treatment of astigmatic defects with toric intraocular<br />

lenses contributes greatly to clear vision after surgery<br />

and substantially eliminates the dependence of our<br />

patients on glasses. It should be emphasized that this<br />

can be solved with a single operation by selection of the<br />

right intraocular lens to be placed during the cataract<br />

surgery.<br />

On the other hand, another point which should be<br />

emphasized is that 19 million children worldwide are<br />

visually impaired. The treatment of childhood visual<br />

defects especially within the first three years of life is<br />

of critical importance because after this age, amblyopia<br />

progresses, and although the eye disease is treated,<br />

amblyopia restricts vision. Therefore, we find it very<br />

important for the Ministry of Health, Ministry of National<br />

Education, Turkish Ophthalmological Association<br />

and other NGOs to conduct vision screenings in great<br />

cooperation.”<br />

What is a cataract?<br />

A cataract is one of the most common eye diseases<br />

associated with aging and is one of the leading causes of<br />

vision loss*1.<br />

The World Health Organization (WHO) estimates that<br />

nearly 19 million people are bilaterally blind from<br />

cataracts in the world. These figures indicate that<br />

almost half of all global cases of blindness are caused<br />

by cataracts* 2.<br />

Kataraktın tedavisi yapılırken diğer görme kusurlarının<br />

da tedavisi gerçekleştirilebiliyor. Torik astigmatlı göz içi<br />

lens ile katarakt ile birlikte astigmat da ortadan kalkıyor<br />

ve kişileri gözlüksüz bir hayat bekliyor.<br />

Ülkemizde geçen yıl gerçekleştirilen 450.000 katarakt<br />

operasyonunda sadece 5.000 torik astigmatlı göz içi lens<br />

kullanılırken, ihtiyaç olduğu halde 83.000 kişi torik göz<br />

içi lens kullanılmadığı için ameliyat sonrası astigmat<br />

sebebiyle gözlük kullanmaya devam etmiştir.<br />

Katarakt operasyonu öncesi hastaları astigmatları ve<br />

tedavi seçenekleri ile ilgili doktorlarına danışmaları<br />

konusunda uyaran Prof. Dr. Osman Şevki Arslan,<br />

astigmatı da düzeltebilen torik göz içi mercek<br />

konusunda hastaların bilinçlenmesinin ameliyattan<br />

sonra gözlükten tamamen kurtulmak için önem arz<br />

ettiğini vurguladı. Arslan konuşmasında “Dünyada<br />

tedavi edilebilir körlük sebeplerinin yaklaşık yarısını<br />

katarakt olguları teşkil ediyor. Yurdumuzda da son on<br />

yılda katarakt hastalarının ameliyat edilme oranlarında<br />

yaklaşık on kat bir artışla yıllık katarakt ameliyatı sayısı<br />

450.000 seviyelerine ulaşmıştır. Bu sadece sayısal<br />

anlamda bir artış olmayıp, bilgi donanımı ve teknolojik<br />

açıdan da ülkemizin katarakt ameliyatları açısından Batı<br />

ile aynı düzeyde ilerlediğini gösteriyor. Aynı zamanda<br />

astigmatik kusurların da torik göz içi mercekleri ile<br />

tedavi edilmesi ameliyat sonrası net görüşe çok büyük<br />

katkı sağlamakta ve hastalarımızın gözlük bağımlılığını<br />

büyük ölçüde ortadan kaldırmaktadır. Bunun da tek bir<br />

operasyon ile katarakt cerrahisi sırasında konulan göz<br />

içi merceğinin buna uygun seçilmesi ile çözülebildiğini<br />

vurgulamak gerekiyor.<br />

<strong>Pharma</strong> 45


Diğer taraftan vurgulanması gereken bir başka nokta<br />

da dünya genelinde 19 milyon çocuğumuzun görme<br />

engelli olduğudur. Özellikle ilk üç yaş içinde çocukluk<br />

çağı görme bozukluklarının tedavi edilmesi çok kritik<br />

bir öneme sahiptir. Zira bu yaştan sonra tembellik<br />

gelişmekte, göz hastalığı tedavi edilse de tembellik<br />

görmeyi kısıtlamaktadır. Bu sebeple Sağlık Bakanlığı<br />

ve Millî Eğitim Bakanlığı, TOD ve diğer STK’ların büyük<br />

bir iş birliği ile göz sağlığı taramaları yapmalarını çok<br />

önemli buluyoruz” dedi.<br />

A cataract is a cloudy area in the normally clear lens of<br />

the eye that affects vision. While most cataracts occur<br />

due to normal aging, other causes such as exposure<br />

to radiation, steroids, diabetes and eye trauma can<br />

accelerate the development of cataracts*3.<br />

As a cataract develops, the lens becomes increasingly<br />

cloudy and allows less light to pass through, which<br />

makes seeing more difficult* 4.<br />

In whom do astigmatism and cataracts occur?<br />

Astigmatism can occur in individuals of any age in the<br />

society. A cataract is a disease that can develop with the<br />

risk factors such as advanced age, diabetes, smoking,<br />

eye trauma and long-term exposure to ultraviolet light.<br />

Is surgery the only solution for cataracts?<br />

The only treatment of cataracts is the surgical removal<br />

of the natural lens that has lost its function and<br />

transparency and replacement of it with an artificial<br />

intraocular lens.<br />

What should be considered after cataract surgery?<br />

The healing process after cataract surgery is short.<br />

There is nothing specific to be done, other than using the<br />

prescribed drops regularly and for the specified time in<br />

order that the surgery for cataracts be successful.<br />

Katarakt nedir?<br />

Katarakt yaşa bağlı görülen en yaygın göz<br />

hastalıklarındandır ve görme kaybının en başta gelen<br />

nedenlerinden biridir*1.<br />

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre dünyada<br />

katarakt nedeniyle yaklaşık 19 milyon insanın iki<br />

taraflı olarak kör olduğu tahmin ediliyor. Bu rakamlar<br />

gösteriyor ki dünyadaki tüm körlük vakalarının<br />

neredeyse yarısı kataraktan kaynaklanıyor*2.<br />

Katarakt, normalde berrak olan gözün lenslerinde<br />

görmeyi etkileyen bulutlu bir alanın oluşmasıdır.<br />

Katarakt’ın büyük çoğunluğu normal yaşlanma nedeniyle<br />

ortaya çıkarken, radyasyona maruz kalma, steroidler,<br />

diyabet ve göz travması gibi sebepler katarakt gelişimini<br />

hızlandırabilir*3.<br />

Bir katarakt geliştikçe, göz merceği giderek bulanıklaşır<br />

ve daha az ışığın geçmesine izin verir, bu da görmeyi<br />

daha zor hale getirir*4.<br />

Astigmatizma ve Katarakt kimlerde görülür?<br />

Astigmatizma toplumda her yaşta bireyde<br />

görülebilmektedir. Katarakt ise ileri yaş, diyabet, sigara<br />

kullanımı, göz travması ve ultraviyole ışığa uzun süreli<br />

maruz kalmak gibi risk faktörleriyle gelişebilen bir<br />

hastalıktır.<br />

Kataraktta tek çözüm ameliyat mı?<br />

Kataraktın tek tedavisi; fonksiyonunu ve şeffaflığını<br />

yitirmiş doğal lensin cerrahi olarak temizlenmesi ve<br />

yerine yapay bir göz içi lens yerleştirilmesidir.<br />

Katarakt cerrahisi sonrasında dikkat edilmesi<br />

gerekenler nelerdir?<br />

Katarakt cerrahisi sonrasında iyileşme süreci kısadır.<br />

Katarakt için yapılan cerrahinin başarılı olabilmesi için<br />

doktorun reçete ettiği damlaları düzenli ve belirtilen<br />

süre boyunca kullanmak dışında yapılması gereken özel<br />

bir şey yoktur.<br />

46 <strong>Pharma</strong><br />

*1 Prevent Blindness. Vision Problems in the U.S. Report. http://www.visionproblemsus.org/cataract.html Accessed April 2017.<br />

*2 The International Agency for the Prevention of Blindness. Cataract. https://www.iapb.org/knowledge/what-is-avoidable-blindness/cataract/Accessed<br />

April <strong>2018</strong>.<br />

*3 American Optometric Association (AOA). Causes of Cataract. http://www.aoa.org/patients-and-public/eye-and-vision-problems/glossary-of-eye-and-vision-conditions/cataract?sso=y<br />

Accessed May 2017.<br />

*4 Cleveland Clinic. Cataracts.http://my.clevelandclinic.org/services/cole-eye/diseases-conditions/hic-cataracts Accessed August 2015.


MESLEKTAŞLARIMIZA<br />

HASTALARIMIZA<br />

TOPLUMA<br />

www.eczacilikkongresi.com<br />

TEBKurumsal<br />

TEBKurumsal


The Senior Assignment to Takeda <strong>Turkey</strong><br />

Takeda Türkiye’de üst düzey atama<br />

Geçtiğimiz senelerde Takeda NEMEA Bölgesine Pazar Erişim ve Ticari<br />

Direktör olarak atanan Ebru Yavuz ve İletişim Direktörü olarak atanan<br />

Senem Birim Alp’ten sonra Takeda Türkiye Genel Müdürü Gamze<br />

Yüceland’ın Takeda Kanada Ülke Başkanı olmasıyla devam eden başarılı<br />

Takeda Kadınları’nın yurt dışı atamalarına bir yenisi daha eklendi.<br />

In the past years, to the NEMEA Region,<br />

after the appointments of Ms Ebru<br />

Yavuz as Director of Market Access<br />

and Commercial and Ms Senem Birim<br />

Alp as Director of Communication,<br />

Takeda has added a new appointment<br />

to its overseas operations with Ms<br />

Gamze Yılmaz recently. Ms Yılmaz<br />

who was the Takeda <strong>Turkey</strong>’s General<br />

Manager has assigned to Canada as<br />

the Country President of Takeda. With<br />

this designation, a new addition to the<br />

overseas assignments of Successful<br />

Takeda Women has been realized.<br />

Since June 2015, Tuba Ertek, who<br />

served as Human Resources and<br />

Administration Director and noted with<br />

her remarkable and successful works<br />

in Takeda <strong>Turkey</strong>, will serve as the<br />

Human Resources Business Director of<br />

NEMEA Region as of September1, <strong>2018</strong>.<br />

Tuba Ertek who is going to maintain her<br />

new duties in Dubai, will be responsible<br />

for the countries such as <strong>Turkey</strong>,<br />

South Africa, Ukraine, Saudi Arabia,<br />

Egypt, Lebanon, Algeria, Moldova,<br />

Iran and Gulf countries… Mentioned<br />

assignments, are also good examples<br />

of the commitment shown to provide<br />

career development opportunities,<br />

for not only the employees working in<br />

<strong>Turkey</strong> but also in other countries as<br />

well.<br />

Haziran 2015 tarihinden beri Takeda<br />

Türkiye İnsan Kaynakları ve İdari<br />

İşler Direktörü olarak görev yapan ve<br />

başarılı çalışmalarıyla dikkat çeken<br />

Tuba Ertek, 1 Eylül <strong>2018</strong> itibarı ile<br />

NEMEA Bölgesi, İnsan Kaynakları İş<br />

Direktörü olarak görev yapacak.<br />

Yeni görevini Dubai’de sürdürecek<br />

olan Tuba Ertek, Türkiye, Güney<br />

Afrika, Ukrayna, Suudi Arabistan,<br />

Mısır, Lübnan, Körfez ülkeleri,<br />

Moldovya, İran, Cezayir gibi<br />

ülkelerden sorumlu olacak.<br />

Söz konusu atamalar, Takeda’nın hem<br />

Türkiye’de hem globalde çalışanlarına<br />

kariyer gelişimi fırsatları sunmak<br />

için gösterdiği kararlılığın güzel bir<br />

örneğini oluşturmaktadır.<br />

48 <strong>Pharma</strong>


GSK <strong>Turkey</strong>, has received many awards from Stevie<br />

GSK <strong>Turkey</strong> who had realized many projects with the vision of “every<br />

moment, goodness and health” has received many awards from Stevie<br />

that is of one of the world’s most prestigious business awards program.<br />

4 Gold, 3 Silver, 7 Bronze award winner GSK <strong>Turkey</strong>, has signed a new<br />

record in health communication.…<br />

Stevie’den GSK Türkiye’ye ödül yağdı<br />

GSK Türkiye, “her anında iyilik sağlık” vizyonuyla<br />

gerçekleştirdiği projeleriyle, dünyanın en prestijli iş<br />

ödülleri programlarından Stevie’de ödül yağmuruna<br />

tutuldu. 4 Altın, 3 Gümüş, 7 Bronz ödül kazanan GSK<br />

Türkiye, sağlık iletişiminde bir rekora imza attı<br />

In <strong>Turkey</strong>, GSK who has been operating in the areas of<br />

vaccines, pharmaceuticals, consumer health, organized<br />

the 15th time this year, the world’s most prestigious<br />

business awards received totally 14 awards at the<br />

“Stevie International Business Awards” program. GSK<br />

projects were awarded with four golden awards at the<br />

Stevie Awards Ceremony where over 3,900 candidates<br />

from 74 countries competed, and in which the evaluation<br />

was done by 270 senior executives from 12 different<br />

juries.<br />

The Company has been awarded a gold award for the<br />

following topics which are; In the Health Communication<br />

Category, the COPD Awareness Campaign named<br />

“Grandpa, Why Your Sound Is So Scary?”, In Disease<br />

Education and Awareness Category, Marketing<br />

Campaign of the Year, Public Relations Campaign of the<br />

Year, HIV / AIDS Awareness Campaign named “Touch for<br />

Yourself on December 1st”, The Antibiotic Resistance<br />

Awareness Campaign named “I am sensitive”. Another<br />

Golden Stevie Award to GSK was the Corporate Social<br />

Responsibility Campaign named “Healthy Youth<br />

Movement”. The Healthy Youth Movement was selected<br />

as the Corporate Social Responsibility Campaign of the<br />

Year in Europe. The project also received a Silver Award<br />

as the Public Relations Campaign of the Year in the field<br />

of Corporate Communications.<br />

GSK, in Branded Content Campaign of the year, has won<br />

the Silver Awards with the project named “What is wrong<br />

with me, I’m Bipolar or what?” Its Flu Shot, Virtual<br />

Reality Game Project has won the same award as well.<br />

Türkiye’de aşı, ilaç ve tüketici sağlığı alanlarında faaliyet<br />

gösteren GSK Türkiye, bu yıl 15’incisi düzenlenen,<br />

dünyanın en prestijli iş ödülleri programlarından Stevie<br />

Uluslararası İş Ödülleri’nde 14 ödül birden aldı. 74<br />

ülkeden 3 bin 900’ü aşkın adayın yarıştığı ve 12 ayrı<br />

jüride 270 üst düzey yöneticinin görev aldığı Stevie<br />

Ödülleri’nde GSK projeleri dört altın Stevie’ye layık<br />

görüldü.<br />

Firmanın Sağlık İletişimi Kategorisinde KOAH<br />

Farkındalık Kampanyası “Dede, Sesin Neden Bu Kadar<br />

Korkunç” ile Hastalık Eğitimi ve Farkındalığı alanında<br />

Yılın Pazarlama Kampanyası, HIV/AIDS Farkındalık<br />

Kampanyası “Dokun/Kendin için 1 Ara’lık” ile Yılın Halkla<br />

İlişkiler Kampanyası, Antibiyotik Direnci Farkındalık<br />

Kampanyası “Duyarlıyım” ile Hizmetler alanında Yılın<br />

Pazarlama Kampanyası olarak Altın Stevie’ye layık<br />

görüldü. GSK’ya bir diğer Altın Stevie Ödülü’nü ise<br />

Sağlıklı Gençlik Hareketi Kurumsal Sosyal Sorumluluk<br />

Kampanyası getirdi. Sağlıklı Gençlik Hareketi “Avrupa’da<br />

Yılın Kurumsal Sosyal Sorumluluk Kampanyası” seçildi.<br />

Proje aynı zamanda Kurumsal İletişim alanında da Yılın<br />

Halkla İlişkiler Kampanyası olarak Gümüş Ödül aldı.<br />

GSK; “Bi’şeyim mi Var Benim, Bipolar mıyım Neyim?”<br />

çalışmasıyla Yılın Markalı İçerik Kampanyası, Grip Aşısı<br />

Sanal Gerçeklik Oyunu ile de Gümüş Stevie kazandı.<br />

GSK’nın 7 projesi ise Bronz Stevie ödülüne layık<br />

görüldü. Prostat hastalığı farkındalık kampanyası<br />

“En Güzel His” Sağlık İletişimi/Hastalık Eğitimi ve<br />

farkındalığı kategorisinde Yılın Pazarlama Kampanyası<br />

olarak Bronz Stevie’yle ödüllendirilirken, kampanya<br />

50 <strong>Pharma</strong>


GSK’s 7 projects received the Bronze Stevie award.<br />

The company was awarded the Bronze Stevie as the<br />

Marketing Campaign of the Year in the category of<br />

“The Most Beautiful Emotion” Health Communication<br />

/ Disease Education and Awareness campaign in<br />

the prostate disease awareness campaign. The<br />

campaign received another Bronze Stevie as the<br />

Smallest Budget Marketing Campaign of the Year as<br />

well.<br />

The company’s other Bronze Stevie projects are<br />

as follows: “What is wrong with me, I’m Bipolar or<br />

what?” - Re-Branding of the Year / Brand Renewal<br />

Campaign “Touch for Yourself on December 1st”<br />

- Best Public Relations Event with the event held<br />

at Ted X Bahcesehir University Salon - Content<br />

Platform for Public and Health Professionals<br />

GSK Health Website, Best Product of the Year /<br />

Service - “I am sensitive” Antibiotic Resistance<br />

Awareness Campaign, Branded Content Campaign<br />

of the Year - “Feelings and traces in the skin”,<br />

Marketing Campaign of the Year in the field of Health<br />

Communication.<br />

“The main source of our success is our belief in the<br />

strong communication we have established with our<br />

stakeholders.”<br />

Selim Giray General Manager of GSK <strong>Turkey</strong> who<br />

stated that they signed a record in the Stevie Awards,<br />

said “The main source of our success is our belief in<br />

the strong communication we have established with<br />

our stakeholders. We also have a very strong sense<br />

of social responsibility. As a healthcare company,<br />

Giray said that they noticed successful returns of<br />

their communication campaigns to inform the public<br />

about health, to raise awareness on diseases, to<br />

break prejudices and to support dialogue. “GSK<br />

<strong>Turkey</strong>, since 59 years, aims for people to live<br />

longer, to protect them healthier, with innovative<br />

products and services. We have been operating with<br />

the vision of “every moment, goodness and health”<br />

in the fields of vaccines, medicines, and consumer<br />

health. We not only with our healthcare solutions,<br />

with our corporate social responsibility projects also<br />

strive for a healthier <strong>Turkey</strong>. We became the only<br />

company taken prizes in the category of awareness<br />

on diseases, education focused 4 awards category.<br />

We always believed in “creating awareness in society<br />

is a part of our job”. These awards are the best<br />

feedbacks for showing our feelings actually.” he said.<br />

GSK who has received 6 awards from Stevie last<br />

year, also awarded in the Felis Awards in the area of<br />

Health Communication. GSK won Campaign <strong>Turkey</strong><br />

Agency & Brand of the Year award in the category of<br />

Health and Good Life.<br />

Yılın En Küçük Bütçeli Pazarlama Kampanyası olarak bir<br />

Bronz Stevie daha aldı. Firmanın diğer Bronz Stevie’ya<br />

hak kazanan projeleri ise şöyle: “Bi’şeyim mi Var Benim,<br />

Bipolar mıyım Neyim?” Yılın Yeniden Markalandırma /<br />

Marka Yenileme Kampanyası - “Dokun/Kendin için 1 Ara’lık”<br />

dâhilinde TedXBahcesehirUniversitySalon’da gerçekleşen<br />

etkinlik ile En İyi Halkla İlişkiler Etkinliği - Halk ve Sağlık<br />

Profesyonelleri için İçerik Platformu GSK Sağlık Web Sitesi,<br />

Yılın En İyi Ürün/Servisi - “Duyarlıyım” Antibiyotik Direnci<br />

Farkındalık Kampanyası, Yılın Markalı İçerik Kampanyası<br />

- “Derideki Hisler Derindeki İzler” projesiyle Sağlık<br />

İletişimi kapsamında Reçeteleme alanında Yılın Pazarlama<br />

Kampanyası.<br />

“Başarımızın ana kaynağı, paydaşlarımızla kurduğumuz<br />

güçlü iletişime olan inancımız.”<br />

Stevie Ödülleri’nde bir rekora imza attıklarını belirten GSK<br />

Türkiye Genel Müdürü Selim Giray, bu başarının arkasında<br />

GSK’nın paydaşlarla kurulan güçlü iletişime inancının<br />

ve sosyal sorumluluk anlayışının yer aldığını söyledi. Bir<br />

sağlık şirketi olarak toplumu sağlık alanında bilgilendirme,<br />

hastalıklar konusunda farkındalık oluşturma, önyargıları<br />

kırma ve diyalogu destekleme yolunda yürüttükleri iletişim<br />

kampanyalarının başarılı geri dönüşlerini gördüklerini<br />

kaydeden Giray, şunları söyledi: “GSK Türkiye, 59 yıldan<br />

bu yana yenilikçi ve koruyucu ürün ve hizmetleriyle<br />

insanların daha sağlıklı, daha iyi, daha uzun yaşamlar<br />

sürmelerini amaçlıyor. Aşı, ilaç ve tüketici sağlığı alanında<br />

faaliyet gösterirken ‘Her anında iyilik, sağlık’ vizyonumuz<br />

çerçevesinde sadece sağlık çözümlerimizle değil, kurumsal<br />

sosyal sorumluluk projelerimizle de daha sağlıklı bir<br />

Türkiye için çalışıyoruz. Hastalık konusundaki farkındalık<br />

ve eğitim odaklı 4 ödül kategorisinde, dereceye giren tek<br />

firma olduk. Bu da bizim toplumda farkındalık oluşturmayı<br />

işimizin bir parçası olarak gördüğümüzün güzel bir ifadesi<br />

ve ödülü oldu” dedi.<br />

Geçen yıl Stevie’den 6 ödül alan GSK, Felis Ödülleri’nde de<br />

Sağlık İletişimi alanında ödül kazandı. GSK, Sağlık ve İyi<br />

Yaşam kategorisinde Campaign Türkiye Agency & Brand of<br />

the Year Ödülü kazandı.<br />

<strong>Pharma</strong> 51


Discover the power of Black Garlic!<br />

Bioxcin’s new formulation against hair loss<br />

Bioxcin, the leading brand in the hair products market with herbal content,<br />

developed a new shampoo with 100 percent black garlic extract, continues to<br />

offer a holistic solution to the hair problems of women and men…<br />

Siyah Sarımsak’ gücünü keşfedin!<br />

Bioxcin’den saç dökülmesine karşı yeni formülasyon<br />

Bitkisel içerikli saç ürünleri pazarının lider markası Bioxcin, yüzde 100 siyah sarımsak<br />

ekstresi ile geliştirilmiş yeni şampuanı, kadın ve erkeklerin saç sorunlarına bütüncül<br />

çözüm sunmaya devam ediyor.<br />

Bioxcin Black Garlic Shampoo, hair regenerating effective<br />

formula against hair loss, protects the scalp, thickens hair<br />

strings and prevents hair damage. After the first washing to the<br />

hair gives volume, vitality and shine.<br />

Its Strength is in its renewed formula.<br />

Bio-Activ Peptides and Biocomplex B11 complex, which are<br />

produced by Biomimetic technology, form the basis of Bioxcin<br />

Black Garlic Shampoo formula. Bio-Activ Peptides, which are<br />

included in the product, repair the hair strings and thicken the<br />

hair structure. The Biocomplex B11 complex nourishes the hair<br />

and prevents from hair loss. Cationic keratin peptides consisting<br />

of 8 amino acids, from the first wash, supports the hair which it<br />

has adsorbated, makes them thicker, fuller voluminous<br />

abundant since the first wash. The flavonoids, vitamins and<br />

minerals contained in Biocomplex B11 increase the resistance of<br />

the hair with its high antioxidant content and prevent hair loss.<br />

Also added to the product content of ivy extract provides healthy<br />

growth of the hair.<br />

Finishing the concept of hair loss<br />

The product, which contains high sulphur source, offers a<br />

stronger and more comfortable use against hair loss according<br />

Bioxcin Siyah Sarmısaklı Şampuan, saç dökülmesine<br />

karşı yenilenen etkili formülü sayesinde saçlı<br />

deriyi koruyor, saç tellerini kalınlaştırıyor ve saç<br />

hasarlarını önleyerek ilk yıkamadan itibaren saça<br />

hacim, canlılık ve parlaklık kazandırıyor.<br />

Gücü yenilenen formülünde…<br />

Biomimetic teknolojisiyle üretilen Bio-Activ<br />

Peptitler ve Biocomplex B11 kompleksi, Bioxcin<br />

Siyah Sarmısaklı Şampuan formülünün temelini<br />

oluşturuyor. Ürün içeriğinde yer alan Bio-Activ<br />

Peptitler, saç tellerini onararak saç gövdesinin<br />

kalınlaşmasını sağlıyor. Biocomplex B11 kompleks,<br />

saçları besliyor ve dökülmesine engel oluyor. 8<br />

aminoasitten oluşan katyonik keratin peptitler de, ilk<br />

yıkamadan itibaren tutunduğu saçların daha kalın,<br />

dolgun ve gür olmasını destekliyor. Biocomplex<br />

B11 içeriğinde yer alan flavonoidler, vitaminler ve<br />

mineraller ise yüksek antioksidan içeriğinden aldığı<br />

güçle saçların direncini artırıyor ve dökülmesini<br />

önlüyor. Ayrıca ürün içeriğine eklenen sarmaşık<br />

ekstresi saçın sağlıklı uzamasını sağlıyor.<br />

52 <strong>Pharma</strong>


to solutions with white garlic. Sles,<br />

Paraben Phthalate-free fragrant special<br />

shampoo, as well as hair, provides a<br />

feature of care for the scalp as well. Rich<br />

sulphur, vitamins and minerals protect<br />

the scalp and hair strings, while sebumfree<br />

scalp is gaining resistance against<br />

hair loss. Vitamins B and C increase blood<br />

flow, reduce cholesterol accumulation<br />

and fight against free radicals to protect<br />

the scalp. Vitamin B6 is also effective<br />

in healthy growth of hair and has an<br />

effect against dandruff. Flavonoids in the<br />

content of Bioxcin Black Garlic Shampoo,<br />

while regulating capillary blood flow by<br />

promoting hair growth, water-soluble<br />

vitamin Pantenol undertakes an effective<br />

moisturizing function for the skin and hair.<br />

100 percent black garlic extract, Thanks<br />

to its rich formula containing Biocompleks<br />

B11 and Bio-Activ Peptides, the Bioxcin<br />

Black Garlic Shampoo which has a strong<br />

effect from the first wash gives volume,<br />

vigour and shine to the hair it prevents.<br />

Saçların dökülmesine son veriyor<br />

Yüksek sülfür kaynağı içeren ürün, beyaz<br />

sarımsak içerikli çözümlere göre saç<br />

dökülmesine karşı hem daha güçlü hem de<br />

daha konforlu bir kullanım sunuyor. Sles,<br />

Paraben Ftalat içermeyen hoş kokulu bu<br />

özel şampuan saça olduğu gibi, saç derisine<br />

sağladığı bakım özelliğiyle de öne çıkıyor.<br />

Zengin kükürt, vitamin ve mineraller saçlı<br />

deriyi ve saç tellerini koruma altına alırken,<br />

sebumdan arınan saçlı deri dökülmeye<br />

karşı direnç kazanıyor. B ve C vitaminleri<br />

kan akışını artırırken, kolesterol birikimini<br />

azaltıyor ve serbest radikallere karşı<br />

savaşarak saç derisini koruyor. Vitamin B6 da<br />

saçların sağlıklı uzamasında ve kepeğe karşı<br />

etki gösteriyor. Bioxcin Siyah Sarmısaklı<br />

Şampuan içeriğindeki flavonoidler, saç<br />

büyümesini teşvik ederek kılcal kan akışını<br />

düzenlerken, suda çözünen vitamin Pantenol<br />

de deri ve saç için etkili bir nemlendirici<br />

fonksiyon üstleniyor.<br />

Yüzde 100 siyah sarımsak ekstresi,<br />

Biocompleks B11 ve Bio-Activ Peptitler<br />

içeren zengin formülü sayesinde ilk<br />

yıkamadan itibaren güçlü bir etki gösteren<br />

Bioxcin Siyah Sarmısaklı Şampuan dökülmeyi<br />

önlediği saça hacim, canlılık ve parlaklık<br />

kazandırıyor.<br />

<strong>Pharma</strong> 53


Annual evaluation meeting at Onko İlaç<br />

Onko İlaç, as the Turkish pharmaceutical company having European<br />

GMP certificate (EUGMP) with all lines of production facilities in 2017<br />

and taking a big step towards access to global markets, made its annual<br />

evaluation. The annual evaluation meeting was held on September 6-9,<br />

<strong>2018</strong> with the participation of central, field and factory teams.<br />

Onko İlaç‘ta yıllık değerlendirme buluşması<br />

2017 yılında, üretim tesislerinin tüm hatlarıyla<br />

Avrupa GMP belgesi<br />

(EUGMP) alan Türk ilaç firması olarak global<br />

pazarlara açılmak yolunda büyük bir adım<br />

atan Onko İlaç, yıllık dönem değerlendirmesini<br />

yaptı. Yıllık değerlendirme toplantısı 6–9 Eylül<br />

<strong>2018</strong> tarihleri arasında merkez, saha ve fabrika<br />

ekiplerinin katılımıyla gerçekleşti.<br />

56 <strong>Pharma</strong><br />

Onko İlaç, which celebrated its 30th<br />

anniversary in 2017 and has achieved<br />

significant successes on the way to<br />

access to global markets with all<br />

its products, especially oncology<br />

drugs in <strong>2018</strong>, organized its year-end<br />

meeting between September 06-09,<br />

<strong>2018</strong>.<br />

2017 yılında 30. kuruluş yıldönümünü<br />

kutlayan ve <strong>2018</strong> yılında onkoloji<br />

ilaçları başta olmak üzere tüm<br />

ürünleriyle global pazarlara açılma<br />

yolunda önemli başarılara imza atan<br />

Onko İlaç, dönem sonu toplantısını<br />

06-09 Eylül <strong>2018</strong> tarihleri arasında<br />

Within this scope, Onko İlaç arranged<br />

an annual evaluation meeting<br />

together with its central and field<br />

teams as Sales and Marketing Group<br />

at Kozyatağı Hilton Hotel between<br />

September 6-7 and also organized<br />

training programs in line with the<br />

company’s new targets. After the<br />

yapıldı.<br />

6 ve 7 Eylül tarihlerinde Kozyatağı<br />

Hilton Hotel’de Satış ve Pazarlama<br />

Grubu olarak merkez ve saha<br />

ekipleri birlikte yıllık değerlendirme<br />

toplantısı yapan Onko İlaç, firmanın<br />

yeni hedefleri doğrultusunda eğitim<br />

annual evaluation meeting, in order<br />

to increase motivation within the<br />

organization and support efficient<br />

work among the teams, a picnic<br />

was held and fun activities were<br />

performed with the participation of<br />

the center, field and factory teams in<br />

Sarıyer Korupark.<br />

programları da düzenlendi. Yıllık<br />

değerlendirmenin ardından kurum<br />

içinde motivasyonu artırmak ve<br />

ekipler arasında verimli çalışmaya<br />

destek olmak amacıyla Sarıyer<br />

Korupark‘da merkez,


Combining Ant Egg Oil with the<br />

power of science, Bioder offers<br />

a 100 percent natural solution to<br />

hairiness reducing with its amazing<br />

formunwanted hair on body.<br />

100 percent real Ant<br />

Egg Oil will Finish the<br />

unwanted hair problem<br />

Bioder, with 100 percent real ant egg oil, reduces unwanted hair problem, makes it<br />

thinner and delay the time between two epilation. The product sleeks, softens and<br />

moisturizes the skin with other vegetable active ingredients…<br />

Karınca Yumurtası Yağı’nı bilimin gücüyle birleştiren Bioder, inanılmaz formülü karınca<br />

yumurtası yağı ile tüylenmeye yüzde 100 doğal bir çözüm sunuyor<br />

Yüzde 100 gerçek ‘Karınca Yumurtası Yağı’ ile<br />

istenmeyen tüylere son!<br />

Bioder, yüzde100 gerçek karınca yumurtası yağı ile istenmeyen tüyleri azaltıyor, daha ince çıkmasını<br />

sağlıyor ve iki epilasyon arasındaki süreyi geciktiriyor. Ürün, içeriğindeki diğer bitkisel aktiflerle cildi<br />

pürüzsüzleştiriyor, yumuşatıyor ve nemlilik sağlıyor.<br />

Combining Ant Egg Oil with the power of science, Bioder can be applied<br />

to the entire face, as well as the body, regardless of hair and skin colour.<br />

Hair reducing miracle potion…<br />

100% real registered Bioder Ant Egg Oil, which is contained in Complex B<br />

Herbal Extract, combined with proven herbal extracts with hair reduction<br />

activities provide maximum effect on the skin. Cotton oil softens the<br />

skin and offers an antioxidant effect. Olive oil prevents moisture loss<br />

by providing sensitive skin care. Hops plant is preventing hormonally<br />

feather growth. With its strong ingredients like Complex B Herbal Extract<br />

and other herbal extracts combination, product provides a synergistic<br />

effect on the skin.<br />

89 percent reduction in hairiness<br />

According to the clinical tests performed by the independent German<br />

Dermatest Laboratories, Bioder Ant Egg Oil Extract provides up to 89<br />

percent reduction in hairiness appearance, a 39 percent feather length<br />

reduction and a 29 percent reduction in hairiness diameter. In cases<br />

where laser hair removal cannot be applied, the product is also effective<br />

on yellow and fine hairs, regardless of hair and skin colour. The product,<br />

which is applied to the skin after removing the hair from the root which<br />

are wax, laser, hair removal instrument, rope, tweezers and any other<br />

similar method applied to the skin, does not contain paraben with its<br />

natural formulation.<br />

Karınca Yumurtası Yağı’nı bilimin gücüyle birleştiren Bioder,<br />

tüy ve ten rengi ne olursa olsun vücudun yanı sıra tüm yüze<br />

uygulanabiliyor.<br />

Tüy azaltıcı mucize iksir…<br />

Yüzde 100 gerçek tescilli Bioder Karınca Yumurtası Yağı, içeriğinde<br />

bulunan Kompleks B Bitkisel Ekstresi, tüy azaltıcı etkinlikleri<br />

kanıtlanmış bitkisel özlerle birleşerek ciltte maksimum etkiyi<br />

sağlıyor. Pamuk yağı, cildi yumuşatıyor ve antioksidan etki<br />

sunuyor. Zeytinyağı, hassas cilt bakımı sağlayarak nem kaybını<br />

önlüyor. Şerbetçi otu ise hormonsal tüylenmelerin önüne geçiyor.<br />

Kompleks B bitkisel Ekstresi ve diğer bitkisel özlerle birleşen<br />

güçlü içeriğiyle ürün, ciltte sinerjik bir etki sağlıyor.<br />

Tüyleri yüzde 89 oranında azaltıyor<br />

Bağımsız Alman Dermatest Laboratuvarları tarafından yapılan<br />

klinik testlere göre Bioder Karınca<br />

Yumurtası Yağı Ekstresi, yüzde 89’a<br />

varan oranda tüy görünümünde azalma,<br />

yüzde 39 oranında tüy uzunluğunda<br />

azalma ve yüzde 29’a varan oranda tüy<br />

çapında azalma sağlıyor. Ürün, lazer<br />

epilasyon uygulanamayan durumlarda,<br />

tüy ve ten rengi fark etmeksizin sarı ve<br />

ince tüylerde de etki gösteriyor. Tüyleri<br />

kökünden alan; ağda, lazer, epilasyon<br />

aleti, ip, cımbız ve benzeri herhangi<br />

bir yöntemden sonra cilde uygulanan<br />

ürün, doğal formülasyonu ile paraben<br />

içermiyor.<br />

58 <strong>Pharma</strong>


Santa Farma has received a Golden Award at the<br />

Stevie International Business Awards<br />

Santa Farma who has expanded the awareness of schizophrenia with<br />

the experience of 3D Dynamic Listening, received the Golden Award in<br />

the “Best Product or Service of the Year” category in Stevie International<br />

Awards, one of the prestigious international business awards…<br />

Santa Farma Stevie Uluslararası İş<br />

Ödülleri’nde Altın Ödül’ün sahibi oldu<br />

3D Dinamik Dinleme Deneyimi ile şizofreni<br />

hastalığına yönelik farkındalığı artıran Santa Farma,<br />

uluslararası iş dünyasının prestijli ödüllerinden<br />

Stevie’de Yılın En İyi Ürünü ya da Hizmeti”<br />

kategorisinde Altın Ödül’ün sahibi oldu.<br />

Santa Farma, one of the most deep-rooted and powerful<br />

pharmaceutical companies in <strong>Turkey</strong>, received Golden<br />

Award for the “Best Product or Service of the Year” in<br />

Stevie International Business Awards, which is one of the<br />

prominent business award organizations in the world. As<br />

a platform receiving applications from more than 3.900<br />

individuals and entities in 74 countries, the organization<br />

evaluates the social impact and contributions of working<br />

professionals and organizations as well. Santa Farma won<br />

Golden Stevie Award for the Best New Product or Service of<br />

the Year with a social responsibility project “Understanding<br />

Schizophrenia with 3D Dynamic Listening Experience”<br />

developed for the World Schizophrenia Day in order to<br />

promote understanding of the inner world of patients with<br />

schizophrenia in <strong>Turkey</strong> and to reinforce empathy in the<br />

society. The 3D Dynamic Listening Experience depicts the<br />

inner worlds of schizophrenia patients through a video<br />

and conveys the mood of the schizophrenic patients to the<br />

viewers. Zeynel Okur, Vice President of the Santa Farma<br />

Executive Committee, made a statement on the subject,<br />

said: “We are very pleased and honoured that we have won<br />

one of the most prestigious awards of the international<br />

business world. With our project, we wanted to raise the<br />

empathy and awareness of our people about the difficulties<br />

of schizophrenia patients and their relatives in our country<br />

and make a difference in this field. We are also very<br />

pleased to see that our efforts have been recognized with<br />

this award.. As a company that has adopted the mission of<br />

“healthy services to healthcare”, our projects for different<br />

therapeutic areas will continue.”<br />

Türkiye’nin en köklü ve güçlü yerli ilaç firmaları arasında<br />

yer alan Santa Farma, dünyanın önde gelen iş ödülü<br />

organizasyonlarından Stevie International Awards’da<br />

“Yılın En İyi Ürünü ya da Hizmeti” kategorisinde Altın<br />

Ödül kazandı. 74 ülkeden 3 bin 900’den fazla kurumun<br />

ve kişinin başvurduğu organizasyon profesyonellerin<br />

ve kurumların sosyal etkilerini ve katkılarını<br />

değerlendirmeye alıyor.<br />

Türkiye’de şizofreni hastalarının iç dünyalarının daha<br />

kolay anlaşılmasını ve bu yönüyle toplumsal empatiyi<br />

güçlendirmeyi amaçlayan Santa Farma, Dünya Şizofreni<br />

Günü’ne yönelik olarak geliştirdiği “3D Dinamik<br />

Dinleme Deneyimi – Şizofreniyi Anlamak” başlıklı<br />

sosyal sorumluluk projesiyle Yılın En İyi Yeni Ürünü ya<br />

da Hizmeti kategorisinde Altın Stevie’nin sahibi oldu.<br />

3D Dinamik Dinleme Deneyimi, bir video aracılığıyla<br />

şizofreni hastalarının iç dünyalarını betimliyor ve videoyu<br />

izleyenlere şizofreni hastalarının duygu durumlarını<br />

aktarıyor.<br />

Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Santa Farma<br />

İcra Komitesi Başkan Yardımcısı Zeynel Okur şunları<br />

söyledi: “İş dünyasının uluslararası kapsamda en<br />

prestijli ödüllerinden birini kazandığımız için mutlu ve<br />

gururluyuz. Projemizle ülkemizde şizofreni rahatsızlığı<br />

bulunan insanlarımızın ve yakınlarının yaşadıklarına<br />

dair empatiyi yükseltmek ve bu alanda bir fark yaratmak<br />

istedik. Çabalarımızın karşılık bulduğunu görmek de bizi<br />

çok mutlu etti. Sağlığa, sağlıklı hizmet etme misyonunu<br />

benimsemiş bir firma olarak farklı terapötik alanlara<br />

yönelik projelerimiz devam edecek.”<br />

60 <strong>Pharma</strong>


Special training for GSK from Google<br />

GSK <strong>Turkey</strong> who prepares<br />

to celebrate its 60th year, it<br />

continues to lead the digital<br />

transformation of the health<br />

sector. GSK <strong>Turkey</strong> has<br />

been working with the vision<br />

of goodness and health in<br />

its every moment since its<br />

establishment. While continuing<br />

to take important steps for<br />

the best adaptation of digital<br />

to business processes, it also<br />

attracts attention with its<br />

investments in technological<br />

infrastructure investments as<br />

well as talent development…<br />

Google’dan GSK’ya özel eğitim<br />

Türkiye’de 60. yılını kutlamaya hazırlanan GSK, sağlık sektöründe dijital<br />

dönüşüme liderlik etmeye devam ediyor. Her anında iyilik, sağlık vizyonuyla<br />

çalışan GSK Türkiye, iş süreçlerine dijitalin en iyi şekilde adaptasyonu için<br />

önemli adımlar atmaya devam ederken, teknolojik altyapı yatırımlarının yanı<br />

sıra yetenek gelişimine yaptığı yatırımlarla da dikkat çekiyor.<br />

GSK attaches great importance to the fact that future<br />

marketing and medical teams are the teams that are<br />

able to integrate digital into their way of doing business.<br />

It has finally begun to implement the training program,<br />

which were taken concurrently in 23 countries, including<br />

Canada, France, Italy, Germany, Spain, Brazil and the<br />

USA, in February 2017. Training lasted for 1.5 years,<br />

consisting of Customer Focus, Channel Integration, Data<br />

and Computation modules. Participants were entitled<br />

to receive multi-channel marketing certificates at the<br />

end of the program, which also provided the opportunity<br />

to share experience on a virtual campus with GSK<br />

employees in other countries as well.<br />

Geleceğin pazarlama ve medikal ekiplerinin, dijitali<br />

iş yapış biçimlerine entegre eden ekipler olmasını<br />

önemseyen GSK; Kanada, Fransa, İtalya, Almanya,<br />

İspanya, Brezilya ve ABD’de de dâhil olmak üzere<br />

23 ülkenin eş zamanlı katıldığı programı 2017 yılının<br />

Şubat ayında hayata geçirdi. Müşteri Odaklılık, Kanal<br />

Entegrasyonu, Veri ve Ölçümleme modüllerinden oluşan<br />

eğitim 1,5 yıl sürdü. Diğer ülkelerdeki GSK çalışanları<br />

ile sanal kampüste deneyim paylaşma imkânı da sunan<br />

programın sonunda, katılımcılar çoklu kanal pazarlama<br />

sertifikası almaya hak kazandı.<br />

<strong>Pharma</strong> 61


Take note of your skin blemishes<br />

We may define skin blemishes as a skin problem that emerges<br />

due different reasons and leaves long term marks on the skin.<br />

Therefore, it is very important to have a well-cared skin in order to<br />

prevent the formation of blemishes. Rilastil Cumlaude Lab. D-Clar<br />

series offer solutins to prevent skin blemishes thanks to the special<br />

formulae in the contents.<br />

Cilt lekelerinizi önemseyin<br />

Cilt lekelerini, farklı oluşma nedenlerine dayanan, cilt üzerinde uzun<br />

süreli izler bırakan bir cilt sorunu olarak tanımlayabiliriz. Bu nedenle leke<br />

oluşumunu önlemek bakımlı bir cilde sahip olmak için çok önemli. Rilastil<br />

Cumlaude Lab. D-Clar serisi, içeriğindeki özel formüller sayesinde cilt<br />

lekelerini önlemede çözümler sunuyor.<br />

Skim blemishes become marked as pigments called<br />

melanin, giving the color of our skin, accumulate in a<br />

certain area on the skin and take a color that is darker<br />

than the natural skin tone in that area and they become<br />

permanent over time. Many factors such as hazardous<br />

effects of the sun, advancing age, malnutrition, genetic<br />

structure, polluted air may cause the formation of<br />

blemishes in the skin. It is primarily important to pay<br />

attention to skin care and skin cleansing in order to<br />

prevent the formation of skin blemishes. The use of the<br />

correct products and care methods that are compatible<br />

with the skin type are quite important at this point.<br />

Rilastil Cumlaude Lab. D-Clar series offer a safe use in<br />

preventing blemish formation.<br />

Cilt lekeleri, cildimize rengini veren melanin adlı<br />

pigmentlerin cildin belirli bir bölgesinde birikip, o<br />

bölgede doğal rengin dışında daha koyu bir renk alması<br />

ile belirginleşir ve zamanla kalıcı hale gelir. Güneşin<br />

zararlı etkileri, ilerleyen yaş, yanlış beslenme, genetik<br />

yapı, kirli hava gibi birçok faktör ciltte lekelenmelerin<br />

oluşmasına sebep olabilir. Cilt lekelerinin oluşumunu<br />

önlemek içinse öncelikli olarak cilt bakımına ve cilt<br />

temizliğine gerekli özeni göstermek gerekiyor. Bu<br />

noktada ise doğru ürün kullanımı ve cilt tipine uygun<br />

bakım yöntemleri oldukça önemli. Rilastil Cumlaude<br />

Lab. D-Clar serisi, leke önlemede güvenli bir kullanım<br />

sunuyor.<br />

62 <strong>Pharma</strong>


Anti-blemish Cream with Sun Protection: Rilastil<br />

Cumlaude Lab. D-Clar Cream SPF 50+<br />

The sun can cause many damages on the skin. And, skin<br />

blemishes take the lead among these. Rilastil Cumlaude<br />

Lab. D-Clar Cream SPF 50+ that assists to prevent<br />

depigmentation is a very effective product to reduce the<br />

existing brown spots and prevent the formation of new<br />

blemishes. While this active cream formulated with<br />

physical filters protects the skin from the hazardous<br />

UVA-UVB rays, it also ensures that your skin acquires<br />

a livelier, brighter and more luminous outlook thanks<br />

to the antioxidant contents. Rilastil Cumlaude Lab.<br />

D-Clar Cream SPF 50+ that ıs applied on the face and<br />

neck, except for the area around the eyes, by circular<br />

movements in the morning, and especially on the local<br />

blemishes, is suitable for all skin types.<br />

Rilastil Cumlaude Lab. D-Clar Gotas Blemish<br />

Preventing Serum<br />

Rilastil Cumlaude Lab. D-Clar Gotas Blemish Preventing<br />

Serum helps to prevent the re-formation of BLEMISHES<br />

thanks to its herbal based contents. Rilastil Cumlaude<br />

Lab. D-Clar Gotas Blemish Preventing Serum, which<br />

is compatible for all skin types including sensitive<br />

skin, is applied on the face and neck and especially<br />

on the BLEMISH PRONE ZONES in the morning and<br />

the evening, by massaging movements until it is fully<br />

absorbed, while avoiding the eye contour.<br />

Güneş Korumalı Leke Önleyici Krem: Rilastil Cumlaude<br />

Lab. D-Clar Cream SPF 50+<br />

Güneş, cilt üzerinde birçok hasara sebep olabiliyor.<br />

Bunların en başında da cilt lekeleri geliyor.<br />

Depigmantasyonu önlemeye yardımcı olan Rilastil<br />

Cumlaude Lab. D-Clar Cream SPF 50+, mevcut<br />

kahverengi lekeleri azaltmak ve yeni leke oluşumunu<br />

önlemek için çok etkili bir ürün. Fiziksel filtreler ile<br />

formüle edilen bu aktif krem, UVA-UVB’nin zararlı<br />

ışınlarından cildi korurken, içeriğindeki antioksidanlar<br />

sayesinde de cildin daha canlı, parlak ve aydınlık bir<br />

görünüme kavuşmasını sağlıyor. Sabahları göz çevresi<br />

hariç dairesel hareketlerle, özellikle lokal lekelerin<br />

üzerine gelecek şekilde yüz ve boyun bölgesine<br />

uygulanan Rilastil D-Clar Cream SPF 50+, tüm cilt tipleri<br />

için uygundur.<br />

Rilastil Cumlaude Lab. D-Clar Gotas Leke Önleyici<br />

Serum<br />

Rilastil Cumlaude Lab. D-Clar Gotas Leke Önleyici<br />

Serum, bitkisel bazlı içeriği sayesinde lekelerin yeniden<br />

oluşumunu önlemeye yardımcı oluyor. Hassas ciltler<br />

dâhil tüm cilt tiplerine uygun olan Rilastil Cumlaude<br />

Lab. D-Clar Gotas Leke Önleyici Serum, sabah akşam,<br />

göz çevresi hariç özellikle lekeye eğilimli bölgelere yüz<br />

ve boyun bölgesine ürün tamamen emilim olana kadar,<br />

masaj hareketleriyle uygulayanız.<br />

<strong>Pharma</strong> 63


A Senior Assignment for Amgen <strong>Turkey</strong><br />

Amgen <strong>Turkey</strong> which is one of the largest medicine industry investors<br />

in <strong>Turkey</strong>, continues to strengthen its senior management team.<br />

Finally, Dr. Suna Avcıl, has begun her career as the Medical Director<br />

responsible from Amgen and Mustafa Nevzat <strong>Pharma</strong>ceuticals in <strong>Turkey</strong><br />

Amgen Türkiye’ye üst düzey atama<br />

Türkiye ilaç sektörünün en büyük yatırımcılarından Amgen Türkiye, yönetici<br />

kadrosunu güçlendirmeye devam ediyor. Son olarak Dr. Suna Avcıl, alanında<br />

başarılı liderleri üst düzey yönetim kadrosuna dâhil eden Amgen Türkiye’de Amgen<br />

ve Mustafa Nevzat İlaç’tan sorumlu Medikal Direktör olarak göreve başladı.<br />

Dr Suna Avcil who has graduated from Hacettepe<br />

University Medical School in 1995, has continued her<br />

career at Bilim <strong>Pharma</strong>ceuticals, Abdi İbrahim and<br />

Boehringer Ingelheim as Product Manager respectively<br />

and then transferred to Lily <strong>Pharma</strong>ceuticals as<br />

Product Manager. During her 16-year career at Lilly<br />

<strong>Pharma</strong>ceuticals, where she served in a variety of<br />

important international positions including in Europe,<br />

Asia and the Middle East, she was appointed Marketing<br />

Manager, Human Resources Director, Senior Medical<br />

and Regulatory Director. Suna Avcıl was lastly Senior<br />

Medical Director of Lily <strong>Pharma</strong>ceuticals.<br />

1995 yılında Hacettepe Tıp Fakültesi’nden mezun<br />

olan Dr. Suna Avcıl, sırasıyla Bilim İlaç, Abdi İbrahim<br />

ve Boehringer Ingelheim’da Ürün Müdürlüğü<br />

ve devamında Ürün Müdürü olarak Lilly İlaç’a<br />

transfer oldu. Avrupa, Asya ve Orta Doğu’yu da<br />

kapsayan uluslararası görevler aldığı Lilly İlaç’taki<br />

16 yıllık kariyeri boyunca Pazarlama Müdürü,<br />

İnsan Kaynakları Direktörü, Kıdemli Medikal ve<br />

Ruhsatlandırma Direktörü gibi önemli görevler<br />

üstlenen Dr. Suna Avcıl, son olarak Kıdemli Medikal<br />

Direktör olarak görev yapıyordu.<br />

64 <strong>Pharma</strong>


Allergan <strong>Turkey</strong> team is growing<br />

Allergan who develops innovative medicines, medical devices and also<br />

biological products and provides them to the patients all over the world,<br />

is expanding its <strong>Turkey</strong> team. Finally, Olgun İşçan Egeli, Gül Gökyokuş,<br />

Ege Gürocak, Ezgi Ersül, Merve Yavuzdoğan Ustaoğlu and Anıl Akgümüş<br />

have attended to the Allergan Family.<br />

Allergan Türkiye ekibi büyüyor<br />

Yenilikçi ilaçlar, tıbbi cihazlar ve biyolojik ürünler geliştirerek tüm dünyadaki<br />

hastalarına sunan Allergan Türkiye ekibi genişliyor. Allergan Ailesi’ne son<br />

olarak Olgun İşçan Egeli, Gül Gökyokuş, Ege Gürocak, Ezgi Ersül, Merve<br />

Yavuzdoğan Ustaoğlu ve Anıl Akgümüş katıldı.<br />

After graduating from the Faculty of <strong>Pharma</strong>cy of<br />

Istanbul University, Olgun İşçan Egeli completed his<br />

master’s degree at the same university and served as<br />

a Technology Transfer Specialist at Deva Holding in<br />

2010 and as a Regulatory Affairs Specialist at Astellas<br />

<strong>Pharma</strong> afterwards. He worked as Regional Medical<br />

Manager at Roche Medicine, where he worked for the<br />

years 2014-<strong>2018</strong> lastly. On 18.06.<strong>2018</strong>, he started to work<br />

as the Medical Training Director in Allergan.<br />

Gül Gökyokuş graduated from Boğaziçi University,<br />

Faculty of Economics in 2011. She started her career as<br />

a Management Consultant at PricewaterhouseCoopers<br />

the same year. And in 2013, she was transferred to<br />

Novartis with the position of Strategic Planning Expert.<br />

In 2015, Gökyokuş began working as Product Manager at<br />

Bayer Consumer Health Department and as of June, she<br />

has begun working as Product Manager at Allergan.<br />

After his graduation from Production Engineering<br />

Department of Boston University in 2011, he started<br />

his career as Deputy Product Manager in Eczacıbaşı<br />

Construction Group. Ege Gürocak worked as a Market<br />

Development Specialist in the same company and has<br />

completed his MBA program at IE Business School.<br />

Ege Gürocak worked at Lilly <strong>Pharma</strong>ceuticals in 2016<br />

as Diabetes Product Manager and as of May 7, <strong>2018</strong><br />

he joined Allergan with the position of Retina Product<br />

Manager.<br />

Ezgi Hayta graduated from Chemical Engineering<br />

Faculty of Gazi University in 2007 and completed her<br />

MBA in Bahçeşehir University. In 2007, she started her<br />

professional life as a Sales Engineer at Santem. In 2008,<br />

İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nden mezun<br />

olduktan sonra, yine aynı üniversitede yüksek lisansını<br />

tamamlayan Olgun İşçan Egeli, 2010 yılında Deva<br />

Holding’de Teknoloji Transferi Uzmanı olarak, daha<br />

sonra ise Astellas <strong>Pharma</strong>’da Ruhsatlandırma Uzmanı<br />

görevinde çalışmıştır. 2014-<strong>2018</strong> yılları arasında<br />

çalıştığı Roche İlaç’ta son olarak Bölgesel Medikal<br />

Müdür görevini yürüten Olgu, 18.06.<strong>2018</strong> tarihi itibarıyla<br />

Allergan’da Medikal Eğitim Müdürü olarak görev almaya<br />

başlamıştır.<br />

Gül Gökyokuş, 2011 yılında Boğaziçi Üniversitesi İktisat<br />

Fakültesi’nden mezun oldu. İş yaşamına aynı sene<br />

PricewaterhouseCoopers’da Yönetim Danışmanı olarak<br />

başlayan Gökyokuş, 2013 yılında Stratejik Planlama<br />

Uzmanı göreviyle Novartis’e transfer oldu. 2015 yılında<br />

Bayer Tüketici Sağlığı Bölümü’nde Ürün Müdürü olarak<br />

görev yapmaya başlayan Gökyokuş, Haziran ayı itibariyle<br />

Allergan’da Ürün Müdürü olarak görev almaktadır.<br />

2011 yılında Boston Üniversitesi Üretim Mühendisliği<br />

bölümünden mezun olduktan sonra Eczacıbaşı Yapı<br />

Grubu’nda Ürün Müdürü Yardımcısı olarak meslek<br />

hayatına başladı ve yine aynı firmada Pazar Geliştirme<br />

Uzmanı olan Ege Gürocak, daha sonra IE Business<br />

School’da MBA Yüksek Lisans programını tamamlamış.<br />

2016 senesinde Lilly İlaç’ta Diyabet Ürün Müdürü olarak<br />

göreve başlayan Ege Gürocak, 7 Mayıs <strong>2018</strong> tarihi<br />

itibariyle Allergan’a Retina Ürün Müdürü pozisyonu ile<br />

katıldı.<br />

Ezgi Hayta, 2007 senesinde Gazi Üniversitesi Kimya<br />

66 <strong>Pharma</strong>


she started to work as an R & D Expert at Eczacıbaşı-<br />

Zentiva Health Products. In 2009, she transferred to<br />

Bilim <strong>Pharma</strong>ceuticals and worked in various positions<br />

in the Department of Registration and Market Access for<br />

9 years. Ezgi Hayta, who lastly served as Market Access<br />

and Pricing Manager at Bilim <strong>Pharma</strong>ceuticals, has<br />

been working as Market Access and Pricing Manager at<br />

Allergan since April <strong>2018</strong>.<br />

Merve Yavuzdoğan Ustaoğlu graduated from<br />

Marmara University, Faculty of <strong>Pharma</strong>cy in 2006.<br />

Then she completed the Sociology Department at<br />

the same university. She started her career in Bilim<br />

<strong>Pharma</strong>ceuticals as a Medical Specialist in 2008.<br />

In 2009, she was transferred to the Bristol-Myers<br />

Squibb Regulatory Affairs Office. Ustaoğlu, who has<br />

been working in Pfizer Between 2010-<strong>2018</strong>, joined the<br />

Allergan family as the Regulatory Affairs Director on<br />

12.03.<strong>2018</strong>.<br />

Anıl Akgümüş, graduated from Istanbul University<br />

Faculty of <strong>Pharma</strong>cy in 2001. Afterwards, he continued<br />

at the Logistics and Support Chain section of<br />

Galatasaray University. Started his professional career<br />

as a pharmacist and operated his own pharmacy for 7<br />

years, he later worked as a Quality Assurance Manager<br />

and Responsible <strong>Pharma</strong>cist at ZetFarma Logistics.<br />

Akgümüş was transferred to NHL Healthcare Logistics<br />

Company in 2013 and he has been working as Quality<br />

Assurance Manager in Allergan since 5 February <strong>2018</strong>.<br />

Mühendisliği Fakültesi’nden mezun oldu ve ardından<br />

Bahçeşehir Üniversitesi’nde MBA bölümünde eğitimini<br />

tamamladı. 2007 senesinde Santem’ de Satış Mühendisi<br />

olarak iş hayatına adım atan Hayta, 2008 yılında<br />

Eczacıbaşı-Zentiva Sağlık Ürünleri’nde Ar-ge Uzmanı<br />

olarak çalışmaya başladı. 2009 yılında Bilim İlaç’ a<br />

transfer olup 9 yıl süresince Ruhsatlandırma ve Pazara<br />

Erişim Departmanında çeşitli görevlerde yer alıp en son<br />

Bilim İlaç’ta Pazara Erişim ve Fiyatlandırma Müdürü<br />

olarak görev yapan Ezgi Hayta, Nisan <strong>2018</strong>’den itibaren<br />

Allergan’da Pazara Erişim ve Fiyatlandırma Müdürü<br />

olarak çalışmaktadır.<br />

Merve Yavuzdoğan Ustaoğlu, 2006 yılında Marmara<br />

Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’ni bitirdi. Ardından<br />

yine aynı üniversitede Sosyoloji Bölümü’nü tamamladı.<br />

İş hayatına 2008 yılında Bilim İlaç’ta Medikal Uzmanı<br />

olarak başladı. 2009 senesinde Bristol-Myers Squibb<br />

Ruhsatlandırma Birimi’ne transfer oldu. 2010-<strong>2018</strong><br />

yılları arasında Pfizer’da çalışan Ustaoğlu, 12.03.<strong>2018</strong><br />

tarihi itibariyle Allergan ailesine Ruhsatlandırma<br />

Müdürü olarak katıldı.<br />

Anıl Akgümüş, 2001 senesinde İstanbul Üniversitesi<br />

Eczacılık Fakültesi’nden mezun oldu. Ardından<br />

Galatasaray Üniversitesi’nde Lojistik ve Destek Zinciri<br />

bölümünde devam etti. Profesyonel iş yaşamına<br />

eczacı olarak başlayan ve 7 sene kendi eczanesini<br />

işleten Akgümüş daha sonra ZetFarma Lojistik’te<br />

Kalite Güvence Yöneticisi ve Sorumlu Eczacı olarak<br />

görev almıştır. 2013 senesinde NHL Sağlık Lojistiği<br />

şirketine transfer olan Akgümüş, 5 Şubat <strong>2018</strong> tarihi<br />

itibariyle Allergan’da Kalite Güvence Müdürü görevini<br />

sürdürmektedir.<br />

<strong>Pharma</strong> 67


An Assignment in Chiesi <strong>Turkey</strong><br />

Since 2014, Chiesi <strong>Turkey</strong> PC Sales Director, Mr Serdar TEMEL, who was carrying<br />

on with success, was appointed as Division Director of Primary Care…<br />

Chiesi Türkiye’de atama<br />

2014 yılından beri Chiesi Türkiye, PC Satış Müdürü görevini başarı ile yürüten<br />

Serdar Temel, Primary Care Bölüm Direktörü olarak atandı.<br />

68 <strong>Pharma</strong><br />

Serdar Temel, who started his career in the<br />

pharmaceutical industry, in the Aventis Hospital Group<br />

sales team in 2002, became Product Manager in the<br />

same group in 2005. In 2006, he was transferred to Bilim<br />

<strong>Pharma</strong>ceuticals, where he worked in the fields of ENT,<br />

dermatology, urology & gynaecology, 2 years as Product<br />

Manager and 4 years as Senior Product Manager. In<br />

2012, he has returned to the sales area and undertook<br />

the responsibility of the management of central nervous<br />

system and antibiotic teams with the title of Publicity/<br />

Promotion Director.<br />

Mr Serdar TEMEL who has graduated from Boğaziçi<br />

University Department of Civil Engineering, successfully<br />

maintained his tasks as PC Sales Manager, at Chiesi<br />

<strong>Turkey</strong>, between September 2014 and July <strong>2018</strong>. He<br />

also continues his education at Chiesi Corporate Master<br />

Program in Chiesi Academy.<br />

İlaç sektöründeki kariyerine 2002 yılında Aventis<br />

Hastane Grubu satış ekibinde başlayan Serdar Temel,<br />

2005’de aynı grupta Ürün Müdürü oldu. 2006’da Bilim<br />

İlaç’a transfer olarak firmanın KBB, dermatoloji,<br />

üroloji & jinekoloji alanlarında, 2 yıl Ürün Müdürü ve<br />

4 yıl Kıdemli Ürün Müdürü olarak görev yapmış, 2012<br />

yılında ise yeniden satış alanına dönüp, Tanıtım Müdürü<br />

ünvanıyla merkezi sinir sistemi ve antibiyotik ekiplerinin<br />

yönetimini üstlenmiştir.<br />

Boğaziçi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği mezunu olan<br />

Serdar Temel, Eylül 2014 - Temmuz <strong>2018</strong> tarihleri<br />

arasında Chiesi Türkiye PC Satış Müdürü olarak görevini<br />

başarıyla sürdürmüştür, aynı zamanda Chiesi Academy<br />

bünyesindeki Chiesi Corporate Master programındaki<br />

eğitimine de devam etmektedir.


Assignments in Merck <strong>Turkey</strong><br />

Merck Türkiye’de atamalar<br />

Merck <strong>Turkey</strong> continues to strengthen its team with new appointments…<br />

Merck Türkiye, yeni atamalar ile ekiplerini güçlendirmeye devam ediyor.<br />

Belma BOZKURT, who will coordinate the marketing activities and the<br />

launch of new and existing products in therapeutic areas, was appointed<br />

as Director of Marketing responsible for Neurology, Immunology,<br />

Thyroid and Endocrinology in Merck <strong>Turkey</strong><br />

Belma BOZKURT Terapötik alanlarda yeni lansman ve mevcut ürünlerin<br />

pazarlama aktivitelerini koordine edecek olan Belma Bozkurt Merck<br />

Türkiye’de Nöroloji, İmmunoloji, Tiroid ve Endokrinoloji Pazarlama<br />

Müdürü olarak atandı.<br />

Ertuğrul AKBAŞ, who has 12 years of work experience in various levels<br />

in the pharmaceutical industry, worked in medical and marketing<br />

departments at Roche, GSK and Merck. He is now appointed as Medical<br />

Director responsible for the Therapeutic area of Fertility in Merck <strong>Turkey</strong>.<br />

Ertuğrul AKBAŞ İlaç sektöründe çeşitli kademelerde toplam 12 yıllık<br />

iş deneyimine sahip olan Akbaş Roche, GSK ve Merck’te medikal ve<br />

pazarlama departmanlarında çalışan Ertuğrul Akbaş, Merck Türkiye’de<br />

Fertilite Terapötik alanından sorumlu Medikal Müdür olarak atandı.<br />

Aydan DİNÇER, who has 15 years of sales and marketing<br />

experience, has been appointed as Senior Manager to the Merck<br />

Oncology office. Aydan Dinçer will coordinate the launching and<br />

the marketing activities of existing products in the oncology<br />

therapeutic area in <strong>Turkey</strong>.<br />

Aydan DİNÇER 15 yıllık satış ve pazarlama tecrübesine sahip<br />

olan Aydan Dinçer, Merck Türkiye ofisine Onkoloji Kıdemli<br />

Müdürü olarak atandı. Aydan Dinçer, Türkiye onkoloji terapötik<br />

alanındaki yeni lansman ve mevcut ürünlerin pazarlama<br />

aktivitelerini koordine edecek.<br />

<strong>Pharma</strong> 69


Janssen <strong>Turkey</strong> has made 3 leader assignments with<br />

the business unit model<br />

Johnson & Johnson <strong>Pharma</strong>ceuticals Group Janssen transformed the<br />

Sales and Marketing structure into a Business Unit model and combined<br />

Oncology & Haematology, Central Nervous System and Immunology<br />

units under a single leadership structure on the Therapeutic Area…<br />

Janssen Türkiye, iş<br />

birimi modeli ile 3 lider<br />

ataması yaptı<br />

Çağdaş Yılmaz<br />

Johnson & Johnson İlaç Grubu<br />

Janssen, Satış ve Pazarlama yapısını<br />

İş Birimi modeline dönüştürerek<br />

Onkoloji & Hematoloji, Merkezi Sinir<br />

Sistemi ve İmmünoloji birimlerini<br />

Terapötik Alan bazında tek bir<br />

liderlik yapısı altında birleştirdi.<br />

Çağdaş Yılmaz who has 16 years of experience in<br />

pharmaceutical, rapid consumption and OTC sectors<br />

has appointed as Oncology & Haematology Business<br />

Unit Leader. Dr Çağatay KELEŞ, after his medical<br />

experience, he worked as a leader in the sales,<br />

marketing and medical departments of Oncology &<br />

Haematology, Central Nervous System, Cardiovascular<br />

and Metabolism Therapy in medicine industry. He has<br />

now appointed as Central Nervous System Business<br />

Unit Leader. S. Selen Soyman who had joined in Janssen<br />

<strong>Turkey</strong> in 2017, working as Oncology & Haematology<br />

Marketing Manager. She has appointed as Immunology<br />

Business Unit Leader lastly.<br />

S. Selen Soyman Fırlar<br />

Dr. Çağatay Keleş<br />

İlaç, hızlı tüketim ve OTC sektörlerinde 16 yıllık<br />

deneyime sahip olan Çağdaş Yılmaz, Onkoloji &<br />

Hematoloji İş Birimi Liderliğine, hekimlik deneyimi<br />

sonrasında ilaç sektöründe Onkoloji & Hematoloji,<br />

Merkezi Sinir Sistemi, Kardiyovasküler ve Metabolizma<br />

tedavi alanlarının satış, pazarlama ve medikal<br />

departmanlarına liderlik yapan Dr. Çağatay Keleş,<br />

Merkezi Sinir Sistemi İş Birimi Liderliğine, 2017 yılında<br />

katıldığı Janssen Türkiye’de Onkoloji & Hematoloji<br />

Pazarlama Müdürü olarak çalışan S. Selen Soyman<br />

Fırlar İmmünoloji İş Birimi Liderliğine atamaları<br />

gerçekleşti.<br />

70 <strong>Pharma</strong>


İzak Baron, has become the Finance Director in<br />

Takeda <strong>Turkey</strong><br />

Of Japanese pharmaceutical giant Takeda who<br />

stands out with its successful human resource<br />

implementations, a new assignment has been<br />

realized in its <strong>Turkey</strong> operations. İzak Baron who has<br />

an experience of 25 years in pharmaceutical industry<br />

of <strong>Turkey</strong> was assigned as a Finance Director<br />

in Takeda <strong>Turkey</strong> in order to make the financial<br />

processes of the company stronger and more<br />

effective.<br />

İzak Baron, Takeda Türkiye’nin Finans Direktörü oldu<br />

Başarılı İnsan Kaynakları uygulamalarıyla dikkat çeken Japon ilaç devi Takeda’nın<br />

Türkiye operasyonunda yeni bir atama gerçekleşti. Şirketin finansal süreçlerini daha<br />

güçlü ve efektif bir yapıya kavuşturmak amacıyla, Türkiye ilaç sektöründe 25 yıllık<br />

deneyime sahip olan İzak Baron Takeda Türkiye Finans Direktörlüğü görevine getirildi.<br />

Izak Baron, as of August <strong>2018</strong>, will continue his Finance<br />

Directorate duties in Takeda <strong>Turkey</strong> in order to attain a<br />

stronger financial structure and to ensure increasing<br />

productivity by simplifying the processes.<br />

İzak Baron Ağustos <strong>2018</strong> itibari ile, Takeda Türkiye’nin<br />

daha güçlü bir finansal yapıya kavuşmasını ve süreçlerin<br />

basitleştirilerek verimliliğin artırılmasını sağlamak<br />

üzere Finans Direktörlüğü görevini sürdürecektir.<br />

Appointment in Novartis <strong>Turkey</strong><br />

Asli Karagöz Çelik has been appointed as Director of Law and<br />

Compatibility in Novartis Oncology <strong>Turkey</strong>.<br />

Novartis Türkiye’de atama<br />

Aslı Karagöz Çelik, Novartis Onkoloji Türkiye, Hukuk ve Uyumluluk Müdürü olarak atandı.<br />

Asli Karagöz Çelik who has been working in Novartis<br />

<strong>Turkey</strong> since 2014 lastly served as Senior Legal Advisor<br />

in <strong>Pharma</strong>ceutical Law Department. Currently Ms Çelik,<br />

“Novartis Oncology <strong>Turkey</strong>, Law and Compatibility<br />

Director” is assigned as. Çelik, with this task, will<br />

also continue to work as a member of the Oncology<br />

Management Team and as well.<br />

Novartis Türkiye bünyesinde 2014 yılından beri görev<br />

yapmakta olan ve son olarak Novartis İlaç Hukuk<br />

departmanında Kıdemli Hukuk Danışmanı sorumluğunu<br />

yürüten Aslı Karagöz Çelik, “Novartis Onkoloji Türkiye<br />

Hukuk ve Uyumluluk Müdürü” olarak atandı. Çelik, bu<br />

göreviyle birlikte aynı zamanda Onkoloji Yönetim Ekibi<br />

üyesi olarak çalışmalarını sürdürecektir.<br />

<strong>Pharma</strong> 71

Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!