Pharma Turkey November December 2018

istmagmagazin

November December 2018


Publisher

Ferruh IŞIK

on behalf of

İSTMAG Magazin Gazetecilik

İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.

General Manager

Mehmet SÖZTUTAN

mehmet.soztutan@img.com.tr

Editorial Consultants

Yüksel EKİNCİ

yüksel.ekinci@img.com.tr

Recep ARSLANTAŞ

recep.arslantas@img.com.tr

Graphic & Design

Tayfun AYDIN

tayfun.aydin@img.com.tr

Advertising Coordinator

Recep ARSLANTAŞ

recep.arslantas@img.com.tr

Responsible Manager

YUSUF OKÇU

yusuf.okcu@img.com.tr

Foreign Relations Manager

İsmail ÇAKIR

ismail.cakir@img.com.tr

IT Manager

İMG Bilgi Teknolojileri

web@img.com.tr

Corporate Communication

Manager

ebru.pekel@img.com.tr

Finance Manager

Mustafa AKTAŞ

mustafa.aktas@img.com.tr

Subscription

İsmail ÖZÇELİK

ismail.özcelik@img.com.tr

Head Office

Evren Mah. Bahar Cad. Polat İş

Merkezi

B Blok No:1 Kat:4 / Güneşli-Bağcılar

/ İstanbul

Tel: +90 212 604 51 00 Faks: +90

212 604 50 51

Printing

İhlas Gazetecilik A.Ş

Merkez Mahallesi 29 Ekim Cad.

İhlas Plaza NO: 11/A 41

Yenibosna / İstanbul / TURKEY

Tel: 0 212 454 30 00

İçindekiler

6

More painless injection with the new formulation of Humira

HUMIRA’nın yeni formülasyonuyla daha ağrısız enjeksiyon

14

Novartis Turkey, to its local production, continues with

products in the field of oncology!

Novartis Türkiye, yerel üretime onkoloji alanındaki ürünü ile

devam ediyor!

28

62 more drugs were added to the list of drugs to be paid for

Bedeli ödenecek ilaçlar listesine 62 ilaç daha eklendi

32

Novo Nordisk ranked 5th in global reputation research

Novo Nordisk, küresel itibar araştırmasında 5’inci oldu

38

Turkish Thoracic Society’s Law Proposal Evaluation:

“Far from Solution, Insufficient”

Türk Toraks Derneği’nden Yasa Teklifi Değerlendirmesi:

“Çözümden Uzak Ve Yetersiz”

40

“The Oscars of Future of Development”

award to Gilead Sciences Turkey

Gilead Sciences Türkiye’ye “Gelişimin Geleceği

Oscarları” ödülü

46

Pharmaceutical and Life Sciences Sector CEOs are

aware of the change in the door

İlaç Ve Yaşam Bilimleri Sektörü Ceo’ları kapıdaki

değişimin farkında

50

The center of firsts; Biota laboratories

İlklerin merkezi; Biota laboratuvarları



Milli

ve

Güçlü


Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanımızın ilaç

ve tıbbi cihazla ilgili yerli ve milli hamleyi çok

önemsediğini vurgulamasının üzerine

sektörümüz adına umut verecek gelişmelerin

olacağının da sinyalini vermiş oldu. Ülkemiz için

her alanda fayda sağlayacak yerli ve milli

projeleri hiçbir mazerete sığınmadan sonuna

kadar desteklenmesi gerektiğini ifade eden

sayın Cumhurbaşkanımızın sözlerine

katılmamak elde değil. Her alanda zengin olan

ülkemiz kaynaklarını kullanarak hem üretim,

hem istihdam, hem de ihracat yaparak ülke

ekonomisini canlandırmak bu noktadan sonra

sektör büyüklerinin elinde.

Bu gelişmeler yaşanırken Türkiye’nin “milli

üretim seferberliği” başlattığı eczacılık

ürünlerindeki ihracatı, Ocak-Eylül döneminde

geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 49,4

artarak 845,7 milyon dolara yükseldi.

Milli ve yerli üretimin desteklenmesine dair

yapılan bu açıklamalardan sonra rafa kaldırılmış

projelerin bir bir hayata geçeceğini umut

ediyorum.


“Anadolu Propolisinin Farkı”

Gıda Yüksek Mühendisi Aslı Elif Tanuğur Samancı ile propolis üzerine

konuştuk. Samancı, “Propolis kovanda hangi görevi görüyorsa, doğru

işlendiği takdirde insan vücudunda da aynı etkileri gösterir” dedi

Propolis nedir?

Propolis arıların bitkilerin yaprak, sap ve tomurcuklarından

topladıkları çok güçlü antioksidan ve antimikrobiyal etkilere

sahip tamamen doğal bir arı ürünüdür. Arılar tarafından,

kovandaki mikropları yok etmek ve kovanın sterilizasyonu için

kullanılır.

Propolisin faydaları nelerdir?

Propolis kovanda hangi görevi görüyorsa, doğru işlendiği

takdirde insan vücudunda da aynı etkileri gösterir. Virüs ve

bakterileri yok ederek vücudun hastalıklarla savaşmasına

yardımcı olur. Çocuklar kreş, okul vb. kalabalık ortamlarda

maruz kaldığı mikroplardan dolayı sık sık hasta olurlar. Propolis

düzenli tüketildiğinde bağışıklığı güçlendirerek hastalanma

sıklığının azalmasına yardımcı olur. Bunun yanı sıra, propolisin

solunum sistemi rahatsızlıklarında, alerjik astım, rinit gibi

alerjik hastalıklarda, ağızda çıkan yaralar, aftlar, uçuklarda,

mide bağırsak rahatsızlıklarında kullanım alanının bulunduğu

ve kansere karşı etkilerinin olduğu yapılan bilimsel çalışmalar

ile ortaya konulmuştur. Ayrıca, yapılan bilimsel çalışmalarda

propolisin vücutta sağlıklı ve canlı hücre sayısını arttırdığı da

gösterilmiştir.

2014 yılında Brezilya’da Maranhao Üniversitesi’nde

gerçekleştirilen çalışmada propolisin astım üzerine etkileri

araştırılmıştır. Çalışmanın sonucunda, propolisin oral

alımının astım patolojisini azalttığı belirlenmiştir. Propolisin

bunu enflamatuar hücrelerin alveolar boşluğa girişini ve

alerjik enflamasyonun sistemik ilerlemesini engelleyerek

gerçekleştirdiği ortaya konulmuştur. (1)

2016 yılında Çin’de Nanjing Medikal Üniversitesi’nde

gerçekleştirilen bilimsel çalışmada, propolisin aktif

bileşenlerinden kafeik asit fenetil esterin (KAFE) astım

üzerine etkileri araştırılmıştır. Elde edilen sonuçlara

göre propoliste doğal olarak bulunan KAFE’nin hava yolu

inflamasyonunu hafiflettiği ve astım hastalığının tedavisinde

potansiyel güçlü bir ajan olarak kullanılabileceği

belirtilmiştir. (2)

4 Pharma


Arı sütü nedir ve faydaları? Nasıl kullanılır?

Arı sütü, arılar tarafından üretilen tamamen doğal bir

üründür. Arılar bu ürünü, yavru arıları beslemek için kendi

vücutlarından salgılar. Arı sütü aynı zamanda kovandaki

kraliçe arının yaşam boyu kullandığı besin maddesidir.

Kovandaki işçi arılar yalnızca 45 gün yaşarken; hayatı

boyunca arı sütü ile beslenen kraliçe arı 5-7 yıl arası

yaşayabilmektedir. Yapılan bilimsel çalışmalarda düzenli

arı sütü tüketiminin çocuklarda bedensel ve zihinsel

gelişmeyi desteklediği, beyin aktivitesini geliştirici

etkilerinin bulunduğu ortaya konulmuştur. Ayrıca, düzenli

arı sütü tüketiminin ciltte kolajen sentezini arttırdığı,

bunun yanı sıra kadınlarda yumurta sayısı, erkeklerde de

sperm kalitesini arttırarak doğurganlık üzerine etkilerinin

bulunduğu yapılan bilimsel çalışmalar ile gösterilmiştir.

Ham Bal nedir?

Ham bal, kovandan alındığı hali ile tüketime sunulan

doğal baldır, pastörize ve polenleri tutacak derecede filtre

edilmemiştir. Pastörizasyon ve filtrasyon, balın içerisinde

doğal olarak bulunan enzimler, vitaminler ve antioksidan

özelliğe sahip bazı fenolik ve flavonoid yapıdaki faydalı

bileşenlerin ve polenlerin azalmasına neden olur. Ham

bal, pastörize edilmediğinden ve polenleri tutacak

şekilde filtre edilmediğinden besin içeriği tüm doğallık ve

saflığıyla korunmaktadır.

Anadolu Propolisinin Farkı Nedir?

Tüm Avrupa’daki endemik bitkilerin üçte biri Anadolu

coğrafyasında yer almaktadır. Bu sebeple Anadolu

propolisi çok özel bir antioksidan profiline sahiptir.

Diğer propolis türleriyle karşılaştırıldığında daha

yüksek antioksidan etkiye sahip olduğu İstanbul Teknik

Üniversitesi’nde yapılan bilimsel çalışmalar ile ortaya

konuldu.

İTÜ Gıda Mühendisliği Bölümü ve İstanbul Deneysel

Tıp Araştırma Enstitüsü’nün birlikte yürüttüğü bilimsel

çalışmada; Brezilya, Çin, Arjantin ve Türkiye’de üretilen

propolisler karşılaştırıldı. Türkiye’de Anadolu propolisi

arıcılara ürettirildi, İTÜ ARI Teknokent laboratuvarlarında

özütleyerek kullanıldı ve Türkiye’de üretilen propolis,

çalışmada en etkili sonucu verdi. Bu çalışma da Anadolu

propolisinin farkını ortaya koyar nitelikte…

Tüketici gerçek propolisi ayırt edebilir mi?

Gerçek propolisi analiz yapmadan ayırt etmek mümkün

değil. Ne yazık ki propolis, ülkemize çoğunlukla Çin’den

ithal ediliyor. Çin’den gelen ürünlerde katkı kalıntı

sorunları mevcut, saf değiller. Tanuğur; İstanbul Teknik

Üniversitesi’nde gerçekleştirilen analizlerde, ağaçların

yaprak, sap ve tomurcuklarının toz haline getirilerek

ürünlerin içerisine katılmış olduğunu, maltodekstrin,

silikon dioksit gibi dolgu ve katkı maddeleriyle propolisin

çoğaltıldığını hatta renginin propolise benzemesi için

boyar madde ilavesi yapıldığını tespit etti. Tanuğur

şöyle ekledi: “Bunlar alerjik etki yapabiliyor. Maalesef

ürün etiketleri de doğru değil. Bu anlamda tüketici

aldatılıyor. Her propolis aynı değil. Propolisin etkilerinden

bahsedebilmemiz için mutlaka doğru koşullarda üretilmiş

ve işlenmiş olması gerekiyor.”

Tanuğur, “Farklı Coğrafi Kaynaklardan Elde Edilen

Propolis Ekstraktlarının Antioksidan İçeriği” çalışması

kapsamında, yurt içi ve yurt dışından toplanan 60

propolisli üründe İstanbul Teknik Üniversitesi’nde

analizler gerçekleştirdi. Bu ürünlerin yüzde 95’inin

etiketinde yanlış beyan olduğunu tespit etti. Bu ürünlerin

neredeyse hiç propolis içermediğini ortaya koydu.

Ayrıca Tanuğur “Ürünlerin çoğu koruyucu katkı maddesi

içermekte ancak etikette bunlar beyan edilmemektedir.

Bazı ürünlerde ise etiket üzerinde beyan edilen miktarda

propolis içermemekte ve tüketiciler aldatılmaktadır.

Bu anlamda, ülkemizde propolisin standardizasyonuna

ilişkin çalışmalar devam etmekte…Piyasadaki ürünlerin

kontrolü, sağlıklı bir şekilde yapılması ve propolisin doğru

şekilde üretilip tüketicilere ulaşması adına bu önemli bir

adım olacak.” şeklinde ekledi.

Advertisement

1. Farias, J.H.C., Reis, A.S., Araujo, M.A.R., Araujo, M.R.A.M., Assuncao, A.K.M. Farias, J.C., Fialho, E.M.S., Silva, L.A., Costa, G.C., Guerra, R.N.M., Ribeiro, M.N.S. and

Nascimento, F.R.F. 2014. Effects of Stingless Bee Propolis on Experimental Asthma. Evidence Based Complementary and Alternative Medicine. 5: 951478.

2. Ma, Y., Zhang, J.X., Liu, Y.N. Ge, A., Gu, H., Zha, W.J., Zheng, X.N. and Huang, M. 2016. Caffeic acid phenethyl ester alleviates asthma by regulating the airway

microenvironment via the ROS-responsive MAPK/Akt pathway. Free Radical Biology and Medicine 101: 163-175.

Pharma 5


Akciğer kanserinin Türkiye’ye maliyeti 8,8 milyar TL

Akciğer kanserinin Türkiye’deki ekonomik yükünü ortaya koyan Türkiye’de

Akciğer Kanseri Raporu açıklandı. Rapor, akciğer kanserinin Türkiye’deki

toplam ekonomik yükünün yaklaşık 8,8 milyar TL olduğunu ortaya koydu.

Fotoğraf soldan sağa:

Prof. Dr. B. Simten Malhan, Başkent Üniversitesi Sağlık Yönetimi Programı

Elif Keçecioğlu, AstraZeneca Türkiye Ruhsatlandırma ve Pazar Erişim Direktörü

Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi

Prof. Dr. Ülkü Yılmaz, TÜSAD (Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği) Genel Sekreteri

Prof. Dr. Ahmet Özet, TÜSEB (Türkiye Kanser Enstitüsü) Başkanı

Prof. Dr. Cevdet Erdöl, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü

Prof. Dr. Mahmut Gümüş, TTOD (Türk Tıbbı Onkoloji Derneği) Başkanı

Prof. Dr. İrfan Çiçin, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi

Prof. Dr. Akın Kaya, ASYOD (Akciğer Sağlığı ve Yoğun Bakım Derneği) Başkanı

Ecz. Serkan Barış, AstraZeneca Türkiye Ülke Başkanı

Türkiye’de Akciğer Kanseri

Rapor’unda akciğer kanserinin

oluşturduğu ekonomik yükün

yanı sıra; akciğer kanserinde risk

faktörleri ve önlenmesi, erken tanı

ve tarama programları, tanı ve tedavi

süreci, destek tedavi konularıyla ilgili

ülkemizdeki mevcut durum da analiz

edildi ve her bir alan için iyileştirme

yapılabilecek noktalar belirlenerek,

çözüm önerileri sunuldu.

Akciğer Kanserleri Derneği, Akciğer

Sağlığı ve Yoğun Bakım Derneği,

Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türk

Tıbbi Onkoloji Derneği, Türkiye

Kanser Enstitüsü ve Türkiye Solunum

Araştırmaları Derneği’nin bir araya

gelerek, AstraZeneca Türkiye’nin

koşulsuz desteğiyle hazırladığı

bu raporda bir ilke imza atıldı ve

akciğer kanserinin Türkiye’de

neden olduğu ekonomik yük, tüm

doğrudan ve dolaylı maliyetler

hesaba katılarak kapsamlı bir şekilde

ortaya konuldu. Türkiye’de Akciğer

Kanseri Raporu’ndaki verilere göre,

akciğer kanserinin ülkemizdeki

toplam ekonomik yükü 8.791.885.018

TL olarak hesaplandı. Hasta başı

ortalama doğrudan maliyetin küçük

hücreli akciğer kanseri hastalarında

48.731 TL, küçük hücreli dışı akciğer

kanseri hastalarında ise 56.478

TL olduğu ortaya çıktı. Dolaylı

maliyetlerin de dahil edilmesiyle

hasta başı ortalama maliyetin

175.838 TL’ye yükseldiği belirlendi.

Bu durum, akciğer kanserinde

dolaylı maliyetlerin toplam ekonomik

yük içinde önemli bir paya sahip

olduğunu ortaya çıkardı.

Raporda akciğer kanserinin

6 Pharma


oluşturduğu ekonomik yükün

yanı sıra; akciğer kanserinde risk

faktörleri ve önlenmesi, erken tanı

ve tarama programları, tanı ve tedavi

süreci, destek tedavi konularıyla ilgili

ülkemizdeki mevcut durum analiz

edildi ve her bir alan için iyileştirme

yapılabilecek noktalar belirlenerek,

çözüm önerileri sunuldu. Sunulan

çözüm önerilerinden bazıları şöyle:

• Akciğer kanseri için ülkemize özgü

risk faktörleri bilimsel çalışmalar ile

desteklenerek belirlenmeli.

• Hastaların bu risk faktörleri

doğrultusunda değerlendirilerek

doğru hekimlere yönlendirilmesi

sağlanmalı.

• Tütün ve tütün ürünü kullanımını

azaltıcı tedbirler ve eğitimler

artırılmalı, bırakmaya yönelik

ilave teşvik edici programlar

düzenlenmeli.

• Akciğer kanserinde erken tanı

önceliklendirilmeli ve bu yönde

disiplinler arası uygulamalar

yaygınlaştırılmalı.

• Dünyada örneklerini gördüğümüz

genomik belirteçler ile ilgili

ülkemizde de Sağlık Bakanlığı

desteği ile yapılacak bilimsel

çalışmalar yaygınlaştırılmalı.

• Tedavi alamayacak durumda olan

hastalar için palyatif bakım ve son

dönem bakım merkezlerinin sayısı

artırılmalı ve yeni bakım evleri

kurulmalı.

• Mevcut oluşan ekonomik yük

göz önünde bulundurularak, erken

teşhisi mümkün kılacak çalışmalar

yapılmalı.

Prof. Dr. Irfan Cicin

Prof.Dr. Ahmet Ozet

Türkiye’de 50.000 akciğer kanseri

hastası var

Sağlık Bilimleri Üniversitesi

Rektörü Prof. Dr. Cevdet Erdöl

şunları söyledi: “Akciğer kanseri

ülkemizdeki erkek nüfusun çok

önemli bir bölümünü etkilemektedir

ve erkeklerde en yaygın görülen

kanser türüdür. Akciğer kanserine

yol açan pek çok sebep olsa da,

bildiğimiz en büyük ve engellenebilir

sebep sigaradır. Sigara kullanımının

gençlerde ve kadınlarda da hızla

artması nedeniyle, akciğer kanserine

AstraZeneca’nın koşulsuz desteğiyle

Pharma 7


8 Pharma

Prof. Dr. Mahmut Gumus

yakalanan kadınların sayısı da hızla

artmaktadır. Bu nedenle sigarayla

mücadele, akciğer kanseriyle

mücadelenin birinci adımıdır.”

Türkiye’de Akciğer Kanseri Raporu

Bilimsel Kurul üyelerinden Prof.

Dr. Ahmet Özet konuşmasında

“Dünya genelinde kanser için

belirlenmiş risk faktörleri tütün

ürünleri, kilo artışı, alkol, ultraviyole

ışınlar, işlenmiş ve hazır gıdalar,

enfeksiyonlar ve hareketsizliktir.

Bizim toplumumuza da özel risk

faktörlerini netleştirip, bunlara karşı

topyekûn mücadeleye girmeliyiz.

Ayrıca her yıl 30 binin üzerinde

insanımızı kaybettiğimiz bir tedavi

alanı için mükemmeliyet merkezleri

kurulması düşünülmelidir. Göğüs

hastalıkları uzmanı, göğüs cerrahisi

uzmanı, onkolog, patolog, psikolog

gibi tüm paydaşların içinde olduğu,

akciğer kanserine özel merkezlerin

kurulması sağlık turizmine de önemli

katkı sağlayacaktır.” diye belirtti.

Türkiye’de Akciğer Kanseri

Raporu Editoryal ve Bilimsel

Kurul üyelerinden Prof. Dr. Nuri

Karadurmuş şu bilgileri paylaştı:

“Türkiye’de erkeklerde en sık

görülen kanser türü akciğer kanseri

iken kadınlarda akciğer kanseri

5. sırada yer almaktadır. Sağlık

Bakanlığı Kanser İstatistikleri

verisine göre Türkiye’de yaklaşık

50.000 akciğer kanseri hastası

bulunmaktadır.”

Prof. Dr. Nuri Karadurmus

Türkiye’de Akciğer Kanseri

Raporu Editoryal ve Bilimsel Kurul

üyelerinden Prof. Dr. İrfan Çiçin ise

şu bilgileri verdi: “Akciğer kanserinin

toplam maliyetinin %31’ini doğrudan

maliyetler, %69’unu ise dolaylı

maliyetler oluşturmaktadır. Maliyet

azaltıcı yaklaşımlar belirlenirken

dolaylı maliyetlerin doğrudan

maliyetlerden daha fazla olduğunun

göz önünde bulundurulması

gerekmektedir.”

AstraZeneca Türkiye Ülke Başkanı

Ecz. Serkan Barış, rapor hakkında

şunları söyledi: “AstraZeneca olarak

biz de çok kıymetli bir referans

kaynak olacağına inandığımız bu

çalışmayla, akciğer kanseriyle

ilgili öncelikle hastalar için nelerin

iyileştirebileceğinin belirlenmesine

ve bu hastalığın toplumumuza olan

mevcut ekonomik yükünün ortaya

konulmasına destek olduk. Akciğer

kanseri için bundan sonra da

yürütülecek projelerde AstraZeneca

olarak her zaman bir paydaş olarak

yer almaktan mutluluk duyacağız.”


BEAUTYISTANBUL 2019 pursues widening its

business network around the world

BEAUTYISTANBUL 2019, the international exhibition for cosmetics, beauty,

hair, private label, packaging and ingredients will welcome its professional

guests on 2-3-4 October 2019, in Istanbul, Turkey. The show will bring

together 400 exhibitors from 40 countries along with over 8.000 professional

buyers and distributors from more than 120 countries.

BEAUTYISTANBUL 2019 fuarı tanıtımları tüm uluslararası

platformlarda, etkin çalışmalarla devam ediyor

Uluslararası kozmetik, güzellik, kuaför, private label, ambalaj ve kozmetik

hammaddeleri fuarı BEAUTYISTANBUL 2019 kozmetik sektörü profesyonellerini

2-3-4 Ekim 2019 tarihlerinde İstanbul’da ağırlayacak. Fuar 40 ülkeden 400’ün

üzerinde katılımcı ile 120’den fazla ülkeden, başta 3000’den fazlası yabancı olmak

üzere 8000 civarında profesyonel alıcı ve dağıtıcıyı bir araya getirecek.

BEAUTYISTANBUL was present in the largest city of

South Africa, in Johannesburg during a beauty exhibition

that covers an international participation of exhibitors

and allows them to exchange, discover and build new

businesses in beauty sector, BEAUTYISTANBUL has been

well noticed and highly appreciated.

United Arab Emirates has hosted the region’s most

comprehensive pharma gathering with a wide range of

exhibitors from across the entire pharma supply chain,

Eylül ayı çalışmalarımız oldukça yoğun ama bir o kadar da

verimli geçti. Ekibimiz bu yoğun dönemde hızını arttırarak,

tüm dünyada BEAUTYISTANBUL 2019 fuarını en iyi şekilde

tanıtmaya devam etti. Tanıtımlarımızın ilk durağı Kuzey

Afrika’da gerçekleşen ticari nitelikli bir güzellik fuarı oldu.

Bu bölgedeki iletişim ağımızı daha da geliştirmemize olanak

sağlayan etkinlikte, BEAUTYISTANBUL fuarının artık Afrikalı

sektör profesyonellerince tanınmaya başladığını görmek

bizlere gurur verdi.

10 Pharma


such an event, cannot be missed by BEAUTYISTANBUL! Abu

Dhabi has greatly received us and we did mark our passage

in return.

In the City of Lights, New York, during an event dedicated to

the aerosol, dispensing, perfume and cosmetic packaging

and design community. Two days of pure beauty where

cosmetics and perfumes merged to enhance the quality of

such an event and BEAUTY ISTANBUL got nicely smelled by

the North American and South American participants.

This time in Cambodia where the beauty market is

growing significantly, we have been omnipresent with

all the participants who are eyeing the market to benefit

from potential opportunities. Cambodia is and has

always been one of the most important destinations for

BEAUTYISTANBUL to expand in the world of beauty and to

be discovered.

BEAUTYISTANBUL figures from the 6th until the 8th of

September 2019 in Almaty, the largest event in the sphere

of beauty in the territory of Kazakhstan and Central Asia,

as BEAUTYISTANBUL we were present to promote the

2019 exhibition to Central Asian beauty industry buyers and

professionals.

The organic and natural market is growing and renewing

its reference event in Italy, our team was in Bologna

where European participants got to know clearly about

BEAUTYISTANBUL 2019 and about our appreciated

experience in the beauty and cosmetics industry.

In early September 2018, BEAUTYISTANBUL team was in

Paris to spread the word about the event to professionals

of beauty industry during an event that hosts new brands

and trends which propose creations and innovations from

compatible sectors.

Promoting the exhibition in various events throughout the

year with the main objective of assisting in the development

of all links in the beauty industry, retail and professional

segments, BEAUTY ISTANBUL as always could not miss a

beauty event especially in the dynamic market of Brazil.

India is receiving BEAUTYISTANBUL in a cosmetics

exhibition in Mumbai from 10th to 11th of September, an

event offering opportunities for visibility and economic

development for companies focused on finished products,

especially on skincare, body-care and haircare. Since

Istanbul is a center of the beauty world, we were strongly

noticed and appreciated.

New York and BEAUTYISTANBUL are showing mutual

interest thanks to our attendance at the make-up exhibition

during September, it was a great pleasure presenting

Istanbul and our 2019 event in the City of Lights.

The leading event in Latin America for personal care

and ingredients took place in Brazil during September.

The exhibition brings together international buyers and

manufacturers of ingredients, fragrances, lab equipment,

testing and regulatory solutions with over 4.000 Latin

American cosmetic manufacturers which made it an

interesting gathering for all cosmetic operators and

BEAUTYISTANBUL was one of the first comers to Latin

America as we always do.

Afrika‘nın hemen ardından soluğu Amerika’da alan

BEAUTYISTANBUL ekibi, New York‘ta önemli bir kozmetik

ambalaj fuarında boy gösterdi. Kuzey ve Güney Amerika’da

bilinirliği yüksek olan etkinlik, sektördeki gelişmeleri

yakalamamıza yardımcı olurken, aynı zamanda sektörün

önde gelen isimleriyle tanışma ve onlara BEAUTYISTANBUL

2019 fuarını tanıtma imkânı sundu.

BEAUTYISTANBUL ekibi New York ile eş zamanlı olarak

Kamboçya‘nın başkenti Phnom Penh‘de gerçekleşen bir

kozmetik fuarındaydı. Tüm dünyadan, özellikle Asya ve

Doğu Asya’dan katılımın yoğun olduğu fuarda, katılımcılar

Ekim 2019’da gerçekleşecek fuarımız BEAUTYISTANBUL‘a

büyük ilgi gösterdi.

Hiç zaman kaybetmeden, Kazakistan’ın Almatı şehrinde

düzenlenen güzellik fuarında BEAUTYISTANBUL ekibinin

sürdürdüğü etkili tanıtım sayesinde, 2-3-4 Ekim 2019 tarihli

BEAUTYISTANBUL fuarı başta Orta Asya’dan olmak üzere

global ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü.

Henüz sadece Eylül’ün ilk haftasını arkamızda bırakmışken,

bu kez kozmetik, güzellik ve moda sektörlerinde her zaman

ön planda olan İtalya’nın Kızıl Şehri Bolonya’da gerçekleşen

bir fuarda tanıtımlarımızı sürdürdük. Doğal güzellik ürünleri

ile sektörün ilgisini çeken etkinlikte yer alan potansiyel

alıcılarla görüşüldü ve olumlu geri dönüşler sağlandı.

Aynı anda birçok noktada tanıtım faaliyetlerini sürdüren

ekibimiz, İtalya fuarı devam ederken dünyanın kozmetik

merkezi olarak görülen Paris‘te düzenlenen bir fuarda,

kuaför ve güzellik profesyonelleriyle buluştu. Birçok farklı

coğrafyadan katılımcının bulunduğu etkinlikte, potansiyel

alıcılar BEAUTYISTANBUL 2019’a bizzat davet edildi.

BEAUTYISTANBUL‘un Latin Amerika ile bağları güçleniyor!

Bölgeden profesyonellerle bir kez daha Brezilya’nın en

büyük şehri Sao Paulo’da bir araya geldik. Yürüttüğümüz

etkin tanıtım yöntemleri ve doğru temaslarımız dahilinde

Latin Amerikan’nın sektör profesyonelleri ve alıcıları

BEAUTYISTANBUL 2019’a davet edildi.

Uluslararası platformda, kozmetik sektöründe yer alan

tüm fuar ve etkinliklerde tanıtım aktivitelerini sürdüren

BEAUTYISTANBUL, Mumbai’de gerçekleşen bir güzellik

fuarına katılarak yine ilgileri üzerine topladı.

Akabinde tekrar New York’ta, bu sefer bir kozmetik fuarını

ziyaret eden BEAUTYISTANBUL ekibi, ilgili profesyonellerle

Pharma 11


Our team was in Warsaw, Poland from 21st to 23rd

September to make sure that Polish cosmetics industry

is well informed about BEAUTYISTANBUL 2019 which

was successful for both sides as BEAUTYISTANBUL were

appreciated and highly recognized by the participants and

visitors.

BEAUTYISTANBUL has made its mark in Bolivia at an

exposition through the end of September 2018, the

connectivity and closeness with Bolivia have undoubtedly

and positively influenced our participation in addition to the

great opportunity that we had among other participants by

introducing our activity and experiences around the world.

During a European trade fair for packaging and processing

technology which took place in Nuremberg, Germany from

25th to 27th September 2018, BEAUTYISTANBUL team has

marked its attendance between a variety of exhibitors and

buyers who showed a great interest to our achievements

and promotions locally and internationally.

Our team was in Warsaw again on 26th and 27th

September 2018, where around 280 exhibitors were

represented which presented their new innovations

for production and packaging of cosmetic and cleaning

products. The exhibitors praised the visitors’ excellent

professional quality and BEAUTYISTANBUL as one of

the regular attendees to the event has demonstrated its

international appeal to all the exhibitors and visitors and

gain their interest once again.

The most important event in Romania dedicated to beauty

sector has taken place between the 27th and 30th of

September 2018 to achieve its goal to be a reference for

professionals from the industry and BEAUTYISTANBUL

was present during the exhibition and received positive

feedback from the attendees to the event in the cosmetics

and beauty field.

Again Hola Spain! We were in Madrid from 28th to 30th

September 2018 at a cosmetics exhibition where exhibitors

and visitors combined to create an international area full

of creativity and business development, such an event

could not be missed by BEAUTYISTANBUL to share its

achievements and promote the 2019 exhibition.

görüşmeler gerçekleştirerek, 2-3-4 Ekim 2019 tarihli

BEAUTYISTANBUL fuarına davet etti.

Tanıtım çalışmalarına aralıksız devam eden BEAUTYISTANBUL

ekibi, Endonezya’nın Jakarta şehrindeki sektör

profesyonellerinin katılımının yüksek olduğu bir fuarda yerini

aldı. Uluslararası renkli kozmetik alıcıları ve dağıtıcılarıyla da

yoğun temaslarda bulunan ekibimiz, BEAUTYISTANBUL 2019

fuarına yönelik yoğun ilgiyle karşılaştı.

Eylül ayının ikinci yarısında, Latin Amerika’daki kozmetik

fuarını ziyaret ettikten sonra tanıtım faaliyetleri Polonya’da

sürdürüldü. Varşova’da düzenlenen güzellik fuarında, Doğu

Avrupa ve çevresinden profesyonel iş insanları ve potansiyel

alıcılarla görüşülüp, BEAUTYISTANBUL fuarı tanıtıldı.

Polonya seyahatinin ardından, Bolivya’da ziyaretlerimiz

sürdü. Dünyanın hızla büyüyen şehirlerinden Santa Cruz‘da

düzenlenen birçok sektörü barındıran ve uzun soluklu bir

fuarda tanıtım faaliyetlerini yürüten BEAUTYISTANBUL ekibi,

güzellik sektörüyle ilgili profesyonelleri 2-3-4 Ekim 2019 tarihli

fuarımıza davet etti.

Almanya’nın endüstri başkenti olarak bilinen şehri

Nürnberg’de gerçekleşen, Avrupa’nın öncü ambalaj ve

teknoloji etkinliklerinden birinde yerlerimizi aldık. Etkin ve

güçlü bir tanıtım çalışması yürüten ekibimiz, ilgili sektörden

potansiyel alıcılarla görüşerek BEAUTYISTANBUL fuarı ile ilgili

olumlu geri dönüşler sağladı.

Almaya fuarında çalışan ekibimizle eşzamanlı olarak,

Polonya‘nın Varşova şehrindeki güzellik fuarında faaliyetlerini

sürdürüldü. Polonya’daki etkinliklerde aktif olarak yer alan

BEAUTYISTANBUL ekibi, kozmetik sektörü iş insanlarıyla

görüşerek BEAUTYISTANBUL 2019 fuarını anlattı.

Yoğun ve verimli geçen Eylül ayının son çalışmalarını

iki farklı konumdaki etkinliklere katılarak tamamladık.

Öncelikle Romanya Bükreş‘te çalışan ekibimiz, kuaför salonu

profesyonellerinin yanı sıra güzellik malzemeleri ve bakım

sektörlerinden gelen iş insanlarıyla da görüşerek, onları

BEAUTYISTANBUL 2019’a davet etti.

Romanya sonrasında, İspanya’nın Başkenti Madrid’de soluğu

alan BEAUTYISTANBUL ekibi, burada oldukça kapsamlı bir

güzellik fuarını ziyaret etti. Oldukça renkli geçen güzellik

şovunda sıkı çalışan ekibimiz, ilgili katılımcılara ulaşarak onları

2-3-4 Ekim 2019 tarihli BEAUTYISTANBUL fuarına davet etti.

12 Pharma


www.beauty-istanbul.com

Tel: +90 212 2229060 Fax: +90 212 6033134 - info@beauty-istanbul.com

29 Ekim Cd. No:3 Vizyonpark 1. Plaza Ofis 41 Yenibosna - İstanbul, Turkey


Berko İlaç, Üretim Tesislerinin Üçüncü Fazını Açtı

Otuz yılı aşkın süredir “Sağlıklı Yarınlara” vizyonuyla insan sağlığı için

üretmeye ve çalışmaya devam eden, ilaç sektöründe güçlü bir marka

olan Berko İlaç, 17 Kasım Cumartesi günü Sultanbeyli’deki üretim

tesislerinin üçüncü fazının açılış törenini gerçekleştirdi.

14 Pharma

Türkiye’nin önde gelen ilaç

firmalarından Berko İlaç, üretim

tesisinin üçüncü fazı için kurdele

kesti. Hizmete alınan bu faz ile

birlikte ilaç sektöründe yerelleşme

adımları hızlanması amaçlanıyor.

Tesisin içinde bulunan T.C. Sanayi

ve Teknoloji Bakanlığı onaylı Ar-Ge

merkezinde milli ilaç seferberliğine

büyük katkılar sağlanacak.

İstanbul Sultanbeyli’de bulunan

Berko İlaç Üretim Tesisleri’nin

üçüncü fazının açılış töreni,

Cumhurbaşkanlığı Sağlık ve Gıda

Politikaları Kurulu Üyesi ve İVEK

Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı Prof.

Dr. Necdet Ünüvar, SGK Eski Başkan

Yardımcısı ve İVEK Vakfı Mütevelli

Heyeti Üyesi Dr. Mustafa Kuruca,

İVEK Vakfı Mütevelli Heyet Başkan

Yardımcısı Ecz. Mehmet Domaç,

Türkiye İlaç Sanayi Derneği Başkanı

Cengiz Celayir, Türkiye İlaç ve Tıbbi

Cihaz Kurumu Başkanı Dr. Hakkı

Gürsöz, Sultanbeyli Kaymakamı

Metin Kubilay gibi önemli isimlerin

katılımıyla gerçekleştirildi.

Milli ilaca destek çağrısında

bulunuldu

Açılış töreninde konuşan

Cumhurbaşkanlığı Sağlık ve Gıda

Politikaları Kurulu Üyesi Prof. Dr.

Necdet Ünüvar, Cumhurbaşkanı

Recep Tayyip Erdoğan’ın ilaç ve

sağlık sektörünü çok önemsediğini

ve desteklediğini vurgulayarak,

“Cumhurbaşkanımız, geçen

hafta Ankara’da bir üniversitenin

açılışında, ilaç ve tıbbi cihazla

ilgili yerli ve milli hamleyi çok

önemsediğini vurguladı ve bütün

kurumlara, üniversitelere,

bürokrasiye, hiçbir mazerete

sığınmadan destek verin çağrısında

bulundu. “Bugün Sultanbeyli’de

Berko İlaç çok önemli bir tesisi

hizmete alıyor. Bu hem sağlık

sektörüne, hem istihdama, hem de

ülkemizin ihracatına çok ciddi katkı

sağlayacak bir alan. Vatandaşımızın

sağlık hizmetlerine memnuniyetini

de arttıracak önemli bir girişim.

Berat Beran’ı gönülden kutluyorum.”

açıklamalarında bulundu.

Yerli ilaç sanayimize destek

verilmeli

Türkiye’de ilaç sanayisinin bir yere

gelmesi için mutlaka yerli ilaç

sanayiye güç verilmesi gerektiğini

söyleyen Berko İlaç Yönetim Kurulu

Başkanı Ecz. Berat Beran,


“Kendi çabalarımla dünyanın birçok

ülkesine ürün satıyorum; ABD,

Kanada ve Hong Kong’a gidiyorum,

ama bu yeterli değildir; Türkiye

ilaç sanayi artık dünya ülkelerinde

ve Afrika gibi destinasyonlarda

fabrikalar kurmalı.” açıklamalarında

bulundu.

Bugün gurur duyacağımız bir ilaç

sanayimiz var

Türkiye’de 1980’den sonra yerli

sanayinin çok iyi fiyat aldığını

söyleyen Beran, “Yerli sanayimiz o

parayı gerçekten sanayiye yatırdı.

Bugün gurur duyacağımız bir ilaç

sanayimiz var. Bu sebeple devletimiz

sanayiye ayrıcalıklı yaklaşmalı.

Bizlerin farkına varmalı, görmeli.

Ben hayatımda, ilaçtan başka hiçbir

iş ve yatırım yapmadım. Neyim var

neyim yoksa bu üç binadır. Kendi

gelir seviyeme göre bir hayatım,

bir yaşantım yok. Bugün burada

benim çocukluk arkadaşlarım, en

büyük dostlarım, eskiden beri beni

tanıyan benle beraber eczanemde

mücadele veren kalfam ve oğlu var.

Onlar, benim en büyük dostlarım.

Ne çektiğimi en iyi onlar bilir, bana

diyorlar ki; ‘Berat Bey nihayet

başardın’, başardım başardım ama

hala başaracak önümüzde uzun bir

yol var.” dedi.

Tesiste üretilecek olan ürünler,

dünya pazarına ihraç edilecek

Açılan tesisin Türkiye’deki ilaç

üretim kapasitesine anlamlı bir

katkı olacağını söyleyen Türkiye İlaç

ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Dr.

Hakkı Gürsöz ise “Burada üretilen

ürünlerle ülkemizde üretilen imal

ürünlerin payı daha da artacak. Bir

önemli adımın ise, ihracat noktasında

olacağını ümit ediyoruz. Tesiste

üretilecek olan ürünler, dünya

pazarına ihraç edilecek. Bu firmamız

girişimci ve yenilikçi bir ruhla

hareket eden bir firma… İnanıyorum

ki birçok yeni ürün burada hayat

bulacak ve insanımızın istifadesine

burada sunulacak. Hem Türkiye,

hem firma adına önemli bir yatırım

olan bu fabrika şimdiden hepimiz

için hayırlı uğurlu olsun.” ifadelerini

kullandı. Tesisin üçüncü fazının

faaliyete geçmesiyle Berko İlaç, yıllık

82 milyon kutu üretim kapasitesine

kavuştu. Türkiye ilaç pazarının güçlü

bir oyuncusu olan Berko İlaç, dünya

markası olma vizyonuyla başta ABD

ve Kanada olmak üzere 14 ülkeye

ihracat yapıyor. Hizmete alınan bu

fazla beraber üretimin, istihdamın ve

ihracatın arttırılması hedefleniyor.

Pharma 15


One of the every 10 kidneys patients is

Polycystic Kidney Patient

Abdi İbrahim Otsuka Medical Directorate; has described what must be known

about polycystic kidney disease, which is one of the most common hereditary

diseases and where cyst clusters occur primarily in the kidneys.

Her 10 böbrek hastasından biri Polikistik Böbrek Hastası

Abdi İbrahim Otsuka Medikal Direktörlüğü; en sık rastlanan kalıtsal hastalıklardan

olan ve kist kümelerinin, öncelikli olarak böbreklerde meydana geldiği polikistik

böbrek hastalığıyla ilgili bilinmesi gerekenleri açıkladı.

Abdi İbrahim Otsuka Medical Directorate emphasizes

that one out of every 10 kidney patients requiring dialysis

or transplantation is a Polycystic Kidney Patient and

draws attention to what to know about the disease.

Polycystic kidney disease is a disease that occurs

primarily in the kidneys of cyst clusters. Although the

kidneys are the most severely affected organs, polycystic

kidney disease is not only limited to the kidneys.

Abdi İbrahim Otsuka Medikal Direktörlüğü, diyaliz ya

da nakil gerektiren her 10 böbrek hastasından birinin

Polikistik Böbrek Hastası olduğuna vurgu yapıyor ve

hastalıkla ilgili bilinmesi gerekenlere dikkat çekiyor.

Polikistik böbrek hastalığı, kist kümelerinin, öncelikli

olarak böbreklerde görülmesi sonucu meydana gelen

bir hastalıktır. Genellikle böbrekler en şiddetli şekilde

etkilenen organlar olmasına rağmen,

16 Pharma


The disease can lead to the formation of cysts elsewhere

in the body as well.

In polycystic kidney disease; high blood pressure,

back or side pain due to kidney growth, headache, and

abdominal enlargement, blood in the urine, frequent

urination, kidney stones, renal failure and symptoms of

urinary tract or kidney infections can be found.

When should be applied for doctor?

Because the clinic of the disease is proceeding silent,

the majority of patients may not be aware of polycystic

kidney disease for years. A person who sees few signs

and symptoms of polycystic kidney disease should

consult a doctor. If the first degree relatives, parents,

siblings or children have polycystic kidney disease, it

is important for that person to take screening for this

disease.

It is sufficient reason for the disease to be passed on to

children, if only it is in one of the parents. If a polycystic

kidney disease occurs in a parent, the probability of the

diseases’ development each child is 50 percent. If you

have polycystic kidney disease and you are considering

having a child, a genetic counsellor can help you assess

the risk of passing the disease to your children.

polikistik böbrek hastalığı yalnızca böbreklerle sınırlı

kalmaz. Hastalık, vücudun başka bir yerinde de kistlerin

oluşmasına yol açabilir.

Polikistik böbrek hastalığında; yüksek tansiyon, böbrek

büyümesine bağlı sırt veya yan ağrısı, baş ağrısı,

karın büyümesi, idrarda kan, sık idrara çıkma, böbrek

taşları, böbrek yetmezliği ve idrar yolu veya böbrek

enfeksiyonları belirtileri bulunabilir.

Doktora Ne Zaman Başvurmalı?

Hastalığın kliniği sessiz seyrettiğinden dolayı hastaların

büyük çoğunluğu yıllar boyunca polikistik böbrek

hastalığının farkına varamayabilir. Polikistik böbrek

hastalığı belirti ve işaretlerinin birkaçını gösteren bir

kişinin doktora başvurması gerekmektedir. Birinci

derecede akraba, ebeveyn, kardeş veya çocukta

polikistik böbrek hastalığı var ise, kişinin bu hastalık için

taramadan geçmesi de önem kazanmaktadır.

Hastalığın çocuklara geçmesi için, yalnızca bir

ebeveynde bulunması yeterli bir nedendir. Polikistik

böbrek hastalığı bir ebeveynde görüldüğü takdirde, her

bir çocuğun hastalığa yakalanma ihtimali yüzde ellidir.

Polikistik böbrek hastalığınız varsa ve çocuk sahibi

olmayı düşünüyorsanız, bir genetik danışmanı, hastalığın

çocuklarınıza geçme riskini değerlendirmenize yardımcı

olabilir.

Pharma 17


More painless injection with the new

formulation of Humira

Anti-TNF Biologic Drug Group of HUMIRA (adalimumab) is a new form of

AbbVie which has designed to reduce injection site pain HUMIRA ® 40mg

/ 0.4ml (adalimumab), was offered to patients in Turkey

HUMIRA’nın yeni formülasyonuyla daha ağrısız enjeksiyon

AbbVie’nin Anti-TNF Grubu Biyolojik İlacı HUMIRA (adalimumab)’nın

enjeksiyon yeri ağrısını azaltmak üzere tasarlanan yeni formu HUMIRA ®

40mg/0.4ml (adalimumab) Türkiye’de hastaların hizmetine sunuldu.

• More painless injection with new non-citrate Humira 40mg /

0.4ml

Global biofarma company AbbVie today announced the launch

of HUMIRA ® 40 mg / 0.4 ml, designed to improve patient

experience by reducing injection site pain. The new formulation

contains the same active substance adalimum, but does not

contain citrate buffer and other inactive compounds.

AbbVie completely removed the citrate known as the irritant in

the injection without any change in the therapeutic efficacy of

adalimumab due to advances in technology.

HUMIRA 40 mg / 0.4ml the pain immediately after the injection,

according to the current HUMIRA, as like 84 percent, said that

significantly reduced.

Abbvie Turkey Medical Director Dr. Mahmut Gücük; “HUMIRA

40 mg / 0.4 ml will provide a significant reduction in injection

site pain, unchanged for the safety and efficacy profile that

physicians and patients see with Humira in the last 15 years.”

he said. He also said that “While continuing to improve patient

experience with Humira, we continue to strive for innovation in

immunology and continue to explore technologies and devices

that provide additional benefits to patients through various

platform technologies”

Six patients with moderate to severe active rheumatoid

arthritis in each of the two clinical trials for the HUMIRA

citrate-free formulation were examined and patients were

randomized to receive a single dose of Humira 40 mg / 0.8 ml

or Humira 40 mg / 0.4 ml, followed by a single treatment for

the next dose. injection was performed. The combined analysis

of both cross-over studies showed statistically significant

difference in the injection site pain immediately after the

administration of Humira 40 mg / 0.8 ml and Humira 40 mg /

0.4 ml. (mean visual analogue scale (VAS) 3,7 cm vs. 1,2 cm; P


“We’re 1 Against Cancer”

provides psychological support to patients and their relatives

via 30 different videos during the cancer treatment process!

Novartis Oncology Turkey which emphasizes the importance of psychological support as

well as the physician and drug support during the treatment of cancer has been providing

the psychological support with 30 different videos for the patients and their relatives in the

last two years with the awareness campaign called “We’re 1 Against Cancer”.

“We’re 1 Against Cancer” campaign which was launched by Novartis Oncology Turkey with

two important patient associations in 2017 and was carried out to support cancer patients

and their relatives in Turkey reached 74 million people to date.

“Kansere Karşı 1’iz”,

Kanser tedavi sürecinde hasta ve hasta yakınlarına 30 adet

farklı video ile psikolojik destek sağlıyor!

Kanser tedavisi sürecinde doktor ve ilaç desteğinin yanı sıra psikolojik desteğin önemini

vurgulayan Novartis Onkoloji Türkiye, son iki yıldır “Kansere Karşı 1’iz” isimli farkındalık

kampanyası ile hasta ve hasta yakınları için 30 adet farklı video ile psikolojik destek

sağlıyor.

Novartis Onkoloji Türkiye, 2017 yılında iki önemli hasta derneği ile hayata geçirdiği ve

Türkiye’de kanser hastaları ve hasta yakınlarına destek amacıyla yürüttüğü “Kansere

Karşı 1’iz” kampanyası bugüne kadar 74 milyon kişiye erişti.

Istanbul, October 2 2018 – Novartis Oncology Turkey,

which emphasizes the importance of proper psychological

support to be given to the patients and their relatives

during the disease process, embraces a non-focused area

of communication to date and continues to raise awareness

of cancer patients and their relatives with the campaign of

“We’re 1 Against Cancer, As We Share”, which is the voice

of patients and their relatives.

While it was seen that patients and patient relatives

fighting with cancer could not reach the psychological

support they needed because of both financial and

logistical problems by the research conducted prior to the

start of the project initiated by the MetAmazon Association

(Metastatic Breast Cancer Association) and Europa Donna

(European Breast Cancer Coalition) in 2017, “We’re 1

Against Cancer” campaign was launched in order to meet

this need in the society. In this respect, “We’re 1 Against

Cancer” platform, a free and easily accessible platform on

YouTube, where both patients and their relatives may get

answers to the questions they are curious about during

the treatment process via a specialized onco-psychologist

was created in cooperation with Novartis Oncology Turkey,

Metamazon, and Europa Donna associations

Kanser tedavisi gören hastalar ve hasta yakınlarına

hastalık sürecinde verilecek doğru psikolojik desteğin

önemine vurgu yapan Novartis Onkoloji Türkiye, bugüne

dek iletişimine odaklanılmamış bir alanı sahiplenerek

hasta ve hasta yakınlarının sesi olan “Kansere Karşı 1’iz,

Paylaştıkça Biz” kampanyası ile kanser hastaları ve hasta

yakınlarını bilinçlendirmeye devam ediyor.

2017 yılında MetAmazon Derneği (Metastatik Meme

Kanseri Derneği) ve Europa Donna (Avrupa Meme

Kanseri Koalisyonu) işbirliği ile başlatılan projenin

başlangıcından evvel gerçekleştirilen araştırma ile

kanserle savaşan hasta ve hasta yakınlarının gerek maddi

gerekse lojistik sorunlar nedeniyle ihtiyaç duydukları

psikolojik desteğe ulaşamadıkları görülürken, toplumda

bu ihtiyacı giderebilmek adına “Kansere Karşı 1’iz”

kampanyası başlatıldı. Bu doğrultuda, Novartis Onkoloji

Türkiye, MetAmazon ve Europa Donna dernekleri ile

gerçekleştirilen iş birliği ile hem hastaların hem de

hasta yakınlarının tedavi sürecinde merak ettikleri

soruların yanıtlarını uzman bir onko-psikolog aracılığıyla

alabilecekleri, Youtube üzerinden ücretsiz ve kolayca

ulaşabilecekleri Kansere Karşı 1’iz platformu oluşturuldu.

Türkiye’nin farklı illerinde kanser tedavisi gören ve

20 Pharma


We’re 1 Against Cancer which is a social responsibility

project for patients receiving cancer treatment and who

do not have access to this support even though they need

psychological support in different cities of Turkey, aims

to raise awareness of the society by emphasizing the

importance of correct psychological support as well as the

physician and drug support during the cancer treatment

process from the perspective of patient and patient

relatives. In the scope of We’re 1 Against Cancer, which

is a campaign with highest participation to date in the

field of oncology, the information is given by a specialist

psychologist on issues related to psychological support

during the treatment process they are curious about to

cancer patients and their relatives through YouTube.

We’re 1 Against Cancer campaign has achieved a

significant success as the project with the highest number

of people who have an access in the oncology area, with

74 million people being reached in the last 2 years. In

addition, as a result of the cooperation with associations,

the questions and subjects the cancer patients and their

relatives are most curious about on the psychological

support during the disease process were collected by

questionnaire method and all questions were answered

by onco-psychologist Elçin Biçer by consolidating from

the perspective of patients and their relatives and thus,

26 specialist information videos were prepared. The

patients and their relatives have access to all information

about the psychological support they need during the

cancer treatment process through the YouTube – We’re 1

Against Cancer channel via the digital data bank which was

generated ( https://bit.ly/2rAuzBl )

Pınar Üstündağ, General Manager of Novartis Oncology

Turkey, who spoke due to Breast Cancer Awareness

Month in which various campaigns are held between 1-31

October in Turkey, as in the whole world, pointed out

the campaign’s access figure and said: “We’ve reached

millions of people since 2017 in which we started the

“We’re 1 Against Cancer” campaign. We want to draw

attention to the strength of the right psychological support

for the patients and their relatives and we are very happy

to see that our project has reached so many people today.

We’re 1 Against Cancer will continue to be a guide for

patients and their relatives who do not have access to

psychological support. We, as Novartis Oncology Turkey,

will continue to manufacture innovative drugs and present

them to the medical world as well as to provide the support

that patients need with our different projects in order to

help to change and improve the lives of cancer patients.

On the other hand, the “We’re 1 Against Cancer” campaign

implemented by Novartis Oncology Turkey was deemed

worthy of awards of “Best Awareness Campaign” and “Best

Integrated Media Purchasing Campaign” in 2017 within

the scope of Felis Awards given by MediaCat magazine for

successful communication works

psikolojik desteğe ihtiyaç duyduğu halde bu desteğe

erişemeyen hastalar için bir sosyal sorumluluk projesi

olan Kansere Karşı 1’iz, kanser tedavisi sürecinde hasta

ve hasta yakınları perspektifinden hekim ve ilaç desteğinin

yanı sıra doğru psikolojik desteğin önemine vurgu yaparak,

toplumu bu konuda bilinçlendirmeyi amaçlıyor. Onkoloji

alanında bugüne kadarki en yüksek katılımlı kampanya

olan Kansere Karşı 1’iz kapsamında, Youtube üzerinden

kanser hastalarına ve yakınlarına tedavi sürecinde merak

ettikleri psikolojik desteğe dair konularda uzman bir

psikolog tarafından bilgi aktarılıyor.

Kansere Karşı 1’iz kampanyası, son 2 yılda ulaştığı 74

milyon kişi ile onkoloji alanında en yüksek sayıda erişime

sahip olan proje olarak önemli bir başarı yakaladı. Ayrıca,

derneklerle gerçekleştirilen iş birliği neticesinde kanser

hastaları ve yakınlarından hastalık sürecinde psikolojik

destek ile ilgili en çok merak ettikleri sorular ve konular

anket yöntemi ile toplandı ve tüm sorular hasta ve hasta

yakınları perspektifinden konsolide edilerek, uzman Onkopsikolog

Elçin Biçer tarafından yanıtlandı ve böylece 26

adet uzman bilgilendirme videosu hazırlandı. Oluşturulan

dijital bilgi bankası aracılığıyla hasta ve hasta yakınları,

kanser tedavi sürecinde ihtiyaç duydukları psikolojik

destekle ilgili tüm bilgilere Youtube – Kansere Karşı 1’iz

kanalından ulaşabiliyorlar. ( https://bit.ly/2rAuzBl )

Tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de 1-31 Ekim

tarihleri arasında çeşitli kampanyaların düzenlendiği

Meme Kanseri Bilinçlendirme Ayı dolayısıyla konuşan

Novartis Onkoloji Türkiye Genel Müdürü Pınar Üstündağ,

kampanyanın erişim rakamına dikkat çekerek, “Kansere

Karşı 1’İz kampanyasını başlattığımız 2017 yılından bugüne

milyonlarca kişiye eriştik. Bizler bu projeyle hastalık

sürecinde hasta ve hasta yakınları için doğru psikolojik

desteğin gücüne dikkat çekmek istedik ve bugün geldiğimiz

noktada projemizin bu kadar fazla sayıda kişiye ulaştığını

görmek bizleri son derece mutlu ediyor. Kansere Karşı

1’iz, psikolojik desteğe erişimi olmayan hastalar ve hasta

yakınları için rehber niteliğinde olmaya devam edecek.

Novartis Onkoloji Türkiye olarak kanser hastalarının

hayatlarını değiştirmeye ve iyileştirmeye yardımcı

olabilmek için yenilikçi ilaçların üretilmesi ve tıp dünyasına

sunulmasının yanı sıra, farklı projelerimizle de hastaların

ihtiyaç duyduğu desteği sağlamaya devam edeceğiz.” dedi.

Öte yandan, Novartis Onkoloji Türkiye tarafından hayata

geçirilen Kansere Karşı 1’iz kampanyası, 2017 yılında,

MediaCat dergisi tarafından başarılı iletişim çalışmalarına

verilen Felis Ödülleri kapsamında, “En İyi Farkındalık

Kampanyası” ve “En İyi Entegre Medya Satınalma

Kampanyası” ödüllerine layık görüldü.

Pharma 21


62 more drugs were

added to the list of drugs to be paid for

Minister of Family, Labour and Social Services, Zehra Zümrüt Selçuk

said, “According to the decisions taken in the Medical and Economic

Evaluation Commission, we have included 62 drugs in the list of drugs

to be paid. Thanks to these drugs, we have provided alternatives and

ease of access in the treatment of our insured patients.”

Minister of Family, Labour and Social Services, Zehra Zümrüt Selçuk stated that 62 medicines

were included in the list of drugs to be paid according to the decisions taken by the Medical

and Economic Evaluation Commission. Selcuk said that alternative treatments and access to

the treatment of the insured will be provided with these equivalent drugs. Selcuk declared

that drugs added to the reimbursement list are drugs which are used in the treatment

of antibacterial drugs, drugs used in heart diseases, vitamin support groups, COPD, HIV,

Parkinson’s, Alzheimer’s, respiratory diseases and ulcers. Recording that 58 of the previously

added drugs are domestic and 4 of them are international, Minister Selçuk said that

alternatives and access facilities for the treatment of these 4 drugs will be provided with the

new list.

She said that 58 of the drugs taken on the reimbursement list of domestic production, 4

of which indicates that foreign production, by taking part in the drug list of especially the

equivalent 62 drugs, the list of drug will be enrichment and accessibility, as well as an

estimated annual savings of about 6 million Turkish Liras. Minister Selçuk wished, “As

Minister of Family, Labour and Social Services, we wish our patients will be healing with the

list of medicines we received on our list of reimbursement, and wish a healthy life for our

citizens.”

22 Pharma


Bedeli ödenecek ilaçlar listesine 62 ilaç daha eklendi

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, “Tıbbi ve

Ekonomik Değerlendirme Komisyonunda alınan kararlara göre 62 adet

ilacı, bedeli ödenecek ilaçlar listesine dâhil ettik. Eşdeğer olan bu ilaçlar

sayesinde sigortalılarımızın tedavilerinde alternatifler ve erişim kolaylığı

sağlamış olduk” dedi.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler

Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk,

bakanlık olarak Tıbbi ve Ekonomik

Değerlendirme Komisyonunda

alınan kararlara göre 62 adet

ilacın bedeli ödenecek ilaçlar

listesine dâhil edildiğini açıkladı.

Selçuk, eşdeğer olan bu ilaçlar

sayesinde sigortalıların tedavilerinde

alternatifler ve erişim kolaylığı

sağlandığını kaydetti. Selçuk,

geri ödeme listesine eklenen

ilaçların antibakteriyel ilaçlar, kalp

rahatsızlıklarında kullanılan ilaçlar,

vitamin destek grupları, KOAH, HIV,

Parkinson, Alzheimer, solunum yolu

hastalıkları ve ülser tedavisinde

kullanılan ilaçlardan oluştuğu

bilgisini verdi. Eklenen ilaçların 58

adedinin daha önce de eşdeğerleri

bulunduğunu, 4 adet ilacın ise daha

önce eşdeğeri bulunmadığını dile

getiren Bakan Selçuk, yeni liste ile

bu 4 ilacın kullanıldığı tedaviler için

de alternatifler ve erişim kolaylıkları

doğduğunu aktardı.

Geri ödeme listesine alınan

ilaçlardan 58 adedinin yerli üretim,

4’ünün ise yabancı üretim olduğunu

belirten Selçuk, 62 adet ilacın

özellikle eşdeğer olanların ilaç

listesine girmesiyle ilaç tercihinde

zenginleşme ve erişim kolaylığının

yanı sıra yaklaşık 6 milyon lira yıllık

tasarruf öngörüldüğünü paylaştı.

Bakan Selçuk, “Aile, Çalışma ve

Sosyal Hizmetler Bakanı olarak geri

ödeme listemize aldığımız ilaçların

hastalarımıza şifa olmasını temenni

eder, vatandaşlarımıza sağlıklı bir

ömür dilerim” ifadelerini kullandı.

Pharma 23


İbrahim Etem - Menarini became the first pharmaceutical company with the “Good

Pharmacovigilance Practices “Certificate

Studies that take care of human health received its award

Ibrahim Etem - Menarini who has been serving with the vision of “value

for people” is Turkey’s first pharmaceutical company acting more than

100 years. Again it has realized another goal of being a first by taking a

certificate in the field of “Good Pharmacovigilance Practice”.

İbrahim Etem – Menarini “İyi Farmakovijilans Uygulamaları”

Sertifikasına sahip ilk ilaç firması oldu.

İnsan sağlığını gözeten çalışmalar ödülünü aldı

“İnsan için değer” vizyonuyla 100 yılı aşkın süredir hizmet veren

Türkiye’nin ilk ilaç firması İbrahim Etem – Menarini, alanında yine bir ilki

gerçekleştirerek “İyi Farmakovijilans Uygulamaları”

sertifikasını alan ilk ilaç firması oldu.

Of the oldest pharmaceutical companies in Turkey

Ibrahim Etem - Menarini, it attracts attention with its

projects and achievements realized. İbrahim Etem -

Menarini believes in the pharmacovigilance activities

which means drug safety at the same time reflects the

ethical values of its services to human health in the most

accurate way for sure.

Türkiye’nin en köklü ilaç firmalarından İbrahim

Etem - Menarini, gerçekleştirdiği projeleri ve

başarılarıyla dikkat çekiyor. İbrahim Etem - Menarini,

“ilaç güvenliliği” anlamına gelen farmakovijilans

faaliyetlerinde insan sağlığına yaptığı hizmetin etik

değerlerini en doğru şekilde yansıttığına inanıyor.

24 Pharma


In the scope of “Good Pharmacovigilance Practice”

certificate which is given by T.R. The Ministry of Health,

Turkey Pharmaceuticals and Medical Devices Agency,

Ibrahim Etem - Menarini’s pharmacovigilance studies

have been examined and audited at all. Its convenience

has been proven and its importance which it has being

given on drug safety has been certified and registered.

The result of great exertion

Medical Director of İbrahim Etem - Menarini, Dr Meltem

Özel Karataş, “Turkey’s first pharmaceutical company

with Ibrahim Etem - Menarini’s behind this success,

there are exertions of all our friends working in the

pharmacovigilance department so far. Because of their

valuable contribution, to pharmacist Merve Çalışır Çağal

and pharmacist Begüm Elmas we also would like to

thank once more. Everyone has made an effort in order

to make the system work in the best possible way, and

finally the right pharmacovigilance system was reached.

Starting with the top management, we take care of

pharmacovigilance as all company employees. We will

continue to work hard to maintain our high standards in

this field” she said.

T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu

tarafından verilen “İyi Farmakovijilans Uygulamaları”

sertifikası kapsamında İbrahim Etem – Menarini’nin

yürüttüğü farmakovijilans çalışmaları denetlenerek;

uygunluğu kanıtlandı ve ilaç güvenliliğine verdiği önem

sertifika ile tescillendi.

Büyük emeklerin sonucu

İbrahim Etem - Menarini Medikal Direktörü Dr.

Meltem Özel Karataş “Türkiye’nin ilk ilaç firması olan

İbrahim Etem - Menarini’nin bu başarısının arkasında,

bugüne kadar farmakovijilans departmanında yer

alan bütün arkadaşlarımızın emeği var. Yaptıkları

katkılardan ötürü Ecz. Merve Çalışır Çağal ve Ecz.

Begüm Elmas’a ayrıca çok teşekkür ederiz. Herkes

sistemin en güzel şekilde çalışması için çaba harcadı

ve sonunda en doğru farmakovijilans sistemine ulaşıldı.

Üst yönetimden başlamak üzere tüm firma çalışanları

olarak farmakovijilansı titizlikle ele alıyoruz. Bu alanda

sağladığımız yüksek standardımızı korumak için yine var

gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

Pharma 25


Novartis Turkey, to its local production, continues

with products in the field of oncology!

• Novartis Turkey, as an important point of production on a global scale

in parallel with our country’s decentralization policy by supporting the

localization of drug production continues to work which is going to be leading

in this area.

• Novartis Turkey, has been working since 2014 in line with local production

strategy. In addition to the domestic production of the drug, which has

revolutionized the field of chronic myeloid leukemia, said that they are

planning to introduce 2 new domestic products to the market in August 2019.

Novartis Türkiye, yerel

üretime onkoloji alanındaki

ürünü ile devam ediyor!

• Novartis Türkiye, global ölçekte önemli bir

üretim noktası olarak ülkemizin yerelleşme

politikaları ile paralel biçimde ilaç üretiminde

lokalizasyonu destekleyerek bu alanda öncülük

edecek çalışmaları sürdürüyor.

• Yerel üretim stratejisi doğrultusunda 2014

yılından bu yana çalışmalarını sürdüren

Novartis Türkiye, Kronik Miyeloid Lösemi

alanında devrim oluşturan ilacın yerli

üretiminin yanı sıra 2019 yılı

Novartis Group who is being operating production

facilities in Turkey with Novartis Pharmaceuticals,

Novartis Oncology, Sandoz Pharmaceuticals and Alcon

as 4 division and more than 60 years; contributes to

Turkey’s high-tech medication production with its

enterprises in Turkey producing an added value.

Novartis Turkey as an important point of production

on a global scale, in parallel with the country’s

decentralization policy in this area by supporting the

localization of drug production continues works which

will be leading as well.

With the 1.5 billion dollars that we have realized in

the last 10 years, we are the Turkey’s largest drug

company in the exporting

Novartis Group Turkey President and General Manager

Novartis İlaç, Novartis Onkoloji, Sandoz İlaç ve Alcon

olarak 4 divizyon ve üretim tesisleri ile 60 yıldan fazla

süredir Türkiye’de faaliyet gösteren Novartis Grup;

Türkiye’deki tesislerinde ürettiği katma değeri yüksek

ilaçlarla Türkiye’nin yüksek teknolojili üretimine katkı

sağlıyor.

Novartis Türkiye global ölçekte önemli bir üretim noktası

olarak, ülkemizin yerelleşme politikaları ile paralel

biçimde ilaç üretiminde lokalizasyonu destekleyerek bu

alanda öncülük edecek çalışmaları sürdürüyor.

“Son 10 yılda gerçekleştirdiğimiz 1,5 milyar dolarla

Türkiye’nin en çok ilaç ihracatı yapan firmasıyız”

Sağlık hizmetleri alanında dünyanın lider ilaç

şirketlerinden biri olarak, 60 yıldır yatırımlarıyla

Türkiye’ye bağlılığını sürdürdüklerini belirten Novartis

28 Pharma


of Sandoz Turkey Dr. Altan Demirdere the

field of health care as one of the world’s

leading pharmaceutical companies, said

that in they have remained committed to

its investments in Turkey for 60 years and

he continued. “In 2017, we made exports

of 130 million dollars from our production

facilities. We have a total of 1.5 billion

dollars, the company that makes Turkey’s

top pharmaceutical exports have realized

in the last 10 years. We have invested

approximately 60 million dollars in 114

clinical studies in 2017, pioneering the sector

in clinical research. All this, as a global

company, It is the most important indicator

that shows our confidence for Turkey’s young

and dynamic population, and in the market

as well. Therefore, as Novartis, by increasing

our investment will continue to strengthen

our presence in Turkey. In this context, we

continue to work in line with the strategies of

our state in the field of local production. We

will continue our commitment to the Turkish

people with our medicines and investments

that will make a difference in patients’ lives.”

He said.

The first domestic product in the field of

oncology has launched

Novartis Oncology, which aims to contribute

to the national economy at the point of

localizing the national economy, continues its

efforts in the local production field in parallel

with the group’s strategies.

Novartis Oncology Turkey that continues

the work of local production since 2014,

achieves successful results in this area.

Turkey General Manager of Novartis

Oncology Pinar Üstündağ, as a result of

this work said that the drug, which was

launched on the market in its oncology

portfolio and opened a revolution in the field

of Chronic Myeloid Leukemia, was started to

be produced locally. And stressed that the

drug has met with the patients in the past

months. Üstündağ has said that “As Novartis

Oncology Turkey, our planning on sustainable

local production in order to contribute to

the goals and policy on local production are

continuing since 2014. We are proud of being

a pioneer in this field. In Kurtköy production

facilities, we plan to bring 2 new domestic

medicines to our patients, in August 2019,

in addition to our first domestic medication

productions.” She said.

Grup Türkiye Başkanı ve Sandoz Türkiye Genel Müdürü Dr. Altan

Demirdere ‘Üretim tesislerimizden 2017’de 130 milyon dolar

ihracat gerçekleştirdik. Son 10 yılda gerçekleştirdiğimiz toplam 1,5

milyar dolarla Türkiye’nin en çok ilaç ihracatı yapan firması olduk.

Klinik araştırmalarda sektörde öncülük ederek 2017’de 114 klinik

çalışmaya yaklaşık 60 milyon dolar yatırım yaptık. Tüm bunlar global

bir şirket olarak Türkiye’nin genç ve dinamik nüfusuna, pazarına

duyduğu güvenin en önemli göstergesi.

Dolayısıyla Novartis olarak, yatırımlarımızı artırarak Türkiye’deki

varlığımızı güçlendirmeye devam edeceğiz. Bu kapsamda

devletimizin yerel üretim alanındaki stratejilerine paralel

şekilde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Hastaların hayatlarında

fark oluşturacak ilaçlarımızla ve yatırımlarımızla Türk insanına

bağlılığımızı sürdüreceğiz.’ dedi.

Onkoloji alanındaki ilk yerli ürün pazara sunuldu

Milli ekonomiyi yerelleştirme noktasında ülke ekonomisine katkı

sağlama hedefiyle ilerleyen Novartis Onkoloji ise, grubun stratejileri

ile paralel olarak yerel üretim alanındaki çalışmalarını hızla

sürdürüyor.

2014 yılından itibaren yerel üretim çalışmalarını sürdüren Novartis

Onkoloji Türkiye, bu alandaki başarılı sonuçlara imza atıyor. Novartis

Onkoloji Türkiye Genel Müdürü Pınar Üstündağ, bu çalışmalarının

neticesinde onkoloji portföyünde pazara verilen, Kronik Miyeloid

Lösemi alanında devrim açmış olan ilacın yerli olarak üretilmeye

başlandığını ve geçtiğimiz aylarda hastalarla buluştuğunu vurguladı.

Üstündağ, “Novartis Onkoloji Türkiye olarak, ülkemizin yerel üretim

konusundaki hedeflerine ve politikalarına sürdürülebilir katkı

sağlamak amacıyla yerel üretim konusundaki planlamalarımızı 2014

yılından bu yana sürdürüyor; bu alanda öncü olmanın gururunu ve

mutluluğunu yaşıyoruz. Kurtköy üretim tesislerinde ilk yerli üretilen

ilacımız dışında 2 yeni yerli üretilecek ilacımızı daha 2019 yılının

Ağustos ayında hastalarla buluşturmayı planlıyoruz” dedi.

Pharma 29


Eczacılara 2 bin lira ceza getiren madde

komisyondan geçmedi

Anadolu Eczacı ve Depocuları Derneği (AEDD)

Başkanı Onur Tokel’in gündeme getirdiği ‘reçetesiz

ilaç satışında kutu başına eczacılara 2 bin lira ceza’

verilmesini öngören madde, gelen tepkiler üzerine

TBMM Sağlık Komisyonu’ndan geçmedi. 25 bin

eczacıyı, yüzlerce ecza deposunu ve hastaları olumsuz

etkileyecek madde, sağlık çalışanlarına yönelik

şiddetin önlenmesi için hazırlanan yasa teklifinden

çıkartıldı.

Onur Tokel, yaptığı açıklamada, dernek olarak

konuyu gündeme getirmelerinin ardından

ulusal, yerel ve sektörel medyada geniş yer

bulduğunu, hemen oluşan kamuoyu baskısının

TBMM’ye yansıdığını ve ilgili maddenin iptal

edildiğini söyledi.

Onur Tokel, “Söz konusu madde aynen

yasalaşsaydı eczacılar reçetesiz ilaç satışında

kutu başına 2 bin lira ceza ödeyecekti. Üstelik bu

ceza, sadece antibiyotikler, antidepresanlar için

değil tüm ilaçlar için uygulanacaktı. Eczacılar 10

liralık migren ilacını veremeyecek, 2 liralık bir

ilaç için bile reçete istenecekti” dedi.

Tokel, gösterdikleri duyarlılıktan dolayı medya

ve Meclis Sağlık Komisyonu’nun değerli

üyelerine teşekkür etti.

30 Pharma


Project which Teaches Health Information with

Game, 365 Days, Health in Break

The new project “Health in Break” launched by Bayer, in collaboration with ÖRAV

(Teacher Academy Foundation), is hosting 365 days of in-depth Health and with

children’s play areas specially designed to increase the health information of

children, and enabling them to learn the requirements of a healthy life.

Oyunla Sağlık Bilgisi

Öğreten Proje;

365 Gün Teneffüste

Sağlık

Bayer, ÖRAV(Öğretmen Akademisi

Vakfı) ile işbirliği yaparak başlattığı

yeni projesi 365 Gün Teneffüste

Sağlık ile çocukların sağlık

bilgilerini artırmak için özel olarak

tasarlanan oyun alanlarıyla onların

dünyasına konuk oluyor ve sağlıklı

yaşamın gerekliliklerini eğlenerek

öğrenmelerini sağlıyor.

In order to increase preventable health habits and to

increase the rate of health literacy, Bayer has taken a

new step and launched the 365 Days Health in Break

project. Bayer believes that when health literacy is

increased, individuals in the community will be able

to decide on issues affecting quality of life, such as

protecting their health and taking preventive health

services. Bayer who knows very well that consumer

Health which is the most important part of creating this

consciousness, moved to reach the children’s future.

Located in various provinces across Turkey with

educational games drawn into playing fields and parks in

shopping malls, children will consolidate the information

they learned in school in public areas. And they will have

fun and increase their health information.

In this project, even “istop” is with vitamins

The main objective to be reached with the project is

to support the raising of the health literacy rate in the

long term and thus to raise the basic health information

and awareness of the individuals in the society and

to increase the healthy life year and quality of the

individuals accordingly. On the other hand, the contents

Önlenebilir sağlık alışkanlıklarının artması ve sağlık

okuryazarlığı oranını artırmak için çalışmalar yapan

Bayer, yeni bir adım atarak 365 Gün Teneffüste

Sağlık projesini başlattı. Ancak sağlık okuryazarlığı

artırıldığında toplumdaki bireylerin sağlığını koruma ve

önleyici sağlık hizmetlerini alma gibi yaşam kalitesini

etkileyen konularda karar verebilir hale geleceklerine

inanan Bayer Tüketici Sağlığı, bu bilinci oluşturmanın en

önemli parçası toplumun geleceği çocuklara ulaşmak

için harekete geçti.

Türkiye genelinde çeşitli illerde bulunan AVM’lerdeki

oyun alanları ve parklara çizilen eğitici oyunlarla

çocuklar artık okulda öğrendikleri bilgileri açık

alanlarda da pekiştirecekler ve hem eğlenip hem de

sağlık bilgilerini artıracaklar.

Bu projede istop bile vitaminli

Projeyle ulaşılmak istenen ana hedef, uzun vadede

sağlık okuryazarlığı oranının yükseltilmesine destek

olmak ve böylece toplumdaki bireylerin temel sağlık

bilgilerinin ve bilincinin yükseltilmesini buna bağlı

olarak da bireylerin sağlıklı yaşam yılı ve kalitesinin

32 Pharma


of the games were created in line with the healthy

nutrition and movement programs of the Ministry

of Health and international health institutions for

children. And it was approved from the pedagogical

point of view with the contributions of the Teachers

Academy Foundation.

The game will continue to touch the lives of every

child in the coming period by using the game’s

strength and mind-blowing game areas with

information on very important issues such as

children’s health, cleanliness, personal care,

proper nutrition, benefits of exercise, regular

drinking of water, recognition of the body and

organs.

“Only 31% of Turkey is the category of adequate

health literacy…”

At promotional events with the participation of

Bayer and ÖRAV performing the project, Bayer

Turkey Consumer Health Country Manager for

Taygun Gunay, drew attention to the need to

increase the health literacy rate in Turkey, he said.

“* Only 31% of Turkey’s is in the adequate health

literacy category, but we believe that in the coming

years, this ratio is able to bring to a higher level.

For example, we have begun to act for children by

saying “as the twig is bent, so grows the tree”. Our

basic strategy here is to be able to tell everyone in

a sustainable way to take correct measures at all.”

Nazif Karadere, the Chairman of ÖRAV, as the

Foundation, underlined the importance of the

private sector and NGO cooperation in his speech.

Karadere stated that they are the first and most

active non-governmental organization working

in order to provide support for educators in their

professional development since 2008. Additionally

he said that they were happy to be involved in a

joint project with Bayer, a socially responsible

company. Karadere, “We hope that our cooperation

with Bayer in this project will be more sustainable.

We aim to expand our 365 days, Health in Break

project in the future and carry it to many more

children” he said about the project.

The first Turkish teacher Nurten Akkuş, who was

chosen as one of the top 10 teachers of the world

in the Global Teacher Awards, made a speech on

the importance of the game in child education for

the project’s promotional activity.

The “365 Days, Health in Break” Project will

continue to work to contribute to a healthy future.

* Dated May 2016 “Turkey Health Literacy Scale

Reliability and Validity Study” 69.4% of the

population according to the results “inadequate” or

“problematic” in the categories of health literacy.

artırılmasını sağlamak. Öte yandan oyunların içerikleri Sağlık

Bakanlığı’nın ve uluslararası sağlık kuruluşlarının çocuklar

için sağlıklı beslenme ve hareket programları doğrultusunda

oluşturuldu ve Öğretmen Akademisi Vakfı’nın katkılarıyla

pedagojik açıdan değerlendirilerek onaylandı.

Oyunun gücü ve akılda kalıcılığını kullanarak çocukların sağlık,

temizlik, kişisel bakım, doğru beslenme, egzersiz yapmanın

faydaları, düzenli su içme, vücudu ve organları tanıma gibi

çok önemli konularda bilgi içeren oyun alanlarıyla proje

önümüzdeki dönemde de her çocuğun hayatına dokunmaya

devam edecek.

“Türkiye’nin sadece %31’i* yeterli sağlık okuryazarlığı

kategorisinde”

Projeyi hayata geçiren Bayer ve ÖRAV’ın katılımıyla gerçekleşen

tanıtım etkinliğinde Bayer Tüketici Sağlığı Türkiye Ülke Müdürü

Taygun Günay Türkiye’deki sağlık okuryazarlığı oranının

yükseltilmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Türkiye’nin sadece

%31’i* yeterli sağlık okuryazarlığı kategorisinde ama inanıyoruz

ki önümüzdeki yıllarda bu oranı daha yüksek seviyelere

çıkarmak mümkün. Örneğin biz «Ağaç yaşken eğilir» dedik

çocuklar için harekete geçtik. Buradaki temel stratejimiz

sürdürülebilir bir şekilde doğru önlem alma yöntemlerini

herkese anlatabilmek” dedi.

ÖRAV Yönetim Kurulu Başkanı Nafiz Karadere ise yaptığı

konuşmada Vakıf olarak özel sektör ve STK işbirliklerine

verdikleri önemin altını çizdi. 2008’den bu yana eğitimcilerin

mesleki ve kişisel gelişimine destek sağlamak amacıyla

Türkiye’nin ilk ve en etkin sivil toplum kuruluşu olarak

çalıştıklarını belirten Karadare, sosyal sorumluluk bilinci

yüksek bir şirket olan Bayer ile ortak bir projede yer almaktan

mutluluk duyduklarını söyledi.Karadere projeyle ilgili

olarak “Bayer’le bu projede başlayan iş birliğimizin daha

sürdürülebilir olmasını umuyoruz. 365 Gün Teneffüste Sağlık

projesini önümüzdeki dönemde daha da genişleterek daha çok

çocuğumuza taşımayı hedefliyoruz“ dedi.

Küresel Öğretmen Ödülleri’nde dünyanın en iyi 10

öğretmeninden biri seçilen ilk Türk öğretmen Nurten Akkuş

da projenin tanıtım etkinliği için “oyunun çocuk eğitimindeki

önemi” üzerine konuşma yaptı.

365 gün Teneffüste Sağlık Projesi sağlıklı bir gelecek inşa

edilmesine katkı sağlamak için çalışmalarını sürdürecek.

*Mayıs 2016 tarihli ”Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Ölçekleri

Güvenilirlik Ve Geçerlilik Çalışması” sonuçlarına göre toplumun

%69,4’ü “yetersiz” veya “sorunlu” sağlık okuryazarlığı

kategorilerindedir.

Pharma 33


Turkish Thoracic Society’s Law Proposal Evaluation:

“Far from Solution, Insufficient”

In the written statement made by the Board of the Turkish Thoracic Society

- Central Administration, it was stated that the provisions in the draft on

the Proposal of the Law on Amendments to Certain Laws and Decree Laws,

however, were pertinent, but deficient. “We want the regulation to be revised,

as the draft is in its first form, in which the tobacco products are offered for

sale both in the plain packages and in closed cabinets within the enterprise.”

was evaluated as…

Türk Toraks Derneği’nden Yasa Teklifi Değerlendirmesi:

“Çözümden Uzak Ve Yetersiz”

Türk Toraks Derneği Merkez Yönetim Kurulu tarafından yapılan yazılı

açıklamada, Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve KHK’lerde Değişiklik Yapılmasına

Dair Kanun Teklifine ilişkin, taslaktaki hükümlerin yerinde ancak eksik

olduğu belirtilerek, “Düzenlemenin, tasarının ilk halinde yer aldığı gibi,

tütün ürünlerinin hem düz (yalın) paket hem de işletme içerisindeki

kapalı dolaplarda satışa sunulması biçiminde revize edilmesini istiyoruz.”

değerlendirmesi yapıldı.

Turkish Thoracic Society - Central Executive Board,

made a written statement about the possible law

change concerning particularly Chest Diseases experts,

in general, all the doctors actually. In the statement

it is said that Turkish Grand National Assembly has

begun to work on Health Related Law and the Law on

Amendments to Certain Laws and Decree Laws.

“We lost four of our members because of health

violence.”

It is firstly stated that, the proposed provisions for the

resolution of the violence in health are inadequate and

far from resolving the problem. “As an association

that has lost four of its members due to the violence

experienced in the health environment, we extremely

want that the fines and penalties that would deter all

kinds of violence against physicians - health workers

that would kill properly should be added to the

proposal.” It is said in the statement as well.

Under Article 5 of the proposal, “the right of physicians

who are expelled from the public office to exercise

their professions shall be removed without the need

Türk Toraks Derneği Merkez Yönetim Kurulu’nun

açıklamasında, “Özelinde Göğüs Hastalıkları uzmanları,

genelinde ise tüm hekimlerin dikkati, Türkiye Büyük

Millet Meclisi Genel Kurul’unda bugünlerde görüşülen

Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde

Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun

Teklifine yönelmiş durumdadır.” denildi.

“Dört üyemizi sağlıkta şiddet nedeniyle kaybettik”

Yasa tasarısı kapsamında yer alan ve sağlıkta yaşanan

şiddetin çözümüne yönelik önerilen hükümlerin

“yetersiz” ve “sorunun çözümünden uzak” olduğu

belirtilerek, “Dört üyesini sağlık ortamında yaşanan

şiddet nedeniyle kaybetmiş bir dernek olarak, hekimesağlık

çalışanlarına yönelik öldürmeye varan her tür

şiddeti layıkıyla caydıracak cezaların söz konusu kanun

teklifine eklenmesinin gerekli olduğunu belirtiyoruz.”

ifadesine yer verildi.

Teklifin 5. maddesi kapsamında “haklarında mahkeme

kararı olması aranmaksızın kamu görevinden ihraç

edilen hekimlerin mesleklerini icra etme haklarını

ortadan kalkacağı ve mecburi hizmet süresi gerekçesiyle

36 Pharma


for a court decision. And the provisions that will keep

physicians who have completed their medical school

education away from the profession on the grounds

of compulsory service period, will be evaluated as a

violation of patient rights.

“Tobacco products must enter the closed cabinets”

In the proposal, the following opinions on the

items related to “tobacco control” are given:

“We believe that the provisions contained

in the draft law saying that tobacco

products should be sold in a plain

package are pertinent, but

deficient. For this reason, we

would like to revise this

regulation in the form

of its first version of

the bill, in which

the tobacco

products are

offered both

in the plain

packages and

in the closed

cabinets

within the

enterprise.”

“The rights

of health

workers must

be protected”

“With the

existing

situation of

protocol which

arranges

the collaboration of Turkey Public Hospitals Authority

affiliated hospitals and medical schools, the

abolishment of the rights of the faculty members who

are intended to conduct education and research firstly

in the medical faculties, related provisions must be

removed from the draft accordingly at all”

Following statements were given in the defending

statement;

“We invite the TGNA to make contact with the

professional and scientific organizations of

the physicians and health workers about these

aforementioned arrangements and to shape together a

process that protects the rights of physicians and health

workers and protects the public interest together.”

tıp fakültesi eğitimini tamamlamış hekimleri meslekten

uzak tutacak hükümlerin hasta haklarının ihlali” olarak

değerlendirildi.

“Tütün ürünleri kapalı dolaba girmeli”

Teklifteki “tütün kontrolü”ne ilişkin maddelere ilişkin şu

görüşlere yer verildi:

“Kanun taslağında yer alan ve tütün

ürünlerinin düz (yalın) paket halinde

satılmasını öngören hükümlerin

yerinde olduğunu, ancak eksiklikle

malul olduğunu düşünmekteyiz.

Bu nedenle söz konusu

düzenlemenin, tasarının

ilk halinde yer

aldığı gibi, tütün

ürünlerinin

hem düz

(yalın)

paket hem

de işletme

içerisindeki

kapalı

dolaplarda

satışa

sunulması

biçiminde

revize

edilmesini

istiyoruz.”

“Sağlık

çalışanlarının

hakları

korunmalı”

Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı hastaneler

ile tıp fakültelerinin ortak faaliyet göstermesini

düzenleyen protokolünün mevcut haliyle tıp

fakültelerinde öncelikle eğitim ve araştırma yapması

hedeflenen öğretim üyelerinin haklarını ortadan

kaldıracağı için söz konusu hükümlerin taslaktan

çıkarılması gerektiği savunulan açıklamada, “TBMM’yi

söz konusu düzenlemeler hakkında, hekim ve sağlık

çalışanlarının mesleki ve bilimsel örgütleriyle temasa

geçmesini ve bu çerçevede hasta haklarına sahip çıkan,

hekim ve sağlık çalışanlarının haklarını koruyan ve

kamu yararını gözeten bir süreci birlikte şekillendirmeye

davet ediyoruz.” ifadelerine yer verildi.

Pharma 37


The loss of limb in diabetes is 25 times more!

Although it is easy to treat wounds caused by simple bumps, this is different for

diabetics. Wounds caused by diabetes cause limb losses and deaths. Experts,

diabetic foot wound and foot care have made important warnings about. People

with diabetes, according to people who are not diabetic and have wounds, have risk

of losing their limbs 25 times more than them, they emphasize…

Diyabetlerde uzuv kaybı

25 kat daha fazla!

Basit çarpmalar sonucunda oluşan

yaraların tedavisi kolay olsa da şeker

hastaları için bu durum farklı. Şeker

hastalığının neden olduğu yaralar

uzuv kayıpları ve ölümlere yol açıyor.

Uzmanlar, diyabetik ayak yarası

ve ayak bakımı hakkında önemli

uyarılarda bulunarak, şeker hastası

olan insanların, şeker hastası olmayan

ve yarası olan insanlara göre 25 kat

daha fazla uzuvlarını kaybettiğini

vurguluyor.

Üsküdar University NPISTANBUL Brain Hospital

Orthopaedics Specialist Dr Abdullah Şarlak, diabetic

foot wounds and foot care made recommendations

accordingly.

Specialist Dr Abdullah Şarlak who says “Wounds;

simple bumps, bumps can occur at everyone and

their treatment is also very easy. However, if you are

a diabetic and your sugar is not under control, these

wounds can cause limb loss and death” continued his

words as follows. “People with diabetes, according to

people who are not diabetic and have wounds, have

risk of losing their limbs 25 times more than them. It is

possible to prevent limb loses and deaths with simple

measures.”

Wash your feet with warm water every day

Specialist Dr Abdullah Şarlak who says the feet should

be washed with warm water every day, continued his

words as follows; “Check the temperature of the water;

should not be too hot or too cold. After washing, the feet

should be dried gently just as a baby’s feet are being

done.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi

Ortopedi Uzmanı Dr. Abdullah Şarlak, diyabetik ayak

yaraları ve ayak bakımı konusunda önerilerde bulundu.

“Yaralar; basit çarpmalar, vurmalar sonucu herkeste

oluşabilir ve tedavisi de oldukça kolaydır. Ancak şeker

hastasıysanız ve şekeriniz kontrol altında değilse bu

yaralar uzuv kayıplarına, ölümlere neden olabiliyor”

diyen Uzm. Dr. Abdullah Şarlak, “Bu konu ile ilgili

yapılan araştırmalara göre şeker hastası olan insanlar,

şeker hastası olmayan ve yarası olan insanlara göre 25

kat daha fazla uzuvlarını kaybetmektedir. Basit önlemler

ile uzuv kayıplarının, ölümlerin önüne geçilebilir”

şeklinde konuştu.

Ayaklarınızı her gün ılık su ile yıkayın

Uzm. Dr. Abdullah Şarlak, her gün ayakların ılık su ile

yıkanması gerektiğini belirterek, “Suyun sıcaklığı kontrol

edilmeli; çok sıcak ya da çok soğuk olmamalıdır. Ayaklar

yıkanma sonrası bir bebeğin ayaklarını kuruluyor gibi

nazikçe kurulanmalıdır. Kurulama işlemi ayağınızda bir

yara, kanama oluşmuş ise bunu görebilmek adına beyaz

bir havlu ile gerçekleştirilmelidir” dedi.

38 Pharma


Drying should be done with a white towel in order to see

a wound in your foot and bleeding.”

Wear slippers or shoes at home

Specialist Dr Şarlak who says ““You should not step

with bare feet, and also your feet should not be wet as

well”, said that “There must be slippers and shoes in

the house that will protect the feet for sure. After taking

the ablution, you must dry all the fingers of the foot in a

polite way. Your socks on your feet should not be nylon,

the foot should be air, stitched, and non-sock cotton

socks should be preferred”

Be careful when cutting your nails

Specialist Dr Şarlak continued

his words as follows “Care

must be taken when

cutting the nails.

Diabetes patients

can experience

vision problems.

If he / she is

having vision

problems, he /

she should get

help for nail

cutting.”

“The nails

should be cut

straight, the

edges should

be made oval

with rasp. Every

day the feet should

be examined with

mirror. We need to

check and see the places

where we cannot see in our feet

with the mirror. The foot should be

aired and kept clean. During the day we

should constantly examine our feet for conditions such

as temperature increase, colour change, bleeding, and

swelling” he also said.

Use soft shoes and they also have to let your feet

breathe as well.

“Our shoes need to be soft; pointed and heeled shoes

should not be used. Leather shoes for breathing on our

feet and thick soled shoes should be used. Apart from

what should be done every day at home, we have to go

to the foot health centres for foot health once a year.

Additionally we should also go to the dermatology clinics

once a year as well” he said.

Ev içinde de mutlaka terlik veya ayakkabı giyin

“Çıplak ayak ile yerlere basmamak ve ayakların ıslak

olmamasına özen göstermeniz gerekir” diyen Uzm.

Dr. Şarlak, “Mutlaka ev içinde dahi ayağı koruyacak

terlik, ayakkabı olmalı. Abdest aldıktan sonra ayağın

tüm parmak aralarını kibar bir şekilde kurutmalısınız.

Ayağınızdaki çorap naylon olmamalı, ayağı hava

aldıracak, dikişli olmayacak, sıkmayan pamuklu

çoraplar tercih edilmeli” diye konuştu.

Tırnaklarınızı keserken dikkatli olun

Uzm. Dr. Abdullah Şarlak, “Tırnaklar kesilirken

dikkatli olunması gerekir. Şeker hastaları

görme problemi yaşayabiliyor. Şayet

görme problemi yaşıyorsa,

yakınından tırnak kesimi için

yardım alması gerekir”

diyerek, sözlerini şöyle

sürdürdü:

“Tırnaklar düz

kesilmeli,

kenarları törpü

ile oval hale

getirilmeli.

Her gün ayna

ile ayaklar

muayene

edilmeli.

Ayağımızı

aynaya tutup

göremediğimiz

yerlerini de

görmemiz, kontrol

etmemiz gerekiyor.

Ayağın hava alması,

temiz kalması sağlanmalı.

Gün içerisinde sürekli olarak

ısı artışı, renk değişimi, kanama,

şişme gibi durumlar için ayaklarımızı

muayene etmeliyiz.

Yumuşak ve ayağınızın hava almasını sağlayan

ayakkabılar kullanın

Ayakkabılarımızın yumuşak olması gerekiyor; sivri

uçlu, topuklu ayakkabılar kullanılmamalı. Ayağımızın

hava almasını sağlayan deri ayakkabılar ve tabanının

koruyucu olduğu kalın tabanlı ayakkabılar kullanılmalı.

Ayağımızın hava almasını sağlamak için 2-3 ayakkabımız

olmalı. Bir ayakkabıyı en az 24, en fazla 48 saat

havalandırdıktan sonra giymemiz gerekiyor. Evde her

gün yapılması gerekenler dışında yılda bir kez ayak

sağlığı için ayak sağlığı merkezlerine, cildiyeye gidilmesi

gerekmektedir.”

40 Pharma


Beauty where

the continents meet!

Kıtaların buluştuğu yerde

güzellik ile buluşalım!

20-22 June / Haziran 2019

Follow us / Bizi takip edin

/beautyeurasia

/beauty_eurasia

/beautyeurasia

/beautyeurasia.com/Linkedin

Organiser / Organizatör


Young people competed to improve the lives of

diabetes patients

“Make an invention, Make diabetes easier” contest which was organized

for the fifth time with the partnership of Sanofi and Turkey Diabetes

Foundation initiated to facilitate the daily lives of patients, was held in

Feria Palace recently…

Gençler diyabet hastalarının

hayatlarını iyileştirmek için yarıştı

Sanofi ve Türkiye Diyabet Vakfı iş ortaklığı ile diyabetli hastaların günlük

yaşamlarını kolaylaştırmak amacıyla başlatılan “Sen Bul Diyabet Kolaylaşsın”

yarışmasının beşincisi geçtiğimiz günlerde Feriye Palace’da düzenlendi.

Sanofi is a world leader in life sciences with over 90

years’ experience in the field of diabetes. In addition

to innovative and integrated treatment solutions, with

corporate social responsibility projects continue to

contribute to life by raising awareness about diabetes.

The partnership of Sanofi and Turkey Diabetes

Foundation initiated for the fifth time this year conducted

“Make an invention, Make Diabetes easier” project

competition. There were 6 innovative ideas competing

from each category. The winners of the competition

whom the jury members had difficulty in choosing the

project were; Yelda Mansuroglu, Yasemin Topak, Utku

Ertas - Hilal Acar, Selin Sen - Hurkan Dere, Bashir

Sefa Mumay - Omrum Erguven, Kazim Gullu and Busra

Kaplan were awarded with a ceremony in Feriye Palace.

Diyabet alanında 90 yılı aşkın tecrübesi ile yaşam

bilimlerinde dünya lideri olan Sanofi, inovatif ve

entegre tedavi çözümlerinin yanı sıra kurumsal

sosyal sorumluluk projeleriyle de diyabet konusunda

farkındalık oluşturarak yaşama güç katmaya devam

ediyor. Sanofi ve Türkiye Diyabet Vakfı iş ortaklığı ile

başlatılan ve bu sene beşincisi gerçekleşen “Sen Bul

Diyabet Kolaylaşsın” proje yarışmasında, 6 kategoride

birbirinden yenilikçi fikirler yarıştı. Jüri üyelerinin

seçmekte zorlandığı projenin kazananları; Yelda

Mansuroğlu, Yasemin Topak, Utku Ertaş - Hilal Acar,

Selin Şen - Hürkan Dere, Beşir Sefa Mumay-Ömrüm

Ergüven, Kazım Güllü ve Büşra Kaplan Feriye Palace’da

gerçekleşen tören ile ödüllendirildi.

Diyabetli hastaların günlük yaşamlarını kolaylaştıracak

42 Pharma


Diyabet Diyetisyenliği Derneği Kurucu

Başkanı Prof. Dr. Emel Selma Özer

KWORKS (Girişim Hızlandırma ve

Kuluçka Programı) Koordinatörü

Burak Yaman

Türkiye Diyabet Vakfı Kurucu Başkanı

Prof. Dr. Temel Yılmaz

In the competition which was held in order to determine

the best inventions to facilitate the daily lives of Diabetes

Patients in Turkey with the project of “Make invention,

Make Diabetes easier”, there were applications were

made from close to 100 different universities and

faculties. The projects which were ranked among the

students from different disciplines such as medicine,

pharmacy and engineering were determined as a

result of the evaluations of the jury members who are

experts in their field. Some of the important names in

this jury are as follows. Turkey Diabetes Foundation

Founder President Prof. Dr. Temel Yılmaz, Professor

of Endocrinology and Metabolism Diseases at Koç

University Dr. Oğuzhan Deyneli, Founder President

of the Diabetes Dietitian Association Dr. Emel Selma

Özer, KWORKS (Initiative Acceleration and Incubation

Program) Coordinator Burak Yaman…

At the end of the competition, the winners of 6 categories

were given prizes, while the winner of the project’s

grand prize was offered an internship opportunity in

Sanofi as well as award of 10.000TL.

Young people competed, people with diabetes will win

In the project where university students compete

to facilitate the lives of diabetic patients, Beşir Sefa

Mumay-Ömrüm Ergüven, who competes with the VR-

Supported Diabetes Education project in the category of

Diabetes Awareness, was given the biggest reward.

The award-winning names in the other 5 categories

are; Yelda Mansurugu with “Exercise with my Diabetes”

Project in Exercise Activities category. Yasemin Topak

with “Diabetic Foot Thermometer” project in Body and

Foot Care category. Utku Ertaş - Hilal Acar, in the Social

Communication Network and Psychological Support

category with “Alo Diabetes” project.

buluşların ortaya çıkması amacıyla düzenlenen “Sen Bul

Diyabet Kolaylaşsın” proje yarışmasına Türkiye’nin farklı

üniversite ve fakültelerinden 100’e yakın başvuru yapıldı.

Tıp, eczacılık ve mühendislik gibi farklı disiplinlerden

öğrencilerin katıldığı yarışmada dereceye giren projeler;

Türkiye Diyabet Vakfı Kurucu Başkanı Prof. Dr. Temel

Yılmaz, Koç Üniversitesi Endokrinoloji ve Metabolizma

Hastalıkları Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuzhan Deyneli,

Diyabet Diyetisyenliği Derneği Kurucu Başkanı Prof.

Dr. Emel Selma Özer, KWORKS (Girişim Hızlandırma

ve Kuluçka Programı) Koordinatörü Burak Yaman’ın

da aralarında bulunduğu, kendi alanında uzman jüri

üyelerinin değerlendirmeleri sonucunda belirlendi.

Yarışma sonunda 6 kategorinin kazananlarına ödüller

verilirken projenin büyük ödülünü kazanan fikir sahibine

10.000TL’nin yanı sıra Sanofi’de staj imkânı da sunuldu.

Gençler yarıştı, diyabetliler kazanacak

Üniversite öğrencisi gençlerin, diyabet hastalarının

hayatlarını kolaylaştırmak için yarıştığı projede büyük

ödül Diyabet Farkındalığı kategorisinde “VR Destekli

Diyabet Eğitimi” projesiyle yarışan Beşir Sefa Mumay-

Ömrüm Ergüven’in oldu.

Projenin diğer 5 kategorisinde ödül kazanan isimler;

Egzersiz Aktiviteleri kategorisinde “Diyabetimle

Egzersiz” projesiyle Yelda Mansuroğu, Vücut ve Ayak

Bakımı kategorisinde “Diyabetik Ayak Termometresi”

projesiyle Yasemin Topak, Sosyal İletişim Ağı ve

Psikolojik Destek kategorisinde “Alo Diyabet” projesiyle

Utku Ertaş - Hilal Acar, Sağlıklı Beslenme kategorisinde

“Okutmadan Alma” projesiyle” Selin Şen - Hürkan

Dere, Kan Şekeri Ölçümü ve Takibi kategorisinde ise

“Dia Adjustable İğne” projesiyle Kazım Güllü oldu.

Türk Diyabet Vakfı mansiyon özel ödülüne ise Egzersiz

Aktiviteleri kategorisinde “Egzersiz Yapıyorum,

Pharma 43


Sanofi Türkiye Diyabet ve

Kardiyovasküler İş Birimi Direktörü

Buğra Kulak

Koç Üniversitesi Endokrinoloji ve

Metabolizma Hastalıkları Öğretim

Üyesi Prof. Dr. Oğuzhan Deyneli

Selin Şen - Hürkan Dere with the project “Do not buy

before showing it barcode” in the Healthy Nutrition

category. Kazim Güllü with “Dia Adjustable Needle”

project in the category of Blood Glucose Measurement

and Monitoring. Büşra Kaplan, who is competing with

the project of “I’m Exercising, I am being successful”

in the Exercise Activities category, was awarded to the

special award of the Turkish Diabetes Foundation.

Speaking at the award ceremony Turkey Diabetes

Foundation Founder President Prof. Dr. Temel Yılmaz

explained the importance of diabetes in these words.

“According to the World Health Organization, 1

person dies every 8 seconds due to diabetes and its

complications. Diabetes by itself ranks 6th among

death causes. Today, the number of diabetics under

treatment in Turkey, only 5.6 million, while the total

number of diabetes exceeds 7 million. If not controlled,

it may cause serious health problems such as blindness,

kidney failure, diabetic foot, heart disease and stroke.

Although diabetes is not an infectious disease, it is

predicted to affect 600 million people in 20 years. The

figures clearly reveal the importance of diabetes. We all

have a lot of responsibility in this area. With the project

“Make invention, Make diabetes easier” which has

brought us together here today, our goal is to encourage

innovations among the young minds all around Turkey

that raise the quality of life of patients, and to raise more

awareness about the diabetes that can be fatal.”

Turkey Sanofi Diabetes and Cardiovascular Business

Unit Director, Mr Buğra Kulak, 425 million people is

being affected in the world and approximately 7 million

people is being affected in Turkey from diabetes, said

that a very serious threat. He underlined that it is not

only enough to produce treatment solutions for diabetes,

Başarılı Oluyorum” projesiyle yarışan Büşra Kaplan layık

görüldü.

Yarışmanın ödül töreninde konuşma yapan Türkiye

Diyabet Vakfı Kurucu Başkanı Prof. Dr. Temel Yılmaz,

diyabet hastalığının önemini şu sözlerle anlattı.

“Dünya Sağlık Örgütü’ne göre her 8 saniyede 1

insan diyabet ve komplikasyonları nedeniyle hayatını

kaybediyor. Diyabet tek başına ölüm nedenleri

arasında ise 6’ncı sırada yer alıyor. Bugün Türkiye’de

tedavi altındaki diyabetli sayısı sadece 5,6 milyon iken

toplam diyabetli sayısı 7 milyonu aşıyor. Kontrol altına

alınmadığında körlük, böbrek yetmezliği, diyabetik

ayak, kalp hastalığı ve inme gibi ciddi sağlık sorunlara

yol açabilen diyabetin bulaşıcı bir hastalık olmamasına

rağmen 20 yıl içinde 600 milyon kişiyi etkileyeceği

öngörülüyor. Rakamlar diyabetin önemini açıkça ortaya

koyuyor. Bu alanda hepimize çok fazla sorumluluk

düşüyor. Bugün bizi burada bir araya getiren Sen

Bul Diyabet Kolaylaşsın projesi ile amacımız Türkiye

çapındaki genç beyinleri, diyabetli hastaların hayat

kalitelerini yükseltecek buluşlar sunmaya özendirmeyi

ve ölümle sonuçlanabilen diyabet hastalığıyla ilgili

farkındalığı daha da artırmak.

Sanofi Türkiye Diyabet ve Kardiyovasküler İş Birimi

Direktörü Buğra Kulak, diyabetin dünyada 425 milyon

kişiyi, Türkiye’de ise yaklaşık 7 milyon kişiyi etkileyen

çok ciddi bir tehdit olduğunu belirterek, diyabet için

sadece tedavi çözümleri üretmenin yetmediğini,

insanlarda farkındalık oluşturmanın önemli olduğunun

altını çizdi. Sanofi’nin diyabete karşı mücadelesinden ise

şu sözlerle bahsetti:

“Sanofi Türkiye olarak diyabet yönetiminde dünya

liderlerinden biri olan Sanofi’nin global gücünü de

arkamıza alarak inovatif ve entegre tedavi çözümleri

44 Pharma


it is important to raise awareness among people. He also talked

about the Sanofi’s struggle against diabetes with these words:

“As Sanofi Turkey, also by taking Sanofi’s global power behind us,

one of the world leaders in the management of diabetes, we are

developing innovative and integrated treatment solutions. We carry

out R & D activities, offer products and realize awareness raising

projects. In this direction, we aim to carry the “Make an invention,

Make diabetes easier” project to the public agenda and present the

solutions to the problems faced by the patients with diabetes.

In addition, Mr Buğra Kulak who has said that “Our goal with the

project “Make an invention, make diabetes easier” is to encourage

innovations among the young minds all around Turkey which would

raise the quality of patients, and to raise more awareness about the

diabetes which can be fatal at all”, stressed the importance of the

project.

geliştiriyor, Ar-Ge çalışmaları yapıyor, ürünler

sunuyor ve farkındalık oluşturma projeleri hayata

geçiriyoruz. Bu doğrultuda bu yıl beşincisini

düzenlediğimiz “Sen Bul Diyabet Kolaylaşsın”

proje yarışması ile diyabetin kamuoyu gündemine

taşınması ve diyabetli hastaların karşılaştıkları

sorunlara çözüm sunmayı amaçlıyoruz.”

Ayrıca Buğra Kulak, Sen Bul Diyabet Kolaylaşsın

projesi ile Türkiye çapındaki genç beyinleri,

diyabetli hastaların hayat kalitelerini yükseltecek

buluşlar sunmaya özendirmeyi ve ölümle

sonuçlanabilen diyabet hastalığıyla ilgili

farkındalığı daha da artırmayı hedeflediklerini

belirterek, projenin önemini vurguladı.

Pharma 45


The center of firsts; Biota laboratories

Biota Laboratories, which started its journey in order to provide effective and

long-term herbal solutions to health and beauty problems, started to work

with Prof. Dr. Murat Türkoğlu after his 25 years of academic life in 2010.

We have recently visited Biota Laboratories R&D Centre as Beauty Turkey

Magazine. We talked with Prof Dr Murat Türkoğlu about new products, R & D

Centre and the success story which were captured in 16 years.

İlklerin merkezi;

Biota laboratuvarları

Sağlık ve güzellik sorunlarına etkin ve

uzun vadeli bitkisel çözümler sunmak

adına yolculuğuna başlayan Biota

Laboratuvarları’nın yolu 2010 yılında

Prof. Dr. Murat Türkoğlu ile kesişti. 25

yıllık akademik hayatının ardından en

son Biota Laboratuvarları’nda AR-GE

Merkezi Müdürü olarak görev yapan

Prof. Dr. Murat Türkoğlu ile Beauty

Turkey Dergisi olarak

16 yılda yakalanan başarı hikâyesini,

Ar-Ge Merkezi ve yeni ürünler üzerine

konuştuk.

Professor Dr Murat Türkoğlu, R&D Director of Biota

Laboratories, one of the largest cosmetics companies

of Turkey and Europe, since 2010 stated that they

continued their activities by getting R&D Center

Document approval in 2014 and said that they have been

continuing their activities. Prof Dr Türkoğlu who added

that they have received the R & D and Design Centres

Award in 2017, underlined that the R & D Centre of Biota

Laboratories is in a sense an industrial and, in a sense,

an academic place. Turkey’s, said they made the first

dermocosmetic product using thermal water Prof. Dr.

Türkoğlu, added that in spite of the fact that we are a

rich country in the world in terms of thermal waters, it is

a sad situation being late.

Professor Dr Murat Türkoğlu; Can you tell us a little

about yourself and Biota Laboratories?

Professor Murat Türkoğlu, I am a cosmetologist. I’ve

both studied and worked in the field of cosmetics in

Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük kozmetik

firmalarından biri ve gıda takviyesi fabrikası olan

Biota Laboratuvarları’nda 2010 yılından itibaren AR-

GE Merkezi Müdürü olarak faaliyet yürüten Prof. Dr.

Murat Türkoğlu 2014 yılında da Ar-Ge Merkezi Resmi

Belgesi onayı alarak resmi anlamda faaliyetlerine

devam ettiklerini ifade etti. 2017 yılında Ar-Ge ve

Tasarım Merkezleri” Ödülü aldıklarını da sözlerine

ekleyen Prof. Dr. Türkoğlu Biota Laboratuvarları’nın

Ar-Ge Merkezi’nin bir anlamda endüstriyel, bir anlamda

akademik bir yer olma özelliğini taşıdığının altını

çizdi. Türkiye’nin termal su kullanılarak üretilen ilk

dermokozmetik serisini yaptıklarını söyleyen Prof. Dr.

Türkoğlu, termal sular bakımından dünya zengini olan

ülkemizde böyle bir konuda geç kalınmış olunmasının

üzücü bir durum olduğunu da sözlerine ekledi.

Prof. Dr. Murat Türkoğlu; kendinizden ve Biota

Laboratuvarları’ndan kısaca bahseder misiniz?

48 Pharma


America. After working for a long period of time as a

chair of the Department of Cosmetology at Marmara

University, I have retired upon the offer coming from

Biota Laboratories. In 2010, I joined the Biota family

by participating in the establishment of Biota R & D

Laboratories.

Biota Laboratories R & D Centre was established with a

scientific and strong infrastructure. Biota Laboratories

have an R & D centre consisting of independent

laboratories, plant research centre, cosmetic product

formulation centre and food supplement prototyping

centres. At the same time, we have independent

laboratories consisting of cell culture laboratory and

instrumental analysis laboratories.

We do both scientific research and product development

together with human cells of hair and skin. Biota

Laboratories’ team consists of pharmacists, chemists,

molecular biologists and biologists.

We make scientific publications in international

journals. We are also developing interesting products

in our laboratories. We have collaborations with

dermatologists, physicians and universities.

We have been realizing our clinical and scientific studies

together with Dermatologist Dr Erkin Pekmezci, Dr Zeki

Karagülle of the Department of Medical Ecology and

Hydroclimatology of Istanbul University and Dr Halis

Suleyman of Pharmacology Department of Medical

Faculty of Erzincan University. We have been also

developing TUBITAK projects and formulas with the

consultancy of Murat Kartal from the Department of

Pharmacognosy of Bezmialem University. In short, our

R & D centre is not just a closed centre, with a research

and development laboratory, we are in cooperation at

least 10 universities within the Turkey.

Do you have any cooperation with universities abroad?

With universities abroad, we are making cooperation due

to the non-fast return product tests in Turkey and their

related dermatological tests only. Apart from this, we

do not need to work because we produce our data and

formulas ourselves. Obviously we are self-sufficient.

Biota Laboratories is the only R & D Centre in Turkey

has the distinction of being an academic in an industrial

sense in a sense.

Cosmetics companies that don’t have an R & D centre

are too late in evaluating our country’s resources which

are rich in thermal waters. In the 1980s, we see that

there are scientific studies published in the journals

of the French dermocosmetic companies related to

thermal waters. Unfortunately, we have just reached this

stage as a country. A study of the thermal waters, Biota

Laboratories developed a product for the first time in

Turkey, was launched to the market.

Bioxcin Aqua Thermal Series Dandruff Shampoo Bolu

Göynük Thermal Water and Bioxcin Aqua Thermal

Profesör Murat Türkoğlu, kozmetik uzmanıyım.

Amerika’da kozmetik alanında hem okuyup hem de

çalışmalar yaptım. Ardından uzun süre Marmara

Üniversitesi’nde Kozmetoloji Bilim Dalı Başkanlığı

yaptıktan sonra Biota Laboratuvarlarından gelen

teklif üzerine emekli oldum. 2010 yılında Biota Ar-Ge

Laboratuvarlarının kuruluşunda yer alarak Biota ailesine

katılmış oldum.

Biota Laboratuvarları Ar-Ge Merkezi bilimsel ve sağlam

bir alt yapıyla hareket etmek amacıyla kuruldu. Biota

Laboratuvarları’nda bağımsız laboratuvarlardan oluşan

bir Ar-Ge merkezi, bitki araştırma merkezi, kozmetik

ürün formülasyon merkezi ve gıda takviyesi prototip

üretme merkezlerimiz var. Aynı zamanda hücre kültürü

laboratuvarı ve enstrümantal analiz laboratuvarlarından

oluşan bağımsız laboratuvarlarımız var. Buralarda

insan saç ve deri hücreleriyle hem bilimsel araştırma

yapmak hem de ürün geliştirme işlemlerini birlikte

gerçekleştiriyoruz. Biota Laboratuvarları’nın kadrosunu

eczacı, kimyager, moleküler biyolog ve biyologlardan

oluşuyor.

Uluslararası dergilerde bilimsel yayınlar yapıyoruz.

Aynı zamanda ilginç ürünlerde geliştiriyoruz

laboratuvarlarımızda. Dermatolog hekimlerle ve

üniversitelerle iş birliklerimiz var. Klinik ve Bilimsel

çalışmalarımızı Dermatolog Hekim Erkin Pekmezci,

İstanbul Üniversitesi Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji

Bölümü’nden Zeki Karagülle, Erzincan Üniversitesi Tıp

Fakültesi, Farmakoloji Bölümü’nden Halis Süleyman ile

birlikte gerçekleştirmekteyiz. Aynı zamanda Bezmialem

Üniversitesi Farmakognozi Bölümü’nden Murat Kartal’ın

danışmanlığı ile önceki yıllarda ve halen TUBİTAK

projeleri ve formüller geliştirmekteyiz. Kısacası Ar-

Ge merkezimiz kapalı bir merkezden ibaret değil,

Türkiye’deki en az 10 üniversite ile iş birliği içerisinde

olan bir araştırma geliştirme laboratuvarlarına sahip

durumdayız.

Yurt dışındaki üniversitelerle iş birlikleriniz var mı?

Yurt dışındaki üniversitelerle sadece Türkiye’de hızlı

dönüşü olmayan ürün testleri, dermatolojik testler

dışında kendi kendimize yettiğimiz ve verilerimizi,

formüllerimizi kendimiz ürettiğimiz için çalışmaya gerek

duymuyoruz. Türkiye’de tek olan Biota Laboratuvarları

Ar-Ge Merkezi bir anlamda endüstriyel bir anlamda

akademik bir yer olma özelliğini taşıyor.

Biota Laboratuvarları Ar-Ge Merkezi dışında, bir Ar-Ge

merkezine sahip olmayan kozmetik şirketleri termal

sular bakımından zengin olan ülkemiz kaynaklarını

değerlendirme konusunda çok geç kalmış durumda.

1980’li yıllarda Fransız dermokozmetik şirketlerinin

termal sularla ilgili yaptığı dergilerde yayınlanmış

bilimsel çalışmalar olduğunu görmekteyiz. Bizler ülke

olarak henüz bu aşamaya gelmiş bulunmaktayız ki

yine termal sulara yönelik bir çalışma Türkiye’de ilk

Pharma 49


Shampoo for Thermal Scalp We have shown that we

have been working in the field of thermal products

obtained from Bursa Osmangazi Thermal Water.

What was the most important factor in the

establishment of Biota Laboratories?

Cihat Dündar plays a major role in the start of Biota’s

journey in 2002 with a dream that founded years ago.

Then in 2010, the R & D Centre in 2014 with the official

certificate of the R & D Centre has been officially started

to operate Biota. However, now there is a different

Biota. In 2018, we have more than 500 cosmetic and

dermocosmetic products and 50 food supplements.

We aimed to create an integrity by producing collagen,

vitamins and minerals in order to support our food

supplements from the inside. Biota Laboratories are at a

very strong point.

Could you tell us about your products and sales

channels?

Biota sells its products with two channels. The first

one is the markets, which are with limited products

that can be sold in there. The second one is the

pharmacies, which are the most powerful places but

we have been competing in there as well. There are

competing companies in the area of dermocosmetic

and food supplements. In fact, such products are

recommended products from the physicians because of

those products’ place is the pharmacies. Dermatologist

should recommend these products after performing

the necessary examination. The scientific and technical

aspect of the work is very important, even if we succeed

100%. Both physicians and pharmacists should know

the subject very well. Because competition in the field

of dermocosmetic is really huge. That’s why our work

is pretty hard. The drugs aren’t like that. Because the

state behind it, the physician writes, the state pays. The

competition is not too much at all.

What did Biota add to our lives?

Biota, in the dermocosmetics field in Turkey is a

company that created the formulas in large quantities

from various plants. In other words, we can say that

it has brought herbal cosmetics into life as a local

company. We created a robust dermocosmetic brand

and we can say we have added the herbal solutions to a

life.

What is the level of R & D studies and innovation

studies now?

Our R & D activities are very successful and we are

proud of this. In 2018, we published 6 international

publications every 2 months. I would say it was very

efficient. It is important for us that the doctors and

pharmacists recommend our products.

defa Biota Laboratuvarları’nda geliştirilerek piyasaya

sunuldu. Bioxcin Aqua Thermal Serisi Kepek Şampuanı

Bolu Göynük Termal Suyu’ndan ve Bioxcin Aqua Thermal

Hassas Saç Derisi için Şampuan Bursa Osmangazi

Termal Suyu’ndan elde ettiğimiz termal içerikli

ürünler alanında çalışmalar yaptığımızı göstermiş

bulunmaktayız.

Biota Laboratuvarlarının kurulmasındaki en önemli

etken neydi?

Cihat Dündar’ın yıllar önce kurduğu bir hayal ile 2002

yılında Biota yolculuğunun başlamasında büyük rol

oynuyor. Daha sonra 2010 yılında Ar-Ge Merkezi’ni 2014

yılında da Ar-Ge Merkezi Resmi Belgesi onayı alarak

resmi anlamda faaliyetlerine başlıyor Biota.

Bununla birlikte şimdi artık farklı bir Biota var.

2018 yılına geldiğimizde 500’den fazla kozmetik ve

dermokozmetik ürünümüz 50 tane gıda takviyemiz var.

Gıda takviyelerimizi güzelliği içerden de desteklemek

amacıyla kolajenler, vitaminler ve minarelleri üreterek

bir bütünlük oluşturmayı hedefledik. Şuan da Biota

Laboratuvarları çok güçlü bir noktaya gelmiş durumda.

Ürünlerinizden ve satış kanallarınızdan bahseder

misiniz?

Biota ürünlerini iki kanalla satıyor. Birincisi market

kanalıyla, oralarda satılabilecek sınırlı ürünlerle

marketlerde yer alıyor. İkincisi ise en güçlü olduğu ve

rekabet halinde olduğu yer de eczaneler. Buralarda

ise dermokozmetik ve gıda takviyeleri konusunda diğer

firmalarla rekabet halinde. Aslında bu tür ürünler

hekimlerin tavsiye ürünler olduğu için bunların yeri

eczane. Dermatolog hekim gerekli muayenesini

yaptıktan sonra bu ürünleri tavsiye etmelidir. İşin

bilimsel ve teknik yönü %100 ünü başarsak bile tanıtım

çok önemli. Konuyu hem hekimlerin hem de eczacıların

çok iyi bilmesi gerekiyor. Çünkü dermokozmetik

alanında rekabet çok fazla olduğu için işimiz oldukça

zor. İlaçlar böyle değil. Çünkü arkasında devlet var,

hekim yazar devlet öder, rekabet pek fazla yok.

Biota hayatımıza girdiğinden beri neler kattı?

Biota, Türkiye’de dermokozmetik alanında değişik

bitkilerin yüksek miktarlarda formüllerin yer aldığı

bitkisel kozmetiği yerli bir şirket olarak karşımıza

getirdiğini söyleyebiliriz. Sağlam bir dermokozmetik

markası oluşturdu ve bitkisel çözümler kattı diyebiliriz.

Ar-Ge çalışmaları ve inovasyon çalışmaları hangi

seviyede?

Ar-Ge çalışmalarımız çok başarılı övünüyoruz. 2018

yılında 2 ayda bir olmak üzere 6 tane uluslararası

yayınımız çıktı. Çok verimli olduğunu söyleyebilirim.

Bizim için önemli olan hekimlerimizin ve eczacılarımızın

tavsiye etmesi.

50 Pharma


Because Biota laboratories, taking the power from

nature 10 years ago, in this way, in order to provide

effective and long-term solutions to beauty problems,

it continues its path by developing products with herbal

content.

Which countries do you export?

The countries where the products are sold are very

wide, spread all over the world, from Chile to Cambodia,

Thailand, Singapore, Ireland, and Saudi Arabia to

Morocco Algeria. There are many countries where we

are in the licensing stage. I visited them and made

presentations. We have quite a few activities in the Far

East. We have organized a new launch in Korea. We are

working in the market which is very big in cosmetics with

our partner who is very strong in Korea. We are in the

licensing stage in Indonesia, Sri Lanka and Malaysia. We

have bought a place in Hong Kong. But now we are trying

to overcome this process as it takes time to enter China.

There’s a big activity in South America at the moment.

We work with a total of 35 countries in Peru, Chile, many

places in Europe, Switzerland, Azerbaijan, Georgia,

Ukraine, Germany, Ireland, Kosovo and Macedonia as

well.

Do you have your own plants for laboratory use?

We don’t have any plants that we grow by ourselves. But

we have plant extracts that we have obtained. Depends

on use, and its tonnage. For example, if we are going to

use a few kilos, we can do it ourselves. If we’re going

to make hundreds of tons, we need to find a company

out there. There is a large plant extract company in

Germany. We are preparing and giving the prescription

there.

Çünkü Biota laboratuvarları 10 yıl önce gücünü doğadan

alarak çıktığı bu yolda güzellik sorunlarına etkin ve uzun

vadeli çözümler sunmak adına, bitkisel içerikli ürünler

geliştirerek yoluna devam etmektedir.

Hangi ülkelere ihracat yapıyorsunuz?

Ürün satılan ülkeler çok geniş, tüm dünya yüzeyine

yayılmış durumda Şili’den Kamboçya’ya, Tayland’dan,

Singapur’a, İrlanda’ya kadar, Suudi Arabistan’dan

Fas Cezayir’e kadar bütün ülkelere satış var.

Ruhsatlandırma aşamasında olduğumuz çok sayıda ülke

var.

Ben de bunları ziyaret ederek sunumlar yaptım.

Uzakdoğu’da oldukça faaliyetlerimiz var. Kore’de yeni

lansman yapıldı. Kore’de çok güçlü olan partnerimiz

aracılığıyla kozmetik açısından büyük olan pazarda

çalışmalarımızı yürütmekteyiz. Endonezya, Sri Lanka

ve Malezya da ruhsatlandırma aşamasındayız. Hong

Kong’da yer aldık. Ama Çin’e girmek için bir zaman

gerektiği için şuan da bu süreci aşmaya çalışıyoruz.

Güney Amerika’da büyük bir faaliyet var. Peru, Şili

bölgesi, Avrupa’da birçok yerde, İsviçre’de, Azerbaycan,

Gürcistan Ukrayna’da. Almanya’da İrlanda, Kosova ve

Makedonya olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde

toplam 35 ülke ile çalışmaktayız.

Kendi yetiştirdiğiniz bitkileriniz var mı laboratuvarda

kullanmak için?

Yetiştirdiğimiz bitkilerimiz yok. Fakat kendimizin elde

ettiği bitki ekstreleri var. Kullanıma, tonaja bağlı. Mesela

birkaç kilo kullanacaksak kendimiz yapabiliyoruz.

Yüzlerce ton yapacaksak dışarıda bir şirket bulup

yaptırmak gerekiyor. Almanya’da dünyaca ünlü büyük bir

bitki ekstresi şirketi var.

Pharma 51


And order them by indicating our plants, and then our

procurement process proceeds in the form of planting

and delivering it to us as follows.

Do you have any plans for the plant laboratory in the

future?

There is always... If we establish more pilot plant

extracts facilities that serves to our purpose. Not

only in Turkey but also worldwide, there are too

many companies producing plant extracts. And these

companies can send you products in 1 kg deflated

packages. It’s a very advanced subject in the world.

This is a subject which is very weak in Turkey. Turkey

volatile oils (such as rose oil, lavender oil) ensured the

success case. However, the substances we use here do

not serve our purpose.

We have no plans to produce our own raw materials.

We need a separate factory to do our large tonnages.

Things to do are very precise and you need a big budget

to perform this way. A separate factory must be installed

for these operations.

For example, if we are going to produce 100 kgs in an

R & D environment, for example, a 5 g cream will be

made for the eye edge and we can make this extract by

ourselves.

You know what’s in the country as a plant. Why is it

taken from abroad?

Plant is being sold in the markets and fields, you can buy

as you wish. However, our plants are not grown in this

way. It is necessary to cultivate the plants we will use

in formulations. It requires a special effort. Of course,

we know where plants can grow, but we need a serious

cost and effort for their special processes. Apart from

the food and cosmetics field, we have to work with some

countries like foreign.

The most innovative product produced by Biota

Laboratories is Bursa Water Shampoo. In Turkey, Biota

is using thermal water for dermocosmetics, how this

idea came to mind?

This offer came from Cihat Bey. It wasn’t something that

couldn’t be done. We have worked on this issue and we

have succeeded. We have submitted a TÜBİTAK project

and are awaiting the approval of the referee. At the

same time, an article we prepared in collaboration with

İstanbul University was published on this subject and its

clinical study has been carried out by Dr Erkin Pekmezci

on this subject.

Turkey in terms of thermal and hot springs is one of the

world’s richest countries. Prof Dr M. Zeki Karagülle has

been working on thermal waters for nearly 40 years.

As Biota. We have stated that we would like to work

together with Dr M. Zeki Karagülle. After 2 years we

have successfully done the first examples of our work.

Bizde oraya reçeteyi hazırlayıp veriyoruz bitkilerimiz

bunlar diyerek, sonrasında da satın al prosesimiz bitkiyi

işle ve şu şekilde bize teslim et şeklinde ilerliyor.

Bitki laboratuvarı için gelecekte böyle bir planınız var

mı?

Her zaman var, daha çok pilot bitki ekstre tesisi

kurabilirsek bizim amacımıza hizmet eder. Dünyada

ki kolaylıklar ise şöyle sadece bitkilere karşı sadece

Türkiye’de değil dünyada çok fazla sayıda şirket bitki

ekstresi üretiyor. Ve bu şirketler size 1 kg’lık hava

almaz paketlerde ürünleri gönderebiliyorlar. Dünyada

çok gelişmiş bir konu.

Bu Türkiye’nin çok zayıf olduğu bir konu. Türkiye uçucu

yağlarda (gül yağı lavanta yağı gibi) başarı sağlamış

durumda. Ancak bizim burada kullandığımız maddeler

bunlar olmadığından bizim amacımıza hizmet etmiyor.

Kendi hammaddemizi üretmek gibi bir planımız yok.

Bizim büyük tonajlarda yapabilmemiz için ayrı bir

fabrika gerekiyor. Yapılacak işlemler çok hassas ve bu

şekilde gerçekleştirmek için büyük bir bütçe gerekiyor.

Bu işlemler için ayrı bir fabrika kurulması gerekli.

Bizler Ar-Ge ortamında mesela 100 kg’lık bir üretim

yapacaksak örneğin göz kenarı için 5 gr bir krem

yapılacak bunun ekstresini kendimiz yapabiliyoruz.

Ülkede ne yetişip yetişmediğini biliyorsunuz.

Neden yurt dışından alınıyor?

Bitki, pazarda, tarlada, çarşıda satılıyor, alabilirsiniz.

Ancak bizim konusu geçen bitkiler bu şekilde

yetişmiyor. Formülasyonlarda kullanacak olduğumuz

bitkileri kültüre almak gerekiyor. Özel bir çaba

gerektiriyor. Elbette ki bitkileri biliyoruz nerede

yaşayabileceğini de biliyoruz, ancak bunun için ciddi

bir maliyet ve emek gerekiyor. Gıda, kozmetik alanının

dışında yurt dışından alım yapmak gerekiyor.

Biota Laboratuvarları’nın ürettiği en yenilikçi ürün

Bursa Suyu Şampuanı. Türkiye’de termal suyu

dermokozmetik olarak kullanan Biota’nın aklına

nereden geldi bu fikir?

Cihat Bey’den geldi bu teklif, olmayacak bir şey

değildi. Biz de bu konu ile ilgili olarak çalıştık ve

başarılı olduk. TÜBİTAK projesi verdik ve hakem onayı

bekliyoruz. Aynı zamanda bizim İstanbul Üniversitesi

ile ortak bir makalemiz yayınlandı ve Uzm. Dr. Erkin

Pekmezci tarafından bu konuda klinik çalışması da

gerçekleştirildi.

Türkiye termal ve kaplıcalar yönünden dünya zengini

bir ülke. Prof. Dr. M. Zeki Karagülle 40 yıla yakın bir

zamandır termal sularla ilgili çalışmalar yapıyor. Biota

olarak Prof. Dr. M. Zeki Karagülle ile bu konuda birlikte

çalışmak istediğimizi belirttik. 2 yıl kadar sonra başarılı

bir şekilde çalışmalarımızın ilk örnekleri olan Aqua

Thermal serisinin ürünleri, Bioxcin Bolu Göynük Yoğun

52 Pharma


We have developed the products of Aqua Thermal series

which are Bioxcin Bolu Göynük Intense Anti-Dandruff DS

Shampoo and Bioxcin Bursa Osmangazi Sensitive Scalp

Shampoo.

Is there anything you want to say additionally?

The use in cosmetic products of Turkey’s thermomineral

waters, Turkey will bring a huge profit. Because

dermocosmetic products are expensive and valuable

products. Even products like 200 ml can have a price of

50-100 dollars, and when you add thermal or mineral

water to it, you get a high value-added product and

increase your income and benefit. In short, it is very

important to maintain the most valuable resources of

our country which has the most thermal resources in

the world by providing stability without giving up. Let us

announce here the latest news through with you. We are

planning to make an entire dermocosmetic series with

thermal waters.

We will continue to expand our thermal water network

for the coming periods, and will continue to be the first

all the time as our principle. In addition to that, we plan

to contribute to our branding efforts.

Kepek Karşıtı DS Şampuan ve Bioxcin Bursa Osmangazi

Hassas Saç Derisi için Şampuan’ı geliştirdik.

Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Türkiye’nin termomineral sularının kozmetik

ürünlerde kullanılması Türkiye’ye çok büyük bir kazanç

getirecektir. Çünkü dermokozmetik ürünler pahalı ve

değerli ürünler. 200 ml gibi ürünler bile 50-100 dolar

gibi bir fiyata sahip olabiliyor ve siz de buna termal ya

da mineralli suyu da kattığınızda katma değeri yüksek

bir ürün elde ederek gelirini ve faydasını arttırmış

oluyorsunuz. Kısacası dünyanın termal kaynaklara en

fazla sahip olan ülkemizin bu şifa kaynaklarını en akıllı

bir şekilde kullanarak pes etmeden istikrar sağlayarak

devam ettirmek çok önemli. Sizler aracılığıyla buradan

duyurmuş olalım. Bir dermokozmetik serisinin tümünü

termal sularla yapmayı planlıyoruz. Yine önümüzdeki

dönemler için termal su ağımızı genişletmeye devam

ederek göğüslediğimiz ilk olma özelliğimizi devam

ettirerek markalaşma çabalarımıza katı sağlamayı

planlıyoruz.

Pharma 53


Pharmaceutical and Life Sciences Sector CEOs are

aware of the change in the door

PwC has announced the results of 21st Global CEO Research realized

with the participation of 70 pharmaceutical and life sciences sector

CEOs from 31 countries with a publishing of “Cautious Optimist at

Corner Office” this year.

İlaç Ve Yaşam Bilimleri Sektörü Ceo’ları

kapıdaki değişimin farkında

PwC’nin bu yıl “Köşe Ofisteki İhtiyatlı İyimser” başlığıyla yayımladığı ve 31

ülkeden 70 ilaç ve yaşam bilimleri sektörü CEO’sunun katılımıyla gerçekleşen

21. Küresel CEO Araştırması’nın sonuçları açıklandı.

According to the research, CEOs of the pharmaceutical

and life sciences sector are optimistic about the future

of growth with the implementation of innovation,

partnerships and new technologies in the sector. On the

other hand, CEOs realize that achieving their goals will

not be easy.

Araştırmaya göre ilaç ve yaşam bilimleri sektörü CEO’ları

sektördeki inovasyon, ortaklıklar ve yeni teknolojilerin

uygulanması ile büyümenin sürdüğü bir geleceğe yönelik

iyimserler. Öte yandan CEO’lar hedeflerine ulaşmanın çok

da kolay olmayacağının farkında. İlaç ve yaşam bilimleri

sektörü CEO’larının üçte ikisi hem geleneksel hem de

pazara yeni giren şirketlerden kaynaklanan doğrudan ve

dolaylı rekabet hakkında endişeli olduklarını söylüyor.

PwC Türkiye Sağlık, İlaç ve Yaşam Bilimleri Sektörü Lideri

Ediz Günsel araştırmanın sonuçlarıyla ilgili olarak yaptığı

değerlendirmede; “21. Küresel CEO Araştırması’nın

sonuçlarına göre CEO’ların ekonomik büyümeye yönelik

iyimserlikleri giderek artıyor; liderlerin %51’i bu konuda

oldukça iyimser. Öte yandan CEO’lar kendi sektörlerindeki

büyümeye daha temkinli yaklaşıyor, önümüzdeki 12 ay

içerisinde gelirinin artacağından çok emin olduğunu

söyleyen CEO’ların oranı 2017’de %63 iken bu yıl bu

oranın %46’ya gerilediği gözlemleniyor. Araştırma bize

gösteriyor ki, ilaç ve yaşam bilimleri CEO’ları ekonomi

ve kendi şirketlerinin geleceği hakkında iyimserliğini

sürdürmesine rağmen önlerindeki engellerin de son

derece farkındalar. Başarılı olmaya devam etmek için bu

engelleri nasıl aşmaları gerektiğini de doğru tespit ederek

sektörel zorlukların üstesinden gelebilirler. Şirketler

büyümeye devam etmek için, sonuçları kanıtlanmış

yeni ve daha iyi ilaçlar üretmeye ve bu ilaçları doğru

fiyatlandırmaya ihtiyaç duyacak. Ayrıca, sektör oyuncuları

teknik değişimlerin oluşturduğu rüzgârdan faydalanmak

adına doğru kişilere doğru becerileri de kazandırmak

durumundalar.” dedi.

54 Pharma


SİSTEM 9

DİJİTAL YAYIN VE BİLGİLENDİRME EKRANLARI İLE

KURUMUNUZU GELECEĞE TAŞIYIN!

Sistem 9’un profosyonel ekran çözümleriyle

kurumunuza özel tv kanalına sahip olun, satışlarınızı artırın,

kurumsal iletişiminizi güçlendirin.

40.000+ ekran yönetimi

18 ülkede hizmet

PERAKENDE MAĞAZACILIK SEKTÖRÜNE ÖZEL ÇÖZÜMLERİMİZ

KURUMSAL TV

VIDEO WALL

İNTERAKTİF UYGULAMALAR

VİTRİN ÖNÜ DİJİTAL POSTER

LED EKRAN

Dijital Yayın ve Bilgilendirme Ekranları ile görsellerinizi tek merkezden güncelleyebilir,

afiş veya postere dayalı matbaa ile operasyonel maliyetlerinizi ortadan kaldırabilir, satışlarınızı artırabilir

ve kurumsal iletişiminizi en üst düzeye taşıyabilirsiniz.

Sistem 9; donanım, yazılım, sistem kurulumu, içerik üretim ve yönetimi, satış sonrası

7/24 teknik servis desteği ile anahtar teslim çözümlerinin arkasında, müşterilerinin yanında.

info@sistem9.com www.sistem9.com 0212 691 64 00


Two-thirds of the CEOs in the pharmaceutical and life sciences sector

say they are concerned about direct and indirect competition from both

traditional and newcomers.

PwC Turkey Health, Pharmaceutical and Life Sciences Industry Leader

Ediz Günsel said the followings in his assessment of the results; “21.

According to the results of the Global CEO Survey, CEOs’ optimism

towards economic growth is increasing; 51% of the leaders are quite

optimistic. On the other hand, CEOs are more cautious about growth in

their own sectors, and the CEOs, who say they are confident that their

income will increase in the next 12 months, is 63% in 2017, and this

rate has decreased to 46% this year. Research shows us that drug and

life science CEOs are well aware of the obstacles they face, despite the

optimism about the economy and the future of their own companies.

They can overcome sectorial challenges by correctly identifying how to

overcome these barriers to continue to be successful. In order to continue

growing, companies will need to produce proven new and better medicines

and correct pricing. In addition, industry players need to gain the right

skills to the right people in order to benefit from the wind created by

technical changes.” He said.

Change in the door

One of the issues that concern the CEOs of the pharmaceutical and life

sciences sector is the increased pressure on results in a short time. 71%

of the CEOs surveyed said they were concerned about this issue. Those

who buy health services are waiting for more advanced services than ever

before.

With the increase in drug costs, buyers expect drug companies to prove

the effectiveness of their treatment. Large pharmaceutical companies

perform their activities at a faster and lower cost to protect their

competitiveness; it seems to have to offer more value for the same fee and

create a more proactive approach with patients and doctors both in terms

of healthy life and treatment.

Digitization and workforce

The leaders in the pharmaceutical and life sciences sector are aware

that they need to further increase their speed of digitization. The future

of brands that use technologies that are result-oriented and connect

with patients is brighter, especially when they can show the benefits of

their products in real time. In order to achieve all this, companies must

attract the right talents. However, 60% of CEOs in the industry say they are

concerned about the level of digital skills in their workforce, while 57% say

that attracting digital skills is partly or very difficult.

Kapıdaki değişim

İlaç ve yaşam bilimleri sektörü

CEO’larını endişelendiren konulardan

biri de kısa sürede sonuç elde etme

konusundaki baskının artmış olması.

Araştırmaya katılan CEO’ların %71’i bu

konudan endişe duyduğunu belirtiyor.

Sağlık hizmetlerini satın alanlar

ödedikleri ücret karşılığında bugüne

kadar hiç olmadığı kadar ileri düzeyde

hizmet bekliyor.

İlaç maliyetlerindeki artış ile birlikte

alıcılar, ilaç şirketlerinin tedavilerinin

etkinliğini kanıtlamalarını bekliyor.

Büyük ilaç şirketleri rekabet

güçlerini korumak için faaliyetlerini

daha hızlı ve daha düşük maliyetle

gerçekleştirirken; aynı ücret

karşılığında daha fazla değer sunmak

ve hem sağlıklı yaşam açısından hem

de tedavide hasta ve doktorlar ile

birlikte daha proaktif bir yaklaşım

oluşturmak zorunda kalacak gibi

duruyor.

Dijitalleşme ve iş gücü

İlaç ve yaşam bilimleri sektörü

liderleri dijitalleşme hızlarını daha da

artırmaları gerektiğinin farkındalar.

Özellikle ürünlerinin faydalarını gerçek

zamanlı olarak gösterebilen, sonuç

odaklı ve hastalarla bağlantı kurabilen

teknolojiler kullanan markaların

geleceği daha parlak. Tüm bunları

başarabilmek için de şirketlerin doğru

yetenekleri kendilerine çekmesi

gerekiyor. Bununla birlikte sektördeki

CEO’ların %60’ı işgüçlerindeki dijital

becerilerin seviyesi hakkında endişeli

olduğunu belirtirken, %57’si ise dijital

becerileri cezbetmenin kısmen ya da

çok zor olduğunu söylüyor.

56 Pharma


“The Oscars of Future of Development”

award to Gilead Sciences Turkey

Gilead Sciences Turkey was awarded with the prize for its project which

is “Leadership Management Program” undertaken by in the last two

years of “Haute Couture’19 The Oscars of Future of Development”, given

by Management Centre Turkey (MCT).

Gilead Sciences

Türkiye’ye

“Gelişimin Geleceği

Oscarları” ödülü

Gilead Sciences Türkiye’nin son iki

yıldır yürüttüğü “Liderlik Eğitimleri

Programı” Management Centre

Türkiye (MCT) tarafından verilen

Haute Couture’19 “Gelişimin

Geleceği Oscarları” ödülüne layık

görüldü

Gilead Sciences Turkey team who has been operating in

Turkey since 2007 and focusing on HIV / AIDS, Hepatitis

B, Hepatitis C, Haematology and Oncology treatment

added new ones to its success. Gilead Sciences Turkey

was awarded with the prize for its project which is

“Leadership Management Program” undertaken by in

the last two years of “Haute Couture’19 The Oscars of

Future of Development”, given by Management Centre

Turkey (MCT)…

Gilead Sciences Turkey, Director of Human Resources

Berna Galipoğlu said they were very pleased to be

deemed worthy of the award of MCT, said:

“We are a company who knows very well that Turkey’s

most valuable and most important source is human

resources, and we have been composing our politics in

this direction accordingly. We prepare our employees’

development plans on an individual basis with

competency. In addition to training for their needs, we

support their work in local / regional and global projects

and support their development with on-the-job training.

We are proud of the fact that these works are worthy of

an award by institutions like MCT.”

Türkiye’de 2007 yılından beri faaliyet gösteren ve HIV/

AIDS, Hepatit B, Hepatit C, Hematoloji ve Onkoloji

tedavisine odaklanan Gilead Sciences Türkiye ekibi

başarılarına yenilerini ekliyor. Gilead Sciences Türkiye,

son iki yıldır yürüttüğü Liderlik Eğitimleri Programı ile

Management Center Türkiye (MCT) tarafından her yıl

verilen Haute Couture’un Geleceğin Gelişimi Oscarları

Ödülü’ne layık görüldü.

Gilead Sciences Türkiye İnsan Kaynakları Direktörü

Berna Galipoğlu, MCT ödülüne layık görülmekten dolayı

memnuniyet duyduklarını belirterek, şöyle konuştu:

“Türkiye’nin en değerli ve en önemli kaynağının insan

olduğunu bilen ve insan kaynakları politikalarını bu

doğrultuda düzenleyen bir firmayız. Çalışanlarımızın

gelişim planlarını bireysel bazda yetkinlik odaklı olarak

hazırlıyoruz. İhtiyaçlarına yönelik eğitimlerin yanı sıra

lokal / bölgesel ve global projelerde çalışmalarını da

destekleyerek iş başı eğitimleri ile de gelişimlerine

destek veriyoruz. Bu çalışmalarımızın MCT gibi

kurumlar tarafından da ödüle değer görülmesi bizi

gururlandırıyor.”

58 Pharma


Novo Nordisk ranked 5th in global reputation research

Novo Nordisk, headquartered in Denmark, ranked 5th in corporate

responsibility in the global reputation survey published by the

Reputation Institute…

Novo Nordisk, küresel itibar araştırmasında 5’inci oldu

Genel merkezi Danimarka’da bulunan Novo Nordisk, Reputation

Institute (İtibar Enstitüsü) tarafından yayımlanan küresel itibar

araştırmasında kurumsal sorumluluk alanında 5. sıraya yerleşti

As a result of the survey, which was attended by 230,000

people from 15 countries, 100 companies with the highest

social responsibility reputation were identified. Novo Nordisk,

headquartered in Denmark, ranked 5th in the global reputation

survey.

Stephen Hahn-Griffiths, Chief Reputation Officer of the

Reputation Institute who conducted the research has said: “The

only way to build trust is to gain trust. It is being accepted by all

participants that Novo Nordisk dominates changes and saves

lives as well.”

The following statements were given in the news published

on the subject in Forbes Magazine. “Novo Nordisk is another

organization that carries out the product and its purpose in

parallel. The Danish company is the only pharmaceutical

company in the top 25. This is the proof of the importance that

Novo Nordisk has created with the consumer in the trust that

has the lowest trust in pharmaceutical companies today.”

Novo Nordisk CEO Lars Fruergaard Jørgensen made the

following statement. “It is a good thing that the efforts we

give to understand the needs of people with chronic diseases

are recognized in international media. I am very proud of this

excellent work of our employees all over the world”

Novo Nordisk Turkey Market Access and Institutional Relations

Director Aysun Hatipoglu Potgieter has made the following

assessment related to the issue.

“Novo Nordisk is managed with the ‘Basic Triangle’ principle.

These values, which we call Novo Nordisk Style, mean that the

financial, social and environmental responsibility awareness

is reflected in all our business processes and in the form of all

our employees doing business. Our company attributes special

importance to the progress in efforts to improve human health

and quality of life all over the world. Therefore, we are pleased

to support our innovative solutions in the scientific field with

different projects in social areas.”

Novo Nordisk is conducting various social responsibility

projects in the areas it operates in Turkey. Novo Nordisk Turkey

provides unconditional support to social responsibility projects

aimed at creating a healthy life habit and awareness. Such

as; “Together with the Turkish Diabetes Society, the running

team consisting of Type 1 diabetes; Team1”, “Together with

DIYAÇEV, My Friend Diabetes”, “Together with Turkey Obesity

Research Association, Let’s TOGETHER”, “And diabetes camps

for children”.

15 ülkeden 230.000 kişinin katıldığı anket sonucunda sosyal

sorumluluk itibarı en yüksek 100 şirket belirlendi. Genel

Merkezi Danimarka’da bulunan Novo Nordisk, küresel itibar

araştırmasında 5’nci sırada yer aldı.

Araştırmayı yöneten Reputation Institute CRO’su (Chief

Reputation Officer) Stephen Hahn-Griffiths, ”Güven

oluşturmanın tek yolu güven kazanmaktan geçiyor. Novo

Nordisk’in değişime yön verdiği ve hayat kurtardığı tüm

katılımcılar tarafından kabul ediliyor” dedi.

Forbes Dergisi’nde yayınlanan haberde, ”Ürün ve amacını

paralel yürüten bir başka organizasyon ise Novo Nordisk.

Danimarka menşeili şirket ilk 25’e giren tek ilaç şirketi. Bu da,

ilaç şirketlerine karşı güvenin en düşük olduğu günümüzde,

Novo Nordisk’in tüketicisi ile oluşturduğu güven ilişkisine

verdiği önemin kanıtıdır” denildi.

Novo Nordisk CEO’su Lars Fruergaard Jørgensen ise “Kronik

hastalıkları olan insanların ihtiyaçlarını anlamada verdiğimiz

emeklerin uluslararası mecralarda tanınması çok güzel bir şey.

Dünya genelindeki tüm çalışanlarımızın çıkardığı bu mükemmel

işten ötürü çok gururluyum” açıklamasını yaptı.

Novo Nordisk Türkiye Pazara Erişim ve Kurumsal İlişkiler

Direktörü Aysun Hatipoğlu Potgieter konuya ilişkin şu

değerlendirmede bulundu:

“Novo Nordisk ‘Temel Üçgen’ prensibiyle yönetiliyor.

Novo Nordisk Tarzı adını verdiğimiz bu değerler bütünü

finansal, sosyal ve çevresel sorumluluk bilincinin bütün iş

süreçlerimizde ve her çalışanımızın iş yapış şeklinde bütünüyle

yansıtılması anlamına geliyor. Şirketimiz tüm dünyada insan

sağlığı ve yaşam kalitesini yükseltmeye yönelik çalışmalardaki

ilerlemeye özel önem atfediyor, dolayısıyla bilimsel alandaki

inovatif çözümlerimizi sosyal alanlarda da farklı farklı projelerle

desteklemekten mutluluk duyuyoruz”

Novo Nordisk, Türkiye’de de faaliyet gösterdiği alanlarda çeşitli

sosyal sorumluluk projeleri yürütüyor. Novo Nordisk Türkiye,

Türk Diyabet Cemiyeti ile birlikte Tip 1 diyabetlilerden oluşan

koşu takımı Team1, Diyaçev ile Arkadaşım Diyabet, Türkiye

Obezite Araştırma Derneği ile HADİ Birlikte ve çocuklara

yönelik diyabet kampları gibi sağlıklı yaşama alışkanlığı ve

farkındalık oluşturmaya yönelik sosyal sorumluluk projelerine

koşulsuz destek veriyor.

60 Pharma


GSK Consumer Healthcare

Turkey’s new General Manager

Ozlem Kaynak

GSK Tüketici Sağlığı Türkiye’nin

Yeni Genel Müdürü Özlem Kaynak

Ms Özlem Kaynak, the experienced name of the sector was

appointed to the GSK Consumer Healthcare Turkey which has

been representing the world leading brands of the oral care and

wellness category as its new General Manager.

Ms Özlem Kaynak who was appointed as GSK Consumer

Healthcare Turkey’ General Manager, will also take part at the

same time as a board member of the Middle East and Africa

region of GSK Consumer Healthcare.

Ağız bakımı ve sağlıklı yaşam kategorisinin önde gelen

markalarını bünyesinde barındıran GSK Türkiye Tüketici Sağlığı

Genel Müdürlüğüne sektörün deneyimli ismi Özlem Kaynak

getirildi.

Özlem Kaynak, GSK Tüketici Sağlığı Türkiye Genel Müdürlüğü

görevine atandı, aynı zaman da GSK Tüketici Sağlığı Orta Doğu

ve Afrika bölgesi yönetim kurulu üyesi olarak da görev alacak.

İbrahim Etem –

Menarini’de üst

düzey transfer

High level transfer in İbrahim

Etem –Menarini

“İnsan için değer” misyonuyla 100 yılı aşkın süredir hizmet

veren ilaç firması İbrahim Etem - Menarini’de görev değişikliği

gerçekleştirildi. Sektörün deneyimli ismi Yılmaz Mesut, İbrahim

Etem - Menarini’nin yeni Fabrika Direktörü oldu.

Türkiye’de tıp alanında ürettiği değerler ile ilklere imza atan

İbrahim Etem - Menarini’nin Fabrika Direktörlüğü görevine

Yılmaz Mesut getirildi.

Task change has been realized in Ibrahim Etem - Menarini

which is a pharmaceutical company that has been serving for

more than 100 years with its mission of “value for people”. The

experienced name of the industry, Yilmaz Mesut, Ibrahim Etem

- Menarinin became the new Factory Director.

Ibrahim Etem - Menarini who has been appending its signatures

to the firsts with its values produced for the Turkish Medical

Field, appointed Mr Yılmaz Mesut, as its new Factory Director.

Cem Oztürk has assigned as

Sanofi Turkey’s new Country

President and Prescription

Drugs (Rx) General Manager

Sanofi, which continues its activities with the mission of adding

power to lives, is present as a companion in the health journey

of people with the health solutions it offers. In Sanofi who is

one of the pioneers of showing activity in all areas of human

health and pharmaceutical sectors in Turkey, Cem Ozturk has

been appointed to the position of Country President and General

Manager of Resident Prescription Drugs (Rx).

Sanofi Türkiye’nin

Yeni Ülke Başkanı

Ve Yerleşik

Reçeteli İlaçlar (Rx)

Genel Müdürü Cem

Öztürk Oldu

Yaşamlara güç katma misyonu ile faaliyetlerini sürdüren Sanofi,

sunduğu sağlık çözümleri ile insanların sağlık yolculuğunda

yol arkadaşı olarak yanlarında yer alıyor. İnsan sağlığının her

alanında faaliyet gösteren ve ilaç sektörünün öncülerinden olan

Sanofi Türkiye’nin Ülke Başkanı ve Yerleşik Reçeteli İlaçlar (Rx)

Genel Müdürü pozisyonuna Cem Öztürk atandı.

62 Pharma

More magazines by this user