Medikal_Aralık_2018

istmagmagazin

Kanser, Çocuk Sahibi Olmaya Engel Değil!

Cancer is Not an Obstacle to Having Children!

Nüve, Medica 2018’deydi

Nüve was at Medica 2018

Cerrahi aletler

“Kare Kod” takibinde

Surgical

instruments

are tracked with

“QR Code”

Siemens Healthineers: “Sağlığın Geleceğini Şekillendiriyoruz”

Siemens Healthineers Leaves Its Mark On Türkrad 2018: “Shaping The Future Of Healthcare”

Türkiye, Medica Fuarı’na 150 firma ile çıkarma yaptı

Turkey showed up at the Medica Trade Fair with 150 companies


Katar Vakfı (QF) Yönetim Kurulu Başkanı Sheikha Moza bint Nasser,

sağlık alanında yeni ve güçlü bir kurumun, dünyada öncü olmayı

hedefleyen bir kadın ve çocuk hastanesi olan Sidra Medicine’ın resmi

açılışını gerçekleştirdi. 12 Kasım 2018’de Katar’ın başkenti Doha’daki

açılış töreninde, Sidra Medicine’ın yalnızca Katar halkına değil, bölgesel ve

uluslararası hastalara da sağlık hizmeti vermeyi hedeflediği vurgulandı.

Intra-operatif (ameliyat esnasında) MRG ve cerrahi robot sistemleri gibi

son teknolojik cihazlar sayesinde, Sidra Medicine uzmanlarının oldukça

karmaşık ve zorlu hastalıkların tedavisine daha iyi odaklanılması ve

alınan olumlu sonuçlar açılış töreninde önemle üzerinde durulan konular

arasında yer aldı.Ülkede son 20 yılın en iddialı yatırımlarından biri kabul

edilen ve yaklaşık 8 milyar dolara mal olan Sidra Medicine, yeşil alan

üzerinde inşa edilmiş, doğa dostu ve gelişmiş teknolojilere sahip bir tesis.

Dünyanın önde gelen mimarlarından Arjantinli Cesar Pelli tarafından

tasarlanan çarpıcı bir yapının içinde yer alan Sidra Medicine, Sheikha Moza

bint Nasser’in bölgenin önde gelen akademik tıp merkezini geliştirme,

Katar halkına ve bölge insanına en yüksek standartlarda sağlık hizmeti

sunma vizyonunu temsil ediyor. Sidra’da, kadın, çocuk ve gençlere yönelik

çağdaş sağlık hizmeti yaklaşımı ile 95’in üzerinde farklı ülkeden 4000’in

üzerinde alanında uzman klinik ve destek personeli görev yapıyor. Açılış

töreninde konuşan Sidra Medicine CEO’su Peter Morris, “Sidra Medicine’ın

vizyonu, öğrenme, keşif

ve türünün ilki sağlık

hizmetleri için yol gösterici

olmaktır. Sheikha

Moza bint Nasser’ın

önderliğinde,


kısa bir sürede inanılmaz bir ilerleme kaydettik ve gelecekteki

başarılarımıza temel olabilecek büyük adımlar attık. Yeni, etkileyici bir

hastane olarak Sidra Medicine bünyesinde, tek bir kampüste en son

teknoloji ve ekipmanlar eşliğinde birlikte çalışan ve küresel anlamda iddialı

klinisyenler ve bilim adamları görev yapıyor.” dedi. Sidra Medicine, Katar

ile Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde daha önce ulaşılması çok güç

olan hizmetleri de sunarak, bölgenin gün geçtikçe artan çocuk doktoru ve

gebelik uzmanı ihtiyacını karşılamaya çalışıyor. Ayrıca Katar Biobank ve

Katar Genetik Programı (QGP) ile iş birliği yaparak bazı özel hastalıklarda

ihtiyaç duyulan kişiselleştirilmiş tedavi yöntemlerini desteklemek üzere

biyomedikal araştırmalara da öncülük ediyor. Katar Vakfı’nın bir üyesi

olan QGP, Katar nüfusu hakkında genom dizilimi ve moleküler veriler

üreterek, kişiselleştirilmiş tıbbı destekleyen ve aynı zamanda ulusal bir

elektronik tıbbi kayıt sistemine bağlanmak üzere tasarlanmış iddialı bir

halk sağlığı projesi olarak konumlanıyor. Diğer birçok araştırma konusuna

ek olarak Sidra Medicine, Katar’da çocukluk çağı diyabetinin biyokimyasal

ve moleküler sebeplerini tespit etmek için ayrıntılı epidemiyolojik

veriler geliştirmeye de odaklanmaktadır. Sidra Medicine’da, her bir

diyabetik çocuk için özel bir tedavi geliştirme hedefi ile, çocuk nüfusunun

tamamını kapsayan ve diyabetin nedenlerini listeleyen güvenilir bir

veri bankası oluşturmaya yönelik çalışmalar devam ediyor. Çocukların

tedavisine yönelik hizmet

veren diğer pediyatri

uzmanlıkları arasında

kardiyoloji, nöroloji, üroloji,

plastik ve kraniyofasiyal

rekonstrüksiyon

yer almaktadır.

Advertisement


İMTİYAZ SAHİBİ

İstmag Magazin Gazetecilik İç ve

Diş Tic. Ltd. Şti. adına

H. FERRUH IŞIK

GENEL MÜDÜR

MEHMET SÖZTUTAN

mehmet.soztutan@img.com.tr

YAYIN EDİTÖRÜ

Yüksel Ekinci

yuksel.ekinci@img.com.tr

Ali Erdem

ali.erdem@img.com.tr

Prof. Dr. İsmail KAYA

ismail.kaya@gmail.com

Doç. Dr. Mehmet Ali ÖZBUDUN

ozbudun@gmail.com

REKLAM KOORDİNATÖRÜ

RECEP ARSLANTAŞ

recep.arslantas@img.com.tr

SORUMLU MÜDÜR

CÜNEYT AKTÜRK

cuneyt.akturk@img.com.tr

GRAFİK & BASKI

SORUMLUSU

TAYFUN AYDIN

tayfun.aydin@img.com.tr

GRAFİK TASARIM

MİNE ALGÜL

mine.algul@img.com.tr

FOREIGN RELATIONS

İSMAİL ÇAKIR

ismail.cakir@img.com.tr

FİNANS MÜDÜRÜ

MUSTAFA AKTAŞ

muhasebe@img.com.tr

MUHASEBE MÜDÜRÜ

Zekai Turasan

zturasan@img.com.tr

ABONE

NURTEN DEMİR

nurten.demir@img.com.tr

BURSA BÖLGE

ÖMER FARUK GÖRÜN

fgorun@ihlas.net.tr

Buttim Plaza D Blok Kat: 4 No:1267 BURSA

Tel:+90 224 211 44 50 / Fax: 224 211 4481

Printing

CTP • BASKI

İHLAS GAZETECİLİK A.Ş.

Merkez Mah. 29 Ekim Cad.

İhlas Plaza

No: 11 A/41

Yenibosna - Bahçelievler / İSTANBUL

+90.212 454 30 00

ADRES

Evren Mah. Bahar Cad.

Polat İş Merkezi B-Blok - No:1 Kat:3

Güneşli - Bağcılar - İstanbul

Tel.:+90.212 604 50 50

Faks:+90.212 604 50 51

www.medikalteknik.com.tr

e-mail: info@medikalteknik.com.tr

Aralık 2018

İMG - Medikal Teknik dergisinde

yer alan makalelerdeki fikirler

yazarlarına aittir.

Yayınlanan ilanların sorumluluğu reklam

verene aittir. İMG - Medikal Teknik dergisinin

bütün yayın hakları İstmag Magazin Gazetecilik

İç Ve Dış Tic. Ltd. Şti.’ne aittir. Yazılar kaynak

gösterilmeden yayınlanamaz.


EDİTÖR

Yüksel EKİNCİ

“Milli

yükseliş”

Aklımızı doğru kullanmak

bizim elimizde. Doğru

görecelidir elbet ama genel

anlamda bakacak olursak her şeyin

fazlasının da, çok aşırı eksiğinin de

zarar olduğunu biliyoruz. İşte bu

noktada sağlıklı olabilmek doğru bir

yaşam tarzıyla orantılı. Günümüz

şartlarında bu her ne kadar zor

olsa da yine bunu başarmak bizim

elimize.

Çevremizde birçok kanser

öyküsüne rastlamak mümkün.

Böyle bir gerçeğin rahatsızlığını

yakın çevremizden dinlediğimiz,

üzüntüsünü yaşadığımız zaman

anlıyoruz. Belki de çoğumuz

kanserin ne olduğunu nasıl

olduğunu bile bilmiyoruz. Bu alanda

bilinen ve bilinmeyen türlerini, kaç

türü olduğunu, ortaya çıkaran,

tedavisini belirleyen onkolojiye dair

“The National Rise”

Using our mind the right way is our hand. Truth is relative,

of course, but when consider generally, we know that

enough is as good as a feast. At this point, being healthy

is proportional to the right lifestyle. In today’s conditions,

although this is difficult, we still have to achieve this.

There are many cancer stories around us. We understand

the inconvenience of such a fact when we listen to and feel

sadness from our close environment. Perhaps most of us don’t

even know how cancer is. In this area, we have prepared a file

on oncology which is known and unknown types of species,

and which is the type of which is revealed and determines its

treatment. We’ve been informed by the support we received

from our experts.

In the sector, after the explanations of the need to support the

domestic and national organization related to medicines and

medical devices, it is now reported that health service targets

are increased and 70% of the hospitals that provide health

tourism services are confirmed.

As Medikal Teknik magazine, we support this movement, which

was initiated by the Ministry.

bir dosya hazırladık. Uzmanlarımızdan aldığımız destekle bilgi verdik bilgilendik.

Sektörde, ilaç ve tıbbi cihazla ilgili yerli ve milli oluşuma destek verilmesi gerektiği

açıklamalarının ardından şimdi de sağlık turizmine dair hedeflerin yükseltildiği ve

sağlık turizmine hizmet verecek hastanelerin %70’inin geçer not aldığı bildirildi.

Bakanlığımızın başlatmış olduğu bu harekete bizler de Medikal Teknik Dergisi olarak

sonuna kadar destek veriyoruz.


8

Tıbbi cihaz

ithalatına

6 milyar liralık

neşter

TL 6Bn to be

saved on medical

equipment

imports

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca,

Türkiye’nin tıbbi cihaz harcamalarının

yaklaşık yüzde 85’ini ithal ürünlere

yaptığını belirterek “Görüntüleme

cihazlarının yerelleştirilmesiyle kamu

maliyesine 10 yılda yaklaşık 6 milyar

liralık katkı sağlanacak” dedi.

Informing that 85% of medical

equipment are imported, Health

Minister Fahrettin Koca said, “With the

nationalization of the manufacturing of

imaging devices about 6 billion lira will

be saved in ten years.”

Aralık 2018


9

Türkiye, tıbbi cihaz ihtiyaçlarını yerli

imkânlarla karşılayacak. Sağlık Bakanı

Fahrettin Koca, Türkiye’nin tıbbi cihaz

harcamalarının yaklaşık yüzde 85’ini ithal

ürünlere yaptığını belirterek yerlileşme

politikasının 10 yılda Türkiye ekonomisine 6

milyar lira katkı sağlayacağını söyledi. Bakan

Koca, yerlileşmedeki temel hedefin, Türkiye’nin

yerli etkin maddesini ve ilacını üreten bir ülke

hale gelmesi olduğunun altını çizdi. Bunun

için dünyada uygulanan en etkili modellerden

birinin “Startup Modeli” olduğunu anlatan

Koca, şunları kaydetti: Gelişmiş ülkelerde

kabul gören ve ülkemizde yeni başlayan bu iş

modelinin kelime anlamı; başlangıç noktasıdır.

Bu terim, ‘0’ noktasında işe başlayan şirketler

için kullanılmaktadır. İlaç sanayinde de ürün

geliştirme ve AR-GE faaliyetlerini yürütme, tüm

dünyada bu yolla yapılmaktadır. Yani, küresel

ilaç firmaları molekül geliştiren ve potansiyel

gördükleri küçük startup şirketlerini satın

almakta ve bu projelerin sanayiye dönüşmesini

sağlamaktadır. Artık kendi ilacını geliştirmek

isteyen Türkiye için de startup uygun bir

modeldir. Bu modelde araştırma-geliştirme

için gereken süre, üniversiteler bünyesindeki

teknokentlerde kurulan şirketlerde geçecek.

Söz konusu süreçte lisansüstü öğrencileri

çalışacak, tezlerini hazırlayacak ve bilgi birikimi

oluşacak. Bundan sonraki adım ise yerli ilaç

sanayimizi bu şirketlere yatırım yapmaya teşvik

etmek olacak. Startuplara, proje ile ihtiyaç

duydukları ekosistem sağlanmış olacak, katma

değeri yüksek yerli ve milli ürüne giden yolda

Turkey aims to meet medical

equipment needs from national

sources. Health Minister

Fahrettin Koca informed that in ten

years about 6 billion TL would be

saved as a result of the nationalization

policies aiming to reduce the ratio

of imported devices from its 85

percent level to much lower levels.

He emphasized on the importance of

startup model as one of the popular

approaches in the world. The term is

used for the companies that start at

zero point. Product development and

R&D activities are carried out in this

way. Global drug producers are buying

small startups that have potential for

developing new molecules. This model

is also good for Turkish companies who

aim to develop their formulas. These

companies are mostly in the research

and technology centers of certain

universities. They employ graduate

students who are also preparing their

dissertations and contributing to the

national accumulation of scientific

information. Next stage of the program

will be to provide incentives for the

companies for more investments.”

çok önemli bir adım atılmış olacak.Türkiye’nin tıbbi cihazların büyük çoğunluğunun şu an için

ithal olduğunu aktaran Koca “Türkiye, tıbbi cihazların yaklaşık yüzde 85’ini ithal etmektedir.

Görüntüleme cihazlarının yerelleştirilmesiyle tıbbi cihaz ithalatı önemli ölçüde azaltılarak

kamu maliyesine 10 yılda yaklaşık 6 milyar liralık katkı sağlanacak” diye konuştu.

Aralık 2018


10

İKMİB YK Üyesi Tayfun Demir, İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister,

T.C. Duesseldorf Ticaret Ataşesi Anıl Gürtuna Kaya ve İKMİB YK Üyesi Erman Atasoy

Türkiye,

Medica

Fuarı’na 150

firma ile

çıkarma yaptı

Turkey showed

up at the

Medica Trade

Fair with 150

companies

İstanbul Kimyevi Maddeler ve

Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB)

tarafından bu yıl 10’uncu kez Milli

Katılım Organizasyonu düzenlenen,

dünyanın en büyük tıp fuarı MEDICA

2018, 12-15 Kasım 2018 tarihleri

arasında Duesseldorf/Almanya’da

gerçekleştirildi. Fuara, Türkiye’den

150 firma katılarak ürünlerini tanıtma

fırsatı buldu.

MEDICA 2018, the world’s largest

medical fair, was held Between 12-

15 November 2018 in Düsseldorf/

GERMANY. According to the Istanbul

Chemicals and Chemical Products

Exporters’ Association (İKMİB), a total

of 150 Turkish companies joined the fair,

held for the 10th time this year National

Participation Organization of Turkey.

Aralık 2018


11

Medikal ürün, ekipman ve teknolojiler alanında

dünyanın en büyük ve en önemli fuarlarından biri

olan “MEDICA” fuarı, bu yıl 12-15 Kasım tarihlerinde

Düsseldorf’ta gerçekleştirildi. Birçok forum ve kongreye

ev sahipliği yapan fuarda, tek kullanımlık ürünler, medikal

cihazlar, hastane mobilyaları, implantlar gibi farklı alt ürün

gruplarında ihracat yapan Türk firmaları, toplam 693 m2’lik

alanda 3 farklı holde ürünlerini sergileme fırsatı buldu.

“MEDICA” trade fair, one of the world’s largest and most

important fairs in the field of medical products, equipment

and technologies, was held this year in Düsseldorf on 12-

15 November. Turkish companies that export in different

sub-product groups such as disposable products, medical

instrumentations, hospital furniture and implants, had the

opportunity to exhibit their products in 3 different halls in a

total area of 693 m2.

Aralık 2018


12

Medikal yüksek katma değer oluşturması açısından

önemli bir sektör”

Fuar ile ilgili bir değerlendirme yapan İKMİB Yönetim

Kurulu Başkanı Adil Pelister, “Bu yıl onuncu kez Milli Katılım

Organizasyonu’nu gerçekleştirdiğimiz dünyanın en büyük tıp

fuarı MEDICA 2018’e, Türkiye’den 150 firmamız ile adeta

çıkarma yaptık. Her sene artan bir sayı ile gerçekleştirdiğimiz

fuarın, firmalarımız açısından başarılı geçtiğine inanıyorum.

İKMİB olarak, kimya sanayinin her alt sektöründeki en

önemli fuarları takip ediyor ve bu sektörel fuarlara katılım

sağlıyoruz. İhracatçı firmalarımızın yeni iş bağlantıları

oluşturmalarını hedefliyoruz. Sağlık sektörünün en önemli

fuarlarından

MEDICA da bunlardan biri. Medikal sektörü, yüksek katma

değer oluşturması açısından önemli bir sektör. Bu sebeple

ihracat potansiyelinin değerlendirilmesi büyük önem taşıyor”

dedi.

115 bin kişi ziyaret etti

Fuarın ikinci günü T.C. Almanya Düsseldorf Başkonsolosu

Şule Gürel, T.C. Düsseldorf Ticaret Ataşesi Anıl Gürtuna

Kaya, İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister, İKMİB

Yönetim Kurulu Üyeleri Tayfun Demir ile Erman Atasoy ve

İKMİB Genel Sekreter Yardımcısı Coşkun Kırlıoğlu Türk

katılımcıları ziyaret ederek başarılar diledi. 6 bine yakın

katılımcının yer aldığı Medica 2018 fuarını, sağlık ve medikal

sektörü ile ilgilenen yaklaşık 115 bin kişi ziyaret etti.

150 Türk Firması katıldı

Sağlık sektöründe dünyada düzenlenen en büyük etkinlik

konumunda olan Medica fuarına, bu yıl İKMİB Milli Katılım

Organizasyonu ile 41 firma, bireysel olarak da 109 firma

katıldı. Bununla birlikte İSEK- İstanbul Sağlık Endüstrisi

Kümelenmesi kapsamındaki 7 start-up Türk firması da

yenilikçi projeleri ile fuarda yerlerini alarak ziyaretçiler ile

buluştu.

115 thousand people visited

On the second day of the fair, Turkey’s Consul General in

Dusseldorf Şule Gürel, Turkey-Dusseldorf Commercial Attache

Anıl Gürtuna Kaya, Chairman of the Board of Directors of

İKMİB Adil Pelister, İKMİB Board Members Tayfun Demir and

Erman Atasoy, and deputy Secretary General of İKMİB Coşkun

Kırlıoğlu visited the stall of the participating companies from

Turkey and wished success. About 115 thousand people who

are interested in health and medical sector, visited MEDICA

2018, which included approximately 6 thousand participants.

150 Turkish Companies participated

41 members of İKMİB’s National Participation Organization

participated in MEDICA trade fair, the largest event in the

world in the health sector, while 109 others participated

individually. However, 7 start-up Turkish companies under the

İstanbul Health Industry Cluster (İSEK) met with the visitors

by taking their place in the fair with their innovative projects.

“Medical is an important sector in terms of creating high

added value”

“We showed up in MEDICA 2018, the world’s largest medical

fair, with a total of 150 Turkish companies, held for the

10th time this year National Participation Organization of

Turkey. I believe that the fair that we have realized with

an increasing number every year, has been successful in

terms of our companies. As İKMİB, we follow the most

important fairs in every sub-sector of the chemical industry

and participate in these sectoral fairs. We aim to create new

business connections for our exporters. MEDICA, one of the

most important fairs of the health sector, is one of those

aforementioned. Medical is an important sector in terms of

creating high added value. Therefore, availing of the export

potential is of great importance.” Adil Pelister, Chairman of the

Board of Directors of İKMİB, said..

Aralık 2018


14

Nüve, Medica

2018’deydi

Nüve, Almanya’nın Düsseldorf kentinde

gerçekleştirilen dünyanın en büyük tıp

fuarı Medica 2018’e katıldı.

M

edica 2018’de Nüve, standında geniş ürün

grubundan örneklerin yanı sıra yeni ürünlerine de

yer verdi. SC 120 Mikrobiyolojik Emniyet Kabini ve

NF 3000R Yüksek Kapasiteli Soğutmalı Santrifüj cihazları

bu yıl 50. Yıl Bayiler Toplantısı sonrasında ilk kez bir

yurtdışı fuarda sergilendi. Ziyaretçilerin ilgisini ve beğenisini

alan her iki cihaz da fuarda yoğun ilgi gördü. Tübitak Ar-

Ge desteği alan NF 3000R Yüksek Kapasiteli Soğutmalı

Santrifüj ise Türkiye’nin bu sınıfta üretilen ilk santrifüjü

olması ile önem kazanıyor.

Nüve standında İnkübatörler, Kuru Havalı Sterilizatörler,

Nüve was at

Medica 2018

Nüve participated in Medica 2018, the

biggest medical fair of the world held in

Dusseldorf city of Germany.

At Medica 2018, as well as introducing new

products at booth, Nüve gave place to its wide

range of equipment. After the 50th years

Distributor Meeting, SC 120 Microbiological Safety

Cabinet and NF 3000R High Capacity Refrigerated

Centrifuge was exhibited for the first time at an

international fair.

Both of the devices took interest and appreciation of

visitors, attracted a great attention at the fair. Also,

having the TUBITAK R&D support, NF 3000R High

Capacity Refrigerated Centrifuge gained an importance

Aralık 2018


15

Buharlı Sterilizatörler, Santrifüjler, Su Banyoları, Kan

Saklama Dolabı, CO2 İnkübatör ve Derin Dondurucu

cihazları Nüve markasının geniş ürün çeşidini ve yüksek

kalitesini yansıtıyordu.

106 ülkeye ihracat yapan Nüve, Medica Fuarı’ndaki

standında Ticaret Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve

İhracatçılar Birliği yetkililerini ağırladı. Nüve standını,

T.C. Ticaret Bakanlığı Düsseldorf Başkonsolosluğu

Ticaret Ataşesi Sn. Anıl Gürtuna Kaya, İstanbul Kimyevi

Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği İKMİB

Başkanı Sn. Adil Pelister, İKMİB Yönetim Kurulu

Muhasip Üyesi Sn. Tayfun Demir, İKMİB Kimyevi

Maddeler Sektör Şube Müdürü Sn. Aydın Yılmaz, İKMİB

Kimyevi Maddeler Sektör Şubesi Şefi Sn. Burcu Öz ve

Sağlık Bakanlığı, Sağlık Yatırımları Genel Müdürlüğü

Yatırım Modelleri Daire Başkanı Sn. Züfer Arslan ve

beraberindeki heyet ziyaret etti.

Nüve standı aynı zamanda yurtdışı bayileriyle

görüşme ve buluşma noktasıydı. Nüve 50. Yıl Bayiler

Toplantısı’nın hemen ardından bir kez daha farklı

coğrafyalardan gelen bayilerini standında konuk etti.

Nüve bayileri, Bayiler Toplantısı’nda tanıtımı yapılan

yeni ürünleri Medica Fuarında ’da görmekten duydukları

mutluluğu belirttiler.

Medica 2018 Fuarı’nda resmi kayıtlara göre 66 ülkeden

5273 firma tanıtım yaptı. Fuarı bu yıl 155 ülkeden

120.000 civarında ziyaretçi gezdi.

as a first produced centrifuge in this class in Turkey.

At Nüve booth, Incubators, Dry Air Sterilizers, Steam

Sterilizers, Centrifuges, Water baths, Blood Bank

Refrigerator, CO2 Incubator and Deep Freezer devices

were reflecting the wide range of products and high quality

of Nuve brand. Exporting the products to 106 countries,

Nüve welcomed the authorities from The Ministry of

Trade, The Ministry of Health and Exporters Union at its

booth at Medica Fair. Commercial Attache of T.C. The

Ministry of Trade, Consulate General of Dusseldorf, Mr.

Anıl Gürtuna Kaya, Director of Istanbul Chemicals and

Chemical Products Exporters Union (IKMIB), Mr. Adil

Pelister, Accountant Board Member of IKMIB, Mr. Tayfun

Demir, Branch Manager of Chemicals Sector of IKMIB, Mr.

Aydın Yılmaz, Branch Chief of Chemicals Sector of IKMIB,

Ms. Burcu Öz and Head of Investment Models of General

Directorate of Health Investments of Ministry of Health,

Mr. Züfer Arslan and accompanied committee visited

Nuve booth. At the meantime, Nüve booth is a meeting

point with our international distributors. After 50th

Years Distributor Meeting, Nüve hosted distributors from

different territories once again. Nüve dealers expressed

their happiness to see the new products at Medica, which

had been introduced to them at Distributors Meeting.

According to official records, 5273 companies from 66

countries took place at Medica 2018 Fair. 120,000 visitors

from 155 countries visited the fair this year.

Aralık 2018


16

Medikal

teknoloji

sektörü 2017

toplam geliri

379 milyar dolar

Medical technology

industry’s aggregate

revenue for 2017

reaches US$379

billiona

T. Ufuk Eren

Uluslararası danışmanlık ve denetim şirketi EY’nin

Medikal Teknoloji Sektörünün Nabzı” adlı raporuna

göre; medikal teknoloji (medtech) sektörünün toplam

geliri 2017’de %4 yükseliş ile 379 milyar dolar oldu.

AR-GE yatırımlarındaki durağanlığa dikkat çekilen

raporda, medtech’lerin dijital yatırımlarını artırmaları

gerektiği belirtiliyor.

Ahmet Sağlık

According to “Pulse of The Medical Technology

Industry” report of EY, the international advisory and

audit firm, medical technology industry’s aggregate

revenue in 2017 increased 4% up to US$379 billion.

Medtechs’ investment in R&D activities stays relatively

unchanged year over year while industry’s long-term

growth outlook is at risk due to underinvestment in

digital capabilities

Aralık 2018


17

Lider danışmanlık ve denetim şirketlerinden

EY, “Medikal Teknoloji Sektörünün Nabzı”

adlı raporunun sonuçlarını açıkladı. Raporun

sonuçlarına göre; global medikal teknoloji

(medtech) sektörünün toplam geliri 2017 yılında

%4 yükseliş göstererek 379 milyar dolar olarak

gerçekleşti. Raporda; medtech şirketlerinin AR-GE

yatırımlarının bir önceki yıla yakın seviyelerde

olduğuna dikkat çekiliyor. Ayrıca sektörde uzun

vadeli büyüme görünümün dijital yetkinliklere

yapılan yatırımların yetersiz olması, teknoloji

şirketleriyle rekabetin artması ve hastalar için

daha iyi sonuçlar alınması ihtiyacı nedenleriyle risk

altında olduğu ifade ediliyor.

Medtech şirketleri çift haneli büyümeden uzak

Rapora göre; ABD ve Avrupa merkezli medtech

şirketlerinin total gelirleri, stratejilerine uygun

birleşme ve satın alma faaliyetlerinde bulunmaları

ve portföy optimizasyonu stratejileri uygulamaları

ile 2017 yılında rekor seviyeye ulaştı. Ancak

sektör 2000-2007 arasında gösterdiği yıllık

ortalama %15’lük gelir büyümesi performansını

tekrar yakalamaktan uzak görünüyor. Raporda;

sektör gelirlerinin geçen 10 yıl boyunca tek haneli

büyüme kaydettiği belirtiliyor.

Kısa vadeli büyümeye odaklanılıyor

Sektörün AR-GE yatırımlarındaki durağanlık;

medtech şirketlerinin, özellikle de ticari liderlerin

kısa vadeli büyümeye odaklandıklarına işaret

ediyor. Rapor sonuçlarına göre; medtech şirketleri

2017 yılında yatırımcılara geri satın alma ve

temettü yoluyla 16,4 milyar dolar kazanç sağladı.

Bun karşın AR-GE yatırımları 15,9 milyar dolar

seviyesinde kaldı.

Dijitale yatırımlar artmalı

EY Türkiye Sağlık Sektörü Lideri, Vergi Bölümü

& KS Avukatlık Şirket Ortağı Ahmet Sağlık, rapor

sonuçları ile ilgili şu değerlendirmede bulundu:

“Medtech şirketleri, tedavisel alanlarda ölçek

oluşturmak ve büyümek için geri satın alma ve

birleşme ve satın almalar gibi konvansiyonel

stratejileri kullanmaya devam ediyor. Fakat

geleneksel yaklaşım, medikal teknoloji alanında

hasta ve müşteri ihtiyaçlarının ön planda olması ile

işlevsel olmaktan çıktı.”

EY Türkiye Sağlık ve Yaşam Bilimleri Sektör

Lideri, EY Orta, Güney ve Doğu Avrupa Sağlık

Sektörü Kıdemli Danışmanı T. Ufuk Eren ise

Medikal teknoloji şirketleri müşterileri ile daha

güçlü bağlar kurmak ve teknoloji şirketlerinin

gerisinde kalmamak için yeni veri ve müşteri

merkezli dijital yetkinliklere yatırım yapmalı.

Geleceğin dijital dünyasında veri analizi ve

kişiselleştirilmiş hizmet alanlarında bilgi birikimi

ve uzmanlık sahibi şirketler başarı yakalayacak”

dedi.

EY, leading advisory and audit firm, launched the

results of its “Pulse of The Medical Technology

Industry” report. According to the results of the

report, global medical technology (medtech)

industry’s aggregate revenue increased 4%

to US$379 billion in 2017 while medtechs’

investment in R&D activities stays relatively

unchanged year over year. The global medtech

industry’s long-term growth outlook is at risk

due to underinvestment in digital capabilities,

competition from technology companies, and the

growing need to demonstrate better outcomes.

Medtech firms are far from recording double

digit growth

According to the report, US and Europe based

medtech firms’ aggregate revenue for the industry

in 2017 hit a new record, propelled by M&A deals

and portfolio optimization strategies. However,

this result, the 10th consecutive year for single

digit revenue growth performance, is in sharp

contrast to the 15% average annual growth rate

achieved from 2000 to 2007.

Commercial leaders are overly focused on

short-term growth

Taken together with the industry’s declining

rate of investment in research and development

(R&D), the report finds that medtech companies,

particularly the industry’s commercial leaders,

are overly focused on short-term growth at the

expense of R&D and longer term growth needs.

In 2017, medtech companies returned US$16.4

billion to investors in buybacks and dividends,

though US$15.9 billion invested in R&D activities.

Digital investments should be increased

Commenting on the results of the report, Ahmet

Sağlı, EY Turkey Health Sector Leader, Tax

Department & KS Attorney Company Partner

said: “Medtechs continue to use conventional

strategies, such as buybacks and tuck-in

acquisitions, to create scale in must-win

therapeutic areas to grow. However, as the shift

of power from providers and payers to patients

and consumers continues, this business-as-usual

approach no longer works.”

T. Ufuk Eren, EY Turkey Health and Life

Sciences Sector Leader, EY Central, South

and East Europe Health Sector Senior Advisor

said, “Medtechs must invest in new data and

customer-centric capabilities to build stronger

ties with consumers or to avoid being ousted by

technology companies and other entrants from

outside the sector. To succeed in the digital future,

medtechs will be judged not only on the safety

and efficacy of their devices and tests, but also on

their ability to capture and deploy insights from

these products to inform care delivery, with a

growing emphasis on coordinated care.”

Aralık 2018


18

Sağlık sektöründeki son gelişmeler

EY Türkiye Sağlık Sohbetleri

Toplantısı’nda değerlendirildi

Uluslararası denetim ve danışmanlık şirketi EY Türkiye’nin John Hopkins

Üniversitesi işbirliğiyle gerçekleştirdiği Sağlık Sohbetleri Toplantısı’nda sağlık

sektöründeki son gelişmeler masaya yatırıldı. Küresel makro trendler, en yeni sağlık

teknolojileri, önleyici sağlık hizmetleri ve yatırım faaliyetleri gibi pek çok önemli

konu sektör liderlerinin katıldığı toplantıda değerlendirildi.

Dünyanın lider denetim ve danışmanlık şirketlerinden

EY Türkiye’nin Johns Hopkins Üniversitesi işbirliğiyle

düzenlediği Sağlık Sohbetleri Toplantısı, Türkiye sağlık

sektörünün önde gelen liderlerini bir araya getirdi. Sağlık

sektörüne ilişkin pek çok konunun değerlendirildiği toplantıya

Johns Hopkins Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Ayşe Gürses,

EY Türkiye Sağlık Sektörü Lideri Av. Ahmet Sağlı, EY Türkiye

Sağlık ve Yaşam Bilimleri Sektör Lideri, EY Orta, Güney ve

Doğu Avrupa Sağlık Sektörü Kıdemli Danışmanı T. Ufuk

Eren, EY ABD Şirket Ortağı ve Kurumsal Finansman Grubu

Yaşam Bilimleri Sektör Sorumlusu Arda Ural, Master2Win

Kurucusu ve Medikal Danışman Uğur Özkutlu, EY Türkiye

Danışmanlık Hizmetleri İş Geliştirme ve Sağlık Sektörü

Lideri Mehmet Gülez, EY Türkiye Kurumsal Finansman

Hizmetleri Kıdemli Müdürü ve Sağlık Sektörü Sorumlusu

Cem Günfer, Mundipharma Eski Genel Müdürü Şükrü Varol,

Bozlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Şükrü Bozluolçay,

The Bona Kurucusu (Dünyagöz Eski İcra Kurulu Başkanı)

Koray Özbay, Medtronic Türkiye Genel Müdürü Esen Girit

Tümer, Sağlık Bakanlığı Emekli Müsteşar Yardımcısı Hüseyin

Çelik, TCHealth Genel Müdürü Salih Güreş ve Liv Hospital

Grup Koordinatörü Meri İstiroti katıldı.

Aralık 2018


19

Ahmet Sağlı

T. Ufuk Eren

Küresel makro trendler, en yeni sağlık teknolojileri,

önleyici sağlık hizmetleri ve yatırım faaliyetleri gibi pek

çok konunun gündeme taşındığı toplantıda, sektör liderleri

önemli değerlendirmelerde bulundu. Toplantıda onkoloji

ve ender rastlanan hastalıklara yönelik ilaçlara küresel

olarak yatırımın arttığı belirtildi. Sağlık sektörünün bu alanda

büyüme göstereceği öngörülüyor.

Hücrede gen tedavisine yapılan harcama 5 milyar dolar

Bununla birlikte medikal teknolojilerde kaydedilen ilerleme

ile beraber iş modellerinde değişim yaşandığı ifade edildi.

Sağlık sektöründe faaliyet gösteren firmaların yapay zekâ,

nesnelerin interneti, büyük veri, robotik süreç otomasyonu

(RSO) ve blockchain gibi yeni teknolojilere ilgi gösterdiğine,

teknolojiye bağlı iş modellerinin nasıl kurulacağına

odaklandıklarına vurgu yapıldı. Toplantıda hücrede gen

tedavisi alanında küresel olarak yapılan harcama miktarının

5 milyar dolara ulaştığı ifade edildi.

Sektör, hasta güvenliği odaklı çalışmalara odaklanıyor

ABD’de tıbbi hataların önemli bir ölüm nedeni olduğuna

dikkat çekilen toplantıda sağlık sektöründe hasta güvenliği

üzerine çok sayıda çalışma yapıldığı belirtildi. Öte yandan

hastane dışı bakım ve önleyici sağlık hizmetlerinin yakın

gelecekte daha çok gündeme geleceği öngörülüyor.

EY Türkiye Sağlık ve Yaşam Bilimleri Sektör Lideri,

Vergi Bölümü & KS Avukatlık Şirket Ortağı Ahmet Sağlı

konu ile ilgili olarak, “Sağlık ve Yaşam Bilimleri sektörlerinin

giderek artan önemi ve ülkemizde bu alanda gerçekleştirilen

aktif çalışmalardan hepimiz gurur ve mutluluk duyuyoruz.

EY olarak; bu alandaki global ağımız ve tecrübemizle,

sağlık sektöründe faaliyet gösteren kamu ve özel sektör

kurumlarına

destek olmaya, onlara yolculuklarında eşlik etmeye devam

ediyoruz” dedi.

EY Türkiye Sağlık ve Yaşam Bilimleri Sektör Lideri,

EY Orta, Güney ve Doğu Avrupa Sağlık Sektörü

Kıdemli Danışmanı T. Ufuk Eren şunları söyledi: “EY

Sağlık Sohbetleri toplantılarımızın ilkinde, yaşam bilimleri

sektöründe Türkiye ve dünyadaki gelişmelerden bahsettik.

Sağlık hizmet sunumunda Johns Hopkins ile işbirliğimiz,

sağlıkta kalite ve amaç odaklı organizasyon alanlarında

dünyanın farklı yerlerinde neler yapıldığını tartıştık. Sektörün

Mehmet Gülez

bu alandaki ihtiyacını ve gelişimini yakından takip etmek,

fikir alışverişinde bulunarak gelişimine katkıda bulunmak

amacıyla, sektörün önde gelen fikir önderleriyle belli

aralıklarda bir araya gelmeye devam edeceğiz.” EY Türkiye

Danışmanlık Hizmetleri İş Geliştirme ve Sağlık Sektörü

Lideri Mehmet Gülez ise “Bu sohbet toplantılarını düzenleme

amacımız, sağlık sektörünün deneyimli isimleriyle

beraber bir platform oluşturarak, EY’nin kurumsal amacı

doğrultusunda daha iyi bir dünya oluşturmaya katkıda

bulunmak” şeklinde konuştu.

Aralık 2018


22

Kare Kod’lu takip ile hastane

enfeksiyonuna ve hastada cerrahi

alet unutmaya son!

Cerrahi aletler

“Kare Kod”

takibinde

Sağlık sektörünün en önemli sorunlarından

biri olan hastane enfeksiyonlarının

önlenmesi ve “skandal” olarak gündeme

gelen hasta vücudunda malzeme unutma

riskinin tamamen ortadan kalkması için

teknoloji devreye girdi.

Hospital infections and retained

surgical instruments are no longer a

problem with the QR Code tracking!

Surgical

instruments are

tracked with “QR

Code”

Technology comes into play to prevent

hospital infections, which is one of the

most important problems of the healthcare

industry, and to completely eliminate the

risk of retained surgical instruments comes

up as a “scandal”.

Aralık 2018


23

Rönesans İşletme Hizmetleri tarafından işletilen Adana,

Elazığ ve Yozgat Şehir Hastaneleri Merkezi Sterilizasyon

Ünitelerinde, güvenli cerrahinin en önemli unsurlarından

biri olan cerrahi işlemlerde kullanılan alet ve malzemelerin

sterilizasyonu “Kare Kod” uygulamasıyla yüzde 100

kontrol altında tutuluyor.Cerrahi alan enfeksiyonlarının

önlenmesinde temel basamağı oluşturan Merkezi

Sterilizasyon Ünitelerinde (MSÜ), tıbbi aletlerin yeniden

kullanıma hazırlanmasındaki işlem süreçlerinin

elektronik ortamda kayıt altına alınması, her bir aşamanın

izlenebilirliğini mümkün kılıyor. Bu sayede, ameliyata

giren ve çıkan setin içerisinde eksik malzeme olmaması da

garanti altına alınıyor. İzlenebilirlik kapsamında an itibarıyla

hangi aletin hangi aşamada olduğu tespit edilebiliyor.

Hastada oluşabilecek bir enfeksiyonda; hastaya hangi

setin kullanıldığı, bu setin nasıl bir sterilizasyon sürecinden

geçtiği ve bu setle birlikte hangi setlerin sterilize edildiği gibi

bilgilere kolayca ulaşılabiliyor.

Kullanım süresi dolduğunda uyarı düşüyor

Adana, Elazığ ve Yozgat Şehir Hastaneleri Merkezi

Sterilizasyon Ünitelerinde (MSÜ) uygulanan güvenli

sterilizasyon hizmetiyle hasta ve çalışan güvenliği garanti

ediliyor. Kare Kod uygulaması sayesinde, ameliyatlarda

kullanılan setlerin steril kullanım ömrü bitince MSÜ

çalışanına uyarı bildirimi gönderiliyor. Böyle bir durumla

karşı karşıya kalındığında sistem gereği çalışan, setleri

depodan alıyor, yeniden paketliyor ve tekrar otoklav sürecine

geçirerek sterilizasyon döngüsünü başlatıyor.

Batında malzeme unutma riski yok!

Bu uygulama sayesinde geçmişte zaman zaman gazete

manşetlerine “skandal” başlıklarıyla konu olan hasta

vücudunda malzeme unutma riski de tamamen ortadan

kaldırılıyor, alet, spanç/kompres ve iğne sayımları Kare

Kod uygulaması sayesinde vücut açıklıkları kapatılmadan

yapılabiliyor. Bu sayede de batında malzeme unutulması

riski sıfıra indirilerek cerrahi güvenlik ve hasta güvenliği en

üst düzeye çıkarılıyor.

Sterilization of the instruments and materials used in

surgical procedures, which are among the most important

components of safe surgery, at the Adana, Elazığ and

Yozgat City Hospitals Central Sterilization Units operated

by Rönesans Facility Management Company are kept

under control with the “QR Code” application.Electronically

recording the procedures for preparing the medical

instruments for being used again at the Central Sterilization

Units (CSU), which constitute the fundamental step in

preventing the surgical infections, allow the traceability of

each and every stage. Thus, it is guaranteed that there is

no deficient material between the set used in the surgical

operation and the set coming out from the surgical

operation. Within the scope of traceability, it is possible to

determine which tool is at which stage in real time.

In case of any infection of the patient, information such as

which set is used for the patient, what kind of a sterilization

process is used for this set, and which other sets were

sterilized together with this set can be accessed easily.

A warning is provided on the expiration date

Patient and employee safety is guaranteed with the safe

sterilization service applied at the Adana, Elazığ and Yozgat

City Hospitals Central Sterilization Units (CSU). Through the

use of QR Code, a warning is provided to the CSU employee

when the expiration date of sterile sets used in surgical

operations is over. In such a case, according to the system,

the employee gets the sets from the warehouse, repacks

them, subjects them to autoclave process and starts the

sterilization cycle.

There is no risk of retained material inside the

abdomen!

With this application, the risk of forgetting a material inside

the patient’s body, which is mentioned in the newspaper

headlines as “scandal” from time to time, is completely

eliminated and the sponges/compresses and needles are

counted through QR Code before the surgical incisions are

closed. In this way, forgetting a material inside the abdomen

is not a risk anymore and the surgical safety and patient

safety is maximized.

Aralık 2018


24

Kayı Medikal

ve Philips

imzaladıkları

anlaşma ile çoklu

sağlık projelerini

hayata geçirmeyi

hedefliyor

Kayı Holding ve Philips işbirliklerini

uluslararası boyuta taşıyan anlaşma

ile sağlık teknolojileri, altyapı, proje

finansmanı ve yönetimi, klinik ve bakım

çözümlerinin yanı sıra bölge ülkelerinde

sağlık hizmetlerini kapsıyor.

Coşkun Yılmaz tarafından 1991 yılında kurulan ve farklı

sektörlerde hayata geçirdiği başarılı projelerle fark

oluşturan Kayı Holding, dünyanın önde gelen teknoloji

firması Philips ile 2 yıllık anlaşma kapsamında Türkiye

başta olmak üzere Afrika, Orta ve Doğu Avrupa, Rusya,

Orta Asya ülkelerinde çoklu sağlık projelerini hayata

geçirmeyi hedefliyor. KAYI Holding, 6 bin çalışanıyla

3 kıtada, 30 ülkede taahhüt, enerji, gayrimenkul

geliştirme & yatırım ve sağlık sektörlerinde faaliyet

gösteriyor. Şirket, kurulduğu günden günümüze kadar

Kayı Medical

and Philips aim

to implement

multiple health

projects with the

agreement they

signed

Kayı HoldingveKayı Holding and

PhilipsPhilips işbirlikleriniuluslararası

boyuta taşıyaninternational cooperation

covers anlaşmailesağlık teknolojileri,

altyapı, proje finansmanı ve yönetimi,

klinik ve bakımçözümlerinin yanısıra bölge

ülkelerindesağlık hizmetlerini kapsıyor.

healthcare technology, infrastructure, project

financing and management, and clinical

care solution as well as health services in the

countries of the region.

Coşkun Yılmaz Founded in 1991 by Coskun Yilmaz

and makes the difference with successful projects

implemented in different sectors KAYI Holding and

dünyanın önde gelen teknoloji firmasıworld’s leading

technology company PhilipsPhilips covered ile2yıllık

anlaşmakapsamındaTürkiye başta olmak üzereAfrika, Orta

ve Doğu Avrupa, Rusya, Orta Asyaülkelerinde çoklu sağlık

projelerinihayata geçirmeyihedefliyor.2-year agreement

of the multiple health projects implemented in countries

mainly in Turkey, Africa, Central and Eastern Europe,

Russia and Central Asian.Kayı Holding operates in 30

countries on three continents with 6,000 employees, in

the energy, real estate development, investment and

healthcare sectors. The company has completed over 500

projects so far. Kayı Medical, established within the holding

in 2011 to improve the quality and efficiency of health

services and facilities in Turkey,

provides clinical services and integrated health solutions

as well as collaborates with public-private partnership

(PPP) projects.Kayı Holding operates in 30 countries

Aralık 2018


25

500’ün üzerinde projeyi tamamladı. Türkiye’deki

sağlık hizmetlerinin ve tesislerinin kalitesini ve

verimliliğini artırmak amacıyla 2011 yılında Kayı

Holding bünyesinde kurulan Kayı Medikal ise klinik

hizmetler ve entegre sağlık çözümleri sunmanın

yanı sıra Kamu Özel Ortaklığı Projeleri (PPP) ile de

işbirlikleri yapıyor.

KAYI Holding, 6 bin çalışanıyla 3 kıtada, 30

ülkede taahhüt, enerji, gayrimenkul geliştirme &

yatırım ve sağlık sektörlerinde faaliyet gösteriyor.

Şirket, kurulduğu günden günümüze kadar

500’ün üzerinde projeyi tamamladı. Türkiye’deki

sağlık hizmetlerinin ve tesislerinin kalitesini

ve verimliliğini artırmak amacıyla 2011 yılında

Kayı Holding bünyesinde kurulan Kayı Medikal

ise klinik hizmetler ve entegre sağlık çözümleri

sunmanın yanı sıra Kamu Özel Ortaklığı Projeleri

(PPP) ile de işbirlikleri yapıyor.Kayı Holding

Yönetim Kurulu Başkanı Coşkun Yılmaz ve

Royal Philips’in Uluslararası Pazarlar Başkanı

Henk Siebren De Jong tarafından 12 Ekim’de

Amsterdam’da imzalanan anlaşmanın imza

törenine Kayı Holding’den ve Philips’ten üst düzey

yetkililer katıldı. Anlaşma dahilinde iki şirket,

entegre sağlık çözümleri, sağlık teknolojileri,

altyapı, eğitim, klinik, bakım ve sağlık hizmetleri

konularında işbirliği yapacak. Bu kapsamda sağlık

tesislerinin tasarımı ve inşası, proje yönetimi,

son teknolojiye sahip medikal ekipman temini,

proje ve ekipman finansmanı gibi hizmetlerin

sağlanması amaçlanıyor.İki şirket arasında

imzalanan anlaşmanın öneminden bahseden

Kayı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Coşkun

Yılmaz, “Kayı Medikal olarak mühendislikten satın

almaya, inşaattan finansa tüm iş kollarını tek bir

çatı altında toplayarak, iş ortaklarımıza entegre

bir hizmet sunuyoruz. Bu hizmet anlayışımız hem

bize hem de iş ortaklarımıza verimlilik sağlıyor

ve Kayı Medikal’in farkını ortaya koyuyor. Philips

ile yaptığımız bu stratejik anlaşmanın da orta ve

uzun vadede sağlık alanında dünya çapında en

büyük müteahhit, yatırımcı ve servis sağlayıcı

firmalardan biri olma hedefimize önemli katkılar

sağlayacağına inanıyoruz” dedi.Anlaşma hakkında

görüşlerini dile getiren Kayı Holding CEO’su

Alpaslan Korkmaz, “Kayı Holding ve Philips

arasında yapılan işbirliği anlaşması gibi verimliliği

artırmaya yönelik ortaklıkların özellikle gelişen

pazarlar için oldukça önemli olduğu görüşündeyiz.

Kayı Medikal olarak uluslararası standartlarda

sağlık hizmetleri sunarken, yeni proje ve

anlaşmalarla sağlık konusundaki hizmet ağımızı

genişletmeye devam edeceğiz.” dedi.

on three continents with 6,000 employees, in the energy, real

estate development, investment and healthcare sectors. The

company has completed over 500 projects so far. Kayı Medical,

established within the holding in 2011 to improve the quality and

efficiency of health services and facilities in Turkey, provides

clinical services and integrated health solutions as well as

collaborates with public-private partnership (PPP) projects.

Senior officials attended the signing ceremony of the agreement

signed by Coskun Yilmaz, Chairman of Kayı Holding Yönetim

Kurulu Başkanı Coşkun Yılmaz veRoyalKayı Holding and Henk

Siebren De Jong, Chief of International Markets, Royal Philips

in Amsterdam on October 12. Within the agreement, Anlaşma

dahilinde iki şirket,two companies will entegresağlık çözümleri,

sağlık teknolojileri, altyapı, eğitim, klinik, bakım vesağlık

hizmetleri konularında işbirliği yapacak.cooperate on integrated

health solutions, health technologies, infrastructure , education,

clinical , care and health services. Bu kapsamda sağlıktesislerinin

tasarımı ve inşası, proje yönetimi, son teknolojiye sahip

medikalekipmantemini, proje veekipmanfinansmanı gibi

hizmetlerin sağlanmasıamaçlanıyor.In this context, the design

and construction of water ealth facilities, project management,

procurement of medical equipment with the latest technology,

is aimed at providing services such as project financing and

equipment. Declaring the importance of the agreement signed

between the two companies, Coskun Yilmaz, Chairman of Kayı

Holding Yönetim Kurulu Başkanı Coşkun Yılmaz veRoyalKayı

Holding, said, ““Kayı Medikal olarakmühendisliktensatın almaya,

inşaattanAs Kayı Medical, we offer an integrated service from

medically or engineering, construction finansa tümiş kollarını

tek bir çatı altında toplayarak, iş ortaklarımızato finance for our

business partners by gathering all business lines under one roof.

entegrebir hizmetsunuyoruz.Bu hizmet anlayışımızhem bize hem

de iş ortaklarımızaverimlilik sağlıyorve KayıMedikal’infarkını

ortaya koyuyor.This understanding of service provides efficiency

to both us and our business partners and demonstrates the

difference of Kayı Medical. We believe that Philipsile yaptığımız

bu stratejik anlaşmanındaorta ve uzun vadede sağlık alanında

dünya çapında en büyükmüteahhit, yatırımcı ve servis sağlayıcı

firmalardan biri olmahedefimizeönemli katkılar sağlayacağına

inanıyoruz” dedi.this strategic agreement with Philips is

important to provide us to reach our goal of becoming one

of the largest contractors investors and service providers

companies in field of health worldwide in the medium and long

term.”Expressing his views about the agreement, Anlaşma

hakkında görüşlerini dile getirenKayı Holding CEO’su Alpaslan

Korkmaz, “Kayı Holding vePhilipsAlpaslan Korkmaz, CEO of

Kayı Holding, said that the partnership to increase productivity,

such as the cooperation agreement between Kayı Holding and

Philips is very important, especially for emerging market. As

Kayı Medikal olarak uluslararası standartlarda sağlık hizmetleri

sunarken,Kayı Medical, we will continue to expand our service

network in healthcare through new projects and agreements by

providing health services at international standards.”yeni proje

ve anlaşmalarla sağlık konusundaki hizmet ağımızı genişletmeye

devam edeceğiz.” dedi.

Aralık 2018


26

Siemens

Healthineers:

“Sağlığın

Geleceğini

Şekillendiriyoruz”

Siemens

Healthineers

Leaves Its Mark

On Türkrad 2018:

“Shaping The

Future Of

Healthcare”

Aralık 2018


27

Siemens Healthineers Türkiye, 39.

Ulusal Radyoloji Kongresi TÜRKRAD

2018’de üstün özellikteki görüntüleme

çözümlerini sergiledi. Etkileyici standı

ve etkinlik sırasında yapılan canlı

ultrason uygulamalarıyla ziyaretçilerden

büyük ilgi gören Siemens Healthineers

Türkiye, ACUSON Sequoia ultrason

cihazını da ülkemizde ilk kez tanıttı.

Radyoloji alanında Türkiye’nin en büyük etkinliklerinden

olan Ulusal Radyoloji Kongresi’nin otuz dokuzuncusu

(TÜRKRAD 2018) Antalya’da düzenlendi. Hassas tıp,

kişiselleştirilmiş tedavi, sağlıkta dijitalleşme, yapay zekâ,

derin makine öğrenimi ve hasta deneyimi konularında

yoğun Ar-Ge çalışmalarıyla geliştirdiği ürünlerle sağlık

sektöründe fark oluşturan Siemens Healthineers,

“Sağlıkta Geleceği Şekillendiriyoruz” sloganıyla

kongre boyunca tıp dünyasıyla bir araya geldi. Sağlık

teknolojilerinde 170 yılı aşkın deneyime sahip olan

Siemens Healthineers, TÜRKRAD 2018’deki standında

teknolojik yeniliklerini ve üstün hizmet kalitesini sergiledi.

Standıyla kongre ziyaretçilerinden büyük ilgi gören

Siemens Healthineers Türkiye, yeni nesil cihazlarıyla ilgili

tanıtım videolarını dev ekrandan yayınlarken, bir başka

ekrana da ultrason demo görüntülerini yansıttı. Siemens

Healthineers, etkinlikte özellikle düşük radyasyon

dozu, yüksek zamansal çözünürlük, hasta konforu

odağında geliştirilen yeni ultrason cihazlarını tanıttı.

Siemens Healthineers standında yeni nesil ACUSON

Juniper ve ACUSON Sequoia ultrason çözümleriyle

yapılan canlı demolara TÜRKRAD 2018 katılımcıları

yoğun bir ilgi gösterdi. Kongreye katılan doktorlar, bu

cihazları doğrudan kullanarak ultrasonografide en yeni

teknolojileri deneyimleme imkânı buldu.

ACUSON Sequoia Türkiye’de de ilk kez TÜRKRAD

2018’de tanıtıldı

Temmuz ayında Berlin’de global lansmanı yapılan

ACUSON Sequoia Türkiye’de de ilk kez 7-11 Kasım

tarihlerinde Antalya’da düzenlenen TÜRKRAD 2018’de

yakından tanıtıldı. Siemens Healthineers ultrason

ailesinin yeni ve ultra premium üyesi olan ACUSON

Sequoia bioakustik görüntüleme teknolojisiyle,

konvansiyonel ultrason sistemlerine göre 6 kat daha

fazla enerji ve 10 kata kadar daha yüksek akustik enerji

sağlayabiliyor.

Siemens Healthineers Turkey

exhibited its superior imaging

solutions at the 39th National

Congress of Radiology - TÜRKRAD

2018. Receiving great attention from

visitors with its impressive booth and

live ultrasound applications, Siemens

Healthineers Turkey also introduced

its ACUSON Sequoia ultrasound

device for the first time in Turkey.

The National Congress of Radiology (TÜRKRAD 2018),

one of the largest radiology events in Turkey, was

held for the thirty-ninth time in Antalya. Creating a

difference in the healthcare industry with its products

based upon intense R&D efforts on precision medicine,

personalized treatment, digitalization in healthcare,

artificial intelligence, deep machine learning, and patient

experience, Siemens Healthineers came together with

the world of medicine at the Congress, with the motto

“Shaping the Future in Healthcare.” With more than 170

years of experience in healthcare technologies, Siemens

Healthineers exhibited its technological innovations and

outstanding service quality at its booth in TÜRKRAD

2018.Attracting great attention from the visitors of the

congress, Siemens Healthineers Turkey ran promotional

videos of its next-generation devices on a giant screen in

the booth, while also projecting ultrasound demo views on

another screen. Siemens Healthineers introduced its new

ultrasound devices developed with a focus on low dose,

high temporal resolution, and patient comfort. TÜRKRAD

2018 visitors also showed great interest in live demos

performed by using next-generation ultrasound solutions

ACUSON Juniper and ACUSON Sequoia. Doctors at

the Congress had the chance to experience the latest

technologies in ultrasonography by using these devices

first-hand.

ACUSON Sequoia was introduced for the for the first

time in Turkey at TÜRKRAD 2018

Launched globally in Berlin in July, ACUSON Sequoia

was introduced to Turkey for the first time at TÜRKRAD

2018, held on November 7-11th in Antalya. ACUSON

Sequoia, the new and ultra-premium member of the

Siemens Healthineers ultrasound family, can provide up

to 6 times more energy and up to 10 times higher acoustic

energy compared to conventional ultrasound systems,

thanks to its BioAcoustic Imaging Technology. ACUSON

Sequoia BioAcoustic Imaging Technology adapts the

signal in real-time to each patient’s anatomy and bioacoustic

characteristics such as tissue intensity, hardness,

and absorption, thus offering the highest image quality by

compensating for energy loss.

Aralık 2018


28

ACUSON Sequoia bioakustik görüntüleme teknolojisi,

sinyali gerçek zamanlı olarak her hastanın anatomisine

ve doku yoğunluğu, sertliği ve emilimi gibi bioakustik

özelliklerine göre uyarlıyor ve böylece enerji kaybını

telafi ederek en yüksek görüntü kalitesini sağlıyor.

TÜRKRAD 2018’de canlı demosu yapılan diğer Siemens

Healthineers ultrason cihazı ACUSON Juniper ise

sınıfının en küçük, en hafif ve en sessiz ultrason sistemi

olarak hem hasta hem de kullanıcı deneyimini ve

konforunu en üst seviyeye çıkarıyor. 365 katılımcının

geribildirimiyle tasarlanan ACUSON Juniper,

yüksek görüntü kalitesinin yanı sıra çok-yönlülüğü

ve uyarlanabilirliğiyle de farklı hasta anatomileri ve

fizyolojileri için ideal bir sistem sunuyor.

“Sağlık sektörünün teknolojik ihtiyaçlarını

karşılıyoruz”

Kongre’nin ikinci günü Türk Radyoloji Derneği

Başkanı Dr. Tamer Kaya, Siemens Healthineers

Türkiye Genel Müdürü Şevket On’a bir plaket sunarak

katılımlarından dolayı teşekkür etti. Etkinlik sırasında

bir açıklama yapan Şevket On şunları ifade etti:

“Siemens Healthineers kişiye özel tıp uygulamalarının

yaygınlaştırılması, bakım hizmetlerinin dönüştürülmesi,

hasta deneyiminin iyileştirilmesi ve sağlık hizmetlerinin

dijitalleştirilmesi konularında dünyanın her noktasındaki

sağlık kuruluşlarını destekleyerek daha fazla değer

oluşturmalarını sağlıyor. Gelişmiş teknolojilerimizi

içeren ürün ve çözümlerimizi, TÜRKRAD gibi önemli bir

kongrede kıymetli katılımcılara daha yakından tanıtma

imkânı bulduk. Siemens Healthineers Türkiye olarak

sürekli güncellenen portföyümüzle, sağlık sektörünün

teknolojik ihtiyaçlarını karşılamanın gururunu

yaşıyoruz.”

TÜRKRAD 2018’in son gününde ise Türk radyolojisinin

gelişimine katkı sağlamak ve genç radyologların

uluslararası platformlardaki etkinliğini artırmak

amacıyla düzenlenen Siemens Healthineers Radyoloji

Ödülü Töreni gerçekleştirildi. Bu yıl 12’ncisi düzenlenen

Radyoloji Ödülü’nün kazananı Serdar Arslan oldu.

The other Siemens Healthineers ultrasound

device that was introduced through live demos

at TÜRKRAD 2018 was ACUSON Juniper. This

device takes both patient and user experience

and comfort to the highest level as the smallest,

lightest and quietest ultrasound system in its

class. Designed with a focus on the feedback

from 365 participants, ACUSON Juniper offers

an ideal system for diverse patient anatomies

and physiologies, thanks to its versatility and

adaptability as well as high image quality.

“We meet the technological needs of the

healthcare industry”

On the second day of the Congress, Tamer

Kaya, M.D., President of the Turkish Association

of Radiology, awarded Siemens Healthineers

Turkey Managing Director Şevket On with a

plaque, thanking for the company’s participation

to the event. Mr. On said: “Siemens Healthineers

supports healthcare institutions globally to

extend the scope of personalized medicine,

improve patient experience, and digitalize

healthcare services, thus helping these

institutions to create more value. We have had

the opportunity to introduce our high-technology

products and services at such an important

congress as TÜRKRAD to

valuable participants. As Siemens Healthineers

Turkey, we proudly meet the technological needs

of the healthcare industry with our continuously

updated portfolio.”

On the last day of TÜRKRAD 2018, 12th Siemens

Healthineers Radiology Award Ceremony was

held with the purpose of contributing to the

development of radiology in Turkey as well as

increasing the effectiveness of young radiologists

on international platforms. Serdar Arslan was

selected as the winner of the 12th Radiology

Award.

Aralık 2018


30

Türkiye’nin sağlık alanında en

önemli dönüşümünde Rönesans

Sağlık Yatırım ve Turkcell işbirliği

devam ediyor.

Renaissance Healthcare Ventures and

Turkcell continues their collaboration

in the most important transformation

of the healthcare field in Turkey.

Murat Erkan

Sağlıkta

dönüşüme

Turkcell ve

Rönesans

imzası

Yozgat’ın ardından Adana Şehir

Hastanesi’nin de tüm dijital ve teknoloji

altyapısını oluşturan Turkcell, yerli

sağlık yazılımı alanında da çalışmalarını

sürdürüyor.

Turkcell and

Renaissance

signature to

health

transformation

Turkcell has built the digital and

technology infrastructure of the

Adana City Hospital after Yozgat and

continues its activities in the field of

national healthcare software.

Aralık 2018


31

Türkiye’nin sağlıkta başlattığı en önemli dönüşüm olarak

adlandırılan ve “kamu-özel işbirliği” (PPP) modeli kapsamında

hayata geçen şehir hastaneleri hızla yayılıyor. Bunların ilk ve

en başarılı örneklerinden Adana Şehir Hastanesi, 2017 yılının

Eylül ayından bu yana faaliyetini sürdürüyor. Türkiye’nin sağlık

dönüşümündeki en önemli aktörlerden RönesansSağlık Yatırım

tarafından inşa edilen, Rönesans İşletme Hizmetleri Danışmanlık

AŞ tarafından işletilen, teknolojik altyapısı ise Turkcell tarafından

kurulan ve yönetilen hastane, PPP modeliyle Türkiye’nin sağlıkta

hedeflediği noktayı da gözler önüne seriyor.

Sırada diğer şehir hastaneleri var

Alanında iki dev isim, Rönesans Sağlık

Yatırım ve Turkcell işbirliğiyle hayata

geçirilen Adana Şehir Hastanesi, geniş yatak

kapasitesinin yanı sıra sağlık alanında en ileri

teknolojisiyle de şimdiden dünyanın sayılı

sağlık kampüsleri arasındaki yerini aldı. Bu

önemli projeyle ilgili açıklama yapan Turkcell

Genel Müdür Yardımcısı Murat Erkan, “Adana

Şehir Hastanesi’ni sağlık alanında dünyada

gelinen en son teknolojiyle donatmayı

başardık. Böylece komşu şehirlere de hizmet

verecek kapasite ve donanıma ulaşan

hastane, tüm bölgenin sağlık ihtiyaçlarını

karşılamayı sürdürüyor” dedi.

The city hospitals are rapidly spreading,

which are the products of “public-private

partnership” (PPP) model and the most

important transformation initiated in

Turkey in the field of healthcare. The

Adana City Hospital, one of the first

and most successful examples of these

hospitals, has been operating since

September 2017. The hospital was built

by Renaissance Healthcare Ventures,

one of the most important actors in

the transformation of healthcare system in Turkey and operated by

Renaissance Property Services Consulting Inc. The hospital where the

technological infrastructure was built and managed by Turkcell reveals

Turkey’s goal in the field of healthcare through the PPP model.

Other city hospitals are next

Adana City Hospital, which has been established with the collaboration

of two main players in the field, Renaissance Healthcare Ventures

and Turkcell, has already taken its place among the best healthcare

compounds in the world with its cutting-edge technology and extensive

bed capacity.

Concerning this important project, Murat Erkan, the Vice General Director

of Turkcell, says: “We achieved to equip Adana City Hospital with the

world’s latest technology in the health field. As a result, by reaching

the capacity and equipment to serve the neighboring cities, the hospital

continues to meet the healthcare needs of the entire region.”

Aralık 2018


32

Rönesans Sağlık Yatırım’la Türkiye’nin en önemli sağlık

projelerinde işbirliği yapmalarından dolayı duydukları

memnuniyeti dile getiren Erkan, sözlerine şu şekilde devam

etti: “Turkcell olarak Rönesans işbirliğinde Türkiye’deki

dijital hastane dönemini Yozgat Şehir Hastanesi’yle birlikte

başlatmıştık. Buna ek olarak yine Rönesans İşletme

Hizmetleri ile birlikte 1 yılını tamamladığımız Adana Şehir

Hastanesi’nin de teknolojik altyapısında Turkcell imzası

bulunuyor. Bu projelerden edindiğimiz tecrübeleri şimdi de

Elazığ Şehir Hastanesi’nde kullanıyoruz. Hedefimiz her

zaman bu teknolojiyi bir adım ileriye taşımak… Rönesans

ile başlattığımız bu dönüşümü Bursa ve dünyanın depreme

dayanıklı en büyük hastanesi olarak tasarlanan İkitelli’de

de sürdürmeyi planlıyoruz.”

Dijital dönüşümle gelen hasta ve doktor memnuniyeti

Günlük 16 bini aşkın kişiye sağlık hizmeti sunulan

hastane, Adana’nın yanı sıra tüm bölgeye hizmet veriyor.

Sadece ilk yılında toplam 2 milyon 186 bin hastaya

hizmet veren hastanenin dijital altyapısını farklılaştıran

konuların başında ise HIMSS (Hastane Bilgi Yönetim

Sistemi) geliyor. Turkcell’in ilk olarak Yozgat Şehir

Hastanesi’nin dijital dönüşüm sürecinde öne çıkardığı

HBYS (Hastane Bilgi Yönetim Sistemi), dünyanın en saygın

dijital hastanelerinde kullanılıyor. Sağladığı teknoloji ile

hasta ve çalışan güvenliğini en yüksek düzeye çıkaran

sistem, hastane bünyesindeki tüm operasyonların

dijitalleştirilmesini sağlıyor. Böylece bütün sağlık verileri

mobil cihazlardan takip edilebilirken, yine hastane içerisine

yerleştirilen kiosklarla sıra almak, tahlil sonuçlarına

ulaşmak da artık çok kolay… Bu dijital altyapı aracılığıyla

ayrıca her türlü tıbbi cihaz, ağlar ve sensörler birbirlerine

bilgi gönderebilirken, dijitalleşme sayesinde hastane

bünyesinde kağıt kullanım oranı da minimuma iniyor.

Şehir hastanesindeki Turkcell’in yenilikçi teknolojileri

bundan ibaret değil. İlk örneği Yozgat’ta hayata geçirilen

hastane içi navigasyon sistemi Adana’da da olacak. Bu

navigasyon aracılığıyla büyük bir alan içerisine yayılan

şehir hastanesindeki her türlü birimi kolayca bulmak

mümkün… Yaklaşık 200 kişilik bir saha ekibiyle Adana

Şehir Hastanesi’nin tüm teknolojisini yöneten Turkcell’in

ayrıca, İstanbul ve Ankara merkezli NOC (Network

Operation Center) aracılığıyla bu uygulamaları anlık olarak

takip edeceğini ve verilerin güvenliğini sağlayacağını da

ekleyelim.

Yerli hastane yazılımı müjdesi

“Röntgenler, raporlar ve kan testleri bu üstün teknolojilerle

elden ele dolaşmıyor. Hasta sağlığıyla ilgili tüm bilgiler,

doğru ve eksiksiz bir şekilde kayıt altında alındığı gibi direkt

doktorların önündeki ekrana düşüyor” diyen Murat Erkan,

“Böylece hastaların teşhis ve tedavi süreçleri hızlanırken,

sağlık personelinin de gündelik hayatı kolaylaşıyor”

diyor. Hasta güvenliği ve doğru tedavinin uygulanmasını

destekleyen bu sistemi Turkcell olarak geliştirmek için

çalıştıklarını da ekleyen Erkan, “Bu bağlamda Turkcell’in

kendi HBYS (Hastane Bilgi Yönetim Sistemi) yazılımını

oluşturmak için kaynak kod alımı yaptık ve kendi yazılım

ekibimiz ile bu alanda dünyadaki en yüksek standardı

temsil eden HIMSS 7 standartlarına uygun bir HBYS

yazılımının çalışmalarını sürdürüyoruz” diye vurguluyor.

Expressing their gratification on their collaboration with

Renaissance Healthcare Ventures in Turkey’s most important

healthcare projects, Erkan added: “Turkcell initiated digital hospital

era in Turkey with Yozgat City Hospital through its collaboration

with Renaissance. In addition to this, Turkcell has also built the

technological infrastructure of the Adana City Hospital within the

first year of the alliance with Renaissance Property Services. We

are now putting into use the experiences we have gained through

this project at Elazig City Hospital. Our aim is to always carry this

technology one step forward. We are planning to continue this

transformation we have initiated with Renaissance in Bursa and

Ikitelli. The one in Ikitelli is designed to be the world’s biggest

earthquake-resistant hospital.

Digital Transformation leads to Patient Doctor Satisfaction

Adana City Hospital provides services to more than 16 thousand

patients on daily basis not just in Adana but all around Cukurova

region. HIMSS (Hospital Information Management Systems

Society) is the leading differentiator in the changing digital

infrastructure of the hospital where 2 million 186 thousand patients

were rendered service to within the first year. The HIMS (Hospital

Information Management System), which Turkcell has initially

developed during the digital transformation of the Yozgat City

Hospital, is used in the most prestigious digital hospitals around

the globe. The provided technology leads the security of the patient

and hospital personnel to maximum level while digitalizing all

operations within the hospital structure. This helps every health

data to be tracked from mobile devices, as well as, taking a queue

number and reaching to medical analysis results easier… With this

digital infrastructure every medical device, network and sensor can

send information from one to another. In addition, digitalization

within the hospital system has minimalized the number of paper

usage. The innovative technologies of the city hospital are not

limited to these examples. The navigation system which was

initiated in Yozgat will also be used in Adana. With the aid of this

navigation system every unit of the hospital that is spread to a

large area is easy to find. Turkcell leads the technological system

of the Adana City Hospital with a field force with around 200

people. Also, Turkcell with the NOC (Network Operation Center)

with headquarters in Istanbul and Ankara, can instantly track the

implementations and secure the data.

Good news: Native hospital software is coming soon

Murat Erkan says “The X-rays, reports and blood tests does not

travel from hand to hand with these cutting-edge technologies. All

the information about the patient’s healthcare falls into the screen

in front of the doctors as it is recorded accurately and completely”,

and adds “Thus, the diagnosis and treatment processes of the

patients become swifter, and the daily life of the healthcare

personnel is facilitated.” Erkan notes that Turkcell is working

to develop this system that supports patient safety and correct

treatment. He also emphasizes that; “in this context, we have

procured source code to create Turkcell’s own HIMS (Hospital

Information Management System) software and we are continuing

the HIMS software works compliant with the HIMSS 7 software

which represents the highest global standard in this field.

Aralık 2018


33

Sağlık

harcamaları

son 5 yılda

56 Milyar

257 Milyon

TL arttı

Ajans Press, sağlık harcama

istatistiklerini konu alan

araştırmayı inceledi. 2013

yılından 2018 yılına kadar

yapılan sağlık harcamaları

incelediğinde, son 5 yıldır sağlık

için harcanan paranın 56 milyar

257 milyon TL arttığı görüldü.

Health expenditures

increased 56 Billion

TL 257 Million in the

last 5 years

Ajans Press examined the research on health spending

statistics. Examining health expenditures from 2013 to

2018, the money spent on health for the last 5 years has

increased by 56 billion 257 million TL.

Ajans Press’in Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden

ve medya yansımalarından derlediği bilgilere göre, son 5

yıldır sağlık için harcanan paranın 56 milyar 257 milyon TL

arttığı görüldü. Böylelikle, 2013 yılında sağlık için harcanan paranın

84 milyon 390 bin TL olduğu görülürken, 2017 yılında bu rakamın

140 milyar 647 milyon TL’ye yükseldiği saptandı. 2014 yılında

yapılan harcama ise 94 milyar 750 milyon TL olarak belirlenirken,

2015 yılında 104 milyar 568 milyon TL, 2016 yılında 119 milyar

756 milyon TL olarak kayıtlara geçti. Bununla birlikte 2013 yılında

kişi başı sağlık harcaması bin 110 TL olarak görülürken, 2017

yılında bin 751 TL olarak gerçekleştiği tespit edildi

En çok konuşulan sağlık başlıkları belli oldu

ITS Medya ve Ajans Press’in konuyla alakalı gerçekleştirdiği

medya incelemesinde, yazılı basına yansıyan haber adetleri

de belli oldu. 2013 yılında sağlık başlığı altında çıkan haberler

incelendiğinde yıl boyunca 341 bin 934 haberin yansıma bulduğu

tespit edilirken, 2018 yılında haber adetlerinin 598 bin 886’ya

ulaştığı görüldü. Yazılı mecralara yansıyan haber başlıkları

incelendiğinde, sağlıkla ilgili harcamaların yanı sıra, büyük

şehirlerde yaşanan yoğunluk problemi, sağlık sektörüne yapılan

yatırımlar, şehir hastaneleri ve sağlık personelinin yaşadığı sorun ve

şiddet eylemlerinin en çok konuşulan başlıklar arasında yer aldığı

belirlendi.

According to information of Ajans Press compiled from

the data and media coverage of Turkey Statistical

Institute (TSI), the money spent on health care last

5 years has seen an increase of 56 billion 257 million TL.

Thus, the amount of money spent for health in 2013 was

84 million 390 thousand TL, but this figure increased to 140

billion 647 million TL in 2017. While the expenditure in 2014

was set at 94 billion 750 million TL, it was recorded as 104

billion 568 million TL in 2015 and 119 billion 756 million TL

in 2016. On the other hand, while the health expenditure per

capita in 2013 was seen as 110 TL, it was realized as TL 751

in 2017.

Most talked about health topics became clear

The media review of ITS Medya and Ajans Press has also

revealed the number of news items in the print media. In

2013, when the news published under the title of health

were examined, it was found that 341 thousand 934 news

had found a reflection throughout the year, while in 2018

the number of news items reached 598 thousand 886.

When the news headlines reflected in the written media,

health expenditures, as well as the density problems in the

big cities, investments in the health sector, the problems

experienced by city hospitals and health personnel and

violence acts were among the most discussed topics.

Aralık 2018


36

“Cancer” objection to the system

Sisteme isyan; “Kanser”

Onkoloji; Türkçeye çevirdiğimiz zaman çok masum gibi görünse de, ilk duyduğu anda

insanları üzüntüden kalp krizi geçirip ölmesine sebep olacak kadar üzüntü veren

kanser hastalığını inceleyen bilim dalı…

Bir makine misali ahenkle çalışmaya devam eden vücut sistemleri, insanın hayatını

sağlıklı bir şekilde devam ettirebilmesini sağlar. Ne zaman ki sistemlerden birinde bir

isyan meydana gelir o zaman bütün düzen yavaş yavaş bozulmaya başlar. Normal

seyrinde çalışmaya; genetik, beslenme, hayat şartları, psikolojik sıkıntılar kaynaklı

bozulmaya zemin oluştuğunda ise o akla getirilemeyen hastalık başa gelebiliyor.

Şişlik Bilimi anlamına gelen onkoloji, vücutta beliren şişliklerin nedeni, tanısı, tedavisi

ve kalıtımla ilişkisini inceleyen bilim dalı olarak açıklanıyor.

Onkolojiye dair daha bilimsel bilgiler sunmak adına Acıbadem Hastanesi Medikal

Onkoloji Profesörü Doktor Özlem Er ve Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi

Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Hasan Şenol Coşkun ve Uzm. Dr. Gökhan Karakaya’ya

kanserle ilgili merak ettiklerimizi sorduk.

Aralık 2018


37

Kanser nedir?

Kanser, bir organ veya dokudaki hücrelerin düzensiz

olarak bölünüp çoğalmasıyla beliren kötü huylu tümörlere

denir. Genetik değişiklikler vücut hücrelerinde oluyorsa

bu durum kalıtsal değildir. Bu tür değişikliklerin hepsi

kalıtsal olarak görülmez, çoğunluğu zaman içinde çevresel

karsinojenlerin etkisi sonucu gelişir. Kanser vücudumuzun

çeşitli bölgelerindeki hücrelerin kontrolsüz çoğalması

ile oluşan 100’den fazla hastalık grubudur. Çok çeşitli

kanser tipleri olmasına rağmen, hepsi anormal hücrelerin

kontrol dışı çoğalması ile başlar. Tedavi edilmez ise ciddi

sakatlıklara ve ölüme neden olabilir.

Kanser ne kadar yaygın?

Ülkemizde 1970’li yıllarda ölüm sebepleri arasında 4.

sırada yer alan kanser, son yıllarda kardiyovasküler

sistem hastalıklarından sonra 2. sıraya yükselmiştir.

Sağlık Bakanlığı kayıtlarına göre kanser sıklığı artış eğilimi

göstermektedir.

Tüm dünyada yılda 14 milyon kişiye kanser teşhisi

konmaktadır bu sayının 2025’e kadar 19 milyona, 2030’a

kadar 22 milyona ve 2035’e kadar da 24 milyona çıkacağı

öngörülmektedir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre,

kanserde görülen artışın temel üç nedeni; yaşlı nüfusta

artış, tütün kullanımı ve obezite salgınıdır. Kanseri

önleme ve erken tanıya yönelik çalışmalar gerekmektedir.

Unutulmamalıdır ki kanser önlenebilir bir hastalıktır.

Kanser sıklığı dünya genelindeki hemen her ülkede yıllık

%1-2 oranında bir artış göstermektedir. Çok az sayıdaki

gelişmiş ülkede bu artış kontrol altına alınabilmiş ve hatta

negatif bir eğilim görülmeye başlanmıştır. Tütün, obezite

ve beslenme gibi faktörler üzerinde önleyici tedbirler

alınması ve meme, rahim ağzı ve bağırsak kanserlerinde

toplum tabanlı tarama programlarının uygulanması kanser

sıklığını azaltacaktır.

Tüm bu verilerle kanserin oldukça yaygın olduğu ve

yaygınlığının da arttığını söyleyebiliriz.

Kanser ne zamandan beri hayatımızda?

Kanseri son yıllarda gündemimizde çok yer etmekle

beraber çok eski bir geçmişe sahiptir. Beşbin yıl önce

en eski Mısır hiyerogliflerinde, hatta mumyalarda

ve dinozorların kemiklerinde kansere ait delillere

rastlanmaktadır.

Tıbbın gelişimine bağlı olarak kanserin son 40-50 yıldır

daha çok hayatımıza girmekte olduğunu görmekteyiz.

Onkoloğun tedavi sürecindeki yeri nedir, ne

olmalıdır?

Medikal onkoloğun kanser sürecinde çok merkezi bir rolü

vardır. Hastaya kanser tanı konmasıyla birlikte başlar.

Temel görev alanı kanserli hastanın yönetilmesi ve

sistemik tedavisinin yürütülmesidir. Bunun dışında tanı

öncesi tarama, erken tanı gibi koruyucu uygulamalar,

radyoterapi ve cerrahi gibi diğer ana tedaviler ile işbirliği

yapılması görevleri arasındadır. Kanser hastasının tüm

evreleri boyunca ihtiyacı olan ağrı tedavisi, beslenme

desteği ve diğer dâhili sağlık sorunlarının çözümü ve

organizasyonu medikal onkologların sorumluluğundadır.

Yine hasta ve yakınlarına rehberlik etme onları

bilgilendirme sürecinde de onkologun etkin bir rolü vardır.

What is cancer?

Cancer is called malignant tumours that appear in an organ or

tissue with irregular division and proliferation. If genetic changes

occur in the body cells, this is not hereditary. All such changes

are not inherited, most of which develop over time as a result of

environmental carcinogens. Cancer is a group of more than 100

diseases caused by uncontrolled proliferation of cells in various

parts of our body. Although there are many types of cancers, they

all begin with uncontrolled proliferation of abnormal cells. If it is

not treated, it can cause serious

disability and death.

How common is cancer?

In our country in the 1970s, cancer was taking the 4th place

among the causes of death. In recent years, it has risen to 2nd

place after cardiovascular system diseases. According to the

records of the Ministry of Health, the incidence of cancer have a

tendency of increase.

Around 14 million people worldwide are diagnosed with cancer

in a year. It is foreseen that this number will increase to 19

million by 2025, to 22 million by 2030 and by 24 million by 2035.

According to World Health Organization data, three main reasons

for the increase in cancer are; increase in elderly population

is an outbreak of tobacco use and obesity. Studies on cancer

prevention and early diagnosis are required. It should be noted

that cancer is a preventable disease. The incidence of cancer in

almost every country in the world shows an increase of 1-2%

per year. In a very small number of developed countries, this

increase has been controlled and even a negative trend has

been observed. Taking preventive measures on factors such

as tobacco, obesity and nutrition, and the implementation of

community-based screening programs in breast, cervical and

intestinal cancers will reduce the incidence of cancer.

With all these data, we can say that cancer is very common and

its prevalence has increased.

How long has cancer been in our lives?

Although cancer has a lot in our agenda in recent years, has a

very old history. Five thousand years ago, the oldest Egyptian

hieroglyphics, even mummies and dinosaurs have evidence for

cancer. Due to the development of medicine, we see that cancer

has been entering our lives much more for the last 40-50 years.

What is the role of oncologist in the

treatment process, how should it be?

The medical oncologist has a very central role in the cancer

process. His / Her duties start with the diagnosis of cancer of the

patient. The main area of responsibilities are the management

of the cancer patient and the conduction of the systematic

treatment at all. In addition, pre-diagnosis screening, protective

treatment such as early diagnosis, cooperation with other main

therapies such as radiotherapy and surgery are among the tasks.

The medical oncologists are responsible for the solution and

organization of the pain treatment, nutritional support and other

internal health problems that the cancer patient needs during

all phases. Again, the oncologist has an active role in guiding the

patients and their relatives and informing them.

Aralık 2018


38

Acıbadem Hastanesi Medikal Onkoloji Profesörü Doktor Özlem Er

Onkolojide tanı araçları nedir?

Onkoloji de en önemli ve kesin tanı aracı vücutta kanser

gelişen dokudan biyopsi yapılması yani parça alınmasıdır.

Yine görüntüleme yöntemleri olan ultrason, bilgisayarlı

tomografi, pozitron emisyon tomografisi (PET BT), MR

(manyetik rezonans), endoskopik yöntemler (bronkoskopi,

kolonoskopi vb.) onkolojide tanıda ve takipte kullanılan

önemli yöntemlerdir.

Tıbbın gelişmesine paralel olarak yakın geçmişte yeni

yöntemler de hayatımızda yer almaya başlayacaktır. Son

yıllardaki moleküler genetik tanı ve testleri hastalığın

tedavisini belirlemede önemli farklılıklara ve yeniliklere yol

açmıştır.

Onkoloji tedavisi ve aşamaları nelerdir?

Onkoloji tedavisi; hastaların vücudunda meydana gelen

kanserli hücre ve dokuları ortadan kaldırmayı amaçlayan

birçok tedavi yönteminden oluşmaktadır. Kanserin çeşidine

ve evresine göre; Cerrahi, radyoterapi, embolizasyon gibi

lokal tedaviler ve kemoterapi olarak bilinen sistemik tedaviler

kanserin temel tedavi yöntemleridir. Sistemik tedaviler klasik

kemoterapi, biyolojik hedefli akıllı ilaçlar, hormonal tedaviler

ve immunoterapiler gibi alt gruplardan oluşmaktadır.

Relaps ve remisyon aşamaları nedir?

Kanser tedavisi tamamlandıktan sonra hastalığın

tekrarlamasına yani nüks etmesine relaps denir.

Tedavi yöntemleri ile hastalığın ve hastalık bulgularının

tamamen ortadan kalkmasına ise remisyon denir.

Palyatif bakım hangi aşamada gereklidir?

Palyatif bakım; kanserin hem kendisine bağlı hem de tedaviye

bağlı yan etkiler nedeniyle gelişen semptom ve bulguların

hafifletilmesi için yapılan tıbbi uygulamaların tamamını

kapsamaktadır.Palyatif bakım, hastalığın her döneminde

hastanın ağrılarını azaltma, hayat kalitesini düzeltme,

beslenme desteği sağlama vb. konularda duyulan ihtiyaçları

karşılamaktadır. Palyatif bakımın tanı aşamasından itibaren

erken dönemde başlaması tedavi sürecine ve yaşam

süresinin uzatılmasına olumlu katkılar sağlar.

What are the diagnostic tools in oncology?

The most important and definitive diagnostic tool in

oncology is the making biopsy, in other words taking

a small part from the developing tissue in the body.

Also imaging methods such as ultrasound, computed

tomography, positron emission tomography (PET),

MR (magnetic resonance), endoscopic methods

(bronchoscopy, colonoscopy, etc.) are important

methods used in diagnosis and follow-up in oncology.

In parallel with the development of medicine, new

methods in the recent past will begin to take place in our

lives. Molecular genetic diagnoses and tests in recent

years have led to significant differences and innovations

in determining the treatment of the disease.

What is oncology treatment and what are the

stages of oncology treatment?

Oncology treatment; It consists of many treatment

methods aimed at eliminating cancerous cells and

tissues occurring in patients’ body. According to the type

and stage of cancer; Local treatments such as surgery,

radiotherapy, embolization, and systemic therapies

known as chemotherapy are the main treatment

methods of cancer. Systemic therapies consist of

subcategories such as classical chemotherapy,

biologically targeted smart drugs, hormonal therapies

and immunotherapies.

What are the stages of relapse and remission?

The relapse of the disease after relapse of cancer

treatment is called relapse. The complete disappearance

of the disease and disease symptoms by treatment

methods is called remission.

At what stage is palliative care required?

Palliative care; It covers all medical applications to

alleviate the signs and symptoms of cancer due to both

its associated and treatment-related side effects.

Palliative care meets the needs of patients in every

period of the disease such as reducing the pain of the

patient, improving the quality of life, providing nutrition

support. Early initiation of palliative care from the

diagnosis stage provides positive contributions to the

treatment process and prolongation of life.

Aralık 2018


39

Hangi testlerle hangi

kanserlerde erken

teşhis mümkündür?

Meme kanseri, rahim

ağzı ve kolon kanserinin

sağlıklı insanlarda

tarama yolu ile erken

tanınması mümkündür.

Risk faktörü bulunan

kişilerde akciğer, prostat

ve karaciğer kanseri

için de tarama imkânı

olabilmektedir. Kanser

taraması için:

With which tests is possible early detection of

which cancers?

Breast cancer, cervical and colon cancers can be

detected early in healthy people by screening. People

with risk factors may also be able to detected by

screening for lung, prostate and liver cancer. For cancer

screening:

Breast cancer:

• Consultancy for performing self-breast

examination every month (BSE)

• Clinical breast examination every year

• Mammography for women aged 40-69 years

every two years

Prof. Dr. Hasan Şenol Coşkun ve Uzm. Dr. Gökhan Karakaya

Meme kanseri:

-Ayda bir kendi kendine meme muayenesi (KKMM)

yapması için danışmanlığın verilmesi

-Yılda bir klinik meme muayenesi

-40-69 yaş arası kadınlara 2 yılda bir mamografi çekimi,

Serviks (rahim ağzı) kanseri:

30-65 yaş aralığındaki kadınlardan 5 yılda bir smear ve HPV -DNA

testi yapılması

Kolon (kalın bağırsak) kanseri:

-50-70 yaş aralığındaki erkek ve kadınlarda 2 yılda bir gaitada gizli

kan testi yapılması,

- 50-70 yaş arasında 10 yılda bir kolonoskopi yapılması

Akciğer kanseri:

30 paket/yıl sigara öyküsü bulunan ve 55-74 yaş arası halen sigara

içen hastalarda düşük doz akciğer tomografisi önerilmektedir.

Sağlıklı bir insanın kanser olmasının sebepleri nelerdir?

Kanserin kesin sebebi ya da sebepleri bilinmemektedir. Kişiyi bazı

kanser türlerine yatkın hale getiren genler, kanser oluşumuna yol

açan virüsler, radyasyona maruz kalma, çeşitli kimyasal maddeler,

sigara kullanımı kanser sebepleri arasında sayılmaktadır.Bağışıklık

sistemindeki bozulmalar, çeşitli çevresel faktörler ya da beslenme

tarzımız da kanser oluşumunda rol oynamaktadır.Kanserleşen

hücrelerdeki temel bozukluğun genlerdeki farklılaşmayla başladığı

düşünülmektedir. Genlerdeki bozukluklar doğuştan olabileceği gibi,

sonradan meydana gelen bir etkiyle de olabilir. Genlerde, mutasyon

denilen bozulmalar hücrenin normal kontrol mekanizmalarını

bozup kontrolsüz çoğalmasına yol açar. Yani kanser gelişimi

genetik ve çevresel faktörlerin rol oynadığı çok faktörlü bir süreçtir.

Cervix (cervical) cancer:

•Smear and HPV -DNA tests performed every 5

years among every women aged 30-65 years

Colon cancer:

• 50-70 age range of men and women every 2

years to do a faecal occult blood, between the ages of 50-

70 every 10 years, to do a colonoscopy

Lung cancer:

• Low dose lung tomography is recommended for

patients who have a smoking history of 30 packs / year

and who still smoke between 55-74 years of age.

What are the reasons for a healthy person to have

cancer?

The exact cause or causes of cancer is unknown. Genes

that predispose a person to certain types of cancer,

viruses that cause cancer, radiation exposure, various

chemicals, and smoking are among the causes of cancer.

Disturbances in the immune system, various

environmental factors or our style of nutrition also play

a role in the generation of cancer.It is thought that the

basic disorder in cancer cells begins with differentiation

in genes. Disorders in genes can be congenital. It may

also occur with a subsequent effects as well. In genes,

deformities, called mutations, disrupt the normal

control mechanisms of the cell and lead to uncontrolled

proliferation.So cancer development is a multi-factor

process in which genetic and environmental factors play

a role.

Aralık 2018


40

Diğer kanserler azalırken,

bu kanser türü yaygınlaşıyor

Şüphelenmezseniz

Yakalayamazsınız!

Dünya NET Farkındalık Günü dolayısıyla yapılan basın toplantısında

Hacettepe Üniversitesi Kanser Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şuayib Yalçın,

toplum ve doktorlar farkında olmazsa bu kanser türünün pek çok hastalıkla

karıştırılabileceğini belirtti. Prof. Dr. Yalçın, diğer kanserler azalırken görülme

sıklığı artan tek kanser türünün nöroendokrin tümörler olduğuna dikkat çekti ve bu

kanser türüyle yaşayan bireylerin daha konforlu ve sağlıklı bir hayat sürebilmeleri

için oluşturulan ilk Türkçe web sitesi olan netileyasamak.com’un çok önemli bir

kaynak olduğunu belirtti.

Hormon üreten hücrelerle sinir hücrelerinin oluşturduğu

nöroendokrin sistemdeki hücrelerde gelişen tümörlere

Nöroendokrin Tümör (NET) adı veriliyor. Köken

aldıkları organ veya dokulara göre sınıflandırılan NET grubu

kanserlerin toplumdaki yaygınlıkları diğer kanserlere göre

oldukça yüksek. 10 Kasım Dünya Net Farkındalık Günü

dolayısıyla gerçekleştirilen basın toplantısında Hacettepe

Üniversitesi Kanser Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr.

Şuayib Yalçın “Bu kadar yaygın olduğu halde üzerine bu

kadar az çalışma yapılan başka bir kanser türü yok” dedi.

Dünya verilerine göre her yıl 100 bin kişiden 5-7’si NET

tanısı alıyor. Kaba bir hesapla Türkiye’de de yılda 5600

kişinin nöroendokrin tümörü yakalandığı tahmin ediliyor.

Bu kanser türünün genellikle yavaş seyirli olduğu ve

hastaların tedavilerle uzun süre hayatlarına devam edebildiği

düşünülürse ülkede on binlerce kişi NET ile yaşıyor. Nadir bir

hastalık olsa bile yaygınlığı bir hayli yüksek. Prof. Dr. Yalçın

bunu şu sözlerle açıkladı: “Örneğin tüm NET’le yaşayanların

sayısı bugün toplumda en yaygın dördüncü kanser türü olan

kolon kanseri olgularından daha fazladır. Güncel tedaviler ve

ilaçlar sayesinde NET hastaları arasında sağ kalım çok uzun

olduğu için NET’le yaşayanların sayısı her geçen gün daha da

artmaktadır.”

Net tanısı alanlar için ilk Türkçe kaynak:

netileyasamak.com

Net ile yaşayanların günlük yaşamlarında uygulayabilecekleri

önerilerin ve bilimsel, güncel güvenilir gelişmelerin

paylaşıldığı web sitesi uzmanlar tarafından Türkiye’deki NET

hastaları için online bir bilgi ve paylaşım ortamı oluşturuldu.

Ülkemizden ve dünyadan pek çok hastanın da deneyimlerini

aktardığı web sitesinde, hastalar ve ilgililer NET ile ilgili

güncel verilere doyurucu şekilde ulaşabiliyor.

Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı’nda Akciğer NET’lerine

dikkat

Prof. Dr. Şuayib Yalçın toplantı sırasında Kasım – Akciğer

Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla özellikle akciğerde gelişen

nöroendokrin tümörlere de dikkat çekti: “En tehlikeli NET türü

diyebileceğimiz grup, akciğerde gelişen küçük hücreli akciğer

kanserleridir. Ayrıca akciğerlerde atipik ve tipik karsinoidler

olarak gruplandırdığımız nöroendokrin tümörler de oluşabilir.

Burada yine sigaranın zararlarını hatırlatmakta fayda var!

Zira küçük hücreli akciğer kanseri ve atipik akciğer

Aralık 2018


41

Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şuayib Yalçın

nöroendokrin tümörlerinin de yine tütün ve tütün ürünleri

kullanımıyla doğrudan bağlantılı olduğunu biliyoruz.” Küçük

hücreli akciğer kanseri için kemoterapinin en etkili tedavi

olduğunu belirten Prof. Dr. Yalçın, diğer gruplarda da son

yıllarda geliştirilen ilaçlar sayesinde tedavi başarısının

oldukça arttığını dile getirdi.

Prof. Dr. Şuayib Yalçın yaptığı konuşmada NET’leri ifade

etmek için başvurulan “karsinoid tümör” teriminin ilk

kez kullanmasından bugüne kadar geçen 100 yılda bilim

dünyasında pek çok gelişme kaydedildiğini belirtti ve

nöroendokrin tümörlerin görülme sıklığının her geçen gün

arttığını sözlerine ekledi:

“Diğer kanserlerde genel olarak azalma görülürken gün

geçtikçe bu hastalığın görülme sıklığının yükseldiğini

gözlemliyoruz. Tam olarak nedeni bilinmese de daha iyi

tanı metotlarımızın olması ve modern çağın getirdiği risk

faktörlerinin bu artışta etkisi olduğu düşünülüyor. Diğer

taraftan Nöroendokrin tümörler sıklıkla sinsi seyrederken,

bazen ateş basması, yüzlerde kızarıklık, ishal, kan şekeri

düşüklüğü ya da yüksekliği, hipertansiyon, karın ağrısı gibi

belirtilerle ortaya çıkıyor. Bunların bir arada olduğu karsinoid

sendrom tipik olmakla birlikte semptomlar klinik olarak çoğu

zaman başka hastalıklarla karıştırılabiliyor.”

“Hastalığın teşhisi 8 yılı bulabiliyor”

Erken tanı için hastalara da görev düştüğünü belirten

Prof. Dr. Yalçın “hastalığın kaynağı psikolojik diye bir şey

olamaz. Bir rahatsızlık varsa, mutlaka patolojik bir nedeni

araştırılmalıdır. Bir hastanın şikâyetleri devam ediyorsa,

sebebi psikolojik deyip, vazgeçmek yerine doktoruna

bildirmesinde fayda var. Tabii burada hekimlerin de NET’ten

şüphelenmesi için bu konuda farkında olması önemli. Devam

eden ve çözülemeyen astım, bronşit, gastrit, irretabl/

spastik bağırsak sendromu vb. rahatsızlıkların temelinde

bir nöroendokrin tümör olabilir.” Pek çok rahatsızlıkla

karışabilen bir kanser türü olduğu için tanı koymanın da

güçleştiğini belirten Prof. Dr. Yalçın, kimi durumlarda NET

hastalarında ilk şikayetlerden itibaren tanının kesinleşmesine

kadar geçen sürenin 8 yılı bulabildiğini vurguladı: “Bu da

ciddi başka sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Hastalık

başta kolayca tedavi edilebilecekken ya da kontrol altına

alınabilecekken, NET olgularının 3’te biri bize karaciğerlerde,

lenf nodlarında metastazlarla geliyor.”

Tedavi süreciyle ilgili güncel verileri paylaşan Prof. Dr.

Yalçın erken tanı alan tümörlere müdahale edilip hastalığın

kolayca kontrol altına alınabildiğini belirtti: “Cerrahi tedaviyle

çok iyi cevaplar alıyoruz. Cerrahi müdahale şansı olmayan

durumlarda da semptom kontrolünü sağlayabiliyoruz.

Günümüzde hem semptom hem de yan etki bakımından uzun

yıllar kullanılabilecek ilaçlar söz konusu. Yeni hedefe yönelik

ajanların da tedaviye büyük katkıları oldu.”

Önceden NET’ler sadece belirti verdiğinde teşhis edilebilirken

son yıllarda tıbbi görüntüleme yöntemlerindeki gelişme ve

standart kanser taramaları sayesinde hastalığın çok daha

erken tespit edilebildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Yalçın,

bu hastalık sebebiyle karşılaşılan ölümlerin de azaldığını

vurguladı: “Bugün endoskopi, kolonoskopi sırasında midede

poliplerin, 12 parmak bağırsağında küçük kitlelerin, rektumda,

bağırsakta küçük poliplerin oluşumunu tespit edebiliyoruz.

Ayrıca önceden hastalar NET kaynaklı mide kanamasıyla

hastaneye başvururdu, kanamalar ölüme yol açabilirdi. Son

20-40 yıldan bu yana yeni ilaçlar sayesinde bu semptomların

ve ani krizlerin önüne geçebiliyoruz. Artık hastalarımızı bu

nedenle kaybetmiyoruz.”

INCA (International Neuroendocrine Cancer Alliance)’nın

Dünya NET Farkındalık Günü için yayınladığı bildirgede öne

çıkan diğer mesajlar da şöyle sıralanıyor:

· Her yıl 100 bin kişiden 5-7’si NET kanseri tanısı alıyor.

· Tanı anında hastaların yarısında NET’e bağlı bir ikinci tümör

gelişimi gözleniyor.

· Semptomlar konusunda toplumda ve sağlık personeli

arasında farkındalık oluşturmak çok önemli. Çünkü hastaların

yüzde 60-80’ine ancak ileri aşamada tanı konabiliyor.

· NET kanserleri sıklıkla mide, bağırsak, akciğer ve pankreasta

görülüyor.

· NET kanserleri sıklıkla başka hastalıklarla karıştırılabiliyor.

Öyle ki hastalar tanı alıncaya kadar çoğunlukla 6 farklı

uzmana başvuruyorlar.

Aralık 2018


42

Kanserli hücrede

moleküler düzeydeki

değişiklikler

Changes in molecular

level in cancer cells

Dr. Sinan Akkurt

Kanserleşme sürecinde değişikliğe

uğrayan proteinler, uyarıcı ve baskılayıcı

etkileri olanlar şeklinde başlıca

iki grupta toplanabilirler. Uyarıcı

proteinleri kodlayan onkogenler ve

baskılayıcı proteinleri kodlayan tümör

baskılayıcı genlerdeki bozukluklar kanser

etyopatogenezinde önemli bir yere sahiptir.

Kanser, somatik hücrelerdeki mutasyonlar sonucunda

oluşmaktadır ve tek bir mutasyon hastalığın ortaya

çıkması için yeterli değildir. Hücrede çok sayıda

mutasyon oluşmasında, zaman ve mutajenlere maruz kalma

önemli faktörlerdir. Ancak bundan daha önemlisi genom

dengesizliği olarak adlandırılan durumdur. DNA onarımı

enzimlerinde bozukluk olduğunda ortaya akan genom

dengesizliği, mutasyonların yığılma sürecini hızlandırır. Genom

dengesizliği olan bir hücrede bir de apoptoz mekanizması

ile ilgili bir bozukluk oluşursa, hücre döngüsü hatalı DNA

sentezine rağmen ilerlemeye ve hücre her döngüde eklenen

yeni mutasyonlarla çoğalmaya devam eder. Kanserleşme

sürecindeki en kritik eşik budur.

Onkogenler: Normal koşullarda hücre büyüme ve çoğalmasını

uyaran proteinleri kodlayan genlere proto-onkogenler adı

verilir. Proto-onkogenlerde bir bozukluk olduğunda ise

onkogenler oluşmakta ve sonuçta kodlanan protein kanserli

hücreye dönüşümde rol oynamaktadır. Onkogenler; büyüme

faktörlerini, büyüme faktörlerinin reseptörlerini, Ras gibi

reseptör sonrası efektör molekülleri, kinazları, transkripsiyon

faktörlerini, hücre döngüsünü kontrol eden siklinler ve siklin

bağımlı kinazları ve Bcl-2 gibi antiapoptotik proteinleri kodlar.

Onkogenlerdeki mutasyonlar işlev kazandırıcı mutasyonlardır;

yani proteinin daha fazla miktarda yapılmasına (ekspresyon

artışı) veya denetimsiz şekilde sürekli aktif olmasına sebep

olurlar.

Proteins that are changed in the

process of cancer can be grouped

into two main groups as stimulants

and repressive effects. Oncogenes

that encode stimulatory proteins and

disorders in tumor suppressor genes

that encode repressor proteins have an

important role in the etiopathogenesis

of cancer.

C

ancer is the result of mutations in somatic cells,

and a single mutation is not enough to cause the

disease to appear. When multiple mutations occur

in the cell, time and exposure to mutagen are important

factors. But more importantly thing is genomic imbalance.

The genomic imbalance that flows when there is a defect

in DNA repair enzymes accelerates the accumulation

process of mutations. If a disorder of the apoptosis

mechanism occurs in a cell with genomic imbalance,

the cell cycle does not progress despite the faulty DNA

synthesis and the cell continues to multiply with new

mutations added in each cycle. This is the most critical

threshold in the cancer process.

Oncogenes: The genes that encode proteins that

stimulate cell growth and proliferation under normal

conditions are termed proto-oncogenes. Oncogenes are

formed when a disorder occurs in the proto-oncogenes, so

protein is involved in the transformation of the cancerous

cell. Oncogenes code growth factors, receptors for growth

factors, post-receptor effector molecules such as Ras,

kinases, transcription factors, cyclins controlling cycling

and cyclin dependent kinases and antiapoptotic proteins

such as Bcl-2. Mutations in oncogenes are functional

mutations; they cause the protein to be made in greater

amounts (increased expression) or continuously active in

uncontrolled fashion.

Aralık 2018


43

Ekspresyon artışı, ya yapısal genin amplifikasyonu (yani çok

sayıda kopyasının oluşması) ya da güçlü bir promotorun arkasına

yerleşmesi sonucu oluşabilir. Normalden farklı işleve sahip

bir protein ise yapısal gendeki bir nokta mutasyonu, delesyon

veya translokasyonlar sonucunda oluşabilir. Onkogenlerdeki

mutasyonların bir diğer özelliği de baskın olmalarıdır: yalnızca bir

alelde mutasyon olması fenotipin ortaya çıkması için yeterlidir.

Tümör baskılayıcı genler

Tümör baskılayıcı genlerse, hücre büyümesi ve çoğalmasıyla

ilgili yolakları denetleyen, baskılayan ve hatta gerektiğinde

durduran proteinleri kodlar. Bunlar arasında protein ve lipit

fosfatazlar, retinoblastoma proteini gibi hücre döngüsünü

düzenleyici proteinler, p53 gibi apoptozu indükleyici proteinler

ve CDL’ları baskılayan proteinler sayılabilir. Tümör baskılayıcı

genlerdeki mutasyonlar işlev kaybettirici mutasyonlardır:

proteinin yapılmamasına veya işlevini yapamamasına sebep

olurlar. Ayrıca bu mutasyonlar çekinik özelliktedir: fenotipin

ortaya çıkabilmesi için her iki alelde de mutasyon olması gerekir.

Bu durumun bir istisnası dominant negatif p53 mutantlarıdır.

p53 tetramer oluşturarak DNA’ya bağlanan bir proteindir ve

bazen tek bir alelden kodlanan mutant, tetramerdeki diğer alt

birimler normal olsa bile DNA’ya bağlanmayı bozabilir.

Kalıtsal özellik gösteren kanserlerde tümör baskılayıcı gen

mutasyonları görülür. Bir aleldeki kalıtsal defektin hastalığa

yatkınlık oluşturduğu kabul edilir çünkü ancak diğer aleldeki

spontan bir mutasyon heterozigotlugun kaybına sebep olarak

fenotipi ortaya çıkartacaktır.

Kanser hücrelerinin bazı eşsiz “unique” özellikleri şu

şekildedir:

• Klonal orijin. Çoğu kanser hücresi tek bir anormal hücreden

doğar. Bazı kanserler birden fazla sayıda malign klonlardan

doğar. Bu klonlar ya bir saha hasarı “field defect” sonucu

(dokunun birden fazla sayıda hücresi karsinojene maruz

kalmasıyla) ya da bazı genlerdeki kalıtımsal defektler sonucu

oluşurlar.

• İmmortalite. Çoğu normal hücrenin bölünme sayısı sınırlıdır.

Kanser hücreleri ise sınırsız sayıda bölünürler (çoğalırlar) ve

bitmez tükenmez miktarda hücre oluştururlar. İmmortalitenin

mekanizmalarından biri kromozom uçları olan telomerlerdir.

Hücre diferansiye olurken, çoğu normal hücre tipinde telomerler

gittikçe kısalır. Fakat, kanser hücrelerinde ve stem hücrelerde

telomerler telomeraz enziminin etkisiyle yenilenirler. Bu

enzim normal olarak hücreler diferansiye olurken bir taraftan

programlı bir şekilde gittikçe azalır. Tamamıyla diferansiye

olmuş bir hücre istirahat “senescent” durumuna girer ve

sonunda çoğalma kapasitesini yitirdiğinden ölür. Oysa, birçok

kanser tipinde telomeraz etkinliğini sürdürür veya aktive edilir.

Sonuçta, telomerlerin uzunluğu sabit kalır ve hücre sınırsız

sayıda çoğalır (immortal kalır).

• Genetik instabilite. Bu durum, DNA tamirindeki ve DNA

“mismatche”lerini tanımadaki defektlerden dolayıdır ve kanser

hücrelerinin heterojen olmasına yol açar. Kanser hücreleri

proliferasyon kontrol mekanizmalarına gittikçe daha az

yanıt veren klonlar oluştururlar. Bu klonların ayrıca yabancı

ortamlarda yaşama yeteneği de gittikçe artar ve böylece

metastaz yaparlar.

Increasing of expression may occur either as a structural

gene amplification (being multiple copies) or as a

consequence of the rearrangement of a strong promoter. A

protein with a different function than normal may occur as a

result of a point mutation, deletion, or translocations in the

structural loop. Another feature of mutations in oncogenes is

the predominance: mutation in only one allele is sufficient for

the phenotype to appear.

Tumor suppressor genes

Tumor suppressor genes encode proteins that control,

repress, and even stop as necessary, the pathways involved

in cell growth and proliferation. These include protein and

lipid phosphatases, cell cycle regulatory proteins such as the

retinoblastoma protein, apoptosis inducing proteins such as

p53, and proteins that suppress CDLs. Mutations in tumor

suppressor genes are dysfunctional mutations: they cause

the protein to fail to function or function. In addition, these

mutations are fragile: mutations must occur in both alleles

in order for the phenotype to appear. One exception to this is

dominant negative p53 mutants. A protein that binds to DNA

by forming a p53 tetramer, and sometimes a mutant that is

encoded in a single allele, can disrupt binding to DNA even if

the other subunits in the tetramer are normal.

Tumor suppressor gene mutations are seen in hereditary

cancers. An inherited defect in an area is considered to

be predisposed to the disease, but only in the other, a

spontaneous mutation will lead to the phenotype as a result

of the loss of heterozygosity.

Some unique “unique” features of cancer cells are:

• Clonal origin. Most cancer cells come from a single

abnormal cell. Some cancers come from multiple malignant

clones. These clones either result in a field defect “field

defect” (by touching multiple cell carcinogens) or as a result

of hereditary defects in some genes.

• Immortality. Most normal cells have a limited number

of divisions. Cancer cells form cells in an unlimited

number of divisions (multiplies) and endless amounts.

One of the mechanisms of immortalization is telomeres

with chromosomal ends. While cell differentiation occurs,

telomeres become increasingly shorter in most normal cell

types. However, in cancer cells and stem cells telomeres are

regenerated by the action of telomerase enzyme. Normally,

this enzyme is gradually decreasing programmatically

from one side while the cells are differentiating. A totally

differentiated cell enters the resting “senescent” state and

eventually dies from the proliferation capacity. However,

many types of cancer maintain or activate telomerase

activity. As a result, the length of the telomeres remains

constant and the cell multiplies in an infinite number

(immortal).

• Genetic instability. This is due to defects in DNA repair

and DNA “mismatches” that are known to cause cancer cells

to become heterogeneous. Cancer cells form clones that are

less responsive to proliferation control mechanisms.

These clones are also increasingly able to survive in foreign

environments and thus metastasize.

Aralık 2018


44

• Kontakt inhibisyonun ve substratuma tutunarak

büyüme özelliklerinin kaybı. Kültür ortamında büyüyen

normal hücreler hücrelerin normalde yapıştığı substratuma

yapışamazlarsa bölünemezler. Normal hücreler çoğalıp

üzerinde büyüdükleri tüm yüzeyi tek tabaka halinde

(“monolayer”) doldurduklarında (konfluent hale geldiklerinde)

da bölünme özelliklerini kaybederler. Hatta besiyerleri

bölünmeleri için gerekli tüm büyüme faktörleri ve diğer besin

elemanlarını (nütrientleri) ihtiva etse bile bölünmezler. Kanser

hücreleri ise, yarıkatı bir besiyerinde substratuma yapışmaya

gereksinim duymadan bağımsız olarak bölünmeye (büyümeye)

devam edebilirler. Hatta, hücre kültürlerinde birden fazla

tabaka oluşsa bile büyümeye devam edebilirler.

• Proliferasyonun büyüme faktörlerinden ve

nütrientlerden bağımsız olarak devamlı artışı. Bu

durum kültür ortamındaki kanser hücrelerinin bir özelliğidir.

Kanser hücreleri beslenmeleri için gerekli besin faktörlerini

tüketmelerine rağmen büyümeye devam ettiklerinden aslında

kendi kendilerini öldürmektedirler. Birçok hayvan türünün de

bu şekilde davranması ilginçtir.

• Metastaz. Benign tümörlerde veya normal hücrelerde

bulunmayan bir özelliktir. Metastaz, ekstrasellüler

matrikse yapışmaktan sorumlu hücresel proteinlerin kaybı

ya da anormalliklerinden, hücreler arası interaksiyonun

bozukluğundan, hücrelerin bazal membrana tutunmalarındaki

anormalliklerden, bazal membranın üretimindeki

anormalliklerden, metaloproteaz gibi bazı enzimlerle

(kolejenazlar) bazal membranın yıkılmasından dolayı

gerçekleşir. Sorumlu proteinler keşfedildikçe ve onların

mekanizmaları aydınlatıldıkça metastatik süreç daha iyi

anlaşılacaktır.

• Loss of contact inhibition and growth by adhering

to the substrate. Normal cells growing in the culture

medium can not be cleaved if they do not adhere to the

substrate normally attached to the cells. Normal cells

multiply and lose their cleavage properties when they fill

the entire surface in a monolayer (confluent). Even if the

media contain all the growth factors and other nutrients

necessary for their division, they do not divide. Cancer

cells can continue to divide independently (without

growth) without needing to adhere to the substrate in

a slit medium. In fact, even if multiple layers of cell

cultures are formed, they can continue to grow.

• Continuous growth of proliferation independent

of growth factors and nutrients. This is a feature of

cancer cells in the culture medium. Cancer cells actually

kill themselves because they continue to grow, although

they consume the nutritional factors necessary to feed

them. It’s interesting that many animal races behave

this way.

• Metastasis. It is a feature that is not found in benign

tumors or normal cells. Metastasis is caused by loss

of or abnormalities in cellular proteins responsible

for adhesion of extracellular matrix, abnormalities

in intercellular interactions, abnormalities in basal

membrane adhesion of cells, abnormalities in the

production of basement membrane, degradation of

the basement membrane by certain enzymes such as

metalloproteases (collagenases). As the responsible

proteins are discovered and their mechanisms

illuminated, the metastatic process will be better

understood.

Aralık 2018


46

HUAWEI iLab

Bulut Bilişim

ile sağlık

sektöründe

devrim

gerçekleştiriyor

HUAWEI iLab

Releases a

White Paper

to Help Move

Medical Images

to the Cloud

HUAWEI iLab, Tıbbi Görüntüleme

Bulut Senaryosu’nu yayınladı. Sağlık

sektörünün mevcut durumunu ve tıbbi

görüntülerin hizmet özelliklerini temel

alan analizde, operatörler ile en yakından

ilişkili, en ticari potansiyele sahip ve

uygulanması en muhtemel olan beş

senaryo analiz ediliyor.

HUAWEI iLab has officially released

its Medical Imaging Cloud Scenario

White Paper. Using the status of the

healthcare industry and the service

characteristics of medical images as a

basis, the White Paper analyzes and

identifies five application scenarios that

are most closely related to operators,

have the most commercial potential,

and are most likely to be implemented.

Aralık 2018


47

HUAWEI

iLab, Tıbbi

Görüntüleme

Bulut Senaryosu’nu

yayınladı. Sağlık

sektörünün mevcut

durumunu ve tıbbi

görüntülerin hizmet

özelliklerini temel

alan analizde,

operatörler ile en yakından ilişkili, en ticari potansiyele sahip

ve uygulanması en muhtemel olan beş senaryo analiz ediliyor:

Bulut görüntü depolama, bulut görüntüleme uygulaması, bulut

tabanlı tıbbi iş birliği, bulut tabanlı tıp eğitimi ve bulut tabanlı

sağlık yönetimi. Bu bilgi daha sonra operatörler tarafından tıbbi

görüntüleme bulutu pazarını geliştirmek için de kullanılabiliyor.

Tıbbi görüntüleme teknolojileri gelişmeye devam ettikçe,

üretilen görüntü verilerinin miktarı muazzam bir şekilde

artmaya devam ediyor; bu durum şu anki tıbbi BT

sistemlerinde daha yüksek veri depolama ve görüntü işleme

gereksinimleri ortaya çıkarıyor. Geleneksel bir resim arşivleme

ve iletişim sistemi (PACS), verileri yeterince okuyamaz veya

paylaşamaz. Sonuç olarak, eski medikal görüntülerin tam

uygulama değerini elde etmek zordur. Platform ve bulut

tabanlı tıbbi görüntü verileri bu nedenle sektörde bir trend

haline geliyor. Operatörler, tıbbi görüntüleme bulutları

oluşturabilir ve bunları bulut bilişim ve internet teknolojilerini

kullanarak medikal kurumlardaki bilgi sistemlerine

bağlayabilir, buluttaki tıbbi görüntüleri depolayabilir ve

paylaşabilir.

Senaryo 1: Bulut görüntü depolaması

Tıbbi kurumlar için görüntü verilerinin büyük miktarlarda

depolanmasını ve etkileşimini sağlar, birden çok seviyeli

felaket kurtarma ve yedeklemenin elde edilmesine yardımcı

olur. Bu da tıbbi kurumların doğal afet, sabit disk hatası,

hack veya insani zararlar durumunda sürekli ve istikrarlı bir

şekilde hizmet verebilmelerini sağlar. Bu senaryo, B2B bulut

depolama hizmetlerini genişleten operatörler için uygundur.

HUAWEI iLab has officially

released its Medical

Imaging Cloud Scenario

White Paper. Using the

current status of the

healthcare industry and the

service characteristics of

medical images as a basis,

the White Paper analyzes

and identifies five application

scenarios that are most

closely related to operators,

have the most commercial

potential, and are most likely

to be implemented: cloud

image storage, imaging

cloud application, cloudbased

medical collaboration,

cloud-based medical

education, and cloud-based

health management. This

information can then be

used by operators to develop

the medical imaging cloud market.As medical imaging

technologies continue to develop, the amount of image

data being generated has grown enormously, a fact that

now poses higher requirements on the data storage

and processing capabilities of medical IT systems. A

traditional picture archiving and communication system

(PACS) cannot read or share data sufficiently, and as a

result, it is difficult to obtain the full application value of

historical medical images. Platform- and cloud-based

medical image data is therefore becoming a trend of

the industry. Operators can construct medical imaging

clouds and connect them with information systems at

medical institutions using cloud computing and Internet

technologies, storing and sharing medical images on the

cloud. By carrying out in-depth research into the features

of medical image services, user experience requirements,

and the overall business value, HUAWEI iLab has been

able to identify for operators the most commercial

application scenarios.

Scenario 1: Cloud image storage

It implements the storage and interaction of large

amounts of image data for medical institutions and helps

to achieve multi-level disaster recovery and backup. This in

turn ensures that medical institutions can provide services

continuously and stably in the event of a natural disaster,

hard disk fault, hack, or human damage. This scenario is

suitable for operators expanding their B2B cloud

storage services.

Aralık 2018


48

Senaryo 2: Görüntüleme bulut uygulaması

PACS bulutlaştırması sonucunda görüntü verileri birden fazla

tıbbi kurum arasında değiştirilebilir hale geliyor, görüntüler

ayrıca bulut üzerinde de okunabiliyor. Görüntü karşılaştırması,

görüntü füzyon ekranı ve 3D rekonstrüksiyon gibi bulut görüntü

işleme fonksiyonları, doktorların hastalıkların nedenlerini hızlı

ve doğru bir şekilde bulmasına, teşhis etmesine yardımcı olarak

teşhislerin genel verimliliğini artırıyor. Ayrıca, doktorların ve

hastaların görüntü ve teşhis raporlarını her zaman ve her

yerde görmelerini, doktorlar ile hastalar arasındaki iletişimi

kolaylaştırmasını sağlayan mobil görüntüleme bulutları da

destekleniyor. Bu senaryo, B2B bulut tabanlı PACS ve mobil

görüntü okuma hizmetlerini tanıtan operatörler için uygun

görülüyor.

Senaryo 3: Bulut tabanlı tıbbi iş birliği

Bölgesel görüntüleme bulut merkezleri ve uzaktan görüntüleme

danışma merkezleri oluşturmak, tıbbi kurumlar için görüntü

verilerinin merkezi olarak depolanmasını ve paylaşılmasını

sağlar. Bu aynı zamanda sağlık hizmeti kaynaklarının

dağılımını optimize etmeye ve sağlık hizmetleri kalitesini ve

verimliliğini önemli ölçüde artırır. Böylece hiyerarşik bir tanı

ve tedavi sisteminin uygulanmasını kolaylaştırır. Bu senaryo,

tıbbi kurumlar için uzaktan B2B görüntüleme ve danışmanlık

hizmetleri sağlayan operatörler için uygundur.

Senaryo 4: Bulut tabanlı tıp eğitimi

Tıbbi görüntüleme bulut platformuna dayanarak, çevrimiçi

görüntü dersleri, canlı demonstrasyon uygulamaları, VR/AR/MR

sanal görüntüleme dersleri ve çevrimiçi görüntülü tartışmalar

gibi işlevler uygulanıyor. Üzerinde oldukça etkin çalışılabilen

bu işlevler coğrafi kısıtlamaların üstesinden geliyor, kaliteli

tıp eğitimi kaynaklarının dağılımını daha dengeli hale getiriyor.

Bu senaryo, B2B bulut görüntü dersleri ve B2C canlı ameliyat

yayınları sunan operatörler için uygundur.

Senaryo 5: Bulut tabanlı sağlık yönetimi

Bulut tabanlı sağlık yönetimi, kronik hastalık ve muayene veri

yönetimi de dahil olmak üzere bir dizi bulut hizmetini hayata

geçiriyor; çevrimiçi sağlık danışmanlığı, çevrimiçi rehberlik,

zamanlanmış sevk, takip ve genişletilmiş reçete hizmetleri

sunuyor. Bu hizmetler, hastaların zamandan kazanmasını,

tıbbi kurumlar üzerindeki baskının azalmasını ve insanların

sağlığına daha hızlı ve etkin bir biçimde kavuşmalarını sağlıyor.

Bu senaryo, 2C çevrimiçi sağlık danışmanlığı hizmetleri sunan

operatörler için uygundur.

HUAWEI iLab, hükümet politikaları, bulut bilişim ve gelişen

internet teknolojilerinden destek alarak medikal görüntüleme

bulutlarının dağıtımını hızlandırıyor. İyi bir ağ altyapısı, bulut

tabanlı veri merkezleri ve güçlü bir O&M (İşletme ve Bakım)

desteğini arkasına alan operatörler, ekosistem ortaklarıyla

güçlerini birleştirebilir, sağlık hizmetleri iş birliğinin verimliliğini

ve kalitesini önemli ölçüde artıran hem hastalar hem tıp

kurumları hem de doktorlar için daha iyi hizmetler sunan

bütünsel bir tıbbi görüntüleme bulutu çözümü kurabilir. Bu

bağlamda HUAWEI, sağlık sektörünün bulut dönüşümünü

hızlandırmak ve sektörün pazar alanını genişletmek için

operatörlerle çalışmaya önem veriyor.

Scenario 2: Imaging cloud application

The PACS is cloudified, and image data can be exchanged

between multiple medical institutions. Images can also

be read on the cloud. Cloud image processing functions,

such as image comparison, image fusion display, and 3D

reconstruction, help doctors find and diagnose causes of

diseases quickly and accurately, improving the overall

efficiency of diagnoses. Mobile imaging clouds are also

supported, which enables doctors and patients to view images

and diagnosis reports anytime and anywhere and facilitates

communication between doctors and patients. This scenario is

suitable for operators promoting their B2B cloud-based PACS

and mobile image reading services.

Scenario 3: Cloud-based medical collaboration

Building regional imaging cloud centers and remote imaging

consultation centers helps to implement the centralized

storage and sharing of image data for the medical institutions

in a specified region. This also serves to optimize the

distribution of healthcare resources and improves the quality

and efficiency of healthcare services, thereby facilitating the

implementation of a hierarchical diagnosis and treatment

system. This scenario is suitable for operators providing

remote B2B imaging and consultation services for medical

unions.

Scenario 4: Cloud-based medical education

Based on the medical imaging cloud platform, this implements

functions such as online image lessons, live surgical

demonstrations, VR/AR/MR virtual imaging lessons, and online

image discussions. These functions are highly interactive. This

scenario is suitable for operators providing B2B cloud image

lessons and B2C live surgery broadcasts.

Scenario 5: Cloud-based health management

This implements several cloud services, including chronic

disease and inspection data management. It provides online

health consultations, online guidance, scheduled referrals,

follow-ups, and extended prescription services. This saves

patients’ time, reduces pressure on medical institutions, and

allows people to consult on and manage their health more

quickly and efficiently. This scenario is suitable for operators

providing 2C online health consultation services.

HUAWEI iLab believes that with support from government

policies and the development of cloud computing and

Internet technologies, medical institutions are accelerating

the deployment of medical imaging clouds. It also notes that

more and more operators are stepping into the field of medical

imaging clouds. With good network infrastructure, cloud-based

data centers, and powerful O&M support, operators can join

forces with ecosystem partners and build a holistic medical

imaging cloud solution – one that significantly improves the

efficiency and quality of healthcare collaboration and provides

better services for doctors, patients, and medical institutions

alike. In this regard, HUAWEI is keen to work with operators

on accelerating the cloud transformation of the healthcare

industry and expanding the industry’s market space.

Aralık 2018


50

LG Electronics

en yeni

medikal

ürünlerini

Türkiye’de

de satışa

sunacağını

duyurdu!

LG Türkiye, ülkemizde de satışına başlanacak en yeni medikal ürünlerini

Hilton Bomonti Otel’de düzenlediği etkinlikle tanıttı. Cerrahi ve Klinik

İnceleme monitörlerinden, Dijital X-ray Dedektörüne kadar çeşitlilik

gösteren en yeni medikal ürünlerinin tanıtıldığı ve deneyimlendiği etkinliğe

çok sayıda iş ortağı katıldı.

8 Kasım Perşembe günü, Hilton Bomonti Otel’de

gerçekleştirilen etkinlikte, LG Electronics’in (LG) sağlık

sektöründe Türkiye’de satışına başlayacağı ürünlerin tanıtımı

gerçekleştirildi. Etkinlikte tanıtılan 8 MP ve 1.3 MP Klinik

İnceleme Monitörleri, 8 MP ve FHD Cerrahi Monitörleri,

Dijital X-Ray Dedektörü ve 3 MP Teşhis Monitörünün sunduğu

inovatif konsept, etkinliğe katılan iş ortaklardan ve basın

mensuplarından beğeni aldı.

Etkinlikte açılış konuşmasını gerçekleştiren LG Türkiye IT,

Medya ve B2B Ürünleri Bölüm Başkanı Jen Yong Lee,

“LG Türkiye olarak, her zaman kullanıcılarımızın hayatlarını

kolaylaştırmaya, onların hayatlarını daha pratik ve eğlenceli

bir hale getirmeye yönelik ürünleri sizlerle buluşturduk.

Bu pazarın daha da güçlenmesi için LG Türkiye olarak;

yeni yatırımlarımıza devam ediyor, bu pazarda alanımızı

güçlendirmek için elimizden geleni yapıyoruz. Şimdi de sağlık

sektörüne fayda sağlayacak medikal ürünlerimizi pazara

sunmaya hazırlanıyoruz. Bu kapsamda medikal ürünlerimizin

de Türkiye’de satışına başlayacak olmamız büyük bir önem

taşıyor.” dedi. Mr. Lee sözlerine şöyle devam etti:

“LG Türkiye olarak şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra

da yenilikçi ürünler geliştirmeye ve ürünlerimizi büyük bir

hızla kullanıcılarla buluşturmaya devam edeceğiz.

Her zaman daha kaliteli, insan hayatına fayda sağlayacak ve

ihtiyaçları karşılayacak ürünler için tüm gücümüzle Ar-Ge

çalışmalarımıza odaklanacağız.”Etkinlikte ürünlerin sunumu,

LG Türkiye B2B Ürünleri Satış Sorumlusu Enver Kızılağaç

tarafından gerçekleştirilerek ürünler hakkında detaylı bilgiler

paylaşıldı.LG Türkiye B2B Ürünleri Satış Sorumlusu Enver

Kızılağaç “Bugün tanıttığımız medikal ürünlerimiz bizler için

büyük önem taşıyor. Tasarımları, rahat kullanılabilirliği ve

üstün özellikleriyle yeni ürünlerimizin sektöre yeni bir nefes

getireceğine inancımız tam.Bu sene ilk kez Türkiye pazarına

sunulan medikal ürünlerin başta kalitesi olmak üzere

yenilikçi teknolojisiyle de göz dolduracağını düşünüyoruz.

Ürün gamımızda şuan için Klinik İnceleme Monitörleri,

Teşhis Monitörü, Cerrahi Monitörler ve Dijital X-ray

Dedektörü bulunuyor. Medikal ürünlerimizle, LG olarak Türk

kullanıcıların hayatlarını sağlık anlamında da kolaylaştırmaya

devam edeceğiz.” dedi. LG medikal ürünleri Stanford

Üniversitesi Hastanesi, Wonkwang Universitesi Hastanesi,

Egas Moniz Hastanesi, Wonkwang Üniversitesi Hastanesi, CK

Birla IASO (Genel Doğum ve Jinekoloji Kliniği) gibi dünyanın

her yerindeki hastanelerde kullanılıyor.

Aralık 2018


52

Prematüre bebek sayısı artıyor

Survivor bebeklerin büyük

mücadelesi!

Dünya Prematüre Günü dolayısıyla Acıbadem

Kadıköy Hastanesi Neonatoloji (Yenidoğan Bilimi)

Uzmanı Doç. Dr. Atalay Demirel Acıbadem Kadıköy

Hastanesi’nde doğmuş prematüre bebekler ve aileleriyle bir

kutlamada bir araya geldi.

Değişen koşullar nedeniyle erken doğumların giderek

daha fazla görülmeye başladığını belirten Doç. Dr. Atalay

Demirel survivor bebeklerin zorlu yolculuğunda ailelerinin

yanı sıra hemşireler ve doktorlar da tam anlamıyla

seferber olduklarını da ifade etti.

Ülkemizde her yıl yaklaşık 1 milyon 300 bin doğum

gerçekleşiyor ve bu doğumların yüzde 10’unundan daha

çoğunu 37 haftadan önce doğan prematüre bebekler

oluşturuyor. Kimi yalnızca 900 gram doğan, kimi annesi

henüz hamileliğinin 28. haftasındayken dünyaya gözlerini

açan bu bebekler, normal bebeklerden farklı olarak çok

daha fazla zorlukla mücadele etmek zorunda kalıyorlar.

Beşinci tüp bebek denemesiyle 37 yaşında anne olan

Zeynep İnal, hamileliğinin 25. haftasındaki kontrolünde

açılma olduğu görülünce Acıbadem Kadıköy Hastanesi’nde

ameliyata alınmış. Ameliyat sonrası 28 gün hastanede

kalan İnal, hamileliği 28 hafta 6 günlükken 35 cm

boyunda ve 1.500 gram ağırlığında bir erkek bebek

dünyaya getirmiş. Bugün kronolojik olarak 13 aylık,

düzeltilmiş yaşa göre 10 aylık sağlıklı bir bebek olan ve

halen düzenli kontrolleri devam eden Mustafa Alperen,

doğumdan hemen sonra alındığı yoğun bakımdaki 65 günlük

süre içerisinde solunum yapmayı unutmaktan (apne) kalp

atışlarının durmasına ve beyin kanaması riskine kadar birçok

şeyi atlatmış.

Aralık 2018


54

“Minik oğlumuz tam bir savaşçıydı!”

“Prematüre ebeveynleri olarak ilk öğrendiğimiz şey şuydu:

Prematüre bebeklerin iki günü iyi, bir günü kötü. Oğlumuz

tam bir savaşçıydı, survivor’dı ve ondan umudu hiç kesmedim.

Doktorumuz Atalay Bey ve tüm ekip hem oğlumuzu yaşattı

hem de bize unutulmaz bir destek verdi” diyen Zeynep İnal,

bebeğini ilk kez 35 günlükken kucağına alabildiğini ve bu süre

içerisinde kuvözü öperek bebeğiyle özlem giderdiğini gözleri

dolarak anlatıyor. Küçük Mustafa 3 yaşına kadar devam

edecek bir tiroit tedavisi görmenin dışında şu anda tamamen

sağlıklı bir çocuk.

“50 günden fazla yoğun bakımda kaldı!”

İstanbul Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Bölümü’nde çalışan

ve eşi de doktor olan Dr. Sabiha Günel de, 14 yıllık bebek

bekleyişlerinin 9. gebelikte başarıya ulaştığını ancak ikiz

kızlarından birinin 960, birinin de 995 gram ağırlıkla 28 hafta

3 günlük hamileyken doğduğunu anlatarak başlıyor söze.

45 yaşında anne olduğunu söyleyen Dr. Günel, bugün 4

yaşında olan çocuklarının 50 günden fazla yoğun bakımda

kaldığını belirterek “3 ayı geçen tek gebeliğim kızlarım Ece

ve İlke’ye hamileliğim oldu. 16 kez tüp bebek denedik, arada

kendiliğinden gelişen hamileliklerim de oldu ama hiçbiri 3

ayı geçemedi” diyor. Ece’nin 50, İlke’nin ise 52 gün yoğun

bakımda kaldığını söyleyen Günel, hastaneden çıkışlarını,

“Bir bayram tatilinde doktorlar bize Ece’yi vererek eve

gidebileceğimizi, İlke’yi ise birkaç hafta sonra alabileceğimizi

söylediler. Biz İlke’yi almadan gitmek istemedik. İlke bunu

duydu ve o günkü kötü tablosu bir anda iyiye gitmeye başladı,

çok hızla toparlandı. İnanılmaz bir şeydi. Hep beraber

hastanede kaldık ve 10 gün sonra dördümüz birlikte evimize

döndük” şeklinde anlatıyor.

(Yenidoğan Bilimi) Uzmanı Doç. Dr. Atalay Demirel, bebek

sahibi olmaya karar verdiğinde hemen kadın doğum

doktoruna başvurması gerektiğinin altını çiziyor. Kadınların

ve ailelerin demir, folik asit gibi takviyelere başlamaktan

doğum öncesi sorun çıkarabilecek enfeksiyonların tedavisini

yaptırmaya kadar her şeyi kontrol altına aldığını vurgulayan

Doç. Dr. Atalay Demirel, “Bazı kadınlarımız ve aileler bebek

sahibi olacakları zaman çok bilinçli davranıyorlar. Böylece

erken doğuma sebebiyet verebilecek rahatsızlıkları ya da

riskleri var ise düzenli gebelik kontrollerinde bunların görülüp

önlem alınması mümkün olabiliyor. Bu bize bebeğin anne

karnında geçirdiği süreyi bazen haftalarca uzatma şansı

tanıyor” diyor.

“En iyi bakım anne karnındaki bakım”

Erken doğma riski bulunan bebeklerin anne karnında

geçirdikleri her bir günün yaşam şanslarını yüzde 1 ila

1,5 oranında artırdığını belirten Doç. Dr. Atalay Demirel,

bebeğin yaşam şansının anne karnında geçirdiği hafta ile

doğru orantılı olarak yükseldiğini vurguluyor. “Gebeliğin 27.

haftasından sonra doğan bebeklerde yaşam şansı yüzde

90’lara kadar çıkabiliyor. 27 haftanın altında, 26-27 haftalık

bebeklerde yüzde 50’li, hatta 60’lı oranları yakalayabiliyoruz.

Ancak 26 haftanın ya da ağırlık olarak 600 gramın altında

doğan bebeklerde bu oran ciddi olarak azalıyor” diyen Doç. Dr.

Atalay Demirel, “Biz en iyi bakımın anne karnında olduğunu

biliyoruz. O yüzden kadın doğum uzmanlarımız bebeklerin

anne karnında geçirdiği süreyi mümkün olduğunca uzatmaya

çalışıyorlar” şeklinde konuşuyor.

“Hamilelik takibi çok önemli!”

Prematüre bebek sayısının, doğum yapma yaşının ilerlemesi,

tüp bebek tedavisinin yaygınlaşması ve buna bağlı olarak

çoğul gebeliklerde artış görülmesi gibi nedenlerle artıyor

olduğunu kaydeden Acıbadem Kadıköy Hastanesi Neonatoloji

Aralık 2018


Digitur Turizm Yatırım Dış Tic. Ltd. Şti.

GÜMÜSSUYU MAH. AGACIRAGI SOK. NO: 3 /10

BEYOGLU - 34437 ISTANBUL-TURKEY

TEL: +90-212-2447879 Pbx / FAX: +90-212-2516240

E-Mail: bilgi@digitur.com.tr

Arab Health 2019

28.01.2019 – 31.01.2019

Dubai / BAE

Uluslararası Medikal ve Sağlık Fuarı

Bu muazzam fuarı Digitour farkı ile yaşayın...

Fuara 15 km, Fuar Transferli

Çift kişilik oda kişi başı 770 $

Tek kişilik oda fiyatı 950 $

AIR ARABIA Uçuş Detayları

27.01.2019 => Sabiha Gökçen (00:35)–(05:35) Sharjah

31.01.2019 => Sharjah (19:45)–(23:40) Sabiha Gökçen

Fiyatlara Dahil Olan Hizmetlerimiz: *Gidiş-Dönüş Uçak Bileti ve Alan Vergileri *Otellerde 4 gece Oda/Açık Büfe Kahvaltı

Konaklama ve vergiler *Havaalanı-Otel-Havaalanı Arasındaki Transferler *Fuar Günlerinde Sabah ve Aksam Fuar

Transferleri *Günlük Tourism Dirham (5 yıldız için 20AED, 4 yıldız için 15AED, 3 yıldız için 10AED) *24 Saat Digitur

Turizm Acil Yardım Telefonu Fiyatlara Dahil Olmayan Hizmetler: *Vize Ücretleri, Ekstra Turlar (Aksam Yemekli Safari

Turu 75 USD), Fuar Giriş Kartları, *Tur Boyunca Öğle ve Akşam Yemekleri

A - 5965

DIGITALTOUR TOURISM & TRAVEL AGENCY

bir Digitur Turizm Yatırım Dış Tic. Ltd. Şti. kuruluşudur


Digitur Turizm Yatırım Dış Tic. Ltd. Şti.

GÜMÜSSUYU MAH. AGACIRAGI SOK. NO: 3 /10

BEYOGLU - 34437 ISTANBUL-TURKEY

TEL: +90-212-2447879 Pbx / FAX: +90-212-2516240

E-Mail: bilgi@digitur.com.tr

Arab Health 2019

28.01.2019 – 31.01.2019

Dubai / BAE

Uluslararası Medikal ve Sağlık Fuarı

Bu muazzam fuarı Digitour farkı ile yaşayın...

PAKET SEÇENEKLERİMİZ THY ile 4 Gece

İbis Styles Jumeirah ***

Fuara Mesafe: 2 Km

Ramada Jumeirah ****

Fuara Mesafe: 1800 Metre

Byblos Marina Hotel JBR ****Superior

Fuara Mesafe: 20 Km Metro: 150 M (Fuar Transferlidir)

Carlton Downtown Hotel ****

Fuara Mesafe : 2 Km Metro: 200 M

Rove Trade Center ****

Fuara Mesafe : 1 Km

Ibis One Central ***

Fuar Alanının İçindedir

THY Uçuş Detayları

27.01.2019 => TK 762 İstanbul (01:25)–(06:50) Dubai

01.02.2019 => TK 761 Dubai (02:40)–(06:45) İstanbul

THY İLE

Çift kişilik oda kişi başı 1190 $

Tek kişilik oda fiyatı 1490 $

Çift kişilik oda kişi başı 1350 $

Tek kişilik oda fiyatı 1770 $

Çift kişilik oda kişi başı 1430 $

Tek kişilik oda fiyatı 1770 $

Çift kişilik oda kişi başı 1450 $

Tek kişilik oda fiyatı 1850 $

Çift kişilik oda kişi başı 1590 $

Tek kişilik oda fiyatı 2250 $

Çift kişilik oda kişi başı 1690 $

Tek kişilik oda fiyatı 2450 $

Fiyatlara Dahil Olan Hizmetlerimiz:

*İstanbul’dan Gidiş-Dönüş Uçak Bileti ve Alan Vergileri

*Otellerde Oda/Açık Büfe Kahvaltı Konaklama

*Havaalanı-Otel-Havaalanı Arasındaki Transferler

*Fuar Günlerinde Sabah ve Aksam Fuar Transferleri (Byblos Marina için)

*Günlük Tourism Dirham (5 yıldız için 20AED, 4 yıldız için 15AED, 3 yıldız için 10AED)

*24 Saat Digitur Turizm Acil Yardım Telefonu

Fiyatlara Dahil Olmayan Hizmetler:

*Vize Ücretleri, Ekstra Turlar (Aksam Yemekli Safari Turu 75 USD), Fuar Giriş Kartları

*Tur Boyunca Öğle ve Akşam Yemekleri

DİĞER ŞEHİRLERİN BAĞLANTI UÇUŞLARI, FARKLI OTEL ve

TARİH SEÇENEKLERİNİ SORUNUZ!!!

A - 5965

DIGITALTOUR TOURISM & TRAVEL AGENCY

bir Digitur Turizm Yatırım Dış Tic. Ltd. Şti. kuruluşudur


58

Memorial Bahçelievler Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Gülsüm Bingöl

Kadınlarda

kalp damar

hastalıklarına

karşı 8 önlem

Koroner arter tıkanıklıkları, felç, kalp krizi

gibi rahatsızlıklar açısından riskli grupta

yer alan kadınlarda, düzensiz yaşam ve

kontrollerin ihmal edilmesi gibi nedenlerle

bu risk daha da artıyor. Erkeklerde

daha çok görüldüğü düşünülse de, kalp

hastalıkları, kadınlar arasında da hızla

yaygınlaşıyor. Yaşam kayıpları açısından

dünya istatistiklerine bakıldığında ise

kadınların yaklaşık üçte birinin kalpdamar

hastalıkları nedeniyle hayatını

kaybettiği görülüyor.

8 precaution

against

cardiovascular

diseases in women

After 40 years of age, a woman has a 50

percent risk of being diagnosed with any

cardiovascular disease during her lifetime.

This suggests that after the age of 40, one

out of every two women will experience

heart disease, aortic enlargement, or

paralysis-like cardiovascular disease. Dr.

Gulsum Bingol, Memorial Bahcelievler

Hospital Cardiology Department,

informs about the ways of protection from

cardiovascular diseases in women.

Aralık 2018


59

Koroner arter tıkanıklıkları, felç, kalp krizi gibi

rahatsızlıklar açısından riskli grupta yer alan kadınlarda,

düzensiz yaşam ve kontrollerin ihmal edilmesi gibi

nedenlerle bu risk daha da artıyor. Erkeklerde daha

çok görüldüğü düşünülse de, kalp hastalıkları, kadınlar

arasında da hızla yaygınlaşıyor. Yaşam kayıpları

açısından dünya istatistiklerine bakıldığında ise

kadınların yaklaşık üçte birinin kalp-damar hastalıkları

nedeniyle hayatını kaybettiği görülüyor.

Kalp damar sağlığınızı korumak için bu önerilere kulak

verin

Kadınlarda genel ve cinsiyete özel birtakım risk

faktörleri nedeniyle kalp-damar hastalıklarına bağlı

ölüm oranları erkeklere göre daha fazla olsa da

alınabilecek önlemlerle bu risk azaltılabilmektedir.

• Kalp damar hastalıklarının kadınlarda başlıca ölüm

nedeni olduğu konusunda farkındalık artırılmalı ve

gerekli önlemler alınmalıdır.

• Sigara tüketimi; kadınlarda, erkeklere oranla kalp krizi

riskini daha fazla artırmaktadır. Erkeklerde risk üç kat

iken kadınlarda beşe yükselmektedir. Sigara mutlaka

bırakılmalı, içilen ortamlarda bulunulmamalıdır.

• Aşırı kilo da kalp hastalığı riskini artıran faktörlerden

biridir. Özellikle bel çevresinin kadınlarda 80 cm’nin

altında olması gerekmektedir.

• Sağlıklı beslenmek ve düzenli egzersiz yapmayı yaşam

tarzı haline getirerek en az haftada beş gün ve en az 30-

45 dakika yürüyüş yapmak önem taşımaktadır.

• Diyabet, yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol gibi

kalp-damar sağlığını negatif etkileyen risk faktörleriyle

mücadele etmek gerekmektedir.

• Doğum kontrol hapı kullanan kadınların sigara içmesi

halinde kalp krizi riski belirgin oranda artmaktadır.

Uzman kontrolünde buna yönelik önlemler alınmalıdır.

• Gebeliği döneminde hipertansiyon ve diyabet gelişen

kadınlar doğum sonrasında yakından izlenmeye devam

edilmelidir.

• Özellikle menopoz sonrası kalp damar hastalıkları

artış gösterdiğinden kontrol programları ihmal

edilmemelidir.

This risk is increased due to reasons such as irregular

life and neglect of controls in women who are at risk

for coronary artery congestion, stroke, and heart attack.

Although it is thought to be more common in men, heart

diseases are becoming more common among women.

When the world statistics are examined in terms of life

losses, it is seen that approximately one third of the women

died due to cardiovascular diseases.

Observe these recommendations to protect your heart rate

Due to a number of women in general and gender-specific

risk factors for cardiovascular disease in the mortality rates

of these risks can be reduced through more than men,

though precautions to be taken.

• Awareness should be increased and necessary measures

should be taken to ensure that cardiovascular diseases are

the main cause of death in women.

• In addition , it increases the risk of heart attack more than

men.The risk in men is three times, but the risk of women

has increased to five. Sigara mutlaka bırakılmalı, içilen

ortamlarda bulunulmamalıdır.Cigarette must be given up,

should not be in the environment people smoking.

• Excess weight is also one of the factors that increase the

risk of heart disease is. Özellikle bel çevresinin kadınlarda

80cm’nin altında olması gerekmektedir.Notably in the waist

circumference of women must be less than 80 cm.

• Making healthy diet and regular exercise lifestyle by at

least haftadabeş gün vefive days a week and en az30-45

dakika yürüyüş yapmak önem taşımaktadır.it is important

to do a walk of at least 30-45 daily .

• Need to combat the negative effects of risk factors such

as diabetes, high blood pressure and high cholesterol for

cardiovascular health.

• The risk of heart disease increases significantly in women

who smoke a contraceptive pill. Measures should be taken

in the expert control.

• Women who develop hypertension and diabetes during

pregnancy should be followed up closely after birth.

• In particular, it should not be neglected control programs

that increase cardiovascular disease especially after

menopause.

Aralık 2018


60

Türkiye’deki ilk ofisini

İstanbul’da açan Align

Technolgy, Türkiye diş

sağlığı pazarına verdiği

önemi kanıtladı

Align Technology Proves Its

Commitment to the Turkish

Dental Care Market With

The First Local Office in

Istanbul

Ar-Ge alanındaki 21 yılı

aşkın deneyimi, 800’ü

aşkın aktif patenti ve

dünyanın en büyük 3D

baskı operasyonuyla, bugüne

kadar dünya genelinde 5,8

milyondan fazla kişinin hak

ettiği gülüşü yakalamasına

destek olan Align Technolgy,

İstanbul’da açtığı yeni ofisiyle

küresel varlığını daha da

güçlendirmeye kararlı.

Having helped over 5.8

million patients worldwide

get the smile they deserve

with over 21 years of

research & development,

800+ active patents and the

world’s largest 3D printing

operation, Align Technology

is committed to expanding

its global presence with

the newly opened office in

Istanbul, Turkey.

Dünyanın en gelişmiş şeffaf diş plak sistemi Invisalign®’ın ve, ortodontik ve

restoratif diş hekimliği uygulamalarına yönelik ağız içi tarayıcısı iTero®’nun

tasarımını, üretimini ve pazarlanmasını üstlenen küresel bir tıbbi cihaz

şirketi olan Align Technology Inc. (NASDAQ: ALGN), Türkiye’deki ilk ofisini

İstanbul’da açarak hizmet ağını daha da genişletti. Dünya genelinde tedavi

gören 5,8 milyon hastası ve kişiye özel üretilen şeffaf plaklarıyla Invisalign

tedavisi, diş düzeltme işlemine yönelik modern ve dijital temelli bir yaklaşım

sunuyor. Dijital tedavi planlamasını ve kişiye özel yaklaşımı, biyomekanik

prensiplere dayalı mühendislikle birleştiren Invisalign teknolojisi küresel

çapta ortodonti sektöründe devrim oluşturdu. Align Technology tarafından

geliştirilen ve 1999 yılında kullanıma sunulan Invisalign şeffaf plakları diş

sağlığı profesyonellerinin ve hastaların hayatlarını dönüştürmeye devam

ediyor ve Invisalign eğitimi alan diş hekimleri tarafından dünya çapında

100’den fazla ülkede kullanılıyor.

Dünyanın en gelişmiş şeffaf diş plak sistemi

Invisalign®’ın ve, ortodontik ve restoratif

diş hekimliği uygulamalarına yönelik ağız içi

tarayıcısı iTero®’nun tasarımını, üretimini ve

pazarlanmasını üstlenen küresel bir tıbbi cihaz

şirketi olan Align Technology Inc. (NASDAQ:

ALGN), Türkiye’deki ilk ofisini İstanbul’da

açarak hizmet ağını daha da genişletti. Dünya

genelinde tedavi gören 5,8 milyon hastası ve

kişiye özel üretilen şeffaf plaklarıyla Invisalign

tedavisi, diş düzeltme işlemine yönelik modern

ve dijital temelli bir yaklaşım sunuyor. Dijital

tedavi planlamasını ve kişiye özel yaklaşımı,

biyomekanik prensiplere dayalı mühendislikle

birleştiren Invisalign teknolojisi küresel çapta

ortodonti sektöründe devrim oluşturdu. Align

Technology tarafından geliştirilen ve 1999

yılında kullanıma sunulan Invisalign şeffaf

plakları diş sağlığı profesyonellerinin ve

hastaların hayatlarını dönüştürmeye devam

ediyor ve Invisalign eğitimi alan diş hekimleri

tarafından dünya çapında 100’den fazla ülkede

kullanılıyor.

Aralık 2018


61

Align Technology Avrupa,

Ortadoğu ve Afrika Kıdemli Başkan

Yardımcısı ve Genel Müdürü Simon

Beard şunları söyledi: “Türkiye

diş sağlığı pazarı hızla büyüyen

ve gelişen bir pazar. Bu büyümeyi

destekleyecek yeni kaynaklar

oluşturacağınız ve şeffaf plaklar

ve dijital ortodonti konusundaki

liderliğimizi daha da genişletme

olanağı bulacağımız için son

derece heyecanlıyız. Align’in

tescilli SmartTrack® malzemesi,

SmartForce® özellikleri ve SmartStage teknolojisi gibi benzersiz

unsurlarıyla daha öngörülebilir diş hareketlerine ulaşmak için

tasarlanan Invisalign sistemi, diş hekimlerinin hastalarına rahat

ve hayat değiştiren bir tedavi deneyimleri sunarak mükemmel

klinik sonuçlar elde etmelerini sağlıyor.”

“The Turkish dental care market

is a rapidly growing and evolving

market, and we are excited to be

adding dedicated resources to

support that growth and extend

our leadership in clear aligners and

digital orthodontics. The Invisalign

system, with its unique elements,

such as Align`s proprietary

SmartTrack® material, SmartForce®

features and SmartStage

technology was designed to achieve

more predictable teeth movements

and enables dental professionals achieve great clinical

results, delivering comfortable, life-changing treatment

experiences to the patients,” said Simon Beard, Align

Technology senior vice president and managing director for

EMEA.

Invisalign sistemi

Her hastanın benzersiz gülümsemesi için özel olarak üretilen

Invisalign sistemi, doktor tarafından belirlenen bir tedavi planı

ışığında şeffaf plaklardan faydalanarak diş çapraşıklıklarını

düzeltir. Basit bir plastik parçasından çok daha fazlasını sunan her

Invisalign şeffaf plak, tescilli sanal modelleme yazılımı ClinCheck,

hızlı üretim süreçleri, özelleştirilmiş üretim ve özel olarak

tasarlanmış tescilli malzemelerin kombinasyonunu temsil eder.

Invisalign şeffaf plakları, genel diş hareketinin öngörülebilirliğini

%75’ten yüksek oranda artıran tescilli SmartTrack® malzemeden

üretilir.

Invisalign portföyü bir yandan yetişkinler için özel tedavi

özellikleri sunarken, bir yandan da genç hastalara yönelik

‘Invisalign Comprehensive Mandibular Advancement’ ve diş yapısı

henüz sabitlenmemiş daha genç hastalara yönelik Invisalign

First ile her yaştan hastaya hitap eder. Tedavi seçenekleri basit

çapraşıklıkların düzeltilmesinden karmaşık vakalara ve tedavi

sonrası koruma uygulamalarına kadar uzanır.

The Invisalign system

Custom-made for each patient’s unique smile, the

Invisalign system straightens teeth using a series of

clear plastic aligners based on a doctor-prescribed 3D

treatment plan. More than just a simple piece of plastic,

every Invisalign clear aligner represents a combination of

proprietary virtual modeling software, called ClinCheck,

rapid manufacturing processes and mass customization,

and specially engineered proprietary material.Invisalign

clear aligners are made of proprietary SmartTrack material,

which provides greater than 75% improvement in overall

tooth movement predictability*.

Current Invisalign portfolio features dedicated treatment

features for adults, as well as Invisalign Comprehensive

with Mandibular Advancement for teenage patients and

Invisalgin First for younger patients with early mixed

dentition. Treatment options range from simple alignment

to complex movements to post-treatment retention.

iTero tarayıcı ve hizmetler

iTero Element ağız içi tarayıcı, hasta deneyimini iyileştirerek

ve klinik sonuçların doğruluğunu artırarak bugünün diş sağlığı

uygulamalarını geleceğe taşıyor. iTero’nun paralel konfokal

görüntüleme teknolojisi, optik ve lazer tarama tekniklerini

kullanarak en doğru sonuçları renkli olarak sunar. Tam ağız içi

taramaları 60 saniye kadar kısa bir sürede tamamlanabilir. iTero

Elements, yenilikçi teknolojisi sayesinde hem ortodontik hem de

restoratif diş hekimliği uygulamalarına güç kazandırır. Restoratif

ve ortodontik laboratuvarlara, üçüncü taraf tedavi planlarına,

özel implant desteklerine ve lab

CAD/CAM sistemlerine bağlanabilir.

Taşınabilir, güçlü ve kullanıcı dostu bir

şekilde tasarlanan bu dijital inovasyon,

uygulamaları dönüştürür ve diş

hekimlerinin daha iyi bir uygulamayı

mümkün kılmasına olanak tanır.

iTero scanner & services

The iTero Element intraoral scanner propels today’s dental

practice into the future by enhancing the patient experience

and elevating clinical precision. Its parallel confocal imaging

technology uses optical and laser scanning to achieve

accurate scans in color. Full arch scans can be taken in as

little as 60 seconds**. iTero Elements empower practices in

both orthodontic and restorative dentistry with its innovative

technology. It connects to restorative and orthodontic labs,

third-party treatment planning, custom implant abutment,

chairside milling and lab CAD/CAM systems. Engineered

to be portable, powerful and intuitive, it is digital innovation

that is transforming practices and helping practitioners

visualize a better practice.

* Compared to off-the-shelf, single layer 0.30in

**Scan times vary and depend on individual experience. Data

on file at Align Technology.

Aralık 2018


62

Şeffaf

Aparey

tedavisinin

7 püf

noktası

7 important

point of

clear

Aligner

Treatment

Dr. Sinem Taslan Ceylanoğlu

Metal diş tellerine alternatif

şeffaf aparey tedavisi gün

geçtikçe daha fazla hasta

tarafından tercih ediliyor. Peki

bu tedaviyi tercih edecek olan

hastalar nelere dikkat etmeli,

tedavi için nasıl bir yol haritası

izlemeli? Ortodonti Uzmanı

Dr. Sinem Taslan Ceylanoğlu

tedavinin püf noktalarını

açıkladı.

The alternative treatment of metal braces is more

and more patients are preferred by the patient.

What are the patients who would prefer this

treatment, what should be considered, and how

should they follow a road map for treatment?

Orthodontics Specialist Dr. Sinem Taslan

Ceylanoglu explained the tricks of treatment.

Clear aligners are among the most important

orthodontic treatments.

Şeffaf apareyler ortodontik tedavilerin olmazsa

olmazları arasına girdi. Özellikle erişkin yaştaki

ortodonti hastalarının sayısının artmasıyla birlikte

daha estetik tedavi yöntemleri tercih ediliyor.

Hastaların şeffaf apareylere yönelik ilgisi hakkında

konuşan Ortodonti ve Orthero Uzmanı Dr. Sinem

Taslan Ceylanoğlu, “Gelişen teknolojiyle birlikte

insanlar artık ortodontik tedavilere daha çok

yönelirken, estetik açıdan daha konforlu tedavileri

tercih ediyor. Bu tedaviler arasında ise en çok

şeffaf apareyler ilgi görüyor. Endikasyonların

doğru konulması şartıyla, günümüzde çok geniş bir

yelpazede şeffaf aparey tedavisini uygulayabiliyoruz”

dedi. Şeffaf apareylerin şeffaf ve takıp-çıkarılabilen

ürünler olduğu için hastalara büyük bir kullanım

kolaylığı da sunduğunu belirten Dr. Ceylanoğlu,

“Ağız içinde görünmediği için hastalar günün her

saati ve her ortamda rahatlıkla şeffaf apareylerini

kullanabiliyor. Ama her ortodontik tedavide olduğu

gibi şeffaf aparey tedavisinde de hastaların dikkat

etmesi gereken, diş hekimlerine mutlaka danışmaları

gereken konular var” diye konuştu.

Especially with the increasing number of orthodontic

patients in adult age, more aesthetic treatment

methods are preferred. Orthodontics and ORTHERO

Specialist Dr. Sinem Taslan Ceylanoğlu, ‘With the

developing technology, people are now more oriented

to orthodontic treatments and prefer aesthetically

more comfortable treatments. Among these

treatments, clear aligners are the most popular.

Provided that the indications are correct, we are

able to apply a wide range of clear aligner treatment

today. Clear Aligners are transparent and can be

removed and removable products. Since it does not

appear in the mouth, patients can easily use their

transparent appliances at any time of the day and

in any environment. But, as with any orthodontic

treatment, there are some subjects that patients

should be aware of in the treatment of clear aligners.

Aralık 2018


63

Dr. Ceylanoğlu şeffaf aparey tedavisinin püf noktalarını şöyle

sıraladı;

• Şeffaf aparey tedavisini başlamayı düşünen hastalar öncelikle iyi bir

ortodonti uzmanı tercih

etmeli.

• Şeffaf aparey

tedavisinde hastalar

doğru bir tedavi planı

yapıldığından emin

olmalı. Yanlış bir

planlama yapılırsa

hatanın ortaya çıkması

çok uzun zaman alır ve

tedavi sekteye uğrar.

• Hastalar tedaviye

başlamadan önce diş

hekimlerinden dişlerinin

3D simülasyonunu

istemeli. Bu

simülasyon, tedavinin

en başında dişlerin

tedavi sonundaki

halini gösterir. Dişlerin

tedavi sonrasındaki

pozisyonlarını

gören hastalar

daha bir büyük

motivasyonla

tedavilerine devam

eder.

• Vakaya göre

değişmek ile

birlikte basit

çapraşıklık

vakalarında şeffaf

aparey tedavisi

3-4 ay içerisinde

tamamlanabiliyor.

Hastalar, diş

hekimlerine

tedaviye

başlamadan önce,

kaç plakla ve

ne kadar sürede

tedavi olacaklarını

mutlaka danışmalı.

• Şeffaf aparey

tedavisi ortodontik

tedavi unsurlarını

içerisinde

barındırır. Bu sebeple tedavinin başarısı düzenli kullanıma bağlıdır. Şeffaf

apareylerin günde 20-22 saat takılması gerekir ve her plak iki haftada bir

değiştirilir.

• Eskiden şeffaf apareyler yurt dışından geliyordu. Hastalar, sistemin

ağır işlemesinden kaynaklı sorunlar ile karşılaşabiliyordu. Artık şeffaf

aparey üreten yerli markalar sayesinde tedavi süreci çok daha hızlı

ve ucuz bir şekilde çözümlenebiliyor. Hastaların, tercih ettikleri şeffaf

aparey markasının kaç hastayı tedavi ettiğini, yüzde kaç oranında başarıya

ulaştığını sorgulaması gerekir.

• Hastalar; güvenilir, sağlığı zararı olmayan materyallerden üretilen şeffaf

apareyleri tercih etmeli.

Dr. Ceylanoğlu listed the tips of the

clear aligner treatment as follows;

• Patients who intend to start a clear

aligner therapy should first prefer an

orthodontic specialist.

• In the treatment of clear aligner,

patients should be sure that a correct

treatment plan is made. If a wrong

planning is made, it takes a very long time

for the error to occur and treatment is

interrupted.

• Patients should ask the dentists for

3D simulation of their teeth before

starting treatment. This simulation, at

the beginning of the treatment shows the

teeth at the end of treatment. Patients

who see the position of the teeth after

treatment continue their treatment with a

great motivation.

• In simple cases of irregularity, the

treatment of clear aligners can be

completed within 3-4 months. Patients

should consult with the dentists

before starting the

treatment, how many

plates and how long

they will be treated.

• Clear Aligner

therapy includes

orthodontic

treatment. Therefore,

the success of the

treatment depends on

the regular use. Clear

Aligner need to be

worn for 20-22 hours

a day and each plate

is replaced every two

weeks.

• In the past, clear

aligners came from

abroad to the Turkey.

Patients were able

to face problems

due to the severe

functioning of the

system. Thanks to

the domestic brands

such as ORTHERO

that now produce transparent apparatus,

the treatment process can be solved

in a much faster and cheaper way. The

patients should question the number

of patients who prefer the clear aligner

brand and how many percent of the

patients are successful.

• Patients; prefer transparent appliances

produced from reliable, non-hazardous

materials.

Aralık 2018


64

Projektör

Devi

Optoma

Türkiye’de

iddiasını

arttırıyor

Yakın zamanda Türkiye pazarına

giren teknoloji devi Optoma, görsel

ve işitsel çözümler alanında dünyada

lider markalardan biri olan iş, eğitim,

profesyonel ses/video, oyun, ev eğlencesi

gibi alanlarda projeksiyon ve ses

ürünleriyle dikkat çekiyor.

Optoma’nın Türkiye Ülke Müdürü Cüneyt Düzgün

ülkemizin Optoma için en önemli pazarlardan

biri olduğunu ve yüksek teknolojili projeksiyon

ürünlerini; Türkiye’deki kullanıcılarla buluşturarak

pazarın ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda en doğru

çözümleri sunmaya odaklandıklarını aktardı. Düzgün,

teknoloji devinin Türkiye hedefleri hakkında yaptığı

açıklamada, “Optoma olarak dünyanın en büyük DLP

projektor üreticisi ve markasıyız. Dünya genelinde

özellikle son yıllarda yaptığımız çalışmalarla hem

Optoma’nın konumunu pekiştiriyor hem de birçok ürün

segmentine öncülük ediyoruz. Bizim de bağlı olduğumuz

EMEA bölgesinde 2017 yılı sonunda yaklaşık %13 olan

pazar payımızı 2018 yılında daha da arttırmak üzere

çalışmalara devam ediyoruz. Türkiye operasyonumuza

başladığımız 2016 yılından bugüne kadar da her yıl

büyüyerek pazar payımızı arttırıyoruz. Türkiye’de

önümüzdeki dönemlerde bu büyümemizi devam ettirerek

her zaman için ilk sırada olmayı hedefliyoruz.” dedi.

Üstün görüntü işleme teknolojilerini yüksek mühendislik

ve yenilikle birleştirerek benzersiz netlikte görüntüler

sunan Optoma, Türkiye operasyonları kapsamında

çalışmalarını sürdürüyor.

Optoma’nın Türkiye Ülke Müdürü Cüneyt Düzgün

Projector Giant

Optoma Raises

Its Ambitions

in Turkey

Optoma, one of the leading audio and

visual solutions brand in the world,

stands out with its projection and

audio products for business, education,

professional audio/video, gaming and

home entertainment.

Turkey General Manager of the tech giant which has

entered Turkish market recently, Cüneyt Düzgün

stated that our country is one of the most important

markets for Optoma and they are focusing on providing

the right solutions according to the needs and demands

of the market by bringing high tech projection products

to Turkish users. Commenting on tech giant’s targets

in Turkey, Düzgün said, “As Optoma, we are the biggest

manufacturer and brand of DLP projectors in the world.

We are strengthening Optoma’s position with our global

operations in recent years and we are leading in many

product segments. We are working to increase our market

share in 2018 from 13% in 2017 in EMEA region which we

are linked to. We are increasing our market share since

we started Turkey operations in 2016. We are aiming to

continue our growth and always to be at the first position

in Turkey.”Optoma continues its operations in Turkey

by combining high end image processing technologies,

supreme engineering and innovation to offer images with

Aralık 2018


65

Texas Instruments tarafından öncülük edilen DLP® teknolojisine

sahip ödüllü projeksiyonları ve Nu Force ses aralığıyla geliştirdiği

yüksek kaliteyle şık bir tasarımı birleştiren ses ürünleriyle

Optoma, Türkiye pazarında da daha güçlü bir konuma gelmeyi

hedefliyor.

“DPL Teknolojisine sahip ürünlerimizle daha uzun ömürlü

ve gerçeğe daha yakın görüntüler sunuyoruz”

2018 yılı itibariyle dünyanın en çok 4K UHD ev sineması

projektörü satan şirketi olduklarını da sözlerine ekleyen Düzgün

DPL teknolojisine sahip Optoma projektörlerinin kullanıcılara

sunduğu avantajları ise şöyle açıklıyor: “Projeksiyon ürünlerini

tercih eden kullanıcılar öncelikli olarak parlaklık, çözünürlük,

kontrast oranı ve kullanım ömrü gibi özelliklerine dikkat

ediyor. Bu noktalarda DPL tipi yeni nesil projektörlerin LCD

projektörlere göre birçok avantajı bulunuyor. Özellikle yüksek

kontrast oranlarıyla gerçeğe daha yakın görüntüler elde

edilebiliyor. Aynı zamanda DLP teknolojili projektörlerimiz sahip

olduğu bileşenleri sayesinde daha basit ve yeni nesil bir yapı

sunuyor. Böylece LCD tipi projektörlere göre çok daha uzun

ömürlü olmasını sağlayarak herhangi bir bakım gerektirmiyor bu

da onemli bir maliyet avantajı olarak kullanıcıya geri dönüyor.

Lambalı DLP ürünlerimizde daha önce 6000-10000 saat olan

lamba ömrünü artık birçok ürünümüzde 15000 saate kadar

çıkarmış durumdayız. Bunun yanında LED ve lazer teknolojisine

sahip ürünlerimizde bu oranın 20000-30000 saate kadar

ulaştığını söyleyebiliriz.”

“Yüksek teknolojili yenilikçi ürünleri kullanıcılarla

buluşturacağız”

Her segmentte çok geniş ve yenilikçi bir ürün gamına sahip

olduklarını ifade eden Düzgün, “Türkiye’de özellikle yüksek

teknolojili yeni ürünlere odaklanmak istiyoruz. Hedef

kitlelerimize göre 300 ansilumen parlaklık ve üst segmentte

Lazer 10000+ kurumsal çözümlerimizden mapping ve blending

uygulamalarına kadar tüm yeni teknolojilerimizi kullanıcılara

sunmayı hedefliyoruz. Eğitim sektörüne yönelik olarak

ürettiğimiz interaktif lazer projektörlerimiz, ev sineması için

geliştirdiğimiz LED, Lazer 4K UHD modellerimiz ve iş, eğitim

ve ev eğlencesi alanları için akıllı(Android) projektörlerimizin

satışlarını gerçekleştirmek üzere çalışmalarımızı sürdüreceğiz.

4K LED ekranlarımızın yanı sıra çok yakında Nuforce kablosuz

kulak içi wifi ve bluetooth kulaklıklar ile dac station ürünlerimizin

de satışına başlamayı planlıyoruz” dedi.Dünya genelinde

17000’den fazla çalışanı olan optik component, ses ve

görüntüleme çözümleriyle dünyanın en büyük DLP ODM üreticisi

Coretronic grubunun bir markası olarak kurulan Optoma aynı

zamanda dünyada ilk ‘DARBEE Visual Presence’ teknolojisine

sahip marka olarak biliniyor. Eğitim, kamu, müzeler, konferans

salonları, ev sineması, perakende, medikal, etkinlik, ev eğlencesi,

sanat galerileri vb. alanlarda 20000+ saat kullanım ömrü

olan lazer profesyonel Audio&Video çözümleriyle kullanıcılara

DuraCore Lazer ve Multicolor teknolojisi ile hizmet sunuyor.

unmatched clarity. Optoma aims to reach a stronger

position in Turkish market with its acclaimed projections

which have Texas Instruments’ DLP® technology and

its high quality and stylish audio products which are

developed with Nu Force audio range.

“We provide long lasting and realistic images with

our products which have DLP Technology.”

Düzgün stated that they are the top 4K UHD home

entertainment projector selling company globally by

2018 and explained the advantages of Optoma projectors

to users: “Projector users pay attention to brightness,

resolution, contrast ratio and product life time first. DLP

type next gen projectors have many advantages over

LCD projectors in these terms. Especially, more realistic

images can be offered with high contrast ratios. At the

same time, our projectors with DLP technology offer a

more simple and next gen structure with its components.

Thus, they do not need any maintenance and offer longer

lasting usage compared to LCD projectors. This is an

important cost advantage for the user. We have increased

the lamp life in our DLP products with lamps from 6000-

10000 hours to up to 15000 hours. In addition, we can

say that this lifetime is reaching up to 20000-30000

hours in our products with LED and laser technologies.”

“We will bring high tech innovative products to

users.”

stated that they have broad range of innovative products

in every segment and said: “We specifically want to focus

on new high tech products in Turkey. We aim to offer all

our new technologies, from 300 ANSI Lumen brightness

and high end Laser 10000+ business solutions suited for

our target audience to mapping and blending applications,

to users. We will continue to work to sell our interactive

laser projectors designed for education, LED and Laser

4K UHD models developed for home entertainment and

smart (Android) projectors aimed at business, education

and home entertainment. We are planning to start selling

Nuforce wireless in ear wifi and bluetooth headphones

and dac station products soon as well as our 4K LED

displays.”

Optoma is founded as a brand of the Coretronic group,

which is the biggest DLP ODM manufacturer with optic

component, audio and imaging solutions and 17000

employees worldwide. Optoma is also known as the

first company which has ‘DARBEE Visual Presence’

technology. With laser professional Audio&Video

solutions that offers 20000+ hours of lifetime for

education, government, museums, conference

halls, home cinema, retail, medical, events, home

entertainment, art galleries, it offers services to users

with DuraCore Laser and Multicolor technologies.

Aralık 2018


68

Mikropların

ürememesi

için altın kural:

Ortak alan

hijyeni

Gripten

korunmanın püf

noktaları

Kış aylarının gelişi ile birlikte virüse

bağlı hastalık salgınları da başladı. Grip

gibi bulaşıcı hastalıklardan korunmanın

yolu hijyenden geçiyor. Ortak kullanım

alanlarındaki hijyen kurallarına dikkat

etmek, mikroplardan korunmanın altın

kuralı.

Golden rule for

germs not to

grow: Common

area hygiene

Flu prevention tips

Winter is coming, virus disease

began. Protection from infectious

diseases such as influenza hygiene is

a must. In addition, attention the use

of hygiene rules of in the common area

is the golden rule of protection from

microbes.

Aralık 2018


69

Soğuk havaların kendini hissettirmesi ile birlikte

grip gibi bulaşıcı hastalıklar yayılıyor. Virüse bağlı

hastalıklardan öncelikle hijyen kurallarına dikkat

ederek korunmak mümkün olabiliyor. Okul, hastane,

restoran, AVM gibi sirkülasyonun yüksek olduğu alanlarda

hijyen kurallarına uyulması gribin yayılmasının önüne

geçebiliyor.

Evde basit önlemler almak mümkün

Evde gripten korunmanın da basit yöntemleri bulunuyor.

Hasta kişiyle temasta bulunmamak, ortak eşyaları

sürekli dezenfekte etmek gerekiyor. Belirli aralıklarla evi

havalandırmak, mikropların üreme hızını düşüyor.

Tek kullanımlık havlu ile kurulama elden bulaşma

riskini düşürüyor

Gripten korunmada en etkili yöntem ise kişisel hijyene özen

göstermek ve özellikle elleri sık sık yıkamak. Elbette elleri

Along with cold weather comes, infectious

diseases like flu are spreading. Virusrelated

diseases can be protected primarily

by caring hygiene rules. With hygiene rules, spread of flu

can be prevented in high circulation areas such as schools,

hospitals, restaurants and shopping malls.

Possible to take simple measures at home

There are also simple methods of protection from flu at

home. It is necessary to avoid contact with the sick person

and to disinfect common items. At certain intervals to

ventilate the house, the rate of growth of germs is falling.

Hand drying with disposable towels will reduce

the risk of transmission

The most effective method for the prevention of

influenza and attention to personal hygiene, especially is

washing hands frequently. Of

en hijyenik şekilde yıkamanın bazı incelikleri bulunuyor.

Elleri önce su ile ıslatmak, yeterli miktarda sıvı sabun

almak, sabunu köpürterek avuç içini ve ellerin arka

yüzeyini, parmakları ve tırnakları ovmak, ardından elleri

bileklere kadar durulamak önem taşıyor. Yıkama işlemi

bittikten sonra muhakkak tek kullanımlık kâğıt havlu ile

kurulamak gerekiyor. Yapılan araştırmalar, kâğıt havlu

kullanımı bakteri bulaşma riskini yüzde 77 engelliyor.

Elleri yıkadıktan sonra yine kâğıt havlu yardımı ile musluğu

kapatmak da hijyen sağlıyor.

Ortak alanda işletmeler hijyenden sorumlu

Restoran, okul, hastane, AVM gibi ev dışı tüketim

noktalarındaki hijyenin işletmeler tarafından sağlanması

gerekiyor. Kapı kolları, asansör düğmeleri, merdiven

tırabzanları, banyo ve tuvaletler, oyun alanları, bekleme

salonları gibi bölgelerde etkili ürünlerle temizlenmesi ve

dezenfekte edilmesi büyük önem taşıyor. İşletmelerin

ihtiyaçlarına yönelik çözüm geliştiren Eczacıbaşı

Profesyonel, konsantre temizleyicileri ile işletmelere

hijyen konusunda destekçi oluyor. Eczacıbaşı Profesyonel,

daha az kimyasal ile etkili hijyen sağlarken, işletmelerde

tasarrufun yolunu açıyor.

course hygienic hands washing has some subtleties. It is

important to first soak the hands with water, to take enough

liquid soap, to rub the soap and rub the palm of the hands,

the back surface of the hands, the fingers and nails, and

the hands to the wrists. After the washing process, it is

necessary to use a disposable paper towel. Research has

shown that paper toweling prevents the risk of bacterial

contamination by 77 percent. After Wash hands turning off

faucet with a paper towel is needed for health hygiene.

Businesses in the common area responsible

for hygiene

Hygiene in households such as restaurants, schools,

hospitals and shopping centers should be provided

by the enterprises. It is very important to clean

and disinfect with effective products such as

door handles, elevator buttons, ladder handrails,

bathrooms and toilets, playgrounds, waiting

halls. Developing solutions for the needs of business,

Eczacıbaşı Profesyonel supports to businesses in

hygiene with its concentrated cleaner. While Eczacıbaşı

Profesyonel provides effective hygiene with less chemicals,

enterprises also open the way for savings.

Aralık 2018


70

Aralık 2018


Aralık 2018

71


72

Yeditepe

Üniversitesi

Koşuyolu

Hastanesi’nin

Resmi açılışı

gerçekleşti

Yeditepe Üniversitesi Hastaneler Grubu’nun 8’inci şubesi olan Koşuyolu’ndaki

hastanesinin resmi açılışı yapıldı. Törende konuşan Yeditepe Üniversitesi

Kurucusu ve Onursal Başkanı Bedrettin Dalan; eğitimden aldıkları güçle, sağlık

alanındaki çalışmalarını sürdürdüklerini ve Türkiye’de ilkleri gerçekleştirmeye

devam ettiklerini belirtti.

Türkiye’de bünyesinde tıp fakültesi bulunan ilk vakıf

üniversitesi olan Yeditepe Üniversitesi, hastanelerine bir

yenisini ekledi. Türkiye’nin ilk antimikrobiyal hastanesi

olma özelliğini taşıyan Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu

Hastanesi’nin resmi açılışı, düzenlenen törenle gerçekleşti.

Açılış töreninde bir konuşma gerçekleştiren Yeditepe

Üniversitesi Kurucusu ve Onursal Başkanı Bedrettin

Dalan “1996 yılında Yeditepe Üniversitesi’nin kuruluşunu

takiben sağlık yatırımlarımızı önceliklendirdik. Üniversite

hastanelerimiz üzerine çalışmaya başladık. Her zaman son

teknolojiyi takip ederek yüksek kalitede sağlık hizmetini

halkımıza ulaştırmayı hedefledik. Hastanelerimizde, bizim

için her zaman ön planda olan insan sağlığı anlayışımız bu

hastanemizde de devam ediyor. Mevcut yedi şubemizde

birçok yeni teknoloji ve uygulamayı hayata geçirmiştik.

Bugün de dünya standartlarının üzerinde bir hastaneyi

ülkemize kazandırmanın gururu içerisindeyiz” dedi.

Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi’nin uluslararası

arenada da kılavuz niteliğinde bir hastane olduğunu

belirten Bedrettin Dalan, “Mikropları öldüren ve hiçbir

insan hücresine zarar vermeyen, Yeditepe Üniversitesi

Laboratuvarları’nda dünyada bir ilk olarak geliştirdiğimiz

bor esaslı molekülü, kapı kollarından yer döşemesine,

elektrik prizlerinden duvar boyalarına kadar mobilya ve

ekipmanlarımıza uygulattık” şeklinde konuştu. Hastanelerin

mikrobu sıfıra indirmek için minimum mobilya ve

dekorasyona sahip olmaları gerektiğini belirten Dalan,

“Hastanelerimizin hiçbirinde gösterişli bekleme salonları,

oymalı koltuklar, halı döşemeleri, kadife perdeler gibi

detayları göremezsiniz.

Aralık 2018


73

Çünkü bu detaylar hastanede mikrop barındırır ve

enfeksiyonu tetikler. Hastanelerimizde mikrobu

istemediğimiz için gereksiz hiçbir şeyi hastanemizde

göremezsiniz. Biliyorum ki ileride tüm hastaneler bizim

hastanelerimizi kılavuz alacak” dedi. Mikrop barındırmaması

ve kolay temizlenmesi için hastanedeki tüm köşeleri iç

bükey veya dış bükey olarak tasarladıklarını belirten Dalan

“Türkiye’de, yine bir ilk olarak Yeditepe Üniversitesi’nin her

iki hastanesinde de yıkanabilir yataklar bulunuyor. Hasta

odadan çıktıktan sonra, yatak yüksek sıcaklıkta suyla

yıkanıyor, özel bir maddeyle dezenfekte ediliyor ve yeni

hasta tertemiz yatağına geliyor. Yalnızca bu dezenfeksiyon

ve mikrobu kırma işlemi için 30 Milyon TL yatırım yaptık.

Ayrıca her iki hastanemizde de havalandırmalarda

antimikrobiyal filtreler bulunuyor.” şeklinde konuştu.

“Başarımızın temelinde araştırmaya verilen değer var”

Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Canan Aykut

Bingöl, her gün daha iyisini gerçekleştirmek üzere sağlık

alanında önemli yatırımlar gerçekleştirdiklerini belirterek

“Bugün sahip olduğumuz başarının temelinde araştırmaya

verdiğimiz önem ve topluma hizmet etme misyonumuz yer

alıyor. ‘Tıp bilimine yön veren kişileri’ açıklayan araştırmaya

göre, dünyanın ilk 100 hekimi arasında yer alan Prof. Dr.

Gazi Yaşargil, Prof. Dr. Fahrettin Keleştemur ve Prof. Dr.

Muzaffer Değertekin’in de Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri

bünyesinde yer almasından gurur duyuyoruz” dedi.

Aralık 2018


74

“Sağlıklı turizm”

Sağlık turizmi; ülkemizde bunu andığımız zaman akla ilk gelen maalesef ki

termal turizm, yani kaplıcalar. Son dönemlerde hızla yükselen bir trend olan ve

çok önemli bir turizm çeşidi haline gelen sağlık turizmi, şifa bulmak için yaşadığı

ülkeden başka bir ülkeye tedavi amacıyla gidilmesine deniyor. Tedavi için giden

kişi ise haliyle sağlık turisti oluyor.

Sağlık turizmi 3 başlık altında toplanıyor;

1. Tıp turizmi (hastaneler kısmı)

2. Termal turizm (kaplıcalar ılıcalar vs.)

3. Yaşlı ve engelli turizmi (Geriatrik tedavi merkezi veya

sosyal aktivitelerle birlikte uzun süreli konaklama)

Peki, neden insanlar kendi ülkelerinde tedavi olmak

yerine başka ülkelere tedavi olmaya gidiyor?

İlk ve en önemlisi hasta olan kişinin hayata tutunma ve

yaşama isteği, kişiyi hastalığıyla ilgili tedavi yöntemlerini

en iyi ve en hesaplı şekilde nasıl iyileşebilirim soruları

ışığında araştırmalar yapmasına itiyor. Bu araştırmalar

sonucunda kişi, elde ettiği verilerle hem görmedikleri

bir ülkeyi görmek hem de tedavi olmak fikri çok cazip

geldiğinden sağlık turisti olmaya karar verebiliyor.

Sağlık turizmi kapsamında yılda 30 milyon insanın

seyahat ettiği, sağlık harcamalarının ise yılda 500 milyar

dolar olduğu söyleniyor. Ülkemiz bu seyahat trafiğinin

içerisinde Türk Hava Yolları tarafından 120 ülke, 299

şehir ve 302 havalimanına gerçekleştirilen uçuşlar

sebebiyle ulaşımı kolay olduğu için tercih edilen en ideal

bölgelerden biri olarak görülüyor.

Geçtiğimiz günlerde sağlık turizmi kapsamında

sevindirici bir haber Sağlık Bakanlığı’ndan geldi. Bakanlık,

bugüne kadar, sağlık turizmi kapsamında turistlere

hizmet vermesi planlanan bin 700 hastanede kalite

değerlendirmesi yaparak hastanelerin yüzde 70’ine geçer

not verirken, 500 sağlık tesisine de yetki belgesi verdi.

Türkiye Sağlık Turizmi Dernekleri Federasyonu

Başkanı Dr. Tevfik Yazan sağlık turizmine dair geniş

çaplı bilgiler vererek “kaplıca” ve “sağlık turizmi”

farklarını ve sağlık turizmine dair son gelişmeleri

anlattı.

En genel anlamıyla; Tedavi amacıyla, sağlığı koruyucu

ve geliştirme amacıyla ya da rehabilite edici amaçlı,

şehirlerarası ya da ülkelerarası yapılan seyahatlerden

doğan tüm etkinliklere “Sağlık Turizmi” denilmektedir.

Sağlık turizmi; sadece tıbbi tedavi almak adına yapılan

planlı bir hareketlilik değil aynı zamanda termal sağlık

tesislerinde rehabilitasyon ve yaşlı bakım merkezlerinde

kronik hastalık takibini de kapsamaktadır.

Klasik olarak; Medikal Turizm, Termal ve SPA-Wellness

Turizmi ve Yaşlı ve Engelli Bakım Turizmi olarak 3

ana başlık altında incelenebilir.Sağlık turizmi pazarının

büyüklüğü 100 milyar $’ı aşmaktadır. Her yıl ortalama

14 milyonu aşan insan sağlık için sınır ötesi hareketlilik

yapmaktadır. Tatil ve eğlence amaçlı turistler kişi

başı ortalama 650 - 1000 $ harcama yaparken, sağlık

hizmeti talebi ile gelen sınır ötesi hastalarda kişi

başına harcamanın 6.000 – 9.000 $ arasında olduğu

bilinmektedir.Türkiye’ye gelen uluslararası hasta sayısı

her geçen yıl artmakta ve özellikle 2010 yılından sonraki

artışlar dikkat çekmektedir. 2010 yılında Türkiye’ye gelen

uluslararası hasta sayısı 110.000 civarında iken 2016

yılında bu sayı 500.000 seviyelerini geçmiştir. Fakat

gerek coğrafi konumu ve kültürel yapısı, gerekse de

ekonomik ve sağlık sektörü kapasitesine göre Türkiye’nin

sağlık turizmi alanında dünya pazarında istediği yeri elde

ettiği söylenemez.

Sağlık Turizminin Türkiye’nin ödemeler dengesindeki cari

açığına çok önemli bir destek kaynağı olacağı aşikârdır.

Türkiye’nin ihracata dayalı teknolojik ürün üretimi için

ürün satış değerinin %80’i civarında ithal ürün bağımlılığı

varken, sağlık temalı hizmet ihracatında bu oran %20

’ler civarına düşmektedir yani her 100 liralık sağlık

turizmi gelirinin, 80 lirası ülkemiz için net kazanımdır.

DSÖ verilerine göre çoğu gelişmiş ve gelişmekte olan

ülkelere kıyasla Türkiye’de sağlık hizmetleri daha az

maliyetli durumdadır. Hem fiyatlar hem bekleme süreleri

hem de sağlık teknolojileri açısından Türkiye tüm dünya

için sağlık hizmeti alma amaçlı ziyarette ilk akla gelecek

ülkelerden biridir. Zira son 15 yılda hem kamu, hem de

özel sektörde sağlık alt yapısını ciddi olarak tamamladığı,

kalite standartlarının gitgide arttığı ve geliştiği

görülmüştür. Dünya rekabet ortamında bir söz sahibi

olan sağlık sistemimizin devlet güvenilirliği ve hizmet

kalitesi yönünden dünya çapında önemli bir yeri vardır.

Aralık 2018


75

VISA ve Oxford

Economics’in yaptıkları

bir incelemeye göre;

medikal turizm eğilimleri

ile ilgili ilginç görüşler

ileri sürülmüştür; 2018 de

medikal turizm endüstrisinin

büyüklüğü yılda 14 milyon

sağlık turisti ve bunların

toplam 500 milyar doları

aşan harcamaları olması

beklenmektedir. Bu değer

her yıl %25 oranında

artarak,2025 yılında dünya

nüfusunun yaklaşık %3-4

ü sağlık nedenleriyle

ilgili olarak uluslararası

seyahat edecek ve yılda

3 trilyon dolar bu amaçla

harcanacaktır.

Sektörün gittikçe artan önemine binaen,10. Kalkınma

planına alınarak bir devlet politikası haline getirilmiştir.

SATURK kurularak, sektörün kamu-özel, STK’lar olmak

üzere tüm paydaşları bir araya getirilerek çalıştaylar,

sektörün ihtiyaç duyduğu yönetmelik çalışmaları

yapılmıştır. Ülkemizde sağlık turizmi ile ilgili resmi ilk

yapılanma sağlık bakanlığı yapısı altında sağlık turizmi

birimi kurulması ile başlamıştır.

Sağlık Turizmi Koordinasyon Kurulu (SATURK) 6

Şubat 2015 tarihli başbakanlık genelgesi ile kurulmuş

ve genelge 7 Şubat 2015 tarih ve 29260 sayılı resmi

gazetede yayınlanmıştır. SATURK altında 3 çalışma

grubunun kurulması kararlaştırılmıştır.

1. Mevzuat ve Akreditasyon Çalışma Grubu

2. Eğitim ve Planlama Çalışma Grubu

3. Uluslararası Tanıtım, Pazarlama ve Fiyatlandırma

Çalışma Grubu

Ayrıca bu hususta 23.07.2013 tarihli ve 25541 sayılı

Bakan Onayı ile yürürlüğe konulan yönergenin amacı;

Ülkemize yurt dışından gelen uluslararası hastalar ile

turistlere, kamu ve özel sağlık kuruluşlarında sunulacak

sağlık hizmetlerinin usul ve esaslarının belirlenmesidir.

Bildiğiniz gibi geçtiğimiz aylarda da, Sağlık bakanlığımız

UHSAŞ (Uluslararası Sağlık hizmetleri AŞ)’ı kurmuştur.

Sektörde tanıtım, pazarlama, yönetmelikler, kalite, fiyat

politikaları gibi önemli konularda bir standardizasyon

getireceğini düşündüğümüz bu gelişmeyi çok

önemsiyoruz ve başta Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın

Sağlık Bakanımız olmak üzere emeği geçen herkese

teşekkür ederiz. Sektörle ilgili olarak, ülkemizin dört bir

tarafını temsil eden, öncelikli amacı ve kırmızı çizgisi

memleket sevdası ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin

menfaatleri doğrultusunda olan bölgesel derneklerimizin

bir araya gelerek, globalleşen dünyada stratejik bir

sektör haline gelen sağlık turizminde, ülkemizin de

hak ettiği payı alabilmesi ve konulan 2023, 2053, 2071

hedeflerine ulaşabilmesi için “Hiç birimiz hepimiz kadar

iyi olamayız” sloganıyla elimizden gelenin en iyisini

yapmak için kurduğumuz TURSAF (Türkiye Sağlık

Turizm Dernekleri Federasyonu) olarak, bu kapsamda

her türlü işbirliği, katkı ve göreve hazır olduğumuzu da

belirtmek isterim.

Artık oluşturduğu bütçe ve katma değeri, avantajları

dikkate alındığında, sağlık turizmini de, savunma

sanayi kadar olmasa da, ben “Stratejik” bir sektör

olarak tanımlıyorum. Konunun önemine binaen Sayın

Cumhurbaşkanımız da, 2023 hedefleri arasında, sağlık

turizmi ile ilgili olarak da “En az 2 milyon sağlık turisti

ve en az 20 milyar dolar gelir” hedefi koymuştur. Kamu,

özel ilgili kuruluşlar ve STK’larda bu bilinçle, ülkemizin

dünyadaki bu pastadan hak ettiği payı alabilmesi için

çalışmaktadırlar. Tahmini olarak 2018 sonu itibariyle de

1 milyon sağlık turisti ve 5 milyar dolar gelir elde edilmiş

olacak.

Sağlık turizminin avantajları şu şekilde

sıralanmaktadır.

* Sağlık Turizmi gelirlerinin, ülkelerin ekonomik refahına

katkısı,

* Ülkeler arası bilgi paylaşımı ve stratejik ortaklıkların

gelişmesi,

* Teknoloji ve bilgi paylaşımına katkı,

* Hasta memnuniyetini arttırması,

* Bekleme sürelerinin azalması,

* Kişiye özel hizmet alabilme,

Aralık 2018


76

Türkiye’de sağlık turizminin yapılmasının avantajlı

yönleri ise;

* Hastanelerin alt yapıları ve donanımlarının yüksek kalitede

olması,

*Kısa bekleme ve randevu sürelerinin olması,

* Hekimlerin eğitim ve deneyim düzeyinin batı ülkeleri

standartlarında olması,

* Fiyatların avantajlı olması,

* Coğrafi konum ve geleneksel turizm çekicilikleri ve iklim

koşullarına sahip olması,

* Türkiye’nin termal kaynakların zenginliği ( Avrupa’da birinci

sıradadır.)

* Turizmde belirli bir kaliteye ulaşılmış olması sayılabilir.

(Tesis, hizmet kalitesi, yetişmiş insan gücü, vb.)

*Tüm dünya destinasyonları üzerinden ulaşılabilir olması

(4 saatlik uçuş mesafesinde yaklaşık 1,5 milyar insana

ulaşılabilmektedir) ve dünyada söz sahibi olan ulusal hava

yollarımızın olması.

katkı sağlamak istedik. Oluşturulacak olan bu konseyde;

sağlık turizmi alanında gelişmiş ve kendini ispat etmiş yeterli

teknik, bilgi ve insan kaynağı alt yapısına sahip İslam ülkeleri

ile diğer İslam Ülkeleri’nin birbirine entegre olmasını, hasta

hareketliliğinin sağlanmasını ve sosyal sağlık projeleri ile

sağlık turizmi politikalarının hükümet ve devlet politikaları

ile desteklenerek ikili iş birliklerinin ülkeler nezdinde

artırılması amaçlanmaktadır. 56 farklı İslam ülkesinden,

300 farklı kişi ile 2000 civarı b2b görüşmeler yapılmıştır.

Farklı salonlarda yapılan oturumlarla, konunun akademik

boyutuyla da incelenme fırsatı bulunmuştur. Medikal Turizm

Grubu, Termal, yaşlı ve engelli, kalite ve akreditasyon,

uluslararası işbirliği ve yardım, mevzuat ve uluslararası sağlık

hukuku, helal sağlık turizmi ve helal sağlık sigortası, seyahat

acenteleri ve aracı kuruluşlar gibi çalışma alt grupları

oluşturulmuştur.

Uluslararası İslam Dünyası

Sağlık Turizmi Konseyi

7-11 Kasım tarihlerinde, Antalya’da,

federasyonumuza bağlı, Alanya

Sağlık Turizmi Derneği ve

Uluslararası Antalya Sağlık

Turizmi Dernekleri ev sahipliğinde

düzenlenen “Uluslararası İslam

Dünyası Sağlık Turizmi Konseyi”

çalışması ile; Dünya İslam ülke ve

topluluklarını bir araya getirerek,

bu alandaki hasta akışını ülkemize

çekerek, bunun planlamasının

yapılacağı ve aynı zamanda

ülkelerinden hasta gönderecek

doğru karar vericilerle, ülkemizdeki

sektör temsilcilerinin bir araya

getirilmesi ve bu alanda yapılacak

görüşmelerle sağlık turizminde

İslam Ülkelerinde işbirliğini

artırarak, lider ülke olma hedefimize

Aralık 2018


78

Op. Dr. Fevzi Akkan, Op. Dr. Akkan, Dr. Frederick Banting

Dünyagöz

“Diyabete

Dikkat Et

Görmeye

Devam Et”

Semineri’ni

gerçekleştirdi

Her yıl Kasım ayında kutlanan Dünya

Diyabet Günü kapsamında, Dünyagöz

Vakfı tarafından ‘Diyabete Dikkat

Et Görmeye Devam Et’ Semineri

düzenlendi. Türkiye’de milyonlarca

kişinin sağlığını etkileyen diyabet

rahatsızlığına dikkat çekmek amacıyla

düzenlenen seminer, 14 Kasım tarihinde

şef-yazar Aydan Üstkanat’ın katılımıyla

Beşiktaş Belediyesi Akatlar Kültür

Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Dünyagöz

conducted

“Manage

diabetes and

protect your

vision” Seminar

Within the scope of World Diabetes

Day, which is celebrated in November

every year, “Diyabete Dikkat Et

Görmeye Devam Et” (Manage diabetes

and protect your vision) Seminar was

organized by Dünyagöz Foundation.

The seminar was organized to draw

attention to diabetes health condition

affecting millions of people in Turkey

with the participation of chef-author of

the Aydan Ustkanat, on November 14,

was held at the Besiktas Municipality

Akatlar Cultural Center.

Aralık 2018


79

Diyabet hastalığı konusunda önemli çalışmalara imza

atan ve insülinin bulucularından biri olan Dr. Frederick

Banting’in doğum günü 14 Kasım’da kutlanan Dünya

Diyabet Günü kapsamında, Dünyagöz Vakfı tarafından

‘Diyabete Dikkat Et Görmeye Devam Et’ Semineri düzenlendi.

21. yüzyılın en önemli ve en yaygın sağlık sorunlarının başında

gelen diyabet ile ilgili bilincin arttırılması için Beşiktaş

Belediyesi Akatlar Kültür Merkezi’nde düzenlenen seminerde

uzmanlar hikayelerini paylaştı.

Beşiktaş Belediyesi Akatlar Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen

“Diyabete Dikkat Et Görmeye Devam Et” Semineri, Dünyagöz

Etiler’den Op. Dr. Fevzi Akkan’ın ‘Diyabetin Göze Etkisi’

başlıklı konuşması ile başladı. Diyabet rahatsızlığının

gözlerde oluşturabileceği olumsuz etkiler ve rahatsızlıklar

hakkında sunum yapan Op. Dr. Akkan, diyabet hastalığının

retinadaki kılcal damarları bozduğunu ve görme kayıplara yol

açabileceğini aktardı.

Seminer, “şekerSİZ” kitabının yazarı şef Aydan Üstkanat’ın

“ŞekerSİZ Daha Güzelim” oturumu ile devam etti. Doğru ve

sağlıklı beslenmenin ipuçlarını paylaşan şef-yazar Üstkanat,

geçirdiği reaktif hipoglisemi hastalığı ile nasıl mücadele ettiğini

ve doğru beslenmenin püf noktalarını izleyicilerle paylaştı.

“Diyabete Dikkat Et Görmeye Devam Et” Semineri, oturumların

ardından gerçekleştirilen soru-cevap bölümüyle son buldu.

November 14th was chosen for World Diabetes

Day to honour Sir Frederick Banting, whose

discovery of insulin along with Charles Best

and the rest of his research team, made it possible to

help people with diabetes lead more fulfilling lives.

The seminar was organized by Dünyagöz Foundation

in order to raise awareness about diabetes, which is

one of the most important and most common health

problems of the 21st century, experts shared their

stories in the seminar held in Akatlar Cultural Center of

Besiktas Municipality.

Op. Dr. Fevzi Akkan, Dunyagoz Etiler, started his speech

with the title ’The Effect of Diabetes on the Eye”. Dr.

Akkan who presents presentations about the negative

effects and discomforts of diabetes in eyes and informs

that diabetes disease of the retina in the capillaries can

lead vision loss.

The seminar continued with “I’m More Beautiful

without sugar” session of Aydan Üstkanat, editor of

“ŞekerSİZ” book. She shared her clues about the right

and healthy diet, with the audience how she struggles

with the disease reactive hypoglycemia and the tricks

of proper nutrition.

The seminar ended with a question-answer session.

Aralık 2018


HUMIRA’nın yeni

formülasyonuyla

daha ağrısız

enjeksiyon

AbbVie’nin Anti-TNF Grubu Biyolojik

İlacı HUMIRA (adalimumab)’nın

enjeksiyon yeri ağrısını azaltmak üzere

tasarlanan yeni formu HUMIRA®

40mg/0.4ml (adalimumab) Türkiye’de

hastaların hizmetine sunuldu.

• Yeni sitratsız HUMIRA 40mg/0.4ml ile daha ağrısız

enjeksiyon

Global biyofarma şirketi AbbVie, bugün enjeksiyon yeri

ağrısını azaltarak hasta deneyimini iyileştirmek üzere

tasarlanan HUMIRA® 40 mg/0.4 ml’nin lansmanını duyurdu.

Yeni formülasyon aynı etken madde adalimumabı içerirken,

sitrat tamponu ile diğer inaktifbileşenleri içermiyor.

AbbVie, teknolojide sağlanan ilerlemeler sayesinde

adalimumabın terapötik etkililiğinde herhangi bir değişiklik

yapmadan, enjeksiyonda iritan olarak bilinen sitratı tamamen

çıkardı. HUMIRA 40 mg/0.4ml ile enjeksiyondan hemen

sonra hissedilen ağrı, güncel HUMIRA’ya oranla yüzde 84

oranında, önemli ölçüde azalttığını açıkladı.1

AbbVie Türkiye Medikal Direktörü Dr. Mahmut Gücük;

“HUMIRA 40 mg/0.4 ml, hekimlerin ve hastaların son

15 yılda HUMIRA ile gördüğü güvenlilik ve etkililik profili

değişmeden, enjeksiyon yeri ağrısında önemli bir azalma

sağlayacak” dedi. “HUMIRA ile hasta deneyimini geliştirmeye

devam ederken, immünolojide yenilik yapma taahhüdümüzü

sürdürüyor ve çeşitli platform teknolojileriyle hastalara ek

yarar sağlayacak teknoloji ve cihazları araştırmaya devam

ediyoruz.”HUMIRA sitratsız formülasyon için yapılan iki klinik

çalışmanın her birinde orta ile şiddetli aktif romatoid artriti

bulunan 60 yetişkin hasta incelenerek hastalar randomize

edildikten sonra tek doz HUMIRA 40 mg/0.8 ml veya

HUMIRA 40 mg/0.4 ml ve ardından bir sonraki doz için diğer

tedaviyle tek bir enjeksiyon uygulandı. Her iki çapraz geçişli

çalışmanın birleştirilmiş analizi, HUMIRA 40 mg/0.8 ml ile

HUMIRA 40 mg/0.4 ml uygulamalarının hemen ardından,

enjeksiyon yeri ağrısında istatistiki olarak fark gösterdi.

(ortalama görsel analog skalası (VAS) 3,7 cm’e karşı 1,2 cm;

P


82

Berko İlaç, üretim tesislerinin

üçüncü fazını açtı

Otuz yılı aşkın

süredir “Sağlıklı

Yarınlara”

vizyonuyla insan

sağlığı için üretmeye

ve çalışmaya devam

eden, ilaç sektöründe

güçlü bir marka

olan Berko İlaç,

Sultanbeyli’deki üretim tesislerinin üçüncü fazının açılışı gerçekleştirildi.

Türkiye’nin önde gelen ilaç firmalarından Berko İlaç,

üretim tesisinin üçüncü fazı için kurdele kesti. Hizmete

alınan bu faz ile birlikte ilaç sektöründe yerelleşme

adımları hızlanması amaçlanıyor. Tesisin içinde bulunan

T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onaylı Ar-Ge merkezinde

milli ilaç seferberliğine büyük katkılar sağlanacak. İstanbul

Sultanbeyli’de bulunan Berko İlaç Üretim Tesisleri’nin

üçüncü fazının açılış töreni, Cumhurbaşkanlığı Sağlık ve

Gıda Politikaları Kurulu Üyesi ve İVEK Vakfı Mütevelli

Heyet Başkanı Prof. Dr. Necdet Ünüvar, SGK Eski Başkan

Yardımcısı ve İVEK Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi Dr. Mustafa

Kuruca, İVEK Vakfı Mütevelli Heyet Başkan Yardımcısı Ecz.

Mehmet Domaç, Türkiye İlaç Sanayi Derneği Başkanı Cengiz

Celayir, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Dr. Hakkı

Gürsöz, Sultanbeyli Kaymakamı Metin Kubilay gibi önemli

isimlerin katılımıyla gerçekleştirildi.

Aralık 2018


83

Milli ilaca destek çağrısında bulunuldu

Açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanlığı Sağlık ve

Gıda Politikaları Kurulu Üyesi Prof. Dr. Necdet Ünüvar,

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın verin çağrısında

bulundu. Bugün Sultanbeyli’de Berko İlaç çok önemli

bir tesisi hizmete alıyor. Bu hem sağlık sektörüne, hem

istihdama, hem de ülkemizin ihracatına çok ciddi katkı

sağlayacak bir alan. Vatandaşımızın sağlık hizmetlerine

memnuniyetini de arttıracak önemli bir girişim. Berat Beran’ı

gönülden kutluyorum.” açıklamalarında bulundu.

Yerli ilaç sanayimize destek verilmeli

Türkiye’de ilaç sanayisinin bir yere gelmesi için mutlaka yerli

ilaç sanayiye güç verilmesi gerektiğini söyleyen Berko İlaç

Yönetim Kurulu Başkanı Ecz. Berat Beran, “Kendi çabalarımla

dünyanın birçok ülkesine ürün satıyorum;

ABD, Kanada ve Hong Kong’a gidiyorum, ama bu yeterli

değildir; Türkiye ilaç sanayi artık dünya ülkelerinde ve Afrika

gibi destinasyonlarda fabrikalar kurmalı.” açıklamalarında

bulundu.

Bugün gurur duyacağımız bir ilaç sanayimiz var

Türkiye’de 1980’den sonra yerli sanayinin çok iyi fiyat aldığını

söyleyen Beran, “Yerli sanayimiz o parayı gerçekten sanayiye

yatırdı. Bugün gurur duyacağımız bir ilaç sanayimiz var. Bu

sebeple devletimiz sanayiye ayrıcalıklı yaklaşmalı. Bizlerin

farkına varmalı, görmeli. Ben hayatımda, ilaçtan başka hiçbir

iş ve yatırım yapmadım.

Neyim var neyim yoksa bu üç binadır. Kendi gelir seviyeme

göre bir hayatım, bir yaşantım yok. Bugün burada benim

çocukluk arkadaşlarım, en büyük dostlarım, eskiden beri beni

tanıyan benle beraber eczanemde mücadele veren kalfam ve

oğlu var. Onlar, benim en büyük dostlarım. Ne çektiğimi en

iyi onlar bilir, bana diyorlar ki; ‘Berat Bey nihayet başardın’,

başardım başardım ama hala başaracak önümüzde uzun bir

yol var.” dedi.

Tesiste üretilecek olan ürünler, dünya pazarına ihraç

edilecek

Açılan tesisin Türkiye’deki ilaç üretim kapasitesine anlamlı

bir katkı olacağını söyleyen Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz

Kurumu Başkanı Dr. Hakkı Gürsöz ise “Burada üretilen

ürünlerle ülkemizde üretilen imal ürünlerin payı daha da

artacak. Bir önemli adımın ise, ihracat noktasında olacağını

ümit ediyoruz. Tesiste üretilecek olan ürünler, dünya

pazarına ihraç edilecek. Bu firmamız girişimci ve yenilikçi

bir ruhla hareket eden bir firma… İnanıyorum ki birçok

yeni ürün burada hayat bulacak ve insanımızın istifadesine

burada sunulacak. Hem Türkiye, hem firma adına önemli

bir yatırım olan bu fabrika şimdiden hepimiz için hayırlı

uğurlu olsun.” ifadelerini kullandı. Tesisin üçüncü fazının

faaliyete geçmesiyle Berko İlaç, yıllık 82 milyon kutu

üretim kapasitesine kavuştu. Türkiye ilaç pazarının güçlü bir

oyuncusu olan Berko İlaç, dünya markası olma vizyonuyla

başta ABD ve Kanada olmak üzere 14 ülkeye ihracat yapıyor.

Hizmete alınan bu fazla beraber üretimin, istihdamın ve

ihracatın arttırılması hedefleniyor.

Aralık 2018


84

Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü Uyarıyor;

“Koah dünyada

dördüncü ölüm nedeni”

Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü, tüm dünyada önemli bir halk sağlığı sorunu

olan KOAH ile ilgili farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenen Dünya KOAH

Günü’nde hastalıkla ilgili çarpıcı bilgilere dikkat çekiyor. Dünya genelinde

dördüncü en sık ölüm nedeni olan Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı’nın

(KOAH) 2020 yılında üçüncü sıraya yükselmesi bekleniyor.

Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü, dünya genelinde

dördüncü en sık ölüm nedeni olan KOAH’ın 2020 yılında

üçüncü sıraya yükseleceğine dikkat çekiyor. Yapılan

açıklamada, KOAH’ın dünya genelinde sadece 2012 yılında

tüm ölümler içerisindeki payının %6 olduğu ve 3 milyon insanın

ölümüne neden olduğu belirtiliyor.

2002 yılından bu yana her yıl Kasım ayında Obstrüktif Akciğer

Hastalıkları Küresel Girişimi (Global Initiative of Obstructive

Lung Diseases – GOLD) önderliğinde dünya genelinde KOAH

günü etkinlikleri düzenleniyor. “Hiçbir Zaman Erken Değil - Hiçbir

Zaman Geç Değil” sloganı ile düzenlenen etkinliklerde, KOAH

tanısı konulması veya şüphelenilmesi için erken olmadığı ve KOAH

tanısı koyulan hastaların tedavisi için geç kalınmadığı vurgulanıyor.

Yapılan açıklamada, çoğunlukla sigara kullanım hikâyesi olan

veya sigara içmekte olan 40 yaş ve üzeri erişkinlerde görülen

Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı’na bağlı zararların, toplumun

yaş ortalaması ve risk faktörlerine maruz kalma nedeniyle,

önümüzdeki on yıllar içinde artacağına dikkat çekiliyor.

KOAH için, başta sigara olmak üzere tütün ve tütün mamullerinin

kullanılması en büyük risk faktörü olarak başı çekiyor. Zararlı gaz

ve partikül maruziyeti sonucu akciğerlerde kalıcı olarak hava akımı

kısıtlılığı gelişiyor. Nefes darlığı, balgamlı veya balgamsız öksürük

gibi belirtilerle kendini gösteren KOAH, alevlenme olarak tabir

edilen akciğer fonksiyonlarında ve hastanın genel durumunda ani

olarak meydana gelen kötüleşmeler ile seyreden uzun süreli bir

hastalık. Alevlenmeler hastanın tedavisi ve hastalığın gidişatı için

olumsuz etki oluşturabiliyor.

Çoğu KOAH tanılı hastada aynı zamanda başka hastalıklar da

görülebiliyor. Bunların başlıcaları kalp damar sistemi hastalıkları,

iskelet kası fonksiyon bozuklukları, metabolik sendrom,

osteoporoz (kemik erimesi), depresyon, anksiyete ve akciğer

kanseridir.

Abdi İbrahim Medical Director points out that COPD, the fourth

most common cause of death in the world, will increase to

third place in 2020. In a press release it was stated that COPD

constitutes 6% of all deaths in the world and caused the death

of 3 million people.

Since 2002, COPD day activities are organized worldwide in

November, under the leadership of the Global Initiative of

Obstructive Lung Diseases (GOLD). In the events organized

under the motto “Never too early - Never too late”, it is

emphasized that it is not too early for the diagnosis or suspicion

of COPD and that it is not too late for the treatment of patients

diagnosed with COPD.

According to the statement, it is pointed out that the damages

due to Chronic Obstructive Pulmonary Disease in adults aged

40 years and older who mostly have a smoking history or are

smokers will increase over the next decades due to the age

average and exposure to risk factors.

For COPD, the use of tobacco and tobacco products, especially

cigarettes, is the biggest risk factor. As a result of exposure

to harmful gas and particles, persistent airflow limitation is

developed in the lungs. COPD, manifested

by symptoms such as shortness of breath,

productive or non-productive cough is a longterm

disease characterized by worsening of lung

function and general condition of the patient

expressed as exacerbation. Exacerbations can

have a negative impact on the treatment of the

patient and the course of the disease.

Most patients with COPD can also have other

diseases. Most of these are cardiovascular

system diseases, skeletal muscle dysfunction,

metabolic syndrome, osteoporosis, depression,

anxiety and lung cancer.

Aralık 2018


85

Medical Directorate of Abdi Ibrahim warns:

“Copd is the fourth cause of

death in the world”

The Abdi İbrahim Medical Directorate draws attention to striking information

about the disease on World COPD Day, which is organized to raise awareness about

COPD, an important public health problem all over the world. Chronic Obstructive

Pulmonary Disease (COPD), the fourth most common cause of death worldwide, is

expected to rise to third place in 2020.

Avrupa’da Solunum Sistemi Hastalıkları Maliyetlerinin %56’sı

KOAH.KOAH’ın toplum için ciddi bir sosyal ve ekonomik yük

oluşturduğunu belirten Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü,

maliyetlerin büyük kısmının alevlenmeler ve sonuçlarına bağlı

olarak oluştuğunu belirtiyor. Sadece Avrupa Birliği’nde tüm

sağlık harcamalarının içerisinde %6’lık pay solunum sistemi

hastalıklarına bağlı oluşuyor. Bu solunum sistemi hastalıkları

maliyetlerinin ise %56’sı KOAH nedeni ile gelişiyor.

KOAH tanısı için solunum fonksiyon testinin ardından tanı

konuluyor ve hastalar şikayetleri, bulgularının ağırlığı ve aynı

zamanda alevlenme durumlarının sıklığına göre 4 kategoriye

ayrılıyor. Bu kategorizasyonun ardından hastaya uygun olan

tedaviye başlanıyor. Başlıca tedavi yöntemi hastanın rahat

kullanabileceği ve uyum göstereceği bir inhaler cihaz yardımı ile

verilen ilaç tedavisi. Bunun için nefes ile akciğerlere ilaç etken

maddelerini ulaştıran inhaler cihazlar tercih ediliyor. Hastaların,

hekimleri tarafından reçete edilen tedaviye uyum göstermeleri

tedavi süreci için büyük önem taşıyor. Tedavisini düzenli bir

şekilde alan bir hastanın gidişatı tedavi uyumu

olmayan bir hastaya göre çok daha olumlu

olacaktır. Düzenli Tedavi, Hastalığın Gidişatı İçin

Büyük Önem Taşıyor. KOAH tedavisinde hekim

ile hastanın kuracağı diyalog, hastanın hastalığı

hakkındaki farkındalık düzeyi, ilaç tedavisinin

doğru ve düzenli bir şekilde uygulanması, düzenli

takipler ile hastalığın gidişatının kontrolü için

büyük önem taşıyor. Abdi İbrahim Medikal

Direktörlüğü, uygun tedavi ile KOAH hastalarının,

hastalıklarının gidişatı ve yaşam kalitelerinde

olumlu sonuçlar alabileceğini belirtiyor.

In Europe, COPD constitutes 56% of Respiratory System

Diseases CostsStating that COPD is a serious social and

economic burden for the community, Medical Directorate

of Abdi İbrahim states that the large part of the costs are

due to exacerbations and its consequences. 6% of all health

expenditures in European Union are for respiratory diseases.

COPD constitutes 56% of these respiratory system diseases

costs.The diagnosis of COPD is based on the respiratory function

test and the patients are divided into 4 categories according to

their complaints, the severity of their findings and the frequency

of exacerbations. After this categorization, the appropriate

treatment is started. The main treatment method is medication

given by an inhaler device which is easy to use and comply by

the patient. Inhaler devices are preferred to deliver the active

pharmaceutical ingredient to the lungs through inhalation.

Patients’ compliance with the treatment prescribed by their

physicians is crucial for the treatment process. The course of a

patient who receives his treatment regularly will be much more

favorable than a non-complaint patient.

Regular treatment is of great importance for the course of

the diseaseIn the treatment of COPD, the dialog established

between the physician and the patient, patient’s level of

awareness about the disease, the correct and regular

administration of mediacation, regular follow-up and control

of the course of the disease is of great importance. Medical

Directorate of Abdi Ibrahim states that COPD patients may

obtain positive results in the course of their disease and their

quality of life with appropriate treatment.

Aralık 2018


86 Article

Novartis Türkiye,

yerel üretime

onkoloji alanındaki

ürünü ile devam

ediyor!

Novartis Turkey, to its

localproduction,

continues with

products in the

field of oncology!

• Novartis Türkiye, global ölçekte önemli

bir üretim noktası olarak ülkemizin

yerelleşme politikaları ile paralel biçimde

ilaç üretiminde lokalizasyonu destekleyerek

bu alanda öncülük edecek çalışmaları

sürdürüyor.

• Yerel üretim stratejisi doğrultusunda 2014

yılından bu yana çalışmalarını sürdüren

Novartis Türkiye, Kronik Miyeloid Lösemi

alanında devrim oluşturan ilacın yerli

üretiminin yanı sıra 2019 yılı Ağustos

ayında 2 yeni yerli ürünü pazara sunmayı

planladıklarını belirtti.

• Novartis Turkey, as an important point

of production on a global scale in parallel

with our country’s decentralization policy

by supporting the localization of drug

production continues to work which is

going to be leading in this area.

•Novartis Turkey, has been working since

2014 in line with local production strategy.

In addition to the domestic production of

the drug, which has revolutionized the field

of chronic myeloid leukemia, said that they

are planning to introduce 2 new domestic

products to the market in August 2019.

Aralık 2018


87

Novartis İlaç, Novartis Onkoloji, Sandoz İlaç ve Alcon

olarak 4 divizyon ve üretim tesisleri ile 60 yıldan fazla

süredir Türkiye’de faaliyet gösteren Novartis Grup;

Türkiye’deki tesislerinde ürettiği katma değeri yüksek

ilaçlarla Türkiye’nin yüksek teknolojili üretimine katkı

sağlıyor. Novartis Türkiye global ölçekte önemli bir üretim

noktası olarak, ülkemizin yerelleşme politikaları ile paralel

biçimde ilaç üretiminde lokalizasyonu destekleyerek bu

alanda öncülük edecek çalışmaları sürdürüyor.

Novartis Group who is being operating production facilities in

Turkey with Novartis Pharmaceuticals, Novartis Oncology,

Sandoz Pharmaceuticals and Alcon as 4 division and more

than 60 years; contributes to Turkey’s high-tech medication

production with its enterprises in Turkey producing an added

value.Novartis Turkey as an important point of production on a

global scale, in parallel with the country’s decentralization policy

in this area by supporting the localization of drug production

continues works which will be leading as well.

“Son 10 yılda gerçekleştirdiğimiz 1,5 milyar dolarla

Türkiye’nin en çok ilaç ihracatı yapan firmasıyız”

Sağlık hizmetleri alanında dünyanın lider ilaç şirketlerinden

biri olarak, 60 yıldır yatırımlarıyla Türkiye’ye bağlılığını

sürdürdüklerini belirten Novartis Grup Türkiye Başkanı

ve Sandoz Türkiye Genel Müdürü Dr. Altan Demirdere

‘Üretim tesislerimizden 2017’de 130 milyon dolar ihracat

gerçekleştirdik. Son 10 yılda gerçekleştirdiğimiz toplam

1,5 milyar dolarla Türkiye’nin en çok ilaç ihracatı yapan

firması olduk. Klinik araştırmalarda sektörde öncülük

ederek 2017’de 114 klinik çalışmaya yaklaşık 60 milyon

dolar yatırım yaptık. Tüm bunlar global bir şirket olarak

Türkiye’nin genç ve dinamik nüfusuna, pazarına duyduğu

güvenin en önemli göstergesi.

Dolayısıyla Novartis olarak, yatırımlarımızı artırarak

Türkiye’deki varlığımızı güçlendirmeye devam edeceğiz.

Bu kapsamda devletimizin yerel üretim alanındaki

stratejilerine paralel şekilde çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Hastaların hayatlarında fark oluşturacak ilaçlarımızla ve

yatırımlarımızla Türk insanına bağlılığımızı sürdüreceğiz.’

dedi.

Onkoloji alanındaki ilk yerli ürün pazara sunuldu

Milli ekonomiyi yerelleştirme noktasında ülke ekonomisine

katkı sağlama hedefiyle ilerleyen Novartis Onkoloji ise,

grubun stratejileri ile paralel olarak yerel üretim alanındaki

çalışmalarını hızla sürdürüyor.2014 yılından itibaren yerel

üretim çalışmalarını sürdüren Novartis Onkoloji Türkiye, bu

alandaki başarılı sonuçlara imza atıyor. Novartis Onkoloji

Türkiye Genel Müdürü Pınar Üstündağ, bu çalışmalarının

neticesinde onkoloji portföyünde pazara verilen, Kronik

Miyeloid Lösemi alanında devrim açmış olan ilacın yerli

olarak üretilmeye başlandığını ve geçtiğimiz aylarda

hastalarla buluştuğunu vurguladı. Üstündağ, “Novartis

Onkoloji Türkiye olarak, ülkemizin yerel üretim konusundaki

hedeflerine ve politikalarına sürdürülebilir katkı sağlamak

amacıyla yerel üretim konusundaki planlamalarımızı 2014

yılından bu yana sürdürüyor; bu alanda öncü olmanın

gururunu ve mutluluğunu yaşıyoruz. Kurtköy üretim

tesislerinde ilk yerli üretilen ilacımız dışında 2 yeni yerli

üretilecek ilacımızı daha 2019 yılının Ağustos ayında

hastalarla buluşturmayı planlıyoruz” dedi.

With the 1.5 billion dollars that we have realized in the last

10 years, we are the Turkey’s largest drug company in the

exporting

Novartis Group Turkey President and General Manager of

Sandoz Turkey Dr. Altan Demirdere the field of health care as

one of the world’s leading pharmaceutical companies, said that

in they have remained committed to its investments in Turkey

for 60 years and he continued. “In 2017, we made exports of

130 million dollars from our production facilities. We have a

total of 1.5 billion dollars, the company that makes Turkey’s top

pharmaceutical exports have realized in the last 10 years. We

have invested approximately 60 million dollars in 114 clinical

studies in 2017, pioneering the sector in clinical research. All

this, as a global company, It is the most important indicator

that shows our confidence for Turkey’s young and dynamic

population, and in the market as well. Therefore, as Novartis,

by increasing our investment will continue to strengthen our

presence in Turkey. In this context, we continue to work in line

with the strategies of our state in the field of local production.

We will continue our commitment to the Turkish people with

our medicines and investments that will make a difference in

patients’ lives.” He said.

The first domestic product in the field of oncology has

launched

Novartis Oncology, which aims to contribute to the national

economy at the point of localizing the national economy,

continues its efforts in the local production field in parallel with

the group’s strategies.

Novartis Oncology Turkey that continues the work of local

production since 2014, achieves successful results in this area.

Turkey General Manager of Novartis Oncology Pinar Üstündağ,

as a result of this work said that the drug, which was launched

on the market in its oncology portfolio and opened a revolution

in the field of Chronic Myeloid Leukemia, was started to be

produced locally. And stressed that the drug has met with the

patients in the past months. Üstündağ has said that “As Novartis

Oncology Turkey, our planning on sustainable local production

in order to contribute to the goals and policy on local production

are continuing since 2014. We are proud of being a pioneer in

this field. In Kurtköy production facilities, we plan to bring 2 new

domestic medicines to our patients, in August 2019, in addition

to our first domestic medication productions.” She said.

Aralık 2018


88

Aralık 2018


Aralık 2018

89


90

Medical experts

once again

were “spoiled

for choice” at

MEDICA and

COMPAMED

Sağlık Sektörü

Uzmanları

bir kez daha

MEDICA ve

COMPAMED

’de “seçim için

şımartıldı”

Dünya çapında benzersiz birçok konu

ve teklif kapsamı – Dijitalleşme dalgası,

adeta yeniliklerden oluşan bir sele

dönüştü.

A scope of topics and offers that is

unique worldwide – Digitalisation wave

causes a flood of innovations.

Aralık 2018


91

Duesseldorf’ta düzenlenen ve dünyanın en

büyük medikal ticaret fuarı olan MEDICA

ile yine dünyanın en büyük uluslararası

lider tedarikçi fuarı olan COMPAMED’de

işlenen konu başlıkları düşünüldüğünde

bir araya gelen tüm uluslararası sağlık

hizmetleri endüstrisi kanaat önderleri seçim

yapabilmeleri adına adeta şımartıldılar.

Dört gün boyunca devam eden fuar, yaklaşık

120.000 ziyaretçi ile (takribi 155 ülke ve

3%2’lik bir uluslararası katılım payı ile) daha

önce hiç olmadığı kadar yoğun ve uluslararası katılımı fazla

bir şekilde gerçekleşti.

12–15 Kasım 2018 tarihleri arasında gerçekleşen fuar,

66 faklı ülkeden tam olarak 5.273 stant açan firma ve

bunun % 80’in üzerinde bir pay ile uluslararası katılımdan

oluşması MEDICA için yeni bir rekor anlamına gelmektedir.

COMPAMED ise sorunsuz bir şekilde yine 40 farklı ülke

ve 783 stant açan firma ile rekorunu sürdürmektedir.

“Dünyanın başka hiçbir yerinde, gelişim için gerekli olan

tüm proses süreçleri düşünülerek ortaya konan yenilikçi

buluşları, yeni üretim medikal ekipmanları, ürünleri, araç

ve gereçleri, ileri teknoloji çözümleri bu denli kusursuz

bir şekilde sunan ve aynı zamanda konularına öne çıkmış

uzmanlarca gerçekleştirilen yüzlerce konuşmayı bir arada

bulabileceğin başka bir platform daha düşünemiyorum”

diyen ve 2018 yılından bu yana Messe Duesseldorf’un

CEO’luk görevini yürüten Wolfram Diener bu pragmatik

yelpazeden çok etkilendiğini belirtti.

Aynı zamanda Asya’da çok büyük başka bir ticaret fuarının

da uzun yıllar liderlik pozisyonunu devam ettirmiş olan

Diener bu karşılaştırmayı yapabilecek ender insanlardan

bir tanesidir. Bu fuarla birlikte kendisi, çeşitli ülkelerdeki

pazarlara, Pazar yapılarına ve aynı zamanda yenilikçi

çalışmalara odaklanma imkânı bulmuştur.

Once again, decision makers of the international healthcare

industry were “spoiled for choice” when it came to the themes

at the world’s largest medical trade fair MEDICA and the

internationally leading supplier trade fair COMPAMED in

Düsseldorf. On the four days of the fair, around 120,000

visitors (with an international share of approx. two thirds

from around 155 countries) enjoyed an offer that was more

extensive and international than ever before. The fair took

place from 12 to 15 November 2018. 5,273 exhibitors from 66

countries and an international share of more than 80 percent

mean a new record for MEDICA. COMPAMED also seamlessly

continued its record run with 783 exhibitors from 40 states.

“Nowhere else in the world will you find the entire process

chain of innovations for the development, manufacture and

marketing of medical devices, products, instruments and

high-tech solutions presented in such a seamless manner

and broached in hundreds of speeches by renowned experts,”

say Wolfram Diener, CEO of Messe Düsseldorf since 2018,

impressed by the programmatic range. Diener is able to draw

this comparison, as he held a leadership position at another

trade fair host in the Asian business for many years. Here,

he gained insight into markets, their structures and focus

on innovation in various countries. “At MEDICA, visitors can

see for themselves what is generally possible with regard to

modern outpatient and clinical care and in which areas new

processes and care models are being used in a promising way.

Aralık 2018


92

Diener “MEDICA’da tüm ziyaretçiler modern ayakta

tedavi ve klinik bakım konularında artık nelerin mümkün

olduğunu ve yeni süreçler ile bakım modellerinin

umut verici bir şekilde nasıl ve hangi alanlarda

kullanılabildiklerini kendileri bizzat görebilirler” dedi. Ve

tüm bu tespitlerini birçok stant açan firma ile yaptığı

görüşmeler neticesinde ortaya koydu.

Tüm konular göz önüne alındığında, eğilimin en fazla

olduğu özellikle dijital dönüşüm konusu ile ilgili olarak

ziyaretçilere çok fazla bilgi sunuldu. Diener sözlerini,

“MEDICA 2018’deki salonlardan bir tanesine girin ve

orada gerçekleştirilen kabaca 1000 adet civarında

dijitalleşme içeriği taşıyan sunumdan bir tanesini bile

dinlediğinizde şunu çok net olarak göreceksiniz ki;

dijitalleşme ile ortaya konan yeniliklerin sadece hizmet

sağlayıcılara değil aynı zamanda doktorlara ve en

önemlisi hastalara da büyük faydalar sağlayacaktır”

diyerek tamamladı.

Messe Duesseldorf’ta Sağlık ve Medikal Teknolojiler

Küresel Portföy Direktörü olarak çalışmakta olan Horst

Giesen ise tüm taraflar için dijitalleşmenin önemini şu

şekilde vurguluyor. “Dijitalleşme hastalar açısından tüm

tıbbi personel en verimli şekilde kullanılması ve uzmanlık

bilgisine en kolay şekilde ulaşım gibi önemli konularda

büyük faydalar sağlayacaktır. Örneğin komşu üniversite

hastanesinde, hatta başka bir ülkede bulunmakta olan

bir uzman bilgisine sanal olarak ulaşabilmek kolaylıkla

mümkün olabilecektir.”

These impulses are gaining importance, especially with

regard to the German market. Service providers in this

country are faced with ever growing price pressure. At the

same time, they fortunately also benefit from an increasing

orientation towards innovation and new technologies,”

says Wolfram Diener, drawing on knowledge gained in

numerous conversations with exhibitors. Particularly

with regard to one of the most significant trends of all,

digital transformation, visitors were offered a lot of

new information. A walk through the halls at MEDICA

2018 as well as participation in one of the roughly 1,000

presentations from the programme of the accompanying

forums and conferences proved that the many innovations

related to digitalisation not only offer good business

perspectives to their providers, they also benefit doctors

and particularly patients. “Benefits for patients are a

more efficient use of medical personnel on the one hand

and easier access to specialist know how on the other,

for example when experts from neighbouring university

hospitals or even from abroad are called in virtually,”

emphasises Horst Giesen, Global Portfolio Director Health

& Medical Technologies at Messe Düsseldorf.

Aralık 2018


93

MEDICA, dünyanın her yerinden yeni başlayanlar

için etkin nokta

Şu anda, pahalı yeni donanım geliştirmelerine

dayanmayan, ancak öncelikli olarak yazılım odaklı

olan daha dijital sağlık uygulamalarına yönelik açık

bir gelişme bulunmaktadır. Bu gelişme ise büyük

şirketlerin ellerinde gibi gözükse de sadece onlara ait

olarak kalmamaktadır. Dünyadaki start-up’larda bu

teknolojik fırsatları bir şekilde ele geçirebilmektedirler.

Onlar için MEDICA, geçtiğimiz yıllardan başlayarak

artan bir ilgi odağı halinde gelmiştir.Yeni startup’lar

MEDICA BAĞLANTILI SAĞLIK FORUMU ve

MEDICA App COMPETITION (Salon 15) kapsamında

düzenlenen “MEDICA DISRUPT” girişimi ile her gün

sunumlar yapmışlardır. Toplam 50’den fazla startup

cilt kanseri ve kronik rahatsızlıkların (özellikle

kalp ve akciğeri etkileyen) hayati belirtilerini ve

aktivitelerini efektif bir şekilde izlemek ve kolaylıkla

takip edebilmek üzere geliştirdikleri yenilikçi

çözümleri sunmak üzere adeta sahneye hücum ettiler.

Heyecan verici start-up’lar MEDICA START-UP

PARK’ta, Giyilebilir Teknolojiler Bölüm salonunda

(Salon 15) ve ayrıca Fransa, İsrail ve Finlandiya

ortak standlarında yerlerini aldılar. Bu alanlarda

sunulan yenilikçi çalışmalara birkaç örnek vermek

gerekirse; retina ve gözleri incelemek üzere geliştirilen

bir ophthalmoscope akıllı telefon bulunmakta idi.

Ayrıca yara iyileşme sürecini uyarılarla belirtebilmek

üzere mavi ve kırmızı LED ışıkları kullanan akıllı bir

ağrı yaması katılımcıların incelemesine sunuldu.

Belçika’dan katılan “FibriCheck” isimli geliştirici ekip,

UYGULAMA YARIŞMASINDA (Akıllı Telefonlarda kullanılmak üzere)

kardiyak aritmileri tanıyan ve yapay zekâya dayalı bir akıllı telefon

uygulaması ile galip geldi. Tek yapılması gereken ise bir parmağı akıllı

telefon kamerası ile taramaktı.

MEDICA is the hotspot for start ups from around the world

At the moment, there is a clear development towards more digital

health applications that are no longer based on expensive new hardware

developments but are primarily software-driven. This development

plays into the hands of large companies, but not just theirs. Start-ups

around the world are also seizing their opportunity. For them, MEDICA

has increasingly become a hot spot in the past years. New start-ups

gave presentations every day in the “MEDICA DISRUPT” initiative, held

within the scope of the MEDICA CONNECTED HEALTHCARE FORUM

and the MEDICA App COMPETITION (Hall 15). A total of over 50 startups

stormed the stage to present solutions for everything from treating

skin cancer and chronic conditions (affecting the heart and lungs, for

example) to telemonitoring and tracking of vital signs and activity.

Thrilling start-ups could also be found in the MEDICA START-UP

PARK, at the Wearable Technologies Show (both in Hall 15) as well as

at the joint booths, especially of France, Israel and Finland. Among the

product innovations presented here were a smartphone opthalmoscope

to examine retinas and eyes as well as a smart pain patch that uses

blue and red LED light to stimulate the wound healing process, to name

a few examples. The developer team from “FibriCheck” in Belgium

emerged victoriously from the App COMPETITION with a smartphone

application based on artificial intelligence that recognises cardiac

arrhythmias. All you have to do is scan one finger with a smartphone

camera.

Aralık 2018


94

Program öne çıkan özellikleri tüm katılımcılar

büyüledi

Sergi beraberinde eş zamanlı olarak düzenlenen

program, piyasadaki en önemli trendlere odaklanmış

ve tüm izleyicilerin mükemmel tepkisi ile yanıt bulan

sayısız ilgi çekici özellikler sundu. Burada ziyaretçiler,

yapay zekâ kullanımının çok daha büyüleyici örneklerini

deneyimleme şansı bulmuşlar ve gerçekten de bu

nefes kesici güzellikteki buluşların, geleceğin üretim

hatlarında olduklarını rahatlıkla görebildiler.

Bir örnek vermek gerekirse; MEDICA BAĞLI SAĞLIK

BAKIM FORUMUNDA gerçekleştirilen Biyonik

Teknolojiler Alanındaki Önemli Gelişmeler oturumunda

Akıllı Protez Kullanımları ilgi odağı oldu. Ayrıca

MEDICA SAĞLIK FORUMUNDA bu konu açık bir

şekilde şu örnekler ile bir bakıma kesinlik kazanmış

oldu. Bu oturumda ise TEŞHİS için Yapay Zekâ

Potansiyeli konusu an itibarı ile detaylı bir şekilde

irdelendi.

Tedarikçiler güçlü ürünleri ile güçlerini

artırmaktadırlar

MEDICA ile bağlantılı olarak, COMPAMED Fuarı

27. kez gerçekleştirilmiştir. COMPAMED, medikal

teknoloji üretimde tedarikçi pazarı için tüm dünya

genelinde lider konumdadır. Konu ile ilgili şirketler

8A ve 8B salonlarında yerlerini alarak ileri teknoloji

çözümlerini tüm ziyaretçilerin ilgisine sunmuşlardır.

Ve böylece bir bakıma kendilerinin sektör için tıp

teknolojisi endüstrisinde ürün geliştirme ve üretim

adında ne denli yetenekli ortaklar olabileceklerini altını

çizerek göstermişlerdir. Bir kez daha, küçük ancak eş

zamanlı olarak hareket edecek güçlü alt bileşenlerin

ürün yenileştirme konularında ne denli büyük öneme

sahip oldukları kanıtlanmış oldu. Bu bileşenler gün

geçtikçe daha kompakt cihazlarda ve ürünlerde ve

hatta dünyanın en sofistike tıbbi ürünleri olarak kabul

edilen aktif implantlarda dahi kullanılabilecektir. Son

zamanlarda, 3D baskıcılık da dinamik bir gelişme

göstermektedir. Tarihinde ilk kez olmak üzere,

COMPAMED bu konuya yönelik olmak üzere 1 günlük

Uluslararası bir konferans düzenlemiştir.

Programme highlights captivated the

audience

The accompanying programme offered

numerous highlights that focussed on the

most important trends on the market and

were met with an excellent response from

the professional audience. Here, visitors

could experience further enthralling

examples of the use of artificial intelligence

and see for themselves which sometimes

breathtaking advances are already in the

pipeline for the future. This became clear

at the session on developments in the field

of bionic technologies (for use in intelligent

prosthetics) at the MEDICA CONNECTED

HEALTH CARE FORUM, to name one

example, and at the MEDICA HEALTH

IT FORUM. Here, one highly frequented

session focussed on the potential of artificial

intelligence for diagnostics, for example.

Suppliers boost powerful products

In connection with MEDICA, COMPAMED

was held for the 27th time. COMPAMED

is a worldwide leading event for the

supplier market in medical technology

manufacturing. The companies and research

institutes came to Halls 8a and 8b and

showcased their high-tech solutions, thus

presenting themselves as skilled partners for

development and production in the medical

technology industry. Once again, small and

simultaneously powerful components proved

a hot topic among the product innovations.

These components are used in increasingly

more compact devices and products and even

in active implants, which count as the most

sophisticated medical products in the world.

Currently, 3D printing is also developing

dynamically. For the first time, COMPAMED

dedicated a one-day international conference

to this topic.

Aralık 2018


96

Kanser, Çocuk

Sahibi Olmaya

Engel Değil!

Cancer is Not an

Obstacle to Having

Children!

Kanser Savaşçıları Derneği ve

Üreme Sağlığı ve İnfertilite Derneği

(TSRM) yönetimleri kanser ve

tedavilerine bağlı kısırlığı önlemek

için el ele veriyor. Dernek yetkilileri

Üreme Sağlığı ve İnfertilite 2018

Kongresi’nde bir farkındalık

çalışması yürüterek “Kanser ne

hayatı yaşamaya ne de çocuk sahibi

olmaya engel değildir!” dedi.

Kongrede kanser tanısı aldıktan

sonra kısırlık tedavilerine başvuran

hastalar da deneyimlerini paylaştı.

Cancer Survivors Association and the

Association of Reproductive Health and

Infertility (TSRM) administrations hand

in hand to prevent infertility due to cancer

and treatments. Association officials said

“Cancer is not obstacle to live life nor having

children!” by conducting an awareness study

in the Reproductive Health and Infertility

2018 Congress. Patients who applied to

infertility treatments after having diagnosed

with cancer also shared their experiences in

the congress.

Aralık 2018


97

“Hayattaki en büyük hayalim anne olmak” diyor 41

yaşındaki Suna Doğan. “Ama geçen yıl meme kanseri

tanısı aldığımı öğrendiğim andan itibaren uzun bir

süre bu hayal aklıma bile gelmedi. Bir an önce tedavim

başlasın ve eski sağlığıma kavuşayım istedim. Kısırlık

riskine değil, saçlarımın döküleceğine üzülüyordum

doğrusu. Çünkü tedavinin kısırlığa sebep olabileceğini

bilmiyordum bile!”Sadece Suna Doğan değil, tanı alan pek

çok kadın ve erkek de kanser tanısı ve tedavinin kısırlığa

neden olabileceğini bilmiyor aslında. Nitekim Breast

Cancer Care’in yaptığı bir çalışma da kadınların yüzde

60’ının kemoterapiden sonra kısırlık riskinden haberdar

olmadığını ortaya koyuyor. Oysa başka bir araştırma 15-

39 yaş arası kanser hastalarının yarısının, tedavi sonrası

infertil olduğunu gözler önüne seriyor.TSRM Derneği

Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Barış Ata “Yaş ve cinsiyet

gözetmeksizin görülen bu durum, tedavi öncesinde

önlem alınmadığı takdirde kişilerin çocuk sahibi olmasını

engelleyebiliyor. Ancak günümüzde doğru yönlendirme

ile bunun önüne geçilebilmesi mümkün” diyor ve ekliyor:

“Çünkü kadın, erkek ve çocuk kanserlerinde tedavi

öncesinde başvurulacak doğurganlığı koruma yöntemleri

sayesinde, tedavi sonucunda gelişebilecek kısırlığa engel

olmak mümkün.” Yeter ki hastalar bu riskin ve çözümünün

farkında olsunlar. İşte bu noktada kanser tedavisinden

sorumlu medikal onkolog ve cerrahlara büyük görev

düşüyor. Çünkü sadece onlar, kanser tanısını duyunca şok

yaşayan ve hastalığı bir an önce atlatmaktan başka bir

şeye odaklanamayacak durumdaki hasta ve yakınlarını

bu riskten haberdar ederek bir üreme sağlığı uzmanına

yönlendirebilir. Görünen o ki, rutin işlerinin yoğunluğunda

bu alanda çalışan hekimler de bu bilgilendirmeyi ihmal

edebiliyor. İngiltere’de yönetici danışmanlığı yapan Alim

Erginoğlu’nun tanı ve tedavi sürecinde deneyimlediği gibi...

İki kez testis kanseriyle mücadele eden Alim Erginoğlu’na

ilk tanı 2001’de konuyor. “Henüz 27 yaşındaydım ve

kanserin tedavisinden başka bir şey düşünmüyordum

elbette. Çocuk sahibi olmak o an için o kadar uzak bir

düşünceydi ki... Kendi iş yoğunluklarından ve kanseri

tedavi etmeye odaklandıkları için olsa gerek maalesef

bu konuda sağlık ekibimden de kimse bana bilgi vermedi.

Neyse ki başka bir doktor tanıdığın yönlendirmesi

sayesinde kısırlık önleyici tedaviye başvurduk. Tedavi

öncesinde sperm dondurma işlemi yapılmasaydı bugün

çocuğum olmayacaktı.” Erginoğlu bugün 12 yaşındaki

kızına ve 7 yaşındaki oğluna her baktığında şükrettiğini

söylüyor; başka bir doktor tarafından da olsa bu tedaviye

yönlendirildiği ve geç kalmadığı için!

41-year-old Suna Doğan says “My biggest dream

in life is to be a mother.”, and adds “But I didn’t

even think of this dream for a long time from the

moment I learned that I was diagnosed with breast

cancer last year. I wanted to start my treatment

and get healthy again. To be honest, I was worried

that my hair would be lost, not the risk of infertility.

Because I didn’t even know that treatment could

cause infertility!”Not only Suna Doğan, but also many

women and men who are diagnosed do not know that

cancer diagnosis and treatment may cause infertility.

As a matter of fact, a study by Breast Cancer Care

shows that 60 percent of women are not aware of

the risk of infertility after chemotherapy. Yet another

study reveals that half of cancer patients aged 15-39

years are infertile after treatment.TSRM Association

Board Member Dr. Barış Ata says “This situation,

which can be seen at any age and gender, can prevent

people from having children if precaution is not taken

before treatment. Nowadays, it is possible to prevent

this with proper guidance.”, and adds “It is possible

to prevent infertility that can develop as a result of

treatment thanks to the methods of protecting fertility

to be applied before treatment in women, men and

children cancers.”At this point, medical oncologists

and surgeons responsible for cancer treatment have

a major role. Because only they can refer patients

and their relatives, who are shocked when they hear

the diagnosis of cancer and cannot focus on anything

other than to get rid of the disease as soon as possible,

to a reproductive health specialist. It seems that

the physicians who work in this field can neglect

this informing in the intensity of their routine work.

As Alim Erginoğlu, an executive consultant in the

UK, experienced during his diagnosis and treatment

process.Alim Erginoğlu, who struggled with testicular

cancer twice, was first diagnosed in 2001. “I was only

27 years old, and I wasn’t thinking of anything but

the cure for cancer. It was such a distant thought

to have children. Unfortunately, no one in my health

team told me about it because of their work intensity

and focus on treating cancer. Fortunately, we applied

to infertility-preventive treatment with the guidance

of another doctor. Erginoğlu said that he is thankful

today when he looked at her 12-year-old daughter and

her 7-year-old son for not being late; although he is

referred to this treatment by another doctor!

Aralık 2018


98

Ama tüm hastalar onun kadar şanslı olmayabilir.

Erginoğlu bu nedenle hem İngiltere’de Cancer

Research UK’de de gönüllü olarak çalışıyor hem

de Türkiye’de kanser tanı ve tedavi sürecinde

hastaların kısırlık önleyici tedaviler konusunda

bilgi sahibi olması için Kanser Savaşçıları

Derneği’nin projelerinde danışmanlık veriyor.

Dernek bu konudaki yeni projesi için TSRM-

Üreme Sağlığı ve İnfertilite Derneği ile birlikte

çalışacak. Kanser Savaşçıları Derneği Yönetim

Kurulu Başkanı Aslı Ortakmaç ise kanser gibi ciddi

bir hastalıkla mücadele ederken hem doktorların

hem de tanı alanların kısırlık riskine karşı önlem

almayı göz ardı edebildiklerini dile getiriyor:

“İşte bu yüzden kanser tanı ve tedavi sürecinde

kısırlık önleyici tedavilere dikkat çekmek ve

özellikle kanser tedavisi üzerine çalışan doktorlar

arasında farkındalık oluşturmak amacıyla TSRM

Derneği ile işbirliği yapıyoruz.”Her iki derneğin

yetkililerinin de önemle vurguladığı konu: Sağlık

çalışanları arasında farkındalık oluşturmak!

Zira Breast Cancer Care’in 50 meme cerrahı ve

hemşire ile yaptığı araştırma, sağlık uzmanlarının

yüzde 35’inden fazlasının tedavi olacak kişilere

tedavinin doğurganlıklarını nasıl etkileyebileceğini

belirtmediğine ve tanı alanların bu risklerden

tamamen habersiz kalabildiğine işaret ediyor.

Kendisi de sağlık çalışanı olduğu halde kısırlık

riskinden haberi olmayan Suna Doğan’a geri

dönersek... O da şanslı sayılabilecek hastalardan.

“Kesinlikle öyleyim. Çünkü, cerrahım ve radyasyon

onkologum beni bu konuda bilgilendirdi ve tedavi

öncesinde yumurtalarım donduruldu. Sayelerinde

şimdi yeniden sağlığıma kavuştuğumda hayata

daha da sıkı bağlanmak için çok daha güçlü

sebeplerim oldu” diyor Doğan ve ekliyor: “Beni

yaşama iki kez bağladılar; hem kanseri yendim

hem de hastalık nedeniyle hayallerimden

vazgeçmek zorunda kalmadım.”

But not all patients are as lucky as him.

Therefore, Erginoğlu both works as a

volunteer in the Cancer Research UK in

England and consults Cancer Warriors

Association projects with the aim of patients

being informed about infertility-preventive

treatment during their diagnosis and

treatment process in Turkey.

The Association will work with the

Association of Reproductive Health

and Infertility for its new project. Aslı

Ortakmaç, Chairman of the Cancer Survivors

Association, says that both physicians and

diagnosed patients can ignore the risk of

infertility while fighting a serious disease

such as cancer: “That is why we cooperate

with the TSRM Association to draw attention

to infertility-preventive treatments during

cancer diagnosis and treatment and to raise

awareness among physicians working on

cancer treatment.”

The issue that the authorities of both

associations emphasize: Creating awareness

among health workers! Breast Cancer Care’s

research with 50 breast surgeons and nurses

indicate that more than 35% of health care

professionals do not specify how treatment

can affect fertility, and those who are

diagnosed can remain completely unaware of

these risks.

Going back to Suna Doğan, who did not know

about the risk of infertility despite being a

healthcare worker... She’s one of the lucky

patients. She says “Certainly I am, because

my surgeon and radiation oncologist informed

me about it and my eggs were frozen before

treatment. I’ve had much more powerful

reasons to hold on to life again when I

recover my health.”, and adds “They tied me

to life twice; I beat the cancer and did not

have to give up my dreams because of the

disease.”

Aralık 2018


100

Mardin’de sindirim sistemi

hastalıklarına dikkat çekildi

Türk Gastroenteroloji Derneği (TGD) tarafından, Toplumsal Farkındalık Projeleri

kapsamında “Farkında Ol, Geç Kalma!” sloganı ile düzenlenen “Sindirim Sistemi

Hastalıkları Bilgilendirme Programı” na Mardin’de devam edildi.

Türk Gastroenteroloji Derneği Saymanı Prof. Dr. Orhan

Sezgin “Midem Yanıyor-Nelere Dikkat Etmeliyim?”, Türk

Gastroenteroloji Derneği Yönetim Kurulu üyesi Prof. Dr.

Dilek Oğuz “Safra Kesesi Taşı; Ne Zaman Ameliyat?” ve Türk

Gastroenteroloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Murat

Törüner “Kolon Kanseri Taraması” başlıklı sunumlarını

yaptılar.

Türk Gastroenteroloji Derneği tarafından düzenlenen

“Sindirim Sistemi Hastalıkları Bilgilendirme

Programı”nda, Türkiye’nin farklı şehirlerinde

yapılan halk bilgilendirme toplantıları ile sindirim sistemi

hastalıklarının toplumdaki farkındalık seviyesini yükseltilmesi

ve kamuoyunun dikkatinin çekilmesi hedefleniyor.

Sindirim sistemi hastaları ve hasta yakınları, Halk ve

bu hastalıkları takip-tedavi eden hekimlerin ve sağlık

çalışanlarının katıldığı Halk Toplantılarının son durağı Mardin

oldu. Mardin Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla, Mardin

Büyükşehir Belediyesi Gençlik Merkezi Konferans Salonu’nda

yapılan ve katılımın ücretsiz olduğu programda, Açılış

konuşmasını Artuklu İlçe Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Önder

Karaşin ve Türk Gastroenteroloji Derneği Başkanı Prof. Dr.

Serhat Bor yaptı.

Mardin Valisi Mustafa Yaman’ın Eşi Gülseren Yaman’ın

da teşrif ettiği konferansta, Prof. Dr. Bor’un, “Sindirim

Sisteminizin Hekimleri; Gastroenterolog Kimdir?” başlıklı

sunumunun ardından diğer konuşmacılar söz aldı.

Oturum Başkanlığını Türk Gastroenteroloji Derneği 2.

Başkanı Prof. Dr. Kadir Bal’ın yaptığı konferans programında;

Mardin Devlet Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Dr.

Kadri Atay “Kabızlık ve Gaz Ne Demektir? Ne Yapmalıyım?”,

Dr.Kadri Atay

Programda katılımcılardan gelen sorulara da yanıtlar verildi.

Yoğun katılımla gerçekleştirilen toplantıda ayrıca, sindirim

sistemi hastalıklarıyla ilgili bilgiler yer alan broşürler

dağıtıldı ve anket çalışması yapıldı. Halk toplantılarının

gerçekleştiği iller başta olmak üzere, hastalıklarla ilgili

daha bilinçli bir toplum oluşturulmasına katkı sunulmasının

planlandığı proje ile Kolon Kanseri, Reflü, İrritabl Bağırsak

Sendromu, Ülser, Dispepsi, Ülseratif Kolit, Hepatit, Siroz,

Kabızlık, Pankreas Kanseri ve diğer Sindirim Sistemi

Hastalıkları konusunda toplumda farkındalık oluşturulması,

potansiyel ve mevcut hastaların hastalıklar konusunda

yeterli bilgi seviyesine ulaşmasının sağlanması, hastalıklarda

erken teşhisin öneminin vurgulanması, hasta yakınlarının

da hastalık süreçlerine dair bilgilendirilmesi ve daha bilinçli

olmalarının sağlanması hedefleniyor.

Aralık 2018


101

Dr.Dilek Oğuz Dr.Murat Törüner Dr.Orhan Sezgin Dr.Serhat Bor

“Bir gastroenterolog yetiştiğinde neredeyse ömrünün

yarısı geçmiş oluyor”

Konuşmasında gastroenteroloji uzmanının yetişmesindeki

süreye ve yetiştiğinde yapabileceği uygulamalara değinen

Prof. Dr. Serhat Bor, “Gastroentorolog olmak çok büyük

bir emektir. Her gastroenterolog gerek normal endoskopi

yani mide bağırsak veya bir kolonoskopi yapmanın

yanı sıra çok daha ileri endoskopik girişimleri yapacak

şekilde eğitilir. Örneğin ERCP dediğimiz safra yolundaki

taşların ameliyatsız olarak endoskopla çıkarılması ya da

buradaki darlıkların açılmasından tutun yemek borusu

darlıklarının genişletilmesine, Kalın bağırsaktaki darlıkların

genişletilmesine, Kalın bağırsaktaki bazen bir yumruk

kadar olabilen 20-25 santimetreye kadar büyüyebilen

tümörlerin ameliyatsız endoskopla çıkartılabilmesine, yine

bütün sindirim sisteminin ince bağırsak endoskopisi yoluyla

izlenebilmesine, kapsül video endoskopilerle hastanın

sadece kapsül içirilerek tüm sindirim sisteminin gözden

geçirilmesine kadar uzanan çok geniş bir zeminde tüm

bu tespitleri yapmak üzere eğitilir. Tıp fakültesinden 23

yaşında mezun olur, üzerine 1,5-2 yıl mecburi hizmet yapılır,

üzerine 4 yıllık iç hastalıkları ihtisasına girilir. O bittikten

sonra yine 1,5-2 yıl mecburi hizmet vardır. Ondan sonra

3 yıl gastroenteroloji ihtisası yapılır ve o bittiğinde tekrar

1,5-2 yıl mecburi hizmet vardır. Bugün bir gastroenterolog

yetiştiğinde neredeyse ömrünün yarısı geçer. 35 ile 38 yaşları

arasında gastroenterolog olunur. Tabi bu da önemli bir

sorundur çünkü bir hekim, hekimliğe 23 yaşında başlar. Eğer

aile hekimi olsa 23 yaşından itibaren kendi alanında hasta

görürken ya da bir hukukçu 21 yaşından itibaren hukukla

ilgilenmeye başlarken bir gastroenteroloğun başlaması 35

ile 38 yaş arasındadır.” diye konuştu.

“Kabızlık önemli bir sağlık sorunu”

Dr. Kadri Atay, toplumda sık görülen ve sosyal hayatı da

etkileyen kabızlık sorunu için pratik öneriler de verdiği

konuşmasında şu önerileri paylaştı: “Öncelikle beslenme

şekli, bol lifli ve posa bırakan gıdalardan seçilmelidir.

Yakınmaların uzaması durumunda mutlak bir hekim desteği

almak yerinde olur. Günde 10 bardağın veya 2 litrenin altına

düşmemek kaydı ile su içilmelidir. Sabah aç karnına oda

ısısındaki bir bardak suyun içilmesi çok yarar sağlar. Lifli

gıdalar, dışkının yakıtı gibi kabul edilmelidir. Nasıl ki, bir araç

yakıt olmadan hareket edemezse, bağırsaklarda aynı şekilde

hareket edemez ve kabızlık görülür. İdeal olan günde 20-35

gram arası lif alımı önerilmektedir. Baklagillerden bakla,

nohut, mercimek, kuru fasulye ve bezelye suda erimezler

ve lif oranları yüksektir, yani yoğun posa bırakırlar ve bu

nedenle kabızlık için çok yararlıdırlar. Suda eriyen gıdalara

yeşil sebzeler güzel bir örnektir. Bu tür besinlerin her ne

kadar kabızlık için yararlı olduğu inanışı söz konusu ise de

aslında suda erimeyen, yani posa bırakan gıdalara oranla

kabızlık ile mücadelede daha az etkilidirler.”

“Reflü en yaygın hastalıklardan birisi”

Prof. Dr. Orhan Sezgin de, en yaygın sindirim hastalıklarından

biri olan reflünün her yaşta görülebildiğini, giderek artan bu

hastalığın tedavi edilmezse ciddi rahatsızlıklara davetiye

çıkardığını belirtti. Sezgin, “Çikolata, yağlı gıdalar ve gazlı

içeceklerin tüketimi reflü ile ilişkilendirilebilmiştir. Reflü

hastalığında bölgelerdeki değişikliklerin yanı sıra bireysel

yaşam stili büyük önem taşıyor. Çok geç vakitte özellikle

kalori içeriği yüksek olan yağlı besinlerin yenilip yatılması

reflü yakınmalarını artırıyor. Reflü için en büyük risklerden

biri de obezite. Obeziteyi asitli içecekler, sigara, tuz ve alkol

takip ediyor.” dedi.

“Safra kesesi taşları belirti vermeyebilir”

Prof. Dr. Dilek Oğuz da safra taşı olan hastaların büyük

bir bölümünde belirti olmadığını söyleyerek, “Safra taşı

prevalansı yaklaşık olarak % 10-15 olarak bildirilmektedir.

Hastaların önemli bir bölümü belirti vermez, tesadüfen

saptanır. Bu vakaların ancak % 20’sinde komplikasyon

gelişir. Standart tedavisi Laparoskopik Kolesistektomi’dir.

Aralık 2018


102

Kolesterol taşları, safra taşlarının % 75’ini oluşturur.

Günümüzde kolesterolün aşırı salgılanması, safra

kesesinde hareketlerinde azalma gibi faktörler safra taşı

oluşumunu açıklamaktadır. Safra taşı olan hastaların

büyük bir bölümünde belirti yoktur.Safra taşı ile ilişkisiz

veya açıklanamayan karın bulguları nedeni ile görüntüleme

yapılırken tesadüfen saptanırlar. Hastaların % 20’sinde safra

taşı ile ilişkili semptomlar ve komplikasyonlar gelişir.” dedi.

Erken tanı halinde yapılan tedavi daha etkindir. Kolon kanseri

sık görülen ve mortalite oranı yüksek olan kanserlerden

birisidir. Erken tanı ile hastalıktan kurtulmak ve yaşam

süresini uzatmak mümkündür, Diyet, egzersiz hastalıktan

korunmak için önemlidir. Sigara, alkol ve kötü beslenme

alışkanlıklarından uzak durmak gerekir. Eğer risk faktörü de

varsa ve/veya 50 yaşın üzerindeyse, mutlaka tarama testleri

için Aile Hekimiyle görüşülmelidir.” diye

konuştu.

“Kolon kanseri en sık ölüm nedenlerinden”

Kolon kanserinin tüm dünyada en sık görülen kanser

tiplerinden biri olduğunu belirten Prof. Dr. Murat Törüner,

genetik, çevresel faktörler ve yeme alışkanlıklarının risk

faktörleri arasında olduğunu belirtti. Fiziksel aktivite kolon

kanseri riskini azaltmakta olduğuna dikkat çeken Törüner,

“Nişasta zengin diyetler bir ölçüde riski azaltmakta, rafine

şekerler ve sukroz içeren gıdalar ise riski arttırmaktadır.

Ayrıca, yüksek yağ oranlı ve doymuş yağ oranı yüksek yağlar

içeren besinler de risk faktörüdür. Sigara ve tütün kullanımı

polip ve kolon kanseri gelişimini arttırmaktadır. Erken tanı ile

kanserler 1/3 oranında azaltılabilir.

Aralık 2018


104

Türk Toraks

Derneği’nden

Yasa Teklifi

Değerlendirmesi:

“Çözümden Uzak

Ve Yetersiz”

Türk Toraks Derneği Merkez Yönetim

Kurulu tarafından yapılan yazılı

açıklamada, Sağlıkla İlgili Bazı Kanun

ve KHK’lerde Değişiklik Yapılmasına

Dair Kanun Teklifine ilişkin, taslaktaki

hükümlerin yerinde ancak eksik olduğu

belirtilerek, “Düzenlemenin, tasarının

ilk halinde yer aldığı gibi, tütün

ürünlerinin hem düz (yalın) paket hem

de işletme içerisindeki kapalı dolaplarda

satışa sunulması biçiminde revize

edilmesini istiyoruz.” değerlendirmesi

yapıldı.

Türk Toraks Derneği Merkez Yönetim Kurulu’nun

açıklamasında, “Özelinde Göğüs Hastalıkları uzmanları,

genelinde ise tüm hekimlerin dikkati, Türkiye Büyük Millet

Meclisi Genel Kurul’unda bugünlerde görüşülen Sağlıkla İlgili

Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik

Yapılması Hakkında Kanun Teklifine yönelmiş durumdadır.”

denildi.

“Dört üyemizi sağlıkta şiddet nedeniyle kaybettik”

Yasa tasarısı kapsamında yer alan ve sağlıkta yaşanan

şiddetin çözümüne yönelik önerilen hükümlerin “yetersiz” ve

“sorunun çözümünden uzak” olduğu belirtilerek, “Dört üyesini

sağlık ortamında yaşanan şiddet nedeniyle kaybetmiş bir

dernek olarak, hekime-sağlık çalışanlarına yönelik öldürmeye

varan her tür şiddeti layıkıyla caydıracak cezaların söz konusu

kanun teklifine eklenmesinin gerekli olduğunu belirtiyoruz.”

ifadesine yer verildi.

Turkish Thoracic

Society’s

Law Proposal

Evaluation:“Far

from Solution,

Insufficient”

In the written statement made by the

Board of the Turkish Thoracic Society

- Central Administration, it was stated

that the provisions in the draft on the

Proposal of the Law on Amendments to

Certain Laws and Decree Laws, however,

were pertinent, but deficient. “We want

the regulation to be revised, as the draft

is in its first form, in which the tobacco

products are offered for sale both in the

plain packages and in closed cabinets

within the enterprise.” was evaluated as.

Turkish Thoracic Society - Central Executive Board, made a

written statement about the possible law change concerning

particularly Chest Diseases experts, in general, all the doctors

actually. In the statement it is said that Turkish Grand

National Assembly has begun to work on Health Related Law

and the Law on Amendments to Certain Laws and Decree

Laws.

“We lost four of our members because of health

violence.”

It is firstly stated that, the proposed provisions for the

resolution of the violence in health are inadequate and far from

resolving the problem. “As an association that has lost four

of its members due to the violence experienced in the health

environment, we extremely want that the fines and penalties

that would deter all kinds of violence against physicians -

health workers that would kill properly should be added to the

proposal.” It is said in the statement as well.

Aralık 2018


105

Teklifin 5. maddesi kapsamında

“haklarında mahkeme kararı

olması aranmaksızın kamu

görevinden ihraç edilen hekimlerin

mesleklerini icra etme haklarını

ortadan kalkacağı ve mecburi

hizmet süresi gerekçesiyle tıp

fakültesi eğitimini tamamlamış

hekimleri meslekten uzak tutacak hükümlerin hasta

haklarının ihlali” olarak değerlendirildi.

“Tütün ürünleri kapalı dolaba girmeli”

Teklifteki “tütün kontrolü”ne ilişkin maddelere ilişkin şu

görüşlere yer verildi:

“Kanun taslağında yer alan ve tütün ürünlerinin düz (yalın)

paket halinde satılmasını öngören hükümlerin yerinde

olduğunu, ancak eksiklikle malul olduğunu düşünmekteyiz.

Bu nedenle söz konusu düzenlemenin, tasarının ilk halinde

yer aldığı gibi, tütün ürünlerinin hem düz (yalın) paket hem

de işletme içerisindeki kapalı dolaplarda satışa sunulması

biçiminde revize edilmesini istiyoruz.”

“Sağlık çalışanlarının hakları korunmalı”

Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı hastaneler ile

tıp fakültelerinin ortak faaliyet göstermesini düzenleyen

protokolünün mevcut haliyle tıp fakültelerinde öncelikle

eğitim ve araştırma yapması hedeflenen öğretim üyelerinin

haklarını ortadan kaldıracağı için söz konusu hükümlerin

taslaktan çıkarılması gerektiği savunulan açıklamada,

“TBMM’yi söz konusu düzenlemeler hakkında, hekim ve

sağlık çalışanlarının mesleki ve bilimsel örgütleriyle temasa

geçmesini ve bu çerçevede hasta haklarına sahip çıkan,

hekim ve sağlık çalışanlarının haklarını koruyan ve kamu

yararını gözeten bir süreci birlikte şekillendirmeye davet

ediyoruz.” ifadelerine yer verildi.

Under Article 5 of the proposal, “the

right of physicians who are expelled

from the public office to exercise their

professions shall be removed without

the need for a court decision. And the

provisions that will keep physicians

who have completed their medical

school education away from the

profession on the grounds of compulsory service period, will

be evaluated as a violation of patient rights.

“Tobacco products must enter the closed cabinets”

In the proposal, the following opinions on the items related to

“tobacco control” are given:

“We believe that the provisions contained in the draft law

saying that tobacco products should be sold in a plain package

are pertinent, but deficient. For this reason, we would like to

revise this regulation in the form of its first version of the bill,

in which the tobacco products are offered both in the plain

packages and in the closed cabinets within the enterprise.”

“The rights of health workers must be protected”

“With the existing situation of protocol which arranges the

collaboration of Turkey Public Hospitals Authority affiliated

hospitals and medical schools, the abolishment of the rights of

the faculty members who are intended to conduct education

and research firstly in the medical faculties, related provisions

must be removed from the draft accordingly at all”

Following statements were given in the defending statement;

“We invite the TGNA to make contact with the professional

and scientific organizations of the physicians and health

workers about these aforementioned arrangements and to

shape together a process that protects the rights of physicians

and health workers and protects the public interest together.”

Aralık 2018


106

Türkiye, en sağlıksız damar

yapısına sahip ülkelerden biri

Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. A. Kürşat Bozkurt,

Türkiye’nin en sağlıksız damar yapısına sahip ülkelerinden biri olduğunu belirterek,

“70 yaşın üzerindeki 3 erkekten birinde damar sertliği var. Bunun nedenleri

kötü beslenme, çok sigara kullanımı ve genetik eğilimdir” dedi. Bozkurt, uçak ve

otobüslerde uzun süre yolculuk yapanlardan pencere kenarında bulunan yolcuların

koridorda oturan kişiye göre 8 kat daha fazla toplardamar hastalığına yakalanma

riski taşıdığına dikkati çekti.

Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği Genel

Sekreteri Prof. Dr. A. Kürşat Bozkurt, Türkiye’nin

en sağlıksız damar yapısına sahip ülkelerinden

biri olduğunu belirterek, “70 yaşın üzerindeki 3 erkekten

birinde damar sertliği var. Bunun nedenleri kötü beslenme,

çok sigara kullanımı ve genetik eğilimdir” dedi. Bozkurt,

uçak ve otobüslerde uzun süre yolculuk yapanlardan

pencere kenarında bulunan yolcuların koridorda oturan

kişiye göre 8 kat daha fazla toplardamar hastalığına

yakalanma riski taşıdığına dikkati çekti.Türk Kalp ve Damar

Cerrahisi Derneğinin 15. Kongresi Antalya’nın Belek’te

devam ediyor. Bu yıl 2 bin 600’e yakın hekim, hemşire

ve perfüzyonistin katılımıyla düzenlenen kongre, Ulusal

Vasküler ve Endovasküler Cerrahi Derneği, Fleboloji Derneği,

Perfüzyonistler Derneği, Türk Kardiyoloji Derneği, Leipzig

Klinik, Cleveland Klinik, Ismics, California University San

Diego, Cambridge University, European Venous Course,

European College of Phlebology, Azerbaycan Urek ve

Damar Cerrahisi Cemiyeti’nin bilimsel katkılarıyla daha

güçlü olarak gerçekleştirildi.Yoğun olarak devam eden

bilimsel programda 124 ayrı oturumda 25 kurs seansı, 8

adet uydu sempozyumu yer aldı. Kongrede, kalp ve damar

cerrahisindeki önemli ve ilgi çeken konuların yanı sıra,

olgular eşliğinde sık karşılaşılan problemlere ve hastalıklara

Aralık 2018


107

yaklaşım ile birlikte tıptaki yeni gelişmeler gözden geçirildi.

Son gelişmelere ilişkin konferanslar, dünyadaki kalp ve

damar cerrahisindeki yenilikler gelişmeler, programın ana

başlıklarını oluşturdu. Kongrede konularında söz sahibi

Türkiye ve yurt dışından 245 konuşmacı, 264 moderatör, 128

panelist görev aldı.

Yerli üretim için protokol imzalanıyor

Kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısında konuşan

Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği ve Kongre Başkanı

Prof. Dr. Ahmet Rüçhan Akar, mesleğin tek derneği olduğunu

belirterek, uluslararası katılımlı bir kongre düzenlediklerini

ve 12 ülkeden 26 konuklarının olduğunu söyledi. Kalp

damar hastalıklarında yenilik ve milli üretime katkı

sağlama noktasında tartışmalar yaptıklarını da dile getiren

Prof. Dr. Akar, “‘Doktorların kalbi kırık’ diye haberler çıktı.

Mesleğimizle ilgili sorunlar kısmen çözüldü. Türkiye’de kalp

naklinin 50’nci yılı. Oradan beri dünya ile yarışımız devam

ediyor” dedi. Prof. Dr. Akar, 2019 yılında Türkiye’de kalp

nakliyle ilgili uluslararası bir kalp sempozyumu yapılacağını

da müjdeledi.

Prof. Dr. Akar, milli üretime destek vermek için, dernek

üyelerinin medikal malzemelerin yerli olarak üretilmesi için

ciddi bir desteğin olduğunu ve bu amaçla ASELSAN ile bir

protokol imzalayacaklarını dile getirdi.

Her hastaya minimal invaziv denilemeyeceğini belirten Prof.

Dr. Ahmet Rüçhan Akar, “Çok küçük 4 santimlik bir kesiyle

yapılan minimal invaziv kalp cerrahisi diyoruz. Daha önce

ameliyat geçiren hastalar, obez, anatomik ulaşılabilirlik

önemli. Hastalığın hayatını riske edecek bir durum varsa açık

ameliyata dönüyoruz. Minimal invazivden açık ameliyata

dönebiliyoruz. En çok fayda görecek hastalar, diyabetikliler,

yaşlılardır” diye konuştu.

Kalp kapağı onarımı

Kongrenin ana temalarından kapak onarımı hakkında

bilgiler aktaran Prof. Dr. Akar, “Kapak onarımında çok

ilerledik. Değiştirme yerine, onararak daha uzun sürede

en az değiştirme kadar uzun süreli ve bir takım ilaçları

almayı engelleyecek. Hamile kalacak genç bayanlarda

kapak onarımları çok önemlidir. Mitral kapak özel bir dikiş

malzemesiyle orijinali gibi oluyor. Ya domuz ya da sığırın

kalp zarından yapılan kalp kapağı oluyor. Metal kapak ömür

boyu ilaç almak zorunda kalıyor. Günümüzde onarılması

mümkünse onarıyoruz. Kapak hastalıkları çok yaygın

toplumda çok yaygın” ifadelerine yer verdi.

Doktorların kalbi kırık

‘Doktorların hepsinin kalbi kırık’ şeklindeki söylemlere açıklık

getiren Prof. Dr. Akar, “Doktorlar şiddete maruz kalıyorlar.

Kalp damar cerrahisi özelinde çok yoğun iş hacmi var. Yoğun

nöbetler, yetiştirilen insanların aile ilişkileri bozuluyor. Bu

mesleğe kendini adamayı öğretiyoruz. Bireysel ilişkileri olmayan

genç arkadaşlarımız var. Bunları düzeltmek için emeğinin

karşılığının verilmesi gerekir. Derdimizi anlattık. Bir yoldayız

ama hedeflediğimiz yerde değiliz. Türkiye’de riskli hastaya

bakmama gibi bir hakkımız olmadığını düşüyorum” dedi.

“Organ bağışı hala çok düşük”

Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği Başkan Yardımcısı

Prof. Dr. Mehmet Ali Özatik, hastalıklar noktasında

toplumun bilgilendirilmesinin önemli olduğunun altını çizdi.

Organ nakli konusunda alt yapı, hekim kalitesi olarak

eksikliklerinin olmadığını kaydeden Prof. Dr. Özatik, “En

önemli eksiğimiz organ bağışımız oransal olarak düşük.

Bölgesel olarak farklılıklar var. Ege ve Akdeniz’de organ

bağışı daha fazla oluyor. Ama Karadeniz, Doğu bölgelerinde

düşük. Esas problem, bağışın yanında bu noktaya gelmiş

hastalar, beyin ölümü gerçekleşen 4 hastadan bir tanesinin

organını kullanabiliyoruz. Kişinin doku ve organlarının

hayatta iken kendi rızası ile tıbbi olarak yaşamı sona

erdikten, yani beyin ölümü gerçekleştikten sonra başka

hastaların tedavisi için kullanılmasına izin vermesi organ

bağışı olarak tanımlanır ki ülkemizde bu yıl içinde 14.075

beyin ölümü vakası bildirilmiştir. Organ bağışı için verilen

izin ise ne yazık ki yaklaşık % 25’tir. Bu hizmeti alması

gereken 8090 hastaya organ nakli gerçekleştirebiliyoruz.

Dünyada daha çok kadavradan organ nakli yapılırken,

karaciğer ve böbrek ülkemizde canlı nakillerimiz var. Biz

kalp olarak bir kadavraya bağlıyız. Olumsuz olarak basında

en küçük çıkan bir haber, organ naklinin 12 ay durmasına

yol açıyor. Nakil sonrasında ise başarı oranımız yüzde 90

seviyelerinde.” diye konuştu.

“Sorun olacak hastaya bakmama” gibi bir düşüncemiz

olamaz!

Malpraktis konusuna değinen Prof. Dr. Bozkurt, “Kalp

damar cerrahisinde, herhangi hasta bizim başımıza

dert olur, dava açar diye bir düşüncemiz olmadı. Belirli

branşlarda olduğunu biliyoruz. Bir doktor arkadaşım bunu

söylemedi. İyi ki de yok. Bundan sonra da olmaz. Onun

ucu bucağı yok. Riskli hastayı bana dert olur diye ameliyat

yapmazsanız, sizin ameliyat etmemenizden dolayı o hasta

ölürse kendinize, hastanın yakınlarına vicdanınıza nasıl

açıklayacaksınız. Kolay hastayı herkes ameliyat eder”

açıklamasında bulundu.

70 yaş üstü 3 erkekten birinde damar sertliği var

Türkiye’nin en sağlıksız damar yapısına sahip ülkelerinden

biri olduğunu işaret eden Prof. Dr. Bozkurt, “70 yaşın

üzerindeki 3 erkekten birinde damar sertliği var. Bu oran

Fransa’da, Almanya’da düşük, ABD bizimle yarışıyor.

Japonlar çok daha sağlıklı. Türkiye damar sertliği açısından

birinci ülke. Bunun nedenleri kötü beslenme, çok sigara

kullanımı ve genetik eğilimdir. Çok yüksek bypass ameliyatı

yapıyoruz. Ayakta veya oturarak çok fazla sabit durmamak

gerekir. Arada kalkıp yürüyüş yapmak çok önemli. Masanın

altına tabure koymak ve bol sıvı tüketmek önemlidir” dedi.

Prof. Dr. Bozkurt, uçak ve otobüslerde uzun süre yolculuk

yapanlardan pencere kenarında bulunan yolcuların

hareketsiz kalmaları nedeniyle, pencere kenarında oturanın,

koridorda oturan kişiye göre 8 kat daha fazla toplardamar

hastalığına yakalanma riski taşıdığına dikkati çekti.

Aralık 2018


108

Dr.Serpil Dizbay Sak

Patologlar,

kanseri

tespit aşamasında

önemli rol

oynuyor

Patoloji Dernekleri Federasyonu ve Ankara Patoloji Derneği işbirliği ile

gerçekleştirilen 28. Ulusal Patoloji Kongresi, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi

Morfoloji Binası’nda düzenlenendi. Kongreye, Türkiye’nin çeşitli illerinden gelen

patoloji uzmanları başta olmak üzere 1000’i aşkın hekim, teknisyen/tekniker ve

endüstri temsilcisi katıldı.

Los Angeles Cedars-Sinai Hastanesi Laboratuvar

Direktörü Prof. Dr. Serhan Alkan’ın konuşması ile

başlayan kongrede, 63 oturumda her türlü hastalığın

ve özellikle kanserin patolojik tanısı ile ilgili güncel

bilimsel bilgi ve deneyimler paylaşıldı.

Kongre sonrası konuşan Patoloji Dernekleri Federasyonu

Başkanı Prof. Dr. Serpil Dizbay Sak, patoloji uzmanlarının

işinin doku ve hücreleri inceleyerek hastalıkları tanımak

ve hastanın tedavisini yönlendirmek olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Sak, kanser tanısında ve tedavisinde patologların

önemli görev üstlendiğini söyledi.

ile ilgili risk faktöründen kaynaklanır. Bunlar tütün

kullanımı, yüksek beden kütle endeksi, meyve ve sebzeyi

az tüketme, yetersiz fiziksel aktivite ve alkol kullanımıdır.”

diye konuştu.

Tütün kullanımının tek başına kanser için en önemli risk

faktörü olduğunu, kanser ölümlerinin yaklaşık yüzde

20’sinden sorumlu olduğunu belirten Prof. Dr. Sak, kanser

artış hızında dünya nüfusunun süregelen artışı, yaşlanma

ve kanser yapan ajanlara daha çok maruz kalınması gibi

nedenlerle artış öngörüldüğünü ifade etti.

“Her 5 ölümden biri kanser nedeniyle”

Patoloji laboratuvarlarında incelenen olguların büyük bir

kısmının kanser ya da kanser kuşkusu bulunan olgular

olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sak, dünyada ve Türkiye’de

kanser hastalığının ve kansere bağlı ölümlerin sayısı

arttığını vurguladı.

Kanserin Türkiye’de ve dünyada ölüm nedenleri arasında

ikinci sırada yer aldığının altını çizen Prof. Dr. Sak,

“Küresel olarak yaklaşık her 6 ölümden biri, ülkemizde ise

her 5 ölümden biri kansere bağlıdır. Kanserden ölümlerin

yaklaşık üçte biri başlıca beş davranışsal ve beslenme

Aralık 2018


109

“Kanser tanı ve tedavisinde patolojinin önemi büyük”

Kanserin hızlı artışı kanser tanısında ve tedavisinde

yeni yolların aranmasını gerekli kıldığını dile getiren

Sak, patologların bu aşamada devreye girdiğini belirten

Prof. Dr. Sak, şöyle devam etti:

“Patologlar geleneksel olarak ışık mikroskobu ile yaptıkları

kanser tanısında, artık daha ayrıntılı ve hasta tedavisine

yön verecek yeni yöntemleri kullanmaktadır. Hedefe

yönelik tedavi veya kişiselleştirilmiş tedavi adı verilen

tedavilerin verilebilmesi için hastalardan alınan biyopsiler

üzerinde yapılan patolojik incelemelerde hastadaki

kanserin hangi tedavilere yanıt vereceğini önceden tespit

edebilen belirteçler araştırılmaktadır. Meme kanserinde

patologlar tarafından yapılan östrojen ve progesteron

reseptörü testleri, HER2 incelemeleri meme kanseri

hastalarının alacakları tedavinin belirlenmesinde en

önemli aşamayı oluşturur. Akciğer kanserinde de yeni

kullanıma giren tedavi yöntemlerinin hastaya yararlı olup

olmayacağını saptamak için yeni tanı alan tüm akciğer

kanseri olgularında EGFR, ALK1 ve ROS genlerindeki

değişikliklerin saptanması gerekir. Bu incelemeler patoloji

laboratuvarlarında yapılmaktadır.”

Aralık 2018


110

Türk Toraks Derneği, görev

başında öldürülen sağlık

çalışanları anısına koştu

11 Kasım Pazar günü yapılan “Avrasya Maratonu”nda; Türk Toraks Derneği Merkez

Yönetim Kurulu üyeleri ve Dernek üyelerinden oluşan yaklaşık 40 kadar Hekim;

“Sağlık Çalışanlarına Şiddete Karşı” dikkat çekmek amacıyla koştular.

Dernek üyeleri şu açıklamalarda bulundu;

“Biz Türk Toraks Derneği üyeleri olarak bugün, başta görevi başındayken öldürülen meslektaşlarımız Fikret Hacıosman, Edip

Can Kürklü, N. Göksel Kalaycı, Ali Menekşe, Ersin Arslan, Melike Erdem, Kamil Furtun, Aynur Dağdemir, Abdullah Biroğul,

Metin Güneş, Hüseyin Ağır, Muhammed S. Berilgen olmak üzere, katledilen tüm sağlık çalışanlarının anısına İstanbul

Maratonu’nda 10 km koşuyu tamamladık. Amacımız, yaşamını halkının sağlığına adayan biz sağlık çalışanlarına uygulanan

şiddetin önlenmesi, her türlü şiddet özendirici davranışa son verilmesi ve bu konuya ilişkin daha kapsamlı, etkili, caydırıcı bir

yasanın çıkarılmasını sağlayacak toplumsal bilincin oluşturulmasıdır.”

Aralık 2018

More magazines by this user
Similar magazines