Isvak_Dergi

rocket147

BİZDEN

Ahmet Şahlan

Bir sayılık bir gecikmeyle yeniden birlikteyiz değerli okuyucularımız. Dergimizin

iki sayısını (106-107. sayılar); gerek Vakfımızın içinde bulunduğu ekonomik

darboğazlar ve gerekse makroekonomik sıkıntıların matbaa sektörüne

yaptığı olumsuz yansımalar nedeniyle, kaçınılmaz olarak birleştirme zorunluluğu

doğdu...

Vakfımız, kurduğu ( 1. ) ISVAK Yapı Kooperatifi üyelerine, tapu ve anahtarlarını

çok sembolik maliyetle teslim etti... Camiamız mensuplarının, sağlıklı ve

huzurlu bir yaşam sürdürmelerini diliyorum.

İkinci ISVAK Kooperatifimiz inşaatı da başarılı bir şekilde devam etmektedir...

Yeni işbirliklerine ve yeni Kooperatif çalışmalarına yelken açıyoruz!!!

ISVAK Genel Kurulumuzun toplantısı; alışılagelmişin dışında bir başka güzelliğe

de sahne oldu. Hasret kaldığımız damak zevklerimize de kavuştuk...

Meşhur “HELVA-KABUNE”miz, Genel Kurul üyelerimizce büyük beğeni ve

takdirle karşılandı... Isparta’dan özel olarak gelen “CİMBOM HÜSEYİN”in

ustalık becerisine de hepimiz “yıldızlı pekiyi” veriyorduk...

Vakfımızın gurur kaynağı “TÜRK SANAT MÜZİĞİ” Koromuz, değerli hemşehrimiz

TRT Sanatçısı sayın Orhan SAYGICI Yönetiminde çok başarılı bir

konser icra etti...

2018 - 2019 Döneminde, bütçemizin elverdiği imkanlarla, daha fazla öğrencimize

burs vermek ve diğer yardımlarda bulunmak arzusundayız...

Bu duygu ve düşüncelerle, gelecek sayımızda buluşmak üzere esen kalın,

sağlıcakla kalın...

www.ispartalilarvakfi.org

1

www.ispartalilarvakfi.org


EDİTÖRDEN

Zeki Tarhan

2www.ispartalilarvakfi.org

www.ispartalilarvakfi.org

Sevgili ISVAK camiamız ve değerli okuyucularımız;

Sayın ŞAHLAN’ın başyazısı BİZDEN’ de dile getirdiği gibi, iki sayımızı; yani

106 ve 107. sayılarımızı birleştirmek zorunda kaldık. Elimizde olmayan bu

gecikmeden dolayı, çok sevdiğimiz okuyucularımızdan bizleri anlamalarını ve

bu gecikmeye hoşgörü ile bakmalarını bekliyoruz...

Dergimizin bu sayısında da, yine büyüteç altına aldığımız konuların yanısıra,

Miryokefalon zaferinin 842. yıldönümü dolayısıyla ISVAK’ta bir toplantı gerçekleştirdik.

Film çekim ekibiyle yapılan bu toplantı sonunda da bir sonuç

bildirgesi yayınlandı. Bu sayımızda, ilginç bulacağınız bu manifestoyu da okuyacaksınız...

Ziyaretler zincirine eklediğimiz beş ziyaret, hafızalarımızda unutamayacağımız

izler bırakacaktır...

Jeoloji Biliminin duayen isimlerinden Prof.Dr. Nizamettin KAZANCI’nın

Eğirdir Gölü ve çevresini konu alan hidrojeolojik ve jeolojik mirası koruma

adına Gölün yapısıyla ilgili saptama ve önerileri de okuyucularımızın değerlendirmelerine

sunuluyor...

Elma ve Gül’ü kapak konusu yaptık. Çünkü bu ikili, Isparta’mızın olmazsa

olmazı !!! “Göl mü, yoksa elma mı?” sorusunu soran turizmci ve elma tarımı

ile uğraşanlara, “A’sından Z’sine, yani; elma yetiştiriciliğinden fidan üretimine,

soğuk zincire ve ihracata dek uzanan bu prosesin üstadı GÜLBUDAK

Tarım’dan bakın nasıl bir ses yükseliyor: “Eğirdir Gölü yoksa, elma da yok,

turizm de yok !!!”

ISVAK Türk Sanat Müziği Konserimizin değerlendirmesini, haber ve etkinlik

formatının dışında bir bakış açısıyla sayfalarımıza yansıttık...

Beğeni ile okuyacağınız sürprizlerle dolu bir sayı. Gelecek sayıda yeniden

buluşmak üzere... İyi okumalar...


ISVAK’TAN & ISPARTA’DAN

HABERLER / ETKİNLİKLER

ZİYARETLER

www.ispartalilarvakfi.org

3

www.ispartalilarvakfi.org


ISVAK ZİYARETLERİ ...

4www.ispartalilarvakfi.org

ISPARTA 12. DÖNEM

MİLLETVEKİLİ

DR. LOKMAN BAŞARAN

ZİYARETİ...

ISVAK’ın ziyaretler zincirinde, bir başka

isim; değerli büyüğümüz, Isparta 12. Dönem

milletvekili Dr. Lokman BAŞARAN

Ziyareti idi.

Doğan ÇELİK, Ahmet ŞAHLAN, Abdurrahim

KURUCU ve Zeki TARHAN’dan oluşan

heyet, Dr. BAŞARAN’ı evinde ziyaret

etti. Ziyarette, Lokman beyin kızı, Dergimizin

Yayın Kurulu Başkan Vekili Prof.Dr.

Semra KURUCU da ev sahibi olarak hazır

bulundular.

Çok samimi bir sohbet havasında geçen

ziyarette; asırlık Çınar Dr. BAŞARAN’ın

milletvekilliği yaptığı döneme ait anılardan

bazı anekdotların bizlerle paylaşılması, ziyarete

ayrı bir anlam ve renk katıyordu...

İçimizde en çok duygulanan Abdurrahim

bey, gözyaşlarına hakim olamıyor, bizleri

de duygu selin’e kaptırıyordu...

Nice yaşlara ULU ÇINAR !!!

www.ispartalilarvakfi.org

“Siyasi hayatımızda; Demirel ile karşılıklı sevgi ve saygı daima varolmuştur.

Birbirimizin aleyhinde hiçbir kötü söz, kırıcı söz söylemedik.

Biribirimize hep güler yüzle bakardık.”


YSK ESKİ BAŞKAN YARDIMCISI SABRİ COŞKUN İLE

PROF. DR. AHMET KART ZİYARETİ...

Dergimiz baskıya verildiği sırada aldığımız acı haber; değerli

hocamız Prof. Dr. Ahmet Kart’ı kaybettiğimizi öğrenmiş

bulunuyoruz. Allah rahmet eylesin.

Danıştay Yüksek Hakimi, Yüksek Seçim Kurulu

(YSK) eski başkan yardımcısı, değerli

hukukçumuz Sabri COŞKUN’u Yaşlı Yaşam

ve Rehabilitasyon Merkezi olan Ihlamur

Konağında; Ahmet ŞAHLAN, Yaşar BAKAL

ve Zeki TARHAN dan oluşan ISVAK heyeti

ziyaret etti...

Muhterem eşleriyle birlikte Konak’ta yaşamlarının

geri kalanını geçirmekte olan

hemşerilerimiz; bu ziyaretten çok memnun

kaldıklarını, tekrar ziyaretlerinden de ayrıca

çok mutlu olacaklarını ifade ettiler...

Ziyarette bir sürpriz de yaşandı. Geçtiğimiz

Ağustos ayı sonlarında vefat eden Ş.Karaağaç’lılar

Vakfının kurucu başkanlarından

merhum Alaatin AKGÜN’ün eşi Kamile

AKGÜN de ziyaretimiz sırasında bizlere

katıldılar.

Yine aynı gün, aynı heyetle Prof Dr. Ahmet

KART, İncek’teki evinde ziyaret edildi. Evin

salon ve bahçesinde, çok güzel bir sohbet

ortamında gerçekleştirilen ziyarette, muhterem

eşleri ve sevgili hocamızla kahve eşliğinde

yapılan sohbete doyum olmamıştı...

Çiçekler, çim ve ağaçların çevrelediği bahçenin

güzelliği ile Ankara çevresinin panoraması,

sohbetimize bir derinlik te kazandırıyordu...

www.ispartalilarvakfi.org

5

www.ispartalilarvakfi.org


ÇEVRE BAKANLIĞI ESKİ MÜSTEŞARI

AYTAÇ BİLGİÇ ZİYARETİ

6www.ispartalilarvakfi.org

www.ispartalilarvakfi.org

Çevre Bakanlığı eski müsteşarı

Aytaç BİLGİÇ’e; Ahmet

ŞAHLAN, Abdurrahim KU-

RUCU, Emin BİLGİÇ, Yaşar

BAKAL ve Ali TANIŞ’ tan

oluşan bir ISVAK heyeti bir

ziyaret gerçekleştirdi.

Tedavi gördüğü Güven Hastanesinden

çıktıktan sonra,

Çayyolu’ndaki yeni evinde

yapılan ziyarette; kendisinin

“BİTKİSEL HAYAT” ta olması

nedeniyle, muhterem eşi ve

kızına derin üzüntü ve geçmiş

olsun dilekleri , ISVAK

heyetince dile getirildi... BİL-

GİÇ’in eşi ve kızı da bu ziyaretten

duydukları memnuniyeti

ifade ettiler...

Dost ve kardeş, ISVAK’ın

kurucularından, bir dönem

Vakfımızın başkanlığını yapmış

Aytaç BİLGİÇ’e Allahtan

acil şifalar dileriz...


TÜRKİYE TABİATINI KORUMA DERNEĞİ (TTKD)

BAŞKANI YUNUS ENSARİ ZİYARETİ

Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD) kurucu başkanlarından, 99 yaşında “ASIRLIK ÇINAR” ve çok değerli

bir çevreci olan Orman Yüksek Mühendisi Yunus ENSARİ’ye; Ahmet ŞAHLAN, Abdurrahim KURUCU, Prof.

Dr.Semra KURUCU, Halis TUNA ve Zeki TARHAN dan oluşan ISVAK heyetince, ENSARİ’nin sahibi olduğu

TAURUS AVM de bir ziyaret gerçekleştirildi...

Şu anda 99 yaşında olan ENSARİ, gerçek bir DEMİREL hayranı ve S.DEMİREL dostu olarak biliniyor... Demirel’in

DSİ Genel Müdürü olduğu dönemde,” BARAjLAR KRALI” olarak ünlenen DEMİREL, Baraj havzalarının

korunması ve Toprak kaymasının önlenmesi için ağaçlandırmaya önem vermiş ve içinde Yunus ENSARİ’nin

olduğu ‘10’ Orman Yüksek Mühendisi ile birlikte TTKD’nin kuruluşuna öncülük etmiştir.

...Ve Derneğin hemen hemen her toplantısına da katılarak maddi /manevi her türlü desteği vermiş, Derneğin

bu günlere gelmesine ve toplumda “ÇEVRE BİLİNCİ”nin yerleşmesine büyük katkı yapmıştır.

www.ispartalilarvakfi.org

7

www.ispartalilarvakfi.org


RAMAZAN İFTARLARLA

GÜZELDİR...

YALVAÇ DERNEĞİ İFTAR YEMEĞİ

8www.ispartalilarvakfi.org

www.ispartalilarvakfi.org

Yalvaç Derneğinin geniş katılımlı iftar yemeğine, Ankara’ da yaşayan Yalvaç’lı ve Isparta’ lı hemşerilerimiz katıldı.

23 Mayıs Çarşamba günü, Karayolları Sosyal Tesislerinde gerçekleştirilen iftar etkinliği, son derece sıcak bir

ortamda geçmiş, uzun zamandır birbirini görmeyen hemşeriler özlem giderirken, yeni dostlukların da temeli

atılıyordu…

Dernek Başkanı Halis Tuna, etkinlikte

kısa bir açış konuşması yaparak, konuklara

“hoş geldiniz” demiş, bundan

sonra yapılacak tüm etkinliklerde

hemşerilerimizi daha sık görmek arzusunu

belirtmiştir.

İftar etkinliğinin duasını ISVAK Başkan

Yardımcısı Yalvaç’ lı hemşerimiz Mali

Müşavir Abdurrahim KURUCU

yapmış, İftar sonrasındaki çay sohbeti

ise, TARHAN’ ın Yalvaç ve Eğirdir’in

“CİTTASLOW = Yavaş Şehir =Sakin

Şehir “ üzerine yaptığı karşılaştırma ve

irdelemeleriyle daha bir renklenmiştir.

Allah, yaptığımız duaları ve iftarımızı

kabul eylesin, amin.

Ankara’ daki Yalvaç’ lı ve Isparta’lı hemşerilerimizin

iftar etkinliğindeki sıcak ortam, dostlukların da temelini attı…


RAMAZAN İFTARLARLA

GÜZELDİR...

ISVAK İFTAR YEMEĞİ

www.ispartalilarvakfi.org

9

www.ispartalilarvakfi.org


04 MART 2018 PAZAR GÜNÜ VAKFIMIZIN OLAĞAN

MALİ GENEL KURUL TOPLANTISI YAPILDI.

www.ispartalilarvakfi.org

10

www.ispartalilarvakfi.org

TOPLANTIDA 2017 MALİ BÜTÇESİ VE

2018 YILI BÜTÇESİ KABUL EDİLDİ.

Kurucular Kurulu üyemiz Ali Rıza ERCAN’ın vefatı nedeniyle

boşalan kurucular kurulu üyeliğine Havva ERCAN’; Kurucular

Kurulu üyemiz Ahmet Atilla ÇELİK’ın vefatı nedeniyle boşalan

kurucular kurulu üyeliğine Hümeyra ÇELİK’; Kurucular Kurulu

üyemiz Sayın Ahmet KART’ın istifa etmesi nedeniyle boşalan

Kurucular Kurulu üyeliğine mütevelli heyet üyelerimizden

Erdal SARAÇOĞLU’; Kurucular Kurulu üyemiz Sayın Fevzi

DEMİRKOL’un istifa etmesi nedeniyle boşalan Kurucular Kurulu

üyeliğine mütevelli heyet üyelerimizden A. Zeki TAR-

HAN; Kurucular Kurulu üyemiz Sayın Arif ATİLLA’nın istifa etmesi

nedeniyle boşalan Kurucular Kurulu üyeliğine mütevelli

heyet üyelerimizden M. Kemal BATTAL seçilmişlerdir.


YENİ MÜTEVELLİ HEYET ÜYELERİ DE SEÇİLDİ

Refik TURAN

Hasan KARGA

Metin GÖKOĞLU

Hasan TOKAT

Abdullah ÇAPRAZ

Faik ÇALIŞAN

Adnan GÜRDAL

Cemalettin CAN

Necdet ÖZER

Adil AYAZ

Hasan Ali SAVAŞ

Mehmet UZ

Yalçın ŞİBAR

Halil ÜNEL

www.ispartalilarvakfi.org

11

www.ispartalilarvakfi.org


VAKFIMIZA MADDİ MANEVİ EMEĞİ VE KATKILARI OLAN

HEMŞEHRİLERİMİZE DE PLAKETLER VERİLMİŞTİR.

Yıldız KUZGUN

Güler BENGÜER

Z.Suna SAYGILI

Şükran GÜLCAN

Cem TÜRKMEN

Zeki DEMİRCİ

Mehmet ÖZCAN

Hasan KARGA

Vedat YAKUPOĞLU

Metin GÖKOĞLU

Okan AKBAYIR

M. Kemal BATTAL

Arif ŞAHLAN

Hakkı ERTOKUŞ

Fuat ERENKUŞ

Faik ÇALIŞAN

Hakkı ALAYBEYOĞLU

İsmail KÖKBULUT

Musa DOĞANKAYA

Rıza KÖKLÜ

Necdet ÖZER

Mehmet UZ

YÖNETİM KURULU 2017 YILI FAALİYET RAPORU

www.ispartalilarvakfi.org

12

www.ispartalilarvakfi.org

ŞUBELERİMİZİN ÇALIŞMALARI

İSTANBUL ŞUBESİ FAALİYETLERİ ÖZETİ

ISVAK İstanbul Şubesi olarak bu yıl da ihtiyaç içinde olan

öğrencilerimize burs vermeye devam ettik, 2016-2017

öğretim döneminde 1 öğrenciye 200 TL, 24 öğrenciye

150 TLolmak üzere 25 öğrenciye karşılıksız burs verdik.

2017-2018 öğretim döneminde ise 1 öğrenciye 200 TL,

23 öğrenciye 150 TL olmak üzere 24 öğrenciye burs vermeye

devam ediyoruz.

Bu yılda sosyal faaliyetlerimize devam ettik. İlk olarak 5

şubat 2017 Pazar günü Teras Kafede öğle yemeğinde buluştuk.

25 kişinin katılımıyla vakfımızın bu yılki faaliyetleri

hakkında fikir teatisinde bulunduk.

5 Kasım 2017 tarihinde hemşerimizin yeni açtığı Göktürk

Namlı Gurmede öğle yemeği organize ettik. 22 kişinin katılımıyla

bol bol sohbet edip hasret giderdik.

15 kasım 2017 tarihinde Boğaz gezisi organize ettik. Anadolu

tarafındaki yalıları seyrederek Anadolu Kavağına kadar

gittik. orada balık yiyip etrafı dolaştık. 25 kişinin katıldığı bu

geziden hemşerilerimiz çok memnun kaldılar.

Burs verdiğimiz gençlerle ilgilenmeye ara ara onlarla bir

araya gelerek sorunları ile ilgilenmeye gayret ettik.

Bu yıl yeterli katılım olmadığı için seyahat düzenleyemedik.

Seyahatlerden elde ettiğimiz gelirler bursiyerlerimize burs

olarak verilmektedir.

İZMİR ŞUBESİ FAALİYETLERİ ÖZETİ

2017 yılında beşinci faaliyet yılını tamamlamış olan ISVAK

İzmir şubesi Yönetim kurulumuz uyum içerisinde çalışarak

2016-2017 yılı için burs verilmesi kararlaştırılmış olan

10 (on) üniversite öğrencimizin 2017 yılı burs ödemeleri

yapılmıştır.

2016-2017 eğitim yılında başarılı olan ve belgelerini gönderen

dört öğrencimize 2017-2018 öğretim yılında da

burs verilmesine, daha önce burs verilmiş ancak 2016-

2017 yılı içinde burs alamamış ve/veya yeni müracaat olarak

ta Ispartalı üç üniversite öğrencimize burs verilmesine

karar verilmiştir.

ISVAK İzmir şubemize Sn. Halil Gelendost, Sn. Osman

Nuri Hamamcıoğlu, Sn. Mustafa Tamer Kolat, Sn. Cahit

Doğan Yağcı, Sn. Şükrü Süslü ve Sn. Mena Teknik AŞ bağış

yaparak, öğrencilerimize burs verilmesine maddi katkı

sağlamışlardır.

1 Kasım 2017 tarihinde İslamköy’de yapılan anma etkinliğine

katılarak Merhum Cumhurbaşkanımız Sn. Süleyman

Demirel anılmıştır.

2017 yılında şube olarak toplam 14.084,62 TL aidat ve

bağiş toplanmış, 13.050,00 TL öğrencilere burs ödemesi

yapılmıştır.

Şubemizin defter tasdiki ve imza sirküleri için yapılan noter

masrafı ve banka hesap işletim ücreti dışında herhangi bir

masraf harcaması olmamıştır.

VAKIF MERKEZİ OLARAK SOSYAL

FAALİYETLERİMİZ

Ankara’da okuyan hemşehrilerimiz yüksekokul ve üniversite

öğrencilerimizden maddi yetersizlik içinde olanlara

burs tahsisi ve burs kaynağı bulunması başlıca amacımız


olmaya devam etmektedir. Üyelerimizin ödedikleri aidat

ve bağışlarla öncelikli olarak oluşturduğumuz burs fonundan

doğrudan yapılan burs ödemelerine ilaveten öğrencilerimize

doğrudan destek olmak isteyen hemşerilerimizle,

öğrencilerimiz arasında köprü görevi yüklenerek burs kanalları

işletilmektedir.

Vakıf bütçemizden 15, Kadın komisyonumuz, Eğirdirli Bayanlar,

Yalvaçlı bayanlar ve hayırsever hemşerilerimizin dahil

olduğu Vakıf çatısı altında toplam 50 yüksek öğrenimde

okuyan Ispartalı öğrencimize burs verilmektedir..

Sayın Kurucular Kurulu ve Mütevelli Heyet Üyelerimiz ile

diğer hemşeri ve sevenlerimizin de burs ve diğer şekillerde

Vakfımıza destek olmalarını veya verecek çevrelere

ulaşmamızı sağlamada yardımcı olmalarını bekliyoruz.

1- Vakfımızın web sayfası çalışmaları devam etmektedir.

İsim alınmış sayfa tasarımı hazırlanmıştır.

2- Hemşerilerimizin büyük destek ve katkılarıyla, binamızın

bakım-onarım ve tadilatı yapılmış ve dekorasyon

yenilenmiştir.

3- ISVAK’ın resmi yayın organı ISPARTA DERGİSİ; yeni

yayın kurulu ve yeni çehresiyle, yayın hayatına devam

etmektedir...

4- Türk Sanat Müziği Koromuz, Şef Orhan SAYGICI yönetiminde

çalışmalarını sürdürmüş, büyük bir katılımla başarılı

bir şekilde YIL SONU KONSERİ ni icra etmiştir.

5- Huzur evi ve yaşam merkezi kurma çalışmalarına başlanmış

olup halen devam etmektedir.

6- Ankara’daki Isparta’lı işadamlarımızla iki yemekli toplantı

gerçekleştirilmiş; bu toplantılarda görüş ve öneriler Vakfımızca

değerlendirmeye alınmıştır.

7- Mübarek Ramazan ayında hemşerilerimizin Fitre bağışlarıyla

Kurban Bağışları vakfımız bütçesine önemli ölçüde

katkıda bulunmuş olup, vakıf olarak hemşerilerimizin Dini

vecibelerini yerine getirme hususunda önemli bir rol oynadığımızı

ifade edebiliriz.

8- Vakfımızın tadilatının tamamlanmasından sonra, Mütevelli

heyetimiz ve hemşerilerimizle beraber Helva-Gabuneli

açılış gerçekleştirilmiştir.

9- Almanya’da yaşayan hemşerimiz Prof.Dr. Muzaffer AN-

DAÇ tarafından verilen “İslam’da terbiye ve Avrupa’nın iç

yüzü” konulu konferans ilgiyle izlenmiştir.

10- Vakfımızın kurucusu merhum Cumhurbaşkanımız

Süleyman DEMİREL’in vefatının 3. Yılında anma merasimi

için ISVAK-Güniz Sokak işbirliğiyle İslamköy’e otobüs

kaldırılarak merasime iştirak edilmiştir. 01 Kasım Doğum

günü anma töreni için TBMM başkanlarından Sayın Hüsamettin

CİNDORUK davet edilmiş “Atatürk’ün yolunda

bir ömür” konulu konferansta merhum Cumhurbaşkanımız

Süleyman DEMİREL’i anlatmış, bu anılar büyük bir

kalabalık ve dinleyici topluluğu tarafından heyecan ve ilgiyle

izlenmiştir.

11- Ankara’da öğrenim gören Isparta’lı öğrencilerimize

her cumartesi günü, hayırsever bir hemşeri sponsorluğu

ile yemekli toplantılar gerçekleştirmek suretiyle öğrencilerimizin

birbirleriyle kaynaşmaları sağlanmaktadır.

12- ISVAK kadınlar komisyonu, Eğirdir kadın komisyonu,

Yalvaç kardın komisyonları programlı bir şekilde toplanmakta

olup, sosyal birlikteliğin en güzel örneklerini vermektedirler.

13- Perşembe sohbetleri adıyla 15 günde bir vakıf çatısı

altında hemşerilerimiz bir araya gelip Isparta anılarını dile

getirerek nostalji yaşamaktadırlar.

14- Prof. Dr. Çetin GÖKSU ile yapılan “Isparta için Eko-Turizm

ve Sütçüler Örneği” konulu söyleşiye yoğun bir katılım

sağlandı. Sütçüler Belediye Başkanı ve ekibi bu söyleşiye katılarak

özledikleri Sütçüler’i, düşüncelerini ve temennilerini

ifade ederek hemşerilerimizden Sütçülere destek istediler.

www.ispartalilarvakfi.org

13

www.ispartalilarvakfi.org


EĞİRDİR DERNEĞİ

GENEL KURUL TOPLANTISI YAPILDI

www.ispartalilarvakfi.org

14

www.ispartalilarvakfi.org

EĞİRDİR Turizm - Kalkınma - Kültür DERNEĞİ'

nin Olağan seçimli Genel Kurulu, geçtiğimiz Pazar

günü ISVAK Salonlarında yapıldı. Genç hukukçumuz

Alperen ÇELİK başkanlığında oluşturulan Divan tarafından

yönetilen seçimli genel kurulda; 2016 ve

2017 yılları Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu, Dernek

Başkanı Bekir ÇELİK tarafından okunarak oybirliği

ile ibra edildi. Aynı şekilde, bilanço ve gelir gider

hesapları da oybirliği ile kabul edilip aklandı. Ragıp

ÇETİNDAĞ tarafından okunan gelecek yılın bütçesi

de oybirliği ile kabul edildi.

Teklif ve Temennilerde, ISVAK Başkanı Ahmet

ŞAHLAN söz aldı ve özetle: “…Bu çatı altında icra-i

faaliyet eyleyen EĞİRDİR DERNEĞİMİZ ile

iftihar ediyoruz… Birlikte düzenlediğimiz kültürel

etkinliklerimizle, hemşerilerimizden olumlu tepkiler

aldığımız da bir gerçek. Diğer ilçe Derneklerimizle

de Vakfımızın işbirliğini daha verimli hale getirme

çabasındayız.” Şeklinde duygu ve düşüncelerini dile

getirdi.

Yapılan seçimler sonucunda; Bekir ÇELİK yönetimindeki

eski yönetime aynen devam edildi. Yönetim

Kurulu, şu isimlerden oluşuyor: Bekir Çelik,

Nesrin Çelik, İdil Dede ve Mahmut Baysal.

1947’de kurulan Eğirdir Derneği’nin ilk kurucuları

EĞİRDİR DERNEĞİ Başkanı Bekir ÇELİK, Faaliyet

Raporunu okurken şöyle diyordu: "...1947 yılında

Ankara' da kurulmuş olan Derneğimiz, bu sene

71.faliyet yılını idrak etmektedir... Ankara ilinde halen

kayıtlı bulunan yaklaşık 7.000 Dernek için, 048

Sicil Numarası ile özellikli yerini korumaktadır...Derneğimiz

kurucuları arasında tek üyemiz, kuruluşundan

itibaren Derneğimize çok yakın ilgi ve katkıları

ile destek olmuş emekli Hakim, Avukat sayın M.Fahrettin

ÇELİK'e ve Derneğimize en zor günlerinde

kucak açmış ve desteklemiş diğer bir büyüğümüz

Yük. Müh. sayın Ahmet F. ÇELİK'e bu vesile ile şükranlarımızı

sunuyor, sağlık ve mutluluk içinde uzun

ömürler diliyoruz..."

Eğirdir Derneği Başkanı Bekir ÇELİK, ISVAK'ın Derneklerine

gösterdikleri yakınlık için, ISVAK Yönetimine

teşekkür ederken, ISVAK ile olan ilişkilerini bakın

nasıl dillendiriyordu: "...Vakıf ve EĞİRDİR DERNEĞİ

mizin ilişkileri, örnek olacak bir mükemmeliyet içinde

yürümektedir."

Aidat ve bağışlar dışında maddi kaynaklarının olmadığını,

8-10 öğrenciye burs verebildiklerini dile getiren

BİLGİÇ, BU BAĞLAMDA BAKIN KİMLERE

TEŞEKKÜR EDİYORDU: "Halen yükseköğrenim

gören öğrenci başına ayda 200.00 TL burs ödeyebildiklerini,öğrencilerimize

burs verebilmemizi

sağlayan, yüksek düzeyli bağışlarda bulunan değerli

hemşerilerimiz A.Tevfik BİLGİÇ, Ahmet F.ÇELİK ile

Hümeyra ve Tevhide ERTÜZÜN hanımlara teşekkürlerimizi

BİLDİRİYORUZ..."

…Ve Derneğin ikramıyla da Genel Kurul toplantısı

bitmiş oluyordu.


www.ispartalilarvakfi.org

15

www.ispartalilarvakfi.org


ISVAK’TA SÖYLEŞİ ETKİNLİĞİ…

ANKARA DİYABET DERNEĞİ BAŞKANI

PROF. DR. MUSTAFA CESUR’UN

“BÜTÜN YÖNLERİYLE DİYABET (ŞEKER HASTALIĞI)”

KONULU SÖYLEŞİSİ, BÜYÜK İLGİ GÖRDÜ

www.ispartalilarvakfi.org

16

www.ispartalilarvakfi.org

10 Mart 2018 Cumartesi günü ISVAK Salonları,

yoğun bir ilginin odağı oldu. Endokrinoloji ve

Metabolizma Hastalıkları Uzmanı, aynı zamanda

Ankara Diyabet Derneği Başkanı olan ve

halen Ufuk Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsünde

Akademik görevini sürdüren Prof. Dr.

Mustafa CESUR, “Bütün yönleriyle Diyabet

(=Şeker Hastalığı ) nı masaya yatırıyordu…

Zeki TARHAN’ ın moderatörlüğünde yapılan

söyleşi etkinliği, zaman zaman interaktif bir

formata dönüşüyor, izleyenler diyabetin ve şekerin

tanısı, tedavisi, yaşam kalitesindeki yerini

çok iyi değerlendiren bilinçli sorular ve katkılarla,

tıp eğitimi almış bir kitleyi temsil ediyordu

adeta

Yansıda; Merhum gazeteci-yazar (=Şeyh-ül

Muharririn ),eski parlamenter Mustafa CESUR

ile eşi merhum Nermin CESUR’un resimleri

görülüyor ve bu söyleşi, oğul Mustafa tarafından

onların anısına ithaf ediliyordu… Bu manzara

hepimizi duygulandırmıştı…

ISVAK Başkanı Ahmet ŞAHLAN’ın kısa bir açış

konuşması ve Prof.Dr.CESUR’un kısa özgeçmişini

okumasıyla, Dr. CESUR; diyabet ve şeker

hastalığı ile ilgili bilinen ve bilinmeyen yada

yanlış bilinen ne varsa izleyicilerle paylaşıyordu…Ve

konuklar, öylesine dikkatle izliyorlardı

ki, bizler; etkinlik bu olsa gerek diyorduk.

Ve bundan böyle, etkinlik planlamalarımızda

sağlığı ıskalamamak gerektiğini de bizlere

anımsatıyordu…Baba CESUR, şair ruhluydu,

oğul CESUR da genlerden geçmiş olmalı ki,

EĞİRDİR GÖLÜ ile ilgili çok güzel bir şiirini

sunumuna monte etmiş ve bizlere okuyordu.

Bir Eğirdir’ li olarak duygulanmamak mümkün

müydü?!!!

…ISVAK’ ın kurucu onursal Başkanı, 9.Cumhurbaşkanımız

DEMİREL’ in Doktoru Aylin CE-

SUR da eşinin sunumuna katkıda bulunuyor ve

etkinlik daha bir anlamlı hale geliyordu…


PROF. DR. CENGİZ TOSUN

DİL DEVRİMİ KONFERANSI

KONUYA İLİŞKİN ÖNEMLİ KAVRAMLAR

ULUS

YARATMAK

DİL

DEVRİM

GEREKLİLİK

DEVRİM SÜRECİNDE

Türk toplumuna Osmanlıdan geçen yaşam tarzı, dünyayı

algılama biçimi ve değer yargıları çağdaşlıktan uzaktı.

Bu nedenle bunların değiştirilerek Avrupa ayarında yeni

bir toplum yapısının oluşturulması gerekiyordu.

Bunun yolu da uluslaşma, dil ve eğitimden geçiyordu.

Mustafa Kemal Atatürk

Mustafa Kemal Atatürk

Genel eğitim ve öteki sivil ilişkilerin din etkisi dışında sürdürülmesi

gereğine inanan okullarda okudu.

Önderlik

Özgürlük

Bağımsızlık

Pozitif bilimlere inanç

Bitmeyen bir yurt ve Türk sevgisi

Halkına olan güven karakterinde vardı.

Batı ülkelerindeki çağdaş uygarlık düzeyine kendi ulusunun erişmesi

için de planlar, çareler tasarlıyordu.

Genel eğitim ve öteki sivil ilişkilerin din etkisi dışında sürdürülmesi

gereğine inanan okullarda okudu.

Önderlik

Özgürlük

Bağımsızlık

Pozitif bilimlere inanç

Bitmeyen bir yurt ve Türk sevgisi

Halkına olan güven karakterinde vardı.

Batı ülkelerindeki çağdaş uygarlık düzeyine kendi ulusunun erişmesi

için de planlar, çareler tasarlıyordu.

www.ispartalilarvakfi.org

17

www.ispartalilarvakfi.org


ULUBORLU PANELİ

www.ispartalilarvakfi.org

18

www.ispartalilarvakfi.org

Hamideli kahramanı Ramazan Topraklı’nın sağ kolu Haritacı Medeni ALTIN, plaketini Uluborlu Belediye Başkanı

Mehmet ÜNVERDİ’nin elinden alırken...


ULUBORLU’NUN

DÜNÜ BUGÜNÜ YARINI PANELİ

SONUÇ BİLDİRGESİ

12 MAYIS 2018 ISVAK - ANKARA

1- Uluborlu tarihi ve kültürel dokusunun korunarak restorasyonu ve kadim Uluborlu’nun yeniden ihya edilmesi

2- Ziraat alanlarının imara açılmasından kaçınılması

3- Kiraz ve elmanın endüstriyel meyve haline getirilip, pazarlanması için kurulan kooperatifin desteklenmesi

4- Meyveciliğin geliştirilmesi için ilaçlamanın asgari düzeye indirilmesi ve soğuk zincirde saklama kapasitesinin

artırılıp geliştirilmesi

5- Damlama sulama sisteminde kayıpların azaltılarak verimliliğin artırılması

6- Uluborlu Barajı’nın dolusavak kotunun yükseltilerek su tutma hacminin büyütülmesi

7- Meslek Yüksek Okulu öğrenci ve öğretim üyesi kapasitesinin artırılarak, okulun tercih edilmesi konusunda

burs ve barınma olanaklarının geliştirilmesi, Uluborlu’da eğitim kalitesinin yükseltilmesi

8- Uluborlu’nun engelli ve bakım merkezi olması konusunda çalışmaların hızlandırılması, devlet hastanesinde

uzman hekim bulundurma ile ilgili gereken değişikliklerin yapılması

9- Uluborlu’da turizmin geliştirilmesi için otel ve konaklama tesislerinin artırılması, müzenin zenginleştirilmesi

10- Kaybedilen kamu kuruluşlarının (tapu, adliye, askerlik şubesi) tekrar ilçemize kazandırılması

Ahmet Şahlan

ISVAK Başkanı

Prof. Dr. Zeliha Yazar

Uluborlu Kültür-Yard.Der.2.Bşk.

Zeki Tarhan

Ekonomist Yazar

Hikmet Hasçiçek

Uluborlu Kültür ve Yrd. Der. Bşk.

Ramazan Topraklı

Yük. Müh. Yazar

Mehmet Ünverdi

Uluborlu Belediye Başkanı

Semih Doğrukol

SDÜ Uluborlu MYO Müdürü

Okan Akbayır

Ticari Gayrimenkul Yöneticisi

www.ispartalilarvakfi.org

19

www.ispartalilarvakfi.org


ISVAK TÜRK SANAT MÜZİĞİ

BAHAR KONSERİ

www.ispartalilarvakfi.org

20

www.ispartalilarvakfi.org

5 Mayıs 2018 Cumartesi akşamı, Gazi Üniversitesi Merkez

Kampüsünde, ISVAK Türk Sanat Müziği Korosu, Şef

Orhan SAYGICI yönetiminde bu yıl altıncısını gerçekleştiriyordu.

TRT’nin duayen ses sanatçısı Ela ALTIN ve TRT

Ankara Radyosu sanatçısı Belgin GÖK’ ün misafir sanatçı

olarak sahnede birkaç şarkı ile yer alması, izleyenleri coşturdu

ve koronun performansına sinerjik bir etki yarattı…

Ankara Gazeteciler Cemiyeti üyesi ve 24 Saat Gazetesi

yazarlarından Orhan GÜRDİL, Zeki MÜREN’ in dostu ve

çok yakın arkadaşı olarak, gece- gündüz beraberliklerini

anekdotlar halinde anlatırken, Ona “PAŞAM” lakabını taktığını

da anımsatıyordu.

Füsun TÜMER, Serap GÜLEŞ ve Fatma EMİDURAN’ ın;

Atatürk’ün söylemlerinden ve Cumhuriyetin kuruluş felsefesinden

pasajlar içeren söylemleri, izleyicilerden büyük

beğeni alıyordu…

ISVAK’ lı Üniversite öğrencilerimizin, Isparta Türküleri eşliğinde,

Toros kültürüyle yoğrulmuş, Yörük kıyafetleriyle,

koronun seslendirdiği “ÇÖKERTME” ve “ÇAYIR-ÇİMEN

GEZE GEZE” eşliğinde sergiledikleri folklor gösterisi alkışlar

ve büyük bir beğeni ile karşılanıyordu…

Son iki yıldır, ISVAK Konserlerinde Türk Bayrakları ellerde

dalgalanarak, ayakta “İZMİR MARŞI” coşkulu bir şekilde

söyleniyordu… Yürekleri birleştiren, aynı yürek çırpıntılı,

milli hisleri uyandıran, Atatürk ve Cumhuriyet şuurunu pekiştiren

bir ortamı kendiliğinden yaratıyordu…Daha önceki

konserlerde ise “ONUNCU YIL MARŞI”, milli duyguları

kabartan bir etken oluyordu…

Bakın, ISVAK Korosunun Şefi Orhan SAYGICI, bu konseri

nasıl değerlendiriyordu:

“Dün akşamki konserimiz, şimdiye kadar gerçekleştirdiğimiz

konserlerin en coşkulusu ve en çok beğeni alan konserimizdi.

Bu başarımızdaki en büyük etken; Korodaki arkadaşlarımızın

özverili ve çok ciddi çalışmalarına borçluyuz.

Benim gibi zor bir Şef’e katlandıkları için, ayrı ayrı bütün arkadaşlarıma

teşekkür ediyorum…Ben, çalışmalarımda çok

titizim. Türk Musikisi konusunda taviz vermem, her şeyin

en doğrusunu öğretmeye çalışırım…Arkadaşlarım da sağ

olsun, bu doğrultuda çalıştıkları için, aldığımız sonuç çok

başarılı oldu. ISVAK Yönetimi, Koromuza bundan önce

olduğu gibi, bu yılki Konserimizde de büyük destek ve

yardımları olmuştur maddi ve manevi olarak. Bu nedenle,

Koro Şefi olarak başta ISVAK Başkanı sayın ŞAHLAN ve

Yönetimine şükran borçluyum…”

…Ve ISVAK Başkanı Ahmet ŞAHLAN ise, dün akşamki

Konseri şöyle değerlendiriyordu:

“Dün gece, Gazi Üniversitesi Konser Salonunda gerçekleştirilen

ISVAK’ ın TSM Konserini izleyenler, “MUHTEŞEM

SANAT ŞÖLENİ” izlediler… Ve inanıyorum ki, herkes

büyük keyif aldı…Koromuzun başarısı; Onları bu başarıya

götüren değerli Hocamız, hemşerimiz Türk Müziği Sanatçısı

/ TRT Sanatçısı Orhan SAYGICI’ nın altı yıllık çalışması

ve çalıştırmasının, bu yılki Bahar Konserini zirveye ulaştırdığını

sanıyorum. Hocamız bu konseri, misafir sanatçılarla

taçlandırdı. Vakfımız öğrencilerinin, Isparta yöresinin Halk

Oyunlarıyla bu Konsere ayrı bir renk kattıklarını ve çok

beğenildiğini gözlemledik… Özetlersek; bütün izleyiciler

İZMİR MARŞI’ nı ellerde Türk Bayrakları, ayakta söyleyerek,

bu Konserin bütünün bir parçası olduğunu ispat ettiler.

ISVAK iyi ki var. ISVAK olmasaydı bu Koro ve bu Konserler

olmayacaktı. Bu Vakfın Kurucusu 9.Cumhurbaşkanımız sayın

Süleyman DEMİREL’ i rahmet ve şükranla anıyoruz…

Çünkü; sanatsever kişiliği ile Vakfımızın Sanat Kolu’nun aktif

olması, O’nun direktifleri sayesinde olmuş ve Koronun

başarıları, O’nu sağlığında sevindirmişti. Ve her zaman, bu

çalışmaları tebrik ve takdir ederdi. Allah rahmet eylesin.”

…Ve ISVAK’ ın Başkan vekili Abdürrahim KURUCU, konuklara

hoş geldiniz konuşması yaparken, Vakfın faaliyetlerini

de özetlemiş, bugünün Hıdırellez bayramı olduğunu,

bu vesile ile bu bayramın kutlu, dilek ve istemlerin Allah

katında kabul olmasını dileyerek, konuşmasını şöyle tamamlıyordu:

-“Göz nereye bakarsa, Gönül de oraya akar, ISVAK olarak

gözümüz hep size bakmakta, Allah’ın yarattığı gönlümüz

de size akmakta”


KADİR ÖZTOPRAK

RESİM SERGİSİ

Hemşehrimiz Değerli Ressam Kadir ÖZTOPRAK, “Gecenin Düşleri” adını

verdiği kişisel resim sergisini 20 Şubat - 18 Mart 2018 tarihleri arasında

Ankara Nevzat Ayaz Müzesi Sanat Galerisinde sanatseverlerle buluşturdu.

www.ispartalilarvakfi.org

21

www.ispartalilarvakfi.org


ISVAK KADIN KOMİTESİ İLE 15 YIL

Prof. Dr. Yıldız KUZGUN

www.ispartalilarvakfi.org

22

www.ispartalilarvakfi.org

Salonda dinleyicilerin hemen hepsi

erkekti bir kadın bile yoktu. Benim

de vakfın kadın komitesinin varlığından

haberim yoktu Yaptığım konuşma

beğenilmiş olmalı ki olaydan

haberdar olan kadın komitesi aynı

konuda kendilerine de bir konuşma

yapılmasını istemiş. Sayın Çobaner

bu isteği bana ilettiğinde kendilerine

kadın grubuna bir konferans

vermektense onlarla bir sohbet

ortamı yaratılarak yeri geldikçe istenilen

bilgiyi vermenin daha yararlı

olacağını söyleyerek kadın komitesi

üyelerinin isteklerinin karşılanmasında

bir-iki toplantının yeterli olabileceğini

dile getirmiştim.

İlk toplantıda konuşmam bitince

anlamlı sorular soruldu. Bunları

yanıtlayabilmem için bir kaç toplantı

daha yapmak gerekti, O toplantılarda

sorulan yanıtlayabilmem

ve yapılan itirazları karşılayabilmem

için yine toplantılar yapmamız

gerekti. Bu şekilde sanırım

15 yıl ve belki daha fazla süredir

her çarşamba günü 11-13 saatleri

arasında birbirimize görüşlerimizi,

deneyimlerimizi aktararak bu günlere

geldik.

Kuruluşunun ilk yıllarında aktif görevde olduğumdan

bazı toplantılarına katılmanın ötesinde vakfımıza bir

katkım olamamıştı. O günlerden birinde başkan Sayın

Mustafa Çobaner benden bir konferans istemişti.

Bu isteği “Eleştiriye Dayanıklılık” konusunda bir konuşma

yaparak yerine getirmiştim.

Kadın komitesi üyeleri sadece

kişiliği geliştirme konusunda değil

toplumumuzun eğitim, ekonomi iç

ve dış politika sorunları ile ilgili bilgilerini

geliştirme isteklerini her oturumda

dile getiriyorlar. Bazı üyeler,

gazetelerden kestikleri yazıları getirmekte

ve gündemin bunlara göre

sürdürülmesinde etkili olmaktadırlar...

Ben; ileri yaşlarında hala öğrenme, görüşlerini ifade

etme, bunları tartışmaya istekli olma gibi kişilik özellikleri

olan böyle grubun üyesi olduğum için mutluyum.


ÖĞRENCİLERİMİZİN MEZUNİYET ŞÖLENİ

Merhaba Sevgili Okurlar,

Bu yazıyı okuyorsanız şu an bilin ki; ISVAK Isparta Dergisi

elinize geçmiştir. Evet, ISVAK benim dört yılımı dolu dolu

dolduran bir Vakıf.

Eğer hala uğramadıysanız, uğramanızı tavsiye ediyor ve

size biraz bahsetmek istiyorum. İlk geldiğinizde çekingen

davranıyorsanız, buradaki sıcak insanlar ve arkadaşlıklar ile

çekingenliğinizin dostluğa dönüştüğü bir aile içinde olduğunuzu

fark edersiniz. Vakıf, yolunuz Kızılay’a düştüğünde

uğramadan geçmeyeceğiniz bir yer haline geliyor;

Cumadan cumartesi’ye alınan yemekler, hafta sonları yapılan

kahvaltılar, ve bir de Doğum günleri, eğlencelerimiz...

Hepsi şu an benim için bir anı, güzel bir hatıra oldu, unutmayacağım.

Benim tavsiyem odur ki; eğer Ankara’da yaşayan bir

Isparta’lı iseniz, Vakıfa uğrayıp bunların hepsini birebir görebilir,

siz de güzel anılara ortak olabilirsiniz. Son olarak mezuniyet

eğlencemizden bahsetmek istiyorum. Senelerdir hazırlığını

yaptığımız arkadaşlarımızı mezun ettiğimiz yerden, bu defa

ben mezun oluyordum. Yani organizasyon kısmından “mezun”

kısmına geçmiştim. Bu çok farklı bir duygu ve deneyimdi

benim için. Hepsi ayrı ayrı çok sevdiğim insanlar... Ayrılacağım

için biraz burukluk olmadı değil ama, çok şanslıydım böyle bir

yerde olduğum için. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Sayfaları karıştırırken, eğer bu yazıyı okuduysanız size de teşekkür

ederim sevgili okur. Sevgiyle kalın.

Betül YAVUZ

www.ispartalilarvakfi.org

23

www.ispartalilarvakfi.org


ISVAK’IN BİRİNCİ YAPI

KOOPERATİFİNDE TAPULAR DAĞITILDI;

İKİNCİ KOOPERATİFTE İSE YENİ BİR

YAŞAM SİZLERİ BEKLİYOR:

www.ispartalilarvakfi.org

24

www.ispartalilarvakfi.org


NEVALIFE Dodurga

Çayyolu Dodurga Bulvarı üzerinde yeralan NevaLife Projesi iki blok

halinde yükselen lüks konutlar ile ticari alandan oluşuyor. Büyük talep

gören konutlarda ilk adımdan itibaren kalite ile karşılaşıyoruz; 220 m 2

lik geniş dairelerde yapı sektöründe Türkiye ve Dünyanın önde gelen

marka ve ürünlerine yer veriliyor. Kapıdan girince geniş ferah bir antre

ile bütün eşyanızı toparlayacak derin bir portmanto sizi karşılıyor; 4 oda

+ giyinme odası, salon, mutfak + kiler, geniş balkon, kapalı ve açık

otoparklar gibi pek çok ayrıntı projeyi farklı bir konuma taşıyor. Ticari

alanlarda ise Migros gibi seçkin markalar şimdiden şubelerini Nevalife

‘ta açıyorlar. Yine sosyal yaşama keyif ve kolaylık katacak Türkiye’nin

önde gelen banka, Cafe, restoran markalarından da talepler gelmekte

olduğunu öğreniyoruz. Tamamlandığında bu seçkin mahallenin gözde

konutları olacak bu sitede maliyete oranla kalite yüksekliği dikkat çekiyor.NevaLife

ta yeni, konforlu ve renkli bir yaşam sizleri bekliyor!

www.ispartalilarvakfi.org

25

www.ispartalilarvakfi.org


KAYIPLARIMIZ

4 Ocak 2018

Remziye Durutürk (Ertekin Durutürk’ün annesi)

www.ispartalilarvakfi.org

26

16 Şubat 2018

Halim Tuna (Halis Tuna’nın kardeşi)

Ali Haydar Öner (Isparta Eski Valisi ve Milletvekili)

5 Temmuz 2018

Çetin Doğan

www.ispartalilarvakfi.org

15 Temmuz 2018

Av. Güngör Çakmakçı

(Merhume Nur Çakmakçı eşi, Diş Hekimi Oya Önen’in ve Göz Hastalıkları

Uzmanı Dr. Hilmi Çakmakçı’nın babaları)

Aramızdan ayrılmışlardır...

ISVAK Camiası olarak

acılarını paylaşıyor, rahmetle anıyoruz...


BİR ACI KAYBIN

DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ…

WhatsApp’tan Cebimize saat (11.12)’ de düşen vefat

haberi, bu sabah kahvaltımızı yaparken gelmişti.

Isparta eski valimiz, 24. dönem Isparta milletvekili

Ali Haydar ÖNER, Ankara’da tedavi gördüğü hastanede,

bugün sabaha karşı Hakk’a yürüyordu…

Beyindeki tümör ve metastasla sonuçlanan süreçte,

Ahirete yolculuk…

Her şeyin boş olduğu ve ölümden başka gerçeğin

olmadığı bir dünyada yaşadığımızın bilincindeydik

elbette. Müteveffa ile tanışmamız ve de hukukumuzun

başlaması; Çankırı valisi iken, Isparta valiliğine

atanması haberi çıkar çıkmaz, Çankırı’ya gidip sayın

valimizle bir röportaj yapmamla oldu. Hazırlıklı gitmiştim

Çankırı’ya. Isparta ile ilgili basılı birçok dokümanı

yanıma almış ve hepsini yararlanması düşüncesiyle

kendilerine takdim etmiştim…

Çok güzel bir kabul görerek, verimli bir söyleşi gerçekleştiriyor,

Isparta’ya ait tüm bilgilerimizi karşılıklı

paylaşıyorduk… Saatler ilerliyor, 24.00’ü geçiyordu…

Ne hikmetse uykumuz da gelmiyordu. Akşam

yemeğini makamında yiyorduk. Çankırı’ya özgü yemek

kültürünü anlatırken, “YAREN” kültürünü de

Isparta’ya taşımanın ipuçlarını veriyordu… Valimizin

bana hediye ettiği “TUZ”u da hiç unutamıyordum…

…Ve o gece, Çankırı Polis Evi’nde konaklıyor, sabah

saatlerinde Ankara’ya dönüyordum. Isparta’ya atanan

bir Valinin, henüz Isparta’ da göreve başlamadan

önce; “Bu vali kimdir, neyin nesidir, idarecilik anlayışı

nedir, Isparta’nın sorunlarına vakıf mıdır?” bu ve

benzeri kafalarda oluşan soru işaretlerini açıklığa kavuşturup,

Isparta kamuoyunu bilgilendirme

ve kamuoyunu objektif

oluşturma misyonumu yerine getirmiş

oluyordum… Bu misyon,

tabii ki yazılı medya / elektronik ve

sosyal medya ile olacaktı.

Vali ÖNER, bundan böyle milletvekili

olma yolunda ilerleyecekti...

Kafasında iki yer vardı: Ya Ankara,

yada Isparta. Bir ikilem içerisindeydi.

Sonuçta Isparta ağır bastı. O, Isparta’yı,

Isparta’ lı da O’nu sevmişti.

Isparta’nın iktidar milletvekilleriyle,

TBMM zemininde karşılıklı atışmalar içerisinde bulmuştu

kendini. TBMM zemininin dışında ise, çeşitli

platformlarda dört Isparta milletvekilini bir araya getirip

buluşturmaya, kimsenin gücü yetmiyordu. Hele

hele; bir panelde bu dörtlüyü Isparta’nın sorunları ile

ilgili tartıştırmak mümkün değildi. Bunu; ne Zeki TAR-

HAN başarabildi, ne Kanal 32 ve nede Şakir kardeşimiz.

Siyaset Bilimcimiz Hakan KİRİŞ hocamız, keşke

bunu başarabilseydi.

…Evet, yarın Kocatepe Camisinin avlusunda, Cenaze

namazını kıldıracak imam efendi cemaat’a soracak:

“…nasıl bilirdiniz?” diye. Olumsuz bir yanıt,

bizlere yakışır mıydı?...

Allah rahmet eylesin…

www.ispartalilarvakfi.org

27

www.ispartalilarvakfi.org


ÇETİN COŞKUN

1938 - 2018

www.ispartalilarvakfi.org

28

www.ispartalilarvakfi.org

Cengiz AYDEMİR

Bugün 5 Temmuz 2018. Kan kardeşim, hemşerim Sayıştay

Uzman Denetçisi Çetin Coşkun’u Ankara’nın Karşıyaka

Mezarlığında 80 yaşında toprağa verdik.

“Seksen Yaş İyi Yaş” bu söz bana ait değil. Ülkemizin tanıdığı

zarif insan Prof. Dr. Sadun Aren’e ait. Onu vefatından

birkaç yıl önce Ankara’daki Büyük Tiyatro’nun bekleme

salonunda, güçlükle yürürken görmüş, ellerini tutmuş

“Hocam sizi görmek ne büyük bir mutluluk” demiştim.

Sende kimsin dercesine başını kaldırıp yüzüme bakmış,

bende Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin 1960 yılı mezunlarından

Cengiz AYDEMİR diye kendimi tanıtmıştım. Bizlere

İktisat (Ekonomi) dersini o kadar güzel tatlı tatlı anlatırdı ki

sene sonu imtihanında başarısız öğrencisi olmazdı. 1950’li

yıllarda kaleme aldığı “Para Banka” adlı kitabı bugünlerde

de şöhretini korumakta, öğrencilerin çantalarında aranan

kitaplar arasında yerini almaktadır.

Bugün, Sevgili muhterem arkadaşımın tabutunu musalla

taşında, sayıları hayli kabarık cenazeler arasında görünce

rahmetli hocamızın bu cümlesini hatırladım.

Evet, seksenli yaş eskiye göre güzel yaş. Ama zamanımızda

ilim adamları yolun yarısı diyorlar.

Kan kardeşimin tabutunun yanına konulmuş cam çerçeve

içindeki resmine bakarken içimden kalbimi titreten, yakan

bir sızı geçti. Farkında olmadan yüksek sesle “Senin ne

işin var orada, oraya yakışmıyorsun” dedim. Beni işiten

sevenlerinin yüzlerindeki ifadeyi, üzüntüyü görmeliydin.

Çetin, Isparta İl Merkezinin ünlü Ulu Camisinin yan tarafında,

Hamdi beyin bakkal dükkânının üst katında faaliyet

gösteren “Vakıflar idaresinin Müdürü Süleyman Coşkun

beyin oğludur. Annesi Fatma hanımdır. 1938 doğumludur.

İlk, Orta ve Lise tahsilini Isparta’da tamamlamıştır.

Kendisini müşterek arkadaşlarımız sayesinde tanıyordum.

Yakın arkadaşlığımız ise, Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin giriş sınavlarının

yapıldığı Ankara’da, 1956 yılında, başladı. Fakültemiz

o yıllarda, ülkemizin gözde birkaç fakültesinden biri

idi. İmtihanlarını kazandığımız zaman, şehir merkezinde,

parmakla gösterildiğimiz günleri, bugünde göğsüm kabararak

hatırlıyorum.

Yüksek memur yetiştirilmek üzere 1859 yılında kurulan

bu okul, daha sonraları Ankara Üniversitesi’nin bir fakültesi

olarak bu günlere kadar gelmiştir. “Mülkiye” adını da

taşıyan bu ünlü eğitim kurumu gerek Osmanlı İmparatorluğu

döneminde, gerekse cumhuriyetimizin kuruluş dönemlerinde

ülke savunmasında ve kalkınmasında önemli

hizmetler vermiştir. Modern Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu

rahmetli Atatürk’ünde takdirini kazanmıştır.

İşte böyle bir fakültede okumaktan, diğer bir ifade ile Mülkiyeli

olmaktan her zaman gurur duyduk.

O günlerde, fakültemizin simgesi rozetimizi parlatır, yakamıza

takar, tiyatroya, sinemaya gider, bu saygın eğitim


kurumuna zarar vermemek için kıyafetimiz yanı sıra, hareketlerimize

de dikkat ederdik. Her zaman başımız dik

yürürdük.

Fakültelerin bazılarının imtihansız öğrenci kaydı yaptığı dönemde,

ilginin yoğun olduğu böyle bir fakültenin üç gün

süren imtihanlarını başarı ile bitirerek öğrencisi olmak,

ayrıca devletten burs kazanıp okumak, yabana atılacak

bir şey değildi. Çetin Gümrük ve Tekel Bakanlığı’ndan,

bende Maliye Bakanlığı’ndan burs kazanmıştık. Bunları

kaybetmemek için gece gündüz birlikte derslerimizi çalışırdık.

Zaten fakülte yatılı okulu andırırdı. Dershaneler,

yatakhane, lokanta, kantin, radyo salonu ve berber aynı

binanın içinde idi. Sınıflar, aynı zamanda mesai dışında,

bizlerin ders çalışma mekânlarımızdı. Buralarda sabahlayan

öğrenciler hiç eksik olmazdı. Ankara’nın Cebeci ve

Kurtuluş semtlerini içine alan bu bölgede, ışıkları sabahlara

kadar yanan bir tek bina vardı o da bizlerin sevgili ilim yuvası

Siyasal Bilgiler Fakültesi idi.

Muhterem arkadaşım Çetin ve ben, ikiz kardeş gibi idik.

Birlikte ders çalışır, birlikte yemekhaneye iner, birlikte tiyatroya

sinemaya giderdik. O günlerde tiyatroya gitmek

sadece bizim için değil herkes için bir olaydı. Biletleri satın

alır almaz, ilk işimiz çamaşırhaneye inerek, koyu renk bayramlık

takım elbisemiz ile beyaz gömleğimizi ütülettirmek

olurdu. Siyah renkli ayakkabılarımızı ise kendimiz boyardık.

O günlerde fakültemiz öğrencilerinin moda haline

getirdiği nar çiçeği rengindeki kravatımızın ütüye ihtiyacı

yoktu. Bütün bu hazırlıkların yapılması bir zorunluluktu.

Kıyafeti düzgün olmayan, saçı sakalı birbirine karışmış kimseler

tiyatrolara alınmaz, kapıdan döndürülürdü. Bu onur

kırıcı bir olaydı. Hanımların kıyafetleri ise görülmeye değerdi.

Kendimizi ayrı bir dünyada hissederdik.

Gerek tiyatro, gerekse opera ve balede yer alan oyuncular

arasında yurt dışında isim yapmış, şöhret sahibi sanatçılarımız

da vardı. Ayrıca Cumhurbaşkanlığı Filarmoni

Orkestrasının Cuma akşamları verdiği klasik batı müziği

konserlerini de kaçırmazdık. O günler, bu günde özlemini

duyduğumuz güzel günlerdi.

Fakültede akşamları öğrencilerce düzenlenen dans öğrenme

saatlerinde, bana dans etmeyi Çetin öğretmiştir.

Nereden, nasıl öğrendi ise güzel dans ederdi. Yabancı hafif

batı müziği plaklarının çalındığı bu akşamlarda öğrenciler

birbirlerine hocalık ederlerdi. Benim hocamda sevgili ikiz

kardeşim Çetin Coşkun’du Muhterem arkadaşımın sesi

güzeldi. Her fırsatta bizlere şarkılar söyleyerek ortamı değiştirirdi.

O bizim assolistimizdi.

“Hadi Çetin” dediğimizde cebinden çıkardığı küçük bir

sözlüğü andıran şarkı kitapçığını açar bizleri kırmazdı. Vakfımız

ISVAK’ın Türk Sanat Müziği Korosunda da uzun yıllar

şarkılar söylemiştir.

Hemşehrimiz Çetin COŞKUN, iyilik timsali, dost canlısı,

sohbetine doyum olmaz sevgili bir arkadaşımızdı. Sevdiklerini

sık sık arardı. Hayatın çarkına kendini kaptırıp aramayanlara

tatlı sert bir ifade ile sitem ederdi. O samimi dürüst,

dört dörtlük bir adamdı. Vatanını çok severdi. Ayrıca

tam bir Isparta sevdalısı idi.

Bulunduğu ortamlarda dostça konuşur, görüşlerini açıkça

ifade ederdi. Onun sözleri her zaman yapıcı olmuştur,

dikkate alınmıştır.

Örneğin, vakfımız ISVAK’ta genel sekreter olduğum zamanlarda,

bir gün konferans salonunda asılı duran Atatürk’ün

tablosunu çok küçük buldu. Ertesi günü ilk işim

onun arzusunu yerine getirmek oldu. Halen konferans

salonunda asılı bulunan, eskisinin dört katı büyüklüğündeki

atamızın hasır koltukta otururken çekilmiş harika resmi, o

günlerin eseridir.

Bugün 5 Temmuz 2018 Perşembe. Sevenlerin olarak

bizler, seni bir daha göremeyecek olmanın, seni kaybetmenin,

üzüntüsü içindeyiz.

Ulu Tanrıdan rahmet dilemekten başka elimden bir şey

gelmiyor.

Muhterem eşin AYLA Hanımefendiye, çocukların Süleyman

ve Özlem’e, torunlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

Kabrin Nurla Dolsun.

www.ispartalilarvakfi.org

29

www.ispartalilarvakfi.org


9. CUMHURBAŞKANI

SÜLEYMAN DEMİREL ANILDI

www.ispartalilarvakfi.org

30

www.ispartalilarvakfi.org

17 Haziran 2015 tarihinde ebediyete uğurladığımız, Türk Siyasetinin en önemli isimleri arasında yerini alan; siyaset

hayatı boyunca pek çok ilke imza atan 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, vefatının üçüncü yılında adını taşıyan

üniversitede, rahmet ve minnetle anıldı.

Prof. Dr. M. Lütfü Çakmakçı Kültür Merkezi’nde Güzel Sanatlar Fakültesi Akademik Orkestrasınca bir anma konseri

verildi. Konserde, Tenor Doç. Ömer Türkmenoğlu tarafından Demirel’in sevdiği eserler seslendirildi.


Konuşmasının devamında Süleyman

Demirel’i bir renk olarak

tanımlayan Dulupçu, 9. Cumhurbaşkanının

sanata çok önem

verdiğini daha fazla gelişmesi için

sürekli çabaladığını, bugün de çok

önem verdiği sanatsal bir etkinlikle

kendisini andıklarını belirtti.

Törende bir konuşma yapan

Rektör Yardımcısı Prof. Dr.

Murat Ali Dulupçu, Demirel’in

ülkemiz için birçok yere imza

attığını, bunun en güçlü örneğinin

de adını taşıyan üniversite

olduğunu söyledi. Kurulduğu

günden bu yana her alanda

itici güç haline gelen SDÜ’nün

dünyada da kendinden söz ettiren

bir üniversite olduğunu

vurgulayan Dulupçu, “Demirel’in

attığı bu imza, bugün her

yerde konuşulan bir imza. Bu

üniversite var oldukça, Demirel’i

anmaya, adını yaşatmaya

devam edeceğiz.” dedi.

www.ispartalilarvakfi.org

31

www.ispartalilarvakfi.org

Demirel Vakfı Başkanı Nihan Demirel Atasagun ise Süleyman

Demirel ile Şevket Demirel’i çok özlediklerini ifade

ederek “Bir omzumda amcamı, diğer omzumda ise babamı

taşıyorum. Onlara buradan rahmet diliyor, başarılarıyla

göğsümüzü kabartan Süleyman Demirel Üniversitesine

böyle bir tören düzenledikleri için teşekkür ediyorum” diyordu.

Konuşmaların ardından geçtiğimiz yıl yapılan SDÜKKAN

Tasarım Yarışmasında birinci olan Mimarlık Fakültesi Öğrencisi

Emrecan Akyolcu’nun Süleyman Demirel’i anlatan

tasarım T-shirti, Süleyman Demirel Kalkınma Müzesi’nde

sergilenmek üzere Nihan Demirel Atasagun’a

teslim edildi.


75’LİK DELİKANLI

NURULLAH ŞEN’İN

YÜZMEDE GÖSTERDİĞİ ÜSTÜN

PERFORMANS VE HATIRALAR

www.ispartalilarvakfi.org

32

www.ispartalilarvakfi.org

İki kıtayı buluşturan kulaçlarıyla milli gururumuz

haline gelen ve çeşitli dereceler

alan, yüzücülükte dereceye doymayan

hemşehrimiz 75’lik delikanlı Nurullah

ŞEN’in gelin hep birlikte yüzmedeki üstün

performansının arka planına bir bakalım.

Küçük yaşlarda (6-7), mahalle arkadaşlarımızla sığ olan

yerlerde yüzüyormuş gibi kulaç atardık. 8-10 yaşlarına

geldiğimizde, can simidi gibi kullandığım su kabağını (sap

tarafı boğumlu cinsinden) kalın bir ipe bağlayıp, gölde

100-150 metre açılırdım ve artık yüzmeye başlamıştım.

Eğirdirli olarak yüzme bilenler, yüzmeyi hep kendi

çabalarıyla öğrenmişlerdir. Hepimiz kulaç atarız ama

ayaklar hep kurbağalamadır. Hiçbirimizin eğitimcisi yoktur.

Stilli olarak yüzemeyiz. Eğirdirin seydim mahallesinin

göl kıyısında “tekne kayası” tabir edilen yüksek kayalar

vardı. Oradan atlayıp,150 metre ileride bulunan kuş

kayalarına çıkardık. Su derindir, iyi yüzme bilenler tekne

kayasından atlayış yapardı.10-11 yaşlarında bende oraya

çıkarak ilk atlayışımı gerçekleştirdim. Ayrıca akranlarım

arasında dalmada Ethem Serçe’nin ismi geçerdi.

ŞEMİ AKTOPUK Hoca:

- Ortaokul jimnastik öğretmeni.

- Her yıl 19 Mayıs’ta halka açık gösteriler ve yarışlar

düzenlerdi.

- Her yıl yüzme yarışları hazırlar ve yönetirdi.

- Eğirdir ortaokul talebelerinin %60’ına gezi tertipleyerek,

Oluklacı’ya çıkartırdı (riskli dağ tırmanışı).


- Erkek talebelerden Basketbol, Voleybol, Hentbol

takımları kurar birbirimizle yarıştırırdı.

- Basketbol takımını, Gönen ilköğretim okuluyla, Denizli

lisesiyle ve Isparta lisesiyle yarışmak üzere müsabaka

düzenlerdi.

- Koşu yarışmaları düzenlerdi.

- Disiplinli,sert ama sevgi dolu bir hocaydı.Öğrencilerini

en ağır koşullara göre yetiştirir, rekabeti arttırırdı.

Nerede kalmıştık, ETHEM SERÇE’DE.

Yine Şemi hocanın hakemliğinde, merkezdeki Derya

restoranın önünde dalma yarışı yapılacak, katıldım.

Gölün dibine dalıp nefes tutacağız. En son kim çıkarsa

birinci olacak. Daldığımda bir kaya buldum ve ona tutundum.

Nefesimi sonuna kadar tuttum, en son ben

çıkmışım. Tabi birinci olarak. Bu olay Mehmet Serçe’yi

şok etti. Birinci olmam, arkadaşlarım arasında

bir yıl boyunca konuşuldu. Bu durumdan Mehmet

Serçe son derece rahatsızdı. Ertesi sene yine Şemi

hocanın hakemliğinde, yarışma yazla altınkum plajında

oldu. Oranın sahili sığ ve kumsaldı. Dalmak için ortam

uygun değildi, bundan dolayı tomruk elektrik direğini

150m ileriye ve sahile paralel olarak çapalarla sabitlediler.

Direğe tutunduk ve hoca düdük çalınca suya

dalıp kıyıya doğru yüzeceğiz. Düdük çalınca, dalar dalmaz

iki yanımdan iki el şortuma yapıştı. Ne olduğunu

anlayamadan tekmelemeye başladım. Şortum dize

kadar sıyrıldı.15-20 saniye mücadeleden sonra birkaç

sıyrıkla rakiplerden uzaklaştım. Kıyıya doğru yüzerek

çıktığımda az bir farkla yine birinci olmuştum. Sonradan

anladığım kadarıyla şortumu tutup, beni oyalayanlar

Mehmet Serçe’nin tuttuğu adamlarmış.

Lisedeyken yazın yine Şemi hoca’nın hakemliğinde

yazla dağ ve komando okulu gazinosu önünde eğitim

için gelen subay ve astsubayların yüzme yarışları yapılıyor.

İki arkadaş seyir için gittik. 2-3 kategoride seçmeler

yapılmış,sıra dalma yarışına gelmek üzereydi.

Kıyıya dik ,15m uzunluğunda ve sudan 1.5m yüksekliğinde

çatma tabir ettiğimiz uzantı vardı. Yarışma, onun

üzerinden atlayıp 40 metre ileride bekleyen hakem

Şemi hocaya doğru dalınacak. Yarış başlamadan Şemi

hoca’nın isteği üzerine sivil bir vatandaş olarak ben de

yarışmaya katıldım. Hoca yarışçıların maksimum 40

metre dalabileceğini hesap ederek 40. Metrenin sonunda

duran sandalda yarışçıları beklemeye başladı.

Yarış başlamıştı, sonuna kadar nefesimi tutup suya daldım.

Çıktığımda ise 40. metrede duran sandaldan 5

metre daha uzaktaydım. Sudan çıktığımızda ödül törenine

geçilerek hediyeler takdim edilmeye başlandı.

Birinciye kol saati, ikinciye Altın dolma kalem,üçüncüye

ise eşdeğerde bir hediye sunuldu.

Yarışma bittiğinde Şemi hocaya gidip, hata yapıp yapmadığımı

sordum çünkü birincilik bekliyordum.

Hocaya sınırın 5 metre daha ilerisinden çıktığımı belirttiğimde

hoca şok geçirerek, ben seni orada yüzüyor

sanmıştım dedi. Çok büyük hata yaptım ancak

geri dönüşü yok diyerek hem kendini hemde beni

telkin etmeye çalıştı.

O dönem lisedeyken en çok kol saatine sahip olmayı

dilerken bu durumla karşılaşmam beni derinden etkiledi.

Dereceye giremediğim gibi kol saatini de alamamıştım,

bu hiçbir zaman unutamayacağım anımdır.

www.ispartalilarvakfi.org

33

www.ispartalilarvakfi.org


MAKALELER

www.ispartalilarvakfi.org

34

www.ispartalilarvakfi.org


ISPARTA’NIN GİZLİ HAZİNESİ:

AZ BİLİNEN GÜLLERİ

Prof. Dr. Hasan ÖZÇELİK

Süleyman Demirel Üniversitesi,

Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü, Isparta

Isparta’nın bilinmeyen güzelleri var. Herkese

kendisini göstermezler. Adeta görümlük isterler!

Kendileri arayan, fedakâr aşıklarını beklerler. Bu

gülleri şehrigülün cadde ve sokaklarında göremezsiniz.

Sayıları az, ömürleri kısadır. Bir hanım teyzenin,

ninenin şefkatli elleriyle bahçesinde büyür,

çevresine güzellik ve koku dağıtır. Sabah-akşam ev

sahibiyle hasbihal eder gibi, bir ortak yaşama birliği

kurmuşlardır. Sahibi ölünce gülü bu ayrılığa dayanamaz,

o da ölür. Çünkü sahibi ölünce bu gül bahçeleri

modern binalara arsa yapılır. Nazlı gül bunu

kabullenemez. Ninesini, dedesini, eski huzurunu,

eski yaşama ortamını arar. İşte Isparta’nın nadir,

kaybolmaya yüz tutan güllerinin yaşama ortamı.

Çarşıda, pazarda, çiçekçide değil; eski ev bahçelerinde,

harabelerinde boynu bükük mahzun mahzun

dururlar. Çok güzel görüntüleri olmasa bile

onlar bu şehri gülistanın yerli sahipleri, gülün ve

gülcülüğün sessiz sakinleridir. Yörük kızı, köylü kızı

gibi makyajsız, sade, ama her organı değerli, sireti

suretinden daha önemli güllerimiz… Bu güllerin

ağırlıklı olarak yetiştiği ilçeler; Eğirdir, Keçiborlu ve

Aksu’dur. Sadece Isparta’dan tespit edilen birkaç

gül çeşidini aşağıda tanıtacağız. Sonra Ispartalı gül

severlere bir görev veriyoruz: Bu güllerin neslini

devam ettirmek ve dışa karşı çalınmasını engellemek

hepimizin görevi olsun. Şimdi ilimizin bu saklı

güzellerini tanıyalım:

1) Eğirdir’in siyah gülü

Eğirdirde eski ev bahçelerinde yetiştirilmektedir.

Oturak peyzaj gülüdür. 1(-2) m kadar boyda, gövdeleri

kalın. Genç yaprakları kırmızımsı ve iri. Kısmen

yaprak döker, kışlar ılık geçerse daimi yeşil

ve gösterişli. Çiçekleri küme halinde. Çiçeklerin

hepsi birlikte açılmaz. Çiçekleri büyük, açıldıkça

rengi koyulaşır. Çiçeklenme süresi çok uzundur.

Meyveleri iri; yaklaşık küresel şekilli. Gölgeli yerleri

pek tercih etmez. Hoş kokuludur. Kokusu çiçek

açıldıkça artar. Yetiştirildiği alanda havanın nisbi

nemi yüksek olmalıdır. Eğirdir’e özgü olduğu düşünülmektedir.

Ticari satışı yoktur. Halfeti gülüne

benzer. Farkı; çiçek yapraklarındaki beyaz damar

belirgin değil, kokusu daha zayıf ve çiçekleri kuruyunca

renk değiştirir. Fot. 1.

www.ispartalilarvakfi.org

35

www.ispartalilarvakfi.org

Fot. 1. Eğirdirde yetiştirilen yerel bir siyahi gül (R. odorata)


2) Eğirdirden bir başka eski bahçe gülü ise; adı bile

konulamayan yerel bir çeşidimizdir.

R. odorata’ya yakın bir genotiptir. Çiçekleri açmadan,

tomurcuk halinde iken fındık gibi, sık katmerli.

60-80 (-100) cm kadar boyda, tabandan çok

dallı. Pembe çiçekli. Dikenli, narin, nefis kokulu,

uzun süre çiçek açar. Mayıs ayından Kasım ayına

kadar çiçek açabilir. Çok meyve tutar ve meyveleri

gösterişlidir, dökülmez.Yağ gülü gibi kokan,

onun yerine üretilebilecek bir yerel çeşittir. Bu gül

sadece Eğirdirde birkaç evin bahçesinde görülmüştür.

Acaba bulamadığımız, Isparta’dan kayıtlı

Hafız gülü bu çeşit olabilir mi diye düşünüyoruz.

Rahmetli T. Baytop’a (2001) göre; “Gövde ve

dalları dikensiz, çiçekleri küçük, birçoğu bir arada,

kırmızı renkli ve kuvvetli kokulu. Yağ amaçlı olarak

üretilmiş, kalitesi iyi olmadığından üretimi durdurulmuş

ve daha sonra izine rastlanmamıştır”.

Hafızlar Kuran ezberlerken Kuran yapraklarının

arasına bu gülün çiçeklerini koydukları ve hıfzetmeleri

kolaylaştığı için Hafız gülü adı verilmiştir.

Bu gül üretilmeli ve en azından il genelinde yayılışı

sağlanmalıdır. Fot. 2.

www.ispartalilarvakfi.org

36

Fot. 2. Eğirdirde yetiştirilen yerel bir gül çeşidi (muhtemelen Hafız gülü; R. odorata).

www.ispartalilarvakfi.org

3) Keçiborlu’nun Kılıç köyünde bir evin bahçesinde

sarı, katmerli, kokulu bir gül tespit edilmiştir. İki sarı

gül türü (R. foetida ile R. hemisphaerica) arasında

bir melez olduğunu düşündüğümüz bu çeşite de

başka bir yerde rastlanmamıştır. Eski bahçe güllerinden

olup dekoratif amaçlıdır. Fot. 3.

Fot. 3. Keçiborlu’da(Kılıç köyü) yetiştirilen yerel bir gül çeşidi(R. foetida x R. hemisphaerica).


4) Bir yağ gülü türü olan Beyaz gül (R. alba) önceleri

Isparta‘da ve Yöre’de yağ amaçlı üretilirken

fabrikaların istemediği bir çeşit olduğundan güllüklerden

sökülmüştür. Bu nedenle nesli tehlikeye girmiştir.

Bu gül türü morfolojik olarak yabani güllere

benzer. Çiçekleri katmerli ya da yalınkat olabilir. Her

çiçeğinden meyve meydana gelebilir ve meyveleri

iridir. Osmanlı döneminde aynı bahçede %10 oranında

yetiştirilip birlikte hasad edilmiş ve damıtılmıştır.

Çiçekleri toplanmadığı takdirde meyvesinden

kuşburnu amaçlı olarak yararlanılabilir. Fot. 4.

Kuşburnu Türleri

Dedegül dağında (Yenişarbademli tarafı) R. dumalis

subsp. boissieri var. antalyensis (Yöreye Endemik)

bir doğal bir kuşburnudur. Dünyadaki C vitamini en

yüksek kuşburnudur. 100 gr’da 4 mg’dan fazla C

vitamini taşır. Fot. 6.

Fot. 6. Dedegül dağı ve çevresine özgü endemik bir kuşburnu (R.

dumalis subsp. boissieri var. antalyensis)

www.ispartalilarvakfi.org

Fot. 4. Eskiden yağ amaçlı üretilip, son yıllarda terkedilen bir yağ

gülü; Beyaz gül (R. alba).

5) R. versicolor türüne ait bir yağ gülü türü eski

güllüklerde yetiştirilmiş, zamanımızda terkedilmiştir.

Bu gün sadece Üniversite bünyesinde bir alanda

yetiştirilmektedir. Fot. 5.

Fot. 5. Eskiden yağ amaçlı üretilip, son yıllarda terkedilen bir yağ

gülü (R. versicolor).

Bu yazımızda sizlere ağırlıklı olarak Isparta’nın kaybolmaya

yüz tutan güllerini tanıtmaya çalıştık. Bir

ülkenin kalkınmasında öz değerleri öncelikli ve

önemlidir. Güller öz değerlerimizdendir. Tanıyalım,

sevelim ve şer güçlere karşı koruyalım…

KAYNAKLAR

• Baytop, T., 2001. Türkiye’de Eski Bahçe Gülleri, 149

s., T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları, No:2593.

• Özçelik, H., Gül, A., Orhan, H., Özgökçe, F., Fakir,

H., Sakçalı, S., Özkan, G., Ayter, F., Ünal, M., Tanrıverdi,

F., Bilgiç, Ş., Yıldırım, B., 2006-2009. Türkiye

Rosa L. (Gül) Taksonlarının Genetik Çeşitliliği Tespiti,

Ekonomiye Kazandırılması Olanaklarının Araştırılması

ve Süleyman Demirel Üniversitesi Bünyesinde

Rosarium(Gülistan) Tesisi, TUBİTAK TOVAG

1050627 no.lu proje.

• Özçelik, H., Sadıç, O., Ekici, L., Karakurt, H., Oğraş,

T., Yıldırım, B., Özçelik, Ş., Koca, A., 2012-

2014. Ülkemizde Yetişen Bazı Gül Çeşitliliğinin

Peyzaj ve Endüstriyel Amaçlı (Tıp, Kozmetik ve

Gıda Sektöründe) Kullanım Olanaklarının Araştırılması,

SAN-TEZ, 01177. STZ.2011/2 no.lu Proje.

Müşteri Firma: İstanbul Ağaç, Peyzaj, Eğitim Hizmetleri

ve Hayvanat Bahçesi İşletmeciliği San. Tic.

A.Ş.

37

www.ispartalilarvakfi.org


TARİHSEL BİR BAKIŞ AÇISINDAN

KOKULU GÜLLER VE

ISPARTA GÜLÜ*

Prof. Dr. K. Hüsnü Can BAŞER

Yakın Doğu Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi,

Farmakognozi Anabilim Dalı, Lefkoşa, KKTC

www.ispartalilarvakfi.org

38

www.ispartalilarvakfi.org

Giriş 1

Gül, Rosaceae familyasından

Rosa adlı dikenli çalılara veya sarmaşıklara

verilen isimdir. Dünya

üzerinde 100’den fazla yabani

gül türü kayıtlıdır. Çok popüler

bir bitki olduğu için kultivarlarının

sayısını tayin etmek hemen hemen

imkansızdır. Türkiye Florasında

24 gül türü kayıtlıdır.

Fosil kayıtlarına göre Gül türleri

40 milyon yıldır mevcuttur. Mezopotamya

çivi yazılı tabletlerine

göre gül’ün insanlar tarafından ilk

kullanımı 5.000 yıl öncesine gitmektedir.

Bir kil tablette, MÖ 2684-2630

yılları arasında yaşamış olan Akkadia

kralı 1. Sargon‘un Dicle

nehrinin geçtiği ülkelere yaptığı

askeri harekattan gül fidanları getirdiği yazılıdır. Kral

Babil şehrine yakın Ur’da yaşadığına göre seyahatini

muhtemelen Güney Doğu Anadolu’ya yapmıştır.

Antik Medeniyetlerde Gül

Asur tabletleri gül ve gülsuyundan bahseder. O günlerde

kullanılan gül türlerinin hangileri olduğunu bilmek

mümkün olmasa da, kokusunun güzelliğinden

bahsedildiğine göre, Anadolu’da yetişen Rosa gallica

(Kırmızı gül, Frenk gülü), R. centifolia (Okka gülü,

bohça gülü), R. moschata (Misk gülü), R. damascena

(İsparta gülü)’da biri olabilir.

Çivi yazılı tabletlere göre, güller damıtılmıyor, sıcak

suda bekletilerek kokularının suya geçmesi sağlanıyor-

*Sarkaç dergisinde 2017’de çıkan Kokulu Güllere Tarihsel Bir Bakış

https://sarkac.org/2017/10/kokulu-gullere-tarihsel-bir-bakis/ adlı makalemden

güncelleştirilmiştir.

du. Çok küçük miktarlarının kullanılıyor olması (0.2 g)

ne kadar değerli olduğu hakkında fikir verebilir.

Romalı doğa bilimci Yaşlı Pliny (MS 23-79)’ye göre

gül astrenjandı ve petalleri ya da çiçekleri tıpta kullanılıyordu.

Ona göre gül, vücudun baş, kulak, ağız,

dişetleri, boğaz, mide, anüs ve rahim dahil pekçok

kısmında kullanım için uygundu. Çiçeklerin sulandırılmış

sirke’de bekletilmesiyle hazırlanan müstahzar

(Oxyrate) kadınlarda akıntıları (fluks) ve kan tükürmeyi

durdurmak için yararlı idi.

Tohumlarından hazırlanan liniment (merhem) diş

ağrısına karşı ve idrar söktürücü (diüretik) olarak kullanılıyordu.

Gül çiçeği beyni temizlemek için koklanmalıydı.

MS 40-90 yıllarında yaşamış olan, Anazarba (Adana

, Kozan) doğumlu Pedanius Dioscorides Roma ordusunda

hekimlik yapmış ve Materia Medica kitabını


yazmıştı. Dioscorides’e göre gül astrenjan ve serinletici

özelliklere sahiptir. Çiçeklerin şarapla pişirilmesi

sonu hazırlanan sıvının baş ağrısı; göz, kulak, diş

eti, anüs ve rahim hastalıklarının tedavisinde yararlı

olduğundan bahseder. Kurutulmuş gül çiçeklerinin

toz edilip yemeklere katılmasıyla dişeti ağrılarının geçeceğini

yazmıştır.

MS 4. yüzyılda yazılmış olan ve yazarı belli olmayan

Syriac Tıp Kitabına göre, gül haricen göz, ağız, ağız

kokusu, karaciğer ve bereler; dahilen ise göğüs ve

mide rahatsızlıklarında kullanılır.

Hindistan’ın Geleneksel Tıp Sistemlerinden Ayurveda’ya

göre gül tomurcukları astrenjandır ve kalp

ve beyin toniği özelliklerine sahiptir. Petaller rahim

kanamalarını ve ağız yaralarını iyileştirmek amacıyla

kullanılır.

Gül yağı veya gül attarı çeşitli merhemlerin nahoş kokularını

düzeltmek için kullanılır. Bu, genellikle, çivi yazısı

tabletlerle uyum içindedir. O tabletlere göre, Asurlu

hekimler gül suyu kullanımında oldukça hassastılar.

Taze gül petallerinin şekerle dövülmesi ve ovulmasıyla

hazırlanan şekerleme hap yapımında kullanılıyordu.

Anadolu’nun Hititlileri (MÖ 1750-1180) gül’e pillu

diyor ve ondan ilaç hazırlıyorlardı. Ancak, hangi gül

türünü kullandıkları bilinmemektedir.

Girit’in Knossos Sarayında bulunan MÖ 1600 yıllarına

ait freskteki gül resmi, gülün Minoa uygarlığı tarafından

da kullanıldığına işaret etmektedir.

Mısır Firavunu Thutmose IV (MÖ 1600)’un mezarında

bulunan hiyeroglif’teki gül, gülün eski Mısır

Uygarlığı tarafından kullanıldığına dair en eski kayıttır.

Mısır Kraliçesi Kleopatra (MÖ 69-30)’nın Marcus

Antonius’u etkilemek için yoluna gül petalleri döktürdüğü

söylenir.

MÖ 400-200 yıllarına ait bir gül çelengi bir Mısır

mezarında bulunmuştu.

Çinli filozof Konfiçyus (MÖ 551-479) gülün Çin İmparatorluğundaki

öneminden bahseder. Ona göre,

güllere Zhou hanedanının imparatoru çok önem

veriyordu. Saray bahçelerinde gül yetiştiriliyordu.

Saray Kitaplığında gül ve gül tarımı konusunda 600’ü

aşkın kitap bulunuyordu.

İslam Kültür ve Geleneğinde Gül

Gül Müslüman doğu şairlerinin en önemli sembolüydü

ve Sufilik geleneğinde önemi büyüktü. Topraktan

dikenli dallarıyla yükselen gül çiçeklerinin

saflığı ve eşsiz güzelliği Allah’a giden mistik yolun

zorluğunun sembolü addedilmiştir. Gül Hz. Muhammed’in

de sembolüdür ki terinin gül koktuğuna

inanılır. Bu sebepten gül yağı ve gül suyu Türkiye

ve Orta Doğu’da dini seremonilerde ve ayinlerde

kullanılır.

Her yıl hac mevsiminde Mekke’de Kabe’nin siyah

örtüsü İran veya Türkiye’den gelen gülsuyu ile kokulandırılır

ve Kabe’nin yağ lambalarında gül yağı yakılır.

Bu gelenekte gül Cennet çiçeği addedilir. Hz. İbrahim,

Urfa’da (Edessa) Kral Nemrut tarafından ateşe

atıldığında, içine atıldığı ateşin etrafı güllerle süslü bir

havuza dönüştüğüne inanılır.

Hz. Muhammed’in damadı Hz. Ali ölüm döşeğinde

Selman-ı Farisi’den bir buket gül istemiş, onları

kokladıktan sonra ruhunu teslim etmişti. Bu sebepten,

gül Sufiliğin Bektaşilik mezhebinin önemli bir

sembolüdür. Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin eseri

Mesnevi’de gülden sıkça bahsedilir: “Gül, Dünya’ya

Cennet’in bahçıvanları tarafından ruhun gözünü ve

aklını güçlendirmek için gönderilmiştir”.

İstanbul’u 1453’te fetheden Fatih Sultan Mehmet

bir portresinde gül koklarken resmedilmiştir. İstanbul’un

fethinden sonra, Aya Sofya Kilisesini camiye

çevirdikten sonra her tarafını gül suyuyla yıkattığı

söylenir.

Gül Yağı ve Gül Suyunun Tarihi

Gül yağı ve gül suyu taze gül çiçeklerinin suyla damıtılmasıyla

elde edilir. Literatür bilgilerine göre, distilasyon

nispeten yeni bir icattır. Çoğu yazarlar, distilasyonu

Arapların Alembik’ine (MS 9. yy); kimi de İskenderiye’nin

simyacılarına (MÖ 50 ve sonrası) atfederler.

www.ispartalilarvakfi.org

39

www.ispartalilarvakfi.org


www.ispartalilarvakfi.org

40

www.ispartalilarvakfi.org

Ancak, bir kayda göre, toprak kaplarda ilk distilasyon,

yani damıtma işlemi, MÖ 5000 yıllarında Hindistan/

Pakistan sınırındaki Indus Vadisi Uygarlığı esnasında

gerçekleşmişti. Topraktan mamul bir damıtma kabının

parçaları Harappa’da bulunmuştu. Bu eski damıtma

kapları Hindistan’ın Kannauj şehrinde halen

uygulanmakta olan attar üretimine benzerlik göstermektedir.

Attar üretiminde kokulu bitkiler suyla

damıtılır ve distilat sandalağacı esansından (Santalum

album, Santalaceae) geçirilerek koku zaptedilir. Kullanılan

bitki gül ise gül attarı elde edilir.

Mezapotamya’da bulunan MÖ 3500’lü yıllara ait kil

tabletlere ve ekstraksiyon kaplarına göre, Sümerler

ve Asurlular (MÖ 1200) kokuları ekstre etme sanatında

mahirdiler. Kokulu maddeler bir gün süreyle

kaynar suda tutulur ve süzülürdü. Kokulu sıvı üzerine

yağ ilave edilir ve hafifçe ısıtılırdı. Asurluların bu

şekilde hazırladığı parfümler ünlü idi.

Heredot’un anlatımıyla, güller Babil’in Asma Bahçelerinde

de yetiştirildiğine göre, gül yağının da aynı

şekilde elde edildiğini tahayyül edebiliriz.

Şimdi de kullandığımız şekildeki imbiği ilk olarak Muhammed

İbn Zekeriya El-Razi (854-925) tasvir etmişti.

Daha sonra, Ebu El-Kasım Halef İbn El-Abbas

El Zehrevi (Albucassis) (936-1013) çoklu distilasyon

sistemini tanıtmıştı. Benzer bir sisteme Sems el-Din

el-Ensari el-Dimeşki (1256-1327)’nin Ayasofya Kütüphanesinde

2945 no ile kayıtlı Nuhbat ad-dahr

adlı yazma eserinde rastlanmıştır.

Prof. Dr. Turhan Baytop, Türkler tarafından kullanılan

kompakt bir distilasyon sisteminin teknik çizimlerini

vermiştir. Benzer distilasyon sistemleri yakın

zamana kadar İsparta ve diğer yörelerde köy tipi

gülyağı imbiği olarak kullanılmıştır.

Orta Çağ İslam Tıp Metinlerinde Gül

Eski İslam tıbbı metinlerinde sıkça yer alan gül’den

üretilmiş üç ürün şunlardır: Gül suyu (Taze güllerin

damıtılmış suyu), gül reçeli ( taze gül petallerinin şeker

veya balla kaynatılmasıyla elde edilen kıvamlı reçel) ve

gül yağı (taze güllerin susam yağı veya zeytin yağı içinde

güneşte bekletilmesiyle hazırlanan yağlı maserat).

Arap Hekim El-Kındi (9. yy) gül ürünlerini mide ağrısı,

ülser, karaciğer ve ağız hastalıkları, ve boğaz ağrısı

için önermişti. Gül yağını yanıklar, ülserleşmiş yaralar

için ve basur merhemi terkiplerinde kullanırdı.

El-Dinaveri (9. yy) gül suyunun serinletici etkisini not

etti ve ateş için önerdi. Ayrıca, gül yağının sakinleştirici

ve ateş düşürücü etkisinden dolayı başa tatbik

edilmesini önerdi.

El-Razi (9. yy) gülün tedavi etkilerinden bahsederken,

onun sarhoşluğu azaltıcı özelliğinden söz etti.

Büyük hekim İbn-i Sina (11. yy) gül kokusunun kalp

ve beyin üzerindeki etkilerinden bahseden ilk hekimdi.

“Harika kokusundan dolayı, gül ruha hitap eder.

Sakinleştirici etkisinden ötürü bayılmayı önlemekte

ve kalp çarpıntılarında çok etkilidir” diye yazdı. Gül

suyunun akıl ve ruh üzerindeki aktivitelerinden, ve

beyin fonksiyonları ile idrak gücü üzerindeki yararlı

etkilerinden sitayişle bahsetti: “Anlama gücünü kuvvetlendirir

ve hafızayı güçlendirir”.

İbn-i Sina gibi, İbn-El-Baytar da gül suyunun beyin

üzerindeki etkilerinden bahsetti: “Gül suyu aklı ve

beyni güçlendirir, duyuları keskinleştirir, yaşam gücünü

arttırır; endişe kaynaklı kalp çarpıntılarında yararlıdır.

Faydalı kokusundan ötürü vücudu güçlendirir.”

İbn-El-Baytar gül suyunu kaynatarak yüzü buğusuna

tutmanın özellikle göz hastalıklarındaki tedavi edici

etkilerinden bahsetti. Bu uygulamanın sarhoşluğu ve

baş ağrılarını gidereceğini de not etti.

Şirvanlı Mahmut (15. yy) Kemaliye adlı ünlü eserinde,

kurutulmuş güllerin havanda dövülmesiyle hazırlanan

tozun, banyodan sonra vücut hala ıslak iken,

ense, göğüsler ve bileklere uygulanmasıyla vücudun

güzel kokacağından ve ruhun iyi etkileneceğinden

bahseder. Gül kokusunun ruhu güçlendirdiğini ve

kalbi temizlediğini öne sürer, “Gül kokusu meleklerin

sevdiği kokudur” diye ilave eder.

Aynı tozu İshak bin Murat (14. yy) Edviye-i Müfrede

(Basit Droglar) adlı eserinde hamamlarda kullanım

için önerir. Uyuz hastalarında ve sivilcelerde cilde

ovulmasıyla yararlı olacağından söz eder.

Yağ gülü, Isparta gülü

Gül yağı, özellikle, Türkiye ve Bulgaristan’da Rosa

damascena Miller’in taze çiçeklerinde su distilasyonu

ile elde edilir. Bu tür Türkiye’de yabani olarak yetişen

Rosa gallica L. ve Rosa phoenicia Boiss.’in doğal

bir melezidir. Tarımı yapılan varyete “trigintipetala”-

dır, 30 petalli anlamındadır.

Türkiye ve Bulgaristan iki büyük gül yağı üreticisi ülkedir.

Gül çiçeklerinden damıtma yoluyla gül yağı,

çözücü ekstraksiyonu ile ise gül konkreti üretilir.

Yağlık gül tamamen tarımı yapılan bir bitkidir. 1 kg

gül yağı üretmek içim 3500-4000 kg taze gül gereklidir.

1 kg gül konkreti üretmek için ise 400 kg


taze gül yeterlidir. Gül yağı, gül suyu, gül konkreti

ve absolüsü üretim sezonu Mayıs ortasından Haziran

ortasına kadar 1 ay süredir. Yılda 7000 ton gül

damıtılarak 1600 kg gül yağı ve güllerin n-hekzan ile

yıkanmasıyla 2400 kg gül konkreti üretilir. 1934’ten

beri köy tipi üretim yerini fabrikasyon üretime terk

etmiştir. Halen, 24 imalathanede gülyağı ve gülsuyu

üretilmektedir. 11 firma gül konkreti de üretmektedir.

3 firma tarafından Gül absolüsü üretimi de yapılmaktadır.

Gül absolüsü, konkretin etanolle ekstraksiyonu

sonucu elde edilen koyu renkli ve gül kokulu

bir sıvı ekstredir. Bir firma gülsuyundan 2-feniletil

alkol üretimi yapmaktadır.

Bu arada 500 ton kadar da gül suyu üretilmektedir.

2015 yılında Türk gül yağının kilo fiyatı 9000 Avro

iken gül konkretinin kilosu 1000 Avro’dan (Gülbirlik

fiyatları) işlem görmüştür. Türkiye yılda ortalama 10

milyon ABD doları tutarında gül yağı ihraç etmektedir.

İhracat rakamları 2008’de 11 milyon dolar;

2009’da 8.5 milyon dolar, 2014’te 14 milyon dolar;

2015’te 10.8 milyon dolar; 2016’da 10.3 milyon

dolar olarak gerçekleşmiştir.

Tablo 1 Türkiye’de gül ürünlerinin üretimi

2016 2017

Gülyağı 1.050kg 1.350kg

Gül konkreti 8.500kg 10.000kg

Gül absolüsü 2.000kg 2.500kg

Gül suyu 300ton 500ton

Gül çiçeği 6.500ton 8.000ton

Rakamlar için Süleyman Kınacı’ya teşekkür ederim.

Gül yağının ana bileşikleri Tablo 2’de görülmektedir.

Tablo 2 Gülbirlik Gül yağı’nın son 31 yıllık analiz

ortalamaları

Yüzde değerleri (%)

Ana bileşikler Min. Max.

Sitronellol 30.9 43.9

Geraniol 9.3 20.8

Nonadekan 8.2 14.7

Nerol 5.2 10.7

1-Nonadeken 2.0 4.9

Metil öjenol 2.0 4.0

Heneikosan 2.5 4.2

Geranil asetat 1.0 2.3

Linalool 0.3 2.1

2-Feniletil alkol 1.2 2.0

Beta-Karyofilen 0.4 1.6

Sitronellil asetat 0.5 1.4

Germakren D 0.7 1.4

(2E,6E)-Farnesol 0.6 1.6

Pazarlanan gül ürünleri şunlardır: Gül yağı, gül suyu,

gül konkreti, gül absolüsü, gül reçeli, gül lokumu, gül

sabunu, gül şurubu, kurutulmuş gül çiçekleri.

Modern Farmakolojide Gül

www.ispartalilarvakfi.org

41

www.ispartalilarvakfi.org


www.ispartalilarvakfi.org

42

www.ispartalilarvakfi.org

Eski metinler gül’ün beyin ve kalp rahatsızlıkları için

yararlı olduğundan bahseder 1.

Son yıllarda yapılan çalışmalarda bunu kanıtlayan bilimsel

verilere ulaşılmıştır. Rosa damascena çiçeklerinin

sulu alkollü ekstresinin kobay kalbinde kalp ritmini

ve kasılmasını (kontraktilitesini), , muhtemelen

beta-adrenerjik reseptörleri uyararak önemli ölçüde

arttırdığı gösterilmiştir2.

Rosa damascena çiçekleri beyin fonksiyonları üzerinde

yararlı etki gösterir ve hafıza kaybında (demans)

tedavisinde yararlı olabilir.

Son yapılan çalışmalarda, gül yağının ve gül kokusunun

ana bileşiği feniletil alkol’ün asetilkolin esteraz

(AChE) ve butirilkolin esteraz (BChE) enzimlerini

önemli ölçüde inhibe ettiği gösterilmiştir3,4.

Gül tomurcuklarından elde edilen siyanidin-3-O-beta-glikozit’in

angiotensin-I-dönüştürücü enzimi

(ACE) önemli ölçüde inhibe ettiği, yani kalp-damar

fonksiyonlarını iyileştirdiği belirlenmiştir. Zira, ACE,

güçlü bir damar daraltıcı olan Angiotensin II üretiminde

rol oynayan anahtar enzimdir5.

Dirençli epilepsi (refractory epilepsi) hastası 3 ila 13

yaş arası 9 kız ve 7 erkekten oluşan 16 çocuk ile

yapılan çift-körlü bir klinik çalışmada 5 gün süreyle

plasebo ve zeytinyağı içinde %10’luk gül yağından

5 mg verilmiştir. Çalışma 3 ila 6 hafta sürmüştür (taban

hattı aşaması = Baseline phase). Plasebo veya

yağ 4 hafta süreyle verilmiş, bu süreler arasında 2

hafta süreyle kendilerine reçete edilen antiepileptik

ilaçları kullanmışlardır (Yıkama aşaması). Uçucu yağ

kullanan grupta nöbetlerin ortalama sıklığı, plasebo

grubuna göre önemli ölçüde azalmıştır (p=0.00).

Sonuçlar, gül yağının antikonvülsan etkisini ispatlamış

ve antiepileptik ilaçlara dirençli çocuklarda yararlı

olabileceğini göstermiştir6.

Gül çiçeklerinin kloroformlu ekstresinin nevrit büyüme

aktivitesi göstererek amiloit beta (Aβ)’yı inhibe

ettiği gösterilmiştir. Aβ’nın Alzheimer hastalığının ana

patolojik nedeni olduğu düşünülmektedir. Alzheimerlı

hastaların beyinlerinde bulunan Aβ(25-35) yani Aβ

peptitinin ana fragmanı, nöral hücre ölümüne, nevritik

atrofi’ye, sinaptik kayba ve hafıza yitimine yol açar7.

Gül uçucu yağı, Alzheimer hastalığı benzeri kurtcuk

paralizi semptomlarını önemli şekilde engelledi. Gül

yağı Aβ depozitlerini baskıladı ve Aβ’nin aşırı ekspresyonuyla

oluşan toksisiteyi azaltarak Aβ oligomerlerinin

miktarını azalttı. Ayrıca, gst-4 geninin ekspresyonunu

önemli ölçüde aktive etti ve bu da Alzheimer

hastalığında rol oynayan SKN-1 sinyalleme yolağını

etkilediğini gösterdi. Yağın ana bileşikleri sitronellol ve

geraniol aynı etkiyi göstermedi8.

Grubumuzca yapılan ve gül yağı ile feniletil alkol’ün

nöroprotektif ve hafıza güçlendirici etkilerine benzer

sonuçlar3,4 başka yazarlarca da doğrulanmıştır9-11.

Gül’ün rapor edilen başkaca etkileri şunlardır:

- Gül çiçeklerinin metanollü ekstresinin anti-hiperlipidemik

etkisinin pankreatik lipaz ve HMG CoA redüktaz

enzim aktivitelerini inhibe etmesiyle oluştuğu

gösterildi12.


- Formaldehit koklanmasıyla oluşan testiküler hasarın,

önceden gül yağı koklatılarak önlendiği ve sıçanlarda

sperm sayısının arttığı belirlendi13.

- 92 bekar kızla yapılan çift kör çaprazlama klinik

deneyde, gül meyvelerinden hazırlanan etanollü

ekstrenin primer dismenore sendromu (PMS)’nda

ağrı yoğunluğunun mefenamik asite benzer şekilde

azalttığı ve hiçbir yan etki görülmediği belirlendi14.

- Gül’ün sulu ekstresiyle gül absolüsünün hayvan

modellerinde antidepresan etkisi gösterildi15,16.

- Gül yağının depresif erkek hastalarda depresyon

semptomlarını ve seksüel yetersizliği giderdiği rapor

edildi17.

Sonuç

Bilimsel çalışmalar gül yağı ve gül suyu koklamanın

kişiye mutluluk ve güven duygusu getirdiğini, hafıza

fonksiyonlarını güçlendirdiğini, seksüel performansı

iyileştirdiğini, afrodizyak etki gösterdiğini ve daha pek

çok özellikleri olduğunu göstermiştir1,19,20.

Orta çağ bilim adamlarının iddialarının modern çalışmalarla

ispatlanıyor olması, Rosa damascena’nın

insanlığa hizmetini, özellikle ihtiyaç duyduğumuz bir

dönemde, mutluluk, sağlık ve neş’e getiren bir bitki

olarak sürdüreceğini göstermektedir.

Kaynaklar

1 KHC Başer, A. Altıntaş, M. Kürkçüoğlu, Turkish Rose: A

Review of the History, Ethnobotany, and Modern Uses

of Rose Petals, Rose Oil, Rose Water, and Other Rose

Products, HerbalGram (96) 40-53 (2012)

2 MH Boskabady, A. Vatanprast , H. Parsee , M. Ghasemzadeh

.Effect of aqueous-ethanolic extract from Rosa damascena

on guinea pig isolated heart. Iranian J Basic Med

Sci. 14:116- 121 (2011).

3 FS Senol, I Orhan, M Kurkcuoglu, MH Khan, A. Altintas, B.

Sener, KHC Baser, An in vitro approach to neuroprotective

activity of Rosa damascena Mill, a medieval age traditional

medicine used for memory enhancement. Planta Med.

77(12):1440-1440 (2011).

4 F.S. Senol, I. Erdogan Orhan, M. Kurkcuoglu, M.T.H.

Khan, A. Altintas, B. Sener, K.H.C. Baser, A mechanistic

investigation on anticholinesterase and antioxidant effects

of rose (Rosa damascena Mill.), Food Res. Int. 53, 502-

509 (2013)

5 Kwon EK, Lee DY, Lee H, et al. Flavonoids from the buds

of Rosa damascena inhibit the activity of 3-Hydroxy-3-methylglutaryl-

coenzyme A reductase and angiotensin I-converting

enzyme. J Agric Food Chem. 58, 882-886 (2010)

6 Ashrafzadeh F, Rakhshandah H, Mahmoudi E. Rosa damascena

oil: an adjunctive therapy for pediatric refractory

seizer. Iranian J Child Neurol. 13-17 (2007)

7 Awalel S, Tohda C, Tezuka Y, Miyazaki M, Kadota S. Protective

effects of Rosa damascena and its active constituent

on Ab(25– 35)-induced neuritic atrophy. eCAM 149, 1-8

(2009)

8 S. Zhu, H-Y Li, J. Dong, W. Yang, T. Liu, Y. Wang, X.

Wang, M. Wang, D. Zhi, Rose essential oil delayed AD-like

symptoms by SKN-1 pathway in C. elegans, J. Agric.

Food Chem. (2017) DOI: 10.1021/acs.jafc.7b03224

9 Esfandiary E, Karimipour M, Mardani M, et al. Novel effects

of Rosa damascena extract on memory and neurogenesis

in a rat model of Alzheimer’s disease., J Neurosci

Res. 92, 517-530 (2014).

10 Jazayeri SB, Amanlou A, Ghanadian N, Pasalar P, Amanlou

M. A preliminary investigation of anticholinesterase activity

of some Iranian medicinal plants commonly used in traditional

medicine. Daru 22, 17 (2014).

11 Mohammadpour T, Hosseini M, Naderi A, et al. Protection

against brain tissues oxidative damage as a possible

mechanism for the beneficial effects of Rosa damascena

hydroalcoholic extract on scopolamine induced memory

impairment in rats. Nutr Neurosci. 18, 329-336 (2014).

12 Gholamhoseinian A, Sharifi-Far F, Shahouzehi B. Inhibitory

activity of some plant methanol extracts on 3-Hydroxy-3-Methylglutaryl

coenzyme a reductase. Int J Pharmacol.

6, 705-711 (2010).

13 Kose E, Sarsılmaz M, Tas¸ U, Kavakli, A., Turk, G., Ozlem

Dabak, D., Sapmaz, H., Ogeturk, M. Rose oil inhalation

protects against formaldehyde-induced testicular damage

in rats. Andrologia 44(1), 342-348 (2012)

14 Bani S, Hasanpour S, Mousavi Z, Mostafa Garehbaghi P,

Gojazadeh M. The effect of Rosa damascena extract on

primary dysmenorrhea: a double-blind crossover clinical

trial. Iran Red Crescent Med J. 16, e14643 (2014).

15 Dolati K, Rakhshandeh H, Shafei MN. Antidepressant-like

effect of aqueous extract from Rosa damascena in mice.

Avicenna J Phytomed. 1, 91-97.(2011).

16 Nazıroglu M, Kozlu S, Yorgancıgil E, Uguz AC, Karakus¸

K. Rose oil (from Rosa damascena Mill.) vapor attenuates

depression-induced oxidative toxicity in rat brain. J Nat

Med. 67, 152-158 (2013).

17 Farnia V, Shirzadifar M, Shakeri J, et al. Rosa damascena oil

improves SSRI induced sexual dysfunction in male patients

suffering from major depressive disorders: results from a

double-blind, randomized, and placebo-controlled clinical

trial. Neuropsychiatr Dis Treat. 11, 625-635 (2015).

18 M. Mahboubi, Rosa damascena, a holy ancient herb with

novel applications, J Trad Complement Med. 6, 10-16

(2016).

19 H. S. Nunes and M. G. Miguel, Rosa damascena essential

oil: a brief review about chemical composition and biological

properties, Trends Phytochem. Res. 1(3) 111-128

(2017).

20 S. Mohebitabar, M. Shirazi, S. Bioos, R. Rahimi, F. Malekshahi,

F. Nejatbakhsh, Therapeutic efficacy of rose oil:

A comprehensive review of clinical evidence, Avicenna J.

Phytomed. 7(3) 206-213 (2017) https://www.ncbi.nlm.

nih.gov/pmc/articles/PMC5511972/ (En son 4.8.2018’de

ziyaret edildi)

www.ispartalilarvakfi.org

43

www.ispartalilarvakfi.org


ULUBORLU’DA

SAĞLIK HİZMETLERİ

ULUBORLU YAŞLI - BAKIM

MERKEZİ OLACAK

Prof.Dr.Zeliha YAZAR

Uluborlu’lu Akademisyen

www.ispartalilarvakfi.org

44

www.ispartalilarvakfi.org

Uluborlu İlçe merkezi Isparta’ya 65 km. uzaklıkta

ve 31.12.2017 tarihi itibariyle 5613 yerleşik nüfusa

sahip yemyeşil bir ilçemizdir. Ayrıca ilçede 1995

yılından beri faaliyette olan Süleyman Demirel Üniversitesi

Uluborlu Selahattin Karasoy Meslek Yüksek

Okulu’nun 7 bölümünde okuyan 2300 öğrenci

nüfusu da bulunmaktadır. Bundan başka yurdumuzun

çeşitli yerlerinde yaşayan Uluborlu’lular mayıs

ayından itibaren ilçemize gelerek yaz tatillerini burada

geçirmektedirler. Haziran-Temmuz ve ekim

aylarında ise kiraz ve elma toplama amacıyla çevre

ilçe ve köylerden yaklaşık 3000 geçici işçi de

Uluborlu’ya gelmektedir. Tüm nüfusu bir araya

getirirsek Uluborlu merkezinde ortalama 10 000

kişinin yaşadığını düşünebiliriz. Bu rakama Uluborlu

merkezine 6-9 km uzaklıkta olan Dere Köyü,

İleydağı Köyü, İnhisar Köyü ve Küçükkabaca Köyü›nün

toplam nüfusu olan 1000 kişiyi de eklemek

gereklidir.

Uluborlu ve köylerinde yaşayan tüm halkımıza

1993 yılında yapımı tamamlanan Uluborlu Devlet

Hastanesi sağlık hizmeti sunmakta idi. Ancak deprem

analiz raporuna göre “çürük” kabul edilince

bina boşaltıldı ve yanındaki araziye yeni bina yapılarak

2015 yılında hizmete açıldı. Entegre hastane

olarak çalışan “Uluborlu Entegre İlçe Hastanesi” 10

yatak kapasitesine sahiptir, ameliyathane, doğumhane,

hemodiyaliz ünitesi ile 2 ambulansı bulunmaktadır.

Hastanede 4 aile hekimi, 3 acil hekimi

olmak üzere 7 hekim ve 3 hemşire görev yapmakta

olup yardımcı sağlık personeli ve diğer personel

ile birlikte toplam 80 kişi çalışmaktadır. 2018 Mart

ayında hastaneye 1200 acil hasta ve 1300 aile hekimi

hastası kabul edilmiş olup, 18 diyaliz hastasının

tedavisi sürdürülmüştür. Maalesef Uluborlu’daki

Devlet Hastanesi kapatılıp “Entegre Hastane”

statüsüne dönüştürüldüğünden beri, statü gereği,

hastanede uzman hekim bulunmamaktadır. Bu durumda

rutin poliklinik hizmeti ve yatan hasta takibi

yapılmamakta, ameliyathane ve yeni doğan ekipmanı

bulunmamaktadır. Sadece acil hastalar bakılmakta

ve aile hekimliği hizmeti verilmektedir. Yatarak

takip ve tedavi gereken hastalar 65km uzakta

bulunan Isparta’ya ambulansla götürülmektedirler.

Bu durumun özellikle acil şartlarda risk oluşturduğu

aşikardır.

Uluborlu’da 2007 yılında “Uluborlu İbrahim Ethem

Erbil Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi” hizmete

açılmıştır. Kapasitesinin %80’i 18 yaş üstü bedensel

engellilere ve %20’si ilçedeki yaşlılara hizmet sunma

şartıyla arazi bağışı yapılmış ve bina da bağışlarla

tamamlanmıştır. 81 Personelin görev yaptığı Merkez’in

kapasitesi 60 kişidir. 2013 yılında kurulan

“Umut Evleri “ ve “Yaşlı Yaşam Evleri” ile birlikte

toplam kapasite 83 kişiye çıkmaktadır. Uluborlu’da

bulunan “Uluborlu Hacı Ahmet Şençopur Huzurevi

Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi” de şartlı

bağışla yapılmış olup 2015 yılında hizmete girmiştir.

Toplam 65 kişilik kapasiteye sahip olan Merkez’de

45 personel çalışmaktadır. Her iki Merkez de Aile

ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri

Genel Müdürlüğü’ne bağlı kurumlardır.

Bu kurumların dışında 263 yatak kapasiteli “Alzheimer

Hastaları için Bakım Merkezi” inşaatı devam

etmekte olup 2019 yılında tamamlanması hedeflenmektedir.

Ayrıca 150 yataklı “Kronik Hastalar

için Bakım Merkezi”nin de hizmete sunulması ile

birlikte Uluborlu gelecekte Yaşlı - Bakım Merkezi

olacaktır. 500’den fazla yaşlı ve bakım gereken

hasta Uluborlu’da yaşayacak, yakınları misafir edilecek,

Uluborlu’da yaşayan gençlerimize yeni iş

olanakları sağlanacaktır. Bu durumda kadrosunda

İç Hastalıkları Uzmanı, Nöroloji Uzmanı ve hatta

Geriatri Uzmanı’nın görev yaptığı “Uluborlu

Devlet Hastanesi”nin tekrar açılmasını sabırsızlıkla

beklemekteyiz...


Uluborlu İlçe Hastanesi

www.ispartalilarvakfi.org

45

Uluborlu İbrahim Etem Erbil

Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi

www.ispartalilarvakfi.org

Uluborlu

Hacı Ahmet Şençopur

Huzurevi


Ş.A.İ.K’lilerin 68’ KUŞAĞI

19. KEZ BULUŞTU

M. Nail BİNLİ

www.ispartalilarvakfi.org

46

Şehit Ali İhsan Kalmaz Lisesinin 1966/1967 –

1967/1968 ve 1968/1969 MEZUNLARI her yıl

olduğu gibi 2018 de de kalabalık bir grup olarak

biraraya geldiler. ISVAK kurucular kurulu ve mütevelli

heyet üyesi aynı zamanda İzmir Isvak Şubesi

Kurucu Başkanı Nail Binli ‘ nin onaltı yıldır organize

ettiği bu birliktelik ile dönem arkadaşları 19. defa

buluştular. 2002 yılından itibaren her yıl Isparta

dahil olmak üzere Türkiye’nin değişik yerlerinde

buluşan grup bu yıl 03-06 Mayıs tarihleri arasında

Kuşadası Fantasia Otelde hasret giderdiler. Etkinlik

03.05.2018 Perşembe günü saat 10.00’dan itibaren

katılımcıların otele gelmesi ile başladı. Profesör,

öğretmen, işadamı, bürokrat, doktor, ev hanımı ve

mesleklerinden emekli olmuş toplam 77 (dönem

arkadaşları ve öğretmenlerimizin) kişinin katıldığı

toplantı Nail Binli’nin açılış konuşması ile başladı.

Atatürk ve silah arkadaşları, şehitlerimiz, ebediyete

intikal etmiş öğretmenleri ve sınıf arkadaşları

için saygı duruşu yapıldı. Organizasyonun 16 yıllık

mimarı ve öğrencilik yıllarında olduğu gibi baş mümessil

pazı bantını takan Nail Binli açılış konuşmasında;

Bu toplantıda her arkadaşımız mesleki ceketini;

otelin kapısı önünde bırakıp otele öyle giriyor

ve 16-17 yaşındaki Mehmet - Hasan - Ayşe - Adil

www.ispartalilarvakfi.org


-Tülin olarak buradayız ve bu nedenle her yıl toplantılarımızı

dönem arkadaşlarımızdan 70 ile 80 kişinin

katılımı ile gerçekleştiriyoruz,16 yılda 19 defa

bu birlikteliği bu kadar kişinin katımı ile sürdüren

başka bir grup olduğunu sanmıyorum. Bu bir Isparta

ruhudur, bu bir ŞAİK ruhudur. Bizlere bu ruhu

kazandıran şey; Isparta’da doğmuş olmamız ve

öğretmenlerimizin ve bazı arkadaşlarımızın ise

Isparta’da babalarımızın memuriyeti sebebi ile tayinle

gelip Isparta’da doğmuş olmalarıdır. Özellikle

davetlerimizi kırmayıp her toplantımıza Kuzey Kıbrıs’tan

özel olarak bizim bu toplantılarımıza katılan

Babür Nihat (Özar) hocamıza - Bizim her toplantımıza

katılımları ile gençlik aşılayan Güngör ve

Okşan Kılınç hocalarımıza tüm arkadaşlarım adına

teşekkür etmek isterim dedi. Etkinliğin ikinci günü

olan Cuma günü grup kiralanan iki otobüs ile önce

Efes Meryem ana ve tarihi Değirmen Zeytinyağ

müzesi ne gidilerek gezildi. Aslen Şarki karaağaç

ilçesi kökenli olup Kuşadası’nda ikamet eden Kuşadası

Belediyesi Başkan Yardımcısı Ayşe Günbey

Şerifoğlu’nun da katıldığı ve misafirperverlik örneği

gösterdiği toplantının üçüncü günü olan Cumartesi

günü hemşerimiz Doç Dr.Mustafa Büyükkolancı’

nın uzun süre müdürlüğünü yaparak emekli

olduğu Selçuk Müzesi Mustafa Büyükkolancı ‘ nın

rehberliğinde gezildikten sonra Şirince ziyareti yapıl

dı. Cumartesi akşam Fantasia otelin gruba tahsis ettiği

özel salonda her yıl son gece gala gecesi olarak

isimlendirilen toplantının veda gecesi; İzmir Devlet

Türk Sanat Müziği Korosu elemanlarından dört

tanesinin katılımı ve Isparta’nın Türk sanat müziğindeki

altın sesi dönem arkadaşlarımızdan Hakkı

Bıtrak’ın, solistliği eşliğinde yapıldı. Müzik aralarında

okul döneminde yaşanan hoş, komik, bir çok anının

anlatıldığı, paylaşıldığı gala gecesi sonrası; daha önce

3 defa Isparta - 2 defa Kıbrıs - istanbul - Gemlik

Armutlu - Bodrum - Marmaris - Fethiye - Kazdağları

- Edirne - Kapodokya - Eskişehir - Foça

- Pamukkale - Bursa ve en son Kuşadasında

toplanan ve bir defa da Balkanlar turu yapan Ş.A.İ.K

68 kuşağı 2019 Nisan/Mayıs ayındaki bir sonraki

toplantıda Şehit Ali İhsan Kalmaz Lisesinde aynı

dönemlerde İngilizce öğretmenliği yapan ve şimdi

ise (emekli olduktan sonra) Bodrum Gümbet’te

otel işletmeciliği yapan Rafet Gider’in otelinde seneye

aramızdan fire vermeden 20. buluşmayı yapalım

temennileri ile yuvalarına döndüler.

SAYGILARIMIZLA

www.ispartalilarvakfi.org

47

www.ispartalilarvakfi.org


ISVAK TÜRK SANAT MÜZİĞİ

KORO’SUNUN SEZON SONU KONSERİ:

HARİKA BİR MÜZİK ŞÖLENİ


Öğrencilerimizin;” Çökertme ve Isparta Türküsü”

Eşliğinde Sergiledikleri Folklor Gösterisi Büyük

Beğeni ile Karşılanırken, Ellerinde Türk Bayrakları

ile, Konukların da Ayakta Eşlik Ettiği” İzmir Marşı”

ile Muhteşem Final Yaşandı. O Büyük Salon

Alkışlarla Çınladı..

Ayten ADİLOĞLU

www.ispartalilarvakfi.org

48

www.ispartalilarvakfi.org

İşte 5 Mayıs 2018 Cumartesi akşamı… Güller ve

göller diyarı Ispartalılar, Isparta sevdalıları Gazi Üniversitesi

Konser Salonunu hınca hınç doldurdular.

Hayatın aynası, dostlukların köprüsü ve hayatın içinde

bir nefes olan müzik; bir yıllık aradan sonra bizleri bir

kez daha bir araya getirdİ. Şefimiz Orhan Saygıcı’nın

yönettiği 2017-2018 yılı Bahar Konseri için aylar boyu

hummalı bir çalışma ile hazırlandığımız Isvak Türk Sanat

Müziği Koromuz yeni bir başarıya imza atmak için

hemşehrilerinin ve dostlarının huzuruna çıktı.

Hepimizin genelde esas mesleğimiz dışında, bizi başka

güzelliklere götüren bir hobimiz, bir tutkumuz vardır.

İşte bu amaçla 1998 yılında 9. Cumhurbaşkanımız,

Vakfımızın Kurucusu, Onursal

Başkanımız Merhum Sn. Süleyman Demirel’in

talimatıyla Türk Sanat Müziği

Koromuzu kurduk .Isparta’da ve Ankara

‘da konserler verdik .Bu yıl 25. Konserini

gerçekleştiren koromuz 2012 tarihinden

itibaren Şefimiz Sn .Orhan Saygıcı’nın yönetiminde

altıncı konserini icra etti.

32 kişiden oluşan Koro’muzun sadece 8’i (Ali Kaytan,

Ayten Adiloğlu, Gülay Aybatlı, Naciye Neşe Bettemir,

Nazife Bettemir, Okan Atay, Serap Güleş, Terim Güleş)

Ispartalı. Bu sayıyı bir türlü çoğaltamadık.. Nezih

bir aile ortamı içinde ve sevgi, saygı çerçevesinde geçen

çalışmalarımızdan niçin Ispartalılar yararlanmasın ?

2018-2019 yılı çalışmalarımıza tüm hemşehrilerimizi

bekliyoruz…


Her yıl düzenlenen bu konserlerle Şefimiz’in yanı

sıra birbirinden yetenekli saz ve ses sanatçıları da

yeteneklerinin karşılığını salonu dolduran misafirlerin

coşkulu alkışları ile almanın mutluluğunu yaşadılar

.

Saz üstatlarının sahnede yer almasını müteakip, yakalarında

Isparta’mızın sembol ürünü olan güller olduğu

halde koristler ve şefimiz Orhan Saygıcı sahnedeki

yerini yine coşkulu alkışlar arasında aldı. Sunucular(

Serap Güleş, Fatma Eyduran, Füsun Tümer) ve Saz

ekibinin arkasında otuz ikisi de birer zarafet elçisi gibi

dizilen koristler gecenin ciddiyetine ve kalitesine değer

katacaklarını kanıtlıyorlardı.

Geçen yıl ünlü udi üstadı, devler sanatçısı olan

Yusuf Nalkesen’in topluma mal olmuş eserlerini

icra eden Koro’muz bu sene söz yazarı, besteci,

oyuncu ve şair olan Türk müziğinin üstadı 24

Eylül 1996 yılında kaybettiğimiz, Sanat Güneşimiz

Zeki Müren’in şarkılarını sundu. Şarkı anonslarının

Sanatçının kendi sesinden yapılması salona ayrı bir

coşku verdi.

İki bölümden olan konserimiz Şefimizin yorumladığı

“Hayat bazen tatlıdır”adlı muhayyer kürdi eserle başladı.

Programa ayrı renk katan saz ekibinin taksimleri,

koristlerin ve koronun yorumladığı 14 eserden

sonra öğrencilerimizin “Çökeltme ve Çayır çimen

geze geze” adlı Isparta Türküsü eşliğinde sergiledikleri

folklor gösterisi büyük beğeni ile karşılandı. Salon

alkışlarla çınladı

www.ispartalilarvakfi.org

49

www.ispartalilarvakfi.org


www.ispartalilarvakfi.org

50

www.ispartalilarvakfi.org


www.ispartalilarvakfi.org

İkinci bölüm Vakıf Başkanımız Ahmet Şahlan ve Başkan

Yardımcımız Abdurrahim Kurucu’nun konuşmalarından

sonra şefimize ve sponsorumuza plaket takdimi ile başladı.

Koronun yorumladığı on şarkıdan sonra; Ankara

Gazeteciler Cemiyeti Üyesi ve 24 Saat Gazetesi Yazarlarından

Orhan Gürdil; Zeki Müren’in dostu ve çok yakın

arkadaşı olarak, gece gündüz beraberliklerini anekdotlar

halinde anlattı. O’na “Paşam” lakabını taktığını da belirtti.

Ispartalı Bestecimiz Osman Babuşçu’nun “Kadın her yaşta

güzeldir” adlı muhayyer kürdi fantezi şarkısını TRT Ankara

Radyosu Sanatçısı Belgin Gök ‘ün yorumlaması ve

yine TRT’nin duayen ses sanatçısı Ela Altın’ın üç şarkı ile

sahnede yer alması konukları coşturdu. Koro’nun performansına

sinerjik etki verdi. Artık zirveye ulaşan konser

ellerde Türk Bayrakları ile ayakta ve konuklarımızla birlikte

söylenen İzmir Marşı ile taçlandı.

Böylece, ISVAK TSM Koromuz 25. Konserini de profesyonel

korolara eşdeğer biçimde sergilemiş oldu. Sezon

boyunca çalışmalarına büyük bir özveri ile çalışan; başta

Şefimiz olmak üzere, tüm koristlerimize, öğrencilerimize

ve emeği geçen herkese şükranlarımızı sunarız.

Ümit ve güvenle dolu, sağlıklı ve müzikli günler dileğiyle

esen kalın.

51

www.ispartalilarvakfi.org


ATATÜRK VE EĞİRDİR

ISPARTA GEZİSİ...


Isparta Milli Demiralay Kumandanı Mebus İbrahim

Bey’e: Isparta Livası’nın Müdafaa-i Vatan hususunda

gösterdiği fedakarlık teşekküre şayandır. Bütün alay zevatı

ve kendisine Büyük Millet Meclisi’nin takdirlerini ve

teşekkürlerini takdim ederim.

14 Ağustos 1920

B.M.M. Reisi Mustafa Kemal


Recep BOZKURT

Eğitimci-Yazar

www.ispartalilarvakfi.org

52

www.ispartalilarvakfi.org

Halide Edip, eşi Adnan Adıvar ile birlikte Milli Mücadele’ye yardım toplamak amacıyla Isparta’ya da geldiler.

(Türkün Ateşle imthanı, s. 212-213)

Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa’nın “Milli Mücadele”

biter bitmez çıktığı Yurt Gezileri, sıradan ve

rastgele yapılmış geziler değildir. Hepsinin nedenleri,

hedefleri ve amaçları vardır…

Osmanlı İmparatorluğu’nun son iki yüz yıl içinde

girmiş olduğu uzun ve yıpratıcı savaşlar sırasında asıl

insan kaynağı olan Anadolu çok ihmal edilmiş; 20.

Yüzyıl başlarındaki son üç savaşta ise (Balkan Savaşları

- Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı) topraklarının

büyük bir bölümü işgal edilerek yakılıp yıkılmış, harap

bir duruma düşmüştü.

Türk Ulusu, Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde 19

Mayıs 1919 yılında başlayıp 29 Ekim 1923 tarihinde

Cumhuriyetin ilanı ile taçlanan ve dünyada örneği görülmeyen

bir büyük mücadele sonunda yeni bir devlet

kurmuştu ama halk da yorgun, yılgın bir durumda

ve büyük sorunlarla karşı karşı yakalmıştı.

İşte bu nedenlerle halkın dertlerini anlamak ve dinlemek,

var olan sorunları yerinde görmek, çareler

aramak, ümit vermek, yönlendirmek ve yapılacakları

halka anlatmak için uzun ve yorucu gezilere çıktı.

Bunlardan biri de 26 Şubat 1930 Çarşamba günü

Ankara’dan başlayıp Afyon - Uşak - Manisa üzerin-


den İzmir’e ve oradan da Aydın - Manisa - Denizli

- Burdur yolu ile Antalya’ya gidilmesi planlanan geziydi.

Bu güzergahtaki İl, İlçe ve köylerdeki yurttaşlarımız

ile çevre İl ve İlçelerdeki vatandaşlarımız da

büyük kurtarıcı sevgili atasını görebilmek için yollara

döküldüler.

Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, 5 Mart 1930

Çarşamba günü saat 10.20’ye kadar İzmir ve çevresinde

incelemelerini ve çalışmalarını sürdürdü.

Tam bu saatte yola çıkarak 15.00’de Aydın’a, 18.00’de

de Denizli’ye vardı.

Her gittiği yerde büyük coşku ile karşılanan Atatürk,

geç vakte kadar Denizli’de kaldı. Burdur üzerinden

Antalya’ya planlanan yolculukta tren Isparta - Baladız’a

(Gümüşgün) vardığında yola devam edilerek Eğirdir’e

yönelindi.

ATATÜRK’ÜN EĞİRDİR’E VE ISPARTA’YA

GELİŞ NEDENLERİ

Kısacık yaşamı (57 yıl) olağanüstü mücadelelerle geçen

bu büyük insan, Anadolu’da onlarca İl, yüzlerce

İlçeye gidemezken Eğirdir ve Isparta’yı nedenonurlandırmıştır?..

Evet,neden?..

Çünkü, Atatürk’ün yurt gezilerinin yukarıdaki genel

nedenlerinin dışında bu yöreye gelişinin çok önemli

ve özel nedenleri vardır:

1- Anadolu’da yapılan ilk demiryolu hattının son durağı

EĞİRDİR’dir. Ki bu demiryolu hattı 1854 yılında İzmir’den

başlamış, Denizli-Burdur-Isparta gibi önemli

il merkezlerine uğramadan (Demiryolu Isparta’ya 24

yıl sonra ve ancak 1936 yılında gelebilmiştir) 1912

yılında Eğirdir’e ulaşması ve Milli Mücadele Dönemi’nde

yalnızca bu hattın Türkiye Büyük Millet Meclisi

Hükümeti’nin kullanımı ve denetimi altında bulunması.

(Çünkü İzmir - Uşak - Afyon Demiryolu Hattı ve

İzmir - Balıkesir-Bandırma Hattı Yunanlılar tarafından,

İstanbul - Eskişehir Hattı Bilecik - Osmaneli’ye kadar

da İngilizler tarafından ele geçirilmişti)

2- Milli Mücadele Dönemi’nde Eğirdir ve Isparta,

İtalyanların Güneyden Anadolu içlerine girmelerini

engelleyen en önemli direnç ve dayanak noktalarından

olması. (Bu yüzden İtalyanlar Konya’ya, Akşehir’e

Burdur’a kadar gelmelerine rağmen Isparta ve Eğirdir’e

giremediler)

www.ispartalilarvakfi.org

53

www.ispartalilarvakfi.org


www.ispartalilarvakfi.org

54

www.ispartalilarvakfi.org

3- Yöremizdeki İtalyan ve Ege Bölgesi’ndeki Yunan

işgallerine karşı ilk büyük protesto gösterilerinden ikisi

(11 Haziran 1919 ve 20 Haziran 1919 günleri) Eğirdirliler’in

de katılımıyla Isparta’da yapılması.

4- Eğirdir’de Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurularak

mahalle mahalle ve köy köy örgütlenerek daha Milli

Mücadele’nin başında vatan topraklarının işgaline karşı

çıkması.

5- Mebus İbrahim Demiralay (TBMM’nin açılışından

itibaren art arda ALTI DÖNEM Isparta Milletvekili

seçilen bu büyük Kahraman Kuvvacı, aynı zamanda

tarihimize “ANKARA FETVALARI” olarak geçen çok

önemli bildirileri ilk imzalayanlardan biridir. SDÜ, bu

toprakları VATAN yapanlardan biri olan bu yiğidin

“ISPARTA’DA İSTİKLAL HARBİ” satırları ile başlayan

hatıratını gençlerin okuyup anlayabilmesi için mutlaka

bugünkü Türkçemizle basılıp yayınlanmasını sağlamalıdır),

Tığlızade İsmail Hakkı, Eğirdir Müftüsü Hüseyin

Hüsnü Efendi gibi Milli Mücadele kahramanlarının yöremizdeki

unutulmaz faaliyetleri.

6- Eğirdir Gölü’nün Batı Cephesi’ne asker, yiyecek

giyecek ve mühimmat ulaştırılmasında en güvenilir

Su Yolu olarak kullanılması ve bu ulaşımın düzenli ve

disiplinli yapılabilmesi için Ocak-1922 yılı içinde EĞİR-

DİR DENİZ KOMUTANLIĞI - Eğirdir Bahriye Müfrezesi’nin

burada kurulması.

Milli Mücadele’nin Eğirdir’li Kahramanları

7- Dört yıla yakın süren ve dünyanın en haklı bağımsızlık

ve özgürlük savaşlarından olan Türk Kurtuluş

Savaşı’nın düşmana son darbeyi vurduğumuz

Batı Cephesi’nin en önemli Menzil Bölgesi ve Menzil

Noktaları’nın (*) yine yöremizde oluşturulması.

8- Kurtuluş Savaşı’nın kaderini değiştiren Antalya

- Eğirdir Menzili ile Akşehir - Eğirdir - Dinar - Çivril

Menzili ve Eğirdir - Aşağıkaşıkara - Şuhut Menzili’nin

Eğirdir Merkezli çalışmalarda bulunması. (Eğirdir

Garı ve çevresinde Eğirdir Menzil Hastanesi’nin, Batı

Cephesi Mühimmat Depoları’nın, Yiyecek - Giyecek

- Yakacak Depoları’nın kurulmasının ve Batı Anadolu

İstihbarat Merkezi ile Telgraf - Telefon - Ulaşım - Haberleşme

ağının Eğirdir’de konuşlandırılması) (3)

9- Büyük Taarruz sırasında ve Başkomutanlık Meydan

Savaşı sırasında yaralananların önemli bir bölümü

yine bu menzil hatlarıyla Eğirdir’de hazırlanan Hasta

ve Yaralı Bakım evlerine taşınması. (Eğirdir Merkezdeki

tüm büyük evler, camiler, Canada ve Yeşilada’da

hazırlanan özel bakımevlerinde 1000’ne yakın hasta

ve yaralının bakımı yapıldı)

İşte yukarıda özlü olarak sıraladığımız (Bu konuda

geniş bilgiler almak isteyenler “Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda

EĞİRDİR” adlı kitabımızı okuyabilirler) nedenlerden

dolayı Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal

Paşa, hem çok merak ettiği Eğirdir’i görmek hem de


Milli Mücadele’deki çok değerli ve önemli katkıları için

Eğirdir ve Ispartalılar’a teşekkür etmek, sorunlarını

öğrenmek amacıyla 06 Mart 1930 günü saat 02.00

dolaylarında Eğirdir’e geldi ve gecenin sessizliği içinde

dinlenmeye çekildi.

Önderimiz için “Sağlık sorunları nedeniyle Eğirdir’e

geldi!..” diyenlerin bu sözleri “söylenti”den öte geçmez.

Çünkü; büyük Atatürk’ün en sağlıklı, en verimli olduğu

yıllar 1930’lu yılların başlarıdır. Eğitim, bilim, sanat,

kültür, tarım, sanayileşme hamleleri tam da bu yıllardadır

ve resmi raporlarda da Eğirdir’e gelişini sağlık

sorunlarına bağlayanları doğrulayacak tek bir belge,

kanıt yoktur.

Gecenin kalan bölümünü uzun ve yorucu yolculuğu

nedeniyle trende dinlenen Atamız, güneşin ilk ışıklarının

aydınlattığı muhteşem Eğirdir manzarasını Demirköprü

üzerinden kısa bir süre seyrettikten sonra

Eğirdir Garı’na geçti.

Burada büyük bir sevinç içinde toplanan Eğirdirliler’i

selamladı. Eğirdir’i ve Isparta’yı temsilen gelen heyetle

-ki bu heyetin içinde Isparta Milletvekili Hafız İbrahim

Demiralay, Eğirdir Belediye Başkanı Süleyman Sukuti

Yiğitbaşı, Tığlızade İsmail Hakkı, Müftü Hüseyin Hüsnü

Efendi (Tığlı) ve Ali Çelik bulunmaktaydı - görüştükten

sonra Kuleönü’ne hareket etti. Burada kendini

bekleyen başta Isparta Valisi ve Garnizon Kumandanı

olmak üzere Isparta’dan, Atabey’den gelen coşkulu

bir kalabalık tarafından karşılandı. Hazırlanan otomobillere

binilerek 11.30’da Isparta’ya varıldı.

Saat 13:00 kadar Isparta halkıyla birlikte olan ve öğle

yemeğini burada yiyen büyük Atatürk, Burdur’a gitmek

üzere Isparta’dan ayrıldı.

O güzel günü ve olayları birebir yaşayanlardan Süleyman

Sukuti Yiğitbaşı, İbrahim Ethem Kartal, Cemal

Tosun ve Ali çelik ile Atamızın Eğirdir’e Gelişi’ni konuşan

şanslı biriyim. Bu sohbetleri çeşitli zamanlarda,

gazete-dergi ve kitaplarda yazdım, belgeledim.

Eğirdir’in tarihini ve kültürel gelişimini çok iyi bilen ve

halen hayatta bulunan Salih Şapçı ile de bu konuları

teyitledim. Eğirdir Tarihi’ni yazan ve Eğirdir’i çok seven

biri olarak şunu güvenle söyleyebilirim ki:

Tarihi belgelerden ve o günleri yaşayanlardan öğrendiklerimin

özeti budur.

Bir kez daha tekrarlayayım:

BÜYÜK ATATÜRK,ün Eğirdir’e gelişinin temel nedeni:

Isparta ve Eğirdirlilerin bu toprakları VATAN yapmaktaki

mücadelesi ve katkılarına teşekkürlerinin ve

şükran duygularının somut bir ifadesidir.

Bundan dolayı her yıl “6 Mart”ta EĞİRDİR’DE MİLLİ

MÜCADELE GÜNLERİ ve GAZİ MUSTAFA KEMAL

www.ispartalilarvakfi.org

55

www.ispartalilarvakfi.org

Demiratlar Cepheye Koşuyor!!!


www.ispartalilarvakfi.org

56

Milli Mücadele’den Kullanılan Yeşilada Yapımı Kayıklar

www.ispartalilarvakfi.org

ATATÜRK, onurla, gururla, minnetle anılmalı; o günler

genç kuşaklara tüm gerçekliği ile anlatılmalıdır.

Yazımı, yöremizde “Milli Mücadele”nin ilk ışığını yakan,

Kuvay-ı Milliye’yi örgütleyen ve Batı Cephesi’nde

Yunalılara karşı savaşan; “İLİK MECLİS”te aktif görevler

alan İbrahim Demiralay ve vatanımızın kurtarıcısı,-

devletimizin kurucusu büyük asker,eşsiz devlet adamı

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu konulardaki şu çok

anlamlı sözleriyle noktalamak istiyorum:

“Türkiye’yi ölmez hayat ve saadetlere kavuştururken

kanıyla, canıyla, toprağıyla yoğrulan ve Cumhuriyetimize

bütün kalbiyle bağlı olan zümrüt diyarımız Isparta’yı

unutmayınız...

01 Nisan 1937

Mebus İbrahim Demiralay”

“Tarih yazmak tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan

yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat, insanlığı

şaşırtacak bir mahiyet alır...”

“Bu noktaya kolay gelmedik.Onun için de öğretmenlerimiz,

şairlerimiz, yazarlarımız; uğradığımız felaketin

bir daha yaşanmaması için o kara günlerin sebeplerini,

nasıl kan ve gözyaşı dökerek kurtulduğumuzu en doğru

ve en güzel biçimde anlatacaklardır,sanıyorum...”

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

(*) -Menzil Bölgesi: Savaş sahasının hemen gerisinde

bulunan arazi bölgesidir. Askeri harekat sırasında

Menzil Bölgesi ve Menzil Noktaları ordunun savaş gücünü

koruması için hayati derecede önemlidir.

Savaşan kuvvetlerin her türlü lojistik ve iaşe ihtiyacının

karşılanması ve aynı zamanda savaş gücünün bozulmasına

neden olan hasta, yaralı, kullanılmaz hale

gelmiş araç-gerecin, savaş esirlerinin cephe gerilerine

taşınması, binlerce askerin ve bunların kullandığı hayvanların

beslenmesi çok zor bir iştir. Tüm bu işlerin

yapılmasına yönelik çalışmalara “Menzil Çalışmaları”

denir. Bundan dolayı, savaşan bir ordu için “Menzil

Müfettişlikleri”nin, “Menzil Hatları”nın, “Menzil Bölgeleri”nin,

“Menzil Noktaları”nın oluşturulması çok

önemlidir.

İşte tüm bunlardan dolayı EĞİRDİR, EĞİRDİR GARI

ve EĞİRDİR GÖLÜ, bu toprakların VATAN olmasına

çok değerli ve çok önemli katkıları olmuştur.


Antalya limanından getirilen ve Mersin Römorkörü’nün çektiği kayıklara Eğirdir Göl’ü üzerinden Aşağıkaşıkara

iskelesine taiınan otomobiller 1. Ordu’ya iletiliyor. (1922)

Aşağıkaşıkara’ya Cephane taşıyan Yeşiladalı Kayıkçı Salih Balcı

Örnek verelim: Anadolu içlerinden Akşehir’e getirilen

ve Sultan Dağları’nın bugün bile geçilmesi zor olan

zirvelerinde halkın gücü ve katılımıyla yapılan Akşehir

- Yalvaç - Gelendost - Höyük karayolunda 24 saat

çalışan Üç Çift Atlı Araba Kolu (Her Kolda 32 araba

olmak üzere), 6 Ağır Kağnı Kolu (Her Kolda ortama

50 kağnı olmak üzere), 5 Deve Kolu (Her Kolda ortalama

90-100 deve olup 468 deve bulunuyordu), 10

Merkep Kolu (Her Kolda ortalama 100 merkep olup

1000 merkep vardı), 5 Hafif Araba Kolu (Her Kolda

ortalama 35 araba olup toplam 179 araba vardı)

-ki bu işlerin hızlandırılabilmesi için büyük güçlüklerle

Höyük - Örkenez arasına da

dar dekovil hattı döşenmiştir.

Eğirdir Bahriye Müfrezesi’nce

Eğirdir Depolarına ve Hoyran

- Aşağıkaşıkara İskelesi yolu ile

Batı Cephesi’ne binlerce ton

mühimmat, yiyecek - giyecektaşınmıştır.

Bu ulaşımın, çevrede yeterince

yol olmadığından Eğirdir Gölü

üzerinden yapılma zorunluluğu

nedeniyle 1914 yılında Fransızlar

tarafından kurulan “Eğirdir

Gölü Şimendifer İşletme

Kumpanyası”na ait 100 tonluk

Mersin Römorkörü ile 57 ton kapasiteli

5 mavna ve 20 kayığa el

konulmuş olup Eğirdir ve çevresindeki 108 tonluk

çeşitli büyüklükteki mavna ve kayık da ihtiyaç duyulduğunda

kullanılmıştır.

Bir başka örnek de “Antalya - Baladız - Eğirdir Menzil

Hattı”ndan vereyim: Yurtdışından çok büyük zorluklarla

temin edilen 21 uçak, 50 nakil aracı, 150 ton

akaryakıt ve yüzlerce otomobil parçası ile makine

aletleri, 32 bin takım elbise, 14 bin çadır, 25 bin sırt

çantası, binlerce battaniye, tonlarca yiyecek maddesi,

her çeşit tıbbi malzeme, benzol ve yağ, demir ve bakır

tel Batı Cephesi’ne ulaştırıldı.

www.ispartalilarvakfi.org

57

www.ispartalilarvakfi.org


ISPARTA’DA ELMA HASADI

BAŞLADI...

www.ispartalilarvakfi.org

Türkiye toplam elma üretiminin yaklaşık dörtte birini

tek başına gerçekleştiren ilimiz Isparta’da elma hasadı

başladı. Eğirdir ve Hoyran gölünü çevreleyen 4 ilçede;

Eğirdir, Gelendost, Senirkent ve Yalvaç’ ta klasik ağaçların

yanısıra, modern yöntemlerle yarı-bodur ve bodur

elma yetiştiriciliği yapılıyor. Bugünlerde üreticileri tatlı bir

telaş sarmış durumda; bütün bir yılın emekleri karşılığını

bulacak, sonbahar güneşi ile elmalar toplanacak.

Eylül - Ekim ayları hasat zamanı; ancak “pink lady”gibi

Kasımda toplanması gereken elma çeşitleri de var. Elmaların

toplanma zamanının belirlenmesi için şeker-nişasta

seviyelerine bakılıyor, çekirdeklerin koyu renk

alması bekleniyor ve son olarak geleneksel yöntem

uygulanarak tadına bakılıyor. Toplama zamanında elmalarda

nişastanın düşük, şekerin yüksek olması isteniyor.

58

www.ispartalilarvakfi.org


Elmalar tıpkı dedelerimizin-ninelerimizin

yaptığı gibi elle toplanıyor. Zedelemeden

dikkatle toplanan elmalar, küçük işletmelerde

kovalara ve ardından kasalara aktarılıyor,

büyük bahçelerde ise doğrudan

dev kasalarda toplanıyor. Sonrasında traktör-kamyon

ve nihayet soğuk hava depolarına

yerleştiriliyorlar. Elmanın gerçek

tadına ulaşması için soğuk hava deposunda

bir süre kalması gerekiyor. Isparta’ da

elma yetiştirilen ilçelerde toplam yaklaşık

450.000 ton kapasiteli soğuk hava depoları

bulunuyor. Bunlara her sene yeni depolar

ekleniyor.

Şöyle diyor Gelendost’lu bir elma toplayıcı:”

Akşama kadar elma toplamak için

verilen çabadır emek, işçi için saat 10.00

da verilen çay molası paha biçilmez olur.

Sabah ay batmadan evden çıksan, akşam

ay doğarken eve girsen de akşama kadar

helalinden çalışmanın mutluluğu paha biçilmezdir.”

Isparta’da elma hasadı, turizmi de canlandırıyor.

Elma bahçelerine “elma toplama

turları” düzenleniyor. Isparta artık kışın kayak

turlarının yanısıra “ göller, güller, lavanta

ve elma diyarı” olarak tanıtılıyor. Yüksek

rakım ve Eğirdir Gölünün yarattığı “Doğal

Klima”nın olumlu etkisiyle, yöremizin elmaları

aroma ve lezzetiyle öne çıkıyor ve

tercih ediliyor...

www.ispartalilarvakfi.org

59

www.ispartalilarvakfi.org


www.ispartalilarvakfi.org

60

www.ispartalilarvakfi.org

Geçtiğimiz yıl Isparta ilimizde gerçekleştirilen

700.000 ton elma rekoltesi bu yıl yeni bir rekora

ulaşacağa benziyor. Üreticilerimize bereketli

olsun diyoruz.


ASIRLIK ÇINAR’DAN

ANEKDOTLAR

“Lise 1’i Afyon’da, Lise 2 ve 3’ü Konya Lisesi’nde okudum. Lisede talebeyken, 29 Ekim kutlamaları için Ankara’ya

geldik. Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi önünde Atatürk’ü görmek ve Atatürk’e sevgi ve saygımızı sunmak

amacıyla bekledik. Atatürk, bir açık arabanın üzerinde Cumhuriyet Bayramını kutlamak üzere önümüzden

geçiyordu.

Yalvaç’ta iç hastalıkları uzmanı doktor olarak mesleğimi icra ederken; Senirkent’te Dr. Ali İhsan BALIM, Şarkikaraağaç’ta

Dr. Sadettin BİLGİÇ doktor olarak hem mesleklerini icra ediyor, hem de Demokrat Parti’de siyaset

yapıyorlardı. Ben de Yalvaç’ta muayenehane açtım 1950 de. Aynı zamanda politik hayata girerek, Cumhuriyet

Halk Partisi İlçe başkanlığı vazifesini aldım ve vatandaş tarafından kıymet verilerek değerlendirildim. Doktorlukta

hiç para kazanmadım, hastalarımdan hiç ücret almazdım. “Senin paraya ihtiyacın mı var?” derlerdi. Göğceli

(Gökçeali) köyü civarı Hoyran ovasındaki arazilerimizde, kırmızı sert buğday üretir ve ucuz satardık bulgurluk

buğday olarak. Yalnız Yalvaç’a değil, Nazilli’ye kadar vatandaşlara bulgurluk buğday satardık.

Halil Üstün’ün Eğirdir’de elmacılığı başlatmasıyla birlikte, biz de HOYRAN OVASI ‘ndaki arazilerimizde elmacılık

yaptık (Hoyran Ovasında tesis edilen ilk elma bahçesi).

95 yaşına kadar Yalvaç’a kendi arabamla gittim. Lisedeyken pehlivandım. Şimdi kuvvetsiz miyim? Arkadaşlarım

elimi tutmazdı. Biraz da “OYUN” bilirdim. Benim akranlarım 50-80 sıkarsa ben 100 sıkardım.

ISVAK Heyeti olarak Dr. Lokman Başaran ziyaretlerinden ayrılırken bakın ASIRLIK ÇINAR ne diyordu:

“Siz oturdukça ben güç kazanıyorum, daha ihtiyar değilim.”

www.ispartalilarvakfi.org

61

www.ispartalilarvakfi.org


YERBİLİMCİ

PROF. DR. NİZAMETTİN KAZANCI

İLE SÖYLEŞİ...

EĞİRDİR GÖLÜ VE ÇEVRESİNİN,

JEOÇEŞİTLİLİK YÖNÜNDEN ÖNEMİ

www.ispartalilarvakfi.org

62

www.ispartalilarvakfi.org

Eğirdir Gölünde çalışmanın 1990-1991 yıllarında

başladığını, ama öncesinde jeoçeşitlilik

ve hidrojeolojik çalışmalara Akşehir Gölünde

başladığını dile getiren JEMİRKO (Jeolojik

Mirası Koruma) Başkanı Prof. Dr. Nizamettin

KAZANCI ile ISVAK’ta, Ramazan TOPRAK-

LI ve Zeki TARHAN ile birlikte üçlü bir toplantı

gerçekleştirdik ve ortaya güzel bir söyleşi

çıktı. Öyle güzel bir söyleşiydi ki, tarihe çok

anlamlı bir ‘’NOT’’ düşüyorduk.

Eğirdir Göl Çanağı ne zaman oluşmuştu?...

Yamaçtaki Tüfler bize önemli ipuçları veriyor...

En az (2) milyon yıl önceden oluştu alt

ve üst Tüfler. Bu konuda; Genel Jeoloji ve Tektonikçilerin çalıştıklarını, kendilerinin ise GÖL sedimanları

üzerinde çalıştıklarını belirten Prof. Dr. KAZANCI, bakın nasıl çarpıcı söylemde bulunuyordu: ‘’...Eğirdir

Gölünden KOVADA GÖLÜ’ne su gitmezse, ISPARTA bu sudan içemez!!!’’


...Ve söyleşimiz sonunda, (10) maddelik bir MANİ-

FESTO çıkıyordu ortaya:

1- Göllerin (Hoyran ve Eğirdir) ikiye ayrılıp ayrılmadığı

konusu, Jeolojik incelemelerle anlaşılabilir.

2- Ramazan TOPRAKLI’nın önerdiği gelişmelerin

olabilmesi için; iki Gölün (Hoyran ve Eğirdir) ayrı

ve su seviyelerinin düşmüş olması gerekir. Ve su

seviyesinin düşüklüğüne, bu ayrılmayı kontrol eden

iklimin de günümüze göre KURAK olması lazım.

3- Bu durum; Göl tabanından alınacak KAROT örneklerinin

sistematik incelenmesi ile anlaşılabilir.

4- Bu sistematik inceleme; Karottaki Sedimentlerin

(Tortu-Çamur) her santimetresinin, ayrı ayrı analiz

edilmesi ve yaşlarının belirlenmesi ile mümkündür.

5- Kurak iklim bitkileri ile yağışlı iklim bitkileri farklıdır.

Bunların Gölde birikecek spor ve polenleri,

hangi iklime ait olduğunu ortaya çıkaracaktır. (Yağışlı

yada Kurak)

6- İnsan hayatını, kültürü ve medeniyeti kontrol

eden başlıca faktörler; yer şekli, arazi yapısı, kayaç

çeşitleri, coğrafya ve İKLİM’dir. DEPREM;

bir bölgenin iklimini etkilemez. Bir bölge için,

kısa süreli değişimlerde TEKTONİZMA (Tektonik

bindirmeler, Dağ oluşumları, Depremler ve

benzeri yer hareketleri) birinci derecede etken

değildir. Esas etken İKLİM’dir!!!

7- Bu doğal olaylar; tarihi gelişimi destekleyeceği

gibi, tarihsel olaylar doğru yorumlanmak kaydıyla,

doğal olayların açıklanmasına da yardım

edebilir... Bu; ‘’KÜLTÜREL JEOLOJİ’’’nin temel

konularından birisidir.

8- Eğirdir ve Genelde ISPARTA Yöresi; Kültürel

Jeoloji açısından büyük potansiyele sahiptir. Bu

potansiyelin değerlendirilmesi; Tarihçi, Tarihi

Coğrafyacı, Arkeolog ve Yerbilimcilerin ortak

çalışmalarıyla mümkündür.

9- Günümüz şartlarında; küçük-büyük şehirler,

birbirine benzeşmiştir. İnşaat teknikleri ve bina

planları, hemen her yerde aynı olmuş ve şehirlerin

kendilerine has (özgü) kimlikleri kaybolmuştur.

Isparta’nın binaları, Eskişehir ve Erzurum’la

hemen hemen aynıdır. Şehirler itibariyle

kimliksiz bir ülke haline geldik.

Şehirlerimize kimlik kazandırılması; Kültürel

eserlerin/varlıkların korunması (kültürel doku)

ve Tabiat Varlıklarının korunması ile mümkündür.

Korunması gereken TABİAT VARLIKLARI,

JEOLOJİK MİRASTIR!!! Isparta; JEOLOJİK Mİ-

RAS bakımından zengin ve KİMLİK SAHİBİ BİR

KENT HALİNE GELEBİLİR!!!

10- Jeolojik Mirasın korunması UNESCO tarafından

da desteklenen bir hususiyettir. Isparta bu

yolla, kendisini uluslararası öne çıkan bir kent

haline getirebilir.

www.ispartalilarvakfi.org

63

www.ispartalilarvakfi.org


TEŞEKKÜR

www.ispartalilarvakfi.org

64

www.ispartalilarvakfi.org

ISVAK’a değerli katkılarından dolayı, Mütevelli Heyet üyemiz Şükran Yakupoğlu Gülcan’a teşekkürlerimizi

sunarız.

TEBRİK

Isparta’nın tanınmış simalarından emekli kurmay albay Cemil Antalyalı ile Isparta Kültür ve Turizm

Müdürlüğünde görevli ziraat mühendisi Tuba Yalvaç, Yalvaç’ta yapılan Kına Gecesinden sonra, 28

Ağustos 2018 de Ayazmana Park Suare’de gerçekleşen düğün töreni ile dünya evine girdiler.