03.12.2020 Views

NYXmag Sayı 002

NYX Magazine'in ikinci sayısı ile karşınızdayız. İlk sayımıza gösterdiğiniz yoğun ilgi NYXmag ailesi olarak bizleri çok mutlu etti. Covid-19 dönemi hepimizin hayatında pek çok değişiklik yarattı. Yeni normal hayatımızda büyük ölçüde online yaşama geçiş yaptık. Online toplantılar, online eğitimler derken yaşamın diğer alanlarında da etkisini göstermeye başladı. Görkemli düğünler çok az sayıda katılımcıyla yapılan sade törenlere dönüştü. Sosyetenin yaz davetleri az sayıdaki yakın dostların bir araya geldiği akşam yemekleri havasında geçti. Şirketlerin yıldönümü, toplantıları, motivasyon eventleri online mecralara kaydı. Peki bütün bunlar olurken moda sektöründe neler yaşandı? Moda sektörü de Covid-19'un yoğun etkisine maruz kaldı. Newyork, Milano gibi moda haftaları internet üzerinden canlı olarak yayınlandı. Olumsuz gibi görünen bu durumun iyi tarafı daha önce az sayıda katılımcının izleyebildiği defileler zorunlu olarak online yapılınca, dünyanın dört bir yanından moda tutkunu insanların da bu defileleri izlemelerine olanak sağladı. Biz de bu sayıda pek çok ünlü markanın defile görsellerini sayfalarımıza taşıdık. Aynı dünyada farklı bakış açılarına sahip markaları takip ederek, daha fazla ilham alabilir, gelecek günler için daha fazla umut taşıyabilirsiniz. NYXmag olarak kadınlara yönelik şiddetle mücadele ve aile-içi şiddetin önlenmesiyle ilgili “İstanbul Sözleşmesi” konusunda tutumumuzu net olarak belirtmiştik. Geçtiğimiz 3 ay boyunca İstanbul Sözleşmesi maddeleri çok fazla konuşuldu, tartışıldı. Tartışılan bu maddelerin tam olarak neler olduğu konusunda kafa karışıklığına son vermek için sözleşmenin maddelerini aynen yasada yazdığı haliyle sizlere sunuyoruz. ve yine tekrar söylüyoruz: “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır” Yaşam hakkına, kadınların haklarına saygı duyan herkesin bu sözleşmenin yanında durması gerektiğini düşünüyoruz.

NYX Magazine'in ikinci sayısı ile karşınızdayız. İlk sayımıza gösterdiğiniz yoğun ilgi NYXmag ailesi olarak bizleri çok mutlu etti. Covid-19 dönemi hepimizin hayatında pek çok değişiklik yarattı. Yeni normal hayatımızda büyük ölçüde online yaşama geçiş yaptık. Online toplantılar, online eğitimler derken yaşamın diğer alanlarında da etkisini göstermeye başladı. Görkemli düğünler çok az sayıda katılımcıyla yapılan sade törenlere dönüştü. Sosyetenin yaz davetleri az sayıdaki yakın dostların bir araya geldiği akşam yemekleri havasında geçti. Şirketlerin yıldönümü, toplantıları, motivasyon eventleri online mecralara kaydı. Peki bütün bunlar olurken moda sektöründe neler yaşandı?

Moda sektörü de Covid-19'un yoğun etkisine maruz kaldı. Newyork, Milano gibi moda haftaları internet üzerinden canlı olarak yayınlandı. Olumsuz gibi görünen bu durumun iyi tarafı daha önce az sayıda katılımcının izleyebildiği defileler zorunlu olarak online yapılınca, dünyanın dört bir yanından moda tutkunu insanların da bu defileleri izlemelerine olanak sağladı. Biz de bu sayıda pek çok ünlü markanın defile görsellerini sayfalarımıza taşıdık. Aynı dünyada farklı bakış açılarına sahip markaları takip ederek, daha fazla ilham alabilir, gelecek günler için daha fazla umut taşıyabilirsiniz.

NYXmag olarak kadınlara yönelik şiddetle mücadele ve aile-içi şiddetin önlenmesiyle ilgili “İstanbul Sözleşmesi” konusunda tutumumuzu net olarak belirtmiştik. Geçtiğimiz 3 ay boyunca İstanbul Sözleşmesi maddeleri çok fazla konuşuldu, tartışıldı. Tartışılan bu maddelerin tam olarak neler olduğu konusunda kafa karışıklığına son vermek için sözleşmenin maddelerini aynen yasada yazdığı haliyle sizlere sunuyoruz. ve yine tekrar söylüyoruz:
“İstanbul Sözleşmesi Yaşatır” Yaşam hakkına, kadınların haklarına saygı duyan herkesin bu sözleşmenin yanında durması gerektiğini düşünüyoruz.

SHOW MORE
SHOW LESS

You also want an ePaper? Increase the reach of your titles

YUMPU automatically turns print PDFs into web optimized ePapers that Google loves.

EYLÜL - EKİM - KASIM

2020 / SAYI 2

yaz sonu

bakımları

BALAT

SEÇKİSİ

UPCYCLE

Kendime

ait bir

sığınak

SAÇLARDA

SONBAHAR

TRENDLERİ

ARANJÖR

OSMAN ÇETİN İLE

İŞİN MUTFAĞINDA

SATIN ALMA

SAHİPLEN

Twitter günlüğü

SONBAHAR

MODASI

Aklın

rengi:

SARI

ÇOCUKLARDA

DUYGULAR

KONUŞUYOR

bitkilerin

gücü

DETOKS

ZAMANI

AŞK

PANDEMİYİ

YENDİ AMA

İSTANBUL

SÖZLEŞMESİ

rekor, risk

strateji

Filmlere

fısıldayan

adam

Kahvenin

lezzet yolculuğu

İYİ Kİ VARSIN

SOSYAL MEDYA

Yurt dışında

üniversite eğitimi

seçenekleri


NYX

2


CİLT BAKIMINDAN

İLHAM ALAN ÜRÜNLERİN

SAÇTAKİ GÜCÜNÜ KEŞFEDİN

NYX

3


BU SAYIDA

12

Sonbahar

Bakımları

40

Sonbahar - Kış Modası

92

Gelinlikler

28

Ayna

28 34

12

22

24

30

34

40

104

34 Modanın

Fit Lezzet Elli Tonu

Sonbahar bakımları ve makyaj trendleri

Sonbaharda da cazibenizi korumanıza yardımcı olacak

makyaj ürünleri ve kolajen gıda takviyeleri

2020 Sonbahar Saç Trendleri

Schwarzkopf Professional,

2020 Sonbahar Saç Trendlerini Belirledi

Röportaj / Peykan Nebioğlu

Simya Evi: Doğala yönelim harekatı

28

Ayna / Nalan Yurttaş

Yaz sonu bakımları

Röportaj / MK Kuaför Murat Kayabaşı

Tonsürton balyajlar ve renkler giydiğiniz ve

taktığınız aksesuarları daha iyi gösterir

Fit Lezzet / Chef Dyt.Yeliz Yıldız

Şimdi detoks zamanı

Moda

2020/21 sonbahar - kış hazır giyim modası

NYX

4

92

104

108

118

124

126

108

İstanbul Sözleşmesi

2021 Pronovias Gelinlik Koleksiyonu

İlhamını ‘Kırmızı Halı’dan Alan Pronovias Gelinlik Koleksiyonu

Modanın Elli Tonu / Sevtap Altınel

Tek bir flash parça ile güçlü silüetler

İstanbul Sözleşmesi

İstanbul Sözleşmesi'nin en çok tartışılan maddeleri

ve kadın cinayetlerine dur demek için yapılan

#challangeaccept kampanyası

Röportaj / SODA Başkanı Fatma Çiğdem Aydın

Asıl amaç erkek egemenliğini sürdürmek

Song'un Seçkileri

Balat denince Forno

Röportaj / Özlem Tuna

Her tasarladığım fincan veya mücevherle, kullanıcının

aklına bir hikaye veya soru getirmeliyim


E Y L Ü L - E K İ M - K A S I M 2 0 2 0

130

Post

Büyücüsü

124

Song'un Seçkileri

136

Vizesiz Dünya

140

Namaste

154

130

134

136

140

144

150

158

Post Büyücüsü / Burçin Yaşar Üner

Sosyal medya ile gelişim zamanı

Röportaj / Philippe Sadre

Calico Cat Cafe

Vizesiz Dünya / O. Suat Özçelebi

Aşk pandemiyi yendi ama…

Namaste / Fulya Yaraşan

Meditasyon: kendime ait bir oda değil,

kendime ait bir sığınak

Fitosağlık / Dr. Yasemin Aydın

Bitkilerin gücü

144 150

Fitosağlık

Notaların Peşinde / Dağhan Sürek

Aranjör Osman Çetin ile işin mutfağında...

154

158

160

164

Notaların Peşinde

168 170

Happily

Ever

Abroad Patili Köşe Ailede 4 Mevsim Düş Kapanı

NYX

5

168

170

Happily Ever Abroad / Aslı Eren Eryıldır

Yurt dışında üniversite eğitimi seçenekleri

Patili Köşe / Sevil Balaban

Satın alma sahiplen

Röportaj / Veteriner Hekim Fevzi Uzun

Barınakların kuruluş amacı sokakta bulunan hayvanların

tedavi ve kısırlaştırılmalarıdır.

Sokaktaki dostlarımız için

sağlıklı ve ucuz mamalar

Ailede 4 Mevsim / Olcay Poulsen

Kıskançlık

Düş Kapanı / Şenay Çarkçı

Bir Selanik türküsü


E Y L Ü L - E K İ M - K A S I M 2 0 2 0

172

Sıfır

Noktası

176

Renklerin

Öyküsü

178

Nuh'un

Gemisi

182

Atölyeden

186

Köy Lattesi

188

Kalemler ve

Silgiler

198

Pusula

202

Zaman Yolcusu

204

Twitter Günlüğü

206

Ev Bitkileri

208

Defileler

272

Kültür Sanat

172

176

178

182

186

188

190

Sıfır Noktası / Gülsüm Tulum

DEHB’li çocuklarda duygular konuşuyor

Renklerin Öyküsü / Emine Akca

Kalbin değil, aklın rengi: SARI

Nuh’un Gemisi / Nuh Cebeci

Filmlere fısıldayan adam: Ennio Morricone ve

Gülten Akın için

Atölyeden / Sibel Özer

Geri ileri dönüşüm

Köy Lattesi / Sinem Şatır

Kahvenin lezzet yolculuğu

Kalemler ve Silgiler / Naşide Sağlam

Tutunmak

Sağlık / Hakan Kızılay / Diş Hekimi

İdealist Diş Hekimleri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi

Diş implantları hakkında en çok sorulan 11 soru

NYX

6

194

198

202

204

206

208

272

Röportaj

Uzm. Dr. Öğr. Üyesi Gözde Gündoğdu Meydaneri

Doğum sonrası depresyon ile ilgili bilinmesi gerekenler

Pusula / Deniz Aydın

Rekor, risk ve strateji

Zaman Yolcusu / Tan Sander

Yeryüzünün cennet kuyuları Cenoteler

Twitter Günlüğü / Yurdagül Aydın

Temmuz, Ağustos, Eylül

Türkiye Twitter trend topic listesi

Ev Bitkileri

Evimizdeki oksijen noktaları

2020-21 Sonbahar/Kış Defileleri

Show başlıyor

Kültür Sanat

Kitaplar, Sergiler, Filmler, Diziler


KÜNYE

SAHİBİ

SİTA TANITIM VE İLETİŞİM HİZMETLERİ ADINA

NURGÜL ERYILDIR GÜNAY

YAYIN KURULU

Nurgül Eryıldır Günay / Genel Yayın Yönetmeni (nurgul.eryildir@nyxmag.com)

Sevil Balaban / Editör (sevil.balaban@nyxmag.com)

Burçin Yaşar Üner / Editör (burcin.uner@nyxmag.com)

O. Suat Özçelebi / Editör (suat.ozcelebi@nyxmag.com)

KATKIDA BULUNANLAR

Aslı Eren Eryıldır, Dağhan Sürek, Deniz Aydın, Emine Akca, Fulya Yaraşan, Gülsüm Tulum,

Nalan Yurttaş, Naşide Sağlam, Nuh Cebeci, Olcay Poulsen, Onur Şatır, Sevtap Altınel,

Sibel Özer, Sinem Şatır, Songül Öztürk, Şenay Çarkçı, Tan Sander, Dr. Yasemin Aydın,

Yeliz Yıldız, Yurdagül Aydın

TASARIM VE YAYINA HAZIRLAMA:

SİTA TANITIM VE İLETİŞİM HİZMETLERİ

YAZIŞMA VE YÖNETİM ADRESİ:

SİTA TANITIM VE İLETİŞİM HİZMETLERİ

Molla Gürani Mah. Kilimci Sokak No:2/2 Fatih - İstanbul

İLETİŞİM:

info@nyxmag.com

REKLAM REZERVASYON:

reklam@nyxmag.com

Yazı ve fotoğrafların tüm hakları NYXmag dergisine, yayımlanan ilanların sorumluluğu

ilan sahiplerine aittir.

Yayın Türü: Yerel Süreli

Bizi takip edin...

/nyxmag

www.nyxmag.com

NYX

7


NYX

8


Editörün Notu

Merhaba

NYX Magazine'in ikinci sayısı ile karşınızdayız. İlk sayımıza gösterdiğiniz yoğun ilgi NYXmag ailesi

olarak bizleri çok mutlu etti. Covid-19 dönemi hepimizin hayatında pek çok değişiklik yarattı. Yeni

normal hayatımızda büyük ölçüde online yaşama geçiş yaptık. Online toplantılar, online eğitimler

derken yaşamın diğer alanlarında da etkisini göstermeye başladı. Görkemli düğünler çok az

sayıda katılımcıyla yapılan sade törenlere dönüştü. Sosyetenin yaz davetleri az sayıdaki yakın

dostların bir araya geldiği akşam yemekleri havasında geçti. Şirketlerin yıldönümü, toplantıları,

motivasyon eventleri online mecralara kaydı. Peki bütün bunlar olurken moda sektöründe neler

yaşandı?

Moda sektörü de Covid-19'un yoğun etkisine maruz kaldı. Newyork, Milano gibi moda haftaları

internet üzerinden canlı olarak yayınlandı. Olumsuz gibi görünen bu durumun iyi tarafı daha önce

az sayıda katılımcının izleyebildiği defileler zorunlu olarak online yapılınca, dünyanın dört bir

yanından moda tutkunu insanların da bu defileleri izlemelerine olanak sağladı. Biz de bu sayıda

pek çok ünlü markanın defile görsellerini sayfalarımıza taşıdık. Aynı dünyada farklı bakış açılarına

sahip markaları takip ederek, daha fazla ilham alabilir, gelecek günler için daha fazla umut

taşıyabilirsiniz.

NYXmag olarak kadınlara yönelik şiddetle mücadele ve aile-içi şiddetin önlenmesiyle ilgili

“İstanbul Sözleşmesi” konusunda tutumumuzu net olarak belirtmiştik. Geçtiğimiz 3 ay boyunca

İstanbul Sözleşmesi maddeleri çok fazla konuşuldu, tartışıldı. Tartışılan bu maddelerin tam olarak

neler olduğu konusunda kafa karışıklığına son vermek için sözleşmenin maddelerini aynen yasada

yazdığı haliyle sizlere sunuyoruz. ve yine tekrar söylüyoruz:

“İstanbul Sözleşmesi Yaşatır” Yaşam hakkına, kadınların haklarına saygı duyan herkesin bu

sözleşmenin yanında durması gerektiğini düşünüyoruz.

Bu arada "eşitlik" büyük bir direnişçisini yitirdi. Kadın hakları ve toplumsal

cinsiyet eşitliği konusundaki mücadelesi ile tanınan Amerika’nın efsanevi

Yüksek Mahkeme Yargıcı Ruth Bader Ginsburg 87 yaşında hayatını kaybetti.

Ginsburg'a hepimizin hayatlarına dokunan azmi, duruşu ve dünya kadınlarına

ilham kaynağı olan mücadelesi için teşekkürlerimi sunuyorum.

Keyifle okumanız dileğiyle...

NYX

9

NURGÜL ERYILDIR GÜNAY

GENEL YAYIN YÖNETMENİ


INTRO

NYXmag bu sayıda da değerli yazarlarının

katkılarıyla zengin içeriklerle dopdolu bir dergi

oldu...

Bu sayıda aramıza 3 yeni yazarımız katıldı. Geri

dönüşüm konusunda yaptığı çalışmalarla doğaya

katkı sunmayı amaçlayan ve aslında kendini geri

dönüşüm savaşçısı olarak tanımlayan upcycle

sanatçısı Sibel Özer Atölyeden köşesinde yaptığı

çalışmaları anlatarak bize ilham verecek. Kahve

son yıllarda tekrar popüler olan harika bir keyif

içeceği. Barista Sinem Şatır kahvenin lezzet

yolculuğu ile giriş yaptığı Köy Lattesi köşesinde

birbirinden lezzetli kahve tarifleri ve önerileriyle

bundan sonra her ay bizlerle olacak. Moda,

güzellik, sağlık, yeme-içme konularımıza bu ay

ekonomi konusunu da ekliyoruz. Modayı yakından

takip eden, sağlığına dikkat eden, bakımlı NYX

kadınları ekonomi konusunda da bilgi sahibi

olmalı diye düşündük. Elektronik mühendisi ve

piyasa analisti Deniz Aydın, Pusula adlı köşesinde

piyasalarla ilgili analizlerini bizlerle paylaşacak.

Evde bakım öneri sunan Nalan Yurttaş bu sayıda

yaz sonu bakımlarını anlatıyor. Chef Diyetisten

Yeliz Yıldız sonbaharın kapımızı çaldığı bugünlerde

sağlıklı detoks önerileriyle karşınızda. Cildinizi

ve ruhunuzu canlandıracak bitkilerin gücünü de

Fitoterapi ve Akupunktur Uzmanı Dr. Yasemin

Aydın'dan öğrenmeye devam edeceğiz.

NYXmag aynı zamanda hayvan dostu bir

dergi. Ekim ayındaki Hayvanları Koruma Günü

yaklaşırken sokak hayvanlarıyla ilgili duyarlılığınızı

eyleme dönüştürmenize yardım etmek amacıyla

uygun fiyatlı ve sağlıklı kedi ve köpek mamalarını

sizler için derledik. Hayvan Hakları Gönüllüsü

Sevil Balaban'ın sokak hayvanlarının yaşadığı

sorunları anlatan yazısı ve barınaklarla ilgili

röportajını da ilgiyle okuyacağınızı düşünüyoruz.

Devam eden pandemi nedeniyle evde daha fazla

vakit geçiriyoruz ve sosyalleşmek için sosyal

medyayı kullanıyoruz. Peki sosyal medyada kişisel

gelişimimize katkı sağlamak için neler yapabiliriz?

Bu sorunun cevabı Sosyal Medya Uzmanı Burçin

Üner'in iyi ki varsın sosyal medya yazısında...

Bu arada Yurdagül Aydın’ın Twitter Günlüğü

köşesinden de sosyal medyanın olmazsa olmazı

Twitter’ın trend topic listesini takip edebilirsiniz.

Pandemi seyahat özgürlüğü konusunda da çok

büyük bir engel oluşturdu. Pandemi nedeniyle

ayrı kalan sevgilileri kavuşturan kararlar alınırken

Editörün Notu

vizelere ne oldu? O. Suat Özçelebi Vizesiz Dünya

köşesinde pandemi nedeniyle askıya alınan

vizelerin akıbetini sorguluyor.

Kalbin değil aklın sesini dinleyenlerin rengini

Emine Akca'nın Renklerin Öyküsü köşesinden

öğrenip, yoğun içerikler arasında soluklanmak için

Song'un Seçkileri'nden Balat'ta lezzetli bir mola

veriyoruz.

Kurumsal Yogi Fulya Yaraşan bu sayıda kendime

ait bir sığınak yazısıyla meditasyon nedir

konusuna açıklık getiriyor. Aile Danışmanı Olcay

Poulsen ilişkilerdeki kıskançlık duygusunu analiz

ederken Gülsüm Tulum DEHB'li çocuğu olan

ailelere çocuklarıyla nasıl sağlıklı bir iletişim

kurabileceklerini anlatıyor.

Aranjör Osman Çetin ile müziğin mutfağında

yaptığı keyifli röportajıyla Dağhan Sürek ve

filmlere fısıldayan adam olarak tanımladığı Ennio

Morricone ve ölüm yıldönümünde sevgiyle

andığımız usta şair Gülten Akın'la ilgili yorumları

ile Nuh Cebeci’nin Nuh'un Gemisi köşesi de sizleri

bekliyor.

Yurt dışı eğitim uzmanı Aslı Eren Eryıldır yurt

dışında üniversite eğitimi konusunda hazırladığı

dosya ile bu konuda bilgi sahibi olmak isteyenler

için oldukça geniş bir yelpaze sunuyor.

Naşide Sağlam Kalemler ve Silgiler köşesinde,

Şenay Çarkçı da Düş Kapanı köşesinde kısa

hikayeleriyle yine sizlerle.

Moda sayfalarımız yine dopdolu. Yerli, yabancı

pek çok markanın koleksiyonlarından özenle

seçtiğimiz kıyafetleri sayfalarımıza taşıdık. Arada

Sevtap Altınel'in seçtikleri ile tek bir flaş parça

ile nasıl güçlü silüetler yaratabileceğimizi görüp

dergimizin son sayfalarında dünya podyumlarına

gidiyoruz. Ünlü markaların Sonbahar-Kış

koleksiyonlarının çarpıcı parçalarından ilham

alıp, yüksek bir motivasyonla yeni sezona giriş

yapacağız.

Bisikletiyle Güney Amerika’yı boydan boya

gezerken adeta bir zaman yolcuğu yapan Tan

Sander ile bu sayıda yeryüzünün cennet kuyuları

cenoteleri geziyoruz.

Kültür Sanat sayfalarımızdan kitaplar, filmler,

diziler, sergi ve tiyatro haberlerini takip

edebilirsiniz.

NYX

10


NYX

11


NYX

12


Güzellik

Pandeminin gölgesinde bir yaz geçirdik.

Şimdi tatil sonrası cildimizi ve

saçlarımızı besleme, yeniden nem

kazandırma, güçlendirme zamanı.

Serin sezonda da cazibenizi korumanıza

yardımcı olacak makyaj ürünleri ve

kolajen gıda takviyelerini sizler için

seçtik.

NYX

13


Kolajen

Takviye

Edici

Gıdalar

İnsan vücudunun yapı taşı olarak

kabul edilen Kolajen, vücudumuzun

ve cildimizin olmazsa olmaz

ihtiyaçlarından biri.

Bu hayati proteinin, 25 yaşından

itibaren her yaş aldığımızda

vücudumuzdan ciddi miktarda

azalması dışarıdan takviye olarak

alınmasını gerektiriyor.

Kolajen; başta cildimiz olmak üzere bağ dokusu, tendon,

eklem, saç, tırnak, diş ve kemiklerimiz gibi vücudumuzun

birçok bölümünde bulunuyor.

Kolajenin vücut sağlığının bütünlüğü ve cilt sağlığı için

takviye olarak mutlaka yerine konulması gerekiyor.

Dışarıdan takviye edici gıda olarak alınan kolajen, ciltteki

esneklik kaybının, sarkmaların, kırışıklıkların önüne

geçmeye ve cilt çatlaklarının ve selülit görünümünün

azalmasına yardımcı oluyor. Çabuk kırılan ve soyulan

tırnakların dayanıklılığını artırıyor. Yavaş uzayan saçları

besleyerek dökülmeleri de ciddi oranda azaltıyor ve aynı

zamanda bağırsak ve cilt florasını düzenliyor.

NYX

14


Güzellik

Nature's Supreme Beauty Collagen 30’lu Tablet

Nature’s Supreme Collagen Peptides Toz

Doğal kaynaklardan elde edilen, kolay sindirilebilir ve

biyoyararlanımı yüksek yenilikçi bir kolajen takviyesi

olarak dikkat çekiyor. Yetişkinlerde günde 1 kere 1 ölçek

(10gr) tüketilebiliyor. Ketojenik ve Paleo diyetlerine

uygun olan ürün, kokusuz ve tatsız olduğu için günün her

saatinde istenilen yiyecek ve içeceğe karıştırılarak da

tüketilebiliyor.

Fiyat: 59,95 TL

Her bir tabletinde 1000 mg hidrolize kolajen peptitleri

(Tip 1 ve Tip 3) bulunduruyor. İçeriği; hyaluronik asit,

C vitamini, biotin ve çinko ile de destekleniyor. Kendi

hacminden daha fazla sıvı tutabilme özelliği ile bilinen

protein hyaluronik asit ile öne çıkan tablet kolajen, diğer

Nature’s Supreme kolajen ürünleri gibi kolay sindirilebilir

ve biyoyararlanımı yüksek; Tip 1 ve Tip 3, Solugel® marka

patentli kolajen içerikleriyle dikkat çekiyor. Yetişkinlerin

günde 1 tablet tüketmesi öneriliyor.

Fiyat: 99,50TL

Eva Collagen ile 7 ve 14 günde gelen kolajen güzelliği

Toz formundaki kolajen takviyesi Eva Collagen, 7 günlük ve 14 günlük 2 farklı kür seçeneğiyle dikkat

çekiyor. Eva Collagen’in içeriğinde; Hidrolize Kollajen, Inulin(Prebiyotik), Vitamin C, Bromelain,

Hyaluronik Asit, Lactobacillus Acidophilus(Probiyotik mikroorganizma), Çinko, Piperin, Manganez,

Koenzim Q10, Biotin bulunuyor. İçeriğindeki düşük molekül ağırlığına (2kDa.) sahip biyoaktif kolajen

peptidleri vücut tarafından kolaylıkla emilebilir olması nedeniyle saç, cilt ve tırnak sağlığını koruyor.

Cilde esneklik, sıkılık ve dayanıklılık veriyor. Yetişkinler tarafından rahatlıkla kullanılabilen Eva

Collagen takviye edici gıda, günde 1 defa 1 şasenin suya karıştırılmasıyla tüketilebildiği gibi meyve

suyu, protein içeceği ya da yoğurt gibi gıdalarla da rahatlıkla tüketilebiliyor.

7’li Şase: 69,95 TL

14’lü Şase: 149,45 TL

Naturagen Kolajen Şaseleri Hidrolize

Kolajen, Hyaluronik Asit, Biotin,

Koenzim Q10, Vitamin B, Vitamin B6,

Vitamin C ve Vitamin E bulunuyor.

7’li Şase: 79,50 TL

14’lü Şase: 159,50 TL

30’lu Şase: 315,50 TL

Naturagen 15’li Sıvı Shot Kolajenin

birleşenleri arasında; Hidrolize

Kolajen, Hyaluronik Asit, Biotin,

Koenzim Q10 yer alıyor.

15’li Shot Kolajen: 249,50 TL

Naturagen’in 22 porsiyonluk 220 gr

toz formunun içeriğinde ise; Hidrolize

Kolajen, Hyaluronik Asit ve C vitamini

bulunuyor.

Powder (220gr): 199,50 TL

Talya Hidriloze Kolajen 60’lı Tablet;

Talya Fitoterapi ARGE laboratuvarında geliştirilen, üzüm çekirdeği ekstresi, nar kabuğu ekstresi ve vitamin

C ile zenginleştirilen Talya Hidrolize Kolajen dengeli ve sinerjik içeriği ile zamanın geriye doğru akmasını

sağlıyor.

İçeriğinde; Hidrolize Kolajen, Vitamin C, Hyaluronik Asit, Üzüm Çekirdeği Ekstresi, Nar Kabuğu Ekstresi,

Koenzim Q10 bulunuyor. FDA onaylı Talya hidrolize kolajen; Tip 1 ve Tip 3 kolajen türlerini içeriyor. Düşük

moleküler ağırlığı sayesinde vücut tarafından kolay emilimi sağlanan kolajen tablet; yetişkinler tarafından

bol su ile, günde 2 defa 1’er tablet olarak kullanılıyor.

60’lı Tablet Kolajen: 73,95 TL

Belirtilen fiyatlar Whatson's Mağazaları Ekim güncel fiyatı olup, piyasa koşullarına göre değişiklik gösterebilir.

NYX

15


“YAŞINIZ SİZİN KARARINIZ”

DIADERMINE, yeni Lift+

Kırışıklık Karşıtı serisini

Arzum Onan ile tanıtıyor

Doğal güzelliğiyle Türkiye’nin en beğenilen

isimlerinden biri olan Arzum Onan,

Diadermine LIFT+ Kırışıklık Karşıtı serisi

hakkında “Ben yaşanmışlıkların hayatıma

güzellikler kattığına inanıyorum, üstelik

Diadermine sayesinde cildime kırışıklık

katmadan. Diadermine LIFT+ Kırışıklık

Karşıtı serisini; 30 yaşın üstünde, cildine

önem veren ve doğru bakım ürünleriyle

yaşının iyisi olmak isteyen tüm kadınlara

tavsiye ediyorum. Diğer yandan

inanıyorum ki biz kadınların en büyük

güzelliği, kendimizle ve cildimizle barışık

olmaktan, sahip olduklarımızı olduğu

haliyle sevip kabul etmemizden geçiyor.”

dedi.

NYX

16


Güzellik

Sadece gözleriniz konuşsun!

Maske takmaya devam ettiğimiz pandemi günlerinin en göz önünde olan, ama

korumasız kalan yüz bölgesi kuşkusuz “gözlerimiz”. L’Occitane’ın yenilenme

dönemi olarak da bilinen sonbahar için önerisi; kadınların arzu nesnesi haline

gelen L’Occitane Reset Göz Çevresi Serumu (Overnight Reset Eye Serum).

Dünya çapında her bir dakikada bir adet satan ürün, mercanköşk özü ve

Ölmez Otu esansiyel yağı ile cildi sıfırlamaya yardımcı bir sinerji üretiyor.

Overnight Reset Eye Serum 15 ml - 480 TL

Precious Eye 15 ml – 350 TL

JOWAE’NİN LEKE KARŞITI KREMLERİ

İLE IŞILTILI VE PÜRÜZSÜZ BİR

GÖRÜNÜM!

Dünyanın bir numaralı çatlak bakım ürünü

Bio-Oil, yenilenen formülü ile sizi yaza

hazırlıyor. Çatlak görünümünün yanı sıra

kırışıklık, kuruluk, leke gibi sorunlarla da

etkili bir şekilde mücadele eden Bio-Oil,

güzel bir cildin anahtarı oluyor.

Jowaé Leke Karşıtı Cilt Güzelleştirici

Gündüz Kremi

Fiyat: 215 TL

Jowaé Leke Karşıtı Detoks ve Işıltı Etkili

Gece Kremi

Fiyat: 215 TL

Manuka Balıyla Gelen Güzellik

İsveçli güzellik teknoloji markası FOREO, cildinizin

yaşlanma etkileriyle savaşında sizi yalnız bırakmıyor.

FOREO’nun sunduğu akıllı maske terapisi cihazı

UFO ile entegre çalışan yepyeni Farm to Face

koleksiyonunda yer alan Manuka Honey maske içerdiği

doğal özlerle cildinizin daha genç, güzel ve sağlıklı

görünmesine yardımcı oluyor.

UFO 1.599 TL

UFO Mini 749 TL

6’lı paketlerdeki Manuka Honey maske 149 TL

ISILTILAR

Avon Anew Protinol’ün kolajen gücünü

keşfedin! Dünyadaki tek protinol teknolojisi

patentine sahip yenilenen Anew kremleri,

yenilenen üstün formülleriyle ciltteki

kolajen üretimini artırmaya destek olarak,

kırışıkların görünümünü azaltıp cilde canlı

görünümünü geri kazandırıyor.

Anew Ultimate

Gündüz kremi SPF25 50 ml 69,99 TL

Gece kremi 50 ml 69,99 TL

ATODERM CREAM

NEMLENDİRİR, BESLER VE KORUR

Özellikle sonbahar ve kış mevsiminde cildimizde kuruluk

hissinin ortaya çıkma nedenlerinin başında değişen hava

koşulları ve cildin yetersiz nemlendirilmesi geliyor.

Atoderm Cream, içeriğindeki besleyici ve yeniden

yapılandırıcı bileşenleri ve Skin ProtectTM kompleksi

sayesinde cildin yatıştırılmasına ve cildin nem tutma

kapasitesinin artmasını sağlıyor. Aynı zamanda cildin doğal

bariyerini dış etkenlere karşı koruyan Atoderm Cream,

formülündeki gliserin ve vazelin sayesinde soğuk havaların

yıpratıcı etkisine karşı koruyucu bir etki sunuyor.

Fiyat: 200ml: 44,50 TL

Sebamed Hyalüron Kompleksli Kırışık

Karşıtı Dolgunlaştırıcı Krem ile

Kırışıklıklarla Vedalaşın

Kuru ve olgun ciltlere aradığı mükemmel

bakımı sunan Sebamed Anti Ageing

Kırışık Karşıtı Dolgunlaştırıcı Krem,

içerdiği Hyalüron Kompleks ile cildin tüm

katmanlarına ulaşarak anında dolgunlaştırıcı

etki sağlıyor. Düzenli kullanıldığında

ise sadece 28 günde belirgin çizgi ve

kırışıklıkların görünümünü azaltıyor.

Belirtilen tüm fiyatlar piyasa koşullarına göre değişiklik gösterebilir.

NYX

17


dolgun

dudaklar

Deborah Milano Aqua Tint Lipstick Marker ile

doğal dudaklar

Aloe Vera ile zenginleştirilen Aqua Tint Lipstick

Marker ruj çeşitleri aynı zamanda dudaklarda

ferahlama etkisi yaratmaya da yardımcı oluyor.

Yüksek pigment konsantrasyonu sayesinde

dudaklara yoğun renk veren Aqua Tint Lipstick

Marker rujlar Rose, Coral, Red ve Deep Red

olmak üzere dört çarpıcı renk çeşidi ile her zevk

için alternatif oluşturuyor.

Fiyat: 59,95 TL

Oil-Infused Lip Tint

Doyumsuz renk, ışıltılı görünüm.

ORGASM (altın ışıltılı şeftali pembe)

ORGASM X (Limited-edition; altın

incimsi ile ışıltılı derin mercan)

Fiyat: 235 TL

Avon’dan Islak görünümlü

parlak dudaklar

90’lı yıllardan beri bildiğimiz ve

çok sevdiğimiz makyaj trendi

“Wet Look” geri döndü…

Avon Loaded Likit Ruj: 25,99 TL

Sephora Collection Rouge The Nude

Sınırlı sayıda üretilen Sephora Rouge

Nude’un satenimsi yapısıyla buluşan

pembemsi ve ten rengindeki birbirinden

farklı tonları, dudaklarınızın doğal

güzelliğini ortaya Çıkarmaya yardımcı

oluyor. Vegan özelliğiyle farklılığını

ortaya koyan yeni seri, içeriğindeki üzüm

çekirdeği ve kayısı çekirdeği yağları ile

zenginleşiyor.

Fiyat: 64,90 TL

Revlon Super Lustrous The Gloss çeşitleri ile

dolgun ve parlak dudaklar

Revlon’un en sevilen ruj serilerinden Super

Lustrous’un yeni üyeleri 6 farklı renk çeşidi ile

hit olmaya hazır. Büyük agav, moringa yağı ve

cupuacu yağı ile formüle edilmiş ve ağırlık hissi

yaratmayan parlatıcılar dudaklarınıza nem, renk

ve ultra parlaklık kazandırıyor.

Fiyat: 69,95 TL

Lottie London Slay All Day likit ruj serisi

Renk pigmentleri açısından oldukça zengin

Slay All Day likit rujlar, dudaklarında

tüm gün süren bir dolgunluk arayanlara

vazgeçemeyecekleri bir deneyim sunuyor.

Sundukları mat görünüm ile makyajın

odağını dudaklara çeviren bu rujlar; Fleek,

PWR, OMG ve So Good isimli farklı renk

seçenekleriyle görenleri büyülüyor.

Fiyat: 54,96 TL

Rêve de Miel® Ballı Dudak Kremi

Ultra Besleyici ve Onarıcı Ballı Dudak Kremi

Ultra besleyici ve onarıcı NUXE ballı dudak

kremi yeni sınırlı sayıdaki üç tasarımıyla

gerçek bir tutkuya dönüştü: BEE FREE, BEE

HAPPY, WE LOVE BEES… Zengin kehribar

tonlarına sahip bu üç kavanoz, spot ışıklarını

kraliçe arılara çeviriyor!

Fiyat: 70 TL

NYX

18


NYX

19

Güzellik


NYX

20


Güzellik

cazibenizi koruyun

1

2

7

SEPHORA COLLECTION

GLEAMING STONES FIRÇA SETİ

Profesyonel bir makyaj için ideal olan fırça

setleri, vegan özellikleriyle dikkat çekiyor

Makyaj tutkunuza şık bir hava katmak için

değerli taşlardan ilham alan tasarımın kutusu

ise sürdürebilir anlayışıyla üretiliyor.

Fiyat:

Full Makyaj Fırça Seti 219 TL

Göz Makyajı Fırça Seti 169 TL

3 4

5

1- Revolution Glass Black Ice ve Glass Mirror Far Paleti 109,90 TL

2- Lottie London Rusts Far Paleti: 54,95 TL

3- Avon Magix Shine & Oil Control Fondöten Bazı: 30ml 29,99 TL

4- Lottie London Got It Covered Buff Sıvı Kapatıcı: 54,95 TL

5- Lottie London Crush Nick Allık: 54,95 TL

6- Revolution Glass Mirror Aydınlatıcı: 89,95 TL

7- Lottie London Tan Time Mat Bronzlaştırıcı: 69,95 TL

8- Sephora Collection Metal Allık 89,90 TL

6

8

1 2

10 ml 31,99 TL

10 ml 210 TL

1- Mark Big&False Lash hacim veren maskara

2- Mark Big&Extreme hacimli ve uzun gösteren maskara

3- Anastasia Beverly Hills maskara

3

NARS’IN İKONİKLEŞEN

ORGASM KOLEKSİYONUNA

YENİ DOKUNUŞLAR

“THE ORGASM X”

3

1

2

1- ORGASM X BLUSH - 270 TL

NARS’ın kült favori allığı; mat, saten, ışıltılı ve hafif yapısıyla doğal

görünümlü bir renk sunuyor.

2- QUAD EYESHADOW - 400 TL

Orgasm ve yeni Orgasm X'dan esinlenilen sınırlı sayıda üretilen dörtlü

far paletin de mat, ışıltı ve parlaklık bir arada

3- ORGASM X CHEEK PALETTE - 480 TL

NYX

21


Schwarzkopf Professional,

2020 Sonbahar Saç Trendlerini Belirledi:

The VivID Koleksiyonu

Belirlediği trendlerle dünya saç modasının yaratıcısı konumundaki ünlü marka Schwarzkopf

Professional, yeni Essential Looks koleksiyonu The VivID ile 2020 Sonbaharına sıra dışı ve

yaratıcı bir ruh katıyor.

Essential Looks’un ‘aşkın emeği’ olarak tanımlanan bu seneki The VivID koleksiyonu,

podyumlardan, sosyal medyadan ve Schwarzkopf Professional’ın yaratıcı topluluğundan aldığı

ilham ile 3 ana trend oluşturuyor: Once Upon A Time, Everyday Decadence ve Dark Romance.

Trend 1

Once Upon a Time

Essential Looks The VivID koleksiyonundaki Once Upon a Time trendi, geçmişin ve geleceğin hikayesini

harmanlayarak bir nostalji oluşturuyor. Bu hafif nostalji ile rüya gibi geometrik desenler ve şeritler zahmetsiz saçlar

arasında dağılıyor. Bu renklendirme tekniği ile kendini ifade etmek isteyen bireyler için dünya griden görkemli bir hale

dönüşüyor.

NYX

22


Güzellik

Trend 2

Everyday Decadence

Tamamen oversize silüetler, lüks bitişler, parlak detayların

pastel ve modern görünüm ile evrilmesinden ortaya çıkan

Everyday Decadence trendi, bize sürekli takip etmenin sıkıcı

olduğunu ve bu çağda olmak istediğimiz kişi olmakta özgür

olduğumuzu hatırlatıyor. Bu trend geçmişten ilham alıyor. Göz

alıcı ve korkusuzca herkes istediği gibi olmakta özgür, geçmişin

etiketlerini de önemsemiyor.

Trend 3

Dark Romance

Essential Looks’un Dark Romance trendi,

kırılganlıkta güç, abartıda zenginlik, şeffaflıkta

gizem ve her şeyde güzellik ile büyülü bir dünya

oluşturuyor. Kısmen paranormal, kısmen romantik

olan bu trend, katmanlarıyla herkesi büyüleyen

isyankar bir hava yaratıyor.

NYX

23


Röportaj

Peykan Nebioğlu

Simya Evi Kurucusu

NYX

24


Röportaj

doğala yönelim harekatı…

Toksikolog eczacı Ferda Doğruöz ile finans ve yöneticilik alanında deneyimli kızı Peykan Nebioğlu’nun sağlıklı ve

doğal olanı seçme arzusuyla başlayan yolculuğu, bugün kozmetik alanında bir marka olan Simya Evi’ne dönüştü ve

Nişantaşı’ndaki Simya Evi mağazasıyla taçlandı.

Röportaj: Sevil Balaban / sevil.balaban@nyxmag.com

Simya Evi fikri nasıl

doğdu, bize hikayenizden

bahseder misiniz?

Şirketimizin diğer ortağı annem

toksikolog eczacı Ferda Doğruöz

eğitimi nedeniyle ailemizi hep

sağlıklı ve doğal olanı seçmeye

yöneltti. Yediklerimizden,

giydiğimiz ayakkabılara kadar

her ürünü inceler, ona göre

alırdı. Büyürken en çözemediği

sorunumuz deodorantım

olmuştu. Sayısız denemeler

yapmıştır sanırım. Annemin

havanı bizim mutfağımızın

hep baş köşesindeydi. Onun

bilgileri benim finans ve

yöneticilik alanındaki eğitim

ve deneyimimle birleşince,

önce kendi arkadaşlarımızdan

başlayan bir doğala yönelim

harekatı başlatmak istedik.

Kısa sürede, Sağlık Bakanlığının

kozmetik üretimi için gereken

şartlarını yerine getirip

ürünlerimizi paylaşmaya karar

verdik. .

Ürünleriniz hakkında

biraz bilgi verir misiniz?

Hangi kategorilerde

ürünleriniz var?

Ürünlerimizi kozmetik,

aromaterapi ve aksesuar olarak

üçe ayırıyoruz. Kozmetik

alanında, tamamen bitkisel ve

mineral içerikler kullanarak,

etkin, doğal ve en önemlisi, uzun

süreli kullanımda cildimize ve

bize zarar vermeyen ürünler

bulunuyor. Aromaterapi

bölümünde ise Salı günleri

#simyasalisi etiketiyle

yayınladığımız formülleri

yapabilmek için gereken sabit

yağlar, uçucu yağlar ve çiçek

sularını satışa sunuyoruz.

Aksesuar alanımızda mekanik

masaj aletleri, nemlendirmeye

yardımcı giysiler, tek kullanımlık

makyaj pamuklarına alternatif

bezler ve pedler bulunuyor.

Aynı zamanda, sevilen seramik

sanatçısı Ayşe Sokullu da bizler

için buhurdanlar ve aromaterapi

kolyeleri üretiyor.

Ürün içeriklerinizde

herhangi bir

katkı maddesi ve

koruyucu olmadığını

söylüyorsunuz. Peki

içeriklerinde neler var?

Ürünlerimizin içinde genel

olarak soğuk sıkım yağlar,

damıtma yöntemiyle elde

edilmiş uçucu yağlar, bitkisel

sular ve mineraller bulunuyor.

Su içeren ürünlerimizde ise

mikrobiyolojik üreme olmaması

için turp, hindistan cevizi ve

gülden elde edilen bitkisel

ekstraktlar kullanıyoruz.

Piyasada çok fazla

cilt bakım ürünü var,

tüketiciler neden sizi

seçmeli?

Biz ürün formüllerimizi

oluştururken, hem doğal, hem

etkili olmalarını istiyoruz.

Bunun için tüm hammaddeleri,

maliyetlerimizi artıracağını

bilsek de, gerçekten kullanılması

gereken oranlarda kullanıyoruz.

Ürünlerimizi ise, uluslararası

yönetmeliklerce tanımlanan,

iyi üretim koşullarına göre

oluşturulmuş donanımlı

laboratuvarlarımızda

üretiyoruz. Kullanıcılarımız bizi

seçerken, aldıkları ürünün işe

yarayacağından, kendilerine

zarar vermeyeceğinden ve

bu ürün üretilirken, hem

doğaya, hem insan emeğine

saygı gösterildiğinden emin

olabilirler. Satış sonrasında

da, gerek kullanım önerileri,

gerekse siparişlerle ve

ürünlerle ilgili, her zaman

hızlıca ulaşabilecekleri son

derece donanımlı bir müşteri

hizmetlerimiz var.

NYX

25


Röportaj

ARGE aşamasında

hayvanlar üzerinde

testler yapıyor musunuz?

15 kedi, 1 köpek, 1 kirpi, 1 kara

kaplumbağalı yaşamımızda,

bırakın test yapmayı, hayvanlara

ve doğaya zarar verebilecek

herhangi bir adım atmayı doğru

bulmuyoruz. PETA Cruelty

Without Bunnies programı

üyesiyiz. Biz de, tedarikçilerimiz

de hayvanlar üstünde herhangi

bir test yapmıyor. Özellikle

hayvanlar üzerinde test

edilmemiş hammaddeleri satın

alıyoruz.

Anti-aging ürünlerin

kullanımına ne zaman

başlanmalıyız?

Anti-aging ürünler, kırışık

giderici iddialı ürünlerin aksine,

cildin ve cilt altı dokusunu

ve bağlarını güçlendirerek,

kaybetmemeye yarayan ve

kaçınılmaz olan yaşlanmayı

geciktiren ürünlerdir. Bu

nedenle aslında, doğal olmak

kaydıyla, ne kadar erken

başlanırsa, ileride sonucu daha

iyi görülebilen ürünlerdir. Bu

ürünler, zamanı ve kaybedilen

dokuları geri döndüremedikleri

için, etkileri de oldukça

yavaş gözlemlenen ürünler

olduklarından pek tercih

edilmezler. Ama uzun vadede,

düzenli kullanımda, kırışığı

tersine çevirdiği iddiası olan

ürünlerden çok daha etkilidirler

Cildimizi çok yorgun

hissettiğinizde

canlandırmak için neler

yapmalıyız?

Günlük hayat içinde, gerek

kullandığımız ürünler, gerek

yaşam şartlarımız, gerekse

maruz kaldığımız çevresel

faktörler nedeniyle cildimiz bize

sinyaller verebilir. Bu bir sivilce

olabilir, daha önce

orada olmayan bir çizgi

olabilir, solgun, mat, sarımsı

bir görünümle karşılaşabiliriz.

Bunlar cildimizin ve bedenimizin

yaşam tarzımızdan memnun

olmadığının ilk belirtileridir.

İlk çözüm olarak mutlaka içten

dışa bir bakımı öneriyoruz.

Su tüketimimizi artırmalıyız,

uykumuzu düzenlemeliyiz, bir

süre için de olsa bitkisel ve

paketsiz gıdalarla beslenmeliyiz.

Cildimizi dışarıdan sorunumuza

uygun bir çiçek suyu ile

desteklemeyi ve doğal bir

ürünle nemlendirmeyi de ihmal

etmemeliyiz.

NYX

26


Röportaj

Ürünlerimizin içinde

genel olarak soğuk sıkım

yağlar, elde edilmiş uçucu

yağlar, bitkisel sular ve

mineraller bulunuyor.

Gelecek projeleriniz hakkında biraz bilgi

alabilir miyiz? Yeni ürünler olacak mı?

Bu sene en büyük projemiz Nişantaşı mağazamızı

açmaktı. Şimdi ise, yeni ürünlere ağırlık

verebileceğimiz bir döneme giriyoruz. Üzerinde

yaklaşık 3 yıldır çalıştığımız şampuanımız, saç

kremimiz ve yüz yıkama köpüğümüz kısa zamanda

satışa sunulabilir hale gelecek. Deodorantımız

üstünde ise hala çalışıyoruz. En mükemmel formül

olduğuna kendimizi ikna edene kadar da devam

edeceğiz

Pandemi dönemindeyiz ve el

dezenfektanı gibi ürünlere çok talep

var. Gelecek projeleriniz arasında

dezenfektan ürünler de olacak mı?

El dezenfektanları kozmetikten başka, biyosidal

isimli bir kategoriye giriyor. Kozmetik ürünler

ile aynı tesiste üretilemiyorlar ve ruhsat

gerektiriyorlar. Bu nedenle kısa vadede bizim

üretimimiz olmayacak ancak sizin vasıtanızla

da okuyucularımıza, aldıkları dezenfektanın işe

yaradığından emin olabilmeleri için Türkiye İlaç

ve Tıbbi Cihaz Kurumundan alınmış ruhsatlarını

sorgulamalarını tavsiye ediyoruz.

NYX

27


Yaz sonu

Bakımları

Merhaba,

Ayna

NALAN YURTTAŞ

nalan.yurttas@nyxmag.com

Dergimizin ilk sayısına gösterdiğiniz yoğun ilgi ve harika,

pozitif geri dönüşleriniz için çok teşekkür ederek AYNA

adını verdiğim köşemi yazmaya başlamak istiyorum.

Pamuk Prenses masalındaki kötü cadı bile “Ayna ayna, söyle

bana en güzel kim bu dünyada?” diye aynasına sorarak güne

başlıyormuş…


Ayna

Şimdi sizlerle yaz aylarından çıkarken güneşe maruz

kalmış ve dökülmeye başlamış saçlarımız için;

dökülmeyi önleyecek çok başarılı bir doğal destek

tarifi paylaşacağım:

Kullandığım ve

etkili sonuçlar aldığım

ürün tavsiyelerim

Saç Dökülmesini Önleyecek

Doğal Destek Tarifi:

Malzemeler:

- 1/2 olgun avokado

- 2 adet bıldırcın yumurtası

- 1 çorba kaşığı Hindistan cevizi yağı

- 1 çorba kaşığı Buğday yağı

- 1 çorba kaşığı Ceviz yağı

Yapılışı:

Tüm malzemeleri karıştırın, saçlarınıza sürün ve en az

2 saat bekletin. Daha sonra yıkayın.

Haftada bir kez bu bakımı uygularsanız saç

dökülmenizdeki azalmayı gün geçtikçe fark

edeceksiniz.

SHISEIDO MICROLINER INK

EYELINER / Ödüllü bir göz kalemi

24 saate kadar dayanan mat renkli zengin

pigmentlere sahip mikro ince uçlu bir göz kalemi

olup, sahip olduğu özel formül ile cildin

sıcaklığına tepki veriyor ve uygulama sırasında

renk inanılmaz bir hassasiyetle mürekkep benzeri

bir dokuya dönüşüyor ve lekelenme ve dağılma

yapmıyor. Üstelik dermatolojik olarak da uygun.

Saçlarımızın bakımını yaptık ve sıra yaz aylarında

kuruyan cildimizi kışa hazırlamaya geldi. Doğal bir

peeling yapalım, yüzümüzü ölü derilerden arındıralım

ve tazeleyelim, gençleştirelim…


Röportaj

Murat Kayabaşı

MK Kuaför

NYX

30


Röportaj

Tonsürton balyajlar ve renkler

giydiğiniz ve taktığınız aksesuarları

daha iyi gösterir.

Yoğun empati gücü, esprili kişiliği ve profesyonelliği ile yıllardır kadınların saç ve güzellik hayallerini gerçeğe

dönüştüren Murat Kayabaşı ile sezonun trend saç renkleri ve saç modelleri konusunda güzel bir söyleşi yaptık...

Röportaj: Burçin Üner / burcin.uner@nyxmag.com

Murat Kayabaşı’nın

marka yolculuğunu

ne zaman başladı,

markanızın felsefesi

nedir?

1972 İstanbul doğumluyum 30

yıllık tecrübem ile mesleğimi

hep bir adım öteye taşımayı

seviyorum.

Paris-Londra-Milano Moda

Haftalarına uzun yıllardır

katılıyor ve yeni trendleri

takip ediyorum. Uluslararası

platformda Paris’te

Türkiye’yi başarıyla temsil

edip, Paris Kuaförler

Derneği’nden verilen Başarı

Ödülü ile çalışmalarımı

sertifikalandırdım.

Yaz tatili bitti, ev ve

ofislere dönüşler

başladı. Yaz boyunca

güneş ve denizin

olumsuz etkilerine

maruz kalan saçlar için

bakım önerileriniz

nelerdir?

Evet, tatil bitti. Şimdi iş ve

saçlarınıza bakım zamanı. Yazın

denizden ve güneşten yorulan

saçlarınıza yapılacak en güzel

bakım, olabildiğince bitkisel

yağlarla yapılanlarıdır. Yılan

yağı özellikle saçlara çok iyi

gelir. Yılan yağı, badem yağı,

Bepanten ampul ve eczaneden

alacağınız vitamin ile bir karışım

oluşturup saç kökü ve uçlarına

bolca sürebilirsiniz. En az 4

saat bekletmeniz (daha fazlası

daha iyi) saçınız için sağlıklı

olacaktır. Bu tür yağları yıkamak

için saçınızı çok fazla kere

şampuanlamayın. (3-4 yıkama

vb…) İki kere şampuanlamanız

yeterli olacaktır. Ve sonrasında

tabii ki olabildiğince ılık fön

ile kurutma. Sıcak fönden her

zaman kaçının derim.

Sonbahara girdik. Bu

sezona damgasını

vuracak saç rengi ve

saç kesimlerini merak

ediyoruz. Bu sezon nasıl

saçlar göreceğiz?

Sonbahar renklerinin

kahverengi ve turuncuya

kaçmayan kumral kahveler

olduğuna inanıyorum. Hem

yaz sonu saçı daha sağlıklı

gösteriyor, hem de sonbaharda

insana kendini daha iyi

hissettiriyor.

NYX

31


Röportaj

Hiç bir zaman saçınızı tek

renk bırakın demem her

zaman tonsürton balyajlar ve

renkler giydiğiniz ve taktığınız

aksesuarları daha iyi gösterir.

Saç kesimleri ise kesinlikle

boyun hizasında olan saçlar ve

kulak memesine yaklaşan saçlar.

Çünkü bu saçları sonbaharda

kullanmak çok daha rahattır,

rengi daha iyi gösterir. Giyilen

bir boğazlı kazak ya da bir şal

da, boyundaki aksesuar da her

zaman daha hoş ve şık durur.

Kullanımı kolaydır, rahat ve

pratiktir.

Covid-19 nedeniyle pek

çok yaz düğünü ertelendi.

Bu sezon az katılımcıyla

da olsa düğünler olacak

gibi görünüyor. Gelin saçı

trendleri hakkında da

sizden biraz ipucu alalım.

Evet bu sene çok düğün iptal

oldu. Artık gelin saçlarında en

önemli şey düğün konsepti. Eğer

düğün bir otelin balo salonunda

olacaksa, kabarık bir gelinliği

varsa daha çok topuz tercih

ediyoruz. Eğer düğün daha

deniz kenarı, açık bir alanda

olacaksa, daha rahat, salaş ve

maşayla dalgalandırılmış saçları

tercih ediyoruz. Ama gelinde

en önemli şey, saçın gelinliğe

uyması ve tabii ki kullanacak

kişinin o saç ile rahat etmesi.

NYX

32


www.utechia.com

ürünlerinizi

dijital ortamda

tasarlıyor ve

geliştiriyoruz

info@utechia.com

Android App Geliştirme

iOS App Geliştirme

Web Geliştirme

Telefon

+90 5373256506

Adres

Esentepe Mah. Talatpaşa Cad. No: 5 (Harman Sok. Girişi) Şişli / İstanbul

NYX

33


Şimdi

detoks

Fit Lezzet

YELİZ YILDIZ

Chef Diyetisyen

yeliz.yildiz@nyxmag.com

zamanı

Öncelikle “Neden detoks” ve “Detoks

nedir” sorularına cevap vermek

isterim. Fast Food, kızarmış yiyecekler,

kahve, alkol, sigara gibi ürünlerin fazla

tüketilmesiyle veya modern yaşam ve

gelişmiş teknolojiyle birlikte kimyasal

atıklarla kirlenmiş hava, su vücudumuza

toksik maddelerin girmesine sebep oluyor.

Peki toksik madde ne demek? Hücrelerimize ve dokularımıza

zarar veren bütün maddelerdir. Bu zarar kimyasal,

biyokimyasal veya radyoaktif olabilir. Vücudumuz ne

kadar bu toksik maddeleri atma yetisine sahip olsa da

günlük hayatın stresi içinde yeterli olmayabiliyor. Biz de

vücudumuzu bu zehirlerden kurtarmak, ferahlamak, dinç

hissetmek için detoksifikasyon yani kısaca detoks yapıyoruz.

Genç Kalıyoruz ve

Hastalanmıyoruz...

Bazen etrafımıza baktığımızda görürüz ve deriz ki “Aaa aynı

yaştalar ama biri çok daha genç gösteriyor.” Çünkü ne kadar

hayatın stresi olsa da genç gösteren kişi hem psikolojik

hem de fiziksel olarak kendini arındırıyor. Toksik maddeler

vücudumuzda birikerek bizi yorgun, halsiz hissettirebilir

veya gösterebilir. Detoksun genç görünmemize veya

hissetmemize katkısı tam olarak bu toksik maddeleri

vücudumuzdan uzaklaştırmamıza yardımcı olması. Ayrıca

bu toksik maddeler uzaklaştığı için birçok kronik hastalıktan

korunuyoruz.

NYX

34


Fit Lezzet

Detoks ile Kilo Vermek...

Sağlıklı yaşam için sigara, alkol, kızartmalar, fast

food gibi ürünlerden uzak durmalıyız. Özellikle

büyük şehirlerde pek mümkün olmasa da elimizden

geldiğince temiz bir havada nefes almalıyız. Böyle

sağlıklı bir yaşama geçtiğinizde kilo verebilirsiniz ama

detoksun amacı kilo vermek değildir.

Detoks Yaparken

Neler Tüketilmeli?

Bol bol su tüketmeliyiz. Kahve veya siyah çay yerine;

kekik çayı, yeşil çay, nane, tarçın, zencefil, adaçayı

gibi bitki çayları tüketmeliyiz. Ayrıca bitki çaylarınızın

içerisine bir çay kaşığı bal ekleyerek antioksidan

özelliklerini arttırabilirsiniz. Yeşil yapraklı sebzelerin

önemli bir yeri vardır, gerek yiyeceklerde gerek

içeceklerde kullanmalıyız. Tuz kullanmamalıyız.

Şeker ve şeker içeren besinler tüketmemeliyiz.

Mevsimindeki meyve ve sebzeler tüketmeliyiz. C, E

ve B2 vitaminleri, biflavinoid, beta karoten, glutatyon,

selenyum ve çinkodan zengin beslenmeliyiz.

Hazır Detoks Diyetlerini

Uygulamayın

Hazır diyetlerin hiçbiri size uygun olmayabilir.

Unutmayın diyet kişiye özeldir. Sizin yaşam tarzınız

veya sağlık ölçütleriniz hazır diyetlere uymayabilir

ve bu kötü sonuçlara yol açabilir. Üstelik internette

bulacağınız detoks diyetleri çoğunlukla çok ağır

diyetler oldukları için kısıtlı sürelerde uygulanabilir

diyetler. Bir diyetisyenle kısıtlı sürelerde bu ağır

diyetleri uygulasanız bile detoksu bahsettiğim ufak

kurallarla bir yaşam tarzı haline getirebilirsiniz.

Detoks için vitamin ve

minerallerin kaynaklarını şöyle

örneklendirebiliriz;

• C vitamini: limon, portakal, mandalina,

greyfurt, kivi, brokoli, lahana, ıspanak

• E vitamini: badem, fındık, yer fıstığı, ıspanak,

kivi, brokoli, mısır yağı

• B2 vitamini: yeşil yapraklı sebzeler, tahıllar,

kırmızı et, karaciğer, yumurta, balık

• Biflavinoid: kereviz, elma, kayısı, kavun,

karpuz, erik, soğan

• Beta karoten: havuç, balkabağı, kabak,

dolmalık biber, kayısı

• Glutatyon: kırmızı et, tavuk, balık, brokoli,

bürüksel lahanası, karnabahar, lahana

• Selenyum: balık, hindi, tavuk, kırmızı et,

yumurta, pirinç, mantar, yulaf ezmesi,

ıspanak

• Çinko: fasulye, fındık, kepekli tahıllar, süt

ürünleri, ceviz

NYX

35


Sular

Böyle

Çok Ferah

1 Litre su

2 dilim limon

1 adet salatalık

Nane yaprakları

Yarım çubuk tarçın

Bütün malzemeleri bir sürahiye koyun

1 saat bekletin ve tüketin bu kadar

kolay. Dilerseniz bu tarz karışımlara

uygun içerisi süzgeçli suluklara da

karışımınızı hazırlayarak içeceğinizi

yanınızda bulundurabilirsiniz.

NYX

36


Fit Lezzet

Limonatayla

hem ferahlayın,

hem detoksunuza

katkı sağlayın!

4 adet limon

½ su bardağı sıcak su

1 Litre su

1 çubuk tarçın

2 yemek kaşığı bal

Taze nane yaprakları

4 adet limonun kabuklarını rendeleyin ve üzerine

sıcak suyunuzu koyun. Çubuk tarçını ekleyin. Su

soğuyana kadar oda sıcaklığında bekletin. Daha

sonra kabuklarını rendelediğiniz limonların

suyunu sıkarak karışıma ekleyin ve bir gece

bekletin. Daha sonra karışımınızı süzün ve 1 litre

suyu ekleyin. Nane yapraklarınızı da ilave edin.

Yeşil içeceksiz

detoksa

detoks demiyor

muyduk?

1 su bardağı demlenmiş soğutulmuş yeşil çay

1 çay kaşığı bal

15 adet maydanoz yaprağı

15 adet taze nane yaprağı

4 adet ıspanak yaprağı

1 adet salatalık

¼ yeşil elma

½ limon

1 tutam tarçın

1 L su

(katılığını kendi zevkinize göre ayarlayabilirsiniz.)

Bütün malzemeleri rondodan geçirin ve

dilediğiniz zaman tüketin.

NYX

37


NYX

38


NYX

39


NYX

40


2020/21

Sonbahar - Kış

Modası

Sonbahar-Kış koleksiyonlarından

çarpıcı kıyafetleri sizler için seçtik.

NYX

41


Zamanın

Ötesinde...

BEYMEN Collection 2020-2021 Sonbahar/ Kış

sezonunda kendine güvenen modern kadınlar

için hayatın her anına, günün her saatine uygun,

zamansız, özgün seçenekler sunuyor.

NYX

42


NYX

43

Moda


Dingin formlar, yalın siluetler, feminen ve zarif tasarımların öne

çıktığı BEYMEN Collection 2020-2021 Sonbahar - Kış Kadın

Koleksiyonu, sezonu lacivert, açık gri ve nude tonlar ile karşılıyor.

Koleksiyondaki feminen ve maskülen kombin birliktelikleri,

Beymen Collection kadınının güçlü yapısını vurguluyor.

NYX

44


NYX

45

Moda


NYX

46


ŞEHRİN ENERJİSİNİ

YANSITAN TASARIMLAR

Moda

Türkiye’nin en beğenilen ve

takip edilen tasarımcılarının

koleksiyonlarını aynı çatı

altında satışa sunan Gizia

Gate, yeni sezonda da

stilinize eşlik ediyor.

Zeynep Erdoğan’ın

vintage çizgisini yansıtan

tasarımları, püsküllerden

oluşan zamansız ve modern

çizgileriyle dikkat çekiyor.

Lila, uçuk mavi ve sarı

renklerinin göz doldurduğu

parçalar, kalın kemerler,

fırfır detaylar ve işlemelerle

hareket kazanıyor.

NYX

47


NYX

48


Moda

ZARAFET DOZU YÜKSEK

BİR MEVSİM

Feminen tasarımları kusursuz detaylarıyla harmanlayan Ipekyol Sonbahar-Kış 2020-2021 Koleksiyonu,

yeni mevsime eşlik eden silüetleri, naturel dozu yüksek bir koleksiyon seçkisiyle buluşturuyor.

Modern dünyaya adapte olan güçlü tasarımlar, Ipekyol Sonbahar-Kış 2020-2021 Koleksiyonu’nda bir

araya gelerek yalın bir etki bırakıyor. Farklı kalıplarıyla standart formlardan çıkan ve geometrik detaylarıyla

gündeme gelen parçalar, yeni sezonda ilham veren bir şıklık sunuyor.

NYX

49


Koton

Skirtly Yours Styled by Melis Ağazat Koleksiyonu

NYX

50


Konfor,

Moda

80’ler ve

Parti

Koton ve deneyimli moda editörü Melis Ağazat, Koton Skirtly

Yours Styled by Melis Ağazat Koleksiyonu’nun dördüncü

buluşmasında zengin bir seçki sunuyor. Sezonun kilit parçası etek,

2020-2021 Sonbahar/Kış koleksiyonunda Comfort Lux, 80’s ve

Party olmak üzere 3 hikayede başrol oynuyor. Bu ve daha fazlası,

yeni sezonu yüksek motivasyon ve neşeyle karşılamanızı sağlıyor.

Koton Skirtly Yours Styled by Melis Ağazat

Koleksiyonu’nun “Comfort Lux” teması, ev

buluşmalarında giyilebilecek, evin konforlu

alanından ilham alan bej, ekru, karamel, gri,

vizondan oluşan doğal renk paleti ve “konfor”

hissi dikkat çekiyor.

NYX

51


Koleksiyonun “80’s” temasında ise, 80’leri yaşatan

vatkalı bluzlar, puantiyeler, geniş kalıplı ceketler, göz

alıcı macenta, fuşya, hardal sarısı, zümrüt yeşili renkleri,

kazayağı desenleri, ekose ve derilerin yanı sıra dönem

esintileri taşıyan zincir ve zımba detaylı takılar yer

alıyor.

NYX

52


Moda

Koton

Skirtly Yours Styled by Melis Ağazat Koleksiyonu

NYX

53


Koton

Skirtly Yours Styled by Melis Ağazat Koleksiyonu

NYX

54


Moda

Gece şıklığından

vazgeçemeyenler için “Party”,

parıltı ve ışıltılarla bezeniyor.

Lame, gold ve gümüş renkler

akıcı kumaşlar, payet ve

metalik örmeler etekler ile

bir araya geliyor. Tüm bu

şıklık, toprak tonlarındaki

sweatshirt’ler ile buluşarak

ters köşe etkisi yaratıyor. Bu

parlak ve metalik grup ayrıca,

uzun siluetler ve yüksek bel

detayları ile son trendleri

yakalıyor.

NYX

55


NYX

56

VICTORIA BECKHAM / BEYMEN


NYX

57

Moda


Keşfetmenin

yeni hali

Beymen Club, Sonbahar / Kış 2020 sezonunda “Kendin gibi ol” mottosundan ve

kişiselliğin özgürleştiren tavrından ilham alarak modaseverleri, keşfetmenin yeni

haliyle tanışmaya davet ediyor.

Yalın ve grafik desen anlatımlarının, sürpriz detaylarla zenginleşen tasarımların öne

çıktığı koleksiyon, form ve renklerle farklılaşıyor. Kişisel konforu merkez alan Beymen

Club tasarımları, birbiriyle kolayca tamamlanabilen farklı renk, doku ve kumaş

birliktelikleriyle yeni sezon için özgür kombin seçenekleri sunuyor.

NYX

58


NYX

59

Moda


NYX

60


Moda

Modanın da ötesinde duyarlı bir bakış açısıyla kışa farklı hazırlanan

Vakko, etik ve estetiği bir araya getirerek yeni sezonu karşılıyor.

NYX

61


NYX

62

Vakko kadın modası ne olursa

olsun pozitif tarafta durmayı,

yaşamımızı renklendirmeyi,

başkalarından çok kendimiz için

özenle var olmayı hedefliyor

ve bunun için ‘Stay Healthy in

Style’ diyerek özel bir çağrıda

bulunuyor. Hayata olan bağlılığın

ve sevginin bir göstergesi olarak

stil yansımaları; her şeye rağmen

yarını başka bir gün olarak kabul

ederek; bugünü, an’ı yaşamaya

davet ediyor.


Moda

Stay on the Positive Side

Siyah beyazın güçlü negatif ve pozitif çekimi. Çizgiler, ekoseler, çiçekler, kaz

ayakları ve dokumaların bütünleştirdiği renkler, güçlü bir stil yansıması ile pozitif

bakış açısını hayata katıyor.

NYX

63


NYX

64


Moda

Shadows of Greys

Gri tonlarının gölgelerini yansıtan tema kışın gri serinliğini neon ve canlı renklerle

sımsıcak bir buluşmada bir araya getiriyor. Ekose, çizgi, çiçek, dantel, leopar

desenler kışın havasını keyif bir eğlenceye dönüştürüyor.

NYX

65


NYX

66


Moda

MAJE / BEYMEN

NYX

67


NYX

68


Moda

SISTER JANE / BEYMEN

NYX

69


NYX

70


Moda

TORY BURCH / BEYMEN

NYX

71


ZADIG&VOLTAIRE / BEYMEN

NYX

72


NYX

73

Moda


BRUNELLO CUCINELLI / BEYMEN

NYX

74


NYX

75

Moda


NYX

76


Moda

16ARLINGTON / BEYMEN

NYX

77


Machka Sonbahar-Kış 2020-2021 Koleksiyonu, kusursuz tasarım anlayışını eşsiz

detaylarıyla harmanlayarak romantik bir mevsimin kapılarını aralıyor.

Bu buluşmaya eşlik eden Marka Yüzü Arzum Onan ise, yeni sezonun sofistike

silüetleriyle karşınıza çıkıyor.

NYX

78


Moda

ROMANTİK

BİR MEVSİME

YOLCULUK...

Sezonun naif ruhuyla uyum yakalayan; gösterişli detaylara sahip yalın tasarım

anlayışıyla Machka Sonbahar-Kış 2020-2021 Koleksiyonu, gündüzden geceye

Machka kadınının tüm zarafetine eşlik edecek bir seçki sunuyor. Şal yaka saten tulum

ve maskülen ceket-pantolon takımlar tüm ilgiyi üzerinize çekerken, zarif formlu yılan

desen elbiseler, silüetlerde göz kamaştırıcı bir etki yaratıyor.

NYX

79


Yalınlığın yüksek zevkini formlara yansıtan koleksiyon, militer ve ütiliter

temalardan ilham alan zamanı genişletilmiş çözümler sunuyor. Koleksiyonun

feminen detayları ise dikkat çekici ve özgür bir dünya kurguluyor.

NYX

80


Moda

KONFOR VE FONKSİYONELLİK ODAKLI

YEPYENİ BİR DÜNYA….

Beymen Academia Kadın 2020-2021 Sonbahar - Kış Koleksiyonu, özgür ruhlu,

çok yönlü, farkındalığı ve özgüveni yüksek Academia Kadını için konfor ve

fonksiyonellik odaklı tasarımlarla yeni sezonu karşılıyor.

NYX

81


NYX

82

Az sayıdaki kırmızı, bordo

ve mor renkler punk

tavırlarıyla koleksiyonun

enerjisini yükseltiyor.


NYX

83

Moda


Farklı anlatımlarla dinamik bir kimlik kazanan gri tonları, sezonun dikkat

çekici renkleri oluşturuyor. Retro dokunuşlarla öne çıkan denim grubu,

özgünlük peşinde olan Academia Kadını’nın yeni vazgeçilmezleri arasında yer

alıyor.

NYX

84


NYX

85

Moda


Vakkorama 2020 Sonbahar-Kış Sezonunda

'FROM NATURE WITH LOVE’ ile

Doğayı Sahiplenmeye Devam Ediyor

NYX

86


NYX

87

Moda


2020 İlkbahar/Yaz sezonu ile başlayan ‘From Nature With Love’ temasını bu sezon da gündeme taşıyan

Vakkorama; doğanın bereketli, bitmeyen enerjisini ve gücünü bizlere birkez daha hatırlatıyor ve

doğanın önemini vurguluyor.

NYX

88


NYX

89

Moda


NYX

90


Moda

Dünya modasına yön veren bohem tarzı dinamik

Vakkorama duruşuyla buluşturan yeni ve

çarpıcı koleksiyon; sakin, yalın tasarımların aynı

sakinlikte renklerle bir araya gelerek doğanın

coşkusunu yansıtıyor. Bir parçası olduğumuz

doğadan aldığımız enerjiyi yine doğayla yoğrulmuş

bir stille buluşturan koleksiyon; gücünü

yalınlığından alan tek renk tasarımlar, animal

print, çiçek ve ekose gibi desenlerle buluşuyor.

NYX

91


NYX

92


Moda

İlhamını

‘Kırmızı Halı’dan

Alan Pronovias

2021 Gelinlik

Koleksiyonu

NYX

93


Pronovias 2021 koleksiyonunda, ihtişamlı, ışıltılı ve büyük film prömiyerlerden

ilhamını alarak, günün modasını yakalayan modern tasarımlarını duyurdu.

NYX

94


NYX

95

Moda


NYX

96


NYX

97

Moda


Yeni Pronovias ‘Premiere’ koleksiyonunda Hollywood kırmızı halı filmlerinden esinlenen

tasarımlar bulunuyor. Koleksiyonu tamamlayan ve bütünlük yaratan detaylarda, feminen

siluetler öne çıkıyor. Eteklerinde organze detaylı, transparan yakalı ve krepe ile dikkatlice

yerleştirilmiş dantel panellerle harmanlanan uzun kollar, zarif ve şık bir hareket yaratan boyun

çizgileri, straplez kesimler koleksiyon unsurları arasında. Kırmızı halının figürlerinden boyun

çizgileri, çarpıcı ayrıntılar ve yalın tasarımlarda, narin dantel paneller elbiselere ince bir hareket

hissi verdiği ‘Boho’ stili, öne çıkıyor.

NYX

98


NYX

99

Moda


NYX

100


NYX

101

Moda


Swarovski 125. Yıldönümü Koleksiyonu

Swarovski’nin 125. Yıldönümü Koleksiyonu, Swarovski’nin en çok satan takı ürünlerinin yanı sıra farklı kategorilerdeki parçalarının

da yenilenmiş versiyonlarını yeniden canlandırıyor. Koleksiyon, efsanevi mavi rengi onurlandırarak Swarovski’nin benzersiz DNA’sını

kutluyor. Bu olağan üstü koyu mavi renk; olgunluğu, bilgeliği ve cömertliği anında ve diğer hiçbir rengin veremediği bir şekilde

aktarmasının yanı sıra her bir Swarovski kutusunun açılışında yaşadığımız sonsuz merak duygusunu yansıtıyor.

YILDÖNÜMÜ FARE,

SINIRLI ÜRETİM 2020

İlk “Ur Maus” 1976 yılında

tasarlandığından beri kristal

heykelcikler Swarovski’nin

mirasının büyük bir kısmını

oluşturmaktadır. “Orijinal Fare”,

modernleştirilmiş bir tarzla fakat

mavinin ışıltılı dokunuşlarıyla

125. Yıldönümü Koleksiyonunda

yeniden canlandırıldı.

DANCING SWAN

KOLYE

Bu zarif ancak

zahmetsiz bir kullanım

sunan Dancing Swan

kolye ucu, Swarovski’nin

efsanevi simgesi

kuğunun zarafetini ve

güzelliğini yansıtıyor.

Pavé ile ve hareketinizle

dans eden markiz

şeklindeki bir taşla zarif

bir şekilde yerleştirilen

berrak ve mavi süsleme,

yumuşak ışıltısı ile

tüm kıyafetlerinizi

tamamlayacak.

TENNIS BİLEKLİK

Tennis Bileklik, günümüzde efsanevi

Swarovski mavisi rengiyle yenilenen

zamansız bir klasik. Pavé süslemelere

sahip rodyum kaplama bileklik tüm

tarzlara ışıltı katıyor.

ANGELIC DÜĞME KÜPELER

Zarafet ve seçkinlik, Angelic Düğme

Küpelerin tasarımında tasvir edildi. Şimdi

ise zamansız mavi bir vurguyla yeniden

canlandırılan klasik bir tarz.

NYX

102


Moda

4

3

Sonbaharın ışıltılı

aksesuarları

1

1- GUESS GUW1156L3 – 2.260 TL

Dünyanın en ünlü moda markalarından Guess’in ışıltılı

taşlarla adeta bir mücevhere dönüşen yeni modeli,

iddialı görünmekten çekinmeyen kadınlara aradığı

tasarımı sunuyor.

2- FELIZIST Yüzük / Beymen

3- LISALINA Küpe / Beymen

4- HIPANEMA Kolye / Beymen

2

Şehrin En Yeni Niş Parfümleri

1

2

3

1- PARFUMS DE MARLY Sedley

Ünlü parfümörler Hamid Merati ve Olivier Cresp’in imzasını

taşıyan, klasik ve modern arasındaki zıtlıklardan ilham alan

Parfums de Marly Sedley, narenciyenin hafifliği, nanenin gücü ve

cilde enerji veren kontrast notaları ile sezonun hitlerinden biri.

2- BYREDO Lil Fleur

Eşsiz çiçek notaları ve oryantal notalara sahip BYREDO Lil

Fleur’un üst notalarında kuş üzümü ve mandalina yer alıyor.

Alt notalarda amber ve vanilya ile derinlik kazanan parfümün kalp

notasında büyüleyici kokusu ile Damascena Gülü sizi bekliyor.

3- MEMO PARIS Vaadhoo

Ünlü parfümör Philippe Paparelle tarafından tasarlanan MEMO

PARİS Vaadhoo, çiçek tohumları, paçuli ve zencefil karışımlarından

oluşan aromatik ve baharatlı kokusuyla bu sezon favoriniz olacak.

Şehrin en yeni niş parfümleri BEYMEN’lerde ve www.beymen.com’da.

Avon’un ilk jel parfümleriyle tanışın!

Sonbahar aylarının o masum ve albenili günlerine yaklaştıkça, yeni bir parfüm

arayışımız da başlıyor. Yasemin, kuş üzümü ve paçuli içerikli “Attraction Addicted”

esans parfüm ve bergamot, manolya ve sandal ağacı içerikli “Today Eternal” esans

parfüm, yeni sezona damgasını vuracak. Her bir şişede 200 damla bulunuyor ve bir

damla gün boyu kalıcılığını cildinizde koruyor.

NYX

103


tek bir

flaş

parça

Modanın

Elli Tonu

SEVTAP ALTINEL

sevtap.altinel@nyxmag.com

ile güçlü

silüetler

Herkesin taşıyamayacağı ışıltılar ile ortamın

en cesur kadını olmaya hazır mısınız?

S’SARAC Sonbahar 2020 Koleksiyonu’ndan

özenle seçtiğim parçaları güçlü bir profile

sahip, standartlara meydan okuyan

kadınlara ithaf ediyorum.

İncecik, tiril tiril jean ile iki iplik pamuklu

kumaşlar üzerine işlenmiş metalik pul payet parçalar. Bu

kombinler sneakers veya spor stilettolar ile gündüz de iddialı

bir görünüme sahip olan kadınların güçlü duruşunu temsil

ediyor.

NYX

104


Modanın Elli Tonu

Spor tarzıyla rahatlık mesajı verirken, yerinde

kullanılan ışıltılar ile çarpıcı bir görünüm!

NYX

105


Laklı süetten

oluşan, deri

görünümlü

eşofman

pantolonla rahat

ve lüks görünüm!

NYX

106


S’SARAC

Sonbahar 2020

Koleksiyonu

Modanın Elli Tonu

Çok amaçlı kullanıma ne dersiniz?

Kapüşonu çıkarılabilen bluzun omuz

dekolteli hoş bir üste dönüşümü.

NYX

107


İstanbul Sözleşmesi’nin resmi adı, "Kadınlara Yönelik

Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla

Mücadele Hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesi"dir.

11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da gerçekleşen

Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu toplantısında imzaya

açılmıştır. Kadına yönelik şiddet ile genel olarak ev içi

şiddetin önlenmesini amaçlayan sözleşme bu konuda

hukuki bağlayıcılığı bulunan ilk uluslararası belge

niteliğindedir. Türkiye İstanbul Sözleşmesi'nin ilk

imzacı devletlerinden olup 24 Kasım 2011'de Türkiye

Büyük Millet Meclisi'nde 247 vekilden 246’sının kabul

oyu, 1 vekilin çekimser oy vermesi ile "onaylayarak",

parlamentosundan geçiren ilk ülke olmuştur.

NYX

108


İstanbul Sözleşmesi

NYX

109


İstanbul Sözleşmesi

İstanbul Sözleşmesi çeşitli platformlarda aylardır tartışılıyor.

Tartışılan maddelerinin tam metnini aşağıda sizlerle paylaşıyoruz.

Bölüm I – Maksatlar, tanımlar, eşitlik ve ayrımcılık

yapılmaması, genel yükümlülükler

Madde 1 – Sözleşmenin Maksatları

1 Bu sözleşmenin maksatları şunlardır:

a kadınları her türlü şiddete karşı korumak ve kadına

karşı şiddeti ve aile içi şiddeti önlemek, kovuşturmak

ve ortadan kaldırmak;

b kadına karşı her türlü ayrımcılığın ortadan

kaldırılmasına katkıda bulunmak ve kadınları

güçlendirmek de dahil olmak üzere, kadınlarla

erkekler arasında önemli ölçüde eşitliği

yaygınlaştırmak;

c kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetin tüm

mağdurlarının korunması ve bunlara yardım edilmesi

için kapsamlı bir çerçeve, politika ve tedbirler

tasarlamak;

d kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti ortadan

kaldırma amacıyla uluslararası işbirliğini

yaygınlaştırmak;

e Kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetin ortadan

kaldırılması için bütüncül bir yaklaşımın

benimsenmesi maksadıyla kuruluşların ve kolluk

kuvvetleri birimlerinin birbiriyle etkili bir biçimde

işbirliği yapmalarına destek ve yardım sağlamak.

2 Tarafların söz konusu Sözleşmenin hükümlerini

etkili bir biçimde uygulamalarını sağlama amacıyla

bu Sözleşmede spesifik bir izleme mekanizması

oluşturulmuştur.

Madde 2 – Sözleşmenin Kapsamı

1 Bu Sözleşme, aile içi şiddet de dahil olmak üzere,

kadınları orantısız bir biçimde etkileyen, kadına karşı

her türlü şiddet için geçerli olacaktır.

2 Taraflar bu Sözleşmeyi tüm aile içi şiddet

mağdurları için uygulamaya teşvik edilir. Taraflar

bu Sözleşmenin hükümlerinin uygulanmasında

toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin kadın

mağdurlarına özel olarak dikkat göstereceklerdir.

3 Bu Sözleşme, barış zamanında ve silahlı çatışma

durumlarında geçerli olacaktır.

Madde 3 – Tanımlar

Bu Sözleşme maksatlarıyla:

a "kadına karşı şiddetten", kadınlara karşı bir insan

hakları ihlali ve ayrımcılık anlaşılacak ve bu terim,

ister kamu ister özel yaşamda meydana gelsinler, söz

konusu eylemlerde bulunma tehdidi, zorlama veya

özgürlüğün rastgele bir biçimde kısıtlanması da dahil

olmak üzere, kadınlara fiziksel, cinsel, psikolojik veya

ekonomik zarar ve acı verilmesi sonucunu doğuracak

toplumsal cinsiyete dayalı tüm şiddet eylemleri

olarak anlaşılacaktır;

b "aile içi şiddet", eylemi gerçekleştiren, mağdurla

aynı ikametgahı paylaşmakta olsun veya olmasın

veya daha önce paylaşmış olsun veya olmasın, aile

içinde veya aile biriminde veya mevcut veya daha

önceki eşler veya birlikte yaşayan bireyler arasında

meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik veya

ekonomik şiddet eylemleri olarak anlaşılacaktır;

NYX

110


İstanbul Sözleşmesi

c "toplumsal cinsiyet", herhangi bir toplumun,

kadınlar ve erkekler için uygun olduğunu düşündüğü

sosyal anlamda oluşturulmuş roller, davranışlar,

faaliyetler ve özellikler olarak anlaşılacaktır;

d "kadınlara karşı toplumsal cinsiyete dayalı şiddet",

bir kadına karşı, kadın olduğu için yöneltilen veya

kadınları orantısız bir biçimde etkileyen şiddet olarak

anlaşılacaktır;

e "mağdur", a ve b fıkralarında belirtilen davranışlara

maruz kalan herhangi bir şahıs olarak anlaşılacaktır;

f "kadın" terimi, 18 yaşından küçük kızları da

kapsayacaktır.

Madde 4 – Temel haklar, eşitlik ve ayrımcılık

yapılmaması

1 Taraflar herkesin, özellikle de kadınların, gerek

kamu gerekse özel alanda şiddete maruz kalmaksızın

yaşama hakkını yaygınlaştırmak ve korumak için

gerekli olan yasal ve diğer tedbirleri alacaklardır.

2 Taraflar, kadınlara karşı her türlü ayrımcılığı

kınayacak ve ayrımcılığı önlemek üzere, özellikle

aşağıdakiler dahil olmak üzere, gerekli yasal ve diğer

tedbirleri alacaklardır: – ulusal anayasalarında veya

ilgili diğer mevzuata kadın erkek eşitliği ilkesini dahil

edecek ve bu ilkenin uygulamada gerçekleştirilmesini

temin edeceklerdir; – yerine göre, yaptırımların

uygulanması yolu da dahil olmak üzere, kadınlara

karşı ayrımcılığı yasaklayacaklardır; – kadınlara karşı

ayrımcılık yapan yasa ve uygulamaları yürürlükten

kaldıracaklardır.

3 Taraflar bu Sözleşme hükümlerinin, özellikle de

mağdurların haklarını korumaya yönelik tedbirlerin,

cinsiyet, toplumsal cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasi

veya başka tür görüş, ulusal veya sosyal köken, bir

ulusal azınlıkla bağlantılı olma, mülk, doğum, cinsel

yönelim, toplumsal cinsiyet kimliği, sağlık durumu,

engellilik, medeni hal, göçmen veya mülteci statüsü

veya başka bir statü gibi, herhangi bir temele dayalı

olarak ayrımcılık yapılmaksızın uygulanmasını temin

deceklerdir.

4 Kadınların toplumsal cinsiyete dayalı şiddete

karşı korunması için gerekli olan özel tedbirler,

bu Sözleşme hükümlerince ayrımcılık olarak

sayılmayacaktır.

Madde 5 – Devletin yükümlülükleri ve titizlikle

yapması gereken inceleme ve araştırmalar

1 Taraflar kadınlara karşı herhangi bir şiddet

eylemine girişmekten imtina edecek ve devlet

yetkililerinin, görevlilerinin, organlarının,

kurumlarının ve Devlet adına hareket eden diğer

aktörlerin bu yükümlülüğe uygun bir biçimde hareket

etmelerini temin edeceklerdir.

2 Taraflar, devlet dışı aktörlerce gerçekleştirilen

ve bu Sözleşmenin kapsamı dahilindeki şiddet

eylemlerinin önlenmesi, soruşturulması,

cezalandırılması, ve bu eylemler nedeniyle tazminat

verilmesi konusunda azami dikkat ve özenin

sarfedilmesi için gerekli yasal ve diğer tedbirleri

alacaklardır.

Madde 6 – Toplumsal cinsiyet konusunda

hassasiyet gerektiren politikalar

Taraflar bu Sözleşmenin uygulanmasına

ve sözleşme hükümlerinin etkilerinin

değerlendirilmesine bir toplumsal cinsiyet bakış

açısı katacak ve kadınlarla erkekler arasında

eşitliğe ve kadınların güçlendirilmesine ilişkin

politikalarını yaygınlaştıracak ve etkili bir biçimde

uygulayacaklardır.

Bölüm II – Bütüncül politikalar ve veri toplama

Madde 9 – Sivil Toplum Kuruluşları ve sivil toplum

Taraflar kadınlara karşı şiddet uygulanmasıyla

mücadelede aktif bir rol oynayan sivil toplum

kuruluşlarının çalışmalarını her düzeyde takdir ve

teşvik edecek ve destekleyecek ve bu kuruluşlarla

etkili bir işbirliği gerçekleştirecektir.

Bölüm III – Önleme

Madde 12 – Genel yükümlülükler

1 Taraflar kadınların daha aşağı düzeyde olduğu

düşüncesine veya kadınların ve erkeklerin toplumsal

olarak klişeleşmiş rollerine dayalı ön yargıların,

törelerin, geleneklerin ve diğer uygulamaların

kökünün kazınması amacıyla kadınların ve

erkeklerin sosyal ve kültürel davranış kalıplarının

değiştirilmesine yardımcı olacak tedbirleri

alacaklardır.

2 Taraflar herhangi bir gerçek veya hükmi şahsiyetin

bu Sözleşmenin kapsamında kalan her türlü şiddet

eylemini önleyecek gerekli yasal ve diğer tedbirleri

alacaklardır.

3 Bu bölüm uyarınca alınan tüm tedbirlerle, belirli

şartlar nedeniyle hassas konuma gelmiş insanların

ihtiyaçları göz önüne alınacak ve karşılanmaya

NYX

111


İstanbul Sözleşmesi

çalışılacak ve tüm tedbirlerin merkezinde

mağdurların insan hakları yer alacaktır.

4 Taraflar özellikle gençler ve erkekler olmak

üzere, toplumun tüm bireylerinin bu Sözleşme

kapsamındaki her türlü şiddet olayının önlenmesine

aktif bir biçimde katkıda bulunmasını teşvik etmeye

yönelik gerekli tedbirleri alacaktır.

5 Taraflar kültür, töre, din, gelenek veya sözde

"namus" gibi kavramların bu Sözleşme kapsamındaki

herhangi bir şiddet eylemine gerekçe olarak

kullanılmamasını temin edeceklerdir.

6 Taraflar kadınların güçlendirilmesine yönelik

program ve faaliyetlerin yaygınlaştırılması için

gerekli tedbirleri alacaklardır.

Madde 13 – Farkındalığın arttırılması

1 Taraflar bu Sözleşme kapsamındaki her türlü

şiddet eyleminin ortaya farklı şekillerde çıkışı ve bu

eylemlerin çocuklar üzerindeki etkisi ve bu şiddet

eylemlerinin önlenmesi ihtiyacı konusunda halk

arasındaki farkındalığın ve anlayışın arttırılması için,

yerine göre ulusal insan hakları kuruluşları ve eşit

haklar kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ve özellikle

de kadın örgütleriyle işbirliği de dahil olmak üzere,

düzenli olarak ve her düzeyde farkındalık arttırıcı

kampanya ve programları yaygınlaştıracak veya

uygulayacaktır.

2 Taraflar bu Sözleşme kapsamındaki şiddet

eylemlerini önlemeye yönelik mevcut tedbirler

konusundaki bilgilerin halk arasında en geniş bir

şekilde dağıtımını sağlayacaklardır.

Madde 14 – Eğitim

1 Taraflar, yerine göre, tüm eğitim seviyelerinde

resmi müfredata, kadın erkek eşitliği, toplumsal

klişelerden arındırılmış toplumsal cinsiyet rolleri,

karşılıklı saygı, kişisel ilişkilerde çatışmaların şiddete

başvurmadan çözüme kavuşturulması, kadınlara

karşı toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve kişilik

bütünlüğüne saygı gibi konuların, öğrencilerin zaman

içinde değişen öğrenme kapasitelerine uyarlanmış

bir biçimde dahil edilmesi için gerekli tedbirleri

alacaklardır.

2 Taraflar 1. fıkrada belirtilen ilkeleri yaygın eğitimin

yanı sıra, spor, kültür ve eğlence tesislerinde ve

medyada yaygınlaştırılmasına yönelik gerekli

tedbirleri alacaklardır.

Bölüm IV – Koruma ve destek

Madde 18 – Genel yükümlülükler

1 Taraflar tüm mağdurları daha başka şiddet

eylemlerine karşı korumak için gerekli yasal ve diğer

tedbirleri alacaklardır.

2 Taraflar, iç hukukları uyarınca, bu Sözleşmenin 20

ve 22’nci maddelerinde belirtilen genel ve uzman

destek hizmetlerine sevk de dahil olmak üzere,

mağdurları ve tanıkları bu Sözleşmenin kapsadığı her

türlü şiddet eylemine karşı korur ve desteklerken;

yargı birimleri, savcılar, kolluk kuvvetleri, yerel

ve bölgesel yönetimler dahil, ilgili tüm devlet

kurumlarının yanı sıra, sivil toplum kuruluşları ve

ilgili diğer kurum ve kuruluşlarla etkili bir işbirliği için

uygun mekanizmaların mevcudiyetini temin etmek

üzere, gerekli yasal ve diğer tedbirleri alacaklardır.

3 Taraflar bu bölüm uyarınca alınan tedbirlerin:

– kadınlara karşı şiddetin ve aile içi şiddetin

toplumsal cinsiyet boyutlu bir anlayışa dayalı

olmasını ve mağdurun insan haklarına ve emniyetine

odaklanmasını,

– mağdurlar, mağduriyete neden olanlar ve çocuklar

arasındaki ilişkileri ve bu unsurların daha geniş

toplumsal ortamını da göz önüne alan bütüncül bir

yaklaşıma dayalı olmasını,

– ikincil mağduriyetten kaçınılmasını amaçlamasını,

– Şiddetin kadın mağdurlarının güçlendirilmesini ve

ekonomik bağımsızlığını amaçlamasını,

– yerine göre çeşitli koruma ve destek sistemlerinin

aynı binalarda bulunmasına imkan sağlamasını,

– Çocuk mağdurlar dahil, hassas konumdaki

insanların spesifik ihtiyaçlarına dönük olmasını

ve bu imkanların mağdurlara sağlanmasını temin

edeceklerdir.

4 Söz konusu hizmetler, mağdurun şikayette

bulunarak dava açmasından veya mağduriyete neden

olanlar hakkında ifade vermesinden bağımsız olarak

sağlanacaktır.

5 Taraflar uluslararası hukuk uyarınca konsolosluk

korumasına veya diğer tür korumaya veya desteğe

hakkı olan vatandaşlarına ve diğer mağdurlara bu

tür hizmetleri sağlamak üzere uygun tedbirleri

alacaklardır.

NYX

112


İstanbul Sözleşmesi

Bölüm V – Esasa müteallik hukuk

Madde 43 – Cezai suçların uygulanması

Bu Sözleşme uyarınca belirlenen suçlar, mağdurla

fail arasındaki ilişkinin mahiyetinden bağımsız olarak

geçerli olacaktır.

Madde 44 – Yargı yetkisi

1 Taraflar suçun aşağıdaki hallerde işlenmesi halinde,

bu Sözleşme uyarınca belirlenen herhangi bir suçla

ilgili olarak yargı yetkisi oluşturmak üzere gerekli

yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır:

a kendi topraklarında; veya

b kendi bandıralarını taşıyan bir gemide; veya

c kendi yasalarına göre tescil edilmiş bir uçakta; veya

d kendi vatandaşlarından biri tarafından; veya

e normal ikametgahı kendi topraklarında olan bir

şahıs tarafından işlenmesi halinde.

2 Taraflar söz konusu suçun vatandaşlarından birine

veya normal olarak kendi topraklarında ikamet

eden birine karşı işlenmesi halinde, bu Sözleşmede

belirlenen herhangi bir suçla ilgili

olarak yargı yetkisi oluşturmaya yönelik gerekli yasal

veya diğer tedbirleri almaya çalışacaklardır.

3 Bu Sözleşmenin Madde 36,37,38 ve 39 uyarınca

belirlenen suçların kovuşturulması için, taraflar

yargı yetkilerinin söz konusu eylemlerin işlendikleri

topraklarda cezalandırılması koşuluna tabi olmasının

önlenmesini temin etmek üzere, gerekli yasal veya

diğer tedbirleri alacaklardır.

belirlenen suçlarla ilgili yargı yetkisini oluşturmak

üzere gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.

6 Birden fazla Taraf bu Sözleşme uyarınca belirlenen

ve işlendiği iddia edilen bir suçla ilgili yargı yetkisi

talebinde bulunduğunda, ilgili taraflar, yerine göre,

kovuşturma için en iyi yargı yetkisini belirleme

amacıyla birbirleriyle istişarede bulunacaklardır.

7 Uluslararası hukukun genel kuralları saklı kalmak

kaydıyla, bu Sözleşme, Taraflardan birinin kendi

iç hukukuna dayalı olarak icra edeceği cezai yargı

yetkisini uygulamadan hariç tutmaz.

Bölüm VI – Soruşturma, kovuşturma, usul hukuku

ve koruyucu tedbirler

Madde 49 – Genel yükümlülükler

1 Taraflar bu Sözleşme kapsamındaki her türlü şiddet

olayı ile ilgili soruşturma ve yasal işlemlerin, bir

yandan cezai işlemlerin tüm safhalarında mağdurun

hakları dikkate alınırken, gereksiz bir gecikme

olmaksızın sürdürülmesini temin etmek üzere gerekli

yasal ve diğer tedbirleri alacaklardır.

2 Taraflar temel insan haklarına uygun bir biçimde

ve toplumsal cinsiyet temelli bir şiddet eylemi

anlayışıyla, Sözleşme uyarınca belirlenen suçların

etkili bir biçimde soruşturulup kovuşturulmasını

temin etmek üzere gerekli yasal veya diğer tedbirleri

alacaklardır.

Sözleşmenin tamamına nyxmag web sitemiz

üzerinden ulaşabilirsiniz.

4 Bu Sözleşmenin Madde 36,37,38 ve 39’u uyarınca

belirlenen suçların kovuşturulması için, taraflar 1 d

ve e fıkralarına ilişkin yargı yetkisinin, kovuşturmanın

ancak mağdurun eylemi haber vermesinden sonra

veya Devlet’in suçun işlendiği yerle ilgili bilgiyi

sağlaması halinde başlatılması koşuluna bağlı

olmasınıın önlenmesini temin etmek üzere, gerekli

yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.

5 Taraflar, eylemi icra ettiği iddia edilen failin kendi

topraklarında bulunduğu hallerde ve söz konusu

şahsı sırf milliyetine istinaden üçüncü bir tarafa

teslim etmedikleri durumlarda, bu Sözleşmede

NYX

113


İstanbul Sözleşmesi Yaşatır

Türkiye’deki kadın cinayetlerine dur demek için bir harekete

dönüşen #challangeaccept instagram'da çığ gibi büyüdü ve

İstanbul Sözleşmesi'ni tekrar gündeme getirdi. Dünya çapında pek

çok ünlü ismin de destek verdiği harekette kadınlar siyah beyaz

fotoğraflarını paylaşarak şiddet, taciz ve eşitsizliğe karşı seslerini

yükselterek büyük bir kadın dayanışması sergilediler.

NYX

114


İstanbul Sözleşmesi Yaşatır

NYX

115


İstanbul Sözleşmesi Yaşatır

NYX

116


İstanbul Sözleşmesi Yaşatır

NYX

117


Röportaj

Fatma Çiğdem Aydın

Psikolog, çevirmen, eğitimci,

kadın hakları savunucusu

NYX

118


Röportaj

Her yönüyle İstanbul Sözleşmesİ’nİ konuştuk.

Sosyal Dayanışma Ağı Başkanı Çiğdem Aydın:

Asıl amaç erkek egemenliğini

sürdürmek…

Kadına yönelik şiddet Türkiye’de hepimizin kabusu olmayı sürdürüyor. NYXmag adına Suat Özçelebi ülkemizde uzun

zamandır tartışılan ve kadına yönelik şiddeti önlemek için ilk imzacısının Türkiye olduğu

“İstanbul Sözleşmesi” ile ilgili Türkiye’de Kadın Hareketi’nin önemli isimlerinden Sosyal Dayanışma Ağı’nın (SODA)

Başkanı Çiğdem Aydın ile sözleşmenin her yönünü ele aldığı bir röportaj yaptı. İlgiyle okuyacağınızı düşünüyoruz.

Röportaj: O. Suat Özçelebi / suat.ozcelebi@nyxmag.com

Öncelikle İstanbul

Sözleşmesi’ni bize iki-üç

cümle ile özetleyin desek,

ne dersiniz?

Başta kadınlar (çünkü ülkemizde

istatistikler en çok kadınların

şiddete uğradığını gösteriyor)

olmak üzere, çocuk, genç, yaşlı

herkesi şiddetten koruyan bir

Sözleşmedir. En iyi özet bu

diyebilirim.

Peki İstanbul

Sözleşmesi’nin kadınlar

için temel kazanımı

nedir? Sizin özellikle

dikkat çekmek istediğiniz

maddeleri var mı?

Temel kazanımı, şiddet

gerçekleşmesin diye

saydığı önlemlerdir. Şiddet

gerçekleştikten sonra ceza

içeren yasaların konusu

olur. Sözleşme ise, hakkıyla

uygulandığında şiddeti

durdurma potansiyeline sahip.

Sözleşme son derece kapsamlı

ama bence Anayasamızda

da olduğu gibi, din, dil, ırk,

cinsiyet, cinsel yönelim gibi

unsurları sayıp, bunlar şiddet

nedeni olamaz demesi, böylece

mesela göçmen kadınları,

eşcinselleri, çocukları, kısacası

herkesi koruması, ayrıca şiddeti

önlemenin yolunun eşitlikten

geçtiğini vurgulaması çok

değerli.

Bu sözleşmenin öncüsü

ve ilk imzacısı Türkiye.

Ne oldu da birden bire bu

imzayı çekmek için ciddi

bir kampanya başladı.

Üstelik kadına yönelik

şiddet ülkemizde ciddi

düzeyde artarken.

Argetus Araştırma’nın İstanbul

Sözleşmesi’nin toplumda

bilinirliği ile Sözleşmeye dair

lehte ve aleyhte yaklaşımlarla

ilgili 26 ilde yaptığı araştırmaya

göre toplumun yüzde 55,2

si Sözleşmeyi duymamış.

Duymuş ama incelememiş

olanlar var. Duymuş, biliyor ve

incelemiş olanların oranı ise

sadece yüzde 5,1. İmzamızı

Sözleşmeden çekmek için

kampanya başlatanlar daha çok

Akit ve Yeni Şafak gazeteleri

yazarları ve Türkiye Düşünce

Platformu gibi bazı gruplar.

Ya Sözleşmeyi okumadıkları

için ya da kasten çarpıtmak

için, bilemiyorum, Sözleşmeye

ilişkin aslı astarı olmayan

iddialar ortaya attılar. Aileyi

dinamitliyormuş, eşcinselliği

özendiriyormuş, erkekler

eşlerine “Niye oraya gittin, niye

bunu giydin?” dese Sözleşmeye

göre şiddet sayılıyormuş… muş

muş… Bu yalanlar hızla yayıldı,

taraftar buldu. Asıl amaç erkek

egemenliğini sürdürmek tabii

ki ama bırakın biz rahatça

karılarımızı dövebilelim

diyemedikleri için böyle

yalanlara başvurdular sanırım.

Kadın Hareketi hızla örgütlendi,

gerekli cevaplar verildi ve

mesela Türkiye Düşünce

Platformu “Mayınlı alana girdik,

çok yorulduk, bu tartışmadan

çekiliyoruz” diye açıklama yaptı.

NYX

119


Röportaj

Sözleşmeye taraf birçok

ülke var. Türkiye’de

muhafazakar ve İslamcı

diyebileceğimiz çevreler

ve iktidar sözleşmenin

çocukları, gençleri

“cinsiyetsizleştirme”

politikalarına

destek verdiğini

söylüyor. Önce

imzaladılar şimdi

bunları nereden

çıkarıyorlar?

Batı’nın dayatması

diyenler de var?

“Cinsiyet” cızz bir

sözcük. Dokunanın

eli yanıyor herhalde.

Onun yerine fıtrat,

kadının/erkeğin doğası

(neyse artık o), Allah’ın

kadına ve erkeğe

verdiği görevler gibi

ifadeleri tercih eden bir

kesim var. Toplumsal Cinsiyet

Eşitliği ifadesini “herkesin

herkesle seks yapmasını mı

istiyorsunuz! Ahlaksızlık bu!”

cümlesiyle eleştiren milletvekili

gördü gözlerim! Toplumsal

cinsiyeti böyle anlayan, toplu

seks olarak gören kafalar var

ülkemizde maalesef. Eşitlik bazı

erkeklere çok korkutucu geliyor.

Ayrıca kimse bir Sözleşme

ile cinsiyetinden olmaz veya

“Toplumsal Cinsiyet Eşitliği

ifadesini “herkesin herkesle

seks yapmasını mı istiyorsunuz!

Ahlaksızlık bu!” cümlesiyle

eleştiren milletvekili gördü

gözlerim!”

cinsiyetini değiştirmeye

kalkışmaz. Eşcinsellik de

teşvikle veya özenmeyle olmaz.

Sözleşmenin ve içeriğinin

Batı dayatması olmadığı

her tür güvenilir kaynakta

yazıyor. Sözleşme Avrupa

Konseyi’nde hazırlandı. Türkiye

Konseyin 40 küsur yıldır üyesi.

Hazırlayan grupta Türkiye’den

akademisyenler, siyasetçiler,

hukukçular da vardı.

Örneğin

Polonya’dan da bu

cinsiyetsizleştirme

ile ilgili bir açıklama

geldi, sözleşmeden

çekileceklerini

söylediler. Başka

ülkeler de bekliyor

musunuz? Ve

bunlar neyi gerekçe

gösteriyorlar?

Polonyalı kadın hakları

aktivistleriyle bağlantı

kurduk, yazıştık.

Sözleşmeden çekilmeye

karşı olan ve/veya

cinsiyetsizleştirme iddiasına

karşı çıkan büyük bir grup kadın

var Polonya’da. Ama sesleri

hükümete kadar ulaşmadı

demek ki. Benim görüşüm şu,

NYX

120


Röportaj

Sözleşmeyi imzalamayan, çekince koyan ya da

imzalamış ama şimdi çekilmeyi düşünen ülkelerin

asıl sıkıntısı göçmen kadınlar. Sözleşmede şiddet

nedeniyle kadınların ülke değiştirebileceği ve

Kadınların “erkeklerle

eşit haklara sahip eşit

yurttaşlar” olduğunun

kabulü ve toplumun bunu

içselleştirmesi çok önemli.

Eşitlik gelirse şiddet gider.

artıyor, vakalar görünür oluyor. Şiddet niye oluyor?

Erkekler, kadın çalışmak istedi, boşanmak istedi,

yemeği yaktı, sinemaya gitti, beyaz tayt giydi, kırmızı

ruj sürdü… gibi gerekçelerle kadınları öldürüyorlar!

Kadını istediklerinde dövüp sövebilecekleri kendi

malları gibi görüyorlar. Bu yüzden kadınların

“erkeklerle eşit haklara sahip eşit yurttaşlar”

olduğunun kabulü ve toplumun bunu içselleştirmesi

çok önemli. Eşitlik gelirse şiddet gider.


Röportaj

meselesiyle ilişkisi olmuş, olacak herkesi etkiliyor.

Tüm bu grupların şiddet meselesinde aynı hassasiyeti

göstermesi, yasaları uygulaması, uygulatması

imkansız değil ama ancak zamanla olacak bir şey.

Türkiye sizce İstanbul Sözleşmesi’nden

çekilecek mi? Çekilirse SODA’nın, sivil

toplumun ya da Türkiye’deki kadın

hareketinin bir eylem planı var mı?

Türkiye’nin sözleşmeden çekileceğini

düşünmüyorum. Ama çeşitli açıklamalarla

Sözleşmenin değersizleştirilebileceğini, böylece

yürürlükte kalsa bile fiilen uygulanamaz hale

getirilebileceğini göz rdı etmiyorum. SODA’nın

bileşeni olduğu Türkiye Kadın Hareketi İstanbul

Sözleşmesini korumak kadar uygulanmasını artırmak

için de çalışmalar, kampanyalar yürütüyor. Biz

hükümetin açıklamalarını dikkatle takip ediyoruz,

eylem planlarımızı da bu çerçevede toplantılar

yaparak belirliyoruz.

İstanbul Sözleşmesi tartışması Türkiye’de

artık zıvanadan çıkmış kadına yönelik

şiddet ve yeni önlemler konusunda pozitif

bir katkı sunabilecek mi? Yoksa adeta

ağır kıyım hatta vahşet örnekleri artarak

sürecek mi?

Kadına yönelik şiddet artık bir cins kırım boyutuna

vardı. Durdurulması ancak siyasi irade ve toplumsal

karşı çıkış ile mümkün. Siyasi irade maalesef

bu konuda çok güçlü değil, bunu değiştirmeye

uğraşıyoruz. Şöyle düşünün, mesela Türkiye’de

her gün, günde 5-6 taksi şoförü veya kasap veya

ne bileyim terzi öldürülse, siyaset ve toplum ne

yapardı? Herhalde herkes dehşete kapılır ve

faillerin bulunması, bu cinayetlerin durdurulması

için uğraşırdı. Kadın cinayetleri için de böyle olmalı.

Siyaset ve toplum, ataerkillikle yüzleşmeli ve tavrını

eşitlikten yana koymalı.

Bu tartışmaların ardından örneğin 6284

sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı

Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun daha

etkili uygulanmasını bekliyor musunuz?

Açıkçası henüz beklemiyorum. Ama yavaş yavaş

olacaktır. Siyasi iradenin tereddütlü tavrı, hakimi,

savcıyı, polisi, jandarmayı, doktoru, kısacası şiddet

Fatma Çiğdem Aydın

Psikolog, çevirmen, eğitimci, kadın

hakları savunucusu.

Çeşitli sivil toplum örgütlerinde çalıştı,

Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme

Derneği KADER’de Başkanlık yaptı,

kadınlarla ilgili birçok proje yürüttü, bu

konularda eğitimler veriyor.

TRT’de ve Birleşmiş Milletler örgütleri

için serbest çevirmen, İBB’ye bağlı

İstanbul Şehir Tiyatroları’nda çocuk

tiyatrolarından sorumlu psikolog

olarak çalıştı. Halen Otizimli ve Down

Sendromlu çocuk ve gençlerle tiyatro

kursunda süpervizör ve sosyal beceri

eğitmeni olarak çalışıyor. Kurucusu

olduğu ve Başkanlığını yaptığı Sosyal

Dayanışma Ağı (SODA) bünyesinde

kadın haklarıyla ilgili çalışmalar ve

çeşitli projeler yürütüyor.

NYX

122


PLASMA QUAD PLUS

NEFES...

Filtre

Bakteri ve virüsleri %99’a varan

oranda azaltan* çift kademeli

Plasma Quad Plus Filtre ile Legendera,

sağlığınızı korumada da üstün.

*Japonya’daki bağımsız laboratuvarlarda gerçekleştirilen

test sonuçlarına göre belirlenmiştir.

Klimanın yeni yorumu.

Yakut Kırmızı

İnci Beyazı

Kuzguni Siyah

klima.mitsubishielectric.com.tr

NYX

123


Balat

Denince

Song’un

Seçkileri

SONGÜL ÖZTÜRK

songul.ozturk@nyxmag.com

“FORNO”

Merhaba. Lezzet ve kalite keşfine

çıkmaya devam ediyoruz.

Bu sayıda sizi son yılların

trend lokasyonlarından Balat’a

götürüyorum.Küçük ama konforu

bulabileceğiniz, sakin ama lezzetli

yiyeceklerin yapıldığı Balat’ta

yolüstü olmayan sevimli bir mekan FORNO’dayız...

Yona Grünberg tarafından 2013 yılında kurulmuş olan

Forno Fırın Lahmacun aynı çizgiyi devam ettirerek

yükselişini günümüzde de sürdürüyor.

Kasım 2017 yılında Yona Hanım’ın vefatından sonra

mekana has lezzetler, yardımcısı Nurettin Kapıyoldaş

tarafından aynı hassasiyetle yaşatılmaya devam ediyor.

Fotoğraf: Reha Kadak

Lezzetli ve Bol Çeşitli

Açık Büfe Kahvaltı

Forno’da haftanın her günü kahvaltı servisi var. Hafta

sonu ise açık büfe kahvaltı olarak hizmet veriyor.

Tereyağlı kruvasan, sıcak pide, ev yapımı ekmek, simit,

manda kaymağı, bal, organik reçeller, tam yağlı ezine

peyniri, Trakya kaşarı, örgü peynir, tereyağı, yeşil

zeytin ve siyah zeytin, acuka, zeytin ezmesi, meyve

salatası, salatalık, kokulu domates, zeytinyağı, kaşarlı,

sucuklu veya kavurmalı porselen sahanda, taş fırında

yumurta seçenekleri ile Forno oldukça iştah açıcı bir

açık büfe sunuyor. Ve kahvaltının olmazsa olmazı çayı da

unutmamak gerekiyor.

NYX

124


Song’un Seçkileri

Mekanın imza tatlısı kayısılı sufle

Fotoğraf: Reha Kadak

Balat son yıllarda kafeleriyle ünlüyse

bunu başlatan FORNO’dur.

Kahvaltıda sunulan harika reçellerin hepsi ev yapımı. Beğendiğiniz reçelleri satın alıp Forno lezzetini eve de

taşıyabilirsiniz. Zeytinyağı firma sahiplerinin Aydın’daki kendi zeytin bahçesinden ve sadece kendileri için soğuk

sıkım olarak yapılıyor.

Kahvaltımı yapmıştım, başka ne tavsiye edersiniz diye sorarsanız yine çok lezzetli olan lahmacun, pide ve pizza

çeşitlerini de rahatlıkla öneririm. Mekanın imza tatlısı kayısılı sufleyi de unutmamak gerekiyor. Tatmadan gitmeyin.

Koronavirüs tüm dünyada devam ederken temizlik ve

hijyene önem verilmesi en çok ihtiyaç duyduğumuz yaklaşım.

Forno ekibi bu konuda gereken hassasiyeti gösteriyor ve

temizliğe çok önem veriyor. Temizliğin yanında sosyal

mesafeyi de göz ardı etmemişler. Masa ve sandalyeler

azaltılmış, tüm masalarda kolonya, dezenfektan ve uyarılar

yer alıyor. Küçük ve sevimli olan arka bahçesinde de az

sayıda masa var. Bu güzel lezzet durağından ayrılırken

arka bahçesinde oturduğum masadan gökyüzüne bakarak

çektiğim fotoğraf ile size veda ediyorum.

Forno hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak isterseniz web

sitesini incelemenizi öneririm.

FORNO BALAT

Fener Kİreçhane Sokak No:13 Balat / İstanbul

0212 521 29 00 - 0545 322 30 30

www.fornobalat.com

NYX

125


Röportaj

Özlem Tuna

Tasarımcı

NYX

126


Her tasarladığım fincan veya

mücevherle, kullanıcının aklına bir

hikaye veya soru getirmeliyim

Çok keyifli kahve fincanı tasarımlarıyla dikkatimi çeken Özlem Tuna’yla sizleri tanıştırmak istiyorum.

Mücevherlerle başlayan tasarım yolculuğu, kendi tasarım stidyosunda her birinin ayrı hikayesi olan

takı ve ev objeleri tasarımıyla devam ediyor.

Röportaj: Burçin Yaşar Üner / burcin.uner@nyxmag.com

Röportaj

Özlem Tuna kimdir?

Tasarım yolculuğunuzdan

biraz bahseder misiniz?

1993 yılında Marmara

Üniversitesi, Güzel Sanatlar

Fakültesi - Seramik

Bölümü’nden mezun oldum.

Şans eseri yolum mücevher

tasarımıyla kesişti ve Urart’ta

işe başladım. Sonrasında

Kapalıçarşı çevresinde bir çok

kuyumcuda tasarımcı olarak

çalıştım. 2003 yılında tasarım

stüdyomu kurdum ve ÖZLEM

TUNA ismi altında kişisel

markamı oluşturdum. 17 yıldır,

Özlem Tuna markası altında

mücevher ve ev aksesuarları

tasarlıyorum. Tüm porselen

üretimlerimizi firmamın

atölyesinde gerçekleştiriyoruz.

Bu gün geldiğimiz noktada

tasarımlarım 15 şehirde

kullanıcılarıyla buluşuyor.

Özlem Tuna Tasarım Stüdyosu

olarak da bir çok firma ve

kuruma özel tasarım projeleri

yapıyoruz.

Koleksiyonlarınızda

ağırlıklı olarak çay

ve kahve sunumları

tasarımlarınızı

görüyoruz. Mutfak

tutkunuz nereden

geliyor?

Mutfak ve kahve tutkum

çocukluk yıllarıma uzanıyor.

Kendimi bildim bileli bahçede

çamurla ve mutfakta hamurla

oynamayı çok sevdim. Lise

yıllarımda aklımda aşçı olmak

vardı fakat 80’li yılların sonunda

bu coğrafyada aşçılık mesleği

kadınların yaptığı bir iş değildi

ve ailem beni güzel sanatlar

okumam için teşvik etmişti.

Böylelikle güzel sanatlar

alanında eğitim aldım. Mutfak

tutkum bitmiş değil. Yaptığım

işle birleştirebileceğim tasarım

projeleri gerçekleştirmeyi

umuyorum.

İlkokul yıllarımdan hatırlarım;

evimizde çekirdek kahve

bulunurdu, gizli gizli ağzıma atıp

kahve çekirdeklerini çiğnerdim.

Her çeşit kahveyi çok severim.

Kahve tutkum o zamanlara

dayanır. Kahve kültürünü ve

çevresinde yaşadığımız ritüelleri

yaşatmak ve geliştirmek konusu

hep aklımdadır.

NYX

127


Röportaj

Hazırladığınız

koleksiyonların bir

hikayesi var mı?

Her zaman


Tasarımın insan üzerindeki

duygusal etkileri konusunda

daha yoğun çalışmak istiyorum.

İletişim tasarımı da çok ilgimi

çekiyor. Bu iki alanda tasarım

çalışmaları yapmak istiyorum.

Bir koleksiyonu

tasarlarken ve

tamamladıktan sonra

neler hissediyorsunuz?

Sizi en heyecanlandıran

kısım hangisi?

Koleksiyon benim için bir

iletişim aracı. Açıkçası her

aşamasından çok büyük keyif

alıyorum. Tasarım, üretim

ve kullanıcıya sunma hepsi

ayrı yolculuklar ve büyük bir

efor harcamak ve anlatmak

gerekiyor. İletişimi doğru ve iyi

kurmak önemli.

Anlatmak istediğim önemli

bir konu var ve ne kadar çok

insana ulaşırsam o derece de

başarılıyım


Sosyal

medya ile

Post

Büyücüsü

BURÇİN YAŞAR ÜNER

Sosyal Medya Uzmanı

burcin.uner@nyxmag.com

gelişim

zamanı

İnsanlar sosyal varlıklardır. Hayatımızı sağlıklı

sürdürebilmek için arkadaşlıklar kurmaya ihtiyaç

duyuyoruz. Arkadaşlıklarımızın başka bir ifadeyle

bağlantılarımızın gücü, zihinsel sağlığımız ve

mutluluğumuz üzerinde büyük etkiye sahip.

Sosyal bağlantılar kurmak stresi, kaygıyı ve depresyonu

azaltırken, özgüveni, mutluluğu ve pozitif düşünmeyi

arttırıyor.

Artık internet çağında yaşıyoruz ve birbirimizi bulmak,

bağlantı kurmak için çok çaba harcamamıza da gerek yok.

Facebook, Instagram, Twitter, Linkedin gibi sosyal medya

platformları bu konuda işimizi oldukça kolaylaştırdı. Tabii ki

her birinin faydaları olsa da, sosyal medyanın hiçbir zaman

gerçek dünya insan bağlantısının yerini alamayacağını

unutmamak önemli. Çünkü sosyal medyanın olumsuz

etkileri tam da burada başlıyor. Dijital platformlardaki

bağlantılarımız ne kadar güçlü olsa da yüzyüze iletişim

kurma ihtiyacımızı tam olarak karşılaması mümkün değil.

Bu yüzden ölçüyü kaçırmamak, hassas dengeyi bulmak çok

önemli.

Peki dengeyi bulduğumuz zaman sosyal medya bize neler

katabilir dersiniz?

NYX

130


Post Büyücüsü

PANDEMİ DÖNEMİNDE SOSYAL MEDYANIN

OLUMLU KATKILARINI KEŞFEDİN

İYİ Kİ VARSIN

SOSYAL MEDYA

01.

İLHAM AL

Akışta öylesine gezinirken ilham

verici hikaye ya da postlarla ne kadar

sıklıkla karşılaştığınızın farkında

mısınız? Bu işinizle ilgili daha önce sizin

aklınıza gelmemiş bir fikir de olabilir,

henüz keşfedilmemiş güzel bir mekan

ya da kitap da olabilir. En güzel

örneğini ise geride bıraktığımız birkaç

ayda yaşadık. Pandemi yüzünden

birden evlerimize kapandık ve şimdiye

kadar evde hiç bu kadar uzun zaman

geçirmemiş insanlar olarak, neler

yapabileceğimizi sosyal medya üzerinden

birbirimizden öğrendik

02.

BAĞLANTIDA

KAL

Sosyal medyanın ortaya çıkış amacı zaten

bizi birbirimize bağlamak. Tanıdığımız

ya da tanımadığımız insanlarla bağlantı

kurabilmek artık çok daha kolay. Facebook

ilk çıktığı zamanlar hangimiz ilkokul

arkadaşlarımızı aramadık? (ve bulduk da!)

Sosyal medya sayesinde en sevdiğimiz

oyuncuya anında mesaj atabiliyoruz.

Sokağımızda aksayan bir hizmeti belediyeyi

etiketleyerek twitleyebiliyor ve

çözümü hızlandırabiliyoruz. Peki ya her

8 saniyede bir,1 kişinin Linkedin üzerinden

işe alındığını biliyor muydunuz? Evet

sosyal medya artık bağlantı kurmanın en

kolay yolu

NYX

131


İLHAM AL, ÖĞREN, UYGULA

03.

PARA KAZAN

İster küçük bir işletmeniz ya da

bloğunuz olsun, ister dünya çapında

bir şirketiniz, sosyal medya sayesinde

daha fazla gelir elde edebilirsiniz!

Direk ürün satışı yapabileceğiniz

gibi, takipçi sayınıza bağlı olarak

markalarla işbirliği yaparak da para

kazanabilirsiniz. İnsanların %62’si,

bir ürünü ya da markayı hikayelerde

gördüklerinde daha çok ilgilerini

çektiklerini söylüyor. İsterseniz sosyal

medyayı yalnızca internet sitenize

daha fazla insan çekmek için de

kullanabilirsiniz.

04.

FARKINDALIĞI

ARTIR

Sosyal medya, bir konu hakkında

farkındalık yaratmak için harika bir

yerdir. Dikkat çekmek istediğiniz konu

ne olursa olsun kısa sürede büyük

kitlelere ulaşabilir, sizinle aynı fikirde

olanların desteğini alabilirsiniz. En

iyi örneklerinden birini geçtiğimiz

günlerde yaşadık. Kadına şiddete

karşı dikkat çekmek isteyen kadınlar

olarak siyah -beyaz fotoğraflarımızı

arkadaşlarımızı da etiketleyerek

paylaştık ve Türkiye’de başlayan

akım dünyaya da kısa sürede yayıldı.

Böylece İstanbul Sözleşmesi’nden

henüz haberi bile olmayan insanlar

da haberdar oldu ve desteklediklerini

belli etti.

NYX

132


Post Büyücüsü

05.

HABER AL

Eskiden haber alma kaynaklarımız gazete, televizyon ve radyoydu.

Şimdi ise en hızlı haber alma kaynağımız sosyal medya. Kullanıcılar

sosyal medyada haberi sadece okumakla kalmıyor, aynı zamanda

canlı canlı hikayelerin paylaşılmasına da katılıyor. Dolayısıyla sosyal

medya, anlık haberleri geleneksel haber kaynaklarından daha hızlı

servis ediyor, ancak trol hesaplar yüzünden çoğu zaman haberin

doğruluğunu ispatlama ihtiyacı da doğmakta. Bu yüzden güvenilir

hesapları takip etmekte fayda var.

...

Sonuç olarak sosyal medyayı

bilinçli kullandığımız zaman

bize kattıklarıyla hayatımızı

hem kolaylaştırabiliyor hem de

renklendirebiliyoruz.

Bundan neden

mahrum kalalım ki?

06.

ÖĞREN

Sosyal medya sayesinde yeni bir beceri kazanmak, eski

becerileri geliştirmek veya kariyer yollarını tamamen

değiştirmek mümkündür. Tek yapmanız gereken, ne

öğrenmek istiyorsanız arama kısmına yazıp karşınıza

çıkan hesapları ve postları incelemek. Aramızda

son birkaç ay içinde Youtube’dan video izleyerek,

evde ekmek pişirmeyen yoktur herhalde (tamam en

azından denedik diyelim)


Philippe Sadre

Calico Cat Cafe:

Reşit Galip Cad. No:59/1 GOP Ankara

Tel: (0312) 926 74 35

Röportaj

Philippe Sadre

Calico Cat Cafe

Calico Cat Cafe'nin sahibi Philippe Sadre İran asıllı bir

Fransız vatandaşı. Son 10 yıldır zamanının yarısını Tükiye'de,

yarısını da Fransa'da geçirmiş. Türkiye'yi kültürel olarak

kendi kültürüne yakın bulduğu için Ankara'da yaşamaya karar

vermiş,..

NYX

134


Başka ülkelerde örneklerini

sıkça gördüğümüz, ülkemizde ise

ilklerden biri, kedili cafe:

Calico Cat Cafe

Röportaj

Calico Cat Cafe kedicilerin bir arada vakit geçirip, kedi sevebilecekleri bir yer değil yalnızca. Aynı zamanda isterlerse

kedi sahiplenebilecekleri bir mekan. Mekan sahibi Philippe Sadre, kendisinin de bir hayvan sever olduğunu ve burayı

açarken ilhamını üç renkli kedilerden aldığını söylüyor. Özel tarifleri olan içeceklerinizi yudumlarken kendinizi evinizde

çok sevdiğiniz kedilerinizle birlikte vakit geçiriyormuş gibi hissedeceksiniz. Kedisinden uzak olup onu özleyen, henüz

bir kedi sahiplenememiş olan veya hiç sahiplenemeyecek olmaktan korkan kediciler, çıkıp çıkıp Calico Cat Cafe’ye

koşun. Birbirinden güzel lezzetler ve kediler sizi bekliyor olacak.

Röportaj: Sevil Balaban / sevil.balaban@nyxmag.com

Kedilerin olduğu bir kafe

açma fikri nasıl ortaya

çıktı?

Son 10 yıldır bir NGO şirketinde

çalışıyordum. İşim nedeniyle

çok fazla seyahat ediyordum.

Bu da hayatımda çok fazla stres

yarattı ve sonunda işimi bırakıp

biraz dinlenmeye karar verdim.

Hayatımda hep insanlara

hizmet etmek istedim. Yemek

yapmayı ve bir şeyler yapmayı

seviyordum, ayrıca hayvanları

da seviyorum. Bu üç fikri nasıl

karıştıracağımı düşünüyordum

ve sonra CALICO CAT CAFÉ

projesi oluştu. Elbette fikir yeni

değil, son zamanlarda dünyada

nadir de olsa kedi kafeler var

ve şimdi Türkiye'de de bir tane

oldu.

Neden kedili cafe?

Tarihe bakarsanız, hemen

hemen her kültürde kedilerin

çok yüksek pozisyonlara sahip

olduğunu görürsünüz. Hatta

bazı kültürlerde Tanrı olarak

tapılmaktadır. Biz de kedinin bu

özel konumunu misafirlerimize

aktarmak istedik. Kafemizde

bulunan yağlı boya tablolarımızı

da bu tarihçeyi anlatan

resimlerden seçtik. Kafede

Mısır'daki BASTED Bereket

Tanrısı ve kuzey mitolojisinde

Bereket Tanrıçası Freya'nın

resimlerini görebilirsiniz.

Kediler burada kafede mi

yaşıyor, yoksa gün içinde

gelip giden kediler mi?

Kafemizin diğer kafelerden

farkı tam da bu, kedilerimiz

kafemizde yaşıyorlar. Hatta bir

kafeden çok, burası onların evi.

Ayrıca onlar için bodrumda özel

bir oda da yaptık. Eğer isterlerse

kafede kalmıyor, evlerine girip

dinleniyorlar.

Spesiyaliniz var mı?

İlk defa gelenler neyi

mutlaka denemeliler?

Tarifleri bizde saklı

kokteyllerimiz var. En çok

beğenilen 3 tanesi; Savannah,

Habeş ve Chinchilla. İlk kez

gelecek olan misafirlerimizin de

çok beğeneceğinden eminiz.

Konseptiniz

müşterileriniz tarafından

nasıl karşılanıyor?

Görünüşe göre müşterilerimiz

konsepti çok sevdi. Kedilerimiz

burada kendilerini güvende

hissedip müşterilerimizi

sevdikçe, müşterilerimiz de

sadece yiyecek ve atıştırmalıklar

için değil, aynı zamanda

kedilerimizle sosyalleşmek,

biraz sevgi görmek ve sevgi

göstermek için de gelmeye

başladılar.

Kafede yaşadığınız,

anlatabileceğiniz ilginç

bir olay var mı?

Biliyorsunuz 7/24 kedilerle

yaşarken başınıza pek çok

ilginç şey geliyor. 8 Ağustos

Dünya Kedi Günü benim

için sürprizlerle dolu bir gün

oldu. Hamile olduğunu henüz

10 gün önce keşfettiğimiz

bir kedimiz vardı. O gün

rezervesyonlu müşterilerimiz

için hazırlık yapıyorduk. Tüm bu

koşturmacanın içinde oldukça

yüksek bir ses duydum ve

kedi odasına koştum. Yerde

ilk kez yeni doğmuş yavru bir

kedi gördüm. Anne kedinin

bebeğine olan sevgisi ve

o süreç inanılmazdı… Asla

unutmayacağım bir andı.

NYX

135


Aşk

Pandemiyi

Vizesiz

Dünya

Yendi

Ama…

O. SUAT ÖZÇELEBİ

Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri

Kurucusu ve Sözcüsü

Siyasal İletişim Danışmanı

suat.ozcelebi@nyxmag.com

Koronavirüs tüm dünyayı esir almış durumda.

Ve bu durumdan en çok seyahat eden insanlar,

gezginler ya da seyahat etmek zorunda

olanlar etkilendi. Artık birçok ülke kapı duvar

biçiminde. Pandemi bir türlü durulmadığı için

de ülkeler sınırlarını hala çok sınırlı sayıda

ülkeye, insana açmış durumda. Üstelik bunun

bir garantisi yok, her an izinli ülke listeleri değişebiliyor.

Örneğin aylardır Türkiye’de AB’ye gitme şansı yok ve

gelecek aylar da umut vermiyor.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Ağustos ayında aldığı bir

kararda üye ülkelerden seyahat kısıtlamalarını partnerler

için gevşetmelerini istedi. Buna Fransa ve Almanya’dan

pozitif yanıtlar geldi. Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer

de seyahat kısıtlamalarının evli olmayan partnerler için

kaldırıldığını açıkladı. AB vatandaşlarının ya da AB içinde

oturma izni olanların AB dışında ikamet eden partnerlerinin

gelebilmesine izin verildi. Ancak bu karar bile kolay alınmadı.

Komisyon bu kararı sosyal medyada “Aşk, turizm değildir”

sloganıyla başlatılan etkili bir sosyal medya kampanyası

nedeniyle aldı.

NYX

136


Vizesiz Dünya

Fakat bu izin öyle çok şarta bağlı ki kapsamı kuşku

uyandırıyor. Örneğin Almanya’ya seyahat etmek

isteyen partnerlerin vize alabilmesi için uzun

süreli bir birlikteliğin ve daha önce en az bir kere

Almanya’da görüşmüş olmanın yetkili makamlara

belgelerle ispatlanması şart. Almanya’da ikamet eden

tarafın yolladığı davetiye, ilişkinin varlığını belirten

ortak bir deklarasyon, daha önce birlikte seyahatleri

ya da buluşmaları gösteren pasaport pullarının,

seyahat dokümanlarının ve uçak biletlerinin

sunulması da seyahat iznini almak açısından önem

taşıyor.

Her şey bir yana “Aşk”, sınırlı da olsa pandeminin her

ülkeye ördürdüğü seyahat özgürlüğü duvarını, AB

içinde biraz olsun yıktı. Ama hala birçok ülke kısmi

olarak öğrenciler dışında bilim insanlarının eğitim,

araştırma çalışmaları, sağlık sorunları olanların,

ticari/ekonomik faaliyetlerin sürdürülebilirliği için

vize ve seyahat izinlerini vermiyor. Milyonlarca

insan yurt dışına adım atabilmek için elçiliklerin vize

koşullarıyla ilgili haberlerine kilitlenmiş durumda.

2020 kışı pandeminin 2. Dalga

riskiyle birlikte sürmesi nedeniyle

seyahat özgürlüğü için de gerçekten

çok çetin geçecek.

Seyahat özgürlüğümüz bugüne

kadar dünya çapında hiç bu kadar

kısıtlanmamıştı.

NYX

137


Vizesiz Dünya

HEM GEZEN HEM OKUYAN…

VİZELER HAYAL OLDU

NYXmag’in ilk sayısında “Pandemi vizeleri yedi

mi?” diye bir soru sormuştuk. Seyahat Özgürlüğü

Gönüllüleri olarak bu konuda özellikle Alman basınına

yaptığımız açıklamaları paylaşmıştık. Geçen ay bu

konudaki çalışmalarımızı sürdürdük, bu kez Köln

Radyosun’da konuyu gündeme getirdik. Ancak ne

Almanya ne de Avrupa Birliği konu hakkında bir adım

atmadı. Sadece belli ülkeler D tipi öğrenci vizelerinde

adım attılar ama C tipi özellikle turistik vizeler

konusunda bir gelişme yaşanmadı.

Bu sayıdan itibaren bu köşede sizlere seyahat

ile ilgili yeni kitap, araştırma, film ve benzeri

yayınlardan bahsedeceğim. Yolu bilen, yoldan

söz eden, seyahatin izlerini bir şiire, denemeye,

fotoğraflara aktaranların bizi de yoldan çıkarmaya

çalışanların yapıtlarından küçük alıntılar, sözler,

haberler…

Ekim ayına bırakılan yeni vize, seyahat sınırlamaları

kararlarında yeni bir gelişme yaşanmadı. Salgının

birçok ülkede hız kazanması sınırlamaların

kalkabileceği yolundaki umutları yılbaşı sonrasına

erteliyor.

Özellikle daha önce vize almış ancak getirilen

seyahat kısıtlamaları ve yasaklar nedeniyle süresinde

vizelerini kullanamamış insanlar şu anda kimsenin

gündeminde değil. Ne vizelerin uzatılması ne

ödediğimiz vize harçlarının geri ödenmesi ne de yeni

sürelerle vizelerin tekrar kullanılabilmesi gibi konuları

konuşacak aşamaya bile gelemedik.

Yani AB Komisyonu’nun genel eğiliminde hala bir

değişiklik yok. Schengen vize harçlarının alınmaması

ve pandemi süresi kadar vizelere ek yapılması gibi

konuların tartışılacağı bir noktaya maalesef gelemedik.

Şu anda manzara gösteriyor ki; vize bürosu harçlarını

yine ödeyecek, Covid-19 nedeniyle belki yeni

formlar, bürokratik engellerle karşılaşacağız. Kısacası

vize başvurusu için bütün o bilgi ve belgeleri yine

toparlayacağız.

Söz edeceğim ilk kitap Bülent Eczacıbaşı’na ait:

YOLDAN

Kitapta yer alan fotoğraflar Bülent Eczacıbaşı

tarafından Kasım 2015 – Ocak 2020 tarihlerinde

çekilmiş. Seyahatin, yolda olmanın ne olduğunu,

bize nasıl bir bakış açısı kazandırdığını bu çok güzel

“yoldan” fotoğraflarla aktarıyor Eczacıbaşı.

İbn Batuta’nın yüzlerce yıl önce dile getirdiği

“Yolculuk, insanı önce sözsüz bırakır, sonra bir

hikaye anlatıcısına dönüştürür.” sözünün izini de

sürmüş Eczacıbaşı kitabında. Fotoğrafların bir insanı

nasıl bir hikaye anlatıcısına dönüştürdüğünü, her

fotoğrafın aslında kendi hikayesini nasıl kurduğunu

görmek ayrı bir zevk veriyor. Yoldan’ı tüm

seyahatseverlere, gezginlere öneriyorum.

Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak bu konuya

ilgimizi sürdüreceğiz. Bu konuda yapılacak tüm

başvuru ve haberleri sizlerle paylaşmaya devam

edeceğiz

NYX

138


NYX

139


Meditasyon:

Namaste

FULYA YARAŞAN

Mindfulness Temelli Yoga Egitmeni

fulya.yarasan@nyxmag.com

kendime ait bir oda değil,

kendime ait

bir sığınak

Sessizce oturup aydınlanır mı insan? Bağdaş

kurup oturup susmak nasıl mutluluk getirir

ki? Yogaya başlamadan yani meditasyonla

tanışmadan önce aklımda olan sorular bunlardı.

Yoga yapmaya başladıktan sonra meditasyonla

tanıştım ve yoganın, meditasyonun fiziksel hali

olduğunu sonradan öğrendim. Meditasyona

önceleri sorularımdaki kadar önyargılı ve mesafeli olan bakış

açım zamanla benim sığınağım diyeceğim noktaya geldi. O

sığınak aslında yine ben’dim.

Çağımızın en büyük bilgelerinden biri olarak kabul

edilen Sri Nisargadatta Maharaj, Ben O’yum kitabında

meditasyonun amacını anlatırken “ Meditasyonun temel

amacı içsel hayatımızın bilincine varıp, ona aşina olmamızdır.

Nihai amaç, hayatın ve bilincin kaynağına erişmektir.

Ayrıca meditasyon uygulaması karakterimizi derin bir

biçimde etkiler. Biz bilmediklerimizin esiri, bildiklerimizin

efendisiyiz. İçimizde her ne kusur ya da zayıflık keşfeder ve

onun nedenini ve işleyişini anlarsak, bunu biliş yoluyla onu

yenebiliriz; bilinçsiz olan bilinç düzeyine çıkarıldığında yok

olur. Bilinçsiz olanın yok olması enerjiyi serbest bırakır; zihin

kendini yeterli hisseder ve sessizleşir. Zihin sessizleştiğinde

kendimizi saf tanık olarak biliriz. Sessizce oturup kendinizi

izlediğinizde, her türlü şey yüzeye çıkabilir. Onlarla ilgili hiç

birşey yapmayın, onlara tepki göstermeyin; geldikleri gibi

gideceklerdir. Önemli olan tüm şey, kendinizin daha doğrusu

zihninizin tamamen farkında olmanızdır “ diyor ve hepimizin

istediği berrak bir zihin ve temiz bir kalp için çaba göstermek

gerektiğini ve aslında tüm ihtiyacımızın sessiz bir uyanıklığı

koruyarak, kendi gerçek doğanızı araştırmak olduğunu

söylüyor.

NYX

140


Namaste

Amacı bu, peki meditasyon nedir? Meditasyon

kendinle buluşma, kendini regüle etme ve anlamaya

yönelik bir uygulama. Meditasyon anda mevcut

olmayı, o an hangi duygu ya da düşünce gelirse

gelsin onunla kalabilmeyi deneyimleme. Ve düzenli

uygulandığı takdirde 8 haftada beynin yapısını

olumlu yönde değiştirmeyi sağlayan bir yöntem.

Bunu söyleyense sadece kadim bilgiler değil; aynı

zamanda bilimsel çalışmalar.

Sara Lazar Harvard Tıp Okulu ve Massachusetts

General Hospital’da sinirbilim alanında çalışan

bir bilim insanı. Kendi anlatımıyla yoga ve

meditasyona bakışı şöyle: Yoga eğitmenim, yoganın

merhametimizi artıracağını ve kalbimizi açacağını

iddia etti. Düşündüm, ”Evet, evet sadece gerilmeye

geldim.” Ancak daha sakin olmaya başladım, daha

zor durumlarla baş edebildim, daha merhametli

ve açık kalpli davrandım ve başkalarının bakış

açılarından görebiliyordum. Belki sadece plasebo

etkisiydi. Fakat bilimsel literatür araştırması yaptım

ve meditasyonun stres, depresyon, endişe, ağrı ve

uykusuzluğu azalttığına ve artmış bir yaşam kalitesi

ile ilişkili olduğuna dair kanıtlar gördüm.

Bu noktada, moleküler biyoloji alanındaki doktora

çalışmalarımı yapıyordum. Bu yüzden bir doktora

sonrası araştırma yapmaya başladım.

NYX

141


Hissettiğin duyguları reddetme,

yargılama, yargısız bir dikkatle

sadece nefesini izle.

8 hafta sonunda iki grubun beyin hacimleri arasında

5 farklı bölgede farklılıklar bulduk. Meditasyonu

öğrenen grupta 4 bölgede yoğunlaşma tespit ettik.

1- Bilinç akışı ve öz farkındalık ile ilgili olan posterior

singulat kortekste.

2- Öğrenme, bellek, duygusal düzenleme ve

algılamaya yardımcı olan sol hipokampüste.

3- Temporal parietal kavşak (TPJ) denilen merhamet,

persfektif alma ve empati ile ilişkili bölgede.

4- Düzenleyici nörotransmitterlerin çoğunlukla

üretildiği beyin sapının Pons adı verilen alanında.

Genel olarak beynin “savaş ya da kaç” tepkisi ile ilgili

amigdala bölgesi endişe, korku ve streste önemli

rol oynar. Bu alan farkındalık temelli stres azaltma

programı uygulanan grupta daha da küçüldü. Ayrıca

amigdalada değişim stres seviyesinin azalması ile

bağlantılıdır.*

Özetle Sarah Lazar beynimizin oluşumunun çocukken

tamamlandığı ve nasıl şekil aldıysa öyle kalacağı tezini

yıkan o şahane haberi veriyor ve “Meditasyonun 8

hafta içinde beynimizi olumlu yönde değiştirdiğini ve

mutluluğu arttırdığını MR sonuçlarından görebiliriz“

diyor.

Meditasyon

yapalım, peki nasıl,

ne kadar?

Sara Lazar’ın bu soruya cevabı: “ Oldukça değişken.

Bazı günler 40, bazı günler 5 dk. Bazı günler hiç.

Egzersiz yapmaya oldukça benzer. Haftada 3 defa

egzersiz harikadır. Fakat yapabildiğiniz günde birazdır,

bu da iyidir. Eminim daha fazla çalışsaydım, daha

fazla fayda görürdüm. Beynimde değişim olduğu veya

olmadığı hakkında bir fikrim yok. İşe yarıyor ve benim

için geçerli olan da bu.”

*http://noroblog.net/2017/03/23/meditasyon-beyninizi-nasil-degistiriyor/

NYX

142


Meditasyona başlarken

Sessiz, rahat size ait bir alan:

Evde kimsenin olmadığı bir oda, parkta bir bank, ofiste

boş bir toplantı odası, neresi olursa.

Size ait bir zaman dilimi:

Hepimizin kendisiyle kalabildiği anlar başka. Uykuya

geçmeden önce, sabah uyanıp yola düşmeden önce ya

da işyerinde kendine verdiğin bir molada.

Başlangıç için 15 dakika yeterli ama belki bir gün

15 dakikayı geçebilir, diğer başka bir gün 5 dakika

yetebilir. Çok yoğun duygular hissettiğin bir gün hiç

oturamayabilirsin de. Hepsi doğru, hepsi yeterli.

Namaste

- Meditasyona başladıktan sonra bedenin hareket

etmesin, hareket bitsin ki zihnini duymaya başla.

-Gözler kapalı, rahat bir oturuşta nefesini izlemeye

başla. Nefesini izlerken zihnin çalışmaya devam

edecek, düşünceler gelecek. Düşünceleri gör ve

yeniden nefesini izlemeye dön. Bir süre sonra

tekrar düşünce gelebilir, onu hikayeleştirme, sadece

nefesine dön.

Hissettiğin duyguları reddetme, yargılama, yargısız

bir dikkatle sadece nefesini izle.

Başlangıçta 5 dakika bile yeterli, yeter ki kendinle

buluşmaya gün içinde 5 dakika bile olsa ayırmaya niyet

et. “İyi düzenlenmiş, yararlı bir yaşam sürerek kendini

zi arındırın. Düşüncelerinizi, duygularınızı, sözlerinizi

ve eylemlerinizi izleyin. Bu sizin görüşünüzü

berraklaştıracaktır. İçinize yönelin ve ne olmadığını

keşfedin.” diyen Maharaj’a cevap Mevlana’dan

Konuk Evi şiiriyle gelmiş sanki. Bize düşen binlerce

yıllık kadim bilginin ve bilimsel çalışmaların dediğini

yapmak düşüyor. Gün içinde belki 5 belki 10 dakika

kendimizle kalıp, sessizce nefesimizi dinlemek, sonra

neler olduğunu şaşkınla izlemek; belki de otursam

kendimi ne olacak dediğin o 5-10 dakikanın 24 saatini

değiştirecek gücü veren güvenli sığınağın olacak.

KONUK EVİ

Rahat bir oturuş:

Bağdaş pozisyonunda oturabilirsin, koltukta ya da

sandalyedeysen de yapabillirsin. Sırtını yaslamak

daha rahat hissettiriyorsa yasla.

Aslında meditasyon bedeninin hangi pozisyonda daha

rahat oturduğunu araştırırken, oturuşunu değiştirip

yerleşmeye çalışırken başlıyor. Çünkü meditasyon

oturuşuna yerleşmeye başladığın an, bedenindeki

duyumları dinlemeye başladığın an.

- Gözler mümkünse kapalı ama gözlerinin kapalı

kalması senin için çok zorlayıcıysa gözler yerde sabit

bir noktada kalsın, gözkapakların ağır.

Bu insanoğlu bir konuk evidir.

Her sabah yeni biri gelir.

Bir sevinç, bir bunalım, bir rezillik,

Bazen bir an süren farkındalık bir konuk gibi beklenmedik.

Onların hepsini karşılayın ve ağırlayın.

Bir kalabalığı olsalar bile kederlerin, evinizi şiddetle

süpüren onu boşaltan döşemelerinden,

Gene de, her konuğa şerefle davranın.

O sizi boşaltıyor olabilir bir takım yeni lezzetler için.

Karanlık düşünce, utanç, hainlik,

Kapıda karşılayın onları gülerek,

Ve içeriye davet edin.

Minnet duyun kim gelirse gelsin,

Çünkü onların her biri gönderilmiştir

Bir kılavuz olarak öteden.

MEVLANA

Kitap önerisi:

Pema Chödrön- Belirsizlik ve Değişimle Birlikte Güzel Bir Hayat

NYX

143


Bitkilerin

Gücü

Fitosağlık

DR. YASEMİN AYDIN

Fitoterapi ve Akupunktur Uzmanı

yasemin.aydin@nyxmag.com

Hepimiz parıldayan, genç bir cildimiz olsun

isteriz. Bunun birçok yolu var. Bu sayıda

sizlere genelde hepimizin duyduğu ama

faydaları konusunda yeterince bilgi sahibi

olmadığımız bitkileri anlatacağım.

Bitkilerin gücü ile daha genç ve daha canlı

bir görünüme sahip olmak hayal değil.

Ama öncelikle cildinizi gençleştirmek için uymanız

gereken bazı basit ama etkili kurallar var.

• Düzenli aralıklarla bol su için.

• Günlük kahve tüketiminizi azaltın.

• Şeker ve karbonhidrat tüketiminizi azaltın.

• Taze meyve ve sebze tüketiminizi arttırın

• Sigarayı bırakın. Sigara, birçok zararlı etkisinin yanında

cildinizin yaşlanmasını da hızlandırır.

• Güneşe çıkmadan önce koruyucu kreminizi sürmeyi

unutmayın.

• Günde en az 7 saat uyuyun.

• Stresinizi azaltmanın yollarını bulun. Kendinize zaman ayırın.

Yoğun stres altında hissediyorsanız bir uzmandan destek alın.

• Hafif egzersizler yapın. Egzersizler, cildinize iyi gelirken, aynı

zamanda stresinizi azaltmanıza yardımcı olabilir.

• Cildinizi her gün temizleyin. Cilt temizliği, cildin yenilenmesi

ve genç görünümü için çok önemlidir.

NYX

144


Fitosağlık

Cildiniz için bitkilerin gücünden

faydalanın...

Mısırlıların “ölümsüzlük bitkisi”

Mısırlıların “ölümsüzlük

bitkisi” aloe vera, cilde

faydasından dolayı artık

Aloe

birçok dermokozmetik

ürünün bileşiminde yer alıyor.

Vera

Aslında aloe verayı evde

yetiştirmek ve yaprağının

içerisindeki jeli çıkarıp,

cilde sürerek kullanmak çok

kolay. Aloe vera, ölü derinizi

temizlemenize yardımcı olur

ve cildin yaşlanmasını önler.

Cildi rahatlatması, nemlendirmesi ve cildin iyileşme sürecini

hızlandırması bilinen etkilerinden ama aloe veranın cilt için

başka faydaları da var. Basit yanıklarda yanan bölgeye günde

3 defa aloe vera jeli sürerek hızlı iyileşme sağlayabilirsiniz.

Güneş yanıklarını engellemez, ancak oluşması halinde güneş

yanıklarınızı da yatıştıracaktır.

Kuru ciltler, egzema ve sedef şikayetlerinizi hafifletmek için

de aloe verayı tercih edebilirsiniz.

Güçlü bir omega 7 kaynağı

YABANİ İĞDE YAĞI

Uzakdoğunun geçmişten gelen değeri, yabani iğde

(Hippophae Rhamnoides) meyvesinden elde edilen bu

yağ, güçlü bir omega 7 kaynağı. İçerdiği omega 7 başta

olmak üzere omega 6, vitamin E ve C sayesinde kuvvetli bir

antioksidan ve cilt problemlerinde çok güçlü bir savaşçı.

Cildinize kolayca nüfuz edebilme özelliği ile birlikte, kan

dolaşımınızı güçlendirerek cildinizin oksijenlenmesini

kolaylaştırır ve toksinleri uzaklaştırır.

Omega 7, kolajen üretiminizi arttırarak cildinizin

yenilenmesini sağlar ve kırışıklıklarınızı giderir.

Ayrıca iyi bir nemlendirici olarak da kullanabilirsiniz.

NYX

145


Akşamları hazırladığınız mayıs papatyası

(Matricaria recutita) çayınızı

yudumlarken, sindirime yardımcı ve

sakinleştirici etkilerinden faydalanabilir,

uyku kalitenizi arttırabilirsiniz. Çayın

bir kısmını da ayırıp cilt bakımınızda

kullanabilirsiniz.

Mayıs Papatyası

ile Yorgun

Göz Çevrenizi

Canlandırın

Mayıs papatyası, özellikle kuru ve hassas ciltler için

kullanıma uygun. Cildinizi yatıştırır, yeniler, arındırır

ve kırışıklıklarınızı azaltmanıza yardımcı olur.

Ayrıca, soğuttuğunuz papatya çayı torbalarını,

gözünüzün üzerinde 15 dakika bekleterek yorgun göz

çevreniz için kullanabilirsiniz.

Kaynayan suya eklenen papatya buharını yüzünüze

uygulayarak cildinizi rahatlatabilirsiniz.

Ancak, mayıs papatyasını güvenilir yerlerden almak

önemli. Çünkü gözle ayırt edilemeyecek benzerlikte

olan birçok bitki çeşidi papatya olarak adlandırılıyor.

İstenen etkiyi elde etmek için gerçek papatya

kullanmak önemli. Olası zararlı etkilerden kaçınmak

için gerçek papatyayı güvenilir markalardan almak

gerekiyor.

NYX

146


Fitosağlık

Sarı Kantaron ile

Hücrelerinizi Yenileyin

Sarı kantaron (Hypericum

perforatum) çiçeklerinin saf

zeytinyağında bekletilerek

hazırlanan özütü yüzyıllardır yara ve

yanık tedavisinde kullanılıyor. Sarı

kantaron, yara iyileştirici etkisinin

yanında hücre yenilenmesini de

destekler ve hızlandırır. Bu yolla

yaşlanma belirtilerini geciktirir

ve cildin elastikiyetini arttırmaya

yardımcı olur. Aynı zamanda

cildinizdeki yara ve sivilce izlerinin de

hızla kaybolmasına ve cilt tonunuzun

eşitlenmesine yardımcı olarak

cildinizin güzel görünmesini sağlar.

Papatyada olduğu gibi, aynı

familyada benzer birçok bitki olduğu

için sarı kantaronun da diğerleriyle

karışma tehlikesi var. Güvenilir

yerden almanız bu nedenle önemli.

Yeşil Çay

cildinizdeki elastikiyet kaybı,

kırışıklık ve renk eşitsizliği ile

savaşın.

Günlük içtiğiniz yeşil çay (Camellia sinensis) sizi sadece fit

tutmayacak, aynı zamanda cildinizi de parlatacak. Cildinizin

güzelliği için, yeşil çayı içerek veya cildinize sürerek

faydalanabilirsiniz. Yeşil çay, ciltte elastikiyet kaybı, kırışıklık

ve renk eşitsizliği ile savaşmanıza yardımcı olur. Ayrıca, yeşil

çayı dondurarak yaptığınız buz küplerini özellikle göz çevresi

şişliğinin azaltılması için kullanabilirsiniz.

Yeşil çayın başka faydaları da var. Yeşil çay içerisinde güçlü

antioksidanlar mevcut. Bu antioksidanlar sayesinde, serbest

radikallerin uzaklaştırılması, kanserin önlenmesi ve obezite

kontrolüne yardımcı olurken, kalp koruyucu, diyabet önleyici

ve yaşlanma karşıtı özelliklerinden de faydalanabilirsiniz.

NYX

147


NYX

148


NYX

149


Aranjör

Osman

Notaların

Peşinde

DAĞHAN SÜREK

daghan.surek@nyxmag.com

Çetin

ile işin

mutfağında...

Türkiye’nin en iyi aranjörlerinden, şarkılara

ruh veren, deyim yerindeyse hit şarkıların

oluşumunda önüne gelen malzemeyi bir chef

misali harmanlayıp ortaya çok iyi işler çıkaran

Osman Çetin ile beraberiz.

Hayatından bahsetmeni istesem,

müzik piyasasında tanınan biri olarak

tanımayanlar için de bize kendinden bahseder misin?

Osman Çetin kimdir?

Merhaba Dağhan. Ben de seninle bu röportajı yapmaktan

oldukça keyif alıyorum. Çocukluğumda babam Kemal Çetin

saz çalardı, o kadar güzel çalardı ki; müzik aşkı o zamandan

beri benim içimdeydi. İleriki zamanlarda karşılaştığım güzel

insanlardan çok şey öğrendim. Özellikle Ozan Çolakoğlu’nun

yanında piştim diyebilirim. Ozan Abi’den çok şey öğrendim.

Yeri geldi kayıt aldım, yeri geldi ses mühendisliği yaptım.

Zaten School of Audio Engineer (SAE) de ses mühendisliği

üzerine okudum.

Sonrasında kendi stüdyomu kurdum. Birçok dostumun

olumlu katkıları oldu bu süreçte ve tabi Soner

Sarıkabadayı’nın buradaki katkıları da azımsanmayacak

kadar çok. Her birine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

NYX

150


Notaların Peşinde

Önemli olan

eserin duygusunu

ortaya çıkarmak...

Bize biraz da işin mutfağından bahseder misin?

Öncelikle her projede gerçekten çok büyük emek

var, eser bize ham haliyle geldiğinde öncelikle eserin

duygusu ve anlatılmak istenen analiz ediliyor, burada

tabi solistin de düşüncelerine başvuruluyor, bundan

sonrası artık ilmek ilmek işlenen bir süreç.

Tabi bazen eserin aranjesine uyacak duygunun tam

olarak geçirilebilmesi için müzik enstrümanlari

kullanıyoruz, işinde usta sanatkârlar gitarda

Caner Güneysu, kemanda Mert Kemancı esere

enstrümanlarıyla daha da farklı bir hava katıyorlar,

enstrümanların kayıtları alınıyor.

Solist bu süreçte eserin okumalarına çalışıyor sonunda

en temiz okunma kayıtları alındıktan sonra mix ve

mastering süreci başlıyor. Burada bütün seslerin aynı

ahenkte olması için çalışmalar yapılıyor ve süreç bu

şekilde tamamlanıyor.

Artık çabuk tüketmeye alıştığımız bu dönemde

görüyorsun ne kadar çok emek var.

NYX

151


İdo Tatlıses, Soner Sarıkabadayı, Edis , İrem Derici

, Murat Boz ve ismini saymakla bitiremeyeceğim

bir çok sanatçıların hit olan şarkıların aranjesini

yaptın. Bu başarının bir parçası olarak Osman

Çetin’in eli değince nasıl bu kadar iyi işler çıkıyor?

Ben aranje yapan birçok arkadaşımı da çok başarılı

buluyorum. Herkesin lezzeti farklı benim bu başarıları

yakalamamdaki sebeplerden biri de solistle karşılıklı

isteklerimizi birbirimize çok güzel geçirebiliyoruz.

Yeri gelmişken o güzel eserleri bana güvenip teslim

etttikleri için her birine ayrı ayrı teşekkür ederim.

Aranje haricinde, besteci kimliğin de var Murat

Boz’un “Vazgeçmem” ve İrem Derici’nin “Ben Tek

Siz Hepiniz” şarkılarının hem aranjesi hem de

bestelerini yaptın. Besteci kimliğin hakkında ne

söylemek istersin ?

Murat Boz ve İrem Derici ile güzel bir projede

buluştuk. Murat Boz’un Vazgeçmem şarkısı benim

ilk beste deneyimlerimden o yüzden kendimi bir kez

daha şanslı görüyorum.

Bildiğim kadarıyla aranjörlerin bir meslek kuruluşu

tam olarak kurulmuş değil, burada tabi bu işin

mutfağında biri olarak hak kaybına uğruyorsunuz

bu konuda düşüncelerin nelerdir?

Aranjörlerin meslek birliğinin olmaması büyük

eksiklik. Umarım bununla alakalı daha hızlı sonuca

giden gelişmeler olur.

NYX

152


Notaların Peşinde

Yeni bir proje Galip Öztürk’le beraber feat

Osman Çetin “Kayboldum” şarkısının heyecanını

yaşıyorsun bize bu projeden de bahseder misin?

Sanırım bu featlerin devamı gelecek.

Galip’le çok güzel bir sinerji yakaladık, daha önceki

“Ah Beni Senden” şarkısının aranjesini de ben

yapmıştım. Dedik, neden bir de feat olarak bir çalışma

yapmıyoruz? Sonucunda ortaya çok güzel bir iş çıktı,

çok heyecanlıyım.

Daha önce de Serra Arıtürk’le beraber bir feat çalışma

yaptık. O da çok güzel bir çalışma oldu. Üretmeyi

seviyorum o yüzden bu gibi çalışmalarla sürekli

üretmeye devam.

Son olarak ses mühendisliği ya da aranjörlük

yapmak isteyenlere neler söylemek istersin?

Üretmekten vazgeçmesinler, yeniliklere açık, sürekli

öğrenmeye açık olsunlar. İnanıyorum ki, ileride

meslekten birçok arkadaşımız, bizi dünyada da temsil

edecek. Eğitim çok önemli. Bu işin eğitimiyle ve özgün

bir bakış açısı olduktan sonra başarı da geliyor.

Üretmeyi seviyorum

o yüzden sürekli

üretmeye devam.

Çok keyifli bir röportaj oldu teşekkür ederim…

NYX

153


Happily

Ever

Abroad

ASLI EREN ERYILDIR

ASLEN EDU Kurucusu

Yurtdışı Eğitim Uzmanı

asli.eryildir@nyxmag.com

Yurt dışında

üniversite

eğitimi

seçenekleri

Yabancı dİl öğrenmenİn

önemİnİ ve hatta dİlİmİzİ

en İyİ şekİlde öğrenmeNİn

yolunun yurt dışına

gİtmekten geçtİğİnİ artık

bİlİyoruz. Pekİ yurt dışına

sadece dİl öğrenmek İçİn mİ

gİderİz? Tabİİ kİ hayır. Yurt

dışında dİl eğİtİmİ dışında

da bİrçok eğİtİm seçeneğİ

bulunmaktadır...

• Üniversite eğitimi

• Yüksek Lisans Eğitimi

UNIVERSITY

• Sertifika ve Diploma Programları

• Lise Eğitimi

NYX

154


Happily Ever Abroad

Yurt dışında eğitim dediğimizde ilk akla gelen ülkelerimiz,

demirbaşlarımız İNGİLTERE ve AMERİKA. Özellikle de kurların

yükselmesiyle bu ülkelerde fiyatlar biraz daha yükseldi;

ama şunları biliyor muyuz?

İngiltere

İngiltere’ de lisans eğitimi 3 yıldır ve birçok

ülkeye göre daha az süre okuyarak masraflarınızı

düşürebilirsiniz. Aynı zamanda İngiltere size

okurken yasal olarak çalışma hakkı sunar ve

mezun olduktan sonra ülkede kalıp 2 sene kendi

alanınızda çalışma imkânınız vardır.

Amerika

Amerika’ da üniversitelere ek olarak

2 yıllık kolejler mevcuttur ve ön

lisans eğitiminizi iyi bir üniversitede

tamamlayabilirsiniz.

Böylece ilk 2 senenizi çok daha uygun

fiyatlarda okuyabilir, hatta bu süreçte

eğitim aldığınız kampüste çalışabilirsiniz.

Kanada

Kanada’ da kolej ve üniversite

sistemi vardır. Üniversiteler teorik

eğitim sunarken, kolejler pratik bir

eğitim sunar ve öğrenciyi çalışma

hayatına hazırlar. 2-3 yıl kolejde çok

daha uygun fiyatlarda eğitim alan

öğrenci, eğitim sonrasında + 3 yıl

Kanada’ da kalma ve çalışma hakkına

sahip olur ve sonrasında oturum

hakkı alabilmektedir.

NYX

155


Happily Ever Abroad

Bir diğer seçeneğimiz ise İRLANDA.

İngiltere’ de eğitim almak isteyen ama bütçeleri daha düşük olan öğrencilerimiz için

kesinlikle harika bir seçenek.

İrlanda

İrlanda’ da sterlin yerine Euro kullanılmaktadır.

Öğrenciler dil eğitimi ve üniversite eğitimi

süresince çalışabilmektedir ve okul fiyatları

kısmen daha uygundur.

Biraz da Avrupa’ya bakalım. Senelerdir birçok öğrencimin eğitim için gittiği ve hepsinin de

çok iyi eğitim alıp sonrasında güzel meslekler edindikleri… eğitim alırken de bütçe olarak

zorlanmayarak, keyifli bir eğitim hayatı geçirdikleri… POLONYA.

Açıkçası genelde öğrencilerimi gönderdiğim her ülkeyi kendim de ziyaret ederim ama Polonya

ve buradaki üniversiteleri ziyaret etmek ancak bu sene nasip oldu.

Kesinlikle umduğumdan fazlasını buldum!

Size gittikçe bütçeyi düşürdüm ve güzel haberler

verdim değil mi? O zaman gelelim Avrupa’ da

ücretsiz eğitim alabileceğiniz ülkelere…

mesela ALMANYA!

Polonya

Polonya’ da dünya sıralamasında ilk bine

girmiş birçok üniversite bulunmaktadır. Para

birimleri diğer para birimlerine göre çok daha

uygundur, yaşam şartları oldukça ekonomiktir.

Okul ücretleri yıllık 1500 Euro’ dan başlar.

Eğitim alırken çalışabilirsiniz ve Polonya bir

Avrupa ülkesi olduğu için eğitiminiz süresince

Avrupa’ da seyahat edebilirsiniz


Happily Ever Abroad

...ve diğer seçenekler

Yurt dışında üniversite

okuyabileceğimiz ülke

seçeneklerimiz bunlarla

kısıtlı değil… Hollanda, İtalya,

İspanya, Malta ve hatta Güney

Afrika olarak seçeneklerimizi

çoğaltabilir ve avantajlarımıza

yenilerini ekleyebiliriz…

Bu yazımın tatlı bir özetini

yapacak olursam; Yurt

dışında üniversite okumak

gerçekleştirebileceğimiz bir

hayal ve bu yolda size destek

olmak için buradayız.

Sınavı kötü geçen ya da

Türkiye’ de okumak istemeyen

öğrencilerimiz ya da çocuğuna

daha iyi bir gelecek sunmak

isteyen ebeveynlerimiz için bu

bilgilerin faydalı olduğunu canı

gönülden umuyorum.

Son olarak, üniversite

eğitimleri için tek başlangıcın

Eylül olmadığını ve artık birçok

ülkede farklı dönemlerde

de eğitimlerin başladığını

unutmayın ;) Ve de ne kadar

erken planlamalarınızı

yaparsanız, o kadar doğru

ilerleyeceğimiz aklınızın bir

köşesinde dursun. Bir sonraki

sayımızda görüşmek üzere.

NYX

157


Satın

Patili Köşe

SEVİL BALABAN

Hayvan Hakları Gönüllüsü

sevil.balaban@nyxmag.com

alma

Sahiplen

Hayvan bakımevi ve rehabilitasyon

merkezleri, devlet ya da özel kuruluşlar

tarafından işletilen, genellikle sokakta

yetişmiş, kayıp olmuş ya da sahipleri

tarafından dışlanmış hayvanlara sığınacak

geçici bir yer sağlamak için, genellikle 5199

sayılı kanun kapsamında belediyeler, bazen

de hayvan hakları savunucularının ve hayvan severlerin

desteğiyle kurulan yerlerdir.

Daha yavruyken, çocuklarına hediye olarak alınan kedi

ve köpekler, büyüdüklerinde ve bakımları zorlaştığında,

çoğunlukla evlerinden uzaklarda bir yerlere terkedilirler.

Buna vicdanı elvermeyen sahipleri varsa, iyi bakılacaklarını

düşündükleri “barınaklara” götürülürler. Oysa bilmezler ki,

belli bir sürede yeni yuva bulamayan hayvanlar kısırlaştırılıp,

çip veya küpe takıldıktan sonra belediyelerin besleme

yaptıkları noktalara bırakılırlar. Fakat çoğu oralardaki

hiyerarşide tutunamayıp, kendilerini sokaklarda bulurlar.

Halk arasında “barınak” olarak bilinen rehabilitasyon

merkezleri, cins olarak tabir edilen, bir petshoptan veya

üretim çiftliğinden alınan, heves kaybolduktan sonra da

buralara bırakılan hayvanlarla doludur.

NYX

158


Patili Köşe

Hassas bir hayvan sever olmadan önce bir çoğumuzun

yolu barınakları ziyaret etmekten geçer, barınaklara

ziyaretten sonra hayvanların bakımevlerinden

mümkün olan en kısa sürede sahiplendirilmeleri için

elimizden gelen her şeyi yapmaya çalışırız.

Bir defasında kendi gözlerimle tanık olduğum

“barınağa bırakma” olayı içimi kanatmıştı. Minicik bir

köpekti. Diğer köpeklerin arasına bırakıldığı sıradaki

korkusunu anlatmaya kelimeler yetmez. Sırtını tellere

dayamış, tir tir titriyordu. Uzaktan da tanıdığım sahibi

ile konuşmaya çalıştım, nedenini anlamaya çalıştım.

Hatta biraz fevri davrandım… Köpeğin sahibi ise,

kilitlenmiş gözleri ile köpeğine bakıyor ve bana cevap

vermek yerine ” Ben hepsinin ayrı ayrı bölmelerde

kaldığını zannediyordum” diyordu. O küçük köpeğe

nasıl yuva bulabiliriz diye arkadaşlarla konuşup,

hayvan daha fazla korkup psikolojisi bozulmadan

bir çare bulmaya çalıştık. İki saat kadar sonra başka

bir hayvan için tekrar barınağa gittiğimde genç

adamı orada gördüm. Gözyaşları içinde köpeğini geri

alıyordu. Her “barınağa bırakılma” olayı böyle mutlu

sonla bitmiyor maalesef.

NYX

159


Röportaj

Fevzi Uzun

Veteriner Hekim

NYX

160


Röportaj

Barınakların kuruluş amacı

sokakta bulunan hayvanların

tedavi ve kısırlaştırılmalarıdır.

Antalya Kemer Belediyesi Sahipsiz Hayvanlar Geçici Bakim Evi veteriner hekimi Fevzi Uzun ile

“barınakları” hakkında konuştuk.

Röportaj: Sevil Balaban / sevil.balaban@nyxmag.com

Bize biraz kendinizden

bahseder misiniz?

Veteriner hekim olmaya

nasıl karar verdiniz?

1983 yılında doğdum. 2007

yılında Ankara Üniversitesi’nden

mezun oldum. Çeşitli işlerde

çalıştıktan sonra 2014 yılı

ocak ayında Kemer Belediyesi

barınağında çalışmaya başladım.

Çocukluğumdan beri hayvanları

seviyorum. Hayvanlara olan

ilgim ve babamın önerisiyle

veteriner hekim olmaya karar

verdim.

Barınak hekimliğinin

serbest veteriner

hekimlikten farkı nedir?

Barınak hekimliği ile serbest

hekimlik arasında benim

gözümde hiç fark yok çünkü işini

düzgün ve vicdanlı yapan herkes

kazanır.

Kemer barınağı kaç kişilik

ekiple çalışıyor?

2 veteriner hekim 5 işçi

personel toplam 7 kişilik ekiple

sokak hayvanlarının bakımı ve

tedavisi için çalışıyoruz.

Barınakların işleyişi

hakkında biraz bilgi

verebilir misiniz?

Hayvan bakımevleri sahipsiz

hayvanların bakım, tedavi ve

rehabilite edilmesinden sonra

tekrar alındıkları bölgeye

bırakılmasıyla yükümlü

kurumlardır.

Biz de bu yükümlülük

kapsamında bize bildirilen hasta

veya işaretlenmemiş hayvanları

sokaklardan alıyoruz tedavilerini

yapıyoruz, kısırlaştırıyoruz,

işaretliyoruz, sahiplendiriyoruz.

Sahip bulamazsak tekrar

aldığımız yere bırakıyoruz.

NYX

161


Röportaj

Bakımevinizin giderleri

kimler tarafından

karşılanıyor? Gelen

ödenekler, malzemeler

ihtiyacınızı karşılıyor mu?

Bakım evinin tüm giderlerini

belediyemiz karşılıyor ne

istersek eksiksiz alabiliyoruz

hemen hemen.

Şu anda bakımevinizde

kaç hayvanla

ilgileniyorsunuz?

Sayıları günden güne

değişmekle beraber 30 kadar

kedi ve 110 kadar köpekle

ilgileniyoruz.

Birçok hayvan sever

bireysel olarak sokak

hayvanlarının bakımı

için bir şey yapamıyor.

Bu konuda güvenilir

kurumlara mama ve

malzeme bağışı gibi

bağışlarda bulunabilir mi?

Bağış konusu hassas bir konu.

Güvendiğiniz kurumlara bağış

yapabilirsiniz tabi ki.

Şu anda bakımevinizde

kaç hayvanla

ilgileniyorsunuz?

Sayıları günden güne

değişmekle beraber 30 kadar

kedi ve 110 kadar köpekle

ilgileniyoruz.

En çok hangi mamalara

ihtiyacınız oluyor? Mama

dışında ihtiyaçlarınız var

mı? Bunlar nelerdir?

Depolama sıkıntımız olduğu için

konserve mama ve kedi köpek

sütüne ihtiyacımız oluyor. Mama

dışında da battaniye, havlu gibi

ürünlere de ihtiyaç duyuyoruz.

İnsanlar evlerinden

sizlere yardımı olacak bir

şeyler gönderebilirler mi?

Kullanmadıkları havlu çarşaf gibi

ürünleri, okunmuş gazeteleri

gönderebilirler.

NYX

162


İnsanlar sokakta

buldukları hayvanları

tedavi için size

getirebilirler mi?

Barınakların kuruluş amacı

da bu sokakta bulunan

hayvanların tedavi ve

kısırlaştırılmalarıdır.

Bakımevinize terk edilen

sahipli hayvanlar oluyor

mu? Onlar için barınak

hayatı nasıl?

Ne yazık ki oluyor ve bu

hayvanlar için yaşam zor oluyor

çünkü hayvanlar bireysel

yaşamaya alışmışken birden

bir sürü içerisine giriyor. Bu da

hayvanları zorluyor.

Bakımevinizden hayvan

sahiplenmek mümkün

mü? Şartlar nelerdir?

Tabi ki mümkün. 18 yaşını

geçmiş herkes barınağımızdan

hayvan sahiplenebilir.

Belediye olarak bakımevi

için yeni projeleriniz var

mı? Bunlar nelerdir?

2017 yılında hazırladığımız

bir projemiz var 22 dönümlük

bir alan üzerinde kurulacak.

Hayvanlar için yaşam alanları

da olacak. Teknik olanaklar üst

düzey olarak projelendirildi

ama bakanlıkta onay için hala

bekliyor. Oysa yer tahsisi de

yapılmıştı.

Önümüz sonbahar –

kış, havalar soğuyor.

Sokaktaki patili

dostlarımızın karşı

karşıya kalacakları

hastalıklar ve bununla

ilgili hayvan severlerin

yapmaları gerekenler

nelerdir?

Soğuk havalarda karşılaşacakları

hastalıklar, genelde solunum

sistemi enfeksiyonları olacaktır

ve bunları takiben viral

hastalıklarla devam edecektir.

Hayvan severler hayvanların

soğuktan korunması için

barınaklar yapabilirler. Onun

dışında hastalanan hayvanın

veteriner hekime ulaşması

konusunda yardımcı olabilirler.

NYX

163


Sokaktaki dostlarımız için

Sağlıklı ve

ucuz mamalar

Hazırlayan: Sevil Balaban / sevil.balaban@nyxmag.com

Sokak hayvanlarını beslemek vicdani

olarak bizleri rahatlatmakla birlikte,

gelişigüzel ve özensiz yapıldığında çevre

kirliği oluşturabileceği için tepkilere

yol açabilir. Ayrıca paticanlarımızın

zehirlenme, yaralanma gibi olaylarla

karşı karşıya kalıp zarar görmelerine de

neden olabilir.

Sokaktaki hayvanlar, en azından günde bir kere

sağlıklı bir şekilde beslenebilirlerse hayatlarını

rahatlıkla sürdürebilirler.(Yavruları sık sık beslemek

gerekir.) Ama besleme yaparken özellikle şu iki

noktaya dikkat etmeliyiz:

• Küflü gıdalar, bizim bünyemize nasıl zarar veriyorsa

aynı şekilde paticanlarımız için de zararlıdır.

• Yağlı,salçalı, baharatlı yemek artıkları

paticanlarımızın sindirim sisteminde toksik etki

yaratacağı için son derece zararlıdır.

Bunların dışında besleme noktaları da önemli

bir konu. Besleme yaparken mümkün olduğunca

gruplaşmaya izin vermemeli, birbirinden uzak

noktalar seçmeliyiz. Özellikle köpeklerde bu konu

önemlidir. Çünkü köpekler içgüdülerinden dolayı

bölgelerini korumak ister ve kavgalara girişebilirler.

Sokak beslemelerinde en uygun gıda kuru mamadır.

Ancak çok ucuz ve kalitesiz mama vermek onlara

zarar verebilir. Bu yüzden bütçemizin elverdiği

koşullarda alabileceğimiz en kaliteli mamayı alıp,

daha az miktarda besleme yapmak hayvanların

sağlıklı kalmalarına yardımcı olur.

Sokak hayvanlarına besleme yapan ya da

yapmak isteyen hayvansever dostlarımız için

mama fiyatları konusunda bir araştırma yaptık.

Paticanlarımızın sağlığına zarar vermeyecek ucuz

mama önerilerimizin mama seçimi konusunda işinizi

kolaylaştıracağını düşünüyoruz.

NYX

164


NYX

165


Perfekt Katze Adult Salmon, Somonlu Yetişkin Kedi Maması

kedi mamaları

Perfekt Classic serisi Kedi ve Köpek mamaları içerdiği formül ve bileşenleri

sebebiyle Alman Tarım Bakanlığınca 'Komple Kedi / Köpek maması' olarak tescil

edilmiştir. Tüm formüller patentli olup, seri üretime geçmeden önce 6 (altı) ay test

edilmiş ve sertitifikalandırılmıştır. Mamaların içeriğinde kullanılan tüm protein

kaynakları insan tüketiminde kullanılan ile aynıdır. İnsan tüketimine uygun olmayan

et kaynakları kullanılmamaktadır. Bu sayede evcil hayvanınızın kokusuz ve daha az

miktarlarda dışkı ve gaz yapması sağlanmış olur.

15 kg: 225,00 TL / akakce.com

Econature Gurme 15 kg Yetişkin Kedi Maması

Gourmet Adult Cat Food Fish Formula, tüm yetişkin ırklar için günlük beslenme

ihtiyaçlarını karşılamak üzere kedi/köpek beslenme uzmanları tarafından özenle

formüle edilmiş tam ve dengeli, balık proteini içeren 3 renkli yetişkin kedi

mamasıdır.

Lavital Sterilised Kuzu Etli Kısırlaştırılmış Kedi Maması

15 kg: 109,90 TL / n11.com

Lavital Kısırlaştırılmış Kedi Maması yetişkin ve kısır kedilerin sağlıklı beslenmesini

sağlayan içeriğe sahip bir kedi mamasıdır. Bağırsak aktivitesini destekleyen bir

prebiyotik olan frukto-oligosakkarit içermesi ile kolay sindirilir. Düşük kalorili

formül, kısırlaştırılmış kedilerde ideal vücut kondisyonunun sürdürülmesini sağlar.

Böbrek hastalıklarını önlemek için, kaliteli içerik ve düşük magnezyum ile formüle

edilmiştir. GDO İçermez.

15 kg: 196,34 TL / petzzshop.com

Micho Adult Cat Tavuklu (Hamsi ve Pirinç eşliğinde) Yetişkin Kedi

Maması

Micho, iyi bir vücut kondisyonu sağlamak ve tüm besinsel gereksinimleri fazlasıyla

karşılamak üzere tüm yetişkin kediler için formüle edilmiştir. Aynı zamanda, sağlıklı

sinir sistemi gelişimi sağlamak için esansiyel bir besin olan taurin oranı arttırılmıştır

Tüy yumaklarının atılımını kolaylaştırmak için gerekli selüloz değerlerine sahiptir

Taş ve kristal oluşumu gibi üriner sistem ile ilgili oluşabilecek problemlerin,

riskini azaltmak için, pH ve mineral içeriğinin dengelemesine hassasiyetle özen

gösterilmiştir.

15 kg: 139,50 TL / temizmama.com

Paw Paw Gurme Kedi Maması

Balık yağının içerdiği Omega 3 ve tavuk yağının içerdiği Omega 6 ile sağlıklı deri ve

parlak tüy oluşumuna katkı sağlar.

15 kg: 94,99 TL / cimri.com

Listede adı geçen kedi maması fiyatları belirtilen internet sitelerindeki 04 Ekim 2020 tarihli satış fiyatlarıdır.

Markalar ya da mama satışını yapan internet siteleri fiyatlarda değişiklik yapabilir.

NYX

166


köpek mamaları

Mystic Düşük Tahıllı Kuzu Etli Yetişkin Köpek Maması

Mystic Kuzulu Küçük Irk Yetişkin köpek maması köpeğiniz hangi cins olursa

olsun çok severek yiyeceği bir mamadır. Sıvılaştırılmış Taze Et Enjeksiyon Sistemi

(FMIS) kullanılarak üretilmiştir. En yüksek kalitede taze kuzu eti, kurutulmuş

kuzu eti, kurutulmuş sebze ve meyvelerin yanı sıra zengin destekleyici ürünler ile

hazırlanmış mükemmel bir kuru mamadır.

15 kg: 144,90 TL / cabukmama.com

Golosi Kuzulu Pirinçli Yetişkin Köpek Maması

Golosi Lamb & Rice yetişkin köpekler için geliştirilmiş tam bir mamadır. Köpeğin

doğasına uygun olan kuzu eti yeteri derecede hafif ve sindirimi kolay bir besin

kaynağıdır. Köpeğin fiziksel yapısına katkıda bulunur. Tam bir vitamin - mineral

uyumu ile bağışıklık sistemini destekler, ayrıca antioksidan etkisi de vardır.

Paw Paw (Pawpaw) Kuzu Etli ve Pirinçli Köpek Maması

Balık yağının içerdiği Omega 3 ve tavuk yağının içerdiği Omega 6 ile sağlıklı deri ve

parlak tüy oluşumuna katkı sağlar.

Kennel Adult Dog Yetişkin Köpek Maması

Doğal gıdalar ile beslenen ve günlük olarak soğutmalı araçlar ile toplanan

tavuklardan elde edilen dehidre Tavuk Eti (Tavuk Eti Unu) ile dünyanın en zengin

DHA ve EPA (Omega 3) seviyesi olan ve Karadeniz sularındaki bütün hamsiden

üretilen dehidre Hamsi Eti (Hamsi Eti Unu) ve Hamsi Yağının, Türk mutfaklarının

vazgeçilmez lezzeti Baldo Pirinç ve zirai ilaç kullanılmadan üretilen doğal mısır ile

buluşması sonucu oluşan sağlıklı besinler.

15 kg: 105,50 TL / temizmama.com

Pozitif Dog Köpek Maması, Kuzu Etli ve Pirinçli

12 kg: 238,40 TL / gittigidiyor.com

15 kg: 64,91 TL / epptavm.com

Hayvan severler için üretilmiştir. Özellikle sokak hayvanları için pirinç, arpa ve

rusyem tahıl ağırlığı kuzu etinden gelen %100 hayvansal protein ve yağlarla

desteklenmiştir. Omega 3-6 ve multivitaminler içerir. Kötü koşullara karşı bağışıklık

mekanizmasını destekler. Kötü huylu bakterileri absorbe eder.

15 kg: 62,90 TL / n11.com

Listede adı geçen köpek maması fiyatları belirtilen internet sitelerindeki 04 Ekim 2020 tarihli fiyatlarıdır.

Markalar ya da mama satışını yapan internet siteleri fiyatlarda değişiklik yapabilir.

NYX

167


Kıs

Ailede

4 Mevsim

OLCAY POULSEN

Sosyolog / Aile Danışmanı

olcay.poulsen@nyxmag.com

kanç

lık

Kıskançlık, çoğu insanın yaşantısını etkileyen,

rahatsız edici bir duygudur. Evliliklerde ve

ilişkilerde çoğu çiftin temel sorunu olan

kıskançlık ilişkiyi zehirleyebilir.

Kıskançlık ilkel bir duygu olmakla birlikte

aslında insanın karmaşık bir ruh halidir. İnsan

sosyal bir varlık olduğu için her insanda

mutlaka az veya çok bu duygu vardır.

İnsanlık tarihi kadar eski bir duygu olan kıskançlık söz

konusu olduğunda, eski Yunan Mitolojisinde bile Zeus’u

diğer kadınlardan kıskanan Hera’dan bahsedilir. Hera’nın

kıskançlığının bazen mahsun bir kıskançlık, bazen de çok

kahredici olduğu söylenir.

Günlük hayatta ve ikili ilişkilerde kıskançlık kavramıyla sık

sık karşılaşırız.

Kıskançlığın insanın doğasında mı olduğu, yoksa sonradan

öğrenilen sosyo-kültürel bir kavram mı olduğu hala

tartışılmaktadır. Netice itibariyle insanın doğasında var olan

doğal bir duygu olduğu kanısı daha ağır basmaktadır.

NYX

168


Ailede 4 Mevsim

Bu köşede yazılarımın yanı sıra sizlerden

gelen soruları da yanıtlayacağım.

Sorularınızı

olcay.poulsen@nyxmag.com

adresime gönderebilirsiniz.

“Her küçük kıskançlık bir gün fırtınaya dönüşebilir”

Descartes’e göre

kıskançlık, “Sahip

olduklarını

koruma isteğinden

kaynaklanan

bir korkudur.”

Günümüzde, “Kıskanan aşık

seviyordur “ veya “Kıskançlık aşkın

göstergesidir” cümlelerini sık sık

duyarız. Oysa kıskançlık aşkın

göstergesi olamaz. Kıskançlık

özgüven eksikliği ve yetersiz

duyguları barındıran bir duygu

karmaşasıdır. Asıl sevgi ve bağlılık

aşkın göstergesidir.

Kıskançlık derecesi kişiden kişiye

farklılık gösterebilir. Aşırı kıskanç

olan bir kişi, eşini veya beraber

olduğu insanı devamlı kontrol

eder, takip eder, onun yaşantısını

sınırlar, üzerinde baskı oluşturarak

yasaklar getirir. Böyle yaptığında

onu kaybetmeyeceğini, kendine bağlı

kalacağını düşünür. Bu davranışlar

ilişkiyi çıkmaza sokar. Oysa ki; ilişki

böyle yürümez. Saygı, sadakat,

hoşgörü ve sevgiyle beraberlikler

devam eder. Kıskançlığa öfke,

değersizlik, çaresizlik, yetersizlik,

yalnızlık gibi duygular da eşlik

ederse, içinden çıkılamaz bir hal alır.

Bu durumda tedavi edilmesi gerekir.

Son yıllarda sosyal medya

kullanımının yaygınlaşmasının,

aile içi ilişkilerde ve ikili ilişkilerde

kıskançlığı tetiklediği görülmektedir.

Kıskanan kişi çoğu zaman kendini

zayıf ve yetersiz hissettiği için bu

duyguya kapılır. Eşler arasındaki

kıskançlık bazı durumlarda

güven sorununu da beraberinde

getirir. Şüphe duygusu kıskançlığı

kuvvetlendiren ve destekleyen

duygulardan biridir. İnsanı yiyip

bitiren bir duygu olan kıskançlık,

eşler arasındaki ilişkiyi yıpratır ve

ciddi sorunlara yol açar. Gözden

düşüren, insanı alçaltan ve küçülten

bu durum eşleri birbirinden

uzaklaştırır. Eşler arasındaki

duygusal ve cinsel birlikteliğe de

zarar verir.

İlişkilerde eşler karşılıklı olarak

birbirlerinin hayatlarına aşırı

müdahale etmedikleri sürece,

ilişkiler sağlıklı olarak devam eder.

Önemli olan özel hayata saygı

duymaktır. İlişkilerde güvene dayalı

bir birliktelik yaşayan, kendi öz

değerinin farkında olan ve öz benliği

gelişmiş kişiler kıskançlığa daha

uzak oluyor.

Kıskançlık aslında kontrol edilebilir.

Şöyle ki; kıskançlık yaratan

duygularınızı keşfederseniz,

kıskançlığa neden olan olumsuz

düşüncelerinizin farkına varırsanız,

şüphecilikten uzak durursanız,

sorunlarınızı açık bir şekilde

konuşup, çözüm bulursanız,

eşinizle veya sevgilinizle kaliteli

zaman geçirip ona değerli

olduğunu hissettirirseniz, onu

dinlemeyi becerirseniz ve en

önemlisi karşınızdaki kişiye güven

duyarsanız, kıskançlığınızı kontrol

altına almış olursunuz. Aslında

eşlerin birbirlerinin gözüyle

dünyaya bakması, diğerinin

görüşünü ve mantığını anlaması,

empati yapabilmesi kıskançlığı

minimuma indirebilir. Eşler

beraberce birbirlerini suçlamadan

konuşarak, kıskançlığın sebeplerini

anlamaya çalışmalı, ilişkilerde

kıskançlığı tetikleyen ne varsa her

iki eşi de memnun edecek makul

yeni düşünceleri ön plana çıkarmalı,

kendi duygu ve düşüncelerini

tekrar gözden geçirmeli, gerekirse

rahatsız edici, sıkıntı verici

gereksiz düşüncelerden arınmalı,

Konuşarak, tartışarak kıskançlığa

neden olan olayları birlikte çözüme

ulaştırmalıdır… Kıskançlıkla kendi

kendinize baş edemezseniz, mutlaka

bir yardım almalısınız. Kıskançlıktan

arınmış ilişkilerin çoğunlukta olması

dileğimle,

NYX

169


hikayeler

Bir Selanik

Türküsü...

Sakin, dingin bir sabah, kavak ağaçlarının pamukları uçuşuyor.

Temmuz 1979. O yine, sabahları gölge düşen küçük balkonunda, bir

yandan sigarasını içiyor, diğer taraftan, küçük ince belli bardağına

çay dolduruyor. Radyoda arkası yarın... Zayıf, esmer elleri, küçük bir

yüzü ve göz pınarlarının ardına gizlenmiş bir hüznü vardı. Balkonun

kapısında henüz yeni uyanmış yarı uykulu altı çocuğunun en küçüğü

sonçesi belirdi... Her sabah olduğu gibi sokaktan geçen mahallenin

poğaçacısından 1 tane almıştı ona. Ona da açık bir çay koyup balkon

sefalarına radyodaki şarkılarla devam ettiler. Radyoda bir Selanik

türküsü çalmaya başladı, sonçesine “Bak bu türkü benim gençliğimin

türküsü… Hey gidi günler hey...” dedi. O güzel sesi ile arada mırıldandı.

Ve o günleri hatırladı.

Evlerini, yerlerini terk etmek zorunda kaldıkları o mübadele günleri ile

ilgili annesinin anlattıklarını hatırladı. Anne babası, bir ağabeyi ve iki

ablası ile birlikte, o zülme, baskıya daha fazla direnemeyip Selanik’ten

Kırklareli’nin Vize ilçesine, oradan da Lüleburgaz’a yerleşmişlerdi.

Kısa zamanda alışmışlardı buraya.

ŞENAY ÇARKÇI

senay.carkci@nyxmag.com

O da endamı yerinde, esmer güzeli bir genç kızdı artık. Her ne

kadar bir genç kız gibi davranmayıp, bir oğlan çocuğu gibi koşturup,

ağaçlara tırmansa da… Hanım hanımcık olamasa da, çevre delikanlıları

onun serpilip büyüdüğünün farkındaydı. İşte bu delikanlılardan biri

kesmeye başlamış yolunu. Laf iliştirmeler, tebessümler, bakışmalar

derken... El ayak çekilince ıhlamur ağaçlarının altında buluşmaya

başlamışlar. Çok geçmeden mahallede dedikodu almış yürümüş.

Küçük yer ve örf adet… “Gelsin istesinler “ demişti babası. O henüz

hazır değildi ki evliliğe… Anlayamadığı ve karşı koyamadığı bir

kargaşada savrulup duruyordu. Zamanın zembereği kırılmıştı bir kere.

Nerede, ne zaman kestiremiyordu. Derken 18’inde ilk oğlunu dünyaya

getirdi. Bu arada kocası ile ne kadar farklı birer insan olduklarını

anlamaya başlamıştı. Hovarda, hoyrat bir adamdı. Bu gün, yarın

diye diye daha devlet nikahı bile kıymamıştı. Sonra bir kız çocuğu

dünyaya getirdi… Çok geçmedi babasını kaybetti, ardından annesini…

Yıkılmıştı, yapayalnız hissediyordu. Küçük kızı yaşını doldurmamıştı

ki kocası kuma getirmek istemişti üzerine. Kara çarşafını giydiği gibi

çocuklarını alıp, soğuk bir akşamüstü elindeki üç beş kuruşla İstanbul

yollarına düşmüştü.1950 lerin başları, her kadının harcı değildi bu

yaptığı.

Ortalık ayaz kesmiş, bacalardan gelen duman havayı ağırlaştırmıştı.

İstanbul’a yerleşen abisinin kapısını çaldı. Bir süre sonra onlara yakın

tek odalı bir gece kondu tutup temizlik işlerine gitmeye başladı.

Çocuklarını hısım akrabalara bırakarak çalışmış, çabalamış, o kadar

zorluk ve açlık çekmiş ki. Bir defasında çoçukları için ekmek bile

dilenmişti. Çaresiz. “Dul kadının etekleri bile düşmandır” dermiş

eskiler. Bu nedenden kocasına dönmesini salık veren akrabalar bile

olmuş arada. Küçük bir semtti burası o yılların İstanbul’u, göçlerin

krallığı…

NYX

170


Zonguldak’tan yıllar önce çocuk yaşta öksüz kaldıkları için

İstanbul’a gelen üç kardeşin ortancası… Kahvede otururken

kestirmişti gözüne. Nerede çalışıyor, evveli nedir? Hepsini

araştırıp öğrenmişti. Kumral, boylu poslu yakışıklı bir adam.

E biraz feleğin çemberinden de geçmiş… Kulağı kesiklerden

biraz. Dikilmiş bir gün karşısına. Koşmuş, koşturmuş dil

dökmüş, nafile… Allem etmiş, kallem etmiş, bir gün, tek odalı

gecekondunun derme çatma asma kilidini meraklı bakışlar

altında kırıp eşyalarını eve koymuş. Ve evlenmişler, bu defa

resmi nikahlı, iki çocuğunu da üzerine alarak. Seviyordu

aslında kocasını. Çalışkandı. Nanom diye seviyordu onu...

Bir de içmese… İki üç yıl ara ile üç çocuğu oldu. İki kız, bir

oğlan. Zamanın zembereği yine kırılmıştı sanki… Kocası ise

çok alkol almaya başlamış, huzur azalır olmuştu. İçmeyince

melek gibi, içince zulüm gibi… Hiç yok yere, her sebepten

döver olmuştu. Hatta bazı zamanlar, ev ahalisini sabaha

kadar uyutmaz bağırır çağırır, üç küçük hariç sıra dayağına

çekerdi. Yılmıştı artık dayaktan, işkenceden. Ne çocukları

bırakıp gidebiliyordu, ne de onlara bunları yaşatmak

istiyordu. Çocuklarına çok düşkündü yemez yedirir, giymez

giydirirdi. Aslında hep dimdik, hep güçlü bir kadındı.

Çalışkan, çekip çeviren... Azı yettirip yetinen.

İstanbul’un bir kaç semtinde oturduktan sonra zar zor

aldıkları, balkonunda “arkası yarın” dinlediği o eve taşındılar...

Yine hamile idi. Sevinmek bir yana, bebeğin düşmesi

için çareler arıyor, doğmasını istemiyordu. Bir akşamüzeri

hafiften kar atıştırıyor, o da elinde bir çıra parçası, kuzine

sobayı tutuşturuyordu... Kocası elinde bir poşet portakalla

geldi… İçmemişti... İçmeyince sakin ve sevecendi. Ona

hamile olduğunu söyledi… Adam sevindi... O istemediğini

söyledi. Kocası, “Nanom niye böyle yapıyorsun, bak bu sonçemiz

olur göreceksin bak bu bitane olacak “ deyip ısrarla

doğurmasını istemişti. Aylar geçti… Kocası yine içiyor, yine

hiç yoktan sebeplerle şiddet uyguluyordu...

Büyük oğlu askerdi dağları karlı Erzurum’da. En büyük kızı

on beşinde ya var ya yok. Diğerleri biri dokuz, biri sekiz,

biri altı yaşında idi. Büyük oğlu askere gitmeden sevdiği kızı

kaçırıp getirmişti… O da onlarla yaşıyor, her çileye katlanıyordu.

Ağustosun ortası gibi sabah erken kalkıp işe gitmişti

kocası. Akşam yaklaştıkça yine bir kasvet sarmıştı içini, içip

mi gelecek korkusuyla. Akşamüstü karakoldan bir haber

geldi eve, zar zor şaşkın ve endişeli karakola gitti. “Bir arkadaşı

kavga ediyormuş, kocanız araya girip ayırmak isterken

bıçaklanarak öldürülmüş başınız sağ olsun” demişti komiser.

Karnı burnunda yığılıverdi oraya feryat figan. Kocasıydı...

İyi günleri de olmuştu. Daha iyisini bilmemişti ki… Bir de

içmeseydi…

Güz, kapıları çalmaya hazırlanıyordu. Eylül 9, sonçesi geldi

dünyaya, onca olmaza yokluğa ve hengameye. Hastaneden

çıkacak para bile yok... Komşu, en küçük ablanın eline bir tas

verip” Hadi bakalım tüm apartmandan annen ve kardeşini

çıkarmamız için yardım topla” dediği anda bahçede büyük

ablasının büyük oğlu belirdi.“ Gerek yok” dedi “Ben teyzemi

çıkartırım hastaneden”. Aldı, eve getirdi teyzesini. Düşkündü

teyzesine, teyzesi de ona…

Çoluk çocukla kalakalmıştı... Çok zor dönemlerden geçti

ama hiç yılmadı. Sütü kesildiğinden sonçeyi hiç emzirememişti.

Gelin ve büyük abla karşı çıkmasa çocuğu olmayan

bir aileye evlatlık vermeyi bile vermeyi düşünmüştü bir ara.

Konu komşu, mahalleli tarafından sevilen, takdir gören bir

kadındı. Her kesin her şeyine koşar, annesinden, eskilerden

edindiği bilgileri paylaşır, çok şey bilirdi. Evde yemeklik

olmasın bahçe bahçe gezer, ot toplar çok güzel yemekler

yapar, çocuklarını aç bırakmazdı. Seneler geçti. Gücü

yettiğince okuttu çocuklarını, her ihtiyaçlarını eli değdiğince

gidermeye çalıştı. Eğitime, iyiye, emeğe, sevgiye hep önem

verdi. Kendi için hiç bir şey, ne istedi ne bekledi.

Az gülerdi, o nedenden belki gülüşü çok güzeldi…

Yıllar geçti. Çocuklarla beraber sorunlar da büyüdü.

Değişen bir dünya, değişen istekler ve söz dinlemeyen

çocuklar. Hepsinin başında kavak yelleri, aşkları, yokuşları

ve beklentileri.

Çok hastaydı, epeydir dilaltı hapı kullanıyordu. Doktor

“İçme fazla yaşamazsın” dese de o sigarasını elinden eksik

etmiyordu. Büyük kızı evlenmiş çocukları olmuştu. Deli

divaneydi, onlara düşkün bir anneanne idi. Torununa annesinin

adını koymuştu kızı… SANİYE…

Eskiden beri baş ağrıları vardı büyük kızın... Güz zamanı

baş ağrıları çoğaldı. Gitmedikleri doktor kalmadı. Sonunda

teşhis konuldu. Beyninde tümör… Bir sene yaşadı ve büyük

acılar çekerek, üç çocuğunu geride bırakarak hayata gözlerini

yumdu. Bir anne için bundan daha acı ne olabilirdi ki

!!! Gözünün yaşı dinmiyor çok acı çekiyor, torunları için çok

endişeleniyordu. Babaları evlenmişti. Onun için hiç rahat

değildi özellikle üç yaşında ki Saniye için” O bana kızımın

yadigarı” diyor kalbini ova ova, boncuk boncuk göz yaşı

döküyordu.

Artık bütün çocukları evlenmişti ve evin satılması gündemde

idi. Biri halıya çekti, biri çalıya. Uzun lafın kısası ev satıldı.

Kendisi ve balkonunda birlikte Selanik türküleri dinlediği

sonçesi ortada kaldı. Biraz büyük oğlunun yanında, biraz

ortanca kızının yanında idare ediyorlardı. Ne komşuları, ne

teneke saksılara ektiği sardunyaları ne de begonyaları vardı.

Üzülüp kırılıp... İçine atıp… Oradan oraya geziyordu.

“Ölürsem, bir tek aklım sende kalacak” diyordu sonçesine.

Yine bir Ağustos, yine bir sıcak akşamüzeri birden fenalaştı.

Ortanca kızın evinin holünde yığıldı kaldı. Sonçesi ve iki ablası

panik içinde hastaneye koşturdular annelerini. Sonçesi

kucağında taşıdı onu. Hastanede acil müdahalede kendine

geldi, “Beni eve götürün dedi... Eve… Kalmak istemiyorum

burada” Çok geçmedi tekrar fenalaşıp kalp krizi geçirdi...

Yoğun bakımdaki doktor “Başınız sağ olsun çok uğraştık

kurtaramadık, anneniz bize hiç yardımcı olmadı sanki yaşamak

istemiyordu” dedi.

Yorulmuştu artık ve gitmişti… Susmuştu o Selanik türküsü…

Onca acıya bu kadar dayanabilmişti.

Son nefesini verirken bile çocuklarında, torunlarında idi aklı.

Yüreği yüreğim…

Nerden mi biliyorum… Çünkü o kadın benim annem, ben de

onun sonçesiyim…

Annemin Gelincik sigarası vardı, yanında çayı…

En çok “Bakmıyor çeşm-i siyah feryade” şarkısını severdi.

Bir de Müzeyyen’i…

Her sabah radyoda arkası yarını vardı,

Bir de biz uslanmaz çocukları…

NYX

171


Sıfır

Noktası

GÜLSÜM TULUM

Yaşam Koçu

gulsum.tulum@nyxmag.com

DEHB’li

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite

çocuklarda

duygular

konuşuyor

Küresel çapta tüm insanlığı etkileyen

pandemi, hepimizin hayatında yeni bir

süreç başlattı. Aile, iş, sosyal çevre, temel

ihtiyaçları karşılama, hayatımızın her alanını

etkileyen, ezberlerimizi bozan bir süreç

yaşıyoruz. Başlangıçta “Noluyor?” dedik

cevap aradık. Kabuğumuza çekildik, içe

döndük. Duygularımızı, davranışlarımızı, ne istediğimizi,

nerde olduğumuzu ölçtük biçtik. Birçok şeyi evlerimizden

yönetmeye çalıştık. Aile içi kaliteli zaman için ayrılan

dakikalar, aylara dönüştü.

Ne yaşadık bu sürecin ilk 3 ayı ve şuan nasıl devam ediyor?

Sorunun cevabı her aile için farklı aslında. Ailenin psikolojik,

ekonomik ve kültürel yapısı cevapları farklılaştırıyor. Ve

ebevyn olarak üzerine titrediğimiz çocuklarımızın bu

dönemdeki zihin karmaşaları. DEHB’li olsun ya da olmasın

çocukların yaşamlarına yeni dahil etmiş oldukları bir çok

rutin değişime uğradı.

Koç olarak bana sizlerden gelen sorular üzerine yazmak

istiyorum. Sizlere bir reçete verebilmeyi DEHB ya da

çocukla ilgilenen bütün uzmanlar isterdi eminim. Reçeteyi

siz çocuğunuzla yazacaksınız ve birçoğunuz ailece

kullanacak belki de.

NYX

172


Sıfır Noktası

Kendini tanı, çocuğunu tanı;

Kendiniz için ne kadar gözlemcisiniz? Rutinlerinizi

değiştirmek sizde hangi duyguları tetikledi? Bu

duyguları nasıl tanımlıyor ve yönetiyorsunuz?

Tıkandığınızı hissettiğiniz anlarda sizi motive

eden, harekete geçiren olgu nedir? Bu sorularda

cevaplar ve çözüm öncelikleri anne baba olarak ilk

size ait. Korku, kaygı, üzüntü, sıkışmışlık duygusu,

panik hali pandemi sürecinde en çok karşılaştığımız

duygular halini aldı. Bunları yaşıyor olmanız normal,

bunların sizde değil çocuğunuzda var olduğu

inancı anormal olan. İçgüdüsel olarak tüm insanlık

benzer duyguları yaşıyoruz. Burada önemli olan

farkına varmanız, bedensel ve ruhsal dengeyi

yeniden kurmak için neye, ya da nelere ihtiyacınız

olduğunu sorgulamak olmalı. Ebevyn olarak siz

dinginliği, güveni, umudu olması gereken seviyeye

alabildiğinizde çocuklarınızda da değişim başlar.

Çocuklarınızın yeme içme ihtiyaçlarından çok daha

fazla ihtiyaç duydukları duygusal beslenme için ilk

kaynak anne babalardır. Çocuklarınızın tükettiği

yiyeceklerin besin değerine, ürünün kullanma

tarihine, üretim tarihine, besin içeriğine haklı olarak

ne kadar çok dikkat edersiniz... Hangi duygular ile

çocuğunuzu beslediğiniz çok daha fazla hassasiyet

ve farkındalık gerektirir. Bu gün ne yediğini yıllar

sonra hatırlamayabilir, önemsemeyebilir. Bugün

ona ektiğiniz duygu tohumlarının ise gelecekte

karakterini, davranışını, inançlarını oluşturmakta

olduğunu sık sık hatırlatın kendinize.

Çocuğunuzla sağlıklı bir

iletişimi nasıl kurmalısınız?

Dönüp dolaşıp duygulara geliyor konu. Yaşamı

çekirdek anıların, edindiğimiz bilgilerin, deneyimlerin

bizde oluşturduğu duygular ile karşılarız. İletişim

duygunun karşıya aktarım şeklidir. DEHB’nin sizin

çocuğunuzda iletişimde nasıl bir etkisi olduğunu

gözlemleyin. Ebeveynlerde kaygının yoğunluğu şeffaf

görmeyi ve çözümü zorlaştırabiliyor.

DEHB’li çocuk sahibi bir anne şöyle yazmış bana :

“Hayat Eve Sığar, Gülsüm hanım biz sığmıyoruz.”

Bir cümle ile ne çok şey anlatmış. Sevgili anne

babalar, çocuk sahibi olmak, ebevynliğin getirdiği

bütün sorumlulukları peşinen kabul etmektir.

Çocuğunuzda DEHB’nini varlığı uzun soluklu bir

koşu için startın verilmiş olmasıdır diyebiliriz.

Yorulabilirsiniz, mola vermek isteyebilirsiniz,

destek isteyebilirsiniz, sadece vazgeçmemelisiniz.

Parklar, spor alanları, satranç kursları, resim,

müzik aktiviteleri, çocuğunuzun nefes aldığı,

sosyalleşmesine destek olan birçok paylaşıma ara

verdik. Bu şu demek; sizin de ebevyn olarak benzer

molalarınız askıya alındı. Okulların online eğitime

dönüşmesi çocukların sadece akademik değil sosyal

iletişim çevrelerini de sınırladı. Hepimizin ebevyn

olarak tepki gösterdiğimiz sanal sosyal ağ, bugün

bizlerin kullandığı sanal sokaklar, marketler, iletişim

seçeneğimiz oldu. Yanlış mı? Tabi ki değil…

NYX

173


Uzun süre hareketsiz

kalamayabilir, hareket

alanı oluşturabilirsiniz.

Koşulları değiştiremesek de fırsata dönüştürebiliriz;

birbirinizi anladığınız çözüme yönelik bir iletişim için

belki doğru zamandasınız.

Farkında olmamız gereken zamanımızın ne kadarını,

ne amaçla ekranlarda geçirdiğimiz. İzlerken,

izleniyorsunuz! Evde çalışmanın konforuna

kapılmayın. Ne mi olur, siz ergenliğe dönerken,

çocuğunuz da bebekliğe dönebilir. DEHB için zaman

yönetimi kazanılması gereken becerilerden biridir.

Zaman yönetimi, kurallara uyum sağlama, kazanımı

sağlayan yeni alışkanlıklar edinme, iletişimin gelişmesi

ile doğru orantılıdır. Davranışsal olumlu kazanımlar

istiyoruz. Bunun için aile içinde pozitif iletişimi

kurmalısınız. Kolay olmadığını bazen nabızların

istem dışı hızlandığını biliyorum. Sadece korkuyu

beslemeyin. Öfke bazen duygusal battaniyeniz

olur, altına korku, endişe ve kaygı gibi duyguları

saklayabilirsiniz. Çocuğunuz adına geleceği için kaygı,

korku oluşturmayı seçmeyin.

Koçluk yaptığım 7-10 yaş grubu çocukların aileleri

dışında haftada bir çocukların oyun alanına izinle

dahil olurum. Oyunu o seçer, kuralları birlikte koyarız.

Davranışsal eğitime yönelik hikaye kitapları okuruz

birlikte. Sonra hikaye içindeki karakterin cümlelerini

seçerim ve sorarım. “Ben bu cümleden bir şey

anlamadım, ne anlatmak istemiş? Burada nasıl bir

duyguya kapılmış ki? Sen hiç benzer bir duygu yaşadın

mı? Nasıl tepki verdin, anlatmak ister misin? Biliyor

musun ben küçükken…. “ ile başlayan bir hikaye bazen.

Sonra anlatmaya başlar, o hafta okulda öğretmeniyle

geçen bir diyalog, arkadaşı ile arasında yaşanan

küçük tartışmalar, aile içi yaşanan anlaşmazlıklar.

Konuşmanın devamı “ Söylemek istediğim bu değildi,

kimseyi üzmek istemiyorum, beni anlamıyorlar “

ile devam edebiliyor. Buradaki duyguyu anlayıp,

yapılandırmayla devam etmeniz en güzeli olur.

Koşulları değiştiremesek de fırsata dönüştürebiliriz;

birbirinizi anladığınız çözüme yönelik bir iletişim için

belki doğru zamandasınız. Evlerdeyiz, oyun alanlarına

girin. Birlikte oyun kurun, kuralları birlikte oluşturun.

Okunan masallarda, hikayelerde yaşanan duyguyu

sorgulayın, onun anlatmasına izin verin. Çünkü

kendindeki duygudur çoğu zaman. Çocuğunuzun

geleceği için kendinizde merak oluşturun ve onu

keşfedin. Meraklarınızı aktarın, hayallerini dinleyin.

Basit kelime oyunları oynayın. Gökyüzünden

zıplayarak yıldız toplayın, her zıplayışınızda nefes

alıp verin. Sizinle oturarak nefes çalışmaları zor

NYX

174


Sıfır Noktası

çalışma alanında çocuğunuzun dikkatini dağıtan

görsellerin yerini değiştirebilirsiniz.

olabilir, ama siz çocuğunuzla

zıplayarak nefes çalışabilirsiniz.

İletişimi kestiğinde zaman verin,

yaklaştığında o an yaşadığı duyguyu

sorgulayın. Ve o duyguyu nasıl

anlatsaydı size, sonuç istediği gibi

olurdu? Burada desteğinize ihtiyacı

var mı? Ve evet “ Biz buradayız,

yanında, seni görüyor, duyuyor ve

her halinle seviyoruz.” DEHB olsun

olmasın çocuklarımızın duymaya

ve inanmaya en çok ihtiyacı olan

cümle. Ebevyn olarak çocuğunuza

nasıl yaklaştığınızda size olumlu

geri bildirim yapıyor? Hangi kelime,

cümle, davranış, ortam iletişiminizde

kısa devreye neden oluyor?

Gözlemleyin.

Bugün, siz çocuğunuz için bir günlük

tutun! Duygusal ve devamında

davranışsal gelişimini, DEHB’nin

çocuğunuzdaki olumlu kazanımlarını,

desteğe ihtiyaç duyduğu alanları

yazın günlüğünüze. Önceliklerini

görün, değerlerini fark edin ve

gelişimini izleyin.

Yazıma başlarken online eğitim ve bu

süreci evde nasıl yönetebileceğiniz

hakkında küçük ip uçları vermek

istedim. Konu DEHB ve çocuk

olunca duygular konusu bende

öncelik kazanıyor. Uzun uzun

yazmak istemesem de, uzun

uzun anlatmak üzerinde durmak

gerekiyor duyguların, duygularınızın.

İki haftadır ayrı ayrı, küçük başlıklar

oluşturdum, dört beş satırı

geçmeyen açıklamalar. Yazmaya

başlayınca içimdeki Gülsüm ortaya

çıkıyor ve illaki bütüne odaklanıyor.

Bu da benim kusurum, belki zamanla

değiştirebilirim.

Online eğitim için birkaç ipucu

diyelim; çalışma alanında

çocuğunuzun dikkatini dağıtan

görsellerin yerini değiştirebilirsiniz.

Ses dikkati dağıtıyor ise sessizlik için

destek verin. Uzun süre hareketsiz

kalamayabilir (uzun süre kavramı

çocuğunuzun zaman algısına göre)

hareket alanı oluşturabilirsiniz.

(koridorda 3 tur at devam edelim

gibi) Tekrar için dersi kayda

alabilirsiniz. Çalışma saatleri

oluşturabilir, çocuğunuzun odak

süresine göre kısa süreli sık sık

mola planlamaları yapabilirsiniz.

Görevini tamamladığında kendisini

ödüllendirmesini isteyerek, süreci

keyifli hale dönüştürebilirsiniz.

Bir sonraki yazım da online ve yüz

yüze eğitim üzerine olsun, bugün

küçük öneriler ile başlangıç yapmış

olalım.

Hayat Eve Sığar, birbirimize şifa

olmamız dileğiyle,

Sevgiler…

NYX

175


Kalbin değil,

aklın rengi:

Renklerin

Öyküsü

EMİNE AKCA

emine.akca@nyxmag.com

SARI

Ne kırmızı kadar iddialı, ne beyazın

masumiyetine, ne de siyahın gizemine

sahip. Ama tüm renklerin arasında denge

kurma özelliğine sahip, asil bir renk, SARI...

Sarı hem sonbaharı hem de güneşi temsil

eden ilginç bir renk. Soğuk ve sıcak havanın

en güzel dengesinin oluştuğu mevsimlerden biri olan

sonbaharda ağaçların yaprakları yeşilden parlak sarıya,

turuncuya, kırmızıya ve kahverengiye doğru renk değiştirir.

Ama sonbaharda en çok sarı hakimdir. İstanbul’un Maçka

parkından aşağı doğru yürürken, ya da Caddebostan’ın

ağaçlarının arasından geçerken dökülen sarı yapraklar

sadece bir renk cümbüşü oluşturmaz, aynı zamanda fark

etmesek bile ruhumuzun dengesini kurar.

Yapılan araştırmalar sonucunda SARI’nın bazı etkilerini

kısaca şöyle sırayalabiliriz;

Sarı zeka ve aklın rengidir. Aynı zamanda eğlenceyi, neşeyi,

canlılığı temsil eder. Yaratıcı bir renktir. Yeni fikirlere

ihtiyacınız varsa etrafınızda sarı objeler bulundurup sarının

yaratıcığından faydalanabilirsiniz. Sarı duygusallıktan

uzaktır. Akıldan gelen fikirleri, kalpten gelen duygusal

iletilere tercih edebilir. Duygusallığı tercih etmeniz bile bu

rengin akla ne kadar baskın olduğunu gösterir. Sarı renk

aklımızın rengidir, kalbimizin değil.

Bir önceki sayıda da belirttiğim gibi Oğuz Saygın, “Renklerle

İnsanları Tanıma Kılavuzu” adlı kitabında insan karakterlerini

renklerle kategorize etmiş ve farklı karakter ve kişilikleri

4 renkte gruplandırmış. Saygın, kitabında “SARI” olarak

kategorilendirdiği insanları popüler, eğlenceli ve neşeli

olarak ayırıyor.

NYX

176


Renklerin Öyküsü

Carolina Herrera Sonbahar/Kış 2020-21

Gucci Sonbahar/Kış 2020-21

Fendi Sonbahar/Kış 2020-21

Moschino Sonbahar/Kış 2020-21

Sarı renk grubundaki insanlar neşesiyle sizi de bir anda pozitif

bir enerjiye sokar. Sarı rengi tercih edenlerin kişilik analizinde

bu kişilerin özgür ve bağımsız olmayı sevdikleri ortaya çıkmıştır.

Olabildiğince özgür ruhlulardır! Değişkenlikten hoşlanırlar.

Günü birlik, dolu dolu yaşamaya bayılırlar. Çevrelerine enerji

saçarlar. Yaşamlarında bir terslikle karşılaştıklarında hemen

yeni bir ritme girerler. Bu kişilerin ikna kabiliyetleri de üst

düzeydedir. Biraz da çapkın oldukları söylenir ;)

Sarı aynı zamanda bildiğiniz gibi GÜNEŞ’ i temsil eden renktir.

Parlaklık ve sıcaklık hissi verir. Tıpkı güneşli bir gün gibi davet

edicidir, ama fazlası rahatsız eder. Güneşli bir günün keyfini

çıkarırken güneşin sarısı nasıl da içinize işler ve size kendinizi

iyi hissettirir. Ama aynı zamanda da güneşin parlak sarı ışığı

gözünüze girsin istemezsiniz çünkü sizi rahatsız eder. Hatta

fazla maruz kalırsanız sizi yakar. Belki güneş ile olan bağından

da dolayı zeki, çarpıcı, dikkat çekici ama yeri geldiğinde dikkat

edilmesi gereken bir renk olarak düşünebiliriz.

Sarının kalıcı değil, geçici bir anlamı vardır. Bu özelliği nedeniyle

trafikteki yol inşaatı gibi kısa süreli uyarı levhalarında tercih

edilir. Geçici hissi uyandırması nedeniyle taksilerde de sarı

kullanılır.

Moda dünyası da hemen her sezon sarıya ilgi gösteriyor. Ünlü

markaların Sonbahar/Kış 2020-21 koleksiyonlarından seçtiğim

sarı kostümlerin ilginizi çekeceğini düşünüyorum.

Neşeli, eğlenceli, özgür ruhlu

Sonbahara girdiğimiz bu günlerde, size aynı zamanda

yazı anımsatan, canlı, kıpır kıpır, aklınızı ve yaratıcılığınızı

kullanacağınız – yani SARI rengin güzel etkilerinde kalacağınız

güzel günler diliyorum...

Kısacık hayatında pek çok insanın sevgisini kazanmış olan

Prenses Diana sarı elbisesiyle ışık saçıyor.

NYX

177


Filmlere

fısıldayan

Nuh’un

Gemisi

Zamanın tufanından

geriye kalan filmler,

müzikler, şiirler

NUH CEBECİ

nuh.cebeci@nyxmag.com

adam:

Ennio

Morricone

Film müziği dendiğinde, akla gelen ilk isim olan

Ennio Morricone, 6 Temmuz günü, 91 yaşında

aramızdan ayrıldı. Müzikleriyle, filmlere onun

kadar ruh, duygu, heyecan, gerilim katan bir

başkası daha olmadı şimdiye kadar.

Morricone, hayatı boyunca 400’den fazla

film için müzik besteledi, 100’den fazla da

klasik müzik eseri bıraktı geriye… Müzik hayatına çok genç

yaşlarda, 1940’lı yıllarda, bir jazz band’de trompet çalarak

başladı. 1950’lerde artık bireysel çalışmaya ve film müzikleri

bestelemeye başladı. 1960’ların ortalarına kadar çok fazla

sayıda İtalyan film müziğine imzasını attı. Fakat uluslararası

piyasaya ilk çıkışı, 1964 yılında ünlü spagetti western film

yönetmeni Sergio Leone’nin Bir Avuç Dolar filmi için yaptığı

müzikle oldu… Bu film ve müzik o kadar çok beğenildi ki,

hemen arkasından birkaç yıl içinde Leone ile İyi, Kötü ve

Çirkin; Birkaç Dolar İçin, Bir Zamanlar Batı’da gibi, hepsi

birbirinden stilize spagetti western filmine unutulmaz

müzikler besteledi. Bunlar, film müziği tarihinde gerçekten

çığır açan çalışmalar oldu (Bu arada not: Youtube’da Danish

National Symphony Orchestra kayıtlarını ararsanız, bunlar

da dahil, müthiş film müziklerinin müthiş yorumlarını

bulabilirsiniz).

NYX

178


Nuh’un Gemisi

Bunların arkasından Holywood yılları

da dahil, çok verimli yıllar başladı…

Sicilya Çetesi ve Profesyonel gibi

Fransız Kara Filmleri, Mission, 1900,

Cennet Sineması, Cezayir Savaşı,

Malena, The Untouchables, Exorcist

2 ve Leone’nin belki de kahrından

ölmesine sebep olan, Bir Zamanlar Amerika’da

(4 saat süren orijinal film, Amerikan piyasasına

girerken filmdeki flashback’lerin düzgün bir

kronolojik sıraya sokulmasından, bir saate yakın

kısaltıldığı için müziklerin çıkarılmasına kadar,

filme yapılabilecek tüm kötülükler yapıldı, film

Amerika’da tabii ki hiç beğenilmedi ve adamcağız

gerçekten kahrından öldü…) Tüm bu filmlerin

izleyici tarafından bu kadar çok beğenilmesinde en

az yönetmeni kadar rol oynayan bir müzik dehasıydı

Morricone…

Hayatı boyunca 6 kez Oscar’a aday olmasına

rağmen ödülü alamamıştı… Nihayet çıfıt çarşısı ve

hazine sandığı uzmanı yönetmen Tarantino, 2016

yılında yaptığı Hateful Eight filminin müziklerini

Morricone’ye emanet etti… ve o da, bu filme yaptığı

müziklerle 86 yaşında Müzik Oscar’ını nihayet aldı…

Almasa n’olurdu ki… O Morricone zaten, Oscar

alması onu değil Akademi’yi onurlandırmıştır…

Bizlere o güzelim müzikleri, o güzelim duyguları,

hisleri bıraktığı için kendisini ayakta alkışlayalım ve

güle güle diyelim, sevgiyle…

NYX

179


NYX

180


Nuh’un Gemisi

Gülten

Akın için

Ah, kimselerin vakti yok,

durup ince şeyleri anlamaya

Türk şiirinde bir Gülten Akın olgusu

vardır. Bizler onu 23 yaşındayken

yazdığı ve Sezen Aksu’nun bestelediği

Deli Kızın Türküsü ile biliyoruz belki

daha çok, ‘…yitirmeli ne varsa, başlamalı

yeniden’ diye haykıran… Veya ‘Ah,

kimselerin vakti yok, durup ince şeyleri

anlamaya’ diyen inceliklerin şairi olarak…

İkinci Yeni şiirine göz kırpan gençlik şiir anlayışını,

Anadolu kültürünü ve bilgeliğini, toplumcu gerçekçi

siyasi görüşünü, anneliğiyle, kadın duyarlılığıyla bir

potaya koydu, eritti, damıttı ve ortaya inanılmaz

lezzetli bir şiir çıkardı. Sürekli kendini yenileyen, çok

derinlikli, çok katmanlı ve çok vakur bir şiir… Tıpkı

hem kendinin, hem oğlunun hapisliğinde olduğu gibi…

Tıpkı hem Erdal Eren’in, hem Metin Göktepe’nin

annesi, tüm ezilenlerin, mağdurların annesi olduğu

gibi… ‘Anneler olmasa kim kimi severdi’ diyen bir şair/

anneydi Gülten Akın…

Okumaya, anlamaya, çözmeye, çeşitlemeye ve hayatın

içinde pratik etmeye doyamadığım şu dizeler, benim

hayata bakışımı pekiştirmiştir. Kocaman bir ‘kişisel

gelişim’ kitabında tekrar tekrar yazılan cümlelerin

özünü kocaman bir bilgelikle özetleyen bu dört

dizenin yaratıcısı Gülten Anam’a en derin sevgi ve

saygılarımla…

Gülten Akın, Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra,

beş çocuğunun babası, sevgili eşi Yaşar Cankoçak’ın

kaymakamlık görevi nedeniyle Anadolu’nun çok

çeşitli yörelerinde bulundu, yaşadı, halkla kaynaştı…

Yerel kültürleri içselleştirdi, efsaneleri, söylenceleri

biriktirdi…

Yaşamın özünden derlememişsek

Sözcükleri söze çeviren balı

Dala bakmak suyun izini sürmek değilse

Dünya düş, yalandır ömrümüz.

NYX

181


Geri

Atölyeden

ileri

Dönüşüm

SİBEL ÖZER

Upcycle Sanatçısı

sibel.ozer@nyxmag.com

Art-Nuveau akımının ustalarından,

Barselona’yı Barselona yapan ünlü Katalan

mimar/sanatçı/tasarımcı Antoni Gaudi

“Doğadan gelmeyen hiç bir şey sanat

değildir.” diye tarif etmişti tasarımlarının

ilham kaynağını.

Atıkların sürekli çoğaldığı ve hava/toprak/

su kirliliğine neden olduğu modern toplumda, geri dönüşüm,

doğayı ve çevreyi korumanın temel taşı haline geldi. Sanat da

bu eğilimden payını aldı ve geri dönüşüm sanatı bu ortamda

doğdu.

Sanat, atık malzemeler ve çöpler de dahil olmak üzere birçok

şeyden yapılabilir. Upcycle olarak adlandırılan ileri dönüşüm

sanatı, öncesinde farklı bir amacı olan atık malzemelerden

yapılan yaratıcı bir çalışmadır ve temelde malzemeleri

yeniden kullanmakla ilgilidir. Kullanılabilecek malzeme

türlerinin bir sınırı yoktur. Büyük veya küçük; iki veya üç

boyutlu olabilir.

Sanatsal üretim için eski malzemeyi yeniden kullanma

fikri yeni değil. Örneğin, eski kumaş ve giysi parçalarından

üretilen geleneksel Yamalı Bohça/ Kırkyama eserleri buna

örnektir. Picasso’nun 1910’larda ürettiği ve kağıt parçaları,

fotoğraflar, ve küçük nesnelerden oluşturduğu kolaj

çalışmaları; tahta parçaları ve diğer atık malzemelerden

ürettiği heykeller de bu düşüncenin ürünüdür.

NYX

182


Atölyeden

Dönüştürülmek istenen mobilyayı

görüyor, danışanın zevkini ve

ihtiyacını kavrayıp, bunlara uygun

bir renk tasarımıyla yeniliyorum.

“Kullan-at” kültürünün yaygınlaştığı ve modern

toplumun yeryüzünün sunduklarını hızla tükettiği bu

çağda, malzemelerin geri dönüştürülmesi, doğaya

verilen zararın az da olsa azaltılabilmesine hizmet

eder. Belki bu yüzden, ben de çalışmalarımla bir

“geri-dönüşüm sanatçısı”ndan çok, “geri-dönüşüm

savaşçısı” olarak anılmayı tercih edebilirim.

Benim işim sayılarlaydı, ama aklım ve yüreğim de her

zaman doğada ve renklerinde...

Çok genç yaşta başladığım çalışma hayatımda, 20

yılı aşkın bir süre muhasebe ve yöneticilik alanında

çalıştım; ama dedim ya, aklım hep özgürce nefes

alabileceğim, doğayla bütünleşik bir şekilde sanatsal

üretim yapabileceğim bir yaşam tarzındaydı. Bu

yüzden ileri dönüşüm sanatına odaklandım.

Geri dönüşüm tam olarak nedir ve ben ne tür

bir üretim yapıyorum? Kabaca üç türü var…

Birincil geri dönüşüm, malzemenin hiçbir

şekilde dönüştürülmeden ve aynı amaç için geri

kazanılmasıdır. Bir bakıma, ikinci el kullanım olarak

tanımlanabilir - ev ve bahçe mobilyalarında yaptığım

eskitme çalışmaları bu bağlamda değerlendirilebilir.

Aile büyüklerinin hayatlarımızdan ayrılması,

bir evden diğerine taşınmalar gibi nedenlerle,

aslında sevdiğimiz ama mevcut haliyle kullanmak

istemediğimiz mobilyalar ve her tür aksesuarı

güncel zevkimize, evimizin mevcut dekoruna uygun

hale getirmek mümkün. Benim yaptığım çalışma

türlerinden biri de bu. Dönüştürülmek istenen

mobilyayı görüyor, danışanın zevkini ve ihtiyacını

kavrayıp, bunlara uygun bir renk tasarımıyla

yeniliyorum.

NYX

183


Danışanların mahremiyetine saygımdan, yaptığım çalışmaları

sosyal medyada sergilemeyi de pek sevmiyorum. Ulaşmak/

danışmak isteyenler @handmadebycybelle instagram

hesabımdan benimle iletişime geçebilirler.

Çocuk odaları, oturma odaları ve teras/balkonlarda

yaptığım dekoratif duvar çalışmaları da bu alana

giriyor. Danışanın talebine göre çocuk odalarında

cıvıl cıvıl renkli dünyalar kuruyor, okul duvarlarına,

balkon ve teraslara yapılan çizimlerle rengarenk

bitkiler, papağanlar konduruyorum.

Geri dönüşümün ikincil türü, kimyasal işlem

kullanılmadan malzeme/ üründe bir tür değişiklik

yapılmasını içerir. Su kabağını şekillendirerek

ürettiğim lamba ve aksesuarlar; kütük dilimlerinden

ürettiğim duvar ve masa aksesuarları, eski danteller,

sicimler, hasırlar ve sair her tür malzemeden

ürettiğim düş kapanları da bu tür geri dönüşüm

üretimine örnektir.

Ve nihayet üçüncül geri dönüşüm, malzemenin /

ürünün yeniden kullanılabilir hale getirilmesi için

kimyasal olarak değiştirilmesini içeren bir işlemi

ifade eder ki bu benim alanımın dışında kalıyor –

ama şimdilik kaydıyla!

Ben, sanatın sadece müze ve galerilerde değil,

yaşadığımız her ortamda yer alması gerektiğine

inanıyorum. Açıkçası, yaşadığım gibi sanat

yapıyorum - toksik madde içeren “malzeme”lere

ne hayatımda ne de sanatımda yer var! Doğaya

saygı duyuyor, çevreyle barışık ve uyumlu üretim

yapıyorum.

NYX

184


Fridabags

Fridabags.ist

NYX

185


Köy

Lattesi

SİNEM ŞATIR

Barista

sinem.satir@nyxmag.com

Her geçen gün hayatımızda daha fazla yer

kaplayan kahve, günün hangi saati olursa

olsun anımıza lezzet katmakta. Sıcak,

soğuk, sütlü veya sade, aromalı, aromasız

her türlü tercih edebileceğimiz, hatta bazı

tatlılarda bile kullanabileceğimiz muazzam

bir çekirdek...

Kahvenin Etiyopya’da (Habeşistan) başlayan, farklı

coğrafyalarda farklı hazırlama ve demleme teknikleri

sayesinde gelişmesiyle hemen hemen her yerde bir kahve

kültürünün oluşmasına neden olan ve yüzyıllar içinde tüm

dünyaya yayılan ilginç bir hikâyesi var. Bu yazımda kahvenin

bu güzel hikâyesiyle sizi yaklaşık bin yıllık bir yolculuğa

çıkarmak isterim.

Coffee

Time

Kahvenin keşfi tabi ki kesin bir kaynağa dayanmamaktadır,

ancak kabul gören en bilindik hikâye keçi çobanı Kaldi’nin

hikâyesidir. Rivayete göre 600-900 yılları arasında Kaldi

isimli bir dağ çobanı keçi sürüsünü otlatırken keçilerinde bir

farklılık hisseder. Bazıları çok hareketli ve neşelidir.

Böyle davranan hayvanları izlediğinde, bir bitkinin

meyvelerini yediklerini görür.

Önce keçilerinin zehirleneceğinden korkar, fakat onlara bir

şey olmadığını görünce kendisi de denemeye karar verir.

Tadından pek hoşlanmasa da kendisini daha enerjik

hissettiğini fark edince; denemeleri için bir miktarını

dervişlere götürür. Sert ve tadının acı olmasından dolayı,

yiyecek olarak kullanamayacaklarını düşünen dervişler,

meyveleri ateşe atarak yakmak isterler. İşte o sırada ortaya

çıkan muhteşem koku kahvenin keşfine yol açmıştır.

Kavurup, demleyip içtikleri suyun kendilerini uzun zaman

uyanık ve enerjik tuttuğunu fark ettiklerinde, dua edilen

gecelerde kendilerine yardımcı olduğuna inandıkları kahveyi

içmeye başlarlar.

NYX

186


Köy Lattesi

Sonrasında kahvenin yolculuğu başlar. Yemen,

Mekke, Kahire, Halep, Şam ve İstanbul’a gelen

kahve henüz yayılımını tamamlamamıştır.

Kahvenin Avrupa’ya yayılması ise 1615 yılında,

Osmanlı döneminde İstanbul’a gelen Venedikli

tüccarların bu mucize çekirdeği evlerine götürmesiyle

başlar. Bir başka rivayete göre ise kahve Avrupa’ya

Viyana kuşatması sırasında ulaşır. 1683 yılındaki

kuşatmada Osmanlı Devleti çekilirken çuvallar

dolusu kahve çekirdeğini arkada bırakır. Viyanalılar

bu çuvallardakilerin ilk önce deve yemi olduğunu

düşünseler de kısa bir süre sonra ne olduğunu

öğrenip bu muazzam tadın Avrupa’ya yayılmasına

önayak olurlar.

Günümüzde kahveyi ilk yudumlayanların çoban

Kaldi ve dervişler olduğu düşünülür.

Kahve ismi nereden geliyor?

Bu güzel çekirdeğin kahve ismini alması

konusunda iki görüş vardır. İlki kelime

olarak Arapça ‘’koyu şey, öz suyu” anlamına

gelen “kahwa”dan geliyor. İkinci görüşe

göre ise kahve ismi, anavatanı Etiyopya’da

yetiştiği bölgelerden birinin eski adı olan

“Kaffa”dan geliyor. Ayrıca kahve, yine

Arapça’da ‘’rayiha’’ yani koku anlamına da

gelmektedir.

Elinizde tuttuğunuz fincanın içindeki, her geçtiği

yerde başka başka tatlara, lezzetlere dönüşen,

Kaldi’nin de keçilerinin bile hayal bile edemeyeceği

kadar yayılan kahvenin hayatımıza giriş hikâyesini

artık biliyorsunuz.

Her içtiğiniz kahveden daha fazla haz almanız

dileğiyle…

NYX

187


hikayeler

Tutunmak

Kalemler

ve Silgiler

NAŞİDE SAĞLAM

naside.saglam@nyxmag.com

Derelerin, çayların; karların erimesiyle, yağmur

suyuyla coştuğu, sellerin kalktığı ilkbahar mevsimi...

Köy yakınındaki çay, bu mevsimde; insanları zorlasa da,

başka bir yol olmadığı için geçmelerinin zorunlu olduğu

bir güzergah... Huri, eşi ve akrabaları da, o gün bahçeden

köye dönerlerken, bu çaydan geçmeleri gerekir. Çay, o

an, sel sularının etkisiyle öyle bulanık, öyle delice akar

ki; herkes, birbirine tutunmaya çalışarak, içine girdikleri

bu suyun akıntısına kapılmadan, tehlikeli olsa da çekine

çekine karşıya geçmeyi ister. Huri’nin kocası, köydeki

adetten, başkalarının yanında eşinin elini tutmanın ayıp

olduğunu düşündüğünden; çayda, ondan ayrı yerde kalır.

Huri, birbirine tutunanların son halkası olarak en sonda,

kendi çabasıyla çaydan geçerken bir anda sulara kapılıp

gözden kaybolur. Çaydaki bağrış çağrışlara gelen yakın

bahçedeki insanlar, çay boyunca gün batımına kadar

Huri’yi ararlar; ama bir sonuç alamazlar. Metrelerce

suyun içinde sürüklenen Huri’yi bir gün sonra çayın

kenarında, söğüt dalına takılı ve boğulmuş halde

bulurlar...

Çocukluğumda anlatılan ve bizim köyde yaşanan bu

olayı dinlediğimde; kadının çaresiz bakışlarıyla eşinden

yardım istediğini ve eşinin başkaları ne der düşüncesiyle

elini tutmadığını; çocuklarının annesi, hayat arkadaşı

olan karısını kaderine terk edişini gözümün önüne

getirir; hüzünlenir ve öfkelenirdim. Ve o adamı, aynı

devirde yaşayanlardan bir kişinin bile “Sen ne yaptın,

sadece elini tutacaktın.” diye suçlayıp suçlamadığını, ona

“o anı “ düşündürüp düşündürmediğini merak ederdim.

Zamanla bu öfkem, farklı duygulara, farklı sorulara

evrildi. Hiç vicdan azabı çekti mi? Sadece elini tutup

hayatta tutacağı karısını düşünüp içi sızladı mı? Buna

karşılık hayatında neyin cezasını çekti? Yaşadıklarını

sorguladı mi?.. Ne kadar acı çekmiştir belki de. Bu vicdan

azabıyla yaşamak; kendisine verilecek en büyük cezaydı

belki de... Huri’nin elinin tutulmamasında, boğulmasında

kim suçlu? Kocası mı?.. Kocasının çekindiği anne babası

mı, akrabaları mı?..

NYX

188


Ya da bu insanların anneleri babaları, ataları mı?..

Yıllar sonra, eli tutulmadığı için boğulan Huri’nin

oğlu, köye muhtar olduğunda ilk işi Kaymakamlığa

gidip o çaya köprü yaptırmayı istemek olur.

Kaymakam, köprü ile ilgili konuyu prosedürleriyle

anlatmaya ve daha sonraki bir sürece koymaya

çalıştığında muhtar, yüreğinden kopan sesle: “

Kaymakam bey, kaymakam bey !..

O çay, benim anamı götürdü. Köprü olsaydı benim

anam şimdi sağdı” der.

Sahi kaçımız böyleyiz? En asi duruşumuzun

arkasında ya ailemiz ya akıl aldığımız bir büyüğümüz

ya da sıkça okuduğumuz kişisel gelişim kitaplarımız

vs var. Başımıza istemediğimiz bir olay geldiğinde bile

bunu konuşabileceğimiz ve sonunda çözümlediğimiz

arkadaşlarımız var.

O, köyünde dışlanan ve halen bile aklıma

geldiğinde hayranlık duyduğum Cemile, saf aklı,

hissiyle; “el alem ne der” i çoktan geçmiş ve çayın diğer

tarafında el sallamakta bize...

O köprünün, soğuk korkuluk demirlerine

dokunup, çaya baktığımda “Kaç kadın geçti bu

sulardan acaba ?” diye düşündüm. “Kaçı boğuldu, kaçı

kurtuldu acaba?.. Kaç vicdan yaralandı? Kaç hayat

kayboldu?..”

Hukuki destek vermem için bir sivil toplum

örgütü tarafından yönlendirilen Cemile, destek

istediği olayını ve köyünde yaşadığı sıkıntıları bana

anlatırken birden yüzüne en parlak gülümsemesini

takıp: “ Ben köyde hep şalvar giyiniyordum. Bütün

kadınlar zaten şalvar giyinir. Bir gün kot pantolon

giyindim ve çok sevdim. Sanki benim için dikilmişti o.

Sonra hiç çıkarmadım...” Köyde pantolon giyindiği için

yemediği laf kalmamış hatta en büyük tepkiyi kadınlar

göstermiş ama Cemile, o çok sevdiği pantolonunu tüm

tepkilere, yadırgamalara ve dışlanmalara karşı, hiç

çıkarmamış ve bir daha şalvar giyinmemiş.

Cemile, asi tavırları ve kendine has duruşu ile

köyde yarım akıllı görülse de içindeki his, duyguyla

kimseden destek görmeden, yardım almadan kendi

içgüdüleriyle bildiğini okumaktan geri kalmamış.

NYX

189


Hakan Kızılay

İdealist Diş Hekimleri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi

Diş Hekimi

Diş implantı aslında çok eski zamanlardan beri uygulanan bir yöntem. Ancak bu yöntemin butik

hale getirilip tüm dünyaya yayılması ise son otuz yılda gerçekleşti.

Son yirmi yılda ise diş implantları altın çağını yaşıyor.

Bu çağda yaşanan yaygınlaşma ile yüksek implant fiyatları çarpıcı bir oranda düştü. Düştü ama bu

durum beraberinde birçok sorunun da cevaplanması ihtiyacını doğurdu.

NYX

190


Sağlık

DİŞ İMPLANTLARI

HAKKINDA

EN ÇOK SORULAN

11 SORU

1

Diş implantı nedir?

Diş implantı bir protezdir. Dişi

taklit eden yapay bir cisimdir.

Tamamen steril edildikten

sonra uygun işlemlerle bu

protez çene kemiklerinin içine

yerleştirilir. Eskiden, diş veya

dişlerin eksikliğinde öne çıkan

tedavi yaklaşımı, dişsiz bölgeye

dokunmamaya yönelikti.

İster sabit/yapıştırmalı diş

protezlerinde ister hareketli/

çıkarılabilen diş protezlerinde

olsun dişsiz bölgeye

dokunulmazdı; dişsiz bölgenin

en önemli görevi protez için bir

yastık olarak kullanılmaktı.

2

3

İlk diş implantı ne zaman

yapıldı?

Bilim insanları bu dişsiz

bölgeden yararlanmak için

bir türlü geliştirilemeyen

“diş implantı” üzerinde çeşitli

denemeler yapmaya başladı;

İsveçli bilim adamı Per-Ingvar

Brånemark 1965 yılında ilk

kez bir insana kendi geliştirdiği

implantı yerleştirdi. Bu yıl;

2020 modern diş hekimliği

implantolojisinin 55.yılı.

İmplant kaç kısımdan

meydana gelmektedir ?

İmplant protezi temelde iki

kısımdan meydana gelir: kemik

içindeki kısım ile protezi taşıyan

kemik içindeki kısma bağlanan

üst parça. Üst kısma yapıştırılan

ya da vidalanan protez kısmı

olmadan bir diş implantı

düşünülemeyeceği için aslında

bir diş implantı üç ana bölümden

oluşur diyebiliriz:

4

• Kemik içine yerleştirilen

bölüm

• Kemik içine yerleştirilen

bölüme vidalanan ağız içinde

kalan bölüm

• Ağız içinde kalan bölüme

yapıştırılan ya da vidalanan

protez bölümü

İmplant neden etkili bir

tedavi seçeneği oldu?

Diş implantları ilk önce dişsiz

çenelerde hareketli protezlerle

yaşanan birçok uyum sorununu

radikal biçimde çözdüğü için çok

etkili oldu. Ancak zaman içinde

diş eksikliği görülen her bölgede

uygulanabilir olması bu tedavi

seçeneğini çok daha fazla tercih

edilme noktasına taşıdı. İnsanlar

eksik bir dişin tedavisinde

sağlam dişlerini sabit protez

için küçültmek yerine implant

yaptırmanın ağız ve diş sağlığı

için daha avantajlı olduğunu

gördü.

NYX

191


5

Diş implant uygulamasının bilinen bu

avantajlarından başka yararı var mı?

Evet var.

• Dişsiz çene kemiği bölgesinde yaşanan ve kişinin

genellikle farkına varmadığı erimeyi durdurması.

Çoğumuz bir dişimizi çektirdikten sonra o çekim

yerinin eksikliğini uzun süre dert etmeyiz. Oysa

o çekim kısmı çene kemiğinde en hızlı eriyen

bölge olmaktadır. Sabit veya hareketli protez

yaptırmak o bölgedeki erimeye engel

olmamaktadır.

• Dişlerin karşılıklı dengeli ve etkili kapanışının

bozulmasına engel olmasıdır. İnsan vücudunu

yakından inceleyince hayret uyandıran

birçok organ, doku ve sistemlerinden birisi de alt

ve üst çenelerimiz arasındaki ilişkidir. Kısa sürede

telafi edilmediği takdirde, tek bir dişin eksikliği bile

çoklu diş eksikliğinde olduğu gibi bu önemli ilişkiyi

bozmaktadır.

• Sindirimin ağızda başlayan kısmının verimliliğini

artırmasıdır. Etkili çiğneme sindirim ile ilgili her

türlü sorunun engellenmesinde büyük katkı

sunmaktadır.

7

hem kolaylaştırıldı hem hasta hem de doku dostu

hale getirildi. Buna en güzel örnek görüntüleme

teknik ve teknolojilerinin ilerlemesi sayesinde tedavi

planlamasının çok hızlı ve net biçimde yapılmasıdır.

Diş implantı herkese uygulanabilir mi?

Tabi ki uygulanamaz. Buradaki engellerin başında

elbette implant yaptırmak isteyen kişinin tıbbi açıdan

diş implant uygulamasına izin vermeyecek fiziki

hastalıkları gelmektedir. Burada mutlaka hastanın

geçirdiği ve taşıdığı hastalıklar sorgulanmalıdır.

Bununla yetinmeyip muhakkak surette hastayı takip

eden uzmanla da konsültasyon yapılmalıdır. Bizi

durduran diğer bir konu ise psikolojik hastalıklardır.

6

Zor mu bu diş implantlarını uygulamak?

Özellikle son yirmi yılda tüm implant protokolleri

NYX

192


Sağlık

8

Cerrahi kısım çok zorlayıcı mıdır? (Canım

çok yanar mı?)

Toplumda genel olarak diş implantı ile ilgili dönüp

dolaşılıp kullanılan temel söz öbeği “çeneye diş

vidalamadır.” Şunu çok açık yüreklilik ile ifade

edelim diş implant uygulamasının en az can acıtan

kısmı cerrahisidir. İmplant uygulanacak bölge

uyuşturulduktan sonra canınız çok özel koşullar

meydana gelmezse kesinlikle yanmayacak; cerrahi

kısım sizi zorlamayacaktır.

9

İmplantım hemen takılır mı?

Evet, implantınızın kemik içinde kalan bölümü

hemen takılır ancak normal şartlar altında

implantınızın üstündeki protez kısmını taşıyacak

parça en erken bir ay içinde takılacaktır. Ancak en

başta belirttiğimiz gibi günümüzde “anında implant

protezi” uygulamaları da söz konusudur. Belli

şartlarda geçerli olan bu yöntemde implant kemik

içine yerleştirildiği seansta üst kısmı ile protez

birlikte uygulanabilmektedir.

10

İmplant uygulaması çok pahalı mı?

Çok pahalı değil ama pahalı. İlk anda. Sonrasında

kazancınız hem maddi hem biyolojik olarak yıllar

içinde artacak. Elinize kâğıdı kalemi alıp hesabını

yaparsanız bunu çok net anlayacaksınız.

Öncelikle sağlam dişlerinizi koruduğunuzu fark

edin: Daha sonra kemiğinizin erimesine engel

olduğunuzu. Hemen bunun ardına eksilen dişinizi

taklit eden bir proteziniz olduğunu ekleyin. Bu

eklenen yapay dişin eğer düzenli ağız bakımı

uygularsanız size ikinci bir şans sunduğunu

düşünün. Yukarıda saydığımız diğer faydalarını

ekledikçe ne kadar kazançlı olduğunuza

şaşıracaksınız. Estetik kazanımınızı zaten

konuşmuyoruz bile.

11

İmplantım ömrümün sonuna kadar ağzımda

kalır mı?

İsveç’te ilk implant uygulaması yapılan Gösta

Larsson, 41 yıl implantlarıyla yaşayıp öldü. Ellibeş yıl

içinde hem implant üretim kalitesi hem de uygulama

teknolojisi çok ilerledi. Ancak bununla beraber

aynı sürede ağız hijyenini bozan küresel beslenme

alışkanlıkları kazandık. Bu çelişki implantın ağızda

kalma süresini etkiliyor; implant yaptıran kişiye

daha fazla sorumluluk düştüğünü gösteriyor. En

güzel örnek diş implantlarının baş düşmanı olan

diyabetin (şeker hastalığının) son elli beş yıl içinde

tüm dünyada hayret verici biçimde yükselen

oranıdır.

Diş implantları hayatımıza gireli sadece ellibeş sene

oluyor ancak görünen bu tedavi seçeneğinin giderek

daha da yaygınlaşacağı. Yapmamız gereken daha çok

sorgulamak, daha çok öğrenmek.

Kimse bir bardağın içine

atılmış damaklarıyla bu

dünyadan ayrılmamalı

İmplantın babası

Per-Ingvar Brånemark

NYX

193


Röportaj

Uzm. Dr. Öğr. Üyesi Gözde Gündoğdu Meydaneri

İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Uzmanı

NYX

194


Röportaj

Doğum sonrası depresyonu genelde

doğumdan sonraki 3 – 6 hafta içerisinde

başlayıp tedavi edilmez ise aylar hatta

yıllar sürebilir.

İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Gözde Gündoğdu Meydaneri, doğum sonrası

depresyon ile ilgili tüm bilinmesi gerekenleri anlattı.

Röportaj: Dr. Yasemin Aydın / yasemin.aydin@nyxmag.com

Doğum sonrası

depresyonu kısaca nedir?

Belirtileri nelerdir?

Doğum sonrası depresyonu,

diğer adı ile postpartum

depresyon doğum sonrası

annenin yaşadığı ani hormonal

ve biyolojik değişiklikler ile

tetiklenen; çökkünlük hissi,

hayattan zevk alamama, hüzün,

ağlama atakları, yetersizlik ve

değersizlik hissi, sık ve ani duygu

değişimleri, kaygı, umutsuzluk,

intihar düşünceleri gibi bilişsel

ve duygusal belirtilerin yanında

uykusuzluk, kilo değişiklikleri

gibi fiziksel belirtileri de

içerebilen bir tablodur, genelde

doğumdan sonraki 3-6 hafta

içerisinde gelişebilir.

Doğum hüznü ve doğum

sonrası depresyonu aynı

mıdır?

Birçok kadında doğum sonrası

hüzün, üzüntü, yetersizlik

hissi, ağlama atakları gibi

bazı duygusal değişiklikler

görülebilir. Bu durum genelde

doğum sonrası 3. – 5. günler

arasında görülüp, kalıcı olmayıp

bebek hüznü diye adlandırılır

ve postpartum depresyondan

farklıdır. Depresif duygudurum

2 haftadan uzun sürer ise

postpartum depresyon

açısından tetikte olunmalı ve

yardım alınmalıdır. Bebek hüznü

tüm annelerde görülebilirken

doğum sonrası depresyonda

annenin sosyal destek eksikliği,

kültürel etmenler önem arz

eder.

Doğum sonrası

depresyonu ne kadar

sürer?

Doğum sonrası depresyonu

genelde doğumdan sonraki 3 – 6

hafta içerisinde başlayıp tedavi

edilmez ise aylar hatta yıllar

sürebilir.

Anneler doğum sonrası

depresyon ile nasıl başa

çıkabilirler?

Sosyal destek ve başta eşin

desteği çok önemli olup gerek

anneye olan davranışlarda

gösterilecek hassasiyet, gerekse

annenin tedavi sürecinde de

bebeğin bakımının aksamaması

konusunda eşlere büyük

görevler düşmektedir. Annenin

kendi yaş grubundan anne

olanlarla konuşması, sorunların

paylaşılması, yürüyüş, yüzme

gibi egzersizleri kendilerini

zorlamadan yapmaları,

hayatlarında olan diğer kişilerin

kendilerine nasıl daha iyi yardım

edebileceklerini söylemesi,

sevdiği kişilerle iletişim

içerisinde olmaya devam etmesi,

sıvı alımına dikkat edilmesi ve

fırsat bulunduğunda, bebek

uyuduğunda dinlenilmesi

bu süreci rahat şekilde

atlatmalarına yardımcı olacaktır.

Böyle bir depresyon

yaşadığını düşünen

anneler hangi

durumlarda uzman

yardımı almalıdır?

Doğum sonrası depresif

belirtilerin ve hüznün çok

şiddetli olduğu, kişinin

işlevselliğini etkilemeye

başladığı, gündelik

durumlarla başa çıkamadığını

hissettiği, günün çoğunu bu

duygudurumunda geçirdiği,

kendisi ve bebeğine zarar

verme düşünceleri ortaya çıktığı

ve 2 haftadan uzun sürdüğü

durumda anneler yardım

almalıdır.

NYX

195


Röportaj

Bazı anneler doğumdan sonraki yoğun ev ziyaretlerinden

hoşlanmayabilir, bunun yanında annenin dışarı çıkıp yürüyüş

yapma, rahatlama ihtiyacı duyduğu zamanlarda bebek

bakımında kendisine yardımcı olunabilir.

Doğum sonrası

depresyon nasıl tedavi

edilir? Depresyon için ilaç

kullanırken emziemeye

devam edilebilir mi?

Doğum sonrası depresyon

psikoterapi ve ilaçlarla tedavi

edilebilir. Emzirme sırasında

annede ilaçların bebeğine

geçebileceğine ve zarar

verebileceğine dair kaygılar

olabilir, bu bazı annelerde

tedaviden kaçınmaya sebep

olabilir fakat bazı ilaçlar

annenin ve bebeğin yakın takibi

ile emzirme döneminde de

verilebilir. Annede kendisine,

bebeğine ve çevreye zarar

verme riski olduğunda

hastaneye yatışı yapılarak

tedavisi gerekebilir.

Bu depresyon önlenebilir

mi? Doğumdan önce

teşhis konulabilir mi?

Doğum sonrası depresif ruh

hali anne olmanın getirdiği

yeni kimlik, artmış sorumluluk,

hormonal düzeydeki ani

değişiklikler doğum stresi,

anne vücudundaki fiziksel

değişim, değişen koşullara

uymakta güçlük gibi nedenlerle

tetiklenebilir fakat bu genellikle

geçici olan hüzün tablosunun

postpartum depresyona

ilerleyeceğini gösteren

kesin bir kanıt yoktur. Sosyal

desteğin eksik olması, düşük

sosyoekonomik koşullarda

yaşıyor olmak, ailede başka

bir duygudurum bozukluğu

öyküsü, annede daha önce

geçirilmiş depresif atakların

olması riski arttırmaktadır.

Bu durum aslında hayatın

değişen koşullarına bir uyum

süreci olup, birden fazla

faktörün bir araya gelmesi

ile oluşan bir tablo olduğu

için doğumdan önce tanısının

konulması pek mümkün değildir,

fakat annenin gebeliğinde

de depresif ruh halinin ya da

duygudurum bozukluğunun

olması, gebeliğine karşı ikilemli

duygularının olması, istenmeyen

gebelikler, çatışmalı evlilikler

doğum sonrası depresyonun

gelişebileceğine dair risk içeren

işaretlerdir.

Doğum sonrası

depresyonu olan bir

yakınımıza nasıl destek

olabiliriz?

Postpartum depresyonu olan

yakınımız ile onun beklentilerini

açıkça konuşarak ve elimizden

geldiğinde ona talep ettiği

konularda yardım ederek

destek olabiliriz, bazı anneler

doğumdan sonraki yoğun ev

ziyaretlerinden hoşlanmayabilir,

bunun yanında annenin dışarı

çıkıp yürüyüş yapma, rahatlama

ihtiyacı duyduğu zamanlarda

bebek bakımında kendisine

yardımcı olunabilir. Annenin bu

taleplerini rahatça çevresindeki

kişilere iletebileceği ortamı

oluşturabilmek dahi anneyi

büyük ölçüde rahatlatacaktır.

NYX

196


NYX

197


Rekor

Risk ve

Pusula

DENİZ AYDIN

Elektronik Mühendisi /

Piyasa Analisti

deniz.aydin@nyxmag.com

Strateji

2020 yılının yatırım modası hisse senedi piyasaları

diyebiliriz. Muhtemelen bir borsa yatırım hesabı sahibisiniz

veya yakın çevrenizde hesap sahibi en az bir kişi var. Bu

sadece bir tahmin değil, aksine istatistiklere göre ülkemizin

bir gerçeği olmuş durumda.

Yatırımcı Sayısında Rekor

MKK (Merkezi Kayıt Kuruluşu) verilerine göre 2019 yılında

hisse senedi piyasalarına giriş yapan yatırımcı sayısı 2020

yılının daha ilk ayında geçildi. 2019 yılında görülen hisse

senedi yatırımcı sayısı artışı 24.519 iken, 2020 yılı başından

Ağustos ayına kadar olan veriler bu sayının 400 bini aştığını

gösteriyor. Bu artışla beraber, toplam yerli hisse senedi

yatırımcı sayısı da 1,6 milyonu aşmış durumda. Bu durum,

yaşadığımız bazı ekonomik gelişmelerin sonucu olarak

yorumlanabilir.

Bu gelişmelerden birincisi elbette mevduat faizlerinin son

derece düşük seviyelere gelmesi. Enflasyonu da hesaba

katınca banka faizlerinin reel getirisi negatif durumda. İkinci

gelişme ise dövizdeki kur hareketliliğinin kamu bankalarının

da işe dahil edilerek sınırlandırılması. Bunlar sonucunda

insanlar alternatif yatırım yöntemlerine yönelmeye başladı

ve bu yönelim hisse senedi piyasalarına odaklandı. Bunda

elbette Nisan-Temmuz aralığında Borsa İstanbul’daki yükseliş

dönemi de etkili oldu.

NYX

198


Pusula

Rekorla Gelen Risk

Ülkede daha geniş bir kitlenin hisse senedi yatırımını

seçerek ülkenin değerli firmalarına yatırım yapması

elbette olumlu bir durum. Bu hem piyasaları

canlandıracaktır, hem de hisselerde derinliği

arttıracaktır. Fakat, bu hızlı artış aynı zamanda bir

tehlike. Çünkü yeni katılan kitledeki bilinç seviyesi

belirsiz. Araştırmaya ve belli prensiplere dayalı

yapılan hisse senedi yatırımı ülkemizde belki de

en kazançlı yatırım yöntemidir. Fakat bilinçsiz bir

şekilde, araştırmadan, etraftan duyularak alınan

hisseler yatırımcılar için büyük tehlike arz ediyor,

çünkü bazı hisseler spekülatif hareketlere maruz

kalabilir ve yatırımcılarını zarara uğratabilir.

Bu zararların telafisi ise uzun zaman alabilir ve

yatırımcıyı küstürebilir. Peki, araştırmaya ve belli

prensiplere dayalı hisse senedi yatırımı nasıl yapılır?

Kısaca değinebiliriz.

Almadan Araştırmalı

Hayatın her alanında olduğu gibi, bir işin güvenilirliği,

o işin verilere dayalı bir şekilde yapılıp yapılmadığına

bağlıdır. Bir işin sonucunu tahmin edebilmek için

o iş hakkında bir analiz ve değerlendirme yapmış

olmak gerekir. Bu durum borsa için de aynen geçerli.

Herhangi bir araştırma veya inceleme yapmadan

alınan hisseler sizi zarara uğratabilir. Halka açık olan,

farklı kategorilere bölünmüş yüzlerce hisse senedi

var ama bunların birçoğu gerçek yatırımcılığa uygun

değildir.

Herhangi bir ürün için alışveriş yaparken farklı

markaları, modelleri, farklı satıcıları inceleyip neyi

alacağımıza öyle karar veririz. Çünkü para kıymetlidir

ve zaman harcayarak o parayı kazanmışızdır, çöpe

atmak istemeyiz. Ne yazık ki birçok yatırımcı benzer

hassasiyeti hisse senedi piyasalarında göstermiyor.

Çevresinden veya sosyal medyadan duyduğu ama

hakkında hiçbir şey bilmediği hisseleri alıp, spekülatif

hareketlerin zararını görebiliyor.

Strateji Önemlidir

Kendinize bir strateji belirlemelisiniz ve

duygularınıza göre değil, bu stratejiye göre

hareket etmelisiniz. Hiçbir strateji, stratejiniz

olmamasından daha kötü değildir. Hisse seçiminde

kriterleriniz olmalı ve hisseleri aşamalı elemelerden

geçirmelisiniz. Bu aşamaları ise temel analiz,

teknik analiz ve takas analizi gibi yöntemlerden

faydalanarak belirleyebilirsiniz veya kurumların

yatırım uzmanlarından destek alabilirsiniz.

NYX

199


Pusula

Altın Kurallar

İlk aşamada aşağıdaki 6 madde sizi birçok yönden

koruyacak ve yatırımınızın karşılığını almanıza

yardımcı olacaktır. Kolay olmayabilir, ama bir ucundan

başlamakta fayda var.

• Tabela şirketlerinden uzak durulmalı. İçi boş,

karlılığı veya gelecekle ilgili iddiası olmayan

şirketler tercih edilmemeli.

• Anlık, günlük kazançlar peşinde koşulmamalı.

Borsa, kumar veya kolay kazanç yeri olarak

görülmemeli, “borsada oynamak“ anlayışı terk

edilmeli.

• Hisseler o andaki fiyatlarıyla karşılaştırılmamalı.

Fiyatı yüksek olan hisse pahalı, düşük olan hisse

ucuz demek değildir.

• Ülkemizde ve globalde önemli gelişmeler takip

edilmeli ve bunların piyasalara ve ilgili sektörlere

olası etkileri değerlendirilmeli.

• Temel analiz, teknik analiz ve/veya takas analizi

öğrenilmeli. Profesyonel bir seviyeye gelinmese

bile bazı basit kavramlara ve yöntemlere aşina

olunmalı.

• Sosyal medya veya çeşitli iletişim araçları

üzerinden yatırımı yönlendirecek tavsiyeler

alınmamalı. Bir tavsiye veya değerlendirme

alınacaksa da SPK’nın resmi yetkilendirdiği

uzman aracı kurum personellerinden alınmalı.

Borsa İstanbul ve Covid 19

2020 yılının kısa bir özetini yapalım. İlk 8 ayda

Borsa İstanbul iki ana düşüş dönemi gördü. 2020 yılı

başında tarihi zirvesini yapan Bist 100, şubat ayıyla

beraber başlayan düşüş döneminde dip bölgeye

ülkemizde görülen ilk Covid-19 vakasının paniğiyle

ulaştı.

Nisan ayıyla beraber bir ralli dönemine girdik ve

Bist 100 endeksi 120.000 civarına ulaştı. Zirvesini

geçemeyen borsaya ikinci düşüş dalgası geldi ve

endekste yüzde 20’ye varan bir düşüş görüldü. İkinci

kez dibe giderken de olası bir ikinci Covid-19 dalgası

haberleri gündemdeydi.

120.000 bölgesi teknik ve psikolojik açıdan bir

direnç durumundaydı. Bu bölgeye yaklaştıkça piyasa

iştahını kaybetti. Bölgedeki direnç üç kez denendi

fakat geçilemedi. Teknik analiz bilen yatırımcılar için

bu bir uyarıydı ve bu uyarıyı görenler riskini azalttı.

Fakat hisse senedi piyasasıyla bu yıl tanışan yeni

yatırımcılar için bu durum geçerli midir, emin değilim.

Düşüş dönemi endeksten iki sıfır atılmasıyla başladı

ve artık 1000-1200 bölgesindeki sayıları konuşuyor

olacağız.

NYX

200


Pusula

Dönemin

Sektörlere Etkisi

Covid-19 eşliğinde yaşanan Nisan-Temmuz ralli dönemi, dünya ve ülke gündemiyle ekonomik gelişmelerin hisse

senedi piyasalarıyla nasıl paralel hareket ettiğini gösterir nitelikte.

Nisan-Temmuz rallisine eşlik eden bazı

sektörler ve endeksleri;

• XGIDA: Gıda sektörü

• XGMYO: Gayrimenkul yatırım ortaklıkları

• XUSIN: Sınai endeks

• XSGRT: Sigorta sektörü

• XBLSM, XUTEK: Bilişim ve teknoloji sektörleri

Ralliye eşlik etmeyip geride kalan bazı

sektör ve endeksleri;

• XBANK: Banka sektörü

• XULAS: Ulaşım sektörü

Covid-19 ile birlikte dışarıda yemek yeme alışkanlıkları

azaldı ve marketlerden alınan yiyeceklerle evde yemek

yapma dönemine geçildi ve gıda endeksi yeni zirve

yaptı ve buna market ve perakendeciler de eşlik etti.

Faizlerin düşmesiyle kredi imkanlarının kolaylaşması

konut ve gayrimenkul alımına yaradı ve gayrimenkul

yatırım ortaklığı hisseleri bu duruma eşlik ederek

yeni zirveler gördü. Sınai endeks hisseleri ve sigorta

sektörü de zirve yapanlardan. Pandemi dönemiyle

dijital dünyaya yönelim arttı ve bilişim ile teknoloji

hisseleri rağbet gördü.

Endeksi taşıyan genellikle bankacılık hisseleri olurdu.

Fakat Nisan-Temmuz döneminde bankacılık hisseleri

geri planda kaldı ve Bist 100 diğer sektörler ile

yükseldi. GARAN, ISCTR gibi derinliği yüksek hisseler

ralliye katılmadılar. Bunun sebebi elbette faizlerin

düşmesi ile bankacılık sektöründeki karlılığın düşmüş

olması. Karantina dönemi ile yurt içi ve yurt dışı

ulaşımdaki kısıtlamalar da ulaştırmacılık sektörünü

negatif etkiledi ve bu hisseler de pandemiden payını

aldı.

Önümüzdeki Dönem Senaryoları

Son aylarda sakin seyreden dövizde hareketlilik

başladı. Dolar 7-7,50 bandına geçti ve bir süre daha

hareketlilik görmek mümkün. Düşük faiz politikası

uzun süre devam etmeyebilir ve Merkez Bankası faiz

arttırımına gitmek durumunda kalabilir. Faizlerin

artışından dolayı banka sektörü karlılığı olumlu

etkilenebilir ve banka endeksinde hareketlilik

görülebilir.

Yurtdışı ile yaşanan Doğu Akdeniz problemi borsada

bir baskı unsuru ve bu problemin çözülmesi yönündeki

haberler borsayı rahatlatabilir, önünü açabilir.

Covid-19’un negatif etkilediği sektörler var,

ulaştırmacılık ve turizm gibi. Pandeminin dünya

çapında kontrol altına alınmasıyla ilgili gelişmeler

olur ise, bu tarz negatif etkilenmiş sektör hisseleri

üzerindeki baskı kalkabilir.

Karadeniz’de tespit edilen doğalgaz rezerviyle ilgili

gelişmeler ilgili sektörleri olumlu etkileyebilir. Son

olarak, her ne kadar tartışmalı bir proje olsa da Kanal

İstanbul, Gyo şirketleri için yüksek bir kâr potansiyeli.

Olası faiz arttırımı bu sektör kârlılığını negatif

etkileyecek olsa bile bu projenin ilerlemesi yönündeki

olası gelişmeler veya haberler bu sektörün ilgili

hisselerine olumlu yansıyabilir.

Bunlara ek olarak, her zaman dünya ve ülke gündemi

ile ekonomik gelişmeler yakından takip edilmeli.

Sektörel bazda değerlendirmeler ile karlılık yapısı

güçlü kurumsal ve gelecek vaadeden firmalara yatırım

yapılırsa borsada kazanmak zor değildir, sadece zaman

ve sabır gerektirebilir.

NYX

201


Yeryüzünün

cennet kuyuları

Zaman

Yolcusu

TAN SANDER

tan.sander@nyxmag.com

Cenoteler

Cancun hava limanına inip bisikletime kavuşunca, Güney

Amerika Bisiklet Yolculuğum da başlamış oldu.

Cancun hava limanından pedallamaya başladıktan sadece 26

km sonra karanlık basmadan, hafif yağmur altında beni dev

grafitilerle karşılayan Puerto Moreles sahiline ulaşıyorum.

Sahilde ilk gecemi geçireceğim çadırımı kurmak için restoran

sahibinden iznimi alıp, yağmur hızlanmadan çadırımı

kurup, yağmurun tıp tıp diye başlayarak ninni seslerine

dönüşmesiyle derin uykuma dalıyorum


Zaman Yolcusu

Sıcaklık o kadar fazla ki erimemek

ve serinlemek için yolun her yanında

girişleri olan Cenoteleri dinlenme

yerlerim olarak belirliyorum!

Suyun soğukluğunu yücudunuzda

hissetmek sizi hemen yeniliyor

ve günün ilerleyen saatleri için

hazırlıyor.

Cenoteler, Yucatan yarımadasını

oluşturan kalkerlerin zaman içinde

depremler ve buzul çağının bitmesine

yol açan meteorun Meksika

Körfezi'ne düşmesinin ardından

meydana gelmiş birbirinden değişik

mağaralar. Maya İmparatorluğu'nun

kurulduğu ve 1200 senesine kadar

yaşadığı bu topraklarda irili ufaklı,

hepsi birbirinden farklı binlerce

cenote bulunuyor. Çoğu cenote

mineral zengini berrak sularıyla

yerli ve yabancı turistlere ve

ayrıca Yucatan'ın gerçek sahipleri

Mayaların serinlemek için sık sık

kullandığı birer havuza dönüşebiliyor.

Cenoteler yeraltından birbirleriyle

ve en sonunda atlantik okyanusuna

bağlılar! Bir çok turist buralara aletli

dalışın en tehlikesi olan sualtı mağara

dalışına gelmektedir!

NYX

203


trend

topic

Twitter

Günlüğü

YURDAGÜL AYDIN

yurdagul.aydin@nyxmag.com

Merhaba

Yaz bitti, sonbaharın ilk ayını da geride bıraktık bile. Peki bu

geçtiğimiz üç ayda ülkemizde en çok neler konuşuldu merak

ediyor musunuz? Ülkenin gündemini takip edebileceğimiz en

gerçek platform olan twitterdan son 3 ayın trend topiclerini

sizin için listeledim.

Güzel hashtaglerde buluşmak dileğiyle...

Temmuz

1 Temmuz - #SosyalMedyamaDOKUNMA

2 Temmuz - #HesabıSandıktaKapatacağız

3 Temmuz - #sakarya

4 Temmuz - #ÇiftçimizMilliDeğerimiz

5 Temmuz - #yazokuluistiyoruz

6 Temmuz - #besiktas

7 Temmuz - #ayağakalksakarya

8 Temmuz - #TebriklerLCWaikiki

9 Temmuz - #DağKeçilerineDokunma

10 Temmuz - #ayasofyacamii

11 Temmuz - #15TemmuzMehteri

12 Temmuz - #Wayfair

13 Temmuz - #CemalYaz1890aYolla

14 Temmuz - #BarışMuratYağcı

15 Temmuz - #psikolojideacikogretimehayir

17 Temmuz - #PsikolojideMesafeOlmaz

18 Temmuz - #MTVHottest

19 Temmuz - #DiyanetKapatılsın

20 Temmuz - #GerekçemizVar

21 Temmuz - #pınargültekin

22 Temmuz - #VolkanUzunTutuklansın

23 Temmuz - #ayasofyacamii

24 Temmuz - #Atatürk’e

25 Temmuz - #PsikologlarDavasındaHaklı

26 Temmuz - #PesEtmekYok

27 Temmuz - #PsikolojiÖrgünOkunur

28 Temmuz - #SansürYasasınaDurDe

29 Temmuz - #TFFistifa

30 Temmuz - #kurbanbayramı

31 Temmuz - #WeLoveYouJimin

16 Temmuz - #susmabatman

NYX

204


Twitter Günlüğü

Ağustos

1 Ağustos - #PsikolojiYüzyüzeÖğrenilir

2 Ağustos - #COVID_19

3 Ağustos - #PsikologlarUmutlu

4 Ağustos - #Beirut

5 Ağustos - #5AğustosPsikolojiŞenliği

6 Ağustos - #BeratAlbayrakistifa

7 Ağustos - #TürkiyeyeGüveniyorum

8 Ağustos - #DünyaKedilerGünü

9 Ağustos - #BırakmamSeni

10 Ağustos - #MaviVatan

11 Ağustos - #TedbirleriAlınÜnileriAçın

12 Ağustos - #bilimkurulu

13 Ağustos - #AkSevda19Yaşında

14 Ağustos - #BarçaBayern

15 Ağustos - #HalkDURdiyecek

17 Ağustos - #wuhan

18 Ağustos - #MusaOrhanTutuklansın

19 Ağustos - #SağlığaZamlıTekKalemMaaş

20 Ağustos - #fizyoterapistlerOdaistiyor

21 Ağustos - #tercihleraçıklansın

22 Ağustos - #SnKocaYanlışAnladın

23 Ağustos - #UCLfinal

24 Ağustos - #elifsaritutuklansin

25 Ağustos - #MambaMentality

26 Ağustos - #ZaynalıKimKoruyor

27 Ağustos - #ölüyoruz

28 Ağustos - #EastMedisTurkey

29 Ağustos - #BakanZiyaSelçukNTVde

30 Ağustos - #TürkiyeUzayLiginde

31 Ağustos - #5816SayılıKanunKaldırılsın

16 Ağustos - #öğretmenlerbirleşiyor

Eylül

1 Eylül - #BuGeceSirenlerSaat21

2 Eylül - #Tele1Susturulamaz

3 Eylül - #ElifMersinTutuklansın

4 Eylül - #Mulan

5 Eylül - #kpss2020

6 Eylül - #TerimOrtaSahaBekliyor

7 Eylül - #CukurS4

8 Eylül - #ünileriYÖKetme

9 Eylül - #SağlıkçıyaKocaBirHiç

10 Eylül - #erdoğanınyanındayız

11 Eylül - #KırmızıOda

12 Eylül - #MebKararname

13 Eylül - #Atatürk

14 Eylül - #AffetÇukur

15 Eylül - #KadirŞekerMeşruMüdafaa

16 Eylül - #iyikiTTBvar

17 Eylül - #HalilSezaiTutuklandı

18 Eylül - #TavandanDeğilSeyyanenZam

19 Eylül - #YıllarSonra

20 Eylül - #BŞKvGS

21 Eylül - #SagliktaSiddet

22 Eylül - #SosyalBilgÖgrtMagdur

23 Eylül - #fizyoterapistlerbirlikoluyor

24 Eylül - #GeceGörüşü

25 Eylül - #Öğretmene60BinAtamaMüjdesi

26 Eylül - #AtatürkSözüYaz

27 Eylül - #GSvFB

28 Eylül - #TariheVefa1071Atama

29 Eylül - #AzerbaijanNotAlone

30 Eylül - #vakasayısıkac

NYX

205


Yeni normal hayatımızda eskisi kadar çok dışarıda

olamıyoruz. Özellikle risk grubunda olanlar ve salgını kontrol

altına almak için homeofis sistemine geçip evde daha fazla

zaman geçirenler için evlerde yeşil alanlar oluşturma fikri

yaygınlaşmaya başladı.

Biz de bu konuda başarılı işlere imza atan Yabu Ev Bitki

markasının kurucuları Özden Tekirdağ ve Berkay Ünver'le

bitkiler üzerine konuştuk.

Yabu Ev, Bitki markasını bitkilere aşık biri

mimar, biri mühendis olan iki ortak olarak

heyecanla yarattık. Kendi bitkilerimizin

bebeklerini dağıtmakla başlayan bu paylaşım

şimdi Yabu markası ile devam ediyor.

Bizim için her bitkinin bir karakteri,

farklı ihtiyaçları var. Bitkiler bizim için

dekoratif objeler olmaktan çok daha öteler.

Bulunduğumuz mekana enerji katan, her

yeni yaprakla bizi kendine hayran bırakan,

hikayelerini dinlemeye, görüntülerini ve

mucizelerini izlemeye doyamadıklarımız…

Şimdi bize ulaşan bitkiseverlerle bu

heyecanımızı paylaşıp, hissettiklerimizi

hissettirebilmek ilk önceliğimiz. Her yeni

bitkiyi evine yolladığımızda sahibiyle kurduğu

ilişkiyi görmek bizi çok mutlu ediyor.

Genellikle bize ulaşan bitki sahibi olmaya

niyetlenmiş kişiler, mekanlarında bitkiler

NYX

206


evimizdeki

Ev Bitkileri

oksijen noktaları

YABU'dan NYXmag okuyucuları için özel indirimler

Siparişlerinizde NYX kodunuzu kullanmayı unutmayın!

shopier.com/Yabuevbitki

NYX50 , 250 TL ve üzeri alışverişlerde 50 TL

NYX30 , 150 TL ve üzeri alışverişlerde 30 TL

NYX20 , 100 TL ve üzeri alışverişlerde 20 TL

Biz yeşilin enerjisini ve mimariye kattıklarını çok seviyoruz.

için uygun alanları belirlemiş, o alanlara ve kendilerine

hangi bitkilerin uygun olacağı konusunda destek isteyenler

oluyor. Hem mimar gözümüz ile hem annelerimizden miras

bilgi birikimimiz ile doğru bitkiyi, doğru yer ve kişilerle

buluşturuyoruz. Böylece bitki eve ya da ofise geldiğinde yaşanan

memnuniyet, bitki yaşadıkça devam ediyor. O kadar çok kişinin

çok severek sahip olduğu bitkilerinin yanlış seçimler yüzünden

yaşayamadığını biliyoruz ki, sahip olmaktan çok sahip olmaya

devam edebilmenin önemli olduğunun farkındayız.

Bitkilerimizi seramızdan özenle kendimiz bizzat seçiyoruz

ve yeni sahiplerine ulaştırıyoruz. Bazı hassas türler dışında

tüm Türkiye’ ye özel paketleme ile bitkilerimizi ulaştırıyoruz.

İstanbul içinde ise araçlı kuryelerimiz ile teslimatlarımızı

gerçekleştiriyoruz.

Bizden önce yapılan hatalar için ise bakım ziyaretleri yaparak

bitkilerinizi yerinde görerek destek olup, iyileştirmeye

çalışıyoruz. Aynı şekilde rutin bakımlar için de gerekli

danışmanlıkları veriyoruz.

https://www.instagram.com/yabu.ev.bitki/

NYX

207


2020-21

Sonbahar

Kış

Defileleri

Sonbaharı modanın kışkırtıcı

enerjisiyle karşılamak, ilham almak

ve yenilenmek için hazırsanız,

show başlıyor...

NYX

208


NYX

209

Moda


NYX

210


Moda

SONBAHAR - KIŞ 2020

NYX

211


NYX

212


NYX

213

Moda


NYX

214


NYX

215

Moda


NYX

216


NYX

217

Moda


Sonbahar 2020

Carolina Herrera’nın

2020 Sonbahar

Koleksiyonu

siyah beyaz gibi klasik

renklerin yanısıra kırmızı,

pempe, turuncu ve mavi

gibi canlı renkleri ve

görkemli tasarımlarıyla

çok çarpıcı.

NYX

218


Moda

Carolina Herrera Yaratıcı Moda Direktörü Wes Gordon'un

modern dramatik volanlar ve cesur renklerle görkemli

gösterisi... Sonbahar 2020 Koleksiyonu.

NYX

219


NYX

220


NYX

221

Moda


NYX

222


Moda

16. yüzyıl İspanyol ressamı Francisco de Zurbaran’ ın yağlı

boya tablolarında dramatik bir etki elde etmek için kullandığı

renklerden iham alan Gordon, katı ve monastik asaleti rahat

elbiselere dönüştürerek podyumlara taşıdı.

NYX

223


NYX

224


NYX

225

Moda


CRUISE KOLEKSİYONU

SONBAHAR - KIŞ 2020

NYX

226


NYX

227

Moda


NYX

228


NYX

229

Moda


NYX

230


NYX

231

Moda


NYX

232


NYX

233

Moda


NYX

234


Moda

RESORT KOLEKSİYONU: FLASH 2021

Versace Flash kapsül koleksiyonu cesur, heyecan

verici, gösterişli kıyafetlerle karşımızda.

Geniş omuzlu, vatkalı ceketler, yılan derisi baskılar

ve mini etekler çekici tasarımlarıyla dikkat

çekerken, diğer yanda neon ve pastel renklerin

buluşmasına tanıklık ediyoruz.

NYX

235


NYX

236


NYX

237

Moda


NYX

238


NYX

239

Moda


NYX

240


NYX

241

Moda


NYX

242


NYX

243

Moda


NYX

244


NYX

245

Moda


NYX

246


Moda

SONBAHAR KIŞ

KOLEKSİYONU

2020/21

NYX

247


NYX

248


NYX

249

Moda


NYX

250


NYX

251

Moda


NYX

252


NYX

253

Moda


NYX

254


NYX

255

Moda


NYX

256


NYX

257

Moda


NYX

258


NYX

259

Moda


NYX

260


NYX

261

Moda


NYX

262


NYX

263

Moda


NYX

264


NYX

265

Moda


NYX

266


NYX

267

Moda


NYX

268


NYX

269

Moda


NYX

270


NYX

271

Moda


Kitaplar

SANATTA VE BEYİN BİLİMİNDE

İNDİRGEMECİLİK

“İki Kültür Arasında Köprü Kurmak”

Eric R. Kandel,

Columbia Üniversitesi Sinirbilim Bölümü Öğretim Üyesi

Sanat ve bilim, uzlaşmaz biçimde birbirinden ayrılmış mıdır,

yoksa ortak bir zemin bulabilirler mi? Sanata da derin ilgisi

olan Nobel Ödüllü Eric R. Kandel, bu yeni kitabında, bilimin

bir sanat eserini deneyimleme ve anlamlandırmadaki etkisini

sorguluyor.

Hafızanın nörobiyolojik temellerini ortaya koyan çalışmalarını

bu kez sanata uygulayan Kandel, öznel dünyalarını renk, biçim

ve ışığa damıtan modern sanatçıların nörobilimsel analizini

yapıyor.

HINÇ

Yazar: Mahmut Yesari

Günümüz Türkçesine aktaranlar:

Reyhan Tutumlu, Ali Serdar

Mahmut Yesari’nin 1928 yılında tefrika edilen

romanı Hınç, 92 yıl sonra ilk kez günümüz

okurlarıyla buluşuyor.

Kaybedilmiş büyük servetlerle sefalet dolu

hayatların yan yana sergilendiği Hınç, Muammer

Sacit’in intikam almaya karar vermesiyle

entrikaların iç içe geçtiği bir romana dönüşür.

Şaika, Rukiye, Melike ve Margarita gibi

karakterlerin de bu entrikalara dahil olmasıyla

karmaşık ve bir o kadar da merak uyandırıcı

olaylar silsilesi başlar. Türk edebiyatında “kötücül”

ya da “anti kahraman” olarak nitelendirilebilecek

ve bu anlamda nadir görülen karakterleri

barındırmasıyla da öne çıkan Hınç, hem dil hem

de yapı olarak son derece sürükleyici bir eser…

KİTAP İLE SOHBET BAŞLIYOR

Martı Kitap Kulübü

Martı Kitap Kulübü, 12 yıldır İstanbul Oyuncak

Müzesinde gerçekleştirdiği edebiyat severlerin

buluşma yeri olan “Kitap ile Sohbet” etkinliğini

tüm Türkiye genelinde gerçekleştiriyor.

Bu sezon pandemi nedeniyle online olarak

gerçekleşecek çalışmalar Martı Kitap Kulübü

kurucusu Yasemin Sungur liderliğinde online

gerçekleşecek “Kitap ile Sohbet” buluşmalarında

bibliyoterapi, yaratıcı okuma, yaratıcı drama ve

iletişim becerileri tekniklerinden yararlanılıyor.

Tarih: 6 Ekim Salı / 7 Ekim Çarşamba

Saat: 11.00 – 13.30 / 20:00 – 22:30

Yer: GelisimEnstitusu.com

NYX

272


Kültür - Sanat

Tiyatrolar

CMYLMZ - DIAMOND ELITE

PLATINUM PLUS

05 – 06 – 27 – 28 EKİM

ZORLU PSM

Dünyanın dört bir yanında 5.000’in üzerinde

stand-up gösterisi gerçekleştiren Cem Yılmaz,

CMYLMZ – Diamond – Elite – Platinum - Plus

şovunun yeni sezon gösterileri ile Ekim ayı

boyunca #mesafeliamabirlikte mottosuyla Zorlu

PSM seyircisiyle buluşmaya hazırlanıyor.

KIZLAR VE OĞLANLAR

07 – 08 EKİM

ZORLU PSM

Güzelliğin, aşkın, çocuğun, evin, paranın ve en

önemlisi başarının değerini anlatan, özlemek üzerine

kurulu “Kızlar ve Oğlanlar” oyununda sevilen oyuncu

Bergüzar Korel tek kişilik performansı ile seyirciyi

kendisine hayran bırakıyor. Dennis Kelly’nin kaleme

aldığı, Hira Tekindor’un çevirisi ve İbrahim Çiçek’in

rejisiyle Craft Tiyatro’nun adından sıkça söz ettiren

oyunu “Kızlar ve Oğlanlar” 7 - 8 Ekim tarihlerinde

Zorlu PSM’de seyirciyi yeniden selamlamaya

hazırlanıyor.

AMADEUS

09 – 10 – 19 – 21

EKİM

ZORLU PSM

Peter Shaffer

tarafından kaleme

alınan, dünya müzik

tarihinin unutulmaz

bestecileri

Wolfgang Amadeus

Mozart ile Antonio

Salieri'nin eşsiz

hikayesini anlatan

oyun “AMADEUS”,

başrollerini Selçuk

Yöntem, Okan Bayülgen ve Özlem Öçalmaz’ın

paylaştığı, güçlü oyuncu kadrosu, 14 kişilik koro

ve 11 kişilik canlı orkestradan oluşan 45 kişilik

dev ekibi ve usta yönetmen Işıl Kasapoğlu rejisiyle

Ekim ayı boyunca Zorlu PSM’de tiyatroseverlerle

buluşmaya hazırlanıyor.

TARTUFFE

30 EKİM

ZORLU PSM

17. yüzyıl Fransası’nın büyük mizah dehası Molière’in

bütün dünyada en sık sahnelenen, en çok konuşulan

ve tartışılan ve aynı zamanda da genel olarak büyük

yazarın başyapıtı olarak kabul edilen oyunu Tartuffe,

Mam’art Tiyatro yapımı ve Emrah Eren’in yenilikçi

yorumuyla 30 Ekim’de Zorlu PSM’de seyirci karşısına

çıkmaya hazırlanıyor.

NYX

273


Film/Dizi

“KOVAN”

DOĞA VE İNSANA DAIR

SIRA DIŞI BIR FILM

Başrolünde Meryem Uzerli’nin yer aldığı Kovan, 25 Eylül’de vizyona

giriyor. Türk sinemasında insan ve doğa ilişkisi üzerine yapılan en

özgün filmlerden olan Kovan, Almanya’dan memleketi Artvin’e dönüş

yapan bir kadının arıların dünyasında var olma çabasını etkileyici bir

hikaye ve çekimler eşliğinde anlatıyor.

TRT ve Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından desteklenen

Kovan filmi, Artvin’in iki bin 500 metrenin üzerindeki, sis ve bulut

denizleriyle kaplı zorlu coğrafyasında çekildi. Yönetmen Eylem

Kaftan, filmin senaryosunu TRT Belgesel’de yayınlanan, sunuculuğunu ve yönetmenliğini üstlendiği Biçiftlik

programında tanıştığı bir karakterden ilham alarak kaleme aldı. Mekan seçimleri için aylar süren uzun

araştırmalar yapan Kaftan, dünyanın nadide ballarından olan Doğu Karadeniz’in kestane balının ve Kafkas

arısının merkezi Artvin’e defalarca ziyarette etti. Ayı çekimlerinin nasıl yapıldığı büyük merak konusu olan

filmin arılık çekimlerinde ekibe arı uzmanları, sağlık görevlileri ve veteriner eşlik etti.

HEYECANLA BEKLENEN THE HAUNTING:

BLY MALİKÂNESİ 9 EKİM'DE NETFLIX'TE BAŞLIYOR…

The Haunting: Bly Malikânesi 9 bölümlük sezonuyla 9 Ekim Cuma tüm dünyayla aynı anda sadece Netflix’te!

The Haunting: Tepedeki Ev’in yaratıcılarından, Henry James'in ünlü hikayesinden uyarlanan The Haunting: Bly

Malikânesi ,The Haunting antoloji dizisine yepyeni bir sayfa açıyor.

The Haunting: Bly Malikânesi Hakkında:

The Haunting: Tepedeki Ev’in yaratıcısı Mike Flanagan ve yapımcısı Trevor Macy’den The Haunting

antolojisinin yeni sezonu The Haunting: Bly Malikânesi, 1980'lerin İngiltere'sinde geçiyor. Yeğenlerinin

(Amelie Bea Smith ve Benjamin Evan Ainsworth) bakıcıları trajik bir şekilde ölünce, Henry Wingrave (Henry

Thomas) onları emanet edebileceği genç bir Amerikalı bakıcı (Victoria Pedretti) tutar. Yeni bakıcı, malikânenin

aşçısı Owen ( Rahul Kohli), bahçıvan Jamie (Amelia Eve) ve Kahya Bayan Grose (T'Nia Miller) ile birlikte yetim

iki çocuğun bakımından sorumlu olacaktır. Ancak zaman geçtikçe her şeyin malikânede göründüğü gibi olmadığı

ortaya çıkar. Tüyler ürpertici gotik romantizme ev sahipliği yapan malikânede aşk ve kaybın yüzyıllardır süren

karanlık sırları gün yüzüne çıkmayı bekliyor. Bly Malikâne’sinde, ölmek, gitmiş demek değildir.

NYX

274


Kültür - Sanat

Sergiler

“ARA GÜLER VE AHMET HAMDI TANPINAR

‘AYNI RÜYANIN İÇINDE’ BULUŞTU”

Ara Güler’in çok yönlü sanatçı kimliğini ve ilham veren

yaşamını gelecek nesillere aktarmak amacıyla kurulan

Ara Güler Müzesi’nin yeni sergisi, bir tarihin entelektüel

hafızası Ahmet Hamdi Tanpınar ile bu tarihin görsel

kayıt ustası Ara Güler’i İstanbul’un hikayesinde bir araya

getiriyor.

28 Şubat 2021’e kadar ziyaret edilebilecek yeni

sergide, bir tarihin entelektüel hafızası Ahmet Hamdi

Tanpınar’ın metinleriyle, bir tarihin görsel kayıt ustası

Ara Güler’in fotoğrafları buluşuyor. Dergah yayınlarıyla

birlikte hazırlanan “Aynı Rüyanın İçinde” kitabı da sergiyle eş zamanlı olarak

sanatseverlerle buluşuyor. Sanat tutkunları yeni sergi ve kitapla birlikte gerçek

ve kurgunun iç içe geçtiği bir İstanbul hikayesine şahitlik edecek.

“KEZBAN ARCA BATIBEKI’NIN

YOLDA II ISIMLI SOLO SERGISI”

Kezban Arca Batıbeki’nin, Yolda II (On The Road

II) isimli solo sergisi Artcrowdistanbul Online

Galerisi’nde başladı. 16 Eylül tarihinde açılan ve

2 ay süreyle çevrimiçi olarak izlenebilecek sergi,

yaşadığımız Pandemi sürecinde ‘yol’a duyduğumuz

özlemi dile getiren özel bir seçki ile izleyici karşısına

çıkıyor.

“ARTKOLİK YENI SANAT

SEZONUNU 20 EKIM’DE

AÇIYOR”

Artkolik yeni sanat sezonunu 20 Ekim – 30 Kasım

2020 tarihleri arasında Ayşegül Barbaros’un

“Episode I, Bölüm I” isimli kişisel sergisi ile açıyor.

Ressamın ilk kişisel sergisi olma özelliğini taşıyan

seçkide, 2018-2020 arasında ürettiği yağlı boya

tablolardan bir derleme sunuluyor.

“ALEXIS GRITCHENKO – İSTANBUL

YILLARI” SERGISI, MEŞHER'DE

Meşher, ikinci sergisi “Alexis Gritchenko – İstanbul Yılları”

ile, Ukraynalı sanatçının 1919-1921 yılları arasında yaşadığı

İstanbul’u konu alan eserlerini izleyici ile 1 Eylül’de yeniden

buluştu. Sergi ile paralel olarak tasarlanan konuşmalar ise

çevrimiçi olarak devam ediyor.

Sergi sanatçının çoğu suluboya olmak üzere,

guaş, karakalem, yağlıboya eserlerinden oluşuyor.

Gritchenko’nun, İstanbul’u ziyaretinden 100 yıl sonra,

sanatçının o dönemde ürettiği 150’den fazla eseri

günlüğünün ışığında, ilk kez bu sergi için bir araya getirildi.

Sergi, 1 Kasım 2020’ye kadar izlenebilir.

NYX

275


NYX

276

Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!