15.10.2021 Views

Hotel Restaurant & hi-tech Ekim 2021

Hotel Restaurant & hi-tech Ekim 2021

Hotel Restaurant & hi-tech Ekim 2021

SHOW MORE
SHOW LESS

You also want an ePaper? Increase the reach of your titles

YUMPU automatically turns print PDFs into web optimized ePapers that Google loves.

hotelrestaurantmagazine

@Hitechdergisi

hotelrestaurantmagazine

Yeniden başlamak için...

Sonunda anayola döndük. Coşku, keşfetme, nihayet canlı olarak buluşma ve tartışma

arzusu… Bunlar Host2021'de dünyanın dört bir yanından gelecek olan alıcıların

duyguları. İşletmelerinin ihtiyaç duyduğu ekipman ve aksesuar satın almak üzere

Milano'ya gelecek olanlar için ilk büyük uluslararası HoReCa ve perakende fuarı, en

iyi şirketlerle tanışmak, yeniden başlamak ve en iyi çözümleri öğrenmek için eşsiz bir

fırsat… Bu yıl 22 - 26 Ekim 2021 tarihleri arasında 42. organizasyonu gerçekleşecek olan

HostMilano’da hammaddeden yarı mamul ürünlere, makineden ekipmana, mobilyadan

sofra takımlarına kadar Türkiye’nin ve dünyanın lider markaları sektörlerinin en yeni

ürünlerini görücüye çıkaracak, sektöre yön verecek trendleri yeniden yazacak.

HostMilano’ya özel hazırladığımız bu sayımızda yeni trendlerin, teknolojilerin

ve inovasyon odaklı yaklaşımların Türkiye’deki en seçkin temsilcilerini pandemi

sonrası rotaları, global hedefleri ve HoReCa pazarına hitap eden yepyeni ürünleriyle

haberleştirdik. Sektör adına bol kazançlı, verimli ve keyifli bir fuar olmasını dilerim.

Marriott International Türkiye İş Geliştirme Direktörü. Aslen Endüstri Mühendisi. Büyük

holdinglere iş başvurusu yaptığı bir dönemde tesadüfen turizmin radarına giren...

Giriş o giriş, 15 yıldır otel zinciri, yatırımcı ve danışman kimliğiyle masanın dört bir

yanında başarıyla oturmayı bilen. Meraklı, öğrenmeye, keşfe, yeni deneyimlere açık.

Ciddi, analitik ve bir o kadar da eğlenmeyi ve sosyalleşmeyi seven bir iş insanı, Begüm

Kaya Şanver. İleride Marriott bünyesinde bölgesel bir role sahip olmayı hayal ettiğini

söyleyen Begüm Kaya Şanver ile turizme başlama öyküsünden grup yatırımlarına, ilgi

alanlarından gelecek planlarına kadar çok özel bir söyleşi gerçekleştirdik.

Ekim ayında tabir-i caizse festivallere doyduk! Ajandama kayıtlı iki önemli festival vardı

ki, bunlardan biri, Türk Telekom Prime İstanbul Coffee Festival idi. Küçükçiftlik Park’ta

pandemi öncesini aratmayacak yoğunluk ve verimlilikte geçen etkinlik, İstanbul’un

kent kültürü, eğlence yaşamı haritasında dopdolu içeriği ve sıra dışı bakış açısıyla bir

kez daha kahveseverleri buluşturdu. Katılmaktan büyük keyif aldığım etkinliklerden

bir diğeri ise, Uluslararası Adana Lezzet Festivali’ydi. Bu yıl ‘Coğrafya Lezzettir’

temasıyla 5.sini gerçekleştiren etkinlik, Adana gastronomi kültürünün tanıtımı kadar

şehir ekonomisine de büyük katkılar sağlayan bir organizasyon oldu şüphesiz. Emeği

geçen herkese ayrı ayrı teşekkürlerimi sunarım. Bu her iki festivalin detaylarına etkinlik

sayfalarımızdan ulaşabilirsiniz.

7-8 yaşlarında baklava döşeyen, kol böreği açan bir çocuktu... Akranları sokakta

top peşinde koştururken, o ise aile pastanesinde ufacık elleriyle kurabiye, poğaça

yapmanın, onu da oyundan saymanın derdindeydi. İlkokul ve ortaokul yılları böyle

geçti, Zonguldaklı Şef Soner Kesgin’in. Günü geldi Kesgin Pastanesi’nin beyaz önlüklü

çalışanı oldu, günü geldi kendi yaptığı pasta, dondurmayı iştahla yiyen küçük müşterisi!

Ya sonrası? Fairmont Quasar İstanbul’un Executive Şefi Soner Kesgin’in Zonguldak’tan

uluslararası mutfaklara uzanan hikayesi şefin gözünden bölümünde sizlerle.

Keyifli okumalar dilerim.

To start again...

Finally, we returned to the highway. Enthusiasm, exploration, the desire to meet and

discuss live at last… These are the emotions of buyers from all over the world at Host2021.

For those who will come to Milan to buy the equipment and accessories their business

needs, the first major international HoReCa and retail exhibition is a unique opportunity to

meet the best companies, start again and learn the best solutions… The leading brands

of Turkey and the world, from raw materials to semi-finished products, from machinery to

equipment, from furniture to tableware, will showcase the newest products of their sectors

and rewrite the trends that will shape the sector.

In this issue specially prepared for HostMilano, we have covered the most distinguished

representatives of new trends, technologies and innovation-oriented approaches in Turkey

with their post-pandemic routes, global targets and brand new products, appealing to the

HoReCa market. I hope it will be a profitable, productive and enjoyable fair for the sector.

Marriott International Turkey Business Development Director. Originally Industrial Engineer.

At a time when she was applying for a job to large holdings, she accidentally entered

the radar of tourism... She entered and stayed, She knows how to successfully keep the

seat all over the table with the identity of a hotel chain, investor and consultant for 15

years. Curious, open to learning, discovery and new experiences. Begüm Kaya Şanver is

a serious, analytical business person who likes to have fun and socialize. We had a very

special interview with Begüm Kaya Şanver, who says she dreams of having a regional role

within Marriott in the future, from her story of starting tourism to group investments, from

her interests to her future plans.

In October, we had enough of the festivals, so to speak! There were two important festivals

registered in my calendar, one of them was Türk Telekom Prime Istanbul Coffee Festival. The

event, which took place in Küçükçiftlik Park with an intensity and efficiency that was as good

as before the pandemic, once again brought coffee lovers together with its full content and

extraordinary perspective on the map of Istanbul's urban culture and entertainment life.

Another event that I enjoyed participating in was the International Adana Flavor Festival.

The event, which took place for the 5th time with the theme of 'Geography is Flavor' this

year, was undoubtedly an organization that made great contributions to the city's economy

as well as to the promotion of Adana gastronomic culture. Special thanks to everyone who

contributed. You can find the details of these two festivals on our event pages.

He was a 7-8 year old boy who baked baklava and rolled pastries... While his peers were

chasing balls on the street, he was concerned about making cookies and pastries with his

tiny hands in the family patisserie, and counting that as a game. This is how the primary

and secondary school years passed, for Chief Soner Kesgin from Zonguldak. One day, he

became the white-coat employee of Kesgin Patisserie, his own cake, his little customer

who hungrily eats ice cream! What about after? The successful story of Fairmont Quasar

Istanbul's Executive Chef Soner Kesgin, from Zonguldak to international cuisine, is with you

in the episode through the eyes of the chef.

I wish you pleasant reading.

K

GENEL MÜDÜR

(Sorumlu)

REKLAM SATIŞ PAZARLAMA

REKLAM KOORDİNATÖRÜ

Emir Ömer ÖCAL

emir.ocal@img.com.tr

0212 454 22 22

TEKNIK MÜDÜR

BILGI İŞLEM

TOLGA ÇAKMAKLI

tolga.cakmakli@img.com.tr

TAYFUN AYDIN

tayfun.aydin@img.com.tr

İMG WEB TEAM MAIL

web@img.com.tr

Prof. Dr. HÜSNÜ GÜNDÜZ

Doç. Dr. MURAT DOĞDUBAY

ORHAN GENCELİ

Türkiye Otel Yöneticileri Derneği (TUROYD)

Yönetim Kurulu Üyesi

GÜRKAN BOZTEPE

Gastronomi Turizmi Derneği Başkanı

TEZER ÖNER

Agon Danışmanlık / Gayrimenkul ve

İşletme Yatırım Danışmanı

HÜSEYİN KURT

Uluslararası MICE Endüstrisi Derneği

Başkanı

TURGUT AY

Türkiye Aşçılar ve Şefler

Federasyonu Başkan Yrd.

website

www.hotelrestaurantmagazine.com

e-mail

info@img.com.tr

CTP - BASKI

İRTİBAT BÜROLARIMIZ

ADRES

İHLAS GAZETECİLİK A.Ş.

Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi İhlas Plaza

No:11 A/41 Yenibosna–Bahçelievler/ İSTANBUL

Tel: +90 212 454 30 00 Fax: +90 212 454 34 94

www.ihlasmatbaacilik.com

BURSA +90.224 211 44 50-51

KONYA +90.332 238 10 71

İSTMAG

Magazin Gazetecilik Yayıncılık

İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.

İHLAS MEDIA CENTER

Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi

No: 11 Medya Blok Kat: 1

34197 Yenibosna / İstanbul / Turkey

Tel: 0212 454 22 22

Faks: 0212 454 22 93

hotel & restaurant hi-tech dergisinde yer alan makalelerdeki fikirler yazarlarına aittir. Yayınlanan ilanların sorumluluğu reklam verene aittir. hotel & restaurant hi-tech dergisinin bütün yayın hakları

İSTMAG Magazin Gazetecilik Yayıncılık İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.’ne aittir. Yazılar kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yaygın süreli bir yayın olan hotel & restaurant hi-tech dergisi ayda bir yayınlanır.


10

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Akfen GYO, yeni dönemde

yatırımlara odaklanacak

Akfen GYO’nun 2021 yılıyla birlikte aldığı önlemler ve portföyüne

kattığı Bodrum Loft Tatil Köyü, Isparta ile Kütahya öğrenci

yurtlarıyla birlikte şirketin Ocak-Temmuz arası dönemi içeren 7

aylık dönemdeki gelirleri, geçen yılın aynı dönemine göre, %200

oranında artışla 83 milyon TL’ye ulaştı. Akfen GYO’nun portföyünün

şehir otellerinden oluşması sebebiyle geçen yıl pandemi kaynaklı

gelir düşüşlerinin yüzde 54’ü bulduğuna dikkat çeken Akfen GYO

Genel Müdürü Sertac Karaağaoğlu, “Bu senenin başından itibaren

çok hızlı ve yeni adımlar atarak gelirlerimizde önemli artışların

yolunu açtık. 7 aylık dönemde sağladığımız yeniden yapılanma ile

koronavirüsün yarattığı olumsuz tabloyu silerken, pandemi öncesi

rakamları da yakalıyoruz. Elde ettiğimiz olumlu finansal tablolarımız

ile gelecek dönemde temettü dağıtımı ve yeni yatırımlara

odaklanacağız” ifadelerini kullandı.

Halil Tuncer ağabeyimizi kaybettik

Dedeman, İstanbul ve Tokat

otellerine iki yeni genel müdür atadı

Dedeman Hotels & Resorts International bünyesinde yer alan

Dedeman İstanbul ve Dedeman Tokat’ın yeni Genel Müdürleri

görevlerine başladı. Dedeman Konya Convetion Center’ın Genel

Müdürü Hasan Fahri Bozkurt Dedeman İstanbul’un Genel Müdürü

olurken, Dedeman Tokat’ın Genel Müdürlüğü görevine ise Mustafa

Tuna Özgür atandı. Çukurova Üniversitesi Mersin Turizm ve Otel

İşletmeciliği bölümünden mezun olan Hasan Fahri Bozkurt,

profesyonel yöneticilik hayatına 1996 yılında Sheraton Ankara Hotel &

Convention Centre’da Ziyafet Müdürü olarak başladı ve 13 yıl boyunca

Sheraton Ankarada Yiyecek ve İçecek Müdürü ve Genel Müdür

Yardımcısı olarak görevler aldı. Rixos Grand Ankara’da Genel Müdür

olarak görev yapan Bozkurt, 2010-2018 yılları arasında sırasıyla

Hotel Monec Ankara ve Sputnik Hotel Batum’da Otel Koordinatörü

ve Yatırım Danışmanı, Cogresium Kongre ve Fuar Merkezi’nde Açılış

Genel Müdürü, Sheraton Ankara Hotel & Convention Center’da

Otel Müdürü ve Anadolu Hotels Downtown Ankara’da Genel Müdür

olarak görev yaptı. Dedeman Ailesi’ne 2018 yılında Dedeman Konya

Convetion Center’ın Genel Müdür olarak katılan Hasan Fahri Bozkurt,

Dedeman İstanbul’a Genel Müdür olarak atandı. Dedeman Hotels

& Resorts International tarafından yapılan yeni atama ile Dedeman

Tokat’ın Genel Müdürü olan Mustafa Tuna Özgür, profesyonel iş

hayatına 2000 yılında Mersin Oteli’nde başladı. Mersin Üniversitesi

Turizm ve Otel İşletmeciliği mezunu olan Özgür, 2001-2003 yılları

arasında sırasıyla Merit Otel Mersin ve Taksim International Mersin

Otelleri’nde Resepsiyonist olarak görev aldı. 2003-2004 yılları

arasında Amerika’da Marriott Grubu’nda, 2005-2006 yılları arasında

Avustralya’da Hyatt Regency Grubu’nda yurtdışı tecrübesi edindi.

2006-2007 yılları arasında Rixos Konya Oteli’nde Grup Satış Şefi

olarak görev yaptı. Dedeman Konya Hotel & Convention Center’ın

Gelirler ve Rezervasyon Müdürü olarak 2008 yılında Dedeman’da

görev almaya başlayan Mustafa Tuna Özgür, yeni atama öncesinde

Dedeman Tokat’ta Satış & Pazarlama Bölüm Müdürü olarak görev

yapmıştı.

Türkiye turizm fotoğrafçılığı alanında değerli çalışmalara imza

atan kıymetli meslektaşımız, ağabeyimiz Halil Tuncer, yakalandığı

amansız hastalığa yenik düşerek bu sabah hayata veda etti. 1939

yılında Amasya’da doğan Tuncer, küçük yaşta anne ve babasını

kaybetti. İkisi kız, ikisi erkek dört kardeşi olan Tuncer'i Yüzbaşı

amcası okuttu. Amcasının tayin yeri değiştikçe, Tuncer'in okulu

da değişti. 1948'de İstanbul'da başlayan ilkokul serüveni, Amasya,

Diyarbakır ve Kayseri'de devam etti. Sivas'ta ortaokul öğrencisiyken

fotoğraf çekmeye sevdalandı. Eline geçen parayla 6- 9'luk Kodak

makinesini alıp, okuldakilerin fotoğraflarını çekerek harçlığını

çıkarmış. İstanbul'da Kabataş Lisesi'ne yazıldığında da okul

fotoğrafçısı gibi çalışarak kendi yağıyla kavruldu. 1970'te Türkiye

Milli Talebe Federasyonu (TMTF) Türkiye'nin turistik merkezlerinin

fotoğraflarını çekmeye başladı. Nemrut'un ilk fotoğraflarını 1971'de

çekti. 1993 yılında çektiği Nemrut fotoğrafı, Danimarka'da 69

ülkenin katıldığı Turizm Fotoğrafları Yarışmasında Tuncer'e dünya

ikinciliği kazandırdı. Tuncer, ABD, Küba, Avrupa'da 15'i aşkın ülke,

Mısır, Malezya ve KKTC'de kişisel fotoğraf sergileri açtı. Mekanın

binbir emek ve sevgiyle açtığın fotoğraf sergilerin gibi cennet

bahçesi olsun... Seni özleyeceğiz Halil ağabey! (Hatice Ünal Bilen)

Yükselir Group’tan

İsviçre’ye yatırım planı

Dünya genelinde 24 ülkede faaliyetleri

olan, petrol, doğalgaz, yenilenebilir enerji,

enerji makineleri üretimi ve turizm alanında

faaliyette bulunan Yükselir Group son 4 yılda

turizm sektörüne daha fazla ağırlık vererek

yeni otel yatırımını yönetim kurulu üyelerinin

İsviçre'de yaptığı toplantı sonucunda Zürih'e

yapacak. Zürih'teki otel için başlangıçta 230 milyon euro yatırım

yapmayı planladıklarını açıklayan UNWTO Büyükelçisi ve Yükselir

Group Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Yükselir, toplam yatırım

bedelinin Davos'ta iş oteli ve Zermatt'ta resort oteli devreye alınınca 1

milyar euroya ulaşacağını kaydetti. Yükselir, bölgeyi turizm gelirlerinin

ortalamanın çok üstünde olması ve yılın tüm zamanlarda aktif turist

gelmesi sebebiyle seçtiklerini söyledi. Açıklamada, otelin işletmesini

ise dünyaca ünlü bir oteller zincirinin üstleneceği kaydedildi.


12

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Almanya’ya Ege tanıtım atağı

Türkiye-Almanya Ortak Ekonomik ve Ticaret Komitesi (JETCO) Turizm

Grubu, 9-12 Eylül tarihleri arasında İzmir'de bir araya geldi. JETCO

Türkiye Turizm Çalışma Grubu Başkanı Mücella Kantaroğlu'nun

organizasyonunda gerçekleşen etkinliğe JETCO Almanya Turizm

Çalışma Grubu ve Almanya Seyahat Birliği (DRV) Başkanı Norbert

Fiebig başta olmak üzere Almanya'nın önde gelen turizm sektörü

temsilcileri katılırken, ülkemizden de önemli isimler yer aldı. İzmir ve

çevresinin tarih ve kültür turizmi merkezlerinin ziyaret edildiği etkinlik

boyunca Alman heyete özel tanıtımlar gerçekleştirilerek bölgeye daha

fazla Alman turist çekmek için beyin fırtınaları yapıldı. Pandemiyle

birlikte seyahat trendlerinin değiştiğini, deniz, kum, güneş turizminin

yanı sıra artık daha küçük gruplarla yapılan özel ilgi turlarına olan

talebin arttığını vurgulayan Kantaroğlu, daha yavaş ve daha sakin bir

tempoyla yapılan gezilerin öne çıktığını söyleyerek Ege'nin bunun

için biçilmiş kaftan olduğunu belirtti. "Her şey dahil (All Inclusive)

seçeneğinin Ege bölgesinde henüz yerleşmemiş olması bölgemiz

için büyük bir şanstır. Turizmin gelindiği noktada nicelik yerine nitelik

anlamında yatırım yapılması gerekmektedir" diye konuştu.

SUMMA

Hospitality

Group

yönetimine

Özkan

Alkan

atandı

Dünya genelinde inşaattan

enerjiye çeşitli sektörlerde,

faaliyetlerine devam eden

SUMMA Turizm Yatırımcılığı

A.Ş. yurt içi ve yurt dışı

turizm yatırımlarını SUMMA

Hospitality Group çatısı altında toplayarak güçlenmeye devam

ediyor. Şirketin bünyesinde bulunan Hilton Istanbul Maslak’ta

Genel Müdür olarak profesyonel kariyerini sürdüren Özkan Alkan

grubun başına atanan isim oldu. Alkan, profesyonel iş hayatında

genel müdür olarak ilerlemenin yanında sektörde yurt içi ve yurt dışı

platformda turizm yatırımcılığı danışmanlık hizmetleri ile de önemli

bir tecrübeye sahip. SUMMA Otelcilik Grubu Genel Direktörü olarak,

kurumun vizyoner yaklaşımını global operasyonlarındaki misyonuyla

birleştirecek olan Alkan; tüm turizm yatırımları ve yönetiminden

sorumlu olacak.

Wyndham, stratejik gelir yönetimi

hizmetlerini güçlendiriyor

Wyndham Hotels & Resorts, Avrupa, Ortadoğu, Avrasya ve Afrika

(EMEA) bölgesindeki franchise sahipleri ve yönetimi altındaki

otellerinin kullanımı için yeni gelir yönetim araçları sunmaya

başladığını açıkladı. Wyndham’ın bulut tabanlı veri istihbaratı

alanında öncü platformlardan OTA Insight ile uzun süreli ortaklığının

bir parçası olan bu girişime katılan oteller, gelir performansı

ölçümlerini daha güçlü bir şekilde görüntüleme imkanı elde edecek.

Wyndham Hotels & Resorts ve EMEA’daki otel ortakları, OTA

Insight’ın Revenue Insight aracı sayesinde iş birliklerini gelir artışını

destekleyecek şekilde güçlendirecek ve daha verimli hale getirecek.

Otelciler, öncelikli olarak hangi segmentlerde artış görüldüğünü ve

misafirlerin ağırlıklı olarak hangi kanallardan rezervasyon yaptığını

tespit edebilecek. Oteller, anlık analizler ve eyleme geçirilebilir tarife

performansını gösteren, kolayca kullanılabilen interaktif paneller

sayesinde rekabet gücünü destekleyecek ticari istihbarata ve

kişiselleştirilmiş oda tipi eşleştirmelerine erişim sağlayacak.

Ağustos ayında en fazla artış

gösteren üç sektör belli oldu

Bankalararası Kart Merkezi, ağustos ayı verilerini açıkladı. BKM'nin

verilerine göre, ağustos ayında kartlı ödeme tutarı geçen yılın

aynı dönemine göre yüzde 51 artışla 154 milyar TL'ye ulaştı. En

fazla kartlı ödeme artışı turizm sektörlerini oluşturan havayolları,

seyahat acenteleri ve konaklamada gerçekleşti. Ticari kredi kartları

ödemelerin vazgeçilmez bir aracı olmaya devam ederken, her

3 TL kredi kartı ödemesinin 1 TL'si ticari kartlarla gerçekleşti.

Kartlı ödemelerde, 2021 yılının ağustos ayında geçen yılın aynı

dönemine göre en fazla artışın hangi sektörlerde gerçekleştiği

detaylı incelendiğinde, “havayolları”nın yüzde 126 ile en fazla artış

gerçekleşen sektör olduğu görüldü. “Seyahat acenteleri” yüzde 114

ve “konaklama” ise yüzde 107 büyüme ile en fazla artış görülen ilk

üç sektör arasında yer aldı. Bu üç önemli sektörün geçen yılın aynı

dönemine göre 2 kattan fazla büyümesi, 2021 yılı yaz döneminin

turizm olarak daha iyi bir yıl olduğuna işaret etti. “Giyim” sektörü

yüzde 81 ve “yemek” sektörü yüzde 80 büyüme ile ağustos ayında

kartlı ödemelerde en fazla artış görülen diğer sektörler arasında yer

aldı.


Bu sayımızda

antre

8 Sektörden kısa haberler

gündem

30 Güral Gür: Pişman

mısınız diye soranlar oluyor,

asla değiliz

32 Güler: 2022 hedefimiz,

3 milyon turist

34 Öner: Son yılların yatırım

yıldızı olarak, Türkiye

yeni yatırımlar

46 Delta Hotels by Marriott

Istanbul Levent açıldı

48 Raffles The Palm Dubai

kapılarını açtı

50 Days Hotel by Wyndham

Dubai Deira açılışını duyurdu

52

iş’te kadın

52 Kaya Şanver: Hayalimdeki

işe sahibim

marka

60 Hotak: Horeca yatırımlarımızı

çeşitlendireceğiz

62 Gürkaynak: Başarımız,

5 odalı küçük bir otel ile

uluslararası zincirlere aynı

anda ürün sunabilmek

48

50


64 Zengin: Tasarımlarımızın

çevreci, ulaşılabilir ve

evrensel olmasını

önemsiyoruz

66 Güner: Kalitemizi yaşatmak

istiyoruz

68 Güral Porselen Zuchex’te en

yeni koleksiyonlarıyla büyüledi

70 Uygun: Üretim ve serviste titiz

çalışıyoruz

72 Bonna’dan doğaya ve

çevreye dost ‘Prints by Bonna

koleksiyonu’

74 Yarım asırlık başarısında

Ar-Ge ve inovasyon gücü var:

Elektral A.Ş.

76 Öztürk: Kendi enerjimizi

üretmeyi planlıyoruz

şefin gözünden

78 Mutlu şef: Soner Kesgin

marka

78

86 Pamukçu: Dünyada herkesçe

bilinen bir Türk markası

olmayı hedefliyoruz

88 Tilia’dan iç ve dış mekan

mobilyalarına daha güçlü ve

kalıcı çözümler

90 Kaynakçı: Kristal markamızı

tüm dünyaya duyurmak

hedefindeyiz

92 Şencan uyardı: Ürünlerin

enerji verimliliğine ve kalite

belgesine mutlaka bakın

94 Dönmez: Uluslararası

marka bilinirliğimizi artırmayı

hedefliyoruz

96 Kaya: İhracatımız her geçen

gün artmakta, yeni pazarlar

belirlemekteyiz

98 Kangallı: Horeca sektörüne

pandemide girdik ama

olumsuz etkilenmedik

100 Ağılönü: Türkiye ve dünya

pazarında her daim kalıcı

olacağız

108

106

102 Gürkaynak: Yurt içi

liderliğimizi yurt dışına da

taşıma gayretindeyiz

gastro güncel

104 HoReCa’da gıda israfı ile

mücadelede yeni iş modeli;

Fazla Gıda

106 Adana Lezzet Festivali’nden

ekonomiye 150 milyon TL’lik

katkı

108 İstanbul, kahveye bu

festivalle doydu

yeni mekan

110 Nusret Gökçe, en yeni

mekanıyla Londra’da

gastro aktüel

112 Gastronomi sektöründen

kısa haberler

fuar

116 HostMilano alıcıları ağırlıyor

120 İnoksan Hostech by

TUSİD’de ‘Geleceğe

Dokun’du

hotel-tech

122 Turizm-otelcilik sektöründe

yakın geleceğin teknolojileri

nasıl olacak?

126 Kafe ve restoranlarda

yüksek ısıtma giderleri nasıl

düşürülür?

ürünler

128 Yeni ürünler

www.hotelrestaurantmagazine.com


SHELL

Dayanıklı

oturma alanı

Tasarım

Kunter Şekercioğlu

8 renk seçeneği

Ergonomik tasarım

7 farklı ayak modeli

BU BİR SANDALYE

Shell ailesinin yeni üyesi.

İhtiyacınıza odaklandık ve yıllarca keyifle

kullanmanız için tasarladık.

Olması gerektiği gibi...


2021

@tiliafurniture

www.tilia.com.tr/shell


30

hotel restaurant

& hi-tech

gündem röportaj

HEDIYE GÜRAL GÜR

“Pişman mısınız diye

soranlar oluyor,

asla değiliz!”

Sapanca ve Antalya’nın ardından yatırım rotasını Bodrum ve

Kapadokya'ya çeviren NG Hotels, pandemiye rağmen yatırımda

hız kesmiyor. Fırsatları değerlendirmeyi seven bir grup

olduklarını ve turizmde sindire sindire ilerlediklerini belirten

NG Hotels Yönetim Kurulu Başkanı Hediye Güral Gür, grubun

pandemi sonrası büyüme stratejisini ve yeni projelerini Hotel &

Restaurant dergisine anlattı.

Röportaj: Hatice Ünal Bilen

NG Hotels olarak pandemi döneminde

toplam 2 milyar TL'lik yatırım

yaptıklarını belirten NG Hotels Yönetim

Kurulu Başkanı Hediye Güral Gür, "Bu

dönemde belki çok akıl karı gibi görünmüyor

ama NG Enjoy ve NG Phaselis Bay Otel, bizim

pandemi öncesinde başladığımız yatırımlardı.

Önümüzde iki seçenek vardı; ya duracaktık ya

devam edecektik. Biz devam etme yönünde

aldık kararımızı. Pişman mısınız diye soranlar

oluyor. Asla pişman değiliz. Dursak ne kadar

duracağımız belli değildi. Öyle ya da böyle

devam etmek istedik." dedi.

"Kapalı tesis, çok da akıl işi değil"

Yatırım kararlarında ne denli haklı olduklarını,

“İyiki de öyle yapmışız. Çünkü o dönemde

kapalı kalan oteller, mevcut pazarlarda

da görüyoruz, çok kan kaybetti. Biz Afyon

ve Sapanca otellerimizi de pandeminin ilk

döneminde yaklaşık 1.5-2 ay kapattık. Ve

gördük ki, kapalı tesis aslında çok da akıl işi

değil. Daha büyük zarar. Maliyetler açısından

da büyük zarar. Önümüzü görmediğimiz, ne

yapmamız gerektiğini bilmediğimiz bir anda

seyahat yasakları geldi. O furyaya uyduk, biz

de kapattık. Ama sonrasında haziranda ilk

açılışla beraber tesisimizi tekrar faaliyete

aldık. Sonra hiçbir kapanmada tesisimizi

kapatmadık.” ifadeleriyle yorumladı.

"NG Phaselis Bay, planladığımız bir

açılış değildi"

Antalya'da açılan NG Phaselis Bay Oteli'n

açılma kararıyla ilgili olarak, "Planladığımız

bir açılış değildi aslında. Kısa bir sürede

gerçekleşen bir açılış oldu. Çok ses de getiren

bir açılış oldu, belki tanıtım açısından bize

faydası olan bir açılıştı." değerlendirmesini

yapan Güral Gür, ilk yıl için iyi bir performans

sergilediklerini ifade ederek şunları ekledi:

“Tabii ki pandemi bu şekilde seyretmeseydi,

aslında çok daha iyi bir performans

sergileyebilirdik.”

"Doğu Avrupa'dan

beklediğimizin üstünde

bir turist akışı oldu"

Hediye Güral Gür, pandemi döneminde

kaybettikleri Rusya pazarına karşılık

alternatif pazarlara yöneldiklerini belirtti ve

sözlerini şöyle sürdürdü: “Doğu Avrupa'dan

beklediğimizin üstünde bir turist akışı oldu. İç

pazar tabii bizim güçlü olduğumuz bir pazar.

Burada da hiç zorlanmadan pastadan payımızı

aldık. Bunun ötesinde yine Rus bölgesi

diyebileceğimiz Türki Cumhuriyetler'den

yine profili yüksek, kazanç getirisi yüksek

misafirlerimizin ağırlığı bizi memnun edecek

düzeydeydi.”

"İstanbul Marriott West Hotel &

Conference Center’ın açılışını

2025'e erteledik"

İstanbul'da Marriott International iş birliğiyle

20 yıllık franchise anlaşmasını duyurdukları

İstanbul Marriott West Hotel & Conference

Center’ın erteleme kararına ilişkin bilgiler

aktaran Güral Gür, şöyle devam etti:

"İstanbul’daki yatırıma başladığımızda tabii

şartlar çok bambaşkaydı. Havaalanının

taşınması gibi bir durum söz konusu değildi.

Kongre turizmi İstanbul açısından çok iyi

gidiyordu. Biz yatırım aşamasındayken

şartlar değişti, belki adını bile anmak

istemeyeceğimiz Gezi olayları patladı.

Havaalanının taşınması söz konusu oldu. Arka

arkaya bombalar patladı. Şehirle ilgili çok

olumsuz bir tablo ortaya çıktı."

Bu sebeplerle yatırımı erteleme kararı

aldıklarını ifade eden Güral Gür, "Orası

rezidans ve otel olmak üzere karma bir

projeydi. Rezidans kısmını bitirdik. Sahiplerine

teslim ettik dairelerimizi, orada yaşam şu

an gayet güzel devam ediyor ama kongre

merkezi ve otel kısmı için Marriott ile bir

franchise anlaşmamız vardı. Marriott ile de

görüşerek açılışı en azından 2025'e kadar

erteledik. Şartları açıkçası gözlemliyoruz.

Biz zaten kabasını bitirmiş durumdayız.

Otelin içine girdikten sonra da en kısa

sürede hizmete alırız. Orada önemli olan,

konjonktürün iyi olması. Şartlar iyi geliştikten

sonra hemen yapar, bitiririz orayı da." diye

konuştu.

"Bodrum ve Kapadokya projelerine

hazırlanıyoruz"

Grup otelleri olarak 2022 yılı büyüme

planlarından bahseden Güral Gür, "Şu

anda Bodrum’da Ortakent'te bir proje

hazırlığımız var, yine karma proje olacak,

onun çalışmaları başladı. SPA&Welness

ayrılmaz bir imza konseptimiz oldu. Yine

olacak. Ama tabii bulunduğumuz bölge,

arazi, büyüklük açısından şu ana kadar

yapmaya alışık olduğumuz çok büyük bir proje

olmayacak. Daha küçük bir otel. 100 odayı

geçmeyiz diye düşünüyorum, daha butik bir

otel. Villalar projeye dahil olacak." şeklinde

bilgiler paylaştı. Önümüzdeki iki yıl içinde

açmayı planladıkları karma projenin bölge

tercihi ile ilgili ise Hediye Güral Gür şunları

söyledi: "Bizim hep söylediğimiz bir şey var.

Biz karşımıza çıkan fırsatları değerlendirmeyi

seven bir grubuz. Orada karşımıza öyle

bir proje çıktı. Biz de onu değerlendirdik,

satın aldık. Şimdi onun üzerinde çalışmaya

devam ediyoruz. Daha önce açıkladığımız

bir Kapadokya projemiz var. Ama onu da

Bodrum'u bitirdikten sonra ele alacağız.

Biz böyle çok agresif büyüme taraftarı olan

bir grup değiliz. Sindire sindire, yavaş yavaş

ilerliyoruz. Dolayısıyla şu kadar yılda bu

kadar otel açıyoruz, bu kadar büyüyoruz

diye bir açıklamamız hiçbir zaman olmadı,

olmayacaktır da."

Tüm NG Otelleri için ortalama doluluk

oranlarını açıklayan Güral Gür, ayrıca

yıl bazında ortalamada yüzde 65 doluluk

yakaladıklarını, bunu yüzde 75'lere çıkarmayı

hedeflediklerini de sözlerine ekledi.


KAPSÜL KAHVEDE ÇÖZÜM ORTAĞINIZ

Plastik Kapsül

(Alüminyum Bariyerli)

Siz de markanıza, eşsiz lezzette ve her damağı tatmin edecek

mükemmel tattaki kapsül kahveyi eklemek ister misiniz?

Kahvenin azot ile kapsüllere doldurulması, kapatılması ve

paketlenmesi işlemleri tam otomatik makinede el değmeden

ve havayla temas temas etmeden gerçekleştirilmektedir. 18

% 100 Alüminyum Kapsül

çeşit kahve karışımımızın yanında, siz de markanıza özel

karışımlar oluşturabilirsiniz.

Yeni Nesil Çift Bariyerli

Alüminyum Kapsül

Doğada Çözünebilir Kapsül

Nespresso* Makineleri ile

Uyumlu Kapsüller

(*Nespresso Nestle S.A.’nın tescilli markasıdır.)

Azot ile Dolum/Tam Otomatik Makinelerde

El Değmeden Üretim (100.000 Adet/Gün)

Yüksek Hammadde Stoğu ile

Kısa Sürede Teslimat


32

Röportaj: Hatice Ünal Bilen

hotel restaurant

& hi-tech

gündem röportaj

ORDU BÜYÜKŞEHIR

BELEDIYE BAŞKANI HILMI GÜLER:

"2022 hedefimiz, 3 milyon turist!"

800 bin nüfuslu Ordu, turist sayısını 3 milyona çıkarmak için ‘3 ay değil, 12 ay Ordu’

sloganıyla tanıtım atağı başlattı. Kent genelinde 155 turizm destinasyonu alanı belirleyen

Karadeniz şehrinin 2022 hedefi; doğa, kıyı, balon, karavan ve gastronomi çeşitlemeleriyle

turizmde cazibesini üçe katlamak!

Fındığıyla meşhur Ordu, ‘3 ay

değil, 12 ay Ordu’ sloganıyla

turizmde atağa kalktı. Şehre

gelen turist sayısını yılda 2-5-3

milyon bandına taşımak için sıkı bir

çalışma yürütüldüğünü belirten Ordu

Büyükşehir Belediye Başkanı Dr.

Mehmet Hilmi Güler, turizm alanında

doğal güzelliklerin cazibesini artırmak

amacıyla 155 turizm destinasyonu alanı

belirlendiğini ifade etti. Ordu’nun kendi

nüfusunun 800 bin civarında olduğunu,

bu sayının gelen ziyaretçilerle birlikte

2 milyona yaklaştığını açıklayan

Güler, “İstanbul’da, Ordu ikinci nüfus

biliyorsunuz. Yurt dışında Avusturya,

Hollanda, Belçika ve Almanya var.

Hedefimiz, öncelikle geçen dönemki

belirsizliği netleştirmek ve bunu üçe

katlamak. Yılda 2.5 - 3 milyon turist

ağırlamayı hedefliyoruz.”

“Dezavantajı en az, avantajı en fazla

şehiriz”

Ordu’nun sunduğu avantaj ve fırsatlara

değinen Güler, şöyle devam etti:

“Şehrimizin pek çok avantajı var.

Küresel ısınma sonrası bölgemize

gelen yoğun talep bunlardan bir tanesi.

Bozulmamış tabiat güzelliklerimiz ve

yeni keşfedilen tarihi dokumuzla bir

cazibe merkeziyiz. Onun dışında gıda

güvenliği konusunda yürüttüğümüz

çalışmalar kadar bitki örtümüz de bizim

için önemli avantajlar. Şehrimizde

mandalina, portakal hatta zeytin dahil

olmak üzere birçok Akdeniz bitkisini

yetiştirebiliyoruz. Bu dokunulmamış

bitki örtüsü içinde ekinezya ve melisa

dahil bütün tıbbi aromatik bitkilerin de

olabilirliğini ortaya koyuyoruz.”

Ordu’nun sörf, kano, yelken, balon ve

karavan turizmi gibi yeni avantajlarıyla

da önemli bir çekim merkezi olma

“İstanbul’da, Ordu ikinci

nüfus biliyorsunuz. Yurt

dışında Avusturya, Hollanda,

Belçika ve Almanya var.

Hedefimiz, öncelikle

geçen dönemki belirsizliği

netleştirmek ve bunu üçe

katlamak. Yılda 2.5 - 3

milyon turist ağırlamayı

hedefliyoruz.”

iddiası ortaya koyduğunun altını

çizen Güler, “Ordu’nun potaniyeli

çok yüksek. Şehrimizin balon turizmi

için uygunluğu belirtildi. Şu an lisans

süreci bitmek üzere. Hatta belki bir

hafta sonra bir ekiple balon uçuşu

yapacağız. Seneye de ticari uçuşları

başlatmak hedefindeyiz. Bunun

yanında İstanbul’dan getirdiğimiz

bir şehir hatları vapurumuz var. Bu

vapurla vatandaşlarımıza ve buraya

gelen ziyaretçilere Ordu’yu denizden

gösterme fırsatımız oluyor. Bildiğiniz

gibi, sol tarafımız havaalnı. Sağ tarafı

ise kano yarışmaları için bir pist haline

getirdik, parkurlar yaptık. Orada

uluslararası kano yarışları yapılacak.

Hepsini bir araya getirince Ordu’da

üç ayın dışında da turizmin olacağını

gördük. Bu özelliklerimizle dezavantajı

en az, avantajı en fazla olan şehriz.”

diye konuştu.

“Şehirlerle rekabet değil, iş birliği

düşünüyoruz”

Başkan Güler, Doğu Karadeniz

bölgesinde hiçbir şehirle rekabet

düşünmediklerini, iş birliği odaklı

çalıştıklarını vurgulayan sözlerinde,

“Bölgemizde herhangibir şehirle

rekabet düşünümüyoruz, daha çok iş

birliği üzerinde duruyoruz. Misal, bir

Doğu Karadeniz turunun Samsun’dan


aşladığını düşünün. Şimdi Samsun’un

özelliği ayrı, Ordu’nun ayrı, Giresun’un

ayrı, Trabzon’un ayrı. Bölgemizde ayrı

ayrı gitmekten ziyade komple bir paket

olabilir, bundan herkes faydalanır.”

önerisinde bulundu. Uzun vadeli

ilişkilerde herkesin kazanması gerektiği

inancını paylaşan Güler, “Amacımız,

güçlü iş birliktelikleriyle katkıyı daha

da büyütmek olmalı. Ordu’ya doğrudan

gelen bir turist Trabzon’un Sümela

Manastırı’nı da görmeli, Artvin’in

ve Rize’nin yaylalarını da görmeli.”

ifadelerini kullandı.

Bir örnekle, geçmişte Ordu ile

Giresun’un kavga halinde olduğunu

anımsatan Güler, “Ama şu an çok iyiyiz,

ortak bir havaalanı yaptık. Artık birlikte

hareket ediyoruz. Ordu ile Giresun

birbirine çok benziyor zaten.Yepyeni bir

paradigmayla bunu yayabiliriz.” diye

konuştu.

“Fındığı, Antep fıstığı gibi yemişten

yiyeceğe dönüştüreceğiz”

Fındığa dair yeni dönem proje

ve hedeflerinden de bahseden

Güler, fındığı yemişlikten yiyeceğe

dönüştürmeye çalıştıklarını belirterek

şöyle konuştu: “Bu çok önemli bir

dönüşüm. Kuruyemiş, tek tek, tane tane

yenen bir gıda. Ama yiyecek olduğu

zaman o çok ayrı bir kategoriye giriyor.

Nasıl ki Antep fıstığı Türkiye’de pek

çok lezzetin içine girmiş, fındığı da aynı

şekilde kuruyemiş olmaktan çıkarıp,

yiyecek kategorisine dahil etmek, daha

büyük montanlı bir gıda kaynağı olarak

yenmesini sağlamak hedefindeyiz.”

Başkandan Fındık Festivali müjdesi!

Başkan Hilmi Güler, 2022 yılı

için Ordu Büyükşehir Belediyesi

koordinasyonunda fındık festivali ve

yarışması düzenlemeyi planladıklarını

da sözlerine ekledi.

“Çikolatanın merkezi olma yolunda

önemli bir adım attık”

Fındığın anavatınında katma değeri

yüksek bir ürün olarak çikolata

üretimini başlattıklarının bilgisini

veren Güler, “Ordu’yu çikolatanın

merkezi yapma yolunda önemli bir

adım atmış bulunuyoruz. Bu noktada

rakam vermek isterim size, fındık bütün

Türkiye’ye 2 milyar dolar kazandırıyor.

Çikolata yaparsan 8 milyar dolar.

Gana’ya gittim, yedi saat uçtum geldim.

Orada kakaocularla görüştüm. Al sana

iş. Bir sürü insan para kazansın.” dedi.

Yeni ve modern konseptte yatırıma

kazandırılan birçok restoranın yanı

sıra kent gastronomisine yönelik bir

diğer atılım olarak Yöresel Yemekler

Akademisi projesinden söz eden

Güler, kent genelinde yaklaşık 80

kadına eğitim verdiklerini belirterek,

“Bu akademiden çıkan kadınlarımızın

bir kısmı kendi kadın kooperatiflerini

kurdu, biz onlara satış yerlerini tahsis

ettik.” dedi.


34

hotel restaurant

& hi-tech

gündem / makale agenda / article

AGON Danışmanlık ve Mümessillik Hizmetleri CEO’su

Tezer Öner

Son yılların yatırım yıldızı olarak, Türkiye

Turkey as the investment star of the last years

Türkiye son yılların yatırım yıldızı olarak yükselmeye

devam ediyor. Bu dönemde gerek döviz kurlarının etkisi

gerekse piyasanın daralması bazı işletmelerin devrine

yol açtığı gibi kur avantajından dolayı satış rakamlarında

büyük avantajlar doğdu.

Bir yatırımcının en önemli sorunu olan istikrar ve

karlılık garantisi yatırım maliyetinin görece yabancı para

düzeyinde küçülmesinden dolayı genelde yabancı turiste

hizmet veren işletmeler açısından avantaja döndü. Bunun

yanı sıra devlet halen artarak yatırım teşviklerine devam

etmekte. Özellikle bölgesel kalkınma ajanslarının içinde

bulunduğu yöresel etkilere göre enerji, istihdam, sigorta,

vergi ve alt yapı destekleri de önemli bir kalem teşkil

ediyor. Farklı yerler olsa da bölge insanlarının da turizm

ve turiste bakış açısı her zamankinden daha sıcak ve istek

dolu…

Bunlara ekonomik göstergeler ve kur dengesinin ortaya

koyduğu yabancı turist gözünde cazibe olmanın dayanılmaz

hafifliği de eklendiğinde turizm sektörü tadından yenmez

bir hale geldi. Burada Sağlık Bakanlığı’nın salgın tedbirleri

ve işletmelere uygulattığı önlemler de Türk turizmcilerin

yabancılar nezdinde güvenini artırdı. Bu da bölgesel bir

güven avantajı sağladı.

Tüm bu etkenleri alt alta topladığımızda Türkiye Akdeniz’in

doğusunda kültür, kongre, deniz ve kış turizmi için yatırıma

değer, karlı, potansiyeli yüksek ve nitelikli ama ucuz iş

gücü sunan bir fırsatlar ülkesine dönmüş bulunuyor.

Türkiye’de asla pişman olmazsınız…

Turkey continues to rise as the investment star of recent years.

In this period, as both the effect of exchange rates and the

shrinkage of the market caused the transfer of some businesses,

there were great advantages in sales figures due to the exchange

rate advantage.

Stability and profitability guarantee, which is the most important

problem of an investor, has turned into an advantage for

enterprises, generally serving foreign tourists due to the

decrease in the investment cost at the level of foreign currency.

Besides, the state still continues to increase investment

incentives. Especially according to the local effects of regional

development agencies, the energy, employment, insurance, tax

and infrastructure supports form an important item. Although

there are different places, the perspective of the people of

the region towards tourism and tourists is warmer and more

enthusiastic than ever…

The tourism sector became delicious when irresistible attraction

that the economic indicators and balance of exchange rate

indicated became appeal according to the tourists. Here, the

epidemic measures of the Ministry of Health and the measures

imposed on businesses also increased the confidence of Turkish

tourism professionals in the eyes of foreigners. This provided a

regional confidence advantage.

When we put all these factors together, Turkey has turned into a

country of opportunities in the east of the Mediterranean, which

is worth investment for culture, congress, and sea and winter

tourism, which is profitable and has high potential and offers a

qualified but cheap labor force.

You will never regret in Turkey…


46

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

Delta Hotels by

Marriott Istanbul Levent açıldı

Delta Hotels by Marriott Istanbul Levent; iş, finans ve eğlence bölgesinin merkezi Levent’te 1 Ekim 2021

tarihinden itibaren konuklarını ağırlamaya başladı. Hem iş hem tatil amaçlı seyahat edenleri ağırlamayı

hedefleyen otelde 232 konforlu oda ve son teknolojiyle donatılmış, gün ışığı seçenekli 7 adet toplantı

salonu bulunuyor.

Delta Hotels by Marriott markasının yeni şehir

oteli Delta Hotels by Marriott Istanbul Levent,

iş, finans ve eğlence bölgesinin merkezi

Levent’te 1 Ekim’de kapılarını açtı. Hem iş hem tatil

amaçlı seyahat edenleri ağırlamayı hedefleyen otel,

Türkiye’deki 2. Delta by Marriott markalı oteli olarak

hizmet verecek. 2015 yılında Marriott International

tarafından satın alınmasından bu yana genişlemeye

devam eden markanın en yeni otellerinden Delta

Hotels by Marriott Istanbul Levent’in yatırımcısı

Caba Grup ve işletmesi Novus Otelciliğe ait.

Levent Metro istasyonunun yanı başında

İstanbul Levent’te Metro istasyonunun ve üç önemli

alışveriş merkezinin yanı başında yer alan otel,

Sabiha Gökçen Havalimanı'na 45 dakika, İstanbul

Havalimanı’na 30 dakika uzaklıkta bulunuyor.

Profesyonellere kusursuz bir konaklama deneyimi,

konforlu bir çalışma ve toplantı ortamı sağlayan

otel, aynı zamanda şehri keşfetmek isteyen

misafirlerin tüm beklentilerini karşılayacak

alternatifler sunuyor.

Bütünsel bir yiyecek ve içecek

deneyimi

Levent’te açılacak yeni otelde Marriott International,

Delta misafirini anlamayı ve ihtiyaçlarına en uygun

deneyimi sunmayı hedefliyor. Otel misafirlerinin

ihtiyaç duydukları temel gereksinimleri titizlikle

sunarak ve bunun dışında kalan şeyleri elimine

ederek akışın sorunsuz olmasını sağlıyor ve

bu “Maksimum Sadelik” anlayışıyla konukların

seyahatlerini sorunsuz bir şekilde geçirmelerini

sağlamaya odaklanıyor. Aynı anlayış ile temel

beklentilerin tutarlı ve mükemmel bir biçimde

sunmak amacıyla The Delta Kitchen, Delta Bar, The

Delta Canteen, Grab & Go ve kahve dükkanından

oluşan entegre ve bütünsel bir yiyecek ve içecek

deneyimi sunuyor. Ayrıca Delta Hotels by Marriott

Istanbul Levent’in Marriott Bonvoy üyesi misafirleri,

puan kazanarak, özel üye fiyatlarına ve Mobil

Check-in'e erişerek, yeni deneyimlerin keyfini

çıkarabilecek.

Delta Hotels by

Marriott Istanbul

Levent, tümü Super

King veya Twin yataklı,

232 adet son derece

modern ve konforlu

misafir odasına ve gün

ışığı seçeneğine sahip,

en son teknolojiyle

donatılmış 7 toplantı

salonu profesyonellerin

her türlü ihtiyacına

cevap vermeyi

hedefliyor.


48

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar new investments

RAFFLES THE PALM DUBAI

1 EKIM’DE KAPILARINI AÇTI

Raffles The Palm Dubai opened its doors on October 1

Raffles The Palm Dubai, Palm

Jumeirah'ın Batı Hilali'ndeki

görkemli sahilinde ultra

lüks bir tesis olarak 1 Ekim

2021'den itibaren konuklarını

ağırlamaya başladı.

İkonik Raffles markası, sofistike konaklama

hizmeti, muhteşem yemek deneyimleri,

500 metrelik çarpıcı tesise özel bir plaj ve

23 bakım odası, iki özel spa süiti ve kapalı

yüzme havuzu ile şehrin en iyilerini temsil

eden bir otel olarak karşımıza çıkıyor. Esenlik

mabedi spası, yoga stüdyosu, iki geleneksel

hamamı ve tam donanımlı spor salonu ile

konuklarını eşsiz bir konaklama deneyimine

ve keşfe davet ediyor. Raffles The Palm

Dubai, konuklarına, her biri eşsiz manzaralı

bir balkon veya teras ile birlikte bir dizi özel

villa içeren, çarpıcı antika mobilyalara sahip

zarif tarzda odalar ve geniş süitler sunuyor.

Raffles The Palm Dubai Genel Müdürü

Ayman Gharib tesis ile ilgili şöyle konuştu:

"Raffles'ın BAE'deki en yeni ultra lüks tesisi

olan Raffles The Palm Dubai'nin resmi

açılışını duyurmaktan gurur duyuyoruz.

Beş yıldızlı tesis, konuklarını Raffles’ın zarif

Raffles The Palm Dubai began welcoming guests from October

1, 2021 as an ultra-luxury resort on Palm Jumeirah's majestic

seafront in the West Crescent.

The iconic Raffles brand stands out as a

hotel, representing the best in the city,

with sophisticated accommodation, great

dining experiences, a stunning 500-metre

private beach and 23 treatment rooms,

two private spa suites and an indoor

swimming pool. It invites its guests to a

unique accommodation experience and

discovery with its sanctuary of well-being

spa, yoga studio, two traditional hammams

and a fully equipped gym. Raffles The Palm

Dubai offers guests elegantly styled rooms

and spacious suites with stunning antique

furniture, balcony or terrace with unique

views and a series of private villas.

Ayman Gharib, Managing Director of Raffles

The Palm Dubai, said: "We are proud to

announce the official opening of Raffles The

Palm Dubai, Raffles' newest ultra-luxury

resort in the UAE. The five-star resort

invites guests to explore one of the world's

most exciting destinations through the

elegant lens of Raffles. Raffles The Palm

Dubai aims to be a hotel where guests

leave as friends and return as family, as a

friendly and enjoyable accommodation for

its guests".

389 luxury rooms, suites and

villas…

It will contain 389 luxury rooms, suites and

villas, the smallest starting at 65 square

meters and in each there will be balconies

and terraces, having unique sea panorama.

All rooms and suites have panoramic views

of the Arabian Gulf or Dubai Skyline. Raffles

Royal Villas and Raffles Imperial Villas

offer an extraordinary accommodation

experience with sizes ranging from 950

square meters to 1,050 square meters.

Each of the four-bedroom villas is located

on the waterfront and offers easy access to

a virgin private beach and green gardens.

Its interiors feature high ceilings, a built-in

spa, and a private swimming pool.

Guests are greeted with over

6,000-Swarovski Crystal chandelier as

well as 70,000 pieces of furniture from


merceğinden dünyanın en heyecan verici

destinasyonlarından birini keşfetmeye davet

ediyor. Raffles The Palm Dubai, misafirleri

için samimi ve keyifli konaklama noktası

olarak misafirlerin arkadaş olarak ayrıldıkları

ve aile olarak döndükleri bir otel olmayı

hedefliyor.”

389 lüks oda, süitler ve villalar…

En küçüğü 65 metrekareden başlayan 389

lüks oda, süitler ve villalar içerecek ve

bunların her birinde eşsiz deniz manzarasına

sahip balkon ve teraslar bulunacak. Tüm

oda ve süitler, Basra Körfezi veya Dubai

Skyline'ın panoramik manzarasına sahip.

Raffles Royal Villaları ve Raffles Imperial

Villaları, 950 metrekare ile 1.050 metrekare

arasında değişen büyüklükleri ile olağanüstü

bir konaklama deneyimi sunuyor. Dört

yatak odalı villaların her biri kıyıda yer alıyor

ve el değmemiş özel bir plaja ve yemyeşil

bahçelere kolay erişim sunuyor. İç mekanları

yüksek tavanlara, yerleşik bir spaya ve özel

yüzme havuzuna sahip.

Konuklar, Francesco Molon'un geleneksel

İtalyan atölyelerinden 70.000 parça

mobilyanın yanı sıra 6.000'den fazla

Swarovski Kristal avize ile karşılanıyor.

Tesiste usta zanaatkarlar, gerçek altın ve

gümüş varak kullanarak her konuk odasına

son rötuşları uygularken, ithal Portekiz

mermerini uzman taş ustaları şekillendirdi.

24 saat kişisel VIP hizmeti

Raffles The Palm Dubai'ye giriş yapan her

konuk VIP olarak karşılanacak ve Raffles'ın

ünlü 24 saat kişisel uşak hizmetinden

yararlanacak. Dubai'nin mutlaka ziyaret

edilmesi gereken en yeni gurme lezzetler

mekanı olan Raffles The Palm Dubai'nin

restoran ve lokanta seçenekleri, uluslararası

ve bölgesel favorilerin bir karışımını sunan

benzersiz yemek konseptleri sayesinde

şehrin mutfak sahnesini yükseltecek.

Kahvaltı, öğle ve akşam yemeği servis eden

Le Jardin, tesisin yemyeşil bahçelerine

ve Palm Jumeirah'a bakan, açık terasa

sahip muhteşem bir ortamda servis edilen

sansasyonel yemekler sunuyor. Matagi'de,

ustalıkla eğitilmiş şeflerden oluşan bir ekip,

Itameshi olarak bilinen bir mutfak olan

çağdaş Japon ve İtalyan yemeklerinden

oluşan enfes bir füzyon menüsü hazırlayacak.

Ünlü sanatçılarla Jazz Lounge

Müzikseverler, Raffles The Palm Dubai'nin

Jazz Lounge'ı SOLA'da harika yiyecek ve

içecek seçkisi eşliğinde ünlü sanatçıların

hafta boyunca canlı caz performanslarının

tadını çıkarabilecek. Ünlü Raffles Patisserie,

birinci sınıf ve klasik Fransız ve İtalyan

hamur işleri ve taze pişmiş ekmeklerle

tamamlanmış daha fazlasını sunacak.

İtalya'nın en eski mutfak kurumlarından

biri olan COVA'da eğitim görmüş Gianluca

Guinzoni'nin başkanlığını yaptığı Pastane,

tüm misafirler ve ziyaretçiler için mutlaka

ziyaret edilmesi gereken bir mekan olarak

konukları cezbedecek. Karizmatik Türk ve

İtalyan Mutfak Direktörü Batuhan Piatti

tarafından işletilen canlı ve zarif bir sahil

restoranı olan PIATTI, sofistike deniz

ürünleri menüsü ile tüm duyuları memnun

edecek. Konuklar ayrıca, Blüthner Hall'da

bir Blüthner Louis XIV Kuyruklu Piyano ile

tamamlanan görkemli atmosfer ile kraliyete

uygun efsanevi bir ikindi çayı deneyiminin

keyfini çıkarabilir.

Francesco Molon's traditional Italian

workshops. While master craftsmen

put the finishing touches on each guest

room using real gold and silver leaves,

expert stone masons formed the imported

Portuguese marble.

24-hour personal VIP service

Every guest entering Raffles The Palm

Dubai will be greeted as a VIP and benefit

from Raffles' renowned 24-hour personal

butler service.

The restaurant and catering options of

Raffles The Palm Dubai, which is the

newest gourmet destination of Dubai that

has to be visited, will raise cuisine of the

city thanks to unique dining concepts

serving a blend of international and

regional favorites. Serving breakfast, lunch

and dinner, Le Jardin offers sensational

cuisine served in a stunning setting with

an outdoor terrace overlooking the resort's

green gardens and Palm Jumeirah. At

Matagi, a team of expertly trained chefs

will prepare a delightful fusion menu of

contemporary Japanese cuisine that is

known as Itameshi and Italian dishes.

Jazz Lounge with famous artists

Music lovers will be able to enjoy live

jazz performances by famous artists

throughout the week, accompanied by

a great selection of food and drinks at

Raffles The Palm Dubai's Jazz Lounge

SOLA. The famous Raffles Patisserie will

offer more, complete with premium and

classic French and Italian pastries and

freshly baked breads. The Patisserie,

headed by Gianluca Guinzoni, who was

educated in COVA, one of the oldest

culinary institutions in Italy, will attract

guests as a must-visit place for all guests

and visitors. PIATTI that is a lively and

elegant seaside restaurant run by the

charismatic Turkish and Italian Culinary

Director Batuhan Piatti, will delight

all the senses with its sophisticated

seafood menu. Guests can also enjoy a

legendary royal afternoon tea experience

in the Blüthner Hall, with a sumptuous

atmosphere complemented by a Blüthner

Louis XIV Grand Piano.


50

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar new investments

Days Hotel by Wyndham Dubai

Deira açılışını duyurdu

Days Hotel by Wyndham Dubai Deira announces its opening

Days Hotel by Wyndham Dubai Deira located close to Dubai's

favorite places to visit, also has a direct connection with

Dubai Metro. Having recently opened Super 8 by Wyndham

Dubai Deira and Wyndham Dubai Deira as part of the Deira

Enrichment Project, Wyndham continues its rapid growth in

the region with Days Hotel by Wyndham Dubai Deira.

Dubai’nin gözde ziyaret noktalarına

yakın bir konumda yer alan

Days Hotel by Wyndham

Dubai Deira’nın, Dubai Metrosu ile

doğrudan bağlantısı da bulunuyor.

Yakın zamanda Deira Zenginleştirme

Projesi’nin birer parçası olarak Super 8

by Wyndham Dubai Deira ve Wyndham

Dubai Deira’nın açılışlarını yapan

Wyndham, bölgedeki hızlı büyümesini

Days Hotel by Wyndham Dubai Deira ile

sürdürüyor.

Açılışla Wyndham’ın BAE’deki

marka sayısı 8’e ulaştı

Ekonomi sınıfında dünyanın en büyük

ve en çok tanınan markalarından

olan Days Inn by Wyndham’ın global

portföyünde bin 600 otel bulunuyor.

Marka, Haziran 2021’de Türkiye

pazarına da giriş yapmıştı ve Days

Hotel by Wyndham Dubai Deira’nın

açılışı ile Wyndham’ın BAE’deki marka

sayısı sekize ulaşmış oldu. Wyndham,

yakın zamanda La Quinta by Wyndham

markasını da Bur Dubai’ye getirmişti.

Wyndham Hotels & Resorts Ortadoğu

ve Afrika Bölge Direktörü Michel

Augier, “Dubai, dünyanın dört bir

yanından ziyaretçilerin en çok talep

gösterdiği ve çeşitli konaklama

seçenekleri aradığı bir yer. Bu da

Dubai’yi Days Inn by Wyndham

markamız için ideal bir şekilde

konumlandırıyor. Days Hotel by

Wyndham Dubai Deira’nın açılışı,

Deira Zenginleştirme Projesi gibi

harika bir projenin içinde yer alan

ve yakın zamanda açılan Wyndham

Dubai Deira ve Super 8 by Wyndham

Dubai Deira otellerimizle, bunun yanı

sıra Ortadoğu ve Afrika’da 60’tan

fazla otelin bulunduğu portföyümüzle

mükemmel bir bütünlük oluşturuyor.

Gelişen ve heyecan verici bir şehir

olan Dubai gibi, ziyaretçilerin gitmek

istedikleri yerlerdeki marka ve hizmet

çeşitliliğimizi genişletmeye devam

etmeyi heyecanla bekliyoruz” dedi.

Ithra Dubai CEO’su Issam Galadari,

“Deira Zenginleştirme Projemize daha

da çok konaklama seçeneği katmak

için Wyndham Hotels & Resorts ile

iş birliği yapmaktan memnuniyet

duyuyoruz. Days Hotel by Wyndham

Dubai Deira, projenin gelişimi ve

Dubai’de konaklama ve turizmin

heyecan verici bir şekilde büyümesi

açısından yeni bir kilometre taşı teşkil

ediyor” dedi.

Karma kullanımlı proje niteliği

taşıyor

Bir Ithra Dubai projesi olan Deira

Zenginleştirme Projesi, tamamı Dubai

Yatırım Şirketi’ne ait olan bir bağlı

kuruluş ve Deira bölgesinin batısında,

Dubai Koyu’nda deniz kenarında

yer alan, karma kullanımlı bir proje

niteliği taşıyor. Deira’nın kentsel

dokusunu denize doğru yaymayı

hedefleyen projenin, dünyanın en

büyük kıyı alanlarından ve insan yapımı

projelerinden biri olması bekleniyor.

With the opening, the number of Wyndham's

brands in the UAE reached 8

Days Inn by Wyndham, one of the world’s largest and most

well-known brands in the economy class, has 1,600 hotels

in its global portfolio. The brand also entered the Turkish

market in June 2021, and with the opening of Days Hotel by

Wyndham Dubai Deira, the number of Wyndham's brands in

the UAE has reached eight. Wyndham had recently brought

the La Quinta by Wyndham brand to Bur Dubai.

Michel Augier, Regional Director, Middle East and Africa

at Wyndham Hotels & Resorts, said: “Dubai is the place

where visitors from all over the world are most in demand

and looking for a variety of accommodation options. This

positions Dubai ideally for our Days Inn by Wyndham brand.

The opening of Days Hotel by Wyndham Dubai Deira forms

an excellent union with our recently opened Wyndham Dubai

Deira and Super 8 by Wyndham Dubai Deira hotels, which

are part of such a wonderful project as the Deira Enrichment

Project, as well as our portfolio of more than 60 hotels in

the Middle East and Africa. We look forward to continuing

to expand our range of brands and services to destinations

visitors want to go to, such as Dubai, a thriving and exciting

city”.

Issam Galadari, CEO of Ithra Dubai, said “We are pleased to

partner with Wyndham Hotels & Resorts to add even more

accommodation options to our Deira Enrichment Project.

Days Hotel by Wyndham Dubai Deira makes a new milestone

in the development of the project and the exciting growth of

hospitality and tourism in Dubai”.

It is a mixed-use project

The Deira Enrichment Project, an Ithra Dubai project, is

a wholly owned subsidiary of Dubai Investment Company

and is a mixed-use project located by the sea in Dubai Bay,

west of the Deira district. The project, which aims to spread

the urban fabric of Deira towards the sea, is expected to be

one of the largest coastal areas and man-made projects

in the world. The new Dubai hotel is located in one of the

city's vibrant business districts, providing easy access to

landmarks such as Dubai Creek, The Dubai Mall, Dubai

Frame, Deira Gold Souk and Jumeriah Mosque, as well as

Dubai World Trade Center and the city's financial centre.

Days Hotel by Wyndham Dubai Deira has a total of 131

rooms, four separate event and meeting areas, and a

wide range of facilities including a modern fitness centre,

two restaurants and room service. This new hotel adds to

Wyndham's portfolio of 19 hotels in the UAE, 11 of which are

in Dubai. Wyndham's hotels in the Middle East and around

the world are part of Wyndham Rewards, the world's most

generous hotel rewards program, which includes more than

50,000 hotels, resorts and vacation rentals.

C

M

Y

CM

MY

CY

CMY

K


52

hotel restaurant

& hi-tech

iş’te kadın

Begüm

Kaya Şanver

“Hayalimdeki

işe sahibim”

Marriott International Türkiye İş

Geliştirme Direktörü. Aslen Endüstri

Mühendisi. Büyük holdinglere iş

başvurusu yaptığı bir dönemde tesadüfen

turizmin radarına giren... Giriş o giriş, 15

yıldır otel zinciri, yatırımcı ve danışman

kimliğiyle masanın dört bir yanında başarıyla

oturmayı bilen. Meraklı, öğrenmeye, keşfe,

yeni deneyimlere açık. Ciddi, analitik ve bir o

kadar da eğlenmeyi ve sosyalleşmeyi seven

bir iş insanı, Begüm Kaya Şanver.

İleride Marriott bünyesinde bölgesel bir role

sahip olmayı hayal ettiğini söyleyen Begüm

Kaya Şanver ile turizme başlama öyküsünden

grup yatırımlarına, ilgi alanlarından gelecek

planlarına kadar çok özel bir söyleşi

gerçekleştirdik.

Marriott International Türkiye İş

Geliştirme Direktörlüğüne uzanan

kariyer yolculuğunuz nasıl başladı?

Turizme giriş hikayenizi anlatır

mısınız?

Aslen Ankaralıyım ama İstanbul’a taşınalı

neredeyse 15 yıl oldu. O yüzden yarı yarıya da

İstanbullu sayılırım. Bir mühendislik mezunu

olarak, açıkçası kariyerimin başında turizm

radarımda olan bir sektör değildi. Endüstri

mühendisliğinden mezun olduktan sonra

büyük holdinglere iş başvurusu yaptım. Pek

çok sınıf arkadaşım gibi aklımda banka, hızlı

tüketim, perakende, otomotiv gibi sektörlerde

çalışmak vardı. Başvuru yaptığım yerlerden

biri de Koç Holding’di. Tam o esnada Divan

Otelleri Genel Merkezi’nde bir pozisyon

açılmış, şirketin İnsan Kaynakları Müdürü

de benim cv’mi Koç Kariyer sisteminden

görüp çekmiş, bir nevi rezerve etmiş gibi

de düşünebilirsiniz. Onun üzerine beni “İş

Geliştirme” departmanındaki bir pozisyon

için mülakata çağırdılar. O güne dek böyle bir

departmanın varlığından bile haberim yoktu.

Biz üniversitedeyken, Pazarlama, Satış,

Finans, Tedarik Zinciri gibi departmanlar

popülerdi. Divan o sırada, 20 yeni mezun

pozisyonu açmış, sonradan 19’unun alım

sürecini durdurmuş, bir tek İş Geliştirme

bölümüne alım yapmaya karar vermiş, her

şey kısmet. Benim turizm sektörüne girişim

de böyle, yani biraz tesadüfi oldu.

“Divan’ın otel sayısını ikiye

katlamasında katkım oldu”

Ben Divan’a girdiğimde grubun 5 oteli vardı.

Bu sayısının ikiye katlanmasında katkım

oldu. İlk yurt dışı projesinde rol aldım.

Derken turizm ve gayrimenkul sektöründe

kariyer yapmaya başlamış oldum. Turizm

ve gayrimenkul çok dinamik, proje bazlı

çalışınca da asla sıkılmıyorsunuz. Yani giriş o

giriş, neredeyse 15 yıldır bu alanda ilerledim.

Divan’dan sonra bir danışmanlık serüvenim

oldu. Servotel ve Jones Lang LaSalle

şirketlerinde otel yatırımlarına dair fizibilite,

proje geliştirme, alım-satım, markalama gibi

pek çok farklı alanda çalıştım. Yatırımcılara

danışmanlık verdik, bu rollerde neredeyse

tüm otel zincirleriyle çalışma fırsatım oldu.

Akabinde Galataport Projesi’ndeki The

Peninsula Istanbul otelini geliştirdim. Hong

Konglu lüks otel zinciri Peninsula Grubu

ile 300 milyon EUR’luk yatırım için ortaklık

kurulması süreçlerini yönettim. Derken

Marriott Grubu’ndan teklif geldi. Türkiye’deki

yeni projeleri geliştirmek üzere Türkiye İş

Geliştirme Direktörü olarak şirket bünyesine

katıldım.

Marriott International’a Türkiye İş

Geliştirme Direktörü olma süreciniz

nasıl gelişti? Bu, idealinizdeki bir

teklif miydi?

Açıkçası kariyerimin başlarında sektörden

kendime rol model aldığım kişilerden

biri, Starwood Grubu’nun İş Geliştirme

Direktörüydü, kadın bir yöneticiydi. Seneler

sonra, Marriott International Starwood’u

satın aldı. Bu turizm sektöründe bugüne dek

gerçekleşen en büyük işlem, tam 13 milyar

$ büyüklüğünde bir alım. Bundan 2 sene

sonra, Marriott bana yabancı bir headhunter

üzerinden ulaştı. Pozisyonu öğrendiğimde

çok heyecanlandım.

Marriott International turizm sektöründe bir

dünya devi. 7,500’i aşkın oteli ve 30 markası

var. Hepimizin çocukluktan bildiği Sheraton

markası ya da St. Regis, Ritz Carlton, Le

Meridien gibi havalı markalar için çalışacak

olmak, hele de bunları büyütecek olmak beni

çok heyecanlandıran bir kariyer fırsatı oldu.

Sadece bazen aile tanıdıklarımız annemlere

kızınız ne iş yapıyor diye sorduğunda

pozisyonumu anlatmakta zorlanıyorlar.

“Marriott ve Sheratonların Türkiye’deki

franchiselarını veriyor” diyebilirsiniz deyip

işin içinden çıkıyorum. Aslında markalama

ve proje geliştirme sürecinde merkez

ofisimizdeki tasarım, hukuk, operasyon,

teknik, pazarlama, finans, açılış vb. pek

çok departmanla beraber çalışıyoruz.

30 markamız var ve franchise büyüme


54

hotel restaurant

& hi-tech

iş’te kadın

modellerimizden sadece birisi. Ancak bir

cümlede işletme modeli/franchise modeli

farklarını, markalarımızı, proje geliştirme ve

markalama süreçlerini sektörden olmayan

birine anlatmak pek de mümkün olmuyor.

Tüm bu kariyer yolculuğuma bakınca, turizm

yatırımları perspektifinden otel zinciri,

yatırımcı ve danışman olmak üzere masanın

her tarafında oturmuş oldum. Bu da bana

müzakerelerde karşı tarafı anlamak ve

okumak adına büyük avantaj sağlıyor.

Hayalim ise, ileride Marriott bünyesinde

bölgesel bir role sahip olmak, yani pek

çok farklı ülkede iş geliştirmeden sorumlu

olmak. Ama bundan önce Türkiye’deki

büyüme stratejilerimiz çerçevesinde 5

yılda 100 otele ulaşmak gibi iddialı bir

hedefimiz var. Tahmin edebileceğiniz gibi

bunu gerçekleştirmek için yoğun biçimde

çalışıyorum.

Grubun Türkiye ve dünya

pazarlarında 2021 yıl sonu büyüme

hedefleri ve 2022 yılına ilişkin

planları nelerdir? Önümüzdeki

dönem için sürpriz anlaşmalar,

yatırımlar, iş birliktelikleri var mı?

90 yıllık şirket tarihimizde, işteki başarının

inovasyondan geldiğini gördük. Pandemi

gibi bir krizde ya da diğer zor dönemlerde,

krizler zorunlu inovasyonları beraberinde

getirdi. Ve tabii bu da ileriye dönük fırsatları.

Seyahat trendleri değiştikçe, başarılı olmak

ve müşterilerimizin ihtiyaçlarına cevap

verebilmek için otellerimiz inovasyona

sarıldı. Geleceğin getireceklerine ve

değişime hazır olmak adına, bir adım ileride

olmak için muhakkak ekiplerinizi inovasyon

yapma konusunda yetkilendirmeniz gerekli.

Dünya sürekli bir değişim içinde, Covid-19

pandemisinde öğrendiklerimiz ve öğrenmeye

devam ettiklerimiz gelecekteki iş yapış

biçimimize entegre oldu ve olmaya da devam

edecek.

“Türkiye, 2020’de en dirençli turizm

pazarlarından biri oldu”

Türkiye 2020’de en dirençli turizm

pazarlarından biri oldu ve 2021’de de benzer

bir trend gözlemlemekteyiz. Hükümetin,

vatandaşlar ve turistlerin sağlığı ve

güvenliğine odaklanan girişimleri sayesinde,

ikinci çeyrekte 4 milyonu aşkın turist geldi.

Bunların %70’inden fazlasını yabancı turistler

oluşturuyor. Bu seyahat konusundaki

bastırılmış talebe işaret ediyor. Bugün, bu

pazarda dünyaca ünlü 17 markamız altında

30 otel ve 6.000'den fazla odadan oluşan

bir portföye sahibiz. İş gelişme açısından,

hem birincil hem de ikincil pazarlarda

iyi fırsatlar söz konusu. Ülke genelinde

sözleşme imzaladığımız ya da inşaatı devam

eden toplam 17 yeni projemiz var. 2022'nin

sonuna kadar bunlardan 11 yeni otelimizin

açılmasını ve portföyümüze 1.300'den fazla

oda eklemeyi planlıyoruz.

Geliştirme fırsatlarının çoğu yeni projelerden

oluşsa da, dönüşüm projelerine yönelik

de artan bir talep gözlemlemekteyiz.

2019'dan bu yana altı dönüşüm anlaşması

imzaladık, bunlardan beş tanesi hali hazırda

Marriott International markaları altında

hizmet vermeye başladı. Delta Hotels by

Marriott İstanbul Levent, Sheraton İstanbul

City Center ve Sheraton İstanbul Levent

otellerimiz güncel dönüşüm projelerimiz

arasında yer alıyor. Bunlara ilaveten,

binaların kullanım amaçlarının değişiklik

gösterdiği yeniden uyarlama projeleri

görmekteyiz. Gayrimenkul geliştiricileri

konut, ofis gibi farklı bir amaçla inşa

edilmiş eski binaları konaklama tesislerine

dönüştürüyor. Yakın zamanda bu tip dört

proje (yeniden uyarlama) imzaladık.

Şirket olarak, mal sahipleri ve misafirlerin

taleplerini karşılamak için mevcut oteller

için dönüşüm-dostu bir strateji geliştirdik.

The Luxury Collection, Autograph Collection,

Design Hotels ve Tribute Portfolio gibi

dönüşüm markalarımız, daha butik ve eşsiz

otellerin kendi kimliklerini ve kişiliklerini

korumalarına imkan tanırken; güçlü

dağıtım, satış ve sadakat platformlarımıza

katılmalarına da olanak sağlıyor. Pandemi

sonrası dönemde bundan yararlanabilecek

pek çok bağımsız otelci olduğundan

şüphemiz yok. Buna ilaveten, Delta by

Marriott ve Four Points by Sheraton ise klasik

segmentteki otellerin dönüştürülmesinde

odaklandığımız markaların başında yer alıyor.

“Türkiye'de markalı rezidanslara

yönelik güçlü bir talep görüyoruz”

Diğer önemli bir alan ise, odaklı-hizmet

segmenti. Four Points by Sheraton

ve Residence Inn by Marriott gibi

markalarımızla bu alanda güçlü bir büyüme

kaydediyoruz. Ayrıca Fairfield by Marriott


56

hotel restaurant

& hi-tech

iş’te kadın

markamız için Avrupa ve Orta Doğu'da ciddi

bir büyüme potansiyeli gözlemlemekteyiz.

Türkiye bu markamız için ideal bir pazar.

Misafirlerine güvenilir bir deneyim ve

sadeliğin güzelliğini yaşatan markamız,

misafirlere yolda oldukları zaman da evin

tüm konforunu sunuyor.

Son olarak, Türkiye'de markalı rezidanslara

yönelik güçlü bir talep görüyoruz. Tüketiciler

kendilerine uygun bir yaşam tarzı, bir dizi

olanak ve hizmet sunan konutlara yönelirken,

gayrimenkul geliştiricileri ise ürünlerini

güvenilir markalarla farklılaştırmaya ve daha

üst segmente taşımaya çalışıyor. Marriott

International olarak şu anda Türkiye'de

Le Méridien Residences Bodrum ve The

Ritz-Carlton Residences, Bodrum da dahil

olmak üzere üç tane markalı konut projemiz

var. Yakın zamanda açılan The Ritz-Carlton

Residences, Bodrum Avrupa, Orta Doğu ve

Afrika bölgesindeki ilk bağımsız markalı

konut (yanında otel yer almayan markalı

konut) projemiz. Global portföyümüz ise

şöyle, Marriott olarak 30 lider markamız

altında 138 ülkede 7.800 otelimiz var. Şirket

olarak büyümeye devam ediyoruz. 2021 ikinci

çeyreği itibariyle, 2,750 yeni otel projemiz var.

Bu da yaklaşık 478.000 yeni oda demek, buna

inşaatı devam eden 1.069 otel ve 212.000 oda

dahil.

Pandemi sonrası turizm sektörü

ne şekilde evrildi? Yeni normalde

konaklama, seyahat sektörlerini

domine eden yeni trendler neler?

Covid-19, Türkiye'de ve dünyada seyahat ve

konaklama sektörünü önemli ölçüde etkiledi.

Sadece işimiz üzerinde değil, aynı zamanda

otellerimizi nasıl işlettiğimize dair de

önemli bir etkisi oldu. Müşterilerin sağlık ve

hijyene dair beklentileri çok yükseldi, şirket

olarak bunlar artık hep en üst önceliğimiz

olacak. Yeni hijyen protokolleri geliştirerek,

standartlarımızı daha da yükselttik. Yeni

temizleme teknolojileri kullanıyoruz,

misafirlere temizlik sıklığına dair daha

çok opsiyon sunuyoruz ve personelimizi

yoğun eğitimlere tabi tutuyoruz.

Misafirlerimizin yeniden gönül rahatlığıyla

seyahat edebilmeleri için, yoğun temizlik

programlarımızın yanı sıra, Marriott Global

Temizlik Konseyi ile inovasyonlara devam

edeceğiz. Bunun yanı sıra, tüketicilerin

değişen ihtiyaçlarını gözeterek yeni hizmetler

sunmaya başladık. İnsanları yeniden seyahat

etmeye teşvik etmek ve ilham vermek adına

güçlü stratejiler geliştirdik. Misafirlerimize

kendi şehirlerinde tatil & konaklama

paketleri (“staycation”) sunmaktan yeni hibrit

toplantı ve etkinlik platformlarını piyasaya

sürmeye kadar, en son seyahat trendlerine

uygun hizmetler sunmaya ve tüketicilerin

değişen ihtiyaçlarını daha iyi karşılayan

yenilikler yapmaya devam ediyoruz.

“Turizmi, tatil odaklı seyahatler

toparlayacak”

Şüphesiz ki seyahat trendleri değişti. İlk

olarak tatil odaklı seyahatlerin arttığını

görüyoruz. Sektörümüzdeki toparlamanın

başını bu seyahat tipi çekecek. Bu açıdan,

şirket olarak zengin bir resort ve tatil odaklı

otel portföyümüz olduğu için şanslıyız.

Diğer yükselen bir trend de, “bleisure”

(business+leisure) yani iş odaklı seyahat

eden kişilerin seyahatlerini uzatarak

turistik amaçla da konaklamaları, uzaktan

çalışma modelinin popülerlik kazanması

bunun en büyük sebeplerinden biri. Uzun

dönem konaklamalara uygun çok güzel

markalarımız mevcu. Geniş ve mutfaklı

odalarımız sayesinde, uzaktan çalışan ve

evlerinden uzaktayken de ev konforunu

arayan misafirlerimiz için çok uygun bir

ürün. Lüks seyahat trendlerine baktığımızda,

misafirler sevdikleri otellerde kapsamlı

deneyimler yaşamak istiyor, ekiplerimiz

misafirlerin destinasyonla bağlantısını

güçlendirmek için yeni programlar

oluşturuyor. Diğer bir taraftan, alan ve

mahremiyet rağbette, bu alanda da özel villa

ve havuzlu seçkin resortlarımız ön plana

çıkıyor.

Salgınla birlikte birçok sektörde

dijital dönüşüm hamlelerine tanık

olduk. Marriott Grubu Otelleri,

dijital alt yapı olarak sürece ne

kadar hazırlıklıydı? Bu alana

yapılan teknolojik yatırımlardan

ve uygulamalardan da bahseder

misiniz biraz?

Sektörümüzde dijitalleşme bir süredir artışta

olsa da, pandemiyle beraber bu yükseliş

ivmelendi. Artık daha holistik, teknolojik ve

bir o kadar da kişiselleştirilmiş tecrübeler

revaçta. Bunun için, teknolojiyi kullanarak

mümkün olduğunca temassız bir şekilde

ve halen kişiselleştirilmiş hizmet sunmaya

çalışıyoruz. Artık pek çok üyemizin Marriott

Bonvoy Mobil Aplikasyonunu kullandığını

gözlemliyoruz. Misafirler mobil check-in &

check-out ve otel personeli ile mobil chat

gibi özelliklerden faydalanabiliyor, ayrıca pek

çok yerde Mobil Anahtar hizmetimiz mevcut.

Bu hizmeti sunan otellerimizde, misafirlerin

telefonlarına aplikasyon üzerinden sanal bir

anahtar yüklüyoruz. Böylelikle geleneksel


58

hotel restaurant

& hi-tech

iş’te kadın

plastik oda kartına gereksinim kalmıyor,

kendilerine özel bu anahtarla odalarına

girebiliyorlar. Avrupa, Orta Doğu ve

Afrika’daki otellerimizin %60’ından fazlasında

Mobil Anahtar, mobil check-in&checkout

hizmeti mevcut ve bu oranın daha da

artmasını bekliyoruz.

İş geliştirme ve proje geliştirme

konusunda profesyonel deneyime

sahip bir isimsiniz. Bu alanın

günümüz şartlarında sunduğu

avantajlar, dezavantajlar ve

fırsatlar üzerine neler söylemek

istersiniz?

İş Geliştirme ve Proje Geliştirme

bölümlerinin en büyük avantajı, proje bazlı

çalışmaktan ötürü çok dinamik olması.

Sürekli farklı projelerde çalışmak, projelerin

düşünce aşamasından hayata geçmesine

kadar tüm evrelerinde rol almak çok

keyifli ve öğretici. Tekdüzeliği sevmeyen

yapıdaki kişiler için ideal bir iş. Ama bu bir

yandan da işin zor tarafı. Proje bazlı işlerde

genellikle zamanla yarıştığınız için çok yoğun

çalışma temposu söz konusu oluyor, farklı

ekiplerle çalıştığınız için adaptif bir yapınız

olması lazım. Kısacası konfor alanınız pek

yok. Bir taraftan aynı anda pek çok farklı

projede çalışmak gerektiğinden zaman

yönetimi ve önceliklendirme konusunda

çok iyi olmalısınız. Projelerin oluşum

aşaması genelde çok sancılı oluyor, aslında

her yeni başlangıç gibi. Tıpkı bir bebek

gibi, projeye emek veriyorsunuz, mesai

harcıyorsunuz, gelişmesi ve başarılı olması

için çabalıyorsunuz. Proje bazlı işlerde kurulu

ve işleyen bir düzen / ekip olmadığından ilk

dönemler çok meşakkatli oluyor. Örneğin,

ben Galataport Projesi’ne ilk girdiğimde tüm

ekip limanda gemi kaptanlarının misafirlerini

ağırladığı tarihi şeref salonunda tek bir masa

etrafında ADSL bağlantısıyla çalışıyorduk.

Projenin ayağa kalkması yıllar aldı, ama

Peninsula Otelleri ile ortaklık sözleşmesini

imzaladığımızda tüm zorluklara değdiğini

hissettim.

Biraz da sizi konuşalım mı? Bize

profesyoneldeki ve evdeki Begüm

Kaya Şanver’i nasıl anlatırsınız?

Özel hayatta eğlenmesini seven biriyim.

Profesyonel yaşamda bu yönümü çok sık

ortaya çıkarmıyorum elbette. Sonuçta bir

nevi şirketin yüzü oluyorsunuz. Yatırımcılar

sizin özelliklerinizi şirkete mal ediyor. O

yüzden iş yerinde çok daha ciddi bir tavrım

var. Sürekli kendimi aşmaya çalışırım, kendi

sınırlarımı zorlamayı seviyorum, yaptığım

her şeyi daha iyi nasıl yapabilirim diye

çabalarım. Meraklı bir yapım var, öğrenmeyi

yeni şeyler deneyimlemeyi çok seviyorum.

Arkadaşlarıma sorsanız, Begüm’ün gitmediği

workshop/eğitim yoktur derler. Oyunculuktan

dansa, meditasyondan yaratıcılığa, kokuların

doğasından kick boxa kadar ilgimi çeken

ne varsa deneyimleme fırsatı bulunca

kaçırmıyorum. Tabii pandemi atölye

çalışmalarına ve eğitimlere biraz ket vurdu.

Zira ben bu konularda biraz eski kafalıyım,

online platformları pek tercih etmiyorum,

inşallah kısa zamanda tekrar eski

rutinlerimize kavuşacağız. Bir de çok yakın

zamanda evlendim. O yüzden evde yepyeni

bir Begüm var diyebiliriz. Evde daha çok vakit

geçiren, dekorasyonla ve yemek pişirmeyle

haşır neşir yeni bir ben. Zaman içinde farklı

yönlerimi de keşfedeceğim sanırım.

Turizm - otelcilik gibi maskülen

bir sektörde kadın olmak üzerine

düşünceleriniz neler?

Pek çok sektörde olduğu gibi turizm ve

gayrimenkul sektöründe de kadın yöneticiler

maalesef azınlıkta. BIST400’deki halka

açık inşaat ve gayrimenkul şirketlerine

baktığınızda, yönetim kurullarındaki kadın

yönetici oranı %10’un altında. Halbuki pek

çok araştırma kadınların yönetimde etkin

olduğu şirketlerde performansın arttığına

işaret ediyor. Benim de dönem dönem aktif

rol aldığım, Gayrimenkulde Kadın Liderler

adlı bir platform mevcut. Sektördeki kadın

yöneticilerin mevcudiyetini artırmak ve

güçlendirmek üzere pek çok çalışma

yürütüyoruz. Dünyada da benzer platformlar

mevcut, mesela 30% Club dünyada yönetim

kurullarındaki kadın yönetici oranını en az

%30’a çıkarma hedefi için çabalıyor. Bu tip

oluşumlarla farkındalık artıyor elbet. Marriott

International da iş yerinde farklılıkları teşvik

eden bir şirket. Çalışanlarımızın %50’den

fazlası kadın, ayrıca üst pozisyonlarda da

kadın yöneticiler aktif, örneğin global şirket

başkanımız kadın. Ben Avrupa İş Geliştirme

Ekibi bünyesinde çalışıyorum, toplam 18 iş

geliştirmeciyiz, ben dahil ekibimizde 5 kadın

yönetici var.

“Bazen yatırımcılar bir kadın

yönetici görünce şaşırıyor”

Marriott bünyesine katılmamla birlikte, bu

konuya dair daha farklı deneyimlerim oldu

ve cinsiyet dengesizliğine dair farkındalığım

daha da arttı diyebilirim. Önceki işlerimde,

ekiplerimizde pek çok kadın çalışan ve

yönetici vardı, yani günlük çalışma ortamında

dengeli bir dağılım söz konusuydu. Marriott’a

geçtikten sonra, mesaimin önemli bir

kısmını yatırımcı şirketlerle geçirmeye

başladım. Zira biz iş modelimiz gereği

otel yatırımlarını kendimiz yapmıyoruz,

yatırımcılarımız aracılığıyla markalarımızı

büyütüyoruz. Bu doğrultuda, Marriott’un

kendi ekibi ve çalışma ortamının yanı sıra,

Türkiye’deki yatırımcı şirketlerin çalışma

ortamının da bir parçası olmuş oldum. İşin

benim bulunduğum kısmında, yani yatırım

tarafında iş yaptığım kişilerin neredeyse

hepsi erkek zira ben hep karar vericilerle

çalışıyorum. Şirket sahipleri ve yönetim

kurulları da konuştuğumuz gibi çoğunluk

erkeklerden oluşuyor. Bu bir zorluk mu?

Bazen öyle bazen de değil. Bazen yatırımcılar

bir kadın yönetici görünce şaşırıyor. İşim

gereği tüm Türkiye genelinde sık sık seyahat

ediyorum, özellikle Anadolu’da bu başıma

geliyor. Ancak çoğu zaman, erkek dominant

bir sektörde yükseldiğim için beni takdir

ettiklerini hissediyorum, elbette bunun da

ayrı bir iş tatmini oluyor. Bir de kadınlara

karşı “kırılgan” önyargısı olabiliyor. Mesela

şantiye ayakkabılarım her daim arabanın

bagajında duruyor, sabah topuklu ayakkabı

ile toplantı yaparken, şantiye ziyareti

gerektiren bir telefon gelirse, hemen şantiye

moduna bürünüyorum, bu da kadınlara

karşı olabilen “kırılgan” vb. önyargıları

kırıyor sanırım. Bazen pazarlıklarda da şöyle

konuşmalar geçiyor, “Begüm Hanım, valla 10

erkek katıldık toplantıya, tek başınıza bizi alt

ettiniz”. Yurt dışındaki yöneticilerimin buna

dair sevdiğim bir tabiri var, “müzakerelerde

çetin ceviz (tough cookie) olman lazım”

diyorlar.

İşimi çok seviyorum. Proje bazlı

çalıştığım için asla sıkılmıyorum,

ayrıca seyahat etmek sürekli yeni

insanlarla tanışmak-iş yapmak,

network geliştirmek tam bana göre.

Fizibilite, mimari proje ve ticari

pazarlık aşamalarında analitik

yönümü kullanırken, sözleşme

müzakerelerinde sosyal yönümü

kullanabiliyorum. Bu yüzden

hayalimdeki işe sahibim aslında,

bunun bir adım ilerisi bölgesel bir role

geçmek. Tabii ileride kendi otelim

olsun ister miyim, neden olmasın?

Bir Moxy otelim olsa hiç fena

olmaz, bayağı cool olurdu. En büyük

hayallerimden biri roman yazmak,

zaman zaman birşeyler karalıyorum

ama yolun çok başındayım.


60

hotel restaurant

& hi-tech

marka brand

SAMI HOTAK

“Horeca yatırımlarımızı çeşitlendireceğiz”

Sami Hotak: “We will diversify our Horeca investments”

Çelik, porselen ve cama hayat veren,

ince işçilik ve dünyaca ödüllü

endüstriyel tasarımlarıyla 74 yıldır

sektörün lider markası konumundaki Jumbo,

“Geçmişten günümüze kadar her daim,

zamansız tasarımlar” mottosu ile geniş

ürün gamını tüketicileri ile buluşturmaya

devam ediyor. Toplam cirosunun yüzde 25’ini

Horeca sektöründen elde eden markanın ev

dışı tüketim kanalına yönelik yatırımlarını,

ihracat ve e-ticarete yönelik pazar hedeflerini

Jumbo Genel Müdürü Sami Hotak ile

konuştuk. Pandemide Horeca kanalının çok

değişkenlik gösterdiğini belirten Sami Hotak,

kısıtlamalar sebebiyle yılın ilk döneminden

aksiyon alamadıklarını ifade etti. 2019 yılına

göre yaklaşık yüzde 15 civarında bir büyüme

kaydettiklerini anlatan Hotak şunları söyledi:

“Şubat ve Mart ayları Horeca kanalımız

için en önemli aylar. Çünkü bu dönemde

oteller ve restoranlar yenilenmeye başlar.

Bu sene yılın ilk döneminde kısıtlamalar

olduğu için herhangi bir aksiyon alamadık.

Kısıtlamaların bitmesi ile öncelikle Ege

Bölgesi’ndeki otellerden yoğun talep aldık.

Akdeniz bölgesi genel olarak turistlerin

geliş dönemine göre hareket ediyor.

Pandemi sebebiyle orada yaşanan değişim

nedeniyle bölgedeki oteller daha yavaş ve

temkinli hareket etti. Bu nedenle daha çok

Ege Bölgesi’ndeki otel ve restoranlarla

çalıştık. 2020 yılı pandemi ile geçtiği için biz

Horeca’da 2019 yılını baz alıyoruz. Şu anda

2019 yılına göre yaklaşık yüzde 15 civarında

bir büyümemiz var. Genel ciromuzun yüzde

25’i ise Horeca’dan.”

“Horeca’da şanslı olmamızın iki

sebebi var”

Jumbo’nun ev dışı tüketim kanalındaki

şansını iki göstergeye bağlayan Hotak

şöyle devam etti: “Yakın coğrafyadaki bütün

işletmeler ana ihtiyaçlarını Türkiye’den

temin ediyor. Horeca’da şanslı olmamızın iki

sebebi var. İlk olarak ülkemizdeki endüstriyel

mutfak üretiminin çok başarılı olmasını

ve yoğun talep almasını söyleyebilirim.

Buna bağlı olarak gelen markalar diğer

ekipmanlarını da yine Türkiye’den temin

ediyor. Diğer yandan çok başarılı şefler ve

yöneticiler yurt dışında hizmet veriyor. Bu

bağlantılar sayesinde ürünlerimizi yurt dışına

da ihraç ediyoruz.”

“Katar ve Dubai’de çok etkiliyiz”

Sami Hotak, Jumbo olarak Horeca

Jumbo, which has been the leading brand

of the sector for 74 years, with its fine

workmanship and world-awarded industrial

designs, giving life to steel, porcelain and

glass, continues to bring its wide product

range to its consumers with the motto of

"Timeless designs from the past to the

present every time". We talked to Jumbo

General Manager Sami Hotak about the

investments of the brand, which derives

25% of its total turnover from the Horeca

sector, in the out-of-home consumption

channel, and its market targets for export

and e-commerce.

Sami Hotak, stating that the Horeca

channel showed a lot of variability during

the pandemic, said that they could not take

action in the first period of the year due to

the restrictions. Hotak explaining that they

have achieved a growth of around 15 percent

compared to 2019, said as follows: “The

months, February and March are the most

important months for our Horeca channel.

It is because during this period the hotels

and restaurants begin to renovate. This year,

we could not take any action as there were

restrictions in the first period of the year.

After the restrictions have been ended, we

first received a high demand from the hotels

in the Aegean Region. The Mediterranean

region generally acts according to the

arrival period of the tourists. Because of

the change, experienced over there due

to the pandemic, the hotels in the region

acted more slowly and cautiously. For this

reason, we mostly worked with hotels and

restaurants in the Aegean Region. As the

year 2020 has passed with pandemic, we

use 2019 as base at Horeca. Now, we have

a growth of around 15 percent compared

to 2019. 25% of our overall turnover comes

from Horeca”.

“There are two reasons why we are

lucky in Horeca”

Linking Jumbo's chances in the out-of-home

consumption channel to two indicators,

Hotak, showed that Jumbo’s luck in the

outdoor consumption channel was caused

by two indicators, continued as follows: All

enterprises in the nearby geography supply

their main needs from Turkey. There are two

reasons why we are lucky at Horeca. First

of all, I can say that the industrial kitchen

production in our country is very successful

and receives high demand. Depending on

this, the coming brands also provide their

other equipment from Turkey. On the other

hand, very successful chefs and managers

serve abroad. Thanks to these connections,

we also export our products abroad”.

“We are very influential in Qatar

and Dubai”

Sami Hotak stated that as Jumbo, they have

been very influential in the Horeca sector in

Qatar and Dubai in the last period. Hotak,

stating that they have just started to sell to

Montenegro in Europe, said “As Jumbo, we

see great interest in fine dining restaurant

concepts and hotels with our special and

qualified products on Horeca channel. This

year, we designed new porcelain products

that we have specially developed for our

Horeca customers. Furthermore, we have

products in the coffee and bar category,

which we will launch for the first time at

the fair. Coffee and bar products are an

area where our Horeca customers show

sensitivity and they are sensitive in design

and quality. So we take good returns”.

“We will meet our customers with

Jumbo By You”

Jumbo General Manager Sami Hotak,


sektöründe son dönemde Katar ve

Dubai’de çok etkili olduklarını belirtti.

Avrupa’da Montenegro’ya yeni satış

yapmaya başladıklarını söyleyen Hotak,

“Jumbo olarak Horeca kanalında özel ve

nitelikli ürünlerimizle fine dining restoran

konseptlerinde ve otellerde yoğun ilgi

görüyoruz. Bu sene Horeca müşterilerimiz

için özel olarak geliştirdiğimiz yeni porselen

ürünler tasarladık. Ayrıca ilk defa fuarda

görücüye çıkacardığımız kahve ve bar

kategorisinde ürünlerimiz var. Kahve ve bar

ürünleri Horeca müşterilerimiz hassasiyet

gösterdiği, tasarım ve kalitede hassas

davrandıkları bir alan. Dolayısıyla çok iyi geri

dönüşler alıyoruz.” diye konuştu.

“Jumbo By You ile müşterilerimizle

buluşacağız”

Pandemi sürecinde e-ticaret kanalında

çok hızlı bir büyüme kaydettiklerine dikkat

çeken Jumbo Genel Müdürü Sami Hotak,

salgın öncesinde toplam cironun yaklaşık

yüzde 20’sini bu kanaldan elde ettikleri

bilgisini paylaştı. Şu anda cironun yüzde

35’lik kısmının e-ticaretten geldiğini ifade

eden Hotak, “Bu nedenle dijitalleşmeye

önem veriyoruz. Kısa bir süre sonra offline

ve online kanalları birbirine bağlayacağımız,

benzersiz alışveriş deneyimi yaşatacağımız,

yeni dijital platformumuz Jumbo By You ile

müşterilerimizle buluşacağız.” dedi.

Jumbo Genel Müdürü Sami Hotak, markanın

önümüzdeki dönem yatırımları hakkında

ise şu bilgileri aktardı: “Lüks segmentte

bir marka olduğumuz için mağaza açarak

büyümek bizim için her zaman avantajlı

bir strateji olmuyor. Bu nedenle biz de

üründe ve hizmette farklılaşarak büyümeye

devam ediyoruz. Önümüzdeki dönem

yatırımlarımızı çeşitlendireceğiz. Marina ve

yat ürünlerine ağırlık vereceğiz. Önümüzdeki

dönemde 4 marinada konsept mağazalar

açacağız. Bu kategorimiz için de 1912 yılında

kurulan dünyanın en kaliteli ham maddeyi

kullanarak akrilik ürünler yapan İtalyan

Guzzini markası ile anlaştık. Marinalarda

açacağımız mağazalarda ve belli Jumbo

mağazalarımızda bu ürünlere yer vereceğiz.

Hem tasarım hem de malzeme olarak bu

alanda çok ilgi göreceğini düşünüyoruz. İş

birliğimizin ikinci aşamasında ise Jumbo’ya

özel bir koleksiyon hazırlayacağız. Guzzinin

globalde çok başarılı 50 farklı tasarımcı

ile çalışıyor. Jumbo olarak biz de kendi

zamansız tasarımlarımızı Guzzini kalitesi ile

buluşturmak istiyoruz.”

“Yatırımlarımızda Antalya, İzmir,

Ankara’ya yoğunlaşacağız”

Ağırlıklı olarak fine dining restoranlar ile

çalıştıklarının altını çizerek yatırım projelerini

detaylandıran Hotak, “Bu sene müşterisine

deneyim yaşatmak isteyen katma değerli

yeni restoranlar açıldı. Dolayısıyla o tarafta

da büyümemizi sürdürdük. Yakın zamanda

Göktürk’te, içerisinde bistrosu olan bir

mağaza açacağız. Deneyim noktasında

müşteri ile buluşacağımız alanları

artırmak istiyoruz. Aynı zamanda da bizim

tasarladığımız ürünlerin ne kadar tüketici ile

buluşacağını ölçeceğimiz bir mağaza olarak

düşünüyoruz. Bunumla beraber tüketici geri

bildirimlerini de direkt görebileceğiz. Bizim

için çok yeni bir alan. İlk mağazadan sonra

büyük şehirlerde bir mağaza açma hedefimiz

var. Yatırım yapacağımız öncelikli iller olarak

Antalya, İzmir ve Ankara’yı sayabiliriz.”

şeklinde sözlerini tamamladı.

pointing out that they have achieved a very

rapid growth in the e-commerce channel

during the pandemic process, shared

the information that they obtained about

20 percent of the total turnover from

this channel before the epidemic. Hotak,

stating that 35 percent of the turnover

currently comes from e-commerce, said

“So, we attach importance to digitalization.

As soon as possible, we will meet our

customers with our new digital platform,

Jumbo By You, where we will connect

offline and online channels and provide a

unique shopping experience”.

Sami Hotak, General Manager of Jumbo,

gave the following information about the

brand's upcoming investments: “As we

are a brand in the luxury segment, it is not

always an advantageous strategy for us to

grow by opening shops. For this reason,

we continue to grow by differentiating in

products and services. We will diversify

our investments in the coming period. We

will focus on marina and yacht products.

In the coming period, we will open concept

stores in 4 marinas. For this category,

we agreed with the Italian Guzzini brand,

established in 1912 and makes acrylic

products using the world’s best quality raw

materials. We will include these products

in the stores we will open in the marinas

and in certain Jumbo stores. We think

that it will attract a lot of attention in this

field, both in terms of design and material.

In the second phase of our cooperation,

we will prepare a special collection for

Jumbo. Guzzini works with 50 different

globally successful designers. All are very

successful names. As Jumbo, we want to

bring our own timeless designs together

with Guzzini quality”.

“We will focus on Antalya, İzmir

and Ankara in our investments.”

Emphasizing that they mainly work with

fine dining restaurants, Hotak detailed

their investment projects and concluded

his speech as follows “This year, new

value-added restaurants were opened

that want to give their customers an

experience. So, we continued our growth

on that side as well. We will soon open a

store in Göktürk with a bistro. We want

to increase the areas where we will

meet with the customer at the point of

experience. At the same time, we think

of it as a store where we can measure

how many consumers our products will

meet with. However, we will be able to see

consumer feedback directly. It is a very

new field for us. We aim to open a store in

big cities after the first store. We can count

Antalya, İzmir and Ankara as the priority

provinces where we will invest”.


62

hotel restaurant

& hi-tech

marka brand

AHMET GÜRKAYNAK

"Başarımız, 5 odalı küçük bir otel ile uluslararası

zincirlere aynı anda ürün sunabilmek"

Ahmet Gürkaynak: “Our success is to be able to simultaneously offer

products to international chain hotels and a small 5-room hotel”

1977 yılından bu yana profesyonel

mutfaklara set üstü malzeme imalatı

yapan KAPP, ürün yelpazesini endüstriyel

mutfakların her türlü ihtiyacına cevap veren

çeşitliliğiyle geliştiriyor. Sadece Türkiye’de

değil, dünya çapında da şeflerin tercih ettiği

markalar arasında ilk sıralarda yer aldıklarını

belirten KAPP Yönetim Kurulu Başkanı

Ahmet Gürkaynak, üretici firmanın patentli

teknolojileriyle mutfaklarda uzun yıllardır

rakiplerinden ayrı bir yerde konumlandığını

anımsattı.

KAPP'ın üretim faaliyetlerine ilişkin bilgiler

veren Gürkaynak, "Ana üretim grubu olan

paslanmaz çelik ve plastik türevlerinden

üretilen set üstü ekipmanların dışında her

yıl tüketicilerin talepleri doğrultusunda ürün

grupları geliştirilmekte ve genişletilmektedir.

Bu sayede şefler aradıkları tüm ürünleri

KAPP çatısı altında bulabilirken ürün

grupları da güncel tutulmaktadır. Bugün

dünyada 70’in üzerinde ülkede, Türkiye’nin

tüm şehirlerinde ve online kanallardan her

ölçekte mutfağa hitap eden firmamız hazırlık,

servis, açık büfe, restoran ve set üstü

makineler gibi mutfakların olmazsa olmaz

ürün gruplarında sektör profesyonellerine

hizmet vermektedir." diye konuştu.

“Açık büfe ve sunum grubuna yeni

yatırımlar yapıyoruz”

Tüm alışkanlıkların değiştiği bu dönemde

açık büfe ve sunum grubu için yeni yatırımlar

yaptıklarını kaydeden Gürkaynak şöyle

devam etti: "Türkiye’nin ve dünyanın önemli

şeflerinden her yıl gelişen trendler ve AR-Ge

konusunda danışmanlık alıyoruz. Mutfakta

birden fazla alan var tabii. Fakat masa üstü

sunumları ve açık büfelerde trend ve moda

neredeyse her yıl değişiyor. Bu akımları en

güncel şekliyle takip ediyoruz ve ürünlerimizi

de bu doğrultuda geliştiriyoruz. Tüm

alışkanlıklarımızın değiştiği bu dönemde

açık büfe ve sunum grubu için yeni yatırımlar

yaptık. Daha işlevsel, hijyenik ve stilize açık

büfeler için geliştirdiğimiz ürünler tüketiciler

tarafından da beğeniyle karşılandı. KAPP

markası olarak açık büfe ürün portföyümüzle

5 ve üstü yıldızlı otellerin açık büfelerinden

butik ve küçük otellerin sunumlarına

kadar çok geniş kapsamlı bir gruba hitap

ediyoruz. Başarımız, 5 odalı küçük bir otel

ile uluslararası zincirlere aynı anda ürün

sunabilmek. Bunun yanı sıra hem ithal hem

yerli sunum ekipmanlarıyla her açık büfenin

birbirinden eşsiz olması için her yıl ürün

gamımızı genişletiyoruz."

KAPP, which has been producing

countertop materials for professional

kitchens since 1977, develops its product

range with a variety, meeting all kinds

of needs of industrial kitchens. KAPP

Chairman of the Board Ahmet Gürkaynak,

stating that they are among the top brands

preferred by chefs not only in Turkey but

also around the world, reminded that the

manufacturer has been in a different place

from its competitors in the kitchens for

many years with its patented technologies.

Providing information about KAPP's

production activities, Gürkaynak said

“Beside the main production group,

stainless steel and plastic derivatives, the

product groups are developed and expanded

every year in line with the demands of

consumers. In this way, chefs can find all

the products they are looking for under the

KAPP roof, while the product groups are

up-to-date. Today, our company, catering

to kitchens of all sizes in over 70 countries

in the world, in all cities of Turkey and

through online channels, serves industry

professionals in the indispensable product

groups of kitchens such as preparation,

service, open buffet, restaurant and set-top

machines.”

“We are making new investments

in open buffet and presentation

group”

Gürkaynak, noting that they made new

investments for the open buffet and

presentation group in this period when all

habits changed, continued: “Every year, we

receive consultancy on developing trends

and R&D from important chefs of Turkey

and the world. Of course, there is more

than one area in the kitchen. But trends

and fashions in tabletop presentations and

buffets change almost every year. We follow

these trends in the most up-to-date form

and develop our products accordingly. In

this period when all our habits changed, we

made new investments for the open buffet

and presentation group. The products we

developed for more functional, hygienic and

stylized open buffets were also appreciated

by consumers. As the KAPP brand, with our

open buffet product portfolio, we appeal to a

wide-ranging group, from the open buffets

of 5-star and above-star hotels to the

presentations of boutiques and small hotels.

Our success is to be able to simultaneously

offer products to international chain hotels

and a small 5-room hotel. In addition, we

expand our product range every year so

that every open buffet can be unique with

both imported and domestic presentation

equipment.”

The share of domestic market is in

the range of 35%-40%

Kapp, exporting more than 60 percent of its

production, is one of the leading companies

in the sector, successfully representing the

Turkish brand in world cuisines. Gürkaynak,

stating that KAPP's competitiveness is

quite high in foreign and domestic markets,

considering the variety of production, said

"We did not conduct any study abroad.

However, in our domestic researches,

depending on our product group, the

market is in the range of 35-40 percent. We

can say that we have our share.”

“We did not revise our targets”

Gürkaynak, underlying that this year

gained momentum after the first quarter,

especially in the second quarter, and that

this momentum continues, talked about the

goals of KAPP as follows: “Our targets are

progressing in line with the decisions we

made at the beginning of the year. In this

context, we can say that our management

team is on the right forecasts/targets. So

we do not need to make any revisions.

Our investments continue in line with

the decisions taken in terms of both new

products and physical growth since June

2020.”


Yurt içi pazar payı %35-%40

aralığında

Üretiminin %60’tan fazlasını ihraç eden

KAPP, dünya mutfaklarında Türk markasını

başarıyla temsil eden sektörün öncü

firmalarından biri. Üretim çeşitliliği

gözönünde bulundurulduğunda KAPP'ın

rekabet gücünün yurt dışı ve yurt içi

pazarlarda oldukça yüksek olduğuna dikkat

çeken Gürkaynak, markanın pazar payıyla

ilgili olarak, "Yurt dışında bir çalışma

yaptırmadı. Fakat yurt içinde yaptırdığımız

araştırmalarda ürün grubumuza bağlı olarak

pazarda %35-%40 aralığında paya sahip

olduğumuzu söyleyebiliriz." bilgisini verdi.

“Hedeflerimizi revize etmedik”

Bu yılın ilk çeyrekten sonra hızlandığını,

özellikle ikinci çeyrekte ciddi bir ivme

kazandığını, bu ivmenin de devam etmekte

olduğunun altını çizen Gürkaynak, KAPP'ın

hedeflerinden şöyle bahsetti: "Hedeflerimiz,

sene başında aldığımız kararlar

doğrultusunda ilerliyor. Bu bağlamda

yönetim ekibimiz doğru tahminlerde /

hedeflerde bulunmuş diyebiliriz. Dolayısıyla

herhangi bir revize yapmamıza gerek

kalmadı. Yatırımlarımız 2020 yılı haziran

ayından itibaren hem yeni ürünler hem

de fiziksel büyüme olarak alınan kararlar

doğrultusunda devam ediyor."

“Şeflerin ihtiyaçlarına cevap

verdiğimiz için tercih sebebiyiz”

Pandeminin endüstriyel mutfak alanına

potansiyel etkisi üzerine görüş bildiren

Gürkaynak, salgının her sektörde olduğu

gibi endüstriyel mutfak sektörünü de yemeiçme

sektörüyle bağlantılı olarak direkt

etkilediğini söyledi. "Fakat ilk etapta yaşanan

bilinmezliklerin ve sıkıntıların ardından

sektör bu duruma adapte oldu ve alternatifler

üretmeye başladı." diyen Gürkaynak şöyle

konuştu: "Pandeminin etkilerini özellikle

turizm ve gastronomi alanlarında en aza

indirebilmek için firma olarak açık büfeler

ve sunum gruplarında yeni çözümler ve

dizaynlar geliştirdik. Bu ürünler de hijyen

öncelikli, hem kullanıcı hem doğa dostu

özellikleriyle ön plana çıkıyor. KAPP markası

olarak ürünlerimizi sadece fabrikamızda

değil, bizzat profesyonel mutfaklarda yaşayan

alanlarda test ederek piyasaya çıkarıyoruz.

Hem şeflerimizin hem de restoranlardaki

misafirlerin düşünceleri bizim ürün

geliştirme aşamamızda çok önemli bir unsur.

Bu nedenle her zaman şeflerin ihtiyaçları ve

kullanım kolaylıkları düşünülerek üretilen

ürünlerimiz tercih sebebi oluyor."

“Sektörün gelişimini yeni yatırım ve

ürünlerle destekliyoruz”

HOSTECH by TUSİD'e dair

değerlendirmelerini de paylaşan Ahmet

Gürkaynak, fuarın oldukça iyi geçtiğini

belirtti. Uzun bir aradan sonra sektörün

yeniden bir araya gelmesinin hem

tüketiciler hem de üreticiler açısından

büyük motivasyon sağladığına işaret eden

Gürkaynak, şöyle devam etti: "Fuarda, set

üstü ürünlerimizin yanında özellikle açık

büfe ve sunum gruplarında yeni modellere

ağırlık verdik. Son 2 yıllık süreçte dünya

çapında yaşanan pandeminin özellikle turizm

ve gastronomi alanlarındaki etkilerini en aza

indirebilmek için firma olarak açık büfeler

ve sunum gruplarında yeni çözümler ve

dizaynlar geliştirdik. Ülkemizde ve dünyada

turizm sektörünü, otellerin ve restoranların

gelişmesini, her zaman yeni yatırımlarla ve

yaratıcı ürünler geliştirerek destekliyoruz."

“We are preferred because we

respond to the needs of chefs”

Gürkaynak, expressing his opinion on

the potential impact of the pandemic on

the industrial kitchen area, said that the

epidemic directly affected the industrial

kitchen sector in connection with the food

and beverage sector, as in every sector.

Saying “But after the obscurities and

troubles experienced in the first time,

the sector adapted to this situation and

started to produce alternatives” Gurkaynak

continued as follows: “As a company, we

have developed new solutions and designs

in open buffets and presentation groups

in order to minimize the effects of the

pandemic, especially in the fields of tourism

and gastronomy. These products also come

to the fore with their hygiene-priority, user

and nature-friendly features. As the KAPP

brand, we are bringing our products to

the market by testing them not only in our

factory, but also in professional kitchens.

The opinions of both our chefs and our

guests in restaurants are a very important

factor in our product development.

Therefore, our products, always produced

with the needs of the chefs and their ease of

use in mind, are the reason for preference.”

“We support the development of

the sector with new investment

Ahmet Gürkaynak, shared his evaluations

about HOSTECH by TUSID, stated that the

fair went very well. Gürkaynak, pointing out

that the reunion of the sector after a long

break provides great motivation for both

consumers and producers, continued as

“At the fair, we focused on new models,

especially in open buffet and presentation

groups, in addition to our set-top products.

In the last 2 years, we have developed new

solutions and designs in open buffets and

presentation groups in order to minimize

the effects of the worldwide pandemic,

especially in the fields of tourism and

gastronomy. We always support the

development of the tourism industry, hotels

and restaurants in the world, with new

investments and by developing creative

products.”


64

hotel restaurant

& hi-tech

marka brand

SINAN ZENGIN

“Tasarımlarımızın çevreci, ulaşılabilir

ve evrensel olmasını önemsiyoruz”

Sinan Zengin: “We focus on environmentally friendly,

accessible and universal designs”

Kütahya Porselen, yeni mağazaları,

ödüllü tasarımları ve gastronomi

buluşmalarına ev sahipliği yapan

etkinlikleri ile yeni başarılara imza

atmaya devam ediyor. Kütahya Porselen

Pazarlama Müdürü Sinan Zengin,

markanın en yeni tasarımlarını ve

projelerini anlattı.

Kütahya Porselen’in tasarımlarının

odağındaki fikir nedir?

Tasarımlarımızın yenilikçi, kullanıcı dostu,

sağlıklı, çevreci, ulaşılabilir ve evrensel

olmasını önemsiyor ve bu bağlamda ulusal

ve uluslararası tasarımcılarla iş birliği

yaparak fark yaratan tasarımları sofralarla

buluşturuyoruz. Son dönemlerde doğadan

izler taşıyan ve sadelik hissi uyandıran

koleksiyonlara ağırlık verdik. Bunlardan

biri 4000'den fazla ve 300'den fazlası da

ödüllü tasarımları olan Karim Rashid

iş birliği ile ortaya çıkardığımız Skallop

koleksiyonumuz oldu. Skallop, Antique

White ve Coloured olmak üzere iki

seriden oluşuyor. Antique White serisi,

deniztarağının kendine özgü rengiyle

zamansız bir ruhu temsil ederken,

Coloured serisinde mavi ve pembe tonları

yer alıyor. Coloured, seriye özel hazırlanan

renkli hammaddeler ile elde edildiği için

renkler sadece yüzeyde kalmıyor, doğanın

bir parçası gibi ürünün her zerresine nüfus

ediyor. Bu koleksiyonda düz tabaktan

peynir tabağına, çay fincanından kupa ve

kaselere kadar farklı boylarda ürünler yer

alıyor.

Son dönemdeki diğer yeni

koleksiyonlarınız neler?

Tasarımıyla fark yaratan bir diğer

serimiz ise Crash. Modern ve amorf

formuyla öne çıkan Crash, çay ve

kahve keyfine keyif katarken, cesur

görünümüyle de dikkat çekiyor.

Tümüyle atık materyaller kullanılarak

tasarlanan Hypnose koleksiyonu

The success of Kütahya Porselen

continues by new stores, awarded new

designs and hosting gastronomy events.

Sinan Zengin, Marketing Manager talked

about the new projects and new designs.

What is the idea in the center of

Kütahya Porselen’s designs?

Firstly, the most important elements are

innovation, eco-friendliness, accessibility

and global concepts. Our business

partnerships with local and international

designers allow us to combine

uniqueness with dining tables.

What are your most recent

collections?

Most recently, we focused more on

the collections with natural overtones

and the feeling of simplicity. One of

these designs is the Skallop Collection,

a design of Karim Rashid, who has

more than 300 design awards. Skallop

Collection Antique White Series

represents a timeless soul with the own

unique color of sea clams, and Skallop

Collection Colored Series has blue and

pink colors becomes the part of the body

just like as it in nature and not only on

the surface of the item due to the raw

materials specially prepared for the

collection.

Rosa is another collection inspired by

Nature, more specifically the raindrops

on rose petals. The Aim of the Rosa

collection to have peaceful, calm and

relaxing effects of nature with the

beauty of roses on your dinner tables.

Hpynose is another collection that is

eco-friendly because it’s %100 recycled.

These 2 series (Hypnose and Rosa)

won 2 different awards in IF Design

Awards 20201. Crash is an outstanding

collection with its distinctive and brave

form and adds more pleasure to your

coffee & tea times. We aimed to add

dynamism to the living spaces with the

elegant Modern Objects Collection.

Geometric forms, platinum reflections,

delicate craftsmanship and metallic

appearance stands out to have a strong

effect with lesser accessory. With our

technologically advanced production

and our innovational methods, we are

working with our best to bring the

unique tableware inspired by the natural

lifecycle to create the dinner tables you

deserve.

What is the impact of Coronavirus

on your business?

We continued our production and keep

the business open even though we faced

some delays on some shipments when

the customs and businesses are closed.

But, we realized that there is a great


ile de %100 geri dönüştürülmüş

porseleni sofralara kazandırdık.

İlhamını gülün taç yapraklarına dolan

yağmur damlacıklarından alan Rosa

koleksiyonumuz ise sofralarda sakin,

huzurlu ve iyileştirici bir etki yaratıyor.

Rosa ve Hypnose koleksiyonlarımızla iF

Design Award 2021’de ürün disiplininde

ev/sofra eşyası kategorilerinde 2 ödüle

layık görüldük. Yüksek teknolojimiz ve

inovasyondaki gücümüzle yaşamın doğal

döngüsünden ilham alan eşsiz sofralar

yaratmak için var gücümüzle çalışıyoruz.

Kutlama sofralarından günlük yaşama ve

çocuklara kadar her ihtiyaca dokunacak

ürünler sunuyoruz. Doğallığı ve şıklığı bir

araya getiren Modern Obje koleksiyonuyla

da yaşam alanlarına dinamizm katmayı

hedefledik. Geometrik formların, platin

yansımaların ve metalik görünümün

öne çıktığı Modern Obje koleksiyonu,

az aksesuar ile güçlü bir etki yaratmayı

sağlarken, işçiliğindeki naiflik ile de dikkat

çekiyor.

Pandemi sektörü nasıl etkiledi?

Belirli bir dönem sevkiyatta ilgili

sıkıntılar yaşansa da biz üretimimize

ara vermeden devam ettik. Pandemi

online satış kanalımızın büyümesini

oldukça hızlandırdı, özellikle perakende

mağazalarımızın kapandığı dönemde

tüketicilerden yoğun ilgi gördü. Pandemide

takım bazlı ürünler yerine kişiye özel

ürünlere ilgi arttı.

2021’de yeni shoowroom

yatırımlarınız da oldu.

Pandemide zorlu bir süreçten geçsek de

yatırımlarımıza devam ettik. Bu süreçte

showroom yatırımlarımızı hızlandırarak

Antalya, Ankara, İstanbul, İzmir ve

Bodrum’da yeni mağazalarımızı açtık.

Bu mağazalarımızda özel tasarımlardan

hediyeliklere kadar birçok özel ürünü

tüketicilerle buluşturuyoruz. İstanbul

İstoç'ta 3.000 metrekarelik mağazamızda

müşterilerimize modern bir ortamda, tarz

sahibi ve fonksiyonel ürünler sunarken

mağazada, porselen sektörüne yeni bir

soluk da getirmeyi hedefledik. Burada

mağaza içinde yer alan profesyonel

mutfaktaki etkinliklerle Horeca sektörünün

önde gelen şeflerini, sektör temsilcilerini

ve basın mensuplarını ağırlayarak

gastronomi buluşmaları düzenliyoruz. “NG

Mutfak Sanatları Akademisi” adı altındaki

55 kişilik seminer ve eğitim salonunda da

gastronomi öğrencilerine eğitimler vererek

kariyerini bu alanda planlayan gençlerle

bilgi ve tecrübe paylaşımında bulunuyoruz.

Bu gastronomi buluşmalarını

HOSTECH BY TUSİD Fuarı’na

taşıdınız…

Fuarın birinci ve ikinci gününde Kütahya

Porselen Yönetim Kurulu Başkanımız

Sema Güral Sürmeli ev sahipliğinde

gerçekleşen özel yemekte Chef Rafet

İnce imzalı lezzetlerle şık sunumlarımızı

bir araya getirdik. Chef Rafet İnce’nin

hazırladığı Chef Table sunumları

konuklarımızla buluşturduğumuz davete

Gamze Cizreli, Saffet Emre Tonguç, Yelda

İpekli, Murat Kolbaşı, Merve Yıldırım,

Murat Güloğlu, Berna Sağlam Naipoğlu,

Serda Büyükkoyuncu ve Aslı Hünel

de katıldı. Fuarın üçüncü ve dördüncü

gününde ise ünlü şefleri standımızda

ağırladık.

increase in online sales particularly

when the retail stores are closed. The

demand for personal items increased

more than sets in the pandemic.

Can you make some comments

on your new showroom

investments?

We never stop our investments even

in the covid pandemic. We opened

new stores and showrooms in Antalya,

Ankara, İstanbul, İzmir and Bodrum.

For example, we started to welcome

our customers in a 3000 square meter

modern environment, but also we

aim to breathe life in to the tableware

industry with a new approach. We

started to host gastronomy events

by bringing leading chefs, sectoral

representatives and press members

using our professional kitchen in

our showroom. Under the name

“NG Kitchen Arts Academy” we are

organizing workshops and symposiums

for the gastronomy students in the

same showroom's event hall.

We see the same gastronomy

meetings in HOSTECH BY TUSID

as well.

In the first and second day of the

exhibition, we bring Chef Rafet

İnce’ amazing food and our elegant

tableware together in the special

dinners hosted by The Kütahya

Porselen Board Chairwoman Sema

Güral Sürmeli. Gamze Cizreli, Saffet

Emre Tonguç, Yelda İpekli, Murat

Kolbaşı, Merve Yıldırım, Murat Güloğlu,

Berna Sağlam Naipoğlu, Serda

Büyükkoyuncu, Aslı Hünel are also

joined this special event. On the third

and fourth days of the exhibition, we

welcomed famous chefs to our stand.


66

hotel restaurant

& hi-tech

marka brand

MERAL GÜNER

"Kalitemizi yaşatmak istiyoruz"

Meral Güner: “We focus on quality”

1982 yılında Ake Endüstriyel Mutfak

Ekipmanları çatısı altında üretim ve

satış faaliyetlerini başlatan OMAKE

Endüstriyel Mutfak, 2018'de ÖMER ATİKER

HOLDİNG bünyesine katılarak 'OMAKE'

markasıyla daha geniş bir pazara hizmet

sunmaya başladı.

Yurt içi ve yurt dışı pazarlarda Horeca ve

sokak yemeği sektörlerine hitap eden

geniş ürün portföyü ile başta endüstriyel

mutfak ekipmanları olmak üzere anahtar

teslim endüstriyel mutfak sistemleri,

mutfak, gıda teşhir ve satış ekipmanlarının

AR-GE ve ÜR-GE tasarımı, üretimi, montajı

ve güçlü network ağı ile satış sonrası

servis hizmetleri sunan firma, bugün

sahip olduğu üretim kapasitesi ile holding

bünyesindeki tüm firmalarıyla Horeca'ya

tam hizmet verecek kapasiteyi sahip.

Firmanın 2021 yılına özel üretimlerini,

bu pandemi sonrası değişen müşteri

taleplerini, Türkiye ve dünyada sektörün

gelişimini ÖMER ATİKER HOLDİNG A.Ş.

COO'su Meral Güner ile konuştuk.

Bu yıla hangi yeni ürünlerle

girdiniz? Yakın dönemde piyasaya

sürmeyi düşündüğünüz ürünler var

mı?

Tüm kalıp yatırımlarımız alüminyum,

metal, plastik, paslanmaz çelik, döküm

v.s. tüm üretim aşamalarından bilgi ve

tecrübelerimizle sektöre kaliteli ürünler

sunma çabasındayız.

OMAKE Industrial Kitchen, which started

its production and sales activities

under the roof of Ake Industrial Kitchen

Equipment in 1982, joined ÖMER ATİKER

HOLDING in 2018 and started to serve a

wider market with the 'OMAKE' brand.

With its wide product portfolio that

appeals to the Horeca and street food

sectors in domestic and international

markets, turnkey industrial kitchen

systems, kitchen, food display and

sales equipment, especially industrial

kitchen equipment, R&D and P&D

design, production, assembly and strong

The company, which provides aftersales

services with its network, has the

capacity to provide full service to Horeca

with all its companies within the holding

with its production capacity today.

We spoke with Meral Güner, COO of

ÖMER ATİKER HOLDING A.Ş. about

the company's productions for 2021,

changing customer demands after this

pandemic, the development of the sector

in Turkey and in the world. .

What new products did you enter

this year with? Are there any

products that you plan to launch in

the near future?

We strive to offer quality products

to the sector with our knowledge

and experience from all our mold

investments, aluminum, metal,

plastic, stainless steel, casting, etc. all

production stages. Our new products

will be innovative products that we

will develop in line with the demands

and expectations of our domestic and

international customers. We entered

this year with our products such as

Bar Blender, Stand Mixer, Vegetable

Shredder, Sherbet, Sink and Tray

Groups. We see aesthetics, ergonomics,

safety, digitalization and energy

efficiency as the most important success

criteria in our new products. We aim

to provide kitchen professionals with

a safe, ergonomic and happy working

environment where they can present

their talents and skills effectively.

What can you say about the

potential impact of the pandemic

on the industrial kitchen area?

In this new era what kind of

solutions do you offer to the

changing needs of customers?

While the Covid-19 pandemic highlights

new ordering, distribution and payment

methods such as online ordering, online

menu, contactless delivery, contactless

payment, pick-up, home delivery, drivethru

service in the hospitality industry,

very strict hygiene and food safety rules

in kitchen and service areas made its

implementation necessary. On the other

hand, hygienically packaged portable

foods have become more popular.

Therefore, packaging has become

more important. Mobile restaurants

and kiosks have become increasingly

common. Naturally, these developments

led us to take some precautions.

How do you evaluate the

development of the industrial

kitchen industry in Turkey and in

the world?

The industrial kitchen industry will

continue to grow as it has in the past,

as the need for nutrition, which is one

of the most basic needs of human

beings, will continue forever. However,

customer expectations and habits are


Yeni ürünlerimiz, yurt içi ve yurt dışındaki

müşterilerimizin talep ve beklentileri

doğrultusunda geliştireceğimiz

inovatif ürünler olacaktır. Bu yıla

Bar Blender, Stand Mikser, Sebze

Parçalama, Şerbetlik, Evye ve Tabla

Grupları gibi ürünlerimizle giriş yaptık.

Yeni ürünlerimizde estetik, ergonomi,

güvenlik, dijitalleşme ve enerji verimliliğini

en önemli başarı ölçütleri olarak

görüyoruz. Mutfak profesyonellerine,

yetenek ve maharetlerini etkili biçimde

sunabilecekleri güvenli, ergonomik

ve mutlu bir çalışma ortamı sunmayı

hedefliyoruz.

Pandeminin endüstriyel mutfak

alanına potansiyel etkisi üzerine

neler söyleyebilirsiniz? Bu yeni

dönemde müşterilerin değişen

ihtiyaçlarına ne tür çözümler

sunuyorsunuz?

Covid-19 pandemisi ağırlama sektöründe

online sipariş, online menü, temassız

teslimat, temassız ödeme, gel-al, eve

teslimat, arabaya servis gibi yeni sipariş,

dağıtım ve ödeme yöntemlerini ön plana

çıkarırken, mutfak ve servis alanlarında

çok sıkı hijyen ve gıda güvenliği kurallarının

uygulanmasını gerekli hale getirdi. Diğer

yandan, hijyenik ambalajlanmış taşınabilir

gıdalar daha fazla rağbet görmeye başladı.

Bu nedenle, ambalaj daha önemli hale

geldi. Mobil restoran ve büfeler giderek

yaygınlaştı. Doğal olarak bu gelişmeler

bizleri de bazı önlemler almaya yöneltti.

Türkiye’de ve dünyada endüstriyel

mutfak sektörünün gelişimini nasıl

değerlendiriyorsunuz?

İnsanoğlunun en temel gereksinimlerinden

olan beslenme ihtiyacı sonsuza kadar

süreceği için endüstriyel mutfak sektörü

geçmişte olduğu gibi hızla büyümeye

devam edecektir. Ancak, müşteri

beklentileri ve alışkanlıkları sürekli

bir değişim içinde. Endüstriyel mutfak

sektöründe bu değişimlere paralel olarak

gıda üretim, muhafaza ve ambalajlama,

taşıma, teslim yöntemlerinde ve

süreçlerinde yeni inovasyonlar

ortaya koyabilenler rekabetçiliğini ve

sürdürülebilirliğini koruyabilecek.

OMAKE olarak, müşteri beklentilerinde

ve müşteri alışkanlıklarında ortaya çıkan

bu değişiklikleri sürekli izliyor, onların

beklentilerinin ötesinde memnuniyetini

sağlayacak yeni çözümler ve ürünler

geliştiriyoruz.

Diğer yandan, ihtiyar dünyamız,

insanoğlunun çevreye verdiği zararı

kaldıramayacak hale geldi. Bu gerçek,

döngüsel ekonomiye geçişi, çevre

dostu teknolojilerin kullanımını,

kaynakların verimli kullanımını, sıfır

karbon emisyonu ve sıfır atık gibi radikal

hedefler konulmasını gündeme getiriyor.

Ürün ve süreçlerde bu doğrultuda yeni

inovasyonların gerçekleştirilmesini

hedeflemektedir.

Öte yandan bilişim teknolojisinin sunduğu

imkanlar bir dijital dönüşüm rüzgarı

oluşturarak tüm sektörlerde dijital

endüstriye geçişi alternatifsiz bir seçenek

olarak karşımıza çıkarıyor. Bu koşullarda

dünya iki devrimi (dönüşümü) birlikte

yaşamaktadır; yeşil dönüşüm ve dijital

dönüşüm. Endüstriyel mutfak sektörü bu

ikiz dönüşümden ciddi şekilde etkileniyor.

Bu durum, değişimi etkili ve doğru

yönetebilmek bizleri daha müşteri odaklı

olmaya, daha inovatif olmaya yöneltiyor.

Tüm bunlar ışığında Horeca sektöründe

geçmişten gelen tecrübemizi, yenilikçi

teknolojik yatırımlarımızı, araştırmacı-işini

seven ekip ruhumuzu birleştirerek tüm

network ağımızla bu sektörde "biz de varız"

diyerek kalitemizi yaşatmak istiyoruz.

constantly changing. In parallel with

these changes in the industrial kitchen

sector, those who can introduce

new innovations in food production,

preservation and packaging,

transportation, delivery methods and

processes will be able to maintain their

competitiveness and sustainability. As

OMAKE, we constantly monitor these

changes in customer expectations

and customer habits, and develop new

solutions and products that will provide

satisfaction beyond their expectations.

On the other hand, our old world has

become unable to bear the damage

that human beings have caused to

the environment. This fact brings

forward the transition to the circular

economy, the use of environmentally

friendly technologies, the efficient

use of resources, and the setting of

radical targets such as zero carbon

emissions and zero waste. It aims to

realize new innovations in products

and processes in this direction. On

the other hand, the opportunities

offered by information technology

create a wind of digital transformation

and present the transition to the

digital industry as an alternative

option in all sectors. Under these

conditions, the world is experiencing

two revolutions (transformations)

together; green transformation and

digital transformation. The industrial

kitchen industry is seriously affected

by this twin transformation. This

situation, being able to manage change

effectively and correctly, leads us

to be more customer-oriented and

more innovative. In the light of all this,

we want to keep our quality alive by

saying "we are here" in this sector with

our entire network by combining our

experience from the past in the Horeca

sector, our innovative technological

investments, our researcher-loving

team spirit.


68

hotel restaurant

& hi-tech

marka brand

Güral Porselen Zuchex’te

en yeni koleksiyonlarıyla büyüledi…

Güral Porselen fascinated with its newest collections at Zuchex…

Sektörünün lider markası

Güral Porselen, en yeni

koleksiyonlarını sergilediği

Zuchex Fuarı’nda

ziyaretçilerini eşsiz

tasarımlarıyla büyüledi…

16 – 19 Eylül tarihlerinde Tüyap

Beylikdüzü’nde düzenlenen, sektöründe

dünyanın en büyük uluslararası

organizasyonu olan Zuchex Ev ve Mutfak

Eşyaları Fuarı’nda Güral Porselen benzersiz

ürün koleksiyonları ile boy gösterdi.

İhracattaki başarısı, köklü kurum kültürü,

modern üretim teknikleri ve kusursuz

porselen anlayışı ile adından söz ettiren

Güral Porselen, ev ve mutfak eşyaları

endüstrisinin geleceğinin sergilendiği

Zuchex Ev ve Mutfak Eşyaları Fuarı’nda

gastronomideki başarısını ziyaretçileri

ile paylaştı. Yerli ve yabancı binlerce

ziyaretçiye ev sahipliği yapan fuarda en özel

koleksiyonları ile yer alan Güral Porselen, en

yeni ve heyecan verici ürünleri ile mutfağın

trendlerini belirlemeye devam etti.

Güral Porselen’in birbirinden şık ürünleri

ile enstalasyon sanatının kullanılarak

hazırlandığı görsel hayranlık uyandıran tavus

kuşu, Zuchex Fuarı’na damgasını vurdu.

400’ün üzerinde Güral Porselen tabağının

kullanılarak hazırlandığı tavus kuşu

estetikliğiyle ziyaretçilerin ilgi odağı oldu.

Bu özel tasarım, estetik ve fonksiyonelliğin

kusursuz uyumunu sergilemenin önemi ile

tasarımlarına hayat veren Lunapark Creative

Works tarafından Güral Porselen için özel

olarak dizayn edildi.

En yeni koleksiyonlar

Kaliteli ve şık görünümünün yanı sıra zarif,

yarı saydam, benzersiz krem rengi, bone

kalitesi kullanılarak öne çıkarılmış yeni

tasarımları ile Güral Porselen, dünyadaki

porselen endüstrisinin geldiği en üst noktada

konumlanıyor. Hiç geçmeyen krem renkli

porselen modasını kusursuz tasarımlarıyla

birleştiren Güral Porselen, geniş ve eşsiz

ürün yelpazesiyle sofralarda dikkat çekiyor.

Krem rengin yoğun derinliğinde porselenin

zarif inceliğini yansıtan tasarımlarıyla Güral

Porselen, Bone Enjoy, Vivente, Dilruba ve

Carmina ürünleriyle Zuchex Ev ve Mutfak

Eşyaları Fuarı’nda dikkatleri üzerine çekti.

The leading brand of its sector, Güral Porselen, fascinated its

visitors with its unique designs at the Zuchex Fair, where it

exhibited its newest collections…

Güral Porselen showed up with its unique

product collections at the Zuchex Home

and Kitchenware Fair, the world's largest

international organization in its sector,

held in Tüyap Beylikdüzü on September

16-19. Gural Porcelain, which has made a

name for itself with its success in exports,

deep-rooted corporate culture, modern

production techniques and flawless

porcelain understanding, shared its success

in gastronomy with its visitors at the Zuchex

Home and Kitchenware Fair, where the

future of the home and kitchenware industry

is exhibited. Güral Porselen, taking part

with its most special collections at the

fair, hosted thousands of local and foreign

visitors, continued to set the trends of

the kitchen with its newest and exciting

products.

Gural Porcelain's stylish products and the

peacock, prepared by using installation

art, left its mark on the Zuchex Fair. The

peacock, on which more than 400 Gural

Porcelain plates were prepared, became

the focus of attention of the visitors with its

aesthetics. This special design was specially

designed for Güral Porselen by Lunapark

Creative Works, giving life to its designs with

the importance of displaying the perfect

harmony of aesthetics and functionality.

The newest collections

Beside its high quality and stylish

appearance, Güral Porselen is positioned

at the highest point of the porcelain

industry in the world, with its elegant,

translucent, unique cream color and new

designs highlighted using bone quality.

Gural Porselen, combining the ever-lasting

fashion of cream-colored porcelain with

its flawless designs, draws attention to the

tables with its wide and unique product

range. With its designs reflecting the elegant

delicacy of porcelain in the intense depth

of cream color, Güral Porselen attracted

attention with its Bone Enjoy, Vivente,

Dilruba and Carmina products at the Zuchex

Home and Kitchenware Fair. Gural Porcelain

Bone Enjoy Dinnerware, accompanying

every table at modern or classical invitation

tables, an ordinary dinner or a family table,

lasting for hours, is a unique choice for good

memories. With its unusual square form

and texture, Bone Enjoy brings elegance to

the tables with its eye-catching, charming

and noble design. Gural Porcelain Vivente

Dinner Set, becoming star in striking and

enchanting tables, appeals to noble souls

and brings the art of origami together with

today's technology, relief and porcelain.

Gural Carmina Dinner Set, shaped by cutting

performed with an advanced technological

system, at the point where porcelain meets

mastery, adds joy to the tables with its relief

flower textured design.

Dilruba series, which is among the most


Modern ya da klasik davet sofralarında,

sıradan bir akşam yemeği ya da saatler

süren bir aile sofrasında, her sofraya eşlik

eden Güral Porselen Bone Enjoy Yemek

Takım, güzel anılar için benzersiz bir seçim.

Alışılmışın dışında olan kare formu ve dokusu

ile Bone Enjoy, göz alıcı, büyüleyici ve asil

tasarımı ile sofralara zarafeti taşıyor.

Çarpıcı sofraların ve hayran bırakan

masaların başrolünde olan Güral Porselen

Vivente Yemek Takımı asil ruhlara hitap

ederek kâğıt katlama sanatını günümüz

teknolojisi, rölyef ve porselen ile

buluşturuyor. Porselenin ustalıkla buluştuğu

noktada, gelişmiş teknolojik bir sistem ile

gerçekleştirilen kesimle şekillenen Güral

Carmina Yemek Takımı rölyefli çiçek dokulu

tasarımı ile sofralara neşe katıyor. Güral

Porselen’in eşsiz krem rengi ‘Fine Bone’

porselen grubunun en çok tercih edilenleri

arasında yer alan Dilruba serisi, zarif rölyef

dokusu ve sade şıklığı ile maximal masa

örtüleri üzerine neşeli ve dinamik bir hava

katıyor.

Portekiz’in binalarının cephesini süsleyen,

her yıl binlerce gezginin fotoğraflarını çektiği

Azulejo karoları Güral Porselen’in dijibone

teknolojisi ile birleşti. Güral Porselen Azulejo

Koleksiyonu, bir tabakta Çin porseleninin

zarafetini, Endülüs’ün ihtişamını ve

Azulejo’nun neşesini hissettiriyor. Dijibone

teknolojisi ile üretilen, Güral Porselen

Azulejo koleksiyonu sofraları eşsiz mavi

renk, yeşilin çarpıcı tonları, sarı ve terakota

çağrışımlı doğayı yansıtan tasarımları

ile çini tarihinin izlerini taşıyan bir dünya

yolculuğuna davet ediyor. Güral Porselen

Caroline Koleksiyonu, kare formda, şeffaf ve

asil duruşu ile sofraları şölene dönüştürüyor.

Prenses Caroline’in himayesinde farklı

temalarla tasarlanan Monte Carlo Gül

Balosu’ndan ilham alan bu koleksiyon

birbirinden güzel ve etkili tasarımları ile

dikkat çekiyor.

preferred ones of Güral Porcelain's unique

cream colored 'Fine Bone' porcelain group,

adds a cheerful and dynamic atmosphere

to maximal tablecloths with its elegant

relief texture and simple elegance.

Azulejo tiles, which adorn the facades of

Portugal's buildings and photographed

by thousands of travelers every year, are

combined with Güral Porselen's digibone

technology. Güral Porcelain Azulejo

Collection makes you feel the elegance

of Chinese porcelain, the splendor of

Andalusia and the joy of Azulejo on a

plate. Güral Porcelain Azulejo collection,

produced with Dijibone technology, invites

you to a world journey, carrying the traces

of tile history with its unique blue color,

striking shades of green, yellow and

terracotta-associated designs reflecting

nature. Güral Porselen Caroline Collection

transforms tables into a feast with its

square form, transparent and noble

stance. Inspired by the Monte Carlo Rose

Ball, designed with different themes under

the auspices of Princess Caroline, this

collection draws attention with its beautiful

and effective designs.

Türkiye’de ilk kez Güral Porselen tarafından üretimi gerçekleştirilen

şeffaf, dayanıklı ve son derece zarif krem rengi bone porselen seti

‘Güral Has Bone Yemek Takımı’ ve sıra dışı dokuyla gerçek renk

tonlarını modern dekorlarla buluşturan ‘Güral Digibone Nesrin

Yemek Takımı’ ile sonbaharda sofralar görsel bir şölene dönüşüyor.

In autumn, the tables are turned into visual feast with 'Güral Has

Bone Dinnerware', the transparent, durable and extremely elegant

cream colored bone porcelain set and produced for the first time in

Turkey by Güral Porselen, and 'Güral Digibone Nesrin Dinnerware

Set', combining extraordinary texture and real color tones with

modern decors.


70

hotel restaurant

& hi-tech

marka brand

ERTUĞRUL UYGUN

“Üretim ve serviste titiz çalışıyoruz”

Ertuğrul Uygun: “We work in production and service selectively”

İzmir’de, 5.850 metrekare kapalı alana

kurulu modern fabrikasında endüstriyel

tip yıkama makineleri, pizza fırınları ve

konveksiyonlu fırınlar üreten MAKSAN,

ağırlıklı Avrupa ülkeleri olmak üzere 48

ülkeye ihraç yapıyor. Endüstriyel mutfak

sektöründe Türkiye ve dünyanın tanınan

markaları arasına girmeyi vizyon edinen

üretici firma, teknolojik yeniliklere öncülük

eden çizgisiyle müşterilerin ihtiyaçlarını tam

anlamıyla karşılayan ürünler üretmeye ve

satış sonrasında da iyi hizmeti sürdürülebilir

kılmaya odaklanıyor. Bu vizyonu

gerçekleştirmek için ulusal ve uluslararası

fuarlara ve tanıtımlara katıldıklarını belirten

MAKSAN Endüstriyel Mutfak Genel Müdürü

Ertuğrul Uygun, gastronomi alanındaki

festivallere, workshoplara, etkinliklere

sponsor olarak şeflere ve derneklere de

destek verdiklerini ifade ediyor.

“En çok önem verdiğimiz

departman, servis”

MAKSAN olarak en çok önem verdikleri

departmanının servis olduğunun altını

çizen Uygun, firmanın iş modeline ilişkin

şu bilgileri aktarıyor: “Günümüzde marka

olabilmek için çok satış yapmanız önemli

değil; ürettiğiniz ürünler ile ilgili satış sonrası

verdiğiniz eğitim desteği ve servis hizmeti

her şeyden daha önemli. Biz de bu konuda

çalışmalarımızı titizlikle sürdürüyoruz ve

kendi sektörümüzde servis konusunda en iyi

firmalardan biriyiz.”

“AR-GE departmanında yazılım

mühendisi ve şef çalıştırıyor”

Ürettiği cihazlarda teknolojik yenilikleri

yakalayan MAKSAN, müşterilerinin

ihtiyaçlarını tam anlamıyla karşılamak için

AR-GE departmanında yazılım mühendisi ve

şef çalıştıran Türkiye’deki sayılı firmaların

arasında geliyor. Üretimi gerçekleştirilen

tüm ürünlerin mühendislerin yaptığı

mekanik ve yazılımsal testler haricinde firma

bünyesindeki şefer tarafından da titizlikle

test edildiğini vurgulayan Uygun, “Ürettiğimiz

ürünleri kullanacak olanlar şefler olduğu

için bünyemizdeki şeflerin yaptığı testler

çok önemli cevap verebiliyoruz. Program

kaydedebilme özelliği sayesinde franchise

sistemindeki mutfakların, müşterilerine

daima aynı kalitede ürünü kolaylıkla

sunabilmesini sağlıyoruz.” şeklinde sözlerini

tamamlıyor.

MAKSAN produces industrial type

washing machines, pizza ovens and

convection ovens in its modern factory

established on a closed area of 5,850

square meters in Izmir, and exports to

48 countries, mainly European countries.

The manufacturing company, aiming to

become one of the well-known brands

in Turkey and the world in the industrial

kitchen sector, focuses on producing

products, fully meeting the needs

of customers with its leading line of

technological innovations and making

good service sustainable after sales.

MAKSAN Industrial Kitchen General

Manager Ertuğrul Uygun, stating that they

participated in national and international

fairs and promotions to realize this vision,

says that they also support chefs and

associations by sponsoring festivals,

workshops and events in the field of

gastronomy.

“The most important department

we regard is service”

Uygun, underlining that the department

that they as MAKSAN, attach importance

to, is service, gives the following

information about the company's business

model: “it is not important to make a lot

of sales in order to be a brand nowadays,

it is more important to make training

support and service after sales about the

products we produced. We also continue

our work on this issue meticulously and

we are one of the best companies in our

sector in terms of service.”

“It employs a software engineer

and chief in the R&D department”

MAKSAN, capturing technological

innovations in the devices it produces, is

one of the few companies in Turkey that

employs software engineers and chiefs

in the R&D department to fully meet the

needs of its customers. Uygun, stressing

that all the products produced are

meticulously tested by the chiefs within

the company, apart from the mechanical

and software tests carried out by the

engineers, concludes his words saying

“As the chefs are the ones who will use

the products we produce, we can give very

important answers to the tests carried

out by our chefs. Thanks to the program

recording feature, we ensure that the

kitchens in the franchise system can

easily offer the same quality product to

their customers.”


72

hotel restaurant

& hi-tech

marka brand

Bonna'dan doğaya ve yaban hayatına

büyük bir adım; Prints Koleksiyonu

A big step towards nature and wildlife from Bonna; Prints Collection

1983’te küçük bir seramik atölyesi

olarak faaliyetlerine başlayan Kar

Porselen’in HoReCa markası olarak

2014 yılında faaliyetlerine başlayan

Bonna; otel, restoran ve catering

sektörüne yenilikçi çözümleri sunuyor.

Türkiye’deki ilk HoReCa markası olan

ve Bonna, yenilikçi tasarımları, inovatif

yaklamışı ve premium ürün kalitesinin

yanı sıra doğayı ve çevreyi koruma odaklı

anlayışıyla da ile dikkat çekiyor.

“Yaşamı tehdit altında olan

hayvanların izleri sofralara

taşınıyor”

Sürdürülebilirlik ilkesiyle hareket

eden, doğaya ve yaşama saygılı üretim

anlayışıyla faaliyetlerini sürdüren

Bonna, Prints by Bonna koleksiyonu ile

dikkatleri üzerine çekiyor. Özüne sadık

Bonna, has started its activities in

2014 as the first HoReCa brand in

the sector with the experience of

Kar Porcelain from the past, offers

innovative solutions to the hotel,

restaurant and catering sector. Bonna,

the first HoReCa brand in Turkey,

attracts attention with its innovative

designs, innovative approach and

premium product quality, as well

as its understanding of nature and

environmental protection.

“Draws attention to threatened

wild animals”

Acting on the principle of sustainability,

continuing its activities with a

production approach that respects

nature and life, Bonna attracts

attention with its Prints by Bonna

collection. Adhering to its essence,

Bonna continued its work with the

understanding of returning it from soil

to soil, reducing its carbon footprint

with a Prints collection produced

from 100% recycled material, drawing

attention to wildlife that are at risk

of life, using the tail and footprint of

threatened wild animals in its products.

"Bonna creates awareness”

Traces of ‘Fallow Deer, Crane,

Hippopotamus, Black Rhinoceros, Blue

Whale’ species took their place on

the products in the Prints collection,

which was implemented in cooperation

with WWF-Turkey. Each piece of the

Prints collection has foot or tail marks


kalarak, topraktan aldığını toprağa geri

verme anlayışıyla çalışmalarını sürdüren

Bonna, %100 geri dönüştürülmüş

materyalden ürettiği Prints koleksiyonu

ile karbon ayak izini azaltırken, yaşamı

tehlike altında olan yaban hayvanlarına

dikkat çekerek, ürünlerinde yaşamı

tehlike altında olan hayvanların kuyruk

ve ayak izini kullandı.

“Farkındalık yaratıyor”

WWF-Türkiye ile iş birliği kapsamında

hayata geçirilen Prints koleksiyonunda

‘Alageyik, Turna, Su Aygırı, Siyah

Gergedan, Mavi Balina’ türlerinin izleri

ürünlerin üzerinde yerini aldı. Prints

koleksiyonunun her bir parçası, yaşamı

tehlike altında olan türlerin ayak veya

kuyruk izlerini taşıyor. Sofralarda yer

verilen her Prints ürünüyle, geleceği

tehlikeye giren canlıların dünyada

kendilerinden bir iz daha bırakmasına

destek olunuyor. Gelecek nesillerin

ihtiyaçlarını da gözeterek, daha iyi bir

dünya için mottosuyla doğa ve yaşamı

koruma odaklı çalışmalarını tasarım

ve üretim süreçlerine entegre eden

Bonna, Prints by Bonna koleksiyonu

ile kullanıcıların dikkatini çekerek,

farkındalık yaratmayı amaçlıyor.

“Bonna, geri dönüşüme katkı

sağlıyor”

Prints by Bonna ürünleri, Bonna’nın

doğal kaynak kullanımında verimlilik

ve üretimde sürdürülebilirlik anlayışı

çerçevesinde %100 geri dönüştürülmüş

endüstriyel atıktan üretiliyor. Dünyanın

kaynaklarını israf etmeden üretilen

ürünlerle dönüşüme bir katkı Bonna’dan

geliyor. Kaliteli, yenilikçi ve sıra dışı

tasarımları kullanıcılarla buluşturan

Bonna, üretim kalitesi, etik standartları,

verimli kaynak kullanımı, sürdürülebilir

üretim anlayışıyla sosyal sorumluluk

alanında da dikkat çeken çalışmalara

imza atmaya devam ediyor.

of threatened wild animals. With

every print product on the tables,

Bonna support the fact that living

things whose future is in danger

leave another mark on the world.

Taking care of the needs of future

generations and integrating nature

and life conservation-oriented work

with its motto for a better world into

its design and production processes,

Bonna aims to raise awareness by

with its Prints by Bonna collection.

"Bonna contributes to recycling”

Prints by Bonna products are

produced from 100% recycled

industrial waste within the framework

of Bonna's understanding of

efficiency in natural resource use

and sustainability in production. A

contribution to transformation with

products produced without wasting

the world's resources comes from

Bonna. High quality, innovative and

unusual designs of Bonna, together

with users, production quality, ethical

standards, resource use efficient,

sustainable production with the

concept of notable work in the field

of social responsibility continues to

undersign.


74

hotel restaurant

& hi-tech

marka brand

Yarım asırlık başarısında

Ar-Ge ve inovasyon gücü var:

ELEKTRAL A.Ş.

In half a century of success there are R&D and innovation power: Elektral A.Ş.

Kendi kendine para kazanan

makineler... Satış ve hizmet

otomatları tasarımı, üretimi ve

ihracı...

1978 yılından beri, neredeyse yarım

asırlık üretim sürecinde, alanında

dünyanın önde gelen kuruluşları arasına

girmeyi başaran Elektral A.Ş., bugün 20

bin metrekareye ulaşan tesislerinde;

resmi Ar-Ge ve tasarım merkezleri, üretim

hatları, poliüretan tesisi, elektrostatik boya

hattı, cnc, nitrojen ve smd fabrikası vb.

entegrasyonu ile yurt içi ve global pazarda

gücünü koruyor. Diğer profesyonel savunma

sanayiine dönük üretimlerinin yanı sıra

yaklaşık 60 çeşit satış ve hizmet otomatını

da kendi tesisinde tasarlayarak üreten ve

ihraç eden Elektral A.Ş.; Mini, Midi, Maxi

kategorilerinde; Kişisel Güvenlik Otomatları,

Maskematikler, Çeşitli Satış Otomatları,

Dondurma Otomatı, Hızlı Tren Otomatları,

Otobüs Otomatları, Kahve, Çorba, Salep

vb. Sıcak Otomatlar, Unlu Mamuller, İpek

Gazete Satış, Kent Kart & Para Bozma

otomatları ile pazardaki rekabet gücünü

her geçen yıl daha da artırıyor.

"Bunlar, tabir doğruysa, kendi parasını

kendi kazanan makineler. Girişimciler için

büyük fırsat!" ifadelerini kullanan Elektral

A. Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Yüksek

Mühendis Sayıl Dinçsoy, ürünleri öne çıkan

detayları şöyle aktarıyor:

Rakiplerine meydan okuyan

otomatlar

"Mondelez Jakobs Otel Kahvaltı Otomatları

Machines, earning money

by themselves... Design,

manufacture and export of

sales and service vending

machines...

Elektral A.Ş., which has managed to

become one of the leading companies in the

world in its field of production for almost

half a century since 1978, today has official

R&D and design centers, production lines,

polyurethane plant, electrostatic paint line,

CNC, maintains its strength in the domestic

and global market with the integration of

nitrogen and SMD factory.

Elektral AŞ, which designs, produces and

exports approximately 60 types of vending

and service vending machines in its own

facility, as well as other professional

production for the defense industry,

produces personal security vending

machines in Mini, Midi, Maxi categories

including Maskmatics, Various Vending

Machines, Ice Cream Vending Machines,

High Speed Train Vending Machines, Bus.

With its vending machines, Coffee, Soup,

Sahlep, Hot Vending Machines, Bakery

Products, Silk Newspaper Sales, Kent

Card & Money Changer vending machines

and increases its competitive power in the

market every year.

“These are self-paying machines, if the

phrase is right. It is great opportunity

for entrepreneurs” saying Elektral A.

Ş. Chairman of the Board of Directors,

MSc Engineer Sayıl Dinçsoy explains

the prominent details of the products as

follows:

Vending machines challenging

their opponents

“Mondelez Jakobs Hotel Breakfast Vending

Machines (hot & cold) are Personal

Protection Vending Machines preferred

by Mercedes engineers to our German

competitors

Approximately 90 purchases were made

from this product group. It is among our

innovative products, some of which are

patented, such as the High Speed Train

Vending Machine, which is preferred

by Italian project engineers, Telemetric

Vending Machines in the Barcelona metro,

and the Suspended Bread Vending Machine,

whose launch will now make as much

excitement as Maskematik. Personal

Protection Vending Machines are replacing

German and Chinese vending machines in

the EU.”

Another unique new product is

coming!

Dinçsoy, drawing attention to the fact

that it is sufficient to see the facilities in

place to recognize Elektral integration

and innovation, emphasized that R&D and

innovation understanding has an important


(sıcak&soğuk), Mercedes mühendislerince

Alman rakiplerimize tercih olunan Kişisel

Koruma Otomatları. Bu ürün grubumuzdan

yaklaşık 90 adet alım yapıldı. İtalyan proje

mühendislerince tercih olunan Hızlı Tren

Otomatı, Barselona metrosunda Telemetrik

Satış Otomatları ve şimdilerde lansmanı

Maskematik kadar olay yaratacak Askıda

Ekmek Otomatı gibi kimisi patentli, onurla

ifade ettiğimiz yenilikçi ürünlerimiz arasında

yer alıyor. Kişisel Koruma Otomatları AB’de

Alman ve Çin otomatlarının yerini alıyor."

Emsalsiz bir yeni ürün daha geliyor!

Elektral entegrasyonu ve inovasyonunu

tanımak için tesisleri yerinde görmenin

yeterli olduğuna dikkat çeken Dinçsoy,

Türkiye'nin yarım asırlık teknoloji firmasının

bu başarısında Ar&Ge ve inovasyon

anlayışının önemli bir yerinin olduğunu

vurguladı. Elektral A.Ş. olarak yakın bir

zamanda pazara sunmayı hedefledikleri bir

yeni ürünün de olduğunu müjdeleyen Sayıl

Dinçsoy, şu açıklamaları yaptı:

"Laboratuarlarımız ve ürün geliştirme

ünitelerimiz sayesinde yeni bir ürünü 1-2

ay gibi çok kısa bir sürede projelendirip,

üretime almamız olasıdır. Bu özelliğimiz

de yurt içinde ve dışında rakipsizdir. Ar&Ge

ve Ürün Geliştirme yazılım ve donanım

olarak ciddi bir beyin gücü içerir. Bu

nedenledir ki sayısız takdir ve birincilik

yanında “İhracaatın Yükselen Yıldızı” Ödülü

Birinciliğimizi” ifade etmek isteriz."

"Yabancı bir ortakla başarı

grafiğimizi artırabiliriz"

Pandeminin sektöre etkilerine de

değerlendiren Sayıl Dinçsoy, salgının her

sektörü olduğu gibi Elektral'i de bir ölçüde

artı ve eksi olarak etkilediğinden bahsetti.

Bu süreçte ihracatın ve maskematik

satışlarının artarken, iç piyasa satışlarının

düştüğünden söz eden Dinçsoy, şöyle devam

etti: "Dış fuarların iptali iyi olmamıştır.

Ancak bu engelin kalkması ile faaliyetlerimiz

başlamış, sonuçları da yakında ülkemiz ve

firmamız menfaatleri doğrultusunda ortaya

çıkacaktır.

Almanyada bir Alman ortakla kurduğumuz

şirkette henüz hedefimize ulaşamadık.

Ancak burada yapacağımız bir operasyonla

mutlaka hedefine oturtmak zorundayız.

Ayrıca mevcut şirketlerimizde de belki de

uygun bir yabancı ortağı aramıza alarak

kurumsallaştırma sürecini hızlandırıp başarı

grafiğimizi artırmayı düşünmekteyiz."

place in the success of Turkey's halfcentury-old

technology company. Sayil

Dinçsoy, announcing that there is a new

product that they aim to introduce to

the market as Elektral A.Ş., made the

following statements:

“Thanks to our laboratories and product

development units, it is possible for

us to design a new product and put it

into production in a very short time like

1-2 months. This feature is unrivaled

in the country and abroad. R&D and

Product Development including serious

brain power in terms of software and

hardware. This is why, beside numerous

appreciations and first places, we would

like to express our First Rank at ‘Rising

Star of Exports’ Award.”

“We can increase our success

rate with a foreign partner”

Sayıl Dinçsoy, considering the effects of

the pandemic on the sector, mentioned

that the epidemic affected Elektral to some

extent, as it does every sector, as well as

positive and negative. Dinçsoy, mentioning

that exports and masquerade sales during

this process increased while domestic

market sales decreased, continued “The

cancellation of foreign fairs was not good.

However, our activities started with the

removal of this obstacle, and the results

will soon emerge in line with the interests

of our country and our company.

We have not yet reached our goal in the

company we established with a German

partner in Germany. However, with an

operation we will do here, we have to make

it to its target. In addition, we are thinking

of accelerating the institutionalization

process and increasing our success rate,

perhaps by recruiting a suitable foreign

partner in our existing companies.”


76

hotel restaurant

& hi-tech

marka brand

SİNEM ÖZTÜRK

“Kendi enerjimizi üretmeyi planlıyoruz”

Sinem Öztürk: “We are planning to produce our own energy”

60 yıllık köklü geçmişiyle sektörün

lider firmalarından Kayalar Grup,

Büyükçekmece fabrikasında Kayaplas,

Kayalar Plastik, Euroracks ve Star markaları

ile iç ve dış mekan mobilyaları, plastik

taşıma ve istifleme kasaları, paletler, politray

termo tepsileri, bulaşık basketleri, plastik

taşıma ve istifleme konteynerleri, çöp

konteynerleri üretimi yapıyor. Endüstriyel

plastik teknolojisiyle otel, restoran, hastane,

otomotiv sanayi, tekstil ve birçok kurum ve

kuruluşa hitap eden çözümler sunan Kayalar

Grup, üretiminin %60’ını ihraç ediyor.

Kayalar Grup olarak sektörün A’dan Z’ye

endüstriyel plastik, endüstriyel mutfak, iç ve

dış mekan mobilyaları olarak tüm taleplerini

karşıladıklarını, geniş servis ve pazarlama

ağı ile yurt içi ve yurt dışı faaliyetlerini

sürdürdüklerini belirten Kayalar Plastik

Kurumsal Satış Yöneticisi Sinem Öztürk,

firmanın ISO 9001, ISO 14001, OHSAS 18001,

TSE, CE, TSEK, HACCP, GHOST kalite

belgeleriyle çevreye ve kullanıcıya dost

ürünlere imza attığını vurguluyor.

Uluslararası standartlarda üretim

Endüstriyel Plastik olarak otellerin kompozit,

thermoplastik ihtiyaçlarını mühendislik özel

teknolojisiyle uluslararası standartlarda

ürettiklerini belirten Öztürk, özellikle

pandemi sürecinde tahta palet yerine

hijyenik palet üretimlerine ağırlık verildiğini,

ergonomik iç ve dış mekan mobilyalarıyla

kalitenin ön plana çıkarıldığını söylüyor.

Yenilebilir enerji ile çevreyi

koruyor

Sıfır Atık Projesi kapsamında atıkların

ayrıştırılması ve geri kazanılması için atık

ünite üretimine destek verdiklerinin de

altını çizen Öztürk, “Bu anlamda çevreye

hem ekonomik hem de doğa dostu ürünler

kazandırarak fayda sağlamayı amaç edindik.”

diyor. Kayalar fabrikasında gerçekleştirmeyi

düşündükleri güneş enerji projesi ile kendi

enerjilerini üretmeyi planladıklarını kaydeden

Öztürk, “Yenilebilir enerji ile çevreyi koruyor

ve enerji tüketimimizi kendimiz üreterek %30

geri dönüşüm sağlamayı hedefliyoruz.” diyor.

Kayalar Grup’un üretimini gerçekleştirdiği

özel tasarım buz makineleri ile sektörün

ihraç noktasında önemli bir açığı giderdiğini

anlatan Öztürk, firmanın özel servis ağıyla

daha hızlı hizmet sunmayı amaçladığını

sözlerine ekliyor.

Kayalar Group, one of the leading

companies in the sector with its 60-yearold

history, produces indoor and outdoor

furniture, plastic transport and stacking

boxes, pallets, poly-tray thermo conveyors,

dish racks, plastic transport and stacking

containers, garbage under Kayaplas,

Kayalar Plastik, Euroracks and Star

brands in Büyükçekmece factory. Kayalar

Group, offering solutions that appeal to

hotels, restaurants, hospitals, automotive

industry, textiles and many institutions and

organizations with its industrial plastic

technology, exports 60 percent of its

production.

Kayalar Plastik Corporate Sales Manager

Sinem Öztürk stated that as Kayalar Group,

they meet all the demands of the industry

from A to Z in terms of industrial plastic,

industrial kitchen, indoor and outdoor

furniture, and continue their domestic and

international activities with a wide service

and marketing network. She stresses that

the firm has produced environmentally and

user-friendly products with 9001, ISO 14001,

OHSAS 18001, TSE, CE, TSEK, HACCP,

GHOST quality certificates.

Production in international

standards

Öztürk, expressing that as Industrial

Plastic, they produce the composite

and thermoplastic needs of hotels at

international standards with special

engineering technology, says that especially

during the pandemic process, the production

of hygienic pallets is concentrated on

instead of wooden pallets, and the quality is

brought to forefront with ergonomic indoor

and outdoor furniture.

It protects the environment with

renewable energy

Öztürk, underlining that they support to

produce waste units for the separation

and recycling of wastes within the scope

of the Zero Waste Project, said “In this

sense, we aimed to benefit the environment

by providing both economic and naturefriendly

products”. Öztürk, noting that they

plan to produce their own energy with the

solar energy project they plan to realize in

the Kayalar factory, said “We protect the

environment with renewable energy and we

aim to provide 30% recycling by producing

our energy consumption ourselves”. Öztürk,

explaining that Kayalar Group has filled an

important export gap in the sector with its

specially designed ice machines, adds that

the company aims to provide faster service

with its special service network.


78

hotel restaurant

& hi-tech

şefin gözünden

Mutlu şef

Soner

Kesgin

7-8 yaşlarında baklava döşeyen, kol

böreği açan bir çocuktu... Akranları

sokakta top peşinde koştururken, o ise

aile pastanesinde ufacık elleriyle kurabiye,

poğaça yapmanın, onu da oyundan saymanın

derdindeydi. İlkokul ve ortaokul yılları böyle

geçti, Zonguldaklı Şef Soner Kesgin’in. Günü

geldi Kesgin Pastanesi’nin beyaz önlüklü

çalışanı oldu, günü geldi kendi yaptığı pasta,

dondurmayı iştahla yiyen küçük müşterisi!

Ya sonrası? Fairmont Quasar İstanbul’un

Executive Şefi Kesgin’in kafasında aşçılıkla

ilgili ilk kıvılcım, aşçılar diyarı Mengen'in o

meşhur yemek festivalleri sırasında parladı.

Anlattığına göre orta ikinci sınıf talebesi

daha o vakitler. Ortada beyaz üniformalı

büyükleri dolaşıyor ama hiçbiri ne Kesgin

Pastanesi'ndeki ustalarına benziyor ne de bir

başkasına. Aralarında Hilton'un mutfağından

gelen şefler de var, Çırağan'dan gelenler

de... Kafasındaki ilk şef profili işte tam da

o mutfak günlerinde beliriyor şefin. O güne

dair hissettiklerini, “Ben orada şunu gördüm.

Ailem, Zonguldak'ın bir ilçesinde pastacılık

yapıyordu. Oradaki pastane algısıyla

İstanbul'da şeflik yapan birinin kılık kıyafeti,

karizması, yürüyüşü çok farklıydı. Bizim

pastanedeki ustalarla o ustaların farkını ilk

orada gördüm.” sözleriyle aktarıyor.

İngilizce’yi öyle akıcı konuşuyor ki…

Orta öğretimin ardından Mengen Aşçılık

Okulu'na kaydolduğunu anlatarak söyleşimizi

sürdüren Soner Şef'in hatıralarında ilk

beliren, hazırlık sınıfında aldığı İngilizce

eğitimi oluyor. Okulun ilk aylarında değilse

bile, bir yılın ardından yaz tatilinde buluştuğu

arkadaşlarıyla öyle akıcı İngilizce konuşuyor

ki, ilk o zaman kavrıyor aldığı eğitimin

değerini de, vaat ettiklerini de.

Şef, bu yolculuğun devamında ilk stajını

Gloria Golf Resort’te yaptığından bahsediyor.

Staj tercihinin pastane değil, mutfak

olduğunun altını çizerek üstelik de. “Çünkü

pastacılığı çocukluğum boyunca o kadar çok

yaptım ki. Pastaneler bayramlarda bile açıktı.

Pastanecilik, tatili olmayan bir iştir. Okuldan

memlekete döndüğünüzde pastanede

çalışıyorsunuz. Gece gündüz çalışacağım bir

iş yapmayayım diye düşündüm.” diyor ve hafif

bir tebessümle “Sonra şef oldum.” diye de

ekliyor.

Başarılı bir altı ayın ardından ikinci stajını

Sheraton Antalya’da yapan Kesgin, o dönem

yabancı şef Kurt Johnson’ın mutfağından

çok şey öğrendiğini hatta Fransız şeflerle

hazırladığı promosyon menüleri sayesinde

standart işlerin dışına çıktığını söylüyor.

Yine o dönem okulda öğrendiği lisanın çok

faydasını gördüğünü dile getiren Kesgin,

“O dönemde Antalya Sheraton’da, hatta

mutfakta iyi derece İngilizce konuşan sadece

bendim. Daha 16-17 yaşındaydım.” diyor.

19 yaşında bir şef! Hem de

Amerika’da…

19 yaşına geldiğinde Amerika’ya kendi

imkanlarıyla gitmeyi göze alabilen bir şef var

karşımda. O vakitler Akdeniz Üniversitesi’nde

Turizm ve Otelcilik okuyan bir öğrenci, Soner

Kesgin. O dönemin şartlarında yurt dışında

çalışan sınıf arkadaşlarını, öğretmenlerini

kendine örnek alarak girdiği o yolu şöyle

anlatıyor: “Çünkü aşçılık yapmaya karar

vermiştim artık. Bu meslekte ilerlemeye

emin olmuştum. Yurt dışında çalışıp tecrübe

biriktirmenin okulda dört yıl geçirmekten

daha mantıklı olacağına karar verdim.

Amerika da o zaman önümde bir fırsat gibi

duruyordu. Bir öğrenci değişim programıyla

başvurumu yaptım ve kabul edildim.”


80

hotel restaurant

& hi-tech

şefin gözünden

Şefin Amerika’daki ilk deneyimi, Wyndham

Grubu’na ait bir otelin mutfağı oluyor.

Hatta ilk şeflik mertebesine de o otelin

restoranı olan Luna Di Mare’de kavuşuyor.

Üstelik daha altı ayını doldurmadan, 19

yaşında geliyor bu taksire şayan yükseliş.

Bir nevi Türkiye’deki yokluk, Amerika’daki

bollukla gelen bir başarı hikayesi anlattığı.

Mutfaktaki hızının ve pratik zekasının da

bu yükselişte hatrı sayılır bir katkısının

olduğunu vurgulayan Kesgin, önüne gelen

her işin hep daha kolay ve daha iyi yollarını

aradığını anlatıyor sohbet arasında. Daha iyiyi

bulmak pahasına işin akışını değiştirmeyi

bile göze aldığını dile getiren şef, yabancı

şefinin de verdiği inisiyatifle otelin büfe

restoranını öyle canlandırıyor ki, mekan tıka

basa doluyor. Türk mutfağından mezeler,

salatalar, ana yemekler… Şefin menüsünde

yok yok! Hünkar Beğendi’ye ve Elbasan

tavaya en çok tav olduklarını belirten Soner

Şef, Amerikalıları tencere yemekleriyle mest

ediyor en çok da.

Amerika’da ve o yaşında şef olmanın kendisi

için çok da bir ifadesinin olmadığını anlatarak

sözlerini sürdüren Soner Kesgin için, o

vakitler ulaştığı şeflik mertebesinden çok,

yeni malzemeler ve pişirme teknikleriyle

tanışmak paha biçilmez bir nimet oluyor.

Amerika’da şefin kim olduğunun, kimden

emir aldığının çok da ehemmiyetinin

olmadığının altını çizen Soner Şef, ABD’deki

insanların çok profesyonel iş yaptıklarını,

mutfak ortamlarının ise Türkiye’den farklı

olarak çok daha sakin ve rahat olduğunu

söylüyor. Kesgin, Amerika’daki deneyimlerini

yine aynı gruba ait birkaç otelde, benzer

konseptlerle devam ettirdikten sonra üç

yılın ardından 2004 yılında Türkiye’ye dönüş

yaptığını anlatıyor sonra.

Bir iş yapacaksa, en iyisi olmalı

Soner Kesgin’in yurda dönüşün perde

arkasında aile işlerinin etkisi büyük oluyor.

Dört çocuklu ailede herkes yurt dışında

olunca, Türkiye’ye dönüşü en müsait kişi

olarak Zonguldak bileti ona kesiliyor, doğal

olarak. Döner dönmez etrafı toparladığını,

pastaneyi yeniden elden geçirdiğini

anlatan Kesgin, ilk iş olarak Antep’ten bir

baklavacı getiriyor, “bir iş yapacaksak en

iyisini yapalım.” mantalitesiyle. Akabinde

pastanenin fıstık ve tereyağı tedarikleri

Antep’ten yapılmaya başlanıyor. Antep’te

en iyi baklavayı yapandan daha iyi baklava

çıkarıyorlar tabiri caizse. Bir yılın ardından

esnaflığın kendine göre olmadığına kanaat

getiren Kesgin, otelciliğe devam etme

kararıyla bu defa yolu tekrar Kempinski

Grubu ile kesişiyor. Chef de Cuisine unvanı

ile Kempinski'nin Mısır'daki üç ayrı otelinin

mutfak operasyonunu yürüten Soner

Şef, bölgenin ilk tek Türk restoranı olan

'Osmanlı' ile o dönem 'Ortadoğu'nun En

İyi Türk Restoranı' başarısını elde ediyor.

Üç buçuk yıllık Mısır serüveni esnasında

otel ve restoranla alakalı çok çeşitli

organizasyonlar içinde yer aldığını anlatan

Kesgin, Avusturya'da Michelin Yıldızlı şeflerle

Gastronomi Haftası düzenliyor. Son olarak

kendini 2013 yılında Bodrum Kempinski'de

bulan Zonguldaklı şef, üç buçuk yıl kadar

da Mısır'da aldığı Executive Şeflik unvanı

ile çalışmalarını sürdürüyor. Kempinski'ye

vedasından sonra devamında Rotana

Grubu'nun Ürdün, Marriott Grubu'nun Katar

ve Umman operasyonlarını yönettiğini dile

getiren Kesgin, bu süre içinde otellere

danışmanlık hizmetleri de veriyor.

Ve artık Fairmont Quasar

İstanbul’un mutfağında!

2017'de açılışı gerçekleşen Fairmont

Quasar Hotel İstanbul'un 2018 yılında tüm

mutfaklarının başına geçen Kesgin, beş

yıldızlı otelle tanışmasını ise şöyle anlatıyor:

“Otelin ilk Yiyecek & İçecek Direktörü Raoul

Duclos diye bir arkadaş, Fransız. Raoul'le

biz Mısır'daki Kempinskiler'de beraber

çalıştık. Zaten buranın restoran konseptleri

oluşturulurken biz Raoul'le sürekli

irtibattaydık. Yani bu otel açılmadan önce

Raoul ile 10-15 saatlik mesaimiz var aslında.

Ama ben bu otel için olduğunu bilmiyorum.

Ona bir arkadaş olarak yardımcı oluyorum.

Hiç unutmuyorum, otelin açılışına gelmiştim,

Raoul'e de bir hayırlı olsun maksadıyla. Aila

Restaurant'a indiğimde direkt Raoul'le göz

göze geldim. Çünkü biz daha önce Aila gibi

bir restoranı birlikte Mısır'da açmıştık. Fakat

Aila daha iyisi oldu. Neden, çünkü yaşanılmış

tecrübeler üzerine bir şeyler eklenmişti.

Emre İnanır şefimiz var orada.”

Aila konseptinin oluşumunda büyük katkıları

olduğundan bahseden Fairmont Quasar

İstanbul'un Executive Şefi Soner Kesgin, beş

yıldızlı otelin diğer restoran konseptlerini

ise şöyle özetliyor: “Bir Uzakdoğu mutfağı

olan Ukiyo Restaurant'ın A'dan Z'ye tüm

konseptini oluşturduk. Şimdi Şef Mert

Karakuş devam ettiriyor. Genç bir şef. En

güzel tarafı, mekana sahip çıkıyor. Bütün

reçetelerimi verdim. Bazen unutuyorum,

ona verdiğim reçetenin fotoğrafını atabiliyor.

Titiz çalışıyor. Onun dışında Demlique var,

Datça'da pastacılık yapan Feray Aydoğdu

diye bir arkadaşımız var. Kendisi Türk

kadınının gururudur. Burada bir iş birliğine

giderek Demlique by Tonka olarak Feray'ın


82

hotel restaurant

& hi-tech

şefin gözünden

reçetelerini servis ediyoruz. Pastacılığı

otellerin sıkıcı, standart bakış açısından

çıkarmak istedik. Misafirlerimize az şekerli,

daha sağlıklı ve hafif tatlılar sunuyoruz.

Onun haricinde otel bünyemizde Station's

Restaurant'ımız var. Tüm gün açık bir

restoran. Menümüzde dünyanın her yerinden

yemekler var."

Mutfağı, beklentileri aşarak anlamlı

kılıyor

Peki mutfağın ifadesi, karşılığı ne

Zonguldaklı şef için, soruyorum. “Mutfak

eskiden insanların karnını doyurduğu bir

işti. Şimdi öyle değil tabii. İnsanlar sadece

yemek yemek istemiyor. Farklı lezzetleri

deneyimlemek de istiyor.” yanıtını veren

Kesgin, deneyim kazandırmanın zorluğuna

dikkat çeken sözlerinde “İnsanlar karnını

doyurmak için yerler. Ama biz otellerde

sadece bu amaca yönelik iş yapmıyoruz.

Biz insanların hafızalarında iz bırakmak

istiyoruz.” diyor. Bunu başarmanın yolu

olarak ise, beklentileri en üst düzeyde

karşılamak, akılda kalmak ve beklentileri

aşmak noktasında üç önemli adımın

gerekliliğini savunuyor.

Onun için sadelik, en sofistike iş

Soner Kesgin'in mutfak dünyasında

sadelik en sofistike iş, en zor iş aslında.

Bu yaklaşımını tabaklarında da en yoğun

haliyle hissettiren şef yenilmeyeni tabağa

koymadığının altını çizerek, “Tabakta garnitür

ve sos kesinlikle ana öğünün üzerine

çıkmamalı. İkinci unsur olarak, tabağınızda

dört farklı element olması lazım. Bunlar

protein, karbonhidrat, garnitür, sos veya

dekor. Bu şekilde dengeyi sağlayabilirsiniz.

Bunlar dünya standardıdır. Bu sayede hem

tabakta abes durmayacak hem de farklı

ürün kullanımlarıyla besleyici özelliğine

sahip olacaktır. Bir de ben bütün sebzeleri

işlerken ürünün dokusu, doğasıyla çok

fazla oynamamaya özen gösteriyorum.

İyi pişmiş bir balığın yanında rokayı roka

olarak kullandığınızda, havucu havuç olarak

kullandığınızda zaten o lezzet kombinasyonu

birbiriyle bütünleşip, balığı çok daha başarılı

şekilde ortaya çıkaracaktır.” diye anlatıyor.

Kendini çok sakin bir şef olarak

tanımlayan Soner Kesgin, bu

özelliğini iyi takip yeteneği ile

ilişkilendiriyor. “Kimi ne kadar, nasıl

çalıştıracağımı iyi analiz ederim.”

diyen Kesgin, ekipteki yetkinliğin ve

gelişimin önemine vurgu yaparak,

“Bu sayede mutfaktaki yükümü de

üzerimden atmaya çalışırım.” diye

ekliyor. Güven esaslı, takip odaklı

bu işleyişte mutfağın başarı sırlarını

paylaşarak sözlerini sürdüren Soner

Şef, “Herkesten önce geleceksiniz.

İşinizin başında olacaksınız.

İnsanlara güvenebilirsiniz ama

kontrol çok önemli. Sürekli kontrol

ettiğinizde operasyonun başarısı

da sürekli oluyor. Bir de kimseye

kaldıracağından fazla yük vermemek

lazım. Eğitim de şart tabii.” diyor.

Ukiyo Restaurant'ın Mutfak Şefi

Mert Karakuş'un gelişimini örnek

göstererek, aşçılığın her geçen gün

şekil değiştirdiğini söyleyen Kesgin,

“O yüzden genç ve motive bir

ekiple çalışmak çok önemli. Bir de

insanlara güzellikle yaptıramadığını

zorla yaptıramazsınız.” diyor.


84

hotel restaurant

& hi-tech

şefin gözünden

“Genç yaşımda çok şef yetiştirdim”

Mutfağında, dünyada bilinen hemen her

pişirme tekniğini uyguladığını dile getiren

Soner Kesgin, bunu yaparken sıkça bilimin

ve teknolojinin nimetlerinden faydalandığını

söyleyerek, “Mesela biz o kadar teknolojik

bir oteliz ki, 400-600 kişilik bankete 2-3 şef

verebiliyoruz. Düğün yemeklerinde çok farklı

sistemler kullanabiliyoruz. Daha az şefle

daha çok iş yapabiliyoruz, öyle söyleyeyim.”

diyor. Yaklaşık 15 bin tane reçetesinin

olduğunu söyleyen şefin misal sadece

Hint mutfağı için 500'den fazla reçetesi

bulunuyor. Bu reçeteleri saklamaktan

çok paylaşmayı sevdiğini söyleyen Kesgin,

“Benim mutfağımda çalışıp, yurt içi ve yurt

dışında şeflik yapan çok arkadaş var. Genç

yaşta çok şef yetiştirdim, öyle söyleyeyim.”

diye de ekliyor.

“Herkes şef olmaya çalışıyor”

Karşımda kendini ve mesleğe bakış açısını

oldukça net ve içtenlikle ortaya koyan

bir profesyonel var. Her bir kelimesini

titizlikle seçen Soner Şef’in nezaket sınırları

içerisinde yaptığı mesleki yorumların içinde

özellikle günümüz şeflik algısı ve dünya

mutfaklarındaki karşılığına dair fikirleri

ilgimi çekmiyor değil! Günümüzde herkesin

şef olmaya çalıştığını anlatan Kesgin, sosyal

medya ve dijital platform vurgusuyla işi biraz

abartanlardan dem vururken, öte taraftan

işini ustalıkla yapanlara da hakkını teslim

etmeyi ihmal etmiyor. “Beni tanıyan tanır.

Mutfakta çok fazla mesai harcadığımızdan

dolayı sosyal medyaya fazla zaman

ayıramıyoruz. Ben şunu görüyorum, bizim

kadar mutfağa emek harcamayan, diğer

yandan sırf sosyal medyayı etkili kullandığı

için statü ve yetki sahibi olanlar var.”

eleştirisini yapan Kesgin, sözlerine Fransa

örneği ile devam ediyor. Ülkede, insanların

influencer ile şefi birbirinden ayırabildiklerini

belirten Kesgin, “Ama bizim ülkemizde,

televizyon ve sosyal medya bunun ayrımını

çok yapamıyor. Influencer otorite gibi kabul

ediliyor.” diyor.

“Türk gastronomisi hak ettiği

yerde”

Influencer’ların 1-2 dakikalık çekimlerini,

profesyonel mutfaklarda günde 8 saat

yaptıklarını anımsatan Kesgin, “Biz

mutfağımızda onu reel yaşıyoruz zaten.

Elbette o arkadaşların mutfak dünyasına

çok faydası dokunmuştur. O paylaşımlar

sayesinde gün yüzüne çıkan lezzetleri

göz ardı edemeyiz.” diyor ve hiç vakit

kaybetmeden asıl vurgu yapmak istediği

konuya geçiş yaparak kaliteli mutfaklar için

kaliteli şef ve verimli işlerin önemine dikkat

çekiyor.

Bu gidişatta sektörel gelişimin çok da

olası görünmediğinden bahseden Soner

Şef, tavsiye niteliğindeki görüşlerine

ise şu cümleleri ekliyor: “Herkes işini

yapsın aslında. Dernekçilik faaliyetleri,

şeflikle alakalı otortite görünen insanlar,

yarışmalar… Bunların herbirinin çok daha

kaliteli olması lazım. Dünya standardına

daha erişebildiğimizi düşünmüyorum. Ben

insanların yaptıklarını eleştirmiyorum çünkü

bazen insan kapasitesiyle doğru orantılı iş

yapar. Futbol milli takımımız için de aynı şey

geçerli. Kapasitemiz bu demek ki, bu kadar

yapabiliyoruz. Ancak gastronomi ve otoriteler

olarak kapasitemizi de geliştirmemiz lazım.

Çünkü baktığımızda hala dünyaya yön veren

Fransızlar ve İtalyanlar. Bir buçuk milyar

nüfusu olan Çin ve Hindistan gastronomide

çok iyi ama baktığımızda hala dünyaya yön

veren Fransızlar ve İtalyanlar.”

Türk gastronomisinin şu an hak ettiği

noktanın, durduğu yer olduğunu belirten

deneyimli şef, “Soruyorum, Türk

gastronomisini otorite olarak geliştirmek için

ne yapıyoruz? Türk milli takımı şu an olması

gerektiği yerde çünkü o kadar mücadele

edebiliyoruz. Gastronomi de öyle. Herkes hak

ettiği yerde. Bize kimse çelme takmadı, biz

kendi kendimize yaptık.” diye konuşuyor.


86

hotel restaurant

& hi-tech

marka brand

İMGE PAMUKÇU

“Dünyada herkesçe bilinen bir Türk markası

olmayı hedefliyoruz”

İmge Pamukçu: “We aim to be a Turkish brand known by everyone in the world”

1976 yılında küçük bir dükkânda

gastronomi tüketicilerine yönelik masa

üstü malzemelerin satışıyla başlayan

Porland hikayesi, bugün 20 bini aşkın ürün

çeşidinin 4 kıtada 30’dan fazla ülkeye ihraç

edilmesiyle devam ediyor. Türkiye’de 33

mağaza, 200’ü aşkın bayi ve geniş satış ağı

ile üretimi gerçekleşen porselenin yanı sıra;

masa üstü, mutfak, ev-dekor, tekstil ve

banyo gibi farklı kategorileri de müşteriyle

buluşturan marka, yılda 70 milyon adet

porselen üretimine imza atıyor. Yüzde

100 Türk sermayeli bir dünya markası

olarak tasarımdan üretime her aşamasını

Porland üretim tesisinde kendi ekiplerince

yürüttüklerinin altını çizen Porland Yönetim

Kurulu Üyesi İmge Pamukçu, yenilikçi

bakış açısıyla gerçekleştirdikleri Ar-Ge

çalışmaları doğrultusunda yeni konseptler

oluşturduklarını, her zevke hitap eden,

şık ve kreatif ürünlerle sofraları zarafetle

buluşturduklarını ifade ediyor.

“Globaldeki payımızı daha da

büyütmek istiyoruz”

Porland’ın pandemi etkisinde çalışmalarına

hız kesmeden devam ettiğini, global pazarda

sahip olduğu payı daha da büyütmeyi

hedeflediğini vurgulayan Pamukçu, şöyle

devam ediyor: “ABD’deki ilk showroom’uzu

Ocak ayında New York’ta 41 Madison’da

açtık. Gerek pazar gerekse Ar-Ge

çalışmalarımızı tüm hızıyla sürdürüyoruz.

Covid-19 döngüsü ve sonrasına güçlü ve

doğru stratejiler kurgulayarak hedeflerimize

doğru adımlar atıyoruz. Ülke bazında

müşteri segmentasyonu, doğru pazarlama

ve doğru ürünü buluşturuyoruz, böylelikle

2019 yılında uzak doğu ile ticaret yapmaktan

canı yanan birçok yeni müşterilerimize

ürünlerimiz kadar hizmetimizin de kalitesini

göstererek 2021 yılını yüzde 22 oranında

büyüyerek kapatacağımızı öngörüyoruz.”

“Yeni pazarlarımız arasında

Karayipler ve Katar var”

Porland’ın üretim büyüklüğüne ilişkin

bilgiler aktaran Pamukçu, porselen

markasının Avrupa’nın sayılı büyük

fabrikaları arasında olduğu kadar marka

algısı ile birlikte Marketwatch gibi birçok

endüstri raporunda da dünyada sektörünün

anahtar oyuncularından biri konumunda

olduğuna dikkat çekerek, “Gerek yurt

içi gerek yurt dışı pazarında saygın bir

marka olarak bu gücü, başta adaleti eksik

etmediğimiz huzurlu çalışma arkadaşlarımız

ve çalışan politikalarımız, ardından onların

yaptıkları işi kolaylaştıran, özen ve özveri

The story of Porland, started with the sale

of table top materials for gastronomy

consumers in a small shop in 1976,

continues today with the export of more

than 20 thousand product types to

more than 30 countries in 4 continents.

The brand, bringing together different

categories such as tabletop, kitchen,

home-decor, textile and bathroom, as well

as porcelain, produced in Turkey with 33

stores, more than 200 dealers and a wide

sales network, produces 70 million pieces of

porcelain per year.

Porland Board Member İmge Pamukçu,

underlined that as a world brand with 100

percent Turkish capital, carries out every

stage from design to production at the

Porland production facility by their own

teams, expressed that they made new

concepts in line with the R&D studies they

carried out with an innovative perspective,

and that they made tables with stylish and

creative products, appealing to all tastes.

“We want to further enlarge our

share in the globe”

Pamukçu, emphasizing that Porland

continues to work without slowing down

under the effect of the pandemic and aims

to further expand its share in the global

market, continues as follows: “We opened

our first showroom in the US in January

at 41 Madison, New York. We continue our

market and R&D studies at full speed.

We are taking steps towards our goals by

constructing strong and correct strategies

for the Covid-19 cycle and beyond. We

bring together customer segmentation, the

right marketing and the right product on

a country basis, so we anticipate that we

will close the year 2021 with a growth rate

of 22 percent by showing the quality of our

service as well as our products to our many

new customers, disgusted by trading with

the Far East in 2019.”

“Our new markets include the

Caribbean and Qatar”

Pamukçu, giving information about

Porland's production size, pointed out

that the porcelain brand is one of the key

players in the sector in the world, in many

industry reports such as Marketwatch,

as well as among the few big factories in

Europe, along with its brand perception,

said “We, as a respected brand in both the

domestic and international markets, derive

this power from our peaceful colleagues

and employee policies, which we do not

ignore justice, and then from our process

engineering, which facilitates their work

and we built with care and devotion. While

we break the ground with our design and

vision, we lead innovation with our advanced

R&D. Of course, there are regions that we

give strategic priority as well as expanding

our presence in the markets we are in.

Caribbean is one of our new markets,

Qatar is one of the countries that we aim to

expand our market due to the world cup”.

“We increased our digitalization

investments”

İmge Pamukçu, evaluating the effect of the

pandemic in the porcelain industry in the

continuation of her words, states that the

epidemic affected the brand as well as the

whole world. She, explaining that in this

process, they revised the targets given to

the units with the innovative perspective of

the brand, says:

“We focused on online sales and increased

investments in digitalization. In this

sense, we develop innovative products

that are suitable for changing needs and

expectations both in the gastronomy sector

and on the basis of consumers. Being in the

borderless digital world of the globalizing

industry requires an understanding and

innovation far beyond traditional methods

and ways of doing business. We act with this

awareness. Beside this, we continue to grow

by expanding and expanding our service

network. We do extensive research and

studies before entering a new country. Our

exports have a 65% share in the turnover.

We, as Porland, closed the year 2020 with


ile inşa ettiğimiz süreç mühendisliğimizden

alıyoruz. Tasarım ve vizyonumuzla ezber

bozarken, gelişmiş Ar-Ge’mizle yeniliğe

öncülük ediyoruz. Olduğumuz pazarlardaki

varlığımızı büyütmek kadar tabii ki stratejik

öncelik verdiğimiz bölgelerde var. Karayipler

yeni pazarlarımızdan, dünya kupasından

dolayı Katar; olan pazarımızı büyütme

hedefimizdeki ülkelerden.” diyor.

“Dijitalleşme yatırımlarımızı

artırdık”

Sözlerinin devamında porselen sektöründe

pandemi etkisini değerlendiren İmge

Pamukçu, salgının tüm dünyayı olduğu

gibi markayı da etkilediğini belirtiyor. Bu

süreçte markanın yenilikçi bakış açısıyla

birimlere verilen hedefleri revize ettiklerini

anlatarak şunları söylüyor: “Online satışa

ağırlık verdik, dijitalleşme alanında

yatırımları artırdık. Bu anlamda gerek

gastronomi sektöründe gerekse tüketiciler

bazında değişen ihtiyaç ve beklentilere

uygun, inovatif ürünler geliştiriyoruz.

Globalleşen sektörün sınır tanımayan dijital

dünyasında olmak geleneksel yöntemler

ve iş yapış biçimlerinin çok ötesinde bir

anlayış ve inovasyon gerektiriyor. Biz de bu

bilinçle hareket ediyoruz. Bunun dışında

hizmet ağımızı genişletip yaygınlaştırarak

büyümeye devam ediyoruz. Yeni bir ülkeye

girmeden önce kapsamlı araştırma ve

çalışmalar yapıyoruz. İhracatımız ciroda

yüzde 65’lik paya sahip. Porland olarak

2020 yılını yüzde 20’lik büyüme ile kapattık.

2021 yılı sonuna kadar şu anda varlığımızı

sürdürdüğümüz 30’un üzerindeki ülkede

pazar payımızı artırarak yılda 70 milyon

adet porselen üretimine imza atan, dünyada

herkes tarafından bilinen bir Türk markası

olmayı hedefliyoruz. “

“Ar-Ge ve inovasyon bizim için çok

şey ifade ediyor”

Porland Yönetim Kurulu Üyesi İmge

Pamukçu, markanın Ar-Ge ve teknolojiye

yatırımlarına değinen ifadelerinde sektöre

öncülük eden, Türkiye’yi yurt dışında

temsil eden bir Türk markası olarak Ar-Ge

ve inovasyonun marka için çok şey ifade

etiğinin altını çiziyor, “Kaliteli iş çıkarmak,

ülkemizde ve dünyada sevilen bir marka

olmak için teknolojiyi takip etmemiz ve

en iyi şekilde kullanmamız gerekiyor.

Ürünlerimizde inovasyonu ön planda

tutuyoruz. Türkiye’de ilk veözel reçeteli

Aluminalı (Alumilite) porselen üretiminin

altında Porland imzası bulunuyor. TSE

10850 kalite belgesini alan ilk porselen

firması olarak, ISO 9001, İngiliz kalite

standardı olan BS 4034 belgesine ve

OHSAS sertifikalarına sahibiz. 2019 yılında,

ABD Şikago’da, Uluslararası Ev Eşyaları

Derneği’nin (IHA) düzenlediği fuarda

Türkiye’yi başarıyla temsil ettik. Bunun bir

sonucu olarak, ürün gamı, mağazacılık

anlayışı ve çizgisi ile Küresel İnovasyon

Ödülü’ne (GIA) layık görüldük. Bunlar Ar-

Ge ve inovasyon konusunda başarılı işler

gerçekleştirdiğimizin birer göstergesi.”

şeklinde konuşuyor.

“Verimli bir etkinlik oldu”

HOSTECH by TUSİD’e ilişkin

değerlendirmelerini de paylaşan İmge

Pamukçu, sözlerini şöyle sonlandırıyor:

“Ulusal ve uluslararası fuarlara mümkün

oldukça çok katılıyoruz. Gastronomi

sektörüne yönelik inovatif bakış açısı ve

yoğun Ar-Ge çalışmalarıyla tasarladığımız

ürünleri, yurt içi ve yurt dışındaki fuarlarda

sektör profesyonelleri ve iş ortaklarımıza

sunuyoruz. Pandemi dolayısıyla yapılamayan

ve geçen ay gerçekleşen 24. HOSTECH

by TUSİD fuarı iş ortaklarımız ve sektör

profesyonelleriyle tekrar bir araya

geldiğimiz verimli bir etkinlik oldu. Hem yurt

içi hem yurt dışından ziyaretçiler ağırladık.”

20 percent growth. By the end of 2021, we

aim to become a Turkish brand known by

everyone in the world, producing 70 million

porcelain pieces per year by increasing our

market share in more than 30 countries

where we currently operate”.

“R&D and innovation mean a lot to

us””

Porland Board Member İmge Pamukçu, in

her statements on the brand's investments

in R&D and technology, underlines that

R&D and innovation mean a lot to the brand

as a Turkish brand, leading the sector and

representing Turkey abroad, She says “In

order to produce quality work and to be

a popular brand in our country and in the

world, we need to follow technology and use

it in the best way. We prioritize innovation in

our products. There is Porland's signature

under the production of the first special

formulated Alumina (Alumilite) porcelain in

Turkey. We, as the first porcelain company,

received the TSE 10850 quality certificate,

have ISO 9001, the British quality standard

BS 4034 and OHSAS certificates. In 2019, we

successfully represented Turkey at the fair

organized by the International Housewares

Association (IHA) in Chicago, USA. As a

result of this, we were deemed worthy of

the Global Innovation Award (GIA) with our

product range, merchandising approach

and style. These are indicators of our

successful work in R&D and innovation”.

“It become a productive event”

Imge Pamukçu, shared her evaluations

about HOSTECH by TUSID, concludes her

words as follows: “We participate in national

and international fairs as much as possible.

We present the products we have designed

with an innovative perspective and intensive

R&D studies for the gastronomy industry

to industry professionals and business

partners at domestic and international fairs.

The 24th HOSTECH by TUSID fair, which

could not be held due to the pandemic and

took place last month, was a productive

event, we came together with our business

partners and industry professionals. We

hosted visitors from both domestic and

abroad”.


88

hotel restaurant

& hi-tech

marka brand

Tilia’dan iç ve dış mekan mobilyalarına

daha güçlü ve kalıcı çözümler

Tilia offers stronger and permanent solutions for indoor and

outdoor furniture

32 yıldır bahçe mobilyaları alanına

üretim gerçekleştiren Tilia, Horeca

sektöründeki son 15 yıllık büyüme ve

gelişim trendine paralel olarak tasarımlarını

otel, restoran, kafe ve alışveriş merkezi gibi

çoklu kullanım alanlarına yoğunlaştırdı.

İşletmelere tasarım ve kalite anlamında

doyurucu ve profesyonel çözümler

sunduklarını belirten Tilia Yurtiçi Satış ve

Pazarlama Müdürü Soner Cemal Başbay,

son iki yılın sektörel değerlendirmesinde,

“Geçtiğimiz yıl, dünyada büyük bir etki ve

piyasalarda daralma yaşatan pandemi bu yıl

piyasaya biraz daha nefes aldırdı diyebiliriz.

Bunun getirisi ve pandeminin oluşturduğu

belirsizlik nedeni ile üretim stratejimizi

istediğimiz şekilde planlamamız mümkün

olmadı. Yılbaşından itibaren özellikle yurt

dışı piyasasından talebin artması sevindirici

bir gelişmeydi. Biz de günün şartlarına

uygun hareket kabiliyeti geliştirerek bu

talebi en hızlı ve doğru şekilde karşılamaya

çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.

“İç ve dış piyasadan yoğun talep

görüyoruz”

Sözlerinin devamında sektörün bu yılı iç

piyasada istenilen seviyede kapatacağını

düşünmediklerini vurgulayan Başbay,

pandeminin getirdiği belirsizliğin özellikle

yeme içme sektöründe bir daralma

oluşturduğunu ifade ederek şöyle konuştu:

“Açılıp kapanmalar ve kısıtlamaların

öngörülememesi, işletmecileri de

renovasyona gitmekten alıkoydu. Tüm bu

olumsuzluklara rağmen iç ve dış piyasadan

yoğun bir talep görüyoruz. Sektör giderek

genişliyor. Biz de sadece dış mekan

ürünlerimizle değil, aynı zamanda iç mekan

ürünlerimizle de güçlü bir yer edinmeye

çalışıyoruz. Önümüzdeki döneme ilişkin

yeni ürün ve tasarımlarımızın yanı sıra yeni

yatırımlarımız da olacak.”

2021, farklı

kategorilerdeki

ürün gruplarına

yenilerinin

eklendiği bir yıl

oldu”

2021’in, Tilia için farklı

Tilia, which has been producing garden

furniture for 32 years, has focused its

designs on multi-use areas such as hotels,

restaurants, cafes and shopping centers in

parallel with the growth and development

trend of the last 15 years in the Horeca

sector.

Tilia Domestic Sales and Marketing

Manager Soner Cemal Başbay, stating

that they offer satisfying and professional

solutions to enterprises in terms of design

and quality, said in his sectoral evaluation

of the last two years, “We can say that the

pandemic, which had a great impact on the

world and a contraction in the markets,

gave the market a little more breath this

year. Due to the return of this and the

uncertainty caused by the pandemic, it

was not possible to plan our production

strategy as we wanted. It was a pleasing

development that the demand, especially

from the foreign market, has increased

since the beginning of the year. We are

trying to meet this demand in the fastest

and most accurate way by developing the

ability to move in accordance with the

conditions of the day”.

“We are highly demanded from the

domestic and foreign markets”

Başbay, emphasizing that they do not

think that the sector will close this year at

the desired level in the domestic market,

stated that the uncertainty brought by the

pandemic made a constriction especially in

the food and beverage sector, said: “That

the opening and closing and restrictions

are not predicted prevented the enterprises

from making renovations. Despite all these

negativities, we see an intense demand

from the domestic and foreign markets.

The sector is gradually expanding. We are

trying to gain a strong position not only with

our outdoor products, but also with our

indoor products. Beside our new products

and designs for the coming period, there

will also be new investments of us.”

2021 was a year in which new

product groups were added to

the product groups in different

categories”

Emphasizing that 2021 was a year in which

new product groups were added to the

product groups in different categories for

Tilia, Başbay underlined that each of the

products, introduced to the market one

after the other, was up-to-date and lifelong

product. Başbay shared the following

details about the new products of the

brand: “Atra is a new product, allowing

the seating area, which can be changed

by separating from the main frame, to be

renewed with a user-friendly perspective.


kategorilerdeki ürün gruplarına yenilerinin

eklendiği bir yıl olduğunu vurgulayan

Başbay, birbiri ardına pazara sunulan

ürünlerin her birinin günceli yakalayan ve

ömürlük ürünler olduğunun altını çizdi.

Başbay, markanın yeni ürünleri hakkında

şu detayları paylaştı: “Atra, ana iskeletten

ayrılarak değiştirilebilen oturma alanının

getirdiği kullanıcı dostu bakış açısı ile

yenilenmesine olanak sağlayan yepyeni bir

ürün. Kilittaşı Design Kurucusu Endüstriyel

Tasarımcı Kunter Şekercioğlu tarafından

tasarlandı ve German Design Award 2021

Gold (Excellent Product Design Gardening

and Outdoor Living), iF Design Award 2020,

Plus X Award 2020 Tasarım Ödülü gibi

prestijli ödüllere layık görüldü. Tasarım ve

kompaktlığı bir arada sunan Ivy masa ayağı

inovatif bir yapıya sahip. Aradaki mesafe

açılarak farklı ebattaki masa tablalarına

uyarlanabilir hale geliyor. Böylece uzun

vadede gerçekleşen değişimlere de

uyum sağlayabiliyor. Shell

ailesinin yeni üyesi Shell

sandalye, Tilia kalitesi

ile üretilerek tasarım

severlerin beğenisine

sunuldu. Tilia’nın yeni

dış mekan oturma grubu

Silva ise minimal çizgisi ve

ahşap görünümü ile dikkat

çekiyor.”

“Horeca sektöründe

önemli bir yer

edindik”

Tilia’nın sektördeki

yeri ve büyüklüğünü

değerlendiren Başbay,

markanın geçen süreçte

Horeca kanalında önemli bir yer

edindiğini belirtti. Piyasayı domine

eden oyuncular ile aradaki rekabet

seviyesini ürün kalitesi, çeşitliliği ve firma

ilkeleri paralelinde ortaya koydukları

nitelikli çalışmalarla farklı bir boyuta

taşıdıklarını anlatan Başbay, “Tilia’yı

ilgilendiren tüm pazarları yakından takip

ederek hem iç hem dış piyasada haklı bir

konum elde etmeye başardık.” dedi.

Tilia’nın en önemli üretim

hedefinin standartları

bozmadan dünyadaki iş

ortaklarına hizmet vermek

olduğunu belirten Soner

Cemal Başbay, “Geçtiğimiz

yıllarda bu araştırmaya

yönelik büyük yatırımlar

yaptık. 2021 yılı içinde yeni

ürünlerimizin gördüğü talep,

bunun karşılığını aldığımıza

işaret ediyor.” diye konuştu.

“Yeni ürünlerimizi sektöre

tanıtmaktan mutluluk duyduk”

2021’e yepyeni ürün gruplarıyla çok hızlı

bir giriş yaptıklarını belirten Soner Cemal

Başbay, bu yıl CNR Expo İstanbul’da

düzenlenen HOSTECH by TUSİD fuarında

prestijli ödüllerin sahibi ‘Atra’, oturma

grubu ‘Silva’, Shell ailesinin yeni üyesi

‘Shell Sandalye’ ve ayarlanabilir formu

ile büyük ilgi gören ‘Ivy Masa Ayağı’ ile

yer aldıklarını ve fuarda yeni ürünlerini

sektöre tanıtmaktan büyük mutluluk

duyduklarını söyledi. Fuarın uzun zamandır

beklemede olan sektöre enerji kattığını

sözlerine ekleyen Başbay, “Hem biz hem

de sektörümüzde hizmet veren sayısız

firmanın büyük bir heyecanla fuarda yer

aldığını gördük. Özellikle yurt dışından

katılım yoğun oldu diyebiliriz. Hem yurt

içi hem de yurt dışından yeni isimlerle

tanıştık. Bizi ziyaret eden bağlantılarımızın

yeni ürünlerimize ilgisinden de ayrıca

memnun kaldık.” şeklinde konuştu.

It was designed by Industrial Designer Kunter

Şekercioğlu, Founder of Kilittaşı Design, and

was deemed worthy of prestigious awards

such as German Design Award 2021 Gold

(Excellent Product Design Gardening and

Outdoor Living), iF Design Award 2020, Plus X

Award 2020 Design Award. The Ivy table leg,

offering design and compactness together,

has an innovative structure. By widening the

distance, it becomes adaptable to different

sized table tops. Thus, it can adapt to the

changes, occurring in the long term. The new

member of the Shell family, Shell chair was

produced with Tilia quality and presented to

design lovers. Tilia's new outdoor seating

group, Silva stands out with its minimal line

and wooden look.”

“We have gained an important place

in the Horeca industry”

Başbay, evaluating Tilia's place and size in the

sector, stated that the brand has gained an

important place in the Horeca channel in the

past period. Explaining that they have carried

the level of competition between the players,

dominating the market to a different dimension

with the qualified works they have put forward

in line with the product quality, diversity and

company principles, Başbay said “By closely

following all the markets, concerning Tilia, we

have succeeded in obtaining a rightful position

in both the domestic and foreign markets.”

Soner Cemal Başbay, stating that Tilia's

most important production goal is to serve its

business partners around the world without

breaking the standards said “We have made

large investments in this research in the past

years. The demand for our new products in

2021 indicates that we are getting what we pay

for.”

“We are happy to introduce our new

products to the sector”

Soner Cemal Başbay, stated that they made

a very fast entry to 2021 with brand new

product groups, said they participated in the

HOSTECH by TUSID fair held at CNR Expo

Istanbul this year with ‘Atra’, the winner of the

prestigious awards the sitting group ‘Silva’ the

new member of the Shell family ‘Shell Chair’

and ‘Ivy Table Leg’, attracted great attention

with its adjustable form, and that they were

very happy to introduce their new products to

the sector at the fair. Başbay, adding that the

fair has added energy to the sector, which has

been waiting for a long time, said “We saw that

both we and numerous companies serving

in our sector took part in the fair with great

enthusiasm. Particularly, we can say that there

was a large participation from abroad. We met

new names both at home and abroad. We were

also pleased with the interest of our visiting

contacts in our new products.”


90

hotel restaurant

& hi-tech

marka brand

RAMAZAN KAYNAKÇI

“Kristal markamızı tüm dünyaya

duyurmak hedefindeyiz”

Ramazan Kaynakçı:

“Our goal is to make CRYSTAL a world wide brand”

26 yıldan bu yana endüstriyel mutfak

makine ve ekipmanları konusunda

otellere, restoranlara, kafelere ve

hastane mutfaklarına yerli üretici olarak

hizmet veren Kristal Endüstriyel, pandemi

krizinde de yatırımlarını sürdürdü. Bu

zorlu süreçte şartların getirdiği koşullar

doğrultusunda sektöre inovatif ürünler

sunduklarını belirten Kristal Endüstriyel

Genel Müdürü Ramazan Kaynakçı,

“Endüstriyel soğutma ekipmanları,

bulaşık makineleri, dondurma makine ve

ekipmanları konusunda birçok geliştirme

ve iyileştirme sağladık. Aynı zamanda

ihracat noktasında satış hacmimizi artırarak

inovatif olarak gelişimlere devam edeceğiz.”

bilgisini verdi. Yurt içinde pek çok son

kullanıcıyla birlikte otellere ve işletmelere

kaliteli, yerli ekipman tedariki sunduklarını

söyleyen Kaynakçı, “Sınırlarımız ötesinde

gerçekleştirdiğimiz ve her yıl artan başarı

grafiğimizi devam ettirme hedefindeyiz.” diye

konuştu.

“Birçok farklı kategoride

üretimlerimize devam ediyoruz”

Endüstriyel pişiriciler, fırınlar, bulaşık

makineleri, soğutma ekipmanları ,açık

büfeler ve dondurma ekipmanları olarak

üretimlerine devam eden Kristal Endüstriyel,

özellikle soğutma grubu, bulaşık makineleri,

dondurma makine ve ekipmanlarında birçok

ülkeye aktif ihracat yapıyor. Bu yıl içerisinde

dondurma makine ve ekipmanları, soğutma

ve bulaşık makineleri konusunda mevcut

makinelerde geliştirmeler sağladıklarından

söz eden Kaynakçı, bulaşık makineleri

ve dondurma makine-ekipmanları

üretimlerinde Ar-Ge ekibinin katkıları ile

yeni ürünler geliştirdiklerini belirterek, “Soft

dondurma makinelerimizde uzaktan kontrol

ara yüzünü geliştirip, müşterilerimize

birçok inovatif kolaylık sağladık. “Ayrıca sert

dondurma ekipmanlarımız ile ilgili dünyada

ve Türkiye’de kurduğumuz konseptlerde,

şeflerimizle birlikte çalışarak kullanıcı

kolaylığı sağlamak ve dondurma deneyimini

mükemmelleştirmek adına birçok

geliştirmeleri makine ve ekipmanlarımıza

ekledik.” dedi.

26 years, Crystal Industrial, which has been

serving as a domestic manufacturer of

industrial kitchen machinery and equipment

for hotels, restaurants, cafes and hospital

kitchens, continued its investments in

the pandemic crisis. Stating by offering

innovative products to the sector in line with

the conditions brought by the conditions

in this difficult process, Crystal Industrial

General Manager Ramazan Kaynakçı said,

“We have provided many developments

and improvements in industrial cooling

equipment, dishwashers, ice cream

machines and equipment. At the same time,

we will continue to develop by increasing

our sales volume at the export point.” gave

the information. Stating that they started

by providing high quality equipment to

domestic hotels and businesses with many

end users in the country, Kaynakçı said, “We

have realized what we have done beyond

our borders. And we aim to continue our

increasing success rate every year.” he said.

“We continue our production in

many different categories”

Crystal Industrial, which continues its

production as industrial cookers, ovens,

dishwashers, cooling equipment, open

buffets and ice cream equipment, actively

exports to many countries, especially in

cooling groups, dishwashers, ice cream

machines and equipment. Mentioning that

they have made improvements to existing

machines in the field of ice cream machines

and equipment, cooling and dishwashers this

year, Kaynakçı said “We have developed new

products with the contributions of the R&D

team, in the production of dishwashers and

ice cream machineequipment.

Remote access and control in our soft ice

cream machines for innovative conveniences

to our customers. In addition, we continue

our improvements to our machinery with our

chefs on the concepts we have established in

the world and in Turkey regarding our hard

ice cream equipment to provide convenience

and perfect the ice cream experience”

“We have developed products that

will facilitate the work of HoReCa

businesses”

Underlining that they provide turnkey

equipment supply for many domestic and

international projects in the tourism sector,

Kaynakçı continued his words, referring to

the problems experienced in the HoReCa

sector due to the pandemic and the HoReCa

sector experienced some changes due to the

curfews, people started to go to takeaway,

online grocery shopping. In particular, the

takeaway density of restaurants increased

considerably, which meant more and faster

kitchen work.

We as an industrial kitchen equipment

manufacturer provided solutions to

these changes for HoReCa industry and

businesses. We can say that we have

developed new products that will facilitate

their work and focused on this part on a

sectoral basis.” said Kaynakçı.

“Right product, right customer

profile”

Ramazan Kaynakçı underlined that Crystal

Industrial has a line that constantly follows

the world with its quality obligations as an


“HoReCa işletmelerinin işlerini

kolaylaştıracak ürünler geliştirdik”

Turizm sektöründe hem yurt içi hem de yurt

dışı pek çok projede anahtar teslim ekipman

tedariki sağladıklarının altını çizerek sözlerini

sürdüren Kaynakçı, HoReCa sektöründe

pandemi kaynaklı yaşanan sorunlara

değinerek, HoReCa sektörü, sokağa çıkma

yasaklarından ötürü bir takım değişiklikler

yaşadı, insanlar paket servise, online

market alışverişlerine yöneldi. Özellikle

restoranların, paket servis yoğunluğu

oldukça arttı bu da, daha fazla ve daha hızlı

mutfak mesaisi demekti. Biz de endüstriyel

mutfak ekipmanları üretimi sağlayan bir

işletme olduğumuz için, HoReCa sektöründe

olan işletmelerin işlerini kolaylaştıracak yeni

ürünler geliştirip, sektörel bazda da bu kısma

yoğunlaştık diyebiliriz.” dedi.

“Doğru ürün, doğru müşteri profili”

Ramazan Kaynakçı, Kristal Endüstriyel’in

ihracat yapan bir firma olmanın getirdiği

kalite yükümlülükleri ile sürekli dünyayı takip

eden bir çizgisinin olduğunun altını çizerek,

“İlgili pazarların, ilgili taleplerini dinleyerek

doğru ürün ve doğru müşteri profilini her

zaman göz önünde bulundurmaktayız.

Ürünlerin üretiminden, tüketiciye

ulaşana kadar ki sürecinde, ürünlerimizi

her aşamada test ediyor, ekip olarak

ürünlerimizin müşterilerimize kusursuz

olarak ulaşması için adım adım kontrolünü

sağlıyor ve müşteri geri dönüşleri, istek ve

taleplerine önem veriyoruz. Kalite anlayışımız

müşteri memnuniyeti odaklıdır.” dedi.

“Sürekli geliştirme, sürekli

iyileştirme içindeyiz”

Ar-Ge konusunda sürekli geliştirme ve

sürekli iyileştirme içinde olduklarına vurgu

yapan Kaynakçı şöyle devam etti: “Firmamız

Ar-Ge merkezi olmasından dolayı, aktif

olarak üretip satışını gerçekleştirdiğimiz

ürünleri ve pazarın talep ettiği ihtiyaca

yönelik yeni ürünleri her zaman çok daha

iyisi yapılabilir mantığı ve hep bir adım ileri

gitme misyonu ile yeni gelişmelerin ışığında

ilerletmektedir.”

5 kıtaya ihracat yapıyor

Önümüzdeki döneme ilişkin ihracat

hedeflerini de paylaşan Ramazan Kaynakçı,

5 kıtada Kristal markasına ait pek çok

ürün ile Türkiye’yi temsil ettiklerini de

sözlerine ekleyerek, “Hedefimiz, Kristal

imzasını dünyada ulaşabildiğimiz kadar çok

ülkede bırakabilmek ve kalitemizi ülkemizi

gururlandıracak şekilde

tüm dünyaya duyurmaktır.” diye

sözlerini tamamladı.

exporting company, “We always consider the

right product and the right customer profile

by listening to the relevant demands of the

relevant markets. We test our products

at every stage, from the production of the

products until they reach the consumer,

as a team, we provide step-by-step control

for our products to reach our customers

perfectly, and we attach importance to

customer feedback, requests and demands.

Our understanding of quality is customer

satisfaction oriented.”

"He also added, “We are in

continuous development,

continuous improvement”

Emphasizing on the R&D that they are in

development and continuous improvement,

Kaynakçı continued: “Because our company

is an R&D center, the products that we

actively produce and sell, and new products

that meet the needs of the market, can

always be improved in a better way,

and its mission is to always go one step

further and progresses in the light of new

developments.”

Exports to 5 continents

Sharing their export targets for the

coming period, Ramazan Kaynakçı added

that they represent Turkey with many

products belonging to the Crystal brand in 5

continents, adding that “Our goal is to leave

the Crystal signature in as many countries

as we can reach in the world and to improve

our quality in a way that will make our

country proud. to announce it to the whole

world.” he concluded.


92

hotel restaurant

& hi-tech

marka brand

NIYAZI ŞENCAN UYARDI:

“Ürünlerin enerji verimliliğine ve kalite

belgesine mutlaka bakın”

Niyazi Şencan warned:

“Surely check the energy efficiency and quality certificate of the products”

1986 yılında Manisa’da temelleri atılan,

2000 yılında İnci Holding bünyesine dahil

olan ISM Makine, kurulduğu tarihten

bu yana alanında pazara yön veren firmalar

arasında geliyor. Zorlu pandemi koşullarına

rağmen yatırım hızını kesmediklerini,

önümüzdeki dönem için ağırlama sektörüne

ilave olarak son tüketiciye yönelik ürünleri de

pazara sunmaya hazırlandıklarını ifade eden

ISM Makine Genel Müdürü Niyazi Şencan

ile firmanın pandemiden çıkış başarısını ve

önümüzdeki döneme ait büyüme stratejisini

konuştuk.

“Pandemi sürecini hafif yaralarla

atlattık”

Turizm, otelcilik sektöründe geçmiş iki

yılı değerlendiren Niyazi Şencan, turizm

sektörünün ISM Makine’nin ana faaliyet

alanı olduğunu belirterek, “Her ne kadar

ürettiğimiz minibarlar, hastane, eczane,

yurt ve ofisler gibi yerlerde fazlasıyla

kullanılsa da ana oyun alanımız otellerdir.

Satışlarımızın %90’lık kısmını konaklama

tesisleri almaktadır. Özellikle dünya

genelinde aşılama sürecinin etkin bir şekilde

devam etmesi, bizim de geleceğe dair

beklentilerimizi ve umutlarımızı artırmış

durumda.” diyor.

2020 yılının sektördeki diğer firmalar

gibi ISM Makine için de zorlu geçtiğini

anlatan Şencan, şöyle devam ediyor: “Otel

doluluklarının dünya genelinde %20’lere

düştüğü, yeni otel ve yenileme projelerinin

neredeyse tamamen durduğu bir yılı geride

bıraktık. Sektörümüz, böylesine zorlayıcı

bir yılı daha önce hiç yaşamadı. Fakat

bunca zorluğa rağmen gerek kalitemiz

gerekse esnek üretim hatlarımızla pandemi

ISM Makine, founded in Manisa in 1986

and became a part of İnci Holding in 2000,

has been among the companies that have

been shaping the market in its field since

its establishment. We talked to ISM Makine

General Manager Niyazi Şencan, who stated

that they did not slow down their investment

despite the difficult pandemic conditions,

and that they are preparing to offer products

for the end consumer in addition to the

hospitality sector for the upcoming period,

about the company's success in getting out

of the pandemic and its growth strategy for

the next period.

“We got over the pandemic process

with minor damages.”

Niyazi Şencan, evaluating the past two years

in the tourism and hotel industry, stated

that the tourism industry is the main field of

activity of ISM Makine and said "Although the

mini bars we produce are used extensively

in places such as hospitals, pharmacies,

dormitories and offices, our main activity

zone is hotels. Accommodation facilities

take up 90% of our sales. In particular, the

effective continuation of the vaccination

process around the world has increased our

expectations and hopes for the future”.

Şencan, explaining that year 2020 was a

difficult year for ISM Makine like other

companies in the sector, continues as

follows: "We left behind a year where hotel

occupancy rates fell to 20% worldwide and

new hotel and renovation projects stopped

almost completely. Our industry has never

experienced such a challenging year before.

However, despite all these difficulties, I can

say that we got over the pandemic process

with minor damages both with our quality

and with our flexible production lines.

Although we could not reach the sales

figures of 2019 in 2021, our production and

sales figures from the beginning of the year

are better than last year and it seems that

they will continue without slowing down until

the end of the year. However, of course, we

also think that it is necessary to wait for at

least one more year in order for the market

to reach the production and sales figures in

2019 again"

“We develop products not only

for hospitality but also for the end

consumer”

Şencan, mentioning the effects of the

Covid-19 epidemic, deeply affecting the

whole world and continuing to be effective,

on the tourism sector and the company in

parallel, stated that they want to evaluate

the difficult pandemic period by accelerating

their investments, said "Especially the new

settlement and digitalization studies we

carried out in our production lines started to

bear fruit in a very short time. Beside to the

innovations made in the production lines,

our company, which has always made it a

habit to break new ground in its field, and

which has adopted the mission of being the

undisputed pioneer company of the sector

in Turkey and in the world in every sense,

once again broke new ground at the end

of 2020 for Science and Industry for the

ISMART Design Center in the company. It

was entitled to receive the 'Design Center'

approval from the Ministry of Health. I can

say that we had a very productive two years

with the ISMART Design Center in terms

of both the realization of our new products


sürecini hafif yaralar ile

atlattığımızı söyleyebilirim.

2021 yılında, 2019 satış

adetlerine ulaşamamış

olsak da yılbaşından itibaren

üretim ve satış adetlerimiz

geçen seneye göre daha iyi

durumda ve yılsonuna kadar

da hız kesmeden devam

edecek gibi görünüyor.

Ancak tabii ki pazarın,

yeniden 2019 yılındaki

üretim ve satış adetlerine

ulaşabilmesi için en az bir sene daha

beklenmesi gerektiğini de düşünmekteyiz.”

“Sadece ağırlama değil, son tüketici

için de ürün geliştiriyoruz”

Tüm dünyayı derinden etkileyen ve

etkisini sürdürmeye devam eden Covid-19

salgınının turizm sektörüne ve paralelinde

firmaya etkilerine değinen Şencan,

zorlu pandemi dönemini yatırımlara hız

vererek değerlendirmek istediklerini

belirterek, “Özellikle üretim hatlarımızda

gerçekleştirdiğimiz yeni yerleşim ve

dijitalleşme çalışmaları çok kısa sürede

meyvelerini vermeye başladı. Üretim

hatlarında yapılan yeniliklerin yanı sıra,

alanında her zaman ilklere imza atmayı

alışkanlık haline getiren, Türkiye ve dünyada

her anlamda sektörün tartışmasız öncü

firması olmayı kendine misyon edinen

firmamız, yine bir ilke imza atarak 2020

yılının sonunda, bünyesinde bulundurduğu

ISMART Tasarım Merkezi için Bilim ve

Sanayi Bakanlığı’ndan ‘Tasarım Merkezi’

onayını almaya hak kazandı. ISMART

Tasarım Merkezi ile birlikte gerek yeni

ürünlerimizin hayat geçmesi gerekse yeni

iş modellerinin hazırlık ve saha testlerinin

yapılması anlamında oldukça verimli bir iki yıl

geçirdiğimizi söyleyebilirim.” diyor.

Pandeminin tüm dünya için bir tehdit

olduğunu ama aynı zamanda birçok üretim

firmasına da potansiyel fırsatları hayata

geçirmeleri için uygun bir ortam sağladığını

ifade eden Şencan, “Biz de bu fırsatları

değerlendirip sadece B2B değil, B2C satış

kanalı için yeni ürünler geliştirme yolunda

atılımlar gerçekleştirdik. Önümüzdeki

dönemde sadece ağırlama sektörü değil,

son tüketici tarafında da ürünlerimiz sahada

olacaktır.” açıklamalarında bulunuyor.

60’ı aşkın ülkeye ihracat

yapıyor

Ağırlama sektöründe otel

odaları için minibar ve para

kasası üretimi yapan ISM

Makine, bu ürünlerin yanı sıra

otel odaları için ani su ısıtıcısı

ve saç kurutma makinelerini

de kendi markası ile temin

edip satışını gerçekleştiriyor.

Üretimdeki tüm minibarların

otel odaları için özel olarak

müşteri konforu gözetilerek

tasarlandığını ve hiçbir hareketli mekanik

parçası olmayan, tamamen sessiz ürünler

olduğunu belirten ISM Makine Genel Müdürü

Niyazi Şencan, firmanın ürünleri ile ilgili

şu bilgileri veriyor: “2010 yılında üretimine

başladığımız Peltier serisi, düşük enerji

tüketimine sahip minibarların, Türkiye ve

Avrupa’daki tek üreticisi konumundadır.

Ürünlerimizin %65’ini başta Avrupa olmak

üzere dünyada 60’ın üzerinde ülkeye ihraç

etmekteyiz. Kendi markamızın yanı sıra,

dünyaca ünlü birçok marka adı altında OEM

olarak da üretim yapmaktayız.”

“Ürünlerin enerji verimliliklerine

ve kalite belgelerine mutlaka

bakınız”

Otellerin profesyonel çözüm ortağı olarak,

mal ve hizmet tedariki aşamasında

tavsiyelerde de bulunan Niyazi Şencan,

sözlerini şöyle tamamlıyor: “ISM Minibar

olarak 40 yılı aşkın süredir bu sektörde

faaliyette olan, doğaya saygılı firmaların

başında gelmekteyiz. Enerji tüketiminin ve

buna bağlı karbondioksit salınımının ne kadar

önemli olduğunun farkındalığı ile üretmekte

olduğumuz tüm ürünlerde, enerji verimliliğini

ana tasarım girdisi olarak almaktayız.

Bu bağlamda hem mevcut ürünlerimizin

hem de yeni geliştirmekte olduğumuz

ürünlerin enerji verimliliğine dikkat ederek,

karbondioksit ayak izimizi de her geçen

gün azaltmaktayız. Bu duyarlılıkla, çözüm

ortağı olduğumuz tüm kurum ve kuruluşlara

aynı tavsiyelerde bulunmaktayız, ‘Tedarik

edeceğiniz ürünlerin enerji verimliliklerine ve

kalite belgelerine mutlaka bakınız. Ürünlerin

sadece ilk yatırım maliyetlerine değil, o

ürünlerin size ne kadar uzun süre hangi

enerji maliyetleri ile fayda sağlayacağına

dikkat ediniz.”

and the preparation and field tests of new

business models".

Şencan, stating that the pandemic is

a threat to the whole world, but also

provides a suitable environment for many

manufacturing companies to realize

potential opportunities, makes statements

as “We took advantage of these

opportunities and made breakthroughs in

developing new products not only for B2B

but also for B2C sales channels. In the

coming period, our products will be on the

field not only in the hospitality sector, but

also in the end consumer side”.

It exports to more than 60

countries

ISM Makine, producing mini bars and

safes for hotel rooms in the hospitality

sector, also supplies and sells instant

water heaters and hair dryers for hotel

rooms under its own brand.

Niyazi Şencan, General Manager of

ISM Makine, states that all mini bars in

production are specially designed for hotel

rooms, considering customer comfort,

and that they are completely silent

products without any moving mechanical

parts, gives the following information

about the company's products: “Peltier

series, which we started to produce in

2010, is the only manufacturer of mini

bars, having low energy consumption, in

Turkey and Europe. We export 65% of our

products to more than 60 countries in the

world, especially in Europe. In addition to

our own brand, we produce under many

world-famous brand names as OEM”.

Niyazi Şencan, who also gives advice on

the supply of goods and services as a

professional solution partner of hotels,

concludes his words as follows: "As

ISM Mini bar, we are one of the leading

companies, operating in this sector for

more than 40 years and respecting the

nature. We take energy efficiency as the

main design input in all the products we

manufacture with the awareness of the

importance of energy consumption and

the associated carbon dioxide emissions.

In this context, we reduce our carbon

dioxide footprint day by day by paying

attention to the energy efficiency of both

our existing products and the products we

are newly developing. With this sensitivity,

we give the same advice to all institutions

and organizations that we are solution

partners, 'Make sure to check the energy

efficiency and quality certificates of the

products you will supply. Pay attention not

only to the initial investment costs of the

products, but also to how long and which

energy costs those products will benefit

you".


94

hotel restaurant

& hi-tech

marka brand

NAIM DÖNMEZ

“Uluslararası marka bilinirliğimizi

artırmayı hedefliyoruz”

Naim Dönmez: “We aim to increase our international

brand awareness”

40 yılı aşkın süredir mutfak eşyaları ve

HoReCa sektöründe faaliyet gösteren

ABM Mutfak, hem Türkiye’de hem

uluslararası pazarda geniş ürün yelpazesi

ile hizmet vermeye devam ediyor. Sektörün

ihtiyaçlarına katkı sağlamak hedefiyle;

çözüm odaklı profesyonel tavalar, pizza

kürekleri, pizza tavaları, sunum sepetleri,

döküm sunum ürünleri, tabak taşıma

arabaları, masa üstü aksesuar grubu

üretimlerini sürdüren firmanın HoReCa

kanalına hitap eden ürünlerini ve yeni

dönem hedeflerini ABM Mutfak / Altınbaşak

Tencere Yönetim Kurulu Başkanı Naim

Dönmez ile konuştuk.

ABM Mutfak / Altınbaşak Tencere

için yıl nasıl başladı? 2021’e hangi

yeni ürün gruplarıyla girdiniz?

Bu yılki üretim stratejisini nasıl

kurguladınız?

Pandemi nedeniyle kısıtlamaların

yoğun yaşandığı dönemde tüm sektör

olumsuz etkilendi. Üretici firmaların çok

etkilendiği bu dönemde ürün portföyümüzü

genişleterek makine ve kalıplaşma

yatırımlarını artırarak, yurt dışından

ülkemize ithal gelen gümüş tepsilerin

yerli üretimine başladık. İleriki dönem için

Ortadoğu, Avrupa ve Kuzey Afrika’da satış

ağımızı artırmayı hedeflemekteyiz.

Firmanızın bağlı bulunduğunuz

alandaki sektör büyüklüğü nedir?

Yurt içi, yurt dışı pazarlardaki

rekabet gücü nedir? Hangi pazarlar

radarınızda? Yeni dönemde yeni

pazarlar olacak mı?

Üretmiş olduğumuz ürünlerin %80’i

restoran, kafe ve otel mutfaklarının

ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik, %20’si ise

ev gurubuna yönelik mutfak eşyalarından

oluşmaktadır. Sektörün büyüklüğü her gün

yeni gelişen turizm ve yeme alışkanlığının

değişimine bağlı olarak gelişmektedir. Biz

de bu gelişen sektörde müşteri taleplerini

karşılamak amacı ile sürekli yenilenen

kaliteli ve dayanıklı ürünlerimizi başarılı

Ar-Ge ekibimiz ile kısa sürede geliştirerek

ABM Kitchen, which has been operating

in the kitchenware and HoReCa sector for

more than 40 years, continues to serve

with a wide range of products both in

Turkey and in the international market.

We spoke with Naim Dönmez, Chairman

of the Board of ABM Kitchen / Altınbaşak

Pots about the products and new term

targets, addressing to HoReCa channel, of

the firm which is going on producing the

solution-oriented professional pans, pizza

peels, pizza pans, serving baskets, cast

serving products, plate carriers, table top

accessories with the aim of contributing to

the needs of the sector.

How did the year start for ABM

Kitchen / Altınbaşak Pots? Which

new product groups did you enter

2021 with? How did you set up this

year's production strategy?

During the period of intense restrictions

due to the pandemic, the entire sector was

adversely affected. In this period, when

manufacturers were very impressed,

we expanded our product portfolio

and increased machinery and molding

investments, and started the home

production of silver trays imported to our

country from abroad. For the future, we

aim to increase our sales network in the

Middle East, Europe and North Africa.

What is the sector size of your

company in your area? What is the

competitive power in domestic

and foreign markets? Which

markets are on your radar? Will

there be new markets in the new

period?

80 percent of the products we produce

are for meeting the needs of restaurant,

cafe and hotel kitchens, and 20 percent

are kitchen utensils for the home group.

The size of the sector is developing every

day depending on the newly developing

tourism and the change in eating habits.

We develop our continuously renewed

quality and durable products with our

successful R&D team in a short time and

meet consumer needs in order to meet

customer demands in this developing

sector.

We are the leader in the Turkish market.

We export to more than 40 countries in

the foreign market. We aim to increase

our brand awareness by participating in

international fairs.

How will the sector close this year

under the effect of the pandemic,

when will the demand reach the

best figures of the past again?

Could you tell us about your goals

for this year and the next period,

and your new investment plans, if

any?

With the new normalization process, the

negative effects of the pandemic still

partly continue. We see this year as the

year of struggle to compensate for our

losses. Unbalancing of the global supplydemand,

started with the pandemic, and

the difficulty in supplying raw materials

and the increase in prices made us, the

producers, feel the crisis even more


tüketici ihtiyaçlarını karşılamaktayız.

Türkiye pazarında lider konumdayız. Yurt

dışı pazarında da 40’ı aşkın ülkeye ihracat

yapmaktayız. Uluslararası fuarlara iştirak

ederek marka bilinirliğimizi artırmayı

hedefliyoruz.

Sektör pandemi etkisinde bu yılı

nasıl kapatır, talep geçmişin en

iyi rakamlarına yeniden ne zaman

ulaşır? Bu yıl ve önümüzdeki

döneme ilişkin hedefleriniz, varsa

yeni yatırım planlarınızdan da

bahseder misiniz?

Yeni normalleşme süreci ile birlikte kısmen

de olsa pandeminin olumsuz etkileri halen

sürmektedir. Bu yılı kayıplarımızın telafisi

için verilecek olan mücadele yılı olarak

görmekteyiz. Pandemi ile birlikte başlayan

küresel arz-talep dengesinin bozulması

ile hammadde tedarikindeki teminin

güçleşmesi ve fiyat artışı biz üreticilerin krizi

daha da etkili hissetmesine sebep olmuştur.

Bu yüzden ileriki süreçler için tahminler

zorlaşmıştır.

Bu yılı bütün olumsuzluklara rağmen

minimum kar ile kapatmayı hedefliyoruz.

Sürekli olarak yenilik peşinde koşan

firmamız bünyemizdeki çok değerli

personellerimiz ile mevcut ürünlerimizi

geliştirmeyi ve ülkemizde üretilmeyip ithal

gelen ürünleri üretmeyi planlamaktadır.

Pandeminin ürün tasarım alanına

potansiyel etkisi üzerine neler

söyleyebilirsiniz? Şefler, oteller,

restoranlar üretim ve tasarım

anlamında neler talep ediyor?

Bilindiği üzere restoranlara, yeni

düzenlemeler getirildi. Buna bağlı olarak

sunum ürünlerine ilave aparatlar eklendi,

yine sunum ürünlerine işlevsel kapaklar

tasarlandı. Şeflerimizin taleplerine çözüm

ortağı olarak sektöre yön veriyoruz.

Ar-Ge ve teknolojiye yatırımlarınız

nedir?

Ürün kalitemizi ve sürekliliğimizi

artırabilmek amacı ile makineleşme

parkurumuza yatırımlarımız hızla devam

etmektedir. Ar-Ge ekibimiz müşteri odaklı

hızlı çözümler üretmektedir.

HOSTECH by TUSİD ve Zuchex Ev ve

Mutfak Eşyaları fuarları nasıl geçti?

Beklentilerinizi karşılayan fuarlar

oldu mu?

Fuarlar pandeminin gölgesinde yapılmış

olsa da beklenenin üzerinde ziyaretçiyi

misafir ettik. Özellikle yurt dışından gelen

ciddi alıcılar ile tanışma fırsatı yakaladık.

Umuyorum ki bütün firmaları memnun

edecek düzeyde faydalı olmuştur.

effectively. Therefore, estimations for

future processes have become difficult.

We aim to close this year with minimum

profit despite all the negativities.

With our very valuable personnel, our

company, which is constantly in pursuit of

innovation, plans to develop our existing

products and to produce imported

products that are not produced in our

country.

What can you say about

the potential impact of the

pandemic on the field of product

design? What do chefs, hotels,

restaurants demand in terms of

production and design?

As it is known, new regulations have been

brought to the restaurants. Accordingly,

additional apparatuses were added to

the presentation products, and functional

covers were designed for the presentation

products. We direct the sector as a

solution partner to the demands of our

chefs.

What are your investments in

R&D and technology?

Our investments in our mechanization

track are continuing rapidly in order

to increase our product quality and

sustainability. Our R&D team produces

fast, customer-oriented solutions.

How did the HOSTECH by

TUSID and Zuchex Home and

Kitchenware fairs go? Were

there any fairs that met your

expectations??

Although the fairs were held in the

shadow of the pandemic, we hosted

more visitors than expected. We had

the opportunity to meet serious buyers,

especially from abroad. I hope it has been

useful enough to satisfy all companies.


96

hotel restaurant

& hi-tech

marka brand

EROL KAYA

“İhracatımız her geçen gün artmakta,

yeni pazarlar belirlemekteyiz”

Erol Kaya: “Our exports are increasing day by day, we are finding new markets”

Otel, restoran, kafe, fast food, hastane, okul, askeri tesis

gibi yeme-içme alanlarının bulunduğu tüm mekanlara

ürün ve aksesuarları üretip, ithalini gerçekleştiren

Kayalar Mutfak, müşterilerine projeden anahtar teslime sayısız

alternatifler sunuyor. Müşteri ihtiyaçlarının ürün teslim ve

montaj hizmetleri ile sona ermediğinin bilincinde olduklarını

vurgulayan Kayalar Mutfak Genel Müdür Yardımcısı Erol

Kaya, bu anlayışla müşterilerin sektörel ihtiyaçlarını yaygın

servis ağıyla 7/24 karşılamayı ilke edindiklerini ifade ediyor.

Kayalar Mutfak olarak pandemi döneminde birçok yeni

ürünü bünyelerine kattıklarını belirten Kaya, “Farklı bölgeler

ve farklı sektörler için neler yapabiliriz, onlar için hangi

yeni ürünleri sunabiliriz şeklinde piyasa araştırması yaptık.

Bunun sonucunda da yeni ürün grupları keşfederken, yeni

bar modüllerimizi üretime aldık. Selfservis dediğimiz daha

butik restoran ve kafelerin ön plana çıkacağını düşünerek bu

alanlara yönelik teşhir ürün gruplarını bünyemize dahil ettik

ve üretimlerini hızlandırdık.” dedi. Bunlara ilave olarak salgın

sürecinde her işletmenin ihtiyaç duyacağı hijyen ürünlerini

de imalat bandına eklediklerini söyleyen Kaya, şimdilerde

ürün gruplarıyla ilgili Ar-Ge çalışmasının yoğun bir biçimde

devam ettiğini söyledi. Daha verimli ve daha ekolojik ürünleri

devreye almaya başladıklarının altını çizen Kaya, “Bu anlamda

koronavirüsü fırsata dönüştürmüş olduk. Bu sürecin şirketimiz

adına verimli olduğunu düşünüyorum.” şeklinde konuştu.

“Üretimimizin yüzde 55’ini ihraç ediyoruz”

Türkiye’nin endüstriyel mutfak sektöründeki konumunu

değerlendiren ve dünya pazarlarındaki fırsatlardan söz eden

Erol Kaya, ülkemizde birçok sektörde olduğu gibi endüstriyel

mutfak sektöründe de artık dünya standartlarında ürünler

üretildiğine işaret ederek şöyle devam etti: “Sektörde

bundan 15 yıl öncesine kadar ithal ürünler yüzde 75-80

civarında iken günümüzde bu oran yüzde 15-20 civarındadır.

Bu oranlar da endüstriyel mutfak sektöründe ülkemizdeki

sanayileşmenin ve üretilen ekipmanların kalitesinin artışının

en güzel göstergelerinden biridir. Günümüzde endüstriyel

mutfak alanında ülkemizde Avrupa’dan Amerika’ya,

Ortadoğu’dan Afrika’ya kadar birçok noktaya ihracatlar

gerçekleştirilmektedir. Biz de Kayalar Mutfak olarak

üretimimizin yüzde 55’lik bölümünü ihraç etmekteyiz. Kayalar

olarak ihracatımız her geçen gün artmakta ve yeni hedef

pazarlar belirlemekteyiz. Bu hedef pazarlar arasında yer alan

Afrika ve Amerika gibi bölgelerde daha aktif olarak, büyük

ve daha güzel projelere imza atmak yolunda çalışmalarımız

devam etmektedir.”

Kayalar Kitchen, producing and

importing products and accessories

for all places where there are

food and beverage areas such as

hotels, restaurants, cafes, fast food,

hospitals, schools, military facilities,

offers its customers numerous

alternatives from project to turnkey.

Kayalar Kitchen Deputy General

Manager Erol Kaya, emphasizing

that they are aware that customer

needs do not end with product

delivery and assembly services,

states that with this comprehension,

they have adopted the principle

of meeting the sectoral needs of

customers 24/7 with an extensive

service network.

Kaya, stating that as Kayalar

Kitchen, they added many new

products to the firm during

the pandemic period, said "We

conducted a market research on

what we can do for different regions

and different sectors, and what new

products we can offer for them. As

a result, while discovering new

product groups, we put our new

bar modules into production.

We added display products

for boutique restaurants and

cafes by considering they will

stand out and accelerated their

production." Kaya said that in

addition to these, they have

added the hygiene products that

every business will need during

the epidemic process to the

production line, and stated that R&D

work on product groups continues

intensively now. Underlining that

they have started to commission

more efficient and more ecological

products, Kaya said “In this sense,

we have turned the coronavirus into

an opportunity. I think this process is

productive for our company.”

“We export 55 percent of our

production”

Erol Kaya, evaluating Turkey's

position in the industrial kitchen

sector and talking about the

opportunities in the world markets,

pointed out that world-class

products are now produced in the

industrial kitchen sector, as in

many other sectors in our country,

and continued as follows: “While

imported products were around

75-80% in the sector 15 years ago,

today this rate is around 15-20%.

These rates are one of the best

indicators of the industrialization

in the industrial kitchen sector in

our country and the increase in the

quality of the equipment produced.

Today, in the field of industrial

kitchen, exports are carried out

to many points in our country

from Europe to America, from the

Middle East to Africa. As Kayalar

Kitchen, we export 55 percent of our

production. As Kayalar, our exports

are increasing day by day and we are

determining new target markets. We

continue to work more actively to

undertake bigger and more beautiful

projects in regions such as Africa

and America, which are among

these target markets.


98

hotel restaurant

& hi-tech

marka brand

UĞUR KANGALLI

“Horeca sektörüne pandemide girdik ama

olumsuz etkilenmedik”

Uğur Kangallı: “We entered HoReCa sector during the

pandemic, but we were not adversely affected”

1972 yılında İstanbul Mercan’da 50

m²’lik küçük bir atölyede sürahi,

çay tabağı ve çay kaşığı üretimi ile

temelleri atılan Korkmaz, bugün 100’e yakın

ülkeye ihracatı, yılda 6.5 milyonluk üretim

kapasitesi ve 1.250 çalışanı ile Türkiye’nin

en büyük markalarından biri olmanın yanı

sıra dünyanın önde gelen Türk markaları

arasındaki yerini de koruyor.

Bugün toplam 75 bin m² alana sahip üç

fabrikası ile Türkiye’nin en gelişmiş sanayi

kuruluşlarından biri olan Korkmaz’ın

toplam üretiminin %73’ü pişirme grubu,

%19’u elektrikli mutfak aletleri ve %8’i

sofra ürünlerinden oluşuyor. Toplam 45

mağazası, 750’yi aşkın yurt içi ve yurt

dışı bayisi ile Korkmaz markası olarak,

köklerinden aldıkları güçle geleceğe emin

adımlarla yürümeye devam ettiklerini

belirten Korkmaz Endüstriyel Grup Satış

Koordinatörü Uğur Kangallı ile markanın

Horeca kanalına yönelik üretimlerini, yurt içi

ve yurt dışı pazar hedeflerini konuştuk.

“Pandemi bize engel olmadı”

Bundan bir buçuk yıl önce, tam da

pandeminin dünyada baş göstermeye

başladığı bir dönemde Horeca sektörüne

giriş yaptıklarını söyleyen Uğur Kangallı,

“Fakat bu olumsuz durum bizim

ürün geliştirme ve pazar araştırma

çalışmalarımıza hiçbir engel olmadı. Tam

aksine bu zorlu dönemde yurt

içi ve yurt dışı sektörel

gözlemlerimizi ve

ürün çalışmalarımızı

hız kesmeden

sürdürdük. 100’ün

üzerinde ülkeye ihracat

yapmamız sebebi ile

söz konusu bu ülkelerle

birlikte Horeca’daki var

olma isteğimiz devam

ediyor.” dedi. Sektörün 1

Temmuz Normalleşme

süreciyle beraber oldukça

hızlı bir açılış yaptığını

belirten Kangallı, yılın

kalan kısmında

aynı başarının

şehir otelleri

Korkmaz, founded in 1972 with the

production of jugs, saucers and teaspoons

in a small workshop of 50 m² in Istanbul,

Mercan, is one of the biggest brands

in Turkey with its exports to nearly 100

countries, a production capacity of 6.5

million per year and 1,250 employees. It

also maintains its rank among the leading

Turkish brands in the world.

Today, the production of Korkmaz, one

of the most developed industrial

establishments in

Turkey with its

3 factories with

a total area of

75 thousand

square meters,

consists of %73

cooking group,

%19 electrical

kitchen

tools and %8

tableware.

We talked to

Uğur Kanallı, Korkmaz

Industrial Group Sales

Coordinator, stating

that as the

Korkmaz brand with a total of 45 stores and

more than 750 domestic and international

dealers, they continue to go confidently

forward with the strength they derive from

their roots, about the brand's production

for the HoReCa channel and domestic and

international market targets.

“Pandemic did not prevent us”

Uğur Kangallı, stated that they entered the

HoReCa sector one and a half years ago

just at a time when the pandemic started

to appear in the world, said “However,

this negative situation did not prevent our

product development and market research

efforts. On the contrary, we continued

our domestic and international sectoral

observations and product studies without

slowing down during this challenging

period. As we export to over 100 countries,

our desire to be in Horeca continues with

these countries. Kangallı, stating that the

sector made a very fast opening with the

July 1 Normalization process, added that he

believes the same success will continue in

the rest of the year on the front of city hotels

and restaurants.

“We are in the Horeca sector for

faster and quality service”

Uğur Kangallı, stating that they included

alternative product groups that appeal to the

Horeca sector in addition to steel, aluminum

and electrical products in their R&D and

production plans for 2021, underlined that

they design in all product groups, both

in steel, non-combustible and electrical

product categories, taking into account the

usage habits and expectations of the sector.

Uğur Kangallı, emphasizing that R&D and

technology activities form the basis of

Korkmaz's production approach, stated

that these investments provide significant

benefits in product quality and access to

high standards, and shared information

about that nearly 70% of the production in

Kandıra and Tuzla facilities is carried out

with a robotic technology approach.


ve restoranlar cephesinde de süreceğine

inandığını sözlerine ekledi.

“Daha hızlı ve kaliteli hizmet için

Horeca sektöründeyiz”

2021 yılının Ar-Ge ve üretim planlarına çelik,

alüminyum ve elektrikli ürünlere ek olarak

Horeca sektörüne hitap eden alternatif ürün

gruplarını da dahil ettiklerini ifade eden Uğur

Kangallı, tüm ürün gruplarında gerek çelik

ve yanmaz yapışmaz gerekse elektrikli ürün

kategorilerinde tamamıyla sektörün kullanım

alışkanlıkları ve beklentilerini dikkate alarak

tasarım yaptıklarının altını çizdi. Uğur

Kangallı, Ar-Ge ve teknoloji faaliyetlerinin

Korkmaz’ın üretim anlayışının temelini

oluşturduğunu vurgularken, bu yatırımların

ürün kalitesi ve yüksek standartlara

erişimde ciddi ölçüde faydalar sağladığını

dile getirerek, Kandıra ve Tuzla tesislerinde

üretimin %70’e yakın kısmının robotik

teknoloji anlayışı ile sürdürüldüğü bilgisini

paylaştı.

“En ileri robotik teknolojiye sahibiz”

Kangallı, üretim tesislerinde kullanılan

teknolojilere ve sektöre faydalarına dair şu

bilgilerle sözlerini sürdürdü: “En ileri robotik

teknoloji ve asla taviz vermediğimiz en kaliteli

hammaddelerimizle ürettiğimiz ürünlerimizi

kullanıcılarımızın hizmetine sunmaktayız.

Bahsettiğim bu ileri teknoloji odaklı üretim

anlayışımız ile hedefimiz, şeflere daha

kaliteli ve kullanıcı dostu ürünler sunarak,

işletmelerinde daha hızlı ve kaliteli hizmet

verebilmelerini sağlamak.” Kangallı, ev

dışı tüketim kanalında faaliyet göstermeye

başladıkları andan itibaren şeflerle çok yakın

temasta çalıştıklarını ve onların kıymetli

fikirlerinden faydalanmaya hassasiyet

gösterdiklerinin de altını çizerek, “Halen

de bu öneriler ve tecrübeler doğrultusunda

sektörün ihtiyaçlarına cevap vermeye

çalışmaktayız.” dedi.

“Fuarlar oldukça verimli geçti”

HOSTECH by TUSİD ve Zuchex Ev ve Mutfak

Eşyaları Fuarı’na ilişkin değerlendirmelerini

de paylaşan Uğur Kangallı, her iki fuarın da

verimli geçtiğini belirterek, “Uzun bir aradan

sonra yurt içi ve yurt dışından gelen gerek

bayilerimiz gerekse bayimiz olmak isteyen

sektörün bileşenleri ile bir arada olmak

bizler açısından oldukça keyifli ve verimli

oldu. HOSTECH by TUSİD’de özellikle Horeca

için geliştirdiğimiz çelikte kalite ve tasarımın

zirvesi diyebileceğimiz Proline Gastro

serimiz ve Elektrikli Çayşef Semaver gibi özel

ürünlerimiz ile sektör profesyonellerinden

tam not aldık.” şeklinde sözlerini tamamladı.

“We have the most advanced

robotic technology”

Kangallı continued his words with

the following information about the

technologies used in the production

facilities and their benefits to the sector:

“We offer our products, which we produce

with the most advanced robotic

technology and the highest

quality raw materials that

we never compromise,

to the service of our users.

With this advanced technologyoriented

production approach

that I mentioned, our goal is

to provide chefs with higher

quality and user-friendly

products, and to enable

them to provide faster

and higher quality service in

their businesses”. Kangallı,

underlining that they have

been working in close

contact with the chefs from

the moment they started to

operate in the out-of-home

consumption channel and

they are sensitive to benefiting from their

valuable ideas, said, “We are still trying to

respond to the needs of the sector in line

with these suggestions and experiences”.

“The fairs were very productive”

Uğur Kangallı, sharing his evaluations of

HOSTECH by TUSID and Zuchex Home

and Kitchenware Fair, stated that

both fairs were productive and

concluded his speech by saying

“After a long time, we want to

be together with our dealers

from Turkey and abroad, as

well as with the components

of the sector, desiring to be our

dealer. It was very enjoyable

and productive for us. We

received full marks from

industry professionals with

our special products such as

our Proline Gastro series and

the Electric Tea Chef Samovar,

which we can call the top quality

and design in steel, which we

developed especially for Horeca

at HOSTECH by TUSID”.


100

hotel restaurant

& hi-tech

marka brand

ERHAN AĞILÖNÜ

“Türkiye ve dünya pazarında her daim

kalıcı olacağız”

Erhan Ağılönü: “We will always outlast in Turkey and the world market”

1955 yılında küçük bir terzihane olarak

kuruluşunu gerçekleştiren, 1990 yılından

bu yana hizmet sektörüne estetik ve

fonksiyonel üniforma tedarikçiliği rolünü

üstlenen Modaslan, 150 kişilik uzman

kadrosu ve tasarımdan paketlemeye kadar

tek merkezde yürütülen operasyonlarıyla otel

ve restoranlara üniforma çözümleri sunuyor.

Firma olarak sadece üniforma sağlayıcısı

rolüne sahip olmadıklarını belirten Modaslan

firma sahibi Erhan Ağılönü, “Bu nedenle

sadece sayı odaklı seri üretim yapmıyoruz,

butik üretim anlayışına sahibiz. Hatta

Türkiye’nin en büyük terzihanesiyiz bile

diyebiliriz.” ifadelerini kullanıyor.

Temelde sunulan yegane ürün ve hizmetleri

“Üniforma Çözüm Ortaklığı” şeklinde

yorumlayan firmanın kurumsal üniforma

segmentine yönelik ürünlerini ve pandemi

sonrası büyüme stratejisini Modaslan’ın

firma sahibi Erhan Ağılönü ile konuştuk.

Modaslan için 2021 nasıl başladı?

Bu yılki üretim ve tasarım

stratejinizi ne şekilde kurguladınız?

Çok hızlı başladı desek yalan olmaz… Uzunca

süren bir durgunluğun ardından kısa sürede

hizmete hazır hale gelmek isteyen kurumlar

tüm tedarikçilerden çok hızlı hizmet bekledi.

Tabii biz de bu talebe cevap verebilmek için

evrilmek durumunda kaldık.

Bu sene partnerlerimiz için sunduğumuz

en önemli hizmet, toplu siparişlerini

bölümlere ayırarak işleme almak şeklinde

oldu. Kurumlar için üniforma siparişi zorlu

ve uzun bir süreçtir. Bu süreci kendi içinde

parçalara bölmek hem partnerlerimizin hem

de bizim çok daha hızlı hareket etmemizi

sağlıyor ve aktif olarak hizmet verdiğimiz

200’e yakın firmanın ihtiyaçlarını aynı

anda ve zamanda karşılamamıza olanak

veriyor. Tabii ki buradaki en büyük etken,

tasarımdan üretime her aşamayı kendisi

yapan bir firma olmamızda. Bu durumun

bize sunduğu esneklik sayesinde bu yoğun

dönemde bile partnerlerimizi aksatmadan

operasyonlarımıza devam edebildik.

Firmanızın kurumsal üniforma

segmentindeki büyüklüğü nedir?

Yurt içi, yurt dışı pazarlardaki

rekabet gücü nedir? Hangi pazarlar

radarınızda? Yeni dönemde yeni

pazarlar olacak mı?

Firmaların büyüklüklerini ölçmek için

Modaslan, established in 1955 as a small

tailor shop and acting as an aesthetic and

functional uniform supplier to the service

sector since 1990, offers uniform solutions

to hotels and restaurants with its 150 expert

staff and operations that are carried out in

a single center from design to packaging.

Erhan Ağılönü, the owner of Modaslan,

stated that they do not only have the role of

a uniform provider as a company, expressed

“For this reason, we do not only produce

numbers-oriented mass production, we

have a boutique production approach. We

can even say that we are the biggest tailor

shop in Turkey”. We talked to Modaslan

owner Erhan Ağılönü who interpreted

the only products and services offered as

"Uniform Solution Partnership", about the

products for institutional uniform segment

and post-pandemic growth strategy of the

company.

How did 2021 start for Modaslan?

How did you set up your production

and design strategy this year?

It wouldn't be a lie if we say it started so

fast… Institutions that wanted to be ready

for service in a short time after a long

stagnation expected very fast service from

all suppliers. Of course, we had to evolve in

order to respond to this demand.

The most important service we provided

for our partners this year was to process

bulk orders by dividing them into sections.

Uniform ordering for institutions is a difficult

and long process. Dividing this process into

parts allows both our partners and us to act

faster and allows us to meet the needs of

nearly 200 companies that we actively serve

at the same time. Of course, the biggest

factor here is that we are a company, doing

every stage from design to production.

Thanks to the flexibility this situation offers

us, we were able to continue our operations

without interrupting our partners even in

this busy period.

What is the size of your company in

the institutional uniform segment?

What is the competitive power in

domestic and foreign markets?

Which markets are on your radar?

Will there be new markets in the

new period?

I believe that it is necessary to evaluate both

their financial and capability strengths in

order to measure the size of companies.

While we witness the companies, managing

huge sales figures, do very ordinary jobs,

we can see that companies, operating in a

single room, have very successful projects.

For this reason, we evaluate the strength

of our company according to the balance of

these two parameters.

Although it is a very brave move to claim

that we are the largest company in our

industry, we are confident that we are the

most capable company in our field in Turkey,

perhaps even in the world. We derive the

greatest strength from our ability to shape

production completely according to the

customer's demand.

Our company, having 66 years of experience

in its field, has opened a total of more

than 600 hotels and resorts in 25 different

countries on 4 continents since its

establishment. This showed us that our

talents are appreciated not only within the

borders of the country, but also all over the

world.

We can say that our aim has never been the

number of customers.

With the logic of Quality over Quantity, we

established and maintained long-term

partnership relations. The door to new


hem finansal hem de kabiliyet güçlerini

değerlendirmek gerektiğine inanıyorum.

Devasa satış rakamlarına ulaşabilen

firmaların çok sıradan işler yaptığına şahit

olurken, tek bir odada operasyon sürdüren

firmalardan çok başarılı projeler çıktığını

görebiliyoruz. Bu nedenle biz firmamızın

gücünü bu iki parametrenin dengesine göre

değerlendiriyoruz.

Sektörümüzün en büyük firması olduğumuzu

iddia etmek çok cesur bir hamle olsa da,

alanımızda Türkiye’de hatta belki de dünyada

en kabiliyetli firma olduğumuza eminiz.

Buradaki en büyük gücü üretimi tamamen

müşterinin talebine göre şekillendirebilme

kabiliyetimizden alıyoruz.

Alanında 66 yıllık deneyime sahip firmamız,

kurulduğundan bu güne 4 kıtada, 25 farklı

ülkede toplamda 600’ün üzerinde otel ve

resort açılışı gerçekleştirdi. Bu durum bize,

yeteneklerimizin sadece ülke sınırlarında

değil, tüm dünyada takdir edilebildiğini

gösterdi.

Hiçbir zaman amacımız müşteri sayısı

olmadı diyebiliriz. Quality over Quantity

mantığı ile uzun vadeli partnerlik ilişkileri

kurduk ve yürüttük. Firmamız için yeni

pazarların kapısı her zaman açık ve bizler

de sağlam adımlar atabileceğimiz yönlere

doğru ilerlemeye devam edeceğiz.

İçinde bulunduğumuz dönemde,

bağlı bulunduğunuz sektörün

değişen ihtiyaçlarına ne tür

çözümler üretiyorsunuz? Oteller,

restoranlar, kafeler ve kurumsal

segmentte yeni dönemin yeni

trendlerinde hangi tasarımlar öne

çıkıyor?

Hem Türkiye hem de dünya kurumsal

üniforma alanında köklü değişim süreçleri

yaşıyor. Özellikle otelcilik sektöründe birçok

kural yeniden yorumlanırken bunların

kıyafete etkisi de göz ardı edilemeyecek

cinsten.

Sadelik, özgünlük ve özgürlük kurumsal

üniforma için son yılların en önemli

kelimeleri haline geldi. Eskiden bir kıyafeti

daha gösterişli kılmak ana amaçken,

şimdilerde daha az detay, daha sade

tasarımlar ve en önemlisi de daha az ürün

çeşidi temel hedef.

Taleplerin değişmesi demek aslında

hizmetin değişmesi evrilmesi anlamına

geliyor. Son dönemde değişen taleplere

cevaben biz de sektöre uygun stratejiler

geliştirdik diyebiliriz. Bunlardan en

önemlisi “Akıllı Tasarım” olarak

adlandırdığımız yaklaşım. Akıllı tasarım

demek aslında kuruma özel bir üniforma

gardırobu oluşturmak olarak da

tanımlanabilir. Bu gardıropta bazı ürünleri

sabit tutup, eklentilerle departman

veya alt departmanları kendi içinde

çeşitlendirebiliyoruz. Bu sayede sadece

temel ürünler üzerine gelen eklentilerle

yeni üniforma çeşitleri oluştururken, daha

az sayıda envanter tutarak operasyonel ve

finansal kolaylık da sağlamış oluyoruz.

markets is always open for our company,

and we will go on moving forward in

directions where we can take firm steps.

What kind of solutions do you

produce for the changing needs of

the sector you are connected to in

the current period? Which designs

stand out in the new trends of the

new era in hotels, restaurants,

cafes and the institutional

segment?

Both Turkey and the world are experiencing

radical change processes in the field of

institutional uniforms. While many rules

especially in the hotel industry are being

reinterpreted, their effect on clothing

cannot be ignored. Simplicity, originality

and freedom have become the most

important words for institutional uniforms

in recent years. While it was main target

to make a garment flashier once, it is now

the main target is less details, simpler

designs and most importantly less product

variety. Changing demands actually means

changing the service and evolving it. We

can say that we have developed strategies

suitable for the sector in response to the

changing demands recently. The most

important of these is the approach we call

“Intelligent Design”. Intelligent design

can also be defined as making a uniform

wardrobe specific to the institution. We

can keep some products constant in

this wardrobe, and we can diversify the

departments or sub-departments within

themselves with add-ons. In this way, we

make new types of uniforms with add-ons

only on basic products, while keeping fewer

inventories, providing operational and

financial convenience.


102

hotel restaurant

& hi-tech

marka brand

AHMET GÜRKAYNAK

“Yurt içi liderliğimizi yurt dışına da taşıma

gayretindeyiz”

Ahmet Gürkaynak: “We are trying to carry our domestic leadership abroad”

Uzun yıllara dayanan tecrübesini

2016 yılında plastik grubuyla

zenginleştirme kararı alan KAPP,

Türkiye’de ve dünyada marka bilinirliği

olan ve kalite standartlarını bildiği

Plastport firmasını gruba dahil etme

kararı aldı. Plastik ürün gamıyla beraber

markanın gruba katıldığından bu yana

gelişerek yoluna devam ettiğini ifade

eden Plastport Yönetim Kurulu Başkanı

Ahmet Gürkaynak, firmanın plastik ürün

grubu içinde farklı hammaddelerden ürün

gruplarının olduğunu söyledi. Polikarbonat,

polipropilen ve tritan gibi hammaddelerle

üretim yaptıklarını belirten Gürkaynak,

ürün gruplarıyla ilgili şu bilgileri paylaştı:

"Ürün gruplarımız özellikle gıdaları taşıma,

gruplama ve muhafaza etme konusunda

öne çıkıyor. Thermocase, sebze kurutucu,

polikarbon GN küvetler, polipropilen

saklama kapları, self servisler, servis

tepsileri, polikarbon bardaklar, polikarbon

tabaklar, servis arabaları, bulaşık basketleri

ve servis ekipmanları başlıca ürün

gruplarımızdır."

“Thermobox 2021'in yıldız ürünü

oldu”

Bu yılın ürün grupları içinde Thermobox ve

Polikarbonat GN küvetlerin öne çıktığını

ve profesyonel mutfaklarda şeflerin en

büyük yardımcısı olduğunu anımsatan

Gürkaynak, "2021 yılına sektördeki herkes

gibi pandemi sürecinde başladık ve bu

doğrultuda stratejimizi belirledik. Alanımız

KAPP, decided to enrich its long years

of experience with the plastics group in

2016, decided to include Plastport, well

known brand in Turkey and the world, and

it knows quality standards, to the group.

Plastport Chairman of the Board Ahmet

Gürkaynak, stating that the brand has

continued on its way by developing since

joining the group with its plastic product

range, said that there are product groups

from different raw materials in company's

plastic product group. Gürkaynak, saying

that they produce with raw materials such

as polycarbonate, polypropylene and tritan,

shared the following information about their

product groups: “Our product groups stand

out especially in transporting, grouping and

preserving foods. Thermo-case, vegetable

dryer, polycarbonate GN tubs, polypropylene

storage containers, self-services, serving

trays, polycarbonate cups, polycarbonate

plates, service trolleys, dish racks and

service equipment are our main product

groups.”

“Thermobox is the star product

of 2021

Gürkaynak, reminding that Thermobox and

Polycarbonate GN tubs stand out among

the product groups of this year and that

they are the biggest assistant of chefs in

professional kitchens, said “Like everyone

else in the sector, we started 2021 during

the pandemic period and we determined

our strategy accordingly. Since our field

is about food, we especially focused on

hygiene. Thermobox, used to provide heat

preservation while being transported from

one place to another, as well as to prevent it

from being exposed to external factors such

as viruses, was the star product of the year.

Beside it, our Polycarbonate GN tubs, which

are resistant to impact and deformation

despite being light, can withstand

temperatures up to +100°C / - 40°C. He

also became one of the biggest assistants

of the chefs in the kitchens. Today, this heat

resistance, which provides disinfection, is

even more important.”

“In this period, we focus on

products, preventing air contact”

Gürkaynak, evaluating the changing

demands and expectations of the new era

on the Horeca channel, said “As we all

know, the most important factor in this

process is to contact the air. Just like we

protect ourselves with masks and gloves,

we should avoid air contact as much as

possible, especially while transporting

our food. We recommend our consumers

our gastro-norm tubs with leak-proof

gasket lids, preventing air contact, our

locked transport and storage containers,

and of course, Thermobox, especially for

those who will change places. With these

products, food can be both preserved and

transported by providing the highest level of

food safety.”

“We prefer high quality raw

materials that can be recycled”

Gürkaynak, mentioning the investments of

Plasport in R&D and technology, reminded

that single-use plastics have become an

obligatory part of the food and beverage

industry in the pandemic, and continued

as follows: “However, in addition to its

practicality, it also causes a large amount

of pollution in nature. We always use high

quality raw materials that can be recycled in

our production activities, with the precision

of preference. During the pandemic period,

environmental pollution rates increased

considerably with disposable products. For

this reason, as an alternative to disposable

products, we offer our customers

products that can be disinfected resistant

to +100°C and that do not increase the

costs of the consumer and do not harm

the environment. This product variety and

durability is a win-win choice in terms of

sustainability, human health and keeping

costs to a minimum in the current economic

uncertainty”


gıda ile ilgili olduğundan özellikle hijyen

konusu üzerinde durduk. Gıdaların bir

yerden bir yere taşınırken ısı muhafazası

sağlamasının yanı sıra virüs gibi dış

etkenlere maruz kalmaması için kullanılan

Thermobox yılın yıldız ürünü oldu. Onun

yanı sıra hafif olmasına rağmen darbeye ve

deformasyona dayanıklı, +100°C / - 40°C

ısıya kadar dayanabilen Polikarbonat GN

küvetlerimiz de mutfaklarda şeflerin en

büyük yardımcılarından oldu. Günümüzde

dezenfektasyon imkanı sağlayan bu ısı

dayanıklılığı daha da büyük önem arz

ediyor." diye konuştu.

“Bu dönemde hava temasını

önleyen ürünlere odaklanıyoruz”

Horeca kanalında yeni dönemin değişen

talep ve beklentilerini değerlendiren

Gürkaynak, "Bu süreçte hepimizin bildiği

gibi en önemli unsur hava ile temas etmek.

Biz kendimizi nasıl maske ve eldivenler

ile koruma altına alıyorsak aynı şekilde

gıdalarımızı da özellikle taşırken mümkün

mertebe hava temasından kaçınmalıyız.

Bu nedenle biz tüketicilerimize hava

temasını önleyen sızdırmaz contalı kapaklı

gastronorm küvetlerimizi, kilitli taşıma ve

saklama kaplarımızı ve tabii özellikle mekan

değiştirecekler için Thermobox’ı öneriyoruz.

Bu ürünler ile gıda güvenlğini en üst

seviyede sağlayarak gıdaları hem muhafaza

edebilir hem de taşıma yapılabilir." diye

konuştu.

“Geri dönüştürülebilen yüksek

kalite hammaddeleri tercih

ediyoruz”

Plasport'un Ar-Ge ve teknolojiye yaptığı

yatırımlardan bahseden Gürkaynak, tek

kullanımlık plastiklerin pandemide yemeiçme

sektörünün mecburi bir parçası

haline geldiğini hatırlatarak, şöyle devam

etti: "Fakat pratikliğinin yanı sıra doğada

çok büyük oranda bir kirliliğin de sebebi

oluyor. Biz üretim faaliyetlerimizde her

zaman geri dönüştürülebilen yüksek

kalite hammaddeleri tercih hassasiyetle

yol alıyoruz. Pandemi döneminde de

tek kullanımlık ürünler ile çevre kirlilik

oranları oldukça yükseldi. Bu nedenle tek

kullanımlık ürünlerin alternatifi olarak

+100°C’ye dayanıklı dezenfekte edilebilen,

aynı zamanda hem tüketicinin maliyetlerini

yükseltmeyen hem de doğaya zarar

vermeyen ürünleri müşterimize sunuyoruz.

Bu ürün çeşitliliği ve dayanıklılığı hem

sürdürülebilirlik açısından hem insan

sağlığı açısından hem de mevcut ekonomik

belirsizlikte şirketlerin maliyetlerini

minimumda tutmaları açısından kazankazan

bir tercih oluyor."

“Radarımızdaki en önemli pazar

Amerika”

Plasport'un bugün 198 çeşit ürünüyle

yurt dışı ve yurt içi pazarda çok güçlü bir

konumda olduğunu belirterek sözlerini

sürdüren Gürkaynak, firmanın büyüme

hedeflerine yönelik, "Yurt içi pazarda elde

ettiğimiz lider konumu yurt dışı pazarlara

da taşıma gayretindeyiz. 2022 yılında

radarımızdaki en önemli pazar Amerika. Yıl

sonuna kadar bu bölgedeki yapılanmamızı

tamamlayıp ocak ayı itibarıyla Amerika’da

satışlara başlamayı hedefliyoruz."

açıklamalarını yaptı. Gürkaynak sözlerinin

devamında plastik alanındaki gelişmelere

de değinerek, "Plastik bizler için hem

pratiklik hem de sağlamlık sağlıyor.

Pandemi şartlarının hijyeni ön planda

tutan koşullarında plastik ürünler ciddi

bir büyüme gerçekleştirdi. Fakat artan

hammadde fiyatları ve pandeminin

oluşturduğu ekonomik dengesizlik tüketici

tarafından da zor şartlar oluşturdu. Biz de

bu doğrultuda yeni yıl için hedeflerimizi

belirleyip stratejilerimizi tüketicilerin

taleplerini yerine getirmek üzerine

oluşturduk." bilgisini verdi.

“Fuarın gerçekleşmesi hepimize

umut verdi”

HOSTECH by TUSİD sonrası görüşlerini de

paylaşan Ahmet Gürkaynak, fuarın oldukça

verimli geçtiğini söyledi. Yabancı katılımcının

sayıca fazla olmamasına rağmen ziyaretçi

verimliliğinin yüksek olduğuna dikkat

çeken Gürkaynak, uzun bir . aradan

sonra gerçekleşen sektörel buluşmanın

tüketiciler ve üreticiler açısından büyük

motivasyon sağladığına işaret ederek şu

bilgilerle sözlerini tamamladı: "Fuarda

özellikle Thermocase, sebze kurutucu,

bulaşık basketleri, Polikarbon GN küvetler,

Polipropilen saklama kapları gib pandemi

şartlarında müşterilerimizin hayatını

kolaylaştıracak hijyenik ürünlerimizi

sergiledik. Fuarın gerçekleşmesi yemeiçme

ve endüstriyel mutfak sektörünün

yeniden hareketlenmeye başladığının bir

göstergesi olarak hepimize umut verdi."

“The most important market on

our radar is America”

Gürkaynak continuing his words by stating

that Plasport is in a very strong position

in the foreign and domestic markets with

its 198 products today, continued his

words regarding the growth targets of the

company, “We are trying to carry the leading

position we have achieved in the domestic

market to foreign markets as well. The

most important market on our radar in

2022 is America. We aim to complete our

structuring in this region by the end of the

year and start sales in the United States as

of January.” Referring to the developments

in the field of plastics, Gürkaynak continued

“Plastic provides both practicality and

durability for us. Plastic products have

achieved a serious growth in the conditions

of pandemic period that prioritize hygiene.

However, increasing raw material prices

and the economic imbalance made by the

pandemic did difficult conditions for the

consumer as well. In this direction, we have

determined our goals for the new year and

formed our strategies to fulfill the demands

of consumers”

“The realization of the fair gave

us hope”

Ahmet Gürkaynak, sharing his views after

HOSTECH by TUSID, said that the fair

was very productive. Gürkaynak, pointing

out that the visitor productivity is high

despite the fact that the number of foreign

exhibitors is not high, stated that the

sectoral meeting, which took place after

a long time, provided great motivation for

consumers and producers, and concluded

his speech with the following information:

“At the fair, we exhibited our hygienic

products such as Thermocase, vegetable

dryer, dish racks, Polycarbonate GN tubs,

Polypropylene storage containers that will

make the life of our customers easier under

pandemic conditions. The realization of

the fair gave us hope as an indication that

the food-beverage and industrial kitchen

industry has started to act again.”


104

hotel restaurant

& hi-tech

gastro güncel gastro agenda

HoReCa sektöründe gıda israfı ile

mücadelede yeni iş modeli;

FAZLA GIDA

B2B pazarda, 4 yıldır Türkiye’nin

ve dünyanın en büyük üretici,

distribütör, perakende, toptan

ve e-ticaret pazaryerleri markaları ile

kurduğu iş birlikleri ile 40’tan fazla

global ve ulusal markaya, teknolojik

çözümler ile değerlendiremedikleri

ürünleri üzerinden maksimum finansal,

çevresel ve sosyal fayda sağlayan

Fazla Gıda, 2017 yılından bu yana

yürüttüğü operasyonları ile 19 bin ton

gıdayı kurtardı. Bu gıdaların önemli bir

kısmının bağış operasyonları aracılığıyla

düzenli olarak 1.100.000’in üzerinde

ihtiyaç sahibine ulaştığını belirten Fazla

Gıda Kurucu Ortağı ve CEO’su Olcay

Silahlı, “Türkiye’nin dört bir yanında,

tam 36 şehirde gerçekleştirilen 50

binden fazla gıda kurtarma operasyonu

sayesinde 62 bin ton karbon emisyonu

oluşumunun önüne geçip, 300 milyon

TL değerindeki gıda ürününü ekonomiye

geri kazandırdık.” diye konuştu.

“Türkiye’de her yıl 300 milyon TL

değerinde gıda çöpe atılıyor”

Türkiye’de her yıl 300 milyon TL

değerinde gıdanın çöpe atıldığını

belirten Olcay Silahlı, “Dünyadaki

rakamlara bakıldığında ise, üretilen her

3 gıdadan 1’inin atığa gittiğini görüyoruz.

Türkiye’de ise spesifik olarak belli ürün

kategorilerinde yüzde 45’lere kadar

üretilen ürünün israf ve atık olduğunu

biliyoruz. Fazla Gıda olarak, bu israfa

dur demek için, içerisinde üretici,

perakendeci, toptancı, distribütör ve

e-ticaret pazar yerlerinin olduğu birçok

paydaşın değerlendiremedikleri fazla

ürünlerinin teknolojik ve operasyonel

yönetim süreçlerini devralıyoruz.

Firmalara, bulut tabanlı alt yapımız

sayesinde bu ürünlerden maksimum

finansal, çevresel ve sosyal faydayı

sağlayacak şekilde gıda bankacılığı

aracılığıyla bağış, HoReCa kanalında

ikincil satış, hayvan yemi üretimi

ve biyogaz tesislerinde elektrik

enerjisine dönüştürülmesi ile bütüncül

değerlendirme imkanları sunuyoruz.

Böylece paydaşlarımız efor sarf

etmeden fazla ürünlerinden ekonomik,

sosyal ve çevresel fayda sağlamış

oluyor, aynı zamanda gıda israfını

önleyerek karbon salımını azaltmış

oluyoruz.” dedi.

“Ellerindeki ürünleri nasıl

değerlendireceklerini bilmiyorlar”

İşletmelere gıda israfına yönelik

tavsiyelerini de paylaşan Olcay Silahlı,

“Firmaların büyük çoğunluğu bu

süreçte ellerindeki ürünleri nasıl

değerlendireceklerini bilmiyor. Öncelikle

atık ve ihtiyaç fazlası kavramları

konusunda farkındalığımızı artırmamız

gerekiyor. Daha sonra kök nedenleri

tanımlamak gelmelidir. Kök nedenleri

tanımlayabilmek için ölçümlemeniz;

ölçümleyebilmek içinse veriye sahip

olmanız gerekir. Verilerin tutulması,

ölçümlenmesi ve sürekli iyileştirmelerin

yapılması, gıda israfının kaynağında

önlenmesine olanak sağlayacaktır.

Tüketiciler olarak, gıda israfının

toplam karbon salımının %8’ine

sebep olduğunu, buna ek olarak gıda

üretiminin yol açtığı dolaylı su ayak izinin

de ciddi boyutlarda olduğunu bilmeliyiz.

Temel olarak, çöpe attığımız her yarım

elma ile birlikte üretim aşamasında

kullanılan suyun yanı sıra elmanın bize

taşınması sırasında meydana gelen

karbon emisyonunu da çöpe atmış

oluyoruz. Planlı alışveriş, buzdolabı

organizasyonu ve yemek hazırlama gibi

yaşamdaki küçük değişiklikler, gıda

israfı sorunu üzerindeki kişisel etkimizi

azaltmaya yardımcı olabilir.

İkinci adım, döngüsel bir gıda sistemini

takip etmek olmalıdır. Günümüzde gıda

sistemleri daha döngüsel hale geliyor,

bu da çıktı veya atıkların başka bir

ürünün girdisi olarak kullanılabileceği

anlamına geliyor. Bu sayede ihtiyaç

fazlası gıdalarınızdan maksimum

finansal, sosyal ve çevresel değeri

sağlayabilirsiniz. İşletmeler Fazla Gıda

ile satılamayan gıdaları bağışlayabilir,

yeniden satabilir veya geri kazanım

“Ekosistemimizde birçok

otel, restoran ve yemekhane,

gıda üreticileri, distribütörler,

perakendeciler ve toptancılar ile

ülke çapındaki tüm ilgili gıda

bankası, dernek ve kurumlarla ortak

çalışmalar yürütüyoruz. Ek olarak

sektöründen bağımsız, kurumlar

ve çalışanları için hazırladığımız

danışmanlık hizmetimiz ve

eğitimlerimiz de gıda atığıyla ilgili

farkındalığın artmasına pozitif yönde

etki ediyor. Zira kurum çalışanları

bu farkındalık çalışmaları sayesinde

Fazla Gıda ve kurum arasındaki

iş birliğinin olumlu sonuçlarını

öngörebiliyor, bu durum sadece

kurumların değil, tüm kurum

çalışanlarının da gıda israfı ile

mücadele hareketine bizlerle birlikte

dört elle sarılmalarına yardımcı

oluyor.”

yöntemleri ile değerlendirilebilir.

COVID-19 sona erdiğinde, çevreye ve

topluma karşı olan sorumluluklarımız

devam edecek, bunun için tüm

kurumları iş birliğine davet ediyoruz.”

ifadelerini kullandı.


natural

Hijyenik ve konforlu bir uyku

için üstün koruma sağlayan

Boyteks Hijyen Konsepti ile

misafirleriniz daima güvende.

hygieneconcept

protection


106

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

ULUSLARARASI ADANA LEZZET FESTIVALI’NDEN

ŞEHIR EKONOMISINE 150 MILYON TL’LIK KATKI

Uluslararası Adana Lezzet Festivali, “Coğrafya Lezzettir” temasıyla bu yıl 5. kez gerçekleşti. Adana

gastronomi kültürünün tanıtımına büyük katkı sağlayan festival, 3 gün boyunca şehrin

ekonomisine 150 milyon TL’lik katkı sağladı.

Coğrafya Lezzettir temasıyla bu yıl 5.

kez gerçekleşen Uluslararası Adana

Lezzet Festivali 3 gün boyunca 285 bin

ziyaretçiyi ağırladı. 51 konuşmacı ve 23 şefin

katıldığı konferans ve lezzet sahneleriyle

ziyaretçilerine keyifli anlar yaşatan festivalde,

100’den fazla marka ürünleriyle yer aldı. 11

bin yatak kapasitesine sahip Adana’da tüm

otellerin dolduğu festival döneminde, Tarsus

ve Mersin gibi çevre il ve ilçelerdeki turistik

tesislerin de doluluk oranlarında artış yaşandı.

Adana gastronomi kültürünün tanıtımına

büyük katkı sağlayan festival, 3 gün boyunca

şehrin ekonomisine 150 milyon TL’lik katkı

sağladı.

Adana Valiliği'nin ev sahipliğinde, Adana

Merkez Park’ta 3 gün boyunca süren

festival birbirinden değerli konuşmacılar,

yerel ve uluslararası şeflerin lezzet sahnesi

şovları, Adana mutfak atölyesi ve genç

kebap şeflerinin eğitim aldığı tescilli Adana

kebap atölyesi ile başladı. TURYİD Yönetim

Kurulu Başkanı Kaya Demirer ve TÜRES

Genel Başkanı Ramazan Bingöl 4 milyona

yakın mutfak ve servis çalışanını etkileyen

sektörde pandemi koşullarında yaşananları,

sektörün gelecek beklentisini, hedeflerini ve

gastronomi turizminin gelişimi için yapılması

gerekenleri konuştu.

Bu yıl festivalde ilk kez işlenen konulardan

biri ise sosyal gastronomi şefi ve girişimci

Ebru Baybara Demir’in, Diyarbakır’da

başlatılan ve şu anda 16 ilçede devam

eden topraktan toprağa biyobozunur

atık yönetimi projesi oldu. Demir; tarım

topraklarının iyileştirilmesi ve gıdanın

geleceği için yapılması gerekenleri

paylaşırken, Temel İhtiyaç Derneği (TİDER)

Genel Müdürü Nil Tibukoğlu ise gıda

bankacılığı üzerine yapılan çalışmaları

anlattı.

Dünyanın en tanınan diplomatı;

Adana Kebap

Adana’nın şifalı içecekleri beslenme ve diyet

uzmanı Prof. Dr. Taylan Kümeli tarafından

aktarılırken, sosyal bilimci Anna Maria

Beylunioğlu, ülkeler arası ilişkilerde çok eski

tarihlerden bu yana önemli bir güç olarak

kullanılan gastrodiplomasiyi ve Türkiye’nin

en tanınmış diplomatı Adana kebabını farklı

bir açıdan ele aldı. Anadolu Halk Mutfakları

Derneği Başkanı, araştırmacı, gazeteci ve

yazar Adnan Şahin Anadolu’nun Lezzet

Ustaları temasıyla Konya’dan Lokmanhane

Lokantası sahibi Harun Raşit Sönmez’in ve

Diyarbakır’dan Hancı Et sahibi Şeyhumuz

Doğan’ın, bulundukları şehirlere değer

katan, şöhretleri sınırları aşan ve uğruna

seyahate çıkılan sıra dışı lezzet ve başarı

hikâyelerini paylaştı. Restoran işletmecisi

Ahmet Güzelyağdöken ise “Coğrafya Lezzettir“

temasıyla kıyı ege mutfağı kültürü ve lezzetleri

hakkında bilgileri aktardı.

Gastronomi turistinin beklentileri

tartışıldı

Festival, yurt dışında büyüyen gastronomi

markalarının hikayelerine de ev sahipliği

yaparken pazar araştırmacısı, strateji ve trend

uzmanı Nurhan Keeler, gastronomi turizminin

geleceği, gelişimi ve gastronomi turizmindeki

yeni trendleri paylaştı. Festivalde aynı

zamanda yabancı ve yerli turistlerin beklentisi,

turizm bölgelerindeki hizmet, hijyen ve

ulaşımda standart ihtiyaçları ilk kez detaylı bir

şekilde ele alındı.

Sahne yeni ustaların

Festivalin bu yılki ilklerinde genç şeflerin

Adana kebabı ustalık eğitimi de yer aldı.

Türkiye genelinde gastronomi ve mutfak

sanatları fakültelerinde öğrenim gören 25

öğrenci Adana Ticaret Odası iş birliğiyle

düzenlenen eğitimler sonucunda sahip

olacakları sertifika ile tescilli Adana

kebabı ustası olacaklar. Türkiye’nin

farklı noktalarından Adana’ya gelen genç

şefler festivalin ilk gününde eğitimlerini

tamamlayarak ikinci gün için hazırlıklarını

yaptı.


108

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

İstanbul, kahveye bu festivalle doydu

İstanbul’un kent kültürü ve eğlence yaşamı haritasında dopdolu içeriği ve sıra dışı bakış

açısıyla yerini sağlamlaştıran ve kahve severleri bir araya getiren Türk Telekom Prime

İstanbul Coffee Festival, 7-10 Ekim tarihleri arasında Küçükçiftlik Park’ta gerçekleşti.

Türk Telekom Prime İstanbul

Coffee Festival, iki yıl aradan sonra

kahveseverleri yeniden Küçükçiftlik

Park'ta bir araya getirdi. 7. yılında

nitelikli kahve etrafında markaları ve

katılımcıları 7-8-9-10 Ekim tarihleri

arasında buluşturan etkinlik kapsamında

panellerden atölyelere, seminerlerden

konserlere birçok farklı deneyim ve kahve

sektörünün en cool yarışması Aeropress

2021, Türk Telekom Prime İstanbul

Coffee Festival’i içerisinde düzenlendi.

Kahve tutkunları ile kahve sektörünün

tüm bileşenlerinin yanında birbirinden

güzel konserler, atölyeler ve konferanslar

da Türk Telekom Prime İstanbul Coffee

Festival’de yerini aldı. Bu yıl davetliler

kahvenin yanında müziğe de doyarken;

festivalde Feridun Düzağaç, Can Bonomo,

Jabbar, Gökhan Türkmen, Burak Kut gibi

tanınmış isimlerin yanı sıra yeni genç

yeteneklerin vereceği her seans 4 konser,

toplamda ise 32 konser düzenlendi.

Sesli: “Pandemi nedeniyle

kapasitemizi ciddi bir oranda

düşürdük”

Pandemi nedeniyle verilen 2 yıl zorunlu

aradan sonra yeniden İstanbul’u kahve

severlerle buluşturacakları için çok mutlu

olduklarını belirten Dream Sales Machine

Başkanı Alper Sesli; “Festivalde bu yıl

tüm hijyen, sosyal mesafe, maske, aşı-

PCR testi kontrollerini çok sıkı bir kontrol

mekanizmasıyla gerçekleştirdik. Bu yıl

pandemi nedeniyle kapasitemizi ciddi bir

oranda düşürdük ve bilet satışlarımızı

sınırlandırdık. Ekonomik koşulları da

dikkate alarak, kahve deneyimlerini,

seminerler, workshoplar ve her seans

4 konser olarak gerçekleştireceğimiz

seans fiyatlarını makul seviyelerde

tutmaya özen gösterdik. Aynı zamanda

bu yıl konserlerimizde sahnemizi genç

yeteneklere de açacağız, bir nebze olsun

onlara bu zorlu dönemde destek olmak

istedik. İki yıldır her zamankinden daha

yoğun çalışan sağlık çalışanlarımıza

da küçük bir teşekkür olarak festival

biletlerini özel indirimlerle sunuyoruz”

şeklinde görüşlerini dile getirdi.


110

hotel restaurant

& hi-tech

yeni mekan new place

NUSRET GÖKÇE,

EN YENI MEKANIYLA LONDRA’DA…

Nusret Gökçe is in London with its newest venue…

Nusr-Et brand, bringing its success in Turkey to

the world, announced its opening in London this

time after the magnificent opening in Beverly

Hills. Opening its doors on September 23, the

venue draws attention with its 24-carat goldplated

flavors and special recipe cocktails.

Türkiye’deki başarılarını dünyaya taşıyan Nusr-

Et markası, Beverly Hills’teki görkemli açılışın

ardından bu kez de Londra’daki açılışını duyurdu.

23 Eylül’de kapılarını açan mekan, 24 ayar altın

kaplama lezzetleri ve özel reçeteli kokteylleri ile

dikkat çekiyor.

Türkiye’deki başarılarını dünyaya taşıyan Nusr-Et markası Avrupa’nın

önde gelen yeme-içme başkentlerinden Londra’da açtığı ilk

restoranla daha ilk geceden Londra’nın en değerli markaları

arasındaki yerini aldı. Beverly Hills’teki görkemli açılışın ardından bu

kez İngilizlerle buluşan dünyaca ünlü markanın Londra şubesi açılış

gecesinde büyük ilgi gördü.

24 ayar altın kaplama lezzetler

Nusr-Et restoranlarının önemli simgelerinden “Açık Mutfak” ve

sergileme tezgahı ile ultra premium steakhouse menü içeriğinin yanı sıra

suşi ve deniz ürünleri de Londra menüsünde öne çıkan lezzetler arasında

yer alıyor. Klasikleşen Nusr-Et lezzetlerinin yanı sıra menüde ayrıca sıra

dışılığın kültürel deneyimle buluştuğu 24 ayar altın kaplama lezzetler ve

özel reçeteli kokteyller servis ediliyor. Dünya’nın farklı bölgelerine ait özel

şaraplarına ev sahipliği yapan zengin kavı ile de Nusr-Et Londra farklı bir

yeme-içme deneyimi vaat ediyor.

Londra’nın gözde semtlerinden Knightsbridge’de

Sunduğu eşsiz lezzetler kadar mimari tasarımıyla da adından söz ettiren

restoranın pirinç ve mermer unsurlarının hakim olduğu dekorasyonu

konforlu ve şık detaylarıyla dikkat çekiyor. Londra’nın gözde semtlerinden

Knightsbridge’de yer alan ve 210 kişilik kapasiteye sahip Nusr-Et

Londra’nın girişinde yüksek tavan ve camlar ile ferah bir atmosfer

sağlanmış. Bölgenin ikonik binaları arasındaki yerini hızla alan restoranın

özel ışıklandırma sistemi ve peyzajı ile dikkat çeken geniş terası müthiş

lezzetleri tamamlayan benzersiz bir deneyimin tamamlayıcıları olarak

öne çıkıyor.

Bringing its success in Turkey to

the world, Nusr-Et brand took its

place among the most valuable

brands of London from the very

first night with the first restaurant

it opened in London, one of the

leading food and beverage capitals

of Europe. After the magnificent

opening in Beverly Hills, the London

branch of the world-famous brand,

which met with the British this time,

attracted great attention at the

opening night.

24 carat gold plated flavors

In addition to the "Open Kitchen" and display counter, one of the

important symbols of Nusr-Et restaurants, and ultra-premium

steakhouse menu content, sushi and seafood are among the

prominent tastes in the London menu. Beside the classic Nusr-

Et flavors, the menu also offers 24-carat gold-plated flavors and

special recipe cocktails, where extraordinary meets cultural

experience. Nusr-Et London promises a different eating and

drinking experience with its rich cellar that hosts special wines

from different regions of the world.

In Knightsbridge, one of London's favorite districts

Making a name for itself with its architectural design as well as

the unique flavors it offers, the restaurant's decoration, where

brass and marble elements dominate, draws attention with its

comfortable and stylish details. Entrance of Nusr-Et London,

located in Knightsbridge, one of London's favorite districts, and

having a capacity of 210 people, provides a spacious atmosphere

with high ceilings and windows. Large terrace of restaurant

took its place among the iconic buildings of the region, which

attracts attention

with Special

lighting system

and landscape,

stands out as the

complements

of a unique

experience that

complete the

wonderful tastes

of the restaurant.


112

hotel restaurant

& hi-tech

gastro aktüel

Kahve severlerin yeni adresi

Mağazalarında açtığı Barista Club ile kahve severlere en yeni

kahve makinelerini deneyimlemeleri için alan sunan MediaMarkt,

mediamarkt.com.tr’de hayata geçirdiği Online Barista Club ile

kahve makinelerinden öğütücülere kadar birbirinden farklı cihazlar

hakkında bilgi veriyor, kahve çekirdeklerinin tatlarını anlatıyor ve

kahve ile ilgili merak edilenleri paylaşıyor. MediaMarkt’ın ürün

portföyünde ise kapsüllü, tam otomatik, filtre ve Türk kahve

makineleri gibi seçenekler bulunurken aynı zamanda kahve,

çekirdek kahve, kapsül kahve ve Türk kahvesi gibi ürünler de var.

Değişime

mutfaktan

başlıyor

30 yılı aşkın süredir gerçekleştirdiği

tüm faaliyetlerinde sürdürülebilirliği

işinin merkezine yerleştiren Metro

Türkiye, kendi operasyonlarındaki

çalışmalarından sonra HORECA

(otel, restoran, kafe) işletmelerinin

de sürdürülebilirlik çalışmalarını

desteklemek ve onlara yol göstermek için Sürdürülebilirlik

Kataloğu’nu yayınladı. Sağlıklı - Sorumlu Ürünler ve

Sürdürülebilir Çözümler başlıkları altında, restoran dünyası

için yeni 10 sürdürülebilirlik trendini de dikkate alarak

hazırladığı Sürdürülebilirlik Kataloğu ile Metro Türkiye, gıda

güvenliği ve izlenebilirlikten sağlıklı beslenmeye, gıda atıkları

yönetiminden sürdürülebilir restoran konseptine kadar birçok

alanda yaptığı çalışmalardan örnek uygulamalar paylaşarak

profesyonel mutfakları daha sürdürülebilir olmaya teşvik ediyor.

Sürdürülebilirlik çalışmalarının önemi ile ilgili açıklamada

bulunan Metro Türkiye CEO’su Sinem Türüng, “Toplum ile

büyük bir etkileşim içerisinde olan yeme içme sektöründe

sürdürülebilirliğin sahiplenilmesinin ve atılacak adımların, bu

konudaki farkındalığı çok daha geniş kitlelere taşımada kritik

öneme sahip olduğunu düşünüyoruz. Bu amaçla son olarak

restoran dünyası için en yeni 10 sürdürülebilirlik trendine de yer

verdiğimiz Sürdürülebilirlik Kataloğumuz ile ortaya koyduğumuz

örnek çalışmalarla bu işletmeleri daha sürdürülebilir olmaya

teşvik ediyoruz. Bu kapsamda çevre dostu ambalajlama,

bitki bazlı proteinler, sağlıklı gıdalar gibi trendlerin yanı sıra

izlenebilirlik, hayvan refahı, sürdürülebilir restoran konsepti gibi

alanlarda da çözümler sunuyor, onlara rehberlik ediyoruz.” dedi.

Las Vegas’ın ünlü şefleri

Türk lezzetleri için yarıştı

Anadolu topraklarında ve denizlerinde yetişen lezzetlerden

yapılan binlerce çeşit yemeğe sahip Türk mutfağının Las Vegas

Üniversitesi William F. Harrah Turizm Otelcilik Okulu müfredatında

5 yıl süreyle ders olarak okutulmasını sağlayan Ege İhracatçı

Birlikleri şimdi de Amerikalı şefleri yarıştırdı. Las Vegaslı şefler

Türk ürünleri ile hazırladıkları menülerle birincilik için yarıştı.

Hazırlanan menülerde, Türk levreği, Türk zeytin ve zeytinyağı,

bulgur, közlenmiş meyve sebze mamulleri, kuru meyveler ve

baharatlar yoğun olarak kullanılırken, şefler Türk mutfağına

özgü tekniklere de yer verildiği bilgisini paylaşan Ege İhracatçı

Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı Birol Celep, “Yarışmanın

birinciliğini Resorts Hotel Sous Şefi Noe Banuelos kazanırken, 2.

sırada Capital Grill’den Sous Şef Gonzalo Garzo yer aldı. 3.’lük ise

Cosmopolitan Hotel Executive Şefi Michael Gillard’un oldu. Katılan

şeflere, para ödülü, katılım sertifikaları, plaketler, şef bıçakları ve

ürün numuneleri takdim edildi.” diye konuştu.

The Ritz-Carlton, İstanbul

20. yılını kutluyor

2019 yılında tüm odaları yenilenen The Ritz-Carlton içerisinde

hizmet vermeye başlayan Vakko Boutique, Vakko Patisserie, Nobu,

Sponza ve The Roof misafirlere eşsiz bir dünyanın kapılarını aralıyor.

New York’tan dünyaya yayılan efsanevi Nobu Restaurant, temmuz

ayından itibaren iki ayrı katta, 80 kişilik terası ve toplam 200 kişilik

kapasitesiyle, The Ritz-Carlton, Istanbul içerisinde misafirlerini

ağırlıyor. The Ritz Carlton, Istanbul içerisindeki Vakko Boutique ve

Vakko Bistrot, markanın ayrıcalıklı dünyasını ve lezzetlerini otel

misafirleriyle paylaşıyor. Sponza, her biri eşi olmayacak şekilde

üretilen mücevherlerini, değerli taşlarla olan asırlık deneyim ve titiz

çalışmalarını butik mağazasında yansıtıyor. The Roof, The Ritz-

Carlton, Istanbul’un terasında, şehrin tam kalbinde konumlanıyor.

Otelden ayrı da bir girişe de sahip olan The Roof’ta, sakin dinlenme

alanları, havuz keyfi ve açık havada tüm gün süren yemek deneyimi;

geceleri seçkin ve modern bir restoran & bar konseptiyle aynı çatı

altında sunuluyor.


444 59 57

ENDÜSTRİYEL

MUTFAK ÇÖZÜM

ORTAĞINIZ

info@kayalarmutfak.com.tr

KAYALAR ÇELİK

SAN. VE TİC. A.Ş.

Türkoba Mah. Kayalar Cad. No:7/1 Büyükçekmece İstanbul


114

hotel restaurant

& hi-tech

gastro aktüel

Global marka

olma yolunda ilerliyor

Pandemi etkilerine rağmen 22 olan şube

sayısını 30’a çıkarmayı ve gelecek iki yılda 50

şube sayısına ulaşmayı amaçlayan Cookshop, Türkiye’den çıkan

bir dünya markası olmak ve Türk lezzetlerini dünya pazarında

doğru temsil etmek hedefiyle global marka olma yolunda hızla

ilerliyor. Yakın dönem hedeflerine Turquality programına dahil

olmayı da ekleyen restoran markasının sadece yemek yemek için

değil, yemek yemenin tadına varmak için tercih edilen mekanların

başında geldiğinin altını çizen Cookshop Genel Müdürü Selçuk

Gengeç, “Tüm çabamız, misafirlerimizin kapıdan içeri girdiği andan

itibaren iyi bir deneyim yaşaması. Yemeğini bitiren misafirlerimizin

yüzündeki gülümsemeyle. Misafirlerimizden gelen önerileri de

mutlaka değerlendiriyoruz. Yeni lezzetlerimizi önce misafirlerimiz

ile paylaşıp fikirlerini alıyoruz. Çünkü burası bizim olduğu kadar

misafirlerimizin de evi. Yalnızca yemek yemek için değil yemek

yemenin tadına varmak için tercih ettikleri bir mekan burası. Şube

sayımızı artırmaya, riski fırsata çevirmeye devam edeceğiz.” diyor.

Culinary

Forum’un

ertelenen

tarihi belli oldu

Gastronomi sektörünü eğitim

odaklı vizyoner paylaşımlarla

güçlendirmek adına 14-15 Ekim

2021 tarihleri arasında Nirvana

Cosmopolitan Hotel Antalya'da

gerçekleştirilecek olan Culinary

Forum 2021 etkinliğinin yeni

tarihi belli oldu. Yaklaşık 5 bin kişilik yoğun bir katılımla ilk kez

gerçekleştirilmesi planlanan etkinlik koronavirüs tedbirleri

kapsamında 4-5 Mart 2022 tarihine alındı. Culinary Forum

2022’de sektörün önde gelen isimleri gastronomi ve aşçılık

bölümü öğrencileriyle bir araya gelerek tecrübelerini aktaracak

ve gastronomide kariyer gelişimine katkıda bulunacak. Culinary

Forum 2022 için gastronomi alanında isim yapan 47 konuşmacı

yer alacak. Etkinlikte Swissotel The Bosphorus Executive chef'i

Ali Ronay, Hilton Hotels Country Chef Andreas Scheuregger,

Carlo Bernardini, Cihan Çetinkaya, Divan Group Executive

Corporate Chef Giancarlo Gottardo, Mehmet Gök, Maksut

Aşkar, Big Chefs kurucusu Gamze Cizreli, Nirvana Hotels Ceo

Orhan Alşan, 7Mehmet Restaurant sahibi Mehmet Akdağ ve

Önder Arsan gibi sektörün güçlü isimleri gençlerle tecrübelerini

paylaşacak. Aynı zamanda Türkiye'nin farklı üniversitelerinden

gelecek olan akademisyenler de bilgilerini aktaracak.

Başroldeki şefler GTD-World

Food panelinde buluştu

Türkiye’nin gıda ve gastronomi kültürünün en önemli buluşma

platformlarından Uluslararası Gıda Ürünleri Teknolojileri

Fuarı - WorldFood Istanbul, 9 Eylül Perşembe günü TÜYAP’ta

29’uncu kez kapılarını açtı. Fuar kapsamında Türkiye’nin ünlü

şefleri Gastronomi Turizmi Derneği (GTD) koordinasyonunda

‘Gastronomi İhracatında Başroldeki Şefler, Özel Markalı

Ürünlerin Peşinde’ panelinde bir araya geldi. MBK İstanbul

Restoran Danışmanlığı Kurucusu Murat Bozok, MasterChef

Türkiye Jürisi Somer Sivrioğlu ve Menü Danışmanı Şef Jale

Balcı’nın katılımıyla düzenlenen panelin moderatörlüğünü

GTD Başkanı Gürkan Boztepe üstlendi. Dünyanın en güzel

mutfaklarından birine sahip olduğumuza dikkat çeken Şef Murat

Bozok, “Dünyanın her yerinde çalıştım neredeyse. Fakat Türk

mutfağı kadar güzelini görmedim. Birçok farklı iş yaptım konuyla

ilgili, gastronomi ile ilgili çok eksiğimiz olduğunu söyleyebilirim.

Mutfağımız kuvvetli. Bence istediğimiz noktaya geleceğiz

ama biraz zaman alabilir. Yurt dışından bakıldığında Türkiye

gastronomisi bilinmiyor. Mutfak olarak alt yapımız var ama bu

konuda kendimizi geliştirmeliyiz.” diye konuştu.

TUSİD yeni yönetim

kurulunu belirledi

Endüstriyel Mutfak, Çamaşırhane, Servis ve İkram Ekipmanları

Sanayicileri ve İşadamları Derneği TUSİD’in Olağanüstü Genel Kurulu,

11 Eylül 2021 Cumartesi günü CNR Expo İstanbul Fuar Merkezi’nde

toplandı. Mevcut Başkan Güçlü Kaplangı’nın liderliğinde tek listenin

oylandığı genel kurulda TUSİD’i iki yıl boyunca yönetecek yönetim

kurulu belirlendi. Derneğin yeni yönetim kurulu listesi şu isimlerden

oluştu: Güçlü Kaplangı, Murat Öztiryaki, Ahmet Türkay, Esra Altay

Batkın, Murat Kuzucu, Tunç Özüuğurlu, Taşkın Saklıca, Ergun Bilge,

Bekir Topuz.


116

hotel restaurant

& hi-tech

fuar fair

HOSTMilano alıcıları ağırlıyor:

Her sektördeki büyük isimlerden

geleceğe bir bakış

HOSTMilano hosts buyers: A look at the future from

the big names in every sector

Sonunda anayola döndük. Coşku,

keşfetme, nihayet canlı olarak

buluşma ve tartışma arzusu…

Bunlar Host2021'de dünyanın dört bir

yanından gelecek olan alıcıların duyguları.

İşletmelerinin ihiyaç duyduğu ekipman

ve aksesuar satın almak üzere Milano'ya

gelecek olanlar için ilk büyük uluslararası

HoReCa ve perakende fuarı, en iyi

şirketlerle tanışmak ve yeniden başlama

için en iyi çözümleri öğrenmek için eşsiz

bir fırsat.

HOSTMilano, yemek servisi ve

misafirperverlik dünyasına adanmış

uluslararası bir etkinlik. İki yılda bir

gerçekleşen, hammaddeden yarı

mamul ürünlere, makineden ekipmana,

mobilyadan sofra takımlarına kadar

başarılı bir iş kurmak için gereken her

şeyi trendlere, teknolojilere ve inovasyona

odaklanan bir bakışla sunuyor. Bu yıl

fuarın 42. organizasyonu gerçekleşecek.

Ho.re.ca/ Ekipman / Kahve / Yiyecek

Tüm HoReCa, yemek servisi, perakende,

büyük ölçekli perakendeciler ve otel

sektörünü temsil etmek üzere makro

alanlara bölünmüş şahane bir yerleşim

düzeni.

We are finally back on track.

Enthusiasm, the desire to discover, to

finally meet live and discuss are the

feelings of the buyers who are preparing

to converge, from the four corners of

the world, on Host2021. The first major

international HoReCa and retail fair

for those who will come to Milan to

purchase equipment and accessories for

their business is a unique opportunity to

meet top companies and learn about the

best solutions for the restart.

HOSTMilano is the international

exhibition dedicated to the world of food

service and hospitality. Taking place

every two years, it offers everything

needed to build a successful business,

from raw materials to semi-finished

products, from machinery to equipment,

from furnishings to tableware, with

one eye firmly focused on trends,

technologies and innovation. 2021 will

mark the 42nd edition.

Ho.re.ca/ Equipment / Coffee /

Food

An imposing layout divided into macroareas

to represent the entire HoReCa,

food service, retail, large-scale retailers

and the hotel sector.

Technology and innovation: the

future is now

Every two years, HOSTMilano proposes

the latest products and innovation in

terms of equipment, raw materials,

equipment and semi-finished products.

Technology takes center stage.

Events, business and training for

all supply chain operators

More than 800 innovative and artistic

events, with the participation of great

chefs, professionals from the world of

coffee and maestros of gelato, chocolate

and pastry.

The international hub

It is a unique exhibition format that

combines vertical specialisation

with supply chain affinity, offering an

international overview of changes,

consumption models and new formats

in the hospitality world. Food service

equipment, bakery-pizza-pasta, coffeetea-bar,

coffee machines-vending


118

hotel restaurant

& hi-tech

fuar fair

Teknoloji ve yenilik: Gelecek şimdi

HOSTMilano her iki yılda bir ekipman,

hammadde, ekipman ve yarı mamul

ürünler açısından en son ürünleri

ve yenilikleri sunuyor. Teknoloji tam

merkezde yer alır.

Tüm tedarik zinciri operatörleri için

etkinlikler, iş ve eğitim

Büyük şeflerin, kahve dünyasından

profesyonellerin ve gelato, çikolata ve

pasta ustalarının katılımıyla 800'den fazla

yenilikçi ve sanatsal etkinlik…

Uluslararası merkez

Fuar, dikey uzmanlığı tedarik zinciri

yakınlığı ile birleştiren, konaklama

dünyasındaki değişikliklere, tüketim

modellerine ve yeni formatlara

uluslararası bir genel bakış sunan

benzersiz bir sergi formatıdır. Yemek

servisi ekipmanları, fırın-pizzamakarna,

kahve-çay-bar, kahve

makineleri-otomatlar, gelato, pasta ve

fırıncılık, mobilyalar, teknoloji ve sofra

takımları, ticari ziyaretçilerin işlerini

yönlendirmelerine ve uluslararası ilişkileri

geliştirmelerine olanak tanır.

Esneklik, temizlik kolaylığı, teknoloji ve

hepsinden önemlisi, kurumsal stratejiyi

ve işleme tekniklerini belirleyen çevre

dostu bir yaklaşım: Bunlar, konukseverliği

dönüştüren çizgilerdir. Yurt dışında

Made in Italy'den Host2021'in "en iyi"

katılımcılarının geleceğin mutfakları

için tek bir tarifi var: sürdürülebilirlik,

teknoloji ve verimlilik ile enerji tasarrufunu

birleştirebilen çözümler. Yeni Normal'in

mutfakları, yüksek teknolojinin evrimine

uygun olarak, ekipmanların uzaktan

yönetimini unutmadan 4.0 teknolojisi için

tasarlanmış yüksek performanslı fırınlara

sahip olacak. Fuar, HoReCa endüstrisinin

tüm segmentleri için en pratik ve karlı

çözümlere sahiptir. Gel ve kendin için

yerinde gör!

Güvenli, gelin ve keyfini çıkarın!

Fiera Milano, bir yıldır yürürlükte olan

yönetmeliklere göre sürekli güncellenen

ve çok yakın zamanda uluslararası

sergilerde test edilen bir güvenlik

protokolü geliştiriyor.

Fiera Milano Rho’da 22 - 26 Ekim 2021

tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan

fuar her zaman olduğu gibi profesyonel

operatörlere ayrılacak ve 1-3, 2, 5-7,

9-11, 13-15, 22-24 hollerinde yapılacak.

Fuara giriş, katılımcılar için 8.30 - 19.00

ve ziyaretçiler için 9.30 - 18.30 arasında

planlanıyor.

machines, gelato, pastry and bakery,

furnishings, technology and tableware

to allow trade visitors to orientate their

business and promote international

relations. Flexibility, ease of cleaning,

technology and, above all, an ecofriendly

approach that marks the

corporate strategy and processing

techniques: these are the lines that are

transforming hospitality.

From Made in Italy abroad, the "top"

exhibitors of Host2021 have only one

recipe for the kitchens of the future:

sustainability, technology and solutions

capable of combining efficiency and

energy saving. The kitchens of the New

Normal will have high-performance

ovens designed for 4.0 technology,

without forgetting the remote

managing of equipment, in line with the

evolution of hi-tech. The fair has most

practical and profitable solutions for

all segments of the HoReCa industry.

Come and see for yourself!

It is safe, come and enjoy!

Fiera Milano has been developing

a safety protocol for a year now,

constantly updated according to the

regulations in force and also tested very

recently at international exhibitions.

The event, which will be held from 22

to 26 October 2021 and will as always

be reserved for professional operators,

will occupy halls 1-3, 2, 5-7, 9-11,

13-15, 22-24 of Fiera Milano Rho. The

opening is scheduled from 8.30 to 19.00

for exhibitors and from 9.30-18.30 for

visitors.


120

hotel restaurant

& hi-tech

fuar

İnoksan Hostech by TUSİD’de

‘Geleceğe Dokun’du

Endüstriyel mutfak sektöründe bu yıl 41. yılını kutlayan İnoksan, Hostech by TUSİD Fuarı’na

“Geleceğe Dokun” konseptiyle merhaba dedi. Dijitalleşme yolunda ciddi yatırımlar yaparak kendini

her geçen gün güncelleyen deneyimli şirket, yepyeni ürünleriyle İstanbul Fuar Merkezi’nde

sektörle buluştu.

Otel, restoran, gastronomi ve mutfak

ekipmanları alanında dünyanın en

büyük iki fuarından biri olan Hostech

by TUSİD, “24.Uluslararası Otel, Restoran,

Kafe, Pastane Ekipmanları ve Teknolojileri

Fuarı”, 8 – 12 Eylül 2021 tarihleri arasında

CNR EXPO İstanbul Fuar Merkezi’nde

ziyaretçilerini ağırladı. Dijitalleşmeye yönelik

adımlarını son yıllarda hızlandıran İnoksan,

fuarda bu yıl “Geleceğe Dokun” konseptiyle

dijital yatırımlarına vurgu yapan bir söylemle

sektörün karşısına çıktı. Fuarı oldukça

hareketli geçiren İnoksan standını sektörün

birçok önemli ismi ziyaret etti. Fuar boyunca

farklı etkinlikler ile standına hareket katan

İnoksan; Big Chefs Mutfaklar Koordinatörü

Murat Aslan ile Bir Aşçının Dünlüğü ve Şef

mi Olacaksın Sen? Adlı kitapların imza günü,

trio müzik dinletisi, İnosmart Akıllı Bilgi

ekranı ve fuar genelinde geniş bir katılımla

gerçekleştirdiği röportaj etkinlikleri ile dikkat

çekti.

İnoksan’ın yepyeni ürün vitrini!

Bu yıl fuarda tasarımları tamamlanan yeni

ürünlerinden; farklı renk seçeneklerine

sahip, piliç çevirme aparatı ile birlikte

kullanıcıya farklı bir fonksiyon sağlayan,

bunun yanında kendine özgü fan sistemi

sayesinde tepsiler arası homojen pişirme

imkanı sunan 12 ayrı pişirme moduna

sahip, yarı endüstriyel kuzine fırınlar, kapalı

yanma sistemi ile hem çevreci hem de enerji

tasarruflu, 40-20-10 GN1/1 kapasiteli olarak

3 farklı boyda kullanıcıya sunulacak olan

premix teknolojisi ile yeniden tasarlanan

konveksiyonlu gazlı fırınlar, Türkiye’nin ilk

ve tek ısı geri dönüşüm özelliğine sahip

ve yatırımcılara bir çok tasarruf imkanını

sunan giyotin tip bulaşık yıkama makinesi,

yeni nozul sistemine sahip bulaşık yıkama

makineleri, sıcak – soğuk olarak müşterinin

dekoruna uygun olarak montajı yapılabilen

servis hatları için modüler drop-in üniteleri,

konveyör tip bulaşık yıkama modelinde

dokunmatik ekranlı elektronik kart

sayesinde yıkamanın tüm aşamalarını cihaz

üzerinden izleme imkanı sunan, herhangi

bir hata anında ekran üzerinden nerede

hata olduğunu gösteren ve direkt olarak

yetkili servise e-mail ile bu hatayı bildiren

ve tüm bu özellikleriyle yine Türkiye’de ilk

ve tek olan, aynı zamanda yeni nozul sistemi

ile birlikte daha az su ve enerji tüketimi

avantajını da beraberinde sunan konveyörlü

bulaşık yıkama makinesi yeni BYK ile vitrine

çıkan İnoksan, sektörün büyük beğenisini

topladı.

Varlık: “TUSİD sayesinde birçok

yeni yatırımcıyla tanıştık”

İnoksan Yönetim Kurulu Başkanı Vehbi

Varlık fuara ilişkin görüşlerini bildirdi:

“2018 yılından bu yana pandemi sebebiyle

sektörel etkinlik ve fuarlardan uzak kaldık.

Uzun bir aradan sonra sektörle böyle bir

platformda buluşmak bizler için çok değerli.

TUSİD’in yurt dışı ziyaretçiler konusundaki

çalışması sayesinde birçok yeni yatırımcıyla

tanıştık. Standımıza ve ürünlerimize olan

ilgi yoğundu. Yerli ve yabancı misafirlerimizi

beş gün boyunca en iyi şekilde ağırlamaya

özen gösterdik. Fuarda emeği geçen herkese

teşekkür ederim.”


122

hotel restaurant

& hi-tech

hotel-tech

Turizm-otelcilik sektöründe yakın

geleceğin teknolojileri nasıl olacak?

What is your projection about the technologies of near future

in the tourism-hotel industry?

Dijitalleşmenin ihtiyaç haline geldiği

pandemi ile birlikte, iş yapış

şekillerine teknolojiyi yansıtmak

bir tercih olmaktan çıktı. Günlük yaşam

ve ticari hayatın gelişen teknolojiyle

küresel bir düzlemde coğrafi sınırlar

olmadan ilerlemenin yanında, birçok

ürünün ekonomik değer döngüsünü

tamamlamadan yeni ve daha gelişmiş

teknoloji ile hayatımızda yer almaya

başladığını görüyoruz. Bu noktada,

turizm sektörünün standart misafir

memnuniyeti anlayışıyla sürekliliğini

sağlamasının hem misafirler hem de

dijital dünya tarafından kabul gören bir

yaklaşım olamayacağının altını çizen

Dedeman Hotels & Resorts International

Bilgi Teknolojileri Direktörü Serkan

Durukan, “Rekabetin yoğun olduğu bir

dönemde sadece lokasyon olarak değil,

destinasyon özelinde de teknolojiyi

misafir memnuniyetini ve devamlılığını

sağlamak amacıyla aktif kullanmak, iş

süreçlerimize yansıtmak durumundayız.”

diyor.

Özellikle pandemi sonrasında turizmde

önemi her geçen gün katlanarak artan

dijital dönüşüm sürecinin sektöre

yön veren etkisini ve grup otelleri

bünyesindeki yenilikleri Dedeman

Hotels & Resorts International Bilgi

Teknolojileri Direktörü Serkan Durukan

ile konuştuk.

Dedeman olarak hangi dijital

yeniliklerle misafirlerinizi

ağırlıyorsunuz?

Türkiye’nin ilk uluslararası otel zinciri

Dedeman Hotels & Resorts International

olarak dijitalleşme her daim ana

gündem maddelerimizden biri olmuştur.

Teknolojik imkânlardan faydalanarak

kaynakları daha verimli kullanıp özellikle

pandemi döneminde büyük önem teşkil

eden temassız hizmet sunabilmek

amacıyla tüm iş süreçlerimizi sürekli

gözden geçirerek daha iyi ve güvenli

bir misafir deneyimi için çeşitli projeler

hayata geçiriyoruz. Online check-in ve

With the emergence of pandemic, where

digitalization has become a necessity,

incorporating technology to the way of

doing business is no longer a choice.

In addition to the fact that daily life and

trade progress without geographical

borders in a global environment with

the help of developing technology, we

see that many products have started

to take place in our lives with new and

more advanced technologies before

even completing their economic value

cycle. Serkan Durukan, Information

Technologies Director at Dedeman

Hotels & Resorts International,

underlines the fact that ensuring the

sustainability of tourism industry with

the understanding of standard guest

satisfaction cannot be an approach

embraced by neither guests nor the

digital world, and continues: “In a period

of intense competition, we have to use

technology actively to ensure guest

satisfaction and sustainability, not only in

terms of location but also in destination,

and reflect it onto our business

processes.”

We had an interview with Serkan

Durukan, Information Technologies

Director at Dedeman Hotels & Resorts

International, about the impact of digital

transformation process that shapes the

tourism sector with an exponentially

increasing significance especially after

the pandemic, and about the innovations

undertaken by the group hotels.

What kind of digital innovations

are you offering to your guests at

Dedeman?

Being Turkey's first international

hotel chain, digitalization has always

been one of main items on our

agenda at Dedeman Hotels & Resorts

International. By making use of

technological advancements, we are

implementing various projects for

a better and safer guest experience

and by constantly reviewing all our

business processes in order to use

resources more efficiently and to

provide contact-free service, which is of

great importance especially during the

pandemic period. Online check-in and

check-out project is one of our projects

within the scope of contact-free service.

In addition, our New-Generation

Dedeman Digital Meeting Platform,

which helps agencies, institutions and

brands to perform creative, effective and

distinctive organizations; D-Files, our

renewed digital document management

system; our mobile application,

Dedeman Hotels, which carries guest

experience to a contact-free and more

efficient structure, and accelerates

communication between the guest

and the hotel, are just a few examples

to our digital projects that we have

implemented to support new-generation

activities. In this period, we can instantly

monitor the status reports of Covid19 at

Dedeman with our in-house developed

applications and the vaccination status

of all our employees with our Vaccine

Tracking Application. Also, by querying

the HES Code with our in-house robot

system, we constantly monitor the status

of our staff.


124

hotel restaurant

& hi-tech

hotel-tech

check-out projemiz temassız hizmet

kapsamında projelerimizden biri.

Ayıca yeni nesil etkinlikler için hayata

geçirdiğimiz, acentelere, kurumlara ve

markalara yaratıcı, etkili ve alanında

fark ortaya koyan organizasyonlara imza

atan Yeni Nesil Dedeman Dijital Toplantı

Platformumuz, yenilediğimiz dijital

doküman yönetim sistemimiz D-Files,

misafir deneyimini temassız ve daha

verimli bir yapıya taşıyan, misafir ve otel

arasındaki iletişimi daha da hızlandıran

mobil aplikasyonumuz Dedeman Hotels

dijital projelerimize sadece birkaç örnek.

Bu dönemde in-house geliştirdiğimiz

App’lerimiz ile Dedeman özelinde

Covid19 durum raporlarını ve Aşı takip

App’imiz ile tüm çalışanlarımızın aşı

durumlarını anlık olarak takip edebiliyor,

bünyemizdeki robot sistemimiz ile

birlikte sürekli HES Kodu sorgulaması

yaparak personellerimizin durumunu

takip ediyoruz.

Yapay zekâ teknolojilerinin

kullanımı da bu süreçte

yaygınlaşmaya başladı.

Dedeman olarak sizin bu konuda

çalışmalarınız mevcut mu?

Yapay zekâ zeminli robot sistemi birçok

departmanımız için aktif durumda. Özel

olarak geliştirdiğimiz, farklı senaryoların

cevabının tanımlanarak yapay zeka ile

karşılık bulduğu projemizde robotlar tüm

yazılımlarımızla da entegre çalışıyor. İş

yapış süreçlerimize hız katan ve sürekli

gelişmekte olan projemiz sanal robotları

Şubat 2021’de aktif kullanıma açtık.

Kısa sürede yeni departmanlarımızın

da süreçlerini projeye eklemek ve robot

sayımızı artırmak öncelikli hedefimiz.

Tüm departmanların süreçlerini sanal

robotlara entegre etmek ise uzun vadeli

hedefimiz arasında.

Hayata geçirmeyi planladığınız

dijital dönüşüm çalışmalarınız

nelerdir?

Dedeman Hotels & Resorts International

olarak bundan sonraki dönemde iş

yapış süreçlerimizde teknoloji çok

daha etkin bir kullanım alanına sahip

olacak. Her türlü teknolojik gelişmeyi

yakından takip ederek misafirlerimiz

için en iyiyi sunmayı hedefleyen

hizmet anlayışımızla, temassız

iletişimin ve teknoloji yatırımlarımızın

ağırlık kazandığı, yapay zekâ ve

robot teknolojisinin etkin kullanıldığı

projelerimize devam edeceğiz.

Artificial intelligence

technologies have been also

used widely in this process.

What have you undertaken at

Dedeman regarding the use of

this technology?

The artificial intelligence-based robot

system is active for many of our

departments. In our project, which we

have specially developed and where

the answers for different scenarios

are defined and responded with the

help of artificial intelligence, robots

work integrated with all our software.

We launched the virtual robots of our

project, which accelerates our business

processes and is constantly improving,

for active use in February 2021. Our

primary goals are to integrate the

processes of our new departments

into the project and to increase the

number of our robots in a short period

of time. Integrating the processes of

all departments into virtual robots is

among our long-term goals.

What are your digital

transformation projects that you

plan to implement?

In the coming period, technology

will be much more effectively used

in business processes at Dedeman

Hotels & Resorts International. With

the understanding of service that

aims to offer the best for our guests

by closely following all kinds of

technological developments, we will

continue implementing our projects

in which artificial intelligence and

robot technology are used effectively,

and contact-free communication

and technology investments gain

importance.


126

hotel restaurant

& hi-tech

hotel-tech

Kafe ve restoranlarda yüksek ısıtma

giderleri nasıl düşürülür?

Çukurova Isı, kışa hazırlık sürecinde olan kafe ve restoran işletmecileri ile ısıtmada kullanılacak

teknolojilerin seçiminde maksimum konfor ve tasarruf sağlamanın ipuçlarını paylaştı.

Kafe ve restoranlar için ısıtma tercihi

yaparken işletmedeki konfor şartlarını

sağlamanın yanı sıra kullandıkça

tasarruf avantajı sağlamanın da önemine

dikkat çeken Çukurova Isı Pazarlama

Müdürü Osman Ünlü şu ipuçlarını verdi:

Mühendislik alt yapısı güçlü

firmalar tercih edilmeli

“Yatırımcı ve işletmecilerin, doğru sistem

seçimi yapabilmeleri için mühendislik

alt yapısı güçlü olan, ücretsiz keşif ve

projelendirme hizmeti sunan firmaları

tercih etmeleri gerekir. Biz Çukurova Isı

olarak kafe ve restoranlar için sistem

seçimi yapmadan önce mekâna gidip,

keşif yapıyoruz. Keşif yaparken de öncelikli

kriterimiz mekânın mimarisi oluyor. Bu

kapsamda işletmenin sahip olduğu açık ve

kapalı alanları da ayrı ayrı değerlendiriyoruz.

Kafe ve restoranların kapalı alanlarında

havayı ısıtabilmek için hem “radyant

ısıtıcıları” (borulu radyant veya seramik

plakalı radyant) hem de “sıcak hava

üreticileri” kullanıyoruz. Kapalı alanlar için

öncelikli tercihimiz “sıcak hava üreticisi”

oluyor; çünkü radyant ısıtıcılar önce

cisimleri sonra dolaylı olarak havayı ısıttığı

için ısıtıcı kullanılan işletmelerde ortam

istenilen sıcaklığa geldiğinde, radyant

şemsiyesinin içinde kalan insanlar havayı

çok daha sıcak hissederken, şemsiyenin

dışında kalanlar set edilen sıcaklık değerini

hissediyorlar. Ortamda ki ısı, homojen

olarak sağlanamadığı için ısıtma konforunu

bozuyor. Sıcak hava üreticileri ise doğrudan

havayı ısıttığı için uygulama yapılan mekânın

her yerinde aynı sıcaklığın hissedilmesini

sağlayarak, çok daha konforlu bir ortam

sağlıyor. Açık alanlardaki değerlendirme

kriterlerimiz ise mekânın yapısı yani

yüksekliği, masa yerleşim planı, mahalin

rüzgâr durumu, mekânın üstünde açılıp

kapanan tente ya da sabit bir tavan olması

veya olmaması gibi detaylar

oluyor. Açık

alanlarda

genellikle

borulu

radyant

sistemler, seramik plakalı radyant sistemler

veya yüksek yoğunluklu elektrikli infrared

ürünler ile ısıtma yapıyoruz.

Sistem tercihi yaparken…

Sistem tercihi yaparken sıcaklıkların -20

derecelere düştüğü soğuk iklimlerde bile

performansı ile işletmeleri mutlu eden,

mukavemeti yüksek ürünler seçilmelidir”

diyen Ünlü, cafe ve restoranlarda

kullanılacak ısıtma teknolojilerinin sahip

olması gereken donanımsal özellikler

hakkında da bilgiler paylaştı: “Kış

soğuklarında dış ortamda uzun süreli

kullanılacak ısıtıcının dış kasasının

mukavemetinin yüksek olması gerekiyor.

Bu kapsamda biz Çukurova Isı olarak

müşterilerimizin beklentilerinin de ötesinde

teknolojiler sunuyoruz. Örneğin Goldsun

seramik plakalı ısıtıcılarımızın dış kasası 600

derece sıcaklığa dayanıklı, elektrostatik toz

boya ile cihazların ön yüzeyindeki ızgaralar

ve ısı kalkanları ise 1000 derece sıcaklığa

dayanıklı, paslanmayan ve dökülmeyen

seramik ile kaplıdır. Piyasadaki en yüksek

yanma ve ışınım verimine sahip olan bu

plakaların önüne takılan paslanmaz çelik

ızgaralar sayesinde cihaz veriminde yüzde

20 artış sağlıyoruz. Seramik plakalı ısıtıcı

tercih edilirken reflektör de önemli bir

kriterdir. Çünkü reflektör, cihazlardan

yayılan enerjinin havaya değil, mekândaki

müşterilere doğru yönlendirilmesini

sağlayarak hem konfor hem de enerji

tasarrufu sağlıyor. Seramik plakalı

ısıtıcılarda seramik plakaların önüne

yerleştirilen ve saydam seramikten üretilen

camlar da karşıdan gelen rüzgâr akımlarını

yüzde 100 kesiyor. Isındıkça saydamlığı

artan cam sayesinde ışınım daha geniş

alanlara yayılıyor. Isıtıcılardaki seramik

plakalarının önüne yerleştirilen yüksek

ısıya dayanıklı rüzgâr kalkanı da karşıdan

gelen rüzgar akımlarını büyük oranda

yavaşlatarak, cihazın dış ortam şartlarından

etkilenmesinin önüne geçiyor.

Cihazların her iki ucunda bulunan alev

hissedici elektrotlar ise rüzgârlı ortamda

yanmanın devamını sağlayarak ortamdaki

konfor şartlarını koruyor. Bu nedenle

işletmecilere, mekânlarındaki tasarrufun

ve konfor şartlarının sürdürülebilir olması

açısından bu tür donanımlara sahip ürünleri

tercih etmelerini öneriyoruz. Biz Çukurova

Isı olarak Goldsun markalı elektrikli ve

doğalgazlı ısıtıcılarımızda saymış olduğumuz

bu donanımsal özelliklerin tamamını

karşılayabiliyoruz. Böylece ısıtmada

muadillerine göre yüzde 40’a varan enerji

tasarrufu sağlıyoruz. İşletme giderlerinden

elde edilen bu avantaj ile sistem 1-3 yıl

kadar kısa sürede kendini amorti ediyor.

İleri teknolojiye sahip ısıtma teknolojilerimiz

ile cafe ve restoranlarda yüksek enerji

tasarrufunun yanı sıra maksimum konfor

sunarak, yüksek müşteri memnuniyeti

sağlıyoruz”.

ABD’li Roberts-Gordon’un Avrupa

üretim üssü oldu

Türkiye radyant ısıtma sektörünün öncü

ve lider firması Çukurova Isı, Amerika’nın

radyant ısıtma pazarındaki dünya lideri

olan Roberts-Gordon ile 30 yıl önce

başlayan işbirliklerini bir üst seviyeye

taşıyacak lisans anlaşması imzaladı.

Anlaşma kapsamında Blackheat markalı

borulu radyant sistemlerinin Türkiye’de

üretim hakkını alan Çukurova Isı, aynı

zamanda bu ürünleri; AB ülkelerine,

İngiltere’ye ve çevre ülkelere de ihraç

edebilecek. Şirket bu anlaşma ile

Blackheat ithalatını da tamamen kesmiş

oldu.


128

hotel restaurant

& hi-tech

ürünler

İnoksan Bulaşık Yıkama

Makineleri Kuzey Amerika’da

Mutfak projelendirme

konusundaki uzmanlığını ürün

gruplarında da sürdüren

İnoksan, bulaşık yıkama

makinelerinde ABD ve

Kanada’da perakende ürün

satışında pazar gereklilikerinin

en başında gelen UL/ETL Güvenlik

ve NSF hijyen sertifikalarını, uzun

süren detaylı test süreçlerinin

ardından BYM042N Bardak Yıkama ve BYM052N Set Altı Bulaşık

Yıkama Makinesi modellerinde almaya hak kazandı. Tüm güvenlik

ve hijyen simülasyonlarının gerçekleştirildiği ağır testlerden

başarıyla geçen İnoksan BYM ailesinin üyeleri, artık tüm Kuzey

Amerika’da satışa sunulabilecek. Projelerde, İnoksan’ın geniş bayi

ağı üzerinden, perakende satışlarda ve online satış platformlarında

erişilebilir olacak olan İnoksan BYM ailesi üyeleri için Amerika’nın

tüm eyaletlerinde garanti ve 7/24 servis hizmeti de verilecek. Türk

mühendislerce tasarlanan, tamamen yerli ve milli imkanlarla üretilen

İnoksan BYM ailesi; Amerika ve Kanada alt yapısına uygun, elektrik,

su koşulları ve kullanım alışkanlıkları gözetilerek, pazar ihtiyaçlarını

en kaliteli şekilde karşılayabilecek yapıda profesyonellerin beğenisine

sunuluyor.

Kapalı mekânlarda iç hava

kalitesini yükseltiyor

Pandemi, kapalı mekânlardaki iç hava kalitesinin önemini bir kez

daha ortaya koydu. Kapalı mekânlardaki merkezi iklimlendirme

sistemleri, havayı devir daim yöntemiyle sirküle ettiği için öksürme,

hapşırma, konuşma gibi eylemler ile ortam havasına aktarılan

1-4 mikrometre aralığında olan çok sayıda su damlasıyla havada

yayılarak, solunum yoluyla bulaş riskini artırıyor. Bu nedenle

iklimlendirme sistemleri ile kapalı yaşam alanlarında yüzde 100

taze hava sağlamak hayati önem taşıyor. “Kapalı mekânlardaki

ısıtma ve soğutma konforu kadar önemli olan bir diğer konu da iç

mekân havasının, hastalık yapıcı bakteri ve virüslerden arındırılmış

olmasıdır” diyen Hifyber AR-GE Müdürü Volkan Demirel, Hifyber’ın

yüzde 100 sentetik ürünlerden üretilen antibakteriyel-antiviral

özellikte nanofiber kaplı filtre medyasının klima santrallerinde

yüksek filtrasyon verimliliği sağlayarak, insan sağlığını koruduğunu

belirten Hifyber AR-GE Müdürü Volkan Demirel, “Hava filtrasyonu

test standartlarına uygun olarak geliştirdiğimiz yüksek verimli

HIFYBER Antibakteriyel Filtre Kumaşı ile kapalı yaşam alanlarında

ki iklimlendirme sistemlerinin hava filtrelerinde oluşan bakteri ve

virüslerin yaşamsal işlevlerini bozarak, sağlıklı ve konforlu iç hava

kalitesi sunuyoruz. Nanofiberler, filtre basınç düşüşünde önemli bir

artış olmadan filtre verimliliğinde iyileşme sağlayarak, daha uzun

filtre ömrü ve daha temiz hava çıkışı sağlıyor. Uzun süreli filtrasyon

verimliliği ise işletmelerdeki bakım maliyetlerinden tasarruf sağlıyor”

dedi.

Dünya

mutfaklarını

havalandırıyor

Ticari mutfak egzoz sistemlerinden salınan bazı

partiküller ve uçucu organik bileşikler, çevrede ciddi

bir kirliliğe neden olmalarının yanı sıra insan sağlığını

da olumsuz etkileyebiliyor. Günümüzde birçok ülkede

ticari atıkların çevreye atılması ve özellikle baca gazı ve

mutfak egzoz sistemlerinin atmosfere salınmasına ilişkin

ciddi kısıtlamalar getiriliyor. İklimlendirme sektörünün

teknoloji öncüsü Systemair, konfor ve hijyen alanlarına ek

olarak ticari alanlardaki çözümleriyle de dikkat çekiyor.

İç mekânların hava kalitesini artırıp insanlara taze hava

sağlamak misyonuyla çalışan Systemair Türkiye Genel

Müdür Yardımcısı Serkan Gündüz, ticari mutfaklarda

havalandırmanın önemine dikkat çekerek sadece Dilovası

Makine İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikasında

üretilen Geniox VOClean Ekoloji Ünitesi’nin dünyanın pek

çok ülkesine ihraç edildiğini açıkladı. İleri teknolojiye sahip

bu sistemin düşük güç tüketimi, yüksek kirletici yakalama

kabiliyeti ve otomatik yıkama özelliğiyle öne çıktığını

vurgulayan Gündüz, sanal gerçeklik uygulaması sayesinde

kullanıcıların mutfak türü ve yoğunluğu doğrultusunda

ihtiyaçlarına en uygun ürünü hızla seçebildiklerini söyledi.


KORTO

Unlu Mamül ve

Yemek Fırını

Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!