04.08.2017 Views

İlim ve Hikmet İncileri -1-

Mektebe -> Kitablarımız -> İlim ve Hikmet İncileri -1- (Hazırlayan: Ömer Faruk)

Mektebe -> Kitablarımız -> İlim ve Hikmet İncileri -1- (Hazırlayan: Ömer Faruk)

SHOW MORE
SHOW LESS

Create successful ePaper yourself

Turn your PDF publications into a flip-book with our unique Google optimized e-Paper software.

- -

— Hazırlayan —

ÖMER FARUK


EDEBİN ZİRVESİ

01

Edeb’in zirvesi, senin iyi bildiğin, kendisinin

ise bilmediği bir konu hakkında sana

anlatan birine kulak vermendir.”

İbn Haldûn

Biri bana bir hadis aktarır, ben de hiç

işitmemişim gibi onu dinlerim. Halbuki ben

bunu daha o doğmadan önce işitmişimdir.”

Atâ b. Ebî Rabâh


02

İRCÂ

Halife Me’mûn Nadr b. Şumeyl’e:

“İrcâ nedir bilir misin?” diye sorunca şöyle

cevap vermiştir:

“Yöneticilere uygun düşen bir dindir.

Bununla dünyalarından kazanırlar,

dinlerinden ise eksilir.”

Me’mûn: “Doğru söyledin.”

İbn Asâkir

Târîhu Dimeşk


KALBIN İLACI

03

Kalbin ilacı beş şeydir:

Kur’ânı tefekkür ederek okumak, karnın boş

olması, gece kıyamı, seher vakti yalvarmak

ve salihlerle oturmak.

İbrahim el-Havvâs


04

HATANI KABUL ET

(Firavun Musa’ya dedi ki:) Ve sen (bizden

birini öldürerek) yapacağın işi de yaptın…

(Musa) dedi ki: “(Evet) bu işi o zaman

(vahyi ve yumruğun onu öldüreceğini)

bilmeyenlerdenken yapmıştım.”

Şuarâ 19-20


YARATILIŞ MUCİZESİNDEN

05

Erkek kendisini toprağın üzerine attığı

zaman büyük bir rahatlık hisseder, çünkü

Âdem (aleyhisselam) topraktan yaratılmıştır.

Kadın başını erkeğin göğsünün üzerine

koyduğu zaman büyük bir rahatlık hisseder,

çünkü Havva annemiz Âdem’in eğe

kemiğinden yaratılmıştır.


06

SEVILMEK İSTIYORSAN

“İman edip salih ameller işleyenler

için Rahman (insanların kalplerinde)

muhakkak bir sevgi var edecektir.” (Meryem, 96)

Eğer insanların seni sevip sana yönelmelerini,

kalplerinin sana karşı ısınmasını istiyorsan o

halde Allah’ın (celle celâluh) sevgisini kazanmaya

çalış. Müslim’de geçen bir hadise göre

O’nun sevgisini kazandığın zaman ilk Cibrîl

(aleyhisselam), sonra sema ehli (melekler), sonra

da insanlar seni sever.


SALIHA OLMAK İÇIN

07

Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle

buyurmuştur:

“Bir kadın kocasının hakkını yerine

getirinceye kadar imanın tadını bulamaz.”

Hâkim, Taberânî, Bezzâr, Sahîhu’t-Terğîb

İsnadı sahihtir.


08

GIYBET YER

Hasan Basrî (rahimehullah)’a: “Falanca senin

gıybetini yapıyor!” denilince şöyle demiştir:

“(Bilfiil) yapmadığım, yapmak için

yorulmadığım ve ucubun (kendini

beğenmenin) ve riyanın karışmadığı iyilik

(salih bir amel) hoş gelmiş!”

(Zira kıyamet günü gıybet edenin, daha genel

bir ifadeyle birine zulmedenin iyiliklerinden

alınıp zulmedilen kişiye verilecektir.)


KALBIN CILASI

09

Kalbin paslanması iki şey sebebiyledir:

Gaflet ve Günah.

Bunun parlatılması ise iki şeyle olur:

Zikir ve İstiğfâr.

İbnu’l-Kayyim


10

BIR YANLIŞ (!)

“Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh” kelimesi

yardım/kuvvet isteme kelimesidir, (gelmiş

bir musibetin) geri gitmesini isteme kelimesi

değildir. İnsanlardan birçok kimse bunu

geri gitmesini istemek için musibetler

anında söylüyor.” (İbn Teymiyye)

Herhangi bir musibet/sıkıntı geldiğinde

“innâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn” denir.


SABRET VE ALLAH’A GÜVEN

11

Yûsuf (aleyhisselam)’ı ve sonra kardeşi

Bünyamin’i kaybettikten sonra; sıkıntılı

uzun seneler geçmesine rağmen yine de

Ya’kûb (aleyhisselam) şöyle demişti:

“Ey oğullarım! (Mısıra tekrar) gidip

Yûsuf ve kardeşi hakkında dikkat ve

sabırla araştırma yapın ve Allah’ın

rahmetinden ümidinizi kesmeyin.

Şüphesiz ki Allah’ın rahmetinden ancak

kâfirler ümit keser.”

Yûsuf, 87


12

AŞIRI HÜSNÜ ZANDAN

Ahmak, siyaseti anladığını iddia ediyor,

başkalarını bunu bilmemekle suçluyor.

Tâğutları savunanlarla aynı safta durmuş,

tâğutların (dileyen dindar olsun dileyen

olmasın/ılımlı İslam anlamındaki veya

İslam düşmanlığı anlamındaki) laikliğe

mecbur edildiklerini iddia ediyor. Halbuki

onlar laikliği demir ve ateşle zorunlu kılıyor,

bağımsızlıklarını kutluyor, özgürlükleriyle

övünüyor ve kendilerinin laiklikle hükmetmeye

zorunlu tutuldukları iddiasını kabul

etmiyorlar. Şimdi kimi tasdik edelim!

Ebu Muhammed el-Makdisî


ÜZÜLME

13

Eğer dün geçip gitmişse elinde bugün var!

Eğer bugün yapraklarını dürüp gidecekse

önünde yarın var! Düne üzülme, zira dün

dönmeyecek. Bugüne üzülme, çünkü bugün

gidecek. Güzel yarındaki aydınlatıcı güneşle

umutlu ol.

“Lâ Tahzen/Üzülme Mutlu Ol” kitabından


14

MÜNKERÂTI BEYAN

(Buhari ve Müslim’de geçen bir hadise göre)

yoldan eziyet veren bir şeyi izale etmek bir

sadakaysa, manevi yoldan eziyet veren bir

şeyi izale etmek evleviyetle böyledir. Bu da,

bid’atları ve münkerleri beyan etmek ile olur.

İbn Useymîn


EHL-I CIHADIN DIKKATINE

15

Bil ki cihad, -ister farz ister müstehab

(farz-ı kifâye) olsun- faydası müteaddî

(başkalarına da geçici) olan bir ibadettir.

Faydası müteaddî olan her bir şey ne zaman

ki şeriata muhalif olarak vuku bulursa

zararı da müteaddî olur. Buna Nevevî, İbn

Teymiyye ve Suyûtî (rahimehumullah) dikkat

çekmişlerdir.

Ebu’l-Velîd el-Ensârî


16

DIK DURUŞ ÖRNEKLERI 1

Amca! Vallahi bu işi (daveti) terk etmem

için Allah bunu galip kılıncaya veya ben

bu uğurda ölünceye kadar güneşi sağıma,

ayı da soluma koysalardı yine de terk

etmezdim.

Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)


DIK DURUŞ ÖRNEKLERI 2 17

(İdam kararından sonra tanınan son bir

fırsata karşılık):

“Allah’ın birliğine şahitlik eden işaret

parmağı tâğuttan özür dilemek için eğilip

yazmayı kabul etmeyecektir.”

Seyyid Kutup


18

DIK DURUŞ ÖRNEKLERI 3

(Mal karşılığında Ürdün hükümetiyle

çalışma teklifine karşılık): “Sizle ancak

bana tek bir karşılık verebilirseniz

yardımlaşırım ve bundan daha azına

razı olmam.”

(‘Nedir o?’ dediklerinde): “Genişliği gökler

ve yer kadar olan cennet.”

Ebu Muhammed el-Makdisî


DIK DURUŞ ÖRNEKLERI 4 19

(Senelerce Suud hapishanelerinde kaldıktan

sonra televizyona çıkıp Usâme bin Ladin’i

kötülemesi şartıyla hapisten çıkarılacağı

vadedildiğinde):

“Hayatım boyunca hapiste kalacak

olsaydım hakkı söylemek için dahi

televizyona çıkmazdım. Batılı söylemek

için nasıl çıkayım!?”

Süleyman el-Ulvân


20

FARKIMIZ

Cahiliyye ehli soydan, Yahudiler maldan,

Hristiyanlar güzellikten, bu ümmet ise

dinden ötürü evlendirirlerdi.

Abdullah b. Mübarek’in babası


UYARI ÜSLUBUNDAN

21

Abdullah b. Mübarek (rahimehullah) bulunduğu

bir mecliste birinin gıybetini yapanlara şöyle

demiştir:

“Eğer gıybet etmek istiyorsanız anababanızın

gıybetini yapın da amellerinizin

sevabı bir yabancıya değil de ana-babanıza

gitsin!”

(Zira kıyamet günü gıybet edenin, daha genel

bir ifadeyle birine zulmedenin iyiliklerinden

alınıp zulmedilen kişiye verilecektir.)


22

CIHAD MI? FESAT MI?

Cihadın farziyetini ve faziletini öğrenip

cihad eden, fakat örneğin; öldürülmesi

caiz olmayan kimseler, tekfir kuralları,

şer’î siyasetin ve maslahatın gözetilmesi

gibi bilinmesi gerekli olan hükümlerinden

bazılarını bilmeyenlerin misali, namazın

dinin bir rüknü, şirk ile İslam arasını

ayırıcı olduğunu ve faziletini bilen, fakat

bazı hükümlerini bilmediği için namazını

doğru kılmayan kimse gibidir. Bu kimselere,

namazını kötü kılan kişiye Nebi (sallallahu

aleyhi ve sellem)’in: “Dön ve namaz kıl, sen

namaz kılmadın” dediği gibi denilir.

Ebu’l-Velîd el-Ensârî -tasarrufla-


SAKALLI KADINLAR

23

Savaşmak, İslam’da olduğu gibi cahiliyyede

de erkeklerin, bunu terk etmek ise kadınların

özelliklerinden idi. Sâbûnî şöyle demiştir:

“Cahiliyye ehli kadın ve çocuklara miras

vermiyor, şöyle diyorlardı: Ata binmeyen,

silah taşımayan ve düşmanla savaşmayan

birine nasıl mal verelim!?” Birinci akabe

bey’atında Ensar’dan 12 erkeğin Nebi

(sallallahu aleyhi ve sellem)’e bey’atları, içeriğinde

savaş geçmediği için “kadınların bey’atı”

diye isimlendirilmiştir. Gözü haramdan

koruma konusunda Allah’tan korkun! Gözü

kadınlardan korumak vaciptir!

Ebu Humâm el-Eserî -tasarrufla-


24

SAVAŞ PEYGAMBERI

Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle

buyurmuştur: “Ben… rahmet nebisiyim ve

savaş nebisiyim.” (Taberânî, İbn Hibbân, Ebu

Ya’lâ, Ahmed) “Kıyametin öncesinde hiçbir

ortağı olmayan Allah’a ibadet edilinceye

kadar kılıçla gönderildim. Rızkım

mızrağımın gölgesi altında (ganimetlerde)

kılınmıştır.” (Ahmed, Taberânî, İbn Ebî Şeybe) (Tavaf

ederken Kureyşin ileri gelenleri kendisini

kötülediklerinde): “Beni işitiyor musunuz ey

Kureyş topluluğu! Muhammedin nefsi elinde

olana yemin olsun ki size boğazlamakla

(öldürmekle) geldim.” (Ahmed, İbn Hibbân, Bezzâr)

Bizatihi katıldığı savaş sayısı meşhur olan

görüşe göre 25’tir. Muhammed suresi “kıtâl

(savaş) suresi” diye de isimlendirilmiştir.


HAYIRDA ACELE ETMEK

25

Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle

buyurmuştur:

“Rahmân’ın halîli İbrahim (aleyhisselam) 80

yaşındayken sünnet olmakla emrolundu.

Bunun üzerine acele edip balta ile sünnet

oldu (ki ilk sünnet olan O’dur.) Bu sebeple

de acısı çok şiddetli oldu ve Rabbine dua etti.

Allah da (celle celâluh) O’na; ‘sünnet aletini

emretmemizden önce acele davrandın’ diye

vahyetti. O da şöyle dedi: “Ya Rabbi! Emrini

geciktirmeyi kerih gördüm.”

Beyhakî, Ebu Ya’lâ


26

ALLAH’A KARŞI EDEP

Allah’a (celle celâluh) karşı edepli olmak üç

şeyle gerçekleşir:

1) Akla-mantığa ters olsa bile bildirdiklerini

şüpheye ve tereddüde kapılmadan gönül

rahatlığıyla tasdik etmek.

2) Sıkılmadan, gönül rahatlığıyla

hükümlerini yerine getirmek.

3) Kaderine rıza göstermek, teslim olmak.

İbn Useymîn -özetle-


27

İNSANLARA KARŞI GÜZEL AHLAK

İnsanlara karşı güzel ahlak üç’tür:

1) (Vurmak, aldatmak, sövmek, alay

etmek, insanların önünde kusurlarını

zikretmek, küçük düşürmek, gıybet etmek

gibi kendileri, malları veya onurları/

itibarları hakkında) Eziyet/zulüm etmekten

kaçınmak.

2) (Bedenle ve malla) Fedakârlık etmek.

3) Güler yüzlü olmak.

Hasan Basrî


28

HATIRLAYALIM

Allah (celle celâluh) Hucurât 12. ayette gıybeti,

bütün şeriatlarda haram kılınmış olan ve insanın

saygınlığına aykırı olup bu yüzden de bazı âlimlere

göre zaruret halinde dahi haram olan ‘insan eti

yemek’ ile bir tutmuş, gıybet ederek müslümanın

onurunu/itibarını ısırıp parçalamaktan hoşlanmayı

ölü kardeşinin etini yemeyi sevmeye benzetmiş

ve bunun iğrenç sayıldığı gibi gıybetin de böyle

görülmesi gerektiğini ifade etmiştir. Çok çirkin

bir şey olduğunu belirtmek için “ölü…” denmiştir.

Ve işaret edilmiştir ki, bedenden bir et parçası

koparıldığında beden acı duyduğu gibi, müslümanın

da onuru koparıldığında kalbi acı duyar.” (Ebu’l-Velîd

el-Ensârî -özetle-) Gıybet edenler, bakırdan tırnaklarla

yüzlerini ve göğüslerini tırmalayarak derilerini ve

etlerini parçalayacaklardır!

Ebu Dâvud, Ahmed


NE BÜYÜK BIR RAHMET

29

Uzun bir çukur kazıp içini odunlarla doldurup

ateşe vermiş ve içine iman edip imanından

dönmeyen birçok mümini atıp sonra da çukurun

başında oturarak keyifle cayır cayır yanmalarını

izlemiş vahşi ashâb-ı uhdûd hakkında Allah (celle

celâluh) buyuruyor ki: “Mümin erkek ve mümin

kadınları yakıp sonra da tövbe etmeyenler için

cehennem azabı ve (daha yakıcı başka) alevli

bir azab (veya harîk cehennemi) vardır.” (Burûc

10) Demek ki eğer bu yaptıklarından tevbe etselerdi

onlar için cehennem azabı olmayacaktı! Hasan

Basrî (rahimehullah) şöyle demiştir: “Şu ihsana ve

cömertliğe bakın! Veli kullarını öldürdüler, ama

yine de O onları tevbeye ve af dilemeye çağırıyor!”


30

TERKEDILMIŞ İLK SÜNNET

Müslümanların terk ettiği ilk sünnet

cumaya erkenden gitme sünnetidir.

Zerkeşî


YATARKEN ZIKRIN ÖNEMI

31

İbn Hacer ve Heysemî’nin hasen, Hâkim,

Zehebî ve Munzirî’nin sahih olduğuna

hükmettikleri rivayete göre; bir kimse

yatağına girdiği zaman acelece yanına bir

melek ve bir şeytan (başka lafızda: meleği ve

şeytanı) gelir ve melek: “(Gününü) hayırla

(yani zikirle) bitir” der, şeytan ise: “şer

(günah) ile bitir” der. Eğer Allah’ı (celle

celâluh) zikreder sonra uyursa melek şeytanı

kovar ve meleğin koruması altında geceler.


32

HARAM VE KÜFÜR

Günah ya küfürdür ya da fısktır. Küfre sokmayan

günahlar ya büyük ya da küçüktür. Bozulmadan önce

ümmet, Allah’ın küfür diye isimlendirdiği günahların

başka şartlar koşmadan olduğu gibi küfür diye

isimlendirilmesi gerektiğinde ve imanı bozan şeyin

küfür olan söz veya fiilin bizzat kendisi olup -denildiği

gibi- o söz veya fiilin delalet ettiği bozuk itikad

olmadığında icma etmişlerdir. İçki gibi küfür olmayan

günahta ise kişi bunda ölene kadar ısrar etse de veya

başkasını buna davet/teşvik etse de bu günah sebebiyle

kâfir diye isimlendirilmesi caiz olmayıp imamlar

bundan sakındırmışlardır. Bu kimse ancak bunun helal

olduğuna inanması sebebiyle; buna inandığını “açık bir

söz” ile belirttiğinde kâfir olur. Israr etmek gibi sözlü

beyanın dışında bir delaletin helal diye inandığına delil

olduğunu söylemek hiçbir imamın demediği, bilakis

fasit olduğunu belirttikleri bir iddiadır.

Ebu Katâde el-Filistînî -özetle-


MÜCAHIDIN ORUCU

33

Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle

buyurmuştur: “Allah yolunda bir gün oruç tutan

hiçbir kul yoktur ki, muhakkak ki Allah bu gün

sebebiyle onun yüzünü cehennem ateşinden 70

senelik mesafe kadar uzaklaştırır.” (Buhari, Müslim,

Tirmizî, Nesâî) Nesâî’de geçen başka bir rivayette

mesafenin 100 sene olduğu geçmektedir. Tirmizî’de

geçen başka bir rivayette: “…Allah onunla

cehennem ateşi arasına gökle yer arası kadar bir

hendek kılar.”

Hadisteki “Allah yolunda” ifadesi kimi âlimlere

göre ‘sadece Allah’ın rızasını kazanmak için’

anlamındadır. Ancak Buhari, Tirmizî, Dârimî,

İbnu’l-Cevzî, İbn Dakîk el-Îd, Nevevî, Kastalânî,

San’ânî, -sözlerinin zahirinden anlaşıldığına göre-

Müslim ve İbn Hacer el-Askalânî (rahimehumullah)

gibi birçok âlime göre ise kastedilen “cihad” tır.


34

RAMAZANIN İLK GECESI

Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle

buyurmuştur:

Ramazan ayının ilk gecesi olduğu

zaman… bir münadi şöyle nida eder: “Ey

hayrı isteyen! (Gel ve ibadete) Yönel! Ey

şerri isteyen! (Günahlarını) Kes/durdur

(ve Allah’a tövbe et!) (Bu ayda) Allah’ın

cehennemden azatlı kulları vardır

(umulur ki sen de onlardan olursun.)

Tirmizi


ÇOK YEME

35

Şeytanın kapılarından biri de karnın dolu

olmasıdır. Zira bu şehveti güçlendirir ve

taatten alıkoyar.

İbn Kudâme


36

KUR’ÂN’I TEFEKKÜRLE OKUMAK

Eğer insanlar Kur’ânı tefekkür ederek

okumadaki şeyi (lezzeti) bilselerdi bununla

meşgul olur, bunun dışındaki her şeyi

bırakırlardı. Kişi Kur’ânı tefekkür ederek

okuduğunda kalbinin şifası için ihtiyaç

duyduğu bir ayete gelirse onu 100 defa da

olsa, gece boyunca da olsa tekrar eder (bu

ayeti geçemez.) Bir ayeti tefekkür ve fehm

ederek okumak, tefekkür ve fehimsiz bir hatim

okuyuşundan daha hayırlı, kalbe daha faydalı

ve imanın oluşmasına ve Kur’ânın tadını

tatmaya daha sevk edicidir… Kur’ân’ı tefekkür

ederek okumak kalbin düzelmesinin aslıdır.

İbnu’l-Kayyim


HAZIRLIKLI OL

37

Takva azığı edin! Çünkü bilmiyorsun gece

çöktüğü zaman fecre kadar yaşar mısın!

Nice sıhhatli kimseler vardı ki hastalıkları

olmadığı halde öldüler. Nice hastalar da

vardı ki bir süre daha yaşadılar.

Nice gençler vardı ki güle-eğlene akşama ve

sabaha girdiler, hâlbuki kefenleri örülmüştü

de farkında değillerdi.

Nice daha ömürlerinin olduğu sanılan

çocuklar vardı ki cesetleri kabrin

karanlığına sokuldu.

Nice kocası için süsledikleri gelinler vardı ki

düğün gecesi ruhları kabz edildi.

İmam Şafiî


38

YA RAHÎM 1

Hammâd b. Seleme (rahimehullah) ölüm

döşeğinde olan Süfyân es-Sevrî (rahimehullah)’ı

ziyaret etmişti. Süfyân Hammâd’a: “Ey

Hammâd! Acaba Allah (celle celâluh)

benim gibi birisini affeder mi?” demiş,

Hammâd da şöyle söylemiştir: “Vallahi

beni Allah’ın hesaba çekmesiyle anababamın

hesaba çekmesi arasında

muhayyer bırakılsaydım Allah’ın hesaba

çekmesini seçerdim. Çünkü Allah bana

ana-babamdan daha merhametli.”


YA RAHÎM 2 39

Buhari ve Müslim (rahimehumallah)’ın rivayet

ettiklerine göre Ömer (radiyallahu anh) şöyle

anlatmıştır: “Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve

sellem)’e esirler gelmişti. Esirler arasında

bir kadın hızlıca yürüyerek (tedirgin bir

şekilde) çocuğunu arıyordu. Ve sonunda

çocuğunu buldu, onu aldı, bağrına bastı

ve emzirdi. Bunun üzerine Rasûlullah

(sallallahu aleyhi ve sellem) bize dedi ki: “Bu

kadının çocuğunu ateşe atabileceğini

düşünebilir misiniz?” Biz de: “Atmamaya

güç yetirebildiği halde hayır” dedik. O da

şöyle dedi: “Muhakkak ki Allah kullarına

çocuğuna karşı bu kadından daha

merhametlidir.”


40

YA ĞAFÛR

Fudayl b. İyâd (rahimehullah) Arafat’ta

insanların tesbih etmelerine, ellerini

kaldırıp ağlayarak yalvarmalarına bakmış

ve yanındakilere: “Şayet bu insanlar

zengin bir adama gitseler ve ondan dânig

(dirhemin altıda birini -yani basit,

kıymetsiz bir şey!-) vermesini isteselerdi

sizce onları geri çevirir miydi?” diye

sormuş, onlar da “hayır” demişler. Bunun

üzerine O da şöyle söylemiştir: “Allaha

yemin olsun ki Allah’ın (celle celâluh)

yanında mağfiret adamın bu kimselere

dânik vererek icabet etmesinden daha

basittir.”


FETIH AYI

41

Müminlerin izzetinin başlangıcı olan Bedir

savaşı zaferi hicretin 2. senesinde Ramazan

ayının 17. gününde gerçekleşmiştir. Allah’ın

(celle celaluh) kendisiyle beytini put ve

putperestlerden temizlediği, kendisi sebebiyle

insanların Allah’ın dinine fevc fevc girdiği

büyük fetih Mekke fethi hicretin 8. senesinde

Ramazanın 20’sinde meydana gelmiştir.

Seyfuddin Kutz (rahimehullah) kumandasında

Tatarlarla (Moğollarla) yapılan, Tatarların

aldıkları ilk büyük mağlubiyet olup sonlarının

başlangıcı olan Ayn Câlût savaşı zaferi hicri

658 senesinde Ramazanın 25. gününde vuku

bulmuştur. Ve bunlardan başka daha birçok

zafer bu ayda elde edilmiştir.


42

DUAYA İCABET AYI

Ramazan orucu ayetlerinden (Bakara 183, 184 ve

185. ayetlerden) hemen sonraki ayette Allah (celle

celâluh) şöyle buyurmuştur: “Kullarım sana

benden soracak olurlarsa muhakkak ki

ben yakınım, bana dua ettiği zaman dua

edenin duasına icabet ederim…” Yine bu

ayetten sonraki 187. ayet de ramazan orucuyla

ilgilidir. Bu da, bu ayın dualara icabet edilme

mevsimi olduğuna işaret etmekte, genelde bu

ay içerisinde özelde ise bu ayda oruç tutarken

(imsaktan iftar vaktine kadar) çokça dua

etmeye irşad etmektedir. Nitekim bir hadisinde

Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) üç kişinin

duasının geri çevrilmeyeceğini, bunlardan

birisinin de -farz veya nafile- “orucunu açana

kadar oruçlu” olduğunu bildirmiştir.


HATIM SEVABI

43

Kur’ân’da 320.000’den fazla harf olduğu

tespit edilmiştir. Meşhur hadisinde

Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in

bildirdiğine göre okunan her bir harfe

karşılık (mesela “elif lâm mîm” dendiğinde

3 harf okunmuş oluyor) 10 sevap

verilmektedir. Yani Kur’ân hatmedildiğinde

elde edilen sevap 3 milyon’dan fazla!

Not: Malum olduğu üzere bir hasene’nin

(iyiliğin) karşılığı en az 10 katıdır ve Allah

(celle celâluh) kişinin ihlasına göre bunu daha

da artırır. Dolayısıyla her harfe 10 sevap

verilmesi en az olan karşılıktır!


44

EN BÜYÜK BULUŞMA

İnsanların en üstün iki şahsiyeti oldukları için tarihin

en büyük buluşması, miraç gecesinde yedinci semada

gerçekleşen Muhammed ve İbrahim (aleyhimesselam)’ın

buluşmasıdır. Bu buluşma kısaydı, bu sebeple

konuşulacak konunun çok önemli bir konu olması

gerekiyordu. Tirmizî (rahimehullah)’ın rivayet edip

“hasen” dediği bir hadisinde Rasûlullah (sallallahu aleyhi

ve sellem) şöyle buyurmuştur: “İbrahim (aleyhisselam)

ile yürütüldüğüm gece (miraç gecesi) karşılaştım.

Dedi ki: “Ey Muhammed! Ümmetine benden selam

söyle ve onlara şunu bildir ki; cennet, toprağı hoş/

güzel (misk ve zaferan), suyu tatlı, ağacı olmayan

düz bir yer, tohumu ise: ‘Subhânallâhi ve’l-hamdu

lillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber’ olandır.”

Toprağı hoş/güzel, suyu tatlı, tohumu bu dört güzel

kelime olan bir ağaç ne güzel bir ağaçtır!


UZUN BIR YOLCULUK

45

Ebu Hureyre (radiyallahu anh) vefat etmek

üzereyken ağlamış, denilmiş ki: “Seni

ağlatan nedir Ey Ebu Hureyre?” O

da şöyle demiş: “Ben şu dünyanıza

ağlamıyorum. Lakin ben seferin

uzunluğu ve azığın az oluşundan ötürü

ağlıyorum. Ya cennete ya da cehenneme

varacağım. Fakat bu ikisinden

hangisinde olacağım bilmiyorum.”


46

İLK DURAK

Tirmizî ve İbn Mâce (rahimehumallah)’ın

rivayet ettiklerine göre Osman (radiyallahu anh)

bir kabrin başında durduğu zaman ağlar,

ta ki sakalları ıslanırdı. Bir gün O’na:

“Cennet ve cehennemden bahsediyorsun

fakat ağlamıyorsun. Ama kabirden ötürü

ise ağlıyorsun!” denilince şöyle söylemiştir:

“Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle

dedi: “Kabir ahiret duraklarının ilkidir.

Eğer kişi bundan kurtulursa sonrası daha

kolaydır. Şayet kurtulamazsa (yani azap

görür ve bu azap da günahlarına kefaret

olmazsa) sonrası daha şiddetlidir.”


MÂLIKI YEVMI’D-DÎN

47

Ömer b. Abdulaziz (rahimehullah) vali olduğu

günlerin birinde halife Süleyman b. Abdulmelik

(rahimehullah) ile bir yolculuğa çıkmış. Yolculuk

esnasında (bir rivayette: arafatta iken) yağmur

yağmaya, şiddetli bir şekilde gök gürlemeye,

şimşekler çakmaya ve rüzgâr esmeye başlamış

ve bundan ötürü korkmuşlar. Süleyman Ömer’e:

“Hiç önceden bu gece gibisini gördün mü?”

demiş. Ömer gülmeye başlamış. Süleyman: “Niçin

gülüyorsun ey Ömer? Şu içinde bulunduğumuz

durumu görmüyor musun?” deyince Ömer

şöyle demiş: “Ey müminlerin emiri! Bunlar

Allah’ın rahmetinin sesi/eserleri (Allah’ın

rahmeti vaktinde olan olaylardır), fakat içinde

zorluklar var. Ya gazabının eserleri nasıldır

acaba!? En gazaplı olduğu zamanda (kıyamet

gününde) halimiz ne olacak!?”


48

ZAYIF BIR HADIS

“Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret,

sonu cehennemden azat olmaktır”

hadisi ileri derecede zayıf, batıl bir hadistir.


KUR’ÂN’IN İNIŞI

49

Kur’ân’ın iki inişi vardır:

1) -İbn Abbas (radiyallahu anhuma)’dan

gelen rivayetlere göre- Kadir gecesinde

levh-i mahfûzdan dünya semasındaki

“izzet evi”ne topluca/tamamının inmesi.

Kurtubî (rahimehullah) bunda icma edildiğini

nakletmiştir.

2) Ramazan ayının 17. gününde dünya

semasından yeryüzüne, Rasûlullah (sallallahu

aleyhi ve sellem)’e parça parça inmeye başlaması

ve inişini 23 senede tamamlaması.


50

KADIR GECESI MELEKLER

Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle

buyurmuştur:

“Muhakkak ki melekler bu gecede (Kadir

gecesinde) yeryüzünde, (karada ve

denizdeki) çakıl taşlarının sayısından

daha fazladır.”

Ahmed


DIKKAT!

51

Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle

buyurmuştur:

“Muhakkak ki bu ay size gelmiştir (fırsatı

değerlendirin.) Bu ayda öyle bir gece

vardır ki 1.000 aydan daha hayırlıdır.

Kim bundan mahrum edilirse (bu gecede

ibadet etmeye muvaffak kılınmazsa)

muhakkak ki hayrın hepsinden mahrum

edilmiştir. Bunun hayrından ancak

mahrum kimse mahrum edilir.”

İbn Mâce

İsnadı hasendir.


52

RIBATIN FAZILETI

Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle

buyurmuştur:

“Allah yolunda bir saat ribat (sınırda nöbet

tutmak) haceru’l-esved’in yanında kadir gecesini

kıyamla ihya etmekten daha hayırlıdır.” (İbn Hibbân,

Beyhakî. İsnadı sahihtir.)

Not: Kadir gecesi ki 83 küsür seneden daha hayırlıdır.

Ve Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’den sabittir ki

Mescid-i Haram’da kılınan bir namaz başka yerlerde

kılınan 100.000 namazdan daha faziletlidir!

Bir başka hadisinde Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve

sellem) şöyle buyurmuştur: “Size kadir gecesinden

daha faziletli bir geceyi bildireyim mi? (Şehid olup)

ailesinin yanına dönemeyebileceği tehlike yerinde ribat

tutan kişi.”

Nesâî/es-Sünenü’l-Kubrâ, Hâkim,

Beyhakî, İbn Ebî Şeybe

İsnadı sahihtir.


RAFIZILERIN BID’ATLARINDAN

53

Rafizilerin bid’atlarından biri teravih

namazını inkar etmektir. Hanefi

ulemasından Serahsî (rahimehullah) “el-

Mebsût” isimli eserinde şöyle demiştir:

“Ümmet, teravih namazının meşruluğunda

ve caiz oluşunda icma etmiştir. İlim

ehlinden hiç kimse bunu inkar etmemiştir,

ancak Rafiziler müstesna. Allah onları

mübarek kılmasın.”

Nevevî (rahimehullah)’ın “el-Mecmû”da

naklettiğine göre yine Rafiziler kadir

gecesinin kıyamet gününe kadar

kaldırıldığını iddia etmişlerdir.


54

YA MAKBUL YA DA MERDUD

Selef-i salihînden Adiyy b. Artae (rahimehullah)

Ramazan ayı sona erdikten sonra verdiği

bir hutbede şöyle demiştir:

“Acaba bizden (amelleri) kabul edilmiş

olan kim ki onu tebrik etsek! Ve bizden

(ameli) reddedilmiş olan kim ki ona

taziyede bulunsak! Sen ey kabul edilmiş

kişi! Kutlu olsun, kutlu olsun! Sen

ey reddedilmiş kişi! Allah musibetini

kapatsın!

Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!