Ağustos.2007 - Sahil Güvenlik Komutanlığı

sgk.tsk.tr

Ağustos.2007 - Sahil Güvenlik Komutanlığı

Ağustos. 2007

4 ayda bir yayımlanır.

Sayı:2

ISSN:1307-4253


İÇİNDEKİLER

Denizde Arama Kurtarma Semineri |6| Sahil Güvenlik Marmaris Grup Komutanlığı |9| Gürcistan

Ziyareti |12| Münfesih TCSG-59 |16| Helikopter ile Yapılan Görevlerde Balıkçı Teknelerinin Havadan

Tespit ve Teşhisinde Karşılaşılan Zorluklar |19| Sessiz Kalma veya Sessiz Kalma! |22| Ben Akdeniz

Fokuyum, Beni Koruyun! |26| Afganistan Kaynaklı Uyuşturucu Maddeler ile Mücadele |32| Sahil

Güvenlik Komutanlığının Su Ürünleri Denetimlerine Yönelik Görevleri |35| TCSG-307 ve Hopa |38|

26

BEN AKDENİZ FOKUYUM,

BENİ KORUYUN!

“... Akşam yıldızı, kıpkızıl batı göğünde kaybolmuş. Adaların kayaları

kapkara kesilmiş. Çok tuhaf bir akşammış o. Yani her akşamki gibi değil.

Deniz çıldırasıya fosforluymuş...” DEVAMI 26’DA...

SAHİL GÜVENLİK DERGİSİ

Ağustos 2007 • Sayı: 2 • Dört ayda bir yayımlanır

Yayın Türü: Yerel Süreli Yayın

ISSN: 1307-4253

YAYIN SAHİBİ VE GENEL

YAYIN YÖNETMENİ

Sahil Güvenlik Komutanlığı adına

Personel Başkanı

Dz. Kd. Alb. Necdet KÖKEN

38

TCSG-307 ve HOPA

Yonca Onuk A.O. Tersanesinde inşa edilen TCSG-307, 1 Kasım

2006 tarihinde denize indirilmiş, 26 Ocak 2007 tarihinde yapılan

geçici teslim protokolü ile hizmete girmiştir... DEVAMI 38’DE...

GENEL YAYIN KOORDİNATÖRÜ

VE YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ

Dz. Yb. Ahmet KENDİR

GENEL YAYIN KOORDİNATÖR

YARDIMCILARI

Dz. Bnb. Engin KUNTAY

İda. Kd. Üçvş. Veli ARSLAN

YAYIN İNCELEME KURULU

Dz. Kur. Kd. Alb. Mehmet KIRTAŞ

Dz. Kur. Kd. Alb. Ahmet GÜR

SG İk. Kur. Yb. Hakan KABUL

SG İk. Kd. Ütğm. Deniz EKİZER

Svl. Me. Suna ERTEKİN

Svl. Me. Songül VAROL

Ertuğrul’un Anısına Dalış |44| Sahil Güvenlik Komutanlığı 25. Yıl Etkinlikleri |49| Sürüklenen

Solungaç Ağları |92| KİHBİ Daire Başkanlığında Bilgi Toplama İşlemleri Konusunda Ulaşılan Düzey

|96| Komik Ama Gerçek ALO-158 Hikayeleri |102| Etik ve Ahlak |104| Mersin Balıkları |110|

Atatürk ve Kürek Sporu |114| Ziyaretler |116| Etkinlikler |124| Satranç |126| Briç |127|

Karikatür |128| Teşekkür Mektupları |129| Bulmaca - Sudoku |130|

44

ERTUĞRUL’UN ANISINA DALIŞ

Kim bilir kimlerin hayallerini süslemişti ERTUĞRUL dalışı. Bize

kısmet olması gururların en büyüğü oldu. Bu yazıyı okurken “Ben de

düşünmüştüm, ben de yapabilirdim, tüh be geç kaldık” diyenleriniz

olacağını şimdiden tahmin edebiliyorum... DEVAMI 44’TE...

GRAFİK TASARIM

Gv. Atğm. Ervin ESEN

SG Hiz. Er Mete ADAM

REKLAM KOORDİNATÖRÜ

SG İk. Bnb. Ayhan SALAR

(0312) 416 45 05

YÖNETİM MERKEZİ

Sahil Güvenlik Komutanlığı

Dikmen Cd. Merasim Sk. No: 10

Bakanlıklar / ANKARA

Telefon : (0312) 417 50 50

Belgegeçer : (0312) 417 28 45

Internet : www.sgk.tsk.mil.tr

E-posta : sgdergisi@sgk.tsk.mil.tr

49

SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI

25. YIL ETKİNLİKLERİ

Anlamlı olarak yaşanılan her günün kuşkusuz büyük bir önemi vardır. Ancak

denizlerimizin koruyucu kalkanı Sahil Güvenlik Komutanlığımızın güzide

personeli için 13 Temmuz’un anlamı ve önemi daha büyüktür.... DEVAMI 49’DA...

BASIM YERİ

Anadolu Yayıncılık

Süleyman Bey Sk. No:31/10

Maltepe/ANKARA

Telefon : (0312) 230 83 45

Belgegeçer : (0312) 230 83 46

Internet : www.anadoluyayincilik.com

BASIM TARİHİ : 24.08.2007

ÖNEMLİ NOT

Dergide yayınlanan yazı, fotoğraf,

harita, illüstrasyon ve konuların

her hakkı saklıdır. İzinsiz

kaynak gösterilerek de olsa alıntı

yapılamaz. Dergideki yazılar

yazarlarının özel fikirlerini kapsar.

Sahil Güvenlik Komutanlığının

görüşünü yansıtmaz.

KÜNYE


6

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

DENİZDE ARAMA

KURTARMA SEMİNERİ

[ Hazırlayan ] Uğur KOCABAŞ | Dz. Yzb.

Türk Arama Kurtarma Bölgesi içerisinde Sahil

Güvenlik Komutanlığı tarafından koordine ve icra

edilen Deniz Arama Kurtarma faaliyetlerindeki

etkinliğin artırılması ve denizci bir nesil

yetiştirilmesine yardımcı olunması maksadıyla,

9 Haziran 2007 tarihinde Bakırköy Crowne Plaza

Otel’de Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından

“Denizde Arama Kurtarma Semineri” icra edilmiştir.

İlki düzenlenen seminere; Ulaştırma Bakanı İsmet

YILMAZ, İstanbul Valisi Muammer GÜLER,

Denizcilik Müsteşarı Hasan NAİBOĞLU’nun yanı sıra

denizcilik sektörünün önde gelen isimleri katılmıştır.

Deniz arama kurtarma faaliyetlerine yönelik olarak

mevcut durum, geleceğe yönelik proje ve meydana

gelen gelişmeler konusunda başta Genelkurmay

Başkanlığı ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı olmak

üzere ilgili kurum, kuruluş ve sektör temsilcileri

ile kamuoyunun bilgilendirilmesini de amaçlayan

seminer, Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral Can

ERENOĞLU tarafından yapılan açılış konuşması

ile başlamıştır. Denizlerdeki emniyet ve güvenlik

kavramlarının büyük önem kazandığını vurgulayan

Tümamiral ERENOĞLU konuşmasında;

• Türkiye’nin deniz ülkesi olmasının, ancak denizci bir

millet ve devlet olması halinde anlam kazanacağını,

• Mavi Vatanımızın etkin kullanımı için, Sahil

Güvenlik Komutanlığı personelinin hayatları

pahasına her sene denizlerde yaklaşık 500 kişiyi

hayata döndürdüğünü,

• Denizlerimizi kullananların can emniyetlerinin

sağlanması amacıyla gerek teçhizat, gerekse personel

eğitimi yönünden sürekli gelişim kaydetmenin

amaçlandığını, 16 Ocak 2007 tarihinde sözleşmesi

imzalanan 4 adet 1700 tonluk Arama Kurtarma

Gemisi’nin buna yönelik güzel bir örnek olduğunu,

• 25’inci kuruluş yıldönümünü kutlayan Sahil

Güvenlik Komutanlığının konuya yönelik son

derece net bir mesaj verdiğini, buna göre de Türk

Arama Kurtarma Bölgesi’nde bulunan insanların

hayatlarının Türkiye’nin teminatı altında ve emin

ellerde olduğunu, ifade etmiştir.

Daha sonra Ulaştırma Bakanı Sayın İsmet YILMAZ

bir konuşma yapmış, konuşmasında Türkiye’nin son

yıllarda denizcilik sektöründe kaydettiği gelişmelerin

çarpıcı olduğunu ve özellikle can emniyetine yönelik

çalışmaları son derece başarılı bulduğunu belirtmiştir.

Sunumların başlamasıyla, ilk başlık olan “Denizcilik

Sektörü Açısından Arama Kurtarmanın Önemi” konulu

sunum, Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı

Sayın Metin KALKAVAN tarafından yapılmıştır.

Türkiye’de deniz ticareti konusundaki gelişmeler

ve Türk denizcilik sektörünün denizlere yönelik

emniyet ve güvenlik ihtiyacının anlatıldığı sunumda

ayrıca Türk denizciliğinin genel değerlendirmesi de

yapılmıştır.

“Türkiye’de Arama Kurtarma Sistemi” başlıklı ikinci

sunum, Denizcilik Müsteşarlığı Deniz Ulaştırması

Genel Müdürü Sayın Dr. Özkan POYRAZ tarafından

yapılmış, sunumda Türk Arama Kurtarma Sistemi’nin

yapısı ve arama kurtarmaya yönelik gelişmeler

anlatılmıştır.

İlk oturumun “Deniz Arama Kurtarma Faaliyetleri ve

Sahil Güvenlik” başlıklı son sunumu, Deniz Yüzbaşı

Y. Uğur KOCABAŞ tarafından yapılmıştır. Sunumda

deniz arama kurtarma faaliyetleri özetlenmiş,

özellikle teçhizat ve personel eğitimine yönelik

gelişmeler aktarılmıştır. Ayrıca Sahil Güvenlik

Komutanlığı tarafından kurtarılan personel sayısının

2007 yılının ilk altı ayında 1000’i geçmesinin,

denizlere gösterilen ilginin ve arama kurtarma

faaliyetlerindeki etkinliğin arttığının bir işareti

olduğu vurgulanmıştır.

İlk oturumun ardından soru cevap periyodu başlamış,

katılımcılar tarafından seminerin son derece faydalı

bulunduğu belirtilmiştir.

Verilen ara sonrasında seminere ikinci oturumla

devam edilmiş, Kıyı Emniyeti Genel Müdürü Sayın

Salih ORAKÇI tarafından, “Kıyı Emniyeti Genel

Müdürlüğü’nün İmkan ve Kabiliyetleri” konulu sunum

verilmiştir.

Son olarak, Denizciler Dayanışma Derneği Yönetim

Kurulu Başkanı E.Tüma. Varol ATALAY, “Gönüllü

Arama Kurtarma Derneklerinin Arama Kurtarmadaki

7

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007


8

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

Rolü ve Denizlerde Acil Yardım” konulu takdimi

sunmuştur. Özellikle DAK-SAR’ın arama kurtarma

faaliyetlerinin anlatıldığı sunumda, uluslararası

yaklaşımlar gereği, gönüllü arama kurtarmanın

denizlerin sevdirilmesi açısından son derece önemli

olduğu ifade edilmiştir.

Oturumların ardından Sahil Güvenlik Komutanı

Tümamiral Can ERENOĞLU tarafından kapanış

konuşması yapılmış ve takdimcilere “Teşekkür

Belgeleri” ile anı objeleri verilmiştir.

Seminerin öğleden sonraki periyodunda ise, Ataköy

Marina açıklarında denizde fiili Arama Kurtarma

Eğitimi yapılmış, eğitime TCSG-106, TCSG-12,

TCSG-19, KEGAK-04 ve TCSG-505 kuyruk numaralı

helikopterin yanı sıra, bir adet DAK-SAR botu

katılmıştır.

Üniversite öğrencisi 4 kişilik bir grubun küçük bir

tekneyle denize açılması ve teknenin alabora olarak

batması senaryosuna dayanan eğitimde, fiilen alabora

edilen ve denize düşen 4 personel, eğitime katılan

Sahil Güvenlik Komutanlığı botları ve helikopterleri

tarafından çok kısa sürede yapılan ani müdahale

ile rüzgarın şiddetlenmesi ve deniz durumunun

artmasına rağmen kurtarılmış ve gerçek şartlara en

yakın bir uygulamanın yapıldığı bu eğitim başarıyla

tamamlanmıştır.

2007 yılında ilki yapılan Denizde Arama Kurtarma

Semineri, basın mensupları tarafından da ilgiyle takip

edilmiş, bu sayede kamuoyunun da konuya yönelik

bilgilerinin artırılması sağlanmıştır.

Seminerin, deniz arama kurtarma faaliyetleri

koordinasyonunun artırılması ve kurumlar arası

fikir alışverişinde bulunulması açısından son derece

faydalı olduğunu ifade eden katılımcılar, ayrıca

seminerin düzenlenmesi nedeniyle teşekkürlerini ve

memnuniyetlerini iletmişlerdir.

SAHİL GÜVENLİK

MARMARİS GRUP KOMUTANLIĞI

[ Hazırlayan ] Murat TUNCER | Dz. Kd. Ütğm.

Sahil Güvenlik Marmaris Grup Komutanlığı 1

Ağustos 1988 tarihinde Sahil Güvenlik Aksaz -

Karaağaç Grup Komutanlığı olarak fiilen Aksaz’da

göreve başlamış 6 Mart 1992 tarihinde adı “Sahil

Güvenlik Marmaris Grup Komutanlığı” olarak

değiştirilmiş ve Marmaris’te konuşlanmıştır .

Sahil Güvenlik Marmaris Grup Komutanlığı daha

önce PTT binası olarak kullanılan toplam 287m²’lik

alana sahip küçük binaya yaklaşık 30 kişi ile 15

Temmuz 1992 tarihinde taşınmıştır. Bahse konu

bina ve tesislerin giderek büyüyen komutanlık

ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kalması ve Sahil

Güvenlik Komutanlığının gelecekteki gelişimi

de göz önüne alınarak Sahil Güvenlik Marmaris

Grup Komutanlığının yeni bina ve tesislere

kavuşturulmasına karar verilmiştir. Bu maksatla

seçilen 7500 m²’lik arazi 20 Nisan 2000 tarihinde

Sahil Güvenlik Komutanlığı hizmetlerine tahsis işlemi

gerçekleştirilmiştir. 2002 ve 2005 yılları arasında

araziye ait imar planı, proje hazırlık çalışmaları

tamamlanmıştır.

Mevcut tesislerin Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Yapı

İşleri Genel Müdürlüğünce Aralık 2005’de yapım işine

başlanmış ve 30 Nisan 2007 tarihinde geçici olarak

kabulü yapılmıştır.

Tesisler toplam 3.443 m² kapalı alana sahip 8 adet

muhtelif maksatlı binalar grubundan oluşmaktadır.

Ayrıca sahilde 4 metre genişliğinde, 84 metre

uzunluğunda bir adet yüzer iskele yapılmış halen

Sahil Güvenlik Marmaris Grup Komutanlığı bağlısı

yüzer unsurlar tarafından kullanılmaktadır.

Sahil Güvenlik Marmaris Grup Komutanlığı Bina ve

Tesisleri Açılış Töreni 28 Temmuz 2007 Cumartesi

günü; Sahil Güvenlık Komutanı Tümamiral Can

ERENOĞLU ev sahipliğinde; arazi temini safhasında

önemli desteği olan İstanbul Milletvekili ve bir önceki

İçişleri Bakanı Sayın Abdülkadir AKSU, Muğla Valisi

Sayın Lütfi YİĞENOĞLU, Aksaz Deniz Üs Komutanı

Tümamiral Celal PARLAKOĞLU, Deniz Kuvvetleri

Komutanlığı Harekat Başkanı Tümamiral Bülent

BOSTANOĞLU, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı

9

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007


10

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

Lojistik Başkanı Tümamiral İzzet ARTUNÇ, E.

Tümamiral Özer KARABULUT, Güney Görev Grubu

Komutanı Tuğamiral Mücahit ŞİŞLİOĞLU, Milli

Savunma Bakanlığı Genel Plan ve Prensipler Dairesi

Başkanı Tuğamiral Serdar AKINSEL, Marmaris

Kaymakamı Sayın Cemalettin ÖZDEMİR ve

Marmaris Belediye Başkanı Sayın Ali ACAR’ın yanısıra

Muğla Kıdemli Hakimi, İl Cumhuriyet Başsavcısı, İlçe

Cumhuriyet Başsavcısı, Bodrum, Köyceğiz, Datça,

Ula, Ortaca, Dalaman Kaymakamları, Aksaz Deniz Üs

Komutanlığı ve Güney Görev Grubu Komutanlığında

görev yapan Albaylar, Sahil Güvenlik Ege Deniz

Bölge Komutanı Sahil Güvenlik Kurmay Albay Salih

ASLAN, Marmaris Merkez Komutanı, Muğla İl ve

Marmaris İlçe Emniyet Müdürleri, Bayındırlık ve

İskan İl Müdürü, Gümrük Müdürü, Liman Başkanı,

Deniz Ticaret Odası Başkanı, Marina Müdürleri ve

Yardımcıları ile Birlik personelinin katılımlarıyla

gerçekleştirilmiştir.

Kuruluşundan itibaren yüksek görev bilinci ve özverili

çalışma anlayışıyla Muğla il sınırı sahil şeridi ile

Didim/Aydın sahil şeridini kapsayan sorumluluk

sahasında 2692 Sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı

kanununda belirtilen görevleri, Sahil Güvenlik

Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Ege Deniz Bölge

Komutanlığının emir ve direktifleri çerçevesinde icra

etmektedir.

Sahil Güvenlik Marmaris Grup Komutanlığı aynı

zamanda;

• Bağlı botların personel ve materyal bakımdan her an

göreve/harbe hazır olmasını,

• Görevli personelin yönerge, talimat ve emirler

çerçevesinde yetiştirilmesini, sorumluluk sahası

içinde bulunan askeri, mülki, makamlarla temas,

işbirliği ve koordinede bulunarak görevlerin en

iyi şekilde yapılmasını, Sahil Güvenlik görevleri

planlanması ve icra edilmesini sağlamak üzere görev

yapmaktadır.

Sahil Güvenlik Marmaris Grup Komutanlığı,

Cumhuriyetin temel değerlerine bağlı, Ulu Önder

Atatürk’ün ilke ve devrimlerini, onun fikir ve

düşüncelerini özümsemiş, genç, dinamik ve özverili

personeli ile büyük bir azim ve kararlılıkla kanunlarda

belirtilen görevleri yerine getirmek üzere sorumluluk

sahasında; yeterli sayıda Sahil Güvenlik Botu, Sahil

Güvenlik ve Emniyet Timi (SAGET) Botları , Kıyı

Sularda Emniyet Güvenlik ve Arama Kurtarma

(KEGAK) Botları ve Kontrol Botları ile değişik üs ve

limanlarda konuşlanmıştır.

“Türkiye’nin denizcilik gücü açısından stratejik ve

aynı zamanda en önemli turizm merkezlerinden biri

olan Marmaris’te konuşlu Sahil Güvenlik Marmaris

Grup Komutanlığı, sorumluluk alanı ve sahil güvenlik

görevlerinin yoğunluğu ile kapsamı açısından da

önemli bir yerdedir. Deniz turizmi ve balıkçılık

gibi ülke menfaatlerini destekleyen faaliyetlerinin

kontrolünün yanı sıra, en başta insani ağırlıklı

bir görev olan arama kurtarma, Kardak Adaları

gibi egemenlik haklarımızın korunması; göçmen,

sualtı kültürel varlık ve tarihi eser, elektronik eşya,

uyuşturucu, içki vb. malzeme kaçakçılığı gibi yasa

dışı faaliyetlerin önlenmesi görevleri açısından da

Sahil Güvenlik Marmaris Grup Komutanlığı hassas

bir bölgede bulunmaktadır. Türkiye’nin denizciliğe

ve denizlere hak ettiği önemi vermeksizin ve köklü

bir deniz kültürüne sahip olmaksızın gelişmiş bir

ülke olamayacağı hepimizce bilinen bir gerçektir.

Tarihsel süreç içerisinde, kendisine gereken önemi

verip ilgi gösterenlere güç, güvenlik ve huzur getiren

denizlerin, onu ihmal edenleri her dönemde toprak

hatta onur kaybı ile cezalandırıldığı da akıldan

çıkarılmamalıdır. Bu bilinçle Sahil Güvenlik Marmaris

Grup Komutanlığı Sahil Güvenlik Kanunu’nda

belirtilen görevleri en iyi şekilde yapma gayretindedir.

Denizci bir ülke olmamız için de denizlerimizin etkin

olarak kullanılması ve denizlerde güven, emniyet ve

huzur ortamının eksiksiz olarak sağlanması şarttır.

Sahil Güvenlik Marmaris Grup Komutanlığı olarak

görevimiz; insanların denizlerde güvenliğinin, can ve

mal emniyetinin sağlanmasıdır.

Yüce Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ilke ve

devrimlerine ve Cumhuriyetin temel değerlerine

yürekten bağlı güzide personeli ile, Sahil Güvenlik

Marmaris Grup Komutanlığı, denizlerimizde

insanların aklına ilk gelecek, korkulan değil, sevilen,

güven veren ve saygı duyulan, örnek Komutanlık

olma hedefi doğrultusunda azim ve kararlılıkla

ilerlemektedir.

Bütün çalışmalarımızda Atatürk ilke ve devrimleri,

dün olduğu gibi bugün ve yarın da rehberimiz

olacaktır. O’nun bitmek tükenmek bilmeyen çalışma

azmi ve engin vatan sevgisi örneğimiz olacak,

gücümüzü ise yüce milletimizin daima var olan

güveninden alacağız.

Değişim ve gelişimde öncü, denizlerimizde güven

veren, etkin ve saygın bir Sahil Güvenlik Komutanlığı

olma vizyonu ve deniz yetki alanlarında ulusal

ve uluslararası hukuku etkin kılmak, can ve mal

güvenliğini sağlamak olan misyonunun bilincinde

olan Sahil Güvenlik Marmaris Grup Komutanlığı

personeli kendisine verilecek her türlü görevi

gerçekleştirme azim ve kararlılığındadır.”

11

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007


12

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

GÜRCİSTAN ZİYARETİ

[ Hazırlayan ] TCSG-307 Komutanlığı

Üç gün boyunca aralıksız esen ve hızı zaman zaman

liman içinde 30-35 Kts’ye varan, kimi zaman karayel,

kimi zaman Hopa’ya özgü yerel Galaş Rüzgarı, ertesi

gün başlayacak olan Gürcistan seyri öncesi bizi az da

olsa tedirgin etmiyor değildi.

Ancak 28 Mayıs sabahı güvertede seyir için yaptığımız

son hazırlıklar esnasında duyduğumuz limandaki

kuşların sesi ve yüzünü gösteren güneş pırıl pırıl bir

günün habercisiydi. Bir önceki gece Sahil Güvenlik

Komutanımızı gemimizde ağırlamanın vermiş

olduğu mutluluk ve heyecanla manevra yerlerimize

geçerek avara zamanını beklemeye başlamıştık.

Güvertedeki personelin gemiye aldığı son halatla

beraber duyduğumuz vatan düdüğü bize 4 gün

sürecek olan Türkiye Cumhuriyeti ile Gürcistan

Hükümeti arasında, iki ülke Sahil Güvenlik/Sınır

Polis Teşkilatları arasındaki dostluk ve işbirliğini

geliştirmek, karşılıklı eğitim ve bilgi alışverişinde

bulunmak ve Gürcistan Sahil Güvenlik Botları ile

birlikte Fiili Arama Kurtarma Tatbikatı’nı icra etmek

maksadıyla yapılacak liman ziyaretlerinin intikal

safhasının başladığını hatırlatıyordu.

Hopa Limanı’ndan avara ederken, gönüllerimizi

ülkemizi en iyi şekilde temsil edecek ve tanıtacak

olmanın heyecanı sarmıştı. Tüm gemi personelinin

gözlerinde, henüz 4 ay önce teslim aldığı bot ile

beraber yurt dışı görevinde bulunacak olmanın haklı

gururu okunmaktaydı.

Bu duygular içerisinde Gürcistan’daki ilk ziyaret

limanımız olan Poti’ye intikale geçtik. Gürcistan

karasularına girdiğimizde bizi bir Gürcistan Sahil

Güvenlik Botu karşıladı ve Poti Limanı’na kadar

bize refakat edeceğini bildirdi. Yaklaşık 3 saatlik bir

seyrin ardından Poti Limanı’na aborda olduk. Aborda

olduğumuz rıhtımda Türk bayrağının tokada olması

bizi çok etkiledi. Bizi karşılayanlar arasında Gürcistan

Sahil Güvenlik Dairesi Başkanı Tümgeneral David

GULUA, Gürcistan Sınır Politikaları Daire Başkanı

Bayan Eka GIGAURI, Gürcistan Sahil Güvenlik Dairesi

Harekat Başkanı Alb. Merab GANUBIA, T.C. Batum

Başkonsolosu Kazım ÇAVUŞOĞLU, T.C. Tiflis Silahlı

Kuvvetler Ataşesi Tuğgeneral Yüksel ÖZTEKİN,

T.C. Gürcistan Kara Ataşesi İsth. Kur. Yb. Sefer ACAR

ve Dz.K.K. danışmanı Dz. Kur. Kd. Yzb. İbrahim

YASSIKAYA vardı.

Geminin aborda olmasının ardından gemimizde

verilecek kokteyl için 1 saatlik bir süre kalmıştı.

Personelimizin üstün gayreti ve işbirliği sayesinde

kokteyl hazırlıkları rekor sayılabilecek bir sürede

tamamlandı. Güverte üzerine kurduğumuz standlara

ülkemizi ve Karadeniz’i tanıtıcı broşürleri koyduk

ve afişleri bordalara astık. Kokteyl esnasında lastik

botun üzerine koyduğumuz LCD televizyonu

dizüstü bilgisayarımıza bağlayarak Sahil Güvenlik

Komutanlığını ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan

temin ettiğimiz Türkiye’yi tanıtıcı klipleri gösterdik.

Güzel organize edilen kokteyl, hem gemi personelinin

hem de davetlilerin beğenisini topladı. Kokteyle

iştirak edenlerin gemimize duydukları hayranlık ise

çok açık bir şekilde farkediliyordu.

Sahil Güvenlik Komutanımız Tümamiral Can

ERENOĞLU kokteyl bitiminde Gürcistan

makamlarını resmi ziyaret maksadıyla gemimizden

ayrıldı ve Batum’a intikal etti. TCSG-307 için ise 28

Mayıs günü faaliyetleri sona ermiş ve bir sonraki gün

icra edilecek olan tatbikat öncesi toplantıya hazırlık

çalışmaları başlamıştı. Tatbikatın Arama Kurtarma

safhası ile ilgili kısmının planlaması ve icrası Türk

Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın sorumluluğundaydı.

Aynı günün akşamında Gürcistan Sınır Polis Başkanı

Tümgeneral Badri BITSADZE ev sahipliğinde

Batum’da verilecek resmi akşam yemeğine Gemi

Komutanımız ve motorcu astsubayımız iştirak etti.

Yemek esnasında küçük öğrenciler tarafından Kafkas

ezgilerinin sergilendiği folklor gösterisi gerçekten

görülmeye değerdi.

29 Mayıs sabahı Dadiani Sarayı’na düzenlenecek gezi

için bize bir adet minibüs tahsis edilmişti ve bu geziye

gemimizden 10 personel iştirak edecekti. İlk defa bu

ülkeyi gezecek olan personelin heyecanı gözlerinden

okunmaktaydı. Gezi esnasında ülkelerinin gelir

seviyesinin çok düşük olduğu, buna karşın Gürcistan

halkının Türkiye hakkında olumlu düşüncelerinin

olduğu ve ABD’nin yardımından dolayı onlara karşı da

sempati duydukları açıkça görülmekteydi.

Öğleden sonra ise Gürcistan Sahil Güvenlik

personeli ile 30 Mayıs’ta icra edilecek Fiili Arama

Kurtarma Tatbikatı ve Manevra eğitimlerinin

koordinasyonu maksadıyla Poti’de yapılan toplantıya

Gemi Komutanımız, II.Komutanımız ve Telsiz

Astsubayımız iştirak ettiler.

Toplantının ardından artık Poti’den ayrılma vakti

gelmişti. 29 Mayıs akşamı, ertesi gün icra edilecek

Türkiye-Gürcistan Fiili Arama Kurtarma Tatbikatı’na

iştirak etmek maksadıyla Poti’den avara edip

Batum’a intikale geçtik. Bu intikal esnasında ertesi

gün birlikte eğitim icra edeceğimiz Gürcistan Sahil

13

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007


14

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

Güvenlik Botları’ndan birinin personeli de bize eşlik

etti. Yaklaşık 1 saatlik bir seyrin ardından Batum’a

intikal ettik. Batum’da gemimizin aborda olduğu

yer şehrin merkezi olan yolcu iskelesi idi. Aborda

olurken sahilde büyük bir kalabalık gemimizi ve bizi

hayranlıkla izliyordu. Gözlerinden ve tavırlarından bir

Türk Sahil Güvenlik Botu’nun şehirlerini ziyaretinden

duydukları büyük memnuniyet anlaşılıyordu.

O akşam Batum dışında San Sachino Restorant’ta

verilecek resmi akşam yemeğine gemi komutanımız ve

motorcu astsubayımız iştirak etti. Biraz şehir dışında

ancak doğa ile iç içe olan bu mekan oldukça güzeldi.

30 Mayıs sabahı ise artık görev ve eğitim zamanıydı.

Sabahın erken saatlerinde başlayan limandaki

hareketlilik ve Gürcistan basın mensuplarının yoğun

ilgisi gözümüzden kaçmamıştı. Sahil Güvenlik

Komutanımız ve Gürcistan Sahil Güvenlik Dairesi

Başkanı Tuğgeneral David GULUA’nın tatbikatı

gemimizden izleyecek olmaları taşıdığımız

sorumluluğu bir kat daha arttırmaktaydı. Gürcistan

basın mensupları ise Türkiye’nin Kafkaslar

bölgesindeki öneminin farkında olduklarından Sahil

Güvenlik Komutanımız ile röportaj yapabilmek için

adeta birbirleri ile yarış içindeydiler.

Limandaki hazırlıkların tamamlanmasını müteakip

kalabalık bir heyetle beraber Batum limanından

avara ederek randevu noktasına intikale geçtik.

Tatbikatın başlangıcında Batum ve Poti’den çıkan

Gürcistan Sahil Güvenlik Botları ile beraber taktik

manevra eğitimleri icra ettik. Sonrasında eğitim

maksatlı yardım talebinde bulunan Gürcistan

Sahil Güvenlik Botu’na yüksek süratimizin de

avantajı ile kısa sürede ulaştık. Bahse konu gemiyi

yedeklemeyi müteakip üzerlerine aborda olarak

yardım taleplerine karşılık verdik. Senaryo dahilinde

gemimizin baş üstünden denize düşen bir personel

için derhal roledeki ilgili personelin mevkilerini

alması ile beraber denize düşen personeli kurtarma

faaliyetine başladık. Balık adam kıyafetli yüzücü

kurtarıcı personelimizin kısa sürede denize düşen

yaralıyı kurtararak gemimize getirmesi ve güverte

üzerinde yapılan ilk müdahaledeki koordinasyon hem

gemimizdeki Gürcistan Sahil Güvenlik personelini

hem de tatbikatı izleyen basın mensuplarını oldukça

şaşırtmıştı. Sahil Güvenlik Komutanımız Tümamiral

Can ERENOĞLU, Gürcistan Sahil Güvenlik Dairesi

Başkanı Tuğgeneral David GULUA’yı gemimiz

hakkında her konuda bilgilendiriyor, sistemleri

kullandırıyor, ilk defa TCSG-307’ye monte edilen

ASELSAN imali Stabilize Makineli Tüfek Platformu

(STAMP)’nun özelliklerini ve avantajlarını anlatıyor,

Tuğgeneral David GULUA’ya bu sistemle elektrooptik

olarak Gürcü botlarına kilitleme yaptırıyordu.

Gürcü Komutan da botumuzu çok beğendiğini ifade

ediyordu. Sahil Güvenlik Komutanımız bu botlardan

çok memnun olduğumuzu, Gürcistan’ın da alması

halinde etkinliğinin artacağını, hatta fırsat olursa

bugünlerde Batum’da olacağı söylenen Gürcistan

Devlet Başkanına da botu gezdirmelerinin yararlı

olabileceğini söyledi. (Sahil Güvenlik Komutanımızın

bu önerileri etkili olmuş ki, Türkiye’ye döndükten

2 ay sonra Gürcistan aynı tip bot almaya karar

vermiş ve botları imal eden Yonca ONUK Tersanesi

ile sözleşme imzalamış.) Bu eğitimin ardından yine

taktik manevra eğitimleri icra ederek Batum limanına

döndük. Batum yolcu iskelesine halatlarımızı verip

Sahil Güvenlik Komutanımızı ve Gürcistan Sahil

Güvenlik Dairesi Başkanı Tuğgeneral David GULUA’yı

gemimizden uğurlarken üzerimizde tatbikatı başarılı

bir şekilde icra etmenin haklı gururu vardı.

Aynı gün öğleden sonra gemimiz halkın ziyaretine

açıldı. Özellikle Gürcü gençlerin gemimize olan ilgisi

ve gemimizin köprüüstünü gördüklerinde duydukları

hayranlık gözlerinden okunmaktaydı.

Bu arada personelimiz için de yarım gün de olsa

Batum’u gezme ve görme fırsatı doğmuştu. İki vardiya

halinde tüm personelimizin Batum’u görmesini

sağladık. Kimi sevdiklerine hediyelik bir şeyler almaya

çalışıyor kimi ise ilk defa ziyaret ettiği bu şehri tanıma

hevesindeydi. Şurası bir gerçekti ki Batum ilk gün

ziyaret ettiğimiz Poti’den çok daha gelişmiş, yolları

ve binaları çok daha düzgün ve düzenli bir kent

görünümündeydi. Bir Türk şirketinin inşa ettiği ve bir

gün önce açılan Batum hava limanı sayesinde şehrin

çok daha önemli bir konuma geldiğini ve İstanbul’dan

Hopa’ya gidecek insanlarımızın artık vizesiz olarak

önce Batum’a uçacaklarını ve oradan da 20 dakikalık

karayolu yolculuğu sonrasında Hopa’ya ulaşacaklarını

öğrendik.

Akşam ise Karadeniz’de Amasra’dan Hopa’ya kadar

bu güne dek yenilgi yüzü görmeyen takımımız ile

Gürcistan Sahil Güvenlik personelinden oluşan

takım arasındaki dostluk futbol maçı sonucunda 5-3

yenildik ve namağlupluk ünvanımızı Gürcistan’da

kaybettik. Maçta Gürcistan takımı büyük bir hırsla

oynamıştı. Bunun nedenini ise maçtan sonra

öğrendik: Gürcistan takımı eğitimden gelmişti ve

yenilirlerse ceza alacaklarından dolayı çok hırslı ve

sert oynamışlardı. Nihayetinde bu bir dostluk maçıydı

ve maçın sonunda dostluk kazandı.

31 Mayıs sabahı Batum’dan avara ederken içimizde

ülkemizi en iyi şekilde temsil etmemizin haklı gururu

ve mutluluğu, Hopa Limanı’na girerken ise gözlerde

Türkiye’ye gelmiş olmanın heyecanı vardı. Liman girişi

esnasında yokluğumuzda Hopa’da görev yapan TCSG-

63’ün VHF’ten hoşgeldiniz dilekleri içimizi ısıtmıştı.

Kısa ama dolu dolu geçen 4 günlük bu serüven Hopa

Sahil Güvenlik İskelesi’ne aborda olmayı müteakip

sona ermişti.

15

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007


16

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

MÜNFESİH TCSG-59

[ Hazırlayan ] TCSG-59 Personeli

Sahil Güvenlik Komutanlığı kuruluşunda ve Mavi

Vatanımız denizlerimizde 16 yıl başarıyla görev yapan

ve 7 Mayıs 2007 tarihinde hizmet dışına ayrılan

TCSG-59’un bayrak indirme töreni 15 Haziran 2007

tarihinde Bayraklı/İZMİR’de icra edilmiştir.

Sahil Güvenlik Ege Deniz Bölge Komutanlığı

koordinesinde icra edilen törene Sahil Güvenlik Ege

Deniz Bölge Komutanı SG Kur. Kd. Alb. Salih ASLAN

ve Bölge Komutanlığı Karargahında görevli personel

iştirak etmiştir.

TSCG-59 TARİHÇESİ

TCSG-59, 9 Kasım 1991 tarihinde Gölcük Tersanesi

Komutanlığında inşa edilmiş olup 31 Aralık 1991

tarihinde Sahil Güvenlik Komutanlığına katılmıştır.

Tam yük deplasmanı 35 ton azami sürati 14 Kts’dir.

Hizmete girişini müteakip Sahil Güvenlik Ege

Deniz Bölge Komutanlığı, Sahil Güvenlik Marmaris

Grup Komutanlığı kuruluşuna alınmış ve Fethiye/

MUĞLA’da konuşlandırılmıştır.

Sahil Güvenlik Komutanlığının 7 Temmuz 2002

tarihli emri gereğince konuş yeri Marmaris/MUĞLA

olarak değiştirilmiştir.

23 Temmuz 2002 tarihinden, hizmete dışına ayrıldığı

7 Mayıs 2007 tarihine kadar Sahil Güvenlik Marmaris

Grup Komutanlığı bünyesinde görev yapmıştır.

HİZMET DIŞINA AYRILIŞ TÖRENİ

Sahil Güvenlik Ege Deniz Bölge Komutanı SG. Kur.

Kd. Albay Salih ASLAN törende yaptığı konuşmada,

özetle şunları söyledi;

“Kıymetli görev arkadaşlarım;

Bugün Sahil Güvenlik Komutanlığımıza 16 yıl hizmet

etmiş olan TCSG-59 botunu uğurluyoruz. TCSG-59’un

Sahil Güvenlik Komutanlığına katılmış olduğu günden

bu yana yapmış olduğu görevler daima saygıyla

hatırlanacaktır. Üzerine düşen görevleri en zor şartlarda

dahi son güne kadar başarıyla yerine getiren TCSG-59’a

güle güle derken TCSG-59’un seçkin personeline yeni

görevlerinde başarılar dilerim.”

Sahil Güvenlik Ege Deniz Bölge Komutanı

SG Kur. Kd. Alb. Salih ASLAN’ın konuşması.

Tören münasebeti ile TCSG-59 Komutanı SG. Sey.

Kd. Bçvş. Alaettin CURA ise üzgün ama gururlu bir

şekilde yaptığı konuşmada şunları söyledi;

“Komutanım ve Değerli Konuklar,

TCSG-59’un hizmet dışına ayrılış törenine hoş geldiniz.

Komutanım; Gölcük Tersanesi Komutanlığı tarafından

inşa edilen TCSG-59 hizmete başladığı 1991 yılından

itibaren bu güne kadar Sahil Güvenlik Komutanlığında

başarıyla hizmet yapmıştır. TCSG-59, 1991-2002 yılları

Gemi Borda Numarasının silinmesi. Bayrağın arya edilmesi.

Sahil Güvenlik Onarım Destek Komutanı

Dz. Alb. Murat ÖZTÜRK’e anı objesinin takdimi.

arasında SG Ege Deniz Bölge Komutanlığı, SG Marmaris

Grup Komutanlığı emrinde Fethiye/MUĞLA’da 2002

2007 yılları arasında Marmaris/MUĞLA’da görev

yapmıştır.

Sahil Güvenlik Komutanlığının 7 Mayıs 2007 tarihli

emri ile hizmet dışına çıkarılan ve 15 Haziran 2007’de

sancağı arya edilecek olan gemimizde görev yapmış

personele huzurlarınızda teşekkür eder bundan sonraki

yaşamlarında sağlık mutluluk ve başarılar dilerim.”

17

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007


18

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

SG Ege Deniz Bölge Komutanı, SG Marmaris Grup Komutanı ve TCSG-59 Komutanlığı Personeli.

“BİR YARIMI KAYBETTİM”

2006 yılı Astsubay atama emri ile Bot Komutanı

olarak atandığım TCSG-59’un gönlümde ayrı bir

yeri vardır. Henüz Kıdemli Üstçavuş rütbesinde

iken, ilk Bot Komutanlığı tecrübesini geçici

görevle de olsa yaşadığım bota tayin olmuştum.

Hem mutlu hem de gururlu idim. O bot ki

senelere meydan okurcasına vakurlu bir duruşla

beni karşılamıştı. Havuz bakımı için İzmir’de

bulunduğumuz Nisan 2007 ayı beni üzen

aylardan biri idi. Çünkü aynı havayı teneffüs

ettiğim geminin hizmet dışına ayrılacağını

öğrenmiştim.

Bayrak indirildiğinde sanki en yakınımı,

dostumu, sevdiğimi, yarımı kaybetmiştim.

SG. Sey. Kd. Bçvş. Alaettin CURA

“NE OLDUĞUNU ANLAMAMIŞTIM!”

TCSG-59’da Porsun Er olarak görev

yapmaktayım. Her seyir dönüşü paslı yerleri

lostra, boya yapar halatları elden geçirir, geminin

dış netasını en iyi şekilde komutanımın ikazına

fırsat vermeden yapardım. Bende bu sanki

bir çocuğun bisikletine gösterdiği ilgi ve sevgi

gibiydi. Yaptığım işten zevk duyuyordum. Ta ki

bayrak indirme töreninde bana verilen borda

numarasını silme görevine kadar. O zamana

kadar ne olduğunu anlamamıştım. Tören

bittiğinde kıç üstünde ağlıyordum.

Porsun Er Burak SİYAM

TCSG-59 SON PERSONELİ

SG Sey. Kd. Bçvş. Alaettin CURA KOMUTAN

Mot. Bçvş. Neşat HIZLI BAŞÇARKÇI

Uzm. Çvş. Muhterem YILDIZ SERDÜMEN

Uzm. Çvş. Fahri SEVİNÇ MOTORCU

Dz. Er Aydın Ali PARLAK AŞÇI

Dz. Er Burak SİYAM PORSUN

Dz. Er Usuret DOYRANLI MOTORCU

Dz. Er Eser KAYA TOPÇU

Sahil Güvenlik Ege Deniz Bölge Komutanı SG Kur. Kd. Alb.

Salih ASLAN’a gemi resminin takdimi.

Sahil Güvenlik Marmaris Grup Komutanı SG. Kd. Bnb.

Zafer SAĞLAM’a anı objesinin takdimi.

HELİKOPTER İLE YAPILAN

GÖREVLERDE BALIKÇI TEKNELERİNİN

HAVADAN TESPİT ve TEŞHİSİNDE

KARŞILAŞILAN ZORLUKLAR

[ Hazırlayan ] Ali ÖZTÜRK | SG Kd. Yzb.

Yurdumuz, Karadeniz, Marmara Denizi, Ege Denizi

ve Akdeniz ile çevrili bir yarımada ülkesidir. Bu

görünümüyle aslında bir ada devletinden farklı bir

görüntü vermemektedir.

Deniz sınırlarının bu kadar uzun ve deniz hayatının

bu denli çeşitli olduğu bir ülkede, geçimini engin

maviliklerden kazanan insan sayısının da çok fazla

olması doğal bir sonuçtur.

Gerçekten de ülkemizde milyonlarca kişi hayatını

denizden yani denizin onlara sağladığı nimetlerden

kazanmaktadır. Balıkçı tekneleri, geçim kaynakları

deniz olan insanlarımızın kullandığı en önemli

avlanma araçlarıdır. Bir avlanma aracı olarak görülen

balıkçı tekneleri aynı zamanda onların çoğu zaman

evleri, çoğu zaman arkadaşları ve ne acıdır ki bazen de

bu dünyada gördükleri son şeyleri olmaktadır.

Her biri farklı amaçlar için yapılmış ve her biri farklı

özellikler taşıyan bu balıkçı tekneleri, balıkçılık ile

uğraşan insanları tehlikelerden korumayı ve can

emniyetlerini arttırmayı hedefleyen, hem uluslararası

kurallar hem de ulusal yasalar ile belirli standartlara

getirilmiştir.

Toplum hayatındaki diğer tüm kurallar gibi

balıkçılıkla ilgili kurallar da, faaliyetlerini kurallara

uygun şekilde yürüten, namuslu insanları korumak;

amaçları yasa dışı yollardan haksız kazanç elde

etmek isteyen kötü niyetli kişileri de caydırmak

ve gerektiğinde haklarında yasal işlem yapmak

maksadıyla ortaya konmuş kurallardır.

Ülkemizde, yakın geçmişe kadar balıkçı teknelerinin

kontrolü ve can emniyetleri sadece su üstü unsurları

ile sağlanmakta olduğundan yürürlükteki tüm

19

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007


20

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

kurallar bu duruma göre belirlenmiş durumdadır.

Denizde zor durumda kalan balıkçı teknelerine

gerekli yardım elinin uzatılabilmesi veya yasa

dışı faaliyetlerde bulunan teknelere gerekli yasal

işlemlerin yapılabilmesi için, öncelikle yerlerinin

bilinmesi ve tespit edilebilmeleri gerekmektedir.

Bunun sağlanabilmesi için gerekli olan fiziki

gereklilikler sırasıyla şunlardır

Plakalar: 1380 Sayılı Su Ürünleri Kanuna göre

tekneler için verilen ruhsat numaraları, plaka

olarak görülebilecek bir şekilde tekneye takılmak

zorundadır. Tekne ruhsat tezkeresinde belirtilen

kodlama işaretleri gemi isminin altına, güverte

üzerine ve teknenin sevk ve idare edildiği kapalı

bölümün üzerine havadan görülebilecek şekilde

yazılmalıdır. Aynı zamanda bu yazılar uzaktan

görülebilecek büyüklükte ve hiçbir şekilde su

çizgisinin altında olmamalıdır.

Yazılarda büyük harf kullanılacak, avcılık esnasında

kullanılan av araç ve gereçleri plakaların görülmesini

engellemeyecektir.

Işıklar ve İşaretler: Boyları 50 metreden kısa

olan balıkçı tekneleri her biri iki mil mesafeden

görülebilecek silyon, borda, pupa, ve yedekleme

fenerleri yakmalıdır. Ayrıca, trol ağları ile avcılık

yapmakta olan balıkçı tekneleri üstteki yeşil alttaki

beyaz renkte olan dikey bir doğru üzerinde bulunan

ve ufkun her tarafından görülür iki fener veya

tepelerden bitişik iki koni, boyu yirmi metreden kısa

olan tekneler ise bir sepet gösterecektir.

Trol çekmek dışında balıkçılık ile uğraşan tekneler

ise; üstteki kırmızı, alttaki beyaz renkte olan ve dikey

bir doğru üzerinde bulunan, ufkun her tarafından

görülür iki fener veya dikey doğrultuda ve tepeleri

bitişik iki koni gösterecek, boyu yirmi metreden kısa

olan bir tekne bu şekil yerine, bir sepet gösterecektir.

Sahil Güvenlik Hava Komutanlığı, keşif ve karakol

görevleri kapsamında, denizlerimizde havadan

helikopterler ile denetleme ve kontrol görevi de

icra etmektedir. Yakın bir gelecekte bu denetimler

uçaklarımızın da devreye girmesi ile daha da

verimli ve geniş alanlara yayılacaktır. Bu durum,

balıkçı teknelerinin havadan daha rahat ve kolay

bir şekilde tespit ve teşhis edilebilmesi gerekliliğini

doğurmaktadır. Özellikle helikopterler ile yapılan

kontrol ve denetimlerde teknelerin tespit ve

teşhisinde çeşitli zorluklar ile karşılaşılmaktadır.

Bilindiği gibi bir suç tespit edildiğinde en önemli

unsur işlenen suçun güvenilir kanıtlar ile ispat

edilebilmesidir.

Avrupa Birliğine entegrasyon sürecinde olan

ülkemizde yapılan yasal değişiklikler nedeniyle

mahkemeler tarafından, işlenen suçlara işlem

yapılabilmesi için özellikle görüntülü kayıtlara çok

önem verilmektedir.

Helikopterlerimizin en önemli ve faydalı

özelliklerinden birisi de gündüz ve gece kayıt

yapabilen sistemler ile donatılmış olmasıdır. Yasa

dışı bir faaliyette bulunan bir tekneye helikopter

tarafından suçüstü yapılması esnasında, ismi ve

özellikle plaka numarası tespit edildiğinde, teknenin

cezai yaptırımdan kurtulması imkansızdır.

Bununla birlikte çoğu balıkçı teknesi kanun ve

yönetmeliklerde belirtilmesine rağmen plakalarını

ve tekne isimlerini standartlara uygun yerlere

ve uygun boyutlarda yazmamaktadırlar. İsim ve

plakaların teknelerin üst güvertelerine ve havadan

görünebilecek bir şekilde yazılması helikopter

tarafından tespit edilmesinde en büyük faydayı

sağlamaktadır. Teknelerin alabandalarında, baş

omuzluklarında veya kıç aynalıklarında yazılı olan

isim ve plakaların okunabilmesi için helikopterlerin

özellikle gece karanlık şartlarda deniz seviyesine çok

yaklaşması gerekmektedir. Çok düşük irtifalarda

yapılan bu işlemler hem uçuş harekatını daha riskli

hale getirmekte hem de yapılan görüntü çekimlerinin

kalitesini olumsuz yönde etkilemektedir.

Özellikle gece yapılan görev uçuşlarında, yasa dışı

faaliyette bulunan teknelerin tespit ve teşhisi risk

katsayısını daha da arttırmaktadır. Gece yapılan

görüntü çekimlerinde isim ve plakaların görülebilmesi

için özellikle yukarıdan bakıldığında plaka

numarasının, kolayca okunabilecek büyüklükte ve

renkte, güverte veya köprüüstüne yazılması, üzerinin

herhangi bir donanım veya eşya ile kapatılmaması;

okunabilmesi için plaka numarasını gösterir ve

aşağıya doğru bakan bir ışık ile aydınlatılması

gerekmektedir.

Bu şekilde yapılacak bir düzenleme ile helikopter uçuş

harekatı çok daha emniyetli hale geleceği gibi aynı

zamanda teknenin kimlik bilgisi de çok kısa zamanda

kayıt esnasında tespit edilebilecektir.

Bu konuda mevzuatta yapılacak küçük bir düzenleme

ve buna uygun hareket etmeyenlere uygulanacak

yaptırımların caydırıcı hale getirilmesi ile uçuş

harekatı ile ilgili riskler azaltılmış olacağı gibi iş yükü,

zaman ve maliyet konularında tasarruf sağlanacağı

düşünülmektedir.

Sahil Güvenlik Helikopter Filo Komutanlığı; halen

envanterinde bulunan helikopterler ve uçucu

personeli ile Karadeniz’den Akdeniz’e kadar deniz

yetki ve ilgi alanlarımızda özveri ile görev icra

etmektedir

İcra edilen bu görevler esnasında özellikle yasa dışı

faaliyetlerde bulunan teknelerin tespit ve teşhisi

önemli görevlerinin başında gelmektedir. Ancak bu

görevlerin etkili bir şekilde icra edilebilmesi bu yazıda

belirttiğim kurallara titizlikle uyulmasına ve takibine

bağlıdır. Özellikle teknelerin havadan teşhis ve tespit

edilebilmesini kolaylaştıran tedbirlerin alınması

her tekne sahibinin sorumluluğu, bu tedbirlerin

alınmasının takibi tüm sorumlu birimlerin görevi

olmalıdır. Yapılan kontrollerde bu husus her zaman

akılda bulundurulmalı ve namusu ve alın teri ile

geçimlerini kazanan vatandaşlarımızın aralarına sızan

ve aynı zamanda onların ekmek kapılarına en büyük

darbeyi vuran kötü niyetli kişilerin yakanlanması

ve gerekli cazalara çarptırılmasının ne denli önemli

olduğu hiçbir zaman unutulmamalıdır.

21

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007


22

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

SESSİZ KALMA veya SESSİZ KALMA!

[ Hazırlayan ] Fatih ALP | Dz. Kd. Ütğm.

Çalışanlar, yenilikçi ve yaratıcı düşüncenin kaynağı

olduğu halde, genellikle kurumu ile ilgili görüş

ve fikirlerini üstleriyle konuşmakta isteksiz

davranmaktadırlar. Sessiz kalma; Yrd.Doç.Dr.

Ayşehan YAZICI’ nın Önce Kalite Dergisi, ARALIK

2006 sayısındaki “Örgütlerde Sessiz Kalma” başlıklı

yazısında belirttiği üzere; tüm kurum ve kuruluşlarda

yaygın bir davranış olmasına rağmen bu konuda çok

az çalışma vardır. Hatta bu nedenle batmış bir çok

şirket ya da çökmüş bir çok kurum hatta yıkılmış bir

çok ülke ve medeniyet bulunmaktadır.

Çalışanların karşılaştığı sorunları veya sahip oldukları

endişeleri dile getirmek yerine sessiz kalmayı tercih

etmesi ve bu kişilerin çokluğu kurumlarında hiç

istenmeyen sonuçlara neden olabildiği gibi taşıdıkları

anlam da farklı olabilir. Sessizlik, genelde mevcut

durumun kabullenilmesi gibi anlaşılsa da, mevcut

durumu onaylamama anlamına da gelebilir. Ya da

sessiz kalan kişi ya da toplulukların bir fikrinin

olmaması gibi görünse de, herhangi bir fikir veya

bilginin gün ışığına çıkmaması, bu nedenle de gizli

kalması anlamına da gelebilmektedir.

Sessiz kalma veya sessizlik, kelime olarak anlamından

da anlaşılacağı üzere içinde neleri barındırdığı

belli olmayan bir muammadır ve içinde neleri

barındırdığını tespit etmek zordur, bu nedenle de

yorumlanması kolay değildir. Yukarıda belirtildiği

gibi, geleneksel anlamda onaylama anlamına

gelmesine karşın son yıllarda duygusal bir davranış

olarak muhalefet anlamına da gelmektedir. Bu aynı

zamanda kişilerin veya toplulukların her türlü bilgi

ve düşüncesini, bunun içinde yenilikçi ve yaratıcı

düşünceler de dahil, bilinçli olarak esirgemesi

anlamına da gelir. Bu durum, kendisini yeniliğe ve

gelişime adamış yöneticilerin en çok dikkat etmesi

gereken konulardan biridir. Bu duruma neden olan

sebepleri belirleyerek, sebepleri ortadan kaldırmaya

çalışmak; çalışanların sessiz kalmamalarını

sağlayacak, böylece yenilikçi ve yaratıcı fikirler

ortaya çıkmaya başlayacaktır. Çözümlenemez gibi

görünen bir çok soruna etkili ve pratik çözümler

bulunduğu gibi performans artımında temel bir

faktör olan motivasyonun süratle arttığı somut

olarak görülecektir. Bu işleyiş zincirleme bir reaksiyon

gibidir. Bu ivmeyi yakalayan kurumların gelişmesi ve

kalkınması kaçınılmaz olup karşısına çıkan engelleri

de aşması kolaylaşır.

Herhangi bir sorunu çözerek sorundan anlık

kurtulmak yerine sorunun sebebini ortadan

kaldırarak soruna köklü bir çözüm bulmak

felsefesinden yola çıkarsak; öncelikle sessiz kalmaya

neden olan sebepleri belirlemek gerekir. Çünkü

çalışanların sessizliğini, “sorunlarınızı neden

söylemiyorsunuz?” veya özlü bir deyiş ile “Derdini

söylemeyen derman bulamaz” gibi söylemlerle

ortadan kaldıramazsınız. Öncelikle sessizliğe

neden olan sebepleri ortadan kaldırmaya çalışmak

gerekmektedir. Nedenler ortadan kalktığında

çalışanların sessiz kalmamaları sağlanmış olacak,

böylece yenilikçi ve yaratıcı fikirler ortaya çıkmaya

başlayacaktır. Yenilikçi ve yaratıcı fikirlerin ortaya

çıkması ise, çözümlenemez gibi görünen birçok

soruna etkili ve pratik çözümlerin bulunması

demektir. Sorunların süratli ve etkileyici şekilde

çözümlenebildiği kurumlarda performans da ivmeli

şekilde artar ve bu artış somut olarak görülür. Bu

işleyiş, zincirleme bir reaksiyon gibidir. Bu ivmeyi

yakalayan kurumların gelişmesi ve kalkınması

kaçınılmaz olup karşısına çıkan engelleri aşması da

kolaylaşır.

Sessiz kalmaya neden olan etkenler; kişilere,

kurumlara, yönetim şekillerine göre hatta kültürlere

göre farklılıklar gösterebilir. Ancak bu sebepler, temel

olarak iki başlık altında toplanabilir.

1. Yöneticilerin Baskısı:

Baskı, sivil ve askeri olmak üzere tüm kurum ve

kuruluşlarda olması kaçınılmaz bir unsurdur. Bu

baskı yapılması şart olan ve kuralları değişmeyen iş ve

görev anlamında kararında olmak şartıyla muhakkak

olması gereken bir unsurdur. Buna karşın yenilikçilik

ve yaratıcılık anlamında ise, kanunlar ve teamüller

dahilinde, kesinlikle olmaması gereken bir unsurdur.

2. Çevre ve Ortamın Tepkisi:

Yeniliğe açık olmayan veya mevcut durağan ortamın

prim verdiği kişiler ve topluluklar yenilikçi fikirlere

tepki gösterirler. Çünkü bu tür fikirler, ortamın

gelişmesine neden olacak, gelişen ve değişen ortamda

herkes değişmeye mecbur olacaktır. Bu da durağan

kişi ve toplulukların daha çok çalışmasına yani

rahatlarının bozulmasına neden olacaktır. Yeniğe

karşı çıkılan ortamları, yeniliğe kasten karşı çıkanlar

ve yenilikçiliğin faydalarını bilmeyenlerin cehaletten

dolayı karşı çıkmaları olarak ikiye ayırabiliriz. Yeniliğe

kasten karşı çıkanların yöneticiler tarafından,

yasaların verdiği yetkilerle bertaraf edilerek etkisiz

hale getirilmeleri biz zorunluluktur. Çünkü bu

tür kişilerin kanser hücresi gibi diğer kişileri de

zehirleme ihtimali vardır. Yenilikçi ve yaratıcı fikirlere

bilgisizlikten dolayı karşı çıkanlar ise eğitim ve

telkinler ile önce bilgi sahibi edilmeli,

daha sonra ise artan motivasyon ve

somut iyileştirmelerin de görülmesiyle

yenilikçi ve yaratıcı bireyler ve


24

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

toplumlar haline getirilmelidir.

Sessiz kalmaya neden olan bu iki temel sebep,

eğitimle ve uygulamalar ile ortadan kalkabilir.

Ama ne kadar eğitim alırsanız alın ya da tüm

uygulamaları somut olarak yaşasanız da sessiz

kalmak veya uygun şekilde sesiniz duyurmak yani

fikirlerinizi açıkça ifade edebilmek kişinin kendi

özgüveni ve kapasitesi ile de doğru orantılıdır.

Özgüven ve kapasite kendi gücünüzün ve bilginizin

farkına vardığınızda ortaya çıkacak özelliklerdir.

Yöneticilerin resmi olarak güç sahibi olduğu, ancak

onların ve kurumunuzun başarısında sizin de

payınızın olduğu unutulmamalıdır. Alışılmış klasik

davranışlar sergilemek yerine doğru ve kaliteli

davranışlar sergilenmelidir. Alışılmışın dışında doğru

ve kaliteli davranışlar sergilemek cesaretli kişilerin

uygulayabileceği bir davranış biçimidir. Doğru bir

davranış sergilediğinizde, yalnız olmayacağınız

ve sizden yana tavır sergileyecek kişilerin olacağı

düşünülmeli ve bu düşünceden güç alınmalıdır.

Sorunların çözümünde Behçet Necatigil’in “Ya

Çaresizsiniz, ya çare sizsiniz, Ya ümitsizsiniz, ya

ümit sizsiniz.” dörtlüğünde belirtilen ana fikre göre

davranmanın uygunluğu açıkça ortadadır.

Sonuç olarak ya sessiz kalmayı tercih edeceksiniz, ya

da “SESSİZ KALMA!..” yı kendinize ilke edineceksiniz.

Görülen yanlışlıklar ve hatalar karşısında sessiz

kalanların rahat ve huzurlu gibi görünen yaşamlarının

sanal ve geçici olduğu kaçınılmaz bir gerçektir.

Yenilikçi ve yaratıcı fikirler üreten, bunları uygun

yöntemlerle ifade eden, değişime ayak uyduran

değil, değişimi kendisi yaratan ve yöneten kişi ve

kurumların izlediği yol bellidir. Sahil Güvenlik

Komutanlığı, bu yola 2006 yılında girmiş olup bu

yolun adını da tam bu yola uygun olarak “Yenilikçi

ve Yaratıcı Yönetim Projesi” olarak belirlemiştir.

Benzer projeler ile gerek özel kurum ve kuruluşların,

gerekse kamu kurum ve kuruluşlarının dünya

çapında başarılara imza attıkları gerçeğinden yola

çıkarsak bu projenin Sahil Güvenlik Komutanlığı

için kaçırılmaması gereken bir fırsat olduğunu

unutmamalı, bu projeye inanmalıyız.


Ben Akdeniz Fokuyum

BENİ KORUYUN!

[ Yazı ve Fotoğraflar ] Tahsin Ceylan


... Akşam yıldızı, kıpkızıl batı göğünde kaybolmuş. Adaların kayaları kapkara kesilmiş. Çok

tuhaf bir akşammış o. Yani her akşamki gibi değil. Deniz çıldırasıya fosforluymuş. Sandalın

pruvasında fosfor parlıyormuş. Kürekler, denizde geniş yakamoz daireleri çiziyormuş.

Küreklerden düşen her damla, su değil, ışık damlasıymış. Selim Dede, böylesi fosforu ömründe

görmemiş. Hey! Gecenin böylesi parayla satın alınabilir miymiş hiç? Adanın doğu kısmındaki

mağaraya ulaşmış, gece serin olduğu için kayığı demirlemiş, mağaranın ağzındaki kumlara

yatıp uykuya varmış. Büyük bir deniz şıpırtısıyla uyanmış. Donuk ışıkta birçok fokun mağaraya

girdiğini görmüş. Mağaranın kumlarının üzerine gelince, foklar gövdelerindeki kürk derilerini

çıkarmışlar. O kürklerin altında Selim Dede ne görmüş beğenirsiniz? Tıpkı bizim gibi insan

değiller miymiş? Erkekleri denizin yanına, dişilerse mağaranın daha içlerine uzanıp uykuya

varmışlar. Babamın dedesi - adının Selim Dede olduğunu söyledik a - hiç ses çıkarmamış.

Ta yanı başında uyuyan kızın başucuna bıraktığı kürk derisini yavaşça almış, köşesine getirmiş

kumların altına gizlemiş. Şafağın ağartısıyla beraber foklar uyanıp derilerini giydikten sonra,

birer ikişer denize açılmışlar. Yalnız, Selim Dede’nin derisini çaldığı kız yok mu, o işte derisini

ararmış tararmış, bulamayınca da öteki foklara - onu da beraberlerinde alsınlar diye - yalvarıp

yakarmış, ama foklar kulak asmamışlar. Deniz kızı içli içli ağlamaya koyulmuş. Deniz kızı çok

güzelmiş, saçları ocakta harıl harıl yanan pırnal aleviymiş, gözleri iki durgun mavi göl, bacakları

çift akan gür pınarın sularıymış sanki. Selim Dede tatlı tatlı konuşmuş, onu avutmuş. Selim

Dede fok kızı ya da deniz kızını kayığıyla köye (Dangır) götürmüş. Evlenmiş onunla. Kızdan iki

nur topu gibi çocuk olmuş.


28

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

Selim Dede, kızın kürk kaputunu evinin taban

tahtalarının altına gizlemiş. Ama eski olduğu için

tahta kırılmış. Kadın kaputunu görünce, alıp deniz

kıyısına koşmuş. Orada deriyi giyince, yallah denize

dalmış. Geceymiş. Selim Dede arkasından koşmuş,

ama açılmakta olan kızdan kendisine doğru bir yıldız

kayıyor sanmış. Yıldız değil, Selim Dede’nin kızla

evlendiği zaman kızın parmağına taktığı gümüş

yüzükmüş. Kız hızla uzaklaşmış, uzakta ay ışığında

kaybolmuş deniz kızı. Yalnız geceleyin iki kez kıyıya

gelmiş. Kıyıda oynayan çocuklarını öpmüş. Çocuklar

söylermiş. Selim Dede, babama hep “Sakın fokları

öldürmeyin. Çünkü onlar bizim gibi insanlardır,

deniz yoldaşlarımızdır” dermiş. Babam çocukmuş,

Selim Dede bunları anlatırken. Dedesi, babama yemin

ettirmiş fokları öldürmeyeceğine. Babam dedesinin

söylediklerine hep inanırmış.”

Bizden daha eski Akdeniz’li olan Akdeniz Foku’nu

anlatmaya, Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir

Kabaağaçlı’nın 1930’lu yıllara ait balıkçı hikayelerini

anlattığı Deniz Gurbetçileri adlı eserinden anlamlı ve

beni hep duygulandıran bir alıntı yaparak başlamak

istedim.

Bu Akdenizliyi ne kadar tanıyoruz ve yaşam hakkına ne

kadar saygılıyız?

Akdeniz foku (Monachus monachus), yeryüzünde

yaşamakta olan en nadir canlı türleri arasında yer

almaktadır. Yaşam alanında korunmasıyla ilgili olarak

Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) öncülüğünde

dünya ülkelerinin birçoğunda özel koruyucu kanunlar

çıkartılmıştır. “Nesli ileri derecede tehlike altında”

olan türler arasında ilk sıralarda yer almaktadır.

Akdeniz Fokunun bugün bilinen yaşam alanları;

Türkiye ve Yunanistan kıyıları, Maderia Adaları,

Moritanya ve Batı Sahra kıyılarıdır. En yoğun

gözlendigi alan ise Türkiye ve Yunanistan kıyıları

olup, bu alanlarda 300-400 bireyin yaşadığı tahmin

edilmektedir. Ülkemizde sadece 50 civarında bireyin

yaşadığı ifade edilmektedir. Yeryüzündeki tüm

nüfusun ise 500-550 civarında olduğu sanılmaktadır.

Bilim adamlarının büyük bölümü yaşamın denizlerde

başladığını, daha sonra bazı türlerin evrimsel

değişimlere bağlı olarak karasal hayata geçtiklerini,

bazı türlerin ise tekrar denizlere döndükleri

konusunda fikir birliği içerisindedirler. Bu canlılar

arasında deniz memelilerinin önemli bir grup

oluşturduğu ve Akdeniz Foku’nun da bunlardan biri

olduğu belirtilmektedir. Latince adı keşiş ya da yalnız

anlamına gelen (Monachus monachus) Akdeniz

Foku, Fok ailesinin en büyük üyelerindendir. Boyları


30

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

2-4 metre arasında değişmekte, ağırlıkları ise 400

kilograma kadar ulaşabilmektedir. Toplam ömürleri

tam olarak bilinmemekle beraber 40 yaşını aşan

bireylere rastlanmıştır.

Akdeniz Foku bir deniz memelisidir. Besinini

denizden temin eder ve denizde çiftleşir, ancak

doğurmak, dinlenmek, uyumak, yavrularını

büyütmek ve güneşlenmek için karaya gereksinim

duyar. Bu nedenle kıyısal alanda yayılım gösterirler.

Nesillerinin tehdit altında olmalarının en önemli

nedeni de kıyı şeritlerinin insanoğlunun istilasına

sürekli maruz kalmasıdır. Artan insan baskısı

sonucu günümüzde foklar, daha çok insanların

ulaşamadıkları mağaraları yaşam alanı olarak

seçmektedirler. Akdeniz Foku’nun kullanabileceği ve

içerisinde yavrulayabileceği mağara sayısının sınırlı

olması, bu türün üremesini de sınırlamıştır. Bu da

eşlerin çiftleşmek için birbirlerine rastlama olasılığını

azaltmış ve türün çoğalma hızını düşüren bir faktör

olmuştur.

Ekolojik olarak hızla fakirleştiğimizi de düşünürsek

denizlerde azalan besin, fokların da besin teminini

zorlaştırmaktadır. Yeterli besin bulamaması da yine

bir diğer tehdit unsurudur fok için.

Akdeniz Foku iyi bir dalıcı olarak da bilinmektedir.

100 metreden daha sığ derinliklerde avlandığı tahmin

edilmektedir. Besin olarak balıklar başta olmak

üzere, özellikle dibe bağımlı yaşayan hayvanları

tercih eder. Ahtapot, sübye, kalamar gibi kafadan

bacaklılar ve hatta böcek, istakoz ve yengeç gibi

canlılarla da beslendiği bilinmektedir. Balıkçılar

deniz kestanelerini de yediklerine tanık olmuşlardır.

Fokların avladıkları balıkları havada sallayarak iç

organlarını temizledikten sonra yedikleri de yapılan

gözlemler arasındadır.

Zaman zaman balıkçıların ağlarından da besinini

sağladığı gözlemlenmiştir. Ağlara zarar vermesi ise

bazen hayatına mal olmuştur.

Akdeniz Fokları genellikle Ağustos - Kasım ayları

arasında doğum yaparlar. Doğum yapacakları

mağaraları korunaklı olmaları açısından daha özenle

seçerler. Bebek fok yaklaşık dört ay boyunca annesi

tarafından emzirilir. Daha sonra anne fok, yavrusunu

yüzme ve beslenme konularında eğitir. Akdeniz Fokları

dört yaşından sonra üreme yeteneği kazanırlar.

Nesli tehdit altında olan canlılar ile ilgili listeye,

ülkemizde sürekli ilaveler gerçekleşmektedir. Akdeniz

Foku’nun yanı sıra neredeyse bütün Türkiye’nin

tanıdığı deniz kaplumbağası (Caretta caretta), orfoz

(Epinephelus marginatus), deniz atları (Hippocampus

spp.), mersin balıkları (Acipenser spp.), kılıç balığı

(Xiphias gladius), afalina (Tursiops truncatus) ve

banyo süngeri (Spongia officinalis) ciddi boyutta

yok olma baskısı altındadırlar. İlk bitkilerin denizde

oluştuğu, kara bitkilerinin de evrim yoluyla deniz

bitkilerinden türediği, bunlardan 60 kadarının tekrar

denizlere geri döndüğü bilinmektedir. Deniz eriştesi

ya da bilimsel adını deniz tanrısı Poseidon’dan alan

Posidonia oceanica da deniz hasretine dayanamayan

kara kökenli deniz bitkilerindendir ve bugün onun da

nesli tehlike altındadır.

“Bugün oluşturulan görüntüler ile geleceğe bir kayıt

taşıma” ifadesini biz sualtı fotoğrafçıları özellikle

sıkça kullanıp dururuz. Bu veya aynı temaya eşdeğer

kavramları sıkça kullanmamızın nedeni sanırım hızla

yok edilen doğamızdan bir şeyleri salt görüntü olarak

kaçırabilmenin telaşı ve tedirginliğidir.

Akdeniz Foku, tükenme sınırına ulaştığı için 1968

yılından bu yana uluslararası antlaşmalarla koruma

altına alınmıştır. Bu antlaşmalara taraf olan ülkelerden

biri de Türkiye’dir (Bern Antlaşması 1979) . Ülkemizde

Akdeniz Foku’nun korunması ile ilgili en yoğun çalışma

Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF), ODTÜ Deniz

Bilimleri Enstitüsü ve T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı

desteği ile AFAG (Akdeniz Foku Araştırma Grubu)

tarafından yapılmaktadır. Foça’da başlayan çalışmalar

Mersin sahillerini de içine alarak genişletilmiştir.

Ülkemizdeki toplum bilincinin bu alanda artması, Sahil

Güvenlik Komutanlığı başta olmak üzere, belediyeler

ve diğer kurumların da özverili çalışmalarıyla

gerçekleşmiştir. Şimdilik, geriye kalan Akdeniz Fokları,

mağaralarında biraz daha rahat uyuyabilmektedir. Ve

hepimiz için mutlak bir gerçek vardır ki o da “Akdeniz

Fokunu korumak, Akdeniz’i korumaktır.”

31

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007


32

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

AFGANİSTAN KAYNAKLI

UYUŞTURUCU MADDELER

İLE MÜCADELE

[ Hazırlayan ] Berrin GÜRSOY | Kaç. Huk. Mevz. Uzm.

UYUŞTURUCUNUN TANIMI VE TARİHİ

İnsanlık tarihinin başlangıcından itibaren uyuşturucu

maddelerin keyif verici, ağrı giderici, tedavi edici

olarak kullanıldığı bilinmektedir. İyon’larda uyku

anlamına gelen narké sözcüğünden gelen uyuşturucu

kavramı, İngilizce’ye “narcotic” olarak geçmiştir.

1897 yılında kimyager Felix HOFFMAN ağrıları

kesen ve içerisinde ağırlıklı olarak morfin bulunan

bir ilaç üretmiş ve BAYER firmasınca bu ilaca eroin

adı verilerek piyasaya sürülmüştür. İlaç kısa sürede

yaygınlaşıp pek çok ülkeye ihraç edilmiştir. ABD’de

gerekli araştırmalar yapılmış ve ilacın bağımlılık

yaptığı aşırı dozdan ölümlere sebebiyet verdiği

tespit edilerek rapor yayımlanmıştır. 1931 yılında

yasaklanmış, karaborsaya düşmüştür.

AFGANİSTAN’DA DURUM

Yasa dışı afyon üretiminin dünya çapında tek başına

%90’ını karşılayan Afganistan’daki üretim, 2001

yılındaki ciddi düşüşten sonra ivme kazanarak 2002

yılından itibaren sürekli bir artış eğilimine girmiş,

2005 yılında 4.100 ton olan afyon üretimi, 2006

yılında %49 artarak 6.100 tona ulaşmıştır.

2000 yılında 82.171 hektar, 2001 yılında 7.606

hektar, 2002 yılında 74.100 hektar, 2003 yılında

80.000 hektar, 2004 yılında 131.000 hektar, 2005

yılında ise 104.000 hektarlık alanın afyon ekimi için

kullanıldığı BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC)

tarafından yayınlanan 2006 Dünya Uyuşturucu

Raporu’nda belirtilmekte; 2006 yılında ekim

alanının 2005 yılına göre %56 oranında artarak

165.000 hektara çıktığı tahmin edilmektedir.

2001 yılında afyon üretimindeki düşüşün nedeni,

Taliban yönetimi tarafından uygulanan ekim

yasağıdır. Yasağın sebebinin Taliban’ın uluslararası

toplumla entegrasyona yönelik bir çabası olduğunu

söylemek mümkün değildir. Dünya piyasasındaki

arz fazlasından dolayı afyon türevlerinin fiyatları

keskin bir şekilde düşüş göstermiştir. Taliban

yönetimi, 2001 yılında fiyatları yükseltmek için

üretim yasağı koymuştur. 11 Eylül terör olayları

sonrasında ABD’nin öncülüğünde gerçekleştirilen

“Sonsuz Özgürlük” harekatıyla Taliban yönetiminin

iktidardan düşmesi, fakirlik, güçlü bir merkezi

otoritenin olmayışı uyuşturucu madde üretiminin asıl

nedenlerini ortadan kaldırmamıştır. 2001 yılından

sonraki afyon ekim alanlarındaki artışın sebebinin

bundan kaynaklandığı değerlendirilmektedir.

2004 yılında Pakistan’daki 24,5 ton eroin

yakalamasının dünyada yakalanan toplam eroin

miktarının %25’ine, İran’daki 17,5 tonluk eroin

yakalamasının toplam eroin yakalamasının %18’ine,

Türkiye’deki 13,5 tonluk eroin yakalamasının toplam

eroin yakalamasının %14’üne tekabül ettiği; Pakistan,

İran ve Türkiye’den sonra eroin yakalamalarında

başarılı ülkelerin ÇHC (%11), Tacikistan (%5), RF

(%4), ABD (%2) ve İngiltere (%2) olduğu 2006 Dünya

Uyuşturucu Raporu’nda belirtilmektedir.

Afgan halkı haşhaş üretiminden diğer ürünlere

kıyasla çok daha iyi para kazanabilmektedir. Çiftçileri

uzun vadede yasa dışı haşhaş ekiminden vazgeçirecek

alternatif geçim kaynakları yaratılması son derece

önem kazanmaktadır. ABD ve İngiltere tarafından

desteklenen geçici hükümet, her 2.500 m² için 350$

karşılığında çiftçilerin haşhaş ürününü yok etme

girişiminde bulunmuştur. Ancak, bu bedel çiftçilerin

ürünlerini yetiştirmek için yaptıkları harcamayı bile

karşılamamaktadır. Afganistan’daki uyuşturucu

üretim bölgelerinin çoğunda çiftçiler her 2.500 m²

için 3.500$ gelir elde etmektedir. Afganistan, güçlü

bir merkezi hükümete ve vatandaşları için yüksek

kazanç ve iş fırsatları verecek güçlü bir ekonomiye

sahip olmadığı ve halihazırda NATO komutasındaki

uluslararası askeri gücün varlığının, Afganistan’daki

afyon ekiminin azaltılmasına yönelik katkısı zayıf

kaldığı sürece Afganistan’ın dünyadaki yasa dışı afyon

ve türevi madde talebinin büyük kısmını karşılayan

ülke olmaya devam edeceği değerlendirilmektedir. Bu

sorunun çözümü için hem Afgan Hükümeti hem de

uluslararası toplumunun uzun vadeli, çok yönlü ve

yenilikçi yaklaşımları gerekmektedir.

AFGANİSTAN KAYNAKLI UYUŞTURUCU İLE

MÜCADELEDE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ

UNODC, Güneydoğu Avrupa İşbirliği Örgütü

(SECI) ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı

(AGİT) bünyesinde Afganistan kaynaklı uyuşturucu

tehdidi ile mücadele konusunda çok sayıda toplantı

gerçekleştirilmekte ve mücadele kapasitesini

artırmayı amaçlayan kararlar alınmaktadır.

2003 yılında UNODC koordinesinde Paris’te 55

ülkenin katılımıyla Afganistan kaynaklı afyon ve

türevleri kaçakçılığına karşı, uyuşturucu kaçakçılığı

rotaları üzerinde bulunan kritik ülkelerde icra

edilen çalışma grubu toplantılarından oluşan “Paris

Paktı İnisiyatifi” geliştirilmiştir. Afganistan ve Orta

Asya ülkelerinden Avrupa’ya uyuşturucu madde

ticaretinin önlenmesi maksadıyla; Paktın 2003-2006

yıllarını kapsayan birinci döneminin ardından yeni

stratejiler öngören ve daha çok operasyonel işbirliğine

yönelik 2007-2009 yıllarını kapsayan ikinci döneme

geçilmiştir.

Paris Paktı İnisiyatifi’nin 3-4 Ekim 2005 tarihlerinde

İstanbul’da gerçekleştirilen toplantısında, “Afganistan

Kaynaklı Uyuşturucu Tehdidi ile Mücadele Hakkında

Yabancı İrtibat Görevlileri Uyuşturucu ile Mücadele

Topluluğu (FANC)”nun kurulması kararı alınmıştır.

FANC; yabancı uyuşturucu irtibat görevlilerinin bilgi

ve karşılıklı istihbarat paylaşımı için düzenli olarak

bir araya geldiği; yürütme komitesi, başkan, başkan

yardımcısı ve sekretaryadan oluşan yarı resmi bir

topluluktur. Uyuşturucu ile mücadele kapsamında

operasyonel işbirliği, teknik yardım, ikili işbirliği

konularında ve genel iletişim ağında ilerleme

kaydetmek üzere oluşturulmuştur.

ÜLKEMİZ KANUN UYGULAYICI BİRİMLERİNİN

MÜCADELESİ VE YASAL MEVZUAT

18 Temmuz 1932 tarihinde Milletler Cemiyeti’ne

üyeliğin ardından ülkemizde haşhaş tarımı ve

afyonun alım satım işlemleri ile bu maddelerin

kontrolünün Uyuşturucu Maddeler Tekeline

Verilmesine İlişkin Kanun ve 1931 Cenevre Afyon

Sözleşmesi kabul edilmiştir. 1938 yılında bu tekel,

Toprak Mahsulleri Ofisine devredilmiştir.

1938-1971 yılları arasında dünya yasal afyon

pazarının yaklaşık yarısına sahip olan ülkemiz, 1970

yılında dünyadaki yasal olmayan afyon trafiğinden

sorumlu tutulmuş ve bu nedenle ülkemizde 1971

33

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007


34

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

yılında afyon üretimi yasaklanmıştır. 1974 yılında

ise Bakanlar Kurulu tarafından haşhaş ekim yerleri

belirlenerek kontrollü afyon üretimine başlanmıştır.

Bunun üzerine 1981 yılında Afyon İli Bolvadin

ilçesinde kurulan Afyon Alkoloid Fabrikası’nda TMO

tarafından alınan haşhaş işlenerek ihraç edilmeye

başlanmıştır.

Ülkemiz halihazırda dünya afyon ihtiyacını karşılayan

iki geleneksel üretici ülkeden biridir. Bununla birlikte

yasa dışı üretici konumunda bulunmamaktadır.

Ülkemiz, piyasaya yasa dışı giren Afganistan kaynaklı

uyuşturucunun Batı Avrupa’ya geçiş güzergahında

bulunmaktadır. Bu coğrafi konum, ülkemizin önemini

arttırmakta ve ülkemizi uyuşturucuyla mücadelede

etkin bir rol almaya zorlamaktadır. Bu kapsamda hem

yasal hem operasyonel alanda tedbirler alınmaktadır.

“Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya

ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç etmek”,

“Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını

kolaylaştırmak”, “Kullanmak için uyuşturucu

veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek

veya bulundurmak” şeklindeki uyuşturucu madde

suçları TCK’nın 188 ve 191’inci maddeleri arasında

düzenlenmiştir.

Ülkemiz kolluk birimleri (Sahil Güvenlik Komutanlığı,

Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel

Müdürlüğü, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü)

tarafından çok sayıda operasyon gerçekleştirilmiştir.

2005 yılında tüm kolluk birimlerince gerçekleştirilen

794 operasyon sonucunda; 1.581 şüpheli şahıs

tutuklanmış, 8.936 kg eroin, afyon ve baz morfin

AFGANİSTAN’DAKİ AFYON EKİMİNİN

YILLARA GÖRE DEĞİŞİMİ

Afyon ekilen alan (hektar)

ele geçirilmiştir. 2006 yılında gerçekleştirilen

865 operasyon sonucunda; 2.288 şüpheli şahıs

tutuklanmış, 11.303 kg eroin, afyon ve baz morfin ele

geçirilmiştir. Ele geçirilen bu miktarın büyük kısmını

eroin oluşturmaktadır. INCB 2006 Raporu’nda,

ülkemizde afyon yakalamalarının düşüklüğünün

sebebi, afyonun ülke dışındaki gizli laboratuarlarda

işlenerek eroin haline dönüşmesine bağlanmaktadır.

Ülkemize afyon girişinden ziyade eroin girişinin

olması, afyon yakalamalarının düşük olmasına neden

olmaktadır.

2006 Dünya Uyuşturucu Raporu’nda ülkemiz kanun

uygulayıcı birimlerinin, 2004 yılında toplam Avrupa

afyon ve türevi uyuşturucu madde yakalamalarının

%47’si kadar afyon ve türevi uyuşturucu madde ele

geçirdiği ifade edilmektedir. Bu miktar, 13.000 tonun

üzerindedir.

KAYNAKLAR:

1. ŞENER GÜNGÖR VE ALİ KINACI, UYUŞTURUCU VE UYUŞTURUCU MADDELERLE

İLGİLİ SUÇLAR, YETKİN YAYINLARI

2. UNODC 2006 YILI RAPORU

3. INCB 2006 YILI RAPORU

4. www.turkishweekly.net/turkce/makale/php?id=50

SAHİL GÜVENLİK

KOMUTANLIĞININ SU ÜRÜNLERİ

DENETİMLERİNE YÖNELİK

GÖREVLERİ

[ Hazırlayan ] Aynur KARDAŞ HAYIR | Su Ürünleri Mühendisi

Dünyamız sosyo-kültürel ve ekonomik açıdan çok

hızlı değişim göstermektedir. Bununla beraber hızla

artan dünya nüfusunun yol açtığı açlık sorunu,

karadan elde edilen üretim kaynaklarının tükenmeye

başladığı günümüzde dikkatlerin deniz ve iç sulara

yönelmesine neden olmuştur. Su ürünleri, gerek

hayvansal protein açığının giderilmesinde gerekse

beslenme alışkanlıklarının sağlıklı doğrultuda

değiştirilmesinde oldukça önemli bir kaynaktır.

Ancak deniz ve iç sularımızda hızla artan kirlilik

sonucu canlı deniz kaynaklarının yaşam ortamlarının

daralması, birçok türün yokolması, kontrolsüz ve

aşırı avcılık sonucu balık stoklarının yok olmaya yüz

tutması karşısında; suların kirlenmesini önlemek,

üretilmesi düşünülen canlı stokları saptamak,

uygun avlanma metotları, zamanlama ve avlanma

teknolojisini belirleyerek çevreye zarar vermeden

stokları kullanmak her şeyden önce kaynağı

tüketmeden gelecek nesillere aktarabilmek açısından

son derece önemlidir.

Türkiye’de su ürünleri ile ilgili ilk yasal

düzenleme Osmanlı İmparatorluğu zamanında

ve 1800’lü yıllarda çıkarılan “Zabıta-ı Saydiye

Nizamnamesi”dir. Üretim ve destekleme

düzenlemelerinden ziyade koruma ve kontrolü

amaçlayan bu yasa 20. yüzyılın ikinci yarısına

kadar uygulanmıştır. Her ne kadar 1936 yılında

Büyük Millet Meclisinin açış konuşmasında Büyük

Önder ATATÜRK “Deniz ve deniz mahsulleri

önemli bir mevzumuzdur” diyerek su ürünleri

35

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007


36

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

konusunun önemini vurgulamış ise de, bu konuda

1960’lı yılların sonuna kadar önemli bir gelişme

olmamıştır. Ancak 1953 yılında çıkarılan 6118 Sayılı

Kanun ile balıkçılara çevirme, donatım, tesis ve

satış kredilerinin verilmesine ilişkin bazı gelişmeler

sağlanarak bu konudaki ekipmanların gelişmesine

yardımcı olunmuştur.

1970’li yıllara kadar bu mevzuatlarla idare olunan ve

korunmaya çalışılan su ürünleri 1971 yılında 1380

Sayılı Su Ürünleri Kanunu ile günün koşullarına

göre çağdaş bir kalıba sokulmuş, zaman içerisinde

bir takım düzenlemeler yapılarak günümüze kadar

gelmiştir.

Günümüzde su ürünleri mevzuatı ile ilgili getirilen

düzenlemelerin yasal takip ve kontrolünün kimler

tarafından yapılacağı 1380 Sayılı Su Ürünleri

Kanunu’nun 33. maddesinde belirtilmiştir. Buna

göre; Tarım ve Köyişleri Bakanlığı teşkilatında ve

Bakanlığa bağlı su ürünleri ile ilgili teşekküllerde su

ürünlerinin, deniz ve içsuların koruma ve kontrolü ile

görevlendirilen personel ile Sahil Güvenlik, Emniyet,

Jandarma, Gümrük, Orman Muhafaza Teşkilatı

Mensupları, Belediye Zabıtası Amir ve Mensupları,

Kamu Tüzel Kişiliğine Bağlı Muhafız, Bekçi ve

Korucular ile Emniyet ve Jandarma Teşkilatının

bulunmadığı yerlerde Köy Muhtarı ve İhtiyar Heyeti

üyeleri gibi kurum ve kuruluşlar denetimle yetkili

kılınmıştır.

Bu kurum ve kuruluşlar 1380 Sayılı Su Ürünleri

Kanunu ve bu kanuna istinaden getirilen yasaklardan

dolayı bu kanun kapsamına giren suçlar hakkında

zabıt tutanağı tutmak, suçta kullanılan av araçlarını

zapt ederek adli mercilere teslim etmek ve idari para

cezası kesmekle yetkilidirler.

Su ürünleri koruma hizmetleri, Tarım ve Köy İşleri

Bakanlığının Teşkilat ve Görevlerine İlişkin 441 Sayılı

Kanun Hükmünde Kararname uyarınca merkezde

Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğünce, illerde il

müdürlüklerine bağlı kontrol şubelerince ve ilçelerde

ilçe müdürlükleri tarafından yerine getirilmektedir.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca, su ürünleri ile ilgili

yasak ve sınırlamaların takip ve kontrolü; kontrol

tekneleri ile denizde ve iç sularda, ürünün karaya çıkış

noktalarında, balıkhanelerde, su ürünleri işleme ve

değerlendirme tesislerinde, balıkçı barınak ve çekek

yerlerinde, toptan ve perakende satış yapılan yerlerde,

soğuk ve donmuş muhafaza depolarında, tüketim

merkezlerinde ve ihraç kapılarında yapılmaktadır.

13 Temmuz 1982 tarih ve 2692 Sayılı Sahil Güvenlik

Komutanlığı Kanunu ile de 1380 Sayılı Su Ürünleri

Kanunu’na aykırı hareket edenleri izlemek, önlemek,

suçluları yakalayarak gerekli işlemleri yapmak görevi

Sahil Güvenlik Komutanlığına verilmiştir. Sahil

Güvenlik Komutanlığı, tüm denizlerimizde, sahip

olduğu mevcut altyapı ve olanaklar bakımdan Su

Ürünleri Kanunu’nun uygulanmasında önde gelen bir

kurumdur.

Sahil Güvenlik botları yaptıkları kontrollerde, balıkçı

teknelerini; su ürünleri ruhsat tezkerelerini, ağ göz

açıklığı, avlanma alan ve zamanı, avcılık türüne

göre gerekli teknik koşular, avlanma derinliği,

minimum avlanma boyu, seyir defteri yönlerinden

denetlemektedirler.

Sahil Güvenlik Komutanlığı, ülkemizin canlı deniz

kaynaklarının korunması kapsamındaki görevlerini,

sadece denizde yasaların uygulanması ile sınırlı

tutmayıp, periyodik aralıklara balıkçılarımızın

bilinçlendirilmesi amacıyla Balıkçılık Bilgilendirme

Toplantıları düzenlemektedir. Bu toplantılarda

balıkçılarla denetim görevlileri arasında karşılıklı fikir

ve bilgi alışverişine zemin yaratılmakta, balıkçıların

dilek ve şikayetleri dinlenerek sorunların tespit

edilmesine ve çözümlenmesine yönelik çalışmalara

olanak sağlanmaktadır.

Ülkemiz üç tarafı çevreleyen denizleri ve zengin iç su

varlığı ile büyük su ürünleri potansiyeline sahiptir.

Bu nedenledir ki, kaynaklarımızı aşırı avcılıkla tahrip

etmeden verimli şekilde işletmek, ekonomik değeri

yüksek olan su ürünlerimizi korumak ve stoklarımızı

geliştirmek büyük önem taşımaktadır.

Getirilen bütün düzenlemelerin başlıca amacı,

kendi kendini yenileyebilen bir kaynak olan su

ürünleri stoklarından çekilen fert sayısı kadar yeni

ferdin stoka ilave edilmesine imkân tanımaktır.

Bu ise ancak konulan yasak ve mükellefiyetlerin

titizlikle ve etkili bir şekilde kontrolü ile mümkün

olacaktır. Aksi halde yumurtlama döneminden

önce ya da yumurtlama olgunluğuna erişmemiş

fertlerin avlanması, stokların tahribatına neden olup,

sürdürülebilir avcılığı tehlikeye sokmakta, hatta bazı

türler yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır.

Su ürünleri stoklarının korunması, ekonomik

türlerin geliştirilmesi, uygun avlama teknolojisinin

kullanılmasının sağlanması, böylece su ürünleri

üretiminin artırılması koruma kontrol hizmetlerinin

temel amacıdır.

KAYNAKLAR:

1. ÇAKMAK,S., ÇOLAK, H., SU ÜRÜNLERİ MEVZUATI VE YAPTIRIMLAR AÇISINDAN

DEĞERLENDİRİLMESİ, TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI KORUMA VE KONTROL

GENEL MÜDÜRLÜĞÜ, ANKARA

2. SU ÜRÜNLERİ SEMPOZYUMU, EGE ÜNİVERSİTESİ SU ÜRÜNLERİ YÜKSEK OKULU,

İZMİR

3. http://www.kkgm.gov.tr

4. DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI, 2001, 8’İNCİ BEŞ YILLIK KALKINMA PLANI ÖZEL

İHTİSAS KOMİSYONU RAPORU, DPT YAYINLARI NO: 2575-ÖİK: 588

37

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007


TCSG-307 ve HOPA

[ Hazırlayan ] TCSG-307 Komutanlığı

Yonca Onuk A.O. Tersanesinde inşa edilen TCSG-307, 1 Kasım 2006 tarihinde denize

indirilmiş, 26 Ocak 2007 tarihinde yapılan geçici teslim protokolü ile hizmete girmiştir.

TCSG-307, 12 Şubat - 2 Mart 2007 tarihleri arasında Yıldızlar Suüstü Eğitim Merkezi

Komutanlığında İntibak Eğitimi’ne tabi tutulmuş ve 14 Nisan 2007 tarihinde Sahil Güvenlik

Trabzon Grup Komutanlığı bağlısı olarak Hopa/Artvin limanına konuşlandırılmıştır.


40

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

Geminin boyu 35,6 m olup eni 6,7 m’dir. Geminin

azami sürati 46 knot, iktisadi sürati ise 30 knot’tır.

Ana makineleri 3650 Hp, MTU 16 V 4000 M 90’dır.

TCSG-307 Komutanlığı tarafından 2007 yılında,

göreve başladığı 14 Nisan 2007 tarihinden itibaren

85 gemi/tekne kontrolü yapılmış ve bunlardan 12

tanesine yasal işlem uygulanmıştır.

28 - 31 Mayıs 2007 tarihleri arasında Poti ve Batum

liman ziyaretleri ile Türkiye-Gürcistan Fiili Arama

Kurtarma Tatbikatı icra edilmiştir.

COĞRAFİ YAPI, NÜFUS, İDARİ YAPI, TARİH

Hopa, Doğu Karadeniz Bölgesi’nin doğu bölümünde

yer alır. İlçenin doğusunda Gürcistan Cumhuriyeti,

batısında Arhavi, güneyinde Borçka ve kuzeyinde

Karadeniz bulunmaktadır. İlçenin Gürcistan

Cumhuriyeti’ne geçişin sağlandığı Sarp Sınır Kapısı’na

uzaklığı 18 km, Artvin il merkezine uzaklığı ise 65

km’dir. Hopa, Trabzon-Rize-Artvin-Ardahan-Kars-

Erzurum ve Gürcistan Cumhuriyeti’ni birbirine

bağlayan uluslararası karayolu üzerinde bir kavşak

konumundadır. Nisan 2007 ayında Karadeniz Sahil

Yolu’nun açılması ile beraber Hopa-Rize arası 1

saate, Hopa-Trabzon arası 2 saate inmiştir. Hopa, il

genelinde nüfus artış hızı (1990-2000’e göre) %o 5,43

ile en yüksek olan ilçe konumundadır. İlçenin toplam

nüfusu 32.584’dür. İlçe merkezi nüfusu 15.445,

köy nüfusu ise 17.139’dur. Belde belediyesi olan

Kemalpaşa’nın nüfusu 4.238’dir. İlçenin yüzölçümü

289 km², nüfus yoğunluğu ise km 2 başına 154 kişidir.

İlçenin merkez ve Kemalpaşa Beldesi ile 29 köyü

bulunmaktadır. Hopa, Karadeniz Bölgesi’nin tipik

yerleşim karakteri olan dağınık yerleşim özelliklerini

taşımaktadır.

Hopa ilçesi ve çevresi, 1490-1512 yıllarında Yavuz

Sultan Selim’in Trabzon Valiliği sırasında Osmanlı

Devleti’ne katılmıştır. 1509 yılında bugün sınırlarımız

dışında kalan Gönye Kalesi’nin fethi ve Sancak

haline getirilmesi ile Hopa bu Sancağa bağlanmıştır.

Lala Mustafa Paşa tarafından 1578 yılında fetih

sonucu merkezi Ahıska olmak üzere Çıldır eyaletinin

kurulması ile bu eyalete bağlanan Hopa, 1829 yılında

Çarlık Rusyası ile imzalanan Edirne Antlaşması

sonucu Ahıska’nın bu ülkeye verilmesi sonrasında

Trabzon eyaletinin bir sancağı olan Batum’a

bağlanmıştır.

1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi neticesinde Kars ve

Ardahan’la birlikte Hopa, Kemalpaşa bucağına kadar,

Batum dahil olmak üzere Ruslara bırakılınca, Hopa

ve çevresi 1878 yılından itibaren Rize Sancağına

bağlanmıştır. 1883 yılında ilçe teşkilatı kurulduktan

sonra 1. Dünya Savaşı’nda 23 Şubat 1915 tarihinde

Ruslar tarafından işgal edilmiştir. 31 Mart 1917

tarihli Brest-Litovsk Antlaşması ile Hopa, milli

sınırlarımıza dahil olmuştur.

Hopa, 1936 yılına kadar Rize iline bağlı iken bu

tarihten sonra Artvin iline bağlanmıştır. Bu tarihte

3 bucağı ve 71 köyü bulunmakta iken, bu bucaklardan

Fındıklı, Hopa’dan ayrılarak 1 Ocak 1948 tarihinde

ilçe olmuştur. Daha sonra da 1 Haziran 1954’te

Arhavi bucağı da Hopa’dan ayrılarak ayrı bir ilçe

haline getirilmiştir.

Hopa’nın bugünkü adı Yavuz Sultan Selim tarafından

verilmiştir. Kendisi, Trabzon’da vali iken Batum

sancağını ele geçirmek üzere düzenlediği seferde

Hopa’nın arkasında bulunan dağlarda konaklar ve bu

dağlardan sahil şeridinde bulunan şehre, Acemce’yi

iyi bildiğinden bu dilde “güzel” anlamına gelen

Hop ismini koyar. Hop ismi günümüzde Hopa’ya

dönüşmüştür.

Hopa’da genelde çay ve fındık üretiminden elde edilen

gelirin yanı sıra Sarp sınır kapısından gerçekleştirilen

ithalat ve ihracat nedeniyle ticari faaliyetler

hızlanmış, beraberinde bölgeye ekonomik yönden bir

rahatlama getirmiştir.

EĞİTİM VE ÖĞRETİM, KÜLTÜREL YAPI

Okur yazar oranının yüksekliği, nüfusun dışa

dönüklüğü ilçenin sosyal seviyesini yükseltmiş,

çaydan ve sınır ticaretinden elde edilen kazancın

artması, her türlü yeniliğin ilçeye girmesine neden

olmuştur. İlçe merkez ve köylerinde günün getirdiği

her türlü yenilikler yadırganmadan kullanılmaktadır.

Yörede ağalık ve şeyhlik gibi özellikler

bulunmamaktadır.

Yöre halkı, Karadeniz insanının tipik özelliklerine

sahiptir. Genellikle horon türünde olan ilçe folkloru

Karadeniz bölgesinin genel özelliklerini taşımaktadır.

Gerek köylerde gerek merkezde kamu hizmeti veren

kurum ve kuruluşların hizmet binaları ve lojmanları

büyük oranda tamamlanmıştır.

41

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007


42

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

Coğrafi yapısından kaynaklanan oluşumdan dolayı

özellikle kırsal kesimlerde çok dağınık yerleşim

birimleri görülür. Arazinin engebeli oluşumu yerleşim

alanlarının dağınık olmasına neden olmuştur.

İklimden kaynaklanan nem oranının diğer bölgelere

göre çok yüksek oluşu halkın konutlarını neme

dayanıklı ahşap binaların inşasına yöneltmiştir.

Ancak, teknolojik imkanların gelişmesiyle beraber

betonarme yapılara kayma eğilimi göze çarpmaktadır.

Günümüzde kırsal yerleşim alanlarında eskiden

gelme alışkanlıklardan serenderli, ahırlı, çatılı, ahşap

yapılı yapılar az da olsa görülür. Özellikle köylerinde

haneler arasındaki mesafeler hayli fazladır. Bu durum

komşuluk ilişkilerinden çok arazilerin kendine

mahsus yapılarından dolayı ortaya çıkmıştır. İki katlı

inşa edilen ahşap binalar günümüzde yerlerini köyler

de dahil çok katlı betonarme yapılara terk etmektedir.

Hopa’da her yıl temmuz ayının ilk haftasında

Kaymakamlık ve Belediye Başkanlığınca organize

edilen Hopa Kültür, Sanat ve Deniz Festivali

düzenlenmektedir. Festival etkinlikleri kapsamında

çeşitli sanatsal, sportif ve kültürel etkinlikler

düzenlenmektedir.

EKONOMİK YAPI

İlçenin işlenebilir tarım arazilerinde, iklim yapısına

uygun olan çay, fındık, mısır, turunçgiller, kivi, kara

üzüm yetiştiriciliği yapılmaktadır. İlçenin arazi yapısı

makineli tarımın yapılması açısından son derece

sınırlı imkan tanımaktadır.

İlçe genelinde ticari anlamda hayvancılık gelişmiş

değildir. Büyük ve küçükbaş hayvancılık, kümes

hayvancılığı, arıcılık genellikle aile tüketimine yönelik

olarak yapılmaktadır. Balıkçılık, ilçe ekonomisinde

önemli bir yere sahiptir.

İlçede sanayi tesisi olarak 1 adet çay fabrikası, TEİAŞ’a

ait 1 adet termik santral, ETİ Bakır İşletmeleri A.Ş.’ye

ait tesis ve POAŞ Depo İşletmesi bulunmaktadır.

İlçe ekonomisinde son derece önemli yeri olan ve

her türlü liman hizmetinin verilebileceği altyapıya

sahip, özel sektör tarafından işletilen Hopa Limanı;

Doğu Karadeniz’in doğu sınırında Gürcistan

Cumhuriyeti’ne geçişin sağlandığı Sarp sınır kapısına

15 kilometre uzaklıkta ve yaklaşık 100.000 m 2 ’lik alan

üzerine kuruludur.

Hopa Gümrükleri Başmüdürlüğü işlemleri; Hopa

Liman sahasında görev yapan Hopa Gümrük

Müdürlüğü ile Sarp sınır kapısında faaliyet

gösteren Sarp Gümrük Müdürlüğü birimlerince

yürütülmektedir. Sarp gümrük sahasında mevcut

birimler arası koordinasyon Sarp Mülki İdare

Amirliğince yürütülmektedir. Sarp sınır kapısı

hizmetleri farklı birimlere bağlı toplam 134 personel

ile verilmektedir.

Batum Uluslararası Havaalanı’nın Türk

vatandaşlarınca da kullanımı için Dış Ticaret

Müsteşarlığınca imzalanan anlaşmanın

onaylanmasına ilişkin yasa tasarısı, Mart 2007’de

TBMM’de kabul edilmiştir. Anlaşma sayesinde,

Gürcistan sınırına yakın bölgelerdeki yurttaşlar

Batum Havaalanı’nı iç hat terminaliymiş gibi

kullanabilecek, Hopa’da kurulacak terminalde çıkış

işlemlerini yaptıran yurttaşlar, özel otobüslerle ve

herhangi bir sınır geçişine tabi tutulmaksızın Batum

Havaalanı’na aktarılacaktır. Aynı şekilde Batum

Havaalanı’ndan Türkiye’ye gelecek yolcuların da

yurda giriş işlemleri Hopa terminalinde yapılacaktır.

Hali hazırda Hopa terminalinin inşasına devam

edilmektedir.

HOPA VE TCSG-307

TCSG-307, 14 Nisan 2007’de Türkiye’nin Gürcistan

sınırındaki bu güzide ilçemizde göreve başlamıştır.

Ülkemizin doğusundaki deniz sınırını korumak,

meydana gelebilecek sınır ihlali olaylarına en kısa

sürede reaksiyon göstermek, Doğu Karadeniz halkına

denizi ve denizciliği sevdirmek maksadıyla denizle

ilgili faaliyet gösteren tüm şahıs ve kurumlarla iyi bir

diyalog içerisinde görevine devam etmektedir.

43

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007


44

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

ERTUĞRUL’UN ANISINA DALIŞ

[ Hazırlayan ] Yılmaz AKYUNUS | Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Başkan Yardımcısı

Kim bilir kimlerin hayallerini süslemişti ERTUĞRUL dalışı. Bize kısmet olması gururların en büyüğü oldu.

Bu yazıyı okurken “Ben de düşünmüştüm, ben de yapabilirdim, tüh be geç kaldık” diyenleriniz olacağını

şimdiden tahmin edebiliyorum. Bu dalışı birileri yapacaktı, yapılmalıydı. Fakat şuna inanıyorum ki, bizim

gerçekleştirdiğimiz, bu dalışı hayal eden herkesin başarısı, herkesin gururudur.

Bu dalışla ilgili plan ve çalışmalarımızın başlangıcı,

oldukça eskilere dayanıyor. Erdoğan’ın iki sene evvel

Japonya’da tahsilde olan bir talebesinden istediği ön

bilgilerin gelmesiyle başladı bütün hikaye.

Önceleri bir turist gibi Japonya’ya gidip dalışı

gerçekleştirmek olarak başlayan düşünceler, zamanla

daha sağlam temellere oturmaya başladı. Bu sadece

iki kişinin başarısı olmamalıydı. Türk sualtı camiasına

mal olmalıydı. Neticede Federasyonumuzun iki

görevlisi olarak bu seyahati ve dalışı gerçekleştirmeye

karar verdik. Dışişleri Bakanlığımız, Tokyo

Büyükelçiliğimiz, Japon Büyükelçiliği ve

Konsolosluğu nezdindeki girişimlerimiz müsbet

netice verdi. Sıra masrafları karşılamaya gelmişti.

Böyle bir seyahatin yüksek bir bedeli olduğunun

bilincindeydik. Daha önceki çalışmalarımda da yakın

ilgilerini esirgemeyen SABAH grubuna açtım konuyu.

Gazete ile aramızdaki bağı kuran kıymetli savaş

muhabiri Bengüç Özerdem eşliğinde ve Sabah’ın

sponsorluğunda gerçekleştirilecekti gezi. SABAH her

zamanki duyarlılığını göstermiş, böylesine anlamlı

bir girişime gerekli desteği sağlamıştı. Sevincimize

diyecek yoktu. İş sadece gidiş gününü kararlaştırmaya

kalmıştı. Erdoğan’ın dersleri, Bengüç’ün seyahatleri,

benim lokantamın işleri derken, geleneksel olarak

şehitlerimizi anma tarihi olan 3 Haziran günü

imdadımıza yetişti. Evet 3 Haziran tarihini içine

alacak bir gezi olmalıydı, oldu da. Hepimiz işlerimizi

bu tarihe göre ayarlayacaktık. Gezi 1 Haziran’da

başlayacak 8 Haziran’da bitecekti.

Hemen son hazırlıklara başladık. Video kameramın

ve fotoğraf makinelerimizin bakımlarını yaptık.

Dalış malzemelerimizi toparladık. Gerekli yerlere

verilecek şiltler ve plaketler yaptırıldı, hediyeler

alındı. Bu arada Ertuğrul’un tarihçesiyle ilgili son

dökümalar toplandı. Seyahat günü gelmişti. Neşe ve

heyecan içinde uçağımıza binip Japonya’nın yolunu

tuttuk. 12 saat süren direkt bir uçuşun sonunda

Osaka Kansai Havaalanı’na indik. Görülmeye değer,

muhteşem bir tesis. Deniz doldurularak inşa edilmiş

bir havaalanı. Kushimoto Belediye Başkanının

bize göndermiş olduğu bilgilerin yardımıyla, bizi

götürecek treni bulup yerleşmemiz çok sürmedi.

Çevremizi hayret ve hayranlıkla seyrederek geçen 3

saatlik yolculuğun neticesinde Kushimoto’ya ulaştık.

Orada bizim için hazırlanmış olan gezi programının

ilk satırında belirtildiği gibi, belediyeye ait bir

minibüs ve bizi karşılamak üzere görevlendirilmiş

personel tren garında bekliyordu. O kadar uzun

bir yolculuğun sonunda karşılaştığımız bu sahne

bizi çok etkiledi ve memnun etti. İngilizce bilen

halkla ilişkiler müdürü Bay Ali Yorio Hamaguchi

ile yaptığım konuşma neticesinde, bizi önce

kalacağımız otele götüreceklerini öğrendik. Otelde

bir müddet istirahatimizden sonra Belediye Başkanı

Bay Kisitani’nin bizi kabul edeceği söylendi.

Otele yerleşmemizden yaklaşık 1 saat sonra aynı

ekip bizi Belediye binasına götürmek için geldi.

Aracımız Belediye binasının bahçesine yanaşınca

şaşkınlığımız son haddine vardı. Binanın önündeki

direğe şanlı bayrağımız çekilmişti. Belediye personeli

ellerinde Türk ve Japon bayrakları olduğu halde

giriş kapısının iki yanına dizilmiş bizi bekliyordu.

Bu sahneyi görünce gözyaşlarımızı tutmakta

epeyce zorlandık. Ben ve Erdoğan kapıdaki bizi

bekleyenlerle el sıkışırken, Bengüç bu gurur

verici tabloyu görüntülemeye başlamıştı bile.

Herkes ile tek tek el sıkıştıktan sonra, Başkanın

bizi makamında beklediğini bildirdiler. Bizleri

kapısında karşılayan Sayın Kisitani her birimizi

Türk adetlerine göre 2 defa öptükten sonra toplantı

masasının etrafında yer gösterdi. Gurur duygusuyla

bezenmiş heyecanım daha da artmıştı. Makam

odasının bütün duvarları Ertuğrul’a ait resim ve

fotoğraflarla süslenmişti. Sehpa ve masaların üzeri

yine Ertuğrul ile ilgili şilt ve plaketlerle doluydu.

Şaşkınlığımız ikram edilen yeşil çay ile biraz olsun

yatıştı. Tercüman vasıtasıyla konuşmaya başladık.

Ziyaretimizden son derece memnun kaldığını

bildiren Başkan, Kushimoto Kasabası, Osima Adası

ve Ertuğrul’un enkazı ile ilgili bilgiler verdi. Bizde

böylesi sıcak karşılamadan ve şahsımıza gösterdiği

hüsnü kabulden ne kadar memnun olduğumuzu,

Japonya’yı çok beğendiğimizi söyleyip ayrıca Japon

insanının bize olan yakınlığından söz edip, dalışı

ne zaman yapabileceğimizle ilgili sorular sorduk.

Bu arada Bengüç de olayları bir haberci gözüyle

değerlendirmekteydi. Bir saate yakın görüştükten

sonra Başkan’ın nazik akşam yemeği davetinde

buluşmak üzere yanından ayrıldık. Lokanta

itina ile seçilmişti. Kendilerine ikram etmek için

götürdüğümüz rakının içilmesinden sonra sohbet

olabildiğince koyulaştı. Geç vakit bizi otelimize

bıraktıklarında Japonlar ile ne kadar çok ortak

yanımız olduğunu düşünüyordum. Program gereği,

ertesi gün Şehitlik, Abide ve Müze gezilecekti.

Dinlenebilmemiz için ziyaret öğleden sonraya

bırakılmıştı. Beraberce bindiğimiz minibüs, önce

bir feribot ile Osima Adası’na geçti. Daha sonra

yaptığımız 5 dakikalık yolculuk neticesinde

ulaştığımız Abide Meydanı’nda ikinci bir duygu

sağanağına tutulduk. Abidenin önünde büyüklü

küçüklü 100 kişiye varan bir kalabalık bizi bekliyordu.

Bu şahısların 107 yıl önce faciadan kurtulan

denizcilerimize büyük destek veren, yardım sağlayan,

onları uzunca bir süre yedirip içiren ve tedavi eden

insanların soyundan geldiklerini öğrenmemiz

uzun sürmedi. Bu seyahatin bu kadar duygu yüklü

olabileceği hiç aklıma gelmemişti. Başkanın bizim

için hazırlattığı özel çelengi, şehitlerimizin aziz

ruhu önünde saygı ile eğilerek, abidedeki belirli yere

yerleştirirken, gözyaşlarımı engellemem imkansız

hale geldi.

Çelenk koyulmasından sonra Başkanın yaptığı anlamlı

konuşmaya, ekibimiz adına duygularımızı ifade eden

bir konuşma ile mukabelede bulundum. Daha sonra

Federasyonumuz adına götürdüğümüz şilt, bayrak,

rozet ve hediyeleri törene katılanlara verdik. Onlar da

çok duygulanmışlardı. Abide önünde topluca fotoğraf

çekilmesinden sonra, hep beraber Türk müzesine

gittik. Buruk bir heyecan içinde gezdiğimiz müzenin

görevlisine götürdüğümüz hediyelerden bazılarını ve

kendimiz adına hazırlattığımız plaketi teslim ettikten

sonra otelimize dönmek üzere yola koyulduk. Yol

boyunca böyle bir vesile ile müzenin bir vitrininde,

bıraktığımız plaket üzerinde ölümsüzleşen Yılmaz

Akyunus, Erdoğan Özarık isimlerini düşünüyordum.

Otelimize geldiğimizde erkenden uyumak üzere

odalarımıza çekildik.

Evet büyük gün gelmişti. Erkenden gelen vasıtaya

bütün malzemelerimizi ve makinelerimizi doldurduk.

45

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007


46

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

Bay Hamaguchi her zaman olduğu gibi bizi yalnız

bırakmamıştı. Giysilerinden, deniz üzerinde de

bizimle beraber olacağı anlaşılıyordu. Feribot

ile tekrar geçtiğimiz Osima Adası üzerindeki

yolculuğumuz bu sefer biraz daha uzun sürdü. 10

dakika sonra adanın Pasifik’e bakan yüzündeki

balıkçı gemilerinin barındığı limana geldik. Araçtaki

malzemelerimizi tekneye yüklerken, çevredeki

balıkçılar anlamadığımız bir takım şeyler söyleyip,

şaşkınlıkla bizi izliyorlardı. Böylesine sert bir havada

denize açılmamızın doğru olmadığını söylüyorlarmış.

Bizim o anki duygularımızı, hangi şartlarla ve ne

kadar uzaklardan böyle bir görev için geldiğimizi

nereden bilebilirlerdi ki? Evet hava oldukça sertti.

Fakat artık bizi hiçbir şey engelleyemezdi. Bu dalışı

kendimize gaye ve görev edinmiştik. Ayrıca iyi bir

havayı bekleyecek zaman ve imkanımız yoktu.

Denize açılmakta oldukça isteksiz olan kaptanımız

işaretimizle beraber tekneyi iskeleden ayırdı. Erdoğan

ile beraber, rehberimiz Bay Minamihata’nın daha

önceden tekneye getirdiği tüpleri sallantıya karşı

yerleştirip sıkıştırırken, Bengüç önceleri çok daha zor

şartlar yaşamış olmanın rahatlığı içinde çalışmasını

sürdürüyordu. Teknenin burnu mendirekten çıkar

çıkmaz dalışın çok zor olacağına karar verdik.

Dalgalar teknenin burnundan aşarak güvertede

eriyordu. Kendimizi sağlama alarak elbiselerimizi

giymeye başladık. Ne de olsa dalacağımız nokta çok

uzakta değildi. Şanlı Ertuğrul’un çarparak battığı

büyük kaya grubunun yakınına geldiğimizde,

Erdoğan ile karşılıklı olarak birbirimizin son malzeme

kontrolünü yaptık. Erdoğan fotoğraf makinesini, ben

de video kameramı alarak, kendimizi rehberimizin

arkasından sırtüstü karanlık sulara bıraktık. 10 m.

derinde nasıl olsa sakindir diye düşünürken, 15 m.

derinde olduğumuzu farkettiğimde su hareketleri

hala devam ediyordu. Rehberimizi takiben 20

metrelere geldiğimizde dip görünmeye başladı.

Dipten sivri çıkıntılar yapan kayaların arasından zig

zaglar çizerek kalıntıları aramaya başladık. Buraya

“black current” adını vermelerinin sebebi daha

iyi anlaşılıyordu. Planktonların, görüş mesafesini

azalttığı yetmiyormuş gibi, dipten kopup gelen dev

yosun yaprakları da önümüzü kesmeye başladı.

Satıhtan beri çalıştırdığım video kameramın

objektifi önüne sık sık takılan yosunlardan birini

daha temizlerken, aniden önümüzde bir köpekbalığı

belirdi. Yaklaşık 4 metre boyundaki balık daha önce

gördüklerimize pek benzemiyordu. İnce ve uzun bir

vücut yapısına sahipti. Kuyruğuna yakın bölgede

de iri yan yüzgeçleri vardı. Hemen kameramı ona

doğru çevirdim. Bizim üç kişi olmamızdan olsa gerek,

seri bir hareketle yön değiştirip uzaklaştı. Daha

başkalarını görmemeyi temenni edip, dibi taramaya

devam ettik. Rehberimizin dibe iyice yaklaşıp belli

bir noktaya doğru gittiğini gördüm. Kameramı

ona doğru yönlendirerek takibe başladım. Dibe diz

çökerek, gelmemizi işaret etti. Çok heyecanlandım.

Gözlerimle Erdoğan’ı aradım. Göz göze geldiğimizde,

onun da heyecanı gözlerinden okunuyordu. Rehberin

yanına geldiğimizde, bulduğumuz parçayı incelemeye

başladık.

Bu cisim geniş metal bir boru idi, yanlarında halkaya

benzeyen parçalar vardı. Cismin, gemiye ait ufak

buhar makinesinin bacası olduğunu anlamamız uzun

sürmedi. İnceleyip, fotoğraf ve filmini çektikten

sonra, çevrede olabilecek başka enkaz parçalarını

aramak için, dibe çok yakın ve dikkatli bir şekilde

dolaşmaya devam ettik. Zaman zaman dipteki kum

ve çakılları eşeleyerek altına bakıyorduk. Bu arayış

20 dakika kadar sürdü. İkinci dalışa hazırlık yapmak

üzere tekneye dönmeye karar verdik. Tekneye

çıktığımızda sevincimize diyecek yoktu. Hemen

gördüklerimizi Bengüç’e anlattık. Gerekli notları

yazdık. Dev dalgalar teknemizi sallamaya devam

ediyordu. Yüzey zamanımızın sonu gelince, kendimizi

tekrar sulara bıraktık. Bu sefer yanımıza Türkiye’den

getirdiğimiz metal Türk Bayrağını ve “Sabah”

plaketini de almıştık. Ben dip durumunu öğrenmiş

olmanın rahatlığı içinde, videoma ilaveten fotoğraf

makinemi de yanıma aldım. Hemen bacaya yönelttik

istikametimizi. Yanına gelince, ilk iş olarak bacanın

etrafında ve içinde bulunan taş ve kumları dikkatli

bir şekilde kazıp tahliye etmeye başladık. Biz bu işi

yaparken video kameramı rehberimiz kullanıyordu.

Böylece çok rahat bir şekilde çalışıyordum. 15

dakika süren çalışmamız neticesinde, bacanın

etrafını 1 m kadar açıp derinleştirmiştik. İçine

de girilebiliyordu. Bu görüntüye beraberimizde

getirdiğimiz bayrak ve plaketi ilave ederek bol bol

fotoğraf ve film çektik. Zamanımız dolmuştu. Tam

tekneye dönmeye hazırlanıyorduk ki, 3 m kadar

uzağımızda bir cismin parladığını farkettik. Yanına

gidip elimize aldığımızda, bunun bir seramik parçası

olduğunu gördük. Ertuğrul’un tarihçesinde anlatılan

ve Japon İmparatorunun bizim Sultan’a gönderdiği

hediyelerden bir parça olmalıydı. Sevincimiz bir kat

daha artmıştı. Bengüç’e ikinci müjdeyi vermek için

sabırsızlanıyorduk. Tekneye çıkar çıkmaz, bir yandan

soyunup bir yandan da olayları anlatırken, Bengüç

çok seri bir şekilde makinesini çalıştırıyordu.

47

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007


48

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

Son dalışımıza hazırlanmak ve yemeğimizi yemek

için limana döndük. Keyfimize diyecek yoktu. Enkaz

kalıntısını bulmuş, plaketlerimizi bırakıp görüntüleri

filme almıştık. Fakat yine de son bir dalış yapıp,

görünürde başka bir parçanın olup olmadığından

emin olacaktık. 3 saat süren beklemeden sonra

tekrar aynı noktaya gidip üçüncü dalışımıza başladık.

Yaptığımız son dalış ne yazık ki müsbet bir netice

vermedi. Geçen uzun yıllar, Pasifik okyanusunun

etkili tayfunu ve her gün 2 defa oluşan med cezir

hareketleri neticesi, enkaz parçaları, kum çakıl ve

kaya parçaları altına gömülmüştü.

Ama herşeye rağmen 534 denizcimizin şehit

olduğu bu kazada batan ‘Ertuğrul’ gemisinin enkaz

kalıntısını bulmuş ve görüntülemiştik. Hayallerimiz

boşa çıkmamış, emeklerimiz ziyan olmamıştı.

Yoğun duygular içinde tekneye dönerek son

görüntüleri filme aldık. Tarihe mal olacak bir olay

gerçekleştirilmiş, görev tamamlanmıştı. Bengüç

SABAH’a yazacağı yazıyı kafasında planlamaya

başlamıştı bile. Yazının başlığını bile bulduğunu

söylüyordu. Bu geziye maddi katkıda bulunan

gazetenin yazarının bu memnuniyeti bize de

yansımıştı. Japonya’da kalacağımız son 2 günü nasıl

geçireceğimizin planlarını yapmaya başladık. Kalan

günlerde çevrede geziler yaptık. Deniz ve denizaltı

müzesini ziyaret ettik. Çok ilgimizi çeken balina

avında kullanılan silahları inceledik. Denizlerde

kurulmuş dünyaca ünlü balık çiftliklerini gezdik.

Budizm, Şintoizm tapınaklarında tetkiklerde bulunup

fotoğraflar çektik. Dönüş günü gelmişti.

Belediye Başkanı’na ve personeline veda ziyaretinde

bulunmak maksadıyla belediye binasına gittiğimizde,

Başkan’ın sürpriziyle karşılaştık. Bize uzattığı günlük

bir Japon gazetesinde, Kushimoto’ya yaptığımız

ziyaret ve ERTUĞRUL’a yaptığımız dalıştan söz

eden bir yazı bulunuyordu. Başkanla beraber

çekilmiş bir fotoğrafımız ve Ertuğrul’un resmi yazıyı

tamamlıyordu. Hepimize birer tane gazete hediye etti.

Veda edip binadan ayrıldık. Şimdi de dönüş heyecanı

başlamıştı. Vatanımıza, ailelerimize, dostlarımıza ve

sizlere kavuşacaktık. Yazıma son verirken bu gezi ve

dalışın gerçekleşmesinde katkısı olan, emeği geçen

herkese, özellikle çok büyük destek ve yardımlarını

gördüğümüz Tokyo Büyükelçiliğimiz Başkatibi

Sayın Fazlı Çorman beyefendiye teşekkür eder,

minnet duygularımı ifade etmek isterim. Saygı ve

sevgilerimle.


50

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

Saygıdeğer okurlar,

SAHİL GÜVENLİK KOMUTANI TÜMAMİRAL

CAN ERENOĞLU’NUN SAHİL GÜVENLİK

KOMUTANLIĞININ 25. YIL DÖNÜMÜ

ve SAHİL GÜVENLİK GÜNÜ KUTLAMA YAZISI

Anlamlı olarak yaşanılan her günün kuşkusuz

büyük bir önemi vardır. Ancak denizlerimizin

koruyucu kalkanı Sahil Güvenlik Komutanlığımızın

güzide personeli için 13 Temmuz’un anlamı ve

önemi daha büyüktür. 13 Temmuz, Sahil Güvenlik

Komutanlığının feragat, fedakarlık ve mücadelelerle

dolu, her zaman daha iyiyi ve daha güzeli arayacağı

duraksız yola ilk adımını attığı Kuruluş günüdür.

Güvenlik, savunma ve emniyet kavramlarının yeni

bir boyut kazandığı ve güvenlik kavramının tüm

bu kavramların önüne geçtiği yüzyılımızda Sahil

Güvenlik Komutanlığımız, Yüce Önder Mustafa

Kemal Atatürk’ün ilke ve devrimleri doğrultusunda

belirlediği rotada “Çağdaş medeniyet seviyesinin

üzerine çıkma” hedefine azim ve kararlılıkla

ilerlemektedir.

Türkiye’nin kendisini çerçeveleyen denizlere hak

ettiği önemi vermeksizin ve köklü bir deniz kültürüne

sahip olmaksızın gelişmiş bir ülke olamayacağı

hepimizce bilinen bir gerçektir. Yaşadığı dönemi,

günümüzü ve geleceği fikirleri ve devrimleriyle

aydınlatan Cumhuriyetimizin kurucusu Yüce Önder

Mustafa Kemal Atatürk denizlerin etkin bir şekilde

kullanılması gerektiğini bize şu sözlerle vasiyet

etmiştir; “Denizciliği Türk’ün büyük milli ülküsü

olarak düşünmeli ve onu az zamanda başarmalıyız”.

Bu nedenle her yaşta ve bilinçli bir şekilde Mavi

Vatan olarak isimlendirdiğimiz denizlerimizin

yanı sıra dünya denizlerinin sunduğu nimetlerden

faydalanmak hepimizin ortak vizyonu olmalıdır.

Tarihsel süreç içerisinde, kendisine gereken önemi

verip ilgi gösterenlere güç, gönenç, güvenlik ve huzur

getiren denizlerin, onu ihmal edenleri her dönemde

toprak ve hatta onur kaybı ile cezalandırdığı da

akıldan çıkarılmamalıdır.

Türkiye’nin bir deniz ülkesi olması ancak denizci

bir ülke olması halinde anlam kazanacaktır.

Denizci bir ülke olmamız için de Mavi Vatanımız

denizlerimizin etkin olarak kullanılması ve denizlerde

güven, emniyet ve huzur ortamının eksiksiz olarak

sağlanması şarttır. İnsanların denizde güvenliğinin,

can ve mal emniyetinin sağlanması temel

görevimizdir.

Türk Sahil Güvenlik Komutanlığının temelleri 1859

yılında kurulan Rüsumat Emaneti teşkilatına kadar

uzanmaktadır. Daha sonra bu görevler; 1886 yılında

Jandarmaya bağlı Kordon Bölükleri, 1932 yılında

Genelkurmay Başkanlığına bağlı Gümrük Muhafaza

Umum Kumandanlığı ve 1956’da tekrar Jandarmaya

bağlı olarak görev icra eden Jandarma Botları

tarafından yerine getirilmiştir.

Ülkemizin jeostratejik konumu, ihracat ve

ithalatının çok büyük bir kısmının denizlerden

yapılması ve denizlerimizdeki hareketliliğin her

geçen gün artması dikkate alınarak, 25 yıl önce

bugün, 9. Deniz Kuvvetleri Komutanımız ve 44.

Hükümetin Başbakanı olan Oramiral Bülend ULUSU

döneminde alınan karar doğrultusunda, Sahil

Güvenlik Komutanlığımız 13 Temmuz 1982 tarihli

Resmi Gazetede yayımlanan 2692 Sayılı Kanun ile

kurulmuştur.

Sahil Güvenlik Komutanlığımız, 25 yıl önce

bünyesinde;

• Sadece 42 adet yüzer unsura sahip ve

• Personelinin tamamı Deniz Kuvvetleri

Komutanlığınca karşılanan bir seviyede iken,

25 yıl sonra bugün;

• 150’den fazla Sahil Güvenlik Botu,

• Arama/Kurtarma Helikopterleri,

Sahil Güvenlik Uçakları ve

• Mobil Radarlardan oluşan bir kuvvet yapısına

ulaşmış bulunmaktadır.

Hali hazırda erişilen bu kuvvet yapısı ile Gürcistan

sınırındaki Hopa’dan, Bulgaristan sınırındaki

İğneada’ya, Yunanistan sınırındaki Enez’den, Suriye

sınırındaki Çevlik’e kadar 63 ayrı üs ve limanda

“Türkiye’nin bir deniz ülkesi olması ancak

denizci bir ülke olması halinde anlam

kazanacaktır. Denizci bir ülke olmamız için

de Mavi Vatanımız denizlerimizin etkin

olarak kullanılması ve denizlerde güven,

emniyet ve huzur ortamının eksiksiz olarak

sağlanması şarttır. İnsanların denizde

güvenliğinin, can ve mal emniyetinin

sağlanması temel görevimizdir.”

konuşlanarak ve Mavi Vatan olarak ifade ettiğim

yaklaşık Türkiye yüzölçümünün yarısına eşit bir deniz

alanında görev icra edilmektedir.

Sahil Güvenlik Komutanlığımızın, Atatürkçü düşünce

sistemine ve Cumhuriyetin temel değerlerine bağlı

seçkin personeli ile; insana ve hukukun üstünlüğüne

saygı, dürüstlük ve samimiyet değerleri başta olmak

üzere yenilikçi ve yaratıcı bir anlayışıyla ve çağdaş

uygarlığın gerektirdiği mesleki ve ahlaki değerler ile

bahriye örf ve adetlerinden ödün vermeksizin icra

ettiği görevleri şöyle özetleyebiliriz;

Sahil ve karasularımız ile Münhasır Ekonomik

Bölgemizi korumak, güvenliğini sağlamak,

• Denizlerimizde can ve mal emniyetini sağlamak,


52

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

• Deniz yolu ile yapılan her türlü kaçakçılık

eylemlerini, yasa dışı göç ve insan ticaretini önlemek,

• Türk Arama Kurtarma Sahasında, deniz arama

kurtarma görevlerini icra etmek,

• Türk Boğazlarında stratejik deniz nakliyatının

güvenliğini sağlamak,

• Ceyhan, Aliağa gibi stratejik tesislerin denizden

güvenliğini sağlamak,

• Denizde kültür ve tabiat varlıklarını korumak,

• Yasa dışı su ürünleri avcılığını önlemek,

• Yat turizmi faaliyetlerini denetlemek,

• Deniz ve hava araçları ile denizlerdeki tesislerden

kaynaklanan her türlü deniz kirliliğine mani

olmaktır.

Bu kapsamda;

• Şu anda çevre denizlerimizdeki tüm gemi

hareketleri, bir başka ifade ile “Tanımlanmış Deniz

Resmi” Sahil Güvenlik Komutanlığı Karargahı ile

bağlısı Bölge ve Grup Komutanlıklarında gerçek

zamanlı olarak takip edilmekte,

• Arama-Kurtarma ve Harekât Merkezinde tesis

edilen COSPAT-SARSAT isimli uydu yardımlı

“Arama kurtarma etkinliğimizi artırmak

maksadıyla, 16 Ocak 2007 tarihinde

sözleşmesi imzalanan ve açık denizlerde

en zor şartlarda görev yapacak olan 1.700

tonluk 4 adet Sahil Güvenlik Arama

Kurtarma Gemisinin İstanbul’daki RMK

Marine Tersanesinde inşasına yönelik

çalışmalar sürdürülmektedir. İsimleri DOST,

GÜVEN, UMUT ve YAŞAM olan gemilerin

ilki 2008 yılı başında kızağa konacak ve 2010

yılında hizmete girecektir.”

arama kurtarma sistemi sayesinde Türk Arama

Kurtarma Bölgesindeki kazalara anında müdahale

edilebilmektedir.

Son bir yıl içerisinde icra ettiğimiz görevlerde;

• Toplam 31.600 adet gemi ve tekne kontrol edilmiş

ve bunlardan yasalara aykırı davrandığı tespit edilen

4.700 adeti savcılıklara sevk edilmiş,

• Türk Boğazlarından geçen, ham petrol, likit petrol

gaz, likit doğal gaz ve patlayıcı madde gibi tehlikeli

yük taşıyan 1.625 adet geminin terörist faaliyetlere

karşı Sahil Güvenlik Botları ile denizden güvenliği

sağlanmış,

• 269 Arama-Kurtarma faaliyetinde 1310 insan ve 76

tekne kurtarılmış,

• Denizi kirleten teknelere 215.000 YTL. idari para

cezası kesilmiş,

• Muhtelif uyruklu 2171 yasa dışı göçmen ve 64

organizatör yakalanmıştır.

Sahil Güvenlik Komutanlığımız Haziran 2003’te

yapılan bir kanun değişikliği ile personel temini

açısından kadrolarında uzmanlaşmış personelin

bulunacağı müstakil bir yapıya kavuşturulmuştur.

Hali hazırda Subay ve Astsubayların yaklaşık % 50’si

Sahil Güvenlik sınıfı personeldir. Ana Plan gereğince;

2014 yılında tüm personelin Sahil Güvenlik sınıfı

olması hedeflenmiştir.

Son yıllarda gerek uluslararası ortamda ve gerekse

bölgemizde gittikçe önem kazanan deniz güvenliği,

deniz emniyeti, ticari trafiğin kontrol ve takibi,

kıyıların güvenliği, yasa dışı göç, arama kurtarma ve

deniz çevresinin korunması gibi görev ihtiyaçlarını

karşılamak üzere 2005 yılı sonunda Sahil Gözetleme

Radar Sistemi (SGRS) Projesi başlatılmıştır. Projenin

2007 yılı içerisinde etüt ihalesi tamamlanacak

ve 2008’den itibaren Türkiye kıyılarında tam

radar kaplaması sağlanarak Sahil Güvenlik

Komutanlığımızın denizlerimizdeki etkinliği büyük

oranda artacaktır.

Arama kurtarma etkinliğimizi artırmak maksadıyla,

16 Ocak 2007 tarihinde sözleşmesi imzalanan ve

açık denizlerde en zor şartlarda görev yapacak olan

1.700 tonluk 4 adet Sahil Güvenlik Arama Kurtarma

Gemisinin İstanbul’daki RMK Marine Tersanesinde

inşasına yönelik çalışmalar sürdürülmektedir. İsimleri

DOST, GÜVEN, UMUT ve YAŞAM olan gemilerin

ilki 2008 yılı başında kızağa konacak ve 2010 yılında

hizmete girecektir.

İstanbul’daki Yonca-ONUK Tersanesinde Türk

mühendis ve işçileri tarafından inşa edilen ve boyları

33 metre olan 120 tonluk KAAN-33 Sınıfı bot

projesine devam edilmektedir. Yine aynı tersanede

inşa edilerek hizmete girmiş olan KAAN-15 Sınıfı

Ani Müdahale Botlarından elde edilen tecrübelerden

yararlanarak geliştirilen ve saatte yaklaşık 60 deniz

mili bir diğer ifade ile 110 kilometre sürat yapabilen

KAAN-19 sınıfı botların ilki 18 Eylül 2006 tarihinde

hizmete girmiştir. Bu botların inşasına devam

edilmesine yönelik çalışmalar sürdürülmektedir.

Ağır deniz şartlarında ve sığ sularda görev yapabilecek

ve alabora olduğunda kendisini düzeltebilecek

özellikteki süratli bot tedarik çalışmamız sonuçlamış,

ilk bot teslim alınmış, diğer botlar ise 2008 yılı

sonuna kadar teslim alınacaktır.

Mevcut helikopterlere ilave olarak, aynı tipte 6 adet

daha AB-412 EP helikopteri 2008 yılı sonuna kadar

hizmete girmiş olacaktır.

Mevcut CASA CN-235 tipi gözetleme uçaklarımızın

sahil güvenlik görevlerine yönelik cihaz ve sistem

entegrasyonu çalışmaları devam etmektedir.

Sahil Güvenlik Komutanlığı, yürüttüğü projeler ve iyi

eğitilmiş personeli ile görevlerini etkin bir şekilde icra

ederek, “Denizlerimizde insanların aklına gelecek ilk

kurum olmak” hedefi doğrultusunda ilerlemektedir.

Komutanlığımız; denizcilik kültürünü ve bilincini

yaygınlaştırmak, denizleri ve denizciliği sevdirmek,

gelecek nesillere tertemiz ve kaynakları tükenmemiş

denizler bırakmak için halkımızın özellikle de

denizlerimizin kaynaklarından faydalanan

balıkçılarımızın bilgilendirilmesi ve sorunlarının

çözüme kavuşturulması amacı ile seminerler ve

toplantılar düzenlemektedir.

Yine bu kapsamda yeni nesillerin, deniz ve denizcilik

konularında bilgili şekilde yetiştirilebilmesi, çevre

korunmasına duyarlı olması amacı ile Sahil Güvenlik

Bölge Komutanlıklarının bulunduğu illerde ve

Ankara’da faaliyet gösteren Sahil Deniz İzci Grubuna

destek verilmektedir.

Toplumsal gelişime destek faaliyetleri kapsamında

Sahil Güvenlik Komutanlığınca; birçok ilköğretim

okuluna kitap, kırtasiye ve eğitim araç-gereç

desteğinde bulunulmuştur.

Laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olan

Türkiye Cumhuriyeti’nin kaderinin denizlerde

olduğuna 25. yılını kutladığımız Sahil Güvenlik

Komutanlığının korkulan değil, sevilen ve saygı

duyulan ve denizlerimizde güven veren saygın bir

Komutanlık olacağına ve Atatürk’ün çizdiği bilim

ve akıl rotasında azim ve kararlılıkla ilerleyeceğine

yürekten inanıyor, şehitlerimizi rahmetle anıyorum.

Denizlerin güzelliği, gücü ve sevgisi sizlerle olsun.

Kalpleriniz insan ve deniz sevgisiyle dolsun.


54

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI 25. YIL ETKİNLİKLERİ

SAHİL GÜVENLİK

KOMUTANLIĞI KARARGAHI

“Denizler Geleceğimizdir”

konulu Resim Yarışması

DEĞERLENDİRME

Yarışmaya katılan 2.794 adet eserin

değerlendirilmesi Seçici Kurul’u oluşturan

Sahil Güvenlik Konutanı Tümamiral Can

ERENOĞLU, Kurmay Başkanı Dz. Kur. Kd.

Alb. Oktay Tanju SEL, Personel Başkanı Dz.

Kd. Alb. Necdet KÖKEN ile Gazi ve Ankara

Üniversitelerinin Öğretim Üyleri olan

Sayın Prof. Dr. Şeniz AKSOY,

Sayın Yrd. Doç. Dr. Cengiz SAVAŞ,

Sayın Ceylan TÜRKŞEN,

ve Sayın Gülizar DOĞARAY tarafından

yapılmış; 13’ü ödüle, 51’i sergilenmeye

layık olmak üzere toplam 64 eser

belirlenmiştir.

“Denizler Geleceğimizdir”

konulu Resim Yarışması

AMAÇ

Sahil Güvenlik birliklerinin

konuşlandırıldığı illerdeki ilköğretim

okullarında öğrenim gören öğrencilerin,

denize olan ilgi ve sevgilerini artırmak,

denizde güvenlik konusunda

bilgilenmelerini sağlamak ve resim ile

ilgili yaratıcı çalışmalarını desteklemek

maksadıyla “Denizler Geleceğimizdir”

konulu resim yarışması düzenlenmiştir.

“Denizler Geleceğimizdir”

konulu Resim Yarışması

ÖDÜL TÖRENİ

Yarışmanın ödül töreni Sahil Güvenlik

Komutanlığının 25’inci Kuruluş

Yıldönümü olan 13 Temmuz 2007’de

Sahil Güvenlik Komutamlığı Karargahında

icra edilen kutlamalarla birlikte

gerçekleştirilmiştir.

“Denizler Geleceğimizdir”

konulu Resim Yarışması

TEŞEKKÜR BELGESİ

Yarışmaya katılan tüm katılımcılara

Teşekkür Belgesi yollanmıştır.


56

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI 25. YIL ETKİNLİKLERİ

SAHİL GÜVENLİK

KOMUTANLIĞI KARARGAHI

“Denizler Geleceğimizdir” konulu Resim Yarışması

BİRİNCİLİK ÖDÜLÜ

Birincilik Ödülü olan Dizüstü Bilgisayarı, Teşekkür Belgesi, sembolümüz olan Fok Balığı figürü ve 25. Yıl Şapkası, Zağnospaşa İlköğretim

Okulu öğrencisi olan Hüseyin Şerif ŞERAS’a İçişleri Bakanı Sayın Osman GÜNEŞ tarafından verilmiştir.

“Denizler Geleceğimizdir” konulu Resim Yarışması

İKİNCİLİK ÖDÜLÜ

İkincilik Ödülü olan Dijital Fotoğraf makinesi, Teşekkür Belgesi, sembolümüz olan Fok Balığı figürü ve 25. Yıl Şapkası, Özel Yüce Koleji

öğrencisi olan Dicle ÖZER’e İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Sayın Şahabettin HARPUT tarafından verilmiştir.

“Denizler Geleceğimizdir” konulu Resim Yarışması

ÜÇÜNCÜLÜK ÖDÜLÜ

Üçüncülük Ödülü olan MP3 Çalar, Teşekkür Belgesi, sembolümüz olan Fok Balığı figürü ve 25. Yıl Şapkası Atatürk İlköğretim Okulu

öğrencisi olan Berrak ÖZKAN’a Denizcilik Müsteşarlığı Vekili Sayın Hasan NAİBOĞLU tarafından verilmiştir.

“Denizler Geleceğimizdir” konulu Resim Yarışması

MANSİYON ÖDÜLLERİ

Yapılan törende Mansiyon Ödülü’ne layık görülen Yunus TERZİ, Alara ÜNAL, Semih PEKER, Ceren ALYAR, Adrian Alexander STABRYN,

Yağız CERİTOĞLU, Esra ZİLELİ, Mert Ali ARSLAN, Melisa PANK ve Birke BEK’e Sahil Güvenlik amblemli Kalem Takımı, Teşekkür Belgesi,

sembolümüz olan Fok Balığı figürü ve 25. Yıl Şapkası verilmiştir.


58

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI 25. YIL ETKİNLİKLERİ

SAHİL GÜVENLİK

KOMUTANLIĞI KARARGAHI

MİLLİ PİYANGO ÇEKİLİŞİ

25. Yıl Kutlamaları kapsamında 19

Temmuz 2007 tarihinde çekilişi yapılan

Milli Piyango biletlerinde Sahil Güvenlik

Kompozisyonu yer almıştır.

KOKTEYL

10 Temmuz 2007 tarihinde Sahil

Güvenlik Komutanlığı Karargahının

orta bahçesinde, karargahta görevli tüm

personelin katılımıyla “25. Yıl Kokteyli”

düzenlenmiştir. Kokteylde En Uzun Süre

Hizmet Eden ve En Genç Subay, Astsubay,

Devlet Memuru ve Uzman Çavuşlara

25. Yıl Anı Objesi takdim edilmiştir.

TEBRİK TÖRENİ

“25. Yıl Anı Fotoğrafı” çekiminden sonra

Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral Can

ERENOĞLU tarafından personel tebrik

edilmiştir.

25. YIL FOTOĞRAFI

13 Temmuz 2007 günü Sahil Güvenlik

Komutanlığı Karargahının protokol

girişinde karargahta görevli personelin

katılımıyla “25. Yıl Anı Fotoğrafı”

çektirilmiştir.


60

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI 25. YIL ETKİNLİKLERİ

SAHİL GÜVENLİK

KOMUTANLIĞI KARARGAHI

ÖNCEKİ SAHİL GÜVENLİK

KOMUTANLARININ

KARŞILANMASI

6. Sahil Güvenlik Komutanı Emekli

Tümamiral Niyazi ULUSOY, 8. Sahil

Güvenlik Komutanı Emekli Tümamiral

Alper Ç. TEZEREN, 10. Sahil Güvenlik

Komutanı Emekli Tümamiral Engin HEPER

ve Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral

Can ERENOĞLU tören vesilesiyle bir

araya geldiklerinde Sahil Güvenlik

Komutanlığımızın dünyada örnek alınan

bir Komutanlık olması amacıyla geleceği

değerlendirdiler.

İÇİŞLERİ BAKANI SAYIN OSMAN

GÜNEŞ’İN KARŞILANMASI

İçişleri Bakanı Sayın Osman GÜNEŞ ve

eşi, Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral

Can ERENOĞLU ve eşi tarafından

karşılanmıştır.

25. YIL KUTLAMA TÖRENİ

Öğle Yemeği hitamında davetlilerin ve

basın mensuplarının katılımıyla Konferans

Salonu’nda 25. Yıl Kutlama Töreni icra

edilmiştir.

ÖĞLE YEMEĞİ

13 Temmuz 2007 tarihinde Sahil Güvenlik

Komutanı Tümamiral Can ERENOĞLU

tarafından konuklara öğle yemeği

verilmiştir.


62

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI 25. YIL ETKİNLİKLERİ

SAHİL GÜVENLİK

KOMUTANLIĞI KARARGAHI

EN KIDEMLİ EMEKLİ SAHİL

GÜVENLİK KOMUTANI’NIN

KONUŞMALARI

En Kıdemli Emekli Sahil Güvenlik

Komutanı olan 6. Sahil Güvenlik

Komutanı Emekli Tümamiral Niyazi

ULUSOY tarafından yapılan konuşmada

Sahil Güvenlik Komutanlığının ülke için

önemi anlatılmış ve Komutanlığın geldiği

seviyeden övgüyle bahsedilmiştir.

SAHİL GÜVENLİK

KOMUTANI TÜMAMİRAL

CAN ERENOĞLU’NUN

KONUŞMALARI

Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral

Can ERENOĞLU tarafından Sahil

Güvenlik Komutanlığının dünü, bugünü

ve yarını konulu “25. Yıl Konuşması”

yapılmış ve Sahil Güvenlik Komutanlığı

personelinin Atatürk’ün çizdiği bilim ve akıl

rotasında azim ve kararlılıkla ilerleyeceği

vurgulanmıştır.

DENİZ TEMALI SUNUM

Dünya’yı turlamış en hızlı Türk olan

Sayın Ekrem İNÖZÜ tarafından verilen

“Deniz” temalı sunumda Dünya Turu

sırasında çekilen fotoğraflar ve filmler

gösterilerek denizin doğal hayattaki önemi

vurgulanmıştır.

HİZMET ANISI TÖRENİ

Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral Can

ERENOĞLU tarafından Sahil Güvenlik

Komutanlığına en uzun süre hizmet veren

SG Alb. E. Ahmet PÜRÇEK, SG. İda. Kd.

Bçvş Cengiz İNCEOĞLU ve De. Me. Üstün

KÜÇÜKKARACA’ya 25. Yıl Hizmet Anısı

Belgesi verilmiştir.


64

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI 25. YIL ETKİNLİKLERİ

SAHİL GÜVENLİK

KOMUTANLIĞI KARARGAHI

RESİM SERGİSİ AÇILIŞI

Konferans Salonu’ndaki törenin hitamında

İçişleri Bakanı Sayın Osman GÜNEŞ ve

eşi Sayın Ayşe GÜNEŞ, İçişleri Bakanlığı

müsteşarı Sayın Şahabettin HARPUT,

Emekli Tümamiral Niyazi ULUSOY, Emekli

Tümamiral Alper Ç. TEZEREN ve Sahil

Güvenlik Komutanı Can ERENOĞLU

tarafından “Denizler Geleceğimizdir”

konulu Resim Sergisi’nin açılışı yapılmıştır.

SAHİL GÜVENLİK MARŞI SÖZ

YAZARI MÜSTAFİ DZ. YZB.

KAMİL YÜCEORAL’A 25. YIL ANI

OBJESİ TAKDİMİ

Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral

Can ERENOĞLU tarafından 14 Kasım

1987 yılında bestelenen Sahil Güvenlik

Marşı’nın söz yazarı müstafi Dz. Yzb. Kamil

YÜCEORAL’a 25. Yıl Anı Objeleri takdim

edilmiştir. Marşın bestecisi Emekli Bnd.

Alb. Halil ÇOLAKOĞLU ise sağlık problemi

nedeniyle törene katılamamıştır.

İLK GÜN ZARFI ve ANMA PULU

25. Yıl Kutlamaları kapsamında Sahil

Güvenlik Komutanlığı tarafından

hazırlanan ve PTT tarafından 2007 yılı

emisyon programına alınarak, 13 Temmuz

2007 tarihinde tedavüle çıkarılan “İlk

Gün Zarfı ve Anma Pulu”, PTT standında

davetlilerin beğenisine sunulmuştur.

KOKTEYL

“Denizler Geleceğimizdir” konulu Resim

Sergisi’nin açılışına katılan konuklar için

25. Yıl Kokteyli düzenlenmiştir. Konuklar

canlı müzik eşliğinde Resim Sergisi’ni

gezmiş ve Sahil Güvenlik Komutanlığı

25. Yıl Anı Defteri’ne günün anlam ve

önemine ilişkin düşüncelerini yazmışlardır.


66

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI 25. YIL ETKİNLİKLERİ

SAHİL GÜVENLİK

KARADENİZ BÖLGE KOMUTANLIĞI

FUTBOL TURNUVASI

30 Mayıs - 24 Haziran 2007 tarihleri

arasında Ulusoy Spor tesislerinde 16

takımın katılımıyla icra edilmiştir.

Turnuvada:

1. Milli Eğitim Müdürlüğü,

2. Devlet Su İşleri,

3. İl Emniyet Müdürlüğü,

olmuştur.

Turnuvada dereceye giren takımlara

ödülleri Sahil Güvenlik Karadeniz Bölge

Komutanı Dz. Kur. Kd. Alb. İlyas KOÇAK

tarafından verilmiştir.

YELKEN YARIŞLARI

17-20 Mayıs tarihleri arasında Samsun’da

Samsun Yelken Kulübü’nün desteği ile

düzenlenmiştir. Yarışmalara 43 tekne -

67 katılımcı iştirak etmiştir. Yarışmada

Laser Radial kategorisinde Murat AYIK

(Samsun), Laser 4.70 kategorisinde Göksü

KANTARCIOĞLU (Sinop), Genel Optimist

kategorisinde Suat TÜKEL (Sinop), Bayanlar

Optimist kategorisinde ise Ayşenur UYGUN

(Sinop) birincilikleri elde etmişlerdir.

Yarışmalarda dereceye girenlere ödülleri

Samsun Valisi Hasan Basri GÜZELOĞLU,

Garnizon Komutanı Tümgeneral Naci

BEŞTEPE, Samsun Büyükşehir Belediye

Başkanı Yusuf Ziya YILMAZ, Sahil Güvenlik

Karadeniz Bölge Komutanı Dz. Kur. Kd. Alb.

İlyas KOÇAK tarafından verilmiştir.

KOKTEYL

13 Temmuz 2007 akşamında Sahil Güvenlik

Karadeniz Bölge Komutanlığı bahçesinde

Ukrayna Sahil Güvenlik Komutanı

başkanlığındaki heyet, mülki erkan ve

halkın katılımıyla düzenlenen bir kokteyl

verilmiştir.

UKRAYNA HEYETİ ZİYARETİ

12-15 Temmuz 2007 tarihleri arasında

Ukrayna Sahil Güvenlik Komutanı

Tuğamiral Nikola Yevgenoviç JIBAREV

başkanlığındaki Ukrayna Sahil Güvenlik

Komutanlığı Heyeti BG-31 Bukovina

botuyla Sahil Güvenlik Karadeniz Bölge

Komutanlığı-Samsun’a liman ziyaretinde

bulunmuştur.


68

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI 25. YIL ETKİNLİKLERİ

SAHİL GÜVENLİK

KARADENİZ BÖLGE KOMUTANLIĞI

Sahil Güvenlik

Amasra Grup Komutanlığı

ÇUVAL İLE YÜRÜME YARIŞMASI

13 Temmuz 2007 tarihinde Bedenaltı

Mevkii’nde 10 kişinin katılımıyla icra

edilmiş olup, yarışmada birinci olan Yusuf

ERBAY’a ödülü, Amasra Kaymakamı Sayın

Hasan ÖZTÜRK tarafından verilmiştir.

Sahil Güvenlik

Amasra Grup Komutanlığı

KIRKAYAK YARIŞMASI

13 Temmuz 2007 tarihinde Bedenaltı

Mevkii’nde 4’er kişilik 2 takımın katılımıyla

icra edilmiş olup, yarışmada birinci olan

Su Ürünleri Kooperatifi’ne ödülleri,

Bartın Valisi Sayın İsa KÜÇÜK tarafından

verilmiştir.

Sahil Güvenlik

Amasra Grup Komutanlığı

YELKEN YARIŞMASI

13 Temmuz 2007 tarihinde Bedenaltı

Mevkii’nde 7 kişinin katılımıyla icra

edilmiş olup, yarışmada birinci olan Okan

ÖZKARA’ya ödülü, Karadeniz Bölge

Komutanı Tuğamiral Türker ERTÜRK

tarafından verilmiştir.

Sahil Güvenlik

Amasra Grup Komutanlığı

GEMİCİ BAĞI YARIŞMASI

13 Temmuz 2007 tarihinde Bedenaltı

Mevkii’nde 5 kişinin katılımıyla icra edilmiş

olup, yarışmada birinci olan İsmail İNCİ’ye

ödülü, Zonguldak Jandarma Eğitim Tugay

Komutanı Tuğgeneral Recep ONUR

tarafınadan verilmiştir.


70

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI 25. YIL ETKİNLİKLERİ

SAHİL GÜVENLİK

KARADENİZ BÖLGE KOMUTANLIĞI

Sahil Güvenlik

Amasra Grup Komutanlığı

YUMURTA TAŞIMA YARIŞMASI

13 Temmuz 2007 tarihinde Bedenaltı

Mevkii’nde 15 kişinin katılımıyla icra

edilmiş olup, yarışmada birinci olan

Tutku KAYALIK’a birincilik ödülü, Amasra

Belediye Başkanı Sayın Ali ÖZTÜRK

tarafından verilmiştir.

Sahil Güvenlik

Amasra Grup Komutanlığı

EL İNCESİ ATMA YARIŞMASI

13 Temmuz 2007 tarihinde Bedenaltı

Mevkii’nde 5 kişinin katılımıyla icra edilmiş

olup, yarışmada birinci olan TCSG-127

Komutanlığında görevli Topçu Er Tuncay

KUYUMCU’ya ödülü, Bartın Deniz Üs

Komutanı Dz. Kur. Kd. Alb. Hayrettin

İMREN tarafından verilmiştir.

Sahil Güvenlik

Trabzon Grup Komutanlığı

KOKTEYL

13 Temmuz 2007 tarihinde Karargah

bahçesinde personelin ve halkın katılımyla

bir kokteyl düzenlenmiştir.

Sahil Güvenlik

Amasra Grup Komutanlığı

HALAT ÇEKME YARIŞMASI

13 Temmuz 2007 tarihinde Bedenaltı

Mevkii’nde 8’er kişilik 4 takımın katılımıyla

icra edilmiş olup, yarışmada birinci

olan Türkiye Taş Kömürü İşletmeleri’ne

birincilik ödülü, Zonguldak Valisi Sayın

Yavuz ERKMEN tarafından verilmiştir.


72

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI 25. YIL ETKİNLİKLERİ

SAHİL GÜVENLİK MARMARA

ve BOĞAZLAR BÖLGE KOMUTANLIĞI

KÜREK YARIŞLARI

22 Nisan 2007 tarihinde Haliç Körfezi’nde

11 kategoride, 164 katılımcının iştiraki

ile Sahil Güvenlik Kupası Kürek Yarışları

düzenlenmiş, Genç C Bayanlar Tek

Çifte’de birinci olan Ceren DEMİRKOL

ve Genç C Erkekler Tek Çifte’de birinci

olan Berkay TEZCAN’a ödülleri Dz. Kur.

Kd. Alb. Kemal KAVALA tarafından;

Genç B Bayanlar Tek Çifte’de birinci

olan Elif ÇİFTÇİ ve Genç B Erkekler Tek

Çifte’de birinci olan H. Mert SEVİNÇ’e

ödülleri Kürek Federasyonu Başkanı

Çetin ÖZTÜRK tarafından; Kıdemliler

İki Çifte’de birinci olan Tolga ÖZLER-

Akif KESİCİ çiftine ödülleri Dz. Alb.

Göktan ÖZEKER tarafından; Genç C

Erkekler Dört Çifte’de birinci olan Mete

ÖZYILDIRIM-Alper TÜYLÜOĞLU-G.

Cihat AY-Mertcan AKSU takımına ödülleri

SG Yb. Yavuz GEÇİM tarafından; Genç

B Bayanlar Dört Çifte’de birinci olan

Ceyla HOŞGÖR-Elif ÇİFTÇİ-Tuğçe GÜLER-

Zeynep KÖLERBE ve Genç B Erkekler

Dört Çifte’de birinci olan Osman Can

GÜNERİ-Ogeday ÖZCAN-Özgür T.

ÖZTÜRK-Emre CAN takımlarına ödülleri

SG İk. Yb. Hasan TAŞ tarafından; Genç

B Erkekler Sekiz Çifte’de birinci olan

Soner ATAŞ-Selahattin GÜRSOY-Engin

ÖZKAN-Özkan ÖZKARA-Önder TALAŞ-

Mehmet Ali VARDAR-Erman UYUMAZ

takımına ödülleri SG Bnb. Hakan ŞENGÜL

tarafından; Kıdemliler Tek Çifte’de birinci

olan Ali Rıza BİLAL ve Kıdemliler Dört

Çifte’de birinci olan Batuhan BARUTÇU-

Yalçın FİDANCI-Erkut OĞULTÜRK-Tuncay

KOCABIYIK takımna ödülleri Dz. Bnb.

Uğur ALKAN tarafından verilmiştir.

BOĞAZ GEÇİŞİ

Sahil Güvenlik Komutanlığının 25. Yıl

Kutlamaları kapsamında 13 Temmuz

2007 tarihinde İstanbul Boğazı’nda Sahil

Güvenlik Marmara ve Boğazlar Bölge

Komutanlığı tarafından tertiplenen geçit

icra edilmiştir.

Saat 17.00’de başlayan ve 9 Sahil Güvenlik

botu ile 1 Sahil Güvenlik helikopterinin

iştirak ettiği geçit, Sahil Güvenlik

Komutanlığına yakışır disipilinde icra

edilmiştir.

Pruva hattı nizamında başlayan geçit,

toplu dönüş ve çark manevralarıyla devam

etmiş, daha sonra yükse süratlere çıkılarak

değişik şekillerdeki tertiplenmeler ile güzel

görüntüler meydana getirilmiştir.

Sahil Güvenlik botlarında görev yapan

personelin de yeteneklerini sergileme

fırsatı buldukları geçit, İstanbul Boğazı’nda

bu güzel gösteriyi izleme fırsatı bulan

halk tarafından büyük beğeni ve takdir ile

karşılanmıştır.

Saat 19.00’da sona eren geçite müteakip

halkın sevgi gösterileri ve sergilenen

yetenekler sayesinde Sahil Güvenlik

Komutanlığı personeli olmanın heyecan

ve gururu daha da yüksek seviyede

hissedilmiştir.


74

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI 25. YIL ETKİNLİKLERİ

SAHİL GÜVENLİK MARMARA

ve BOĞAZLAR BÖLGE KOMUTANLIĞI

SAHİL GÜVENLİK 25. YIL

KUPASI 2. AYAK İZMİT KÖRFEZİ

YARIŞLARI

17-20 Mayıs 2007 tarihleri arasında

İzmit Körfezi’nde İzmit Yelken Kulübü

ev sahipliğinde, 133 teknenin katılımıyla

düzenlenmiş, Optimist Genel Klasman

ve Optimist Bayanlar’da İpeknaz ÖZDEN,

Laser 4.70 Genel Klasmanı’nda Cem

SELÇUK, Laser 4.70 Bayanlar’da Ece

ALAYBEYOĞLU, Laser 4.70 Junior’da Sinan

GÖK, Laser Radial Genel Klasman ve Laser

Radial Genç’te Celal TÜMŞEN ve Laser

STANDART’da Halil SAVAŞ birinci olmuş,

dereceye girenlere ödülleri SG Alb. Özer

USTA tarafından verilmiştir.

TÜRKİYE OFF-SHORE

ŞAMPİYONASI - 1. AYAK

12-13 Mayıs 2007 tariherinde Haliç

Körfezi’nde 8 teknenin katılımıyla

düzenlenmiş, birinci olan Alpay AKDİLEK-

Kerem TUNCER, ikinci olan Joseph

Mulhbauer-Berna Mulhbauer ve üçüncü

olan Ali TANIR-Janne KOHO takımlarına

ödülleri Sahil Güvenlik Komutanı

Tümamiral Can ERENOĞLU tarafından

verilmiştir.

BOĞAZİÇİ KUPASI YAT YARIŞI

26-27 Mayıs 2007 tarihlerinde İstanbul

Boğazı’nda 65 teknenin katılımıyla

düzenlenmiş, IRC1 Klasmanı’nda Provezza

5, IRC2 Klasmanı’nda Goblin Teknesi

takımlarına birincilik ödülleri Dz. Kur.

Kd. Alb. Kemal KAVALA tarafından,

IRC3 Klasmanı’nda Avare, IRC4

Klasmanı’nda Delight Teknesi takımlarına

birincilik ödülleri Dz. Alb. Fatih ZEYBEK

tarafından, IRC5 Klasmanı’nda Kaçak ve

Destek Klasmanı’nda Heni Eser Teknesi

takımlarına birincilik ödülleri SG Yb.

Yavuz GEÇİM tarafından Marmara Yelken

Kulubü’nde düzenlenen ödül töreninde

verilmiştir.

SAHİL GÜVENLİK 25. YIL

KUPASI 2. AYAK KARABİGA

YARIŞLARI

17-20 Mayıs 2007 tarihleri arasında

Karabiga Körfezi’nde Karabiga Yelken

Kulübü ev sahipliğinde, 50 teknenin

katılımıyla düzenlenmiş, Optimist Genel

Klasmanı’nda Murat SAMSUN, Optimist

Bayanlar’da Tuğba ÖKSÜZ, Laser 4.70 Genel

Klasmanı’nda Batuhan YÜKSEL, Laser

Radial Genel Klasmanı’da Özgür AKANSEL,

Laser Radial Genç’te Uğur ARAS ve Laser

Standart’da Çağrı TÜRE birinci olmuş,

dereceye girenlere ödülleri SG Kur. Kd. Bnb.

Cengiz FİTÖZ tarafından verilmiştir.


76

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI 25. YIL ETKİNLİKLERİ

SAHİL GÜVENLİK MARMARA

ve BOĞAZLAR BÖLGE KOMUTANLIĞI

Sahil Güvenlik

Çanakkale Grup Komutanlığı

KARARGAH ETKİNLİKLERİ

13 Temmuz 2007 tarihinde Sahil

Güvenlik Çanakkle Grup Komutanlığı

Karargahında yapılan kutlama etkinlikleri

kapsamında düzenlenen Halat Çekme

Yarışması’nda birinci olan Kıyı Emniyeti

Personeli Takımı’na ödülü Dz. Kur. Kd.

Bnb. Cengiz FİTÖZ tarafından; Gemici Bağı

Yarışması’nda birinci olan Hasan ÇAKIR,

Kaşıkla Yumurta Taşıma Yarışması’nda

birinci olan SG Mhf. Er Ahmat KARACA,

El İncesi Atma Yarışması’nda birinci olan

SG Topçu Er Muharrem YURTSEVER ve

Çuvalda Yürüme Yarışması’nda birinci

olan SG Mhf. Er Erol KIZGIN’a ödülleri

Kıyı Emniyet-10 Kaptanı Haluk YENAY

tarafından verilmiştir.

SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI

25.YIL KUPASI YAT YARIŞI

7 Temmuz 2007 tarihinde İstanbul

Boğazı’nda 25 teknenin katılımıyla

düzenlenmiş, IRC1 Klasmanı birincisi Uluç

Teknesi takımına ödülü Sahil Güvenlik

Komutanı Tümamiral Can ERENOĞLU,

IRC2 Klasmanı birincisi Agresivo Teknesi

takımına ödülü Sahil Güvenlik Marmara

ve Boğazlar Bölge Komutanı Dz. Kur.

Kd. Alb. Kemal KAVALA, IRC3 Klasmanı

birincisi Şahmat Teknesi takımına ödülü

Yelken Federasyonu Başkanı Nazlı İMRE,

IRC4 Klasmanı birincisi Korsan Taksi

Teknesi takımına ödülü Ataköy Marinası

Genel Müdürü O. Serdar ÇITAK ve IRC5

Klasmanı birincisi Berk Teknesi takımına

ödülü AMYC Komodoru Teoman ARSAY

tarafından verilmiştir.

Sahil Güvenlik

Çanakkale Grup Komutanlığı

BOZCAADA ETKİNLİKLERİ

13 Temmuz 2007 tarihinde Sahil Güvenlik

Çanakkale Grup Komutanlığı tarafından

Bozcaada ziyareti gerçekleştirilmiş,

limanda bulunan halka 25. Yıl Anı Objeleri

hediye edilmiş, mülki erkan ve halkın

katılımıyla aynı günün akşamında bir

kokteyl düzenlenmiştir.

Sahil Güvenlik

Çanakkale Grup Komutanlığı

ÇANAKKALE ETKİNLİKLERİ

Çanakkale Marina’daki yatlar ve Eceabat

Küçük Balıkçıları Koruma Kooperatifi

ziyaret edilmiş, 25. Yıl Anı Objeleri

dağıtılmış, Çanakkale Marina’da Deniz Dibi

ve Kıyı Temizliği yapılmıştır.


78

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI 25. YIL ETKİNLİKLERİ

SAHİL GÜVENLİK

EGE DENİZ BÖLGE KOMUTANLIĞI

EL İNCESİ ATMA YARIŞMASI

13 Temmuz 2007 tarihinde Sahil Güvenlik

Ege Deniz Bölge Komutanlığı Karargahında

6 kişinin katılımıyla icra edilmiş olup,

yarışmada birinci olan SG Topçu Er Eser

KAYA’ya ödülü, Harekat Şube Müdürü SG

Yb. Oğuz ÖZDEMİR tarafından verilmiştir.

KIYI TEMİZLİĞİ

9-12 Temmuz 2007 tarihleri arasında

Bayraklı Sahil Şeridi’nde Sahil Güvenlik

Ege Deniz Bölge Komutanlığı personeli,

personel aileleri ve halkın katılımıyla kıyı

temizliği yapılmıştır.

SİLİSTRE ÇALMA YARIŞMASI

13 Temmuz 2007 tarihinde Sahil Güvenlik

Ege Deniz Bölge Komutanlığı Karargahında

7 kişinin katılımıyla icra edilmiş olup,

yarışmada birinci olan SG Motorcu Er

Engin YILMAZ’a ödülü, Sahil Güvenlik

İzmir Onarım Destek Komutanı Dz. Alb.

Murat ÖZTÜRK tarafından verilmiştir.

GEMİCİ BAĞI YARIŞMASI

13 Temmuz 2007 tarihinde Sahil

Güvenlik Ege Deniz Bölge Komutanlığı

Karargahında 14 kişinin katılımıyla icra

edilmiş olup, yarışmada birinci olan SG

Varda. Er Tuncay GÜREL’e ödülü, Krh. ve

Dst. Kt. Komutanı Dz. Yb. Doğan ÖZERK

tarafından verilmiştir.


80

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI 25. YIL ETKİNLİKLERİ

SAHİL GÜVENLİK

EGE DENİZ BÖLGE KOMUTANLIĞI

TANITIM GÖSTERİSİ

13 Temmuz 2007, 19.00 - 20.00 saatleri

arasında İzmir Körfezi’nde Sahil Güvenlik

helikopterleri ve botlarının katıldığı

tanıtım gösterisi uçuş ve seyri icra

edilmiştir.

HALAT ÇEKME YARIŞMASI

13 Temmuz 2007 tarihinde Sahil Güvenlik

Ege Deniz Bölge Komutanlığı Karargahında

4 takımın katılımıyla icra edilmiş olup,

yarışmada birinci olan Sahil Güvenlik İzmir

Onarım Destek Komutanlığına ödülü,

Sahil Güvenlik Ege Deniz Bölge Komutanı

SG Kur. Kd. Alb. Salih ASLAN tarafından

verilmiştir.

Sahil Güvenlik

Marmaris Grup Komutanlığı

MARMARİS ETKİNLİKLERİ

• 13 Temmuz 2007 tarihinde Marmaris

İç Limanı’nda Deniz Temizliği Faaliyeti

yapılmış,

• Marmaris Sahil Güvenlik iskelesinde

bulunan TCSG-82 ziyarete açılmış ve anı

objeleri ziyaretçilere takdim edilmiş,

• Saat 18.00’den sonra TCSG-82

rehberliğinde Sahil Güvenlik Unsurlarının

ve Marmaris Limanı’nda bulunan çeşitli

büyüklükte teknelerin katılımıyla geçit

töreni icra edilmiştir.

KUŞADASI ETKİNLİKLERİ

13 Temmuz 2007 tarihinde Kuşadası’nda

yapılan Optimist yarışında birinci olan

Bülent KIRKKAVAK’a ödülü TCSG-67

Komutanı Dz. Yzb. Hasan ALDEMİR

tarafından, Kano Yarışması’nda birinci

olan İlke GÜZDOĞAN’a ödülü Kuşadası

Kaymakamı Sayın A. Ali BARIŞ tarafından,

Halat Çekme Yarışması’nda birinci olan

TCSG-67 personeline ödülleri Kuşadası

İlçe Emniyet Müdürü Sayın Şenol ZEYBEK

tarafından verilmiştir. Ayrıca Kuşadası Su

Sporları tarafından Kuşadası Limanı’nda

Jet-Ski ve Power-Boat’larla halka açık

gösteri yapılmıştır.


82

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI 25. YIL ETKİNLİKLERİ

SAHİL GÜVENLİK

AKDENİZ BÖLGE KOMUTANLIĞI

BRİÇ TURNUVASI

7 Temmuz 2007 tarihinde Mersin Briç

Kulübü’nde 32 çiftin katılımıyla icra

edilmiştir. Yarışmada birinci olan Kuzey-

Güney Takımı, İbrahim KEREM-Canan

ADIGÜZEL çiftine ödülü Toroslar Belediye

Başkanı Sayın Hamit TUNA tarafından;

Doğu-Batı Takımı, Baykara KÖKSAL-Hasan

YİĞİT çiftine ödülü Akdeniz İlçesi Belediye

Başkanı Kenan YÜCESOY tarafından

verilmiştir.

KORT TENİS TURNUVASI

1-12 Temmuz 2007 tarihleri arasında Mersin

Tenis Kulübü Kortları’nda 7 kategoride 64 kişinin

katılımıyla icra edilmiştir. Çift Erkekler’de birinci

olan Nevzat VURANDEMİR-Bülent KOÇ çiftine

ödülü Mersin İl Emniyet Müdürü Sayın Süleymen

EKİZER tarafından, Miks Kategorisi’nde birinci

olan Deniz AKTAŞ-Hakan YALÇINKALE çiftine

ödülleri Mersin Merkez Komutanı Dz. P. Kd. Alb.

Mustafa YURDAKUL tarafından, Teşvik Erkekler

birincisi Fırat GÜLŞEN’e ve Teşvik Bayanlar birincisi

Nilsen BALATA’ya ödülleri Karakol ve Çıkarma

Gemileri Komodoru Dz. Kur. Kd. Alb. Nejat

AKGÜNER tarafından, 35+ Tek Erkekler birincisi

Erdal GÖKÇE’ye ödülü Mersin Vali Yardımcısı Sayın

İbrahim ŞEKER tarafından, Tek Bayanlar birincisi

Şenay PELİT’e ödülü Mersin Vali Yardımcısı Sayın

Recep UZEL tarafından, Tek “B” Erkekler birincisi

Celal OLCAY’a ödülü Mersin İl Jandarma Komutanı

J. Kd. Alb. Cahit Hüsrev ŞEN tarafından verilmiştir.

YELKEN YARIŞMASI

11 Temmuz 2007 tarihinde Mersin

Yelken İhtisas ve Yat Kulübü önlerinde 3

kategoride, 23 teknenin katılımıyla icra

edilmiştir. Laser 4.70 kategorisinde birinci

olan Şafak ÇATIKKAŞ’a ödülü Akdeniz

Bölge ve Garnizon Komutanı Tuğamiral

Veysel KÖSELE tarafından, Laser Radyal

kategorisinde birinci olan Gökhan CANER’e

ödülü Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı

Sayın Macit ÖZCAN tarafından, Optimist

kategorisinde birinci olan Mert ÇÖL’e ödülü

Mersin Üniversitesi Rektörü Sayın Süha

AYDIN tarafından verilmiştir.

TAVLA TURNUVASI

10 Temmuz 2007 tarihinde Çamlıbel

Balıkçı Barınağı’nda 32 katılımcıyla icra

edilmiş olup, turnuva birincisi Ömer

BERK’e ödülü, Sahil Güvenlik Akdeniz

Bölge Komutanı Dz. Kur. Kd. Alb. Ali Kamil

YÜCEL tarafından verilmiştir.


84

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI 25. YIL ETKİNLİKLERİ

SAHİL GÜVENLİK

AKDENİZ BÖLGE KOMUTANLIĞI

KOMPOZİYON YARIŞMASI

Mersin İli Lise öğrencileri arasında

“Denizlere Yatırım Geleceğe Yatırımdır”

konulu kompozisyon yarışması

düzenlenmiş, dereceye giren eserler Sahil

Güvenlik personelinin de iştirak ettiği

Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesindeki

Seçici Kurul tarafından belirlenmiş,

yarışmada birinci olan Özel Toros Fen

Lisesi öğrencisi İpek ERDOĞAN, ikinci olan

Özel Yıldırım Beyazıt Lisesi öğrencisi Feyza

KARABACAK ve üçüncü olan Mersin

Anadolu Kız Meslek Lisesi öğrencisi Musa

DOĞAN’a ödülleri Yenişehir Belediye

Başkanı Sayın İbrahim GENÇ tarafından

verilmiştir.

YÜZME ŞENLİKLERİ

12 Temmuz 2007 tarihinde Armada

Spor Kompleksi’nde 15 kategoride

100’ün üzerinde sporcunun katılımıyla

gerçekleştirilmiştir. Yüzme Yarışmaları

genel birincisi Mersin Büyükşehir

Belediyesi Yüzme Takımı Antrenörü Alper

TUTAK’a ödülü Mersin Vali Vekili Sayın

Ardahan TOTUK tarafından verilmiştir.

Sahil Güvenlik

İskenderun Grup Komutanlığı

İSKENDERUN ETKİNLİKLERİ

13 Temmuz 2007 tarihinde Sahil Güvenlik

Botları tarafından İskenderun Körfezi’nde

Gösteri Seyri icra edilmiş, Cumhuriyet

Meydanı’nda açılan standta Sahil Güvenlik

Komutanlığını tanıtıcı anı objeleri, başta

çocuklar olmak üzere, halka dağıtılmış,

standın önüne getirilien KEGAK-10 halka

teşhir edilmiştir.

ŞİİR YARIŞMASI

Mersin İli İlköğretim okulları öğrencileri

arasında “Denizler Geleceğimizdir”

konulu şiir yarışması düzenlenmiş,

dereceye giren eserler Sahil Güvenlik

personelinin de iştirak ettiği Milli Eğitim

Müdürlüğü bünyesindeki Seçici Kurul

tarafından belirlenmiş, yarışmada birinci

olan Tarsus Atatürk İlköğretim Okulu

öğrencisi Pelin ERSOY, ikinci olan Hacı

Ömer Serin İlköğretim Okulu öğrencisi

Ayşe Şeyma AYHAN ve üçüncü olan

Sakarya İlköğretim Okulu öğrencisi

Mehmet TRAŞÇI’ya ödülleri Mersin il Milli

Eğitim Müdürü Aziz ERSOY tarafından

verilmiştir.


86

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI 25. YIL ETKİNLİKLERİ

SAHİL GÜVENLİK

AKDENİZ BÖLGE KOMUTANLIĞI

“Denizler Geleceğimizdir” konulu şiir yarışması birincisi:

DENİZLERİMİZ GELECEĞİM

Bakınca ufuklara sonsuzluğu görür gibiyim

Bazen bir martının kanadının üzerinde uçar gibiyim,

Seher vakti cennete, gece ayın yakamozu üzerine vurunca

Masalda gibiyim.

Meltem rüzgarları taşır her sabah o misk kokusunu,

Sahile vuran her bir dalga kederli gönlümü sakinleştirir.

Bize şarkı mırıldanır her sabah,

İşte o şarkıyı duyar gibiyim.

Çoğunun ekmek kapısı, kiminin tatil sevdasıdır,

Balıkların memleketi, martıların hükümdarlığıdır.

Üstü atlas çarşaf, altı gizemli bir dünyadır,

Ben de o dünyada yaşamak ister gibiyim.

Kimi çöp tenekesi sanıyor, kimisi lağım,

Hunharca kirletip duruyoruz acımadan,

Üstü kirli bir örtü, altı cehennem,

Ben de o cehennemde yanar gibiyim.

Dur demeli bu acımasız gafillere,

Meltem rüzgarları getirmez oldu o misk kokuları,

Sahile vuran her dalga, hançerliyor gönlümü.

Bir ağıt mırıldanır oldu her sabah,

Ağlıyorum, o ağıdı duyar gibiyim.

Senin için, onun için nedir bilmem ama,

Tek bildiğim denizler benim geleceğim...

Artık geleceğimi kaybeder gibiyim.

Pelin ERSOY

Tarsus Atatürk İlköğretim Okulu

6/B Sınıfı

“Denizlere Yatırım Geleceğe Yatırımdır” konulu kompozisyon yarışması birincisi:

SONSUZ MAVİLİK

Yeryüzünde ne kadar çok doğa harikası var; ama hiçbiri

deniz gibi değil. Deniz dertlerimizi gömdüğümüz,

derinliklerinde sayısız mutluluğu barındıran, dünyanın

bütün çirkinliklerini örten sonsuzluktur. Derinliklerinde

başka bir dünya, başka bir alem, başka bir giz vardır.

Daha keşfedilmemiş nice canlının gizemli dünyasıdır

deniz. Deniz dibi bahçelerinin gizemini kim bilir? Denizin

büyüleyici dünyası farklı olduğu kadar ürperticidir.

Dalınca denizin seyrine, kaybolur gideriz sonsuzluğunda.

Bu büyüden kurtulabilen de yoktur.

Deniz her şeyiyle insanoğlu için vardır. O bir gömüdür;

içinde ne varlıklar, ne değerler saklıdır. Tabloların

vazgeçilmezi deniz, ulaşımda, sporda, turizmde insanoğlu

içindir. Çevresindeki iklim kendisi gibi özeldir, canlıları

özeldir. İnsanları özeldir. Romantizm orada, aşk orada,

kısacası yaşam oradadır. Şehrin öldürücü gürültüsünden

kurtulmak, yazın dayanılmaz sıcağından kurtulmak,

sevdiklerimizle bir parça romantizm yaşamak için

koştuğumuz tek varlık deniz. Sen bir yaşamsın, sen bir

sığınaksın, sen bir sonsuzluksun. İhtiyar balıkçı, zıpkının

ipine sarılmış baygın bakıyor! Titanic tüm ölümsüz

sevgileriyle sana gömülüyor. Nice bezgin, nice korsan

senin derinliklerinde kayboluyor. Sen nesin deniz!

Senin sadece iklimin değil farklı olan, insanların da farklı.

Akdeniz’in sıcak suları gibi güler yüzlü, sakin, cana yakın

insanları. Karadeniz’in insanlar, dalgaları gibi hareketli,

dalgalar gibi tez canlı, hamsileri gibi kıvrak. Ege’de,

Marmara’da ikisi ortası insanlar yaratmış deniz. Kırma

deniz, kırma kara... Kutuplarda Eskimolar, Bahamalar’da

daha başka insanlar.

Balıkla beslersin bizleri. Bu balıklar hiç tükenmez mi!

Tuzunla, yosununla yeni bir yaşamsın. Tuzun, yosunun

hiç bitmez mi! Çakıl taşları topladığım çocukluğumdan

bugüne neler değişti? Sen değişmez misin? Kirletiyorlar

senin serin sularını, kimyasallarla, atıklarla, çöplerle,

leşlerle... Sana yazık değil mi? Getirme yağmurlarını, kurut

dalları ve çimenleri... Yapma deniz, biz ettik sen etme!

Canlılara kıyma. O bebek daha gün görecek, o martı

süzülecek daha üstünde özgürce. Ne olur sen bize bakma.

Kaplumbağalar sana koşuyor, nehirler sana koşuyor,

biz sana koşuyoruz! Bizi unutma. Bulutların dağ başını

süslesin, yosunların tuzların, balıkların... Daha neler neler...

Anlatamıyorum.

Suyumuzu veriyorsun buzlu dağlarınla. Yaşamımızın

odağında sen varsın, canlılar sana bağlı, biz sana bağlıyız.

Ya buz dağların erirse, dünyayı seller, sular kaplarsa,

ya buzul çağı gelirse biz ne oluruz? Söylesene deniz

biz ne oluruz? Bütün canlılar sana sığınıyor, senden

yardım bekliyoruz. Küresel ısınmaya dayan biraz daha.

Doğacak bebekler için dayan! Sana yatırımlar yapacağız.

Suyunu bol edeceğiz. İklimine dokunmayacağız.

Yüzünü astırmayacağız. Seni daha fazla kızdırmayacağız.

Söz veriyorum, kirletmeyeceğiz. Dünyayı daha fazla

ısıtmayacağız. Seni kucaklayıp seninle birlikte yaşayacağız.

Balıklarını mevsimsiz avlamayacağız. Kıyılarını

doldurmayacağız. Fokları öldürmeyeceğiz. Kutup

ayılarının uykusuna engel olmayacağız. Derinliklerindeki

petrol için senin canının yakmayacağız. Özgürlüklerini

sınırlamayacağız. Sen bizim geleceğimizsin. Bizden

öncekiler bize iyi bir miras bırakmadılar. Ama biz,

çocuklarımıza daha güzel bir miras bırakmak için

çalışacağız. Geç kalmadık. Şimdi başlarsak eğer kısa

zamanda çözeriz bütün sorunları. “Ben sana mecburum

bilemezsin.”

İpek ERDOĞAN • Özel Toros Fen Lisesi • 10/A Sınıfı


88

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI 25. YIL ETKİNLİKLERİ

SAHİL GÜVENLİK

HAVA KOMUTANLIĞI

BASKETBOL TURNUVASI

9-12 Temmuz 2007 tarihleri arasında 8

takımın katılımıyla düzenlenmiş, yarışmada

birinci olan SG İkm. Bnb. Engin ÖZGÜÇ, SG

U/B Kd. Bçvş. Mustafa MUTLUER, SG U/B

Kd. Bçvş. Mehmet MUTLUER ve SG İda.

Bçvş. Orhan ARSLAN’dan oluşan takıma

ödülü Adnan Menderes Havalimanı Mülki

İdari Amiri Ömer KARAMAN tarafından

verilmiştir.

DART TURNUVASI

9-12 Temmuz 2007 tarihleri arasında 28 personelin

katılımıyla düzenlenmiş, yarışmada birinci olan

SG U/B Kd. Üçvş. Serkan GÜLEÇ’e ödülü 3. Kara

Havacılık Alay Komutanı Kr. Plt. Kur. Alb. Yusuf

HASAN tarafından verilmiştir.

EL İNCESİ ATMA YARIŞMASI

13 Temmuz 2007 tarihinde 6 erin katılımıyla

düzenlenmiş, yarışmada birinci olan SG

Er Uğur GEZİCİ’ye ödülü Hava Meydan

Kıta Komutanı Hv. Slh. Sis. Alb. Hüseyin

KOCAKAYA tarafından verilmiştir.

HALAT ÇEKME YARIŞMASI

13 Temmuz 2007 tarihinde 4 takımın

katılımıyla düzenlenmiş, yarışmada birinci

olan SG Er Mahsut YILDIRIM, SG Er Yunus

E. ATAŞ, SG Er Muhammed BOZ, SG Er

Kemal ÖZDEMİR ve SG Er Mert TAŞAN’dan

oluşan takıma ödülleri Gaziemir

Kaymakamı Kemal KARADAĞ tarafından

verilmiştir.


90

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI 25. YIL ETKİNLİKLERİ

SAHİL GÜVENLİK EĞİTİM

ve ÖĞRETİM KOMUTANLIĞI

EL İNCESİ ATMA YARIŞMASI

13 Temmuz 2007 tarihinde Sahil

Güvenlik Eğitim ve Öğretim Komutanlığı

Karargahında 4 takımın katılımıyla icra

edilmiş olup, yarışmada birinci olan Sahil

Güvenlik Antalya Grup Komutanlığı

takımına ödülü, Antalya Büyükşehir

Belediyesi Başkan Vekili Ali DEVECİ

tarafından verilmiştir.

HALAT ÇEKME YARIŞMASI

13 Temmuz 2007 tarihinde Sahil

Güvenlik Eğitim ve Öğretim Komutanlığı

Karargahında 4 takımın katılımıyla icra

edilmiş olup, yarışmada birinci olan Sahil

Güvenlik Güvenlik Eğitim ve Öğretim

Komutanlığı takımına ödülü, Antalya Vali

Yardımcısı Sayın Erkan IŞILGAN tarafından

verilmiştir.

ANTALYA ETKİNLİKLERİ

Antalya Yelken Kulübü tarafından Sahil

Güvenlik Eğitim ve Öğretim Komutanlığı

Karargah Binası önünde yelken gösterileri

icra edilmiş, hazırlanan anı objeleri

davetlilere sunulmuş, Akdeniz Bölge

Bandosu tarafından marşlar çalınmış,

botlar ziyarete açılmış ve tören hitamında

kokteyl verilmiştir.

GEMİCİ BAĞI YARIŞMASI

13 Temmuz 2007 tarihinde Sahil

Güvenlik Eğitim ve Öğretim Komutanlığı

Karargahında 6 takımın katılımıyla icra

edilmiş olup, yarışmada birinci olan Sahil

Deniz İzci Grubu takımına ödülü, 3. Piyade

Er Eğitim Tugay Komutanı Vekili P. Kd. Alb.

Adnan KUŞ tarafından verilmiştir.


92

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

SÜRÜKLENEN SOLUNGAÇ AĞLARI

[ Hazırlayan ] Dr. Raziye YILMAZ | Svl. Me.

Dünya su ürünleri üretiminin büyük bir kısmı avcılık

yolu ile sağlanmaktadır. Bu üretim içerisinde yer

alan ürünler, avlandığı ortama göre pelajik (yüzey)

ve demersal (dip) ürünler olarak isimlendirilir.

Pelajik su ürünleri, gırgır ağları, ortasu trolü, pelajik

uzatma ağları, pelajik paraketa vb. gibi av araçları

ile avlanırken demersal su ürünleri, sürüklenen

(trol, algarna) ve sürütülen (trata, ığrıp) av araçları

ile tuzaklar, uzatma ağları vb. av araçları ile

avlanılmaktadır. 1

Hemen hemen tüm balıkçılık faaliyetlerinin

deniz tabiatına etkisi vardır. Bununla birlikte,

bazı istihsal vasıtaları ve avlanma usulleri deniz

tabiatını diğerlerinden kesinlikle daha fazla etkiler.

“Zararlı avlanma usulleri”nin tanımlaması ile ilgili

hemfikirlilik olmamasına rağmen, bazı uygulamalar

doğal olarak zararlıdır. Örneğin, patlayıcı ve zararlı

maddelerin kullanımı... Bununla birlikte diğer

uygulamalar, özellikle dip trolü ve algarna (direç), bazı

durumlarda uzatma ağlarının hassas ekosistemlerde

kullanımı ve ticari hedef taşımayan çok büyük türlerin

avlanmasından dolayı zararlı olarak nitelendirilebilir. 2

Kılıç balığı, orkinos, gobene (tüllina, tulina, tombik),

uzun kanat orkinos, yazılı orkinos ülkemiz sularında

ticari değeri olan türlerdir. Bu türler genellikle

orkinos gırgırı, paraketa, pelajik uzatma ağları,

sürüklenen solungaç ağları (drift-nets) ile av verirler.

Ülkemizde 6-14 m boyunda, 11,5-135 BG (Beygir

gücü) sahip 50-60 balıkçı teknesinin Ege Denizi’nde

kılıç balığı avcılığı için sürüklenen solungaç ağlarını

kullandığı bilinmektedir. Sürüklenen solungaç ağları

ile kılıç balığı avcılığı Sivrice-Midilli arasında ve

Fethiye kıyıları açıkları ile Rodos Adası arasında kalan

ulusal ve uluslar arası sularda yapılmaktadır. Yunuslar

ulusal ve uluslar arası mevzuatlarda koruma altına

alınmış türler kapsamındadır. Akdeniz’de sürüklenen

solungaç ağlarının kullanımı yunusları tehdit

etmektedir. Ege Denizi’nde kılıç balığı avcılığında

kullanılan sürüklenen solungaç ağları yunus ve

3, 4

balinalar için oldukça yeni bir problemdir.

SÜRÜKLENEN SOLUNGAÇ AĞLARI

(DRIFT-NETS)

Akyol vd. (2005) tarafından bu ağlar sürüklenen

solungaç ağları (drift-nets) olarak tanımlanmıştır.

“Drift” sözcüğü ağın kullanış şeklinden gelmektedir.

Anlamı “su akıntısı ile taşınma”dır. Ağ sabit bir yere

bağlanmaz. Gerçekte, bu ağlar bir çeşit uzatma

ağıdır. Ülkemiz denizlerinde ağın üstünde yer alan

sicim şeklindeki mantar vasıtasıyla su içinde daha

az veya fazla dikey konumda bulunurlar (Şekil 1

ve 2). Genellikle multifilament iplerden yapılmış

ağlar kullanılmaktadır. Bu ağların, balıkları hemen

solungaçlarından yakalayan ve kurtulma şansının

daha az olduğu monofilament iplerden yapılmış

ağlara göre daha az sert olması bir avantajdır.

Ağlar genellikle ayın olmadığı gecelerde, akıntı

veya rüzgarla sürüklenmeye bırakılmaktadır. Ağın

her iki ucunda ışıklı şamandıralar mevcuttur. Gece

boyunca kontrol edilerek bir veya iki kez ağlar

toplanmaktadır. Balıklar çoğunlukla solungaçlarından

avlanmaktadır. Genellikle su yüzeyine yakın veya orta

suda kullanılmaktadır. Hedeflenen tür için çok seçici

4, 5, 6, 7

olduğu ifade edilmiştir.

Bu ağlar ülkemizde, Sivrice’de 210d/54-60 no

multifilament poliamit (PA) 500 mm ağ göz açıklığına

sahip ağlardan 3-7 km uzunluğunda, 20 ağ gözü

derinliğinde donatılmaktadır (Şekil 1 bakınız).

Şekil 1: Sivrice bölgesinde kullanılan sürüklenen solungaç ağı (dirft-nets). 4

Fethiye bölgesinde ise ağların uzunluğu yaklaşık 14

km’dir. Örneğin; akya (Lichia amia) için (210d/24

no, 480 mm ağ göz açıklığında) 4 km, gobene

(tombik, tüllina, tulina) (Auxis rochei) (210d/18-

24 no, 340 mm ağ göz açıklığında) için 6 km ve kılıç

balığı için (210d/42 no, 440 mm ağ göz açıklığında,

30 ağ göz derinliğinde) 4 km uzunluğunda ağlar

hazırlanmaktadır. Kılıç balığı avcılığında sürüklenen

solungaç ağları 150-3000 m derinlikte, 5-9 mil açıkta

3, 4

kullanılmaktadır.

SÜRÜKLENEN SOLUNGAÇ AĞLARI NİÇİN

USULSÜZ BALIKÇILIK YÖNTEMLERİ ARASINDA

YER ALIR?

Bu ağların başlıca olumsuz etkisi hedef dışı

türlerin avlanmasıdır. Ülkemizde, Ege Denizi’nde

(Sivrice ve Fethiye Bölgesinde) yapılan çalışmada,

yunuslar (Delphinus delphis), manta (Mobula

mobular), pervane balığı (Mola mola), köpek

balığı (Mustelus vulgaris), mavi yüzgeçli orkinos

veya orkinos (Thunnus thynnus), yazılı orkinos

(Euthynnus alletteratus), Akdeniz kılıcı veya kılıç

balığı (Tetrapturus belone), uzun kanat orkinos

veya albakor (Thunnus alalunga), gobene (tombik,

tüllina, tulina) (Auxis rochei), lambuka (Coryphaena

hippurus), hedef dışı av olarak kaydedilmiştir. 4

Öztürk vd. (2001) arkadaşları tarafından Ege

Denizi’nde yapılan çalışmada da yunuslar sürüklenen

solungaç ağları ile kılıç balığı avcılığında hedef dışı

av olarak kaydedilmiştir. Yunuslar hem ulusal ve

uluslararası mevzuatlarca koruma altına alınmış

93

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007


94

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

olmakla birlikte, pervane ve lambuka balıkları da

ulusal mevzuatımızca avlanması tamamen yasak cins

8, 9, 10

ve türler kapsamındadır.

Bu ağlar, Kuzey ve Güney Pasifik, Hindistan ve

Atlantik Okyanuslarında başlıca Japon, Tayvan ve

Güney Kore balıkçı gemilerince kalamar, salmon ve

orkinos avlamak için kullanılmaktadırlar. İtalyan ve

İspanya balıkçı gemileri Akdeniz’de bu ağlar ile avcılık

yapmaktadırlar. 11 Ülkemiz’de ise sürüklenen solungaç

ağları balıkçılığı halen ilk evrelerdedir. Avlanma

mevsimi kısa sürelidir. Ağlar, İtalya ve Fas’ta olduğu

gibi çok büyük boyutlara ulaşmamıştır. 12 Dünyada,

bu ağlar çok kuvvetli monofilament naylon ağdan

yapıldığı için “ölüm yolları” olarak isimlendirilir. Her

bir ağ 8-12 m derinliğinde ve genellikle 32-40 km

uzunluğunda olmakla beraber 65 km uzunluğunda

kullanılabilmektedir. Bu ağlar çoğunlukla gece

denize bırakılmakta, akıntı ile sürüklenerek av

vermektedirler. Bu avcılık yöntemi çok fazla oranda

hedef dışı av verir. Her bir avda yaklaşık % 40-50

kayıp vardır. Su içinde hemen hemen görünmez

olduğu için bir çok yunus, balina, deniz aslanı,

kaplumbağa ve deniz kuşu bu ağlara takılmaktadır. 11

Sürüklenen solungaç ağları sıklıkla avcılık yaparken

kaybolmakta veya kopmaktadır. Serbest kalan bu

ağlar, avlanan deniz canlılarının ağırlığından dolayı su

dibine batıncaya kadar avlamaya devam etmektedir.

Bu nedenle bu balıkçılığa “hayalet balıkçılık” veya bu

ağlara “hayalet ağ” denmektedir. 11

SÜRÜKLENEN SOLUNGAÇ AĞLARIN

KULLANIMININ YASAKLANMASI

1989 yılında Birleşmiş Milletler (United Nations)

tarafından bu ağlarla balıkçılığın durdurulmasına

karar verilmiştir. Güney Pasifik’te, büyük sürüklenen

solungaç ağları ile yapılan balıkçılık Wellington

anlaşmasına (1989) göre yasaklanmıştır. Avrupa’da,

ilk olarak Avrupa Birliği Bakanlar Konseyi (European

Union Council of Ministers) AB birliğine üye

devletlere ait balıkçı teknelerinin maksimum 2,5 km

uzunluğundaki ağların kullanımını yasaklamış ve

1998 yılında, 1 Ocak 2002’den itibaren, Akdeniz ve

Atlantik’te bu ağların kullanımının yasaklanmasına

karar verilmiştir. 13

O dönemde, 670 İtalyan, 70 Fransız ve yaklaşık

30 İngiliz ve İrlanda teknesi bu avcılık yöntemini

kullanıyordu. Birkaç yıl öncesinde de, 100 İspanyol

teknesi Gibraltar Boğazı’nda bu ağları kullanmıştır.

Şekil 2: Ülkemiz sularında kullanılan sürüklenen

solungaç ağları (drift-nets)

Bununla birlikte, İspanya hükümeti AB kararından

önce bu ağların kullanımını çoktan yasaklamıştır. 12

AB’nin, 1992 yılında açık denizde çok büyük

sürüklenen solungaç ağların kullanımını yasaklayan

Birleşmiş Milletler Kararlarını (United Nations

Resolutions 44/225, 1989; 1991) kabul etmesi 6

yıl sürmüştür. Bu ağların yasaklanma süreci için 10

yıl geçmiştir ve bugün halen bu usulsüz balıkçılık

yöntemi Avrupa filoları tarafından kullanılan geçerli

balıkçılık yöntemi olmaya devam etmektedir. 12

Benzer tavsiye ve kararlar, 1997 ve 2005 yıllarında

Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu (General

Fisheries Commission for the Mediterranean - GFCM)

ve 2003 yılında Ton Balıklarını Koruma Uluslararası

Komisyonu (International Commission for the

Conservation of Atlantic Tuna - ICCAT) tarafından

kabul edilmiştir. 12 Türkiye her iki komisyona da üye

bir devlettir. 14, 15 Ülkemizde de sürüklenen solungaç

ağlarının kullanımı, denizlerde ve içsularda ticari

amaçlı su ürünleri avcılığını düzenleyen 2002-2004

av dönemine ait 35/1 numaralı sirkülerde tamamen

yasaklanmış, denizlerde ve içsularda ticari amaçlı

su ürünleri avcılığını düzenleyen 2004-2006 av

dönemine ait 36/1 numaralı sirkülerde sadece 2,5

km’den uzun ağların kullanımı yasaklanmış ve

denizlerde ve içsularda ticari amaçlı su ürünleri

avcılığını düzenleyen 2006-2008 av dönemine ait

37/1 numaralı sirkülerde bu ağların kullanımı tekrar

tamamen yasaklanmıştır.

Ayrıca, AB’nin bu ağların kullanımının yasaklanmasına

karşı gösterdiği davranış, bu ağlarla yapılan

balıkçılığın diğer yakın ülkeler tarafından kullanımını

desteklemiştir. Fas örnek verilebilir. 12

Karadeniz, Akdeniz ve Bitişik Atlantik Alanlarındaki

Memelileri Koruma Anlaşmasına (Agreement on

the Conservation of Cetaceans of the Black Sea,

Mediterranean Sea ve Contiguous Atlantic Area -

ACCOBAMS) göre, son yıllarda Akdeniz’de bu ağları

kullanmış olabilecek ülkeler Arnavutluk, Cezayir,

İspanya, Fransa, Yunanistan, İtalya, Malta, Fas,

Monako ve Türkiye’dir. 12

Şu an, Akdeniz ve komşu sularda yaklaşık 500 dirftnet

teknesi vardır (Fransa 76, İtalya’da 100 den fazla,

Fas 177, Türkiye 50-100) ve bu teknelerin %60’ı AB

üye ve üye olması muhtemel devletlere aittir. 12

SONUÇ

Sürüklenen solungaç ağları balıkçılığında hedef

dışı türler avlanmaktadır. Bunlardan özellikle

yunuslar nesli tehlikede olan türlerdendir. Ulusal

ve uluslararası anlaşmalarca da koruma altına

alınmışlardır. Kuzey Pasifik’te bu ağların, yıllık olarak

85 bin deniz memelisini (70 bin yunus, yunusgiller ve

14 bin fok) boğduğu tahmin edilmektedir. 11

Öztürk (2001) ve Akyol (2005)’un Ülkemizde Ege

Denizi’nde yaptığı çalışmalarda kılıç balığı avcılığında

kullanılan bu ağların hedef dışı av olarak yunus,

lambuka ve pervane balığını avladığı tespit edilmiştir.

Her üç türde avlanması tamamen yasak cins ve türler

9, 10

kapsamındadır.

Bu sebeplerden dolayı bu ağların kullanımı 1 Ocak

2002’den itibaren AB Bakanlar Konseyi tarafından

yasaklanmıştır. Benzer kararlar 1997 ve 2005

yıllarında GFCM ve 2003 yılında ICCAT tarafından

da kabul edilmiştir. Ülkemizin de üye olduğu bu

Komisyon kararları doğrultusunda bu ağların

kullanımı yasaklanmıştır.

Sonuç olarak, hemen hemen tüm balıkçılık

yöntemlerinin deniz tabiatına etkisi vardır ve yanlış

çevrede kullanıldığı zaman zararlı olacağı göz önünde

tutulmalıdır. Dip trolünün deniz çayırı alanlarında

kullanılması (çoğu alan genel olarak yasaklanmış

olmasına rağmen) veya dip trolünün derin deniz

ekosisteminde kullanılması örnek verilebilir. GFCM

tarafından 1000 m derin denizde dip trolünün

kullanılması yasaklanmıştır. Bu, Akdeniz’in derin

deniz ekosisteminin korunması için çok önemlidir.

Dünyada bir ilktir. Derin deniz trol avcılığının

yasaklanması eşsiz derin deniz habitatlarını (bir

hayvan ve ya bitkinin yetiştiği doğal ortam); soğuk su

mercanlarını, deniz dağlarını, denizaltı kanyonlarını,

çok tuzlu havuzları, keşfedilebilecek binlerce yeni

türü koruyacaktır. Akdeniz deniz faunasının (belli

bir bölgede yaşayan hayvanların tümü) çeyreğinden

fazlası endemiktir (belli bir yere özgü). Endemizmin

yüzdesi derin sularda daha yüksektir. Ekolojik olarak

kolaylıkla zarar görebilecek alanlar Akdeniz’in derin

sularında bulunur. Aynı zamanda, berlam ve karides

gibi çok değerli stokların yok olmasını önleyecektir.

Ülkemizde de dip trolünün 1000 m derinde

9, 16, 17, 18

kullanılması yasaklanmıştır.

Sahil Güvenlik Komutanlığınca yapılan balıkçıları

bilinçlendirme toplantılarında, hemen hemen tüm

balıkçılık yöntemlerinin deniz tabiatına etkisinin olduğu

ve yanlış çevrede kullanıldığı zaman zararlı olabileceğinin

açıklanması son derece önemli bir konudur.

KAYNAKLAR:

1. AYDIN, C., GURBET, R., ULAŞ, A., 2005. ALGARNA TAKIMLARININ AV

KOMPOZİSYONU VE BALIKÇILIK ORTAMINA ETKİLERİ, E.Ü. SU ÜRÜNLERİ DERGİSİ,

CİLT 22, SAYI (1-2): 39–42.

2. http://ec.europa.eu/fisheries/press_corner/press_releases/com06_60_working_doc_

en.pdf

3. ÖZTÜRK, B., AMAHA, ÖZTÜRK, A. A., DEDE, A., 2001. DOLPHİN BYCATCH İN THE

SWORDFİSH DRİFTNET FİSHERY İN THE AEGEAN SEA, RAPP. COTTON, İNT. MER

MEDİT., 36.

4. AKYOL, O., ERDEM, M., ÜNAL, V., CEYHAN, T., 2005. INVESTİGATİONS ON DRİFT-

NET FİSHERY FOR SWORDFİSH (XİPHİAS GLADİUS L.) İN THE AEGEAN SEA, TURK J.

VET. ANİM. SCİ. 29: 1225-1231

5. http://www.fao.org/figis/servlet/geartype?fid=220

6. http://www.ejfoundation.org/page166.html

7. http://www.ims.metu.edu.tr/DenizSozluk/ABC/s.htm)

8. http://rega.basbakanlik.gov.tr/Eskiler/2005/12/20051231M2-25.htm

9. TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI, KORUMA VE KONTROL GENEL MÜDÜRLÜĞÜ.

DENİZLERDE VE İÇSULARDA TİCARİ AMAÇLI SU ÜRÜNLERİ AVCILIĞINI DÜZENLEYEN

2006-2008 AV DÖNEMİNE AİT 37/1 NUMARALI SİRKÜLER. ANKARA.

10. TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI, KORUMA VE KONTROL GENEL MÜDÜRLÜĞÜ.

DENİZLERDE VE İÇSULARDA AMATÖR (SPORTİF) AMAÇLI SU ÜRÜNLERİ AVCILIĞINI

DÜZENLEYEN 2006-2008 AV DÖNEMİNE AİT 37/2 NUMARALI SİRKÜLER. ANKARA.

11. http://www.botany.uwc.ac.za/Envfacts/facts/gill_nets.htm

12. http://oceana.org/fileadmin/oceana/uploads/europe/reports/the_use_of_driftnetseng.pdf

13. http://www.ccb.se/downloads/fiskfolder5.pdf

14. http://www.fao.org/fi/body/rfb/GFCM/gfcm_mapandmem.htm

15. http://www.intfish.net/orgs/fisheries/iccat.htm

16. http://www.ciesm.org/news/policy/0303.htm

17. http://www.panda.org/news_facts/newsroom/news/index.

cfm?uNewsID=18831&uLangID=1

18. http://www.oceansatlas.org/world_fisheries_and_aquaculture/html/issues/ecosys/

desrpract/default.htm

19. TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI, KORUMA VE KONTROL GENEL MÜDÜRLÜĞÜ.

DENİZLERDE VE İÇSULARDA TİCARİ AMAÇLI SU ÜRÜNLERİ AVCILIĞINI DÜZENLEYEN

2002-2004 AV DÖNEMİNE AİT 35/1 NUMARALI SİRKÜLER., ANKARA.

20. TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI, KORUMA VE KONTROL GENEL MÜDÜRLÜĞÜ.

DENİZLERDE VE İÇSULARDA TİCARİ AMAÇLI SU ÜRÜNLERİ AVCILIĞINI DÜZENLEYEN

2004-2006 AV DÖNEMİNE AİT 36/1 NUMARALI SİRKÜLER. ANKARA.

95

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007


96

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

KAÇAKÇILIK, İSTİHBARAT, HAREKAT ve

BİLGİ TOPLAMA (KİHBİ) DAİRE

BAŞKANLIĞINDA BİLGİ TOPLAMA

İŞLEMLERİ KONUSUNDA ULAŞILAN DÜZEY

[ Hazırlayan ] Ö. Faruk GÜNAY | İçişleri Bakanlığı KİHBİ Dairesi Başkanı

İçişleri Bakanlığı, yurdun iç güvenliğinin ve

asayişinin sağlanması, kamu düzeninin ve genel

ahlakın korunması amacıyla kurulmuş bir bakanlık

olup, görevleri arasında; Bakanlığa bağlı iç güvenlik

kuruluşlarını idare etmek suretiyle ülkesi ve milleti

ile bölünmez bütünlüğünü, yurdun iç güvenliğini,

asayişini, kamu düzenini ve genel ahlakı, Anayasada

yazılı hak ve hürriyetleri korumak, suç işlenmesini

önlemek, suçluları takip etmek ve yakalamak, her

türlü kaçakçılığı men ve takip etmek yer almaktadır.

Sayılan bu görevlerin yerine getirilmesinde; 3152

Sayılı İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında

Kanunun 8. maddesinde ana hizmet birimleri arasında

sayılan Kaçakçılık, İstihbarat, Harekat ve Bilgi

Toplama Daire Başkanlığına da görev ve sorumluluklar

yüklenmektedir. Bu görevlerde, suçluları takip etmek

ve yakalamakla ilgili olarak 1980 yılında kurulan ve

zaman içinde geliştirilen bir sistem kullanılmıştır.

KURULUŞ

Daha önce işlediği bir suçtan dolayı tüm yurtta

aranıp da ele geçmeyen kimliği belirlenmiş kişilerle;

çalıntı motorlu taşıtları, çalınan veya kaybedilen

ateşli silahlarla her türlü kimlik belgelerini bulmak ve

ele geçirmek, bu konuda iller düzeyinde derlenecek

bilgilerin bir ana merkezde toplanmasını sağlamak,

bu bilgilerin ilgili yerlere doğru olarak gönderilmesini

sağlayarak, genel kolluk kuvvetlerinin adli ve idari

tahkikatlarına hız ve açıklık kazandırmak ve kolluk

kuvvetleri arasında etkin bir iş birliği ve koordinasyon

sağlayarak zabıtanın halk nazarında saygınlığını

arttırmak amacıyla İçişleri Bakanlığının 26 Mart

1980 gün ve J.Gn.K. 0961-1-128-80/TSK.KOOR.

(20) sayılı Onayı ile Bilgi Toplama Dairesi Başkanlığı

kurulmuştur.

12 Şubat 1983 tarih ve 3152 Sayılı İçişleri

Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunla

176 Sayılı İçişleri Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri

Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin

Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına, Bazı

Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına ve

Bu Kanun Hükmünde Kararnameye İki Madde

Eklenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin

Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 8. maddesi

ile Kaçakçılık İstihbarat Harekat ve Bilgi Toplama

Dairesi Başkanlığı kurulmuş, İçişleri Bakanlığının

ana hizmet birimi olarak belirlenmiştir. Genel Bilgi

Toplama (GBT) Başkanlığı olarak da bilinen Bilgi

Toplama Dairesi, bu tarihten itibaren Kaçakçılık

ve İstihbarat Daire Başkanlığı ile birleştirilmiş ve

müstakil bir daire başkanlığı olarak faaliyetlerini

sürdürmeye başlamıştır.

KİHBİ Daire Başkanlığı bünyesinde; Bakanlık,

Jandarma, Emniyet ve Gümrük personeli görev

yapmaktadır.

GÖREVLERİ

3152 sayılı Kanunun 13. maddesi KİHBİ Daire

Başkanlığının görevlerini belirlemiştir.

Buna göre;

a) Her türlü kaçakçılık faaliyetlerine ait istihbaratı

Devlet çapında toplayıp değerlendirmek, kaçakçılığı

men, takip ve tahkikle görevli kuruluşlara bilgi

vermek, bağlı kuruluşların önleme ve yakalama

faaliyetlerini yönlendirmek ve ilgili kuruluşlar

arasında koordinasyon ve işbirliği yapılması için

gerekli tedbirleri almak,

b) Kaçakçılıkla mücadele, hedef, taktik ve usullerini

tespit etmek ve eğitici nitelikte yayınlar yapmak,

c) Suç işleyip ele geçmeyen kişilerin, çalınan veya

kaybedilen motorlu taşıtların, ateşli silahların, kimliği

ispata yarayan her türlü belgelerin kayıtlarını tutmak,

güvenlik kuvvetlerine bildirmek, görevli kuruluşlarla,

ilgili kuvvetler arasında koordinasyon sağlamak ile

görevlidir.

Anlaşılacağı gibi Dairenin Bilgi Toplama konusundaki

görevleri, (c) bendinde tanımlanan görevlerdir. Bu

görevin yerine getirilmesi için bir yönerge çıkarılmış

olup, tüm bilgi toplama işlemleri bu yönerge

doğrultusunda gerçekleştirilmiştir.

BİLGİ TOPLAMA İŞLEMLERİNİN DAYANAĞI

Bilgi toplama işlemlerinin hukuki dayanağı; 3152

Sayılı İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında

Kanunun 13/c ve 33’üncü, 2559 Sayılı Polis Vazife

ve Salahiyetleri Kanununun Ek-7’nci ve Jandarma

Teşkilat Görev ve Yetkileri Yönetmeliğinin 42/e

maddeleridir. Bu maddelere dayanılarak; aranan ve

bazı suçları işleyen kişilere ilişkin tutulan bilgiler,

güvenliği sağlamakla görevli olan bağlı kuruluşlara

yakalama ve istihbarat amacıyla yararlanılmak üzere

kullandırılmaktadır.

Yine bu çerçevede, eşyalarla ilgili olarak da kaybedilen,

çalınan veya gasp edilen; motorlu taşıtlara, ateşli

silahlara ve her türlü kimliği ispata yarayan belgelere

ilişkin bilgi toplanarak güvenlik kuvvetlerinin

kullanımına sunulmaktadır.

Kurulduğu 1980 yılından itibaren; yukarıda belirtilen

konulara ilişkin olarak tutulan bilgilere ait kayıtlar,

mahallinde ve merkezde dolaplarda tutulan bilgi

formları ile izlenmekte iken, gelişen bilgi ve iletişim

teknolojisi doğrultusunda yapılması sağlanan

programların faaliyete geçirilmesi sonucunda ülkenin

her yerinden anında kullanılabilecek bir bilgi işletim

sistemi ile çalışır hale getirilmiştir. Kısaca özetlenen bu

sonuca varmak için Dairede gerçekleştirilen değişime

bir göz atılması yerinde olacaktır.

GERÇEKLEŞTİRİLEN ÖNEMLİ ATILIMLAR

1- Yapılan işin gereği olarak KİHBİ Daire

Başkanlığında ve tüm ülkede görev yapan polis

ve jandarma bilgi toplama birimlerinde toplanan

bilgiler gizli bilgiler olup, sadece yetki verilen kişiler

tarafından görülebilmektedir. Dayanak olarak adli

işlemlerin esas alınması ve adliyeler ile güvenlik

kuvvetleri arasında bilgi akışının düzenli olmaması

nedeniyle tutulan bilgilerin güncellenmesinde

sorunlar yaşanmıştır. Buna bir çözüm olabileceği

düşüncesi ile 12.6.2002 tarihinde yönerge değişikliği

yapılmış ve Bilgi Edinme Hakkı Kanunu henüz

gündemde bile değilken, tüm bilgi toplama birimleri

tarafından, kişilerin ya da avukatlarının yazılı

başvurusu halinde kendilerine ilişkin bilginin

verilmesine başlanmıştır.

2- Ülke çapında görev yapan Gümrük Muhafaza

personeli tarafından doğrudan gerçekleştirilen

kaçakçılıkla mücadele çalışmaları sonucunda,

savcılıklara sevk edilen suçlularla ilgili olarak KİHBİ

Bilgi Sisteminde kayıt bulunmadığının tespit edilmesi

üzerine; Gümrük Muhafaza Genel Müdürlüğü

ile birlikte yapılan çalışmalarımız sonucunda,

Gümrük Müsteşarlığınca taşra birimlerine bir emir

97

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007


98

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

yayınlanmıştır. Söz konusu genelgenin güvenlik

kuvvetlerine duyurulması için de Bakanlığımızın

18.09.2002 tarihli genelgesi yayınlanmıştır. Bu

genelgeler ile; gümrük idarelerince doğrudan

yapılacak tüm operasyonların sonuçlanıp, Cumhuriyet

başsavcılığına sevk işlemleri yapıldıktan sonra

sanıklarla ilgili düzenlenecek vukuat raporunun

Başkanlığımızca belirlenen formata uygun bir şekilde

KİHBİ Bilgi Sistemine girilmek üzere mahalli mülki

amirlikler aracılığı ile olayın geçtiği yer güvenlik

kuvveti bilgi toplama birimlerine gönderilerek Bilgi

Sistemine girilmesi sağlanmıştır.

3- Bilgi sisteminde aranan kişilere ilişkin olarak;

suç, nüfus ve ikametgah yeri güvenlik kuvvetleri

tarafından gıyabi tutuklama ve yakalama

müzekkerelerine dayanılarak açılmış mükerrer bilgi

formları bulunduğu ve bunlardan dolayı vatandaşların

mağduriyetine sebep olunduğunun anlaşılması

üzerine 22.09.2002 tarihinde yayınlanan genelge

ile, suç yeri haricinde düzenlenmiş mükerrer bilgi

formlarının iptali, aranmadığı halde aranır durumda

görünenlerin de düşüm ve iptal işlemlerinin

yapılması sağlanmış, güvenlik kuvvetlerince haksız

yakalamaların önüne geçilmeye çalışılmıştır.

4- Bilgisayar ve tasnif kayıtlarında aranır durumda

olup da yakalanarak adli makamlara ve askerlik şubesi

başkanlıklarına teslim edilen şahıslara ait yapılan

iptal ve düşüm işlemleri çizelgelerinin; yazışmalar

ve postadan kaynaklanan gecikmeler nedeniyle

KİHBİ Daire Başkanlığına ulaşmasının zaman aldığı,

bu süre içinde bilgisayar kayıtlarındaki işlemleri

zamanında yapılmayan ve bilgisayar sisteminde

iptal veya düşüm işlemi yapılmayan şahısların,

aranmadığı halde “aranıyor” görünmeye devam ederek

başka yer ve zamanlarda, güvenlik kuvvetlerince

yeniden yakalanma ve gözaltına alınma işlemine tabi

tutulabildikleri görülmüştür.

Bu durumun engellenmesi amacıyla; 28.02.2003

tarihinde valiliklere gönderilen yazı ile yakalananlar

için bilgi formu düşüm ve iptal çizelgesinin İl Bilgi

Toplama Birimlerince günlük olarak hazırlanarak

Başkanlığımıza göndermeleri istenmiş, gelen listeler

esas alınarak gereken işlemlerin ertesi gün içinde

tamamlanması sağlanmıştır. 29.09.2003 tarihinden

itibaren aynı işlemler, “yakalandı” konumunda

olan kayıtlar için de uygulanmaya başlanmıştır.

Uygulamalar ile, kırtasiye ve zaman israfının

önlenmesi yanında vatandaş mağduriyetlerinin

önlenmesi ve işlemlerin düzenli ve süratli bir şekilde

yürütülmesi sağlanmıştır.

Bu uygulamalar yeni projelerin uygulanmaya

başlanmasından sonra daha da geliştirilmiş;

arananlardan yakalananlara ilişkin olarak yakalayan

güvenlik kuvveti bilgi toplama yetkilisinin bastığı

“yakalandı butonu” ile arayan tüm birimlere mesaj

gönderilmesi ve alınan bu mesaj doğrultusunda

mahallinde doğrudan ve anında düşüm ve iptal

işleminin gerçekleştirilmesi Eylül 2006’dan itibaren

sağlanmıştır.

5- MERNİS Projesinin faaliyete geçmesi ile nüfus

bilgilerine ulaşmak üzere ilgili nüfus müdürlüğü

ile yapılmakta olan yazışmalardan vazgeçilmiş,

önce; suç yeri güvenlik kuvvetinin Kimlik Saptama

Formu ile bulunduğu yerdeki nüfus müdürlüğüne

müracaat etmesi ve alacağı nüfus kayıt örneğindeki

bilgilere göre form düzenlemesi, daha sonra Nüfus

ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünce Kimlik

Paylaşım Sisteminin faaliyete geçirilmesinden

itibaren de, bu sistem kullanılarak kişilerin kimlik

bilgilerine bilgi sistemi üzerinden anında ulaşılması

sağlanmıştır. Kimlik Paylaşım sistemini kullanmak

ve kimlik bilgisi çıktısı alarak bilgi formu düzenlemek

üzere Başkanlığımıza tahsis edilen şifrelerin güvenlik

kuvvetlerine verileceği bildirilmiş ve zaman ve işgücü

kaybının engellenmesi ile işlemlerin daha süratli

yapılmasına olanak sağlanmıştır. Artık nüfus idareleri

ile yazışmaya gerek kalmamıştır.

6- Yine MERNİS’in uygulamaya geçmesinden sonra,

KİHBİ Bilgi Sisteminde kaydı bulunan Türkiye

Cumhuriyeti vatandaşlarına ait kimlik bilgilerinin

doğrulanmasını sağlamak amacıyla, sistemimizde yer

alan suçlu kimlik bilgileri ile Nüfus ve Vatandaşlık

İşleri Genel Müdürlüğü bilgileri karşılaştırılarak,

kişilerin kimlik bilgilerinin eşleştirilmesi ve

doğrulanması sağlanarak Türkiye Cumhuriyeti

Kimlik Numaraları almaları sağlanmış, bu numaraya

dayalı olarak alınan kimlik bilgileri esas alınarak

sistemimizde yer alan bilgilerin doğrulanması işlemi

gerçekleştirilmiştir. Böylece benzer kimlik bilgisine

sahip kişilerle ilgili bir hak kayıpları ve zarara uğrama

gibi durumların oluşması önlenmiştir.

7- Hizmetin yürütülmesi için gerek duyulan bilgisayar

programlarının yapılması, veri tabanlarının karşılıklı

olarak kullanımının sağlanması amacıyla KİHBİ Daire

Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma

Genel Komutanlığı arasında 21.12.2004 tarihinde

bir protokol imzalanması sağlanarak, suç işleyen ve

aranan şahıslar yanında çalınan ve kaybedilen motorlu

taşıtların, ateşli silahların ve kimliği ispata yarayan

her türlü belgelere ait bilgilerin, bilgisayar ortamında

veri tabanına girilmesi ve sorgulanması, jandarma

ve emniyet birimlerince ayrı ayrı yürütülen ancak

verilen hizmetler gereği, uygulamada ortak kullanımı

gerektiren sürücü ceza ve sürücü bilgileri, motorlu

taşıt bilgileri, silah, pasaport ve ruhsat bilgilerinin

tek bir veri tabanına girilmesi ve sorgulanması ve

kullanılacak ortak programın esasları belirlenmiş,

şahıs ve eşyalarla ilgili bilgilerin tutulması, saklanması

ve kullanılmasına ait işlemler ile projelerin sevk

ve koordinasyonunun Başkanlığımız kararları

doğrultusunda gerçekleştirilmesi sağlanmıştır.

8- Bilgi Sistemimizde yer alan; 1982 yılında yayınlanan

Bilgi Toplama Yönergesine dayanılarak ve geriye

doğru işlem yapılarak tutulmuş olan ve yapılan tüm

çalışmalara rağmen yargılama bilgilerine ulaşılarak

doğrulanamayan kayıtların, alınan 23.11.2004 tarihli

Bakanlık Onayı ile çıkarılması sağlanmış, böylece

doğruluğu saptanamayan bilgilerden dolayı insanların

hak ve özgürlüklerinin zedelenmesi engellenmiştir.

9- Bilginin en önemli güç olarak açıkça kabul

edildiği çağımızda, ülke çapında aynı alanda ve aynı

amaçla çalışan kurumların bilgilerini paylaşarak

güçlenecekleri düşüncesine sahip olarak; MİT ile

Maliye Bakanlığına bağlı olarak çalışan ve kara

paranın aklanması ile mücadele eden Mali Suçlar

Araştırma Kurumunun (MASAK) KİHBİ Bilgilerinden

yararlandırılması sağlanmıştır.

10- Tutulan kayıtların tamamının yargı yerlerinde

yürütülmekte olan davalarla ilgili olması ve buralardan

gelecek sonuç bilgileri esas alınarak güncellenen

bilgiler olması nedeniyle, güvenlik kuvvetleri ile

yargı yerleri arasında bilgi alış verişini sağlamak

üzere Sanık Karar Takip Formu geliştirilmiş ve

uygulamaya çalışılmıştır. Ancak Adalet Bakanlığınca

bu form esas alınarak geri bilgi verilmesine ilişkin

olarak farklı tarihlerde yayınlanan 8 adet genelgeye

rağmen uygulamanın düzenli bir şekilde işletilmesi

sağlanamamıştır. Bunun sonucu olarak sistemimizde

yer alan bilgilerin güncelliğinin sağlanması

güçleşmiştir. Bu durumun yarattığı sorunları ortadan

kaldırmak amacıyla Adalet Bakanlığı ile yapılan

görüşmeler sonucunda komisyon aşamasında

yaptığımız bilgilendirme sonrasında CMK Uygulama

Kanununa kolluğa bildirim adı altında bir madde

eklenmesi sağlanmıştır. (5320 sayılı Kanun, md.16)

Böylece yargı ile güvenlik kuvvetleri arasında yıllardır

sağlanamayan bir bilgi alış verişi artık sağlanacak ve

güvenlik kuvvetlerinin yargıya sevk ettiği evrakın

sonucunu öğrenmesi mümkün olacaktır. Buna

dayanarak KİHBİ Bilgi Sistemine girilen bilgilerin

doğruluğu ve güncelliği de sağlanmış olacaktır.

Ayrıca, adli makamlar tarafından çıkarılan müzekkere

ile güvenlik kuvvetlerince aranması istenen kişilerin

sistemimize aranma bilgisi girildikten sonra, kişilerin

doğrudan adli makamlara teslim olarak işlemlerini

bitirmesi sonrası aranma durumlarına ilişkin

hususun ortadan kalkmasına rağmen bu durumun

adli makamlarca kolluğa bildirilmemesi ya da zaman

zaman geç bildirilmesi gibi durumlarla karşılaşılmış

ve buna bağlı olarak şahısların haksız yere yeniden

yakalanabilmeleri söz konusu olmuştur. Sorunun

giderilmesi amacıyla, TBMM’de görüşülmekte olan

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununa, Dairemiz

uğraşları sonucu 90/6 madde olarak; “yakalama

emirlerinin çıkarılma amacının ortadan kalkması

durumunda mahkeme, hakim veya Cumhuriyet

savcısı tarafından yakalama emrinin derhal iadesinin

istenmesi”, ibaresi eklenmiştir.

11- Bilgi Toplama Yönergesi doğrultusunda yürütülen

kayıt tutma işlemleri çerçevesinde bilgi sistemimizde;

suç işleyip ele geçmeyen yakalanmış da olsa bazı suçları

işleyen, kayıp olan ve belli hakları kullanması konusunda

haklarında sınırlama getirilen kişiler ile çalınan,

kaybolan, gasp edilen veya bir olaya karışmaktan

dolayı aranan ve müsaderesine karar verilip de ele

geçirilemeyen motorlu taşıtların, ateşli silahların ve

kimliği ispata yarayan her türlü belgelerin kayıtları

tutulmaktadır. Bu kayıtlar; daha önce işlenen her

türlü suça ilişkin Cumhuriyet başsavcılıkları ve nüfus

müdürlükleri ile irtibat kurularak edinilen suç ve kimlik

bilgileri esas alınarak oluşturulan bilgi formlarının, il

jandarma komutanlıkları ve il emniyet müdürlüklerinin

Bilgi Toplama Birimlerince Başkanlığımıza gönderilmesi

ve merkezden bilgi sistemine girilerek taşrada

görev yapan tüm güvenlik kuvvetlerine gösterilmek

şeklinde tutulmakta iken, bu işlemin gelişen bilgi ve

iletişim teknolojisinden yaralanılarak, bilgisayar ağları

aracılığıyla mahallinden yapılması uygun görülerek

gerekli çalışmalar Başkanlığımızca başlatılmıştır.

Bu görevlerin bilgi işlem teknolojileri kullanılarak

e-devlet kapsamında yürütülebilmesi için aşağıdaki

projeler yapılarak uygulamaya konulmuştur:

99

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007


100

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

1. Kişilere İlişkin KİHBİ Bilgi Toplama Projesi:

Kişilere ilişkin olarak tutulmakta olan “aranan”

ve “yakalandı” kayıtlarının ülkenin her yanında

tamamlanan formların posta ile gönderilip merkezde

bilgisayarlara yüklenmesi yerine, bu işlemlerin

mahallinde görev yapan bilgi toplama görevlileri

tarafından gerçekleştirilmesini sağlayacak bir

yazılımın gerçekleştirilmesi yapılan değerlendirmeler

sonucu uygun görülerek gereken programın yazılması

Jandarma Genel Komutanlığı Muhabere Elektronik

Bilgi Sistemleri (MEBS) Başkanlığından istenmiştir.

Talebimiz doğrultusunda; MEBS Başkanlığınca

yazılımı tamamlanan program 2005 yılı başında tüm

güvenlik kuvvetlerinin kullanımına açılmıştır.

Projenin uygulanmaya başlanması ile; kişilere ilişkin

arama ve diğer kayıtların mahallinden, doğrudan

polis ve jandarma bilgi toplama birimlerince, veri

girişi, düşüm ve iptal işlemleri etkin bir şekilde yerine

getirilebilir olmuştur.

Ayrıca arşiv araştırması ve diğer toplu sorgulamaların

yapılmasına olanak sağlayan bir çalışma düzeni

kurularak güvenlik kuvvetlerine, görevlerini yerine

getirirken kullanacak yeni araçlar kazandırılmıştır.

Nitekim bağlı kuruluşlarımızdan Polis ve Jandarma

bu olanaktan yararlanarak; Kimlik Bildirme Kanunu

gibi kanunlarla elde edilen bilgileri toplu sorgulayarak

görevlerinin gereğini yapmada daha etkili hale

gelmişlerdir.

2. Eşyalara İlişkin KİHBİ Kayıp Eşya ve Belge

Projesi:

Kişilere ilişkin olarak uygulamaya geçirilen programdan

hemen sonra, çalınan kaybolan, gasp edilen veya bir

olaya karışmaktan dolayı aranan ve müsaderesine

karar verilip de ele geçirilemeyen motorlu taşıtların,

ateşli silahların ve kimliği ispata yarayan her

türlü belgelerin, kısaca bizim eşya bilgileri olarak

tanımladığımız kayıtların da, kişiler için kullanılan

bilgi toplama yöntemi ile aynı biçimde bilgisayar ağları

kullanılarak mahallinden yapılması doğrultusunda

karar alınmış ve gereken programın yazılması bu

kez Emniyet Genel Müdürlüğü Bilgi İşlem Dairesi

Başkanlığından istenmiştir. Talebimiz doğrultusunda;

Emniyet Bilgi İşlem Daire Başkanlığınca yazılımı

tamamlanan program, 2006 yılı içerisinde tüm

güvenlik kuvvetlerinin kullanımına açılmıştır.

Projenin uygulanmaya başlanması ile; kaybolan,

çalınan, gasp edilen veya bir olaya karışmaktan

dolayı aranan ve müsaderesine karar verilip de ele

geçirilemeyen motorlu taşıtların, ateşli silahların ve

kimliği ispata yarayan her türlü belgelerin mahallinde

veri girişi, aranma/bulunma bilgisi ekleme işlemleri de

anında yapılabilir hale getirilmiştir.

Kayıp nüfus cüzdanları ile ilgili olarak, Yönergemiz

doğrultusunda yürütülen form açarak aramaya

alma işleminden vazgeçilerek bu konuda MERNİS

projesinden yararlanılacak bir düzen kurulmuştur.

Tüm nüfus idareleri tarafından kayıp ve çalıntı

nüfus cüzdanlarına ilişkin bilgilerin MERNİS’te

tutulduğu tespit edilmiş ve yeni Eşya ve Belge

Projesine bu bilgiye güvenlik kuvvetlerinin ulaşmasını

ve görmesini sağlayacak bir bölüm eklenmiştir.

Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün de

katkılarıyla gerçekleştirilen bu uygulama sonucunda

bir yandan, milyonlarla ifade edilen kayıp ve çalıntı

nüfus cüzdan bilgisine tüm güvenlik kuvvetlerinin

doğrudan ulaşmaları ve izleyebilmeleri sağlanmış

bir yandan da, bu işlemler için bilgi toplama

birimlerinde form açmak için harcanan emek, zaman

ve kırtasiyeden tasarruf edilmiştir.

PROJELERİN GERÇEKLEŞTİRİLMESİNİN

SAĞLADIĞI SONUÇLAR

Birkaç paragraf ile kısaca özetlenen projelerin

gerçekleştirilmesi öncesinde; Jandarma Genel

Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve KİHBİ

Daire Başkanlığı personeli tarafından yürütülen, uzun

emek ve çaba harcanan çalışmalar gerçekleştirilmiş,

ortaya çıkan ve burada sayılamayacak kadar çok ve

çeşitli sorunlar birlikte çözüme ulaştırılmış ve son

olarak Bakanlık Makamının da onayı alınarak projeler

uygulamaya konulmuştur.

Emniyet ve Jandarma bilgisayar ağları kullandırılarak

gerçekleştirilen projeler, her iki kurumun farklı bilgisayar

sistemlerine sahip olmalarından dolayı bugüne kadar

gerçekleştirilemeyen bilgi paylaşımı konusunda da

bir ilk olmuştur. İki kurum personelinin KİHBİ adına

topladığı bilgiler, yine iki kurum personeline KİHBİ

üzerinden kullandırılmıştır. Bu kullanım içine, 2003

yılı başından itibaren sorgulama amaçlı olarak dahil

edilen Bakanlığımızın üçüncü bağlı kuruluşu olan Sahil

Güvenlik Komutanlığını da eklemek gerekir.

Böylece her iki proje de, ülke çapında Bakanlığımızın

bağlı kuruluşları olan Jandarma Genel Komutanlığı,

Emniyet Genel Müdürlüğü ve Sahil Güvenlik

Komutanlığı personelince ortak kullanılabilen ilk

programlar olmuştur.

101

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007


102

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

KOMİK AMA GERÇEK

ALO-158 HİKAYELERİ

[ Hazırlayan ] Kerem TAMKOÇ | Svl. Me.

Operatör : Alo-158 Sahil Güvenlik, buyurun.

İhbar Sahibi : İyi günler, apartmanımızın su

borusu patladı.

Operatör : Su arızanın telefon numarası 185

hanımefendi.

İhbar Sahibi : Ama 185’e kimse cevap vermiyor.

Operatör : ??

Operatör : Alo-158 Sahil Güvenlik, buyurun.

İhbar Sahibi : Kızım denizde kayboldu.

Operatör : Öncelikle adınızı ve telefon

numaranızı alabilir miyim

hanımefendi?

İhbar Sahibi : Ayşe KAYA, cep telefonum,

05XX XXX XX XX.

(İhbar sahibinin sesinden hattı devamlı meşgul eden

kişi olduğunun anlaşılması üzerine)

Operatör : T.C. Kimlik numaranızı alabilir

miyim?

İhbar Sahibi : 637423125454

Operatör : Hanımefendi kimlik numaranız

1 hane fazla.

İhbar Sahibi : O zaman son rakamı

çıkarabiliriz.

Operatör : ??

İhbar Sahibi : Veya ilk rakam da olur...

Operatör : ??

Türkiye’nin her yerinden 24 saat ücretsiz ulaşılabilen

Sahil Güvenlik Komutanlığı ALO-158 ihbar hattına

zaman zaman gelen farklı içerikte ihbarlardan

bazılarını sizlerle paylaşalım istedik.

Sabit veya mobil telefonlardan ALO-158 Sahil

Güvenlik İhbar Hattı arandığında “Sahil Güvenlik

Komutanlığı – Ankara, İhbarınız varsa 4’ü tuşlayın”

bant kaydı dinlenir, İhbar Sahibi 4’ü tuşlar:

Operatör : Alo-158 Sahil Güvenlik, buyurun.

İhbar Sahibi : Saat kaç?

Operatör : ??

Operatör : Alo-158 Sahil Güvenlik, buyurun.

İhbar Sahibi : Orası neresi?

Operatör : ??

Operatör : Alo-158 Sahil Güvenlik, buyurun.

İhbar Sahibi : Kontörüm bitti, bana kontör

gönderir misiniz?

Operatör : ??

Operatör : Alo-158 Sahil Güvenlik, buyurun.

İhbar Sahibi : Telefonumu dinliyormuşsunuz.

Operatör : Yalnızca Alo-158 ihbar hattı

üzerinden yaptığınız görüşmeler

kaydediliyor beyefendi.

İhbar Sahibi : İyi de niye dinliyorsunuz?

Operatör : Beyefendi telefonunuz

dinlenmiyor, yalnızca bizi

aradığınızda yaptığınız

görüşmeler kaydediliyor.

İhbar Sahibi : Ben sizi aramadım ki.

Operatör : ??

Denizde yardıma ihtiyacı olanların ALO-158

hattından Sahil Güvenlik Komutanlığına

ulaşabilmeleri için lütfen gereksiz aramalarla

ALO-158 hattını meşgul etmeyin. Unutmayın! Bir

gün sizin de denizde yardıma ihtiyacınız olabilir!

Sahil Güvenlik

İHBAR ve

TALEP HATTI

Her an tetikte olan Sahil Güvenlik personeli

çoğu kez hayatlarını tehlikeye atma

pahasına görevini büyük bir özveri ile yerine

getirmektedir. ALO 158’i arayarak Sahil

Güvenlik Komutanlığına Türkiye’nin her

yerinden 24 saat ÜCRETSİZ ulaşabilirsiniz.

• Denizde tehlikede olanların yardım talepleri,

• Denizi kirleten her türlü davranış,

• Denizden yapılan her türlü kaçakçılık,

• Yasa dışı su ürünleri avcılığı ve dalış,

• Kıyılarımızdan ülkemize yasa dışı giriş ve çıkışlar,

• Denizlerimizde yapılacak terörist eylemlere ilişkin duyumlar,

konularında ALO 158 telefonunu arayabilirsiniz.

ALO 158 Sahil Güvenlik Özel Hizmet Telefonu Türkiye’nin her yerinden, her an Sahil Güvenlik Komutanlığına ulaşabileceğiniz

bir yardım ve ihbar hattıdır. 158 telefon hattı, hem yardım isteklerinin anında Sahil Güvenlik Komutanlığına ulaşması, hem de

denizlerimizde yapılan kanunsuz eylemlerin ihbar edilmesi amacı ile kurulmuştur.

ALO 158 hattına gelen ihbar ve taleplerinizi değerlendiren Sahil Güvenlik Komutanlığı personeli derhal olaylara müdahale edecek ve

güvenliğin sağlanması için gereken tüm tedbirleri alacaktır.

Açık denizden ve yurt dışı aramalarda: +90 312 158 00 00


104

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

ETİK ve AHLAK

[ Hazırlayan ] Güray DEMİR | SG Kd. Ütğm.

Sözlük anlamıyla etik, ahlak ilkelerinin ışığında, doğru davranışların incelenmesi demektir. Etik veya

en yalın tanımıyla töre bilimi Yunanca “ethos” yani “töre” sözcüğünden türemiştir. Ethos, karakter

anlamındadır. Hangi değerlerin benimseneceği, bir diğer kimseye nasıl davranılacağı ya da kişinin diğerlerine

olan sorumlulukları karakter ya da “etik” meselesidir. Etik, yanlışı doğrudan ayırabilmek amacıyla ahlak

kavramının doğasını anlamaya çalışır.

Etik; insan yaşamını ilgilendiren konularda

yapılabilecek hareketlerin sınırlarını belirleyen,

davranışların öncesinde yol gösterici ve sınırlayıcı

kurallar topluluğudur. Diğer bir ifadeyle; insan tutum

ve davranışlarının iyi/doğru ya da kötü/yanlış olarak

değerlendirilmesidir.

Felsefenin bir dalı olan etik insan yaşamını

ilgilendiren konularda yapılabilecek hareketlerin

sınırlarını belirleyen, davranışların öncesinde yol

gösterici ve sınırlayıcı kurallar topluluğudur.

Etik terimi, genellikle, ahlak terimiyle değişimli

olarak kullanılır. Ahlak terimi “morality”, etimolojik

köken olarak etikten farklıdır. “Morality”, Yunanca’da

gelenek-görenek anlamına gelmektedir. Batı dillerinde

ise “Ahlak” kelimesi “moral” kelimesi ile karşılanır

ve adet, alışkanlık, karakter anlamlarına gelen mos

(çoğulu mores) kelimesine dayanır.

Etik batı geleneğinde ahlak felsefesi olarak da

anılmıştır. İnsanlar arası ilişkilerde “değer”

sorunlarını inceler ve ahlakın nasıl olması gerektiğini

ortaya koymaya çalışır. Türkçe’de ise etik sözcüğü

ahlâk bilimi olarak anılmıştır. Ayrıca ahlak sözcüğü ile

eş anlamlı olarak da kullanılır.

“Etik” ile “ahlak” birbiriyle ilişkili ve birbirlerinin

yerine kullanılmasına rağmen birbirlerinden farklıdır.

Bu ikisi arasındaki ayrımı daha iyi açıklamak

gerekirse; Etik yani ahlak felsefesi, “insanların kurduğu

bireysel ve toplumsal ilişkilerin temelini oluşturan

değerleri, kuralları, doğru-yanlış ya da iyi-kötü gibi

ahlaksal açıdan araştıran bir felsefe disiplinidir.’’

Ahlak daha çok sosyolojik bir olay olarak bir toplumda

var olan davranış standartları ve kurallarını ifade eder

ve her toplum bir ahlaka sahiptir. Bunlar çift taraflı ve

tüm taraflara yarar sağlayan kurallardır.

Öte yandan tüm kurallar -elbette ki- ahlakın bir

parçası değildir. Örneğin karşıdan karşıya geçerken

iki tarafa da bakmak, sağduyulu olmanın bir gereğidir.

Bazı kurallar da nezaket kurallarıdır ve bunlar

ahlaktan ayrılırlar ve bu anlamda doğru ya da yanlış

olarak değerlendirilemezler.

Ahlak aynı zamanda belirli bir toplumda belirli

bir zaman ve alanla tanımlıdır. Örneğin belirli bir

ülkedeki belirli bir grubun ahlakından söz edilebilir,

1850’lerdeki Amerika ile 1990’lardaki Amerika’nın

ahlakından bahsedilebilir, keza Marks’ın belirttiği

gibi toplumdaki farklı sınıfların ahlakından söz

edilebilir, etik ise bazen ahlakla eş anlamlı olarak

kullanılmakla birlikte daha çok özel gruplar için

belirlenmiş davranışlar veya davranış kuralları olarak

tanımlanabilir. Bu anlamda muhasebeci etiğinden

veya borsa aracılarının etiğinden bahsedebiliriz.

Ahlak ile etik arasındaki temel fark;

Etiğin daha soyut, evrensel ve genel geçerliliğe sahip

olması, ahlakın dışsal nedenlerle (din, çevre vb.)

şekillenmesine karşın etiğin değerlerimize dayanan

içsel bir güdü olması, yani nasıl davranmamız gerektiği

bize söylendiği için değil, gerçekten doğru olduğuna

ve öyle davranmamız gerektiğine inandığımız için o

şekilde davranmamız olarak açıklanabilir.

Ahlak felsefesi ya da ahlakbilim şeklinde de ifade

edilebilen etik; insanın bireysel ve toplumsal

ilişkilerini nasıl yönlendirmesi gerektiğini, iyi

ve kötü söz ve davranışı belirleyecek ölçütlerin

neler olabileceğini inceleyen bilim dalı olarak

tanımlanabilir.

Esas amacı iyiyi ve doğruyu bulmak ve hakim kılmak

olan etiğin dört temel ilkesi vardır. Bunlar; Adalet -

Hakkaniyet, Tarafsızlık - Eşitlik, Dürüstlük - Doğruluk ve

Sorumluluk - Bencil Olmamaktır.

Tüm ilkelerin toplamında ise faziletli ve erdemli bir

insan olmak vardır.

Son olarak ahlak; gelenekler, alışkanlıklar, örfadetler,

yaşam biçimleri gibi her toplumda farklılık

gösterebilecek değerlerdir. Etik ise; dürüstlük,

yardımseverlik, doğruluk, adaletli olmak, hırsızlık

yapmamak, yalan söylememek, cana kıymamak,

insan haklarına saygılı olmak gibi dünyanın her

yerinde geçerli değerler topluluğudur.

ETİĞİN TARİHSEL GELİŞİMİ VE FARKLI

ETİK ANLAYIŞLARI

Etik anlayışının tam olarak ne zaman başladığı

bilinmemekle beraber, dünyanın farklı yerlerinde

birçok farklı toplulukta çok eski çağlardan beri etik

anlayışının var olduğu bilinmektedir.

Felsefi etik anlayışına “Antik Çağ Çin Felsefesi”nde

ve yine “Antik Yunan Felsefesi”nde rastlanmaktadır.

Bu dönemlerde ortaya çıkan felsefi etik anlayışları,

ortaya çıktıkları çağ ve bölgenin kültür ve toplumsal

yapısıyla yakından ilişkilidir.

Demokritos’un aforizmalarından bir kısmı etik

sorunlara dairdir. Demokritos’un etik görüşü doğa

felsefesine dayanır; materyalist etik anlayışında ölçülü

olmak huzur ve dinginliği, dinginlik ise mutluluğu

getirir ve insanın temel hedefi mutluluktur.

Sofistler ise daha farklı ve göreli bir etik anlayışını

benimsemişlerdir; genel geçer anlamda kabul

görebilecek, doğru olabilecek hiçbir ölçü yoktur, her

şeyin ölçüsü kişiye bağlı olduğu gibi etiğin ölçüsü

de kişiye bağlıdır. Etikte görecelilik ve öznelliği

savunan ilk düşünce Sofistlerindir, bu da Sofistlerin

etik düşüncesini önemli kılar. Fakat Sofistlerin

etik yaklaşımını önemli kılan bir başka nokta da

Sofistlerin etik anlayışlarını özgür yurttaşlarla

sınırlamayıp genelleştirmeleri, kölelerin de erdem

sahibi olabileceğini, erdemleri öğrenebileceğini

belirtmeleriydi.

Sokrates Sofistlerin göreceliliğine karşı çıkmış,

erdemin ve bilginin kaynağının kişinin içinde

bulunabileceğini öne sürmüştür. Burada bilgi

erdemdi, etik açısından üstün olmak bilgiye dayalıydı.

Sokrates’in etik düşüncesi bilgiye dayalı etik

düşüncelerinin ilk örneklerindendir.

Platon etik sorunlarını devlet ve toplum

kavramlarıyla birlikte ele almıştır; bireysel etikten

ziyade toplumsal etik üzerine yoğunlaşmıştır.

105

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007


106

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI PERSONELİ OLARAK,

DAVRANIŞLARIMIZA REHBERLİK EDEN ETİK İLKELERİMİZ;

• Cumhuriyetin gerektirdiği yurttaşlık görevlerini

yerine getiririz.

• Atatürk İlke ve Devrimlerini bilir ve uygularız.

• Vatanımıza ve milletimize en iyi şekilde hizmet

ederiz.

Sahil Güvenlik Komutanlığı misyon ve

vizyonunu destekleriz.

• Kaynakları maksadına uygun kullanırız.

• Görevimizi bilir ve uygularız.

• Yüksek vazife bilincine sahibiz.

• Kanunlara ve amirlere mutlak itaat ederiz.

• Moral ve motivasyona önem veririz.

• Ekip ruhuna sahibiz.

• Mesleğimizi severiz.

• Daima daha iyiyi hedef alırız.

• Araştırıcı, inceleyici ve sorgulayıcıyız.

• İnisiyatif sahibiyiz.

• Kurumsal yapıyı bilir ve uygularız.

• Denizi ve denizciliği severiz.

Platon’un etik anlayışı da çoğu Yunan filozofu gibi

soylulara, köle olmayan özgür yurttaşlara yöneliktir.

Ona göre toplumun çoğunu oluşturan kitle ahlâklı

olma, erdem edinme gibi yeteneklerden yoksundu.

Bu nedenle bu toplumsal etikte sınıflar arasında bir

ahlâksal bağ olduğu söylenemez.

Aristoteles’in etik anlayışı da yine yoğun toplumsal

unsurlar barındırmış, dönemin tarihsel ve toplumsal

gelişmelerinden de büyük oranda etkilenmiştir.

Aristoteles’in etik anlayışındaki en önemli

noktalardan biri onun “zoon politikon” kavramıdır.

Zoon politikon özgür insandır, toplumsal (sosyal)

insandır. İnsan varlığının toplumsal oluşunun

kabulü açısından bu ilk adımdı. Aslında Aristoteles

de kölelerin diğer vatandaşlarla bir tutulamayacağı

fikrindeydi, köleler birer cansız nesneden farksızdılar

ona göre de; yine de teorik zoon politikon tanımı

etiğin tarihsel gelişimi açısından önemlidir. Özünde

erdem sahibi olabilme yetisine sahip insan, vasat

olursa ideal etik seviyeye ulaşır. İki uç kötü davranışın

ortası, vasatı, erdemdir. Örneğin kendini çok küçük

görme ile kendini çok büyük görme arasındaki orta

nokta, erdemli olama durumdur.

Etik konusundaki fikirleriyle daha farklı bir anlayış

ortaya çıkaran ve adından çok söz ettiren bir başka

• Gerekli fiziki güç ve dayanıklılığa sahibiz.

• Görev ve yetkilerimizi suiistimal etmeyiz.

• Çevremize şeffaf davranırız.

• Etik davranışları bilir, uygular ve denetleriz.

• Çevremizdekilerle iyi geçiniriz.

• Değişime açığız.

• Doğayı sever ve koruruz.

• İnsana saygıyı esas alırız.

• Tutumluyuz.

• Dürüstüz.

• Çalışkanız.

• Adiliz.

• Saygın ve güveniliriz.

• Nazik ve saygılıyız.

• Cesuruz.

• Fedakarız.

• Sır saklarız.

• Biz, bahriye örf ve adetlerinden ödün vermeyen

güçlü bir aileyiz.

Antik Çağ filozofu da Epiküros’tur. Epiküros’un ateist

etik anlayışında, insanlığın amacı hazza ulaşmaktır.

Her ne kadar genelde farklı zannedilse de Epiküros’un

haz kavramı bedensel hazdan öte acının yokluğudur.

Mutluluk kişinin acı, ıstırap, sefalet ve elemden

kurtulmuş olduğu durumdur. Acıdan kurtulmak

için önerilen hayat tarzı ise sosyal yaşamdan uzak,

münzevi ve sade bir hayat tarzıdır. Epiküros’un

düşüncesinde insan sosyal bir varlık değildir, sosyal

bağları onun doğasından gelen doğal oluşumlar

değildir.

Antik Çağ’dan sonra Hıristiyanlığın Batı’daki

yükselişiyle kaynağı ebedi ve ilahi olan bir etik

anlayışı yükselişe geçmiştir. Bu dönemdeki en önemli

etik anlayışlarından biri Aquinolu Thomas’ın etik

anlayışıdır. Bu anlayışta “Skolastik Felsefe”nin etik

anlayışı ile Hıristiyan ahlak ve erdem görüşleri bir

araya gelir. Akılcı bir etik anlayışı olan bu anlayışta

irade konusu da irdelenir. Akla dayanan özgür

bir irade fikri mevcuttur, akli olumlu davranışlar

mümkündür, kişi iyiyi seçerek mutluluğa erişme

şansına sahiptir, fakat son noktada gerçek ve nihai

mutluluğa ancak Tanrı’nın istemesi ile kavuşulabilir.

Bundan sonra uzun bir süre etik sadece Tanrı

kaynaklı görüşlere yer vermiştir.

15. yüzyıldan başlayarak Tanrı ve din merkezli etik

anlayışından kaymalar görülmeye başlar. Bu dönemin

sonlarında felsefi açıdan yerini genişleten İngiliz

ampirik (deneye dayalı) düşüncesi etik anlayışlarını

da etkiler. Thomas Hobbes geleneksel etik görüşlerine

aykırı, materyalist felsefesiyle uyumlu bir etik

anlayışına sahiptir. Bireyin öncelikli hedefi kendi

varlığını korumak ve sürdürmektir, bencillik insanın

doğasında vardır, bu bireysel bencilliğin toplumun

çıkarlarıyla örtüşmesi olumlu sonuçlar doğurur bu

sebeple bireysel bencillik ile toplumun çıkarının

örtüştüğü noktalar erdemlerdir. Bireyin bencil

yönelimi ile toplumun çıkarının örtüşmediği ve hatta

toplumun çıkarının zarar gördüğü davranışlarsa kötü

davranışlardır.

Doğu felsefelerindeki erdem ve ahlâk anlayışına

benzer unsurlar taşıyan bir etik anlayışı da ünlü

filozof Spinoza tarafından ortaya atılmıştır. Bu

anlayışta kişi doğal durumunda tutkularının

esiridir, aklının yardımıyla bu esaretten kurtulabilir.

Bu sebeple akli davranmak ile ahlâki davranmak

aslında aynıdır. Bilgi vurgusu taşıyan bir etik fikrine

sahip olmuş bir başka ünlü filozof John Locke’dir.

Ampirik felsefesinden hareketle ahlâki olguların da

deneyimlerin ürünü olduğunu ortaya koymuştur.

Bir diğer ünlü filozof Kant ise etiği davranış, eylem ve

tutkuların bulunduğu düzlemde değil fenomenlerin

ötesindeki düzlemde tanımlar. Kant’ın etik üzerine

tanınmış eserleri bulunur; Pratik Aklın Eleştirisi ve

Töreler Metafiziği gibi.

Alman filozof Feuerbach ise materyalist bir etik

anlayışı ortaya koyar. Hümanist vurgular da taşıyan

bu anlayışta birey yaşayışı ve ilerlemesi için diğer

birey(ler) ile ilişkiye girmek zorundadır ve bu (sosyal)

ilişkiyle ahlak oluşur. Sosyal ilişkilerin olduğu her

durumda ahlâk da olur. Feuerbach’ın felsefi bencillik

tanımı bu etik düşünceye farklı bir açı da katar;

bireyin mutluluğu için çabalamasını bencillik olarak

kabul etmez ve birey ile genelin çıkarlarının uyumunu

garanti edecek genel bir sevgiyi tanımlar.

Alman filozof Schopenhauer ise çok daha karamsar

bir etik görüşünü benimsemiştir. Var olmanın,

yaşamanın acıdan ibaret olduğunu savunur; insan

istemlerinin esiridir. Bu etik görüşü çeşitli Doğu

felsefelerine ve etik görüşlerine büyük benzerlik taşır.

Bu etik anlayışından çok daha farklı ve genel

düşünceye karşı devrim niteliği taşıyan etik anlayışı

ise ünlü Alman filozof Nietzsche’nin etik anlayışıdır.

Felsefesindeki güç kavramı üzerin inşa ettiği etik

anlayışında, çoğu etik anlayışında erdem olarak

nitelenen birçok davranış güçsüz ve dolayısıyla da

olumsuz olarak nitelendirilmiştir. Nietzsche’nin

üstün insanı birçok etik anlayışta ahlâkî olarak

tanımlanabilecek şekilde değildir. Nietzsche’nin

ortaya koyduğu ahlâk ve erdem, geleneksel ahlâkî

standartların, iyi ile kötünün ötesindedir. İyi bireyin

gücüne güç katan şey, kötü ise onu güçsüz kılan

şeydir. Kısacası Nietzsche’nin etik anlayışı ortaya

attığı güç kavramı temellidir.

Erdemler etiği insanın nasıl birisi olması gerektiğini

söylemeye çalışır. Erdemler etiği ilk olarak Eski

Yunan’da ortaya çıkmıştır. Plato’nun Symposium’unda

insanların sahip olması gereken dört erdem olarak

Basiret, Adalet, Cesaret ve İtidal gösterilmiştir.

Aristo erdemleri ahlaki ve akli olarak ikiye ayırmıştır.

Dokuz akli erdemin en üstünde “sophia” yani teorik

hikmet ve phronesis yani pratik hikmet gelmektedir.

Aristo da ahlaki erdemler olarak basiret, adalet,

cesaret ve itidali verir. Aristo’ya göre her ahlaki erdem

her iki uçtaki kusurun ortalamasıdır. Örneğin cesaret

erdemi, korkaklık ve deli cesareti gibi kusurların

ortasında yer alır.

Felsefede etik geleneksel olarak üç ana alana ayrılır:

Meta-etik: Meta-etik, etik ifadelerin doğasını

araştırır. etik hüküm ve tavırların (tutum) doğasını

inceler.

107

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007


108

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

Normatif Etik: Meta-etik ile uygulamalı etik

arasındaki köprü olarak tanımlanabilir. Doğruyu

yanlıştan ayıracak pratik ahlak standartlarını ve

ahlaklı bir hayatın nasıl yaşanacağını bulmaya çalışır.

Bu, kişinin sahip olması gereken iyi alışkanlıklar,

takip etmesi gereken görev ve sorumluluklar veya

davranışlarının diğerleri üzerindeki sonuçlarını

içerebilir.

Uygulamalı Etik: Uygulamalı etiğin bir şekli,

normatif etik teorilerinin belirli tartışmalı meselelere

uygulanmasıdır. Bu durumlarda, etikçi savunulabilir

bir teorik yapı benimser ve sonra teoriyi uygulayarak

normatif tavsiyeler türetir.

Uygulamalı etiğin farklı uzmanlıklardaki etik

problemleri inceleyen bazı alt dalları (disiplin)

mevcuttur, örneğin: iş etiği, tıbbi etik, mühendislik

etiği ve yasal etik gibi. Her alt bu uzmanlıkların etik

kuralları içerisinde ortaya çıkan yaygın mesele ve

problemleri karakterize eder ve bunların kamuya olan

sorumluluklarını tanımlar.

SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI PERSONELİ OLARAK,

ETİK DEĞERLERİMİZ;

• Türkiye Cumhuriyeti’ne, Atatürk İlke ve

Devrimlerine sadakat,

• Vatan ve millete en iyi şekilde hizmet etmek,

• Kanun ve kurallara uymak,

• İnsana ve tüm canlılara saygılı olmak,

• Çevreyi ve doğayı korumaktır.

SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI PERSONELİ OLARAK,

ETİK SORUMLULUKLARIMIZ;

• Etik bütünlük

• Dürüstlük

• Sadakat

• Tarafsızlık ve adalet

• Sorumluluk

• Ehliyet (yeterlilik)

• Sır saklama

• Cesaret

• Fedakarlık

• Örf ve ananelere bağlılık

• Liyakat ve profesyonellik

• Nezaket ve saygı

• Saygınlık ve güven

SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞINDA ETİK

Sahil Güvenlik Komutanlığında etik kültürün

oluşturulması ve benimsetilmesi maksadıyla

oluşturulan “Etik Değerlerimiz”in yazılış sırası,

değerlerin nispi önemi ve personelin etik konularda

uygulaması gereken öncelik sırasını vermekte,

buna karşılık, “Etik Sorumluluklarımız”ın hepsi eşit

ağırlıklı olarak değerlendirilmektedir.

Personel, karar ve davranışlarında sorumlulukların

tamamını karşılamak zorunda olmakla birlikte,

uygulamada karşılaşılan karmaşık sorunlar buna

mani olduğunda, etik değerler yön gösterici

olmaktadır. “Davranışlarımıza Rehberlik Eden Etik

İlkelerimiz” ise Sahil Güvenlik Komutanlığında görev

yapan personelin yapması ve yapmaması gereken

davranışları belirlemektedir.

KAYNAKLAR:

1. TÜRKİYE ETİK DEĞERLER MERKEZİ (http://www.tedmer.org.tr)

2. ORTADOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ UYGULAMALI ETİK MERKEZİ

(http://www.metu.edu.tr)

3. ETHICS RESOURCE CENTER (http://www.ethics.org)

4. DEVLETTE ETİKTEN ETİK DEVLETE (TÜSİAD YAYINLARI)

5. THE MILITARY ETHICS IN AN AGE OF NIHILISM (DR. JAMES H.TONER)


110

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

MERSİN BALIKLARI

[ Hazırlayan ] Hüseyin ÜNVER | SG Ütğm.

Servis anına kadar buzdolabında bekletilip, servis

yapılacağı zaman kristal bir kaseye alınmalı; bu kase

içi buz dolu geniş bir kabın içine yerleştirildikten

sonra çavdar ekmeği, ekşi krema, tereyağı, kıyılmış

soğan ve dereotu ile servis yapılmalıdır. İdeal içkisi ise

şampanya ve votka olan, Rus mutfağı denilince akla

ilk gelen bu besin maddesi tahmin edilebileceği üzere

siyah havyardır.

Siyah havyar, dişi mersin balığının döllenmemiş

yumurtalarından; dünya havyar pazarının yüzde

90’ı da Hazar Denizi’nde yaşayan bu balığın Beluga,

Asietra ve Sevruga diye bilinen üç türünden elde

edilmektedir. Her bir dişi mersin balığının ağırlığının

yüzde 17’si havyardan oluşmaktadır. Rusça “hafifçe

tuzlanmış” anlamına gelen Malassol sınıfındaki

havyar, çeşitlerin en pahalısıdır. Havyar, bol protein,

yağ, B12, B6, B2, PP, C, A vitaminleri, madeni tuzları

ihtiva ettiğinden besin değeri çok yüksek bir gıdadır.

50 gramında 1400 kilokalori ihtiva etmektedir.

Havyar mersin balığının yumurtlama mevsiminde

yakalanıp, balığa zarar verilmeden karnı sıkılarak

yumurtalarının boşaltılması yoluyla elde edilir.

Yumurtalar ince bir elekten geçirilerek büyüklüklerine

göre gruplanır. Daha sonra bol suda yıkanıp

temizlenir ve % 4-6 oranında tuzlanır. İran’da yapılan

tuzlama işleminde, tuza boraks da katılır.

Mersin balıkları özellikle çok pahalıya satılan

havyarları için avlanmaktadır. Hazar Denizi

ve Karadeniz çevresindeki mersin balıklarının

dişilerinden alınan yumurtalar, havyara

dönüştürülerek dünya piyasalarında kilosu 5 ila

10 bin dolar arasında satılmaktadır. İran, Rusya

Federasyonu, Kazakistan, Romanya, Bulgaristan

havyar üretiminde öncülük eden ülkelerin başında

gelmektedir. İngiltere havyar borsasındaki en gözde

ürünler İran’ın Hazar Denizi kıyılarındaki balıklardan

elde edilmektedir. Ülkemizde ise geçmiş yıllarda

Sakarya ilinin Karasu ilçesinde havyar üretimi

yapıldığı bilinmektedir. Bu değerli besin maddesini

dünyada en çok tüketen ülkeler ise Amerika, İsviçre,

Fransa ve Almanya’dır.

Etinin de kaliteli olması dolayısıyla binlerce yıldan

beri ekonomik açıdan büyük önem taşıyan mersin

balıkları, Acipenseridae familyasını oluşturan

aralarında 6 metre uzunluğa ve 1,5 ton ağırlığa kadar

varan türleri içeren tatlı su balığı türlerinden olan

ilkel hayvanlardır. Asya, Avrupa ve Amerika’nın

kuzey yarım küredeki deniz ve tatlı sularında 27 tür

ile temsil edilmekte olup bunlardan 5’i [Huso huso

(mersin morinası), Acipenser sturio (Alman mersin

balığı veya kolan balığı), Acipenser gueldenstaedti

(karaca mersin veya rus mersini), Acipenser stellatus

(sivrişka) ve Acipenser nudiventris (şip)] Karadeniz’in

Türkiye sularında bulunmaktadır. Mersin balıkları

hem tatlı suda, hem tatlı-tuzlu karışık suda (ırmak

deltaları), hem de denizde yaşarlar. Göçebe hayatı

sürdüren türleri gençliklerini tatlı suda geçirip,

sonradan denize göç ederler ve erginleşince çiftleşmek

için tekrar tatlı suya dönerler. En büyük mersin balığı

türü olan mersin morinası neredeyse sadece tuzlu

suda yaşar ve yumurtlamak için denizden ırmaklara

geçer.

Mersin balıkları çok geç ergenlik çağına ulaşırlar.

Özellikle dişiler, ancak 20 yaşına gelince ve

2-4 yıl aralıklarla yumurtlarlar. 100 yıla kadar

yaşayabilmeleri ile de diğer balıklardan ayrılırlar.

Yaklaşık 200 milyon yıldır dünya üzerinde mevcut

olan Mersin Balıkları yaşayan fosiller olarak da

adlandırılırlar.

Üreme bölgelerini oluşturan nehirler üzerine kurulan

barajlarda su tutulması nedeniyle nehir yatağının

doğal yapısının bozulması, su miktarının azalması

ve anaç balıkların nehre girişinin imkansızlaşması,

ileri yaşlarda cinsi olgunluğa ulaşan balıklarının

bir kez bile yumurtlayamadan havyar elde etmek

için yumurtlama zamanından önce avlanması,

endüstriyel ve tarımsal faaliyetler nedeniyle

doğal suların kirlenmesi ve balıkların yaşama

ortamlarının bozulması gibi nedenlerle mersin

balıklarının stokları hızla azalmış ve nesillerinin

devamı tehlikeye girmiştir. Hazar denizinde bile,

sayıları azalmış ve 1970’li yıllarda 20.000 ton

mersin balığı tutulurken 2000 yılında 3.000 ton’dan

bile az tutulmuştur. Özellikle Sovyetler Birliğinin

dağılmasından sonra yasa dışı avcılık nedeniyle

Mersin balığı popülasyonlarında dünya çapında bir

gerileme yaşanmıştır. Birçok türü, Dünya Doğayı

Koruma Birliği (UINC)’nin “Kırmızı Kitap (Red List)”

olarak anılan korunması gereken türler listesinde yer

almaktadır. 1997 yılında Almanya’nın ve ABD’nin

çabaları ile mersin balığı Washington Hayvanları

Koruma Antlaşması listesine alınmıştır. 164 ülkenin

imzaladığı CITES (Convention on International

Trade in Endangered Species of Wild Fauna and

Flora - Nesli Tehlikede Olan Yabani Hayvan ve Bitki

Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme)

kapsamında 1 Nisan 1998 tarihinden itibaren bütün

mersin balığı türleri koruma altına alınmış, balık ve

balıktan elde edilen ürünlerin (havyar, et, canlı balık

ve balık yumurtası) dünya çapındaki ticareti kontrol

edilmeye başlanmıştır. 2003 yılından itibaren World

Sturgeon Conservation Society adlı kurum mersin

balığı popülasyonunu korumak ve büyütmek için çaba

göstermektedir.

Ülkemizin Karadeniz kıyılarında bulunan ve

üremek amacıyla Kızılırmak, Yeşilırmak, Sakarya

ve Çoruh nehirlerine giren 6 mersin balığı türünün

doğal stoklarının ekonomikliğinin kalmadığı, bu

türlerin stoklarının takviye edilerek ekonomiye

kazandırılması gerektiği yapılan araştırmalarda

111

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007


112

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

Beluga

Sivrişka Şip

görülmüştür. Stoklarının korunması ve gelişmesi

için 1975-1976 av sezonundan itibaren avcılığı

sınırlandırılmış ve daha sonra da 1380 sayılı yasa ve

su ürünleri sirkülerleriyle tamamen yasaklanmıştır.

Sahil Güvenlik Komutanlığının, ilgili sirkülerler

kapsamında icra ettiği görevler esnasında

konuya gösterdiği hassasiyete ve yıllardır verilen

konferanslara rağmen söz konusu türün stoklarında

bir iyileşme olmadığı, üretime yönelik profesyonel

ilave uygulamalara ihtiyaç olduğu görülmüştür.

Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) balıkların

korunması ve sayılarının artırılabilmesi maksadıyla,

1997 yılından itibaren Karadeniz’de Mersin

balıklarının dağılımı, Karadeniz’e dökülen nehirlerin

kirlenmeden arındırılması, nehirlerin su bütçelerinin

dengelenmesi, Mersin balıklarının avcılığının

yasaklanarak, yeni kurallara bağlanması, balıkçıların

eğitimi gibi konularda kendi olanakları ve Birleşmiş

Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) desteğiyle

çalışmalar yürütmektedir.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Trabzon Su Ürünleri

Merkez Araştırma Enstitüsü, Karadeniz Teknik

Üniversitesi Rize Su Ürünleri Fakültesi, Ondokuz

Mayıs Üniversitesi Sinop Su Ürünleri Fakültesi

ve İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesinin

ortaklığında; Mersin Balıklarını Koruma ve Yaşatma

Derneği (MERKODER), Samsun Tarım İl Müdürlüğü

Rus Mersini

işbirliği ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarımsal

Araştırmalar Genel Müdürlüğünün desteğinde Dr.

Bilal AKBULUT başkanlığında Mersin Balıkları

Populasyonlarının Mevcut Durumlarının Belirlenmesi

ve Yetiştiricilik İmkanlarının Araştırılması (Research

on Present Status of Sturgeon Population and Rearing

Possibilities) konulu bir proje başlatılmıştır. Proje

ile; Türkiye sularındaki mersin balıkları hakkında

bilgi toplamak ve veri tabanı oluşturmak, mersin

balıklarının maruz kaldıkları olumsuz etmenleri tam

anlamıyla belirlemek, mersin balıklarının korunması

ve sürdürülebilir yönetimi için kamuoyunu

bilinçlendirmek ve kurumsal işbirliğini geliştirmek,

yönetim stratejileri ve planları geliştirmek, ülkemizde

mersin balığı yetiştiriciliğinin gelişebilmesi için

çalışmalar yapılması hedeflenmektedir. Araştırma

kapsamında, avlanması yasak olan ancak zaman

zaman ağlara takılan mersin balıklarının göğüs

yüzgeçlerine, üzerinde numaralar bulunan küçük

markalar takılacak ve tekrar denize geri salınacaktır.

Markalı mersin balıkları tekrar yakalandığında marka

üzerindeki sayı okunacak ve kaydedilecek, daha sonra

balık tekrar denize geri salınacaktır. Bu araştırma

ile, bir taraftan mersin balıklarının sularımızdaki

beslenme ve üreme alanları tespit edilmeye

çalışılacak, diğer taraftan Karadeniz’deki varlıklarının

devamına katkıda bulunulacaktır.

Mersin Balıklarının gelecek nesiller tarafından da

tanınmasını sağlamak ve Karadeniz, dolayısıyla da

ülkemiz ekonomisi için havyar üretim sektörünü

tekrar canlandırmak amacıyla gerekli tedbirlerin

çok geç olmadan alınmasının ve uygulamaya

geçirilmesinin faydalı olacağı değerlendirilmektedir.

Bu kapsamda; yasak avlanmanın önlenmesi ve

yasakların sıkı kontrolü, tesadüfen yakalanan

mersin balıklarının satışının önlenmesi için gerekli

yaptırımların uygulanması, mersin balıklarının

üreme alanlarını oluşturan nehirlerimiz (Kızılırmak,

Yeşilırmak) ekolojik yapısının incelenmesi ve

balıklara baraj ile nehir ağzı arasındaki bölümde

üreme şansı tanınabilmesi için buralarda üremeye

elverişli olabilecek yerlerin tespiti ve koruma

altına alınması, nehir ağızlarının balıkların girişine

elverişli hale getirilmesi, mersin balıklarının yapay

üretimini gerçekleştirmek üzere özellikle Yeşilırmak

ve Kızılırmak civarında üretim istasyonlarının

kurulması, ülkemiz sularında bulunan ve sayıları her

geçen gün azalan anaç mersin balıklarının koruma

altına alınarak, kurulacak üretim tesislerinde yapay

üretimi ve elde edilen yavruların hem doğal stokları

desteklemek üzere doğaya salınması hem de kültür

şartlarında yetiştiriciliğinin yapılması gerekir .

Yapılan çalışmalara ve başlatılan projeye destek

olabilmek maksadıyla balıkçıların konu hakkında

bilgilendirilmelerinin ve ağlara takılan mersin

balıklarının markalı olup olmadıklarının kontrolünü

müteakip markalı olanların marka üzerinde bulunan

numaralarının ve balığın nerede yakalandığının

kaydedilerek projeyi yürüten kurum/kuruluşlara

bildirilmesi hususunda balıkçıları bilgilendirme

toplantılarından istifadeyle bilinçlendirilmelerinin

faydalı olacağı değerlendirilmektedir.

KAYNAKLAR:

1. http://sufak.omu.edu.tr (Mersin Balıkları-Yrd.Doç.Dr.Serap USTAOĞLU)

2. http://tr.wikipedia.org

3. http://www.lezzet.com.tr

4. http://www.denizce.com

5. http://www.istanbul.edu.tr

6. http://www.tudav.org

7. http://www.ziraatci.com

Mersin balıkları konusunda ulaşılabilecek kurum ve kuruluşlara ilişkin bilgiler aşağıda sunulmuştur.

1. MERSİN BALIĞI ARAŞTIRMA PROJESİ

Adres : Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü, Kaşüstü Beldesi, 61250 Yomra/TRABZON

Telefon : (0462) 3411053 - 0505 4908563

Faks : (0462) 3411056

E-mail : mersin@sumae.gov.tr

Web : www.mersin.sumae.gov.tr

Yürütücü Kuruluş :

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Trabzon Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü

İşbirliği Yapılan Kuruluşlar :

• Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Sinop Su Ürünleri Fakültesi

• İstanbul Üniversitesi, Su Ürünleri Fakültesi

• Karadeniz Teknik Üniversitesi, Rize Su Ürünleri Fakültesi

• Mersin Balıklarını Koruma ve Yaşatma Derneği

• Samsun Tarım İl Müdürlüğü - Tel: (0362) 2313700

2. TÜRK DENİZ ARAŞTIRMALARI VAKFI (TÜDAV) ERİŞİM BİLGİLERİ

Adres : TÜDAV P.K.10 81650 Beykoz/İstanbul

Telefon : (0216) 4240772

Faks : (0216) 4240771

E-mail : tudav@superonline.com

Web : www.tudav.gov

113

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007


114

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

ATATÜRK ve KÜREK SPORU

[ Hazırlayan] Kaya GÜMÜŞ | SG İda. Üçvş.

Büyük Atatürk’ün bilfiil yaptığı üç spor vardır.

Selanik’te geçen çocukluk yıllarında akranlarıyla

sık sık güreş tuttuğunu, çocukluk arkadaşlarının

onunla ilgili anılarından öğrenmekteyiz. Askerlik

hayatında başladığı binicilik sporuna ömrünün

son yılarına kadar, fırsat buldukça devam

etmekten ayrı bir zevk ve haz duyduğu da gayet

iyi bilinmektedir. Pek hoşlandığı ve bilfiil yaptığı

üçüncü spor ise kürektir. Yaz aylarında Florya

Köşkü’nde istirahatte bulunduğu günlerde sandala

binerek kürek çekmekten pek hoşlandığı da

gerçektir. Onun kürek sporuyla ilgili bir anısını,

1930’ların ünlü kürek şampiyonlarından olan

Prof. Dr. Bedii Gorbon’dan dinleyelim:

« Hiç unutmam; sene 1935 ve tarih 29 Haziran’dı.

Galatasaray Lisesi son sınıf örgencisiydim.

Rahmetli Müdür Muavini Muhlis Peykoğlu akşam

çıkışta beni kapıda bekliyordu. “Yürü, haydi

gidiyoruz” dedi. “Nereye” diye sordum. Cevap

vermedi. Doğru Bebek’e gittik. Galatasaray Kulübü

Denizcilik Şubesi Bebek’teydi o zaman. Muslih

Hoca tek çifte futayı denize indirmemi söyledi.

Futayı denize indirdim. Ancak ondan sonradır

ki, bana şu hususu açıkladı. Gazi Florya’da bizi

bekliyor, kürek çekecekmiş. İşte o anda büyük bir

heyecanın yanımı kapladığını hissettim. Adeta

tir tir titriyordum. Bir motor bizi alıp Florya’ya

götürdü. Köşkün önünde futayı motordan denize

indirdi. Biraz sonra Atatürk göründü. Ayağında

lastik pabuçlar, elinde sigarası, üstünde de slip

bir yün mayo vardı. Gazi’yi ilk defa yakından

görüyordum. Ne büyük insandı. Futaya bindi.

Elli metre kadar kürek çekti, sonra yoruldu. Bana

dönerek “Senin çok acayip bir sandalın var” dedi.

“Biraz sen kürek çek de göreyim” diye ilave etti.

Tam kırk beş dakika Atatürk’ü dolaştırdım. İnsana

müthiş hamle veriyordu. O zaman Türkiye rekoru

bende idi. Eğer kronometre tutulsaydı, bu rekoru

çoktan kırmış olurdum o gün. Gazi geziden pek

memnun olmuştu. Köşkün rıhtımına çıkınca

bana döndü, “Ne arzu ediyorsun?” diye sordu. Ne

isteyebilirdim? Hangi kulüpten olduğumu sordu.

“Galatasaray’dan Paşam” diyebildim. “Bütün

arkadaşlarının gözlerinden öperim” dedi. Bizi eliyle

selamladı. Hiç durmadan futa ile Bebek’e kadar

kürek çektim. Kulübe geldiğim zaman haberi duyan

bütün arkadaşların heyecan içinde beni beklemekte

olduklarını gördüm. Heyecanımdan o gece sabaha

kadar uyuyamadım. »

Büyük Atatürk, kürek yarışlarına karşı da büyük

ilgi gösterirdi. Moda Koyu’nda yapılan bir çok

kürek yarışmasını “Ertuğrul” isimli yatının

güvertesinden ilgi ve heyecanla izlediğine çok

rastlanmıştır.

KAYNAK:

SÖNMEZ, CEMİL; ATATÜRK’ÜN TABİAT VE ÇEVRE ANLAYIŞI;

TÜRKİYE ÇEVRE VAKFI YAYINLARI; 1997; S.66, 67

115

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007


116

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

ZİYARETLER

03NİSAN 2007

EMNİYET GENEL MÜDÜRÜ OĞUZ KAĞAN KÖKSAL’IN ZİYARETLERİ

Emniyet Genel Müdürlüğünün 162. kuruluş yıldönümü kapsamında Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kağan KÖKSAL

ve beraberindeki heyet Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral Can ERENOĞLU’nu ziyaret etmiştir.

17-21NİSAN 2007

AZERBAYCAN HEYETİNİN ZİYARETİ

İkili ilişkiler kapsamında Azerbaycan Sahil Muhafaza Komutanı Tuğgeneral İlham MEHDİYEV ve beraberindeki heyet

Türkiye’yi ziyaret etmiştir.

117

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007


118

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

ZİYARETLER

19NİSAN 2007

SAVUNMA SANAYİİ MÜSTEŞARI MURAD BAYAR’IN ZİYARETLERİ

Savunma Sanayii Müsteşarı Murad BAYAR Tümamiral Can ERENOĞLU’nu ziyaret etmiştir.

05MAYIS 2007

İÇİŞLERİ BAKANI SAYIN ABDÜLKADİR AKSU’NUN ZİYARETLERİ

İçişleri Bakanı Sayın Abdülkadir AKSU Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral Can ERENOĞLU’na

veda ziyaretinde bulunmuşlardır.

119

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007


120

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

ZİYARETLER

21MAYIS 2007

BSCF UZMANLAR TOPLANTISI

BSCF (Black Sea Cooperation Forum) Uzmanlar Toplantısı karargahımızda icra edilmiştir. Toplantıya katılan yabancı heyet

üyeleri karargahımızı gezmişlerdir.

14HAZİRAN 2007

İTALYA POLİS KUVVETLERİ

İHTİSAS OKULU HEYETİNİN ZİYARETİ

İtalya Polis Kuvvetleri İhtisas Okulu Heyeti, Sahil Güvenlik Komutanlığına nezaket ziyaretinde bulunmuştur.

Konuk heyete Sahil Güvenlik Komutanlığının imkân ve kabiliyetleri hakkında bilgi verilmiştir.

121

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007


122

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

ZİYARETLER

18HAZİRAN 2007

İÇİŞLERİ BAKANI SAYIN OSMAN GÜNEŞ’İN ZİYARETLERİ

İçişleri Bakanı Sayın Osman GÜNEŞ Sahil Güvenlik Komutanlığı Karargahını ilk kez ziyaret etmişlerdir.

03TEMMUZ 2007

KARA HARP OKULU KOMUTANI

TÜMGENERAL TEVFİK ÖZKILIÇ’IN ZİYARETLERİ

Kara Harp Okulu Komutanı Tümgeneral Tevfik ÖZKILIÇ Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral Can ERENOĞLU’nu ziyaret

etmiş ve Sahil Güvenlik Komutanlığı faaliyetleri hakkında bilgi almıştır.

123

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007


124

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

ETKİNLİKLER

02MAYIS 2007

EMEKLİ AMİRALLER TOPLANTISI

Ankara Bölgesinde bulunan Emekli Amiraller Mayıs Ayı toplantısı için Sahil Güvenlik Komutanlığına davet edilmişlerdir.

Toplantıda Sahil Güvenlik Komutanlığının imkan ve kabiliyetleri ile Arama-Kurtarma ve Harekat Merkezi tanıtılmış ve

Öğle Yemeğinde ortak konularda görüş alışverişi yapılmıştır.

ETKİNLİKLER

13HAZİRAN 2007

SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI KALİTE KONGRESİ - 1

Sahil Güvenlik Kalite Kongresi - 1; Genelkurmay Başkanlığı, Kara, Deniz, Hava Komutanlıkları ve Jandarma Genel

Komutanlığından davetlilerin yanı sıra Sahil Güvenlik Komutanlığından toplam 176 kişinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir.

125

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007


126

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

SATRANÇ

SORULAR

[ Hazırlayan ] M. Kutay ELDEMİR | Svl. Me.

1 2

İKİ HAMLEDE MAT.

Pal Penko. “Büyük Usta kompozitör olunca”

SATRANCIN YARARLARI

• Planlı hareket etmenin önemini ve gerekliliğini

kavratır.

• Süratli, doğru ve çabuk düşünebilmeye yardımcı

olur, olaylara doğru yorumlarla yaklaşabilme

yeteneklerini geliştirir.

• Kişiliği ve karekteri olumlu yönde etkiler ve

geliştirir.

• Kendine güven duygusu aşılar ve bunu geliştirir.

• Kendi güç ve yeteneklerini daha iyi tanıyarak,

bireysel güç ve yetenekleri açığa çıkarmaya ve bireysel

doğru kararlar alabilmeye yardımcı olur.

• Dikkatini tek konu üzerinde yoğunlaştırabilme

alışkanlığı kazandırır.

GEÇEN SAYININ ÇÖZÜMLERİ

SATRANÇ

2 Hamlede Mat N. A. Macleod, “OBSERVER”, 1962

1.Ad2! (2.Kd5 tehdidiyle) a) 1...Şxd2 2.Kd5 ve Mat b) 1...e1=V+ 2.Kf1++ c) 1...e1=A

2.Kc5++ d) 1...exd2 2.Kf3++ e) 1...Fxd2 2.Kb5++ f) 1...Şd3 2.Kd5++

2 Hamlede Mat M. Lipton, “Evening News”, 1958

1.Vh5+ a) 1...f5 2.Vd1++ b) 1...e5 2.Ve8++

BEYAZ OYNAR, KAZANIR.

Bandza-Unander. Yazışmalı, 1996/98

• Kişileri düşünen, araştıran, yargılayan varlıklar

haline getirir ve yaratıcılıklarında özgür bırakan bir

ortam hazırlar.

• Başarıya ancak ve ancak sistemli ve disiplinli bir

çalışmayla varılabileceğini gösterir.

• Mücadeleci bir ruh yapısına sahip olmanın

gerekliliğini benimsetir.

• Başarısızlıklar karşısında yılmamayı, başarı için daha

da çok çalışmanın gerekli olduğunu öğretir.

• Yepyeni hedefler göstererek bu yeni hedefler

doğrultusunda motivasyon sağlar.

• Kurallara uymayı, dostça oynamayı, kaybetmeyi

kabullenmeyi, kazananı kutlamayı öğretir.

BRİÇ

Her defansa karşı nasıl el alırsınız?

Karo ruayı oynayın. Batı oturunca sekizli ile çakın. Trefl üçlü oynayarak empas atın.

Karo damını oynayıp yerden trefl ası atın. Trefl oynayın. Batı onörle çakarsa kör

ruanızı atar pik devamına empas atarak, karo devamına yerden ikili elden üçlü çakıp

batıyı çaka empasına alarak kontratınızı yaparsınız. Batı karo ruaya küçük oynarsa

trefl ası atıp aynı yolla kontratı yaparsınız.

BRİÇ

15 ALTIN KURAL

Bu sayımızdan itibaren yer oyununa ilişkin temel sayılan 15 Altın Kuralı sırasıyla inceleyeceğiz.

1. KURAL

Dışarıda sizin kozlarınızdan büyük tek bir koz kalmışsa

önemli bir neden olmadıkça onu çıkartmaya çalışmayın.

ARD73

5

AR

AR642

A2

97532

A2

AV54

AR2

R97532

A2

A6

B D

B D

B D

6

V642

9752

8753

V6

AR64

RDV765

8

V6

A6

RDV765

D83

[ Hazırlayan ] Engin KUNTAY | Dz. Bnb.

Sizinkilerden büyük tek sağ kozları ile rakipleriniz er ya da geç bir löve yapacaklardır. Genelde onların bu

löveyi erken yapmalarını sağlamanın gereği yoktur. Onların bu kozunu ortadan kaldırırken siz iki koz verir

ve inisiyatifi yitirirsiniz. Bunların birine ya da ötekine katlanmak sizin için sakıncalı olabilir.

Batı 5 ’e oynamaktadır. İkinci köre çakar, A-R’yı

çeker ancak Güney ikinci trefle uymaz. Batı şimdi

nasıl oynamalıdır?

Batı kozları bırakmalı ve piklere girmelidir. Yere iki pik çaktırarak kontratını yapacaktır. Rakiplerinin

kozunu ortadan kaldırmaya kalkışırsa yerde yalnızca bir koz kalır, o zaman rakiplerden birinde beş ya da

daha çok pik varsa batar.

Batı yetkin 6 kontratına oynamaktadır. Kuzey

R’ını çıkar. Batı asla alır ve A-R’yı çeker. Güney

ikinci köre uymaz. Batı şimdi nasıl oynamalıdır?

Üçüncü bir koz oynayıp rakiplerin bir de pik lövesi yapmalarına izin vermek ancak acemi briççilerden

beklenebilecek bir yanlışlık olur. Batı, rakiplerde karoların en kötü 4-2 dağılmış olduğunu umarak bu renge

girmeli ve yerin üçüncü karosuna elindeki kayıp piki kaçmalıdır.

Batı bu kez de yetkin 6 ’e ulaşır. (Gerçi 6 daha iyi

bir kontrat olurdu ama 6 de kötü sayılmaz). Kuzey

küçük bir pik çıkar, yerin valesi ve Güneyin damı

üzerine Batı ası koyar. Köre herkes uyar. Batı oyunu

nasıl sürdürmelidir?

Yerin sağlanmış uzun bir rengi olup da yanda bir antresi yoksa 1 Kuralını bir yana bırakıp önce

rakiplerinin sağ kozunu çıkartın. Yoksa çakıp sizi yerdeki öbür sağ kağıtlarınızı çekme olanağından yoksun

bırakabilirler. Üçüncü bir kör oynayın.

127

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007


128

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

EĞLENCE

KARİKATÜR

[ Hazırlayan ] İlyas KOÇAK | Dz. Kur. Kd. Alb.

TEŞEKKÜR MEKTUPLARI


130

Sahil Güvenlik Dergisi ° Ağustos 2007

EĞLENCE

BULMACA

1

2

3

4

5

6

7

8

9

10

SUDOKU

ZORLUK

ORTA SEVİYE

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10

8 9 5 1 6

GEÇEN SAYININ ÇÖZÜMLERİ

9

5 1 8 2

4 9 8 3 1

6 5

3 7 2 6 4

6 3 7 1

1 3 6 4 7

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10

1 Z İ R F A S İ L E

2 A R A B İ K A Ö R

3 P İ K L A M İ S E

4 T İ F A K A T K

5 U T T N A K

6 A Y S E L K A K

7 M U H A L İ F L I

8 A T A V İ K T O Y

9 D A K A F A R A

10 E N E Y T İ Ş İ M

6

[ Hazırlayan ] Kaya GÜMÜŞ | SG İda. Üçvş.

SOLDAN SAĞA

1. Hisse, Üleş... Rusça’da “Evet”... Güdü, İtici neden. 2. Batı

Samileri’nin en önemli totemi... Koşut, Müsavi. 3. Başkasının

toprağını işleyerek ürüne ortak olan kişi. 4. Büyük erkek kardeş...

Bilginler. 5. Zemheri... Adın durum eklerinden biri. 6. Çok

fakirleşme. 7. Görevden çıkarma... Arz, Lanse, Takdim. 8. Ölen

kimseden kalan şeyler, Miras. Tereke... Çok eski bir tarihi anlatırken

kullanılan sözcük. 9. Kale hendeği... Küçük boyda künk... Çarşı.

10. Ay takviminin ikinci ayı... Oluşma, Meydana gelme, Teşekkül.

YUKARIDAN AŞAĞI

1. Diş kiri ya da pası... Somurtkan, Asık yüzlü. 2. Hile. Desise,

Entrika. Fukus. Dek, Aldatma. Dümen, Dolap, Katakulli, Fent, Riv,

Mekr... Çağıran, Davet eden, Duacı... Seciye, Karakter.

3. Ruham. 4. Ayak... Abece. 5. Deriden yapılmış kalkan... İyi bakım

ve ilâç tedavisi. 6. Biteviye, Esraksız, Sık. 7. Bir hayvan adı...

Utanma duygusu, Ar. 8. Mahkeme sonuç belgesi... Güzellik, Görk...

Ab, Ma. 9. Borudan parça almakta kullanılan bağlantı parçası...

Peygamberleri Hud’u dinlemedikleri için Tanrı tarafından yok

edilen kavim... Çevren, Gözerimi. 10. Araz, Belirti, Bulgu, Karine,

Emare... Hitit devrinde arazi ölçüsü birimi.

[ Hazırlayan ] Ervin ESEN | Gv. Atğm.

Sudoku (Rakam Yerleştirme diye de bilinir) standart

olarak 9x9 boyutlarında bir diyagramda çözülür ve

her satır, her sütun ve her 3x3’lük karede 1’den 9’a

rakamların birer kez yer alması gereklidir.

4 7 5 8 1 2 9 3 6

2 3 1 7 6 9 8 4 5

6 8 9 4 5 3 2 1 7

9 1 3 2 4 5 6 7 8

7 4 2 9 8 6 1 5 3

5 6 8 1 3 7 4 9 2

8 5 6 3 9 4 7 2 1

3 2 4 6 7 1 5 8 9

1 9 7 5 2 8 3 6 4

More magazines by this user
Similar magazines