HOTEL_GAZETESİ_NİSAN_14_sayi_2018

hotelgazetesi

Farklı bakış...

www.hotelgazetesi.com

Prof. Dr. Muharrem TUNA

‘Profesyonellerle çalıştık’

Sayfa 4-5

TURİZM - OTELCİLİK - TATİL - ETKİNLİK - KÜLTÜR - SANAT Sayı: 14 Yıl: 2 / NİSAN 2018

Dilek YETKİN

KALİFİYE ELEMAN MI,

PATRON MU ?

Sayfa 28

Özkan HACIOĞLU

Sayfa 10-11

Mehtap TOPÇU

Rekabetçi Ortamda

Sayfa 23

KATiD SATIŞIN iPLiĞiNi

PAZARA ÇIKARDI!

Sayfa 22 5

MOĞALİSTAN

CEM

POLATOĞLU

Sayfa 16-17

CUNDA

Ömer Koray

ÜNAL

Sayfa 12-13

Yusuf

Bayırlı

ONE NIGHT IN

BANGKOK!

Sayfa 22-23

Zeynep Boneval

iLKBAHAR’DA

ALAÇATI

Sayfa 18

hotelrunner.com/hotelgazetesi

%15 indirim ve hotelrunner avantajlarından

faydalanmak için QR Barkodu cep telefonunuzla

okutun ve çıkan formu doldurun.


Sayı: 14 Yıl: 2 / Nisan 2018

www.hotelgazetesi.com

editörden

2

Aliye

ÜÇBAŞ

Turizm sektöründe Nisan ayı,

beklendiği gibi geçti. Yani

hareketli.. Sezon hazırlıkları,

fuarlar, festivaller ve festival hazırlıkları.

Geçtiğimiz ayın sektörü etkileyecek

en önemli olayı, şüphesiz

Ankara’da 3.sü düzenlenen Travel

Expo Ankara ve paralelinde düzenlenen

Gastronomi Zirvesiydi. Sektörü

ilgilendiren her önemli olayda

olduğu gibi burada da hazırlık aşamasından

organizasyonun gerçekleşmesine

kadar tüm süreci takip

ettik.

Baştan belirteyim, henüz 3.sü düzenleniyor

olmasına rağmen tüm

dünyanın bu kadar ilgisini çekecek

bu organizasyona katkısı bulunan

herkes büyük bir alkışı hak etti. 4

gün boyunca sanki Türkiye’nin değil

dünyanın Başkentiydi Ankara.

Sektörün sesi olarak gerek destek

vermek, gerekse bir basın kuruluşu

olarak sorumluluğumuzu yerine getirmek

amacıyla hazırlık aşamasını

tüm ayrıntılarıyla sayfamıza taşımış,

hatta kapağı da bu fuara ayırmıştık.

Nisan sayımızın önemli konusunun

da yine Travel Expo Ankara Turizm

Fuarı ve Gastronomi Zirvesi olduğunu

göreceksiniz. Ancak benim bizzat

buradan teşekkür etmek istediğim

bazı isim ve kurumlar var.. Öncelikle,

organizasyonu düzenleyen ATİS

Fuarcılık. Yönetim Kurulu Başkanı

Bilgin Aygül ve Proje Koordinatör

Yardımcısı Zümrüt Sipariş’e özellikle

teşekkür etmek isterim. Bu iki isim

ziyaretçilerden, fuar katılımcılarına

neredeyse tüm herkesle tek tek ilgilendiler,

evsahipliği yaptılar.

Anadolu Ankara Turizm İşletmecileri

Derneği ATİD de evsahibi olarak ihtiyaç

duyulan her yerde kendini hissettirdi.

Bir teşekkür de bu derneğe

ve yönetenlerine..

Travel Expo Ankara 2018 ve paralelinde

düzenlenen Gastronomi Zirvesi’ni,

51 bin kişi ziyaret etti. Fuar

kapsamında 21 ülkeden 250 turizm

firması ile Türkiye’den 45 il, ziyaretçilere

tatil planları için birbirinden

Ankara, Ankara..

uygun seçenekler sundu. Bu fuarın

turizmimize, özellikle Anadolu turizmine

etkilerini önümüzdeki süreçte

hep birlikte göreceğiz. Ancak bu fuar

şunu gösterdi ki Türkiye’nin Başkenti

Ankara’nın artık bir fuar alanına

ihtiyacı var.. İlgililer hemen kolları

sıvayıp bu konuyla ilgili girişim ve

çalışmalara başlamalılar.. Çünkü gelecek

sene Travel Expo Fuarı bırakın

bu alana kanımca Ankara’ya bile zor

sığar.

Buradan Gastronomi Zirvesi’nin en

görkemli şovu baklava rekorundan

söz etmeden geçmek olmaz. Bu

zirvenin en etkin ismi Turizm Akademisyenleri

Derneği Başkanı Prof. Dr.

Muharrem Tuna, özellikle gastronomi

zirvesinin hazırlık aşamalarını,

bize verdiği röportajda ayrıntılarıyla

anlattı. Bir teşekkür de buradan hocamıza,

hem zirvenin amacına ulaşmasındaki

becerisi, hem de bizimle

daha doğrusu siz okurlarımızla paylaştığı

ayrıntılar için..

Okumadan geçmeyin.

Gazetemiz sadece bu fuardan mı

ibaret? Elbette hayır. Başlanığıçta

24 sayfa olarak yayın hayatına başlayan

Hotel Gazetesi, artık 32 sayfa..

Bunun sebebi, sektörde yaşanan

olumlu gelişmeler, gazetemizin her

geçen gün büyümesi ve sektörde

daha etkin bir role sahip olmamız..

Bunun için de sektörün dinamiklerine

teşekkür etmeden geçemeyeceğim.

Kapak konumuz Dosso Dossi Fashion

Show’un bu yılki sürprizi Paris

Hilton. Her yıl düzenlediği defilelerle,

dünyanın dikkatini ülkemiz üzerine

çekmeyi başaran Dosso Dossi,

bu yıl da dünyada Antalya merkezli

bir deprem yaratacak. Erken seçim,

yaz ayları için hazırlıklarını yapan

dostlarımızı bir anlamda ters köşeye

yatırdı. Bu kararın kimi nasıl

etkileyeceğini yaz sonunda birlikte

göreceğiz. Tabi kimlerin vatandaşlık

görevi tatil aşkına baskın çıkacağını

da..

Yaz geliyor. Festivaller sokakları cıvıl

cıvıl bir görünüme kavuşturacak..

Bizler de yetişebildiğimiz her yerde

olacağız. İlk istikamet Ayvalık…

Sözün kısası, sektörde ne varsa, sadece

Nisan ayı ile sınırlı kalmadan,

geçmiş, gelecek ve bugünü ile hepsi

bu gazetenin içinde.

Peki siz nerdesiniz?

Gelecek sayıda siz de burada olun..

Bekleriz..

Esentepe Mahallesi Köprülü Sk. 31/A Levent

34394 Şişli / İstanbul

Tel:0212 343 5522 Fax: 0212 343 5521

www.hotelgazetesi.com

info@hotelgazetesi.com

Nisan 2018 Yıl:2 Sayı: 14

Aylık Süreli Yayın

Turizm Otelcilik

Tatil Etkinlik Kültür ve Sanat Gazetesi

‹mtiyaz Sahibi & Genel Yayın Yönetmeni

Mustafa ÜÇBAŞ

mustafa@hotelgazetesi.com

Sorumlu Yazı işleri Müdürü

Aliye ÜÇBAŞ

aliye@hotelgazetesi.com

Yayın Danışmanı

Remzi YILMAZ

editor@hotelgazetesi.com

Danışma Kurulu

Prof. Dr. Muharrem TUNA

Dr. Nebil ‹LSEVEN

‹hsan TÜRKUS

Sevda YILGAZ

Ankara Temsilcisi

Aliihsan ÜÇBAŞ

ankara@hotelgazetesi.com

Avrupa Temsilcisi

Ömer Koray ÜNAL

ömer@hotelgazetesi.com

Grafik Tasarım Uygulama

Nirvana Tanıtım Hizmetleri

Fotograf - Video

Mustafa ÜÇBAŞ - Ahmet Oğuz ÇELiK

Karikatür

Emre Can ÜÇBAŞ

Abone - Reklam

Burcu DENKTEN

hotelgazetesi@nirvanatanitim.com

Dağıtım: Etkin Dağıtım

Baskı: Dünya Süper Veb A.Ş.

100. Yıl Mahallesi 34204 Bağcılar/‹stanbul

Gazetemizde yayımlanan haber ve görseller

yasal iznimiz alınmadan kullanılması yasaktır.

yayımlanan köşe yazılarının ve yorumların

sorumluluğu yazarına aittir. İçeriklerinden,

Hotelgazetesi sorumlu tutulamaz.

Hotel Gazetesi’ne

abone olun

Turizm sektöründeki

gelişmelere

uzak kalmayın

Yıllık abonelik:

120 TL (KDV dahil)

Banka Hesap Numaramız:

Hesap Adı: Mustafa Üçbaş

Yapı Kredi Bankası Şb:

Bayrampaşa / Çarşı / 1276

Hesap No: 47403318

İBAN:

TR27 0006 7010 0000

0047 4033 18

Bize yazın!

Kurumunuzda düzenlenen

organizasyon, aktivite ve yaşanan

gelişmeleri bize gönderin,

yayınlayalım. Fotoğraf eklemeyi

unutmayın


stk 4

Sayı: 14 Yıl: 2 / Nisan 2018 www.hotelgazetesi.com

TÜRSAB’DAN

ERDOĞAN’A ZiYARET

CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip

Erdoğan, 23. Olağan Genel Kurul

sonucunda göreve gelen TÜRSAB

Yönetim Kurulu’nu, Cumhurbaşkanlığı

Külliyesi’nde kabul etti.

Görüşmede; TÜRSAB Yönetim

Kurulu Başkanı Firuz B. Bağlıkaya

ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Cumhurbaşkanı

Erdoğan’a 1618 Sayılı

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği

Kanunu’nun günümüz şartlarına

göre revize edilmesi hususundaki

destek taleplerini arz ettiler. Kültür

ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı

Ömer Arısoy’un da katıldığı toplantıda;

Cumhurbaşkanı Erdoğan

turizm konusundaki önerilerini

TÜRSAB heyeti ile paylaştı.

UKRAYNA iLE ViZESiZ

GEÇiŞ MEYVELERiNi

UKRAYNALILARIN 1.3 milyon

kişiyle tatil turizminde en fazla

tercih ettiği ülke Türkiye olurken,

geçen yıl Türkiye’den Ukrayna’ya

giden turist sayısı 270

bin kişi gibi önemli bir düzeye

ulaştı. Türkiye Otelciler Birliği’nin

(TÜROB) Ukrayna raporunda,

bu yıl Ukraynalı turist sayısının

1.5 milyona ulaşmasının,

Türkiye’den gidişlerde de en az

yüzde 20 artış öngörüldüğü belirtildi.

Türkiye ile Ukrayna arasında

vizelerin kaldırılması, pasaport

yerine kimlik belgeleri ile

seyahat olanağı ve havacılık

alanında yürürlüğe konulan

sözleşmeler gibi uygulamaların

turizm alanında sunduğu

önemli fırsatlar meyve vermeye

başladı. Ukraynalıların 1 milyon

284 bin kişiyle tatil turizmi

için en fazla tercih ettiği ülke

Türkiye olurken, geçen yıl Türkiye’den

Ukrayna’ya giden turist

sayısı 270 bin kişi gibi önemli

VERiYOR

bir düzeye ulaştı. Türkiye Otelciler

Birliği (TÜROB), Türkiye’ye

en fazla turist gönderen ülkeler

arasında yer alan Ukrayna

turizm pazarını inceledi. Bu

pazara ilişkin öngörü ve beklentilere

yer verilen TÜROB raporunda,

Ukrayna’dan ülkemize

gelen turist sayısının istikrarlı

bir şekilde arttığına işaret edilerek,

“Ukrayna’da en popüler

yurt dışı destinasyonu Türkiye”

denildi. Raporda, Ukraynalı turistlerin

fiyat odaklı beklentilerinin

karşılanması, her şey dahil

sistemine yönelim ve ulaşım

alternatifleri dikkate alınarak

2018 yılında Ukrayna’dan Türkiye’ye

gelecek turist sayısının 1.5

milyonu aşmasının beklendiği

kaydedildi. Türkiye’den bu ülkeye

gidişlerde de en az yüzde 20

artış öngörülüyor.

ZAFTODER KURULDU

Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet’in kuruluşunda önemli

bir yer tutan Zafer Bölgesi’ni oluşturan Afyonkarahisar,

Kütahya ve Uşak’taki otelciler güçlerini birleştirdi.

Zafer Turistik Otelciler ve İşletmecileri Derneği (kısa

adıyla ZAFTODER) çatısı altında birleşen otelciler bu

birleşmenin hem bölge hem de kuruluşları için yararlı

olacağına inanıyor. ZAFTODER Kurucu Başkanı

aynı zamanda İkbal Termal Hotel Genel Müdürü Ali

Gümüşhan, amaçlarını şöyle anlattı: “Afyonkarahisar,

Kütahya ve Uşak illeri Milli

Kurtuluş mücadelesinde

önemli bir rol oynadılar. Bu

yüzden burası artık ‘Zafer

Bölgesi’ olarak anılıyor. Bölgedeki dokuz termal otelin

genel müdürü olarak ülkemizin kaderini değiştiren

zafer ruhundan esinlenerek Zafer Turistik Otelciler

ve İşletmecileri Derneği’ni kurduk. Kurucu otellerin

yatak kapasitesi toplamda 6 bine ulaşıyor. Bölgemizdeki

yatak kapasitesi ise 24 bini aşıyor. Önümüzdeki

dönemde turistik otel ve işletmecilerden üye sayımızı

50’ye çıkarıp Türkiye Otelciler Federasyonu’na (TÜ-

ROFED) katılmayı hedefliyoruz.


5

Sayı:

stk

14 Yıl: 2 / Nisan 2018 www.hotelgazetesi.com

TURIZM SEKTÖRÜNÜN STK’LARI TEK ÇATI ADLINDA TOPLANDI

TURiZM iSTiŞARE KURULU

TURİZM sektör temsilcileri

arasındaki iş birliğini arttırmak,

sektörün gelişimini

desteklemek amacıyla hayata

geçirilen Turizm İstişare

Kurulu’nun (TİK) imza

töreni, Kültür ve Turizm

Bakanı Numan Kurtulmuş

ve sektör temsilcilerinin katılımıyla

Lütfi Kırdar Kongre

Merkezi’nde gerçekleştirildi.

TÜRSAB, THY, TÜROFED,

TTYD, TÜROB, TÖSHİD,

TUREB, DTB ve TURYİD’in

katılımcıları arasında yer aldığı

Turizm İstişare Kurulu;

turizm sektörünün sürdürülebilir

gelişimi ve istikrarlı

büyümesini sağlamak, yurtdışında

yapılan ülke tanıtımı

ve pazarlama faaliyetlerini

birlikte gerçekleştirmek, turizmde

‘Türkiye’ markasını

oluşturmak, sektördeki sorunların

çözümü için ortak

hareket etmek, kültürel mirasımızı

korumak ve tanıtmak, Türkiye

turizminin geleceğinin ve

vizyonunun ortak akıl ve çözümlerle

birlikte çizmek amacıyla hayata

geçirildi.

Toplantının açılışında bir konuşma

yapan Kültür ve Turizm

Bakanı Numan Kurtulmuş, Turizm

İstişare Kurulu’nun turizm

sektörünün gelişimi açısından

önemli bir platform oluşturacağını

ifade etti. Kültür ve Turizm

Bakanı Numan Kurtulmuş’un

konuşmasının ardından Turizm

İstişare Kurulu imza töreni gerçekleştirildi.

Törende; TÜRSAB Başkanı Firuz

B. Bağlıkaya, THY Yurtiçinden Sorumlu

Pazarlama ve Satış Başkanı

Halil İbrahim Polat, TÜROFED

Başkanı Osman Ayık, TTYD Başkanı

Oya Narin, TÜROB Başkanı

Timur Bayındır, TÜREB Başkanı

Zeki Apalı, TÖSHİD Başkanı Teoman

Tosun, DTB Başkanı Erkan

Özdağ ve TURYİD Başkanı Kaya

Demirer Turizm İstişare Kurulu

Protokolüne imza attılar. İmza

töreninin ardından teşekkür plaketleri

takdim edildi.

KATiD SATIŞIN iPLiĞiNi PAZARA ÇIKARDI!

KARADENİZ Turistik İşletmeciler Derneği’

nin organize ettiği ve Venta Professional

Eğitim Danışmanlığı’nın desteği ile North

Point Hotel’de gerçekleştirilen eğitimde

satış teknikleri farklı bir bakışla işlendi.

Bu sene ulusal anlamda lider eğitim firmaları

ve eğitmenlerle gerçekleştirilen

çalışmaların 4. programının konusu: Satış

Teknikleri Samsun ve çevre illerden

gelen 40’ a yakın otel yöneticileri ve satış

elemanlarının katılımıyla “Satışın ipliğini

pazara çıkartıyoruz” mottosu ile gerçekleşen

eğitim programı hakkında görüşlerini

aldığımız Karadeniz Turistik İşletmeciler

Derneği KATİD Başkanı Murat Toktaş

”Her şeyi devletten ve yerelden beklemek

haksızlık olur. Bizler STK olarak

taşın altına elimizi koymalıyız. Bölgedeki

otelcilerin çatı örgütü olan KATİD

üzerine düşeni yerine getirmeye çalışıyor.

Sadece bu sene 4 ayda 4 eğitim

programı ile ihtiyacımız olan konularda

tesislerin eksikliklerini sektörde

lider firmalardan aldığımız eğitimlerle

kapatmaya çalışıyoruz. Bu günkü organizasyona

destekleri için Venta Professional

Eğitim Danışmanlığa teşekkür

ederim.” dedi.

Venta Professional Eğitim Danışmanlık

kurucusu Eğitmen/Danışman Esra Baş ve

Yazar/Eğitmen İlker Taner Uzun

tarafından keyifli ve eğlenceli

geçen eğitim sonrası yorumlarını

aldığımız Esra Baş “Farklı

destinasyonlarda çalışmalar

yapmak her zaman keyif vermiştir.

Samsunda da çok güzel

bir katılımla karşılaşmak bizi

mutlu etti. Eğitime gelenlerin

istekli oluşu keyifli bir programın

geçmesine neden oldu.

Bizde Venta Professional Eğitim

Danışmanlık olarak sadece

büyükşehirlerde değil

Anadolu’nun birçok şehrinde

verdiğimiz eğitimlerle sektörlerin

yanında oluyoruz.” diye

açıkladı.

Grand Sheraton Hotel Genel müdürü

Savaş Türkay ”En büyük

sorunumuz donanımlı personel.

Tesislerimizin fiziki olarak

hiçbir eksiği olmamasına karşılık

donanımlı personel konusunda

çok sıkıntı yaşıyoruz.

Bu tarz eğitim çalışmaları personelin

motivasyonunu arttırdığı

gibi sektöre yatkınlığınıda

artırmaktadır.” diye ifade etti.


öportaj 6

Sayı: 14 Yıl: 2 / Nisan 2018

RÖPORTAJ

ALiYE

ÜÇBAŞ

Ankara’nın uluslararası alanda verdiği başarılı

sınavın arkasındaki beyin, Prof Dr. Muharrem Tuna

başarının sırrını Hotel Gazetesi’ne anlattı

Bir yerde başarılı bir organizasyon

varsa, o organizasyonun ardında

bir emek ve o emeği organize

eden bir beyin vardır. Ankara’da bu yıl

3.sü düzenlenen ve kırılan rekorla tüm

dünyada adından söz ettiren Ankara

Turizm Fuarı ve Gastronomi Zirvesi’nin

arkasında da Gazi Üniversitesi Öğretim

Üyesi ve Turizm Akademisyenleri Derneği

Başkanı Prof. Dr. Muharrem Tuna

vardı. Biz de bu emeklerin teri kurumadan

kendisini yakaladık ve A’dan Z’ye

fuarı ve zirveyi konuştuk.

Sayın Muharrem Tuna, 3.

Uluslararası TravelExpo Ankara

Turizm Fuarı ve Gastronomi

Zirvesi mimarlarındansınız. Başarı

hikayenizi anlatır mısınız?

Türk gastronomisi gerçekten çok değerli,

dünyada söz sahibi olması gereken

mutfaklardan bir tanesi. Türkiye

bu alanda çokça değere sahip. Ancak

ben bu potansiyelin yeterince kullanılamadığına

inananlardanım. Bu konuyla

ilgili bir turizm akademisyeni olarak

yazıp çizdiğimiz, dile getirdiğimiz şeyler

vardı. Bu kez konuşmakla, yazmakla

kalmayıp mutfağımızı dünya gündemine

taşımayı düşündük ve Travel Expo

Fuarı çerçevesinde Gastronomi Zirvesini

tasarladık. Özellikle hem turizm

şurasında hem de kalkınma planlarında

Türk gastronomisi adına geliştirilen

önerilere bir katkı sunmak istedik. Bu

kapsamda da geniş bir konsorsiyum ile

‘Profesyonellerle çalıştık’

Sorularımızı

mütevazı

kişiliğiyle

yanıtlayan

Prof. Dr. Tuna,

başarıyı kendine

maletmek

yerine, ekip

çalışmasına

bağladı.

bu zamana kadar gastronomi alanında

yapılmış belki de en kapsamlı etkinliği

düzenlemiş olduk

3. Uluslararası Ankara Turizm Fuarı

ve Gastronomi Zirvesi mimarı olarak

bize hem fuarı hem de zirveyi değerlendirir

misiniz?

Biz Turizm Akademisyenleri Derneği

olarak Türk gastronomisini ön plana

çıkaran bir atılım içerisine girelim diye

bundan yaklaşık bir yıl kadar önce TAŞ-

PAKON ile bir istişarede bulunmuş, onlarla

ortak bir organizasyon düzenleme

konusunda mutabakata varmıştık. İçeriğini

de Genel Başkan Sayın Gökhan

Tufan Bey ile planlamaya başlamıştık.

Bunun içerisinde başlangıçta paneller,

akademik kongre ve gastronomi temalı

şovlar olmasını düşünmüştük. Sonrasında

bu etkinliklere ilave olarak bir de

uzun süre medya ile paylaşmadığımız

bir baklava dünya rekorunu gerçekleştirme

kararı aldık ve Guinness yetkilileri

ile temasa geçtik. Başlangıçta tüm faaliyetler

TAŞPAKON, Turizm Akademisyenleri

Derneği (TUADER) ve etkinliğin

üniversite ortağı olan Gazi Üniversitesi

tarafından gerçekleştirilmişti. Süreç içerisinde

Kültür ve Turizm Bakanlığının,

Ankara Valiliğini ve Büyükşehir Belediye

Başkanlığının yoğun desteğiyle etkinliğin

çapı büyüdü. Burada özellikle başta

Ankara Valisi Sayın Ercan Topaca Bey ve

Sayın Numan Kurtulmuş Bey’e özellikle

teşekkür etmek istiyorum. Gastronomi

Zirvesinde Dünyanın en büyük baklavası

rekorunun kırılmasında teknik ve

finansal destek sağlayan Kristal Endüstriyel

Mutfak firması ve MADO Dondurmanın

katkıları da oldukça fazla oldu.

Gastronomi zirvesinde dünyanın en

büyük baklava rekoru kırıldı. Bu fikir

nasıl oluştu? Nasıl bir hazırlık süreci

geçirdiniz?

Şimdi şöyle bir şey var. Aslında, herkes

bu Guinness Dünya Rekorlarına sadece

ortaya çıkan ürün olarak bakıyor

ancak işin arka planında çok ciddi bir

AR-GE çalışmasına ihtiyaç duyuluyor

ve işin belki de en önemli kısmı burası.

Şöyle ki bir dünya rekoru kıracaksanız,

o dünya rekoruna uygun mutlaka ve

mutlaka çeşitli makinelere, araç ve gereçlere

vs. ihtiyacınız oluyor. Çünkü bu

üretmiş olduğunuz şey her neyse ona

uygun makine, araç-gereç veya yöntem

hali hazırda belki de dünyada yok,

çoğu zaman yeniden bir şey tasarlamak

zorundasınız. Biz de baklava dünya

rekorunda ihtiyaç duyulan ekipmanları

üretmek için AR-GE çalışmalarını

TAŞPAKON ve MADO’nun ustaları ile

Kristal Endüstriyelin mühendislerinin

ortak çalışmasıyla yürüttük. Yaklaşık 1

yıl önce başlamıştık planlama aşamasına,

ondan sonra yavaş yavaş, adım

adım çalışmamızı nihayete erdirdik. Bu

süreçte özellikle Mahmut Dolmacı Usta

ve Mado Yönetim Kurulu Başkanı Sayın

Mehmet Kanbur’un ciddi katkılarına

şahit olduk. Rekor için hazırlanan fırın,

tepsi ve diğer yardımcı malzemeler etkinlik

tarihinden bir hafta kadar önce

tamamlandı ve Fuar alanına kuruldu.

Bu süreçte gerçekten ekip olarak ciddi

başarı sağladık ve sıfır hata ile rekor

günü gerekli hazırlıkları tamamladık.

Tepsi ve fırın yaklaşık 7 metre uzunluk

ve 3 metre genişliğe sahip ve yaklaşık 20

m2 büyüklükte. Fırın, tepsi ve rekorda

kullanılan diğer ekipmanların tamamı

sadece bu rekor için özel olarak üretildi.

O nedenle aslında bu rekorun baklavanın

pişirilmesinden ziyade AR-GE tarafı

çok önemli. Tabi baklavanın pişirilmesi

tarafı da çok önemli, burada pişirme

nasıl bir yöntemle yapılacak? Çok kolay

bir şey değil.. Düşünsenize uzunluğu

7 metre, eni 3 metre olan bir tepsiden

bahsediyoruz. Herkes küçük baklava

tepsilerinde dahi baklavanın pişirilmesi-


7

Sayı:

röportaj

14 Yıl: 2 / Nisan 2018 www.hotelgazetesi.com

nin ne kadar zor olduğunu bilir, biz ekip

olarak bunun onlarca misli büyüklükteki

bir tepside baklava pişirmeyi başardık.

Dolayısıyla rekorda işin ekipman ve

yöntem AR-GE’si gerçekten önemliydi

ve büyük bir başarı elde edildi.

Rekorun elde edilmesinde Ankara İl

Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Bilim

Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü’ne

de verdikleri destekten dolayı teşekkür

ediyorum. Baklava rekorunda sadece

pişirip kenara koymak değil, bunun ölçümü,

belgelendirilmesi vs. birçok süreç

var. Prosedürleri çok var. Bunu başarırken

özellikle, Bilim Sanayi ve Teknoloji İl

Müdürlüğü’nün katkıları oldu. Baklavayı

sadece üretmek değil, tartmak da başlı

başına bir iş, çünkü net baklava ağırlığı

513 kg olarak tescil edildi. Bunun üzerine

tepsi ile bu tepsinin üzerine oturduğu

sehpayı da eklediğimizde yaklaşık 1

ton 200 kg civarında bir ağırlığı havaya

kaldırarak tarttık. Baklavanın mobil

vinçlerle havaya kaldırılarak tartılması

işin görsellik kısmına büyük değer kattı

ve sadece bu bile üzerinde çok kafa yorulması

gereken bir işti.

Dünya ve Türk Basınının dikkatini

çekmeyi başardınız. Bunu yaparken

de Türkiye’nin başarılı ve en iyi markalarıyla

çalıştınız. Bunun içinde bir

riski göze aldınız. Ne gibi sıkıntılar

yaşadınız, ortaya ne gibi sorunlar

çıktı ve nasıl aştınız?

Öncelikle neden baklava seçtiğimize

değinmek istiyorum. Dünya genelinde

Türkiye’yi tanıyan yabancılar arasında

Türk’ün yemeği kebap, tatlısı da baklava

olarak bilinir. Baklava dünya çapında

da bilinen ve sevilen bir tatlıdır. Türklerin

dışında en çok Ortadoğulular, Yunanlılar

ile diğer Balkan ülkeleri, Çekler

ve hatta ABD’liler baklavayı en çok tüketen

ve bu tatlılının kendilerine ait olduğunu

iddia eden ülkelerdir. Bu kadar

popüler olan bir tatlının en büyüğünü

yaparak bir anlamda bunu Türk tatlısı

olarak tescil etmek dünya genelinde

ses getirdi ve çeşitli polemiklere yol açtı.

Özellikle dünya genelinde sosyal medyada

bu konuda tartışmalar başladı ancak

rekoru kıran biz olduk. Zaten bu işe

başlarken medyada da kullandığımız

sloganımız “Baklava Türk’tür Türk kalacak”

idi ve sanırım işe de yaradı.

Guinness çok katı prosedürlere sahip

bir kuruluş. Yapacağınız bir hata o zamana

kadar yapmış olduğunuz tüm

masraf ve emeğin boşa gitmesine

neden olabilir. Bu nedenle ekibimizle

sıfır hata sloganı ile ciddi bir çalışma

yürüttük. Tüm riskleri değerlendirdik

ve meydana gelebilecek sorunlara karşı

gerekli tedbirlerimizi aldık. Dolayısıyla

bu süreçte çok büyük sıkıntılarla karşı

karşıya kalmadık.

Burada en büyük avantajımız sizin de

bahsettiğiniz gibi hep en iyilerle çalışmamız

oldu. Öncelikle Ankara Valimizin

etkinliğe katkısı ve desteği oldukça

önemliydi. Makine ve teçhizatın üretilmesinde

Kristal Endüstriyel ile hatasız

bir üretim gerçekleştirdik. Baklavanın

pişirilmesinde TAŞPAKON VE MADO

Dondurma’nın ustaları ile birlikte çalıştık.

İşin doğrusu genel kanı odur ki ustalar

zor insanlardır. Ancak bizler orada

öyle bir takım ruhu oluşturduk ve herkesin

ortak amacımız olan dünya rekoruna

odaklanmasını sağladık ki baklava

üretim sürecinde birbirini tanımayan

çok sayıda usta sorunsuz bir biçimde

üretim sürecini tamamladı. Baklava piştikten

sonra havaya kaldırma ve tartım

işlemlerini ise Bilim Sanayi ve Teknoloji

İl Müdürlüğü, Atalay Elektronik ve Tümpet

işbirliği ile gerçekleştirdik. Bu kadar

büyük bir tepsiyi havaya kaldırarak tartmak

gerçekten zor bir işti ancak sizin

de bahsettiğiniz gibi bir hep en iyilerle

çalıştık. Anadolu Turizm İşletmecileri

Derneği ve TÜRSAB’da organizasyonumuza

destek vererek başarı sağlamamıza

katkı sağladılar. Bana birçok

kişi baklavanın lezzetli olup olmadığını

sordu. İşin doğrusu ben yoğunluktan ve

misafirleri ağırlamaktan tadına dahi bakamadım.

Ancak yaklaşık 12 bin civarında

baklava diliminin Travel Expo Fuarı

katılımcısı tarafından bir buçuk saat içerisinde

tüketilmesi sanırım baklavanın

lezzeti hakkında da bir fikir veriyordur.

Tadına bakma fırsatı bulanlar da tadına

doyamadıklarını bana bildirdiler. Bu da

beni ve ekibimizi ziyadesiyle mutlu etti.

Gastronomi zirvesi TRAVELEXPO Fuarı

ile eş zamanlı yapılmıştı. İki etkinlik birbirini

destekledi ve Türkiye medyasında

hemen hemen tüm televizyon kanallarında

ve gazetelerde yer buldu. Bizim

açımızdan daha da önemlisi etkinliğin

dünya medyasında yer bulması idi.

Dünya rekoruna; Washington Post’tan

The New York Times’a, The Independent’tan

Reuters’a, Euronews’a, Çin’den

Hindistan’a, Avusturalya’dan Kanada’ya

dünyanın her bölgesinden medya kuruluşlarında

yer verildi. Dolayısıyla etkinlik

amacına fazlasıyla ulaşmış oldu.

MUHARREM TUNA KİMDİR ?

Kilis’te doğdum, Ankara’da büyüdüm. Gazi Üniversitesi Turizm

Bölümü’nü bitirdim. Sonrasında yine aynı üniversitede

yüksek lisans ve doktoram eğitimimi tamamladım. Halen

Gazi Üniversitesi Turizm Fakültesinde Öğretim Üyesi olarak

çalışmalarıma devam ediyorum. Ayrıca Turizm Akademisyenleri

Derneği Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürütüyorum.

Üniversitede Turizm İşletmeciliği, Risk ve Kriz Yönetimi,

Yönetim ve Organizasyon, İnsan Kaynakları Yönetimi

gibi dersleri vermekteyim. Geçtiğimiz yıl içerisinde gerçekleştirilen

3. Turizm Şurasının bilim kurulu başkanlığı ve

Eğitim İstihdam, Turist Rehberliği Komisyon başkanlıkları

görevlerinde bulundum. 11. Kalkınma Planı Turizm Özel İhtisas

Komisyonu Başkan Vekilliği ve Raportörlük görevlerini

üstlendim. Turizme yönelik çok sayıda projede yer aldım.

Gastronomi Zirvesinde çok sayıda

paneller yapıldı. Panellerde hep

uzman ve üst düzey konuşmacılar

yer aldı. İzleyici olarak katılım da

yüksekti. Bu noktada nelere dikkat

ettiniz?

Çok planlı bir şekilde çalıştık. İyi bir ekip

çalışması oldu. Fuar katılımcıları açısından

doyurucu konuşmalar yapıldı ve

bilgiler paylaşıldı. Yaklaşık 20 belediye

başkanı panellerde konuşmacı olarak

yer aldı. Bölgelerinin gastronomi değerlerini

bizlerle paylaştılar ve projelerini

izleyicilere anlattılar. Ayrıca gurme

ve şeflerin konuşmaları da oldukça ilgi

çekti. Başta Arda Türkmen olmak üzere

panelistlere ilgi büyüktü. Panelistleri

belirlerken alanında en iyi olanları seçmeye

gayret gösterdik. Panelistlerin

başarılı performansları ve bu kimselere

gösterilen büyük ilgi de tercihlerimizin

isabet derecesini doğruluyor. Sonuç

olarak Fuar ve Gastronomi zirvesi Ankara

açısından büyük önem taşıyordu.

Sonraki yıllarda hem Fuarın hem de

zirvenin büyüyerek devam edeceği kanaatindeyim.

Ayrıca TAŞPAKON tarafından gerçekleştirilen

7 Bölge 14 Lezzet etkinliği de büyük

ilgi çekti. Her bölgeden belirlenen

ikişer lezzet ustalar tarafından pişirilerek

Travel Expo Fuarı kapsamında ziyaretçilere

tattırıldı. Aldığımız geribildirim

oldukça olumluydu.

Fuarın ve zirvenin yetkin ismi olarak,

organizasyon sizce hedefine

ulaştı mı ? Bundan sonraki yol haritası

nasıl olmalıdır?

Atis Fuarcılık 3 yıldan beri Travelexpo’yu

Ankara’da organize ediyor. Başladığı ilk

yıldan bu yana ziyaretçi ve katılımcı sayısını

arttırıyor. Bu yıl geçtiğimiz yıllara

oranla gerek ziyaretçi sayısı gerekse

katılımcılarıyla son derece başarılı bir

fuar geçirildiğini düşünüyorum. Bundan

sonraki yıllarda Travelexpo’nun

Ankara Turizmine çok şey katacağına

inanıyorum. Bu açıdan da Atis Fuarcılık

Genel Müdürü Sayın Bilgin Aygül Beye

de teşekkür ediyorum.

Ankara ve Türkiye Turizmi için gelecek

dönemlerle ilgili de projelerimiz

var. Gastronomi Zirvesini önümüzdeki

dönemlerde de büyüterek organize

edeceğiz. Bunun dışında Türkiye’yi

yurt dışında tanıtacak, ses getirecek

çalışmaları da yapmayı planlıyoruz. Şu

anda projelerimiz tasarım aşamasında

olduğundan paylaşmam doğru olmaz.

Ancak çok ses getirecek başka işlerin

de altına imzamızı atacağız. Faaliyetlerimizi

herhangi bir karşılık bekleyerek

yapmıyoruz. Biz ekip olarak, arkadaşlarımızla

beraber bu ülkeyi seviyoruz. Turizmi

seviyoruz. Bu amaçla güzel şeyler

yapmaya gayret ediyoruz.

Muharrem Bey, tanıdığımız ilk günden

bu yana turizm ile ilgili yurt içinde

yurt dışında aktif rol oynuyorsunuz.

Bu yoğun tempo özveri ister…

Nasıl motive oluyorsunuz?

İşin doğrusu çalışmalarımızı tamamen

gönüllülük esaslı yürütüyoruz. Benim

işim akademisyenlik, hayatımı üniversitede

ders vererek kazanıyorum. Aynı

zamanda bir gönüllü hareketi olan

Turizm Akademisyenleri Derneği’nin

Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yapıyorum.

Yaptığımız çalışmalarda temel

amacımız ülkenin turizmde çok daha iyi

noktalara gelebilmesi, elindeki potansiyelini

daha iyi kullanabilmesi. Bu amaçla

yapmış olduğumuz çalışmalarda elde

etmiş olduğumuz başarılar bizi motive

ediyor. Bu başarılar başka çalışmalar

yapmamız konusunda gerçekten bize

yol gösteriyor.


haber 8

Sayı: 14 Yıl: 2 / Nisan 2018 www.hotelgazetesi.com

Her yıl düzenlediği moda defilesi ile dünyanın en önemli top modellerini

ülkemizde ağırlayan Dosso Dossi’nin bu yılki süperstarı belli oldu

PARiS

HiLTON

TÜRKiYE’YE

GELiYOR

Her yıl Antalya’da düzenlediği

defile ile moda

dünyasının dikkatlerini

Türkiye’ye çeviren Dosso Dossi,

bu yıl da oldukça iddialı bir

şova harızlanıyor. Geçen yıl Victoria’s

Secret’in ünlü Brezilyalı

modelleri Adriana Lima, Isabeli

Fontana, Izabel Goulart ve Ana

Beatriz Barros’u aynı anda podyuma

çıkararak dünyayı adeta

yerinden oynatan Dosso Dossi

Fashion Show, 7-12 Haziran tarihleri

arasında düzenlenecek

defilede yine dünyaca ünlü

isimleri Antalya’da ağırlayacak.

The Land of Legends Theme

Park’ta 10 Haziran’da düzenlenecek

defilede podyumda

yürüyecek ilk isim Hilton otellerinin

varisi olan sosyetik güzel

Paris Hilton oldu. Defilede

dört kıyafet sergileyecek Paris

Hilton, özel hazırlanacak podyumda

yaklaşık 50 mankenle

birlikte yürüyecek.

10 Haziran’da Antalya’da

düzenlenecek büyük şovun

yıldızı, Hilton otellerinin varisi

Paris Hilton; podyumda dört

kıyafet sergileyecek

HiKMET ERASLAN

HİÇ DÜŞÜNMEDEN

KABUL ETTİM

Ünlü yıldız, konuyla ilgili verdiği

demeçte, Dosso Dossi Fashion

Show’u defileye katılan yıldızlardan

dolayı yakından takip

ettiğini ve bu yüzden kendisine

yapılan teklifi hiç düşünmeden

kabul ettiğini söyledi. Hilton,

“Türkiye’yi çok seviyorum. Antalya’da

olacağım için çok mutluyum.

Hem iş hem tatil fırsatı

bulacağım” dedi. Dosso Dossi

Holding Yönetim Kurulu Başkanı

Hikmet Eraslan ise Brezilyalı

dört top modeli podyuma çıkararak

geçen yıl büyük bir başarı

elde ettiklerini hatırlatarak,

“Bu yıl da çok iddialıyız. Uzunca

süre konuşulacak bir şova

hazırlanıyoruz. İlk meleğimiz

Paris Hilton oldu. Yakın bir

zamanda yeni isimlerimiz

de netleşecek.

Podyumumuzda

dünya starları

yürümeye devam

edecek.

Dünyanın

gözü yine Türkiye’de,

Antalya’da

olacak”

diye konuştu.

Dosso Dossi otelleri

Kendini yeniliyor

İstanbul’un en iddialı şehir otelleri arasında gösterilen ve Politur bünyesinde

yer alan Dosso Dossi Downtown ile Dosso Dossi Old City,

büyük bir dönüşüme hazırlanıyor. Şehir otelciliği konseptinde kendi

özgün kulvarını yaratan Politur, büyük bölümü yabancılardan oluşan

konuklarına daha kaliteli hizmet verebilmek için beş yıldızlı

iki otelde yenileme çalışmaları başlattı. Proje çerçevesinde

ikisi de tarihi yarımadada yer alan Dosso Dossi

Downtown ile Dosso Dossi Old City’nin dekorasyonu,

sağlık ve SPA donanımı ile konsiyerj hizmetleri, baştan

aşağıya yenilenecek. Çalışmalar tamamlandığında

Dosso Dossi Downtown ve Dosso Dossi Old City,

konuklarına yeni ve farklı deneyimleri bir arada yaşama

imkânı sunacak. Politur’un 5 yıldızlı kalitesini

taçlandıracağı otellerini tercih eden konuklarına ayrıca

çeşitli sürprizleri de olacak.


9

Sayı:

stk

14 Yıl: 2 / Nisan 2018 www.hotelgazetesi.com

İşte 2017 yılında

Ankara’nın En’leri

OTELLER

Misafir Memnuniyeti Ödülü:

Monec Hotel

En Yenilikçi Otel Ödülü:

Doktorun Oteli

Sosyal Sorumluluk Faaliyet Ödülü:

Bera Ankara Hotel

Kongre Oteli Ödülü:

Bilkent Otel

Spa Oteli Ödülü:

Grannos Termal Hotel

İnternet Sitesi Olan Otel Ödülü:

Sergah Hotel

ANADOLU TURİZM

İŞLETMECİLERİ DERNEĞİ

Bu yıl ilki

düzenlenen

yarışmanın her

yıl yapılmasının

planlandığı

ve Ankara’nın

turizmden

önemli pay

alan Avrupa

Başkentleri

arasında yer

almasına katkı

sağlamasının

beklendiği

belirtildi.

TURiZMDE

ANKARA’NIN EN’LERi

Törene katılan Ankara Vali Yardımcısı

Fatih Ahmet Kurt, bu tür

etkinliklerin yapılmasının turizm

sektöründe önemli bir yer tutuğunu

ve aynı zamanda turizmciler

için teşvik edici olduğunu

söyledi. İlki yapılan bu ödül tö-

ÖDÜLLENDiRiLDi

Anadolu, Ankara Turizm İşletmecileri

Derneği (ATİD) dıklarını kaydeden Kurt, turizme

renin devam etmesini arzula-

tarafından düzenlenen büyük katkı sağlayan ATİD’e teşekkür

Turizmde Ankara’nın En’leri

etti. Vali Yardımcısı Kurt,

Ödül Töreni’nde, Ankara’nın turizmine

değer katan turizmciler

ödüllendirildi. ATİD Başkanı Birol

Akman, Ankara’yı turizmde

turizm için önem arz eden bu

tür organizasyonların devamı

için Valilik olarak her türlü desteğe

hazır olduklarını kaydetti.

önemli pay alan Avrupa’nın başkentleri

arasına sokmanın en büyük

amaçları olduğunu kaydetti.

DEVAMI GELECEK

Törenin açılış konuşmasını gerçekleştiren

ATİD Başkanı Birol Akman,

ilk yapılan bu ödül töreninin

devamının geleceğini bildirdi. Ankara’daki

turizmcileri Türkiye’de

hak ettikleri yerlere getirmek için

Sheraton Hotel’de gerçekleştirilen

ödül törenine, Ankaralı

turizmciler büyük ilgi gösterdi.

Yurtdışı programı nedeniyle törene

katılamayan Kültür ve Turizm

Bakanı Numan Kurtulmuş,

bir telgraf gönderdi. Ödül anları

tebrik eden Kurtulmuş, başarıların

devamını diledi.

VALİLİKTEN TEŞEKKÜR

çalışmalarına devam edeceklerini

belirten Akman, bunun için

büyük çaba sarf ettiklerini dile

getirdi. Ödül törenini seçici kurulunda

yer alan Gazi Üniversitesi

Turizm Fakültesi Öğretim Üyesi

olan Prof. Dr. Muharrem Tuna,

Ankara’nın Türkiye’nin başkenti

olmasından dolayı avantajlı bir

kent olduğunu, ama bu avantajını

kullanamadığını dile getirdi.

Ankara’nın turizm potansiyelini

harekete geçirmek gerektiğini

anlatan Tuna, başta farkındalık

olmak üzere alt yapı, üst yapı, tanıtım,

eğitim gibi birçok konuda

ciddi çaba sarf edilmesi gerektiğini

söyledi. Kurum, kuruluş ve

şahısların ortak çalışmalarıyla turizmde

Ankara’ya dikkatlerin çekilmesi

gerektiğini belirten Tuna,

ödül törenin Ankara’ya değer

katan işletmeler arasında tatlı bir

rekabet oluşmasını sağlayacağını

söyledi. Gecede, desteklerinden

dolayı Gazi Üniversitesi Öğretim

Üyesi Prof. Dr. Muharrem Tuna,

Ankara Life Dergisi ve Sheraton

Otel’e teşekkür plaketi takdim

edildi.

RESTORANTLAR

Türk Muftağı Ödülü:

Trilye Restoran

Ankara Tava Yapan Restoran Ödülü:

Behzat Restoran

ATİD ONUR ÖDÜLLERI

Müze Ödülü:

Satranç Müzesi

Havayolu Ödülü:

Anadolu Jet

Etkinlik Ödülü:

Travel Expo Ankara Fuarı

ATİD Özel Ödülü:

Doğan ACAR

En Çok Katkı Veren Acenta Ödülü:

Valör Turizm

En İyi Rehber Ödülü:

Emel Şıklaroğlu

En İyi Gazeteci Ödülü:

Erdal İpekeşen

Yılın Şefi Ödülü:

Zeki Açıköz

ÜNIVERSITELER ARASI

PROJE YARIŞMASI

ANKARA’NIN TANITIMI KATEGORiSi

Ankara’yı Tanıtmada “Etkileyici

Sosyal Medya”:

Onur Çelen ve Ayşe Eren

Sağlığın ve Kültürün Başkenti Ankara:

Cafer Türkseven

Ankara Tanıtım Festivali Projesi:

Sabiha Koçakgöl

TURIZM HIZMETLERININ

GELIŞTIRILMESI VE PAZARLAMASI

Herkes için Müzeler:

Nazik Çelikkanat ve Mehmet Mert Paslı

Ankara’nın Kırmızı Hatları:

Yasemin Sergen

Ankara’nın Havası TV Programı:

Yasemin Sergen

ANKARA’NIN KISA FILM

ILE TANITIMI

Başkentin Trendleri:

Fatih Yaman

Bir Koşu Ankara:

Mehmet Balcı

Ankara Burası mı?:

Mustafa Gönen


öportaj 10

Sayı: 14 Yıl: 2 / Nisan 2018 www.hotelgazetesi.com

Digital teknolojinin son 10 yıldaki gelişim

hızına ayak uyduran turizm şirketi

2007 yılında yayın hayatına başlayan

turizm portalı, hem abone

otellere hem de seyahat edeceklere,

rakiplerine göre çok daha farklı

avantajlar sunuyor. İnternet kullanımının

bugünkü ile kıyaslanamayacak

kadar az olduğu bir dönemde Bursa’da

kurulan şirket, 2012 yılında İstanbul’a

taşındı. 2017’de 10. Yılını kutlayan neredakal.com,

bugün alanında Türkiye’nin

en çok ziyaret edilen sitesi. Biz

de bu kadar kısa sürede bu gelişi gösteren

neredekal.com’un Genel Müdürü

Özkan Hacıoğlu ile yaptığımız röportajla,

hem kurumu, hem rakiplerine göre

farkını ve kullanıcıya sunduğu avantajları

okuyucalırımaz aktarmak istedik..

RÖPORTAJ

MUSTAFA

ÜÇBAŞ

ÖZKAN HACIOĞLU

GENEL MÜDÜR

Neredekal.com hakkında

okuyucularımıza bilgi

verebilir misiniz?

Neredekal.com’un bu yıl sektördeki

11. yılı. 2007 yılından

bu yana Türkiye’deki bölgeleri,

otelleri tek tek gezen Neredekal.

com yola küçük ve butik otelleri

tanıtmak üzere çıktı. Yıllar içerisinde

gösterdiği büyümenin

getirisi olarak, 2010 yılında iLab

Holding iştiraki ile sektörde kendine

güçlü bir yer edindi. Büyümesine

paralel olarak etkin

olduğu iş alanlarına da yenileri

eklendi.Neredekal.com bugün,

Türkiye’de en çok otel listeleyen

ve bu oteller için fiyat karşılaştırma

imkanı sunan bir platforma

evrilmiş durumda. Web sitemizde

veya mobil uygulamamızda

gezinen bir kullanıcı, tatil bölgesindeki

otellerin neredeyse her

birini görüntüleyebilir ve hatta

fiyatlarını karşılaştırarak, tercih

ettikleri tarih aralığı için otele

rezervasyon yapabilirler. Neredekal.com’u

en iyi tanımlayan

cümle, sloganımızda da olduğu

gibi: En çok otel, en uygun fiyat…

Çalıştığınız oteller ve OTA’lere

(online travel acentaları)

ne tarz ilave değerler

katıyorsunuz?

Neredekal.com’un bu yıl sektördeki

11. yılı. 2007 yılından

bu yana Türkiye’deki bölgeleri,

otelleri tek tek gezen Neredekal.

com yola küçük ve butik otelleri

tanıtmak üzere çıktı. Yıllar

içerisinde gösterdiği büyümenin

getirisi olarak, 2010 yılında

iLab Holding iştiraki ile sektörde

kendine güçlü bir yer edindi.

Büyümesine paralel olarak etkin

olduğu iş alanlarına da yenileri

eklendi.Neredekal.com bugün,

Türkiye’de en çok otel listeleyen

ve bu oteller için fiyat karşılaştırma

imkanı sunan bir platforma

evrilmiş durumda. Web sitemizde

veya mobil uygulamamızda

gezinen bir kullanıcı, tatil bölgesindeki

otellerin neredeyse her

birini görüntüleyebilir ve hatta

fiyatlarını karşılaştırarak, tercih

ettikleri tarih aralığı için otele

rezervasyon yapabilirler. Neredekal.com’u

en iyi tanımlayan

cümle, sloganımızda da olduğu

gibi: En çok otel, en uygun fiyat…

Ziyaretçi profiliniz hakkında

bilgi verir misiniz?

Türkiye’de en çok konaklama


11

Sayı:

röportaj

14 Yıl: 2 / Nisan 2018 www.hotelgazetesi.com

tesisi listeleyen portal şu anda

Neredekal.com. Bizim pansiyon,

küçük veya butik otel, her

şey dâhil otel gibi bir ayrımımız

yok, bu nedenle her otelin bizde

yeri var. Bu yaklaşımımız ve

iş modelimiz nedeniyle, rakip

olarak bize en yakın platforma

kıyasla, neredeyse iki kat fazla

tesis listeliyoruz diyebilirim.

14.000’den fazla otel listelediğimizden

ve otel kategorilerinin

de birbirinden farklı

olmalarından dolayı, geniş bir

ziyaretçi kitlemiz var. Üniversiteli

gençlerden tutun da, Türkiye’yi

keşfetmek isteyen emeklilere

kadar toplumun değişik

kesimlerinden kullanıcılarımız

olduğunu belirtmeliyiz. Yaz döneminde

her ne kadar en çok

deniz kenarı tesisler aranıyor

olsa da, özellikle şehir merkezi

ve çevresindeki otelleri arayan,

tatili sadece beş yıldızlı herşey

dahil otellerden ibaret görmeyen,

pansiyon, küçük-butik otel

gibi alternatif konaklama arayan

ziyaretçiler de sıklıkla Neredekal.com’u

tercih ediyorlar.

Sizden hizmet almak

isteyen oteller ve OTA’ler

için nasıl bir çalışma modeli

sunuyorsunuz?

Neredekal.com üyesi olan otellerin

en avantajlı olduğu kısım

her otelin kendine özel, 0850’li

bir telefon numarasına sahip

olmasıdır. Yönetim panelinde

kayıtların tutulmasını sağlayan

bu sistem ile oteller Neredekal.

com’dan ne kadar çağrı aldıklarını,

hangi telefondan arandıklarını

görüntüleyebiliyorlar.

Pansiyonlar ve küçük oteller

için de adeta bir dijital sekreter

yarattığımızı söyleyebiliriz.

Öyle ki, misafirden gelen ancak

o esnada otel tarafından

yanıtlanamayan/kaçan çağrılar

görüntülenebiliyor ve misafire

bu şekilde geri dönüş de sağlayabiliyorlar.

Neredekal.com

üyelik paketleri ise her otelin

ihtiyacına göre şekilleniyor. Neredekal.com

sözleşmeli üyeleri,

paketleri dâhilinde kendilerine

verilen reklam alanlarının

kullanımını, otellerinin doluluk

oranına göre kendileri belirleyebiliyorlar.

Neredekal.com portalında

otel tanıtımı dışında hizmet

sunuyor musunuz?

Neredekal.com otel tanıtımı

yapmasının yanı sıra, kullanıcıya

sunduğu kapsamlı seyahat

içeriği ile birlikte, aynı zamanda

bir seyahat rehberi. Kullanıcı

otel seçiminden önce gideceği

bölgeler ve konaklama esnasında

gezeceği yerler hakkında

da en donanımlı bilgiye Neredekal.com

web sitesi ve Neredekal

mobil uygulaması ile her

an ulaşabiliyor.

Serkan

Gümrükçü

GM Ramada Old City /

POYD İstanbul

Fiyatlarınızı mı

arttırmak istiyorsunuz?

Dolulukların arttığı konusundaki seslerin yükselmeye

başladığı bu günlerde, herkeste bir bahar iyimserliği,

oldukça mutluluk verici. 2016’da dip yapmış turizmin

2017’nin iyimserliği ve yılın ilk yarısına yaklaştığımız

bu dönemdeki olumlu yansımaları, herkesi tatmin eder

umarım.

Bu süreçte herkesin dikkat etmesi gereken çok önemli

adımlar var. Ürün yelpazemizin çeşitlendirilmesinin ne kadar

önemli olduğu en net bu aşamada görülecektir. Bu da

gelir yönetiminin ne kadar önemli bir konu başlığı olduğunu

tekrar bize göstermektedir.

Oteller temel olarak geçici konaklama yapılan işletmelerdir.

Gelirler bazında odaların yanında diğer gelir kalemlerinin

de geliştirilmesi gerekmektedir. Zira günümüzde

modern otelcilik, yatacak yer bulamayan insanlara bir oda

vermekten ziyade; birçok rakibin oda verebildiği çetin piyasa

koşullarında, konforlu bir konaklamayı sağlayacak

çeşitli olanakları sunan otelleri öne çıkaran bir seviyeye

ulaşmıştır.

KiMDiR?

Çalışma hayatına üniversite

sonrası Bursa’da bir finans

şirketinde yatırım planları satarak

başladı. Yaklaşık 18 ay

sonra bu şirkette satış müdürü

oldu ve yine 1 yıl boyunca

bu görevde çalıştı. Akabinde,

askerlik vazifesi sebebi ile işten

ayrıldı. Askerlik sonrası

Kariyer.net’te Bursa Bölge

Satış Müdürü olarak çalışmaya

başladı. O dönem Bursa

ofisi, Kariyer.net’in İstanbul

merkez ofisi sonrası açılan ilk

ofisi idi ve Özkan Hacıoğlu da

dışarıdan alınan ilk profesyonel

yönetici oldu. Kısa bir süre

sonra bölgenin hızlı bir şekilde

kara geçmesi ile bölge müdürü

ve bu bölgeden cesaretle

Anadolu’da açılan diğer

ofislerin yönetimi için İstanbul’a

yerleşik olarak bölgeler

grup müdürlüğüne terfi etti.

2006 son çeyreğinde Kariyer.

net’teki görevinden ayrıldı.

Neredekal.com, 01 Mart 2007

tarihinde yayına girdi. O dönem

internetin kesinlikle bu

kadar yoğun kullanılmadığı,

evlerde internetin görece lüks

olduğu ve düşük hızlı, düşük

kotalı paketlerin kullanıldığı

bir dönemdi. Şubat ayında

daha henüz siteyi bile yayına

almadan hazırladığı bir Power

Point sunum üzerinden satış

yapmaya başlayan şirket,

Bursa’da son derece küçük

ve mütevazı bir ofiste ilk çalışmalarına

başladı. . Mart

başında Özkan Hacığlu’nun

kardeşi satış tarafında ve bir

de asistan ile şirket kadrosu

şekillenmeye başladı. O dönem

ziyaret edilen otellerde

kablosuz internet bağlantısı

bulmak, dahası internet bağlantısı

bulmak bile çok düşük

bir ihtimaldi. Özellikle de gidilen

bölgelerin genel yapısı,

ziyaret edilen otellerin küçük

oteller olduğu göz önüne

alındığında bu çok şaşılacak

bir durum değildi.

Facebook’un, Twitter’ın Türkiye’de

neredeyse hiç bilinmediği,

WhatsApp’in henüz

olmadığı, Steve Jobs’ın müthiş

sunumu ile henüz iPhone’un

tanıtılmadığı bir dönemden

bahsediyoruz. Telefondan

internet kullanımının hemen

hemen olmadığı bir dönem...

Bu son 10 yıl iletişim kanalları

ve internet sektörü için

inanılmaz derecede hızlı bir

dönem oldu. İnternet, artık

çok büyük bir kitle tarafından

başında her gün saatlerin

geçirildiği bir kanal artık.

Tüm bunlara paralel olarak,

Neredekal.com Türkiye’de

en fazla ziyaret edilen seyahat

sitelerinden birisi, kendi

kanalında ise Türkiye’nin açık

ara en fazla ziyaret edilen ve

tercih edilen internet yatırımı

olmayı başardı. İlk zamanlar

günde 1.000 – 1.500 ziyaretçisi

bulunurken, şu an günde

350.000 tekil ziyaretçiye ulaşmış

durumdalar.

Fiyata dayalı kalite algısı da artık sadece en üst segment

otellerde geçerliliğini korumaktadır; o da sektörün küresel

bazda kabul görmüş, standartlarıyla herkesin malumu

olan zincir otellerinin franchise dışında kalan, en üst

kategorileriyle sınırlıdır. Oysaki kaliteyi, son kullanıcıya

yansıtan en net gösterge olarak, artık müşteri yorumları

belirleyici olmaktadır. Bunun yanı sıra online pazarlama

ve satış ağlarının çeşitlenmesi, dijital olanakların müşteriye

kıyaslama olanağı verdiği, satış platformlarının da

eklenmesiyle, karar süreçlerindeki kriterler ciddi anlamda

değişmiştir.

Yani satın alma algısı, artık otelin satışa sunduğu bir odasından,

menüdeki portakal suyuna, otoparktaki yıkama

servisinden, hamamdaki kese hizmetine kadar misafir yorumlarının

belirleyiciliği ile oluşmaktadır. Fiyatların belirleyiciliği

ortadan kalkmıştır; çünkü herkesin fiyatı bilinmekte

ve rekabetten dolayı aynı alt çizgide sıkışmaktadır.

Arkadaşlar, rekabeti fiyata indirgeyerek ucuzlaştırdığınız şey,

herkesin kalite ve standardına emin olduğu ürünler değildir.

Hizmet sektöründeki birçok şeyin içinde insan vardır ve fakat

insanın olduğu her yerde de güler yüzle kabul gören,

mutsuzlukla reddedilen bir hizmet anlayışı kaçınılmazdır.

Fiyatlarınızı arttırmak mı istiyorsunuz?

Gülmesini bilmiyorsanız dükkan açmayın derim.

“Herkesin 1 Mayıs işçi bayramını kutlar, nice 19 Mayıs bayramlarına

ulaşmamızı dilerim..”


geziyorum 12

Sayı: 14 Yıl: 2 / Nisan 2018 www.hotelgazetesi.com

Zihninizde çalmaya başladı

değil mi MFÖ’nün bu efsane

şarkısı. Bodrum özelinde

tüm Ege’ye ithaf edilmiş bir şarkı

olsa gerek.

Ege...

Koylar, körfezler, adalar, zeytinlikler,

çamlıklar, yarımadalar,

dağlar...

Balığın her türlüsü, enginar, çeşit

çeşit otlar, incirler, mandalinalar,

zeytinler, türlü türlü mezeler,

zeytin yağlılar, içkiler...

Ege’nin serin, tertemiz suları...

Uzandığınızda içinizi ısıtan kumsallar...

Sapsarı bir güneş...

Tertemiz bir gökyüzü...

Soluduğunuzda kupkuru, tertemiz

bir Ege havası...

Güneşin balkabağı gibi denize

düştüğünü gözlemlediğiniz o canım

akşam üzeri sofraları... Bir

yerlerden gelip masanıza üşüşen

anason kokusu...

Tepenizde ay varken dahi çıplak

ayaklarınızın altında sıcacık kumlar...

Az evvel boğazınızdan geçen

buzlu içkilerinizin ardından içinize

ayaktabanlarınızdan işleyen

sıcaklık...

Ege’den esen tertemiz rüzgar...

Ay ışığında olabildiğine gizemli,

olabildiğine davetkar o güzel

kumsalda konaklayan Ege...

Pek çok akşamında hiç çekinmeden

davetine iştirak ettiğim

Ege’nin serin suları ile bu kez

Herodot’un coğrafyasındaki Cunda’da

buluşmuştuk. Ada’nın Kuzeydoğusundaki

Hasır Adası’nın

tam karşısında salaş bir deniz

lokantasının kumsalındayım. Çadırım

restaurantın arkabahçesindeki

çimenlik alanda kurulu. Ay

ışığında Ege’de yüzdükten sonra

işte o çadırda en güzel sabahlarımdan

birine uyanacağım...

Masadan kalkarak Ege’ye koştuğumda

Onurcan’ın üşüteceksin

deli misin oğlum! dediğini anımsıyorum.

Bütün gün, yarın sabah

erkenden uyanarak zıpkınla balık

avına gidecek olmanın planlarını

yapıp durmuştuk ‘masa’da.

Alibey Adası’na evvelsi gün misafir

olmuştuk. İlk gün adada

çadırımızı kuracak bir kamping

bulamadığımızdan bizim evi bir

kumsala kondurmuştuk. Alibey

adası tamamen doluydu. Bizim

gibi plansız, kafasına estiği gibi

Nasıl anlatsam...

Nerden

başlasam...

Ömer Koray ÜNAL

Türkiye’yi geziyor

CUNDA’DA

gelenler için bu doluluk büyük

süpriz olmuştu.

4 gün kadar evvel Batı Karadeniz’de

güneşin doğar doğmaz Karadeniz

Ereğlisi üzerinden çadırımı

rahatsız etmesi ile uyandığım

sabahlardan, zıpkınla balık avına

çıkmak için vücudumuza bulaşık

detarjanı sürdüğümüz sabahlara

gelmiştik. Cunda’yı ve koylarına

yapacağımız keşfin iki temel eğlencesi

vardı bizim için: bisiklet

ve zıpkınla dalış!

Ada’ya İstanbul’dan sırası ile Kocaeli-

Yalova-Bursa-Balıkesir-Edremit ve Aycalık

üzerinden geldik. İstanbul’dan çıkarken aç

çıkar ve Yalova üzerinden Orhangazi ilçesine

giderseniz. Yol üzerinde bu zamana kadar

kesinlikle yemediğiniz Tandır’ı yiyebilirsiniz.

İstanbul – Balıkesir yolunun en güzel tarafı,

duraklayabileceğiniz onlarca lezzet dükkanı

olması... Tandırcıdan sonra Bursa’da

Mustafa Kemal Paşa ilçesinde durup ‘kemal

paşa’ tatlısı yemenizi salık vererim. Buranın

devamında Susurluk’u geçtiğinizde eskiden

Varan otobüslerinin mola noktası olan

VARAN’da bir susurluk tostu yiyip ayranından

kana kana için. Bu yolun tadı böyle çıkar!

Edremit’ten sonra Ayvalık’a geldiğinizde

Cunda’ya girişin tek bir

yolu vardır: Türkiye’nin ilk boğaz

köprüsünden geçmek zorundasınız

(1964) Ayvalık’tan Cunda’ya

bir gonca gibi uzanan Lale Adası’ndan

Cunda’ya işte bu köprü

ile bağlanırsınız.

Dedim ya plansız çıkmıştık yola

ve o kadar yolu gelip de koskocaman

adada kalacak bir yer bulamamıştık.

Sonunda adanın kuzey

doğusunda Hasır adasına bakan

Burcu Restaurant’ın sahibinden

özel izin aldık. Kahvaltılarımızı

orada yapmak şartı ile bizi arka

bahçedeki çimlik alanda misafir

etti. Sağolsun.

Cunda’da daldığımız günlerde

balık bulmak umudu ile Ada’nın

en kuzeyine kadar çıktık. Maden

caddesi üzerinde ‘Bıyıklının Yerini’

geçerek Rum Köylerine ilerledik.

Zeytinlikler içindeki bu üç

köy taş evleri, terk edilmiş manastırları

ile beni büyülemişti.

EGE DENİZİNİ YÜRÜYEREK

GEÇEN KOYUNLAR

Her ıssız koya vardığımızda ümitle

dalıyor balık bulamıyorduk. Bu

böyle gün boyu devam etti... Sonunda

adanın kuzeybatısındaki

Maden adasına doğru hareket

ettik. Maden adasını ile Cunda

arasında 50 kulaçlık bir mesafe

vardır. Buraya vardığımızda

hayatımda gördüğüm en ilginç

manzaralardan birine rastladım.


13

Sayı:

geziyorum

14 Yıl: 2 / Nisan 2018 www.hotelgazetesi.com

Bir çoban önüne koyun sürüsünü

katmış denizin üzerinden tek

sıra halinde geçiriyordu. Onur

ile o manzarayı hala konuşuruz.

Tüm gün balık bulma umudu

ile sonunda halüsinasyon gördüğümüzü

sandık ama gerçekti.

Çoban bakir bir ada olan Maden

adasında koyunlarını otlatmış,

gün sonuna doğru denizin altına

döşenmiş taşlardan dikkatlice

koyunlarını geçiriyordu. Bu manzara

uzaktan bakınca denizin

üzerinde yürüyen koyunlar gibi

duruyordu. O kadar şaşırmıştık

ki bir fotoğraf dahil çekmek aklımıza

gelmedi.

CUNDA’DAN SARIMSAKLI

PLAJINA BİSİKLETLE...

Hemen şunu belirteyim ki Cunda

ne kadar sakin ve güzel ise Ayvalık

da o kadar keşmekeş içinde ve

şehirleşmiş geldi bana. Lale adasına

indiğimden itibaren atmosfer

büyüsünü kaybetti... Klasik bir

tatil kasabasına dönüştü heryer...

Koca koca tabelalar, çirkin dükkanlar.

Kokoreççiler, tostçular,

dürümcüler...

Sarımsaklı’ya doğru her pedalımda

güneşin tepemden süzüldüğü

ve sıcaktan sürekli bir kenarda

mola verip denize atladığım bir bisiklet

turu olmuştu. Zavallı brooks

selem heralde en çok o yolculukta

ızdırap çekti.

Şimdi yolun mesafesini tam hesaplayamasam

da beş saatlik bir

bir gezinti ile Sarımsaklı Plajı’nın

buz gibi sularına attım kendimi.

Yollarda en fazla dikkatimi çeken

ise fotograflarda da gördüğünüz

buz gibi karadut şerbeti idi. Bu

şerbetçileri her görüşümde bisikletimi

sapa çektip ve kana kana

karadut şerbeti içtim.

Sarımsaklı Plajı için çok detaya girmeyeceğim

ama buz gibi bir suyu

olan, turistten geçilmeyen, yüzünü

tamamen güneye dönmüş,

yaklaşık yedi kilometre uzunluğunda

bir plaj. Cunda’nın bakir

koylarından sonra açıkçası benim

hiç ilgimi çektiğini söyleyemem.

TEKRAR CUNDA’YA DÖNÜŞ

Sarımsaklı Plajı için çok detaya girmeyeceğim

ama buz gibi bir suyu

olan, turistten geçilmeyen, yüzünü

tamamen güneye dönmüş,

yaklaşık yedi kilometre uzunluğunda

bir plaj. Cunda’nın bakir

koylarından sonra açıkçası benim

hiç ilgimi çektiğini söyleyemem.

KARADENİZ PASTANESİNDE

SAKIZLI KURABİYE

Taş sokaklarda ilerlerken gözüme

sevimli bir pastane çarpıyor.

Karadeniz Pastanesi. Burayı görür

görmez bisikletimden indiğim

gibi kendimi mekanın Arnavut

kaldırımlar üzerindeki tahta sandalyesine

atıveriyorum. Daracık

sokağın üzeri asmalarla kaplı.

Asmaların arasına asılmış onlarca

ters şemsiyeden süzülen ışık

kümesi sokağa rengarenk bir

hava katıyor. Mutlu oluyorsun.

Garson kıza soruyorum ne yiyeyim

burada diye. Tatlı istiyorsam

Lor tatlısı tavsiye ediyor. Hemen

sipariş ediyorum. Ben Balıkesir’de

de Karadeniz’de de peynir tatlısı

yedim. Fakat, Cumba’daki bu lor

tatlısını apayrı bir yere koymak lazım.

Hızımı alamayarak tezgahta

gördüğüm portakal ve sakız kurabiyelerinden

de sipariş ediyorum.

Her biri enfes... İşte haz tam olarak

bu!

TAKSİYARHİS KLİSESİ’NDE

EFSANE LİMONATA

Adanın arnavut kaldırımlı dar

sokakları sizi bir şekilde ufak bir

tepeye yönlendiriyor. Bu tepeye

çıkarken kaldırım taşları arasındaki

boşluklar öyle fazlalaşıyor ki

bisikletimden iniyorum. Tepenin

sahibi adanın en güzel taş yapısı

olan Taksiyarhis Klisesi. 1873 yılında

inşa edilen klise koruyucu

baş melekler Mikhail ve Cebrail’e

ithaf edilmiş... Bu yıllarda adada

10.000 dolaylarında hristiyan vatandaşımız

yaşarmış. 1928 yılında

ise Ada’daki hristiyan nüfüs

yerini Girit’ten gelen müslümanlara

bırakınca kilise minaresiz bir

camiye çevrilmiş. 2011’e kadar

harap halde kalan bina Rahmi

Koç Müzecilik tarafından onarıma

alınmış ve müze statüsüne geçmiş.

Müzede endütriyel tarihin

gelişimine ait çeşitli objeler var.

Müzecilikle ile ilgilenenlerin ilgisini

çekeceğini düşündüğüm bir

yer. Müze içinde çok şık bir kafe

bulunuyor. Bu kafenin manzarası

ise enfes... Fakat benim unutamadığım

ise bu kafede içtiğim enfes

limonata. Bir daha Cunda’ya

gidersem ilk iş bu limonatayı tatmak

olacak.

ŞEYTAN SOFRASI

Değerli okurum, yazımı yarı anı

ve özlem ile harmanlayıp; genelde

dikkatlerden kaçan detaylara

değinerek yazmak istedim. Bu

sebeple gerek şeytan sofrası,

gerek taş kahve ve de gerek

Sarımsaklı plajı gibi herkesin

bildiği, hele ki siz turizmcilerin

ezberlediği yerleri kaleme almak

istemedim. Sadece şunu

belirtmek isterim; ‘Şeytan sofrası

dedikleri bu alanın manzarası

o kadar güzel ki, o anı gerçekten

yaşadım mı, yoksa rüya mı gördüm

ayırt edemiyorum.‘

Begonvil kokulu, sarmaşıklı sokakarı... Sütunlu kemerli kesme taş evleri...

Koyları, zeytinlikleri ve enfes balıkları ile Cunda demek Ege demek. Eminim

siz de bu gizemli ve sarhoş edici destinasyonda inanılmaz keşifler yapacak,

sevdiklerinize anlata anlata bitiremeyeceğiniz hoş bir tatil yapacaksınız.


egitim 14

Sayı: 14 Yıl: 2 / Nisan 2018 www.hotelgazetesi.com

Profesyonel Otel Yöneticileri

Derneği POYD’un İstanbul

yönetimi, turizmin geleceğine

yön verecek projelere imza

atmaya devam ediyor. Mart

ayında İstanbul Kültür Üniversitesi

Ataköy Yerleşkesinde gerçekleşen

“Turizm Akademisyenleri

ve Turizm Profesyonelleri”

başlıklı çalıştayla turizm sektörünün

çalışanları, akademisyenleri

ve öğrencileri bir araya getirildi.

Profesyonel Otel Yöneticileri

Derneği (POYD) İstanbul YKB

Muhammet Cüntay Başkanlığındaki

çalıştaya konuşmacı olarak;

Boğaziçi Üniversitesi’nden Yrd.

Doç. Dr. Burçin Hatipoğlu, Medeniyet

Üniversitesi’nden Prof.

Dr. Salih Kuşluvan ve TÜRSAB

Yönetim Kurulu Üyesi Nezih Hacıalioğlu

katıldı.

Yaklaşık 2,5 saat süren çalıştayda,

turizmin güncel sorunları,

turizmdeki yeni trendler ve

2018 beklentileri, sektörün eğitimli

iş gücünden beklentileri,

akademilerle sektörün işbirliği

ve sektörde kadının rolü başlıklı

konular ele alındı.

SORUNLAR MASAYA

YATIRILDI

TÜRSAB Yönetim Kurulu Üyesi

Nezih Hacıalioğlu; asıl anlatılması

gerekenin otellerden ziyade tüm

POYD’dan turizmin geleceğine

yönelik yeni çalışma

Turizmin

Akademisyenleri

ve Profesyonelleri

Geleceğin

Turizmcileriyle

buluştu

Kültür Üniversitesi’nde düzenlenen

“Turizm Akademisyenleri ve Turizm

Profesyonelleri” başlıklı çalıştay ile

sektörün çalışanları, akademisyenleri

ve öğrencileri bir araya getirildi.

tarihi ve doğal değerlerimiz ile turistik

çekiciliklerimizin olduğunu

belirtti. Yurt dışındaki fuarlarda

katılımcıların kendi otellerini, tesislerini

anlatıp diğer tüm güzelliklerimizi

es geçtiğini vurgulayan

Hacialioğlu, örneğin Perge gibi

bir güzelliğin yeteri kadar değer

görmediğini sözlerine ekledi.

Hacıalioğlu, her dönem eleştiri

konusu olan Her Şey Dahil sisteminin

Güney otelciliği için vazgeçilmez

olduğunu ama bunun

yanı sıra çeşitlendirme yapılması

gerektiğini de anlattı.

KOMİSYON KURULMASI

İÇİN BAŞVURDUK

Hacıalioğlu, tur operatörlerinin

tek başına inisiyatifli olmasından

ziyade herkesin katıldığı ve

söz hakkının olduğu bir turizm

komisyonu kurulması için TÜR-

SAB olarak Turizm Bakanlığı ile

görüşmelere başlandığını açıkladı.

Bu komisyonun acentalar, tur

operatörleri, oteller, bakanlık,

STK’lar ve üniversiteleri kapsayan

herkesin katıldığı bir oluşum

olması gerektiği belirten Hacıalioğlu,

ayrıca TÜRSAB akademi

ile sektör için gerekli katkıları ve

eğitim desteğini sağlamak için

girişimleri olduğunu söyledi.

TURİZM ÖĞRENCİLERİ

SEKTÖRDEN ÜMİTSİZ

Boğaziçi Üniversitesi’nden Yrd.

Doç. Dr. Burçin Hatipoğlu ise;

özellikle kültür turizmine değinerek

bunun gelişmesinin planlı

ve zaman gerektiren bir süreç

olduğunu belirtti. Turizm bölümünde

okuyan öğrencileri için

özellikle son 2 yılda öğrencilerin

sektörle alakalı moral bozukluğu

olduğu ve sektör dışına çıkmak

isteği gözlemini paylaşan

Hatipoğlu; üniversitelerin, tüm

turizm dinamik ve kuruluşları ile

koordineli olup birbirlerine yardımcı

olması gerektiğini , böylelikle

turizm bölümünde okuyan

öğrencilerin sektöre daha iyi

hazırlanacağı görüşünü ortaya

attı. Hatipoğlu, Boğaziçi Üniversitesi

Turizm öğrencileri için Hilton

ve Le Meridien ile sıkı bir iş

birliği içinde olduklarını belirtti.

EĞİTİM SEKTÖRÜN

İHTİYACINA

YETİŞEMİYOR

Prof. Dr. Salih Kuşluvan,

turizm bölümündeki

ders müfredatlarının

sektörün ihtiyacına göre

değil, mevcut öğretmenleri

kapasitesine göre

belirlendiği için sektörün

beklentisi ve eğitimde örtüşme

olmadığını belirtti.

Buna ek olarak da Yrd.

Doç. Dr. Burçin Hatipoğlu

yurtdışındaki sektör ve

üniversitelerin iş birliğini

örnek göstererek, teori

ile birlikte öğrencilerin

sağlam bir pratiğe ulaşabilmesi

için bu iş birliğininin

ön plana çıktığını

vurguladı.

SEKTÖRDE ÇALIŞAN

KADIN SAYISI

ARTMALI

Toplantının konu başlıklarından

biri de ‘Sektörde

kadının rolü’ idi. Bu konuda

ise; tüm katılımcılar turizm

sektöründe çalışan

kadın sayısının artması

gerektiği bunun da sektöre

değer katacağı görüşünde

hem fikir oldular.

Yrd. Doç. Dr. Burçin Hatipoğlu;

istatistiklere göre

kadın çalışan sayısında

artış olduğunu belirterek

kaliteli bir İnsan Kaynakları

Yönetimi anlayışı ile

otellerin çalışan kadınların

şartlarını iyileştirip,

sıkıntılarını yok etmek için

çaba sarf ettiğini söyledi.

Prof. Dr. Salih Kuşluvan

ise; kadınların turizm sektöründe

çalışması için önlerinde

bir takım kültürel

engeller çıktığını anlattı.

Bunun da değer yargıları

odaklı olduğunu söyleyen

Kuşluvan, “Aile baskısı ya

da talebi ile çok istemesine

rağmen sektörde

çalışma şansını kaybedebiliyorlar.”

dedi.

Çalıştayın son bölümünde

ise konuklar öğrencilerden

gelen sorulara cevap

verdiler


15

Sayı:

haber

14 Yıl: 2 / Nisan 2018 www.hotelgazetesi.com

TURiZMiN OSCAR’I

DiYARBAKIR’IN

Diyarbakır’da, Valilik, Büyükşehir

Belediyesi, Karacadağ Kalkınma

Ajansı, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi

Odası, Diyarbakır Borsası,

Dicle Üniversitesi, Türkiye Seyahat

Acentaları Birliği (TURSAB),

Diyarbakır İl Kültür ve Turizm

Müdürlüğü öncülüğünde ’İnsanlığın

uygarlığa ilk büyük adımı

Diyarbakır’ konulu etkinlik düzenlendi.

Etkinliğe, FIJET Başkanı ve Tunus

Turizm eski Bakanı Tijani Haddad,

Türkiye Turizm Yazarları ve

Gazetecileri Derneği (Arturjet)

Başkanı Delal Tahsin Atamdede,

Arturjet Başkan Yardımcısı Nilgün

Şirin, Dünya Seyahat Acenteleri

Birlikleri Federasyonu Başkan

Yarımcısı Çetin Gürcün, Skal

Genel Sekreteri Can Arınel, MHR

Genel Sekreteri Andrew Agius

Muscat, Şanlıurfa Yeniden Canlanıyor

Turizm Projesi üyelerinden

Mary Mckeon’un yanı sıra Almanya,

İsveç, Mısır, Fransa, İtalya,

Rusya, Ukrayna’nın bulunduğu

11 ülkeden 19’u yabancı toplam

39 yazar ve gazeteci katıldı.

ALTIN ELMA DİYARBAKIR’A

Dünya Turizm Yazarları ve

Gazetecileri Derneği (FIJET)

tarafından verilen ve turizm

sektörünün Oscar ödülü olarak

adlandırılan ‘Altın Elma’ ödülü

bu yıl medeniyetler şehri

Diyarbakır’a layık görüldü

Etkinlik sonrası davetliler kentin

tarihi ve turistik yerlerini gezerek

kent hakkında bilgi edindi.

Sonrasında yapılan toplantı neticesinde

FIJET tarafından turizm

sektöründe tarihi ve kültürü koruma

anlamında başarı gösteren

şehirlere, bölgelere veya ülkelere

verilen, turizm sektörünün Oscar

ödülü olarak nitelendirilen ‘Altın

Elma’ ödülünün Diyarbakır’a verilmesi

kararlaştırıldı.

Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan

Türkiye Turizm Yazarları

ve Gazetecileri Derneği ve FIJET

Türkiye Başkanı Delal Tahsin

Atamdede, “Tarihi yerlerin çok iyi

korunmuş olması ve kültürünü

bugüne kadar çok iyi muhafaza

etmesinden dolayı yaptığımız

toplantı neticesinde Diyarbakır’a

Altın Elma Ödülünü verme kararı

aldık” dedi.

‘’AMACIMIZ TEKRAR

DİYARBAKIR’I DÜNYAYA

TANITMAK’’

Delal Tahsin Atamdede, Diyarbakır’daki

yanlış algıdan kaynaklanan

turizm sektöründeki düşüşü

bir nebze de olsa yukarıya

çekebilmek amacıyla dünyadaki

turizm örgütleri aracılığıyla Diyarbakır’ı

dünyaya tekrar tanıtmak

ve tekrar kapılarını turizme

açmak amacıyla böyle bir panel

gerçekleştirdiklerine dikkat çekerek,

“FIJET’in Yönetim Kurulu olarak,

Diyarbakır’da gördüğümüz

davranış tarzından, tarihi yerlerin

çok iyi korunmuş olmasından,

kültürünü bugüne kadar çok iyi

muhafaza etmesinden dolayı

yaptığımız toplantı neticesinde

Diyarbakır’a ‘Altın Elma’ ödülünü

verme kararı aldık. Ekim ayı başı

gibi burada gerçekleştireceğimiz

toplantıyla ödülü Diyarbakır’a

takdim edeceğiz. Türkiye’de bundan

önce Nemrut, Ankara Altındağ

Hamamönü, Antalya Kaleiçi,

Konya’ya ‘Altın Elma’ ödülü getirdik.

Bu sene Türkiye bu konuda

çok büyük bir çalışma ve başarı

gösterdi ve iki sene arka arkaya

‘Altın Elma’ ödülünü aldı” diye konuştu.

ALTIN ELMAYI HAKETTİ

Diyarbakır’ın kendilerine anlatıldığı

ve akıllarında oluşturulmak

istenen imajın tamamıyla tersinde

mükemmel bir memleket

olduğunu vurgulayan Atamdede,

“Birisinden bir şey talep ediyorsunuz

‘başım gözün üstüne’

diyor. Yani sizi başının üstünde

taşımaya kadar giden bir anlayış.

Bir teşekkür ettiğiniz zaman ’başımın

tacısın’ diyor. Bunlar muazzam

olaylar. Gerek tarihi, gerek

kültürel gerekse sosyal hayat olarak

bence ‘Altın Elma’yı fazlasıyla

hak ediyor” diye ifade etti.

İstanbul protokolü

Matbah Restaurant’ta Buluştu

iSTANBUL’UN resmi protokolü

ve turizm sektörü temsilcileri, Turizm

Haftası’nın açılış töreninin

ardından Matbah Restaurant’ta

bir araya gelerek, Osmanlı Saray

Mutfağı’nın birbirinden lezzetli yemeklerini

tattılar. Matbah Osmanlı

Saray Mutfağı’ndaki yemekte, İstanbul

Valisi Vasip Şahin, İstanbul

Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt

Uysal, Kültür ve Turizm Bakanlığı

Müsteşarı Ömer Arısoy, İstanbul

Vali Yardımcısı İsmail Gültekin,

TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya,

TTYD Başkanı Oya Narin, TÜROB

Başkanı Timur Bayındır, İstanbul

İl Kültür Turizm Müdürü Coşkun

Yılmaz ve Büyükşehir Belediyesi

Genel Sekreteri Hayri Baraçlı hazır

bulundular. İstanbul Valiliği’nin organize

ettiği yemeğin ardından Ottoman

Hotel Imperial ve Matbah

Restaurant Genel Müdürü Serdar

Balta, konuklarına Osmanlı’da gelenek

olan yemek sonrası diş kirası

hediyesini takdim ederek, teşekkürlerini

iletti.


geziyorum 16

Sayı: 14 Yıl: 2 / Nisan 2018 www.hotelgazetesi.com

CEM POLATOĞLU:

MOĞOLiSTAN

iZLENiMLERiM

SEN-BEN-O? = Nasılsın

ULAN = Kırmızı.

BAYAN = Bereketli, Doğurgan, Zengin, Değerli

HANIM = Han’ım.

Hikaye şu; Cengiz Han

kendisine bağlı Hanlara

karısını tanıtırken; Merhaba

Hanlarım, İşte bu da benim

“Hanım” demiş.

Moğolca, Türkçe gibi Ural Altay

ailesinden. Gramer aynı. Birçok

ortak kelimelerimiz mevcut. Alfabe

Ruslardan geçme; Kril.

YAZLARI SICAK VE KURAK,

KIŞLARI SOĞUK VE YAĞIŞLI

Okulda böyle öğrendik. Gobi

çölünde bizzat yaşadık. Çöl,

gündüz 35-40 gece 5-8 derece.

Kışları -40’ları görüyorlar. Benim

gibi hazırlıksız gidenler için o çölde

konaklanılan kıldan yapılma

“Ger” adı verilen Moğol çadırlarında

geceler bitmiyor. Çölde,

çadırlarda Tuvaletler dışarıda.

Gece yarısı ihtiyaç halinde buz

gibi çadırda giyinip, o karanlık

gecelerde, ıslık çalan rüzgar ve

sadece hayvan seslerinin duyulduğu

bir ortamda dışarı çıkıp

50 metre ilerideki tuvaletin yönünü

bulmaya çalışmak insana

zul geliyor. Şeytana uymak içten

değil…

ÇÖLDE DIKKATIMIZI

ÇEKENLER;

Gobi Çölü Dünyanın 2. büyük sıcak

çölü. Bozkır ve kumullardan

oluşuyor. Bu çölü 4×4 lerle 4

günde geçiyoruz, Dört gün boyunca

da Moğol çadırlarından

(Ger) oluşan Lodge’larda kalıyoruz.

Çölde yol yok, bazı çadırlara

güneş enerjisi ile elektrik sağlanıyor.

Ancak bu yeterli değil ve

çoğu Lodge’larda elektrik yok.

Tabi internet de yok, telefon hiç

çekmiyor.

Çöl, Özgür atlar diyarı. Burada

Atlar sadece binek veya çekçek

olarak değil, eti ve sütü için de

besleniyor. Çölde Çobanlar motosikletli.

O kadar büyük arazide

ne yaya, ne atlı olarak hayvanları

gütme şansları yok. Çare

Motosiklet.

Tavuk yok, Sebze yok. Kışlar,

-40’larda bunlara yaşam hakkı

vermiyor. Ancak seracılık başlamış.

Sebze yetiştiriyorlar. Aklımıza

takılıyor, Tavuk da sera

gibi kapalı alanda yetişemez

mi? Madenler ve Ruslardan

kalma fabrikalar özelleştirilmiş.

Çoğunu Almanlar almış. Türkiye

ve Türkler Moğolistan’a

girmek için biraz geç kalmışlar.

Ancak Başbakanlığa bağlı Türk

İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı

– TİKA – burada güzel işler yapıyor.

Orhun anıtlarına giden

yolları yapmış, camiler, okullar

açmış. TİKA’yı Namibia, Senegal

dahil birçok ülkede gözlemledim.

Takdir etmemek, gurur


17

Sayı:

geziyorum

14 Yıl: 2 / Nisan 2018 www.hotelgazetesi.com

duymamak mümkün değil.

Başkent Ulan Batur yani Kızıl Şehir’de

ülke nüfusunun yarısı yaşıyor.

1,4 milyon. Moğolistan’ın

yüzölçümü Türkiye’den büyük,

ancak nüfus Bakırköy’den az.

İlk bakışta trafik ilgimizi çekiyor.

Trafik, bizde ki gibi sağdan ilerliyor.

Ama buna mukabil araçların

yüzde doksanı sağdan direksiyon.

Nedenini bilene rastlamadık.

Şehirlerarası yollarda levha

yok, gerçi ihtiyaç da yok. Çünkü

kesişen yol yok, yaya geçidi yok,

alt-üst geçit yok aa pardon, asfalt

da yok! Sabah ve akşam saatlerinde

trafik adım adım. Ne

gariptir ki burada trafik sıkışıklığını

medeniyet ölçüsü olarak görenler

var. NewYork’da, Paris’te

de böyle diyorlar. Kendilerini bu

ülkelerle özdeşleştiriyorlar.

Moğolistan

hakkında

kısa bilgiler;

Başkent Ulanbatur, Resmi dil

Moğolca, Parlamenter Cumhuriyet

ile yönetiliyor, 1.561.115

km2 yüzölçümü var. Nüfus

2,820.000. Kişi başına gelirleri

9.800 dolar. Denize kıyısı yok.

Bu topraklar geçmişte Hunlar,

Cücenler, Göktürkler tarafından

yönetilmiş, Moğol İmparatorluğu

ise 1206 yılında Cengiz Han

tarafından kurulmuştur. 17.YY

Qing Hanedanı altına girip

1911 yılında bağımsızlığını ilan

etmiştir. 1924 Yılında Sovyetler

Birliğinin politikasını takip eden

Moğol Halk Cumhuriyeti kurulmuş

1990 yılındaki demokratik

devrim sonrası serbest piyasa

ekonomisine geçilip çok partili

sistem kabul edilmiştir.

Moğolistan gezimizde,Bayanzag

bölgesinde Dinozorların fosillerine

rastlıyoruz. Onların yaşadıkları

bölgelerde, dağlarda ayak

izlerini, yumurtalarını, kemiklerini

görmek heyecan veriyor.

Yine Khongorin bölgesinde akan

Khongor kumulların zirvesine

tırmanmak, kumlarda yüzercesine

kaymak, koşmak, Yazın ortasında

Buzullar Yoliin Am Kanyonu’da

dolaşmak ve nihayet

yeşillikler arasında Trelj National

Park’da bir gece geçirmek heyecan

verici. Karakurum Yüzler Manastırı,

yazılış tarihleri 8. yüzyıla

dayanan 2. Göktürk krallığına ait

Orhun ve Tonyukuk Anıtları ise

dağarcıklarımıza kazınıyor.

Ülke 16 yüzyıla kadar Şaman ve

Tengricilik inancında. Daha sonra

bölgeye Budizm hakim oluyor.

Ancak ülkede halen birçok

Şaman geleneği mevcut. Gece

tırnak kesmenin uğursuzluğu, at

nalının uğuru, tahtaya vurmak,

çaput bağlamak, çadırların ve

birçok eşyanın sekizgen olması

bunlardan bazıları. Her yerde

çaput bağlanan Ovo’ları görmek

mümkün. Buralarda taş taş üstüne

konup büyük koniler oluşturuyorlar.

Çaputları da bu taşlara

bağlıyorlar. İnanç şu, taş al,

Ovo’nun tepesine taşı koy, çaputu

bağla, üç kere saat yönünde

dön. Dileğin yerine gelsin.

Ülke hayvancılıkta bir numara,

dağları, ovaları, kırları doğal kekik

tarlası. Hayvanlar buralarda

otlanıyorlar. Bu nedenle etler

lezzetli. Özellikle koyun eti çok

seviliyor. Tabi dinlendirilmişi.

Taze etin tadı da farklı. Elektrik

ve tabi buzdolabı olmadığı için

yazın etleri saklama şansları yok.

Bu nedenle çölde etler çok taze

hatta kesilir kesilmez yeniyor.

Bekletilmeden, dinlendirilmeden

kesilen etler nedeni ile restoranlar

ağır taze et kokusu içerisinde.

Çölde bir eve yani çadıra misafir

olduk. Bu sayede bazı Moğol

adetlerini öğrendik. Örneğin;

Saygı duyulan misafire içki ikram

ediliyor. Ancak önce ev sahibi içki

tasından bir yudum alıyor daha

sonra misafire uzatıyor. Misafir,

ikram edilen içkiyi sağ elle almak

zorundadır. Kase de elden ele

dolaşır. İkrama bazen şarkı ile

eşlik edilir. İkramlar genelde sütten

yapılmış Selinerk veya Hark

adı verilen içkilerdir.

Çölde Turisler için at ve deve

safari etkinlikleri bulunuyor. Burada

yaşayan Baktriyan Develeri

çift hörgüçlü. 30 yıllık bel fıtığıma

rağmen her iki safariye de katılıyorum.

Özellikle at binmeyi çok

severim. Ancak deve çok kötü

sarsıyor. Safarinin yarısında,

yani çölün ortasında deveden

inip Lodge’a yürüyerek 2 saatte

dönebiliyorum. Şükür, kutup ayısına

da rastlamıyorum.

TUR ve TURiST

ismi nereden gelir?

İlk kez 1672 yılında Fransa’da bir gezi

rehberi düzenlenmiştir. Bu amaçla hazırlanan

rehber, sadece Fransızlar için

değil, Fransa’ya başka ülkelerden gezi için

gelenlere de yardımcı olmaya başlamıştır.10

En önemlisi, bu rehber ile birlikte artık

“tur” (tour) sözcüğü, o dönemde, ilk kez,

Paris merkez olmak üzere, başka yörelere

de yolculuk anlamına gelmekteydi.

“Tur” sözcüğü, ilk kez İngiltere’de kullanılmaya

başlanmıştır. Ancak orada, sadece

İngiltere’den Avrupa’ya yapılan yolculuklar

için söylenmiştir. Hatta o kadar ki,

İngiltere dışına gidenleri ülke içinde yolculuk

edenlerden ayırmak için, dışarıya

gidenlere turist denilmesi, “turist” (tourist)

sözcüğü nün de ilk kez ortaya çıkmasına

neden olmuştur. Ortaya çıkan yeni

yeni terimler de dünyanın artık turizme

hazırlanmakta olduğunu göstermekteydi.

1789 yılında Fransa’daki ihtilalden sonra

Yeniçağ kapanıp, Yakınçağ’a girilmiştir, İlk

çağlarda başlayan ticari ve askeri amaçlı

yolculuklar Yeniçağ’la birlikte turistik özellikler

de kazanmış, ya da başka bir deyişle,

insanlar artık gezmek amacıyla da yolculuk

etmeye başlamışlardır.

1830’larda demiryolu taşımacılığının gelişmesi

ve buhar gücü ile çalışan gemilerin

hizmete girmesi, zevk amacıyla seyahatin

geniş kitleler arasında yaygınlaşmasında

önemli rol oynamıştır. Seyahatin ucuzlaması,

düşük gelir gruplarının da turizm

olayına katılmasına ve büyük bir seyahat

talebinin doğmasına yol açmıştır.

1841 yılında İngiltere’de Thomas Cook’un

Leicester’den 12 mil uzaklıktaki Lougborough

kentinde düzenlenen bir festivale

570 kişilik bir grubu götürmesi, ticari

amaçla yapılan ve reklam yoluyla halka

duyurulan ilk toplu tren seyahati olarak

kabul edilir. Bunun doğal sonucu olarak

da Thomas Cook, ilk turizm seyahat

organizatorü olarak bilinir. 1840 yılında

Londra’da ilk seyahat acentasını açan

J.Cook’un firması hızla büyümüş ve günümüzün

en büyük turizm şirketlerinden

biri olmuştur…


geziyorum 18

Sayı: 14 Yıl: 2 / Nisan 2018 www.hotelgazetesi.com

ZEYNEP BONEVAL

www.yolculukterapisi.com

iLKBAHAR’DA ALAÇATI

Doğa’nın uyanışına şahit olduğumuz

İlkbahar ayları plajı ve deniz, sezon dışında size

yazın mayın tarlasına dönüşen

Alaçatı’nın en muhteşem kalır. Akşamüstü sörf yolunda

zamanıdır. Papatyalar, sardunyalar,

begonviller, mor salkımlar çekerek yapılan bisiklet turunda,

taze kokan mis gibi havayı içinize

ile bezenmiş, sakin ve huzurlu hem yeşilden sarıya dönen manzaraları

hem de gün batımınını

sokaklar, köyün gerçek güzelliklerini

yaşamanıza imkan tanır. izlemek ‘İşte hayat bu!’ dedirtir.

Geceleri ise mutlak sessizlik hakim

olur, çıt çıkmaz, en huzurlu

uykunuzu uyursunuz Alaçatı’da.

Şose parkeli daracık sokaklarda

yürüken, sabır, emek ve özen

ürünü olan taş evlerin farklı mimarilerinin,

kapıların, pencerelerin

ve cumbalarının tadına

varabilir, renk renk begonvilleri

ve sardunyaları izleyebilirsiniz.

Alaçatı’nın her daim rutubetsiz ve

serin havası, sokaklarda rahatça

yürümenize ve baharların ve kışın

eğik ışığı, renkleri tüm canlılığı

ile algılamanıza izin verir. Rüzgarlı

günlerde denizin üstü boş

iken sörf yapmanın keyfi ayrıdır,

ALAÇATI PAZARI

Alaçatı’ya gönül verenler, asıl

keyfinin sezon dışında çıktığını

bilirler ve yaz haricinde de sürekli

gelirler kasabamıza. Daha çok

misafirimizin dört mevsim boyunca

Alaçatı’nın tadına varabilmesi

için, Alaçatı Turizm Derneği

olarak 12 ay boyunca köyümüzde

keyifli deneyimler, aktiviteler

ve etkinlikler üretmek üzere çalışıyoruz.

ALAÇATI iLKBAHAR ROTALARI

Cumartesi günleri kurulan

Alaçatı pazarı dillere destan.

Pazarda yok yok. Taze sebze,

meyve, peynir, zeytin, ceviz,

fındık, lavanta ve karadut reçeli,

damla sakızlı kahve ve

macun gibi yiyecekler, çeşit

çeşit kıyafetler, keten yatak örtüleri,

havlular ve peştamaller,

seramik ve ahşap ev eşyaları,

çeşit çeşit çiçekler hepsi bu pazarda.

Eğer ot meraklısıysanız

yöreye özgü karabaş otu, radika,

arap saçı, turpotu, çibrika,

mercan köşkü, reyhan, ıtır

otları tam size göre. Yöre enginar

ve kavunu ile ünlü. Son

senelerde o kadar ünlendi ki

etraftaki kasaba ve şehirlerden

otobüsler ile alışveriş

için gelenler var. Yörenin diğer

pazarlarının günleri ise:

Çeşme-Pazar günü, Ildırı –

Pazartesi günü, Çeşmealtı

– Cuma günü, Urla-Cumartesi

günü, Seferihisar Organik

Pazarı ise Cumartesi

günleri.

ALAÇATI BALIK MEZATI

Alaçatı’da şahit olabileceğiniz

başka bir orjinal deneyim ise

Balık Mezatı. Pazar yolunun

üzerindeki mezat binasında

her sabah 11:00’de taze balıklar

açık arttırma ile sahiplerini

buluyor. Çekişmeli açık arttırmayı

seyretmek gerçekten çok

heyecanlı.

ALAÇATI MARİNA

Alaçatı Marina, Çeşme yarımadasının

Güney Ege’ye açılan

yüzü oldu. Ev sahipliği yaptığı

yelkenliler ve tekneler burayı

üs alarak Seferihisar, Samos,

Furni, İkarya, Patmos, Arki,

Lipsi, Leros rotasını gerçekleştirebiliyor.

Ayrıca civardaki ıssız

koylarada günübirlik deniz

keyfi yapabilmeyi de mümkün

kılıyor Alaçatı Marina.

PAZAR YERI CAMII’NIN

GIZLI KÖŞESI…

Alaçatı’nın bir başka cevheri de

kiliseden dönüştürülen Pazar

Yeri Camii. Cami 3 sene önce

restore edildi. Ancak içindeki

ikonalar aynen muhafaza edildi.

Namaz kılarken araya konan

perde çekilince ikonaları

görmüyorsunuz, ancak perde

açılınca köyün asıl yaratıclarının

eserleri olan ikonlar, Rumlara

saygı duruşu sergiliyor.

Caminin bir başka güzelliği ise

tüm avlusunu kaplayan siyahbeyaz

çakıl taşından bezenmiş

mozaikler. Podima ya da

krokalia (timsah sırtı) olarak

adlandırılan bu 100 yıllık taş

işçiliği takdire şayan.


19

Sayı:

tanıtım

14 Yıl: 2 / Nisan 2018 www.hotelgazetesi.com

ALAÇATI İLKBAHAR ETKİNLİKLERİ

TASTING ALAÇATI FESTİVALİ

11-13 Mayıs tarihlerinde Alaçatı’da uluslararası bir lezzet ve yaşam

festivali olarak organize edilen Tasting Alaçatı, gurme lezzetler, sohbetler,

etkinlikler ile müzik ve sanatı buluşturuyor. Alaçatı Turizm

Derneğinin de destek verdiği festival, gustosuna düşkün olanları,

keşfetmeyi sevenleri, gastronomi çevrelerini, önde gelen şefleri, yerel

üreticileri, işletmecileri, tedarikçileri, halkı, gazetecileri bir araya

getirerek global bir lezzet deneyimi sunuyor. Festival kapsamında,

Alaçatı Yek’te gerçekleşecek Peak Talks konuşmalarında Pere Planamuga,

Christopher Dologh, Dr. Levent Köstem, Nedim Atilla, Turgut

Tokgöz, Serkan Çakır, Kemal Demirasal, Can Ortabaş, Korcan Korar,

Başak Cankeş, Banu Maga, Mehmet Ali Akbulut, Haluk Özyavuz, Aylin

Yazıcoğlu, Emre Kolburan, Gabriele Sponza, Cihan Anadoloğlu

gibi Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen şefleri, tadım uzmanları,

Ege’nin, Çeşme’nin, Alaçatı’nın başarı hikayesi haline gelmiş isimleri

sıradışı hikayelerini anlatarak ilham verecek. Sohbetlerde Ege’de yaşamak,

Ege’de yaşlanmak, Ege’den ilham almak, Ege’den beslenmek

ve rüzgârı, denizi, kokusu, bereketi ile yosun ve yeşilin iç içe geçtiği

bu coğrafyanın güzellikleri ve sürdürülebilirliği konuşulacak.

TERRA COTTA’DA SERAMIK:

Hacı Memiş yolunda Paşadayı meydanıda yer alan sıcacık seramik

atölyesi, hem seramik kaseler, kupalar, dekoratif aksesuarlar

bulabileceğiniz, hem de seramik atölyelerine katılabileceğiniz

son derece keyifli bir mekan. Seramik sanatçısı Gül Alper’in

yarattığı bir vaha olan Terra Cotta, cennet avlusunda saatlerin

nasıl aktığını fark etmeden seramik yoğurup boyayıp, bir nevi

meditasyon yaşayacağınız sıcacık bir atölye. Terra Cotta’dan

sokak hayvanlarını destekleyen seramik objeler de alabilirsiniz.

BAZEN ATÖLYE:

12000 Sok. No:14, Hacımemiş /Bazen Atölye sanat, tasarım ve

lezzet kavramlarını ürünleri, sohbet ve atölyeler ile günlük hayatın

içine entegre eden bir mekan. Sanat ve tasarıma lezzet

katan Bazen’de, kahvenizi yudumlayabilir, sağlıklı yaşam ve hayata

dair atölyelere, seyahat ve ilham üzerine sohbetlere, kitap

imza günleri ve söyleşilerine, belgesel ve film gösterimlerine

katılabilirsiniz.

ZEYTIN KONAK OTELDE KEYIFLI ATÖLYELER…:

Zeytin Konak Otel – Alaçatı’nın en yeşil ve geniş bahçelerinden

birisinde, İlknur ve Ertuğrul İçingir’in yarattığı bir cennet köşesi

olan Zeytin Konak Otel’de, Girit ve Ege Mutfağı, Teraryum kaktüs

tasarım, yoga ve balıkçılık atölyeleri gibi harika etkinlikler

yer alıyor. Onlarca yıllık zeytinleri, çamları, leylandileri, begonvilleri,

sardunyaları ile Alaçatı’nın ortasında bir vaha adeta olan

otelin programını takibe almanızı tavsiye ediyoruz.

ATÖLYE YAĞHANE’DE KEYIFLI ATÖLYELER…

Alaçatı’da yaz kış açık olan başka bir cevher ise Atölye Yağhane.

Tarihi bir zeytinyağı yağhanesi etkinlik merkezine dönüştürüldü.

Alaçatı’nın yerlisinin ve de misafirinin katılabildiği bu harika

mekanda yemek seramik, çömlek, çini, tokat yazma ve müzik

atölyelerine katılabilirsiniz.

ALAÇATI’NIN BAŞKA BIR HAZINESI ISE ALAÇATI KITABEVI...

Doğma büyüme Alaçatı’lı bir aydın olan Ömer Abi’nin 20 yıllık kitabevi,

Alaçatı’nın en önemli kültür hazinesi. Zamanında rahmetli

Aziz Nesin ile başlayan imza günleri geleneği devam ediyor ve

her sene Kemal Anadol’dan Uğur Dündar’a, Ayşe Kulin’den Muazzez

İlmiye Çığ’a, Aret Vartanyan’dan Elif Şafak’a, Türkiye’nin

değerli yazarları Alaçatı’da okurları ile buluşuyor. Herhangi bir

etkinlik olmasa da mutlaka Alaçatı Kitabevi’ne uğramanızı, bir kitap

bahanesi ile Ömer Abi ile sohbet etmenizi tavsiye ediyoruz.

Huzurun adı

Adresi ise Reisdere

Sakin bir köy olan Residere’de yer alan “Safi Otel”, her şeyin çok sade ve

basit düşünüldüğü bir yapıda. Tatil denince önce huzur aklına gelenlerin

tercih edeceği otel size umduğunuzdan fazlasını vaat ediyor.

Çeşme’nin henüz keşfedilmemiş

sakin ve keyifli bir

göçmen köyü olan Reisdere’de

yer alan Safi Otel, ortak

bahçe avlusuyla ve yaşam

alanlarıyla bağlanan ikiz taş

binadan oluşuyor. Safi Defne

ve Safi Zeytin olarak adlandırılan

ikiz taş binadan oluşan

otelin 13 odası bulunuyor.

Tamamen sadelik üzerin kurulmuş

otel, sevdiklerinizle

dingin, karmaşadan uzak,

bambaşka bir tatil deneyimi

yaşatacak.

Safi Otel, Reisdere köyünün

bu dingin atmosferinin içinde

ama bulunduğu yarım adanın

avantajlı noktasında olması

nedeniyle oldukça geniş bir

keşif ve başka bir Ege yaşamanızı

sağlıyor. Sabah uyandıktan

sonra Ege kahvaltısı ile

güne başlamanızı sağlarken,

Alaçatı ya da Ilıca bölgesinde

deniz ve güneş keyfi, Karaburun’da

dalış, deniz ve deniz

ürünleri keşfi, Urla’da şarap

bağlarını ve liman bölgesini,

Germiyan’da ise yöresel tatları

keşfedip Ildırı’da Türkiye’nin

en güzel gün batımını izleme

imkanı sunuyor.

Reisdere Köyü Hakkında:

Çeşme’nin henüz bakir, keşfedilmemiş,

eski taş binalardan

oluşan, Arnavut kaldırımlı, en

eski modern göçmen köyü

olan Reisdere; Ege yarımadasının

en yeni keşif bölgesi.

Lokasyonu itibariyle Alaçatı

ve Ilıca bölgesine 5dk., Ildırı’ya

10dk., Germiyan’a 5dk., Karaburun’a

20dk ve Urla’ya ise

30dk. mesafede.

www.safiotelcesme.com Rezervasyon 90 850 333 02 20

Reisdere Mah. 6086 Sok. No:10/12 İzmir / Çeşme

Yöreyi ikiye bölen derenin

adını verdiği Reisdere, Rumeli’den

gelen göçmenlerin oluşturduğu

bir köy. Göçenlerin,

Rumeli’den beraberinde getirdiği

sıcaklığı, mimari yapısı ve

yöre sakinlerinin güler yüzü

olarak konuklarıyla paylaşan

bu küçük şirin köyde gezinirken,

Çeşme’nin dünyaca ünlü

Gerence rüzgarının Arnavut

kaldırımlı dar sokaklarda dolaştığı

ayrıcalıklı bir coğrafyada

olmanın tadına varabilirsiniz.

İç içe geçtiği Şifne bölgesiyle

denizin çarşaf gibi serildiği

koylarla buluşan Reisdere,

ilçenin zengin termal kaynaklarından

da fazlasıyla nasibini

almış. Şifne Termal havuzları

da bölgeye gidenlerin mutlaka

ziyaret etmesi gereken

yerlerin başında geliyor. Burada,

deniz ile şifalı termal

su havuzları birbirine birkaç

metre uzaklıkta, 10 saniyelik

yürüyüşle ulaşabiliyorsunuz.

Reisdere’ye gitmişken sakin

sularda doyasıya yüzüp stres

attıktan sonra birçok hastalığa

iyi gelen şifalı termal sularda

rahatlamayı es geçmeyin.

Şifalı termal suyun ardından

zamanınız varsa hem cildiniz

hem bedeniniz hem de ruhunuz

için çamur banyosu ve

masaj da mutlaka denenmeli.


inceleme 20

Sayı: 14 Yıl: 2 / Nisan 2018 www.hotelgazetesi.com

Dünyayı güzellik kurtaracak..

Bir insanı sevmekle başlayacak her şey

REMZi YILMAZ

TMOK Fair Play Komisyonu,

Türkiye’deki sporda ve normal

yaşamda fair play bilincini

artırmak için çalışmalarını

sürdürüyor.

Nedir bu çalışmalar, antalalım.

Öncelikle yıllardır süre gelen her

yıl toplumda ve sporda Fair Play

ödülleri devem ediyor. Örneğin

2017 yılının ödüllerini kazananlar

Nisan ayı sonunda açıklandı

ve Davranış dalında büyük ödülü

Olimpiyat Şampiyonu haltercimiz

Naim Süleymanoğlu’nun

cenazesine katılarak onun bayrağımıza

sarılı tabutunu öpen

rakibi Yunan Halterci Valerios

Leonidis’e verildi. Bu ödülün

dünya çapında ne kadar ses getireceğini

tahmin etmek zor değil.

Ama getireceği sesten öte,

bu olayı duyanların kalplerine

nasıl tesir edeceği, bunun da

dünya barışına katkı sağlayacağını

düşününce, bu organizasyonun

içinde yer almaktan bir

kez daha mutluluk duydum.

Fair Play Konseyi’nin yıllardır

süre gelen yine dünya çapında

ses getiren bir yarışması daha

var: Dünya Fair Play Karikatür

Yarışması. Geçen yıl Karşıyaka

Belediyesi’nin katkıları ile yapılan

TMOK Uluslararası Fair Play

Karikatür Yarışmasının 11.sinde

41 ülke ve 4 kıtadan gönderilen

473 eseri büyük bir titizlikle değerlendirildi

ve ödül kazanlar

belirledi. 55 eserin sergilenmeye

değer görüldüğü yarışmada

kazananlara Kasım ayında Olimpiyatevi’nde

düzenlenen törenle

ödülleri takdim edildi.

Komisyonun çalışmaları bununla

da sınırlı değil. Başkan Erdoğan

Arıpınar’ın önderliğindeki

komisyonun 4 yıldır sürdürdüğü

bir çalışması daha var ki, o

da Fair Play Karikatür Yarışması

gibi dünya çapında ödüle layık

görülen ve Avupa Fair Play Birliği

tarafından Kutlama Mektubu

ile taltif edilen TMOK Fair Play

Üniversiteler Kervanı. Bunca yıldır

yazarım, çizerim, anlatırım..

Ama bu Fair Play Kervanı’nı anlatmak

da çizmek de yazmak da

zor. Düşünün, 4 yıl içinde Edirne’den

Kars’a, Sinop’tan Antalya’ya

tam 44 ili gezerek Üniversitelerin

BESYO Öğrencilerine

Fair Play’i anlattık. Örneklerle,

sunumlarla, videolarla.. Her üniversitede

panelin düzenlenediği

salonun girişine kurulan Dünya

Fair Play Konulu karikatür Sergisi

Dünya Fair Play Büyük Ödülü’ne

layık görüldü. Dünyada bu

kadar üst üste ödül alan başka

bir kurum var mıdır bilemiyorum..

Varsa kutlarım..

Gittiğimiz üniversitelerde gerek

yönetimden gerekse öğrencilerden

bir ilgi, bir sevgi gösteriliyor

ki anlatılmaz yaşanır. Seyahatlerimize

yaz tatilinde ara verip,

Eylül ayında üniversitelerin açılmasıyla

yeniden başlayacağız ve

yıl sonunda 50’yi aşkın üniversite

ziyaret edilmiş olacak..

İllere yaptığımız ziyaretlerde

önce kentin valisi ve belediye

başkanını ardından da üniversitenin

rektörünü ziyaret ederek,

kente geliş amacımızı anlatıyoruz.

Bu kutsal görev, sadece

ulaşılması kolay, havaalanı olan

yerlere değil, ülkenin en ücra

köşesinde bile olsa davet aldığımız

üniversiteye mutlaka gidiyoruz.

Yorucu olmuyor mu?

Tabii ki oluyor.. Ama o gençlerin

ilgisi ve yüreklerindeki umut insanda

yorgunluk falan bırakmıyor..

Son olarak gittiğimiz Gümüşhane

için önce Erzurum’a,

ordan minibüs ile Bayburt’a

ve nihayetinde Gümüşhane’ye

ulaştık. Onca yeri dolaşıp bölgenin

tarihi ve turistik yerlerini

dolaşmadan olmaz tabi.. Son

olarak gittiğimiz Gümüşhane

Üniversitesi yönetimi, bize kenti

tanıtmak amacıyla Eski Gümüşhane’nin

merkezi olan Süleymaniye

Mahallesi ve Karaca Mağarasına

götürdü. Gümüşhane, şu

ana kadar gezdiğimiz 44 şehir

arasında yüzölçümü en küçük

illerden biri. ‘Pestil ve köme’siyle

ünlü bu ilimize vardığımızda

bizi en çok şaşırtan şey, kentin

adeta bir şantiyeye dönmüş olması

oldu.. Nereye baksanız ya

düzenlenmiş, ya da bir vinç veya

dozer çalışıyor. Coğrafi koşulları

oldukça zor olan kentte neredeyse

kazma vurulmamış yer

kalmamış desek abartmış olmayız.

Uzun bir yolculuktan sonra

ulaştığımız Karaca Mağarası’nın

gerek yolunu ve gerekse içerisinin

düzenini görünce, şehri yönetenleri

takdir etmemek mümkün

değil. Tahminimize göre

bundan 5 yıl sonra Gümüşhane’ye

giden biri İsviçre’nin dağ

kasabasına vardığını sanabilir.

Kars’a gittiğimizde Ruslardan

kalma taş binaların yok olmaya

yüz tuttuğunu, bazılarının da taşlarının

boyandığını görmüş, üzülmüştük.

Bingöl’de ise kentin baştan

aşağı yeni binalar ve düzgün

yollarla donatılmış olduğunu

görünce sevinmiştik. Her köşesi

cennet ülkemin güzellikleri bizleri

mutlu ediyor.. Hele Üniversite

gençliğinin Fair Play’i anladığını

görmek, çok daha huzur veriyor.

TMOK Fair Play Komisyonu’u

olarak son çalışmamız da bu yıl

Bornova Belediyesi sponsorluğunda

ilkini düzenleyeceğimiz

Fair Play Fotoğraf Yarışması.

Diğer çalışmalarımızda olduğu

gibi Fair Play Fotoğraf yarışmasının

da dünya çapında ses getireceğinden

hiç kuşkumuz yok.


21

Sayı:

haber

14 Yıl: 2 / Nisan 2018 www.hotelgazetesi.com

EN TATLI REKOR

Murat

TOKTAŞ

Bu yıl 3.sü düzenlenen Travel Expo Ankara hedefine ulaştı

Karadeniz Turistik

İşletmeciler Derneği

KATİD Başkanı

Travel Expo Ankara 2018 Turizm

Fuarı ve Gastronomi

Zirvesi çerçevesinde gerçekleştirilen

Guinness Dünya’nın

En Büyük Baklava Rekoru kırıldı.

Tek tepside ve tek seferde 513 kilogram

olarak pişirilen Türk Baklavası,

böylelikle taçlanmış oldu.

ATO Congresium Konferans ve

DÜNYANIN KALBiNi FETHETTi

Travel Expo Ankara 2018

Turizm Fuarı, tüm dikkatleri

Ankara’ya çekti. Birbirinden

ilginç şovlarla dünyanın

ilgisini çekmeyi başaran organizasyon

komitesi hedefine ulaştı.

Fuarı düzenleyen ATİS Fuarcılık

yetkililerinden alınan bilgilere

göre, ATO Congresium Kongre

ve Sergi alanında 22-25 Mart’ta

düzenlenen “Travel Expo Ankara

2018 Turizm Fuarı ve Gastronomi

Zirvesi’ni 51 bin kişi ziyaret

etti. Fuar kapsamında 21 ülkeden

250 turizm firması ile Türkiye’den

45 il, ziyaretçilere tatil

planları için birbirinden uygun

seçenekler sundu.

Farklı kültürlerin renkli etkinliklerinin

de sergilendiği fuar sırasında

Tüm Aşçılar ve Pastacılar

Konfederasyonu’na (TAŞPAKON)

Sergi Alanı’nda gerçekleştirilen

Zirve kapsamında, 20 metrekare

dev bir tepside hazırlanan

Türk Baklavası’nın yapımına,

saat 05.00’de başlandı. Mado ve

Tüm Aşçılar ve Pastacılar Konfederasyonu

(TAŞPAKON)’dan

olmak üzere toplamda 18 baklava

ustasının emek harcadığı

baklava, başarıyla bitirilerek fırına

verildi. Guinness tarafından

canlı olarak takibi yapılan rekor

denemesinde cevizli baklava

kullanıldı. Alt sınır olarak 210 kilogram

belirlenen baklava, 513

kilograma ulaşarak, tarihi bir rekora

imza attı. Baklava yapımında

100 kilogram un, 80 kilogram

ceviz ve 80 kilogram tereyağı

kullanıldı.

bağlı farklı illerden gelen butik

pasta ustaları, Ürgüp, İzmir Saat

Kulesi, İstanbul Kız Kulesi, Trabzon

Sümela Manastırı’na, Mardin

Kasimiye Medresesi ve Erzurum

Palandöken Dağı’nı şeker hamuruyla

tasvir etti. 7 bölgenin kültürel

ve tarihi değerlerini simgeleyen

ve “Adım Adım Türkiye” adı

verilen şeker hamuru kolajları

ziyaretçilerden tam not aldı.

Türkiye ve Dünyada

Sağlık Turizmi

Dünya turizm örgütü tarafında sağlık turizmi şu şekilde

tarif ediliyor “İkamet edilen yerden başka bir yere sağlık

hizmeti almak için yapılan planlı seyahate sağlık turizmi,

seyahat edene de sağlık turisti denir.”

Sağlık Turizmini 3 bana başlıkta toplayabiliriz;

n Medikal (tıbbi sağlık) turizmi

n Sağlıklı yaşam turizmi (spa-wellness, yaşlı ve engelli turizmi)

n Termal Turizmi

Avrupa’da yaşlı nüfusun hızla artması ülke ekonomilerine

yük olmaya başladı. Almanya, İtalya, İspanya, Yunanistan ve

Fransa gibi birçok ülke yaşlı bakımı için ayırdıkları bütçelerini

ciddi oranda daralttı. Şartlar böyle olunca sağlık sigortaları ile

hastalar sağlık sorunlarını kendi ülkeleri haricinde en güvenilir

ve en düşük maliyetle çözebilecekleri ülkeleri araştırmakta

ve tercih etmektedir. Bu durum dünya sağlık turizminin hızla

büyümesine neden olmakta ve sadece turizm değil büyük bir

sektör olmaktadır.

Bu konuda coğrafi, altyapı ve ekonomik anlamda hem Avrupa

ülkeleri için hem de Arap yarım adası için en avantajlı ülke

olarak öne çıkıyoruz. Eksiklikleri tamamlayıp yapılacak teşvikler

ve yasal düzenlemelerle birlikte yatırımcının ve verilecek

hizmetin önü açmalıyız.

Markalaşmayalıyız

Dünya Sağlık Örgütü’nün 2015 verileri her yıl 30 milyon insanın

sağlık için ülke dışına çıktığını gösteriyor. Sağlık turizmine

harcanan yıllık para yaklaşık 500 milyar dolar. Bu da Kişi başı

15 bin dolara denk geliyor.

Ülke olarak 2016 yılın da sağlıklı bir veri olmamakla birlikte

bu pastadan tahminen 5,6 milyar USD gelir elde ederken,

750 bin e yakın hasta sayısına ulaştık. Ortalama kişi başı gelir

7,500USD. Bunun yüzde 90’ı medikalden, kalanı da estetik

operasyonlarından sağlandı. Aslında Türkiye’nin çok daha

büyük bir kapasitesi var. Türkiye önümüzdeki yıllarda sağlık

turizmi alanında çok ciddi gelir elde edebileceğine inanıyorum.

Birçok avantajımızı kullanmalı en önemlisi de bu yeni

gelişen pazarda sağlık konusunda marka olmalıyız ve en

önemlisi de bu konuda bir devlet politikamız olmalı.

Yeni Düzenlemelere ihtiyacımız var

Sektör hızla büyürken bizim de bu konularla ilgili yeni düzenlemelere

ihtiyacımız var.

Yapılacak yasak bir düzenleme ile sezonluk resort otellerin

atıl kalan 4-5 aylık dönemleri geçici olarak fizik tedavi ve rehabilitasyon

merkezi olarak kullanılabilir.

Bir çok tesisimizin altyapısı fizik tedavi ve rehabilitasyon olarak

hizmet vermeye müsait olması büyük avantaj. Böyle bir

düzenleme sektöre nefes aldıracaktır. Hızlı hareket edip doğru

sağlık turizmi politikaları ile gerekli yasal düzenlemeleri bir

an evvel hayata geçirmek, hızlı büyümemize büyük katkı sağlayacaktır.


geziyorum 22

Sayı: 14 Yıl: 2 / Nisan 2018 www.hotelgazetesi.com

ONE NIGHT IN

BANGKOK!

Sabah kahvaltısına kızarmış

muz ile başlayıp elinizde

taze dilimlenmiş ve şekerli

çili biberi ile harmanlanmış bebek

anansı poşetini sokak satıcısından

alıp afiyetle ballandıra

ballandıra yiyorsanız ve kahve

standı da hemen yanıbaşında

size güzel bir davetli bakış atıyorsa,

evet ‘’Hoş Geldiniz Thailand’a”

Acıyı çok seviyorsanız sokak yemekleri

hep tercihiniz olsun. En

iyi lezzeti en uygun fiyata sokakta

bulursunuz. Tayland ve Uzakdoğu’da

olan farklı ülkeler için insanların

kafalarında hijyen hep

sorun olmuştur. Gerçek olan şu

ki herhangi bir hijyenik görünmeyen

bir durum ile sokakta

karşılaşsanız bile o gıdada olma

ihtimali çok düşük! Tüm dünyada

olduğu gibi risk hep var ama

o wok tavasının sıcağı ile mücadele

etme şansı asla yok, bu çok

net! Er ya da geç o gıda wok ile

buluştu mu olay bitmiştir ve

‘’Lezzet’’ oluşmuştur. TomYum

yemeden, bir sokak satıcısından

Hindistan cevizini kırdııp elinize

alıp sahilde dolaşmadan dönmenizi

tavsiye etmiyorum. Ülkenin

her yerinde herhangi bir mekana

oturduğunuzda, yandaki boş

sandalyeye gülümseyerek oturan

yerliler veya diğer turistler

görürüseniz şaşırmayın. Çünkü

Yusuf Bayırlı

Tayland denince hemen herkesin aklına seks turizmi gelir. Herkes oraya odaklanıp, turları

o şekilde pazarlayıp ülkeye asıl hak ettiği değeri vermiyorlar! Uçsuz bucaksız sahilleri, güzel

adaları ile ‘’Gulf of Thailand’’a, doğu ve batı kısmını Bangkok üzerinden bağlayan körfezi

ile Tayland’ın incisi ve göz bebeği diyebiliriz. Chiang Mai, Chiang Rai ve Golden Triangle’ı

ziyaret etmediyseniz Tayland’ı tam olarak gezmediniz demektir.

bunlar normal şeyler, kimse size

orası musait mi diye sormaz, boş

görünüyor ise kadın veya erkek

hiç fark etmeden yanınıza oturur

ve hatta yemek olarak farklı

birşey yiyor ise ve siz de merak

gösterirseniz, tabağından ikram

bile ederler. Acıyı sevdiğimiz gibi

cesaretimiz de var. Siz bir markete

viski şisesinden motorunuz

için yakıt almaya yanaştığınızda

tatlı bir amca ağzında sigarası ile

kimseyi havaya ucurmadan yakıtı

motora doldurma girişimde

bulunur ve başarılı da olur. Samimiyet

ve Saygı bakidir !

Tayland’a birçok farklı havayolu

ile bizden aktarmalı yada aktarmasız

ulaşma şansınız var. İklim

olarak Kasım ayından Nisan ayına

kadar daha az yağmur yağar,

Mayıs ayından Ekim ayına kadar

olan dönem de ise genelde daha

nemli ve yağmurludur ancak

sıcaklık çok farketmez. Tatilinizi

en az 6 ay önceden planlayıp

uçak biletini uygun fiyatlı olarak

kenarda bulundurmanızda fayda

var. Oteli bir şekilde tatile iki

üç ay kala halledebilirsiniz ancak

uçak bileti fiyatı ciddi anlamda

çok yükseliyor.

Chiang Mai, Chiang Rai ve Golden

Triangle’ı ziyaret etmediyseniz

Tayland’ı tam olarak gezmediniz

demektir. Chiang Mai; Asyanın

göbeğinde, tropikal bir bölgede

konumlanmıştır. Bangkok’tan bir

saat uçuş mesafesi olan çok Avrupayi

küçük bir şehir ve Asya ile

Avrupa’nın özgün havasını burada

yaşamak bir farklı güzel. Çok

kozmopolit bir yapıya sahip olup

kendi kültürünü, samimiyetini,

sıcaklığını korumuş olan yerdir

Chiang Mai. Kraliyet ailesinin dağ

eteklerinde olan gül ve orkide

bahçeleri içerisindeki malikhanesini

de burada bulabilirsiniz.

Dilerseniz bir ‘’Jungle Trip’’ yapıp

geceyi dağların tepesinde geçirip

sabah dağın eteğine doğru muz

ormanları ve kahve tarlaları arasından

gezinerek geçirme şansını

tercih edebilirsiniz. Buraya otobüs

ile gece yolculuğu yaparak da

ulaşma şansınız var. Tayland’da

otobüs koltuk seçenekleriniz

mevcut, koltuklar çok konforlu

ve neredeyse yatak haline getirilebiliyor.

Ancak siz siz olun sakın

ince ve kısa kıyafetlerle gece bu

otobüsler ile uzun yola çıkmayın!

Battaniye veriyorlar ancak Taylandlılar

klimayı çok sevdikleri için

çok üşüyebilir, hatta donarsınız...

Bu ülke hem iklim olarak sıcak

hem de sıcak kanlı insanlarla

dolu Tarihi çarpışmaların

büyük izler bıraktığı Ayutthaya...

Bangkok’un kuzeyinde kalan bu

şehre bir saatlik otobüs yolculuğu

ile ulaşabilirsiniz. Tarihin ne

kadar acımasız olduğunu, tapınakların

ne kadar çok yakıldığını

ibretle izleyebilirsiniz. Ayyuthaya

geçmişinde sürekli bir savaş halinde

kalmış ve neredeyse tüm

tapınaklar en az bir kere ateşten

nasibini almış. MS. 1350 yılında

Sukotay’dan sonra Siam ülkenin

başkenti olmuş ve Hindu,

Budist, Hristiyan ve Müslüman

alemi burada inanılmaz derecede

konsantre ortam yaratarak

alan savaşı vermişler. Tayların

nelere sahip çıkmaya çalıştığını

anlamak için gezip görülmesi gereken

ve mutlak olarak olmazsa

olmazlardan sayılacak bir yerdir

Ayutthaya.

PARADISE ISLAND’I YAŞAYIN

Uçsuz bucaksız sahilleri, güzel

adaları ile ‘’Gulf of Thailand’’a,

doğu ve batı kısmını Bangkok

üzerinden bağlayan körfezi ile

Tayland’ın incisi ve göz bebeği diyebiliriz.

Doğa ile iç içe olmak demek

Krabi’de amaçsızca zaman

geçirmek demek. İster kendinizi

Phuket adasının Patong sahili

kısmında eğlencenin dibine vurun

ister kendinizi tercihen Nai

Yang sahiline konumlandırın ve

gerçek ‘’Paradise Island’’ı yaşayın...

Bu noktada köprüden sırtınızı

Phuket’e verip yürüyerek bile

adadan yol alabilirsiniz... Gücünüz

yeterse yürüyerek on günde


23

Sayı:

geziyorum

14 Yıl: 2 / Nisan 2018 www.hotelgazetesi.com

Bangkok’a ulaşırsınız. Tercih size

kalmış ama bana sorarsanız ülkenin

doğasına ve insanlarına

ve her birisinin tebessümüne

aşık olduğumu söyleyebilirim.

Bangkok konaklamaları harici

diğer konaklama tercihlerim her

zaman gezilen yerin en sakin kısmıdır.

Ko Samui adasını da tercihinize

göre öyle veya böyle yaşayabilirsiniz.

Buradaki tercih başta

Lamai sahilidir tabiiki. Chaweng

bölgesinden uzak ve adanın en

batı kısmında konumlanmış olan

bu bölge oldukça sessiz, sakin ve

dingin. Bangkok’tan sadece bir

buçuk saatlik otobüs mesafesi

ile Cha Am ya da Hua Hin’e ulaşabilirsiniz.

Deniz tatili için mükemmel

olan bu yerlerde hem

metropolden de uzak değilsiniz.

Buralardan Bangkok’a ister otobüs

ister tren ile sürekli ulaşım

var. Tercih neden buraları olabilir

diye soracak olursanız buralar

çok bakir bölgeler ve lüks otelelleri

olduğu gibi aynı zamanda

yanı başınızda bulunan balıkcıların

ve ıstakoz avcıların marifetlerini

izleyebilir ve öğrenebilirsiniz.

TAYLAND TROPİKAL BİR BAHÇE

Tayland’ın % 30’undan fazlası

korunmuş doğal yaşam ortamı

ve milli parklardan oluşuyor ve

tahminimce eşi benzeri dünyada

başka yoktur. Diğer taraftan bakınca

Tayland zaten toplam olarak

da bir tropikal bahçe sayılır.

Kraliyet ailesi buna çok özen gösterip,

doğayı ve dengeyi korumak

için büyük uğraşlar vermektedirler.

Aynı şekilde şehirde bir sigara

izmaritini yere atmanız size

yaklaşık iki bin baht’a yani bizim

para ile 225 TL gibi bir rakama

mal olabilir. Özellikle şehirlerde

yerde sigara izmariti bulmanız

oldukça zor bir ihtimaldir.

Bangkok için küçük bir veri paylaşımı

yapmak isterim. Dünyanın

en çok turist gelen metropolü değil

ancak turizm verilerine göre

son yıllarda en çok gecelemeyi

alan dünya şehridir. Bu durum

da aslında birçok şeyi anlatıyor.

Bu durumun tabii ki belli başlı

nedenleri var. Bir kısmı Bangkok’u

aktarma noktası olarak

Pattaya’ya gitmek için kullanır...

Evet dünyanın en büyük açık

hava genel evi burada ama Pattaya

belki Tayland’ın yer olarak

yüzbinde biri bile değil. Ancak

nedense seks turizmi insanların

kafasında yer etmiş. Aslında oraya

odaklanıp, turları o şekilde pazarlayıp

ülkeye hak ettiği değeri

vermiyorlar. Yani Saygıyı! Bir de

Sukotay. Evet Sukotay, Tayland’ın

eski Siam rejimi döneminde başkentiydi.

Bir saatlik kısa bir uçak

mesafesi ile gidebileceğiniz ve

doğanın içerisinde bisiklet ile

gezmeyi sevenler için tasarlanmış

bir tapınak ve doğa cenneti.

Tayland’ı çok seçenekli yaşama

şansınız var... Parti kurdu olarak

gece lüks otellerin zirvelerinde

‘’One night in Bangkok’’ dinleyerek,

Hua Hin’de iki palmiye arasında

kurulmuş hamakta sallanıp

coconut içerek, Bangkok’da

sayısız yüzen pazarları gezerek,

diğer sayısız pazarlardan oldukça

ekonomik alışverişler yaparak,

kaplanlar diyarında bizzat

kendilerine sarılıp severek , fil

sürüsü ile birlikte banyo yaparak,

timsahlar ile birlikte maceralı bir

tur gerçekleştirerek, budistlerin

yaşamlarını izleyerek muhteşem

bir deneyim yaşayabilirisiniz.

Tanımadığıız biri yanınızdan geçerken

gülümseyerek selam mı

verdi? Evet burası Tayland!

Saygı & sağlıcakla kalın ve

gezin diyorum.

Sevgilerle,

Mehtap

TOPÇU

Co-Founder

Tripedia

Rekabetçi Ortamda

Otelinizin Konumu

Günümüzde otellerin listelendiği, satışa çıktığı binlerce

kanal bulunmakta; bazıları geleneksel kanallar

olup bazıları ise teknolojik alt yapısı olan kanallardır.

Otelcilerimiz doğru zamanda, doğru kanalda, doğru bir fiyatlandırmayla

pazarda yer almalıdır. Bu sebeple burada

otelcilere büyük bir iş düşmektedir. Pazarda yer almaya

devam edebilmek, karlılığı ve doluluğu artırmak, misafir

memnuniyetini maksimize edebilmek için kesinlikle ve

kesinlikle teknolojiye yatırım yapılmalı, yeni trendler takip

edilmelidir.

Öncelikle otelinizi listeyebileceğiniz B2B ve B2C kanalları

iyice bir araştırın; hedef pazarınız bu kanalları seçerken

size yardımcı olacaktır. Bu kadar çok kanalı nasıl yöneteceğinizden

gözünüz korkmasın. Channel Manager’lar yardımıyla

bu konuyu kolayca halledebiliriz. Bundan iki yıl önce

RateGain’ın Ülke Müdürlüğünü yaparken bir Satış Direktörü

otelci arkadaşımıza telefonda Channel Manager hakkında

görüşmek istiyorum dedikten sonraki “böyle bir pozisyon

arayışımız yok teşekkürler” cevabını aldıktan sonra

ben Channel Manager nedir kısaca bir bilgi vermek istiyorum.

Channel Manager otelinizi onlineda listelediğiniz tüm

kanalların yönetiminde size yardımcı olan bir yazılımdır.

Bu yazılımlar sayesinde tüm B2B, B2C, GDS, booking engine,

sosyal medya gibi birçok satış kanalını tek bir program

üzerinden yönetebilir, mevcut odalarınızı daha fazla kanalda

daha doğru biçimde listeyebilirsiniz. Tek bir tıkla bağlı

olduğunuz tüm kanalları günceller; havuz kontenjanlar sayesinde

kontenjan yönetiminizi kolaylıkla sürdürebilirsiniz.

Uyumlu bir PMS kullanıyorsanız eğer entegrasyon gerçekleştirip

gelen tüm rezervasyonları otomatik PMS’e alabilirsiniz

böylelikle rezervasyon departmanının işini hafifletip

hem de kontenjanınızı PMS üzerinden çekebilirsiniz.

Peki ya hangi fiyattan satış yapacaksınız? Öncelikle rakipleriniz

kimler ona bir karar vermelisiniz. Kategori, lokasyon,

oda sayısı kararlarımızı etkileyen baş faktörler diyebiliriz.

Rakip otellerin hangi kanallarda ne fiyatlar sunduğunu

otelinizin fiyat stratejisini belirlerken kullanabileceğiniz

Rate Shopper ( Rakip otel fiyat analiz) programları mevcut.

Bu yazılımlarla birlikte rakip otellerin ve kendi otelinizin

gerçek zamanlı fiyat analiz raporlarını alıp karşılaştırabiliriz.

İyi bir Rate Shopper’dan beklentiniz gerçek zamanlı

data verebiliyor ve oda tiplerini karşılaştırıp analiz yapabiliyor

olmasıdır. Rakip otellerin pazardaki fiyatlarını ve fiyat

değişikliklerini bu programlar aracılığıyla kolaylıkla takip

edebilir ve fiyat stratejinize önemli katkı sağlayabilirsiniz.

Bunun gibi sizlere otelinizi konumlandırma stratejilerinizde

yardımcı olacak iş yükünüzü hafifletip, doğru kararlar

almanızı sağlayacak birçok teknolojik sistem ve yazılımlar

mevcuttur. Yazımın başında da belirttiğim gibi pazarda

yer almaya devam edebilmek için teknolojiye yatırım yapmalıyız,

yaptırmalıyız.


festival 24

Sayı: 14 Yıl: 2 / Nisan 2018 www.hotelgazetesi.com

Bu organizasyon Ayvalık’ı özüne döndürecek

1. AYVALIK

DOĞA FESTiVALi

Balıkesir’in Ayvalık ilçesi, bugünlerde

bambaşka bir etkinliğe ev sahipliği

yapmaya hazırlanıyor. Mayıs

ayında düzenlenecek Ayvalık Doğa

Festivali, ziyaretçilerine tarihi kentin

tüm güzelliklerini bir arada sunma hedefiyle

organize edilecek. Kapılarını 3

Mayıs’ta ziyaretçilerine açacak festivali

3 gün boyunca, 3 farklı noktada hayat

bulacak.

TABİAT OLMA BİLİNCİ YERLEŞECEK

3 gün boyunca sürecek festivalde, otları

tanıma ve toplama gezilerinden,

yemek atölyelerine, yabani ot ve bitkilerle

beslenme ve tedavi söyleşilerine,

mübadele sergilerinden, el işi atölyelerine,

sokak sanatçılarından, konserlere

yöresel kıyafetlerle hazırlanmış defilelerden,

farklı kültür halk danslarına

lezzet yarışmalarında tohum ekmeye,

kadar birçok etkinliğin gerçekleşeceği

festivalde misafirler keyifli zaman geçirmelerinin

yansıra ekolojik hayata

farkındalık, doğayı ve kentimizin yüzlerce

yıllık kültür birikimini de yakından

tanıma fırsatı bulacak. Ayvalık Esnaf

Odası tarafından Ayvalık Belediyesi’nin

desteğiyle düzenlenen Doğa festivali

beş ana tema dan oluşmakta: Gastronomi,

Mübadele, Fitoterapi, El sanatları

ve Tabiat Parkı Olma Bilinci.

KÜLTÜR VE SANATA YOLCULUK

Etkinlik çerçevesinde, İki yaka yarım

aşk Mübadele film gösterimi, Çevre

duyarlı AB sürdürülebilirlik ödüllü Sıradışı

İnsanlar Belgesel filmi gösterimi,

Orhan Kural ve Serap Yenici’nin sunumuyla

Dünya için bir şey yap temalı şiir

ve müzik dinletisi, Serap yenici konseri,

AIMA Tarafından organize edilen

Clarisemble Klarnet grubu dinletisi

(Taksiyaris Kilisesi) festivalin önde gelen

aktiviteleri arasında.

n Farklı kültürlerin (Girit, Midilli,

Makedon) halklarının halk oyunları,

n Yöresel kıyafetler ile düzenlenecek

Defile

n Ege ve Akdeniz Mutfağının örnekleri

ile süslenecek mutfak atölyeleri ve

tadım gezileri

n Ayvalık kadınlarının el emeği ile

yaptıkları yemeklerden oluşacak

tamamen organik Pazar

n Ayvalık Cunda El sanatları atölyesi

ve stantları

n Ayvalık tarihi sokakların da Atatürk

ün yürüdüğü yollarda gezi, mimari

özellikli binaların incelenmesi,

n Açılışı yeni yapılan ayazma gezisi,

n Üniversite öğrencilerden oluşan

sokak sanatçıları.

n Ayvalık Tabiat Parkı vurgusunda

Ayvalık – Cunda -Ayvalık arası tekne

gezi ve transferleri

n Birçok farklı mekanda

akademisyenler tarafından

düzenlenen özel söyleşiler yer alıyor.

AYVALIK’I AYVALIK YAPAN

DEĞERLER...

Söyleşiye katılacak konularında

uzman akademisyenler

arasında Prof Dr. Murat KAR-

TAL, Doçent Dr Murat DOĞDUBEY,

Yrd. Dr Nuri ADIYEKE, Prof. Dr Nükhet

ADIYEKE, Yrd. Dr. Nurdan Tümbek TE-

KEOĞLU, Yrd. Doçent Doktor Figen ER-

DOĞDU, Mehmet Şirin YALVAÇ ,Seda

YALVAÇ, Nazım TANRIKULU , Mehmet

Ali ALTIOKKA gibi önemli isimler yer

alacak. Ayvalık, Küçük köy veya Cunda

florasında yenilebilir otların keşfi

ve floraya zarar vermeden atölye için

ot toplama etkinliğinin yanı sıra Ayten

KODAK tarafından moderne tekniklerle

ve çeşitli bitkisel yağlarla ,cilde

uyumlu PH’ta soğuk sabun yapımı ele

alınacak. Bunun yanı sıra Türkiye Florası

ressamı Nihan ŞİŞLİ, Bilimsel Bitki

ressamlığı üzerine bir sunum yapacak.

Turgut Alp Can’ın El sanatlarmeı üzerine

söyleşisi, Rehber Taylan KÖKLEN’in

Ayvalık’ın Tarih Kokan Sokaklarını tanıtması,

Ayrıca Çocuklar için Doğa

bilincini vurgulamak adına hazırlanan

“Geri Dönüşüm’’ atölyesi, festivali diğer

festivallerden ayıracak etkinliklerden

birkaçı.


25

Sayı:

haber

14 Yıl: 2 / Nisan 2018 www.hotelgazetesi.com

TÜRSAB

GÖNÜLLERİNİ

ALDI

TÜRSAB yetkilileri, Japon

turistleri kaldıkları otelde

ziyaret ederek yaşanan tatsız

olaydan dolayı üzüntülerini

dile getirdi. Turistlerin

maddi zarar da TÜRSAB’ın

girişimiyle telafi edildi.

TÜRSAB heyeti tarafından

Reiko EGUCHI ve Michiko

FUKUZUMİ’ye TÜRSAB Yönetim

Kurulu Başkanı Firuz

B. Bağlıkaya’nın kaleme aldığı

Japonca’ya çevirilen ve

yaşanan olaydan duyulan

üzüntüyü bildiren mektuplar

verildi. TÜRSAB, bu tip

olayların yaşanmaması adına

denetimlerini sıklaştırdı.

İki Japon turisti Yeşilköy’den

Sultanahmet’e 1.550 TL’ye getirdiler

Tatil fiyatına

havaalanı

transferi

!

Turizm sektörünün en büyük

sorunlarından biri de büyük

şehirlerde, yabancı turistlere

astronomik rakamlar ödeten

açgözlü dolandırıcılar. Gün geçmiyor

yok artık dedirtecek bir

olay yaşanmasın. Bunlardan biri

de Nisan ayında yine İstanbul’da

yaşandı. Türkiye’ye yurt dışından

turist getiren MSİ Turizm aracılığıyla

Japonya’dan İstanbul’a gelen

iki turist, firma temsilcisi ile buluşamayınca,

havaalanından bir

lüks transfer hizmeti veren Azade

Turizm ile anlaştılar. Sabaha karşı

olduğu için trafik sorununun

da olmaması nedeniyle havaalanından

Sultanahmet’e 20 dakika

süren yolculuk için 1550 TL ödediler.

İki turist sabah ilk iş oyarak

MSİ Turizm’i arayarak durumu

ilettiler. Firma sahibi Ertan Demirbaş

konuyu şöyle anlatıyor: “Tokyo’dan

İstanbul gelen iki Japon

turist havalimanında bizim asistanımızla

buluşamıyor. Bu yüzden

söz konusu transfer firması

ile anlaşıyor. Ancak yaklaşık 20

dakika süren yolculuk için 1550

TL’yi turistlerin kredi kartlarından

çekiyorlar. Gelen Japonlardan biri

1946 diğeri ise 1949 doğumlu iki

kadın. Bir gariplik olduğunu anlıyorlar.

İmzaladıkları evrakları bize

gönderdiler. Biz de transferi yapan

firma ile görüştük. Görüştüğümüz

kişi bize ‘35 bin dolar kira

ödüyoruz. Kaç liraya transfer yapacağımızı

size mi soracağız’ diye

cevap verdi.

TÜRSAB’A ŞİKAYET ETTİK

Biz de bu cevap üzerine Türkiye

Seyahat Acenteleri Birliği

TÜRSAB’A firmayı şikâyet ettik.

Japon turistlere bu turu uçak

dahil, 2 gün Kapadokya gezisi ve

rehber hizmetiyle birlikte 380

Euro’ya satmıştık. Yani yaklaşık

1900 TL. Biz bu fiyata böyle

bir turu satıyoruz. Ancak tek

transferle 1550 TL alıyorlar. Eğer

benim anlaşmalı olduğum firma

ile bu transfer yapılmış olsaydı

ödenecek rakam 120 TL artı

KDV’ydi. Zaten Japon turisti zor

getiriyoruz. Böyle olaylar olunca

işler iyice içinden çıkılmaz bir hal

alıyor.”

ANLAŞARAK GÖTÜRDÜK

İki turistin havalanından Sultanahmet’e

transferini yapan Azade

Turizm’in yetkilileri ise fiyatın

normal olduğunu söylüyor. Firma

yetkilisi; “Biz VIP transfer hizmeti

veriyoruz. Araçlarımız çok lüks.

Ayrıca şoförlerimiz İngilizce biliyor.

Takım elbise ile hizmet veriyor.

Biz fiyatı açıkça söyledik.

Onlar da kabul etti. Herhangi bir

şekilde gizli bir iş yapmadık. Bu

konu şöyle değerlendirilebilir:

‘Bakırköy’de bir balık yiyorsunuz.

Aynı Balığı Ortaköy’de yediğiniz

zaman daha fazla ödeme yapıyorsunuz.

Biz aynı zamanda

helikopter ile de transfer imkânı

veren bir firmayız.” Söz konusu

yolculuk taksi ile yapılmış olsaydı

ödenecek ücret 60 ile 70 TL arasında,

lüks araçlarla hizmet veren

Careem ve Uber gibi uygulamalar

kullanılsaydı eğer ortalama 85-90

TL olacaktı.

Orhan

Genceli

Tryp & Hawthorn Suites

By Wyndham

Genel Müdür

TURİZM POLİTİKALARI

VE TURİZM KALKINMA

PLANLARINDA TURİZM

PROFESYONELLERİNİN YERİ

Efendim turizm politikaları gerek ürün çeşitliliği ve gerekse

ülkede hizmet ve ürün dağılım politikaları ile ilgili,

yaşanan birçok kriz ve yanlış yatırımlardan sonra

nihayetinde devlet baba olaya bir düzen vermeye karar

verdi. Biliyorsunuz Kalkınma Bakanlığı ve Turizm Bakanlığı

tarafından çeşitli eylem planları hazırlandı, şuralar düzenlendi.

Etkin politikada proje üretmek veya politikaya katkıda

bulunmak için asıl rol alanlar bu işin içinde yoktu. Kalkınma

bakanlığı sağlık turizmi eylem planı yaptı yine çalışan kesimden

hatta yatırımcılardan hiç kimse yoktu.

Barselona 1992 Olimpiyatlarına hazırlanırken şehir yılda

300 – 500 bin civarında turist anca alıyordu. Olimpiyatlara

hazırlanırken başta ticaret odası olmak üzere kurulan komiteye

ilgili tüm birimler çağrıldığı gibi sokak sanatçılarından

tutun, seyyar satıcıya kadar şehrin tüm sahipleri komitede

yer aldı. Yoktan bir marka şehir yaratılar. Yılda 5 milyon turist

hedeflenmişti, durum ortada 2017 yılı resmi olmayan

kaynaklara göre 12 milyon yabancı turist en az bir gece şehirde

konakladı. Geri dönüş tüm turizm yatırımcısı, çalışanı

ve yan sektörleri ihya etti.

Bizim politikalarımız ise rant üzerinden döndüğü için köşe

taşlarını genellikle o pastanın en çok kremasını kim yemek

istiyorsa bu tür politikalarda gerekli masada yada koltukta

onlar yer alıyor. Durum ortada, İstanbul gibi bir şehir Paris –

Londra ve LA ile rekabet etmemiz gerekirken, maalesef Barselona

ile bile rekabet edemiyoruz. Sonrada şikâyet ediyoruz

alt kadro personel bulamıyoruz diye. Arkadaşlar yatırım

sadece binaya olmaz, personele yatırım yapmaz, bütçenize

eğitim giderlerini ilave etmezseniz durum ortada.

En küçük krizde personeli işten çıkarır Genel Müdürü çıkarıp

yeğeninizi yada muhasebecinizi otelin başına koyarsınız,

sonra da şaşırırsınız fiyatlar neden düştü diye. otel neden

kâr etmiyor diye. Aslında söylemek istediğim her şeyde olduğu

gibi her ne kadar özel sektörün önünü açmak adına

sektöre destek olsa da, devletin bir plan ve programı olmayınca

turizmimiz de birkaç idealistin çabalarıyla anca bu kadar

kontrol altında tutulabilmektedir.

Yani işin neresinden tutsam bir eksik görmemek mümkün

değil. Sağlık Turizmi Kalkınma Planı yapılmış, bu komisyonda

ne turizm yatırımcıları ne de TUROYD gibi otel profesyonelleri

yer almış. Hatta davet bile edilmemişler.

Özet olarak bir Turizm politikamız olacak, Turizm kalkınma

planımız olacak ama bu programlar hazırlanırken işin içerisinde,

bu işin sahipleri kimler ise mutlaka temsilcileri yer

alacak. Hatta Taksiciler Federasyon Başkanı bile komisyonda

yer alabilirse Turizmde Taksicilerin bile ne kadar önemli

rol aldıklarını kavramış oluruz.


stk 26

Sayı: 14 Yıl: 2 / Nisan 2018 www.hotelgazetesi.com

Turizm Otel Yöneticileri Derneği (TUROYD) Olağanüstü Genel Kurulu yapıldı

ALi CAN AKSU GÜVEN TAZELEDi

Turizm Otel Yöneticileri

Derneği TUROYD, Olağanüstü

Genel Kurul’a gitti.

Tek aday olarak seçime giren

başkan Alican Aksu, yeniden

başkanlığa seçilerek güven tazeledi.

Genel kurul’da kürsüye

çıkan Başkan Aksu, konuşmasında

Bakanlığa ve turizm sektörünün

önde gelen STK’larına

sert eleştirilerde bulundu.

ÖNÜMÜZÜ TIKIYORLAR

Az bir zaman içerisinde 81 il 16

ülke bin 700 üye sayısına ulaşan

TUROYD’ un bir durum değerlendirmesine

ihtiyacı olduğunu

söyleyen Ali Can Aksu ortak

amacın mesleki dayanışma ve

Türk turizmine katkıda bulunmak

arzusu olduğunu ifade etti.

TUROYD Başkanı şöyle konuştu.

“Biz nitelikli büyüyoruz. Bu davaya

inana arkadaşlar bu davaya

inanıyor dayanıyorsa doğru

yolda olduğumuzu gösteriyor.

Bizim mesleğimiz kimliksizleştiriliyor

böyle bir algı yaratılıyor.

Bazı taraflara ne kadar adım

atarsak elimizi ne kadar uzatırsak

o kadar kaçıyorlar. Bizlerden

ürktükleri şey nedir anlamış

değilim, üreten insanlardan korkuyorlar.

Omuz omuza yürüdüğümüz

insanlar o STK’lar gidip

hükümete sendikalaşıyor diye

önümüzü tıkıyorlar.”

80 milyar dolarlık tesis var. 2

milyon çalışan insan var.3 bin

yatırımcının 2 dudak arasında

mı olacaksınız yoksa “TUROYD”

çatısı altında mı olacaksınız karar

verin. Turizm STK’larının

kendilerini “Sendikalaşıyorlar”

iddiasıyla Hükümete şikayet ettiklerini

ileri süren Aksu, “Biz sadece

haklarımızı istiyoruz” dedi.

Bizim siyasi kirlilikle işimiz yok

arkadaşlar.

ŞURA FASA FİSO

OLMUŞTUR

Ali Can Aksu, Kültür ve Turizm

Bakanı Numan Kurtulmuş’un

“Türk turizminin geleceğinin belirlendiği

şura” olarak nitelendirdiği

3. Turizm Şurası’nı sonuçları

itibariyle “fasa fiso” olarak

nitelendirdi. Şura’ya 21 madde

sunduklarını ve “meslek yasası”

beklentisi içinde olduklarını anlatan

Ali Can Aksu, önerilerinin

sonuç kararlarında yer almadığını

belirterek, “Kim kaldırıyor,

niye kaldırıyor?” diye sordu. Kontrol

edilmeyen edilemeyen bir

mekanizma olduğunu belirten

Aksu, “Hindistan’da o görevde

kalabilmek için 3 yıl gerekiyor ve

devlet sınav yapıyor. Bu derece

kontröllü bir turizm anlayışı var.

Hal böyle olmuşken Türkiye’deki

otellerin %60’ı amatör insanlar

tarafından yönetiliyor. Profesyonel

yöneticiler tarafından yönetilen

otellere bakın zaten farkı

ortaya çıkıyor.” dedi.

Her geçen gün kimliksizleştirilen

mesleğe sahip çıkılması gerektiğini

vurgulayan Aksu, meslek

yasası olmayan bir sektöre, çalışanların

ve özellikle genç neslin

güven duymasının mümkün

olmadığını belirterek “Turizm

Genel Kurul’da

kürsüye çıkan

Başkan Aksu,

son dönemlerde

yaşanan

gelişmelerle

ilgili çok sert

açıklamalarda

bulundu.

şuraları ve komisyonları inandırıcılığını

yitirmiştir. Ağzımıza bir

parmak bal çalınıp gönderiliyoruz”

dedi.

TUROYD Hareketinin kısa zaman

içerisinde büyük bir ivme

kazanmasının haklı gururunu

yaşayan Aksu şunları kaydetti:

‘’Yaklaşık bir yıl önceydi biz bu

kuruluşa ön ayak olduğumuz

zaman. Biz açıkçası böyle büyük

bir çoğunluğa, kitleye hitap edeceğimizi

ummuyorduk. Küçük

bir kitleyle hareket edeceğimizi

gözlemliyorduk. Fakat bir anda

öyle bir hareket yayıldı ki, Türkiye’nin

hatta Dünya’nın her tarafına

yayılan bir hareket oldu.’’

ÖZGÜNDOĞDU VE TÜRKUS’A

ONURSAL BAŞKANLIK

Kuruluştan bu yana TUROYD’a

destek olan Ersin Özgündoğdu

ve İhsan Türkus Onursal Başkanlık

ile onurlandırıldı. Özgündoğdu

teşekkür konuşmasında

derneğe sımsıkı bağlanılması gerektiğinin

üzerinde durdu. Dinleyicilere

anılarını aktaran Özgündoğdu,

güncel bir durum

değerlendirmesi de yaptı.

TUROYD’un yeni Yönetim

Kurulu listesi ise şu

isimlerden oluşuyor:

YÖNETİM KURULU ASİL

1. ALI CAN AKSU

Turizoom & Hedef Holding Genel

Koordinatör

2. MURAD YUMAK

Hotel Suadiye Genel Müdür

3. ÇIÇEK MAYDA

Rescate Hotels Genel Müdür

4. SAVAŞ ÇOLAKOĞLU

Limak Ambassadore Hotel G.Müdür

5. MURAT TOKTAŞ

North Point Hotel Samsun Genel

Koordinatör

6. AYKUT BAKAY

Crowne Plaza Istanbul Oryapark

Genel Müdür

7. ERDAL KURTULUŞ

Royal Hotel Genel Müdür

8. EDIP ÇELIK

CVK Park Bosphorus Hotel

İstanbul Genel Müdür

9. BIROL YALÇIN

Swissotel The Bosphorus Satış

Direktörü / Müdürü

10. TURGAY SOLMAZ

Genel Müdür

11. BURÇAK ATAK

Lionel Hotel Istanbul Pazarlama

ve Satış Direktörü

12. SONER METIN

Sheraton Grand Istanbul Ataşehir

Genel Müdür

13. HATICE COŞKUN

Ramada Soma Genel Müdür

14. TARKAN AKYÜZ

Grand Ant Hotel Genel Koordinatör

15. UĞUR ŞAHBAZ

Anemon Turizm A.Ş Genel

Koordinatör

16. HATICE ŞULE GÖKIRMAK

Rescate Hotels Genel Koordinatör

17. HALIL DURU

Gilan Turizm Genel Koordinatör

18. TANER DURMUŞ

Mavigöl Otel Genel Müdür

19. AHMET GÜNER GÜNEY Ramada

Encore İzmir G. Müdür

20. KADIR VARÇIN

Plaza Hotel Diyarbakır G.Müdür

21. ERTUĞRUL UZAK

Hilton Garden Inn Beylikdüzü

Genel Müdür

DENETİM KURULU ASİL

1. NADIR KADAKAL

Dedeman Bostancı Genel Müdür

2. AKIN OKYAY

Von Resort Hotels Operasyon

Müdürü

3. MUSTAFA ADIL MERT OKAN

Genel Müdür

DİSİPLİN KURULU

1. İHSAN TÜRKUS

2. ERSIN ÖZGÜNDOĞDU

3. EMINE BOZKURT


27

Sayı:

zirve

14 Yıl: 2 / Nisan 2018 www.hotelgazetesi.com

’dan

bir başarı daha Dünya Çapındaki

Halal in Travel Zirvesi Türkiye’de

Kasım Ayında Uzak Rota

Summit içinde gerçekleşecek

olan Halal in Travel

zirvesi için Türkiye’ye Gelecek

Olan Crescent Rating ve Master

Card Global Müslüman Seyahat

Endeksini Yayınladı.

Müslüman turistlerin gezdikleri

ülkelerde aradığı seyahat kolaylığı,

“helal” yiyecekler, ibadet

yerlerinin çokluğu ve fiyatlar gibi

kriterlerin 130 ülkede değerlendirildiği,

Mastercard’ın “Müslümanların

Seyahat Tercihleri”

araştırmasının sekizincisi yayımlandı.Türkiye

kriterler toplamında

4. sıradaki yerini ve “ulaşım

kolaylığı” kriterinde 130 ülke

arasındaki liderliğini korudu.

Araştırmaya göre 2018 yılında

131 milyon Müslüman turistin

dünyayı gezdiği tespit edilirken,

nüfusunun çoğunluğu Müslüman

olmayan ülkelerin, gelişen

Müslüman turist pazarına yönelik

olarak İslami ihtiyaçlara

göre yaptıkları düzenlemeler ile

gelişim içinde olduğu görüldü.

Çoğunluğu Müslüman olmayan

Singapur, Tayland ve Birleşik

Krallık gibi ülkeler ise Müslüman

turistlerin tercih listesinde ilk

dokuz ülkeden sonra geliyor.

TÜRKİYE ULAŞIM

KOLAYLIĞI İLE İLK TERCİH

Türkiye, havayolu bağlantılarının

bulunması, ulaşım kolaylığı

ve vizesiz ulaşım imkanları açısından

en üst sırada yer alırken,

Türkiye’yi sırasıyla Malezya, Tayland,

Birleşik Arap Emirlikleri ve

Katar takip etti. Türkiye aynı

zamanda Müslüman iş insanlarının

da ziyaret ettiği ülkelerin

başında geliyor. Araştırmada,

Türkiye, Malezya ve Endonezya

gibi gelişen ekonomilerin, Müslüman

iş insanlarını giderek

daha fazla çektiği ve önümüzdeki

yıllarda bu rakamın artacağı

belirtiliyor.

Öte yandan, Türkiye’nin geliştirmesi

gereken alanlara bakıldığında,

ülke içindeki ulaşım ağı,

yemek ve otel kriterleri dikkat

çekiyor. Bununla birlikte Türkiye,

“İletişim” ana başlığında

yer alan İletişim’in Kolaylığı, Dijital

Görünürlük ve Müslüman

turistlerin ihtiyaçlarına destek

olma kriterlerinde ilk 10 ülke

arasında yer almaması, genel

sıralamada 4. sırada kalmasının

en önemli nedeni olarak gösteriliyor.

UZAK ROTA İLE

ORTAKLIĞIMIZ UZUN

SOLUKLU OLACAK

Crescent Rating Türkiye Müdürü

Emin Çakmakcı yaptığı açıklamada

“Uzak Rota sadece Türkiye’de

değil aynı zamanda farklı

ülkelerde de başarılı organizasyonlar

gerçekleştiren bir ekip.

Biz Crescent Rating olarak partnerimiz

Master Card ile beraber

Uzak Rota ile sadece Türkiye’de

değil farklı destinasyonlarda da

ortak çalışmalar yapmayı planlıyoruz.

Halal In Travel etkinliği

şuanda Berlin’de ITB Berlin ile,

Singapur’da ITB Asia ile, Malezya’da

MIHAS ile ve Türkiye’de

Uzak Rota ile gerçekleştiriyoruz.

Baktığımızda her bölgenin en

güçlü fuar ve etkinliğiyle çalışmalar

yapıyoruz. Bu bağlamda

Uzak Rota ile hem Türkiye’de

hem de farklı destinasyonlarda

birlikte çalışma konusunda niyetimiz

var.” dedi.


yorum 28

Sayı: 14 Yıl: 2 / Nisan 2018 www.hotelgazetesi.com

KALiFiYE

eleman mı,

patron mu

Turizmde Kalifiye personele

ihtiyaç var kalite çok düşük;

çözüm ya kalifiye personel

ya kalifiye başka yolu yok!” söylemleri

sektörde çokça gündeme

gelir oldu..

“Personel eskisi gibi değil canım

kardeşim bizim zamanımızda

öyle miydi? Özel yetişmiş protokol

servis personeli, dört yabancı

dil bilen Ön büro personeli vardı

otellerde.. Yurtdışında Turizm

okumuş yetişmiş şu üniversiteden

mezun olmuş çalışanlar vardı..

Hem de bizim zamanımıza

inanılmaz bir disiplin vardı, şimdi

öyle mi? Müdürümüz bir bakardı

böyle mum gibi dururduk, nefes

alamazdık! Bla bla bla.. Yılların

emektarı minimum iki kişi bir araya

gelir efendim tabir-i caiz ise

gömer gömer dururlar zamane

turizmcileri..

Sektöre yirmi senedir hizmet

eden, naçizane çalıştığı süre

boyunca da kendini mesleğini

hakkıyla yerine getirebilmek için

donatmaya çalışmış bir hizmet

sektörü çalışanı olarak beklentim

bu yönde değil ne personelden

ne de değerli yöneticilerimizden..

Hemfikir değilim bu söylemlerin

sahibi arkadaşlarımla.

Kanaatim tek taraflı olmamalı hiçbir

şey bu dünyada; değerlendirilen

noktayı tüm sebep ve sonuçlarıyla

ele almalı.. Nedir mevzunun

can alıcı yeri, nedir sorunumuzun

kaynağı diye bakmak gerekir. Malum

empati yapamamak çağımızın

hastalığı gibi..

Kalifiye personel elbette en güzel

üniversitelerimizde yetiştirilsin,

mezun olur olmaz en az iki dil

bilen, teorik bilgisi tam, sadece

bilgisini pratiğe dökmek için hazır,

son derece istekli, kendine güvenen,

inisiyatif kullanabilen pratik

zekalı, çalışkan, canavar gibi personel

aksın gelsin sektöre gümbür

gümbür, gönlümüzden geçen

bu elbet..

Ancak atladığımız önemli bir

nokta var ki; bu saydığımız özelliklere

sahip iş göreni, bu işi bu

donanımla sadece Türkiye’de değil

dünyanın her bir yerinde yapabileceğine

kanaat getirdiğimiz

dünya insanını ne kadar mutlu

edebiliyoruz? Verdiğimiz maaş,

otellerin ol-a-mayan personel

politikaları, davranış biçimimiz,

kendini geliştirmeye imkan sağlamayışımız,

eğitim vermekten bilgimizi

paylaşmaktan çekindiğimiz

bu tavırlarımızın tümü, personelimizi

elde tutmayı zorlaştırıyor.

Neden efendim? Çok basit, öncelikli

ihtiyacımız olan kalifiye personelden

ziyade, kalifiye işletme

sahipleri ve kalifiye işletme yöneticileridir

de ondan efendim!

Bu saydığımız ve muhtemelen

fazlası özelliklere sahip personel

zaten kendini eğitim alırken bir

noktaya getirmiş mi? Getirmiş..

Donanımıyla işe kabul edilmiş mi?

Edilmiş.. Çalışırken bunu daha üst

noktaya taşıyacak mı? Elbette!..

Çünkü görüldüğü üzere eğitimi

tamamlamış, yabancı dillerini

öğrenmiş, kendini donatmış ve

mezun olur olmaz en uluslararası

zincirinden bir otelin kapısını kariyer

planlamasını yaparak en güzel

hayalleriyle donattığı dünyasını

da yanına alarak çalmış.. Yani zaten

mayasında var yönetici olacak

geleceğin genel müdürü, koordinatörü,

uluslararası önemli bir

zincirin önemli bir parçası olacak

ve sektöre şüphesiz katacakları,

yarına bırakacakları olacak besbelli.

Bırakın olsun.. Ama nasıl?

Sorumuz ve sorunumuz kalifiye

olmasını, profesyonel hareket etmesini

istediğimiz personelimizi

istihdam edecek vizyonu açık, eli

açık, şeffaf yönetim taraftarı, işi

uzman kadrosuna teslim etmiş

kaç tane patronumuz var? Ve o

personelin önünü açacak, kariyerini

planlayacak kendi koltuğunu

kaybetmekten korkmayacak, bilgisini

paylaşacak yüreklilikte kaç

tane lider yönetici var bunu bir

irdelemek gerekir..

DiLEK

YETKiN

Nişantaşı Üniversitesi Öğretim Görevlisi

Asgari ücretliden hallice verdiğimiz

maaşla, yok gibi davrandığımız,

adını hikayesini bilmediğimiz,

aidiyet duygusunu hissettiremediğimiz,

mesai saati kavramının

işletme tarafından sıkça ihlal

edildiği, şeffaf ve modernize yöntemlerle

yönetilmekten mahrum

bıraktığımız personelimizin söylenilen

her şeye biat etmesini,

tatmin etmeyen maaşı, alamadığı

primleri, zamları ile kariyerini

planlayamayan, yarınını yönetici

olarak göremeyen personelin

kendini bu tesislerde uzun süre

konumlandırmasını beklemek

pek akıl karı değil..

Ve sonuç arkasına bakmadan sektörü

terk eden kalifiye ancak işsiz

turizmciler, kalifiye personelden

yoksun oteller.. Asgari ücrete tabii

donanımı tam da istenildiği

gibi olmayan, hizmet kalitesi ve

kurum kültüründen bihaber personel

istihdamı (ki sonuçları oldukça

pahalıdır kalifiye personeli

adamakıllı maaşla işe alıp çalıştırmaktan

) ve tabii kaçınılmaz son;

kalitesiz hizmet.. kısır döngü suçlamalar..

Gençler için önünden geçilmeye

yemin edilmiş bu tesisler kariyer

hayallerinde hazin son oluyor..

Bu noktada şok ve umutsuzluk

evrelerini atlattıktan sonra sektör

değiştirme eğilimi oldukça yüksek

oluyor haliyle çaresizlikten.

Turizm işletme eğitimini almış dil

bilen insanlar ilaç sektöründe,

otomotiv sektöründe, eğitimi ile

alakalı olmayan başka sektörlerde

iş bulma ümidi ile yeniden başlama

çabaları içinde sıfır noktasında

buluyor kendini. Yazık, hem de

çok!.

Neyse ki bugün sektörde farkındalığı

olan ve sorunun kaynağına

inme cesaretini gösteren yönetici

arkadaşlarım da varlar; sağ olsunlar

var olsunlar.. Bu farkındalığı

kazanmak için sahip olunası en

önemli özellik empati yapabilmek;

mücadele etmek için de

değişime cesaretli olmaktır. Otellerin

özellikle son üç yılda ciddi

zorluklar yaşadığı, bir takım imkanlarının

kısıtlandığı doğrudur;

?

hepimiz tarafından bıkmadan

mücadele edilen gerçeklerdir. Yarına

olan inancımız bizleri ayakta

tutarak daha fazla bir şeyler yapmaya

yönlendiriyor ve biz bu mücadeleyi

gerek üyesi bulunduğum

dernek POYD çatısı altında; gerek

satış ve pazarlama müdürü olarak

görev yaptığım otelimde, gerekse

ders verdiğim üniversitede tecrübelerini,

birikimlerini, doğrusuyla,

yanlışıyla aktarma imkanına sahip

öğretim görevlisi olarak, sonuna

kadar vermeye ve sektörüme sahip

çıkmaya çalışıyorum naçizane.

Şükürler olsun..

Bugünleri elbette aşacağız, gençlerimize

umut salalım. Yarının yöneticilerini

yüreklendirelim, yoksa

vebalimiz büyük olacak. Her bir

karışı değerli, denizi, kumu, güneşi,

kültürü, tarihi, mutfağıyla oldukça

zengin topraklarda, turizm

için kalifiye personelden önce

vizyon sahibi, kalifiye turizm işletmecilerine,

patronlara, üst düzey

yönetime ve hatta devlet erkanına

ihtiyaç vardır; duyurulur!.

Yaşadığımız her krizde ilk aklımıza

gelenin personeli işten çıkarmak,

ücretsiz izine göndermek,

efendim SGK’sını yarım yatırmak

gibi kötü çözümlerin üretilmediği;

gerçek turizmcilerin eğitimli,

donanımlı personelin sektörden

ısrarla uzaklaştırılmadığı, işletme

sahibi sözünü ve tavrını her şeyin

üzerinde tutan, sadece kendi

çıkarlarına ve koltuğuna odaklanan

üst yönetimin olmadığı;

misafir memnuniyetini yanlış

anlayıp girdiği bütün otellerde

sadece başta patron ve akrabaları

olmak üzere memnun etmek

için canla başla çalışan ve korkuları

tarafından yönetilen yöneticilerin

olmadığı; personelini

yıpratan, ağzı dolu küfürler savuran

vizyon yoksunu patronların

hiç otel açmadığı, aidiyet duygusunu

hissettiremeyen paragöz

patronların otelleri varsa hiç iş

yapmadığı ve otellerinin bir bir

kapandığı bir dünya diliyorum…

Bu da benim yarışma dileğim

gibi oldu ama idare edin bence!

Bir derdimiz var sonuç olarak kalifiye

personelden öte!


29

Sayı:

kültür&sanat

14 Yıl: 2 / Nisan 2018 www.hotelgazetesi.com

Türkiye Sağlık Türizmini Geliştirme

Konseyi Gastronomi Turizmi Grup

Başkanı SK Berfend Ber’in

Türk Gastronomisine armağanı

Gastronomi Turizmi Türkiye

Culinary Tourism Turkey

THer geçen gün gelişen Türk Gastronomisi,

yeni bir eser kazandı.

THTC Türkiye Sağlık Turizmini

Geliştirme Konseyi Gastronomi Turizmi

Grup Başkanı SK Berfend Ber tarafından

hazırlanan ve yiyecek ve içecek

kültürel mirasımızın tarihsel süreci ile

günümüz bölüm başlıklarını içeren, ülkemiz

Gastronomi Turizminin adeta bir

yol haritası özelliği taşıyan “Gastronomi

Turizmi Türkiye / Culinary Tourism

Turkey” adlı kitap, İngilizce ve Türkçe

olmak üzere iki farlı dilde yayınlandı.

Berfend Ber tarafından THTC Türkiye

Sağlık Turizmini Geliştirme Konseyi Kurucu

Başkanı, Hestourex Dünya, Sağlık,

Spor, Alternatif Turizm Kongre ve Fuarı

Danışma Kurulu Başkanı Emin ÇAK-

MAK ile birlikte planlanıp, titiz bir ekip

çalışması ile hazırlanan eser, HESTOU-

REX-2018 2. Dünya, Sağlık, Spor, Alternatif

Turizm Kongre ve Fuar’ı sürecinde

yazarı tarafından imzalanarak dağıtıldı.

THTC Türkiye Sağlık Turizmini Geliştirme

Konseyi, Gastronomi Turizmi

Gurup Başkanı Berfend Ber’in kaleme

aldığı araştırma, inceleme yazı ve görsellerle

7 bölge, 81 ilin gastronomisi

ile coğrafyamızın süre gelen günümüz

beslenme alışkanlığının, öğün beslenmesine

etki eden Türk topluluklarının

yansıması. Kardeş mutfakları ( Komşu

Türk Mutfakları) ile Selçuklu ve Osmanlı

mutfaklarımızın kurgusu ve tanıtımından

oluşan 288 sayfalık İngilizce

ve Türkçe kitap, toplam 20.000 adet

basıldı.

Kitap, soyut kültürel mirasın somut bir

yansıması olan yiyecek ve içecek kültürel

mirasımızın tarihsel süreci ile güncel

bölüm başlıkları ile ülkemiz Gastronomi

Turizminin adeta bir yol haritası niteliğinde.

DEVAMI GELECEK

Kitabın yazarı Berfend Ber, eseri

hakkında şu ifadeleri kullandı: “Türkiye

Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı

himayelerinde; THTC Türkiye Sağlık

Turizmini Geliştirme Konseyi ile HES-

TOUREX Dünya, Sağlık, Spor, Alternatif

Turizm Kongre ve Fuar Kurulunun

desteğinde hazırlanmıştır. Kitap marketlerinde

satılmamaktadır. “ Gastronomi

Turizmi Türkiye / Culinary Tourism

Turkey “ Türk gastronomisine

armağanımızdır. Gastronomi Turizmine

başlangıç kitabımdır. İkincisinin

çalışmaları devam etmektedir. Kitabımız,

yıl içerisindeki yurt içi ve yurt dışı

Turizm Etkinliklerimizde dağıtılma süreci

ile de planlanmıştır.”

Uzakdoğu’da Türkiye’yi tanıtan kitap yazdı

‘Türkiye’den Gelen

Davetiye’

Tayvan’da yapmış olduğu televizyon

ve sahne şovları ile

Çince konuşulan coğrafyada

oldukça fazla kişiye ulaşan Rıfat Karlova’nın

Türkiye’den Gelen Davetiye

isimli Çince kitabı Tayvan’da Book

Republic Yayınlarından piyasaya çıktı.

Şubat ayında Taipei Uluslararası

Kitap Fuarında ilk kez standa çıkan

kitabın ilk basımı 3500 adet olarak

planlandı ve piyasaya çıkmasından

çok kısa bir süre sonra 600 ek baskı

ile toplamda 4100 adet kitap okuyuculara

sunuldu. Bu kitabın en büyük

özelliği Tayvan’da bir Türk tarafından

yazılmış olan ilk Türkiye kitabı olması

ve Türkiye’yi sade bir dille anlatması.

İnternet üzerinden Malezya ve Singapur

gibi ülkelere de satılan kitap çıktığı

ilk hafta yaklaşık 1000 adet sattı.

ONLARA BİZİ ANLATIYOR

Kitapta Türkiye’nin tarihi, gelenek

görenekleri, yemeklerimiz, turistik

yerler ve birçok ilgi çekici bilgileri

akıcı bir dille anlatan Karlova

ayrıca kendi kişisel gezi ve aile

hikayelerini de kitaba ekledi. Pamukkale,

Kapadokya, Safranbolu,

İstanbul, Efes, Antalya, Konya gibi

turistik yerler ayrı bölümler halinde

anlatılan kitapta ayrıca Trakya,

Truva ve Karadeniz yaylaları da

unutulmadı. Ülkemizin kurucusu

Mustafa Kemal Atatürk’e özel bir

bölüm ayrılması da kitabın içerisinde

göze çarpan diğer detaylar

arasında. Yaklaşık 2 yıl süren hazırlığın

ardından 250 sayfa olarak

piyasaya çıkan kitap Türkiye’nin

Uzakdoğu’da tanıtılması açısından

büyük bir öneme sahip. 2018 yılında

Çin’de Türkiye turizm yılı olması

da kitap için önemli bir fırsat olduğunu

belirten ve bunun da değerlendirilmesi

gerektiğini vurgulayan

Karlova, amacının bu kitabın daha

çok Çinli okuyucuya ulaşması olduğunun

altını çiziyor.

İLGİSİZLİKTEN YAKINDI

Kitabın yazarı Rıfat Karlova, Türkiye’yi Uzakdoğu’da tanıtmak için yazdığı

bu kitaba kendi ülkemizde ilgi gösterilmemesinden yakındı. Tayvan’da

Türkiye’yi tanıtan konferanslar verdiğini belirten Karlova Tayvan’ın kendisine

vatandaşlık teklif ettiğini ama buna rağmen memleketinin kendisinden

ve yaptıklarından haberi olmadığını söyledi.


ik 30

Sayı: 14 Yıl: 2 / Nisan 2018 www.hotelgazetesi.com

TURIZM sektörünün deneyimli

isimlerinden Erhan Çakay,

Eresin Topkapı Hotel’in

genel müdürlüğüne getirildi.

Uludağ Üniversitesi Balıkesir

Turizm ve Otelcilik Bölümü

mezunu Çakay, İngilizce, İspanyolca,

Almanca biliyor.

TÜROB, İH&RA, TÜROFED ve

SKAL gibi STK’larda çeşitli görevler

üstlenmekte olan Çakay,

geçtiğimiz 10 yıl boyunca

TÜROB Genel Sekreterliğini

yürüttü. Şu an Disiplin Kurulunda

görev yapan Çakay,

İstanbul Üniversitesi Turizm

Bölümünde 18 yıldır öğretim

üyesi olarak derslere giriyor

Erhan Çakay

Eresin

Topkapı

Hotel’in Genel

Müdürü oldu

Mesleki kariyerinde en son

bir acentada genel müdürlük

görevinde bulunan Erhan

Çakay, bundan böyle ünlü

Eresin Topkapı Hotel’in Genel

müdürlük görevini yürütecek.

Hotel Gazetesi, Erhan

Çakay’a yeni görevinde başarılar

diler

Veli ÇiLSAL’dan

dostlarına tavsiye

BENİM kim olduğumun gerçekten

bir önemi yok, ne yaptığımın

çok önemi var! Benim kim

olduğumu önemli kılan yaptıklarımdır

!!! Birisine yol verdiğinizde,

kendinize yol açıyorsunuzdur.

Size yardım ediyorsam,

kendime yardım ediyorumdur.

Yaşam o kadar zincirleme bir

reaksiyonla birbirine bağlı ki.

Belki bir saniye sonra size geri

dönmüyor ama eninde sonunda

dönüyor. Hayat dikenli bir

daldan bal yalamak gibidir Güçlü

olmak değil güçlü hissetmek

önemlidir. Gücünüzün gerçek

bir mucize olduğunu farkına

varmanız dileğiyle.

Selamlar Saygılar

Veli Çilsal / Anı Tur

Alişen Akyol

Piya Sport Hotel’in yeni Genel Müdürü

SEKTÖRÜN, başarılı isimlerinden

Alişen Akyol, İstanbul

Beyazıt’ta bulunan

Piya Sport Hotel’in genel

müdürlüğüne getirildi.1990

yılından bu yana 3 ve 4 yıldızlı

otellerde çeşitli görevlerde

bulunan Akyol, bundan

böyle Beyazıt’ta açılan

Piya Sport Hotel’in Genel

müdürlük görevini yürütecek.

Şehir Otelciliği konusunda

uzmanlaşmış ve bu

anlamda her türlü donanıma

sahip olan Akyol, ilk ve

orta öğrenimini İstanbul’da

tamamladıktan sonra yüksek

öğrenimini Almanya’da

gördü. Bir süre Almanca

öğretmenliği yapan Akyol

daha sonra geçtiği turizm

sektöründe ilerledi.Alişen

Akyol’a yeni görevinde başarılar

dileriz.

Hilton Garden Inn Beylikdüzü’ne bir ödül daha

ERTUĞRUL UZAK, ‘YILIN GENEL MÜDÜRÜ’ SEÇiLDi

MERKEZİ ABD’de bulunan uluslararası

oteller zinciri Hilton’un

bünyesindeki Hilton Garden

Inn Oteli, dünya genelindeki

otel yöneticileri arasından en

başarılı yöneticisini seçti.

Bu ödülle birlikte Hilton

Garden Inn Istanbul

Beylikdüzü, Hotel

Succsess Award

(Otel Başarı Ödülü)

ve Most Improved

Overall

Experıence Award

(Genel misafir

memnuniyetinde

en çok gelişim gösteren

otel ödülü)’nün ardından

üçüncü kez uluslararası alanda

önemli bir ödül kazanmış oldu.

ERTUĞRUL UZAK’I KUTLARIZ

Ertuğrul Uzak turizm sektörüne

1990’lı yıllarda Kuşadası’nda

başladı. 20 yılı

aşkın süredir turizm

sektöründe hizmet

veren Uzak; 2010

yılına kadar resort

otellerde, önbüro,

satış ve pazarlama

yöneticiliği, yiyecek

ve içecek yöneticiliği,

operasyon müdürlüğü

gibi pozisyonlarda

çalıştı. 2011 yılından itibaren

şehir otelciliğine geçen ve Karadeniz

bölgesinde, açılışından

itibaren üç marka otelde genel

müdür olarak görev yapan

Uzak, 2016 yılının şubat ayında

Hilton Garden Inn Istanbul

Beylikdüzü otelinde genel müdür

olarak transfer olmuştu.

Hotel Gazetesi, Hilton Garden

Inn Beylikdüzü Oteline bu ödülü

kazandıran tüm personelini

ve aynı zamanda TUROYD Yönetim

Kurulu Üyesi olan otelin

Genel Müdürü Ertuğrul Uzak’ı

bu başarısından dolayı kutlar,

bundan sonraki kariyerinde

başarılarının devamını dileriz.


31

Sayı:

ik

14 Yıl: 2 / Nisan 2018 www.hotelgazetesi.com

İhsan

TÜRKUS

Amethyst Hotel

Genel Müdürü

TUROYD Yön. Krl. Üyesi

32 yıllık tecrübe, önemli bir görev

üstlendi. Cemal Dalkıran, Antalya’nın

Manavgat ilçesindeki 5 yıldızlı

Pemar Beach Resort’a İşletme

Müdürü oldu. Ankara Otelcilik ve

Turizm Meslek Lisesi’nin bitirdikten

sonra, staj dönemlerinin ardından

1986 yılında İstanbul Pera Palace’ta

resepsiyon görevlisi olarak sektöre

adım atan Cemal Dalkıran, o günden

bugüne farklı otellerde, çeşitli

Adil GÜRKAN

kademelerde görev yaparak, hem

kendini geliştirdi hem de sektörün

aranılan isimlerinden biri haline geldi.

İngilizce, Almanca ve Fransızca

bilen, görev yaptığı otelleri gerek

yurt içinde devlet yönetimi nezdinde,

gerekse yurt dışında uluslararası

arenada başarıyla temsil eden tecrübeli

turimci, son olarak Elazığ’daki

Marathon Otel’in genel müdürlüğü

görevini yürütmekteydi. Dalkıran

Genç Turizmciye Notlar

bundan böyle, toplam 536 oda 1101

yatak (458 Standart oda, 36 Deluxe

oda, 33 Aile odası, 4 Kral Dairesi, 5

Bedensel Engelli odası) ile Türkiye’nin

sayılı turizm tesisleri arasında

yer alan Pemar Beach Resort’un İşletme

Müdürlüğünü yürütecek, 32

yıllık tecrübesini bu tesis için değerlendirecek.

Hotel Gazetesi, tecrübeli

turizmci Cemal Dalkıran’a yeni

görevinde başarılar diler.

YA Bosch’un patronu gibi düşün; ‘ Müşteri kaybetmektense para kaybetmeyi

tercih ederim’ Ya da günümüzün birçok turizm patronu gibi;

‘Otelim mutlaka dolmalı. Bunun için 2-3 değil, gerekirse 5 kat fazla

kontenjan veririm. Yüksek sezonda otel shorta düşsün, hiç önemli değil.

Benim yöneticilerim işini bilir. Gerekeni yapar ve çözerler.” Türkçesi;

‘ Nasıl olsa arkada bitmez, tükenmez bir müşteri kaynağı var. Ben

her yıl gelenleri kaybetsem bile, gerisi gelir. Umurumda bile olmaz’

Nasıl, güzel hayal değil mi?

Olmaz.

Üst yönetime geldiğinde bu çirkinliğe bir son ver. Doğru planlama

yap. Akdeniz’in normaline dönüşmüş olan ve artık FO çalışanlarının

pişkinlikle gülerek seslendirdiği şu ‘ SHORT’ kavramını bu ülke turizminin

lugatından sil. İnsanlara tatilini zehir etmeye bir son ver. Böylece

insanlara yalan söyleme utancından da kurtulursun. Unutma,

bu kaynak sonsuz değil. Bir gün elin böğründe kalakalırsın. Benden

söylemesi.

BAŞSAĞLIĞI

Ne diyeyim?

Bizim meslek bu...

Daha inşaattan alırsın..

Ekibi toplarsın...

Ne gece dinlersin, ne de gündüz..

Tek derdin vardır....

EKSİKSİZ BU OTEL AÇILACAK...

Açarsın...

Özenle...

Emekle..

Terle...

İlk konukların, ailenin ,uzaktan gelen , yıllarca

görmediğin büyüklerin gibidir...

Ne yapacağını, nasıl hizmet edeceğini bilemezsin...

Üzerlerine titrersin...

Heryer pırıl pırıl olmalı...

Tuvaletlere peşpeşe girersin..

Biri bir kenarda kağıt mı bıraktı?

Koltuklar, iskemleler,

aman yerleri bozulmasın!

Personelin tiril tiril giyinmeli...

Tertemiz...

Elbiseler ütülü..

Göğüslerinde isimlikler...

Yüzleri kesin gülecek...

Onlar gülecek ki,

konuklar mutlu olacak...

Ne kadar profesyonel olsan da,

bu amatör heyecan bitmeyecek...

Böyle bir 7 buçuk yıl bitti,

Amethyst Hotel’ de...

15 mayıs gibi ayrılıyorum..

Veda...

ETS Tur’un sahibi Mehmet Nuri Ersoy’un ve Atlas

Holidays Turizm’in sahibi Ali Murat Ersoy’un babası

ALI HAYDAR ERSOY

VEFAT ETMIŞTIR

Merhuma Allah’tan rahmet, kederli Ersoy Ailesi’ne

Hotel Gazetesi olarak başsağlığı ve sabırlar dileriz

Rotana Turizm’in sahibi

SAMI FEVZIOĞLU

VEFAT ETMIŞTIR

Merhuma Allah’tan rahmet, kederli Fevzioğlu Ailesi’ne

Hotel Gazetesi olarak başsağlığı ve sabırlar dileriz.

Ardımda güzel şeyler bıraktıysam, ne ala?

Otelcilik mi?

Her zaman duyulması gereken

güzel bir heyecan!

İçinizde yaşattığınız sürece...

Teşekkürler Amethyst...

Yürüdüğünü gördüğüm çocuk..


NEHİRLAND COUNTRY CLUB

“Mutluluk Kampüsü”

Sakarya da Sakarya Nehri kenarında kurulu tesisimizde;

Keyfinize keyif, Mutluluğunuza mutluluk katıyoruz.

Alakart Restoran bölümünde; Dünya mutfağından seçme

lezzetleri, sizin için özenle seçtiğimiz; en taze, en lezzetli

ürünleri hazırlayıp size sunuyoruz.

Karabdiler Mahallesi Abdibey Caddesi

No: 31/33 Arifiye 54580

Nehirkent / ADAPAZARI

Telefon : 0 264 276 69 28 - 29

E-mail: nehirland@nehirland.com

İstanbul’a 1 saat mesafede

www.nehirland.com

nehirland Country Clup

More magazines by this user
Similar magazines