ANNAH

adapoliclinic

XOXO67

Bu sıralar Batı medyasında

1 bolca duyduğumuz posttruth

yani hakikat-sonrası

çağ sizin için ne ifade ediyor?

AZİZ SARIYER: Post-truth politics (gerçeklik

sonrası siyaset) insanlık adına üzücü

bir durum. İnsanlık dijital çağı yaşıyor.

Eskiden 100 yılda bir yeni bir çağa

girerken, çağları artık yaklaşık 15 yılda

bir atlar durumdayız. İnsan teknolojiyi

son hızla geliştiriyor, buna rağmen,

hayvansal içgüdülerinden arınamıyor.

Teknolojideki başarısını, maneviyatını

yükseltmekte ve vicdanıyla buluşarak

kendisini mutlu etmekte gösteremiyor.

DERİN SARIYER: Hakikati aramak arzu

edileni aramak değildir. Ortalama

fikirlerin toplandığı havuz dolunca

oluşan vasat atmosfer çoğunluğa

konforlu bir varoluş imkanı

verir. Bulunduğumuz dönemi bu

konformizmle anlatabilirim.

Türkiye’yi ilham verici bir

2 coğrafya olarak görüyor

musunuz?

AS: Biz insanlar, doğduğu ülkenin veya

dünyanın değil, evrenin vatandaşlarıyız.

Yine de Türkiye’de ve özellikle

İstanbul’da yaşamak bana kendimi

iyi hissettiriyor. Türkiye, birçok

medeniyetin kültür farklılıklarını

harmanlamış bir ülke. Ve İstanbul,

Dünya imparatorluklarına ev sahipliği

yapmış olmasıyla kozmopolit bir şehir.

Bu ülkede yaşamak, beni, hiçbir yere

ait olmadığım, sadece evrenin insanı

olduğum bilincine vardırıyor. Bu

hissiyatımın mesleğime olumlu etkisi

olmuştur. Yaratıcı fikirler, tarafsız

düşünce neticesinde doğabiliyor.

DS: Hayatı ilham verici buluyorum.

Türkiye, hayatın rastlantısallığında içine

doğduğum bir coğrafya. Mizacımızı

ve arzularımızı seçemiyoruz. Bu

yüzden, özgür irade diye bir şey

de yok. Kodlarımızı hayata geçiren

organizmalarız. Bu çok keyif verici bir

şey.

Persol 8649 ve Persol 649

Aziz Sarıyer’in tercihi olan gözlük

Persol 649, İtalyan stilinin değişmez

ikonu haline gelmiş bir model. 1957

yılında doğan bu gözlük Marcello

Mastroianni gibi film yıldızları

tarafından defalarca tercih edilmiş

olup sanatla modayı birleştirmiştir,

tıpkı Aziz Sarıyer’in tasarımı

gelecekle birleştirmesi gibi...

İnsanların yaşam stilleri sizin

3 için direkt önem taşıyor olsa

gerek. Yaşamın temposu

tasarımlarınızda nasıl değişimlere yol

açıyor?

AS: İnsanların yaşam stilleri eleştiriye ne

kadar açık olsa da, bu durum dönemin

esasının tarifidir. Bunu kabullenmek

gerek. Bu anlayış, anlatmak

istediklerinizi anlamasını istediklerinize

göre ifade etmenizi sağlar.

DS: Yaşamın temposunun kaynağı

sıkıntıdır. Her şey sıkılmamak için

merak edilir, sorgulanır. Tasarımın

yakıtı da sorgulayan zihindir. Dünyada

olan bitenin farkında olmadan tasarım

yapılmaz.

Tasarım sürecinizi nasıl tarif

4 edersiniz?

AS: Bu konuda bir benzetme

yapmak istiyorum. Tasarım, bir kadının

hamile kalmak çabası gibi başlar. Fikir

ortaya çıkar. Gebelik oluşur. İşlevsel ve

form üstünlüğü arayışı sanki hamilelik

dönemindeki sarsıntıları içerir. Tasarım

ortaya çıkar, mutlu son, bebek doğar.

Tasarımın tatbikatı iki yönlüdür. Biri,

müşterisi belli olmayan, kendinizi

serbest olarak ifade edebileceğiniz özgür

alanda oluşturduğunuz çalışmalar.

İkincisi ise, müşterinin ihtiyaç duyduğu

kriterlere getireceğiniz çözümler. Bu

ikincisi, çok önemlidir ve sorumluluk

gerektirir. Hem müşterinizi yükseltmek,

hem de kendiniz olabilmek için.

DS: ‘İyi tasarım nedir?’ sorusuyla ilgili

çok fazla spekülasyon yapılıyor. Sanat

alanında yeri olabilecek bu kadar

belirsizliğin tasarım dünyasında da

geçerli olmasına gerek yok. İnovasyon

içeren ve zamanıyla özdeşleşen

çalışmalar tasarım kategorisine

girmelidir. Nostaljiden beslenen

çalışmalar ise stilize ve dekoratif işler

klasmanındadır.

067

Similar magazines