Aufrufe
vor 7 Monaten

EUROPA JOURNAL - HABER AVRUPA MÄRZ 2018

www.europa-journal.net

MART

MART 2018 HABER AVRUPA AVUSTURYA - 2 Ö S EUROPA T E R R JOURNAL I E C H AKADEMİSYEN GÖRÜŞÜ Günümüzde gelişmiş toplumlar siyasi liderlerini demokrasinin yol ve yöntemleri ile belirliyor; uluslararası alanda sahip oldukları değerler ile övünüyorlar. İletişimin sınırları ortadan kaldırdığı, giderek küreselleşmeden, zamanın ruhundan söz edilen yeni dünya düzeninde, gelişmiş toplumlar kendi dillerine sahip çıkma konusunda ayrı bir özen gösteriyorlar. Gelişmiş toplumlar içinde yaşayan ve kökünden koparılma konusunda açık tehditlere maruz kalan göçmen kökenli topluluklar ise baskın kültüre uyum sağlama kaygıları ile kendi köken dillerine karşı çok da duyarlı, özenli davranamıyorlar. Hâlbuki bilimsel araştırmalar ana diline, ata diline sahip çıkmanın, onu öğrenmenin baskın kültüre uyum sağlamaya engel olmadığını; ona sahip çıkmanın, gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlamanın, farklı kültürel ortamlarda yaşayanlar için özgüveni pekiştirmeye yarayan ayrıcalıklı bir kazanım, iş hayatında da tek kültürlülere karşı farkındalık yaratabilecek kapasitede olduğunu gösteriyor. Bilinç düzeyi gelişmemiş toplumlarda köken diline hoyrat davranılıyor; evinde, yakın aile ve arkadaş çevresinde konuşulan Türkçenin yeterli olduğu düşünülüyor; köken dilinin, Türkçenin gerekliliğini savunanlar da farklı bir gezegenden gelmiş yaratık muamelesi görüyorlar. Bu yazıda ömrünü rızk peşinde gurbet illerinde geçiren soydaşlarımıza milli kimliğin, ortak bilincin ve millet olarak var oluşun birinci derecede temsilcisi veya taşıyıcısı olan; bu özelliği ile insan topluluklarını millet hüviyetine dönüştüren anadilimiz Türkçenin neden önemli olduğunu anlatmaya çalışacağım. Türkçenin önemi Türkçe, hangi coğrafyada yaşarsak yaşayalım, bize ata yadigârı, dedelerimizin mirası, kutsal söz varlığımızdır. Toplumsal ve kültürel dağarcığımızın, insanlığımızın, hayallerimizin birikimi, akıp giden ömür misali, susuzluğumuzu gidermek için eğildiğimiz dereye düşürdüğümüz akisten yüzümüze vuran yansımadır. Türkçe, kimi zaman aşkın ve sevdanın türkülerle, şarkılarla anlam kazandığı melodinin, karşı konulmaz acıların dayanılmaz olduğu anlarda semalara yükselen feryatların yürekleri dağladığı duygu seli, kimi zaman da hercâî bir hayatın anlamı ve yalın gerçeğidir. Türkçe cenazelerimizde ağıt, düğünlerimizde zılgıt, ibadethanelerimizde dilimizden dökülen kutsal dua; ölmüşlerimiz için mezar taşlarına kazınan hakikat-i ilahidir. Ecdat yadigârı, geleceğe bırakılan iz, yeni neslin devamı için sunulmuş bir lütuftur. Yunus Emre’nin deyişiyle Türkçe, “hiç şek değil, o bendendir ben ondan” Türkçe, milletimizin adının yok olmaması için fertlerimizi bir arada tutan harç, ekmeğimize tat veren mayadır. O bizim kim olduğumuzu gösteren ışık, yaşam biçimimiz, kültürümüz, onurumuz, milli kimliğimiz, üzerimizdeki giysimizdir. Hâsılı kelam, Türkçe bizim için, bizi biz yapan değerlerin bütünüdür. Onda kendimizi buluruz. O yoksa kültür yok olur; o yoksa millet yok olur. Bu kadar önemli olan, bizim için derin anlamlar taşıyan Türkçemize sahip çıkmak istememiz, onu yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak istememiz bundandır. Avrupalı Türkler için Türkçenin anlamı Avrupa ülkelerinde yaşayan Türklerin, Prof. Dr. Mustafa ÇAKIR Anadolu Üniversitesi Yurtdışı Türkler Araştırma Merkezi Müdürü – Eskişehir Kimliğimiz Türkçemiz mcakir@anadolu.edu.tr köken dillerine sahip çıkması gerekir. Bunun aksi durumlarda kendi geleceklerini tehlikeye atarlar da bunun farkında bile olmazlar. O nedenle her bir birey bu bilinçle hareket etmelidir. Türkçenin okullarda ister Köken Dili Türkçe, ister seçmeli yabancı dil isterse isteğe bağlı Türkçe ve Türk Kültürü Dersi olarak öğretimi için gerekli çabayı göstermeli, her bir bireyin bu konuda kendini gelecek kuşaklara karşı sorumlu hissetmesi gerekir. Okul yönetimlerinin, sivil toplum kuruluşlarının öğretmenler ile işbirliği yapması; çocukların da bu dersi seçip, benimseyip devam etmesi için çeşitli ödüllerle teşvik edilip, yüreklendirilmesinde fayda var. Öte yandan, ebeveynlerin de çocukları ile konuşurken dil kullanımına özen göstermesi, toplumun bütün paydaşlarının Türkçenin gelecek kuşaklara aktarılması bilinci içinde, görev ve sorumluluklarını tekrar tekrar gözden geçirmesi gerekir. Türkçenin günlük hayattaki özensiz kullanımına müdahale edilmeli; yeni yetişen neslin Almancanın yanı sıra Türkçeyi de en iyi şekilde öğrenmesi için sürekli çaba gösterilmesi, gerekiyorsa takviye dersleri aldırarak, onların Türkçe dil gelişimindeki eksikliklerinin giderilmesi için çalışılması gerekir. Bugün geçmişi telafi etmenin derdinde olanlar, yarın geçmişin muhasebesini yapmaktan kurtulamayacağı için ertesi günün planlarını da yapamayacaktır. Geleceğe yapılacak en iyi yatırım; eve, arsaya, son model otomobile değil; toplumsal, sosyal sınıf atlamanın en güçlü aracı olan eğitime yapılan yatırımdır; nitelikli eğitimin anahtarı da sağlıklı iletişim becerisi ve dolayısı ile dil bilgisini gerektirir. Türkçeyi iyi bilenler, ikinci ve takip eden dilleri daha kolay öğrenir; hayatta başarılı olma şansları da o oranda artar. Çocukları okula giden anneler, babalar; “Bizim çocuk evde zaten Türkçe konuşuyor” diyerek sorumluluktan kurtulmaya çalışmayın. Evde konuşulan dil ile okuldaki Türkçe dersleri birbirinden ayrıdır. Biri sınırlı sayıdaki kelimelerle yapılan bir iletişim etkinliği ise diğeri eğitim ve kültürlenme sürecidir. Bir insanın zekâsı, bildiği kelime hazinesi ile ölçülmektedir. Ne kadar kelime biliyorsanız, kendinizi o kadar iyi anlatırsınız. Karşınızdaki de sizi ancak sahip olduğu kelime sayısının sınırları ile anlayabilir. Bu nedenle, ailelerin yanı sıra eğitimcilerin ve toplumu oluşturan bütün paydaşların dile sahip çıkması, çocuk ve gençlerin dil gelişimine azami özeni göstermesi gerekir. Nitelikli bir iletişim için iyi bir dil bilgisi, iyi bir dil bilgisi için de köken dilinin, Türkçenin iyi öğrenilmesi gerekir. Her iki dilin iyi öğrenilmesi, çocuk ve gençlerin okul başarılarının geliştirilmesi için de önemli bir anahtardır. Türkçe geçmişten miras değil, gelecek kuşaklardan alınan emanettir Türkçe bir anlamda, geçmiş kuşakların bugüne bıraktığı bir kültürel miras değil; gelecek kuşaklardan alınmış bir emanet olarak görülmeli, gelecek kuşaklara özenle aktarılmalıdır. Bu süreçte konuşma dili ile yazı dili ayrı düşünülmemeli, konuşma dilinin yazı dilinden koparılması halinde, yazı dilinin de zayıflayacağı ve zamanla etkisini kaybedeceği unutulmamalıdır. Türkçenin gönüllere yerleştirilmesi, herkesin ve her kesimin Türkçe konuşmaya teşvik edilmesi, bireysel ve toplumsal duyarlılık, duygusu ve ana dili bilinci oluşturulması, aydın kesimin yabancı hayranlığı ile yabancı sözcük kullanımı özensizliğinden kurtarılması, yabancı dil öğretimi ile yabancı dilde öğretiminin çok farklı kavramlar olduğunun gelecek kuşaklara iyi anlatılması gerekir. Bitirirken Her bir bireyin Türk milletinin varlığı ve devamlılığını sağlamak için çocuklarına Türkçe dersini aldırması gerekir. Bunun için Türkçe öğretmenleri, okul yönetimleri ile iletişim kurmalı, taleplerin karşılanamadığı durumlarda örgütlü toplumun güçlü bir toplum olduğu gerçeğini göz önüne alarak okul aile birliği, öğretmenler derneği gibi sivil toplum kuruluşları ile işbirliği yapmalı ve yasal haklarının takipçisi olmalıdır. Çocuklarımıza iyi bir eğitim verebilmek için, onlara iyi bir dil eğitimi verilmesi ve bu hedefin gerçekleştirilmesi için de öğretmenlerin çabalarının desteklenmesi ve eğitim yöneticileri ile işbirilği yapılması gerekir. Aksi halde ne iyi bir eğitimden, ne de iyi bir gelecekten söz etmek mümkün olur. Unutulmamalıdır ki milleti için çalışan, onun efendisi değil; hizmetkârıdır ve milletin her bir ferdinin görevi onu yüceltmeye çalışmaktır. Turgut Cansever’in dediği gibi, “Şehri imar ederken, nesli ihya etmeyi ihmal ederseniz; ihmal ettiğiniz nesil, imar ettiğiniz şehri tahrip eder.” 6€ Hızlı Havale* Havalenizi DenizBank ile yapın, Türkiye’nin 81 şehrinde 4.200 noktaya anında ulaşın! • DenizBank A.Ş.’nin 700’ü aşkın şubesine göndereceğiniz havaleleri bir saat içinde Türkiye’de hiçbir ek masraf kesilmeden memlekete gönderiyoruz. • Havalelerinizi ister Avusturya genelindeki 27 şubemizden, ister internet şubemiz üzerinden online yapın, paranızı hesaplı, güvenli ve hızlı bir şekilde memlekete ulaştıralım! Haftaiçi uzun çalışma saatlerimizle hizmetinizdeyiz. Ayrıca Viyana şubelerimiz Cumartesi günleri de açık! * Bireysel müşterilerin DenizBank A.Ş., İş Bankası ve Halk Bankası’na yaptıkları 200 Euro’ya kadar olan havaleleri için bir sonraki değişikliğe kadar geçerli ücret. Müşteri Hizmetleri 0800 88 66 00, www.denizbank.at DenizBank bir Sberbank grubu kuruluşudur. Entgeltliche Einschaltung

3 - AVUSTURYA HABER AVRUPA MART 2018 Ö S EUROPA T E R R JOURNAL I E C H "Die Entkrampfung des politischen Verhältnisses zwischen Österreich und der Türkei geht auf mehreren Ebenen weiter" Avusturya-Türkiye ilişkileri birçok alanda normale dönüyor Türkiye ve Avusturya arasındaki ilişkilerin yeniden normale dönmesi adına önemli gelişmeler yaşanıyor. Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun geçtiğimiz günlerde Viyana'ya yaptığı resmi ziyaret ile güzel adımlar atılmaya başladı. YOLUN BAŞINDAYIZ... Avusturya Dışişleri, Avrupa ve Entegrasyon Bakanı Karin Kneissl, Çavuşoğlu'nu Viyana'da ağırlamaktan duyduğu büyük memnuniyeti dile getirdi. Kneissl: ''İki ülke arasındaki ilişkilerin yeniden canlanması için çaba gösteriyoruz. Bu görüşmeler, yalnız iki dışişleri bakanıyla sınırlı kalmayacak. İlerleyen günlerde Türkiye Ekonomi Bakanı da Viyana'ya gelecek. Ayrıca İstanbul'a yaptığım ziyarette kararlaştırılan başlıklar birçok seviyede hayata geçirilmeye başladı. Diplomatların görüşmeleri başta olmak üzere, ekonomik ve kültürel ilişkilerin güçlendirilmesi için çalışıyoruz. Henüz yolun başındayız ve ilişkilerin güçlendirilmesini adım adım sağlayacağız." dedi. Bakan Çavuşoğlu ise kısa süre içinde ikinci kez Karin Kneissl ile bir araya gelmekten memnuniyet duyduğunu, sorunları aşmak için öncelikle pozitif mesajlar verilmesi, güvenin tesis edilmesi ve adımlar atılması gerektiğine işaret ederek çok önemli konulara değindi. ÇİFTE VATANDAŞ TÜRKLERİN DURUMU... Bakan Mevlüt Çavuşoğlu: "Çifte vatandaşlık konusunda Türklere başka, diğer ülke vatandaşlarına başka muamele kabul edilemez ve bu insani de olmaz. Bununla ilgili de bazı çalışmalar var, anlayış da var, bunun için de çok teşekkür ediyorum.'' İMAMLAR ÇOK İYİ ALMANCA BİLMELİ... Çavuşoğlu: ''İmamların eğitimi konusu çok hassas. Avusturya'da çıkan yeni yasayı biliyoruz. İslam'ın doğru ve güvenilir kaynaklardan düzgün şekilde olduğu gibi anlatılması öğretilmesi için Türkiye ile işbirliği yapan tüm Avrupa ülkeleri kendilerini gerçekten güvende hissediyor. Bizim eğitim sistemimiz ve Diyanet İşleri Bakanlığımız adeta radikalleşmeye karşı bir sigortadır. Çünkü düzgün, doğru ve gerçek İslam öğretiliyor. Yanlış kaynaklardan ya da akımlardan öğretilenlerden emin olmayabiliriz. O yüzden bu imamlarında iyileştirilmesi gerekiyor. Bu noktada Strasburg'da yaptığımız gibi burada fakülte açabilir, eğitim verebiliriz. Bu oluncaya kadar da Avusturya vatandaşlarının Türkiye eğitimi konusunda işbirliği yapabiliriz. Onlar sizin vatandaşlarınız ve Avusturya'ya bağlılar. Ayrıca imamların da Almancayı çok iyi bilmesi gerekiyor. Çünkü sadece Türklere değil buradaki tüm Müslümanlara İslam'ın iyi öğretilmesi ve Gewalt gegen Frauen: Migrantinnen stärker betroffen Göçmen Kadınlar Daha Çok Şiddet Görüyor (OTS)- Avusturya Entegrasyon Fonunun (ÖIF) yayınladığı yeni istatistik broşürünün içeriği göç bağlamında kadınlara uygulanan şiddetti ve bu şiddetin türü kadınlara uygulanan sünnet ve zorla evlendirme olarak yansıtılmıştı. İstatistik broşürünün yeni sayısının ağırlık konusu kadının dışında, eğitim, iş ve Avusturya’daki göçmenlerin toplumsal uyumu gibi konulara dair kesin verileri içeriyor. Sünnet edilen kadın ve kızların sayıları arttı 2015’den bu yana özellikle Suriye, Afganistan ve Irak’tan gelen Müslüman göçmenlerin sayısı Avusturya’da çok arttı. Son yılların göç hareketliliğinden Foto: ÖIF / R.Talasz dolayı uzmanlar sünnet edilen kadınların, çocuk ve çok eşlilik sayılarının yükseldiğini varsayıyor. Tahminlere göre Avusturya’da 5000 kadın zorla evlendirilmiş ya da bu tür evliliğin eşiğinde. Orient Express Derneği bunu yaşamış ya da tehdit edilen yılda 200 kadının olduğundan bahsediyor. Kadınlara şiddet, kadın sünneti ya da zorla evlendirme kuşaktan kuşağa aktarılan erkek egemen toplumların kültür kavramları ve davranış kuralları sayesinde meşrulaştırıldı. Bu şiddetin %90’ı aile ya da tanıdık çevrede gerçekleşiyor. Bu güncel bilgilerin tamamına internette www.integrationsfonds.at/publikationen adresinden ulaşılabilir. Yeni İstatistik Broşürünün ağırlık konusu ''KADIN'' 2017 yılı başı itibarıyla Avusturya’da 842.200 yurt dışında doğan kadın yaşıyor, bu Avusturya toplam kadın nüfusunun %19’unu oluşturuyor. Yurt dışında doğan kadınların yarıdan biraz fazlası 3. dünya ülkelerinden (%51.7). 2016 yılı net yabancı kadın göçü 33.900, en çok 4400 kadın Suriye’den, sonra Romen (3400), Macar (3200) ve Afganlı (2900) kadınlar geliyor. 2016’da yabancı kadınlardaki işsizlik kotası %13.7, Avusturyalı kadınlarda (%7.3). Türkiyeli kadınlarda %23, Suriyeli kadınlarda oldukça çarpıcı (%84), Afganlılarda (%57). Avusturya’da kadınlar ortalama 1.4 çocuk sahibi olurken, Türkler 2.4, Afganlılar 3.8 ve Suriyeliler 5.3 çocuk doğuruyor. Avusturyalı kadınlar ortalama 31.1 yaşında evlenirken, yabancı kadınlarda evlenme yaşı 28.3, Türkiyelilerde ise 23.3. Bu ve daha fazla güncel sayılar yeni çıkan ağırlıklı konusu kadın olan istatistik broşürü 2017’de sunuluyor. İnternet sayfası www.integrationfonds.at/ publikationen çocukların doğru şekilde eğitilmesi önemli." Bakan Kneissl ise: "Türkiye, Avusturya'da bulunan Türk kökenli imamların eğitimi için önemli adımlar atıyor, ilahiyatçıların Türkiye'ye davet edilmesi ve dini eğitim alanlarında diyaloğun geliştirilmesi konularını da değerlendiriyoruz." TERÖR UYARISI... Çavuşoğlu: "Avrupa'da terör örgütleri kendilerini adeta cennette hissetmemeli. Teröristler, terör örgütleri her yerde aynı muameleyi görmeli." uyarısını da yaptı. Avusturya Sosyal Harcamalarda AB’de 4. Ülke Avusturya, sosyal konulara harcamalar açısından Avrupa Birliği'nde (AB) en ön sıralarda yer alıyor. 2016'da AB içinde dördüncü sırada yer alan Avusturya’nın gayri safi yurtiçi hasıla oranı %21,6 oldu. AB istatistik ajansı Eurostat'ın güncel verilerine göre, ilk üç sırada %25,6 ile Fransa, %24.4 ile Danimarka, %23.4 ile Finlandiya yer aldı. Sosyal sektöre en az harcama yapan ülke ise %9,9 ile İrlanda oldu. AB ortalaması ise %19,1’dir. Sağlık Sektöründe de İleride Sağlık sektöründe, Avusturya'nın gayri safi yurtiçi hasıla oranı %8 oldu ve AB’de üçüncü en yüksek harcamaya sahip ülke olarak tespit edildi. Burada en yüksek orana sahip 2 ülke Danimarka (%8,6) ve Fransa'dır (%8,1). Sağlık konusundaki en düşük harcama oranı %2,6 ile Kıbrıs’ta. AB ortalaması ise yüzde 7,1'dir. Österreich hat prozentuell die vierthöchsten Sozialausgaben in der EU Foto: photonews.at / Georges Schneider

EUROPA JOURNAL - HABER AVRUPA MÄRZ2016