Hotel_Gazetesi_Agustos_7_sayi

hotelgazetesi

Neler oldu neler…

Turizm Akademisyenleri Derneği Başkanı

Pro. Dr. Muharrem TUNA

UCUZCU TURİST DESTİNASYONU

OLMAK YA DA OLMAMAK!

Uzakrota Travel Summit

17 Kasım’da

Dev zirve için

geri sayım başladı

Sayfa 9 Sayfa 12

Farklı bakış...

www.hotelgazetesi.com

TURİZM - OTELCİLİK - TATİL - ETKİNLİK - KÜLTÜR - SANAT Sayı: 6 Yıl: 1 / Ağustos 2017

HAYALLERİNE

YELKEN

AÇTI

SÖYLEŞİ

BAYRAĞI DAHA

YÜKSEKLERE

TAŞIYACAĞIZ

Sayfa 18

Kazak gazetecilerden

Türkiye temasları

Sayfa

20

Nihan GÜNEŞ AYDIN

Oryantasyon

sürecinin önemi

Sayfa 22

Bentour’un sahibi Kadir Uğur, 17.5 metrelik yatıyla dünya turuna çıktı. “Sadun

Boro’nun izinde, turizmcinin gözünde” sloganıyla yola çıkan Uğur’u, Kuşadası’ndan

yakın dostları uğurladı.. Ünlü turizmci, “Sınırsız bir yolculuğa çıkıyorum. Bu

geziyi 30 senedir yapmak istiyordum. Oralarda Türkiye’yi tanıtacağız” dedi.

Sayfa 4

inceleme

Ömer

Koray

ÜNAL

Sayfa 14 Sayfa 15

geziyorum

Yusuf BAYIRLI

Yunanistan

&

Adalar

İngiliz aktör Larry Lamb ve

oğlu George Lamb, Türkiye’yi

Dünyaya anlatacaklar

Sayfa 4

KURUMSAL ABONELİK SİSTEMİ

Gazetenizi her sabah 06:00-07:30

arasında otelinize biz teslim edelim.

Detaylı bilgi için: okuriletisim@hurriyet.com.tr

0549 794 55 07 yada 0850 224 0 222


Aliye

ÜÇBAŞ

Neler oldu neler…

Gazetemizin ilk sayısını hazırladığımız Ocak ayında,

turizm sektörü kabus gibi bir yılı geride bırakmış, endişe

içinde yeni sezonu bekliyordu. Hemen hemen tüm

toplantıların, panellerin, çalıştayların konusu krizi en az

hasarla atlatabilme üzerineydi. Doğal olarak da yayın

hayatına yeni başlayan gazetemizin de ana konularını kriz

oluşturuyordu.

Deniz sezonun sonuna yaklaştığımız şu günlerde, Ağustos

sayısını hazırlarken, gazetenin haberlerine şöyle bir

baktığımızda, bu defa güzel haberlerle dolu olduğunu sizler

de fark edeceksiniz.

Nedir bunlar?

İçeride ayrıntılarını bulacağınız bu güzel haberleri kısaca

aktarayım:

• Ünlü turizmci Bentour’un sahibi Kadir Uğur, kendi yatıyla

dünya turuna çıktı. Dostları onu Kuşadası’ndan uğurlarken,

Arkadaşımız Volkan Işılay da özel davetli olarak uğurlama

törenine katılırken, yaşananları Hotel Gazetesi okurları için

yazdı.

• Kültür ve Turizm Bakanlığı Türkiye’nin dünyaya tanıtımı

için önemli bir adım attı. İngiliz aktör Larry Lamb ve

radyocu oğlu George Lamb, Türkiye’nin tarihi, arkeolojik

ve kültürel değerlerini, seyahat odaklı tek kanal olan Travel

Channel’da dünyaya anlatacak.

• Turizm Bakanlığı, Türkiye’nin uluslararası rekabet

ortamında imajını ve marka değerini yükseltmek, ilgili

çalışmaları ve görüşleri ele almak amacıyla 3. Turizm

Şurasını düzenleme kararı aldı. 1-3 Kasım tarihlerinde

Ankara’da düzenlenecek şuranın hazırlıkları sürerken,

yazarımız Prof. Dr. Muharrem Tuna, “Bilim Kurulu Başkanı” ve

“Turizm Eğitimi/Turist Rehberliği Komisyonu Başkanı” olarak

görevlendirildi.

• İstanbul Otelciler Platformu’nun düzenlediği Workshop

serisinin ikincisi ‘Expedia’ başlığı altında düzenlendi.

Etkinlikte konuşan Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği

Başkan Yardımcısı Ali Güreli, İstanbul Büyükşehir Belediyesi

ile bir tanıtım projesi başlattıklarının müjdesini verdi. İBB’nin

katkıda bulunduğu bu projeyle İstanbul’u bir sanat şölenine

dönüştürmeyi planladıklarını anlattı. İSTOTEP’in Başkanı

Barış Türer ise öncelikle eğitim toplantılarının her ay devam

edeceğini, Aralık ayında çok büyük bir organizasyon ve

ödül töreni planladıklarını katılımın daha geniş ve daha

kapsamlı olacağını açıkladı.

• Güney’den gelen ardı ardına gelen güzel haberlerle,

artık krizin bittiğini hissettik. Bölgeye gelen turistler arasında

Ruslar rekor kırarak ilk sırayı alırken, birçok ülkenin de turist

sayısında artış olduğunu gördük. Yaptığımız araştırmalarda,

görüşmelerimizde bölgedeki otellerin rezervasyon

taleplerine ‘doluyuz’ dediklerini öğrendik.

• Boğaz’da tekne ve motor turları ve çeşitli turistik

organizasyonlar konusunda hizmet veren Takatuka

Tur, 3. yılını kutladı. Bir boğaz turu düzenleyen şirketin

daveti üzerine bu tura biz de katıldık, hem dostlarımızın

yıldönümünü kutladık hem de krizin sona ermesini…

• Sektörün buluşturan önemli kuruluşlardan Uzakrota,

günden güne gelişiyor. 17 Kasım’da Fairmont Quasar

İstanbul’da düzenlenecek Uzakrota Travel Summit’in, çok

daha yüksek katılımla, çok daha kapsamlı bir buluşma

olarak geçecek. Hotel Gazetesi, Uzakrota Travel Summit’in

Medya sponsorları arasında yer aldı. Yani 17 Kasım’da

zirvede açılacak standımızda, biz de orada olmanın

gururunu yaşayacağız.

• Uzakrota Travel Summit, global hedefleri doğrultusunda

yurt dışındaki ilk etkinliğini 27 Ekim’de Belgrad’da

gerçekleştirecek. Bu da kurumun ne kadar büyüdüğünün

önemli bir göstergesi.

• Kazakistan’dan gelen Türk Dili Konuşan Gazeteciler Vakfı

ve Toplumsal Geleşim Derneği üyesi bir grup gazeteci,

Türkiye’de bir dizi temaslarda bulunurken, düzenlenen

bir panelde Yayın Danışmanımız Remzi Yılmaz ve TV

programcısı ve Akademisyen İskender Özturanlı kendilerine

Türk Medyası hakkında sunumlar yaptılar.

• Turizmdeki olumlu gelişmeler sektörün dinamiklerini de

olumlu yönde etkiliyor tabi.. Biz de bu sayımızdan itibaren

gazetemize İnsan Kaynakları sayfamızı ekledik. Bu sayfada

sektördeki atamalar, transferler, eleman ihtiyacı gibi haber

ve ilanlara yer vereceğiz.

Gelecek sayımızda daha güzel haberlerde buluşmak

dileğiyle…

Esentepe Mahallesi Köprülü Sk. 31/A Levent

34394 Şişli / İstanbul

Tel:0212 343 5522 Fax: 0212 343 5521

www.hotelgazetesi.com

info@hotelgazetesi.com

Ağustos 2017 Yıl:1 Sayı: 6

Aylık Süreli Yayın

Turizm Otelcilik Tatil Etkinlik Kültür Sanat

Gazetesi

‹mtiyaz Sahibi & Genel Yayın Yönetmeni

Mustafa ÜÇBAŞ

mustafa@hotelgazetesi.com

Sorumlu Yazı işleri Müdürü

Aliye ÜÇBAŞ

aliye@hotelgazetesi.com

Yayın Danışmanı

Remzi YILMAZ

editor@hotelgazetesi.com

Danışma Kurulu

Prof. Dr. Muharrem TUNA

Dr. Nebil ‹LSEVEN

‹hsan TÜRKUS

Sevda YILGAZ

Ankara Temsilcisi

Aliihsan ÜÇBAŞ

ankara@hotelgazetesi.com

Grafik Tasarım Uygulama

Nirvana Tanıtım Hizmetleri

Fotograf - Video

Mustafa ÜÇBAŞ - Ahmet Oğuz ÇELiK

Karikatür

Emre Can ÜÇBAŞ

Abone - Reklam

Burcu DENKTEN

hotelgazetesi@nirvanatanitim.com

Dağıtım: Global Dağıtım

Hürriyet Daily News

Baskı: Dünya Süper Veb A.Ş.

100. Yıl Mahallesi 34204 Bağcılar/‹stanbul

Gazetemizde yayımlanan haber ve görseller

yasal iznimiz alınmadan kullanılması yasaktır.

yayımlanan köşe yazılarının ve yorumların

sorumluluğu yazarına aittir.içeriklerinden,

Hotelgazetesi sorumlu tutulamaz.

Kurban Bayramınızı

Kutlar, Esenlikler Dileriz

Hotel Gazetesi’ne

abone olun

Turizm sektöründeki

gelişmelere

uzak kalmayın

Yıllık abonelik:

120 TL (KDV dahil)

Banka Hesap Numaramız:

Hesap Adı: Mustafa Üçbaş

Yapı Kredi Bankası Şb:

Bayrampaşa / Çarşı / 1276

Hesap No: 47403318

İBAN:

TR27 0006 7010 0000

0047 4033 18

Maden Sahası:

Tel: 0446 711 40 60 Faks: 0446 711 40 24

Öveçler Mh. 8. Cadde 1332. Sokak No: 8/8 Çankaya-ANKARA

Tel: 0312 472 80 51 Faks: 0312 473 55 13

www.AlacerGold.com

www.Anagold.com.tr

Bize yazın!

Kurumunuzda düzenlenen

organizasyon, aktivite ve yaşanan

gelişmeleri bize gönderin,

yayınlayalım. Fotoğraf eklemeyi

unutmayın


Sayı: 6 Yıl: 1 / Ağustos 2017

3. Turizm

Şurası,

1-3

Kasım’da

Turizm Bakanlığı, Türkiye’nin

uluslararası rekabet ortamında

imajını ve marka değerini yükseltmek,

ilgili çalışmaları ve görüşleri ele almak

amacıyla 3. Turizm Şurasını düzenliyor.

1-3 Kasım tarihlerinde Ankara’da

düzenlenecek şuranın hazırlıkları

sürerken, Kültür ve Turizm Bakanı Numan

Kurtulmuş, sektör temsilcileri,

akademisyenler ve konu ile ilgili uzmanlardan

oluşan 3. Turizm Şurası

komisyon başkanlarıyla bir araya

geldi. Yazarımız Prof. Dr. Muharrem

Tuna’nın, ‘Bilim Kurulu Başkanı’

ve ‘Turizm Eğitimi/Turist Rehberliği

Komisyonu Başkanı’ olarak katıldığı

toplantıda, Bakan Kurtulmuş şurayla

ilgili görüş alışverişinde bulunuldu.

AMAÇ ULUSAL TURİZM

POLİTİKASI OLUŞTURMAK

Kültür ve Turizm Bakanlığınca

hazırlanan Şura, kamu kurum ve

kuruluşları, turizm meslek örgütleri,

sivil toplum kuruluşları, sektör

temsilcileri ve akademik camianın

www.hotelgazetesi.com

katılımı ile gerçekleştirilecek. Şurada,

turizm sektörünün mevcut durumunun

değerlendirilmesi, uygulama prensiplerinin

güncellenmesi ve sektörün uzun vadeli,

sağlıklı gelişimini sağlamak üzere ulusal

bir turizm politikasının oluşturulabilmesi

amaçlanıyor. Sahip olduğu doğal,

kültürel güzelliklerle dünyanın sayılı

destinasyonlarından biri olan Türkiye’nin,

turizm potansiyelini daha da geliştirerek

etkin ve doğru şekilde kullanmasının

hedeflendiği şurada değerlendirilmek

üzere birçok konu başlığı ele alınacak.

Turizm ve ihracattaki olumlu

gelişmeler Türk Hava Yolları’nı adeta

uçurdu. Başkan İlker Aycı, şirketin

yılın ilk yarısındaki gelirlerinin 4.6

milyar dolara yükseldiğini açıkladı

THY Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı,

yılın ilk yarısında turizm ve ihracattaki

gelişmelere paralel olarak Türk Hava

Yollarının gelirlerinde geçen yıla göre artış

kaydedildiğini açıkladı. Bu çeyrekte yolcu

gelirlerinin geçen yılın aynı dönemine

göre %5 artarak 2.2 milyar dolara, kargo

gelirlerinin ise % 29 artarak 327 milyon

dolara yükseldiğini belirten Aycı: “Toplam

gelirler yüzde 7 artış ile 2.6 milyar dolara

ulaştı. Yılın ilk yarısında ise 4.6 milyar

dolar toplam gelir elde edildi. 2017

yılının ikinci çeyreğinde 189 milyon dolar

esas faaliyet kârı gerçekleştirdik. Yeni

uçak ihtiyacımız doğabilir. İkinci çeyrek

rakamları kalıcı iyileşmeyi gösteriyor” dedi.

haber

THY uçuşa geçti

TEMMUZ’DA REKOR KIRILDI

4

2017 yılında yeni hat açılışları olduğunu

belirten Aycı, “Yılın ilk yarısında açılan 5

yeni dış hat noktası ile birlikte toplam 120

ülkeye uçuş gerçekleştirdik. Filodaki uçak

sayısı da 228’i dar gövde, 93’ü geniş gövde

ve 15’i kargo olmak üzere 336’ya ulaştı.

2017 yılının ikinci çeyreğinde turizmin

canlanmaya başlaması ile beraber taşınan

yolcu sayısı bir önceki yılın aynı dönemine

göre yüzde 8.5 artarak 17.3 milyon olarak

gerçekleşti. Bu rakam temmuz ayında

ise 7 milyonu aşarak rekor kırdı. Doluluk

oranı ise 4.1 puan artışla yüzde 77.7 oldu.

Gelirlerin önemli bir kısmının elde edildiği

yurtdışı uçuşlarının yolcu doluluk oranı ise

4.5 puanlık artış ile yüzde 76.8’e yükseldi.

İlk yarıda 30.3 milyon yolcu taşınmış

olup, yolcu doluluk oranı ise 2.4 puanlık

artışla yüzde 76 olmuştur.” diye konuştu.

Turkish Cargo’nun, dünya hava kargo

pazarındaki payını artırmaya devam

etiğini belirten Aycı, “2017 yılının ikinci

çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine

göre yüzde 31 artışla 289 bin ton kargo

taşıması yapılmış olup, kargo gelirleri bu

çeyrekte yüzde 29 artarak 327 milyon dolar

olarak gerçekleşti. 2016 yılının başlarında

55 olan kargo uçuş noktası, 2017’nin

ikinci yarısında 65’e yükseldi” dedi.

Baba-oğul Türkiye’yi Dünyaya anlatacaklar

İngiliz aktör Larry Lamb ve radyocu oğlu George Lamb, Türkiye’nin tarihi, arkeolojik ve

kültürel değerlerini, seyahat odaklı tek kanal olan Travel Channel’da izleyenlere anlatacak

İngiliz aktör Larry Lamb ve oğlu

tanınmış radyocu George Lamb,

Türkiye’nin tarihi, arkeolojik ve

kültürel değerlerini, seyahat odaklı

tek kanal olma özelliğini taşıyan Travel

Channel’dan dünyaya anlatacak. Travel

Channel, Türkiye’nin tarihi, arkeolojik

ve kültürel değerlerini tanıtmak

amacıyla başlattığı programın

çekimlerini tamamladı. Sunuculuğunu

Superman 1 ve 3 filmleri ile BBC’nin

ünlü dizisi Eastenders’da da oynayan,

tiyatro kökenli Larry Lamb ve oğlu

İngiltere’nin tanınmış radyocularından

George Lamb’ın yaptığı programın

çekimleri için 10 kişilik bir ekip 24 gün

boyunca çalıştı.

EN GÖZDE YERLERİMİZ

TANITILACAK

Kültür ve Turizm Bakanlığı desteği ve

organizasyonu ile yapılan çekimlerle,

İstanbul’da tarihi, kültürel alanlar ve

alışveriş, İzmir’de Efes Antik Kenti,

Meryem Ana Evi, Denizli’de UNESCO

Dünya Kültür Miras Listesinde yer

alan Pamukkale’nin simgelerinden

Kleopatra havuzu, Antalya’da Phaselis

sit alanı, Nevşehir Kapadokya’da

balon turu, Ankara’da Baharatçılar

Pazarı, Ankara Kalesi, Beypazarı

ile Ordu’da eski şehir ile Boztepe

teleferiği tanıtıldı.

DÜNYA TÜRKİYE’Yİ

EZBERLEYECEK

Altı bölüm halinde üç yıl boyunca

yayınlanması planlanan programın

Türkiye’nin uluslararası çapta

tanıtımına doğrudan katkı sunması

hedefleniyor. “Turkey: A to B” adlı

programın yayınlanacağı Travel

Channel, 74 ülkede 22 dilde,

61,4 milyon kişiye yayın yapıyor.

Hazırlanan tanıtım filmleri, Kültür ve

Turizm Bakanlığı ile Travel Channel

arasında yapılan üç yıllık anlaşma

çerçevesinde, İngiltere, Orta Doğu,

Doğu, Avrupa ve Afrika ülkelerinde

gösterilecek.


5 haber

Sayı: 6 Yıl: 1 / Ağustos 2017

www.hotelgazetesi.com

Turizm

açıkları

kapatıyor

Türkiye’nin lokomotif sektörlerinden

Turizm’deki olumlu

gelişmelerin ülke ekonomisine etkisi

hissedilmeye başlandı. Türkiye

ekonomisinin haziranda verdiği 3

milyar 763 milyon dolar cari açık

piyasa beklentisi olan 3.9 milyar

doların altında kalırken, geçen yılın

haziran ayına göre 1.2 milyar dolar

azaldı. 12 aylık cari açık ise 34.3 milyar

dolar ile mayıstaki 35.5 milyar

doların altına geriledi. Cari açıktaki

kademeli iyileşmede en büyük etkinin

ihracattaki artış ile turizm gelirlerindeki

toparlanmadan geldiği

belirtildi. İhracattaki artış sayesinde

dış ticaret açığı geçen yılın aynı ayına

göre 670 milyon dolar azaldı, turizm

gelirleri ise geçen yıla göre 323 milyon

dolar arttı. Yılın ilk altı ayında

cari açık ise 20.7 milyar dolar oldu.

Kadehlere rekabet ayarı

Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu, TAPDK tütün

mamulleri ve alkollü içkilerin satış ve sunumuna ilişkin

mevzuatta değişikliğe gitti. Yeni düzenlemeye göre, Türkiye’de

tütün mamulü veya alkollü içki satışı veya sunumu yapmak

isteyenlerin TAPDK’dan yetki alması gerekiyor. Kurum bu yetkiyi,

ilgili mevzuatta aranan şartları sağlayan başvuru sahibi gerçek

veya tüzel kişiler adına “Satış Belgesi” düzenleyerek veriyor.

NELER DEĞİŞTİ?

Yürürlükteki mevzuata göre, açık olarak

(kadehle) alkollü içki satışı yapmak isteyenlerin,

kuruma, açık alkollü içki satış

belgesi başvurusu yapmadan önce

faaliyetin niteliğine göre belediyeden

veya mülki amirden ya da Kültür ve Turizm

Bakanlığından ön izin belgesi alma

zorunluluğu bulunuyordu.

Yönetmelikte yapılan değişiklikle söz

konusu ön izin belgelerine sahip olmayan

ve Kültür ve Turizm Bakanlığından

yatırım belgesi alan kişiler, yatırımlarını

tamamladıktan sonra Kuruma satış belgesi

başvurusu yapabilecek.

Düzenleme tarihinden önce Kültür ve

Turizm Bakanlığından aldığı yatırım belgesiyle

gerçekleştirdiği başvuru üzerine

adına satış belgesi düzenlenen kişilerin

Mart 2019 sonuna kadar yatırımlarını

tamamlaması ve turizm işletmesi belgesi

almaya hak kazanması halinde mevcut

satış belgeleri geçerliliğini koruyacak.

Bu süre zarfında yatırım belgesini turizm

işletmesi belgesine dönüştüremeyen

kişilerin, 2019 yılı süre uzatım işlemi

esnasında uygun faaliyet konulu iş yeri

açma ve çalışma ruhsatı ibraz etmeleri

gerekecek.

Kültür ve Turizm Bakanlığından turizm

işletmesi veya kısmi turizm işletmesi

belgesi almış kişilerin, satış yapılacak

yerle örgün eğitim kurumları ve dershaneler,

öğrenci yurtları ve ibadethaneler

arasında kapıdan kapıya

en az yüz metre mesafe bulunması

zorunluluğundan muafiyetleri aynen

devam edecek.

ALTERNATİF SUNMAK

ZORUNDA

Ayrıca, yönetmelik değişikliğinden

sonra açık alkollü içki satan işletmeler,

müşterisine aynı kategorideki birden

fazla firmanın ürünleri arasından tercih

imkanı sunmak zorunda. Açık alkollü

içki satıcıları, marka ismi, servis veya

ambalaj hacmi ve fiyat bilgisiyle sınırlı

kalmak koşuluyla satışa sundukları

tüm ürünlere liste halinde menülerinde

yer verecekler. Bu düzenlemeye aykırı

sözleşmelerin bir yıl içinde Yönetmeliğe

uygun hale getirilmesi gerekiyor.

KOKTEYL DERSİ KALDIRILDI

Eğitim-Bir-Sen’in, Temmuz ayında düzenlenen 19. Milli Eğitim Şurası’nda

sunduğu ve Şura kararları arasında yer alan “Anadolu Otelcilik ve

Turizm Meslek Liselerinin Öğretim Programları ve Ders Çizelgelerinden

Alkollü İçki ve Kokteyl Hazırlama Dersi’nin çıkarılması” talebi, Bakanlık

tarafından onaylanmış ve söz konusu dersi ders çizelgesinden kaldırılmıştı.

SEKTÖRDEN TEPKİ

Konuyla ilgili yazılı açıklama yapan Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı

Ali Yalçın, ‘çocukları ve gençleri alkole iten baskılardan korumayı’ ve ‘alkolün

onlara doğrudan veya dolaylı verdiği zararları azaltmayı’ amaçladıklarını öne

sürerken, sektörle ilgili STK’lardan karara tepki geldi. Yiyecek içecek alanında

kalifiye eleman açıkları olduğunu savunan sektör temsilcileri, hizmet kalitesini

devam ettirebilmek adına kararın gözden geçirilmesini savundu. Özellikle

ana pazar olan Avrupalı turiste hizmet edebilmek için bunun mesleki bir

eğitim olduğunun kabul edilmesi gerektiğini savunan turizmciler, yasak

devam ederse eğitimi kendilerinin vermek zorunda kalacaklarını belirttiler.

Yassıada Şantiyesi

Adnan Menderes ve arkadaşlarının

yargılanıp idama mahkûm edildiği 1’inci

derece doğal, tarihi ve arkeolojik sit alanı

olan Yassıada’da, müze ve otel inşaatı

devam ediyor. Eski Başbakan Ahmet

Davutoğlu döneminde temeli atılan

binalar yükseldikçe adanın silüetini

değiştirirken, tıraşlanarak düzleştirilen

tepeyi saran binalarla birlikte, inşaatların

vinçleri de adayı bir şantiye görüntüsüne

çevirdi.

Darbenin izlerini silmek için adı Demokrasi

ve Özgürlük Adası olarak değiştirilen

adanın teknelerin yanaşabileceği en

uygun noktası, dolguyla genişletilirken,

inşaatlara malzeme getiren ve hafriyat

götüren kamyonları buraya yanaşıyor.

İnşaatlar tamamlandığında bu dolgu

alanının iskeleye çevrileceği, Atatürk’ün

yatı SAVARONA’nın da bu iskeleye

çekileceği belirtiliyor.

Adadaki deniz fenerleri ile cami inşaatının

tamamlanmak üzere olduğu belirtiliyor.

Türk siyasi tarihinde oldukça önemli

yer tutan Menderes’in yargılandığı spor

salonu, subayların yatakhanesi olarak

kullanılan bina ile 19. yüzyılda İngiliz Sir

Henry Bulwer’in yaptırdığı şato ise sadece

restore ediliyor. Plana göre adayı kaplayan

ancak inşaatlar nedeniyle sökülen

makilerin yerine ağaçlar dikilip çimlendirilecek.

Adadaki inşaatlar tamamlandığında

TOBB (Türkiye Odalar ve Borsalar

Birliği) tesisleri 30 yıl işlettikten sonra

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile imzaladığı

anlaşma gereği bakanlığa devredecek.

2016’nın Eylül ayında tamamlanması

planlanan restorasyon ve inşaatların bir

yıllık gecikme ile bu yılın sonuna doğru

tamamlanması bekleniyor.


seyahat 6

Sayı: 6 Yıl: 1 / Ağustos 2017 www.hotelgazetesi.com

Ünlü turizmci Kadir Uğur hayallerine yelken açtı

Kadir Uğur seyahatinden dakikalar

önce, Turizm Bakanlığı Eski Almanya

Ateşesi Hüsnü Gümüş’ün kendisine

armağan ettiği el yapımı Sinop takası

ve yelkenli tekne maketini havaya

kaldırıp poz verirken.

ÖZEL HABER

17 Ağustos’ta Antalya’dan “Sadun

Boro’nun izinde, turizmcinin

gözünde” sloganıyla yola çıkan

Uğur’un 17,5 metrelik teknesini, 23

Ağustos’ta Kuşadası’ndan yakın

dostları uğurladı. Yapılan uğurlama

törenine, özel davetli olarak

katılan arkadaşımız Volkan Işılay,

o duygusal anları yazdı. 19 Nisan

2019’da Kuşadası’nda

sona erecek tur

boyunca gelişmeleri

yine Volkan Işılay’ın

anlatımıyla

gazetemizden ve

web sitemizden

takip edebilirsiniz

Seyahat acentası Bentour’un sahibi Kadir

Uğur, kendi tabiriyle emekli olup işlerini oğlu

Deniz Uğur’a devrettikten sonra 17.5 metrelik

bir yatla dünya turuna çıktı. 17 Ağustos’ta

Antalya Delphin Be Grand Resort’dan yola

çıkan ve 23 Ağustos günü Kuşadası Palm Bay

Resort’un marinasından “Sadun Boro’nun izinde,

turizmcinin gözünde” sloganıyla dünyaya açılan

Uğur, seyahate çıkmadan önce dostlarıyla iki

buluşma gerçekleştirdi. Kadir Uğur ve dostları

mavi yolculuk öncesinde, 22 Ağustos akşamı

Kuşadası Belediye Başkanı Özer Kayalı’nın

Değirmen Çiftliği’nde verdiği yemekte bir araya

geldi. Gecede Uğur’a dostları tarafından çeşitli

hediyeler verildi. Özer Kayalı tarafından kendisine

Kuşadası bayrağı da takdim edildi. Sonraki gün

(23 Ağustos) akşam saatlerinde Kuşadası Pine

Bay Resort’un marinasında bir araya gelen

Kadir Uğur’un dostları, dünya turu öncesinde

uğurlama için buluştu. Marinadaki buluşmaya

Kuşadası Kaymakamı Muammer Yılmaz,

Kuşadası Belediye Başkanı Özer Kayalı, İstanbul

Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün

ve eski başbakanlardan Mesut Yılmaz da katıldı.

Akgün Hotel İstanbul Marka Direktörü Sevda Yılgaz

“Denizaltı Arkeolojisi” adlı kitap hediye etti


7

seyahat

Sayı:

HAYALLERİNİN PEŞİNDEN

KOŞUYOR

Pine Bay Holiday Resort’un sahibi

Naile Göçer uğurlama programında: “

Kadir Uğur’un hayallerine ulaşmak için

yaptığı çalışmalar beni çok etkiledi.

Çünkü hayallerin peşinden koşmak

başka bir şey. Hayallerinizin peşinden

koşup bunları gerçekleştiriyorsanız

o zaman fark yaratıyorsunuz. Bu

yolculukta Palm Bay’in bir durak

olması çok onur verici” diye konuştu.

MESUT YILMAZ: CESARET İSTER

Eski başbakanlardan Mesut Yılmaz,

Kadir Uğur ile ortaokul arkadaşı

olduklarını söyleyip: “Ticarete de

ortaokulun kantinini işleterek

başlamıştı (gülüşmeler). Sonra işleri

büyüttü İsviçre’de turizm şirketi kurdu.

Kendisi İsviçre’den Türkiye’ye en fazla

turist gönderen işletmenin sahibi oldu

ve en başarılı yabancı girişimci ödülüne

layık görüldü. Mesleğinin doruk

noktasına gelince ve arkasında başarılı

bir oğlu (Deniz Uğur) olunca –ki kendisi

de genç girişimci ödülü aldı- bir dünya

turuna çıkmaya karar verdi. Böyle

ufak bir tekneyle dünyayı dolaşmak

bir cesaret işidir. Hem cesaret hem de

ustalık ister. Kadir’de her ikisi var ki bu

işe talip oldu. Yola çıkarken onu yalnız

bırakmayan dostlarına, Palm Bay

işletmesine, Kuşadası kaymakamına

ve belediye başkanına teşekkür

ediyorum. Kadir Bey’e rüzgârının bol

olmasını diliyorum. Ne çok olsun ne

az olsun. Uygun olsun” diye konuştu.

UĞUR: 30 YILLIK HAYALİM

Kadir Uğur uğurlama törenine

katılanlara teşekkür ettikten sonra:

“ Nereden nereye geldik. 1968

yılında başlayan bir turizm hayatım

var. Kuşadası o zamanlar Türkiye

turizminin patladığı noktadaydı. 4 tane

otel senede 3 bin turist… 3 bin turiste,

oteller doldu diye bakıyorduk. Buradaki

işletmelere müşteri getiriyorduk.

Bugüne baktığımız zaman Ege

sahilleri çok gürültülü olmaya başladı.

Kuşadası gerçekten tatil yapılacak bir

yöre haline getirilmiş. Bu açıdan sayın

belediye başkanımı ve kaymakamımı

tebrik ediyorum. Kuşadası

Setur Marina’da demirleyerek

teknede kaldık. Gürültü olmadan

eğlenilebilecek bir yer buldum.” dedi

Uğur, dünya turuna çıkmasıyla

ilgili de şunları söyledi. “Gezime

gelince, ben bu geziyi 30 senedir

yapmak istiyordum. İlk firmamı

sattım ve bir tekne yaptırdım fakat

kısmet olmadı. İsviçre’de turizm çıktı

karşıma. O tekneyi sattım ve turizme

tekrar başladım yeni bir firmayla.

70 yaşına gelince; zamanım azaldı

bunu mutlaka yapmam lazım dedim.

Türkiye turizmini de gidilmeyen

yörelerde tanıtmam lazım diye

düşündüm. 3 sene önce Almanya’da

bu tekneyi yaptırdık. Oradan

buraya yelkenle geldik. Buradan

(Kuşadası) da dünyaya açılıyoruz.”.

TÜRKİYE’Yİ DÜNYAYA

TANITACAK

Turizmi bırakmadığını vurgulayan

ünlü turizmci, dünya turuna çıkmak

için yaptığı hazırlıkları ve programı

hakkında şu bilgileri verdi: “Yanıma

500 kilo hatıra eşya aldım Türkiye’den.

Yat limanları ile temastayım. Turizmi

bırakmıyorum. Çünkü oralarda yat

kulüplerine üye olanlara Türkiye

akşamları düzenleyeceğim. Yirmi

kulübe yazdım dört tanesinden

cevap geldi. Kabul ettiler. Diğerleri

ile de irtibata geçip Türkiye’yi

tanıtacağız. Bu gezide bana refakat

edecek iki arkadaşım var; Murat

Baltutan. 2 senedir tekne onun

elinde. Diğer isim ise Volker Braun.

Almaya’dan tekneyi getirirken onu

tanımıştım. Hüzünlüyüm, çünkü

iki sene müddetle Türkiye’den

uzağım. Hem de sevinçliyim, çünkü

sınırsız bir yolculuğa çıkıyorum.”

KİTAP YAZACAK

Bu seyahatin Halit Çelikbudak

tarafından kitaplaştırılacağının da

haberini veren Kadir Uğur, “2 sene

sonra geri döndüğümde inşallah

bu kitapları imzalayıp size verme

şerefine de nail oluruz” dedi.

Kuşadası’na tekrar 19 Nisan 2019’da

giriş yapacaklarını belirten Kadir

Uğur, son durağının doğduğu yer

İstanbul Büyükçekmece olacağını

söyledi. Kadir Uğur: “Hanımım (Anita

Uğur) Barcelona’ya kadar gelecek.

Oradan sonra üç erkek beraber

devam edeceğiz. Hakkınızı helal

edin. Bizi hep düşünün dua edin. Biz

6 Yıl: 1 / Ağustos 2017 www.hotelgazetesi.com

ruhumuzla kalbimizle sizin yanınızda

olacağız” diyerek konuşmasını bitirdi.

PINE BAY’DAN DEMİR ALDI

Konuşmaların ardından dostlarıyla

duygu yüklü bir vedalaşma

gerçekleştiren Kadir Uğur, yol

arkadaşları ve eşi, Pine Bay Resort’un

iskelesinden demir alarak 2 sene

sürecek olan yolculuklarına çıktılar.

Kadir Uğur, Murat Baltutan ve Volker

Braun’dan oluşan kaptan ekibi 17

Ağustos’da Antalya’dan başladıkları

seyahatte Cebelitarık Boğazı’nı geçip

Atlantik Okyanusu’nda ilerleyerek

Karayipler’e, oradan da Panama’ya

ulaşacak. Daha sonra tam beş

hafta boyunca hiçbir kara yüzü

görmeden Pasifik Okyanusu’nda

ilerleyerek Avustralya kıyılarına,

Papua Yeni Gine ve Endonezya’ya

varacak. Hint Okyanusu’nu geçerek

Madagaskar’a gittikten sonra Ümit

Burnu’ndan yukarı çıkıp Afrika

Kıtası’nın Batı kıyılarını dolaşacak

olan ekip Cebelitarık Boğazı’ndan

İstanbul’a geri dönecek. Kadir Uğur ve

mürettebatının nerede olduğu http://

www.bentour-weltumsegelung.

com/ adresinden takip edilebilecek.

fotoğraflar/ Volkan IŞILAY


Sayı: 6 Yıl: 1 / Ağustos 2017 www.hotelgazetesi.com

egitim

~

8

Remzi

YILMAZ

TRT’nin ilk spikerlerinden Mesut Mertcan

hayata gözlerini yumdu. Doktoru, 71 yaşında

vefat eden Mesut Mertcan hakkında bilgi

verirken, ‘uzun süredir depresyonda’ olduğunu

belirtmiş, onunla aynı huzurevinde yaşayan

diğerleri ve huzurevi görevlileri, Mesut

Mertcan’ın, geçmiş günlerden bahsetmeyi

sevmediğini söylemişler.

Bir Gazeteci-Televizyoncu olarak Mesut

Mertcan’ın meslektaşım olmasından öte

çok ayrı bir yeri vardı benim için. Televizyon

ekranında ilk gördüğüm ve büyük şaşkınlık

yaşadığım o günkü anlatılmaz duyguları, bugün

hala hissederim.

1974 Ağustos’unda, sınavını kazandığım parasız

yatılı Kastamonu Göl Öğretmen Okulu’na

kayıt için gerekli evrakları hazırlamak üzere,

o dönem bağlı bulunduğumuz Zonguldak’a

gitmiştik. Gündüz işlemler bittikten sonra

babamla akşam sahildeki çay bahçesine

indiğimizde, tanıdık bir sesten haberleri

okuyor, masalardaki herkes kafasını kaldırmış,

bir yere bakıyordu. Yıllarca radyodan tanıdığım

bu ses, çay bahçesinde belli aralıklarla dizilmiş

televizyonlardan geliyor ve herkes haberleri

izliyordu. Masaya oturmadan, ayakta öylece

ekrana bakakalmıştım. Bu 13 yaşında bir çocuk

olarak hem televizyonu, hem de radyodan

duyduğum o sesin sahibi Mesut Mertcan’ı ilk

kez görüyor olmanın karmakarışık duygularıydı

ki, o duyguları bugünkü tecrübemle bile

anlatmam imkansız.

Mesut Mertcan’ın ölüm haberiyle birlikte

o ve ondan sonraki günler, bir bir yeniden

gelip geçti gözümün önünden. Akşam eve

döndüğümde hala kafamın içinde bir yerlerde

aynı görüntüler dönüp duruyordu.

Yıllar sonra özel televizyonlar devreye

girdiğinde, TRT kökenli birçok spiker, muhabir,

yapımcı, birer birer özel televizyonlara geçip

oralarda görev alırken, TRT’nin ekran disiplinini

de beraberinde götürüp yerleştirdiler. Bu

disiplin yıllar boyunca, ustalar tarafından çeşitli

yollarla gençlere öğretildi, gelecek kuşaklara

aktarıldı.

Mesut Mertcan

neden depresyona

girdi?

Sonra yerel TV’ler devreye girdi.. Onlar

da alabildikleri kadarını alıp, geri kalanını

kendi görgü ve şiveleriyle harmanlayarak

ekranlara taşıdılar.

Mesut Mertcan’ın ölüm haberini aldığım o

gün, akşam eve geldiğimde Galatasaray’ın

Sivasspor’u 3-0 yendiği maç bitmiş,

kanallarda bu maçın yorumları yapılıyordu.

Yolda gelirken otobüste Twitter’dan

görmüştüm, Sadık Söztutan TRT Spor’un

Taha Akgül’le ilgili son dakika ekranını

paylaşmıştı. Son dakika KJ’sinde ‘Taha Akgül

Dünya Şampiyonası’nda Gümüş Madalya

Kazandı’ yazıyor, usta da ‘Gümüş madalya

kazanılmaz, Altın madalya kaybedilir’ diye

uyarıyordu. Sizce haksız mıydı?

Eve geldikten sonra biraz NTV Spor’da

Rıdvan Dilmen’le Murat Kosova’yı, biraz da

TRT Spor’un ‘Başlama Vuruşu’ adıyla verdiği

Galatasaray’ın maç sonu değerlendirme

programını izledim. Maç bitmiş,

değerlendiriyorsun ama programın adı

‘Başlama Vuruşu’.. Onu bırak ekranda üçlü

pencere ve birinde Kaya Çilingiroğlu, cep

telefonuyla ilgileniyor.. Ardından yüzünü

gözünü temizliyor, sonra ‘beni ekrandan

alın’ gibi bir işaret yapıyor. Adam ne de olsa

görgülü, burnunu karıştırırken görünmek

istemiyor sanırım..

NTV Spor’da Erbatur Ergenekon günün

spor haberlerini sunmaya başladı. Bir ara

kameraya bakmadan ‘Ben şu Galatasaray

maç haberini seslendireyim’ dedi. Ben

de ‘yine bir canlı yayın kazası’ diyerek

gülümsedim. Meğer maç haberinin

videosunu yetiştirememişler, o haberi

DSF olarak sunacak ve onun anonsunu

yapıyormuş. Arkasından Fenerbahçe

haberi için de aynı anonsu yaptı, ‘ben şu

Fenerbahçe haberini de seslendireyim’

deyip antrenman haberini, hemen ardından

da aynı sunumla ‘Josef de Souza’nın transfer

haberini’ verdi. Aklıma yine Mesut Mertcan’ı

ekranda ilk görüşüm ve televizyonların o

günden bugüne geçirdikleri evreler geldi.

NTV Spor’un verdiği haberlerin DSF’sinde

Fenerbahçe’nin eskiden yaptığı ve

aralarında başka kulüplere transfer

olmuş eski futbolcularının da bulunduğu

antrenman görüntüleri dönüyordu.

Kayserispor Başkanı Erol Bedir’in ‘Welliton’u

alan bedelini öder’ başlıklı haberinde ise

Başkanın görüntüsü hem bulanık, hem

de o kadar yakından çekilmiş ki, sanırsın

korku filmlerinden bir sahneyi alıp, Erol

Bedir’e benziyor diye onu koymuşlar..

Bu arada haber yine DSF… Yani başkanın

kendi sesi değil. Bu yüzden Başkanın başka

görüntüsünü verebilirsin..

Hey gidi NTV Spor dedim.. Sen ki Spor

Televizyonculuğunun öncüsü, TRT’nin

ustalarından Kenan Onuk’un Türkiye’ye

armağan ettiği ilk spor kanalısın, bir

efsanesin, sen bu hallere mi düşecektin?

Acaba Merhum Kenan Onuk, bunları görse

ne yapardı diye de düşünmeden edemedim.

Sonra yine Mesut Mertcan’ın ölümüne

takıldım, üzüldüm… Benim için bir

dönemin kapanmasıydı o. Tamam, hepimiz

bir gün bu dünyadan göçüp gideceğiz

de, Mertcan’ın depresyona girmesinin

nedeni televizyonların bugünkü haline

dayanamaması olmasın?

İstanbul Otelciler Esnaf Odası

Eğitim Projesi ilk mezunlarını verdi

İstanbul’daki meslek kuruluşları ve bazı otellerle işbirliği yapılarak

düzenlenen proje, hem otellere eleman yetiştirerek turizme hizmet

ediyor, hem de işsiz ve yoksul gençleri ve kadınları meslek sahibi yapıyor

İstanbul Esnaf ve Sanatkarları

Odaları Birliği (İSTESOB) ile İstanbul

Otel Motel Kamping Pansiyoncular

ve Benzerleri Esnaf Odası (İOEO)

işbirliğinde düzenlenen eğitim projesi,

ilk mezunlarını verdi. Küçükçekmece

Mesleki Eğitim Merkezi ve Hotel İpek

Palas, Sirkeci Mansion, Fahri Otel,

Maywood Otel ve Saphire Otel’in

iştirakleriyle yürütülen proje, mesleki

eğitim ve iş danışmanlığı hizmetleri ile

İstanbul’daki dezavantajlı gruplardan

yoksulluk bölgesinde yaşayan uzun

süreli işsiz genç ve kadınların ekonomik

ve sosyal hayata katılmalarına ve

uyumuna destek oluyor.

Avrupa Birliği’nin İnsan Kaynaklarının

Geliştirilmesi Programı çerçevesinde

desteklediği ve Çalışma ve Sosyal

Güvenlik Bakanlığının “Dezavantajlı

Kişilerin Sosyal Entegrasyonu ile

Bakırköy’de sahne çocukların

Bakırköy Belediyesi’nin ‘Karne Sizden Yaz Spor

Okulu Bizden’ projesinin finalinde madalya ve

katılım belgelerini alan minikler hem Zeybek

hem de Kafkas danslarından örnekler sahneledi

Bakırköy Belediyesi yaz tatili

boyunca ücretsiz yaz spor okulu

hizmeti sunduğu öğrencilere

yönelik Atatürk Spor ve Yaşam

Köyü’nde düzenlenen ödül

törenine miniklerin yaptığı danslar

damga vurdu... Yaz kursuna

katılım belgeleri ve madalyalarını

alan çocuklar, Zeybek de oynadı

Kafkas danslarından örnekler de

sergiledi. Kapalı spor salonunda

İstihdam Edilebiliirliklerinin Geliştirilmesi

ve Hibe Programı” kapsamında

yürütülen proje ile otellerin nitelikli

eleman ihtiyacı karşılanıyor.

Proje çerçevesinde; gençleri ve

kadınları eğiterek konaklama

tesislerinde istihdamlarını sağlayacak

olan “DEZAVANTAJLI GRUPLARIN

EKONOMİK VE SOSYAL HAYATA

KAZANDIRILMASI PROJESİ’nin 1.

grup Rezervasyon Elemanları Teorik

ve uygulamalı olarak Eğitimlerini

tamamladılar ve sertifikalarını

almaya hak kazandılar. Bu ilk grubun

sertifikaları, geçtiğimiz günlerde

düzenlenen törenle kendilerine takdim

edildi. Teorik ve pratik eğitimlerini

tamamlayarak sertifikalarına kavuşan

kursiyerler, İSTESOB ve İOEO tarafından

yerleştirildikleri otellerde stajlarına

devam ediyorlar.

yoğun katılımla gerçekleşen

törene Cumhuriyet Gazetesi Spor

Müdürü Arif Kızılyalın, Türkiye

Gazetesi Yazarı Hasan Sarıçiçek,

Gazetemiz yayın danışmanı

Remzi Yılmaz’ın yanı sıra Türk

futbolunun unutulmaz isimleri

Ahmet Akcan, Benhur Babaoğlu

ve Mustafa Arabacıbaşı ile çok

sayıda basın mensubu katıldı.


9 akademik bakısş

Sayı: 6 Yıl: 1 / Ağustos 2017

www.hotelgazetesi.com

Prof Dr.

Muharrem

TUNA

Turizm Akademisyenleri Derneği

Yönetim Kurulu Başkanı

muharrem@gazi.edu.tr

UCUZCU TURİST DESTİNASYONU

OLMAK YA DA OLMAMAK!

“Yorucu bir otomobil yolculuğundan sonra

Antalya’ya tatil yapacağımız beş yıldızlı

otele varmıştık. Odamıza yerleşip biraz

dinlendikten sonra akşam yemeği için otelin

restoranına geçtik. Restoran son derece

zevkli dekore edilmişti ve yemekler de çok

lezzetli görünüyordu. Uzun süre araba

kullanmak ve sonrasında bir şey yemeden

dinlenmeye çekilmek beni oldukça

acıktırmıştı. Açık büfeden yarım kase çorba

ile yemeğe başlamıştım. O sırada açlık

güdümü ortadan kaldırmaya başlamanın

verdiği rahatlamanın etkisiyle çevremde

neler olup bittiğine de vakit ayırmaya

başladım. Tam o anda karşımdaki masada

oturan bir çift dikkatimi çekti. Masaya

getirdikleri tabaklarda ikişer adet kocaman

balık vardı. Masadaki boşlardan daha önce

salata ve çorba yedikleri belli oluyordu.

Hemen akabinde birer tabak kızarmış

tavuk ve sulu yemekler geldi. Tatlı faslına

geçildiğinde getirdikleri tabaklarda altı tane

şeftali, neredeyse bir tüm baton yaş pasta

ve karışık tatlıları gördüm. Bahse konu

olan turist çift, masaya gelen yiyeceklerin

tamamı olmasa da yarısından fazlasını

yediler. Yemeğin sonlarına gelindiğinde bir

ara erkek olan turist boğulacak gibi oldu.

Yiyecekler artık boğazından geçmiyordu.

Eşi ya da sevgilisi olan bayan ayağa kalkarak

sırtına birkaç kez vurdu. Kısa bir süre

önce neredeyse aşırı yemekten boğulup

masada kalma tehlikesi geçiren sevgili

turistimiz içeceğinden birkaç yudum çekti

ve yeniden kendini daha fazla yemek için

zorlamaya başladı. O sırada ben de aslında

sinirden kendi kendimi yiyordum. Otel

yöneticilerinden bu kişilerden ne kadar

gelir sağladıklarını duyunca sinirim daha da

arttı. Otele veya diğer bir ifadeyle Türkiye’ye

bıraktıkları günlük para 55 dolar yani şimdiki

kurla 190 TL idi.

Sezonun tam ortasında bu tesisler bu fiyata

nasıl satılabiliyordu? Acaba o turistin kendi

ülkesinde sadece böyle bir akşam yemeği

için ne kadar hesap ödemesi gerekirdi? Ya

da kendi ülkesinde (eğer varsa) böylesine

lüks bir tesiste herşey dahil konaklamaya

ödemesi gereken tutar ne kadar olurdu?

Tüm bunlar aklımdan geçerken bir taraftan

benim yaptığım ödemenin o turistten

yaklaşık %50 fazla olduğunu düşünüp

hayıflanıyor, diğer taraftan da ülkeye

gelen turist profilinin artması gerektiğini

düşünüyor ve zihnimde buna yönelik fikirler

üretiyordum.

Birkaç gün sonra fırsat bulunca küçük

bir araştırma yaptım ve gerçekten de

uluslararası tur operatörlerinin ülkemizdeki

bu güzelim tesisleri rakip ülkelere oranla

çok düşük ücretler üzerinden satışa

sunduğunu gördüm. Bir örneği sizlerle

paylaşmak istiyorum. Almanya’dan, aynı

havalimanından (Frankfurt), aynı dönem

(26.08-02.09.2017), aynı süre (1 Hafta), aynı

konsepte (5 Yıldızlı Otel-Herşey Dahil) uçak

dahil tatil satış fiyatları şöyle;

Bu tabloya göre, Türkiye fiyatları Mısır hariç

incelediğim örnekteki her ülkenin gerisinde

görünüyor. Özellikle İtalya, İspanya, Tunus

ve Yunanistan fiyatları bizden oldukça

yüksek düzeylerde. Aslında bu veriler

istatistiksel olarak tam manasıyla toplamı

ve ortalamayı göstermez ama fikir vermesi

açısından kanımca önemli. İncelediğim

diğer farklı çıkış noktalarında da fiyat

düzeyleri benzerlik gösteriyor.

Bu durumun en açık göstergelerinden

birisi, 2015 yılı rakamlarına göre en

fazla yabancı turist ağırlayan ülkeler

sıralamasında altıncı sırada olmamıza

rağmen aynı yıl turizm gelirlerinde ancak

onbirincilikte yer bulabiliyor olmamızdı.

2016 yılına gelindiğinde, gelen turist sayısı

yaklaşık %30 düşerken sıralamada dört

basamak geriledik ve kendimize onuncu

sırada yer bulduk. Turizm gelirlerinde ise

tam altı basamak geriledik ve onyedinci

sıraya düştük. Buradan çıkan net sonuç,

kişi başına düşen turist harcamalarının

gittikçe geriliyor olması. 2014 yılında 828

$ olarak gerçekleşen harcamalar, 2015

yılında 756 $’a, 2016 yılında 705 $’a ve 2017

yılının ikinci çeyreğinde 611 $’a geriledi.

Olayın bir de farklı yönü var. Türkiye’ye her

yıl yurtdışında yaşayan yaklaşık 6 milyon

civarında vatandaşımız geliyor. Ülkeye gelen

yabancı turist ve gelir hesabında bu kitle

de dikkate alınıyor ve bu kimseler yabancı

turistlerden neredeyse bir buçuk misli

daha fazla harcama yapıyorlar. Dolayısıyla

vatandaşımız olmayan yabancı turistlerin

harcamaları yukarıda belirtilen rakamların

da altında gerçekleşiyor.

Oysa birçok turizm ülkesinin elde ettiği

gelir kişi başı 1000 $ civarında. Başta ABD

olmak üzere bazı ülkelerde bu rakam 2000

$’ı bulurken, Almanya, İngiltere ve İspanya

gibi ülkeler 1000 $’ın üzerinde kişi başı gelir

elde ediyorlar. Biz ise en iyi olduğumuz

dönemlerde dahi bu alanda 900 $’ı

yakalayamamışız.

Peki, eşsiz tarihi, kültürel ve doğal

güzelliklerimize, yeni ve son derece lüks

tesislerimize rağmen, neden rakiplerimize

göre turistlerden daha az gelir sağlıyoruz?

Belki de turizm bürokrasisi, STK’ları ve daha

da ötesinde tüm turizm camiasının üzerinde

kafa yorması gereken en önemli konu bu.

Bana göre bu sorunun çok farklı nedenleri

var. Öncelikle son dönemde yaşamış

olduğumuz terör olayları ve siyasal

sorunlardan kaynaklanan imaj problemi, bu

düşüşün arkasında yatan en önemli etmen.

Ancak sorunu sadece imaj algısına yüklemek

de tam anlamıyla doğru değil. Buna başka

etmenleri de eklemek mümkün. Bunlardan

bir tanesi birkaç pazara odaklanıp, alternatif

pazarlara gereken önemi vermemek,

yani tüm yumurtaları aynı sepete koymak

olabilir. Çünkü sadece bir ya da birkaç

pazara bağımlı olunması durumunda, söz

konusu ülkelerle yaşanacak siyasi sorunlar

ülkenin turizme olan talebini azaltacak; arz

fazla talep az olduğu durumda da fiyatlar

düşecektir. Buna ek olarak, büyük tur

operatörlerine bağımlılık da bu sorunun

bir başka önemli nedenidir. Yabancı tur

operatörlerinin pazarda tekelleşmesi,

konaklama işletmeleri üzerinde fiyat

baskısı oluşturmalarına yol açmaktadır.

Konaklama işletmelerinin fiyatları aşağı

çekmemesi durumunda da tur operatörleri

talepte bulunan turistleri farklı tesis ya da

ülkelere yönlendirebilmektedir. Finansal

gücü yerinde olmayan birçok işletmeci de

böyle durumlarda fiyatları hemen aşağı

çekme yolunu seçmektedirler. Bir başka

neden de sektörde rekabetin ağırlıklı

olarak fiyat üzerinden yapılıyor olmasıdır.

Otel işletmecileri çoğu destinasyonda,

bu sorunu kendi aralarında yaptıkları

toplantılarda asgari fiyat konusunda

mutabakata vararak çözmektedirler. Ancak

birçok örnekte bazı işletmecilerin, daha

toplantı biter bitmez gelen fiyat düşürme

taleplerine olumlu yanıtlar verdikleri ve

mutabakatı bozdukları bilinmektedir.

Bunun dışında, Türkiye’nin kitle turizmine

odaklanması, turizm türlerini yeterince

çeşitlendirememesi de bu soruna dair

önemli bir handikap olarak gösterilebilir.

Bunlara eklenecek neden sayısını daha da

arttırmak mümkün.

Nedeni her neyse sorun ortada ve çok net.

Fiyat aşağı çekildikçe gelen turistlerin profili

düşüyor. Turizmde amaç uluslararası

pazarlardan düşük profilli çok sayıda turist

çekmek değil daha yüksek profilli gerekirse

daha az turist olmalı. Çünkü çok sayıda

düşük profilli turisti ülkeye getirdiğimizde,

bunun hem sektörün sağladığı katma

değeri azaltacağını hem de olumsuz

çevresel etkilerini arttıracağını gözden

kaçırmamamız gerekir.

Yazının başında anlatmış olduğum

örneklerin benzerleriyle eminim ki

okuyucularımızın büyük bir kısmı karşı

karşıya kalmışlardır. Son yıllarda turizmde

yaşanan gerilemenin de etkisiyle bu

örneklerin sayısı giderek artmakta ve

bunun sonucu olarak Türkiye “düşük gelir

ve eğitime sahip turistlerin destinasyonu”

algısını pekiştirmektedir. Bu husus

sektörün karşısında çözülmesi gereken

kocaman bir sorun olarak duruyor.

Kasım ayı içerisinde Türkiye’nin en önemli

turizm organizasyonu olan “Turizm

Şurası” düzenlenecek. Sektörün sorunlarla

boğuştuğu bu dönemde Şura yapılıyor

olması büyük şans. Bu organizasyonda

ortak akıl ile Türkiye turizminin geleceği

kurgulanacak ve tüm sorunlar masaya

yatırılacak. 2002 yılında yapılan en son

şurada alınan kararların çok önemli bir

kısmı kısa zaman içerisinde uygulamaya

geçmişti. Bu durum, turizmde atılması

gereken radikal adımlar ve yeni hamleler

için hepimize umut aşılıyor. Yazıda konu

edilen uluslararası turizmde düşük fiyat

sorununun da bu platformda tartışılması

ve soruna ilişkin çözüm önerileri getirilmesi

bekleniyor.

Saygılarımla.


stk 10

Sayı: 6 Yıl: 1 / Ağustos 2017 www.hotelgazetesi.com

Asım

TOPÇUOĞLU

Çöpünüzden çıkan

cevherler…

İnsanoğlu dünyanın en zeki bir o kadar da kendisiyle en tezat canlısıdır.

Bilindiği gibi tüm canlılar doğal yollarla beslenir, barınır ve nesillerini devam

ettirirler ama yaşamları boyunca evrenin eritemeyeceği hiçbir şeyi geride

bırakmazlar. Balıklar, kuşlar, omurgalı omurgasız vahşi ya da evcil tüm

hayvanlar.

İnsanoğlunun en büyük ayıbıdır, diğer tüm canlılar gibi yeryüzünü olduğu

gibi bırakamamak. Varoluşlarından bu yana en hızlı gelişen bir canlı

türü olsa bile diğer canlılar gibi kesinlikle olamamışlardır. En belirgin

özellikleridir doyumsuz olmak, kirletmek, paylaşamamak ve bir gün yok

olup gideceklerini bile bile yeryüzüne tamamen sahip olma tutkusuyla

yaşamak.

POYD’DAN GENÇLERE YATIRIM

Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Yönetim

Kurulu Üyesi Soner Barım, turizm sektöründe son

dönemlerin en çok tartışılan konusu, okullardan

yetişen turizmcilerin başka sektörlere kayması ve

sektörde ortaya çıkan yetişmiş eleman eksikliğine

dikkat çeken bir yazı kaleme aldı. Konuyla ilgili

çözüm önerileri de sunan Barım, POYD’un bu

konudaki çalışmaları hakkında da bilgiler verdi.

İlkel çağlardan bu yana geliştiği düşünülen insanoğlu tarihler ve yüzyıllar

ilerledikçe şehirleşmeye ve sanayileşmeye giden toplum kültürlerinin

gelişmesiyle nerdeyse kendi besinini bulamayıp üretemez hale gelmiştir.

Doğal hayattan uzaklaştırılıp konforlu yaşam tarzına sürüklenerek,

ihtiyacı olan her şey sanayi dünyası tarafından işlenerek ve bazen de

hormonlanarak irili ufaklı ambalajlara sokulmuş ve insanoğlunun

mutfağına kadar getirilmiştir. Bu sayede ticaret dünyasının okları

tamamen tüketiciye yönlendirilmiştir ve doymak bilmeyen insanoğlunun

tüketim grafiği arttıkça üretim çılgınlığı da inanılmaz boyutlara ulaşmış ve

böylece de atık ambalaj dünyası ile neredeyse görünmez bir şekilde çöp

kıtalar oluşturulmaya başlanmıştır. Maalesef ki insanoğlu bunun farkına

varamamaktadır ve kirlenen bu dünyanın önüne geçmemektedir.

İnsan türünün dünyayı olumsuz değiştiren diğer yanı ise mega yerleşim

alanlarını oluştururken binalar, yollar, tüneller ve modern gökdelenler

inşa edip betonlaşmaya giderek tüm doğayı ve ormanları yok etmeleri ve

yeryüzünü acımasızca parçalamalarıdır.

Plansız kullanılan su kaynakları bile gelecek için kötü sinyaller vermekte

ve tüm canlı türlerinin gelecek nesillerini tehlikeye atmakta ve yaşanabilir

bir dünya olmaktan çıkılmaktadır. Tüm canlılara yetecek kadar bir dünya

varken, insan türünün bilinçsiz ve kontrolsüz tüketimi ile her geçen gün

daha da kötüye gitmektedir.

Ayrıca kullanılan petrol, gaz ve sanayi dünyasının diğer kimyasallarıyla

gökyüzü, deniz ve atmosfer de yine bizim insanoğlumuz tarafından hızla

ve hunharca kirletilmektedir. Ne için? Küresel Sermaye daha çok kazansın

diye! Daha çok para, daha çok güç!

Peki, otel işletmeleri olarak biz bu gidişe dur demek için ne kadar faydalı

olabiliriz? Turizm sektörü olarak her gün binlerce milyonlarca insan

ağırlıyoruz. Mutfağından otel odasına, SPA’sından barına tonlarca cam,

plastik, metal, kağıt ambalaj ve yiyecek atığımız oluyor. Birçoğumuz

oturup bunlar nereye gidiyor diye düşünmüyoruz ve atık terörüne biz de

muhteşem katkıda bulunuyoruz farkında olmadan ya da önemsemeden.

Halbuki çöpe gönderdiğimiz bu atıkların bu dünyadan yok olma süreleri

onlarca yüzlerce yılı bulabiliyorken…

Sonuç olarak geri dönüşüm fikirleri bu dünya’da ayrı bir sektör

yaratmışken, biz neden uygulayamıyoruz ve katkıda bulunamıyoruz diye

düşünmek gerekiyor. Tabi ki sözümüz meclisten dışarı, ülkemizde buna

katılan otellerimizin zamanla arttığını ve ciddi başarılar yakaladıklarını

görüyoruz ve onlarla gurur duyuyoruz.

Anlaşıldığı gibi her attığımız çöp çöp değildir, içinden çok değerli bir

bir cevher çıkabilir. Otelimizden çıkan tüm atıklarımız geri dönüşüm

mühendisliği ile değer kazanabilir ve yeryüzünün kirletilmesi bir nebze

engellenebilir. Hem o zaman sadece ciro ve kar başarımızla değil, geri

gönderebildiğimiz çöpümüzle de övünürüz.

Bunlar çok düşük bütçelerle başarılabiliyor, nerdeyse sıfır maliyet

diyebiliriz, işletmelerimizde geri dönüşüm ve atık üniteleri oluşturmak

yeterli, gerisini zaten belediyelerin anlaşmalı firmaları gelip alıyor, geri

dönüşüm tesislerine gönderiyor.

En hassas durum ise kentselleşerek ve betonlaşarak yaşam alanlarını

ellerinden aldığımız değerli dostlarımızı aç bırakmamak. Mutfaklarımızda

hazırlık aşamasında ve tüketim sonrasında artan yiyecek atıklarımızı

bölgelerimizdeki hayvan barınaklarına gönderebiliriz. Atıkları ayırmak ve bir

telefon ile görevlileri aramak sadece, en büyük zahmetimiz. Gönül istiyor ki

hem israf olmasın hem de hiçbir canlı aç kalmasın!

Sektör örgütlerimizden ve kurumlarımızdan bu hassas konularda tüm

işletmecilerimizi ve çalışanlarımızı teşvik etmelerini de içtenlikle bekliyoruz.

Yaşanabilir dünya için banane kültüründen kurtulabilmemiz ümidiyle…

Değerli Arkadaşlar,

Sektörümüzün içinden geçmiş olduğu

bu darboğazın doğurduğu en önemli

sonuçlardan biri Turizm Çalışanlarının

durumu. Bu konu hakkında birkaç kelam

etmek isterim. Hepinizin aslında çok yakından

bildiği ve günlük hayatta birbirimize dert

yandığımız nitelikli eleman bulunamaması

ve özellikle sektörün içerisinde önemli

görevlerde bulunmuş birçok büyüğümüzün,

kardeşimizin bu mevcut

şartlardan dolayı sektör

değiştirmesi veya yurtdışı

fırsatlarına yönelmesi

sektörümüz açısından acil

çözüm bekleyen mühim bir

konu.

Bu durumu doğru analiz edip

doğru stratejik çalışmalar

yapıp, net çözümlere

ihtiyacımız var. Özellikle

son yıllarda Turizm Okullarından mezun

olan kardeşlerimizin çeşitli nedenlerden

dolayı farklı iş kollarında şansını denemesi,

tesislerimiz açısından da büyük bir

dezavantaj. Alttan yetişen kardeşlerimizi

mutlaka kazanmamız gerek. Yoksa yıllardır

ön plana çıkartmaya çalıştığımız “Geleneksel

Türk Misafirperverliği “ ileride sadece bir

slogan haline gelecek. İşletmelerimizin

servis kalitesini arttırmak belirli bir istikrar

yakalamak ve sürdürülebilir kaliteyi

sağlamak için bunu başarmamız şart.

Elbette bu çok kolay olmayacak.

İşe turizm eğitimi veren liselerden başlayarak

yüksekokul ve üniversiteler ile yakın işbirliği

kurmakla başlayabiliriz. Öğrencilerimize

niteliklerine uygun staj imkanı tanımak ve

sektörü sevdirmek en temel görevlerimizden

biri olmalıdır diye düşünüyorum. Staj

aşamasında öğrenci kardeşlerimizi

adeta bedava işgücü olarak görmek,

kapasitelerinin çok üzerinde iş yüklemek

ve öğretici olmaktan uzak menfaatçi bir

yaklaşım içerisinde olmak, alttan gelen

bu kardeşlerimizi kaybetmemize neden

oluyor. Yıllardır söylediğimiz bu konular

bugün içinde bulunduğumuz bu olumsuz

sonucu doğurdu maalesef. Birçok otelimiz

iyi niyetli ancak eğitimsiz servis personeli, kat

personeli, hatta ön büro personeli ile yoluna

devam etmek zorunda kalıyor. Bu aslında

uzun vadede çok büyük kayıplara yol açacak

sonuçlar doğuracaktır. Bu nedenle yöneticiler

olarak kısa vadeli çözümler ile yatırımcıya şirin

gözükmek yerine, bu durum tespitini doğru bir

şekilde ifade ederek, yatırımcılarımızı doğru

bilgilendirerek mevcut durumun değişmesine

çalışmalıyız.

“ İşletmelerin en büyük gider kalemi

personel giderleri” cümlesini çok sık

duysak da İşletmelerin sürdürülebilir

kaliteyi yakalamasının en önemli

şartının da o personel olduğunu

üstüne basa basa söylemeli

ve duyurmalıyız. Bu nedenle

çalışanlarımızı kişisel gelişim

programlarına yönlendirmek,

mesleki bilgilerini geliştirmeye

yönelik çalışmalar yapmak ile

çalışanlarımızın işletmemiz için

değerli olduğunu onlara hissettirmek ve

çalıştıkları işletmeler ile gurur duymalarını

sağlamak, iş gücü devrini çok aşağılara çekeceği

gibi, uzun vadede daimi kaliteyi ve misafir

memnuniyetini beraberinde getirecektir.

POYD İstanbul olarak bu konuda daha önce

üstüne basa açıkladığımız projelerimizi bir bir

hayata geçirmeye başladık.

• Medeniyet Üniversitesi ile kariyer koçluğu

projesi kapsamında karşılıklı protokol

imzalandı. Ve genç kardeşlerimize destek

olacak ekip oluşturuldu.

• Kültür Üniversitesi ile Turizm Müfredatı

konusu görüşüldü. Karşılıklı protokol imzalandı.

Sektörden hoca desteği sağlandı.

• İstanbul Üniversitesi ile Kariyer Koçluğu

projesi kapsamında görüşmeler tamamlandı.

Protokol imza aşamasında. Buradaki

kardeşlerimiz ile ilgilenecek ekip oluşturuldu.

• POYD İstanbul Turizm Akademisyenler

Derneğinin çözüm ortaklarından biri oldu.

• POYD İstanbul - Kırklareli Üniversitesi

istişaresi ile uzaktan erişim ile tez’siz turizm

yüksek lisansı imkanı oluşturuldu ve sektöre

duyurusu yapıldı.


11 tanıtım

Sayı: 6 Yıl: 1 / Ağustos 2017

www.hotelgazetesi.com

İSTANBUL’UN KEYFİ BOĞAZ TURU, BOĞAZ TURUNUN KEYFİ

takatukatur

İLE ÇIKAR

Dünyanın 7 kıtasından ikisi Avrupa ile

Asya’yı birleştiren İstanbul, her gün

binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlıyor.

Kimi tarihi ve kültürel mekanlarını

görmek, kimi her ilahi dinin kutsal

mabetlerinde tanrıya yakarmak kimi

ise alışveriş ve eğlence merkezlerini

gezmek için İstanbul’a gelirken, bazıları

da bu büyülü kentin dillere destan

gecelerine akmak için uğrar.

Her ne sebeple olursa olsun İstanbul’a

gelen herkesin buluştuğu tek ortak

nokta Boğaz’da tekne turudur.

Bu amaçla kurulan Takatuka Tur,

konuklarının rahatı ve için her türlü

konfor düşünülerek tasarlanmış çeşitli

boyutlardaki tekne ve motorlarla VIP

hizmet sunarak keyfinizin doruğa

çıkmasını sağlıyor.

Kaptanından, hizmet ekibine tüm

mürettebatı mesleki yeterlilik belgesine

sahip olan şirket, ayrıca tecrübesiyle

de kendinizi güvende hissetmenizi

sağlıyor.

Nasıl İtalya’nın Venedik kentine gidip

de gondola binmeden o kentin tadına

varılmazsa, İstanbul’a gelip Boğaz’da

tekne turu yapmadan dönmek de bu

kentin ruhuna aykırıdır.

İstanbul’da bu keyfi yaşamak için

çeşitli şirketler yer alıyor. Bu şirketlerin

arasında, biri var ki her yönüyle

hizmetin en kalitesini sunarak farkını

ortaya koyuyor.

Restaurantında geleneksel Türk

mutfağının seçkin lezzetlerinden

doyumsuz tatlarla hizmet verilirken,

alternatif tercihler için de farklı menü

seçenekleri sunuyor.

Her anı ayrı bir güzellikte olan İstanbul

Boğazı’nı baştan başa turlarken, bir

yandan kentin güzelliğini, tarihi ve

kültürel mekanlarını yakından görüp,

diğer yandan oryantal eşliğinde

eğleniyor, günümüzün en seçkin

eserlerinden örneklerle hem Doğu ve

Batı’yı hem de geçmişi ve geleceği aynı

anda yaşıyorsunuz.

Takatuka Tur, alternatif fiyat

seçenekleriyle, bu doyumsuz İstanbul

masalını yaşamayı sadece yüksek

gelirli grubun tadabileceği bir eğlence

olmaktan çıkarmış.

Bu sadece yaşayarak anlaşılabilecek keyfin tüm ayrıntılarını, şirketin

turist gruplarına verdiği diğer hizmetleri şu adreslerden inceleyebilirsiniz:

Telefon: 0 (212) 565 03 07

Telefon: 0 (546) 565 03 07

E-posta: info@takatukatur.com

Yavuz Sultan Selim Mah. Cibali Cad.

No: 39/B Fatih / İstanbul


Sayı: 6 Yıl: 1 / Ağustos 2017

www.hotelgazetesi.com

zirve

12

Serkan

GÜMRÜKÇÜ

EMPATİ

İnsanı hayvanlardan ayıran en temel özellik,

bireyin düşünebilmesi değil, empati kurabilme

yeteneğine sahip olmasıdır.

Bu yeteneğin her insanda olduğu muhakkaktır

ancak kimimizde çok kimimizde az seviyede

gözlemlenir. Empati yeteneğinin en üst seviyede

olduğu insanların hizmet sektöründe çok

başarılı olduğunu görebiliriz. Tabi bu yeteneğin

en az geliştiği insanların da emir ve komuta ile

çalışan, sorgulamayan meslek gruplarında tercih

edildiğini söyleyebiliriz.

Hizmet sektörünün içindeki otelciler dolayısıyla

bu tanım içerisinde önemli bir yere sahiptirler.

Meslek hayatım boyunca yönetimimde çalışan

tüm birim amirlerim ile öncelikler kendilerinin

ve akabinde bağlı personelin empati yeteneğini

geliştirmeye yönelik çalışmalar yaptık. Geniş

kadrolarla çalışılan önceki yıllarda turizm eğitimi

almış personel ile yürüttüğümüz operasyonlarda

elbette eğitim simulasyonlarına daha çok zaman

ve olanak ayırabiliyorduk. Bugün ise maalesef bu

konu biraz daha fedakarlık gerektirerek tatbik

edilen bir faaliyet haline geldi.

Maalesef bugün otellerimizde çalışan

personelimizin çok büyük bir kısmı yaptıkları iş

ile alakalı olarak kendi tesisleri dışında başka bir

otelde müşteri olarak konaklama imkanına sahip

olamamışlardır. Kendi otelleri dışında derken,

‘çalıştıkları otelde konaklamışlardır anlamı

çıkmasın. Otellerimizde çalışan tüm personelinizi;

mutfaktan servise, resepsiyondan teknik servise,

muhasebeden güvenliğe kadar yaptıkları iş ile

alakalı acaba bugüne kadar kaç defa müşteri

pozisyonunda hizmet aldıklarını sordunuz mu?

Peki otelde kalan misafire, hiç otelde kalmamış

bir personelin yüzde yüz başarılı bir hizmet

vermesi mümkün müdür?

Bunun yanı sıra departmanların özellikle

birbiriyle yakın iletişimde çalışan personelinin

birbirlerinin yaptığı işi bizzat yaparak bir empati

geliştirmesine yönetici olarak katkıda bulundunuz

mu? Mesai arkadaşının yaşadığı çalışma ortamını

ve durumunu bizzat yaşayarak, emek vererek

tecrübe edemeyen personelin başarılı olması

mümkün değildir.

Bu örnekleri patron-genel müdür, genel müdürdepartman

müdürü, muhasebe müdürüacente

ya da tedarikçi firma yetkilisi, bellboytaksici,

resepsiyonist-rehber gibi birçok diğer

örnekle arttırabiliriz. Belki otellerimizden gelen

misafirlerimizin hak ettikleri hizmeti almasının

ilk adımı, önce onlardan biri olduğumuzu

anlamamızdan geçiyor, öyle değil mi?

Bu vesileyle ayrıca tüm dostların Kurban

Bayramlarını ve Zafer Bayramlarını içtenlikle

kutluyorum.

Dev zirve için

geri sayım başladı

Uzakrota Travel Summit 17 Kasım’da

Zorlu geçen 2016 yılının ardından, 2017 yılında nefes alan turizm sektörü, yılın

en büyük buluşmasına hazırlanıyor. 17 Kasım’da Fairmont Quasar İstanbul’da

düzenlenecek Uzakrota Travel Summit, bu sene daha da önem kazandı

Yıllardır sektörün nabzını tutan ve

başladığından bu yana her yıl gelişen

Uzakrota Travel Summit, bu yıl tam

tabiriyle tavan yapacak. Geçtiğimiz yıl 18 Kasım’da,

700 sektör temsilcisinin katılımıyla gerçekleştirilen,

bu yıl 17 Kasım’da düzenlenecek Uzakrota Travel

Summit, diğer yıllardan farklı olarak Lüks, Teknoloji,

Girişim ve Otel Rezervasyon konseptleri altında, 4

ayrı salonda yapılacak. Zirveye geçen seneye ye

oranla %100’lük artışla 1500 profesyonelin katılımı

hedefleniyor. Turizm konusunda etkili blogger’ların

da yer alacağı zirvede düzenlenecek paneller, bu yıl da

içerik olarak çeşitlilik gösterecek ve sektörün güncel

durumuna ışık tutacak konuşmalara yer verilecek.

CRUISE TURİZMİNİN DURUMU

İRDELENECEK

Bölgesel gelişmeler sebebiyle turizm sektörünün

pek iç açıcı bir sezon geçirmediğini söyleyen

Uzakrota kurucusu Gökhan Erdoğan,

zirvede güncel gelişmelerin ve geçen

sezonun deneyimlerinin de yoğun

biçimde konuşulacağını söyledi. Türkiye’de son

yıllarda öne çıkan sağlık turizminde yeni fırsatların bu

yılki zirvede masaya yatırılacağını aktaran Erdoğan

“Özellikle TURSAB’ın sağlık turizmini destekleyecek

çalışmaları anlatılacak. Cruise sektörü de bu yılki

zirvede konuşulacak. Her ne kadar Türkiye pazarında

eski günleri aranıyor olsa da, cruise turizminin

dünya çapındaki durumu irdelenecek.” dedi.

LÜKS TURİZMDE YENİ DENEYİMLER

Bu yılki Uzakrota zirvesinde öne çıkması beklenen

bir başka konu başlığı ise “elit turizm” olacak.

Pek çok sektör uzmanına göre, şu dönemde

lüks turizm hakkında içerikler ön planda olacak.

Modern tüketiciler için lüksün tanımı yeniden

yapılacak ve markalar kendilerini bu açıdan

yeniden konumlandıracak. Panellerde, “Seyahat


13 zirve

şirketleri lüks tüketiciye nasıl ulaşır”

sorusunun da cevabı aranacak.

BAŞARILI GİRİŞİMLER

DESTEKLENECEK

Turizm sektöründe teknoloji pek çok

aşamada devreye giriyor ve hem

kalite, hem kârlılık, hem de verimlilik

açısından önemli kazanımlar

sağlıyor. Sektör için çözüm geliştiren

yeni girişimler de bu yılki zirvede

öne çıkacak. Turizm girişimleri

salonunda 15 startup kendi

çözümlerini anlatacak. Tanınmış

melek yatırımcılara ulaşma şansı elde

edecek girişimler için bu yılki zirve

önemli fırsatlara ev sahipliği yapacak.

İNTERNET FENOMENLERİNE

İLGİ ARTACAK

Farklı sektörlerde bir süredir

gündemde olan “influencer

marketing” konusu turizmciler

için de önemli fırsatlar içeriyor.

Bu yıl Uzakrota Travel Summit’in

konularından biri de fenomen

etkileşimi olacak. Konvansiyonel

pazarlamadan ziyade, turizm

şirketlerinin fenomenler üzerinden

niş pazarlama yapmasıyla ilgili

gelişmeler, konunun uzmanları

tarafından ele alınacak.

TEKNOLOJİ & FİNANS

İLİŞKİSİ

Bu yılki zirvede öne çıkacak

konulardan birisi de dijital ödeme

sistemleri. Turizm şirketlerinin

özellikle doğrudan kendi sitelerini

kullanarak rezervasyon almayı

tercih etmeye başladığı şu dönemde

teknoloji kullanımı daha da önem

kazanıyor. Son dönemlerde finans

teknolojilerinde yaşanan hızlanmanın

turizm sektörüne etkileri konusunda

da uzmanlar görüş bildirecek.

BİZ DE ORADAYIZ

Hotel Gazetesi, Uzakrota Travel

Summit’in Medya sponsorları

arasında yer aldı. 17 Kasım’da

zirvede açılacak standımızda,

gazetemizin bu güne kadar

yayınlanan tüm sayılarını

inceleyebileceğiniz gibi, bu

dev organizasyonla ilgili tüm

gelişmeleri ayrıntılarıyla Hotel

Gazetesi’nden, anlık gelişmeleri ve

her türlü bilgiyi gazetemizin web

sayfası www.hotelgazetesi.com

adresinden takip edebilirsiniz.

Turizm sektörüne yön veren

bu büyük zirvede, sektörün

gözü, kulağı, sesi olarak yer

almaktan gurur duyduk.

Uzakrota sınırları aştı

Balkanlar’a açılıyor

Türkiye turizm sektörünün önemli etkinliklerinden

Uzakrota Travel Summit, global hedefleri doğrultusunda

yurt dışındaki ilk etkinliğini Belgrad’da gerçekleştirecek

27 Ekim’de Belgrad’da gerçekleşecek Uzakrota

Balkan Travel Summit’in konuşmacı programı da

belli oldu. Balkanlardan 600 turizm profesyonelinin

katılacağı zirveye, turizm konusunda etkin blogger’lar,

medya dünyasından tanınmış isimler de katılacak.

BALKAN TURİZMİNE YÖN

VEREN İSİMLER BİR ARAYA

GELİYOR

Uzakrota Balkan Travel Summit ilk

yılında Balkan turizmine yön veren

önemli isimleri ağırlayacak. Türkiye

ve Balkan turizminin dünyadaki sesi

olan uluslararası ticaret örgütleri de

zirvede yer alacak. İşbirliği örgütleri ve

sektörel birliklerin yöneticileri, turizm

sektöründen yüzlerce katılımcıya çok

değerli bilgi ve deneyimlerini aktaracak.

Zirveye katılacak isimler arasında yer

alan Sırbistan Türkiye Büyükelçisi Tanju

Bilgiç ve Air Serbia Eski CEO’su Vladimir

Ognjenoviç, Balkan turizmindeki

gelişmeleri konuklarına aktaracak.

Zirveye ayrıca AtlasGlobal’in Sırbistan

ve Bosna Ülke Müdürü Ender Karaca,

Yugoslavya Turizm Acentalar Birliği

Başkanı Aleksandar Senicic, Oki Air

ve Montenegro Turizm Acentalar

Birliği Başkanı Orhan Hodzic, DEIK

Türkiye-Sırbistan Ticaret Odası

Yönetim Kurulu Başkanı Aleksandar

Medjedoviç, BalkanViator Kurucusu

Matija Biljeskovic, Tourism Malaysia’nın

Türkiye, Bulgaristan, Azerbaycan ve

Romanya Pazarlama Müdürü Çağrı Sağlık

konuşmacı olarak zirvede yer alacak.

Konuşmacı listesinde ayrıca Be in

Kosova (Kosova Turizm Ofisi) CEO’su

Sayı: 6 Yıl: 1 / Ağustos 2017

Alban Rafuna, Makedonya Ticaret

Odası Turizm Bölüm Başkanı Arkan

Kerim, Devim Tours Sarajevo Başkanı

Bülent Biçer, Air Ticket Arena Kurusucu

Kresimir Budinski, Tourism Korea’nın

Türkiye, Bulgaristan, Azerbaycan ve

Romanya Pazarlama Müdürü Erkan

Aslantaş, Hotel Runner Kurucusu Arden

Agopyan, Altavia Dekatlon Türkiye

Genel Müdürü Vadi Efe, Wirecard

Türkiye Genel Müdürü Dündar Özdemir,

Mida Ajans Başkanı NikolaPantovic

ve Turizam i Putovanja Başkanı Milan

Stojkovic gibi isimler de bulunuyor.

BALKAN TURİZMİ

DEĞERLENDİRİLECEK

AtlasGlobal’in ana sponsor olduğu

zirvede, Türkiye ve Balkan turizminde

yurtdışından gelen doğrudan yatırımlar,

Balkan turizmindeki coğrafi zorluklar,

Türkiye ve Balkanlardaki sağlık turizm

fırsatları, turizm geleceğini şekillendiren

trendler ve yeni teknolojiler konuşulacak.

Uzakrota Balkan Travel Summit 2017’ye

katılım, program ve konuşmacılar

hakkında daha fazla bilgi almak için

https://www.uzakrota.com/

balkansummit17/ adresinden yayın

yapan etkinlik sayfası ziyaret edilebilir.

Selçuk

KARATEPE

www.hotelgazetesi.com

ORDAN BURDAN

Özlemiş miyiz ne?

***Oda bulamamayı

***Sürekli shorta düşüp gün boyunca

onları temizlemeye çalışmayı

***Fiyat pazarlıklarını ikinci plana atıp

müsaitlik kavgaları yapmayı

***Sabahın köründen gecenin bilmem

kaçına kadar deli gibi çalışmayı

Ve bu sezonun bizlere yaşattığı diğer

sayamadığım yoğunluk, sıkıntı, stres ve

telaşı özlemiş miyiz ne...

Karlılık mı, doluluk mu?

Sanırım bu sezon hepimiz biraz ters

köşe olduk.

Evet, herhangi bir olay olmazsa

sezonun iyi geçeceğini hepimiz ön

gördük ama bu kadarını çoğumuz

beklemiyorduk.

Haliyle sektörümüzün klasikleri haline

gelmiş soruyu soralım : Karlılık mı,

doluluk mu?

Türkiye ne olursa olsun Turizm

sektöründe bir Dünya markası.

Dolayısıyla bu sezonun sonuna

yaklaşırken ve kış aylarının stratejisini

belirlerken ve hatta ufak ufak 2018

yılının planlamalarını da yapmaya

çalışırken yine ve yeniden buna kafa

yormak gerekir düşüncesindeyim.

Bir de kanımca günü, haftayı, ayı veya

sezonu kurtarma huyumuzdan artık

gerçekten vaz geçmemiz gerekiyor.

İnanın hiç bir faydası olmadığı gibi

inanılmaz büyük zararları var.

Rekabetin bir tarafı tabii ki fiyat

rekabeti ama diğer tarafları da kalite,

hizmet ve marka rekabeti. Sürekli

üstünde konuştuğumuz ama türlü

sebeplerden dolayı fiyat rekabetinin

dışına çıkamadığımız gerçeğini nasıl

aşacağımız sorusu karlılık mı doluluk

mu açmazının temel ve kilit sorusudur.

Peki, hem karlılık hem de doluluk olur

mu? Bence kesinlikle olur. Önceliğimizi

kalite, hizmet ve marka rekabeti

olarak belirlersek, sabırlı olursak, kısa

vadede bazı kayıpları göze alıp uzun

vadeli stratejilerde ısrarcı olursak hem

doluluk olur hem de karlılık.

Tesis ve hizmet kalitesi

Geçen seneden başlayan ve bu

seneye yansıyan krizin etkisiyle

fiyatların düşmesi sonucu alınan

zorunlu önlemler neticesinde tesis ve

hizmet kalitesinin genel anlamda ne

kadar olumsuz etkilendiği hepimizin

malumu.

Tesislerin ve personelin yıpranmalarını

da göz önüne alırsak önümüzdeki

kış bizi zorlu ve başarılması zorunlu

görevler bekliyor.


Sayı: 6 Yıl: 1 / Ağustos 2017

www.hotelgazetesi.com

geziyorum 14

YUSUF BAYIRLI

Yunanistan

&

Adaları

Bu yıl, Orta ve Kuzey Avrupa ülkelerinin göz bebeği olan Yunanistan ve adalarından Avrupa’nın vazgeçmek istemediği gibi biz de vazgeçmek

istemiyoruz. Yeme içme kültürü olarak hiçbir ülkenin bize yakın olmadığı kadar yakınız birbirimize. Arada ince ayrıntıda farklılıklar oluşuyor

tabii ki, sebebi de önemli bir değeri korumaya başardıkları için; Misafirperverlik! Ve bunu da hissettiriyorlar, sıcak, samimi ve sevecen…

Thassos Kavala Turu için yine itina ile adını

vermeyeceğim 2-3 Seyahat acentasına

başvurdum. Öyle indirim, böyle bindirim,

bu ek ücret derken, kendi işimizi kendimiz

organize edelim durumuna geldik yine.

Rahat ve güzel geçen bir geçe yolculuğun

ardından Kavala’ya ulaştık (yerel konforlu

Kavala limanından neredeyse akşam

saatlarine kadar Thassos adasının 2

önemli limanına (Skala Prinos & Limenas)

sürekli seferler var, isterseniz araba

ile de geçebilirsiniz. Yaklaşık bir saatlik

keyifli bir yolculuk sonrası Skala Prinos

limanında inip Prinos Köyü üzerinden

Skala Sotiros’a yürüyerek ulaştık.(Yaklaşık

5 km’lik bir mesafeydi, ulaşım araçları

mevcut ancak bir yürümeyi tercih ettik.)

Küçük bir arazi üzerinde konumlanmış, 8

odalı bir Apart/Pansiyon’a ulaştık. İşletme,

yaklaşık iki yıllıktı ve bir aile işletmesiydi.

İşletme sahiplerinin sevecenliği anlatılmaz

yaşanır… Böyle bir karşılanmayı tarif etmek

çok güç. Daha öncesinde birkaç sorumuz

için kendileriyle telefon üzerinden bağlatı

kurmuştuk ve yine aynı samimiyetle tüm

sorularımız cevaplanmıştı.

diyebiliriz ama ödediğiniz fiyata bakarsanız

buna göz yumarsınız. Örnek olarak ‘2

kişilik kalamar, ikişer duble Ouzo, üç çeşit

meze + peynir’in toplam fiyatı yaklaşık 21-

23 Euro, yani TL kaşılığı olarak 100 TL bile

değil. Ayrıca porsiyonlar aşırı doyurucu

şekilde servis ediliyor (bu arada sular hep

ikramımızdır).

yüce şeyi gülünç haline getirdi. Sicilya seferi

yenilgisinin haberi Atina’ya ulaştığında,

Gigantomachia’ya olan parodisi

gerçekleştirildi: İzleyicilerin bu kadar çok

eğlendikleri söylendi ki, acısını göstermek

için ayrılmak yerine koltuklarında kaldılar.

Ayrıca Eupolis ve Cratinus tarzında

bir otobüs şirketi tercih ettik). Mis gibi

havada sabah daha martılar yeni uyanmaya

başlarken limanda, balıkcılar eşliğinde güzel

lezziz bir kahvaltı yapıldı. Her yer Türkçe

tabelalarla dolu, fark edilen şu ki nerede

Türkçe yazılı bir tabela varsa orada menü

Adayı keşfetmek için hendek atlamanız

gerekmiyor, 2 saate bir tüm adayı turlayan

istediğiniz noktada inip binebileceğiniz

bir belediye otobüsü mevcut. Fiyatları da

euro bazında baktığımızda bizim metro

biletinden (aynı mesafe için) daha uygun.

Thassos merkez & Golden Beach de tabii

ki fiyatlar da gereksiz yere artıyor ve yemek

kalitesi de büyükleşen köyden, küçük şehir

boyutuna geçmek misali tüm dünyada

fark attığı gibi burada da aynı örnek

sergileniyor. Çok para ödemek istiyorsanız

bir Resort Otelde’de kalabilirsiniz ama

bunun için Thassos’a gitmenize gerek yok.

Bizim Antalya yada Ege deniz & kum tatili

için daha yakın sonuçta. Adayı yaşamak için

güzel bir Apart fazlası ile yeterli olacaktır.

yazılmış Philinne adlı bir komedi yazarıydı

ve ünlü bir fahişeye saldırdı. Bazı parodik

heksametrelerini koruyan Athenaeus,

kendisiyle ilgili diğer fıkralarla ilgilidir.

Çokluğun arasında yer almak istemiyorsanız

ve adanın ıssızlığı içerisinde sakin ve kaliteli

günler geçirmek istiyorsanız, gereksiz

harcamalar yapmadan uzak durmanız

gereken yerler, Golden Beach, Potas,

Limenerias & Mermer Beach.

fiyatları hep az da olsa daha yüksek! Lisan

farkını burada Türkler kendi vatandaşlarına

mı ödetmek istiyorlar bilemedim ama

sanırım öyle… Bizim tercihimiz daha uygun

Türkçe bilmeyen mekanlardı ama zaten

herkes az ya da çok İngilizce konuşuyor,

anlaşmada hiç sorun yaşanmıyor. Lokal

otobüs şöförüne dönüp “İngilizce biliyor

musunuz?” sorusuna ’’of course’’ cevabını

vermesi bizi çok sevindirip güldürdü.

Gelelim keşfedilmesi ve gidilmesi şiddetle

tavsiye edilecek yerlere;

Paradise Beach (bu sahilin bir kısmında

bikini yada mayo çizgisi oluşmadan

bronzlaşma ve denize girime şansınız

vardır),

Skala Sotirios & Skala Kallirachi, buralar,

daha bakir kalan Turizmin henüz hüküm

giymemiş bölgeleri, yemekler kaliteli ve

fiyatları çok uygun. Servis biraz eksik

Thassos merkezde MÖ 7 yüzyıl geri giden

tarihi kökler, şair Arhilohos a dayanıyor,

Tasosların Hegemonu, Eski Komedi’nin

bir Yunan yazarıymış. Peloponnezyen

Savaşı sırasında gelişmesi haricinde onun

hakkında pek bir şey bilinmiyor. Aristo’ya

göre bir çeşit parodi mucidi idi; Ünlü

şiirlerdeki ifadeleri hafifçe değiştirerek,

Bu yıl maddi olarak İspanya Avupa’nnın

en kazançlı ve karlı destinasyonu olabilir

ancak Yunanistan’ın da kendi halkına zarar

vermeden, onların yaşam alanlarında

fiyatların tırmanmasına engel olan ve

dengede tutan bir Hükümeti ve Turizm

Bakanı var. Yunanistan’a bu dengeyi böyle

bir yoğun talep yılında kurabildikleri için

saygı duymak gerekiyor..

Önümüzdeki haftalarda farklı denizlere

açılmak üzere bu yılki Yunanistan &

Adalarına gerek iş gerekse keyfi gezileri

kapatmış olacağız.

Bana her daim özelden ulaşabilirsiniz…

Saygı ve Sevgi ile gezin ;)


15 inceleme

Sayı:

6 Yıl: 1 / Ağustos 2017 www.hotelgazetesi.com

1952’den bu yana dünya otel

piyasasının güçlü aktörlerinden

InterContinental Hotels Group’un

Starbucks ile otel lobilerinde yaptıkları

işbirliğini çok doğru buluyorum.

Grubun amacı “open lobby concept”

adıyla misafirlerine otel lobisi

içerisinde kahve deneyimi yaşatmak ve

ayrıca otel lobisini keyifli bir alan haline

getirmek.

Ömer

Koray

ÜNAL

Amsterdam’daki mi,

Bursa’daki

mi

?

Otele kayıt yaptırırken

10 kat üstünüzden

geçen martıları izleyin

Yılın ilk çeyreğinde

İstanbul Yenibosna’da

sıra dışı bir otel açıldı.

Sıra dışı olmak herkesin kendince

anlamlar yüklediği ‘özel’ bir kelime.

Bazıları bu kelimeyi düzene aykırı,

rutinin dışında manası ile ‘olumsuz’

olarak kullanabiliyorken kimisi de

sıradan olmanın dışında, kendini

belli eden manası ile ‘olumlu’ olarak

kullanıyor. Bricks Hotel’i anlatırken ben

sıra dışı kelimesinin benim de yanında

olduğum ikinci manasını kullanacağım.

Otel, Yenibosna’da tarihi yarımadaya

giden yol üzerinde, Yenibosna Metro

ve Metrobüs istasyonlarının hemen

yanında, CNR Expo Fuar Merkezi’ne

2 km ve Atatürk Havalimanı’na 3 km

mesafede bulunuyor. Bu konumu

itibariyle Bricks Hotel, ilk sıra dışı

özelliğini gösteriyor.

Otele girdiğinizde lobi ile birlikte

sizi otelin çatı katı karşılıyor. Evet;

otelin girişinden otelin çatısını

görebiliyorsunuz. Otelin mimarları bu

harikulade ve kesinlikle sıra dışı tasarım

ile lobiye çatıdan gün ışığı girmesini

sağlamışlar. Bir düşünün, otelinize

geldiniz ve otele kayıt işlemlerinizi

beklerken karışınızda girdiğiniz

kapıdan tavana kadar uzanan 10 bina

katı yüksekliğinde devasa bir cam

var. Yukarıdan geçen martılar veya

havalimanının yakın olması sebebiyle

uçakları izlemek çok keyifli oluyor.

Bu camın nihayete erdiği en üst katta

yer alan restoran kısmından lobiyi ve

devasa camın ardından İstanbul’da

hayatın akışını bütün gerçekliğiyle

izleyebiliyorsunuz.

Amerikan ekonomisinin bu iki güçlü

şirketinin ülkemiz toprakları da

dahil olmak üzere pek çok otelinde

gerçekleştirdiği bu marka işbirliğinin,

ülkemizde de Anemon Otel ile Kahve

Dünyası’nın yapmasını dilemiş; iç

geçirmiştim.

Bricks’e ziyaretimde bu sıra

dışı düşüncenin harikulade bir

uygulamasına da tanıklık etmiş oldum.

Otel lobisinin içinde Bricks Coffee

devasa bir alanda hizmet veriyor.

Tüm ülke kahvelerinin bulunduğu bu

mekanda leziz tatlılar ve aperatifler de

misafirlerin beğenisine sunulmuş.

Hizmet sektöründe fark yaratmak

için standartların bir noktada dışına

çıkmak zorundasınız. Bricks Hotel

kendi segmenti içinde birçok farklılığı

içinde barındırıyor. Pek çok otelin

imkan sağlayamacağı farklılıkları

ile Bricks Hotel, İstanbul’da turizm

deneyimine 138 odası ile sıra dışı bir

zenginlik katıyor

Geçtiğimiz ay ufak bir gezi için

Amsterdam’a gittim. Buradaki otel

tercihim Türkiye’den de tanıdığım

bir marka olan Mercure oldu, ancak

Mercure Amsterdam’a girdiğimde

hayal kırıklığına uğradım. Daha

otele girişte resepsiyonda yalnızca

bir personel vardı ve bu kişinin

haricinde de görünürde kimse

yoktu. Görevli kadın, önünde otele

kayıt yaptırmak için sıralanan

kuyruğu bıktırmadan giriş ve çıkış

işlemlerini güler yüzle yapıyordu,

ancak kuyrukta bekleyenler bir

turun kafilesi olmayıp, münferit

olarak gelen turistlerden oluştuğu

için kayıt işlemleri bir hayli uzun

sürdü.

Önümdeki kuyruğa ve otelin loş

ve basit dekorlu lobisine bakarken

aklıma üç ay evvel açılışına

gittiğim Mercure Bursa oteli geldi.

Girişinde ferah bir peyzaj çalışması

ve aydınlık bir ortamı olan bir

otel burası. Tavandaki sarı, beyaz

ve mavi renklerdeki camlardan

imal edilmiş onlarca kuş mekana

bambaşka bir hava katarken,

mermer ve ahşabın harikulade

uyumu ile dökme demirden imal

edilmiş güzel bir sehpa ortama

bütünlük kazandırıyor.

Oda-kahvaltı hizmetiyle satışa

sunulan, personel sayısı açısında

tatminkar olan Bursa’daki ile

Amsterdam’da konakladığım

Mercure otelleri arasında onlarca

fark var. Mesela, Bursa’daki

otelin her detayında zevkli bir

dokunuş bulunurken, aynısını

Amsterdam’daki otel için

söyleyemeyeceğim.

Sanırım Türk misafirperverliği

uluslararası otel zincirlerine çok

farklı bir boyut kazandırıyor. Cavit

Çağlar’ın Bursa’daki bu harikulade

yatırımını gördükten sonra ister

istemez kendime şu soruyu

sordum: Amsterdam Mercure

mü? Yoksa Bursa’da Cavit Çağlar’ın

Mercure’ü mü?

Karlılığını bilemiyorum ama bir

turist olarak konaklamak için kesin

tercihim Bursa Mercure olurdu!


Sayı: 6 Yıl: 1 / Ağutos 2017

İhsan

TÜRKUS

www.hotelgazetesi.com

KAPIDAKİ TEHLİKE 2...

2015 haziranından bu yana ağır yaralı turizm.

Peşpeşe patlayan, patlatılan bombalar,

İç politikaya kurban edilen dış ilişkiler, kendi görevlerini

başarıyla yerine getirmeye çalışan turizmcileri, bir anda ne

yapacağını bilemez duruma düşürdü..

Gene de yılmadan, sıkılmadan tüm fuarlara, tanıtım günlerine

katılmaktan geri durmadılar.

Bilhassa AB ülkelerindeki fuarlarda ilgi görmemelerine

rağmen, ilişkileri düzeltebilmek adına neredeyse birer

diplomat gibi çalıştılar...

2016 beklendiği gibi çok kötü bir yıl olarak geçti turizm

tarihimize.

Fiyatlar, doluluklar aşağılara inerken, eğitimli personel kaybı

da yaşandı sektörde.

Neyse ki 2017’ye girerken Rusya ile ilişkiler yumuşadı.

Haliyle sevindik.

Kötünün iyisi olur diyerek umutlandık..

Sezon başında, güneyden gelen haberlerde, otelden ayrılan

konukların valizlerinden çıkanların, resimleri ilk ip uçlarıydı.

Onlarca sabun, şampuan, kilolarca portakal, elma, boy boy

havlular...

Hem kalitesiz, hem de ucuz müşterinin yaratacağı tahribatı

haber verir gibiydi..

Açık büfelere giriş, çıkışlarını anlatmaya gerek yok...

Büfedekilerin yarısı çöpe....

Bu arada, İstanbul’un anlı şanlı otellerinin balkonlarından

çekilen resimlerde de her renkten iç çamaşırı görebilmek

mümkün...

O çamaşırları asanların, otel lobilerindeki oturuşlarını,

çıplak ayaklarını sehpalara dayayıp, cep telefonlarıyla, sanki

akrabaları ile yıllardır hiç görüşmemişcesine bağıra bağıra

konuşmalarını, müzik dinlemelerini anlatabilmek mümkün

değil...

Hele hele, bu değerli konukların kaldıkları odaları

temizleyebilmek için uğraş veren insanlarımızın, odalara

girdiklerinde karşılaştıkları manzarayı anlatmaya kelimeler

yetmiyor.

Sahillerde çalışan arkadaşlarımız, içi otel malzemesi

dolu müşteri valizlerinin resimlerini çekerken, İstanbullu

arkadaşlar da, birbirlerine, müşterisi yeni ayrılmış odaların

resimlerini göstererek nazire yapıyor, Bu oda nasıl temizlenir

diye görüş alışverişinde bulunuyorlar..

Kısacası milyar dolarlarla ifade ettiğimiz tesislerimiz ağır bir

tahribat altında...

Bardağın yarısı dolu diyerek, “hiç olmazsa 2016’ya göre

daha iyiyiz” düşüncesi hakim olsa da, açıkçası hala önümüzü

görememek, acı gerçeğimiz...

TÜROB açıkladı; sadece İstanbul’un ilk altı aydaki gelir kaybı

1 milyon euro..

Vergileri düşünürseniz devletin de neler kaybettiğini

anlayabilirsiniz..

Yazık oluyor, hem de çok yazık...

Bu güzelim ülkenin turizmi düşük fiyatlarla gelen, kalitesiz

müşterilere mahkum edilmemeli..

Geçtim tesisleri, İstanbul’un en güzide yerleri bile bu

zevksizliğe ve kalitesizliğe yenik düşmemeli...

Biz “BARIŞIN OLMADIĞI YERDE TURİZM OLMAZ” dedikçe,

birileri hala OHAL’ den medet umuyorsa, 2014 gibi yıllar

hep hayal olarak kalacak hatıralarımızda....

Ruslar yüzleri

güldürdü

Antalya’ya Bağımsız Devletler Topluluğu

ülkelerinden gelen turist sayısı, 31 Temmuz

itibariyle 5 milyon 205 bine ulaştı. Geçen yılın

temmuz ayında sadece 15 bin Rus’un geldiği

kente bu yılın aynı ayında 684 bin Rus geldi

Yaz turizmi denince ilk akla gelen bölgemiz

Antalya, adeta Rus istilasına uğradı. Antalya

Havalimanı Mülki İdare Amirliği’nce açıklanan

verilere göre, bu yılın 7 aylık döneminde

Antalya’ya gelen turist sayısı toplamı, geçen yılın

aynı dönemine göre yüzde 63 artışla 5 milyon

205 bin 117 kişiye ulaştı. Temmuz ayında kente

toplam 1 milyon 819 bin 502 turist gelirken,

geçen yılın aynı ayına göre yüzde 79 artış

kaydedildiği bildirildi.

RUS TURİST REKORU

1 Ocak- 31 Temmuz tarihleri arasında Antalya’ya

gelen turist sayısı 5 milyon 205 bin. Bu rakamın

yarısını (2 milyon 5 bin 467) Ruslar oluştururken,

Rus turist sayısı geçen yılın 7 ayına göre

yüzde 4 bin 6 artışla rekor kırdı. Geçen yıl aynı

dönemde 48 bin 827 Rus turistin geldiği kente

bu yıl 2 milyon 5 bin 467 Rus gelirken, Rusya

bölgeye gelen toplam turist sayısının yüzde

33.5’ini oluşturarak en büyük paya sahip ülke

konumuna geldi.

AVRUPALILARIN DÜŞÜŞÜ SÜRÜYOR

Antalya’ya gelen Almanlar, toplam turist sayısının

%16,8’in oluşturarak en çok turist gönderen ikinci

ülke olurken, bu ülkeden gelen turist sayısı en

kötü sezon olan 2016’ya göre bile azaldı. Geçen

yıla göre yüzde 21 eksilen Alman turist sayısı 825

bin 303 kişide kaldı. Geçen yıldan itibaren büyük

bir yükseliş gösteren Ukrayna pazarı bu yılın 7

aylık döneminde yüzde 33 artarak, en çok turist

gönderen ülkeler sıralamasında üçüncü oldu.

Ukrayna’nın, bu yıl toplam turist sayısındaki payı

421 bin 263 turist ile yüzde 8.09 oldu. İngiltere

ise 189 bin 490 turistle geçen yılla aynı düzeyde

seyretti.

Hollanda’dan yüzde 27 düşüşle 132 bin 22,

Belçika’dan yüzde 11 düşüşle 75 bin 947,

Danimarka’dan yüzde 18 düşüşle 74 bin 257,

İsveç’ten yüzde 36 düşüşle 56 bin 653, İsviçre’den

yüzde 20 düşüşle 34 bin 984, Norveç’ten yüzde

42 düşüşle 34 bin 537, Avusturya’dan yüzde 45

düşüşle 27 bin 162, Finlandiya’dan yüzde 51

düşüşle 18 bin 613, İtalya’dan yüzde 5 düşüşle

5 bin 399, Slovenya’dan yüzde 21 düşüşle 2 bin

629 turist geldi. İran’dan da yüzde 2 düşüşle 63

bin 916 turist geldi.

YÜKSELEN ÜLKELER

Antalya turizminde bu yıl Rusya ve Ukrayna’nın

dışında artış gösteren ülkeler Kazakistan, Beyaz

Rusya, Polonya, İsrail, Romanya, Litvanya, Çek

Cumhuriyeti, Slovakya, Fransa ve Macaristan.

Kazakistan’dan yüzde 105 artışla 146 bin

581, Beyaz Rusya’dan yüzde 182 artışla 93

bin 603, Polonya’dan yüzde 11 artışla 84 bin

111, İsrail’den yüzde 11 artışla 83 bin 789,

Romanya’dan yüzde 18 artışla 61 bin 929,

Litvanya’dan yüzde 20 artışla 43 bin 183 turist

geldi. Çek Cumhuriyeti’nden yüzde 71 artışla

40 bin 229, Slovakya’dan yüzde 82 artışla 38 bin

730 kişi geldi. Fransa’dan yüzde 10 artışla 30 bin

590, Macaristan’dan yüzde 49 artışla 19 bin 865

turist geldi. Toplamda 2 bin turistin altında turist

gönderen çok sayıdaki ülkenin toplam turist

sayısı ise diğer ülkeler olarak sınıflandırılarak

yüzde 34 artışla 298 bin 717 kişi oldu.

atılım

16

Azerbeycan çıkarması

TUROYD Yonetim Kurulu, Rusya , Çin ve

İran’dan sonra Türk Turizmini tanitmak

amacıyla Azerbaycan’a ziyarette bulundu.

Azerbaycan Yürütme Kurulu Baskanı Halil Duru’nun

organize ettiği toplantıya; Turizm Otel Yöneticileri

Derneği Yönetim Kurulu Baskani Ali Can Aksu,

Azerbaycan Bölgesel Yürütme Kurulu Baskani Halil

Duru; Başkan Yardimcisi Murat Yumak, Yönetim

Kurulu Üyelerinden Hatice Şule Gökirmak ve Tarkan

Akyuz ile Yönetim Kurulu Asistani Selen Ertunga’nin

da aralarında olduğu heyet TC Bakü Büyükelciligi

Kültür ve Tanitma Musaviri Dr. Irfan Ciftci ile bir

araya geldi. Toplantıda Türk Turizmi ve Azerbaycan

Turizmi’nin geliştirilmesine yönelik istişarelerde

bulunuldu, Turizm Otel Yoneticileri Dernegi TUROYD

hakkında Buyukelcilik bilgilendirildi.

TUROYD Azerbaycan Heyeti’nin bu seyahatindeki

ikinci durağı Türk İşadamlari TUIB (Turkiye ve

Azerbaycan Is Adamlari ve Sanayiciler Ictimal Birligi)

oldu. TUIB Idare Heyeti Baskani Ali Ihsan Genc

ve Yönetim Kurulu Uyeleri ile yapılan temaslarda

bolgede yasayan isadamlarının TUROYD hakkında

bilgilendirileceği ve TUIB ile birlikte karsilikli

yatirimlar yapilacaginin sozu verildi. Görüşmenin

ardından Azerbaycan Turizm Bakanligi ziyaret edildi.

Turizm Bakan Yardimcisi Nazim Samedov ve Turizm

Bakanlik Heyeti ile yapılan toplantıda Türk ve Azeri

Turizmi konuları tartışıldı, birlikte ortak projeler

uretme kararı verildi.


17 proje

Kaz Dağlarında

hayata

geçecek proje,

hem bölge

halkına hem

yatırımcılara

yepyeni bir

yaşam sunacak

Dünyanın

Kalbi

Hayalet Köyü

Canlandıracak

Sayı: 6 Yıl: 1 / Ağustos 2017

Hotel Gazetesi okurlarına bu ay spor turizmine farklı bir soluk getirecek, yeni bir projeyi tanıtmak amacıyla, projenin

sahibi Murat Ceylan ile röportaj yaptık. Kaz Dağlarında ‘Dünyanın Kalbi’ adıyla hayata geçecek olan bu proje

tamamlandığında, yatırımcılarına farklı bir yaşam tarzı sunarken, çevre köylerin de yaşamını olumlu yönde etkileyecek..

www.hotelgazetesi.com

Murat CEYLAN

Murat bey öncelikle , ülkemize ait

tarihi, doğal ve kültürel güzelliklere

sahip çıktığınız için, sizi tebrik

ediyoruz. “Dünyanın Kalbi” projenizi

nasıl anlatırsınız?

Merhaba, teşekkür ederim, bilmenizi

isterim ki, Dünyanın Kalbi projem,

herkes kadar benim için de tatlı bir

heyecan sebebidir. Bizler, Turizme yeni

bir soluk aldıracak, dünya insanlarını

bizim insanlarımızla çok anlamlı ve

kaliteli bir projede birleştirmek adına,

bu yolculuğa çıktık. Bu projedeki

öncelikli amacımız Kaz Dağlarının

tabiat güzelliklerini, kültürel ve tarihi

dokusunu sadace ülke insanımıza değil,

tüm dünya insanlarına anlatabilmekti.

Bu amacımız doğrultusunda bölgede

bulunan ve adı “Hayalet Köy” olan bir

köyü satın alarak, şuan da tüm ülke

gündeminde olan “İda Theraphy &

Dünyanın Kalbi” projesinin startını

verdik. Birbirine bağlı onlarca alt

projeden oluşan, projede yer alan tüm

arazi ve dağ evi sahibi arkadaşlarımız, bu

köyde ve çevresindeki pek çok sportif,

sanatsal ve kültürel organizasyonu,

uzman eğitmenler eşliğinde

uygulayacakları gibi, son yıllarda artık

kaçınılmaz bir ihtiyaç haline gelen

ekolojik tarım, hayvancılık ve tamamen

doğal besinlere de en güvenilir haliyle

ulaşabilme şansını yakalayacakları, çok

sesli ve çok büyük bir organizasyondur.

Özetlemem gerekirse geçen yıla kadar

adı “Hayalet Köy” olan o köyün yeni adı;

artık “Hayal Et Köy” oldu.

Peki, projeye katılan diğer insanlarda

sizin gibi spor ve doğayı seven

insanlar mı?

Evet, kesinlikle spor ve tabiat sever

insanlar. Tüm komşularımızı çok ciddi

bir seçimden sonra köye kabul ettik,

öncelikle bu konu da hassasiyetlerimiz

var. Köye artı değer katmayacak hiç

kimseye arsa satmadık. Projemiz

kapsamında pek çok değerli sporcu ve

müzik ve sanat insanı arkadaşımızla

beraber yol alıyoruz.

Projenin başlangıç aşamasında hiç

bölgesel zorluklarla karşılaştınız mı?

Genelde böylesi projeler oldukça

marjinal görünür ve bölge halkınca

desteklenmez.

Aslında bölge halkınca son derece içten

ve sıcak karşılandık. Sıkıntı yaşadığımız

en önemli nokta projenin ilk başlarında,

tüm iyi niyetli insanlar gibi insanlara

güvenmek isteğimizin, maalesef,

aslında çok romantik bir düşünce

olduğunu, görmemiz oldu. Projenin ilk

başında bize çeşitli vaatlerde bulunan

kimi insanlarca; maddi, manevi

anlamda dolandırıldık. Konunun maddi

tarafı çok etkilemedi ama manevi tarafı

oldukça etkiledi.

Şu andaki gelinen noktada proje

ne durumda? Köyün yeniden imara

açılması noktasında ne gibi sorunlar

yaşadınız?

Dünyanın Kalbi projemiz karşılaştığımız

pek çok zorluğa rağmen, hedeflediğimiz

doğrultuda yoluna devam ediyor.

Bu yılın ekim ayından itibaren pek

çok evin inşaatına başlanacak. Ben

yasalar çerçevesinde kalıcı projelere

imza atmaya özen gösteren biriyim,

tüm yasal prosedürleri bitirmeden

projeye start vermek istemedim. Köyün

yeniden imara açılması için oldukça

zorlu mücadeleler verdim, sadece il

imar müdürlüğüne 22 bireysel başvuru

yaptım ki, bu da 22 defa İstanbul’dan

Çanakkale’ye gitmem demektir. Ayrıca

köye yeni su ve yollarında yeniden

projeye uygun hale getirilmesi gibi

onlarca farklı prosedürle uğraştım,

nihayetinde tüm bu sorunları geride

bıraktık ve dediğim gibi yakında

inşaatlara başlıyoruz.

Böylesine farklı ve büyük bir projeyi

çok büyük bir ekiple idare ediyor

olmalısınız.

Aslına bakarsanız bir kaç idealist

dostumdan başka bir ekibim yok. Tüm

sunumları bizzat kendim hazırladım,

web sitemizi yakın bir dostum yaptı,

sitenin yönetimini bir turizm web

duayeni olan sevgili Fatih Öncel

yapmakta, bir inşaat uzmanı olan

Haydar Adıyaman tüm projeleri bizzat

yönetmekte ve sevgili Nihan Heper de

tüm projenin saha idaresini ele alınca,

açık olmam gerekirse artı bir ekibe

ihtiyaç duymadım. Zaten bölgede çok

yakın olduğum birçok idealist dostum

var, onlar da bu konuda her türlü

desteği vermekteler.

Dünyanın Kalbi’nde pek çok alt

projemiz daha var dediniz, bu

projeler hakkında kısa bilgiler rica

edebilir miyiz?

Evet, Dünyanın Kalbi projesi

kapsamında pek çok alt projemiz var.

Bunlar Kalkım - Yenice bölgesinde

startını vereceğimiz, “İda Extreme

Sports - İda Yatırım - Kazdağları Yatırım

- İnci Kolye ve Dünyanın Kalbi Sportif

faaliyetler şirketinin kurulmasıdır.

Ayrıca Tüm Kaz Dağları kasabaları

gençlerine, çocuk ve kadınlarına

ücretsiz bir ekotarım, doğal ve ilaçsız

ürün yetiştirme, müzik, tiyatro ve

Sportif eğitimler alabilecekleri modern

bir “Köy enstitüsü“ kurabilmek gibi bir

amacım var.

Bu bölgede yatırım yapmayı

planlayanları neler bekliyor?

Dünyanın Kalbi projemiz kapsamında,

köye yerleşen herkes için, hayatlarını

idame ettirebilecekleri bir sürekli

gelir kapısı hazırladım. Bu amaçla da

Kaz Dağları Yatırım şirketimizi hayata

geçirdim. Kaz Dağları yatırım projemiz;

Kaz Dağlarının eşsiz tabiatına, halk

kültürlerine ve değerlerine saygılı

duruşuyla; bölgede yerleşik halkların,

güven içerisinde arazilerini satmalarına,

kiralamalarına ve ortak ekotarım -

ekoturizm yapabilmelerine, saygıdeğer

yatırımcılarımızın, satın aldıkları

arsalara ve arazilere, kira getirisi

garantili, huzurlu, sağlıklı ve güvenilir

yasal yatırımlarını, yapılarını – dağ

evlerini yapabilmelerine aracı olmak,

yatırımcısına ve yerel halklarına, aynı

anda kazandırabilmeyi, öncelikli hedefi

olarak, benimsemiş bir yapılanmadır.

Şahsen böylesine bir yapının içerisinde

yer aldığım için, son derece mutluyum.

Bölgede yatırım yapmak veya daha

doğal, daha sağlıklı bir yaşama adım

atmak isteyen herkese en güvenilir

şekilde yardımcı olmaktayız.

Murat Bey son olarak eklemek

istediğiniz bir şey var mı?

Evet, bizler bugün de yine kalbimizin

toprağına insan, tabiat, hayvan

sevgisi ve özgürlük ekelim... Elbette

her bereketli toprağın; ayrık otları

olacaktır, tabiat bu otları ayıklayacak,

özgürlüğünüz ve kaliteli hasadınız,

size ait kalacak.. Dünyanın Kalbinden,

Dünyanın Kalplerine Sevgilerimle...

Proje hakkında daha ayrıntılı bilgi için:

www.kazdaglariyatirim.com

www.dunyaninkalbi.net

www.dogavemacera.com.tr


söylesi 18

Sayı: 6 Yıl: 1 / Ağustos 2017 www.hotelgazetesi.com

Bosphorus Line’nın

ortaklarından

Barbaros Kıvrak’ın

ayrılmasıyla

sektörde ortaya

atılan söylentilere

diğer ortak Erol

Kıtay açıklık getirdi

BAYRAĞI DAHA

YÜKSEKLERE

TAŞIYACAĞIZ

2009 yılında iki

turizmci Erol Kıtay ve

Barbaros Kıvrak’ın

birlikte kurdukları

turizm şirketi

Bosphorus Line,

sektörün yaşadığı her

türlü kriz ve soruna

rağmen, yoluna emin

adımlarla devam

ediyor. Şirketin

kurucularından

Erol Kıtay, Genel

Yayın Yönetmenimiz

Mustafa Üçbaş’a

verdiği röportajda,

Bosphorus Line’ın

kuruluşundan bu

güne geride kalan

8 yılda geçirdiği

evreleri ve şirketin

gelişme sürecini

anlatırken, söz

konusu ayrılığın

nedenlerine de

açıklık getirdi.

Mustafa ÜÇBAŞ

Birlikteliklerinden dolayı Barbaros

Kıvrak’a teşekkür eden Erol Kıtay,

“Bundan sonra yeni ekibimiz ve yeni

hizmet anlayışımızla daha büyük

hedefleri kovalayacağız” dedi

Öncelikle Bosphorus Line fikri nasıl

doğdu, dilerseniz oradan başlayalım.

O Dönemde Barbaros Bey başka biir

acentada çalışıyordu bende Grand

Hotel Gülsoy’da ön büro müdürüydüm.

Bir akşam Birlikte Bauhaus’a alışverişe

giderken fikrimi ona açtım. Dedim ki

‘ikimizin de çevresi var. Neden birlikte

bir iş yapmıyoruz?’ Laleli’de küçük bir

ofis tuttuk, 3 tane 2. el masa aldık, bir

tek eleman aldık ve çalışmaya başladık.

Barbaros Kıvrak bey acentada çalışıyor,

ben de otelde devam ediyorum. Böyle

giderken, bir anda yoğunluk başladı. 4

ay sonra Şehzadebaşı’na, şimdiki ofise

geçtik. Tabii işler de yoğunlaşmaya

başladı. Ben de günün yarısını otelde,

diğer yarısın ofiste geçiriyorum.

Neden Bosphorus Line ?

Şirketin isminin neden Bosphorus Line

olduğunu şöyle anlatayım.. Bu arada

ben bir de Mütahsin Bey’in sahibi

olduğu Turna Tur’un eski ortağıyım. O

günlerde Erbilli çok misafirimiz vardı.

O zamanlar çalıştığım Gürsoy Otel’deki

138 odanın 120’si Erbilli idi. 2002 yılında

yoğun bir kar yağışı oldu. Uçaklar iptal

edildi. Pazar günü herkes otelde. Bizde

de Bulgar bir müzisyen grubu var. Ne

yapalım diye düşünürken, öğlen bütün

müşterilere “25 dolar’a sizi Boğaz’da

eğlenceye götürüyoruz, canlı müzik te

var. (Bizim Bulgar grup) Yeme içme fiyata

dahil” dedik. Tekneyi ayarladık, otobüs

çağırdık, otelin garsonlarını ayarladık ve

gittik. Otel çalışanlarıyla Pazar günü öğlen

Türk gecesi formatıyla 150 kişiye bir parti

yaptık. Ondan sonra Mütahsin’le dedik

ki ‘hadi biz bunu Türk gecesi formatıyla

acenta ve otellere bu hizmeti sunalım’

Tekne konusunu nasıl

çözdünüz?

Bir tekne kiraladık, tabi

ilk sene sancılı oldu.

Evimiz ipotek ettik,

arabalarımızı sattık. Çünkü

her gün program var, folklor ekibi

geliyor, oryantal geliyor ama bazen 10

kişiyle kalkıyorsun, bazen bir fırtına

çıkıyor, 2 kişiyle kalkıyorsun. Kimseyi geri

çevirmiyorduk. Bir sene sonra Mütahsin

Bey dedi ‘ben kendim devam etmek

istiyorum.’ Ben de oteldeydim dedim, sen

yoluna devam et ben sonra gelirim sana

yetişirim. Bosphorus Line ismi buradan

geliyor.

IRAK’TAKİ SORUNU YENİ

ORTAĞIMIZLA ÇÖZDÜK

Barbaros Bey ile 2009 Mart ayında şirketi

açtık, kısa zamanda iyi yol kat ettik, sonra

Dinner cruise işine girdik ve uzun yıllar

devam ettik. Son zamanlarda turizmdeki

kötü gidişat, bir de bu işi yapanların

sayısının çok fazla artmasıyla fiyatlar dibe

vurdu. Avrupalı turist gelmedi. En son

kiralamayı 2015’te yaptık. Büyük bir tekne

kiralamamıza rağmen maalesef işler

beklediğimiz gibi olmadı. Aynı zamanda

Erbil’de 2 otel işletiyorduk. Yaklaşık 3

sene iyi işler yaptık. Ama son IŞİD olayları

yüzünden, otelleri devrettik.

Kriz dönemi nasıl geçti Bosphorus Line

açısından?

TÜRSAB’a yeni ortağımız Ahmet Taha

ile beraber yüklü bir teminat vererek

Türkiye vizesi alma gücünü de elimize

alarak Irak vatandaşlarına Türkiye’nin

her bölgesinde vizeli Otel,uçak bileti ve

tur paketleri satışları yapmaya başladık.

Geçen yıl sadece Irak’tan yaklaşık 25 bin

kişi getirdik. Irak’a uçan tüm havayolları ile

özel anlaşmalar yaparak yolumuza devam

ettik.Ülkemizde kriz varken dışarıda

özellikle Irak’tan bir şeyler yapmaya

çalıştık. Ama boş durmadık, ülkemize

katkı sağlamak için hep arayştaydık.

Barbaros Bey ile neden ayrıldınız?

Problem neydi?

Barbaros Bey ticaret hayatına başka

sektörde başka projelerle devam

edeceğini, ömrümün kalan kısmını biraz

stressiz geçirmek istediğini söyledi. O

da hassas bir insan, biraz duygusal.

Herhangi bir sıkıntımız olmadı, bayrağı

ben devraldım.. Sağ olsun bize de çok

yardımcı oldu. Ondan çok şey öğrendik…

Ama ticaret, bu karı koca bile ayrılabiliyor.

Dost olarak ayrıldık.. Tabi piyasada bu

ayrılık farklı konuşuluyor. “Aldı gitti, kaçtı

gitti, Erol Bey gitti, başka şirket açtı”

diyenler var. Biz zaten 2016’dan beri

Barbaros-Ahmed Taha ve ben üçümüz

ortaktık. 2. şirket olarak 4 ay önce sadece

vize işlerini yapmak için farklı bir acenta

açtık. Bu şirket genelde sadece vize için.

Çoğunlukla Libya, Cezayir ve Irak’tan vize

işi yapıyor.

Orta Doğu ve Kuzay Afrika’daki işleriniz

nasıl gidiyor?

Konaklama, uçak bileti, charter, bunları

çok yaptık zamanında, halen devam


19

söylesi

Sayı:

6 Yıl: 1 / Ağustos 2017 www.hotelgazetesi.com

ediyor. Tabi bu arada biz Irak’ta

da acenta açtık, ortaklığımız vardı.

Bu ortaklığımız yaklaşık 2015 yılına

kadar devam etti. Ortağımız Sayın

Bayar Hanari’yle de 2010 yılında hem

Erbil’de otel işletmeciliği, hem de

acenta ortaklığımız oldu. Çok ortak

olunca maalesef 3’ünün de kafası eşit

olmuyor ve 2015 yılında Bayar Bey ile

ortaklığımızı ayırdık ama ticaretimiz

devam etti. Onların da Bosphorus

Line olarak Irak’ta 8 tane ofisleri var.

Irak’ın en büyük turizm acentalarından

biri oldular. Daha çok devlete iş

yapıyorlar. Bizlere de çok yoğun yolcu

gönderiyorlar ama üst kategori genelde

A+ yolcu gönderiyorlar.

Bu 8 acentayla sizin bağlantınız ne

durumda?

Orası da Irak’ta Bosphorus Line olarak

tanındığı için bu isimle devam ediyor.

Ticari bağlantı olarak onlarla sadece

paslaşıyoruz. Onlar THY’yi bizden alıyor,

biz Irak Air’i onlardan alıyoruz. Yoğun

konaklamalar oluyor, özellikle Güney,

Bodrum, Fethiye, Antalya çok yoğun

konaklamalar oluyor ama hepsi butik

yolcular bunlar. Yani Irak’tan gelen

kapalı gruplar değil. Tabi bu kapalı

gruplara da kapımızın açık olduğunu

belirtelim. Biraz da arayışımız butik

hizmet, yani ülkeye de faydası var onun.

TÜRSAB ile işbirliğinizden, size

desteğinden söz eder misiniz?

TÜRSAB’ın Bosphorus Line’a desteği

vize konusunda oldu. 2015’in sonu

gibiydi, diğer acentalar gibi biz de

vize konusunda bir talepte bulunduk,

TÜRSAB da aracı oldu. Başaran

Ulusoy Bey, Dışişileri Bakanlığı ile

protokol yaptı ama bunun karşılığında

acentalardan teminat istendi. Teminatı

veren acentalar vize işlerini yapmaya

başladı, yani iyi de para kazanıldı vize

paketlerinden. Çünkü Irak’tan hiç kimse

gelemiyordu. 1 kişi gelmek istesin,

konsolosluğa gidiyor aylarca bekliyor,

Irak’ta zaten Musul Konsolosluğu

da gidince bir Bağdat kaldı, bir Erbil

kaldı. O zor şartlarda biz gerekli devlet

büyüklerimize taleplerimizi ileterek vize

konusunda sorumluluğumuzu da alarak

ülkemize turist getirmeye başladık.

Sonra Libya kapandı biliyorsunuz.

Libya’dan inanılmaz gelir oluyordu

ülkemize. Orada da yine Başaran Bey

müdahil oldu, acentalar da getiriği

turistlerden sorumlu oldu.Bu ülkelerle

de yoğun bir şekilde turizm hareketi

oldu ve halen devam etmekte. Cezayir

de aynı şekilde.

Sözünü ettiğiniz ülkelerden gelen

turistleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Libya’dan genellikle tüccarlar geliyor.

Bir tüccar burada her geldiği zaman

50-100 bin dolarlık mal gönderiyor,

bu da 100 turiste bedel olabiliyor.

Ukrayna Kiev’de de ofisimizi 2016

yılında açarak Ukrayna’dan da ülkemize

yoğun bir şekilde turist getirmeye

başladık. Yine müşteri kitlemiz A+ idi.

Özellikle Anastasya Hanım ve Kiew

ofis müdürümüz Andrey Bey’in yoğun

çalışmaları bize oldukça fayda sağladı.

2016’da ortaklığa başladığınız Ahmed

Salahuddin Taha’dan söz eder

misiniz? Bu ortaklık ne kazandırdı

Bosphorus Line’a?

Ahmed Bey daha önce Bosphorus Line

eski müşterilerindendi.Kriz döneminde

kendisiyle Bosphorus Line’a ortaklık ve

yatırımlar konusunda görüşmelerimiz

oldu. Neticesinde ortaklığımız başladı.

İthalat ihracat işleriyle daha çok

ilgileniyordu. Özellikle en son Katar

krizinden bir gün sonra ben Katar’a

gittim ne yapabiliriz diye araştırmalarda

bulundum.İnanılmaz bir ambargo var

Katar’a, Gittik marketleri vs. gezdik, hızlı

tükenen ürünlere baktık, para var ama

amborgadan dolayı bir şey gelmiyor.

Bu arada Ahmed Bey’le bu konuyu

paylaştık, orada da eski Bosphorus Line

müşterilerinden tüccarlar vardı. Ahmet

Bey ile onları bir araya getirdik. Şimdi

her gün Türkiye’den Katar’a mal gidiyor.

Mersin’den sebze-meyve, yumurta,

tavuk, yağ vb. ürünler ihraç ediliyor.

Türkiye’den Katar’a inanılmaz akış var.

Başaran Ulusoy’la ilgili sektörde

eleştiriler de var ama siz Ulusoy için

olumlu düşünenlerdensiniz..

Hem acenta hem de otelci gözüyle

baktığın zaman tabi Başaran Ulusoy’un

katkısı çok büyük, şu anda otellerin

dolu olmasının başlıca sebebi Başaran

Ulusoy. Ben de Başaran Ulusoy’cu

değilim bu arada. Ama turizm şu

anda var ise en büyük etkeni Başaran

Ulusoy’dur. Özellikle vize uyguladığımız

ülkelere çözüm ortağı olduğu için iyi bir

sezon geçiriyoruz.

Son olarak eklemek istediğiniz bir

konu var mı?

Turizm sektöründe otelciliğe başladığım

yıllarda 12 yıl yanlarında çalıştığım

Gülsoy Hotel ve Gülsoy Otomotiv’in

yönetim kurulu başkanı sayın Abdullah

Gülsoy’a bu süreçlerin hepsinde maddi

ve manevi destekleri için şahsım adına

teşekkürü bir borç bilirim.

Ülkemize yatırımlar yaparak ülke

ekonomimize katkı sağlayan sayın

ortağımız Ahmet Salahuttin Taha beye

de teşekkür ediyorum.

Gülsoy Hotel eski işletmecisi ve Antis

Hotel’in sahibi sayın Semih Cemali beye

de şahsıma yaptığı destekleri için de

ayrıca teşekkür ederim.

Bu süreçte yoğun destekleri için DSN

Turizm Akademi Kongre sayın Serhat

Sarıoğlu Bey’e de teşekkür ederim.


Sayı: 6 Yıl: 1 / Ağustos 2017

www.hotelgazetesi.com

~

egitim 20

Kazak gazetecilerden

Türkiye temasları

Kazakistan’dan gelen Türk Dili Konuşan

Gazeteciler Vakfı ve Toplumsal

Geleşim Derneği üyesi bir grup

gazeteci, Türkiye’ye gelerek bir dizi

temaslarda bulundu. Gazeteci Naziya

Joyamergen başkanlığındaki grup

ziyaretlerinin ilk gününde, kendileri

için düzenlenen panele katıldı.

Türk medyası hakkında bilgi aldı.

All Seasons Hotel’de düzenlenen

panelde, otelin sahibi ve Genel

Müdürü Mustafa Topaloğlu, All

Seasons’ın pazarlama ve tanıtım

teknikleri hakkında konuşurken,

Yayın Danışmanımız Remzi Yılmaz

ve TV programcısı ve Akademisyen

İskender Özturanlı, Türk Medyası

hakkında sunumlar yaptılar.

Panelin sonunda Vakıf Başkanı Naziya

Joyamergen All Sezons Hotel’in sahibi

Mustafa Topaloğlu ve diğer katılımcılara

plaket sunarak teşekkür etti.

Grup, daha sonra İstanbul Üniversitesi

İletişim Fakültesi’ni ziyaret ederek,

Türkiye medyası, İÜ İletişim Fakültesi

ve uygulama birimleri hakkında bilgi

aldı. İkinci gün Eskişehir’e geçen Kazak

gazeteciler, buradaki temaslarının

ardından Türkiye’den ayrıldılar.

İSTOTEP’in Expedia buluşması büyük ilgi gördü

Sofa Hotel’de

düzenlenen

panelin ana

teması Expedia

oldu. Türkiye’nin

değişik

bölgelerinden

gelen otel

yöneticilerinin

buluştuğu ve

beklenenin

üstünde ilgi

gören panelde,

sektördeki

gelişmeler

masaya yatırıldı

İstanbul Otelciler Platformu’nun

düzenlediği Workshop serisinin ikincisi

‘Expedia’ başlığı altında düzenlendi. The

Sofa Hotel Nişantaşı’ndaki etkinliğe,

ISTOTEP Başkanı Barış Türer, Başkan

Yardımcısı İlker Karadağ, The Sofa Hotel

Yönetim Kurulu Başkanı ve Türkiye Turizm

Yatırımcıları Derneği Başkan Yardımcısı

Ali Güreli, The Sofa Hotel Genel Müdürü

Cantekin Temizer konuşmacı olarak katıldı.

Tecrübeli otel yöneticisi ve World Tourism

Forum eski Genel Sekreteri Ünay Türköz’ün

moderatörlüğünde düzenlenen panel

Expedia’nın sunumuyla başladı. Ardından

kürsüye gelerek sektörün gündemini

oluşturan konularda görüşlerini açıklayan

konuşmacılar, daha sonra katılımcıların

sorularını yanıtladılar. İSTOTEB’in daha

önce düzenlediği Workshop, sektör

temsilcilerinin ilgisini çekmişti. İlkinde

olduğu gibi ikincisi de büyük ilgi gören

organizasyonda, sektörün ağır topları,

İstanbul otelcilerini heyecanlandıracak

açıklamalarda bulundular.

ALİ GÜRELİ: SIKINTILARI

KONUŞARAK VAKİT

KAYBETMEYELİM

Panelin açılışında turizm sektöründeki

gelişmelerle ilgili değerlendirmelerde

bulunan Türkiye Turizm Yatırımcıları

Derneği Başkan Yardımcısı Ali Güreli,

2016 yılında kan kaybeden turizmin

sıkıntılarının 2017 yılında da ciddi şekilde

devam ettiğini belirtti. Bu dönemi fırsata

dönüştürmenin sektör adına önemli bir

adım olacağını ifade eden Güreli, “Her

sıkıntının yanında bir avantaj, bir fırsat

vardır çünkü. Sıkıntıları konuşarak da vakit

kaybetmeyin.” dedi.

İBB İLE İŞBİRLİĞİ

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile

Contemporary paralelinde bir tanıtım

projesi başlattıklarının müjdesini

veren Güreli, İBB’nin 50 milyon TL’lik

bir sermayeyle katkıda bulunduğu bu

projeyle İstanbul’u bir sanat şölenine

dönüştürmeyi planladıklarını anlattı.

Projenin Contemporary ile sınırlı

kalmayacağını söyleyen Güreli, 2017

yılında başlayan projenin 2024 yılına kadar

hız kesmeden devam edeceğini aktardı.

TEMİZER: GLOBALLEŞMELİYİZ

Organizasyonun bir diğer konuşmacısı ise

The Sofa Hotel Genel Müdürü Cantekin

Temizer’di. İstanbul’un markalaşmasında

algı yönetiminin önemine dikkat çeken

Temizer, bu yolda sektörün birlikte hareket

etmesinin değerine işaret ederken, büyük

hedefler için global olmanın gerekliliğine

dikkat çekti. Temizer şöyle konuştu:

“Bunu yapmanızı çok saygıdeğer ve

önemli buluyorum. Tek başına ve global

değilseniz, platformda kat hizmetlisi ve

SPA müdürü kalmaya mahkum olursunuz.

Bu platformda yapılan aktiviteleri,

TÜROB, TÜROFED gibi derneklerle

koordinasyonlu olarak yapmak lazım.

Çünkü oradaki arkadaşlarımız da çok

tecrübeliler. Bu aşamada kısa orta ve uzun

vadede hedefler koymalısınız. Müşteri

çeşitlendirmesini çok dikkatli yapmamız

lazım. Expedia’yı zorlamamız lazım.”

EN İYİLERE ÖDÜL

Son olarak kürsüye gelen İSTOTEP

Başkanı Barış Türer ise öncelikle eğitim

toplantılarının her ay devam edeceğini

açıkladı. Türer, “Aralık ayında çok büyük

bir ödül töreni yapılacak. İstanbul Otelciler

Platformu olarak, İstanbul’un en iyi genel

müdürü, en iyi ön büro müdürü, en iyi iş

oteli kategorilerinde sizlerin huzurunda

hak eden ödülleri dağıtmayı planlıyoruz.”

diye konuştu.


21 kültür

Sayı: 6 Yıl: 1 / Ağustos 2017

www.hotelgazetesi.com

Afrodisias

Antik Kenti

UNESCO

Dünya Mirası

Listesi’nde

UNESCO’nun Polonya’da gerçekleştirilen 41. Dünya Miras Komitesi toplantısında, Türkiye’nin

bir tarihi kültürel varlığı daha Dünya Mirası Listesi’ne alındı. Aydın’ın Karacasu ilçesindeki

Afrodisias Antik Kenti’nin “Yunan-Roma dönemi mimari ve kent özelliklerini çok iyi yansıtan

bir yerleşim yeri” olduğu belirtildi. Kentteki Afrodit Tapınağı milattan önce 3’üncü yüzyıla,

kentin kendisi ise bir yüzyıl sonraya dayanıyor. Bölge, Afrodisias Arkeolojik Kenti ve kentin

kuzeyindeki mermer ocaklarından oluşuyor. Zenginliği ise mermer ocaklarından geliyor.

AKDENİZ HAVZASINDA

BIRAKTIĞI DERİN KÜLTÜREL

ETKİ UNESCO

Türkiye’nin sitesinde, Antik Kentin

‘Yunan-Roma dönemi mimari ve kent

özelliklerini çok iyi yansıtan bir yerleşim

yeri olduğu’ ve alanın Dünya Mirası

Listesine kaydedilmesini sağlayan

‘Üstün Evrensel Değeri’ oluşturan

özelliklerden en önemlisinin ‘Varlık

Alanı içinde bulunan ocaklardan

çıkartılan mermerden, yerel okullarca

işlenen heykeltıraşlık eserlerinin

yayıldığı Akdeniz havzasında bıraktığı

derin kültürel etki’ olduğu belirtildi.

Afrodisias Arkeolojik Kenti’nde

tapınaklar, bir tiyatro, bir toplanma

yeri ve iki hamam bulunuyor.

ARA GÜLER ORTAYA ÇIKARDI

1958 yılında Aydın’ın Geyre

beldesinde bir baraj açılışı için

bölgeye gazeteci olarak giden ve

dönüşte yolunu kaybeden Ara Güler,

bir köyden geçerken köylülerin

tarihle içiçe yaşadığını görür. Köyde

yaşayan insanlar tarafından Roma

sütunları ve mimari parçaları hala

kullanılmaktadır. Köyde yer alan her

türlü mimari yapı, Roma dönemi

eserlerini de barındırmaktadır. Tarihi

lahitler bile üzüm şırası süzmek için

kullanılmaktadır ve köyün her yeri

tarihi eserlerle doludur.

KİMSE İLGİLENMEDİ

Ara Güler, şaşkınlık içinde bu

güzelliklere baktıktan sonra köyün

çeşitli yerlerinden onlarca fotoğraf

çeker ve İstanbul’a döndükten sonra

bu bölgeyi araştırmaya başlar. Fakat

hiçbir bilgiye ulaşamaz. Kimsenin

buradan haberi olmadığını fark

eden Güler, çektiği fotoğrafları çeşitli

kuruluşlara gönderir fakat beklediği

ilgiyi bulamaz. En sonunda fotoğrafları

Times’a gönderir. Times fotoğrafların

renkli olanlarını çekmesini ister ve Ara

Güler tekrar aynı köye giderek renkli

fotoğraflar çeker. Bu yolla dünya

basınına dağıtılan fotoğraflar bir anda

büyük yankı uyandırır. Amerika’dan

gelen arkeologlar Geyre’de araştırma

yapmaya başladıklarında burasının

Roma İmparatorluğu’na ait, tarihi MÖ.

500’li yıllara dayanan ve ismini tanrıça

Afrodit’ten alan Aphrodisias antik

kenti olduğu anlar.

LİSTEDEKİ 17. VARLIĞIMIZ

Afrodisias ile birlikte Türkiye’nin Dünya Mirası

Listesi’ndeki varlık sayısı 17 oldu. İşte o liste:

1) İstanbul [1985]

2) Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası (Sivas) [1985]

3) Hattuşa (Boğazköy) - Hitit Başkenti (Çorum) [1986]

4) Nemrut Dağı (Adıyaman - Kahta) [1987]

5) Xanthos-Letoon (Antalya - Muğla) [1988]

6) Safranbolu Şehri (Karabük) [1994]

7) Troya Antik Kenti (Çanakkale) [1998]

8) Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi (Edirne) [2011]

9) Çatalhöyük Neolitik Kenti (Konya) [2012]

10) Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı (İzmir) [2014]

11) Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı İmparatorluğunun Doğuşu (Bursa) [2014]

12) Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri [2015]

13) Efes (İzmir) [2015]

14) Ani Arkeolojik Alanı (Kars) [2016]

15) Frodisias (Aydın) [2017]

16 Göreme Milli Parkı ve Kapadokya (Nevşehir) [1985]

17) Pamukkale-Hierapolis (Denizli) [1988]

SIRADA GÖBEKLİTEPE VAR

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’ne

(UNESCO) bağlı Dünya Miras Komitesi’nin, gelecek yıl

Türkiye’nin adayı, Doğuş Grubu’nun da tanıtımına

önemli bir destek verdiği Şanlıurfa’daki Göbeklitepe

Arkeolojik Alanı’nın listeye alması bekleniyor.


Sayı: 6 Yıl: 1 / Ağustos 2017

www.hotelgazetesi.com

ik

22

Nihan

Güneş

AYDIN

Oryantasyon sürecinin önemi

Gülümseyin hayatınızın yeni ve en uzun dönemi

başlıyor..

Cv’nizi hazırladınız, başvurularınızı yaptınız ve

mülakatlarınız başarı ile sonuçlandı, işi kaptınız,

hoş geldiniz… İş hayatına merhaba, iş arama

süreci, yoğun, stresli bir dönem, uzun zaman işsiz

kalmış olabilir, çalıştığınız iş yerinde mutsuz olabilir,

fırsatları değerlendirmek için yoğun iş arayışında

olabilir ya da okuldan yeni mezun olmuş olabilirsiniz.

İş bulana kadar geçen sürede bunalsanız, sıkılsanız

da hayatımızın çok büyük bir bölümünü kaplayan

iş hayatına hoş geldiniz!!! ‘Okul yılları en güzel

zamanlarımızdı’ diye başlayan cümleler artık sizi de

ifade edecek…

Yeni işe başladığınız kuruma, işletmeye vs.. başka

bir firmadan transfer olmuş olabilirsiniz, ilk iş yeriniz

olabilir, uzun zamandır iş arayışında olabilirsiniz

ve beklenen gün geldi çattı, ilk iş gününüz hayırlı

olsun!! Her zaman çok heyecanlı geçen ilk iş

gününde kendinizi terk edilmiş bir kedi yavrusu

gibi hissedebilir, departman müdürünüzü, sizinle

ilgilenecek herhangi birini akşam saatlerine kadar

köşede kimseyi rahatsız etmeden bekleyebilirsiniz,

çayı kahveyi nereden alabileceğinizi gösteren bir

kişiyi bulabilmek adına karşınıza çıkan her insanla

göz teması kurarsınız…

İşte tam burada devreye girer ‘Oryantasyon Süreci’.

İş yeri ve personel için en önemli süreçlerden

biridir, çoğu zaman atlanan, üstün körü geçiştirilen,

vakit ayrılmayan yoğunluk bahaneleri bulunan

dönemdir… Mülakatlardan elenerek seçilen çok

doğru bir karar olduğuna inandığınız, umutlandığınız

adayınızı doğru ve yeterli yapılmayan oryantasyon

sürecinin sonunda kaybedebilirsiniz, iş veren zaman,

iş gücü ve maddi kayıplar yaşarken, aynı kayıpları

hayal kırıklığı ile birlikte personel de yaşamaktadır.

Oryantasyon süreci personellerin aidiyet duygusunu

artıran, işletme içinde kaynaşmayı sağlayan,eksiksiz

tamamlandığında umutlandığınız adayınızın sizlere

mucizeler yaratabileceğine şahitlik edersiniz!!!

Mesleki ve kurumsal oryantasyon süreci olarak

ikiye ayrılan dönemin kurumsal oryantasyon

bölümünü insan kaynakları departmanları, mesleki

oryantasyon bölümünü departman şefleri, amirleri,

müdürleri yapmaktadır.

Doğru konumlandırma kadar eksiksiz yapılan

oryantasyon da yeni başlayan personelin

performansını doğrudan etkiler. Aidiyet hissinin

oluşmaması ve eksik kalan parçalar ile personel en

zayıf halka haline gelebilir. Bir flört dönemi olarak

değerlendirilebilecek olan süreçte işletmeler ve

personeller birbirlerini daha yakından tanırlar,

misyon vizyon değerleri hakkında bilgi edinirler,

kendilerini bu işletmenin neresinde gördüklerine

karar verirler, sisteme kendilerini entegre ederler

ya da edemezler… Oryantasyon sürelerinde

kendilerinin yanlış seçim yaptığını düşünen

işletme sahipleri veya personeller olabilir, her iki

tarafın beklentilerinin altında kalabilir, aidiyet hissi

oluşmayabilir, mutlu olunamayabilir..

İşletmeniz, kurumunuz vs.. belki de sizi çok daha iyi

yerlere taşıyabilecek, isminizi adınızı en iyi şekilde

temsil edecek bir personelle birlikte, ya da kariyerinizin

fırsatını yakaladığınız kendinizi inanılmaz geliştirip

ilerletebileceğiniz bir işletmede veya kurumdasınız…

Kurumsal kimlik adına oryantasyon süreçleri mutlak

önem taşımaktadır. Bu süreç geleneksel bir ritüel

haline getirilmelidir. Eksiksiz yapılan oryantasyonun

sonundaki kazanımlara paha biçilemeyecektir.

A+

BURASI SİZİN SAYFANIZ

Turizm,

Türkiye’nin lokomotif

sektörlerinden biri.. Dolayısıyla hemen her

gün, insan kaynakları alanında gelişmeler

oluyor. Bir gün bir atama, diğer gün bir

ayrılık, bir başka gün ise terfi olabiliyor. Biz de

sektörün sesi olarak bundan böyle bu konuya

bir sayfa ayırmaya karar verdik. Sizin de

kurumunuzdaki gelişmeleri bize bildirmeniz

halinde sayfalarımızda yer vermekten

mutluluk duyarız..

TURİZM ÇALIŞANLARINA VARDİYA DÜZENLEMESİ

Çalışma ve Sosyal Güvenlik

Bakanlığınca aralarında turizm

sektörünün de bulunduğu

bazı sektörlerin, gece

çalışma sürelerine yönelik

düzenlemeye gidildi. Buna

göre, turizm, özel güvenlik ve

sağlık hizmeti yürütülen işlerde

ve bu işlerin yürütüldüğü iş

yerlerinde faaliyet gösteren alt

işveren tarafından yürütülen

işlerde vardiya sayısı 24 saatte

iki vardiya olacak şekilde

yapılabilecek.

GECE ÇALIŞANLARINA 7,5

SAAT SINIRLAMASI

Ayrıca yönetmeliğin 7.

maddesinde yapılan değişiklikle

gece çalışanlarına yönelik

düzenlemeye gidildi. Söz konusu

madde, “vardiyalar halinde

işçi çalıştırılarak yürütülen

işlerde, 4857 sayılı Kanunun

42 ve 43’üncü maddeleri ile

70’inci maddesinde öngörülen

yönetmelikte belirtilen

haller dışında işçilerin gece

mesailerinde 7,5 saatten çok

çalıştırılmaları yasaktır. Ancak

turizm, özel güvenlik ve sağlık

hizmeti yürütülen işlerde işçinin

yazılı onayının alınması şartıyla

yedi buçuk saatin üzerinde

gece çalışması yaptırılabilir.”

şeklinde değiştirildi.

Yönetmelikte belirtilen “Turizm hizmeti yürütülen işler”

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca turizm işletmesi belgesi

veya turizm yatırımı belgesi verilen ya da belediye

tarafından turizm işletmesi olarak faaliyet göstermek

üzere işletme belgesi verilen tesislerde çalışanları kapsıyor.

atamalar

Gaye Azami Kurt

Sheraton Ataköy

Istanbul’a satış ve

pazarlama direktörü

olarak atandı.

Volkan Kalkan

Mersin Wonasis Aqua

Resort Hotel’in genel

müdürü oldu.

Özgür Aldemir

Göçtur Turizm‘e

satış ve pazarlama

direktörü oldu.

Elif Tanyel

Hilton Garden Inn

İstanbul Airport satış

müdürü oldu.

Damla Özmen

D&B MICE Solutions’da

MICE müdürü oldu.

Gürsel Karadeniz

Makedonya Ramada

Plaza Gevgelija’nın

genel müdürü oldu.

Yunus Heyal

Jolly Tur’un ticari

direktörü oldu.

Erdinç Savul

Mauritius Maritim

Crystals Beach Hotel`e

Genel Müdür oldu.

Tuğba Akça

İzmir, İsmira Otel’in

satış ve pazarlama ve

de ön büro müdürü

oldu.

Ayşen İnce

Radisson Blu

Conference&Airport

Hotel’de satış ve

pazarlama direktör

yardımcısı oldu.

Ercüment Uluçer

Titanic Business

Bayrampaşa oteli

genel müdürü oldu.

Aydın Duran

Divan Cizre genel

müdürlüğünü üstlendi.

Rob Kucera

Radisson Blu

Bosphorus Hotel

Istanbul Genel

Müdürlüğü’ne atandı.


23 kutlama

Sayı: 6 Yıl: 1 / Ağustos 2017

www.hotelgazetesi.com

Otelcilik mesleğine

farklı bir bakış

Nice yıllara Takatuka Tur

Turizm sektörü içerisinde yaşananları

hicveden kitap turizm yazarı Emir

HEPOĞLU’nun yayınladığı ikinci kitabı

Otel Faresi, aynı zamanda A7 Yayıncılık

etiketiyle okuyucu ile buluşan ilk kitap

olma özelliğini de taşımakta. Tüm

büyük kitapevlerinden ve internet

üzerinden ulaşabileceğiniz kitap, kısa

sürede adından fazlasıyla söz ettirmiş

durumda.

2014 yılında faaliyete başlayan Takatuka Tur, kuruluşunun 3. yıldönümünü kutladı

Boğaz’da tekne ve motor turları

ve çeşitli turistik organizasyonlar

konusunda hizmet veren

Takatuka Tur, bu mutlu gününü

sektördeki dostlarıyla birlikte

kutladı. 3. kuruluş yılı nedeniyle,

hizmet verdikleri teknede bir

parti düzenleyen Takatuka Tur

yetkilileri, İstanbul’daki otellerin

yöneticileri ve sektörün önde

gelen isimlerini ağırladı. Takatuka

Tur’un kurucusu Kaptan Şemsettin

Demir, Satış Müdürü, Kaptan Arif

Kararoğlu, Halkla İlişkiler ve Sosyal

Medya Uzmanı Yakup Demir, 5 saat

boyunca konuklarına doyumsuz

bir gece yaşattı. Cibali’den hareket

eden tekne, konuklarına İstanbul

gecelerinin olmazsa olmazı

Boğaz’ı turlarken, konuklar müzik

ve oryantal eşliğinde eğlencenin

doruğuna çıktılar. Boğaz turu,

Haluk Levent’in İzmir Marşı

eşliğinde teknenin Cibali İskelesine

yanaşmasıyla noktalanırken,

konuklar hep birlikte marşa eşlik

ettiler.

Türkiye otellerinde zaman içerisinde yaşananların

aktarıldığı bu kitaptaki kişilerin ve kurumların

tamamen hayal ürünü olma ihtimali mümkündür.

Zira bir kısmı, hayatta ya da vefat etmiş Otel

Fareleri tarafından kuşaktan kuşağa aktarılmış

yaşanmışlıkların özetinden ibarettir. Her ne

kadar bazıları da yazarın bizzat mabadı vasıtası

ile uydurduğu tiplemeler olsa da, benzerlerine

günlük yaşamımızda ya da TV ekranlarında rast

gelmemiz gayet olasıdır. Hele ki bu renkli ülkede!

Kitap içerisinde muhtelif bölümlere serpiştirilmiş

masal tadında kısa hikayeler muhteviyatında,

zaman, mekan ve isim bilgileri içermemektedir.

Sırf bu yüzden hayal gücünüzü azıcıkta olsa

zorlamanız ve bazen de geriye dönük olarak

hatıraları canlandırmanız işinizi kolaylaştıracak

ve öznedeki kişi ya da kişileri gözünüzün önünde

canlandırmanıza bizzat vesile olacaktır.

OTEL FARESİ bütünü itibari bir otel kitabıdır. Oteller

her gün, çalışanlarından misafirlerine kadar hayata

bizzat katılan taptaze, sıcacık yeni ve enteresan

olaylara gebedir. Bazen bu olayları duyarsınız,

bazen de dört duvar arasında yıllar boyu saklı

kalır. Kitabı okurken de sadece konukların değil,

bizzat çalışanlarında komik, enteresan bazen

de absürt hikayelerine rastlayacaksınız. Kimisi

daha önce kaleme alınmış makalelerden oluşan

bu eğlenceli hikayeleri keyifle okumanızı, bolca

gülmenizi ve kitabı bitirdiğinizde bir dostunuzla

paylaşmanızı temenni ederiz.

More magazines by this user
Similar magazines