03.10.2019 Views

marketing europe & anatolia Sayı: 089

marketing europe & anatolia, ekonomi, medya, reklam, iletişim ve pazar alanında aylık olarak yayınlanan bir e-dergidir. marketing europe & anatolia’da reklamcı Nurgül Eryıldır Günay'ın kelebek etkisi yaratan ve Yönetmen Abdullah Ekşioğlu'nun adresini bilen yazılarını okuyabilir, ilgi çekici röportajları, haberleri, reklam kampanyaları künyelerini, kültür – sanat ya da gezi gibi sayfaları da bulabilirsiniz. marketing europe & anatolia Ekşioğlu Medya Grup tarafından yayınlanmaktadır.

marketing europe & anatolia, ekonomi, medya, reklam, iletişim ve pazar alanında aylık olarak yayınlanan bir e-dergidir. marketing europe & anatolia’da reklamcı Nurgül Eryıldır Günay'ın kelebek etkisi yaratan ve Yönetmen Abdullah Ekşioğlu'nun adresini bilen yazılarını okuyabilir, ilgi çekici röportajları, haberleri, reklam kampanyaları künyelerini, kültür – sanat ya da gezi gibi sayfaları da bulabilirsiniz. marketing europe & anatolia Ekşioğlu Medya Grup tarafından yayınlanmaktadır.

SHOW MORE
SHOW LESS

You also want an ePaper? Increase the reach of your titles

YUMPU automatically turns print PDFs into web optimized ePapers that Google loves.

marketing europe & anatolia

Tarih: Ekim 2019 Sayı: 89

retorik

Helvadan putlar...

kelebeğin fırtınası

Mobil iletişim enkaz

altında!

Cumhuriyet

Bayramımız Kutlu

Olsun...


İçindekiler

marketing

europe & anatolia

Sayı: 77 89 Tarih: Ekim 2019

İmtiyaz Sahibi

Eksantrik Film Prodüksiyon

P.K.: 112 34725 Fenerbahçe - İstanbul - Tr.

Genel Yayın Yönetmeni ve

Sorumlu Yazı İşler Müdürü

Elvin Ekşioğlu

e-mail: elvineksioglu@gmail.com

Haber ve Fotoğraflar

Agency Europe & Anatolia

http://aea.eksantrik.com

aeanews@gmail.com

Katkıda Bulunanlar

Nurgül Eryıldır Günay

Ali Erdem Ekşioğlu

Seval Duban

Kübra Nebioğlu

Yusuf Yener Günay

Danışman

Abdullah Ekşioğlu

İlan Rezervasyon

Ayşe Yılmaz

Kısa Kısa 04 - 07

Teknoloji 10 - 11

retorik 13

Medya Dünyası 14 - 15

Röportaj 16 - 18

kelebeğin fırtanası 21

Yayın Türü

Süreli Yayın

Yönetim Yeri

Agency Europe & Anatolia

e-mail: meadergi@gmail.com

marketing europe & anatolia

Agency Europe & Anatolia tarafından

Süreli yayınlanan bir e-dergidir.

Bu yayının tüm hakları Eksantrik Film

Prodüksiyon’a aittir. Tamamı ya da bir

bölümü yayıncısının izni olmaksızın

çoğaltılamaz ve yayınlanamaz.

Tüm ilanların sorumluluğu firmalara,

makalelerdeki görüşler ve hukuki

sorumluluk yazarlara aittir.

Bu derginin yayınlanma sürecinde

hiçbir ağaç zarar görmemiştir.

http://www.meadergi.com

mobil: http://m.meadergi.com

http://www.facebook.com/meadergi

instagram: meadergi

https://twitter.com/meadergi

Reklam dünyası 22 - 23

Röportaj 24 - 26

Kampanyalar 29 - 33

Gezi 34 - 43

Game On 44 - 45

Bir Ekşioğlu Medya Grup kuruluşudur.

Kültür Sanat 46 - 47

marketing europe & anatolia / 1


Köşe

Elvin Ekşioğlu / elvin@eksantrik.com

( editörden

)

Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun...

29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun.

Dergimiz yine dopdolu. Haber sayfalarımız, teknoloji sayfalarımız, kampanya

sayfalarımız yine büyük bir özenle hazırlandı. Ali Erdem Ekşioğlu Gameon sayfalarımız

hazırladı. Gezi yazarımız Seval Duban bu ay sizlere Petra gezisn yazdı:) yazarlarımız

Abdullah Ekşioğlu, Nurgül Günay Eryıldır yazılarıyla yine bizlere yeni pencereler açtılar.

Bizim için her ay olduğu gibi bu ay da koşuşturma ve sizlere tarafsız bir bakış açısıyla

dergi sunma telaşıyla geçti.

Bu dergiyi çıkardığımız günden bugüne tam bağımsız bir dergi çıkardığımızı, hiçbir,

gruba, partiye ya da cemaate hizmet etmediğimizi her fırsatta dile getiriyoruz.

Bu ısrarlı açıklamamız belki bazı okuyucularımız tarafından yersiz bir söylem olarak

değerlendirilmiş olabilir.

Tek amacımız her ay doğru haber ve yazılarla hazırlanmış tarafsız, bağımsız bir dergiyi

okuyucumuzla buluşturmak oldu.

Gönül isterdi ki bu dik duruşumuz, ilan verenler ve ilanları yönlendiren dostlarımız

tarafından da takdir edilsin ve dergimiz, en azından kendini geliştirebilecek bir ilan

gelirine kavuşabilsin.

Sevgiler

marketing europe & anatolia / 3


Kısa Kısa

Logoyu Bi Tık Küçültelim!...

IAB Türkiye’nin dijital sektördeki insan kaynağı açığının

giderilmesine katkı sağlamak amacıyla tasarladığı ve

2012 yılından bu yana düzenlenen “Dijital Pazarlama

İletişimi Sertifika Programı” Boğaziçi Üniversitesi Yaşam

Boyu Eğitim Merkezi (BÜYEM) işbirliği ile on dördüncü

kez gerçekleştirilecek. 19 Ekim 2019 – 11 Ocak 2020 tarihleri

arasında, 12 hafta boyunca sürecek olan program

Türkiye’deki IAB Avrupa onaylı ilk ve tek sertifika programı

olma özelliğini taşıyor.

İçeriği sektördeki yenilikler ve ihtiyaçlar göz önünde bulundurularak

hazırlanan ve kampanyası Wanda Digital

tarafından tasarlanan Dijital Pazarlama İletişimi Sertifika

Programı, dijitali işine entegre etmek veya kariyerine bu

alanda devam etmek isteyen sektör profesyonelleriyle

yeni üniversite mezunlarını hedefliyor. Bugüne kadar 369

kişinin sertifika aldığı programda katılımcılar, alanında uzman

sektör profesyonelleri ve akademisyenlerden eğitim

alıyor, proje üretiyor ve networking imkânı buluyor.

Sektöre Taze Kan Yetiştiriliyor

Konvansiyonel aklın dijitale dönüştürülmesine katkı

sağlamak amacıyla hazırlanan ve 2019 sonbahar döneminde

on dördüncü kez düzenlenecek program ile endüstriye

hakim olan temel kavramların öğretilmesi hedefleniyor. Bu

bağlamda dijital dünya, display reklamcılıktan sosyal medyaya,

içerik pazarlaması ve native reklamlardan online

videoya, oyuniçi reklamlardan arama motoru reklamcılığı

ve performans pazarlamasına, programatikten veri analizine,

big datadan kampanya stratejisine kadar geniş bir

kapsamda ele alınıyor.

People Make The Brand...

Bu yıl 7.’si düzenlenecek olan People Make The Brand’de,

“Psikolojik Sermaye” konusu dört bileşeniyle ele alınacak.

People Make the Brand Konferansı 2019, çok dolu bir

program ve sürprizlerle geliyor. Bu yıl küresel iş iklimine

damgasını vuran belirsizlikler döneminde, şirketler için en

kritik sermaye türü olan “Psikolojik Sermaye” ve 4 bileşeni,

işveren markası perspektifiyle masaya yatırılacak. “Umut,

iyimserlik, özyeterlilik, yılmazlık” bileşenleri, alanında uzman

isimler tarafından ele alınıp gerçek örnekler üzerinden

konuşulacak.

People Make The Brand 2019’da, konuşmacılar kendi

deneyimlerinden yola çıkarak

“Umut” başlığı altında

yaptıkları işe olan inancı kaybetmemenin, liderlik ve kariyer

yolunda umutsuzluğu yok saymanın önemine değinecek.

Garanti BBVA’nın ana sponsorluğu ve Universum’un

katkısıyla Dinamo Danışmanlık tarafından düzenlenen

People Make The Brand, 29 Kasım 2019’da Fairmont

Quasar İstanbul’da iş dünyasının yöneticilerini, akademiden

önde gelen isimleri, işi insan olan her sektörden

profesyoneli, girişimcileri ve araştırmacıları ağırlayacak.

Ayrıntılı Bilgi: www.peoplemakethebrand.com

4 / marketing europe & anatolia


Kısa Kısa

Influencer Buluşması İstanbul’da...

keden 80’den fazla influencer katılım sağlayacağı etkinlikte,

100’ü aşkın yerli influencer da yer alacak. INFLOW,

bu yıl da yaklaşık 200 influencer aracılığıyla ülkemizi

dünyaya tanıtacak.

INFLOW Kurucu Ortağı Afşın Avcı, Twitch Yaratıcı Pazarlama

Uzmanı Ryan Lee, Facebook Dikey Strateji Lideri

Irmak Emekdaş ve Kişisel Marka Uzmanı Leonard Kim’in

de aralarında bulunduğu kendi alanında profesyonel

isimler, 22 Ekim Salı günü gerçekleşecek konferanslarda

katılımcılara sektördeki gelişmelerden ve kendi deneyimlerinden

bahsedecek.

Geçtiğimiz yıl dünyanın dört bir yanından gelen güzellik,

bakım, moda gibi konularda yüksek takipçili 100’e

yakın yabancı ve çok sayıda yerli influencer, İstanbul’da

INFLOW Global Summit&Awards’19, Influencer ağırlandı. Influencer Pazarlaması alanındaki fikir liderleri,

Pazarlaması alanındaki fikir liderleri ve sektör profesyonellerini

buluşturacak. Marka ve influencer görüşmelerinin

de yer alacağı etkinlikte alanında uzman kişiler tarafından

paneller de gerçekleştirilecek.

Amerika, Rusya, Almanya, Hindistan, İsveç, Danimarka,

sektör profesyonelleri, yerli ve yabancı influencer’ları

buluşturan zirve boyunca Instagram, Facebook, Twitter,

Youtube kanallarında toplam 1.184 paylaşım yapıldı. 13

Milyon Dolar medya değerine sahip paylaşımlarla, dünya

çapında yaklaşık 500 milyon kişiye erişim sağlamış oldu.

İtalya, İspanya’nın da aralarında bulunduğu 25 farklı ül-

Cube Incubation...

Türk savunma sanayisinin inovasyon merkezi Teknopark

İstanbul’un kuluçka merkezi Cube Incubation girişimcilere

uluslararası standartlarda fırsatlar sunuyor. Faaliyete

geçtiği günden bugüne; alanlarında geliştirdikleri teknolojilerle

dünya genelinde takip edilen ve yatırım alan Start

Up’lara ev sahipliği yapmanın gururunu yaşayan Cube

Incubation şu anda inovatif ve derin teknoloji tabanlı

iş fikirleri üzerinde Ar-Ge çalışmaları yürüten 90’ı aşkın

girişimci grubuna ev sahipliği yapıyor. “Incubatıon center

for deep tech entrepreneurs” mottosuyla dünyanın

çiziyor. Yeni gelecek tüm girişimcilerin de bu fırsatlardan

yararlanmasını istediklerini ve büyümeleri için ellerinden

sayılı kuluçka merkezleri arasında yer alma yolunda

gelen her desteği sunmaya hazır olduklarını söyleyen

güçlü adımlarla ilerleyen Cube Incubaton’ın yeni dönem

Üzenç, bu girişimcileri heyecanla beklediklerini ifade etti.

başvuruları ise Aralık ayında başlayacak. Başvurularını

Kuluçka merkezinde girişimciler; iş planı hazırlama,

www.cubeincubation.com adresinden yapan girişimciler

başarılı sunum teknikleri, pazarlama, finans gibi konularda

eğitim ve mentörlük imkânlarından sıfır maliyetle

Cube Incubation’ın planladığı adaptasyon kamplarından

sonra Ar-Ge çalışmalarına hızla başlayabilecek.

yararlanıyor, mali desteklere ulaşmak noktasında ücretsiz

Cube Incubation’da yer alan girişimcilerin; geçtiğimiz 10

danışmanlık hizmeti alıyor ve yatırımcı buluşmalarından

ayda 60 firma ile 350’den fazla işbirliği toplantısı yaptığını

faydalanarak işlerini nasıl büyütecekleri konularında bilgiler

alabiliyorlar.

vurgulayan Teknopark İstanbul Kuluçka Merkezi Yöneticisi

Gürol Üzenç yine aynı aylarda girişimcilerin 30 yatırımcı

kurumla 180’den fazla toplantı gerçekleştirdiğinin altını

marketing europe & anatolia / 5


Kısa Kısa

Play Marmara...

Marmara Uluslararası Kent Forumu, 25 ülkeden 3 binin

üzerinde katılımcıyla göçten iklim değişikliğine, şehir

teknolojilerinden inovasyona kadar kentlere ilişkin birçok

konuyu İstanbul’da tartışmaya açacak. Yarın başlayacak

forumda İBB adına Orhan Demir ile Prof. Dr. Yasin Çağatay

Seçkin de birer konuşma yaparak Ekrem İmamoğlu’nun

“İstanbul” vizyonunu paylaşacak.

Marmara Uluslararası Kent Forumu (Marmara Urban

Forum-MARUF), 1 – 3 Ekim 2019tarihleri arasında

Harbiye’deki İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenecek.

Dünyadan ve Türkiye’den akademisyenler, belediye

başkanları, STK temsilcileri, teknoloji kuruluşları ile

kentlerin tüm paydaşları aynı platformda bir araya gelecek.

25 ülkeden 250 konuşmacı ve belediye başkanları,

“Çözüm Üreten Kentler”i İstanbul’da konuşacak.

Marmara Belediyeler Birliği tarafından gerçekleştirilecek

foruma İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) de destek

veriyor. Katılımın ücretsiz olduğu etkinlikte, İBB Ulaşımdan

Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Orhan Demir “Toplu

taşımada etkin kurumsallaşma” oturumunda, İBB Park

Bahçe ve Yeşil Alanlar

Daire Başkanı Yasin

Çağatay Seçkin “Herkes

için tasarım: Yaşanabilir

Kamusal Mekanlar” oturumunda

birer konuşma yapacak.

Demir ve Seçkin,

İBB Başkanı Ekrem

İmamoğlu’nun “İstanbul”

vizyonunu da anlatacak.

İlk yılında geniş bir perspektif

sunan MARUF; Çevre ve İklim Değişikliği, Şehir

Teknolojileri ve İnovasyon, Ulaşım ve Hareketlilik, Kentsel

Altyapı, Konut ve Yapılı, Çevre, Göç̧, Kent Ağları, Yerel

Kalkınma, Sosyal Kapsayıcılık, Dayanıklılık, Kamusal Mekan

ile Yönetişim temalarında detaylı bir bakış sunacak.

Marmara Bölgesi’nde yer alan belediye başkanları, mevcut

projeleri değerlendirebilecekleri çok aktörlü bölgesel

gelişme oyunu Play Marmara’yı oynayacaklar.

Atama...

RTB House, finans ve operasyon

alanlarında deneyimli yönetici

Aleksander Baryś’in bu aydan

itibaren Chief Financial Officer

(CFO) ve yönetim kurulu üyesi

olarak göreve başlayacağını

duyurdu. Baryś yeni görevinde

RTB House’un hızlı mali

büyümesini ve dünya çapında pazar genişlemesini

sürdürmesi için finansal operasyonlara yön verip global

yatırımcı ilişkilerini yönetecek, Birleşme ve Satın Alma

etkinlikleri konusunda danışmanlık ve liderlik yaparak

stratejik rehberlik edecek. Baryś 2008’den beri bazı

büyük kuruluşların çeşitli yönetim rollerinde ve yönetim

kurullarında yer aldı. Kurumsal finans, maliye, finansal

planlama ve analiz, yatırımcı ilişkileri, stratejik planlama

ve risk yönetimi konularında kapsamlı deneyime sahip.

Varşova Menkul Kıymetler Borsası’nda işlem gören

Boryszew S.A.’da CFO ve yönetim kurulu üyesi olarak

görev aldıktan sonra RTB House’a katıldı.

Atama...

Teknolojinin güçlü İtalyan tasarım

anlayışı ile birleştiği beyaz eşya ve

ev aletleri üretimi yapan Tecnogas

1952 yılında Contini kardeşler tarafından

kuruldu. Kardeşlerin 20’li

yaşlarda hayal ettiği ve hayata

geçirdiği ocak ve gaz tüpü bölmesini

birleştirerek tek bir gövdeye

entegre eden devrim niteliğindeki pişirme cihazını üretmeleri

ile Tecnogas, İtalyan pazarının lideri konumuna geldi. Pişirme

grubunun mucidi marka, bu alanda kısa zamanda dünya devleri

arasına girdi.

Tecnogas, Tecnosuperiore adı altında faaliyetlerini sürdürmeye

devam ederken yönetim koltuğunu da bir Türk yöneticiye

emanet etti. Emilia’nin merkezinde bulunan ve Gualtieri’deki

tarihi fabrikasında üretim yapan ve bölgenin en büyük

yatırımcısı konumundaki firma, 15 yıla yakın süre ile Vestel

markasının dünya operasyonunda çeşitli görevlerde bulunan

Serdar Saner ile yola devam etme kararı aldı. Tecnosuperiore

Industrial Group Inc’nin Yönetim Kurulu Üyesi olan Saner,

Tecnogas’ın Başkanlık ve CEO’luk görevlerini üstlendi.

6 / marketing europe & anatolia


Kısa Kısa

Mercedes-Benz Fashion Week...

kendine özgü tasarım diliyle yalnızca Türkiye’de değil,

uluslararası ölçekte katıldığı fuarlarda da büyük ses getiren

genç ve başarılı tasarımcı Kadir Kılıç’ın markası

MiiN by Kadir Kılıç’ın İlkbahar/Yaz 2020 koleksiyonunu

“Mercedes-Benz Presents MiiN by Kadir Kılıç” ismiyle

sunacak. Mercedes-Benz Türk Otomobil Grubu İcra Kurulu

Üyesi Şükrü Bekdikhan, yeni sezon için görüşlerini

şu sözlerle dile getirdi: “Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul,

14. sezonunda İlkbahar/Yaz 2020 koleksiyonlarına

ev sahipliği yapacak. Mercedes-Benz Türk olarak, global

Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul’un 14. sezonu,

ölçekte modaya desteğimizin bir uzantısı olarak ilk sezondan

bugüne Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul’a

8-11 Ekim tarihleri arasında Zorlu Center’da bulunan

Zorlu PSM’in ev sahipliğinde gerçekleşecek. Marka ve

isim sponsorluğumuzu aralıksız sürdürüyor, aynı zamanda

bu sponsorluğumuzu her sezon Türk moda sek-

tasarımcıların İlkbahar/Yaz 2020 koleksiyonlarını sergileyecekleri

hafta, uluslararası moda takviminin bir

törünün farklı aktörleriyle yaratıcı işbirlikleri çerçevesinde

parçası olarak bu sezon da gerek Türkiye’de, gerekse

derinleştiriyoruz. Türkiye’nin uluslararası moda takviminde

yer alan, en prestijli moda etkinliği olan MBFWI

dünyada moda profesyonellerinin çekim merkezi olacak.

Dünya çapında isim sponsorluğunu üstlendiği tüm

kapsamında Türk tasarımcılara hem Türkiye çapında,

moda haftalarında olduğu gibi İstanbul’da da Mercedeshem

de uluslararası moda arenasında destek vermekten

Benz, her sezon desteklediği bir tasarımcının defilesini

ve onlara görünürlük sağlamaktan dolayı mutluyuz”. dedi.

sunuyor. MBFWI kapsamında bu sezon son yıllarda

İşbirliği...

Harıbo, yeni dönem reklam çalışmalarını FCB ArtGroup

ile yürütme kararı aldı.

17 yıldır Türkiye pazarında faaliyet gösteren ve çocuk

ya da büyük herkesin içindeki çocuksu mutluluğu keşfetme

serüvenine odaklanan HARIBO, yeni kreatif ajansını

seçti. İstanbul Hadımköy’deki fabrikasında, Türkiye

ve aralarında Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesindeki

Müslüman ülkeler, Japonya, Kore, Endonezya gibi Asya

Pasifik ülkeleri, ABD ve bazı Avrupa’da ülkelerinin de

bulunduğu 57’den fazla ihracat ülkesi için %100 yerli

üretim yapan marka; yeni dönem reklam çalışmalarını

FCB ArtGroup ile yürütecek.

FCB ArtGroup’un müşteri portföyünde; Bellona, Total,

Nivea, Intersport, Deichmann ve n11.com gibi markalar

bulunuyor.

Atama...

Türkiye’de 1997 yılından beri

döşemeli ve panel mobilya üretiminde

faaliyet gösteren Alfemo

Mobilya’da iki üst düzey atama

gerçekleşti. Alfemo Mobilya Genel

Müdürü pozisyonuna Arşullah

Kadim, Satış ve Pazarlama Direktörü

pozisyonuna ise Cüneyt Uzer

atandı. Her iki yönetici de görevine 1 Ağustos itibariyle

başladı.

Uzun yıllar Boydak Grubunda çeşitli kademelerde görev

yapan ve mobilya sektöründe 20 yıllık bir birikime ve

tecrübeye sahip olan Arşullah Kadim, Alfemo Mobilya

Genel Müdürü olarak görev yapacaktır.

Alfemo Satış ve Pazarlama Direktörü olarak görev

yapacak olan Cüneyt Uzer, mobilya

sektöründe Newjoy ve Doğtaş

markalarında satış direktörlüğü

ve marka perakende geliştirme

direktörlüğü görevlerinde bulundu.

Uzer, Alfemo’da yurt içi satış, ihracat,

pazarlama departmanlarından sorumlu

olacak.

marketing europe & anatolia / 7


Teknoloji

Solar Panelli Sırt Çantalar...

Gündelik hayata ve iş seyahatlerine eşlik eden akıllı cihazlar,

kimi zaman bizleri yarı yolda bırakabiliyor. Telefon, tablet

ve dizüstü bilgisayar gibi mobil cihazları kitlenebilir gizli

fermuarlar ve özel kumaşı sayesinde koruyan XD Design

sırt çantaları’nın Bobby Tech koleksiyonu ile de telefon ve

bataryaları şarj ediyor.

Yüzeyinde bulunan solar panel sayesinde tüm gün enerji

depolayan sırt çantaları, hem cihazınızı şarj ediyor hem

de ergonomik taşıma özelliği ile vücudu yormuyor. Küçük

eşyalarınızı saklamak için çeşitli bölme ve gizli ceplerle

dizayn edilen XD Design sırt çantaları, geniş iç hacmi ile

fark yaratıyor. İşlevselliğin yanı sıra şık bir görünüme sahip

Bobby Tech koleksiyonu; Beymen, Vakkoramave Hipicon.

com’da satışa sunuluyor.

Çevre dostu ve su itici malzemelerinin kullanıldığı sırt

çantaları, kitlenebilir ve gizli fermuarları ile güvenliği en üst

seviyeye taşıyor. Herhangi bir darbede formunu koruyan

XD Design sırt çantaları, ergonomik yapısıyla da farklılık

yaratıyor. Ön cepleri sayesinde seyahat halinde pasaport ve

kartvizitlere kolay erişim sağlıyor.

Emirates, Biyometrik Biniş Dönemi...

Emirates Havayolu, bir kez daha teknolojinin sınırlarını

zorladı ve biyometrik biniş sistemi için ABD Gümrük Sınır

Koruma (CBP)kuruluşundan onay alan, Amerika dışındaki

ilk havayolu şirketi oldu.

Dubai’den, Emirates’in ABD’deki 12 destinasyonuna uçan

yolcuları, biniş kapılarında, yüz tanıma teknolojisini seçme

şansına sahip olacak ve kimlik kontrolleri için harcanan

zamanı, iki saniye ya da daha da az olan bir süreye indirebilecekler.

Önceden kayıt olmanın gerekmediği sistemde,

yolcuların bu teknolojiden yararlanmamayı tercih etmesi de

mümkün olacak. Emirates, yolcularına ait herhangi bir biyometrik

kaydı saklamıyor. Verilerin hepsi, CBP tarafından, dulla Al Hashimi konu ile ilgili yaptığı açıklamada: “Güvenlik

Emirates Group Security Bölüm Başkan Yardımcısı Dr. Ab-

güvenli bir şekilde yönetiliyor.

ve iş sağlığı her zaman ilk önceliğimiz olmayı sürdürecek

Teknolojinin pilot çalışması, yolcuların en yoğun seyahat çünkü Emirates, yolcularımıza daha iyi uçmalarında yardımcı

ettiği dönem olan Temmuz ve Ağustos aylarında Dubai’den olabilecek, sıkıntısız seyahat etmeye yönelik inovatif çözümleri

araştırmaya ve onlara yatırım yapmaya devam ediyor.

New York ve Los Angeles’a olan Emirates uçuşlarındaki biniş

kapılarında gerçekleştirildi. Bazı uçuşlarda %100 biyometrik Nihai hedefimiz, pasaport ya da kimlik kartı olmaksızın, belgesiz

seyahat edilebilmesine yardımcı olmak. Çeşitli ülkel-

biniş ve sıfır manüel kontrol sağlanması ile birlikte, elde

edilen sonuçlar cesaret verici oldu. Şirket, gerekli ekipman erdeki makamlarla, yüz tanıma teknolojisinin daha fazla kabul

edilebilir ve erişilebilir hale getirilmesini sağlamak üzere

sağlandığında, biyometrik biniş sisteminin, yıl sonuna kadar,

tüm ABD destinasyonlarında ulaşılabilir olmasını umuyor. görüşmeler gerçekleştiriyoruz” dedi.

10 / marketing europe & anatolia


Teknoloji

Enerjiyi Saatine Yansıt...

Diesel’in son derece dinamik bir duruşa sahip yeni modelleri,

dünyaca ünlü markaların Türkiye’deki tek yetkili distribütörü

Saat&Saat farkıyla saat tutkunlarıyla buluşuyor. Sportif bir

şıklığa sahip modeller, tasarımdaki sıra dışı detaylarla fark

yaratıyor.

Diesel’in siyah rengin hakim olduğu modeli, güçlü duruşuyla

erkekleri cezbediyor. Silikon kayışıyla uyumlu geniş kasasıyla

öne çıkan model, tasarımıyla Diesel’in ruhundaki enerjiyi bir

kez daha gözler önüne seriyor. Serinin degrade camıyla

renklerin gücünü ortaya koyan modeli ise deri kayışıyla farklı

bir alternatif oluşturuyor.

Siyah hasır bileziği, renkli bir kadranla tamamlanan model

ise dinamik ve enerjik bir tasarıma sahip… Kadranındaki

ışıltıyla renklerin gücünü harmanlayan model, farkını saatiyle

de ortaya koymak isteyen kadınların şıklığını üst seviyelere

taşıyor.

Diesel’in zengin saat koleksiyonunu Saat&Saat

mağazalarında ve www.saatvesaat.com.tr adresinde bulabilirsiniz.

Galaxy M30s Ön Siparişte...

Samsung Electronics, teknoloji tutkunu Y ve Z kuşakları için

yeni Galaxy M serisi akıllı telefonunu karbon siyahı, pasifik

mavisi ve köpük beyazı renk seçenekleri ile sadece online

kanallar üzerinden satışa sunuyor. Halen kullanımda olan

Galaxy M serisi modellerinin sonuncusu olan M30s tüketicilerin

ihtiyaçlarını karşılamayı hedefliyor.

6.000 mAh etkileyici pil gücü, üçlü arka kamerası ve harika

oyun deneyimi sunan AI Game Booster ile dikkat çeken Galaxy

M30s ile birlikte 26 Eylül-14Ekim 2019 tarihleri arasında

sadece online mağazalarda ön siparişe özel sınırlı sayıda

Galaxy Fit e ve AKG Y100 Kablosuz Kulaklık hediye edilecek.

Galaxy M30s, 6.000 mAh gücünde bir pile sahip. Öyle ki,

bir kez şarj edildiğinde aralıksız 29 saate kadar video izlenebiliyor

veya 49 saate kadar sesli arama yapılabiliyor veya

131 saate kadar müzik dinlenebiliyor. Ayrıca Type-C 15W

hızlı şarj cihazı da telefonla birlikte geliyor. Galaxy M30s,

4 GB RAM’i ve 64 GB dahili hafızasıyla da göze çarpıyor.

6.000 mAh kapasiteli piline rağmen telefon sadece 8.9mm

inceliğinde ve 188 gram ağırlığında olduğundan elde tutması

ve taşıması son derece rahat.

marketing europe & anatolia / 11


Köşe

Abdullah Ekşioğlu / eksioglu70@gmail.com

(retorik

)

Helvadan putlar...

Yeni yeni siyasi partiler kuruluş hazırlıkları içerisinde.

Dolayısıyla hayatımıza yeni yeni lider adayları girmeye

başladı. Bu lider adaylarına yerel seçimlerde başarı

sağladığı için çaresizce ümit bağlananları ve mevcut

siyasi partilerin gidişatından memnun olmayıp yönetimi

zorlayan isimleri kattığımızda lider adayı sayısı belki de

son yılların en üst noktasına ulaşmış durumda.

Peki bu lider adayları ve mevcut liderler gerçekten lider

olma vasıflarını taşıyorlar mı, yoksa "Şeyh uçmaz, müridi

onu uçurur" kabilinden bir alışkanlıkla biz bu lider ve lider

adaylarına çok şey mi yüklüyoruz.

Hiç bir lider ya da lider adayı bana kırılmasın ama bana

ikinci seçenek daha yakın görünüyor. Genel olarak

değerlendirdiğimde iktidar partisinde de muhalefet

partilerinde de liderlik vasıflarını bünyesinde toplamış

bir isim göremiyorum. Umut vadedenler ya da doğru

yönlendirmelerle eksiklerini tamamlayacak olabilenler

var ama bu tamamen kişisel kanaatim olmakla beraber

iktidar partisi de dahil olmak üzere henüz gerçek bir lider

görmedim.

Yine tamamen kendi kanaatim olmakla birlikte birçoğu

entellektüel olarak yetersiz, bir bölümü hırslarını

mantıklarının önüne geçirmiş, özellikle biri hamaseti

gerçeklerle karıştırmış, bir diğeri tüm yaşamını vakfettiği

itaat kültürünün de etkisiyle inisiyatif alma becerisini

kaybetmiş, birkaçının bir gelecek tahayyülü yok, geneli

halktan kopuk, halka en yakın olanı kendi kişisel

gözlemlerini halkın geneline tahvil etme eğiliminde,

iletişim ve sosyal beceriler konusunda hepsi sınıfta

kalmaya mahkum, birkaçı için henüz erken, birkaçı için

de artık çok geç, genel olarak ethos, pathos, logos'ta

ciddi sıkıntılar var.

Tüm bu olumsuzluklara karşın, bulundukları makama

liderlik vasıflarına haiz bir namzet çıkmaması çok

anlaşılabilir bir şey. Çünkü gerçekten liderlik vasıflarının

tamamını bünyesinde barındırıyorsa insanlar siyasetin

girdabından uzak durmayı tercih edebiliyorlar.

Ancak tüm bu olumsuzluklar benim için çok önem teşkil

etmiyor. Ben bu konudaki çıtamı yıllar önce birhayli

aşağılara çekmiştim. Şu anda bir liderden tek beklediğim

şey, ülkemiz ve dünya için güzel bir gelecek arzulaması,

öğrenmeye açık olması ve hatalarından ders çıkarmayı

bilmesi. Ne yazık ki bu üç özelliğin üçü birden mevcut

lider ve lider adaylarının hiçbirinde en azından benim

bakış açımdan bakınca görünmüyor.

Tabii ki hep olumsuz yanlarını ele almayacağım. Hepsinin

özgüveni oldukça yüksek. Hatta o kadar yüksek ki bu

özgüven hatalar yapmalarına neden oluyor. Hepsinin

kendilerine olan inançları gerçeklerin ötesinde, kendilerini

alternatifsiz kurtarıcı olarak görmelerine neden olacak

kadar, ileri düzeyde. Hepsi çeşitli düzeylerde yönetim

becerilerine sahip. O kadar ki hiç birisiyle ıssız bir adada

yalnız kalmak istemezdim. :)

Hal böyle olunca sık sık bütün faturanın danışmanlara

çıkarıldığını görüyoruz. Evet onların da bir çok hata

yaptığı, bu lider ya da adaylarını yanlış yönlendirdikleri

doğrudur. Ancak bir lider doğru danışmanı seçecek ve

danışmanından gelecek bir önermeyi muhakeme edecek

kadar yeterli değilse burada danışmanın bir suçu yoktur.

Kendimizi kandırmayalım biz kendimize helvadan putlar

yapıp, acıkınca onları yiyoruz. O nedenle liderlere ve lider

adaylarına bir tavsiyem, herkes acıkmadan liderlik için

eksik yönleriniz varsa onları hemen telafi etmenizdir. Tabii

ki öncelikle eksiğiniz olup olmadığını anlayacak ölçüde

kendinizi yetiştirmeniz gerekir.

Burada hiç bir lideri kişisel olarak rencide etmek

istemiyorum. Ülkemin ve insanlığın geleceği için

umuyorum ki hepsinin yolu açık ufku aydınlık olsun.

marketing europe & anatolia / 13


Medya Dünyası

Görev değişiklikleri...

Eylem Doğan görevinden ayrıldı.

Yazılı Basında Görev Değişiklikleri

•İsmail Saymaz Ekim ayından itibaren her ay Kafa dergisinde

olacak.

•Sözcü Gazetesi yazarı Hüsnü Mahalli, yazılarına ara

verdiğini köşesinden duyurdu.

•Yeni Şafak Gazetesi yazarı Özlem Albayrak, yazılarına

son vererek görevinden ayrıldı.

•Cumhuriyet gazetesi, küçülmeyi gerekçe göstererek 15

gazetecinin görevini sonlandırdı.

•Hürriyet Emlak ve Doğan Burda grubunun yeni reklam

sorumlusu Zeynep Tandoğan oldu.

•Türkiye Spor Yazarları Derneği (TSYD) Erzincan temsilciliği

görevine gazeteci İbrahim Gürler atandı.

•Basın İlan Kurumu (BİK) Yönetim Kurulu Başkanlığı

görevine, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı İletişim

Başkan Yardımcısı Mehmet Zahid Sobacı getirildi.

•Basın İlan Kurumu Genel Kurulu temsilciliklerine, Fecir

Alptekin, Saadet Oruç, Mehmet Akarca, Muhammet Mücahit

Küçükyılmaz, Hamdi Kılıç, Mehmet Zahid Sobacı,

Ebubekir Şahin, Edibe Sözen, Mehmet Emin Babacan,

İsmail Çağlar, Kübra Güran Yiğitbaşı ve Mücahid Eker

görevlendirildi.genel yayın yönetmeni daha önce Milliyet

Molatik’i yöneten Diren Selimoğlu oldu.

Görsel Basında Görev Değişiklikleri

•Televizyon sunucusu Hakan Ural TV8’den ayrıldığını

duyurdu.

•TRT Spor yorumcusu Serkan Reçber, kanaldaki görevinden

ayrıldı.

•24 TV’den ayrılan Sunucu Zeliha Saraç’ın yeni adresi

Bloomberg HT oldu.

•KRT TV ve ANKA Haber Ajansı yöneticilerinden Adnan

Bulut görevinden ayrıldı.

•CNN Türk’te yayınlanan ‘Afiş’ programı artık Büşra

Sanay’ın sunumuyla ekranda olacak.

•NTV’de Program Müdür Yardımcısı olarak görev yapan

•Demirören Medya Grubu’nda İdari İşler Direktörlüğü

görevine Dilek Bayrak Pozam atandı.

•Ekotürk’ten ayrılan Haber Müdürü Nazif Özcan Demirören

Haber Ajansı (DHA) ile anlaştı.

•Sunucu Murat Yıldırım, Atv’de yayınlanan ‘Kim Milyoner

Olmak İster?’ yarışmasına veda etti.

•Polis muhabiri Nihat Uludağ, Habertürk’ten emekli olduktan

hemen sonra CNN Türk ile anlaştı.

•ATV ekranlarında yayınlanan Kim Milyoner Olmak İster

yarışmasının yeni sunucusu oyuncu Kenan İmirzalıoğlu

oldu.

•Demirören Medya grubundan ayrılan, Gürcan

Korkmaz’ın, Haber Global’de Reklam Grup Başkanı olarak

görev yapacağı belirtildi.

•CNN Türk’te hafta için her sabah saat 06.00 itibariyle

yayına başlayan Güne Merhaba programını bundan

böyle Göksu Öngören Özgür’ün sunacak.

•Posta Gazetesi köşe yazarı Murat Çelik ve Hürriyet

Daily News Ankara Temsilcisi Serkan Demirtaş’ın, CNN

Türk’te yayınlanan Parametre programında artık yer almayacakları

açıklandı.

Medya Dünyasından Diğer Haberler

•Best FM yıllardır kullandığı logosunu değiştirdi.

•Gazeteci İsmail Saymaz, Şeyda Sayar ile nişanlandı.

•Gazeteci Tuncer Bahçivan’ın eşi Zülbiye Bahçivan vefat

etti.

•Gazeteci-Yorumcu Rasim Ozan Kütahyalı ’ya 10 ay hapis

cezası verildi.

•Birçok radyocuya ve şarkıcıya ev sahipliği yapan Radyo

D 25. yılını kutladı.

•Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesi, gazeteci Dr. Necati

Karakaya vefat etti.

•Kafa dergisi Ekim’den itibaren her ay Kafa Çocuk ve

Bilim dergisi çıkaracak.

•Fox TV haber yönetmeni Hilal Hallaç, hayatını Oğuzhan

Orhun ile birleştirdi.

•Sözcü gazetesinde 9 sanığın yargılandığı davanın duruşması

28 Ekim’e ertelendi.

•Digiturk, Amerikan ulusal basketbol ligi NBA’in resmi

yayıncısı NBA TV’yi içerikleri arasına ekledi.

•RTÜK Üst Kurul Başkanı Ebubekir Şahin, kurum bünyesinde

yeni bir birimin kurulacağını duyurdu.

14 / marketing europe & anatolia


Medya Dünyası

marketing europe & anatolia / 15


Araştırma

İnternetteki Güve

Kaspersky

Global Araştırması

Araştırma

Ebeveynlerin %84’ü çocuklarının internetteki

güvenliğinden endişe ediyor fakat

bunu konuşmaya vakit ayırmıyor

Kaspersky’nin yeni global araştırması,

aile içinde internet güvenliği hakkında

konuşmamanın

yarattığı zorlukları ortaya koydu.

Ebeveynlerin %84’ü çocuklarının internetteki

güvenliğinden endişe ediyor

fakat bunu konuşmaya vakit ayırmıyor

Kaspersky’nin yeni global araştırması,

aile içinde internet güvenliği hakkında

konuşmamanın yarattığı zorlukları ortaya

koydu

Kaspersky tarafından pazar araştırma

şirketi Savanta’ya yaptırılan ankete

göre, Türkiye’de ebeveynlerin %84’ü

çocuklarının internetteki güvenliğinden

endişe ediyor. Ancak ebeveynler, büyüyene

kadar çocuklarıyla internet güvenliğiyle

ilgili olarak toplam ortalama

yalnızca 38 dakika konuşuyor. Ankete

Türkiye’den katılanların yarısından fazlası

(%64), bu konuda 30 dakikadan az

konuşuyor. Bu da okuldaki standart bir

dersin neredeyse yarısı kadar bir süre.

Çocukların internetteki gizliliği ve güvenliği

ebeveynlerin en büyük kaygılarından

biri haline geliyor. Bu kaygılar

temelsiz de değil. Kaspersky’nin düzenlediği

ankete göre Türkiye’de 7-12

yaş arasındaki çocukların %96’sında

internet bağlantılı bir akıllı telefon veya

tablet bulunuyor.

Türkiye’deki ebeveynlerin yaklaşık üçte

ikisi (%69), çocuklarının internette çok

fazla vakit geçirdiğini düşünüyor. Bu

durum yalnızca çocuklukta yaşanabilecek

eğlenceli anları ekran başında harcamaya

değil, ayrıca sürekli potansiyel

risklere açık olmaya da neden oluyor.

Türkiye’de ebeveynlere göre en tehlikeli

çevrim içi tehditler arasında; çocukların

cinsellik veya şiddet içerikli görüntülere

erişmesi (%39), internet bağımlılığı

(%38) ve şiddete veya uygunsuz davranışa

yönlendiren anonim mesajlar veya

içerikler alınması (%21) yer alıyor.

Türkiye’de ebeveynlerin %83’ü, potansiyel

riskleri azaltmak ve internette

gezinirken karşılaşılabilecek tehlikeleri

anlatmak için çocuklara internet güvenliğini

öğretmenin, ebeveynler ve

okulların ortak sorumluluğu olduğunu

düşünüyor. Katılımcıların %87’si, ebe-

16 / marketing europe & anatolia


nlik...


Röportaj

veynlerin bunu yapmaya daha uygun

olduğunu çünkü çocukların anne babalarına

daha çok güvendiğini belirtiyor.

Ebeveynler üzerlerindeki sorumluluğun

farkında olmasına rağmen çocuklarına

yeterli derecede yol gösteremiyor. Çocuklarıyla

internet güvenliği hakkında

toplam bir saatten daha az konuşuyorlar.

Kaspersky’nin yaptığı araştırma,

ebeveynlerin bu tür konuşmalarda

zorlandığını ortaya koyuyor. Türkiye’de

ebeveynler çocuklarıyla bu konuda konuşurken

en çok şu noktalarda zorlandıklarını

belirtiyor:

•Tehditleri çocukların anlayacağı bir dilde

anlatmak (%53)

•Çocukların tehditleri ciddiye almasını

sağlamak (%51)

•Arkadaş baskısına uymamaya ikna

etmek ve/veya bunun için kendilerine

güvenmelerini sağlamak (%36)

Araştırma sonuçlarıyla ilgili konuşan

Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı

Prof. Dr. Ali Evren Tufan şunları söyledi:

“Günlük hayattaki iletişim ve etkileşimden

farklı olarak internet üzerinden

iletişim ve etkileşim zaman ve mekan

sınırlamasından bağımsız olarak ger-

Ebeveynler üzerlerindeki

sorumluluğun farkında

olmasına rağmen

çocuklarına yeterli derecede

yol gösteremiyor.

çekleşmektedir. Çocuklar internet aracılığı

ile yaş ve gelişim düzeylerine

uygun olmayan içeriklere erişebilir, kişisel

bilgilerini istemeden paylaşabilir,

siber zorbalığa veya benzeri olumsuz

deneyimlere maruz kalabilirler. Yapılan

bu güncel araştırma, ülkemizde ebeveynlerin

çocukların güvenliği ile ilgili

kaygılarının olduğunu ancak bu konuda

iletişim kurmakta zorlanabildiklerini

gösteriyor. İlköğretim çağındaki çocukların

hemen hemen tümünün internet

bağlantılı akıllı telefon veya tablet

kullandığı göz önüne alındığında bu

konuda konuşmanın önemi daha da

belirginleşiyor. Ebeveynler çocukları

büyüdükçe onlara yaşlarına uygun

biçimde internet üzerinden iletişimin

özelliklerini anlatabilir ve kişisel bilgileri

paylaşmamanın önemini vurgulayabilir.

Sosyal medya kullanımı konusunda

belli sınırlar getirmek ve çocukların vakit

geçirdiği sosyal medya uygulamaları

hakkında bilgi sahibi olmak da faydalı

olabilir. En önemlisi çocuğa internet

üzerinden istemediği veya onu rahatsız

eden bir içeriğe maruz kaldığında

bunu öğretmeni veya annesi/ babası

ile paylaşarak yardım alabileceği ve

bu konuda eleştirilmeyeceği güvencesi

verilebilir.”

Prof. Dr. Ali Evren Tufan ile aynı görüşleri

paylaşan Kaspersky Tüketici Ürünleri

Pazarlama Müdürü Marina Titova,

“İnternet ne yazık ki çocukların asla

görmelerini istemeyeceğimiz içeriklere

erişmesine olanak veriyor. Gizlilik ve

güvenlik, ebeveynlerin en çok kaygı

duydukları konular haline geldi. Bu konuları

çocuklarla onların dinleyip ilgileneceği

şekilde konuşmanın bazen ne

kadar zor olabileceğini biliyoruz. İşte

bu yüzden, Kaspersky olarak ebeveynlerin

ve çocukların kaygılarını ortadan

kaldıracak çözümler ve tavsiyeler sunuyoruz.”

Kaspersky, çocuklarını internetteki çeşitli

tehditlerden korumak isteyen ailelere

şunları öneriyor:

•Çocuğunuzun internette ne yaptığını

biliyorsanız, ona yardımcı veya destek

olabilirsiniz fakat bu bilgiyi dikkatli bir

şekilde kullanın.

•Çocuğunuzla sosyal medyada ne kadar

zaman geçirebileceği konusunda

konuşun. Çocuğunuzu okulda veya

geceleri sosyal medya kullanmamaya

ikna etmeye çalışın.

•Çocuğunuzun sosyal çevresini sınırlamayın

fakat arkadaşlarını seçerken

dikkatli davranmalarını öğütleyin.

•Kaspersky Security Cloud servisimizin

Aile sürümüne abone olun. Kaspersky

Safe Kids çözümünü içeren bu servis,

ailenizin ve sizin özel verilerinizi korumaya

yardımcı olur, çocuklarınıza internette

ve ötesinde güvenlik sağlar..

18 / marketing europe & anatolia


Köşe

Nurgül Eryıldır Günay / nurguleryildir@gmail.com

(

kelebeğin

fırtınası)

Mobil iletişim enkaz altında!

Hepimize geçmiş olsun!

Uzun süredir büyük İstanbul depremi konusunda rehavete

kapılmıştık. Yastığın altında cep telefonu, yatağın yanında

deprem çantası günlerimiz yıllar geçtikçe etkisini yitirmeye

başladı. Tehlike çanlarına kulaklarımızı tıkadık, deprem

çantalarını bi kenara attık. Ta ki 26 Eylül'de doğa tekrar

kükreyip, bizi sallayana kadar...

26 Eylül'de öğlen saatlerinde Marmaris'te plaj keyfi

yaparken gelen whatsapp mesajıyla irkildim. "İstanbul'da

çok büyük deprem oldu, telefonlar çalışmıyor" O an

neye uğradığımı şaşırdım. Hemen aile grubundaki

mesajlara baktım, herkes çok sallandık, cep telefonları

çalışmıyor" yazmış. Hemen oğlumu, annemi aramaya

çalıştım. Kimseye ulaşamadım. Whatsapp mesajlarından

herkesin iyi olduğunu gördüm. Plajdan eve nasıl koştum

hatırlamıyorum! Televizyonunun kumandasını kaptığım gibi

açıp haberlere baktım. Çok şükür yıkılmış bina görüntüleri

yoktu. Sonraki dakikalarda whatsapp iletişimi de kesildi.

Deprem istanbul'da yaşandı ama biz Marmaris'te bile

birbirimizi arayamadık. Yani bölgesel bir iletişim problemi

değil, tüm ülkede cep telefonları çalışmadı!

Yıllarca dünya kadar para ödediğimiz, Türk Telekom,

Turkcell, Vodafone iletişimi resmen çöktü! Her akşam

onlarca reklamla çağ atlıyoruz, dağda, bayırda, en ücra

köşede bile çekiyoruz, 5G'ye hazırız diye reklam yapanlar

yıkım olmayan depremde enkaz altında kaldı.

İçlerinde en kötüsü Türk Telekom'du. Turkcel ve Vodafone

daha kısa sürede kendini toplayıp iletişime devam ederken

Türk Telekom ertesi gün bile tam iletişim sağlayamadı.

Bu kadar eksiklik yetmezmiş gibi depremin ertesi

günü bot hesaplardan #AdamsınTelekom hashtagiyle

twitler atılması olayın üstüne tüy dikti. Bazen firmaların

kampanya dönemlerinde parayla bot (sanal) hesaplarla

anlaşarak istedikleri hashtaglerle twit attıkları bilinen bir

gerçek. Firmayla ilgili olumsuz bir algıyı kırmak için de

bazen bu yola başvurabiliyorlar. Ama deprem gibi çok

hassas olduğumuz, aklımızın çıktığı bir durumda 24 saat

hizmet verememişken bot hesaplarla #AdamsınTelekom

paylaşımları yaptırıp TT olmak tam bir kurumsal iletişim

faciası! Sormazlar mı insana bu neyin adamlığı? En gerekli

zamanda interneti kullanamayan insanlara sus payı gibi

10GB ücretsiz internet vermek ne zamandan beri adamlık

oldu?

Bu kirli kampanya aklını size kim verdi? Parayla satın

alınan hesapların içindeki metinleri kontrol edemediğinizi

bilmeyecek kadar iletişim yoksunu sosyal medya

ajanslarınız mı, yoksa halkla ilişkiler şirketleriniz mi?

Hepinize yazıklar olsun!

Buradan tüm telekom şirketlerine Devlet Bahçeli tarzıyla

seslenmek istiyorum:

Eyyy telekom şirketleri, yıkım bile olmayan depremde

bile konuşmamızı sağlamayarak nereye varmak

istemektesiniz?

------------------

Deprem konusundan uzaklaşıp biraz güzel bir habere

geçmek istiyorum. Samsung konusu kadına ve çocuğa

şiddet olan dizilere reklam vermeme hareketini başlattı!

Samsung Electronics Türkiye, ülkemizde kadına ve

çocuğa uygulanan şiddetin ve bu yöndeki haberlerin

artması üzerine harekete geçti. Kadın ve çocuğa

kalkan elin karşısında hep birlikte mücadele vermemiz

gerektiği düşüncesinden yola çıktıklarını belirten

Samsung Electronics Türkiye Kurumsal Marka ve

Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımıcısı Barış

Gökpınar “Ülkemizde her geçen gün kadına ve çocuğa

karşı uygulanan şiddetin ve bu yöndeki haberlerin

arttığını üzüntüyle görmekteyiz. Böyle bir dönemde

televizyonlarda yayınlanan bazı dizi ve programların

kadınlara ve çocuklara şiddeti senaryo ve formatlarının

temeline koyuyor olmasını kabul edilemez buluyoruz.

Bu nedenle ana konusu kadına ve çocuğa şiddet olan

dizi ve programlara reklam vermeme, sponsor olmama

ve ürün yerleştirmesinde bulunmama kararımızı hayata

geçiriyoruz. Samsung Electronics Türkiye’nin televizyon

reklam gücü ile, kadın ve çocuğa karşı işlenen fiziksel ve

psikolojik şiddetin normalleştirilmesine ortak olmayacağız.

Samsung Electronics Türkiye olarak reklam veren diğer

tüm kurum ve kuruluşları da bu hareketimize katılmaya

davet ediyoruz.”

Bu düşüncelerinden dolayı Samsung Electronics Türkiye'yi

kutluyorum ve bütün şirketlerin bu harekete katılmasını

bütün kalbimle diliyorum.

Biliyorum ki bir gün "sevgi" kazanacak!

Sevgilerimle...

marketing europe & anatolia / 21


Reklam Dünyası

Golden Drum’a Geri Sayım...

Dünyaca ünlü yaratıcılık festivali Golden Drum’ın programı

açıklandı

26’ıncısı düzenlenen Golden Drum’ın bu yılki mottosu Değişim

için Yaratıcılık.

17-18 Ekim’de Slovenya’nın Portorož kentinde düzenlenecek

festival 2 gün boyunca 40 uluslararası konuşmacıya ev

sahipliği yapacak.

Festival’in ana konuşmacısı ise dünyaca ünlü filozoflarından

Slavoj Žižek.

Žižek’in yanısıra dünyanın ilk sürdürlebilir reklam ajansı 360

Agency Berlin ve 360 Agency Europe Yönetici Direktörü

Andrea Henao, nörodijital ekosistemnin önde gelen isimlerinden

olan ve Gloveone ile Avatar VR’ın üreiticisi Neuro-

Digital Technologies kurucusu ve CEO’su Luis Castillo ve

pazarlamanın dijital dönüşümüyle ilgili inovatif hamleleriyle

dikkat çeken Microsoft CEE Multi-Country CMO’su

Evgeniya Chernetskaya gibi isimler yer alacak.

Golden Drum Festivali’nin Detaylı Programı ve Konuşmacılar

için:

https://goldendrum.com/speakers

Rengarenk Okullar...

Türkiye’de soğuk çay denildiğinde akla ilk gelen marka olan

Lipton Ice Tea ve gıda pera-kendesinin öncü şirketi Migros’un

düzenledikleri “Rengarenk Okullar” kampanyası kapsamında

Toplum Gönüllüleri Vakfı’nın (TOG) desteği ile belirlenen

eskimiş ve tadilat ihti-yacı olan okulların iç ve dış boyasını

yenileyip çocukların hayatını renklendirmeye devam

ediyor. Lipton Ice Tea’nin reklam yüzü Cengiz Bozkurt’un da

katılımıyla Kağıthane Şehit Adem Yavuz İlköğretim Okulu,

Toplum Gönüllüsü gençlerle birlikte renklendirildi.

Migros, Türkiye soğuk çay pazarının lideri Lipton Ice Tea ve

Toplum Gönüllüleri Vakfı’nın (TOG) iş birliği ile iki yıl önce

başlatılan “Rengarenk Okullar” kampanyası devam ediyor.

Kampanya kapsamında, TOG tarafından belirlenen ve tadilat

ihti-yacı olan okulların iç ve dış boyasın yenilenmesi

sağlanarak çocukların hayatı renklendiriliyor, öğrencilerin

daha renkli bir ortamda daha mutlu eğitim görmelerine katkıda

bulunuluyor.

2017 yılından beri devam eden “Rengarenk Okullar” projesinde

bu yıl 5. okulu olan İstanbul Kağıthane Şehit Adem

Yavuz İlköğretim Okulu iç ve dış boyası, Lipton Ice Tea’nin

reklam yüzü Cengiz Bozkurt’un katılımı ile Toplum Gönüllü-

sü gençler tarafından yenilendi. Öğrenciler ve Toplum Gönüllüsü

gençler ile birlikte Kağıthane Şehit Adem Yavuz

İlköğretim Okulu’nun fark-lı bir görünüme kavuştuğu çalışmada

öğrenciler de çok keyif aldı.

22 / marketing europe & anatolia


Reklam Dünyası

KVKK ihlallerine af yok...

Kişisel Verileri Koruma Kurulu, kişisel veri ihlaline yapan

kurum ve kuruluşlara yüzbinlerce liralık para cezaları kesti.

Cep telefonuna izinsiz mesaj gönderen şirketten öğrencisinin

sınav sonucunu izinsiz paylaşan üniversiteye kadar onlarca

kuruma ceza yağdı

Kişisel Verileri Koruma Kurulu (KVKK), son üç ayda emsal

olacak bir dizi karar yayınladı. Kurulun internet sitesinde duyurulan

kararlarla, kişisel verileri ihlal eden kurum ve kuruluşlara

toplam 195 bin TL idari para cezası kesildi.

Kurul’un aldığı kararlar şöyle sıralanıyor:

• Google’a Gmail uyarısı

Kurul, Google’a ait Gmail e-posta hizmeti altyapısının kullanılması

durumunda, ilgili kişinin açık rızası olmaksızın yurt

dışına aktarılamaz maddesi gereği, kişinin açık rızasının

alınmasına karar verdi. Kurul, sunucuları yurt dışında bulunan

veri sorumlularından/veri işleyenlerden temin edilen

saklama hizmetlerinin de kullanılması durumunda ilgili kişinin

açık rızasının şart olduğunu duyurdu.

• Aynı içeriği gönderme cezası

Kurul, ilgili kişinin telefon numarasına aynı içerikteki mesajların

farklı tarihlerde birden fazla gönderilmesini, gönderici

şirketin sahip olduğu hakkı kötüye kullanımı olarak değerlendirerek

ilgili firmaya 20 bin TL idari para cezası kesti.

• İzinsiz reklama 125 bin TL ceza

Kurul, izinsiz reklam içerikli mesaj gönderen şirkete, herhangi

bir işleme şartına dayanmadığı gerekçesiyle 50 bin TL idari

para cezası uyguladı.

Kurul bir başka şirkete de, eski bir çalışanının cep telefonu

numarasını herhangi bir veri işleme şartına dayanmadan işlemesi

ve reklam/bilgilendirme amaçlı aramada kullanması

nedeniyle 75 bin TL para cezasına çarptırdı.

• Yanlış içerik gönderimi

Kurul, şikayetçi kişinin cep telefonuna, kendisine ait olmayan

içerik gönderen veri sorumlusuna da 50 bin TL idarı

ceza kesti.

• Parmak izi ceza getirdi

Kurul, spor salonu hizmeti sunan şirketlerin, üyelerinin girişçıkış

kontrolünde el-avuç okutma sisteminde kullanılan verilerin,

biyometrik ve genetik veriler olduğuna, Avrupa Genel

Veri Koruma Tüzüğü’ne (GDPR) referansla, özel nitelikli kişisel

veri olarak belirlendiğine karar verdi. Bu noktada parmak

izi tanıma, avuç içi tarama, el geometrisi tanıma, iris tanıma,

yüz tanıma, retina tanıma, DNA tanıma gibi yöntemlerin biyometrik

yöntem olarak kabul edildiğini hatırlatan kurul, spor

kulübü üyelerinin açık rıza verilmemesi durumunda kulüp

hizmetlerinden yararlanamadıklarını dikkate alarak, bahsi

geçen kulüplere idari para cezası verdi. Kurul ayrıca, üyelere

ait kişisel bilgilerin üçüncü kişiler tarafından görülmesini

önleyecek gerekli teknik ve idari tedbirleri almadığı gerekçesiyle

de veri sorumlusuna idari para cezası verdi.

Karar uyarınca spor kulüplerine, giriş çıkış kontrollerinin biyometrik

verileri işlemenin haricinde alternatif yollar ile sağlamaları,

biyometrik veri ile giriş çıkış işlemleri yapılması ve

biyometrik veri işlemenin ivedilikle durdurulması hususunda

talimat verildi. Spor kulüplerinden ayrıca, bugüne kadar işlenen

ve muhafaza edilen el, parmak ve avuç izi ile ilgili verilerin

ivedilikle yok etmeleri, ilgili özel nitelikli verilerin üçüncü

kişilere aktarılması söz konusu ise, yok etmeye yönelik işlemlerin

bu verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere de ivedilikle

bildirimini gerçekleştirmeleri konusunda uyarıldı.

•Sınav sonucu özel veri sayıldı

Kurul, veri sorumlusu olan üniversiteye, üniversite içerisinde

sınava girmiş kişilerin sınav sonuçlarının alenen duyurulduğu

sistemin kullanılmaması, sınava giren bireyin kendi TC

Kimlik numarası ve doğrulama kodu ile yalnızca kendi sonuç

verilerine ulaştığı bir duyuru sisteminin kullanılması yönünde

talimat verdi.

‘Bakış açımızı değiştirmeliyiz’

KPMG Türkiye Bilgi Sistemleri Risk Yönetimi Başkanı Sinem

Cantürk, kişisel verilerin korunması konusunun, tüm sektörlerde

ve süreçlerde bakış açımızı değiştirmemizi gerektirdiğini

vurguladı. Cantürk, “Eskiden müşterilerimizin verilerine

‘kendi’ verilerimiz gibi davranırdık, ama bu verilerin ‘bizim’

olmadığını, sadece belirli bir amaç için bize verildiğini ve o

amacın dışına çıkmamamız gerektiğini kabul etmeliyiz” dedi.

marketing europe & anatolia /23


Balkanlar’da F


Röportaj

ranchise Atağı...

Bürotime Yönetim Kurulu Başkanı

Hüseyin Tosunoğlu

Bürotime, küresel pazar payını arttırmayı sürdürüyor.

Son 3 yılda yurt dışında büyük

yatırımlar gerçekleştiren firma;

Avrupa, Orta Doğu ve Afrika Bölgeleri’ndeki

showroom’larıyla ofis mobilya sektörünün

global bir

aktörü oluyor.

Dünyanın dört bir yanına ihracat

yapyoruz.

2002 yılında gerçekleşen ilk yurt dışı

satışının ardından bugün dünyanın dört

bir yanına ihracat yapan Bürotime, küresel

pazar payını arttırmayı sürdürüyor.

Son 3 yılda yurt dışında büyük yatırımlar

gerçekleştiren firma; Avrupa, Orta

Doğu ve Afrika Bölgeleri’ndeki showroom’larıyla

ofis mobilya sektörünün global

bir aktörü oluyor.

2018 yılında Balkanlar’da Kosova,

Bosna Hersek ve Makedonya’da açtığı

franchise’lara Atina’yı ekleyen marka,

bölgedeki hâkimiyetini pekiştiriyor.

Yeni nesil çalışma kültürüne yönelik

tasarımlarıyla yurt içindeki liderliğini

küresel pazara da taşımayı amaçlayan

Bürotime, yeni konsept showroom’lar

açarak yurt dışı pazarlarını genişletmeye

devam ediyor. Bosna-Hersek,

Makedonya ve Kosova’da bulunan

showroom’larıyla Balkanlar’da yaygın

bir konuma sahip olan firma, franchise

ağına Yunanistan’ı da ekledi.

Balkanlar’da Franchise Atağı

Türkiye’de ofis mobilyası sektörünün

global markası Bürotime, Yunanistan’ın

Başkenti Atina’da açtığı konsept showroom

ile Balkanlar’daki varlığını güçlendirmeyi

sürdürüyor.

Yunanistan mobilya sektöründe köklü

bir geçmişe sahip Life Concept firması

ile yaptığı iş ortaklığıyla açılan

showroom’da en yeni tasarımlar yer

alıyor.

Açılışda Bürotime Yönetim Kurulu Başkanı

Hüseyin Tosunoğlu, Bürotime Genel

Müdürü Şaban İren,

Bürotime Uluslararası Satış Direktörü

Ahu Akder, Bürotime Pazarlama Direktörü

Nuran Efendioğlu, Bölge Satış

Müdürü Can Kırmızıtuna ev sahipliği

yaparken, Atina Büyükelçisi Burak Özügergin,

Ticaret Ateşesi Ayşe Özcan Erbilgin

ve bölgenin önde gelen iş insanları,

tasarımcı ve mimarları katıldı. 300

m2 alanda konumlandırılan mekânda;

çalışma alanlarının tüm ihtiyaçlarına

yanıt veren fonksiyonel ürünler, sosyal

alanlar ve Bürotime’ın 2019 yılında pazara

sunduğu home ofis çözümleri yer

alıyor.

marketing europe & anatolia /25


Röportaj

Avrupa Bölgesi’ndeki Varlığımızı

Güçlendireceğiz

Ulusal ve uluslararası yatırımlarıyla global

marka olma yolunda emin adımlarla

ilerlediklerini belirten Bürotime Yönetim

Kurulu Başkanı Hüseyin Tosunoğlu,

“Yurt dışı planlamalarımızda Orta Doğu

ve Afrika Bölgesi’nin ardından Avrupa

kıtasında marka konumumuza da

ağırlık vermeyi amaçlıyoruz. Yatırımlarımızla

bu bölgelerde ve Balkanlar’ın

tamamında çok ciddi pazar payları

elde ettik. Bosna Hersek, Kosova

ve Makedonya’nın ardından

Yunanistan’da açılışını gerçekleştirdiğimiz

konsept showroom’umuz ile

bölgedeki etkimizi kuvvetlendiriyoruz.

Bunun yanı sıra son zamanlarda

Yunanistan ekonomisinde yaşanan

olumlu gelişmelerin, faaliyetlerimize

de yansıyacağına inanıyoruz. İçerisinde

bulunduğumuz yıl ve gelecek

dönemde; hedeflerimiz doğrultusunda

planladığımız bölgelerdeki varlığımızı

arttırarak, iş hacmimizi genişleteceğiz.

Geçmiş yıllardaki büyüme

ivmemizi koruyarak, toplam ciro içerisindeki

ihracat rakamımızı düzenli

olarak yükselteceğiz. Bununla birlik-

Yurt dışı

planlamalarımızda

Orta Doğu ve Afrika

Bölgesi’nin ardından

Avrupa kıtasında

marka konumumuza da

ağırlık vermeyi

amaçlıyoruz.

te; franchise’larımıza verdiğimiz pazarlama

destekleriyle marka bilinirliğimizi

de arttırmaya devam edeceğiz. Küresel

arenada bilinen bir marka olma hedefi

ile çıktığımız bu yolda, markamıza yapacağımız

yatırımların etkili olduğunun

farkındayız.İş ortaklarımızı yalnız bırakmıyor,

kapsamlı bir pazar araştırmasına

dayalı, etkin pazarlama planlarıyla

destek oluyoruz. Gelecek dönemlerde

de yatırımlarımıza devam ediyor olacağız.”

dedi.

26/ marketing europe & anatolia


Kampanyalar

Mavi Black Pro...

Mavi, sokak modası ve teknolojiyi jean’e taşıyan yenilikçi koleksiyonu

Mavi Black Pro’yu, Kıvanç Tatlıtuğ’un başrolünde

yer aldığı yeni reklam filmiyle tanıttı. Mavi Black Pro, jean’de

teknoloji ve tasarımı en üst düzeyde buluşturuyor. Her detayıyla

keşfedilmeye değer bu koleksiyon, sweatshirt, tişört,

ceket ve aksesuarlarla birlikte baştan aşağı dikkat çekici bir

stil sunuyor.

Mavi Black Pro’nun çarpıcı görüntüsüne dikkat çeken reklam,

Ali Taran imzasını taşıyor. Filmin müziği sokakların ruhunu

ve hikayesini yansıtacak şekilde hazırlandı. Rap tarzındaki

şarkıda Kıvanç Tatlıtuğ ve Anıl Piyancı düet yaptı.

Kampanya Künyesi

Reklam Yıldızı: Kıvanç Tatlıtuğ

Senaryo: Ali Taran

Reklam Müziği: Kıvanç Tatlıtuğ & Anıl Piyancı düeti

Söz: Anıl Piyancı

Müzik: Can Volkan

Yönetmen: Cemal Alpan

Görüntü Yönetmeni: Burak Turan

marketing europe & anatolia / 29


Kampanyalar

Kasmadan Oyna...

Lenovo, Türkiye’de oyun pazarında son 1.5 yıldır iddialı çalışmalar

yapmayı sürdürüyor. Beşiktaş Jimnastik Kulubü iş

birliğiyle Vodafone Park’ta açılan 1000 metrekarelik dev bir

alana sahip “Lenovo Game On” ile oyun dünyasına yeni bir

soluk getiren deneyimsel bir projeye imza atan marka, yakaladığı

pazar liderliği ile yepyeni bir kampanyaya başladı.

Ogilvy İstanbul tarafından hazırlanan ve yapımcılığını Seyhun

Aray’ın üstlendiği prodüksiyonda 3 ayrı reklam filmi için

3 ayrı karakter kullanıldı.

Kampanya Künyesi

Reklam veren: Lenovo

Reklam Ajansı: Ogilvy İstanbul

Yönetici Kreatif Direktör: Selim Ünlüsoy

Ajans Başkanı: Murat Derman

Kreatif Direktör: Önder Bayraktar

Metin Yazarı: Barış Süral

Sanat Yönetmeni: Mehmet Demirel

Marka Direktörü: Ali Serhat Ünal

Müşteri Yetkilisi: Aysun Karabıyık, Şeyda Göztepe,

Haruncan Şen

Yapım Şirketi: Film Sanayii

Yapımcı: Seyhun Aray

Yönetmen: Burak Aksoy

Görüntü Yönetmeni: Muratcan Gökçe

Post Prodüksiyon Şirketi: Bando Post Production House

Reklamı geç...

Sabit Ailesi, şimdi de Garanti BBVA’nın yeni skipad serisinde

buluşuyor ve eğlenceli ‘reklamı geç’ videolarına imza atıyor.

Seri; Youtube’da video izlerken hızla ‘reklamı geç’ butonuna

yönlenen kullanıcıları eğlenceli bir biçimde yakalamayı

hedefliyor. Mecra için özel olarak hazırlanan ve 5 bölümden

oluşan seri, Ayhan Sabit ve Ugi’nin her zamanki atışmalarına

sahne oluyor. Duygu’nun da eşlik ettiği ve Ayhan’ın

sevimli diyaloglarıyla renklenen mini videoları izleyenlerin

‘reklamı geçesi’ gelmiyor.

Kampanya Künyesi

Reklamın Başlığı: Garanti BBVA Reklamı Geç!

Reklamveren: Garanti BBVA

Reklamveren Ekibi: Burcu Tokcan, Saba Şimşeker,

Duygu Karabaş, Eren Yüce, Büşra Konan, Özgür Dağgez,

Armağan Tulunay Dölek, Buse Kaya

Reklam Ajansı: Alametifarika

Kreatif Direktör:Ozan Özüm Özbey, Odisseas Sevsevme

Ajans Ekibi: Zeynep Oray, Can Arabacılar, Buğra Birgin,

Enes Hadzibegovic, Selin Topçu, Talip Özer, Ercan Tarhan,

Özge Öncül, Berra Katlav, Alara Akkamış, Teğin Polat,

Övgü Akgürgen, Merve Haklı

Medya Ajansı: GroupM

Medya Ajansı Ekibi: Mesut Şefizade, Barış Burçoğlu,

Ceren Albeniz, Damla Selçuk

Yapımevi & Yönetmen: İttifak – Can Çelikbilek

Yapımevi Prodüktörü: Ömer Abra

Post-Prodüksiyon: Sinefekt, Anima

30 / marketing europe & anatolia


Kampanyalar

Ocak deyip geçmeyin...

Arçelik, şık tasarımıyla dikkat çeken Grion Ankastre Serisi

Ocağı, çektiği reklam filmiyle tanıtıyor.

“Ocak deyip geçmeyin” sloganıyla dijital mecralarda yayına

giren reklam filminde Grion Ankastre Serisi Ocağın sıradan

olmadığına dikkat çekiliyor.

65 santimetre genişliğiyle Grion Ankastre Serisi Ocağa büyük

tencere ve döküm tavaların rahatça sığabileceği vurgulanarak

mutfaklarda geniş yer açın mesajı veriliyor.

Arçelik Grion Ankastre Ocak, şıklığı ve son teknolojiyi bir

araya getirirken, markanın ev teknolojileri konusunda yenilikçi

duruşunu bir kez daha kanıtlıyor.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Arçelik

Reklamveren Temsilcileri: Metin Çerasi, Selis Aykan Yüksel,

Dilara Morhayim Kösemen

Reklam Ajansı: BLAB

Yapım Şirketi: Astranot

Yapımcı: Serhat Cinisli, Rıza Alkuzey

Yönetmen: İsmet Kurtuluş

Post Prodüksiyon: Sinefekt

Mecra: YouTube, Facebook, Instagram, Twitter

Filenin Efeleri...

AXA Sigorta, bu kez özel bir marşla A Milli Erkek Voleybol

Takımı’na destek veriyor. 2019 CEV Erkekler Avrupa Voleybol

Şampiyonası’nda ülkemizi başarıyla temsil eden milli

takıma ithafen seslendirilen marş, “Cesurdur Yürekleri, Bükülmez

Bilekleri” sözleriyle Filenin Efeleri’ne moral veriyor.

Kampanya Künyesi

Kampanya: Filenin Efeleri

Reklamveren: AXA Sigorta

Reklamveren Yetkilisi: Alper Tanyer, Özge Altıntaş

Reklam Ajansı: SportnSports

Yaratıcı Yönetmen: Fatih Karaca

Yaratıcı Grup: Kerem Salış, Harun Durmuş

Ajans Prodüktörü: Fatih Karaca

Müşteri Grubu: Uğur Arpalı

Müzik: JingleHouse

Yapım Şirketi: Müşterek

Medya Planlama: Havas Medya, Unboxed

PR Ajansı: Sobraz

marketing europe & anatolia / 31


Kampanyalar

Eti Puf Müzik Akademisi...

kolayca müzik yapabilen tüketiciler, bu sayede diledikleri

yeri sahneye çevirebiliyor ve arkadaş ortamlarının yıldızı

olma fırsatını yakalıyor.

Eti Puf Müzik Akademisi’ uygulamasını tüketiciler ile buluşturdu.

Eti Puf Müzik Akademisi’ uygulamasının televizyon ve

dijital platformlar için hazırlanan reklam filmleri de izleyiciler

ile buluştu. Eti Puf ambalajlarında yer alan notalar ve uygulama

ile birlikte herhangi bir müzik aletine ihtiyaç olmaksızın

Kampanya Künyesi

Reklam Ajansı: Rafineri Reklam Ajansı

Reklamveren: Eti

Reklamveren Yetkilisi: Zeynep Akyüz Öztürk,

Burçin Kızıltepe, Berfin Özsoy

Ürün: Eti Puf

Yönetici Yaratıcı Yönetmen: Emre Kaplan

Kreatif Direktör: Can Erdoğan

Yaratıcı Ekip Müşteri İlişkileri: Pelin Önal, Gökçe Er,

Alara Urul

Stratejik Planlama: Zühre Erdoğan

Medya Planlama/Satınalma: Mg Media

Ajans Yapımcısı: Şafak Serter, İpek Savaş

Yapımevi : Jaguar

Yönetmen: Özgür Baltaoğlu

Özgün Müzik: Oğuz Kaplangi

California Dreaming...

L’appart Paris tarafından yaratılan kampanyanın fotoğraf

çekimleri ünlü moda fotoğrafçısı Laura Marie Cieplik imzası

taşıyor.70’li yılların özgür ruhlu ve renkli dünyasına retro bir

tarzla gönderme yapan çekimler Paris’te gerçekleştirildi.

Koleksiyon, nostaljik bir tavırla, feminizm, pop kültürü ve

festival enerjisini bir araya getiriyor. Her parça, kalıpların dışında,

renkli ve özgür ruhlu bir dünyaya doğru, bağımsızlık

arayışının ön planda olduğu döneme, retro geometrik desenlerle

vurgu yapıyor.

Kampanya Künyesi

Reklamveren Yetkilisi: Duygu Boz

Kreatif Ajans: L’appart Paris

Kreatif Direktör: Pascal Pache

Fotoğrafçı: Laura Marie Cieplik

Set Designer : Kaduri Elyashar

Stylist: Naomi Massengo

Saç: Yann Turchi

Makyaj: Lamia Bernad

32 / marketing europe & anatolia


Kampanyalar

Çocuksu Mutluluk...

farklı bir yaklaşım getiriyor. Pedagoglar eşliğinde alınan ses

kayıtlarının üzerine yazılan senaryoda, çalışanlar Harıbo Altın

Ayıcık ile çocuksu bir mutluluğun peşine düşüyor.

Harıbo , ‘Çocuksu Mutluluk’ reklam kampanyasının yeni video

serisi ile yetişkinleri şayane bir dünyaya ışınlamaya devam

ediyor. Yeni hikayelerinde, bazen bir basketbol maçında,

bazen iki sevgili arasında, bazense bir taksi koltuğunda

gerçekleşen alışılagelmiş sohbetler, bir anda keyifli anlara

dönüşüyor. Üstelik, “şayane bir dünyaya ışınlandım”, “hepinizi

ananas gibi görüyorum” gibi dillere pelesenk olan ifadelere

yenileri ekleniyor. Çocukların HARIBO Altın Ayıcık’a

verdiği gerçek tepkilerin kayda alınmasıyla oluşturulan diyaloglarıyla

hazırlanan serinin tüm filmleri, reklam dünyasına

Kampanya Künyesi

Reklamveren: HARIBO

Reklamveren Ekibi: Tamer Karabay, Hande Gültekin,

Onat Şenkal

Reklam Ajansı: Publicis İstanbul

ECD: Can Faga

Yaratıcı Ekip: Cihangir Gümüş, Erdem Köksal, Asil Yıldız,

Özlem Özel, Eda Dereli, Cemre Pekşen

Müşteri İlişkileri: Emre Küçüksöz, Joel Erikman,

Gamze Kaplan

Stratejik Planlama: Zeynep Bortaçina, Ayşe Yavuz

Atölye: Yahya Mayda, Tunahan Toprak

Redaksiyon: Çağrı Sığırcı

Prodüksiyon: Arzu Köksal, Hüseyin Sert

Prodüksiyon Şirketi: Astronot

Yönetmen: Barış Berberoğlu

I-Block koruyucu gözlüğü...

Atasun Optik’in mavi ışığı filtreleme özelliği taşıyan I-Block

koruyucu gözlüklerini* tanıttığı reklam filmleri dijital mecralarda

yayına girdi.

Reklam filmleri, dijital ekranın mavi ışığına uzun süre maruz

kalan kişilerin yaşadığı sıkıntıları ve I-Block koruyucu gözlük

ile tanışmalarını eğlenceli bir dille anlatıyor.

Filmin kahramanları Canan ve Selim’in günlük hayatından

kesitleri izlediğimiz sahnelerde; Canan’ın ofiste bilgisayar

karşısında uzun saatler çalışmasıyla göz yorgunluğu hissetmesi,

Selim’in ise televizyon karşısında film izlerken bir

taraftan oyuna dalmasıyla dış sesin uyarısı duyuluyor.

Dış sesin gözleri ekrandan yayılan mavi ışıktan koruyan

I-Block koruyucu gözlüğü tanıtmasıyla reklam filmi son buluyor.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Atasun Optik

Reklamveren Yetkilisi: Erdem Altay, Sema Şener, Cansın

Yavuz Hatem, Şeyda Bilici, Büşra Kısmet,

Hasan Hüseyin Sert, Doğukan Özkan

Reklam Ajansı: Ogilvy İstanbul

Yaratıcı Ekip: Engin Ger, Aytunç Gül, Emre Dinç

Müşteri İlişkileri: Burçin Çakmak Güngör

Prodüksiyon Şirketi: FilmUni

Yapımcı: Mustafa ve Musa Sümeli

Yönetmen: Derhan & Irmak

marketing europe & anatolia / 33


“The R


Gezi

ose City” Petra...

Şimdiye kadar yaptığım en fantastik gezilerden biri oldu, Ürdün.

O yüzden keyifle yazıyorum bu yazıyı.

Pegasus’ tan, Ankara aktarmalı uçak biletlerimizi aldıktan

sonra Ürdün gezimiz başladı. Ürdün, Türkiye’ den vize istemiyor.

O yüzden vize almanıza gerek yok.

Fotoğraflar ve yazı Seval Duban / seval@sevalduban.com

“The Rose City” Petra, gül rengi kent...

Şimdiye kadar yaptığım en fantastik

gezilerden biri oldu, Ürdün. O yüzden

keyifle yazıyorum bu yazıyı.

Pegasus’tan, Ankara aktarmalı uçak biletlerimizi

aldıktan sonra Ürdün gezimiz

başladı. Ürdün, Türkiye’den vize istemiyor.

O yüzden vize almanıza gerek yok.

Amman havaalanına indikten sonra

flypgs üzerinden kiraladığımız aracı

almak için havaalanındaki Europcar

ofisine gittim. 2 ay öncesinden araba

kiralayıp, parasını ödememe rağmen,

arabanın hazır olmadığını söylediler. 1

saat bekledikten sonra döküntü bir tane

Citroen Jumpy verdiler. Diğer arkadaşlarım

beklediği ve onları bekletmemek

adına, aracı alıp Petra’ya doğru yola

çıktık.

Amman ile Petra arası 210 km, eğer

Desert Highway üzerinden giderseniz.

Biz vakit kaybetmemek için Desert

Highway i tercih ettik, ancak Dead

Sea’yi görmek isterseniz, oradan da

gidebilirsiniz.

Amman ile Petra arasındaki yol, çok

kötü. Yollar çok bozuk. Bizim araba da

sorunlu olduğu için max. 90 km hız ile

gidebildik. Polis kontrolleri yüzünden

yollarda bir sürü kasis de var. görünür

olmadıkları için hızlı araba kullanmak

da sıkıntılı. Yaklaşık 3 saat süren bir

yolculuğun ardından Petra’ya vardık.

Öncesinde, booking.com vasıtasıyla

ayarladığımız otel, Petra antik kentine

çok yakın olan La Maison Hotel. Otoparka

arabamızı park ettikten sonra

otele yerleştik. Ardından yemek yemek

için dışarı çıktık. Dışarı çıktığımızda

güneş batmak üzereydi. O yüzden de

hava çok soğumuş. Tekrar odaya çıkıp

kalın giysilerimizi giydik. Çöl iklimi olan

Petra’da gece ile gündüz arasındaki ısı

çok değişiyor. Akşamları oldukça serin

oluyor.

Dışarı çıkıp grubumuz ile buluştuk. Toplamda

11 kişi gittik, Ürdün’e. 3 tane araba

kiraladık ve tatilimizi o şekilde planladık.

Tatil programını ise Polonya’lı

arkadaşımız Agnieska yaptı. Yazı bitince

göreceksiniz, ne kadar güzel bir

program hazırladığını :)

Petra, Ürdün en çok turist gelen bölgesi.

O yüzden de çok fazla otel ve restaurant

var. Petra Antik Kenti’nin giriş kısmı

çanak gibi bir oluşumun çukur tarafında

kalıyor ve içeri girip yürüdüğünüzde

daha da aşağıya iniyorsunuz. Petra’nın

yerleşim yeri tepe bir bölge. Bu tepelik

bölgenin üst kısımlarında da çok güzel

manzaraları olan restautant’lar var.

Manzara eşliğinde keyif yapmak mümkün.

Biz, otele yakın bir mesafede bir

restaurant seçtik çünkü çok acıkmıştık

:) Ancak ismini hatırlamıyorum. 3-4 katlı

bir mekan ve biz en üst kata çıktık. Klasik

arap ülkleri gibi burada da her şey

kilim ile kaplı :(.

marketing europe & anatolia / 35


Humus, patlıcan salata,

patatesli

bir kaç bir şey vs.

Çoğunun ismini bilmiyorum.

Gezi

Ürdün’de genel olarak et ürünleri ağırlıklımekanlar

var. biz de çoğunluk olarak

karışık ızgara et söyledik. Burada

değişik bir servis tabağı var :) Mangalın

bir boy küçüğü ancak içinde köz yok.

Etler onun üzerinde geliyor. Pek estetik

değil ama göz dolduruyor. Oz Büyücüsü’ndeki

teneke adam aklıma geldi

mangalları görünce. Etlerin haricinde

ortaya da karışık mezeler söyledik. Humus,

patlıcan salata, patatesli bir kaç

bir şey vs. Çoğunun ismini bilmiyorum.

Mezeler lezzetli ancak çok ekşi. Fazla

limon koymuşlar. İçecek olarak da naneli

limonata söyledik. Bence masadakilerin

en güzeli naneli limonata idi. İçinde

de az biraz rom olsaydı, çok şahane

Mojito olurdu :)

Mojito demişken; Petra’da alkol satışı

yasak. Sadece bazı otellerde alkol bulunuyor

ve sadece orada içebiliyorsunuz.

Dışarıda içmek yasak ve tutuklanabilirsiniz,

içtiğiniz takdirde.

Yemeği yiyip, biraz dolandıktan sonra

otele gidip uyuduk. Sabah 5’te kalkıp

Petra’yı gezeceğiz.

Ertesi günü 6 gibi Petra Antik Kentine

gittik. Biz Ürdün’e gitmeden önce

2 günlük JordanPass kart aldık, fiyatı

75 JOD. Ancak boşuna almışız. Kapı-

36/ marketing europe & anatolia

dan bilet alsaydık 25 JOD verecektik.

O yüzden size önerim girişten almanız.

Bu arada, JordanPass kart alırken,

web sitesinde, vize ücteri de dahil diyor.

Yani JordanPass alırsanız ekstra

vize ücreti ödemiyorsunuz. Ancak Ürdün

Türkiye’den vize istemiyor. O yüzden

Petra girişinde 25 JOD’a giriş bileti

almak daha mantıklı.

Sabahın 6’sında bizden başka pek kimse

yoktu, antik kentte. O yüzden fotoğraf

çekmek için güzel zaman, kimsecikler

yok. Ve en güzel tarafı da sabah

serinliğinde yürüyorsunuz. Birazcık

Petra’dan bahsedeyim.

Ürdün’ de Lut Gölü ile Akabe Körfezi

arasındaki toprakları üzerinde yer alan

Petra antik kenti, dünyanın yedi harikasından

biri. Petra, Nabataean Arapları

tarafından, M.Ö. 400’lü yıllarda, kaya

yüzeylerine oyulmuş bir yerleşim alanı.

Göçebe bir kabile olan Nebatiler,

Petra’yı, Çin, Hindistan, Mısır, Suriye,

Yunanistan ve Roma ile Güney

Arabistan’dan gelen ipek ve baharatlar-


Gezi

la diğer ticaret yollarının önemli bir kavşağı

haline getirmişler. MÖ 400 ile MS

106 yılları arasında Petra’da yaşayan

Nebatiler sonra burayı terk etmişler.

Sonra uzun bir süre Petra unutulmuş.

Ancak Petra ismi ve efsaneleri dilden

dile aktarılmış.

Johann Ludwif Burckhardt isimli bir

kaşif, Petra hakkında duyduklarına ve

okuduklarına daha fazla kayıtsız kalamayıp,

Petra’yı aramaya koyulmuş.

1812 yılında Petra’yı keşfe çıkan, İsveçli

Johann Ludwif Burckhardt Vadi

Musa topraklarında aradığı kayıp şehri

bulmuş.

Rose City olarak da bilinen Petra, bugün

UNESCO tarafından koruma altına

alınmış. Bu muhteşem kentin, hasar

görüp, tahrip edilmemesi için tüm turistik

tesisler Petra’nın hemen dışında

bulunan Vadi Musa kasabasına inşa

ettirilmiş.

Kısa bir bilgi verdikten sonra gezimize

başlıyoruz.

Bilet gişesinden geçtikten sonra taşlı

bir yoldan yürüyüp antik kenti oluşturan

gül rengi kayalıkların arasına girdiğimizde,

hayranlıktan nefesim kesildi

Siq geçidinden çıkışta tüm

ihtişamıyla karşınıza

çıkan bu muhteşem yapnın

neden inşa edildiği ise

bilinmiyor.

diyebilirim. Devasa kayaların arasından

uzanan kıvrımlı, daracık yollardan

yürürken insan kendini ufacık hissediyor.

The Siq denen bu, 1,2 km’lik geçit

Petra’nın giriş kısmını oluşturuyor.

O daracık geçitlerde yürürken, insan

gözlerini kayalıklardan alamıyor. Etrafı

seyrederken kayalara oyulmuş, geometrik

şekiller dikkatimi çekti ve arakadaşıma,

Nebatiler, çalışmadığı vakitlerde

çok sıkılıyor olmalılar ki dub-varları

oymuşlar ama pek estetik olmamış

dedim. Sonrasında, gözüme kayalıklara

oyulmuş su kanalları çarptı. O kadar

muntazam yapılmışlar ki. Yağmur suları

bu kanallar boyunca akıyor ve sarnıçlarda

toplanıyor.

Yağmur suyu ve sarnıç demişken; Petra

antik kentinde muhteşem bir alt yapı

kurmuşlar. Yağmur sularının toplanması

ve sonrasında şehre dağıtılması için.

Yüzyıllar öncesinde Nebatiler bunları

düşünerek kurmuşlar şehri. Su sarnıçlarını

ve şehir alt yapısını görünce Safranbolu

geldi aklıma. Safranbolu’da alt

yapı anlamında dünyada örnek gösterilen

şehirlerden biri. Gittiğinizde mutlaka

eski yerleşim yerlerindeki su kanallarına

dikkat edin. Ne demek istediğimi

anlayacaksınız.

Muhteşem geçitten çıkıp, meşhur El-

Hazne’ye (The Treasury, Al Khazna)

varıyoruz. Geçitten çıkıp da binayı görünce

insan adeta büyüleniyor.

39 m. yükseklğindeki El-Hazne, kayaların

yukarıdan başlanarak oyulmasıyla

inşa edilmiş. Geçitteki işlemelerden

farklı olarak El-Hazne, Nebati, Yunan,

Pagan ve Mısır kültürünün tanrısal figürleri,

hayvanlar ve çiçeklerle süslenmiş.

Yapı üzerinde, Amazon kadın savaşçılar,

merkezde Mısır tanrısı İsis’in

tacı ve onun altında da Medusa başı

yer alıyor. Ancak heykeller artık aşınmış

:(

Siq geçidinden çıkışta tüm ihtişamıyla

karşınıza çıkan bu muhteşem yapnın

neden inşa edildiği ise bilinmiyor. Kimimarketing

europe & anatolia /37


Gezi

ne göre tapınak olarak yapılmış, kimine

göre değerli belgeleri saklamak için

kimine göre de mezar olarak yapılmış.

El-Hazne göründüğü kadar değil aslında.

Şu anda önünde bulunan tel ızgaranın

altına bakarsanız, yer altında 1 kat

daha göreceksiniz. El-Hazne’nin asıl

girişi orasıymış aslında ama zamanla

zeminin altında kalmış. Muhtemelen

orta alan toprakla dolduruldu ya da sel

suları orayı doldurdu. El-Hazne içine

girmek yasak. Girişi kapalı. Keşke açık

olsaydı da görebilseydik.

El-Hazne’yi hayran hayran seyrettikten

sonra vadide yürümeye devam ediyoruz.

Vadi boyunca yerel halkın kurmuş

olduğu tezgahları görüyorsunuz. Bu

tezgahlarda süs eşyaları satılıyor. Gözlerindeki

siyah rastıklarla dikkat çeken

bedeviler de ortama renk katıyor :)

Vadinin solunda karşımıza Roman Amfitiyatro

çıkıyor. Sanırım antik kent içerisinde

en güzel korunmuş olan yapı

Roman Amfitiyatro. Ancak içine girip

gezemiyorsunuz, yasak :(

Kral Aretas IV döneminde, dağların yamacı

oyularak yapılan amfitiyatro Helenistik

mimarinin izlerini taşıyor. 4000

kişiyi ağırlayabilen tiyatronun sahne

duvarı sonradan Romalılar tarafından

yeniden inşa edilmiş.

Tiyatronun hemen önünde bir dere

yatağı var ancak içinden su akmıyor.

Muhtemelen yağmur yağdığında suyun

tahliyedilmesi için yapılmış diye düşündük.

Gezi bitip de döndükten sonra,

youtube’da Petra’yı dağıtan sel felaketini

izledim. 2018 yılında, Petra antik

kentinde çok şiddetli bir sel olmuş ve bir

kaç kişi hayatını kaybetmiş.

Amfitiayronun duvarlarındaki taşlara

oturup bir süre etrafı seyrettik. Tiyatronun

tam karşısında Tomb of Unayshu

yer alıyor. Onun yanında da sırasıyla,

Urn Tomb, Royal Tombs, Silk Tomb,

Corinthian Tomb, Palace Tomb yer alıyor.

Urn kelimesinin anlamı,

kavanoz, ölü küllerinin

saklandığı kap, demek.

Biz, bu büyük mezarlıkları sadece uzaktan

seyrettik çünkü o kadar merdiven

çıkıp, tırmanmayı gözümüz kesmedi :)

Urn kelimesinin anlamı, kavanoz, ölü

küllerinin saklandığı kap, demek. Bu

mezarlığa görünümünden dolayı mı bu

isim verişmiş yoksa gerçekten buradaki

mezarlarda küller mi var bilemiyorum.

MS 70 yılında inşa edilen bu mezarın

üzeri kavanozu andırıyor. Önceleri iki

tarafında kolonlar uzanan derin bir avlu

şeklindeymiş mezar. Ancak MS 446’da

üst kısmına 3 tane niş eklenerek Bizans

kilisesi’ne dönüştürülmüş.

Urn Mezarı’nın kuzeyinde bulunan Silk

Tomb, MS 1. yüzyılın ilk yarısında inşa

edilmiş. 10.8 m genişliğe, 19 m uzunluğa

sahip olan bu mezar, 4 sütunlu ve

ortada yer alan bir kapıya sahip. Silk

Tomb, Petra antik kenti içerisindeki en

güzel renkli kayalıklara oyulmuş. Muhteşem

rengi yüzünden de İpek Mezar

adını almış. Gerçekten de, güneş ışıkları

kayalara vurduğunda renkler inanılmaz

güzel görünüyor.

Silk Tomb’un (İpek Mezar) arkasında

yer alan Korint Mezarı, MS 40 ile 70 yılları

arasında inşa edilmiş. Dış cephesi,

27.55 m genişliğinde ve 26 m yüksekliğinde.

İpek Mezar ve Hazine’nin üst

kısımları mimari olarak birbirine çok

benziyor ancak İpek Mezar daha sade

kalıyor. Silk Tomb’un ön kısım ve yanında

temizlik ritüellerinde kullanılan

dört adet su havzası bulunuyor. Mezarın

içinde sol tarafta üç tane oda bulunuyor.

Sağ tarafta ise sadece bir tek

oda bulunuyor.

Korint Mezarı’nın kuzeyinde yer alan

Saray Mezarı (Palace Tomb), 49 m genişliğinde

ve 46 m yüksekliğinde. Alt

kısım, 12 süslü sütun ve dört kapıdan

oluşmakta olup, eşiğin üstünde 18 sütun

bulunmakta. Mezarlığın dört kapısı,

içerisindeki dört odaya açılıyor ve bazı

mezarlar da duvarlara oyulmuş durumda.

Bu ismi almasının sebebi, mimarisi

itibarıyla saraya benziyor olması.

Tüm bu mezarları uzaktan seyredip

molamızı bitirdikten sonra The Street

of Facades’te (Cepheler Sokağı) yürümeye

devam ediyoruz. Niyetimiz Gre-

38 / marketing europe & anatolia


Gezi

at Temple’ı görmek ve yürüye yürüye

Petra’yı gezip Manastır’da , geziyi sonlandırmak.

The Siq denen geçit ile Colonnaded

Street arasındaki kısıma The Street of

Facades deniyor. Kayalara oyulmuş

tüm bu mezarların yüzü ve amfitiyatro

bu caddeye bakıyor. Sanırım ismi de

bu yüzden The Street of Facades. Bu

caddenin güneyinde, Siq’e bakan kısmında

Anesho Tomb bulunuyor. Anesho

Tomb’da, Kraliçe Nabatiyeh Shaqilh

ve oğlunun mezarı bulunuyormuş.

Biz, Colonnaded Street’e vardığımızda

saat 10’a geliyordu ve güneş yavaş

yavaş bizi yakmaya başlamıştı. Biz de

daha fazla dolanmayıp geri dönmeye

karar verdik. O kadar yolu sıcağın altında

yürüyüp kan ter içinde otele varıp

kahvaltımızı ettik.

Kahvaltı, beklentimizin çok üzerinde

çıktı. Lakin pankek bile vardı. Uzun

uzun kahvaltı ettikten sonra hemen

otelimizin yakınında yer alan Petra

Museum’u gezmeye karar verdik.

Petra Müzesi’nde materyalden çok dökümantasyon

var. Ayrıca Petra tarihini,

coğrafyasını, bitki örtüsünü ve canlı

çeşitliliğini anlatan bir sürü dokunmatik

ekranlı panolar var. Müzeyi gezdiğinizde

aslında Petra’nın ne kadar muhteşem

bir yer olduğunu anlıyorsunuz.

Aslında yüzyıllar önce Petra’nın olduğu

yer denizmiş. Sonrasında meydana gelen

tektronik hareketler burayı vadiye

dönüştürmüş.

Petra Müzesi’nde

materyalden çok

dökümantasyon var.

Petra ile ilgili bir başa iddia da buranın

aslında Mekke olduğu. Hatta bununla

ilgili çok güzel belgeseller de var. İslamın

ilk kabul edildiğinde yapılan camilerin

kıblesi Petra’yı gösteriyormuş

mesela. İlginizi çekiyorsa izlemenizi

tavsiye ederim.

Müzeyi de gezdikten sonra grubumuzla

buluşup Bubble Otel’e gitmek üzere

yola çıkıyoruz. Sabah erken saatler

Petra’yı gezip, sonrasında keyif yapmak

niyetimiz. Ertesi gün de öğlen saatlerinde

tekrar Petra’ya gitmek, akşam

orada kalıp, mumlu ritüeli izlemek sonra

da Wadi Rum’a geçmek.

Petra ile Petra Bubble Luxotel arası 12

km kadar ancak bizim kiralık arabamız

baskı balata sıyırdığı için bizim varmamız

40 dakika sürdü. Aracın değişmesi

için Flypgs’yi aradım ve onların sadece

aracı kurum olduğunu ve yapabilecekleri

bir şey olmadığını öğrendim.

Cartrawler firmasına hiç ulaşamadım.

Europcar’da beni pinpon topu gibi kendi

içinde pasladı. Yaklaşık 20 kişi ile

telefonda görüştüm. En sonunda delirip

bağırmaya başladım. İşte o zaman

sorunumu ciddiye aldılar. Medeni olunca

anlaşılmıyorsunuz bazen bağırmak

gerekiyor ki, bundan nefret ediyorum :(

Ben Europcar ile uğraşırken check-in

işlemlerimiz bitti ve odalarımıza gittik.

Petra Bubble Luxotel, bomboş bir arazi

üzerine kurulmuş bir otel. Ancak odalar

marketing europe & anatolia /39


Gezi

beton değil, balon. Her bir oda, ahşap

zemin üzerine konulmuş 3 adet balondan

oluşuyor. Biri banyo, biri oturma

odası diğeri de yatak odası. Balonların

sönmemesi için de odaya sürekli hava

basılıyor. Girişte iki tane kapı var. önce

birini geçip onu kapatıyorsunuz. Sonra

diğerinin açıp girebiliyorsunuz. İki kapı

birden açık kalırsa, balon sönüyor :)

Petra Bubble Luxotel tarzı ve konumu

itibarıyla çok hoşumuza gitti. Biraz

dinlendikten sonra odanın önündeki

jakuzi’ye girmeye karar verdik. Bir süre

sonra diğer arkadaşlar da bizi görüp

geldiler ve biz 4 kız jakuzi keyfi yapmaya

koyulduk :) Sabah ki yürüyüşün

ardından jakuzi bütün yorgunluğumuzu

aldı.

Güneş batıp da hava serinlemeye

başladığında jakuzi keyfini sonlandırıp

akşam yemeği için hazırlanmaya

koyulduk. Akşam yemeği otelin restaurantında

yeniyor ve orası da dev gibi bir

balon. Hep birlikte restauranta geçtik.

Yemekler açık büfe ancak alkol yok :(

Nefis sohbet eşliğinde yemeğimizi yedikten

sonra çay içmek üzere Bedevi

Çadırı’na geçtik. Burası da otele ait bir

yer ve canlı müzik var. müzik de bizim

9/8’liği hiç aratmıyor :)

Bedeviler, çaydanlığın içine çay, şeker

ve soğuk suyu koyuyorlar sonra da onu

odun ateşinde pişiriyorlar. Bizim gibi

demleme yapmıyorlar. Ancak çaylar

40 / marketing europe & anatolia

Petra ile ilgili bir

başa iddia da buranın

aslında

Mekke olduğu.

çok şekerli olduğu için ben içemedim.

Reçel kadar tatlı geldi bana. Bedevi

çadırında takıldıktan sonra gidip bubble’ımızın

önünde oturup sohbete koyulduk.

Ancak bir süre sonra çok üşüyüp

odalara dağıldık. Vakit de geç olunca

uyuya kalmışız. Gece bir ara uyandığımda

balonun ardında görünen yıldızlara

bakınca kendimi bir masalın içinde

gibi hissettim. Sanki samanyolu üzerimize

serilmiş gibiydi. Bence bu bubble

otel fikri harikaymış.

Olur da yolunuz Petra’ya düşerse,

bubble otellerde kalmanızı tavsiye ederim.

Çok keyifli bir deneyim :)

Ertesi gün uyanıp, Petra vadisini izleyerek

kahvaltımızı yapmak üzere tekrar

rastaurant’a gittik. Nefis bir kahvaltı ettikten

sonra kahve keyfimizi yaparken,

Europcar’dan bize başka bir araç getirdiler.

Ancak bu diğerinden de külüstürdü

fakat çalışıyordu. Arabanın dörtlü

flaşörleri ve radyosu çalışmıyordu. Ve

içerisi leş gibi sigara kokuyordu. Ayrıca

da arabanın her yeri sigara külü doluydu.

Tüm bunlara rağmen, buna da şükür

deyip arabayı teslim aldık :(

Otelden check out yaptıktan sonra tekrar

Petra’ya doğru yola çıktık. Ama bu

sefer arabaları Uum Sayhoun köyüne

bırakıp orada Bedevilerin arabalarına

bindik. Arabalar 4 çeker araç ama eskilikten

dökülüyorlar.

Biz ekip olarak 11 kişiydik; 2 tanesi

çocuk. Hepimiz 2 tane araca doluştuk

ama sıkıp pıkış. Sonra da dere tepe

düz gidip bir kanyonun başlangıcında

durduk.

Ben BEYOFF kulübün yönetimindeyim

ve bir çok offroad kulübünün organizasyonunda

yer alıyorum. Trial yarışları

falan yapıyoruz. Ama bu abilerin

çölde ve kanyonda araba kullanışlarını

gördükten sonra bizim olayımızın çok

tırt olduğunu fark ettim. Yüreğimiz ağzımızda

kanyonda dolaşırken epey bir

heyecan yaşadık. Özlemişim offroad

olayını :)

Arabalardan indikten sonra bizlere kumanya

ve su dağıttı, bizi getiren abi. Bu

organizasyonu, Petra’da tanıştığı bir

yerli abi sayesinde, bizim bi’tanecik hocamız

Mehmet Emre ayarladı. Gezi rotamız

kanyon yürüyüşü yapıp, Petra’ya

Ad-Deir Manastır’ın oradan girmek.

Rehber olarak da Ürdünlü bir kardeş

var yanımızda, Ziyad.

Yiyecekleri ve suları çantaya doldurduktan

sonra düşüyoruz yollara. Biraz

düzlükten yürüdükten sonra merdiven

tırmanmaya başladık. O sıcakta merdiven

tırmanmak zor tabii. Hepimiz ter

içinde kaldık ve yorulduk. O yüzden

ilk fırsatta mola verdik. Mola yerinde

sohbet keyifli olunca kimse yürümek

istemiyor tabii. Zar zor kalkıp tekrar

yürüyüşe başladık. Ama bu sefer kayalıkların

diplerinde, uçurumların kenarlarında

gezmeye başladık. Kayalıklar

o kadar yüksek ki, aşağıya bakınca içi

bir hoş oluyor insanın. Ancak manzara

muhteşem. Sarı turuncu renkli kayaların

tepesinden bakmak çok güzel. Karşı

tarafta görünen düzlük alan ise İsrail.

Bazı yerlerde telefonlar İsrail’den ser-


Gezi

vis almaya başlıyor.

Biraz yürüdükten sonra Bedevi bir hanımın

hediyelik eşya sattığı yerde tekrar

mola verdik. O kadar çok tırmanıp

yürüdük ki, çantalar artık ağır gelmeye

başladı. Biz de nevallerin bir kısmını

tüketip çantaları hafifletmeye karar verdik.

Yemek di sohbetti derken yine epey

oyalandık. Baktık ki böyle dura dura yol

bitmeyecek tekrar toparlanıp yürümeye

başladık.

Yaklaşık 3 km kadar bir yol yürüdükten

sonra nihayet Ad-Deir Manastır’ına

vardık. Petra’nın en büyük anıtlarından

biri olan manastır, 47 m genişliğinde

ve 48,3 m yüksekliğinde. Manastır’ın

mimarisi de, Al Khazna’nın modeline

dayanıyor, ancak burada temel kabartmalar

yerine ev heykellerinin nişleri yer

alıyor. Dini dernek toplantıları için kullanıldığı

düşünülen manastır, Kral II. Rabel

döneminde, MS 2. yüzyılın başlarında

inşaa edilmiş. Daha sonra ki yıllarda

ise Hristiyan kilisesi olarak kullanılmış

ve arka duvarlara haçlar oyulmuş, böylece

“Manastır” (Arapça’da Dayr) adını

almış.

Petra Bubble Luxotel,

bomboş bir arazi

üzerine

kurulmuş

bir otel.

Petra harabesinde bir çok tarihi türbe

veya mezar yer alıyor. Hz. Harun’un

türbesi ve El-Cera Mezarı bunların başında

yer alıyor. Yine kuzeyde üç kattan

oluşan ve Roma saraylarının mimarisine

yakın bir şekilde inşa edilen Al-Kasir

Mezarı da var.

Diğerleri gibi Manastır’ın içine girmek

de yasak. Biz de içine girmeyip tekrardan

mola veriyoruz. Manastırın karşısında

kocaman bir kafeterya var ve çok

güzel limonata yapıyorlar. Uzun bir süre

de orada oturduktan sonra bu sefer inişe

geçiyoruz ve hedefimiz Al Khazna.

Ancak oraya varabilmemiz için daha

çoooook yürümemiz lazım.

Manastırın yanındaki merdivenlerden

çıkıp dar bir geçide varıyoruz. Burada

yerliler çeşitli süs eşyaları satıyor. Onların

önünden geçip bir rampanın tepesine

geliyoruz. Sonrası da aşağıya

doğru iniş. İniş için yaklaşık 8000 tane

merdiven var, bunlar kayaların kesilmesi

sonucu yapılmış. Eğer Kolonlu

yoldan doğru Manastıra gelseydik, bu

merdivenleri çıkmak zorunda kalacaktık.

Biz tersten gelip, kanyonu yürüdük,

sonra da merdivenlerden inmek kaldı.

Aklınızda bulunsun, böyle bir rota da

izleyebilirsiniz.

Biz hayran hayran etrafı seyredip merdivenlerden

inerken, yanımızdan eşek

sırtında bir sürü turist inip çıkıyordu.

Minnacık eşekler, keçi gibi zıplaya hoplaya

çıkıyor merdivenleri. Biz görünce

epey şaşırdık çünkü epey cesaret isteyen

bir şey. Eşeğin ayağı kaydı mı,

hooop tahtalı köydesin. Eşeği bırakın

biz bile bazı yerlerde kaya kaya indik.

Yalnız aşağı inerken gördüğünüz

vadi manzarası gerçekten muhteşem.

Google maps’te Petra kısmına bakıp,

sokak görüntülerinden etrafa bakabilirsiniz.

Etrafı seyrede seyrede merdivenleri indikten

sonra Sütunlu yola (Colonnaded

Street)’e varıyoruz.

marketing europe & anatolia /41


Gezi

Nebatilerin mimarisin en güzel örneklerinden

biri olan Sütunlu sokak eski dönemlerde

alışveriş merkezi olarak kullanılıyormuş.

Daha sonra Roma işgali

döneminde, MÖ 106 yılında genişletilerek

tekrardan inşa edilmiş.

Yapılan kazılar sonucunda youln yan

kısmında 1-2 katlı bina kalıntılarına

rastalnmış. Bu kalıntıların eski alışveriş

merkezine ait olduğu düşünülüyor.

Sütunlu yolundan sonunda bulunan bir

dizi merdivenin de alışveriş merkezine

yani çarşıya çıktığı sanılıyor. Bu çarşının,

MÖ 3 yüzyılda, şehrin ve çeşitli

ticari faaliyetlerin merkezi olduğuna

inanılmakta. Cadde, Bizans döneminde

4 ve 6 yüzyıllar arasında kullanılmaya

devam etmiş.

Yolun sonunda, Qasr Al-Bint

Tapınağı’na açılan üçlü bir kapı bulunuyor.

Cadde altında bulunan bir kanal

ağı ile donatılan suyun tahliyesini sağlamak

için ortadan kavisli taşıtların hareketini

kolaylaştırmak için sokak yatay

ve dikey yollarla döşen. Üçlü ana giriş

kapısı, Qasr Al-Bint Tapınağı olarak bilinen

kutsal avluya açılmış. Geçidin girişinin

hemen önünde, Tapınağa giden

Hz. Harun’un türbesi

ve

El-Cera Mezarı

bunların başında yer alıyor.

bir dizi merdiven var. Diğer tarafında

ise büyük Nabati tanrıları olan Lat ve

Uzza’ya adanmış olan Siyah Kanatlı

Tapınak (Black Winged Temple) yer

alıyor.

6 sütunu bulunan caddenin başlangıcında

olan yarım daire şeklindeki çeşme

olan Nymphaeum, Wadi Musa ve

Wadi al-Mataha kavşağının kesiştiği

yerde yer alıyor. Suyu, vadinin karşı tarafındaki

tanklardan gelen bu çeşmeyi

şimdilerde 450 yaşındaki bir ardıç ağacı

gölgeliyor.

Qasr Al-Bint Tapınağı’ndaki kazılar ve

restorasyon çalışmaları, Kudüs’teki İngiliz

Arkeoloji Okulu tarafından ellilerin

sonlarında başlamış ve halen Ürdün

Eski Eserleri Bölümü tarafından yürütülmekte.

Nebati tapınağı olan Qasr Al-Bint tapınağı

(Temple of Dhu-Shara), 23m

yüksekliğde, etrafı Prebolos denilen bir

duvarla çevrilmiş, bir ya da daha fazla

tapınağı ve dinsel yapıyı içine alan kutsal

mekan.

Kuzey cephesinde 4 tane sütun bulunan

bu tapınağa mermer merdivenlerden

ulaşılıyor ve içerisinde adaklar için

yapılmış bir sunak bulunuyor.

Dördüncü yüzyıldan kalma belgelere

bakıldığında ise tapınağın,

Dhu-Shara’ya ve bakire annesi El-

Uzza-Afrodit’e adandığını görülüyor.

Tapınakta bulunan Yunanca yazıtlar

ve parçalı göz idolü bu niteliği doğrulamakta.

O yüzden de tapınak şimdiki

haritalarda Temple of Dushara olarak

görünüyor.

MÖ 1. Yüzyılda inşa edildiği düşünülen

tapınak aynı zamanda arşiv olarak da

kullanılmış. İç ve dış sıva bezemeleriyle

dikkat çeken Qasr Al-Bint, MS 2. yüzyılda

Romalılar tarafından da kullanılmış.

Ancak MS 363 depreminde çok fazla

hasar almış ve yağmalanmış. Hatta

kasten ateşe verildiğine inanılıyor.

Dushara Tapınağı’da dışardan baktıktan

sonra ihtiyaç molası verdik. Tapınağın

karşı tarafında hem kafe hem de

tuvaletler bulunuyor. Zaten Manastır’a

kadar da başka mola yeri yok. O yüzden

çok kıymetli. Hem de biraz dinlenmiş

oluyorsunuz :)

Dushara’nın biraz ilerisinde Great

Temple yer alıyor.

Büyük Tapınak Kompleksi, Petra merkezinin

en önemli arkeolojik ve mimari

yapısı. Great Temple’daki kazılar,

1993’ten bu yana, Brown Üniversitesi

arkeologlar tarafından devam ediyor.

Bu dev kompleks, 7000 m2’lik bir alana

kurulmuş.

Nebatilerin inşa ettiği bu komplekste

gül rengi taşlar oldukça dikkat çekici ve

Rose City’nin ruhunu yansıtıyor.

Ancak hava çok sıcak olduğu için biz

Great Temple’ı gezmeye üşendik. Google

maps üzerinden Great Temple’ı

görebilirsiniz :)

42 / marketing europe & anatolia


Gezi

Güneşin altında o kadar yol yürüdükten

sonra pestilimiz çıktı diyebilirim. O

muhteşem Petra antik kenti bile artık

fantastik gelmiyordu bize :(

Great Temple’ı geçince tekrardan Street

of Facades’e vardık. Yani Petra’yı

tamamen dolaşmış olduk :) Sırada var,

Al Khazna.

Al Khazna’yı görmüştük aslında ama bu

sefer gece göreceğiz. Önünde mumlar

yakılıp, şarkılar söylendiği vakit. Petra

saat 18:00 gibi kapatılıyor ve turistler

dışarı çıkarılıyor. Sonra gece ritüeli için

ayrı bilet satılıyor. Sanırım 17 JOD.

Biz yaramazlık yapıp içeride saklandık

ve geceyi bekledik :) Al Khazna’yı yukarıdan

gören bir yer var. bizim bugün

ki arabaları ve geziyi ayarlayan abi bizi

oraya çıkardı. Havanın kararmasını

beklerken hem reçel kıvamındaki çayımızı

içtik hem de dinlendik. Saat 19:00

gibi mumlar yanmaya başladı. Şansımıza

o gün dolunay da vardı ve Petra

muhteşem görünüyordu. Ama eminim

karanlıkta kimse orada yalnız kalmak

istemez :)

Al Khanza’nın önüne mumlar dikilip yakıldıktan

sonra, saat 19:30 gibi biletli ziyaretçileri

içeri almaya başladılar. Herkes

mumların arasında kendine bir yer

Dushara’nın biraz

ilerisinde

Great Temple

yer alıyor.

bulup oturdu. Sonra da gösteri başladı.

Önce kaval çaldı biri sanıyorum. Uzaktan

anlaşılmıyordu ne çaldığı. Sonra

şarkılar söylendi ama arapça olduğu

için hiç bir şey anlaşılmıyordu. Açıkçası

ben hiç hoşlanmadım gösteriden. Müzik

içimi sıktı ve enerjim düştü. Neyse

ki çok uzun sürmedi ya da biz sohbete

daldığımız için vakit çabuk geçti.

Sonrasında Petra’nın tekrar boşaltılmasını,

mumların toplanıp gitmesini

bekledik. Kaçak girdiğimiz için herkes

gitmeden inemedik aşağıya. Bu ara

çok acıktık tabii çünkü kimsede yiyecek

kalmamıştı. Sadece aç olsak iyi, acayip

de çok sıkıştık. Petra’nın içide aç susuz

mahsur kaldık resmen. Saat 23:00 gibi

etrafta kimsecikler kalmadı. Biz de yuvarlana

yuvarlana kayalıklardan aşağı

indik. Antik kentte hiç aydınlatma olmadığı

için kayalıklardan inmek sıkıntı

oldu. Neyseki dolunay ve yanımızdaki

fenerler vardı.

Aşağıya indiğimize 2 tane araba bizi

bekliyordu. Onlara binip bizim arabalrın

yanına gideceğiz ama abiler fena rakı

kokuyor. Petra’da alkol satışı yasak

ama bunlar pet şişeyle içiyor rakıyı.

Kendileri yapıyor büyük ihtimal. Hepsinin

kafa güzel olunca biraz tırstık tabii.

Ama yapacak bir şey yok. Mecburen

bindik arabalara sonra da köye geri

döndük. Bu akşam macerasından sonra

sağ salim arabalarımıza vardık.

Şimdi sırada Wadi Rum var. o da bir

sonraki ayın yazısı :)

marketing europe & anatolia /43


Gameon

Lenovo Gaming Tour...

Lenovo’nun, en güçlü müzik platformu PowerApp iş birliği

ile bir oyun üssüne dönüştürdüğü Power Kenworth TIR’ı her

an her yerde karşınıza çıkabilir. Lenovo’nun üstün donanımlı

bilgisayar ve son teknoloji ile donatılan Power Kenworth

TIR’ı 12 farklı şehirde, 26 farklı noktada oyun severler ile buluşacak.

Oyun turu, Power Group dijital uygulaması PowerApp

indirilerek takip edilebilecek. Lenovo’nun gezici oyun

üssünde ziyaretçileri yüksek performanslı Lenovo ürünleri ve

artırılmış gerçeklik oyunu bekliyor.

Lenovo, Power Kenworth TIR’ı ile 12 şehirde ve 26 farklı

noktada oyun oynamayı sevenlere üstün donanımlı ürünlerle

ve Legion marka oyun bilgisayarları ile unutamayacakları

bir oyun deneyimi sunacak. Ziyaretler önümüzdeki Mayıs

ayının ortasına kadar devam edecek.

Lenovo, 3 Nisan 2018 tarihinde Beşiktaş Jimnastik Kulubü iş

birliğiyle Vodafone Park’ta açılan 1000 metrekarelik dev bir

alana sahip “Lenovo Game On” ile oyun dünyasına getirdiği

yeni soluğu bu kez “PowerApp ile Lenovo Gaming Tour” projesinde

farklı şehirlere taşıyacak. İstanbul’da Lenovo Game

On’a gelemeyen oyun severlerin yoğun talepleri ile yola çıkılan

projede ilk etapta ziyaret edilecek iller arasında Adana,

Ankara, Antalya, Bursa, Eskişehir, Gaziantep, İstanbul (Avrupa

ve Anadolu Yakaları), İzmir, Kayseri, Konya, Samsun,

Balıkesir, Bolu, Çanakkale, İzmit yer alıyor.

Oyun üssüne dönüşen tırda ziyaretçileri ayrıca teknolojideki

ilerlemeyi deneyimleyebilecekleri “Jedi Challenge” Artırılmış

Gerçeklik oyunu bulunuyor. Jedi Challenge satışa sunulmadan

önce ilk olarak Lenovo Game On’da mekâna özel olarak

ziyaretçilerinin deneyimine sunulmuştu.

The Walking Dead, Pubg Mobıle’de...

PUBG MOBILE ile en popüler zombi dizisi The Walking Dead

dünyası iç içe geçiyor. Dizinin sevilen karakterleri PUBG

MOBILE’a ekleniyor.

Tencent Games, Türkiye’de de çok popüler olan AMC’nin

The Walking Dead dizisi ile PUBG MOBILE arasında

yapılacak yeni işbirliğinin detaylarını duyurdu. 1 Ekim itibariyle

başlayacak ve 2020’nin ilk aylarına kadar sürecek özel

etkinlikte oyuncular, dizinin en bilinen kahramanları ya da

kötü karakterlerine bürünerek savaş alanını düşmanlarına

dar edebilecekler. The Walking Dead Keşif Oyunu’nda

görevleri tamamlayıp ekipmanları toplayarak puan kazanan

oyuncular kalıcı Daryl Dixon Motosikleti gibi muhteşem ödüller

kazanma fırsatına sahip olacak.

30 Eylül pazartesi itibariyle ise oyun içi The Walking Dead

Çekilişi gerçekleştirilecek. PUBG MOBILE’a girip oyun içi

görevlere katılan Türkiye’den oyuncular telefon ve UC kazanma

şansı yakalayacak. Ayrıca yeni etkinlikler ve karakterler

de yolda, önümüzdeki dönemde oyuna eklenmeye devam

edecek.

44 / marketing europe & anatolia


Gameon

Seven Knights, 4. yılını kutluyor...

Netmarble, mobil RPG oyunu Seven Knights’ın 4’üncü yılını

milyonlarca oyuncusuyla birlikte kutlarken Ekim ayında yapılacak

güncellemesinde Kris karakteri için yeni Mitik Kudretlendirmenin

ve daha birçok değişikliğin oyuna ekleneceğini

duyurdu.

Yedi Şövalye’nin yeni lideri Kris

Mitik Kudretlendirme, kudretlendirmenin en üst seviyesidir

ve Mitik Kudretlenmiş bir kahraman yeni bir yetenek ve görünüm

kazanıyor. Mitik Kudretlendirmenin avantajından yararlanacak

kahraman Kris olacak ve kendisi aynı zamanda Yedi

Şövalye’nin yeni lideri olacak.

Bu güncellemeyle birlikte Seven Knights eşyalara da Mitik

Kudretlendirmeyi getiriyor. Maksimum seviyeye çıkmış eşyalar

Mitik Kudretlendirmeye açık olacak. Netmarble 4’üncu

yıl dönümünü kutlama etkinlikleriyle taçlandırıyor. Katılım etkinliğinin

yanı sıra birçok ödül oyuncuları bekliyor.

Oyun hakkında daha fazla ayrıntı, marka web sitesinde bulunabilir.

eFootball PES 2020...

Konami Digital Entertainment B.V. eFootball PES 2020’nin

bugün dijital ve fiziksel mağazalarda PS4, Xbox One ve PC

Steam için Avrupa çapında yayınlandığını duyurdu.

KONAMI, oyunu E3’te duyurduktan sonra yaz ayları boyunca

çeşitli duyurular yapmıştı. Firmanın ilk partner kulübü FC

Barcelona ile anlaşma yenilemenin ardından KONAMI Arsenal

FC, Manchester United, FC Bayern ve Juventus FC

ile de yeni veya yenilenen ortaklıklara imza atmış – Avrupa

dışında da çeşitli partnerlerle anlaşmıştı.

Bu partnerlikler sayesinde eFootball PES 2020 Serie A’nın

Firma, FC Barcelona’dan Lionel Messi, Juventus FC’’den

Miralem Pjanic, FC Bayern’den Serge Gnabry ve Manchester

United’tan Scott McTominay’in oyunun Standart versiyonunun

kapak yıldızları olduğunu duyurmaktan gurur duyuyor,

oyunun satış fiyatı ise £59.99 olarak belirlenmiş durumda.

Oyuncular ayrıca £79.99 karşılığında oyunun dijitale özel

Legend versiyonunu da satın alabilecekler ve bu versiyonda

Brezilya’lı efsane Ronaldinho da bulunuyor. Bu versiyondaki

bonuslar arasında Ronaldinho’nun özel olarak 3D taranmış

versiyonu, myClub’da 10 maçlığına kiralanan Messi, oyun

içinde kullanmalık Seçkin Ajanlar ve 3 Oyunculu Sözleşme

Yenilemesi de mevcut.

Konami Digital Entertainment B.V.’nin Kıdemli Marka & İş

Yönetimi Direktörü Jonas Lygaard şöyle söylüyor: “Bunun

PES ekibi için müthiş bir yıl olduğunu söyleyebilirim. Oyunculara

dünyanın en büyük takımlarından birinin resmi olarak

desteklediği inanılmaz bir oyun sunuyoruz ve bundan daha

mutlu olamazdık.“eFootball PES 2020 ikonik Allianz Stadium

stadında Juventus FC ile oynayabileceğiniz tek futbol oyunu

olacak, FC Bayern’in Allianz Arena ve FC Barcelona’nın

Cap Nou stadları gibi efsanevi stadların yer aldığı tek oyun

olacağız ve Latin Amerika, Rusya ve Türkiye liglerini temsillerimiz

de günden güne güçlenmiş durumda.”

marketing europe & anatolia / 45


Kültür - Sanat

Andy Warhol UNIQ Expo’da...

UNIQ Expo, “Sanat hiç bu kadar eğlenceli olmadı!”

dedirtecek bir sergiye hazırlanıyor. 20. yüzyılın en etkili

sanatçılarından Andy Warhol, 90 orijinal eseriyle 7

Kasım’dan itibaren McArt.ist desteği ve Begüm Alkoçlar

küratörlüğünde UNIQ Expo’da sanatseverlerle buluşacak.

Pop Art’a saygı duruşu niteliğindeki bu sergi, İstanbul

Maslak’ta 1500 metrekarelik dev bir Pop Art arenası sunacak.

Pop Art sanatının öncüleri Keith Haring, Roy Lichtenstein,

James Rosenquist ve Robert Indiana’nın Türkiye’de

ilk kez sergileneceği orijinal 40 eserini de karşımıza

çıkaracak.

Sergi aynı zamanda, genç sanatçı kuluçka platformu

McArt.ist koordinatörlüğünde Türk Pop Art temsilcilerine

de yer verecek. “Sanata herkes dokunsun” misyonunu

üstlenen sergi bu kapsamda, Pop Art sanatını ve

Andy Warhol’u tüm yönleriyle tanıtırken, çeşitli atölye

çalışmaları ve sanat sohbetleriyle ziyaretçilere interaktif

bir deneyim de sunacak. 29 Mart’a kadar devam edecek

sergide çılgınlığını keşfederken, sanatın keyifli, eğlenceli

tarafıyla da tanışacaklar.

Amansız toprakların

destanları...

Sabahattin Ali haberle masalın, anıyla efsanenin

birbirine harmanlandığı öyküleri Can yayınlarından çıktı.

Amansız toprakları destanları başlığı altında birkaç renkle

koskoca bir dünyayı resmetmeyi, çorak topraklarda

sınanmış hayatlarda evrensel olanın cevherini bulmayı

başarıyor.

Rüya Şehirler...

Koç Üniversitesi Yayınları

(KÜY), “Rüya Şehirler: Dünyayı

Şekillendiren Yedi Tasarım Fikri”

isimli kitabı Mimarlık Tarihi

kategorisinde yayımladı.

Wade Graham tarafından kaleme

alınan kitap, Ümit Hüsrev

Yolsal tarafından Türkçeye

kazandırıldı. Rüya Şehirler,

şehirleşmiş dünyayı anlamak

için bir kılavuz niteliği taşıyor.

19. yüzyıldan bugüne bazen ütopik, bazen tuhaf ama

genelde tartışmalı birçok tasarım fikri kademeli olarak

benimsendi ve Dubai’den Tokyo’ya, Londra’dan Los

Angeles’a dünyanın her yerindeki şehirlerde uygulandı.

Graham kitapta, bu tasarım fikirlerinin arkasındaki vizyonerlerin

ve onların rakiplerinin yaşam öykülerinden

yola çıkarak, şehir peyzajlarının analizini yapıyor, şehir

formlarımızın nereden geldiğini, bizim onları ve onların

bizi nasıl şekillendirdiğini göstermeyi amaçlıyor.

46 / marketing europe & anatolia


Kültür - Sanat

Arter’in ulaşım sponsoru Ford...

Ford Otosan, Dolapdere’deki yeni binasında herkes için

erişilebilir, canlı bir kültür ve eğitim platformu oluşturmayı

hedefleyen Arter’in ulaşım sponsorluğunu üstlendi.

Günümüz sanatını tüm boyutlarıyla geniş kitlelerle buluşturmayı

hedefleyen çağdaş sanat kurumu Arter, 2010 yılından

bu yana faaliyette bulunduğu İstiklal Caddesi’ndeki

binasından, Dolapdere’deki yeni merkezine taşındı.

Arter’in yeni mekanı, İstanbul’un kültür sanat hayatında

yeni bir merkez olmaya aday Dolapdere’de 18 bin metrekare

kapalı alan üzerine kurulu bulunuyor. Merkez sürekli

ve geçici sergileri, farklı disiplinleri bir araya getiren film,

tiyatro, dans, müzik etkinlikleri ve öğrenme programları ile

sanatseverler için cazibe merkezi olmaya devam etmeyi

hedefliyor.

Ford Otosan ise ziyaretçilerin Arter’e geliş gidişlerinde en

yakın toplu taşıma noktalarına kolay ve rahat bir şekilde

ulaşmalarını sağlamak üzere, Arter’in açık olduğu saatler

boyunca Taksim’e ring seferleri yürütecek.

Ayrıntılı bilgi için: https://www.arter.org.tr/ziyaret

Şebnem Ferah Konseri...

27 Ekim Pazar akşamı Açıkhava’da Şebnem Ferah Fırtınası

Esecek

Atlantis Yapım, Harbiye Açıkhava Sahnesi’nin sezon kapanışını

27 Ekim Pazar akşamı Şebnem Ferah konseri ile

gerçekleştiriyor.

Yayınladığı ilk albümü “Kadın”dan bu yana söz yazarı,

besteci ve yorumcu kimliği ile Türk müzik tarihinde önemli

bir yer edinen Şebnem Ferah, 27 Ekim akşamı Harbiye

Cemil Topuzlu Açıkhava sahnesinde sevenleri ile buluşuyor.

Şebnem Ferah, “Kadın” (1996)’dan, “Parmak İzi” (2018)

albümüne uzanan geniş ve özel repertuvarıyla dinleyicisine

unutulmaz bir konser performansı daha sunacak.

Şebnem Ferah’a sahnede müzisyen arkadaşları,

OzanTügen(klavyeler), Barış Manisa (gitar), Buket

Doran(bas gitar), Aykan İlkan(davul), Serdar Barçın(flüt)

ve Ceren Akyıldız(vokal) eşlik edecek.

marketing europe & anatolia /47

Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!