28.04.2022 Views

Metropol Dergileri 61 . sayı

-TEMTAR güven ve kalitesiyle fark yaratan dünya markası… TEMTAR GROUP - Ali Sami YÜCE - Erkan Başar Gayrimenkul- Erkan BAŞAR - Prof. Dr. Aynur Elhan NAYIR- NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ AHMET KELEŞOĞLU EĞİTİM FAKÜLTESİ GÜZEL SANATLAR EĞİTİMİ BÖLÜMÜ MÜZİK EĞİTİMİ ABD - RR PT STUDIO Tezer KILIÇ - RR PT STUDIO Ömer Yaşar - Tatlı Bir Sürpriz Yapmak İsteyenlerin Adresi… Viola Çikolata - 2001 yılından günümüze tiyatro aşkı... Çınar Sanat Atölyesi - Oops Pilates Studio Kurucu- Master Eğitmen - Özlem ÖZCAN - Yeşil Beyaz Spor Merkezlerinden Halter Milli Takımına Tam Destek - Diyetisyen S. Merve DOĞAN ile sağlıklı beslenmeye bir adım atın… - Çocuğumun burnu neden tıkalı? - Prof. Dr. Kayhan ÖZTÜRK - Yurt Dışı Pazar Destek- Mehmet YILDIRIM - Reklam Ve Sponsorluk Harcamalarının Kavramsal Ve Vergi Kanunları Boyutunca İncelenmesi- Serbest Muhasebeci / Mali Müşavir Serdar SELAMOĞLU - Metropol Kültür Sanat - Z Kuşağına kızmak yerine anlamaya çalışın - Reklamcıların Kulübü Kuruldu- Prof. Dr. Hüseyin Altunbaş - Dijital Etik, Web3.0 Ve Metaverse: Twitter’daki Teknoloji Sohbetlerine Hükmeden Üç Konu Oldu

-TEMTAR güven ve kalitesiyle fark yaratan dünya markası…
TEMTAR GROUP - Ali Sami YÜCE
- Erkan Başar Gayrimenkul- Erkan BAŞAR
- Prof. Dr. Aynur Elhan NAYIR- NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ AHMET KELEŞOĞLU EĞİTİM FAKÜLTESİ GÜZEL SANATLAR EĞİTİMİ BÖLÜMÜ MÜZİK EĞİTİMİ ABD
- RR PT STUDIO Tezer KILIÇ
- RR PT STUDIO Ömer Yaşar
- Tatlı Bir Sürpriz Yapmak İsteyenlerin Adresi… Viola Çikolata
- 2001 yılından günümüze tiyatro aşkı... Çınar Sanat Atölyesi
- Oops Pilates Studio Kurucu- Master Eğitmen - Özlem ÖZCAN
- Yeşil Beyaz Spor Merkezlerinden Halter Milli Takımına Tam Destek
- Diyetisyen S. Merve DOĞAN ile sağlıklı beslenmeye bir adım atın…
- Çocuğumun burnu neden tıkalı? - Prof. Dr. Kayhan ÖZTÜRK
- Yurt Dışı Pazar Destek- Mehmet YILDIRIM
- Reklam Ve Sponsorluk Harcamalarının Kavramsal Ve Vergi Kanunları Boyutunca İncelenmesi- Serbest Muhasebeci / Mali Müşavir Serdar SELAMOĞLU
- Metropol Kültür Sanat
- Z Kuşağına kızmak yerine anlamaya çalışın
- Reklamcıların Kulübü Kuruldu- Prof. Dr. Hüseyin Altunbaş
- Dijital Etik, Web3.0 Ve Metaverse: Twitter’daki Teknoloji Sohbetlerine Hükmeden Üç Konu Oldu

SHOW MORE
SHOW LESS

Create successful ePaper yourself

Turn your PDF publications into a flip-book with our unique Google optimized e-Paper software.

www.metropoldergileri.com 1


RÖPORTAJ

2


www.metropoldergileri.com 3


4


www.haskahve.com

www.metropoldergileri.com 5


EDİTÖRDEN

6

Ahmet ÇAKIR

Editör

a.cakir@metropoldergileri.com

Düzen değişiyor!

Merhaba,

Yeni bir sayımızla daha karşınızdayız... Her yeni

sayımız bizler için ayrı bir heyecan, ayrı bir tutku

yaratır, ama bu sayımız pandemi sonrası ilk

olması sebebiyle çok daha farklı, çok daha kıymetli

oldu bizler için! Çok büyük bir heyecanla

hayat bulan bu sayımızı keyifle okumanız dileğiyle...

Pandemi hayatımızda çok şey değiştirdi. Öyle

bir miadı yaşadık ki; bir çağ kapandı yeni bir

çağ başladı... Tarihe tanıklık ettik. Salgınların

din, dil, ırk ayırt etmediğini bizzat gördük. Yarınımızın

ne olacağından habersiz günler, aylar

geçirdik... İstanbul’un fethi nasıl yeni bir çağ

başlattıysa pandemi sonrası da bizler yeni bir

çağa adım attık. Yıllardan bu yana bize dayatılan

“Yeni Dünya Düzeni” acaba bu mu? Diye düşünmemek,

aklımıza getirmemek elde değil... Lakin

Üst Akıl için bu dönem bulunmaz bir dönem, zamanlama

oldu sanırım.

Neticede hepimizin insan ilişkileri ve sosyalleşme

anlayışı değişti. İletişim, özgürlük, hayata

bakış kavramlarımız yeniden şekillendi, bir

anda bambaşka insanlar olduk... Bu konuların

yorumunu size bırakıyorum.

Yeni sayımızın kapak konuğu TEMTAR Yönetim

Kurulu Başkanı Ali Sami YÜCE, sektörünün

öncü firmalarından olan, 3 kıta, 30 ülkede

aktif olarak çalışan TEMTAR’ın bundan sonra

ki iş hayatında da başarılı adımlarla ilerleyeceğinden

eminim. Çok farklı ve keyifli bir röportaj

sizlerle...

Her sayımızda olduğu gibi bu sayımızda da iş

dünyasının önemli ve değerli isimlerine sayfalarımızda

yer verdik. Her söyleşi tarihte yerini

alacak ve nesillere aktarılacak örnek bir başarı

öyküsü. Bizleri takip etmeye devam edin.

Metropol ailesi olarak sizlere ve ailelerinize

sağlık, sıhhat, mutluluk diliyoruz.

Kalın sağlıcakla...


www.metropoldergileri.com 7


D E R G İ S İ

D E R G İ S İ

www.temtar.com.tr

Yaygın, Süreli,

Nisan - Mayıs 2022

YAYINCI / İMTİYAZ SAHİBİ

Adına Seycan ÇAKIR

TEMTAR Group Yönetim Kurulu Başkanı

Ali Sami YÜCE

YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ

Ahmet ÇAKIR

YAYIN YÖNETMENİ

Seycan ÇAKIR

YAYIN KOORDİNATÖRÜ

Beycan AKSOY

PROJE KOORDİNATÖRÜ

Beyzat AKSOY

KURUMSAL İLETİŞİM ASİSTANI

Canan ŞAYİR

GRAFİK TASARIM

HUKUK DANIŞMANI

Av. Seda KARA

YÖNETİM YERİ

Buhara Mh. Edipoğlu Cd. No :95

Selçuklu/ KONYA

Tel: 0332 323 10 18

Faks: 0332 323 10 19

www.metropoldergileri.com

info@metropoldergileri.com

DİJİTAL TASARIM

Serdika Street, fl. 3, Office 1,

Burgas 8000, Bulgaria

DİJİTAL YAYIN

www.yumpu.com/user/metropoldergileri

Nisan 2022

Dergide yayınlanan yazı, fotograf,

illustrasyon ve konuların her hakkı

saklıdır. İzinsiz ya da kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz, alıntı

yapılamaz.


Nisan 2022

İÇİNDEKİLER

KAPAK KONUSU

Ali Sami YÜCE

TEMTAR Group Yönetim Kurulu Başkanı

32

Erkan Başar Gayrimenkul

Erkan BAŞAR

Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim

Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik ABD

PROF. DR. AYNUR ELHAN NAYIR

12 52

Çatalhöyük’e Tanıtım ve

Karşılama Merkezi

ELVİN MOBİLYA

Hedef Büyüttü

www.metropoldergileri.com 9


RÖPORTAJ

10

D E R G İ S İ

48

50

RR PT STUDIO

Tezer KILIÇ

RR PT STUDIO

Ömer YAŞAR

54

2001 YILINDAN GÜNÜMÜZE

TİYATRO AŞKI...

Tatlı Bir Sürpriz Yapmak İsteyenlerin Adresi…

Viola Çikolata

58

YEŞİL BEYAZ SPOR MERKEZLERİNDEN

Halter Milli Takımına Destek

Oops Pilates Studio Kurucu- Master Eğitmen

Özlem ÖZCAN


Nisan 2022

İÇİNDEKİLER

71

REKLAMCILARIN

KULÜBÜ KURULDU

KBB Hastalıkları ve Baş Boyun Cerrahisi

Prof. Dr. Kayhan ÖZTÜRK

76

Diyetisyen

S. Merve Doğan

Serbest Muhasebeci/ Mali Müşavir

Serdar SELAMOĞLU

81

İhracat Destekleri Uzmanı

Mehmet Emin Yıldırım

Magazin

www.metropoldergileri.com 11


HABER

12

“Çatalhöyük’e Yakışır Bir Tanıtım

ve Karşılama Merkezi Yapıyoruz”

Konya

Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim

Altay, Konya’da UNESCO Dünya Mirası

Listesi’ndeki tek eser olan Çatalhöyük’ün tanıtılmasında

büyük öneme sahip olacak Çatalhöyük

Tanıtım ve Karşılama Merkezi’nin

inşaatında incelemelerde bulundu. İnşaatın

hızla yükseldiğini belirten Başkan Altay, “4

bin metre karelik alanda gelen ziyaretçilerin

tüm ihtiyaçlarının karşılanabildiği kafeteryaların

ve özellikle sergi alanlarının olduğu

Türkiye’ye örnek bir iş yapıyoruz. Tamamen

ahşaptan yaptığımız bu bina Türkiye’deki en

önemli karşılama merkezlerinden biri olacak.

Çatalhöyük’ün varlığına yakışır bir iş

ortaya koymaya çalışıyoruz” dedi.

Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından 9 bin 500

yıllık geçmişi ile insanlık tarihinin en eski yerleşim

yeri olan Çatalhöyük’te “Tanıtım ve Karşılama

Merkezi”nin inşaatı hızla yükseliyor.

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim

Altay, yapımı devam eden Çatalhöyük Tanıtım ve

Karşılama Merkezi’nde Çumra Belediye Başkanı

Recep Candan ile birlikte incelemelerde bulundu.

Konya’nın turizmden aldığı payı geliştirmek için

önemli çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Başkan

Altay, bu anlamda Konya ekonomisine ciddi

bir katkı sağlamayı hedeflediklerini söyledi.

“Türkiye’deki En Önemli Karşılama

Merkezlerinden Biri Olacak”

Çatalhöyük’ün önemli turizm alanlarından biri

olduğunu belirten Başkan Altay, “Konya’mızda

UNESCO Dünya Mirası Listesinde bulunan tek

eser olan Çatalhöyük’ün canlanması, özellikle

gelen turistlerin karşılama alanıyla ilgili sorunlarının

çözülmesiyle için önemli bir adım attık. Geçtiğimiz

aylarda Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın

Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla tanıtım ve karşılama

merkezimizin temelini atmıştık. Şu anda

inşaatımız hızla devam ediyor. 4 bin metrekarelik

alanda gelen ziyaretçilerin tüm ihtiyaçlarının


karşılanabildiği, kafeteryaların

ve özellikle sergi alanlarının

olduğu Türkiye’ye örnek

bir iş yapıyoruz. Tamamen

ahşaptan yaptığımız bu bina;

Türkiye’deki en önemli karşılama

merkezlerinden biri olacak.

Çatalhöyük’ün varlığına

yakışır bir iş ortaya koymaya

çalışıyoruz. İnşallah yıl sonuna

kadar tamamlayıp gelen

ziyaretçilerimizin hizmetine

açmayı planlıyoruz. Böylece

Çatalhöyük Konya’nın önemli

turizm alanlarından biri haline

gelecek. Çumra’mıza, Konya’mıza

hayırlı olsun.” dedi.

Başkan Altay, Çatalhöyük

Tanıtım ve Karşılama Merkezi’nin

yapımında KOP Bölge

Kalkınma İdaresi Başkanlığı’nın

da katkısı bulunduğunu

kaydederek, projenin önemli

bir birlikte çalışma örneği olduğunu

ifade etti.

www.konya.bel.tr

www.metropoldergileri.com 13


HABER

14

Konya, ilk çeyrekte ihracat rekoru kırdı

Konya Sanayi Odası (KSO) Başkanı Memiş Kütükcü, Konya’nın ihracat rakamlarını

değerlendirdi. Kütükcü, ihracatını yılın ilk çeyreğinde yüzde 11.1 artırarak 770

milyon 648 bin dolar rakamına ulaşan Konya’nın, çeyreklik bazda tüm zamanların

ihracat rekorunu kırdığını vurguladı.

Konya’nın ihracatını artıran

bütün ihracatçı firmaları ve

çalışanlarını tebrik eden Kütükcü,

“ Bu yılın ilk çeyreğinde ihracatımızın

ilk 3 sırasında; uzun

dönemdir liderliği elinde tutan

makine ve aksamları sektörü ilk

sırada, otomotiv endüstrisi ikinci

sırada, hububat, bakliyat, yağlı

tohumlar ve mamulleri sektörü

üçüncü sırada geliyor. Konya’mız

sanayi sektöründeki ihracatını

tüm zorluklara rağmen

artırmayı sürdürüyor. Bütün

ihracatçılarımızı ve çalışanlarını

yürekten kutluyorum ” dedi.

3 ayda 176 ülkeye ihracat

Konya’nın yılın ilk 3 ayında 176 ülkeye ihracat yaptığı bilgisini paylaşan Kütükcü,

ilk 10 ülkeyi şu şekilde sıraladı: Irak, Almanya, ABD, Mısır, Rusya Federasyonu,

Polonya, İtalya, İsrail, Cezayir, Birleşik Krallık.

Açıklamasında Rusya-Ukrayna savaşının Konya ihracatına etkilerini de değerlendiren

Kütükcü, Rusya’ya Ocak ve Şubat aylarında artan ihracatın savaşın etkisiyle

Mart ayında düştüğünü kaydetti.

Kütükcü, “Konya’mızın Mart ayı ihracatı Rusya-Ukrayna savaşından olumsuz etkilendi.

Yılın ilk iki ayı Ocak ve Şubat’ta Rusya’ya ihracatımız, geçtiğimiz yılın

aynı dönemine göre yüzde 94.5 artmıştı. Mart ayında ise savaşın etkisiyle Rusya’ya

ihracatımız bir önceki aya göre yüzde 56.9 düştü. Böylece bu yılın ilk çeyreğinde

Rusya’ya ihracatımız yüzde 41.5’luk artışla 32.5 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Ukrayna’ya ihracatımıza baktığımızda ise, Mart ayında yüzde 96.9’lık ihracat kaybı

görüyoruz. Temennimiz bu savaşın bir an önce son bulması” şeklinde konuştu.

www.kso.org.tr


www.metropoldergileri.com 15


HABER

16

Başkan Böcek,

İş İnsanlarına

3 Yılını Anlattı

Konyaaltı-Varsak Hafif Raylı Sistem Etüt Projesi ihaleye çıkıyor

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Antalya Sanayici ve İş İnsanları

Derneği (ANSİAD) üyeleriyle bir araya gelerek, 3 yıllık projelerini anlattı. Başkan

Muhittin Böcek, 5 yıllık görev süresinde Antalya halkının yararına olacak 142 projeyi

hayata geçireceklerini belirterek, Konyaaltı’ndan Varsak’a bağlanacak 4’üncü Etap

Raylı Sistem Etüt Proje ihalesinin 15 Nisan’da yapılacağını açıkladı.

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Antalya Sanayici ve İş İnsanları

Derneği (ANSİAD) üyeleriyle bir araya gelerek, 3 yılda hayata geçen projelerini

paylaşarak, iş insanlarını dinledi. Toplantıda, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin 3

yıllık projelerini anlatan tanıtım filmini izlendi. Daha sonra ise Başkan Muhittin

Böcek, projelerini anlatarak, ANSİAD üyelerinin sorularını cevapladı.

ORTAK AKIL İLE YÖNETİYORUZ

Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, 31 Mart

2019’da yapılan seçimlerden iki gün önce ANSİAD üyeleriyle

bir araya geldiğini hatırlatarak, “Geçen 3 yıllık

süreçte bana oy veren, vermeyen herkesin emrinde olacağımı

söylemiştim. Seçim döneminde ne söylediysek,

tek tek hayata geçiriyoruz. Ortak akıl ile birlikte Antalya’yı

ben sen yok demeden, birlikte yönetiyoruz. Son iki

yılda tüm dünya bir pandemi süreci yaşıyor. Herkes zor

günler geçirdi. Cumhuriyet tarihinin en büyük orman

yangınını yaşadık. Ciğerlerimiz yandı, can kayıplarımız

oldu. Bu süreci de Türk halkının destekleriyle aşmaya

çalıştık” dedi.

SU DA KDV’Yİ YÜZDE 1’E DÜŞÜRDÜK

Antalya’nın tarım, ticaret ve turizmin başkenti olduğunu

aktaran Başkan Muhittin Böcek, “Son aylarda iş

dünyamıza ve halkımıza yansıyan çok ciddi girdi maliyetleri

var. Tüm vatandaşlarımız bu süreçten etkilendi.

Özellikle enerji maliyetleri çok arttı. 2021 yılının

Ocak ayında Antalya Su ve Atıksu İdaresi’ne (ASAT)

gelen aylık fatura 22 milyon TL iken, Ocak 2022 de

gelen elektrik faturası 61 milyon TL’ye yükseldi. Bazı

kalemlerde KDV oranları düşürüldü. Bizler de hemen

su satışlarımızda KDV oranını yüzde 8’den yüzde 1’e

düşürdük. Mazot fiyatlarının hangi noktaya geldiğini

hepimiz biliyoruz. Ulaşım sektöründe hem taşınanın


hem taşıyanın memnun olmasını istiyoruz. Özel yatlara

sağlanan ÖTV ve KDV indirimi ulaşım ve tarım

sektörüne de uygulanmalı” diye konuştu.

KONYAALTI-VARSAK RAYLI SİSTEM PROJESİ

Gazipaşa’dan Kaş’a kadar Antalya’ya hizmet adına gece-gündüz

demeden çalışmalarını sürdürdüklerini dile

getiren Muhittin Böcek, şöyle konuştu: “EXPO döneminde

yapılan Hafif Raylı Sistemini Ulaştırma Bakanlığı

yapıyor diye boy boy resimlerini koydular. Seçimler

geçti, iki ay sonra 379 milyon TL’lik fatura Antalya Büyükşehir

Belediyesi’ne kesildi. Biz bir taraftan borçları

öderken bir taraftan da yatırımlarımıza devam ettik.

Şimdi Antalya’ya 4’üncü Etap Raylı Sistem Projesini

kazandırmak adına tüm çalışmalarımızı yaptık. Sarısu,

Konyaaltı, Yüzüncü Yıl istikametinden Kepez Belediyesi’nin

önünden geçecek 4’üncü etabın proje etüt ihalesini

15 Nisan Cuma günü gerçekleştiriyoruz.”

142 PROJE HAYATA GEÇİRECEĞİZ

“Söz verdiğimiz projeleri tek tek hayata geçiriyoruz” diyen

Başkan Böcek, “Antalyaspor kavşağının yer altına

alınması, Boğaçayı 2’inci Etap Projesi gibi önemli projeleri

yapacağız. 77 proje ile sizlerin karşısına çıktık. Kalan

iki yıllık süreçte 142 proje tamamlayacağız. Bizim çılgın

projemiz yok, halkın yararına projelerimiz var. Kooperatiflerimizin

sayısını arttırarak, önemli bir destek veriyoruz.

51 kooperatifimizin yüzde 70 oranında elektrik

desteğini Antalya Büyükşehir Belediyesi karşılıyor. Halk

Et projemiz halkımızın büyük bir ilgisini gördü. Şimdi

ANET’e ait mezbahamızla ilgili de bir çalışma yapacağız.

Kırcami’nin 40 yıllık imar planı sorununu çözdük” dedi.

www.antalya.bel.tr

ANTSU PROJESİ HAYATA GEÇECEK

Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Antalya’nın

kültür-sanat etkinlikleri kapsamında opera ve bale

binası yönünden bir eksiği olduğunu kaydetti. Başkan

Böcek, ilk kez ANSİD üyeleri ile paylaştığını belirterek,

Antalya’ya bin 490 kişilik bir opera binası kazandırmak

adına çalışma yaptıklarını açıkladı. Muhittin Böcek, Antalyalıların

ucuz su tüketebilmesi amacıyla ANTSU projesini

de hayata geçireceklerini, Finike’de hayata geçecek

bu proje için Antalyaspor ile şirket kurduklarını kısa zamanda

çalışmaya başlayacaklarını aktardı.

ULAŞIM MASTER PLANINI TAMAMLADIK

Antalya’nın geleceğine yön verecek projeler üzerinde

çalıştıklarını dile getiren Büyükşehir Belediye Başkanı

Böcek, “72 kurumun katılımıyla Ulaşım Master Planı’nı

tamamladık. Ulaşım Master Planı doğrultusunda

yeni çalışmalar yapıyoruz. Kavşaklarımızı akıllı kavşak

haline getiriyoruz. 52 kavşakta düzenleme yaptık. İklim

değişikliği konusunda çalışma yaparak, Temiz Enerji

Şube Müdürlüğü’nü kuran ilk belediyeyiz. Antalya’nın

sera gazı envanterini çıkardık. İklim dostu kuruluş

belgemizi almaya hak kazandık. Antalya’nın 2050’li

yıllarını düşünerek vizyonel çalışmalar yapıyoruz. Su

krizini öngörerek, Entegre Kentsel Su Yönetimi Planını

belirledik. Çevre konusunda önemli çalışmalar yapıyoruz.

3 yılda 9 tane çevre ödülü alan nadir belediyelerden

biriyiz” diye konuştu.

ANSİAD’TAN BAŞKAN BÖCEK’E TEŞEKKÜR

ANSİAD üyelerini tek tek dinleyen Başkan Muhittin

Böcek, tüm soruları yanıtladı. ANSİAD Başkanı Akın

Akıncı Başkan Muhittin Böcek’e teşekkür ederek, doğru

projelerin her zaman yanında olduklarını ve bu anlamda

katkı sunmaya hazır olduklarını söyledi.

www.metropoldergileri.com 17


HABER

18

‘MERAM’DA KIŞ’

FOTOĞRAF YARIŞMASI ÖDÜLLERİ

SAHİPLERİNİ BULDU

Meram’da Kış Fotoğraf Yarışması ödül töreni Tantavi Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş, fotoğraf yarışmalarının ilçenin tanıtımı

için önemli organizasyonlardan olduğunu belirterek ilgi gösteren ve emek veren tüm fotoğraf

sanatçılarına teşekkür etti.

Geçtiğimiz günlerde sonuçlanan ‘Meram’da Kış’ fotoğraf

yarışması ödül töreni ve sergi fotoğrafseverleri buluşturdu.

Meram Belediyesi Tantavi Kültür ve Sanat Merkezi’nde

gerçekleştirilen ödül törenine Meram Belediye

Başkanı Mustafa Kavuş, Meram İlçe Milli Eğitim Müdürü

Mustafa Koca, Konya Fotoğraf Amatörleri Derneği

(KONFAD) Başkanı Erkan Mumcu, Meram Belediyesi

Meclis Üyeleri, Meram Muhtarları, ödül alan fotoğrafçılar

ve fotoğraf sanatçıları katıldı.

KONFAD BAŞKANI MUMCU; “DESTEKLERİNDEN

DOLAYI BAŞKAN KAVUŞ VE EKİBİNE TEŞEKKÜR

EDİYORUM”

Konuşmasına başta fotoğraf ve fotoğraf sanatçıları olmak

üzere tüm sanat dallarına verdiği destekten dolayı

Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş ve ekibine

teşekkür ederek başlayan Konya Fotoğraf Amatörleri

Derneği (KONFAD) Başkanı Erkan Mumcu, “Bu des-


tekler ve etkili organizasyonlar sayesinde Meram’da her

kesimden insan sanatla artık içiçe. İçinde bulunduğumuz

Tantavi Kültür ve Sanat Merkezi de bu desteklerin bir

abidesi niteliğinde. Tantavi’de gerçekleştirilen fotoğraf

sergileri ve etkinlikleri ile Meram Belediyesi’nin fotoğraf

sanatına karşı gösterdiği yakın ilgi Meram ve Tantavi

fotoğrafseverler için bir yuva haline geldi. Bu güzel

çalışmaların bundan sonra da devam etmesi en büyük

temennimiz” diye konuştu.

BAŞKAN KAVUŞ; “FOTOĞRAF GİBİ

GÜÇLÜ BİR SANATI MERAM’IN

TANITIMI İÇİN KULLANIYORUZ”

Gerek sanatsal gerekse belge niteliğinde olan fotoğrafçılığın

günümüzdeki rolünden bahsederek konuşmasına

başlayan Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş, bazen

binlerce sayfada anlatılacak bir şeyi bazen tek bir

fotoğraf karesinin anlattığına vurgu yaptı. Böylesi güçlü

www.meram.bel.tr

bir sanatı Meram’ın anlatımı ve tanıtımı için kullanmak

amacıyla bu yarışmaları organize ettiklerinin altını çizen

Başkan Kavuş, konuşmasını şöyle sürdürdü; “4

mevsimi de birbirinden güzel Meram sanatçılara hem ilham

hem de sanatlarını ortaya koyabilmeleri için imkan

veriyor. ‘Meram’da Kış’ Fotoğraf Yarışmasına katılan

fotoğraf sanatçılarımız Meram’ın yeşilini, doğal ve tarihi

güzelliklerini, her yönüyle güzel insanlarını fotoğraf

karelerine sığdırarak bize bu güzel ilçeyi yeniden anlatmanın

yanı sıra ilçemizin tanıtımına katkıda bulundular.

Yarışmaya katılan fotoğrafları görünce yarışmanın

amacına ulaştığını anlıyoruz. Derece alsın almasın yarışmaya

katılan herkese teşekkür ediyorum. Ellerinize,

emeklerinize, yüreklerinize sağlık.”

Konuşmaların ardından yarışmada ilk üçe girenlere, mansiyon

ve sergileme ödülü kazananlara ödülleri Başkan

Mustafa Kavuş, KONFAD Başkanı Erkan Mumcu ve Meram

Meclis üyeleri tarafından takdim edildi. Tören, günün

anısına çekilen hatıra fotoğrafları ile son buldu.

www.metropoldergileri.com 19


HABER

20

Akdeniz Belediyecilik Proje Yarışması’nda

Antalya Büyükşehir’e çevre ödülü

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin hayata geçirdiği Kurakçıl Çim ve Bitki Türlerinin

Üretimi ile Kurakçıl Peyzaj Düzenlemelerinin Yaygınlaştırılması Projesi, 7. Akdeniz Belediyecilik

Proje Yarışması’nda çevre koruma ve altyapı çalışmaları kategorisinde birincilik

ödülüne layık görüldü.

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin

Böcek’in son yıllarda iklim değişikliği ve su

kaynaklarının verimli kullanılması konularında

hayata geçirdiği projeler meyvelerini vermeye

başladı. Akdeniz Belediyeler Birliği’nin(AKBB), bu yıl

7’incisini düzenlediği Akdeniz Belediyecilik Proje Yarışması’nda

Büyükşehir Belediyesi, en iyi çevre ödülünü

almaya hak kazandı. 5 kategoride, 23 üye belediye

ve 54 projenin katıldığı yarışmada Antalya Büyükşehir

Belediyesi, Çevre Koruma ve Alt Yapı Çalışmaları Kategorisi’nde

Kurakçıl Çim ve Bitki Türlerinin Üretimi

İle Kurakçıl Peyzaj Düzenlemelerinin Yaygınlaştırılması

projesiyle birincilik ödülü kazandı. Ödülü Büyükşehir

Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Durmuş

Ali Arslan, Akdeniz Belediyeler Birliği Başkanı

Hakan Tütüncü’nün elinden aldı.


ÖNEMLİ TASARRUF SAĞLANDI

Kurakçıl bitki üretimi ve kurakçıl peyzaj düzenlemeleriyle

2021 yılında 3 milyon TL’ye yakın tasarruf sağladığını

dile getiren Arslan, “2022 yılında 8 milyon TL’ye

yakın tasarruf hedefliyoruz. Bu uygulamaların miktarını

metrekare olarak da arttırdığımız daha fazla tasarruf

sağlayacağız. Hurma ve Gürsu seralarımızda kendi öz

kaynaklarımız ile üretim yapabileceğimiz çim üretim

alanı oluşturduk. Yeni bir sera daha ilave yaptık. Bu projelerimizi

aynı zamanda Antalya Büyükşehir Belediye

Başkanımız Muhittin Böcek, 11 Büyükşehir Belediye

Başkanı ile gerçekleştirdiği toplantılarda anlatarak, Türkiye

geneline yaymaya çalışıyor” diye konuştu.

ÇEVREYE DUYARLI PROJELER

Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Durmuş Ali

Arslan, Büyükşehir Belediyesi’nin çevreye duyarlı projeler hayata

geçirdiğini söyledi. Su kaynaklarının verimli kullanılması, iklim

değişikliği gibi konularda çalışmalar yaptıklarını anlatan Durmuş

Ali Arslan, “Enerji maliyetlerinin yükselmesi belediyelerin

bütçelerini etkiliyor. Büyükşehir Belediye Başkanımız Muhittin

Böcek’in bizlere verdiği destekle, alternatif yöntemleri kullanmak

için çalışmalar yaptık. Hem tasarruf sağlamak hem de yer

altı kaynaklarını verimli kullanmak için kuraklığa dayanıklı

çime geçmemiz ile birlikte her haftada biçtiğimiz alanları artık

on günde biçmeye başladık. Sondajda kullanılan elektrik maliyetleri

yarı yarıya düştü” dedi.

www.antalya.bel.tr

www.metropoldergileri.com 21


22

Mustafa TATLISU

tatlisumustafa@gmail.com

Haber Dairesi Yönetim Kurulu Başkanı

Kızıl Elma’ya yolculuk

Koronavirüs’ün Dünya Sağlık Örgütü

(DSÖ) tarafından pandemi ilan edilmesinin

üzerinden 2 yılı aşkın süre geçti.

DSÖ 11 Mart 2020’de koronavirüs salgınını

‘pandemi’ilan etmişti. İşi bilen

uzman doktorlar pandeminin en az iki

yıl süreceğini söylediğinde birçok insan

inanmamıştı.

İşin sağlık boyutunda pandemi dedikleri gibi 2

yıl sürdü. Cumhurbaşkanı Erdoğan ‘pandemi ile

birlikte hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ dediğinde

de çoğu insan inanmamıştı. Tıpkı uzman

doktorlar gibi o da haklı çıktı. Dünya eski dünya

değil.

Şimdi birileri çıkıyor oluşan sıkıntılardan hükümeti

sorumlu tutuyor. Doğrusunu söylemek

gerekirse muhalefet algı operasyonlarında başarılı…

Bu konu ile ilgili algıda da geniş kitleleri

inandırdı. Dünya gerçeklerine gözlerini kapayan

bir kitle var. Muhalefet ne derse inanıyor. Bu güruhun

bir özelliği var, dünyayı takip etmiyorlar.

Dünyadaki gelişmelere gözlere kapalı… Hani

Cumhurbaşkanı’nın da dediği gibi; gözleri var

görmez, kulakları var duymaz…

Evet, biz de yaşıyor ve görüyoruz. Bir hayat pahalılığı

meselemiz var. Ancak bunun müsebbibi hükümet

değil. Bakınız Amerika’dan, Avrupa’dan

son 40-50 yılların en yüksek oranlı enflasyon rakamları

geliyor. Pandemi nedeni ile tedarik zincirinde

meydana gelen kopmalar tamir edilmeye

çalışılıyor. Enerji fiyatlarındaki yükselişler tüm

dünyanın gözleri önünde yaşanıyor. Tahminimiz;

tedarik zincirinin tamir süresinin de pandemi

süresi kadar, yani iki yıl kadar olacağı yönünde…

Etkisi, tamirat hızı ile paralel bir şekilde

seyredecek. Yani gittikçe azalacak.


Tam yukarıdaki paragrafı yazarken ajanslar,

Uluslararası Kredi Derecelendirme Kuruluşu

Moody’s’ten haber geçtiler. Tevafuka bak…!

İnananınız tam bir tevafuk oldu. Gerçi bir kesim

inanmaz ya… Moody’s, küresel enflasyonun

2022’de yüksek kalmasının, 2023’ün ikinci

yarısında ise ılımlı hale gelmesinin beklendiğini

açıklamış. Tıpkı yukarıda şahsımın yaptığı tahmin

gibi…

Devletler 2 yıllık pandemi sürecinin oluşturduğu

enkazı kaldırmaya çalışırken Rusya-Ukrayna savaşını

kucağında buldu. Rusya, başta Türkiye olmak

üzere Avrupa’nın enerji ithal ettiği ülkelerin

başında geliyor. Her ikisi, yani Rusya ve Ukrayna

aynı zamanda dünyanın en önemli gıda tedarikçileri…

Buğday ve ayçiçeğinde onlara bağlı olmayan

ülke neredeyse yok gibi. Fizikteki ‘bileşik

kaplar’ formülünde olduğu gibi dünyanın herhangi

bir yerinde tedarikte meydana gelen sıkıntı

her ülkeyi etkiliyor. Bizimkiler hala oturmuş,

tüm dünyanın meselesi haline gelen bu sıkıntı

üzerinden Erdoğan’a vurmaya çalışıyor. Vurun

da be kardeşim, biraz insaf...

Dünyanın meselesi sadece bu olsa, razıyız. Unutmamamız

gerekiyor ki pandemi ile birlikte yeni

bir dünya şekilleniyor. Asıl ona hazırlık yapmamız

gerekiyor.

Yeni şekillenen dünyada enerji, gıda ve iklim değişikliği

konuları hep konuşulacak. Devletler bu

meselelere yoğunlaşacak. Bu mesele beraberinde

yeni kutuplaşmalar, yeni güç dengeleri oluşturacak.

Biz ‘Türkiye artık bölgesel güç’ dediğimizde,

alabildiğince eleştiriliyoruz. Ama bakınız

Rusya-Ukrayna savaşını bitirecek tek ülkenin

Türkiye, tek liderin Erdoğan olduğu konuşuluyor.

Üstelik konuşanlar biz değiliz. Konuşanlar

Amerikalılar ve Avrupalılar. Suriye’de de, Irak’ta

da, Libya’da da artık Türkiye masaya oturmadan

sorun çözülemiyor. Peki, bölgesel güç olmazsanız

nasıl çözeceksiniz. Artık muhalif veya aşırı

muhalif fark etmez, herkesin bu gerçeği görmesi

lazım.

Türkiye kendinden emin yeni rotasına doğru

yol alırken, düşmanlar da boş durmuyor. Türkiye’yi

bölgesel güç olmaktan alıkoyup yeniden

müstemleke yapmaya çalışanlar, her türlü oyun

ve algı ile hükümeti kötülemeye devam ediyorlar.

Edecekler de…

Ha be kardeşim, bir de gerçekleri görseniz… Bir

de objektif olmaya çalışsanız… Bir de dünyanın

gidiş istikametini tahmin etseniz… Erdoğan’a

olan kininiz, sizi devlete-millete zarar verme

noktasına getirmiş. ‘Erdoğan gitsin de ne olacaksa

olsun. ‘diyorsunuz. Merak etmeyin Erdoğan

gidecek. Vakti saati geldiğinde gidecek. Az sabredin.

2023’te yeniden başkan seçildikten sonra

süresi doluyor. Şunun şurasında ne kaldı 2028’e.

Bakın adım gibi eminim, 2028 geldiğinde hakikati

görecek ve Erdoğan’ın süresini bir dönem

daha uzatabilmek için çaba sarf edeceksiniz.

Çünkü kendi 5.nesil uçağını yapan, kendi tankını

yapıp ihraç eden, kendi kıtalararası füzesini kahraman

ordusuna teslim eden, kendi otomobilini

üreten, tarımsal üretimde ülkesi ile yetinmeyip

bölgesini doyuran, gençlerin teknolojik buluşmalar

için birbiri ile yarıştığı o günün Türkiye’si,

bölgesel güç olmaktan öteye yeni bir hedefe doğru

yol alacak.

Kızıl Elma’ya.


KAPAK KONUSU

24

Ahmet Çakır

Beyzat Aksoy

GÜVEN VE KALİTESİYLE FARK YARATAN DÜNYA MARKASI…

TEMTAR Group Yönetim Kurulu Başkanı

Ali Sami YÜCE

İşe başladığı ilk yıllarda ihracat konusunda bilgi ve tecrübesi olmamasına

rağmen sabrı ve çalışma prensipleriyle başarı merdivenlerini

tek tek tırmanan, samimiyeti ve dürüstlüğüyle gönülleri

fetheden Ali Sami Yüce ile bizlere göre Konya’nın gözbebeği firmalarından

bir tanesi olmayı başaran ve Konya’nın ihracata açılan kapılarının

başında gelen TEMTAR Firmasını konuştuk. 3 kıtada 30 ülkeye

ihracat yapan TEMTAR Firması her geçen gün artan müşteri portföyüne

kaliteli ürünlerini en uygun fiyatlarla sunmaya devam etmekte.

Başarı sırlarının saygı ve güvene dayalı olduğunu belirten Ali Sami

Bey ekip ruhunun önemli olduğunu ve TEMTAR Group olarak bir

aile olduklarını dile getirdi.

Sizi tanıyabilir miyiz?

Öncelikle bana bu röportaj imkânını sunan Metropol

ailesine teşekkür ederim. Adım Ali Sami Yüce,

1983 Konya doğumluyum. Evli ve 2 çocuk babasıyım.

Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi Gazetecilik

mezunuyum.

TEMTAR firmasının kuruluş sürecini bizlerle paylaşır mısınız?

TEMTAR firması şuan beraber olduğum iki kardeşim

(İsmail Bey ve Mustafa Bey ) ile kurduğumuz firmanın

adıdır. Ancak TEMTAR’dan önce babamız

Ahmet Yüce tarafından kurulan Ahmet Yüce Tarım

Makinaları ve Yedek Parçaları Ltd. Şti. firması 1975

yılında kurulmuştur. Ana üretimi biçerdöver yedek

parçalarıdır. Bizde ikinci kuşak olarak babamızdan

aldığımız bayrağı daha üst seviyelere çıkartmak ve

uluslararası bir marka haline getirmek için 2005 yılında

TEMTAR şirketini kurduk. Biçerdöver yedek

parça üretiminin yanına balya yedek parçalarını da

ekleyerek ürün yelpazemizi daha da genişlettik. Son

olarak son 1,5 senedir de TEMTAR markası altında

tarım makinaları üretimine başladık. Şu anda

TEMTAR firması 5000 m2 kapalı alanda 3 kıta da

30 ülkeye ihracat yapmaktadır.


Temtar Group olarak diğer şirketlerden bahseder misiniz?

TEMTAR Group olarak 5 şirkete sahibiz.

Bunların adları TEMTAR Ltd. Şti. başta olmak

üzere, Ahmet Yüce Ltd. Şti. , Konlazer

Ltd. Şti, Harmaster Ltd. Şti. ve Konatti Ltd.

Şti. firmalarıdır.

TEMTAR Ltd. Şti. şirketinde biçerdöver, balya

yedek parçaları ve tarım makinaları üretmekteyiz.

Ahmet Yüce Ltd. Şti. şirketinde traktör yedek

parçaları üretimi ve alım satımı yapmaktayız.

Konlazer Ltd. Şti. şirketinde lazer kesim ve

büküm işlemleri yapılmaktadır.

Harmaster Ltd. Şti. şirketinde Biçerdöver elek,

sarsak, saç zıpka ve diğer saç aksam ürünleri

üretilmektedir.

Konatti Ltd. Şti. şirketinde ise çayır biçme

makinaları ve yedek parçaları üretilmektedir.

www.metropoldergileri.com 25


KAPAK KONUSU

26

Ürün portföyünüz nelerdir? Ürünleriniz hakkında bizleri

bilgilendirir misiniz?

TEMTAR firması olarak ana ürün portföyümüz biçerdöver

ve balya yedek parçaları üretimi ve ihracatını

yapmak. Bu parçalar genellikle mekanik aksam

parçaları olup mil, dişli, kasnak vb. parçalardır. Son

1,5 senedir de tarım makinaları üretimi yapmaktayız.

Tarım makinaları olarak da mibzer, mısır silaj

makinesi, chisel, kültivatör ve kanal açma makineleri

üretmekteyiz.

İlk ihracat deneyiminizi bizimle paylaşır mısınız?

Bundan 20 sene önce daha sosyal medya argümanları

bu kadar aktif değil iken ben ihracat yapmaya

karar verdim. Fakat ihracat nasıl yapılır hiçbir bilgim

ve tecrübem yoktu. Hepsini sahada tecrübe

ederek öğrendim. Buradan bana desteğini hiç esirgemeyen

babam, annem, eşim ve kardeşlerime bir

kez daha teşekkür ediyorum. Çünkü hiç kolay yıllar

değildi. Bir şeyler yapmak istiyorsunuz ama çalışıp

bir şey elde edemiyorsunuz. Fakat bu süreçte sevdik-


‘’3 Kıta,

30 Ülkede var

gücümüzle

çalışıyoruz…’’

lerim bana hep inandı ve güvendi bu yüzden haklarını

ödeyemem.

Tabi ilk ihracat tecrübemi de sizlerle paylaşmak

isterim. Ben üniversite eğitimimi tamamlayıp geldikten

sonra bilgisayarın başında müşteri ararken

babam bu konuda bana kızıyor ve üretime girip abilerime

yardım etmemi istiyordu. Bende dış ticaretin

bilgisayar başında yürüdüğünü ısrarla söylüyordum

ama sabır gerekli idi. İlk müşterimi hiç unutamam

Macaristan’dan bulmuştum. Ben müşterinin istedikleri

ürünleri proforma fatura hazırlayıp mail

attıktan 2 gün sonra müşterimiz hesabımıza fatura

tutarını komple yatırmıştı. Çok sevinmiştim ve

babama bulduğum müşterinin hesabımıza para

gönderdiğini söyleyince inanamamıştı. Adamlar

yapmadığın ürünün parasını neden sana gönderdi

diye çok şaşırmıştı ve o gün bugündür babam bana

iş konusunda bir daha hiç kızmadı, karışmadı ve

devamlı destek oldu.

Hangi pazarlara ihracat gerçekleştiriyorsunuz?

Avrupa ülkelerinde ağırlıklı doğu bloğu olmak üzere

Yunanistan, Ukrayna, İtalya, Romanya, Polonya,

Rusya, Sırbistan, Arnavutluk, Macaristan vb. ülkelere

ihracat yapmaktayız. Asya ülkelerinde Irak,

Ürdün, Arabistan, Azerbaycan, Özbekistan, Kırgızistan,

Kazakistan vb. ülkelere ihracat yapmaktayız.

Son olarak Afrika pazarında da Fas, Tunus, Cezayir,

Sudan, Libya, Mısır, Etiyopya, Kenya vb. ülkelere ihracat

yapmaktayız.

Yurt dışı satış faaliyetlerinizden bahseder misiniz? Satışlarınız

beklentilerinizi karşılıyor mu?

TEMTAR olarak yurtdışına satış yapmak için sosyal

medyayı aktif ve profesyonel kullanarak müşteri

buluyoruz. Tabi bunun yanında yurtdışı ve yurtiçi

fuarlara katılıyoruz. Son olarak da ülke ziyaretleri

yaparak müşterilerimizi kendi yerlerinde ziyaret

ederek yüz yüze görüşmeler yapıyoruz.

Diğer şirketlerimizde kendi ana sektörümüz dışında

değiller ve birbirine bağlı sektörler olduğu için

TEMTAR ile çalışan müşterimize diğer şirketlerimizden

bahsederek bir süper market hizmeti sunup

aynı müşteriye daha çok ürün satabilmekteyiz. Bu

yüzden satışlarımızın seviyesini her geçen gün artırarak

müşterilerimize en iyi hizmeti sunmaktayız.


KAPAK KONUSU

28

Sektörünüzün zorlukları neler?

Her sektörün kendine göre zorlukları vardır. Bizim

sektörün sıkıntısı girmiş olduğumuz bütün pazarlarda

Çin ve Hindistan ürünlerinin yaygın olması

ve bu ürünlerin fiyatlarının oldukça düşük olması.

Durum böyle olunca müşterilerimize fiyatlarımızın

onların fiyatlarından yüksek ama kalitemizin de

onlardan üstün olduğu konusunda ikna etmemiz oldukça

zor oluyor. Çünkü her ülkede tüccarlar ürünü

uygun fiyata alıp daha çok kazanç elde etmek istiyor.

Birde kalifiyeli personel bulmakta çok zorlanıyoruz.

Eskiden çıraklık okulundan gelen gençler vardı fakat

şimdiki sisteme göre bütün herkes okuyor ama

sanayi de usta olarak yetişecek eleman bulunamıyor.

Tabi okumaya karşı değilim fakat her birey kendi

içinde özeldir belki Türkiye’nin en yetenekli marangoz

ustası olacak çocuğu biz genç yaşta keşfedemiyoruz.

Çocukta bu özelliğinden habersiz olduğu için

yetenekli olduğu mesleği yapamadan üniversite mezunu

oluyor sonra evlilik iş telaşı derken bir yere memur

olarak atanıyor. Belki de çok yetenekli olduğu

marangozluk veya kalıpçılık mesleğinden kendinin

bile haberi olmadan uzak kalıyor. Herkes okumalı

ama üretimin aksamaması için kalifiyeli ve yetenekli

elemanları keşfedip üretime dahil etmeliyiz.

TEMTAR’ı rakiplerinden ayıran özellikleri nelerdir?

TEMTAR Group olarak biz bir aileyiz. Ekip ruhuna

çok önem veriyoruz.

En küçük yaştaki işçimizden en büyük yaştaki ustamıza

kadar herkes birbirine saygı ve sevgi besleyen

ve bunu üretime yansıtan, müşterilerimize en iyi ve

en kaliteli hizmeti sunan ve bunu birkaç senedir değil

yaklaşık 50 senedir sürdüren bir firmayız. Müşterilerimiz

ile ikili ilişkilere önem veren onların güvenini

yıllardır kazanan bir firmayız. Biz ikinci kuşak

olarak bunları sürdürüyoruz tabi temennimiz ve

isteğimiz 3. nesle de bunları öğretebilmek onlarında

müşterilerimize sıcak ve saygılı davranmalarını

sağlamak.

AR-GE çalışmalarınız hakkında bizi bilgilendirir misiniz?

Gelecek hedefleriniz arasında neler var?

TEMTAR Group bünyesine üretim ile alakalı birkaç

sektör daha eklemeyi hedefliyoruz. Yedek parça üretimimize

daha ucuz maliyet getirecek ve kalitemizi

daha da artıracak sektörler dahil edebiliriz, bunun

yanında tarım makinalarında da Türkiye’de henüz

yapılmamış olan büyük balya toplama makinesi

projelerini yürütüyoruz umuyorum seneye ürünümüz

çıkmış olacak.

Hedeflerimiz arasında ihracat yapmadığımız ülkelere

özellikle Kuzey ve Güney Amerika kıtalarına

ihracat yapmak var. Gerekirse bu ülkelere ziyaretler

yapabilir veya fuarlarına katılabiliriz.

2021 yılını sektörel anlamda değerlendirecek olsanız

neler söylersiniz? 2022’den beklentileriniz nelerdir?


2021 yılı malum pandemi yılıydı. Aksamalar olsa

da üretim ve ihracat durmadığı için yoğun bir çalışma

yılı olarak geçirdik. Çünkü Çin’deki konteynır

fiyat artışı müşterileri alternatif pazar arayışına

itti. Bizim ülke Çin’e alternatif olabilecek bir pazar

bu yüzden geçen sene pandemi olmasına rağmen

sadece tarım değil tüm sektörler yoğun bir çalışma

yılı geçirdi. Ancak 2022 yılı Ukrayna -Rusya savaşı,

küresel ekonomik kriz ve enerji krizi olarak hatırlayacağımız

bir sene olacak. Bu sebeplerden dolayı

hammadde fiyat artışları her hafta olmakta ve piyasa

tam oturmuş gözükmüyor.2022 yılı son çeyrek olarak

toparlanma yılı olursa 2023 yılı savaşında sonlanacağını

düşünürsek çok daha verimli geçeceğini

düşünüyorum.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Sizin vesileniz ile tüm TEMTAR ekibine ve aileme

teşekkür ediyorum. Gerçekten tüm millet olarak bu

son 2 senedir o kadar çok yıprandık ki Rabbim den

savaşsız, hastalıksız, ekonomik krizsiz mutlu, huzurlu

ve sağlıklı yıllar temenni ediyorum.

www.temtar.com.tr

@ temtar.knotter

@ temtarcom

www.metropoldergileri.com 29


RÖPORTAJ

30


www.metropoldergileri.com 31


RÖPORTAJ

32

Beyzat Aksoy

Gayrimenkul dünyasının

güvenilir ve çözüm odaklı markası

Erkan Başar Gayrimenkul ile tanışın…

Küçük ve mütevazi bir ofiste başlayan yolculuk deneyim ve tecrübe ile birleşerek başarı

dolu bir iş hayatına dönüşüyor. Azim, sabır ve özverili çalışması sayesinde Konya’nın sevilen,

güvenilir ve en çok tercih edilen firmalarından biri olmayı başaran Erkan Başar

Gayrimenkul’u sempatikliği ve yakışıklılığıyla tanınan firma sahibi Erkan Başar ile

konuştuk. Gayrimenkul sektörünün genel sorunlarını, seçimlerin sektöre etkilerini, fiyatlandırma

gibi konuları bizler için yanıtlayan Erkan Bey müşterileriyle güvene dayalı güçlü ilişkilerinin kurulması

ve bu güvenin devam ettirilmesi en önemli gayelerinden biri olduğunu sözlerine ekledi.


Erkan Başar Gayrimenkul

Firma Sahibi

Erkan BAŞAR

‘‘Tek farkımız

başarmamız...’’

www.metropoldergileri.com 33


RÖPORTAJ

34

Sizi tanımayanlar için öncelikle bizlere kendinizi

tanıtabilir misiniz?

1991 yılında 2 çocuklu bir ailenin 3.çocuğu olarak

dünyaya geldim. Üniversite yılları da dahil olmak

üzere eğitim hayatımın bütününü Konya’da tamamladım.

15 yaşında ticaret hayatıma başladım,

farklı sektörlerde hizmet verdikten sonra 2014 yılında

gayrimenkul sektörüne adım attım.

Erkan Başar Gayrimenkul ’un kuruluş

sürecinden bahseder misiniz?

2014 yılında tek başıma çıktığım bu yolculukta küçük,

mütevazi bir ofiste hizmet vermeye başladım.

Titiz ve şeffaf çalışma prensibiyle başladığım gayrimenkul

sektöründe bu ilkelerimi koruyarak her zaman

için şirketimi bir adım ileriye taşıdım. Bugün

ki şirket misyonumuzda marka değerimizi hep daha

yükseğe taşımaktır.

Gayrimenkul denildiğinde genelde insanın

aklına ev ya da iş yeri gelmektedir.

Gayrimenkulün kapsadığı satışı ya da

kiralaması yapılan taşınmazlar bunlarla

sınırlı mı?

Hayır, gayrimenkul geniş perspektifte değerlendirilmesi

gereken bir tanımdır. Ev, arsa, arazi, tarla,

dükkan gibi mallar, “gayrimenkul mallar” kapsamında

yer almaktadır.

Müşterilerinize sunmuş olduğunuz

hizmetler neler?

Müşterilerimizin satışını veya kiralamasını yapması

gereken gayrimenkullerinin profesyonel çekimlerini

yapıp kurumsal sayfaların yanı sıra güçlü ekip yapısıyla

birlikte sosyal medya hesaplarından gayrimenkullerin

reklamları yapılarak geniş müşteri kitlelerine

ulaştırılması sağlanmaktadır. Haftalık olarak


güncellenen gazete ve dergi

reklamlarıyla birlikte sponsorlu

reklamlar verilip satış-kiralama

süreci hızlandırılmaktadır.

Satış-kiralama

sürecinde en doğru fiyatın

belirlenerek ilerlenebilmesi

için ücretsiz ekspertiz hizmeti

de müşterilerimiz için

yapılmaktadır. Gayrimenkul

alım-satım işlemleri

sürecinde banka, kredi gibi

tüm prosedürler için müşterilerimizin

yanında olup

tüm bu işlemler titizlikle takip edilmektedir. Tapu

devrinin sorunsuz biçimde tamamlanması için tüm

tarafların işlemleri tarafımızca yapılıp tapu devri

gerçekleştirilmektedir.

Sektörünüze sunmuş olduğunuz yenilikler

var mı? Erkan Başar Gayrimenkul firmasını

rakiplerinden ayıran özellikleri nelerdir?

Gayrimenkul sektörüne farklı bakış açısı sağlayan

kurumsal çalışma yapımız ve müşteriye güven

veren prensiplerimizin yanında Konya ilinin her

bölgesinde, her bütçeye ve her talebe uygun geniş

portföyümüzün olması bizi seçilen gayrimenkul

şirketi yapıyor. 15 kişilik her biri alanında uzman

ekip arkadaşımız ile her müşteri ile her konuda

birebir ilgilenip tüm süreçlerde yanlarında bulunmaktayız.

Bu sebeplere bağlı olarak da en çok tercih edilen

şirketler içerisindeyiz.

www.metropoldergileri.com 35


RÖPORTAJ

36

Ülkemizdeki artışları enflasyon ile

kıyaslayacak olursak enflasyonun üzerinde

bir artış var mı? Varsa sebebi sizce nedir?

Tabiki de var, enflasyon ile kıyaslamaktan ziyade direkt

olarak enflasyona bağlı diyebiliriz. Çünkü döviz

kurları üzerinden belirlenen piyasa fiyatları yerli ve

milli üretim gücümüzün önüne geçerek ülkemizin

en büyük gelir kaynakları arasında olan inşaat sektörünü

tamamıyla olumsuz yönde etkiledi.

Gayrimenkul değerinin tespit edilmesi,

fiyatın belirlenmesi gibi problemlerle karşı

karşıya kalıyor musunuz? Bu konuda

danışanlarınızla nasıl bir yol izliyorsunuz?

Piyasaların hareketli olmasından dolayı belirlenmiş

olan fiyatların yüksek olması ve bunun yanı sıra

diğer mal sahiplerinin de bu fiyatlardan haberdar

olmasıyla birlikte doğru fiyat üzerine çalışmakta

zorlanıyoruz. Ekibimizde bulunan danışman arkadaşlarımızla

birlikte müşterilerimize haftalık

raporlar vererek gelen arz-talep ilişkisi üzerinde değerlendirmeler

yaparak fiyat güncellemelerine gitmekteyiz.


Sektörde yaşadığınız sıkıntılar nelerdir?

Sektörümüzün başlıca sıkıntılarından biri de mesleğimizi

ana meslek dalı olarak görmeyen kişilerin

mevcut müşteri potansiyeline ciddi şekilde zarar vererek

güvensizlik algısı oluşturması.

Ev alırken ya da satarken insanlar nelere

dikkat etmeli?

Doğru fiyat ve doğru satış pazarlama tekniklerini

kullanarak etkin satışlar yapılmaktadır. Profesyonel

bir firmayla çalışarak süreç en doğru ve hızlı şekilde

sonuçlanabilmektedir. Dolayısıyla alanında uzman ve

profesyonel ekip yapısına sahip firmalar tercih edilip

süreç şeffaflık ilkesi ile birlikte tamamlanmalıdır.

Erkan Başar Gayrimenkul’u bu kadar başarılı

kılan nedir?

Bizi gayrimenkul sektöründe başarılı kılan faktörlerin

en önemlisi de daha öncesinde güveni

kırılmış müşterilerimizin güvenini kazanabilmemizdir.

Bu güveni kazanabilmemizin sebebi de tamamıyla

şeffaf ve dürüst bir çalışma politikası ile

yol almamızdır.

Gelecekteki planlarınız neler?

Sektöre farklı perspektiften bakarak titiz ve şeffaf

çalışma prensibiyle çıktığımız bu yolda benimsenen

tüm ilkeler korunup, Erkan Başar Gayrimenkul’u

mevcut konumdan daima ileriye taşıyarak marka

değerimizi her zaman daha da yükseğe taşımak

olacaktır.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Tek farkımız başarmamız...

erkanbasargayrimenkul.sahibinden.com

@erkanbasargayrimenkul

+90(541) 365 25 46

www.metropoldergileri.com 37


38


www.metropoldergileri.com 39


RÖPORTAJ

40

Seycan Çakır

PROF. DR.

AYNUR ELHAN NAYIR

NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ

AHMET KELEŞOĞLU EĞİTİM FAKÜLTESİ

GÜZEL SANATLAR EĞİTİMİ BÖLÜMÜ MÜZİK EĞİTİMİ ABD

Prof. Dr. Aynur Elhan Nayır,

tüm hayatı sanatla yoğrulmuş,

sanatla iç içe büyümüş ve hayatını

sanata adamış bir kişilik.

Konyamızda sanat adına çalışmalarına

devam eden Aynur

Hanım, yetiştirdiği çocuklara da

kendi sanat aşkından bir parça,

bir iz bırakan çok değerli bir isim.

Konya için bir değer olan sevgili

Aynur Hocamız ile keyifli bir

röportaj gerçekleştirdik. Hayatı,

sanata olan aşkı, müzik tutkusu

ve daha fazlası için röportajımıza

göz atmayı unutmayın.

Keyifli okumalar.

Sizin tanımınızla Aynur Elhan Nayır kimdir?

Mustafa Kemal Atatürk

gibi bir lideri olan ülkenin

sanata ve sanatçıya

olan ilgisi ve sevgisi

zannımca hiçbir zaman

tükenmeyecektir

Sanatın her dalına aşık birisiyimdir. Bu da ailemden gelen bir

özelliktir. Babam Bakü Devlet Konservatuvarında uzun yıllar

Rektör Yardımcılığını üstlenen ve aynı konservatuvarın iki

farklı bölümünden (klarnet ve müzikoloji) derece ile mezun olmuştur.

Annem de yine Profesör aynı konservatuvardan müzikoloji

bölümünden mezun, teyzem Profesör ve Azerbaycan’ın

devlet sanatçısı, ünlü kemancıdır, kardeşim Bakü Müzik Akademisinin

Profesörü, yine müzikoloji bölümü mezunudur. Bunun

dışında dedem ressamlık bölümünden mezun olmasına

rağmen Azerbaycan halk müziğine belki de bizlerden daha iyi

hakimdi. O, çok güzel tar ve piyano çalardı. Kendisinin amatör

bir müzik topluluğu vardı ve Azerbaycan’da ünlü olan çok sayıda

sanatçı yetişmiştir.

Kısaca özetlemek gerekirse, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de

dediğim gibi, müzisyen bir ailede doğdum. Müzik eğitimine

5 yaşında başladım. 11 yıllık özel müzik okulunda piyano sı-


nıfından mezun olduktan sonra

1990 – 1995 yılları arasında Azerbaycan

Devlet Konservatuarında

eğitim gördüm, Müzik Tarihi ve

Teorisi Fakültesinden derece ile

mezun oldum. 1995 – 1996 yılları

arasında Bakü Müzik Akademisinde

(Azerbaycan Devlet Konservatuarı)

Öğretim Görevlisi olarak

göreve başladım 1995 – 1997 yılları

arasında Bakü Müzik Akademisinden

Mastır derecesi aldım.

1996 – 2001 yılları arasında Bilkent

Üniversitesi “Müzik ve Sahne

Sanatları” Fakültesinde Öğretim

Görevlisi olarak Türkiye’ye davet

edildim. Daha sonra Bakü Müzik

Akademisine dönerek 2003 yılında

Doktoramı bitirdim. Akademik

kariyerimi 2004 - Yardımcı

Doçent Doktor ve 2007 yılında ise

Doçent Doktor unvanlarını alarak

bu kurumda devam ettirdim. 2004

yılından Konya Selçuk Üniversitesi

Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar

Bölümü Müzik Eğitimi ABD’da

göreve başladım. 2012 yılında Türkiye

Cumhuriyeti Yüksek Öğretim

Kurumu tarafından düzenlenen

Doçentlik sınavını kazandım, 2018

yılında ise tekrar buradan Profesörlük

unvanlarını aldım. Dolayısıyla

akademik anlamda hep “çift

dikiş” olarak yürüdüm.

Aile olarak müzikle iç içesiniz,

bu sizin müziğe olan

ilginizi nasıl etkiledi? Olumlu

ve olumsuz yönleri neler?

Evet, sanat ortamında yetişmem

beni bir müzisyen olarak tabi ki,

çok etkiledi. Evimizdeki kütüphanemizde

sadece müzik ve sanat

kitapları değil, aynı zamanda aklınıza

gelebilecek müzik tarihine ait

tüm muhteşem eserlerin plakları

da mevcuttu. Annem ve babam bu

birikimi öğrenciliklerinden itibaren

toplayarak bana ve kardeşime

miras bırakmıştı. Bizim evde dönemin

ünlü yazarları, bestecileri

ve müzisyenleri sıkça soframızda

toplanırdı. Bu sanat ve müzik

ortamlarında her türlü sohbet ve

tartışmalara şahit olurdum. Şimdi

o zamanları düşündüğümde ne

kadar şanslı biri olduğumu anlıyorum.

Tabi ki, böyle bir ortamda

yetişmek tam da kişiliğimin gelişimi

döneminde çok etkileyiciydi.

Ama diğer taraftan da müzisyen

olmama karar veren ailem oldu.

Şimdi düşündüğümde bu seçimi

çocuğa bırakmak ne kadar doğru,

o da tartışılır. Çünkü müzisyenlik

çocuk yaştan itibaren çok fedakârlıklar

gerektiren bir meslektir. Mesela,

yaşıtlarım sokakta oynarken

ben piyanonun başında saatlerce

egzersiz çalışmak zorundaydım.

Benim hayalim ressam olmaktı.

Dedemden gelen bir yetenek bana

da geçmişti demek ki. Ama diğer

taraftan müziği de çok seviyordum

ve bu konuda başarılıydım.

Tabi ki, yıllar sonra iyi ki, müzisyen

oldum diyorum. Fakat resim hep

hobi olarak hayatımda kaldı. Ailemin

müzikle iç içe olmasının en önemli

olumsuz tarafı ise bu aileyi laikince

temsil edebilme sorumluluğudur. Bu

hep en iyisi gayreti ve çabası içerisinde

olma, üzerimde bir baskı haline

geliyordu. Benim büyük oğlum da

müzisyendir. Marmara Üniversitesi

Bestecilik ve İstanbul Teknik Üniversitesi

MİAM’da ses mühendisliğinden

yüksek lisansını tamamladı. Şimdi

bu aile sorumluluğunun yükü onun

da omuzlarında. Küçük oğlum farklı

meslekten olmasına rağmen genetik

kodlar onu da rahat bırakmadı. O da

çok güzel saksafon ve gitar çalıyor.

Eşimden yana çok şanslıyım. Çünkü

kendisi müziğe aşık birisi. Çok güzel

bağlama, ut, klarnet, keman çalar. O,

tamamen doğal bir yetenek, çünkü

kendi merakı ve tamamen müziğe

olan ilgisi sayesinde kulaktan çalıyor.

Müzisyenlik çocuk

yaştan itibaren çok

fedakârlıklar gerektiren

bir meslektir

www.metropoldergileri.com 41


RÖPORTAJ

42

İlk olarak ne zaman kendinize müzik ile ilgili

kariyer hedefi belirlediniz?

Lise döneminde artık ne istediğimi biliyordum. Yani

kesinlikle müzisyen olacağıma karar vermiştim. Zaten

müzik böyle bir şey, çocuğunuzun küçük yaşlardan

müzisyen olarak yetişmesini istiyorsanız biraz

ısrarcı olmalısınız. Çünkü bu bilinç 7. veya 8. sınıftan

sonra gelişir. Eğer bir gün çalgınıza çalışmadığınızda

bu durum sizi rahatsız etmeye başlıyorsa artık bu

bilince sahipsiniz anlamına gelmektedir. Benim piyanoyla

tanışlığım 5 yaşında başlasa da 8. sınıfa geldiğimde

bölümümü değiştirmeye ve müzik teorisi

bölümüne geçmeye karar vermiştim. Bununla ilgili

dilekçemi müdür yardımcısına verdiğimde piyano

hocamı da odasına davet ederek benimle uzun bir konuşma

yaptı. Okulumuzun müdür yardımcısı müzik

gecelerinde ve piyano sınavlarından beni yeterince

tanıyordu çünkü. Piyanoyu kesinlikle bırakmamam,

gerekirse iki bölümde aynı anda okumam konusunda

her iki hocam da beni ikna etti. İkisi de artık bu

hayattan göçen insanlar. Allah her ikisine de rahmet

eylesin. Ama hocalarımın verdiği bu karar benim hayatımı

çok etkiledi. Onlara minnettarım.

Resim de aynı müzik gibi

çok büyük zaman ve

çaba isteyen bir sanat

dalıdır


Aynur Hocam müziğin yanı sıra tasarıma da

oldukça meraklısınız. Bu ilginiz nasıl gelişti?

Dediğim gibi çocukluğumda dedeme çok özenirdim.

Onun resimlerini gördüğümde kesinlikle ressam olmalıyım

diyordum. Resim yeteneğim hep vardı. Bu da kendisini

farklı şekillerde göstermeye başladı. Çocukken resim

kurslarına da gidiyordum. Tabi sonra piyano derslerime

engel olduğu için bırakmak zorunda kaldım. Çünkü resim

de aynı müzik gibi çok büyük zaman ve çaba isteyen bir sanat

dalıdır. Doçentlik sınavından sonra kendime “çini boyama”

kurslarına gideceğime dair söz vermiştim. Kurslara

başladım ve bu işten çok büyük zevk aldım. Daha sonra seramik

işine merak saldım. Her zaman mobilya tasarımı ve

geri dönüşüm işleri ilgimi çekiyor. Bu tür

uğraşılar benim ruhumu dinlendiriyor ve

yeni bir şeyler üretmek çok iyi geliyor. Görsel

sanatlar hayatımda her zaman olacak.

Müzik eğitiminin yaşı var mıdır?

Müziğe ilgisi olan çocukları aileler

nasıl yönlendirmeli?

Müzik, başta dil gelişimi olmak üzere,

sosyal gelişim, kişilik gelişimi, zihin gelişimi

ve duygusal gelişime açıkça katkıda

bulunmaktadır. Okul öncesi yaş grubunun çocuğun

bütün hayatında etkili olduğunu uzmanlar tarafından

defalarca vurgulanıp kanıtlandığını biliyoruz. Erken

yaşta müzik eğitiminin de bu anlamda katkısı oldukça

büyüktür. Dünyanın birçok ülkesinde önde gelen Suzuki,

Kodally ve Orff metotlarıyla müzik eğitimini 1,5 yaş

grubuyla başlatan okullar bulunmaktadır. Erken yaşta

müzik eğitimine başlanmasının ana hedefi profesyonel

müzisyen yetiştirmek değil, çocukta etkin ve sağlıklı bir

gelişimi elde edebilmektir. Bu yüzden biz eşimle “Aşkan

Güzel Sanatlar, Kültür ve Spor Çocuk Akademisi”ni kurduğumuzda

hayallerimiz ve hedeflerimizi bu doğrultuda

tutmaya çalıştık. Bu yola “yeteneksiz çocuk yoktur, yeter

ki, keşfedilsin” sloganıyla çıktık ve çocuklarımızı sanata

ve spora teşvik etmek için halen de elimizden geleni yapıyoruz.

Bizim eğitim kurumumuzda Milli Eğitim Müfredatı

dışında, çocuklar her gün sanat ve müzik derslerini

onlara ayrılan sınıflarda ve çoğu zaman da okulumuzun

geniş bahçesinde görüyorlar. Bu kurumda Güzel Sanatlar

Koordinatörlüğünü üstlenerek çocuklarımızı enstrüman

eğitimine de yönlendiriyorum. Her dönem sonu “rapor”

konserler ve dinletiler yapıyoruz ki, çocuklarımız “sahne

tozu”na alışsın. Bu aynı zamanda özgüven duygusunu da

arttırarak çocuklarımızı sanat ortamına hazırlıyor. Çocuklarımıza

her ay bir müzik enstrümanının tanıtımını

yapıyoruz. Bunu da bu işin uzmanını davet ederek önce

tanıtım ve daha sonra da bu çalgı aracılığıyla bir dinleti

veriyoruz. Çocuklarımızın müziğe olan ilgisi inanılmaz,

hiç ses çıkarmadan konseri baştan sona büyük bir ilgiyle

dinliyorlar.

Ama bunun yanında tabi ki, her yaşta sanatla ve özellikle

de müzikle uğraşmak insan ruhuna iyi gelir. Hiç unutmuyorum

benim 45 yaşında sanata aşık akademisyen bir

piyano öğrencim vardı. Onunla saatlerce müzikten ve

sanattan bahsederdik. Derslerimiz çok zevkli ve verimli

geçiyordu. Yani demek istediğim müzik ve genel olarak

sanat eğitiminin yaşı yoktur. Yeter ki, istek ve çaba olsun.

Müzik, başta dil gelişimi olmak üzere,

sosyal gelişim, kişilik gelişimi, zihin

gelişimi ve duygusal gelişime açıkça katkıda

bulunmaktadır

Müzik yeteneği sonradan

geliştirilebilir mi sizce?

Yetenek faktörü o kadar farklı ve kişiden kişiye değişiklik

gösteriyor ki, mesela bir “genetik yetenek” var. Genelde

anne veya babadan geçildiği düşünülen bir yetenektir bu.

Hep anne veya baba müzisyense çocuğun müzik yönünde

yeteneği var diye kabul ediliyor. Aslında bu durum tartışılır.

Çünkü çocuk genetiği dışında bir de müzik ortamında

büyüyor. Yani istese de istemese de evdeki ortam ve sürekli

müzik seslerine, iyi anlamda maruz kalması çocuğun hem

müzik, hem de estetik zevkini geliştiriyor. Tabi bunun

yanında “doğal yetenek” var. Bu işin tamamen başka bir

boyutudur. Ama ben müzik yeteneğinin tüm bireylerde

olduğunu düşünüyorum. Çünkü müzikal kulağı bile olmayan

birisinin ritim duygusu mutlaka vardır. Sadece

geliştirilmesi ve doğru yönlendirilmesi çok önemli. Bazı

çocuklarda “iç kulak” dediğimiz bir durum söz konusu

oluyor. Mesela bir şarkıyı içinden söyleyebiliyor ama dışarı

çıkardığında farklı şekilde söylüyor. Bu durum kesinlikle

geliştirilebilir. Fakat yetenek dışında müzik eğitiminde en

önemlisi çalışma disiplinidir. Böyle bir disiplininiz varsa

kesinlikle müzik alanında başarışı olursunuz.

www.metropoldergileri.com 43


RÖPORTAJ

44

Son yıllarda ailelerin Güzel Sanatlar alanına

yaklaşımı nasıl? Çocuklarını bu alanlara yönlendirip

destekliyorlar mı?

Bu durum aileden aileye değişiyor tabi. Maalesef son

yıllarda güzel sanatlar alanında ailelerimizin çocuklarımıza

destek konusunda ilgisiz buluyorum. Bunu

bazen üniversitelerin yetenek sınavlarında bile görüyoruz.

Birçok öğrenci adayımız bize ikinci üniversitesini

ve istediği mesleği okumak için geliyor. Neden

diye sorduğumuzda ise aile baskısının, “önce meslek

edin, sonra müzik okursun” gibi cümlelerini duymak

gerçekten çok acı veriyor. Aslında zor olan müzik okumaktır.

Çünkü müzisyenlik yılların birikimi ve çalışmasıyla

ortaya çıkan bir durumdur. Mesela, Avrupa

ve eski Sovyetler döneminin tüm ülkelerinde müzisyen

olmak bir ayrıcalık ve bunun için hayatından çok

ödün vermek gerekirdi. Ülkemizde müzik, genellikle

çocukların hayatında profesyonel anlamda değil, hobi

amaçlı yer alıyor.

Ama bu durum tabi ki, herkes için geçerli değil. Çocuklarının

arkasında duran ve güzel sanatlar alanında

destekleyen ailelerimiz de az değil. Tabi ki, bu ailelerin

çocuklarını yetiştirmeleri için yeterince müzik eğitimi

kurumları ve nitelikli müzik elemanlarına da ihtiyaç

var. Bu kaliteyi yükseltmek için de çocuklarımızı müzik

alanına yönlendirmemiz şart. Yani bu durum birbiriyle

ilgilidir ve toplumun bu konuda bilinçli olması

çok önemli.

Müzik dünyasına kazandırmış olduğunuz çeşitli

kitaplarınız ve makaleleriniz mevcut bunlardan

bahsedebilir misiniz?

Ben müzik eğitimimi Azerbaycan’da tamamlasam da

tüm akademik kariyerim boyunca Türkiye’de çalıştım.

Dolayısıyla benim bu ülkeye çok borcum var. Bir eğitimci

olarak da bu borcumu yazdığım kitaplar, yaptığım

seminerler, uluslararası kongreler, sunduğum eğitimler ve

yetiştirdiğim öğrencilerle ödemeye çalıştım. Yetiştirdiğim

öğrencilerimle yıllar sonra aynı müzik kurumunda artık

meslektaş olarak çalışmam veya farklı eğitim kurumlarında

karşılaşmam beni çok gururlandırıyor.

Türkiye’de yayımladığım “Müziğin Temel Kuramları”

Ankara - 2008,

“Armoni” Konya - 2010,

“Uygulamalı Temel Müzik Bilgileri” - 2012,

“Armoni, klasik bati eğitimine Rus ekolü yaklaşımları” -

2012,

“Solfej 1 – Piyano Eşlikli Tonal ve Modal solfejler” - 2013,

“Solfej 2 – Çoksesli Tonal ve Modal solfejler” - 2014,

“Dikte çalışmaları. CD destekli ritmik, tonal, modal ve

caz müziğinden esinlenmiş dikteler” - 2015,”

Temel Müzik Teorisi Soru Bankası” – 2017

kitaplarımın bazılarının 2. ve 3. basımları da çıkmıştır.

Bakü’de yayımladığım “Muassir Devrin Solfecio Sistemleri”

– 2006 ve kardeşimle birlikte yayımladığımız

“Musiginin Elementer Nezeriyyesi” – 2017 kitaplarım

mevcuttur.

Bunun dışında Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde ve yurtdışında

Barselona, Lizbon, Prag, Bakü vb. gibi şehirlerde

katıldığım kongre ve sempozyumlarda hem Türk, hem

de Azerbaycan müziği ve eğitim sistemleriyle ilgili sunumlarda

da bulundum.

Konya’da yaşadığım süreçte Mevlana Celalettin

Rumi’nin hayatı ve sofizm felsefesi ilgimi çok çekti. Bununla

ilgili Bakü’de düzenlenen uluslararası “Muğam”

sempozyumlarında bildiriler yaptım ve oradaki dergilerde

bu konuyla ilgili makaleler yayımladım.

Müzik Bölümünü tercih etmek isteyen gençlere

tavsiye ve önerileriniz neler olur?

Çok okumalarını ve araştırmalarını tavsiye ederim.

Çünkü müzik, bir sanat dalı olması dışında hem bir

eğitim aracı, hem de bir eğitim alanıdır. Bu nedenle

müziğin hem geçmişini, hem kendi kültürümüzdeki

yerini, hem de farklı kültürlerdeki müzik türlerini


ilmek ve araştırmak bir müzisyen için önemlidir. Aynı

zamanda bireyin müziğin estetik zevkini ve müzikal

hafızasını geliştirmek için müzik eserlerini dinlemesini,

çeşitli konserlere katılmasını sağlamak lazım. Aslında

şimdiki gençler çok şanslı. Çünkü teknolojinin tüm imkanları

ellerinin altında. Artık tüm haberlere veya merak

ettiğimiz her şeyin cevabına internet sayesinde erişebiliyoruz.

Online olarak katılabileceğimiz etkinlikler mevcut.

Konserleri, canlı yayınlar sayesinde takip edebiliyoruz

ya da yurt dışındaki bir sergiyi internet sayesinde üç

boyutlu olarak gezebiliyoruz. Elektronik ortam sanatın

her dalıyla bizimle. Yeter ki, istek ve araştırmacı ruh olsun.

Hayallerinizi besleyen ya da hayallerinizi gerçekleştirme

yolunda sizi motive eden şarkı ya

da bir eser var mıdır?

Çok ilginç bir soru. Müziğin her türünü dinler ve severim.

Klasik müzik ve caz müziği eserlerinden oluşan bir

müzik listem var. Ben köklerine bağlı biriyim aynı zamanda.

İnsanın kökü onun müzik kültürüyle, sanatıyla

yoğrulmuştur diye düşünüyorum. Bu nedenle Azerbaycan

halk türküleri benim vazgeçilmezimdir. Türk halk

müziğini de çok seviyorum. Aynı köklerden geldiğimiz

için ortak türkülerimizi dinlemek de ayrı bir zevk benim

için. Yani anlayacağınız benim için müzik ayrımı yoktur.

Bu sorunuzun cevabı da her halde “o anki ruh halime

bağlı olarak” olacak.

Son yıllarda sanatın ve müziğin gelişimi hakkında

neler söylemek istersiniz?

Günümüzde insanların yaşam ve algı biçimlerini etkileyen

en önemli unsur dijitalleşmedir. Bu durumlar sanat

alanında da devrim niteliğinde değişimler yaşattı. Sanatın

dinamik yapısı sanatçıların yeni arayışları ekseninde

kültürel dönüşümler paralelliğinde seyrini devam ettirdi.

Yeni teknolojilerin sağladığı olanaklar ile tüm verilerin

farklı bir dile çevrilmesi fiziki mekan ve zaman

kavramının dahi eski anlamlarını yitirdiği söylenebilir.

Dijitalleşme ile beraber sanatın sunulması, dağıtılması ve

tüketimi klasik anlamda ortadan kalktı. Diğer yandan

“tüketim toplumu” olma seviyesi arttıkça artık ünlü olmak

da çok kolay oldu. Milyonlar tarafından dinlenmek

çok kolay olduğu için bir anda unutulup yok olmak da

çok kolay oldu. Bu durum, gerçek anlamda mesleği icra

eden sanatçıları kötü yönde etkiliyor. Yani bu durumun

hem olumlu, hem de olumsuz yönleri var. Teknolojik

imkanlarla günümüzde artık “master class” ve konserler

uzaktan verilmektedir. Özellikle pandemi döneminde

dünyaca ünlü büyük sahneler kapılarını dijital mekanlara

sonuna kadar açarak ayakta kalmak ve sanatlarını

sergilemek için büyük çabalar sarf etti.

Ülkemiz de dünyada olduğu gibi bu dijitalleşme ve teknolojik

imkanlara ayak uydurmaktadır. Bunun dışında

ülkemizde yeni yetenekli sanatçı kadrolarımız yetişmektedir.

Ülkemizin birçok ilinde müzik eğitimi kurumlarının

artması ve yeni orkestra topluluklarının kurulması

çok umut verici. Sanat yaşadığı sürece insanlık da yaşayacaktır.

Son olarak da Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözleriyle

noktayı koymak isterdim: “Bir millet sanattan ve sanatkârdan

mahrumsa tam bir hayata malik olamaz. Böyle

bir millet bir ayağı topal, bir kolu çolak, sakat ve alil bir

kimse gibidir. Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından

biri kopmuş olur”. Böyle bir lideri olan ülkenin

sanata ve sanatçıya olan ilgisi ve sevgisi zannımca hiçbir

zaman tükenmeyecektir.

www.metropoldergileri.com 45


HABER

46

Bugün birçok konuda eleştirilen Z kuşağı,

elbette bir önceki kuşaktan pek

çok yönüyle ayrışıyor. Her kuşağın

farklı bir ruhu, farklı bakış açıları,

farklı davranış biçimleri ve beğenilerinin

olduğunu hatırlatan Uzman Psikolog

Selin Karabulut, “Z kuşağı, kendi

benliğine daha çok odaklanan, dijital

teknolojilerle iç içe bir kuşak. Neredeyse

gününün çoğunu akıllı cihazlarla geçiren

çocuklar ve gençler, sezgisel bilgileri

kullanmaya pek de ihtiyaç duymuyorlar

artık. Onları daha iyi anlamak için,

her dönemin ruhunun, koşullarının

farklı olduğunu ve bunun da kuşakları

dönüştürdüğünü unutmamalıyız”

açıklamasında bulundu.

Z KUŞAĞINA

kızmak yerine

anlamaya çalışın

Şehirler giderek kalabalıklaşıyor, bu kalabalık kent yaşamı ise herkesi

ruhsal ve fiziksel açıdan etkiliyor. Z kuşağının farklı yaşam

alışkanlıkları, ekonomik koşullar ve pandeminin de olumsuz etkileri

var. Görme, işitme, koklama, tatma ve dokunma duyularıyla

günlük yaşamın sürdürüldüğünü belirten Uzman Psikolog Selin

Karabulut, “Aslında altıncı duyu olan sezgi ve duyguları kent yaşamında

göz ardı edebiliyoruz” dedi.

Z kuşağı 6. duyusunu kullanmıyor

Sezgilerin insanlara verdiği bilgilerin en güzel

yansıması, günlük yaşamdaki farkındalığımızı

artırması olduğunun altını çizen Uzman

Psikolog Selin Karabulut, “Örneğin bir

bankada arkamızda birilerinin olduğunun

farkında olup buna göre dikkatli, özenli ve uygun

hareket etmeyi, geri döndüğümüzde onlara

çarpmamak için o mesafeyi hesaplamayı sezgilerimizle

sağlıyoruz. Burada tabii nezaket ve görgü

kurallarının da sezgisel bilgilerimize dahil olduğunu

söylemeliyiz. Ancak günümüzde, özellikle Z kuşağında

(1997-2012 yıllarında doğanlar) sezgisel bilgilerin neredeyse

hiç kullanılmadığını gözlemlemek mümkün. Belki

de bugüne kadar sezgisel bilgilerine ihtiyaç duymadılar, ihtiyaç

olmayınca bu duyularını da geliştiremediler. Kulaklıkla

müzik dinlerken sesin dışarıya taşacak kadar açılıp başkalarını

rahatsız edebi- lecek olması ya da metrobüste oturan

bir gencin, yanında ayakta duran

yaşlı birini fark etmemesi… Günlük

hayattan çoğaltabileceğimiz

bu gibi örnekler, Z kuşağında altıncı

duyunun kullanımının çok

düşük olduğunu gösteriyor. Bu

durum empati yeteneğinin gelişmesini

engellerken, kent yaşamında

hep arzu ettiğimiz o

nezaket kültürünün yaygınlaşmasının

da önüne geçiyor”

açıklamasında bulundu.


Her kuşağın ruhu farklı

Z kuşağının farkında olunması gerektiğini hatırlatan

Uzman Psikolog Selin Karabulut, “Bizim kuşak gibisi var

mı, nerede o eski günler gibi kalıplaştırdığımız savunma

söylemlerinden vazgeçmeliyiz. Çünkü farkındayız ki her

kuşağın farklı bir ruhu; farklı bakış açıları, farklı davranış

biçimleri ve beğenileri var. Z kuşağı, kendi benliğine

daha çok odaklanan, dijital teknolojilerle iç içe bir kuşak.

Analitik düşünme becerileri, satış ve pazarlama kabiliyetleri,

yaratıcılıkları belki de bu sebeple bizlerden daha

gelişmiş. Gününün çoğunu akıllı cihazlarla geçiren çocuklar

ve gençler, sosyal ilişkilere, üç boyutlu problemlerin

çözümüne, sözel ve bedensel iletişime, sezgisel bilgileri

kullanmaya neredeyse ihtiyaç duymuyorlar artık.

Hatta duygularını dahi ‘emoji’ dediğimiz görsel ifade biçimleriyle

gösteriyorlar. Sezgisel bilgiyi kullanma ve işe

yarar kılma yeteneği; yani duygusal zekâ, Z kuşağında

da var ancak geçmiş kuşaklarda olduğu gibi güçlü değil”

hatırlatmasında bulundu.

Z kuşağını anlamaya odaklanmak

önemli

Değişimin hayatın olağan akışında olan bir gerçeklik olduğunu

dile getiren Selin Karabulut, “Yenilenen koşullara

göre hayatımız da yeni bir form kazanıyor ve her yeni

koşulda formumuzu değiştiriyor, dönüştürüyoruz. Bu

yüzden, 35 yaş üstü insanların (X ve Y kuşakları) artık

kızmak yerine Z kuşağını anlamaya odaklanmaları, onlarla

kıyaslama yapmak yerine ev ve sosyal yaşamlarında

uyumlu olmayı denemeleri her zaman için daha sağlıklı

sonuçlar getirecektir” dedi.

Nezaketinizden vazgeçmeyin. Kent yaşamı ve yaşadığınız

koşullar sizi daha kızgın ya da daha tepkisiz

yapmış olsa da nezaketinizden uzaklaşmayın ve duyarlı

olmaya, fark etmeye devam edin. Hepimiz aynı dünyada

var olmaya çalışıyoruz.

Ruh sağlığınızı ihmal etmeyin. Eğlenmek, haz almak,

keyif duymak, dinlenmek gibi önemli duygusal

ihtiyaçlarınızı ihmal etmeyin

Konfor alanınızı değiştirin. Yeri geldiğinde genişletin,

yeri geldiğinde daraltın. Her gün araba kullanmak

sizi trafikte daha öfkeli yapıyorsa ulaşım için farklı alternatifler

geliştirmek size daha iyi gelebilir.

Aklınızın ve mantığınızın sesini dinleyin. Sezgilerinize

güvenin ve onları kullanmaktan çekinmeyin. Otomatik

cevaplar vermek yerine durun, nefes alın, bekleyin, düşünün

ve öyle cevap verin. Ve hatta bazen susun ve gülümseyin.

Çocuklarınıza adalet duygusunu aşılayın. ABD’de

ebeveynler çocuklarına çok küçük yaşlardan itibaren

insan haklarını ve mülkiyet haklarını aşılıyorlar. “Arkadaşlarına

bağırmaya hakkın yok, bir canlının canını

yakmaya hakkın yok, komşunun bahçesinden izinsiz

meyve almaya hakkın yok” gibi hayatın içinden pek çok

söylem çocukların bu konudaki farkındalıklarını yükseltmelerine

yardımcı oluyor. “Bağırma!” yerine “Sesinden

rahatsız oluyorum” veya “Başkalarına bağırmaya

hakkın yok” cümleleri daha güzel, ne dersiniz?

Z kuşağını anlamanın 4 yolu

• Standart bakış açılarının dışına çıkmaya

çalışın,

• Yeniliklere ilgi duyup farkında olun,

• Bilmediğiniz, tanımadığınız kelime, iş, uğraş

veya kişileri öğrenmeye çalışın,

• Aynı işyerinde çalıştığınız iş arkadaşlarınıza

“iş arkadaşı” muamelenizden vazgeçmeyin.

Kent yaşamında kendinizi daha iyi

hissetmek için 6 öneri

Anlamaya çalışın. Kuşaklar arası çatışmaların

temel nedeni empati yoksunluğundan geliyor. Yaşadığınız

geçmiş size aitti. Her kuşağı kendi koşullarında

değerlendirip anlamaya özen gösterin ve

kıyaslama yapmaktan kaçının.

www.metropoldergileri.com 47


RÖPORTAJ

48

Canan Şayır

Beyzat Aksoy

RR PT STUDIO

ile hayal ettiğiniz

sağlıklı vücuda

kavuşmak mümkün…

Hayatının neredeyse tamamını

sporun içinde geçiren Fitness/

bodybuilding eğitmeni Tezer

Kılıç, birebir antrenmanları ile

sizi arzu ettiğiniz sağlıklı vücuda

ve görünüme ulaştırıyor.

Sporu hayatının merkezi olarak

gören Tezer Kılıç vücut geliştirme

yarışmalarında elde etmiş

olduğu başarılarıyla da göz

doldurmakta. RR PT STUDIO

sahiplerinden Dünya 2.si Tezer

Kılıç ile spor ve fitness üzerine

konuştuk. Hem sağlık açısından

hem de fitness sporunun devamlılığı

ve verimliliği açısından

sabırlı ve istikrarlı olunması gerektiğini

sözlerine ekleyen Tezer

Bey ayrıca su tüketiminin de çok

önemli olduğunu belirtti.

Spor Eğitmeni

RR PT STUDIO Ortağı

Tezer KILIÇ

‘‘ Spor

benim için

bir yaşam biçimi…’’

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Adım Tezer Kılıç, 13 Mart 1987 Konya doğumluyum ve

Konya’da yaşamaktayım. Okul eğitimlerimi Konya’da

aldım, Selçuk Üniversitesi mezunuyum. Yaklaşık yirmi

beş yıldır spor hayatımda büyük bir yere sahip. Küçük

yaşlarımda başlayan spor hayatım, hayatımın merkezi

oldu. Basketbol ile başlayan spor yaşantım, Fitness/

Bodybuilding ile devam etti. Şu anda vücut geliştirme

sporu ile spor hayatıma devam edip, hem bu sektörün

antrenörlüğünü yapmaktayım hem de aktif şekilde vücut

geliştirme yarışmalarında Konya ve Türkiye’yi temsil

etmekteyim.

Spor hayatınız ya da spora olan merakınız nasıl

başladı?

Küçük yaşlarımda basketbol branşı çok hoşuma gider

ve basketbol topunu potaya yetiştirmek için çabalardım.

İlerleyen zamanlarda Konya’da farklı kulüplerde uzun

yıllar top koşturdum. Basketbolda 3.ligde oynadığımız

zamanlarda top idmanları haricinde crossfit ve ağırlık

antrenmanlarımız da oldu. Basketbolu bırakma kararı

aldıktan sonra sporsuz kalamadım ve fitness/bodybuilding

branşı ile ilgilenmeye başladım. Uzun boylu, zayıf

biriydim. Zamanla güçlenmeye ve vücudumun şekillenmesiyle

bu branşa daha çok bağlandım. Yıllarca emek


emek yapılan idmanlar, diyetler ve bunların istikrarlı

şekilde devam etmesi beni bu noktalara getirdi. En başta

dediğim gibi zaman içerisinde hayatımın merkezi oldu.

Fitness eğitmeni olmaya nasıl karar verdiniz?

Eğitmenlik süreci için almış olduğunuz eğitimlerden

bahseder misiniz?

Fitness/bodybuilding eğitmeni olmaya Konya’da bu alanda

açık olduğunu düşündüğüm için karar verdim. Birçok birey

gibi üye olarak gittiğim spor salonlarında memnun kalmadığım

durumlar oldu. Daha iyisini yapmak için vücut geliştirme

federasyonundan antrenörlük eğitimlerimi aldım ve her yıl

yeni bilgiler edinmek için düzenli eğitim ve seminerlere katılmaya

gayret gösteriyorum. Hem beslenme hem de Personal

Tranining(Kişisel antrenman), SST Training, Crossfit Training

gibi antrenman teknik ve planlama eğitimleri aldım.

Katılmış olduğunuz yarışmalar ve bu yarışmalarda

elde ettiğiniz dereceleriniz var mı?

Evet. Vücut geliştirme sporu ile ilgilenmeye başladığımda

yarışmaların olduğunu öğrendim ve kendime hedefler belirledim.

Yalnız başlangıçta çok zayıftım ve istediğim vücuda sahip

olmak bir hayli zaman aldı. Ve sonunda 2018 yılında karar

alıp ilk yarışma için Kıbrıs’ta düzenlenen Wabba MR Universe

Dünya şampiyonasına hazırlandım. İlk yarışmamda ülkemize

ve Konya’mıza kendi sıkletimde Dünya 2.liğini kazanarak gelmek

çok güzel bir gururdu benim için. 2019 yılında kendi gelişimim

için yarışmayıp 2020 yılında yarışma kararı aldım yalnız

Covid sebebi ile 20 gün gibi kısa bir süre kala yarışmamız

iptal oldu. 2021 yılında tekrar yarışma hazırlığına başladım ve

kendi sıkletimde 2021 yılı Türkiye Şampiyonu oldum. Bu şampiyonluğun

ardından 2021 Kasım ayında milli takımımız ile

İspanya Dünya Şampiyonasına katıldım. İspanya’da kendi sıkletimde

Dünya 6.lığı ile ülkemize geri döndüm. Şuanda kendi

sıkletimde Türkiye’ de yapılan en iyi dereceye sahip bir sporcu

olmak benim için çok büyük bir gurur kaynağıdır.

Fitness’a yeni başlayan insanların sıklıkla

yaptığı hatalar nelerdir?

Antrenörlük yaşantım boyunca karşılaştığım kadarı ile

@rr.ptstudio

@rr.ptstudio

insanlarımız çok aceleciler. Hemen sonuç olsun düşüncesindeler.

Yalnız hem sağlık açısından hem de bu sporun

devamlılığı ve verimliliği açısından sabırlı ve istikrarlı

olmaları gerekmektedir.

Danışanlarınız nasıl bir eğitim sürecinden geçiyor?

Bu süreç hakkında bizi bilgilendirir misiniz?

Öncelikle öğrencilerimizin hedeflerine yönelik, kendi

yaşam tarzlarına uyum sağlayacak şekilde bir planlama

yapmaktayız. Öğrencimizin spor geçmişi, daha önce yaşadığı

sakatlık-ameliyat gibi durumları, postür analizi,

kişinin vücut ölçüm ve analiz (boy-kilo-yağ oranı-yaş)

bilgileri dikkate alınarak planlama yapılmaktadır.

Spor yapan birinin beslenmesinde dikkat

etmesi gereken nokta nedir?

Öncelikle beslenme kişiye özeldir. Kişinin kan grubu

dahi beslenme planında etkilidir. Kişinin kendi yaşam

standartlarına ve hedeflerine göre planlanmalıdır. Ama

en önemlisi spor ile birlikte beslenmede de istikrarlı olmaktır.

Bunun yanı sıra birçok öğrencimizde karşılaştığımız

sorun günlük su tüketimine dikkat etmemeleridir.

Fitness’a başlamak isteyen kişilere önerileriniz var mı?

Aceleci olmamak ve istikrarlı olmak ilk başta gelebilir.

Sporu yemek yemek gibi yaşamımızın bir parçası yapmanın

önemli olduğunu ve kaslarımızı güçlü tutmanın

yaşlılıkta rahat bir yaşantı sürdüreceğini düşünmekteyim.

Hedeflerinin olması elbette güzel bir durum yalnız

planlı ve profesyonel destek alarak, sağlıklı şekilde hedeflerine

ilerlemelerini tavsiye ederim.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Her bireyin hayatında spora ayıracak vakti vardır. Bahaneler

üretmek yerine harekete geçmeyi denemeliler. Spor

sağlıktır. Sağlıklı bir yaşam sürmek için spor yapmalarını

öneririm. Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi:

“Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur”

+90(531) 901 06 41


RÖPORTAJ

50

Canan Şayır

Beyzat Aksoy

Sağlıklı ve mutlu bir yaşam için

RR PT STUDIO

ile tanışın

Sağlıklı yaşamın olmazsa olmazları

arasında yaşadığımız hayat şekli, doğru

beslenme ve sporun en önemli üç

öge olduğunu hepimiz söyleyebiliriz.

Profesyonel destek alıp düzenli spor

yapar ve doğru beslenirseniz kendinizdeki

değişime siz bile şaşırabilirsiniz.

Ama nereden ve nasıl başlayacağınızı

bilmiyorsanız kimden destek alabileceğiniz

konusunda bir fikriniz yoksa

sizler için araştırdık alanında en

deneyimlisini ve bilgi sahibini sizin

için bulduk. Mütevazılığiyle, samimiyetiyle

kendine hayran bırakan RR PT

STUDIO sahiplerinden Ömer Yaşar

ile spora dair konuştuk. On iki yıllık

spor geçmişine sahip olan Ömer Bey

kişiye özel uyguladığı antrenmanlar

ile her zaman yanınızda.

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Merhaba ben Ömer Yaşar, 1988 Konya doğumluyum.

Aktif olarak spor hayatım 7 yaşlarımda Konyaspor alt

yapısında başladı. Sonrasında ise profesyonel takıma

kadar uzanan bir serüven yaşadım. Selçuk Üniversitesi

Spor Bilimleri Fakültesi mezunuyum.

Spor Eğitmeni

RR PT STUDIO Ortağı

Ömer YAŞAR

‘‘Personal Trainer’ınız

sizi hedeflerinize

ulaştırır’’


Spor hayatınız ya da spora olan merakınız

nasıl başladı?

Gözümü sporun içinde açtım diyebilirim. Uzun zaman

futbolun içinde olmam yüksek performanslarda kalmamı

bununda zamanla tutkuya dönüştüğünü düşünüyorum.

Spor benim için tutku, Kültür, hayatımın odak noktası.

Fitness eğitmeni olmaya nasıl karar verdiniz?

Üniversite yıllarımda fitness branşına ilgi duymaya

başladım. Öncelikle kendi antrenmanlarıma başladım

zaman geçtikçe bu branşın aslında sadece bir branş olmadığını

hangi spor dalıyla uğraştığının önemi olmaksızın

alt yapısında kuvvetin ve kas kütlesinin olduğunu,

sporcu performansına etkilerini öğrendikçe benim için

fitness eğitmenliği en doğru yol oldu. Böylelikle yaklaşık

12 senedir bu mesleğin içindeyim.

Fitness’a yeni başlayan insanların sıklıkla

yaptığı hatalar nelerdir?

Öncelikle insanlar bunun bir kültür olduğunu ve hayatımızın

içerisinde bir ihtiyaç olarak yer aldığını bilmeli

bunun doğrultusunda hareket etmeleri gerekmektedir.

Spor yapmanın belirli bir süre değil her daim olması gerektiğini

düşünüyorum. Bunun devlet- aile- okul işbirliği

bağlamında küçük yaşlarda alışkanlık haline gelmesi

gerekmektedir. Sonuç olarak fitness çok önemsenecek,

yüksek disiplin isteyen fazlasıyla fedakârlık gösterilmesi

gereken bu bilinçle yapılması gereken spor dalıdır.

Danışanlarınız nasıl bir eğitim sürecinden geçiyor?

Bu süreç hakkında bizi bilgilendirir misiniz?

Öncelikle danışanımıza bir hedef belirlenir, sonrasında

o hedef doğrultusunda disiplinli ve periyodik şekilde

beslenme, antrenman gibi ihtiyacı olan tüm gereksinimler

belirlenip kişi özelinde fiziki analiz sonucu hazırlayıp

danışanımıza uygulatılır. Personal trainer (bireye özel

antrenör ) bu yüzden önemli ve şart.

Spor yapan birinin beslenmesinde dikkat

etmesi gereken en önemli nokta nedir?

Bireyin fiziksel uygunluğuna göre yapılacak doğru analizler

sonucu uygulanacak beslenme şekilleri çok önemlidir.

Bunun içinde günlük alacağı kalori miktarına

dikkat edilir. Kaliteli yağ, karbonhidrat, protein üçlüsü

spor yapan kişiler için önemli faktörlerdendir. Ancak en

önemli nokta bireyin tüketeceği su miktarıdır. Su hayattır,

her şeyden önemli diyebilirim.

RR PT STUDIO nasıl kuruldu?

Ben ve Tezer KILIÇ hocam ile antrenörlük yaşantımız

boyunca farklı spor salonlarında görev aldık, bir çok öğrencimizi

antre ettik. Standart kayıt sistemi ile çalışan

salonlarda insanların üye olup salona birkaç gün ya da

birkaç ay gidip bıraktıklarını ve son zamanlarda yaşanan

üzücü covid dönemi ile birlikte spor salonlarına gitmek

istemeyen kişiler olduğunu da gözlemledik. Öğrencilerimize

daha steril, hedef odaklı ve direkt olarak bizim

kontrolümüzde antrenman yapabilecekleri, profesyonel

hizmet alabilecekleri aynı zamanda kendilerini evlerinde

gibi rahat edebilecekleri bir spor salonu hayali ile yola

çıktık. Ve sonunda sadece randevulu sistemde normal

salon kalabalığından uzak, antrenman esnasında hangi

hareketi nasıl yapacağım gibi düşünceler olmadan bizim

gözetimimiz de spor yapabilecekleri RR PT Studio’yu

kurduk.

Fitness başlamak isteyen kişilere önerileriniz

nelerdir?

Başlamak için kararlı, başladıktan sonra da disiplinli olmaları

gerekli.

Bu bir ihtiyaç… Dinamik, sağlıklı olmak zorundayız.

Bunun için de fitness, crossfit, pilates çok önemlidir.

Sonuç olarak herkese ne olursa olsun hayatlarında sporun

olmasını diliyorum.

@ rr.ptstudio

www.metropoldergileri.com 51

@rr.ptstudio +90(531)901 06 41


HABER

52

Elvin Mobilya

büyüme

stratejilerine bir

yenisini daha ekleyerek

İşbir Uyku

Merkezlerinin

bayiliğini aldı

25 yıllık tecrübesi ile 2010 yılından bu yana

izlediği başarılı pazarlama stratejisi ile sektörde

kendine önemli bir yer edinen Elvin

Mobilya, kaliteli ürünlerini sizlerle buluşturmaya

ve uygun fiyatlarıyla yüzünüzü

güldürmeye devam ediyor.

ELVİN MOBİLYA

Hedef Büyüttü

Elvin Mobilya Konya’da mobilya sektöründe

en yeni modelleri müşterileriyle buluştururken

Türkiye ekonomisine de katkı

sağlamaya devam etmektedir. Konya Belh

Caddesi’nde bulunan 6000 m² merkez mağazası

ile hizmet veren Elvin Mobilya en çok

sevilen ve tercih edilen sektörünün öncü firmaları

arasında yer almayı başarmış.


Elvin Mobilya

farkıyla

uykularınıza

değer

katacaksınız

Konya’nın sevilen iş adamlarından Elvin Mobilya

Yönetici Ortağı Ramazan Turna almış olduğu

yatırım kararıyla büyümeye devam ediyor. Elvin

Mobilya almış olduğu bu büyüme kararı ile stratejik

hamlelerine bir yenisini daha ekleyerek İşbir

Uyku Merkezlerinin bayiliğini aldı. Elvin Mobilya

Konya Meram’da bulunan İşbir Yeni Yol Uyku

Merkezi ve İşbir Anıt Uyku Merkezlerinin bayiliğini

alarak başarılarına bir yenisini daha ekledi.

@elvinmobilya

@elvinmobilya

+90(554) 565 34 39

İkisi beraber toplamda 600 m² alana sahip olan

İşbir Uyku Merkezleri Elvin Mobilya bünyesine

katıldıktan sonra Elvin Mobilya toplamda 5 şube

9500 m² ile hizmet vermeye devam etmekte. Evlerimizin

her köşesinde var olan Elvin Mobilya

almış olduğu İşbir Uyku Merkezleri ile de uykularınızın

vazgeçilmezi olma konusunda iddialı.

Yaşam kalitelerini

arttırmak için durmadan

yorulmadan çalışmaya

devam

Kaliteli ürün ve müşteri odaklı çalışmayı prensip

haline getiren Ramazan Bey yatırım planlarını ertelemeyerek

önemli başarılara imza atmaya devam

etmekte. Bünyelerine kattıkları İşbir güvencesi

ile hizmet verecek olmanın yanında istihdama da

katkı sağlayacakları için mutlu olduklarını dile getiren

Elvin Mobilya Yönetici Ortağı Ramazan Bey

müşterilerinin yaşam kalitelerini arttırmak için

var güçleriyle çalışmalarına devam edeceklerini

dile getirdi. Emeği geçen herkese ve tüm çalışma

arkadaşlarına teşekkür eden Ramazan Bey yeni

yatırımları olan İşbir Yeni Yol Uyku Merkezi ve İşbir

Anıt Uyku Merkezi bayiliklerinin hepimiz için

hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.

www.metropoldergileri.com 53


HABER

54

Seycan Çakır

2001 YILINDAN GÜNÜMÜZE

TİYATRO AŞKI...

Çınar

Sanat Atölyesi pandemi

sonrası doludizgin yoluna

devam ediyor. Yeni atölyeleri ve etkinlikleri

hayata geçiren Çınar Sanat Konyalı

sanatseverlerle buluşmayı bekliyor.


2001 yılında Ömer Naci Topçu önderliğinde

kurulan Çınar Sanat Atölyesi Konya’nın amatör

tiyatro denilince akla gelen ilk kurumlarından.

İlk sahneleri Alâeddin Tepesi olan

topluluğun azimle ve tutkuyla pes etmeden

hedeflerine doğru ilerlemesi Çınar’ı toprakla

buluşturup köklenmesinin önünü açmıştır.

Açık alanda başlayan serüven topluluğun bir

yer kiralayarak faaliyetlerini burada sürdürmesi

ile Çınar Sanat Atölyesi bir cep tiyatrosuna

dönüşür.

Yıllar boyu gönüllülük esası ile faaliyet gösteren

atölye kendini ifade eden, donanımlı, sanatsever

nesilleri bünyesinde yetiştirme amacı

ile her yeni döneminde ayrı bir heyecanla yola

koyulmuş.

7’den 70’e sanatseverlere kapılarını açan Çınar

Sanat Atölyesi, yeni döneminde de renkli

etkinliklere ev sahipliği yapmaya devam etmekte.

Çınar Sanat, yetişkin ve çocuk atölyeleri

ile insan hayatına ufak da olsa sanatsal bir

dokunuşla katkı sağlama çabasında.

Topluluğa yıllarını veren, her dönemde ayrı

bir heyecan ve hevesle Çınar Sanat’ı geleceğe

taşıyan Dernek Başkanı Adnan Alkan,

Sanat Yönetmeni Ferhat Üstün, Değerli

Hocaları Erdal Zeki Tomar ve Bilgehan

Yılmaz Çakmak atölyenin tüm etkinlik ve

gösterilerini Konyalı sanatseverlerle buluşturmak

için gönülden canla başla çalışmakta.

Kapıları her daim herkese açık olan Çınar

Sanat Atölyesi’ni ziyaret etmeyi unutmayın.

Bırakın sanat hayatınıza dokunsun...

@cinarsanat.konya

cinarsanat_atolyesi

www.metropoldergileri.com 55


RÖPORTAJ

56

Canan Şayır Beyzat Aksoy

Tatlı Bir Sürpriz

Yapmak İsteyenlerin

Adresi…

Viola Çikolata

Yolunuz

Karaman’a düşerse

Viola Çikolata’ya

uğramayı ihmal

etmeyin...

Çikolatayı sevmeyen yoktur. Kokusuyla

baştan çıkaran, tadıyla

gülümseten, rengarenk ve leziz

çikolatanın Karaman’daki tek

adresi Viola Çikolata …

Çikolatanın gerçek bir şölene

dönüştüğü, kaliteli ve güvenilir

hizmetin sunulduğu Viola Çikolata

işletmecilerinden Hilal Şan

ile çikolata üzerine konuştuk.

Çikolata çeşitlerini ve sunmuş

olduğu hizmeti bizlerle paylaşan

Hilal Hanım çikolatayı daha

sağlıklı hala getirmek için çalışmalar

yapmaya devam ettiklerini

sözlerine ekledi.

w Öncelikle okuyucularımız için kendinizi tanıtır

mısınız?

Merhabalar ben Hilal Şan. Evli, 2 çocuk annesi ve 27 yaşındayım.

Lisans eğitimime kadar ki süreci Karaman’da geçirdim, daha

sonrasında lisans eğitimi için bir müddet Ürdün’de kaldım. Sonrasında

ise evlenerek Almanya’ya taşındım. Nihayetinde tekrar

memleketime dönerek burada bir şeyler yapmaya karar verdim.

Tabi bu süreçte çocuklarımda olduğu için gıda tüketimimize

daha irdeleyici bir şekilde bakmaya başladım. Çocuklarımın sağlıksız

gıdalar tüketmesini istemediğimden sürekli bir araştırma

halindeydim diyebilirim. Bu süreç çikolata aşkımı da tetikledi.

Almanya’da bulunduğum dönemde tükettiğim çikolata lezzetini

burada bulamamak ve yediğimiz çikolataların ağzımızda bıraktığı

yağ tadı bu işi kendimiz yapalım noktasına taşıdı.


w Çikolata butiği açma fikri nereden

doğdu? Kişisel bir ilgi mi, yoksa çikolata

pazarı yatırım yapmak adına size çekici

mi geldi?

Butik açma fikri de bu bahsettiğim olayların sonucunda

gelişti. Zaten bir iş yapma isteği ve hevesimiz vardı, neden

çikolata olmasın dedik ve kolları sıvadık. Bu süreçte annem

ve abimin eşi ile beraber aynı heyecan ve hevesle araştırmaya

başladık. Ankara’da eğitim verildiğini öğrendik ve

eğitim almaya Ankara’ya gittim. Kesinlikle çikolata çok

hassas bir ürün ve sağlam bir eğitim, tecrübe gerektiriyor.

Butik olmasının sebebi ise bizim bu işi ticari bir bakış açısı

ile yapmamamız aslında, o yüzden esnek olabilmek istedik

ve olabildiğince endüstriyelden uzak olsun istedik.

w Çikolata çeşitleriniz neler? Butiğinizde

çikolata dışında sunmuş olduğunuz

ürünler hakkında bilgi verir misiniz?

Çikolata çeşidi olarak bir sınırımız veya engelimiz yok

diyebiliriz bu sebeple oldukça fazla çeşidimiz mevcut.

Sütlü, bitter veya beyaz çikolatadan ziyade farklar içerisine

koyduğumuz iç dolgular ile oluşuyor. İç dolgularımızı

krema ile hazırlıyoruz ve istediğimiz tatlardan oluşturabiliyoruz.

Bu sebeple lavantadan portakala, Türk

kahvesinden zencefile birçok farklı tat mevcut. Bunların

yanında meyve vb. tatları sevmeyen müşterilerimiz için

yoğun ve hafif çeşitlerde çikolatalı dolgularımız ile kuru

meyveli atıştırmalıklarımızda mevcut.

w İyi çikolatada olmazsa olmaz diyeceğiniz

unsur nedir? Tüketici iyi çikolatayı

nasıl anlayabilir?

İyi çikolata nedir, iyi çikolata kakao yağından yapılmış

çikolatadır. Sağlıklıdır ve tüketilmesi tavsiye edilir. Bunu

daha iyi anlatabilmem için biraz çikolatadan bahsetmem

gerekirse orijinal çikolata kakao çekirdeğine şeker

ve süt tozu elde edilerek yapılan çikolatadır. Şeker ve süt

tozu oranına göre bitter ve sütlü çikolata veya daha tatlı,

daha acı çikolatalar elde edilir. Kakao yağı kıymetli ve

pahalı bir yağ olduğundan endüstriyel üretimlerde bu

yağ alınarak yerine palm yağı vb. yağlar eklenmektedir.

Bu şekilde hem maliyet düşürülür hem de sıcak ve erimelere

karşı çok daha dayanıklı bir çikolata elde edilir.

Tabi bunun tüketiciye zararı ise sağlık yönündendir. Vücut

sıcaklığımızın eritemeyeceği pek çok yağı tüketmiş

oluruz. Tüketici bir çikolatanın kalitesini eline aldığında

erimeye başlayıp başlamadığına bakarak anlayabilir.

Orjinale ne kadar yakınsa vücut sıcaklığına o kadar hızlı

tepki verir. Bir diğer faktör ise ağzınızda erittiğiniz bir

parça çikolata sonrasında damağınızda kalan tattır.

w Farklı lezzet arayışlarınız var mı?

Gelecek planlamalarınız hakkında da

bizlere bilgi verebilir misiniz?

Farklı lezzet ve bir şeyleri deneme arzumuz çok fazla ve

bundan memnunuz. Çikolatanın yanında çikolatalı neler

yapabiliriz, yurt dışında sevilen ama bizim insanımızın

ulaşamadığı neler var bunlar hep araştırdığımız ve denediğimiz

şeyler. Bunları denerken dikkat ettiğimiz en önemli

husus ise içerikleri ve nasıl daha sağlıklı bir hale getirilebilir

oluyor. Biz çikolatayı çok sevdik ve yaptığımız çikolatalarda

bunu hissettiriyor en önemlisi bu bizim için. Gelecekten

beklentimiz ise pek çok insan tarafından bilinen

ve tercih edilen bir marka olmak.

w Son olarak neler söylemek

istersiniz?

Son olarak şunu diyebilirim çikolata tarihi

çok eskilere dayanmakta aslında yıllarca sadece

içecek olarak tüketilmiş enerji ve mutluluk

kaynağı olarak düşünülmüş. Şu an ki

bilim ve araştırmalar da çikolatanın insanlara

hem mutluluk hem de sağlıklı bir enerji

verdiğini kanıtlıyor nitelikte. Dolayısıyla

böylesi değerli bir ürünü en güzel haliyle

tüketmek lazım, gerçek çikolata lezzetini

tatmaları için herkesi dükkanımıza veya internet

sitemize bekliyoruz.

www.violacikolata.com

www.metropoldergileri.com 57


HABER

58

YEŞİL BEYAZ

SPOR MERKEZLERİNDEN

HALTER MİLLİ TAKIMINA

TAM DESTEK

‘‘Enlerin adresi’’ sloganıyla sporun ve sporcunun dostu olmaya devam

eden Yeşil Beyaz Spor Merkezleri, Halter Milli Takımımızdan desteğini

esirgemedi. Takımın, 2024 Paris Olimpiyat Oyunlarına hazırlığı sürecinde,

antrenmanlarını tesiste eksiksiz bir şekilde tamamlamaları için

her imkanı sağlayan spor merkezinin duyarlı yaklaşımı hem sporcuları

hem de federasyonu mutlu etti.

Yeşil Beyaz Spor Merkezleri Halter

Milli Takımına sponsor oldu.

Milli Takımın Olimpiyat hazırlığı

süresince antrenmanlarını eksiksiz

bir şekilde tamamlamaları ve ülkemizi

uluslararası arenada başarılı

bir şekilde temsil edebilmeleri

adına Yeşil Beyaz Spor Merkezleri

sporcularımızın yanında yer alarak

onlardan desteğini esirgemedi.

Yeşil Beyaz Spor Merkezlerini ziyaret eden Türkiye Halter Federasyon

Başkanı Talat Ünlü, Yeşil Beyaz Spor Merkezleri Yönetim Kurulu Başkanı

Faruk Gül’e plaket takdim ederek Milli Takıma hazırlıkları sürecinde

vermiş oldukları destek ve göstermiş oldukları hassasiyetleri için teşekkür

etti.

Federasyon Başkanı Ünlü’nün ziyaretinden dolayı mutlu olduklarını ifade

eden Gül: ‘’ Yeşil Beyaz Spor Merkezleri ailesi olarak Başkanımıza ziyaretinden

dolayı teşekkür ederiz. Milli Takımımızın Olimpiyatlarda ülkemizi

en iyi şekilde temsil etmelerini temenni eder başarılar dileriz’’ dedi.

@yesilbeyazspormerkezi

yesilbeyazspormerkezleri

www.yesilbeyazspormerkezi.com.tr


www.metropoldergileri.com 59


RÖPORTAJ

60

Seycan Çakır

Bundan yıllar öncesine dayanan özel bir

kişilik Özlem Özcan benim için. Henüz

yeni mezun olmuş, dinamik, işini aşkla

yapan taze bir ışık olduğu dönemde benim

disiplinsizliğimle iyi idare etmişti.

Genç olmasına rağmen işine olan tutkusu ve parıldayan gözleri

ile beni çok etkilemiş kendisi ile bir söyleşi gerçekleştirmiştik.

Köşenin adını da ‘Başarının sırrı’ diye adlandırmıştım...

O dönemde ‘ adam olacak’ bu çocuk şimdi neler mi yapıyor?

Gelin röportajımızdan hep birlikte öğrenelim.

Pilates Studio

Kurucu- Master Eğitmen

- Özlem Hanım sizi tanıyabilir miyiz?

Spor hayatıma 9 yasında Yozgat’ta basketbolla başladım.

18 yaşına kadar basketbol oyuncusu, 2 yıl Basketbol Hakemliği

ve 5 yıl Basketbol Antrenörlüğü yaptım. 2O11 yılında

Selçuk Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Lisans

eğitimimi tamamladım. Lisans dönemi süresince; Fıtness

ve Pilates alanında eğitimler aldım ve spor kulüplerinde

çalıştım. 2021 yılında Selçuk Üniversitesi Spor Bilimleri

Fakültesi Yüksek Lisans eğitimimi tamamladım.

Fıtness, Pilates alanında uluslararası birçok eğitim kurumundan

aldığım eğitimler ile kendimi geliştirmeye

çalıştım. Halen, 2014 yılında Konya’da kurmuş olduğum

Oops Pilates Studio’ da Master Eğitmeni olarak; Sedanter

bireyler ve sporculara yönelik çalışmaya devam etmekteyim.

Kurumlar ve okullarda insanlara motivasyoner

olarak seminerler vermekte ve Eğitmen Eğitmenliği yapmaktayım.

Yıllar önce öğrencilik döneminizde Metropol Dergileri

olara sizinle bir röportaj gerçekleştirmiştik,

O zamandan bu zamana hayatınızda neler değişti?

Hedeflerinizle ilgili yıllar size neler getirdi?

Evet, 2013’te yaptığımız röportaj benim için her zaman

çok kıymetlidir. Akıp giden zamana baktığımda Gandi’nin

şu sözleri aklıma geldi; ‘Söylediklerinize dikkat

edin; düşüncelere dönüşür. Düşüncelerinize dikkat

edin; duygularınıza dönüşür. Duygularınıza dikkat

edin; davranışlarınıza dönüşür. Davranışlarınıza dikkat

edin; alışkanlıklarınıza dönüşür. Alışkanlıklarınıza

dikkat edin; değerlerinize dönüşür. Değerlerinize

dikkat edin; karakterinize dönüşür. Karakterinize dikkat

edin; kaderinize dönüşür.’

Röportajda özetle; Hedefinin Konya ve Türkiye’de egzersizi

geliştirmek ve yasam tarzı haline getirerek insanları

bilgilendirmek olduğundan bahsetmiştim.


‘‘Amacımız; Bir Türk

eğitim kurumu olarak

donanımlı ve zengin

bakış açısına sahip

eğitmenler yetiştirmek’’

www.metropoldergileri.com 61


RÖPORTAJ

62

‘‘Markamızın; kendine ait bir

ruhu, kokusu ve algısı var.

Oops bana ait değil o kendi

başına bir birey artık ve

topluma hizmet ediyor’’

O zamandan bu zamana Konya’da egzersizin nabzını

tutmaya devam etmeye çalıştım. Doğru egzersizi insanlara

ulaştırmak adına ve Konya’da özellikle Pilates’i

geliştirmek ve tanıtmak adına bir merkez kurdum.

Akademik kariyerim sayesinde bilim işime ışık tutmaya

başladı ve bakış açımı geliştirdi. Ülkemiz ile ilgili olan

makro hedeflerim için ise; bir PİLATES

OKULUNA dönüştük ve eğitim programlarımız

ile de ‘doğru eğersiz’ hedefimizi

ülkemizde hedef haline getirmek

için elimizden geleni yapmaya, okumaya,

öğrenmeye, çoğalmaya ve çoğaltmaya devam

ediyoruz. Yani sözümü tutmaya çalışmışım

diyebiliriz ;)

Oops Pilates Studio Markasını kurarken

neler düşünmüş, hedeflemiştiniz?

OOPS’un açılımı ‘Optimum Original Pilates

Studio’ aslında her şey ismi ile başladı.

Ben her zaman sondan daha çok

süreç odaklı yaşarım. Zaten süreçtir

sonu belirleyen. Doğru egzersiz ve ihtiyaca

yönelik mantığı oluşturmak ve

bunu insanlara servis etmek istedim. Salonu açmaya

karar verdiğimde ülkemizde Pilates ivme kazanmaya

başlamıştı. Konya’da bunu duyurmak ve yaymak konusunda

öncülük etmek beni heyecanlandırdı. Yola

böyle çıktım.


Markanızın şu an ki durumu hakkında

neler söylemek istersiniz?

Markamız şu an; donanımlı ekibimle beraber

düşündüğümüzün ötesine geçmeye başladı.

Birçok insana hizmet verdik, beraber

terledik, yürüdük, öğrendik. Bizim en büyük

referansımız egzersizi sağlık için yapan üyelerimiz,

yakın çevrelerine egzersizin hedefini

öyle güzel anlattılar ki! Bize gelen insanlar da

bu bilinç ile geldi. ‘Siz burada başka bir şey

yapıyorsunuz’ diyenlere hep aynı şeyi söyleriz

‘Biz aslında olması gerekeni yapıyoruz’,

‘basit olan en iyidir’. Ve Pilates inanılmaz

bir tasarım. Oops kurumsal bir markanın

vizyonunu korumak adına disiplinli bir temele

sahip dinamik ve yaşayan bir egzersiz

merkezi. Markamızın; kendine ait bir ruhu,

kokusu ve algısı var. Oops bana ait değil o

kendi başına bir birey artık ve topluma hizmet

ediyor.

Yeni projelerinizden bahsedelim birazda,

neler söylersiniz?

Yeni projelerimiz; OOPS PİLATES ACA-

DEMY Eylül 2022’ye hazır bir şekilde başlatmak.

Bunun için okulumuzda entegre bir

yaklaşım modeli izleyerek bünyemize destek

verebilecek Akademisyenler, Fizyoterapistler,

Beslenme Uzmanları ve Psikologların da olduğu,

alanında uzman hocalarımız ile görüşmelerimiz

ve başvurularımız devam ediyor.

Meram için 2. Şubemizi de Yaz sonuna kadar

‘‘Söylediklerinize dikkat edin;

düşüncelere dönüşür. Düşüncelerinize

dikkat edin; duygularınıza

dönüşür. Duygularınıza

dikkat edin; davranışlarınıza

dönüşür. Davranışlarınıza dikkat

edin; alışkanlıklarınıza dönüşür.

Alışkanlıklarınıza dikkat edin;

değerlerinize dönüşür. Değerlerinize

dikkat edin; karakterinize

dönüşür. Karakterinize dikkat

edin; kaderinize dönüşür’’

www.metropoldergileri.com 63


RÖPORTAJ

64

hazır etmeyi planlıyoruz. Davet aldığımız kurumlarda

ve o kurumun ihtiyacına yönelik Konferanslar veriyoruz.

Amacımız; Bir Türk eğitim kurumu olarak donanımlı

ve zengin bakış açısına sahip eğitmenler yetiştirmek.

Bir anne olarak iş hayatı ve çocuk yetiştirme konusunda

ne gibi zorluklar yaşıyorsunuz?

Zor… Ama annelik her bir evlat için kalbimizin dışarda

atması gibi… Kaygı duygusunun merhamet ile birleşip

bitmeyecek en kutsal duygu. Çalışan anne olduğunuzda

‘kaliteli zaman geçirmek’ çok daha önemli hale geliyor.

Ben hamilelik sürecimde ve sonrasında hep çalıştım.

Elimden geldiğince hayatımın her alanını iyi yönetmeye

çalışıyorum. Evim işime yakın aralarda emzirmeye

gidip gelmek, onu koklamak ve bırakıp tekrar işe dönmek,

bazen ilk kez yaptığı bir şeyi kaçırmak, iş dışında ek

ev mesaisi yapmak, uyku saatine yetişememek ve onun

sizi bekleyip uyuyakalmasına şahit olmak... Kreş çıkışı

iş yerime gelip beni beklemesi… Liste uzun. Ama çalışan

annelere naçizane önerim; ben oğluma hiçbir zaman

‘çalışmak zorundayım oğlum’ ‘para kazanmak için çalışıyorum

oğlum’ gibi cümleler asla kurmadım. Ona hep

‘ben çok sevdiğim bir şey yapıyorum senin en sevdiğin

oyuncağın ile oynamak gibi düşün ve sen de büyüdüğünde

en çok ne seversen onu yapacaksın’ dedim. İnanın

çok saygı duyuyor. Başka sektörler ile kıyaslayamam

ama egzersiz ile iç içe büyümesi, beni orda mutlu olarak

hatırlaması içimi rahatlatıyor. Çocuklar söylediklerimizden

daha çok yaptıklarımızı yaparlar. İlerde yapacağı

işe bakışı ‘Sadece PARA’ olmazsa kısa vadede kayıp gibi

gördüklerimiz belki uzun vadede onlara ışık olur diye

düşünüyorum.

Gelecek hedeflerinizi de buraya not düşmek

isteriz. Yıllar sonra yeni bir söyleşide buluşarak

teyidini sağlarız. Kendi adınıza veya Oops Pilates

Studio adına hayal ve hedefleriniz neler?

Gelecekte Oops adına bilimin ışığında kendinden emin

dimdik yürüyen Eğitmenler yetiştirmeye devam eden bir

Akademi olmasını diliyorum. Ve uluslararası arenada

kabul gören ve tercih edilen bir eğitim kurumu olmasını

istiyorum. Neredeyse 10 yıldır devam eden üyelerimiz ile

20 yıldır egzersiz yapıyoruz diyebilmek istiyorum.

@Oops-Pilates-Studio

@oopspilatesstudio +90(507)968 35 54


www.metropoldergileri.com 65


HABER

66

REKLAMCILARIN

KULÜBÜ KURULDU

Selçuk Üniversitesi İletişim

Fakültesi Reklamcılık Bölümünün

Bölüm Başkanı Prof.Dr. Hüseyin

ALTUNBAŞ, Reklamcılık

Bölümüne ait Reklamcılık

Kulübünü kurdu

Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklamcılık

Bölümünün kurucu bölüm başkanı olan Prof.Dr.

Hüseyin ALTUNBAŞ yeniden Reklamcılık Bölüm

Başkanı oldu. Konya Reklamcılar Derneği kurucu

başkanı da olan Prof.Dr. Hüseyin Altunbaş, yeniden

kurduğu bölümün başına geçerek öğrencilerini, mezunlarını,

Konya’da ki ve ulusaldaki reklam sektörü

temsilcilerini heyecanlandırdı.

Reklam sektörünün gelişimine önemli katkı sağlayan

Prof.Dr. Hüseyin Altunbaş, yeni kurulan Reklamcılık

Kulübü ile birlikte Reklamcılık Bölümü öğrencilerinin

uygulama alanlarıyla entegrasyonunu sağlamış

olacaklarını ifade etti.

S.Ü.İletişim Fakültesi Reklamcılık Bölüm Başkanı

Prof.Dr. Hüseyin ALTUNBAŞ, “Öğrencilerimizin

sadece teorik bilgiyle iletişimci olması mümkün değil.

Teorisiz olmaz, bu kesin, ancak teoriyle uygulamayı

birleştiren öğrencilerimiz sektörde yaratıcı işler

yapabilirler. Sektörün gelişimine katkı sağlayabilirler.

Özellikle bireysel özgüvenle kariyer planlarını güçlü

şekilde yapabilirler. Sınıflarda dar alanda kısa paslaşarak

iletişim öğrenilmez. Çocuklarımızı daha çok

deneyimleyecek, daha çok referans noktaları geliştirecek,

yarışmacı öğrenciler haline getirmek için bölümümüzün

Reklamcılık Kulübünü kurduk. Reklamcılık

Bölümümüzün dışında tüm bölüm öğrencilerine

de açık bir kulüp olacak.

Bütünleşik pazarlama iletişimi mantığında bir etkileşim

içinde fakültemizdeki iletişim eğitiminin kalitesini

yükseltmek istiyoruz. Bu çağda rekabetçi öğrenciler

gerekiyor. Bilgiye dayalı fikir üreten, sorunların

çözümüne katkı sağlayan, stratejik düşünmeyi bilen,

yenilikçi ve girişimci iletişim öğrencileri gerekiyor.

Biz de akademisyenler olarak bu hedeflere ulaşmaları

için çocuklarımızı cesaretlendireceğiz, yollarını açacağız,

ilham vereceğiz.

Reklamcılık Kulübü bu anlamda reklam düşünürleri

için ilham atölyesi de olacak. Öğrencilerimiz yarışmalara

hazırlanacak, onları sektörle iç içe geçireceğiz,

ileride olacakları sektörün aktörlerini okuldayken

tanıyacak, iletişim kuracak, empati yapabilecek. Bu

tür düşünsel dönüşümü yapamazsak kendilerini geliştiremezler,

sektöre giremezler, sektörün insan gücünü

de geliştiremeyiz. Reklamcılık kulübü bu anlamda

öğrencilerimizi iletişim mutfağında tutacak,

iletişim menülerini görmelerini, tanımalarını, kendi

ürünlerini gerçekleştirmelerini sağlayacak. Çünkü

geldiğimiz noktada iletişim ürünleri çok fazlalaştı.

Geleneksel ürünlerden dijital iletişim ürünlerine kadar

yelpaze inanılmaz ölçüde arttı ve değişti. Buna

sadece geleneksel eğitimle hazırlanmak mümkün değil,

öğrencilerimiz daha interaktif olmak zorundalar.

Hem geleneksel iletişim araç ve yöntemlerini çok iyi

anlamalı ve kullanabilmeliler ama en önemlisi dijital

araçların yeniliklerine ayak uydurmalılar. Dijitalin

hızına yetişemeyen onun gelişim düşüncesini anlayamayan

iletişim öğrencisinin gelecekte bu sektörün

kıyısından dahi geçmesi mümkün değildir. O yüzden

onları bu dijital dönüşüme hazırlamamız için daha

motive edici eğitim anlayışı geliştirmeliyiz. Biz de bu

mantıkla Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültemizde


ve Reklamcılık Bölümümüzde yenilikler yapıyoruz.

Öğrencilerimizi katılımcı yapmadan da bu konuda

başarılı olamayacağımızı biliyoruz. Tüm bu değişim

süreçlerinde onları aktif halde tutuyoruz. Tepeden inmeci

asla değil ama sürekli proje üreten, fikir üreten,

takip eden, telafi eden bir anlayışla öğrencilerimizi

yetiştiriyoruz. Bu konuda bizlere destek olan fakülte

yönetimimize, sevgili dekanımız Prof.Dr. Enderhan

Karakoç’a özel bir teşekkür etmek isterim, yereldeki

ve ulusaldaki tüm sektör temsilcilerine, uzmanlara,

duayenlere, büyüklerimize, hocalarımıza ve mezunlarımıza

da bize verdikleri heyecan ve destekten dolayı

çok teşekkür ederim.” dedi.

Daha önce Konya Reklamcılar Derneği kurucu başkanı

da olan Prof.Dr. Hüseyin Altunbaş, “Reklam

sektörümüz özellikle pandemide çok değişti. Bu değişim

daha da devam edecek. Ulusaldaki ve Konya’mız

da ki reklamcılarla hem uzaktan hem yüz yüze daha

farklı etkinlikler ve projeler üreteceğiz. Yereldeki ve

ulusaldaki tüm paydaşlarımızla iletişim fakültesi ve

reklamcılık bölümü olarak sıkı iş birliği içinde olmak

istiyoruz. Bu sayede rekabetçi bir eğitim anlayışına

sahip olacağız ve öğrencilerimiz piyasaya hazır halde

mezun olabilecekler. Bu felsefeyi aşılamak için öğrencilerimizle

uzaktan buluşmalarımıza eksik etmiyoruz.

Onları daha fazla ödüllendirecek bir Reklamcılık

Kulübünün kurulduğunu söyleyebilirim” dedi.

www.metropoldergileri.com 67


RÖPORTAJ

68

Diyetisyen S. Merve Doğan

ile sağlıklı beslenmeye bir

adım atın…

Beyzat Aksoy

Diyetisyen

S. Merve Doğan

Diyetisyen S. Merve

Doğan ile sağlıklı beslenme

üzerine keyifli bir

sohbet gerçekleştirdik.

Her bireyin özel olduğunu

ve kendine ait özel

bir programla sağlıklı

beslenmesi gerektiğini

vurgulayan Merve Hanım

online diyet programı

uygulamasıyla danışanlarının

her zaman yanında

olmayı başarmış.

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

10 Haziran 1996 Konya’nın Ilgın ilçesi doğumluyum. İlk-orta-lise eğitimimi

Ilgın’da, lisans eğitimimi Ankara’da Gazi Üniversitesi Beslenme

ve Diyetetik Bölümü’nde tamamladım. Yüksek lisans eğitimimi ise

Konya’da Selçuk Üniversitesi Besin Hijyeni ve Teknolojisi Anabilim dalında

halen devam ettirmekteyim. 2018-2020 yılları arasında Konya’nın

Ilgın ve Kadınhanı ilçesinde Aile Sanat ve Eğitim Merkezinde diyetisyen

olarak görev yaptım. Şu anda Konya’da Diyetisyen S. Merve Doğan

kliniğimde ve Online Diyetisyen olarak kişiye özel şekilde hazırladığım

sağlıklı yaşam uygulamaları ile danışanlarıma hizmet vermekteyim.

Diyetisyen olmaya nasıl karar verdiniz?

Mesleğinizin kendine göre zorlukları nedir?

Lisede tek hedefim hayalim diyetisyen olmaktı. Her mesleğin kendine

göre zorlukları var. İşimi çok severek yaptığım için zorlukları gözüm

görmüyor diyebilirim.

Sağlıklı beslenmek sizin için ne ifade ediyor?

Sağlıklı Beslenme vücudumuzun hücrelerinin düzenli faaliyet gösterebilmesi

için protein, karbonhidrat, yağ, vitamin, mineral ve diyet lifleri


esinlerle birlikte yeterli miktarda vücuda alınması

gerekliliğini ifade ediyor. Sağlıklı beslenme

listesi, genel kuralları belli olmasına karşın kişiye özgü

olarak diyetisyen tarafından hazırlanmalıdır.

Sağlıklı beslenebilmek için önerileriz nelerdir?

• Yumurtalı ve bol sebzeli kahvaltı yapın.

• Her gün en az bir öğünün yanında mevsim salata

tüketin.

• Kendinizi aç bırakmayın.

• Egzersiz ve yürüyüşe mutlaka zaman ayırın.

• Hiçbir besini abartmayın. Doyunca yemeyi bırakın.

Dengede kalın.

• Günde en az 2 litre su için.

• İçeriğini bilmediğiniz çayları ve ürünleri kullanmayın.

Günümüz de birçok kişi internette gördüğü

diyet programlarını sağlıklı mı sağlıksız mı

demeden uygulamakta.

Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Sağlığınızı tehlikeye atmayın. Alanında uzman kişilere

danışın. Beslenme şeklinin bir süreç olmasından çok yaşam

tarzı haline getirin.

Doğru bilinen beslenme yanlışları nelerdir?

• Ekmek kilo aldırır.

• Su içerek zayıflanır.

• Öğün atlanırsa kilo verilir.

• Bitki çay karışımları zayıflatır.

• Sabah aç karnına limon suyu içilerek kilo verilir.

• Zeytinyağı kilo aldırmaz.

• Etten korkma meyveden kork.

• Bol soda içmek zayıflatır.

• Light ürünler zayıflama programı süresince sınırsız

tüketilebilir.

• Şekersiz besinler kalorisizdir.

• Sigara bırakılırsa hızla kilo alınır

Maalesef daha aklıma gelmeyen doğru bilinen yanlış

bilgiler mevcut. Doğal, mucize, iyileştirici gibi ifadeler

bilimsel değildir.

Kilo vermek veya almak isteyen danışanlarınızla

nasıl bir yol izliyorsunuz?

Danışmanlık hizmetimizin başlamasıyla birlikte önce

birlikte detaylı danışan tanıma formu dolduruyoruz. Bu

form hem beslenme alışkanlıklarınızı hem sağlık geçmişinizi

değerlendirmemizi ve

sizi yakından tanımamızı sağlıyor.

Ölçümlerinizi aldıktan sonra

size özel uygulayabileceğiniz “ Yaşam

tarzı değişikliği programı” hazırlıyoruz. 2

haftada bir görüşerek sürecin nasıl geçtiğini

değerlendiriyoruz. Görüşmelerimizde pişirme

teknikleri, pratik öğünler, sağlıklı tarifler ekleyerek

listelerimizi çeşitlendiriyoruz.

Kişiye özel diyet programı mı yoksa herkese

aynı diyet programı mı uygulanmalıdır?

Diyette egzersiz yapmanın avantajları neler?

Diyet kişinin imzası gibidir, herkesin kendine özeldir.

Diyetin yol arkadaşı egzersizdir. Diyet ve egzersiz ikisi

beraber olunca biri diğerinin açığını kapatabiliyor ve yaşam

kalitesinden ödün vermeden kilo kaybı sağlanıyor.

Metabolizması yavaş çalışanlara için ne

gibi tavsiyelerde bulunuyorsunuz? Metabolizmamızı

nasıl hızlandırabiliriz?

Metabolizma beden yapınızı ve kilonuzu etkileyen en

önemli faktörlerden biridir. Her bireyin metabolizması

birbirinden farklıdır. Bazı kişiler fazla yemesine rağmen

kilo almazken, bazıları ise beslenmelerine dikkat etse

bile kilo kontrolü sağlayamazlar.

10 Adımda Metabolizmanızı Hızlandırın

• Uyanınca bir bardak ılık su için.

• Kahvaltıyı atlamayın.

• Ara öğünleri de beslenme programınıza dahil edin.

• Geç saatte yemeyin.

• Harekete geçin.

• Kaslarınızı kuvvetlendirin.

• Şekersiz ve kremasız kahve tüketin.

• Baharatları sofranızdan eksik etmeyin.

• Günde iki fincan yeşil çay kafein ve kateşin sa-


yesinde metabolizma hızlandırır.

• Proteini yüksek besinler metabolizmanın daha

hızlı çalışmasını sağlar.

Su içmenin diyete etkisi var mıdır?

Günde kaç bardak su içilmelidir?

Vücudumuzdaki su oranı yaşa ve cinsiyete göre değişir.

Yaş ilerledikçe vücuttaki su oranı azalır. Hayati faaliyetlerin

sürdürülmesinin yanı sıra daha iyi hissetmek ve sağlıklı

yaşamak için herkesin su içmesi gereklidir. Düzenli

beslenmeyenler, ilaç kullananlar, hareketsiz olanlar su içmediklerinde

vücutlarında daha fazla ödem sorunu oluşur.

Bağırsağın düzenli çalışabilmesi için hareket, yeterli

lif alımı ve su alımı yeterli olması bağırsak metabolizması

için çok önemlidir kabızlığı önler. Cildin elastikiyetinden

parlaklığına kadar çok önemlidir. Kuru cildi nemlendirir.

Günlük içilen su miktarına dikkat etmek optimum sağlık

için önemlidir. Günlük tüketmeniz gereken su miktarını

vücut ağırlığınızı 30 ml ile çarparak bulabilirsiniz.

Günümüzde sıkça duyduğumuz diyetlerden

biri olan sıvı diyeti hakkında neler söylersiniz?

Sizce sağlıklımı siz önerir misiniz?

Bilimsel olarak geçerliliği olmayan tek tip beslenme

programlarını sağlık için olumlu bulmuyorum. Kendinize

eziyet etmekten vazgeçin ve kendiniz için en uygun,

aç bırakmayan hem bedeninizi hem ruhunuzu besleyen

sürdürülebilir beslenme programı için bir uzmandan

yardım alın.

Sizden

örnek olması

adına bir

diyet listesi hazırlamanızı

isteseydik

bir günlük örnek diyet

programınız nasıl olurdu?

Listelerde porsiyonlar kişiye özeldir.

Yağ çeşidi olarak da zeytinyağı, avokado

yağı gibi yağlar tüketilmesi hücre zarlarının

daha iyi korunmasını sağlar. Yüksek lif

içeren tahıllar, kepekli makarna, kinoa, bulgur, kepekli

pirinç gibi karbonhidratlar diyette mutlaka yer almalıdır.

Kan şekerinin dengelenmesinde önemli rol oynayan süt,

yoğurt, kefir gibi besinler de sağlıklı bir diyetin olmazsa

olmazlarıdır. Yüksek vitamin ve mineral içeriğine sahip

meyve ve sebzeler içerdikleri antioksidan bileşenler nedeniyle

beslenme programlarında mutlaka yer almalıdır.

Yüksek protein içeriğine sahip olan et, tavuk, yumurta,

balık ve kuru baklagiller ise hem kasların korunmasına

yardımcı olur hem de geç sindirildiğinden dolayı uzun

süre tokluk hissi sağlar. Tüm bu besin gruplarının yeterli

ve dengeli almanızı sağlayan bir liste olur.

Bir günlük örnek diyet programını bizlerle paylaştınız.

Peki siz bir gününüzde neler tüketiyorsunuz?

Öncelikle bizde insanız. Bizim de canımız tatlı, makarna,

mantı istiyor yiyoruz. Sadece yedikten sonra pişman olmak

yerine dengeleme işinde iyiyiz. Bu bakış açısını sürdürülebilir

beslenmeyi öğretmek için her gün çalışıyoruz.

Kilo almak ya da vermek isteyenler size nasıl ulaşabilir?

Ücretsiz ön görüşme ve randevu almak için 0545 842 08

44 numaralı telefonu arayabilirsiniz.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Bütün sorularda üstünde çok durduğum konuyu tekrar

söylemek isterim. Kendinize eziyet etmekten vazgeçin

bedeninizi ve ruhunuzu besleyen sürdürülebilir beslenme

programı için bir uzmandan yardım alın.

+90 545 842 08 44


KÖŞE

71

Prof. Dr. Kayhan ÖZTÜRK

Kulak Burun Boğaz Hastalıkları ve Baş Boyun Cerrahisi

D E R G İ S İ

kayhanozturkmd@hotmail.com

Çocuğumun burnu neden tıkalı?

Pandemiyi yaşadığımız günlerde gündemi değiştirerek

size geniz etinden bahsetmek istedim. Burun tıkanıklığı

her yaş grubu için hayat kalitesini etkileyen ciddi

bir sorundur. Bebekler ve çocuklarda burun tıkanıklığı

erişkine göre daha dramatik seyreder. Çocuklar burun

tıkanıklığı olduğunda ağızdan nefes alıp vermeyi beceremezler,

uyku bozuklukları, horlama, ağzı açık uyuma,

sık uyanma gibi şikayetlere yol açarak hem çocuğun

hem de ebeveynler için korkulu günler böylece başlar.

Geniz eti ve bademcikler vücudun savunma işlevinden

sorumlu lenfoid dokulardır. Geniz eti ve bademcikler

tüm çocuklarda vardır. En sık alerjik reaksiyonlar ve enfeksiyonlar

bu lenf bezlerinde aşırı çalışmaya bağlı büyümeye

yol açar. Şikayetlerin ortaya çıkış zamanı genellikle

3-6 yaştır. Bazen doğuştan bu dokuların büyük olması

da neden olarak karşımıza çıkabilir ve bu çocuklar da

geniz etine bağlı tıkanıklık şikayetleri çok daha erken

yaşlarda ortaya çıkar.

Geniz eti burunun en gerisinde yerleşim gösterir. Bu

nedenle burnun temizlenmesi fayda sağlamaz. Burun

tıkanıklığının yanında kulağı havalandıran Östaki kanalının

tıkanmasına bağlı orta kulakta sıvı birikmesine

bağlı işitme kayıpları ya da tekrarlayan orta kulak enfeksiyonlarına

yol açabilir. Tıkanıklık arttıkça dişlerde çürüme,

yüz ve çene gelişim bozukluklarına bağlı tipik yüz

görünümü yani adenoid yüz görünümü ortaya çıkar. Sık

tekrarlayan sinüzit, akciğer enfeksiyonları, geceleri uyku

sorunları ve oksijensiz kalmaya bağlı çocuklarda kilo

alamama, idrar kaçırma, akciğerde ve kalpte çok ciddi

sorunlara yol açabilir. Şikayetler enfeksiyonlar esnasında

çok daha belirgin hale gelir ve enfeksiyon hali uzar.

Tedavisinde alerji ilaçları burun spreyleri ve gerekirse

antibiyotikler kullanılır. Bu tedaviler geniz eti ve bademciklerdeki

büyümeyi küçültebilir.

İlaç tedavisinin fayda sağlamadığı durumda cerrahi olarak

geniz etinin alınması bademcikler büyük ise küçültülmesi

gerekir. Cerrahi yöntem genel anestezi altında

uygulanır. Burun içerisinden kontrol edilirken ağız içerisinden

girilerek dışarıdan kesi yapılmadan operasyon

tamamlanır. Operasyonun süresi yaklaşık 20-30 dakikadır.

Soğuk bıçak, coblator, thermal welding, plazma ve

lazer gibi pek çok yöntem geniz eti alınması bademcik

küçültülmesi için kullanılmaktadır. Yapılan çalışmalara

göre tekniğin ne sonuca ne de komplikasyonlar üzerinde

herhangi bir etkisi yoktur. Her tekniğin kendine göre

avantaj ve dezavantajları vardır. Ameliyatın kanama dışında

majör bir komplikasyonu yoktur. Oldukça nadir

olarak görülse de erken dönemde ilk 24-48 saatte ve geç

dönemde 7-16 günler arasında görülebilir. Cerrahi uygulamadan

sonra genellikle aynı gün içerisinde hastaneden

çıkılabilmektedir. Cerrahi tedavi ile şikayetlerin tamamı

düzelir.

Yeni yöntemler ile neredeyse ağrısız olarak işlem gerçekleştirilmektedir.

Çocukların uykuları

düzene girer,

iştahları açılır ve

normal yaşantılarına

geri dönerler.

Cerrahi tedaviden

sonra tekrar büyümeler

%5 civarında

görülebilir.

Bol oksijenli açık

burunlu mutlu

pandemisiz bir yıl

dilerim.

www.metropoldergileri.com 71


TEKNOLOJİ

72

Telefonunuzun pili normalden daha hızlı

tükeniyorsa bu uyarılara kulak verin

TELEFONUNUZUN

SALDIRIYA UĞRADIĞINI

NASIL ANLARSINIZ?

Android ve iOS işletim sistemlerindeki gelişmeler ile birlikte telefonlar arama ve

metin özelliklerinin çok ötesinde özellikler kazanarak dizüstü bilgisayarlara ve

PC’lerin görevlerini yapabilen taşınabilir akıllı cihazlaradönüştüler. Telefonlarımızı

fotoğraf çekmek, e-posta göndermek ve almak, sosyal medya platformları aracılığıyla

iletişim kurmak, cüzdanlar ve bankacılık uygulamaları için kullanıyoruz.

Tüm bu veri zenginliği, kimlik hırsızlığı ve dolandırıcılık

yapmak isteyen tehdit aktörlerini

de cezbediyor. ESET kötü amaçlı yazılım araştırmacısı

LukasStefanko bu konuda bilgilerini

kullanıcılar ile paylaştı.

Telefonunuz nasıl hacklenebilir?

Bir kurbanın cihazını ele geçirmek için kullanılan

en yaygın taktiklerden biri, kötü amaçlı bağlantılar

veya ekler içeren kimlik avı ve spam e-postaları

kullanmaktır. Kurban ek veya bağlantıyı tıkladıktan

sonra bu kötü amaçlı yazılım bilgisayar korsanlarının

asıl amaçlarını gerçekleştirmelerine izin verir.

Başka bir strateji, siber suçluların popüler markaların

veya kuruluşların web sitelerini taklit ettiği

sahte web siteleridir.Bunlar, tıklandıktan sonra cihazınıza

kötü amaçlı yazılım indiren kötü amaçlı

bağlantılarla doludur. Ayrıca, siber suçluların gerçek

uygulamalar gibi görünen sahte uygulamalar

dağıtması, farkında olmadan kurbanları spor izleme

araçları veya kripto para birimi uygulamaları

gibi görünen keylogger’ları, fidye yazılımlarını veya

casus yazılımları indirmeye yönlendirmesi de nadir

değildir. Bu uygulamalar genellikle resmi olmayan

uygulama mağazaları aracılığıyla dağıtılır.

Telefonunuzun ele geçirilip

geçirilmediğini kontrol edin

Akıllı telefonunuzun ele geçirilmiş olabileceğine dair

birkaç işaret var.

ESET kötü amaçlı yazılım araştırmacısı LukasStefanko’ ya

göre: “Bir cihazın güvenliğinin ihlal edildiğinin en yaygın

belirtileri, pilin normalden daha hızlı tükenmesi, tarama alışkanlıklarınız

değişmemiş olsa da internet veri kullanımınızda

ani artışlar yaşamanız, GPS özelliğiniz veya internetinizin

(Wi-Fi veya mobil veriler) kendi başına etkinleştirilebilmesi

veya devre dışı bırakılabilmesi ve rastgele reklam açılır pencereleri

veya bilinmeyen uygulamaların siz yetkilendirmeden

yüklenmesidir.”

Başka bir işaret ise, daha önce iyi çalışan uygulamaların

aniden kapanıp açılması veya tamamen başarısız

olması ve beklenmedik hatalar göstermesi de dahil olmak

üzere garip davranışlar sergilemeye başlamasıdır.

Cihazınızın güvenliğinin ihlal edildiğini gösteren diğer

işaretler garip çağrılar veya garip mesajlar almaya başlamanız,

telefonunuzun kendiliğinden premium uluslararası

numaraları aramaya veya mesaj göndermeye

çalışmasıdır. Bunları bazen gelen giden çağrı listenizde

görebilirsiniz. En belirgin işaretlerden birini unutmayalım:

Android telefonunuz fidye yazılımı tarafından

ele geçirildiyse, telefonunuza giriş yapamayabilirsiniz.


Kötü amaçlı

yazılımları

telefonunuzdan

uzak tutun

Cihazınızın kötü amaçlı yazılımlar

tarafından tehlikeye

atılma olasılığını azaltmak

söz konusu olduğunda, herhangi

bir sihirli düzeltme

veya tek tıklama çözümü

yok. Bununla birlikte, önleyici

ve proaktif adımların

bir kombinasyonunu takip

ederek tehditlerden korunabilirsiniz:

• En son sürümler kullanıma

sunulduğu anda hem

işletim sisteminizi hem de

uygulamalarınızı güncelleyin,

• Cihazınızın tehlikeye

girme ihtimaline karşı verilerinizin

bir yedeğini güvenli

bir şekilde saklayın,

• Sizi çoğu tehditten

korumak için kanıtlanmış bir

sicile sahip saygın bir mobil

güvenlik çözümü kullanın,

• Uygulamaları indirirken

resmi mağazaya bağlı

kalın ve her zaman hem uygulamanın

hem de geliştiricisinin

incelemelerini kontrol

ettiğinizden emin olun ve

• Siber suçluların cihazlara

sızmak ve cihazlardan

ödün vermek için kullandıkları

yaygın taktiklerin

farkında olun.

www.metropoldergileri.com 73


KÖŞE

74

Mehmet Emin YILDIRIM

KOBİ Danışmanı -İhracat Destekleri Uzmanı

D E R G İ S İ

yildirim@iped.com.tr

Yurt Dışı

Pazar Destek Programı

Sevgili okurlar,

On bir yılı aşkın bir süredir eğitim ve danışmanlık sektöründe

faaliyet gösteren İPED Danışmanlık Eğitim ve Bilişim LTD. ŞTİ. olarak

Metropol Dergileri vasıtası ile bilgi ve tecrübelerimizi firmalarımız ile paylaşarak

bu süreçte üreticimize ve ihracatçımıza güç katmayı amaçladık.

İmalat ve İhracatçı firmalarımıza yönelik destekler hakkında en merak edilen

soruları yanıtlayarak konu hakkında detaylı bilgi vermek istedik.

Daha önce ki yazılarımızda yurtdışına yönelik yapılan

tanıtım çalışmalarına ve yurtdışında açılan ofis,

showroom, depo gibi birimlere yönelik verilen desteklerden

bahsetmiştik.

(Yazılarımıza buradan ulaşabilirsiniz )

Okurlarımızdan gelen yorumlarda “bizler de ihracat

yapmak istiyoruz ama dış ticaret birimimiz yok yeni

başlayacağız, bizlere destek yok mu” soruları gelmişti.

Şimdi bu yazımız bu sorulara cevap

arayanlar için…

Bu yazımızda henüz ihracat anlamında yeterli olgunluğa

ulaşmamış ya da ihracat birimi hiç bulunmayan

firmalara ışık tutacak bir desteği ele alacağız.

Daha önce ki destekler İhracatçı Birlikleri tarafından

verilen desteklerdi. Bu destek ise KOSGEB tarafından

verilen bir destekprogramıdır.


Desteğimiz ismi “Yurt Dışı Pazar Destek Programı” dır.

Yurt dışı Pazar destek programı, proje bazlı bir destektir.

Yani bir proje yazmak gerekmekte ve işletmeler bu

destekten sadece bir defa yaralanabilmektedir.

Desteğin başlıca amacı;

KOBİ’lerin yurt dışı pazarlara açılabilme beceri ve kabiliyetlerini

geliştirmek,

KOBİ’lerin yurt dışı pazar paylarını ve ihracata başlayan

KOBİ sayısını arttırmaktır.

Programdan yararlanmak isteyen işletmelerin, başvuru

tarihi itibariyle son onaylı mali yılda bilanço esasına

göre defter tutmuş ve Yurt İçi Marka Tescil Belgesinin

olması gerekmektedir.

Aynı zamanda işletmenin son onaylı mali yılda ihracat

yapmış olmasışartı aranmaktadır.

İhracat şartı imalat sektöründe veya Öncelikli Teknoloji

Alanları Tablosunda yer alan sektörlerde faaliyet gösteren

işletmelerde aranmaz.

Projenin Destek Üst Limiti, 300.000 TL, Destek

Oranı ise %70 Geri Ödemesiz , %30 Geri Ödemeli

şeklindedir.

Proje kapsamında, Personel, Teçhizat-Donanım, Yazılım,

Yurt dışı iz gezisi, yurt dışı fuar, yurtdışına yönelik

tanıtım çalışmaları, ürünlerinize test-analiz, eğitim, danışmanlık,

numune gönderimi, ürün/ambalaj tasarımlarına

kadar birçok kalemde destek alınabilmektedir.

Destek üst limitleri kalemler bazında şu şekildedir.

1-Personel Gideri destek üst limiti 90.000 TL

• Personel giderleri için yeni istihdam olması

şartı ile geri ödemesiz destek verilir.

• İşletmeye, proje kapsamında en fazla 2 personel

için destek verilebilir.

2- Yazılım ve Donanım Gideri desteği üst limiti

100.000 TL

• Yazılım giderleri kapsamında yazılımın lisans

bedeli lisans kullanım bedeli ve yazılıma ait eğitim ve

danışmanlık giderleri için en fazla 50.000.- TL destek

verilir.

• Donanım giderleri kapsamında server, bilgisayar

ve ihtiyaç duyulan diğer donanım giderleri için en

fazla 50.000.- TL destek verilir.

3- Tanıtım Giderleri Desteği üst limiti 100.000.- TL’dir

• Dijital reklam/tanıtım (sosyal medya reklamları,

arama motoru optimizasyonu) giderlerine,

• Yurt dışında basılan dergilerde yayınlanan

reklam giderlerine,

• İşletmeyi ve ürünlerini tanıtıcı ve sadece yabancı

dilde hazırlanmış katalog giderlerine,

• Havayolu dergilerinde yayımlanan reklam

giderlerine destek verilir.

• Her bir gidere ait destek üst limiti 20.000 TL’dir

4- Yurt dışı fuar ve seyahat giderleri desteği üst limiti

150.000.- TL’dir.

• Yurt dışı fuar katılımı giderleri ile tanıtım ve

pazarlama faaliyetlerine yönelik yurt dışı seyahat giderlerine

destek verilir.

5-Test, analiz ve belgelendirme giderleri desteği üst

limiti 100.000.- TL’dir.

• Test, analiz giderleri desteği; işletmelerin, yurt

içi ve yurt dışı laboratuvarlarda test, analiz konularında

alacakları hizmet giderlerini kapsar.

• Belgelendirme giderleri desteği kapsamında

işletmelerin başvuru, dosya inceleme, danışmanlık,

eğitim, tetkik, denetim ve belge alımı giderlerine 20.000

TL’ye kadar destek verilir.

6-Hizmet alımı giderleri desteği üst limiti 100.000.-

TL’dir.

• Eğitim ve danışmanlık giderleri; işletmelerin

proje kapsamında ihracata yönelik alacakları eğitim

ve danışmanlık (pazar araştırma danışmanlığı dâhil)

giderlerini kapsar.

• Tasarım giderleri; işletmelerin ihracata konu

ürün/ambalaj tasarım giderlerini kapsar.

• Yurt dışı marka tescil giderleri; işletmelerin

TÜRKPATENT muadili yurt dışı kuruluşlardan

alacakları Marka Tescil Belgeleri için yaptığı ödemelere

ilişkin giderleri kapsar.

• Nakliye giderleri; işletmelerin ihracata konu

ürün numunesini havayolu/karayolu/demiryolu/denizyolu

ile yurt dışındaki alıcıya göndermelerine ilişkin

ulaşım sürecindeki tüm nakliye ve sigorta giderlerini

kapsar.

• Eğitim, danışmanlık, tasarım, yurt dışı marka

tescil, nakliye ve diğer hizmet alımı giderlerinin her biri

için 20.000.-TL’ye kadar destek verilir.

www.iped.com.tr

E-mail: bilgi@iped.com.tr

www.metropoldergileri.com 75


KÖŞE

76

Serdar SELAMOĞLU

Serbest Muhasebaci Mali Müşavir

D E R G İ S İ

serdar@serdarselamoglu.com

Reklam Ve Sponsorluk

Harcamalarının Kavramsal

Ve Vergi Kanunları Boyutunca

İncelenmesi

İşletmeler için ürettikleri malların kaliteli

olması çok önemli olmakla birlikte

kaliteli ürünün ticari hayatta pazarlanması

malın kaliteli olması kadar önem

arz etmektedir. Bundan dolayı, İşletmeler

ürettikleri mal ve hizmet satışlarını

artırmak işletmesinin marka değeri ve

tanınırlığını artırmak ve Rekabet üstünlüğü

elde etmek amacıyla zaman zaman

pazarlama ve tanıtım faaliyetleri gerçekleştirilebilmektedirler.

İşletmelerin

ürettikleri ürünlerini tanıtma konusunda

reklam ve sponsorluk faaliyetleri oldukça

etkili bir pazarlama yöntemidir.

Ticari hayatta reklam ve sponsorluk

harcamaları aynı kavramlar gibi görünse

de vergi mevzuatımıza göre birbirinden

farklı iki kavramdır. Reklam harcamaları

GVK 40/1 kapsamında genel gider olarak

dikkate alınabilmektedir. Sponsorluk

harcamaları ise gider olarak dikkate alınamayıp

GVK 89/7, 8 kapsamında şartların

oluşması halinde beyanname üzerinden

indirim konusu yapılabilmektedir.

Sponsorluk harcamaları ve

Vergi kanunları kapsamında

Değerlendirilmesi

Sponsorluk, bir kuruluşun belirlemiş olduğu hedeflere ulaşmak

amacıyla spor, kültür sanat ve sosyal alanlarda çeşitli kişi, kuruluş

ve organizasyonlara aynî, nakdî veya başka türlü desteklerle

yapılan tüm faaliyetlerin planlanması, uygulanması ve kontrol

edilmesi süreçlerini kapsayan, taraflar arasında karşılıklı birbirine

fayda sağlamaya yönelik yapılan bir iş anlaşmasıdır

Sponsorluğun amaçlarını üç grupta toparlayabiliriz. Halkla ilişkiler

amacı, reklam amacı ve pazarlama amacıdır. Sponsorluğun

çeşitleri ise Spor sponsorluğu, Kültür ve Sanat sponsorluğu ve

sosyal sponsorluktur.

Vergi kanunlarımıza baktığımız zaman sponsorluk harcamalarına

ilişkin açık maddeler bulunmaktadır. Sponsorluk harcamalarının

beyannamede indirim konusu yapılabilmesi için işletmenin

kar etmesi zorunludur. Zarar eden işletmenin sponsorluk

harcamasını beyannamede indirim konusu yapabilmesi söz konusu

değildir. Kanun Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve


Görevleri Hakkında Kanun kapsamında yapılan sponsorluk

harcamalarının; amatör spor dalları için tamamı,

profesyonel spor dalları için %50’sinin indirim konusu

yapılabileceğini belirtmektedir. Ayrıca kanun Genel ve

özel bütçeli kamu idareleri, il özel idareleri, belediyeler,

köyler, kamu yararına çalışan dernekler, Bakanlar

Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflar ve bilimsel

araştırma faaliyetinde bulunan kurum ve kuruluşlar tarafından

yapılan ya da Kültür ve Turizm Bakanlığınca

desteklenen veya desteklenmesi uygun görülen kurumlara

yapılacak sponsorluk kapsamında bağış ödemelerinin

tamamının indirim konusu yapılabileceğini belirtmektedir.

Aynı konuya KDV kanunu açısından bakmak

gerekirse sponsorlukta KDV hesaplaması söz konusu

olmadığı için KDV’nin indirim konusu yapılması söz

konusu değildir.

Reklam harcamaları ve Vergi

kanunları kapsamında

değerlendirilmesi

Reklâm; işletmeler, kar amacı gütmeyen kuruluşlar,

kamu kurumları ile bireylerin kendilerini, kendi ürün ve

hizmetlerini tanıtmak, organizasyonları, fikirleri hakkında

belirli bir hedef kitleyi ya da pazarı bilgilendirmek

ya da ikna etmek amacıyla kimliği belirli sorumlusu (kişi

ya da reklâm şirketi) tarafından tarifesi önceden belirlenmiş

bir bedel ödenerek (maliyet) kitle iletişim araçlarında

satın alınan özel zamanlarda ya da yerlere ilan

ve ikna edici mesajların yerleştirilmesi suretiyle kamuya

olumlu biçimde tanıtılıp, benimsetilmesi olarak tanımlanmaktadır.

Reklâmlar, bilgi verme, ikna etme, hatırlatma ve değer

katma gibi iletişim işlevlerine de sahiptir. Reklâmlar

amaçlarına göre sınıflandırıldığında bilgi verici, ikna

edici, hatırlatıcı ve destekleyici reklâmlar olarak çeşitli

türlere ayrılır.

Vergisel açıdan reklam harcamaları ticari kazancın elde

edilmesi ile doğrudan ilgili olması gerekmektedir. Vergi

kanunlarımıza baktığımız zaman reklam giderlerine

ilişkin açık bir madde bulunmamaktadır fakat aynı

kanunda genel giderlerden bahsetmektedir. Reklam giderleri

genel giderler kapsamına girmektedir. İşletmenin

dönem karı oluşmasa bile yani işletme zarar dahi etse

yaptıkları reklam harcamalarının tamamı gider olarak

yazılabilmektedir. Yurt içinde yapılan reklam ve pazarlama

harcamalarında olduğu gibi yurt dışında yapılan

bu nitelikteki harcamaklar da hizmetin alındığı ülkede

mali geçerliliği olan belge ile tevsik edilmesi kaydıyla

mali karın tespitinde indirim konusu yapılabilir. Yalnız

toplum sağlığına olan zararı bilinen alkol ve tütün mamulleri

reklamı özel kanunlarla sınırlandırılmış alkol

ve tütün mamullerinin reklamları gider olarak kabul

edilmemektedir. Aynı konuya KDV kanunu açısından

bakmak gerekirse reklam harcamaları KDV’ye tabi olduğu

için KDV beyannamesinde indirim konusu yapılabilmektedir.

SONUÇ

İşletmeler tarafından yapılan reklam harcamaları genelde

firmanın kazancı ile doğrudan ilgili olmakta; sponsorluk

harcamalarının ise kazanç ile doğrudan ya da

dolaylı bir ilgisi bulunmaktadır. Dönem içinde yapılan

reklam harcamaları yapıldıkları tarih itibari ile gider yazılarak

indirim konusu yapılmakta ve dönem sonunda

zarar dahi olsa gider bir sonraki yılda kullanılabilmektedir.

Sponsorluk harcamaları ise; dönemi içinde gider

yazılmakta, işletmenin dönem sonunda karının olması

durumunda beyannamede indirim konusu yapılması

gerekmektedir. işletmenin zararı söz konusu ise bir sonraki

yılda gider olarak kullanılması söz konusu değildir.

Her iki harcamanın da pazarlama faaliyeti kapsamında

kitlelere ulaşma da iletişim aracı olması üretici firmayı

ya da satıcı firmayı tanıtma gibi benzer özelliklere sahip

olmaları nedeni ile bu ayrımın iyi yapılması gerekmektedir

bu ayrım yapılmadığı takdirde firmalar vergi

avantajından yararlanmak isterken vergisel ceza ile karşı

karşıya kalabilirler

Mahiyet itibariyle reklam tanıtım harcaması niteliğindeki

sözleşmelerde sadece reklam tanıtım sözleşmesi

ibaresine yer verilmesi sponsorluk tabirinin kullanımından

kaçınılması olası riskleri bertaraf etmek için

etkili olacaktır

www.metropoldergileri.com 77


TEKNOLOJİ

78

Dijital Etik,

Web3 ve

Metaverse:

Twitter’daki

teknoloji sohbetlerine

hükmeden üç konu oldu

Son birkaç yıldır işletmeler, pandemi

koşullarına ve sürekli gelişen tüketici

davranışlarına uyum sağlamak için

çalışma yöntemlerini değiştiriyor

ve bu değişikliğin büyük bir kısmı

Twitter’da gerçekleşti. Twitter, teknoloji,

finans, spor, gıda gibi çeşitli

sektörlerle ilgili şaşırtıcı veriler ve

uzman analizleri içeren ilk Birdseye

Raporunu yayınladı.


- Dijital Etik, Siber Bireysellik ve Metaverse,

2021’de Twitter’daki teknoloji sohbetine hakim

oldu ve 2022’de izlenmesi gereken önemli

trendler arasında yer alıyor.

- Dijital Etik: 2021’de sürdürülebilirlik ve

yapay zeka eğilimi gibi konulara dayalı olarak

dijital etikle ilgili konuşmalarda %32 büyüme

oldu

- Web3: Web3 ile ilgili konuşmalar 2021’de

%1.869 arttı. Sohbetin itici güçleri arasında

NFT’ler (%8,8 bin büyüme) ve kripto para birimleri

(%534 büyüme) var.

- Metaverse: 2021’de metaverse ile ilgili Twitter

sohbetlerinde bir önceki yılın aynı dönemine

kıyasla %19,425 büyüme oldu. Konuşmaları

güçlendirici konular arasında sanal gayrimenkul

(%483 büyüme) ve immersive teknoloji

(%62 büyüme) yer alıyor.

Dijital vatandaşlığın kuralları yeniden

yazılıyor

Twitter Resmi Ortakları tarafından hazırlanan

ve küresel Twitter sohbetlerine dayanan rapor, en

önemli tüketici trendlerini vurguluyor ve markaların

önümüzdeki yıl için fırsatları belirlemesine

yardımcı olmayı amaçlıyor. Bu raporlar, markanızın

tüketicilere hitap etmesini ve bundan sonra

ne olabileceği hakkında genel sohbete uygun hale

getirilmesini sağlamaya yönelik trendleri, fırsatları

ve önerileri belirliyor.

Twitter, Sprinklr ortaklığıyla teknolojiye dair çarpıcı

bulgular içeren bir rapor yayınladı.

İşte teknolojiyle ilgili bazı önemli noktalar

Güçlü teknoloji bir zamanlar yalnızca en büyük

işletmeler tarafından erişilebilecek durumdaydı.

Artık o teknoloji ve o güç tüketicilerin

elinde. Bağlantı, yaratma ve topluluk

önündeki engeller kalktı ve markalar artık

kapı bekçisi değil, işbirlikçi konumunda.

2022 ve sonrasında her şirket bir teknoloji

şirketi olacak ve her müşteri kendi benzersiz

dijital yaşamının yazarı konumuna gelecek.

Bu yeni paradigmada, insanlar Dijital vatandaşlığın

kurallarını yeniden yazıyor, sanal ve

somut arasındaki çizgiyi bulanıklaştırıyor ve

daha küratörlü, kapsayıcı ve kişiselleştirilmiş

bir kültürü yeniden tasavvur ediyor. Yeni ve

daha iyi bir dünya icat ederken, kolaylaştırmak,

hızlandırmak ve ortak olarak katılmak

için teknoloji ve teknoloji markalarına bakıyorlar.

Bu beklentileri karşılamak için teknoloji

markalarının sayısız kanalda müşteri duyarlılığından

faydalanması ve gerçek zamanlı

olarak kusursuz, birleşik bir deneyim sunması

veya daha çevik rakiplerin gerisinde kalma riskini

alması gerekiyor.

www.metropoldergileri.com 79


TEKNOLOJİ

80

Konuşmayı güçlendirici

noktalar

Şu kavramlar, olaylar veya

anahtar kelimeler

Twitter’da teknoloji

konuşmaları yönlendiriyor:

- Teknolojide sürdürülebilirlik

ile ilgili konuşmalar +%51

- Veri şeffaflığı ve rıza ile ilgili

konuşmalar +%39

- Teknolojide karbon nötrlüğü

ile ilgili konuşmalar

+%192

- Önyargı ve etikle ilgili konuşmalar

+%25

Tüm bunlar Markalar için ne anlama geliyor?

Değerlerinizi ve kişiliğinizi paylaşın

Kim olduğunuz ve nasıl çalıştığınız, tüketicileriniz

için ürününüz veya hizmetiniz kadar önemlidir.

Teknoloji markalarının farklı bir bakış açısını

paylaşması, önemli konularda net bir duruş

sergilemesi ve şeffaflıkla hareket etmesi gerekiyor.

Müşterileriniz sizi ortak olarak gördükleri için sizi

tanımak ve en çok kullandıkları ve güvendikleri

kanallardan sizinle doğrudan konuşmak isterler.

Birleştirici olun

Bireysel müşteriler benzersiz dijital ekosistemleri

düzenlerken, önceden onları birbirine bağlayan

deneyimler giderek daha fazla parçalanıyor. Birleştirici

markalar, hem kişisel hem de kolektif olan

kusursuz bir deneyimi iyileştirmek için bu parçalanmış

bakış açılarını farklı platformlar ve topluluklar

arasında sentezler. O noktaya ulaşmak için

yapay zeka marka kimliğinizin temel bir parçası

olmalıdır; böylece sayısız veriye kaynak sağlayabilir,

paylaşılan içgörüleri elde edebilir ve birleştirmek

için harekete geçebilirsiniz.

Dijital kırılımın üstünden köprüyü kurun

Teknoloji, yaratıcılığın yeni modlarını ve etki yaratma

yeteneğini doğrudan yaratıcıların ve fark

yaratanların ellerine verir. Ancak bu güç ile gerçek

ölçek, önemli sesleri yükseltecek platformlar ve

dijital güvenlik arasında hala bir boşluk var. Müşterilerinize,

onların hedeflerini ve hayallerini anladığınızı,

bunlara ulaşmaları için gerekli araçları

sağlayarak gösterin.

Twitter’a göre, trendleri yakalamak için peki

markalar ne yapmalı

- Sürükleyici dijital deneyimler yaratın

- Metaverse’de bulunun

- Tükenmişliğe dikkat edin

- Daha modüler, özelleştirilebilir ve abonelik

tabanlı teklifler

- Markanızı kişiselleştirin

- Dijital altyapı oluşturun

- Dürüst müşteri katılımı ile proaktif olun

- İyiliği güçlendirmek için araçlarla yenilik

yapın

- Verinin ötesindeki insanı görün


MAGAZİN

81

Metropol

Kültür - Sanat’dan

Romantik Sevgililer

Günü Konseri

Metropol Kültür - Sanat’ın

düzenlediği 14 Şubat Rafet El Roman Konseri Dedeman

Konya Otelde Gerçekleşti. Salonu dolduran

misafirler, Pop müziğin romantik sesi Rafet El

Roman ile eğlencesi bol, unutulmaz bir Sevgililer

Günü yaşadı. 5 çiftin evlilik teklifi yaptığı gece ayrı

bir öneme sahip oldu. Metropol Kultür Sanat adına

Ahmet Çakır Rafet El Roman’a günün anısına bir

plaket takdim etti.

www.metropoldergileri.com 81


MAGAZİN

82

‘İmparator’ İbrahim Tatlıses

20 Yıl Aradan Sonra Konya’da Sahne Aldı…

Konya Dedeman Hotel’ de gerçekleştirilen İbrahim Tatlıses konseri

sevenlerinden büyük ilgi gördü. Hep bir ağızdan söylenen şarkılarla

renkli anların yaşandığı konserde İbrahim Tatlıses sesiyle herkesi

büyüledi.


@metropolkultursanat

@metropolkultursanat

Gecede Konya’nın vizyoner İş İnsanı Nusret Argun

sanatçıya Hattat Hafız Ahmet Fakir Üstadın hat kağıdı

üzerine işlediği semazen figürlerinin yer aldığı orijinal

hat yazısını hediye etti.

Müzikseverlerin yoğun ilgi gösterdiği

konserde Tatlıses’in kızı Dilan Çıtak ve

Oryantal Didem’de performanslarıyla

göz doldurdu.

www.metropoldergileri.com 83


MAGAZİN

84

Gülben Ergen

Unutulmaz

Konya Konseri İle

Herkesi Büyüledi

Pop müziğin başarılı

ismi Gülben Ergen şarkılarını

dinlemeye gelen

hayranları için söyledi.

Metropol Kültür Sanat

tarafından gerçekleştirilen

konserde Taşkın

Sabah Orkestrası ile

sahne alan Ergen, neşeli

ve enerjik tavırlarıyla

izleyenlere keyifli anlar

yaşattı. Sahne performansının

yanı sıra

güzelliği ve şıklığıyla

herkesi kendine hayran

bıraktı.

Gülben Ergen konserinde Ön Sahnede yer alan Tuğba

Özay Konya’da sevenleriyle buluştu. Tuğba Özay seçmiş

olduğu şarkılarla misafirlere keyifli anlar yaşattı.


Muhteşem Ses

ZARA

Muhteşem Organizasyonda

Metropol

Kültür Sanat tarafından

Konya Dedeman

Hotel’de düzenlenen

konserde Zara rüzgârı

esti. Şıklığıyla gözleri,

sesiyle herkesin

ruhunu doyuran Zara

söylediği şarkılarla

büyük beğeni topladı.

Hayranlarına müzik

dolu bir gece yaşatan

Zara güçlü sesi ve

yorumuyla sahnenin

tozunu attırdı.

Metropol Kültür Sanat

tarafından düzenlenen

konserde, muhteşem

ses Zara en sevilen

şarkılarını konukları

için söyledi. Gecenin

sürpriziyse, Özgür Can

Çoban oldu. Sevenlerine

unutulmaz bir

gece yaşatan Zara’nın

Özgür Can Çoban ile

yaptığı düet herkesten

büyük beğeni topladı.

Organizasyonda Ön

Sahne olarak yer alan

Nilay Dorsa sahne

performansı ve sıcak

tavırlarıyla izleyenleri

büyüledi.

Metropol Kültür Sanat ve Ekibi unutulmayacak bir

organizasyona imza attı.

Konsere katılım sağlayan misafirler için en ufak ayrıntıları

düşünen Metropol Kültür Sanat firma sahibi

Seycan-Ahmet Çakır ve ekibi düzenledikleri muhteşem

organizasyonla katılımcıların yüzlerini güldürmeyi

başardı.

www.metropoldergileri.com 85


RÖPORTAJ

86

TEK ARACA DEĞİL, HER ARACA

TEK SEFER DEĞİL, HER SEFERİNDE

ANINDA İNDİRİM!


www.metropoldergileri.com 87


RÖPORTAJ

88

Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!