21.07.2022 Views

Hotel Restaurant & hi-tech Temmuz 2022

Hotel Restaurant & hi-tech Temmuz 2022

Hotel Restaurant & hi-tech Temmuz 2022

SHOW MORE
SHOW LESS

You also want an ePaper? Increase the reach of your titles

YUMPU automatically turns print PDFs into web optimized ePapers that Google loves.

Sezon açıldı: Restoran ve turizm

sektörünü neler bekliyor?

hotelrestaurantmagazine

@Hitechdergisi

hotelrestaurantmagazine

Hem deniz turizmi hem de tarihi ve doğal dokusuyla

öne çıkan Türkiye’nin çeşitli noktalarında tatil

yapmak isteyenlerin turizme gösterdikleri ilgi sektöre

olan iş gücü talebini de doğuruyor. Hazine ve Maliye

Bakanlığı’ndan açıklanan rakamlara göre, 2021'de

24,5 milyar dolar olan turizm gelirlerinin 2022

yılında 35 milyar dolara ulaşması bekleniyor. 2022

yılının ilk 5 aylık döneminin analiz edildiği, Kültür

Bakanlığı’nın açıkladığı veriler de bu hareketliliğin

şimdiden artarak devam edeceğini gösteriyor.

Haberin ayrıntılarına gündem sayfalarımızdan

ulaşabilirsiniz.

Türkiye’deki ilk uluslararası perakende zinciri Metro

Türkiye’nin ilk kadın CEO’su. Üstelik 23 yıllık bir

kurum geçmişi de var. En güçlü tutkusu, finans. İş

geliştirme, bütçe ve planlama alanlarındaki başarısı

onu dinamik perakende dünyasında en güçlü kadın

oyunculardan biri yapıyor. Tıpkı yıllarını adadığı

kurumu gibi kapsayıcı, yenilikçi ve vizyoner bir bakış

açısına sahip. Türüng’ün bir diğer tutkusu ise, Türk

mutfağı. Bu ilgiyle gastronomi dünyasını yakından

takip ediyor. Yeni lezzetleri keşfetmeyi ve geleneksel

mutfakların modern yorumlarını deneyimlemeyi çok

seviyor. “İşimle kişisel zevkim, tutkum tam da bu

noktada birleşiyor. Kişisel ilgi ve hassasiyetlerimle iş

hayatımdakilerin birebir örtüştüğünü söyleyebilirim.”

diyen Türüng’ün en büyük hayali, Türkiye’nin

sadece yaz turizmi ile değil, gastronomi turizmi ile

de dünyanın sayılı ülkelerinden biri olması. 23 yıllık

hizmetlerinin ardından bundan iki yıl önce Metro

Türkiye’de CEO’luk koltuğuna oturan Sinem Türüng

ile kariyerini, Metro Türkiye’nin geldiği noktayı ve

ileriye dönük planlarını konuştuk.

Aslen Floransa doğumlu. Toskana’nın kalbinde şık

binaların, lüks evlerin, manzaralı bahçelerin, rüya

şatoların, unutulmaz lezzetlerin beşiğine uzanıyor

kökleri. Nefes kesen bir şehir mimarisi tesirinde

çocukluk düşlerine ilk mimarlığı sığdırması çok da

şaşılası gelmiyor, bu yüzden. Master Chef Türkiye’nin

sempatik İtalyan jürisi Danilo Zanna, “Etrafımdaki

o mimari güzelliklere hayran kaldım. O zaman

dedim ki, ben de büyüyünce böyle bir bina yapmak

istiyorum.” diye anlatıyor o ilk kıpırdanışları. Ne

var ki uzun dönemli eğitim fikri, uykusuz geçecek

geceler ve yoğun staj günleri kaygısı bina hayaline

ket vuruyor. Bahsettiği bu gençlik korkusuyla

kültür ve sanatın başşehrinde İtalyan edebiyatına

gözünü dikiyor. Yazmayı ve okumayı hep çok

seviyor çünkü. Ta ki Londra’daki restoran sahibi

amcasının felç geçirmesi ve kendisinden yardım

isteğinde bulunmasına dek büyük bir iştahla yazıyor,

okuyor. İtalyan Şef Danilo Zanna’nın Floransa’dan

Türkiye’nin Şefliği’ne uzanan hikayesi şefin gözünden

sayfalarımızda sizlerle.

Ve yeni yatırımlar…

Canopy by Hilton İstanbul Taksim için imzalar

atıldı. Taksim 360'ın kalbinde 2023 yılında açılması

planlanan otel, Hilton Grubu’nun Türkiye’de faaliyet

gösteren sekizinci markası olacak. Radisson Otel

Grubu, Taksim Meydanı yakınında, Radisson Hotel

İstanbul Harbiye’yi hizmete açtı. The Stay Grubu'nun

2022’deki yeni yatırımı, İstanbul’un göz alıcı moda

ve alışveriş bölgesi Nişantaşı’nda açıldı. Wyndham

Garden markası, Antalya’daki şık oteli Wyndham

Garden Lara ile Türkiye’ye girişini duyurdu. Wish

More Hotel Grubu'nun ikinci oteli olan Wish More

Hotel Şişli açmaya hazırlanıyor. Tüm yeni yatırımları

tebrik ediyor, çalışanlarına başarılar diliyorum.

Keyifli okumalar dilerim.

K

GENEL MÜDÜR

(Sorumlu)

REKLAM SATIŞ PAZARLAMA

REKLAM KOORDİNATÖRÜ

Emir Ömer ÖCAL

emir.ocal@img.com.tr

0212 454 22 22

TEKNIK MÜDÜR

BILGI İŞLEM

TOLGA ÇAKMAKLI

tolga.cakmakli@img.com.tr

TAYFUN AYDIN

tayfun.aydin@img.com.tr

İMG WEB TEAM MAIL

web@img.com.tr

Prof. Dr. HÜSNÜ GÜNDÜZ

Doç. Dr. MURAT DOĞDUBAY

ORHAN GENCELİ

Türkiye Otel Yöneticileri Derneği (TUROYD)

Yönetim Kurulu Üyesi

GÜRKAN BOZTEPE

Gastronomi Turizmi Derneği Başkanı

TEZER ÖNER

Agon Danışmanlık / Gayrimenkul ve

İşletme Yatırım Danışmanı

HÜSEYİN KURT

Uluslararası MICE Endüstrisi Derneği

Başkanı

TURGUT AY

Türkiye Aşçılar ve Şefler

Federasyonu Başkan Yrd.

website

www.hotelrestaurantmagazine.com

e-mail

info@img.com.tr

CTP - BASKI

İRTİBAT BÜROLARIMIZ

ADRES

İHLAS GAZETECİLİK A.Ş.

Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi İhlas Plaza

No:11 A/41 Yenibosna–Bahçelievler/ İSTANBUL

Tel: +90 212 454 30 00 Fax: +90 212 454 34 94

www.ihlasmatbaacilik.com

BURSA +90.224 211 44 50-51

KONYA +90.332 238 10 71

İSTMAG

Magazin Gazetecilik Yayıncılık

İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.

İHLAS MEDIA CENTER

Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi

No: 11 Medya Blok Kat: 1

34197 Yenibosna / İstanbul / Turkey

Tel: 0212 454 22 22

Faks: 0212 454 22 93

hotel & restaurant hi-tech dergisinde yer alan makalelerdeki fikirler yazarlarına aittir. Yayınlanan ilanların sorumluluğu reklam verene aittir. hotel & restaurant hi-tech dergisinin bütün yayın hakları

İSTMAG Magazin Gazetecilik Yayıncılık İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.’ne aittir. Yazılar kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yaygın süreli bir yayın olan hotel & restaurant hi-tech dergisi ayda bir yayınlanır.


Bu sayımızda

antre

12 Sektörden kısa haberler

gündem

20 İşte İstanbul’un 5 aylık doluluk

ve fiyat karnesi

26 Genceli: Oteller franchise

marka alırken nelere dikkat

etmeli?

28 Sağlık turizmine ışık tutacak

rapor

30 Gem: Kültür turları can

çekişiyor, derhal çalışma

yapılmalı

32 I-MICE yeni başkanlarını seçti

33 Öner: Mavi Bayrak’ta ikinci

perde

48

34 Polatoğlu: Tatil ucuza nasıl

getirilir?

yeni yatırımlar

40 Wish More Hotel Grubu ikinci

otelini Şişli’de açıyor

42 Canopy by Hilton İstanbul

Taksim 2023’te açılıyor

44 Wyndham Garden Lara

hizmette

46 The Stay Boulevard Nişantaşı

kapılarını açtı

42

46


66 Kerry Group, 50. yılını yeni

yatırım hedefleriyle kutluyor

68 Barry Callebaut’tan yeni AR-

GE Merkezi yatırımı

şefin gözünden

48 Radisson Hotel İstanbul

Harbiye açıldı

iş’te kadın

50 Türüng: Gastronomi ve

mutfak kültürüyle tanınan bir

Türkiye hayalim var

marka

56 Bilge: Endüstriyel

mutfaklarda “biz varız”

58 RATIONAL, pişirme

seminerlerini online platforma

taşıdı

60 Mychef’i Türkiye’de Sorcan

Teknik Danışmanlık

Hizmetleri temsil edecek

62 Fagor Professional’dan yeni

nesil akıllı fırın serisi iKORE

64 İZMAK üretim kapasitesini

2 katına çıkaracak

64

70 Zanna: Mutfak aşk gibidir,

yakar!

gastro güncel

74 Restoran ve turizm

sektöründe iş gücüne yoğun

talep

76 Kadın çiftçilere teşvik

sağlayacak ‘yıldız’ proje

78 Türkiye Sürdürülebilir

Gıda Platformu Şeffaflık

ve İzlenebilirlik Tüketici

Araştırması 2022 sonuçları

açıklandı

80 Gusto Reha Tartıcı ile keşif

noktaları

82 Atrox Lounge yaz menüsünü

yeniledi

gastro aktüel

84 Gastronomi sektöründen kısa

haberler

54

78

yeni mekan

92 Robert De Niro: Nobu İstanbul

ve Bodrum’dan müthiş bir

başarı bekliyorum

94 Kirpi vites büyüttü: Yurt dışına

açılmayı planlıyor

96 Yeni açılan mekanlar

dekorasyon

102 Dursun: 3-5 art tabloyla

sanat oteli olamazsın!

horeca teknolojileri

104 CoolAer Hassas Kontrollü

Klimalarda ihracatı 2’ye

katladı

106 Gazi: EEC, teknik kabiliyetine

ve bilgisine güvendiğimiz bir

partnerimiz

108 HoReCa teknoloji ve

sistemleri

ürünler

110 Yeni ürünler

www.hotelrestaurantmagazine.com


12

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Artaş İnşaat Turizm

Koordinatörlüğü

görevine Ali Hasdemir

getirildi

Turizm sektöründe 30 yıldır yurt içi ve

yurt dışı deneyime sahip Ali Hasdemir,

Artaş İnşaat’ın Turizm Koordinatörü

oldu. Yurt içi ve yurt dışı 30 yıllık

deneyime sahip Hasdemir en son,

Azerbaycan’da Qafqaz Hotels&Resorts,

Bakü - Lankaran Bölge Genel Müdürü

olarak görev yapmıştı. Marmara

Üniversitesi Turizm İşletmecilik Bölümü

mezunu Ali Hasdemir kariyer hayatı

boyunca, İstanbul Holiday Inn Crowne

Plaza&Holiday Inn Marina, İstanbul

Mariott Polat Renaissance Hotel, Muğla

Marmaris Resort Hotel, Romanya

K&D Group Torism Complex, Mardin

Erdoba Elegance Hotel&Convention Center- Erdoba Konakları ve

Azerbaycan Qafqaz Hotels&Resorts gibi kurumlarda çeşitli görevler

aldı. Check-in hizmetine ilişkin hızlı işlem ve memnun konuk

sonuçlu “First Ten Minutes” uygulaması, kaliteli konuk iletişimine

dair “Delighted To Serve” departmanı kurumu gibi başarılara imza

atan Hasdemir, ayrıca yüksek müşteri memnuniyeti ile sonuçlanan

müstesna hizmete dair ödüllü.

Global Ports Holding’e

sürdürülebilirlik ödülü

Dünya turizmine yön verenler

Bodrum'da buluşacak

Bodrum Turizm

Forumu’nun tanıtımı

Malta'da gerçekleştirilen

Akdeniz Turizm

Forumu'nda Bodrum

Belediye Başkanı Ahmet

Aras tarafından tanıtıldı.

Bodrum Belediyesi

tarafından Bodrum

Tanıtma Vakfı (BOTAV)

ve Akdeniz Turizm Vakfı

iş birliğiyle The Bodrum

Cup ile 13-14 Ekim tarihlerinde eş zamanlı olarak düzenlenecek

olan forumun tanıtımını Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras

gerçekleştirdi. Aras, yaptığı konuşmada şu açıklamalarda bulundu:

“13-14 Ekim'de Bodrum'da gerçekleştireceğimiz zirvede turizmin

geleceğini, mavi ekonomiyi, çevrenin ve denizin korunmasını,

turizmdeki mevcut iş birliği imkanlarını, dünya ve Akdeniz turizmi

ile Türkiye'yi ve Bodrum'u konuşacağız. Bodrum ile ilgili tüm

paydaşlar bu etkinlikte hazır olacak. 50'ye yakın ülkeden üst düzey

isimler, politikacılar, yatırımcılar, uluslararası turizm örgütlerinin

liderleri, turizm alanındaki yöneticiler ve profesyoneller katılacak.”

Aras, Akdeniz'in kendileri için çok önemli bir platform olduğunu

kaydederek, bu denize kıyısı olan tüm ülkeler ile iş birliği yapmak ve

Akdeniz'i bir barış denizi haline getirmek istediklerini sözlerine ekledi.

KARAVANLARA

YOĞUN TALEP

Global Yatırım Holding’in (GYH) bağlı kuruluşu ve dünyanın en büyük

kruvaziyer liman işletmecisi Global Ports Holding, Akdeniz Turizm

Vakfı tarafından ödüllendirildi. Vakfın düzenlediği Malta Zirvesi

kapsamında dağıtılan ödüllerde Global Ports Holding COO'su Stephen

Xuereb Turizm Sürdürülebilirlik Ödülü’nü şirket ve kendisi adına aldı.

Sürdürülebilir turizm girişimleri için bu ödülü almanın bir ayrıcalık

olduğunu söyleyen Global Ports Holding COO'su Stephen Xuereb,

“Bu ödül 14 ülkedeki 26 limanımızda, Global Ports Holding’i daha da

ileri taşımak için çalışan tüm ekip arkadaşlarımın katkısı sayesinde

kazanıldı, Sürdürülebilirlik adına her geçen gün çalışmalarımızı

artırıyoruz” dedi.

Pandemi döneminde daha izole bir tatil imkânı sunan karavan

tatiline yönelenler, bu sene de doğa ile iç içe vakit geçirmek için

karavanlardan vazgeçmiyor. sahibinden.com’un verilerine göre

geçtiğimiz ay verilen satılık motokaravan ilanları geçtiğimiz yıla

oranla %68 arttı. Motorlu taşıtlarla kolayca bağlantı kurarak,

her yere birlikte götürülebilen çekme karavanlara ilgi de artış

gösterdi ve geçtiğimiz ay verilen satılık çekme karavan ilanları

geçtiğimiz yıla göre %62 oranında arttı. Afyon, Bursa ve İstanbul

en çok karavan ilanı verilen yerler oldu. Tatilini doğayla baş başa

geçirmek isteyenler karavanlara yönelirken, karavan hayatının

olmazsa olmazı kamp ekipmanlarına yönelik ilgi de arttı. Geçtiğimiz

ay verilen uyku tulumu ilanları geçtiğimiz yıla oranla %91 arttı.

Geçtiğimiz yılın Mayıs ayı ile karşılaştırdığımızda, hem pratik

hem de kamp deneyimini doyasıya yaşamaya olanak tanıyan

ekipmanlardan Tabure, Sandalye & Masa kategorisinde verilen

ilanlarda %51, Mat, Kampet & Yatak kategorisinde verilen ilanlarda

%27 ve yön bulma malzemeleri için verilen ilanlarda %24 artış

yaşandı.


14

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Radisson Blu Bosphorus

Hotel’e yeni genel müdür

Turizm ve dtelcilik sektörünün

başarılı ve deneyimli yöneticisi

Fikret Yüksel, Radisson Blu

Bosphorus Hotel, İstanbul’da

Genel Müdür olarak yeni görevine

atandı. 1992’de başladığı otelcilik

kariyerinde her geçen gün

başarıyla yükselmeye devam eden

Fikret Yüksel, en son Radisson

Blu Resort & Spa Çeşme’de

Genel Müdür olarak görev almıştı.

Radisson Otel Grubu’nda uzun

yıllar boyunca kariyerini sürdüren

Yüksel’in çalıştığı oteller arasında;

Radisson Blu Conference &

Airport Hotel Istanbul, Radisson

Blu Hotel Ankara, Radisson Blu

Hotel Batumi, Radisson Resort

& SPA Alushta, Park Inn by Radisson Rosa Khutor, Park Inn by

Radisson Riga Valdemara ve Park Inn by Radisson Residence Riga

Barona yer alıyor.

Tatilcilerin gözdesi

yine tekne tatili

Yurt dışı tur, otel ve villa tarafında yüksek fiyat artışları tekne turizmini

önemli bir alternatif olarak ön plana çıkarıyor. viravira.co’nun

verilerine göre 2022 sezonu erken rezervasyon dönemindeki tekne

kiralama rakamları geçen sezona oranla yüzde 43 artış gösterdi. Lüks

seyahat alternatifleri olan yurt dışı tur, otel ve villa tarafında yaşanan

yüksek fiyat artışlarının tekne turizminin rekabetçi kalmasına yol

açtığı belirtiliyor. Tekne tatilinde ücretler tercih edilen tekne tipi ve

kişi sayısına göre değişiklik gösteriyor. Kişi başı haftalık 4 bin TL’den

başlayan fiyatlarla 6-8 kişilik bir yelkenli tekne kiralanabiliyor. Gulet

tipi teknelerde kişi başı haftalık 4 bin TL, katamaran tipi teknelerde

kişi başı haftalık 5 bin 500 TL, motoryat tipi teknelerde ise kişi başı

haftalık 5 bin TL’den başlayan fiyatlarla mavi yolculuk tatili yapmak

mümkün. Göcek, Fethiye, Bozburun, Bodrum ve Marmaris ise en çok

tercih edilen mavi yolculuk lokasyonları arasında geliyor.

Özel yolcu salonlarında

sanat deneyimi

19 ülkede işlettiği 70’e yakın yolcu salonu ile sektörün liderleri

arasında yer alan TAV İşletme Hizmetleri, yakın zamanda

yenilediği Bodrum Primeclass özel yolcu salonunda misafirlerini

sanatla buluşturuyor. Bodrum Primeclass Lounge’da Türk resim

sanatının önemli isimlerinden, Devrim Erbil ile gerçekleştirdiği iş

birliği sonucunda, Erbil’in daha önce görücüye çıkmamış eserleri

sergilenecek. TAV İşletme Hizmetleri, Türk sanatçıların eserlerinin

yurt dışında tanıtılmasında önemli bir rol üstlenerek, Erbil’in

eserlerini daha sonra New York ve Paris’teki Primeclass özel yolcu

salonlarında sergilemeye başlayacak. Ayrıca Bodrum Primeclass

Lounge, Bodrum’a özgü lezzetlerin de yer aldığı yenilenen menüsü ve

her hafta sonu gerçekleşecek DJ performansı ile bu yaz misafirlerine

kusursuz bir seyahat deneyimi yaşatmaya hazırlanıyor.


16

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Türkiye turizminin

globalde yeni markası

rudder & moor

Temeli 1971 yılına

dayanan TurOto Ford

Store’un 50 yıllık

deneyimiyle 2007 yılında

Ankara’da kurulan

Turmobil, 2020 yılında

bünyesindeki hizmet

çeşitliğini genişletti.

Türkiye’nin ilk online

karavan kiralama

hizmetini hayata geçiren

Turmobil, tekne kiralama hizmetini de devreye sokarak hizmetlerine

Turmobil Sailing olarak bugüne kadar devam etti. Yurt dışı charter

base yatırımları ve İtalyan / Hırvat marka tekne distribütörlükleri ile

yolculuklarına rudder & moor olarak devam edecek olan Turmobil

Sailing, yeni markalaşma sürecinde uluslararası pazarda güçlü bir

şekilde konumlanmayı amaçlıyor. Türkiye turizminin uluslararası

pazardaki yeni markası olarak konumlanan rudder & moor’un

faaliyetleri arasında ise tekne kiralama, tekne brokerage, tekne

işletme sistemi, kişiye özel tekne hizmetleri bulunuyor. Yat işletme

sistemi ile motor yat, yelkenli veya katamaran sezon boyunca

müşteriler adına kiralama yaparak kazanç sağlayan rudder &

moor aynı zamanda tekneleri ile düzenli olarak ilgilenerek tekne

sahiplerinin tekne yönetimini daha rahat, daha doğru ve daha kolay

bir şekilde gerçekleştirebilmesine yardımcı oluyor.

“Anadolu Destanı”

yeni yüzüyle raflarda

Profesyonel turist rehberi, seyahat yazarı

ve uluslararası konuşmacı Şerif Yenen'in

"Anadolu Destanı" kitabı yeni içeriği ve

yeni yüzüyle okuyucularla buluştu. Alfa

Yayınevi'nden çıkan Türkiye'nin Kültürel

Mirası ve Gezi Rehberi kitabı Anadolu

Destanı, 1 Temmuz'dan itibaren raflardaki

yerini aldı. Yenen kitabında ülkemizin

turizmde öne çıkan popüler yerlerini

muhteşem fotoğraf kareleri, haritalar

ve illüstrasyonlar eşliğinde akıcı bir dille

bölge bölge anlatıyor. Yenen'in 30 yılı aşkın

rehberlik deneyiminin ürünü "Anadolu Destanı", binlerce yerli ve

yabancı ziyaretçiye sahada anlatmanın verdiği deneyim ve güvenle

harmanlanmış en akıcı Türkiye gezi rehberi niteliğinde. Yenen,

"Anadolu Destanı"nı ilk olarak 1997 yılında İngilizce dilinde "Turkish

Odyssey" ismiyle yayınlamıştı. İlk defa bir Türk tarafından hazırlanan

İngilizce gezi rehberi olan "Turkish Odyssey", Türkiye’nin tanıtımını

amaçlıyordu. Peşi sıra İtalyanca, Almanca ve Türkçe’ye çevrilerek

basıldı.

İstanbul’da turizm ve

tanıtım ofisi açan ilk ilçe

belediyesi oldu

Üsküdar Belediyesi açılışını gerçekleştirdiği Turizm ve Tanıtım Ofisi

ile Üsküdar’a gelerek tarihi zenginliklerini, gezilecek yerlerini, yemek

yeme yerlerini ve kendine has güzelliklerini keşfetmek isteyen yerli

ve yabancı vatandaşlara rehber olacak. Ofise uğrayan vatandaşlar

rehberlik üzerine her türlü hizmeti alabilecekler. Üsküdar Belediye

Başkanı Hilmi Türkmen, “Bugün burada Üsküdar'ımızın tam

merkezinde Mihrimah Sultan Camii'nin hemen dibinde herkesin

çok rahatlıkla ulaşabileceği bir tanıtım ve turizm ofisi açtık. Önemli

bir merkez oldu. Üsküdar’ımıza gelen, İstanbul'umuza gelen yerli

ve yabancı misafirlerimiz hiç yabancılık çekmeden, acaba nereye

giderim, nerede yemek yerim, nerede dinlenirim, nerede güzel

bir tarihi mekânı ziyaret ederim endişesine kapılmadan buradan

alacak olduğu hizmetle arkadaşlarımız onlara yol gösterecek.

Hem sözlü hem yazılı broşürler, materyallerle vatandaşlarımıza

bu güzel İstanbul'umuzu, Üsküdar'ımızı hiçbir şekilde yabancılık

çektirmeyeceğiz” dedi.

G Hospitality’den

‘Yaza Merhaba’ partisi

Turizm sektörüne yepyeni bir soluk getiren projeleri Wanda

Vista İstanbul, Westside Residences by Rotana İstanbul, Centro

Westside, G Hotels İstanbul ve G Beyond’u ‘G Hospitality’ adı

altında birleştiren Mar Yapı’nın ‘Yaza Merhaba’ partisi 16 Haziran

akşamı müzik ziyafeti ve renkli performanslar eşliğinde Wanda

Vista İstanbul’da gerçekleşti. Turizm ve gayrimenkul sektöründen

çok sayıda katılımcıyla gerçekleşen yaza merhaba partisinde,

Wanda Vista Genel Müdürü Vincent Yap, “Bu güzel gecede hep

birlikte olduğumuz için çok mutluyum. Turizm adına çok önemli bir

iş yapıyoruz ve bu işin bir parçası olmaktan dolayı çok gururluyum.

Dünyanın ve Çin'in önde gelen değerli varlık yönetim şirketlerinden

Wanda Hotels & Resorts'un ilk yurt dışı yönetim oteli olan Wanda

Vista İstanbul, İstanbul turizmi için çok değerli bir noktada.”

diye konuştu. Gecede düşüncelerini dile getiren bir diğer isim G

Hospitality’nin Genel Müdürü Hikmet Işıldak ise, yaza “merhaba”

dediğimiz bu anlamlı gecede genç, elagan, dinamik ve lüksü

yaşattığımız projelerimizden dolayı oldukça heyecan duyuyoruz.

Turizm sektörüne yepyeni bir soluk ve heyecan getirdik. Tüm bu

çalışmalarımız inanıyorum ki, Türk turizmi için güzel sonuçlar

getirecek.” diyerek G Hospitality’nin önemini vurguladı.


DecoBoutique

kulsanprofesyonel kulsanprofesyonel

Karaağaç OSB Mahallesi

101.Cadde No:6/2 Kapaklı / Tekirdağ

Tel:0282 758 26 44

info@kulsan.com.tr

www.kulsan.com.tr


18

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Dedeman Palandöken’de

30 yıllık ihaleyi kazandı

Erzurum

Palandöken Kayak

Merkezi’ne 28

yıl önce yaptığı

yatırımla Türkiye’de

kış turizminin öncü

ismi olan Dedeman

Hotels & Resorts

International,

‘Palandöken

Dedeman’ı 30 yıl

daha işletecek. Türkiye’ye kayağı sevdiren

otel olarak tanınan ‘Palandöken Dedeman’da

kısa süre içinde renovasyon çalışması

başlatılacak. Bölgenin ilk yatırımcısı olarak

Palandöken’in kendileri için ayrı bir yeri

olduğunu belirten Dedeman Hotels &

Resorts International Yönetim Kurulu Başkanı Banu Dedeman,

Dedeman Palandöken’in bir otelden daha fazlası olduğunu dile

getirdi. Türkiye’nin içinde bulunduğu zor koşullara rağmen,

dönemin valisinin de yönlendirmesi ile Palandöken’e ilk yatırımı

gerçekleştirdiklerini anımsatan Banu Dedeman, “Bu adımla

birlikte Palandöken, ‘kayak merkezi’ unvanı alırken, Türkiye yeni bir

destinasyon kazandı. Kısa sürede de uluslararası arenada kendine

yer edindi. Geçen zaman içinde Palandöken’in nasıl yol aldığını hep

birlikte gördük. Bu muhteşem dağın uluslararası kayak turizminde

daha da ön sıralara gelmesi için katkılarımızın devam edecek

olmasından büyük mutluluk duyuyoruz” dedi.

Radisson Collection Hotel,

Bodrum’da 3 önemli atama

Turizm ve Otelcilik sektörünün deneyimli isimleri Ali Aytan, Yasin

Çalış ve Betül Alaş Şevk, Radisson Collection Hotel, Bodrum’daki yeni

görevlerine atandı. 28 yılı aşkın süredir sektörde kariyerine başarıyla

devam eden Aytan, Radisson Collection Hotel, Bodrum’un yeni Genel

Müdürü oldu. Ön Büro Müdürü, Operasyon Yöneticisi gibi çeşitli

kademelerde görev alan Aytan, aynı zamanda Türkiye’de ve Riyahd’da

açılış oteli ve genel müdürlük konusunda tecrübeli bir yönetici. Betül

Alaş Şevk, Satış ve Pazarlama Direktörü olarak Radisson Collection

Hotel, Bodrum’da yeni pozisyonuna başladı. Şevk, Kempinski Hotel

Barbaros Bay Bodrum’daki 11 yıllık lüks otel tecrübesiyle lüks

otelcilik ve satış konusunda son derece bilgi ve deneyim sahibi bir

isim. Güçlü geçmişiyle dikkat çeken Yasin Çalış ise, otelin Executive

Chef’i olarak göreve geldi. Çalış, daha önce Kempinski Hotel

Barbaros Bay Bodrum, Six Senses Kaplankaya, Yas Hotel Abu Dhabi

ve Palm Beach Hotel gibi birçok lüks segment otelde sorumluluklar

üstlendi.

Martı GYO

rekor kârını açıkladı

Martı Otel İşletmeleri’nin bağlı ortaklığı Martı Gayrimenkul Yatırım

Ortaklığı portföy büyüklüğünü ikiye katlayarak 01.04.2021-31.03.2022

dönemi Yıllık Finansal Tablolarında 216.982.363 TL kar açıkladı. Yeni

hedeflerinde ise, mevcut tesislerin modernizasyon çalışmalarına hız

vermek ve sektörde daha fazla öne çıkmak var.

Martı Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı’ndan yapılan yazılı açıklamada

şirket finansallarında gerçekleşen bu pozitif değişimin korunacağı

ve daha ileriye taşınacağı belirtilirken, “Mevcut tesislerimizin

modernizasyon çalışmalarına hız verilecek ve sektörümüzde öne

çıkma gayretimiz devam edecektir. Grubumuzun 55 yıllık bilgi

birikimi ve tecrübesi rehberliğinde tüm paydaşlarımız ile birlikte

yatırımcılarımıza değer katma çabası içinde olmaya devam

edilecektir. Faaliyetlerimiz sürdürülebilirlik çerçevesinde her zaman

olduğu gibi çevreye karşı saygı ile toplumsal kalkınmayı ve ekonomik

gelişmeyi destekleme amacıyla devam edecektir.” denildi.

66. yıldönümünü kutladı

Skål International İstanbul Kulübü, kuruluşunun 66’ncı

yıldönümünü JW Marriott Hotel İstanbul Marmara Sea’da

düzenlenen büyük bir baloyla kutladı. Skal İstanbul Kulübü Başkanı

Can Arınel ve Yönetim Kurulu’nun ev sahipliğinde düzenlenen

baloya üyeler, Skål International Dünya Başkanı Burçin Türkkan,

Interim Başkan Yardımcısı Hülya Aslantaş ve PR Direktörü Annette

Cardenas, ile Uluslararası Skål Dernekleri Federasyonu Yönetim

Kurulu ve Türkiye’deki Skâl Kulüplerinin Başkanları da katıldı.

Skål İstanbul Kulübü Başkanı Can Arınel, yaptığı konuşmada,

bugün 83 ülkede, 354 kulüp ve 15.000’i aşkın üyeyi kapsayan Skål

International çatısı altında, en büyük Skål kulüplerinden biri olarak

Türk ve dünya turizmi için hizmet vermekten onur duyduklarını

belirtti. Arınel sözlerini şöyle sürdürdü: “Ülkemize güveniyor ve

turizmin kültürler arası köprüleri kurarak, gelecekte de barış ve

kardeşlik ortamını oluşturacağına inanıyoruz. Turizmin sadece

ekonomik değer oluşturarak değil, toplumun sosyal ve kültürel

yapısına etkilerinin önemini de görüyor, ülkemizin yarınlarının

güvencesi olduğunu her fırsatta vurguluyoruz.”


DecoBoutique

www.kulsan.com.tr

Karaağaç OSB Mahallesi 101.Cadde No:6/2 Kapaklı / Tekirdağ

Tel:0282 758 26 44 - info@kulsan.com.tr

kulsanprofesyonel

kulsanprofesyonel


20

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

İŞTE İSTANBUL’UN

5 AYLIK DOLULUK VE FIYAT KARNESI…

TÜROB aylık toplantısında konuşan TÜROB Başkanı Müberra Eresin, 2023’ün turizmde çok daha

iyi bir yıl olacağı öngörüsünü paylaşarak, Türkiye’nin ve İstanbul’un turizmde yıldızının daha da

parlayacağını söyledi. İstanbul’un mayıs doluluk karnesinin 2019’dan iyi olduğunu belirten Eresin,

ilk 5 aylık dönemde ise 2019’un gerisinde kalındığını kaydetti.

Türkiye Otelciler Birliği’nin Haziran

ayı ‘TÜROB Geleneksel Öğle Yemeği’

etkinliği Conrad İstanbul Bosphorus’ta

gerçekleştirildi. İstanbul Ticaret Odası (İTO)

Başkanı Şekib Avdagiç’in konuk konuşmacı

olarak katıldığı toplantıda, TÜROB üyeleri ve

turizm sektörünün önde gelen temsilcileri

bir araya geldi.

“Hem doluluklar hem fiyatlar arttı”

Toplantıda bir konuşma yapan TÜROB

Başkanı Eresin, turizmdeki son durumla

ilgili bilgi verirken, yılın ikinci yarısıyla

birlikte talepte artışın devam etmesini

beklediklerini belirtti. Eresin, “Mevcut

şartlarda 2022’nin 2021’den çok daha iyi

bir yıl olacağı kesin görünüyor. 2019 yılını

da geçme ihtimali çok yüksek. Gelecek yıl

ise yani 2023 yılının turizmde çok daha iyi

bir yıl olacağını, takip eden yıllarda turizm

gelirlerimizin artarak çok ciddi noktalara

geleceğini ve özellikle İstanbul’un dünyada

yine parlayan ilk beş destinasyondan biri

olacağını umuyoruz” diye konuştu.

“Neden mi 2019 ile kıyasladım?”

Doluluk oranlarını açıklayan Eresin, şu

bilgileri verdi: “Türkiye genelinde otel

dolulukları Mayıs 2022’de yüzde 70.3, ADR

olarak adlandırılan günlük satılan oda bedeli

103.9 Euro, RevPAR olarak adlandırılan oda

başı gelirler 73.1 Euro oldu. Mayıs 2019’da

otel dolulukları yüzde 54.6, oda bedeli 68.5,

oda başı gelirler 37.3 Euro olmuştu. Türkiye

genelinde ilk 5 ayda ise doluluklar yüzde

59.8, oda bedeli 84.5 Euro, oda gelirleri ise

50.5 Euro olarak gerçekleşti. 2019’un beş

aynında doluluklar yüzde 62.6, oda bedeli

65.5 Euro, oda başı gelirler de 41.0 Euro

olmuştu. Neden mi 2019 ile kıyasladım?

Geçmiş dönemle karşılaştırma yaparken

turizmde kayıp yıllar olarak kabul ettiğimiz

2020 ve 2021 yıllarını hiç dikkate almıyoruz

ve sadece 2019 yılı ile kıyaslama yapıyoruz

artık.”

İstanbul mayısta 2019’un üzerinde

doldu

İstanbul’daki doluluklara da değinen Eresin,

“İstanbul’da Mayıs 2022 otel dolulukları

yüzde 78.4 oldu. 2019 yılı Mayıs ayında bu

oran yüzde 58.2 olmuştu. Bu yılın ilk 5 ayına

baktığımızda ise, İstanbul’da doluluklar

yüzde 66.8 olarak gerçekleşti. 2019’un ilk 5

ayında bu oran yüze 69 olmuştu. Görüldüğü

gibi doluluklarda mayıs ayı bazında 2019’un

üzerindeyiz, ancak ilk 5 aylık dönem

itibariyle henüz 2019’un gerisindeyiz.”

İstanbul Avrupa ortalamasının

üzerinde

Fiyatlarda ve oda gelirlerindeki yükselişin

çok sevindirici olduğuna dikkat çeken

Eresin, şöyle devam etti: “Şunu büyük

bir memnuniyetle belirtmeliyim ki;

İstanbul’un hem mayıs ayında hem de

beş aylık dönemde doluluk ve oda başı

gelir ortalaması Avrupa destinasyonları

ortalamasının üzerine çıktı. İstanbul’da

günlük satılan oda bedelimiz Mayıs 2022’de

127.4 Euro oldu. 2019 yılında bu rakam

81.7 olmuştu. Toplam oda sayısı üzerinden

odabaşı elde edilen gelirler ise Mayıs

2022’de 99.8 Euro olarak ölçüldü. Bu rakam

2019’da 47.5 Euro olmuştu. Ocak-Mayıs

döneminde; günlük satılan oda bedelimiz

2022’de 104,98 Euro olarak ölçüldü. Bu

rakam 2019’da 80.4 Euro olmuştu. Ocak-

Mayıs 2022’de; toplam oda sayısı üzerinden

odabaşı elde edilen gelirler 2022’de 70.1

Euro olarak ölçüldü. Bu rakam 2019’da 55.5

Euro olmuştu. Turizm sektöründe olumlu

grafiklerin ortaya çıkması memnuniyet verici

ancak yapılan çalışmaları göz önüne alırsak

da bu başarılar tesadüf değil. TÜROB,

İstanbul Ticaret Odası, ICVB ve sektör

kuruluşları olarak kamu-özel sektör iş

birliğinde atılan adımlar ile Kültür ve Turizm

Bakanlığımız ve Türkiye Turizm Geliştirme

ve Tanıtma Ajansı (TGA) tarafından

yürütülen sonuç odaklı tanıtım ve pazarlama

çalışmaları sonrasında turizm sektörünün

hedeflerine ulaşarak ülke ekonomisi,

istihdamı ve kalkınmasına güçlü desteğini

vermeye devam edeceğine inanıyoruz.”

“Otel yatırımları artışa geçti”

Konaklama sektörü yatırımlarında da

yeniden artış başladığına işaret eden Eresin,

“Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı verilerine

göre bu yılın ilk 4 ayında ülke genelinde

toplamda 23 ilde 42 yeni otel projesi ‘Yatırım

Teşvik Belgesi’ aldı. Yeni yatırımlar toplam

1 milyar 892 milyon TL tutarında teşvik

kullanılarak tamamlanacak” dedi.

“Eğitim projelerimiz hızlandı”

TÜROB’un eğitim alanındaki çalışmalarının

da hızlandığını ifade eden Eresin, şunları

söyledi: “Kültür ve Turizm Bakanlığı ve

Milli Eğitim Bakanlığı’yla birlikte, turizm

sektörüne nitelikli insan kaynağı yetiştirmesi

amacıyla, ‘Mesleki Eğitim Merkezleri’

projesinin uygulamasını İstanbul pilot il

olmak üzere başlatmıştık. Proje kapsamında

yaşanan aksaklıkların giderilmesi yönünde

MEB ile yakından çalışmaya devam ediyoruz.

Bu projeyi, sektörümüz açısından taşıdığı

önem dikkate alınarak desteklemeye

devam edeceğiz. Öte yandan MEB ile varılan

mutabakat sonrasında; Şişli Kervansaray

Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin

adının ‘TÜROB 50.Yıl Şişli Turizm Meslek

Lisesi’ olarak değiştirilmesi konusunda

süreç tamamlanmak üzere. Okulumuzda

incelemelerde bulunduk. Okulun, toplam 21

dersliği ile tamamen ihtiyaç duyduğumuz

insan kaynağına göre öğrenci yetiştirmesi

için idari ve teknik altyapı en kısa süre

içerisinde tamamlanacak.”

“Şanlıurfa turizm başkenti”

Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de

gerçekleştirilen, Türkiye'yi, Kültür ve

Turizm Bakan Yardımcısı Özgül Özkan

Yavuz'un temsil ettiği İslam İşbirliği

Teşkilatı’nın 11. Turizm Bakanları

Konferansı'nda Şanlıurfa ilimiz ‘2023 yılı

Turizm Başkenti’ olarak seçildiğine de

değinen Eresin, “Bu gelişme bölge turizmine

ve tanıtım faaliyetlerine büyük katkı

sağlayacaktır. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na

girişimleri için teşekkür eder ve hayırlı

olmasını temenni ederiz” şeklinde sözlerini

tamamladı.


26

hotel restaurant

& hi-tech

gündem / makale

Günümüzün rekabetçi ve küresel otel

pazarında, aynı markayı paylaşan ve

merkezi rezervasyon sistemi, pazarlama

ve tanımlanmış operasyonel prosedürler

gibi hizmetler sunan bir otel grubunun

parçası olmak, finansal başarı ve başarısızlık

arasındaki fark anlamına gelebilir.

Eğer bir otel yatırımı ya da satın almayı

düşünürseniz ve bu konuda daha önceden

bir deneyimiz yoksa yapacağınız en doğru

şey; piyasada itibarı yüksek tecrübeli

bir otel yatırım ve marka danışmanı ile

çalışmanızdır. Franchise sunan birçok global

ve yerli otel markaları ile seçim süreci

karmaşık bir maliyet-fayda analizi haline

gelebilir. Öyleyse işinize yarayacak birkaç

başlık vereyim:

Öncelikle markaların tüm segmentlerinin

ne olduğunu ve bu segmentlerde hangi alt

markaların yer aldığını bilmeniz gerekir.

Aşağı yukarı tüm global üst otel markaların

alt segmentlerinde yer alan markalar bir

konsepti ve hedeflediği müşteri profilini

temsil eder. Hilton, üst segment müşteri

profili olan, şirket konaklamaları ve toplantı

planlayanlar tarafından tercih edilmesi ile

bilinir. Hampton by Hilton ise, toplantı ve

ziyafet salonları aramayan, fiyat konusunda

daha hassas misafir profillerine hitap

etmektedir. Aynı konu diğer tüm markalar

için de geçerlidir.

Doğru markayı seçin!

Bu markaların her ikisi de tamamen

farklı misafir pazarlarına odaklanmıştır.

Otelleri, tesisleri ve hizmet seviyenizi doğru

konumlandırmak için, yatırımınızın konumu

ve imkanları dahilinde hedeflediğiniz müşteri

segmentlerini çekecek bir marka seçmeye

dikkat etmelisiniz.

Mevcut otelinizin, yatırım yapacağını ya da

satın alacağınız işletmenin misafirlerinin

nereden geldiğini bilmeniz gerekir. Şehir

oteli, kongre toplantı oteli, resort otel ve bu

Otel

Orhan

Marka ve Yatırım Danışmanı

Genceli

Oteller franchise marka alırken nelere

dikkat etmeli?

otellere gelecek misafirleri hedeflediğiniz

pazarı iyi analiz ederek seçeceğiniz markanın

hangi pazarda daha güçlü olduğunu bilerek

doğru markayı seçmelisiniz.

Toplam maliyeti iyi bilin

Franchise satın alma ve sözleşmeniz

süresince ödeyeceğiniz komisyonları,

size toplam maliyetini ne olacağını iyi

bilmelisiniz. Franchise veya telif ücreti,

bir otel zincirinin parçası olma maliyetinin

yalnızca bir parçasıdır. Muhtemelen ayrıca

zincire katılmak için bir başlangıç ücreti,

rezervasyon sisteminin yıllık maliyeti,

çeşitli pazarlama ve loyalty programları

ve üyeliğinizi dönem sona ermeden

sonlandırmak istemeniz durumunda

ödeyeceğiniz cezai müeyyide ve ücretlerini

de bilmeniz gerekir. Çünkü tüm bunlar

sizden tahsil edilecektir. Bir franchise'ın

maliyetini diğeriyle karşılaştırdığınızda,

sözleşme süresi boyunca ortaya çıkacak tüm

masrafları dahil ettiğinizden emin olun.

Franchisor'ı markayı iyi analiz edip

anlamanız gerekir. Otelinizin finansal

geleceği, büyük ölçüde franchise vereninizin

eylemleri tarafından belirlenebilir. Örneğin,

franchise veren markanın pazarınızdaki aynı

rekabette olan diğer marka ve alt markalar

karşısındaki gücünü iyi bilmeniz gerekir.

Günümüzün tüm global üst markalar ve

birleşerek ya da satın alımalar ile daha

da büyüyen rakip markaların aynı zincirin

bir parçası haline gelmesi ve rezervasyon

ağlarını, pazarlama ve diğer girişimleri

paylaşmaya başladılar bile. Bu da yüksek

ve acımasız rekabet ortamında markayı

seçerken çok titiz davranmanız gerektiği

anlamına gelir.

Gerçek franchise sahipleri ile

konuşun

Franchise verenden memnuniyet düzeylerini

belirlemek için bazı gerçek franchise

sahipleri ile konuşun. Ayrıca, üyeliklerini

sonlandırmış olabilecek bazı eski franchise

alanlarını da araştırın. Çoğu ülke, dava

olabilecek durumda konusunda tecrübeli

avukatlar ile görüşmeniz faydalı olacaktır.

Performans analizlerini iyi bilmeniz gerekir.

Bir otel markasından franchise almanın

en önemli faydası, markanın ek doluluk

oluşturma imkânı başta gelir. Franchise

veren markanın, diğer otellere göre rekabet

avantajın ve sizin otelinize sağlayacağı

imkanların neden olacağından önceden

fizibilitesinin yapın ya da danışmanınıza

yaptırın. Bu üyeliğin size toplamda ne

kazandıracağının hesabını iyi önceden

yapmalısınız.

Franchisor'ın veren markanın gelecek

stratejilerini markette kalıcı olmak için

yapacağı planları ve özellikle teknolojiye

yaptıkları yatırımlardan haberdar olmalısınız.

Gelişmiş rezervasyon sistemleri ve internet

bağlantıları gibi teknolojilere para harcıyor

mu, bilmelisiniz. Sonuçta en az 20 yıllık

bir evlilik yapacaksınız ve bu süreçte diğer

markaların gerisinde kalınmamalıdır.

Franchise veren markanın büyümeye

devam edip etmeyeceğini veya özellikle

sizin alacağınız alt markanın ilerleyen

yıllarda hangi konumda olacağını iyi

bilmeniz ve araştırmanız gerekir. Otelinizin

marka konumlandırmasını doğru

konumlandırmanız gerekir. Bir üst ya da

alt segmente karar vermeniz kısa vadede

avantajlı görünebilir. Ancak uzun vadede

milyon değerinde dolar kaybına neden

olabilir.

Danışman görünümlü marka

temsilcilerinden uzak durun

Unutmayın, marka alırken tek bir markayı

saplantı haline getirmemelisiniz. Bir

markanın temsilcisi gibi olan danışman

görünümlü marka temsilcilerinden uzak

durun. Nitekim onlar sizin değil, markanın

yararına davranacaklardır. Size otelinize

uygun segmentteki en az 4 farklı global

ve yerli markadan teklif toplamalarını ve

bu analiz ve fizibiliteleri size doğru yapıp

avantajları okuyabilecek düzeyde tecrübeli

ve kaliteli, markaların tüm imkan ve

özelliklerini bilen alt ve üst seğmenleri ve

rekabet analizlerine hakim bir danışman

ile çalışmanız birçok sorunu önceden

sonlandırmanıza destek olacaktır. Gerçek

danışmanı tercih edin. Şirketi olan, fatura

yazıp vergi veren ile çalışın. Bir otelde

bordrolu çalışan partime çantacı danışman

kılıklı amatörlerden uzak durun.


28

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

SAĞLIK TURIZMINE IŞIK TUTACAK RAPOR

USTİS Akademi tarafından düzenlenen İstanbul Sağlık Turizmi Çalıştayı’nın sonuç raporu açıklandı.

Çalıştayda seyahat acentelerinin KDV oranlarının yüzde 18, hastanelerin ise yüzde 0 olduğu

belirtilerek her ikisinin de sıfırlanması vurgusu yapıldı.

Türkiye sağlık turizmi sektörünü tek

çatı altında birleştirmek amacıyla

kurulan Uluslararası Sağlık

Turizmcileri İşverenler Sendikası

(USTİS), 30 Mart’ta gerçekleştirdiği İstanbul

Sağlık Turizmi Çalıştayı’nın sonuç raporunu

açıkladı. Rapor 100 sayfadan oluşan bir

kitapçık halinde yayınlandı. Rapor; ilgili

bakanlıklar, USTİS’in üye olduğu Türkiye

İşveren Sendikaları Konfederasyonu’nun

(TİSK) tüm işveren sendikaları başkanları ve

genel sekreterleri ile ilgili tüm kuruluşlara

ulaştırılmak üzere dağıtılmaya başlandı.

Türkiye’de ilk kez sağlık turizmindeki

tüm paydaşları biraraya getiren çalıştayın

ürünü olan raporda seyahat acentelerinin,

hastanelerin, otel işletmecilerinin, sağlık

turizmi ile ilgili sivil toplum kuruluşlarının,

sigorta işletmelerinin ve sektörün diğer

profesyonellerinin tespit ettikleri sorunlar ile

çözüm önerileri yer alıyor.

USTİS Akademi tarafından düzenlenen

çalıştayı değerlendiren USTİS Başkanı Aslı

Tarcan “Ülkemizde birçok sağlık turizmi

işletmesi var. Düzenlediğimiz bu çalıştay

hem sektörün tüm paydaşlarını bir araya

getirdi hem de sektörün sorunlarını geniş

açıdan görmemizi sağladı. Kurumların

faaliyet alanlarına göre belgelendirme

ve yetkilendirmedeki karmaşıklıktan,

yetersiz denetime kadar; nitelikli işgücü

eksikliğinden, defolu ve sigortasız hizmetler

ile buna bağlı sorunlara kadar birçok sorun

dile getirildi. Akabinde nitelikli personel

eksikliği için eğitim programlarının

hazırlanmasından yasal mevzuatın tüm

paydaşlarla birlikte kapsamlı olarak revize

edilmesine kadar birçok çözüm önerisi

sunuldu. Çalıştaya katılan tüm tarafların

bu sorunların çözülmesi noktasında

USTİS’in düzenleyici ve denetleyici bir

rol üstlenmesini istemesi bizim için

ayrı bir gurur oldu. Sektörümüzün bize

olan güvenini boşa çıkarmamak için

var gücümüzle çalışmalarımıza devam

ediyoruz. En kısa zamanda bu çalıştayın

benzerlerini Türkiye’nin yedi bölgesinde de

düzenleyeceğiz” dedi.

İşte Çalıştay’da dikkat çeken sorun

ve çözüm önerileri

Çalıştayda tüm katılımcılar göz önüne

alınarak her biri 10 kişilik oturma düzenine

sahip 10 masa kuruldu. Bu masalardan

ikisi seyahat acentelerine aitti. Seyahat

acenteleri mevzuat eksikliği olduğuna

vurgu yaptı ve yeni mevzuat hazırlanırken

sürece kendilerinin de dahil edilmesini

istedi. Sektörde sigortanın olmamasının

önemli sorun olduğu belirtilerek bu konuda

hazırlanacak poliçenin ivedilikle hayata

geçirilmesi istendi. Seyahat acentelerinin

KDV oranlarının yüzde 18, hastanelerin ise

yüzde 0 olduğu belirtilerek her ikisinin de

sıfırlanmasını istediler. Acenteler ayrıca

güven ve etik standartlarının olmamasından

yakınarak bu konuda yaptırım uygulama

yetkisine sahip ve kolay ulaşılabilir bir şikayet

masasının olması gerektiğini dile getirdiler.

“Çalıştaylar sürmeli”

Hastane temsilcileri de seyahat acenteleri

gibi iki masada temsil edildi. Sağlık turizmi

yapan paydaşların her süreci kendisinin

yapmaya çalıştığını belirten hastane

temsilcileri ortak hareket etme konusundaki

sıkıntıların giderilmesi adına bu USTİS’in

yaptığı çalıştayın ve benzerlerinin artarak

sürmesi istendi. Kayıtlı kurumların yanında

kayıtsız kurumların da denetlenmesini

isteyen hastane temsilcileri, rehberlere

de sağlık terminoloji eğitimi verilmesini

istedi. Sağlık tesislerinde yabancı dil bilen

çalışanların eksikliğinin çekildiğini belirten

hastane temsilcileri yabancı dil eğitiminin

koordine edilmesini ve devlet tarafından

desteklenmesini istedi.

Otel işletmesi temsilcileri de iki masada

yer alan sağlık turizmi paydaşlarındandı.

Otel işletmecileri ilk sorun olarak niteliksiz

personele dikkat çekti ve personele eğitim

sertifikasının verilmesi gerektiğine vurgu

yaptı. Kurum-otel ve acente arasında

eşgüdüm eksikliği olduğuna dikkat çeken

otel işletmecileri, reklam ve doğru tanıtım

konusunda da eksiklikler olduğunu dile

getirdi. Sağlık turistleri ile ilgili verilerin

bulunmamasının problemleri görmek

noktasında sorun yarattığını belirten otel

işletmecileri, verilerin toplanarak, doğru

analiz edilmesi gerektiğini dile getirdi.

Denetimde USTİS’in olmasını

istediler

Sağlık turizmi ile ilgili sivil toplum kuruluşları

(STK) da iki masada yer aldı. STK’lar hastaaracı

ve doktordan oluşan sağlık hizmet

zincirinde güven ve kalite sorunu olduğunu

dile getirerek bu sorunun çözülmesi

gerektiği belirtildi. Sağlık turizmi eğitiminde

nitelik ve etkinlik sorunu olduğunu belirten

STK’lar, sadece fiyat konusunda değil

hizmet kalitesinde de farklılıklar yaratılması

gerektiğini dile getirdiler. Reklam ve tanıtım

eksikliğine dikkat çeken bir diğer sağlık

turizmi paydaşı da STK’lar oldu.

Sigorta işletmesi temsilcileri sağlık turizmi

için gelenlerin ve özellikle Avrupa’da yaşayan

çifte pasaportlu Türk vatandaşlarının sigorta

güvencesi altına alınmasına mevzuatın

müsaade etmediğini belirttiler. Bu amaçla

çalışma yapılması gerektiğini belirten

sigorta temsilcileri seyahat sağlık sigortası

poliçesinin çıkmasını ve bu poliçenin limit ve

kapsamının USTİS tarafından oluşturularak

denetlenmesini istediler.

Diğer profesyonel meslek temsilcileri ise

sağlık turizmi envanterinin olmadığına

vurgu yaparak USTİS tarafından sağlık

turizmi verilerinin toplanmasını ve ilgili

tüm sektör temsilcileriyle paylaşılmasını

önerdiler. Belgelendirmede seçici olunması

ve sertifikasyondaki sorunların giderilmesini

isteyen profesyonel meslek temsilcileri,

USTİS’in etkin olduğu düzenli bir denetleme

mekanizması olması gerektiğini vurguladılar.


30

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

SAYD BAŞKANI UYARDI

“KÜLTÜR TURLARI CAN ÇEKIŞIYOR,

DERHAL ÇALIŞMA YAPILMALI’’

SAYD Başkanı Mehmet Gem, yüz bine yakın seyahat acentesi çalışanı, rehber, otobüsçü ve

konaklama tesisinin maliyet artışları sebebiyle ayakta kalma mücadelesi verdiğini vurgulayarak,

“Hiç değilse ticari yat ve tenezzüh teknelerine uygulanan ÖTV’siz yakıt tedariki hakkı turizm seyahat

acentelerine de sağlanmalı ve bu konu ile ilgili çalışma derhal yapılmalıdır.” dedi.

SAYD – Seyahat Acentaları

Yöneticileri Derneği Başkanı

Mehmet Gem kamuoyuna yönelik

açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

Türkiye’de faaliyet gösteren seyahat

acentelerinin %50’sine yakını yurt içi

kültür turları segmentinde faaliyet

göstermektedir. Turizm seyahat

acenteleri memleketimizi nakış

nakış, ilmek ilmek dokuyarak gelen

misafirlere yurdumuzun tanıtımını

yapmaktadır. Doğu Karadeniz’den

Güneydoğu’ya, Marmara’dan Doğu

Anadolu’ya, Batı Karadeniz’den

Akdeniz’e canını dişine takarak kültür

turu yapmaya çalışan turizm seyahat

acenteleri can çekişmektedir.

Bu tür kültür turu paketleri hazırlayan

acenteler son dönemde;

%274 yakıt, %174 enerji, %180 gıda,

%84 personel zammı sebebi ile geçen

senenin aynı dönemine göre %100’ün

üzerinde kültür turlarında fiyat artışı

yapmak zorunda kalmış ve bu sebeple

alternatif tatil paketi olan yurt içi kültür

turları hareket edemez hale gelmiştir.

Geçtiğimiz senelerde kültür turlarında

yakıt maliyeti %20’lerde seyrederken

artık bu maliyet %50’nin üzerine çıkmış,

yakıt maliyetlerinin değişkenliği sebebi

ile acenteler tur satış rakamlarını

hesaplayamamaktadır. Tam da bu

noktada yarısı bile dolmayan turlar hızla

iptal noktasına gelmiştir.

“ÖTV’siz yakıt tedariki hakkı

acentelere de sağlanmalı”

Yüz bine yakın turizm seyahat acentesi

çalışanı, rehberler, otobüsçüler,

misafirleri ağırlayan oteller ve turizm

tesisleri ayakta kalma mücadelesi

vermektedir. En büyük maliyet olan

yakıt konusunda eğer hükümet vergi

indirimi, ÖTV alınmaması ya da başka

bir formül üretmezse çok yakın bir

zamanda ülkemizin eşsiz güzellikleri

öksüz kalacaktır. Hiç değilse ticari yat

ve tenezzüh teknelerine uygulanan

ÖTV’siz yakıt tedariki hakkı turizm

seyahat acentelerine de sağlanmalı

ve bu konu ile ilgili çalışma derhal

yapılmalıdır. Aksi halde kültür

turları destinasyonlarındaki oteller,

restoranlar ve tesisler kapanmaya yüz

tutacak, bu turlar ile şehirlerde yaşanan

ticaret hacmi bitecek, bir süre sonra

münferit misafir bile alamayan müze ve

ören yerleri metruk bir hale gelecektir.

Turizmin geleceğini en iyi gören ve

konunun farkında olan Kültür ve Turizm

Bakanı Mehmet Nuri Ersoy (ETS) yurt içi

kültür turları departmanını kapatmıştır.

Amir kişi bile kendi şirketinde bu

departmanı kapattığına göre konunun

ne kadar acil ve vahim bir konumda

olduğu muhakkaktır.

Ya acentalere can suyu sunulacaktır ya

da ülkemiz Kuşadası ile Alanya arasında

her şey dahil, yerli ve yabancıya otel

hizmeti veren TURİZM CENNETİ! haline

gelecektir. Öyle ya;

Türkiye’de turizm sadece deniz kum ve

güneşten ibarettir!..

Göbeklitepe’den Akdamar Adası’na,

Sümela Manastırı’ndan Kapadokya’ya,

Selimiye Camii’nden Ani’ye muhteşem

güzelliklerimizi yerli ve yabancı

turistlerin beğenisine sunamayacaksak

ve acentelerimiz kepenk kapatmaya

mecbur bırakılacaksa bu ülkede

turizmin kadük kalacağı kesindir.

Seçim yöneticilerimizin! Ya can suyu ya

çorak toprakta hububat…


Beko 400 TR ve TokenX

platform hizmeti ile,

işinizi daha az maliyetle

daha verimli yönetin!

Mali mühür

gerekmeden,

HEMEN

e-faturaya

geçiş imkanı!

Ürünlerinizi ve

alanlarınızı

Beko 400 TR

cihazınıza

tanımlayın

Oda, masa bazlı

sipariş yönetiminizi

yapın

Ödemelerinizi

QR veya

kredi kartı ile

temassız alın

Tek tuşla müşterinin

e-posta adresine

e-fatura gönderin

Tüm işlemlerinizi

ve e-faturalarınızı

TokenX web paneli

üzerinden

görüntüleyin


32

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

I-MICE YENI

BAŞKANLARINI

SEÇTI

HÜSEYIN

KURT GÜVEN

TAZELEDI,

IŞIL ÖZMEN 2.

BAŞKAN OLDU

I-MICE 3. Olağan Genel Kurulu'nda Başkan Hüseyin Kurt 3 yıllığına yeniden başkan seçildi.

Derneğin 2. Başkanı ise Işıl Özmen oldu.

Uluslararası MICE Endüstrisi

Derneği (I-MICE) 3. Olağan

Genel Kurulu'nu 14 Haziran

günü İstanbul Marriott Hotel Asia ev

sahipliğinde gerçekleştirdi. Üyelerin

hazır bulunduğu genel kurul; samimi

ve özlem dolu bir havada geçti. Geçen

dönem adından oldukça fazla söz ettiren

I-MICE Derneği Başkanı Hüseyin Kurt,

üyelerin oylarıyla yeniden 3 yıllığına

başkan seçildi.

Başkan Kurt'tan 'Ben yerine biz

vurgusu'

I-MICE Başkanı Hüseyin Kurt yaptığı

konuşmasında, "Seçildiğimiz günden bu

yana derneğimiz ve sektörümüz adına

katma değer üretmek ve fayda sağlamak

adına yoğun gayret içerisinde olduk.

Dönemimiz içerisinde dünyayı etkisi

altına pandemi ve etkileri ile sektörümüz

adına yoğun mücadele ettik. Bu dönem

kayıplarımızın olduğu, sosyo-ekonomik

hayatlarımızın sıfırlandığı, hava sahaların

kapandığı, ülkelerin ve şehirlerin

karantina altına alındığı, evlerimize

kapandığımız, hayatımıza maske ve

mesafe gibi kavramların girdiği bir

dönem olarak sanıyorum tarihteki yerini

alacak. Lakin, bizler bu dönemde her

türlü acımızı, ekonomik sıkıntımızı, dert

ve tasamızı bir kenara bırakıp ‘ben yerine

biz’ adına hareket edip sektörümüzü,

ekonomik, endüstriyel büyüklüğümüzü,

tanıtıma ve ekonomiye olan katkımızı

neredeyse kapı kapı dolaşıp anlattık.

Basına yönelik düzenlediğimiz

toplantılarla kamuoyu oluşturduk.

Eğitimler, zoom ve instagram üzerinden

canlı yayınlarla sektörümüze güven,

moral ve enerji aşılamaya gayret

ettik. Yaptıklarımızın sektörün geneli

tarafından memnuniyetle karşılanması

taktir görmesi bizim için gurur verici."

dedi.

"Ülkenin her yerine yayılacağız"

Yeni döneme yönelik ülkenin her

yerine yayılacaklarını ve aynı zamanda

Uluslararası arenaya da çıkmanın

zamanının geldiğini belirten Kurt, yeni

yönetimde bu bağlamda adımların

atıldığını ve çok güçlü özellikleri

barındıran kıymetli üyelerin aralarına

katıldığını belirtti.

Özmen: "Kadın meslektaşlarımızla

sektöre değer katan projeler

yapacağız"

I-MICE'nin 2. Başkanlık görevine

seçilen Işıl Özmen ise şunları söyledi:

"Kuruluşundan bugüne gönül bağım

olan derneğimizde yeni dönemde de

görev almaktan dolayı büyük gurur

duyuyorum. Derneğimizin bu dönemki

hedeflerini uluslararası alanda

söz sahibi olmak ve sektörümüzün

hak ettiği yere gelmesinde fayda

sağlamak yanında turizmde kadın

istihdam gücünü de artırmak, ücret

adaletsizligine çözüm bulmak ve üst

yönetimlerde daha fazla kadın yönetici

olmasını sağlamak için çalışmalar

yaparak hedeflerimizi genişlettik.

Bu dönem kadın meslektaşlarımızla

sektöre değer katan projeler

yapacağız."


gündem / makale

35

hotel restaurant

& hi-tech

AGON Danışmanlık ve Mümessillik Hizmetleri CEO’su

Tezer Öner

Mavi Bayrak’ta ikinci perde

Hatırlayacaksınız, yakın bir zaman önce

son dönemde sıkça gündeme taşınan

Mavi Bayrak konusuna değinmiş, Türkiye

Çevre Eğitim Vakfı (TÜRÇEV)’e seslenerek,

“Türkiye’de bu yıl 531 plaj, 24 marina, 5

bireysel yat ve 15 turizm teknesinde Mavi

Bayrak dalgalanacak. Her şey güzel de

ben Mavi Bayrak hakkını kaybetmiş plaj,

tesis ve tekneleri de görmek istiyorum.”

talebimi dile getirmiştim.

Bu haliyle TÜRÇEV’e cevap hakkı

doğduğundan, eksik olmasın, TÜRÇEV

Mavi Bayrak Programı Ulusal

Koordinatörü Almıla Kından Cebbari

Hanım tarafıma ulaşmak suretiyle çok

detaylı bir bilgilendirme yaptı. Kendisine

bu yakın alakasından dolayı ayrıca

teşekkür ederim. Sonuç itibari ile bu

süreçte aldığım notları ve altı çizilmesi

gereken noktaları sizlerle paylaşmak

istiyorum. Nitekim altın değerinde bilgiler

ve veriler…

Öncelikle şunu gördüm ki, Mavi Bayrak

Organizasyonu yetkilileri gerçekten

çok yoğun bir seyahat ve denetleme

programına sahipler. Almıla Hanım’a her

ulaştığımda ya yolda ya denetlemedeydi.

Buna rağmen toplumsal bilinçlenme ve

eğitim konusunda alınması gereken çok

yol var. Eğitim programı sadece nisan

ayında bir defa açılan bir seminerle

temsilci yetiştirilmesi sağlanıyor. Bu

konuda şu anda daha yoğun bir eğitim

çalışması için planlamalar yapılmakta…

Ben de bir Mavi Bayrak gönüllüsü olmak

için sıradaki eğitime katılma kararı aldım.

10 Haziran 2022 tarihine dek Türkiye’de

1.652 nokta izlenmiş ve sadece 531’i

Mavi Bayrak almaya hak kazanmıştır.

Denetleme ve izleme süreci tüm sene

devam etmektedir. Bu arada bir noktanın

Mavi Bayrak hakkı alabilmesi için geçmiş

4 yılın analizlerine göre ‘mükemmel’

yüzme suyu kalitesini sağlamış olması

gerekir. Ancak Sağlık Bakanlığı, Stratejik

Çevresel Değerlendirme (SÇD) ve Deniz

Sularının Çevresel Durumu (DSÇD) ‘iyi

çevresel durum’a bakar. Yüzme Suyu

Kalitesi Yönetmeliği içerisinde de ‘iyi’

ve ‘yeterli’ sınıflamaları halk sağlığı

için yeterli görülmektedir. Yüzme Suyu

Profilleri, kritik öneme sahiptir! Ama iyi ve

yeterli sularda da turizm devam etmekte

ve biz de yüzebilmekteyiz. Ancak bu bir

Mavi Bayrak demek değil… Mavi Bayrak ne

demek?

Mesela 2019 yılına ait verilerle bir örnek

vermek gerekirse;

Sağlık Bakanlığı tarafından izleme yapılan

toplam Yüzme Suyu İzleme Noktası sayısı

1.495…

Bu noktalardan doğrudan plajı içeren

kısmı 1.390…

Geri kalan 105 adet izleme noktası, dere

ağzı gibi kirlilikleri izlemek için olan

noktalar…

1.390 noktadan ise 18 ilde 278 nokta, kısa

vadede Mavi Bayrak alamayacak olan

illere ait olan noktalar (Bitlis, Burdur,

Artvin, Rize gibi arıtması olmayan ya da

kanalizasyon bağlantısı olmayan yerler).

Yani, Mavi Bayrak alabilme potansiyeli

olan illerdeki toplam numune sayısı

1.112…

Bu numune noktalarından da aktif

numune noktası sayısı 1.028…

TÜRÇEV’in bu noktalardan incelemiş

olduğu 830 nokta var. Kalan 197 noktada

saha çalışması yok veya sahadaki,

yerel yöneticilerden da böyle bir talep

oluşmamış…

830 noktanın 12 tanesi Mavi Bayrak’ta

bizzat izlenen dereler…

Geriye kalan 818 noktanın 463 tanesi Mavi

Bayrak Ödülü almış…

Geriye kalan 355 noktanın 155 tanesi

A sınıfı değil, 200 tanesi incelemeye

alınabilir olmuş…

Bu durumda görünen şudur ki, 33 kriterde

yapılan bu detaylı testlerin insan sağlığı

ve çevresel faktörler açısından önemi

tartışılmaz durumdadır. Üstelik Mavi

Bayrak için bu kriterlerin 4 yıl üst üste

“mükemmel” çıkması gerekmektedir.

Bu açıdan ben de biraz yüzeysel görünen

kısmına magazinsel yorum yaptığımı

kabul ediyorum. Ancak bu da gösteriyor

ki, TÜRÇEV bu konularda bilinçlendirme

faaliyetlerine daha fazla önem vermeli ve

en azından web sitesinde daha fazla detay

paylaşmalıdır.

Her zamanki gibi Türk insanının alçak

gönüllüğü yüzünden yapılan işin kıymetinin

reklamını ve PR çalışmalarını TÜRÇEV’in

yapmıyor olması yanlış yorumlara ve

olayın öneminin anlaşılmamasına sebep

oluyor. Biraz da gönüllülük esasına bağlı

olmak kaydıyla bu konuda hepimiz ve el

birliğiyle, çalışmalara katkıda bulunmak

zorundayız.

Bu plajlar, dereler, göller ve tesisler bizim.

Sahip çıkmak ve iyileştirmek için her türlü

vazifeye ve gönüllülüğe açık olmalıyız.


36

hotel restaurant

& hi-tech

gündem / makale

,

Cem

Tur Andiamo Yönetim Kurulu Başkanı

Polatoglu

Türkiye’de turizm iyi giderse, Türkler için

tatil pahalı ama kötü giderse gün doğuyor.

Çünkü boş kalan oteller Türk tüketiciye

muhtaç olup, fiyatları dibe vuruyor. Peki, biz

Türklerin kendi memleketinde, en az Alman,

Rus işçisi kadar her dönem ucuza tatil

yapmasının yolları nelerdir, bir bakalım;

Tatil ucuza nasıl getirilir?

tatillerine bağlıyız. Ama bu sorun sadece

Türklere has değil. İş yerleri, işin menşeine

göre çalışanlarına tatil tarihlerini belirler.

Bu konuda yapacak bir şey yoktur. Ancak

çocukların tatilleri konusunda acaba 28

milyon öğrencinin tatilleri aynı tarihe

gelmeyebilir mi? Bu sorunun cevabı; “Evet”.

Sovyetler Birliği. Onlar 325 milyon nüfusa

25.000 yataklı kamu kampları yapmışlar.

Bizim, 45 milyon iken bile 350 bin yataklı

kamu kamplarımız vardı. Önerimiz; Özel

sektörden çalışanlardan çok daha fazla

kazanan kamu görevlileri bu ayrıcalıktan

çıksın.

Pik (yüksek) sezon haricinde tatil

Genelde dünyada tatil dönemi, Temmuz-

Ağustos aylarına tekabül eder. Talep çok

olunca fiyatlar da pik yapar. Bu yüksek

sezonda fiyatları, gecesi 1000 TL kabul

edersek, diğer aylarda tatil yapmanın

maliyeti; Nisan ayında ortalama 300 TL,

Mayıs ayında 400 TL, Haziran 600 TL, Eylül

700 TL, Ekim 500 TL ve Kasım ayında 300

TL’dır. Ve tüm bu aylar memleketimiz için

“Denize girilebilir” mevsimlerdir. Hatta

bu aylar Temmuz-Ağustos kadar nemli ve

bunaltıcı değildir.

Erken rezervasyona erken katılmak

Şikayet belli! Yabancılar bizden ucuza tatil

yapıyor. Sebep de belli. Çünkü yabancı

tur operatörü odaları tam bir sene önce

hem de peşin-nakit ödeyerek kapatıyor.

Yabancı müşteri de Eylül- Ekim’de bir

sene sonrası için turunu satın alıyor. Biz

de ise durum farklı. %90’ımız hangi tarihte

tatil yapacağımızı bilemiyoruz. Hatta tatil

yapıp, yapamayacağımızı bile bilemiyoruz.

Bu nedenle Türk tur operatörü tüketiciye

güvenip, bir sene önceden peşin ödeyerek

oteli kapatamıyor. Tüketici, her ne kadar adı

erken rezervasyon olsa da ortalama Mayıs,

Haziran’da tatilini satın alabiliyor.

Sömestr ve yaz tatilleri bölgelere

göre ayrılsın

Çoğumuz, izin tarihlerimizi belirlemek

için önce iş yerimize ve çocuklarımızın

Dünya bu sorunu nasıl çözmüş, bir bakalım;

Sömestr ve yaz tatillerini bölgelere göre

ayırmış. Detaylarını daha önce yazmıştım.

Okul müfredatı yine 165 gün kalmak şartı

ile, kimi yerde yaz tatilleri mayısta başlar,

kimi yerde ekim sonu biter. Yani yaz tatili

6 aya yayılır. Keza sömestr tatilleri de; 1

Ocak’ta başlayan bölge de var, 1 Mart’ta

biten de. Böylece 28 milyon öğrencinin farklı

tarihlerde tatile çıkması sağlanarak, otel

fiyatlarında bir günde 3 katı fiyat farklılıkları

oluşmaz. İnsanlar 1/3’e varan fiyatlarla tatil

yapar, okulların tatiline kadar boş kalan

oteller, böylece doluluk yaşar.

Kamu kampları satılsın, geliri tatil

çeki olarak verilsin

Halen Türkiye’nin en güzel tatil beldelerinde

400 bin yatağa varan kamu ve eğitim (!)

kampları mevcuttur. Denize sıfır olan

bu kamplarda ortalama konaklama

fiyatları yemekler dahil günlük 150-180

TL civarındadır. Çok daha ucuz olanları da

mevcuttur. Peki bu kamplarda özellikle

Temmuz-Ağustos aylarında hangi

memur, hangi işçi konaklar? Bildiniz.

Sadece üst düzey memur, sendikacı ve

yakınları. Nereden mi biliyorum? Öncelikle

kendimden. Babam TCDD’da doktordu. En

iyi sezonda hatta 2 devre kalırdı üst düzey

yöneticiler. İşçiler mi? Onların şanslıları,

göstermelik olarak sezon başı ve sezon sonu

konaklarlar… Dünyada böyle örnek var mı?

Var. Bizim de örnek aldığımız SSCB yani eski

Ya tüm kamplar halka da açılsın ya da kamu

kampları satılsın! Peki satıştan kazanılan

yüz milyarca dolar ne yapılsın? Kamu

çalışanlarına her sene 2 maaş tutarında

tatil çeki olarak verilsin. Bu çekler sadece

özelleştirilerek otele dönüşen eski kamu

kamplarında kullanılsın.

Yazlıklar ağır vergilendirilsin

Türkiye’de yazlıklar, senede ortalama sadece

33 gün kullanılıyor. 11 ay boş. Ancak yazın

1,5 milyon, kışın 150.000 olan beldede,

kamu personeli ve hizmetleri yaz -kış 1,5

milyona göre istihdam ediliyor. Bu çok

büyük bir israftır. Tüm dünyada, özellikle

turizm ülkelerinde 2. konut, yani yazlıkların

vergisi normal evlerin 10 katıdır. Amaç,

kamu israfının önlenmesi ve belediyelere

ek gelir sağlamaktır. Ancak ev sahipleri, bu

ağır vergileri ödeyebilmek için ortalama 33

gün kullandıkları evlerini boş aylarda kiraya

verirler. Böylece daha çok kişinin çok daha

ucuza tatil yapmasının önü açılır.

Çadır ve karavan kampları çoğalsın

Her ne kadar yukarıdaki önlemler, tatil

fiyatlarını üçte birine düşürecek olsa

da, acil önlem olarak çadır ve karavan

kampları artırılmalıdır. Yapılabilecek en

ekonomik tatil, çadır tatilidir. Hazır halen

deniz kenarında yüzbinlerce dönüm kamu

arazisi varken, bunlar, tüm hijyen şartlarını

ve standartlarını yerine getirebilen özel

şirketlere kontrol altında verilerek yüzlerce

çadır kampları kurulabilir.


42

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

WISH MORE

HOTEL GRUBU

IKINCI OTELINI

ŞIŞLI’DE AÇIYOR

Wish More Hotel Grubu’nun ikinci oteli olan Wish

More Hotel Şişli, kapılarını açmaya hazırlanıyor.

“Misafir etme tutkusuyla daima” mottosuyla

hizmet sunan grubun İstanbul’un kalbi Şişli’de

yer alan 98 odalı oteli, fonksiyonel ve lüks oda

seçeneklerinin yanı sıra sanat eserleri ve leziz

yemekleri ile de eşsiz deneyimler sunacak.

Wish More Hotel Grubu’nun 2016

yılında Bayrampaşa’da açılan ilk

otelinden sonra Wish More Hotel

Şişli de kapılarını misafirlerine açmaya

hazırlanıyor. “Misafir etme tutkusuyla

daima” mottosuyla hizmet sunan grubun

ikinci otelinde misafirleri kendilerini adeta

evlerinde hissedebilecekleri fonksiyonel

oda seçeneklerinin yanı sıra gastronomi

ve sanat anlamında da farklı deneyimler

bekliyor.

98 odalı

98 adet ferah ve aydınlık odası ile

misafirlerini kaliteli ve rahat bir konaklama

deneyimine davet eden otelin oda ve

süitlerinde yastık menüsü, Nespresso

kapsüllü kahve makinesi, misafirlerin

kendi kullanıcı bilgileriyle erişebileceği

Netflix uygulaması, mini barı ve kendine ait

mutfağı yer alıyor. Misafirlerin ihtiyacına

bağlı tercih yapabileceği 1+1, 2+1, 3+1

gibi farklı büyüklükte oda seçenekleri de

bulunuyor. Her biri uzun süreli konaklamaya

hizmet edecek şekilde planlan odalar

ile misafirlerin kendilerini evlerinde

hissedecekleri konfor alanı oluşturulması

hedefleniyor.

Şehrin içinde küçük bir mola

İstanbul’un kalbi Şişli’de bulunan otelde,

Uzakdoğulu terapistler eşliğinde doğu ve

batı prensiplerini uzlaştıran bütünsel bakım

ritüelleriyle modern bir SPA alanı yer alıyor.

Misafirlerine seçkin ve nitelikli konfor

alanları sunarak küçük bir mola vermelerini

sağlayan otelin, son teknoloji ekipmanlarla

tam donanımlı bir fitness salonu, kişiye

özel Türk Hamamı, saunası, buhar odası ve

havuzu da bulunuyor.

Akkurt:

“Büyümeye

devam

edeceğiz”

Grubun ikinci

otelinin yaklaşan

açılışına dair

açıklama yapan

Wish More Hotel

Grubu Genel Müdürü Erkan Akkurt, “Wish

More markası altında ikinci otelimizin

açılmasıyla ilgili büyük mutluluk ve gurur

duyuyoruz. ‘Misafir etme tutkusuyla daima’

vizyonumuzla Şişli’nin kalbinde misafirlerin

hizmetine sunduğumuz otelimiz ile onlara

kaliteli, güvenli ve hijyenik hizmet sunmayı

hedefliyoruz. Her türlü ihtiyacı karşılamak

için özenle hazırlanan odalarımız, otelde

yer alan sanat eserlerimiz ve gusto sahibi

tercihlerimizle misafirlerimize özel ve

nitelikli bir alan sunmak istedik. Biz,

Wish More Otel Grubu olarak büyümeyi

sürdürmeye ve mükemmelliyetçi hizmet

anlayışımızı tüm otellerimizde en iyi

şekilde misafirlerimize yansıtmaya devam

edeceğiz.” dedi.

Otelin Executive Şefi Muhittin

Kabasakal’ın klasik kalıplardan

sıyrılarak farklı konseptlerde

hazırladığı menüler yalnızca otelde

konaklayan misafirlere değil, tüm

İstanbullulara hitap edecek.


44

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

CANOPY BY HILTON İSTANBUL TAKSIM

2023’TE AÇILIYOR

Canopy by Hilton İstanbul Taksim için imzalar atıldı. Taksim 360'ın kalbinde 2023 yılında açılması

planlanan otel, Hilton Grubu’nun Türkiye’de faaliyet gösteren sekizinci markası olacak.

Hilton, Türkiye'deki 100’üncü oteli

olacak Canopy by Hilton İstanbul

Taksim’i 2023 yılında faaliyete

geçireceğini duyurdu. Çalık Holding A.Ş. ile

imzalanan anlaşmayla birlikte Türkiye’ye

giriş yapan Canopy markası, ülkede faaliyet

gösteren sekizinci Hilton markası olacak.

Hilton Bosphorus İstanbul’da düzenlenen

basın lansmanında konuşan Hilton Türkiye

Üst Sınıf ve Lüks Oteller Ülke Müdürü

Armin Zerunyan, "Türkiye Hilton'un 65

yıl önce uluslararası ölçekte faaliyete

başladığı ilk ülke. Dolayısıyla Hilton için

Türkiye pazarında 100’üncü otele ulaşmak

bu pazarla olan uzun süreli ve verimli

ilişkileri göstermesi açısından çok önemli

bir dönüm noktası. Varlığımızı her geçen

gün güçlendirdiğimiz bu önemli pazarda

oluşturduğumuz eşsiz birikim ve kurumsal

mirasımız ile iftihar ediyoruz " dedi.

Hilton Türkiye Yatırım Yönetici Direktörü

Tuğrul Temel ise, “Türkiye'de 100'üncü

otele ulaştığımız bu özel dönüm noktasını

duyurmaktan büyük mutluluk ve gurur

duyuyorum. Bizim için son derece heyecan

verici bir gelişme olan Canopy by Hilton

İstanbul Taksim, İstanbul'un en dinamik

bölgelerinden biri olan Taksim’e yoğun bir

enerji getirecek.” ifadelerini kullandı.

360’ın kalbinde yer alacak

Canopy by Hilton İstanbul Taksim,

konut alanları, ofisleri, ticari alanları ve

alışveriş bölgeleriyle yapım aşamasında

olan büyük bir kentsel dönüşüm projesi

olan Taksim 360'ın kalbinde yer alacak.

Taksim Meydanı ve İstiklal Caddesi'nin

yanında konumlanan tesis; Nişantaşı,

Karaköy ve İstanbul Boğazı’na çok yakın

bir mesafede bulunuyor. Tesisin konumu,

Canopy markasının dünya genelinde

şehirlerin en çok tercih edilen semtlerinde

faaliyet gösteren oteller sunma misyonunu

yansıtıyor. Şehrin gözde noktalarından biri

olan İstiklal Caddesi’nin hemen yanında

bulunan otel, İstanbul’un canlı şehir

hayatını deneyimleme olanağı sunuyor.

Aynı zamanda konuklar, tesisin metro

istasyonuna yakınlığı sayesinde şehir içinde

kolayca seyahat etme fırsatı buluyor.

110 odalı

Benzersiz tasarım özellikleri, 110 odalı

Canopy by Hilton İstanbul Taksim'e farklı bir

kişilik ve çekicilik kazandırıyor. Üç restoran,

bir ikonik bar ve otelin merkezi olarak

işlev görecek Canopy Central konsepti ile

konuklara mükemmel bir tatil deneyimi

sunacak tesiste iş amaçlı seyahat edenler

için de toplantı odası ve yiyecek-içecek servisi

de bulunacak. Hilton, İstanbul’da halen

Conrad Hotels & Resorts, Curio Collection by

Hilton, Hilton Hotels & Resorts, DoubleTree

by Hilton, Hilton Garden Inn ve Hampton

by Hilton markaları çatısı altında 25 otel

işletiyor.


Oda İçi

Ekipmanlarımızla

Tanışın

Lifetech Türkiye Distribütörü

Yeni Mahalle Kuzey Yanyol Caddesi No.65 34530

Kumburgaz/Büyükçekmece - İstanbul | Türkiye

Tel/Phn : +90 212 580 1 590 - Fax: +90 212 580 1 581

www.otelurunleri.com.tr


46

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

WYNDHAM

GARDEN

LARA AÇILDI

Wyndham Garden markası,

Antalya’daki şık oteli Wyndham

Garden Lara ile Türkiye’ye

girişini duyurdu.

Wyndham Hotels & Resorts,

Türkiye’nin en gözde sahil

bölgelerinden birinde açılan 346

odalı Wyndham Garden Lara’nın açılışıyla

Wyndham Garden markasının Türkiye

pazarına girişini duyurdu.

Wyndham Garden, en üst düzey konfor ve

kolaylık anlayışıyla tasarlanmış olanaklar,

sıcak bir atmosfere sahip salonlar, bol

güneş ışığı alan mekanlar ve esnek

kullanımlı toplantı odalarıyla öne çıkıyor

ve misafirlere, deneyimlerinin en ince

ayrıntılarına kadar düşünülmüş olması

sayesinde huzurlu bir konaklama ortamı

sunuyor. Wyndham Garden Lara’da,

balkonlu ve tam donanımlı misafir odaları,

açık havuz, fitness merkezi, tenis kortları,

hemen yakınındaki Lara Plajı’na kolay

erişim ve her şey dahil yeme-içme gibi

zengin olanaklar bulunuyor. Nisan ayında

açılan yeni otelden, Antalya’da gezilecek

yerlerin yanı sıra şehrin havalimanına da

kolayca ulaşılabiliyor.

Diyarbakır açılışı için gün sayıyor

Wyndham Hotels & Resorts, dokuzuncu

markasını da Türkiye’ye getirerek,

halihazırda faal durumda olan 90’ın

üzerinde oteliyle ülkedeki en büyük

uluslararası otel şirketi olma konumunu

güçlendiriyor. Marka, önümüzdeki ay

Diyarbakır’da açılması planlanan bir diğer

Wyndham Garden oteliyle büyümeye devam

edecek. Önümüzdeki ay açılması planlanan

Wyndham Garden Diyarbakır’da ise 182

misafir odası, şehrin güzel manzaralarını

sunan bir teras, hamam, fitness merkezi,

spa ve açık havuz yer alacak. Tarihi surlar

ve Ulu Camii gibi ziyaret noktalarına yürüme

mesafesinde bulunan otelden, Diyarbakır

Havalimanı’na da kolayca ulaşılabilecek.

Wyndham Hotels & Resorts Avrupa,

Ortadoğu, Avrasya ve Afrika (EMEA)

Başkanı Dimitris Manikis, “9’uncu

markamızı da Türkiye ile buluşturarak,

bölgede sunduğumuz ve her ziyaretçinin

ihtiyaçlarına cevap veren konaklama

seçeneklerimizi genişletmeyi sürdürüyoruz.

Yeni projeler geliştirmeye odaklanmayı

sürdürmemiz ve daha fazla markamızı

pazarla buluşturmaya devam etmemiz,

Türkiye’ye olan bağlılığımızı ortaya koyuyor.

Böylesine heyecan verici bir ülkede

hizmetlerimizi ve portföyümüzü daha da ileri

noktalara taşımaktan büyük bir heyecan

duyuyoruz” dedi.

Wyndham Hotels & Resorts, bu yıl içinde

Ramada by Wyndham Elbistan ve Ramada

by Wyndham Samsun’un açılışıyla Ramada

by Wyndham markasını da genişletmeyi

sürdürdü ve TRYP by Wyndham İstanbul

Şişli gibi diğer bazı açılışlarla Türkiye’de

büyümeye devam etti.

2022’nin geri kalanında

gerçekleşmesi beklenen bazı

açılışlar şöyle:

• Ağustos ayında açılması planlanan

84 odalı Ramada Encore by Wyndham

İstanbul Maltepe, Maltepe’deki alışveriş

olanaklarının merkezinde, Cumhuriyet

Camii’ne yakın bir konumda yer alacak.

• Bu ay açılması beklenen Ramada by

Wyndham Rize Fındıklı’nın 88 misafir odası

bulunacak ve otel, Türkiye’nin hızla gelişen,

yeşillikler içindeki bu bölgesinde cazip

konaklama imkanları sunacak.

• Eylül 2022’de açılması planlanan

119 odalı Ramada Resort by Wyndham

Kızkalesi’nde misafirler için dinlenme ve

rahatlama olanaklarının yanı sıra, işleri

için kullanabilecekleri toplantı salonları da

bulunacak.

• Ekim 2022’de açılacak olan Ramada

Plaza by Wyndham Batman’da 120 modern

misafir odası bulunacak ve misafirler, hızla

gelişen bu sanayi merkezinde kolay ulaşım

imkanlarından yararlanabilecek.

2022’nin Aralık ayında, Erzurum’un

merkezinde açılması planlanan 149

odalı Ramada by Wyndham Erzurum’un

misafirleri, yakınındaki Palandöken’e ve

çok çeşitli açık hava aktivitelerine erişim

sağlayabilecek.

• Yeni inşa edilen ve 118 odası bulunan

Ramada by Wyndham Karapınar, 2022’nin

Eylül ayında açılacak ve Türkiye’nin bu

benzersiz bölgesinde çok zengin olanaklar

sunacak.

• Ramada Plaza by Wyndham Ordu, Ramada

by Wyndham markasının güçlü portföyüne

Temmuz ayında katılacak ve 110 odasıyla bu

güzel kenti keşfetmek isteyen misafirlerini

ağırlayacak.

• 211 odalı Ramada Plaza by Wyndham

İstanbul Sultanahmet, Sultanahmet Camii

gibi pek çok göz alıcı eserin bulunduğu ve

turistlerin yoğun ilgi gösterdiği bölgede

misafirlerini ağırlayacak.

• 176 odalı Days Hotel by Wyndham İstanbul

Esenyurt, Wyndham’ın bölgede giderek

büyüyen Days Inn by Wyndham portföyüne

Kasım ayında katılacak.


48

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

THE STAY

BOULEVARD

NIŞANTAŞI

AÇILDI

The Stay'in tasarım odaklı

yeni oteli The Stay Boulevard

Nişantaşı kapılarını açtı.

The Stay Grubu'nun 2022’deki yeni

yatırımı, İstanbul’un göz alıcı moda

ve alışveriş bölgesi Nişantaşı’nda

açıldı. Etkileyici İstanbul manzarasına

sahip olan İtalyan restoranı, Fransız

lezzetleriyle Saint Pâtissier, kapalı

havuzlu spa’sı, toplantı ve etkinlik

alanları sunan The Stay Boulevard

Nişantaşı, misafirlerini The Stay’in

tasarım ve sanat odaklı kültürü ile

buluşturuyor.

Toner Mimarlık tasarladı

The Stay Grubu'nun tüm otellerinde

olduğu gibi sanat, kültür ve yüksek

tasarımı bir araya getiren The Stay

Boulevard Nişantaşı ünlü Türk

mimarlık firması Toner Mimarlık

tarafından şık ve modern bir şekilde

renove edildi. Uzun süreli konaklamalar

ve geniş aile grupları için mükemmel

olan, çoğu birbirine bağlanabilen geniş

süitlerden ve odalardan oluşan The

Stay Boulevard Nişantaşı’nın 82 odası

ise uluslararası ödüllü mimar Mahmut

Anlar tarafından tasarlandı. Otelin en

üst katında yer alan The Boulevard Suit;

165 metrekarelik genişliği, oda boyunca

devam eden ferah terası ile otelin

etkileyici detayları arasında yer alıyor.

The Stay’in DNA’sıyla uygun olarak

oda, suit ve genel alanlarda lokal ve

uluslararası sanatçıların eserleri oteli

ayrıcalıklı kılıyor. The Stay Boulevard,

İstanbul’un merkezinde şehrin tüm

cazibesini ve heyecanını yaşatıyor.

Sosyal yaşamın bir parçası olacak

The Stay Boulevard, Nişantaşı’nda

sosyal yaşamın bir parçası olacak. Giriş

katında açılan The Stay Line mağazası,

özel günlerin vazgeçilmezi Misk

Flower ve özgün lezzetleriyle otelin

kendi pastanesi olan Saint Pâtissier

sadece Boulevard misafirleriyle değil

tüm İstanbul’la buluşacak. Otelin en

üst katında yer alan İtalyan restoranı

Marcello e Matteo da önümüzdeki

günlerde misafirlerine kapılarını

açacak.


50

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

RADISSON

HOTEL

İSTANBUL

HARBIYE

AÇILDI

Radisson Otel Grubu, Taksim Meydanı yakınında, Radisson Hotel İstanbul Harbiye’yi hizmete açtı.

Radisson Hotel İstanbul Harbiye

konforlu 90 oda ve süitleri ile dikkat

çekiyor. Otelin lüks ve ayrıcalıklı

odaları, ışıltılı Boğaz’a bakan, deniz

manzaralı balkonlarıyla misafirlerine,

şehir manzarasının yanı sıra rahatlatıcı bir

tasarım ve modern imkanlar da sunuyor.

Ücretsiz Wi-Fi, çalışma masaları, yağmur

duş ve her odaya özel sıcaklık kontrolü,

odaları vazgeçilmez hale getiren birkaç

özellikten sadece bir kaçı. Atatürk Kültür

Merkezi, Dolmabahçe Sarayı ve yakın

tarihte hizmete giren Galataport İstanbul

da dahil yakınlarındaki tarihi ve kültürel

yerler, etkileyici kültür, sanat, alışveriş ve

yeme-içme seçenekleri sunuyor.

Misafirler, otele çok yakın mesafede olan,

canlı ve modern eğlence merkezi Taksim

Meydanı’nı keşfedip, çeşitli restoranlar,

mağazalar, tüm yıl boyunca devam eden

gösteriler, kutlamalar ve festivaller

eşliğinde unutulmaz anlar yaşayacak.

Taksim Meydanı’nın sembollerinden olan

ve yeniden düzenlenip hizmete alınan

Atatürk Kültür Merkezi, İstanbul Operası,

Tiyatro Salonu, Ulusal Kütüphane ve

İstanbul’un sanat dünyasının kalbi olarak

bilinen ve sanatseverlerin rüyalarını

süsleyen AKM Galerisine ev sahipliği

yapıyor. Otelden, Topkapı Sarayı Müzesi,

Ayasofya ve her daim canlı Kapalı Çarşı

gibi İstanbul’un en ikonik ve popüler kültür

noktalarının birçoğuna ulaşım çok kolay.

İstanbul’un en ünlü alışveriş caddelerinden

biri olan İstiklal Caddesi ise otele on

dakikalık yürüme mesafesinde.

Yıldırımlar: “50’den fazla otele

ulaşmak gibi net bir amaç ortaya

koyduk”

Radisson Otel Grubu’nun Orta ve

Doğu Avrupa, Rusya ve Türkiye Bölge

Kıdemli Başkanı Yılmaz Yıldırımlar otel

açılışıyla ilgili şunları söyledi: “Ülkenin

hem kültür sanat ve eğlence hem de

iş dünyası merkezi olan İstanbul’daki

lider pozisyonumuzu daha ileri taşıma

sürecine yürekten bağlıyız. 2023 itibariyle

faaliyete geçmiş veya yapımı devam eden

50’den fazla otele ulaşmak gibi net bir

amaç ortaya koyduk ve bu çerçevede

büyümemize ivme kaybetmeksizin devam

ediyoruz.”

Radisson Hotel İstanbul Harbiye Genel

Müdürü Vefa Çelik, açılışı şu sözlerle

yorumladı: “Radisson Otel Grubu’yla iş

birliği yapmaktan büyük memnuniyet

duyuyoruz. Türkiye, 2022’de 42 milyon

turistin yanı sıra 35 milyar USD turizm

geliri hedefliyor ve Radisson Otel Grubu,

konuklarına unutulmayacak anlarla

dolu çok çeşitli ve mükemmel bir

deneyim yaşatabilecek muhteşem bir

konumda. Konuklarımızın, eşi benzeri

olmayan bu tarihi şehri bizimle birlikte

keşfedeceklerine inanıyoruz.”


Odette

Bodrum

kapılarını açtı

Bodrum Ortakent’te

Yahşi bölgesinde 5 bin

metrekare bir arazide, yemyeşil dağ ve orman manzarasına konumlanan

Odette Bodrum Hotel, taş evlerinde, kuş cıvıltıları eşliğinde misafirlerine

konfor ve huzuru bir arada yaşatıyor.

Şehrin telaşından uzak kalarak, doğanın kalbinde huzurlu bir tatil geçirmek

isteyenlere bu yıl kapılarını Costa Group Otelleri güvencesiyle Bodrum Ortakent’te

açan Odette Bodrum, doğa severlere hitap eden taş ev konseptiyle, Bodrum’da

alışılmışın dışında bir tatil deneyimi sunuyor. 9 odasıyla hizmete başlayan otelde

Bodrum’da her zevke ve ihtiyaca yönelik bir oda konsepti sunuluyor. İster çift, ister

aile ister arkadaş grupları. Doğanın

sadeliğinden ilhamla dizayn edilen,

taş duvarlarıyla samimi bir atmosfer

sergileyen, ahşap tonlarının beyaz ve

griyle buluştuğu otel odalarında sade

bir şıklık göze çarpıyor. Tatilini kendi

evindeymişçesine konforla yaşamak

isteyen misafirleri için tüm detayların

düşünüldüğü otelde tatili boyunca

kendi yemeğini pişirmek isteyen

misafirlere özel tasarlanmış mutfaklı

oda seçenekleri de yer alıyor.

Bizans sarnıçlı otelde tarihe yolculuk

Royan Hotel Hagia Sophia İstanbul,

a member of Radisson Individuals

Royan Hotel Hagia Sophia Istanbul,

a member of Radisson Individuals

Istanbul’un Tarihi Yarımadası’nda

yer alan, Ayasofya, Topkapı Sarayı,

Sultanahmet Camii ve Kapalı Çarşı

dahil olmak üzere, pek çok turistik

mekâna yürüme mesafesinde olan

otelin açılışını yaptı.

Radisson Otel Grubu’nun dönüşüm markası olan Radisson Individuals markasının

Türkiye’deki ilk temsilcisi olan otel; tarihi dokusu, mimarisi, kültür ve sanat

etkinlikleriyle dünyanın dört bir yanından gelen turistlerin cazibe noktası

Sultanahmet’in kalbinde yer alıyor. Sultanahmet’te butik otel işletmeciliği yapan

Gedikli ailesinin ikinci oteli olarak, 10 milyon Euro yatırımla hayata geçen otelin

Individuals’ın inşaatına 10 sene kadar önce başlandı ancak bitimi temel kazımı

sırasında meydana çıkan Tarihi Bizans Su sarnıcı nedeniyle bütün planların değişmesi

ile 2022 Nisan ayını buldu. 10 metrelik bu tarihi eserin korunması için binanın yarısı

çelik konstrüksiyon üzerine yapıldı. Arkeologlarla gerçekleştirilen ortak çalışmalar

sonucu Tarihi Sarnıç duvarı otelde sergileniyor. Otelde Bizans duvarının sergilendiği,

büyüleyici atmosferde hizmet veren bir brasserie ve deniz manzaralı bir teras

restoran bulunuyor. Mutfak Sanatları Akademisi’nin ilk mezunlarından şef Rüstem

Yıldırımhan’a emanet edilen restoranda dünya mutfağından seçkiler sunan bir menü

mevcut.

Radisson Grubu,

büyüme planlarını

genişletiyor

Radisson Otel Grubu 2022’ye yaptığı

güçlü başlangıç sonrası EMEA ve APAC

bölgelerinde hedef pazarlarda büyük

genişleme planları yapıyor.

Radisson Otel Grubu geçtiğimiz yıl imzaladığı

anlaşmalarla şimdiye kadarki en güçlü

yılını kaydederken kısa bir süre önce bir

önceki yılı geride bırakacak bir performans

ortaya koymak için 2022 yılı hedeflerini

açıkladı. Grup ayrıca APAC bölgesindeki

çeşitli marka ve ortaklıklarının gücünden

faydalanarak 2025’e kadar bölgede önemli

büyüme kaydetmeyi hedeflediğini açıkladı.

Grup bu yıl içinde şimdiye kadar Türkiye,

Yunanistan, Madagaskar ve Çin gibi hedef

ülkelerde 100’ün üzerinde imza duyurusu ve

otel açılışı gerçekleştirdi. Grup, yaşam tarzı

segmentinde Almanya, Türkiye, İspanya,

Suudi Arabistan, Hırvatistan ve Estonya’da

Radisson Collection otellerinin imza ve açılış

süreçlerini tamamlarken Radisson Collection

portföyündeki otellerin sayısı 50’ye yaklaştı.

Küresel Geliştirme Başkanı Elie Younes

konuyla ilgili şunları söyledi: “Çin ve APAC

bölgesinde kısıtlamaların azalmasıyla birlikte,

bu yılın ikinci yarısında bu pazarlarda önemli

büyüme hedefliyoruz. Çin güçlü iç taleple

dirençli bir pazar olduğunu gösterdi ve biz de

faaliyetlerin ülke çapında yeniden başlamasını

sabırsızlıkla bekliyoruz. Otel sahiplerine ve

yatırım paydaşlarımıza sürekli destekleri için

teşekkür ediyor ve birlikte daha fazla olanağı

keşfetmek için sabırsızlanıyoruz.”


52

hotel restaurant

& hi-tech

iş’te kadın

Metro Türkiye CEO'su

Sinem

Türüng

"Gastronomi ve

mutfak kültürüyle

tanınan bir Türkiye

hayalim var"

Röportaj: Hatice Ünal Bilen

Türkiye’deki ilk uluslararası perakende

zinciri Metro Türkiye’nin ilk kadın

CEO’su. Üstelik 23 yıllık bir kurum

geçmişi de var. En güçlü tutkusu, finans. İş

geliştirme, bütçe ve planlama alanlarındaki

başarısı onu dinamik perakende dünyasında

en güçlü kadın oyunculardan biri yapıyor.

Tıpkı yıllarını adadığı kurumu gibi kapsayıcı,

yenilikçi ve vizyoner bir bakış açısına sahip.

Türüng’ün bir diğer tutkusu ise, Türk mutfağı.

Bu ilgiyle gastronomi dünyasını yakından

takip ediyor. Yeni lezzetleri keşfetmeyi ve

geleneksel mutfakların modern yorumlarını

deneyimlemeyi çok seviyor. “İşimle

kişisel zevkim, tutkum tam da bu noktada

birleşiyor. Kişisel ilgi ve hassasiyetlerimle

iş hayatımdakilerin birebir örtüştüğünü

söyleyebilirim.” diyen Türüng’ün en büyük

hayali, Türkiye’nin sadece yaz turizmi ile

değil, gastronomi turizmi ile de dünyanın

sayılı ülkelerinden biri olması…

23 yıllık hizmetlerinin ardından bundan iki

yıl önce Metro Türkiye’de CEO’luk koltuğuna

oturan Sinem Türüng ile kariyerini, Metro

Türkiye’nin geldiği noktayı ve ileriye dönük

planlarını konuştuk.

Metro Türkiye’ye CEO olarak

atanmanızın üzerinden neredeyse

iki yıl geçti. Üstelik kurumda yeni de

değilsiniz. 1999 yılına uzanan köklü

bir geçmişiniz var. Öncelikle sizi

kısaca tanıyabilir miyiz?

1999 yılında Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi

Bölümü’nden mezun oldum ve o günden

bu yana Metro Türkiye’de çalışıyorum.

Üniversite eğitimim sırasında iş geliştirme,

bütçe planlama gibi alanlarda yaptığım

çalışmalardan edindiğim tecrübeler Metro

Türkiye’de kariyerime finans odaklı olarak

başlamam için önemli bir dönüm noktası

oldu. Finansa olan tutkum aynı zamanda

Metro’nun dinamik perakende dünyası ile

birleşince beni sürekli yenileyen ve geliştiren

kariyer yolculuğum başlamış oldu.

Metro Grup bünyesinde hem ülkemizde hem

de farklı ülkelerde çeşitli görevler aldım.

Asya, Rusya ve Ukrayna Bölgesi Bütçe

Planlama ve Raporlama Grup Müdürlüğü,

Mayıs 2006’dan itibaren Metro Hırvatistan’da

İdari İşler Grup Müdürlüğü ve Finans

Direktörlüğü görevlerini üstlendim. 2014’te

Metro Türkiye’ye CFO olarak geri döndükten

sonra 2018’de satış ve operasyonun başına

geçtim. 1 Ekim 2020’den bu yana da CEO

pozisyonunda görevimi sürdürüyorum.

2022, Metro Türkiye açısından nasıl

geçiyor? Ajandanızın şu anki ana

gündem maddeleri neler?

30 yılı aşkın bir süredir Türk mutfak

kültürünü ve değerlerini korumak,

gelecek nesillere aktarmak amacıyla

çalışmalarımızı yürütüyoruz. Sadece

kendi operasyonlarımızda çalışmalar

gerçekleştirmekle kalmıyor; üreticilerimizi,

tedarikçilerimizi ve müşterilerimizi de

süreçlere dâhil ettiğimiz yaklaşımlar

izliyoruz. Bu nedenle büyümeyi sadece rafa

koyulan ürün sayısını artırarak değil, bu

ülke topraklarına katma değer sağlayacak

çalışmalarımızla da sağlayarak farkımızı

ortaya koyuyoruz. 2022 yılında da odağımıza

aldığımız sürdürülebilirlik, yerelleşme ve

dijitalleşme çalışmalarımız ve yatırımlarımız

devam ediyor. Gıda atıklarının önüne

geçmek amacıyla yaptığımız çalışmalar

sonucunda 2017 yılına kıyasla kendi

operasyonlarımızdaki gıda atıklarımızı

%51 azalttık. “Gıdanı Koru” kampanyası

kapsamında T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı

ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü

(FAO) iş birliği ile yeme içme sektörüne gıda

atıkları ile mücadelede yol gösterecek “Otel,

Restoran ve Diğer Toplu Tüketim Yerlerinde

Gıda İsrafı ile Mücadele Kılavuzu” isimli

rehberimizi hazırladık. Kılavuzumuzu baz

alarak 100’den fazla eğitim düzenledik ve

saha çalışmalarına başladık. Divan Grubu

ve Akkomarka ile kılavuz ve eğitimlerin

uygulamasına ve ölçümlerine başladığımız

pilot çalışmalarımız devam ediyor.

Son olarak yeme içme sektörünü

desteklemek, sektörde sürdürülebilir

uygulamaların yaygınlaşmasını

sağlamak için TURYİD’in de içerisinde

yer aldığı dernek, akademisyen, şef ve

işletmecilerden oluşturduğu çalışma grubu

ile ‘’Sürdürülebilir Restoran Kılavuzu’’nu

yayınladık. Dünya standartlarında olan bu

kılavuzumuz ile restoranlara yol göstermeyi

ve çözüm ortağı olmayı amaçlıyoruz.

Sektörü teşvik edici çalışmalarımızın yanı

sıra hem sürdürülebilir balıkçılık hem de

sağlıklı beslenme için hayata geçirdiğimiz

“Yediği Önünde Yemediği Yarında” projemiz

kapsamında Metro Premium çipura

ve levreklerimizi raflarımıza getirdik.

Sürdürülebilirlik yolculuğumuza ise artık

“Yarının Yanında, İşin Mutfağında’’ sloganı


“Metro Grup içinde

farklı kültürler, farklı

dokularla çalışıp, günlük

hayatta çözümler üretmek,

birbirimizden öğrenmek

ve öğrendiklerimizi

paylaşmak, bana her

zaman ilham veriyor

ve işimi tutkuyla

yapmamı sağlıyor. Öte

yandan Türkiye’deki

ilk uluslararası

perakende zincirinin, ilk

kadın CEO’su olmak

da bu heyecana ek

sorumluluklar yükledi.

Yurt dışı deneyimlerim

neticesinde Metro’nun

çeşitlilik ve kapsayıcılık

konusunda sergilediği

bu vizyonu ülkemizde de

aynı şekilde uygulamanın

da ayrıca gururunu

yaşıyorum.”

ile devam ediyoruz. Aynı zamanda Birleşmiş

Milletler Gıda Örgütü (FAO) ve Muğla

Alabalık Yetiştiricileri Birliği’nin iş birliği

ile başlattığımız “Ölçekte Küçük, Değerde

Büyük” projemiz kapsamında “Küçük Ölçekli

Alabalık Yetiştiriciliğinde Gıda Güvenliği ve

Sosyal Uygunluk” eğitimleri düzenledik.

Verdiğimiz eğitimler akabinde teknik destek

sağlanması ve ardından gıda güvenliği ve

sosyal uygunluk denetimleri ile uygunluğu

garanti altına alınan alabalıkların Metro

Türkiye mağazalarında yerini alması ve

küçük ölçekli üretimin sürdürülebilirliğinin

sağlanması hedefleniyor.

HoReCa kanalında özellikle

pandemi sonrası öne çıkan

trendler neler? Pazar nereye

gidiyor? Bu yılın ev dışı tüketim

sektörü için nasıl devam edeceğini

öngörüyorsunuz?

Metro Türkiye olarak KONDA iş birliği ile

toplumun tüm kesiminin

yeme-içme alışkanlıklarını

izlediğimiz, sosyo-ekonomik

gelişiminin bu sektöre olan

etkisini takip ettiğimiz ‘’2022

Yeme-İçme Araştırması’’

yeme içme ve ağırlama

sektöründeki işletmelere

ışık tutacak, değerli

bilgiler ortaya çıkardı.

Araştırma sonuçlarına göre

tüketicilerdeki sipariş verme

veya dışarıda yeme eğilimleri

artış gösteriyor. Evde yemek

pişirme oranı ise %10

azalmış. Yani tüketicilerin

dışarıda yemek yeme

alışkanlıklarının artarak

devam ettiğini söyleyebiliriz.

Tüketiciler en çok gündelik

bir ihtiyaç olarak dışarıda

yemek yerken, sosyalleşme

ihtiyacı ise ikinci sırada yer

alıyor. Ayrıca yeni bir lezzet

denemek için dışarıda yemek

yiyenlerin oranında yaklaşık

%60, ödül/kutlama nedeniyle

dışarıda yiyenlerin oranında

ise %90’lık bir artış var.

Aynı zamanda tüketicilerin

yarısından çoğu restoranlara

yeni lezzet deneyimlemek,

özel lezzetler tatmak için

gidiyor. HoReCa için yeni

lezzet, özel lezzet arayışının

tüketicide artması ve ödül/

kutlama için dışarıda yemek

yemesi de dikkat çekici

sonuçlardan biri. Zamandan

tasarruf etmek için dışarıda

yemek yiyenlerin oranında

ise yaklaşık %50’lik bir artış

gözlemleniyor.

Aynı zamanda araştırma

sonuçlarına göre

tüketicilerin sağlıklı

beslenme tercihi artıyor, şekeri, tuzu ve

yağı azaltıyor. Biz de Metro Türkiye olarak

herkes için sağlıklı beslenme anlayışımız ile

organik, katkısız, glutensiz, vegan beslenme

şekillerine uygun ürün çeşitliliğimizi

artırmaya devam ediyoruz. Şu an raflarımızda

300’ye yakın vegan ve 200’ü aşkın organik

ürün sunuyoruz. Sağlıklı ürünlerde olduğu

gibi yerel ürünlere olan talep de artıyor, her 4

kişiden 1’i yerli, toplumun yarısından fazlası

ise yöresel ürünleri tercih ediyor. Tüm bu

sonuçların ışığında tüketicilerin artık yerel,

sağlıklı ve izlenebilir ürünlerle menüsünü

zenginleştiren kafe ve restoranları tercih

ettiğini net şekilde görebiliyoruz. HoReCa

sektörünün de bu ürünlere tabaklarında yer

vermesi, tüketiciyi yakalamak anlamında

oldukça önemli.

Metro Türkiye, Türk mutfağının

lezzet sürdürülebilirliği adına neler

yapıyor? Coğrafi işaretli ürünler,

yerel ve tarımsal kalkınma üzerine

yürüttüğünüz projeler neler?

Metro Türkiye olarak Türk mutfağını ileriye

taşımanın yolunun yerelleşmeden geçtiğine

olan inancımızla yerel ürünü ve üreticisini

destekleyip kooperatifçiliğin gelişimini

teşvik ederken, coğrafi işaretli ürünlerin

şeflerin ellerinde işlenerek menülerde

daha fazla yer almasını sağlamaya da

devam ediyoruz. Tarımsal kalkınmanın

ve katma değerli üretimin en önemli

bileşeni olan kooperatiflerin gelişimine

destek olmak, ürünlerini tanıtmak ve bu

alanda bir farkındalık oluşturmak amacıyla

kooperatiflerle uzun yıllardır iş birliği


54

hotel restaurant

& hi-tech

iş’te kadın

içindeyiz. 800’ün üzerinde üretici, üretici

örgütü, kooperatif ile iş birliği yapıyoruz.

Toplamda çalıştığımız tedarikçi sayısı ise

yaklaşık 5.000.

Kooperatifleri desteklemek için Tarım

Kredi Kooperatifi’nin logolu meyve sebze

ürünlerini satan ilk nokta olma başarısını

gösterirken belirli bir bölgeye ait ürünleri

kooperatiflerden almaya, kooperatifleşmeyi

teşvik etmeye de devam ediyoruz.

“Türkiye’nin Coğrafi İşaretli ürün

potansiyelini gündeme taşıyan ilk

markayız”

Günümüzde değeri daha yeni anlaşılmaya

başlanan Türkiye’nin Coğrafi İşaretli ürün

potansiyelini yıllar öncesinden fark edip

bu muazzam potansiyeli gündeme taşıyan

ilk markayız. Coğrafi İşaretli ürünlerin

korunmasını, ulusal ve küresel çapta

tanıtılmasını, dolayısıyla yerel üreticiye ve

ülke ekonomisine katma değer sağlamayı

amaçlayan Coğrafi İşaretli Ürünler projemizi

yerelleşme kapsamında yaptığımız en

önemli çalışmalardan biri olarak görüyoruz.

Bugün raflarımızda Finike portakalından Zile

pekmezine, Taşköprü sarımsağından Aydın

kestanesine kadar sezonuna bağlı olarak

yaklaşık 200 Coğrafi İşaret tescilli ve aday

ürün olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca faaliyet

gösterdiğimiz 10 ülkeye son üç yılda 12.500

ton coğrafi işaretli ve yerel ürün ihraç ederek

yerel ürünlerin dünya mutfağında tanıtımında

önemli bir rol de oynuyoruz. Raflarımızda

yer verdiğimiz Coğrafi işaretli ürünlerin

sayısını 2023'e kadar her yıl %20 artırmayı

hedeflerken buna paralel olarak ihracat

miktarımızı da artırmayı amaçlıyoruz.

“Yerelleşme tarafında yerel ürüne, üreticisine ve kooperatiflere

verdiğimiz destekler devam ediyor. Mağazalarımızdaki ürünlerin

%98 yerlilik oranı ile tüketicilerin yerel ürün talebini karşılıyoruz.

Müşterilerimizin coğrafi işaretli ürün talebinin son 6 ayda %200’den

fazla artmış olduğunu görmek de bizleri çok memnun eden bir diğer

konu. Çünkü artık tüketiciler de yerel ürüne sahip çıkmak konusunda

daha fazla farkındalık sahibi. Böylece biz de ne kadar doğru bir yolda

olduğumuzu görmüş oluyoruz. Yerel ürünlere olan ilginin yanı sıra

mağazalarımızda bitki bazlı, organik, vegan, glutensiz gibi alternatif

beslenme yöntemlerine yönelik ürün talebinin son 6 ayda %30’a yakın

arttığını gördük ve bu doğrultuda ürün çeşitliliğimizi de artırdık.”

“Kadın istihdamını destekliyoruz”

Bunun yanında kadın istihdamını artırmaya

yönelik projeleri destekliyor, yaklaşık 40

kadın girişimci ve kooperatifle çalışıyoruz.

Örneğin Gaziantep'in ilk kadın çiftçi

kooperatifi Moringantep ile moringa çayı ve

yaprağı için iş birliği yapıyor, Mersin Kadın

Kooperatifi’nden kurutulmuş meyve sebze

alıyoruz. Tabii kooperatifler ile sadece iş

birlikleri yapmakla kalmıyor, “ürünlerden

nasıl daha çok verim alınır, ürünler nasıl

daha doğal yetiştirilir, tohum nasıl saklanır,

devamlılığı nasıl sağlanır?” gibi konularda da

uzmanlardan eğitim almalarını sağlıyoruz.

Örneğin; Türkiye Kooperatifçilik Vakfı ile

Antalya’daki kadın kooperatiflerine de

eğitimler verdik. Bu eğitimler aynı zamanda

sürdürülebilir tarımı güçlendiriyor, yabancı

tohumdan kaynaklanan yerel tohumun

bozulma riskini en aza indiriyor. Eğitimlerin

sonunda da üreticilerimize sertifika veriyor,

yerel tohum kullanılarak yetiştirilen ürünler

için %100 alım garantisi vererek de onları

teşvik ediyoruz.

Bugün geldiğimiz noktada tedarikçilerimizin

%99’unu yerel tedarikçilerin

oluşturmasından ve mağazalarımızda yerel

ürün oranımızın %98 olmasından büyük

gurur duyuyoruz.

Kadın istihdamını artırmaya yönelik

projelerinizden bahsettiniz. Peki

istihdam oranınız ve gelecek

hedefleriniz nedir?

Çeşitlilik ve kapsayıcılık hem global olarak

hem de Türkiye’de önem verdiğimiz bir

başlık. En temel adımı olarak gördüğüm

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği bakış açımız ile de


otelinize

bir yıldız da

bizden!

Dünyanın yükselen sağlıklı içecek trendi "kombucha" ile

misafirleriniz yepyeni bir deneyim yaşasın,

sizin yıldızınız parlasın!

info@shamansecret.com


56

hotel restaurant

& hi-tech

iş’te kadın

kadınların daha çok iş gücüne dahil edilmesi

ve yönetim rolleri için desteklenmesi konuları

ajandamızın öne çıkan maddeleri arasında

yer alıyor. Uyguladığımız politikalarla

toplumda bu konuyu destekleyecek

inisiyatifler alıyor ve kadın istihdamının

güçlendirilmesi için çalışmalar yapıyoruz.

Türkiye ve Avrupa'da perakende ve tüketici

malları sektörlerinde çalışan kadın liderlerin

gelişimine yönelik çalışmalar yürüten

LEAD Network’e Metro Türkiye olarak

üyeyiz. Bu bakış açısıyla sürdürdüğümüz

çalışmalar sayesinde kadın çalışan sayımız

1.400’e yaklaştı. Bugün kadın istihdamını

destekleyen politikalarımız sayesinde her üç

3 çalışanımızdan birisi kadın. 5 kişiden oluşan

yönetim kurulu üyelerimizin 3’ü kadınlardan

oluşuyor. Dünya ve Türkiye ortalamasının

üstünde olan %60’lık kadın üst düzey yönetici

oranımızla perakende sektörüne örnek teşkil

ediyoruz. Hedefimiz yönetim kurulunda sahip

olduğumuz kadın temsiliyeti oranına, tüm

seviyelerde ve toplam çalışan sayımızda da

erişmek.

Kurum içinde kadın çalışanlarımızın kendi

potansiyellerini keşfetmelerine yardımcı

olmak ve kadın liderler yetiştirmek amacıyla

"Kadınların Liderliği (Women Leadership

Programme)" gelişim programımız

bulunuyor. İş hayatında yetkinliklerini artırma

ve deneyimlerini paylaşma üzerine bir

araya gelen gönüllü kadın çalışanlarımızın

oluşturduğu "Ticarette Kadınlar (Women in

Trade)" uluslararası topluluğumuz mevcut.

Kadın çalışanlarımızın bu topluluklarda yer

almalarını ve farklı gelişim olanaklarından

faydalanmalarını destekliyoruz.

Aynı zamanda kadın kooperatifleri ya da

kadın istihdamı yaratan kooperatiflerle daha

fazla çalışmayı, kadın şefleri geliştirmeye

yönelik çalışmalara imza atarak kadın

şeflerin sektörde daha fazla yer almalarını

hedefliyoruz.

Dijitalleşme odağınızda neler var?

Dijitalleşme odağımızda ise, fiziksel alışveriş

deneyimi ile dijital dünyanın kolaylık

ve hızını bir araya getiriyoruz ve “fijital

mağazacılık” anlayışı ile hareket ediyoruz.

Mağaza içerisinde hızlı ve temassız alışveriş

imkanı sunan Metro Fast çözümümüzü

mağazalarımızda yaygınlaştırdık. Metro mobil

uygulamamız ile mağaza içi navigasyondan

ödemeye kadar tüketicilere alışveriş

esnasında kolaylık ve pratiklik sunuyoruz.

Aynı zamanda mağaza içerisindeki kiosklar

ile alışveriş esnasında müşterilerimize

ürünlerimiz hakkında bilgiler sunuyoruz.

Diğer yandan profesyonel müşterilerimiz

için de çoklu kanal deneyimi sunuyoruz.

Mağazada başlayan alışveriş online sevkiyat

ile profesyonel işletmelerin adresine teslimle

tamamlanabiliyor. Önümüzdeki dönemde de

dijitalleşme odağında çalışmalarımız devam

edecek.

Biraz da sizi konuşmak isterim.

Bize evdeki ve iş hayatındaki Sinem

Türüng’ü nasıl anlatırsınız? Bu

özelliklerinizle bağlı bulunduğunuz

sektöre ve marka işleyişine neler

katmış olabilirsiniz?

Türk mutfağı en büyük tutkum diyebilirim.

Gerek yaptığım iş gerekse kendi özel

yaşantımda mutfağıma verdiğim değer

sebebiyle gastronomi dünyasını çok yakından

izliyorum. Yeniliklere ve değişimlere açık

biri olduğum için zengin mutfağımızın

çeşitli ürünlerini deneyimlemekten büyük

zevk duyuyorum. Çünkü bir lezzetin kendi

damak zevkinize uygun olup olmadığını

deneyimlemeden bilemezsiniz. Bu nedenle

yeni lezzetleri keşfetmeyi ve geleneksel

mutfakların modern yorumlarını denemeyi

çok seviyorum.

Türk mutfağı benim kadar Metro Türkiye’nin

de vazgeçilmez konuları arasında yer alıyor.

Metro Türkiye’de Türk mutfağının değerlerini

korumak, sürdürülebilirliğini sağlamak

ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla

çalışıyoruz. Bu konuda şeflerimizle projeler

gerçekleştiriyor, yerel ürünlerimizi korumak

ve yaygınlaştırmak konusunda yoğun bir

şekilde çalışıyoruz. İşimle kişisel zevkim,

tutkum tam da bu noktada birleşiyor. Bu

anlamda kişisel ilgi ve hassasiyetlerimle,

iş hayatımdakilerin birebir örtüştüğünü de

söyleyebilirim.

İş dışı yaşamınızda neler

yaparsınız?

Tatillerimde ve tek başıma seyahat ederken

kitap okumayı seviyorum. Eğer zihnimi

dinlendirmek istiyorsam sürükleyici bir

kurgusu olan, tarihsel veya gerilim türünde

romanları tercih ediyorum. Benzer eğilim film

ve dizi seçimlerimde de öne çıkıyor. Özellikle

BBC’nin dönem dramalarını ve klasiklerden

uyarlamalarını seyretmeyi çok seviyorum.

Bundan sonrası için iş ve özel

hayatınızdaki planlarınız,

hayalleriniz neler?

Gastronomi ve mutfak kültürü ile tüm

dünyada tanınan, dünyanın dört bir

yanından ziyaretçi çeken bir Türkiye hayali

kuruyorum. Yerli turistlerimiz hafta sonları

Gaziantep’e, Hatay’a birbirinden güzel

yemekler için gidiyor. Neden yabancı turist

de bunu yapmasın? Turistler yurt dışından

denizlerimizi, doğal güzelliklerimizi görmek

için gelirken neden Türk mutfağının doğal

ve özgün lezzetleri için de gelmesin? İşte en

büyük hayalim bu. Türkiye’nin sadece yaz

turizmi ile değil, gastronomi turizmi ile de

dünyanın sayılı ülkelerinden birisi olması.

Bu nedenle bu potansiyeli hep birlikte ortaya

çıkarmak, Türkiye’nin bu gizli hazinesini tüm

dünyaya tanıtmak amacıyla var gücümüzle

çalışıyoruz.


58

hotel restaurant

& hi-tech

marka

AHMET BILGE

“ENDÜSTRIYEL

MUTFAKLARDA

‘BIZ VARIZ!”

70 yılı aşkın süredir teknolojik olanakları, donanımlı kadrosu, tasarım ve üretim becerisi ile

endüstriyel mutfak sektörüne öncülük eden Bilgeinox, yeni yatırımları ve sürdürülebilirlik

anlayışıyla endüstriyel mutfaklarda “biz varız” diyor…

Gerek yerli gerek yabancı

birçok markanın çözüm ortağı,

tasarımcısı ve tedarikçisi

konumunu her geçen yıl güçlendirerek

devam ettiren Bilgeinox, %100 tüketici

güvenliği ve hijyen bilinci ile sektörde

yenilikçi müşteri ve kalite odaklı

olmanın yanı sıra çevre değerlerini

de dikkate alarak üretimlerini

gerçekleştiriyor.

Bilge: “Dünya şirketi olma yolunda

ilerliyoruz”

Bilgeinox’un yatırımda hız kesmediğini

ifade eden Bilgeinox Satış ve

Pazarlama Direktörü Ahmet Bilge,

“%50 kapasitemizi artırmak, termin

tarihlerimizi iyileştirmek ve ihracatımızı

artırmak adına yatırımlarımızı

sürdürüyoruz. Derin Çekme Paslanmaz

Çelik Parlak Tavlama Fırını; derin

çekme paslanmaz çelik iş parçasının

ara tavlama işlemine tabi tutulması için

uygun bir fırındır. Bu fırın, iş parçasının

bir konveyör bant üzerinde ön ısıtma

bölgesinden, ısıtma bölgesinden,

yüksek sıcaklık bölgesinden ve soğutma

bölgesinden geçirilerek hafifletildiği

sürekli bir üretim hattı oluşturmaktadır.

Tüm bu süreç koruyucu bir

atmosferde gerçekleştirilmektedir.

Bu fırında işlenen ürünler yüksek bir

kaliteye sahip olmakta, az miktarda

deformasyona uğramakta, seri

üretime uygun bir yüzey parlaklığına

kavuşmaktadır. 600 mm yüksekliğe

kadar ürünler tavlanabilmektedir.

CNC makine kalıp işleme atölyemiz

ile yeni derin çekme paslanmaz çelik

parlak tavlama fırını ile üstün üretim


üyük tip tavlama fırını ve IT sisteminin

yenilenmesi yatırımları 2021 yılının

ilk çeyreği itibarıyla tamamlanmış

bulunmaktayız. Güneş enerjisi yatırımı

ile tükettiğimiz enerjinin %34ünü GES

santralinden tedarik ediyoruz. Bu

kapsamda yılda 954 ton CO2 emisyonu

tasarruf sağlayarak Çevre değerleri

politikamız gereği karbon ayak izimizde

önemli bir verimlilik sağlıyoruz.

Sürdürülebilirlik anlayışımızla yeni

yatırımlar yaparak gelecekte üretim

hatlarımızı yurt dışına taşıyarak ve

yurt dışında da fark ortaya koyacak

yatırımlarla bir dünya markası olmayı

hedefliyoruz”.

kapasitemizle üretimimize devam

ediyoruz.” açıklamalarında bulunuyor.

Bilge, endüstriyel mutfak markasının

artarak yükselen ihracatıyla Türk

ekonomisine değer kattığına dikkat

çekerek, “Firmamız sektördeki yeni

trend ve gelişmeleri yakından takip

ederek geleceğe yönelik belirlediği

politika ve stratejileriyle dünya şirketi

olma yolunda ilerlemeye devam

etmektedir.” diye konuşuyor.

“Yurt dışında da farkımızı ortaya

koyacağız”

Ahmet Bilge, firmanın yurt dışı hedefleri

doğrultusunda üretim hatlarını ülke

dışına taşımayı planladığının altını

çizerek şu bilgileri aktarıyor: “Bilgeinox

olarak yatırımlarımız konusunda

2020 yılında çeşitli kalıplar makine

ve teçhizat olmak üzere GES yatırımı

dahil iki yeni tünel tipi yıkama makinası

yatırımı gerçekleştirmiş bulunmaktayız.

2021 yılı için yatırım planına aldığımız

çatı tipi Güneş enerjisi sistemi, yeni

“AR-GE öncülüğünde kendi bünyemizde tasarımını ve imalatını

gerçekleştirdiğimiz kalıplarımızı, üretici firmaların talepleri

doğrultusunda hazırlıyoruz ve tasarımdan üretime, ürün teslimine

kadar hizmet sunabilen entegre tesisimizle üretici firmaların en

büyük gücüyüz. Uluslararası bilgi birikimimizi farklı iş alanları ve

müşterilerde kullanarak, ürün çeşitliliği ile sektöre yön veriyoruz.

Tecrübeli kadromuz ile özel ihtiyaçlara, müşteri beklentilerine uygun

çözümler sunarak stratejik hedeflerine ulaşmasına katkı sağlıyoruz.

Yaratıcı yaklaşımlar, tecrübeli kadro, butik çalışmalar ve tedarik

zinciri yönetiminin gelişimi ile söylediğini yapan, piyasa değişimlerine

hızlı yanıt veren bir yapıyla Bilgeinox’a stratejik rekabet avantajı

kazandırıyoruz.”


60

hotel restaurant

& hi-tech

marka

RATIONAL,

PIŞIRME SEMINERLERINI

ONLINE PLATFORMA TAŞIDI

Pişirme seminerlerini online platforma taşıdığını duyuran RATIONAL, bu sayede

Türkiye’deki mutfak profesyonellerine dünyanın ilk ve tek yapay zekasına sahip

çok fonksiyonel pişirme sistemlerinden iCombi Pro ve iVario Pro’yu kolay erişimle

tanıtma fırsatı bulacak.

RATIONAL Yetkililerince yapılan

açıklamada şu ifadelere yer

verildi:

“RATIONAL olarak uzun yıllardır

üniversiteler, gastronomi okulları, toplu

yemek üreticileri ve yiyecek içecek

profesyonelleri ile buluştuğumuz

İstanbul, İzmir, Ankara, Antalya, Bursa,

Bodrum ve Kıbrıs’ta canlı olarak

gerçekleştirdiğimiz ve gerçekleştirmeye

devam ettiğimiz pişirme seminelerimizi

artık online olarak da gerçekleştirmenin

mutluluğunu yaşıyoruz. Bu sayede tüm

Türkiye’ye, dünyanın ilk ve tek yapay

zekasına sahip çok fonksiyonel pişirme

sistemlerimiz iCombi Pro ve iVario Pro

ile mutfaklarda neler yapabileceğinizi

gösterme fırsatını buluyoruz.

Katılım çok kolay!

Online olarak gerçekleştirdiğimiz

pişirme seminerlerimize katılım

oldukça kolay. https://www.rationalonline.com/tr_tr/kendiniz-gorun/

rational-live/ linkinden size uygun

seminerin tarih ve saatini seçin,

kaydınızı oluşturun. İşte bu kadar

kolay! Sonrasında etkinlik günü sizlere

teknolojik pişirme sistemlerimizin neler

yaptığını, sizlere ne faydalar sağladığını,

iş gücünden, enerjiden, sudan

zamandan, hammaddedn ve paradan

nasıl tasarruf sağlayabileceğinizi

görebilirsiniz. Sektör çalışanlarına

özel olarak gerçekleştirdiğimiz online

pişirme seminerlerimize herkes

davetlidir. Yapay zekaya sahip teknolojik

pişirme sistemlerimizle sizlere farklı ve

yeni bir bakış açısı katacağımıza eminiz.

Sürdürülebilir mutfaklar için, sizler

için pişirme sistemlerimizi en yeni

teknoloji ile üretiyor ve mutfaklarda

fark oluşturmaya devam ediyoruz.

Yaklaşık 45 dakika süren

etkinliklerimizde sizlerle buluşmak

ve sizleri teknolojik pişirme

sistemlerimizle teknolojik mutfağınızı

oluşturmanıza bir adım daha

yaklaştırmak için online pişirme

seminerlerimize bekliyoruz.”


iCombi Pro. iVario Pro.

Sadece iki

pişirme sistemi

ile teknolojik

mutfağınızı

kurun!

Siz sadece sonucu söyleyin,

dünyanın ilk ve tek yapay

zekaya sahip pişirme

sistemleri sizin için

çalışsın!

Teknolojik mutfağın kalbi!

rational-online.com.tr

Online pişirme seminerlerimize

katılmak için QR

kod üzerinden size uygun

tarihi seçin ve kayıt olun!


62

hotel restaurant

& hi-tech

marka

İSPANYOL

MYCHEF’I TÜRKIYE’DE

SORCAN TEKNIK DANIŞMANLIK

HIZMETLERI TEMSIL EDECEK

TECNOCOFFEE markasıyla tanınan, Nuova Simonelli espresso

makineleri Türkiye distribütörü Sorcan Teknik Danışmanlık Hizmetleri, bu yılın başında

İspanyol Mychef profesyonel fırınlarının Türkiye temsilciliğini bünyesine kattı.

1991 yılında profesyonel mutfak

ekipmanları üretimiyle yola çıkan

Distform, ilerleyen zamanlarda

ödüllü şef Joan Roca’nın iş birliğinde

pişirme grupları geliştirmeye başladı.

2011 yılında Mychef adı altında

Tektherm teknolojisine sahip ilk fırını

piyasaya süren marka bain-marie

kullanmadan düşük ısıda pişirme

yapabilen fırınlarla profesyonel

mutfaklarda yeni bir çağ başlattı. Yıllar

içinde pek çok önemli uluslararası

ödüle sahip olan markanın farklı

kapasitelere sahip ve farklı amaçlara

hitap eden patentli buhar ve sıcaklık

ayarı teknolojileriyle donanmış

konveksiyonel ve kombi gastronom

fırınları bulunuyor.

Akıllı fırınlar

Farklı tepsi yüksekliklerine sahip

gastronom özellikli iCOOK ve pastane

tarzı işletmelere uygun tasarlanmış

iBAKE serileri Wi-Fi seçeneği sayesinde

fırının akıllı telefon ya da tablet

üzerinden tam kontrolüne imkan

tanıyor ve özellikle standardizasyona

önem veren zincir işletmelerin işini

kolaylaştırıyor. MyCloud bulut sistemi

üzerinden pişirmeyi kontrol ederken

aynı zamanda reçete oluşturup uzaktan

yollanabiliyor. Google Asistant desteği

ile de sesli iletişim kurmaya imkan

tanıyor. Zincir işletmeler için tam

kontrol olanağı sağlıyor.

Pastane ve unlu mamuller

Mychef’in Bakershop serisi pastaneler,

kahve zincirleri ve süpermarketlere

hitap ediyor. Nemi ayarlama özelliğine

sahip serilerde özellikle donuk ve

yarı donuk ürünlerin pişirilmesinde

çok başarılı sonuçlar elde ediliyor.

Ekmek, kruasan, kurabiye, börek ve

tüm pastane mamulleri. Konveksiyon,

kombi ve buharlı pişirme seçeneklerine

sahip fırınlarda Multisteam, SmartWind,

DryOutPlus ve UltraVioletSteam gibi

patentli teknolojiler yer alıyor.

Kompakt, hızlı ve ödüllü

Mychef markasının geçtiğimiz Host

Milano fuarında lansmanını yaptığı yeni

nesi hızlı pişirme fırınları ise piyasaya

çok iddialı giriyor. Ürünü kurutmadan,

rengi ve özelliğini bozmadan dakikalar,

hatta saniyeler içerisinde servise hazır

hale getiren Quick 1 ve dokunmatik

ekrana sahip Quick 1T modelleri,

tüm iç aksamının çıkarılıp bulaşık

makinesinde yıkanabilmesi özelliğiyle

de öne çıkıyor. Kompakt ve istenirse

üst üste konulabilir tasarımı, kullanıcı

dostu menüsü, resimli şekilde

kaydedilebilen reçete özelliği ile bar,

kafe, servis istasyonları, süpermarket

corner’ları gibi pek çok alanda servisi

kolaylaştıracak. Uluslararası prestijli

tasarım ödülü Reddot Product D

Sign Award’e layık görülen Quick

modeli, siyah, kırmızı ve beyaz renk

seçenekleriyle satışa sunuluyor.


Yeni nesil

HIZLI PİŞİRME FIRINI

QUICK 1T ile tanışın!

*Tavuk Kanatları

1 dk 30 sn

MYCHEF Türkiye Distribötürü

SORCAN Teknik Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti.

Showroom: Sultan Selim Cad. Turan Sok. No: 21/A

Kağıthane-İstanbul Tel: +90 (212) 269 18 01

www.tecnocoffeeshop.com / info@tecnocoffee.com.tr


64

hotel restaurant

& hi-tech

marka

FAGOR PROFESSIONAL’DAN

YENI NESIL AKILLI FIRIN SERISI

iKORE

Fagor Professional’in ilk kez 2021’de Host Milano Uluslararası Ticaret Fuarı’nda görücüye

çıkardığı yeni iKORE akıllı fırınlar, her şefin ihtiyacını karşılayacak Advance ve Concept

serileriyle mutfaklarda bir devrim başlatıyor.

Yeni nesil iKORE fırınlar;

Basque Culinary Center

laboratuvarlarında, yaklaşık

üç yıl boyunca şeflerin beğenilerine

sunuldu ve tüm performans ve kullanım

kriterleri çerçevesinde titizlikle test

edildi.

iKORE serisinin sunduğu avantajlar:

Pişirme kontrolü: En iyi pişirme

sonuçları için iClima ile nem seviyesi

ve oksijen miktarı ölçümü, Pure Steam

ile garantí edilen buhar saflığı ve HA

denetimi ile eşit ısı dağılımı

iCooking: Ürünü ve istediğiniz son

işlemleri hızlı ve sezgisel bir şekilde

seçmeye izin veren; fırın aşamalarını

ve parametreleri buna göre ayarlayan

pişirme teknolojisi

Kullanıcı deneyimi: Fagor Touch dijital

ekran ile her zamankinden daha kolay

kullanım

Gıda güvenliği: Her şeyden önce hijyeni

garantileyen teknoloji

Sağlam tasarım: Uzun ömürlü yapı ve

malzeme

FagorKonnect: Maksimum performans

için bağlantılı cihazların dijital yönetimi

ve takibi

Yeni showroomuyla deneyim

merkezi olacak

Mayıs ayında, Fagor Experience Days

2022 kapsamında İspanya genel

merkezinde tüm dünyadan Fagor

partnerleri ve iş ortakları iKORE

fırınları ve diğer yenilikleri birlikte

deneyimleme olanağı buldu. Fagor

Professional Türkiye de Kozyatağı’ndaki

yeni showroomunda, yakında çok

daha fazla kişiyle iKORE serisini ve

diğer ürün gruplarını buluşturmaya

hazırlanıyor. Türkiye ve Orta Asya

pazarında faaliyetlerine hız veren Fagor;

bu kapsamda sektör profesyonelleri

için “deneyim merkezi” olması istenen

yeni showroomunda pek çok etkinlik

gerçekleştirecek.


66

hotel restaurant

& hi-tech

marka

İZMAK

ÜRETIM KAPASITESINI

2 KATINA ÇIKARACAK

35 yılı aşkın süredir toplu yaşam alanlarındaki ticari mutfaklara üretim gerçekleştiren

İZMAK Soğutma ve Endüstriyel Mutfak, yeni makine ve teknoloji yatırımları için düğmeye

bastı. Endüstriyel mutfak firmasının önümüzdeki dönem hedefinde buzdolabı ve fırın

üretim kapasitesini 2 katına çıkarmak var.

1987 yılından bu yana turistik

tesisler, restoranlar, hastaneler,

askeri tesisler, okullar ve fabrikalar

gibi toplu yaşam alanlarındaki ticari

mutfaklara yönelik faaliyet gösteren

İZMAK Soğutma ve Endüstriyel Mutfak,

İzmir Sarnıç Sanayi bölgesindeki

fabrikalarında üretim çalışmalarını

sürdürüyor. Kuruluşunda ağırlıklı

ithalat yapan, sektörün gelişimi ile

birlikte üretim ve ihracat alanlarına

da yönelen endüstriyel mutfak

markası, HoReCa sektöründe; açık

büfe teşhir üniteleri, benmariler, fast

food ekipmanları, konveksiyon fırınlar,

paslanmaz çelik mutfak ekipmanları,

pastane fırınları, pizza ekipmanları,

pizza fırınları, pizza hazırlık masaları,

tabak otomatı, saladetler, saladbar

üniteleri, tezgah ve depo tipi

buzdolapları ile yer alıyor.

Ceylani: “Üretimimizin %85'ini ihraç

ediyoruz”

İZMAK Soğutma ve Endüstriyel

Mutfak’ın 35 yıla yaklaşan sektör

geçmişi ile üretimini sürekli olarak

geliştirdiğini belirten Firma Genel

Müdürü Turgay Ceylani, “Sektörde

ihtiyaç duyulan ürünlerde kullanım

kolaylığı sağlayarak ve enerji maliyetini

azaltarak hizmet vermeye devam

etmekteyiz. Günden güne gelişmekte

olan sektörde üretimimizin %85'ini

ihraç ederek ülkemizi ve firmamızı

başarılı bir şekilde temsil etmekteyiz.”

diyor.

“Buzdolabı ve

fırın üretim

kapasitemizi 2

katına çıkarmayı

hedefliyoruz”

Firmanın

önümüzdeki

döneme dair

yatırım planlarına

da değinen Ceylani,

“Gelecek dönem

için buzdolabı

ve fırın üretim

kapasitemizi 2

katına çıkarmayı

hedefliyoruz.

Bu planlama

doğrultusunda yeni

makine ve teknoloji

yatırımlarımıza

başlamış

bulunuyoruz. Yeni üretim hatlarımız

aktif olarak çalışmakta ve hedeflerimize

emin şekilde ilerlemekteyiz.” şeklinde

sözlerini tamamlıyor.


68

hotel restaurant

& hi-tech

marka etkinlik

KERRY GROUP,

50. YILINI YENI YATIRIM

HEDEFLERIYLE KUTLUYOR

‘Genişleyen Ufuklar’ temasıyla 50. yılını kutlayan Kerry Group, iş ortaklarını Elite World

Sapanca’da ağırladı. 2022’ye güçlü bir başlangıç yaptıklarını belirten Kerry Group Orta

Doğu, Türkiye ve Pakistan Genel Müdürü İnanç Işık, ev dışı tüketimde büyümeye devam

ettiklerinin altını çizdi. Ar-Ge çalışmalarıyla inovasyonu sürdürerek markaları büyütmek

hedefinde olduklarını açıkladı.

36 ülkede 152 üretim tesisi ve 22

binden fazla çalışanı ile Kerry Group,

Elite World Sapanca’da ‘Genişleyen

Ufuklar’ teması ile düzenlenen bir

organizasyon ile 50. Yılını kutladı. Tüketiciler

tarafından tercih edilen gıda markaları ve

yiyecek-içecek üreticileri iş ortaklarının

bir araya geldiği etkinlikte, Kerry Group

APMEA CEO’su ve Başkan Yardımcısı John

Cahalane ve Kerry Türkiye, Orta Doğu ve

Pakistan Genel Müdürü İnanç Işık ve Türkiye

çalışanlarının yanı sıra üst düzey liderler,

davetlilerle birlikte Kerry’nin sürdürülebilir

gelecek stratejisini, 2022 performansı,

küresel yiyecek-içeçecek sektörlerinin

geleceğini ve müşteri beklentilerindeki

değişimleri paylaştı.

Işık: “2022’ye güçlü bir başlangıç

yaptık”

Açılış konuşmasını yapan, Kerry Group

Orta Doğu, Türkiye ve Pakistan Genel

Müdürü İnanç Işık, “2022 yılına güçlü bir

başlangıç yaptık” dedi. Gıda bileşenleri ve

ev dışı tüketim kanallarında ciddi bir artış

deneyimledik. Ev dışı tüketim sektörü,

önceki yıl zorlu bir dönemden geçerken,

2022’de bu durumdan çok güçlü bir geri

dönüşle çıktı. Hızlı bir büyüme yaşayan

2019 yılının talep seviyelerini de geride

bıraktı. Bu talebi karşılamak için Tuzla’daki

fabrikamızda üçüncü hattımızı işletmeye

aldık. Gıda üreticisi müşterilerimizin

ihracat satışlarındaki artış sayesinde, bizler

de gıda bileşenleri kanalında önemli bir

büyüme kaydettik. Özetle COVID sonrası

sınırlamaların kaldırılması ve ihracat

pazarlarında artan taleple birlikte güçlü

bir dinamizm sözkonusu” diyerek gelecek

öngörülerinin olumlu olduğunu dile getirdi.

“Ev dışı tüketimde büyümeye devam

ediyoruz”

İnanç Işık ayrıca, Kerry’nin geniş ürün

yelpazesi ile son 50 yıldır gıda sektörünün

Kerry APMEA Grup Başkanı John Cahalane

lider lezzet ve beslenme çözümleri

tedarikçisi olduklarını belirtti. “Elimizdeki

teknolojilerle, unlu mamuller, süt ürünleri,

şekerleme, içecek, et ve ev dışı tüketim

sektörlerinde her gün büyümeye devam

ediyoruz. Türkiye’de faaliyet gösterdiğimiz

2006 yılından bu yana paydaşlarımızla

fikir birliği içerisinde sektörümüzü

geliştirmekten dolayı mutluyuz.”

“Dondurma grubumuzun global

operasyonda bir benzeri yok”

Işık, “Türkiye’de hem AR-GE çalışmaları

hem de üretim tesisi olan ve 2015 yılında

Krater markasını satın alan Kerry,

yatırımlarına devam ederken, aynı zamanda

lokal lezzetleri tüketicilere sunmak ve

sağlıklı yaşam için tüketicilerin taleplerini

karşılamak üzere inovasyon çalışmalarını

artırmaktadır.” dedi ve Türkiye’de yürütülen

AR-GE çalışmalarında dondurma grubunun

bu konudaki en iyi örnek olduğunu belirtti.

“Türkiye’de yaptığımız AR-GE çalışmalarıyla,

lokal tatlara ve tüketicinin yenilik

beklentisine uygun olarak geliştirdiğimiz

dondurma grubumuzun Kerry’nin global

operasyonunda bir benzeri yok. Kendi

AR-GE çalışmalarımızla inovasyonu devam

ettirerek markalarımızı büyütmek her

zaman hedefimiz.”

Kerry Group Orta Doğu, Türkiye ve

Pakistan Genel Müdürü İnanç Işık

Cahalane: “2030 hedefimiz, iki

milyar kişiye ulaşmak”

Tüm gün süren etkinlikte, Kerry APMEA

Grup Başkanı John Cahalane, Kerry’nin

bugününü ve gelecek vizyonunu anlatan

bir konuşma gerçekleştirdi. Kerry’nin 50

yıllık başarısının özverili bir çalışmaya

dayandığını belirten Cahalane, gelişen

teknolojiyle yarım asırlık süre içerisinde

devamlı bir dönüşüm içerisinde olduklarını

ifade etti. Sürdürülebilirliğe de büyük önem

verdiklerini vurgulayan Cahalane, değişen

dünyaya uygun çevre dostu ürün yelpazesi

konusunda da daha aktif rol alacaklarını

belirtti. Gıda güvenliği, temiz etiket, pozitif

ve dengeli beslenme, pro-aktif beslenme,

kişiye özel beslenme için tüketicilerin

çözümler beklediğini belirten Cahalane,

dünyada bir milyar tüketiciye dengeli ve

pozitif bir beslenme sağladıklarını ve

hedeflerinin 2030 yılında bunu iki milyar

kişiye çıkarmak olduğunu ifade etti.

Gıda trendleri, gelecek beklentileri,

sürdürülebilirlik temaları ve Kerry

Group'un gıda bileşenleri ve ev dışı tüketim

alanlarındaki gelişiminin ele alındığı

etkinlik, İstanbul Girls adlı müzik grubunun

performansının ardından Anadolu Ateşi'nin

gösterisiyle sona erdi.


70

hotel restaurant

& hi-tech

marka

BARRY

CALLEBAUT’TAN

YENI AR-GE MERKEZI YATIRIMI

Türkiye’de ilk satış ofisini 2005 yılında açan, Eskişehir’de fabrika yatırımını 2013 yılında yapan

dünyanın lider çikolata ve kakao ürünleri üreticisi Barry Callebaut, müşterilerine daha yakın

olabilmek ve daha iyi çözümler sunabilmek için yetkinliklerini genişletmek adına, Türkiye’den

tüm dünyaya hizmet verebilecek kapasitede, tam teşekküllü AR-GE Merkezini açtı.

Dünyanın lider çikolata ve kakao

ürünleri üreticisi Barry Callebaut,

Türkiye AR-GE Merkezi’nin resmi

açılışını 7 Haziran 2022, Salı günü bir

basın toplantısıyla gerçekleştirdi. Basın

toplantısına, Barry Callebaut EEMEA

Başkan Yardımcısı Fabian Stierli, Barry

Callebaut EEMEA AR-GE Başkan Yardımcısı

An Parrein, Barry Callebaut Türkiye Genel

Müdürü Ahmet Turgut, Barry Callebaut

EEMEA AR-GE Direktörü Hatice Donga,

Barry Callebaut Türkiye AR-GE Müdürü

Gürsel Aykaç sözcü olarak katıldı ve

Barry Callebaut Türkiye’nin yetkinliklerini

aktardılar. 2021 mali yılında Barry Callebaut

EEMEA bölgesinde yer alan AR-GE

merkezlerinde yapılan 3948 pilot testin

294 adedi Barry Callebaut Türkiye AR-GE

Merkezi’nde gerçekleştirildi. Aynı dönemde

bölgede gerçekleştirilen 1217 uygulama

testinden 50 adedi yine Barry Callebaut

Türkiye AR-GE Merkezi’nde yapıldı. Bu

testlerden büyük bir kısmı hayata geçirilerek

bugün, çikolata severlerin vazgeçemediği

ürünler arasında yerini aldı.

Stierli: “Barry Callebaut Türkiye,

EEMEA içinde 2. sırada geliyor”

Türkiye’nin Barry Callebaut içindeki yeri

ve önemine değinen Barry Callebaut

EEMEA Bölgesi Başkan Yardımcısı Fabian

Stierli, Türkiye’nin EEMEA içindeki güçlü

ve istikrarlı büyümesine vurgu yaparak

şunları dile getirdi: “Türkiye, bizim için en

önemli pazarlardan birisi. Genç nüfusu,

jeopolitik konumu ve pazar fırsatları ile

büyük bir potansiyel barındırıyor. Barry

Callebaut Türkiye de bu potansiyele paralel

olarak büyümesini sürdürüyor. Şirket,

EEMEA Bölgesi içinde yer alan 89 ülke

arasında %15’lik hacim ile 2. sırada geliyor.

Özellikle pastane & fırın, artizan, HORECA

ve yarı-endüstriyel sektörleri kapsayan

Gurme pazarında EMEA içindeki şu anda

en iyi 2. hacim büyümesi ve en iyi marj

büyümesine sahip. Yine Gurme pazarında

Türkiye, hacim bakımından dünya genelinde

7. sırada, Belçika'nın önünde ve İtalya'dan

çok uzakta değil! Eskişehir üretim tesisimiz,

hızla büyüyen bölgenin potansiyelinden

yararlanma yolunda attığımız önemli

bir adım. Ortalamanın üzerinde büyüme

fırsatı sunan pazarlarda coğrafi varlığımızı

genişletme stratejimizle paralel. Aynı

zamanda bölgedeki konumumuzu

güçlendirmemize de yardımcı oluyor. Bu

nedenle Türkiye yatırımlarımızı AR-GE

Merkezi ile devam ediyoruz ve bundan sonra

da büyüme hedeflerimizi yatırımlarımızla

desteklemeye devam edeceğiz.”


Turgut: “Büyümeye devam

edeceğiz”

Türkiye’de çikolata ve şekerleme

pazarının yaklaşık 455 bin ton olduğunu

belirten Barry Callebaut Türkiye Genel

Müdürü Ahmet Turgut, Türkiye’de kişi

başı tüketimin ortalama 3.1 kg civarında

olduğunu ve dünyanın gerisinde kaldığının

altını çizdi. Turgut, bu verilerin Türkiye’nin

potansiyelinin henüz çok başında olduğunu

gösterdiğini söyledi. Basın toplantısında

Turgut şunları da dile getirdi: “Türkiye,

dünyada en hızlı büyüyen çikolata pazarları

arasında yer alıyor. Bu nedenle Türkiye,

Barry Callebaut için büyük fırsatlar sunuyor.

Pazardaki konumumuz da bunun bir

göstergesi. Türkiye’de çikolata ve şekerleme

pazarının yaklaşık 455 bin ton’luk bir hacme

sahip olduğunu düşünüyoruz. Bu pazarın

350 bin tonluk kısmını kendi çikolatasını

kendi üretme yetkinliğine sahip endüstriyel

şirketler oluşturuyor. Açık pazar olarak

adlandırdığımız 100 bin tonluk kısmı ise

kendi üretim kapasitesi olmayan şirketlere

üretim yapan bizim gibi çikolata ve kakao

ürünleri tedarikçileri oluşturuyor. Bu 100

bin tonluk açık pazarın büyük bir kısmına

40 bin tonluk üretim hacmimiz ile biz yön

veriyoruz. Türkiye, Afrika ve Orta Doğu’ya

ihracat yapılabileceği için de büyük bir

öneme sahip. Fabrikamızın kapasitesine

ve yetkinliklerini de bu ihracat talebini

karşılayabilecek şekilde geliştirmeye uygun

olarak planladık. Türkiye’de fabrika yatırımı

yapılırken, bu büyüklükte bir fabrika daha

kurulabilecek şekilde bu alanı satın aldık.

Barry Callebaut Türkiye olarak büyüme

fırsatlarını hem içeride hem de dışarıda

değerlendiriyoruz.”

“Kapasitemizi son 2 yılda 2 kat

artırdık”

Turgut, Eskişehir fabrikası ve Barry

Callebaut Türkiye’nin yetkinlikleri ile

ilgili ise şunları belirtti: “Fabrikamızın

kapasitesini son 2 yıl içinde yapılan hat

yatırımları ile 2 kat artırdık. Mevcut çikolata

hatlarının yanında konfiseri ve pralin

hattı da kurduk. Çikolata üretiminin yanı

sıra, konfiseri, dolgu, pralin gibi pazarda

çok kullanılan diğer ürün gruplarını da

fabrikamızda üretiyoruz. Pazar gelişimi

ve ihtiyacına göre Türkiye’de ürettiğimiz

ürün gamını da genişletiyoruz. Son 3 yılda

50’den fazla yeni ürün ve reçete geliştirdik.

Özellikle AR-GE Merkezimizi faaliyete

aldıktan sonra yüksek bir ivme kazandık.

Trendlere göre pazar taleplerini karşılamak

üzere endüstriyel ve gurme müşterilerimizin

ihtiyaç duyduğu vegan, şekersiz veya

yüksek proteinli reçeteler çalışarak

bunların üretimini yapıyoruz. Böylece

müşterilerimizin trendleri yakalamasına

yardımcı olmuş oluyoruz.”

Sözlerine sürdürülebilirliğe verdikleri

önem ile devam eden Turgut; “Tabi tüm

bu yatırımlarımızı ve çalışmalarımızı

iş yapış şeklimizin temelini oluşturan

sürdürülebilirlik stratejimiz çerçevesinde

gerçekleştiriyoruz. Sonsuza dek çikolata

hayatımızda olsun diye tüm dünyada

sürdürülebilirlik faaliyetlerimizi, ‘Forever

Chocolate’ adını verdiğimiz sürdürülebilirlik

stratejimizin çatısı altında yürütüyoruz.

2022 yılı için kullanılacak elektriğin de

%100 yeşil enerji olacağını garanti altına

aldık. Bu sebeple fabrikamızın elektrik

kaynaklı karbon ayak izi “0”. Son 2 yılda

yapılan enerji verimliliği çalışmaları ve

sertifikalandırmalar ile ise tesisin enerji

kaynaklı karbon salınımı %87 oranında

azaltıldı.” dedi ve gerçekleştirilen basın

toplantısının da karbon ayakizini sıfırlamak

için Sürdürülebilirlik Akademisi ile işbirliği

yaptıklarını sözlerine ekledi.

Faaliyetlerini 32 AR-GE merkezinde

yürütüyor

Barry Callebaut EEMEA AR-GE Direktörü

Hatice Donga ve Barry Callebaut Türkiye

AR-GE Müdürü Gürsel Aykaç ise, AR-

GE Merkezi’nin özelliklerinden ve

yetkinliklerinden bahsetti. 175 yıllı aşkın

zengin bir inovasyon ve araştırma-geliştirme

mirasına sahip olan dünyanın lider çikolata

ve kakao markası Barry Callebaut Group,

dünyanın en büyük ve en deneyimli AR-GE

ve inovasyon ekiplerinden birine sahip. Barry

Callebaut dünya genelinde üniversiteler,

araştırma enstitüleri, laboratuvarlar ve

bilim insanları ile iş birliği içinde çalışıyor ve

endüstriyel hacimlerde üst sınıf çekirdek ve

ürünler sunabiliyor.

Barry Callebaut inovasyon ve AR-GE

faaliyetlerini dünya genelinde 32 AR-GE

merkezinde yürütüyor. Barry Callebaut

Türkiye AG-Ge Merkezi, aynı çatı altında

pilot üretim tesisi, uygulama laboratuvarı

ve müşteriye özel reçetelerin hazırlandığı

duyusal analiz laboratuvarı bulunduran

Avrupa ve Ortadoğu’daki ilk ve tek Barry

Callebaut AR-GE merkezi konumunda.

Eskişehir üretim tesislerinin yanında yer

alan Merkez, ileride oluşacak ihtiyaçlara

göre genişletilebilecek şekilde planlandı ve

LEED sertifikası kriterlerine uygun şekilde

inşa edildi.


72

hotel restaurant

& hi-tech

şefin gözünden

Danilo

Zanna

“MUTFAK AŞK

GIBIDIR, YAKAR!”

Aslen Floransa doğumlu. Toskana’nın kalbinde şık

binaların, lüks evlerin, manzaralı bahçelerin, rüya

şatoların, unutulmaz lezzetlerin beşiğine uzanıyor

kökleri. Nefes kesen bir şehir mimarisi tesirinde

çocukluk düşlerine ilk mimarlığı sığdırması çok da şaşılası

gelmiyor, bu yüzden.

Master Chef Türkiye’nin sempatik İtalyan jürisi Danilo Zanna,

“Etrafımdaki o mimari güzelliklere hayran kaldım. O zaman

dedim ki, ben de büyüyünce böyle bir bina yapmak istiyorum.”

diye anlatıyor o ilk kıpırdanışları.

Ne var ki uzun dönemli eğitim fikri, uykusuz geçecek geceler

ve yoğun staj günleri kaygısı bina hayaline ket vuruyor.

Bahsettiği bu gençlik korkusuyla kültür ve sanatın başşehrinde

İtalyan edebiyatına gözünü dikiyor. Yazmayı ve okumayı hep

çok seviyor çünkü. Ta ki Londra’daki restoran sahibi amcasının

felç geçirmesi ve kendisinden yardım isteğinde bulunmasına

dek büyük bir iştahla yazıyor, okuyor…

Ama tek bir an olsun, İtalyan mutfağının içine doğduğunu, bir

aile restoranında büyüdüğünü aklından çıkarmıyor, anlattığına

göre.

Röportaj: Hatice Ünal Bilen Fotoğraflar: Ümit Başer Alkaç

Mutfağa dönüş

Bir tarafta kültür sanata adanmış idealler, diğer tarafta maaile

kuşatılmış mutfak işleri… Danilo, mutfak tutkusu Londra’yı

saran moleküler gastronomi ve fine dining akımlarıyla

alevlenene kadar restoran işine sıcak bakmadığını itiraf ediyor.

Mutfağa dönüşü ise muhteşem! Saatlerce temizlediği deniz

kabukları hiç aklından çıkmıyor, mesela. “Acaba yanlış mı

yaptım?” dedirtecek bir sorgulayışla geçiyor neredeyse bir

senesi. İtalyan mutfaklarında bir cezaya karşılık gelen bu

görevin büyük hedeflere dönüşmesi ise çok zaman almıyor.

“Bunu yapayım ki sonra size göstereceğim.” tesellileriyle

avutuyor bir dönem de kendini. “Sonra öfkem, hırsım bir

miktar geçti. Fikrim zamanla değişti. Ama o dönem iyi bir gaz

oldu, iyi bir enerji oldu.” sözleriyle anımsatıyor o günleri.

Zanna devamında bu yüksek enerjiyle İtalya’ya dönüyor

ve gastronomi eğitimi alıyor. Sözünü ettiği, Londra-İtalya

arasında mekik dokuduğu yıllar. Daha 22 yaşında genç bir


delikanlı. Danilo’nun mesleki gelişiminde

Şef Enrico dayısının etkisi büyük oluyor.

“O tam bir okuldu benim için.” sözleriyle

onurlandırıyor ilk olarak dayısını. Ardından

aralarındaki yakın ilişkiden bahsediyor.

Roma’nın yakın bir bölgesinde nasıl her

sabah uykusuz ama şevkle balık seçmeye

gittiklerini, limanlardaki balık kokularının

güzelliğini ve peynirle yaşadıkları tutkulu

bağı döküyor kelimelere.

Sonra kendisine biz Türklerin “Denizden

babam çıksa yerim” sözünü hatırlıyorum

ve “Sen de denizden babam çıksa yerim”

diyenlerden misin sorusunu yöneltiyorum.

İtalyan Şef çok net bir ifadeyle “Sizde söz

olarak var, bizim gerçek hayatımızda var.”

yanıtını veriyor. Zanna bu iddiasının altını

ise, “İtalya’da ev hanımları da erkenden

balık almaya gidiyor. Sadece şefler değil ha!

Markete gidip balık alalım, öyle bir şey yok.

Evde pişirmek için bile herkes erkenden

limana gider, balık seçer.” sözleriyle

dolduruyor.

“Kuryelik yaptım”

Danilo Zanna bazen de gençlik enerjisi ve

gezmek aşkıyla sıfır motivasyonlu işlerin

içinde buluyor kendini. Tıpkı kısa süren

Fas ve Güney Afrika maceraları gibi. Ne

zamanki bundan 12 yıl önce İstanbul’a

bir arkadaşını ziyarete geliyor, şansı da

dönüyor. İlk zamanlar buradaki restoranlara

pek bir yanaşmıyor ama. İtalyan şeflere

verilen maaşlar fazlasıyla düşük, o öyle

bakıyor. Tekstilcilik ise daha umut verici.

Zaten iletişim becerisi yüksek, iş bilmeyi de

gerekmiyor.

Bir karar, en iyi bildiği işe dönerek

Mecidiyeköy-Ortaklar Caddesi’nde The

Pizza Co restoranını açıyor. Çok da iyi

gidiyor. Mekan, kısıtlı pizza menüsüyle

kısa zamanda bilinirliğini artırıyor. Danilo,

motoruyla evlere kuryelik bile yapıyor.

“Çok mutlu, eğlenceli zamanlardı” dese

de Türkçe bilmemenin büyük zorluklarını

yaşadığını inkar etmiyor. En büyük

yardımcısı yemeğin evrensel dili oluyor, o

kesin!

Tatlı dili ve lezzetli mutfağını ilk keşfeden

isim ise, Derya Baykal oluyor. Ünlü

televizyon programcısı o vakitler Zanna’nın

küçük pizza dükkanının en renkli

müdavimlerinden. Önce programına bir

kereliğine konuk alıyor, sonraki haftalar

bırakmıyor.

Planet Mutfak, ATV derken pizza dükkanı ile

televizyon arasında bir seçime zorlandığını

dile getiren Zanna, The Pizza Co’yu satıp bu

kez tamamen televizyona odaklanıyor.

Devamında Elin Oğlu, Avrupa’dan

Anadolu’ya programlarının devamında

Master Chef Türkiye ile yıldızını parlatıyor

adeta.

“İtalyan mutfağını seçmedim, içine

doğdum”

Mutfağı Türk veya İtalyan olarak ayrıştırmak

Danilo Zanna’nın şeflik öğretisine çok uzak!

Çünkü onun felsefesinde mutfak demek,

sofra demek. Sofraysa paylaşım, barış,

kutlama, en önemlisi de hayatın önemli

bir parçası demek… “Sevdiğin bir insanı

yemeğe davet ediyorsun. Hadi gidelim balık

tutalım demiyorsun. Hadi yarışa gidelim

demiyorsun. Yemek bir paylaşım oluyor.

Ben kendimden bir parça veriyorum, sen

kendinden bir parça veriyorsun, sofraya

koyup birlikte paylaşıyoruz. İşte sofranın

gerçek anlamı da bu.” cümleleriyle ifade

ediyor bu güçlü duygularını.

Ardından Türkiye ve İtalya’nın en benzeyen

noktasının ‘anne’ olduğuna vurgu yapıyor

ve “Onun için zaten sofra var. Mesela

Türkiye’de seveni çok!

Master Chef Türkiye’nin

İtalyan jürisi Danilo

Zanna için ‘Sempatik

İtalyan’ benzetmesi

içlerinde en yakışanı belki

de. İtalyan mutfağının

içine doğan bir şanslı

olarak, işini şansa

bırakmayacak kadar

disiplinli ve prensip sahibi

bir şef öte yandan. Kendi

deyişiyle bir asker kadar

yakıcı bir iş disipliniyle

üstelik de. “Ben değil,

onlar!” diyecek kadar

benmerkezden ve

egolardan uzak bir

profesyonel o.


74

hotel restaurant

& hi-tech

şefin gözünden

Avrupa’nın kuzeyi, Uzakdoğu veya

Amerika’da böyle bir kültür yok. Bizde

olduğu gibi anne oralarda yemek yapmıyor.”

diyor.

Ya Danilo yemek pişirirken neler hissediyor?

Anlattığına göre bazen mutsuz bazen mutlu

bazen de gururlu hissettiğini söylüyor. Bu

karmaşık duygular içinde en baskın hissiyatı

ise, çoğu zaman yemek pişirebilmenin ve

sunabilmenin yaşattığı onur! İtalyan Şef

bu düşüncelerini şu sözleriyle destekliyor:

“İnsanlar kendi imkanları ve parasıyla

sana geliyor. Özel bir kutlama için seni

seçiyor ve bu bir onur. Benim için en önemli

konulardan biri karşılaşmak. Mutluysa

yemeklerimle daha fazla mutlu etmeye

çalışıyorum. Mutsuzsa yardım etmeye

çalışıyorum. İtalyan şef olarak mutfakta

mutluyum elbette, gururluyum. Her şeyden

önce çok şanslıyım. Çünkü İtalyan mutfağını

seçmedim, içine doğdum. Bu bir kısmet.”

Tam bir İtalyan gibi; Filo D’olio

Trattoria

Bütün bunları konuşurken şefin bundan

bir yıl önce Vadi İstanbul’da açtığı Filo

D’olio Trattoria’da seçkin lezzetlerini de

tadıyorum. Etrafım bir hayli kalabalık. Tıpkı

lezzetli yemeklerle donatılmış kalabalık bir

Akdeniz sofrasında, İtalya’nın göbeğinde

gibiyim. Mekan; stil, kalite ve dizanıyla bir

İtalyan restoranın tüm inceliklerini gözler

önüne seriyor. Her şey olması gerektiği gibi,

sadece tasarım ve dekoruyla değil, yüzde

100 İtalyan mutfak kimliğiyle de orijinaline

sadık çizgisini ortaya koyuyor. Nitekim

Zanna, gözbebeği bu mekanı “Gerçek İtalyan

Tipi Esnaf Lokantası” olarak tanımlıyor.

Menüde neler var derseniz…

Lokal ve taze ürünler ile İtalyan reçeteleri

arasında bir sentez oluşturan Filo D’olio

Trattoria’nın menüsünde şefin reçeteleri

anne ve ablanın özel tatlarıyla desteklenmiş.

Tiramisu gibi, vitello tonnato gibi, makarona

gibi… Biraz da konseptin doğuşunu

konuşalım istiyorum. Danilo, şöyle

anlatıyor: “Türkiye’de en çok duyduğum

söz şu, “İtalya’da yediklerimi burada

bulamıyorum.”Zaman içinde Türkiye’deki

birçok İtalyan restoranın Türkleştirilmiş

olduğunu farkettim. İtalyan geleneksel

yemeklerinden uzaklaşarak Türk damak

tadına uygun menüler oluşturulduğunu

gördüm. Pizzanın daha ince hamurla

yapılması gibi mesela. Napoli pizzası

Türkiye’de çok sevilmiyor. Çok kalın, çok

yumuşak diyorlar. Makarona daha fazla

pişmiş servis ediliyor. Risotto da aynı.

Mesela maritozzi. Roma’da her yerde

satılan bir tatlı. İçindeki malzemeler birebir

aynı. Bunu Türkiye’de başka bir yerde

bulamazsınız. Figliata yapıyoruz, Türkiye’de

başka bir yerde yok. Hatta İtalya’da bulmak

o kadar zor ki. Napoli’nin bazı köylerinde

bulabiliyorsunuz.

Ben burada tam tersini yapmak istedim.

İtalya’dan birkaç klasik lezzeti menüye

koyduk. Ama tam bir İtalyan gibi. Bir orta

nokta bulmak istemiyorum. İstiyorum

ki, buraya gelenler “Ben İtalya’dayım”

diyebilsinler. Garsonlarımız da misafirlere

‘’Ne yemek istersiniz değil, sizi İtalya’da

nereye götürmemizi istersiniz?’’diye

soruyor. Misafirler buraya gerçek İtalyan

lezzetlerini deneyimlemek için geliyorlar.”

“İtalyan mutfağı aşk gibidir, sabır

ister”

Tam bir zeytinyağlı hastası olan Danilo

Zanna, İskender ve Cağ kebabına bayılıyor.

Fırınlanmış bir sütlaca hayır diyemese de

künefe ve baklava gibi şerbetli tatlılara

hayranlığı bir başka. Genç yaşlarında

Uzakdoğu lezzetlerine bayılan şefin

bugünlerde ise favorisi, Güney Amerika

mutfağı. Ama İtalyan mutfağına ebedi bir

bağlılığı ve tutkusu var.

Zanna, kendini özgür bıraksa, İtalyan

mutfağına dair çok şeyler söyleyecek belki.

Ama işte fazlaya kaçmak istemiyor. “İtalyan

mutfağı aşk gibidir. Çok hızlı gidersen,

yanarsın. Aşk gibi sabır ve zaman ister.

Yerken de pişirirken de sabrı öğreneceksin.


“İtalyan mutfağı aşk

gibidir. Çok hızlı gidersen,

yanarsın. Aşk gibi sabır

ve zaman ister. Yerken

de pişirirken de sabrı

öğreneceksin. Her

şeyiyle seveceksin. Yavaş

yavaş deneyeceksin,

bıkmayacaksın.”

Her şeyiyle seveceksin. Yavaş yavaş

deneyeceksin, bıkmayacaksın.” sözleriyle

yetiniyor. Ve şöyle devam ediyor: “İtalyan

mutfağının diğer mutfaklardan ne farkı var

biliyor musunuz? Bizde başlangıç, ara sıcak,

ana yemek, tatlı var. Biz sofralarımızı bu

şekilde kuruyoruz. Mesela Türkiye’de böyle

bir şey yok. Çorba, salata, ana yemek, sonra

da tatlı. İtalyan mutfağı sabır ister, tam aşk

gibidir. Oturacaksın, yavaş yavaş, zamanı

ayarlayacaksın. Diyeceksin ki “Tamam,

ben buraya yemek yemek için geldim.” Ben

restoranlarımda misafirlerime hep şunu

tavsiye ediyorum, “Bir pizza yerinde yemek

başlangıçla başlar. Başlangıçta bir küçük

zaman ver. Bundan sonra bir makarona.

Ondan sonra bi ana yemek. ‘Yedim, kalktım’

olarak bakmamak lazım.”

“Ben değil, onlar!”

Filo D’olio Trattoria ve Filo D’olio İzmir

İstinye Park Ristorante’nin ardından yılbaşı

itibariyle İstanbul İstinye Park Ristorante’yi

açmaya hazırlanan Danilo Zanna’nın yatırım

odağında bir de Ankara var. Filo D’olio

Trattoria konseptini farklı bir lokasyonda

tekrarlamanın zorluğuna değinen Zanna,

“Biz hiçbir restoranımızda dondurulmuş

ürün kullanmıyoruz. Bütün yemekler

arkadaki mutfaktan çıkıyor. Türkiye’de

hangi restorana gitseniz, jumbo karides

ve kalamar dondurulmuş. Ama ben tercih

etmiyorum. Burada tüm ürünler taze ve

lokal.” diyor.

Peki gelecek planlarında yeni bir konsept ya

da şubeleşme fikri var mı?

Öğreniyorum ki, mutfağını evi olarak gören

Danilo’nun en büyük arzusu, Filo D’olio

konseptini yurt dışına taşımak. Bir tek

markasını da değil! İtalyan Şef, bu hayaline

Türk ekibini de katarak, şefliğin hakkını

şu sözleriyle teslim ediyor: “Başarılı bir

şef olmak nedir bilir misiniz? Birçok şef

‘Sadece ben, ben, ben’ diyor. ‘Benim yemek,

ben gururluyum’ falan filan. Aslında konu

‘ben’ değil, ‘onlar!’ Şef, öğretmendir,

öğretmektir. Gelecekte en büyük hedefim,

birgün ekip arkadaşlarımın da restoranına

gidebilmek, yemeklerini yiyebilmek. Bunun

mutlu ve gururlu olmakla alakası yok ki.

Bildiklerimi paylaşıyorum ki, benden daha

iyi, daha zengin olsunlar. Bu yüzden yurt

dışında açacağım restoranıma Türkiye’deki

çalışanlarımı da götürmek ve onlara

vereceğim eğitimlerle faydalı olmak

istiyorum.”


76

hotel restaurant

& hi-tech

gastro güncel

SEZON AÇILDI

RESTORAN VE TURIZM SEKTÖRÜNDE

IŞ GÜCÜNE YOĞUN TALEP!

Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan açıklanan rakamlara göre, 2021'de 24,5 milyar dolar olan turizm

gelirlerinin 2022 yılında 35 milyar dolara ulaşması bekleniyor. 2022 yılının ilk 5 aylık döneminin analiz

edildiği, Kültür Bakanlığı’nın açıkladığı veriler de bu hareketliliğin şimdiden artarak devam edeceğini

gösteriyor. Toplam 12 milyon 710 bin 431 ziyaretçinin ağırlandığı yılın ilk 5 aylık döneminde, Almanya,

Bulgaristan ve Rusya’dan gelen yabancı ziyaretçi sayısı yüzde 207,10 arttı.

Hem deniz turizmi hem de tarihi

ve doğal dokusuyla öne çıkan

Türkiye’nin çeşitli noktalarında

tatil yapmak isteyenlerin turizme

gösterdikleri ilgi sektöre olan işgücü

talebini de doğuruyor. sahibinden.com

platformunun İş İlanları kategorisinde

yer alan ilan sayılarındaki artışlar da

turizm sektörüne olan hareketliliği

ortaya koyuyor.

Yaz hareketliliği başladı

sahibinden.com’un verilerine göre

geçen yıla oranla %374 artış göstererek

turizm sektöründe faaliyet gösteren

işverenlerin en çok aradığı pozisyon

Müşteri İlişkileri oldu. Müşteri İlişkileri

kategorisinde Mayıs ayında verilen iş

ilanı sayısı bir önceki yıla göre %374

artış gösterdi. Turizm sektöründe

sürekli işgücü ihtiyacının olduğu

“Barmen ve Barista” kategorisinde

verilen ilanlarda da geçtiğimiz yıla göre

%260 artış yaşandı. Sektörün başlıca

meslek kollarından olan Resepsiyon

ve Frontdesk, Housekeeping ile Otel

Yöneticisi kategorilerine ise geçen yıla

göre sırasıyla %189, %179 ve %125

oranında talep oldu. Turizm sektöründe

Mayıs ayında verilen iş ilanlarında

önceki aya kıyasla en fazla talep ise

%36 artışla “Resepsiyon ve Frontdesk”

kategorisine oldu.

Restoran sahipleri çalışan

arayışında

Restoran sahipleri yoğun bir şekilde

çalışan arayışına girerken, sahibinden.

com’un verilerine göre Servis Elemanı,

Bulaşıkçı ve Aşçı kategorilerinde verilen

iş ilanlarında geçtiğimiz yıla oranla

sırasıyla %258, %220 ve %122 artış

görüldü. Mevsim hareketliliği ile Mayıs

ayında geçen aya kıyasla Moto Kurye

pozisyonu için %50 oranında artışla iş

ilanı verildi.


78

hotel restaurant

& hi-tech

gastro güncel

KADIN ÇIFTÇILERE 500 BIN TL TEŞVIK

SAĞLAYACAK ‘YILDIZ’ PROJE!

Yıldız Holding şirketlerinden Kerevitaş’ın Superfresh markası, sözleşmeli kadın çiftçilerden 5 bin

ton yaş meyve-sebze ürün alımı gerçekleştirerek 35 milyon TL tutarında değer ortaya koyacak.

Tarım ve Orman Bakanlığı iş birliğiyle hayata geçirilen “Tarımın Kadın Yıldızları” projesi kapsamında

sözleşmeli kadın çiftçilere 500 bin TL teşvik de sağlanacak.

Kadınların iş hayatında ve toplumun

her alanında güçlenmesi amacıyla

çalışmalarını sürdüren Yıldız Holding

Kadın Platformu, sözleşmeli kadın çiftçileri

destekleme hedefiyle önemli bir projeye

imza attı. Yıldız Holding Kadın Platformu’nun

öncülüğünde, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın

desteğiyle hayata geçirilecek Tarımın Kadın

Yıldızları projesinde; Kerevitaş’ın Superfresh

markası için sözleşmeli kadın çiftçilere 2025

yılına kadar 5 bin ton yaş meyve sebze alım

garantisi verilecek ve 35 milyon TL tutarında

değer oluşturulacak. Projede ayrıca kadın

çiftçilere Yıldız Holding Kadın Platformu

tarafından 500 bin TL tutarında teşvik de

sağlanacak.

Kirişci: “Bu proje kırsal kalkınmaya

önemli katkılar sağlayacak”

Projeyle ilgili ayrıntıların aktarıldığı basın

toplantısına Tarım ve Orman Bakanı Vahit

Kirişci, Yıldız Holding Yönetim Kurulu

Başkanı Ali Ülker, Yıldız Holding Kadın

Platformu Elçisi Begüm Mutuş ve destek

programından yararlanacak kadın çiftçiler

de katıldı. Projenin yerel tedarikçileri ve

özellikle kadın çiftçileri teşvik etme adına iş

dünyasına önemli bir örnek oluşturacağını

söyleyen Tarım ve Orman Bakanı Vahit

Kirişci, “Kırsala kalkınmaya yönelik projeler,

aynı zamanda ülkemizin kalkınması için de

yürütülen pek çok çalışmanın merkezinde

yer alıyor. Bu nedenle Tarım ve Orman

Bakanlığı olarak kırsaldaki kadınlarımızı

desteklemek adına hayata geçirilen

projelere büyük önem veriyoruz. Türkiye’de

gıda sanayine öncülük eden Yıldız Holding

bünyesinde bu çalışmanın başlamış

olmasından ayrıca mutluluk duyduk. Kırsal

kalkınmaya katkı sağlayacak projelerin

sayısının daha da artması en büyük

dileğimiz.” dedi.

Ülker: “Kadın çiftçilerimizin

tedarikteki oranını yüzde 100

artıracağız”

2021 yılında Yıldız Holding ve şirketlerindeki

fırsat eşitliği uygulamalarına süreklilik

kazandırmak ve Türkiye genelinde kadınların

iş yaşamında daha görünür olması

amacıyla ‘Yıldız Holding Kadın Platformu’nu

kurduklarını hatırlatan Yıldız Holding

Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ülker şunları

söyledi: “Kadınların ekonomik ve sosyal

olarak güçlenmesi amacıyla çalışmalar

yapıyor, paydaşlarımızla etkin iş birlikleri

gerçekleştiriyoruz. Platformumuzu kurarken

sadece Yıldız Holding çalışanlarının değil

aynı zamanda tedarik zincirimizde yer alan

binlerce kadın için de fırsat eşitliği temelli

uygulamalara ivme kazandırmayı hedefledik.

Bu anlayıştan yola çıkarak ülkemizin en

büyük tarımsal hammadde tedarikçilerinden

biri olan Superfresh ile sözleşmeli kadın

çiftçilerimizden doğrudan ürün alımı

gerçekleştireceğimiz önemli bir projeyi

hayata geçiriyoruz. Bugün Bakanlığımızın

desteğiyle açıkladığımız bu projemizle

tedarik altyapımızda kadınların oranını güçlü

bir şekilde artırmak için düğmeye basmış

olduk. Superfresh’in tedarik zincirindeki

kadın çiftçilere güvence ve finansman

sağlayacak bu projemizle önümüzdeki üç

yıl içinde kadın çiftçi oranımızı yüzde 100

artıracağız.”

Mutuş: “Fırsat eşitliği alanında

topyekün bir dönüşüme katkı

sağlıyoruz”

Yıldız Holding’in global değerleri arasında

kapsayıcılık ve kültürel farklılıkların önemli

bir yer tuttuğunu belirten Yıldız Holding

Kadın Platformu Elçisi Begüm Mutuş,

“Kadın Platformumuz, Yıldız Holding ve

şirketlerinde örnek uygulamalara hız verip,

ülkemizde fırsat eşitliği alanında topyekûn

bir dönüşüme destek olmayı amaçlıyor. Bu

kapsamda kadın çiftçilerimizle önemli bir

iş birliği gerçekleştiriyor, Tarımın Kadın

Yıldızları projesini başlatıyoruz. Sözleşmeli

kadın çiftçilerimize Superfresh markalı

ürünlerimizde kullanılmak üzere üç yıl

boyunca doğrudan alım garantisi veriyoruz”

dedi.

Begüm Mutuş, Yıldız Holding Kadın

Platformu’nun kısa süre önce Birleşmiş

Milletler’in dünya genelinde kadın

girişimciler için elverişli ekosistemler

oluşturmayı amaçlayan “Women’s

Entrepreneurship Accelerator” (WEA)

girişimine dahil olduklarını ve kadın

girişimciliğini desteklemeye devam

edeceklerini de hatırlattı.


80

hotel restaurant

& hi-tech

gastro güncel

“TÜRKIYE

SÜRDÜRÜLEBILIR

GIDA PLATFORMU

ŞEFFAFLIK VE

İZLENEBILIRLIK

TÜKETICI

ARAŞTIRMASI 2022

SONUÇLARI

AÇIKLANDI

Sürdürülebilir Gıda Platformu (SGP), Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek, gıdada şeffaflık ve

izlenebilirlik farkındalığını ölçümleyen, “Türkiye Gıdada Şeffaflık ve İzlenebilirlik Tüketici Araştırması”

sonuçlarını açıkladı.

Sürdürülebilir Gıda Platformu,

tüketicilerin şeffaflık ve izlenebilirlik

farkındalıklarını, izlenebilirlikte

hangi aşamaları bilmek istediklerini ve

markalardan beklentilerini anlamak

ve bu doğrultuda gıda sektörüne yol

gösterici olmak hedefiyle Türkiye’de ilk kez

gerçekleştirdiği “Türkiye Sürdürülebilir

Gıda Platformu Şeffaflık ve İzlenebilirlik

Tüketici Araştırması 2022” sonuçlarını

duyurdu. Sürdürülebilir Gıda Platformu

çalışma gruplarından biri olan Şeffaflık ve

İzlenebilirlik Çalışma Grubu önderliğinde;

Metro Türkiye, Kalite Sistem Merieux

Nutrisciences, CarrefourSA, Balparmak,

Sütaş destekleri ile ve Ipsos iş birliği ile

yapılan araştırmada gıda sektöründe

tüketicilerin satın alım kanallarını,

ürünlere ve sektöre güvenini, izlenebilirlik

farkındalığını ölçümleyerek, eğilimleri

ortaya koyuyor.

Ürünler hakkında ayrıntılı bilgi

isteniyor ama izlenebilirlik ifade

edilemiyor

Nisan 2022’de Türkiye genelinde 800

kişiyle yapılan araştırma, Türk toplumunun

yüzde 88 gibi büyük bir çoğunluğu gıda

alışverişinde bir ürünü satın almaya

karar verirken ürün içerik ve bilgilerinin

eksiksiz ve doğru olmasını önemsiyor.

Ürün bilgilerine en fazla dikkat edilen

kategorilerin başında yüzde 81 ile süt ve süt

ürünleri gelirken beyaz et, şarküteri ürünleri

ve kırmızı et kategorileriyle sıralama devam

ediyor. Ürünler hakkında bilinmesi talep

edilen en önemli konular sorulduğunda

ise toplumun yüzde 89’u ürünlerin

nerede, ne şekilde üretildiği ve ürünün

hangi hammaddelerden üretildiği yer

alıyor. Toplumun yüzde 72’si izlenebilirlik

kavramını duymadığını belirtiyor. Gıda

izlenebilirliği farkındalığı yüzde 32’lerde

kalırken izlenebilirliğin ne ifade ettiğini

sorulduğunda tüketicilerin yüzde 86’sı

ürünler ve üretimi ile ilgili bilgilerin

herkese açık ve erişilebilir olması olarak

algıladığını ifade etti. Araştırma, tüketicilerin

izlenebilirlik kavramını bilmeseler de doğru

tanımlama ifadelerine yer verdiklerini

gösteriyor.

Gıda ürünleri güvenle satın alınmak

isteniyor

Araştırmaya göre, tüketiciler gıda

alışverişlerinde güvenle hareket etmek

istiyor ancak yalnızca yüzde 27’si ürün

üzerindeki bilgilere güveniyor. Bu

oran markaların tanıtım çalışmalarına

geldiğinde ise daha da azalıyor. Aynı

şekilde tüketicilerin %83’ü ürünlerle ilgili

daha ayrıntılı bilgi almak istediklerini

ve izlenebilirliği sağlayan markaların

ürünlerine daha çok güveneceğini

belirtti. Tüketiciler yarısından çoğu

ulaşmak istedikleri güvenilir bilginin

ana sorumluluğunu ise “İlgili devlet/

gıda denetleme kurumları” ve “Üretici

firma”lara yüklemekte ancak bu kurumların

bilgilendirmelerini yeterli bulmadıklarını

belirtiyor. Bu güvensizlik ortamında

tüketiciler, gıda izlenebilirliğinde doğru

ve anlaşılır bilgi ihtiyacının karşılanması

noktasında markaların dışında bağımsız

bir online platformun çözüm olabileceğini

düşünüyor. Tüketiciler için en önemli

güven unsuru ise bilgilerin tarafsız olarak

güvenilir ve birebir gözlemlenebilir

mecralar aracılığıyla aktarılması.

Araştırma doğrultusunda tüketicilerin gıda

izlenebilirliğinde farkındalık yaratmayı

sahiplenen, tüketicisiyle ürün bilgilerini

şeffaf bir şekilde paylaşan ve bunu iş birliği

içerisinde tarafsız bir şekilde tüketicilere

sunan markaların gıda izlenebilirliğinde

liderlik edeceği öngörülüyor.


82

hotel restaurant

& hi-tech

gustonun yorumu

Gusto-Akademisyen

Reha Tartıcı

HER YAŞA VE DAMAĞA

HITAP EDEN LEZZETLER

Ataşehir Watergarden’ın ilk hibrit restoranı

Together Food Hall farklı damak tatlarına

hitap ederek fark oluşturuyor. Modern ve

ferah mimarisi ile kendinizi oldukça rahat

hissedebileceğiniz bir mekan. Kruvasandan tatlı

ve pasta çeşitlerine, sulu yemekten pizzaya,

burgerden Uzakdoğu mutfağına, kahveden enfes

kokteyllere uzanan geniş bir yelpazede günün

her saatinde sizi mutlu edebilecek lezzetleri

bulabiliyorsunuz. Bence en önemli farkı, Türk

mutfağının vazgeçilmezi tencere yemekleri

ile ortaya koyuyorlar. Değişik damak tatlarına

uygun lezzetlerin yanı sıra her yaş grubunu

mutlu edebilecek alternatiflerin olması mekanın

enerjisini inanılmaz yükseltmiş. Together Food

Hall genç ve başarılı şeflere yatırım yapıyor.

Bundan büyük bir memnuniyet duydum. Farklı

markaların mutfaklarında pırıl pırıl genç şeflerin

gösterdiği çabayı görmek yediğiniz yemeğin

lezzetine lezzet katıyor.

TATIL ENERJISINI

ŞEHRE TAŞIYOR

Şehrin yeni gastronomi mahallesi

Galataport bünyesine kattığı markalarla

fark oluşturmaya devam ediyor. Ömür

Olcay tarafından satın alınan Amerika

menşeili Vandal da Galataport’a değer

katan mekanlardan biri olarak öne çıkıyor.

Haziran ayı içinde birbirinden farklı

konseptlerle hazırlanan 3 katta hizmet

vermeye başlamış. Vandal güne kahvaltıyla

başlıyor, brasserie olarak devam ediyor ve

gece teras katındaki Vandal Signature’da

gece kulübü olarak güne noktayı koyuyor.

Kısacası her yaşa ve zevke hitap ediyor.

Sloganları “Follow the pink rabbit” yani

“pembe tavşanı takip et”. Mekanda bu

sloganı çağrıştıran ikonik tavşan simgeleri

sizi karşılıyor. Vandal’ın en etkileyici bölümü

kesinlikle Boğaz manzaralı büyüleyici

teras katı. Kendine özgü mimarisini Şef

İsmail Muhacır imzalı dünya mutfağının en

seçkin örneklerinden butik lezzetler sunan

menüsüyle buluşturan Vandal Signature bu

katta yer alıyor. Farklı kültürlerin geçmişten

geleceğe uzanan lezzetleri müziğin

büyüleyici notalarıyla harmanlanarak sizi

şehrin karmaşasından uzaklaştırmaya

yetiyor. Etkileyici manzarası, bohem tarzı ve

eğlenceli DJ performansları ile yaz tatilinin

enerjisini adeta İstanbul’a taşıyor.

GÖZE VE DAMAĞA

HITAP EDEN DENEYIM

Pek çoğumuz için pazar günlerinin en keyifli

yanı hiç kuşku yok ki, uzun saatlere yayılan

sabah kahvaltısıdır. Yaz gelince bu keyfi açık

alanda, gürültüden uzak yaşamak benim

için vazgeçilmezler arasında ilk sırada

geliyor. Hele bir de bunu güzel manzara

ve keyifli müzik ile birleştirirseniz tadına

doyum olmuyor. The Ritz-Carlton, İstanbul

bünyesinde yer alan The Roof yenilenen

konsepti ile bu yaz için favori adreslerim

arasındaki yerini almış durumda. İstanbul’un

en güzel izlendiği lokasyonda eşsiz manzaraya

karşı brunch yapmak isteyenleri Executive Şef

Selami Güleryüz ve ekibinin hazırladığı zengin

bir seçki bekliyor. Lezzetlerin hem göze hem

damağa hitap ettiği brunch’ta birbirinden farklı

ev yapımı malzemelerle donatılmış şarküteri

lezzetleri, fırından yeni çıkmış kruvasanlar,

farklı ekmek ve pide çeşitleri, taze deniz

ürünleri, Türk ve Akdeniz mutfaklarından

seçme tatlar hafta sonunuza keyif katıyor.


BESLENME DEĞIL,

YAŞAM BIÇIMI!

ÇIKOLATANIN DAMAKTAN

DIMAĞA YOLCULUĞU

Çikolatanın geçmişi bundan tam 4000 yıl

öncesine dayanıyor. Tarihi kaynaklara göre

çikolata ilk kez Meksika topraklarında

içecek şeklinde kullanılıyor. İlk çikolata

bugünün çikolatalarından çok farklı;

sıvı halde acı bir içecek. Çikolatanın

Amerika’dan Avrupa’ya, oradan da dünyaya

yayılması Hernan Cortes adlı İspanyol bir

kaşif sayesinde oluyor. Avrupa’da uzun

süre aristokrat ve soyluların yiyeceği olarak

biliniyor. Çikolata Hollandalı kimyager

Coenraad Johannes van Houten'ın icadı

kakao makinesiyle bir devrime uğruyor.

Ve bugün keyif ve mutlulukla tükettiğimiz

halini alıyor. Dünyanın en büyük üreticileri

insanları mutlu eden bu efsanevi ürünün

sürdürülebilirliği için yoğun çaba

harcıyor. Bunlardan biri de ülkemizde de

üretim yapan, dünyada çikolata değen

her dört damaktan birini şenlendiren

Barry&Callebaut. Sonsuza dek çikolata

hayatımızda olsun diye tüm dünyada

sürdürülebilirlik faaliyetlerini, “Forever

Chocolate” adını verdikleri sürdürülebilirlik

stratejisi ile yürütüyorlar. Hedefleri 2025

yılında yüzde yüz doğaya saygılı ve karbon

pozitif üretim yapmak.

Bitkisel mutfak

giderek gelişen ve

adını her gün daha

çok duyduğumuz bir

gerçek. Bu kadar

çok duymamızın

ise bir çok nedeni

var. Öncelikle vegan

hayat biçimini

tercih edenlerin

sayısı giderek artıyor ve %100 bitkisel

beslenen veganlar, bu beslenme biçiminin

yaygınlaşmasında önemli bir rol oynuyor.

Ancak vegan olmasalar dahi bitkisel

beslenen birçok kişi de var. Önce veganlık

ile bitkisel beslenmenin farkına bakalım.

Veganlık bir yaşam biçimi. Yalnızca

beslenme biçimi değil. Veganlar hayatın

her alanında hayvan kullanımını, onlardan

elde edilen herhangi bir ürünün kullanımını

reddeden, kozmetikten paketlemeye,

beslenmeden giyime kadar birçok alanda

hayvanların rızası dışında kullanılmasına

karşı duruyor. Dolayısıyla bir vegan için

kıyafette deri kullanmak, üzerinde hayvan

deneyi yapılmış bir ürün kullanmak neyse;

süt, yumurta, peynir gibi ürünleri tüketmek

de aynı şey.

Vegan olmadığı bilinmeyen

ürünler

• Bal ve propolis • Kaz tüyü/kuş tüyü

ürünler • Yünlü kıyafetler • Yumurta

• Porselen • Balmumu • Sebzelerin

üzerini kaplayan hayvansal waxlar

Kazara vegan ne demektir?

Üreticinin çoğu zaman bilinçli olarak,

vegan olsun diye üretmediği ancak

içeriğinde ve sürecinde hayvansal hiçbir

şey barındırmayan tüketim ürünleri

veganlar arasında “kazara vegan” olarak

anılıyor.

LEZZETIN SANAT VE

SÜRDÜRÜLEBILIRLIK ILE BULUŞMASI

Türkiye’nin ilk %100 HoReCa markası Bonna

ünlü İngiliz tasarımcı Nick Holland imzalı

yeni ürün grubunun tanıtımında lezzet ile

sanatı buluşturdu. Aila İstanbul’da Executive

Chef Ercan Yamantürk, Chef de Cuisine

Kemal Can Yurttaş ve Head Chef Efe Anıl

Çetin imzalı oldukça iddialı özel tadım

menüsü eşliğinde gerçekleşen lansmanda,

Bonna Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

Erbil Aşkan’dan markanın sürdürülebilirlik

yaklaşımı ile geleceğe yönelik vizyonunu

dinledik. Sürdürülebilir bir dünya için

gösterdikleri çabayı yeme-içme sektörüne

yenilikçi ürün ve çözümler kazandırma

misyonuyla sürdüren markanın “Mükemmel

Yeme İçme Deneyimi” vaadini tamamlayıcı

masa üstü ürünlerinin sektöre değer

katacağını düşünüyorum.

En yaygın kazara vegan ürünler

• Somun ekmek • Makarna • Simit

• Bitkisel yağlar • Şeker • Un

• Baharatlar

Bunları biliyor musunuz?

• Almanya, Amerika, Japonya, Fransa ve

İngiltere’de Michelin yıldızlı %100 vegan

restoranlar mevcut.

• Bunun yanı sıra örneğin İngiltere’de

tüm restoranlarda, hatta en ücra

köşedeki restoranda dahi vegan opsiyon

bulmak mümkün.

• İstanbul’da da mutfağı %100 bitkisel

olan restoranların sayısı, menüsüne

vegan opsiyon ekleyen restoranların

sayısı gibi hızla artmakta.


84

hotel restaurant

& hi-tech

gastro güncel

ATROX LOUNGE’TAN

DAMAKLARI BEKLENTILERIN

ÖTESINE TAŞIYAN YAZ MENÜSÜ

Crowne Plaza İstanbul Florya’nın denize hakim lobi ve teras katında bulunan Atrox Lounge, yazı

sürprizlerle dolu bir menüyle karşılıyor. Beş yıldızlı otelin Executive Chef’i İsmail Dönmez’in ustalık ve

sanatını konuşturduğu menü, damakları beklentilerin ötesine taşıyacak kadar iddialı!

Mezenin ise müdavimi çok! Misafirlerimize

günlük dört çeşit mezeyi küçük cam tabakta

servis ediyoruz. Mezeleri tercihe göre

güncelliyoruz tabii.” diye anlatıyor.

Şefin bir yorumu da, pizzaya! İtalyan

mutfağının vazgeçilmez lezzeti pizza,

her geçen yıl ülkemiz şeflerince bir çığır

açıyor, orası kesin! Kimi şeflerce pizza,

İtalyan usulü servis edilirken kimi şefler

de Türkleştirilmiş örnekleriyle tabaklıyor.

İsmail Şef de bu yazın pizzasını dana

kaburgayla yorumlayarak Türk damak

tadına adeta yeşil ışık yakıyor.

Röportaj: Hatice Ünal Bilen

İstanbul’da benzersiz bir city-resort

deneyimi sunan Crowne Plaza İstanbul

Florya’nın denize hakim lobi ve teras

katında bulunan Atrox Lounge, yenilenen

menüsüyle yazın tüm güzelliklerini sofralara

getiriyor. Beş yıldızlı otelin Executive

Chef’i İsmail Dönmez’in ustalık ve sanatını

konuşturduğu menü, imza lezzetleriyle

damakları beklentilerin ötesine taşıyor.

Uç noktaları zorlayan lezzetler

Crowne Plaza İstanbul Florya’nın

Executive Chef’i İsmail Dönmez’in yaz

menüsünde öne çıkan lezzetler arasında

başlangıçlarda yöresel, doğal ve taptaze

ürünlerle harmanlanan salatalar dikkat

çekiyor. Her bir tabağında yerele dokunmayı

prensip edinen Bolulu Şef, Orta Anadolu

ve Güneydoğu Anadolu’ya özgü bir tat

olan yöresel Firik bulgurunu besleyici ve

sağlıklı içeriği kadar hoş görünümüyle

de tabağa zenginlik katan avokado ile

süslüyor. Şefin, Beluga Mercimeği, diğer

adıyla Siyah-Kara Mercimek ile hazırladığı

keçipeynirli, patlıcanlı ve rokalı salata

seçeneği ise deneyenleri hem uzun süreler

tok tutacak hem de damaklarını ziyadesiyle

şenlendirecek türden. Unutmadan, Pancarlı

Enginar Salatası ve Bulgurlu Somon Salatası

da seçim yapmayı bir hayli zorlaştıracak.

Atrox Lounge’ın sıcak başlangıçlarında

makarna, ravioli, pizza ve ana yemekte ise

Firik bulguru eşliğinde servis edilen kuzu

incik, mısır püreli tavuk ızgara, rezene püreli

levrek damakta uç noktaları zorlayacak

kadar lezzetli. İsmail Şef’in beğendi ile

birleştirdiği tavuk şiş ise deneyimlenmeye

değer!

Her damağı kucaklıyor

Belliki İsmail Şef, yeni menüyü tasarlarken

her profilden damakseveri kucaklamayı esas

almış. Tecrübeli şef, otelde konaklayan yerli

ve yabancı misafirlerin yanı sıra dışarıdan

gelen misafirler için de zengin menüsü ile

tüm damak tatlara hitap eden bir menüye

imza atmış. Bu yaz ağırlıklı Arap Yarımadası,

İngiltere ve Latin Amerika ülkelerini misafir

ettiklerini anlatan Dönmez, “Menümüze

makarna ve ravioli koyuyorsak, sini mantı

da yer alıyor. Kinoadan mücver yaptık

mesela. Ne de olsa kinoa artık ülkemizde de

üretilebiliyor. Hem çok hafif hem de sağlıklı.

Haz yaşatan tatlılar

Marmara Denizi’nin eşsiz manzarasına

nazır sade, şık ve konforlu bir ambiyans

sunan Atrox Lounge’da bu mevsim tatlı

yemenin de hazzı bir başka! Sadece Atrox’ta

deneyimleyebileceğiniz imza lezzetlerin

başında sıcak çikolatalı kek geliyor. İlhamını

şefin çikolata aşkından alan bu unutulmaz

tatlının daha ilk ısırıkta kızgın kumlardan

serin sulara dalma hissiyatı vermesi

çok da şaşırtıcı gelmiyor bana. Kestane

taneleriyle dokulandırılması ve vanilya sosu

ile dekorlanması ise tatlıya ayrı bir lezzet

ve görsellik katmış. Sıcak çikolatalı kek

gibi fesleğenli muhallebi ve böğürtlenli

cheesecake de yenilenen menünün

benzersiz tatları arasında yer alıyor. Hoş,

hafif ve oldukça ferahlar!


86

hotel restaurant

& hi-tech

gastro aktüel

Amerika’daki Türk

restoranına Michelin ödülü

Michelin, geçtiğimiz yıl Miami’de açılan El Turco’yu Bib Gourmand ödülüne layık

gördü ve girilmesi çok zor olan Michelin restoran rehberine ekledi. Nurdan

Gür Yüzbaşıoğlu ve Gökhan Yüzbaşıoğlu’nun sahibi olduğu restoran, sunduğu

modern Türk-Osmanlı mutfağı menüsüyle bu ödüle layık görüldü. El Turco’nun

kurucu ortağı Nurdan Gür Yüzbaşıoğlu yaptığı açıklamada; “Türkler geçmişten

günümüze yeme içmeye çok önem vermiştir ve tarihsel süreçte etkileşim içinde

olduğumuz medeniyetler yeme içme kültürümüzü şekillendirmiştir. Biz bu

kültürün etkisiyle oluşturduğumuz menümüzü ufak dokunuşlarla El Turco’ya

özel hale getirdik ve bu menüyü bir de Türk misafirperverliğiyle harmanladık.

Bib Gourmand ödülünü almak bizim için çok önemli. Çünkü kaliteli malzemeden

yapılmış lezzetli ve sunumu da güzel olan yemeği uygun fiyata veren mekanlara

verilen bir ödül bu. El Turco’yu açarken hedefimiz, iyi yemeği uygun fiyat

politikası ile sunmaktı ve bu hedefimizin Michelin tarafından değerlendirilip

ödüllendirilmesi bizi hem gururlandırdı hem de motive etti. Bu motivasyonu

daha iyisini yapmak ve büyümek için itici güç olarak kullanacağız.” ifadelerini

kullandı.

Karşı kıyıdan esintiler

Boğaz’ın simge adreslerinden biri olan Bebek Hotel, zengin ve doğal

bir mutfaktan örneklerin sunulduğu yaz menüsünü misafirleriyle

buluşturuyor. Şef Demir Özkal’ın lezzetlerine yaz boyunca Yunanistan’ın

en başarılı şeflerinden Athinagoras Kostakos’un menüsü de eşlik ediyor.

Kostakos’un tarifleri Yunanistan sahillerine uzanan bir deneyim sunuyor.

Mykonos’ta ödüllü restoran Billl and Coo’nun 10 sene boyunca şefliğini

yürüten Kostakos, ardından Scorpios, Noema, Branco ve son zamanlarda

Londra’da Meraki’nin Culinary Direktörlüğü’nü yürütüyor. Athinagoras

Kostakos ülkesinin en iyi şeflerinin yarıştığı Top Chef programının da

galibi olarak biliniyor. Başarılı şefin; Tahinli Köz Patlıcan, Trüflü Röşti,

Mykonos Ahtapot, Limon Soslu Tavuk, Kuzu Kol gibi imza yemekleri

menünün merak edilenleri arasında yer alırken “Bebek Hotel Greek

Salata” gibi mekana özel tadlar da lezzet severleri bekliyor.

Boğaz’a karşı sushi ziyafeti

Şehrin gece hayatının nabzını

tutan Oligark İstanbul, yaz

sezonuyla birlikte deniz

kenarında hem müzik hem

de yeme içme hizmeti veriyor

ve uzun süredir talep edilen

sushi lezzetleri Oligark

İstanbul’un menüsünde yerini

aldı. İstanbul Boğazı manzaralı

gece kulübünde gece geç

saatlere kadar şefin özel

hazırladığı sushi lezzetlerini

tadabileceksiniz. Misafirlerin

dört gözle beklediği sushi

menüsünde yılan balıklı

dragon roll, yengeçli kani maki,

somonlu sake maki yer alıyor. 20 farklı sushi lezzeti bulunan menüde,

ayrıca tempura karides, avokado ve tütsülenmiş somonun bir araya

geldiği Oligark Special Roll ve tuna balığı ve çedar peynirli Şefin

Special Roll bulunuyor. Sırtını koruya yaslamış, 5000 metrekareye

yayılmış açık alanı ile, Oligark İstanbul’da club, müzik ve eğlence

ile birlikte kokteylinizin yanında sushinin de keyfini çıkartmak

istiyorsanız, yerinizi ayırtmayı unutmayın.

Yudum Egemden’e uluslararası beş ödül

Türk zeytinyağını küresel pazarlarda tanıtmayı amaçlayan Yudum, bu yılın ilk yarısında Yudum Egemden Erken

Hasat Natürel Sızma Zeytinyağı ile dünyanın dört ayrı ülkesinde aldığı beş ödülle kalite ve lezzetini taçlandırdı.

Yudum Egemden Erken Hasat Natürel Sızma Zeytinyağı, Asya’nın en prestijli zeytinyağı yarışmalarından olan

Olive China yarışmasında altın ödüle; Olive Japan ve İtalya merkezli EVO Uluslararası Zeytinyağı Yarışması'nda

gümüş madalyaya layık görüldü. Yudum Egemden Erken Hasat Natürel Sızma Zeytinyağı haziran ayı içinde

de London International Olive Oil (Londra Uluslararası Zeytinyağı) Yarışması’nda gümüş ödül ve İtalya’nın en

iyi zeytinyağı yarışmalarından olan Master of Olive Oil International Contest (Uluslararası Zeytinyağının Ustası

Yarışması)’nda Yüksek Kalite Standardı ile ödüllendirildi. Uluslararası yarışmalarda farklı ülkelerden gelen

yüzlerce zeytinyağı, dünyanın farklı ülkelerinden bağımsız uzmanlar tarafından değerlendiriliyor. Senenin ilk

yarısında dört farklı ülkede beş ödüle layık görülen Yudum Egemden Erken Hasat Natürel Sızma Zeytinyağı,

Ege’nin bereketli topraklarında yetişen ve özenle seçilen henüz olgunlaşmamış yeşil taneli zeytinlerden

elde ediliyor. Yudum Egemden Erken Hasat için özenle seçilen henüz tam olarak olgunlaşmamış yeşil taneli

zeytinler daha yüksek meyvemsi tat ve kokulara sahip oluyor. Bu nedenle yüksek meyvemsi tadı ve taptaze

kokusuyla özel lezzetler arayan damaklara hitap ediyor.


88

hotel restaurant

& hi-tech

Adını İtalya’nın küçük bir balıkçı kasabasından alan Torcello, İtalyan

şeflerin lezzet reçetelerini İstanbul’un ruhuyla birleştiriyor. Etiler’in

gastronomi sokağı olarak bilinen nezih ve sakin lokasyonunda şehrin

koşturmacasından biraz olsun uzaklaşıp keyifli bir yemeği kaliteli anlarla

mekanda buluşturabilirsiniz. Bir yemeğin lezzetle buluşması için hem

damağımıza hem de ruhumuza hitap etmesi gerekiyor. Özellikle İtalya gibi

ruhunu ön plana çıkaran bir ülkenin lezzetleri söz konusuysa; mutluluk,

lezzet, farklılık, eğlenceli vakitler ve benzersiz tatlar işin olmazsa olmazı

oluyor. Torcello’yu Torcello yapan en önemli ayrıntılardan biri, işin

ustalarından Kazım Kepenek ve Yalçın Ekiz’in hazırladığı pizza hamuru.

Hamuru kadar diğer tüm yemeklerin detayında ürünlerin tazeliği, özel

tatları ve şeflerin sırları söz konusu. İtalyanların lokal lezzet deneyimini

orijinal tatlarına sadık kalarak koruyan restoranda özellikle pizza

tutkunları için İtalyan mutfağının olmazsa olmazı pizza ve makarnalarda

unutamayacakları çeşitler özel tat ve sunumları misafirleriyle

buluşturuyor.

Öğle

aralarında

lezzet

molası

gastro aktüel

Etiler’in İtalyanı

Torcello

Fırınya ustaları

tarafından özenle

hazırlanan ürünleri,

konforlu ve sosyal bir

atmosferde tüketme

imkanı sunan Fırınya,

öğle aralarına lezzet

katmak isteyenleri benzersiz tatlarla buluşturuyor. Guacomole, Meksika

fasulyesi, mısır, avokado sosu ve tahıllı üçgen panini ekmek ile hazırlanan

“Avokadolu Vegan Sandviç” lezzet ve farklılık arayanların vazgeçilmezi

oluyor. Izgara sebzeler, mozzarella peyniri ve kepekli panini ekmekle

hazırlanan “Izgara sebzeli panini” sandviç sebze sevenler ve formunu

korumak isteyenler için oldukça uygun... Yumuşacık tost ekmeği içinde

jambon, piliç göğüs eti, atom, salatalık turşusu ve domates ile hazırlanan

“Kulüp Sandviç” ve ciabatta ekmeğiyle yapılan “Kereviz soslu jambonlu”

sandviç yenilikçi tadıyla unutulmaz bir lezzet sunuyor.

Türk şaraplarına

madalya yağdırdı

Şarap Dostları Derneği (ŞDD)

tarafından ilk kez 33 yıl önce

düzenlenerek, geleneksel hale

gelen Tuğrul Şavkay Türk Şarapları

Yarışması, 4 Haziran Cumartesi günü

Four Seasons Hotel’de gerçekleşti.

Uluslararası kurallara bağlı olarak

düzenlenen yarışmada, dünyanın en

ünlü şarap uzmanlarından oluşan

jüri üyeleri, Türkiye’de 39 farklı

üreticinin tam 167 farklı şarabı

arasından Türkiye'nin En İyi Türk

Şarapları’nı seçti. Şarap Dostları

Derneği Başkanı Dilek Bil, “Tuğrul

Şavkay Türk Şarapları Yarışması ile

hedefimiz, 30 milyar Euro’luk dünya pazarında, yaklaşık 10 milyon

Euro olan ve potansiyelimizin çok altında kalan ihracat payımızın

artmasına destek olmak. Biliyoruz ki ülkemiz bir bağcılık ülkesidir

ve kaliteli şarap üretebilme potansiyeli vardır. Bu sebeple

Türkiye’deki şarap üretimini artırmak için en az 10 yıllık bir

programla, sürdürülebilirliğe değer veren sıfır karbon hedefli bir

üretim teşvik edilmelidir diyoruz. Anadolu ve Trakya’dan dünyaya

yayılan şarap ve bağcılığı, uluslararası standartlarda hakkettiği

kademelere taşıyabilmek ve Türk şarapçılığının yükselişine hep

beraber katkı sunabilmek için çalışıyoruz. Çünkü biliyoruz ki

kazanan Türkiye olacak.” dedi.

Nespresso,

yaza merhaba

diyor

Nespresso'nun 2022 Yaz

koleksiyonu, tropikal

Brezilya'dan ilham alan

ürün yelpazesiyle sıcak

dalgalar yaratıyor ve

kampanyanın ilham perisi

Alessandra Ambrosio

tarafından tanıtılıyor.

Tropikal meyvelerin lezzetli

tatları ile Brezilya'nın ulusal

içeceği Caipirinha’dan

esinlenen soğuk kahve deneyimi için özel olarak üretilen

ferahlatıcı yeni Barista Creations Liminha over Ice, misket

limonu ve nane ile tüm ilgiyi üzerine çekiyor. Kampanya,

pozitifliği ve iyi hisleri somutlaştırmanın yanı sıra, kahve

severleri daha duyarlı bir yaz için sağlıklı yaşam uygulamalarına

zaman ayırmaya teşvik ediyor. Yeni rutinleri uygulamak için

ideal bir dönem olan yaz aylarında ister yoga pratiği sonrası bir

sabah espressosu, ister içsel bir yolculuk anında ya da günlük

tutarken içilen buzlu bir kahve olsun, kahve tüm bu ritüelleri

sürdürmeye yardımcı olan temel unsur olarak karşımıza çıkıyor.

Bu bütünleştiren enerjiyi yönlendirmek için Nespresso, yaz

sezonuna özel kahveleriyle ‘Kahvenizi Hazırlayın, Nefes alın,

Çiçek açın' ve 'Nefes alın, Nefes verin, Keyfini çıkarın' gibi

olumlu mantralar ortaya koyacak.


90

hotel restaurant

& hi-tech

gastro aktüel

BMWlicious ödüle doymuyor

Borusan Otomotiv’in Türkiye distribütörlüğünü üstlendiği BMW tarafından hayata

geçirilen gastronomi projesi BMWlicious, reklam pazarlama, iletişim ve halkla

ilişkiler alanlarında ödüller kazanmaya devam ediyor. Bu yıl beşincisi düzenlenen

Prida İletişim Ödülleri'nde Influencer İlişkileri kategorisinde Başarı Ödülü'ne layık

görülen proje; reklam, pazarlama ve pazarlama iletişimi alanında üretilen işleri,

"bütünleşik pazarlama" anlayışıyla değerlendiren Brandverse Awards'ta da Etkili

İçerik Üretimi kategorisinde Gümüş ödülün sahibi oldu. Ayrıca proje bu sene 20’ncisi

düzenlenen Altın Pusula Ödülleri’nden biri “Büyük Ödül” olmak üzere beş ödülle

döndü. İstanbul Marketing Awards’ta da iki ödüle layık görülen BMWlicious Projesi

bu yılki ödül sayısını böylece dokuza yükseltti. Gastronomi alanının Türkiye’de

giderek değer kazandığını ve mutfağın ötesine geçerek ekoloji ile sürdürülebilir

tarım gibi geniş kapsamlı konuları da şemsiyesi altına aldığını belirten Borusan

Otomotiv İcra Kurulu Başkanı Hakan Tiftik, “Projeyle Türkiye’nin dört bir yanındaki

bölgesel tatların, lokanta kültürünün keşfedilmesine imkân tanıdık. Bu noktada

beraber yola çıktığımız saygın ve değerli şeflerimiz Şemsa Denizsel, Ali Ronay ve

Maksut Aşkar’a kıymetli katkılarından ötürü çok teşekkür ediyorum." dedi.

Yaz

gecelerine

Asya esintisi

katıyor

Fairmont Quasar Istanbul’un

beşinci katında yer alan

ve aynı kattaki muhteşem

sonsuzluk havuzunun

yanı sıra çarpıcı Boğaz

manzarasıyla da dikkat çeken

Ukiyo Restaurant & Bar,

“Yarının Asyası” konsepti

ve yenilenen menüsü ile misafirlerini ağırlıyor. Executive

Chef Ercan Yamantürk tarafından, Asya mutfağının kadim

geleneklerinden yola çıkarak yepyeni tekniklerle hazırlanan

Ukiyo’nun yeni menüsünde özel suşi sunumlarından

tempuralara, dimsum, Ukiyo salatası, tempura karidesli

kinoa, Asya usulü dana bonfile, ağır ateşte pişirilmiş ördek,

buharda deniz tarağı ve kılıç balığı, yeşil çaylı tiramisu, çilekli

pavlova ve mochi çeşitlerine kadar eşsiz tatlar yer alıyor.

Kentin ışıklarını seyretmek için ideal bir lokasyonda olan

Ukiyo, Boğaz manzarası ve günbatımı eşliğinde romantik

akşam yemekleri için de ideal.

Yeme içme sektöründe

sürdürülebilirliğin standardı belirlendi

Türk ekonomisinin önemli yapı taşlarından olan yeme-içme sektörünü desteklemek

ve sektörde sürdürülebilir uygulamaların yaygınlaşmasını sağlamak için çalışmalar

gerçekleştiren Metro Türkiye, “Sürdürülebilir Restoran Kılavuzu’nu yayınladı. Sektör

uzmanlarının da katılımıyla hazırlanan kılavuzda sürdürülebilir restoran standardı

tanımlanıyor. TURYİD’in de içerisinde yer aldığı dernek, akademisyen, şef ve

işletmecilerden oluşturduğu 15 kişilik çalışma grubu ile bu dönüşümün kriterlerini

standarda kavuşturan Metro Türkiye, Dünya’daki örnek uygulamaları oluşturan

girişimleri de paylaşarak bu konuda restoranlara yol göstermeyi ve sürdürülebilirlik

dönüşümlerinde restoranların çözüm ortağı olmayı amaçlıyor. Tanıtım toplantısında

konuşan Metro Türkiye CEO’su Sinem Türüng, özellikle yeni nesil başta olmak üzere

son tüketicide çevresel konularda farkındalık ve bilinç düzeyinin giderek arttığını,

eskiden restoranlar için menünün güzel olmasının, hizmet kalitesinin yüksek

olmasının artık yeterli olmadığını, gelişen bu farkındalıkla birlikte müşterilerin

sürdürülebilirlik alanında sektörden beklenti ve taleplerinin yükseldiğini vurguladı.

Seğmen

marmelatları daha

büyük ambalajlarda

Kuşburnu, kızılcık, şeftali, ayva, kayısı, erik marmelatları

ve diyabetik marmelatlar ile her damak zevkine hitap eden

Seğmen marmelatları, zamanında toplanan yerli meyvelerden

oluşturuluyor. Restoranlar, kafeler, oteller, yurtlar, hastaneler ve

diğer işletmelerin misafirlerine sunmak için tercih edilen ürünler,

gerçek bir enerji kaynağı! Misafirlerinin gün içerisinde zindelik

kazanması ve lezzete doymasını isteyen işletmeler, Seğmen

marmelatlarını tercih ediyor. 370 g cam kavanozda tercih edilebilen

Seğmen marmelatları, aynı zamanda piknik ve kovalarda da satışa

sunuluyor. Bu sayede efsane lezzetler hem kahvaltı sofralarında

hem de çeşitli tatlıların üretiminde kullanılabiliyor. Seçimini

kaliteden yana kullanmak isteyen işletmelerin tercihi olan Seğmen

marmelatları, uzun raf ömrüyle de beklentileri tam olarak karşılıyor.


92

hotel restaurant

& hi-tech

gastro aktüel

Arel Gastrofest ile

gastronomi yolculuğu

170 yıla yakın tecrübesi, dünya üzerinde

5 kıtaya yayılmış üretim tesisleri ve

kaliteli ürünleriyle maya endüstrisinde

global referans olan Lesaffre’ın da

yer aldığı Arel Gastrofest, 8 Haziran

tarihinde, İstanbul Arel Üniversitesi

Kemalgözükara Yerleşkesi Tepekent’te

düzenlendi. Ege’den Akdeniz lezzetlerine,

İç Anadolu’dan Karadeniz mutfağına

kadar yurdun her köşesinden lezzetlere

yer verilen festival panelinde, Türk mutfak

kültürü ve Türkiye’nin gastronomideki

kariyer yolculuğundan söz edildi.

Türkiye’nin yöresel mutfaklarına ve

coğrafi işaretli ürünlerine dikkat çekmenin amaçlandığı festivalde, gıda

sektöründe sözü geçen kuruluşlardan gelen temsilciler, katılımcılara

seminerler vererek sektörel workshoplar düzenledi. Ekmek ve mayanın

kökenleri ile kullanım alanları üzerine detaylı bilgiler veren Lesaffre

Türkiye Endüstriyel Fırıncılık Müdürü Candan Soner, yöresel ekmekler

üzerine görüşlerini aktararak şu açıklamalarda bulundu: “Ekmek pazarı,

her geçen gün gelişerek ilerlemeye devam ediyor. Türkiye’de kişi başı

ekmek tüketimi, 2020 yılında 112 kiloya ulaşmış durumda. Pide, tam

buğday ve çavdar ekmeğinin yanı sıra, Türkiye’de en çok somun ekmeği

tüketiliyor. Bizim yöresel ekmeğimiz, somun diyebiliriz.”

Sağlıklı ve doğal lezzetlerle

ekolojik pazar keyfi

Farklı lokasyonlarda hayata

geçirdiği organik ve ekolojik

pazarlarla tüketicilerle

buluşan Datça Murat

Çiftliği, her hafta belirli

günlerde Kanyon’da kurulan

“Organikanyon”, Ormanada

“Organikada” ardından son

olarak Fişekhane Ekolojik

pazarda yerini aldı. Her

hafta Cumartesi ve Pazar

günleri 10.00 ile 20.00

saatleri arasında Fişekhane’de kurulan Fişekhane Ekolojik Pazar by Datça

Murat Çiftliği; üretici hikayeleri, lezzetli atıştırmalıklar, ekolojik yaşamı

destekleyen atölyeler, workshop etkinlikleri, alanında uzman isimlerle

düzenlenen söyleşiler, tiyatro, sinema, sergiler ve çeşitli müzik dinletileriyle

keyifli bir alışveriş deneyimi yaşatıyor. İlk günden bu yana ekolojik ve

organik tarıma gönül veren çiftçilerin yanında olan Datça Murat Çiftliği,

kadın üreticilere öncelik tanıyarak kadınların ekonomik kazanımlarına

destek oluyor. 45’den fazla kadın üreticinin büyük emekle ürettiği ürünleri

tüketicilerle buluşturuyor. Kadınların ekonomik açıdan güçlenmesine

destek olmak amacıyla birçok proje yürüten marka, BigChefs’in yerel

kadın üreticilerin ekonomik olarak kalkınmalarını sağlamak, üretimlerini

sofralara taşımak ve kadın girişimcilere destek olmak amacıyla başlattığı

“Toprağın Kadınlarından Sofralara” projesine de dahil oldu. 2018 yılında

hayata geçirilen proje kapsamında menülerinde yer alan bazı ürünlerini

kırsaldaki kadın üreticilerden tedarik eden BigChefs’in şubelerinde artık

Datça Murat Çiftliği standı da yer alıyor.

Giovanni Terracciano,

Shangri-La Bosphorus’un

mutfağını yönetecek

Shangri-La Bosphorus,

Istanbul’da Executive

Chef Giovanni Terracciano

önderliğinde İtalyan lezzetleriyle

dolu yeni bir dönem başladı.

Kariyeri boyunca birçok 5

yıldızlı lüks otelde görev alan

Terracciano, Mayıs 2022

itibariyla Shangri-La Bosphorus,

Istanbul’a Executive Chef olarak

atandı. Napoli doğumlu Giovanni

Terracciano, Luigi de Medici di

Ottaviano’nın Otel İşletmeciliği

bölümünden mezun olduktan

sonra çalışma hayatına 1990

yılında Toscana’da bulunan Hotel Lido’da başladı. İtalya’nın çeşitli

otelleri ve Michelin yıldızlı restoranlarında deneyim kazandıktan

sonra Endonezya, Umman, Japonya, İstanbul ve Çin’de uzun

yıllar çalıştı. 2008 yılında yönünü yeniden Türkiye’ye çevirerek

İstanbul’daki beş yıldızlı oteller ve ünlü restoranlarda Executive

Chef olarak görev aldı. 2012 yılında çalışmaya başladığı Mövenpick

Hotel’den 2020 yılında ayrılarak Le Meridien Istanbul’da kariyerine

devam etti. Chaine de Rotisseurs Turkey, Disciples Escoffier

China, Federation of Italian Chefs dernekleri üyesi İtalyan şef,

aynı zamanda verdiği aşçılık eğitimleriyle bilgi ve birikimini genç

yeteneklere aktarıyor. İtalyan Şef, otelin imza restoranları Shang

Palace ve IST TOO’da sunulan lezzet deneyimini daha da üst

seviyeye taşıyarak gastronomi tutkunlarıyla buluşturacak.

Kempinski Hotel Barbaros

Bay Bodrum’a

yeni Yiyecek&İçecek Müdürü

Bodrum’un eşsiz doğasıyla iç içe

bir yaşam alanı yaratan, dünyanın

en güzel koylarından Gökova

Körfezi’nin girişinde yer alan

Kempinski Hotel Barbaros Bay

gerçekleştirdiği yeni atamayla

yiyecek içecek operasyonlarını

deneyimli bir isim olan Hayri

Güven’e emanet etti. Sektörde 27

yıla uzanan bir deneyime sahip olan

Güven, 1993-2014 yılları arasında

20 yıldan fazla bir süre Grand

Hyatt Istanbul’da pek çok görevde

bulundu. En son Outletler Direktörü

iken Jumeirah Bodrum’a Yiyecek & İçecek Direktör Yardımcısı

olarak atanan Güven, 2016-2020 yılları arasında ise Nikki Beach

Hotels & Resorts’ta sırasıyla İçecek Direktörü, Yiyecek & İçecek

Operasyon Müdürü ve Yiyecek & İçecek Müdürü olarak görev

yaptı. Meslek hayatı boyunca dünya standartlarında lüks markalı

oteller için çalışan Güven, Kempinski Hotel Barbaros Bay’a

katılmadan önce Radisson Collection Bodrum’da Yiyecek &

İçecek Direktörü olarak görev yapıyordu.


UYKUNUN

Doğa her zaman oak noktamızdı, aık bu görevimizi en ileriye taşıyoruz.

Boyteks’in canlı haklarına saygılı ve çevre dostu yaklaşımı sayesinde, vegan

yatak kumaşı insanlara, gezegene veya hayvanlara zarar vermeden daha

iyi bir uyku oamı meydana getirmek için tasarlanmıştır.

BOYTEKS TEKSTİL SANAYİ VE TİCARET A.Ş. 1. O.S.B. 8. Cad. No: 60 38070 Kayseri/TÜRKİYE T. 0 352 222 0588 F. 0352 322 0589


94

hotel restaurant

& hi-tech

yeni mekan

ROBERT DE NIRO

“NOBU İSTANBUL VE BODRUM’DAN

MÜTHIŞ BIR BAŞARI BEKLIYORUM”

New York’tan dünyaya yayılan efsanevi Nobu Restaurant’ın ortakları aktör Robert De Niro, geleneksel Japon

seremonisi için İstanbul’a geldi. Basın toplantısında konuşan ünlü aktör, Nobu İstanbul ve Bodrum’un

müthiş bir başarı sağlayacağını düşündüğünü söyledi.

Ünlü oyuncu Robert De Niro’nun da

ortağı olduğu ve adını dünyaca ünlü

şef Nobu Matsuhisa’dan alan Nobu

restoran zincirinin önemli temsilcilerinden

Nobu Istanbul önceki gün önemli bir

etkinliğe ev sahipliği yaptı. Nobu’nun

ortakları aktör Robert De Niro, şef Nobu

Matsuhisa, yapımcı Meir Teper ve Nobu

CEO’su Fumihiro Tahara Türkiye’ye geldi.

Ünlü isimler Nobu’nun Türkiye ortağı Süzer

Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

Baran Süzer ile birlikte önce basının

karşısına çıktı ardından Nobu’ya özel sake

seremonisini gerçekleştirdi.

New York’tan dünyaya yayılan efsanevi

Nobu Restaurant’ın ortakları aktör Robert

De Niro, şef Nobu Matsuhisa, yapımcı

Meir Teper ve Nobu’nun CEO’su Fumihiro

Tahara ilk kez Türkiye’ye geldi. The Ritz-

Carlton, Istanbul içerisinde bulunan Nobu

İstanbul’da sake seremonisine katılan

ortaklar, seremoni öncesinde bir basın

toplantısında buluştu.

Süzer: “Nobu çok özel bir yere

sahip”

Nobu’nun Türkiye ortağı Baran Süzer’in

konuşmasıyla başlayan basın toplantısında

ünlü iş insanı, “Süzer Grubu olarak bugüne

kadar iş hayatında yaptığımız yatırımlar

arasında Nobu çok özel bir yere sahip.

Öncelikle, bir gastronomi yıldızını Türkiye’ye

getirmiş olmak çok önemli. Özellikle de

pandemi nedeniyle tüm dünyada turizm

yatırımlarının yavaşladığı bir dönemde, bu

yatırımı gerçekleştirmek hem Türkiye’nin

turizm potansiyeline hem de Nobu’nun

ortaya koyduğu değere olan inancımızdan

kaynaklanıyor. Nobu İstanbul’un açılışının

üzerinden bir yıl bile geçmeden, haziran

ayının başında Nobu Bodrum’u açtık. Kendi

alanlarında dünya yıldızı olmuş Robert De

Niro, Şef Nobu Matsuhisa ve Meir Teper’in

bize inanması, arkamızda durması büyük bir

onur.” dedi.

De Niro: “İstanbul’da olmak

heyecan verici”

Restoranın ortaklarından Robert De Niro,

Türk basınından büyük ilgi gördü. İstanbul’a

ikinci gelişi olduğunu söyleyen De Niro,

“Daha önce de İstanbul’da bulunmuştum.

Ama bir kez daha burada olmak heyecan

verici. Bizi ağırladığınız için çok teşekkürler.

Nobu İstanbul ve Bodrum’un müthiş bir

başarı sağlayacağını düşünüyorum.” diye

konuştu. Gazetecilerin yemek yemek ve

yemek yapmakla ilgili sorusunu yanıtlayan

Robert De Niro, “Ben yemeği severim.

Yemek herkesi bir araya getiren muhteşem

bir kavuşturucudur, filmler de benzer bir

rol üstlenir. Türkiye’de yediğim çok güzel

yemekleri hatırlıyorum. Turistik yerlerden

birinde, çok güzel bir şey yemiştim, deniz

kenarında bir yerdi. Kapalıçarşı Sultanahmet

muhteşem bir yerdi. Küçük yerlerde sokak

yemeklerini tattım. Nobu restoranlarında

çalışan muhteşem şeflerimiz var. Bu işe

girdiğiniz zaman, ekibin ailenizin bir parçası

haline gelmesi ve çalıştığınız şeflerle aile

gibi hissetmek çok önemli. Bir kez daha

söylemek isterim, çok şanslı hissediyorum

kendimi, muhteşem bir ekibe sahibim. Nobu

(Matsuhisa) işinin en iyisi ve onun sayesinde

Nobu Restaurantları bu kadar başarılı” dedi.

Matsuhisa: “Yemeklerimle

insanları mutlu etmeyi çok

seviyorum”

Dünyanın her yerinde ilgi odağı olan Şef

Nobu Matsuhisa basın toplantısının da

en dikkati çeken isimleri arasındaydı.

Matsuhisa, “Bu İstanbul’a üçüncü gelişim.

Yemek yapmayı ve insanları mutlu

etmeyi çok seviyorum” dedi. İstanbul’dan

önce Nobu Bodrum’a giden ünlü şef,

“Bodrum’daydık, çok güzel ortaklarım

var, onlarla çalıştığım için çok mutluyum.

Hayatım dünyanın dört bir yanını gezerek

geçiyor. Gittiğim her yerde yeni yemekler

deneyimliyorum ama tabii ki en çok

Japon yemeklerini seviyorum.” diyerek

deneyimlerini aktardı.

Teper: “İstanbul dünyanın en güzel

şehirlerinden biri”

Meir Teper, “Burada olmaktan çok

memnunum. İstanbul dünyanın en güzel

şehirlerinden biri pek çok kez burada

bulundum ama nihayet bir partner bulduk ve

bu partner ailemizin yeni üyesi haline geldi.”

dedi.

Nobu CEO’su Fumihiro Tahara,

“Programları uydurup gelmemiz biraz

zaman aldı ama nihayet burada olduğumuz

için çok mutluyuz” diyerek gazetecilere

seslendi.

Nobu ortakları toplantının ardından Nobu

Istanbul’da gerçekleşen ve Türkiye’nin iş

ve sanat çevresinden ünlü isimlerin davetli

olduğu sake seremonisine katıldı.


96

hotel restaurant

& hi-tech

yeni mekan

KIRPI VITES

BÜYÜTTÜ

YURT DIŞINA

AÇILMAYI PLANLIYOR

Üç yılda bir şube açarak büyüyen Kirpi, Galataport’tan

sonra rotasını İzmir ve Aydın’a çevirdi. Kahvaltısıyla iddialı

mekanın yatırım hedefinde yurt dışına açılmak da var!

Kirpi-Lestat Gıda A.Ş. Marka Müdürü

Aybike Taşkın

Bundan yaklaşık üç ay önce

Galataport’ta misafirleriyle

buluştuklarını belirten Kirpi-

Lestat Gıda A.Ş. Marka Müdürü

Aybike Taşkın, genişlemelerine

markanın kalitesine uyacak yerlerde

devam etmek üzere İstinye Park

AVM, Zorlu AVM, Haliç Port gibi ile

görüşmeler yaptıklarını açıkladı.

Galataport, Suadiye, Koşuyolu, Erenköy,

Akasya AVM, Buyaka AVM olmak

üzere İstanbul’un sevilen buluşma

noktalarında hizmet verdiklerini

hatırlatan Taşkın, şu bilgileri verdi:

“20 yıllık bir firmayız. Yurt dışından

ve ülkemizin çeşitli şehirlerinden

teklifler almaktan dolayı çok mutluyuz.

İnce eleyip, sık dokuyoruz. Kalitemizi

koruyarak büyümeyi amaçlıyoruz.

Şimdiye kadar üç yılda bir gibi

şube açarken vites büyüttük. Bize

yakışacağına inandığımız her yerde

misafirlerimizle buluşabiliriz. Çeşme ve

Aydın çevresini de odağımıza aldık.”

Yüksek standardıyla büyüyor

Kirpi’nin tüm şubelerinde aynı yüksek

standart ve kalite mevcut. Tüm

şubelerinde raflardan tabağa kadar en

ince detayına kadar standart koruma

kontrolleri yürütülüyor. Fiyat, menü,

dekorasyon tarzı gibi tüm unsurları

standart tuttuklarını açıklayan Aybike

Taşkın, “Kirpi’de hizmet içi eğitim son

derece önemlidir. Tüm şubelerimizdeki

eğitimleri aynı anda veriyoruz” dedi.

Taptaze, doğal lezzetler

Kahvaltıların da vazgeçilmez mekanı olan

mekan, iddiasını bol ve geniş çeşit, taptaze,

doğal ve özenle seçilmiş ürünlerden alıyor.

Halden gelen taze sebze ve meyveler

kullanılıyor. “Paylaşmak güzeldir”

sloganıyla müşterilerine paylaşımlı

tabaklar sunan mekanda acuka, pişi,

reçel ve börek çeşitleri gibi birçok ürün

kendilerince imal ediliyor. Servisten

hemen önce doğranıp, hazırlanan

salatalar, pişirilen börekler taptaze servis

ediliyor.

Dokusu gereği feminen!

Kadın gücünün ekonomiye katılmasına

önem veren Kirpi’de kadın çalışanlar

yönetim, mutfak, servis gibi tüm

bölümlerde yer alıyor. “Markanın

dokusu olarak kadın firmasıyız.

Konseptimize feminen dokunuşlar

hakim. Estetik bir ruhumuz var.

Kadınlarla çalışmayı çok seviyoruz.

Kadın kadına grupların çokça tercih

ettiği, kendilerini rahat hissettikleri

bir mekanız” diyen Aybike Taşkın; çok

okuyan, çok gezen ve dolayısıyla çok

öğrenen bir ekip olduklarını, kurum

olarak çalışanlarını yurt dışına Roma,

Barselona, Lübnan gibi gastronomisiyle

öne çıkan şehirlerine götürdüklerini

belirtti. Taşkın, uzun yıllardır

kullandıkları “Kirpi Aşkına” sloganının

işlerine duydukları büyük aşktan

çıktığını sözlerine ekledi.


comfytextiles

info@comfytex.com.tr


98

hotel restaurant

& hi-tech

yeni mekanlar

Bodrum’un

beş elementi

aynı sofrada

Gerçek İtalyan durağı

Antique Pizzaria Ristorante

İstanbul ve Bodrum gibi Türkiye'nin en önemli 2 lezzet

rotasında, uzun yıllardır başarılı mekan işletmeleriyle

tanınan Tahir Bulca, İstanbul'da "gourmet" lezzet

arayanların bir asrı aşkın süredir ilk uğrak noktası olan

tarihi Balık Pazarı'nda Antique Pizzaria Ristorante'de

misafirlerini ağırlamaya başladı. Antique Pizzeria

Ristorante, size İtalya dışında bulunması hemen hemen

imkansız bir pizza lezzeti vaat ederken, vaadinin arkası boş

değil: Mekanın menü danışmanlığını İtalyan Şef Romiti

Simoe yürütürken; pizza için özel tasarlanmış taş fırında,

geleneksel odun ateşiyle pişen pizzalar ise İtalyan Şef

Marco Melluzzi'ye emanet edildi. Antique

Pizzeria Ristorante'ye ev sahipliği yapan

bina 3 katlı… İkinci ve üçüncü katlarda,

son demlerini yaşadığımız soğuk havanın

şömine ateşiyle kırılması keyifli oluyor

ve mekan, havaların ısınmasıyla birlikte

terasta servis vereceğini müjdeliyor.

Mekanda mutlaka dikkatinizi çekecek

olan koleksiyon objeleri arasında tablolar,

biblolar, aralarında bir piyano da bulunan

antika enstrümanlar, pikap, radyo gibi

müzik çalarlar yer alıyor.

Bodrum’un en itibarlı

mekanlarından Bodrum Cafe

Restoran, Karski Steak House gibi

işletmelerin kurucu şefi olarak

literatüre geçen Adnan Şen,

aralıksız 43 yıldır hizmet sağladığı

yeme içme sektöründe çıtayı Pupa imzasıyla bir hayli yukarı taşıyor. Mutfağından

içeriğine kadar “toprak ve denizden sofraya” anlayışıyla yerelden dünyaya açılan

Yalıkavak Pupa Restoran’da öne çıkan lezzetlerin hepsi mekanın kendi ekim, üretim,

kesim ve işleme tesislerinden tedarik ediliyor. Yerel damağın genetiğinden ödün

vermeden, dünya mutfaklarıyla harmanlanan restoranda Bodrum’un ünlü şeflerinin

danışmanlığında hazırlanan 4 özel menü et, balık, vejetaryen ve vegan beslenmeyi tercih

edenler için şölene dönüşüyor. Kendi klasmanındaki restoranlardan istisnai bir şekilde

ayrışan mekanın menüsündeki iki özel lezzetle önümüzdeki günlere imzasını atmaya

hazırlanıyor. Et tercihinde Karski, balık tercihinde ise Omega 3 isimli iki benzersiz

tabakla lezzette farklı ve gelişime açık damaklara hitap eden restoran huzuru, lezzette

kusursuzu arayanların yeni adresi olma iddiasını taşıyor.

Köşebaşı’ndan Bodrum’da

yazın vazgeçilmezi olacak

iki adres!

27 yıldır kalitesinden ve lezzetinden ödün

vermeden gerçek kebap lezzetini, lezzet

tutkunlarıyla buluşturan Köşebaşı, keyif

dolu Bodrum akşamlarına iki şubesiyle eşlik

ediyor. Adana ve Tarsus mutfak kültürünü,

özüne bağlı kalarak menüsüne yansıtan

Köşebaşı, Türkbükü şubesine bu sene Bitez’i

de ekledi. Bodrum’un en gözde lokasyonları,

Bitez ve Türkbükü’nde yerli ve yabancı lezzet

tutkunlarını ağırlayan Köşebaşı, sezonu

yeniliklerle karşılıyor. Tüm sene terası ve

serin bahçesiyle Bitez’de ve yaz boyunca

denize nazır iskelesiyle Türkbükü’nde

misafirlerini ağırlayacak olan Köşebaşı, yeni

sezonda kebap severlere Fuudy üzerinden

paket servisi hizmeti de sunuyor.

Sushi lezzetleri

Address Hotel Istanbul’da

Dünya çapında yoğun ilgi gören Asya mutfağının en popüler tatlarından biri olan Sushi,

Address Hotel Istanbul'un Sushi şefinin orijinal sunumuyla keyifli anlarınıza eşlik

ediyor. Baharat ve acının dengeli bir biçimde kullanıldığı, aromaların uyumundan doğan

enfes bir lezzet olan Sushi çeşitlerinden; kızarmış somon, krem peynir ve salatalıkla

hazırlanan Philadelphia Maki, iç katmanında baharatlı mayonezle lezzetlendirilmiş Spicy

Tuna Roll, Tobiko ile birlikte rulo üzerine ince avokado dilimleri ve üzerine baharatlı

mayonez ile Unagi sos gezdirilerek servis edilen Dragon Roll ve ilk kez Sushi yiyecekler

için mükemmel bir seçenek olan yengeç, avokado, salatalık ve balık yumurtasıyla

hazırlanan California Roll’u keyifle deneyimleyebilirsiniz.


100

hotel restaurant

& hi-tech

yeni mekanlar

Boğaz’ın en yenisi

Olea & The Bar

İstanbul Boğazı’nın Avrupa kıyısında yer alan, iki

köprüyü ve muhteşem yalıları kapsayan büyüleyici

manzarasıyla nefes kesen Mandarin Oriental

Bosphorus, Istanbul’da kapılarını açan Olea & The

Bar, İtalyan mutfağının geleneksel lezzetlerini ve &

The Bar’ın özlenen kokteyllerini İstanbul Boğazı’nın

kalbinde bir araya getiriyor.

Kazandırdığı başarılı mekanlarla yakından tanıdığımız Emre

Ergani ve Mandarin Oriental Hotel Grubun İtalyan Bölge Executive

Chef’i Fabio Brambilla’nın imzalarını taşıyan mekan, modern ve

sofistike tasarımı, şık ambiyansı ve eşsiz manzarasının yanı sıra,

özenle hazırlanmış menüsü, geniş kavı ve zengin kokteyl çeşitleri

ile misafirlerine ayrıcalıklı bir yeme içme deneyimi sunuyor.

Geleneksel İtalyan lezzetleri ve pişirme tekniklerini en şık şekilde

misafirlerine sunan mekan, klasik İtalyan yemeklerinin yanı sıra

‘Cibo di Famiglia’ olarak adlandırdığı orijinal aile reçetelerine

dayalı ana yemek ve makarnaları ile farklılığını ortaya koyuyor.

Brambilla, hazırladığı reçeteler ile misafirlerini Toscana’dan

Sicilya’ya İtalya’nın tüm bölgeleri arasında bir lezzet yolculuğuna

çıkarıyor. İtalyan ruhunu yansıtan limon şifon ve İtalyan yeşili

renkleri ile tasarlanan Olea, kullanılan hazeran ve terracota gibi

doğal malzemeler ile İstanbul Boğazı’nın kalbinde şık ve seçkin bir

ambiyansta misafirlerini ağırlıyor. Restoran girişinde yer alan el

yapımı şarap kavı ise Olea’nın simgesi.

SIMONE

Asmalımescit’te

açıldı

Ruz Hotels’ in teras ve en üst

katında restoran & bar olarak

hizmet veren SIMONE kapılarını

açtı. RUZ Hotels’ ın en üst katında eski İstanbul, Galata ve tarihi Pera

bölgesine hakim manzarasıyla restoran&bar olarak hizmet veren

mekan, sizi inanılmaz gün batımı manzarasıyla büyülüyor. Konsept

kurucuları Kemal Teksal, mutfağın da yönetimini üstlenen başarılı Şef

Sinan Kızıklı ve ekibinin olduğu mekan kapılarını 12 ay boyunca her gün

8.00’de açıyor ve 01.00’a dek hizmet veriyor. Mekan, yiyecek ve kokteyl

menüsü keyifli bir öğün ve kaliteli bir hizmetle kendini mutlu etmek

isteyen herkese, Akdeniz mutfağından en seçkin lezzetlerle hitap

ediyor. Şef Sinan Kızıklı ve ekibinin titiz çalışmaları sonucu mekanın

yemek menüsü klasikleşen Akdeniz mutfağının dışında, farklı yorum ve

sunumlarla misafirlerine özel bir deneyim yaşatıyor. Ruz Hotels’in ev

sahipliğinde enfes manzara ve yemekleri ve olağanüstü kokteylleri ile

mekan hizmet vermeye başladı.

Carluccio’s, İstanbul Havalimanı’nda

TUM çatısı altında Türk ve

dünya mutfağından lezzetler

sunan birbirinden farklı 90’ten

fazla işletme bulunurken,

son olarak İtalyan şef Antonio

Carluccio’nun kendi adını

taşıyan restoranı Carluccio’s

hizmete girdi. Carluccio’s, gün

boyunca İtalyan mutfağının

otantik lezzetlerini, restoran

ve kafe hizmeti ile yolcularla

buluşturuyor.

TUM Genel Müdürü Hüseyin

Dönmez açılışla ilgili şöyle konuştu:

“TUM olarak, yolculara uçuş öncesi

ve sonrası benzersiz bir yeme &

içme deneyimi sunarak 7/24 yolcu

memnuniyetini hedefliyoruz. Yanı sıra

İGA İstanbul Havalimanı’nı kullanan

her milletten, farklı kültürlerden gelen

binlerce kişiyi yolculuk memnuniyeti

hedefiyle ağırlamak için restoranlarımızı

çeşitlendiriyoruz. Bu bağlamda son

olarak İtalyan mutfağının otantik

lezzetlerini sunan Carluccio’s’u hizmete açtık. TUM olarak, farklı

markalar eşliğinde dünya lezzetlerini en büyük HUB olan İGA

İstanbul Havalimanı’nda yolcularımızla buluşturmaya devam

edeceğiz.”


102

hotel restaurant

& hi-tech

dekorasyon röportaj

SANEM BENIZ DURSUN

"3-5 ART TABLOYLA SANAT OTELI

OLAMAZSIN!"

Girne Amerikan Üniversitesi mezunu. Resim sanatçısı aynı zamanda iç mimar. Kendini bildi bileli sanatla

iç içe. Herkesin özenle bakıp anlamlandırmaya çalışacağı duvarlarda yer edinmek onu şanslı hissettiriyor.

Tarzı, ruhu, amacı ve özgünlüğü olan her yerde çizgisini ölümsüzleştirmeyi benimsiyor. Modern mimariye

ve dekorasyona samimiyetle yaklaşıyor. Çağdaş otelleri sanatına daha yakın buluyor...

Röportaj: Hatice Ünal Bilen

Türkiye'de ne kadar manasız ve ruhu

olmayan şey yaparsan o kadar değer

görüyor ve sanatçı oluyorsun."

eleştirisini dile getiren Sanem Beniz Dursun,

"İsmin 'arte' diye duvara astığın 3- 5 tablo

seni sanat oteli yapmıyor. Bir eser ancak

yapılmış olmak için yapılmadığında değer

görmeye başlar." diyor.

Benisita'nın kurucusu Ressam Sanem Beniz

Dursun ile sanat otelleri özelinde resim

sanatının algılanışını ve gelecek ideallerini

konuştuk.

Öncelikle sizi kısaca tanıyabilir

miyiz? Sanat yolculuğunuz ne

şekilde başladı? Resim sanatıyla

nasıl tanıştınız?

Doğma büyüme İzmirliyim. Fakat İstanbul-

Kıbrıs-İzmir arası sürekli mekik dokuyorum.

İç mimarım ve bol bol resim yapıyorum. Ve

belki, ekstra birkaç aktivite daha. Kendimi

bildim bileli sanatla iç içeyim. Sanat,

yolculuktan öte, beni ben yapan bir kavram

aslında. Annem ve babam grafiker, belki

genlerden gelen bir şeydi. Belki de, çok

maneviyatçı olmamın veya düşünce yapımın

uçsuzluğundandı.

Küçüklükten beri farklı ve değişik şeyler

ortaya koyma hissi hep kafamın içindeydi.

Beni tanıyan herkes de bunu bilir ve

söyler, değişik bir çocukmuşum. Bu

yüzden yönlenmiş olabilirim. Ama dediğim

gibi kendimi bildim bileli hep bir şeyler

üretmek, çizmek ve tasarlamak üzerine oldu

uğraşlarım.

Perdelerden elbise tasarlayıp çizerdim. Yatak

örtülerinden mesela. Kitaplardaki resimleri

bakarak çizerdim. Çamuru, bir şeylere şekil

vermek için kullanırdım, bunları net olarak

hatırlıyorum. Kısacası, ‘sanat’ ile birlikte

büyüdüm. Tüm adımlarımı ve düşüncelerimi

tasarlamak, yeniden şekil vermek adına

kurguladım. Ve bu normal hayat akışım

içinde geçerli oldu zamanla. İnsanlar

arasından sıyrılabiliyordum. Sanırım günden

güne kafamın içini de yeniden tasarlıyordum.

Beni ben yapan şeydi, sanat. Beni daha insani

kılan şeydi. Çünkü bu sayede ruhumu asla

kaybetmedim. Hissiyatım, hep önceliğim

oldu.

Resimlerinizi nasıl tarif edersiniz?

Ne tür duygularla çiziyor, nelerden

ilham alıyorsunuz?

Ben sürekli sürreal çalışırdım. Demek

istediğim, bir ağacı, ağaç gibi çizmem. Oranorantı

farklıdır bende. Eğitimim süresince

sadece teknik çalıştım. Onun dışında bugüne

kadar yaptığım her şey gerçek üstüydü.

Klasiği modernleştiririm fakat bu gerçek üstü

olur. Her sanat eseri gibi, herkesin yorumu

ve bakışı farklı olur. Belki bir tık daha fazla..

Çünkü düz olması gereken bir çizgi bende

her zaman zigzag gider. Bunun sebebi de,

kendimden esinleniyor olmam.

Hayatımın ve akışın bana hissettirdiği

şeylerin duygu değişimleriydi yansıttıklarım.

En iyi kendimi bilebilirdim ve en iyi kendi

içimdeki hisleri yansıtabilirdim. Belki daha

soft çizimlerle masumiyetimi belki daha

sert çizimleri öfkemi temsil edecek şekilde

ifade ettim. Mesela bir deniz çizeceksem,

duygularımın beni yönlendirmesiyle fırçam

haraket ederdi. Denizi yerde değil, gökte

çizebilirdim, bu tamamen hissiyatımdı.

Kafamızın içinde yaşadığımız duygu

durum geçişlerini kontrol edip kendimizi

izleyebilmemiz önemliydi benim için. Krizi

fırsata çevirmek gibi. Vermek istediğim

mesaj tam olarak belli olmaz benim. Ben

kendimi ve hislerimi yansıtmaya çalışırım.

Fakat sizin görüp hissettiğinizdir anlattığım.

Size hissettirdiğim duygudur. Aslında

kendimi size indirgerken, sizlere de kendinizi

görmeniz gereken renkli bir boyut ve bakışa

çekiyor olmamdı asıl mesaj.

Konaklama türleri içinde sanat

otellerinin sayıları hızla artıyor.

İçinde sanat eseri barındıranlar ve

sanatçıların/tasarımcıların elinin

değdiği oteller olmak üzere iki

şekilde sınıflandırabileceğimiz

bu işletmelerde çalışmalarınızı

görmek ister misiniz?

Tasarımcıların özenle planlayıp yürüttükleri

projeler daima daha manidar olur. Hele ki


104

hotel restaurant

& hi-tech

dekorasyon röportaj

sanat oteli olarak bir sınıfa tabi tutuluyorken.

Hissiyat kokuyor demektir bu. Ve bu kavram

adı altında geçen tüm mekanlarda var

olmak isterim. Hatta bu beni onore eder.

Herkesin özenle bakıp anlamlandımaya

çalışacağı duvarlarda yer edinmek, şanslı

olduğumu hissettirir. Tarz olarak daha

modern ve fütüristik bir ilerleyiş olduğu için,

modern bir mimariye ve dekora daha iyi

ayak uydurabilirim sanırım, tabii yine de bu

göreceli.

Ülkemizde resim sanatı sizce ne

durumda? Türkiye’deki oteller

özelinde de görüşlerinizi merak

ediyorum. Gözlemleme fırsatınız

olduysa, otellerin resim sanatını

değerlendiriş şekline yorumunuz

ne olur?

Bu konu tartışmaya açık olabilir. Fakat

düşüncemin daha onay verdiği şey ise,

ülkemizde sanatçıların çoğunun açlık

sanatçısı olduğunu düşünüyorum. Bu

benim için üzücü bir durum. Tabirim

yanlış anlaşılmasın, mecazen abartarak

belirtiyorum bunu.

Sonuç olarak sanat kırıntısı olmasa hala

bu kelime altında insanlar ilerlemez. Belki

birçok şey olmaz. Ama dediğim gibi kırıntı. Ve

kırıntılarla yetinmek insanları üzer. Üzülerek

söylüyorum ki, bir çizgin varsa ve özgünsen

çok fazla benimsenmiyorsun. Bu, kişiden

kişiye değişiyor da olabilir. Fakat bana

göre, ülkemizde ne kadar manasız ve ruhu

olmayan şey yaparsan o kadar değer görüyor

ve sanatçı oluyorsun. Yani kısaca Türkiye'de

çoğu işte de olduğu gibi sanat kavramında

da, otele veya restorana arte, art gibi isimler

verip birkaç tablo koyup, dekoruna gerekli

değer ve özeni göstermiyorsan olmaz.

Sadece ismin art diye, sanatı yansıttığını

savunamayız. Bu şekilde olan tüm işler bana

göre yanlış. Yapmak için yapıldığında bir ruhu

olmadığı için, o havayı yakalayamıyorsun.

Koyduğun tablo veya duvara çizdiğin

resim senin koltuk, sehpalarınınn tarzıyla

uymuyorsa ve bütünlük sağlayamıyorsa

benim gözüm yorulur. Zıt tarzlar da olur

tabii ki, kırmızı ve yeşil örneği gibi ama orada

yine bir nüans vardır. Her duvara her tabloyu

asmamalısın.

Örnek veriyorum, ateş tuğlası bir duvara

kırmızı turuncu tarzı karışık bir resim

asamazsın. Duvar onu yutar. Sadece ismin

arte diye duvara koyduğun 3- 5 tablo seni

sanat oteli yapmıyor. Bir eser ancak yapılmış

olmak için yapılmadığında değer görmeye

başlar.

Resim sanatınız ile Türkiye veya

dünyada hangi otelin duvarlarını

süslemek ve çalışmalarınızı

ölümsüzleştirmek isterdiniz?

Bununla ilgili kalkıp burası bana uygun

burası bana değil gibi bir belirtme yapamam.

Sırıtmayacak her duvarda yer alabilirim. Tarzı

olan, özgün, ruhunu ve amacını yansıtan her

yerde çizgimi ölümsüzleştirmek isterim. Tabii

ki tarz olarak biraz daha modernize edilmiş,

belki daha çağdaş oteller bana daha uygun

olacaktır. Mesela, Chao Hotel/ Beijing Çin.

Düşünce yapısı iyi yaşam etrafinda

şekilleniyor. Felsefelerini sadece sözlü ifade

ile sınırlandırmayan otelin ürettiği duvarlarını

ve kattığı degerler de bu felsefeyi destekliyor.

Eğitimim aşamasındayken araştırmıştım,

otel içinde yer alan sanat merkezindeki

atölyeler sayesinde sanatçı ve müzisyenlerle

iş birlikleri yapılıyor ve ziyaretçilere sanat

dolu deneyimler sunuluyor.

Waldorf Astoria'ların her birinde farklı

bir tarz ve konsept var. Miami, Maldivler,

Bangkok, Beverly Hills gibi birçok farklı

şekillerde görebiliriz. Tarzları ve kullandıkları

resimlerle her şekilde yansıtmışlar. Bayağı

eskiye dayanan bir tarihi ve farklı lekillerde

gösterdikleri şık bir tarzları var. Yaklaşımları

hep aynı fakat konsept olarak farklı olanaklar

sunuyorlar.

Türkiye olarak baz alırsam, Antakya'daki The

Museum Hotel önemli yerlerden biri. Fakat

bana göre Türkiye'de resmi ve getirilerini

tam manasıyla kullanmıyorlar. Gerek

duyulmuyor. Hal böyle olunca da resim

sanatı eksik kalıyor.

Tekrar belirtiyorum, bana göre düşünce ve

tarzın bir bütünlük sağlaması önemli. Yoksa

her esere ve projeye saygım sonsuz.

Resim sanatında gelecek hedefiniz

nedir?

Benim farklı bakış açılarım var. Bir şeyi iki,

üç yoldan değil belki beş yoldan düşünüp

kurgularım. Resim veya direkt sanat olarak

bakarsak, hep var olmak isterim. Çünkü

düşünülmemiş olan beşinci yol benimdir.

Bunu bu şekilde de yapabiliriz diyen kişi

olarak sürekli var olmak isterim. Evet böyle

yapılabilir ama bir de bu şekli var. Tabii

ki her yerde ve daimi olabilir miyim bu

tartışılır. Sadece temennim, düşüncelerimin

harcanmayacağı yerlerde varlığım sürsün

istiyorum. Zaten resim olmasa, müzik

ile, müzik olmasa mimari ile bir şekilde

düşüncelerim ve benliğim var olacak.

Ressam olmanızın yanında, ilginiz

ve çalışmalarınız olan bir sanat dalı

var mı?

Ben sanatın aslında tamamı gibiyim.

Bunu, hepsinde mükemmelim anlamında

söylemiyorum. Mükemmel heykeller

yapmıyorum ama kil ve alçıyla aram iyidir.

Müzikle de ilgileniyorum. Yıllarca tiyatro da

oynadım. Tabii öyle bilindik müzikaller veya

oyunlar değil. Ama sahne tozunu bilirim

hatta çok da severim. Devam edemememin

sebebi, kariyerime odaklanıp mimariyi

seçmemdi. Meslek icabı zaten tamamen bu

kavramın içindeyim. Mesleğimi de severek

yapıyorum. Ofiste oturup sadece çizimle

de ilgilenmiyorum. Ben sahadayımdır

genelde. Tozu toprağı severim. Sonrasında

içini anlamlandırmak ayrı bir hazdır.

Anlayacağınız, kabadan bütüne. Hem

somut hem soyut anlamda, sanatın ve

sanat dallarının ta içindeyim. Belki kendi

halimdeyim ama içeride, derinlerdeyim.


106

hotel restaurant

& hi-tech

horeca teknolojileri

CoolAer HASSAS KONTROLLÜ

KLIMALARDA IHRACATI 2’YE KATLADI

Elektronik sistemlerin gün geçtikçe hassaslaşması üzerine, Hassas Kontrollü Klimalara olan

talep her geçen gün artıyor. Canovate Group şirketlerinden CoolAer İklimlendirme Sistemleri

A.Ş., yılın ilk yarısında Hassas Kontrollü Klimalardaki ihracatını bir önceki yıla oranla 2’ye katladı.

CoolAer Hassas Kontrollü klimalar,

başta Hollanda, Yunanistan gibi Avrupa

ülkelerine, Paraguay, Meksika dahil

Amerika kıtasına, Körfez ülkelerine ve Türki

Cumhuriyetlerine ihraç edilmeye devam

ediyor. Otomotiv, kimya, ilaç, tekstil gibi,

sektör bağımsız hassas iklimlendirme ve

nem kontrolü istenen her alanda kullanılıyor.

Örnek vermek gerekirse, veri merkezleri,

himmat depoları, bilgisayar odaları, pano

odaları, radar odaları, UPS odaları (Kesintisiz

Güç Kaynağı), batarya odaları, trafo odaları,

test ve deney odaları, laboratuvarlar ihtiyaç

duyuyor.

Pazar potansiyeli yüksek

Hassas Kontrollü Klima ailesini, günümüz

koşullarında kullanıcı ihtiyaçlarını göz

önüne alarak geliştirdiklerini kaydeden

CoolAer İklimlendirme Sistemleri A.Ş. Satış

ve Pazarlama Müdürü Alper Zülkaroğlu,

şunları söyledi: “Hassas Kontrollü

Klimalar, sıcaklık ve nem kontrolünün,

gerekli olduğu uygulamalarda kullanılan

endüstriyel tip yüksek verimli ve hassas

iklimlendirme yapan cihazıdır. Yılda 365

gün ve 24 saat çalışma esasına göre

tasarlanan hassas kontrollü klima cihazları,

gerekli sıcaklık, nem ve ortamdaki tozun

filtrasyonunu sağlayarak, elektronik

ekipmanın çalışma ömrünü ve verimliliğini

üst düzeye çıkarmaktadır. CoolAer

firması olarak, hassas klima ailesini

geliştirirken, günümüz koşullarında kullanıcı

ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak

ürünü geliştirdik. Ürünlerimiz, günümüzün

tüm ihtiyaçlarına cevap verebilen modern,

verimli, estetik ve dayanıklıdır. Kullanım

ve satış sonrasında kullanıcıya ve teknik

ekiplerin işini kolaylaştıran birçok özelliği

de bulunuyor, örneğin tüm komponentlere

önden ulaşılırken, rahatlıkla müdahale

edilebiliyor. Kısaca, ürünün yaptığı iş ve

kullanım alanlarını göz önüne aldığımızda,

pazar potansiyeli oldukça fazladır. Yurt

içinde ağırlıklı olarak, veri merkezleri,

tekstil fabrikaları, kimya ve ilaç fabrikaları

ve otomotiv sektörü bu sistemleri yoğun

olarak kullanmaktadır. Nitekim bu cihazların

kullanım alanı çok geniş olduğu için

neredeyse her sektörden talep gelmektedir.”

diye konuştu.

Enerji verimliliği ve inovatif

yaklaşımlar ön plana çıkıyor

Üründe enerji verimliliği ve inovatif

yaklaşımların ön planda olduğunun altını

çizen Zülkaroğlu, şunları anlattı: “Ürün genel

olarak DX gazlı (direkt genleşmeli) ve su bazlı

sistemler olarak, 2 ana kategoriye ayrılıyor.

Enerji verimliliğinin giderek ön plana

çıkması ve inovatif yaklaşımların artmasıyla

Freecooling (serbest soğutma), hybrid,

indirekt freecooling özellikli Hassas Kontrollü

klimalarda, Ar-Ge çalışmaları sonucunda

yeni bir model olarak ortaya çıkmıştır. Dünya

genelinde enerji tüketimlerinin gün geçtikçe

artması, çok geniş bir kullanım alanına

sahip olduğu için sürekli yenilenen taleplerle

karşılaşılması, Hassas Kontrollü klima ailesi

üzerinde devamlı olarak Ar-Ge çalışmalarının

sürmesini sağlamaktadır. CoolAer olarak,

Hassas Kontrollü Klima ailesinde yurt

içi pazarda lider olarak yolumuza devam

ederken, dünya pazarlarındaki konumumuzu

güçlendiriyoruz.” şeklinde konuştu.


108

hotel restaurant

& hi-tech

horeca teknolojileri

İLYAS GAZI

“EEC, TEKNIK KABILIYETINE VE BILGISINE

GÜVENDIĞIMIZ BIR PARTNERIMIZ”

1876’dan bu yana tüm dünyada yapıştırıcı

teknolojileri, kozmetik, çamaşır ve ev

bakım iş alanlarında faaliyet gösteren

Henkel, Türkiye'deki ilk tesisini 1963 yılında

hayata geçirmesinin ardından Türk Henkel

ismini aldı. GEBKİM’deki 35 dönüm arazide

20 bin metrekare kapalı alana sahip tesisinde

üretim faaliyetlerini sürdüren firmanın

Henkel Anatolia tesislerinde tercih ettikleri

Yangın Algılama ve Alarm, Kartlı Geçiş, CCTV,

Acil Anons ve Seslendirme Sistemleri ile ilgili

değerlendirmelerini Mühendislik ve Bakım

Müdürü İlyas Gazi paylaştı.

Acil durumlarda etkili sonuçlar

EEC'nin, Henkel Anatolia tesislerinde

kurduğu sistemlerin acil durumlarda çok

etkili sonuçlar verdiğini belirten İlyas Gazi,

şunları söyledi: “Yangın algılama ve alarm

sistemimizin her an aktif ve çalışır durumda

olduğuna dair bazı olaylar yaşadık. Bunlar

küçük çaplı, üretimin doğası kaynaklı çıkan

buhar veya dumanı algılaması gibi gerçek

yangın olmayan olaylardı. Ancak sistemin

yanlış alarm vermemesi ne kadar doğru

bir tercih yaptığımızı görmek açısından

faydalı oldu. Gerçek olaylar oluştuğunda

bizi doğru bilgilendirmesinden memnunuz.

EEC'nin fabrikamızda kurduğu sistemler acil

durumlarda her zaman faydasını gösteriyor.

Yangın algılama sistemi neye karşılık geliyor

dediğiniz zaman birçok şey söylenebilir ama

işimizin sigortası gibi diyebiliriz. Son kullanıcı

gözüyle baktığımda teknik faydalarından çok

psikolojik faydalarını sayabilirim”.

“Güvenlik çok iyi yönetiliyor”

CCTV sisteminin sahadaki çalışmaları

yakından takip edebilmelerinde kolaylık

sağladığını paylaşarak sözlerini sürdüren

Gazi şöyle devam etti: “180 kameralı CCTV

sistemimizle tesisin her yerini 7/24 izliyor

ve olay takibi yapıyoruz. Sistemler doğru

çalışıyor mu, sistemleri nasıl iyileştirebiliriz,

kazaların önüne nasıl geçebiliriz gibi

kontroller sağlıyoruz.”

Kartlı geçiş sisteminde tanımlı erişim

seviyelerinin olduğunu ve güvenliğin çok

iyi yönetildiğine dikkat çeken Gazi, şunları

söyledi: “Ziyaretçiler kartlarıyla sadece belli

bölgelere girebiliyor, çalışanlar IT bölümüne

ancak bir güvenlik görevlisi ile girebiliyor.

Bunun gibi bizi koruyan kurallarımız var.

Buraya gelen kimsenin kötü niyetli olduğunu

düşünmüyoruz, ancak tedbirli olmanın

her zaman güvende kalmak adına gerekli

olduğunu düşünüyoruz. Bu sistem sayesinde

güvenlik çok iyi yönetiliyor.”

Acil anons sistemlerinin güven verdiğine

de değinen Gazi, “Haftada bir gün duman

verip veya butona basıp sistemi tetikliyoruz.

Sahamızı da test yapılacağına dair acil anons

sistemi üzerinden uyarıyoruz. Yaptığımız bu

testlerle bir ani haberleşme aracı olan bu

sistemin gerektiğinde çalışacağından eminiz.

Acil anons sistemi testler esnasında ciddi

kolaylık sağlıyor” dedi.

“Çözüm ortağı konusunda çok

hassasız”

İlyas Gazi sistemlere verdikleri önemi ise şu

sözleriyle aktardı: “Henkel global bir firma ve

standartları var. Burada en önemli nokta, risk

analizlerinin doğru şekilde lokasyon lokasyon

makine makine yapılmasıdır. Biz nihayetinde

enerji kullanan bir fabrikayız ve bir kimya

fabrikasıyız. Erken algılama da buradaki mal

ve canınıza zarar gelmemesi için en önemli

noktalardan birisi, dolayısıyla bizler de erken

algılamayı sağlayacak bu sistemleri ayakta

tutmaya önemle çalışıyoruz.”

Çözüm ortağı seçimlerinde hassas

olduklarını vurgulayan İlyas Gazi; “EEC ile

olan çalışma şeklimizi bir partnerlik olarak

görüyoruz. Çünkü yangın algılama, acil

anons veya kartlı geçiş gibi hepsi uzmanlık

gerektiren alanların her biri için bir teknisyen

istihdam etmek mümkün olmadığından,

teknik kabiliyetlerine ve teknik bilgisine

kesinlikle tamamen güvenebileceğimiz

bir firma ile çalışmak isteriz. Orijinal

sistemin kurucusu ve bunu en iyi bilen

firma olduğundan EEC ile her yıl protokol

ile yenilenen bir sözleşme imzalamış

bulunmaktayız” dedi.


110

hotel restaurant

& hi-tech

horeca teknolojileri

Çukurova

Smart

eğitimlerine

devam!

Çukurova Isı Bilgi İşlem ve Veri Sorumlusu Tuba Vardan ve Satış Sonrası

Hizmetler Müdürü Şener Özülkü tarafından Çukurova Isı Gebze fabrikasında

verilen uygulamalı eğitimlerde; müşteri bilgilerine, müşteriye ait servis

geçmişine, garanti sürelerine, ürün ve yedek parça bilgilerine erişim,

beş adımda arıza formu doldurulması ve garanti takibi yapılması, bayi içi

mesajlaşma, anket ve raporlama konuları hakkında bilgiler paylaşıldı.

“Çukurova Smart yazılımı ile yetkili servislerimize mobil destek sağlayarak,

müşterilerimize kesintisiz hizmet sunmayı hedefliyoruz” diyen Tuba Vardan,

modern bilişim teknolojilerinin gereksinimlerini karşılamak üzere dizayn

edilen ve kullanıcı dostu bir ara yüze sahip olan “Çukurova Smart” programına,

servis.cukurovaisi.com adresi üzerinden; masaüstü bilgisayar veya

laptoplardan erişim sağlanabileceği gibi mobil uygulaması ile internetin olduğu

herhangi bir yerden tablet ve akıllı telefon gibi mobil cihazlardan da erişim

sağlanabileceğini açıkladı.

Bodrum'un prestijli oteli

de, “Üntes” dedi

Curio Collection by Hilton The BO Vue Otel, havalandırma

tercihini Üntes’ten yana kullandı. Bodrum’un gözde otelleri

arasında olması beklenen The BO Vue Otel Bodrum

Gümüşlük'te Curio Collection by Hilton kalitesi ile üst klasman

hizmet vermeye hazırlanıyor. 150 metrelik büyüleyici bir sahile

sahip olan otelde tümü deniz manzaralı 180 yatak kapasiteli

85 oda bulunuyor. Dünya standartlarındaki spa hizmeti ve

dünya mutfakları ile müşterilerine eşsiz bir deneyim sunmaya

hazırlanan prestijli proje, havalandırma tercihini Üntes’ten yana

kullandı. Proje kapsamında Üntes, 4.000-20.000 m3/h hava

debisi aralığındaki, Eurovent sertifikalı Klima Santralleri, Havuz

Nem Alma Üniteleri ve Çatı Tipi Aspiratörleri ile yerini aldı.

Form, 2021’in

En Başarılı İş Ortağı

seçildi

Form Endüstri Tesisleri, Alman menşeili Lamilux

firması tarafından 2021 yılının en başarılı iş ortağı

seçildi. Duman tahliye, doğal havalandırma, doğal

aydınlatma ve çatı ışıklık sistemlerinde Lamilux

markasının Türkiye distribütörü olan Form,

başarılı satış grafiğiyle bu ödüle layık görüldü.

Düz çatı alanında onlarca yıllık bir tecrübeye sahip Alman

Lamilux, AR-GE’ye verdiği değer ile ürünlerini geliştirmeye

ve müşterilerinin gereksinimlerine özel hale getirmeye

devam ediyor. Form Endüstri Tesisleri’nin satışa sunduğu

Lamilux Çatı Işıklık Sistemleri ve Duman Tahliye Kapakları,

çevreye duyarlı ve inovatif ürün özellikleri ile yapı sektörüne

yenilik getiriyor. Çatı bağlantısında bir kasadan ve üstü akrilik

cam parçadan oluşan bu kapaklar, SUN Pro teknolojisi ile

güneşin zararlı ışınlarının etkisini engelliyor. Işıklık sistemi

fonksiyonuna da sahip olan ürün, kullanıldığı mekanlarda

doğal aydınlatma sağlıyor. Çevre dostu yapısıyla işletmelerin

enerji harcamalarını minimuma indirmeye yardımcı oluyor.

15. yılında sektör devleriyle

5 kat daha büyük alana taşınıyor

Solar sektöründe “Ülkemizin Güneşin Merkezi” haline getirmek

amacıyla 15 yıl önce yola çıkan Uluslararası SolarEX İstanbul

Güneş Enerjisi ve Teknolojileri Fuarı, rekor sayıya ulaşan katılımcı

ve ziyaretçisiyle güçlü bir arena olmaya devam ediyor. Bu yıl 5

kıtada 97 ülkeyi ağırlayan fuar, yüzde 28’i yabancı olmak üzere

toplam 35 bine yakın ziyaretçiye kapılarını açtı. 6-8 Nisan 2023

tarihlerinde, İstanbul Fuar Merkezi bünyesindeki 40 bin metrekare

alanda “Birlikte Büyüyoruz” sloganıyla katılımcı ve ziyaretçisiyle

buluşmaya hazırlanan fuar, “Ülkemizin Güneşin Merkezi”

olması yolunda önemli adımlar atarak, dünya markası firmaların

katılımıyla sektördeki son teknoloji ürünlerinin görücüye

çıktığı ticari bir platform olma özelliği taşıyor. Dünya genelinde

Uluslararası birçok STK ve kuruluşla işbirliği yapan etkinlik, eş

zamanlı konferans oturumlarını simultane tercüme eşliğinde canlı

yayın altyapısıyla gerçekleştirerek yatırımcılara dünya genelinde

pazardaki son gelişmeler ve finansmana dair tüm sorunlarına

yanıt almalarına olanak sağlıyor.


Daikin Türkiye,

İSO 500’de 41 basamak

birden yükseldi

Artık 5 yıl garantili

98 yıllık köklü geçmişi ve geniş ürün gamı ile dünya iklimlendirme

sektörüne liderlik eden Daikin, Türkiye’nin 500 büyük dev şirketi

sıralamasında 2021 yılı itibarıyla 111’inci sıraya yerleşerek istikrarlı

büyümesini sürdüreceğinin sinyallerini vermiş oldu. Sonuçları

değerlendiren Daikin Türkiye CEO’su Hasan Önder şunları söyledi:

“Daikin olarak bizler AR-GE çalışmalarımıza büyük önem veriyoruz. Bu

anlamda sektörümüzde birçok ilke de imza atmanın gururunu yaşıyoruz.

Enerji verimliliği, karbon ayak izi gibi konular kullanıcıların satın alma

kararlarında öne çıkan başlıklardan olmaya başladı. Biz de bu amaçla

kendimize 2050 yılına kadar net sıfır karbon ayak izi hedefi belirledik.

Bu doğrultuda üretmeye, gelişmeye devam ediyoruz. 2011 yılında Daikin

olarak Türkiye’de faaliyet göstermeye başladık. 2011’den bu yana 27 kat

büyüme gösterdik. Bu güçlü motivasyonla daha uzun yıllar markamıza ve

ülke ekonomisine katkı sağlamaya devam edeceğiz. Bu motivasyonla da

hız kesmeden çalışmalarımıza devam ediyoruz.”

Elektraweb’e ödül

Turizm sektörünün en güçlü çözüm

ortaklarından Talya Bilişim, başarısını

ödüllerle taçlandırmaya devam

ediyor. Bu yıl on ikincisi düzenlenen

QM Quality Management Tourism

Awards’da Elektraweb yine “Türkiye’nin

En İyi Yönetilen Otel Yönetim Yazılımı”

seçildi. Yurtdışına teknoloji ihraç eder

konumda olmaktan büyük mutluluk

duyduklarını belirten Talya Bilişim

CEO’su Kemal Oral, “Elektraweb’i

kullanan otel sayısı 1700’e ulaştı.

Toplamda dünya genelinde 23 ülkeden otellere teknoloji ihraç ediyoruz.

Son olarak ABD ve Pakistan pazarına girmiş durumdayız. Ülkemizdeki

ve dünyadaki büyük otel zincirlerinin yoğun ilgisini görüyoruz. Özellikle

son zamanlarda yüksek teknolojiye önem veren ve ultra lüks konseptte

çalışan oteller Elektraweb’i tercih etmeye başladı. Çünkü Elektraweb ile

misafir memnuniyetinde yüksek bir artış sağlıyoruz. Hillside Beach Club

ve Cullinan Golf Resort’u bunlara örnek gösterebiliriz. Ayrıca turizm ve

bilişim alanında çalışmak isteyen gençleri de destekliyor, bünyemizde staj

imkanı sağlıyoruz” dedi. Talya Bilişim, Elektraweb markasıyla bu yıl ile

birlikte 3 yıldır arka arkaya aynı ödüle layık görülmüştü.

Form MHI Klima Sistemleri, sıcak havaların etkisini

hissettirmeye başlamasıyla birlikte sağlıklı ve verimli

iklimlendirme ihtiyacı duyanları Mitsubishi Heavy klimalarda

başlattığı yaz kampanyası ile serinletecek. Mitsubishi Heavy’nin

yeni kampanyası ile monosplit duvar tipi klimaların garanti

süresi 3 yıldan 5 yıla uzatıldı. 1 Haziran 2022’den itibaren montajı

yapılacak monosplit (Trend, Premium, Diamond ve Diamond

Eco serisi) klimalarda geçerli olan bu cazip fırsat sayesinde

kullanıcılar; konforlu havaya 5 yıl garantili sahip olacak. Üstün

Japon teknolojisiyle donatılan yeni nesil Mitsubishi Heavy

klimalar, yüksek enerji verimliliği ve R32 soğutucu akışkan

sayesinde R410A gazlı muadiline göre yüzde 19 daha az elektrik

harcarken doğayı da koruyor. Sadece Form-Mitsubishi konsept

mağazalarında satışa sunulan R32’li Mitsubishi Heavy klimalar,

ayrıca üstün filtrasyon ve kendi kendini temizleme özellikleriyle

de ortam havasını hijyenik ve taze tutarak sağlığınızın

korunmasına katkıda bulunuyor.

Enerji sarfiyatındaki

payı yüzde 20

Sürdürülebilirliği

uzun vadeli değer

yaratma süreci olarak

gördüklerini ifade eden

Masdaf Genel Müdürü

Vahdettin Yırtmaç,

her yıl 5 Haziran’da

kutlanan Dünya Çevre

Günü kapsamında

açıklamalarda bulundu:

“Pompa sektörünün

öncü markası Masdaf olarak çözüm ortağı olduğumuz projelere

enerji kaynaklarını verimli kullanan, akıllı çözümler sunarak,

suya hayat veren teknolojilerimizin ekolojik ayak izini azaltmayı

hedefliyoruz. Çünkü hızla artan dünya nüfusu, sanayileşme ve

değişen tüketim alışkanlıkları nedeniyle dünyanın enerji ihtiyacı

hızla artırıyor. Enerji tasarrufu kavramı günlük yaşamdan

sanayi kuruluşlarına kadar her alanda büyük önem kazandı.

Enerji tasarrufu, pompa sektörünün de önemli gündem

maddeleri arasında yer alıyor. Çünkü binalarda, sanayide,

altyapı uygulamalarında, su temininde, atık su uygularında ve

ısıtma, soğutma, havalandırma sistemlerinde kullanılan pompa

sistemlerinin enerji sarfiyatı, dünyadaki enerji sarfiyatının

yaklaşık yüzde 20’sine denk geliyor. Pompalar tarafından

tüketilen enerji, endüstrilerde tüketilen elektrik enerjisinin ise

ortalama yüzde 30’una denk geliyor. Bu nedenle son yıllardaki

önceliğimiz bu anlamda enerji verimliliğini artırmak ve yüzde

20’lik rakamı mümkün olduğunca aşağıya çekmek oldu.”


112

hotel restaurant

& hi-tech

ürünler

Yat ve tekne tutkunları

için sürdürülebilir

koleksiyonlar

Çevreci ve ekolojik ürünler üreten Güral Porselen, yazı yat

ve teknelerinde geçirecek olanlar için de özel ürün serileri

tasarlıyor. Bu tasarımlarda vurgulanan yeşil ve krem tonları

dinginliği çağrıştırırken, sağlık ve hijyen demek olan porselen,

üretiminde kullanılan sürdürülebilir malzemeler sayesinde

doğa için de çevreci bir adım atılmış olunuyor. Güral Porselen’in

Tenedos koleksiyonlarında tercih edilen balık deseni ile yeşil,

turkuaz ve krem tonlar yat ve tekne dekorasyonuyla da oldukça

uyumlu. Tek parça halinde, ihtiyaç duyulduğu sayıda alınabilen

ve kombinlenebilen Digibone serisi içindeki koleksiyon

ürünleri, sadece doğal kaynaklı hammaddelerden üretiliyor, bu

yönüyle tamamen çevre dostu. Tüm bone porselen ürünlerinin

öne çıkan krem rengi ise kullanılan doğal hammaddeden

geliyor. Teknolojik ve yenilikçi sitemlerle üretilen Digibone

koleksiyonları, ömür boyu desen garantili olup; bulaşık makinesi

ve mikrodalga fırında kullanılabiliyor.

Yüzde 100 taze

havalı serinlik

Form Endüstri

Tesisleri, güçlü sektör

tecrübesi, AR-GE ve

yerli üretime verdiği

değerle endüstriyel

tesislerin ihtiyaçlarına

çözüm sunan ürünler

geliştirmeye devam

ediyor. Başarılı

referansları, çevreci ve

kaliteli ürünleriyle öne

çıkan Form, tesislerin

doğal serinlik ihtiyacını

FesKlima evaporatif

soğutma cihazlarıyla

karşılıyor. FesKlima

Evaporatif Soğutma

Üniteleri, düşük yatırım maliyeti ve minimum enerjiyle maksimum

serinletme sağlamasıyla öne çıkıyor. Hava ve suyu kullanarak

mekanlarda doğal bir serinlik sağlayan FesKlima, kapalı alanları

filtre edilmiş yüzde 100 taze hava ile buluşturuyor. FesKlima üniteleri,

kompresör ve soğutma gazı olmadan sağladığı serinlik sayesinde

endüstriyel tesisler, atölyeler, yemekhaneler ve tersaneler gibi yoğun

çalışılan büyük hacimli mekanlardaki iş verimliliğini de artırıyor.

Düşük yatırım maliyeti ve minimum enerjiyle maksimum serinleme

sağlayan FesKlima, hava ve suyu kullanarak mekanları doğal serinlikle

buluşturuyor.

Tekne temizliği

artık daha kolay

Yaz aylarında teknelerde dış ve iç alanlarında kolay ve hijyenik

temizlik ön plana çıkıyor. Kärcher’in K2-K7 serisinde yer alan basınçlı

yıkama makineleri optimum basınç seviyesinde temizlik sağlayarak

pratik çözümler sunuyor. Yazın keyfini çıkardığınız teknenizde yer

alan yaşam alanlarını temizlemek hiç problem değil. Kärcher K

sınıfında yer alan ürünler ile kamara iç ve dış bölümleri, pruva tarafı

ve güvertede yer alan inatçı kirleri temizlemek artık çok kolay. K2

basınçlı yıkama makinesi tekerleksiz olduğundan kullanım kolaylığı

sağlayarak, tekne severler için ideal bir makine. 14 dakikaya varan pil

ömrü sayesinde, elektrik bağlantısından tamamen bağımsız olarak

temizlik yapabilmenizi sağlıyor. Üstelik siz temizlik yaparken, yüksek

basınçlı tabancanın analog ekranı size her zaman seçtiğiniz modu

göstererek zemine uygun temizlik yapabilmenizi de kolaylaşıyor.

Kärcher’in enerji tasarrufu sağlayan basınçlı yıkama makineleri su

tasarrufu da sağlıyor. Musluktan 4 bar basıncında akan suyu 160

bar seviyesine kadar çıkartarak, kısa sürede etkin temizliğin yanında

sudan da tasarruf etmenizi sağlıyor.


C

M

Y

CM

MY

CY

CMY

K


Merhaba

Kablonet

Analog KabloTV

16 Mbps’ye Kadar Sınırsız Kablonet

12 ay sözünüze

ayda

115,00TL

24 ay sözünüze

ayda

TL

,00

105İlk 12 Ay

12 Ay

120Sonraki

,00TL

ayda

Hızlı ve

Net

25 Mbps’ye Kadar Sınırsız Kablonet

KabloTV Temel Paket

Gümüş Sinema Paketi

25 GB Kablo Bulut

12 ay sözünüze

ayda

135,00TL

24 ay sözünüze

ayda

TL

,00

125İlk 12 Ay

12 Ay

140Sonraki

,00TL

ayda

Sınırsız

Eğlence

100 Mbps Sınırsız Kablonet

KabloTV Üst Paket

Altın Sinema Paketi

Nat-Geo Now

Filmbox+

Premium Spor Paketi

Kabloses Her Yöne 50 Dakika

İnteraktif Kutu

Kablo Bulut 25 GB

12 ay sözünüze

ayda

210,00TL

24 ay sözünüze

ayda

TL

,00

200İlk 12 Ay

12 Ay

215Sonraki

,00TL

ayda

Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!