Pharma Mayıs Haziran 2018

istmagmagazin

May - June 2018


2 Pharma

Publisher

H. Ferruh IŞIK

on behalf of

İSTMAG Magazin Gazetecilik

İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.

General Manager

Mehmet SÖZTUTAN

mehmet.soztutan@img.com.tr

Editor

Yüksel EKİNCİ

yuksel.ekinci@img.com.tr

Graphic & Design

Fırat Bayram

firat.bayram@img.com.tr

Foreign Relations Manager

İsmail ÇAKIR

ismail.cakir@img.com.tr

Graphic / Printing Officer

Tayfun AYDIN

tayfun.aydin@img.com.tr

Social Media

Yüksel EKİNCİ

yuksel.ekinci@img.com.tr

Corporate Communication Manager

ebru.pekel@img.com.tr

Finance Manager

Mustafa AKTAŞ

mustafa.aktas@img.com.tr

Subscription

İsmail ÖZÇELİK

ismail.özcelik@img.com.tr

Advertising Coordinator

Recep ARSLANTAŞ

recep.arslantas@img.com.tr

Bursa Branch

Ömer FARUK GÖRÜN

fgorun@ihlas.net.tr

Buttim Plaza D Blok Kat: 4

No: 12/67 BURSA

Tel: 224 211 44 50

Head Office

Evren Mah. Bahar Cad. Polat İş

Merkezi B Blok No:1 Kat:4 / Güneşli-

Bağcılar / İstanbul

Tel: +90 212 604 51 00 Faks: +90 212

604 50 51

Printing

İhlas Gazetecilik A.Ş

Merkez Mahallesi 29 Ekim Cad.İhlas

Plaza NO: 11/A 41

Yenibosna / İstanbul / TURKEY

Tel: 0 212 454 30 00

İMG - Pharma dergisinde

yer alan makalelerdeki fikirler

yazarlarına aittir.

Yayınlanan ilanların sorumluluğu reklam

verene aittir. İMG - Pharma dergisinin bütün

yayın hakları İstmag Magazin Gazetecilik İç

Ve Dış Tic. Ltd. Şti.’ne aittir. Yazılar kaynak

gösterilmeden yayınlanamaz.

İçindekiler

6

BeautyIstanbul 2019 fuarı tanıtımları tüm dünyada hızla

devam ediyor

Promotions of BeautyIstanbul 2019 Exhibition continuing

in different platforms worldwide

12

Geleceğin Eczacılığı Eskişehir’de

tartışıldı

Pharmaceutıcs of the Future Was

Dıscussed in Eskişehir

17

Parkinson hastalığı kapsamında 13 ilde

bilgilendirme etkinlikleri düzenlendi

İnfo meetıngs organızed ın 13 cıtıes to

raıse awareness of parkınson’s dısease

28

Yılın ürünleri açıklandı

Yılın Seçilmiş Ürünü Awards were announced

40

Endometriozis, kadınlarda kronik ağrı ve

kısırlığın en önemli nedenlerinden biri

46

ISTUSAD, İstanbul Cerrahi Hastanesi’nde

Toplandı

ISTUSAD, Meeting in Istanbul Cerrahi

Hospital


İLAÇ

SİZSİNİZ…

Bu ay çok özel bir sayıyla karşınızdayız

Öncelikle hastalarımızın şifa bulması yolunda; ilacın

üretiminden hastaya ulaştırılmasına kadar her

aşamasında emeği olan, sorumluluk alan ve büyük

katkıları olan tüm eczacılarımızın Eczacılar Gününü

kutluyoruz

Geçtiğimiz günlerde hayatımızı çok yönlü etkileyen hastalıklardan Dünya Parkinson Günü kapsamında

düzenlenen bir etkinliğe katılarak parkinson hastalarıyla tanışma ve konuşma fırsatı buldum. Bunlardan biri

bizim dergimiz adına önemli bir isim olan Beyhan Akgül. Hastalığı vücut bulmadan önce dergimizin İngilizce

çevirilerini yaparak sizlere ulaşmamızda bizlere yardımcı oluyormuş. Sevgiler… Kendisiyle konuşmamızda

ilaçsız tedaviyle hastaların desteklenmesine vurgu yaparak bu tür aktivitelerin desteklenmesi gerektiğini

önemine dikkat çekti. Akgül, sadece ilaç kullanarak, hastalığın üstesinden gelemediklerini, titremeler,

konuşma ve yürüme bozukluklarının üstesinden ise şarkı söyleyerek geldiklerini ifade etti. Parkinson

hastaları, etkinlikte sergiledikleri performansla da ilaçsız tedavi yöntemlerinin daha fazla desteklenmeye

ihtiyacı olduğunu göstermiş oldular.Aynı zamanda bu etkinlikte, insan hayatını etkileyen her hastalığın ilk ve

en etkili tedavi yönteminin inanç, destek ve umut olduğuna bir kez daha şahit oldum.

İlaç, evet iyileşmek için gerekli, belki de hammadde... Ama birbirimize olan desteğin ilaçtan daha büyük

etkiye sahip olduğu tartışılamaz.

Kısaca “İlaç sizsiniz” hayatınızı güzelleştirmek, sorunların üzerinden gelmek sizin ve sizden her daim

desteğini esirgemeyen yakınlarınızın elinde. Düzenli bir hayat, düzenli bir tedavi ve ilaç dışı uygulamalarla

hayatınıza üzülerek değil yeni heyecanlarla mutlu bir şekilde devam edebilirsiniz. Diğer hastalıklarda da

uygun olan, moral verici ve destekleyici tüm faaliyetlerin çoğalması ve desteklenerek herkese ulaşması

dileğimizle…

Keyifli okumalar…

FROM

THE

EDITOR

Cennet Yüksel Ekinci

Pharma 3


ULUSLARARASI 1. LİDER ECZACI VE DENEYİM YARIŞMASI’NI

KAÇIRMAYIN!

Uluslararası platformda daha önce farklı ülkelerden gelen eczacılarımızın katılımı ile gerçekleşen “L’Oreal Aktif

Kozmetik Yarışması” bu sene ilk kez ulusal ve uluslararası platformda İstanbul’da Pharmetic & L’Oreal önderliğinde

gerçekleşecek.

Lider eczacılarımızın paylaşım platformu olan bu yarışmada en iyiler seçilecek. Yarışma seremonisi Uluslararası

Geleceğin E Hali’nde, Avrupa’dan katılımcılarla 29 Eylül 2018’de gerçekleşecektir.

Son başvuru tarihi 31 Mayıs 2018’dir.

DO NOT MISS

INTERNATIONAL 1st

LEADER PHARMACY

SERVICE AND EXPERIENCE

COMPETITION!

“L’Oreal Active Cosmetic Competition” will take place on the

national and international platform under the leadership of

Pharmetic & L’Oreal in Istanbul for the first time this year with the

participation of pharmacists from different countries on the international

platform.

The best ones will be chosen in this contest, the platform of our leading

pharmacists. The competition ceremony will take place on 29th of September,

2018 with attendees from Europe, at the International Geleceğin E Hali, The Largest

Pharmaceutics Meeting.

The final application date is 31th of May 2018.

4 Pharma


BeautyIstanbul 2019 fuarı tanıtımları tüm dünyada

hızla devam ediyor

Beauty Istanbul fuarını organize

eden IPEKYOLU Fuarcılık ekibi,

2018 Ocak ayından itibaren, tüm

dünyadan alıcı ve ziyaretçilerin

dikkatini Beauty Istanbul fuarına

çekmek için büyük bir özveri ve

çabayla çalışıyor.

6 Pharma


Promotions of BeautyIstanbul 2019 Exhibition

continuing in different platforms worldwide

Since beginning of January

2018, team of IPEKOLU

Exhibitions, organisers of

BeautyIstanbul exhibition,

is putting in most effort to

attract buyers-visitors all

around the world.

Pharma 7


Beauty Istanbul fuarı tanıtımlarına Ocak ayında

düzenlenen Katar roadshow’u ile başlandı. İpekyolu

fuarcılık ekibi Doha’da organize edilen Türk-Katar İş

Forum’unda kozmetik, ilaç, perakende sektörlerinden

Katarlı iş insanlarıyla bir araya gelerek, sektör

profesyonellerini Beauty Istanbul fuarına davet etti.

Ocak ayı sonunda Dubai’de düzenlenen sağlık fuarında,

Ortadoğu ve çevresinden özellikle profesyonel güzellik

sektöründen binlerce iş insanı ve potansiyel alıcıyla

görüşülüp, Beauty Istanbul fuarı tanıtıldı.

1 Şubat tarihinde, Beauty Istanbul fuarı Paris, Fransa’da

aerosol ve ambalaj sektörlerinden alıcılar ile buluştu.

Şubat 2018’in ilk haftalarında Ipekyolu ekibi Beauty

Istanbul fuarını Kuveyt’te düzenlenen fuarda Kuveyt ve

körfez bölgesinden yüzlerce ithalatçı ve distribitör ile

buluşarak, OIC ülkelerine tanıttı.

Yine aynı haftalarda, Beauty Istanbul Moskova’da

düzenlenen önemli bir gıda fuarında potansiyel

perakende sektöründen alıcılara tanıtıldı.

Kozmetik sektöründeki trendleri takip ederek,

stratejisini belirleyen İpekyolu ekibi, Nürnberg,

Almanya’da düzenlenen fuarda yer alarak Beauty

Istanbul fuarını doğal kozmetik ürünleri alıcılarına

tanıttı.

Şubat ayı ortasında Dubai’de düzenlenen ve yüzlerce

perakendeci, distribütörün yer aldığı gıda fuarında

Started with a roadshow in Qatar by mid January,

Ipekyolu Exhibitions team met and invited a lots of

Qatari businessmen working in the field of in cosmetics,

pharma, retail catagories to BeautyIstanbul in Turkish-

Qatar business forum in Doha.

End of January, during the Healtcare exhibition,

thousands of business people, potential buyers,

specially in the field of professional beauty from Middle

East and around invited to BeautyIstanbul.

1st day of February, BeautyIstanbul was presented to

aeresol and packaging category buyers in Paris, France

By the beginning of February 2018, BeautyIstanbul team

presented Beauty Istanbul to OIC countries and meet

hundreds of importers and distributers from Kuwait and

Gulf region exhibition in Kuwait.

First week of February BeautyIstanbul also was

promoted to potential retail buyers in Moscow during an

important food show.

BeautyIstanbul was presented to natural cosmetics

buyers from all over the world in Nurnberg, Germany

by mid February. The same time Belarussian business

people invited to BeautyIstanbul during Turkish-

Belarussian business forum in Minsk.

Again mid February, BeautyIstanbul presented to tens

of thousands of retail – mass market buyers, disributers

coming from all over the world, during food event in

Dubai.

Ecowas countries summit in Istanbul, February

22nd-23rd was an important platform to invite

potential buyers from more than West African buyers,

georaphically an important focus of BeautyIstanbul in

terms of visitors.

BeautyIstanbul team participated congress of cosmetics

scientist in Antalya, Turkey in February and resented

information about the exhibition to researcher

devolopment people, formulators, and purchasing

managers.

End of February , BeautyIstanbul team met with

potential professional beauty people in London.

Panama City, was one of the interesting and

important place where BeautyIstanbul team met and

attracted a lots of buyers-visitors from more than 30

countries Central American and Caribbean region,

including Ecuador, Peru, Colombia, Costa Rica,

Guatemala, Dominic Republic, Barbados, Surinam

etc. These regions are one of the main focus areas

of BeautyIstanbul in terms of visitors, and planning

a hosted buyer program as well to host buyers from

Central – South American countries and Caribbean.

Days after Panama also Ecuador and Costa Cira

capitals, Qito and San Jose visited and met with several

associations and chambers of commerces and they

have been briefed about Beauty Istanbul. Final stop of

Central American tour was Guadalajara city Mexico,

8 Pharma


Beauty Istanbul tanıtıldı. Tüm potansiyel

ziyaretçi ve katılımcılarına ulaşmayı

hedefleyen İpekyolu ekibi, hedef

kitlesine ulaşabileceği tüm fuarlarda

aktif bir şekilde yer almayı etkili bir

taktik olarak kullanıyor.

Şubat ayı sonunda ise Beauty Istanbul

fuarı Londra’ güzellik sektöründeki

profesyonellere tanıtıldı.

Panama, Ipekyolu ekibi için önemli

ülkelerden biri. Panama’da Beauty

Istanbul, Orta Amerika ve Karayip

bölgesinde yer alan Ekvador, Peru,

Kolombia, Kosta Rika, Guetemala, Dominik Cumhuriyeti,

Barbados, Surinam gibi 30 dan fazla ülkeden alıcı

ve ziyaretçiye tanıtıldı ve oldukça ilgi çekti. Bu bölge

ve ülkeler Beauty Istanbul fuarının ziyaretçi, hosted

buyer programı için odaklandığı Güney Amerika gibi

ana lokasyonlar içinde yer alıyor. Panama’dan sonra

Ekvador ve Kosta Rika’nın başkentleri, Qino ve San

Jose ziyaret edilerek birçok önemli ve başarılı işlere

imza atan dernek, ticaret odasıyla görüşüldü, Beauty

Istanbul ile ilgili brif verildi. Orta Amerika turunun son

durağı Guadalajara, Meksika’ydı ve burada düzenlene

perakende etkinliklerinde Beauty Istanbul ile ilgili

bilgiler yüzlerce sektör alıcıyla paylaşıldı.

Mart ayı Beauty Istanbul tanıtımları Romanya ve Ukrayna

arasında yer alan olan Moldova Cumhuriyeti’nde başladı.

Daha sonra Düsseldorf, Almanya’da düzenlenen

etkinliklerde kuaför ve güzellik profesyonelleriyle

buluşan Beauty Istanbul, aynı zamanda Türkiye’ye

gelen profesyonel ziyaretçileri de hedef kitlesine alarak,

İstanbul’da düzenlenen çeşitli karşılıklı iş forumlarında

Ürdünlü ve Yemenli iş insanlarına tanıtıldı.

Mart ortasında Bolonya, İtalya’da düzenlenen

fuar, Ipekyolu ekibinin en önem verdiği etkinlikler

arasında yer alıyordu ve büyük bir ekiple fuar boyunca

dünyanın birçok ülkesinden binlerce potansiyel alıcı

ile görüşülerek, Beauty Istanbul fuarı tanıtıldı. Fuar

boyunca, fuar alanı ve önemli bağlantı noktalarında

billboardlar satın alınarak, Beauty Istanbul fuarı büyük

bir bütçeyle kozmetik sektörü profesyonellerine tanıtıldı.

Aynı tarihlerde, Dubai’de Beauty Istanbul

dermokozmetik sektörü profesyonelleriyle buluştu.

Mart ayı sonunda Moskova’da özel etiketli ürünler

sektöründen alıcılar Beauty Istanbul fuarına davet edildi.

Tanıtım çalışmaları Plovdiv- Bulgaristan, Kuala Lumpur-

Malezya, Şangay- Çin, Kiev- Ukrayna ve Mumbai-

Hindistan olarak devam etti.

Nisan ayı tanıtımlarına Malezya’da düzenlenen Helal

Kozmetik fuarında başlanarak, İtalya’da parfüm

sektörü profesyonelleriyle görüşülmesiyle devam

edilirken, Almaty-Kazakistan, Villnius- Litvanya ve

Porto- Portekiz’de güzellik sektörü profesyonelleriyle

where information presented to hundreds of buyers

during a retail event.

Moldova, the small country between Romania and

Ukraine, was another country where BeautyIstanbul

promoted beginning of March 2018

After meeting with hair and beauty professionals in

Duesseldorf – Germany mid March, Jordanian and

Yemenian business people during seperate bileteral

business forums in Istanbul.

Bologna – Italy was an important platform during mid

March, where big BeautyIstanbul team met thousands

of potential buyers from all over the world and they

were invited to Istanbul. Also BeautyIstanbul advertised

in different outdoor and indoor places in Bologna city.

The same dates, in Dubai, BeautyIstanbul promoted to

people who is in dermacosmetics sector.

After meeting with private label potential buyers and

inviting them to BeautyIstanbul in Moscow last week

of March, promotion activities continued in Plovdiv-

Bulgaria, Riga-Latvia, Kuala Lumpur-Malaysia,

Shanghai -China, Kiev-Ukraine and Mumbai-India.

Pharma 9


görüşülerek, Beauty Istanbul tanıtıldı.

Nisan ayı ortasında Şangay’da kozmetik ambalajı

sektöründen profesyonelleriyle görüşülürken,

Beauty Istanbul aynı zamanda Türkiye’de

düzenlenen perakende zirvesinde Türk perakende

profesyonellerine, alıcılara tanıtıldı.

Nisan ayı Beauty Istanbul tanıtımlarının yoğun

olarak yapıldığı bir ay oldu. Kozmetik maddeleri

ve hammaddeleri profesyonelleri Amsterdam’da,

kozmetik-güzellik ürünleri ithalatçıları, distribütörleri

Ho Chi Minh- Vietnam’da Beauty Istanbul fuarıyla

tanışırken, tanıtım faaliyetleri Moskova-Rusya’da

güzellik sektörü profesyonelleri, Nairobi-Kenya’da

kozmetik ürünleri distribütörleri için yapıldı.

Özellikle makyaj malzemeleri, saç bakım ürünleri,

parfüm gibi ürünlere ilginin yüksek olmasıyla güzellik

sektörü için önemli bir pazar olan Iran, Beauty Istanbul

fuarı için de ana potansiyel alıcı, ziyaretçi profilini

oluşturuyor. Bu nedenle Iran, Beauty Istanbul fuarı

tanıtımları için son destinasyon oldu ve burada binlerce

distribütörle birlikte, tedarikçi arayan üreticilerle bir

araya gelinerek, Beauty Istanbul tanıtıldı.

Mayıs Sonuna Kadar Erken Rezervasyon Yaptıran

Katılımcıları Özel Avantajlar Bekliyor

Beauty Istanbul fuarında ziyaretçi-alıcı

promosyonlarıyla birlikte, stand kiralama ve erken

rezervasyon yaptıran katılımcılar için özel avantajlar

da başladı. Özel fiyat avantajları, planda öncelik, b2b

toplantıları ve matchmaking’te öncelik, yıl boyunca

katılımcı firmaların ve ürünlerinin Beauty Istanbul

tanıtım faaliyetleri içinde yer alması da bu avantajların

içinde yer alıyor.

Activities in April started with meeting with Halal

Cosmetics insutry in Kualalumpur-Malaysia, and

continued with perfume industry players in Milano-Italy,

as well as cosmetics-beauty professionals in Almaty-

Kazakhstan, Villnius-Lithuania and Porto-Portugal first

week of April.

While meeting with cosmetics packaging professionals

in Shanghai mid April, BeautyIstanbul presented to local

Turkish retail professionals-buyers in a retail summit.

April was a busy period for BeautyIstanbul team,

meeting with cosmetics ingredients and raw materials

professionals in Amsterdam and cosmetics-beauty

importers distributers in Ho Chi Minh City, Vietnam and

continued with promotion activities in Moscow-Russia to

professional beauty people and cosmetics distributers

and importers in Nairobi-Kenya.

Tehran-Iran, which is an emerging and important

market for beauty industry, spacially in make-up and

haircare products as well as perfumery and also a

major potential buyer-visitor region for BeautyIstanbul

was the final destination of BeautyIstanbul team, where

met thousands of distributers, as well as manufacturers

looking for suppliers

Special advantages for exhibitors who book till end of

May 2018.

Beauty Istanbul, in addition to visitor-buyer promotion

activities, also started its stand allocations/bookings

and offering early bird advantages to those who

registers till end of May 2018. Those advantages covers

special price, priority at floor plan, priority at b2b

meetings and matchmaking, continues promotion of

products of exhibitors all around the year by different

tools of Beauty Istanbul.

10 Pharma


Beauty Istanbul Online to Online bir iş platformu

sunuyor

Beauty Istanbul katılımcı ve ziyaretçilerine ayrıcalık

sağlamak için Online to Online iş platformunu

hizmete sunmayı planlıyor. Bu platformda katılımcı

ve ziyaretçiler fuar başlamadan önce diğer firmalarla

iletişime geçmeye başlayarak, iş anlamında bir adım

önde olup, daha fuar başlamadan iş anlaşmalarını

tamamlama fırsatı bulacaklar. Bu online platformun

Temmuz ayı başında hazır olması planlanarak, fuardan

15 ay öncesinde katılımcı ve ziyaretçilerin hizmetine

sunulacak.

Beauty Istanbul fuarının tanıtımı yerelde ve tüm

dünyada yüksek insan gücü ve yatırımlarla gelecek

aylarda da devam edecek. 2.500’ü 120 farklı ülkeden

olmak üzere 10.000’den fazla profesyonel ziyaretçi,

alıcıyı dünyanın benzersiz şehirlerinden biri olan

İstanbul’da buluşturmayı hedefleyen Beauty Istanbul,

pazarlama ve tanıtım aktivitelerini yeni ülkeler

ekleyerek yoğunlaştıracak.

Beauty Istanbul, Online to Online business platform.

Beauty Istanbul is planning to introduce a Online to

Online platform for its exhibitors and visitors which

will enable them to start communicate and proceed

doing business when they register. This will bring

additional value for exhibitors and visitors-buyers,

even finalising deals before the start of the event.

This online tool expected to be ready by beginning of

July almost 15 months before the event date.

BeautyIstanbul team will continue its worldwide

promotion activities speeding up in upcoming

months, which will dedicate a huge investment

and human resources, both in local market and

all over the world to reach its targets of hosting

around 10.000 highly qualified visitors-buyers, being

more then 2.500 international from more then 120

countries in Istanbul, an unique worldknown city with

its.

Pharma 11


Geleceğin Eczacılığı

Eskişehir’de

tartışıldı

Pharmaceutıcs of the

Future Was Dıscussed in

Eskişehir

Pharmetic Girişimci

Eczacılar Derneği; Anadolu

Üniversitesi’nde gerçekleştirilen

“6. HYES-Her Yönüyle Eczacılık

Sempozyumu’nda, “Geleceğin

Eczacılığını” anlattı

Pharmetic Association of

Entrepreneur Pharmacists explained

the “Pharmaceutics of the Future”

at the “6th HYES-Every Aspect of

Pharmaceutics Symposium” held at

the Anadolu University

Anadolu Üniversitesi’nin ilk öğrenci kulübü

olan A.Ü. Eczacılık ve Sağlık Kulübü’nün

düzenlediği HYES, bu sene 27-29 Nisan

2018 tarihleri arasında Anadolu Üniversitesi

Öğrenci Merkezi’nde gerçekleştirildi.

HYES, organized by Anadolu

University’s first student club, the A.Ü.

Pharmaceutics and Health Club, was

held at the Anadolu University Student

Center on April 27-29 this year.

Dünyanın, Endüstri 4,0’la yepyeni bir paradigmaya,

düşünme, algılama biçimlerine hazırlandığını, iş

yapma anlayışları, kullanılan teknolojik donanımların

değişeceğini belirten Pharmetic Girişimci Eczacılar

Derneği Başkanı Ecz. Armağan Ener, “Eğitimden

sanayiye, iletişimden sağlığa her alanda büyük ve

hiçbir zaman deneyimlemediğimiz büyük bir devrimi

yaşayacağız.” dedi. Ecz. Pelin Ersoy ve Ecz. Ferzan

Özgörür’ün konuşmacı olarak katıldığı panelde

Pharmetic Association of Entrepreneur Pharmacists

Chairman, Pharmacists Armağan Ener, who pointed out

that the world was preparing for a whole new paradigm and

styles of thinking and perceiving with Industry 4.0, and the

approach to doing work and the technological equipment used

was changing, said “We will experience a major revolution in

every field from education to industry, from communication

to health that we have never experienced before”. The

attendance was quite high in the panel featuring Pharmacists

12 Pharma


oldukça yüksek katılım oldu. Aynı gün gerçekleştirilen

Geleceğin Eczacılık Projeleri “Farmafikir Yarışması”

finali öğrenciler arasında büyük heyecan oluşturdu.

ENDÜSTRİ 4,0’DAN PHARMA 4,0’A

Uzmanlar 2020’den itibaren çok hızlı ve

öngörülemeyen gelişmelerin yaşanacağı bir döneme

girileceğinde birleşiyorlar. Nesnelerin interneti,

yapay zekâ, 3D yazıcılar, Sanal Gerçeklik, Giyilebilir

Teknolojiler, vücut sensörleri sağlıkta hastaların

farkındalığını artırırken günler, aylar süren analizler

saniyeler içerisinde yapılabilecek.

DEĞİŞMEYEN EN ÖNEMLİ KONU; GÜVEN

Dünyadaki değişimleri izlediklerini belirten Ecz.

Ener, bütün teknolojik gelişmelerin insani değerler

içerisinde ele alınması gerektiğini vurgulayarak,

“Gelecek; teknoloji ile insan bileşiminden

oluşacaktır. Tüm teknolojik gelişmelerin yanında

olması gereken ve biz eczacıların uzun yıllardır

insanlarla iletişim içerisinde oluşturduğumuz, hiçbir

teknolojik gelişimin sağlayamayacağı büyük bir

değer olan ‘güven’ konusu oldukça önemlidir.” dedi.

Pelin Ersoy and Ferzan Özgörür as speakers. The final of

the Pharmaceutical Project of the Future “Pharmaidea

Competition” held on the same day generated great

excitement among the students.

FROM INDUSTRY 4,0 TO PHARMA 4,0

Experts are in agreement that we will enter a period in

which very rapid and unpredictable developments will start

to be experienced as of 2020. While the internet of things,

artificial intelligence, 3D printers, Virtual Reality, Wearable

Technologies and body sensors raise awareness of patients in

health, the analyses that used to last days and even months

will be able to be completed in seconds.

THE MOST IMPORTANT UNCHANGING SUBJECT; TRUST

Pharmacist Ener, who said they were following the changes

in the world, emphasized that all technological developments

need to be handled within humanitarian values and added

“The future will be the union of technology and humans. The

major value of ‘trust’, which is required with all technological

progress and which we have established as pharmacists with

people over many years of communication, is quite important”.

FARMAFİKİR’İN FİNALİ YAPILDI

2016 yılında başlayan Farmafikir, Geleceğin

Eczacılığına İnovatif Projeler yarışmasının 2018 finali,

Eskişehir Anadolu Üniversitesi 6. HYES-Her Yönüyle

Eczacılık Sempozyumunda yapıldı. 12 üniversite, 31

projenin katıldığı yarışma finali büyük bir heyecana

neden oldu.

Geleceğe dönük projelere önem verdiklerini

belirten Ecz. Ener, Eskişehir’de bir yanda Geleceğin

Eczacılığını anlatan bir panel, bir yandan da 29

üniversite ile hayata geçen ve gün geçtikçe Eczacılık

Öğrencileri arasında yaygınlaşan Farmafikir

Yarışmasının 2018 Finalini gerçekleştirmekten dolayı

gurur duyduklarını belirtti.

Ödül alan üniversite, proje ve öğrenciler;

1. Zeynep Güneş Tepe – Elif Çisem Çöldür; Pharmarea -

Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi

2. Fatma Aylin Özel; Application of Stock Management

in Pharmacy-Smp - Eskişehir Anadolu Üniversitesi

Eczacılık Fakültesi

3. Nahide Zeren Arda; Bitkiler Dostunuz mu? - Ege

Üniversitesi Eczacılık Fakültesi

4. Ariyen Farşi; Farmakovijilans Data Sistemi - Yeditepe

Üniversitesi Eczacılık Fakültesi

THE FINALS OF PHARMAIDEA TOOK PLACE

The 2018 finals of the Pharmaidea Innovative Projects for

the Future of Pharmaceutics took place at the Eskişehir

Anadolu University 6th HYES-Every Aspect of Pharmaceutics

Symposium. The final of the competition participated by 12

universities and 31 projects generated great excitement.

Pharmacist Ener, who pointed out that they place great

importance to projects for the future, said they were

extremely proud to be holding a panel on the Future of

Pharmaceutics as well as the 2018 final of the Pharmaidea

Competition, which had started out with 29 universities

but was now growing in popularity among Pharmaceutics

students.

Award winning universities, projects and students;

1.Zeynep Güneş Tepe – Elif Çisem Çöldür; Pharmarea -

Yeditepe University Pharmaceutics Faculty

2.Fatma Aylin Özel; Application of Stock Management in

Pharmacy-Smp - Eskişehir Anadolu University Pharmaceutics

Faculty

3.Nahide Zeren Arda; Are Plants Your Friend? - Ege University

Pharmaceutics Faculty

4.Ariyen Farşi; Pharmacovigilance Data System - Yeditepe

University Pharmaceutics Faculty

Pharma 13


2017 yılında “İnme Tedavisi” için yapılan çalışmalar

Boehringer Ingelheım Türkiye’ye ödül getirdi

The Studies That Made for Stroke Treatment in 2017

Brought Boehrınger Ingelheim Turkey an Award

Boehringer Ingelheim Küresel

Angels Proje Yönetimi tarafından

düzenlenen “Angels Ambassador

Training” Almanya Wiesbaden

kentinde gerçekleştirildi.

Boehringer Ingelheim Türkiye,

“İNME TEDAVİSİ” alanında

hayata geçirdiği projeler ile

‘Mükemmellik Ödülü’ aldı.

Angels Ambassador Training

which is organized by Boehringer

Ingelheim Global Angels Project

Management, was held in

Wiesbaden, Germany. Boehringer

Ingelheim Turkey received

the “Excellence Award” for its

projects in the field of stroke

treatment.

Türkiye’de her yıl yaklaşık 200 bin kişinin yaşadığı inme

(felç), dünyada 6 milyon kişinin hayatını kaybetmesine

neden oluyor. Bugün Türkiye’de 1,5 milyona yakın inme

geçirmiş hasta bulunuyor ve sayı her geçen dakika

artıyor. Zira her gün 6 kişiden 1’inin inme geçirdiği,

bunun da her 3 dakikada bir yaşandığı kanıtlandı.

İnme geçiren hastaların yüzde 20’si erken dönemde,

yüzde 30’u bir yıl içinde hayatını kaybetmekte,

yaşayanların üçte biri de günlük işlerinde başkalarına

muhtaç olarak yaşamlarını sürdürüyor. Uzun bir tedavi

süreci gerektiren bu hastalığın tedavi masrafları,

devletin sağlık harcamaları içinde önemli bir yere

sahip.

The stroke which nearly 200,000 people have every year

in Turkey causes 6 million people to die in the world.

Today, there are about 1.5 million stroke patients in

Turkey and the number is increasing every passing

minute. It has been proven that 1 out of 6 people have a

stroke every day and it happens in every 3 minutes.

20 percent of stroke patients die in the early period, 30

percent of them die in a year, one third of those living

people needs other people for their daily work in life.

The cost of treatment of this disease, which requires a

long treatment process, has an important place in the

health expenditures of the state.

14 Pharma


Bilimin öncü gücüyle

Yaşam kalitesini iyileştirmek

Hastalığın altında yatan veya etkili immün yanıttan

kaçmasını sağlayan mekanizmayı özel olarak hedef

alan yeni, hedefli monoterapiler ve kombinasyonlar

geliştirerek kanseri yenme konusundaki zorluğun

üstesinden gelinebileceğine inanıyoruz.

www.astrazeneca.com.tr

Onkolojide kombinasyon tedavileri

AstraZeneca, kanser tedavisine yönelik

biyolojik ve küçük moleküllü tedavilerin

kombinasyonlarını araştırmaktadır.

Bu kombinasyonlar tümörü doğrudan

hedef alan ve vücudun kendi immün

sistemini tümör hücresi ölümünü

uyaracak şekilde destekleyen tedavilerdir.

TR-2078-2017-KASIM-ONKO


“DAHA FAZLASINI YAPMA ZAMANI”

PARKİNSON HASTALIĞI KAPSAMINDA

13 İLDE BİLGİLENDİRME ETKİNLİKLERİ

DÜZENLENDİ

Türkiye Parkinson Hastalığı Derneği, Abdi İbrahim firmasının koşulsuz

desteği ile 11 Nisan Dünya Parkinson Günü kapsamında

İstanbul’da iki merkezde, Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Düzce, Edirne,

İzmir, Kayseri, Malatya, Mersin ve Sivas olmak üzere

toplam 13 ilde “Daha Fazlasını Yapma Zamanı” sloganı ile

hasta ve hasta yakınlarının katıldığı bilgilendirme toplantısı ve egzersiz

etkinliği düzenledi.

“TIME TO DO MORE”

INFO MEETINGS ORGANIZED IN 13 CITIES TO RAISE

AWARENESS OF PARKINSON’S DISEASE

On the occasion of World Parkinson’s Disease Day on April 11,

Parkinson’s Disease Association of Turkey, with the unconditional

support of Abdi İbrahim, organized info meetings in 13 cities including two

districts in Istanbul and Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Düzce, Edirne,

Izmir, Kayseri, Malatya, Mersin and Sivas. The events, promoted with the

slogan “Time to do more” comprised an info meeting and exercise activity

attended by patients and their relatives. A chorus of Parkinson’s patients

sang the songs “Memleketim” (My Homeland) and “Yenilmeyeceğiz” (We

Will Not be Beaten) during the event. Speaking at the event in Istanbul,

Prof. Raif Çakmur, Chairman of Parkinson’s Disease Association of

Turkey, explained that there are an estimated 150,000 patients with

Parkinson’s disease in Turkey and that they anticipate significant increase

in Parkinson’s disease in the coming years with the growing elderly

population.

16 Pharma


Etkinlikte Parkinson hastalarından oluşan koro

“Memleketim” ve “Yenilmeyeceğiz” şarkılarını

seslendirdi. İstanbul’da düzenlenen etkinlikte

konuşan Türkiye Parkinson Hastalığı Derneği

Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Raif Çakmur

Türkiye’de 150 bin civarında Parkinson hastası

olduğunu ve artan yaşlı nüfusa bağlı olarak

önümüzdeki yıllarda Parkinson hastalığında bir

patlama yaşanacağını tahmin ettiklerini söyledi.

“Daha Fazlasını Yapma Zamanı” sloganından

hareketle 11 Nisan’da İstanbul’da gerçekleşen

toplantıya Türkiye Parkinson Hastalığı Derneği

Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Raif Çakmur,

Prof. Dr. Murat Emre, Prof. Dr. Sibel Ertan, Prof. Dr.

Haşmet Hanağası, Doç. Dr. Gülsen Babacan, Doç. Dr.

Başar Bilgiç, Fizyoterapist Dr. Burcu Ersöz, Psikiyatr

Dr. Burç Çağrı Poyraz, Dr. Öykü Tezel Bayraktaroğlu

ve Dyt. Sevgi Neylan Bakım katıldı. Toplantıda

Parkinson hastalığı ile ilgili bilgiler aktarıldı ve

hasta/hasta yakınlarının soruları cevaplandı.

Etkinlikte hasta ve hasta yakınları hareket, denge,

konuşma, doğru beslenme ve dayanışma konularında

bilgiler edindi.

“Parkinson hastalığı tipik olarak orta ve ileri yaşın

hastalığıdır”

Toplantıda konuşma yapan Türkiye Parkinson

Hastalığı Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr.

Raif Çakmur, Parkinson hastalığının yavaş ilerleyici,

beyin hücrelerinde kayıp ile seyreden bir beyin

hastalığı olduğunu belirterek Parkinson hastalığının

Alzheimer hastalığından sonra en sık görülen

nörodejeneratif hastalık olduğunu vurguladı.

Parkinson hastalığının en erken belirtilerinin enterik

“Parkinson’s is typically a middle and advanced age

disease”

Speaking at the meeting, Prof. Raif Çakmur, Chairman

of Parkinson’s Disease Association of Turkey,

explained that Parkinson’s is a progressive disorder

that develops gradually with loss of brain cells and

the most common neurodegenerative disease after

Alzheimer’s. Cakmur said that the earliest symptoms

of Parkinson’s disease occur in the enteric nervous

system, lower brain stem and neural pathways of

smell, usually followed by decrease in or loss of sense

of smell, sleep disorders and constipation and later

by motor symptoms such as tremors and slowed

movement. Çakmur stated that the disease is usually

diagnosed based on motor symptoms, emphasizing

that Parkinson’s is typically a middle and advanced

age disease and starts around 60 years on average.

Professor Çakmur underlined that the disease can also

be seen in younger people, informing that frequency

increases with age and is more common among men.

“There are an estimated 150,000 patients with

Parkinson’s disease in Turkey”

Professor Çakmur informed that the number of

Parkinson’s patients is estimated to reach 30 million

by 2030 in the most populated countries worldwide,

“If we all will live to see 100, we will probably face

this disease. We are estimating that there are nearly

150,000 Parkinson’s patients in our country. Turkey

is considered among the rapidly aging communities.

We anticipate that there will be significant increase in

Parkinson’s disease in our country in the coming years

due to the growing elderly population. In other words,

we will be required to deal more with Parkinson’s

Pharma 17


sinir sistemi, alt beyin sapı ve koku yollarında ortaya

çıktığını söyleyen Çakmur, koku duyusu kaybı veya

azalması, uyku bozuklukları ve kabızlık, sonraki

aşamada ise titreme ve hareketlerde yavaşlama

gibi motor belirtiler görüldüğünü belirtti. Hastalığın

genellikle motor semptomlarla tanı aldığını ifade

eden Çakmur, Parkinson hastalığının tipik olarak

orta ve ileri yaşın hastalığı olduğunu ve ortalama 60

yaş civarında başladığını vurguladı. Hastalığın genç

yaşlarda da görüldüğünün altını çizerken yaşlanma

ile görülme sıklığının arttığını ve erkeklerde görülme

sıklığının daha fazla olduğunu söyledi.

“Ülkemizde 150 bin civarında Parkinson hastası

olduğunu tahmin ediyoruz”

Dünyanın en kalabalık ülkelerinde, 2030 yılına

kadar Parkinson hastalarının neredeyse 30 milyona

ulaşacağının tahmin edildiğini belirten Raif Çakmur

sözlerini şöyle sürdürdü: “Eğer hepimiz 100 yaşının

üzerine kadar yaşayacak olursak muhtemelen

bu hastalıkla karşı karşıya kalacağız. Bugün için

ülkemizde 150 bin civarında Parkinson hastası

olduğunu tahmin etmekteyiz. Türkiye, hızla yaşlanan

toplumlar arasında sayılmakta. Artan yaşlı nüfusa

bağlı olarak önümüzdeki yıllarda ülkemizde

Parkinson hastalığında da bir patlama yaşanacağını

öngörüyoruz. Başka bir deyişle önümüzdeki yıllarda

Parkinson hastalığı ile daha çok uğraşmak zorunda

kalacağız. Bu hastalıkla ilgili olarak toplumun

bilinçlendirilmesi gerekiyor.”

Parkinson hastalığının tedavisinin günümüzde

çoğunlukla ağızdan alınan ilaçlarla yapıldığını, uygun

özellikleri taşıyan bir grup hastada farklı yöntemlerle

uygulanan ilaçlar ve cerrahi tedavilerin de söz

konusu olduğunu söyleyen Raif Çakmur, “Hastalığı

tamamen iyileştirici, kesin bir tedavisinin henüz

bulunmamasına karşın, kullanılan ilaçlar belirtileri

büyük ölçüde düzeltmekte ve birçok hastanın

yaşamını aktif ve üretken bir şekilde sürdürmesini

sağlamaktadır. Böylece Parkinson hastalarının çoğu

düzenli tedaviyle uzun yıllar yaşayabilmektedir” dedi.

disease in the coming years. The community’s

awareness of this disease should be increased.”

Raif Çakmur explained that Parkinson’s disease is

mostly treated with a variety of oral medications and

that there are also different methods of medications and

in some cases, surgical procedures that may be suitable

for a group of patients, “Despite the fact that there is

no definitive cure for the disease yet, many patients

can maintain their lifestyle actively and productively.

Therefore, many Parkinson’s patients can live long with

proper and regular treatment.”

“It’s always possible to do more”

Professor Raif Çakmur informed that improving the

patients’ quality of life cannot be possible with methods

such as medication and surgical procedures alone and

that the involvement of patients and their relatives in the

process is essential. Çakmur said, “It’s always possible

to do more,” adding that the patients and their relatives

wanted to be a part of the solution when it comes to

movement, balance, speech, nutrition and support, and

the challenges of Parkinson’s could only be overcome

together.

“Her zaman daha fazlasını yapmak mümkündür”

Prof. Dr. Raif Çakmur, hastaların yaşam kalitesini

yükseltmenin sadece ilaç ve cerrahi tedavi gibi

yöntemlerle mümkün olamayacağını, hasta ve hasta

yakınlarının sürece katkısının çok önemli olduğunu

belirtti. Hareket, denge, konuşma, beslenme

ve dayanışma gibi konularda hasta ve hasta

yakınlarının çözümün parçası olmasını istediklerini

ve Parkinson’un zorluklarının ancak birlikte

aşılabileceğini söyleyerek “Her zaman daha fazlasını

yapmak mümkündür” dedi.

18 Pharma


Pharma 19


“Müzik ve dans, denge ve hareket sorunlarının

azaltılmasında beyne yardım etmektedir”

Temelde bir hareket bozukluğu olan Parkinson

hastalığında hareket etmenin ve egzersiz yapmanın

tedavinin vazgeçilmez bir parçasını oluşturduğunu

vurgulayan Çakmur “Hareket ve egzersiz gerekliliği

hastanın tanı aldığı zamandan itibaren geçerlidir.

Düzenli egzersizler, tempolu yürüme, yüzme, aerobik

gibi sporlar genel anlamda en çok tercih edilenlerden.

Ancak hastalık ilerledikçe ve özellikle denge bozukluğu,

yürürken kilitlenme, gövdede öne doğru eğilme, düşme

gibi ilaca kısmen veya yetersiz cevap veren daha karmaşık

hareketler için daha programlı ve daha profesyonel destek

gerektiren egzersizler önem kazanıyor. Denge, yürüyüş ve

duruşu korumanın en iyi yolu egzersiz ve hareket etmektir.

Dansın hastalığa etkisi üzerine yapılan çalışmalarda dans

kurslarına katılan hastaların katılmayanlara kıyasla denge

ve hareketliliklerinde ilerlemeler kaydedilmiştir. Müzik ve

dans, denge ve hareket sorunlarının azaltılmasında beyne

yardım etmektedir” diye konuştu.

Parkinson Hastalığının Başlıca Belirtileri:

• Titreme

• Hareketlerde yavaşlama

• Bir veya daha fazla uzuvda (kol veya bacak)

kasılma

• Yürürken kolları sallamama

• Konuşurken mimikler ve jestler gibi hareketlerin

kaybı

• Yavaş, ufak adımlı veya ayak sürüyerek yürüme

• Vücut duruşunun öne eğik şekil alması

• Yumuşak ve alçak sesle, monoton konuşma

• El yazısında küçülme, okunaksız olması

• Ağızdan salya sızması, yutkunma güçlüğü

• Halsizlik, yorgunluk

• Ruh hali değişiklikleri, ruhsal çöküntü hali

(depresyon), nedensiz sıkıntılar

• Kabızlık, aşırı terleme, tansiyon düşmesi

• Ağrı, kas spazmları

“Music and dance help the brain to reduce balance

and movement problems”

Emphasizing that moving and exercising is an essential

part of treating Parkinson’s, which is in essence a

movement disorder, Çakmur said, “Movement and

exercise becomes a necessity from the moment

the patient is diagnosed. Sports such as regular

exercise, paced walking, swimming and aerobics

are typically among the most preferred activities.

However, structured exercises with professional

support are required as the disease progresses and

especially when more complex issues such as balance

problems, stiffness while walking, stooping and

falling are not resolved with medication alone. The

best way to maintain balance, walking and posture is

to exercise and move. In studies on how dance has a

positive impact on the disease, improvements have

been observed in the balance and mobility of patients

participating in dance courses compared to those

that do not. Music and dance help the brain to reduce

balance and movement problems.”

Symptoms of Parkinson’s Disease:

• Tremor

• Slowed movement

• Twitching in one or more limbs (arm or leg)

• Changes in walking (not moving arms)

• Loss of facial mimics and gestures while talking

• Walking slower, with small steps or dragging feet

• Stooped posture

• Speech changes, speaking in a soft or low

voice, monotonously

• Smaller handwriting, illegible handwriting

• Excessive saliva production (drooling), difficulty

swallowing

• Fatigue, tiredness

• Mood swings, depression, unexplained distress

• Constipation, excessive sweating, hypotension

• Pain, muscle spasms

20 Pharma


İKMİB, DÜNYANIN DÖRT BİR

YANINDA KOZMETİK

SEKTÖRÜNÜN YANINDA

Cosmoprof Bologna

İtalya/Bologna

15-18 Mart 2018

Beautyworld ME

Dubai/BAE

08-10 Mayıs 2018

Cosmoprof Asia

Hong Kong/Çin

14-16 Kasım 2018

Detaylı Bilgi İçin Bize Ulaşabilirsiniz;

ikmib@immib.org.tr

DIŞ TİCARET KOMPLEKSİ, A Blok Çobançeşme Mevkii, Sanayi Cad. 34197 Yenibosna - Bahçelievler, İstanbul

www.ikmib.org.tr +90 212 454 00 00 +90 212 454 00 46

Pharma

ikmibnews ikmib +90 549 749 87 88

21


Nobel İlaç, “2017 İKMİB

İhracatın Yıldızları

Ödülleri”nde

“Eczacılık Ürünleri

İhracatı” kategorisinde

2.’lik ödülü aldı

Nobel Ilac Received

the Second Prize in the

Category of “Exports

of Pharmaceutical

Products” at “2017 IKMIB

Stars of Export Award”

İstanbul Kimyevi Maddeler ve

Mamulleri İhracatçıları Birliği

tarafından düzenlenen İKMİB

2017 İhracatın Yıldızları Ödül

Töreni’nde Nobel İlaç, 2017

yılında gerçekleştirdiği 56

milyon USD ihracat ile “Eczacılık

Ürünleri İhracatı” kategorisinde

2.’lik ödülünün sahibi oldu.

At IKMIB 2017 Stars of Export

Award Ceremony organized by

Istanbul Chemicals and Chemical

Products Exporters Association,

Nobel Ilac won the second prize

in the category of “Exports of

Pharmaceutical Products” with

its exports amounting to USD 56

million in 2017.

One of the first three top performing industries of

Turkey in terms of exports, the chemical industry

achieved exports amounting to USD 16.1 billion in 2017.

Having close to seven thousand members from several

sub sectors of the chemical industry from plastics to

cosmetics, from medicines to rubber, from medicals to

dyes, IKMIB granted awards to the representatives of the

industry that achieved exports amounting to USD 16.1

billion in 2017. 120 exporters were granted awards in 24

categories in the ceremony hosted by IKMIB and held

with the participation of Mr. Fatih Metin, Deputy Minister

of Economy of the Republic of Turkey and Mr. Mehmet

Buyukeksi, President of the Turkish Exporters Assembly.

Nobel Ilac was granted the second prize in the category

of “Exports of Pharmaceutical Products” with its

performance in 2017. Nobel was the company to rank the

first among local pharmaceutical companies. Foreign

Trade Director Dr. Kemal Erkal received the prize

in behalf of Nobel in the 2017 Stars of Export Award

Ceremony. Foreign Trade Director Dr. Kemal Erkal

expressed that they target healthy growth every year and

22 Pharma


leadership in this field by utilizing new product launches

and market opportunities.

Nobel Ilac is the only local pharmaceutical company

with foreign trade surplus owing to its activities abroad.

Nobel exports finished products and drug substances

to approximately 50 countries in its efforts to support

closing of the foreign trade deficit for years.

Nobel Ilac Member of the Board, Dr. Numan Balki

stated the following in this regard: “As an international

pharmaceutical company with a hundred percent

domestic capital, we are achieving significant export

figures every year. Our exports are exceeding our

imports. We are proud to create a source to the export

revenue of our country. We owe this success to our

approximately 2500 employees working with us, close

to half of them being recruited abroad. We should also

emphasize the value of performing most of our exports

under our own brand name. One of our drugs is being

manufactured in our country as the first and still the only

international drug brand of Turkey, and marketed under

the same brand name in 25 countries.”

Explaining that two more high-profile investments will

be implemented in 2018, Dr. Numan Balki provided

information about the projects: “We will first commission

our state-of-the-art ‘High Bay’ warehouse in our Duzce

facility, and then our injectable manufacturing facility

in the most efficient way. On the other hand, we are

continuing our investments in biotechnology, to which

we attach great importance. We will have taken a very

significant step towards the goal of reducing external

dependence in pharmaceuticals through this project, in

which all stages will be completed locally starting from

cell production. With exports to 20 countries where we

operate, we will provide a significant contribution to the

incomes column of foreign trade in Turkey. We hope that

launching high value-added pharmaceuticals that we are

going to manufacture under the name of Nobel Ilac to

local and international markets will support closing the

foreign trade deficit in the pharmaceutical industry of

Turkey.”

A global player with an experience of more than half a

century, Nobel was founded in 1964 as a fully domestic

capital company. Over the years, the company has gained

a valuable position on the international platform with the

vision of “Delivering reliable and accessible products in

every corner of the world for human health.” Today Nobel

operates with a total of four manufacturing facilities,

two of which are located in Turkey, and one in each of

Kazakhstan and Uzbekistan. Having an expert staff of

approximately 2500 persons, Nobel exports its top-notch

products that it manufactures in line with international

standards to approximately 50 countries and conducts its

promotion and sales activities in more than 20 countries

via its own organizations.

Türkiye’nin en çok ihracat gerçekleştiren ilk üç

sektöründen biri olan kimya sektörü, 2017 yılında 16,1

milyar dolar ihracat sağladı. Plastikten kozmetiğe,

ilaçtan kauçuğa, medikalden boyaya kadar kimyanın

farklı alt sektörlerinde yedi bine yakın üyesi bulunan

İKMİB, 2017 yılında 16,1 milyar dolarlık ihracata

imza atan sektör temsilcilerini ödüllendirdi. İKMİB

ev sahipliğinde düzenlenen ve T.C. Ekonomi Bakan

Yardımcısı Sn. Fatih Metin ile TİM Başkanı Sn. Mehmet

Büyükekşi’nin katılımıyla gerçekleştirilen törende 24

kategoride 120 ihracatçıya ödülleri verildi.

Nobel İlaç, 2017 yılında gösterdiği performans ile

“Eczacılık Ürünleri İhracatı” kategorisinde 2.’lik ödülüne

layık görüldü. Nobel, yerli ilaç firmaları arasında ise ilk

sırada yer alan firma oldu. 2017 İhracatın Yıldızları Ödül

Töreni’nde, Nobel adına ödülü Dış Ticaret Direktörü Dr.

Kemal Erkal aldı. Nobel İlaç Dış Ticaret Direktörü Dr.

Kemal Erkal, yeni ürün lansmanları ve pazar fırsatlarını

değerlendirerek, her yıl sağlıklı büyüme ve bu alanda

liderliği hedeflediklerini ifade etti.

Nobel İlaç, yurt dışı faaliyetleri sayesinde dış ticaret

fazlası bulunan tek yerli ilaç firmasıdır. Yıllardır

dış ticaret açığının kapanması yönünde destek

çalışmalarıyla, 50’ye yakın ülkeye hazır ilaç ve

hammadde ihracatı yapıyor.

Nobel İlaç Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Numan Balki

konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Yüzde yüz

yerli sermayeli uluslararası bir ilaç firması olarak her yıl

önemli ihracat rakamlarına imza atıyoruz. İhracatımız,

ithalatımızdan fazla. Ülkemizin ihracat gelirine kaynak

oluşturmaktan ötürü gurur duyuyoruz. Bu başarımızı

yarıya yakını yurt dışında olmak üzere bizimle

birlikte çalışan yaklaşık 2500 çalışanımıza borçluyuz.

İhracatımızın büyük kısmının kendi markalarımızla

yapılıyor olmasının değerini ayrıca vurgulamak gerekir.

Bir ilacımız Türkiye’nin ilk ve halen tek uluslararası ilaç

markası olarak ülkemizde üretilip 25 ülkede aynı marka

ismi ile pazarda yer alıyor.”

2018 yılında iki büyük yatırımın daha hayata geçirileceğini

belirten Dr. Numan Balki, projelerle ilgili bilgi verdi:

“Düzce tesisimizde önce ileri teknolojideki ‘High Bay’

depomuzu, sonra da enjektabl üretim tesisimizi en

verimli şekilde devreye alacağız. Öte yandan çok önem

verdiğimiz biyoteknoloji yatırımlarımız devam ediyor.

Hücre üretiminden itibaren bütün aşamaların yerli

olarak tamamlanacağı bu proje ile ilaçta dışa bağımlılığın

azaltılması hedefine yönelik çok anlamlı bir adım daha

atmış olacağız. Faaliyette bulunduğumuz 20 ülkeye

yapacağımız ihracatla da Türkiye’de dış ticaretin gelir

hanesine ciddi bir katkı sunacağız. Nobel İlaç olarak

üreteceğimiz yüksek katma değerli ilaçların yerel ve

uluslararası pazarlarda sunulmasının, Türkiye’de ilaç

sektöründeki dış ticaret açığının kapanmasına da destek

olacağını umut ediyoruz.”

Pharma 23


Prof. Dr. Zeki Karagülle

Cihat Dündar

Prof. Dr. Murat Türkoğlu

Biota’dan ‘yüzde 100 termal su içerikli’ inovasyon

Biota Laboratuvarları, Türkiye’nin zengin mineral içeriğine

sahip termal su kaynaklarını ilk kez şampuan kategorisinde

dermokozmetik alana taşıdı.

Deriyi güzelleştirirken tedavi etmeyi amaçlayan

dermokozmetik ürünleri, tüm dünyada kozmetik pazarının

yükselen yıldızı konumunda bulunuyor. Biota Laboratuvarları,

Türkiye’nin zengin mineral içeriğine sahip termal su

kaynaklarını ilk kez şampuan kategorisinde dermokozmetik

alana taşıdı. Bolu Göynük ve Bursa Osmangazi olmak

üzere dünyanın mineral zengini iki farklı içerikteki termal

sularından saç ve cilt sorunlarına çözüm getiren Biota, üç ayrı

dermokozmetik şampuanı Türkiye ile eşzamanlı olarak dünya

pazarına sundu.

Ülkemizin termal imkânı ve kaynaklarını yaklaşık üç yıl

boyunca, İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Zeki Karagülle

ve Biota Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Murat Türkoğlu

liderliğinde araştıran Biota, yerli termal su içeriğiyle

geliştirilmiş dermokozmetik ürünlerini tüketicileriyle

buluşturuyor. İlk etapta Bioxcin Aqua Thermal serisiyle;

kepek, yoğun kepek ve hassas saç derisi problemlerine çözüm

sunan Biota, ilerleyen dönemde termal su içeriğini tüm

formülasyonlarının etkisini güçlendirmek için kullanacak.

Biota’s ‘100 percent

thermal water

content’ innovation

Biota Laboratories for the first

time in Turkey carried thermal

water sources to

dermo-cosmetic field in

shampoo category.

24 Pharma


Cihat Dündar: “Ülkemizde termal su ilk kez

dermokozmetik içerik olarak kullanıldı”

Termal suyun ülkemizde ilk kez dermokozmetik bir

içerik olarak kullanılmasının Türkiye ekonomisine

sağlayacağı katma değerin anlatıldığı ve geliştirilen

yenilikçi ürünlerin tanıtıldığı termal su cenneti

Bursa’daki toplantıda konuşma yapan Biota

Laboratuvarları Yönetim Kurulu Başkanı Cihat

Dündar, “Ülkemizin termal su kaynakları, Biota’nın

ürettiği inovatif ürünlerle ilk kez dermokozmetik

ürünler içerisinde kullanılmaya başlandı” dedi.

Biota’nın, günümüz dünyasında giderek artış gösteren

akne, leke ve atopik dermatit gibi dermotolojik

problemlere de termal su içeriğiyle zenginleştirilmiş

çözümler sunmayı amaçladığını belirten Cihat

Dündar, bu ürünlerin sadece ülkemizdeki eczanelerle

sınırlı olmadığını, ihracat yaptıkları 60 ülkede de

tüketicilerle buluştuğunu söyledi.

Dündar, “Saç dökülmesi karşıtı ürünlerindeki

pazar liderliğini, geliştireceği tüm dermotolojik

ürünler için de hedefleyen Biota, bunun için

uzmanı olduğu bitkisel içerikli çözümleri, termal su

içeriğiyle birleştirerek daha etkin çözümler sunma

amacındadır” diye konuştu.

Türkiye Avrupa’nın birinci sırada termal su zengini

ülkesi

Türkiye’nin jeotermal kaynaklarının zenginliği ve

potansiyeli bakımından Avrupa’nın birinci, dünyanın

ise ilk yedi ülkesinden biri olduğunu belirten Cihat

Dündar, MTA verilerine göre de ülkemizde 1.500

civarında doğal termal su kaynağı bulunduğunu

söyledi. Türkiye’nin bu yerel ve zengin termal su

Dermo-cosmetic products aiming to treat skin

problems, additionally trying to take a place in beauty

industry, make them the rising stars of the cosmetics

market all over the world. Biota Laboratories for the

first time in Turkey carried thermal water sources to

dermo-cosmetic field in shampoo category. Goynuk Bolu

and Bursa Osmangazi — two of the world’s mineralrich

thermal waters with different contents were used

by Biota in creation of three seperate shampoos,

effective for hair and skin problems solutions, and

later introduced to the world market concurrently with

Turkey.

Biota which has been conducting studies on Turkey’s

thermal sources and its potential under supervision

of Istanbul University Prof.Dr.Zeki Karagulle and

Biota’sScientific Counsel Director Prof.Dr. Murat

Turkuoglu, is introducing to consumers its thermal

water consisting dermo-cosmetic products.

In the first stage, with Bioxcin Aqua Thermal serie

Biotauses thermal content of its products for dry skin,

intensive dandruff and sensitive hair problems, and in

upcoming periods will concentrate on strengthening the

influence of all formulations of thermal sources.

Cihat Dundar: “Thermal water was used for the

first time in our country as a dermo-cosmetic

ingredient”.

Speaking about the thermal sources used for the

first time in Turkey as a dermo-cosmetic ingredient

and the value to be added to Turkey’s economy in

thermal water paradise Bursa, where the innovative

products were introduced, Biota Laboratories

Pharma 25


kaynaklarını kullanarak dünya çapında başarı

kazanacak dermokozmetik ürünler üretme

hedeflerini anlatan Cihat Dündar, sözlerine şöyle

devam etti:

“Kaynağında duran termal suyu, sağlıklı cilt

ve saçlara sahip olmak isteyen tüketicilerimiz

için günlük hayatımıza kattık, ekonomik değere

dönüştürdük ve dünyaya ihraç edeceğimiz yenilikçi

bir ürün haline getirdik. Türkiye olarak bu alana

ilk defa adım atıyor, yatırım yapıyoruz. Bugün iç

pazarla birlikte global bir marka olarak 60’dan fazla

ülkeye yaptığımız ihracat, distribütörlük anlaşması

ve yatırımlarla ülkemizi dermokozmetik alanında

bölgemizin merkez üssü konumuna taşımayı

hedefliyoruz.”

Türkiye’nin kozmetik pazar hacmi 8 milyar TL

Dünyada kozmetik pazarı yaklaşık 500 milyar

dolarlık bir büyüklükteyken, ülkemizde sadece 8

milyar TL’lik bir hacme sahip olduğuna dikkati çeken

Cihat Dündar, “Bu açıdan baktığımızda ülkemizdeki

kozmetik pazarının çok yüksek bir potansiyele

sahip olduğunu söyleyebiliriz. Bu pazarın yaklaşık

yüzde 10’luk kısmı dermokozmetik ürünlerden

oluşmaktadır. Pazarın yaklaşık yüzde 70’i de dünyada

hiç örneği olmayacak şekilde yabancı markaların

elinde bulunmaktadır” diye konuştu

Chairman Cihat Dundar said: “Our country’s thermal

water resources are being used for the first time

in dermo-cosmetics with innovative products from

Biota”. Cihat Dundar said that Biota aims to offer

solutions enriched with thermal water content to

dermatological problems such as acne, dark spots,

and atopic dermatitis which are increasing in today’s

world, and added that these products are not only

limited in pharmacies in Turkey but also meet with

consumers in 60 countries they are exported.

”Biota targets to obtain the market leadership it

has in anti-hair loss products for all dermatological

products it develops,” said Dundar. “To achieve this

goal Biota will develop more effective solutions by

combining herbal ingredients with thermal water

content.”

Turkey is the first European country rich in thermal

water

Cihat Dundar indicated that Turkey in terms of richness

and potential of geothermal resources in Europe takes

the first place, and in the world is one of the first seven

countries. He said: “According to Ministry of Energy and

Natural Resources’ data there are around 1500 natural

water sources in our country”. Mentioning the desire to

produce dermo-cosmetic products using Turkey’s rich

thermal water resources to gain worldwide success,

Cihat Dundar continued his speech as follows: “We

achieved to use thermal sources in an applicative

way and bring healthy skin and hair products to our

consumers. Moreover, we transformed this starting into

economic values and made into an innovative product

ready to be exported worldwide. Turkey is taking the

first steps in this field, all the necessary investments

are continuing to be made. Today, with our domestic

market, we aim to carry our country to the position

of headquarters of our region in the field of dermocosmetics

with our export, distributorship agreements

and investments we have made to more than 60

countries as a global brand. “

Turkey’s cosmetics market volume is estimated in 8

billion

Cihat Dundar remarked that cosmetics market in the

world has a size of approximately 500 billion dollars

and a volume of only 8 billion TL in Turkey. “We can say

that cosmetics market in our country has a very high

potential. Approximately 10 percent of this market is

made up of dermo-cosmetic products. Approximately 70

percent of the market is in the hands of foreign brands,

which is no longer the case in the world,” Cihat Dundar

said.

26 Pharma


middle east & africa


Book

Your

Stand

3 - 5 September 2018

Abu Dhabi, United Arab Emirates

Pharma 27


Yılın ürünleri açıklandı

40 ülkede 3,5 milyar tüketiciye ulaşan ve Türkiye’de bu yıl 3. kez

gerçekleştirilen “Yılın Seçilmiş Ürünü” programı kapsamında Türk

tüketicilerin oylarıyla seçilen ürünler, İstanbul’da düzenlenen ödül

töreniyle açıklandı.

Yılın Seçilmiş Ürünü Awards were

announced

“Yılın Seçilmiş Ürünü/Voted Product of the Year” program, that

is reaching out to 4.5 billion consumers across 44 countries and

celebrating 3rd year in Turkey, announced the voted products of 2018

that were elected by consumers during the Awards Show held in St

Regis Istanbul on May 3rd, 2018.

1987’den günümüze kadar kazanan ürünlerin

tüketicilerin oylarıyla belirlendiği ve Türkiye’de 3. kez

gerçekleştirilen “Yılın Seçilmiş Ürünü” programı

kapsamındaki Tüketici İnovasyon Ödülü 2018’in

kazananları İstanbul’da düzenlenen ödül töreniyle

açıklandı. Araştırma şirketi Nielsen’in 4.053 tüketiciyle

yüz yüze görüşerek yaptığı anketler sonucunda

kazanan ürünlerin belirlendiği program kapsamında,

Dydo İçecek Türkiye iki ürünüyle, Ferrero Türkiye

Çikolata, Pınar Süt Mamulleri, Montero Gıda, Bayer

“Yılın Seçilmiş Ürünü/Voted Product of the Year”

program rewards product innovation basing on the votes

of a large panel of consumers, through an independent

market survey since 1987 globally and for 3 years in

Turkey. The winners in 2018 program were announced

in the Awards Show Gala Night in St Regis Istanbul.

The winner products that were determined through

Nielsen’s face-to-face surveys with 4053 consumers

throughout Turkey were: Fiftea and Saka Mineral Water

of Dydo Icecek, Kinder Joy of Ferrero Turkey, Pınar

28 Pharma


Türk, Şenpiliç Gıda, Unilever Türkiye ve Himalaya İlaç

ise birer ürünüyle Türk tüketicileri tarafından ödüle

layık görüldü. Son 24 ayda pazara çıkan ürünlerin

katıldığı ve tüketicilerin ürünleri albenisi, inovatif

özelliği ve performansına göre değerlendirdiği program

kapsamında ödül alan ürünler, Türk tüketicilerinin

referansı olan ‘Yılın seçilmiş Ürünü’ (YSÜ) logosunu 1

yıl boyunca tüm reklamlarında, ürün paketlerinde ve

iletişim çalışmalarında kullanabilecek.

Açılış konuşmasını gerçekleştiren CarrefourSA

CRM ve Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı ve İcra

Kurulu Üyesi Öner Çelebi; “CarrefourSA olarak

Yılın Seçilmiş Ürünü Programı’na katılan ürünlerin

tüketicilere ulaştırılmasında bir köprü vazifesi

görerek hem sektörümüzün gelişimine katkı hem

de tüketicilerimizin bu ürünlere erişimini sağlıyoruz.

İnovasyon konusunda çalışmalara imza atarak bu

programa başvuruda bulunan markalara, yenilikçi

bakış açılarından ötürü teşekkür ediyoruz” dedi.

Türk tüketicileri hangi yenilikçi ürünleri seçti?

“Yılın Seçilmiş Ürünü” programı kapsamındaki

Tüketici İnovasyon Ödülü 2018’de Çocuk Çikolata

kategorisinde Kinder Joy, Katma Değerli Süt Ürünleri

kategorisinde Pınar Protein Yoğurt & Pınar Protein

Süt, Gıda Takviyeleri kategorisinde Brodil Herbal

Bitkisel Ekstreler İçeren Propolisli Sıvı Takviye Edici

Gıda, Cilt Sağlığı kategorisinde Bepanthol Sensiderm

Kaşıntı Giderici Krem, Maden Suyu kategorisinde Saka

Maden Suyu, İçecek kategorisinde Fiftea, İşlenmiş

Tavuk Ürünleri kategorisinde Şenpiliç Annemin Köftesi,

Diş Macunu kategorisinde Signal White Now CC,

Bebek Yağı kategorisinde Himalaya Nourishing Baby

Oil Besleyici Bebek Yağı, Türk tüketicileri tarafından

seçilerek ödüle layık görülen ürünler oldu.

Protein Milk & Pınar Protein Yoghurt of Pınar Süt, Brodil

Herbal of Montero Gıda, Bepanthol Sensiderm of Bayer

Türk, Annemin Köftesi of Şenpiliç, Signal White Now CC

of Unilever Turkey and Himalaya Nourishing Baby Oil of

Himalaya Ilaç.

Innovative consumer products launched within last 24

months can enter the program; and the consumers

evaluate the products for their “Appeal”, “Perceived

Innovation” and “Satisfaction”. Winner products can use

the Red Logo of “Yılın Seçilmiş Ürünü” for 1 year in all

their advertising, packaging and communications.

CarrefourSA CRM and Marketing VP, Mr Öner Çelebi

delivered the keynote speech in the Awards Ceremony

“CarrefourSA contributes to the development of

retailing industry as well as providing consumer access

to the awarded products by serving as a bridge between

the winners of “Yılın Seçilmiş Ürünü/Voted Product of

the Year” program and the consumers. We thank to the

participant brands for their innovative perspectives and

their contribution to innovation”

Which products were voted by Turkish Consumers?

“Yılın Seçilmiş Ürünü 2018 Consumer Innovation Award

Winners are:

Kinder Joy in Kids Confectionery category

Pınar Protein Milk & Pınar Protein Yoghurt in Value

Added Dairy Products category

Brodil Herbal Bitkisel Ekstreler İçeren Propolisli Sıvı

Takviye Edici Gıda in Food Supplements category

Bepanthol Sensiderm Kaşıntı Giderici Krem in

Dermatology category

Saka Maden Suyu in Mineral Water category

Fiftea in Beverages category

Şenpiliç Annemin Köftesi in Processed Chicken category

Signal White Now CC in Toothpaste category

Himalaya Nourishing Baby Oil in Baby Oil category

Pharma 29


30 Mart Dünya Bİpolar Günü

30 Mart Dünya Bipolar Günü, kendisinin de bipolar bozukluğu olduğu

kabul edilen ünlü ressam Vincent Van Gogh’un doğum gününde

kutlanıyor.

Uluslararası işbirliği ile Dünya Bipolar Günü’nün amacı hastalık

konusunda toplumsal duyarlılığı, bilgiyi ve eğitimi artıracak faaliyetler

aracılığı ile tüm dünyada farkındalık oluşturmak ve toplumsal

damgalamayı ortadan kaldırmaya yardımcı olmaktır.

Özlem Sarı

Prof. Dr. Timuçin Oral

Prof. Dr. Sibel Çakır

Prof. Dr. Kaan Kora

30 Pharma


Bir duygu durum bozukluğu olan

bipolar bozukluk (eski ismiyle

manik depresif hastalık) ya da iki

uçlu bozukluk; taşkınlık (mani)

ya da çökkünlük (depresyon)

dönemlerinin yaşandığı, duygusal

ve davranışsal iniş çıkışlarla giden,

ara dönemlerde hastaların olağan

iyilik hallerine döndükleri fakat

bu hastalık dönemlerinin yaşam

boyu görülebildiği bir bozukluktur.

Günümüz şartlarında bipolar bozukluk

başarılı bir şekilde tanınmakta ve

etkili biçimde tedavi edilebilmektedir.

Ancak hastalığın ilk yıllarındaki

müphem belirtiler, bozukluğun

yineleyici doğası ve değişik

zamanlarda farklı hastalık dönemleri

ile ortaya çıkması tanı koyma sürecini

zorlaştırmakta, uygun tedavinin

başlanmasını geciktirebilmektedir.

Uzun süren ağır depresyon dönemleri,

bu bozukluğu olan bireylerin %15’inin

intihar ile yaşamını kaybetmesine

neden olabilmektedir. Bu oran genel

topluma göre 30 kat yüksektir. Bu

tür zor dönemler hasta, hasta yakını

ve ruh sağlığı çalışanları arasında

sürekli bir işbirliği sayesinde

aşılabilmektedir.

Bipolar bozukluğun biyolojik kökenli

bir tıbbi sorun olduğu açıkça

bilinmesine rağmen tıptaki diğer

sağlık sorunlarından farklı olarak

hastalığa yönelik damgalama,

bu bozukluğu yaşayan kişilerin

toplumsal haklarını kullanmasını

engellemekte, yaşam alanlarını ve

sosyal çevrelerini kısıtlamaktadır.

Dahası sorunu kabullenmelerini

ve sağlık hizmetlerine, erken tanı

ve etkili tedavilere erişimlerini

geciktirmekte, bipolar bozukluğu olan

kişi ve ailelerinde tükenmişliğe neden

olmaktadır.

Bipolar bozukluğa yönelik toplumsal

tutum ve değerlendirmelerin

kültürlerarası farklılıklarına

değinmek amacı ile Asya Bipolar

Bozukluk Ağı, Uluslararası Bipolar

Vakfı ve Uluslararası Bipolar

Bozukluklar Derneği bir araya

gelerek Dünya Bipolar Günü için

çalışmaktadırlar. Bipolar bozukluğu

olan hastaların ve yakınlarının yaşam

kalitelerine olumlu katkı sağlama

ve damgalamayı engellemek bu

girişimin temel hedefidir. Dünya

Bipolar Gününün kutlanmasına

ön ayak olan Uluslararası Bipolar

Vakfının (International Bipolar

Foundation) Kurucusu ve Başkanı

Muffy Walker Dünya Bipolar Günü ile

ilgili duygularını şöyle dile getirmiştir:

“Yaşamının büyük bölümünü bipolar

bozuklukla geçiren oğlumun bir gün

hastalığı nedeniyle yargılanmayacağı,

kişilik özellikleri ve nitelikleriyle

değerlendirileceğini hayal ediyorum.

Dünya Bipolar Gününün bu hayalimin

gerçekleşmesine yardım edeceğine

inanıyorum”.

Türkiye’de Durum

Ülkemizde yaklaşık iki milyon

bipolar bozukluğu olan kişi ve bu

durumdan doğrudan ya da dolaylı

olarak etkilenen altı milyon aile

bireyi olduğu tahmin edilmektedir.

Başlıca sorunlar, pek çok bipolar

bozukluk hastasının yeterli ve düzenli

ruh sağlığı hizmeti alamaması,

ilaç tedavilerini destekleyen

psikoterapilerin kamuya bağlı sağlık

kurumlarında ve sosyal güvence

kapsamındaki hizmetlerde yok

denecek kadar az olması, özel

sağlık sigortalarının tüm psikiyatrik

tedavileri kapsam dışı bırakması,

bozukluğu yaşamış kişilerin

mesleki ve sosyal kayıplarına

yönelik rehabilitasyon hizmetlerinin

yetersizliği, hastalık sürecinin

başından itibaren hastaların hukuki

ve medeni haklarının kullanımında

ve sürece aktif katılımında zorluklar

ve toplumda eksik veya yanlış

bilgilenmeye bağlı olarak ortaya çıkan

damgalama şeklinde özetlenebilir.

Zaman zaman medyada yer alan

gerçek dışı ya da eksik adli vaka

öyküleri, intihar, uyuşturucu madde,

alkol kullanımı ve bipolar bozukluk

arasında bağlantı kurulması,

bozuklukla mücadele eden geniş

kitleyi derinden sarsmaktadır.

Medya mensuplarının mesleki etik

kuralarına uygun biçimde, dikkatle,

spekülasyondan uzak haber yapması

oldukça hayatidir.

Ülkemizde bu yıl üçüncü kez

düzenlenen Dünya Bipolar Günü

etkinlikleri ile ruh sağlığı alanında

faaliyet gösteren mesleki ve sivil

örgütler olarak ilk kez geniş bir

katılımla bir araya gelerek, bipolar

bozukluğu olan kişi ve ailelerine

destek olmak, toplumsal farkındalığı

artırmak ve damgalamanın

azaltılmasına katkıda bulunmak

istedik. Etkinliklerimiz; GSK

Türkiye’nin desteğiyle 30 Mart

Perşembe günü saat 9.30’da Taksim

Point Otel’de düzenlenen basın

sohbet toplantısı ile başladı. Basın

toplantısının ardından aynı mekânda

gerçekleşecek forum etkinliğinde ise

söz bipolar bozukluğa sahip kişiler ve

yakınlarında olacak. Geniş katılımlı

hasta, hasta yakınları ve ruh sağlığı

çalışanlarının bir arada olduğu

ve ağırlıklı olarak deneyimlerin

paylaşıldığı tartışmada en önemli

amaç, bipolar bozukluğu olanlar

için daha iyi bir yaşam. Yine bu özel

gün kapsamında ikinci organizasyon

olarak sanatçı Fatmagül Mutlu’nun

Bipolar konulu resim sergisinin

Taksim Acıbadem Hastanesi’nde

saat 13.00’teki açılışı yapılacak.

Herkese açık olan bu sergiyle birlikte

programımızda 30 ve 31 Mart’ta gün

boyu sürecek ve konuya ilgi duyan

profesyonellere yönelik sanat terapisi

ile ilgili panel ve çalıştaylar yer alıyor.

Bipolar bozuklukla ama sağlıkla

yaşamanın mümkün olduğu daha iyi

bir gelecek dileğiyle,

Ruh sağlığı alanında çalışan dernek

ve örgütler platformu adına;

•Prof. Dr. Sibel Çakır

•Türkiye Psikiyatri Derneği

•Bipolar Bozukluklar Derneği

•Bipolar Yaşam Derneği

•Lityum Derneği

•Türk Nöro-psikiyatri Derneği

•RUSİHAK (Ruh Sağlığında İnsan

Hakları Girişimi Derneği)

•Psikiyatri Hemşireleri Derneği

•Sanat Psikoterapileri Derneği

•Türk Psikologlar Derneği

Pharma 31


Drugs Turn to

Biotechnological from

Chemical

Kimyasal İlaçlar Yerini

Biyoteknolojik İlaçlara

Bırakıyor

“Biyoteknolojik İlaçlarda

Gelecek ve Türkiye” konulu

Bioexpo sempozyumu ana

sponsorlarından biri olan

CinnaGen İlaç’ın Kurucu Ortağı

ve CEO’su Ferhat Farşi, dünyada

artık biyoteknoloji devriminin

yaşandığını ve buna bağlı

olarak kimyasal ilaçlardan

biyoteknolojik ilaçlara geçiş

söz konusu olduğunu belirtti.

Yaklaşık 380 milyar dolar

global biyoteknolojik ürünler

pazarında Türkiye’nin konumu

ve potansiyeli düşünüldüğünde

ülkemizin Ar-Ge ve üretim

merkezi olması gerektiğini

söyledi.

Today, the world is going

through a biotechnology

revolution, which in return

leads to a transition to

biotechnological drugs

from chemical drugs, said

Ferhat Farşi, founding

partner and CEO of CinnaGen

Pharmaceuticals, one of the

main sponsors of Bioexpo,

with the theme “Future in

Biotechnological drugs and

Turkey.” He asserted that

Turkey should grow into a

R&D and manufacturing

hub, considering its position

and potential in the nearly

$380 billion biotechnological

products market.

Ferhat Farşi, Founding Partner and CEO

of CinnaGen Pharmaceuticals, made a

presentation on “Biotechnology in the MENA

Region” at the symposium held at the Istanbul

Lütfi Kırdar International Convention and

Exhibition Center between April 19-20, 2018,

under the auspices of the Health Institutes

of Turkey (TUSEB). During the presentation,

he talked about his experiences in the MENA

Region, case studies and the fine points

on how they have grown into the largest

biotechnological drug manufacturer of the

MENA Region.

32 Pharma


Ferhat Farşi, Founding Partner and CEO of

CinnaGen Pharmaceuticals, pointed out that

biotechnological investments would have a

positive impact on Turkey’s economic growth.

”There is a transition to biotechnological

drugs from chemical drugs. The

biotechnological drug industry is projected to

more than double in size by 2019. The world

biotechnological drug market is expected

to reach around 26 percent in 2019, up from

18 percent in 2010. According to 2017 data,

the state pays for 8,925 medicines in Turkey.

Biotechnological products made up 262 of

this figure. Three percent of biotechnological

drugs equal 19 percent of the total drug

budget,” he said.

Biotechnological Drug Manufacturing

in Turkey would Cut Import Costs

Turkey’s 2016 and 2017 biotechnology bills

were nearly $1 billion and $1.5 billion,

respectively, due to the reimbursement

system, Farşi stated. “If the trend continues,

this figure will rise to about $2-3 billion.

This is not a healthy trend. These products

have to be manufactured in Turkey. The

pharmaceutical industry, biotechnological in

particular, and defense industry, advanced

defense industry in particular, are two

essential assets for a country. Turkey

must become a player in these fields,” he

remarked.

Almost all of the biotechnological drug

sales consist of imports, Farşi said.

“Biotechnological drugs have less side

effects than those of chemical drugs.

Biotechnological drugs are particularly used

for target-oriented treatments against cancer,

central nervous system diseases, and MS.

Nevertheless, we are not going to give up

chemical drugs all of a sudden. Currently,

biotechnological drugs account for 20 percent

of all the drugs taken in the world. We project

this rate to go up to 30-40 percent in the

coming years,” he said.

Farşi mentioned their efforts to build a

manufacturing facility and R&D center in

Turkey. He commented on their preparations

to build a biotechnology hub in Turkey with

$100 million investment and heralded the

launch of the manufacturing facility by

September 2018.

Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB)

himayesinde, 19-20 Nisan 2018 tarihlerinde İstanbul

Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda

düzenlenen sempozyumda CinnaGen İlaç Kurucu

Ortağı ve CEO’su Ferhat Farşi “MENA Bölgesinde

Biyoteknoloji” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Ferhat

Farşi, sunumunda MENA Bölgesi’ndeki deneyimlerini,

örnek çalışmaları ve MENA Bölgesi’nin en büyük

biyoteknolojik ilaç üretim şirketi olma süreçleri ile ilgili

detayları katılımcılarla paylaştı.

CinnaGen İlaç Kurucu Ortağı ve CEO’su Ferhat Farşi,

bioteknolojik yatırımların, Türkiye’nin ekonomik

gelişimini olumlu yönde etkileyeceğini belirtti. Farşi,

“Kimyasal ilaçlardan biyoteknolojik ilaçlara geçiş var.

2019 yılına kadar dünya biyoteknolojik ilaç sektörünün

iki kattan fazla artması bekleniyor. Dünya’da 2010

biyoteknolojik ilaç pazarı yüzde 18 iken, 2019 yılında

ise bu oranın yüzde 26’lara ulaşması bekleniyor. 2017

verilerine göre Türkiye’de devlet tarafından ödenen

8 bin 925 ilaç var. Bunların 262’si biyoteknolojik

ürünlerden oluşuyor. Biyoteknolojik ilaçların yüzde

3’ü toplam ilaç bütçesinin yüzde 19’una eşit” diye

konuştu.

Biyoteknolojik İlaçlar Türkiye’de Üretilirse

İthalat Giderleri Düşer

Türkiye’nin biyoteknoloji ilaçlarıyla ilgili faturası, geri

ödeme sistemi olduğu için Türkiye’de 2016’da yaklaşık 1

milyar dolarken, 2017’de ise 1,5 milyar dolar olduğunu

söyleyen Farşi, sözlerine şöyle devam etti: “Bu trend

devam ederse bu rakam 2 ila 3 milyar dolara kadar

yükselecek. Bu trend, sağlıklı bir trend değil. Bu

ürünlerin mutlaka Türkiye’de üretilmesi gerekiyor.

İlaç sanayi özellikle biyoteknoloji ve savunma sanayi

özellikle ileri savunma sanayi bir ülkenin sahip olması

gereken iki alandır. Türkiye’nin mutlaka burada söz

sahibi olması gerekiyor.”

Türkiye’de biyoteknolojik ilaç satışının tamamına

yakının ithal olduğuna değinen Farşi “Biyoteknolojik

ilaçların kimyasal ilaçlara göre yan etkileri daha az.

Özellikle biyoteknolojik ilaçlar, kanser ve santral sinir

sistemi, MS gibi hastalıklarda daha hedefe yönelik

tedavi sağlıyorlar. Kimyasalları ise birden bire terk

edecek değiliz. Şu anda Dünya’da bütün kullanılan

ilaçlar içerisinde yüzde 20’lik kısmında biyoteknoloji

söz konusudur. İlerleyen yıllarda bu durum bizim

öngörümüze göre yüzde 30-40’lara yaklaşacak” dedi.

Türkiye’de üretim tesisi ve Ar-Ge merkezi kurma

çalışmalarını sürdürdüklerini dile getiren Farşi,

Türkiye’de 100 milyon dolarlık bir yatırımla biyoteknoloji

üssü kurmaya hazırlandıklarını ve üretim tesislerinin

2018 yılının Eylül ayında hayata geçireceklerini bildirdi.

Pharma 33


Santa Farma’da Fabrika

Direktörlüğü’ne Uğur

Çağlayan getirildi

Türkiye’nin en köklü ve güçlü

yerli ilaç firmaları arasında yer

alan Santa Farma, Ar-Ge ve

üretim alanındaki atılımlarını

yeni atamalarla güçlendirmeye

devam ediyor. Santa Farma’da

son olarak sektörün tecrübeli

isimlerinden Uğur Çağlayan,

Fabrika Direktörü oldu.

Uğur Çağlayan kimdir?

1996 yılında Boğaziçi Üniversitesi Kimya Mühendisliği

Bölümü’nden mezun olan Uğur Çağlayan, yüksek lisans

eğitimini Yeditepe Üniversitesi’nde tamamladı. Kariyerine

1996’da Pulver Kimya’da Süreç Mühendisi olarak başlayan

Çağlayan, 2000 yılında katıldığı Pfizer Türkiye’de sırasıyla

Üretim Müdürü, Kıdemli Üretim Müdürü ve Teknolojik

Projeler Kıdemli Müdürü olarak çalıştı. Uğur Çağlayan,

Santa Farma Fabrika Direktörü görevine atanmadan önce

Pfizer Türkiye’de Teknik Projeler Kıdemli Müdürü olarak

görev yapıyordu.

Uğur Çağlayan assigned as Santa Farma’s new Plant

Director

Santa Farma, one of the long-established and strong national

pharmaceutical firms in Turkey, goes on to leverage its R&D and

production efforts with new assignments. As a further step of these

efforts, Uğur Çağlayan, one of the experienced names in the sector, was

assigned as the Plant Director

About Uğur Çağlayan

Uğur Çağlayan graduated from Boğaziçi University Chemical Engineering department in 1996 and had his master’s

degree from Yeditepe University. Çağlayan started his career in Pulver Kimya as Process Engineer in 1996 and joined

Pfizer Turkey in 2000 where he worked as Production Manager, Senior Production Manager and Technical Projects

Senior Manager. Before being assigned as Plant Director at Santa Farma, he worked as Technical Projects Senior

Manager at Pfizer Turkey.

34 Pharma


BRUNO AILESINDEN

YUMUŞACIK BIR

YENILIK: BRUNO

BABY NAZAL

ASPIRATÖR

AN ULTRA SOFT

INNOVATION JOINS

THE BRUNO FAMILY:

BRUNO BABY NASAL

ASPIRATOR

Abdi İbrahim sağlık ürünleri

kategorisinde Bruno ailesi ile

büyümeye devam ediyor. Bruno

Baby Nazal Aspiratör, bebeklerin

hassas burnuna özel geliştirilmiş

ultra yumuşak ucuyla bebeklerin

burun tıkanıklığının giderilmesine

ve daha kaliteli bir yaşam

sürmesine yardımcı oluyor.

Abdi İbrahim continues to

expand the Bruno family of

healthcare products. Bruno

Baby Nasal Aspirator, featuring

an ultra soft tip specially

developed for the sensitive

noses of babies, helps to relieve

nasal blockage in babies and

provides better quality of life.

Ultra yumuşak olarak geliştirilen ürün, bebeklerin

burnunu tahriş etmeden tıkanıklığı hızlıca gideriyor. BPA

(Bisfenol A) içermeyen ve özel tasarlanan sünger filtreleri

ile Bruno Baby Nazal Aspiratör, yüksek aspirasyon

gücüyle anne ve babalar için kullanım kolaylığı sağlıyor.

Bebeklerde Burun Tıkanıklığı Beslenme ve Uyku

Düzenini Etkiliyor

Burun tıkanıklığı bebeklerde yetişkinlere oranla daha

sık görülmektedir. Yeni doğanlar ve bebekler içgüdüsel

olarak burundan solunum yapmaktadır. Özellikle yeni

doğan bebeklerin burunları daha düz, burun delikleri

ise daha küçüktür. Bebeklerde, yetişkinlerdeki gibi

sümkürme refleksi olmadığından burun salgılarını

dışarıya atma gibi bir yetenekleri yoktur. Burun tıkanıklığı

beslenmeyi ve uyku kalitesini de olumsuz yönde etkiler.

Bebeklerde beslenme ve uyku düzeninin olmaması

huzursuzluğa yol açar ve uykusuz geceleri de beraberinde

getirir.

Bebekler, solunum ve bağışıklık sistemleri tam

olgunlaşmadığı için, solunum yoluyla oluşabilecek

enfeksiyonlara karşı da savunmasız haldedirler. Tıkalı bir

The ultra soft product removes blockage swiftly

without irritating the baby’s nose. Featuring specially

designed sponge filters, the non-BPA (Bisphenol A)

Bruno Baby Nasal Aspirator, with high aspiration

power offers ease of use for parents.

Nasal Congestion in Babies Affects Feeding and

Sleep

Nasal congestion is seen more commonly in babies

than adults. Newborns and babies instinctively

breathe through the nose. The noses of newborn

babies in particular are usually flatter and nasal

passages smaller. Babies are unable to blow out

or sniff the nasal secretions since they have not yet

developed the reflexes to clear their own noses.

Nasal congestion may affect feeding and sleep

quality negatively. Babies, which are not well fed

and do not get proper sleep, may become restless,

causing sleepless nights for all.

Since their respiratory and immune systems have

not fully developed, babies are also more vulnerable

to infections that may develop through breathing. A

36 Pharma


urun kulak enfeksiyonları, bronşit gibi hastalıklara yol

açabilmektedir. Ayrıca burun, nefes alma fonksiyonunun

yanı sıra bebeğin burnundan vücuduna giren havayı

filtreleme, nemlendirme, ısıtma ve orta kulağın

havalandırılmasında da etkilidir. Bu sebeple bebeklerin

tıkanan burnunu düzenli ve etkili bir şekilde temizlemek

oldukça önemlidir.

Bruno Baby Nazal Aspiratör ile Huzurlu Geceler

Bruno Baby Nazal Aspiratör, burnun tıkanmasına yol

açan burun salgısının, kontrollü aspirasyon yardımı

ile temizlenmesi için geliştirildi. Ultra yumuşak ucuyla

bebeklerin burunlarının etkili ve güvenli bir şekilde

temizlenmesini sağlayan, BPA (Bisfenol A) içermeyen

Bruno Baby Nazal Aspiratör ile burun tıkanıklığı bebek

ve ebeveyn için sorun olmaktan çıkıyor, daha rahat ve

huzurlu geceleri beraberinde getiriyor.

Bebeğinizin Burun Tıkanıklığını Gidermede En Büyük

Yardımcınız; Bruno

• Burun akıntısı ve burnu tıkayan salgıların

temizlenmesini sağlar.

• Bebekler daha rahat uyur.

• Burnu açılan bebeklerin yeterli beslenmesine yardımcı

olur.

• Burun salgılarını burundan uzaklaştırarak kulak,

sinüs enfeksiyonları ya da öksürük gibi komplikasyonların

önlenmesine yardımcı olur.

• Bebeğin sağlıklı gelişimi devam eder.

Minik bebeklerinizin hassas burunlarına özel geliştirilen

yumuşacık uçlu nazal Brunobaby Nazal Aspiratör ile

minik burunlar artık tıkanmayacak.

stuffy nose can lead to ear infections and diseases

such as bronchitis. In addition to enabling breathing,

the nose is also effective in filtering, humidifying

and warming the air that enters the body through

the baby’s nose and ventilating the middle ear.

Therefore, clearing the babies’ blocked noses

regularly and effectively is very important.

Peaceful Sleep with Bruno Baby Nasal Aspirator

Bruno Baby Nasal Aspirator is developed to clear out

nasal secretions that cause nasal congestion with

the help of controlled aspiration. With the non-BPA

(Bisphenol A) Bruno Baby Nasal Aspirator, which

allows the baby’s nose to be cleaned effectively and

safely with its ultra soft tip, nasal congestions are

no longer a problem for the baby and the parent,

bringing along more comfortable and peaceful

nights.

Bruno: Best Assistant to Relieve Your Baby’s Nasal

Congestion

• Helps to clear nasal secretions that cause

congestion and blockage.

• Helps babies to sleep more comfortably.

• Babies with unblocked nasal passages feed better.

• Helps to prevent complications such as ear and

sinus infections or coughs by removing nasal

secretions from the nose.

• Healthy development of the baby continues.

With Bruno Baby Nasal Aspirator, featuring an

ultra soft tip specially developed for babies, the tiny

sensitive noses will no longer remain blocked.

Pharma 37


Novo Nordisk çalışanları, Yönetim

Kurulu’na kendi temsilcilerini seçiyor

Novo Nordisk çalışanları, önümüzdeki 4 yıl boyunca şirketin Yönetim

Kurulu’nda kendilerini temsil edecek yeni üyeleri seçti. Çalışanlar

arasında yapılan seçim sonucu, Mette Bøjer Jensen, Anne Marie

Kverneland, Thomas Rantzau ve Stig Strøbæk, Novo Nordisk Yönetim

Kurulu’na girdi

Merkezi Danimarka’da bulunan

global ilaç şirketi Novo Nordisk

Yönetim Kurulu’nda çalışanların

seçtiği üyeler de yer alıyor.

Novo Nordisk çalışanları,

önümüzdeki 4 yıl boyunca Novo

Nordisk Yönetim Kurulu’nda

kendilerini temsil edecek yeni

üyeleri seçimle belirledi. Seçim

sonucu, Novo Nordisk’in yeni

Yönetim Kurulu’na Mette Bøjer

Jensen, Anne Marie Kverneland,

Thomas Rantzau ve Stig

Strøbæk, çalışanların oylarıyla

girdi. Anders Kaae, Karina

Bonde Lenau, Jesper Thorning

and Tanja Villumsen de yedek

temsilci olarak seçildi. Novo

Nordisk bir vakıf şirketidir ve

şirket, kâr amacı gütmeyen bir

kuruluş olan, Novo Nordisk Vakfı

tarafından yönetilmektedir.

Nisan ayı itibarı ile Novo Nordisk

Yönetim Kurulu’nda yerini

alacak Mette Bøjer Jensen’in

Biyoteknoloji alanında yüksek

lisans eğitimi var, şu anda

yıkama ve sterilizasyon uzmanı

olarak çalışıyor. Laboratuvar

teknisyeni olarak eğitilen Anne

Marie Kverneland, şu an dükkân

sorumlusu olarak çalışıyor.

Thomas Rantzau süt teknisyeni

ve mühendisliği eğitimine sahip

ve çapraz-alan yeterlilik projesi

üzerinde çalışıyor. Son olarak,

elektrikçi olan Stig Strøbæk, şu

anda dükkân sorumlusu olarak

çalışıyor.

Danimarka Şirketler Yasası’na

göre, son üç yıl içinde ortalama

olarak en az 35 çalışanı olan

şirketlerde, çalışanlar, yönetim

kuruluna kendilerini temsil

etmek üzere asil ve yedek üye

seçme hakkına sahip. Çalışan

tarafından seçilen temsilciler,

yıllık genel kurul tarafından

seçilen yönetim kurulu üyelerinin

en az yarısına tekabül eden bir

sayıyı temsil ediyor. Çalışan

tarafından seçilen yönetim

kurulu üyeleri, yıllık genel kurul

tarafından seçilen yönetim kurulu

üyeleri ile aynı şartlarda hareket

ediyor, ancak dört yıllık bir süre

için görevde kalıyor.

38 Pharma


Endometriozis, kadınlarda kronik ağrı ve kısırlığın en

önemli nedenlerinden biri

Kısırlık ve kronik ağrıların %25’inden sorumlu olan endometriozis

hakkındaki farkındalığın yetersiz olması nedeniyle hastalar

ortalama yedi doktor tarafından muayene ediliyor ve kendilerine

tanı konulana kadar aradan sekiz yıl geçiyor. Zamanında, eksiksiz

ve doğru olarak uygulanan ilaç, cerrahi veya tüp bebek tedavileri ile

hastalığa çare bulmak aslında zor değil.

Hatalı tedavi ile zamansız, endikasyonsuz ve eksik cerrahinin

telafisi olmayan sonuçlara sebep olduğuna dikkat çeken Prof. Dr.

Bülent Urman, Bayer’in desteğiyle Koç Üniversitesi Hastanesi ve

VKV Amerikan Hastanesi’nde açılan Endometriozis Kliniği’nin bu

bağlamda çok önemli bir ihtiyacı karşılayacağını belirtti. Prof. Dr.

Urman, bu hastalık hakkında en güncel bilgilerin paylaşılacağı

www.endometriozisklinigi.org platformunun da müjdesini verdi.

Üreme çağındaki kadınları etkileyen

endometriozisin, rahim iç duvarı

(endometrium) dokusunun alt karın

bölgesindeki (pelvis) organlara

yerleşmesiyle oluşan kronik bir

hastalık olduğunu belirten Vehbi

Koç Vakfı Sağlık Kuruluşları

Kadın Hastalıkları ve Doğum

Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bülent

Urman, hastalık hakkında şu

bilgileri verdi: “Endometriozis

ayrıca tüplerin ve yumurtalıkların

fonksiyonunu bozarak kısırlığa

da yol açabiliyor. Endometriozis

yerleştiği organa bağlı olarak

adet ve cinsel ilişki sırasında ağrı,

bağırsak alışkanlıklarında değişme,

idrar yakınmaları yapabiliyor. Daha

nadir de olsa, başka organ ve

dokuların tutulumuna bağlı olarak

burun kanaması ve kanlı balgam

gibi belirtiler de oluşturabiliyor.

Endometriozis bir üreme çağı

hastalığı olup en sık 30-40 yaşları

arasında görülüyor. Ancak

ergenlik döneminde veya menopoz

sonrasında da görülebilirliği çok

nadir değil. Doğurganlığın yüksek

olduğu yaş dönemindeki kadınlarda

görülme oranı yaklaşık %5-10 olan

endometriozis, şiddetli adet ağrısı

olan kadınlarda yaklaşık 4-6 kat,

annesinde veya kız kardeşinde

endometriozis olan kadınlarda 6-7

kat daha fazla görülüyor.”

Yanlış, eksik veya zamansız cerrahi

girişimler faydadan çok zarar

veriyor

Endometriozisin, kadınların

azımsanamayacak bir kısmını

etkileyen kronik bir hastalık

olduğunu belirten Prof. Dr.

Bülent Urman şunları söyledi:

“Bu hastalık bazen ‘iyi huylu

kanser’ olarak da anılır. Adet

döneminde ve adet dışı ağrıya,

gebe kalamamaya, yumurtalıklarda

kist oluşumuna neden olabilir.

Daha nadir de olsa rahmi, diğer

organ ve dokuları tutabilir.

Endometriozis tüm kadınların %5

ila 10’unda görülür. Ağrı yakınması

olan kadınların %40’ında, gebe

kalamayan kadınların ise %25’inde

endometriozis vardır. Hastalar

tanı konulana kadar ortalama

yedi doktor tarafından muayene

edilir ve tanı sekiz yıla kadar

gecikebilir. Endometriozisi olan

kadınlar hastalıkları nedeniyle

yaşamları süresince çok sayıda

cerrahi girişime maruz kalırlar.

Doğru yapılmayan, zamansız ya

da eksik yapılan cerrahi girişimler

sonrasında hastalık ve hastanın

yakınmaları düzelmediği gibi

yapılacak sonraki girişimlerden

hastaların zarar görme olasılığı

çoğalır.

40 Pharma


Doğru tedavi için deneyimli ve

uzman bir ekip gerekiyor

Prof. Dr. Bülent Urman şöyle

devam etti: “Endometriozis hastayı

mutsuz eder, sosyal uyumunu

bozar. Çalışmasına konsantre

olamayan ve ağrı çeken hastalar

iş yeri veya evlerinde verimli

olamaz. Doğru zamanda, doğru

tanı ve doğru tedavi ile bu hastalar

yaşama yeniden gözlerini açarlar.

En uygun tedavi hastanın yaşı,

yakınmaları, çocuk isteyip istemediği

ve yumurtalık kapasitesine göre

şekillendirilmelidir. Bu da ancak

endometriozisli hastalara sistematik

olarak yaklaşabilecek ve tedavinin

tamamını eksiksiz ve profesyonelce

sunabilecek merkezlerde

mümkündür. Cerrahi tedavi, ilaç

tedavisi, radyolojik tedavi, diyet ve

beden-zihin uyumunu artıracak

egzersiz tedavileri deneyimli ekipler

tarafından uygulanmalıdır.”

Bu klinik endometriozis hastalarına

umut olacak

Bayer’in desteğiyle Koç Üniversitesi

Hastanesi ve VKV Amerikan

Hastanesi’nde açılan Endometriozis

Kliniği’nin teşhis ve tedavi alanında

önemli bir boşluğu dolduracağını

vurgulayan Prof. Dr. Bülent Urman

şunları söyledi: “Bayer’in desteğiyle

Koç Üniversitesi Hastanesi ve VKV

Amerikan Hastanesi tarafından

kurulan Endometriozis Kliniği

bu hastaları, en mükemmel ve

güvenli ortamlarda, hastanın

gereksinimlerini en üst düzeyde

gözeterek tedavi etmek için

kurulmuştur. Bu hastalık ilaç

tedavisi ve cerrahi müdahalenin

yanında hastalık psikolojisinin,

beslenme alışkanlıklarının ve

genel sağlığının da takibini

gerektirir. Bu nedenle doğru

bir tedavi için, disiplinler arası

bir yaklaşım gereklidir. VKV

Endometriozis Kliniği’nde, tam da

bu ihtiyaçtan hareketle, alanında

uzman kadın doğum doktorlarının

yanı sıra kolorektal cerrahi,

üroloji, radyoloji uzmanları, klinik

psikologlar, beslenme uzmanları

ve yaşam koçları işbirliği içinde

çalışarak, en gelişmiş görüntüleme

teknolojilerinin de katkısıyla en

doğru tedaviyi en kısa zamanda

sunmayı hedeflemektedir. Tıbbi

kadromuzun yıllara dayanan

deneyimi ile doğru tedaviyi arayan

hastalar için en iyisini yapmak

amacıyla sürekli kendimizi

geliştirerek çaba gösteriyoruz.

VKV Amerikan Hastanesi ve Koç

Üniversitesi Hastanesi’nde geçmiş

10 yıl içinde yüzlerce hastaya

cerrahi tedavi yapılırken 1000

den fazla hastaya tıbbi tedavi ve

tüp bebek tedavisi uygulanmıştır.

Ekibimiz ulusal ve uluslararası

yayınlanmış çalışmalar, konu

hakkındaki kongre ve toplantılarda

yaptıkları sunumlar ve verdikleri

derslerle bu alanda her zaman

öncülük etmeyi hedefleyen

uzmanlardan oluşuyor. Bu sayede

zorlu endometriozis olgularında

disiplinler arası yaklaşımla son

Prof. Dr. Bülent Urman

derece kompleks cerrahi işlemleri

başarıyla yapabiliyoruz. Böylece

yaşamı ıstırap içinde geçmiş ve

hayata küsmüş endometriozis

hastaları, yaşama yeniden merhaba

demenin mutluluğunu yaşarken

bize de bu mutluluğa vesile olmanın

sevincini yaşatıyor.”

Normal sanılan şiddetli adet

sancılarının sebebi endometriozis

olabilir

Ülkemizdeki birçok kadının

endometriozisi için doğru bir

tanı alana kadar, yıpratıcı ve

üzücü tecrübeler yaşayabildiğini

belirten Prof. Dr. Bülent Urman

şunları söyledi: “Toplumda yaygın

olan kanı adet dönemlerinde

kadınların ağrı yakınmasının

normal olduğudur. Bu da kadının

ağrısını ötelemesine ve kendini

bu durumun normal olduğuna

inandırmasına ve dolayısıyla doktora

geç başvurmasına neden olur.

Endometriozis hastalarında ağrı

şikâyetinin çevredekiler tarafından

Pharma 41


Endometriozis ağrılarını hafifletmek

için yoga ve farkındalwık egzersizleri

Pelin Icil

ciddiye alınmaması ayrıca bir stres

oluşturmaktadır. Buradaki sorun

hastalığın görünmez olmasıdır.

Adet ağrısı (dismenore), ilişki

sırasında ağrı (disparoni) ve

kısırlık (infertilite) şikâyeti olan

kadınlarda endometriozis ihtimali

düşünülmelidir. Birçok defa

doktor muayenesine başvurmuş ve

tedaviyle sonuç alamamış kronik

alt karın ağrısı olan kadınların da,

endometriozis olup olmadığının

araştırılması gerekir.”

Bayer Kadın Sağlığı ve Erkek Sağlığı

Pazarlama Müdürü Pelin İçil ise,

konu ile ilgili şunları söyledi: Bayer,

daha iyi bir yaşam için çalışmalarını

artırarak devam ettirmektedir ve bu

amaçla 2017 yılında dünya çapında

4,5 milyar dolarlık araştırma ve

geliştirme yatırımı yapmıştır.

Bayer Kadın Sağlığı Bölümü olarak

da son yıllarda aile planlaması

çözümlerimizin yanında, kronik ve

tedavisi zor hastalıklara yönelik

araştırmalara da odaklanıyoruz.

Endometriozis alanında firmamız,

uzun yıllardır yeni tedavilerin

gelişimine öncülük etmektedir

ve bu alanda yürütmüş olduğu

klinik araştırma sayısıyla da lider

konumdadır.”

“Âdetim sancılı geçiyor” deyip

geçilmemeli

Endometriozis, tüm dünyada 200

milyon kadını etkiliyor, ancak

Türkiye’de bu konudaki farkındalığın

halen yeterince yüksek olmaması

ve semptomların adet sancısı ile

karıştırılması nedeniyle, ne yazık ki

tanı oranı da çok düşük seviyelerde

kalıyor. Kadınlar için toplum tarafından

bazen normal kabul edilen adet

sancısı ve ağrılı ilişki gibi belirtiler,

hastalığın ilk habercisi olabileceği için

bu konularda dikkatli olmak ve sorun

yaşandığında ertelemeden konunun

uzmanı bir hekime muayene olmak

son derece önemli. Dünya genelinde

bu alandaki güncel yaklaşımın,

“hastalığı değil hastayı tedavi etmek,

kişiye özel yaklaşım geliştirmek”

yönünde değiştiğini belirten Pelin İçil,

şöyle devam etti: “Farklı disiplinlerden

gelen, endometriozis tanısı ve tedavisi

konusunda uzmanlaşmış bir ekibi bir

araya getirecek olan Endometriozis

Kliniği’ni ve bu hastalık hakkında en

güncel bilgilerin toplumla paylaşılacağı

www.endometriozisklinigi.

org platformunu Bayer olarak

desteklemekten ve toplum sağlığına

katkıda bulunmaktan dolayı son

derece mutluyuz.”

Koç Üniversitesi Hastanesi ve VKV

Amerikan Hastanesi Endometriozis

Kliniği’nin açılışında, ağrı yönetimi

ve beden bilinci üzerindeki olumlu

etkileri bilinen yoga ve farkındalık

egzersizlerinin anlatıldığı ve

katılımcılarla ufak bir uygulamanın

yapıldığı bir bölüm de yer aldı.

Endometriozisin ağrı mekanizması

nedeniyle, merkezi sinir sisteminde

ağrının işlendiği bölgeler olumsuz

etkileniyor ve beden ile zihnin ilişkisi

bozuluyor. Hasta giderek ağrıya daha

hassas hale gelmeye başlıyor. Bu da

kişide panik, otokontrol kaybı hissi

ve depresyon ile bir tükenmişlik hali

ortaya çıkarıyor ve bu bir kısır döngü

haline geliyor. Bilimsel araştırmaların

farkındalık konusunda günümüzde

geldiği nokta bu egzersizlerin, beyni

yeniden yapılandırarak dikkati,

empatiyi, problem çözme becerilerini

güçlendirdiğini, mutluluk seviyesinde

artış sağladığını gösteriyor. Ayrıca

benzer bir süreçte olan diğer kadınlarla

beraber olmak ve deneyimlerini

paylaşmanın da etkisi büyük

oluyor. VKV Amerikan Hastanesi,

endometriozis hastalarının yoga ve

farkındalık egzersizlerinin bu olumlu

etkilerinden faydalanmalarını sağlamak

için hastane bünyesindeki Code

Lotus Merkezi’nde, endometriozis

tedavisinin bir parçası olarak özel yoga

ve farkındalık seansları düzenliyor

ve böylece medikal, fiziksel ve

zihinsel açıdan bütünsel ve disiplinler

arası bir tedavi sunuyor. “İyileştir

Kendini” mottosuyla hizmet veren

Code Lotus’ta nefes ve duyular

üzerinde yapılan çalışmalar sayesinde

endometriozis hastalarının hedeflenen

şifalanma süreçlerini hayatlarının

içine taşımalarına yardımcı olmaya

çalışılıyor. Böylece endometriozis

hastalarının sinir sistemlerinin

esnekliği ve dayanıklılığı artıyor ve ağrılı

zamanlarla baş etmeleri kolaylaşıyor.

Hastaların sadece tıbbi destekle değil,

bütünleyici tıpla içsel bütünlüklerini

sağlamaları hayat kalitelerini artırıyor.

42 Pharma


Makyaj temizleme

mendillerinin yeni

gözdesi

The popular new

makeup removal

wipes

Yumuşak dokusu ile gönülleri

fethetmeye hazırlanan

Türkiye’nin en samimi ve

yenilikçi markası Maylo,

kadınların hassas ciltlerine

zarar vermeden makyajlarını

temizleyebilmesi için temizlik

kâğıtları sektörünün en yeni

ürününü piyasaya sundu.

Turkey’s most sincere and

innovative brand

Maylo prepares

to refresh with its

soft touch with the

newest product on

the market in the

make-up removal

wipes sector.

Türkiye’de İlk olan Puf Mendil, yumuşak

dokusu ile makyaj temizlerken

kullanıcılarının hassas ciltlerinin

korunmasına yardımcı olurken, 3 katlı

yapısı, yüzde 100 saf selüloz dokusu ve

herhangi bir kimyasal barındırmayan

yapısıyla güvenli kullanım sunuyor.

Yumuşacık paketleri sayesinde her

yere kolaylıkla sığan Maylo Puf Mendil,

tozları geçirmeyen paketiyle hijyenik

kullanım sağlıyor.

Puf Mendil, the first of its kind

in Turkey, removes make-up

with a soft touch and protects

skin while the 3 layer structure

and 100 percent pure cellulose

texture provides safe use without

chemicals.

Maylo Puf Mendil, with the

soft easy-to-carry convenient

packaging, provides fully hygienic

use with a dust resistant package.

Pharma 43


Wee Baby’de her şey anneler için

Yenilenen ürünleri ve portföyüne eklediği ürünlerle

anneler ve bebeklerinin yanında olmaya devam eden Wee Baby, “Annelere

Özel” kategorisine eklediği yeni ürünüyle anneler gününü kutluyor.

Anneler ve bebeklerinin her türlü ihtiyacını düşünerek, onların her zaman yanında olan Wee Baby, “Annelere Özel” ürün

kategorisiyle onlara kolaylık sağlıyor. Avrupa kalite standartlarındaki ürünleriyle güven veren Wee Baby, elektronik

kategorisini gelişen trendlerle birlikte yenilemeye devam ediyor. Portföyüne eklediği ürünlerle de annelerin bebekleriyle

olan hayatlarını kolaylaştırıp anne ve bebeklerin mutlu olmalarına katkıda bulunuyor.

Çalışan annelere kolaylık

Wee Baby, “Annelere Özel” kategorisine eklediği yeni ürünü Ultra Portatif Şarjlı

Göğüs Pompasıyla annelerin sütlerini kısa sürede, onları yormadan sağmalarını

sağlıyor. Wee Baby, şarj edilebilir, mini tasarımlı ve ultra hafif özellikleriyle

rahatlıkla elde tutulabilen veya boyuna asılabilen yeni ürünüyle annelere kolaylık

sağlarken bebeklerin uzun süre anne sütü ile beslenmelerine destek oluyor.

Tavsiye edilen perakende satış fiyatı; 230 TL

Göğüs pedi cildin kuru kalmasını sağlıyor

Emzirmeye başlayan annelerin en fazla ihtiyaç duyduğu ürünlerden biri

kuşkusuz göğüs pedi. Her göğse uygun anatomik yapısıyla rahatlıkla

kullanılabilen Wee Baby göğüs pedleri, emzirme sonrasında göğüs uçlarında

kalan fazla sütü emerek cildin kuru kalmasını sağlıyor. İpeksi yumuşaklığı,

hava geçiren yapısı ve saf selülozdan oluşan emici dokusu sayesinde cildin

tahriş olmasını önlüyor.

Jel emici tabakalı göğüs pedi

Emziren annelerin yardımına koşan diğer bir ürün ise, kavramalı göğüs pedi.

Jelli emici tabakası fazla sütü hızla emerek, taşmayı ve giysilerdeki lekelenmeyi

önlüyor. Estetik tasarımıyla göğsü daha iyi kavrayan ped, yapışkan bantları

sayesinde de giysilere daha sıkı sabitleniyor ve elbise altından görünmüyor.

Silikon göğüs koruyucu emzirmede kalkan görevi görüyor

Emzirme esnasında çatlamış olan göğüsleri korumak için kullanılan Wee

Baby silikon göğüs koruyucu, göğüs ucunda kalkan görevi görüyor. Kokusuz

ve tatsız silikondan üretildiği için bebeğin rahatlıkla uyum sağlamasına

ve anne göğsünden beslenme hissi vererek konforlu beslenme sağlıyor.

Hassas ve çatlamış göğüs uçlarını koruyarak bebeğin anne cildine temas

etmeden rahat emmesini sağlıyor.

44 Pharma


ISTUSAD, İstanbul Cerrahİ Hastanesİ’nde

Toplandı

İstanbul Uluslararası Sağlık Turizm Derneği (ISTUSAD),

5. olağan toplantısını İstanbul Cerrahi Hastanesi ev sahipliğinde

gerçekleştirdi.

Ulusal ve uluslararası arenada ülkemizdeki sağlık ve sağlık turizmi altyapısını en etkin ve ekonomik şekilde tanıtımını

sağlamak amacıyla çalışan ISTUSAD’ın toplantısı, Dernek Başkanı Sn. Ali Kodan ve İstanbul Cerrahi Hastanesi Genel

Müdür Yardımcısı Sn. Banu Başaran’ın açılış konuşmasıyla başladı.

Toplantı akış içeriğinde, dernek üyelerine yönetim kurulu takdimi ve alt çalışma gruplarının işleyiş bilgilendirmesi,

İstanbul üyelerine özel hazırlanan web portalın sunumu, portalın uluslararası önemi ve alt çalışma gruplarının

sorumluluklarının belirlenmesine yer verildi.

Sağlık turizmi konusunda Türkiye’yi cazibe merkezi haline getirecek her türlü fuar, kongre, çalıştay, sempozyum gibi

organizasyonları yapmak, ülkemize sağlık turizmi konusunda uluslararası arenada en iyi şekilde tanıtımını sağlamak,

ilgili denetimleri tamamlamak ve operasyonel olarak görev almak adına kurulan ISTUSAD gerçekleştirilen toplantı ile

çalışmalarına hız kazandırdı.

46 Pharma


ISTUSAD, Meetİng in Istanbul Cerrahİ

Hospİtal

Istanbul International Health Tourism Association (ISTUSAD), the 5th

ordinary meeting and the first meeting of the Board of Directors were

held in Istanbul Cerrahi Hospital hosted.

Ulusal ve uluslararası arenada ülkemizdeki sağlık ve sağlık turizmi altyapısını en etkin ve ekonomik şekilde tanıtımını

sağlamak amacıyla çalışan ISTUSAD’ın toplantısı, Dernek Başkanı Sn. Ali Kodan ve İstanbul Cerrahi Hastanesi Genel

Müdür Yardımcısı Sn. Banu Başaran’ın açılış konuşmasıyla başladı.

Toplantı akış içeriğinde, dernek üyelerine yönetim kurulu takdimi ve alt çalışma gruplarının işleyiş bilgilendirmesi,

İstanbul üyelerine özel hazırlanan web portalın sunumu, portalın uluslararası önemi ve alt çalışma gruplarının

sorumluluklarının belirlenmesine yer verildi.

Sağlık turizmi konusunda Türkiye’yi cazibe merkezi haline getirecek her türlü fuar, kongre, çalıştay, sempozyum gibi

organizasyonları yapmak, ülkemize sağlık turizmi konusunda uluslararası arenada en iyi şekilde tanıtımını sağlamak,

ilgili denetimleri tamamlamak ve operasyonel olarak görev almak adına kurulan ISTUSAD gerçekleştirilen toplantı ile

çalışmalarına hız kazandırdı.

Pharma 47


Güneşsiz bronzlaşmanın sağlıklı yolu:

‘’Eau Thermale Avène Autobronzant Hydratant’’

Avène Autobronzant Hydratant; içeriğindeki zengin

bronzlaştırıcı özellik ile güneşe ya da solaryuma gerek

kalmadan ciltte eşit ve doğal görünümlü, lekesiz bir

bronzluk sağlar. Yumuşatıcı ve yatıştırıcı Avène Termal

Su bakımından zengin olduğundan çok hassas ciltler

de kullanabilir. Hafif, nazik yapısı sayesinde cildi

nemlendirme özelliği olan Avène Autobronzant Hydratant

altınsı bir dokuya sahiptir ve ciltte bir koku bırakır. Renk

düzensizliği oluşturmadan tüm yüz ve vücutta kolay ve

hızlıca uygulanır, iz bırakmaz.

Solaryum ya da güneşlenmek zararlı diye bronzluktan

vazgeçmeyin

Güneşle cildiniz hiç temas etmeden de o çok sevdiğiniz

çikolata rengine ulaşabilirsiniz. Avène Güneşsiz

Bronzlaştırıcı, beyaz bacaklarla şort veya etek giymek

istemeyenlere adeta bir kurtarıcı gibi. Rahat kullanımı

ile, solaryuma gitmeye gerek kalmadan, teninize hoş bir

görüntü ve lekesiz bronzluk kazandırır.

Tüm cilt tipleri arasında en korumasız olan hassas

ciltlere uygun güneşsiz bronzlaştırıcı Avène Autobronzant

Hydratant, güneş altında kalmadan kısa sürede doğal ve

çekici bir cilt rengine ulaşılmasını sağlar.

Avène Güneşsiz Bronzlaşma ile yıl boyunca bronz bir

tene sahip olun:

Avène Autobronzant

Hydratant; içeriğindeki

yumuşatıcı ve yatıştırıcı

Avène Termal Su ile

çok hassas ciltler

için uygundur.

Güneşlenmeden ciltte

eşit ve doğal görünümlü,

lekesiz bir bronzluk ve

yanık bir ten sağlar.

Tüm cilt tiplerinde yüz

ve vücutta kullanılabilen

ve güneşten korunma

filtresi içermeyen Avène

Autobronzant Hydratant,

paraben içermez. Hafif

yağlı olmayan bir yapıya

sahip olup hoş bir

parfümü vardır.

The healthy way to self tanning:

‘’Eau Thermale Avène Autobronzant

Hydratant’’

Avène Autobronzant Hydratant provides an equal and natural

appearing tan without the need for a tanning spa or sunscreen

with the rich tanning feature in its ingredients. Rich with

softening and soothing Avène Thermal Water, this ingredient can

be used on the most sensitive skin. Able to moisturize skin with

a light, delicate structure Avène Autobronzant Hydratant has a

golden texture and adds scent to skin. The product is easily and

quickly applied on the face and body without traces and no color

irregularities.

Don’t give up tanning because tanning beds are harmful

You can achieve that chocolaty tan you love without ever coming

into contact with the sun. The Avène Self Tanning Lotion is a live

saver for those of you who want to wear shorts or skirts but have

white legs. Easy to use without the need to go to a tanning spa,

this product will give your skin an attractive look without any

marks.

The Avène Autobronzant Hydratant self tanning lotion, which is

suitable for even the most sensitive skin that is vulnerable among

all the other types of skin, enables you to achieve a natural and

attractive skin color in a short time without having to stay under

the sun.

Achieve tanned skin throughout the year with Avène Self

Tanning Lotion:

Avène Autobronzant Hydratant is suitable for very sensitive skin

with the softening and soothing Avène Thermal Water in its

ingredients. This lotion provides a naturally tanned look without

having to lay out under the sun.

Available to use on all types of skin on the face and body, Avène

Autobronzant Hydratant, contains no sunscreen or paraben. With

a light nongreasy structure the lotion also has a pleasant scent.

48 Pharma


Kronik hastaların yaklaşık yüzde 30’u ilaçlarını

almayı unutuyor

İlaç Bilincini Geliştirme ve Akılcı İlaç Derneği tarafından, AbbVie’nin

koşulsuz katkılarıyla yapılan “Türkiye’de Kronik Hastalıklarda Tedavi

Uyumu” araştırmasına göre hastaların yüzde 30’u unuttukları için, yüzde

5’i de bilinçli olarak ilaçlarını düzenli olarak almıyor.

Kişinin bir sağlık uzmanı

tarafından onaylanmış önerileri

doğrultusunda ilaç kullanımı,

beslenmesi ve gerçekleştirdiği

hayat tarzındaki değişiklikleri

kapsayan davranışlarının tümüne

tedavi uyumu denilmektedir.1-2

Dünya genelinde tedavi sürecinde

yaşanan problemlerin başında ise

kronik hastalardaki düşük tedavi

uyumu gelmektedir.3 Düşük tedavi

uyumunun etkisi, w hastalıkların

yükü ile daha da artmaktadır.3

Uzun dönem tedavilerde yaşanan

düşük tedavi uyumu, kötü

sağlık sonuçları ve daha yüksek

sağlık hizmetleri maliyeti ile

sonuçlanmaktadır. 3

İlaç Bilincini Geliştirme ve Akılcı

İlaç Derneği önderliğinde IPSOS

Healthcare araştırma şirketi

tarafından global biyofarma şirketi

AbbVie’nin koşulsuz katkıları ile

14 ilde*, 14 farklı kronik hastalık

çerçevesinde** toplam 540 hasta

ve 350 doktorla gerçekleştirilen

“Türkiye’de Kronik Hastalıklarda

Tedavi Uyumu” araştırmasının

sonuçları Antalya’da gerçekleşen

“Kronik Hastalarda Tedaviye Uyum

Sorunları ve Çözüm Önerileri”

konulu toplantıda açıklandı.

Araştırma kapsamında en az 6

aydır ilaç tedavisi alan 540 hasta

ve 9 farklı uzmanlıktan*** 350

doktor ile yüz yüze görüşmeler

yapıldı. Üniversite hastanesi,

eğitim ve araştırma hastanesi,

50 Pharma


devlet hastanesi ve özel

hastanelerde görevli doktorlarla

yapılan araştırmadan dikkat çekici

sonuçlar çıktı.

Araştırmaya göre, hastaların

yüzde 30’a yakını ilaçlarını

almayı unutuyor. Hastaların

yüzde 5’i ilaçlarını bilinçli olarak

almadığını söylerken; bunu daha

çok kendilerini iyi hissettikleri

zamanlarda yaptıklarını ifade

ediyor. 10 hastadan 4’ü ilaçlarını

reçetelenen dozda ve sıklıkta

almakta zorlanıyor.

İlaç Bilincini Geliştirme ve Akılcı

İlaç Derneği Başkanı Prof.

Dr. İsmail Balık 540 hasta ile

yapılan araştırmaya hastalık

bazında bakıldığında; Parkinson

hastalarının yüzde 47’sinin,

ülseratif kolit hastalarının yüzde

43’ünün, astım/KOAH ve Crohn

hastalarının yüzde 37’sinin,

yüksek tansiyon hastalarının

yüzde 36’sının, yüksek kolesterol

hastalarının yüzde 33’ünün,

diyabet hastalarının yüzde

28’inin, kanser hastalarının yüzde

23’ünün, ankilozan spondilit ve

sedef hastalarının yüzde 21’inin,

romatoid artrit hastalarının yüzde

20’sinin, HIV pozitif bireylerin

yüzde 13’ünün, hepatit B ve

tüberküloz hastalarının yüzde

7’sinin ilaçlarını almayı unuttuğunu

belirtti.

Araştırmaya göre hastaların

ilaçlarını reçete edildiği gibi almak

için çeşitli yöntemler geliştirdiğini

belirten Prof. Dr. İsmail Balık,

en çok kullanılan yöntemlerin

başında tüm ilaçların aynı zamana

planlanması ve ilaç kutusu

kullanılmasının geldiğini dile

getirdi.

10 hastadan 1’i tedavi

uyumsuzluğu nedeniyle

yeniden hastaneye yatıyor

Araştırmaya katılan doktorların

verdiği cevaplar da çok dikkat

çekici. Doktorlar 10 kronik

hastadan 9’unun ilaçlarını reçete

edilen dozda, sıklıkta ve zamanda

kullandığı yanıtını veriyor.

Ayrıca doktorlar hastalarının

yüzde 15’inin tedaviye uyum

göstermediği için daha kötü klinik

sonuçlarla karşılaştığına dikkat

çekiyor. 5 kronik hastadan 1’i

tedavi uyumsuzluğu nedeniyle

yeniden hastaneye başvururken;

son bir yılda bu hastaların

ortalama 4 defa yeniden doktora

gittiğinin de altı çiziliyor. 10

hastadan 1’i tedavi uyumsuzluğu

nedeniyle yeniden hastaneye

yatıyor ve ortalama 6 gün

hastanede kalıyor.

Bunun yanı sıra doktorların yüzde

83’ü tedaviye uyumun, medikal

maliyetlerin düşürülmesinde de

etkili olduğunu düşünüyor.

Araştırmaya katılan doktorlar

hastalarına ilaçlarını nasıl

kullanmaları gerektiğini anlatmak

için ortalama 3-4 dakika zaman

ayırdığını ifade ediyor ve yüzde

60’ı bu zamanın yeterli olduğunu

düşünüyor.

Araştırmaya katılan hastaların

yüzde 98’i doktorlarıyla olan

iletişimlerinin ilaçlarını önerilen

şekilde kullanmalarında

etkili olduğunu ifade ederken,

doktorların yüzde 77’si doktor

ve hasta arasındaki iletişimin

hastanın tedaviye uyumunu

artırmada çok etkili olduğunu

söylüyor. Araştırmaya katılan

hastaların ve doktorların yüzde

99’u tedaviye uyumun hastanın

psikolojik durumu üzerinde çok

etkili veya etkili olduğunu ifade

ediyor.

Araştırma hakkında değerlendirme

yapan Prof. Dr. İsmail Balık

sonuçlar hakkında şunları

söyledi. “ Çok önemli bilgiler

ortaya çıkaran bu araştırmanın

sonuçlarının kamuoyu, sağlık

otoritesi, ilaç sanayi, eczacılar,

hekimler ve hastalar gibi tüm

paydaşlarla paylaşılıp, her

paydaşın bu konuda üzerine düşeni

yapmasını umuyor ve bunun hasta

sağlığı ve ülke sağlık ekonomisi

açısından çok önemli olduğunu

düşünüyoruz.”

Pharma 51


Blendax Yasemin Özlü şampuan’ın

yeni kampanyasında,

Hande Doğandemir saçlarıyla baş

döndürüyor

Marka elçisi olduğu Blendax için kamera karşısına

geçen başarılı oyuncu Hande Doğandemir, markanın

yeni reklam filminde de rol alıyor. Baş döndüren

dolgun saçları sayesinde marka ile özdeşleşmeyi

başaran oyuncu, yeni reklam filminde de izleyenleri

hayran bırakıyor.

Hande Doğandemir, Blendax’ın yasemin özlü

şampuanının son reklam filmiyle bir kez daha

ekranlara konuk olurken, baş döndüren dolgun

saçlarıyla da dikkat çekiyor. Markanın yeni reklam

filmi ise ilginç senaryosu ile yine izleyenleri şaşırtmayı

başarıyor. Markanın yüzü Hande Doğandemir,

“Çocukluğuma dair ilk anılarda bile yer alan; yıllardır

kullandığım, şampuan denildiğinde aklıma gelen ilk

marka olan Blendax’ın 2. yıl kampanyasında da yer

almak benim için çok anlamlı. Tüm bunların yanında

beni daha da mutlu eden şey, bana gün boyu enerji

veren saçlarımın sırrını, Blendax’ı tüm Türk kadınları

ile paylaşma fırsatı bulmak. Onların da saçlarına ne

kadar önem verdiklerini; dolgun canlı ve güçlü saçların

onları ne kadar mutlu ettiğini biliyorum. Bu sebeple

onlara ihtiyaçları olan çözümü sunan bir elçi olmak çok

heyecan verici. Saçlarının güzelliği her kadın için çok

önemli… Öyle ki saçlarınızdaki ufacık bir değişiklik bile

o gün hayata bakışınızı değiştirebilir. Blendax işte böyle

bir fark oluşturuyor” şeklinde konuştu.

Blendax’ın Hande Doğandemir ile baş döndüren

dolgun saçlar kampanya reklam filmi, çok yakında TV

ekranları ve dijital platformlar üzerinden izleyicisi ile

buluşacak.

Jasmine Essence Blendax’s new

campaign,

Hande Doğandemir dazzles with

her hair

Successful actress Hande Doğandemir, who went in front

of cameras for Blendax as the ambassador of the brand,

has a role in the brand’s new advertisement. Succeeding

in being identified with the brand thanks to her dazzling

hair, the actress also leaves everyone in awe in this new

advertisement.

Hande Doğandemir was on the screen once again in the

latest Blendax advertisement for Jasmine essence shampoo

and attracted attention with her dazzlingly full hair. The

new advertisement succeeds in surprising viewers with an

interesting scenario. Hande Doğandemir, the face of the brand

said “It is very meaningful for me to be involved for the second

year in the campaign of Blendax, a product that has been in

my first childhood memories, that I have used for years and is

the first brand that comes to my mind when you say shampoo.

Another element that pleases me in addition to all these is

to have the opportunity to share Blendax, the secret to my

energy boosting hair throughout the day, with all the women

of Turkey. I know how important their hair is to them and how

happy full, lively and strong hair makes them. This is why it is

very exciting to be an ambassador providing a solution to their

needs. Beautiful hair is important to all women… In fact any

little change in your hair can affect the way you approach a

day. Blendax makes this kind of difference”.

Blendax’s special advertisement film for dazzling hair with

Hande Doğandemir will soon be presented to viewers on TV

screens and on digital platforms.

52 Pharma


SİSTEM 9

DİJİTAL YAYIN VE BİLGİLENDİRME EKRANLARI İLE

KURUMUNUZU GELECEĞE TAŞIYIN!

Sistem 9’un profosyonel ekran çözümleriyle

kurumunuza özel tv kanalına sahip olun, satışlarınızı artırın,

kurumsal iletişiminizi güçlendirin.

40.000+ ekran yönetimi

18 ülkede hizmet

PERAKENDE MAĞAZACILIK SEKTÖRÜNE ÖZEL ÇÖZÜMLERİMİZ

KURUMSAL TV

VIDEO WALL

İNTERAKTİF UYGULAMALAR

VİTRİN ÖNÜ DİJİTAL POSTER

LED EKRAN

Dijital Yayın ve Bilgilendirme Ekranları ile görsellerinizi tek merkezden güncelleyebilir,

afiş veya postere dayalı matbaa ile operasyonel maliyetlerinizi ortadan kaldırabilir, satışlarınızı artırabilir

ve kurumsal iletişiminizi en üst düzeye taşıyabilirsiniz.

Sistem 9; donanım, yazılım, sistem kurulumu, içerik üretim ve yönetimi, satış sonrası

7/24 teknik servis desteği ile anahtar teslim çözümlerinin arkasında, müşterilerinin yanında.

info@sistem9.com www.sistem9.com 0212 691 64 00


Diadermine

bildiğiniz

nemlendiricileri

unutturuyor

Diadermine HydraList cilt bakım serisi ile cilt bakım ürünlerine yeni bir soluk

getirdi.

Şehir yaşamı birçok keyifli nokta ve çeşitlilik sunarken cildiniz için aynı

şeyleri söylemek pek mümkün olmuyor. Çünkü şehir yaşamında cildiniz,

hava kirliliği, egzoz gazları, kir, toz ve sıcaklık değişimi gibi birçok çevresel

etkiye maruz kaldığından nemini kaybederek yapısı bozuluyor. 110 yılı aşkın

dermatoloji uzmanlığına sahip, güvenilir cilt bakım markası Diadermine’de

şimdi yeni serisi Hydralist ile bu durumu değiştiriyor. Yeni Hydralist Serisi,

cildinize gün boyu ihtiyacı olan nemi sağlayarak, cildinizi şehrin yıpratıcı

etkilerine ve nem kaybına karşı etkili bir şekilde koruyor.

Diadermine HydraList brings a new breath

to skin care products with its new skin

care series

While city life offers many delightful spots and diversity, it is the exact opposite for your

skin. City life causes your skin deteriorating by losing its moisture due to its exposure

to many negative environmental influences such as air pollution, exhaust gases, dirt,

dust, and temperature change. Diadermine, a reliable skin care brand with more than

110 years of dermatology expertise, now changes this with the new Hydralist Series.

The new Hydralist Seriesprotect your skin effectively against the destructive effects of

the city and moisture loss by providing the skin with the day-to-day need for your skin.

Strong moisture effect with acid and desert moss ...

54 Pharma


Asit ve çöl yosunu ile güçlü nem etkisi…

Diadermine tarafından geliştirilen Hydralist Serisi,

bir nem harikası… Bu nem harikasının temelinde,

derinlemesine nemlendirme sağlayan içeriklerin

güçlü birleşimi yatıyor. Ağırlığının 1.000 katı kadar

suyu hapseden nem mıknatısı hyaluronik asit, cilt

yüzeyine uygulandığında yoğun nemlendirme sağlıyor

ve cildin nemini gün boyu koruyor. Kökeni okyanus

olan ve sular çekildikten sonra metabolizmasını

adapte ederek Sahel Çölü’nün zorlu koşullarında bile

hayatta kalmayı başaran çöl yosunundan elde edilen

özler ise ağırlığının 30.000 katı kadar suyu hapsederek

cilde yoğun nem sağlıyor.

Güçlü seri, 4 inovatif ürün…

Hydralist Serisi, şehrin yıpratıcı etkilerine karşı

ciltlerini korumak isteyenlere, yoğun nemlendirici

etki ile birlikte farklı cilt tiplerinin ihtiyaçlarına göre

geliştirilmiş özel dokuya sahip ürünler sunuyor.

Serinin; Jel Dokuya Sahip Günlük Bakım Kremi,

İpeksi Dokuya Sahip Günlük Bakım Kremi, Gece

Boyu Nem Bakımı ve Etkileyici Nemlendirici Sprey

olmak üzere 4 ana ürünü bulunuyor. Günlük bakım

kremleri, seslendikleri cilt tipine ve dokularına

göre birbirinden ayrışıyor; Jel Dokuya Sahip Günlük

Bakım Kremi, normal ve karma cilt tipleri için özel

olarak geliştirilmiş bulunuyor. Nemlendirirken aynı

zamanda su kadar ferah özel jel dokusu sayesinde

cildi ferahlatıyor, cildin daha canlı ve ışıl ışıl bir

görünüme kavuşmasını sağlıyor. İpeksi Dokuya

Sahip Günlük Bakım Kremi, normal ve kuru cilt

tipleri için… Nemlendirirken yağlı his bırakmayan

özel ipeksi dokusu sayesinde

cilde bakım yapıyor, daha

yumuşak bir cilt ve daha canlı bir

görünüm oluşturuyor. İstenilen

ışıltılı, aydınlık ve yumuşak cilde

kavuşmak için bakım yapan özel

bir yapıya sahip olan Gece Boyu

Nem Bakımı da içeriğindeki

badem yağı ile cildi derinlemesine

nemlendiriyor ve besliyor. Harika

Nemlendirici Sprey ise ultra hafif,

yapışkan olmayan yapısı sayesinde

makyajınıza zarar vermeden

ve yağlı bir his bırakmadan cilt

tarafından kolayca emiliyor.

Ofiste, şehirde, her an rahatlıkla

kullanılabiliyor. Cildi anında

rahatlatıyor, nemlendiriyor ve ona

ışıltısını geri kazandırıyor.

Strong moisture effect with acid and desert moss ...

The Hydralist Series, developed by Diadermine, is a moisture

wonder ... At the base of this moisture wonder lies a strong

combination of deep moisturizing ingredients. The moisture

magnet hyaluronic acid, having the capacity of capturing water

1,000 times its weight, provides intense moisturization when

applied to the skin surface and keeps the skin moist throughout

the day. Extracted from the desert and succeeded in surviving

even in the harsh conditions of the Sahel Desert, by adapting

its metabolism after the water is drawn, — the desert moss

extracts accumulate water up to 30,000 times its weight and

provide intense moisture to the skin.

Powerful series, 4 innovative products ...

The Hydralist Series offer products with special textures that

are developed to meet the needs of different skin types with

intensive moisturizing effect, for those who want to protect

their skin against the abrasive effects of the city. There are 4

main products in the Series: Daily Care Cream with Gel Texture,

Daily Care Cream with Silky Tissue, Night Moisture Care and

Impressive Moisturizing Spray. Daily care creams differ from

each other according to the skin type and texture. Daily Care

Cream with Gel Texture is specially developed for normal and

mixed skin types. At the same time, while moisturizing, it has

a refreshing effect thanks to its special “fresh as water” gel

texture, which helps the skin get a more vivid and brilliant look.

Daily Care Cream with Silky Tissue is enhanced for normal and

dry skin types ...

With its special silky texture that does not leave a mild, greasy

feel, it caresses the skin, creating a softer skin and a more

vibrant look. Night Moisture Care has a special structure

that maintains the desired shine, lightness and softness, and

moisturizes and nourishes the skin deeply with its almond

oil. Impressive Moisturizing Spray is an ultra light, non-sticky

structure that is easily absorbed by the skin without damaging

your makeup and leaving a greasy feel. At the office, in the

city,— it can be used easily at any moment. Instantly relaxes,

moisturizes and rejuvenates the skin.

Pharma 55


AVON’dan vücudunuza bahar

tazelİğİ

Soğuk kış aylarının etkisiyle nemsiz kalan ve

kuruyan vücudumuzun şimdi doğayla birlikte

tazelenmeye ihtiyacı olduğunu bilen AVON, Care,

Senses, Naturals olmak üzere üç ürün serisiyle

hem cilde hem de saçlara bahar tazeliği getiriyor

AVON üç ürün

serisiyle bahar

esintisini vücudunuza

taşıyor. En çok da soğuk

havanın kuruttuğu,

nemsiz bıraktığı,

matlaştırdığı

cildimizin ve

saçlarımızın

yeni

mevsimle

birlikte

tazelenmeye ihtiyacı

varken AVON’un bu

gereksinime yönelik

hazırladığı Care, Senses ve

Naturals ürünleri kışın zorlu

koşullarından çıkan saçlara ve cilde

ferahlık sunuyor.

AVON Care serisinde, cilt bakım

kremlerinden oluşan el, vücut, yüz için geniş

bir yelpazede birbirinden farklı içeriklere sahip krem ve

losyon çeşitleri sunuyor. Tazelenmiş bir ciltle bahara

merhaba demek için AVON, yulaf

ve papatya özleri içeren Care’in,

Gentle Moisture Family Lotion’ı

sunuyor.

AVON Naturals şampuan, doğal

özlerle zenginleştirilen içeriği

ve çok çeşitli kokulara sahip

saç bakım kremi, maskesi ve

spreyi ile farklı saç tiplerine

ve durumuna uygun ürünler

sunuyor. AVON Senses ise

duş jelleriyle doğanın farklı

yansımalarını ferahlığı ve

dokusuyla banyoya taşıyor.

Spring freshness

from Avon

AVON knows perfectly that your

body that was left dry by the

effects of cold winter months

now needs to be refreshed with

nature. Thus, AVON developed

Care, Senses, and Naturals —

three series of products to bring

back both your skin and hair

freshness!

AVON is carrying spring essence into your body with

three product series. However, your skin is exhausted

with the cold weather, dryness, challenging winter

conditions, it will be renewed with AVON: Care, Senses

and Naturals, products prepared for this urgent postwinter

necessity, will bring freshness to your skin and

hair and prepare you for the new season!

AVON Care offers a wide range of hand, body, and face

skin care creams and lotions with different contents.

To greet the spring with a refreshed skin, AVON

presents Gentle Moisture Family Lotion from Care

serie, which includes oat and chamomile extracts.

AVON Naturals offers shampoos, conditioners and

products for different hair types with a natural essence

enriched content and a wide range of hair care creams,

masks and sprays. AVON Senses bringing a great

variety of shower gels carries the different reflections

of nature to the bathroom with bloom and freshness.

56 Pharma


Pharma 57


Teoxane Rha Hydrogel Mask ile yoğun nem bakımı

Intensive Moisturizing

Care

By Teoxane Rha

Hydrogel Mask

Teoxane RHA Hydrogel Mask,

Işık Dolgusu’nun özel inovatif

formülü ve patentli “Resilient”

hyaluronik asit içeriği ile mat

ve nemsiz ciltlere yoğun bakım

yaparken cildin canlanmasına,

sıkılaşmasına, parlamasına,

kırışıklıkların ve ince çizgilerin

azalmasına yardımcı oluyor.

Teoxane RHA Hydrogel Mask

provides intensive care for dull

and dry skin with the custommade

and innovative formula

of the Light Filling and its

hyaluronic acid content called

Resilient, and helps your skin

get refreshed, tight, glowing and

reduces wrinkles and thin lines.

İçeriğin mucizedeki cilde yoğun nem sağlayarak

pürüzsüzleşmesini sağlayan çapraz bağlı hyaluronik

asit RHA®, canlandırıcı etki sağlarken yoğun bir

şekilde nemlendirerek cildi yatıştıran Aloe Vera, cildi

gerginleştirerek uzun süreli toparlanmasına yardımcı

olan Osilift ve cildin doğal nemini dengeleyerek

yatıştıran Fucogel ile Teoxane RHA Hydrogel Mask,

kolay kullanımı ve etkili sonuçlarıyla dikkat çekiyor.

Patentli ‘Resilient Hyaluronik Asit’ içeren antiaging

nem maskesi Teoxane RHA Hydrogel Mask,

yeni temizlenen cilde dikkatli bir şekilde yatıştırıp

15 dakika bekledikten sonra çıkarılıyor. Durulama

gerektirmeyen maske, uygulama sonrası ciltte yoğun

nem hissedilmesini sağlıyor.

Türkiye’de Seltek Estetik A.Ş. tarafından temsil edilen

Teoxane Hydrogel Mask, seçkin eczane ve kliniklerde

satılıyor.

Composed of the cross-linked hyaluronic acid RHA®

to moisturize skin and make it smooth, AloeVera to

moisturize and soothe skin to a great extent, Osilift

to tighten skin and help it recover in the long run,

and Fucogel to strike a balance for skin’s moisture,

Teoxane RHA Hydrogel Mask is easy to use and

standing out in effective results.

Containing a patented Resilient Hyaluronic Acid and

serving as an anti-aging mask, Teoxane RHA Hydrogel

Mask carefully soothes any newly-cleansed skin and is

removed after 15 minutes. With no need to be rinsed,

the mask makes your skin intensively moisturized after

any application.

Represented in Turkey by Seltek Estetik A.Ş., Teoxane

Hydrogel Mask is available in select pharmacies and

clinics.

58 Pharma


Pierre Fabre’den yepyeni bir seri “Elgydium”

“Sağlıktan Güzelliğe” misyonu ile 65 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren Fransa’nın öncü markası Pierre Fabre, ilaç ve

dermokozmetik ürünlerinin yanı sıra, ağız ve diş sağlığı alanında da uzmanlaşmış ürünler sunuyor. Pierre Fabre’nin

Fransa ve Portekiz’de pazar lideri olan ”Elgydium” diş macunu serisi farklı özellikleri ile göze çarpıyor.

Florür içermeyen özgün formülüyle diş plağına karşı koruyucu bir kalkan oluşturan Elgydium Anti-Plak Diş Macunu,

yetişkin bireylerde diş kaybının en önemli sebebi olan diş eti hastalıklarının ve diş çürüğünün oluşmasını engellemeye

yardımcı oluyor. Özellikle diş eti problemi ile mücadele eden hastalarda hekim tarafından önerilen klorheksidin içerikli

ürünlerin günlük ağız bakım rutinlerine dâhil edilmesi

tedavide başarıyı destekliyor.

Elgydium Whitening (Beyazlatıcı) Diş Macunu ise,

5 kat inceltilmiş sodyum bikarbonat ile diş minesini

çizmeden, dişin doğal parlaklığını korunmasına

yardımcı oluyor. Bu sebeple güvenle kullanılan diş

macunu özellikle kahve, çay ve sigara tüketimine

bağlı olarak oluşan diş üzerindeki lekeleri yok ederek,

bembeyaz ve sağlıklı dişlere kavuşmaya yardımcı

oluyor.

Pierre Fabre Elgydium diş macunu serisinin en

yeni ürünü ise “Elgydium Whitening Cool Lemon

(Beyazlatıcı Ferah Limon Aromalı)” diş macunu.

Doğal içerikli limon aromalı tadıyla alışılagelmiş nane

aromalı diş macunundan farklılaşan diş macunu

özellikle nane aromasını sevmeyen kişilere alternatif

seçenek sağlıyor.

Elgydium Whitening diş fırçaları

Ağız ve diş sağlığı alanında ARGE çalışmalarına

önem veren Pierre Fabre, Elgydium markası altında

tüketicinin hizmetine sunduğu diş fırçalarıyla da dikkat

çekiyor. Pierre Fabre patentli Tynex Dupont fırça

kıllarına sahip beyazlatıcı özellikli Elgydium Whitening

Diş fırçaları, fırça kılları üzerinde bulunan mikro mavi

toplar sayesinde klasik diş fırçasına oranla 48% daha

fazla parlatma ve beyazlatma sağlıyor. Klinik olarak

kanıtlanmış olan ürün soft ve medium olarak iki farklı

kıl yumuşaklığına sahip.

Brand new series by

Pierre Fabre “Elgydium”

Pierre Fabre, the leading brand in France, which has been

active for more than 65 years with its mission of “From Health

to Beauty”, offers products specializing in oral and dental

health as well as pharmaceutical and dermocosmetic products.

Pierre Fabre’s market leader in France and Portugal, the

“Elgydium” toothpaste series, is bracing with its distinctive

features.

Elgydium Anti-Plaque Toothpaste, which forms a protective

shield against tooth plaque with its unique fluoride-free

formula, helps prevent gum disease and tooth decay, the most

important cause of tooth loss in adult individuals. The inclusion

of chlorhexidine-containing products in daily oral care routines,

which are recommended by dentists for patients who are

particularly struggling with gum problems, helps to achieve

results in treatment.

The Elgydium Whitening Toothpaste helps to maintain the

natural gloss of the tooth without scratching the tooth enamel

with 5 times thinned sodium bicarbonate. Therefore, the

toothpaste which is used safely helps to get white and healthy

teeth by eliminating the stains on the teeth which are caused by

the consumption of coffee, tea and cigarettes.

Pierre Fabre Elgydium is the latest in a series of toothpaste

products, “Elgydium Whitening Cool Lemon”. The toothpaste,

which is different from the usual mint flavored toothpaste with

its natural content lemon flavor, offers alternative options

especially to those who do not like mint flavor.

Elgydium Whitening toothbrushes

Pierre Fabre, who attaches great importance to the work of

research and development in the area of oral and dental health,

also draws attention with his toothbrush which is offered to the

consumer under the Elgydium brand. Pierre Fabre’s patented

Tynex Dupont brush bristles feature a whitening Elgydium

Whitening toothbrush that provides 48% more polishing and

whitening than conventional toothbrushes thanks to the microblue

balls on the brush bristles. The clinically proven product

has two kinds of soft and medium hair.

Pharma 59


Tuba Ünsal,

yıllardır

kullandığı ve

cilt güzelliğinin

destekçisi

olduğunu

söylediği

Bepanthol’ün

reklam yüzü oldu

Tuba Ünsal

played a role

in the first

Bepanthol

advertisement

filmed in Turkey

Tuba Ünsal, yıllardır kullandığı

ve cilt güzelliğinin destekçisi

olduğunu söylediği

Bepanthol’ün reklam yüzü

oldu

Tuba Ünsal has become the face

of advertisements for Bepanthol,

a product she has used for years

and claims is the supporter of

her beautiful skin

Oyuncu ve model Tuba Ünsal, cilt bakımı ve

doğallık denilince ilk akla gelen markalardan

Bepanthol’ün reklam yüzü oldu. Her zaman

genç, bakımlı ve doğal görünen cildinin en büyük

destekçisi olduğunu söylediği Bepanthol’ün yeni

reklam kampanyasında kendi hayatından örnekler

paylaşıp iyi cilt bakımının sırlarını anlatacak. Tuba

Ünsal’ın rol alacağı reklam filmi, Bepanthol için

Türkiye’de çekilen ilk reklam filmi olma özelliğini

taşıyor.

Tuba Ünsal’ın; “Siz beni hep kamera karşısında

görüyorsunuz ama…” diyerek anneliği ve

profesyonel hayatı paralelinde yaşadığı anları

anlattığı film 2 Mart 2018’de yayına girdi.

Reklam filminin çekimlerinin ardından

düzenlenecek bir dizi etkinliğe katılacak olan

Tuba Ünsal, Bepanthol ile birlikte iyi cilt bakımının

sırlarını anlatacak.

Actress and model Tuba Ünsal has become the face of

advertisements for Bepanthol, one of the first brands

that comes to mind when skin care and naturalness

are mentioned. In the new advertisement campaign

for Bepanthol, a product she credits with supporting

her youthful and natural looking skin, she will shre

examples from her own life to explain the secrets of

good skin care. The advertisement film tha Tuba Ünsal

will play a role in has the feature of being the first one

that is filmed in Turkey.

The film, in which Tuba Ünsal starts by saying “You

have always seen me in front of cameras but…” and

continues to talk about experiences in parallel to

motherhood and professional life, began broadcasting

on March 2, 2018.

Tuba Ünsal, who will be participating in a number of

different events after the advertisement filming, will

explain the secrets to good skin care with Bepanthol.

60 Pharma


Pharma 61


NUXE Louvre Müzesi’ne

ve “Protect the Bees”

oluşumuna sponsor

oluyor

Natürel içerikli hassas yapısıyla bilinen ünlü

Fransız dermokozmetik markası NUXE, arıları

korumayı amaçlayan dünyanın en büyük

sürdürülebilir projelerinden birine sponsor oluyor.

Uzun süredir soyu tükenen hayvanları korumak

için adımlar atan NUXE, Louvre Müzesi’nin

arı koruma projesine sponsor olarak Louvre

Müzesi’nin Paris’in kalbinde bulunan 23 hektarlık

bahçesinde bir arı sığınağı inşa edecek. Pont des

Arts köprüsüne kısa bir mesafede bulunan Jardin

Raffet’nin kapıları bu proje kapsamında ilk kez

açılacak.

“Protect the Bees” oluşumuna sponsor oluyor.

Mayıs 2018’ den itibaren NUXE’ün de katkıları

sayesinde 1,250 metrekarelik bir floral bir çayır

ve 6 arı kovanı arıların polen toplaması için hazır

bulundurulacak proje kapsamında bir de arı

yetiştiricisi bulunuyor. Projenin ilk bal hasadının

2018 yazında gerçekleşmesi planlanıyor.

The famous French pharmacy beauty brand, renowned for

its ultra-sensorial natural-origin cosmetics, will be joining

forces with the largest museum in the world to support a

project reflecting their shared sustainable development

concerns: protecting bees*.

For several years, NUXE has been taking steps to protect

this increasingly threatened species. Bees represent an

essential link in maintaining biodiversity, thanks to their

pollinating work, and their disappearance would have

dramatic consequences for the environment. This concern

is shared by the Louvre, whose 23 hectares of gardens

provide a green haven in the heart of the French capital and

a refuge for bees.

Consequently, for the first time, the Louvre has opened the

gates of the Jardin Raffet, just a short walk from the Pont

des Arts bridge, to create, from May 2018 and with NUXE’s

support, a floral meadow (1,250 square metres) and six

beehives for pollen-gathering bees. A beekeeper will be

assigned entirely to this project. The first honey harvest is

due to take place in the summer of 2018.

NUXE Sponsors the

Louvre and its Protect

the Bees

62 Pharma


Daha dolgun görünüm için

Uzun ve dolgun görünüm için geliştirilen Sinoz Kaş ve Kirpik

Serumu, yenilenen fırçası ile kadınların beğenisine sunuldu.

Her gün kolayca uygulanan serum sayesinde uzunluğunu

ve dolgunluğunu kaybeden kaş ve kirpikleri etkileyici bir

görünüme kavuşturmak artık çok kolay. Miktarı 2

katına çıkan Sinoz Kaş ve Kirpik Serumu, yeni 10

ml şişesiyle daha uzun süre kullanımı da mümkün

kılıyor.

Zamanla meydana gelen kaş ve kirpik

dökülmeleri veya seyrekleşmesi estetik

açıdan kadınların güzelliğinde bütünlüğü

etkileyebiliyor. Daha uzun kirpiklere ve

dolgun kaşlara sahip olmak isteyen kadınlar

için geliştirilen serumlar, maskara ya da

takma kirpik kullanma zorunluluğunu da

ortadan kaldırıyor.

Dolgun kirpik ve kaş için…

Yıllardır en çok kullanılan ve tüketici

kalite ödülleri ile başarısını ispatlayan

Sinoz Kaş ve Kirpik Serumu, artık

yeni fırçası ve iki katına çıkan miktarı

kadınların vazgeçilmezi olma

yolunda ilerliyor. Dolgun kirpik ve

kaşlara doğal yollarla sahip olmak

için günde bir kez sıvı eyeliner

gibi sürülen dermokozmetik

harikası ürün, kıl köklerine

etki ederek 3’lü etkisini

gösteriyor. Sinoz Kaş ve

Kirpik Serumu; içeriğindeki

atkestanesi ekstresi, F ve

B7 vitaminleri sayesinde

kısa kirpikleri uzatırken

cılız olanları güçlendirip

kalınlaştırarak

gürleşmesine yardımcı

oluyor. Ürün aynı

zamanda kaş

küsmesi diye bilinen,

kaşların istenenden

ince ve şekilsiz alındığı

durumları gidermek için de

kullanılabiliyor.

For a fuller look

Sinoz Eyebrow and Eyelash Serum, developed

for a fuller look has been presented with a

renewed brush for the admiration

of women. The serum

that is easily

applied each day

makes it simple to

achieve an impressive

appearance with

eyebrows and eyelashes

that have lost their

length and fullness. Now

double the amount the

new 10 ml bottle of Sinoz

Eyebrow and Eyelash

Serum is available for long

use.

The loss or thinning of

eyebrows and eyelashes

over time can affect aesthetic

integrity for women. Serums

developed for women who want

longer eyelashes and fuller

eyebrows eliminate the need to use

mascara or artificial lashes.

For Fuller eyebrows and eyelashes…

Sinoz Eyebrow and Eyelash Serum a

product that has been used for many

years and proven itself with consumer

awards, is quickly becoming a must have

item for women with its new brush and

double the amount. The amazing dermo

cosmetic product that is applied once a day

like a liquid eyeliner for fuller eyelashes

and eyebrows has a triple effect on hair

roots. The horse chestnut extract, F and B7

vitamins in the ingredients of Sinoz Eyebrow

and Eyelash Serum extend short eyelashes

and strengthen weak lashes to make them

thicker and fuller. The product is also useful for

treating the condition known as vexed eyebrows

where the brows become thin and shapeless.

Pharma 63

More magazines by this user
Similar magazines