Aufrufe
vor 4 Jahren

EUROPA JOURNAL - HABER AVRUPA APRIL 2014

www.europa-journal.net

NİSAN

NİSAN 2014 HABER AVRUPA AVUSTURYA - 6 Ö S EUROPA T E R R JOURNAL I E C H YASEMİN KARAGÖZ yasemin-ka@hotmail.com TABİATIN DİRİLİŞİ Nisan yağmurları yağacak,Yağmur bolluk ve bereket bahşedecek. Sular bulanacak, toprak buharlaşacak, ortalık yeşerecek, O, rahmet ve bollukta ayırım yapmaksızın devrini tamamlayacak. Tabiatın dirilişi bu sefer bir başka uyanışa tanık olacak. Nisan hiç değişmeyecek... Yağmurlar yağacak. Dünyanın birçok yerinde zulme uğramış sakat kalmış, yetim ve öksüz, çaresiz insanın gözyaşı, Nisan yağmurlarına karışacak. Yamalı bohça fikirler, geçici tedbirler alınacak... Hafıza-i beşer hep nisyan ile malul olacak, Bir nefs muhasebesine gidilmedikçe... S. Akkaya İlkbaharın gelişiyle, tabiatta yeniden bir diriliş, derin bir uykudan uyanış başlar. Ağaçlar tekrar yeşillere bürünür, kışın bitişini sabırla bekleyen çiçekler tohumlarından çıkmaya başlar. Kuşlar kainatın bu değişimine şarkılarıyla eşlik eder. Böylece yeryüzü tekrar canlanır ve tüm güzelliklerini sergiler. ‘‘Yeryüzünün bütün sırları, ilkbahar mevsiminde kendini gösterir, meydana çıkar. Kış mevsiminde ölenler tekrar dirildiler. Artık kıyameti inkâr edenlere itibar kalmadı’’ diyen Mevlana, Mesnevisinde bahara ve kaniattaki değişime başka bir yorum ve güzellik getirmiş. Elliden fazla gazel yazmış ve bize baharın getirdiği gizli sırları açıklamaya çalışmıştır. Mevlana'ya göre yaratılan herşey canlıdır ve kendi lisan-ı halleriyle insanoğlunu Hakk’a davet etmektedir. Bu davet bahar mevsiminde daha belirgindir. Başını topraktan kaldıran her canlı geldiği yerin sırlarını anlatır: Toprak emindir ona ne ekersen hainlik etmez ektiğini fazlasıyla biçersin fakat; bahar mevsimi Cenab-ı Hakk'tan ferman getirmedikçe toprak içindeki sırları asla açığa vurmaz. Yine Mesnevide mevsimlerin hayatımıiza izdüşümlerinden bahsedilir: Şu kara toprağın, şu yeryüzünün başına gelenleri bir düşün! Kış mevsiminin ve sonbaharın çeşitli imtihanları, yazın kavurucu sıcağı, sonra Allah'ın merhameti gereği can bağışlar gibi kara toprağı dirilten ilkbaharı... Rüzgar, bulut, yağmur, şimşek hep bu gelip geçici şeyler toprağı uyandırmak, içindeki tohumları yeşertip başkaldırmalarını, meydana gelmelerini sağlamak içindir. Buradan yola çıkarak yaşadığımız hayattaki zorluklara katlanmayı, zamanı gelince, üzerimizdeki görevini tamanlayan musibet ve hastalıkların gidişini, sağlığımıza kavuşunca yeniden dirilmişcesine başımızı kaldırıp hayata tutunabilmeyi tasavvur edebiliriz. Tabiattaki tüm değişikler bize yaratanı ve hayatı anlatmaktadır. Mevsimler, bize hayata başka bir boyuttan bakarak anlamayı ögütler. Sonbahar kainatta yaşlılığı, kış ölümü temsil ederken, ilkbahar ve yaz mevsimi de yeniden dirilişi ve gençliği sembolize eder. Nasil ki uyku ile uyanıklık nefsin ölüm ve dirilişini temsil ediyorsa, bahar mevsimi de bize ahirette tekrar dirilişi anlatır niteliktedir. „Allah'ın rahmetinin eserlerine bir bak. Yeryüzünü ölümden sonra da diriltiyor. Bunları yapan şüphesiz ki ölüleri de diriltir. O herşeye kadirdir.“ (Rum,50) Birçoğumuzun normal bir mevsim değişikliği gibi gördüğü bahar, aslında gönül gözüyle bakanlara kainatın sırlarını sunar, adeta kendi lisanıyla bizi uyarır. Bizden ibret al insanoğlu, vakit uyanma vakti, Ashab-ı Kehf bile 300 yıllık uykudan uyanıp hak yoluna devam etmiş, sende kendine gel ve güzelleştir hayatını, dercesine kendi hal lisanıyla konuşmaya çalışır bizimle. Kainatta mevsimler sayasinde dönüşüm ve değişimler olduğu gibi, insanda da içsel değişim ve yenilenme mümkün. Ruhi ve manevi bir ıslahat gerekli. Sevgi, hoşgörü ve umut tekrar yeşersin diye... Kendi beden varlığını oturup düşündün mü? İlk baharda hiç taş yeşerir mi? Sen de toprak ol da, senden de renk renk güller yetişsin... Yıllardır gönüller inciten, kalpler kıran taş oldun; ne olur denemek için olsa bir zaman da toprak ol! (Mesneviden) Ey kalpleri değiştiren, Ey gece ve gündüzü ardı ardına getiren, Ey yılı ve halleri dönüştüren, bizim de halimizi en güzel hale dönüştür! Amin! ŞOKSUZ KESİM AVUSTURYA GENELİNDE TUNA ÜRÜNLERİNE ULAŞMAK İÇİN İRTİBAT BİLGİLERİ: VOLKAN ÇETİN TEL: 0699 110 70 696 Suriye’de acı çeken çocukların sayısı ikiye katlandı... ‘‘Kuşatma Altında - Under Siege’’ UNICEF’in üç yılını dolduran Suriye krizi raporu... Viyana (OTS)- UNICEF’in raporuna göre Suriye krizinden dolayı acı çeken çocukların sayısı üç yılda iki kattan fazla artarak 5.5 milyona ulaştı ve Suriye bir çocuk için dünyanın en tehlikeli bölgelerinden biri oldu. Birleşmiş Milletler’in tahminlerine göre en az 10 bin çocuk öldürüldü ve daha birçok kız ve erkek çocuğu yaralandı. Birçok yerde sağlık hizmeti çöktü ve gıda sıkıntısı oldu. İşgal edilen ve çatışma olan bölgelerde yardımdan yoksun kalan yaklaşık bir milyon çocuğun durumu da Unicef için endişe verici. Anavatanından komşu ülkelere kaçan 1.2 milyon çocuk ve genç için de durum bir hayli zor. Unicef, yaklaşık 2 milyon kız ve erkek çocuğunun ciddi bir psikolojik desteğe ihtiyaç duyduğunu tahmin ediyor. UNICEF Müdürü Anthony Lake: ‘‘Çocukların evlerine dönüp tekrar bir hayat kurabilmesi için bu savaş sonlandırılmalı. Bu korkunç üçüncü yıl, Suriyeli çocuklar için son olmalı.’’ ‘‘Kuşatma Altında - Under Siege’’ adlı rapordaki örnekler, Suriye Krizi’nin çocuklar üstündeki etkilerini gözler önüne sermekte. 14 aylık Ghina evlerinin bombalanmasının ardından canlı olarak enkazdan çıkarılıyor, ama geceleri hala ağlayarak uyanıyor. 5 yaşındaki Bara’a ise UNICEF ve ortakları tarafından Şubat ayında işgal altındaki Humus şehrinden kurtarılmış 500 den fazla çocuktan yalnız biri. Bu çocuğun annesi şehrin boşaltılmasından bir gün önce, bir el bombasıyla öldürülmüş ve o da ne yapacağını bilmeden çareşiz ve şaşkın bir şekilde dolaşıyor. Halepli 15 yaşındaki Shaza ise: ‘‘Biz çocuklar, keskin nişancılardan dolayı dışarıya dahi çıkamıyoruz. Şiddet hayatımızın bir parçası oldu ve artarak devam ediyor.’’ diyerek yaşadıklarını özetliyor. Rapor sonuç olarak, özellikle çocuklara karşı şiddetin son bulması, eğitimsel ve psikososyal yardımlara erişimin sağlanması, insanı yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasını talep etmektedir. UNICEF ayrıca, change.org ile birlikte insanların çektiği acı ve şiddettin son bulması için online bir imza kampanyası da başlattı. Online-Kampanya ile ilgili bilgilere www.unicef.at adresinden ulaşılabilir. Zahlen und Fakten * Über 5,5 Millionen Kinder sind vom Konflikt in Syrien betroffen. * 1,2 Millionen dieser Kinder leben als Flüchtlinge in den Nachbarländern. * Seit Kriegsbeginn wurden über 37.000 syrische Babys als Flüchtlinge außerhalb Syriens geboren. * Eine Million Kinder leben in belagerten, schwer zu erreichenden Gebieten. * Über 10.000 Kinder wurden getötet und viele mehr verwundet. * 60 Prozent aller Gesundheitszentren in Syrien sind außer Betrieb. * Über ein Drittel aller Wasseraufbereitungsanlagen wurde zerstört. * Die Impfraten sanken von 99 Prozent auf 52. * Ein Fünftel aller syrischen Schulen wurde zerstört, beschädigt oder zweckentfremdet. * 2,5 Millionen Kinder im Schulalter gehen nicht zur Schule www.unicef.at © UNICEF/NYHQ2012-0696/Romenzi

7 - AVUSTURYA HABER AVRUPA NİSAN 2014 Ö S EUROPA T E R R JOURNAL I E C H Viyana (OTS)- Avusturya’da ikinci kuşak göçmen kökenli kadınlar hakkında bilinenler oldukça yetersiz. PISA çalışmasının sonuçları ise eğitimi sonlandırmama, işsizlik sayıları ve Avusturya’da doğan göçmen çocukların durumunu kamuoyuna anımsattı. abz*austria, Saalfelden eğitim merkezi ile birlikte ‘‘Eğitim, eğitim istekleri ve ikinci kuşak kadınların ihtiyaçları’’ konulu çalışmayı temel alarak eğitim alanında iyileştirme imkânlarını formüle ederek bunları bir basın toplantısında tanıttı ve tartışmaya açtı. Petra Gregorits, Frau in der Wirtschaft Başkanı şöyle konuştu: ‘‘Viyana’daki toplam 120.000 işletmeden her üçünden biri göçmen kökenli bir kişi tarafından yönetiliyor. Firmaların yüzde 60’ı ihracat yapıyor, göçmen kökenli birçok insan burada önemli bir işlev görüyor. Genelde entegrasyon ekonomide, toplum içindekinden daha başarılı. Eksik olan 360 derecelik bakış yani çoğunluk perspektifi dışında algılama. Demografik gelişme, genel ortalama yaşam süresi ve kalifiye kadın sayısının artması sebebiyle firmalar, farklılığı nasıl artı değere ve faydaya dönüştüreceğine ait stratejik düşünmek zorunda.’’ Manuela Vollmann ise, ‘Eğitim, eğitim istekleri ve ikinci kuşak kadınların ihtiyaçları’ projesinden şu sonuca varıyor: ‘‘İkinci kuşak kadınların yaşamlarının gerçekleri ve istekleri hakkında daha çok bilgiye sahip olmak gerekir. Yetişkin eğitimlerinin kendilerine daha çok hitap etmesini istiyorlar, diğer bir talepleri de kendileri için sunulan eğitim programlarında, programların proje aşamasına da dahil edilmek.’’ Toplum, Organizasyon ve Gelişim Bürosu ‘’think difference’’ın yöneticisi Kenan Güngör entegrasyon ve göç kavramlarının bir süredir olumsuz anlamlarda kullanıldığına dikkat çekti ve kullanılan kavramlar hakkında konuşmanın zamanı geldi, dedi. ‘‘Hepimiz çok vatanlı olduk. Transnationaler Background kavramı kullanılabilir.’’ İkinci kuşak kadınlarından Emina- Nazifovic, göçmen kökenlik kavramının kendisinde negatif bir çağrışım yapmadığını söyledi. Başarılı tıp öğrencisi olan Nazifovic, kendini vatanına hala çok bağlı hissettiğini, okuldayken de haftada bir saat Yugoslavca öğrendiğini ifade etti. ‘‘Aynı zamanda okulda Avusturyalı çocuklarla seviyeyi koruma ve bunu başarabileceğim duygusu hırsımı uyandırdı.’’ Nurten YILMAZ Abgeordnete zum Nationalrat (SPÖ) nurten.yilmaz@parlament.gv.at Demokratie stärken, Staatsbürgerschaftsgesetz erneuern Die große Koalition in Deutschland hat sich vor zwei Wochen auf ein Gesetz geeinigt, das die bisherige "Optionspflicht" im Staatsbürgerschaftsrecht abschafft: Bisher mussten sich Kinder bis zum 23.Geburtstag entscheiden, welchen Pass sie behalten wollen. Jetzt entfällt dieser Zwang, doppelte Staatsbürgerschaften sind nun möglich. Auch in Österreich finden diese Diskussionen statt und sollen auch vertieft werden. Anregungen für ein reformiertes Staatsbürgerschaftsrecht liefert z.B. eine Studie der AK-Wien (Karasz/Perchinig) vom Oktober 2013, in der das österreichische Gesetz einem europäischen Vergleich unterzogen wurde: Österreich hat neben der Schweiz die strengsten Einbürgerungsbestimmungen, wobei die größten Verschärfungen auf die Staatsbürgerschaftsgesetz-Novelle 2005 zurückgehen. Betrachtet man die Einbürgerungszahlen, wird das Ergebnis dieses Gesetzes deutlich: Während 2005 noch über 35.000 die Staatsbürgerschaft bekommen haben, waren es 2013 nur mehr 7.354. Die größten Unterschiede zu anderen Staaten bestehen in Österreich hinsichtlich der hohen Einkommenserfordernisse, die es z.B. Arbeiterfamilien immer mehr verunmöglichen, einen Pass zu bekommen. Österreich hat die höchsten Einbürgerungsgebühren und verlangt von seinen neuen BürgerInnen eine vergleichsweise lange Mindestaufenthaltsdauer. Während immer mehr EU-Staaten Doppelstaatsbürgerschaften zulassen, gibt es diese Möglichkeit in Österreich nicht. Und: Während in vielen EU-Staaten Babies die Staatsbürgerschaft automatisch bekommen, wenn deren Eltern längere Zeit im Land niedergelassen sind, beharrt Österreich noch auf dem Abstammungsprinzip. Eine Modernisierung des Gesetzes scheint dringend nötig, die Debatte innerhalb der Sozialdemokratie ist eröffnet. Die Möglichkeit zur Doppelstaatsbürgerschaft ist dabei ein Reformelement. Ziel ist ein Gesetz, das Integration fördert und den Zugang zu politischen Rechten erleichtert, ist doch das Wahlrecht an die Staatsbürgerschaft gekoppelt: Wenn aber immer mehr MitbürgerInnen den österreichischen Pass nicht besitzen und damit auch nicht über die politische Zukunft unseres gemeinsamen Landes mitbestimmen können, dann verliert das politische System Österreich an Legitimität. Fortschrittliche Integrationspolitik zielt aber auf die soziale, ökonomische und politische Inklusion aller ab – ein modernisiertes Staatsbürgerschaftsgesetz wäre ein wesentliches Element davon. Chancengleichheit als Herausforderung für die Erwachsenenbildung Fırsat Eşitliği Olmadan Yetişkin Eğitimi Tam Sağlanamaz Manuela Vollman konuşmasını yetişkin eğitimiyle ile ilgili önerileriyle bitirdi: ‘‘Basit bir danışmanlıktan daha fazlasına ihtiyaç var, mesele kadınların belli bir sürenin üzerinde eğitimi ve bu sırada onlara eşlik etmektir. Her şeyden önce kırsal kesimler için Blended-Learning ve E-Learning-Modellerinin genişletilmesiyle öğrenim ve eğitim imkânlarına erişim sağlanmalıdır. Yetişkin eğitimi kuruluşlarının bütün alanlarına ikinci kuşaktan çalışanlar aranmalı ve alınmalıdır. Yabancı dil hizmetini genişletmeyi başarırsak, örnek ticari Türkçe dil kursları düzenlersek adaletli bir gelecekte farklılık için önemli adımlar atmış oluruz.’’ learn forever Standpunkt.Bildung Projesi ESF ve BMBF’nin finansmanıyla abz*austria’nın genel koordinatörlüğünde ağ ortakları ajenta, eğitim merkezi Saalfelden ve Peripherie tarafından yürütülmektedir. © Parlamentsdirektion / PHOTO SIMONIS © Eva Kelety

EUROPA JOURNAL - HABER AVRUPA FEBRUAR2016
EUROPA JOURNAL - HABER AVRUPA MAI 2014
EUROPA JOURNAL - HABER AVRUPA SEPTEMBER 2014