HOTEL RESTAURANT MAGAZINE AĞUSTOS 2017 SAYISI

istmagmagazin

SWISSOTEL / MOSCOW

OTEL MOBİLYALARI, OTEL EKİPMANLARINDA 33 YIL

İTALYA ALMANYA FRANSA İNGİLTERE RUSYA İSVİÇRE

TÜRKİYE YUNANİSTAN GÜRCİSTAN AZERBAYCAN TÜRKMENİSTAN İSPANYA

YENİ ÜRÜNLERİMİZDEN

Karşılama Tepsisi

Banyo Buklet Tepsi

Ceviz Sehpa, Varaklı

Hareketli Ayna

Giysi, Kravat Askısı

Ayakkabı Bağlama

Karşılama Tepsisi

Kaydırmaz Tepsi

Tüm ürünlerde isteğe bağlı renk, ebat ve özel tasarım imkanı

Demo Dekorasyon Mobilya Üretim A. Ş.

Fabrika-Showroom: İstanbul caddesi No: 16 Hadımköy, İstanbul Tel: 0212 771 3366

www.demodek.com


HOTEL RONESANS / PARIS

OTEL MOBİLYALARI, OTEL EKİPMANLARINDA 33 YIL

İTALYA ALMANYA FRANSA İNGİLTERE RUSYA İSVİÇRE

TÜRKİYE YUNANİSTAN GÜRCİSTAN AZERBAYCAN TÜRKMENİSTAN İSPANYA

YENİ ÜRÜNLERİMİZDEN

Mantar Sehpa

Minibar Dolabı

Karşılama Tepsisi

Banyo Buklet

Çanta Askısı

Karşılama Tepsisi

Varaklı Masa

Cilalı Masif Sehpa

Tüm ürünlerde isteğe bağlı renk, ebat ve özel tasarım imkanı

Demo Dekorasyon Mobilya Üretim A. Ş.

Fabrika-Showroom: İstanbul caddesi No: 16 Hadımköy, İstanbul Tel: 0212 771 3366

www.demodek.com


Otelde konforun en büyük ölçüsü yataklar

Editör

Müşterilerin ilgisini çekmek ve onlara daha iyi bir gece refahı sunmak artık üzerine güzel

yastıkların dizildiği ve şahane çarşafları olan yatakların çok ötesinde bir şey. Bir adım önde

olmak için oteller her detaya dikkat ediyorlar. Alman Fraunhofer Enstitüsü tarafından yapılan bir

araştırma, otel sahipleri ve yöneticileri için müşteri memnuniyetini artırma konusunda çok önemli

ipuçları veriyor. Araştırmacıların elde ettikleri verilere göre bir otelde müşteri tatmininin en önemli

kriterinin yatak olduğunu belirtiyor. Araştırma verileri otel müşterileri ile yapılan görüşmeler

sonucunda elde edilmiş. Müşterilerin yüzde 98’i kendileri için otelde başka hiçbir şeyin yatak,

karyola ve baza kadar önemli olmadığını bildirmiş. Fakat ne yazık ki müşterilerin sadece yüzde 35’i

kaldıkları oteldeki yataktan memnun olduğunu belirtmiş.

Günümüz otel yatakları sektörü her bir kolunda yenilikçi, kaliteli, özgün ve teknolojik çözümleriyle

öne çıkıyor. Bugünün üretim kapasitesi, ürünleri ve hedeflerine baktığımızda dünyada gelişen

teknoloji ve yaklaşımları sektöre adapte etme konusunda memnuniyet verici gelişmeler içerisinde

olduğumuzu görüyoruz. Bunun en güzel örnekleri ise, bu ayki dosya konumuz içerisinde

haberleştirerek sayfalarımıza taşıdığımız otel yatakları sektörünün en deneyimli ve güçlü

markaları…

Hicran Özbük, turizm sektörünün genç, dinamik ve deneyimli isimlerinden… İstanbul Kongre ve

Ziyaretçi Bürosu Genel Müdürlüğü ile birlikte İstanbul Shopping Fest’i de dört yıldır düzenleyen

bir profesyonel o. Şehrin markalaşma yarışında bayrağı önden taşıyacak kadar İstanbul aşığı,

heyecanlı ve keşfe gönüllü… 10 parmağında 10 marifet demekle abartmış olmayacağımız tecrübeli

isim şimdilerde ICCA Akdeniz Bölge Başkanlığı göreviyle turizm sektöründeki başarılarını

perçinliyor. Turizm sektöründe üç ayrı şapkayı başarıyla taşıyan Hicran Özbük ile yeni görevini,

İstanbul’a dair hedeflerini ve gelecek projelerini bu röportajımızda konuştuk.

Televizyonun siyah beyaz olduğu 80’li dönemlerde henüz bir çocuktu Serkan Bozkurt. Nerede

dilini bilmediği bir programa denk gelse, ekrana öylece mıhlanır, ismini cismini bilmediği kelimeler

üzerinden türlü hayaller kurardı… Her aşçının kendince bir dönüşüm hikayesi var elbette ama

Chef’s Table Mutfak Akademisi’nin kurucusu, deneyimli şef Serkan Bozkurt’unki bana daha farklı

bir yolculukmuş gibi geldi. Okula gitmeyi çok seven bir çocuğun yabancı dilin cazibesine kapılarak

yeşerttiği aşçılık hikayesi ile Serkan Bozkurt’u ‘şefin gözünden’ bölümüzde ağırladık.

Yazın bu sıcak günlerinde keyifle okuyacağınızı düşündüğümüz söyleşilerimiz, gündemi mercek

altına aldığımız haber konularımız ve şehrin en seçkin mekanlarında yaptığımız özel çekimlerimiz

ile sizlerleyiz!...

Keyifli okumalar dilerim.

Hatice Ünal Bilen

İmtiyaz Sahibi

İSTMAG MAGAZİN GAZETECİLİK

İç ve Dış Tic.Ltd.Şti. Adına H. FERRUH IŞIK

GENEL MÜDÜR

SORUMLU MÜDÜR

YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ

YAYIN DANIŞMANLARI

MEHMET SÖZTUTAN

mehmet.soztutan@img.com.tr

YUSUF OKÇU

yusuf.okcu@img.com.tr

HATİCE ÜNAL BİLEN

hatice.unal@img.com.tr

Prof. Dr. HÜSNÜ GÜNDÜZ

Prof. Dr. İSMAİL KAYA

Doç. Dr. Murat Doğdubay

GÜRKAN BOZTEPE

Gastronomi Turizmi Derneği Başkanı

TURGUT AY

Türkiye Aşçılar ve Şefler

Federasyonu Başkan Yrd.

REKLAM KOORDİNATÖRÜ

CONSEPT TASARIM

BİLGİ İŞLEM

SOSYAL MEDYA

FOTOĞRAF EDİTÖRÜ

EMİR ÖMER ÖCAL

emir.ocal@img.com.tr

FATMA DEMİRBAĞ

fatma.demirbag@img.com.tr

Emre YENER

emre.yener@img.com.tr

Songül ÇEK

songul.cek@img.com.tr

HAKKI GÜNERKAN

hakki.gunerkan@img.com.tr

website

www.hotelrestaurantmagazine.com

e-mail

info@img.com.tr

KURUMSAL İLETİŞİM MÜDÜRÜ

MUHASEBE ve

FİNANS MÜDÜRÜ

ABONE ve DAĞITIM

CTP - BASKI

İRTİBAT BÜROLARIMIZ

ADRES

EBRU PEKEL

ebru.pekel@img.com.tr

MUSTAFA AKTAŞ

mustafa.aktas@img.com.tr

NURTEN DEMİR

nurten.demir@img.com.tr

İHLAS GAZETECİLİK A.Ş.

Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi

İhlas Plaza No:11 A/41

Yenibosna–Bahçelievler / İSTANBUL

Tel: 0212 454 30 00

BURSA +90.224 211 44 50-51

KONYA +90.332 238 10 71

Evren Mah. Bahar Cad. Polat İş Merkezi B Blok

No:1 Kat:4

Güneşli-Bağcılar/İstanbul

Tel: +90 212 604 51 00

Faks: +90 212 604 51 35

hotel & restaurant hi-tech dergisinde yer alan makalelerdeki fikirler yazarlarına aittir. Yayınlanan ilanların sorumluluğu reklam verene aittir. hotel & restaurant hi-tech dergisinin bütün yayın

hakları İletişim Magazin Gazetecilik San. ve Tic. A.Ş.’ye aittir. Yazılar kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yaygın süreli bir yayın olan hotel & restaurant hi-tech dergisi ayda bir yayınlanır.


içindekiler

38

antre

6 Sektörden kısa haberler

gündem

20 İnegöl’de turizm konuşulacak

‘DOSTUM’

22 TUROYD Çin pazarı için düğmeye

bastı

24 ISTOTEP workshop serilerinin

2. si Expedia ile tamamlandı

26 TÜROB geleneksel öğle yemeği

gerçekleşti

28 İstanbul’da Shopping Fest rüzgarı

esti

29 İstanbul fiyat stresinde

30 Türk turizmine Almanya’dan büyük

destek

31 Arabasına atlayan Yunanistan’a

gidiyor

33 Antalya temmuzda 5 milyonu aştı

34 Ayık: Turist sayısı artıyor, turizm

gelirimiz artmıyor

www.hotelrestaurantmagazine.com

40 46

yeni yatırımlar

36 Carlson Rezidor, 2017 yılı içinde

Türkiye’de 7 otel açıyor

38 Türkiye’deki ilk DoubleTree by Hilton

Resort oteli Kemer’de açılacak

40 Eski İstanbul’un yeni gözbebeği;

Yüksel İstanbul Yenikapı Hotel

42 The Ritz-Carlton, denize açılıyor

43 Riverside Mansion Hotel, 2018’de

oda sayısını 2’ye katlayacak

44 Tuzla, Viaport Marina ile deniz

turizminde devler ligine çıktı

45 Ingenico Group, Türkiye’de kendi

TSM merkezini kurdu

iş’te kadın

46 3 şapka 1 iş insanı: Hicran Özbük

marka

50 Oğuz Kıral: Natuzzi ile güçlü bir

şekilde büyümeye devam edeceğiz

52 RATIONAL yine evinde, Landsberg’de

53 Meiko 90. yılını kutluyor

54 Kamsan Sandalye, yıl yıl açacağı

mağazalarla büyüyecek

56 İnoksan, gözünü ABD’den sonra Çin

pazarına dikti

57 LAMP 83 büyümeye devam ediyor

58 Zümrüt Doyran: 2018’de yurt içi-yurt

dışı pazarlama ve satış faaliyetlerimizi

artıracağız

62 Narin Epsilon Serisi ile sofralarda

sonbahar esintisi

63 Sektör firmalarından kısa haberler

dosya

64 Otel yatakları

etkinlik

80 MICE’ciler hem eğitim aldılar hem

motive oldular

şef’in gözünden

82 ‘Lisan’slı şef: Serkan Bozkurt


dosya

Otel Yatakları

64 82 100

gastro güncel

86 Taksiler bundan böyle Gastronomi

Turizmi için kilometre açacak

88 Metro’dan Gıda İsrafını Önleyen Yeni

Uygulama: Gurme Kutusu

89 Gastro Entertainment en lezzetli

markaları bir araya getiriyor

90 Güvenilir Eller’ hedefi ikiye katladı

91 Gıda girişimcileri Chobani desteğiyle

dünyaya açılıyor

92 Oteller ve lokantalar için Türk halkı

ne kadar harcıyor?

93 Malatya Kayısısına AB’den ‘Coğrafi

İşaret’ tescili

gastro aktüel

94 Gastronomi sektöründen kısa

haberler

hijyen

98 Maratem’den bakterilere karşı el

yıkama ürünü

99 Kärcher gıda sektöründe sıcak

basınçlı yıkayıcıları öneriyor

yeni mekan

100 Bir steakhouse’dan çok daha

fazlası: Scarlet Etiler

104 Alaçatı’da bitmeyen deniz keyfi:

Spiaggia Grande

106 150 yıllık İSKENDER, Nişantaşı’nda

108 Karski, Yalıkavak’ta

110 BigChefs, Sabiha Gökçen Dış

Hatlar Teminali’nde açıldı

111 Mado, son şubesini Ürdün’de açtı

fuar

112 The Hotel Show’a büyük ilgi

114 Gıda’da ihracat pazarının kapısı

CNR EXPO’da açılacak

116 Seramiksan, yenilikçi ürünleriyle

Cersaie’de

117 WorldFood Istanbul Eylül için

gün sayıyor

hotel-tech

118 Mitsubishi Electric’ten dünyanın

geleceği için çevreci teknolojiler

120 Turizmde dönüşenler rekabette

öne geçiyor

122 Geleceğin gezgin grubu “sosyal

medyacılar”

ürün

124 Dekorasyonda mozaik tasarımın yıldızı;

Studio Mosaics

ürünler

126-127-128 Yeni ürünler

www.hotelrestaurantmagazine.com


8

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Jolly Tur’dan Güneydoğu’daki turizm

seferberliğine farklı bir boyut

Jolly Tur, turizm kadar sosyal sorumluluk çalışmalarında da en güzele,

en iyiye odaklanmış projeleriyle dikkat çekiyor. 2016’daki sıkıntılı sürece

rağmen, GAP Turları’na devam ederek bölge turizmine katkısını kesintisiz

sürdüren Jolly Tur, şimdi de Şanlıurfa’ya çağrı merkezi kurdu. 25 kişilik

kadro ile yola çıkan Jolly Tur, işsizlik oranının yüksek olduğu şehirlerden

biri olan Şanlıurfa’nın istihdamına katkıda bulundu. Jolly Tur Yönetim

Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Figen Erkan, sosyal sorumluluk olarak

nitelendirdikleri bu projeyle Şanlıurfa’nın istihdamına katkıda bulunmaktan

ve bölgede turizmin bir meslek alanı olarak benimsenmesinin yolunu

açmaktan büyük bir memnuniyet duyduklarının altını çizdi.

Bodrum’da denize sıfır bir yaşam…

Olaverde, Bodrum’un en gözde beldesi Gündoğan’da gerçek denize sıfır

konumu ile sizi hayallerinizle buluşturuyor. Günün her anı sakin denizi

ile mükemmel bir yaşam deneyimi vaat eden Olaverde, Bodrum’da

nadir bulunan büyüleyici bir kumsala da sahip. İdeal konumu ile sabah

güneşini gören Olaverde, sunduğu birçok imkan ile de Gündoğan’ın en

gözde projesi…

TAV’dan yılın ilk yarısında

511 milyon avro ciro

Havalimanı işletmeciliğinde Türkiye’nin dünyadaki önemli markası TAV

Havalimanları, 2017 yılının ilk yarısında 51 milyon yolcuya hizmet verdi.

Konsolide cirosunu 2016’nın aynı dönemine göre yüzde 2 artıran şirket 60

milyon avro net kar açıkladı. TAV Havalimanları İcra Kurulu Başkanı Sani

Şener “Havalimanlarımızdaki yolcu trafiği 2017 yılının ikinci çeyreğinde

pozitif ivmeyi yakaladı. Bu yıl da portföyümüzü büyütmek için iş geliştirme

ve yatırım çalışmalarına hız kesmeden devam ettik. Haziran ayında

Suudi Arabistan Sivil Havacılık İdaresi (GACA) ile Yanbu, Qassim ve Hail

havalimanlarının geliştirilmesi ve işletmesi için sözleşmeleri imzaladık.

Medine havalimanındaki başarımızı bu havalimanlarında da tekrarlamak

istiyoruz.” dedi.

TUROYD, Anadolu’da otelcileri bir

araya getiriyor

Türkiye genelinde otel yöneticilerinin ilk kez bir araya gelerek

oluşturduğu, Turizm Otel Yöneticileri Derneği (TUROYD) tarafından

organize edilen, TUROYD Güneydoğu Anadolu Bölgesel yürütme

kurulu toplantıları Siirt, Batman ve Diyarbakır’da gerçekleştirildi.

İlk toplantısını 5 Temmuz’da Diyarbakır’da Radisson Blu’da

gerçekleştiren TUROYD Yönetim Kurulu Üyeleri ile bölgesel

dinamikleri, otelciliğin ve turizmin gündemini değerlendirdi.

Anadolu’da turizmcileri bir araya getiren bu toplantılar sırasında

konuşan TUROYD Başkanı Ali Can Aksu yaptığı açıklamada; “Işığın

geldiği yönü iyi gözlerseniz karanlıklarınız aydınlığa dönüşür.

Hepimizin ortak paydası turizm ve istikrar. Mezopotamya’nın ve bu değerli tarihi coğrafyasında turizm ile barış köprülerinin kurulmasını

istiyoruz. Bu topraklardan korkmayın! Artık güvendeyiz. Bu topraklarda huzur var, samimiyet var, sevgi var. Sizleri burada sevgiyle

misafir etmek istiyoruz. Gelin kaynaşalım var olalım bir olalım diri olalım aydınlığa yol alalım” dedi.


10

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Emirates ve flydubai, ortaklık

anlaşmasıyla güçlerini birleştiriyor

Emirates ve flydubai, yeni bir ortaklığa imza atarak iki yüz ’den fazla

destinasyona erişim sağlıyor. Yönetimleri birbirlerinden bağımsız şekilde

devam eden iki havayolu, operasyon büyütme ve büyümeye ivme sağlama gibi

konularda birbirlerinin ağını kuvvetlendirecek. Yenilikçi nitelikteki ortaklık,

kod paylaşımının ötesine geçerek koordinasyon imkânı veren programlamayla

beraber bütünleşik ağ ortaklığını içeriyor. Bu ortaklık modeli flydubai

müşterilerine Emirates’in bünyesinde bulunan altı kıtaya yayılmış, dünya

çapındaki uçuş noktalarından kusursuz şekilde yararlanma imkânı tanıyor.

Emirates müşterileri ise flydubai’nin kuvvetli bölgesel ağına erişim kazanıyor.

Eser Hotel’lere davetlisiniz…

Yazın, güneşin ve soğuk havuz suyunun tadını çıkarmak için çok uzaklara

gitmenize gerek kalmadı. Eser Hoteller Grubuna ait Büyükçekmece ve Silivri

otelleri Aquapark yaz eğlencesi ile sizlere şehirde küçük tatil molaları sunuyor.

Büyükçekmece’deki Eser Premium Hotel’de gündüz gökyüzünü izleyerek

havuzun keyfini çıkarıp akşamları sahilde serin yürüyüşlerle anın tadını

çıkarmaksa size kalıyor. Ya da Silivri’deki Eser Diamond Hotel’de tüm gün

kumsalın ve denizin tadını sonuna kadar çıkarıp rahatlayabilirsiniz. Keyfinize

keyif katacak şehir otellerimizde hafta sonları için planlayacağınız küçük

tatillerle anılarınıza unutulmaz anlar ekleyin. Üstelik aile konaklamalarında

özel avantajlar sizleri bekliyor.

Palmarina Bodrum Barcelona’da

Türkiye’yi tanıttı, sıra Hamburg’da

İş ortakları, sektörün VIP isimleri ile beraber 800’den fazla kişiyi ağırlayan ve

onlara da yelkenli deneyimi yaşatan Palmarina Bodrum, gelen ziyaretçilere

de Türkiye’yi ve Bodrum’u tanıttı. Barcelona’nın merkezinde bulunan,

Extreme Club’da, konuklarını Türkiye’yi temsil edecek lezzetlerle ağırlayan

Palmarina Bodrum Pazarlama ve PR Müdürü Derya Akyüz, yapılan

sponsorluk çalışmasının bir sonraki Extreme Sailing Series yarışlarının bir

ayağını da Bodrum’a getirmede çok önemli hedef olduğunu belirtti. “Yarışı

dünya çapında destekliyoruz, aynı zamanda da ülkemizi ve Palmarina’nın

da değer kattığı Bodrum’u tanıtıyoruz. Barcelona’da ilgi çok büyük oldu.

Ülkemiz ve bizim için yelken sporları önemli, bunun için Palmarina Bodrum

olarak elimizden gelen desteği veriyoruz” dedi.

Prontotour’a yeni CMO

Turizm sektörünün önde gelen markalarından Prontotour,

pazarlamadan sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı’na deneyimli isim

Gürkan Erol’u getirdi. CMO (Chief Marketing Officer) olarak göreve

başlayan Erol; markanın tüm pazarlama, iletişim faaliyetlerine

ilave olarak satış, e-ticaret, CRM, inovasyon ve müşteri deneyimi

alanlarını da kapsayan pazarlamadan sorumlu Genel Müdür

Yardımcılığı görevini de üstlenecek. 1968 doğumlu Gürkan Erol,

Kabataş Erkek Lisesi’ni bitirmesinin ardından Boğaziçi Üniversitesi

Makina Mühendisliği bölümünden mezun oldu.


12

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Akfen Holding, %40’lık hissesini IFM

Investors’a devrediyor

2017 yılında Akfen Yenilenebilir Enerji’nin yüzde 33’ünü EBRD ve IFC’ye, TAV

Havalimanları Holding’deki yüzde 8.1’lik hissesini Fransa merkezli Aéroports de

Paris şirketine devreden Akfen Holding, Türkiye’ye bir başka dev yabancı yatırımı

daha çekmeyi başararak Mersin Uluslararası Limanı’ndaki yüzde 50 hissedeki

yüzde 40’lık payın 869 milyon dolara devri için Avustralyalı altyapı fonu IFM

Investors ile hisse devir sözleşmesi imzaladı.

Crowne Plaza Florya yeni Genel

Müdürü

Volkan Öztürkler oldu

Turizm ve otelcilik sektöründe uluslararası deneyime sahip, sektörün genç

ve dinamik yöneticilerinden Volkan Öztürkler, Crowne Plaza Florya’nın Genel

Müdürü olarak göreve başladı. 20 yılı aşkın turizm ve otelcilik deneyimine sahip

Öztürkler, sırasıyla Boca West Country Club, Boca Resort & Club, The Ritz

Carlton, Rixos gibi lüks segment markalarda üst kademe yöneticilik ve genel

müdürlük pozisyonlarında görev yapmıştır. Intercontinental Hotels Group’a

bağlı Crowne Plaza oteller zincirinin en yeni üyelerinden biri olan Crowne Plaza

Istanbul Florya, Volkan Öztürkler’in yönetimi ile birlikte city-resort konseptini

öne çıkartarak misafirlerinin memnuniyeti için yüksek kalitede hizmet sunmaya

odaklanacaktır.

Corendon Airlines Türkiye’nin En Büyük

500 Şirketi arasında

Türkiye’nin önde gelen turistik havayollarından Corendon Airlines, şirketleri net

satışlar, faiz/vergi öncesi kar-zarar, aktif toplam ve öz kaynak değerlerine göre

sıralayan Fortune 500 Türkiye listesine 284.sıradan girerek, 6. kez “Türkiye’nin en

büyük 500 şirketi” arasında yer aldı.

Hilton İstanbul Kozyatağı’nda

üst düzey atama

World Travel Awards 2015 ve 2016’da iki yıl üst üste ‘’Türkiye’nin

En İyi Şehir Oteli’’ seçilen Hilton İstanbul Kozyatağı’nda üst düzey

bir atama gerçekleştirilerek otelin Satış Direktörlüğü görevine Ilgın

Eğilmezer getirildi. 2005 yılında Marmara Üniversitesi Turizm ve

Otel İşletmeciliği bölümünden mezun olan Eğilmezer, profesyonel

hayata Radisson Blu Asia’da Satış & Pazarlama departmanında

başladı. Ardından sırasıyla, Wyndham Grand Kalamış ve Crowne

Plaza Asia’da Kıdemli Kurumsal Satış Uzmanı görevlerinde

bulunan Ilgın Eğilmezer, 2015 yılında Hilton İstanbul Kozyatağı’nda

Kurumsal Satış Müdürü olarak çalışmaya başladı. 2016 yılında

otelin Satış Direktör Yardımcısı olarak atanan Eğilmezer, bundan

sonra görevine Hilton İstanbul Kozyatağı Satış Direktörü olarak

devam edecek.


‘PROJELERİNİZİ’

YAPIYORUZ VE YENİLİYORUZ.


14

hotel restaurant

& hi-tech

antre

İngiltere uçuşlarında uygulanan

elektronik cihaz yasağı kalktı

İngiltere uçuşlarında uygulanan

elektronik cihaz yasağı kalktı

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) uçuşları sonrası İngiltere uçuşlarında

uygulanan elektronik cihaz yasağı kaldırıldı. Yasağın kaldırılması ile ilgili

değerlendirmelerde bulunan Atlasglobal Yönetim Kurulu Başkanı Murat

Ersoy “Önemli bir sorunu geride bırakmanın mutluluğunu yaşıyoruz. İngiltere

uçuşlarındaki yasağın kalkması Türk turizmine önemli katkılar sağlayacak” diye

konuştu.

Sofa Hotel Nişantaşı’nın 7. kat gizemi…

Türkiye’deki ilk HIP otel olma özelliğinin yanı sıra, İstanbul’un sıra dışı oteli Sofa

Hotel’in 7. katı sıra dışı konseptlere ev sahipliği yapan 7 farklı suitiyle, hayata gizem

katmak isteyen misafirlerine sürprizlerle dolu alanlar sunuyor. Nişantaşı’nın mistik

atmosferiyle sarmaş dolaş olan Sofa Hotel, 7. Katında yer alan suitlerinden biri olan

No:701 Umar Suit’te, keyifli akşamüstü partileri, neşeli basın kahvaltıları ya da çok

özel unutulmaz romantik konaklamalara ev sahipliği yaparak farkını bir kez daha

baştan sona ortaya koyuyor.

Radisson Blu Bosphorus Hotel

Istanbul’a

yeni genel müdür

Konaklama sektöründe 20 yılı aşkın bir süredir görev yapan Rob Kucera,

Carlson Rezidor Kuzey Afrika Bölge Müdürü olarak Dubai’ye atanan Bert

Fol’den sonra Radisson Blu Bosphorus Hotel İstanbul’un Genel Müdürü

olarak atandı. Aslen bir Güney Afrikalı / Çek Cumhuriyetli çift vatandaşlığı

olan Rob, İngilizce ve Çek dillerini bilmektedir. Intec Collect and Wits Hotel

okulundan otelcilik diploması almış ve Cornell Üniversitesi İleri Genel Müdür

Programından mezun olmuştur.

2018, Çin’de Türkiye Turizm

yılı ilan edildi

Turizm sektöründe yaşanan gelişmeler ve karşılaşılan sorunlara

ilişkin tüm konuları ilgili mercilerin dikkatine sunan TÜRSAB,

Birlik Üyesi Çin Halk Cumhuriyeti’yle çalışan acentalar ile bir

araya geldi. 3 Ağustos’ta TÜRSAB Genel Merkez’de gerçekleşen

toplantıda, 2018 yılının Çin Halk Cumhuriyeti’nde Türkiye Turizm

yılı ilan edilmesi kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığı’na

sunulmak üzere yapılması planlanan etkinlikler konuşuldu. Çin

Halk Cumhuriyeti ile çalışan acentalarla bir araya gelen TÜRSAB

yetkilileri planlanan etkinlikler hakkında acentaların fikirlerini

aldı. Etkinlik toplantısında; Çin Halk Cumhuriyeti pazarına

hâkim olan acentaların yönlendirmeleriyle 2018 yılında Çin Halk

Cumhuriyeti’nde Türkiye tanıtımına yönelik neler yapılabileceği

değerlendirildi.


16

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Barlas Küntay kabri başında anıldı

Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği, TTYD’nin Kurucusu ve Onursal Başkanı

Merhum Barlas Küntay mezarı başında anıldı. Törende Türkiye Turizm

Yatırımcıları Derneği- TTYD Başkanı Oya Narin, rahmetli Turizm Bakanı,

Barlas Küntay’ın 1980’li yıllarda attığı temellerin Türk turizminin dünya

turizminde önemli yere gelmesinde büyük payı olduğunu söyledi. TTYD

Başkanı Oya Narin, merhum Barlas Küntay’ın önderliğinde kurulan TTYD’nin

turizmde 25 milyar dolarlık yatırımı bulunduğunu ve 400 bin kişiye istihdam

yarattığını belirterek “Turizmde yaşanan sıkıntılara rağmen kendisinden

aldığımız emaneti kararlılıkla, büyüterek devam ettiriyoruz” dedi.

Emirates Türkiye’deki 30. yılını

kutluyor

Yıllardır Türkiye’den dünyaya seyahat ve ticareti güçlendirmek için

bir ilham kaynağı olan ve dünyanın en büyük uluslararası taşıyıcısı ile

‘Dünyanın En İyi Hava Yolu’ olmaya layık görülen Emirates, Türkiye’ye

gerçekleştirdiği uçuşların 30. yıl dönümünü kutluyor. İlk olarak 31

Temmuz 1987 tarihinde İstanbul seferlerine başlayan Emirates,

374 koltuk kapasiteli Boeing 727 tipi uçaklarıyla haftada iki defa

gerçekleştirdiği operasyonlarla, sadece bir senede 15.600’dan fazla

yolcu taşıdı. Emirates şu anda Boeing 777-300 tipi uçaklarla İstanbul

Atatürk Havalimanı’ndan haftada 11 sefer yapıyor.

İstanbul Sabiha

Gökçen’de yolcu artışı

Temmuz’da çift haneye

ulaştı

2009 yılından bu yana yolcu artışında sürekli Avrupa’nın

en hızlı büyüyen havalimanı olan İstanbul Sabiha Gökçen

Uluslararası Havalimanı, Temmuz ayında yine büyük bir

başarıya imza attı. Geçen yıl Temmuz ayında 2.6 milyon

yolcuya ev sahipliği yapan İstanbul Sabiha Gökçen, geride

bıraktığımız Temmuz ayında ise yolcu sayısını yüzde 13 oranında artırdı. Sabiha Gökçen’den geçen ay toplam 3 milyon 24 bin 119 yolcu

geçiş yaptı. Temmuz ayında iç hat yolcu sayısı yüzde 12 artarak, 2 milyon olurken, dış hat yolcu sayısı ise yüzde 15 artışla 1 milyon

olarak gerçekleşti.

Bavul.com,

faaliyetlerini

durdurma kararı

aldı

Uçak bileti, otel rezervasyon ve tur hizmeti veren bavul.com, faaliyetlerini

Eylül ayı itibarıyla durdurma kararı aldı. Bavul.com yönetimi,

önümüzdeki döneme ait tüm seyahatlerin güvence altında olduğunu

belirterek, seyahatler tamamlanana kadar müşteri hizmetlerinin

servis vermeye devam edeceğini ifade etti, “Bu kararımızda pazarda

oluşan aşırı rekabetçi fiyat politikalarının karlılığı oldukça azaltması ve

tedarikçilerimizin çoğuna yaptığımız ödemelerin Euro cinsinden olması

ve kurdaki hızlı değişiklikler etkili olmuştur.” açıklamasında bulundu.


18

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Celestyal Cruises ile Yunan Adaları’nda

güz güzelliğini keşfet

Uluslararası cruise markası Celestyal Cruises sıra dışı turlarıyla Yunan

Adaları’nı keşfe çıkarmaya devam ediyor. Yazın son demlerinde işte size

kendinizi zinde ve iyi hissedeceğiniz ‘adıyla müsemma’ bir rota önerisi:

Celestyal Nefeli ile Euphoric Aegean Turları. 3, 4 ve 7 gecelik alternatifleriyle

Euphoric Aegean Turları Eylül ayında başlayacak, Ekim sonuna kadar devam

edecek. Tur programı kapsamında Celestyal Nefeli yolcularını İzmir’in Çeşme

limanından alacak. 3 gecelik Euphoric Aegean Turları’nda Mikonos, Atina,

Santorini; 7 gecelik turlarda ise bu limanların dışında Girit Hanya, Rodos ve

Naphlion da gezilecek.

Four Seasons Hotel Sultanahmet

dünyanın en iyileri listesinde

Four Seasons Hotel Sultanahmet, dünyanın en prestijli seyahat

dergilerinden Travel + Leisure’nin The World’s Best listesine

Türkiye’den seçilen tek otel oldu. 21 yıldır misafirlerine tarihle iç içe

bir konaklama deneyimi sunan Four Seasons Hotel Sultanahmet,

Travel + Leisure okurlarının belirlediği The World’s Best listesinde

‘Avrupa’daki En İyi 15 Otel’ içinde 8. sırada yer alarak, başarısını

uluslararası düzeyde bir kez daha tescil etmiş oldu.

TUYED’te görev değişikliği

Kerem Köfteoğlu görevini

Hasan Arslan’a devretti

Yedi dönemdir Turizm Yazarları ve Gazetecileri Derneği

Başkanlığı’nı yürüten Kerem Köfteoğlu, görevi Başkan

Yardımcısı Hasan Aslan’a devretti. Konuyla ilgili olarak

TUYED Yönetim Kurulu’ndan yapılan açıklamada, Kerem

Köfteoğlu’nun yoğun programlarından dolayı yıllardır

üstlendiği TUYED Başkanlığı görevini bıraktığı bilgisi

paylaşılarak, “Bundan sonra TUYED Başkanlığını Hasan

Arslan arkadaşımız yürütecektir” denildi.

Wi-Fi’a

olan talep

gittikçe

yükseliyor

Dünyanın önde gelen mobil uydu iletişimi sağlayıcısı Inmarsat’ın pazar

araştırması şirketi GfK iş birliğiyle üçüncüsünü gerçekleştirdiği “Uçuş

Sırasında Bağlanabilirlik Araştırması” sonuçlarına göre uçaklarda

sunulan genişbant hizmeti havayolu endüstrisini değiştiriyor ve

yolcuların uçuş deneyimine ilişkin beklentilerinde devrim niteliğinde bir

dönüşüm ortaya koyuyor. Yolcuların büyük bir çoğunluğu artık 30.000 fit

yükseklikte uçarken de aynı karada sahip oldukları gibi yüksek seviyede

bağlanabilirlik ve çevrimiçi hizmetlere erişim hizmetinden yararlanmak

istiyor. Hal böyleyken, yolcuların %60’ı Wi-Fi kullanımının bir lüks

olmaktan çıkıp zorunluluk haline geldiğini savunuyor. Tüm dünyada uçuş

esnasında yüksek kaliteli Wi-Fi deneyimi yaşayan yolcuların çoğunluğu

(%61), havayolu seçimi yaparken belirledikleri önceliklerde Wi-Fi’yı uçuş

sırasında sunulan eğlencelere göre daha üst sıralara yerleştiriyor.


20

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

İnegöl’de turizm

konuşulacak

‘DOSTUM’!

Bursa’nın İnegöl ilçesi şimdiye kadar

mobilyası ve köftesiyle tanınıyordu.

İnegöl’ün özellikle doğa turizminde

sahip olduğu saklı kalmış değerler

bundan sonra çok konuşulacak.

Bu değerleri belediye bünyesinde

kurulan İNTURAŞ (İnegöl Turizm A.Ş)

koordinasyonunda oluşturulan İnegöl

Turizm Tanıtım Platformu dünya ve

Türkiye’de vitrine çıkaracak.


İnegöl’ün saklı kalmış güzelliklerinin

artık açığa çıkma zamanın geldiğine

inanan İnegöl Belediye Başkanı Alinur

Aktaş, bu güzellikleri Turizm Yazarları

ve Gazetecileri Derneği’nden (TUYED) bir

heyete tanıttı. İnegöl’ün mobilya, kaplıca,

köfte ve ayçekirdeğinde markalara

sahip olduğunu belirten Aktaş, “Doğa

turizminde de ciddi artılarımız var.

Bunları Türkiye ve dünyaya daha iyi

tanıtmak adına İnegöl Turizm Tanıtım

Platformunu kurduk” dedi.

Aktaş: “İnegöl’de üniversite

açarak gençleri de bölgemize

çekeceğiz”

TUYED üyelerinin turizmde bir hedefiniz

var mı sorusunu yanıtlayan Aktaş şunları

söyledi: “Turizme biraz geç girdik bu

yüzden şimdilik rakamsal bir hedef

belirlemedik. Belediye olarak özel

sektör mantığıyla iş yapıyoruz. İnegöl’de

üniversite açarak gençleri de bölgemize

çekeceğiz. Kurşunlu’da bir eko turizm

alanı oluşturacağız. İlçemizde artık

birileri turizme kafa yoruyor. Kent Müzesi,

Mobilya Ağaç Sanayi Müzesi, Ortaköy

Kervansarayı, İshakpaşa Külliyesi, Cuma

Camii, Tarihi Kapalı Çarşı ve termal

merkezimiz Oylat ile Oylat Mağarasını

öne çıkaracağız. Doğa turizminde

saklı güzelliklerimizi de tanıtıp, yakın

olduğumuz Ankara ve İstanbul’daki

doğaseverleri ilçemize çekeceğiz.”

şunları söyledi: “Burada İnegöl’e gelen

doğaseverlere yöresel kahvaltı yapma

imkanı sunuyoruz. Bakraçta yoğurdu

eskiden yapıldığı gibi, gerçek ev mayasıyla

hazırlayıp misafirlerimize ikram etmeyi

planlıyoruz. Kimyon ile kekik arası bir tadı

olan yöreye özgü Çıbrıka baharatını da

tanıtacağız.”

Köftenin hası, Orhan Köfte’de

tadıldı

Orhan Köfte’nin sahibi Orhan Çelik,

TUYED heyetine İnegöl köftesi, Oylat AŞ

Pazarlama Müdürü Özgür Yıldız bölgedeki

termal sularının yararları, Oylat ATV’nin

sahibi Agah Oktay Özcan da doğanın

içinde düzenlenen parkurlar hakkında

bilgiler verdi. TUYED üyeleri ayrıca

Hamamlı Köyü Muhtarı Recep Ötünmek’in

davetlisi olarak Sabahattin Oruç’un

nektarı bahçesinde dalından meyve

koparıp yediler. Baldan Dondurma’nın

sahibi Ercan Yıldız’ın ikramıyla da

serinlediler.

Doğaya saygı DOSTUM!

Tanıtım gezisi boyunca TUYED heyetiyle

birlikte olan İNTURAŞ Koordinatörü Nezir

Kuyumcu, doğaseverlere hizmet vermek

üzere Doğa Sporları ve Turizm Merkezi’ni

(DOSTUM) oluşturdukları belirterek

faaliyetler hakkında şu bilgileri verdi:

“DOSTUM 80 bin metrekarelik bir alana

sahip. Burada, atv, motocross sahası,

bisiklet parkuru, uçuş pisti, okçuluk

eğitim sahası, deniz bisikleti, kampçılık,

balıkçılık alanı, yamaç paraşütü hangar

ve kafeteryamızla hizmet veriyoruz. Hem

doğaseverler hem de çocuklar burada

keyifle zaman geçirebiliyor.”

Doğaseverlere yöresel kahvaltı

ayrıcalığı

Yerel lezzetleri anneannelerinin

yaptığı şekilde ortaya çıkarıp, İnegöl’e

geleceklere ikram edeceklerini belirten

Kuyumcu, İNTURAŞ bünyesinde faaliyet

gösteren, kadın emeğini değerlendirmek

adına Hilmiye Köyü’nde Oylat Çiftlik

adıyla hizmet veren birim hakkında ise


22

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

TUROYD Çin

pazarı için

düğmeye

bastı!

Türkiye ve Çin işbirliğinin turizmde en önemli adımı olacak,

TUROYD-ÇİN BTL Hospitality projesi imzalandı.

Türkiye genelinde otel yöneticilerinin

ilk kez bir araya gelerek oluşturduğu,

Turizm Otel Yöneticileri Derneği

(TUROYD) ile bünyesinde Çin’in en lüks otel

zinciri WEI Retreat, Hotels & Preference

ve Dormitory markalarını barındıran Çin

merkezli BTL Hospitality, arasında ülke

turizmini geliştirmek amacıyla işbirliği

anlaşmasını imzaladı. TUROYD Yönetim

Kurulu Başkanı Ali Can Aksu, Başkan

Yardımcısı Murat Yumak, Turoyd Yönetim

Kurulu Üyeleri, Mr. Philip WEI (BTL

Founder ), Mr. Mars MAO (BTL Culture

Director), Mr. Klaus Petter LILLVIK (BTL

Regional Director Eastern Europe),

Semih Erken (BTL) katılımıyla Lionel

Hotel Istanbul ev sahipliğinde yapılan

toplantıda, turizm alanında hem yurtdışına

turist gönderme hem de turist ağırlama

konusunda dünyanın yeni büyüğü olma

yolunda hızla ilerleyen Çin ile Türkiye’ye

lüks segment ve münferit seyahat eden

Çinli turistleri getirmek, gelen turistlerin

konaklama ihtiyacını karşılamak, BTL’in

bünyesinde yer alan BTL Akademi ile

Türkiye’deki otel çalışanlarına ihtiyaç

duyulan “lüks servis” eğitimlerini vermek

konuları değerlendirildi.

“Gelin, güçlerimizi birleştirelim”

Türkiye ve Çin iş birliğinin turizmde

en önemli adımı olacak TUROYD-ÇİN

BTL Hospitality projesinde konuşan Mr.

Philip WEI (BTL Founder), Çin’in son 30

yılda çok büyük bir yol kat ettiğini, Çin

ve Türkiye’nin 4 bin yıllık bir hikayesinin

olduğunu belirterek, “Bu bizim kanımızda,

DNA’mızda var. Çinliler ile Türkler aynı.

Gelin bu gücümüzü birleştirelim. Her iki

ülke olarak turizm ve otelcilik anlamında

büyük değer ortaya koyalım.” dedi.

Türkiye’nin Çin açısından çok önemli bir

pazar olduğuna değinen Wei, konuşmasına

şöyle devam etti: “Çinli turistler her

gün daha çok yurt dışına açılıyor.

Kültürlerimiz benzer. İpek Yolu iki ülkenin

topraklarından geçiyor. Çinliler için Türk

kültürü ve tarihi önemli. Önümüzdeki

sene Çin de Türk yılı. Yüzlerce milyon

Çinli yurt dışına açılıyor. Bu anlaşmanın

büyük bir atılım olacağını düşünüyoruz.

Çin turizmi değişiyor. Eskiden grup turları

tercih edilirken, artık bireysel seyahat

etmek istiyorlar ve niş destinasyonları

üst segment konaklama tesislerini tercih

ediyorlar.” dedi.

“Türkiye’de kriz varsa

yöneticilerimizi dünyanın

öbür tarafına neden transfer

etmeyelim?”

TUROYD Başkanı Ali Can Aksu ise yaptığı

açıklamada şunları söyledi: “Bizim sizler

gibi samimi ve ufku geniş insanlara

ihtiyacımız var. Siz bize bunu yapacağız

demiyorsunuz ama beraber planlayalım

diyorsunuz, en önemlisi bu. Bize balık

yemeyi değil, balığı tutmayı öğretiyorsunuz.

Bu çok önemliydi. Hakikaten şirketi

incelediğimiz zaman kısa vadede olsa

da özellikle Mr. Wei’nın hikayesi çok

önemli. Hepimizin başaramayacağı bir

başarı öyküsüne sahip. Bu konuyla ilgili

bundan sonra ortak gerçekleştireceğimiz

projelerde bugün hayırlısıyla BTL firması

ile beraber TUROYD olarak bir protokol

imzalıyoruz. Bu sadece toplantıyla sınırlı

kalmayacak. Tüm arkadaşlarımızla

oturacağız, Çin pazarından en etkin

nasıl yararlanabiliriz, onu konuşacağız.

Management yapıyorlar, dünyada birçok

oteli yönetiyorlar ve Türk otel yöneticisini

ciddi anlamda başarılı buluyorlar ve bizim

başarılı insanlarla çalışmaya da ihtiyacımız

var. Neden olmasın, Türkiye’de kriz varsa

yöneticilerimizi dünyanın öbür tarafına

neden transfer etmeyelim, önünüzü

açalım, bu konuyla ilgili bilgilendirme

yapalım. Bundan sonra inşallah çok farklı

çalışmalarla karşınıza çıkmak istiyoruz.”

“Çin ve Hint pazarlarına

odaklanmalıyız”

Aksu yurt dışında özellikle Çin ve Hint

pazarlarına odaklanılması gerektiğinin

altını çizerek sözlerini şöyle tamamladı:

“Odaklanmamız gereken iki pazar var. Çin

ve Hint pazarı. Bugüne kadar ülke turizmi

olarak her türlü tavizi verdik. Avrupalı şu

an politik olarak bizi tercih etmiyor. Biz

farklı pazarlara bakmak zorundayız. Kısa

vadede otelcinin yüzü gülüyor. Ancak uzun

vadeli hedeflerle yürümeliyiz.”


24

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

ISTOTEP workshop serilerinin 2. si

Expedia ile tamamlandı

İstanbul Otelciler Platformu, workshop eğitim serilerinin ikincisini Expedia ile yaptı.

The Sofa Hotel Nişantaşı’nda gerçekleşen panelde konuşan ISTOTEP Başkanı Barış

Türer, eğitim toplantılarının ay ay devam edeceğini belirterek, Aralık ayında İstanbul

otelciliğinin en iyilerini seçecekleri bir ödül gecesinin de ilk duyurusunu yaptı.

İstanbul Otelciler Platformu (ISTOTEP)

tarafından düzenlenen Expedia Eğitim

Paneli 9 Ağustos Perşembe günü The

Sofa Hotel Nişantaşı’nda gerçekleşti. İlki

POYD İstanbul iş birliği ile Radisson Blu

Pera’da düzenlenen workshop serilerinin

ikincisine ISTOTEP Başkanı Barış Türer,

Başkan Yardımcısı İlker Karadağ’ın yanı

sıra The Sofa Hotel Yönetim Kurulu

Başkanı ve Türkiye Turizm Yatırımcıları

Derneği Başkan Yardımcısı Ali Güreli,

The Sofa Hotel Genel Müdürü Cantekin

Temizer de konuşmacı olarak katıldı.

Güreli: “Sıkıntıları fırsata

dönüştürme zamanı”

Panelin açılışında konuşan Ali Güreli,

İstanbul ve Türkiye turizmine dair

değerlendirmelerde bulunarak,

2016 yılında kan kaybeden turizmin

2017 yılında da ciddi sıkıntılar içinde

olduğunu kaydetti. Bu dönemi fırsata

dönüştürmenin sektör adına önemli bir

adım olacağını ifade eden Güreli, “Her

sıkıntının yanında bir avantaj, bir fırsat

vardır çünkü. Sıkıntıları konuşarak da


vakit kaybetmeyin.” dedi. Türkiye Turizm

Yatırımcıları Derneği olarak Bakanlıklar

ile yakın temas halinde olduklarını

aktaran Güreli, “Yarın İstanbul’da

olacağını bildiğimiz yeni Kültür ve

Turizm Bakanımız Numan Kurtulmuş ile

bir araya geleceğiz. Bu defa konumuz

İstanbul ve sorunları olacak. Çünkü

İstanbul çok sıkıntı çekiyor. Her ne kadar

doluluklarımız bir seviyeye geldiyse de

fiyatlarımız malum. Önümüzdeki aylarda

ve yıllarda bu fiyatları nasıl yukarıya

çekebiliriz, doluluklarımızın devamlılığını

nasıl sağlarız, onu planlamamız

gerekiyor.” diye konuştu.

“İBB ile bir tanıtım projesi

başlattık”

Bu doğrultuda İstanbul Büyükşehir

Belediyesi ile Contemporary paralelinde

bir tanıtım projesi başlattıklarını

açıklayan Güreli, İBB’nin 50 milyon

TL’lik bir sermayeyle katkıda bulunduğu

bu projeyle İstanbul’u tüm dünyaya

da tanıtımını yapacakları bir sanat

şölenine dönüştürmeyi planladıklarını

anlattı. Projenin Contemporary ile sınırlı

kalmayacağını söyleyen Güreli, 2017

yılında başlayan projenin 2024 yılına

kadar hız kesmeden devam edeceğini

aktardı.

“Sektörün ihracatçı kabul

edilmesi için TİM ile görüşme

halindeyiz”

Konuşmasının devamında Türkiye

İhracatçılar Meclisi nezdinde turizm

sektörünün ihracatçı sektörü kabul

edilmesi ve ihracata verilen bütün

teşviklerin turizm sektörüne verilmesi

anlamında da bir çalışma yapıldığı

bilgisini de paylaşan Güreli, “Bu konuda

iyi bir noktaya geldik, fakat henüz bir

netice almadığımız için sadece ön fikir

paylaşabiliyorum. Bu gerçekleştiği

takdirde sektörümüz adına çok önemli

bir fırsat ve destek olacaktır.” dedi.

Turizm sektörünün mevcut sorunlarını

aşabilmesi adına ortak aklın gerekliliğine

inandığını kaydeden Güreli, “Önemli olan

bir arada konuşabilmektir. Bu dönem

bize bunu öğretecek. Daha önce çok fazla

yapmadık. Bu anlamda Barış (Türer)

arkadaşımıza çalışmalarından dolayı

tebrik ediyorum. Bir araya gelmek birlikte

çalışmak çok kıymetli.” dedi.

“Booking.com kararını yanlış

buluyorum”

Sözlerini noktalarken booking.com ile

ilgili kısa bir açıklamada da bulunan

Güreli, “Eklemek isterim ki, booking.

com ile ilgili kararı son derece yanlış

buldum. Türkiye’nin çok daha fazla bu

gibi mekanizmalara ihtiyacı var. Ama

çok fazla da komisyon ödememiz lazım.”

şeklinde konuştu.

Temizer: “Büyük hedefler için

glokal olmak lazım”

Panel, Ali Güreli’nin konuşmasının

ardından Expedia İstanbul Bölge

Müdürü Petek Gürsoy ve Cem Çetin’in

sunumları ile devam etti. Eğitim

toplantısının bir diğer konuşmacısı

ise The Sofa Hotel Genel Müdürü

Cantekin Temizer oldu. Konuşmasında

İstanbul’un markalaşmasında algı

yönetiminin önemine dikkat çeken

Temizer, bu yolda sektörün birlikte

hareket etmesinin değerine işaret

ederek, günümüzde büyük hedefler için

glokal olmanın gerekliliğine vurgu yaptı.

“Bunu yapmanızı çok saygıdeğer ve

önemli buluyorum. Tek başına ve global

değilseniz, platformda kat hizmetlisi

ve spa müdürü kalmaya mahkum

olursunuz.” sözleriyle konuşmasını

sürdüren Temizer, “Bu platformda

yapılan aktiviteleri, TÜROB, TÜROFED

gibi derneklerle koordinasyonlu

olarak yapmak lazım. Çünkü oradaki

arkadaşlarımız da çok tecrübeliler.

Bu aşamada kısa orta ve uzun

vadede hedefler koymalısınız.Müşteri

çeşitlendirmesini çok dikkatli yapmamız

lazım. Expedia’yı zorlamamız lazım.”

şeklinde konuştu.

Türer: “İstanbul otelciliğinin

en iyilerine ödül vermeye

hazırlanıyoruz”

Expedia eğitim paneli, ISTOTEP Başkanı

Barış Türer’in kapanış konuşması ile

son buldu. Eğitim toplantılarının ay

ay devam edeceğini açıklayan Türer,

“Aralık ayında çok büyük bir ödül töreni

yapılacak. İstanbul Otelciler Platformu

olarak, İstanbul’un en iyi genel müdürü,

en iyi ön büro müdürü, en iyi iş oteli

kategorilerinde sizlerin huzurunda hak

eden ödülleri dağıtmayı planlıyoruz.” diye

konuştu.


26

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

TÜROB

Geleneksel

Öğle Yemeği

gerçekleşti

TÜROB Geleneksel Öğle Yemeği 27 Temmuz Perşembe günü Holiday Inn Airport

Istanbul Hotel’de sektör temsilcilerinin katılımı ile gerçekleştirildi.

İstanbul Vali Yardımcısı İsmail Gültekin

ve İstanbul İl Kültür ve Turizm

Müdürü Coşkun Yılmaz’ın da katıldığı

toplantıda bir konuşma yapan Türkiye

Otelciler Birliği (TÜROB) Başkanı

Timur Bayındır, konuşmasının başında

Numan Kurtulmuş’un yeni Kültür ve

Turizm Bakanımız olarak atanmasını

memnuniyetle karşıladıklarını ifade

ederek, “Sektör olarak zorlu bir dönemden

geçtiğimiz bu süreçte kabine değişikliğinin

de hayırlı olmasını diliyoruz. Sayın

Kurtulmuş’un deneyimli bir siyasetçi

olarak özel sektör ile el ele sektörün

sorunlarına eğileceğine ve olumlu adımlar

atacağına inanıyoruz. Yeni Bakanımız

ile hızlı ve verimli bir yol alabilmeyi ümit

ediyoruz.” dedi.

Timur Bayındır, yemekli toplantıda özetle

şu ana başlıklara değindi:

“Pozitif yansımalar var dedik ama

arzu ettiğimiz günleri maalesef henüz

yakalayamadık”

2017 yılının ilk yarısını geride bıraktık.

Geçen yıla göre daha pozitif bir dönem

içerisinde olduğumuz söylemek yanlış

olmaz. Ülke genelindeki kaygı ve tedirginlik

azaldıkça, turizme olan direkt yansımaları

da fark ediyoruz. Pozitif yansımalar var

dedik, ama arzu ettiğimiz günleri maalesef

henüz yakalayamadık. Durma noktasına

gelen ya da oldukça düşüş gösteren

kaynak pazarlarımız, özellikle iş ve kongre

turizmindeki kayıp ve tabii ki, dolulukların

artmasına rağmen gelirlerimizin azalması

iş hacmimize ilişkin öncelikli sıkıntılarımız.

Hızlı yaşanan düşüşlerin, çıkışları ne yazık

ki aynı hızla olamıyor. Ancak, yaşanan

sıkıntılar tüm ekonomiye ve sosyal hayata

etki edince, doğal olarak biz turizmcilerin

de stresi ve beklentileri artıyor.”

“Türkiye kongre turizmindeki daralmayı

KDV muafiyeti uygulaması ile aşabilir”

Bu noktada iki temel segmente dikkatleri

çeken Bayındır, kongre ve kruvaziyer

turizmindeki gelişmelerin sektörü

eski günlerine döndürmeye yardımcı

olacağını kaydederek, “ Bu konuda, ana

pazarımız konumundaki Avrupa’ya özel

önem verilmelidir. Avrupa’dan ülkemize

gelen turist sayısı artmadığı durumda,

Ortadoğu ve Rusya’dan kaydedilecek

artışların aradaki farkı kapatması mümkün

değildir.” dedi. Kongre turizminde son

10 yıldaki atağıyla dünya markası haline

gelen Türkiye ve İstanbul’un 2016 yılında

sıralamada gerilere düştüğünü belirten

Bayındır, “ICCA Raporuna göre, 2016

yılı itibariyle Türkiye ilk 20’deki, İstanbul

ise ilk 10’daki yerlerini kaybetti. Türkiye

ve İstanbul 2016 yılında ilk 50 içinde de

yer bulamadı. Sıralamada yeniden eski

seviyeye dönmemiz, hiçbir olumsuzluk

olmaması durumunda en az 3-4 yıl sürer.

Çünkü uluslararası bir kongre bugünden

yarına alınmıyor. Kongre turizmi, kısa vade

değil, uzun vadeli planlama gerektiriyor.

2021-2022 yıllarında gerçekleşecek bir

kongreye şimdiden teklifler alınıyor,

kongre yapılacak merkez açıklanıyor.

Kongre Turizmi için verilen tekliflerde,

tercih edilebilir olmak için, ülkemizin

şu şartlarda ihtiyaç duyduğu en önemli

farklılık, KDV muafiyeti uygulaması olarak

öne çıkmakta, ancak bu yönde ülkemizde

bir düzenleme bulunmamaktadır. Türkiye

bu yönde yaşanan daralmayı KDV muafiyeti

uygulaması ile aşabilir.” şeklinde konuştu.

“İstanbul’un acilen limana ihtiyacı var”

Türkiye’de son 15 yılda çok önemli atak

yapan kruvaziyer turizminin de ağır darbe

aldığını da kaydeden Bayındır, birçok

uluslararası cruise şirketinin 800’den

fazla gemi rotalarından Türkiye’yi

çıkardığını ifade etti. Bununla birlikte

sektörde en büyük darbeyi, en büyük

potansiyeli olan İstanbul’un aldığını

söyleyen Bayındır, “Neredeyse artık gemi

gelmiyor. 2015 yılında uğrayan gemi

sayısı 345 iken, 2016 yılında 56’ya düştü.

Gelen yolcu sayısı ise 600 binden, 44

bine geriledi. Salı Pazarı’ndaki inşaatın,

limanı kapatmasının da etkisiyle İstanbul,

kruvaziyer turizminden neredeyse

tamamen çıktı. İstanbul’un bu sektördeki

potansiyelini kullanabilmesi için acilen

limana ihtiyacı var. Bununla beraber,

Birliğimizin kruvaziyer turizmi için önemli

bir girişimde bulunarak, Bakanlığımız

ile çalışmalara başladığını belirtmek

isterim.” diye konuştu. Bayındır, Ukrayna

ve Rusya’daki fuarlarda yapılan ikili

görüşmelerde Karadeniz’de Odessa-

İstanbul ve Soçi-İstanbul parkurlarında

kruvaziyer turlarının başlatılması için

iki ülke tarafından çalışma yapılmasının

karşılıklı olarak değerlendirildiğini de

sözlerine ekledi.


28

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

İstanbul’da Shopping Fest rüzgarı esti

1-16 Temmuz tarihleri arasında 7.si gerçekleşen İstanbul ShoppingFest (İSF) bu yıl

ilklere sahne oldu. İstanbul’un dört bir yanında festival coşkusunu yaşatan İSF’nin

kapanış töreni Venezia AVM’de gerçekleşti.

İstanbul’u alışveriş destinasyonu

olarak cazibe merkezi haline

getirmek amacıyla düzenlenen

İstanbul Shopping Fest, şehirde renkli

etkinliklere ev sahipliği yaptı. “Sen Hiç

Kapalıçarşı’yı Gördün mü” sloganıyla

tarihi Kapalıçarşı’da gerçekleştirilen

etkinliklere İstanbullular ve turistler

büyük ilgi gösterirken, keşif rotalarıyla

tarihi çarşının çok bilinmeyen sokakları

yeniden hatırlatıldı. Festival kapsamında

özellikle zanaatkarlar ile genç

sanatçıların buluşmaları büyük ilgiyle

takip edildi.

Design İSF büyük ilgi gördü

Festival alışveriş merkezleri, Akasya,

Capitol, Emaar Square Mall, Forum

İstanbul, İstinyePark, Kanyon, Palladium,

Venezia ve Zorlu Center’da kurulan

“Design İSF” alanları, ziyaretçileri

alışveriş fırsatlarının yanı sıra tasarım

ve sanat ile buluşturdu. Design İSF

alanlarında katılımcılar moda dünyasının

tanınmış tasarımcılarının yanı sıra

mücevher, aksesuar, mobilya, seramik,

grafik, kumaş, kitap, kırtasiye, cam, takı,

aydınlatma, organik gıda gibi alanlara

fark katan üreticilerin ürünlerine ulaşma

imkanı buldu. Design İSF alanlarında

sergilerden dans gösterilerine, müzik

dinletilerinden atölye çalışmalarına

kadar birbirinden renkli etkinliklerle

ziyaretçilere farklı bir deneyimler

yaşatıldı.

Topbaş: “Keşke İstanbul’da

olsam diyecekler”

Şehirde festival coşkusunu yaşatan

İstanbul Shopping Fest’in kapanış töreni

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı

Kadir Topbaş’ın katılımıyla Venezia

AVM’de gerçekleşti. Kadir Topbaş

törende yaptığı konuşmada; İstanbul’da

her yerde farklı güzellikler olduğunu

belirterek, “Shopping Fest de bunlardan

biri. Dünyanın merkezinde olan bu şehir

için başka ülkelerde yaşayanlar keşke

İstanbul’da olsam, İstanbul’da yaşasam

diyecekler. Bunun için çalışıyoruz.”

dedi. Törende, festivale katkılarından

dolayı festival alışveriş merkezleri ile

destekleyen kurum ve kuruluşlar Türk

Hava Yolları, TAV Havalimanları Holding,

İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası

Havalimanı Yatırım Yapım ve İşletme

A.Ş (İSG), Türkiye Seyahat Acentaları

Birliği (TÜRSAB), Türkiye Otelciler Birliği

(TUROB), Turizm Restaurant Yatırımcıları

ve İşletmecileri Derneği (TURYİD) ve

Karnaval Media Group’a teşekkür

plaketi sunuldu. Törende dünyada en

çok fotoğrafı paylaşılan 5. şehir olan

İstanbul’un resmi sosyal medya hesabı

oneistanbul ile festival süresince

gerçekleştirilen instagram yarışmasında

#oneistanbul ve #istshopfest etiketiyle

paylaşılan alışveriş konulu fotoğraflar

arasından seçilen fotoğrafların sahipleri

de ödüllendirildi. Sema Asa Gönenç

birinciliğe, Elif Özdoğru ikinciliğe, Duygu

Mencik üçüncülüğe, Sabri Hacıoğlu

jüri özel ödülüne layık görüldü. Birinci

THY’den Uzakdoğu/Amerika uçuş bileti,

ikinci Avrupa bileti, üçüncü iç hat bileti,

jüri özel ödülünün sahibi de F1 sürüş

deneyimi kazandı.


İstanbul fiyat stresinde

Sadece İstanbul’da oda geliri kaybı 1 milyar Euro

Konaklama sektöründe geçen yılın üzerinde doluluklar oluşmasına rağmen gelirler hâlâ

istenen düzeyde değil. İstanbul Haziran 2017’de yine en büyük gelir kaybı yaşayan Avrupa

destinasyonu oldu.

Türkiye genelinde konaklama

sektöründe doluluk oranları geçen

yılın üzerine çıkmasına rağmen

düşen fiyatlar nedeniyle konaklama

sektöründe elde edilen gelirler hâlâ

Avrupa’nın en son sırasında yer alıyor.

Özellikle İstanbul, Haziran 2017’de,

en büyük gelir kaybı yaşayan Avrupa

destinasyonu oldu. Araştırma şirketi

STR Global’in Türkiye Otelciler Birliği

(TÜROB) hazırladığı ‘Haziran 2017 Ülke

Performans Raporu’ açıklandı. İstanbul,

Antalya ve Ankara’da STR sistemine

dahil otellerin verilerinin ortalamasına

göre, Türkiye’nin Haziran 2017 otel

dolulukları, 2016 yılının aynı dönemine

yüzde 0.1 artarak yüzde 44.6 olarak

kaydedildi. Türkiye, Haziran 2017’de

oda başı gelirlerde 31 Euro ile Avrupa

ülkeleri arasında son sırada yer aldı.

Ocak-Haziran dönemine kapyayan yılın ilk

yarısında ise Türkiye genelinde doluluklar

geçen yılın aynı dönemine göre yüzde

50.8’den yüzde 53.3’e yükselirken, oda

başı gelirler 39.4 Euro’dan 32.7 Euro’ya

geriledi.

Avrupa’nın en düşük fiyatı

İstanbul’da

Turizmde içinde bulunduğu sıkıntıyı

aşmaya çalışan İstanbul’da ise Haziran

2016’da yüzde 39.9 olan doluluk oranı,

Haziran 2017’de yüzde 8.5 artarak, yüzde

43.2 olarak ölçüldü. ADR (Average Daily

Rate) olarak adlandırılan ortalama günlük

satılan oda bedeli 71.1 Euro olarak,

2016’ya göre yüzde 17.5 düşüş gösterdi.

Haziran 2016’da bu rakam 86.2 olmuştu.

Toplam oda sayısı üzerinden odabaşı elde

edilen gelirlerde ise (RevPAR) geçen yıla

oranla yüzde 10.5 düşüş yaşandı ve 30.7

Euro olarak ölçüldü. Haziran 2016’da

bu rakam 34.3 Euro olmuştu. İstanbul,

Haziran 2017’de, ADR’sindeki yüzde 17.5

düşüş ve RevPar’daki yüzde 10.5 düşüş

ile en büyük gelir kaybı yaşayan Avrupa

destinasyonu oldu. Ocak–Haziran 2017

döneminde ise doluluk oranı, geçen yılın

aynı dönemindeki yüzde 49.2’den yüzde

53.3’e yükseldi. Ortalama günlük satılan

oda bedeli 96.2 Euro’dan 72.3 Euro’ya,

oda başı elde edilen gelir 47.3 Euro’dan

38.5 Euro’ya geriledi.

Koz olarak kullanılıyor

Dolulukları yorumlayan TÜROB Başkanı

Timur Bayındır, geçen yıl aynı dönemde

güvenlik sorununa ilişkin ciddi bir kaygı

ortamı hakimken, bu yıl sakinleşme

olmasına rağmen doluluk artışının aksine

gelirlerde pozitif etkinin söz konusu

olmadığını söylesi. Bayındır, “STR’nin

doluluk oranları dikkate alındığında,

TÜROB olarak yaptığımız hesaplamada,

2015-2017 dönemindeki ilk yarı

rakamlarına göre sadece İstanbul’da oda

gelirleri kaybı yaklaşık 1 milyar Euro’yu

buluyor. Bu rakama yüksek sezon olarak

adlandırdığımız ikinci yarı dahil değil. Onu

da dahil ettiğimizde rakam katlanacaktır”

dedi. “Turistlerin gelmesi ve doluluk

oranı meselesi dışında, asıl sorun bütçedestinasyon

imajının yarattığı strestir.

Güvenlik ve risk meselesi özellikle

İstanbul’un pazar fiyatlamasında adeta

bir koz haline gelmiştir” diyen Bayındır,

özellikle Antalya’da geçen yıla göre gelir

anlamında toparlanma görüldüğünü

belirterek, “Doluluk oranlarında önemli

bir değişim olmaması ve gelirin artması

hizmete açık otel sayısı ve yerli turistin

etkisi olarak yorumlanabilir” diye

konuştu.

Antalya yükseldi

Antalya’da Haziran 2017 otel dolulukları

bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla

yüzde 0.3 artarak yüzde 55.3 oldu.

Haziran 2016’da bu oran yüzde 55.2.

Ortalama günlük satılan oda bedeli 101.2

Euro olarak, Haziran 2016’ya göre yüzde

19.2 artış gösterdi. Haziran 2016’da bu

rakam 84.9 Euro olmuştu. Toplam oda

sayısı üzerinden odabaşı elde edilen

gelirlerde ise geçen yıla oranla yüzde

19.6 artış yaşandı ve 56 Euro olarak

ölçüldü. Haziran 2016’da bu rakam 46.8

Euro olmuştu. İlk 6 ayda ise doluluk

oranı, geçen yılın aynı dönemindeki

yüzde 50.7’den yüzde 54.1’e yükselirken;

ortalama günlük satılan oda bedeli 64.8

Euro’dan 59.9 Euro’ya, oda başı elde

edilen gelir 32.8 Euro’dan 32.4 Euro’ya

geriledi.


30

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

Türk

turizmine

Almanya’dan

büyük

destek!

Almanya’dan

Türkiye’ye gelen

tüm uçakların dolu

uçtuğunu, satışların

iyi gittiğini bildiren

Türk Acenteciler

Birliği (COOP TRR)

CEO’su Cumhur

Sefer, “Türkiye’deki

tatil imkanları ve

otellerdeki fiyatkalite

dengesi

Almanları

cezbetmeye devam

ediyor” dedi.

Avrupa’daki Türk seyahat

acentecilerini tek çatı altında

buluşturan Türk Acenteciler

Birliği (COOP TRR) CEO’su Cumhur

Sefer, Almanya ve Türkiye arasındaki

son dönemde yaşanan olumsuzluklara

rağmen Türkiye’ye yönelik satışların

yüksek ivmeyle devam ettiğini söyledi.

Geçen yıldan bu yana Türkiye’ye yönelik

uçuşlarda bir miktar kapasite düşüşü

yapıldığını hatırlatan Sefer, var olan

tüm uçakların ise tam dolu uçtuğunu

belirtti. Sefer, “Almanya’dan yapılan

rezervasyonlarda iptal yok, aksine talep

aynı ivmeyle sürüyor. Belki yeni koltuk

eklenmiyor ama tüm koltuklar dolu.

Alman turistler için özellikle de çocuklu

aileler için Türkiye, cazip tatil ülkesi

olmaya devam ediyor” diye konuştu. Türk

otellerinin fiyat ve yüksek kalite dengesi

nedeniyle Almanlar için tercih nedeni

olduğunun altını çizen Sefer, gelecek yılın

çok daha iyi olması için COOP TRR olarak

çalıştıklarını aktardı.

Almanya’daki beş önemli fuarda

stant açılacak

COOPTRR’nin 2018 yılı Türkiye satışlarına

destek olmak için Almanya’daki beş

önemli fuarda stant açarak Alman

turizmciler ve tatilcilerle buluşacağını

açıklayan Cumhur Sefer, katılacakları

fuarları şöyle sıraladı: Stuttgart’taki CMT

(13-21 Ocak 2018), Hannover’daki ABF

(31 Ocak - 04 Şubat 2018), Hamburg’daki

Reisen Hamburg (07-11 Şubat 2018),

Essen’deki Reise+Camping Essen 21-

25 Şubat 2018 ve Nurnberg’deki Messe

Freizeit Nurnberg (28 Şubat - 4 Mart

2018). Bu fuarlarda Türk otellerini daha

iyi tanıtacaklarını, Türkiye’den gelecek

otellere ve acentelere de stantlar

vereceklerini anlatan Sefer, sıcak satış

da yapacaklarını kaydetti. Almanya’nın

beş şehrindeki bu fuarların tüketiciler

ile buluşmak için büyük fırsat olduğuna

dikkat çeken Sefer, “COOP TRR çatısı

altındaki seyahat acenteleri ele ele

vererek 2018’de Türkiye turizminin çok

daha iyi olması için çalışıyor. COOP

TRR Türkiye Temsilcimiz Hasan Çetin,

otellerle birebir görüşerek tanıtım

hamlemizin kapsamını genişletiyor”

dedi. COOPTRR’nin Almanya’nın Essen

kentinde 18 Kasım 2017 tarihinde geniş

kapsamlı bir çalıştay düzenleyeceğini de

hatırlatan Sefer, bu çalıştaya Türkiye’den

de çok katılımcı beklediklerini söyledi.

Almanya’daki çoğu tur operatörünün

gelecek yılın yaz kataloglarını çıkardığı

bir dönemde düzenleyecekleri bu

çalıştayın önemini vurgulayan Sefer şöyle

konuştu: “COOPTRR olarak yaptığımız

ilk çalıştay çok ilgi görmüş ve ses

getirmişti. 18 Kasım’da yapacağımız bu

ikinci çalıştayın kapsamı çok daha geniş

olacak. Türkiye’den de gelip tanıtım

yapmak isteyen turizmciler için küçük

bir fuar alanı oluşturacağız. Ayrıca sağlık

turizminin de aralarında olacağı konular

belirleyip özel alanlarda küçük çalıştaylar

yapacağız. Avrupa’dan ve Rusya’dan

turizmcilerle biraraya geleceğiz. COOP

TRR olarak Avrupa ve Almanya’da

yapacağımız tanıtım ve imaj çalışmaları

Türkiye’ye önemli bir katkı sağlayacak.”


Arabasına

atlayan

Yunanistan’a

gidiyor!

Yunanistan her yıl 1 milyonu aşan sayıda Türk turistini ağırlarken,

ülkeden Türkiye’ye gelen turist sayısı ise son 3 yıldır geriliyor.

Yunanistan her yıl 1 milyona yakın

Türk turisti ağırlarken, Yunan

turizmciler ülkeden Türkiye’ye

gelen turist sayısının da eski günlere

dönmesini istiyor. Yunanistan’dan

Türkiye’ye gelen turist sayısının yeniden

artışa geçmesi için Yunan turizmcilerden

iş birliği teklifleri yağıyor. Bu amaçla

girişimlerde bulunan Kuzey Yunanistan

Ticaret Odası ve Yunan turizm örgütleri,

Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) heyetini

Selanik’de ağırladı. Başkan Timur

Bayındır’ın yanı sıra Yönetim Kurulu

Üyesi Taner Yallagöz, Genel Müdür

İsmail Taşdemir ve TÜROB Üyesi Nuri

Kalyoncu’dan oluşan TÜROB heyeti

Selanik’te temaslarda bulundu ve Kuzey

Yunanistan Ticaret Odası tarafından

düzenlenen ‘Türk-Yunan Turizminin

Geliştirilmesi’ konulu çalıştayda Yunan

turizmcilerle bir araya geldi.

120 bin Türk, Selanik’e gitti

Selanik temaslarıyla ilgili bir açıklama

yapan TÜROB Başkanı Timur Bayındır,

“Ortak çalışmalar ve temasların

artırılması ile Yunanistan’dan ülkemize

olan turist akışının eski günlerine

dönmesini hedefliyoruz. Hedefimiz kısa

sürede Yunanistan’dan gelen turist

sayısını 1 milyona çıkarmak. Yunan

turizmcilerin sadece Türkiye’den

Yunanistan’a giden turist sayısının

artması konusunda değil, Yunanistan’dan

Türkiye’ye gelen turist sayısının yeniden

artışa geçmesi konusunda da büyük bir

arzusu bulunuyor” dedi. 2016’da sadece

Selanik’i 120 bin Türk turistin ziyaret

ettiğine işaret eden Bayındır, şunları

söyledi: “Bu sadece otelde kalanları

ifade ediyor. Günübirlik gidenler ya da

yazlık ev kiralayanlar bu rakama dahil

değil. Bu 120 bin kişinin sadece 16

bini acenteler aracılığıyla, geri kalanı

da kendi araçlarıyla gitmiş. Yunan

turizmciler, acenteler vasıtasıyla ülkeye

gidişlerin ve Yunanistan’dan Türkiye’ye

gelişlerin artmasını istiyor. Türkiye’den

Yunanistan’a gidenler ağırlıklı bireysel.

Yunanistan’dan ise grup olarak geliyorlar.

Ayrıca Yunan turistler ağırlıklı İstanbul’a

gelirken tanıtımlarda İstanbul’un yanı

sıra Türkiye’nin Yunan pazarında Bursa,

Trabzon, Çanakkale, İzmir, Eskişehir ve

Kayseri gibi destinasyonları da ön plana

çıkaracağız.”

Türk turist artışı sürüyor

“Türkiye’yi kaybetmek istemiyorlar”

diyen Bayındır, “Yunan turizmciler

bize, turizmde Türkiye’nin yerini hiç bir

ülke dolduramayacağını ifade ettiler.

Türk turistin harcama kapasitesi de

oldukça yüksek. Türklerin yüzde 80’i

Yunan Adaları’nı ve Kuzey Yunanistan’ı

tercih ediyor. Kalan yüzde 20’si Atina ve

diğer yerlere gidiyor. Bu yıl Türkiye’den

ülkeye giden turist sayısında ise yüzde

15 civarında artış meydana geldiğini

ilettiler” dedi. “Selanik’te, Yunan

meslektaşlarımızla iki ülke turizmini

daha iyi şekilde nasıl geliştirebileceğimizi

değerlendirdik” diyen Bayındır, “Yunan

turizmcilerin bize verdiği mesaj şu:

İki ülkenin toplam nüfusu 90 milyonu

aşıyor. Ancak karşılıklı olarak sadece

1.5 milyonluk turizm hacmi var.

Bizden 1 milyona yakın turist gidiyor.

Oradan 500 bin turist geliyor. Halbuki

bu hacmin ez an 10 milyon olması

lazım. Bunun için de ortak tanıtım

çalışmaları ve etkinlikler yapılması

kararı alındı. Siyasetin turizmden

ayrıştırılması gerekiyor. Türkiye ile iş

yapma konusunda çok istekliler. En

kısa süre içinde bir workshop çalışması

yapacağız. Tanıtımlara başlayacağız” diye

konuştu. Bayındır, Yunan turizmcilerin

daha önce dile getirdikleri bir öneriyi

tekrarladıklarına dikkat çekerek,

“Uçaklara verilen yakıt desteği benzeri

bir teşvik uygulamasının ülkelerinden

Türkiye’ye otobüsle yapılacak turistik

turlarda talebi artıracağını düşünüyorlar”

dedi.


Antalya temmuzda 5 milyonu aştı

Antalya’ya gelen

yabancı ziyaretçi

sayısı temmuz ayı

sonu itibariyle geçen

yıla göre %65 artış

göstererek 5 milyon

21 bin kişi olarak

gerçekleşti.

Antalya’ya gelen yabancı ziyaretçi

sayısı temmuz ayı sonu itibariyle 5

milyon 21 bin kişi olarak gerçekleşti.

Gelenlerin ülkelere göre dağılımında

Rusya 2 milyon kişi ile toplamın üçte

birinden fazlasını oluşturarak ilk sırada

yer aldı. Rusya’nın 2016’da uyguladığı

yasak nedeniyle geçen yıl zor günler

yaşayan turizm kenti Antalya, bu yıl

özellikle Rus turistlerin ilgisiyle büyük bir

toparlanma sürecine girdi. Antalya’daki

turist sayısı Temmuz ayının bitmesine

günler kala 5 milyon barajını aştı. Antalya

Havalimanı Mülki İdare Amirliği’nin

verilerine göre, 28 Temmuz Cuma günü

itibariyle Antalya’ya gelen toplam turist

sayısı 5 milyon 21 bin 5 kişiye ulaştı. Geçen

yıla göre yüzde 62 artış gösteren turist

sayısı, toplamda 2015 rakamlarına da

yaklaştı.

2 milyonu Rusya’dan

Antalya’ya 28 Temmuz itibariyle gelen

toplam 5 milyon 21 bin 5 turistin büyük

bölümünü Rus turistler oluşturdu.

Haziran ayı sonu itibariyle 1 milyon 321

bin olan Rus turist sayısı, Temmuz ayında

2 milyonu aştı. Rusya ile birlikte Ukrayna

ve diğer BDT ülkelerindeki yükselişler

Temmuz ayında da devam etti.


34

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

Ayık: “Turist sayısı artıyor,

turizm gelirimiz artmıyor”

2017 yılının ilk 6 aylık dönemini

değerlendiren TÜROFED Başkanı

Sayın Osman Ayık, Ocak-Mayıs

döneminde Türkiye’yi ziyaret eden yabancı

sayısının geçen yılın aynı dönemine

göre %5,55 artış göstererek 8.762.509

olarak gerçekleştiğini açıkladı.

Osman Ayık, konuyla ilgili şu bilgileri

paylaştı:

“Gene aynı dönem ülkemize en çok

ziyaretçi gönderen ilk beş ülke sırasıyla;

Rusya Federasyonu, Gürcistan, Almanya,

İran ve Bulgaristan’dır. İlk beş ayda

Avrupa’dan gelen ziyaretçi sayısında

geçen yıla göre %17,10’luk azalış olmuştur.

Rusya Federasyonu’ndan gelen

ziyaretçi sayısında ise %571,86 oranında

artış mevcuttur.

“İstanbul’da toparlanma zaman

alacak”

Önemli turizm merkezlerimizi ele aldığımızda

İstanbul’da 2016 yılının Şubat

ayında başlayan düşüş devam etmektedir.

2015 yılı ile 2016 yılı Ocak-Aralık

rakamları karşılaştırıldığında 2016

yılında yaklaşık %19 oranında azalma

meydana gelmiş ve bu senenin ilk altı

aylık rakamları incelendiğinde geçen

seneye göre %5 oranında düşüşün

devam ettiği görülmektedir. Bu yılı, 2015

yılı rakamları ile karşılaştırdığımızda

bu düşüş %23’ü bulmuştur. Suudi

Arabistan, Irak, Kuveyt, Cezayir, Ürdün,

Lübnan, Suriye, Tunus, Mısır, Fas,

Libya, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap

Emirlikleri, Yemen, Filistin, Umman ve

Sudan’ın oluşturduğu Arap ülkelerinden

gelen ziyaretçiler sayısı geçen seneye

göre %47 artmıştır. Ayrıca gelen yabancı

ziyaretçiler içerisindeki payı %57

oranında artarak %23’e yükselmiştir.

İstanbul’u ziyaret eden müşteri profilinin

farklılığı toparlanmanın zaman alacağına

işaret etmektedir.

Artışlar 2015’in gerisinde

Antalya’nın ilk 6 aylık rakamları incelendiğinde

geçen yıla göre %55

oranında artış yaşanmıştır. Yaz sezonunun

başlamasıyla Rusya, Ukrayna

ve Belarus’tan gelen yabancı ziyaretçi

sayısındaki yüksek artış bu rakamın

oluşmasına neden olmuştur. Yalnız

bu yılın rakamlarının 2015 yılının

rakamlarının %17,6 oranında gerisinde

olduğu unutulmamalıdır. Birinci kaynak

pazarımız olan Almanya’dan gelen

ziyaretçi sayısındaki ilk 6 aylık kümülatif

rakamda geçen seneye göre düşüş

yaşanmasına rağmen geçen yıl Haziran

ayında gerçekleşen rakamı bu yıl yakalamış

olması ilerleyen dönemler için umut

vericidir.

Muğla ilimizin ilk 6 ayı değerlendirildiğinde

hem yerli hem de yabancı turist

sayısında artış yaşandığı görülmektedir.

Bu yıl, 2016 yılına göre %13 artış

yaşanmasına rağmen 2015 yılının

rakamlarının %32 oranında gerisindedir.

Bölgenin en önemli kaynak pazarı olan

İngiltere’deki düşüş devam etmektedir.

Bunun yanında Rusya Federasyonu,

Beyaz Rusya, Ukrayna ve İsrail’den

gelen ziyaretçi sayısında yüksek artışlar

yaşanmıştır ama bu artışlar 2015 yılı

rakamlarının yakalanmasına yeterli

olmamıştır.

İzmir’de altı aylık veriler 2016 seviyesinin

yakalandığını göstermektedir. İzmir’e

2017’nin altı aylık döneminde gelen

yabancı ziyaretçi sayısı yüzde 1,1 artarak

249 binden 252 bine çıkmıştır. İzmir, kriz

öncesi dönemde 2015 yılı ilk altı ayında

425 bin ziyaretçi ağırlamıştı.


Turizm geliri 2016’ya göre %17

düşüşte

TÜİK’in açıkladığı ilk çeyrek raporunda;

turizm gelirimiz 3,4 Milyar ABD Doları

olarak gerçekleşerek geçen yıla göre %17

oranında düşüş göstermiştir. 2017 yılının

ilk üç ayındaki turizm gelirimiz ise 2015

yılının %31 oranında gerisinde kalmıştır.

Bilindiği gibi turizm; sektör olarak yegane

yerinde ihracat yaptığımız sektördür. Bu

anlamda hizmet ihracatında dışarıdan en

çok döviz kazandıran ekonomik faaliyet

alanıdır. Turizm gelirindeki düşüşe

rağmen ilk çeyrekte oluşan dış ticaret

açığını karşılama oranı yaklaşık %27

olarak gerçekleşmiştir. Bu dış ticaret

açığını karşılama oranının yılın geri kalan

döneminde yükseleceğini inanıyoruz.

“Turizmde en büyük sorun,

arz-talep dengesizliği”

Turizm sektörünün karşı karşıya olduğu

birçok sorun mevcuttur. Bu sorunları

çeşitli mecralarda dile getirdik: Gelirlerdeki

düşüş, maliyetlerin artması,

belediyelerin ve Maliye Bakanlığı’nın

talep ettiği vergiler, turizm sektörü için

açıklanan desteklerin yetersiz ve işlevsiz

olması, kredi desteği, tanıtım alanında

daha etkin olunması, imaj, güvenlik algısı,

günübirlik evler ve anlık kimlik bildirim

uygulamasındaki belirsizlikler, kalifiye

personel sıkıntısı vs.

Bunların yanı sıra, Türkiye geneli

açısından baktığımızda İstanbul, Ege

ve Akdeniz kıyı bölgelerindeki yatak

arzındaki artış ve arz-talep dengesindeki

bozulma en büyük sorunların başındadır.

Ayrıca online pazarlamanın payı artarak

tüm dünyada büyümektedir. Bu nedenle,

Türk vatandaşlarının Booking.com

aracılığıyla Türkiye’de bulunan otellere

ulaşamaması iç pazarı olumsuz olarak

etkilemekte, bundan en büyük zararı da

küçük ve orta boy işletmeler ile münferit

pazarlama yapan tesisler görmektedir.

2017’nin ikinci yarısında Rus pazarı, eski

Doğu Blok ülkeleri ve Bağımsız Devletler

Topluluğu ülkelerinden gelen talepteki

artış ile başta Almanya olm ak üzere

Avrupa ve Orta Avrupa pazarında ise son

dakika satışlarının artarak devam etmesini

bekliyoruz.

“Sayısal anlamda 2016’dan

daha iyi bir sezon geçireceğiz”

Sonuç olarak, sayısal anlamda 2016’dan

daha iyi bir sezon geçireceğiz. Ancak

toplamda 2015 rakamlarına ulaşılabilmesi

açısından Avrupa pazarındaki genel

seyrin belirleyici olacağına inanıyoruz.

Ege bölgesini ele aldığımızda yurt

dışından direkt uçuşların bulunması;

İzmir, Bodrum ve Dalaman bölgelerine

yabancı ziyaretçilerin taleplerini arttıracaktır.

Özellikle Denizli ve Kapadokya

gibi önemli ören yerlerinin bulunduğu

bölgelerimizde iç pazarı hareketlendirmek

adına ören yerleri giriş ücretlerinin

makul seviyelere çekilmesi ve

belirli günlerde ücretsiz giriş sağlanması

yönünde talepler almaktayız. Kapadokya’dan

bahsetmişken fotografik

uygunluğu ve Ortodoksların en önemli

merkezlerinden biri olması sebebiyle

Rus ziyaretçiler açısından Kapadokya’nın

popülaritesi artmış durumdadır ve bu bizi

sevindirmektir. Yalnız Kapadokya Havalimanı’nın

tadilatının halen bitmemesi

ve ne zaman biteceğinin belirsiz olması

bölgeye ulaşımı zorlaştırmaktadır.

Körfez ülkelerinin birbirleriyle yaşadığı

sıkıntı, turizm açısından Karadeniz

bölgemizi de etkilemektedir. Kayda

değer bir iptal gerçekleşmemiştir, ancak

krizin derinleşmesi halinde iptal endişesi

yaşanmaktadır. Gaziantep mutfağı

ile UNESCO’nun yaratıcı şehirler ağına

dahil olmuştur. Bu, tanıtım ve pazarlama

açısından çok büyük bir değerdir. Gaziantep

mutfağının kazandığı bu başarının,

Ege, Hatay ve Adana mutfağı için de ilham

kaynağı olması gerekmektedir. Ayrıca

UNESCO tarafından Aydın’da bulunan

Afrodisias Antik Kenti’nin Dünya Mirası

Listesine alınması sevindirici bir haberdir.

Şanlıurfa’da bulunan Göbeklitepe’nin ve

diğer bekleme listesinde yer alan değerlerimizin

de bu kapsama dahil edileceğine

inanıyoruz.”


hotel restaurant

36 & hi-tech

yeni yatırımlar

Carlson Rezıdor, 2017 yılı içinde

Türkiye’de 7 otel açıyor

Carlson Rezidor Hotel Group, bu yıl Türkiye’de 7 otel açmaya

hazırlanıyor. Açılacak otellerin 4’ü İstanbul, 1’i İzmir diğer 2’si ise

Diyarbakır ve Samsun’da yer alıyor.


Dünyanın en hızlı büyüyen otelcilik

şirketlerinden Carlson Rezidor

Hotel Group, bu yıl Türkiye’de

7 otel açmaya hazırlanıyor. Açılacak

otellerin 4’ü İstanbul, 1’i İzmir diğer

2’si ise Diyarbakır ve Samsun’da yer

alıyor ve grubun Türkiye’nin seçkin

destinasyonlarındaki marka varlığını

güçlendiriyor.

Willis: “2017, Grubumuz için çok

heyecanlı bir dönem olacak”

Rezidor Hotel Group Orta Doğu, Türkiye

ve Afrika Bölgesi Başkan Yardımcısı Mark

Willis şu açıklamada bulundu: “2017,

Grubumuz için hem otel açılışlarının yılı

hem de çok heyecanlı bir dönem olacak.

Türkiye’de açılacak 7 otelle, son birkaç

yıldır ekibimizin yaptığı çalışmaların

meyvelerini ve otel sahiplerinin bize

duydukları güveni görüyoruz. Özellikle,

Türkiye gibi önemli bir pazarda

büyümeye devam ediyor, bölgedeki

coğrafi varlığımızı genişletmekten

memnuniyet duyuyoruz. İkonik ve şık

Radisson Blu, yeni bir enerjiye sahip

olan ekonomik Park Inn by Radisson

yeni destinasyonlara geliyor.” Willis

şöyle devam etti: “Dünya çapında saygı

gören bir otelcilik grubu ve işine tutkuyla

bağlı otelcilik profesyonellerinin işvereni

olarak, bölgede ciddi iş potansiyeli

yaratmaktan da mutluluk duyuyoruz.

Halihazırda işletmesini üstlendiğimiz

13 otelimiz ve geliştirmekte olduğumuz

10 yeni otelimiz bulunuyor, böylece

önümüzdeki bir kaç yıl içerisinde

5.000 oda ile Türkiye’de faaliyet

göstermeye devam ediyor

olacağız.”

Açılışlara devam!

İstanbul’da grubun

Türkiye’deki ilk Residence

projesi olan, Radisson

Blu Residence, Istanbul

Batışehir grubun son

yıllarda en

önemli

açılışlarından biri oldu. 2017’nin Şubat

ayında açılan Residence, misafirlerine

171 daire ile servis verirken, lobi katında

yer alan Larder Restoran, 5 farklı toplantı

salonu seçeneği ve özel spa alanı ile tüm

gün boyunca hizmet veriyor.

Grubun en yeni oteli Park Inn by Radisson

ise 2017 yılının ilk çeyreğinde İzmir’de

açıldı. İzmir’in en güzel yerlerinden

Pasaport’ta yer alan 4 yıldızlı otel; iş,

kültür, eğlence ve alışveriş merkezlerinin

yanı sıra uluslararası elçiliklere de

yürüme mesafesinde bulunuyor. Otel,

her biri “Next Gen” konseptiyle dizayn

edilmiş olan toplam 137 odası ile hizmet

vermektedir. Park Inn by Radisson Hotel

& Residence Istanbul Odayeri 98 odası, 2

toplantı salonu, içerisinde hamam, sauna,

kapalı yüzme havuzu bulunan spa’sı, tüm

gün hizmet verecek restoran ve barı ile

İstanbul’un yükselen yıldızı Odayeri’nde

yılın dördüncü çeyreğinde açılacak.

İstanbul’un Anadolu yakasında lüks

konut projeleri kadar iş merkezlerinin

de yakınında, Istanbul Uluslararası

Finans Merkezinin (IFFC) yanında seçkin

bir konumda yer alacak Park Inn by

Radisson Istanbul Ataşehir, 80 misafir

odası, 2 toplantı

salonu, gym,

ana restoran ve

barı ile

misafirlerine

hizmet

verecek ve

2017’nin

son

çeyreğinde açılacak. 2017’nin üçüncü

çeyreğinde açılması planlanan

İstanbul’un Anadolu yakasında

konumlanan Park Inn by Radisson

Asia Istanbul Kavacık, Boğaz’ın kuzey

ucundaki Beykoz ilçesinde yer alıyor.

Çağdaş ihtiyaçlara göre tasarlanan

110 oda ve süitin yer alacağı otelin

uluslararası mutfaklı restoranı ve barı

gün boyu açık olacak. Balo salonu dahil

çeşitli etkinlik ve toplantı mekanlarının

yanı sıra otelde bir spor salonuyla

hamam ve bakım odaları içeren bir spa

da sunulacak.

Yatırımlar Anadolu’da da hızla

devam ediyor!

Türkiye’nin önemli iş merkezlerinden

Diyarbakır’da yılın ilk çeyreğinde

açılan Radisson Blu Hotel Diyarbakır,

şehrin merkezinde konumlanmış 170

misafir odası, balo salonu ve toplantı

salonu seçenekleri, executive lounge

ile misafirlerinin günün yorgunluğunu

atacakları şehir manzaralı alanları,

heyecan verici yeni restoran ve barlara

ev sahipliği yapmaktadır. Samsun

şehir merkezine yakınlığı ile The Park

Inn by Radisson Samsun, 2017’nin

ikinci çeyreğinde açılan ve 137 misafir

odası, çok yönlü menüsünde gün boyu

lezzetli atıştırmalıklar ve yemekler

sunan restoranı, lobi barı şehirde geçen

yoğun bir günün ardından rahatlamak

ve sosyalleşmek için ideal bir ortam

sağlayacak. Otel misafirleri

aynı zamanda son teknoloji

aletlerle donatılmış fitness

merkezinden, toplantı

salonlarından ve

kapalı otoparktan

faydalanabilecek.


38

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

Türkiye’deki ilk

DoubleTree by

Hılton Resort

oteli

2018’de

Kemer’de

açılacak

Hilton, Türkiye’deki ilk

DoubleTree by Hilton Resort

otelini duyurdu. Yeni DoubleTree

by Hilton, Hilton’un Türkiye’de

halihazırda faaliyet gösteren

50’yi aşkın oteli arasına katılacak.

Hilton 2018’in başında 324 odalı yeni oteli

DoubleTree by Hilton Antalya Kemer otelini

açmak üzere, Hasançebi İnşaat Turizm

Yatırımları ve Ticaret Anonim Şirketi ile franchise

anlaşması imzaladı. Tesis, faaliyete geçmesi

ile birlikte, geniş kumsalı ile Hilton markasının

Antalya’daki ilk resort oteli olacak. Batı Toros

Dağları manzarasına sahip otelde özel plaj, altı

restoran, dört bar, açık ve kapalı yüzme havuzu,

spa tesisleri, fitness merkezi, tenis kortu ve üç

konferans salonu bulunacak.


hotel restaurant

40 & hi-tech

yeni yatırımlar

Eski İstanbul’un yeni gözbebeği

Yüksel İstanbul Yenikapı Hotel


Yüksel Holding, İstanbul turizmine Mayıs 2017’de hizmete açtığı Yüksel

İstanbul Yenikapı Hotel ile bir yeni yatırım daha kazandırdı. 54 odalı otel, iş

ve eğlence hayatının kalbinde misafirlerini dört yıldız konseptinde ağırlıyor.

2011 yılında Crowne Plaza İstanbul

Harbiye’yi hizmete açan Yüksel

Holding, ikinci yatırımını Yüksel

İstanbul Yenikapı Hotel ile gerçekleştirdi.

Mayıs 2017’den bu yana dört yıldız

konseptinde misafirlerini ağırladıklarını

söyleyen Otel Genel Müdürü İlhan Erer,

yatırım ile ilgili şu bilgileri aktardı:

Erer: “Eski İstanbul’un

gözbebeğindeyiz”

“Binlerce yıldır seyyahların ve tacirlerin

en gözde durağı olmuş İstanbul,

köklü uygarlıkların ölümsüz eserleri,

uluslararası fuar alanları, çeşitli

sektörlerin kalbinin attığı iş ve ticaret

merkezleri, tarihi ve modern sanatın en

gözde örneklerinin sergilendiği müzeleri

ile 24 saat yaşayan; birbirinden bağımsız

birçok noktada atan pek çok kalbi olan

bir kent. Dört yıldızlı otelin bu değişik

noktaları ticaretten sanata, eğlenceden

kültüre İstanbul’un kalplerinin birleştiren

can damarlarının kesiştiği yerde, dünyanın

eskimeyen cazibe merkezi eski İstanbul’un

göz bebeğinde yer alıyor.”

54 odalı

2017 Mayıs ayında kapılarını açan Yüksel

İstanbul Yenikapı Hotel’in 1 suit, 22

superior, 10 deluxe, 13 standart ve 8

family oda olmak üzere toplamda 54

odası bulunuyor. Otelin menülerini ise

aynı zamanda Crowne Plaza İstanbul

Harbiye’nin de Executive Şefliğini yapan

Musa Şener hazırlıyor. “Gününüze

lobi katta yer alan restoranımızın

uluslararası mutfaklardan hazırlanan

eşsiz lezzetlerimiz ve açık büfe kahvaltımız

ile başladıktan birkaç dakika sonra

kendinizi surlarla çevrili Tarihi Yarımada’yı

keşfederken ve dünyaca ünlü eserleri

ziyaret ederken bulabilirsiniz.” diyen

Erer, “İş ya da eğlence… İstanbul’a geliş

nedeniniz ne olursa olsun, misafirimiz

olduğunuz süre boyunca, geleneksel

konukseverliğimiz ve Yuksel İstanbul

Yenikapı uluslararası standartlarda hizmet

anlayışı ile sizi rahat ettirmeye kararlıyız.”

şeklinde sözlerini tamamlıyor.

“İstanbul’a geliş

nedeniniz ne olursa olsun,

misafirimiz olduğunuz

süre boyunca, geleneksel

konukseverliğimiz ve

Yuksel İstanbul Yenikapı

uluslararası standartlarda

hizmet anlayışı ile sizi rahat

ettirmeye kararlıyız.”


42

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

The Rıtz-Carlton

Denize açılıyor!

The Ritz-Carlton, ödüllü lüks otel markasının

yanı sıra lüks yatçılık hizmeti ve zamansız

stilini de denize getiriyor. 2018’in Mayıs

ayında rezervasyon almaya başlayacak

The Ritz-Carlton, Türk konuklarını da Cruise

deneyimine bekliyor.

The Ritz-Carlton, uzun vadeli bir

işletme anlaşması çerçevesinde

lüks konukseverlik hizmeti

sağlamaya hazırlanıyor. The Ritz-Carlton

Yat Koleksiyonu girişimi, seyir endüstrisi

için benzersiz bir deneyimi temsil ediyor.

Bu serideki üç lüks yatın ilki 2019 yılının

dördüncü çeyreğinde denize açılmayı

planlıyor ve The Ritz-Carlton’ı hem

karada hem de denizde lüks konaklama

sağlayan tek kuruluş olarak ayırıyor.

Yatçılığın ve gemiciliğin bu özgün

kombinasyonu, rahat, zarif ve hoş bir

atmosferde dünyayı keşfetmek isteyen

konuklar için yepyeni bir lüks seyahat

deneyimi olacak.

İmza destinasyonlara yolculuk

Geminin güzergahı, The Ritz-Carlton’un

lüks tatil beldelerinin yaşam biçimini ve

bir yat tatili ruhunu yansıtmak amacıyla

geliştiriliyor. İmza destinasyonlara

uğranılacak yolculuk, yedi ile on

gün arasında değişiyor. Birinci gemi

Akdeniz, Kuzey Avrupa, Karayipler ve

Latin Amerika gibi çeşitli duraklarda

mevsim değişikliğine göre seyahat

edecek. Geminin boyutu sebebiyle, yat

Capri ve Portofino’dan St. Barths’a ve

eski Cartagena kentine kadar özgün

diye nitelendirilen, büyük gemiler

için ulaşılabilir olmayan benzersiz

lokasyonlarda bulunacak. Gece

konaklama ve gündüz liman bağlantılarını

içeren rahat bir tempoda, konuklara

benzersiz bir deneyim sunacak.

149 suitten oluşacak

Özel olarak tasarlanmış küçük kapasiteli

gemi 298 yolcuya kadar ağırlayacak

ve her biri kendi balkonlu 149 suitten

oluşacak. Yatta ayrıca, modern işçilik ve

iç mekan tasarımları ile birlikte The Ritz-

Carlton ve önde gelen gemi dizayn firması

Tillberg Design of Sweden tarafından

tasarlanan iki 138 metrekarelik lüks

dubleks çatı katı suitleri yer alacak.

Yerleşik alandaki deneyim, ikonik Ritz-

Carlton markasının tanınmış olduğu

yüksek konforu ve benzersiz düzeyde

bireysel konuk hizmetini yansıtacak.

Yolculuk boyunca konuklar ultralüks

gemi seyahati ve özel yatçılık

sektörlerinde eşi benzeri görülmeyen,

gezgin bir tarzda şımartılacaklar. The

Ritz-Carlton yatlarında, Sven Elverfeld’in

yaptığı restoran Aqua, The Ritz-

Carlton’daki Michelin üç yıldızlı restoranı

Wolfsburg, Ritz- Carlton Spa imzalı

Panorama Lounge ve şarap barı gibi

seçenekleri sunuyor. Buna ek olarak, yat,

yerel şefler, müzisyenler ve sanatçılar ile

işbirliği yaparak, benzersiz ve deneyimsel

yollarla hem karada hem de denizde

tecrübe edebilmeleri için benzersiz bir

yolculuk vaat ediyor.


Riverside Mansion Hotel,

2018’de mevcut oda sayısını 2’ye katlayacak

Riverside Mansion Hotel, gelecek yıl yapılacak ilave oda yatırımıyla, mevcut oda sayısını

2’ye katlamayı hedefliyor.

Pers dilinde ‘Güzel Atlar Ülkesi’

anlamına gelen Kapadokya, Peri

bacaları, taş evleri ve doğasıyla

büyülü bir yolculuğa çıkarmaya devam

ediyor. Sadece çömlek atölyeleri ve

halılarıyla ünlü olmayan Avanos, taş

evleriyle de görenleri zaman yolculuğuna

çıkarıyor. Kapadokya Avanos’ta 1912

yılında ev olarak yapılan taş konak, 2016

yılından itibaren Riverside Mansion

Hotel olarak hizmet veriyor. Yerli ve

yabancı misafirler, 105 yıllık 7 odalı bu

taş konakta, farklı duygulara kapılarak,

adeta peri masalının büyüsünü yaşıyor.

Riverside Mansion Hotel’de, gelecek yıl

yapılacak ilave oda yatırımıyla, mevcut

oda sayısının 2’ye katlaması hedefleniyor.

Çinli ve Asyalı turistleri ağırlıyor

Feride ve Uğur Şeker çiftinin, 2016

yılında turizme kazandırdıkları Riverside

Mansion Hoteli, yerli misafirlerin yanı

sıra, Çin, Endonezya, Kore, Tayland,

Malezya, Tayvan gibi ülkelerden turistleri

ağırlıyor. Geçtiğimiz yıl açılan otelin tam

da krize denk geldiğini anlatan Uğur

Şeker, şunları söyledi:

“2016 yılı Mart ayında hizmete başlayan

otelimizdeki 7 odamız, birbirinden farklı

büyüklükte ve dekordadır. Açıldığımız yıl,

kriz yılı olmasına rağmen, iç pazardan

ve yurtdışı pazarlardan yoğun ilgi

gördük. Yurtiçi pazarının yanı sıra, Asya

ülkelerinden turistleri ağırladık. 2016,

hizmet vermeye başladığımız ilk yıl

olmasına rağmen %55’in üzerinde bir

doluluk sağlandık. Bu yılın ilk 8 ayında

ise, geçen yıla göre dolulukta %15 bir

artışı yakaladık. 2018 yılının, geçtiğimiz

iki yıldan daha iyi olmasını beklemekteyiz.

Tahmini doluluğumuz %65’i geçecektir”

dedi.

Yatırım yapacak, oda sayısını

2’ye katlayacak

Tarihi çok eskilere dayanan

Kapadokya’nın, tüm dünyanın görmeyi

istediği eşsiz bir dokuya sahip olduğunu

kaydeden Uğur Şeker, konuşmasına söyle

devam etti: “Son dönemlerde turizmde

yaşanan kriz, diğer bölgelerde olduğu gibi

Kapadokya’yı da olumsuz etkiledi. Geçmiş

yıllarda Avrupa, Amerika, Japonya ve

Avustralya pazarlarından turistleri

ağırlayan bölgemiz, şuan ağırlıklı olarak

Çin ve Asya ülkelerinden turistleri misafir

ediyor. Önümüzdeki yıldan itibaren,

krizin etkilerinin daha da azalacağını

öngörüyoruz. Tarihe ve kültüre meraklı

olan turistler, yeniden bölgemize yoğun

ilgi göstermeye başlayacaktır. Otelimizin

şuan 7 odası bulunuyor ve 2018 yılında

ilave 6 oda daha yapmayı planlıyoruz.

Butik bir otel olarak, konaklama, kahvaltı

çeşidi ve kalitemizden ödün vermeyerek

yolumuza devam edeceğiz” diye konuştu.

Araştırmacı yazar, profesyonel rehber

Faruk Pekin’in “Kapadokya, Kayalardaki

Şiirsellik” gezi rehberi kitabına da

değinen Uğur Şeker, bölgenin korunarak

geleceğe taşınmasının öneminin altını

çizerken, mevcut güzergahların yanı sıra

yeni güzergahların da oluşturularak,

1,7 olan gecelemenin yükseltilmesinin

önemini sözlerine ekledi.


44

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

Tuzla, Viaport Marina ile deniz turizminde

devler ligine çıktı

2015 yılında Via Properties tarafından 1 milyar TL maliyetle hayata geçirilen Viaport

Marina, son 2 yılda Tuzla’ya önemli derecede katma değer sağlayarak, adeta ilçeyi

İstanbul’un göz bebeği haline getirdi.

Denizcilik sektörünün

deneyimlenmemiş projesi olarak

lanse edilen, içerisinde alışveriş

merkezi, tema park, konser alanı,

akvaryumu, eğlence merkezi, fuar

meydanı gibi etaplardan oluşan Viaport

Marina, Tuzla’yı devler ligine çıkardı.

750 yat kapasitesine sahip

Türkiye’nin en yeni marinasına sahip,

mega yatların da yanaşabildiği Viaport

Marina 750 yat kapasitesine sahip iki ayrı

marinadan oluşuyor. Sosyal yaşamın

ortasında konumlanan marina, tek

sahiplerinin son dönemde en çok tercih

ettiği lokasyonlardan biri olarak ortaya

çıkıyor.

Coşkun Bayraktar: “Viaport

Marina İstanbul’un marka yüzü”

Projenin İstanbul’un marka yüzlerinden

biri haline geldiğini belirten Via

Properties Yönetim Kurulu Başkanı

Coşkun Bayraktar, “Projemize geçtiğimiz

yıl 15 milyon yerli-yabancı ziyaretçi

ağırladık. Bu yıl ise bu rakam 25 milyon

kişiye çıkacak.” diye konuştu.

“Rüzgarı tersine çevirdik”

Denizcilik sektörü adına ise kurdukları

Via Fuarcılık ile düzenledikleri fuarlarla

bugüne kadar sektörü Tuzla’ya

taşıdıklarını kaydeden Coşkun Bayraktar,

“Tuzla bugüne kadar denizciliğin,

tersanelerin kalbiydi. Şimdi ise tekne

sahiplerinin en çok ilgilendiği marinaların

arasında Viaport Marina bulunuyor.

Rüzgarı tersine çevirdik ve özelleştirilmiş,

halktan soyutlanmış marinaların yanı

sıra, eğlence ve sosyal yaşamı da

marinanın yanı başına yerleştirdik” diye

konuştu. Coşkun Bayraktar, “Dünyadaki

tüm örneklere bakıldığında, biz dünyada

eşi olmayan bir projeye imza attık.

İnsanlar Viaport Marina ile denizle

barıştırdık ve denizin ortasına kadar

yürünebilen bir marina inşa ettik” dedi.


Ingenıco Group,

3 milyon dolar

yatırım ile

Türkiye’de

kendi TSM

merkezini

kurdu

3 milyon dolar yatırım ile

Türkiye’de kendi TSM Merkezini

(Trusted Service Manager) kuran

Ingenico Group, Türkiye’de

büyümeye devam ediyor.

Uçtan uca ödeme konusunda dünyanın

ve Türkiye’nin lider şirketi Ingenico

Group, Türkiye’ye yatırım yapmaya

devam ediyor. Ingenico’nun, 3 milyon dolar

yatırımla hayata geçirdiği ve YazarkasaPOS

cihazlarının yönetiminin yapıldığı TSM

Merkezi (Trusted Service Manager),

kayıtdışı ekonomi ile mücadeleye destek

olurken, farklı uygulama ve modellerle

esnafa para kazandıracak, sektöre

hizmet verebilecek. Ingenico Türkiye

Genel Müdürü Alpay Sidal, Ingenico

bünyesinde kurulan TSM Merkezi ile ilgili

olarak şöyle konuştu: “YazarkasaPOS

cihazlarının yönetiminin yapıldığı TSM

Merkezini 3 milyon dolarlık yatırımla kendi

bünyemizde hayata geçirdik. Böylece

bu alanda tüm sektöre hizmet verirken,

farklı uygulamalarımızı daha etkin bir

biçimde hayata geçirip esnafımızın ek gelir

kazanmasını sağlayacağız.”

Tüm kurumların ERP

sistemlerine entegrasyonu TSM

üzerinden

Yasal bir zorunluluk gereği geliştirilen

Ingenico TSM server, gelişen yapısıyla

Ingenico‘nun tüm operasyonlarının takip

edildiği yaşayan ve gittikçe büyüyen bir

sisteme dönüştü. TSM bugün sadece

Ingenico yazarkasaPOS’lardan geçen

işlemleri takip etmiyor, buna ek olarak

satış, operasyon, faturalama, bakım

onarım süreçlerinde de kullanılıyor.

Bankaların ve bakım onarım firmalarının

kısacası; Ingenico’nun hizmet aldığı

ve hizmet verdiği tüm kurumların

ERP sistemlerine entegrasyonu TSM

üzerinden başarı ile sağlanıyor. TSM ayrıca

işyerlerinin yazarkasaPOS’lar üzerinden

KDV fişi vermesinin ötesinde, para

kazanmalarını sağlayacak katma değerli

hizmetlerin de altyapısını oluşturuyor.

Sidal: “Türkiye’ye duyduğumuz

güven bizi hiç yanıltmadı”

Türkiye pazarına duyduğu güveni

vurgulayan Ingenico Türkiye Genel Müdürü

Alpay Sidal Ingenico’nun diğer yatırımları

hakkında şu bilgileri verdi: “Ingenico

Group olarak Türkiye pazarına giriş

yaptığımız 1998 yılından bu yana Türkiye’ye

duyduğumuz güven bizi hiç yanıltmadı.

Bunun meyvelerini de topluyoruz. Sıfırdan

girdiğimiz yazarkasa pazarda, yeni nesil

ÖKC sayımız 160 bin adedi, yani yüzde

17’yi geçti. AR-GE çalışmalarımıza

hız kesmeden devam ettik. Organize

perakendeciler için yaptığımız avantajlı

yeni iş modelleri, Turkcell satış

uygulaması, Tax Free uygulamaları,

Zubizu, Sodexo, Ticket gibi uygulamalar

Ingenico yazarkasaPOS’ lar da halihazırda

çalışmakta ve kullanıcılarına avantajlar

sağlamaktadır. Ingenico markasını

tercih edenler için tek bir cihazda hem

yazarkasa kullanımı sağlanıyor hem de

ek uygulamalar ile esnafımıza kazanç ve

maliyet avantajı getiriyoruz.”

Ingenico’nun cihazları ile ek

gelir sağlamak mümkün

Sidal sözlerine şöyle devam etti: “Çoklu

banka uygulaması kullanan 1000 adetten

fazla ÖKC’si olan organize perakendecilere

özel imkanlar başta olmak üzere, altın

kampanyamız ve ek uygulamalarımız ile

esnafımızı desteklemeye devam ettik,

ediyoruz. Amacımız ÖKC cihazımızı

sadece fiş kesen bir cihaz olmaktan

öteye taşıyarak, uygulama merkezi haline

getirip esnafımızın günlük iş akışında ek

gelirler sağlamasına destek olabilmektir.

Bu sebeple sadece KDV fişi veren cihaz

almanın ötesinde ek gelir elde etmek

isteyen mükelleflerimizin ilk tercihi son

dönemde Ingenico oldu.”


hotel restaurant

46 & hi-tech

iş’te kadın

3 şapka

1 iş insanı

Hicran

Özbük

Hicran Özbük, turizm sektörünün

genç, dinamik ve deneyimli

isimlerinden… İstanbul Kongre

ve Ziyaretçi Bürosu Genel Müdürlüğü

ile birlikte İstanbul Shopping Fest’i de

düzenleyen bir profesyonel o. Şehrin

markalaşma yarışında bayrağı önde

taşıyacak kadar İstanbul aşığı ve keşfe

gönüllü… 10 parmağında 10 marifet

demekle abartmış olmayacağımız

tecrübeli isim, şimdilerde ICCA Akdeniz

Bölge Başkanlığı göreviyle turizm

sektöründeki başarılarını perçinliyor.

Turizm sektöründe üç ayrı şapkayı

başarıyla taşıyan Hicran Özbük ile yeni

görevini, İstanbul’a dair hedeflerini ve

gelecek projelerini bu röportajımızda

konuştuk.

İstanbul Kongre ve Ziyaretçi

Bürosu ve İstanbul Shopping

Fest Genel Müdürlüğü ile

beraber şimdilerde ICCA

Akdeniz Bölge Başkanlığı

görevini de üstlendiniz. Hicran

Hanım, turizmle tanışmanızı

ve bugünlere geliş hikayenizi

bizimle paylaşır mısınız?

Öncelikle, turizm bir sektör olarak

hayalimde yoktu. Bir şeyler üretmeye dair

hedeflerim oldu hep. Kadının ön plana

çıkmaya başladığı dönemlerdi onlar.

Evlenip anne olmak gibi bir yönelimim

olmadı, daha çok iş dünyasında bir

yerlere gelmek, bir kadın gücüyle var

olmaktı belki de emelim.

Mühendis olmaktan çok mühendislik

okumayı istedim mesela. Çünkü analitik

zekamın farkındaydım. Matematik ve


fiziğe ilgim vardı. Böylece İstanbul

Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği

bölümünü bitirdim. Beni mutlu

eden bir öğrenim alanı oldu. Çünkü

görünenin altını inceliyor olmak beni

çok heyecanlandırmıştı. Gördüğümüzü

zannettiğimiz dünyanın katmanlarına

indikçe aslında ondan ibaret olmadığını

kavramak son derece etkileyiciydi.

Yeryüzünün altındaki madenler,

sıcak sular, deprem hatları… Her biri

keşfedilmeyi bekleyen bir cevherdi benim

için. Bu arayış ve keşfetme merakım

ileriki yıllarda özellikle insan beyninin

derinliklerini incelemek konusunda itici

güç oldu. Son 12-13 yıldır da aslında çok

okuduğum, çalıştığım, eğitim aldığım

bir alan bu zaten. İnsan beyni, düşünce

sistemi, bilinçaltı, korteksin altındaki

derinlikleri incelemek de aslında o zaman

aldığım eğitimle örtüşmüş gibi oldu bir

bakıma.

Sözünü ettiğiniz bu inceleme,

keşfetme merakı ile profesyonel

iş yaşamına ilk adımı nerede

attınız?

Zaten aileden tekstilci olduğumuz için

kendi işimizi yapmak üzere bir planım

vardı. Mezun olduktan sonra tekstil ve

moda alanında çalışmaya başladım. İlk

olarak kumaş sattım. Direkt kendi işimi

yaparak mezun oldum zaten. Uzun yıllar

tekstil ve modanın bütün alanlarında

çalıştım. Amerika’ya gidip New York’ta

iki sene kadar çalıştım. Bir noktada,

yeni alanlarda kendimi geliştirmek,

üretmek inancıyla sektör değiştirmeye

karar verdim. O dönem, Avrupa Birliği

ile alakalı bir teklif almıştım. Proje

hazırlık sürecinde Ortadoğu Teknik

Üniversitesi’nde Avrupa Entegrasyonu

alanında yüksek lisans yaptım.

Yüksek lisansımı bitirdiğim sırada,

Özbekistan’dan reddedemeyeceğim bir

teklif aldım. O da, bir ilaç firmasının

genel müdürlüğüydü. Orta Asya en

merak ettiğim yerlerden biriydi. Tatil

için değil ama iş teklifi maksatlı olunca

açıkçası maceracı geldi bana. Önce

havasını koklamak için bir ön keşifle

Taşkent’i gördüm, beğendim ve işi kabul

ederek yerleştim. Çok cengaver olduğum

söylendi o yıllarda. Hatta Büyükelçimiz

Kemal Asya, lacivert pasaportla üstelik

de kadın başıma burada çalışmamı

çok cesurca bulmuştu, iyi hatırlarım…

Haksız da değildi hani. İki ülkenin

resmi ilişkilerinin çok da iyi olmadığı

bir dönemdi. O yüzden Taşkent’in beni

kariyer anlamında çok zorlayan, ama

bir o kadar da güçlendiren bir serüven

olduğunu söyleyebilirim.

Benim anladığım kadarıyla

jeofizik okumak heyecan,

arayış ve keşfediş merakınızı

eğiten bir araç olmuş. Mesleği

icra etmemiş ama gelecek

ideallerinize eğitiminizi kılavuz

etmişsiniz. Peki nereye kadar

“yeni” yi bulmak?

Yeni bir alana girmek, keşfetmek, yeni bir

alana katkı sağlamak beni gerçekten çok

motive ediyor. Yeni bir sektöre geçmeyi

çok seviyorum. O zaman sektöre dair

bütün detayları incelemeye başlıyorum.

Literatür taraması yapıyor, o konuda

yazılan tezleri araştırıyorum, sektörün

dinamiklerini inceliyorum. Deloitte

gibi kurumların her sene yayınladığı

raporları okuyorum. Sektörün önde gelen

insanlarıyla sohbet edip aynı zamanda

genel bir toparlama yapmış da oluyorum.

İlaç sektörüne vedanız ne

şekilde gerçekleşti?

Özbekistan’dan alacaklarımı almıştım,

göreceklerimi görmüştüm. Bir de

dediğim gibi ilişkilerin çok iyi olduğu

bir dönem değildi. Dolayısıyla iş olarak

da zorlanıyordum. Buhara, Semerkant

gibi muhteşem coğrafyalara gittim.

Benim orada olduğum dönemde

gerçekten satışlar çok arttı. Çok

güzel insanlarla tanıştım, bunu da

söylemeden geçemeyeceğim. Her ne

kadar gerimizden geliyor gibi olsalar

da kendinizi çok yakın hissettiğiniz bir

coğrafya. İstanbul’dan birkaç teklif

vardı. Amerika’da bir iki konu vardı. O

motivasyonla tekrar Türkiye’ye döndüm.

Buraya dönüşümde trafik kazası gibi

talihsiz bir olay yaşadım. O sebeple

iş dünyasını rölantiye alıp, lojistik ve

gümrük sektöründe bir yardım ricasıyla

çalışmaya başladım, bir firmanın genel

müdür yardımcılığını yaptım. Aslında

baktığınızda ticaretle uğraşanlar için

bilinmesi gereken bir alan olduğunu

fark ettim. Avrupa Entegrasyonu yüksek

lisansım dolayısıyla bir alt yapım vardı

zaten.

“İstanbul Shopping Fest ile

turizme geçiş yaptım”

O sektörde de biraz vakit geçirdikten

sonra artık turizmin vakti gelmişti.

İstanbul Shopping Fest’ten gelen bir

teklifle turizme geçtim.

Teklif 2013 yılında İstanbul Ticaret

Odası’ndan geldi. İstanbul Shopping

Fest de zaten İstanbul Ticaret Odası

ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin

ortak yapısı. Bu teklif de beni çok

heyecanlandırdı, sonuçta çok farklı

sektörlerde çalışmıştım. Turizm çok yeni

ve farklı bir alan olacaktı.

Kendi işinizi yaparken veyahut

başkalarının yanında çalışırken

önceliğiniz satış ve pazarlamaya yönelik

oluyor. İstanbul gibi bir şehri pazarlamak,

tanıtmak ise bambaşka bir deneyim.

Neticede bir kuruma para kazandırmaya

çalışmıyorsunuz, işin sosyal boyutu da

var. Şehirlinin cebine yarayacak bir işe

katkı sağlıyorsunuz. O yüzden teklifi

büyük sevinçle, havalara uçarak kabul

etmiştim. İstanbul Shopping Fest’in o

kadar çok dokunduğu nokta var ki… Şehri

çok iyi tanımanız ve alışveriş merkezleri

ile markalar bütünlüğünü çok iyi biliyor

olmanız lazım. İşin bir de festival tarafı

var ki insanların ilgisini çekecek bir

organizasyon becerisi ve yetkinliği gerek.

Dolayısıyla birçok alanda çalışmam

gerekti. Açık konuşmak gerekirse,

alışveriş turizmi içinde olduğumuz ama

çok iyi bildiğim bir alan değildi. Daha

sonra bunu nasıl çeşitlendiririz derken

yanına deneyimi koyduk, dünyanın her

tarafında da böyle. Globalleşen dünyada

bütün markalara ulaşabiliyorsunuz.

Alışveriş yapmanın yanına yemek yemek,

tarihi mekanları gezmek gibi farklı

deneyimleri kattığınızda seyahat daha

anlamlı hale geliyor. Biz de İstanbul

Shopping Fest’i anlatırken tam da bunu

yapıyoruz. Dolayısıyla dört sene evvel

turizme geçmiş oldum.


48

hotel restaurant

& hi-tech

iş’te kadın

“Hırslı değilim ama

çalışkanım. Ekip çalışmasının

değerine ve başarısına

inananlardanım. Benim

en büyük şansım, hep en

iyi ekiplere denk gelmem

oldu. Çalışma hayatında

çok titiz ve mükemmeliyetçi

olmadığım gibi, olay çıkartan

biri de değilim. İstanbul

gibi bir sorumluluğun

altında işinizi en iyi şekilde

yapmaya çalışırken

zaman zaman gerildiğiniz,

korktuğunuz oluyor. Zaten

insanlar korktuğu zaman

aslında seslerini daha da

yükseltmeye başlar. O

yüzden arkadaşlarıma hep

şunu söylerim: ‘Arkadaşlar

sesim yükseliyorsa, biraz

tersleştiysem bilin ki

korkmuşumdur.’

“Ben dolaştıkça İstanbul’u

tanımadığımı fark ediyorum”

İstanbul sizin için neyi ifade

ediyor? Birkaç cümleyle

anlatmanızı istesem?

Ben Ankara doğumluyum ama

İstanbul’da büyüdüm. Çok klişe olacak

belki ama İstanbul aşık olunası bir şehir.

Özellikle dünyayı gezip dolaştıktan sonra

bu fikir daha da oturuyor. Ne kadar güzel

bir şehirde yaşadığınızı çok daha iyi

kavrıyorsunuz. İnanamıyorsunuz, nasıl

bu kadar şanslı olduk, bu kadar güzel

bir coğrafyanın üzerinde oturuyoruz

diye. İşin her boyutu güzel. Şu an içinde

bulunduğumuz manzara çok güzel. Üç

ayrı imparatorluğun üzerinde oturuyoruz.

Bunlara rağmen şehri gezdikçe yeterince

tanımadığımı da fark ediyorum. Son 4

yıldır, özellikle de turizme girdikten sonra

Ayasofya’ya farklı bakmaya başladım

mesela. Hafta sonları arkadaşlarımla

Balat’a gider, sohbet ederdik. Ama şimdi

bir Kariye Müzesi’nden çıkıp Balat turları

yaptığımda bölgeye çok daha farklı bir

gözle bakar oldum. Şehrin pazarlama

noktalarını gözlemliyorum çoğu zaman.

Ve şunu düşünüyorum, İstanbul’da

aslında turizmi çeşitlendirmek için

elimizde her şey var. Mesela alışveriş

turizmi. Kapalıçarşı’dan başlayın, cadde

boyu mağazalar, alışveriş merkezleri

sıra sıra… Yeme içme, gastronomi

turizmi dediğinizde Osmanlı, Ege,

Doğu, Güneydoğu, hangi mutfakları

ararsanız yüzlercesi var. Kültür deseniz,

orası leb-i derya, muhteşem... Şu an

bulunduğumuz yerin altında kat kat tarih

yükseliyor. Dolayısıyla İstanbul’u ne kadar

tanıyorsunuz derseniz, “Ben dolaştıkça

İstanbul’u tanımadığımı fark ediyorum.”

derim.

İstanbul Shopping Fest

geçtiğimiz Temmuz ayında

gerçekleşti. Bu yılki sonuçlar

turizmin malum ortamında ne

şekilde karşılık buldu?

İstanbul Shopping Fest’in bu yıl

yedincisini düzenledik. Dünyadaki

trendler, destinasyonların kendi

pazarlamalarını kendilerinin yapmaları

yönünde gelişiyor. Her bölge mutlaka

bir ürünü, bir özelliğiyle kendini öne

çıkarmaya çalışıyor. Şehirlerin farklı

özelliklerini öne çıkarmalarını doğru

buluyorum, Bu bir alışveriş festivali

de olabilir. Bu yıl festivalimiz güzel

geçti. Hem yerli hem yabancı hem

de İstanbullulara hitap eden üçayaklı

bir organizasyondu. Elbette turizmde

yaşananlar üzüntü vericiydi. Böyle

bir dönemde festival düzenlemek

daha önemli bir hale geldi. Çünkü


sürdürülebilir projelerinizi yurt dışında

anlatmaya devam ettikçe daha güven

veren bir ülke oluyorsunuz. Öyle ki,

Shopping Fest yapmak isteyen Bakü,

Kültür ve Turizm Bakanlığı kanalıyla bize

ulaşarak görüş ve deneyimlerimizden

faydalanmak istediler.

Ayrıca, İstanbul Shopping Fest

dediğinizde herkesin aklına farklı bir şey

gelir. Alışveriş, herkeste güzel bir duygu

bırakır. Festivalin içinde eğlence vardır.

Dolayısıyla üç güzel kavramın yan yana

durduğu bir projeye devam etmek, bu

dönemde çok önemli. Bu yıl farklı olarak,

festivalde bir miktar daha tasarımı ön

plana çıkarmaya çalıştık. O da bizce çok

güzel bir karşılık gördü.

Bir sonraki yıl için buradan

paylaşmak istediğiniz yeni

sürprizler, gelişmeler var mı?

Şu an yok, festival yorgunluğunu atmaya

çalışıyoruz. Eylül ayında Yönetim

Kurulumuz ile bir araya gelir ve 2018’in

konseptini konuşmaya başlarız diye

düşünüyorum. Çünkü gerçekten kısa bir

organizasyon gibi görünse de çalışmalar

çok önceden başlıyor.

Festivalin bu dönemde turizm

ekonomisine katkısı ne oldu?

Elinizde açıklayabileceğiniz

veriler, rakamlar var mı?

İstanbul Shopping Fest, tek başına ne

turist artışını sahiplenebilir ne yerli

kredi kartı artışını ne de yabancı kredi

kartı artışını… Ama tüm bunlara katkı

sağlayan önemli bir projedir. Biz festivali

değerlendirirken de bu verilere bakıyoruz.

Geçen iki haftalık dönemde elimize

ulaşan yabancı kredi kartı verileri oldu.

Yabancı kredi kartı alışveriş tutarlarında

artış oranları yüzde 62 olmuş mesela.

Bizi çok mutlu eden bir sonuç bu. İran,

Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt, Rusya gibi

ülkeler var bunun içinde. Tabii ki alışveriş

için gelen coğrafya Ortadoğu ve Kuzey

Afrika’yı kapsayan MENA Bölgesi, bir

miktar da Orta Asya ve Azerbaycan gibi

alım gücü yüksek ülkeler var.

İstanbul Shopping Fest ve ICVB

Genel Müdürlüğü ile beraber

ICCA Akdeniz Bölge Başkanlığı’nı

da unvanlarınız arasına kattınız.

Yeni görevinizin hayırlı uğurlu

olmasını dilerim. Biraz da bu

yeni pozisyonunuzdan bahseder

misiniz?

Konuşmanın en başından beri turizmde

çeşitlenmenin önemine vurgu yaptım.

Dolayısıyla sektörün çeşitlendirilmesi

adına yürütülecek pek çok çalışma bizleri

bekliyor. Baktığımızda kongre turizmi de

aslında Türkiye’nin çok başarılı olduğu

bir segment ya da daha geniş söylersek

MICE sektörü. İstanbul bu anlamda çok

başarılı bir coğrafya. Bu sebeple ICVB

Genel Müdürlüğünü yürütmek çok farklı

değil, sadece kongrenin dengelerini, o

alanın dinamiklerini hızlıca öğrenmek

gerekti. Neden İstanbul’a gelsinler,

alışveriş yapsınlar, burada yesinler,

içsinler, para harcansınlar, dolaşsınlar ve

kongrelerini yapsınlar şeklinde bir davet

unsuru olmamız gerekiyor. Birbirine çok

benzer aslında. Yerli ya da yabancı bir

turisti İstanbul’a getirmenin çok farklı

yöntemleri söz konusu olsa da hepsinin

bir bütün olduğunu düşünüyorum.

Turizmin geldiği noktada, gelen turist

sayısı düştükçe kongre alanında da bir

düşüş yaşandı. Ama ne sevindirici ki,

İstanbul’un çok çabuk toparlanan bir

yapısı var. Dünya turizm destinasyonları

arasında yüksek bir cezbediciliği var

çünkü.

Röportajımızın ilk başında “üç

şapka, tek iş insanı” demiştim.

Günümüzde köşeleri kapılmış bir

sektörde tek koltuğu almak bile

zorken, üç ayrı unvana sahip

olmayı çok kıymetli görüyorum.

Çok açık sormak istiyorum,

ideallerinizde yeni bir koltuk var

mı?

Tabii bunlar bir ekip çalışması, öncelikle

onu söyleyeyim. Şu an tabii turizmle

devam edeceğim. Bu gerçekten zorlayıcı

bir alan. Türkiye turizminin hızlı bir

şekilde toparlanması lazım. Çünkü

40’a yakın sektör turizmden besleniyor,

faydalanıyor. Ekonominin yüzde 25’ini

toparlayan bir sektörden bahsediyoruz.

Turist geliyor ya da gelmiyor şekline

indirgememek lazım bu sektörü.

Gerçekten çok insanın çok ekmek yediği

bir sektör. Turizmi seviyorum. İstanbul’a

katkı sağlayacak işler yapmayı seviyorum.

Devam eden çalışmalarımızda kongre ve

toplantı sektörü anlamında da İstanbul’u

anlatmaya devam edeceğiz. ICCA MED

Chapter Başkanlığına aday olduk ve iki

yıllığına devraldık. Çünkü bizim için şehri

uluslararası platformlarda tanıtmak ve

anlatmak çok önemli. ICCA (Uluslararası

Kongreler ve Konvansiyonlar Birliği),

dünyada bütün kongrelerin, birliklerin

çatı örgütü. Dolayısıyla oralarda

İstanbul’un da bir yönetim sandalyesinin

olmasının gerekliliğine inandık. Onun

dışında gözümü diktiğim başka bir koltuk

şimdilik yok.

Turizm erkek egemen bir sektör

olarak biliniyor. Bu alandaki

kadın dayanışmasını nasıl

yorumluyorsunuz?

Açıkçası ben hangi sektör olursa olsun,

kadın ve erkek ayrımını yapı olarak

sevmiyorum. İnsan ayrımını sevmiyorum.

İş kadını ve iş adamı yaklaşımlarını da

sevmiyorum. İş insanı demeyi seviyorum

çünkü neticede bunların giydiğimiz bir

giysi olduğunu düşünüyorum.

Bununla beraber kadın olmaya dair

zorluklar yaşamıyor da değilim. Zaman

zaman barışçıl ve insancıl yaklaşımı

sorgulatsa da dediğiniz gibi toplumun

daha ataerkil, daha maskülen bir yapı

olması sebebiyle de oyunu onların

kurallarıyla oynadığımız da oluyor.

Özel yaşamınızda neler

yaparsınız?

Doğanın içinde olmayı seviyorum. Bu

haftasonu bol bol atv’nin üstünde gezdim.

İçinde heyecanın olduğu adrenalin

sporlarını seviyorum. Kayak yapmak,

kaya tırmanışı gibi. Aladağlar’da tırmanış

yapmaya başladım. Turizmin çok

farklılaştığı bir alan orası. Çok fazla dağcı

Türkiye’ye gelir ama kimseler bilmez.

Onlar bizden hızlı keşfederler. Sıkıcı ve

çok gerçekçi gelecek bir cümle, ama

haftasonu bile yanımda sektöre ait bir

şeyler vardır. Sürekli kendimi geliştirmeyi

ve bir taraftan da okumayı seviyorum. Çok

bahsetmediğim aslında aile danışmanlığı

yönüm var. Haftasonları eğer vaktim

varsa seans yapıyorum. Aile danışmanlığı

yüksek lisansım da var aynı zamanda.


hotel restaurant

50 & hi-tech

marka röportaj

Oğuz Kıral

“Natuzzi ile güçlü bir şekilde

büyümeye devam edeceğiz”

“Natuzzi ile güçlü bir şekilde büyümeye devam edeceğiz. Natuzzi adını

taşıyan Cemil Topuzlu, Levent ve Üsküdar’daki Emaar AVM’de yer alan

mağazalarımıza çok yakında yeni Natuzzi mağazaları eklemeyi planlıyoruz”

Türkiye’deki mobilya sektörünün

öncü markalarından Fatih Kıral

Mobilya ve Dekorasyon, 1980 yılında

bir aile mesleği olarak çıktığı yola yeni

iş birliktelikleriyle devam ediyor. Son

olarak İtalyan mobilya tasarımının dünya

çapındaki öncülerinden Natuzzi ile 2016

Mayıs itibaren birlikte çalışmaya başlayan

markanın ‘yetkili bayilik’ anlaşmasının

kapsamını ve Natuzzi ile ilgili gelecekteki

projelerini Natuzzi Mağazalardan

Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Oğuz Kıral

anlattı.

Natuzzi mağazalarını ne

zaman açtınız? Markanın

temsilciliği Fatih Kıral Mobilya

ve Dekorasyon bünyesine nasıl

katıldı?

İtalyan mobilya tasarımının dünya

çapındaki öncülerinden Natuzzi ile

2016 Mayıs itibaren birlikte çalışmaya

başladık. Natuzzi ile Fatih Kıral Mobilya

& Dekorasyon olarak anlaşmamız “yetkili

bayilik” bazında işliyor.

Natuzzi ürünleri, usta elinden

çıkan tasarımlarıyla biliniyor.

Biraz anlatır mısınız koleksiyon

serilerini?

Bir marangozun oğlu olarak iş yaşamına

başlayan Pasquale Natuzzi tarafından

1959 yılında kurulan Natuzzi, aradan

geçen yaklaşık 60 yıllık sürede “usta işi”

yaklaşımını terk etmemiş bir marka.

Dünya çapında sekiz tesisi ve 12 ofisiyle

beş kıtada 123 ülkeye mobilya ihraç eden

Natuzzi, kuşkusuz teknolojinin bütün

olanaklarından yararlanarak üretim


yapıyor. Ancak bir mobilyayı “seçkin

mobilya” yapan şey, “finishing”in, yani

“son dokunuş”un mükemmelliğidir

ki Natuzzi, üretim sürecinin bütün

aşamalarında hakiki İtalyan ustalarının

dokunuşlarından asla vazgeçmemiştir.

Natuzzi dünya pazarına başta kanepe,

koltuk ve yatak olmak üzere ev döşemesi,

aydınlatma, aksesuar, oturma odası

mobilyalarından oluşan “Natuzzi Italia”

ve deri kanepe seçeneklerinden oluşan

“Natuzzi Editions” markalarını sunuyor.

Geçtiğimiz yılsonunda dünya piyasalarına

tanıtılan “Natuzzi Italia” koleksiyonu,

Natuzzi felsefesini en iyi yorumlayan

Studio Memo tasarımcıları Maurizio

Manzoni ve Roberto Tapinassi’nun

yanı sıra dünyanın en iyileri arasında

yer alan Victor Vasilev, Claudio Bellini,

Mauro Lipparini, Bernhardt ve Vella gibi

tasarımcıların imzasını taşıyor.

Oturma grupları ergonomik ve oldukça

konforlu olmalarıyla mı öne çıkıyor?

Natuzzi’nin mottosu “1959’dan beri

konforun adı”dır ve Natuzzi’nin oturma

ve uzanmaya yönelik tüm ürünlerinin

benzersiz olarak nitelenmesinde, işçilik

kadar ergonomi ve konfora verilen

büyük önem başrolleri oynar. Ayrıca

kanepelerde surround ve mekanizma

teknolojisi de ön plandadır. Natuzzi,

bir mobilya ürününün uyması gereken

uluslararası standartları en üst

düzeyde yerine getirmekle yetinmez,

büyük yatırımlarla kurulan Kalite

Laboratuvarı’nda en ufak bir parçadan

ürünün bütününe kadar her ayrıntıyı

testten geçirir.

Deri ve kumaş özelliklerini

anlatır mısınız?

Natuzzi, dünyanın en iyileri arasından

seçilen ve grubun özel tabakhanelerinde

titiz işlemlere tabi tutulan deriler

kullanır. Bu yüzden Natuzzi ürünlerindeki

kullanılan deriler uzun ömürlüdür

ve yaş aldıkça daha da güzelleşir.

“Natural” serisinde, malzemenin orijinal

karakteristiklerini koruyan özel işlemler

uygulanarak derinin doğal güzelliğini

koruması sağlanır. “Protecta” serisi

de derinin doğal güzelliğine dokunmaz

ancak onu lekelerden korumak için ince

bir koruyucu katmanla kaplanır.

Natuzzi deriye gösterdiği hassasiyeti

kumaş seçimi ve kullanımında da uygular.

Dünyanın en iyi kumaş üreticilerinden

gelen kumaş kılıflar Natuzzi Araştırma

ve Geliştirme laboratuvarlarında çok

sayıda kalite testine tabi tutulur. Pek

çok yıkamadan sonra bile güzelliklerini

koruyan kumaşlarda sayısız renk ve

kompozisyonun yanı sıra ketenden

pamuğa, kadife kordonludan

ısmarlamaya kadar geniş bir seçenek

yelpazesi sunulur.

Yatak odaları nasıl farklılaşıyor

diğer İtalyan tasarımlarından?

Natuzzi’nin geleneksel İtalyan mobilya

zevkinden beslenen bir yanı var, en büyük

fark bu yaklaşımdan kaynaklanıyor. Yedi

yatak modelinin yedisi de birbirinden

farklıdır ama 1950’ler ruhunu yansıtma

noktasında buluşurlar. Ergonomi

ve konforu en üst düzeyde sunan

teknolojiyle üretilmişlerdir ama yatak

odasında aranan sıcaklığı da alabildiğine

yansıtırlar. Yatak başlığından kasa

ayağına kadar her ayrıntı bütünlüğü korur

ama kendisini de gösterir. Ana malzeme

olarak deri ve kumaş malzemenin

kullanıldığı yatakların şiltelerinde

hipoalerjenik şilte tercih edilmiştir.

Aksesuar, halı ve aydınlatma

serileri nasıl çeşitleniyor?

Halı konusunu açıklamaktan gurur

duyuyorum çünkü Natuzzi, halı

koleksiyonunu küresel pazara “Dünyanın

en iyi halılarını Türkiye ve Hindistan'da

bulduk” cümlesiyle tanıtıyor. Nitekim

Natuzzi portföyündeki halılar yün ve

viskoz gibi kaliteli materyallerden, klasik

Türk işçiliğinin sık düğümlü ve pürüzsüz

örgü sistemiyle üretilmiş olan halılardan

oluşuyor. Kuşkusuz Natuzzi burada

da kendi kurallarını koyuyor ve tüm el

yapımı halıların hipoalerjenik olmasını ve

üretiminde çocuk işçi kullanılmamasını

şart koşuyor. Vazolar, dergi rafları,

aynalar, yastıklar, saatler ve diğer pek

çok üründen oluşan Natuzzi aksesuarları,

detaya gösterilen özen ve usta işi

yapısıyla öne çıkar. Natuzzi aydınlatma

serisi ise klasik çizgiden fütürist yoruma

kadar geniş bir seçenek listesi oluşturur.

Natuzzi aksesuarları ve aydınlatmalarının

her biri asla seri üretim izlenimi

vermeyen, bulundukları ortama değer

katan, mekânı benzersiz kılan ürünlerdir.

Natuzzi ile ilgili gelecekteki

hedefleriniz, projeleriniz neler?

Natuzzi ile güçlü bir şekilde büyümeye

devam edeceğiz. Natuzzi adını taşıyan

Cemil Topuzlu, Levent ve Üsküdar’daki

Emaar AVM’de yer alan mağazalarımıza

çok yakında yeni Natuzzi mağazaları

eklemeyi planlıyoruz. Bodrum, Antalya ve

Florya’daki Fatih Kıral mağazaları içinde

ise Natuzzi’ye özel bölümlerde hizmet

vermeyi sürdürüyoruz.


52

hotel restaurant

& hi-tech

marka

RATIONAL yine evinde,

Landsberg’de

19 Temmuz 2017 tarihinde Landsberg am Lech’deki yerleşkesinin

genişletilmesi için temelleri atan RATIONAL AG, bu tesisin genişletilmesiyle

üretim kapasitesini önemli ölçüde arttırmış olacak.

RATIONAL’ın şu anda dünya çapında mevcut çalışan sayısı ortalama

1900’dür ve yaklaşık 900’ü Landsberg’de çalışmaktadır. Sadece

Landsberg’de yapılan RATIONAL buharlı kombilerin üretimi, mükemmel

kalitesi ve en iyi lojistik servisi ile öne çıkmakla birlikte; modernize edilmiş

üretim akışı operasyonları, ideal ve ergonomik olarak tasarlanmış çalışma

istasyonları ile karakterize edilmektedir. Mevcut üretim holü 16.000 metrekare

alana genişletilecek şekilde, binalara ve sistemlere yaklaşık 35 milyon £

yatırım yapılmaktadır. Böylece Landsberg merkezli buharlı kombi pazar lideri,

devam eden şirket büyümesini desteklemeye yönelik olarak daha da iyi üretim

koşulları yaratmıştır.

Mevcut üretim holü

16.000 metrekare alana

genişletilecek şekilde,

binalara ve sistemlere

yaklaşık 35 milyon €

yatırım yapılmaktadır.


Meiko

90. yılını

kutluyor

Merkezi Almanya'nın Offenburg

kentinde bulunan makine üreticisi

Meiko, sadece endüstriyel bulaşık

yıkama tarihinin önemli bir parçası

olmakla kalmıyor, firmanın hikayesi

aynı zamanda, uzun bir geçmişi pazarı

belirleyen konumuyla nasıl başarılı

bir şekilde birleştirdiğini gösteriyor.

Bunun nadir görülen bir kombinasyon

olduğunu belirten Meiko CEO'su Dr.

Müh. Stefan Scheringer sözlerine

şöyle devam ediyor: "Finans kuruluşu

Creditreform'un verilerine göre Alman

firmalarının ortalama yaşı 18. Aktif olarak

faaliyet gösteren Alman firmalarının

sadece %1.5'i 100 yaşın üzerinde. Bu

da Meiko'nun 1927'den beri doğru işler

yaptığını gösteriyor".

Scheringer: “İnovasyon ve

güven odaklı ilerliyoruz”

Şirketin sekizinci CEO'su Stefan

Scheringer, Meiko’daki yönetim sayısının,

firma tarihine bakıldığında, bu denli az

olmasını şu sözlerle değerlendiriyor:

"Bu durum, Meiko'nun değerlerine

derinden bağlı bir kurum olduğunu

gösteriyor. Bir yandan inovasyon odaklı,

öte yandan güven esasına dayanan ve

olumlu anlamda muhafazakar bir çizgide

ilerliyoruz. Böylece çalışanlarımıza

ve müşterilerimize istikrar, kimlik ve

güvenlik sunuyoruz."

Bulaşık makinesinin geçmişi, 1850

yılında ilk patent başvurularını yapan

Joel Houghton ve L. A. Alexander'a kadar

uzanıyor. Ancak bulaşık makinelerinde

çığır açan kişi, Josephine Cochrane

adında bir kadındı. Cochrane patentini

1885 yılında almış (bir kadının aldığı ilk

patent) ve makinelerini "Cochrane’s

Crescent Washing Machine Company"

adlı firması aracılığıyla sadece otel

ve restoranlara satmıştır. 1927'de

Offenburg'da dünyayı daha temiz

hale getirme hedefiyle yola çıkan

Oskar Meier ve Franz Konrad, bu

hedef doğrultusunda dünyanın en iyi

makinelerini üretmeye karar vermişler.

Fikirlerinin peşinde koşan mühendis

Meier ve iş adamı Konrad, şirketlerine

de kendi genlerindeki DNA'yı aktarıp,

sağduyulu olmayı, akıllı davranmayı ve

risk peşinde koşmadan hırslı olmayı

şirketin değerleri haline getirmişler.

Konuya dair Stefan Scheringer şöyle

diyor: "Bir firmanın çökmesi veya yıllar

boyu ayakta kalması bazen tek bir karara

bağlıdır. Yapısal değişiklikleri, ekonomik

krizleri ve dünya savaşlarını risk alanlar

değil, küçük ama sürekli iyileştirmelerle,

performanslarını geliştirmeye

odaklananlar atlatıyor." Bu esnada

büyük inovasyonların ve müşteriler

için olağanüstü iyileştirmelerin ortaya

çıkması da Meiko yönetimine göre doğal

bir sonuç. Scheringer bu sonuca bir

ekleme yapılması gerektiğini belirtiyor:

"Müşterilerimize yakın olmak ve dünyayı

sadece daha temiz hale getirmek değil,

bunu akıllı yöntemlerle yapmak istiyoruz."

Devrim niteliğinde teknolojiler

Bunun sonucunda da endüstriyel bulaşık

yıkama teknolojisinde, %40 maliyet

tasarrufu sağlayan Mi-Q ve teknoloji ile

konforu bir araya getiren ve tasarımın

önemini bir kez daha vurgulayan

tezgahaltı bulaşık makinesi M-iClean gibi

devrim niteliğinde gelişmeler yaşandı. 90.

yılında M-iClean H’i lanse eden Meiko,

21. yüzyılda ve kaynakların kısıtlı olduğu

bir çağda, işletmecinin VE kullanıcının

ihtiyaçlarına odaklanarak giyotin tip

bulaşık makinesinin otomatik sistemlerle

tamamen yeniden tasarlanabileceğini

göstermiş oldu. Bugün Meiko tüm

dünyada teknoloji lideridir – sadece

bulaşık yıkamada değil, aynı zamanda

ördek, sürgü gibi tıbbi ürünlerin temizliği

ve dezenfeksiyonunda da. Avrupa ve

hatta Avustralya'daki itfaiyeler de,

solunum koruma maskeleri ve kişisel

koruyucu ekipmanların temizliği söz

konusu olduğunda, Meiko uzmanlarının

bilgi birikimine güveniyorlar. Ancak

Meiko'nun 90 yıllık geçmişi, firmayı

ayakta tutan temel yapı taşının, sadece

süregelen inovasyonlar değil, aynı

zamanda ürünlerin ayrılmaz bir parçası

olan hizmetler de olduğunu gösterir.

Meiko Academy Yöneticisi Hartmut

Henselmann: "Meiko Academy ile hem

ürün portföyümüzü tamamlıyoruz, hem

de çözüm ortağı olarak, makine üretimi

konusundaki uzmanlığımızdan çok daha

fazlasını sunabileceğimizi gösteriyoruz."

Meiko servisi de, ürünlerin efsanevi

şöhretine katkı sağlıyor: Tüm dünyada,

Meiko kuruluşlarında çalışan 600'den

fazla servis personelinin yanı sıra 4.500

yetkili servis personeli, güvenilirliği ile ün

salmış makinelerin, herhangi bir sorun

yaşanması durumunda, kısa süre içinde

tekrar çalışmasını sağlıyor.


hotel restaurant

54 & hi-tech

marka röportaj

Kamsan Sandalye

Yıl yıl açacağı mağazalarla büyüyecek!

2012 yılında İnegöl Organize Sanayi

Bölgesi’nde başladığı faaliyetlerine

son üç yıldır Yenice Organize Sanayi

Bölgesi’ndeki fabrikasında sürdüren

Kamsan Sandalye, 2018 yılında açmayı

planladığı İstanbul mağazasıyla beraber

orta ve uzun vadede yıl be yıl büyük

şehirlerde mağazalaşarak daha kolay

ulaşılabilir bir konuma gelmek istiyor.

Kamsan Sandalye firma sahibi Kamuran

Tanrıverdi şirketin Horeca sektörüne

yönelik üretimlerini, pazar hedeflerini ve

2018 yılına ilişkin projelerini anlattı.

Kamsan Sandalye’nin kuruluşundan söz

ederek; üretim kapasitesinden ve ürün

portföyünden bahseder misiniz?

Kamsan Sandalye, 2012 yılında İnegöl

Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyetlerine

başlamış olup, 2014 yılından itibaren

ise Yenice Organize Sanayi Bölgesi’nde

kendi üretim sistematiğine uygun olarak

inşa ettiği ve öz sermayesine kattığı,

3.850 metrekare kapalı alana sahip

üretim tesislerinde faaliyetlerine devam

etmektedir. Tesisimizde aylık ortalama

üretim miktarımız 9.500 adettir. Üretim

bandımızda ev tipi (salon, mutfak) yemek

sandalye ve masaları, restoran ve otel

projeleri için ürünler ve yine kafeterya

ve fast food projelerine uygun ürünler

bulunmaktadır.


Otel, restoran ve turistik işletmelere

yönelik üretimleriniz hakkında bilgi

verir misiniz? Ürünleriniz yurt içi ve

yurt dışı pazarlarda ağırlıklı hangi bölge

ve projelerde yer alıyor?

Açıkçası 2016 yılı ilk çeyreğine kadar

ağırlıklı üretimimiz ev tipi ürünlerdeydi.

Ancak o dönem ve sonrasında Kamsan

kalitesini ve markasını projelerinde

görmek isteyen iş ortaklarımızın talepleri

bizi bu yönde yeni çalışmalar yapmaya

teşvik etti. Şu anda mevcut üretimimizin

%45’ini proje bazlı özel ürünlere ayırmış

durumdayız. Bu bağlamda standart

modellerimizin dışında proje ihtiyacına

uygun ürünlerin de tasarımını yapıp

hayata geçiriyoruz.

İhracat yapıyor musunuz?

İhracatımız gün geçtikçe yükselen bir

ivmeye sahip. Yoğun olarak çalıştığımız

ülkelerin başında Irak, Libya, Ürdün,

İsrail ve Cezayir gibi

Ortadoğu ülkeleri

var. Bunun haricinde

Yunanistan, Romanya,

Bulgaristan ve

Almanya gibi Balkan

ve Avrupa ülkelerine

de ihracatımız devam

ediyor. Yurt dışında

henüz bitmiş projeden

ziyade ürün tedariki

anlamında yoğun

çalışıyoruz. Özellikle

hizmet sektöründe

önümüze partner

olmak isteyen çok proje geliyor. Fakat

biz bu noktada biraz titiz davranmak

zorundayız. Satış ve pazarlamadaki

önceliğimiz; Kamsan markasının

güvenilirliğini ve marka değerini hak

edecek projelerde yer alabilmek.

Firmanız 2017 yılına hangi yeni

ürünlerle girdi? Bu yılki tasarım

stratejisini nasıl kurguladınız?

2017 yılına hazırlanırken mobilya tarzının

son zamanlarda doğal ahşap ve doğal

kaplamalı ürünlere doğru yoğunlaşmasını

göz önünde bulundurarak bizler de Ar-Ge

çalışmalarımızı bu doğrultuda yürüttük.

Şu anda mevcut üretimimizde yoğun talep

gören yeni ürünlerimizin birçoğu doğal

ceviz, meşe ve kayın ağacının natürel

renkleri ve yine bu ağaçların doğal

kaplamalarının kullanıldığı ürünlerden

oluşmakta. Geride bıraktığımız 2017

yılının ilk yarısında öngörülerimizde

yanılmadığımızı görüyoruz. Birçok

projede yeni tasarımlarımız kullanıldı

ve talep gelmeye de devam ediyor. Bu

bağlamda yaptığımız işin doğruluğu ve

bundan duyduğumuz mutluluk bizim için

itici bir güç oluşturuyor. Hep daha yeniyi

ve hep daha iyiyi arayan bir anlayışla

sektördeki yerimizi kalıcı hale getirmek

istiyoruz.

Bugün itibari ile kaç mağazaya

ulaştınız? Bu yılki hedefiniz nedir?

Üretimimizin de bulunduğu Bursa

İnegöl ilçesinde 1.350 metrekare mevcut

teşhir alanı ve ilaveten 1.000 metrekare

proje tadilatı devam eden toplam 2.350

metrekarelik teşhir alanına sahip olan

mağazamızda hizmet vermekteyiz.

Hedefimiz kısa vadede 2018 yılına

girdiğimizde İstanbul mağazamızı açmak.

Orta ve uzun vadede ise; takip eden

her yıl için özellikle büyük şehirlerde

mağazalaşıp daha kolay ulaşılabilir bir

konumda bulunmak.

Genel olarak markanızın tasarım

algısını, konsept yaklaşımlarını nasıl

anlatırsınız?

Tasarımlarımızda daha çok doğal

malzemeyi modern çizgilerde kullanmaya

çalışıyoruz. Ahşabın sıcaklığını

ürün kullanıcısına aktarabilmek ve

bulunduğumuz zamanın yaşam çizgilerini

ürünlerimize yansıtarak kendi tarzımızı

oluşturuyoruz.

Sandalye tasarlarken ana kriterleriniz

neler oluyor? Son 10 - 15 yılda otel ve

restoranlarda gelişen trendlere bağlı

olarak otel ve restoran tasarımları

da bir hayli gelişti. Siz markanızı bu

değişimin neresinde görüyorsunuz?

Ürün tasarımında ilk kriterimiz ortaya

çıkan ürünün kullanımının rahat olması,

yani insan anatomisine uygun olmasıdır.

Yapmış olduğunuz ürün sadece göze

hitap ederse vitrinde sergilemekten

öteye gidemezsiniz. Kamsan olarak bu

konuda oldukça iddialı olduğumuzu

söyleyebilirim. Öncelikle rahatlık ve

konfor ve tabii ikinci olarak da görsel

detaylar ön plana çıkıyor. Bu iki ana

öğeyi doğru harmanlayabilirseniz kalite

yolundaki en önemli basamaklardan

birini geçmiş olursunuz. Bizim ürün

konseptimizde olmazsa olmazlarımız

bunlar.

Genel olarak Türk mobilya sektörünün

ilerlemesini nasıl görüyorsunuz?

Mobilya üretim standartları dünyada

ve Türkiye’de ne tür değişiklikler

gösteriyor?

Mobilya sektöründe birçok firma Ar-

Genin önemini kavramış durumda.

Bu anlamda Türk mobilya sektörünün

önünün açık olduğunu düşünüyorum.

Artık kendi tasarımlarımızı hayata

geçirip kendi tarzımızı mobilyaya

yansıtabiliyoruz. Bu da dış özellikle dış

pazarda Türk mobilyasının aranılır hale

gelmesini sağlıyor. Yıllarca süren taklitçi

zihniyetten kurtulmuş olmamız sektörün

en büyük artılarından biri bence.


56

hotel restaurant

& hi-tech

marka

İnoksan,

37. yılında

gözünü

ABD’den sonra

Çin pazarına

dikti

5 kıtada 80 ülkeye yaptığı

ihracatla endüstriyel mutfağın

globalleşen markası İnoksan,

37. yaşını kutladığı bugünlerde

Çin pazarına açılmak üzere

hazırlıklarını tamamlamak üzere

olduğunu açıkladı.

Bursa’da küçük bir işletme olarak

yola çıkan İnoksan, bugün 20.000

m² kapalı alanda yaptığı üretime

ve 140 milyon TL ciroya sahip bir sektör

lideri olarak 37. yaşını kutluyor. Yeni

yaşında yurtdışı hedeflerini de büyüten

İnoksan, özellikle Çin pazarında Türk

mühendislerinin imzasını taşıyan

inovatif Inosmart Touch Kombi Fırın

ve Bulaşık Makineleri ile önemli

atılımlar gerçekleştirmeye hazırlanıyor.

Hali hazırda ABD pazarında döner

ocakları ile faaliyet gösteren ve yakın

zamanda buradaki pazar payını set

altı bulaşık makinalarıyla artırmayı

hedefleyen İnoksan, ABD’nin önde

gelen firmalarından biri ile işbirliğine

de gitti. İnoksan, elektrik, gaz ve

su gibi teknik aksamlarının Avrupa

standartlarından farklı olması nedeniyle

ABD standartlarına uygun olarak yeniden

geliştirdiği set altı bulaşık makinesini

Bursa’daki fabrikasında hijyen ve güvenlik

sistemleri ile CE standartlarının üzerinde

üretecek.

“Bizim için artık daha fazlasını

yapma zamanı”

37. yılı olan 2017’yi ihracat yılı ilan

ederek, yüzde 15 büyüme hedefi koyan

İnoksan, başarılı girişimleri sayesinde

yılsonunda bu hedefi aşmayı öngörüyor.

5 kıtada 80 ülkeye ihracat yaptıklarını

aktaran İnoksan Yönetim Kurulu Başkanı

Vehbi Varlık, “Gelirimizin yüzde 35’ini

oluşturan ihracat payımızı yüzde 50’ye

çıkarmayı hedefliyoruz. Çünkü bizim

için artık daha fazlasını yapma zamanı.”

dedi. ABD pazarı için yaptıkları önemli

atılımların ardından, yakın zamanda Çin

pazarına da hızlı bir giriş yapacaklarını

ifade eden Varlık, “Çin’de Inosmart Touch

Kombi Fırın ve Bulaşık Makinelerimizin

toptan satışı için 2017 başından bu yana

çalışmalar yapıyoruz. Burada bizim için

büyük bir potansiyel var. Planlarımız

doğrultusunda ilerleyerek, orta vadede

Çin’e binlerce kombi fırın ve bulaşık

makinesi satışı gerçekleştirmeyi

hedefliyoruz” diye konuştu.


LAMP 83

büyümeye

devam ediyor

Son yıllarda istikrarlı şekilde

büyümeye ve gelişmeye devam

eden LAMP 83, 2017’nin ilk altı

ayını başarıyla kapattı.

54 yıllık tarihiyle aydınlatma

sektörünün öncü kuruluşu olan

LAMP 83, sene başından bu yana

bir yandan yeni ve prestijli projelere

imza atarken, bir yandan da ürün gamı

ve verdiği hizmet açısından gelişimini

sürdürüyor. LAMP 83, ihracat kanadındaki

atağını Birleşik Arap Emirlikleri ve

Ukrayna ülke distribütörlükleri ile devam

ettirirken; özellikle mimari ofisler,

aydınlatma tasarım ofisleri, proje firmaları

ve kamu kurumları ile olan bağlarını

da kuvvetlendirdi. Başkent Ankara’daki

faaliyetlerini hızlandıran LAMP 83, katıldığı

40. Yapı Fuarı’nda da, hem sıra dışı standı

hem de geçen yıla göre %20 oranında

artan ziyaretçi sayısı ile göz doldurdu. Öte

yandan ilk kez Yapı Fuarı’nda sergilenen;

istenen şekil ve uzunlukta kullanılabilmesi

sayesinde sınırsız mimari aydınlatmanın

kapılarını açarak, adeta aydınlatmada

devrim yapan yeni ürün Wiggle da büyük

beğeni topladı.

Ceyişakar: “Yeni ürünler ve yeni

yatırımlara devam ediyoruz”

Tüm bu gelişmelerin ışığında 2017’nin ilk

yarısını değerlendiren LAMP 83 Yönetim

Kurulu Üyesi ve CEO’su Batu Ceyişakar,

2017’nin ilk yarısında yaptığımız

çalışmalar, attığımız yeni adımlar ve ortaya

çıkan sonuçlardan memnunuz. Bu şekilde

devam edersek, seneyi istediğimiz oranda

bir büyüme kaydederek kapatacağız. Öte

yandan ürün gamı ve müşterilerimize

verdiğimiz hizmet alanlarında yeniliklerin

peşinde koşmaya devam ediyoruz. Yılın

ikinci yarısında çıkarmayı planladığımız

yeni ürünlerin yanı sıra, aydınlatma çağrı

merkezi ve elektronik ticaret platformu

gibi yeni uygulamaları da; ikinci altı aylık

dönemde hayata geçirmeyi planlıyoruz.

Şirketin büyümesi ve gelişmesine paralel

olarak, kadromuzu da büyütüp istihdam

yaratmayı da sürdürüyoruz.” dedi.


hotel restaurant

58 & hi-tech

marka röportaj

Zümrüt

Doyran

“2018’de yurt

içi-yurt dışı

pazarlama ve satış

faaliyetlerimizi

artıracağız”

2017 gerek global gerekse ülkemizde pek çok ekonomik zorluğu ve fırsatı içinde

barındıran bir yıl olarak sürüyor. Pazarlama ve satış faaliyetlerimizi aksatmadan

devam ettiriyoruz. Yeni ve devam eden projelerimiz var. 2018 hedeflerimizde ise

gerek yurt içinde gerekse yurt dışındaki pazarlama ve satış faaliyetlerimizi artırarak

devam ettirmeyi planlıyoruz.”

2010 yılından bu yana Kolsan çatısı

altında hareketli ve sabit mobilya

ürünlerinde beş yıldızlı otel projeleri

ağırlıklı olmak üzere restoran, cafe, ofis,

hastana, alışveriş merkezi ve mağaza

gibi her türlü proje için üretim yapan

Hotelya, 2018 yılında yurt içi ve yurt

dışındaki pazarlama ve satış faaliyetlerini

artırarak devam ettirecek. Pazarlama ve

satış faaliyetlerini aksatmadan bu yılki

çalışmalarını sürdürdüklerini söyleyen

Hotelya Kurucusu ve Genel Müdürü

Zümrüt Doyran ile firmanın Horeca

sektörüne yönelik, üretim, proje ve

yatırım planlamalarını konuştuk.

Hotelya’yı tanıtarak faaliyetlerinden ve

ürün gamından bahseder misiniz?

Turizm sektörünün çok yakından tanıdığı

firmamız 40 yıl önce mobilya üretimine

başladı ve 30 yılı aşkın sürede edindiği

deneyimlerle yurt içinde ve yurt dışında

birçok projede üretici kimliğiyle sektörün

öncülerinden biri olmayı başardı.

Kolsan 40 yıllık deneyimiyle en üst

noktaya getirdiği üretim kalitesini, 2010

yılında grup şirketi olarak kurulan yeni

markası Hotelya ile satış- pazarlama,

projelendirme, üretim, takip alanlarında

daha da ileriye götürdü. Hotelya

olarak kurulduğumuz günden bu yana

hareketli ve sabit mobilya ürünlerinde

beş yıldızlı otel projeleri daha yoğun

olmak üzere AVM, hastane, restoran,

ofis, cafe, mağaza gibi her türlü proje

için üretim yapıyoruz. Uzman mimari

ekibimiz ile projelere sadece üretici

ve satıcı olarak değil aynı zamanda

çözüm ortağı olarak da destek veriyoruz.

Müşteri portföyümüzün %90'ını turizm

sektörünün oluşturduğu bir ortamda

müşterilerimiz genellikle mimari

gruplarla çalışıyorlar. Mimari ekiplerin

tasarımlarını gerçekleştirdikleri her

proje, ekibimiz tarafından hayata

geçiriliyor. Bu çok modern bir poliüretan

sandalye olabileceği gibi, altın varaklı

klasik bir koltuk da olabiliyor. Biz

müşterilerimize "Siz hayal edin, biz

yapalım, hayata geçirelim" diyoruz.

Sektörde bizi farklı kılan en büyük

özelliğimiz bu.

Firmanızın yurt içi ve yurt dışı pazar payı

nedir? İhracat yapıyor musunuz?

Yurt dışında bugüne kadar çok ciddi

işler yaptık. Üretimimizin yaklaşık %60’ı

yurt dışı için yapılıyor. Yurt içinde zincir

şeklinde yaptığımız -Hilton, Sheraton,

Rixos, Holiday Inn, Hyatt Recency- gibi

otellerin yurt dışındaki otellerini de

yapmaya devam ediyoruz. Zincir şeklinde

olan bu oteller, yapılmış olan işler

sonrasında bizimle çalışmaya devam

ediyor. Bu da kalitemize güvenin bir

sonucudur diye düşünüyorum. Yurt

içinde birçok Hilton Otelinde ürünlerimiz

bulunuyor. Bu beğeni doğrultusunda

birçok yurt dışı Hilton projesinde

mobilyalarımız bulunuyor. Yine Hyatt

Regency otelleri de buna benzer bir

örnek. Yurt içi zincirlerden sonra


Rostov Hyatt Regency gibi birçok Hyatt

projesinde yer aldık. Aynı şekilde Dubai

Rixos, Erbil Divan, Srilanka Sheraton

bunlara benzer örnekler. Çok yoğun

şekilde Moskova’da işlerimiz oluyor.

Geçtiğimiz yıl Rusya’da işlerimiz her

sektörde olduğu gibi bizde de yavaşladı

fakat 2017 itibarıyla yine eski hızına

yaklaştı. Kazakistan’daki birçok projeyle

de ilgileniyoruz. Dubai’de de farklı

yatırımlarımız var. Ürünlerimizi satan,

projelerde birlikte devam ettiğimiz yerel

firmalarla iş birliği halindeyiz.

Horeca sektöründe üretim

kriterlerinizi neler belirliyor? Kalite

standartlarınızdan bahseder misiniz?

Her projenin kendine özgü farklı bir

konsepti oluyor. Yapının bulunduğu

konum, projeden beklenenler,

yatırımcının tercihleri konsepti

oluşturmakta etkili. Bu konsepte uygun

olarak projenin ihtiyaçlarını en iyi şekilde

karşılayacak olan ürünler de mimarlar

tarafından belirleniyor. Her proje bizim

için aslında yeniliklerle dolu. Standart

bir koleksiyonu olmayan bir firma

olarak her projeye yönelik yeni butik

üretimler yapıyoruz. Üretim öncesinde

her projeyi plan üzerinden çalışarak

ürünlerin birlikte koordinasyonunu da

kontrol ediyoruz. Bazen birbiriyle uyumlu

olması gereken ürünlerde ölçüler

olması gerekenden farklı olabiliyor. Bu

ürünlerin doğru ölçülerle üretimi için

gerekli düzeltmeleri yapıyoruz. Otel

ve ev mobilyalarının üretim detayları

birbirinden çok farklılık gösteriyorlar.

Otel mobilyaları sirkülasyona bağlı

olarak çok daha yoğun kullanılıyor. Ev

mobilyalarına göre çok daha sağlam ve

bu yoğun kullanıma özel bazı özelliklere

sahip olması gerekiyor. Bu sebeple

kullanılan ahşap da sünger de daha

farklıdır. Daha sert, stabil ve seneler

sonra da aynı kalacak şekilde olması

gerekiyor. Kalite denilince ürünün

sağlamlığı ve uzun ömürlü olması ön

plana çıkıyor. Ürünün sağlamlığı ve uzun

ömürlü olması için iskeletinde kullanılan

ahşabın ve süngerinin kalitesi çok önemli.

Projede belirtilen detaylara ve ürünün

gerekliliğine uygun olarak hassasiyetle

üretim gerçekleştiriyoruz.

Bu yıl Horeca sektörüne en çok hangi

tasarım trendleri hakimdi? Bu trendler

2018 yılında nasıl bir seyir gösterecek?

Genç tasarımcılar binlerce yıl öncesinin

ürünlerini günümüze uyarlayarak

geçmiş ile gelecek arasında bir denge

yaratma çabasındalar. 2018’de Akdeniz

esintisi hayatımızın her alanında kendini

göstermeye başlayacak. Örneğin, moda

ve tekstilde düz kumaşlar yerini katmanlı

pile, krinkle kumaşlara bırakacak.

Önemli olan sunulan ürünlerin nasıl

modernize edildiği; geçmiş sadece

detaylarda göze çarpacak. Doğal taş ve

mermerin yeniden hayat bulacağını ve

yuvarlak formlarda tasarlanan nesnelerin

ön plana çıkacağını düşünüyorum.

Bazen birbirinden farklı malzemeler

ile mermer de bir araya getirilecek.

Bakır rengi önümüzdeki yıllarda oldukça

dikkat çeken bir pozisyona sahip olacak.

Kullanılan aksesuarlarda, hatta iç

mekan tasarımında ahşap ürünlerle

kombinlenebilecek. Metal parçalar için

yıllardır kullanılan parlak, pürüzsüz

yüzeyler yerini çekiçle dövülmüş, lazerle

işlenmiş, okside edilmiş mat dokulara

bırakacak. Az işlenmiş ahşap, doğal

formunda, yıkanmış, fırçalanmış, islenmiş

ve yakılmış olarak evlerimizi süsleyecek.

Ahşap artık doğada olduğundan farklı

gösterilmeyecek. Bunun yanı sıra ahşabın

her rengi moda olacak. Örneğin kara

ağaç, sedir gibi farklı renklerden oluşan

mobilya kompozisyonları trend olacak.

Müşteriye seçim yapmak yerine tüm

renklerden oluşan kombinler sunulacak.

Mobilya sektörünün Türkiye’deki

genel durumu hakkında neler

söyleyebilirsiniz? Hotelya

olarak sektörde kendinizi nasıl

konumlandırıyorsunuz?

Mobilya sektörü son iki yılda ülkemizin

içinde bulunduğu bazı durumlardan

dolayı zor bir dönem geçirdi ve maalesef

bu dönemde birçok firma zarar gördü.

Güçlü olarak bu dönemi atlatan firmalar

için önümüzde çok daha iyi bir dönem

olduğuna inanıyorum. Yoğunlukla hizmet

verdiğimiz turizm sektöründe meydana

gelen yatırımları durdurma, yavaşlatma

gibi durumlar doğal olarak her firma

gibi bizleri de etkiledi. Bu dönemi yurt

dışı projelerle ilgilenen firmalar daha

rahat atlattı. Şu an yurt içi piyasaların da

düzelmesi ile beraber iş yoğunluğumuzda

artış oldu. Sektörde firmamız üretici

kimliğiyle 30 yılı aşkın bir süredir yapmış

olduğu referanslarıyla tanınmaktadır.

Bu bilinirlik ve sektörde kazandığımız

güvenirlik sebebiyle devam eden

projelerin çok büyük bir kısmı biz daha

onlara ulaşmadan bizden teklif talep

etmektedir. Fabrikamızda yurt içi ve yurt

dışı projelerimiz çok yoğun bir şekilde

devam etmekte olup, eş zamanlı 10-15

otel projesinin üretimi sürekli olarak

devam etmektedir.

Teknolojiye ve Ar-Ge’ye yatırımlarınız

konusunda bilgiler verebilir misiniz?

Sabit ahşap üretimimizde teknolojiyi

yakından takip ederek makina

parkurumuzu sürekli geliştiriyoruz. Fakat

döşemeli üretimimizde durum biraz daha

farklı. Standart bir ürünü bulunmayan

bir firma olarak her proje için yeni

butik üretim yapılıyor. Her projede yeni

ürünler yapıldığı için Ar Ge grubumuza

çok fazla iş düşüyor. Bu da her projede

gerek model gerek kalite gerekse yeni

teknikler anlamında ürünü ve detayları

çözerek ürünleri hayata geçirmemiz

anlamına geliyor. Her projede ortalama

20 yeni ürün olduğu düşünülürse Ar-Ge

grubumuzun binlerce yeni ürünü hayata

geçirmek için çalıştığını söyleyebiliriz.

Butik üretimler sebebiyle de emek yoğun

işgücüne bağlı olarak çalışıyoruz.

Hotelya için 2017 nasıl geçiyor?

Horeca sektörüne yönelik hangi

projeleri gerçekleştirdiniz? 2018 yılına

ilişkin hedefleriniz nelerdir?

2017 gerek global gerekse ülkemizde

pek çok ekonomik zorluğu ve fırsatı

içinde barındıran bir yıl olarak sürüyor.

Pazarlama ve satış faaliyetlerimizi

aksatmadan devam ettiriyoruz. Yeni

projelerimiz var, devam eden projelerimiz

var. Var gücümüzle güzel projelere

imza atmaya devam ediyoruz. 2018

hedeflerimizde ise gerek yurt içinde

gerekse yurt dışındaki pazarlama ve


hotel restaurant

60 & hi-tech

marka röportaj

satış faaliyetlerimizi artırarak devam

ettirmeyi planlıyoruz. Kalitesiyle bilinen

referanslarıyla tanınan bir firma olarak

satış ekibimiz Türkiye’deki tüm projelerle

ilgilenmeye çalışıyor. Bize ulaşamayan

müşterilerimizle de bir araya gelmek

için satış departmanımızı genişleterek

çalışmalarımıza devam edeceğiz.

Son olarak Qatar Fuarı’na katıldınız.

Fuardan da bahseder misiniz kısaca?

Fuarlar, kendimizi tanıtabilmek ve yeni

işbirliktelikleri yaratmak adına çok

önemli. Hotelya olarak sektöre yön

veren fuarları yakından takip ediyoruz.

Qatar Fuarı’nda çok önemli dönüşler

aldık. Detayları netleştirdiğimiz ve ilk

siparişlerini aldığımız projeler oldu.

Hedef pazarlarımıza uygun olarak

fuarlara katılmaya devam edeceğiz.

Yakın zamanda yurt içinde veya yurt

dışında contract projesi yaptınız

mı? Proje veya ürünler olarak yer

aldığınız contract projelerinden en

yeni ve prestijli olanı hakkında teknik

açıklamalarda bulunabilir misiniz? Bu

projelere ait bir motto, bir hikaye varsa

detaya inebilir misiniz?

Genellikle otel projelerinin yoğun

olduğu referanslarımız içinde rezidans,

AVM, hastane, ofis, konut, restoran

gibi mobilya ihtiyacı olan tüm yapı

tipleri bulunuyor. Çoğunlukla 5 yıldızlı

projelere hizmet veriyoruz. Hilton,

Sheraton, Hyatt Regency, Holiday Inn,

Fairmont, Rixos gibi otel projeleri

yanında 5 yıldızlı diyebileceğimiz Nobu,

Frankie, Fenix, Angelique gibi restoran

zincirleri de referanslarımızın küçük

bir kısmını oluşturuyor. Zincir şeklinde

olan projelerin yurt dışı projelerinde de

tercih edilir olmamız, üretimimizden

memnun kalındığı için sanırım,

Moskova’da, Bakü’de, Londra’da,

Astana’da, Marakeş’te, Filipinler’de, Kula

Lumpur’da, Erbil ve daha birçok ülkede

devam ediyor. Bu projelerden örnek

vermek gerekirse; Yurt içinde; Safranbolu

Hilton Garden Inn, Tuzla Holiday Inn Otel,

İstanbul Fairmont Otel, Samsun Radisson

Blu Otel, Arel Üniversitesi Yurt Binası,

Yoo İstanbul Konut Projesi, İstanbul

Remedy Hospital projeleri

Yurt dışında; Dubai Rixos, Filipinler

Grand Hyatt Hotel, Kıbrıs Malpas Hotel,

Bakü Winterpark Hotel projelerini

sıralayabiliriz.

Filipinler Grand Hyatt Hotel projesinin

ürün detayları için çok yoğun bir süreç

geçirildi. İstanbul’da ürün bazında

detayların netleştirildiği 3 gün süren

toplantımız oldu. Bu toplantıya Projenin

iç tasarımını üstlenen Japonya’da

bulunan bir mimarlık ofisinden 3 mimar,

Avusturalya’dan Hyatt Proje koordinatörü,

Hırvatistan’dan proje yetkilisi katıldı.

Dünyanın farklı ülkelerinden gelen ve

konularında uzman bu kişilerle yapılan

toplantılarda ürün kalitemizi, projeye ve

detaylara hakimiyetimiz memnuniyetle

karşılandı.

Contract projelerinde yer almanın belli

şartları var mı? Müşteri mi sizi bulur

yoksa siz mi müşteriye ulaşırsınız?

Contract projelerinde yer almanız

için firmalardan istenen ön talepler

bulunuyor. Özellikle yurt dışı projelerinde

ihaleye girilebilmesi için bu taleplerin

eksiksiz bildirilmesi gerekiyor. Firma

bilgileriniz ve tarihçeniz, üretim ve

finans gücünüz, referanslarınız bu

projeleri karşılayacak nitelikte olması bu

projelerde yer almanıza fayda sağlıyor.

Contract ürünler için yurt dışında

Amerika, Avrupa Birliği, İngiltere ve

Rusya gibi ülkelerde belli standartlar

bulunmakta. Bu standartlardan

hangilerine uygun çözümler

sunmaktasınız?

Bu ülkeler arasında en yoğun standartlar

İngiltere’de bulunuyor. İngiltere’de

yaptığımız projelerimizde de tüm

standartlarına uygun olarak yaptığımız

üretimlerimiz büyük beğeni almıştır. Yurt

dışında birçok ülkede bitirmiş olduğumuz

ve şu anda da devam eden projelerimiz

bulunmaktadır. Her ülkenin belirlemiş

olduğu standartlara uygunlukta hiçbir

sorun yaşamıyoruz.


Presenting

18 - 20 SEP 2017

DUBAI WORLD TRADE CENTRE

DUBAI SERVES A WORLD

OF HOSPITALITY

Discover the A - Z of restaurant, bar and café solutions

at the global melting point for multicultural cuisine

GCC foodservice

market

Growing at

CAGR of 6.8%

Set to reach US$24.5b

(Dh89.9b) by 2018

Reflecting the soaring demand for new, adventurous leisure and dining experiences,

GulfHost will define your performance in the fast-moving hospitality arena.

Get your free ticket at gulfhost.ae

Organised by

Co-located events

Endorsed by

Powered by


62

hotel restaurant

& hi-tech

marka

Narin “Epsilon” serisi ile sofralarda

sonbahar esintisi

Sonbaharda sofralar Narin’in altın kaplama, retro ve desenli

‘Epsilon’ model çatal – bıçak – kaşık serileri ile renkleniyor.

1967 yılından bugüne Türkiye’de

züccaciye ve endüstriyel mutfak

sektörünün önde gelen firmaları

arasında yer alan Narin; 50. yılını

kutladığı bu sene, birbirinden zarif

koleksiyonlarını tüketicilerinin

beğenisine sunuyor. Farklı desen

seçenekleri ile her zevke hitap eden

Narin; uzun süre kullanıma dayanıklı

olan Epsilon model çatal kaşık bıçak

serileri ile şık davet sofralarına en tatlı

sonbahar esintilerini getirecek.

1994 yılından bu yana ürün

çeşidine çatal-kaşık-bıçak ve ev

serilerinin yanında masaüstü

aksesuarları, horeca ve açık

büfe ekipmanlarını ekleyen

Narin, üretim hattını yeni

teknolojilere adapte ederek

altyapısını güçlendirmeye,

müşteri ihtiyaç ve beklentilerini

etkin bir şekilde karşılamaya

devam ediyor.


MOSDER, EFIC Toplantısında

sektör dernekleriyle bir araya geldi

marka güncel

Avrupa Mobilya Sekötörü’nün tüm paydaşlarını bir araya getiren Avrupa

Mobilya Üreticileri Birliği (EFIC), dünya ekonomisinin önemli taşlarından

biri olan mobilya sektörünün karşılaştığı spesifik zorluklara ve fırsatlara

dikkat çekmek amacıyla geçtiğimiz günlerde Belçika’nın başkenti Brüksel’de

üyelerini topladı.

Türkiye mobilya sektörünün yüzde 75’ini temsil eden MOSDER’in katılım

sağladığı toplantıda üyeler, mobilya sektöründeki döngüsel ekonominin

prensiplerini tartıştı. Bu farkındalıkla günümüz firmaları için döngüsel

ekonominin önemli bir noktaya geldiğinin altını çizen MOSDER Başkanı

Nuri Öztaşkın,“Günümüzün en önemli gündem maddesi sürdürülebilirlik.

Dolayısıyla ekonominin de sürdürülebilir olması en önemli konu. Bu

nedenle Türkiye mobilya sektörünün pozitif yönlü büyümesi ve gelişmesi

için döngüsel ekonomiye önem vermeliyiz. Yani üretimden atık yönetimine,

çevre yönetiminden kullanılan malzemeye kadar her şeyi detaylıca incelemek

gerekmektedir. Dolayısıyla kaynakların mümkün olduğu kadar geri

dönüşümden kazanılması ve atıkların mümkün olduğu kadar yeni kaynaklara

dönüşebilmesi yönünde çalışmalıyız ki sektörün gelişimini destekleyelim.

Çünkü bizim sektörün geleceği için fazlasını yapmamız gerekiyor ve panel

endüstrisi de halihazırda yeni imalat teknolojilerine yatırım yapıyor” dedi.

Panasonic İran’da ilk 5 şirket içinde, yeni

hedef zirve

100. yaşını kutlayacağı 2018 yılında elektrik anahtar ve priz

sektöründe global pazar lideri olmayı hedefleyen Panasonic, bu

hedefine ulaşmak için gerçekleştirdiği aksiyonlarına her geçen gün

bir yenisini ekliyor. Ülkemizde son yıllarda gerçekleşen en büyük

yatırımlardan birisine imza atarak VİKO markasını bünyesine

katan ve geçtiğimiz Nisan ayında Panasonic Eco Solutions Elektrik

Sanayi ve Ticaret A.Ş unvanı ile yeniden yapılanan kuruluş, Orta

Doğu pazarında da gücünü giderek artırıyor. Türkiye’yi en stratejik

bölgeler arasında ele alan Panasonic, İran pazarına ihracat

gerçekleştiren şirketler arasında ilk sırada yer alıyor. Panasonic

Eco Solutions Türkiye bu hedeflerinin bir yansıması olarak

İran Distribütörü Tabnac Electric üst yönetiminden Abdullah

Doroudian, Muhammed Doroudian, Muhammed Doroudian ve

Hamid Jafari’nin ev sahipliğinde yaklaşık 250 kişinin katılımı ile

Espinas Palace Oteli’nde önemli bir organizasyon gerçekleştirdi.

Yandex.Taxi ve Uber 6 ülkede güçlerini birleştirdi

Rusya’nın çevrimiçi taksi uygulaması Yandex.Taxi ile sürücülü araç kiralama şirketi Uber, büyük bir anlaşmaya imza attı. Bireysel

otomobil kullanımına ve toplu taşımaya önemli bir alternatif oluşturacak yeni araç paylaşım modelinin Rusya özelinde taksi

sektöründen de %5-6 civarında pay alması bekleniyor. Büyüyen dijital ekonomiye önemli bir katkı sağlayacak yeni uygulama şöyle

işleyecek: Kullanıcılar için Yandex.Taxi ve Uber uygulamaları daha önce olduğu gibi çalışacak. Sürücüler ise hem Yandex.Taxi hem

de Uber uygulamalarından kullanıcı almalarını sağlayan entegre bir platforma geçecek. Entegre sürücü platformu sayesinde hizmet

verecek araç sayısı önemli oranda artacak. Bununla birlikte, yolcuların bekleme süreleri azalmış olacak. Yolcular daha uygun

fiyatlarla seyahat etme avantajına kavuşurken, sürücüler saat başına daha fazla müşteriye hizmet verebilecek


Otelde konforun

en büyük ölçüsü

yataklar

Hazırlayan: Gizem Yıldız

Müşterilerin ilgisini çekmek ve onlara

daha iyi bir gece refahı sunmak artık

üzerine güzel yastıkların dizildiği ve

şahane çarşafları olan yatakların çok

ötesinde bir şey. Bir adım önde olmak

için oteller her detaya dikkat ediyorlar.

Alman Fraunhofer Enstitüsü tarafından

yapılan bir araştırma, otel sahipleri ve

yöneticileri için müşteri memnuniyetini

artırma konusunda çok önemli ipuçları

veriyor. Araştırmacıların elde ettikleri

verilere göre bir otelde müşteri

tatmininin en önemli kriterinin yatak

olduğunu belirtmiştir. Araştırma

verileri otel müşterileri ile yapılan

görüşmeler sonucunda elde edilmiş.

Müşterilerin yüzde 98’i kendileri için

otelde başka hiçbir şeyin yatak, karyola

ve baza kadar önemli olmadığını

bildirmiş. Fakat ne yazık ki müşterilerin

sadece yüzde 35’i kaldıkları oteldeki

yataktan memnun olduğunu belirtmiş.

Yine Alman olan AGR adlı kuruluş bel

ve sırt ağrıları konusunda çalışmalar

yapıyor ve kampanyalar düzenliyor.

Kuruluş yataklar, yastıklar, sandalyeler,

seminer odaları gibi konularda belirli

kriterleri karşılayan otellere “bel ve sırt

dostu” sertifikası veriyor. AGR, konu ile

ilgili açıklamasında otellerin müşteri

memnuniyetini artırmak için wellness,

televizyon veya yeme içme gibi

konularda maliyetlerden kaçınmadığını

fakat genellikle yatak konusunu ihmal

ettiğini belirtiyor. Müşteriler doğal

olarak otellerde evlerindeki yataklardan

daha iyilerini bekler. Buna birçoğu

kavuşur ve yatak farklılıklarından ve

özellikle de büyüklüklerinden dolayı

peşinen kısmen mutlu olurlar da.

Müşteriyi her alanda memnun etmek

otellerin asıl amaçlarından biridir.

Otellerin odaları ihtiyaca göre tek

kişilik, çift kişilik, üç kişilik ya da daha

fazla kapasitede olup aile ya da grup

misafir odası şekilde ayarlanmıştır.

Orta, lüks, süit, kral dairesi gibi

değişik kalite standartlarında olan

bu odaların sunduğu hizmetler de

farklıdır. Rahatlığı maksimum seviyede

yaşamak için konforlu yatak seçimi

en önemli etkenlerden biridir. Oteller

lüks otel yatak modelleri seçiminde

öncelikle müşterinin rahat etmesini

ön plana almaktadır. Pamuklu, elyaf

ve silikon karışımı olan yataklar sıcak

yaz aylarında terinizi emeceği için

terleme şikâyetiyle gece uykunuz

bölünmez. Yatağın ortası ya da kenarına

yattığınızda aynı rahatlığı hissetmeniz

için tasarlanan yataklar daha çok

tercih edilmektedir. Ergonomik ve

sırt sağlığınıza uygun modeller de

seçimlerin arasında alternatif olabilir.

Günümüz otel yatakları sektörü her

bir kolunda yenilikçi, kaliteli, özgün ve

teknolojik çözümleriyle öne çıkıyor.

Bugünün üretim kapasitesi, ürünleri

ve hedeflerine baktığımızda dünyada

gelişen teknoloji ve yaklaşımları

sektöre adapte etme konusunda

memnuniyet verici gelişmeler içerisinde

olduğumuzu görüyoruz. Bunun en güzel

örnekleri ise, bu ayki dosya konumuz

içerisinde haberleştirerek sayfalarımıza

taşıdığımız otel yatakları sektörünün en

deneyimli ve güçlü markaları…


66

hotel restaurant

& hi-tech

dosya / röportaj

Mert Alsan

“Otel ne kadar

lüks olursa olsun

sunabileceği

en cazip ürün

yataktır”

Planet Mobilya, kurulduğu günden bu

yana gerçekleştirdiği projeler ve grup

şirketlerinin 65 yılı aşkın know how’u ile

otellerin ihtiyaçlarına yönelik ürünler

üreterek, kusursuz müşteri memnuniyeti

sağlıyor.

Binlerce farklı konuk ağırlayan

oteller, memnuniyeti ilk sırada

tutuyor. Bu memnuniyetin

mihenk taşlarından biri olan

yatakları Planet Yatak Proje işler ve

Kurumsal Satış Müdürü

Mert Alsan’a sorduk. “Uzun

yıllar konforunu, hijyenini ve

formunu koruyabilecek ürünler

ancak ileri teknoloji, tecrübe ve

mükemmeliyetçi bir yaklaşımla

ortaya çıkmaktadır” diyen Alsan, bu

yılki üretim hedefini 600.000 adet

yatak olarak kaydetti.

Otellerde konforlu uyku sunmak

büyük bir vaat. Planet Mobilya

olarak, bu vaadin altını hangi

ürün, servis ve hizmetlerinizle

dolduruyorsunuz?

Malumunuz firmamız sektöründe

Türkiye ve Dünyada söz sahibi,

kumaş, sünger, demir çelik

fabrikalarına ve nakliye filosuna

sahip bir grubun üyesidir. Bu

minvalde alanında tek entegre

yatak firmasıdır. Tüm proseslere

hakim bir firma olarak, bu bilgiyi,

teknoloji, ar-ge ve dev üretim

kapasiteleriyle birleştirerek böyle

bir vaatte bulunuyor ve yıllardır

gerçekleştiriyoruz. Otellerimizin

ağırladıkları misafir kitlesi

sundukları konsepte göre şekil

alıyor. Gelir seviyesi, hitap edilen

ülke veya bölgeye göre alışkanlıklar

benzerlik arz ediyor. Misafirlerin,

gelmiş oldukları ülkelerdeki, ait

oldukları gelir seviyesinin talep

ettiği konfor, uyku ve kullanım

alışkanlıklarına benzer nitelikte

yatak beklentisi içerisinde olmaları

hasebiyle bu doğrultuda ürünleri

pazara sunuyoruz.

Bir otel yatağının kullanım

ömrü nedir, ne kadar süreyle

değiştirilmeli?

Otel yatakları deformasyondan

kaynaklanan fiziksel kullanım

ömründen ziyade sağlık sorunlarına

yol açmaması açısından değişimi

yapılması gereken, hijyenik bir

üründür. İyi korunmamış ve

düzenli efektif temizlenmemiş

bir yatak toz akarları ve yatak

böceklerinin yuvası daha kötüsü

enfeksiyona sebep olabilen bazı

mikropların üreyebildiği bir mecra

olabilmektedir. Bu sebeplerle,

sorunun cevabı, otelin yatağı ne

kadar iyi koruduğu, bakımını ve

temizliğini ne sıklıkta ve nitelikte

yaptığıyla doğrudan ilgilidir. Özellikle

su geçirmez alez kullanımı, yatağı

düzenli çevirmek, derin temizlik gibi

süreçler yatağın sağlıklı kullanım

ömrünü uzatmaktadır. Ancak soruya

net bir cevap vermek gerekirse

teamüllere göre 3-10 yıl arasında

değişim yapılmaktadır.


Otel sektöründeki toplam pazar

payınız ve yıllık net üretiminiz

nedir?

Konaklama sektöründeki payımız

yıllara göre değişmekle beraber

ülkemizde %7 civarındadır. Bu yıl

ki üretim hedefimiz 600.000 adet

yataktır.

Konaklama sektörüne sunduğunuz

yataklar üretiminizin ne kadarına

tekabül ediyor?

Global satışlarımızla birlikte yurtiçi

ve yurtdışı toplamda, konaklama

sektörüne sunduğumuz yataklar

üretimimizin %10 civarına tekabül

etmektedir.

konforu ve diğer özellikleri tecrübe

edilmiş ürünlerimizden seçim

yapmaktadır.

Son olarak eklemek istedikleriniz?

Otel ve sunduğu hizmetler ne kadar

lüks olursa olsun, misafirlerine

sunabileceği en cazip ürün

yataktır. Uzun yıllar konforunu,

hijyenini ve formunu koruyabilecek

ürünler ancak ileri teknoloji, tecrübe

ve mükemmeliyetçi bir yaklaşımla

ortaya çıkmaktadır.

Bir otel yatağını diğerlerinden

ayıran temel farklılıkları nelerdir?

Otel yataklarının, ev kullanımlardan

farkı, bir çok değişik yatak kullanım

alışkanlığına sahip tüketici için

optimal kalitede, uygun konforda

ve sağlamlıkta bir ürün olması

gerekliliğidir. Ev tüketicisi için geniş

yatak koleksiyonumuzdan kişiye

özel yatak önerilebilmekte iken,

otellerde tüm vücut tipleri ve uyku

alışkanlıkları için uygun yataklar

sunmak gerekmektedir. Bununla

birlikte ileri düzeyde güvenlik ve

sağlık konularında sertifikasyon

ihtiyacı olabilmektedir. Bazı tesisler,

konfor, sağlık, sağlamlık ve güvenlik

şartlarını içeren kendine özel teknik

şartnameler oluşturarak satın

alma yapmakta iken birçok tesis

de hali hazırda bizlerin kendilerine

sunduğu, sertifikasyonlara sahip,


hotel restaurant

68 & hi-tech

dosya / otel yatakları

Türkiye’nin en

prestijli dünya

devi zincir otelleri

İşbir Yatak’ı

tercih ediyor

İşbir Yatak’ın son teknolojiyi kullanılarak

ürettiği Ar-Ge’leri dünyanın en prestijli zincir

otelleri tarafından tercih ediliyor. Müşteri

memnuniyetini ön planda zincir oteller,

Ar-Ge çalışmaları İşbir Yatak tarafından

gerçekleştirilen özellikli, rahat, konforlu ve

sağlıklı ürünleri tercih ediyor.

Dünya devlerinin tercihi ihtiyaca göre; VISCOSTAR Viskoelsatik Akıllı Yataklar, Pocket

Spring Paket Yaylı Yataklar, Lateksit Yaysız Yataklar, Coilsit Yaylı Yatakların yanı

sıra özel reçete çalıştığı otel yatakları ile otellerin terciklerine çözüm buluyor.

Öz: “Ar-Ge çalışmalarımızla kişisel tercihleri de cevaplayan teknolojileri sunuyoruz”

Müşterinin ne istediğine kulak veren ve bu amaçla da sürekli çalışan ve üreten bir

firma olmanın karşılığını dünyanın en prestijli otelleri tarafından tercih edilerek alıyoruz

diyen İşbir Yatak Genel Müdür Yardımcısı İlham Öz, tercih edilme nedenlerini ise şöyle

sıralıyor: “Her biri dünya devi ve hepsinin önceliği müşteri memnuniyeti. İşbir Yatak

olarak bizim de önceliğimiz bu ve bu nedenle de ortak noktada buluşmamız zor olmuyor.

Ar-Ge çalışmalarımızla kişisel tercihleri de cevaplayan teknolojileri sunuyoruz. Uykunun

önemini anlıyor ve anlaşılması için de çabalıyoruz. Bu nedenle de tüm ürünlerimiz sağlık,

rahatlık ve konforu arayan insanlara özel üretiliyor. İşbir Yatak Uyku Merkezleri’nde yer

alan her ürün insan sağlığını önemseyen, konforlu ve rahat uykuyu ihtiyacı olanlarla

buluşturan ürünlere sahip. Dünya devleri de bu titizliğimizin ve çabamızın farkında o

nedenle de tercih ediliyoruz.”


Yataklarda

alerjenleri

azaltmada

“AllergoProtect”

çözümü

Hohenstein and Centa-Star toz akarlarının

sebep olduğu alerjen rahatsızlıklarını

azaltmak için özel yataklar geliştirdi.

Ürünün dayanıklılık testlerinin Avrupa

Merkezî Alerji Araştırma Kuruluşu’nca

yapıldığı bu yeni ürün, ECARF Kalite

Mührü ile ödüllendirildi.

Dünya nüfusunun yüzde on ila on beş

oranındaki bir bölümümün toz akarlarına

karşı alerjileri olduğu ve astımın dünyada en

sık görülen rahatsızlıklardan biri olduğu biliniyor.

Üstelik bu oranın yıllar içinde giderek arttığı da

gözlemleniyor. Milyonlarca insan, sabahları burun

akıntılarıyla, hapşırma ataklarıyla, tahriş olmuş göz

kapaklarıyla ve hatta nefes alamaz halde uyanıyor.

Bu semptomlar günlük hayatlarını bozan etkileriyle

birleştiğinde, önleyici tedbirlere ne kadar fazla

ihtiyaç olduğunu ortaya çıkarıyor.

Yakınlarda, Hohenstein Grubuna dahil William

Kuster Hijyen Enstitüsü tekstil esaslı alerji önleme

araştırmaları sonunda geliştirdiği negatif elektrik

yüklü tekstil apreleriyle yeni bir ürün geliştirdi.

En sıkı insani ekoloji koruma

garantili

Centa-Star firmasıyla işbirliği yapan bu enstitü,

bu ürünü AllergoProtect adıyla, pazara sürmeye

hazırlanıyor. Bu yenilik yatakta kullanılan üç kat

ürünün bileşiminden oluşuyor ve alerjik etkenlerin

% 99,5’unu yatak dolgu maddesinin içinde tutmayı

başarıyor. Bu koruma silkelenme ve sarsılma gibi

mekanik zorlanmalarda dahi görevini yapmaya

devam edebiliyor. Yeni ürün AllergoProtect en

sıkı insani ekoloji koruma spesifikasyonlarını

garantileyen Oeko-Tex Class I tarafından Standard

100 olarak belgelendirildi. Ürünün dayanıklılık

testlerinin Avrupa Merkezî Alerji Araştırma

Kuruluşu’nca yapıldığı bu yeni ürün, ECARF Kalite

Mührü ile ödüllendirildi.


70

hotel restaurant

& hi-tech

dosya / röportaj

Uraz Solmaz

“Otel yatakları

her özellikteki

insana ortak

konfor sunmalı”

Sabah Yatak, farklı vücut formları için en

optimal yatağı sunmakla birlikte, yüksek

hijyen ve alternatif özellikleri buluşturuyor.

Üretiminin %70’ini konaklama

sektörü için gerçekleştiren

Sabah Yatak, otel yataklarında

maksimum konforu hedefliyor. Sabah

Yatak’ın otel yataklarındaki sektörel

faaliyetlerini öğrenmek adına

Satış ve Pazarlama Müdürü Uraz

Solmaz ile söyleşi gerçekleştirdik.

İhracat faaliyetlerinde ürünün uyku

alışkanlıklarına uygun olmasına özen

gösterdiklerini kaydeden Solmaz,

hijyenik açıdan yatakların 5 ila 7

yıl arasında değişmesi gerektiğini

belirtti.

Binlerce farklı formda kişinin

konakladığı otellerde konforlu

uyku sunmak büyük bir vaat… Bu

vaadinizi destekleyen özellikler

nelerdir?

Otel yatakları 7 yaşındaki bir

çocuktan 70 yaşındaki bir adama

çok geniş hedef kitleye sahip bir

üründür. Dolayısıyla yaş, kilo ve

vücut özellikleri olarak değişkenlik

gösteren bireylere en optimal ürünü

sunmak zorundayız. Bu kriterlerin

yanında uyku alışkanlıkları da

farklılık gösteriyor. Biz Türk milleti

olarak genelde biraz daha sert

formlu yatakları seviyoruz ama

İskandinavları böyle bir yatakta

mümkün değil yatıramazsınız.

İkinci gün şikayet etmeye başlar.

Onlar daha yumuşak yataklarda

uyumaktan hoşlanıyorlar. Bu

yüzden otelin talebinden önce biz

onları yönlendiriyoruz. Pek çok

beş yıldızlı otel ile çalışıyoruz,

sadece Türkiye değil, yurtdışında

da pek çok otele yatak veriyoruz.

Bu firmalar çalışırken çok ciddi

araştırmalar yapıyorlar ve bir reçete

oluşturduklarında, o reçete hakikaten

optimal bir reçete oluyor. Bizim yatak

ürün gamımız da bu reçetelerin

toparlanmasıyla oluşuyor. İç

piyasadan farklılıkları var. Öncelikle

buralarda hijyen çok yüksek olmalı,

kumaşlarda kullanılan bir takım özel

malzemeler var; bakteri oranları

düşürülüyor, alev geciktiricilik,

yanmayla ilgili çok ciddi standartlar

var. Tabii yay sistemleri de itinayla

oluşturuluyor.

Otel yataklarının kaç yıl süreyle

değiştirilmesi gerekiyor?

Sağlıklı ve konforlu bir uyku için

yatakların yıpranması veya eskimesi

beklenmemelidir. Hijyenik açıdan

yatakların mutlaka 5 ile 7 yıl arası

sürelerde yenilenmesi, değiştirilmesi

gereklidir.

Konaklama sektöründeki pazar

payınız ve yıllık net üretiminiz

nedir?

Yıllık yatak üretimimiz 300.000 adet,

baza üretimimiz ise 250.000 adet

civarıdır. Otel Pazar payımız bugün

Türkiye’de gerçekten çok yüksek.

Bizim %50-55 arası toplu işlerimiz,

%30-35 arası ihracatımız var. Bunun

yanında tabi askeri tesisler, öğrenci

yurtları vb. alanlara da hizmet

veriyoruz.

Konaklama sektörüne sunduğunuz

yataklar üretiminizin ne kadarına

tekabül ediyor?

Üretimimizin %70’i konaklama

sektörüne tekabül etmektedir.

Otel yataklarının diğer yataklardan

farkları nelerdir?

Otel yatağında mutlaka olması

gereken özellikler, en önemlisi 7’den

70’ e her yaşa hitap edebilecek bir

ortopediye sahip olmalı. 40 kg’ dan

150 kg’ a kadar farklı kiloda insan

için ortak konforu sunmalı, dayanıklı

olmalı, maksimum hijyen sağlamalı,

alev geciktirici özelliğe mutlaka sahip

olmalı, maksimum konforu size

sunarken de aynı zamanda ekonomik

olabilmelidir.


72

hotel restaurant

& hi-tech

dosya / otel yatakları

İstikbal’den

bambaşka

yatak…

İstikbal’in yeni ürün serisinden Comfort

Sleep yatak, Magnarest kumaş teknolojisiyle

dikkat çekerken, kullanılan yay sisteminin

farklılığı ile tüketicilerin beğenisine sunuldu.

Uyku esnasında omurga

sağlığını destekleyen Comfort

Sleep yatak, estetik görünüşü

ile de dikkatleri üzerine

topluyor.

Uykuya geçiş süresini kısaltmak ve güne enerjik başlamak isteyenlere ideal

bir çözüm sunmak için gerekli Ar-Ge çalışmalarını tamamlayan İstikbal, yeni

ürününde Magnarest teknolojisini kullanarak bambaşka bir yatak üretti.

Magnarest teknolojisi ile uykuya geçişi hızlanıyor, uyku kalitesi artıyor

İstikbal, Comfort Sleep yatak serisinde kullandığı Magnarest teknolojisi ile uykuya

geçişi hızlandırmaya yardımcı olarak uyku kalitesini artırmayı hedeflerken, kenardan

ortaya doğru değişken yay sistemi ile rahat uykunun kapılarını aralıyor. Uyku esnasında

omurga sağlığını destekleyen Comfort Sleep yatak aynı zamanda estetik görünüşü ile de

dikkatleri üzerine topluyor.


Bellona Four

Seasons

ile 4 mevsimlik

konfor

Türkiye’nin dev markası Bellona, yatak

teknolojisine kattığı yeniliklerle bir ilke

daha imza attı. “Four Seasons” adıyla

üretilen yataklar, çiftlerin uyku sırasında

dönüşlerden etkilenmemeleri için pocket

yay sistemi ile tasarlandı.

Doğal dolgu malzemeleri ile maksimum hava geçirgenliği bir araya getirilirken,

pamuk ve yün gibi malzemelerle hazırlanan ped katmanı tüketici tercihine göre iki

farklı işleve göre yapıldı. İhtiyaç duyulması halinde kolaylıkla değiştirilebilir ped;

yazın pamuklu yüzey, kışın yünlü yüzey kullanılarak tek yatakta dört mevsim rahatlık

sunuyor.

Doğal malzemeler kullanılıyor

Kullanılan doğal malzemeler sayesinde hava alma kapasitesi en üst düzeye ulaşılan

yatakta vücut ısısı dengeleniyor ve uyku sırasında terlemeler en aza indiriliyor.


hotel restaurant

74 & hi-tech

dosya / otel yatakları

Yataş Duchess

Comfort ile

gece boyu

kesintisiz uyku

Yatak ve uyku ürünleri konusunda farklı

ihtiyaçlara yönelik geliştirdiği yataklar ile

sağlıklı, kesintisiz ve konforlu bir uyku için

çalışan Yataş’ın Dushess Comfort ürünü ile

artık uykular hiç bölünmüyor, kesintisiz ve

konforlu uykuların devri başlıyor.

Yatak ve uyku ürünleri konusunda uzmanlığı ve geliştirdiği yeni teknolojiler ile

sağlıklı, kesintisiz ve konforlu bir uyku için çalışan Yataş, ödüllü Tencel ve Purotex

teknolojileri ile geliştirdiği Duchess Comfort yatağı, kesintisiz uyku isteyenlerin

beğenisine sunuyor.

Ekstra rahatlık hissi

Duchess Comfort, modern tasarımlı uyku pedi ile de maksimum basınç dağılımı yapıyor

ve ekstra rahatlık hissi veriyor. Yataş Dushess Comfort’la artık uykular hiç bölünmüyor,

kesintisiz ve konforlu uykuların devri başlıyor.


Yaz

sıcağında

serin rüyalar

Adını ve teknolojisini, İtalya’nın dünyaca

ünlü lüks spor otomobil markası

Lamborghini’den alan yeni nesil yataklar,

kişiye özel uyku çözümleri sunuyor.

Markanın Monaco model ortopedik ürünü,

özel jel dokusu sayesinde yazları serin

tutarken, 3D bant sistemi ile dizayn edilmiş

nefes alabilen bielastic kumaş yüzey ise

terlemeyi engelliyor.

160*200, 180*200 ve 200*200

ölçülerindeki yatak, İtalya’daki tesislerde

el değmeden üretilip özel vakumlu hijyen

paket içinde Türkiye’ye geliyor.

Giyim ve aksesuardan mobilyaya kadar farklı pek çok özel ürüne adını veren dünyaca ünlü otomobil markası By

Tonino Lamborghini’nin yatakları, Türkiye’de Yatcop güvencesiyle 120’nin üzerinde satış noktasında sağlıklı uyku

sunuyor. Markanın 2017 tasarımı Monaco model yatağı, içerisinde bulunan memosoft dolgu malzemesi sayesinde,

vücudun yüzeye temas noktalarındaki tüm boşlukları doldururken, uyku süresince bedeni tam olarak sarıp, yatış

pozisyonundan ötürü oluşabilecek eklem ağrıları ve omurga bozukluklarının da önüne geçiyor.

İdeal uyku çözümü sunuyor

Oda içindeki elektrikli ve elektronik cihazların neden olduğu manyetikleşmeyi engelleyen yaysız teknolojisi, mite ve akar

gibi sağlığa zararlı bakterilerin oluşumuna izin vermeyen hava sirkülasyonlu kumaş yapısı, boşlukta duruyormuş hissi

veren süpersoft kapitone dolgusu ile Monaco model yataklar, kullanıcılarına en ideal uyku çözümü vaad ediyor.


hotel restaurant

76 & hi-tech

dosya / röportaj

Mahmut Aksoy

“Vaadimiz kalite

ve tecrübemizdir”

“İç pazarda konaklama sektöründe

aktif olarak rol almıyoruz ama yurt

dışı konaklama sektöründe saygın

referanslarımız var. Konaklama sektöründe

kendi halkımızdan çok dünya insanlarına

hitap ediyoruz.”

Otel yataklarının tüm misafirlere

ortak bir konfor sağlama

noktasında önemli bir yeri

olduğunu ifade eden Kuştüyü

Mobilya Genel Müdürü Mahmut

Aksoy ile konaklama sektörüne

yönelik çalışmalarını konuştuk.

Otel misafirlerine konforlu uyku

sunmak önemli bir vaat. Kuştüyü

Mobilya olarak bu vaadinizi

destekleyen özellikleriniz,

ayrıcalıklarınız nelerdir?

2005 yılından beri üretim

yapıyoruz ve kaliteden asla

taviz vermiyoruz. Modern tesis

anlayışımız ve teknolojinin tüm

imkânlarını değerlendiren kalite

kontrol yönetimimiz mevcut.

Müşterilerimizin ihtiyaçlarını ve

özellikle mağduriyet yaşamaları

durumunda mağduriyetlerini net bir

çizgide karşılıyoruz. 16 yıldır çeşitli

dünya ülkelerine ihracat yapıyoruz.

İhracat yapacağımız pazarların

nelerden hoşlandığını, hangi konfor

özelliğini tercih ettiğini iyi biliyoruz.

Bizim vaadimiz kalitemiz ve

tecrübemizdir.

Otel yataklarının kaç yıl süreyle

değiştirilmesi gerekiyor?

Otel yatakları için değişim süresi 2

yıldır ama biz kalite standartlarını

artırarak ürüne 8 yıla kadar garanti

verebiliyoruz.

Sektördeki pazar payınız ve yıllık

net üretiminiz nedir?

İç pazarda konaklama sektöründe

aktif olarak rol almıyoruz ama yurt

dışı konaklama sektöründe saygın

referanslarımız var. Konaklama

sektöründe kendi halkımızdan çok

dünya insanlarına hitap ediyoruz.

Mesela Asya ülkesinden gelen bir

kişi hangi özellikte bir yatak ister?

Ya da Amerika standartları nedir?

Bunları çok iyi biliyor ve takip

ediyoruz.

Konaklama sektörüne sunduğunuz

yataklar üretiminizin ne kadarına

tekabül ediyor?

Sezona göre değişim gösterebiliyor.

2 ay boyunca üretimimizi konaklama

sektörüne ayırdığımız da oluyor.

Ama yıl bazında üretimimizin

ortalama %30’una tekâmül ediyor.

Otel yataklarını diğer yataklardan

ayrıştıran özellikleri nelerdir?

Otel yataklarının farkı şudur; tüm

misafirlerin rahat etmesi gerekir.

Optimum konforu sağlamak için de

ülke pazarını tanımak ve dolayısıyla

yatak sektöründe tecrübeli olmak

gerekir. Rahat ve geç deforme olan

bir yatağın kısa zamanda bozulması

pek mantıklı gelmiyor. Malzemelerin

iyi ayarlanması önemlidir. Günlük

kullanımda kişi kaliteli bir yatağı

belki 10 yıl kullanır ama otel

yatakları öyle değil, binlerce konuğu

ağırlayıp hepsini memnun etmeli.


Yatakta

okumayı

sevenlere

Lazzoni’den

Hexa Yatak

Hemen herkesin yatmadan önce yaptığı

alışkanlıklardan biridir kitap okumak. İnsan

heyecanlı bir kitap okurken yarıda kesmek

yerine devam etmek istiyor. Kitap okuma

keyfini dilediğiniz an yaşamanız için Lazzoni,

Hexa Yatak ile ritminize ayak uyduruyor.

Oteller için de

uygulanabilir bir tasarıma

sahip olan ürün, göz

kamaştıran şıklığı ile sıra

dışı olduğu kadar bazalı

olması ile de oldukça

kullanışlı!..

Güne güzel başlamanın yolu da yatak odamızda çektiğimiz huzurlu bir uykudan

geçiyor. Bir dünya markası olan Lazzoni Mobilya, yeni tasarladığı Hexa Yatak

ile huzurlu bir günün kapısını aralıyor. Konforunuz, şıklığınız ve rahatlığınız

için en ince detayların düşünüldüğü Hexa Yatak’ın, eşsiz kumaş ve derileri ile yatak

bazasında kullanılan piston ve latalar yüksek kaliteli Lazzoni için özel olarak üretilen

materyallerdir. Okumayı sevenlere özel olarak tasarlanan yatak başlığının ortasında ve

üstünde bulunan 3 dereceli ışıklar ise gözlerinizi yormadan okuma alışkanlığınıza başka

bir boyut kazandıracak.


hotel restaurant

78 & hi-tech

dosya / makale

Otel

odalarındaki

görünmez

tehlike

Otellerde müşteri memnuniyetinin en temel

faktörü, odaların temizliği. İnsan sayısı ve

sirkülasyonun fazla olduğu işletmelerde

yeterli hijyen sağlanmadığında ise yatak,

döşeme ve halı gibi noktalar gözle

görülemeyen mite’lara ev sahipliği yapıyor.

Buna bağlı olarak bu ortamlarda bulunan

insanlar üzerinde alerjik etkilerin görülme

riski de artıyor. Endüstriyel hijyen ürünlerinin

öncü markası Maratem, işletmelerde hijyen

standartlarını geliştirecek yeni Anti-Mite

ürünü ile yaşam alanlarının daha sağlıklı

olmasına yardımcı olurken uzun süre koruma

sağlıyor.

İşletmelerde misafirlerin rahat

etmesi ve kesintisiz bir uyku,

müşteri memnuniyetini olumlu

etkiliyor. Özellikle alerjik bünyeye

sahip otel misafirlerinin konaklama

sırasında ortaya çıkabilecek

nefes almada güçlük, baş ağrısı,

ciltte kaşıntı gibi şikayetlerini

engellemek için yatakların, halıların

ve koltukların periyodik olarak özel

ürünlerle temizlenmesi gerekiyor.

İşletmelerin çözüm ortağı Eczacıbaşı

Profesyonel’in endüstriyel hijyen

markası Maratem, yeni ürünü

Maratem Anti-Mite ile mite’ların

sebep olduğu alerjik rahatsızlıkların

önüne geçiyor.

Yataklarda ve yatak

örtülerine dikkat!

Sağlıklı uyku uyumak ve düzgün

nefes almak yaşamanın en temel

gereksinimlerindendir. İnsanlarda

günlük hayatta sıklıkla karşılaşılan

nefes daralması, burun tıkanıklığı,

göz sulanması, uykunun bölünmesi

ciltte kaşıntı ya da hapşırık gibi

şikayetler insanların hayat kalitesini

düşüren etkenlerdir.

Kum tanesinden daha küçük

Mite adı verilen akarlar; gözle

görülemeyen, ancak mikroskop

altında görülebilen, 0,1 – 0,5 mm

çapında, bir kum tanesinden daha

küçük boyutlardaki canlılardır. 20-

30°C sıcaklıkta, %60-70 oranında

nem içeren ortamlar yaşamaları

için en ideal ortamlardır. Mite’lar

sıcak ve nemli ortamları severler

ve insanlardan dökülen ölü deri

hücreleri, saç, kıl, kepek ve diğer

organik maddelerden beslenirler.

İnsanlarda çoğu zaman alerjik

reaksiyona ve çeşitli rahatsızlıklara

neden olan başlıca mite’lar şöyledir:

• Isıran mite’lar

• Skabi tipi (uyuz hastalığına neden

olan) mite’lar

• Toz akarları

Miteların sebep olduğu

rahatsızlıklar nelerdir?

İnsan nüfusunun yüzde 10’unun ve

alerjik insanların neredeyse yüzde

80’inin, mite’lara ve bunlardan çıkan

atıklara alerjisi vardır. Mite’ların ve

bunların dışkılarının, döküntülerinin

solunması birçok insanda astım,

burun mukozasında enflamasyon

gibi alerjik reaksiyonlara neden olur.

İnsanlarda; mite’lara ve yarattıkları

atıklara maruz kalma derecesine

göre gözlerde kaşıntı ya da astım

atakları gibi etkiler görülebilir.

Mite’ların insanlar üzerinde yarattığı

başlıca rahatsız edici alerjik etkiler

şöyledir:

• Kronik rinit: Burun akması,

hapşırma şikâyetleri

• Atopik dermatit sendromu

(egzema): Özellikle eklem

bölgelerinde ciltte kızarıklık, kaşıntı

şikâyetleri

• Allerjik astım: Allerjenlerin sebep

olduğu nefes darlığı, hızlı nefes alıp

verme

Yatak odalarında

görünmeyen tehdit


Yataklar mite’lar için mükemmel

bir ortamdır. Mite’lar çarşafların

arasına gizlenir ve ölü deri

hücreleri ile beslenirler. Bununla

birlikte mobilyalarda, yastıklarda

ve halılarda yaşarlar. Ölü deri,

kepek gibi insanların organik

döküntüleri ile beslenirler. Özellikle

yıkanamayan ve nadiren temizlenen

koltuk döşemeleri, halılar, yer

döşemeleri gibi alanlar mite’ların

yaşaması için oldukça elverişli

alanlardır. Otellerdeki yataklar,

çarşaflar, yastıklar ve yastık

kılıfları, yatak örtüleri, odalarda ve

ortak alanlarda bulunan halılar,

koltuk ve yer döşemeleri mite’ların

üremesi ve yaşaması için en elverişli

ortamlardır.

Bir yatak 100 bin ile 2

milyon arasında mite

barındırabilir

Mite’ların yaşamımızda kapladığı

yeri ve büyüklüğünü daha iyi

anlayabilmek için mite’lar ile ilgili

rakamlara biraz daha dikkatli

bakmak gerekir.

• İnsanlar bir yılda ortalama 3,6 kg

civarında deri dökerler ve bu deri

döküntüleri milyonlarca mite için

mükemmel bir yiyecek kaynağıdır.

• Ortalama bir yatak 100.000

ile 2.000.000 arasında mite

barındırabilir.

• Bir gram (yaklaşık yarım çay

bardağı) toz, 1.000 kadar mite ve

bu mite’ların ürettiği 250.000 kadar

dışkı pisliği içerir.

• Halının 1 metre karesinde yaklaşık

100.000 kadar mite yaşıyor olabilir.

• Yaşına göre yatağınız bir milyon

ile 10 milyon arasında mite’a ev

sahipliği yapıyor olabilir.

• Bir mite ortalama 80 günlük

yaşam döngüsü boyunca 1.000 kadar

alerjen atık partikülü üretebilir.

• Ortalama bir yatağın ağırlığı ilk

alındıktan 10 yıl sonra mite’ların

üzerinde birikmesi nedeniyle iki

katına çıkar

• Bir yastığın ağırlığı, bir yılın

ardından üzerinde biriken mite’lar

nedeniyle %10 oranında artar.

• Tek bir mite günde 20 adet dışkı

üretir ve her bir dışkıda insanlarda

alerjiye neden olan bir protein yer

alır.

• Yatak örtüsünde 100.000 ile 10

milyon arasında mite bulunabilir.

• 2 senelik kuş tüyü ve sentetik

yastıklardaki mite miktarı

ortalama bir şekilde kullanılan diş

fırçasının üzerinde bulunan mantar

miktarından daha fazladır.

Hijyen kontrolleri ile

mite’lardan kurtulunabiliyor

Mite’lara bağlı alerji, bilimsel olarak

kanıtlanmış çevresel kontroller ile

önlenebilir. Mite’lardan kurtulmanın

ve korunmanın birçok yolu vardır.

Mite’ları yok etmenin başlıca yolları

şöyledir:

• Yüksek vakumlamak kapasitesine

sahip bir süpürge ile tüm

mobilyaların süpürülmesi,

mümkünse HEPA filtreli makinelerin

kullanılması

• Yatak çarşaflarının ve şiltelerin 60

derecede yıkanması

• Antialerjik yatak ya da yastık

kılıflarının kullanılması

• Ortamın düzenli olarak

havalandırılması ve ortamın neminin

düşürülmesi

• Halı ve döşemelerin etkili şekilde

temizlenmesi

• Etkili bir mite öldürücü ürününün

kullanılması

Çalışma alanlarında riskin

boyutu nedir?

Otel ve ofis gibi alanlarda bulunan

insan sayısı ve sirkülasyonu,

evdekinden daha fazla olduğundan,

bu gibi alanlarda yer alan yatak,

döşeme ve halı gibi noktalarda

mite popülasyonu daha yüksektir.

Buna bağlı olarak otel ve ofis gibi

ortamlarda insanlar üzerinde alerjik

etkilerin görülme riski, evdekine

oranla daha fazladır. Otellerde

müşteri memnuniyetinin en temel

faktörü, odaların temizliğidir.

Bununla birlikte rahat ve deliksiz

bir uyku, müşteri memnuniyetini

%100 olumlu etkiler. Özellikle alerjik

bünyeye sahip otel misafirlerinin

konaklama sırasında nefes

almada güçlük, burun tıkanıklığı,

baş ağrısı, ciltte kaşıntı gibi

şikayetlerle rahatsızlanması, hiçbir

otel çalışanının istemeyeceği ve

kaçınacağı bir durumdur. Bu gibi

durumların yaşanmaması için

özellikle otellerde yataklar, halılar,

koltuk ve yer döşemesi gibi alanların

periyodik olarak mite’ları öldüren

ve mite’ların üremesini engelleyen

bir ürünle muamele edilmesi

gerekmektedir. İşletmelere ev dışı

tüketim alanında çözümler sunan

Eczacıbaşı Profesyonel’in ürünü

Maratem Anti-Mite, mite’ların

sebep olduğu alerjik şikâyetlerin ve

buna bağlı astım riskinin elimine

edilmesine yardımcı olur, uzun süre

koruma sağlar. Maratem Anti-Mite;

yatak, halı, kilim, koltuk, perde,

araba koltuğu, pelüş gibi yüzeylerde

kullanılabilir. Maratem Anti-Mite

kokusuzdur ve leke bırakmaz.

Maratem Anti-mite kauçuk benzeri

bir maddeden yapılmış katı bir

çekirdeğe sahip nanokapsüler etken

madde akarisit ile doldurulmuştur.

Etken madde, katı çekirdekten

kontrollü ve belirli bir oranda

salınarak 3 ay boyunca mite’lara

karşı koruma sağlar.

Eczacıbaşı Profesyonel daha sağlıklı

bir toplumun öneminin bilincinde

olup yaşam alanlarının daha hijyenik

hale getirilmesi amacıyla çalışmalar

yürütüyor. Bu kapsamda Eczacıbaşı

Profesyonel’in işletmelere sunduğu

özel çözümler ile hijyenik ortamlar

sağlanarak hastalıkların yayılma

riski azaltılıyor. Müşterilerine

özel çözümler sunan Eczacıbaşı

Profesyonel, 1 yıl içerisinde 6000’in

üzerinde çalışana eğitim veren,

konusunda uzman kadroya sahip

EP Akademi birimi ile işletmelere

eğitim, denetim ve danışmanlık

alanında çözümler sunuyor.


80

hotel restaurant

& hi-tech

etkinlik

MICE’ciler hem eğitim aldılar hem

motive oldular!

I-MICE Derneği, eğitim programının ikincisini Crowne Plaza Istanbul Asia’da gerçekleştirdi. Tüm

sektör paydaşları temsilcilerinin de yer aldığı iki günlük programda MICE’ciler hem Selim Geçit ve

Melissa Ayça Yıldıran’dan eğitim aldılar hem de Nilüfer konseri ve Viaport Eğlence Merkezi’nde

geçirdikleri eğlenceli saatlerle motive oldular…

Uluslararası MICE Derneği, ikinci

eğitim organizasyonunu Crowne

Plaza İstanbul Asia Hotel’in

sponsorluğunda ve Uluslararası

MICE Derneği eğitim komisyonunun

koordinasyonunda 29-30 Temmuz

tarihlerinde gerçekleştirdi. Tüm sektör

paydaşları temsilcileri ile birlikte MICE

yapan acentecilerin yoğun katılımı ile

düzenlenen programın 29 Temmuz

Cumartesi günü gerçekleşen ilk gününde

İstanbul İl Kültür Turizm Müdürü Coşkun

Yılmaz da yer aldı.

Yılmaz: “Tüm gücümüzle

derneğin yanındayız”

Etkinliğin açılışında kısa bir konuşma

yapan İstanbul İl Kültür Turizm Müdürü

Coşkun Yılmaz şunları söyledi: “Çok

kısa zamanda önemli derecede yol

alan derneğin, sektör paydaşlarını bir

araya getirmesi ve paydaşların kişisel

gelişimine yönelik projeler ve eğitimler

gerçekleştirmesini önemsiyoruz. Ülke ve

sektör olarak zor bir süreçten geçiyoruz.

Bu süreçten de maalesef en çok yara

alan segmentlerin başında MICE, yani


kurumsal organizasyonlar yapanların

olduğu malumumuzdur. Bu süreci

atlatmanın başında da bir ve beraber

olmak geliyor. Dolayısıyla beraber

olmanız, sorunları ve problemleri masaya

yatırıp birlikte çözüm aramanız ve birlikte

proje üretmeniz son derece olumlu. İl

Kültür ve Turizm Müdürlüğü olarak tüm

gücümüzle derneğin yanında olduğumuzu

ve tüm çalışmalarını desteklediğimizi

belirtmek isterim.”

Söyler: “Çok kısa zamanda

önemli yol kat ettik”

Organizasyonda konuşan Uluslararası

MICE Derneği Yönetim Kurulu Başkanı

Serdar Söyler, “Derneğimiz kurulduğu

günden beri sektör ve paydaşları

için fayda üretmektedir. Çok kısa bir

zaman dilimi içerisinde önemli bir

yol kat ettik fakat yapılacak daha çok

şey var. En önemlisi güzel ülke ve

güzel şehrimizin tekrar eski günlerine

dönmesi için var gücümüzle birlikte

çalışmaya ve üretmeye devam etmemiz

gerekmektedir.” dedi.

tarafından “İkna Bilimi Ve Etki Prensipleri

& Kritik Düşünme Ve Kritik Karar

Verme” eğitimlerini aldılar. Akşamında

ise katılımcıları güzel bir sürpriz

bekliyordu. Söz konusu MICE’çılar olunca

işin içinde hep verim kadar keyif de

oluyor elbette. Otelin kardeş işletmesi

olan Via Port Marina Arena’da, Nilüfer

konseri bekleyen katılımcıları müthiş bir

performans ve repertuarla MICE’çılar,

haftanın yorgunluğunu ve stresini atma

fırsatı yakaladılar. 30 Temmuz Pazar

günü ise derneğin eğitmenlerinden

Melissa Ayça Yıldıran, Tadımlık NLP

Eğitimi verdi. Katılımcılar, kendi beyin

işletim sistemlerini fark edip, temsil

dillerini keşfederken, sosyal ve iş

yaşantılarında daha başarılı ilişkiler

kurabilecekleri hayatlarının fotoğrafını

çekerek yaşam akışlarının farkındalığına

ulaştıkları keyifli çalışmalar yaptılar.

sosyal sorumluluk projesi ve 2 eğitim

organizasyonu gerçekleştirdi. Derneğimiz

sektörü bir araya getirmek adına müthiş

bir çaba içerisinde. Biz olabilirsek

birlikte hareket edersek aşamayacağımız

engel yok.” dedi. Tüm etkinlikleri

çok aktif sosyal medya ve mailing ile

duyurduklarını belirten Kurt, önümüzdeki

günlerde eğitim organizasyonlarının

yanı sıra, sektör paydaşlarını bir

araya getirerek sorunları ve projeleri

masaya yatıracakları toplantılar

düzenleyeceklerinin de bilgisini

paylaşarak, “Yine ilerleyen günlerde yurt

içi ve yurt dışı temsilcilikler ile birlikte

B2B toplantılarımıza başlayacağız.” dedi.

Geçit’ten “İkna Bilimi ve Etki

Prensipleri & Kritik Düşünme ve

Kritik Karar Verme” eğitimi

Katılımcılar 29 Temmuz Cumartesi

günü Uluslararası MICE Derneği

eğitmenlerinden olan Selim Geçit

Kurt: “Biz olabilirsek

aşamayacağımız engel yok”

Etkinlikte kısa bir röportaj veren

Uluslararası MICE Derneği 2. Başkanı

Hüseyin Kurt ise, “Derneğimiz, 7 ay

içerisinde 8. etkinliğini gerçekleştirmiştir.

Şuana kadar yapılan tüm etkinliklerimizi

sponsorlarımızın desteğiyle,

üyelerimiz öncelikli olmak üzere

ücretsiz gerçekleştirdik. Uluslararası

MICE Derneği bugüne dek; network

etkinlikleri, Yurt içinde 1 fam trip, 1


hotel restaurant

82 & hi-tech

şefin gözünden

Lisanslı

şef

Serkan

Bozkurt

Fotoğraf: Hakkı Günerkan

Chef’s Table Mutfak

Akademisi’nin bugün ve

gelecekte öncelikli hedef

olduğunu belirten Serkan

Bozkurt, “Benim buradaki

en önemli görevlerimden

bir tanesi, öğrencilerime

rehberlik yapmak. Bu iş o

kadar kolay değil çünkü.

Akademiyi ileri bir seviyeye

taşımak ve sosyal sorumluluk

projelerine elimden geldiğince

katkıda bulunmak benim

için değerli. Yarın ticari

olarak ikinci bir konuya girer

miyim, şu an için öyle bir

planlamam yok. Dediğim

gibi Akademi benim için

öncelikli.” diyor.


Televizyonun siyah beyaz olduğu

80’li dönemlerde henüz bir

çocuktu Serkan Bozkurt. Nerede

dilini bilmediği bir programa denk

gelse, ekrana öylece mıhlanır, ismini

cismini bilmediği kelimeler üzerinden

türlü hayaller kurardı… Her aşçının

kendince bir dönüşüm hikayesi var

elbette ama Chef’s Table Mutfak

Akademisi’nin kurucusu, deneyimli şef

Serkan Bozkurt’unki bana daha farklı bir

yolculukmuş gibi geldi. Okula gitmeyi

çok seven bir çocuğun yabancı dilin

cazibesine kapılarak yeşerttiği bir aşçılık

hikayesi çünkü onunkisi. Öyle ki bir dili

öğrenmek uğruna 11 yaşındaki küçük bir

çocuğun evinden, ailesinden uzakta yatılı

bir okulda eğitim almayı göze alması…

Anadolu sınavlarını kazanarak Bolu

Mengen Anadolu Aşçılık Meslek Lisesi’ne

kaydolması… Üstelik de soyağacında

tek bir aşçının bile olmadığı bir ailenin

içinden sektöre profesyonelliği ve

donanımıyla ilham katan bir şef olarak

değer katması… Yabancı bir lisana

heves ederek yollara düşen Bozkurt için

kendine bir o kadar yabancı bir dünyaya

adapte olmak da zor olmaz kuşkusuz

ki… Mutfaklarda üst sınıfların uygulama

derslerine katılırken kendisine değişik

gelen her şeye duyduğu ilgi gibi mutfağa

da ilgi duyar ve son sözü “Neden bu

mesleği yapmayayım ki” olur, anlattığına

göre. “İnanmak başarmanın yarısı” derler

ya hani, sonrası çorap söküğü gibi gelir.

Küçük bir çocuk olmasına rağmen daha

ilk yaşlarından aklıselim kararlarıyla

akranlarına çalım attığını düşündüğüm

Bozkurt, yine doğru bir kararla

Türkiye’nin en eski ve köklü turizm

otelcilik okullarından biri olan Tekirdağ

Anadolu Turizm Otelcilik Lisesi’ne kaydını

yaptırır.

Sonra gelsin ödüller, yağsın

övgüler…

Serkan Bozkurt ilk olarak 1997 Kasım

ayında Türkiye’yi Avrupa’daki Turizm ve

Otelcilik Okulları Birliği’nin düzenlediği

yarışmada temsil hakkı kazanır.

Budapeşte’den “En İyi Ulusal Yemek

Ödülü” kupası ile dönmek mesleğe

yeni adım atan bir çocuk için az şey

değildir elbette. “Tabii şimdi Avrupa’dan,

Almanya’dan en klas arabalarla

gelindiği, çikolataların oralarda bir başka

lezzette olduğunu düşündüğünüz bir

dünyadan çocuk kimliğinizle ödüllerle

dönüyorsunuz. Haliyle bu müthiş bir

güven veriyor insana. En çok da gelecek

adına motive oluyorsunuz.” sözleriyle

o anki hislerini paylaşan Bozkurt’un

hikayesi diğerlerinden farklı dedim ya

hani, Cuma’dan bitirdiği liseyi Pazartesi

günü iş başı yaptığı ilk profesyonel

deneyimiyle taçlandıracak denli üstelik!

Mutfağın sonunun

olmadığını söyleyen

Bozkurt, “Mutfakta oyun

oynarsınız. Ortaya bir

havuç koyalım, 100 tane

senaryo yazalım. Ama

teknik bilirseniz yazarsınız

o senaryoyu. Havuçtan

jöle de olur, kraker, cips,

dondurma, muhallebi de

olur. Yeter ki tekniği bilin ve

uygulayın!” diyor.

İlk işi, Crowne Plaza Ataköy

mutfağı olur

stanbul’da iki elin 10 parmağını

aşmayacak beş yıldızlı otel sayısına

sahipken, dönemin en inovatif mutfağına

sahip oteli Crowne Plaza İstanbul

Ataköy’de ilk profesyonel mutfak

deneyimini yaşar, Bozkurt. Bugün

Türkiye’de Maximilian J.W Thomae,

Eyüp Kemal Sevinç, Ümit Yüksel, Yusuf

Yaran, Levent Karahan, Tarkan Özdemir

gibi marka şefleri çıkaran Doruk

Restaurant’ın fine dining mutfağında

o da pek çok tecrübe kazanır. Hatta

ilk yarışmaya hazırlayan ustalarımdan

dediği, şimdilerde Swiss Hotel Bosphorus

Genel Müdürlüğünü üstlenen Uğur

Talayan mesleği kendisine daha sevdirir

ve inceliklerini öğrenerek yarışmalara

hazırlanır. Üç buçuk yılın ardından yine

radikal bir kararla üniversite eğitimi

almak üzere sınavlara giren Bozkurt,

“Beş yıldızlı bir otel mutfağında çalışırken

kendimde üniversite okuma ihtiyacı

hissettim. Oysa temelinde meslek olarak

da iyi bir noktaya gelmiştim. Sınava

girdim. Ege Üniversitesi Yiyecek İçecek

İşletmeciliğini kazandım. Bugünkü

gastronomi bölümlerinin ilk versiyonudur

o. İlk açılanlar arasında çok iyi bir bölüm

ve üniversite.” diyerek aşçılık becerisini

nasıl yüksek bir eğitimle üst seviyelere

taşıdığının da bilgisini paylaşıyor.

“Üniversiteyi cebe koydum,

sonra çalışmaya devam ettim”

Dinlerken de anlıyorum ki, Serkan

Bozkurt’un hayatında karar almak ve

uygulamak çocuk oyuncağı kadar basit

ama bir o kadar da temelleri sağlam

atılmış bir yaşam biçimi. “Birgün off

günümde babamla Bornova’ya gittik.

Kaydımı yaptırdım, bir saat içinde onu

dondurup çalışmaya devam ettim.

Üniversiteyi bir cebe koydum, garanti

ettim, sonra çalışmaya devam ettim.”

sözleri sanırım ona dair bu düşüncelerimi

destekler nitelikte. Bir tarafta mesleki

anlamda kendi ayakları üzerinde

durabilme çabası diğer tarafta aşçılığı

eğitimle bir üst seviyeye çıkarma hevesi

ev enerjisi… Ama ikisinin eşit seviyelerde

gitmesi şartıyla tabii. Aksi halde hep bir

eksiklik hep bir yetmezlik, Bozkurt’un

dünyasında. Deneyimli şef onu da şu

sözleriyle anlatıyor:“Bir gün yine işten

geldim, beni bir şeyler rahatsız ediyor.

Sadece okulda durmak… Bir taraftan

üniversitede okuyorum ama sanki

mesleki olarak da geriye gidiyorum.

Michelin yıldızlı bir yere gitmem lazım

dedim ve otele gittim. Sağ olsunlar dört

koldan yardımcı oldular. Hop, Berlin

Intercontinental’e yazı yazıldı ve ben

Almanya’da Berlin InterContinental

Otel’in içinde bir Michelin yıldızlı a

la carte restoranı olan bir restorana

girdim.”

“Doğudan batıya dünyanın

birçok noktasında pişirdim,

sundum, yarıştım”

Berlin tecrübesinden sonra üniversite

eğitimini de tamamlayan Bozkurt,

ardından yaklaşık 6 yıl boyunca Hilton

Parksa Oteli’nde çalışır. Aşama aşama

sous şefliğe kadar yükselir. Vatani görevi

için gittiği Ankara’da o dönemin Genel

Kurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın

karargahtaki özel mutfağında yemekler

pişirir. Yarışmalar, ödüller derken ikinci

bir üniversite diplomasını da cebine

koyan Bozkurt, Karaca firmasının ilk

televizyon programı için 2002 yılında

bu defa kamera önünde yemeklerini

pişirmeye devam eder. “Bugüne kadar

20 küsür ülkede Tükiye’yi temsil ettim.

Çok şükür, doğudan batıya dünyanın

birçok noktasında yemek pişirdim, sunum


84

yaptım, yarıştım. 2008’de Almanya

Erfurt Olimpiyatları’nda ülkemiz adına

yarışan ilk beş kişiden biriydim. 2009’da

ülkemi Almanya’nın üç Michelin yıldızlı

restoranı Vendom ile birlikte temsil etme

fırsatım oldu. Yine aynı sene o dönemin

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafında

Cumhuriyet resepsiyonuna davet edildim.

O benim için büyük onurdur. Bir yıl kadar

havalimanının restoran menülerini ve

maliyetlerini hazırladım.” sözleriyle

mesleki yolculuğunu anlatmaya devam

eden Bozkurt, “Velhasıl televizyon

programı, yarışma, kitap derken çok

şükür kendi mesleğimle ilgili her

mecrada bir şekilde yer aldım. İlk yemek

kitabımı 24 yaşımda bastırdım.” deyince

tüm bunlar arasında kendisine en keyif

veren projesini paylaşmasını istiyorum.

“Bana en keyif veren projem,

Karaca için son yaptığım

içeriktir”

Toplu taşıma araçlarından bir öngörüm,

bir fikrim var aslında. Bir süredir

metro, metrobüs ve şehir hatlarının

ekranlarında dönen Serkan Bozkurt

görüntüleri tecrübeli şefin anlattığına

göre en kıymet verdiği projelerinden

biriymiş. Karaca firması ile uzun senelere

dayanan gönül bağını yeni bir projeyle

güçlendirmenin memnuniyetini yaşadığını

dile getiren Bozkurt şöyle diyor: “Son

zamanlarda bana en keyif veren projem,

Karaca için şu son yaptığım içerik. Bu

projemizde sadece yemek yapmak değil,

sebeplerini anlattığım, hayatımızın

içinde çoğu zaman sebeplerini hiç

bilmeden yaptığımız konuları açığa

kavuşturmaktı. Benim için et nasıl

mühürlenir, etin yapısını anlatmak,

insanlara nasıl pişirileceğini öğretmek

çok daha değerli. Ben niye şefim ki,

diğer insanlardan farkım ne? Her

aşçının farkının olması gereken nokta

bu ki zaten. Asıl bunları insanlara

verdiğimde çok mutlu oluyorum. Çok

basit bir örnek, hoşaf ile komposto

arasındaki fark nedir? Komposto yaş

meyveden yapılır, hoşaf kuru meyveden

yapılır. İnsanların ömürleri boyunca

onlarla taşıyabileceği bir bilgi bendense

en büyük mutluluk işte. Bunları insanlara

yükleyebilmek büyük keyif veriyor.”

Chef’s Table Mutfak Akademisi

için ilk adımlar…

Devamında 26 yıllık mesleki

tecrübesini markayı

konumlandırmak düşüncesiyle

akademi boyutuna taşıma kararı

alan Serkan Bozkurt, 2011 yılında

Chef’s Table’ın ilk adımlarını atar.

Onun geleceğe dönük idealleri

başkadır çünkü, kendine ait bir

restoran açma hayaliyle yanıp

tutuşan şeflerin aşçıların aksine!..

Mutfağın renkli dünyasına gönül

verecek insanlara sektörel

ve uluslararası tecrübelerini

aktaracağı bir liman olmak

ister daha çok. “Sadece yemek

yapayım değil benim telaşım.

Teoriyle pratiği entegre eden

bir mutfak yaklaşımı bizimkisi.

Neyi neden yaptığını ve daha

neler türetebileceğini gösteren

bir anlayış en çok da.” Sözleriyle

akademinin kuruluş amacını

özetleyen Bozkurt, bunun üzerine

Türkiye’de ilk defa U düzende bir

mutfak sistemi kurmuş. Normal

ses tonuyla konuşma metresi

veya uzaklığı içerisinde bir alan

düşünün… 15 kişilik bir grup

sayısıyla… Bir toplantı salonu

düzeninde hem yemeklerin

pişirildiği hem birebir iletişimin

kurulduğu hem de dinleyip

üretildiği…

Bu düzenler şimdi o kadar yaygın ki,

kulağımıza hoş gelmesinin yanı sıra

takdirle onayladığımız bir sistem artık, U

düzeni.

Mesleğinde son derece

yenilikçi ve modern bir çizgiye

sahip olan Serkan Bozkurt,

bugün aşçılara beyaz önlük

dışında siyah ve turkuazı

da sevdiren bir tasarımcı şef

olarak öne çıkıyor.

“Dünya Şefler Birliği

Uluslararası Mesleki Yeterlilik

Sertifika (Professional Cook-

Commis Chef) Programını

Türkiye’de uygulayan tek

akademiyiz”

Chef’s Table Mutfak Akademisi’nin

kurucusu Serkan Bozkurt’un mesleğe

inovatif katkıları bununla da sınırlı değil

elbette! Bir şefin kurduğu akademinin

başarı olarak da ayrıcalıklı ve sıra dışı

olması lazım! “Ne bileyim, içerik olarak

bir nüans olması lazımdı. Nitekim

bugün uluslararası zincirlere çok ciddi

öğrenci kazandıran bir markayız.”

diyen Bozkurt’un mutfak akademisi

Ağustos 2015’ten bu yana WACS (Dünya

Şefler Birliği) tarafından uluslararası

standartlarda en iyi eğitim veren aşçılık

okulları arasında akredite edilmiş.

Farklılık mı dedik? Özellikle şu detayın da

altını çizmek istiyor: “Ama bizim farkımız

şu, akredite olmak ayrı sertifika programı

ayrı. Biz uluslararası sertifika programını

Türkiye’de kendi kulvarında uygulayan tek

noktayız. Bizim öğrencimiz Milli Eğitim

Bakanlığı’ndan sertifikasını kazanabildiği

gibi WACS’ta belirtilen gerekli koşulları

yerine getirdiğinde uluslararası mesleki

sertifikayı da kazanma hakkını elde

ediyor.”


“Chef’s Table artık dünyaya

öğrenci yollayan bir marka”

Hazır yeri gelmişken Bozkurt’a Chef’s

Table için yeni projeler var mı diye

soruyorum. Akademinin İstanbul’dan

dünyaya öğrenci yollayan bir yapılanmaya

eriştiğini söyleyen Bozkurt, “Türkiye’nin

de ihtiyacı olan bu değil mi? Fransız

ve İtalyanlar bu noktaya nasıl geldiler

sanıyorsunuz? Biz de bu alanda pay sahibi

olmak isteyen azimli ve güçlü bir ülkeyiz.

Bu doğrultuda Chef’s Table olarak katkı

sağlamaya devam edip, sayıları 3’ler 5’ler

değil, 100’ler seviyesine çıkararak marka

değerimizi artırmak en büyük hedefim.

Turizm için, Türk gastronomisi için, yerel

ürünlerimizin tanıtımı ve imajımız için bu

adımları çok kıymetli buluyorum.” diyor.

“Mantıklı olan her şey

denenebilir”

Bu arada deneyimli şefi biraz daha

yakından tanımak istiyorum. Kendini

anlatmakta hiç de zorlanmayan Bozkurt,

mutfakta mantık arayan bir şef olduğunu

söylüyor öncelikle. Kendini

Akademi’de bir çalışan olarak

gördüğünü belirten deneyimli şefi

daha yakından tanımak istiyorum.

Anlatıyor: “Stajyer arkadaşımla

geçer aynı işi yaparım. Böyle

başladım böyle devam ederim.

Yalnız herkesin yapması gereken

sorumlulukları bilmesi lazım.

Mantıklı olduğu sürece her

şey denenebilir. Hiçbir ayrım

yapmam. İnsanların işini severek

ve isteyerek yapması gerektiğine

inanırım. Aynı şeyi yapmayı da hiç

sevmem. Sıkılırım çünkü. Benim

hep yeni bir şeyler bulmam

lazım. İnsanları şaşırtacak

fikirlerin benden çıkması lazım. Böyle

alıştım, hep bu mantaliteyle mesleğimi

yaptım. İnovatif bir şefim. Yeni fikirler,

yeni projeler daha çok seviyorum. Ben

yapılmışı yapmayı pek sevmem. Çünkü

heyecan vermiyor, bitmiş, birileri yapmış.

Var olanı yapmışsam bile benden bir katkı

olması şart.”

“Kardeşlerime en büyük

tavsiyem, sabır sabır sabır!”

Son olarak mutfağa, gastronomiye

gönül veren gençlere de değerli

tavsiyelerde bulunan Serkan Bozkurt,

keyifli söyleşimize şu sözleriyle son

noktayı koyuyor: “Genç arkadaşlarım

çok şanslılar. İnternetten her şeye,

her şefe ulaşabiliyorlar. Yalnız onlara

önemli bir tavsiyem var, sabretmeden

hiçbir şey olmuyor. Sabırsızlık en başta

gidiyor. Hızlı hedefler ve çabuk ulaşmak…

Kardeşlerime en büyük tavsiyem sabır,

sabır, sabır! Emeksiz yemek yok ve

sadece şekil oluşturmak ile iyi bir tabak

yapmakla da olmuyor. Neden tabağı

yaptığını, sebebini, tekniğini de bilirsen

o zaman başarılı oluyorsun. Eğitime,

tezgaha önem versinler. Geleceğini

aydınlık tutabileceği şefleri, işletmeleri

takip edip kapılarını yıpratıp biz burada

olmak istiyoruz desinler. Yoksa sadece

yemek yapmakla bu iş olmuyor.”

Serkan Bozkurt için lezzetli

olsun yeter. Söylediğine

göre midesinde fajitaya da

yer var, noodle’a da, türlü

çeşit deniz mahsullerine de!

Yeter ki absürd olmasın,

yenilebilir ve lezzetli olsun!


hotel restaurant

86 & hi-tech

gastro güncel

İstanbul’daki taksiler bundan böyle

Gastronomi Turizmi için kilometre açacak!

İstanbul’daki 17.395

taksici GTD tarafından

hazırlanan İstanbul

Lezzet Haritası

uygulamasıyla bundan

böyle kendi taksisinin

gurmesi olacak.

Talep eden yerli ve

yabancı turistler için

kilometrelerini bir de

Gastronomi Turizmi

için açacak!

Gastronomi Turizmi Derneği ve

İstanbul Taksiciler Esnaf Odası 1

Ağustos Salı günü Wyndham Grand

İstanbul Kalamış Marina’da düzenlenen

basın lansmanı ile değerli bir iş birliğinin

imzasını duyurdu. Gastronomi Turizmi

Derneği Başkanı Gürkan Boztepe,

İstanbul Taksiciler ve Esnaf Odası

Başkanı Yahya Uğur ve Eski Turizm

Bakanı Bülent Akarcalı’nın yanı sıra

dernek üyeleri ve basın mensuplarının

katılımı ile gerçekleşen toplantıda

konuşan GTD Başkanı Gürkan Boztepe,

“İstanbul’da 17.395 taksiye İstanbul

Lezzet Haritası yüklenmesiyle artık

yerli yabancı turistlere GTD tarafından

onaylanmış mekanlar, hazırlanmış özel

bir uygulama tarafından önerilecek.

Taksiler turistleri uygulamalar sayesinde

aynı zamanda bir lezzet durağına

götürebilecek.” dedi.

Boztepe: “Taksiciler en önemli

paydaşlarımız”

Eylül ayında birinci yılını doldurmaya

hazırlanan Gastronomi Turizmi

Derneği’nin kuruluşundan bu yana ana

misyonunun Türk ürünlerini ve mutfağını

dünyada tanıtmak olduğunun altını

çizen Gürkan Boztepe şöyle konuştu:

“Biz diyoruz ki Türk ürünleri dünyada

bir tane. Biz bunu biliyoruz ama dünya

bilmiyor. Dernek olarak en önemli

misyonumuz yerel ürünlerimizi ve

mutfağımızı tanıtmak oldu. Bu anlamda

taksiciler de en önemli paydaşlarımız.

Çünkü bir havalimanına indiğinizde ilk

gördüğünüz taksiciler oluyor. Neredeyse

ilk imaj, ilk izlenim onların üzerinden

oluşuyor. İstanbul Taksiciler ve Esnaf

Odası Başkanı Yahya Uğur da bunun

farkındalığıyla hizmet veren bir başkan.

Bu vizyonla bizler bugün önemli bir iş


irliğine imza atmanın mutluluğunu

yaşıyoruz.”

Turistler, Türk mutfağı ve

ürünlerini tanıyan restoranlara

yönlendirilecek

İstanbul’da 17.395 taksiye İstanbul

Lezzet Haritası yüklenmesiyle artık yerli

ve yabancı turistlere GTD tarafından

onaylanmış mekanların özel bir uygulama

tarafından önerileceği bilgisini veren

Boztepe, “Taksiler İstanbul’a gelen

turistleri bu uygulamalar sayesinde bir

lezzet durağına götürebilecek.” dedi.

GTD olarak mekan seçiminde son derece

titiz davrandıklarını ifade eden Boztepe,

“Bu konuda çok seçiciyiz. Listemize

Türk mutfağı ve Türk ürünlerini tanıyan

restoranları dahil ettik.” diye konuştu.

Uğur: “Yeni Türkiye, yeni

İstanbul diyoruz ama yeni taksi

diyemiyoruz”

Bugün aynı zamanda düzenlenen sürpriz

doğum günü kutlamasıyla yeni yaş

gününün de heyecanını yaşayan İstanbul

Taksiciler ve Esnaf Odası Başkanı Yahya

Uğur ise yaptığı konuşmada İstanbul

genelinde 17.395 taksi, 35 bin çalışan

ile birlikte 55 bin kişilik bir ailenin 45

yıldır başkanlığını yapmaktan duyduğu

gururu paylaşarak, “Yeni Türkiye,

yeni İstanbul diyoruz ama yeni taksi

diyemiyoruz. Bugün taksiciliğin bir el

kitabi yok mu diyenler için internet

üzerinden oluşturuluyor. En önemlisi

İstanbul’un turizmine ve güvenliğine

katkıda bulunduğumuza inanıyoruz.

Bugün baktığımızda taksicilik sadece

taksicilikten ibaret değil. Taksicilik

bu şehrin bir sürü istifadesini içinde

barındıran bir meslek diyoruz. Bu

iş birliği ile Türk turizmine faydalı

olacağımız inancıyla gururlanıyoruz.

Bu sadece turizm ekonomisine katkı

değil elbette. Aynı zamanda bizler de

kazanıyoruz. Bu şehre katkıda bulunmak

zorundayız. Biz taksiciyiz, yemekten çok

anlamayız. Ama biz en iyilerini seçmeyi

GTD’ye bıraktık.”

“Az parayla çok büyük faydalar

sağlayacak bir uygulama”

İstanbul Lezzet Haritası uygulamasının

çok yüksek bir bütçeli program

olmadığının altını çizerek konuşmasını

sürdüren Uğur, “Ama bana göre az

parayla çok büyük faydalar getirecek bir

program. Bundan sonra göreceğiz ki,

artık eski taksiler olmayacak. Kendini her

geçen gün yenileyen, teknolojisiyle söz

sahibi, müşterileri doğru uygulamalarla

yönlendirecek yeni araçlarla işimize

devam edeceğiz.” dedi.

Akarcalı: “Takside ÖTV kalkmalı,

taksiciler rahat ettirilmeli”

Eski Turizm Bakanı Bülent Akarcalı

ise, İstanbul taksi esnafının gastronomi

turizmine sahip çıkmasının önemli bir

hamle olduğunu belirterek, “Batı’daki

olay İstanbul’da başlıyorsa önemlidir.

Siyasî hayatımda bugüne dek yemek

yemediğim yer kalmadı. İçlerinde en

görkemlisi Çin’dekiydi. Muazzam bir

yemekti. Ama baktığınızda hepsi birbirinin

aynı. Ben Batı ve Asya’nın mutfağında bir

Türk mutfağının zenginliğini göremedim

açık konuşmak gerekirse. Devlete gitmek

işin kolaycılığıdır. Taksiciler esnafı bu

görevi yerine getiriyorsa başkalarının da

bunu yapması lazım.” dedi.

Kitle turizminin sektörün en büyük

kanayan yaralarından biri olduğunu dile

getiren Akarcalı, “Turizm aslında kişinin

kendi iradesiyle geldiği, kendi kendine

dolaşabildiği bir düzende yürümeli.

Bu noktada taksicinin önemi büyük.

Onları desteklemek, teşvik etmek de

devletin işi. Takside ÖTV kalkmalıdır.

Şoför esnafına sahip çıkmamız ve işini

rahatlıkla yapmasını sağlamamız lazım.

Nasıl ki buradaki otel misafirlerine

rahat ve konforlu konaklama imkanları

sunuyorsak, aynı şekilde taksicilere de

güzel bir ortam sağlamalıyız ki, onlar

da turiste gereken hassasiyeti ve özeni

gösterebilsinler. Sonuç olarak hayırlı

olsun diyorum.” diyerek sözlerini

noktaladı.


88

hotel restaurant

& hi-tech

gastro güncel

Metro’dan Gıda

İsrafını Önleyen

Yeni Uygulama

‘Gurme Kutusu’

Metro Toptancı Market, gıda kayıp ve atıklarını önlemek amacıyla ilk adımını Nisan ayında attığı

Metro Gıda Hareketi’nin devam projesi niteliğinde olan “Metro Gurme Kutuları”nı hayata geçirdi.

Metro’nun restoran ve kafeler ile iş birliği kapsamında, tüketiciler tabaklarında kalan yemekleri

‘Metro Gurme Kutuları’ ile paket yaptırarak değerlendirebilecekler.

Gıda kayıplarının boyutları ve önemi

hakkında kamuoyunda farkındalık

oluşturmak amacıyla başlatılan

Metro Gıda Hareketi yolculuğunun bir

sonraki durağı “Metro Gurme Kutuları”

oldu. Gıda kayıp ve atıklarının önlenmesi

ve milli kaynak israfının son bulması

amacıyla son tüketiciler için hazırlanan

Metro Gurme Kutuları, İstanbul’daki 14

restoranda hayata geçirildi. Projenin

gelecek dönemde de büyüyeceğini

belirten Metro yetkilileri “Restoran

ve kafeler ile gerçekleştirdiğimiz iş

birliği çerçevesinde ‘Metro Gurme

Kutuları’ ile son kullanıcıları gıda kayıp

ve atıkları konusunda bilinçlendirerek,

sipariş verip tüketemedikleri ürünleri

değerlendirecekleri gurme kutularını

kullanıma sunuyoruz. Restoranlarda

‘Metro Gurme Kutuları’ ile tabakta

kalan yemekleri paket yaptırarak, bu

ürünlerin çöpe gitmesine engel olarak bu

yemekleri bir başka öğünde tüketebilir ya

da hayvan dostlarınızla kalan yemekleri

paylaşabilirsiniz.” diye bilgi verdi.

‘Metro Gurme Kutuları’nı Bulabileceğiniz

Restoranlar: Ağa Restoran, Alancha,

Basta, Feriye Palace, Hacı Apdullah,

Kırıntı, Midpoint, Nev Kanyon, Nicole,

Osmani, Sahrap Pera, Şahin, Welldone,

Yanyalı Fehmi. Gurme Kutularını yakın

zamanda birçok restoranda daha

bulabileceksiniz.

Türkiye’de gıda kayıp atık ve

kayıpları ne durumda?

Türkiye’de üretilen 49 milyon ton

meyve ve sebzenin yüzde 25-40’ının

üretim ve dağıtım zinciri aşamasında

kayba uğradığını veya satış ve tüketim

aşamasında atık haline dönüştüğünü

görüyoruz. TÜBİTAK araştırma verilerine

göre, en iyimser tahminle kayba uğrayan

ürün miktarı 11,6 milyon ton. Bu da yıllık

yaş sebze-meyve ihracatımızın tam 4

katına karşılık geliyor. Parasal açıdan

bakacak olursak, Türkiye’de sebze

meyve ticareti 100 milyar TL civarında,

bu miktarın minimum 25 milyar liralık

bölümü kayba uğruyor. Eğer yukarıda

sözünü edilen gidişata ‘dur’ denmezse;

Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin

verilerine göre 2016-2017 döneminde;

buğdayda 2 milyon 81 bin, domateste 1

milyon 537 bin, şeker pancarında 642 bin,

arpada 563 bin, karpuzda 487 bin, mısırda

378 bin, üzümde 328 bin, elmada 322 bin,

biberde 268 bin, patateste 223 bin ton

ürün kaybedilecek.

Metro – TÜBİTAK Araştırması

Hakkında

Bu bakış açısıyla gıda kayıpları

konusunda karşı karşıya kalınan

durumu, proje çerçevesinde bilimsel bir

yaklaşımla ele alındı. Metro, bunun bir

milli kaynak israfı olduğunun bilincinde

olarak, meyve ve sebzede ağır kayıpları

önlemek için TÜBİTAK’la birlikte fire

nedenlerini araştırdığı ortak bir çalışma

gerçekleştirdi. TÜBİTAK ile birlikte

fire nedenlerini tespit etmek üzere

marul, domates ve şeftali ürünlerini

baz alan, 8 ay süren bir araştırma

yapıldı. Ürünlerin iyi koşullarda ve kötü

koşullarda tedarikini temel alan bu

araştırma neticesinde kötü koşullarda

tedarik edilen ürünün, iyi koşulda tedarik

edilene kıyasla 9 kat daha fazla atığa

dönüştüğünü gözlemlendi. Tedarik

zincirinin altı aşamasının iyi ve kötü

koşul örneklemleriyle yapılan araştırma

sürecinin sonucunda; iyi tedarik zinciri

uygulamaları ile önemli miktarda ürünün

kaybedilmesinin önüne geçilmesinin

mümkün olduğunu, yaşanan kayıpların

en çok olduğu aşamaların paketleme ve

nakliye olduğu görüldü.

Metro Toptancı Market ne

yapıyor?

Metro, üreticilerin çeşitli zorluklarla ve kıt

kaynaklarla ürettiği meyve ve sebzelerin

çöpe atılmaması ve milli kaynakların

israf olmaması için, kayıp ve atıkların

en aza indirilmesi amacıyla tedarik

zinciri ve satış koşullarını geliştiriyor ve

standartlara uygun yatırım yapıyor.

Tüketim analizleri yaparak; doğru miktar,

kalite ve özellikte planlı üretim yaptırma

hedefiyle kayıpları en aza indiriyor.

Doğru ambalaj, paketleme ve soğuk

zincirin kırılmadan ürünlerin nakliyesi

konusunda uluslararası standartlarda

uygulamaları hayata geçiriyor. ‘0’

kilometre yaklaşımı doğrultusunda yerel

alımları tedarik zincirinin önemli bir

parçası olarak görüyor. Doğrudan üretici

ve üretici örgütleri ile çalışarak üreticileri

eğitiyor, kalite ve miktar açısından

doğru ürünlerin üretilmesini, doğrudan

üreticinin kazanmasını sağlıyor.


Gastro Entertainment en lezzetli

markaları bir araya getiriyor

Gastro Entertainment Show, ulusal ve uluslararası üst markaları dünyaca ünlü

şefler ve uluslararası gurme medyası ile bir çatı altında toplamaya hazırlanırken, en

özel yemekleri tatmanız ve hayatın lezzetini yakalamanız için sizleri bekliyor.

Gurmeler, gastronomlar, şefler,

kendi mutfağının şefi olanlar,

mutfak sanatını geliştirenler,

markalar ve mutfak sanatlarının önde

gelen uzmanları 16-17 Eylül tarihleri

arasında Volkswagen Arena’da

gerçekleşecek Gastro Entertainment’ta

buluşuyor. Etkinlik, katılımcılara yerel

lezzetlerden ve dünya mutfağından

sağlıklı gıdalar sunarken, trend yaratan

ve hayatımıza renk katan kanaat

önderlerinin katılımlarıyla bir lezzet

şöleni yaşatıyor.

Türk mutfağını tanıtacak

Gastro Entertainment; eşsiz lezzetlerin,

kültürel çeşitliliğinin yanı sıra Türk

mutfağının değerlerini de dünya

standartları kalitesinde sunarak, Anadolu

lezzetlerinin dünyaca kabulünü ve

tanıtılmasını amaçlıyor. Düzenlenecek

Gastro Entertainment Show’da

katılımcılar gurme lezzetlerin tadına

varacak. Etkinlik, 2 gün boyunca ünlü

sanatçıların canlı performansları ve

katılımcıların yapacakları konuşmalar

ile eşsiz bir deneyim yaşatacak. Misafir

ülkelerin katılacağı organizasyonda

uluslararası gurme yazarları, gıda

firmaları ve lezzet tasarımcıları ile “food

artist”ler boy gösterecek.

Pirinçcioğlu: “Türk gıda

markalarının dünya pazarlarına

açılmasını amaçlıyoruz”

Gastro Entertainment Show İcra

Kurulu Başkanı Yasemin Pirinçcioğlu;

amaçlarının bu etkinlikle birlikte Türk

gıda markalarının dünyada bilinirliğini

pekişmesini ve dünya pazarlarına

açılmasını sağlamak olduğunu belirtti.


90

hotel restaurant

& hi-tech

gastro güncel

‘Güvenilir Eller’ hedefi ikiye katladı

Güvenilir Eller Gıda Güvenliği Online Eğitim projesinde, 1 yılda 10.000 şef

gıda güvenliği eğitimi almaya başladı.

Ev dışı gıda sektöründe her iki

işletmeden birine ulaşan Unilever

Food Solutions, şeflerin gıda

güvenliği alanındaki beklentilerini

karşılamak amacıyla Gıda Güvenliği

Derneği iş birliğiyle başlattığı ‘Güvenilir

Eller’ gıda güvenliği eğitim projesinde,

ilk yılın sonunda 5 bin hedefini ikiye

katlanarak, 10 bin şef gıda güvenliği

eğitimi almaya başladı. Türkiye

genelinde 74 şehirden 10 bin şef ilk yılın

sonunda gıda güvenliği eğitimi almaya

başladı. 6 binden fazla şef ise eğitimleri

tamamlayarak Gıda Güvenliği Derneği

onaylı sertifika almaya hak kazandı.

Arsan: “Bugüne kadar 74

şehirden 10 bin şefimiz

eğitimlere katıldı”

Unilever Food Solutions Türkiye, Orta

Asya ve İran Genel Müdürü Önder

Arsan Güvenilir Eller projesi için

yaptığı değerlendirmede, “Unilever

Food Solutions olarak, TNS araştırma

şirketiyle gerçekleştirdiğimiz ‘Türkiye

Şef Araştırması’na katılan şeflerin

%80’inin ‘Gıda Güvenliği’ alanında

eğitim almayı en öncelikli ihtiyacı

olarak tanımladı. En önemli iş ortağımız

şeflerden aldığımız bu değerlendirmeyle

harekete geçtik. Gıda Güvenliği Derneği

işbirliğiyle Türkiye’nin ilk ve tek online

gıda güvenliği eğitim-sertifika programı

‘Güvenilir Eller’ projesini geçtiğimiz yıl

başlattık. Amacımız online platform

üzerinden Türkiye genelindeki tüm

şeflerin bu eğitim içeriğine kolayca

ulaşmasını sağlamaktı. Gıda Güvenliği

Derneği tarafından içeriği oluşturulan

ve beş modülden oluşan online eğitim

programıyla, gıda güvenliği konusunda

temel bilgileri şeflerimize veriyoruz.

Eğitimi tamamlayan şeflerimize

isimlerine özel Türkiye Gıda Güvenliği

Derneği onaylı sertifikalarını adreslerine

gönderiyoruz. Bugüne kadar Türkiye

genelinde 74 şehirden, 10 bin şefimiz

guvenilireller.com’a kayıt olarak

eğitimlere başladı.

“Sektörün desteğini ve

sahiplenmesini önemli

görüyoruz”

Projemizde hedeflerin ileri taşınmasında

sektör temsilcilerinin desteği ve

sahiplenmesi çok önemli görüyoruz.

Geçen yıl projeye başlarken hedefimizi,

üç yılda ülkemizin dört bir yanındaki

30.000 şefimizin gıda güvenliği eğitimini

tamamlayarak sertifika almalarını

sağlamak olarak açıklamıştık. Sektör

meslek birliklerinin projeye desteğiyle

birlikte hedefi bir yıl için 36.500 şefin

online gıda güvenliği eğitimi alması

olarak güncelledik.”


Gıda

girişimcileri

Chobani

desteğiyle

dünyaya

açılıyor

Chobani adlı yoğurt markasıyla sıfırdan başlayan bir girişimci olarak 10 yıl

içerisinde ABD’de gıda devleri arasına giren Hamdi Ulukaya, Türkiye’den bir

dünya markası çıkarmak isteyen genç girişimciler için 5 milyon dolar ayırdı.

Geçtiğimiz aylarda TIME dergisi

tarafından dünyanın en etkili 100

kişisi arasında gösterilen Hamdi

Ulukaya, girişimci adayları ve dünyaya

açılmak isteyen startup’lar için iki

ayrı destek programı başlattı. Hamdi

Ulukaya Girişimi (HUG) adıyla oluşturulan

Girişimci Adayı ve Startup Destek

Programları, her yıl Türkiye’nin dört

bir yanından başvuru alarak karşılıksız

eğitim ve danışmanlık desteği verecek.

Bu yıl Türkiye’nin dört bir yanından

3300 girişimci adayı ve 394 startup’ın

başvurduğu programa 24 girişimci adayı

ve 6 startup katılmaya hak kazandı.

Hayaller kuluçkadan çıkmaya

hazır

Hamdi Ulukaya’nın Startup Destek

Programı’na seçilen altı Türk

girişiminden ikisi, gıda alanında faaliyet

gösteriyor. Üç hafta boyunca ABD’de

kendileri için özel olarak hazırlanan

kampa katılan Unibble ve AgriKey

markalarının kurucuları Didem Bakır

ve Atakan Atalay, Chobani Kuluçka

Merkezi’nde ve New York üniversitesinde

marka yaratma, pazarlama, sosyal

medya, yaratıcılık, müşteri ilişkileri,

ortaklıklar gibi konularda eğitim alan

girişimciler aynı zamanda firmalarını ABD

pazarını yakından tanıma ve bağlantılar

kurma fırsatı buldu.

Ulukaya: “HUG girişimciliğin

gücünü iyilik namına harekete

geçirecek”

Chobani kurucusu ve CEO’su Hamdi

Ulukaya, konuya ilişkin şunları söyledi:

“Girişimcilik, şu dünyada iyilik namına bir

şeyler yapabilmek için inanılmaz bir güç

kaynağı; Chobani’deki yolculuğumdan

öğrendiğim en önemli şeylerden biri bu.

Bizim HUG’daki amacımız işte o gücü

harekete geçirmek, Türkiye’nin dört bir

yanındaki genç girişimcilerin potansiyelini

ve tutkusunu su yüzeyine çıkarmak.

Geçtiğimiz ay boyunca bu muhteşem

startup’ları ve girişimci adaylarını

Amerika’da ağırlamaktan büyük

mutluluk duydum. Onlar artık Chobani

ailesinin birer üyesi. Şimdi Türkiye’de

ve hatta dünyada fark yaratmak üzere

bir yolculuğa çıkıyorlar. Bu yolculuğun

onları nereye taşıyacağını görmek için

sabırsızlanıyorum.”

ABD kampında neler

vardı?

Kamp boyunca Hamdi

Ulukaya, hayallerini

ekonomik ve toplumsal

faydaya dönüştürmek

isteyen Türkiyeli genç

girişimciler ile bizzat

ilgilendi. Ulukaya her

fırsatta katılımcılarla

bilgi ve deneyimlerini

paylaşarak onlara bir

girişimcinin “mutlaka” ve

“asla” larını aktardı.


hotel restaurant

92 & hi-tech

gastro güncel

Oteller ve lokantalar için Türk halkı

ne kadar harcıyor?

Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı verilere göre; Türkiye’de hane halkları

bütçelerinden en fazla payı konut ve kira harcamasına ayırdı. Lokanta ve otel

harcamalarının payı ise, % 6.4’te kaldı.

Hanehalkı bütçe araştırmasının 2016 yılı

sonuçlarına göre; Türkiye genelinde

hanehalklarının tüketim amaçlı yaptığı

harcamalar içinde en yüksek payı %25.2 ile konut

ve kira harcamaları alırken, ikinci sırayı %19.5 ile

gıda ve alkolsüz içecek harcamaları aldı. Toplam

tüketim harcamalarında en düşük payı alan

harcama grupları ise %2 ile sağlık ve %2.3 ile

eğitim hizmetleri oldu.

Eşdeğer fert başına aylık ortalama

tüketim harcaması, 1 642 TL

Hanehalkı büyüklüğü ve kompozisyonu dikkate

alınarak hesaplanan eşdeğer fert başına aylık

ortalama tüketim harcaması 2015 yılında 1 455 TL

iken 2016 yılında 1 642 TL olarak tahmin edildi.

Toplam harcamalardaki payı en fazla

artan grup ulaştırma oldu

Araştırma sonuçlarına göre, ulaştırma

harcamalarının payı bir önceki yıla göre 1.2

puanlık artışla %17’den %18.2’ye yükseldi. Alkollü

içecekler, sigara ve tütün grubunun payı %4.2’ten

%4.4’e, mobilya ve ev eşyalarının payı, %6.1’den

%6.3’e; eğitim hizmetlerinin payı ise %2.2’den

%2.3’e yükseldi. Diğer taraftan, konut ve kira

harcamalarının toplam harcamalardaki payı bir

önceki yıla göre 0.8 puanlık düşüşle %26’dan

%25.2’ye geriledi. Ayrıca, gıda ve alkolsüz içecek

harcamalarının payı %20.2’den %19.5’e, eğlence ve

kültür harcamalarının payı %2.9’dan %2.8’e, çeşitli

mal ve hizmet harcamalarının payı ise %4.3’den

%4.2’ye düştü.

Otel ve lokanta harcamalarında

değişim yok

Giyim ve ayakkabı (%5.2), sağlık (%2), haberleşme

(%3.7) ile lokanta ve otel (%6.4) harcamalarının

payı ise 2016 yılında da değişmedi.


Malatya Kayısısı, Avrupa Birliği’nden

‘Coğrafi İşaret’ tescili aldı

Metro Toptancı Market’in Türkiye gündemine

taşıdığı ve büyük önem verdiği Coğrafi İşaretli

Ürünlerin sayısı her geçen gün artıyor.

Son olarak dünyanın en lezzetli kayısısı

olarak bilinen Malatya Kayısısı da Avrupa

Komisyonu’ndan da Coğrafi işaret tescili

aldı. Malatya Kayısısı, bundan böyle Avrupa

pazarında, marketlerde ve raflarda, AB resmi

coğrafi işaret amblemiyle satışa sunulacak.

Türkiye’nin en önemli coğrafi

işaretli ürünlerinin başında gelen

ve Malatya’nın en önemli geçim

kaynağı olan kayısı 2016 yılında yapılan

79.171 tonluk ihracatı ile önemli

ürünlerimizden biri olarak ön plana

çıkıyor. Metro Toptancı Market ise başta

Rusya, Almanya ve Avusturya olmak

üzere 16 ülkeye yıllık 355 ton Malatya

kayısısı ihraç ediyor.

Metro Türkiye, Coğrafi İşaretli

Ürünlere sahip çıkıyor

Coğrafi İşaretli Ürünlerin kırsal

kalkınmayı ve sürdürülebilir tarımı

desteklediği inancıyla konuyu 2012

yılında Türkiye gündemine taşıdıklarını

belirten Metro Toptancı Market Genel

Müdürü Kubilay Özerkan, “Henüz

ülkemizde insanların coğrafi işaretin

ayrımında olmadığı günlerde, biz bu

konuyu memleket meselesi olarak

gördük ve sahip çıktık. Coğrafi İşaretli

Ürünlere özel bir proje geliştirerek, yerel

ürün tedarikçilerini desteklemeyi ve

unutulmaya yüz tutmuş ürünleri tekrar

gün ışığına çıkarmayı hedefledik. Bu

proje sayesinde bugüne kadar, kaybolma

tehlikesi yaşayan 80’den fazla ürüne

sahip çıkıldı. Türkiye’deki ve Avrupa’daki

birçok Metro mağazasının raflarında

bugün Aydın incirinden Diyarbakır

karpuzuna, Taşköprü sarımsağından

Finike portakalına kadar 80’in üzerinde

coğrafi işaret tesciline sahip ve aday ürün

yer alıyor.” şeklinde konuştu.

Dünyanın en iyi kayısısı olarak

nitelendirilen Malatya Kayısısının da

Coğrafi İşaret tescil sürecinde destek

verdiklerini vurgulayan Özerkan, “Bu

süreçte Malatya Ticaret ve Sanayi Odası

ile iş birliği yaptık. Hem prosedürler

konusunda onlara yol gösterdik

hem de Malatya kayısısının ticaretini

geliştiriyoruz. Bugün Metro raflarında

satışa sunduğumuz Malatya Kayısısını,

100 aktif üreticinin bulunduğu Sınırlı

Sorumlu Karacaköy Tarımsal Kalkınma

Kooperatifi’nden alıyoruz.” dedi.


hotel restaurant

94 & hi-tech

gastro aktüel

Constance Hotels & Resorts’e

üç ödül birden

Bu yıl ikincisi gerçekleşen Dünya Lüks Restaurant Ödülleri’nde,

Constance Hotels & Resorts aldığı ödüller ile törene damgasını

vurdu. Alınan ödüllerin gururuyla, Constance Halaveli Genel Müdürü

Dominik Kuenstl ‘’Constance Halaveli hiçbir yere benzemiyor. Ekibimiz

cenneti parmak uçlarınıza koyuyor ve her şey misafirlerimizin en

iyileri tadabilmeleri için tasarlanıyor. Zarif ve yenilikçi mutfağımız

misafirlerimizi her gün şaşırtıyor. Hizmetimizi yeni bir düzeye getiren,

daima ileriye taşıyan ekibimizle gurur duyuyorum” dedi.

ZUBİZU ile otel rezervasyonu

yapmak çok kolay

Hayatı kolaylaştıran ve ayrıcalıklarla dolu bir dünyayı kullanıcıları ile

buluşturan ZUBİZU, yakın zamanda hayata geçen Otel Rezervasyon Özelliği

ile kullanıcılarının yaz planlarına hız katıyor. Uygulamaya eklenen özellik, D

Maris Bay, argos in Cappadocia, Il Riccio Bodrum, D-Resort Göcek, D-Resort

Sibenik, Murat Reis Ayvalık, D-Resort Grand Azur, Park Hyatt Istanbul Maçka

Palas, Grand Hyatt Istanbul, Soho House Istanbul ve Maçakızı Bodrum

otellerinde kolaylıkla rezervasyon yapılmasını sağlıyor.

Barilla’dan Güneş

Karababa’ya

önemli görev

Gıda devi Barilla’nın Türkiye

Genel Müdürlüğünü 2007 yılında

üstlenerek, Filiz Gıda’nın Barilla

A.Ş.’ye dönüştürülme çalışmaları

başta olmak üzere hayata geçirdiği

stratejilerle 2014’ten bu yana Barilla

Asya, Afrika, Avustralya bölgesinin

Başkan Yardımcılığı’nı da yürüten Güneş

Karababa, Barilla’da önemli bir görev

üstleniyor. 10 yıllık başarılı performansı

ile Barilla Gıda’yı Türkiye pazarında

her yıl pazarın üzerinde büyüten ve şirketin cirosunu 3 katına çıkaran

Güneş Karababa, 1 Ağustos 2017 tarihinden itibaren AAA Bölgesi Başkan

Yardımcısı olarak Büyük Çin Bölgesi’nin başına atandı. Karababa’dan

boşalan Türkiye Genel Müdürlük görevini ise 1 Eylül 2017’den itibaren

Barilla’nın İtalya’da Müşteri Hizmetleri Başkan Yardımcılığı ve Satış

Direktörlüğü’nü yürüten Piero Mirra devralacak.

Yazın En Güzel

Lezzetleri

The House Cafe’lerd

Yıllardır değişmeyen kalite anlayışı ve klasikleşen

lezzetleriyle vazgeçilmez adreslerden biri olan The

House Cafe; İstanbul’un en güzel semtlerinde yer

alan şubelerinde, yazın en güzel lezzetlerini sunuyor.

Yaz menüsünde, mevsimin en güzel sebze ve

meyvelerinin kullanıldığı sağlıklı ve leziz seçenekleri

bir arada sunan The House Cafe’nin menüsünde

ön plana çıkan lezzetlerden bazıları; yoğurtlu yaz

çorbası, kuru cacık salatası, trüflü yaz kabakları

salatası, mozzarella & domates salatası, avokadolu

sahanda yumurta, kıymalı&yoğurtlu erişte ve yedi

tahıllı vejeteryan dostu pizza.


Muratbey,

AB’ye ihracat onayı aldı

Yenilikçi ve lezzetli ürünleriyle peyniri günün her saati tüketilebilen sağlıklı atıştırmalığa çeviren

Muratbey, Türkiye’den Avrupa Birliği’ne (AB) süt ve süt ürünleri ihracatı yapmak için onay aldı. Muratbey

Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Erol, bu önemli gelişmeden sonra ihracat hacimlerini genişletmeye

odaklanacaklarını belirten Erol, “Muratbey markasını zaten başta Fransa, Belçika, Danimarka, Almanya,

İtalya, Macaristan, İsveç olmak üzere 28 AB ülkesi ile ABD, Rusya, Kuveyt, Ürdün, BAE, Fas, KKTC,

Kazakistan, Bahreyn’in aralarında bulunduğu 60 ülkede tescillendirdik. Firma olarak şimdi Avrupa’daki

işimizi geliştirecek önemli bir eşiği aşmış olduk” dedi.

S.Pellegrino “Dünyanın En İyi Genç Şefi”

Yarışmasının sonuçları açıklandı

Tüm dünyada İtalyan yaşam stilinin ve “fine dining” konseptinin

temsilcisi S. Pellegrino’nun 3. kez düzenlediği Genç Şef

yarışmasının Akdeniz Ülkeleri Bölgesi finali Tel Aviv’de gerçekleşti.

Yoğun ilgi gören ve her yıl 3 bini aşkın genç şefin başvurduğu

“S.Pellegrino Young Chef” yarışmasının Akdeniz Ülkeleri Bölgesi

finalinde; Türkiye, Kıbrıs, Yunanistan, Malta ve İsrail’den toplam

10 yarışmacı finale kalmak için yarıştı. 10 genç şef hazırladıkları

tabakları, 2018 yılında İtalya’da yapılacak büyük finale gidebilmek

için jürinin beğenisine sundu. Genç şeflerin tarifleri, “malzemelerin

kullanılma biçimleri”, “yaratıcılık”, “yemeğin sunumu” ve

“şefin vizyonu” olarak sıralanan 5 “Altın Kural” doğrultusunda

değerlendirildi.

Billur Tuz Avrupa Tuz

Üreticileri Birliği’ne

üye oldu

Avrupa’daki en büyük tuz

üreticilerini çatısı altında

toplayan EuSalt - European Salt

Producers’Association’ın (Avrupa

Tuz Üreticileri Birliği) Billur Tuz’u

üyeliğe kabul etti. Türkiye’de tuz

deyince akla gelen ilk marka olan

Billur Tuz, Brüksel’de yapılan

Genel Kurul’da, tuz sektörünün

uluslararası temsilcisi olan

Avrupa Tuz Üreticileri Birliği’nin

25. üyesi oldu. EuSalt tuz

sektöründe kaliteli üretim,

enerji ve kaynak verimliliği,

biyoçeşitliliğin korunması dahil

olmak üzere birçok alanda en

iyi uygulamaları teşvik etmenin

yanında toplumsal bilinç ve

farkındalık kazandırmak için

kuruldu.

Selfie çılgınlığı

şimdi Latte’lerde!

Q Gıda çatısı altında hizmet veren

HuQQa ve HuQQabaz, günün her

saatine hitap eden menüsü ve kaliteli

hizmet anlayışıyla Türkiye’de gıda

sektöründe ilkleri gerçekleştirmeye

devam ediyor. Atmosferi, çeşitliliği

ve kalitesiyle keyifli vakit geçirmek

isteyenlerin uğrak noktası olan HuQQa

ve HuQQabaz ‘Latte Köpüğünü’

kahveyle desenleyerek misafirlerine

sunuyor. Kendilerini ve sevdiklerini tatlı

bir sürprizle şımartmak, kahve keyfini

eğlenceli hale getirmek isteyenler

için arzu ettikleri fotoğraf veya figürü

kahvelere taşınıyor. Selfie Latte ile bir

ömür hatırası olacak kahveler, HuQQa

ve HuQQabaz ayrıcalığı ile misafirlere

sunuluyor.


hotel restaurant

96 & hi-tech

gastro aktüel

Türkiye Norveç uskumrusunu sevdi

Halk arasında ‘Norveç palamudu’ adıyla da bilinen Norveç uskumrusu, özellikle

‘balık ekmek’ olarak Türkiye’de en çok sevilen sokak lezzetleri arasında yer

alıyor. Norveç Deniz Ürünleri Konseyi Türkiye Direktörü Maria Kivijärvi Heggen,

Türkiye’nin bu yıl en fazla Norveç uskumrusu ithal eden ülkeler arasında

ikinci sıraya yükseldiğini belirterek, “Uskumru mevsiminin başlangıcından

itibaren, yağ ve Omega 3 seviyesi açısından en iyi seviyeye ulaştığı sonbahar

ayları boyunca Boğaz kıyılarında çok daha fazla uskumru tüketileceğine

eminiz.” dedi.

Gina’dan özel lezzetlere davet!

İstanbul’un sofistike İtalyan restoranı Gina, mevsime özgü malzemelerle

menüsünde yenilikler yapmaya devam ediyor. Geleneksel İtalyan tatlarını

kendine özgü yorumu ile sunan Gina menüsündeki çeşitlilik ile de farkını ortaya

koyuyor. Ağustos ayının öne çıkan lezzetlerinden Buharda Kaya Levreği taze ve

mevsimsel içeriği ile beğeni topluyor. Balığın yanında garnitür olarak servis edilen

bezelye ve bakla, kum midyesi eşsiz bir uyum yakalıyor. Çıtır soğan halkaları ile

lezzetlendirilen Buharda Kaya Levreği, hodan çiçekleriyle renklendirilerek şık bir

sunum ile misafirlere servis ediliyor.

Marmara Balık Restaurant’ ta

brunch keyfi

Renaissance Polat Istanbul Hotel’in yenilenen restoranı Marmara Balık’ta,

17 Eylül’den itibaren her pazar 11.00 - 14.30 saatleri arasında brunch keyfi

misafirlerini bekliyor. Otelin ödüllü şefleri tarafından hazırlanacak brunch

büfesinde; et çeşitleri, döner, Türk mutfağının enfes mezeleri, ev yapımı

makarnalar, noodle’lar, mantılar, ızgaralar, omlet ve pancake seçenekleri

baştan çıkarıcı tatlılar ve kahvaltılık çeşitleri dileyenlere şampanya

eşliğinde servis edilecek.

Mondelēz International yönetiminde

görev değişikliği

Mondelēz International’da CEO Irene Rosenfeld ‘in

ayrılmasının ardından halen McCain Foods CEO’su

olarak görev yapan Dirk Van de Put yeni CEO olarak

seçildi. Dirk Van de Put yeni görevine Kasım 2017’de

başlayacak ve şirketin yönetim kuruluna dahil

olacak. Rosenfeld ise 31 Mart 2018 tarihine kadar

yönetim kurulu başkanlığı görevine devam edecek.

Rosenfeld ayrılığı ile ilgili olarak yaptığı açıklamada

“Mondelēz International‘ın 90 bin çalışanıyla dünya

çapında gerçekleştirdiği başarılarından gurur

duyuyorum. CEO’luğum süresince sektörümüz

birçok beklenmeyen değişime şahit oldu. Biz

bu değişikliklere her zaman kolay adapte olup,

yatırımcılarımız için değer ortaya koyduk. 3 ayrı

kıtada görev yapmış olan Van de Put, gelişmekte

olan ve gelişmiş pazarların ticari operasyonlarında

derin tecrübeye sahip. “ dedi.


Türkiye, Amerika’nın en büyük gıda fuarı

Fancy Food’ta partner ülke

Türk gıda ürünleri, dünyanın en büyük gıda ithalatçısı Amerika Birleşik

Devletleri’nde en büyük gıda fuarı Summer Fancy Food Show Fuarı’nda

görücüye çıkarken, Türkiye’de fuarda partner ülke olarak yer alacak. Amerika

Birleşik Devletleri’nin New York kentinde bu yıl 25-27 Haziran 2017 tarihleri

arasında 63. kez düzenlenecek olan Summer Fancy Food Show Fuarı’nda

Türkiye Milli Katılı Organizasyonu’nu 1998 yılından bu yana olduğu gibi Ege

İhracatçı Birlikleri üstleniyor. Normal şartlar altında Summer 2017 Fancy

Food Fuarı’nda tanıtım yapma imkânı olmadığını belirten Ege İhracatçı

Birlikleri Koordinatör Başkanı Sabri Ünlütürk, Partner ülke tanıtımında

birçok alanda poster ve her türlü mecrada tanıtımı yapılabildiğini, Fuarda

yaklaşık 50.000 ziyaretçinin her ortamda Türkiye logosu ile karşılaşacağını

kaydetti.

Mado 300’ü devirdi

Türkiye’nin dört bir yanındaki şubeleriyle Türk insanını doğal Maraş

dondurmasıyla buluşturan Mado, Safranbolu’da da kapılarını açtı.

Maraş dondurmasının yanında Türk mutfağının lezzetleri, sütlü ve

şerbetli tatlıları menüsünde barındıran Mado, Safranbolu’daki ilk

kafe restoranıyla artık Karabük’te de hizmet verecek. Ayrıca Bursa,

Edirne ve Amasya’da açılışı yapılan yeni Mado kafe restoranları,

yöresel tatları Türkiye’yle buluşturacak. Ankara’daki yatırımlarına

devam eden ve Türkiye’deki şubelerinin sayısını 309’a ulaştıran

Mado, Başkent’teki 31’inci kafe restoranını da hizmete açtı.

Yemek

randevularının

vazgeçilmez

adresi, Pelit

Aktaşlar Türkiye’de

pide sektörünü büyütüyor

Tüketim alışkanlıklarının değişmesi, ev dışında vakit

geçirilen mekanların ulaşılabilirliğinin artması ve bireylerin

yaşam standartlarının yükselmesi gibi nedenlerle

Türkiye’de hazır yemek sektörü hızla büyüyor. Son yıllarda

büyümesiyle dikkat çeken bu zincirin başında ‘pidecilik’ de

yer alıyor. 2017 yılı sonunda pide sektörünün büyüme rekoru

kıracağının altını çizen Aktaşlar Lezzet Grubu Yönetim

Kurulu Başkanı Tamer Aktaş, restorancılık alanında

hizmet verdiği Nelipide markasıyla ayrıca Türkiye’de ilk

kez dondurulmuş pideyi de market zincirlerine, kantin ve

otellere taşıdı. Aktaş, bu milli lezzeti tüm dünyaya tattırmayı

hedefliyor.

60 yıldır çikolata ve pasta ustalığıyla

sektörün öncü markası olan Pelit,

Türk ve dünya mutfağının farklı

tatlarına kendi yorumunu katarak

oluşturduğu restoran menüsü ile sabah

kahvaltısı, öğle ve akşam yemeklerinin

vazgeçilmez durağı oluyor. Pelit’in

menüsünde, yeşilin her tonunu

görebileceğiniz salatalar, birbirinden

leziz kebaplar ve ızgara çeşitleri iştah

kabartıyor. Küçük veya büyük boy

salata çeşitlerinin arasında; Nar Taneli

Tahıl Salatası; Baharatlı Etli Salata

ve Asya Salata öne çıkarken Türk

mutfağının vazgeçilmezleri arasında

yer alan kebaba Balkan esintilerini

taşıyan Pelit, Rumeli Kebap, Etli ve

Köfteli Çökertme, Dana Madalyon ile de

hem gözünüze hem de damak zevkinize

hitap ediyor.


hotel restaurant

98 & hi-tech

hijyen

Maratem’den

bakterilere karşı el yıkama ürünü

Maratem Antibakteriyel Köpük

El Yıkama Ürünü, hijyen önlemi

alınması gereken otel, restoran

ve hastane gibi tesislerde

çalışanlar için etkili bir kişisel

hijyen sunarken sirkülasyonu

yüksek işletmelerde ziyaretçi

hijyeni için alternatif oluşturuyor.

Mikropların kişiler ve yiyecekler aracılığıyla

bulaşma riskinin yüksek olduğu yüksek

sirkülasyona sahip işletmelerde hem çalışan

güvenliği hem de müşteri memnuniyeti için el yıkama

ve dezenfeksiyonu kurallarına uyulması gerekiyor.

Eczacıbaşı Profesyonel bünyesinde yer alan endüstriyel

temizlik ürünlerinin öncü markası Maratem,

işletmelere sunduğu Antibakteriyel Köpük El Yıkama

Ürünü ile çalışanları bakteri ve virüslere karşı koruyor.

Cildi bakterilere karşı korurken,

nemlendiriyor

Bakterilerin büyüme ve üremesini durdurma özelliğine

sahip Antibakteriyel Köpük El Yıkama Ürünü, bakteri

ve virüslere karşı etkin bir dezenfeksiyon sağlıyor.

Dermatolojik olarak test edilen dezenfektan cilt pH’ına

uygun formülüyle sık kullanımda dahi nemlendirmeye

yardımcı oluyor, hoş kokusuyla ferahlık veriyor. Köpük

formu sayesinde işletmelerde daha az su tüketimi ile

ekonomik kullanım sağlayan Antibakteriyel Köpük El

Yıkama Ürünü, hem normal sıvı sabuna hem de normal

köpük sabuna göre daha yüksek hijyen standartlarının

sağlanması için işletmelere mükemmeli sunuyor.


Kärcher gıda sektöründe

sıcak basınçlı yıkayıcıları öneriyor!

Basınçlı yıkama makinelerinin mucidi Kärcher, özellikle gıda sektöründe hijyen ve

temizlik için ekonomik ve etkili bir çözüm olan sıcak basınçlı yıkayıcıları öneriyor.

Temizlik ve hijyen denildiğinde

basınçlı yıkayıcılar olmazsa

olmazlardan. Diğer temizlik

yöntemlerine kıyasla, basınçlı

yıkayıcıların temizlik gücü daha yüksek

ve su tüketimi daha düşük oluyor.

Sıcak basınçlı yıkayıcılarda ise basınçlı

yıkamanın avantajları daha da artıyor.

85 °C’ye kadar ısıtılmış su, inatçı kirleri

çok daha hızlı ve etkili çıkarabiliyor.

Basınçlı yıkama makinelerinin mucidi

Kärcher, özellikle gıda sektöründe

hijyen ve temizlik için ekonomik ve

etkili bir çözüm olan sıcak basınçlı

yıkayıcıları öneriyor.Gıda sektöründe

üretim yapılan iç alanlarda egzoz çıkışı

olamayacağı için elektrikle ısıtma

yapan sıcak basınçlı yıkayıcılar ön plana

çıkıyor. Bu alanlardaki yağlı, kirli ve

hijyen sağlanmak istenen alanları diğer

makinelere göre en az 3 kat verimlilikle

temizleyen Kärcher sıcak basınçlı

yıkayıcılar, kullanıcılara zamandan da

tasarruf sağlıyor.

Hem çevre dostu hem ekonomik

profesyonel temizlik çözümü

Temizlik sırasında ısı kullanılması, kir

ve yağın daha kolay parçalanmasını

sağlıyor. Hatta sıcaklık her 10 °C

yükseldiğinde kimyasal süreçler

hızlanıyor ve reaksiyon süresi yarı

yarıya düşüyor. Soğuk su temizlik

maddeleriyle birleştiğinde etkili bir

temizlik sağlasa da, sıcak su kullanan

basınçlı yıkayıcılar etkili temizliği çok

daha kısa bir sürede ve ekonomik bir

şekilde sağlıyor. Yağ, reçine gibi inatçı

kirler sıcak suyla temas ettiklerinde

parçalanmaya başladığı için, soğuk suya

oranla çok daha az temizlik malzemesi

kullanmak gerekiyor. Hatta bazı

durumlarda tek başına sıcak basınçlı

su yeterli olabiliyor. Sıcak basınçlı su

hem çevre dostu hem de kullanıcının

bütçesini de rahatlatıyor. Alman temizlik

devi Kärcher, bu sebeple sıcak basınçlı

yıkayıcıları öneriyor. Kärcher, sıcak

su kullanan bu yıkayıcıların, özellikle

yüksek hijyen standartlarına sahip

kurumsal ve profesyonel alanlar için

ideal olduğunu belirtiyor.

Sıcak basınçlı yıkayıcılar nasıl

çalışıyor?

Su ilk olarak, yerden kazanmak için

iki kez bükülmüş ısıtma bobinlerine

sahip brülör kazanında ısıtılıyor. Düşük

emisyonlu yakıcı, standart ısıtma yağı

veya biyodizel ile çalışabiliyor. Alternatif

olarak, bazı makinelerde elektrikli

ısıtıcı da bulunabiliyor. Tam kapasite

ve maksimum çalışma basıncında

(ortalama bir makine için yaklaşık 700

l/h ve 120 bar) yüksek basınçlı su en

fazla 85 °C’ye kadar ısıtılıyor. Suyun

hacmini düşürerek, ısıtma bobininde

sıcaklığı 155 °C’ye varan buhar üretiliyor

ve bu işlem sonucunda yüzey temizliği

için ideal buhar temizleme aşamasına

geçiliyor.


100

hotel restaurant

& hi-tech

yeni mekan / özel

Bir steakhouse’dan çok daha fazlası

Scarlet Etiler

Fotoğraflar: Ümit Başer Alkaç

İstanbul’da etin, müziğin, içecek

menüsünün ve servisin “en iyileri”

kategorisine rahatlıkla koyabileceğimiz

bir mekanı var artık! Bundan yaklaşık

beş ay önce Türkiye’nin en genç et

ustalarından Süleyman Dilek’in bir

ortaklı yapıyla hizmete açtığı Scarlet, ne

sadece bir steakhouse ne bir lounge ne

de tek başına bir bar! Üçünü İstanbul’un

yemesi içmesi en keyifli lokasyonlarından

Etiler’de estetik, konfor ve güçlü servisle

buluşturan mekan, kırmızının cazibesi ve

şıklığında daha kapısından girer girmez

insanı kendine hayran bırakıyor, baştan

söyleyelim! Misafirlerinin steakhouse

kültüründen fazlasını bulacağı Scarlet’te

ürün gamından sunumuna, marka

kimliğinden dekorasyonuna, personel

giysilerinden servis malzemelerine kadar

her noktada özel bir ağırlama deneyimi

yaşıyorsunuz. Mekanda sipariş verdiğiniz

et menünüz bile siyah eldivenle sofranıza

servis ediliyor.


Benzersiz et işleme, et pişirme

teknikleri ve müşterileri

ile kurduğu samimiyetiyle

tanınan Süleyman Dilek,

şimdi kendi mekânı olan

Scarlet için “İşimizi aşkla,

tutkuyla yaparken bizi

en iyi ifade edecek ismin,

duyguların en koyusuna

ait bu kavramla ifade

edilebileceğine inandık. Bu

nedenle İstanbul’a yeni nesil

bir steakhouse-şehir kulübü

kazandırırken aşkın ve

yaşamın rengi kırmızıyla yola

çıktık.” diyor.

14 yaşından beri et kesen emin

ellerde

İstanbul’a yeni nesil Steakhouse-Şehir

Kulübü kazandırmak amacıyla yola çıkan

Scarlet’in kurucu ortağı Süleyman Dilek,

mesleğe 14 yaşından beri gönül vermiş

bir et sevdalısı. O hem mutfakta hem

salonda hem de işin idari kısmında arı

gibi çalışıyor. Sektörde etin piri olarak

nam salan Cüneyt Asan’ın Bostancı’daki

Günaydın Kasap’ına çırak olarak

girdiğinde kasapçılar çarşısında tek bir

dükkan olduğunu söyleyen Dilek, “Şimdiki

gibi dizi dizi steakhouselar, kebapçılar,

dönerciler yoktu tabii.” diyor ve ustasına

da “Sağolsun Cüneyt abi (Asan) bize

evlatları gibi baktı. Her koşulda destek ve

yardımcı oldu.” sözleriyle hakkını teslim

etmeyi de ihmal etmiyor.

27 yaşında en son Etiler Günaydın

Restaurant’ın müdürlüğünü yaptıktan

sonra Asan ile 15 yıllık teşrik-i mesaisini

tamamladığını anlatan Dilek, bu dönemde

Amerika’yı baştan sona gezdiğini

söylüyor. Dilek, tabir-i caizse hayalinin

ilk temellerini de o yoğun seyahatler

sırasında inşa ediyor.

Her hafta düzenli DJ

performanslarının sunulan

mekânda özel toplantılar,

kutlamalar, iş yemekleri

için iki adet VIP odası ve

bu odalarda isteğe göre

oluşturulan menüler, özel

müzik seçenekleri gibi

hizmetler de bulunuyor.

Ortalama 60 kişinin çalıştığı

mekânın kapasitesi VIP

bölümler dâhil 250 kişi.

Deneyenleri kendine müptela

eden içecek menüsü

İyi yemek, iyi içki, kaliteli müzik, keyifli

bir mekân arayan herkesin günün ve

gecenin her saatinde geçen beş ayda

müdavimi olduğu mekan, Dilek’in

bahsettiğine göre özel kokteylleri ve

alkollü seçenekleriyle de iddialı. Öyle ki

hiçbir firmayla sponsorluk anlaşması

olmayan mekanın barında 330 adetlik

zengin şarap kavı haricinde 800 adet alkol

seçeneği bulunuyor. “Büyük bir alana

yayılan barımızda farklı beğenilere hitap

edecek çok özel kokteyllerimiz, dünyanın

en iyi şaraplarından oluşan kavımız ve

kendi tariflerimizi içeren şuruplarımız

var. Barımızı adeta bir laboratuvar gibi

tasarladık. Doğal ürünlerle hazırlanmış,

deneyenlerin müptelası olacağına

inandığımız bir içecek menüsü hazırladık.

Her şeyi taze olarak alıp, kendimiz

kurutuyor, özel tütsülerle sunuyoruz.”

sözleriyle ürün, servis ve hizmet

ayrıcalıklarını anlatan Dilek, barın önünde

bara ait özel atıştırmalıkları tatmak,

yemek harici gelen misafirleri ağırlamak

için bir roundtable bulunduğunu ifade

ederek, bar ve restaurant menülerinin

birbirinden farklı olarak tasarlandığını,

geç bir saatte yalnızca müzik dinleyip

içki içmek için gelecek misafirlerini

düşünerek zengin bir atıştırmalık

seçeneği de sunduklarını dile getiriyor.

Dünya mutfağından en seçkin

lezzetleri ve birbirinden

özel kokteylleri ile Etiler’de

kapılarını açan Scarlet,

ayrıcalıklı ambiyansı, zengin

menüsü, özgün dekorasyonu

ve servis ayrıcalığı ile

şimdiden İstanbulluların

ve ziyaretçilerinin gözdesi

oldu. Yalnızca en iyi etlerden

oluşan bir steakhouse

menüsüne sahip olmayan

mekanda vejetaryenler içinde

alternatif menüler bulunuyor.


Bahçeden sofraya

800 metrekarelik alanda

hizmet veren Scarlet’i diğer

mekanlardan ayıran bir

önemli özelliği de, organik

tarım yapmak üzere ekip

biçtikleri bahçesi. Bazı bitkileri

bulmakta zorluk çektiklerini dile

getiren Dilek, tohumları yurt dışından

getirmek suretiyle Frenk üzümü, kekik,

biberiye, Arnavut biberi, fesleğen,

nane ve salatalık gibi bitkileri kendi

bahçelerinde yetiştirdiklerini söylüyor.

Yolu Scarlet

Etiler’e düşenler

için Brezilya

döneri, et sushi,

dana kaburga Asado’yu

tatmadan mekandan

ayrılmamalarını tavsiye ediyoruz.

Tatlı severler için ise önerimiz tiramisu, cheseecake,

çilekli milföy ve krepella…

“Bir dünya markası olmak için

yola çıktık”

İstanbul’da Etiler dışında farklı

bir lokasyonda şubeleşmeyi

düşünmediklerini son olarak sözlerine

ekleyen Dilek, önümüzdeki dönemde

yurt dışında markalaşmak gibi bir

planlarının olduğunu belirterek sözlerini

şöyle tamamlıyor: “İlk olarak İstanbul’u

bir sene boyunca oturtmak istiyoruz.

Ortaklık teklifleri de alıyoruz ama Etiler

dışında şehirde bir başka şube açmak

gibi bir düşüncemiz yok. Yurt dışına

daha sıcak bakıyoruz. Londra, New York

ve Dubai hedeflerimiz arasında. Zaten

Scarlet’i açarken bir dünya markası

olmak için yola çıktık. Dünyanın en

önemli şehirleri ve işlek caddelerinde

olmak istiyoruz.”


104

hotel restaurant

& hi-tech

yeni mekan

Alaçatı’da

bitmeyen deniz keyfi

Spiaggia Grande

Spiaggia Grande; plaj, restoran ve etkinlik alanıyla Alaçatı’da hem gündüz, hem de

akşam eğlencesinin vazgeçilmezi oldu.


Spiaggia Grande; muhteşem konumu, berrak denizi,

etkileyici mimarisi ile şık ve doğal ortamında yer alan 400

kişilik şezlong, loca, VIP oturma grubuyla Alaçatı’nın en

yeni plajı. Müzik direktörlüğünü Salih Saka’nın üstlendiği mekan

da konfor ve huzur ön planda tutulurken, hafta sonlarında DJ

etkinlikleri ve canlı performanslar eğlenceyi bir üst seviyeye

taşıyor.

Yemeği daha ciddiye alanları da unutmuyor!

Spiaggia Grande’nin restoranı plaj keyfi için odun ateşinde

İtalyan pizzaları, pide ve burger’ler sunarken, yemeği daha

ciddiye alanları da unutmuyor. Ünlü şef Ramazan Uçar,

konuklarını deniz ürünlerinin ağırlıklı olduğu, dünya mutfağını

Ege otları ile zenginleştiren bir menü ile karşılıyor. Akşam

yemeği için özel bir menüsü bulunan restoran, son yılların

popüler lezzetlerinden suşiye de önemli bir yer veriyor.

Restoranda hafta içinde canlı müzik akşamları gerçekleşirken,

Spiaggia Grande zaman zaman Kenan Doğulu, Antonis Remos

gibi Türk ve yabancı sanatçıların konserlerine de ev sahipliği

yapıyor.

Sabah 10’dan gece 24’e kadar hizmet veren Spiaggia Grande’de hem plaj kullanımı,

hem de iddialı restoran-barında akşam yemeği için rezervasyon yapılması

öneriliyor. Güneşin sunset barın kokteylleriyle uğurlanacağı Spiaggia Grande,

masmavi denizin üstünde Çeşme’nin yeni “büyük plajı”.


hotel restaurant

106 & hi-tech

yeni mekan / özel

150 yıllık İSKENDER artık Nişantaşı’nda!..

Bursa Heykel’den de aşina olduğumuz İSKENDER, İstanbul’daki ilk şubesini Nişantaşı’nda açtı

Fotoğraflar: Ümit Başer Alkaç

Kökleri 1867’ye dayanan, Bursa’nın

önde gelen markalarından,

İskender Efendi’nin fikriyle doğup,

gastronomi dünyasında nam salan

Tanınmış Marka İSKENDER, benzersiz

lezzet ve 150 yıllık hikayesini, yeni

adresiyle İstanbul Nişantaşı’na taşıdı.

Mekan mutfaktaki hüneri kadar her

detayında yaşattığı 150 yıllık hikayesi,

İskenderoğlu Ailesinin köklü tarihi ve

dünden bugüne bu özel gastronomik

kültürü sergileyen konseptiyle de büyük

ilgi görüyor.

Lezzetini aile mirasından alan

kebap

Türk mutfağı dendiğinde akla ilk gelen

imza lezzetlerin başında gelen döner

kebap tadını tamamen ailenin özel

pişirme tekniklerinden ve her biri özenle

seçilen malzemelerden alıyor. Başta en

ideal ve kaliteli etler olmak üzere, döner

kebabı lezzetlendiren pide, tereyağı,

sos, yoğurt, domates ve yeşilbiber

malzemelerinin her biri özenle toplanıyor

ve hazırlanıyor. İSKENDER’in döner

kebabını yeme geleneğini tamamlayan bir

diğer eşlikçi ise kuru üzümlerden özenle

hazırlanan, Osmanlı’dan günümüze Türk

mutfağının en özel tatlarından şıra olarak

öne çıkıyor.

Mahmut Anlar tasarladı

Döner kebap lezzetini günümüze büyük

özen ve titizlikle taşıyan 3. nesil Neslihan,

İlgihan ve İskender İskenderoğlu, kendi

zevklerini de yansıtan, alanında uzman,

mimarlık dünyasının fark yaratan ismi

Mahmut Anlar ile uzun süredir çalışıyor.

Bursa’daki şubeleri ile birlikte, Mahmut

Anlar’ın genç ekibiyle kurduğu yeni

şirketi GeoID’nin tasarımını ve kardeş

şirket olan Geometre’nin uygulamasını

gerçekleştirdiği İstanbul Nişantaşı

şubelerinde de fark yarattılar. Ünlü

mimar ve ekibi, İSKENDER’in köklü

ve lezzetli hikayesinden aldığı ilhamı,

metropol yaşamı ve modern dokunuşlarla

harmanlayarak, bu kültürün dokusunu

bozmadan tüm detaylarında yansıtıyor.

Dış mekan tasarımı başta olmak üzere

ağırlıklı olarak ahşabın öne çıktığı

dekorasyonu modern aydınlatmalar ve

cam efektleri tamamlıyor. İskenderoğlu

Ailesi’nin 2. nesli Cevat İskenderoğlu’nun

yıllarca biriktirdiği nadir, el işi antika

tabak koleksiyonu da adeta birer

sanat eseri gibi duvarlarda incelikle

sergileniyor. Cam üzerine tasarlanmış

İskender’in dünden bugüne ikonik

dönemlerini, önemli anlarını fotoğraflarla

sergileyen grafik görseli incelemek

ise oldukça keyifli. Bahçe kısmı da

İskender’in ve Mahmut Anlar’ın doğaya

saygılı duruşunu sergiliyor.

Müdavimleri iyi bilir ama

ilk defa deneyimleyecek

olanlar için küçük bir

not: Mekan, ismi gibi

iskenderiyle değil, döner

kebabıyla meşhur. Sırf

sütlü kadayıf yemek için

bile tercih edilebilir.


hotel restaurant

108 & hi-tech

yeni mekan

Karski

Yalıkavak’ta

Yalıkavak’ta doğa ile iç içe ferah bir atmosferin içinde

tandır kuyusu ve kuzu çevirmesi ile şimdiden dillere

dolaşan Karski Et Lokantası, sunduğu benzersiz et çeşitleri

ile konuklarını ağırlıyor.


Bodrum’un değişmeyen adresi Karski

Et Lokantası, ziyaretçilerine doğa

içinde lezzetli et çeşitleri alternatifi

sunuyor. Kış aylarının tüm yorgunluğunun

atılabileceği mükemmel bir tatilde

damak tadını da göz ardı etmeyenler için

Karski lezzetli bir seçenek. Menüsü ile

iddialı olan mekan, sıcak başlangıçlarda

odun ızgara da pişmiş peynirli, tereyağlı

patlıcan, etli yaprak sarma ve kuru

patlıcan dolması, yaprak ızgara ciğer ile

kendine özgü lezzet sunuyor. Tereyağında

kuzu böbrek dilimleri, koç yumurtası,

uykuluk, özellikle sakatat severlerin

favorileri arasında yer alıyor.

Etin cinsine göre pişirilerek

sunuluyor

Karski Et Lokantası’nın ara sıcaklar

alternatifinde tereyağlı işkembe, sote

tava ve kağıtta kokoreç her zaman aynı

lezzetle aynı tazelikle servis ediliyor.

Mini içli köfteler ise Karski menüsünün

en sürprizli tatları arasında sayılabilir.

Mekanda et çeşitleri, Balıkesir’de

Kuzunun sırtında yer

alan ve nadir bulunan

lezzetli bölüme verilen

Karski kısmından ismini

alan mekan Yalıkavak’ta

bulunan eski bir taş

köy evi. Balıkesir’de ve

Bodrum’da et entegre

tesisi bulunan ve Bodrum

Et’in sahibi Adnan Şen

tarafından açılan mekan

doğal yapısına uygun

olarak şık ve huzurlu bir et

lokantasına dönüştürüldü.

Taş binanın orijinal tarzı

korunarak dekore edilmiş

taş ev içerisinde mandalina

ve limon ağaçları bulunan

mekan, bahçe ve kapalı

alanı ile toplamda 120

kişilik kapasiteye sahip.

2014 tarihinde açılan

mekan, ete dair her türlü

seçeneğinin bulunabileceği,

yaz kış hizmet veriyor.

ve Bodrum’da kendilerine ait et

tesislerinde işlendikten ve yeterli zaman

dinlendirildikten sonra et severlere

sunuluyor. Karski’ de etin cinsine

göre kuyu tandır, kara fırın ve Arjantin

tarzı ızgara ocaklarda özenle pişirilip

konuklara sunuluyor. Servis aralarında

sürpriz ikramlarla ve özenle seçilmiş

güler yüzlü bir servisle konuklarına keyifli

bir ortam yaşatıyor.

Dana ve kuzu Karski’yi

tatmadan çıkmayın!

Ana yemek lezzetleri arasında mekana

ismini veren dana ve kuzu Karski,

Karski sevenler için özenle hazırlanıyor.

Kuzunun sırt bölümünden elde edilen

Karski, dağ kekiği, karabiber, pul biber

ve zeytinyağı ile harmanlanıyor. Odun

fırınında pişmiş kuzu incik, tavuk şiş ve

kuzu külbastı da Karski Et Lokantası

menüsünün en tercih edilen lezzetleri

arasında yer alıyor. Mekan lezzetli

yemeklerin yanı sıra haftanın iki günü

çarşamba ve cumartesi günleri canlı

müzikle de konuklarına eşsiz bir gün

yaşatıyor.


110

hotel restaurant

& hi-tech

yeni mekan

BigChefs

Sabiha

Gökçen

Dış Hatlar

Teminali’nde

açıldı

Enfes lezzetleri ve eşsiz

sunumları ile artık Sabiha

Gökçen Havalimanı Dış

Hatlar Terminali’nde

yerini alan BigChefs, sıcak

atmosferi, güler yüzlü ekibi

ve ayrıcalıklı sunumları ile

yolculuklarınızda lezzetli

başlangıçlar yapmak için

misafirlerine kapılarını açtı.

Bulunduğu tüm lokasyonlarda

damakta iz bırakan lezzetleri ile

vazgeçilmez buluşma noktası olan

BigChefs Sabiha Gökçen Havalimanı

şubesi, dünyanın farklı yerlerinde de

eşsizliğini sürdüreceğine dair yeşil ışık

yakıyor. Geleneksel tatların modern

sunumu ile birleştiği mevsimine uygun

eşsiz lezzetleri 7’den 70’e herkesin

damak zevkine uyum sağlıyor.

Yurt dışı şubelerine ilk olarak Orta

Doğu’da körfez ülkeleriyle başlangıç

yapan BigChefs, Suudi Arabistan ve son

olarak Kuveyt’i de şubeleri arasına kattı.

BigChefs, Türkiye ile dünya ülkelerinin

geçiş noktası olan Sabiha Gökçen

Havalimanın’da 43. Şubesiyle hizmet

vermeyi sürdürüyor.

10. yılını kutluyor

2017 yılı ile 10. yılını kutlayan BigChefs,

yenilenen yüzü ile Sabiha Gökçen Dış

Hatlar şubesi içerisinde Big Market’i

açarak bir ilki daha gerçekleştiriyor ve

artık evlerinizde yer almaya hazırlanıyor.

Yolculuklarınızın başlangıcında

BigChefs ekibi tarafından özel olarak

reçetelendirilen eşsiz lezzetlerinin

tadını çıkartırken, Big Market’ta yer alan

BigChefs etiketli ürünleri keşfetmeye

doyamayacaksınız. Evinizde rahatça

kullanabileceğiniz, sevdiklerinize hediye

edebileceğiniz, kullanışlı olduğu kadar bir

o kadar şık, BigChefs etiketli ürünlerine

Sabiha Gökçen Dış Hatlar BigChefs’ten

kolayca sahip olabilirsiniz.


Dünya çapında büyüyen Mado, son

şubesini Ürdün’de açtı

Dünyanın dört

bir yanında açılan

şubelerine bir

yenisini ekleyen

Mado’nun son

hizmet noktası,

Ürdün’ün başkenti

Amman’da

misafirlerine

kapılarını açtı.

Doğal, katkısız keçi sütü ile hazırlanan

Maraş dondurmasının 167 yıllık

hikâyesi, Mado ile Türkiye sınırlarını

aştı. Hizmet ağı her geçen gün genişleyen

Mado19 ülkede 39’uncu şubesini açtı.

Mado son olarak Ürdün’de açtığı şubesiyle

dünyanın dört bir yanındaki hizmet

noktalarına bir yenisini ekledi.

Kanbur: “Ekonomik ilişkilere

olumlu yansıyor”

Açılışa katılan Mado Yönetim Kurulu Başkanı

Mehmet Kanbur, “Ürdün’de hizmete açtığımız

yeni şubemiz, Mado’nun dünyaya açılma

projesinde önemli bir noktada bulunuyor.

Türkiye’nin en güçlü markalarından biri

olan Mado’yu Ürdün’le tanıştırmaktan çok

mutluyuz” dedi. Mehmet Kanbur, Türkiye

ile Ürdün ilişkilerindeki yakınlığın iki ülke

arasındaki ekonomik ilişkilere de olumlu

yansıdığını dile getirdi.

Mado 19 ülkede hizmet veriyor

Mado’nun Ürdün’deki yeni şubesinin açılışına

Ürdün Sanayi ve Ticaret Bakanı Yarub Qudah,

Ürdün Ekonomi eski Bakanı Mohammad

Abu-Hammour, Ürdün Sanayi Odası Başkanı

Adnan Abul Ragheb, Amman Sanayi Odası

Başkanı Ziad Homsi, Ürdün İslami Bankası

Başkanı Dr. Moussa Shehadeh ve Ürdün’ün

önde gelen isimleri katıldı. Ürdün’le birlikte

yurt dışında 39’uncu şubesini hizmete açan

Mado, yurt dışı açılışlarına hız kesmeden

devam edecek.


hotel restaurant

112 & hi-tech

fuar

The Hotel

Show’a

büyük ilgi

18-20 Eylül 2017

tarihlerinde World

Trade Center Fuar

alanında yapılacak

olan fuar bu yıl 18.

kez düzenleniyor ve

Türkiye’den de çok

sayıda katılımcı ve

ziyaretçi çekiyor.

Dubai, ağırlama ve eğlence

sektörüne inovasyonlar ve

yeni fikirler getirmek suretiyle

yeniden tanımlıyor. Dubai şehrinin

dünyanın en önemli seyahat ve turizm

destinasyonlarından birisi olması

nedeniyle şehirde yapılan The Hotel

Show Dubai 18 yıldır sektöre büyük

katkılarda bulunan bir etkinlik.

600 firma katılıyor

Fuara sektörün hemen her

segmentinden yaklaşık 600 firma

katılıyor ve 50 binden fazla profesyonel

ziyaretçi, 85 ülkeden gelen en yeni

ürünleri ve hizmetleri görme imkanı

buluyor. Bu yıl özellikle konuk

deneyimlerinden yola çıkarak dekor,

oda içi teknolojiler, restoranlar, eğlence

tesisleri ve personel kıyafet tasarımları

gibi özel konulara ağırlık verilecek.

Küresel operasyonlarıyla meşhur

otel zincirlerinden ünlü restoranlara,

hızlı hizmet mekanlarından bireysel

kafelere kadar ağırlama sanayinin uğrak

noktaları ve bu mekanlardaki ürün ve

hizmetlerin profesyonel bir sunumla

gerçekleşeceği fuara Türkiye’den de ilgi

büyük.

Ağırlama haftasında altı

etkinlik düzenlenecek

The Hotel Show’un yapılacağı hafta

Dubai’de Ağırlama Haftası çünkü aynı

hafta toplamda altı etkinlik organize

edilerek konuk ağırlamanın her yönü

görücüye çıkıyor. Bunlardan beş tanesi

Dubai’nin en büyük fuar merkezi olan

World Trade Center Sergi ve Toplantı

alanında GulfHost, The Specialty Food

Festival, SEAFEX Middle East, Yummex

Middle East ve The Hotel Show gibi 5

önemli fuar yapılıyor.


Küresel operasyonlarıyla

meşhur otel zincirlerinden

ünlü restoranlara, hızlı

hizmet mekanlarından

bireysel kafelere kadar

ağırlama sanayinin uğrak

noktaları ve bu mekanlardaki

ürün ve hizmetlerin

profesyonel bir sunumla

gerçekleşeceği fuara Türkiye’den

de ilgi büyük.


hotel restaurant

114 & hi-tech

fuar

‘Gıda’da 1

milyar dolarlık

ihracat

pazarının

kapısı CNR

EXPO’da

açılacak

Türkiye’de ilk kez gıda,

ambalaj ve ev dışı tüketim

sektörleri, CNR Food İstanbul-

CNR Ambalaj fuarları ile

Ev Dışı Tüketim Ürünleri ve

Tedarikçileri Buluşmasıyla CNR

EXPO Yeşilköy’de bir araya

gelecek. Ekonomi Bakanlığı’nın

Uluslararası Rekabetçiliğin

Geliştirilmesi (URGE) Projesi

kapsamında düzenlenecek alım

heyeti organizasyonu ile CNR

EXPO’da 45 ülkeden toplam 1

milyar dolar ithalat bütçesi olan

99 firma ağırlanacak.

Gıda sektörünün en kapsamlı uluslararası ticaret platformu olma

hedefiyle Türkiye’de ilk defa gıda, ambalaj ve ev dışı tüketim

sektörleri CNR EXPO Yeşilköy çatısı altında buluşturuluyor.

CNR Holding tarafından, İstanbul Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar

ve Mamulleri İhracatçıları Birliği ile Ev Dışı Tüketim Tedarikçileri

Derneği’nin iş birliğinde ‘CNR FOOD İstanbul, CNR Ambalaj İstanbul

fuarları ve Ev Dışı Tüketim Ürünleri ve Tedarikçilerinin buluşması’

20-23 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilecek. Gıda sektöründe yapılan

kapsamlı organizasyonda, Türkiye’nin en kapsamlı alım heyetleri

organizasyonlarından birine ev sahipliği yapılacak.

Türk gıda firmalarına ihracatlarını artırma imkanı

Ekonomi Bakanlığı’nın Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi

(URGE) Projesi kapsamında düzenlenecek alım heyeti organizasyonu

ile CNR EXPO’da 45 ülkeden toplam 1 milyar dolar ithalat bütçesi

olan 99 firma ağırlanacak. İtalya, Almanya, İngiltere, Yunanistan, İran,

Irak, Libya, Birleşik Arap Emirlikleri, Sudan, Cezayir, Tunus, KKTC,

Azerbaycan, Rusya’nın yanı sıra, sektörün hedef pazarlarından olan

Avrupa ve MENA bölgesinden de VIP alım heyetlerinin aralarında

bulunduğu dünyanın dört bir yanından gelen alıcılar, Türk gıda

firmalarına ihracatlarını artırma imkanı sağlayacak.

84 ülkeden 65 bin ziyaretçi

Üç sektörün tek çatı altında buluşturulduğu organizasyon 80 bin

metrekarelik alanda, 84 ülkeden 65 bin yerli ve yabancı ziyaretçi

hedefiyle düzenlenecek. Gıda toptancıları, zincir marketler, tekil

ve zincir otel, restoran, cafe, yemek ve catering şirketleri gibi

kurumların işletme sahipleri satın almacıları, şefleri tarafından yoğun

ilgi görecek olan organizasyon ile kısa bir sürede Sial Paris, Anuga

Köln, Gulfood Dubai gibi uluslararası gıda fuarlarına rakip olma

hedefleniyor.


hotel restaurant

116 & hi-tech

fuar

Seramiksan,

yenilikçi

ürünleriyle

Cersaie’de

Sektörün köklü ve yenilikçi

markası Seramiksan, geniş

ürün yelpazesini, 25 - 29

Eylül tarihinde İtalya’da

düzenlenecek olan uluslararası

seramik fuarı Cersaie’de

sektör profesyonellerinin

ve ziyaretçilerin beğenisine

sunuyor.

Seramiksan, seramiğin dünya başkenti Bologna’da sektörün

profesyonellerini bir araya getiren uluslararası seramik ve banyo

aksesuarları fuarı Cersaie’de ileri teknolojisi, benzersiz tasarımlarıyla

oluşturduğu ürünlerini sergiliyor. Seramiksan, 25 - 29 Eylül tarihlerinde

Bologna Fuar Merkezi’nde düzenlenecek olan Cersaie’de, banyo, mutfak,

tüm yaşam alanları ve kamusal alanlar için kullanılabilecek seramik, granit

karolardan oluşan yeni ürün çeşitlerini ve vitrifiye ürünlerini ziyaretçilerle

buluşturuyor.

Koleksiyon güçlü bir Ar-Ge çalışmasıyla oluşturuldu

Güçlü ARGE çalışmaları sonucu koleksiyonda yer alan özellikle çok yoğun

yaya trafiği olan havalimanları, istasyonlar, metro sistemleri ve AVM’lerde

kullanılmak üzere tasarlanan 60x60, 60x120 ve 120 x120 unglazed porcelain

(sırsız porselen) ürünlerin yoğun ilgi görmesi bekleniyor. Türkiye’de ilk defa

Seramiksan tarafından leke tutmayan, bakteri barındırmayan nano teknoloji

ile üretilen ürünler, üstün teknolojisi ile ürettiği mat, parlak ve full lappato

ürünler de Cersaie’de yerini alıyor. Dünyadaki en modern vitrifiye üretim

tesisine sahip olan Seramiksan, su tasarrufu sağlayan ürünleri, kanalsız

Rimles klozetleri ve farklı modellerdeki lavaboları, 2,5 – 4 lt. su ile fonksiyon

yapan yeni oval ve kare takımlarını da fuarda sergiliyor.

Noyan: “Cersaie’de Türkiye’yi temsil etmekten dolayı gurur

duyuyoruz”

Cersaie’ye 10.kez katılmanın gururunu yaşadıklarını belirten Seramiksan

İhracat Müdürü Rifat Noyan: “2017 yılına hızlı bir giriş yaparak önce

UNICERA’da ardından ISH Fuarı’nda sergilediğimiz ürünlerimiz büyük

beğeni topladı. Global trendleri yakından takip ederek güçlü ARGE

çalışmalarımız sonucu oluşturduğumuz ürün yelpazemizi bu yıl da fuarda

sektör profesyonelleri ile buluşturacağız. Seramiksan farkını ortaya

koyacağımız ürünlerimizle Cersaie’de Türkiye’yi temsil etmekten dolayı

gurur duyuyoruz.” dedi.


WorldFood

Istanbul

Eylül

için gün

sayıyor

25 yıllık tecrübesiyle

Uluslararası

Gıda Ürünleri ve

Teknolojileri Fuarı -

WorldFood Istanbul;

fayda sağlayacak

çeşitli etkinlik ve

konferanslarıyla 7-10

Eylül 2017 tarihleri

arasında Tüyap’ta

sektör liderlerini bir

araya getirecek…

Gıda ürünleri ve teknolojileri ile ilgili

sektörü buluşturan Uluslararası

Gıda Ürünleri ve Teknolojileri Fuarı

- WorldFood Istanbul, tüm katılımcıların

fayda sağlayabileceği bir platform

oluşturabilmek için çalışmalarını

sürdürüyor. Bu yıl 7-10 Eylül 2017

tarihleri arasında 25. kez gıda sektörünü

bir araya getirerek olan Uluslararası

Gıda Ürünleri ve Teknolojileri Fuarı -

WorldFood Istanbul; T.C. Gıda, Tarım ve

Hayvancılık Bakanlığı, Türkiye Gıda ve

İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu

(TGDF), KOSGEB, TÜGİDER ve PAKDER

tarafından da destekleniyor. Tüyap Fuar

ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek

olan Uluslararası Gıda Ürünleri ve

Teknolojileri Fuarı - WorldFood Istanbul;

500’e yakın yerli - yabancı firma ve

1.200’den fazla markanın en son ürün,

hizmet ve teknolojilerini sergilemeye

hazırlanıyor. Türkiye’nin lider

sektörlerinde lider fuarlar düzenleyen

ITE Turkey’in grup şirketleri arasında

yer alan EUF – E Uluslararası Fuarcılık

tarafından düzenlenen WorldFood

Istanbul; geçmişten geleceğe tüm

zamanların en önemli sektörleri

arasında yer alan gıda sektörünün tüm

bileşenlerini tek bir çatı altında bir araya

getiriyor. İş hacmi sayesinde Türkiye

ekonomisine ve istihdamına da büyük

katkılar sağlayan gıda sektörünün

ilerlemesine olanak sağlayan WorldFood

Istanbul; fuar katılımcılarına yeni bilgi

edinmelerinin yanı sıra farklı pazarlarda

iş yapma fırsatı da sunuyor.

Bu yıl birbirinden ilgi çekici

etkinlikleriyle dikkat çekecek

Türkiye’nin dünyaya açılan gıda vitrini

olma özelliği taşıyan fuar, bu yıl

birbirinden ilgi çekici etkinlikleriyle de

dikkatleri üzerine çekiyor. Fuar ile eş

zamanlı gerçekleştirilecek inovasyon

ve yemek yarışmaları; görsel bir şölen

ile birlikte toplantılara lezzetli bir mola

verdirecek. “Gıda satın almasında

kalite standartları”, “Perakendede

global vizyon” ve “Türk gıda pazarı,

ithalat prosedürleri, tüketici talepleri,

perakende dinamikleri” konularını

içeren konferanslar da katılımcılara

gıda sektörü hakkında detaylı bilgi

akışı sağlayacak. Bunlara ek olarak;

uluslararası satın alma heyetinin

ağırlanacağı ve B2B iş görüşmelerinin

organize edileceği Retail Center

(Perakende ve Zincir Market iş

görüşmeleri) alanı ve Azerbaycan,

Kazakistan, Ukrayna, Körfez Ülkeleri,

Tunus, Fas, İran, Orta Doğu ve

Avrupa’dan gelecek satın alma heyetleri

de farklı işbirliklerini mümkün kılacak.

Fuarın açılışına az bir zaman kaldığını

belirten ITE Turkey Gıda Grup Direktörü

Semi Benbanaste, “Artan nüfusun

ve değişen yaşam standartlarının

etkisiyle gıda ürünlerindeki ihtiyaçlar

da değişiklik gösteriyor. Kişiler, tüm

dünyada yetişen her türlü gıda ürününe

kolay bir şekilde ulaşmayı bekliyor. Bu

durum gıda endüstrisini ve teknolojisinin

gelişmesine ışık tutuyor. Bu doğrultuda

gıda sektörü her geçen gün büyümeye

devam ediyor. Bu yılki fuarımızda da

sektörün öncülerini bir araya getirerek

gelişimine katkı sağlamayı planlıyoruz.

Katılımcıların yüz yüze görüşerek sıcak

ilişkiler kurduğu, yeni pazarlar ve yeni

müşteriler için oldukça verimli bir

platform olan fuarımız her yıl olduğu gibi

2017 yılında da sektöre katkı sağlamayı

hedefliyor.” dedi.


118

hotel restaurant

& hi-tech

hotel-tech

Mitsubishi

Electric’ten

dünyanın

geleceği için

çevreci teknolojiler

Dünyanın önde gelen çevre dostu şirketlerinden Mitsubishi Electric, 100’üncü

yıldönümü olan 2021 yılına kadar ürün kullanımı ve üretimden kaynaklanan

karbondioksit salımını yüzde 30 azaltmayı hedefliyor.

İleri teknolojisini dünya genelinde

toplumların yaşam kalitesini artırmak

ve gelecek nesillere sürdürülebilir bir

dünya sağlamak için kullanan Mitsubishi

Electric, tüm faaliyetlerini “küresel ve

önde gelen çevre dostu” bir şirket olma

hedefi doğrultusunda şekillendiriyor.

Çevre yönetimi konusundaki tutumunu

ifade eden “Eco Changes” (Eko

Değişim) ilkesi çerçevesinde, hem kendi

çalışanlarının hem de toplumun ekobilinç

düzeyini artırmak için çalışan

Mitsubishi Electric, 100. yıldönümü olan

2021 yılına kadar çevreyle ilgili önemli

hedefler belirlemiş durumda. Markanın

bu kapsamda; toplumun karbon salımını

düşürmeye, geri dönüşüme dayalı bir

toplum yaratmaya, biyolojik çeşitliliğe

saygı duyarak doğaya uyum sağlamaya

ve çevre bilincini artırmaya yardımcı

olmayı amaçladığını belirten Mitsubishi

Electric Türkiye Başkanı Şevket

Saraçoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü;

“Mitsubishi Electric Corporation olarak,

2021 hedeflerimiz paralelinde ürün

kullanımından kaynaklanan CO2 salımını

2001 mali yılına kıyasla, üretimden

kaynaklanan CO2 salımını ise 1991 mali

yılına göre yüzde 30 oranında azaltmayı

amaçlıyoruz. Bu noktada 2017 Çevre

Raporumuz, hedeflerimize ulaşma

yolunda önemli adımlar atıldığını ortaya

koyuyor.”

Sera gazı ve CO2 emisyonları

hedefin üzerinde bir

performansla azaltıldı

Mitsubishi Electric’in 2017 Japon mali

yılına (1 Nisan 2016 - 31 Mart 2017

dönemi) ilişkin Çevre Raporu’na göre

temel hedeflere ulaşıldığını bildiren

Şevket Saraçoğlu, rapor sonuçlarına

ilişkin şu bilgileri aktardı; “Mitsubishi

Electric Corporation, üretim tesislerinin

yenilenmesi ve operasyonel süreçlerin

gözden geçirilmesi gibi birtakım

faaliyetler sonucunda, toplam yıllık sera

gazı emisyonlarını 1,43 milyon ton olarak

belirlenen hedefin de altında bir rakama,

1,34 milyon tona düşürmeyi başardı.

Tesislerde klimaların ve aydınlatmaların

değiştirilmesi ve Nesnelerin İnterneti

(IoT) teknolojilerinin benimsenmesi

sayesinde üretimde verimlilik arttı ve

bunun sonucunda enerjiden kaynaklanan

CO2 miktarı 23 bin ton azaltıldı. Başta

endüstriyel mekatronik ürünleri ve

elektrikli ev aletleri olmak üzere 106

Mitsubishi Electric eko-ürününün neden

olduğu CO2 emisyonları, hedefin üzerinde

bir performansla yüzde 35 azaltıldı.

CO2 harici emisyonlar ise CO2 eşdeğeri

bazında 260 bin tona düşürüldü.”


Toplam su tüketiminde 40 bin

metreküp tasarruf

Mitsubishi Electric Corporation’ın,

Dünya Kaynakları Enstitüsü (WRI-

World Resources Institude) tarafından

geliştirilen su riski değerlendirme

aracı WRI Aqueduct’u kullanarak, su

riski tedbirlerine en çok ihtiyaç duyulan

küresel üretim sahalarına öncelik

verdiğini belirten Saraçoğlu, bunun

sonucunda toplam su tüketiminin 40 bin

metreküp azaltıldığını söyledi. Saraçoğlu,

markanın arıtılan atık suların soğutma

sistemlerinde yeniden kullanılması gibi

bazı tedbirler sayesinde kümülatif su geri

dönüşüm oranının iyileştirilmesine katkı

sağladığının da altını çizdi.

Çalışanlarını çevre için harekete

geçmeye teşvik ediyor

Mitsubishi Electric’in çevresel farkındalık

konusundaki çalışmalarına dikkat çeken

Saraçoğlu, şu açıklamalarda bulundu;

“Çalışanlarını, doğayı gözlemlemeleri

ve çevre için bireysel olarak harekete

geçmeleri konusunda teşvik eden

Mitsubishi Electric, zarar görmüş

ormanlık alanları iyileştirmeye ve

doğayı korumaya yönelik faaliyetler

düzenliyor. Mitsubishi Electric’in 2017

Çevre Raporu’na göre; Japonya’da nadir

ve endemik türler de dahil olmak üzere

doğanın korunması ve desteklenmesi

amacıyla 10 iş sahasında “Yaşayan

Canlılar Çalışmaları” yürütülerek,

çalışmaya katılan iş sahası sayısı

toplamda 17’ye çıkarıldı. Şirket

bünyesinde gerçekleştirilen Mitsubishi

Electric açık hava sınıflarına ve Satoyama

Orman Koruma Projesi’ne 3 bin 500

kişinin katılması hedeflenirken, çevre

duyarlılığı yüksek çalışanların yoğun ilgisi

sonucunda bu sayı 5 bin 100 seviyesine

ulaştı.”

Saraçoğlu, Mitsubishi Electric’in dünya

genelinde yer alan 90 fabrikasındaki hava

kirliliği, su kirliliği, kimyasal maddeler,

sera gazı emisyonları ve atık bertarafı gibi

çevresel risklerin azaltılması için çeşitli

girişimlerde bulunulmasının ardından

tüm fabrikalar için 100 üzerinden

ortalama 90 puana ulaşıldığını da bildirdi.

Binalar, sanayi ve alt yapı

projeleri için çevre dostu

teknolojiler

Mitsubishi Electric’in tüm ürün ve

çözümlerinin ileri teknoloji, kalite

ve enerji tasarrufu çerçevesinde

geliştirildiğinin altını çizen Saraçoğlu,

“Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de

çevre dostu binalar, tesisler ve alt yapı

projelerinin iklimlendirme, otomasyon,

asansör, yürüyen merdiven ve görsel

veri sistemleri için iddialı bir çözüm

ortağıyız” diyerek şu bilgileri aktardı;

“Türkiye’de çevreci, kullanıcı dostu ve

uzun ömürlü otomasyon çözümlerimizle

işletmelerde ve projelerde ciddi oranda

enerji tasarrufu sağlıyoruz. Mitsubishi

Electric’in Sanayi 4.0’a yanıtı olan

dijital fabrika konseptimiz e-F@ctory

ile fabrikalara çok daha hızlı, verimli

ve çevreci üretim imkanı tanıyoruz.

Konut, ofis ve endüstriyel klima

sistemleri alanında sistem ömrünü

tamamlayana kadar çevreye dost bir

yaklaşımla maksimum enerji tasarrufu

sağlayacak sorunsuz bir performans

sunmayı hedefliyoruz. Mitsubishi

Electric tarafından icat edilen ve sadece

markamızın asansörlerinde bulunan

kabin içi yüke göre asansör hızını

belirleme teknolojimizle de yüksek enerji

tasarrufu sağlıyor ve karbondioksit

salımını azaltıyoruz.”


120

hotel restaurant

& hi-tech

hotel-tech

Turizmde

dönüşenler,

fark oluşturup

rekabette

öne geçiyor!

Dijital dönüşümü,

müşterilerle

etkileşimde bulunmak

ve rekabette avantaj

kazanmak için

sürekli daha iyi yollar

bulmayı sağlayan

bir araç olarak

tanımlayan great

Ajans Yönetici Ortağı

Saygın Karabay,

dijital dönüşümün

etkilendiği en büyük

sektörün kuşkusuz

turizm olduğunu

söylüyor.

Özellikle son 20 yılda tüketiciler

için oldukça hız kazanan dijital

kullanım artık şirketlerin kendilerini

ve hizmetlerini geliştirerek alışılageldik

klasik yöntemlerini dönüştürmesine

neden oldu. Dolayısıyla firmalar; zamana

uyum sağlayabilmek, rekabet üstünlüğü

ele geçirmek ve iş verimliliğini en üst

düzeye çıkarmak için dijital teknolojileri

tüm süreçlerinde kullanmaya yöneldiler.

Yapılan araştırmalara göre insanların

%90’ından fazlası seyahatleri öncesinde

gideceği yeri online olarak araştırıyor ve

yarısı da rezervasyon kararını bu şekilde

veriyor. Dolayısıyla turizm şirketleri için

online dünyada yer almanın yadsınamaz

bir hal aldığını söyleyen great Ajans

Yönetici Ortağı Saygın Karabay, “Kişilerin

deneyimlerini paylaştığı gerçek yorumlar,

online olarak rezervasyon ve ödeme

yapabilme, mobil bir uygulama varlığı,

hali hazırda çok kullanılan uygulamalar

üzerindeki bilinirlik ve adaptasyon gibi

unsurlar artık standart olarak görülüyor.

Yenilikçi teknolojiler arasında AR ve

VR uygulamalarla fark ortaya koymaya

çalışan sektör oyuncuları var.” diyor.

Turizmciler mutlaka dijital

dönüşüme yönelmeli!

Turizm sektöründe yer alan her firmanın,

hem iş yükünü azaltması hem insanların

erişimine her yoldan açık olabilmesi hem

de işine sorunsuz devam edebilmesi

için dijital dönüşüme mutlaka önem

vermesi gerektiğinin altını çizerek

turizm işletmeleriyle her mecrada

karşılaşabilmenin altında maddi ve teknik

olarak ciddi bir yatırımın bulunduğunu

ifade ediyor.

Maliyet kontrolü şart

Dijital dönüşümün, turizm şirketlerinin

öncelikli ihtiyaçlarına göre planlı

yapılması gerektiğini, bir anda tüm

süreçlerin dijitale başlamasının

yönetilemez bir hal alabileceğini

vurgulayan Karabay, mutlaka maliyet

kontrolü ile ilerlenmesi ve işinin uzmanı

kişi ve kurumlarla çalışılması gerektiğinin

de altını çiziyor. Dijital dönüşüm

konusunda turizmcilerin dışarıdan alacağı

destek kadar kendi içindeki yapılanmanın

da hayati öneme sahip olduğunu söyleyen

Karabay, “bu tarz bir operasyon sürecinde

mutlaka şirket içinde görevlendirme

yapılması ve mümkünse bir departman

kurulması gerekir. Zira önümüzdeki

asırda, bu departmanlar zorunlu hale

gelecek ve şirketin muhasebe biriminden

daha önemli bir hal alacak” yorumunda

bulunuyor.


122

hotel restaurant

& hi-tech

hotel-tech

Geleceğin

gezgin grubu

“sosyal medyacılar”

Küresel seyahat endüstrisi için ileri teknoloji çözümlerinin önde gelen sağlayıcısı

ve işlemcilerinden biri olan Amadeus, araştırma şirketi Frost&Sullivan ile

seyahat endüstrisine yön verecek olan gezgin gruplarını belirledi. Geleceğin 6

gezgin grubundan biri “sosyal medyacılar” olacak.

Türkiye’de 1994 yılından beri

faaliyet gösteren, küresel seyahat

endüstrisinin ileri teknoloji

çözümleri sağlayıcısı Amadeus’un

Türkiye Genel Müdürü Eric Willems,

“Turizm endüstrisine teknolojik bakış

açısı ve kullanıcı bakış açısı üzerinden

iki farklı yorum getiren araştırmamız,

13 yıl sonrası için yollara düşecek olan

gezgin gruplarına dair öngörülerde

bulunmaya çalışıyor. Geleceğin gezgin

grupları raporu ile gelecekte tüketicilerle

daha iyi iletişim kurarak, onların

ihtiyaçları doğrultusunda hizmet sunmak

isteyen seyahat sektörü oyuncularına

yol gösteriyoruz” dedi. Raporda en

dikkat çekici grubun “sosyal medya”

gezginleri olduğuna vurgu yapan Willems,

“Seyahat onlar için sosyal sermaye

demek; her anlarını sosyal medyada

paylaşıyorlar. Onlar için önemi olan

takipçilerinin beğenisi. Çok kişinin takip

ettiği, yapılması gerekenler listeleri

gibi araçları kullanarak seyahatlerini

planlıyorlar. Markalarla işbirliği yaparak,

sosyal medyadaki kimliklerini kazanca

çevirebiliyorlar. Uçuş sırasında, otel

odalarında, eğlence ve deneyimler söz

konusu olduğunda kişiselleştirilmiş

seçenekler sunulmasından hoşlanıyorlar.

Sosyal medyadaki etki puanlarını

artıracak markalar ve seyahatler bu

gruptakilerin ilgi alanına giriyor” diye

konuştu.

“Tatillerimizi gitmeden

deneyimleyebileceğiz”

Teknolojinin seyahat endüstürisine

entegrasyonunun tamamlanmasıyla

gezginlerin tatillerini rezervasyon

sürecinde deneyimleyebileceğine

dikkat çeken Eric Willems, “Sanal

gerçekliğin hayatımızın her alanına

giriş yaptığı dönemde turizm endüstrisi

de bu teknolojiyi satın almadan önce

deneyimlemek amacıyla kullanabilecek.

Gezginler sanal gerçeklik ile ön izleme

yaparak seçeneklerinin neler olduğunu

deneyimleyerek öğrenecekler. Böylece

oluşabilecek hayal kırıklığı riskine karşı

da önlem alınmış olacak. Teknolojik

değişim hızını artırmaya devam ederken

insanların ihtiyaçlarına hitap etmek için

teknolojinin bir araç olduğunun altını

çizen rapor, gezginleri motive eden ana

nedenler çerçevesinde altı seyahat gezgin

grubu hakkında bizlere ışık tutuyor.

Kimi zorunlu, kimi kişisel gelişim gibi

nedenlerle seyahat eden gezginler birçok

farklı amaç ve motivasyona sahipler”

dedi.


Amadeus ve Frost&Sullivan

hazırladığı raporda yer alan

diğer 5 gezgin grubu;

Zoraki gezginler

Belirli bir toplantıya katılmak, bir

müşteriyle buluşmak ya da bayram gibi

özel günlerde ailelerini görmek için

seyahat ediyorlar. Her şeyin sorunsuz

ilerlemesini istiyorlar. Uçak biletlerini

satın alırken tercihleri, seyahat sırasında

ekstra ödemeden ilk paketin içinde

olması. İş seyahatlerinin esnekliğini

en iyi şekilde yönetmeyi ve kişisel

seyahati tek bir seyahate dönüştürmeyi

tercih ediyorlar. Seyahatlerinin çok

öncesinden rezervasyon yapabilmek

onlar için önemli.Sık seyehat edip hava

alanlarında çok zaman geçirdiklerinden,

kendilerini oyalayacak her türlü

eğlenceye sıcak bakıyorlar. Genelde

belirli bir amaçla seyahat ediyor olsalar

da, planlarıyla uyumlu, boş vakitlerini

değerlendirebilecekleri tekliflere açıklar.

Rahatlık arayanlar

Zamanları kısıtlı olduğundan onlar için

tatilin anlamı dinlenmek. Bütün seyahat

planlamalarını onlar adına başkalarının

üstlenmesini tercih ediyorlar. Sunulan

seçeneklerin basit ve anlaşılır olmasını

istiyorlar. Tercihleri, güvenlik, konfor ve

kolaylık vaat eden şirketlerin sunduğu

paket programlar.

Ödül avcıları

Tatil, onlar için çok çalışıp yorulmaları

karşılığında aldıkları ve fazlasıyla

hak ettiklerini düşündükleri bir ödül.

Merkezde kendilerinin olduğu aktiviteler

için zaman ve alan yaratma eğilimindeler.

Helikopterle uçmak veya bir dağın

zirvesindeki egzotik bir spa’da yorgunluk

atmak gibi kendilerini ‘’şımartacak’’

aktiviteler için zaman ayırıyorlar.

Konfor ve verimlilik arasındaki dengeyi

sağlamak için, bilgilerinden yola çıkılarak

‘’kişiselleştirilmiş’’ seyahatlere sıcak

bakıyorlar. Havalimanı’nda kendileriyle

özel olarak ilgilenen görevliler ya da

hızlandırılmış check-in gibi VIP hizmetler

satın aldıkları oluyor. Kendilerini iyi

hissettirecek, sağlık kontrolü veya spa

ziyareti hizmetlerin sunulmasından da

hoşlanıyorlar.

Kültür Meraklıları

Seyahat onlar için yeni kültürlerleri

yakından tanımak için bir fırsat. Pek

bilinmeyen yerleri keşfetmeyi tercih

ediyorlar. Deneyimleri ne kadar

gerçekçiyse, o kadar çok keyif alıyorlar.

Daha ziyade online sosyal platformlardaki

tavsiyelere göre hareket ediyorlar.

Etikçiler

Seyahat ederken etik değerleri de

gözetiyorlar. Örneğin gidecekleri yerin

turizmine katkıda bulunmak gibi bir

amaçları olabiliyor. Kendileriyle aynı

değerleri gözeten seyahat markalarını

tercih ediyorlar. Markaların açık şekilde

ekolojik ve etik kaygılar taşımasına önem

veriyorlar. ‘’Sanal gezi’’ fikrine, sanal

gerçeklik gözlükleriyle siyasi veya etnik

sebeplerden dolayı gidilemeyen yerleri

‘’ziyaret etme’’ye sıcak bakıyorlar.

Seyahat ederken etik değerleri

gözettikleri için ‘’geri vermek’’ başlıca

motivasyonlardan biri. Örneğin, gittikleri

yerde bir okulun inşasına veya alt yapı

çalışmalarına katkıda bulunuyorlar.

Mümkün olduğunca küçük bir karbon

ayak izi bırakacak seyahat araçlarını

tercih ediyorlar. Bu nedenle de ‘’yeşil

programlar’’ uygulayan şirketleri tercih

ediyorlar. Çevreyi korumak adına uçarken

geniş koltuk aralığı gibi lükslerden seve

seve feragat edebiliyorlar.


hotel restaurant

124 & hi-tech

ürün

Dekorasyonda mozaik tasarımın yıldızı

Studio Mosaics

Trend oluşturan

tasarımlara imza atan

Tureks Stone, Studio

Mosaics koleksiyonu ile

mermer ve doğal taşların

eşsiz dokusunu özgün

mozaik formlarla yaşam

alanlarına yansıtıyor.

Tureks Stone, farklı renkler ve

özgün desenlerden oluşan Studio

Mosaics koleksiyonu ile mekanlara

estetik kazandırıyor. Mermerin doğal

renk tonlarını geometrik formlarda

yansıtan Studio Mosaics, yaşam

alanlarına çarpıcı bir görünüm katıyor.

16 tasarım, 63 renk alternatifi

16 özgün modelden oluşan Studio

Mosaics koleksiyonu, 63 renk alternatifi

ile her zevke hitap ediyor. Petek

formlardan örgülü desenlere, kare ve

dikdörtgen geçişli formlardan ahşap

dokusu görünümüne, çoklu geometrik

formlardan tekrarlı üçgen formlara

ve kontrast renklere kadar geniş

bir seçenek yelpazesi sunan Studio

Mosaics, mekanlarda güçlü bir algı

oluşturmayı başarıyor.

Tureks Stone’un iddialı ürünleri

arasında özel koleksiyon, dekorasyonda

yenilik arayanlar için ideal bir ürün

olarak öne çıkıyor.


hotel restaurant

126 & hi-tech

ürünler

Legrand’dan anahtarsız

cihazların anahtarı

Led ışıklı anahtarlı fişiyle Legrand, kaliteyi estetikle buluşturarak

yaşam alanlarınıza konfor sunmaya devam ediyor. Modern

ve minimalist tasarımın yanı sıra beyazın saflığını yaşam

alanlarına taşıyan led ışıklı anahtarlı fişiyle Legrand, güvenli LED

teknolojisiyle kullanıcısının tasarruf yapmasına olanak tanıyor. On/

Off tuşuyla da güvenli bir kullanım imkanı sunan bu ürün, Alman

ve Fransız standartı ile uyumlu fişi sayesinde beğeni topluyor.

Cycling deneyimi hiç bu kadar keyifli olmamıştı!

Life Fitness, portföyüne yeni eklediği ICG’nin cycling uzmanlığı

ve Life Fitness tecrübesi ile üretilen IC4, IC5, IC6 ve IC7’den

oluşan cycling filosunu tüketicinin beğenisine sunuyor. İlk

kez cycling deneyimleyeceklerin ve cycling profesyonellerin

ortak noktası IC filosunun en son modeli IC7, kullanıcı ve

eğitmen için en hassas WattRate® Güç Ölçer özelliğine sahip.

CoachByColor ile yoğunluk kılavuzu gibi özellikleri barındıran

bisiklet, kullanıcının egzersiz boyunca diğer kullanıcılar ve

eğitmen ile etkileşimde kalmasını sağlıyor. Life Fitness IC7,

gücünü kendinden alan jeneratörlü Wattrate TFT konsola

sahip. 300 derece manyetik direnç ve kullanıcı yardım destek

özellikleriyle de hem konforlu hem de üst düzey sürüş sağlıyor.

IC7’nin “ICG Training” aplikasyonu da spor yaparken size

interaktif dünyanın kapılarını açıyor. Tüm bu üstün özellikleri

ile Life Fitness IC cycling filosu, spor hayatınızın başrol

oyuncusu olmaya aday.

Şarjını unutanlar için

Panasonic Eco Solutions’tan

yeni USB priz

Cep telefonundan MP3 playerlara, taşınabilir elektronik cihazlar

bugün hayatımızın vazgeçilmez bir parçası. En önemli sorunsa

tüm bu cihazların şarjının kısa sürede tükeniyor olması. Hele bir

de şarj cihazınızı ya da adaptörünüzü yanınıza almadıysanız asıl

sorun o zaman başlıyor. Elektrik anahtarı ve priz sektörünün

lider ismi Panasonic Eco Solutions Türkiye şimdi yeni ürünüyle

bu konuya etkili bir çözüm sunuyor. VİKO markalı USB prizleri,

elektronik cihazları, adaptöre ihtiyaç duymadan USB bağlantı

kablosuyla şarj etmenizi olanaklı hale getiriyor.


hotel restaurant

128 & hi-tech

ürünler

Geberit Piave ve Brenta ile

üst düzey hijyen

Geberit, inovasyon bakış açısının dışa vurumu olan

fotoselli batarya sistemleriyle yaşam alanlarını

yenilikçi çözümlerle buluşturmaya devam ediyor.

İnce ve zarif olmasının dışında sağlamlığıyla da göze

çarpan Piave ve Brenta bataryaları, hem ankastre

hem de tezgah üstü modelleriyle mekanların

gereksinimlerine göre çözümler sunuyor. Geberit,

Piave ve Brenta bataryaları ile 7/24 çalışan mekanları

işlevsel ve güvenilir ürünlerle buluşturuyor. Her tür

lavabo tasarımıyla rahatlıkla uyum sağlayabilen ve

ankastre kullanımı için 170 ve 220 mm’lik ölçüleriyle

kullanıcısının beğenisini kazanan Piave ve Brenta,

incelik, zariflik ve sağlamlığının yanı sıra hızlı ve

hatasız olarak montaj yapılabilme özellikleriyle de ön

plana çıkıyor. Çekici bir fiyat-performans dengesinin

yanı sıra kullanıcısına sunduğu enerji ve su

tasarrufuyla da öne çıkan Geberit fotoselli bataryalar,

elektrikli, pilli ve dinamolu olmak üzere üç farklı güç

kaynağı seçeneğiyle takipçileriyle buluşuyor.

TP-Link’ten yüksek

kazançlı

WiFi USB Adaptörü

Kablosuz ağ pazarında dünya lideri olan TP-Link, başta masaüstü bilgisayar kullanıcıları olmak üzere yeni nesil WiFi standardına

sahip olmayan bilgisayar kullanıcıları için yeni USB adaptör çözümünü duyurdu. En yeni WiFi standardı olan 802.11ac destekli Archer

T9UH, yüksek hız, esnek bağlantı, geniş kapsama alanı gibi WiFi konusunda tüm beklentileri karşılayabilen yüksek performanslı

bir ürün. Masaüstü PC ya da taşınabilir bilgisayarlarla kullanılabilen ürün, yüksek hızda ağa sahip olan ama bilgisayarlarında yeni

teknoloji WiFi desteği olmayan kullanıcılar için ideal bir çözüm. Archer T9UH, şık ve kullanımı kolaylaştıran esnek bir tasarıma

sahip. Kolay takılıp çıkarılan adaptörü ve ürünün kablo ile PC’ye bağlandığında takılacağı USB standı ile kullanımı ve bağlantıyı

kolaylaştırıyor. Ürünün kurulumu da çok basit. WPS tuşuna basarak yönlendirici ile eşleşiyor ve kullanıma hazır hale geliyor.

More magazines by this user
Similar magazines