Pharma january/February 2020

istmagmagazin

January February 2020

Great Prize from UK to ORSA

2019 Technology Award was presented to ORSA

as the Best Manufacturer of Orthopedic Support

products by GHP (Global Health & Pharma)




Publisher

H. Ferruh IŞIK

on behalf of

İSTMAG Magazin Gazetecilik

İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.

Managing Editor

(Responsible)

Mehmet SÖZTUTAN

mehmet.soztutan@img.com.tr

Editors

Duygu SAZAN

duygu.sazan@img.com.tr

Recep ARSLANTAŞ

recep.arslantas@img.com.tr

Graphic & Design

Tayfun AYDIN

tayfun.aydin@img.com.tr

Advertising Coordinator

Recep ARSLANTAŞ

recep.arslantas@img.com.tr

Foreign Relations Manager

İsmail ÇAKIR

ismail.cakir@img.com.tr

IT Manager

İMG Bilgi Teknolojileri

web@img.com.tr

Accounting Manager

Cuma KARAMAN

cuma.karaman@img.com.tr

Finance Manager

Yusuf Demirkazık

yusuf.demirkazik@img.com.tr

Subscription

İsmail ÖZÇELİK

ismail.özcelik@img.com.tr

Head Office

İHLAS MEDIA CENTER

Merkez Mahallesi 29 Ekim

Caddesi No:11 Medya Blok Kat:1

34197 Yenibosna / İstanbul /

Turkey

Tel: 0212 454 22 22

Faks: 0212 454 22 93

Printing

İhlas Gazetecilik A.Ş

Merkez Mahallesi 29 Ekim Cad.

İhlas Plaza NO: 11/A 41

Yenibosna / İstanbul / TURKEY

Tel: 0 212 454 30 00

Index

İçindekiler

10

Great Success from ORSA

ORSA’dan Büyük Başarı

14

Turkey Chemical Exports Grows

Türkiye İhracatta Kimya ile Büyüyor

18

Nobel Pharmaceuticals Continues Strategic Business Cooperation

with Uzbekistan, Where It Made Its First Foreign Investment!

Nobel İlaç, İlk Yurtdışı Yatırımını Yaptığı Özbekistan ile Stratejik İş

Birliklerini Sürdürmeye Devam Ediyor!

26

AHEF: Warning for Causes Unless the Vaccine

AHEF: Aşı Olunmaması Halinde Karşılaşılabilecek

Durumlar İçin Uyarıyor

38

Patient Associations from 8 countries met in Istanbul

8 ülkenin hasta dernekleri İstanbul’da bir araya geldi

44

Biocodex Turkey Takes Firm Steps towards

Its Goals in Its 10th Year

Biocodex Türkiye 10. Yılında Hedeflerine

Emin Adımlarla İlerliyor

55

Never Make These 8 Mistakes When Your Child is Ignited!

Çocuğunuz Ateşlendiğinde Bu 8 Hatayı Asla Yapmayın!


Letter From the Editor

Sağlığa İltifat

Yaşantımıza İlham

Olsun!

2020 yılına güzel dileklerle ‘merhaba’ dedik… Eminim

herkesin gönlüne göre farklı dilekleri vardır ama

hepimizin dilediği en büyük lütuf, sağlıktır.

Geçtiğimiz yıl sonunda, sağlık endüstrisindeki ve ilaç

sanayindeki gelişmeler bayrağı gelecek zaman

hedeflerimize devretti. Ve bu yıl da kongrelerle,

toplantılarla verimli yol haritalarının çizildiği, etkili iş

birliklerinin geliştirildiği, sektör sorunlarının çözümlerine

yönelik stratejilerin konuşulduğu bir yıl olarak

hayatlarımızda yerini almaya çoktan başladı.

Tıbbi cihaz, ilaç, kan ürünleri ve aşı üretiminde

yerlileşmenin arttırılmasına yönelik çalışmalar hız

kazandı. Tüm bu gelişmeler ile maddi ve manevi

kazanımlarımız da gün geçtikçe arttı. İlerleyen süreçte de

millileşme çalışmalarımız ile birlikte ilaç sanayindeki

üretim kapasitemiz artacak ve buna bağlı olarak da

nitelikli iş gücü istihdam oranımız yükselecek. İlaveten,

yalnızca Hepatit-A aşısının yerlileşmesiyle kamu

maliyesine 10 yıl içerisinde 860 milyon TL’lik bir katkı

sağlanacağı düşünülürse, yerlileşme çalışmaları

ülkemizin sağlık sektöründeki ekonomik değerleri

üzerinde oldukça önemli bir etki bırakacak.

Güzel gelişmeleri iltifatlarla taçlandırdığımız, sağlık

endüstrisinin her sektörünü ayakta alkışladığımız başarılı

ve verimli bir yıl geçirmeyi diliyorum…

Sağlıkla kalın!

DUYGU SAZAN

Editor

Let compliment to

health be an inspiration

to our lives!

We said hello to the year 2020 with good wishes… I’m sure

that everyone has different wishes according to their

preferences, but the greatest grace we all wish is health.

At the end of last year, developments in the health and

the pharmaceutical industries turned our focus on our

future goals. And this year, health has already started to

take its place in our lives in congresses, meetings where

efficient roadmaps are drawn, effective cooperation is

developed and strategies for solutions to sector problems

are discussed.

Efforts to increase localization in the production of

medical devices, drugs, blood products and vaccines have

accelerated. With these developments, our material and

spiritual gains have increased day by day. As a result of

our nationalization and domestication efforts, our

production capacity in the pharmaceutical industry will

increase and accordingly, our qualified labor force

employment will increase. In addition, with the domestic

production of the Hepatitis-A vaccine alone, a contribution

of TL 860 million will be provided to public finance within

10 years. These efforts will have a significant impact on

the economic values of our country in the health sector.

I wish you a successful and productive year in which we

witness inspiring developments with compliments and

applaud every sector of the health industry.

Stay healthy!

Pharma 3


Novo Nordisk Turkey Selected as “The Best Company”

of the Pharmaceutical Sector

Novo Nordisk Türkiye, İlaç Sektörünün “En Beğenilen Şirketi” Seçildi

Denmark-based

global

healthcare company Novo

Nordisk Turkey, was selected

as the “Best Company” in the

pharmaceutical industry survey

by Capital magazine, which was

carried out with the participation

of 1480 managers.

Novo Nordisk is a global healthcare

organisation based in Denmark

with 96 years of innovation and

leadership in diabetes care. Novo

Nordisk Turkey, a healthcare

company, was selected as “the Best

Company” in the pharmaceutical

industry survey, which was carried

out with the participation of 1480

managers by Capital magazine.

Focused on defeating diabetes, obesity, hemophilia, and other

serious chronic diseases, growth disorders, Novo Nordisk Turkey

have operated with more than 250 employees since 1995.

Capital Magazine, in cooperation with the ZENN Research

and Consulting conducted “Business World Most Admired

Companies” survey for the 19th time this year, and 1,480

executives from over 600 companies from 55 sectors participated

in the survey. In this research, companies were evaluated

according to 23 performance criteria such as contribution to

economy, employee satisfaction, social opportunities offered

to employees, environmental sensitivity, financial soundness,

reliability, service and product quality, sustainability strategy and

customer satisfaction.

Novo Nordisk Turkey General Manager Dr. Burak Cem said, “We

are pleased to have won the first place in the ethical values

we have won so far and the most admired pharmaceutical

company awards. The survey of Capital magazine is followed by

all companies and we, as Novo Nordisk, take care to participate

every year. Novo Nordisk everything we do in Turkey, patients

work is our focus, our consciousness environmental and social

responsibility and we commit ourselves to improve the treatment

of human lives that shape our future. Every morning we start the

day with this responsibility and enthusiasm, and strive to change

the lives of hundreds of thousands of patients and their families

with our belief in each other and in our company. It is very

valuable for us to be awarded first place in our sector as a result

of the evaluation made by private sector executives according to

more than 20 performance criteria. This result shows how much

we are on the right track and motivates us even more.”

Danimarka merkezli global sağlık şirketi Novo

Nordisk Türkiye, Capital Dergisi’nin 1480

yöneticinin katılımıyla gerçekleştirdiği “İş

Dünyasının En Beğenilen Şirketleri” anketinde

ilaç sektörünün “En Beğenilen Şirketi” olarak

ilk sırada yer aldı.

Diyabet alanında 96 yıllık yenilikçiliğe ve

liderliğe sahip global bir sağlık şirketi olan

Novo Nordisk Türkiye, Capital Dergisi tarafından

gerçekleştirilen “İş Dünyasının En Beğenilen

Şirketleri” araştırmasında ilaç kategorisinde

“En Beğenilen Şirket” seçildi. Diyabet, obezite,

hemofili, büyüme bozuklukları ve diğer ciddi

kronik hastalıkları yenmeye odaklı Novo Nordisk

Türkiye, 1995 yılından beri 250’den fazla çalışanı

ile faaliyet gösteriyor.

Capital Dergisi’nin, ZENNA Araştırma

ve Danışmanlık işbirliğiyle bu yıl 19. kez

gerçekleştirdiği “İş Dünyasının En Beğenilen

Şirketleri” araştırmasına 55 ayrı sektörden

600’ün üzerinde şirketten 1.480 yönetici katıldı.

Araştırmada şirketler; ekonomiye katkı,

çalışan memnuniyeti, çalışana sunduğu sosyal

imkanlar, çevreye karşı duyarlılık, finansal

sağlamlık, güvenilir olma, hizmet ve ürün kalitesi,

sürdürülebilirlik stratejisi, müşteri memnuniyeti

gibi 23 performans kriterine göre değerlendirildi.

Novo Nordisk Türkiye Genel Müdürü Dr. Burak

Cem, “Bugüne kadar kazandığımız etik değerler

ve en beğenilen ilaç şirketi ödüllerine bu birinciliği

katmaktan dolayı mutluyuz. Capital dergisinin

anketi tüm şirketler tarafından takip ediliyor ve

biz de Novo Nordisk olarak her yıl katılmaya özen

gösteriyoruz. Novo Nordisk Türkiye’de yaptığımız

her işte hastaları odağımıza alıyor, çevre ve

sosyal sorumluluk bilincimiz ve geleceğe yön

veren tedavilerimizle insan hayatını iyileştirmeye

kendimizi adıyoruz. Her sabah güne bu sorumluluk

ve şevkle başlıyor, birbirimize ve firmamıza olan

inancımızla yüz binlerce hastanın ve ailelerinin

hayatını değiştirebilmek için çalışıyoruz. Özel

sektör yöneticilerinin 20’nin üzerinde performans

kriterine göre yaptığı değerlendirme sonucunda

sektörümüzde şirketimizi birinciliğe layık

görülmesi bizim için çok değerli. Bu sonuç ne

kadar doğru yolda olduğumuzu gösteriyor ve bizi

daha da motive ediyor” dedi.

4 Pharma


2 nd International Exhibition for Cosmetics, Beauty, Hair

Private Label, Home Care, Packaging, Ingredients

October 8 - 9 - 10, 2020

ICC - Congress Center, Taksim - Istanbul

www.beauty-istanbul.com

Tel: +90 212 2229060 |

+90 533 4843030 | info@beauty-istanbul.com

Organizer


Eyes in Exports in Pharmaceutical Industry

İhracatta Gözler İlaç Sektörümüzde

Demographic change, increase in average life term,

social globalization, increase in health services and the

emergence of the social state play an important role

Dünyada ekonomisinde yüksek katma değere

sahip ilaç sektörünün büyümesinde demografik

değişim, ortalama yaşam süresinin artması, sosyal

in the growth of the high added value pharmaceutical

küreselleşme, sağlık hizmetlerinde artış ve sosyal

sector in the world economy. The R & D expenditures

devlet olgusunun doğuşu gibi sebepler önemli rol

realized within the scope of pharmaceutical production

oynamakta. İlaç üretim çalışmaları kapsamında

activities require long process and high cost. The

pharmaceutical sector constitutes approximately 15%

of the world R & D expenditures. Among the drugs

supplied to the market, the increase in biotechnology

products is quite interesting. It is also impressive

especially in the budgets allocated to biotechnological

gerçekleştirilen Ar-Ge harcamaları, uzun süreç

ve yüksek maliyet gerektirmekte. Dünya Ar-Ge

harcamalarının yaklaşık % 15’ini ise ilaç sektörü

oluşturmakta. Pazara verilen ilaçlar arasında,

biyoteknoloji ürünlerinin artışı oldukça ilgi uyandırıcı.

products in developing countries.

Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, biyoteknolojik

Turkey, with its technology in drug production, while

ürünlere ayrılan bütçelerde de dikkat çekici.

having the opportunity to produce a significant amount

Türkiye, ilaç üretiminde teknolojisiyle, önemli

and variety, also has a very high export potential.

In our country whose economic development is

geared to exports, the increase in the production of

pharmaceutical products and the share of

being offered to the foreign market

gains importance day by day. Eyes on

miktar ve çeşitlilikte üretim yapma imkanına

sahip olurken, ihracatta da çok yüksek potansiyele

sahip. Ekonomik gelişimi ihracata endeksli olan

ülkemizde, ilaç ürünlerinin üretimindeki artış ve

dış pazara sunulma payı günden güne önem

the increase in exports are above the

kazanmakta. İhracat artışında gözler, Türk ilaç

Turkish pharmaceutical sector.

sektörümüzün üzerinde.

We would like to meet with our

partners at the 8th International

Pharmaceutical Congress

which will be held in Antalya

/ Kemer between 27

February-1 March 2020 by

the Chemists Association.

Pharma Turkey Dergisi’nin basın sponsoru

olduğu, Kimyagerler Derneği tarafından

bu sene 27 Şubat- 1 Mart 2020

tarihleri arasında Antalya/

Kemer’de gerçekleşecek olan

Uluslararası 8. İlaç Kongresi’nde

Pharma Turkey magazine

sektör paydaşlarımızla

takes pride of being the

buluşmayı arzu ediyoruz.

press sponsor of this

prestigious event.

Take care until we meet in

the March-April 2020 issue of

Pharma Turkey magazine.

Recep Aslantas

Coordinator

Pharma Turkey Dergisi’nin

Mart-Nisan 2020 sayısında

buluşuncaya kadar esen kalın.

6 Pharma


Adres: Ferhatpaşa Mah. Yeditepe Cd. 14. Sokak No: 11-13A 34888 Ataşehir / İSTANBUL

Genel Merkez Tel.: +90 (216) 455 43 43 web: www.ankaferd.com.tr Mail : info@andilac.com


Grenier Bio One Ends Mismanagement in Hospitals!

Grenıer Bio One Hastanelerde Karışıklığa Son Veriyor!

Advertorial

Volkan Birlik, Greiner Bio One’s Country Manager for Turkey

The world’s leading manufacturer of laboratory

equipment Greiner Bio One implemented the Pre

Barcode system for the first time in Turkey.

The Greiner Group, headquartered in Kremsmünster,

Austria, is a leading global supplier of packaging,

healthcare, profile, extrusion and foam solutions. Founded

in Germany in 1868, Greiner has production facilities in 31

countries and has more than 10,000 employees and annual

turnover of nearly 2 billion Euros. Within the structure of

Greiner Group, which has a global structure, there are four

separate companies; Greiner Packaging, Greiner Bio-One,

Greiner Foam and Greiner Extrusion. These companies

produce innovative solutions for the packaging, furniture,

sports and automotive industries, medical technologylaboratory

materials and products made by profile

extrusion. Since 2016 Greiner Bio One, a company of the

group, has been active in Turkey and it was the first firm

to apply the Pre Barcode system in the country. The Pre

Barcode system eliminates the confusion in blood tests

and management. Integration between the patient and

the blood tubes in hospitals is managed through Hospital

Information Management Systems (HIS) and Laboratory

Operation Systems (LIS). The procedure requires that a

pre-produced barcode must be attached to the tube for

routine blood collection. Although this process seems

as simple as it is, it causes high costs and workload in

hospitals. In some cases, patient mismatch problems are

encountered. In addition, this barcoding process increases

the costs of both personnel and equipment.

Time tracking becomes difficult

The identification of the current blood draws of the

hospitals is made by the nurses who ask for the ID. In

Dünyanın en önde gelen laboratuar malzemesi

üreticilerinden Greiner Bio One, Pre Barkod sistemini ilk

kez Türkiye’de uyguladı.

Merkezi Avusturya’nın Kremsmünster kentine olan Greiner

Grubu, ambalaj, sağlık, profil, ekstrüksiyon ve köpük

çözümleri alanında lider bir küresel tedarikçi konumunda

yer alıyor. Temelleri 1868 yılına Almanya’da atılan, 31

ülkede üretim tesisine sahip olan Greiner’in 10 binden fazla

çalışanı ve yıllık 2 milyar Euro’ya yakın cirosu bulunuyor.

Global bir yapıya sahip olan Greiner Grubu bünyesinde;

Greiner Packaging, Greiner Bio-One, Greiner Foam ve

Greiner Extrusion gibi dört ayrı şirket yer alıyor. Bu şirketler,

ambalajlama, mobilya, spor ve otomotiv endüstrileri için

yenilikçi çözümler, tıbbi teknoloji-laboratuar malzemeleri

ve profil ekstrüzyonu konularında üretim faaliyeti

gerçekleştiriyor.

Grup bünyesinde yer alan ve 2016 tarihinden bu yana,

Türkiye’de faaliyet gösteren Greiner Bio One Turkey, Pre

Barkod sistemini ilk kez Türkiye’de uygulayan firma oldu.

Pre Barkod sistemi, öncelikle kan alımlarında yaşanan

karışıklığı ortadan kaldırıyor.

Hastanelerde hasta tüp arasındaki entegrasyon; Hastane

Bilgi Yönetim Sistemi(HBYS) ve Laboratuar İşletim Sistemi

(LİS) üzerinden sağlanıyor. Bundan dolayı, rutin kan alma

işlemi için tüpün üzerine önceden üretilmiş olan bir barkod

yapıştırılması gerekiyor. Bu işlem, bir o kadar basit gözükse

de, hastanelerde yüksek maliyetlere ve iş yüküne sebep

oluyor. Bazı durumlarda ise, hasta karışıklığı problemleri

yaşanıyor. Ayrıca bu barkodlama işlemi hem personel, hem

de cihaz maliyetlerinin artmasına neden oluyor.

Zaman takibi zorlaşıyor

Hastanelerin mevcut kan alımlarında kimlik tespiti, kan alan

hemşirelerin kimlik sorması ile gerçekleşiyor ve hastanın

direk olarak, tüple temas etmesi bir takım istenmeyen

durumların ortaya çıkmasına neden oluyor. Yatan hasta

servislerinde ise personeller, barkodları önceden üreterek,

nöbet değişimi sırasında diğer personellere kolaylık

8 Pharma


some cases, direct contact of the patient with the tube

causes some undesired situations. In inpatient wards, staff

produces barcodes in advance and stick them on tubes

for the convenience of the staff of following shift. This

prevents the follow-up of the actual blood collection time

in some institutions, and also leads to the failure to followup

the actual time records when the blood was transferred

to the laboratory.

Pre Barcode system for the first time in Turkey

Volkan Birlik, Greiner Bio One’s Country Manager for

Turkey, points out that the Pre Barcode system they

developed eliminates the cost of personnel while saving

the cost of the device itself. Birlik provides the following

information:

“Even if the institution employs its own personnel for blood

collection, they can also be employed in another unit. It

prevents the loss of time due to continuous tube loading

on the barcoding device. In institutions that do not have

barcoding devices, time loss arising from manual labeling

is also prevented. Patient and blood mismatches due to

barcoding are eliminated. The identification of the blood

and patient and collection personnel is provided directly

at the bedside. Direct contact with the tube is prevented.

Errors caused by disinfection liquids such as alcohol-based

cleaners, the problem of deleting digits on the barcode,

folded barcodes, are eliminated. Since barcodes will not

be produced in inpatient services and integration will be

provided directly at the patient’s side, both blood collection

hours and blood can be monitored to check the actual time

that they arrive at the laboratory. Inpatient services can be

determined by which personnel the blood is taken. Device

and personnel costs that are paid annually or monthly, are

eliminated.”

Advertorial

sağlamak amacıyla, tüplerin üzerine barkotları yapıştırıyor.

Bu da, bazı kurumlarda kan alma saatinin takibini önlemekle

beraber alınan kanın, laboratuara iletildiği saatin de takip

edilememesine yol açıyor.

Pre Barkod sistemini ilk kez Türkiye’de

Greiner Bio One’ın Türkiye Ülke Müdürü Volkan Birlik,

geliştirdikleri Pre Barkod sisteminin; kurumları öncelikle

kan alımlarında kullanılan ‘tüp barkod cihazı’ maliyetinden

kurtararak, cihaz başı personel maliyetini de ortadan

kaldırdığına işaret ediyor. Birlik bu konuda şu bilgileri

veriyor:

“Kurum, kendi personelini kan alımında çalıştırsa dahi,

başka bir birimde de istihdam edebiliyor. Barkodlama

cihazına, sürekli tüp yüklemeden kaynaklanan zaman

kaybının önüne geçilmesi önleniyor. Barkodlama

cihazlarının olmadığı kurumlarda, manuel etiketlemeden

doğan zaman kaybının önüne geçiliyor. Barkodlamadan

kaynaklanan hasta karışıklığı ortadan kalkıyor. Kan

alma personellerinin, kimlik tespiti direk hasta başında

birebir olarak sağlanıyor. Hastaların direk tüp ile teması

önleniyor. Dezenfekte.. vs gibi alkol bazlı temizleyicilerden

kaynaklanan, barkodun üzerinde dijitlerin silinmesi

problemi, katlanmış barkod gibi hatalar da ortadan

kalkıyor. Yatan hasta servislerinde barkod üretilmeyeceği

ve entegrasyon direk hasta başında sağlanacağı için hem

kan alma saati, hem de kanın laboratuara geldiği zaman

takip edilebiliyor. Yatan hasta servislerinde kanın hangi

personel tarafından alındığı tespit edilebiliyor. Aylık, yıllık

olarak ödenen cihaz ve personel maliyeti ortadan kalkıyor”

Pharma 9


Great Success from ORSA

ORSA’dan Büyük Başarı

“Ortopedi Ürünlerinde En İyisini Satmak Sizin, En İyisini

Kullanmak Müşterinizin Hakkıdır”

ORSA İngiltere’de bulunan GHP (Global Health&Pharma)

kuruluşunun Dünyanın en iyilerini seçtiği ödül

programında 2019 Teknoloji Ödülünü almaya hak kazandı.

2019 Teknoloji ödülü dalında ORSA En iyi ortopedik destek

ürünleri üreticisi olarak seçildi.

Türkiye ‘den ilk defa bir firmanın aldığı bu büyük ödül için

ORSA Genel Müdürü Ecz. Necdet ÇAPA ile bir röportaj

yaptık…

“Selling the Best in Orthopedic Products Is Your

Right, Using the Best is Your Customer’s Right.

ORSA has been awarded the 2019 Technology Award in

the award program of GHP (Global Health & Pharma) in

the UK, which is selected as the best in the world. ORSA

was chosen as the best orthopedic support products

manufacturer in the 2019 Technology award category.

In Turkey, the first time a company receives Director

General of Pharmacy ORSA for this great prize. We

interviewed with Necdet ÇAPA;

Firstly, how does it feel to be nominated?

We are happy to be rewarded for our work for disabled and

sick individuals. we work hard & motiveted and improve

the quality of life of patients by making innovations.

We are proud to be the first Turkish company to receive

this award from the UK. ORSA industry as the locomotive

of the highest quality standards in production and quality

have all been Turkey’s first company in the purchase of test

documents. From the CE certificate to the ISO certificate,

ORSA is the first to receive all international certificates in

its sector. As we raised the bar, other Turkish companies

came after us. In this way, Turkey certification by the

quality of production and the quality of our exports in

the orthopedic sector as has been mentioned in a country

with the world has increased continuously. I am honored

to see Turkish products in every country in the world.

Now we have crowned these achievements with this

latest Technology award. We have received 44 years of

quality and standard production effort. I think that the

Ödüllendirilmek sizi nasıl hissettiriyor?

Engelliler ve hasta bireyler için yaptığımız çalışmaların

ödüllendirilmesi bizi mutlu ediyor. Motive olarak daha çok

çalışıyor, yenilikler yaparak hastaların yaşam kalitesini

arttırıyoruz.

İngiltere den bu ödülü alan ilk Türk firması olmakta

bize gurur veriyor. ORSA sektörünün lokomotifi olarak

yüksek kalite standartlarıyla üretimde ve tüm kalite

ve test belgelerinin alımında Türkiye’nin ilk firması

olmuştur. CE belgesinden ISO belgesine uluslararası tüm

belgeleri sektöründe ilk alan hep ORSA’ dır. Biz çıtayı

yükselttikçe arkamızdan diğer Türk firmaları da gelmiştir.

Bu sayede ortopedi konusunda kaliteli üretimiyle ve

kaliteyi belgelendirmesiyle Türkiye Dünyada söz sahibi bir

ülke olmuş sektör olarak ihracatımız devamlı artmıştır.

Dünyanın her ülkesinde Türk malı ürünleri görmekten

onur duyuyorum.

Şimdi bu son aldığımız Teknoloji ödülü ile bu başarıları

taçlandırdık. 44 yıllık kaliteli ve standart üretim çabamızın

karşılığını aldık. İngiltere’den aldığımız bu ödülün

getireceği prestijin hem markamız hem de ülkemiz için

önemli katkılar sağlayacağını düşünüyorum. Açtığımız

yoldan gidecek diğer Türk firmalarıyla beraber Türk

Ortopedi Ürünleri kalitelidir imajı inşallah tüm Dünyaya

yayılacaktır.

Sunduğunuz hizmetin kısa özeti nedir?

Engelli kişiler ve hastalar için ortopedik ürünler,

rehabilitasyon ürünleri, vücut destek ürünleri vb.

ürünlerin üretimini yapıyoruz. Ürettiğimiz ürünlerle hem

hasta kişilerin tedavi olmasını sağlıyor hem de yaşam

kalitelerini arttırıyoruz.

Rakiplerinizden farkınızı nasıl açıklarsınız?

Rakiplerimizden en büyük farkımız; devamlı ar-ge ve

inovasyon yaparak yeni ürünler yapmaktır. ‘’Sağlık

için sağlıklı seçim’’ sloganıyla yola çıkan firmamız, bu

10 Pharma


prestige of this award from England will make significant

contributions for both our brand and our country. The

Turkish Orthopedic Products are quality with the image

of other Turkish companies that will go the way we have

opened.

Please provide a brief overview of your clients and

the services you offer?

We make production of orthopedic products,

rehabilitation products, body support products, etc.

for disabled people and patients. With the products

we produce, we provide treatment for sick people and

improve their quality of life.

What differentiates you from your competitors and

marks you out as the best possible option for your

clients?

Our biggest difference from our competitors; to make

new products with continuous R & D and innovation.

Our company, which set out with the slogan ‘ Healthy

Choice for Health ’, has placed this slogan on the basis

of quality policy. Never forget that we provide services

to sick people, to always put our productions in place of

patients’ quality control and to instill this awareness to all

our staff; is one of the biggest factors of our company’s

success against competitors.

How did you win this award? Is this award given to you

because you have overcome any major challenges in

your industry?

Yes. With the Alptex 3D fabric we developed after

nearly 2.5 years of work, we were able to overcome the

enormous challenges in the health sector. These can be

listed as follows:

- The biggest problem of intensive care patients and

bedridden patients is the opening of bed wounds,

which we call ‘decubitus’. The closure of the wound,

after the wound is opened, requires long effort and

effort; the patient has troubled and uncomfortable

days. Scientists have been seeking solutions for years to

prevent wounding. Air mattress, pressure distribution

mattress etc. many applications are currently available.

All applications have positive and negative aspects.

For example, the most commonly used air mattress

are constantly connected to the engine, consuming

electricity, making sound etc. problems are available.

Our 3-dimensional Alptex fabric sheets provide thermal

comfort with high air permeability, less sweating, cool

and dry feeling and excellent pressure distribution. With

these properties, it prevents wound opening in patients.

It eliminates many factors such as perspiration, pressure

formation and airlessness that cause the pressure wound

to open. Pressure wound opening depends on many

factors and our 3D sheet prevents most of the factors.

Our bed linen is used in patients who have regular care to

prevent the opening of bed sores.

sloganı kalite politikasının temeline yerleştirmiştir.

Hasta insanlara hizmet sunduğumuzu hiçbir zaman

unutmamak, üretimlerimizi her zaman hastaların yerine

kendimizi koyarak kalite kontrolünden geçirmek ve bu

bilinci tüm personelimize aşılamak; firmamızın rakiplere

karşı başarısının en büyük etkenlerindendir.

Bu ödülü nasıl kazandınız? Bu ödülün size verilme

sebebi sektörünüzdeki herhangi bir büyük zorluğun

üstesinden geldiğiniz için mi?

Evet. Yaklaşık 2,5 yıldır yaptığımız çalışmalar sonrasında

geliştirdiğimiz Alptex 3 boyutlu kumaşla, sağlık

sektöründe yaşanan çok büyük zorlukların üstesinden

gelmeyi başardık. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

- Yoğun bakım hastalarının ve yatalak hastaların en büyük

problemi dekübit dediğimiz yatak yaralarının açılmasıdır.

Yara açıldıktan sonra yaranın kapanması uzun uğraş ve

çaba gerektirmekte; hasta, sıkıntılı ve rahatsız günler

geçirmektedir. Yara açılmasını engellemek için yıllardır

bilim insanları çözüm aramaktadır. Havalı yataklar, basınç

dağıtıcı yataklar vb. birçok uygulama şu an mevcuttur.

Tüm uygulamaların olumlu ve olumsuz yönleri mevcuttur.

Mesela en çok kullanılan havalı yatakların devamlı motora

bağlı olması, elektrik tüketmesi, ses yapması vb. sorunları

mevcuttur.

Bizim geliştirdiğimiz 3 boyutlu Alptex kumaştan yapılma

çarşaflar, yüksek hava geçirgenliği ile termal konfor

sağlamakta, daha az terletmekte, daha serin ve kuru his

vermekte, mükemmel basınç dağılımı yapmaktadır. Bu

özellikleriyle hastalarda yara açılmasını engellemektedir.

Bası yarasının açılmasını sağlayan terleme, baskı oluşma,

havasızlık gibi birçok etkeni ortadan kaldırmaktadır. Bası

yarasının açılması birçok etkene bağlı olup 3 boyutlu

çarşafımız çoğu etkene engel olmaktadır. Düzenli bakımı

yapılan hastalarda kullanılan çarşafımız yatak yarası

açılmasını önlemektedir.

- Yatağa bağımlı kişiler için çalışma yaparken, bu

sorunun sadece yatağa bağımlı kişilerde değil; tekerlekli

sandalyeye bağımlı kişilerde de büyük sorun olduğunu

gördük.

Pharma 11


- When working for bed-dependent people, We also found

that there is a big problem in wheelchair-bound people ;

problem is not only as bed-dependent people. We also

made 3-dimensional fabric pads covered with terry

cloth for the back and lumbar region of the wheelchair

for the people sitting in wheelchairs. Providing superior

air circulation and pressure distribution, our pads also

provide life comfort for wheelchair users. We have made

their lives easier by preventing problems such as sweat

and airlessness.

- Although not dependent on the bed, the patient has

some problems while lying in bed. For example; sweat

and temperature in women with menopause, sweat

and temperature in diabetic patients, heat depression

in mental disorders, heat and sweat sleep in people

with sleep disorders etc. There are many problems. We

prevented the heat and perspiration parts of this problem

with our 3D and Alptex sheets which are covered with

single and double size bamboo fabric. Thus, most people

with discomfort caught the comfort of sleeping with

our bamboo Alptex sheets. There’s a cozy and thermally

comfortable sleeping scheme.

- Although there is no physical discomfort, we have also

worked for people with sweating problems in daily life and

sleep. We solved the problem of sweating in sleep, the

biggest problem of people in hot summer days and hot

countries. Single and double size sheets which are made

of bamboo-covered 3D Alptex fabric, solve the problem

of sweating in sleep; healthy people also improved sleep

quality. We solved the problem of head sweating with the

pillow pads we made for people whose pillows get wet

Devamlı tekerlekli sandalyede oturan kişiler için de

tekerlekli sandalyenin sırt ve bel bölgesi için havlu kumaş

kaplı, 3 boyutlu kumaştan pedler yaptık. Üstün hava

sirkülasyonu ve basınç dağılımı sağlayan pedlerimiz,

tekerlekli sandalye bağımlılarına da yaşam konforu

sağladı. Ter, havasızlık gibi sorunları engelleyerek

yaşamlarını kolaylaştırmış olduk.

- Yatağa bağımlı olmasa da bazı rahatsızlıklarda hasta

yatarken sorunlar yaşamaktadır. Örneğin; menopoz

dönemine girmiş kadınlarda ter basması ve sıcaklık,

diyabet hastalarında ter basması ve sıcaklık, ruhsal

rahatsızlıklarda sıcaktan bunalma, uyku bozukluğu

olan kişilerde sıcaktan ve terden uykuya dalamama vb.

birçok sorun vardır. Geliştirdiğimiz tek ve çift kişilik üstü

bambu kumaşla kaplı 3 boyutlu Alptex çarşaflarla, bu

sorunun sıcaklık ve terleme kaynaklı kısımlarına engel

olduk. Böylece çoğu rahatsızlığı olan kişi bambulu Alptex

çarşaflarımızla uyku konforunu yakaladı. Rahat ve termal

konforlu uyku düzeni oluştu.

- Fiziksel bir rahatsızlığı olmasa da günlük yaşamda ve

uykuda terleme sorunu olan kişiler için de çalışmalar

yaptık. Sıcak yaz günlerinde ve sıcak ülkelerdeki insanların

en büyük problemi olan uykuda terleme sorununu çözdük.

Bambu kaplı 3 boyutlu Alptex kumaştan yaptığımız tek ve

çift kişilik çarşaflar, uykuda terleme sorununu çözerek;

sağlıklı insanların da uyku kalitesini arttırdı. Kafası

terlediği için yastığı devamlı ıslanan kişiler için yaptığımız

yastık pedleriyle kafa terlemesi sorununu çözerek, daha

sağlıklı yaşam sürmelerini sağladık.

Yatağa ve koltuğa fiziksel olarak bağımlı olmasa da

iş hayatı ve günlük çalışmalar nedeniyle zorluk çeken

kişilere de çözüm sunduk. Her insanın ihtiyacı olan uykuyu

en iyi şekilde geçirmesi için yaptığımız çarşaflar çok etkili

oldu. Bilgisayar karşısında, masa başında veya araba

koltuğunda uzun süre oturup; terleme ve kas yorulması

yaşayan kişiler için yaptığımız büro koltuğu ve araba

koltuğu pedleriyle kişileri rahatlattık. Havlu kumaş kaplı

3d Alptex kumaştan yapılma koltuk pedleri ile insanların

terlemesine engel olduk.

- 1976 yılından beri ortopedik destekler üreten firmamız

bugüne kadar değişik hammaddelerle çalıştı. Vücudun tüm

bölgelerindeki rahatsızlıklar için ürettiğimiz yaklaşık 700

model ürünümüz mevcuttur. Omurgada, belde, kalçada,

dizde, el-ayak bileğinde, omuzda, kolda, gövdede kısacası

her eklemde ve kasta; vücudun her bölgesinde kullanılan

ürünlerimiz var. Bu ürünler rahatsız olan bölgeye destek

olarak veriliyor. Sabitleme, kısıtlama, dinlendirme,

koruma vb. amaçlarla ürünlerimiz kullanılıyor.

Bu ürünlerde kullandığımız neopren, örgü kumaş, süngerli

kumaş gibi hammaddelerle yıllardır yaşadığımız sorun;

bunların kullanıldığı bölgeyi terletmesiydi. Tüm ürünler

uygulandığı bölgeyi terletiyor ve havalandırmıyordu. Bu

yüzden hasta, ürünleri düzenli kullanmıyor ve tedaviye ara

veriyordu. Ayrıca hasta, terleme kontrolü olmadığı için

tedaviyi aksatıyordu.

12 Pharma


continuously because their head’s sweating, and enabled

them to lead a healthier life.

We have also provided solutions for people who have

difficulty in working life and daily work although these

people are not physically dependent on the bed and

chair. The bed sheets we made for every person to get

the best sleep needed are very effective. Sitting in front

of computer, at desk or in car seat for long time; sweating

and muscle fatigue for people living in the office chair

and car seat pads have made people comfortable. We

prevented people from sweating with the seat pads

made of terry cloth covered 3d Alptex fabric.

- Our company has been producing orthopedic supports

since 1976 and has worked with different raw materials

until today. We have about 700 models that we produce

for all parts of the body. In spine, waist, hip, knee, handankle,

shoulder, trunk, in short in every joint and muscle;

we have products which are used in every part of the body.

These products are given to support the uncomfortable

region. Our products are used for purposes like fixing,

restriction, rest, protection.

The problem we have been experiencing for years with

raw materials such as neoprene, knitted fabric and

sponge fabric used in these products; they used to sweat

the area. All products were sweating and not ventilating

the area where it was applied. Therefore, the patient

did not use the products regularly and interrupted the

treatment. In addition, the patient was disrupting the

treatment because he had no sweating control. Sweating

in the area could be discomfort. Due to intermittent use,

the patient’s treatment was delayed.

Our work in three-dimensional fabric inspired us. We have

thinned this fabric and produced the Orsa Plus series of

innovative orthopedic support products that provide the

necessary elasticity, provide superior air circulation and

provide excellent pressure distribution.

With these support products manufactured with 3d

Alptex fabric technology that gives less sweating, cooler

and dry feeling, patients no longer interrupt treatment

with regular use. In less time, quality of life is treated

without deteriorating. With sweating control, patients

are prevented from sweating and chilling.

The air permeability tests and all tests show the superiority

of Alptex fabric over other fabrics. Big and rooted

problem, which has been in the orthopedic support

product for many years, has been solved by our company.

With the new Orsa Plus series of products in about 50

different models, we have offered alternative solutions

that do not sweat and overwhelm the discomforts in

every part of the body.

Finally, do you have a message for your sector?

We say to Orthopedic product sellers in our sector;

SELLING THE BEST IN ORTHOPEDIC PRODUCTS IS YOUR

RIGHT, USING THE BEST IS YOUR CUSTOMER’S RIGHT.

Terleyen bölgede rahatsızlık olabiliyordu. Aralıklı kullanım

yüzünden hastanın tedavisi gecikiyordu.

Üç boyutlu kumaştan yaptığımız çalışmalar bize ilham

verdi. Bu kumaşı inceltip, gerekli elastikiyeti sağlayıp,

üstün hava sirkülasyonu olan ve mükemmel basınç

dağılımı sağlayan Orsa Plus serisi inovatif ortopedik

destek ürünlerini ürettik.

Daha az terleten, daha serin ve kuru his veren 3d Alptex

kumaş teknolojisiyle üretilmiş bu destek ürünleriyle,

hastalar artık düzenli kullanımla tedaviyi aksatmıyor.

Daha kısa sürede yaşam kalitesi bozulmadan tedavi

oluyor. Terleme kontrolüyle hastaların terleyip üşütmesi

de engellenmiş oluyor.

Hava geçirgenlik testleri ve tüm testler, Alptex kumaşın

diğer kumaşlara göre üstünlüğünü göstermektedir ki

yıllardır ortopedik destek ürünlerinde yaşanan büyük

ve köklü bir sorun firmamızca çözülmüştür. Yeni Orsa

Plus serisi yaklaşık 50 değişik modeldeki ürünlerimizle

vücudun her noktasındaki rahatsızlıklara terletmeyen ve

bunaltmayan alternatif çözümler sunduk.

Son olarak Sektörünüze bir mesajınız var mı?

Sektörümüzdeki Ortopedi ürün satıcılarına diyoruz ki;

ORTOPEDİ ÜRÜNLERİNDE EN İYİSİNİ SATMAK SİZİN, EN

İYİSİNİ KULLANMAK MÜŞTERİNİZİN HAKKIDIR.

Pharma 13


Turkey Chemical Exports Grows

Türkiye İhracatta Kimya ile Büyüyor

With a great record of 20.6 billion US dollars exports

in 2019, the chemical sector was the second most

export sector last year. Drawing the attention with

the increased performance in exports, exporting over

$ 3 billion in 2019, the chemical sector succeeded to be

the most growing sector in export among the sectors

in Turkey with more than 18,54 percent growth.

Adil Pelister, Chairman, Istanbul Chemicals and Chemical

Products Exporters’ Association (IKMIB), Dr. S. Armağan

Vurdu, General Secretary, The Istanbul Mineral and

Metals Exporters’ Association (IMMIB) and Coşkun

Kırlıoğlu, Deputy General Secretary at IMMIB attended

the event on behalf of the chemical industry, which

provides a major contribution to Turkey’s economy and

exports, to evaluate the 2019 and future periods during a

press conference organized by IKMIB to share their goals.

Evaluating the year-end exports of the chemical sector,

Adil Pelister, Chairman of the Board of Directors of İKMİB,

said, “Our chemical industry exports broke a historical

record in 2019. We surpassed our 20 billion dollar target

and achieved a great success with 20.6 billion dollar

export. Also among the export sector over 3 billion dollars

in 2019 we were the fastest growing sectors in Turkey’s

export growth 18,54 percent. Exports of our sector in

2019 amounted to 26 million 539 thousand tons with an

increase of 35.83 percent. In October 2019, we broke our

export record on a monthly basis with 1.94 billion dollars

2019 yılında gerçekleştirdiği 20,6 milyar dolarlık ihracat

ile tarihi bir rekora imza atan kimya sektörü, geçtiğimiz

yılın en çok ihracat yapan ikinci sektörü oldu. İhracatta

artan performansı ile dikkatleri üzerine çeken kimya

sektörü, 2019 yılında 3 milyar dolar üzerinde ihracat

yapan sektörler arasında yüzde 18,54’lük büyüme ile

Türkiye’nin ihracatta en fazla büyüyen sektörü olmayı

başardı.

Türkiye’nin ekonomisine ve ihracatına büyük katkı

sağlayan kimya sektörü adına, 2019 yılını değerlendirmek

ve gelecek dönem hedeflerini paylaşmak amacıyla İKMİB

tarafından düzenlenen basın toplantısı, İstanbul Kimyevi

Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB)

Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister, İstanbul Maden ve

Metaller İhracatçı Birlikleri (İMMİB) Genel Sekreteri Dr.

S. Armağan Vurdu ve İMMİB Genel Sekreter Yardımcısı

Coşkun Kırlıoğlu’nun katılımıyla gerçekleştirildi.

Toplantıda kimya sektörünün yıl sonu ihracatını

değerlendiren İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Adil

Pelister, “Kimya sektörü ihracatımız 2019 yılında tarihi

rekor kırdı. 20 milyar dolarlık hedefimizi aşarak 20,6

milyar dolarlık ihracatla büyük bir başarıya imza attık.

Ayrıca 2019 yılında 3 milyar doların üzerinde ihracat yapan

sektörler arasında yüzde 18,54’lük büyüme ile Türkiye’nin

ihracatta en hızlı büyüyen sektörü olduk. Sektörümüzün

2019 yılı miktar bazında ihracatı ise yüzde 35,83 artışla

26 milyon 539 bin ton olarak gerçekleşti. 2019 yılı Ekim

ayında gerçekleştirdiğimiz 1,94 milyar dolarlık ihracatla

ise aylık bazdaki ihracat rekorumuzu kırdık.

14 Pharma


worth of exports. During 2019, each month in a row as

Turkey’s second most exporting sector, we conducted

our permanent second goal. In the chemical industry,

taking a share 11,44 percent of Turkey’s total exports, we

have provided significant added value to our country. In

2020 the first sector while maintaining our position as the

second most exported to Turkey, Turkey’s export and we

aim to increase our contribution to growth. However, we

plan to carry out our activities in a wider way in line with

the road maps we will produce for our sub-sectors.”

“We remove the obstacles in front of our exporters”

Declaring they collaborated with many NGOs from

different areas, they will make new actions to increase

the exports of chemical sub-sectors in 2020, Pelister said,

“As İKMİB, we have signed an important cooperation

with Turkish Airlines Aviation Academy and UPS for

international sample shipments where our exporters have

a series of problems in order to contribute to the export

of our members. Within the scope of our cooperation,

IKMIB members will be able to make sample shipments

by taking advantage of the advantageous prices offered

by UPS by taking the Training on Dangerous Goods Rules

(DGR / Category 1,2,3,6) of Turkish Airlines Aviation

Academy.

However, since the day we took office as the Board of

Directors of İKMİB, we made a special effort to reduce

the green passport limits, which are one of our promises,

and to increase the usage period from 2 years to 4 years.

To obtain a green passport, the exporters’ limit of $ 1

million has been reduced to $ 500,000. Green passport

usage period has been increased from 2 to 4 years. Thus,

another obstacle in front of our exporters was lifted.

In 2019, we completed the application procedures of

719 member companies that met the requirements for

obtaining a green passport. We will try to double this

figure in 2020.

New projects which add value to the chemical

industry on the way

Reporting they emphasize or give importance to design,

innovation, digitization, R & D-focused studies and

support for Ur-Ge projects, Pelister said, “We want to

establish a new Chemical Technology Center to address

all our sub-sectors and contribute to its development.

In addition, we will assume an important role in the

International Chemistry Olympics, which is planned to be

held in our country this year. In addition, as the Chemical

Sector Platform (KSP), of which I was elected President

last December, we aim to hold the Chemical Summit that

will bring together all the stakeholders of our sector

during the year.

As IKMIB, in 2020 we will continue to support our

exporters with our projects and organizations in 10

countries such as the United Arab Emirates, Germany,

Italy, USA, Panama, China- Hong Kong, China, Netherlands,

2019 yılı boyunca, her ay üst üste Türkiye’nin en çok ihracat

yapan ikinci sektörü olarak, kalıcı ikincilik hedefimizi

de gerçekleştirdik. Kimya sektörü olarak, Türkiye’nin

toplam ihracatından yüzde 11,44’lük bir pay alarak,

ülkemize ciddi bir katma değer sağladık. 2020 yılında da

öncelikle Türkiye’nin en çok ihracat gerçekleştiren ikinci

sektörü konumumuzu koruyarak, Türkiye’nin ihracatına

ve büyümesine yaptığımız katkıyı artırmayı hedefliyoruz.

Bununla birlikte alt sektörlerimize yönelik çıkaracağımız

yol haritaları doğrultusunda faaliyetlerimizi daha geniş

kapsamlı gerçekleştirmeyi planlıyoruz” dedi.

“İhracatçılarımızın önündeki engelleri kaldırıyoruz”

Farklı alanlardaki STK’lar ile çok sayıda iş birliği yaptıklarını

söyleyen Pelister, 2020 yılında ise kimya alt sektörlerinin

ihracatını artıracak yeni aksiyonlar alacaklarını belirterek,

“İKMİB olarak, üyelerimizin ihracatına katkıda bulunmak

amacıyla ihracatçılarımızın bir dizi sorunlar yaşadığı yurt

dışı numune gönderimleri için Türk Hava Yolları Havacılık

Akademisi ve UPS ile önemli bir iş birliğine imza attık. İş

birliğimiz kapsamında, İKMİB üyelerimiz, Türk Hava Yolları

Havacılık Akademisi’nin Tehlikeli Maddeler Kuralları

(DGR/Kategori 1,2,3,6) Eğitimi’ni (IATA sertifikası) alarak

ve UPS’in sunduğu avantajlı fiyatlardan yararlanarak

numune gönderimlerini gerçekleştirebilecek.

Bununla birlikte İKMİB Yönetim Kurulu olarak göreve

geldiğimiz günden beri, vaatlerimizden biri olan yeşil

pasaport alma limitlerinin düşürülmesi ve kullanım

süresinin 2 yıldan 4 yıla çıkarılması konusunda özel bir

çaba içerisinde, hükümetimiz nezdinde girişimlerde

bulunduk, yönetimimizle beraber çalışma içinde olduk

ve ihracatçılarımıza verdiğimiz sözleri takip ettik. Yeşil

pasaport alabilmek için ihracatçıların gerçekleştirmesi

Pharma 15


gereken 1 milyon dolarlık limit 500 bin dolara indirildi.

Yeşil pasaport kullanım süreleri 2 yıldan 4 yıla çıkarıldı.

Böylece ihracatçımızın önündeki engellerden biri daha

kalkmış oldu. 2019 yılında yeşil pasaport alma koşullarını

sağlayan 719 üye firmamızın başvuru işlemlerini

gerçekleştirdik. 2020 yılında bu rakamı iki katına çıkarmak

için çabalayacağız” şeklinde konuştu.

S. Arabia and S. Africa, including 17 national participation

organizations, 5 sectoral trade mission, 7 purchases

delegation, workshops, R & D project Market event,

awards ceremony, Turkey Promotion Group (TTG) project

activities, exhibition visits, 5 URGE delegation of different

education organizations, and business associations.

South America region, Sub-Saharan Africa, East Asia

and Central Asian countries are important for us.

China, which stands out in East Asia, is one of the

primary target countries of our country. We will do the

national participation organizations this year for 3rd

China International Import Fair’s and the Chinaplas the

exhibition. We will continue to receive applications from

China until the end of January for the International

Import Fair. However, within the scope of our country’s

target of 100 billion dollars trade volume with the

USA, our chemical sector stands out among the priority

sectors. Visiting our country in September, US Commerce

Secretary Wilbur L. Ross with removal of the chemical

industry about $ 15 billion trade volume between the

US and Turkey carried out a private conversation we

pretend. We have stated that we will be able to export

from the United States easily wherever required in the

pharmaceutical industry which is our most important

import items into a new generation of performing drug

production in our country, especially in regions close

to Turkey. As well as k month obtained from the gas e

to ethylene and derivatives along said we are open to

industrial development. This year we are planning to

organize The Inspired Home Show in the kitchenware

industry, NRA in the packaging / kitchenware industry

and FIME national participation organizations in the

medical-pharmaceutical-health tourism sector.”

Kimyaya değer katacak yeni projeler yolda

Tasarım, inovasyon, dijitalleşme, Ar-Ge odaklı çalışmalar

ve Ur-Ge projelerine destek sağlamaya önem verdiklerini

dile getiren Pelister, “Bütün alt sektörlerimize hitap

edecek ve gelişimine katkı sunacak yeni bir Kimya

Teknoloji Merkezi kurmak istiyoruz. Bununla birlikte bu

yıl ülkemizde yapılması planlanan Uluslararası Kimya

Olimpiyatları’nda önemli bir görev üstleneceğiz. Ayrıca,

geçtiğimiz Aralık ayında Başkanı seçildiğim Kimya

Sektör Platformu (KSP) olarak, yıl içinde sektörümüzün

tüm paydaşlarını bir araya getirecek Kimya Zirvesi’ni de

gerçekleştirmeyi hedefliyoruz.

İKMİB olarak, 2020 yılında gerçekleştirmeyi planladığımız

Birleşik Arap Emirlikleri, Almanya, İtalya, ABD, Panama,

Çin-Hongkong, Çin, Hollanda, S.Arabistan ve G.Afrika

olmak üzere 10 ülkede 17 milli katılım organizasyonu,

5 sektörel ticaret heyeti, 7 alım heyeti, çalıştaylar, Ar-

Ge Proje Pazarı etkinliği, ödül töreni, Türkiye Tanıtım

Grubu (TTG) proje faaliyetleri, fuar ziyaretleri, 5 URGE

heyeti organizasyonları ile farklı eğitim, iş birlikleri ve

projelerimizle ihracatçılarımızı desteklemeye devam

edeceğiz.

Güney Amerika bölgesi, Sahraaltı Afika, Doğu Asya ve

Orta Asya ülkeleri bizim için önemli. Doğu Asya’da öne

çıkan Çin, ülkemizin öncelikli hedef ülkelerinden biri.

Bu yıl 3’üncüsü gerçekleştirilecek Çin Uluslararası

İthalat Fuarı’nın ve Chinaplas fuarının milli katılım

organizasyonunu yapacağız. Çin Uluslararası İthalat Fuarı

için Ocak ayının sonuna kadar firmalarımızın başvurularını

almaya devam edeceğiz. Bununla birlikte ülkemizin ABD

ile 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefi kapsamında

kimya sektörümüz öncelikli sektörler arasında öne

çıkıyor. Eylül ayında ülkemizi ziyaret eden ABD Ticaret

Bakanı Wilbur L. Ross ile ABD ve Türkiye arasındaki kimya

sektörü ticaret hacminin 15 milyar dolara çıkarılması

konusunda özel bir görüşme gerçekleştirmiştik. ABD’den

en önemli ithal kalemlerimizden olan ilaç sanayinde yeni

nesil ilaç üretimini ülkemizde gerçekleştirmeleri halinde

Türkiye’den yakın coğrafya başta olmak üzere istenilen her

yere rahatlıkla ihracat yapabileceğimizi belirttik. Bunun

yanı sıra kaya gazından elde edilen etilen ve türevleri için

birlikte sanayi girişimlerine açık olduğumuzu söyledik.

ABD’de bu yıl mutfak eşyaları sektöründe The Inspired

Home Show, ambalaj/mutfak eşyaları sektöründe NRA ve

medikal-ilaç-sağlık turizmi sektöründe FIME milli katılım

organizasyonlarını yapmayı planlıyoruz” açıklamasını

yaptı.

16 Pharma


14 - 16 September 2020 | Abu Dhabi, UAE

Your regional partner for innovation & networking in pharma

14 – 15 September 2020 I Abu Dhabi, UAE

Your regional partner for innovation & networking in pharma

The ONLY event in the region dedicated

to pharmaceutical manufacturing

Connecting local, regional and international professionals from across the

entire pharma supply chain, from ingredients to finished product distribution,

the event is your partner in accessing the Middle East & Africa pharma

market through a cost-effective platform.

4,900+

attendees

98

countries

participating

5 events

in 1 location

2 days

of business, learning &

networking opportunities

Book your stand at: gotocphi.com/mea2020

For more information contact:

salesoperations@ubm.com / cigdem.celen@informa.com

or visit gotocphi.com/mea2020


Nobel Pharmaceuticals Continues Strategic Business

Cooperation with Uzbekistan, Where It Made Its First

Foreign Investment!

Nobel İlaç, İlk Yurtdışı Yatırımını Yaptığı Özbekistan ile

Stratejik İş Birliklerini Sürdürmeye Devam Ediyor!

Operating in 20 countries with its own organization

Nobel Pharmaceuticals, announced its new health

projects to be realized with Uzbekistan in the Uzbek-

Turkish Health Cooperation Forum held in Tashkent.

Under the leadership of Fahrettin Koca, Health Minister

of Turkey and Dr. Alisher Shadmanov, Uzbekistan Health

Minister, Uzbek-Turkish Cooperation Forum hosted public

and private health sector representatives of two friendly

and brotherly countries in Tashkent. Comprised of one

hundred percent Turkish capital, Nobel Pharmaceuticals

attended the public forum and announced new projects

focused on joint health applications. With five production

plants, three based in Turkey and one based in Uzbekistan

and Kazakhstan each, and a pharmaceutical production

capacity of 200 million boxes, Nobel Pharmaceuticals

continues to produce drugs in accordance with GMP

standards with a total of 3,000 employees across the

globe, and continues to export to 50 countries.

20 ülkede kendi organizasyonları ile faaliyet gösteren

Nobel İlaç, Özbekistan ile gerçekleştireceği yeni sağlık

projelerini Taşkent’te düzenlenen Özbek-Türk Sağlık İş

birliği Forumu’nda duyurdu.

Özbek-Türk Sağlık İş birliği Forumu, T.C Sağlık Bakanı

Sayın Fahrettin Koca ve Özbekistan Sağlık Bakanı Sayın

Dr. Alisher Shadmanov önderliğinde dost ve kardeş

iki ülkenin kamu ve özel sağlık sektör temsilcilerine

Taşkent’te ev sahipliği yaptı.

Yüzde yüz Türk sermayeli Nobel İlaç, katıldığı forumda

ortak sağlık uygulamaları için gerçekleştireceği yeni

projeleri duyurdu.

Türkiye’de üç, Özbekistan ve Kazakistan’da birer olmak

üzere beş üretim tesisine ve farklı farmasötik formlarda

yıllık 200 milyon kutu üretim kapasitesine sahip Nobel

İlaç, Türkiye’de ve ülke dışında toplamda 3000 çalışanı

ile GMP standartlarına uygun ilaç üretmeye ve 50 ülkeye

ihracat yapmaya devam ediyor.

18 Pharma


“All our efforts are to generate Turkish brands in the

world.”

Speaking on behalf of Turkish investors in the country

within the scope of the Uzbek-Turkish Health Cooperation

Forum held in Tashkent in order to develop cooperation

in the field of health between Turkey and Uzbekistan,

Hasan Ulusoy, Chairman of Nobel Pharmaceuticals, said

the strategic alliances built between the two countries

would continue. Declaring the establishment of the

first production facility outside of Turkey in Uzbekistan,

Hasan Ulusoy said that the establishment in Uzbekistan,

provided information on the new company’s goals

and business plans; “The use of advanced technology,

specifically biotechnology products, in pharmaceuticals,

has become a prerequisite for future existence for all

sectors and is increasing day by day.

Our company has the first file selected among 28

applications from 23 companies submitted to the

‘Domestic Development and Production of Biosimilar

Drugs’ project under the leadership of TÜBİTAK. Our new

production investment is also in this field and a facility

with export potential as well as the needs of our country

has reached the completion stage. Nobel carries out

promotional and sales activities with its own staff in 20

of the 50 countries that are exported, thus providing the

opportunity to export mark products and thus, operating

in line with the priorities of our country with high added

value and in line with the target of reducing the current

deficit.

As the first step towards the goal of starting overseas

operations with our own organizations, determined at

the beginning of the 2000s, Uzbekistan was chosen as the

initial destination of expansion and significant progress

was made in efforts to reach this goal. All of these efforts

have been appreciated by our state and included in the

scope of the incentive program within the framework of

the Turquality support program, established to create

Turkish brands in the world.”

“We are proud to serve parallel with this ideal of our

country for years.”

Declaring dependence on production is an undesirable

situation, Ulusoy provided information about the

development plans of our country on health and Nobel

Pharmaceuticals’ targets for this purpose. He said, “For

our country, foreign trade deficit in pharmaceutical

products continues to be a painful problem. At present,

only about one billion dollars of exports can be made per

year, which cannot help close the foreign trade deficit

that is close to four billion dollars. Nobel Pharmaceuticals

is a company that has been exporting high net imports

for years. We are proud that our achievement in this

realm fully coincides with the Action Plan for Structural

Transformation Program in Health Industries included in

the Development Plans of our state for the purpose of

reducing the dependence on foreign pharmaceuticals.

“Tüm çabalarımız dünyada Türk markaları oluşturmak.”

Türkiye ve Özbekistan arasında sağlık alanındaki iş

birliğini geliştirmek üzere düzenlenen Özbek-Türk Sağlık

İş birliği Forumu kapsamında ülkedeki Türk yatırımcılar

adına konuşma yapan Nobel İlaç Yönetim Kurulu Başkanı

Hasan Ulusoy, iki ülke arasında inşa edilen stratejik iş

birliklerinin güçlenerek devam edeceğini bildirdi. Türkiye

dışında ilk üretim tesislerinin Özbekistan’da kurulduğunu

söyleyen Hasan Ulusoy, şirket hedefleri ve yeni iş planları

hakkında bilgi verdi;

“Bütün sektörler için gelecekte var olabilmenin ön

şartı haline gelen yüksek teknoloji ve özellikle ilaçta

biyoteknoloji ürünlerinin kullanımı her geçen gün

artmaktadır. Firmamız da TÜBİTAK önderliğinde

açılan ‘Biyobenzer İlaçların Yerli Olarak Geliştirilmesi

ve Üretilmesi’ projesine sunulan 23 firmaya ait 28

başvuru arasından seçilen ilk dosyaya sahip. Yeni üretim

yatırımımız da bu sahada olup, ülkemiz ihtiyacı yanında

ihracat potansiyeline de sahip bir tesis tamamlanma

aşamasına gelmiştir.

Nobel, ihracat yapılan yaklaşık 50 ülkenin 20’sinde

kendi kadroları ile tanıtım ve satış faaliyeti yürütmekte,

dolayısıyla markalı ürün ihraç etme imkânı sağlamakta

ve bu sayede ülkemiz önceliklerine paralel şekilde katma

değeri yüksek, cari açığı azaltma hedefine uygun faaliyet

göstermektedir.

2000’li yılların başında belirlenen ‘kendi

organizasyonlarımız ile yurtdışı operasyonlarına başlama’

hedefinde ilk adım olarak da kardeş ülke Özbekistan

seçilmiş ve geçen sürede ciddi mesafe alınmıştır.

Tüm bu çabalarımız, devletimiz tarafından da takdir

edilerek ‘Dünya’da Türk markaları oluşturmak’ amacıyla

oluşturulmuş Turquality destek programı çerçevesinde

teşvik kapsamına alınmıştır.”

“Biz, yıllardır ülkemizin bu idealine paralel hizmet

ediyor olmaktan gurur duyuyoruz.”

Üretimde dışa bağımlılığın can sıkıcı bir durum olduğundan

söz eden Ulusoy, ülkemizin sağlık konusundaki kalkınma

planlarını ve Nobel İlaç’ın buna yönelik hedeflerini şöyle

açıkladı: “Ülkemiz için, eczacılık ürünlerinde dış ticaret

açığı can yakıcı bir problem olmaya devam etmektedir.

Halen yıllık bir milyar dolar civarı bir ihracat ancak

yapılabilmekte, bu da dört milyar dolara yakın seyreden

dış ticaret açığının kapatılmasına çare olamamaktadır.

Nobel İlaç yıllardır ihracatı ithalatından yüksek olan, net

fazla veren bir firmadır.

Bu tablo, ilaçta dışa bağımlılığın azaltılması amacı

doğrultusunda devletimizin Kalkınma Planlarında yer alan

‘Sağlık Endüstrilerinde Yapısal Dönüşüm Programı Eylem

Planı’ ile de tam olarak örtüşen gurur verici bir durumdur.

Malumunuz olduğu üzere bu planlarda, ‘ülkemizde artan

ve yaşlanan nüfus, ortalama yaşam süresinde yükselme,

sağlık hizmetlerinde ve ilaca erişimde iyileşme, artan

refah düzeyi ve farkındalık gibi faktörler nedeniyle ilaç ve

Pharma 19


As you know, in these plans, “increasing and aging

population in our country, the increase in the

average life expectancy, improvement in health

services and access to drugs, increasing the level

of welfare and awareness due to factors such as

increased demand for medication and medical

devices put pressure on social security

expenditures and increased current account

deficit”. In line with this determination, within the

framework of 2023 vision, the target of “satisfying

60% of the domestic pharmaceutical needs in

domestic production was set. We are proud to

be serving parallel to this ideal of our country for

years.”

“Our effort is to present the world’s newest

molecules to the healthcare community of

Uzbekistan through domestic production and

to contribute to the national economy.”

Ulusoy gave the following information about

Nobel Pharmsanoat set up in Uzbekistan,

“Nobel Pharmsanoat is a Turkish company in our

ancestors’ country. A representative office was

opened in 2000 and Nobel Pharmsanoat was

established in 2002 and funded fully with equity

capital. At present, it is capable of producing

10 million boxes of pharmaceuticals annually in

a single shift, in adherence with international

GMP (Good Manufacturing Practice) standards.

Nowadays, we are working hard to complete

our cancer medication production area. We pay

close attention to the training of highly qualified

personnel to ensure the smooth operation of

these facilities. Besides the trainings held in

Uzbekistan, we offer our employees training

opportunities focused on contemporary drug

production in Turkey, Germany, India, China, and

South Korea. Nobel Pharmsanoat has become an

important Turkish brand, with around 400 qualified

employees possessing a high sense of belonging,

and a wide range of products along with modern,

technologically advanced and environmentally

respectful facilities. Nobel Pharmsanoat exports to

Kazakhstan, Afghanistan, Georgia, Tajikistan as well

as Uzbekistan. At the crossroads of trade routes

between different continents, we will continue

to increase our investments in Uzbekistan, our

ancestor country. Our effort is to present the

world’s newest molecules to the healthcare

community of Uzbekistan, buzzing with potential

with a population of 33 million, through domestic

production and to contribute to the national

economy. We now see ourselves as an integral,

inseparable part of Uzbekistan.”

tıbbi cihaz talebinin artması sosyal güvenlik harcamalarında

ve cari açık üzerinde baskı oluşturmaktadır’ tespiti vardır. Bu

tespite uygun şekilde de 2023 vizyonu çerçevesinde ‘yurtiçi ilaç

ihtiyacının değer olarak %60’ının yerli üretimle karşılanması’

hedefi konmuştur. Biz, yıllardır ülkemizin bu idealine paralel

hizmet ediyor olmaktan gurur duyuyoruz.”

“Çabamız, Özbekistan’ın sağlık camiasına dünyadaki en yeni

molekülleri yerli üretim olarak sunmak ve ülke ekonomisine

katkı sağlamak içindir.”

Ulusoy, Özbekistan’da kurulan Nobel Pharmsanoat hakkında

şu bilgileri verdi: “Nobel Pharmsanoat bizim için ‘Ata yurdunda

bir Türk şirketidir.’ 2000 yılında temsilcilik açılmış, 2002

yılında ise tamamen öz sermaye ile Nobel Pharmsanoat

kurulmuştur. Halen, uluslararası GMP (İyi İmalat Uygulamaları)

standartlarında tek vardiyada yıllık 10 milyon kutu ilaç üretebilen

bir kuruluştur. Şu günlerde kanser ilaçları üretim sahamızın

tamamlanması için de yoğun bir çaba içerisindeyiz. Bu

tesislerin aksaksız işletilmesi için ihtiyaç duyduğumuz yüksek

vasıflı personelin eğitimine özen gösteriyoruz. Bu amaçla

Özbekistan’da yapılan eğitimlerin yanında, çalışanlarımıza

Türkiye, Almanya, Hindistan, Çin ve Güney Kore gibi ülkelerde

çağdaş ilaç üretimi babında eğitim imkânı sağlıyoruz.

Nobel Pharmsanoat, sayısı 400’ü bulan donanımlı ve aidiyet

duygusu yüksek çalışanları, geniş ürün yelpazesi, yüksek

teknolojiye sahip modern ve çevreye saygılı tesisleri ile ülkede

önemli bir Türk markası haline gelmiştir. Nobel Pharmsanoat,

Özbekistan faaliyetleri yanında Kazakistan, Afganistan,

Gürcistan, Tacikistan gibi ülkelere ihracat da yapmaktadır.

Kıtalar arası ticaret yollarının kavşağında bulunan Ata

Yurdumuz Özbekistan’a yatırımlarımız artarak devam edecektir.

Çabamız, 33 milyon nüfusu ve yüksek potansiyeli ile bölgedeki

cazibe merkezlerinden biri olan Özbekistan’ın sağlık camiasına

dünyadaki en yeni molekülleri yerli üretim olarak sunmak ve

ülke ekonomisine katkı sağlamak içindir. Biz kendimizi artık

Özbekistan’ın ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz.” dedi.

20 Pharma



Abdi İbrahim CEO Süha Taşpolatoğlu Hosted the Press Delegation

from Kazakhstan: “We invest in the future of Kazakhstan”

Abdi İbrahim Ceo’su Dr. Süha Taşpolatoğlu Kazakistan’dan Gelen

Basın Heyetini Ağırladı: “Kazakistan’ın geleceğine yatırım yapıyoruz”

Dr. Abdi İbrahim CEO Suha Taşpolatoğlu, answered

questions of Kazakh journalists who visit Turkey for

Kazakhstan Independence Day at the headquarters of

the company in Istanbul. Providing information to the

representatives of leading newspapers, agencies and

TVs of Kazakhstan about the establishment of Abdi

İbrahim, its field of activity and its position in the market,

Taşpolatoğlu told the company’s investments and targets

in Kazakhstan.

In his speech, Taşpolatoğlu stated that they believe in

the high potential of the Kazakhstan market and that

they have invested in the future of Kazakhstan and that

preparations for an additional investment of 30 million

dollars have been continued in the near future.

expressed his pleasure to host the members of Kazakhstan

press at Abdi İbrahim General Directorate, Taşpolatoğlu

said, “We are very glad to have the opportunity to explain

the exciting and innovative works of Abdi İbrahim to the

members of the Kazakhstan press. The declaration of

independence of the people of Kazakhstan on December

16, 1991, takes place in history as an important victory

of one nation. Kazakhstan’s place has always been very

special for us. Our production facility in Kazakhstan is one

of the most important links of our investments abroad. It

is the first country in which we have started production in

our overseas operations.”

Abdi İbrahim CEO’su Dr. Süha Taşpolatoğlu, Kazakistan

Bağımsızlık Günü dolayısıyla Türkiye’ye gelen Kazak

gazetecileri İstanbul’daki şirket genel merkezinde konuk

ederek sorularını yanıtladı. Kazakistan’ın önde gelen

gazete, ajans ve tv’lerinin temsilcilerine Abdi İbrahim’in

kuruluşu, faaliyet alanı ve pazardaki konumu hakkında

bilgiler veren Taşpolatoğlu, şirketin Kazakistan’daki

yatırımlarını ve hedeflerini anlattı.

Taşpolatoğlu yaptığı konuşmada, Kazakistan pazarının

yüksek potansiyeline inandıklarını ve Kazakistan’ın

geleceğine yatırım yaptıklarını belirterek, yakın zamanda

30 milyon dolarlık ek bir yatırım için hazırlıkların

sürdürüldüğü bilgisini verdi.

Kazakistan basın mensuplarını Abdi İbrahim Genel

Müdürlüğü’nde ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti

dile getiren Taşpolatoğlu “Abdi İbrahim’in heyecan

verici ve yenilikçi çalışmalarını Kazakistan basın

mensuplarına anlatma fırsatını yakalamış olduğumuz

için çok memnunuz. Kazakistan halkının 16 Aralık

1991’de bağımsızlığını ilan etmesi, bir ulusun tek yürek

halinde elde ettiği önemli bir zafer olarak tarihte yerini

alıyor. Kazakistan’ın yeri bizim için her zaman çok özel

oldu. Kazakistan’daki üretim tesisimiz, yurt dışındaki

yatırımlarımızın en önemli halkalarından biri. Yurt dışı

operasyonlarımız içinde üretime geçtiğimiz ilk ülke olma

özelliğini taşıyor” dedi.

22 Pharma


Taşpolatoğlu said, “In line with our growth targets in global

markets, we established Abdi İbrahim Global Pharm in

2012 in line with our investment decision in Kazakhstan.

At the end of 2015, Abdi İbrahim Global Pharm started its

operations with a production capacity of 24 million boxes

per year. We are currently manufacturing pharmaceuticals

in international standards in many areas such as diabetes,

hepatitis B and tuberculosis. Almost all of our staff

working in this facility are Kazakh. We can proudly say

that we have the most modern, comprehensive facility

in Kazakhstan. Kazakhstan market is very important

for us. With Kazakhstan, which we see as our second

home, we have achieved an important strategic goal to

expand our international presence. With our rich product

portfolio, we aim to expand our international presence

in Kazakhstan in terms of both branding and production

within the scope of our goal to be one of the leading

global players in the pharmaceutical sector. We are

continuing our preparations for an additional investment

of 30 million dollars in Kazakhstan. With this investment,

we aim to double our employment in the country within

5 years.”

Stating that Abdi İbrahim will continue its investments

abroad in the coming period and aim to enter new

markets in addition to further strengthening in the

existing markets, Taşpolatoğlu said, “Kazakhstan, which

is one of the markets with high growth potential,

constitutes an important pillar of Abdi İbrahim’s growth

strategy in international markets. As a company, we

aim to evaluate the potential in the region with the

Kazakhstan investment and to have a strong and strategic

position in this geography. The investment in Kazakhstan

not only contributes to our vision but also encourages us

to become an international player in the pharmaceutical

sector.”

Taşpolatoğlu “Global pazarlardaki büyüme hedeflerimize

paralel olarak 2012 yılında Kazakistan’da aldığımız

yatırım kararı doğrultusunda Abdi İbrahim Global

Pharm’ı kurduk. Abdi İbrahim Global Pharm, 2015

yılı sonunda yılda 24 milyon kutu üretim kapasitesiyle

faaliyetlerine başladı. Fabrikamızda şu anda diyabet,

Hepatit B, tüberküloz gibi birçok alanda uluslararası

standartlarda ilaç üretimi gerçekleştiriyoruz. Bu

tesiste çalışan personelimizin tamamına yakını Kazak.

Gururla söyleyebiliriz ki Kazakistan’ın en modern, en

kapsamlı tesisine sahibiz. Kazakistan pazarı bizim için

büyük önem taşıyor. İkinci evimiz olarak gördüğümüz

Kazakistan ile uluslararası varlığımızı yaygınlaştırma

yolunda önemli bir stratejik hedef gerçekleştirdik.

Zengin ürün portföyümüzle, ilaç sektörünün önde gelen

global oyuncularından biri olma hedefimiz kapsamında

Kazakistan’da hem markalaşma hem de üretim yönünden

uluslararası varlığımızı yaygınlaştırmayı hedefliyoruz.

Yakın zamanda Kazakistan’da 30 milyon dolarlık ek bir

yatırım için hazırlıklarımızı hız kesmeden sürdürüyoruz.

Bu yatırımımız ile 5 yıl içinde ülkedeki istihdamımızı da iki

katına çıkarmayı amaçlıyoruz” şeklinde konuştu.

Abdi İbrahim’in yurt dışındaki yatırımlarını önümüzdeki

dönemde de sürdüreceğini, mevcut pazarlarda daha

da kuvvetlenmenin yanında yeni pazarlara girmeyi

hedeflediğini belirten Taşpolatoğlu, “Büyüme potansiyeli

yüksek pazarlardan biri olan Kazakistan, farklı pazarlara

erişim anlamında Abdi İbrahim’in uluslararası pazarlardaki

büyüme stratejisinin önemli bir ayağını oluşturuyor.

Şirket olarak Kazakistan yatırımı ile bölgedeki potansiyeli

değerlendirmeyi, bu coğrafyada güçlü ve stratejik bir

konuma sahip olmayı hedefliyoruz. Kazakistan yatırımı,

vizyonumuza önemli katkı sağladığı gibi aynı zamanda ilaç

sektöründe uluslararası oyuncu olma hedefimizde de bizi

cesaretlendiriyor” dedi.

Pharma 23


Roche İlaç Turkey Receives Istanbul Marketing Awards in

Three Categories

Roche İlaç Türkiye, İstanbul Marketing Awards’tan 3 Ayrı Ödülle Döndü

Roche İlaç Turkey has received awards in 3 categories

for their successful projects in ‘Health Communication

and Sustainability’ in Istanbul Marketing Awards 2019,

recognizing the leaders in marketing and communication.

Roche İlaç Turkey has received first place in Istanbul

Marketing Awards for their applications “Medikaynak”

and “JIApp” in the category ‘Health Communication,’ and

for their social responsibility project “Let the Seas Brim

with Life” in the category ‘Sustainable Communication.’

Right source, reliable treatment follow-up for

healthcare professionals

The Medikaynak website and mobile application, which

was recognized in the Health Communication category, is

designed as a platform that can be continuously utilized

by healthcare professionals across disciplines, allowing

rapid access to the most recent medical information with

its broad range of features.

Featuring various modules, including those for news,

training, meetings and events, Medikaynak both allows

users to keep up with the latest advances and offers a

practical tool for calculations and daily communications.

Thanks to the RxMediaPharma module of Medikaynak,

where an average of 8,000 inquiries are conducted every

month, makes it possible for physicians to access an

archive covering all medicines.

The other entry which received recognition in the same

Roche İlaç Türkiye, pazarlama ve iletişim dünyasının

liderlerinin ödüllendirildiği İstanbul Marketing

Awards 2019’da ‘Sağlık iletişimi ve Sürdürülebilirlik’

alanlarında hayata geçirdiği başarılı çalışmaları ile

3 ayrı kategoride birden ödüle layık görüldü.

Roche İlaç Türkiye, İstanbul Marketing Awards ödül

töreninde “Medikaynak” ve “JIApp” uygulamaları ile

‘Sağlık İletişimi’ kategorisinde, “Denizler Yaşam Dolsun”

isimli sosyal sorumluluk projesiyle ise ‘Sürdürülebilirlik

İletişimi’ kategorisinde birincilik ödüllerini almaya hak

kazandı.

Sağlık profesyonelleri için doğru kaynak, güvenilir

tedavi takibi

Sağlık İletişimi kategorisinde ödüle layık görülen

projelerden biri olan Medikaynak web sitesi ve mobil

uygulaması, farklı ana bilim dallarından olan sağlık

profesyonellerinin sürekli yararlanabilecekleri ve sunduğu

birçok özelliği sayesinde en güncel tıbbi bilgilere hızlıca

ulaşabilmeyi sağlayan bir platform olarak tasarlandı.

Medikal haberler, eğitimler, toplantılar ve etkinlikler gibi

farklı modüllere sahip olan Medikaynak hem kullanıcıların

gündemdeki önemli gelişmeleri takip edebilmelerini

sağlıyor hem de hesaplama ve gündelik iletişimi pratik bir

hale getiriyor. Medikaynak’ın ayda ortalama 8 bine yakın

sorgu yapılan RxMediaPharma modülü sayesinde ise

hekimler bütün ilaçların arşivine ulaşabiliyor.

24 Pharma


category was the mobile app JIAPP, developed by

the Pediatric Rheumatology Society for Juvenile

Idiopathic Arthritis (JIA), a rheumatic disease of

children. Using JIAPP, designed to help them carryout

treatment without interruption and make their lives

easier, physicians can directly contact patients and

monitor the effectiveness of the treatment they are

using.

‘The first coral transplantation of Turkey’

undertaken with support by Roche

The project ‘Let the Seas Brim with Life,’ reflecting

a ‘vision of sustainability,’ which is an integral part

of the operations of Roche, working for more than

120 years to improve lives, has been implemented

by Roche İlaç Turkey and Princes’ Islands Association

for Water Sports and Living in Sea (ADYSK) to protect

and preserve the riches of Marmara Sea for future

generations. As part of the project, corals have

been transplanted – first of its kind in Turkey – in the

Princes’ Islands region to protect corals as a key link

in the marine ecosystem, and thousands of square

meters of ghost nets have been removed, which

pose a serious threat to marine habitats. To support

sustainability of the diversity of life forms in Marmara

Sea, the project involves training sessions by ADYSK

and transfer of corals to uninhabited areas, removal

of ghost nets, cleaning of shores and seabed, and

undertaking awareness-raising activities with the

support of volunteers from Roche.

Aynı kategoride diğer ödül alan çalışma ise çocuk romatizma

hastalığı olan Juvenil İdiyopatik Artrit (JİA) için Çocuk Romatoloji

Derneği ile birlikte geliştirilen JIAPP mobil uygulaması oldu.

Hastaların tedavilerini aksatmadan sürdürmelerine ve hayatlarını

kolaylaştırmalarına yardımcı olmak üzere hayata geçirilen

JIApp ile doktorlar, hastalarıyla doğrudan temasa geçebilirken

uyguladıkları tedavinin etkisini de kolaylıkla takip edebiliyor.

‘Türkiye’nin ilk mercan transplantasyonu’ Roche desteği ile

gerçekleşiyor

Hayatları iyileştirmek için 120 yılı aşkın bir süredir çalışan

Roche’un faaliyetlerinin ayrılmaz bir parçası olan ‘sürdürülebilirlik

vizyonunun’ bir yansıması olan “Denizler Yaşam Dolsun”

projesi, Roche İlaç Türkiye ve Adalar Denizle Yaşam ve Spor

Kulübü Derneği (ADYSK) tarafından gelecek nesillere tüm saklı

zenginlikleriyle korunabilmiş bir Marmara Denizi bırakabilmek

amacıyla hayata geçiriliyor. Proje kapsamında, deniz ekosistemin

en önemli halkalardan birisi olan deniz mercanlarını korumak

üzere Türkiye’nin ilk mercan transplantasyonu (nakli) Marmara

Denizi Adalar bölgesinde gerçekleştirilirken aynı zamanda

yaşam çeşitliliğinin sürdürülebilirliği için, deniz habitatı

açısından ciddi tehdit oluşturan binlerce metrekare hayalet ağ da

denizden temizlendi. Marmara Denizi’ndeki yaşam çeşitliliğinin

sürdürülebilirliği için proje kapsamında ADYSK’nın sağlayacağı

eğitimler ve Roche çalışanlarının gönüllü katılımıyla mercanların

insan yaşamının olmadığı bölgelere nakledilmesi, hayalet ağların

çıkarılması, kıyı ve deniz dibi temizliği ile farkındalık faaliyetlerinin

desteklenmesi hedefleniyor.

Pharma 25


AHEF: Warning for Causes Unless the Vaccine

AHEF: Aşı Olunmaması Halinde Karşılaşılabilecek Durumlar İçin Uyarıyor

Chairman of the Board of the Federation of Family

Physicians Associations Dr. Özlem Sezen draws

attention to the importance of measles vaccination

and warns of situations that may be encountered in

the absence of vaccination.

Recalling the measles epidemic in Samoa Family Physician

Özlem Sezen, said, “I would like to draw attention to

the news that there are 4,000 measles cases and 60

deaths under the age of 5 (for now) in the country with

a population of 2,831 square kilometers and 200,000

people.”

Sezen explained this with an example; “In fact, the

island of Samoa is a country where forests, abundant

fruits and vegetables are grown, fishing and industry is

scarce. It uses hydro energy. 10% of national income is

in agriculture, 25% is in industrial products and 64% is

in service sector. Fresh air, plenty of vegetables, fruits,

few industries and factories just as they should be. There

are all things you need for a healthy life. But there is an

important point we missed. Vaccination! According to

UNICEF data, vaccination rates in Samoa, which was 70%

in 2013, have fallen below 30% and the outbreak has

started. Country managers realized that they did not care

enough. The prime minister promised that they would

achieve 90% above their vaccination targets and that

they will achieve it.”

Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu Yönetim

Kurulu Başkanı Dr. Özlem Sezen kızamık aşısının

önemine dikkat çekiyor ve aşı olunmaması halinde

karşılaşılabilecek durumlar için uyarıyor.

Aile Hekimi Dr. Özlem Sezen Samoa’da yaşanan kızamık

salgınını hatırlatarak “Büyük okyanus güneyinde, Güneşi

en son gören bir ada ülke olan Samoa’da yaşanan

kızamık salgını haberlerini hepimiz duymuşuzdur. 2.831

kilometrekarelik 200 bin nüfuslu ülkede 4000 kızamık

vakası ve 5 yaş altında (şimdilik) 60 ölü olduğuna dair

haberlere dikkat çekmek isterim” dedi.

Sezen bunu bir örnekle anlattı; “Aslında Samoa adası

ormanlar içinde, bol meyve ve sebze yetiştirilen, balıkçılık

yapılan ve sanayisi çok az olan bir ülke. Hidro enerji

kullanıyor. Milli gelirin %10’u tarım, %25’i endüstriyel

ürünler ve %64’ü hizmet sektöründe. Temiz hava, bol

sebze meyve, az sanayi ve fabrika tam da olması gereken

gibi… Sağlıklı bir yaşam için olması gerekenlerin hepsi

var. Ancak kaçırdığımız önemli bir nokta da var. Aşılama!

UNICEF verilerine göre Samoa’da 2013 de %70 olan

aşılama oranları geçen süreçte %30 altına düştü ve salgın

baş gösterdi. Ülke yöneticileri yeterince önemsemedikleri

aşılamanın farkına vardılar. Başbakan aşılama

hedeflerinin %90 üstü olduğunu ve bunu başaracaklarına

söz verdi.”

26 Pharma


While the importance of vaccination is explained

throughout the world, childhood vaccinations become

compulsory in many countries, while in some developed

countries the decision is not taken to vaccinate children

in schools. That’s why we need to stop and think again.

Is the vaccine a personal right? Is not vaccinated person

rights and freedom? While the vaccine is so important

for both the individual and the public health, and with

so much evidence, how much scientific and realistic

data does the decision not to have? Are those who make

comments that strengthen vaccine instability aware of

their responsibility? How many children are more valuable

than being popular?

The vaccine is experiencing the failure of its own success.

Infections and infectious diseases such as measles and

how lethal they can be forgotten have been forgotten by

vaccinations and high vaccination rates. Who will account

for this when new outbreaks begin?

Stressing as a family physician, they give great care to

every pregnant woman about their vaccination, Dr. Özlem

Sezen said, “We provide vaccinations and information

appropriate to age and accompanying health conditions.

Together with our family health personnel, we perform

our duty on vaccination, which is the most important

preventive medicine practice, with self-data.”

We also ask the Ministry of Health to take responsibility

for this matter and to take initiatives for the necessary

sanctions. We want to show the necessary sensitivity in

the news and publications about this subject in media

and press. We also appeal to our people “Make sure your

babies and children are vaccinated.”

You should consult your family physician to get the most

accurate information about vaccination and general

health status, age and health-appropriate vaccines.

Dünya genelinde aşılama önemi anlatılırken, pek çok

ülkede çocukluk çağı aşılamaları zorunlu hale gelirken,

bazı gelişmiş ülkelerde aşısız çocukların okullara

alınmama kararı veriliyor. Bunu nedenle durup bir kere

daha düşünmek gerekiyor.

Aşı kişisel bir hak mıdır? Aşılanmamak kişi hak ve

özgürlüğü müdür? Aşı hem kişi, hem toplum sağlığı

için bu kadar önemli iken ve bu kadar kanıt varken aşı

yaptırmama kararı ne kadar gerçek ve bilimsel verilere

dayanmaktadır? Aşı kararsızlığını güçlendirecek yorumlar

yapanlar aldıkları sorumluluğun farkında mıdır? Popüler

olmak kaç çocuğun canından kıymetlidir?

Aşı kendi başarısının başarısızlığını yaşıyor. Aşılamalar ve

yüksek aşılanma oranları sayesinde kızamık gibi bulaşıcı

hastalıklar ve ne kadar ölümcül olabilecekleri unutuldu.

Yeni salgınlar baş gösterdiğinde bunun hesabını kim

verecek?

Özlem Sezen Aile Hekimleri olarak her gebeye

aşılanmaları hakkında büyük bir titizlikle bilgilendirme

yaptıklarını vurguladı. “Her bebeğin doğumdan itibaren

aşılanmasının önemini anlatıyoruz. Yaşa, eşlik eden

sağlık durumuna uygun aşılamaları ve bilgilendirmeleri

yapıyoruz. Aile sağlığı elemanlarımız ile birlikte en önemli

koruyucu hekimlik uygulaması olan aşılama ile ilgili

üzerimize düşen görevi öz veri ile yapıyoruz.

Sağlık Bakanlığından da kişilere bu konuda sorumluluk

verilmesi ve gerekli yaptırımlar için girişimlerde

bulunmasını talep ediyoruz. Medya ve basında bu

konuda yapılan haber ve yayınlarda gerekli hassasiyetin

gösterilmesini istiyoruz. Halkımıza da sesleniyoruz

“Bebek ve çocuklarınızı mutlaka aşılatın.”

Aşı ve genel sağlık durumu ile ilgili en doğru bilgileri

almak, yaşa, sağlık durumuna uygun aşıları olmak için

mutlaka Aile Hekiminize danışılması gerekiyor.

Pharma 27


Rare Disease Hemophilia A’s Share in Health

Expenditures Is 3 Billion TL Per Year

Nadir Görülen Hemofili A Hastalığının Sağlık Harcamalarındaki

Payı Yıllık 3 milyar TL

Roche Pharmaceuticals announced the results of the

‘Social Burden of Disease Hemophilia A’ research

carried out with the support of Roche Turkey.

According to the research, the annual economic

burden of the Hemophilia A disease in Turkey is close

to 3 billion Turkish liras. Costing almost half a million

Turkish liras per patient, the annual expenditure

of the disease accounts for 1.62% of total health

expenditures.

As a rare, inherited blood disease, it negatively effects

nearly 180 thousand1 people in the world and more than

5 thousand in Turkey. The burden of Hemophilia A disease

on people and health institutions was presented in the

‘The Social Burden of Hemophilia A Disease’ research,

done with the support of Roche.

Results of the research were shared in a meeting where

Başkent University Faculty Member and Health Economist

Prof. Dr. Simten Malhan, Head of Turkish Associations

of Hemophilia Federation Prof. Dr. Kaan Kavaklı, Vice

President of Aegean Hemophilia Association Prof. Dr.

Can Balkan, Head of Çukurova Hemophilia Association

Prof. Dr. Bülent Antmen and Cerrahpaşa Medical Faculty

Member Prof. Dr. Cem Ar attended.

As one of the scholars who carried out the research, Prof.

Dr. Simten Malhan explained the main purpose of the

research and said, ‘When determining the burden of a

disease, we take three main criteria into account: death

Roche İlaç Türkiye’nin desteğiyle gerçekleştirilen

‘Hemofili A Hastalığının Toplumsal Yükü’ araştırmasının

sonuçları açıklandı.

Araştırmaya göre Türkiye’de Hemofili A hastalığının,

yıllık ekonomik yükü

3 milyar liraya yakın. Hasta başı yıllık maliyetin

yarım milyon lirayı aştığı hastalık nedeniyle oluşan

yıllık toplam giderler, toplam sağlık harcamalarının

%1,62’sini oluşturuyor.

Nadir görülen genetik geçişli bir kan hastalığı olarak,

dünyada yaklaşık 180 bin1, Türkiye’de ise 5 binden fazla

kişinin yaşamını olumsuz etkileyen Hemofili A hastalığının

bireyler ve sağlık kurumları üzerinde yarattığı etki, Roche

desteğiyle hazırlanan ‘Hemofili A Hastalığının Toplumsal

Yükü’ araştırmasıyla sunuldu.

Araştırmanın sonuçları Başkent Üniversitesi Öğretim

Üyesi ve Sağlık Ekonomisti Prof. Dr. Simten Malhan,

Türkiye Hemofili Dernekleri Federasyonu Başkanı Prof.

Dr. Kaan Kavaklı, Ege Hemofili Derneği Başkan Yardımcısı

Prof. Dr. Can Balkan, Çukurova Hemofili Derneği Başkanı

Prof. Dr. Bülent Antmen ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi

Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cem Ar katılımıyla gerçekleştirilen

bir toplantıyla paylaşıldı.

Araştırmayı gerçekleştiren öğretim üyelerinden, Prof. Dr.

Simten Malhan, “Hastalık yükünü tespit ederken en çok

ölüme yol açan, en çok sakat bırakan ve en çok maddi

harcamaya sebep olan şeklinde sıralayabileceğimiz

ana kriterleri dikkate alıyoruz. Bu kriterler kapsamında

gerçekleştirdiğimiz bu araştırmayla, Hemofili A

hastalığının bir yıl için maliyetlerini belirleyerek, hastalığın

ülkemiz için yükünü tespit etmeyi amaçladık” sözleriyle

araştırmanın temel hedefini açıkladı.

Türkiye’nin toplam sağlık harcamalarının %1,62’sini

oluşturuyor

Prof. Malhan bir hastalığın sadece birey üzerinde değil;

aile, yakın çevre ve işveren açısından düşünüldüğünde

aslında topluma bir maliyeti olduğuna dikkat çekerek

sözlerine şöyle devam etti: “Herhangi bir hastalığın

toplumsal yükü tespit edilirken tıbbi ve tıbbi olmayan direkt

harcamalarla birlikte hastalıktan kaynaklanan iş gücü

kaybı, erken emeklilik, erken ölüm ve manevi kayıpları

da kapsayan dolaylı maliyetler de dikkat alınır. Bizler de

28 Pharma


toll, disability toll and economic toll. With the research

we conducted in respect to these criteria, we aimed to

determine the burden of Hemophilia A disease for our

country by determining the annual costs of the disease’.

The disease accounts for 1.62% of Turkey’s total

health expenditure

Prof. Malhan said that a disease does not only affect

a person, but also their families, social circles and

employers as a financial burden and continued as follows:

‘When determining the social burden of a disease,

direct costs, including medical and non-medical direct

expenses, as well as indirect costs such as loss of labor,

early retirement, premature death and non-pecuniary

losses, are taken into account. While carrying out this

research regarding Hemophilia A, we included the costs

of treatments, follow-up treatments and the disease, as

well as the costs for patients, relatives, public, and social

impacts in the modeling and made the disease burden

analysis accordingly.’

Pointing out that the research results showed there are

5,055 Hemophilia A patients in Turkey and the annual

expenditure of each patient is 559,259 TL, Prof. Dr.

Simten Malhan stated: ‘Based on this cost calculated

for a single patient, even though it is seen as a rare

disease, Hemophilia A’s disease burden for our country is

estimated to be around 2 billion 827 million TL. This figure

accounts for 1,62% of Turkey’s total health expenditure.’

Genetically inherited Hemophilia disease occurs in

men

Head of Turkish Associations of Hemophilia Federation

Prof. Dr. Kaan Kavaklı provided further information

regarding the Hemophilia disease, a life-long blood

disease with a coagulation disorder: ‘There are 180

thousand Hemophilia A patients in the world including 8

thousand in the USA, 6 thousand in Germany, 6 thousand

in France and 6 thousand in the UK. There are more than

5 thousand affected by the Hemophilia disease, which

is a genetically inherited disease that is mainly seen in

male babies and children, in Turkey. The average age

of Hemophilia A which is frequently seen in youngsters

and young adults is 25 years. The importance of the

treatment for this disease is better understood when we

emphasize that hemophilia A patients face risk of death

due to permanent joint injuries and brain traumas as a

result of insufficient treatment.’

For children, the treatment begins after they bleed

for the first time or at around 3 years of age

Informing about the course of the disease during

childhood periods, Head of Aegean Hemophilia

Association Prof. Dr. Can Balkan said: ‘Hemophilia patients

are generally diagnosed during the year after their birth

Hemofili A kapsamındaki bu araştırmayı gerçekleştirirken

tedavi, takip tedavileri ve hastalık gidişinin neden

olduğu maliyetlerle birlikte hasta, hasta yakını, kamu ve

toplumsal etkilerinin maliyetlerini modellemeye de dahil

ettik ve hastalık yükü analizini bunlara göre yaptık.”

Yaptıkları araştırma sonucunda Türkiye’de bulunan

5.055 Hemofili A hastasının, hasta başı maliyetinin yıllık

559 bin 259 TL olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Simten

Malhan, “Tek bir hasta için hesaplanan bu maliyetten yola

çıkıldığında nadir bir hastalık olarak görülse de Hemofili

A’nın ülkemiz için hastalık yükü 2 milyar 827 milyon TL

olarak tahmin ediliyor. Bu rakam Türkiye’nin toplam

sağlık harcamalarının %1,62’sını oluşturuyor.”

Genetik geçişli olan Hemofili hastalığı, erkeklerde

ortaya çıkıyor

Türkiye Hemofili Dernekleri Federasyonu Başkanı Prof.

Dr. Kaan Kavaklı, pıhtılaşma bozukluğu ile seyreden,

genetik geçişli ve hayat boyu süren bir kan hastalığı olan

Hemofili konusunda şu bilgileri verdi: “18 bini ABD, 6 bini

Almanya, 6 bini Fransa ve 6 bini de İngiltere’de olmak

üzere dünyada 180 bin Hemofili A hastası bulunuyor.

Genetik geçişli olan ve genellikle erkek bebekler

ve çocuklarda ortaya çıkan Hemofili A hastalığının

Türkiye’deki hasta sayısı ise 5 binin üzerinde. Gençler

ile genç erişkinlerde sıklıkla görülen Hemofili A’nın yaş

ortalaması ise 25. Yetersiz tedavi durumunda Hemofili A

hastalarının kalıcı eklem sakatlıkları ve kafa travmaları

sonrasında yaşanabilecek beyin kanamalarıyla da ölüm

riskiyle karşı karşıya geldiklerini vurguladığımızda, bu

hastalığın tedavisinin ne kadar büyük önem taşıdığı daha

iyi anlaşılabilir.”

Pharma 29


but we start the treatment after they bleed for the first

time or before 3 years of age, if possible. At this point, it

is critical that the family properly learns about hemophilia

and receives professional support.’

Stating that they pay attention to many topics including

vaccination of the children, their oral hygiene and care,

exercises and sports they do and their school lives

during the treatment which aims to raise a physically

and mentally healthy individual, Prof. Dr. Can Balkan said:

‘During the treatment of children, we focus mostly on

issues that will protect them from bleeding. Focusing on

joint bleeding, life-threatening bleeding and permanent

disability; we are tirelessly continue to work on the

various spiritual difficulties experienced by the child and

his/her family and their expectations on treatments that

are applied differently and provide long term effects.’

Approximately 60% are adults

Cerrahpaşa Medical Faculty Member Prof. Dr. Cem

Ar said that around 60% of the hemophilia patients

living in Turkey are adults and they mostly struggle

with permanent disabilities, surgical interventions, lifethreatening

bleeding and social problems and stated: ‘In

adult Hemophilia A patients, we are often confronted

with problems involving marriage, having children, their

work lives and their social lives. Patients not only have

problems with their family and social relationships due

to the negative effects of Hemophilia A, but also have to

switch to part-time work and decide on early retirement

due to their general health and the pain they have to

endure.’

Our goal is to help every patient for a life without any

bleeding

At the end of the meeting, Head of Çukurova Association

of Hemophilia Dr. Bülent Antmen evaluated the point

reached in the treatment of Hemophilia A and the

expectations regarding the future of the treatment, and

stated: ‘With the help of the studies conducted for the

treatment of hemophilia, we expect to reduce the burden

on patients and their families, increase compliance with

medication, achieve our goal of a bleeding-free world,

increase the quality of life of the patients, and ensure that

they become socially and functionally healthy individuals

and cure the disease. We continue to contribute to this

subject with the treatment and services we provide in our

country’s comprehensive hemophilia care centers, as well

as with new researches.’

Çocuklarda tedaviye, ilk kanamadan sonra veya 3 yaş

civarında başlanıyor

Toplantıda hastalığın çocukluk çağındaki seyri konusunda

bilgi veren Ege Hemofili Derneği Başkan Yardımcısı

Prof. Dr. Can Balkan ise “Hemofili hastalarına genellikle

yaşamın ilk yılında tanı koyuyoruz ancak tedaviye ilk

kanamadan sonra mümkünse 3 yaşından önce başlıyoruz.

Bu noktada ailenin hemofili ile doğru şekilde tanışması

ve profesyonel destek alması kritik bir önem taşıyor” diye

açıkladı.

Fiziksel ve ruhsal olarak sağlıklı bir birey büyütme

hedefiyle yürütülen tedavide çocukların aşılarından, ağız

hijyen ve bakımından egzersiz ve spor çalışmalarından

okul hayatına kadar birçok konuya dikkat ettiklerini

vurgulayan Prof. Dr. Can Balkan “Çocukların tedavileri

sırasında en çok onları kanamalardan koruyacak konular

üzerinde odaklanıyoruz. Eklem kanamaları, hayatı tehdit

eden kanamalar ve kalıcı sakatlıkları engelleme üzerine

yoğunlaşarak; çocuk ve ailesinin yaşadığı çeşitli manevi

zorlukları; onların farklı uygulama yolundan kullanılan

ve daha uzun etkisi olan tedaviler tarafındaki beklentileri

üzerine çalışmalarımıza aralıksız devam ediyoruz.”

Yaklaşık %60’ını erişkinler oluşturuyor

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cem

Ar ise Türkiye’de yaşayan hemofili hastalarının yaklaşık

%60’ının erişkin olduğunu ve erişkin hastalarda en çok

kalıcı sakatlıklar, cerrahi girişimler, hayatı tehdit eden

kanamalar ile sosyal sorunlar ile mücadele ettiklerini

vurgulayarak şu bilgileri verdi: “Erişkin Hemofili A

hastalarında sıklıkla evlenme ve çocuk sahibi olma, iş ile

çalışma hayatına ek olarak sosyal yaşama ilişkin konuları

kapsayan sorunlarla karşı karşıya kalıyoruz. Hastalar,

Hemofili A nedeniyle maruz kaldıkları olumsuzluklara

bağlı olarak sadece aile ve sosyal ilişkilerinde problemler

yaşamakla kalmıyor, aynı zamanda genel sağlık durumları

ve ağrıları sebebiyle de yarı zamanlı çalışmaya ve erken

emekliliğe yönelmek durumunda kalabiliyorlar.”

Hedefimiz tüm hastaların kanamasız bir yaşama

ulaşması

Toplantının sonunda Hemofili A tedavisinde bugüne kadar

gelinen noktayı ve tedavinin geleceğine ilişkin beklentilerin

değerlendirmesini ise Çukurova Hemofili Derneği

Başkanı Prof. Dr. Bülent Antmen yaptı ve şu bilgileri

verdi: “Hemofili tedavisi için yürütülen çalışmalarla,

tedavi kaynaklı olarak hasta ve ailelerinin üzerine binen

yükü azaltmayı, tedaviye uyumu arttırmayı, hastalarda

kanamasız bir dünya hedefimize ulaşmayı, hastaların

yaşam kalitelerini arttırmayı, sosyal ve fonksiyonel olarak

sağlıklı bireyler olmalarını sağlamayı ve hastalığa kür

bulmayı bekliyoruz. Bizler de gerek ülkemizdeki kapsamlı

hemofili bakım merkezlerimizde sağladığımız tedavi ve

hizmetler, gerekse de yaptığımız yeni araştırmalarla bu

konuya katkımızı sürdürmeye devam ediyoruz.”

30 Pharma


Pharma Global Events

pharmapackeurope.com

5 - 6 February 2020

Paris, France

cphi.com/sea

4 - 6 March 2020

Bangkok, Thailand

cphi.com/japan

16 - 18 March 2020

Tokyo, Japan

cphinorthamerica.com

5 – 7 May 2020

Pennsylvania Convention Center, Philadelphia, USA

cphi.com/china

22 – 24 June 2020

SNIEC, Shanghai, China

cphi.com/korea

26 – 28 August 2020

COEX, Seoul, South Korea

cphi.com/mea

14 - 15 September 2020

ADNEC, Abu Dhabi, UAE

cphi.com/europe

13 - 15 October 2020

Milan, Italy

cphi.com/india

25 - 27 November 2020

Greater Noida, Delhi NCR, India

For more information and stand

bookings, please contact:

salesoperations@ubm.com /

cigdem.celen@informa.com

Organised by:


The Right Medicine, the Right Time,

the Right Dose for the Health!

Sağlık İçin Doğru İlaç, Doğru Süre, Doğru Doz!

“Daha önce kullandım bir şey olmadı”, “Komşum

önerdi”, “Antibiyotiksiz geçmiyor”… Oysa bilinçsiz

ilaç kullanımı, daha çok hasta ediyor. Özellikle grip

salgınlarının başladığı bu aylarda “akılcı ilaç kullanımı”

kritik önemde. Çünkü nezle olan doktora gitmeden

antibiyotik kullanması gerektiğini düşünüyor. Ancak

uzmanlar uyarıyor: Hastaya uygun ilaç, uygun süre ve

dozda kullanılmadığı sürece faydası yok, zararı var…

Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları

ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Aslı

Karadeniz ilaçlarla ilgili doğru bilinen yanlışları anlattı.

Akılcı ilaç kullanımının; hastalara klinik bulgu ve

bireysel özelliklere göre tanı konulduktan sonra, ilacın

uygun dozda ve uygun süreyle uygulanması olduğunu

belirten Dr. Karadeniz, iyileşmenin de ancak bu şekilde

sağlanabileceğini söyledi.

“I’ve used it before anything happened,” “My

neighbor has proposed”, “antibiotic is essential”…

But unconsciously drug use more make ill. Especially

in these months when influenza outbreaks start,

“Rational use of drugs” is critical. Because he thinks

he has to use antibiotics before he has a flu. But

experts warn: it doesn’t help the patient but it does

harm, unless the right medicine used in the right time

with the right dose…

Dr. Aslı Karadeniz, Maltepe University Faculty of

Medicine Department of Infectious Diseases and

Clinical Microbiology Lecturer, told false facts about the

medicine.

Declaring rational use of drugs may be defined as: patients

receive medications appropriate to their clinical needs, in

doses that meet their own individual requirements, for

an adequate period of time, and the lowest cost to them

and their community, Dr. Karadeniz said that only this way

healing can be achieved.

Fazla ve Gereksiz İlaç Vücuda Zarar

Başta antibiyotikler olmak üzere ilaçların doğru şekilde,

doğru dozda ve zamanda kullanılmaması durumunda

vücudun zarar görebileceğini, beklenmeyen hastalıklar ve

yan etkiler ortaya çıkabileceğine dikkat çeken Karadeniz,

yaşanabilecek olumsuzlukları şöyle anlattı:

“Fazla ve gereksiz ilaç kullanımının istenmeyen etkileri

olabilir. Alerjik reaksiyonlar gerçekleşebilir, karaciğer

ve böbrek yetmezlikleri ortaya çıkabilir, farklı ilaç

etkileşimleri, yan etkileri olabilir. Ölümle sonuçlanabilir.

Fazla, gereksiz ve yanlış ilaç kullanımının olumsuz

etkilerini önlemek için doktor önerisiyle doğru zamanda

ve şekilde ilaç kullanmak gerekir. Yan etkiler olsa bile

hasta kontrol altında olacaktır”

Excess and Unnecessary Drug Damage to the Body

Drawing attention to if antibiotics, especially drugs, not

used in the right way, in the right dose and time, the body

may be damaged, unexpected diseases and side effects

may arise, Dr. Karadeniz said the possible negativity as

follows: “Excessive and unnecessary medication may

have undesirable effects.

32 Pharma


Allergic reactions may occur, liver and kidney deficiencies

may occur, different drug interactions may have side

effects. It may result in death. In order to prevent the

negative effects of excessive, unnecessary and wrong

medication use, it is necessary to use the medication at

the right time and in the manner recommended by the

doctor. Even if there are side effects, the patient will be

under control.”

Doctors Should Provide Drug Information

Stating that doctors have important responsibility for

rational drug use, Dr. Karadeniz said, “For example, those

who have a lot of pain should take into consideration

the doctor’s advice on which medication and when to

use it. The doctor should provide the information. This

information also prevents the neighbor from giving a

digestive system medication to a neighbor, rather than

a painkiller. He said that drugs should be taken under

the direction. Dr. Karadeniz said for the rational drug

use, patients should pay attention to the following: “Use

the drug in the right way, at the right time intervals, at

the correct dose, and for the specified period of time.

He should not stop taking the drug when he feels well.

If you do not benefit from the drug should notify your

doctor. He should think that he can forget the medicine in

a thoughtful way and make reminding arrangements. He

should remember that the medicine that is good for his

neighbor can harm him.”

Antibiotics are not used for Flu and Most Diarrhea

Treatment!

Recording in winter, most people caught colds and flu

treatment, mostly at home rest, plenty of fluids and

simple medications can be spent, unconscious drug use

may make it difficult to control the disease, Dr. Karadeniz

said, “The drugs given in influenza infections should not

be used uncontrolled. It may cause side effects in elderly

patients and may cause cardiac problems. Uncontrolled,

self-contained painkillers, antipyretics, vitamins can cause

other problems.”

Pointing out antibiotics will not be used in the treatment

of influenza. Dr. Karadeniz, continued as: “Antibiotic use

is a serious problem. Misuse of the antibiotic occurs in

influenza and diarrhea. Antibiotics are not required in the

flu, but we see that it is used if there is bacterial infection

after the flu. This is wrong. If we do not take blood

pressure medication just because our blood pressure may

come out, we should not take antibiotics in the flu. If the

flu does not disappear, if the clinical picture deteriorates

during the healing process, if a few days later fever,

cough, sputum, thick-yellow-green discharge starts,

the bacteria are suspected and antibiotics are given if

necessary. Unnecessary antibiotic use is harmful not

only for the patient but also for the community. Because

resistance is developing. After a while, those antibiotics

are useless.

Doktorlar İlaç Bilgilendirmesi Yapmalı

Akılcı ilaç kullanımında doktorlara önemli sorumluluk

düştüğünü belirten Dr. Karadeniz, “Örneğin çok ağrıları

olanlar hangi ilacı ne şekilde ne zaman kullanacağı

konusunda doktorun önerisini dikkate almalıdır.

Bilgilendirmeyi doktor yapmalıdır. Bu bilgilendirme,

komşunun bir sindirim sistemi ilacını ağrı kesici yerine

komşusuna vermesini de engeller. İlaçlar mutlaka doktor

yönlendirmesiyle alınmalı dedi. Dr. Karadeniz, akılcı ilaç

kullanımında hastaların şunlara dikkat etmesi gerektiğini

söyledi: “İlacı doğru yoldan, doğru zaman aralıklarında,

doğru dozda ve belirtilen süre boyunca kesintisiz

kullanmalıdır. Kendini iyi hissettiğinde ilacı kendiliğinden

kesmemelidir. İlaçtan yarar görmüyorsa doktorunu

haberdar etmelidir. Dalgınlıkla ilacı unutabileceğini

düşünüp hatırlatıcı düzenlemeler yapmalıdır.

Komşusuna iyi gelen ilacın kendisine zarar verebileceğini

unutmamalıdır.”

Grip Ve Çoğu İshal Tedavisinde Antibiyotik Kullanılmaz!

Kış aylarında çoğu kişinin yakalandığı nezle ve

gribin tedavisi çoğunlukla evde istirahat, bol sıvı

tüketimi ve basit ilaçlarla geçirilebileceğini söyleyen

Dr. Karadeniz bilinçsiz ilaç kullanımının hastalığın

kontrolünü güçleştirebileceğini ifade etti. Karadeniz,

“Gribal enfeksiyonlarda verilen ilaçları da kontrolsüz

kullanmamak gerekir. Yaşlı hastalarda yan etkileri

olabilir, kardiyak sıkıntılar yaratabilir. Kontrolsüz, kendi

başına alınan ağrı kesiciler, ateş düşürücüler, vitaminler

başka sıkıntılara neden olabiliyor” dedi.

Grip tedavisinde antibiyotik kullanılmayacağına dikkat

çeken Dr. Karadeniz, şöyle devam etti: “Antibiyotik

kullanımı ciddi bir sorun. Antibiyotiğin yanlış kullanımı

grip ve ishalde oluyor. Gripte antibiyotik gerekmez ama

gripten sonra bakteri enfeksiyonu da olursa kullanıldığını

görmekteyiz. Bu yanlıştır. Nasıl ki tansiyonumuz çıkabilir

diye önceden tansiyon ilacı almıyorsak, gripte de

antibiyotik almamalıyız. Gribal enfeksiyon geçmiyorsa,

iyileşme sürecindeyken klinik tablo kötüleşiyorsa, birkaç

gün sonra ateş, öksürük, balgam, koyu kıvamlı-sarı yeşil

Pharma 33


It’s spoiling our flora. You have the balance of those

bacteria in your body. Antibiotics can cause diarrhea even

at a single dose. The doctor should be able to explain why

he prescribes antibiotics on the prescription. The patient

should not have such a request. He should trust his doctor.

Antibiotic expectation is not right in viral infections.”

Recalling that the proper antibiotic use must be under the

control of the doctor, doctor should be in the same way,

Dr. Karadeniz said, for example, a box may be written in

respiratory infections, although the second box may be

required, the appropriate time for each disease will be

decided by the doctor. Dr. Karadeniz emphasized that the

disease may recur if the drug is discontinued early and

resistant infection may occur.

Attention to Vitamins!

Warning vitamins should not be taken without the

advice of doctors, Dr. Karadeniz said, “When you drink

the medicine drew your attention on the shelf at the

pharmacy for vitamins or you see on TV, you have found

the unfinished box at home, this just enriches the urine.

The important thing is to replace the missing vitamin.

This should be under the supervision of a doctor. Excess

vitamin is excreted from the body. But after a place

according to the structure of the body, the type of

vitamin, the dose may have toxic effects. Must be used

in consultation. If we are eating well, winter fruits already

contain vitamin C.”

The Patient Should not Discontinue the Drug Himself

Dr. Karadeniz underlined some patients do not use

the drug on their own initiative at all, or they make

discontinuation. Stating misunderstanding resulted from

this, Dr. Karadeniz said, “When the pneumonia patient

had been his post antibiotic side effects using a variety

of reasons such as, worsening can return to the table

requiring intensive care, though patients ‘She makes me

feel bad’ when he left his blood pressure medication, can

have a stroke or brain hemorrhage a few days later. The

patient should not discontinue the drug by himself. In

case of undesirable effects, or if he does not benefit from

the drug, he should consult his doctor. Patients should

not make this mistake.”

akıntı başlıyorsa bakteriden şüphelenilir ve gerekiyorsa

antibiyotik verilir. Gereksiz antibiyotik kullanımı sadece

hasta için değil toplum içinde zararlıdır. Çünkü direnç

gelişiyor. Bir süre sonra da o enfeksiyonlarda o antibiyotik

işe yaramaz hale geliyor. Floramızı bozuyor. Vücudunuzda

o bakterilerin dengesi var. Antibiyotik tek dozda bile ishal

yapabilir. Doktor reçetede niçin antibiyotik verdiğini,

tanısını açıklayabilmeli. Hastanın da böyle bir talebi

olmamalı. Doktoruna güvenmeli. Viral enfeksiyonlarda

antibiyotik beklentisi doğru bir şey değildir”

Doğru antibiyotik kullanımının mutlaka doktor kontrolünde,

doktorun verdiği şekilde olması gerektiğini belirten Dr.

Karadeniz, örneğin solunum enfeksiyonlarında bir kutu

yazılsa da ikinci kutunun gerekebileceğini, her hastalık

için uygun süreye doktorun karar vereceğini söyledi.

Karadeniz, ilacın erken bırakılması durumunda hastalığın

tekrarlayabileceğini, dirençli enfeksiyon oluşabileceğini

vurguladı.

Vitaminlere Dikkat!

Karadeniz, vitaminlerin de doktor tavsiyesi olmadan

alınmaması gerektiği uyarısında bulundu. Dr. Karadeniz,

“Televizyonda gördüğünüz, evde yarım kalmış kutusunu

bulduğunuz, eczanede rafta dikkatinizi çeken vitaminleri

içtiğinizde bu sadece idrarı zenginleştirir. Önemli

olan eksik vitamini yerine koymak. Bunun da doktor

kontrolünde olması gerekir. Vitaminin fazlası vücuttan

atılıyor. Ama bir yerden sonra vücudun yapısına, vitaminin

türü, dozuna göre toksik etkisi de olabilir. Mutlaka

danışılarak kullanılmalı. İyi besleniyorsak kış meyveleri

zaten C vitamini içeriyor” dedi.

Hasta İlacını Kendisi Kesmemeli

Dr. Karadeniz, bazı hastaların ilacı kendi inisiyatifleri ile

hiç kullanmadıklarını veya yarıda kestiklerine de dikkat

çekti. Bunun yanlış anlamadan kaynaklandığını belirten

Karadeniz, “Zatürre olmuş hasta kendisine yazılan

antibiyotiği yan etkileri olduğu gibi çeşitli nedenlerle

kullanmadığında, kötüleşerek yoğun bakım gerektiren

tabloyla dönebilir, yine hasta ‘Beni kötü yapıyor’ diyerek

tansiyon ilacını bıraktığında, birkaç gün sonra felç

veya beyin kanaması geçirebilir. Hasta ilacını kendi

kesmemelidir. Yaşadığı istenmeyen etkiler olduğunda

veya ilaçtan fayda görmediğinde mutlaka doktoruna

danışmalıdır. Hastalar bu yanlışa düşmemeli” dedi.

34 Pharma


İlacın Geleceğine

Yatırım Yapmak

Mayıs 2017 tarihinde açılan GEA Katı İlaç Merkezimiz (GEA Pharma

Solid Center-GPSC), ilaç endüstrisinin geleceği konusundaki

sorumluluğumuzu ve süregelen desteğimizi temsil ediyor.

Toplamda 1100 m 2 alana sahip olan GPSC, oral katı dozaj (OSD)

formunun test, geliştirme ve optimizasyonu için en son teknoloji

uygulamalarını ve çeşitli parti bazlı ve sürekli üretim teknolojilerini

sunar. Test ve kiralık makine seçenekleri dahil ürün geliştirme

ve proses iyileştirmesinden gerçek zamanlı simülasyonlara

kadar üretim verimliliğini arttırmak ve pazara sürüm sürecini

hızlandırmak için tasarlanmış kapsamlı hizmetler sağlar.

Daha detaylı bilgi için sales.turkey@gea.com

adresinden iletişime geçebilirsiniz.

GPSC’nin sundukları;

• parti bazlı veya sürekli üretim ekipmanlarımızda

müşteri demonstrasyonları ve denemeler,

• eğitim programları ve kursları,

• aktif katılımlı laboratuvar deneyimleri,

• farmasötik ürün geliştirme desteği,

• CQA değerlendirmesi,

• yeni konseptlerin test edilmesi (ekipman ve gelişmiş kontroller),

• laboratuvar ölçeğinden üretim ölçeğine yükseltme,

• GEA ekipmanı bilgi ve etkinliğini arttırmak

için proses geliştirme / iyileştirme.


The Ideal Picture of a

German-Turkish Business Relationship

Coding and Marking Specialist Leibinger Congratulates Distributor Teknosin on

New Office and Sales Successes

Türk-Alman Ticari

İlişkilerinde Arzu Edilen

Görüntü

Kodlama ve markalama uzmanı

Leibinger, yeni ofisi ve iş

sonuçlarındaki başarılarından dolayı

Türkiye’deki iş ortağı Teknosin’i

kutladı.

Kadın gücü: Genel Müdür Christina Leibinger,

Teknosin Müdürü İdil Yağlı’ya takdir amaçlı plaket veriyor.

Fotoğraf: TEKNOSİN Kodlama Sistemleri San. ve Tic. A.Ş.

Tuttlingen, 18. December 2019 – For almost 20 years,

Teknosin has been selling industrial CIJ printers from the

German company Leibinger throughout Turkey – and with

great success. Teknosin recently moved into new premises

at the Perpa Trade Center in Istanbul, which will allow it

to further improve its internal operations and customer

service. An occasion, therefore, for the Managing Director

of Leibinger Christina Leibinger and her team to drop by in

Istanbul for a celebration.

For a family business with idealistic values such as the traditional

German company Leibinger, the business relationship with

Tuttlingen – Teknosin, neredeyse 20 yıldır tüm Türkiye’de

Alman Leibinger firmasının endüstriyel CIJ yazıcılarının

temsilciliğini yapıyor, hem de büyük bir başarıyla. 2019

yılında Teknosin İstanbul’da Perpa Ticaret Merkezinde yeni

ofisine taşınarak dahili işleyişini ve müşteri hizmetlerini

çok daha üst bir seviyeye taşıdı. Bu başarıyı kutlamak

için Leibinger Genel Müdürü Christina Leibinger ve ekibi

İstanbul’a geldi.

Geleneksel Alman şirketi olan Leibinger gibi manevi değerlere

sahip bir aile şirketi için Teknosin ile olan iş birliği örnek

gösterilecek seviyededir. Christina Leibinger’ e göre, “Leibinger

yazıcılarının Türkiye’deki satış rakamları her yıl önemli oranda

artmakta ve Teknosin’in müşteri hizmetleri mükemmel

bir seviyede”. “Bizim için etkileyeci olan bir diğer nokta da

şirketlerimiz arasındaki, daha iyisi düşünülemeyecek, insani

temellerdir. Güven, dürüstlük, özveri, profesyonellik, hayal

gücü ve dostluk gibi kelimeleri Teknosin’i tanımlamak için

kullanabilirim, bağdaştırıyorum.”

Teknosin’in yeni ofis alanı, İstanbul’un dünyaca ünlü 14 kat

yüksekliğindeki 660.000 m² alan üzerine kurulu olan Perpa

Ticaret Merkezi’nde bulunmaktadır. Bu merkezde 92 futbol

sahasına yetecek alan bulunmaktadır. Teknosin’in önceden yine

Perpa Ticaret Merkezi’nde birbirinden ayrı ofisleri vardı, yeni

ofis ile beraber hem birleşttirdi hem de genişletti. Şimdi tüm

ofis alanları, depolar ve servis alanı birbirine bağlanmış oldu; bu

da 50 çalışanın iş süreçlerini ve iş birliğini inanılmaz bir şekilde

geliştirdi.

36 Pharma


Güçlü bir takım: Alman CII uzmanı Leibinger Türk şirketi Teknosin’i ziyaret ederken.

Fotoğraf: TEKNOSİN Kodlama Sistemleri San. ve Tic. A.Ş.

Teknosin presents an ideal picture: “Sales

of the Leibinger printers in Turkey are

increasing significantly each year, and

Teknosin’s customer service is excellent,”

reports Christina Leibinger. “Another

thing that inspires us is the interpersonal

basis, which couldn’t be better between

our companies. I associate words

such as trust, honesty, commitment,

professionalism, inspiration and

friendship with Teknosin.”

Teknosin’s new offices are located in the

Perpa Trade Center in Istanbul, which

is world-renowned for its size of some

660,000 m² which extends over 14 floors.

It could house some 92 football pitches.

Teknosin previously had some offices in

the Perpa Trade Center, but they were not

centrally located. Now all the offices, the

storage facility and the service centre are

connected, which has greatly improved

the processes for the team of approx. 50

employees.

TEKNOSİN Kodlama Sistemleri San. ve

Tic. A.Ş. has also succeeded in becoming

the most successful Leibinger distributor

in Europe for the fifth time in a row.

During their visit, Christina Leibinger,

Sales Manager Alexander Deuchert and

Sales Manager Tim Richards took the

opportunity to congratulate the whole of

the Teknosin team and to present gifts

and a special certificate of appreciation.

The Managing Director of Teknosin, Idil

Yagli, who is in the second generation of

the family business together with her father

Zeki Bülent Yagli, is optimistic about the

future for the coming months. Turkish

companies appreciate the high quality and

reliability of Leibinger inkjet printers with

the marking of their products. Teknosin

is already able to count many well-known

food and beverage manufacturers as well

as international industrial companies

among its customers.

Teknosin, ayrıca tüm Avrupa’daki en

başarılı Leibinger distribütörü olmayı art

arda 5. kez başardı. Christina Leibinger,

Satış Müdürü Alexander Deuchert ve Satış

Yöneticisi Tim Richards, ziyaretlerinde,

bu başarı için Teknosin ekibini tebrik etti

ve özel bir teşekkür sertifikası takdim etti.

Babası Zeki Bülent Yağlı ile birlikte aile

şirketini ikinci jenerasyon olarak yürüten

İdil Yağlı geleceğe pozitif bakıyor. Türkiye

pazarındaki şirketler kendi ürünlerini

markalarken Leibinger inkjet yazıcılarının

yüksek kalitesi ve güvenirliğini takdir

ediyor. Bu sayede Teknosin’in müşterileri

arasında birçok bilinen gıda ve içecek

üreticisi ve de uluslararası endüstriyel

firmalar yer almaktadır.

Pharma 37


Patient Associations from 8 Countries Met in Istanbul

8 Ülkenin Hasta Dernekleri İstanbul’da Bir Araya Geldi

Bristol-Myers Squibb (BMS), a pioneer in bringing

immuno-oncological treatments to the country,

participated in the Oncology Patient Advocacy Group

Forum on December 3-4, 2019. The Forum that saw

participation of 31 associations from eight countries

in the CEETII region was hosted in Turkey for the first

time. The theme of this year’s Forum, where important

projects to further improve patient associations and

become a beacon of hope for patients were discussed,

was R.I.S.E. Against Cancer.

Bristol-Myers Squibb (BMS), which operates with the

mission of raising survival rates and quality of life

expectations, participated in the 5th Oncology Patient

Advocacy Group Forum for the Central & Eastern Europe,

Russia, Turkey, Israel & India Regions on December 3-4,

2019 at Istanbul Hilton Maslak. The theme of the Forum,

which saw participation of 31 patient associations from

eight countries including Turkey, Greece, Czech Republic,

Hungary, Romania, Russia, Israel and Poland, was R.I.S.E.

Against Cancer.

In this important forum, where many potential projects

that aim to raise patient awareness were discussed

and participants from different patient associations

exchanged information, the concepts of ‘role,’

‘innovation,’ ‘strategy’ and ‘empathy’ that make up the

initials in the word ‘R.I.S.E.’ were addressed in detail. The

latest scientific developments, strategic collaborations,

building empathy with patients throughout the process,

and the role and importance of patient associations were

also discussed for future activities.

İmmüno-onkolojik tedavilerin ülkemize

kazandırılmasında öncü bir rol üstlenen Bristol-Myers

Squibb (BMS), 3-4 Aralık tarihlerinde ilk kez Türkiye’de

gerçekleştirilen CEETII bölgesinden 8 farklı ülkeden 31

hasta derneğinin de katılım gösterdiği 5. Onkoloji Hasta

Derneği Zirvesi’ne katıldı.

Hasta derneklerini daha da geliştirecek, hastalara umut

ışığı olacak, birbirinden önemli projelerin bir araya

geldiği zirvenin bu yılki temasını R.I.S.E Against Cancer

oluşturdu.

Kanser alanında sağkalım ve yaşam kalitesi beklentilerini

yükseltmek için çalışmalar yürüten Bristol-Myers Squibb

(BMS), 3-4 Aralık tarihlerinde İstanbul Hilton Maslak’ta

düzenlenen Orta & Doğu Avrupa, Rusya, Türkiye, İsrail

& Hindistan bölgesi 5. Onkoloji Hasta Derneği Zirvesi’ne

katılım gösterdi. Türkiye’nin yanı sıra Yunanistan, Çek

Cumhuriyeti, Macaristan, Romanya, Rusya, İsrail ve

Polonya olmak üzere toplam 8 farklı ülkeden 31 hasta

derneğinin katıldığı zirvenin teması R.I.S.E Against Cancer

oldu.

Hastalar için farkındalık yaratmak adına geliştirilecek

birçok projenin görüşüldüğü ve farklı ülkelerin hasta

derneklerinden katılımcıların birbirini beslediği bu önemli

zirvede, ‘rol’, ‘yenilik’, ‘strateji’ ve ‘empati’ kavramlarını

barındıran R.I.S.E kelimesinin ayrıntıları üzerinde

konuşuldu. Önümüzdeki dönemde yapılacak çalışmalarda;

son bilimsel gelişmeler, stratejik iş birlikleri, hastaların

yaşadıkları süreç boyunca onlarla empati kurulması ve

hasta derneklerinin rolü ve önemi paylaşıldı.

38 Pharma


In her speech, Tülfer Sezer, Regulatory Science Director

at Bristol-Myers Squibb Turkey, expressed their pleasure

in having this important forum that brought together

patient associations in Istanbul, “For over 130 years,

Bristol-Myers Squibb has been committed to discovering,

developing and delivering innovative medicines that help

patients fight challenging diseases. With over 20 years of

history in Turkey, we focus our operations on immunooncology,

hematology, immunology and virology. We act

with the vision of becoming the world’s leading biopharma

company that transforms the lives of patients through

science, and work nonstop by placing patients at the

core of our activities. We are aware of our responsibility

toward patients and caregivers, and we always make

sure that we take every step with this awareness. In this

challenging path that we have embarked on for patients,

our goal is to see faces smiling with love and eyes looking

to the future with hope. At this point, we support our

patients in their fight and continue to innovate with this

consciousness.”

Hasta derneklerini buluşturan bu önemli zirvenin

İstanbul’da düzenlenmesinden büyük mutluluk duyduğunu

belirten Bristol-Myers Squibb Türkiye Ruhsatlandırma

Direktörü Tülfer Sezer konuşmasında; “Bristol-Myers

Squibb olarak 130 yılı aşkın süredir zorlu hastalıklarla

mücadelelerinde hastalara yardımcı olan yenilikçi

ilaçları keşfetmeyi, geliştirmeyi ve onlara ulaştırmayı

misyon ediniyoruz. Türkiye’de 20 yılı aşan bir geçmişle

çalışmalarımızı immüno-onkoloji, hematoloji, immünoloji,

viroloji gibi alanlarda yoğunlaştırıyoruz. Hastaların

yaşamlarını bilim aracılığıyla dönüştüren dünyanın lider

biyofarma şirketi olma vizyonuyla hastalarımızı odağımıza

alıyor ve onlar için durmadan çalışıyoruz. Hastalara ve

hasta yakınlarına olan sorumluluğumuzun farkındayız ve

her zaman bu bilinçle adımlarımızı atıyoruz. Hastalar için

çıktığımız bu zorlu yolda amacımız; sevgiyle gülümseyen

yüzler ve geleceğe umutla bakan gözler görmek. İşte tam

da bu noktada hastalarımızın mücadelelerinde onlara

destek oluyor, yaptığımız her yenilikçi çalışmayı bu bilinçle

yürütüyoruz” dedi.

Pharma 39


Pierre Fabre Pharmaceutical and Dermo-Cosmetics Group

Employees Welcomed the Year 2020 with Big Meeting

Pierre Fabre İlaç ve Dermokozmetik Çalışanları 2020’yi

Büyük Buluşmayla Karşıladı

Pierre Fabre Pharmaceutical and Dermo-cosmetics

Group employees welcomed the year 2020 together

at the cycle meeting held on 2-4 January. Having

closed year 2019 with growth, Pierre Fabre employees

set their 2020 targets while storing morale and

motivation during the term meeting. Dr. Hande

Demirdere, General Manager, Pierre Fabre, said, “The

Group continues to invest in Turkey. This is proof that

they trust us. Thank you all for that.”

Pierre Fabre Group 2020 Cycle Meeting was held on 2-4

January in Istanbul. In the period meeting Pierre Fabre

Pharmaceutical and Dermo-cosmetics Group employees

attended for the first time in its history, 2020 targets were

determined while evaluating 2019. Dr. Hande Demirdere,

General Manager, Pierre Fabre, reminded the 9 values

that make up the culture of Pierre Fabre in her opening

speech and explained the names of the employees who

were awarded in these categories.

In the opening speech of the term meeting, Pierre Fabre

General Manager Dr. Çiğdem Çavuşoğlu talked about the

developments in the company in 2019. Hande Demirdere

said, “I am excited to start a new process as we move

forward into the future with the power we derive from

our roots. We take our power from our past, we shape

the future together. In the new year, we will act more

decisively with motto of “Our power from the past, our

future is unity”. The Group continues to invest in Turkey.

This is proof that they trust us. Thank you all for that.”

Stating that Pierre Fabre has a portfolio of Oncology,

Pierre Fabre İlaç ve Dermokozmetik çalışanları 2020

yılını 2-4 Ocak tarihleri arasında düzenlenen dönem

toplantısında birlikte karşıladı. 2019’u büyüme ile

kapatan Pierre Fabre çalışanları dönem toplantısında

moral ve motivasyon depolarken 2020 hedeflerini

belirledi. Pierre Fabre Genel Müdürü Dr. Hande

Demirdere, “Grubun Türkiye’deki yatırımları devam

ediyor. Bu da bize inanıp güvendiklerinin bir kanıtı.

Bunun için hepinize teşekkür ederim” dedi.

Pierre Fabre Grubu 2020 Dönem Toplantısı 2-4 Ocak

tarihlerinde İstanbul’da yapıldı. Tarihinde ilk kez Pierre

Fabre İlaç ve Pierre Fabre Dermokozmetik çalışanlarının

birlikte katıldığı dönem toplantısında, 2019 yılı

değerlendirilirken, 2020 hedefleri belirlendi. Pierre Fabre

Genel Müdürü Dr. Hande Demirdere toplantının açılışında

yaptığı konuşmada Pierre Fabre kültürünü oluşturan 9

değeri hatırlatarak, bu kategorilerde ödüle layık görülen

çalışanların isimlerini açıkladı.

Dönem toplantısının açılış konuşmasında 2019 yılında

şirkette yaşanan gelişmelere değinen Pierre Fabre Genel

Müdürü Dr. Hande Demirdere, “Köklerimizden aldığımız

güçle birlikte geleceğe ilerlerken, yeni bir sürece

başlamanın heyecanı içindeyim. Gücümüzü geçmişimizden

alıyoruz, geleceği hep birlikte şekillendiriyoruz. Yeni

senede “Gücümüz geçmişten, geleceğimiz birlikten”

diyerek daha kararlı adımlarla hareket edeceğiz. Grubun

Türkiye’deki yatırımları devam ediyor. Bu da bize inanıp

güvendiklerinin bir kanıtı. Bunun için hepinize teşekkür

ederim” diye konuştu.

40 Pharma


Essential Products, Dermatology and Dermocosmetics

that complement each other and that it will use its

resources more efficiently with the synergy generated

by being together here today, Hande Demirdere said,

“As Pierre Fabre Turkey, we are accelerating to reach

consumers with a continuous holistic treatment of

patients with the new era. After that, our products that

support each other in the field of dermocosmetics and

pharmaceuticals can now be used more effectively in

the treatment of diseases, awareness will increase by

physicians. Our primary goal is to help patients improve

their quality of life and access to treatments, especially

products used in oncology and dermatology treatment.

I believe that we will make a difference with our newly

added products that provide effective results for patients

in cancer treatment.”

Treasure Hunt in Sultanahmet

During the three-day in-house meetings, the work

carried out in 2019 was discussed. Each department held

information meetings on its own field and prepared for

2020 with animations. Synergy was generated with team

games organized among the employees. Pierre Fabre

employees completed their term meeting by learning,

competing, having fun and discovering with the “Treasure

Hunt” in the historical fabric of Istanbul Sultanahmet.

The culture of Pierre Fabre is based on a strong system

of values shared by company employees worldwide. At

the 2020 term meeting, employees who applied these

working principles, values, business and daily life and

contributed to the development were awarded with a

plaque.

Birbirini tamamlayan Onkoloji, Temel Ürünler,

Dermatoloji ve Dermokozmetik portföyüne sahip olan

Pierre Fabre’nin geçmişinden aldığı güç ve bugün burada

birlikte olmanın oluşturduğu sinerji ile kaynaklarını daha

verimli kullanacağını belirten Dr. Hande Demirdere

şunları söyledi: “Pierre Fabre Türkiye olarak yeni

dönemde bütüncül tedavilerin kesintisiz olarak tüketiciler

ile hastalara ulaşmasını hızlandırıyoruz. Bundan sonra

dermokozmetik ve ilaç alanında birbirini destekleyen

ürünlerimiz artık hastalıkların tedavisinde daha etkin

şekilde kullanılabilecek, hekimler tarafından bilinirliği

artacak. Öncelikli hedefimiz, özellikle onkoloji ve

dermatoloji tedavisinde kullanılan ürünler başta olmak

üzere, hastaların yaşam kalitelerini yükseltmek ve

tedavilere erişim sağlayabilmelerine yardımcı olmak.

Portföyümüze yeni eklenen ve kanser tedavisinde

hastalarda etkin sonuçlar veren ürünlerimizle fark

sağlayacağımıza inanıyorum.”

Sultanahmet’te Hazine Avı

Üç gün boyunca süren kurum içi toplantılarda, 2019

yılında yapılan çalışmalar masaya yatırıldı. Her bölüm

kendi alanıyla ilgili bilgilendirme toplantıları yaptı ve

canlandırmalarla 2020’ye hazırlık yapıldı. Çalışanlar

arasında düzenlenen takım oyunlarıyla sinerji sağlandı.

Pierre Fabre çalışanları dönem toplantısını İstanbul

Sultanahmet’in tarihi dokusunda gerçekleştirdikleri

“Hazine Avı” ile öğrenerek, yarışarak, eğlenerek ve

keşfederek tamamladı.

Pierre Fabre kültürü, şirket çalışanları tarafından

dünya genelinde paylaşılan güçlü bir değerler sistemine

dayanıyor. 2020 dönem toplantısında şirketin bu çalışma

prensiplerini, değerlerini, iş ve günlük yaşamında

uygulayan, gelişime katkıda bulunan çalışanlar plaketle

ödüllendirildi.

Pharma 41


A Call to Turkish Scientists: BIO Scouting Program Looks

for the Leading Project of Life Sciences

Türk Bilim İnsanlarına Çağrı: BIO-Scouting Programı Yaşam

Bilimlerinin Lider Projesini Arıyor

Turkey will provide added value to determine the

life sciences and health in order to transform ideas

into economic value and Sanofi have launched a

BIO Scouting project started. As part of the BIO-

Scouting project, applications are accepted until 17

January 2020 in consultation conducted by Prof. Dr.

Uğur Sezerman, Head of Biostatistics and Medical

Informatics Department, Acıbadem Mehmet Ali

Aydınlar University.

BIO Scouting project come to life in Turkey in order to

identify ideas that will provide added value to life sciences

and health and convert them into economic value. The

project will get stronger of Turkey’s R & D capacity and

high value-added academic projects developed in Turkey

and will be evaluated in order to transform economic

value.

Medicine and technology development projects of

Turkey’s leading tekonopark, universities or the will be

assessed on the value added side for the life sciences and

health fields to be presented with the contribution of

Sanofi Turkey and global teams in this project carried out

under the leadership of Prof. Dr. Uğur Sezerman, Head

of Biostatistics and Medical Informatics Department,

Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar University.

Within the scope of BIO- Scouting through method of

open innovation, Sanofi R & D centers in France developed

in Turkey to eliminate the problem of the distance

Türkiye’de yaşam bilimlerine ve sağlığa katma değer

sağlayacak fikirleri saptamak ve ekonomik değere

dönüştürmek amacıyla Sanofi’nin hayata geçirdiği BIO-

Scouting projesi başladı. Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar

Üniversitesi Biyostatistik ve Tıp Bilişimi Anabilim Dalı

Başkanı Prof. Dr. Uğur Sezerman danışmanlığında

yürütülen BIO-Scouting projesi kapsamında başvurular

17 Ocak 2020 tarihine kadar kabul ediliyor.

BIO-Scouting projesi, Türkiye’de yaşam bilimlerine

ve sağlığa katma değer sağlayacak fikirleri saptamak

ve ekonomik değere dönüştürmek amacıyla hayata

geçiriliyor. Proje ile Türkiye’nin Ar-Ge ayak izi güçlenecek

ve Türkiye’de geliştirilen yüksek katma değerli akademik

projeler ekonomik değere dönüştürülmek üzere

değerlendirilecek.

Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi Biyostatistik

ve Tıp Bilişimi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Uğur

Sezerman’ın önderliğinde yürütülen projede, Türkiye’nin

ileri gelen tekonoparklarının, üniversitelerinin ilaç

veya teknoloji geliştirme projeleri, Sanofi Türkiye ve

global ekiplerinin de katkılarıyla, yaşam bilimlerine

ve sağlık alanına sunacağı katma değer üzerinden

değerlendirilecek.

BIO-Scouting kapsamında açık inovasyon metodu

sayesinde Sanofi’nin Fransa’da bulunan Ar-Ge merkezleri

ile Türkiye’de geliştirilen yüksek katma değerli akademik

projeler arasındaki mesafe sorunu ortadan kaldırılacak

ve dolayısıyla daha güçlü birlikteliklere imza atmaları

mümkün kılınacak.

“Türk bilim dünyasında potansiyel büyük, bu potansiyeli

ortaya çıkarmak istiyoruz”

Proje kapsamında çağrıda bulundukları üniversiteler

ve teknoparklardan şu ana kadar toplamda 63 projenin

başvurduğunu dile getiren Prof. Dr. Uğur Sezerman;

“Ülkemizde geliştirilen projeleri dünya çapında birer

biyoteknoloji ürününe dönüştürmeyi hedeflediğimiz

projede geldiğimiz aşama heyecan verici. Çağrımız

sonrasında şu ana kadar üniversitelerden 36, Teknopark

şirketlerinden ise 27 proje ulaştı ve şu ana kadar 12

projenin ekibiyle birebir görüşmeler yaptık. Bu aşamada

bile ekip olarak bizi oldukça heyecanlandıran ve

etkilendiğimiz projeler var. Proje ile Türk bilim camiasının

global platformda hak ettiği saygınlığının artırmasına

42 Pharma


between the high value-added academic projects and

thus be made possible to sign more powerful union.

“The potential in the Turkish scientific world is great,

we want to reveal this potential”

Declaring a total of 63 projects have been applied from

the universities and technoparks they have called within

the scope of the project, Prof. Dr. Uğur Sezerman, Head

of Biostatistics and Medical Informatics Department,

Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar University, said, “With

the project we aim to turn the projects developed in

our country into biotechnology products worldwide is

exciting. After the call, 36 projects from universities and

27 projects from Teknopark companies have reached and

we have had one-on-one meetings with 12 project teams

so far. Even at this stage, there are projects that excite us

as a team and we are impressed. We aim to attract the

attention of global players in Turkey while contributing

to increasing health-deserved reputation in the global

platform of the project with the Turkish scientific

community.”

katkı sağlarken sağlık alanında küresel oyuncuların

dikkatini Türkiye’ye çekmeyi hedefliyoruz.”

Başvurular 17 Ocak 2020 tarihine kadar devam edecek

BIO-Scouting Projesi’ne bireysel başvuru, proje konusu,

kapsamı, özgün değeri ve proje yöntemini kısaca

tanımlayan bir e-mail ile bio-scouting@sanofi.com

adresine yapılabilecek.

Applications will continue up to 17th of January, 2020

Individual applications to BIO Scouting Project may be

made to the bio-scouting@sanofi.com e-mail address by

briefly describing project subject, scope, unique value

and the method of project.

Pharma 43


Biocodex Turkey Takes Firm Steps towards

Its Goals in Its 10th Year

Biocodex Türkiye 10. Yılında Hedeflerine Emin Adımlarla İlerliyor

Önder Işınay, General Manager of Biocodex Turkey said,

“The story of Biocodex Turkey started with the launch of

Reflor in Turkey 20 years ago. With the establishment of

the subsidiary in Turkey in 2009 the company brought its

experience in global markets into Turkey. Therefore we

are proud to celebrate our 10th anniversary.”

Işınay told that Biocodex is a French family owned

company and added “Biocodex offers a higher quality of

life together with scientists and healthcare professionals

in more than 100 countries. Its area of expertise is

microbiota studies and production of probiotics. The

company has a specialised production plant in France.

The company’s vision is to be the “leader company in the

field of microbiota” based on its vast experience in this

field. Thus microbiota is the focus of the company’s R&D

investments as well as all of its business development

and early stage investments and business partnerships

is microbiota. We at Biocodex Turkey work to increase

awareness on microbiota and support clinical studies in

this area in our country. The development story of our

organization in 10 years in Turkey has been parallel to the

development of our portfolio. Powered by the success

of Reflor, Biocodex has developed its organizations by

including a wide range of products in its portfolio through

the works of its R&D department and through business

partnerships. Biocodex Turkey continues to work for a

healthier and higher quality life in Turkey with its market

leader products and almost 100 employees at the end of

its 10th year.

Super Organ “Microbiota”

Önder Işınay explained that microbiota is a new term

generally used instead of gut flora but has a wider

meaning and added, “The term ‘microbiota’ entered

in the agenda of, first the scientific world and then the

public and media in 2010. Although it was fairly recently

identified, humans have lived with their microbiota since

the very beginning. Microbiota is all the microorganisms

(bacteria, viruses and yeasts) that live with us in all of

our organs including most notably our gut. While we

focused on harmful effects of bacteria in the past, with

the increasing awareness, today we learn that different

microorganisms living with us inside our body can have

positive effects on our health and protect us from

many diseases. Microorganisms forming the microbiota

regulate and control human health and metabolism.

Therefore, microbiota is considered as a ‘super organ’

which plays a strategic role in the quality of life and its

popularity and the number of studies on microbiota has

Biocodex Türkiye Genel Müdürü Önder Işınay, “Biocodex’in

Türkiye hikayesi, Reflor’un 20 yıl önceki lansmanı ile

başlamıştır. 2009 yılında Türkiye iştirakinin kurulmasıyla

da ülkemize global tecrübesini getirmiştir. Dolayısıyla, 10.

yılımızı kutlamanın gururunu yaşıyoruz.“ dedi.

Biocodex’in, Fransız kökenli bir aile firması olduğunu

belirten Işınay, “Biocodex, 100’ü aşkın ülkede bilim

adamları ve sağlık mesleği mensuplarıyla birlikte daha

kaliteli bir yaşam için faaliyetlerini sürdürmektedir.

Uzmanlık alanı mirobiyota çalışmaları ve probiyotik

üretimidir. Fransa’da çok özel bir üretim tesisine sahiptir.

Vizyonunu da bu tecrübeye dayanarak ‘mikrobiyota

alanının lider firması’ olmaya adamıştır. Bu amaçla AR-

GE yatırımlarının temelinde mikrobiyota olduğu gibi tüm

iş geliştime ve erken evre yatırım ve iş ortaklıklarını

bu çerçevede yapmaktadır. Biocodex Türkiye olarak

biz de ülkemizde mikrobiyota bilinirliğinin artması ve

bu alandaki klinik çalışmaların desteklenmesi için

çalışmaktayız. Türkiye’deki 10 yıllık kurumsal hikayemizin

gelişimi ise ürün portfolyomuzun gelişimine paralel

olmuştur. Reflor’un gücünü arkasına alan Biocodex, hem

kendi Ar-Ge’sinden gelen ürünlerle hem de iş ortaklıkları

sonucu portfoyüne kattığı çeşitli ürünlerle organizasyonel

gelişimini sağlamıştır. 10 yıl sonunda bugün 100’e yakın

çalışanı, pazarlarında lider ürünleriyle Türkiye’de daha

sağlıklı ve kaliteli bir yaşam için paydaşlarıyla birlikte

faaliyet göstermektedir.” ifadelerini kullandı.

Süper Organ “Mikrobiyota”

Mikrobiyotanın genelde bağırsak florası yerine kullanılan

ama daha geniş bir anlam içeren yeni bir terim olduğunu

belirten Önder Işınay, “Mikrobiyota, 2010 yılından itibaren

önce bilim dünyasının daha sonrasında ise toplumun ve

medyanın gündemine girdi. Tanımlanması yeni olmakla

birlikte, insanoğlu varoluşundan beri mikrobiyotası ile

birlikte yaşamaktaydı. Mikrobiyota vücudumuzda başta

bağırsaklarımız olmak üzere tüm organlarımızda bizimle

birlikte yaşayan mikroorganizmaların (bakterileri, virüs

ve mantarların) bütünüdür. Bu alanda artan farkındalık

ile geçmişte bakterilerin zararlı etkilerine odaklanılırken,

günümüzde farklı mikroorganizmaların bizimle birlikte

yaşadığında sağlığımıza olumlu etkileri olduklarını, birçok

hastalıktan koruyabildiklerini öğrendik. Mikrobiyotayı

oluşturan çeşitli mikroorganizmalar insan sağlığı ve

metabolizmasını düzenler ve kontrol eder. Dolayısıyla,

mikrobiyota yaşam kalitesinde stratejik bir rol oynayan

‘süper organ’ olarak görülmekte ve son yıllarda popülaritesi

ve araştırma sayısı hızla artmaktadır. Vücudumuzdaki

mikroorganizma çeşitliliğinin değişmesinin taşıdığımız

44 Pharma


been increasing rapidly in the last years. If we accept that

changes in the microbiota in our body affect our genetic

materials, the idea of managing our genetic material in

the future causes a great excitement in the science world.

Awareness on microbiota has just been improving in our

country. In line with the Biocodex’s international vision,

our priority in Turkey is to lead the way in improving

awareness on microbiota.”

Our Goal is to Become the Leader Company in the

Field of Microbiota

Işınay said, “We believe there should be higher quality

awareness on microbiota and probiotics in the Turkish

market.

We will focus on spreading information and experience

through scientific studies with increasing quality and

number especially in recent years. Starting from 2020

our plan is to introduce products for a wide range of age

groups and different kinds of microbiota in the fields

of dermatology, urology, metabolism, immune system,

respiratory system and women’s health. Studies on its

effects on several diseases and conditions including

Parkinson’s disease, depression and oncological disorders

have created a major stir. We are working for a Biocodex

which will be a leading player in the field of microbiota

which is thought to have a potential to appear with a

completely different agenda in the not so distant future.”

A Foundation was Founded for Research on Microbiota

Işınay explained that there has been an increasing

interest in the world about microbiota and its importance

for global health and added, “Scientists, academicians,

governments and general public support research on

microbiota. Biocodex Microbiota Institute’ and Biocodex

Microbiota Foundation were founded to understand

human microbiota and develop new research and

support research and projects on gut flora in the

world. The majority of the members of the board of

directors of Biocodex Microbiota Foundation in Paris are

independent scientists. The objective of the foundation

is to support scientific research on microbiota in the

world. Microbiota Foundation provides research funding

ranging from Euro 25 thousand to 200 thousand every

year in 11 countries including Turkey. The 2019 winner of

the research funding of Euro 25 thousand which was first

given in 2018 in Turkey will be announced soon. Biocodex

ensures that all aspect of its operations run as intended

and offers high quality products and services to its

global partners and ultimately patients with its humble

and responsible attitude. Our passion is to develop and

supply products which promote and improve health and

quality of life for healthcare professionals. The key to our

success is that we anticipate the newest health trends

and develop meaningful solutions which improve the

lives of patients.”

genetik materyali de etkileyeceğini kabul edersek,

gelecekte sahip olduğumuz genetik materyali yönetebilme

düşüncesi bilim dünyasını heyecanlandırmaktadır.

Mikrobiyota konusunda ülkemizde farkındalık yeni yeni

gelişmektedir. Biocodex’in uluslararası vizyonuna uygun

olarak Türkiye’deki önceliğimiz mikrobiyota bilincinin

gelişmesine liderlik yapmaktır.” dedi.

Hedefimiz Mikrobiyota Alanında Lider Firma Olmak

“Türkiye pazarında mikrobiyota ve probiyotik alanında daha

kaliteli bir farkındalık olması gerektiğini düşünüyoruz.”

diyen Işınay şöyle devam etti:

“Özellikle son dönemde sayısı ve kalitesi artan bilimsel

çalışmalarla, bilgi ve tecrübenin ülkemizde yayılmasına

odaklanacağız. Dermatoloji, üroloji, metabolizma,

bağışıklık, solunum yolları, kadın sağlığı gibi mikrobiyota

çeşitliliği içeren; farklı yaş gruplarının kullanımına uygun

ürünleri 2020 yılı itibariyle pazara vermek istiyoruz.

Parkinson, depresyon, onkoloji gibi birçok alan ve

hastalıkta etkileri üzerine yapılan çalışmalar büyük

heyecan uyandırmaktadır. Yakın gelecekte bambaşka

bir gündemle karşımıza çıkma potansiyeline sahip

Mikrobiyota alanında lider oyuncu olacak bir Biocodex için

çalışıyoruz.”

Mikrobiyota Araştırmaları İçin Vakıf Kuruldu

Mikrobiyota ve onun dünya sağlığı ile ilgisi konusunda

gittikçe artan küresel bir ilgi söz konusu olduğunu

söyleyen Işınay, “Bilim insanları, akademik çevreler,

hükümetler ve genel kamuoyu mikrobiyota çalışmalarını

desteklemektedir. İnsan mikrobiyatasını anlamak ve

araştırmalarını geliştirmek amacıyla, dünya genelinde

bağırsak florasıyla ilgili araştırma ve projelere destek

için ‘Biocodex Mikrobiyota Enstitüsü (Biocodex Microbiota

Institute)’ ve ‘Biocodex Mikrobiyota Vakfı (Biocodex

Microbiota Foundation)’ kurulmuştur. Paris’te kurulan

Biocodex Mikrobiyota Vakfı’nın yönetim kurulunun

çoğunluğu bağımsız bilim adamlarından oluşmaktadır.

Vakfın amacı dünya çapında mikrobiyota alanındaki

bilimsel araştırmaların desteklenmesidir. Mikrobiyota

Vakfı, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 11 ülkeden,

her yıl 25 bin ile 200 bin avro arasında değişen miktarlarda

araştırma destekleri vermektedir. Türkiye’de ilki 2018

yılında verilmiş olan 25 bin avroluk araştırma desteğinin

2019 yılı kazananı yakında açıklanacaktır. Biocodex,

işletmenin tüm yönlerinin doğrulukla yürütülmesini

sağlayarak mütevazi ve sorumlu bir tutumla, dünya

çapındaki ortaklarımıza ve nihayetinde hastalara,

kaliteli ürünler ve hizmetler sağlayan bir şirkettir.

Tutkumuz, sağlık profesyonelleri için sağlığı ve yaşam

kalitesini geliştiren ürünler geliştirmek ve temin

etmektir. Başarımızın anahtarı en yeni sağlık trendlerini

öngörmemiz, hastaların yaşamlarını iyileştiren anlamlı

çözümler geliştirmemizdir.” dedi.

Pharma 45


GSK Turkey Recognized as the “Most Reputable”

Company at The ONE Awards

GSK Türkiye’ye The ONE Awards’tan “Yılın İtibarlısı” Ödülü

GSK Turkey was recognized as the “Most Reputable”

company of the year in the pharmaceuticals category

at the sixth edition of The ONE Awards. Based on

the survey conducted by Marketing Türkiye and

Akademetre Research & Strategic Planning and

Marketing, GSK Turkey won the award as a result

of the votes of 1,200 consumers from 12 provinces,

representative of the country.

Recognizing brands that elevate their reputation and

brand stakeholders the most through the year, the

sixth edition of The ONE Awards Integrated Marketing

Awards, took place. In the “Brand Value and Reputation”

survey that assessed companies in over 50 categories,

GSK Turkey was named the “Most Reputable” company in

the pharmaceuticals category.

Selim Giray, VP & General Manager, GSK Turkey, said,

“Offering innovative health solutions in the fields of

vaccines, pharmaceuticals and consumer health for over

300 years, GSK has been operating in Turkey for more

than 60 years for health and wellbeing in every moment..

At GSK Turkey, our aim is to serve the community not

only through therapeutic solutions but also with our

social responsibility projects. This award is testament

that we are taking the right steps toward our goals and

an inspiration for doing even better.”

The ONE Awards Integrated Marketing Awards are

annually presented to eligible companies in over 50

categories based on the results of the “Reputation and

Brand Value Performance Measurement” survey, which

is conducted with 1,200 respondents from 12 provinces,

representing all of Turkey.

GSK Türkiye, bu yıl altıncısı düzenlenen The ONE

Awards’ta, ilaç kategorisinde “Yılın İtibarlısı” seçildi.

Marketing Türkiye ve Akademetre Research & Strategic

Planning iş birliğiyle yapılan araştırma neticesinde GSK

Türkiye; 12 ilde, bin iki yüz tüketicinin değerlendirmeleri

sonucu ödüle layık görüldü.

Yıl içinde itibarını en çok artıran markaları ve markaların

paydaşlarını ödüllendiren The ONE Awards Bütünleşik

Pazarlama Ödülleri’nin altıncısı gerçekleştirildi. 50’den

fazla kategorinin değerlendirildiği “Marka Değeri ve

İtibar” araştırmasında GSK Türkiye ilaç kategorisinde

“Yılın İtibarlısı” seçildi.

GSK Türkiye Genel Müdürü ve Başkan Yardımcısı

Selim Giray, “300 yılı aşkın süredir aşı, ilaç ve tüketici

sağlığı alanlarında inovatif sağlık çözümleri sunan

GSK, Türkiye’de 60 yıldan fazla süredir her anında iyilik

sağlık için çalışıyor. GSK Türkiye olarak sadece tedavi

çözümlerimizle değil sosyal sorumluluk projelerimizle

de topluma fayda sağlamayı hedefliyoruz. Bu ödül de

hedeflerimize giden yolda doğru adımlarla ilerlediğimizin

bir göstergesi ve daha iyi işler yapmak için bir ilham

kaynağı.” dedi.

The ONE Awards Bütünleşik Pazarlama Ödülleri, her

yıl 50’den fazla kategoride, “İtibar ve Marka Değer

Performans Ölçümü” neticesinde, hak kazanan

kuruluşlara veriliyor. Araştırma tüm Türkiye’yi temsilen

12 ilden 1.200 tüketicinin değerlendirmelerini kapsıyor.

46 Pharma



A Special Health Meeting

from Health Ambassadors of Our Home: ESE Fest

Evimizin Sağlık Elçileri’nden Özel Bir Sağlık Buluşması: ESE Fest

Organized in collaboration with Sanofi Pasteur and

ÇABA Association, the Health Ambassadors of Our

Home Festival (Evimizin Sağlık Elçileri Festivali

in Turkish), with its famous names and speakers,

hosted a day full of health and entertainment for its

participants. With professionals in the field in Turkey,

held this year for the first time with inspirational

speakers in combating diseases, ES Fest offered an

interactive content enjoyable, engaging sessions.

The Health Ambassadors of Our Home Festival activities

organized by ÇABA Association with the unconditional

support of Sanofi Pasteur continued with ESE Fest.

Duygu Canbaş and Murat Güloğlu performed the health

meeting held at Shangri-La Bosphorus all day as well as

doctors of volunteers, volunteer celebrities as well as

many personalities from business and community life as

spectators. Some important information behalf of health

provided at ESE Fest, which was held with the theme of

“Health comes first, information for health”.

Power of Vaccine Discussed

Emin Turan, ESE Fest in his speech Sanofi Pasteur Turkey

and Eurasia Regional Director, said, “The death of Sanofi

Pasteur protected as no one surpassed the disease

and we imagine a world where damaged. Vaccination

is the most effective health care application after the

clean water source in order to improve health in the

world. Vaccination is the only health care method that is

powerful enough to completely eradicate a disease from

the world. The real power of the vaccine is caused by

mass immunity. In other words, when we are vaccinated,

we contribute not only to ourselves but also to those

around us who cannot be vaccinated.”

Providing health information by traveling around the

Sanofi Pasteur ve ÇABA Derneği iş birliğiyle düzenlenen

Evimizin Sağlık Elçileri Festivali, konu ve konuşmacıları,

sahnesinde ağırladığı ünlü isimlerle, katılımcılarına

sağlık ve eğlence dolu bir gün yaşattı. Türkiye’de

alanında söz sahibi profesyoneller, hastalıklarla

mücadelede ilham veren konuşmacıları ile bu yıl ilk kez

düzenlenen ESE Fest, interaktif bir içerikle keyifli, ilgi

çekici seanslar sundu.

ÇABA Derneği’nin Sanofi Pasteur’ün koşulsuz desteği ile

gerçekleştirdiği ‘Evimizin Sağlık Elçileri’ etkinlikleri ESE

Fest ile devam etti. Duygu Canbaş ve Murat Güloğlu’nun

sunuculuğunda Shangri-La Bosphorus’ta tüm gün

düzenlenen sağlık buluşmasına, Evimizin Sağlık Elçileri

doktorları, gönüllü ünlülerin yanı sıra iş ve cemiyet

hayatından pek çok sima da izleyici olarak katıldı. ‘Her

şeyin başı sağlık, sağlık için bilgi’ temasıyla gerçekleşen

ESE Fest’teki her panel, sağlık adına önemli bilgi

kazanımları sağladı.

Aşının Gücü Ele Alındı

ESE Fest’te konuşma yapan Sanofi Pasteur Türkiye ve

Avrasya Bölge Başkanı Emin Turan, “Sanofi Pasteur

olarak hiç kimsenin aşıyla korunabilir hastalıklardan

ölmediği ve zarar görmediği bir dünya hayal ediyoruz.

Dünyada sağlığın iyileştirilmesi için temiz su kaynağından

sonra en büyük etkiye sahip sağlık uygulaması aşılamadır.

Aşı bir hastalığı dünya üzerinden tamamen silecek

kadar güçlü tek sağlık yöntemidir. Aşının gerçek gücü

kitlesel bağışıklıktan kaynaklanır. Yani aşı olduğumuzda

sadece kendimiz için değil, aşı olamayacak durumda

olan çevremizdekiler için de sağlık katkısında bulunmuş

oluruz” dedi.

48 Pharma


city, ÇABA Volunteers Balçiçek İlter, Honorary President

of ÇABA Association Eda Kosif and Thoracic Surgery

Specialist, Ozlem Cankurtan, President ÇABA Association

Member Özlem Zehebi, Horizon Agency President Özhan

Öztürk and Sanofi Pasteur, Turkey and Eurasia Marketing

Director Mutlu Aydınoğlu provided information on the

Health Ambassadors of Our Home Festival realized all

throughout the year in Turkey, their awareness-raising

activities and ÇABA Association in an interview.

Eser Yenenler: “I have been treated for rheumatism

for many years”

The fun side of the screens Eser Yenenler, talked to Prof.

Dr. Yasemin Alanay about future doctors. When Eser

Yenenler said that today, patients go to the doctor with

ear-filled information, Prof. Dr. Yasemin Alanay, said, “We

teach medicine skills, professionalism, and science for all

patients.” Recording he has a long time for treatment

of rheumatism, Yenenler said, “I had rheumatism and I

needed to be a regular needle. At that time there were

pincers and we would have injected the same person all

over Bursa. I got scared for 10 years.” Eser Yenenler who

talks about the patients of the future, said, “When I go to

the doctor, I surrender to him. The new generation does

not have to surrender to anybody.”

Defne Samyeli Discussed Thyroid Cancer with Mete

Düren

Defne Samyeli and Prof. Dr. Mete Düren provided

informative speech about thyroid cancer. Stating she

is a friend of ÇABA Association, Defne Samyeli said,

“Today we will talk about triode and thyroid cancer. One

in 20 people have this disease. Is living with drugs in

Triotless life a very troublesome thing?” she asked Düren.

Professor Dr. Mete Düren, said, “Triot is the name of

the gland. Triot is a hormone that everyone has. Goitre,

which we see frequently, is a disease caused by iodine

deficiency. Hashimato’s not working triode disease is a

recent fashion disease. When iodine deficiency occurs

in foods we eat, growth occurs in our triode. Too much

iodine also causes triode disease.”

We are working on the patient’s experience

Siemens CEO Enis Sonemel shared sensitive personalized

health and patient experience with the participants.

Sonemel said, “For me, sensitive medicine means

delivering the right treatment to the right patient at the

right time. We are working on patient experience. It is

important for us that the patient’s total experience until

he enters and leaves the door.”

In his speech titled ‘Waking up to Painless Mornings”

Prof. Dr. Demirhan Dıraçoğlu said that the pain had to

do with inactivity and mentioned the perception of pain.

Dıraçoğlu, said, “There are acute and chronic pain. Our

duty as a physician is to prevent the chronicization of pain.

Many chronic diseases need to be treated for cause.”

Şehir şehir dolaşarak sağlık bilgileri veren ÇABA

Gönüllüleri Balçiçek İlter, ÇABA Derneği Onursal Başkanı

ve Göğüs Cerrahisi Uzmanı Dr. Özlem Cankurtaran, ÇABA

Derneği Başkanı Eda Kosif ve ÇABA Derneği Yönetim

Kurulu Üyesi Özlem Zehebi, Horizon Ajans Başkanı Özhan

Öztürk ve Sanofi Pasteur Türkiye ve Avrasya Pazarlama

Direktörü Mutlu Aydınoğlu ile gerçekleştirdikleri söyleşide

yıl boyunca tüm Türkiye’de yapılan Evimizin Sağlık Elçileri

etkinlikleri ve bilinçlendirme çalışmaları ve ÇABA Derneği

hakkında bilgi verdi.

Eser Yenenler: “Uzun yıllar romatizma tedavisi gördüm”

Ekranların eğlenceli yüzü Eser Yenenler, Prof. Dr. Yasemin

Alanay’la geleceğin doktorlarını konuştu. Eser Yenenler,

günümüzde hastaların, kulaktan dolma bilgilerle doktora

gittiklerini söyleyince Prof. Dr. Yasemin Alanay, “Biz

her türlü hastaya göre hekimlik becerisi, profesyonellik

ve bilimsellik öğretiyoruz” dedi. Uzun süre romatizma

tedavisi olduğunu söyleyen Yenenler, “Romatizmam vardı

ve düzenli iğne olmam gerekirdi. O zaman iğneciler vardı

ve bütün Bursa aynı kişiye iğne olurduk. 10 yıl korkarak

iğne oldum.” dedi. Geleceğin hastalarından bahseden

Eser Yenenler “Doktora gidince ona teslim olurum. Yeni

neslin herhangi birine teslim olmak gibi bir durumu yok”

diye konuştu.

Defne Samyeli Mete Düren ile Tiroit Kanserini Konuştu

Tiroit kanserini ele alan bilgilendirici konuşmada ise

sahnede Defne Samyeli ve Prof. Dr. Mete Düren vardı. ÇABA

Derneği dostu olduğunu söyleyen Defne Samyeli, “Bugün

triot ve tiroit kanseri konuşacağız. 20 kişiden birinde bu

hastalık görünüyor. Triotsiz yaşamda ilaçla yaşamak çok

sıkıntılı bir şey midir?” diye Düren’e soru yöneltti. Prof.

Dr. Mete Düren, “Triot bezin adıdır. Triot herkeste olan

bir hormondur. Sık gördüğümüz guatr, iyot eksikliğiyle

oluşan hastalıktır. Haşimato’da çalışmayan triot hastalığı

son dönemin moda hastalığı. Yediğimiz besinlerde iyot

eksiliği olunca triotimizde büyüme gerçekleşir. Fazla iyot

da triot hastalığına neden olur.” dedi.

Pharma 49


Stating that aesthetic applications come from the

perception of luxury today, Dilek Avşar, said, “Aesthetics

starts from being happy to love yourself. Our aesthetic

need starts at a young age with acne problem at a young

age. Liposuction is not done for every weight problem,

like many other processes, this process should be

supported in sports and diet. The goal in aesthetics is to

preserve naturalness.”

Prof. Dr. Cihan Uras, Prof. Dr. Gökhan Demir and Arzu

Karataş gave information about cancer in the session

titled “Don’t Fear of Cancer”. Arzu Karataş, President of

Pembe İzler Society, who has had cancer in the past, said,

“Health is your only chance, pulling the right card, need

to apply. We are companionship to our cancer friends.

When I became aware of the disease when I got cancer, I

realized that there was nothing to be afraid of at all.”

The importance of vaccination was also discussed in ESE

Fest sessions. Dr. Esin Şenol, “What if not the vaccine

not exist in the world” titled session, she said, “Without

vaccines, we would not live so long. Vaccination has

positive effects on human life. There is a lot of information

pollution about the vaccine. Therefore, it is necessary to

get the right information from physicians.”

In an interview titled “Diabetes in Modern Life”, indicating

diabetes does not affect daily life, when checked as a

disease that is experienced as an ordinary disease, Exp.

Dr. Ayça Serap Erdem, said, “Diabetes is a very common

disease. Our inactivity is one of the factors that prepare

the environment for the development of diabetes. In

order to prevent this disease, we need to change nutrition

and lifestyle.”

“Health Ambassadors of Our Home” project, which

aims to contribute to the developing society with the

awareness of parents starting from the nuclear family

and informing the parents, will continue its upcoming

events with its training program organized in various

regions of Turkey with motto of “Learn, awareness of,

inform the environmental”.

Hastanın Deneyimi Üzerine Çalışıyoruz

Siemens CEO’su Enis Sonemel katılımcılarla hassas

kişiselleştirilmiş sağlık ve hasta deneyimini paylaştı.

Sonemel, “Hassas tıp benim için doğru hastaya, doğru

tedaviyi, doğru zamanda ulaştırmak demek. Biz hasta

deneyimi üzerine çalışıyoruz. Hastanın kapıdan girip,

kapıdan çıkana kadar totalde aldığı tecrübe bizim için

önemli” diye konuştu.

Prof. Dr. Demirhan Dıraçoğlu ‘Ağrısız Sabahlara

Uyanmak’ başlıklı konuşmasında ağrıların hareketsizlikle

ilgisi olduğunu söyleyerek, ağrı algısından bahsetti.

Dıraçoğlu, “Akut ve kronik ağrılar vardır. Bizim hekim

olarak görevimiz ağrının kronikleşmesini engellemektir.

Pek çok kronik hastalığa nedene yönelik tedavi uygulamak

gerekir” dedi.

Estetik uygulamaların günümüzde lüks algısından çıktığını

anlatan Dilek Avşar ise “Estetik kendinizi sevmekle mutlu

olmaktan başlar. Estetik ihtiyacımız genç yaşta akne

problemiyle genç yasta başlıyor. Her kilo problemi olana

liposuction yapılmaz, pek çok işlem gibi bu işlemin de spor

ve diyet desteklenmesi gerekir. Estetikte hedef doğallığı

korumaktır” dedi.

Prof. Dr. Cihan Uras, Prof. Dr. Gökhan Demir ve Arzu

Karataş ‘Kanserden Korkma’ başlıklı oturumda kanser

hakkında bilgi verdi. Geçmişte kanser hastalığı yaşayan

Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği Başkanı Arzu

Karataş, “Sağlık tek şansınız, doğru kartı çekmeniz,

doğru yaklaşımla doğru tedaviyi uygulamak gerekir.

Biz kanser arkadaşlarımıza yol arkadaşlığı yapıyoruz.

Kanser olduğumda hastalıkla ilgili bilinçlenince aslında

hiç korkulacak bir şey olmadığını anladım” diyerek

katılımcılara seslendi.

Aşılanmanın önemi de ESE Fest oturumlarında ele alındı.

Dr. Esin Şenol, ‘Aşı Olmasaydı Dünya Nasıl Olurdu?’

başlıklı söyleşisinde “Aşılar olmasaydı, biz bu kadar uzun

yaşamayacaktık. Aşılamanın insan ömrüne pozitif etkileri

var. Aşı hakkında pek çok bilgi kirliliği var. Bu nedenle

doğru bilgiyi hekimlerden almak gerekir” diye konuştu.

Modern Hayatta Diyabet başlıklı söyleşide Uzm. Dr. Ayça

Serap Erdem, diyabetin günlük yaşamı etkilemeyen,

kontrol edildiğinde sıradan bir hastalık gibi yaşanılan

bir hastalık olduğunu söyleyerek, “Diyabet çok yaygın

bir hastalık. Hareketsiz kalmamız diyabetin gelişimine

ortam hazırlayanlardan biri. Bu hastalığı engellemek için

beslenmeyi, yaşam şeklini değiştirmemiz lazım” dedi.

Ebeveynlerin bilgilendirilerek çekirdek aileden başlayan

sağlık bilinciyle gelişen topluma katkı sağlanmasını

amaçlayan “Evimizin Sağlık Elçileri” projesi; “Öğren,

bilinçlen, çevreni bilgilendir” sloganıyla Türkiye’nin çeşitli

bölgelerinde düzenlenen eğitim programlarıyla gelecek

etkinliklerine devam edecek.

50 Pharma


Pharma 63




Your Baby is Safe with Non-Contact Thermometer

Temassız Ateş Ölçer İle Bebeğiniz Güvende

In winter, feverish diseases are increasing in children

and babies. It is important that mothers and fathers

regularly control the fever of their babies during

this period. The Non-Contact Thermometer designed

with a new generation of fast, reliable fever

measurement technology of Wee Baby allows easy

remote measurement of fever of infants

It is very important to be able to precisely measure

temperatures in babies, as some diseases with fever

for babies can be life-threatening. Having an accurate

thermometer to hand can empower you with the

information needed to better control the condition

of your baby. Digital thermometers that measure

the temperature quickly, are an ideal choice.

Provides reliable and practical measurement

Designed to measure body temperature from

a distance of 3 cm to 5 cm, Wee Baby The Non-

Contact Thermometer can measure the baby’s

fever quickly and comfortably without disturbing

the baby or interrupting sleep. Thanks to the Energy

Detection System, the device provides a reliable

and unambiguous measurement, which prevents

different results in successive measurements. It

gives audible and light warning in case of high fever.

Wee Baby’s Non-Contact Thermometer is easy-touse,

highly accurate (when held 3-5 cm away from

the forehead) and won’t disturb your baby when

in use thanks to the Japanese sensor system. It can

store the previous 32 readings, so you can monitor your

baby’s temperature closely and carefully.

The non-contact temperature meter, which can be used

in the dark with its color and illuminated LCD screen,

can also measure the temperature of baby food, bath

water and room. The Wee Baby Non-Contact Fever is also

available with silent mode for sleeping babies, keeping

the last temperature measurement in memory.

You can visit https://www.weebaby.com.tr for more

detailed information about Wee Baby’s Non-Contact

Thermometer as well as other special products for

mothers and babies.

Kış aylarında çocuklarda ve bebeklerde ateşli

hastalıklar artış gösteriyor. Anneler ve babaların

bu dönemde bebeklerinin ateşini düzenli kontrol

etmeleri önem kazanıyor. Wee Baby’nin yeni nesil hızlı,

güvenilir ateş ölçüm teknolojisiyle tasarladığı temassız

ateş ölçeri bebeklerin ateşinin kolaylıkla uzaktan

ölçülmesini sağlıyor

Kış aylarında daha sık görülen yüksek ateş

bebeklerin sağlığını ciddi şekilde tehdit

edeceğinden, bu dönemlerde ateşin sürekli

kontrol altında olması büyük önem taşıyor.

Gelişmiş dijital termometreler hızlı ve doğru

ölçüm yapmalarının yanı sıra sahip oldukları

hafıza sayesinde, belirli aralıklarla yapılan

ölçümleri karşılaşmanıza imkan sağlıyor.

Güvenilir ve pratik ölçüm sağlıyor

3 cm - 5 cm uzaklıktan vücut sıcaklığını ölçmek

için özel olarak tasarlanan Wee Baby Temassız Ateş

Ölçer ile bebeğin ateşi, bebeği rahatsız etmeden,

uykusunu bölmeden hızlı ve rahat bir şekilde

ölçülebiliyor. Enerji Tespit Sistemi sayesinde

güvenilir ve değişken olmayan bir ölçüm sağlayan

cihaz, arka arkaya yapılan ölçümlerde farklı

sonuçları almanın önüne geçiyor. Yüksek ateş

durumunda da sesli ve ışıklı uyarı veriyor.

Renkli ve ışıklandırılmış LCD ekranıyla karanlıkta

da kullanılabilen Temassız Ateş Ölçer, Aynı zamanda

bebek mamasının, banyo suyunun ve odanın sıcaklığını

ölçebiliyor. Wee Baby Temassız Ateş Ölçer, uyuyan

bebekler için sessiz mod seçeneği ile son sıcaklık

ölçümünü hafızada tutma özelliği de bulunuyor.

Wee Baby Temassız Ateş Ölçerlerin yanı sıra anneler

ve bebeklere özel diğer ürünlerle ilgili daha detaylı

bilgi için https://www.weebaby.com.tr adresini ziyaret

edebilirsiniz.

54 Pharma


Never Make These 8 Mistakes When Your Child Is Ignited!

Çocuğunuz Ateşlendiğinde Bu 8 Hatayı Asla Yapmayın!

During the winter months, especially in school-age

children, upper respiratory diseases such as fever and flu

often knock on our door. One of the biggest concerns

due to high fever in children spend the vigil transfer

and consequently gentlemen of the parents in this table

the in the formation of permanent damage. Acıbadem

Bakırköy Hospital Pediatrics Specialist Özlem Altay Yücel

pointed out that when fever rises, you should not panic

immediately. Lower meningitis or encephalitis to cause

permanent fever of high fever and / or accompanying

transfer to the brain it needs to be like a heavy table.

Fever remittances associated with upper respiratory

tract infections are not permanent damage.” However, it

is very important for the parents to intervene correctly

when the fever of children rises, because as a result of

misbehavior, hypothermia, remittance and drug poisoning

may develop. Child Health and Diseases Specialist at

Acıbadem Bakırköy Hospital Özlem Altay Yücel told about

8 mistakes that parents should avoid when children are

feverish and made important suggestions and warnings.

Kış aylarında, özellikle okul çağındaki çocuklarda

ateşle seyreden grip gibi üst solunum yolu hastalıkları

sıkça kapımızı çalıyor. Bu tabloda ebeveynlerin en

büyük kaygılarından biri ise çocuklarının yüksek ateş

nedeniyle havale nöbeti geçirmesi ve bunun sonucunda

beyninde kalıcı bir hasar oluşması. Acıbadem Bakırköy

Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr.

Özlem Altay Yücel ateş yükseldiğinde hemen paniğe

kapılmamak gerektiğine dikkat çekerek, “Ateş vücudun

bağışıklık sistemine bir yanıtıdır, bir başka deyişle

vücudumuz zararlı mikroorganizmalarla savaşmak

için ateşi yükseltiyor. Yüksek ateşin ve/veya eşlik eden

havalenin beyne kalıcı zarar vermesi için altta menenjit

veya ensefalit gibi ağır bir tablo olması gerekiyor. Üst

solunum yolu enfeksiyonlarına bağlı ateşli havalelerde

ise kalıcı bir hasar olmuyor” diyor. Ancak çocukların ateşi

yükseldiğinde ebeveynlerin yine de doğru müdahalede

bulunmaları çok önemli, çünkü hatalı davranışlar

sonucunda hipotermi, havale ve ilaç zehirlenmesi gibi

tablolar gelişebiliyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Altay

Yücel çocuklar ateşlendiğinde ebeveynlerin kaçınmaları

gereken 8 hatayı anlattı, önemli öneriler ve uyarılarda

bulundu.

Hata: Soğuk suyun altında tutmak

Doğrusu: Ateşi yükseldiğinde çocuğu soğuk veya buzlu

suyun altında tutmak çok tehlikeli. Soğuk suda ısı

vücut içinde kalıyor ve bunun sonucunda ateş daha da

yükseliyor.

Error: Keep under cold water

In fact, it is very dangerous to keep the child under cold

or icy water when the temperature rises. In cold water,

the heat remains in the body and as a result, the fever

rises. There is also an increased risk of infections such as

influenza or pneumonia. So the water must be neither

hot nor cold.

Pharma 55


Ayrıca grip veya zatürre gibi enfeksiyonlara yakalanma

riski artıyor. Dolayısıyla su ne sıcak, ne de soğuk olmalı.

Hata: Ateşi hızla düşürmek

Doğrusu: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem

Altay Yücel yüksek ateşi hızla düşürmenin de doğru

olmadığını belirterek, “Çünkü ateşi hızlı düşüren ilaçlar

hipotermiye, bir başka deyişle vücut ısısının aniden

düşmesine yol açabiliyor. Ayrıca fazla ilaç tüketimi ilaç

zehirlenmelerini tetikleyebiliyor” diyor.

Error: Reduce fever quickly

Indeed: Child Health and Diseases Specialist Özlem Altay

Yücel said that it is not right to reduce high fever rapidly,

“Because drugs that reduce fever quickly can lead to

hypothermia, in other words, sudden decrease in body

temperature. In addition, excessive drug consumption

can trigger drug poisoning.”

Error: Using antibiotics

Indeed: “ Every case is not correct antibiotic use firearms”

in which it warned of Child Health and Disease Specialist

Dr. Özlem Altay Yücel explains the reason as follows:

“Because fever can develop due to teething, postvaccination

or stay in warm environment. In addition,

most infections are caused by viral infection, where

antibiotic treatment is not effective. In such cases,

antibiotic treatment will not be beneficial and may cause

antibiotic resistance in the body and deterioration of the

child’s intestinal flora. If the intestinal flora deteriorates,

resistance to diseases decreases and the risk of developing

autoimmune diseases (rheumatic diseases, ulcerative

colitis, multiple sclerosis, etc.) increases in older ages.

Error: Leaving the body dehydrated

Indeed: Reminding that leaving the body dehydrated

prevents the body bringing down (of fever) Dr. Özlem

Altay Yücel said, “Water consumption or fluid loss when

there is fluid to give the vascular path, the reduction of

harmful microorganisms, increase in immunity and vessels

contribute to the reduction of fever. For this reason,

water consumption in children should be increased in hot

conditions.”

Hata: Antibiyotik kullanmak

Doğrusu: “Her ateşli durumda antibiyotik kullanılması

doğru değil” uyarısında bulunan Çocuk Sağlığı ve

Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Altay Yücel bunun

nedenini şöyle açıklıyor: “Çünkü ateş diş çıkarma,

aşı sonrası veya sıcak ortamda kalmaya bağlı da

gelişebiliyor. Ayrıca enfeksiyonların büyük bir kısmı

antibiyotik tedavisinin etkili olamadığı viral enfeksiyondan

kaynaklanıyor. Bu tür durumlarda antibiyotik tedavisi

fayda etmeyeceği gibi, vücutta antibiyotik direncinin

gelişmesine ve çocuğun bağırsak florasının bozulmasına

neden olabiliyor. Bağırsak florası bozulursa hastalıklara

karşı direnç azalıyor, ileri yaşlarda otoimmün

(romatizmal hastalıklar, ülseratif kolit, multipl skleroz vs)

hastalıklara yakalanma riski artıyor”

Hata: Vücudu susuz bırakmak

Doğrusu: Dr. Özlem Altay Yücel vücudu susuz bırakmanın

da ateşin düşmesini önlediğini hatırlatarak, “Su tüketimi

veya sıvı kaybı varken damar yolundan sıvı vermek,

zararlı mikroorganizmaların azalmasına, bağışıklığın

artmasına ve damarların genişleyerek ateşin düşmesine

katkı sağlıyor. Bu nedenle ateşli durumlarda çocuklarda

su tüketimi mutlaka artırılmalı” diyor.

Hata: Kalın giydirmek

Doğrusu: Sıcak ateşi daha da yükselterek havaleyi

tetiklediği için çocuğunuzu kalın giydirmeyin ve vücudunu

Error: Wear Thick clothe

Truth: Do not dress your child thick and keep his body

warm, as it triggers the transfer by raising the fever

even further. Thin to the degree of fire. For example, a

thin athlete-cloth may remain on it. If the fire rises to 40

degrees, completely peel off and have a warm shower.

56 Pharma


sıcak tutmayın. Ateşin derecesine göre üstünü inceltin.

Örneğin üzerinde ince bir atlet-bez kalabilir. Ateş

yükselip 40 dereceye ulaşırsa tamamen soyun ve ılık duş

aldırın. Ateş hafifken çocuğun titremeye başlaması ateşin

aniden yükseleceğinin habercisi oluyor. Bu durumda

oda ısısını yükseltmeyin, çünkü vücut ısısının yükselmesi

nedeniyle ateşli havale riski artıyor. Oda ısısını 22-23

derece arasında tutmaya dikkat edin.

When the child starts to tremble when the fever is mild,

heralds that the fever will rise suddenly. In this case, do

not raise the room temperature, as the risk of a feverish

transfer increases due to the rise in body temperature.

Be sure to keep the room temperature between 22-23

degrees.

Error: Compressing with water containing alcohol

Truthfully: Expressing that we do not recommend

compressing the joints with alcoholic water or aspirindissolved

water when high fever occurs, Özlem Altay

Yücel added more, “Because these substances can be

absorbed from the skin and cause poisoning, especially

in young babies. There is also no evidence that vinegar

water is good at high fever. You can compress the joints

with warm water soaked cloths.”

Error: Incorrect drug use

Indeed: using aspirin as an antipyretic is another

important mistake that parents should avoid. The

reason for this is some aspirin during febrile illness Reye

syndrome called and liver failure (liver enzyme elevation

and loss of consciousness) can go up to a table can

cause. In addition, medications containing ibufen should

not be used as they may close some heart vessels that

are open in infants under 6 months. These medications

can only be administered in consultation with a doctor

and in emergencies, i.e. if you cannot go to the doctor

immediately or if there is no serious condition associated

with fever - during 48-72 hours of follow-up at home.

Hata: Alkol içeren suyla kompres yapmak

Doğrusu: “Yüksek ateş olduğunda eklem yerlerine alkollü

su veya aspirin eritilmiş suyla kompres yapılmasını da

önermiyoruz” diyen Dr. Özlem Altay Yücel sözlerine şöyle

devam ediyor: “Çünkü bu maddeler ciltten emilerek,

özellikle küçük bebeklerde zehirlenmelere yol açabiliyor.

Ayrıca sirkeli suyun da yüksek ateşte iyi geldiğine dair

bir kanıt yok. Eklem yerlerine ılık suya batırılmış bezlerle

kompres yapabilirsiniz”

Hata: Hatalı ilaç kullanmak

Doğrusu: Ateş düşürücü olarak aspirin kullanmak da

ebeveynlerin kaçınmaları gereken bir başka önemli

hatayı oluşturuyor. Bunun nedeni ise aspirinin bazı

ateşli hastalıklar sırasında Reye sendromu denilen ve

karaciğer yetmezliğine (karaciğer enzimlerinde yükseklik

ve şuur kaybı) kadar gidebilen bir tabloya yol açabilmesi.

Bunun yanı sıra ibufen içeren ilaçlar da 6 ay altındaki

bebeklerde açık olan bazı kalp damarlarında kapanma

yapabildiği için kullanılmamalı. Bu ilaçlara ancak doktora

danışılarak ve acil durumlarda, yani hemen doktora

gidilemeyecekse veya ateşe eşlik eden ciddi bir durum

yoksa-evde 48-72 saatlik takip sırasında başvurulabilir.

Hata: Zor sindirilen gıdalarla beslemek

Doğrusu: Yüksek ateşte yapılan bir başka önemli hata ise

çocuğu yağlı ve zor sindirilen gıdalarla beslemek oluyor.

Vücut mikroplarla savaşırken zor sindirilen besinleri

parçalamakta güçlük çekiyor ve bu işlevini yerine

getirirken metabolizmanın hızlanması nedeniyle ateşi

düşürmek zorlaşıyor. Çocuklar ateş sırasında genelde

iştahsızlık oldukları için her zaman tükettiği besinlerde

ısrar etmeyin; devam sütü, yoğurt, ayran ve çorba gibi sıvı

gıdalarla besleyin.

Error: Feeding or digesting foods

Indeed: Another major mistake made in high fever

digested food to feed the children with fatty and

tough going. The body struggles with microbes and has

difficulty digesting difficult-to-digest nutrients, and in

performing this function, it is difficult to reduce fever

due to the acceleration of metabolism. Children do not

always insist on the foods they consume because they

are usually anorexia during fever; continue feed on liquid

foods such as milk, yogurt, buttermilk and soup.

Pharma 57


5 Exercise Rules for Healthy Pregnancy

Sağlıklı Gebelik İçin 5 Egzersiz Kuralı

Gebelik döneminde yapılan egzersizler anne ve bebek

sağlığı için büyük önem taşıyor. Anne adayına kendini

fiziksel ve ruhsal olarak iyi hissettiren egzersizler;

özellikle bu dönemde sık karşılaşılan bel ve sırt ağrılarını,

şişlik ve ödem ile uykusuzluk problemlerini de azaltıyor.

Gebelik döneminde hareketsizlikten uzak duran ve düzenli

egzersiz yapan kişilerin normal doğum yapma şansı

yükseliyor ve sancı süreleri de kısalıyor. Memorial Sağlık

Grubu Medstar Topçular Hastanesi Kadın Hastalıkları ve

Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Nilsem Eraslan, gebelik

döneminde egzersizin önemi hakkında bilgi verdi.

Daha rahat bir doğum için hareket şart

Gebelik döneminde yürüyüş, yüzme, yoga ve nefes

egzersizleri anne adayı için herhangi bir riske yol açmadığı

gibi bu sürecin daha sağlıklı ve rahat geçirilmesine de

yardımcı olur. Egzersizlerin amacı kilo kontrolü değil

anne adayının doğum sürecine katkı sağlamaktır. Burada

dikkat edilmesi gereken nokta, egzersize başlama zamanı

ve hareketlerin içeriğidir. Doktor kontrolünde yapılan bir

planlama çerçevesinde düzenli egzersiz, hem anne adayı

hem de bebek için yararlı olacaktır.

Exercises during pregnancy are of great importance for

mother and baby health. Exercises that make the mother

feel good physically and mentally, especially reduces the

problems common during this period such as low back and

back pain, swelling and edema and insomnia. Those who

stay away from inactivity and exercise regularly during

pregnancy increase their chances of having normal births

and shortening the pain. Op. Dr. Nilsem Eraslan, Memorial

Health Group Medstar Topçular Hospital Obstetrics and

Gynecology Department, gave information about the

importance of exercise during pregnancy.

Movement is essential for a more comfortable birth

During pregnancy, walking, swimming, yoga and

breathing exercises do not pose any risk to the expectant

mother and help to pass this process more healthy and

comfortable. The aim of the exercises is not to control

the weight but to contribute to the birth process of

the expectant mother. The point to be considered here

is the time to start the exercise and the content of the

movements. Regular exercise under a doctor-controlled

planning will be beneficial for both the mother and the

baby.

58 Pharma


Stop the exercise as soon as you feel pain

The duration of exercise during pregnancy varies between

30 to 45 minutes and 5 or 10 minutes breaks, depending

on everyone. In case of excessive sweating during

exercise, heart rate acceleration, waist and abdominal

pain, movements should be stopped immediately and the

doctor should be informed. Pregnant women are advised

to prefer appropriate exercises to relax themselves.

Pay attention to the rules of exercise during

pregnancy!

1. It is recommended that the exercises be performed

outdoors as long as the weather conditions are

appropriate.

2. Places should be chosen as far away from noise and

stress as possible.

3. The duration of the exercise should be long enough to

not tire the pregnant woman.

4. The exercise plan may vary depending on the current

month. Simpler exercises may be appropriate in the later

months of pregnancy.

5. Exercises performed on the back and side by side

should be left as of the 5th month of pregnancy.

Ağrı hissettiğiniz anda egzersizi bırakın

Gebelik döneminde egzersiz süreleri, herkese göre

değişmekle birlikte 30 ile 45 dakika arasında ve 5 ya da

10 dakikalık molalarla olmadır. Egzersiz sırasında aşırı

terleme, kalp atışında hızlanma, bel ve karın bölgesinde

ağrı oluşması durumunda hareketler hemen bırakılmalı

ve doktora bilgi verilmelidir. Gebelerin, kendilerini

rahatlatacak uygun egzersizleri tercih etmeleri

önerilmektedir.

Gebelikte egzersiz kurallarına dikkat!

1. Hava şartları uygun olduğu sürece egzersizlerin açık

havada yapılması önerilir.

2. Mümkün olduğunca gürültü ve stresten uzak mekanlar

seçilmedir.

3. Egzersiz süresi, gebeyi yormayacak uzunlukta olmalıdır.

4. Egzersiz planı, içinde bulunulan aya göre değişebilir.

Gebeliğin ilerleyen aylarında daha basit egzersizler

yapılması uygun olabilir.

5. Gebeliğin 5’inci ayından itibaren sırt üstü ve yan yatılarak

yapılan egzersizler bırakılmalıdır.

Pharma 59


Never Do These Errors in the Newborn Period!

Yenidoğan Döneminde Bu Hataları Asla Yapmayın!

Hayatın ilk 28 günlük dönemi ‘yenidoğan’ olarak

nitelendiriliyor ve bu dönem özel bir bakım gerektiriyor.

Hiç kuşkusuz her anne ve baba, üzerine titredikleri

bebeklerinin sağlıklı gelişimi için en mükemmelini

yapmaya çalışıyor. Ancak dikkat! Masum sanılan bazı

geleneksel davranışlar yarar sağlamadıkları gibi, bebekte

geri dönüşü olmayan kalıcı problemlere neden olabiliyor,

hatta ölümle bile sonuçlanabiliyor! Peki yenidoğan

dönemiyle ilgili toplumda doğru sanılan hatalı alışkanlıklar

neler? Bu dönemde hangi hatalı alışkanlıklardan

kaçınmak gerekiyor? Acıbadem Fulya Hastanesi Çocuk

Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İmre Gökyar yenidoğan

döneminde en sık yapılan 10 hatayı anlattı, önemli öneri ve

uyarılarda bulundu.

The first 28 days of life are described as ’newborns’ and

require special care. Undoubtedly, every mother and

father try to do the best for the healthy development

of their infants. But beware! Some traditional behaviors,

which are thought to be innocent, do not benefit, and

can cause irreversible permanent problems in the baby

and even death! So, what are the wrong habits about the

neonatal period in society? What wrong habits should be

avoided during this period? Acıbadem Fulya Hospital Child

Health and Diseases Specialist İmre Gökyar explained the

10 most common mistakes in the newborn period and

made important suggestions and warnings.

Hata: Sarılığı önlemek için şekerli su içirmek

Doğrusu: Bu bilginin hiçbir tıbbi temeli yok aslında.

Üstelik toplumdaki yaygın inanışın aksine şekerli su

faydalı olmadığı gibi, nadiren de olsa su zehirlenmesine

yol açabiliyor. “Her yeni doğan bebek sararabiliyor. Ne

şekerli su ne de bebeği baştan ayağa sarı kıyafetler ve

bezlerle sarmak buna engel olabilir” diyen Çocuk Sağlığı

ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İmre Gökyar sözlerine şöyle

devam ediyor: “Sarılık genellikle ilk 7 gün yükselişte oluyor

ve her gün azalarak kayboluyor. İlk hafta bilurubin değeri

doktor tarafından sıkı takip ediliyor. Kan beyin bariyerini

geçebilecek değere ulaşırsa fototerapi uygulanıyor.”

Hata: Göbek düşene kadar banyo yaptırmamak

Doğrusu: Yeni doğan bebeğin göbeği 5-15 gün arasında

False: Drink sugary water to prevent jaundice

True: This information has no medical basis. Moreover,

contrary to popular belief in society, sugary water is

not beneficial and rarely causes water poisoning. “Every

newborn baby can turn yellow. Neither sugary water nor

wrapping the baby from head to toe with yellow clothes

and cloths can prevent this.” Child Health and Diseases

Specialist İmre Gökyar added further, “Jaundice usually

occurs on the rise for the first 7 days and disappears

every day. The bilirubin value in the first week is closely

monitored by the doctor. Phototherapy is applied if the

blood reaches the value that can cross the brain barrier.”

False: Not taking a bath until the belly falls

True: The newborn baby’s belly falls between 5-15 days.

60 Pharma


kendiliğinden düşüyor. “Eskiden muhtemelen enfeksiyon

riskini önlemek için böyle bir kural konulmuştur” diyen

Dr. İmre Gökyar şu bilgileri veriyor: “Koşullar uygunsa

yeni doğan bebeğin banyo yaptırılmasında sakınca yok.

Ancak enfeksiyon riskine karşı, banyo sonrasında göbek

steril gazlı bezle kurulanmalı ve açık bırakılarak kuru

kalması sağlanmalı.”

Hata: İlk 40 gün dışarıya çıkmamak

Doğrusu: Toplumdaki yaygın inanışın aksine bebek ve

anne kendini toplayıp, anne emzirme aralıklarını düzene

koyduktan sonra dışarıya çıkabilirler. Çünkü açık havada

gezmek kapalı ortamlara göre daha sağlıklı oluyor. Açık

havada 10-15 dakikayla başlanan aktiviteler zamanla bir

saate kadar çıkarılabilir.

“In the past, such a rule was probably set to prevent the

risk of infection, Child Health and Diseases Specialist İmre

Gökyar gives the following information, “If the conditions

are appropriate, there is no harm in bathing the newborn

baby. However, against the risk of infection, the navel

should be dried with sterile gauze after bathing and left

open to keep it dry.”

False: Not going out for the first 40 days

True: Contrary to popular belief in the community,

the baby and the mother can go out after gathering

themselves and arranging the breastfeeding intervals.

Because walking outdoors is more healthy than indoor

environments. Outdoor activities can be started in 10-15

minutes and can be extended to one hour in time.

False: Lemon juice to drink when hiccups

True: Hiccup is formed by stretching the membrane

called diaphragm that separates the rib cage from the

abdomen. Hiccups, a normal condition for newborns, do

not harm the baby and stop with the suction. One of the

wrong practices in the newborn period is to make the

baby holding hiccups lemon juice. Contrary to popular

belief, lemon does not benefit, as it is acidic and damages

the baby’s stomach mucosa.

Hata: Hıçkırık tuttuğunda limon suyu içirmek

Doğrusu: Hıçkırık göğüs kafesi ile karnı ayıran ve diyafram

denen zarın gerilmesiyle oluşuyor. Yeni doğanlar için

normal bir durum olan hıçkırık bebeğe zarar vermiyor ve

emme hareketiyle duruyor. Yenidoğan döneminde yapılan

hatalı uygulamalardan biri de, hıçkırık tutan bebeğe limon

suyu içirmek. Sanılanın aksine limon fayda etmediği gibi

asitli olduğu için bebeğin mide mukozasına zarar veriyor.

Hata: Sık ağlaması veya meme aranması nedeniyle

‘doymuyor’ diye düşünüp hemen formül mamaya

başlamak

Doğrusu: Çocuklar için en yararlı besin olan anne sütü

genellikle 0-6 aylık bebeklerin beslenmeleri ve gelişimleri

için yeterli oluyor. Ancak yenidoğan döneminde bebekler

sık sık izlenmeli ve haftalık kilo takibi yapılmalı. Bebeğin

haftada 150-250 gram arası kilo alması anne sütüyle

doyduğu anlamına geliyor. Haftalık kilo artışı 150 gramın

altında kalırsa anne sütü miktarının değerlendirilmesi

ve gerek görülürse formül mama desteğine başlanması

gerekiyor.

Hata: Formül mamayla beslenirken su içirmek

Doğrusu: Kesinlikle böyle bir ihtiyaç yok.

False: Because of frequent crying or searching for

breasts, considering she doesn’t get enough and

starts formulating immediately.

True: Breast milk, which is the most beneficial food

for children, is usually sufficient for the nutrition and

development of 0-6 months old babies. However,

newborn babies should be monitored frequently and

weekly weight monitoring should be performed. Weight

gain between 150-250 grams per week means that the

baby is saturated with breast milk. If the weekly weight

gain remains below 150 grams, the amount of breast

milk should be evaluated and formula support should be

started if necessary.

Pharma 61


Formül mamalar günümüzde içerik ve yoğunluk olarak

anne sütüne çok yaklaştıkları için bebekler suya ihtiyaç

duymuyorlar. Bu nedenle mama alan bebeklere de ek

gıda başlanana kadar su verilmemeli.

Hata: Göz, kulak ve buruna anne sütü damlatmak

Doğrusu: Toplumumuzda çok yaygın, bir o kadar da çok

yanlış bir uygulama.

Dr. İmre Gökyar bebeklerde göz, burun ve kulak bakımının

steril serum fizyolojikle

yapılması gerektiği uyarısında bulunarak, “Çünkü süt

anne sütü bile olsa 3 saatten sonra bakteri üretiyor ve göze

veya kulağa damlatıldığında enfeksiyona neden olabiliyor.

Enfeksiyon varsa mutlaka doktora başvurularak uygun

tedaviye başlanmalı” diyor.

False: Drinking water while feeding formula food

True: There is absolutely no such need. Since formula

foods are very close to breast milk in terms of content and

density, babies do not need water. Therefore, babies who

receive food should not be given water until additional

food is started.

False: Drip breast milk to eyes, ears and nose

True: It is very common in our society, as well as a very

wrong practice.

Warning eye, nose and ear care in infants with sterile

saline

need to be done, Dr. İmre Gökyar, said, “Because milk

produces bacteria after 3 hours, even if it is breast milk,

and when it is dropped into the eye or ear, it can cause

infection. If there is infection, appropriate treatment

should be started by contacting a doctor.”

False: Salt or soil on the skin

True: The most serious mistake in the newborn is salting

the baby as soon as it is born so that it does not sweat

when it grows. However, the salt of the vulnerable baby’s

body can lead to loss of fluid. As a result of the loss of

fluid in the body can develop a severe picture such as

brain hemorrhage. Never salt your baby or put soil on his

body,” warned Dr. Imre Gokyar underlines that the baby’s

body can also cause tetanus.

Hata: Cildine tuz veya toprak sürmek

Doğrusu: Yeni doğanda yapılan en ciddi hata, büyüyünce

terlemesin diye bebeğin doğar doğmaz tuzlanması.

Ancak savunmasız bebeğin vücuduna sürülen tuz sıvı

kaybına yol açabiliyor. Vücuttu sıvı kaybı sonucunda beyin

kanaması gibi ağır bir tablo gelişebiliyor. “Bebeğinizi

kesinlikle tuzlamayın veya vücuduna toprak sürmeyin”

uyarısında bulunan Dr. İmre Gökyar bebeğin vücudunu

toprakla kaplamanın da bazen tetanoz hastalığına neden

olabildiğinin altını çiziyor.

Hata: Göze limon suyu damlatmak

Doğrusu: Gözlerin daha keskin görmesi için göze

limon suyu damlatılması da bebeğin gözünde keratit ve

enfeksiyon gibi komplikasyonlara yol açabiliyor.

Hata: Bacakları düzgün olsun diye kundak yapmak

Doğrusu: Yeni doğan bebekleri bacakları düzgün olsun

diye kundaklamak da hatalı bir uygulama. Bebeklerin

normal duruşu kurbağa bacağı şeklinde oluyor. Düzelterek

sıkıca sarmak düşünülenin aksine kalçaya zarar veriyor ve

bacaklarda şekil bozukluğu oluşturabiliyor.

62 Pharma

False: Dripping lemon juice into the eye

True: Dropping lemon juice to the eyes for sharp eyes can

also cause complications such as keratitis and infection in

the baby’s eye.

False: Swaddling legs

True: Swaddling newborn babies so that their legs are

smooth is also a mistake. The normal posture of the babies

is frog legs. Correctly wrapping tightly may damage the

hip and create deformities in the legs, contrary to what

is thought.





More magazines by this user
Similar magazines