hotel restaurant & hi-tech August 2018

istmagmagazin

hotel restaurant & hi-tech August 2018

Yaz biterken…

Genç, deneyimli, girişimci ve üretken. Tıpkı

ödüllere doymayan yüzmek sevdası gibi yeri

geldiğinde cesaret ve donanımıyla yeri geldiğinde

araştırmacı, paylaşımcı ve dinamik kimliği ile

hayata karşı da kulaç atmayı seviyor. Pazarlama

Müdürü olarak adım attığı İnoksan’daki görevine

Satış Pazarlama Genel Müdürü olarak devam

eden Esra Altay’ Batkın’ın başarılı kariyer

hikayesi işte kadın bölümümüzde sizlerle…

Türkiye’nin yerel değerlerini ön plana çıkartmak

ve Türk mutfağını dünyaya tanıtmak hedefiyle

yola çıkan Gastronomi Turizmi Derneği,

“Gastronomik Marka Kentler” çalışması

kapsamında inceleme gezilerinin ilkini Bursa’ya

yaptı. GTD üyelerinin yanı sıra dernek paydaşları

ve basın mensuplarının katılımıyla düzenlenen

gezide ben de yer aldım. Valilik’ten tam

destek sözüyle ayrılan GTD’nin Gastronomik

Bursa gezisinin ayrıntılarını gastro etkinlik

bölümümüzde ayrıntılarıyla okuyabilirsiniz.

Sultanahmet’te Tulumbacı Ahmet Bey ile

başlıyor, mutfaktaki yolculuğu. Sırf tulumba

öğrenmek sevdasıyla okuldan kaçıp kaçıp

babasının yakın arkadaşının dükkanına gidiyor,

daha ilkokul yaşlarındayken. Günlerden birgün

Tulumbacı Ahmet’in babasına söylediği “Bu

çocuk okumaz, mutfağı seviyor. Sen gel, ne

kendini ne oğlunu yıprat” demesi üzerine Mustafa

(Öztürk) ustası ile tanıştırılarak mesleğe ilk

adımını atıyor. Bu sayımızda Radisson Blu Hotel,

Istanbul Ataköy’ün Executive Şefi Öner Çulfaz’ı

şefin gözünden bölümümüzde ağırladık.

Ne yöne baksak, festival! Dans, film, müzik,

tiyatro, kültür sanat, yeme içme aklınıza ne

gelirse artık. Gastronomi etkinlikleri mi, malum

orası da epey bir hareketli. Eylül ayı ile birlikte

Türkiye gastronomisi birbirinden farklı içeriklerle

festivallere ev sahipliği yapmaya başlayacak.

Daha şimdiden etkinlik ajandamda hatırı sayılır

bir festival yoğunluğu oluştu bile. Gaziantep,

Adana, İstanbul festivalleri bunlardan sadece

birkaçı. Sektörün ilgisini çekecek etkinlik

haberlerimiz ve röportaj konuklarımız ile

karşınızdayız.

Ve yeni yatırımlar…

Türkiye’deki ilk Curio Collection resort oteli için

BESA Grup ile anlaşan Hilton, 2021’de hayata

geçirmeyi planlandığı The BO Vue Hotel Bodrum

yatırımıyla oldukça iddialı! Zincir grup aynı

zamanda yakın bir süreçte hizmete açtığı Maslak

ve Bakırköy otellerini de sektöre kazandırmanın

mutluluğunu duyuyor. Bu yeni yatırımların

Türkiye turizmine hayırlı uğurlu olmasını

temenni ediyor, otel çalışanlarına başarılar

diliyorum.

Keyifli okumalar dilerim.

K

EMİR ÖMER ÖCAL

emir.ocal@img.com.tr

FATMA DEMİRBAĞ

fatma.demirbag@img.com.tr

İMG Web Team mail

web@img.com.tr

HAKKI GÜNERKAN

hakki.gunerkan@img.com.tr

GÜRKAN ŞEF STEAKHOUSE ETİLER

KAPAK FOTOĞRAFI ÜMİT BAŞER ALKAÇ

website

www.hotelrestaurantmagazine.com

e-mail

info@img.com.tr

KURUMSAL İLETİŞİM MÜDÜRÜ

FİNANS MÜDÜRÜ

MUHASEBE MÜDÜRÜ

ABONE ve DAĞITIM

CTP - BASKI

İRTİBAT BÜROLARIMIZ

ADRES

EBRU PEKEL

ebru.pekel@img.com.tr

MUSTAFA AKTAŞ

mustafa.aktas@img.com.tr

ZEKAYİ TURASAN

zturasan@img.com.tr

NURTEN DEMİR

nurten.demir@img.com.tr

İHLAS GAZETECİLİK A.Ş.

Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi İhlas Plaza

No:11 A/41 Yenibosna–Bahçelievler/ İSTANBUL

Tel: +90 212 454 30 00 Fax: +90 212 454 34 94

www.ihlasmatbaacilik.com

BURSA +90.224 211 44 50-51

KONYA +90.332 238 10 71

Evren Mah. Bahar Cad.

Polat İş Merkezi B Blok No:1 Kat:4

Güneşli-Bağcılar/İstanbul

Tel: +90 212 604 51 00

Faks: +90 212 604 51 35

hotel & restaurant hi-tech dergisinde yer alan makalelerdeki fikirler yazarlarına aittir. Yayınlanan ilanların sorumluluğu reklam verene aittir. hotel & restaurant hi-tech dergisinin bütün yayın

hakları İletişim Magazin Gazetecilik San. ve Tic. A.Ş.’ye aittir. Yazılar kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yaygın süreli bir yayın olan hotel & restaurant hi-tech dergisi ayda bir yayınlanır.


¨ 4.499

¨ 3.999


içindekiler

42

60 46

antre

6 Sektörden kısa haberler

gündem

14 TÜROB: Atatürk Havalimanı

faaliyetine devam etmeli

16 Dünyanın en pahalı şehri Zürih;

İstanbul 67’nci sırada

18 Turizmde 3 milyar dolarlık Çin

pastası

20 TTYD Bakan Ersoy’u ziyaret etti

22 I-MICE’den ‘Endam’lı davet

24 Genceli: Bakanım, turizmde ilk

kangren otel yatırımcılarına el atın

26 Kartlı ödemelerde en fazla artış

gösteren sektör, hava yolları

28 Yabancı turist sayısı attı

29 Recep Arifoğlu: Turizmde personel

sıkıntısı yaşıyoruz

30 Öner: Bu defa uzaktan ‘bakan’ değil

32 TatildeKirala.com hizmette

www.hotelrestaurantmagazine.com

34 Türkiye helal turizmde dünya

üçüncüsü

36 İstanbul, Kayseri ve Kapadokya’dan

turist ortaklığı

39 Batum: Artık bir şeyler yapmak

lazım ama ne?

40 Türkiye’ye giriş yapan turist sayısı

%29 arttı

41 Gelir artış hızı doluluk artışını geçti

yeni yatırımlar

42 Hilton İstanbul Maslak açıldı

44 İstanbul Sabiha Gökçen’den yeni

terminal yatırımı

46 Elite World İstanbul Hotel 750 bin

dolara yenilendi

48 MSC Cruises’ten Portmiami’ye yeni

kruvaziyer terminali

50 Sevimli dostlar için: Fizyopet

Köpek Oteli

52 Hilton Bakırköy kapılarını açtı

54 Smart by Dedeman Mart 2019’da

açılıyor

55 Alaçatı’daki huzur: Insula Hotel

56 The BO Vue Hotel Bodrum açılıyor

yatırım

58 En verimli toplantılar, Wish More Hotel’de

59 Ayın yatırım fırsatları

iş’te kadın

60 Başarısında donanım var: Esra Altay Batkın

marka

64 Arıkan: Yatak üretimi yasalarla

belirlenmeli, kısıtlanmalı

66 Kilim Mobilya “kurumsal satışlar”da

atağa geçiyor

68 Toper, Amerikan hapishanesine kahve

işleme tesisi kurdu

şef in gözünden

72 Lezzet aşkına ‘kuralsever’: Öner Çulfaz


86 125 72

gastro etkinlik

76 Bursa Gastronomi Konferansı

geliyor

80 Estetik ve tasarım pastacılıkla

buluştu

82 Adana Lezzet Festivali 2.sini

düzenliyor

83 İstanbul Coffee Festival eylülde

kahveseverleri ağırlayacak

84 Mengen, genç şefleri ağırladı

86 Gaziantep, Gastronomi Festivali’yle

dünyaya açılıyor

gastro güncel

88 Her şey dahil’in gıda atıklarını

Fazla Gıda önleyecek

89 Çatal mı, chopstick mi?

90 Ay: Her şey dahil mi, sağlık

hariç mi?

92 Maraşım Sade 4 kg reyon

dondurmaya yeniden yorum

93 Dikkaya: Restoran mı otelden çıkar,

otel mi restorandan?

www.hotelrestaurantmagazine.com

gustonun yorumu

94 Reha Tartıcı ile yeni mekanlar

gastro aktüel

98 Gastronomi sektöründen kısa

haberler

fuar

104 Hotel Show Dubai’e katılmak

için 6 önemli nedeniniz var

106 Benbanaste: Herkesi WorldFood

İstanbul’a bekliyoruz

hijyen

108 Daha hijyenik otel, daha fazla ücret

109 Maratem, mite tehlikesine karşı

otel odalarını koruyor

110 Ecolab 1,2 trilyon litrelik su

tasarrufu sağlayacak

yeni mekan

112 Bodrum’a yeni mekan: 953

grill&bar

114 Maslak’a yepyeni buluşma noktası: Zaxi

116 En Hesaplı Restoran: Lezzet Arası

117 bomontiada, İstanbul’dan sonra

İzmirlilerle buluşuyor

118 Şehrin göbeğinde nefes alan mekan:

Topağacı Gurme

120 Emirgan Sütiş açıldı

122 Leb-i Derya yeniden tasarlandı

dekorasyon

124 Dekorasyonun en tamamlayıcı

parçası ‘Sehpalar’

125 Mekanlara Akdeniz esintisi

hotel-tech

126 Yapay Zeka ile turizmi dönüştürmenin 5 yolu

ürünler

128 Yeni ürünler

112


6

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Hüseyin Özdamar ANFAŞ’ta

Antalya’da uzun yıllardır Türk Standartları Enstitüsü Akdeniz Bölge Koordinatörü olarak

görev yapan Hüseyin Özdamar; ANFAŞ Yönetim Kurulu kararı ile ANFAŞ Genel Müdürlüğü

görevine getirildi. 1960 yılında Burdur’da doğan Hüseyin Özdamar, Gazi Üniversitesi Eğitim

Fakültesi’nden mezun oldu. 30’un üzerinde yurt içi ve yurt dışı platformlarda mesleki

eğitimler alan Özdamar, mesleki kariyerinin yanı sıra yurt içinde ve yurt dışında birçok

uluslararası etkinliklerde Türk Standartları Enstitüsü’nü temsil etti. Tetkikçi ve Baş Tetkikçi

olarak 1500’e yakın kuruluşta denetimler gerçekleştirdi.

Elite World Hotels’den turizmde

farkındalığa destek

Türkiye’nin önde gelen otel zincirlerinden Elite World Hotels,

Türkiye turizminin gelişmesine destek olmaya devam ediyor. Elite

World Business Hotel Ön Büro Müdür Yardımcısı Ahmet Kurtuluş,

Türkiye’nin turizm çeşitliliğini artırmaya yönelik farkındalık yaratmak

amacı ile İstanbul’dan Marmaris’e bisiklet ile gitti. Kurtuluş, ‘Türkiye

turizm çeşitliliği açısından zengin bir ülke. Doğadan denize, kültürden

eğlenceye kadar birçok seçenek bulunuyor. Bu güzelliklerin hepsini

gün yüzüne çıkartmamız ve çeşitliliğimizi artırmamız gerekiyor. Ben

de Elite World Hotels ailesinin bir üyesi olarak bu konuya dikkat

çekmek istedim’ dedi. Ayrıca Kurtuluş, önümüzdeki sene de yine

turizmde farkındalığı artırmak amacıyla İstanbul’dan Van’a bisiklet ile

gideceğini belirtti.

Swissôtel Bodrum,

“En İyi Lüks Butik Resort Oteli” seçildi

Dünya’nın en iyi lüks otellerinin misafir oylarıyla seçildiği The

World Luxury Hotel Awards‘de 2018 yılının en iyi spa’ları belli oldu.

Dünya’da turizm sektörünün en önemli ödüllerinden olan ve hizmet

kalitesi kapsamında dünyanın en iyi otellerinin değerlendirildiği,

“World Luxury Hotel Awards” ödülleri, bu yıl da sahiplerine

verildi. “Dünyanın En Lüks Butik Resort Otel Spa”sı kategorisinde

‘Swissôtel Resort Bodrum Beach, Dünyanın en lüks ‘Resort Spa’ları

arasına girdi.

TAV’dan yılın ilk yarısında

93 milyon avro kâr

Türkiye’nin havalimanı işletmeciliğindeki küresel markası TAV

Havalimanları’nın 2018’in ilk yarısında hizmet verdiği yolcu sayısı,

önceki yıla göre yüzde 31 artarak 67 milyona ulaştı. Şirket aynı

dönemde net kârını yüzde 55 artırarak 93 milyon avroya yükseltti.

Aynı dönemde şirketin konsolide cirosu yüzde 8 artışla 550 milyon

avro oldu. TAV yılsonu yolcu trafiği, ciro ve FAVÖK beklentilerini

de yukarı yönlü revize etti.


Misafir etme tutkusuyla, daima....


8

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Mövenpick Hotel Istanbul’dan

“Kilolarca İyilik” projesi

Mövenpick Hotel Istanbul, dünya üzerindeki 30’dan fazla

Mövenpick otelinin de katılacağı, 1-15 Eylül 2018 tarihleri arasında

düzenlenecek “Kilolarca İyilik” sosyal sorumluluk projesi ile otel

misafirlerini ve yerel sakinleri, ihtiyaç sahiplerine en az bir kilo

giyecek ve eğitim malzemeleri yardımında bulunmaya davet ediyor.

Otel misafirleri ve ziyaretçiler, bu anlamlı proje süresince katılımcı

otellerin lobilerindeki stantları ziyaret edip, kıyafet ve okul gereçleri

yardımında bulunabilecekler. Mövenpick Hotel Istanbul’da toplanan

malzemeler Gaziantep Şahinbey’de bulunan Yığmatepe İlkokulu’nda

eğitim gören 25 öğrenciye bizzat ulaştırılacak.

Midilli seferleri ile Troya’ya

ziyaretçi akını

2018 Troya Yılı’nın Türkiye turizmine katkı sağlaması amacıyla yürütülen

çalışmalara bir yenisi daha eklendi. Ayvacık ve Midilli arasında direkt

gerçekleşen seferler sayesinde dünyanın dört bir yanından Midilli’ye tatile

gelenler Troya Antik Kenti ve Assos’u ziyaret etme fırsatı buluyor. 2018

Troya Yılı kapsamında gerçekleştirilen turizm hamlesine ve kentin gelecek

yıllardaki turizm hareketliliğine katkı sağlayan seferler, Midilli’de tatil yapan

dünya ülkelerinden turistlerin Troya Antik Kenti’ne ziyaretlerini artırıyor.

Bu sayede 2018 Troya Yılı’nda Çanakkale, tüm dünyaya Troya efsanesini

Anadolu’nun kadim bir değeri olarak yeniden anlatıyor.

Dünya turizminin kalbi Uzakrota

Travel Summit’te atacak

Geçtiğimiz yıl Fairmont Quasar Istanbul’da 5 salonda 1500 turizmcinin katılımı

ile gerçekleşen etkinliğin hemen ardından, Uzakrota Travel Summit 2018’in

çalışmaları başladı. Amadeus, Emirates Airlines, Tourism Korea, GoGlobal

ve Atlas Global Airlines’ın ana sponsorluğunu yapacağı etkinlikte bu yıl, hem

konsept hem de içerik anlamında büyüyerek 3 salon, 5 sahne ve 1 fuaye alanı ile

2500’den fazla yerli ve yabancı turizm profesyonelinin katılımıyla, 30 Kasım’da

Hilton Bosphorus Convention Center’da gerçekleşecek.

Kalorileri açık

havada yakın

Wyndham Grand İstanbul Levent bünyesinde hizmet veren

Qualitasspa Sağlıklı Yaşam Merkezi, yenilikçi bakış açısıyla spor

yapmayı sevenlerin gözdesi olmaya devam ediyor. Özellikle açık hava

spor salonuyla dikkatleri üzerine çeken Qualitasspa, aynı anda hem

kalori yakmanın hem de temiz havanın tadını çıkarmanın en zevkli

adresi oluyor. 200 metrelik koşu alanıyla birlikte son teknoloji spor

aletlerini de spor tutkunlarının kullanımına sunan Qualitasspa, spor

yaparken temiz havanın tadını çıkarmak isteyenlerin adresi oluyor.


10

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Emirates Skywards sınırlarını

genişletti

Sadakat programındaki düzenleme ile Emirates Skywards üyelerinin, her iki havayolu ile

yaptıkları uçuşlarda, Skywards Milleri ve Statü Milleri kazanmalarına imkân tanınıyor.

Eski OPEN üyeleri, flydubai ile Mil kazanmaya devam etmek için, Emirates Skywards

üyesi olabilecek. Her iki havayolu şirketine yönelik sadakat programındaki düzenleme,

Emirates ve flydubai’nin genişletilmiş küresel ağı dahilindeki ortak uçuşlar ve havaalanı

operasyonlarını da içeren çeşitli ortaklıklar üzerine kuruldu.

Yeni sezona yepyeni bir başlangıç için;

Willow Stream SPA

Golf dünyası

Limak Bodrum Golf Cup’ta buluştu

Sosyal sorumluluk projeleriyle adından söz ettiren Limak Holding, golf sporuna

verdiği desteği Limak Bodrum Golf Cup ile sürdürüyor. Bu yıl ikincisi düzenlenen

ve 11-12 Ağustos tarihleri arasında Bodrum Golf ve Tenis Kulübü’nde

düzenlenen turnuvaya iş, sanat ve spor dünyasından çok sayıda ünlü isim katıldı.

120’yi aşkın golf oyuncusunun katıldığı turnuvada Limak Holding Yönetim

Kurulu Başkanı Nihat Özdemir de yarışmacı olarak yer aldı. Turnuva sonunda

kategorilerinde dereceye girenler ve özel ödülleri kazananlar kupalarına

kavuştu. Kadınlarda A kategorisinde birinci Arzu Narin; erkeklerde ise Bülent

Törek olurken, gençler kategorisinde Turgut Akcan 39 puanla ilk sırada yer aldı.

Dünyanın en lüks ve özel SPA’ları arasında yer alan Willow Stream Spa, şehrin

merkezinde her şeyden uzaklaşmanızı sağlayan atmosferiyle fark yaratıyor. Modern

hayatın yüksek temposuna dinlendirici bir mola vererek, enerjisini yenilemek

isteyenlere benzersiz SPA deneyimi yaşatıyor. Willow Stream SPA, konukların

ihtiyacını belirleyerek, kişiye özel bakımlar önermesiyle dikkat çekiyor. Özellikle

cilt bakımlarında, önce Reveal Cilt Analizi makinesiyle cilt tipini ve cildin ihtiyaçları

belirlendikten sonra, iyileştirici uygulamalara geçiliyor.

TUROYD Yönetim Kurulu

Ersoy’u ziyaret etti

TUROYD Yönetim Kurulu Başkanı Ali Can Aksu ve Yönetim Kurulu Üyeleri Kültür

ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’u makamında ziyaret etti. Yaklaşık bir saat süren

toplantıda turizm otelcilik ve turizmde istihdam konularına yer verildi. Nitelikli

turiste geri dönülmesi gerekliliğini vurgulayan Ersoy nitelikli turistin beklentisi

olan hizmetin de ancak nitelikli, bilgili ve deneyim sahibi yönetici ve ekiplerle

yapılabileceğinin altını çizdi. TUROYD Başkanı Ali Can Aksu, 81 il 16 ülkede BYK’lar

ile faaliyetini sürdürmekte olan 2284 üyesi ile derneğin tam kadro göreve hazır

olduklarını ve dernek olarak tüm sektör çalışanlarını kucakladıklarını dile getirdi.


12

hotel restaurant

& hi-tech

antre

GBT, Amadeus’un NDC-X programına katılıyor

American Express Global Business Travel (GBT), Amadeus’un yeni NDC

destekli çözümünün denenmesine yardımcı olmak için NDC-X programına

katıldı. Seyahat yönetimi alanında faaliyet gösteren küresel iş ortağı, yeni

NDC akışı olan “alışveriş yap, sipariş ver, öde” sistemini test etmek ve

tanımak için Amadeus’un NDC destekli çözümünü kullanacak. Bu işbirliğiyle

birlikte, GBT’nin 2019’daki hizmet kapasitelerini de kapsayacak olan

çözümün, endüstriyel versiyonunu hayata geçirme hazırlığı kolaylaşmış

olacak. Bu anlaşma, American Express GBT’nin, Amadeus’un küresel dağıtım

sisteminden erişilen kapsamlı seyahat içeriklerinin yanı sıra NDC içeriğine de

erişeceği anlamına geliyor.

Karikatürcüler

“Seyahat Anıları”nı çizecek

Anatolia Turizm Akademisi tarafından bu yıl 10’uncusu gerçekleştirilecek olan Uluslararası

Turizm Karikatürleri Yarışması’nın teması belli oldu. ER Yatırım’ın ana sponsorluğunda

düzenlenen yarışmanın bu yılki teması “Seyahat Anıları” olarak belirlendi. ‘Gençler’ ve

‘Yetişkinler’ olmak üzere iki kategoride düzenlenen yarışmada Gençler kategorisi 16 ve daha alt

yaşlardaki karikatür sanatçılarına açık iken, yetişkinler kategorisi ise 17 ve daha yukarı yaşlardaki

karikatür sanatçılarının katılımına açık. Yarışmaya 31 Aralık 2018 tarihine kadar gönderilen

eserler kabul ediliyor.

The Land Of Legends’a üç

ödül birden

Misafirlerine sıra dışı bir tatil deneyimi yaşatan The Land of Legends, 74 ülkeden 3

bin 900’ü aşkın adayın yarıştığı ve 12 ayrı jüride 270 üst düzey yöneticinin görev aldığı

Stevie Ödülleri’nde Musical Parade etkinliğiyle üç ayrı ödül birden kazandı. Dünyanın

ilk müzikal şöleni olma unvanına sahip Musical Parade ile ödüllere başvuru yapan The

Land of Legends, Company of the Year, Brad Experience Event ve Brand Experience of

the Year kategorilerinde bronz ödüllere layık görüldü.

İlhamını komşuluktan alıyor

Nish Palas İstanbul by Hyatt

Butik otel anlayışına yeni bir soluk getiren, alanında ilham kaynağı olan bir anlayışla

kapılarını İstanbul’un gözde semtlerinden Nişantaşı’nda açan Nish Palas İstanbul

by Hyatt, Palas kültürünü ve Türkiye’nin dünya çapında tanınan misafirperverliğini

çağdaş bir yorumla sergiliyor. Nişantaşı, Abdi İpekçi Caddesi’ndeki eski palaslardan,

tarihi bir apartmanın özenle restore edilmesiyle bugünkü haline kavuşan otel,

çağdaş mimari detaylarıyla oldukça postmodern bir görünüm sergiliyor. The

Unbound Collection by Hyatt’ın tematik yaklaşımı olan “komşuluk” kurgusunu tüm

detaylarında hissettiren “Nish Palas İstanbul by Hyatt” misafirlerine maksimumda

konfor ve ayrıcalıklı deneyimler yaşatıyor.


home

hotel

restaurant

cafe

www.ajansfogus.com

arsessandalye.com.tr


14

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

TÜROB

“Atatürk

Havalimanı

faaliyetine devam

etmeli”

Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) yönetimi Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’u ziyaretinde Bakan

Ersoy’a bir rapor sunarak konaklama sektörünün kısa vadede beklentilerini dile getirdiler.

Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB)

yönetimi Kültür ve Turizm Bakanı

Mehmet Ersoy’a ilk ziyaretini

gerçekleştirdi. TÜROB Başkanı Timur

Bayındır’ın yanı sıra Başkan Yardımcıları

Müberra Eresin ve Armin Zerunyan, Genel

Sekreter, Hediye Güral Gür, Yönetim

Kurulu Üyeleri Taner Yallagöz ve Nuri

Kalyoncu ile TÜROB Genel Müdürü

İsmail Taşdemir’den oluşan TÜROB

heyeti Ankara temasları kapsamında

Bakan Yardımcıları Nadir Alpaslan ve

Ömer Arısoy’u da ziyaret etti. TÜROB

heyeti, Bakan Ersoy’u ziyaretinde bir de

rapor sunarak, konaklama sektörünün

kısa vadede beklentilerini dile getirdi.

TÜROB Başkanı Timur Bayındır, ziyarette

yaptığı konuşmada, şu anda turizm

sektörü için en önemli beklentinin gelir

artırıcı girişimlerin hızlandırılması

olduğunu belirterek, “Özellikle gelir ve

nitelikli misafir bakımından en önemli

turizm segmentlerinden biri olan kongre

turizmindeki girişimler artırılmalı” dedi.

Yatırım İzleme Kurulu önerisi

Uluslararası kongre ihalelerinde

ülkemizin avantajlarıyla öne çıkması

için ihale özelinde kongre kapsamına

KDV muafiyeti uygulanmasının faydalı

olacağını dile getiren Bayındır, “Kongre

turizmi için ülkemize gelmesi talep

edilen dernek, şirket veya kurumların,

kongre merkezi, konaklama, aracılık

hizmetleri gibi kongre harcamalarının

KDV’den muaf olması tercih sebebi

oluyor” diye konuştu. Turizmde yeniden

yapılanma için Kasım 2017 tarihleri

arasında gerçekleşen 3. Turizm Şura’sı

sonuçları ve kararları hayata geçirilmesi

gerektiğini kaydeden Bakanlık tarafından

Türkiye turizminin tanıtımı ve pazarlaması

yönünde sürdürülen çalışmalara sektör

örgütlerinin de dahil edilmesi gerektiğini

kaydetti. Turizm yatırımlarındaki

plansızlığın ve konaklamada aşırı

ortadan kaldırılması için ‘Yatırım

İzleme Kurulu’ oluşturulmasını öneren

Bayındır, ‘Yatırım Teşvik Sistemi’nin de

revize edilmesi, teşviklerin yeni yatırım

yerine yenileme (renovasyon) amacı ile

verilmesi gerektiğini dile getirdi. Atatürk

Havalimanı’nın kapatılma sürecinin

bölgedeki otelleri olumsuz etkileyeceğine

de işaret eden Bayındır, yeni havalimanıyla

birlikte Atatürk Havalimanı’nın da

faaliyetlerine devam edebileceğini

vurguladı.

TÜROB tarafından Bakan Ersoy’a sunulan

raporda özetle şu görüşlere yer verildi:

Şûra kararları hayata geçirilmeli

* Turizmde yeniden yapılanma

sağlanabilmesi için turizmi pek çok

farklı açıdan özel komisyonlarla ele alan

01-03 Kasım 2017 tarihleri arasında

gerçekleşen, 3. Turizm Şura’sı sonuçları

ve kararları sürratle hayata geçirilmeli. Bu

yöndeki gelişmeler sektörle paylaşılmalı.

Telif hakları için havuz sistemi

* Bakanlığınızca hazırlanan ‘5846 sayılı

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda

Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun

Tasarısı Taslağı’nda Sektörümüzün

beklentileri doğrultusunda düzenleme

yapılmalı. Tüm hakları kapsayan tek

muhataplık ve tek ödeme sisteminin

(havuz sistemi) getirilmesi, telif hakları

uygulamasının tabana yayılması ve bu

konuda kullanıcıları mağdur etmeyecek

yeni bir belgelendirme sistemi getirilerek

düşük bedellerle kullanılmasının önünün

açılması, cezalar bölümünde, sektörümüz

açısından işletmelerde yayınlardan ticari

kazanç elde edilmediğinden ‘ekonomik

suça ekonomik ceza uygulanması’

doğrultusunda düzenleme yapılarak hapis

cezalarının kaldırılması, otel odalarının,

radyo ve TV yayınlarının izlenmesi

açısından girişi ücretli umuma açık

mahal olmadığının kabul edilmesi, bu

yöndeki değişikliğin madde metninden

çıkartılması, ayrıca girişi biletli olan

umuma açık mahallerde de lisanslama

için ayrı mesleki kuruluşlara yetki

verilmemesi ortak lisans birliğinde bu

sorunun çözümlenmesi.

Kongre turizmi yeniden canlanmalı

Özellikle gelir ve nitelikli misafir

bakımından en önemli turizm

segmentlerinden biri olan kongre

turizmindeki girişimler artırılmalıdır.

Turizm sektöründe en önemli gelir

gruplarından biri olan Kongre Turizmi

misafirleri için, uluslararası kongre

ihalelerinde ülkemizin avantajlarıyla

öne çıkması için ihale özelinde Kongre

kapsamına KDV muafiyeti uygulanması

fayda sağlayacaktır. Kongre Turizmi

için ülkemize gelmesi talep edilen

dernek/şirket veya kurumların, kongre

harcamalarının (kongre merkezi,


konaklama, aracılık hizmetleri) KDV’den

muaf olması tercih sebebi olmaktadır.

Muafiyet kongre sahibi kurum/şirket ya da

kongre sahibi adına yetkili organizatöre

sağlanmalıdır.Bununla beraber, kongre

alanındaki altyapımızın gelişimi ve

çeşitlenmesi anlamında, İstanbul Maltepe

Belediyesi tarafından projelendirilen

M’expo Center’ın hayata geçirilmesi

konusunda girişimler desteklenmelidir.

Turist başı harcamanın artması

yönünde, gelir artırıcı turizm ürünlerinin

desteklenmesi gerekmektedir. Örneğin;

Birliğimiz, Radisson Blu Kayseri ve

THY işbirliğinde Temmuz ayı sonunda

gerçekleştirilen Kayseri-Kapadokya

Roadshow organizasyonu ile Ukrayna

Pazarı için kültür+kış turizmi ürünü bir

paket olarak tanıtılmıştır. Davet edilen

tur operatörleri ve yetkililer ürün ve paket

yönünde oldukça olumlu geri bildirim

de bulunmakla beraber; ulaşım imkanın

kısıtlı olması, İstanbul bağlantılarının

yetersiz ve sabit zamanlarda olması

sebebiyle, uçuş alternatifi sunulmasının

zorunluluk olduğunu belirtmişlerdir. Kış

turizmi, kültür turizmi, gastronomi turizmi

gibi gelir artırıcı turizm ürünlerinde,

hedef pazarlar için özellikle bireysel ve

grup uçuş imkanlarının geliştirilmesi ve

kolaylaştırılması oldukça önemlidir.

Tanıtıma sektör de dahil edilsin

Bakanlığımızca, Türkiye turizminin

tanıtımı ve pazarlaması yönünde

sürdürülen çalışmalara sektör örgütleri

de dahil edilmelidir. Ülkemizin ulusal

ve uluslararası tanıtım ve pazarlama

faaliyetleri kapsamında hayata geçirilecek

proje ve ajans çalışmalarına yönelik

sektör örgütlerinin görüş ve önerilerinin

alınması sektör işbirliğinin güçlenmesi

ve kapsayıcı bir turizm stratejisi için

oldukça fayda sağlayacaktır. Kültür ve

Turizm Bakanlığı’nın önceden olduğu

üzere, turizm sektör örgütleri ile ihale,

fuar, çalıştay/workshop, değerlendirme

vs tanıtım ve pazarlama çalışmalarının

her aşamasında işbirliği yapması

sağlanmalıdır. Yurtdışı tanıtım Bakanlık

eşgüdümünde, sivil toplum temsilcileriyle

birlikte yeniden tasarlanmalı ve

yürütülmelidir.

Plansız yatırımların önlenmesi için

izleme kurulu

Turizm yatırımlarının sürdürülebilir

olarak planlanması için ‘Yatırım İzleme

Kurulu’ oluşturulmalı, ‘Yatırım Teşvik

Sistemi’ revize edilmelidir. 2634 sayılı

Turizm Teşvik Kanunu’nun 16.maddesi

uygulanmalıdır. Sürdürülebilir bir

turizm ve rekabet koşulları açısından,

otel yatırımlarının doğru planlanmasını

sağlamak üzere, sektör kuruluşları,

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Ticaret

Bakanlığı birlikteliğinde kurulacak

‘Yatırım İzleme Kurulu’ doğru planlamanın

yanında bölgeler arası farklılıkları da

giderecek, turizmde mevsimsellik

ve bölgesellik sorunlarına çözüm

getirecektir. Yatırım teşvik sisteminin

revize edilerek turizm yatırımlarının talep

ile orantılı olarak Anadolu illerimize

yayılması, başta Antalya, İstanbul, Aydın

ve Muğla illerimiz olmak üzere mevcut

otellerimizin yıpranma sürecine girdiği

dikkate alınarak, bu illerimize verilecek

teşvik belgelerinde mevcut yatırımların

modernizasyonu ve renovasyonu

konusuna ağırlık verilmesi sağlanmalıdır.

2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu’nun

halen yürürlükte olan 16. Maddesinde yer

alan ‘Elektrik, Su, Doğalgaz’ın en düşük

birim bedelden ödenmesi emredici kuralı

uygulanmamaktadır, ilgili maddenin

uygulanması en kısa süre içerisinde

yeniden hayata geçirilmelidir.

İmar Barışı’na Sirkeci de dahil olsun

İmar Barışı uygulamasına başta Sirkeci

olmak üzere Tarihi Yarımada içerisinde

bulunan yapılar da dahil edilmelidir. 31

Aralık 2017 tarihinden önce ruhsatsız

veya ruhsat eklerine aykırı yapılmış kırsal

ve kentsel alanlardaki tüm yapılar “İmar

Barışı” kapsamına alınmıştır. Sadece

Boğazici Sahil Şeridi ve öngörünüm

bölgesi ile İstanbul Tarihi Yarımadanın

Sultanahmet ve Süleymaniye çevresi

ve Gelibolu Tarihi Alan’da belirlenen

yerler bu kapsamın dışında tutulmuştur.

Uygulamadan, başta Sirkeci olmak

üzere, bölgedeki tarihi eser ve kalıntının

bulunduğu alanlarda yapılan bina

ve yapılar hariç olmak üzere diğer

yapıların hükümetimizce açıklanan

“İmar Barışı”ndan yararlandırılması

sağlanmalıdır. Bölgenin kültürel ve

coğrafi dokusu dikkate alınarak, bina ve

yapıların kendi özelinde değerlendirilmeye

tabi tutulması ve “İmar Barışı”nın Tarihi

Yarımada da tarihi eser niteliği taşıyan ve/

veya silüet bozan yapılar haricinde kalan

yapılar için de geçerli olacak şekilde

düzenlenmesi gereklidir.

Atatürk Havalimanı’nın kapatılma süreci

Atatürk Havalimanı’nın kapanma süreci

sektörü olumsuz etkilemeyecek şekilde

planlanmalıdır. Cumhurbaşkanı Sayın

Recep Tayyip Erdoğan, yeni sistemin

ilk 100 günlük icraat programı olarak

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Beştepe

Millet ve Kongre Merkezi’nde açıklandığı

üzere, İstanbul’da 3. havalimanının yolcu

hizmetlerinin faaliyete geçmesiyle Atatürk

Havalimanı, 29 Ekim 2018 itibariyle

kademeli olarak kapatılacak ve bu alan

Türkiye’nin en büyük Millet Bahçesine

dönüştürülecektir. Söz konusu sürecin,

bölgede yer alan otel işletmelerinin iş

hacimlerinde yaratacağı etki ve sürecin

sektörümüz açısından değerlendirilmesi

bölge ve İstanbul turizmi için oldukça

önemlidir. Dünyanın diğer metropol

şehirlerindeki birden fazla havaalimanı

faaliyet gösteriyor. Örneğin Londra’da

5, Moskova’da 6, Paris’te 3 havaalanı

var. Atatürk Havalimanının çevresinde

oluşan altyapı ve oluşturduğu ekonominin

yanında ülkemizin milli güvenliğinin bekası

için stratejik konumu dikkate alınarak

havalimanının normal faaliyetlerine devam

etmesi gerekmektedir. Atatürk Havalimanı

tamamen veya kısmen kapatılacak

ise; İstanbul’un fuar&etkinlik merkezi

eksikliği dikkate alınarak, havalimanı

terminallerinin yeniden düzenlenerek

‘Fuar, Kongre ve Etkinlik Merkezi’ olarak

değerlendirilmesi bölgenin mevcut

gelişmiş altyapısı ve ekonomisinin

sürdürülebilirliği açısından önem

taşımaktadır. Bununla beraber, özellikle

Disnayland benzeri uluslararası marka

olan eğlence merkezleri/tema parklar ile

anlaşma sağlanabilmesi ülke turizmimiz

adına oldukça önemli bir atılım olacaktır.

Bölgedeki otel sayısı

------------------------------------------

Bölgedeki toplam oda sayısı

------------------------------------------

Toplam yatak sayısı

------------------------------------------

Bölge otellerinin 2017 yılı ortalama doluluk oranı ------------------------------------------

Bölge otellerinin 2018 yılı ortalama doluluk oranı ------------------------------------------

2017 yılı konaklama geliri

------------------------------------------

2018 yılı konaklama geliri (yılsonu beklenti) ------------------------------------------

Yan gelirleriyle sağladığı yaklaşık yıllık katma değer ------------------------------------------

Sağlanan istihdam

------------------------------------------

62

13.233

27.000

%62,5

%80

230,4 milyon euro

291,2 milyon euro

500 milyon Euro

Çarpan etkisiyle 50 bin kişi


hotel restaurant

16 & hi-tech

gündem

Dünyanın en

pahalı şehri

Zürih

İstanbul 67’nci

sırada!

77 farklı şehirden 2018

yılı Ocak ve Nisan ayları

baz alınarak hazırlanan

dünyanın en pahalı

şehirleri raporuna

göre, Türkiye pahalılık

oranıyla listenin 67’nci

sırasında yer aldı.

Dünyanın en pahalı şehri

unvanına ise İsviçre’nin

başkenti Zürih sahip

oldu.

Ajans Press, dünya genelindeki

şehirlerin ortalama kazançlarını

ve satın alma gücünü ortaya koyan

araştırmayı inceledi. Ajans Press’in

finans şirketi UBS’nin “Fiyatlar ve

Kazançlar” raporunun yanı sıra medya

yansımalarından derlediği bilgilere

göre, Türkiye’nin en pahalı şehirler

sıralamasının 67’nci sırasında yer aldığı

görüldü. Rapor, 77 farklı şehir baz

alınarak hazırlanırken, her şehirdeki

bağımsız yerel gözlemcilerin elde ettiği

verilere dayandırıldığı gözlendi. Bunun

yanı sıra, her şehrin kendi kültürü göz

önünde tutulurken, 75 binden fazla veri

noktası kullanılması dikkat çekti.

New York referans olarak alındı

Ajans Press ve PRNet’in konuyla alakalı

gerçekleştirdiği medya incelemesinde,

basına yansıyan haber adetleri de

belli oldu. Gerçekleştirilen medya

incelemesinde, 2017’de hayat pahalılığını

konu alan bin 634 haber çıkışı tespit

edilirken, bu rakam 2018 içerisinde

şimdiden bin 924 haber sayısına ulaştı.

Türkiye’nin 67’nci sırada yer aldığı

raporda, İsviçre’nin başkenti Zürih

pahalılık seviyesiyle birinci sıraya yerleşti.

Zürih’i; Cenevre, Oslo ve Kopenhag

gibi şehirler takip etti. Listenin son

sırasında yer alarak dünyanın en ucuz

şehri unvanına ise Mısır’ın başkenti

Kahire sahip oldu. Araştırmada, New

York referans şehir olarak belirlenirken,

fiyatların dolar bazında sıralandığı

saptandı. Böylelikle, listenin başında

yer alan Zürih’in bir aylık mal ve hizmet

tüketimi için 4 bin 206 dolar harcadığı

görülürken, Kahire’nin söz konusu mal

ve hizmetler için yalnızca bin 272 dolar

harcadığı tespit edildi. İstanbul’da ise bu

tutar bin 973 dolar olarak belirlendi.

İstanbul’da bir şehir turu 362 dolar

Verilerde genel fiyat seviyelerinin yanı

sıra gıda, toplu taşıma, ev elektroniği ve

giyim gibi harcama kriterleri de ayrı ayrı

verilirken, İstanbul’un gıda konusunda

48’nci sıraya yerleştiği saptandı. Ev

elektroniği harcamasında ise 42’nci olan

İstanbul, toplu taşıma harcamalarında

ise 53’üncü sırada yer aldı. İstanbul,

kısa süreli şehir turu harcamalarında

da 74’üncü sırada yer alırken; bir şehir

turu için 362 dolarlık harcamanın yeterli

olacağı bilgisine ulaşıldı.


18

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

Turizmde 3 milyar dolarlık

Çin pastası

TSKB Ekonomik Araştırmalar tarafından hazırlanan, ‘TSKB Bakış’ isimli rapor serisi

Türkiye turizm sektörüyle devam ediyor. Türkiye’nin milli gelirinde önemli bir etkiye

sahip olan turizm sektörünün bugünü ve fırsatlarının değerlendirildiği “Turizm: Yine

Yeni Yeniden” başlıklı raporda, turizm çeşitlendirilmesinin önemine dikkat çekilerken,

Çin pazarının potansiyeli tüm yönleriyle ele alınıyor.

Türkiye genelinde 2 milyonu aşkın

kişiye istihdam kapısı olan turizm

sektörü sadece geçen yıl milli

gelire doğrudan yüzde 3,8, dolaylı

etkilerle yüzde 11,6 oranında katkı verdi.

1980’li yıllardan bu yana ekonomideki

konumunu güçlendiren sektör, 90’lı

yılların ortasından günümüze kadar olan

dönemde ödemeler dengesinin güçlü

aktörlerinden biri haline geldi. Sektörün

gelişimi ülke ekonomisine olduğu

kadar Türkiye’nin marka değerine de

önemli katkı sağlıyor. TSKB Ekonomik

Araştırmalar tarafından hazırlanan,

“Turizm: Yine Yeni Yeniden” başlıklı

rapor, Türkiye turizm sektörünün mevcut

durumunu ortaya koyarken, “Nasıl bir

turizm?” sorusunun yanıtını arıyor.

Raporda, sağlık, gastronomi ve yurtiçi

turizminin yanı sıra Çin’le geliştirilecek

ilişkilerin, turizmde sürdürülebilir ve

sağlıklı bir büyümenin modeli olacağına

dikkat çekiliyor. Hazırlanan Çin Eylem

Planı’yla Türkiye’ye Çinli turist çekmenin

hedeflendiği belirtilen raporda şu

ifadelere yer veriliyor: “Kültür, sanat ve

gastronomi odaklı, deneyimsel bir turizm

içeriğinin hazırlanması durumunda

Türkiye’nin Çinli turistlerden elde

ettiği kişi başı ortalama gelirin Avrupa


ortalamasına yaklaşması mümkün

olacak. Sektör oyuncularının telaffuz

ettiği, “2023 yılında 1 milyon Çinli turist”

hedefinin gerçekleşmesi, yaklaşık 3

milyar dolarlık bir turizm ekonomisinin

oluşması anlamına geliyor.”

Büyümenin sürdürülebilirliğine katkı

sunuyor

Buket Alkan ve Cem Avcıoğlu tarafından

kaleme alınan rapor, turizm sektörüyle

arasında birbirini besleyen karşılıklı bir

ilişki olduğunu söylerken, bu ilişkide

turizmin GSYH’ye yaptığı katkıyı sayısal

olarak ortaya koyuyor. 1950 yılında

sadece 25 milyon olan küresel turist

sayısının geçen yıl 1,3 milyar kişiye

ulaştığı kaydedilen raporda 2017 yılında

gerçekleşen yüzde 6,7 oranındaki

büyümenin son 10 yıldaki en yüksek

performans olduğuna dikkat çekiliyor.

Raporda ayrıca, Birleşmiş Milletler Dünya

Turizm Örgütü’ne göre (UNWTO) 2030

yılına kadar küresel turist sayısının 1,8

milyar kişiye ulaşmasının beklendiği,

Türkiye’nin ise 2017 yılında toplam 38

milyon ziyaretçi ağırladığı hatırlatılıyor.

Bu rakamla Türkiye’nin de dünyada en

çok turist çeken 10’uncu ülke olduğu

belirtilirken, sektörün ülke ekonomisine

verdiği güçlü destek şu rakamlarla

aktarılıyor: “Turizm sektörü 2017

yılında milli gelire doğrudan yüzde 3,8,

dolaylı ve uyarılmış etkilerle yüzde 11,6

oranında katkı verdi. Sektörün yarattığı

toplam ekonomik aktivite 2,1 milyon

kişiye istihdam sağlıyor. Bunların yanı

sıra, turizm sektörü, dış tasarrufun ülke

ekonomisine kanalize edilmesine de

aracılık ederek sürdürülebilir büyümeye

katkı sunuyor.”

Küresel çapta seyahat eden kişi

sayısında artış bekleniyor

Diğer taraftan, Dünya Turizm Örgütünün

2018 yılında küresel çapta seyahat

eden kişi sayısında yüzde 4 ila yüzde 5

arasında büyüme beklediğine değinilen

raporda, bu oranın, dünyada yaşanan

belirsizliklere rağmen gerçekleşmesinin

önemli olduğu belirtiliyor.

Raporda, bölgeler arasında turist dağılımı

incelendiğinde Avrupa ve ABD’den

Asya Pasifik bölgesine doğru bir kayma

olduğu hatırlatılarak, “1980’den bu

yana toplam seyahat eden turist sayısı

incelendiğinde Afrika ve Ortadoğu’nun

payı yüzde 3 ile 6 arasında değişiyor.

Asya Pasifik ise bu dönemde payını yüzde

8’den yüzde 25’e çıkarmış durumda.

Dünya Turizm Örgütünün 2030 yılı

öngörüleri bu eğilimin süreceğini ortaya

koyuyor” bilgisine yer veriliyor. Sözü

edilen bölgeler arasındaki değişimde

en önemli etkenin Çin’in uluslararası

dış turizm potansiyelinin açığa çıkması

olduğu vurgulanan raporda, “2010 yılında

55 milyar dolarlık uluslararası turizm

harcamasıyla bu alanda dördüncü sırada

yer alan Çin, 2017 yılındaki 258 milyar

dolarlık harcamayla ise ilk sıraya ulaşmış

durumda” deniliyor.

Dünya turizm harcamasının yüzde

20’sini Çinliler yapıyor

2012 yılından bu yana en fazla turizm

harcaması yapan ülke konumunda

bulunan Çin’den geçen yıl yurtdışına

çıkan ziyaretçi sayısının 135 milyon

kişi olduğuna dikkat çekilen raporda,

günümüz küresel turizm harcamasının

yüzde 20’sinin bu ülke tarafından

gerçekleştirildiğinin altı çiziliyor.

Raporda, Çin’den Türkiye’ye gelen turist

sayısının son 10 yılda kademeli olarak

arttığı belirtilerek şu ifadeye yer veriliyor:

“2015 yılında Çin vatandaşları için kapıda

vize uygulamasıyla bu sayı 314 bin kişiye

ulaştı. Daha da artırılması için bu

ülkeye yönelik özel turizm

politikalarının

uygulanması yararlı olacaktır. Bugün

Avustralya, Kanada, Singapur, Güney

Kore gibi ülkeler Çinli turistler için 10

yıllık vizeler çıkarıyor. Öte yandan, 67 ülke

Çin vatandaşlarına pasaportla giriş ya da

sınırda vize imkânı sağlamış durumda.”

Hazırlanan Çin Eylem Planı’yla Türkiye’ye

Çinli turist çekmenin hedeflendiği

belirtilen raporda şu ifadelere yer

veriliyor: “Kültür, sanat ve gastronomi

odaklı, deneyimsel bir turizm içeriğinin

hazırlanması durumunda Türkiye’nin

Çinli turistlerden elde ettiği kişi başı

ortalama gelirin Avrupa ortalamasına

yaklaşması mümkün olacak. Sektör

oyuncularının telaffuz ettiği “2023

yılında 1 milyon Çinli turist” hedefinin

gerçekleşmesi, yaklaşık 3 milyar dolarlık

bir turizm ekonomisinin oluşması

anlamına geliyor.”

“Kadın istihdamını artırma yolunda

önemli bir basamak olabilir”

Öte yandan, turizm sektörünün yarattığı

istihdam imkânını, Türkiye’de kadın

istihdamı konusunda yaşanan darboğazın

aşılması konusunda önemli bir fırsat

olarak değerlendiren çalışmada “Turizm

diğer birçok sektörden farklı olarak

hizmetin makineleştirilmesi veya

otomasyona dönüştürülmesi olanağı

taşımıyor. Sektörün kalıcı biçimde

emek-yoğun yapısı, ulaştırma, eğlence

ve perakende gibi birçok farklı alanı

harekete geçirme kabiliyetine sahip.

Sektörün bu alandaki en önemli

özelliği, Türkiye kalkınmasında

önemli bir engel niteliğinde

olan kadının işgücüne katılım

oranının artırılması yönünde

fırsat sunması olarak öne

çıkıyor. Turizm ve ilişkili

alanlarda kadın çalışan

sayısının toplam

çalışan sayısına oranı

yüzde 32,1. Bu

oran turizm dışı

sektörlerden

4,9 puan daha

yüksek bir

seviyeyi

ifade

ediyor”

bilgisi

paylaşılıyor.


hotel restaurant

20 & hi-tech

gündem

TTYD

Bakan Ersoy’u ziyaret etti

Yeni Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’u makamında ziyaret eden TTYD

Yönetim Kurulu, Oya Narin Başkanlığında sunduğu görüş belgesinde, sektörün

finansman ihtiyaçları, tahsis sürelerinin uzatılması, girdi maliyetleri, ihracatçı

destekleri ve esnek çalışma düzenlemelerine ilişkin görüş ve önerilerini bildirdi.

Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği

Yönetim Kurulu, Dernek Başkanı

Oya Narin’in Başkanlığında

Kültür ve Turizm Bakanlığı’na

atanan Mehmet Ersoy’a bir ziyarette

bulundu. TTYD Başkanı Oya Narin

ziyarette Cumhurbaşkanlığı Hükümet

Sistemi’ndeki ilk Kültür ve Turizm

Bakanlığı görevinin, sektörü ve turizm

STK’larını iyi tanıyan başarılı bir iş insanı

olarak Mehmet Ersoy’a tevdiinden büyük

memnuniyet duyduklarını ifade etti.

Ersoy: “Benden beklentinin yüksek

olduğunu biliyorum, bu bilinçle

çalışacağım”

Bakan Ersoy da sektörün içinden

gelen bir temsilci olarak kendisinden

beklentilerin yüksek olduğunu

bildiğini ve bu beklentileri karşılamak

için çalışacağını, Cumhurbaşkanlığı

Sisteminde hızlı karar alma imkanının

olduğunu, kabinede Bakanlar arasında

çok iyi bir uyum yakalandığını ve

bürokrasiye takılmadan birçok konunun

hızlıca çözüme kavuşturulduğunu

vurguladı. Bakan Ersoy önceliğinin kısa

vadede turizm sektörünün iş ve yatırım

ortamının iyileştirilmesi ve iş yapmanın

önündeki engellerin kaldırılması şeklinde

tanımladı ve bu engellerin kaldırılmasının

en önemli teşvik etkisi yapacağını

vurguladı.

TTYD, Bakanlık’la birlikte çalışma

arzusunu vurguladı

Başkan Narin görüşmede Bakan Ersoy’a

bir görüş belgesi de sundu. Sunulan

belgede, turizm sektörünün finansman

ihtiyaçları, tahsis sürelerinin uzatılmasına

ilişkin düzenlemeler, girdi maliyetleri,

ihracatçı destekleri ve turizm sektöründe

esnek çalışma düzenlemelerine ilişkin

görüş ve öneriler yer aldı ve Bakanla

düzenli olarak bir araya gelme ve birlikte

çalışma arzusu vurgulandı. Görüşmede

ayrıca TTYD’nin en önemli misyonlarından

biri olarak turizm sektörüne yabancı

yatırımcı çekilmesi için Bakanlıkla

işbirliği arzusu dile getirildi.

Görüşme sonunda TTYD’nin hazırlamış

olduğu “Turizmde Dönüşüm” programı

ile Kurum gündemindeki konuların en

kısa sürede Bakan’ın ekibiyle birlikte

katılacağı bir çalışma toplantısında ele

alınmasına karar verildi. TTYD Heyeti

ayrıca 21 Temmuz 2018 günü Kültür ve

Turizm Bakanlığı Bakan Yardımcılığı’na

atanan Ömer Arısoy ve Nadir Alpaslan

ile de bir araya gelerek yeni görevlerinde

başarı dileklerinde bulundu.


22

gündem

I-MICE’den

‘Endam’lı davet!

Uluslararası MICE Endüstrisi Derneği

(I-MICE), dün akşam The Purl Hotel-

Endam İstanbul ev sahipliğinde

düzenlediği görkemli davetiyle turizm

sektörünün önde gelen temsilcilerini

ağırladı. Acentaların yoğun katılımıyla

gerçekleşen network partisinde konuklar

360 derecelik terası ile şehrin en popüler

buluşma noktalarından biri olan Endam’da

DJ Ünal Çakmak’ın keyifli şarkılarıyla

eğlenirken bir yandan da enfes ikramlarla

lezzetli bir akşam geçirdiler.

Söyler: “Türkiye’deki MICE endüstrisini en

üst noktaya taşıyacağımıza inancımız tam”

Bu özel davette kısa bir konuşma yapan

I-MICE Derneği Başkanı Serdar Söyler,

“Sektörle alakalı o kadar çok şey vardı ki,

bunları tek başına yapmamız mümkün

değildi. Ekibimizi çoğalttık. Sizleri de

burada gördüğümüz için çok mutluyuz.

Önümüzdeki dönemde sizleri de aramızda

görmek istiyoruz. Derneğimiz çok işler

yapacak, biz buna inanıyoruz. Bu hedefle

yola çıktık. Sizlerin de bu yolda bize güç

katacağınıza inanıyoruz. Önümüzdeki

dönemde sizlerle birlikte uluslararası

camiada Türkiye’deki MICE endüstrisini en

üst noktaya taşıyacağımıza inancımız tam.”

dedi.

Kurt: “Bizi anlayan bir bakanımız olduğu

için çok daha umutluyuz”

I-MICE Derneği 2. Başkanı Hüseyin Kurt ise,

“Bildiğiniz gibi 2015’te ülkemiz uluslararası

kongre ve etkinlik bazında 17. sırada, en

son yayınlanan ICCA raporunda ülkemiz 49.

sırada, güzel şehrimiz ise 133. sıradaydı.

Fakat özellikle 24 Haziran seçimlerinden

sonra, geçtiğimiz haftalarda umut dolu

bir gelişme oldu. Sektörümüzden bir isin

bakan oldu. Bu oldukça güzel bir gelişme.

Bizi anlayan, aynı dili konuşabileceğimiz,

aynı terminolojiyi kullanabileceğimiz biri

var artık karşımızda. Dolayısıyla bizim

sorunlarımızı kendisine iletebileceğimiz,

çok çabuk çözüm yollarına ulaşabileceğimiz

bir bakanımız var artık. Bu sebeple çok

daha fazla umut doluyuz. “ diye konuştu.


www.abidinsenol.com.tr

www.masterchef.com.tr

ELMA SİRKESİ

LİMON SOSU

ÜZÜM SİRKESİ

NAR EKŞİLİ SOS

MAYONEZ

KETÇAP

ATS Doğal Ürünler

Gimat Toptancılar Sitesi 7. Blok No:146

Macunköy / Yenimahalle - ANKARA - TÜRKİYE

Telefon: +90 (312) 387 62 60

Fax: +90 (312) 387 62 61

info@abidinsenol.com.tr


24

hotel restaurant

& hi-tech

gündem makale

Orhan Genceli: “Sayın

Bakanım, turizmde

ilk, kangren otel

yatırımcılarına el atın!”

Zordur insana, insan ile hizmet etmek!

Türkiye’de diplomanız yoksa eczane

açamazsınız, belgeniz yoksa terzi, berber,

manikürcü, teknik servis ve daha binlerce

örnek verebilirim…

Ama paranız varsa; istediğiniz yerde

otel açabilirsiniz, hiçbir fizibilite ve ön

çalışmaya ihtiyacınız yoktur. Hatta o

bölgede açacağınız otelin kalitesine göre

müşteri bulacağınız da önemli değildir.

Bir güzel milyon dolarları gömersiniz,

oğlunuzu otelin genel müdürü, yeğeni

satın almaya, kayınbiraderi satış müdürü,

amcaoğlunu da F&B’nin başına koydunuz

mu içiniz rahat, kimseler otelinize zarar

veremez!..

Efendim yazdıklarım komik mi değil

ama trjikomik. Çünkü bu şekilde

yönetilen sadece İstanbul’da, hem de 5

yıldız uluslararası zincirden yüzlercesi

maalesef var. İsterseniz sayayım.

Çünkü ne devlet denetler -nitekim

böyle bir kanunu dahi yoktur- ne de

uluslararası zincir otelin umurundadır.

Çünkü o sadece ve sadece gelecek

“fee”ler ve komisyonu ile meşguldür.

Efendim hangisini yazayım binlerce

oteli hiçbir deneyimi ve bu meslek ile

ilgili belgesi olmayanların yönettiğini

mi? Zincir oteller; efendim getirin bu

genel müdür ve departman müdürlerin

CV’lerini bir inceleyelim. Bizim görev

tanımında olan nitelik ve niceliklere

sahipler mi bakalım umursamamalar mı?

Markanın standartlarına sahip çıkan ve

canı pahasına yatırımcıyla mücadele eden

genel müdür işten gönderildiğinde sahip

çıkmayan zincir otel hangi kadrolarla

markalarını genişletecekler merak

ediyorum.

Sayın Turizm Bakanı Mehmet Ersoy

göreve gelince ilk icraatı kendi

şirketlerini bir profesyonele teslim etmek

oldu. Umarım bütün turizm yatırımcıları

bundan feyz alırlar.

Efendim, otel çalışanına “Otelcilik

Meslek Yasası” çıkmadan, yerli

markalarımız güçlendirilmeden,

yabancı zincirler sadece yatırımcının

ve kendi komisyonlarını düşünerek

personeli umursamadan sektörü bir

adım öne götürmek mümkün değil.

Beğenmediğimiz deniz kum güneş

turistinden başı bandajlı Ortadoğulu

turiste gelmek elbette ki ilerlemek

olarak düşünülemez. Şimdi sakın kimse

bana o portföyü aşağılıyorsun edebiyatı

yapmasın!

Tüm portföylerde çeşitlendirmeniz

olduğu gibi, aklı başında bir politikanız

ve hedeflediğiniz tüm oranlarda bir

stratejiniz olmalıdır.

Efendim bir sözüm de uluslararası zincir

markalara olacak. Markanızı iyi temsil

etmeyen yatırımcı ve yöneticiler size

kısa vadede kazandırabilirler ama uzun

vadede kaybedenin sizler olacağını bir kez

daha düşünmelisiniz. Kaliteli ve nitelikli

insanların sektörde kalmaları için onlara

sahip çıkmalı ve bütçelerinizden birazcık

harcayarak siz de çaba göstermelisiniz.

Sayın patronlar unutmayın ki “Sektördeki

rekabeti profesyoneller ile yapabilirsiniz,

genleriniz ile değil!”

Bu yazımı TUROYD başkanı Alican

Aksu’nun her platforma serzenişte

bulunduğu paragraf ile bitirmek isterim.

“Otelcilik farklı dinamikleri ve idari

mekanizması olan operasyonel bir iştir.

Meslek Yasası olmalı ve yatırımcıyı da

içerisine almalıdır.”


hotel restaurant

26 & hi-tech

gündem

Kartlı

ödemelerde

en fazla artış

gösteren

sektör, hava

yolları!

Kartlı ödemeler 2018 yılının

ilk 6 ayında yüzde 20 arttı.

Bu artışla beraber en fazla

yükseliş gösteren sektör,

hava yolları oldu.

Bankalararası Kart Merkezi (BKM)

2018 yılının ilk 6 aylık verilerini

açıkladı. Kart kullanmanın sağladığı

avantajların yanı sıra banka hesabı sahibi

nüfustaki artış, artan finansal okuryazarlık

ve e-ticaret kullanımı gibi etkilerin de

desteğiyle ödemelerde kart kullanımının

artışını sürdürdüğünü vurgulayan BKM

Genel Müdürü Dr. Soner Canko, kredi

kartı ve banka kartı sayıları artarken, yılın

ilk yarısında kartlı ödemelerde yüzde 20

oranında büyüme gerçekleştiğini söyledi.

En fazla kartlı ödeme artışı görülen

sektör hava yolları

Kartlı ödemelerdeki artışla beraber en

fazla artış gösteren sektör hava yolları

oldu. Buna göre 2018 yılının ilk altı

ayında geçen yılın aynı dönemine göre

hava yolları yüzde 34, yemek yüzde 28,

akaryakıt istasyonları yüzde 24, sağlık/

sağlık ürünleri/kozmetik yüzde 24, giyim

ve aksesuar yüzde 21 ile en fazla artış

gösteren sektörler arasında yer aldı.

Dijitalleşme sürüyor: İnternetten yapılan

kartlı ödemeler yüzde 37 büyüdü

BKM verilerine göre, internetten ödeme

alışkanlıklarının her geçen gün artması

ve hızlı dijital dönüşümle beraber 2018

yılının ilk altı ayında toplam 61 milyar

TL tutarında internetten kartlı ödeme

yapıldığı açıklandı. Bu veri 2017 yılının ilk

altı ayı ile kıyaslandığında, internetten

kartlı ödemelerde yüzde 37 oranında artış

gösteriyor. Geçen yılın aynı döneminde

toplam kartlı ödemelerin yüzde 14’ünü

oluşturan internetten kartlı ödemelerin bu

yıl payını artırarak yüzde 16’ya çıktığı ifade

ediliyor.

Yabancı kartlarla yapılan ödeme tutarı

ilk 6 ayda 16 milyar TL’ye ulaştı

Yabancı kartlarla yapılan ödemelerde ise

yılın ilk yarısında yabancı kartlarla yurt

içinde toplam 15,8 milyar TL tutarında

ödeme yapıldı. Bu tutar, önceki yılın

aynı döneminde 9,5 milyar TL olan kartlı

ödeme tutarıyla kıyaslandığında yüzde 67

oranında büyümeyle son yıllarda gözlenen

en büyük artışın gerçekleştiği dikkat

çekiyor. İşlem başına yapılan kartlı ödeme

tutarı ise 457 TL’den 573 TL’ye çıktı.


hotel restaurant

28 & hi-tech

gündem

Yabancı turist sayısı arttı

Yaz sezonunun gelmesiyle birlikte seyahat sektöründe de hareketlilik yaşanıyor. Bu

hareketlilik rakamlara da yansıdı. 2018 yılın ilk 6 ayını değerlendiren online seyahat

markası biletall.com CEO’su Yaşar Çelik, turizm sektörünün yılın ilk yarsında

beklentilerin üzerinde olduğunu belirtti.

Yurt içi ve yurt dışına seyahat

etmek isteyenlere 500 havayolu,

200 otobüs firması, tren ve feribot

biletlerini tek potada buluşturarak en

uygun bilet alternatiflerini sunan Biletall,

2018 yılının ilk yarısına dair seyahat

istatistiklerini gün yüzüne çıkarttı. 2018

yılın ilk yarısında yabancı turist sayısının

arttığının altını çizen biletall.com CEO’su

Yaşar Çelik, yabancı turist sayısında 2015

yılını yakaladıklarını hatta geçtiklerini

vurguladı. Çelik sözlerine söyle devam

etti: “2018 yılı hem iç turizm hem de

yabancı turist açışından beklentilerimiz

üzerinde gidiyor. Kültürel geziler,

sahil turizmi gibi etkenler iç turizmde

hareketlilik sağlıyor.”

En ucuz otobüs bileti 3 TL

Geride bıraktığımız 6 ayda en ucuz

bilet, online bilet satış sektörünün lideri

konumundaki Biletall.com tarafından

satıldı. Yurt içi en ucuz otobüs bileti

Patnos Tutak için 3 TL’ye satılırken en

ucuz uçak bileti ise yurt içinde 29,99 TL’ye

Antalya –İstanbul ( Sabiha Gökçen) yurt

dışında Lizbon- Madrid arasında 159,9

TL’ye alıcı buldu. En pahalı biletler ise

otobüs için Bakü –Bursa arasında 300

‘TL olurken yurt içinde en pahalı uçak

bileti 1387,16 TL ile Diyarbakır – Lefkoşa

– Diyarbakır arasında yurt dışında ise

16551,19 TL ile Chicago - İstanbul –

Chicago seferi oldu.

Yurt içinde Ankara yurt dışında Bakü

2018 yılına dair verileri paylaşan

biletall.com en ucuz ve en pahalı

seyahat biletlerini belirlerken popüler

destinasyonları da ortaya çıkardı. Buna

göre; yurt içinde Ankara, İstanbul, İzmir

yurt dışında ise Bakü, Beyrut, Frankfurt

en çok ilgi gören yerlerin basında geldi.


30

hotel restaurant

& hi-tech

gündem makale

Bu defa uzaktan

‘bakan’ değil!

Tezer Öner / AGON Danışmanlık ve Mümessillik Hizmetleri CEO

Türkiye yeni bir dönem ile birçok

beklentinin gerçekleşmesini umarak

seçimlerden çıktı. Bu seçimlerin

sonucunda gördük ki Türk insanı

yapısal değişim ve istikrarlı yönetim

konusunda kararlı kalmaktan yana.

Yapısal değişimlerin etkilerini Sayın

Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan kabine

ve icra organizasyonlarında göstererek

yepyeni ve profesyonel anlayışa sahip bir

ekip ile yola çıktı. Elbette biz de kendi

açımızdan değişimlere ve oluşacak

beklentilere bir göz atmak ve yeni

bakanımıza da ilk haftaların sonunda bir

takım tespitlerle destek vermek istedik.

Merak ettiklerimizi de soracağız. Bazı

tespit ve icraat sözlerini de not alacağız

ve gerçekleşmesini bekleyeceğiz. Bu

süreçte elimizden gelen desteği de

vermek ve Türkiye için hep birlikte

gayretlerimizi de ortaya koymak elbette ki

birinci dereceden görevimiz olacaktır.

Öncelikle dikkat çeken noktalarla yeni

Bakanımızın kim olduğunu hatırlayalım.

Sayın Kültür ve Turizm Bakanımız

Mehmet Nuri Ersoy, hepimizin bildiği

gibi ETS Turizm Yönetim Kurulu Başkanı

olarak 25 yıllık profesyonel bir geçmişi

olan 1968 İstanbul doğumlu genç ve

dinamik bir kişi. Alman Lisesi ve İstanbul

Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü

tahsilleri olan Bakanımız; Etstur’un

ardından diğer girişimleri olan Voyage

Otelleri, Didimtur, Ucuzabilet, Maxx Royal

Otelleri, Odamax.com ve Cruise sektörü

yatırımları ile turizme pek çok marka

kazandırdı.

Gördüğümüz gibi bugüne dek bu derece

profesyonel ve başarılı bir işadamı olarak

devlet kademesinde görev yapan ender

bürokratlardan biri olan Ersoy doğal

olarak hepimizde beklentilerin artmasına

ve hedeflerin de daha yükselmesine

sebep oldu. Bunun kendisi için hem

motive edici hem de bir miktar stres

yaratacak bir durum olması doğaldır.

Ancak ilk günlerdeki icraat ve söylemleri

ile duruma hakim olma konusunda ve

hedefleri tespit etme açısından gayet

başarılı olacağını hissettirdi.

Bakan Ersoy, ilk icraat olarak ETS

yönetimini Coşkun Tünay’a bırakarak

herkesin haklı bir övgüsünü aldı.

Ersoy profesyonel işlerini devlet

işleri ile karıştırmayacağının ve

zamanını tamamen devlet ve milleti

için harcayacağının ispatı olarak

bu görevlendirmeyi yapması işi sıkı

tutacağının işareti olarak algılandı. Bu

görevi bir askerlik görevine benzeten

Ersoy modern ve dürüst yaklaşımların

da işaretini vermiş oluyor. Hatta bu

aşamada Hürriyet Yazarı Ahmet Hakan

tarafından ifade edilmiş olan maaşını da

görev süresi boyunca Mehmetçik Vakfı’na

bağışlayacak olması onu gözümüzde

ayrıca değerli kıldı.

Sektörden gelen biri olarak Ersoy tüm

sorunlara hakim ve haberdar görünen

biri... Dolayısıyla tüm meslek grupları

ve odalardan da kendisine sınırsız bir

destek olduğu görülmekte. Bunu hem

gerçekleşen ziyaretlerde hem de çeşitli

sebeplerle verilen basın açıklamaları

veya röportajlarda görmek mümkün.

Sayın Bakanımızın bu rüzgarı da arkasına

alarak sektör sorunlarına cesur ve kararlı

müdahaleler yapmasını bekliyoruz. Zaten

bu destek beklentilerin de arttığının

en büyük göstergesi çünkü sektör

temsilcilerinin kendisine inancı ve güveni

var.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy,

bakanlık koltuğuna oturmasının ardından


yurt dışı turizm fuarlarına, turizm

tanıtma ve pazarlama faaliyetlerine

katılımlara ilişkin yeni bir destekleme

kararı aldı. Bakanlık, bu faaliyetlerde

bulunanların harcamalarının yüzde

50’sini destekleyecek.

Düzenleme, bölge tanıtımı için hazırlanan

reklam faaliyetlerinde her bir etkinlik

için maksimum 250 bin dolar, fuarlarda

yer kirası, stant inşası ve dekorasyonuna

ilişkin her fuar için 50 bin dolara, festival,

kokteyl, çalıştay, sergi gibi etkinlik

giderlerine ilişkin ise 25 bin dolara kadar

destekleri içeriyor.

Kararla, yurt dışında düzenlenen turizm

fuarlarına katılımın artırılması ve yurt

dışında gerçekleştirilecek tanıtım

ve pazarlama faaliyetlerine gerekli

desteğin sağlanması amaçlanıyor.

Bu desteklerden yararlanacaklar ise

“Bakanlık tarafından desteklenen

veya iştirak edilen turizm fuarlarına

bireysel veya grup olarak bölge tanıtımı

yapacak turizm sektöründe faaliyet

gösteren sektör meslek birlikleri,

dernekler, vakıflar, bakanlıktan belgeli

seyahat acenteleri, turizm işletmeleri,

bakanlıktan belgeli, bir önceki mali yıl

içerisinde bireysel olarak 750 bin dolar

ve muadili dövizi yurtdışından sağlayan

Türkiye’nin tanıtımını yapacak asli

fonksiyonu konaklama olan işletmeler ile

deniz turizmi tesisleri işletmeleri” olarak

belirlendi. Bakanlık, desteklenecek

fuarları bir önceki yılın eylül ayında

duyuracak. Destek kapsamında,

katılımcıların; yer kirası ile stant inşası ve

dekorasyonuna ilişkin toplam giderlerinin

uygun görülmesi halinde yüzde 50’si

ödenecek. Bu miktarın ise her fuar için 50

bin doları geçmemesi kararı alındı.

Bakanlık bu fuarlara bireysel olarak

katılan katılımcıları da destekleyecek.

Yine yer kirası ile stant inşası ve

dekorasyonuna ilişkin toplam giderlerinin

yüzde 50’sinin ödenmesi kararlaştırıldı.

Bu rakamın ise üst sınırı her fuar için 10

bin dolar olarak çizildi.

Bakanlık, ilgili sektör meslek birliğinin,

derneğin, vakfın, acentelerinin; bireysel

veya grup olarak, bölge tanıtımı için

yurtdışında yapacakları etkinliklerinin yer

kirası, ikram ve organizasyon giderlerini

de destekliyor. Faaliyet uygun görülürse

harcamaların yüzde 50’si ödenecek.

Ödenecek destek her etkinlik için bireysel

faaliyetlerde 10 bin, grup faaliyetlerinde

25 bin doları geçmeyecek. Bakanlık,

bölge tanıtımı için hazırlanan projeleri

uygun görmesi halinde ise reklam

giderlerinin yüzde 50’sini ödeyecek. Mali

yıl içinde yapılacak ödemelerin toplamı

bireysel faaliyetler için 150 bin, grup

faaliyetlerinde 750 bin doları geçmeyecek.

Destekten yararlanmak için üç ay önce

başvurmak gerekecek.

Sayın Ersoy bunlarla da yetinmeyecek.

Çünkü en son olarak katıldığı

Uluslararası 16. Bodrum Bale Festivali

etkinliklerinde; “Sezon iyi geçiyor ama

bizim hedeflerimiz büyük. Hedeflerimiz

sayı ile endeksli değil, nitelikli turist ile

endeksli. Bizim ana hedefimiz turizmin

gelirini Gayri Safi Milli Hasıla’daki

oranını yüzde 4’ten yüzde 8’e çıkarmak.

Açıkçası birinci hedefimiz bu olacak.

Sayıyı arttırmak değil nitelikli turisti

de getirmeyi hedefliyoruz. Adım adım

hedefimize gidecek planı hazırlıyoruz”

ifadelerine yer verdi. Bu aşamada Sayın

Ersoy’un hedefe yürüme planı ve bir

takvimi olduğunu anlıyoruz.

Bakan Ersoy, bir turizm profesyoneli ve

pazarlama gurusu olarak sektörün ve

Türkiye’nin tanıtım ve pazarlamasının

nasıl yapılacağından son derece emin

görünmekte. Ayrıca çeşitli zamanlarda

verdiği demeçlerde kur farkının istikrar

ve ekonomi açısından elbette kötü

olmakla birlikte turizm açısından bize

avantaj yarattığının farkında. Bu farkın

yatırımları da Türkiye’ye daha fazla

çekmesini umut ediyor. Ayrıca nitelikli

turiste olan ihtiyacımızın, sektörün

6 ay çalışıp 6 ay yatmasının getirdiği

kötü sonuç ve istikrarsız istihdamın

yarattığı olumsuzlukların farkında.

Çeşitli söylemlerde bunlara değinen

Sayın Ersoy 12 ay çalışan, nitelikli

turiste sahip, katma değeri yüksek

organizasyon ve kültürel faaliyetlerle

desteklenen bir sektörün Türkiye Gayri

Safi Milli Hasılasına yapacağı katkının

ve bize kazandıracaklarının bilincinde

bir bakan olarak hedeflerini doğru

koymuş bir görüntü içerisinde... Ancak

bu söylemlerin eyleme geçmesi bu

hedeflere yaklaşırken geçirilecek zaman

ve süreçler elbette kolay olmayacak ve

biz de hem destek olacağız hem de bunun

için çalışacağız. Ancak Sayın Bakanın

bu hedeflerine devlet diğer organları ve

kurumları ile ne derece destek verek ve

süreçleri ne derece kolaylaştıracak hep

birlikte göreceğiz.

Sayın Bakanımız için bir iki dip not ta

biz verelim. İspanya’nın yaptığı hatayı

yapmamak için kıyı ve yeşil alanların

yerleşime açılması, projelerin beton

yığınlarına dönüşmemesi, kısa süreli rant

amaçlı yatırımlar yerine üzün vadede

kazandıracak sağlam ve sürekli projelerin

desteklemesi, istihdam sorunlarının ve

istihdamın sürekliliğinin çözümlenmesi,

çalışan tüm kademelerdeki personel

ve yöneticilerin ayrıca yatırımcıların

eğitilmesi veya kalitelerin denetlenmesi,

hizmet ve yan sektörlerin denetlenmesi

ve kalite/fiyat gibi sorunların sıkı

denetime ve cezalandırmalara tabi

tutulması, devlet kurumu veya özel

sektör de olsa her kurumda kalite ve fiyat

standardizasyonu gibi konuların ciddi

olarak ele alınmasını diliyoruz.

Bu konular, ele alınan konular ve

hedefler açısından gerçekten başarılı bir

dönem geçirilmesi en büyük temennimiz.

Bu aşamada Sayın Bakanımıza hayırlı

uğurlu olsun dileklerimizle beraber

desteğimizi ve beklentilerimizin de

takipçisi olacağımızı belirtmek isterim.

Her daim sektör profesyonelleri olarak

yardıma ve çalışmaya hazır olduğumuzu

bilmenizi isterim. Turizm profesyonelleri

olarak bizler içinde bulunduğumuz

zorlu günlerin ve başarmamız gereken

hedeflerin önemini kavramış durumdayız.

Birlik ve beraberlik içinde bu hedeflere

ulaşmaya azimliyiz. Başarılı bir dönem

diliyorum.


hotel restaurant

32 & hi-tech

gündem

TatildeKirala.com hizmette

Haziran 2018 itibarıyla kullanıma açılan yeni nesil ve tamamıyla yerli kısa dönemli ev ve

tekne kiralama sitesi TatildeKirala.com, “Tatilde kirala, rahat konakla” mottosuyla yola

çıkarak; günlük, haftalık ve aylık olarak kiralanabilen uygun fiyatlı lüks villalar, mobilyalı

daireler, havuzlu evler, tekneler, motor yatlar ve çok daha fazlasını tatilcilerle

buluşturmayı hedefliyor.

Tatildekirala.com’a üye olan

kullanıcılar evlerini veya teknelerini

birkaç dakika içerisinde ücretsiz bir

şekilde listeleyip milyonlarca kullanıcıya

kolaylıkla ulaştırabilirken, tatilciler ise

listelenen binlerce ev veya tekneden

bütçelerine uygun olanını seçip anında

rezervasyon yapabiliyor.

Mat: “Avrupa ve Asya’da ev turizmi

alanında ilk 3 firmadan biri olmak

istiyoruz”

Konuyla ilgili açıklama yapan

TatildeKirala.com kurucusu Ruşen

Mat, “Ziyaretçilerimizin tatilini en rahat

şekilde geçirmesi için günlük ev ve

tekne kiralama alternatifleriyle birlikte

havaalanı transfer hizmeti sağlıyor,

turizm dünyasında yeni ve sağlam bir kapı

açıyoruz. Öncelikle Türk sermayesi ve

çalışanlarıyla geliştirilmiş yerli bir yazılım

altyapısı oluşturarak yola çıktık. Henüz

kuruluş aşamasında Ankara’da faaliyet

gösteren Sintek Madencilik firmasının

Yönetim Kurulu Başkanı Onur Atakay’dan

4 milyon TL değerlemeyle yatırım aldık.

10 yıldan uzun bir süredir e-ticaret ve

dijital pazarlama alanında edindiğimiz

deneyimle lokalizasyon konusunda

yetersiz kalan global firmaların

eksikliklerini tespit edip bu alanda yerli

ve yenilikçi bir çözüm üretmek istedik.

7/24 çalışan ekibimiz ve güçlü yazılım alt

yapımızla kısa sürede dünyada popüler

olan rakiplerimizi geride bırakarak kısa

dönemli ev kiralama, villa kiralama ve

tekne kiralama alanında turizm pazarını

büyütmeyi ve ev turizmi alanında lider

firma olmayı istiyoruz. Orta vadede ise

Avrupa ve Asya’da ev turizmi alanında

ilk 3 firmadan biri olmak istiyoruz. Bu

doğrultuda Avrupa operasyonumuzu

yönetebilmek adına Litvanya’da

şirketimizi kurduk ve Eylül ayı itibariyle

Avrupa operasyonumuzu da başlatıp 2019

sezonunda İngilizce, Almanca ve Rusça

konuşulan pazarlarda yerimizi alacağız.”

dedi.

Havaalanı transfer seçenekleri de

sunuyor

Ev ve tekne sahiplerinin ücretsiz bir

şekilde kiralık ilanı verebildikleri

TatildeKirala.com, yerli turistlerin

tatilini en rahat şekilde geçirebilmesi

için konaklama seçeneklerinin yanı

sıra Antalya, Bodrum ve İzmir gibi

tatil bölgelerinde havaalanı transfer

seçenekleri de sunuyor. Otellere nazaran

ekonomik çözümler üreten platform,

ev ve tekne sahipleriyle misafirleri

arasında güvenilir ödeme seçenekleriyle

çok sayıda taksit imkanı da sunuyor.

TatildeKirala.com, bu olanaklarla, global

alternatif konaklama servisleri karşısında

güçlü bir yerli rakip olarak karşımıza

çıkıyor.


hotel restaurant

34 & hi-tech

gündem

Türkiye helal

turizmde dünya

üçüncüsü

Asel Group Yönetim Kurulu Başkanı

Yunus Ete

Dünyada kapsamlı bir “helal seyahat

ekonomisinin” yaygınlaştığını söyleyen

Yunus Ete, helal turizminin artık moda,

finans, kültür ve sağlık gibi alanları

çaprazlama bir ilişkiyle birleştiğini,

Türkiye’nin tüm bu alanları içeren “helal

seyahat ekonomisinden” en çok yararlanan

ülkelerden olduğunu ifade ediyor.

Müslüman turistler Müslüman

olmayanlarla aynı türden

deneyimler arıyor ancak helal

otelleri ve helal gıda gibi değerlerini

yansıtan tesislere gitmeye daha fazla

ihtiyaç duyuyor. Helal turizminin

getirdiği ekonomik canlılık ve geleceğe

yönelik cazibenin göstergesi olan “helal

seyahat ekonomisi”nin, İslami kurallarla

uyumlu seyahat finansmanı hizmetleri

ve sigortaları da giderek kapsayarak

daha geniş bir alana yayıldığını söyleyen

Dünya Helal Zirvesi Konsey Başkanı ve

Asel Group Yönetim Kurulu Başkanı

Yunus Ete, diğer İslam ekonomisi

sektörlerinde olduğu gibi tüm bunlara

“helal restoranlar” için akıllı telefon

uygulamaları gibi teknolojilerin de

eklendiğinin altını çiziyor.

Yunus Ete’ye göre Müslüman turistler

2016 yılında 169 milyar dolar olan

Müslüman seyahat pazarını, 2017’de

yüzde 11,8 artırırken, şimdilerde 220

milyar dolara yaklaşan dünya helal turizm

pazarı neredeyse iki katına sıçramış oldu.

Türkiye’nin yüzde 2 pay aldığı helal turizm

pazarının ülkemiz sektör oyuncuları ise

bu payı “2023’te yüzde 10’a yükseltmeyi”

hedefliyor. Türkiye’nin son beş yılda

helal turizmdeki yatak sayısını 5 katına

çıkardığı ve geçen yıl dört basamak

birden sıçrayarak dünyada ilk 3’e girdiği

de ifade ediliyor.

Helal turizmde dev atak

2015 ve 2016 yıllarında yaşanan zorlu

sürecin ardından alternatif turizmi

geliştirmeye yönelik adımlar atan

Türk turizm sektörü, helal turizm

pazarından aldığı payı 2017’de yüzde 20

oranında artırarak dünyada üçüncülüğü

göğüslemiş oldu. Dünya Helal Zirvesi

Konsey Başkanı Yunus Ete, “Türkiye

pazarda Malezya ve Endonezya’dan sonra

üçüncü sırada yer alıyor” dedi.

İspanya yatırım yapıyor

Dünya Helal Zirvesi Konsey Başkanı ve

Asel Group Yönetim Kurulu Başkanı

Yunus Ete, 2023 yılına kadar 300 milyar

Dolara ulaşması beklenen dünya helal

turizmine, BAE, Malezya ve Türkiye gibi

Müslüman çoğunluktaki helal seyahat

destinasyonları dışında, İspanya’dan Yeni

Zelanda’ya bir çok ülkenin daha dahil

olduğunu belirtiyor. Türkiye’nin helal

turizmde ağırladığı misafir sayısının hızla

artığına dikkat çeken Yunus Ete, “Helal

turizmde Türkiye geçen yıl 3 milyon

kişiyi ağırladı. Fakat hâlâ potansiyelinin

çok altında bulunuyor. Bu pazarın yüzde

10’unu alabilirsek turizm gelirimizde

ciddi oranda sıçrama yaşarız” diye

konuştu. Helal pazarında farkındalığın

artmasına paralel bu alanda yapılan

yatırımların da hız kazandığını belirten

Ete, sözlerine şöyle devam etti: “İspanya

özellikle Endülüs bölgesinde ciddi

yatırım yapıyor. Helal konseptli yeni

otelleri devreye almak için çalışmalarını

hızlandırdı. Bu alanda hızla öne çıkmaya

başladı.” “Artan Müslüman sayısı ile

birlikte, Helal Seyahat gelecekteki

yatırımlar için giderek daha katmadeğerli

bir sektör haline geliyor.”

Türkiye’de oteller helale odaklandı

Yunus Ete’ye göre özellikle Türkiye’nin

majör bir helal seyahat destinasyonu

haline gelmesi ve Akdeniz bölgesindeki

diğer Müslüman turist destinasyonlarını

geride bırakması, Türkiye’nin

popülaritesinin bir göstergesi oldu. Türk

otelciler ise yoğun tüketici talebine dikkat

çekerek bu yeni segmente geleneksel

turizmden daha fazla odaklanmaya

başladı.


36

İstanbul, Kayseri ve Kapadokya’dan turist ortaklığı

Türkiye Otelciler Birliği’nin (TÜROB) Türk turizminin çeşitlendirilmesi ve sürdürülebilirliğinin

sağlanması çalışmaları kapsamında, İstanbul’un yanı sıra Kayseri/Kapadokya ortak tanıtım

çalışmalarının ilk adımları atıldı. Proje doğrultusunda ilk hedef pazar olarak da Ukrayna belirlendi.

Son 3 yıldır turizmde yaşanan sıkıntılı

dönemde gelir düzeyi yüksek

yabancı misafirlerini büyük ölçüde

kaybeden üç destinasyon, ortak tanıtımla

nitelikli turist grubunu yeniden kazanmak

için harekete geçti. Türkiye Otelciler

Birliği’nin (TÜROB) Türk turizminin

çeşitlendirilmesi ve sürdürülebilirliğinin

sağlanması çalışmaları kapsamında,

İstanbul’un yanı sıra Kayseri/Kapadokya

ortak destinasyon çalışmalarının ilk

adımları atıldı. Proje doğrultusunda ilk

hedef pazar olarak da Ukrayna belirlendi.

Türkiye’ye yılda 1.5 milyon kişiyle en

fazla turist gönderen ülkeler arasında

yer alan Ukrayna’nın önde gelen seyahat

acenteleri ve tur operatörlerinden oluşan

üst düzey bir heyet, TÜROB ile THY Kiev

Müdürlüğü desteği ve Radisson Blu

Hotel Kayseri ev sahipliğinde Kayseri’de

ağırlandı.

Kayak için başka ülkelere gidiyorlar

Projeyle ilgili bilgi veren TÜROB Başkanı

Timur Bayındır, “TÜROB olarak uzun

süre üzerinde çalıştığımız bir projenin

ilk aşamasını gerçekleştirdiğimiz için

çok mutluyuz. Hedefimiz olan Turizmin

tüm ülkeye yaygınlaştırılması, nitelikli

turist sayısına ve gelirine ulaşılması

için yeni turizm ürünlerini geliştirmeli

ve turizmin hizmetine sunmalıyız.

Coğrafi yakınlıkları ile Kayseri ve

Kapadokya bu hedefe yönelik en önemli

destinasyonların başında geliyor. Aynı

günün sabahında Kapadokya’da balon

turu, öğlen Kayseri’de kayak imkanı

önemli bir deneyim sunacaktır. Bu

çalışmanın bölgenin tanıtımı ile birlikte

ülke turizmine kalıcı bir ürün sağlaması

en büyük dileğimiz” dedi. Ukrayna’dan

bu bölgeye uçak ve organizasyon

olmadığından gelen turist sayısının

yetersiz olduğunu belirten Bayındır,

“Ancak ülkedeki kış sporlarına olan ilgi

göz önüne alındığında bir potansiyel var.

Ukrayna pazarındaki mevcut potansiyel

de Bulgaristan, Romanya ve Slovenya gibi

ülkelere gidiyor. Bu tür alternatif turizm

paketleri ile gelen turistin harcama

payını artırabiliriz. Öncelikli hedefimiz

Ukrayna ile Kayseri arasında direkt

uçak seferlerinin başlaması olacak” diye

konuştu.

En çok Ukraynalı Türkiye’ye geliyor

Ukraynalı turistin yarıdan fazlasının

Antalya’yı tercih ettiğine dikkat çeken

Bayındır, şu bilgileri verdi: “2017 yılında

Ukrayna’dan ülkemize gelen turist sayısı

yüzde 23 artışla 1 milyon 284 bini geçti.

Antalya’ya yüzde 24 artışla 713 bin ve

İstanbul’a yüzde 5 artışla 305 bin turist

geldi. Bu yıl ilk 5 ayda da yüzde 20 artışla

381 bin kişiye ulaştı. Ülkede en popüler

yurt dışı destinasyonu Türkiye. Türkiye’de

ağırlıklı olarak Ukraynalı turistler

Antalya ve İstanbul destinasyonlarını

tercih ediyor. İki ülke arasında vizelerin

kaldırılması, pasaport yerine kimlik

belgeleri ile seyahat olanağı ve havacılık

alanında yürürlüğe konulan sözleşmeler

turizm alanında önemli fırsatlar

oluşturuyor. Türkiye’nin Ukrayna’da

yaz turizmi dışında ürün çeşitliği

sağlayamadığı, bu alanda pazarda

önemli girişimleri olmadığı turizm

profesyonelleri tarafından dile getiriliyor.

Özellikle Kayseri/Erciyes, Kars/Sarıkamış

ve Erzurum/Palandöken kayak tesisleri

ile kış turizmi, sağlık turizmi ve kongre

turizmi alanında ülkemizin avantajlarının

pazarda etkin olarak tanıtılması

zorunludur.”

Çelik: “Her türlü imkana sahibiz”

Ukraynalı heyet ile bir araya gelen

Kayseri Büyükşehir Belediyesi Başkanı

Mustafa Çelik, heyetin Kayseri’ye

ziyaretlerinden büyük memnuniyet

duyduğunu belirterek “Birçok medeniyete

ev sahipliği yapmış olan Kayseri, gerek

Kapadokya ile olan yakınlığı gerekse

İpekyolu’nun önemli bir kavşak noktası

konumu ile turizm için her türlü imkana

sahip. Erciyes dağında yaptığımız

yatırımlarla faaliyete geçirdiğimiz ülkemiz

ve yakın coğrafyamızın en kapsamlı kış

turizmi merkezi bu alanda çok sayıda

ulusal ve uluslararası organizasyona

ev sahipliği yapıyor. Kış sporlarının

yanında tarihi ve doğal altyapısı ile

misafirlerimizin beğenisinden eminiz”

dedi.

Çok yakın iki destinasyon

Kayseri ve Kapadokya’nın ortak paket

ile uluslararası pazarlarda tanıtım

ve pazarlanmasının önemine dikkat

çeken Radisson Blu Hotel Kayseri

Genel Müdürü Atakan Altuğ ise, “Kış

ve kültür turizmi programlarını birlikte

sunan Kayseri/Kapadokya paket tur

çalışmalarının kısa süre içerisinde

olumlu dönüşleri olacağını öngörüyoruz.

Kayseri ile Kapadokya’nın coğrafi yakınlığı

dikkate alındığında bir turizm ürünü

olarak da birbirlerinin tamamlayıcısı

olacağı görülecektir” diye konuştu.


16 - 18 September 2018

Dubai World Trade Centre

Redefining Hospitality

Together.

The Hotel Show Dubai, the most prestigious hospitality event in the

Middle East is returning for its nineteenth edition this September for

the most important date in the calendar, where the entire industry

meets to do business.

If you are an Owner, General Manager, Head of Procurement,

Executive Housekeeper, F&B Manager, Chef, Designer or Architect,

The Hotel Show Dubai is where you will discover everything needed

to build, develop and maintain a hotel or restaurant in one of the

world’s most active markets for hospitality development.

By joining over 30,000 visitors between 16-18 September 2018, you

will explore the latest trends and unearth the very latest products

across Interiors, Lighting & Design, Technology & Security, Operating

Equipment, Bathroom & Sanitary Ware and HORECA. With more

than 600 international and regional brands to choose from the

possibilities are endless.

Furthermore, back by popular demand is The Middle East

Hospitality Leadership Forum, which will bring together more than

50 industry leaders to discuss latest developments, and The Middle

East Housekeepers League of Champions, the only challenge of its

kind for the housekeeping division in the world.

REGISTER TODAY FOR FREE ENTRY

www.thehotelshow.com/register

JOIN YOUR PEERS


Hilton Dalaman Sarıgerme

Resort & Spa Genel Müdürü

Tunç Batum: “Artık

bir şeyler yapmak

lazım ama ne?”

2015’te Rus pazarında başlayan kriz,

bildiğiniz üzere 2016 yılında global

çalkantıların da etkisiyle çok kötü

günlerin yaşanmasına neden oldu.

2017 yılında toparlanma eğilimine giren

sektör, 2018’de eski günlerine kavuşmaya

başladı. Bu yıl Dalaman Havalimanı’na

8 Ağustos’a kadar giriş yapan turistlerin

verilerini değerlendirdiğimizde

gerçekten de turizmin geleceğine

yönelik umutlarımız yeşeriyor. 2017

yılına göre bile yaklaşık %33 bir artış

gerçekleşmiş. Bu rakam bizim gibi

üst segment otellerde biraz daha az

oranda gerçekleşmiş olsa bile yine de

yılsonunda yabancı turist ağırlıklı çalışan

işletmelerin kar rakamları artı verecektir.

Dünyadaki tüm olumsuz gelişmelere,

bölgemizdeki tüm jeopolitik

olumsuzluklara rağmen turizm kendini

toparlıyor. Bu toparlamanın bir kaç

nedeni var. Birincisi ülkemizdeki doğal

güzellikler ve ılıman iklim, ikincisi de

ucuz fiyatlar. Dünyanın hiçbir yerinde

böyle bir güzelliği ve kaliteli hizmeti

bu denli ucuza almanıza imkan yok.

Uzakdoğu’da benzer bütçeleri sunan

ülkeler var ancak uçağa harcayacağınız

para konaklamanızdan çok daha yükseğe

çıkar. Bu ucuz ülke algısından kurtulmak

herkesin söyleminde. Artık bir şeyler

yapmak lazım ama ne? Turizme artık yeni

bir bakış açısı lazım. Daha profesyonel,

günü iyi takip eden, dünyayla entegre bir

yönetim modelini benimseyerek bölgelere

adapte etmek lazım. Destinasyonların

birbirlerinden ayrıştırılarak ayrı markalar

halinde pazarlanmasını kurgulamak

lazım. Pazarlamayı dijital dünyanın ve

yeni halkla ilişkiler anlayışının ekseninde

programlayarak, kısa ve orta vadeli

planlarla ilerlemek lazım. Her bölgede

aynı standart ve şekillere göre planlama

yaparsanız, ne her şey dahil sarmalından

ne de ucuz ülke sarmalından

kurtulamayız. Yeni dönemde yeni Kültür

ve Turizm Bakanımız Mehmet Ersoy’a

başarılar diliyor, sektörden gelen biri

olarak da kendisini destekliyoruz. Umarız

sektöre yeni bir bakış açısı getirir ve kısa

zamanda bunun sonuçlarını hep birlikte

görürüz.


40

gündem

Türkiye’ye giriş yapan turist sayısı

%29 arttı

2018’in ilk 6 ayında ülkemize giriş yapan turist sayısı yüzde 29 artarken, ziyaretçi sayısının 18,91

milyon kişiye ulaştığı tespit edildi.

Türkiye’ye gelen turist sayılarına yönelik

yapılan araştırmayı inceleyen Ajans

Press’in Kültür ve Turizm Bakanlığı

Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü

verilerinin yanı sıra medya yansımalarından

da derlediği bilgilere göre, 2018’in ilk 6

ayında Türkiye’ye giriş yapan turist sayısının

yüzde 29 arttığı saptandı. Böylelikle

Türkiye’ye gelen turist sayısının 18 milyon

917 bin 33 olduğu gözlendi. En çok

ziyaretçinin ağırlandığı ay ise Haziran olarak

belirlenirken, bu aydaki ziyaretçi sayısının 5

milyon 91 bin 469 kişiye ulaştığı kaydedildi.

EN ÇOK RUS TURİSTLERİ AĞIRLADIK

Ajans Press ve PRNet’in konuyla alakalı

gerçekleştirdiği medya incelemesinde

yazılı basına yansıyan haber adetleri de

belli oldu.2018 yılında turizmde yaşanan

hareketlilik medyaya da yansırken,

bu sene içerisinde 235 bin 237 turizm

haberinin yapıldığı tespit edildi. Raporda,

Türkiye’de ilk 6 ayda en çok ziyaretçiyi

ağırlayan şehirler de belli olurken, ilk

sıraya 5 milyon 981 bin 277 kişiyle İstanbul

yerleşti. İstanbul’dan sonra ilk 5’te yer alan

diğer şehirler ise; 4 milyon 572 bin 705

ile Antalya, bir milyon 431 bin 748 kişiyle

Edirne, bir milyon 143 bin 630 kişiyle Artvin,

931 bin 490 kişiyle Muğla oldu. Yurt dışından

Türkiye’ye en çok ziyaretçi gönderen ülke

ise, 2 milyon 378 bin 439 kişiyle Rusya oldu.

Rusya’yı 1 milyon 560 bin 251 kişi ile de

Almanya, 1 milyon 142 bin 11 kişiyle İran, 1

milyon 49 bin 26 kişiyle Gürcistan, 987 bin

957 kişiyle de Bulgaristan takip etti.

Ülkemizi ziyaret eden ziyaretçi sayısı

artarken buna paralel olarak turizmin

ekonomik getirisinin de arttığı görüldü.

Böylelikle 2018 yılının ilk 6 ayında turizm

gelirinin yüzde 30 artış göstererek, 11,46

milyar dolara ulaştığı saptandı. Aynı

zamanda gelen ziyaretçilerin tesislerde

yapılan geceleme sayısı da artış

gösterirken, 74,7 milyon geceleme yapıldığı

gözlendi.


3 yıl sonra bir ilk gerçekleşti

Gelir artış hızı doluluk artışını geçti

Türkiye’nin Haziran 2018 otel dolulukları, 2017’nin aynı dönemine yüzde 24.9 artarak ortalama yüzde

56 oldu. Asıl dikkat çeken yükseliş oda başı gelirde gerçekleşti ve yüzde 47.1 artışla 45.4 Euro’ya çıktı.

Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB)

Başkanı Timur Bayındır, son 2-3

yıldan bu yana ilk kez konaklama

sektöründeki oda gelir artış hızının

doluluk artışını geçtiğini söyledi.

TÜROB’un yeni üyesi Wishmore Hotel’de

bugün gerçekleştirilen TÜROB Aylık

Geleneksel Buluşması’nda konuşan

Bayındır, Türkiye’nin Haziran 2018 otel

doluluklarının 2017’nin aynı dönemine

yüzde 24.9 artarak yüzde 56’ya, oda

başı gelirlerin de yüzde 47.1 artışla 45.4

Euro’ya çıktığını açıkladı. Turist sayısındaki

artıştan daha da önemli olanın fiyatların

artması olduğunu vurgulayan Bayındır,

“Haziran ayında bu artış oldukça yüksek

oldu. Geçtiğimiz 2-3 yıldaki büyük oranlı

gerilemelerden kaynaklanan bir baz etkisi

olsa da yükselişin hızlı olması memnuniyet

vericidir. Dolayısıyla yıl sonu itibariyle

hem turist sayısında hem doluluklarda

çift haneli artış beklentimizi koruyoruz”

dedi. “Türkiye’nin hedefi turist sayısından

çok geliri artırmak olmalı” diyen Bayındır,

“Yeni bakanımız Sayın Mehmet Ersoy’un

da “Özellikle Türkiye’ye seyahat eden

‘nitelikli turist’ dediğimiz gelir grubu yüksek

turistleri de hedefleyeceğiz. Yani sadece

sayıyı artırmakla yetinmeyeceğiz, daha fazla

para harcayan, konaklama dışı harcaması

daha yüksek olan turistleri hedefleyeceğiz”

sözleriyle bu hedefi ortaya koyması bizi

memnun etti. Ataması yapılan bakan

yardımcılarıyla birlikte sektör paydaşlarının

da katkıda bulunacağı başarılı bir çalışma

ortaya çıkacağını umuyoruz” diye konuştu.

Ortalama doluluk yüzde 25 arttı

Bayındır, haziran ayı doluluk rakamlarını

da açıkladı. Bayındır’ın verdiği bilgiye göre,

veri ve analiz şirketi STR’nin TÜROB için

hazırladığı Haziran 2018 Ülke Performans

Raporu’nda Türkiye’nin Haziran 2018 otel

doluluklarının 2017’nin aynı ayına göre

yüzde 24.9 artarak ortalama yüzde 56 olarak

kaydedildiği belirtildi. Haziran 2017’de bu

oran yüzde 44.8 olmuştu. Haziran ayında

Avrupa ülkeleri doluluklarda yüzde 24.9

ile en yüksek artış oranına Türkiye ulaştı.

Ancak doluluk oranları sıralamasında

Türkiye, 27 ülke arasında son sırada yer

almaktan kurtulamadı. Avrupa’da Haziran

2018’de en yüksek doluluk oranına yüzde

88.7 ile İrlanda ulaştı. ADR (Average Daily

Rate) olarak adlandırılan ortalama günlük

satılan oda bedeli Haziran ayında yüzde

17.8 artışla ortalama 81.5 Euro’ya yükseldi.

Haziran ayında asıl dikkat çeken yükseliş

toplam oda sayısı üzerinden odabaşı elde

edilen gelirlerde (RevPAR) gerçekleşti

ve yüzde 47.1’lik artışla 45.4 Euro’ya

çıktı. Ocak-Haziran 2018’de ise Türkiye

otellerinin ortalama doluluk oranı geçen

yılın aynı dönemine göre yüzde 17.2 artışla

yüzde 63.1; ortalama günlük satılan oda

bedeli yüzde 7.8 artışla 65.2 Euro; toplam

oda sayısı üzerinden odabaşı elde edilen

gelirler ise yüzde 26.9 artışla 41.1 Euro

olarak gerçekleşti.

Yeniden yükseliş başladı

Verileri değerlendiren Başkan Bayındır,

şunları söyledi: “ilk 6 ayı geride bıraktık.

6 aylık gerçekleşmelere baktığımızda

da bu beklentilerin turist sayısı artışında

gerçekleştiğini görüyoruz. Yüksek sezonla

birlikte fiyat artışının da gerçekleşmesi

bizi mutlu ediyor. Temmuz ayında

da özellikle yerli ve yabancı turistin

etkisiyle kıyı otellerde yüksek doluluklar

yaşanıyor. Rusya’da düzenlenen Dünya

Kupası, 24 Haziran seçim süreci ile ana

pazarlarımızdan İran’da döviz kurlarındaki

aşırı artış, Avrupa pazarındaki turist

artışın sınırlı kalması, Rusya’da ise turizm

endüstrisindeki bir takım tur operatörlerinin

mali sıkıntı içerisinde oldukları haberleri

mayıs ayında bir miktar düşüşe neden

olmuştu. Ancak haziran ayında Ortadoğu

ve İran pazarı ile yavaş da olsa yeniden

canlanmaya başlayan Avrupa ve Asya

pazarlarındaki artışın etkisiyle yeniden

yükseliş başladı.”

İstanbul’da oda geliri moral verdi

Öte yandan Türkiye’nin iki önemli turizm

kenti İstanbul ve Antalya’da da doluluklar

da belli oldu. İstanbul’un Haziran 2017’de

yüzde 43.9 olan doluluk oranı, Haziran

2018’de yüzde 29.8 artarak yüzde 57 olarak

ölçüldü. Avrupa’da Haziran 2018’de doluluk

oranlarında en yüksek artışı yaşayan

destinasyon yüzde 29.8 artış oranı ile

İstanbul oldu. Haziran 2018’de ortalama

günlük satılan oda bedeli 87.8 Euro ile

2017’ye göre yüzde 27.3 arttı. Haziran

2017’de bu rakam 69 Euro olmuştu. Toplam

oda sayısı üzerinden odabaşı elde edilen

gelirler ise geçen yıla oranla yüzde 65.3

artarak 50 Euro olarak ölçüldü. Geçen yılın

aynı ayında bu rakam 30.2 Euro olmuştu.

2018 yılı ilk 6 aylık performansta ise

İstanbul doluluk oranı ve oda başı elde

edilen gelirde geçen yıla göre en yüksek

artış oranını yakalayan destinasyon oldu.

Ocak–Haziran 2017’de yüzde 54 olan

doluluk oranı Ocak–Haziran 2018’de yüzde

67.1’e; ortalama günlük satılan oda bedeli

70.2 Euro’dan 77.7 Euro’ya; oda başı elde

edilen gelir ise 37.9 Euro’dan 52.1 Euro’ya

yükseldi.

Türkiye’nin en pahalısı Antalya’da

Antalya ve ilçelerinde Haziran 2018 otel

dolulukları bir önceki yılın aynı dönemine

kıyasla yüzde17.8 artarak, yüzde 65.7 oldu.

Geçen yılın aynı ayında bu oran yüzde yüzde

55.8 olmuştu. Ortalama günlük satılan

oda bedeli 115.5 Euro olarak, 2017’ye göre

yüzde 15.2 artış gösterdi. Haziran 2017’de

bu rakam 100.2 Euro olmuştu. Toplam

oda sayısı üzerinden odabaşı elde edilen

gelirlerde ise (RevPAR) geçen yıla oranla

yüzde 35.7 artış oldu ve 75.9 Euro olarak

ölçüldü. Haziran 2017’de bu rakam 55.9

Euro olmuştu. Antalya’da Ocak–Haziran

2017’de yüzde 53.9 olan doluluklar Ocak–

Haziran 2018’de yüzde 60.1’e; ortalama

günlük satılan oda bedel 59.7 Euro’dan

62.9 Euro’ya; oda başı elde edilen gelir 32.2

Euro’dan 37.8 Euro’ya yükseldi.


42

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

Hilton İstanbul

Maslak açıldı

Hilton İstanbul Maslak, birinci sınıf otelcilik anlayışını Türkiye’de iş ve eğlence

dünyasının kalbine getiriyor; lobideki özel sanat galerisinde uluslararası

şaheserlerden oluşan etkileyici bir sergi yer alacak.


Hilton’un Türkiye’deki açılımı, ülkenin büyüyen

turizm sektörüyle birlikte yükselen kaliteli

konaklama talebini yansıtıyor. 2017 yılında bir

önceki yıla kıyasla %28 artışla 32,4 milyon

yabancı turistin ziyaret ettiği Türkiye’de, 2018

yılında rekor sayıda 40 milyon turist ağırlanarak

turizm kaynaklı gelirin yılsonunda 30 milyar

doları aşması bekleniyor. Doğu ve Batı arasında

bir köprü niteliğindeki İstanbul ve Türkiye,

konumu sayesinde dünyanın en popüler MICE

destinasyonları arasında yer alıyor.

Hilton’un Türkiye’de genişleyen

portföyüne İstanbul’un hareketli

iş ve finans merkezinde büyüleyici

bir otel daha ekleniyor: Hilton Istanbul

Maslak. Zarif ve şık tasarımı, büyüleyici

iç mekanları ve özel sanat galerisi gibi

benzersiz imkanlarıyla dikkat çeken

otel, hem iş seyahati hem özel seyahat

misafirlerine emsalsiz, birinci sınıf

konaklama deneyimi sunuyor.

Atatürk Havalimanı’na 30 dakika

uzaklıkta

Açılacak otel Hilton’un Türkiye’de

halihazırda faaliyet gösteren 61 oteli

arasına katılacak ve konaklama

sektörünün amiral gemisi Hilton Hotels

& Resorts markasının en yeni üyesi

olacak. Atatürk Havalimanı’na 30 dakika

uzaklıkta, metroya, iş merkezlerine,

lüks alışveriş merkezlerine ve konser

salonlarına ise yürüme mesafesinde olan

otelde Deluxe Odalar, Kral Dairesi ve

Süit odalar dahil 284 adet modern, ferah

oda mevcut. Odaların tamamı işlevsel

tasarımları ve enfes şehir manzaralarıyla

dikkat çekiyor. Executive katlarda

konaklayan misafirler ise Executive

Lounge’da kontinental kahvaltı ve

lezzetli atıştırmalıklar eşliğinde rahatça

dinlenme veya çalışma ayrıcalığı elde

ediyor.

İş toplantılarının, özel kutlama ve

etkinliklerin kusursuz adresi Hilton

Istanbul Maslak, otelin en üst katında

konumlanan ve cam tavanıyla yıldızların

altında unutulmaz davetlere ev sahipliği

yapacak olan etkinlik salonu dahil toplam

6.600 metrekare etkinlik alanı, 850

metrekare sütunsuz balo salonu ve üç

kata yayılan, her biri en son görsel-işitsel

teknolojiyle donatılmış, toplam 1.200

kişiyi ağırlayabilen 22 toplantı odasına

sahip.

Özel bir sanat galerisi mevcut

Otelin eşsiz özellikleri arasında, lobi

alanında yer alan, adeta evrenin kapılarını

aralar nitelikte dünyanın dört bir yanından

sanat eserlerine ev sahipliği yapan özel

bir sanat galerisi mevcut. Misafirler

sürekli değişen serginin sunduğu sanat

ve fotoğraf dünyasını deneyimleme

şansını yakalarken, davetkâr lounge

alanında sakin ve rahat vakit geçirme

lüksüne de sahip. Galeride sergilenen

yaratıcı deha, ilk adımdan itibaren

ziyaretçilere ilham verecek nitelikte.

Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan

Hilton İstanbul Maslak Genel Müdürü

Özkan Alkan, şu ifadelere yer verdi:

“Otelimiz seyahat severlerin, yöneticilerin

ve tüm misafirlerimizin birbirleriyle

temas kurabileceği, anlamlı birlikteliklere

adım atabileceği mükemmel bir ortam

sunuyor. Misafirlerimiz, şehre hakim

manzarasıyla ve cam tavanıyla yıldızların

altında konumlanan muhteşem etkinlik

salonumuz dahil, otelimizin geniş,

modern toplantı odalarından ve tüm

ayrıcalıklı imkanlarından yararlanarak

iş amaçlı toplantı, davet ve etkinlikler

düzenleyebilecek.”


44

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

İstanbul Sabiha Gökçen’den

Yeni İç Hatlar Terminal Binası

Türkiye’nin en büyük ikinci havalimanı olan İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nın

10. yılında önemli bir yatırımla hayata geçirdiği Yeni İç Hatlar Terminal Ek Binası hizmete açıldı.

Türkiye’nin en büyük iki

havalimanından biri olan İstanbul

Sabiha Gökçen Uluslararası

Havalimanı, 10’uncu yılını geride

bırakırken önemli bir yatırıma imza attı.

İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası

Havalimanı’nın Yeni İç Hatlar Terminal

Ek Binası; İstanbul Sabiha Gökçen

Uluslararası Havalimanı terminal

işletmecisi İSG’nin CEO’su Ersel

Göral’ın ev sahipliğinde, İstanbul

Valisi Vasip Şahin, Savunma Sanayii

Başkanı İsmail Demir, Pendik Belediye

Başkanı Kenan Şahin ve kalabalık bir

davetli grubunun katılımıyla düzenlenen

bir törenle hizmete açıldı. Yeni İç

Hatlar Terminal Ek Binası ile birlikte,

havalimanının yolcu kapasitesinin 8

milyon artarak yılda 41 milyon kişiye

ulaştırılması hedefleniyor.

Göral: “Yolcu kapasitemizi 41 milyona

çıkaracağız”

Gerçekleştirilen açılış töreninde konuşan

İSG’nin CEO’su Ersel Göral, 26 milyon

euro’ya mal olan yeni terminalin,

İSG’nin 10. yılı itibariyle başlatılan

yatırım hamlesinin ilk adımı olduğunu

belirterek şöyle konuştu: “ISG olarak

bugüne kadar yaklaşık 500 milyon

Euro yatırım yaptık. DHMİ tarafından

yapımı devam eden ve 550 milyon USD’a

mal olacak 2. pistin de bu yılsonunda

tamamlanmasını bekliyoruz. 2019

yılı itibariyle iki piste sahip, toplamda

80 uçuş saatlik kapasitesi olan ve 41

milyon yolcu kapasiteli terminal binalı

bir tesis haline geleceğiz. Ayrıca metro

inşaatının da önümüzdeki yılın başında

tamamlanmasıyla birlikte İSG’den

Pendik-Kadıköy metrosuna direkt

bağlantı sağlanmış olacak. Bu durum da

bize büyük bir avantaj sağlayacak. Yani

İSG’den bagajını alıp çıkan bir yolcumuz

35 dakikada Kadıköy’e, 45 dakikada

Taksim’e rahatlıkla ulaşabilecek.

Bundan sonra da daha büyük hedefler

için, daha kusursuz hizmet verebilmek

ve bu büyümeyi sürdürülebilir kılmak

adına gece-gündüz çalışmaya devam

edeceğiz.”


hotel restaurant

46 & hi-tech

yeni yatırımlar

Elite World

İstanbul Hotel

750 bin dolara

yenilendi

Yatırımlarına hızla

devam eden Elite World

Hotels, şehrin merkezi

Taksim’de yer alan oteli

Elite World İstanbul

Hotel, 750 bin dolar

yatırımla yenilendi.


İş toplantıları, kongreler ve sosyal

organizasyonlara ev sahipliği yapan

Elite World Hotels’in, şehrin merkezi

Taksim’de yer alan oteli Elite World

İstanbul Hotel, 750 bin dolar yatırımla

yenilendi. Elite World İstanbul;

misafirlerinin daha keyifli ve konforlu

vakit geçirmeleri için odalarından

lobisine, fitness salonundan koridorlarına

kadar yepyeni bir görünüm kazandı.

Arıcasoy: “Baştan sona yenilendik”

Misafirlerine daha konforlu bir hizmet

vermek için adımlar attıklarını belirten

Elite World İstanbul Hotel Genel Müdürü

Ahmet Arıcasoy, ‘Taksim, Türkiye turizmi

için önemli bir marka. Bu markayı en

iyi şekilde temsil etmemiz gerekiyor.

Biz de Elite World Hotels olarak yeni

otellerimizin yatırımı ile birlikte 750 bin

dolar maliyetle otelimizi baştan sona

yeniledik’ dedi. Elite World İstanbul Hotel,

1 Kral Dairesi, 3 Corner Suit, 14 Geçişli

Oda, 2 Engelli Odası ve 225 Deluxe Oda ile

şehrin merkezi Taksim’de hizmet veriyor.


48

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

MSC Cruıses, Portmıamı’de yeni bir

kruvaziyer terminali oluşturuyor

MSC Cruises ve Miami-Dade Country,

PortMiami’de yeni bir kruvaziyer

terminali inşaatı için Mutabakat

Anlaşması’nın (MOU) ve genişletilmiş

tercihli yanaşma hakları anlaşmasının

imzalandığını ilan ettiler. Miami-Dade

Bölgesi ile geliştirilmiş olan ortaklık, hafta

sonları gerçekleşen tercihli yanaşma

haklarının genişletilmesini ve yeni bir

kruvaziyer terminali inşa edilmesine yönelik

bir anlaşmayı kapsıyor.

Vago: “MSC Cruises’in ticari

büyümesindeki önemli başka bir adımdır”

MSC Cruises Yönetim Kurulu Başkanı

Pierfrancesco Vago konuyla ilgili olarak

“PortMiami ve Miami-Dade Country ile

imzalanan yeni anlaşma ve geliştirilmiş

ortaklık, stratejik Kuzey Amerika

odaklanmamız çerçevesinde küresel

boyuttaki ayak izlerimizi güçlendirmeye

devam ederken, MSC Cruises’in ticari

büyümesindeki önemli başka bir adımdır. “

şeklinde konuştu.

Ekim 2022’de tamamlanması planlanıyor

PortMiami, şirketin ABD’deki ayrıcalıklı

ana limanı durumunda bulunuyor. Yeni

anlaşma, MSC Cruises’ın mevcut cumartesi

için geçerli olan tercihli yanaşma haklarını

pazar gününe de yayıyor. Ayrıca, 2022 yılı

Ekim ayında tamamlanması planlanan

yeni terminal, MSC Cruises’ın halen inşası

süren yeni nesil 7.000’e kadar misafir

ağırlayabilecek MSC World Class yolcu

gemilerinin yanaşabileceği de bir tesis

olacak.

2017 yılında hizmete giren MSC Seaside

yıl boyunca Miami’den Karayipler seferini

yaparken MSC Divina da mevsimlik olarak

Ekim ayından Mart ayına kadar Karayipler’e

sefer yapıyor. MSC Armonia ise Aralık

2018’de başlayacak ve yıl boyunca sürecek

Havana Küba seferleriyle MSC Cruises’ın

Kuzey Amerika filosu içindeki yerini alacak.

Yine, 171.598 GRT ve 5,714 misafir yolcu

taşıma kapasitesiyle şirketin en büyük

gemisi olacak MSC Meraviglia’ya da Kasım

2019 itibariyle PortMiami’de diğer üç

gemiye eşlik etmeye başlayacak.

Gimenez : “7.000’e kadar misafir

ağırlayabilecek”

Miami-Dade Country Belediye Başkanı

Carlos A. Gimenez de görüşlerini,

“PortMiami altyapısına yapılan yatırımlar

Miami-Dade Bölgesini ziyaretçiler açısından

küresel bir destinasyon konumuna

getirmektedir. İlave 7.000 yolcu kapasiteli

bir geminin yanaşabileceği yeni bir

kruvaziyer gemi terminalinin inşa edilmesi

yöre halkımız için binlerce iş ve giderek

artan fırsatlar sunacaktır.” şeklinde ifade

etti.

Sosa: “Ortaklığımız turizmin büyümesi için

büyük bir kazançtır”

Miami-Dade Country Ekonomik Kalkınma

ve Turizm Komitesi Başkanı Rebeca Sosa

ise konuyla ilgili olarak “MSC’nin PortMiami

ve Miami-Dade Country’de verdiği önem

ve bağlılıktan dolayı büyük onur ve gurur

duyuyoruz. MSC ile devam eden ortaklığımız

Miami-Dade İdari Bölgesinde turizmin

büyümesi ve yayılması için büyük bir

kazançtır.”şeklinde konuştu.


50

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

Sevimli dostlar için

Fizyopet

Köpek Oteli

Tatilini şehir dışında

geçirecek birçok kişi,

ulaşım ve konaklama

sorunları nedeniyle,

yanlarına alamadıkları

evcil hayvanlarını emanet

edebilecekleri güvenli bir

yer arayışında. Sevimli

dostlarımıza hak ettikleri

ilgi ve konforu, sağlıklı

bir ortamda sağlamak

amacıyla kurulan

Fizyopet, standart bir

pet otelinden çok daha

fazlasını sunuyor.

Aylar boyunca çalışıp, hak ettiği tatili şehir

dışında geçirecek olan İstanbullular,

hayatlarını paylaştıkları sevimli dostlarını

geride bırakırken, hem aileler hem de can dostları

için stres dolu günler yaşanabiliyor. Bu zorlu

dönemi patili dostlarımız için güvenli, mutlu, aktif

ve keyifli hale getirmek için çabalayan Fizyopet

Köpek Oteli, kafessiz odaları ve 2 büyük yüzme

havuzuyla hayvanseverlerin ilk tercihi oluyor.

Beykoz Çavuşbaşı ormanı içerisinde

Keyif ve lüksün sadece hayvanseverlerin değil,

küçük dostlarımızın da hakkı olduğunu savunan

Fizyopet Köpek Oteli, sunduğu özel şampuan ve

jakuzi hizmetiyle köpekleri şımartma sözü veriyor.

Deneyimli kadrosu ve yemyeşil tesisiyle İstanbul

şehir merkezine sadece 8 km uzaklıkta olan,

Fizyopet Köpek Oteli, Beykoz Çavuşbaşı ormanı

içerisindeki 4 dönümlük arazisinde konaklama

hizmeti veriyor. Düzenli veteriner hekim gözetimi,

kafessiz odaları, sınırsız aktivite ve 2 büyük yüzme

havuzunda yüzme egzersizi yapma imkanıyla

tüm hayvanseverlerin ihtiyaçlarından da fazlasını

sunuyor.


52

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

Hilton

Bakırköy

kapılarını

açtı!

Dünya genelindeki lüks otel

zinciri Hilton’un İstanbul’daki

4’üncü oteli, Bakırköy’de açıldı.

Marmara Denizi kıyısında

tarihi yarımadaya ve Atatürk

Havalimanı’na yakınlığı ile

dikkat çeken otel, Türkiye’nin

en büyük ve en canlı şehrini

keşfetmek isteyen gezginlerle

konuklara ve iş dünyasına

hizmet verecek.


Hilton Bakırköy Genel Müdürü Mustafa Cevizci,

“Hilton Bakırköy, İstanbul Bakırköy sahil şeridinde en

üst düzeyde hizmet ve modern ve seçkin konaklama

arayanlar için mükemmel bir seçenek sunuyor” diyerek

sözlerine şöyle devam etti: “Hem eğlence hem de

iş amacıyla seyahat edenler için etkileyici hizmetleri,

benzersiz manzarası ve deniz kıyısındaki huzurlu

konumuyla Hilton Bakırköy misafirlerine anlamlı ve

unutulmaz deneyimler sunmaya hazır.”

İstanbul’un Marmara Denizi kıyısına

Hilton’un seçkin konukseverliğini

getiren ‘Hilton Bakırköy’ kapılarını açtı.

Çayırlı Turizm ve Otelcilik A.Ş yatırımıyla

hayata geçen otel, Türkiye’nin en büyük

ve en canlı şehrini keşfetmek isteyen

gezginlerle konuklara ve iş dünyasına

hizmet verecek. Hilton Hotels &

Resorts’un İstanbul’daki dördüncü tesisi

olan Hilton Bakırköy, Türk hamamları,

açık yüzme havuzu ve kapalı sonsuzluk

havuzunun yer aldığı modern spa ve

fitness merkezinin yanı sıra geniş ve

modern biçimde dekore edilmiş etkinlik

alanları ve çeşitli büyüklükteki toplantı

salonlarıyla, turizme her yönüyle hizmet

verecek. Hilton Bakırköy, şehrin en

önemli kültürel cazibe noktalarına yakın

konumu, seçkin ve özgün hizmetleriyle

seyahat severlere heyecan verici bir

seçenek sunacak.

Hilton’un Üst Sınıf Oteller Marka

Yönetiminden Sorumlu Bölge Başkan

Yardımcısı Andreas Lackner “Her yıl

Türkiye’yi ziyaret etmeyi planlayan

gezginlerin sayısının artmasıyla, bu

çok rağbet gören turizm merkezinde

bugüne dek açılan en etkileyici yeni

tesislerimizden birinde misafirlerimizi

ağırlamayı ve onlara dünyaca bilinen

Hilton konukseverliğini sunmayı

heyecanla bekliyoruz.” diye konuştu.

Şehrin yeni kongre oteli olmaya aday

Otel, büyüleyici deniz manzarasına sahip

aile odaları, 39 şık suit ve geniş bir Kral

Dairesi dâhil olmak üzere toplamda 306

odası ile misafirlerini ağırlayacak. Otelin

çok özel misafirleri için tasarlanan,

hayranlık uyandıran deniz manzarasına

sahip iki katlı Executive Lounge bölümü

ise özellikle iş dünyasına hitap edecek.

Executive Lounge’da misafirler manzarayı

seyrederken gün boyu atıştırmalıklar,

içecek servisi ve özel lezzetlerin keyfini

çıkarabilecekler.

Hilton Bakırköy, çeşitli büyüklükte, gün

ışığı alan 17 modern ve şık tasarımlı

toplantı odası ve 1250 metrekarelik çok

fonksiyonlu balo salonu ile şehrin yeni

kongre merkezi olmaya da aday. 2000

kişiyi aynı anda ağırlayabilme kapasitesi

ile Hilton Bakırköy, geniş fuaye alanlarıyla

da her türlü etkinlikte misafirlerine

etkinlik öncesi ferah mekanlar

sağlayabilecek.

Türk ve Doğu Akdeniz mutfağının en iyi

örnekleri sunulacak

Otelin tanınmış restoranı Makri,

misafirlerine hem açık büfe hem de a la

carte menülerinde sunulan Türk ve Doğu

Akdeniz mutfaklarının en iyi örnekleri

ile keyif alacakları çeşitli seçenekler

sunuyor. Lobby Lounge’un zarif

dekorasyonu şehri keşfederek geçen bir

günün ardından yorgunluk gidermek için

mükemmel bir ortam sağlıyor. Lounge

misafirleri Türk lokumları, aperatif içkiler

ve atıştırmalıkların yer aldığı uzman

eller tarafından hazırlanan bir menünün

keyfini çıkarabilirler.

Misafirler otelin Geleneksel Hamam

veya Türk hamamları, saunalar ve sekiz

masaj ve özel bakım odasının yanı sıra

etkileyici bir açık yüzme havuzu ve kapalı

sonsuzluk havuzunun yer aldığı modern

spa merkezinde rahatlayabilir. Misafirler

ayrıca otelin kardiyo ekipmanları, serbest

ağırlıklar ve çok amaçlı stüdyolar dâhil

çeşitli modern olanaklar sunan 24

saat açık geniş fitness merkezinden de

faydalanabilir.


54

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

Smart by

Dedeman

Mart 2019’da

açılıyor

İlki İstanbul Şişli’de açılacak Smart By Dedeman Otel, ülkemizdeki yerli otel zincirleri arasında

ekonomik segmente hitap eden ilk otel markası olacak. Aynı tasarımla her şehre ve ilçeye uygun

olarak açılması planlanan bu yeni marka, geleceğin misafir profili Y kuşağının tüm beklentilerine

hitap ediyor.

Dedeman ve Park Dedeman

markaları ile turizm sektörünün

lider markalarından olan

Dedeman Grubu, Y kuşağının

beklenti ve ihtiyaçlarını göz önünde

bulundurarak yeni bir otel markasına

imza attı. Konuklarına orta segment

otellerden daha avantajlı

bütçe olanağı sunacak

olan Smart by Dedeman

projesi ile yatırımcılar dünya

trendlerine en uygun projeyle

yatırımlarının dönüşünü daha

hızlı alacak. Yeni otel konseptini

öncelikle İstanbul olmak

üzere Anadolu’nun hareketli

şehirlerinde hayata geçirmek

istediklerini söyleyen Dedeman

Turizm Yönetimi A.Ş. Genel

Müdürü Emrullah Akçakaya;

Smart by Dedeman markasıyla

Türkiye’nin dört bir yanında yer

almak istediklerini açıkladı.

Akçakaya: “Nitelikli 3 ve 4

yıldızlı otellere ihtiyaç var”

Sektörün lider markalarından olmanın

verdiği sorumlulukla sürekli yenilik

arayışında olduklarını belirten Dedeman

Oteller genel müdürü Emrullah

Akçakaya Türkiye’de 5 yıldızlı otellerin

arzun üstünde olduğunu belirtti. Yatak

arzı konusunda eksiğin devam ettiğini

belirten Akçakaya, “Bundan sonra

yapılacak olan yatırımların artık daha

çok ekonomik segmente uygun, nitelikli

üç ve dört yıldızlı otellere yönelmesi

gerekiyor. Çünkü artık tatil anlayışı

değişti, insanlar günümüzde bir otele

gidip iki hafta plajında sadece güneşlenip,

denize girmek istemiyor. Kısa süreli

tatiller daha çok revaçta. Seyahat eden

insanlar artık daha çok yeme-içme

deneyimleri yaşamak, tarihi ve kültürel

yerleri görmek istiyor. İşte bu yüzden

insanlar uyumak ve kahvaltı etmek için

kullanacağı konaklama merkezlerine çok

paralar ödemek istemiyorlar, otellerden

beklentiler gelişiyor. Özellikle Y kuşağı

olarak adlandırılan yeni jenerasyon,

konaklamaya az para harcamayı tercih

ediyor. Dünyada otel endüstrisinde bu

segmentte yatırımlar artıyor. İşte biz de

Smart by Dedeman ile bu segmente hitap

edecek yeni bir markayı hayata geçirmeye

hazırlanıyoruz” dedi.

İlki Şişli’de açılacak

İlk Smart by Dedeman otelinin Şişli

bölgesinde açılacağını belirten Emrullah

Akçakaya, yeni otelin Şişli’nin kalbinde

Cevahir AVM’ye 150 metre mesafede,

Cumhuriyet gazetesinin olduğu

sokakta açılacağını belirtti. Açılacak

otelin eknoloji jenerasyonu

olarak nitelendirilen ve iş

nedeniyle çok seyahat eden

Y kuşağının tüm ihtiyaçlarını

karşılayacak altyapıya sahip

olacağını vurgulayan Akçakaya,

104 odalı olarak planlanan

otelin açılışının Mart 2019’da

gerçekleşeceğini sözlerine

ekledi.

Düşük maliyet, karlı otel ve

akıllı konsept

Smart by Dedeman projesinin

sadece konaklayanlar için değil

yatırımcılar için de avantajlı

olduğunu dile getiren Emrullah

Akçakaya, ‘‘Yeni konsept

otelimizin getiri gücünü şöyle açıklıyoruz;

düşük maliyet, karlı otel ve akıllı konsept.

Yatırım maliyeti orta segment otellere

göre yüzde 40+, ekonomi segmentindeki

rakiplerinden %10+ daha düşük. Ayrıca

her yapıya uygulanabilir bir konsept

olması da yatırımcı açısından maliyetleri

düşüren, inşaat süresini kısaltan ve proje

karlılığını artıran bir kriter’’ dedi.


Alaçatı’da huzur ve keyifli bir tatilin yeni adresi

Insula Hotel

Keyifli bir tatil geçirmek için rotanızı Çeşme Alaçatı’ya çevirdiyseniz, tarihi bir konakta, yılın 12 ayı

boyunca 6’sı da birbirinden şık temalı odalarıyla hizmet veren Insula Hotel tüm beklentilerinizi

karşılayacak nitelikte…

Yeşil ve mavinin huzur veren tatlı

bir rüzgarla buluştuğu Alaçatı’daki

İnsula Hotel, yalnızca bir konaklama

değil aynı zamanda bir eğlence mekanı

olarak da öne çıkıyor. Haftanın 6

gecesinde saat 2’ye kadar süren canlı

müziğin kulakların pasını aldığı otelde

Begüm Obiz, Caner Kızıl gibi son dönemin

popüler sanatçıları da sahne alıyor.

İstanbul’da birçok büyük organizasyona

imzasını atan ve bu tecrübesini Alaçatı’ya

taşıyarak 360 derece hizmet anlayışı ile

hizmet vermek isteyen İbrahim Bozbey’in

sahibi olduğu Feteme Media Group

tarafından devralınan otel, huzur, keyif ve

eğlencenin yeni adresi olarak dikkatleri

üzerinde topluyor.

“Yöresel tatlarla zengin menüler”

Insula Hotel aynı zamanda girişindeki

mermer bir atrium olan Veria Restaurant

ile yerel ve uluslararası lezzetleri de

sunuyor. Kahvaltıda ev yapımı ekmeklerin

ve yöresel reçel çeşitlerinin tadına

doyasıya varıyorsunuz. Kış sezonunda da

özellikle pazar günleri “özel lezzetlerin’’

yer aldığı zengin kahvaltı menüsü ile de

misafirlerine eşsiz tatlar sunuluyor.


56

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

The BO Vue Hotel

Bodrum 2021’de

açılıyor!

Hilton, Türkiye’deki ilk Curio Collection resort

oteli için BESA Grup ile anlaştı. Toplamda

300-350 milyon dolara mal olacağı açıklanan

yatırımın 2021 yılında hayata geçmesi

planlanıyor.


Türkiye’deki ilk Curio Collection

resort oteli için BESA Grup ile

anlaşan Hilton, bu sabah Hilton

istanbul Bomonti Hotel’de gerçekleşen

imza töreni ile 2012 yılında açılması

planlanan yatırımın duyurusunu yaptı.

İmza töreninde BESA Grup Yönetim

Kurulu Başkanı Salih Bezci, BESA Grup

Yönetim Kurulu Üyesi Efe Bezci, Hilton

MENA (Orta Doğu, Kuzey Afrika ve

Türkiye) İş Geliştirme Başkan Yardımcısı

Carlos Khneisser ve Hilton Türkiye İş

Geliştirme Direktörü Nida Sözügeçer ve

Hilton Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Türkiye

Başkanı Rudi Jagersbacher, “The BO

Vue” ile ilgili bilgi verdiler. BESA Grup

Turizm Koordinatörü Yunus Gürkan da

imza törenine katıldı.

Khneisser: “Bodrum’un lider

otellerinden biri olacak”

Toplantıda konuşan Hilton MENA bölgesi

(Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Türkiye) İş

Geliştirme Başkan Yardımcısı Carlos

Khneisser, İstanbul’daki imza töreni

sırasında şunları söyledi: “Bodrum’a

dahil olmaktan mutluluk duyuyoruz.

İnsanlar lokasyon lokasyon derler. Ben

de lokasyona her zaman iyi bir ortak

eklerim. Başarılı projeler de bu şekilde

ortaya çıkar. 2021’deki açılışı bekliyorum.

Umuyoruz ki, The BO Vue Hotel Bodrum

lokasyonun lider otellerinden biri olacak.”

Bezci: “Yatırımı 300-350 milyon dolara

mal olacak”

BESA Grup Yönetim Kurulu Başkanı

Salih Bezci, “Türkiye’deki ilk Curio

Collection Oteli’nin açılışı bizim için

çok heyecan verici bir dönüm noktası”

derken şöyle devam etti: “The BO

Viera projesi ile büyük bir hayalimizi

gerçekleştirmiştik. Şimdi, dünyanın da

en önemli tatil destinasyonları arasında

yer alan Bodrum’un değerine değer

katacak “The BO Vue”, Türkiye’de ilk kez

hayata geçiriyor. “The BO Vue”, gerçek

bir unutulmaz konaklama deneyimi

arayan meraklı gezginlerin Bodrum’daki

vazgeçilmez adresi olacağından eminim.”

Yatırımın maliyeti hakkında da bilgiler

veren Bezci şöyle devam etti: “25 bin

metrekarelik bir otel. Metrekare fiyatı 2

bin dolar. Proje içerisinde konutlarımız da

yer alıyor. 330 anahtarımız var. Yatırımın

toplam bedeli 300-350 milyon dolar.”

Bezci: “Vazgeçilmez bir deneyim

olacak”

BESA Grup Yönetim Kurulu Üyesi Efe

Bezci, “Hilton marka ve standartlarının

korunacağı

“The BO Vue” otelimiz ile Curio

Collection by Hilton’un, sahip olduğu elit

konseptle gerek Bodrum’a gerek turizm

sektörümüze çok değerli katkılarda

bulunacağına inanıyorum. Hilton’un

Türkiye’ye ilk kez verdiği markası Curio

Collection by Hilton için BESA Grup

yatırımını ve güvencesini seçmesinden

onur duyuyoruz. “The BO Vue”,

Bodrum’un seçkin ve elegant bir adresi

olarak vazgeçilmez bir deneyim olacak.”

CURIO Collection by Hilton, Bodrum ve

Türkiye’de yeni keşiflere imza atıyor

Yeni yatırım, halen faaliyette veya yapım

veya proje aşamasında olan 100’den fazla

tesise sahip Curio markasının

büyüyen küresel portföyüne

eklenecek. Markanın

Türkiye’ye yatırım planlarında

İstanbul’daki Rumeli Han ve

Armand olmak üzere iki tesis

daha yer alıyor.

Her biri özenle seçilmiş,

taklit edilemeyecek farklı

özelliklerde olan ve meraklı

olanlara ödül niteliğindeki

simge haline gelmiş otellerin

yer aldığı CURIO Collection by

Hilton markası, dünyada belirli

lokasyonlarda bulunuyor.

Bulundukları lokasyondaki

dokunun birer parçası olan

CURIO Collection by Hilton

otelleri, şehirlerin ruhunu

yansıtan, tam anlamıyla

yerel mekânlar olarak göze

çarpıyor.

Otel, Ege Denizi kıyısındaki

Küçükbük’te 1,2 kilometre uzunluğunda

kesintisiz bir sahilde konumlanacak.

Bodrum havaalanından arabayla bir

saatten daha kısa sürede ulaşılabilecek

olan otel, bu eşsiz koyu şehir merkezine

bağlayan ana yollara da kolay erişim

avantajına sahip.

85 odalı, 180 yatak kapasiteli

85 odalı ve 180 yatak kapasiteli olarak

planlanan The BO Vue’da, odaların

çoğunun önünde havuz bulunurken, tümü

deniz manzaralı olacak.

150 metrelik büyüleyici bir sahile

sahip olan “The BO Vue”, benzersiz

mutfak deneyimi ile de elit ve sofistike

bir tatili tercih edenlerin gözdesi

olmaya aday. Ana restoranın yanı sıra,

ala carte restoran da konukların en

taze malzemelerle hazırlanmış, Ege

mutfağından çıkan yemeklerin tadını

çıkarmaları için planlandı. Ayrıca, Café

BO ‘Bar, besleyici yemek seçeneklerinin

yanı sıra en kaliteli şarap ve kokteyl

seçenekleriyle konuklarını gerçekten

sakin bir ortama davet edecek.

Spa hizmeti ile de iddialı

“The BO Vue”, büyük led ekranları

kablosuz video projektörü ve Wi-Fi dahil

olmak üzere en son teknolojiye sahip

toplantı salonu ile küçük toplantılar

için ideal bir ortam sunacak. Otelde,

egzersiz yapmak isteyenler için yüksek

teknoloji ile donatılmış bir spor salonu

da yer alacak. Dünya standartlarında spa

hizmeti ile de The BO Vue, Bodrum’un en

gözde otelleri arasında olmaya aday.


58

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

En verimli toplantılar

Wısh More Hotel’de

İstanbul’un merkezindeki konumu ve sunduğu imkanlarla iş dünyasının tercihi

olan Wish More Hotel Istanbul, bugüne kadar binlerce iş insanının seyahatini

daha kolay ve keyifli hale getirdi. Son teknolojiyle donatılmış salonlarda

toplantılar daha rahat ve verimli yapılıyor. Fitness&SPA merkezi sayesinde

misafirler, toplantı dışı zamanlarda rahatlayıp dinlenebiliyor.

2016 yılında Bayrampaşa’da açılan

Wish More Hotel Istanbul, iş

dünyasının tüm ihtiyaçlarını en

son teknolojiyle karşılıyor. Wish More

Hotel Istanbul, toplantı ve seminerlerini

gerçekleştirmek isteyen firma, dernek,

oda ve benzeri kurumlar için, farklı

toplantı odası ve salon seçenekleriyle

hizmet veriyor. Bugüne kadar otelde

kalan 147 bin misafirin yüzde 60’ı iş

amaçlı konaklarken yapılan etkinlik ve

organizasyonların yüzde 80’i iş dünyasına

yönelikti. Wish More Hotel Istanbul’u

en çok tercih edenler ise tekstil sektörü

çalışanları ve makinacılar oldu.

Geniş ve ferah toplantı salonları

Otelde en yeni teknolojik donanımlar

sunan, 3’ü gün ışığı alan 10 toplantı

salonu bulunuyor. 254 metrekare

genişliğinde, gerektiğinde ikiye

bölünebilen konferans salonu 290 kişiye

kadar katılımcıyı ağırlayabiliyor.150

metrekare genişliğindeki fuayesi,

konferans katılımcılarının networking

görüşmeleri veya sohbetlerini konforlu

ve rahat bir şekilde yapmalarına imkan

tanıyor. 440 metrekare genişliğindeki

balo salonu ise, 6,4 metrelik tavan

yüksekliği ve kolonsuz tasarımıyla, ferah

ve geniş bir ortam sunuyor. 500 davetlinin

aynı anda ağırlanabildiği bu alan, şirket

kutlamaları, ürün lansmanları ve bayi

toplantıları için modern bir seçenek

oluyor. 640 metrekare büyüklükteki açık

hava etkinlik alanı ise, kokteyl düzeninde

700 kişiye kadar çıkabilen davetlere ev

sahipliği yapıyor.

Stres atmak ve rahatlamak için SPA

merkezi

Bunlar dışında 2 bin metrekare alana

kurulu Fitness&SPA merkezi, Türk

ve dünya lezzetlerini sunan konsept

restoranı ve ev sahipliği yaptığı

EspressoLab sayesinde iş insanları,

toplantılar dışında kalan zamanlarında

dinlenip rahatlayarak geçirebiliyor.

Her yere kolay ulaşım

Wish More Hotel Istanbul, merkezi

lokasyonu sayesinde hem İstanbul’u iş

amacıyla ziyaret eden profesyonellere

hem de etkinliklerini gerçekleştirecek

şık bir lokasyon arayan firmalara hitap

ediyor. Metro istasyonuna yürüme

mesafesinde bulunan otelden, Atatürk

Havalimanı, CNREXPO ve İstanbul

Fuar Merkezi gibi noktalara, Maslak

ve Şişli gibi iş merkezlerine, Taksim

ve Tarihi Yarımada gibi kentin sembol

bölgelerine 20 dakikada rahatça ulaşım

sağlanabiliyor. Bayrampaşa Otobüs

Terminali’ne bir kilometre uzaklıkta olan

otelin yanı başında ise, şehrin en büyük

eğlence ve alışveriş merkezlerinden

Forum İstanbul yer alıyor.


Ayın Yatırım Fırsatları

Erdek – Ocaklar Mahallesi Turizm

Amaçlı Fırsat Arazi

Erdek ilçesi, Ocaklar beldesi sınırları

içerisinde Melina Tepesinde yer

almaktadır.

Konumu itibariyle 3 km’lik, Mavi

Bayraklı Ocaklar koyuna bakan eşsiz bir

manzaraya sahiptir. 5350+3000=8350

metrekare 712 ve 763 Ada kayıtlı bitişik

iki parsel üzerindedir. Vasfını kaybetmiş

zeytinlik alanı olarak görülmekte

ancak genişleme bölgesinde ve turizm

alanı içerisindedir. Aynı tepenin güney

yamacında sıcak su (Kaplıca suyu )

kaynakları bulunmaktadır. İmar planı

tadilatı yapılacak yatırım çerçevesinde

mümkün görünmektedir.

Ekolojik çiftlik, turizm konaklama tesisi,

restorant – kafeterya, eğlence turizmine

uygun 360 derece manzarası olan ve

yerleşim yerlerine yukarıdan bakan

muhteşem manzaralı ve orman içinde

harika bir arazidir.

Satış fiyatı 1.300.000 Euro’dur.

Sirkeci – Otel Binası ( T2 Turizm Yatırım

Belgeli )

Aralık 2017 sayımızda yer alan yılın son

yatırım fırsatı olan 5 kat ve yarım çatı

katı ve -1 bodrum kat taban alanı 143m2

toplam kullanım alanı 870 metrekare

olan binamız Sirkeci Garı ve Marmaray

Tünelinin tam çıkışında ve kapanmayacak

deniz manzarasına sahip, T2 Turizm

yatırım ve onarım belgeli (Fatih

Belediyesi’nde onaylıdır).Teklif ve talep

toplama süreci devam etmektedir.

İnanılmaz son fiyat 9.000.000 USD acil

satılık...

Yatırımcılarımız ve Değerli Abonelerimiz!

Siz de alım ve satım konusunda bizimle

temasa geçebilir ve taleplerinizi yada

satıştaki turizme uygun portföylerinizi

paylaşmamızı sağlayabilirsiniz.

Saygılarımızla

Tezer Öner

Gayrimenkul ve İşletme Yatırım

Danışmanı

AGON PROPERTIES Katkılarıyla

info@agon.properties


hotel restaurant

60 & hi-tech

iş’te kadın


“5 yıllık stratejik plan

kapsamında 2023

hedefimizde 2,5 kat

büyümeyi öngörüyoruz.

Burada en büyük

emelimiz, hedef pazarlarda

markamızın bilinirliğini

artırmaktır. Bu yıl iki

yeni hedef pazara giriş

için işlemlerimizi hızla

tamamlıyoruz. Ayrıca

ihracat kadromuzu da

güçlendirmeye devam

ediyoruz. Bu yılı ise

hedeflerin üzerinde

kapatıyoruz. Haziran

sonunda yukarı yönlü bir

hedef revizyonu da yaptık.”

Genç, deneyimli, girişimci ve

üretken. Tıpkı ödüllere doymayan

yüzmek sevdası gibi yeri geldiğinde

cesaret ve donanımıyla yeri geldiğinde

araştırmacı, paylaşımcı ve dinamik

kimliği ile hayata karşı da kulaç atmayı

seviyor. Pazarlama Müdürü olarak

adım attığı İnoksan’daki görevine Satış

Pazarlama Genel Müdürü olarak devam

eden Esra Altay Batkın’ın başarılı kariyer

hikayesi bu röportajımızda…

Esra Hanım, İnoksan Satış Pazarlama

Genel Müdürlüğüne uzanan kariyer

tırmanışınızı çocukluk hayalleriniz,

eğitim süreciniz ve ilk profesyonel iş

deneyiminiz paralelinde anlatır mısınız?

Marmara Üniversitesi İşletme Bölümü’nü

dereceyle tamamladım. Profesyonel iş

yaşamıma TAV Holding’te MT olarak

çalışmaya başladım. Ancak o yıllarda

Amerika’ya gitme planlarım vardı.

New York Üniversitesi’nde Contuining

Education kapsamında finans eğitimi

aldım ve eş zamanlı olarak özel bir

şirkette çalıştım. Amerika’yı bol bol

gezme fırsatım oldu, bu süre zarfında

25’ten fazla eyalete gittim. Aslında o

zamanki planlarıma göre Amerika’da

biraz daha kalıp master yapmak

istiyordum ve bunun için her şey hazırdı.

Ancak ani bir kararla Türkiye’ye döndüm

ve İnoksan’da Pazarlama Müdürü olarak

işe başladım. İnoksan’daki görevimi

sürdürürken geceleri de Galatasaray

Üniversitesi Finansal Ekonomi Yüksek

Lisansımı tamamladım. Şu an İnoksan

Satış Pazarlama Şirketi’nin Genel

Müdürü olarak görev yapıyorum.

İlk iş kararınızı biraz daha açmanızı

isterim. TAV Havalimanları Holding’te

işe başlarken geleceğe dair nasıl bir

planlama yapmıştınız, beklentiniz

neydi, bu karar gelecek adımlarınıza ne

şekilde yön verdi?

TAV, sahip olduğu bilgi birikimi,

yüksek nitelikli insan kaynağı ve ileri

teknolojisiyle hem havalimanı yapım

projelerinde hem de havalimanı

işletmeciliği gibi yepyeni bir alanda kısa

süre içinde küresel bir marka konumuna

gelen bir şirket. Bu doğrultuda kendimi

bu şirket bünyesinde geliştirmek

kariyerim için oldukça faydalı bir adım

oldu. Burada çalışırken güçlü bir şirketin

faaliyet gösterdiği sektörlere ne yönde

etki ettiğini yakından görmüş oldum.

Gelecek beklentilerime paralel olan bu

çalışma süresi boyunca birçok yeni karar

aldım. Bunlardan bir tanesi de iyi bir

yöneticinin ekibiyle her daim yakın temas

halinde olmasıydı. Bugün gelinen noktada

liderlik serüvenimde ekibimle yakın

çalışmaya gayret göstermekteyim.

“Yarışın adil olduğunu söylemek pek

mümkün değil”

Finans eğitimi de aldığınızı söylediniz.

Hatta bu alanda bir de masterınız var.

İş dünyasında bir kadın yönetici olarak

finans sektörüne dair gözlemlerinizi

paylaşarak iş ve eğitim fırsatlarını

değerlendirebilir misiniz? Bu alana

yöneleceklere tavsiyeleriniz olur mu?

Yönetici konumundaki kadınların oldukça

başarılı oldukları, artık hem kadın hem

de erkekler tarafından kabul edilen bir

konu. Elbette iş dünyasında kadınların

karşılaştığı sorunlar var ancak kadın

yöneticiler bir süre sonra bu ortama

uyum sağlıyorlar. Erkekler ise her ne

kadar başlangıçta rahatsızlıklarını dile

getirseler de bir süre sonra bu durumu

kabulleniyorlar. Kadınların iş dünyasında

yönetici olarak önemli avantajları var.

Yönetici konumunda genellikle sorunlarla

ilgilenebilen, anlayışlı davranma becerisi

gösterebilen bir profil sergiliyorlar.

Ancak kadınların yönetici konumuna

ulaşabilmek için vereceği mücadele ve

kendini ispatlama zorunluluğu, erkek


62

hotel restaurant

& hi-tech

iş’te kadın

meslektaşlarına oranla çok daha fazla.

Her şeyden önce kadın, çalışma yaşamı

ile aile yaşamını dengelemek zorunda,

özellikle de evli ve çocuklu kadınların

çocukla ilgili sorumluluklarını ikinci

plana atabilmeleri neredeyse olanaksız.

Dolayısıyla yarışın adil olduğunu

söylemek pek mümkün değil! Politik

çatışmalar, aile yaşamlarının zarar

görebileceği endişesi gibi etkenlerle

orta düzey yönetici konumunda bulunan

pek çok kadın, daha fazla yükselmek

istemiyor. Kendine güvenen, hırslı,

başarma arzusu ve azmi olan, kariyerine

önem veren kadınların yükselmeye ve

yükseldikleri yerde başarılı olmaya daha

fazla aday oldukları söylenebilir.

İnoksan’da çalışmaya ne zaman ve nasıl

bir kararla başladınız? Endüstriyel

mutfak sektöründe pazarlama

bölümünde çalışmak ne tür bir

deneyimdi sizin için?

Yaklaşık 7 yıldır İnoksan Satış

Pazarlama Genel Müdürlüğü görevini

yürütmekteyim. Bundan önce ise 3 yıl

kadar İnoksan’ın Pazarlama Müdürlüğü

pozisyonunda görev aldım.

Amerika’da yaşadığım tarihlerde,

bir de kriz dönemi yaşadım. Bu kriz

dönemini özellikle almış olduğum

“5 yıllık stratejik plan

kapsamında 2023

hedefimizde 2,5 kat

büyümeyi öngörüyoruz.

Burada en büyük

emelimiz, hedef pazarlarda

markamızın bilinirliğini

artırmaktır. Bu yıl iki

yeni hedef pazara giriş

için işlemlerimizi hızla

tamamlıyoruz. Ayrıca

ihracat kadromuzu da

güçlendirmeye devam

ediyoruz. Bu yılı ise

hedeflerin üzerinde

kapatıyoruz. Haziran

sonunda yukarı yönlü bir

hedef revizyonu da yaptık.”

eğitimler sayesinde biraz daha

detaylı irdelediğimde şunu çok daha

iyi fark ettim; krizde bazı şirketler

durağanlaşırken, bazı şirketler ise

daha agresif stratejiler ile krizi fırsata

çeviriyordu. İşte tam da bu noktada;

“ben olsam şöyle yapardım” düşüncesi,

artık Türkiye’ye gelmem gerektiğini

bana hatırlattı. Evet, krizler ülkesi

Türkiye ve yine o ülkede sektörün kutup

yıldızı İnoksan beni bekliyordu. ABD’den

döndükten sonra İnoksan’da Pazarlama

ve Marka Müdürü olarak göreve

başladım. Pazarlama departmanından

yeni bir sektöre adım atmak çok büyük

bir avantaj. Rakipler, fırsatlar, fiyat

konumlandırma, Ar-Ge, satış, sosyal

sorumluluk, sürdürülebilir büyüme,

markalaşma, kurumsal yönetim…

Kısacası pazarlama sayesinde her

noktaya dokunma fırsatını yakaladım.

Bu sayede bütünü görme konusunda bir

adım öne geçmeye başladık sanırım.

“Türkiye’nin geleceğinden çok

umutluyuz”

Son yedi yıldır İnoksan’daki görevinize

İnoksan Satış A.Ş. Genel Müdürü

olarak devam ediyorsunuz. Bir sektör

değerlendirmesiyle çalışmalarınızdan,

yılsonu hedef ve beklentilerinizden

bahsedebilir misiniz? Yıl, İnoksan’ın

satış hedefleri açısından nasıl geçiyor?

2019 yılına ilişkin hedefleriniz, yeni

girişimleriniz, yatırımlarınız olacak mı?

Endüstriyel mutfak sektörü bugün

baktığımızda; 13 milyar lira pazar

büyüklüğüne ulaşan ve 60 bin kişiye

istihdam sağlayan dev bir sektör. Çevre

ülkeler arasında birinci ve Avrupa’da

endüstriyel mutfak ekipmanları üretimi

konusunda ikinci sıradayız. İhracatta da

aynı şekilde Türkiye olarak oldukça iyi bir

konumdayız. Dünya arenasında yenilikçi

ürünlerimiz ile boy gösteriyor ve ülkemizi

en iyi şekilde temsil etmeye çalışıyoruz.

Bu doğrultuda fabrikamıza yaptığımız

teknolojik yatırımları sürdüreceğiz.

İnoksan Yönetim Kurulu olarak

Türkiye’nin geleceğinden çok umutluyuz.

Bu güç bize dünya markası olmamızda

da destek verecek. Bu sebeple sadece

bu yıl 13 milyon TL yatırım yaptık. ERP

sistemini uçtan uca yenileyerek SAP

entegrasyonumuzu tamamladık. 3.

yılını doldurduğumuz çağrı merkezimiz

ve müşteri hizmetleri birimimiz

sürdürülebilir büyüme yolunda

temellerimizi güçlendirmek anlamında

maksimum müşteri memnuniyetini

hedeflerken bize destek olmaya başladı.

Ar-Ge merkezimiz katma değeri yüksek

inovatif ürünlere odaklanıyor.

5 yıllık stratejik plan kapsamında

2023 hedefimizde 2,5 kat büyümeyi

öngörüyoruz. Burada en büyük

emelimiz, hedef pazarlarda markamızın

bilinirliğini artırmaktır. Bu yıl iki yeni

hedef pazara giriş için işlemlerimizi hızla

tamamlıyoruz. Ayrıca ihracat kadromuzu

da güçlendirmeye devam ediyoruz. Bu

yılı ise hedeflerin üzerinde kapatıyoruz.

Haziran sonunda yukarı yönlü bir hedef

revizyonu da yaptık.

Esra Hanım, kariyer geçmişinizi dinledik

ama ben sizi daha yakından tanıtmak

isterim. Özel yaşamında Esra Altay

Batkın kimdir? Nasıl bir eş ve annedir?

Kırmızı çizgileri, olmazsa olmazları var

mıdır, hayata nasıl bakar?

İlköğretim döneminden üniversite

sürecine kadar yüzdüm ve bu alanda çok

sayıda ödülüm var. Dolayısıyla yüzmek

en büyük hobilerim arasında yer alıyor.

İş hayatındaki yoğunluktan dolayı haftada

en az 2 kez yüzmeye çalışıyorum. Bunun

yanında haftada en az 2 kez de pilates

ile stresimi atmaya çalışıyorum. Bol bol

dergi, kitap ve gazete okurum. Özellikle

takip ettiğim ekonomi ve sektörel

dergileri okumaya özen gösteririm.

Bunun yanında gençlere mentörlük

yapıyorum ve bundan keyif alıyorum.

Yakın zamanda kadın girişimcilere

yönelik de destek vermeye başlayacağım.

Eşim ve arkadaşlarımla seyahat edip yeni

yerleri keşfetmeyi seviyoruz. İş dışında

bu tür hobilerim için zaman yaratmaya

özen gösteriyorum. Bütün bunların

yanında, ailem özellikle eşime, kızıma

ve dostlarıma da zaman ayırmaya dikkat

ediyorum.

Ne tür bir çalışma stiliniz var? Bize

kendinizi yönetici kimliğinizle de anlatır

mısınız?

Kadınların profesyonel iş hayatında

daha cesaretli, kararlı ve istekli olması

gerekiyor. Bir kadın olarak erkek egemen

bir sektörde lider olmak hiç kolay değil,

ulaştığı noktada birtakım zorluklar var

ancak bunlar aşılamaz şeyler değil,

burada da yetenekler devreye giriyor.

Kadın ve erkeklere fırsat eşitliği sunulan

bir ülkede yaşıyoruz, bu kadınlar için

büyük bir şans. Profesyonel iş hayatının


artı ve eksilerini tamamen kavrayabilmek

mümkün olmasa da öngörülü davranarak

sürekli algılarımız açık bir şekilde

çalışmaktayız. Bu da şirketimizi her daim

bir adım öne çıkarmakta, faydalarını

görüyoruz.

Biraz önce de bahsettiğim üzere

çalışanlarımızla yakın temas kurarak,

takım çalışması sayesinde şirket

içerisindeki ortak ruh ile çalışabilmeyi

başardık. Bu durum takımı da motive

ediyor. Bunun yanında sürekli iyileştirme

ve yeni fırsatları yani iş geliştirme tarafını

da sevdiğimi belirtmek isterim.

Bir dönem “Yönetim Kurullarında Daha

Çok Kadın İçin Şirketlerarası Mentorluk

Programı”nda menti iş kadınlarından

biri olarak yer aldığınızı biliyoruz.

Programı biraz daha detaylı anlatabilir

misiniz?

Yönetim kurullarında kadın temsil

oranının artırılmasını desteklemek

üzere bu role “hazır” kadın havuzunun

genişletilmesi amacıyla başlatılan

Yönetim Kurulunda Kadın Programı,

Yönetim Kurulu Üyeliği alanında

saygın akademik kurumların akredite

ettiği, Türkiye’nin ilk ve tek sertifika

programıdır. Mentoring programı

kapsamında mentorümle bol bol zaman

geçirmek, günlük yaşantısını koklamak,

başarı yolculuklarını paylaşmak, yönetim

kurulu protokollerini, şirket yönetiminde

önemli noktaları görmek, yakın çevresiyle

tanışma fırsatlarını yakaladım ve tabii ki

edindiği deneyimleri benimle paylaşması,

yönetimsel zafiyetler konusunda beni

bilgilendirmesi de çok önemliydi. Türk iş

dünyasında kadınlara pozitif ayrımcılık

konusunda bilinç oluşturması açısından

“Yönetim Kurullarında Daha Çok Kadın

İçin” programı örnek bir çalışmadır.

Programımız Ocak 2017’de ise

Yönetim Kurulunda Kadın adı altında

dernekleşerek temel amacı yönetim

kurullarında kadın temsilini artırarak

toplumsal kalkınmayı desteklemektir.

Yönetim kurullarında çeşitliliğin

kurumların performansına önemli

derecede olumlu etki sağladığını

gösteren pek çok araştırma bu gündemin

bir toplumsal kalkınma gereksinimi

olduğunu göstermektedir. Oysa

ekonomimizi yönlendiren kurumların en

üst karar mercilerinde yer alan kadınların

oranı oldukça düşük.

Bugün toplumsal cinsiyet eşitsizliği

dünyanın en önemli gündem maddeleri

arasında. Endüstriyel mutfak sektörü

de erkek egemen bir sektördür.

Bizde firma olarak sektördeki kadın

istihdamını artırmaya özen gösteriyoruz.

Sebebi ise kadınların işe kattıkları

“Şirketimizde kadın çalışan

istihdamına büyük özen

gösteriyoruz. Mavi yaka

çalışan kitlemizde dahi

birçok kadın çalışanımız

bulunuyor. İnoksan Satış ve

Pazarlama A.Ş. şirketimizde

ise toplam çalışan sayımız

117 kişi ve bunun 32’si

kadınlardan oluşuyor. Bu

doğrultuda kadın çalışan

yüzdemiz %27,35.”

değerler bakımından üstün oldukları.

Bu sebeplerle yaptığımız çalışmalarda

kadınlardan oluşan takımlardan

daha fazla verim başarı elde etmeye

başlamamızdır.


64

hotel restaurant

& hi-tech

marka röportaj

Röportaj: Gizem Yıldız

Fotoğraflar: Hakkı Günerkan

Önder Arıkan:

“Yatak üretimi yasalarla

belirlenmeli, kısıtlanmalı!”

Beş yıldızlı otel zincirlerinin en çok tercih edilen

tedarikçilerinden olan Sabah Yatak’ın yurt içi pazarının %80 -

%90’ınını contract sanayi oluşturuyor. Bunun içinde oteller, tatil

köyleri, yurtlar ve askeri tesisler yer alıyor.

Arıkan ile firmanın turizm-otel sektörüne

yönelik üretim anlayışını, projelerini ve

sektörle ilgili temel sorunları konuştuk.

Otellerde konfor denilince akla

ilk gelen yataktır. Müşterilerin

rahat, konforlu ve hijyenik yatak

beklentilerini karşılayabilmek adına

birçok otel, kaliteyi işin merkezine

konumlandıran tedarikçilerle çalışıyor.

Müşterilerin her türlü ihtiyacına

günümüz şartları ve beklentileri

çerçevesinde cevap veren Sabah Yatak,

dünya standartlarındaki üretim anlayışı

ve zengin ürün gamı ile otellerin en

çok tercih ettiği tedarikçiler arasında

yer alıyor. Bugün dünyanın en iyi beş

yıldızlı otellerin bir numaralı çözüm

ortaklarından. Günümüzde şehir

otelciliği kavramıyla birlikte konforlu

yatak beklentisinin de arttığını ifade eden

Sabah Yatak Yönetim Kurulu Üyesi Önder

Önder Bey, Sabah Yatak için turizmkonaklama

sektörünün önemi nedir?

Sabah Yatak olarak üretimimizin çok

büyük bir bölümünü otellere pazarlayan

bir firma olduğumuz için işimizin

merkezinde oteller yer alıyor. Ürün

gamımız da tamamen buna yönelik

şekilleniyor. Kuruluşumuz 1983 yılı

yani 80’li yılların sonu ile 90’lı yılların

başlarında Türkiye turizminde çok büyük

bir gelişim yaşandı. Biz de o yıllarda

yönümüzü bu sektöre doğru çizdik. İlk

aşama olarak da Antalya'da Akdeniz

bölge müdürlüğümüzü kurduk. O

yıllarda sektörde bu alanda uzmanlaşan

çok fazla firma yoktu. Biz Antalya

Bölgesi’ndeki ofisimizde yaklaşık 27

yıldır hizmet vermekteyiz. İlk aşamada

Antalya Bölgesi’ne yoğunlaştık, bunu

devamında Ege Bölgesi takip etti. Şu

anda Türkiye geneli ve yurt dışı olmak

üzere birçok lokasyonda otel sektörü için

hizmetlerimizi sürdürüyoruz.

“Marriott Grubu’nun dünyadaki tek

tedarikçisiyiz”

Otel yatakları ile bireysel kullanıma

yönelik yatakların ne gibi farklılıkları

oluyor? Bu alana yönelik üretilen


ürünlerin dikkat çekici özellikleri neler?

Otel yatağı evinize aldığınız yataktan

farklı bir yatak. Evinize yatak satın

alacağınız zaman mağazadaki ürünleri

deneyerek, farklı modeller arasında kendi

tercihlerinize uyan bir yatak alırsınız.

Ama otellerde 7 yaşından 70 yaşına,

40 kilodan 200 kiloya kadar farklı bir

misafir yelpazesi var. Bu noktada hedef,

konforu optimize edebilmek oluyor. Şu

an bünyemizde iç piyasa için ürettiğimiz,

otellerle ilgili 14 farklı ürünümüz mevcut.

Bu anlamda beş yıldızlı uluslararası

zincirlerin kendi reçeteleri oluyor. Bugün

çok önemli bir otel zinciri olan Marriott

Grubu’nun dünyadaki tek tedarikçisi

konumundayız. Bu tarz otellerin yatak

reçeteleri çok uzun bilimsel çalışmalar

sonrası istatistikler tutularak yapılan

bir takım reçeteler. Bizim iç piyasa için

oluşturduğumuz ürün gamında da hep

bu reçeteler esas tutuluyor. Dolayısıyla

hedef ne çok sert ne çok yumuşak.

Farklı malzemeler kullanarak kişinin

konforunu optimize etmek üzerine

kurulu bir anlayış benimsiyoruz. Hijyen

zaten olmazsa olmazımız. Otel yatağında

kullandığımız kumaş ve malzemelerin

tamamında hijyene çok önem veriyoruz.

Alev geciktirici olması bir başka dikkat

çeken özelliğimiz. Bu özelliklerin hepsi

ürün gamımızdaki tüm yataklarımız için

standart.

“Şehir otelciliğiyle konfor önem

kazandı”

Otel yatakları seçiminde yatırımcı

bir işletmeye neler tavsiye etmek

istersiniz?

90'lı yıllar hatta 2000'li yıllarda yatırımcı

özellikle de Türkiye’deki yatırımcılar

projelere çok büyük harcamalar yapardı.

Bu yatırımlar genellikle otellerin diğer

bölümleri ve giderleri için yapılırdı. İş

yatak alımına geldiğinde de tasarrufa

gidilmesi gereken bir kalem olarak

görülürdü. Bütçenin tükenmişliği bu

noktada büyük rol oynardı. Yatak alımına

karşı bu algının yanlış olduğunu yıllarca

sektöre anlattık, bunun mücadelesini

verdik. Son yıllarda ise bu yanlış

algının kırıldığını gözlemliyoruz. Şehir

otelciliğinin son 15 yılda Türkiye’de

gelişmesinin bu algının kırılmasında

ciddi bir payı olduğunu düşünüyorum.

Şehir otelciliğinde yatak konforu çok

önemli. Eskiden 20 cm'lik yataklar

konuşurduk, bugün artık 30 ila 35 cm

yataklar konuşuyoruz. Otelde ilk üç, dört

kalemden bir tanesi yatak olduğu için

bugün bunu konuşuyor olmak güzel bir

şey... Misafirin memnun ayrılmasında

yatağın olumlu yönde bir etkisi olduğuna

yönelik bir bilinçlenme var. Bundan çok

memnunuz. İnsanlar ne kadar mutlu ve

sağlıklı güzel bir uyku alırlarsa, tatilden

o kadar memnun ayrılırlar ve bunun

sektöre dönüşü de daha da olumlu olur.

“Üretimimizin çoğunu contract sanayi

oluşturuyor”

Çözüm ortaklığını yürüttüğünüz birçok

firma olduğunu söylemiştiniz. Bu

çalışmalarınızdan da biraz bahseder

misiniz?

Türkiye'de pazarımızın %80 - %90’nını

contract sanayi oluşturuyor. Bunun

içinde oteller, tatil köyleri, yurtlar ve

askeri tesisler yer alıyor. Oteller kendi

içinde ayrışıyor. Türkiye’deki tesisler

artık bireyselden çok daha kurumsal

grup oteller olmaya başladı. Ülkemizde

ve yurt dışında bizim için çok önemli

bir pazar. Üretimimizin aşağı yukarı

%30- %35’lik kısmını ihraç ediyoruz.

Burada da otelcilik sektöründe uzman

olan Club Meditaranea’nin tüm dünyada

tedarikçisiyiz. Marriott başlığı altında

en son Starwood Grubunu da bünyesine

katarak Sheraton Four Point, Sheraton,

Le Meridien, Aloft, Marriott Grubu’nda

Marriott Courtyard, Marriott, AC by

Marriott, Rönesans hatta Ritz ve Edition

gibi kupon markalarının da olduğu en

yüksek kapasitesine ulaşmış oda sayısına

sahip otel zincirinden bahsediyoruz. Bu

bizim için önemli bir ihracat kalemini

oluşturuyor. Özellikle de Balkanlar’da

son derece aktif olan bu zincir otellere

ürün tedariki sağlıyoruz. Aynı şekilde

bir, iki tane daha yurt dışı temsilcimiz

var, bunlar vasıtasıyla da otellere satış

yapıyoruz. Türkiye'de de The Marmara

Grubu, Limak Grubu, Zafer İnşaat,

Palama Grubu ve Güral Prömiyer

bizim çok eskiden beri çalıştığımız, her

zamanda güzel ilişkilerle ve karşılıklı

memnuniyet ilkesi ile çalışmaya devam

ettiğimiz otel grupları.

“Sektördeki en büyük çatlak, merdiven

altı üretim”

Yatak üretimi aslında dünyanın en güzel

sektörlerinden biri. Etik kuralları olan,

nispeten de olsa diğer sektörlere kıyasla

birbiri içerisinde dayanışması olan bir

sektör. Sektördeki en büyük çatlak

ise maalesef merdiven altı üretimdir.

Buna rağbet göstermeyen otelciler var.

Bunlar daha çok profesyonel bir anlayışla

hizmet veren ve işi bilen otelciler oluyor.

Fakat ne yazık ki hala daha fiyat odaklı

bir müşteri grubu var. Üreticilerin belli

standartları olduğu gibi hammaddenin

de var. Tüm rakamları topladığımızda

karşımıza çıkan sonuç, belli kalite

standartlarını yakalamak için olması

gereken rakamın altında kalıyor. Burada

bir yanlış var! İçerisine işçiliği, genel

gideri ve karı koymadan hammaddenin

altında bir fiyat koyduğunuzda işin rengi

değişiyor. Bunu yapan firmalar genellikle

otellerden aldıkları kullanılmış yatakların

kılıflarını değiştirerek satış yapıyor. Hijyen

ve sağlık adına olumsuz bir tablo teşkil

eden bu durumun çok ciddi yasalar ile

belirlenmesi ve kısıtlanması gerekiyor.


hotel restaurant

66 & hi-tech

marka röportaj

Kilim Mobilya

"kurumsal satışlar"da

atağa geçiyor

Kilim Mobilya, çeşitli sektörlerin kurumsal taleplerini karşılamak üzere kurduğu

"Kurumsal Satış Müdürlüğü" biriminin başına Rafet Yılmaz'ı getirdi.

Markalı mobilya sektörünün öncü

kuruluşlarından Kilim Mobilya,

başta turizm ve sağlık sektörü

olmak üzere, kurumsal satışlar alanında

atağa geçti. Bu amaçla Rafet Yılmaz'ın

başkanlığında bir "Kurumsal Satış

Müdürlüğü" birimi oluşturarak harekete

geçen Kilim Mobilya, kurumsal bazda

Türkiye genelinde tüm sektörlerin her

türlü mobilya ihtiyaçlarına anında yanıt

verebilecek.

Yılmaz: “Yatak grubu kurumsal

satışlarda lokomotif olacak”

Kilim Kurumsal Satış Müdürü olarak

göreve başlayan Rafet Yılmaz, Kilim

Mobilya yatak grubunun kurumsal

satışlarda lokomotif olacağının altını

çizerek, bu konuda yürüttükleri

araştırma-geliştirme (ArGe)

çalışmalarıyla, her sektörün ihtiyaçlarına

yanıt verebileceklerini vurguladı.

Kilim Mobilya Grubu'nun, Türkiye'nin

beş büyük sünger fabrikası arasında yer

alan ve sektöre de hizmet veren Yaysün

sünger fabrikasının sahibi olmasının yanı

sıra, ArGe çalışmalarına dikkat çeken

Yılmaz, kurumsal satışlarda hedeflerinin,

öncelikle yatak grubundaki pazar payının

artırılması olduğuna dikkat çekti.

Kamu alanları ve özellikle turizm

sektöründeki varlığın artırılmasına

yönelik hem ArGe hem de pazarlama

faaliyetlerinin arttırıldığına dikkat çeken

Yılmaz, Kilim Uyku ürünlerinin sektörün

ihtiyaçlarını karşılayacak potansiyele

sahip olduğuna işaret etti.

Kilim Mobilya olarak otellere yönelik

satışlarının ihracatta daha hızlı

arttığına işaret eden Rafet Yılmaz,

şöyle konuştu: “Belli dönemlerde

ihracatımızın yüzde 40'a yakın bölümü

otel mobilyası satışlarından oluşuyor.

Toplam satışlarımızın içinde yüzde 5-8

arası değişen bu payın yüzde 15'ler

düzeyine çıkmasını hedefliyoruz. Türkiye

de 2 milyarın üzerinde bulunan pazar

büyüklüğü ve 1 milyonu aşkın yatak

kapasitesine sahip. Yatak yanı sıra, uyku

ürünleri ile birlikte pazar büyüklüğünü

iki katına çıkıyor. Kilim Uyku üretimimizi

hem pazara hem de ihtiyaçlarına yönelik

yeniden planladık. Bu alanda da pazar

payımızı büyütmeyi hedefliyoruz.”

Rafet Yılmaz Kimdir?

Son altı yıldır tedarik zinciri iyileştirme

projesinde yer alan, 6-sigma proje

liderliği de yapmış olan Rafet Yılmaz,

5S yalın üretim eğitimine vakıf

olup sektörde FSC Temsilciliği ve

Etik Kurul Başkanı olarak görev

aldı. Sektörde kurumsal satınalma ve

satış departmanlarındaki deneyimi,

ihale süreçlerinin yapılandırılması,

sürdürülmesi ile ilgili tecrübe sahibi

olan Rafet Yılmaz, 24 yıllık kariyerine

Kilim Kurumsal Satış Müdürü olarak

devam ediyor.


30 EKIM - 1 KASIM 2018

DUBAI DÜNYA TİCARET MERKEZİ

Yeni ticari faaliyetler için

küresel yemek servis ekipmanı

tedarikçilerinin buluştuğu nokta

Dubai World Expo 2020 yolunda

yer alan otel ve restoran gelişimi ve

renovasyonu alanında dikkat çekici

yükselişten siz de faydalanın.

2,500

MARKA

25,000

ZİYARETÇİ

22,000

METREKARE

3

GÜN

Geçtiğimiz 5 yıl içerisinde 100 milyar dolar artış

gösteren Orta Doğu ve Kuzey Afrika (ODKA)

konaklama endüstrisinin küresel olarak 550 milyar

dolara ulaşacağı ön görülüyor

Şu anda 16.000 satış mağazası

BAE’nde Yiyecek & İçeceksektöründe

faaliyet göstermektedir

Bu rakam 2020 yılına

kadar 19.000’e yükselecektir

Ön Hizmet

Bölümü

Geri Hizmet

Bölümü

HORECA

(Otel-Restoran-Kafe)

Yemek

Takımı

Gelato &

Unlu Mamuller

Kafe

& Bar

Sorularınız

için:

Mundhir Al-Hakim

T.: 971 4 308 6201

E.: Mundhir.AlHakim@dwtc.com

Zahra Amir

T.: 971 4 308 6213

E.: Zahra.Amir@dwtc.com

Fuar katılımcılarımızın görüş ve düşüncelerine

gulfhost.ae üzerinden ulaşabilirsiniz.

Organize eden Yetkilendiren Onaylayan Stratejik Ortak

Destekçi Kuruluş


68

hotel restaurant

& hi-tech

marka

Toper, Amerikan hapishanesine

kahve işleme tesisi kurdu

Dünyanın en büyük kahve üreticileri arasında bulunan

Toper, Amerika Kaliforniya, Sacramento şehrinde

bulunan Mule Creek Hapishanesi’ne kahve işleme tesisi

kurdu. Tesis günde 4000 kg kahve üretecek.

Konu hakkında bilgi veren

Toper Genel Müdürü Ramazan

Karakundakoğlu, “Biz 136

ülkeye kahve işleme tesisleri satan

bir aile şirketiyiz. Amerika da

kullanılan uluslararası ETL ve UL

kalite sertifikalarına sahibiz. Uzun

yıllardır Amerika’ya kahve kavurma

makineleri satmaktayız. Proje, Amerika

Hükümeti’nin sosyal sorumluluk projesi

ve hapishanelerde bulunan mahkûmların

iş edindirme, rehabilitasyon amacını

gütmektedir” dedi.

Günde 4000 kg kahve üretecek

Proje hakkında bilgiler vermeye devam

eden Karakundakoğlu şöyle devam etti:

“Toper, Amerikalı yetkiler tarafından

özellikle seçilmiştir. Planlanmasından

üretimine ve kurulmasına kadar zor

bir proje idi. Sistem kahve kavurma

makineleri, Valsli değirmenler,

taş ayırıcılardan ve ful otomasyon

sisteminden oluştu. Türkiye’den giden

4 kişilik teknik ekip, 10 gün sure ile

hapishanede mahkûmlar ile birlikte

yaşadılar. Hapishaneye her sabah girip

akşam çıktılar. Hapishanenin teknik ekibi

ve mahkumlar ile birlikte tesisi kurdular.

Türk teknik ekipten eğitim aldılar. Tesiste

deneme üretimi yapıldı. Numune kahveyi

test ettiler. Birlikte ürettiği kahveyi içtiler.

Tesis günde 4000 kg kahve üretecek.

Karakundakoğlu: “Birlikte kahve üretip,

birlikte içtik”

Toper Teknik ekibinde bulunan ve

aynı zamanda Uluslararası Nitelikli

Kahve Birliği (SCA (Specialty Coffee

Association)) Birliği öğretmeni olan

Gökhan Mithat Karakundakoğlu montaj

ve eğitim çalışmalarının çok farklı bir

deneyim olduğunu belirti. Hayatında

ilk kez bir hapishane ortamında

çalıştığını, Proje Sorumlusu Charlotte

Reynolds, hapishane teknik personeli

ve mahkûmların son derece katılımcı ve

nazik olduklarını bildirdi. “Birlikte çok

güzel anılarımız oldu. Çok verimli çalıştık.

Birlikte kahve üretip, birlikte içtik” diyen

Karakundakoğlu, mahkumların cezaları

bitince kendilerini Türkiye ye eğitim ve

tatil amacı ile davet ettiklerini belirti.


hotel restaurant

70 & hi-tech

marka güncel

Havaş’ın yeni ‘Soğutucu Üniteli’ aracı hizmette

Sektörün öncü şirketlerinden Havaş, Türkiye’de yer hizmetleri alanında

bir ilk olan ve bozulabilir ürün taşımacılığında soğuk zincirin korunması

amacıyla kullanılan ‘Soğutucu Üniteli’ özel aracını antrepolarının ekipman

filosuna ekledi. Havaş Genel Müdürü Kürşad Koçak, ‘Geçtiğimiz yıl İzmir

Adnan Menderes Havalimanı’ndaki antrepomuzda, bu yılın ilk çeyreğinde

ise Ankara Esenboğa Havalimanı’ndaki soğuk hava depomuzda kapasite

artışı için önemli yatırımlar gerçekleştirdik. Bunun devamında Türkiye’de

yer hizmetleri alanında bir ilki gerçekleştirerek ürünlerin küresel ölçekte

kabul gören koşulların sağlanarak taşınmasına yönelik geliştirdiğimiz

soğutucu üniteli özel bir aracı İstanbul Atatürk Havalimanı’ndaki

antrepomuzun filosuna kattık.’’ dedi.

İnoksan, 38. yaşını çalışanlarıyla

birlikte kutladı

Profesyonel mutfak sektörünün öncüsü İnoksan, 38. yaşını çalışanları ile birlikte kutladı.

Bursa’daki fabrika bahçesinde gerçekleşen törende konuşan İnoksan’ın Yönetim Kurulu Başkanı

Vehbi Varlık gecede şöyle konuştu: “Şirketimiz son yıllarda sektörümüzde büyük başarılara imza

attı. Bu başarılarımızdan birkaçını sıralamak gerekirse; 80’i aşkın ülkeye yaptığımız ihracat,

Ar-Ge merkezimizin faaliyete geçmesi, Turquality ana programına dahil olmamız, ABD’de

şirketimizin kurulması, Çin pazarına attığımız ilk adım ve üretim kapasite artışına yönelik yeni

yatırımlar. Bu başarı tablosunun oluşmasındaki en büyük etken şüphesiz ki bir arada olmamız,

inancımız ve bizi her daim dinç tutan heyecanımızdır. İnanıyoruz ki büyük bir aile olarak, birlikte

başarılarla dolu daha nice yıllar göreceğiz.”

Selva Gıda, İSO İkinci 500

Listesi’nde

İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) "Türkiye'nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu"

2017 yılı araştırma sonuçları açıklandı. İttifak Holding çatısı altında 1988 yılından

bu yana faaliyet gösteren Selva Gıda, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da ikinci 500'de

yerini aldı. Makarna ihracatını her geçen yıl büyütürken, ürün portföyünü de

zenginleştiren Selva Gıda, 2007 yılından bu yana ülkemizin markalı makarna

ihracat lideri konumunda bulunuyor.

Seramiksan Buca Yapı mağaza

sayısını artırmayı hedefliyor

İleri teknolojisi ve geniş ürün yelpazesiyle sektörde fark yaratan Seramiksan’ın başarılı

bayilerinden Buca Yapı, 2008 yılından bu yana Seramiksan’ın banyo, mutfak ve tüm

yaşam alanları için kullanılabilecek seramik, granit karolardan oluşan yüzlerce ürün

çeşidi ve benzersiz vitrifiye ürünlerini müşterileriyle buluşturuyor. Koşulsuz müşteri

memnuniyeti ile hareket eden Buca Yapı’nın sahibi Nihat Yıldırım, müşterilerinin daha

kolay ulaşmalarını sağlamak adına mağaza sayısının önümüzdeki dönemde artırmayı

hedeflediklerini belirtiyor. 1998 yılında Seramiksan’da İzmir Bölge Satış temsilcisi olarak

çalışmaya başlayan Nihat Yıldırım, 2008 yılında Buca Yapı’yı kurdu. 70 m2’lik bir mağaza

ile sektöre adım atan Nihat Yıldırım, 450m2’lik mağazasını ardından da bu yıl Seramiksan

Buca Yapı Özdere şubesini açtı.


Geberit’in bu yılki konuğu

Edoardo Tresoldi

Uzay zaman boyutunu aşmak ve sanatla dünya arasında görsel bir diyalog

oluşturmak için transparan tel örgü yüzeyler ve endüstriyel malzemeler kullandığı

tasarımlarını hayata geçiren Edoardo Tresoldi, Geberit’in davetlisi olarak İstanbul’a

geliyor. Sanatında alan ve alan boyutunu aşmak için şeffaflıkla oynayan ve sanat ile

yeryüzü arasında fiziksel sınırlamaları ortadan kaldıran Tresoldi, 9 Ekim Salı İTÜ

Maçka Kampüsünde, mimarlar, mimarlık öğrencileri, mühendisler ve tasarımcılarla

bir araya gelmeye hazırlanıyor.

KONE, Dünyanın En Yenilikçi

Şirketleri listesinde

Asansör, yürüyen merdiven ve insan erişimi çözümleri alanında yenilikçi ürünlerle

sektörün geleceğini şekillendiren KONE, bir kez daha FORBES’un en inovatif şirketler

listesinde yer almayı başardı. Finlandiya'da kurulan ve 1910 yılından bu yana dünyada

olduğu gibi ülkemizde de asansör pazarının önde gelen isimlerinden olan KONE, bu

başarısını 8. kez tekrarlamış oldu.

Cam yeniden cam şehirleri

renklendirmek için yola çıktı

Şişecam Topluluğu’nun Kırklareli’ndeki cam ev eşyası, düzcam ve otomotiv

camları üretim tesislerinin çalışanları aileleriyle birlikte geri dönüşüme destek

vermek amacıyla cam kumbara boyama etkinlikleri için bir araya geldi. Paşabahçe

Cam, Şişecam Düzcam ve Şişecam Otomotiv fabrikalarında gerçekleştirilen

etkinlikler kapsamında rengarenk boyanarak, adeta yeniden tasarlanan cam

kumbaraları Kırklareli’nin ihtiyaç duyulan noktalarında cam geri dönüşümüne

katkıda bulunacak.

ZyWALL güvenlik duvarı

serisi, seçkinler kulübünde

Zyxel ZyWALL güvenlik duvarı ürün ailesi, bilişim güvenliği alanındaki dünyanın en prestijli uluslararası akreditasyonu olan Common

Criteria sertifikasının sahibi oldu. Zyxel Kurumsal Kanal Satış Müdürü Ömer Faruk Erünsal, “Bu sertifikasyon, güvenlik ekibimizin

yıllarca süren sıkı çalışmasının eseridir. Bu sertifika, ZyWALL'ın vaatte bulunduğu üst düzey savunmayı tam olarak sağladığını ortaya

koyan en iyi kanıttır. Özellikle güvenliğin kritik önem taşıdığı kamu, turizm, sağlık ve bankacılık sektörlerine yönelik özel projeler

gerçekleştirdiğimiz bir dönemde aldığımız bu akreditasyonun zamanlaması da çok iyi oldu.” dedi.


72

hotel restaurant

& hi-tech

şefin gözünden

Lezzet

aşkına İlk

Öner Çulfaz Fotoğraf: Hakkı Günerkan

şef önlüğünü 2001

yılında Holiday Inn

Oteli’nde taktığını

söyleyen Öner Şef,

“Mutfakta tek söz sahibi

sizsiniz. Bir şef için

hayallerindeki menüyü

tek başına sunabilmek

kadar daha değerli ne

olabilir ki” diyor.

Yemek Fotoğrafları: Ümit Başer Alkaç


Sultanahmet’te Tulumbacı Ahmet

Bey ile başlıyor, mutfaktaki

yolculuğu. Sırf tulumba

öğrenmek sevdasıyla okuldan kaçıp

kaçıp babasının çok yakın arkadaşının

Vezneciler’deki dükkanına gidiyor, daha

ilkokul yaşlarındayken. Günlerden

birgün Tulumbacı Ahmet’in babasına

söylediği “Bu çocuk okumaz, mutfağı

seviyor. Sen gel, ne kendini ne oğlunu

yıprat” demesi üzerine Mustafa (Öztürk)

ustası ile tanıştırılarak mesleğe ilk

adımını atıyor, Radisson Blu Hotel,

Istanbul Ataköy’ün Executive Şefi Öner

Çulfaz.

İlk bulaşıktan başlıyor

Anlattığına göre ilk işi bulaşıkçılık

oluyor, Öner Çulfaz’ın. Kocaman

çizmeleriyle mavi bidonların üzerine

çıkıp aşçı abilerini öyle bir gıptayla

izliyor ki, bir an geliyor, gözyaşlarını

tutamayıp bir köşede ağlıyor için

için. Bir tarafında beyaz önlüklü

büyüklerine tezat çizmeli halleri bir

tarafında kantininde simit yediği okul

anıları canlanıyor. Ustasının başında

salladığı aşçı önlüğüyle duruyor

ancak gözpınarları. “Bunu hak etmek

istiyorsan mücadele edeceksin,

ağlamayacaksın” sözleriyle en çok da!..

Soğuk bölümündeki aşçının işe

gelmeyişi şansı oluyor yine günlerden

birgün. Etrafta kimseler yokken karides

ayıklamaya baş koyuyor, “Baktım

şeflerden biri önlüğü yüzüme doğru

fırlattı. Ben de herhalde sinirli bir şef

diye alıp katladım önlüğü. 2-3 dakika

sonra sous şefi geldi. ‘Oğlum neden

giymedin, bu senin artık’ deyince

dondum kaldım” sözleriyle o çok

hayalini kurduğu önlüğü nasıl ilk kez

hak ettiğini söylüyor.

Sonrası anlatılmaz yaşanır dediği

türden deneyimli şefin; tarifi olmayacak

bir mutluluk, heyecan ve sevinç... Sanki

gerçek bir mutfak şefiymişçesine bir

taraftan sıcağa koşuyor, bir taraftan

karpuzları siliyor, artık kime, hangi işe

denk geldiyse...

Ustalarının gözüne gire gire terfi

alıyor

“Ben bunlar gibi olmak istiyorum”

demesiyle dizginlenemeyen bir

yükselişin içine girdiğini anlatan Öner

Şef, o hevesle süslediği karpuzuyla bir

kez daha giriyor ustalarının gözüne.

En çok da İtalyan Restaurant’ta o bir

Allahın kuluna meslek öğretmeyen

şefinin gözüne. “Şefimin bana ‘Seni

buradan her şeyi öğrenmiş bir şekilde

yollayacağım’ sözlerini hiç unutamam”

diyen Öner Şef için öyle de oluyor, bir

bir öğrenmeye başlıyor mutfaktaki her

bir şeyi. Üstelik o kadar iyi öğreniyor ki,

sous şefine bile kendi işini öğretecek

cesaret ve özgüvenle akıl veriyor

bir mutfak mesaisinde daha. Şefine

tattırmak üzere ilk Niyokki’sini yapıyor;

açılıştan kapanışa geçme mükafatına

nail oluyor bu kez de. Raşit Şef’in alnını

öpmesiyle bu defa ıstakoz öğreniyor.

1996 yılıyla beraber İstanbul’a gelerek

çok sayıda otel ve restoran mutfağında

çalıştığını söyleyen Öner Şef, vatani


74

“Mutfak benim ikinci

evim, hayalim, yaşam

tarzım. Ben mutfakta

doğmuşum. Dost

sohbetlerinde bile

merhabadan sonra

yemeğe dönüşen bir

muhabbetim olur. Birine

doğumgünü mesajı

verirken ‘Yeni yaşın bir

muhallebi gibi olsun;

içinde şekerin, vanilyan

olsun, güzel kok. Ağızda

damaklarda tadı her

zaman anılsın’ derim.”

görevinin ardından mesleğine doludizgin

devam ediyor. Beş buçuk yılını Kırıntı

Restaurant’larında geçirdiğini anlatan

Çulfaz, son bir yıldır ise Radisson Blu

Hotel, Istanbul Ataköy’ün Executive

Şefi olarak mesleki kariyerini devam

ettirdiğini anlatıyor.

Araştırmacı, kuralcı

Giresunlu bir şef olan Öner Çulfaz, evinin

bir duvarını kitaplarla donatacak kadar

okuyup araştırmaya düşkün bir şef. Fırsat

buldukça yurt içi - yurt dışı seyahatler

yaptığını söyleyen deneyimli şefin

mutfağında kural tanımazlığa, kendini

bilmez işlere ve saygısızlığa asla yer

yok! “İşe geç kalmayacaksın. Temizliğe

ve giyim kuşamına dikkat edeceksin.

Yapılan bütün yemekleri tadacaksın”

diyor ve ekliyor: “Ekip çalışmasını bozan

arkadaşlarını anında bana bildireceksin.

Bu misafirden alacağınız olumsuz

sonuçların önlemidir.”


“Amaç, tabaktaki yaşamı

hissettirebilmek”

Tabakta sadeliği ön planda tutan

Öner Şef, yenilmeyecek malzemeleri

kullanmayı tercih etmiyor. Ürün

seçiminde lokalliği esas alan Çulfaz

için amaç misafire tabaktaki yaşamı

hissettirebilmek. “Misal, risotto

yiyecekseniz her kaşığını orijinaline

sadık bir şekilde yiyebilmelisiniz” diyen

Çulfaz, Radisson Blu Hotel, Istanbul

Ataköy’de risottonun pişirilmesinden

sunumuna kadar her bir detayıyla

İtalyan mutfağına yakışır bir lezzet

çıkardıkların söylüyor.

Eşinin yemeklerini dışarıdakilere

değişmiyor

Şefe mutfak tercihlerini soruyorum.

Kendini en fazla Türk mutfağına yakın

bulduğunu dile getiren Öner Şef, kuzu

etli kuru fasulyeye bayıldığını söylüyor.

Ağırlıklı evinde hamsi ve Karadeniz

somonunun tüketildiğini söyleyen

Çulfaz kendisi gibi iyi bir aşçı olan eşinin

hakkını da teslim etmeyi unutmayarak,

“Hafta sonları kesinlikle eşimin yaptığı

yemekleri yiyorum. Kolay kolay dışarıda

bir şey yemiyorum” diyor.

Memleketine “gerçek köy kahvaltısı”nı

götürecek

Son olarak gelecek planlamalarını

sorduğum Öner Çulfaz, en büyük

hayalinin sakin, sessiz bir kasabada

“kendin topla kendin pişir’ konseptinde

bir mekan açmak olduğunu belirterek,

eşiyle birlikte kahvaltı ağırlıklı yöresel

bir restoran açmak istediğini söylüyor.

Memleketi Giresun’da havalimanına

yakın mesafedeki arazisi üzerinde

bundan yaklaşık beş yıl sonrası için

hayata geçirmeyi planladığı restoranın

taştan masaları, kütükten sandalyeleri

olacak kadar her şeyiyle doğal olması

hedefleniyor. Havalimanı ile restoran

arasına ring servisi koymayı dahi

tasarladıklarını dile getiren Çulfaz,

“Ama araç restorana 1 veya 2 km kala

duracak, önüne kadar gelmeyecek.

İnsanlar tarladan yürüsünler,

sepetlerine attıkları ürünlerle

kahvaltılarını keyifle yiyebilsinler

istiyoruz. İnsanlar gerçek köy kahvaltısı

yapsınlar istiyoruz” şeklinde hayallerini

paylaşıyor.


hotel restaurant

76 & hi-tech

gastro etkinlik

Vali’den GTD’ye tam destek sözü!

Bursa Gastronomi Konferansı geliyor!

Gastronomik Marka Kentler çalışması kapsamında Bursa’ya çıkarma yapan

Gastronomi Turizmi Derneği, Valilik’ten maddi destek sözü alarak ayrıldı. GTD

ilk adımda şehrin geleneksel tatlarını ulusal ve uluslararası boyuta taşıyacak

nitelikli bir gastronomi konferansı düzenleyecek!

Türkiye’nin yerel değerlerini ön

plana çıkartmak ve Türk mutfağını

dünyaya tanıtmak hedefiyle yola

çıkan Gastronomi Turizmi Derneği,

“Gastronomik Marka Kentler” çalışması

kapsamında inceleme gezilerinin ilkini

8 Ağustos Çarşamba günü Bursa’ya

yaptı. GTD üyelerinin yanı sıra dernek

paydaşları ve basın mensuplarının yoğun

katılımıyla düzenlenen geziden Valilik’ten

tam destek sözüyle ayrılan GTD, ilk

adımda şehrin geleneksel tatlarını ulusal

ve uluslararası boyuta taşıyacak nitelikli

bir gastronomi konferansı düzenleyecek.

Boztepe: “Bursa’yı gastronomik marka

kent yapmak için geldik”

Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti

olmasının yanı sıra gastronomik marka

değeriyle de Bursa’ya öncelik verdiklerini

ifade eden Gastronomi Turizmi Derneği

Başkanı Gürkan Boztepe, “Kentin

üzerindeki eski tozu gastronomik

anlamda kaldırmak, marka yapmak için

geldik. Şehre destek vermek için var

gücümüzle çalışacağız” diye konuştu.

İlk durak, Saitabat Köyü…

İnceleme gezisinin ilk durağında

başarılı girişimci Sermin Çakalıoğlu’nun

otantik turistik mekanı Saitabat Şelale

Restaurant vardı. Zengin yöresel köy

kahvaltısı ile ağırlanan GTD ekibi, ev

kadınlarının hazırladığı muhteşem

lezzetleri tattıktan sonra Tarihi Çarşılar

Federasyonu Başkanı Muhsin Özyıldırım

ev sahipliğinde Kozahan’da misafir edildi.

Özyıldırım: “Gastronomiyi önceleyerek

değil, ekleyerek turizm yapmak

istiyoruz”

Karşılıklı fikir alışverişi şeklinde

gelişen keyifli buluşmada Bursa

turizmi ve gastronomisine dair samimi

açıklamalarda bulunan Tarihi Çarşı ve

Hanlar Birliği Başkanı Muhsin Özyıldırım,

Bursa’da gastronomiyi önceleyerek değil,

ekleyerek turizm yapmaya çalıştıklarını

dile getirerek, “Burası bir Hatay ya da

Antep değil. Gastronomi konusunda çok

ünlü değiliz, haddimizi biliyoruz. Burada

Osmanlı kenti imajımızı öne çıkarıyoruz.

Gastronomiyi önceleyerek değil,

ekleyerek turizm yapmak istiyoruz” diye

konuştu.

İskender kebabın hasını Bursa’nın “en

eskisi”nde tattılar

Kozahan ziyaretinin ardından öğle yemeği

için kısa bir lezzet molası veren GTD

davetlileri, Bursa iliyle simgeleşmiş


en eski kebap adresinde, İskender

İskenderoğlu ev sahipliğinde (Cevat

İskenderoğlu) öğle yemeği yediler.

Bursa Valisi maddi destek sözü verdi

GTD’nin Bursa’ya düzenlediği inceleme

gezisi günün ilerleyen saatlerinde Valilik

ziyareti ile devam etti. GTD heyetini

makamında samimi bir karşılamayla

ağırlayan Vali İzzettin Küçük, şehrin

gastronomik gelişimine hizmet verecek

her türlü girişime maddi destek sözü

vererek şöyle konuştu: “Burası bir

imparatorluk başkenti ve yemeğin de

başkenti olması lazım. Bursa deyince ilk

akla İskender kebap, Kemalpaşa tatlısı,

kestane şekeri gelir ama bizim bunların

çok daha ötesinde bir zenginliğimiz var.

Sadece küllerin altında kalmışlar, o

külleri temizlememiz lazım.”

Bu anlamda Zennup ve Hayat Lokantası

gibi özel teşebbüslü işletmelerin

gastronomi turizmine önemli katkılar


hotel restaurant

78 & hi-tech

gastro etkinlik

sağladıklarının altını çizen Küçük,

geleneksel tatları gün yüzüne çıkaran

bu türlü mekanların sayıca da artması

gerektiğine vurgu yaptı. .

“Her aşamasında varım, belediyemiz de

muhakkak olur”

Tarih, kayak, doğa ve kaplıca turizmiyle

öne çıkan Bursa’da gastronomi

turizminin de halkanın özel bir parçası

olabileceğini kaydeden Küçük, “Ama şu

anda değil. Birkaç mekanla sınırlıyız.

Bu hususta çok ciddi çalışmamız lazım.

Valilik olarak her aşamasında ben varım.

Belediyemiz de muhakkak olur. Bana

müracaatta bulunun, maddi destek

vermeye hazırım” dedi.

Hasan Eker: “Bursa’yı Kozahan’la

markalaştırmaya karar verdik”

Burkon Turizm & Kongre Genel Müdürü

Hasan Eker ve Vali Yardımcısı Fatih

Kadiroğlu ev sahipliğinde Bursa Turizm

Platformu resmi toplantısına konuk

olarak katılan GTD üyeleri Çalıştay öncesi

karşılıklı fikir alışverişinde bulunma

fırsatı buldular.

Gastronomi Turizmi Derneği ile her türlü

iş birliğine hazır olduklarını söyleyerek

konuşmasına başlayan Hasan Eker,

Bursa Turizm Platformu olarak şehrin

gastronomik değerlerini öne çıkararak

markalaşmayı amaçladıklarını ifade etti.

Bu hedef doğrultusunda platform olarak

Bursa’yı Kozahan ile markalaştırma

kararı aldıkları bilgisini paylaşan Eker,

“Şehrimizi herkes farklı tanıtıyor. Kimi

kestane şekerini kimi kebabı ön plana

çıkartıyor. Biz artık Bursa’yı sadece

Kozahan’la markalaştırmaya karar

verdik. Arap turist pazarına da sadece

Uludağ kullanılması kararlaştırıldı. Uzun

vadeli bir yola çıktık, içini doldurarak

yüksek gelirli turist seviyesine ulaşmayı

hedefliyoruz.” diye konuşu.

Bursa’ya gastronomik AVM’deki akşam

yemeği ile veda

İnceleme gezisine Merinos Kültür

Merkezi ve Tekstil-Bıçak müzeleri

ziyaretiyle devam eden GTD heyeti, akşam

yemeği için GTD üyesi ilk gastronomik

AVM olan Eker Meydan AAVM içinde Ece

Eker ile ve GTD üyesi Beykapı Kebap

restoranında et lezzetlerini tadımlama

imkanı buldular. Özellikle Mehmet

Beykapı’nın kendi elleri ile hazırladığı

muhteşem lezzetler GTD üyelerinin

kalbini kazandı. GTD Başkanı Bursa

Temsilcisi ve YK üyesi Ramazan Başan’a

bu nitelikli organizasyon için teşekkür

etti.


hotel restaurant

80 & hi-tech

gastro etkinlik

Estetik ve tasarım pastacılıkla buluştu

Le Cordon Bleu’nün

geleneksel “Çay Saati

Sohbetleri”, pastacılıkta

sanatsal bakış açısıyla

farkını ortaya koyan Art

Cafe ev sahipliğinde

gerçekleşti. Master Şef

Christophe Bidault ve

Art Cafe ortağı Şeyda

Sağlıkova Tomruk,

gastronomi ve mutfak

sanatı meraklılarına

pastacılıkta estetik ve

tasarımı anlattı.

Dünyanın en prestijli “Mutfak

Sanatları Okulu” Le Cordon Bleu,

gastronominin gelişmesinde kaliteli

eğitim ve bilimsel yaklaşımın yanı sıra,

gerçekleştirdiği etkinliklerle de ilham

vermeye devam ediyor. Her ay bir Le

Cordon Bleu Eğitmen Şefi ve bir Le

Cordon Bleu mezunun ev sahipliğinde

düzenlenen Çay Saati Sohbetleri’nin

6.’sı, Le Cordon Bleu mezunu Şeyda

Sağlıkova Tomruk’un ortağı olduğu Art

Cafe’de gerçekleşti. Uzun yıllar mimarlık

yaptıktan sonra Le Cordon Bleu Grande

Diplome’den mezun olan Şeyda Sağlıkova

Tomruk ile Le Cordon Bleu Master

Şefi Christophe Bidault’un keyif dolu

sohbetinde, Art Cafe’nin sanattan ilham

alan leziz tatları da deneyimlendi.

Tomruk: “Lezzet ve tasarım birlikteyse

başarıya ulaşırsınız”

Etkinlikte Şeyda Tomruk, üç aydır

üzerinde çalıştıkları yeni Fulmine

ürününü de tanıttı. Geçen yıl kaybettikleri

babaları, Art Cafe’nin kurucusu Yıldırım

Sağlıkova’nın anısına İtalyanca’da

“Yıldırım” anlamına gelen Fulmine,

davetlilerden büyük ilgi gördü. Un

kullanılmadan fındık ve bademin şekerle

karıştırılarak ince katlar halinde krema

ve meyveyle buluştuğu Fulmine, Art

Cafe’nin ikonik lezzeti Pinoli gibi çok

beğenildi. Art Cafe ortağı ve Le Cordon

Bleu mezunu Şeyda Sağlıkova Tomruk’un

estetik ve tasarımı bir arada buluşturma

hikayesi mezun olduğu Yıldız Teknik

Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden

geliyor. Başarılı mimarlık hayatını Cem

Davran’ın sunuculuğunu yaptığı Evim

Güzel Evim programıyla TV ekranına

taşıyan Tomruk, 2006 yılından bu yana Art

Cafe’de mimarlıktan gelen estetik bakış

açısını pasta tasarımlarıyla buluşturuyor.

Tomruk deneyimlerinden yola çıkarak bir


işin mutfağını bilmeden o işte muvaffak

olunmayacağını fikriyle: “Pastayı

tasarlamanın, bir evi tasarlamaktan pek

farkı yoktur aslında. Görsel özellikler,

fonksiyon, sağlamlık ikisinin de olmazsa

olmazlarıdır. Uygulamaya gelince,

mimaride çimento ile haşır neşir olurken,

pastacılıkta renk renk lezzetli kremalar

kullanırsınız. Pastacılığın zor tarafı onu

tasarlarken taze kalması gerektiğini

biliyor olmanızdır. Bu yüzden zaman

çok önemlidir. Bir yandan titizlikle

üzerinde çalışırken diğer yandan içinde

kullandığınız malzemelerin tazeliğini göz

önünde bulundurmalısınız.

Hızlı olmazsanız istenmeyen sonuçlarla

karşılaşabilirsiniz. Lezzet ve tasarım

ancak birlikte ise sizi başarıya ulaştırır.

Bu yüzden karşıdan bakınca çok

sevimli duran pastacılık işi kendinden

beklenmeyecek ölçüde özveri, dikkat ve

ciddiyete de ihtiyaç duyar.” dedi.

Bidault: “Öncelikle klasik ve özgün

tarifler öğrenilmeli”

Le Cordon Bleu Master Şefi Christophe

Bidault: “Geçtiğimiz yıllarda pastacılık;

özellikle sunum ve tasarım alanında

önemli gelişim sağladı. Le Cordon

Bleu’de öğrencilerimizin öncelikle klasik

ve özgün tarifleri eksiksiz öğrenmelerini

ve sahip çıkmalarını sağlıyor ve bu temel

formasyon üzerine en modern trendleri

de gösteriyoruz. Klasik reçeteler her

zaman karşımıza çıkacaktır. Özellikle son

yıllarda trend olarak farklı ve daha estetik

yorumlarla vitrinlerde gördüğümüz

“choux” ve ekler bu yaklaşımın en

iyi örnekleri sayılabilir. Bu yaratıcılık

sürecindeki en zor kısım; şefin kendi

estetik ve tasarım anlayışının tüketicinin

lezzet algısı ile örtüştürülebilmesidir.”

dedi.

Tüysüzoğlu: “Estetik ve sunum limitleri

zorluyor”

Le Cordon Bleu Türkiye Direktörü Defne

Ertan Tüysüzoğlu ise: “Yüzyıllardır;

saraylardan evlere kadar pastalar en

mutlu günlerimizin tamamlayıcısı oldular.

18. yy.’da Careme’in Napolyon’un ziyafet

sofraları için tasarımladığı; her biri sanat

eseri olan pastalar ile açılan estetik ve

sunum anlayışı günümüzde üç boyutlu

yazıcılar gibi modern teknolojiler ya

da moleküler gastronomi teknikleri

ile limitleri zorluyor. İster klasik ister

modern yaklaşımlarla olsun; pastacılıkta

tasarım ve estetik anlayışındaki yapı

taşlarını bugün yine bir Çay Saati

Sohbetleri etkinliğimizde İngiltere kraliyet

ailesi pastalarını yapmış olan Le Cordon

Bleu Master şefimiz Christophe Bidault

ve yıllardır bu alanda çalışan, bunu

mimarlık formasyonu ile birleştirmiş

olan mezunumuz Şeyda Tomruk ile

değerlendirdik.” dedi.


82

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

Adana geleneksel tatları 2’sini düzenliyor

Bu yıl “Gelenekselin Gücü Adına!” temasıyla düzenlenecek 2. Adana Lezzet Festivali,

Adana’nın “en” yerel ve “en” geleneksel mutfak kültürünü dünyaya tanıtacak.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın

himayesinde, Adana Valiliği’nin ev

sahipliğinde 12-14 Ekim tarihlerinde

yapılacak 2. Adana Lezzet Festivali, bir

ilki gerçekleştirerek tamamen Adana’nın

geleneksel mutfağına ve evlerde

yaşatılan köklü mutfak kültürü üzerine

odaklanacak.“Gelenekselin Gücü Adına!”

temasıyla, Adana’nın en yerel mutfak

değerlerini, şeflerini ve üreticilerini

merkeze alan 2. Adana Lezzet Festivali,

Adana lezzet değerlerini Türkiye ve dünya

çapında tanıtmayı ve Adana turizmini

geliştirmeyi hedefliyor.

Geleneksel tatlar uluslararası boyuta

taşınacak

Merkez Park’ta kurulacak dev festival

merkezinde, Adana’nın sahip olduğu

en geleneksel ve yerel mutfak kültürü

uluslararası boyutta bir uygulama ve

katılımla tüm ziyaretçilere yaşatılacak.

Geçtiğimiz yıl ilki düzenlenen ve büyük

bir coşkuyla karşılanan 2. Adana Lezzet

Festivali’nde bu yıl, Adana’nın geleneksel

mutfak zenginliğinin yanı sıra şehrin sahip

olduğu ve öne çıkarmak istediği sokak

lezzetleri, su ürünleri, kebapları ve tarım

ürünleri gibi öğeler de etkinlik alanına

yayılacak. Üç gün boyunca gastronomi

dünyasının nabzının atacağı 2. Adana

Lezzet Festivali, Adana Büyükşehir

Belediyesi ve İlçe Belediyeleri, Adana

Ticaret Odası, Adana Sanayi Odası,

Adana Ticaret Borsası, Adana Hacı

Sabancı Organize Sanayi Bölgesi, Akdeniz

İhracatçılar Birliği, Türkiye Otelciler

Federasyonu, Türkiye Seyahat Acenteleri

Birliği, Turist Rehberleri Birliği, Çukurova

Turistik Otelciler Birliği ve Mutfak Dostları

Derneği tarafından destekleniyor.

Gastronominin yıldızlarını buluşturacak

Birbirinden özgün yerel ve ulusal şeflerin

yanı sıra, Michelin yıldızlı uluslararası

şeflerin gastro-şovlarıyla zenginleşecek

festival, Adana’nın birbirinden nefis

lezzetlerini doya doya yemeye imkân

tanırken; aynı zamanda gastronomi

dünyasını Adana’da buluşturacak. 2.

Adana Lezzet Festivali kentin önde

gelen lezzet markalarının stantlarıyla

renklenirken, alanda kurulacak çeşitli

etkinlik noktalarında gastro-şovlar, tadım

seansları, söyleşiler ve mutfak atölyeleri

gerçekleşecek.

Demirtaş: “Biz hazırız”

Valilik olarak tanıtım çalışmalarını

kararlılıkla sürdürdüklerini ifade eden

Adana Valisi Sayın Mahmut Demirtaş,

festivalin bu yıl çok daha büyük bir ilgi

göreceğine inandığını belirterek, yerli ve

yabancı misafirleri Adana’da en iyi şekilde

ağırlamaya hazır olduklarını söyledi.


İstanbul Coffee

Festival eylülde

10 binlerce

kahveseveri

ağırlayacak

Dream Sales Machine’in

kahve sektöründe dünyaca

bilinen etkinliği İstanbul

Coffee Festival, bu yıl 20–23

Eylül 2018 tarihleri arasında

Axess ana sponsorluğunda

KüçükÇiftlik Park‘ta

düzenlenecek.

Avrupa’nın en büyük iki kahve

festivalinden biri konumunda olan

İstanbul Coffee Festival, Axess ana

sponsorluğunda 20–23 Eylül 2018 tarihleri

arasında KüçükÇiftlik Park‘ta onbinlerce

kahveseveri “The Source, The Journey,

The People“ temasıyla ağırlayacak.

Festivalde yer alan global kahve ve makine

üreticisi markalar, kahve kuruluşları,

çiftlikler, çiftlik birlikleri, ithalatçılar,

tüccarlar, imalatçılar, ekipman üreticileri,

kavurucular, perakendeciler, kahve

barları, çikolata markaları ve nitelikli

küçük artizan esnaf, ziyaretçileri yeni nesil

kahve lezzetleriyle buluşturacak.

Festival şehre yayılıyor

5. yılını kutlayan İstanbul Coffee Festival,

bu yıl festival öncesinde farklı mekanları

pop up etkinlik alanına çevirerek alternatif

keyif köşeleri yaratacak. 17–19 Eylül 2018

tarihleri arasında düzenlenen “İCF Haftası:

Playground“ kapsamında mekanlar, farklı

etkinlik kurgularıyla kahveseverlere keyifli

bir atmosfer sunacak.

The Source

Bu yıl kahvenin kaynağına odaklanan

İstanbul Coffee Festival, “The Source“

başlığı altında ziyaretçileri ilgi çekici

seminerlerde ağırlayacak. Kahvenin ortaya

çıkışı ve dünyaya yayılmasının öyküsü, en

lezzetli kahve çeşitleri ve karakteristikleri,

kahve endüstrisinde tarımdan servise

kadının rolü ve geleceği, kahve kavurma

tekniklerinin kahve çekirdeği türlerine

etkisi, ülkelere göre kahve kültürlerinin

çeşitliliği mercek altına alınacak.

The Journey

Festival, ziyaretçileri “The Journey” başlığı

kapsamında farklı deneyimler, atölyeler ve

profesyonel kahve demleme teknikleriyle

buluşturuyor. Geleneksel, modern ve

fütüristik yaklaşımlarla ziyaretçinin kendi

kahve yolculuğunu yaratmasını hedefliyor.

The People

Kahveseverlerin buluşma noktası olan

İstanbul Coffee Festival farklı aktiviteler

ve canlı müzik performanslarıyla keyifli

bir dört gün sunacak. Müzik festivallerini

aratmayan bir atmosfer ve ortamda

katılımcılar sürpriz isimler ve gruplarla

buluşacak. Festivalin “Coffee & More”

alanında ise yenilenen konsepti ile bu

yıl kahvenin ötesine geçen etkinliklere

yer verilecek. Festivalin tarzını yansıtan

tasarım ürünler ve artizan lezzetler de bu

yıl meraklılarını bekliyor olacak.

SCA Türkiye (Speciality Coffee Association)

üyesi olan İstanbul Coffee Festival, bu

yıl yine festival alanında kurulan özel

alanda SCA Türkiye Şampiyonası‘na da

ev sahipliği yapacak. Şampiyona “En İyi

Barista”, “En İyi Kahve Kavurma”, “En

İyi Kahve Demleme”, “En İyi Latte Art”

ve “En İyi Cezve/İbrik” olmak üzere beş

kategoride düzenlenecek.


84

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

Mengen, genç şefleri ağırladı

Bu yıl Türk mutfağının dünya mutfakları arasındaki yerini güçlendirmek, aşçılık

sanatının bilimsel ve sanatsal yönünü ortaya çıkarmak amacıyla 33’üncüsü

gerçekleştirilen Uluslararası Mengen Aşçılık ve Turizm Festivali, yetenekli genç

şefleri ağırladı.

Çalışmalarını “Sizin için iyi, Gezegen

için iyi” misyonu ile sürdüren

Barilla, toplumsal kapsayıcılık ilkesi

çerçevesinde Down Sendromlu gençlerin

toplumsal yaşama kazandırılmasına

destek vermek için Mengen Aşçılık ve

Turizm Derneği ortaklığı ile keyifli bir

etkinliğe daha imza attı. Ülkemizdeki

yerel tariflerin dünya mutfakları arasında

yerini güçlendirmek için Türkiye’nin

yanı sıra dünya genelinden onlarca şefin

katılımı ile görkemli bir törenle açılan

33. Uluslararası Mengen Aşçılık ve

Turizm Festivali’nde, usta şeflerle Down

Sendromlu gençler eğlenceli bir etkinlikte

bir araya getirdi.

Barilla sponsorluğunda gerçekleşti

Sponsorluğunu Barilla’nın üstlendiği

“Barilla & Mengen Aşçılık ve Turizm

Derneği Down Sendromlu Gençler

Yarışması”, bir kez daha Down Sendromlu

gençlerin herkes gibi normal bir hayat

sürebileceklerinin altını çizmek ve onlara

yeteneklerini keşfedecekleri bir ortam

yaratmak için tüm makarna severlere

ev sahipliği yaptı. Aşçılar diyarı Bolu

Mengen’de gerçekleştirilen etkinlikte

20 down sendromlu çocuk, Ankara’dan

aileleri ve öğretmenleri ile festivale

gelerek kendilerine koçluk yapan usta

şeflerin desteğiyle en sevdikleri makarna

tarifini hazırladı. 10 kişilik gruplar halinde

2 etapta yarışan yetenekli genç şefler,

Barilla makarna ve sosları ile mutfakta

harikalar yaratılabileceğini herkese

kanıtladı.

70 ilin yöresel lezzetleriyle taçlandı

Mengen Belediyesi, Türkiye Aşçılar

ve Pastacılar Konfederasyonu, Aşçılık

Okulu Mezunlar Derneği, Mengen

Aşçılar Federasyonu ve Türkiye Aşçılar

Federasyonu tarafından gerçekleştirilen

festival, bu yıl da büyük ilgi gördü. 70 ilin

yöresel lezzetleriyle yer aldığı festivale,

yabancı şefler de katıldı. Bu yıl ilk kez

uluslararası formatta düzenlenen ve 30

bin kişinin katıldığı organizasyona, genç

şeflerin makarna tarifleri ile hünerlerini

sergilediği yarışma damgasını vurdu.


86

hotel restaurant

& hi-tech

gastro röportaj

Gaziantep,

Gastronomi

Festivali’yle

dünyaya

açılıyor

UNESCO’nun önemli kriterleri

değerlendirerek seçtiği yaratıcı

şehirler ağına güçlü gastronomisiyle

girmeyi başaran Gaziantep, dünya

gastronomi kenti olma prestijini 20 - 22

Eylül tarihlerinde rengarenk bir festivalle

taçlandırıyor. Dünyaca ünlü Michelin yıldızlı

şeflerin ve gastronomi duayenlerinin

katılacağı festivalin detaylarını Gaziantep

Belediye Başkanı Fatma Şahin ile konuştum.

Röportaj: Hülya Ulupınar

Fatma Hanım, Gaziantep’in uluslararası

arenada ses getiren böyle bir festivalle

tanıtılması fikri nasıl gelişti sizden

dinleyebilir miyiz?

Gaziantep’in bir hikâyesi var. Bize düşen de

bu hikayeyi doğru bir şekilde anlatabilmek.

Gaziantep, insanı büyüleyen müthiş bir

geçmişe sahip tarihi bir kent ama aynı

zamanda yaşayan ve insanların yaşamak

istediği bir şehir. Gaziantep aynı zamanda

her yönüyle zengin ve bu zenginliğini kendine

has dokusuyla özümsemiş farklı bir şehirdir.

Tarih boyunca pek çok medeniyete ve inanca

ev sahipliği yapan bu toprağın değerleri,

kültürü, Anadolu kadınının gücü, mutfaktaki

mahareti, toprağının bereketi ve aroması

yeme içme konusunda şehrimize büyük bir

miras bırakmıştır. Böylesine muhteşem

bir mutfağa sahipken bu zenginliğimizin

dünya çapında bilinebilmesi için ‘Gastronomi

kenti Gaziantep’ olmayı hedefledik. Çünkü

şehrimizin ticaret ve sanayi alanındaki

gücünü, tarihi ve kültürel zenginliği ile

turizm hareketliliğini en üst seviyeye

taşımayı amaçlarken bunu ancak gastronomi

turizmi ile gerçekleştirebilirdik. 20 - 22

Eylül tarihlerinde gerçekleştireceğimiz

festivalimizi de bu turizmi geliştirecek


önemli bir organizasyon olduğu için

hayata geçirmeye karar verdik.

Festivali ilerleyen yıllarda taşımak

istediğiniz yer neresi?

Dünyada yükselen bir gurme turizmi

var. Biz de bu anlamda kendimize

uluslararası bir hedef koyduk ve

gastronomimize odaklandık. İnsanlar

yeni tatları, lezzetleri denemek istiyorlar.

Seyahat planlarını buna göre belirliyorlar.

Biz artık bu tescille, yarıştığımız

dünya şehirlerinden bir adım öndeyiz.

Yemek konusunda iddialıyız ve bu

iddiamızı tüm dünya tatsın, Gaziantep

yemekleri herkesin damağında yer

etsin istiyoruz. Tadı damağımızda

dediğiniz zaman, lezzet duraklarının

başında Gaziantep’in gelmesi en büyük

hedefimiz. Bizim İtalya ve Fransa gibi

meşhur dünya mutfaklarından hiçbir

eksiğimiz yok. Üstelik o mutfaklardan

çok daha iddialıyız. Gaziantep Gastronomi

Festivali’yle şehrimiz gastronomi

turizminde öne çıkacak ve biliyoruz ki

Antep’e ‘yemek için gidiyorum’ diyen bir

topluluk oluşacak.

Festivale katılan yerli ve yabancı

konukları neler bekliyor?

Festival, yeme içme sektörünün

ileri gelenlerinin yanı sıra ülkenin

dört bir yanından gelen ziyaretçilere

unutamayacakları bir gastronomi

deneyimi yaşatacak. Dünyaca ünlü

Michelin yıldızlı şefler, pasta şefleri,

Türkiye’nin gastronomi profesyonelleri

ve şefleri, üniversiteler, gurmeler,

gastronomi yazarları, Gaziantepli

tarım üreticileri, Türkiye’nin farklı

noktalarındaki Gaziantep mutfağının

temsilcileri ve yerli üreticilerin

bir araya gelerek şehrimize özgü

lezzetleri yorumlama fırsatı bulacaklar.

Gaziantep’le özdeşleşen fıstıklı baklava,

katmer, Antep Beyranı, Firik pilavı,

dolma, envai çeşit kebap çeşidi ve

coğrafi işaretli ürünlerin Michelin yıldızlı

dünyaca ünlü şeflerce tadılarak dünya

mutfakları arasındaki yerini daha da

sağlamlaştıracağını düşünüyorum.

Bu önemli festivalle birlikte

Gaziantep’in sahip olduğu diğer hangi

değerler öne çıkacak?

Kültürel miras dediğimiz şey çok

kıymetli. Bu coğrafya bize çok büyük

bir miras bırakmış. Fırat Nehri’nden

Amanos Dağları’na kadar uzanan bu

coğrafyada bütün zamanların en güçlü

medeniyetleri en zengin dönemlerini bu

topraklarda yaşamış. Bu durum bizim

için çok büyük bir potansiyel oluşturuyor.

İbn-i Haldun’un söylediği güzel bir söz

var: ‘Coğrafya kaderdir’. Evet, biz bugün

güvenlik meselesinde, dış politikada

bir anlamda mücadele ediyoruz. Bizim

burada madenimiz yok, petrolümüz yok

ama çok büyük ve önemli bir değere

sahibiz. Bu kültürel mirası korumak ve

yarınlara taşımak mecburiyetindeyiz.

Yarın her şey değiştiğinde; ben nereye

gideyim sorusunda 5 Antik Kenti

olan, Rumkale’siyle, Zeugma’sıyla,

Yesemek’iyle bütün dünyaya gelin

bakın ben buradayım diyen Gaziantep’i

tam anlamıyla tanıtamazsak bu bizim

eksikliğimiz olur.

Festivalle birlikte şehrin kebap ve

baklava kadar göz önünde olmayan

hangi lezzetlerini tanıma fırsatı

bulacağız?

Gaziantep mutfağı, Türk ve dünya

mutfakları arasında ayrıcalıklı bir

yere sahip. Nineden toruna bir miras

niteliğinde öğretilen yemeklerin

ve tatlıların yapımında kullanılan

malzemelerin seçimindeki titizlik,

hazırlama ve pişirmede gösterilen

beceri, yemeklerin yapımında kullanılan

ve yemeklere değişik bir lezzet veren

baharatlar, salçalar, soslar ve karışımlar

Gaziantep yemeklerinin ve tatlılarının en

önemli malzemeleri. Eşsiz lezzetlerden

oluşan bu zengin mutfakta yaklaşık

beş yüz çeşit yemek türü yer alıyor.

Festivale katılan tüm misafirler Gaziantep

mutfağının zengin yemek seçeneklerini,

baharatlarını ve sunumlarındaki

özgünlüğü deneyimleyeme fırsatı

bulacaklar.


88

hotel restaurant

& hi-tech

gastro güncel

Her şey dahil’in gıda

atıklarını Fazla Gıda

önleyecek

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın

seçtiği 9 girişimden biri olan teknoloji girişimi

Fazla Gıda A.Ş, Profesyonel Otel Yöneticileri

Derneği (POYD) ile gıda atığını önlemek için iş

birliği yapacağını duyurdu. Proje kapsamında

gıda atığı ortalama %40 seviyesinde

önlenecek, yılda yaklaşık 266 milyon öğün

gıda ihtiyaç sahiplerine ulaştırılabilecek.

İş birliği kapsamında, gıda kayıplarının

önüne geçilmesi ve tüketilebilir

durumdaki gıdaların yeniden

değerlendirilebilmesi amacıyla, önce

otellerin yoğun olduğu Akdeniz bölgesinde

çalışmalara başlanacak. Bu çalışma ilk

etapta hali hazırda üyesi olan “Her Şey

Dahil Oteller” tarafından doğru planlama

ve atık takibi ile gıda atığı ve atık kaynaklı

finansal zararı önleme odaklı olacak. Fazla

Gıda bu alanda otellere özel geliştirdiği

çözümleri uygulamaya alacak. Projenin

bir diğer önceliği ise, kaçınılmaz atıkların

değerlendirilmesine yönelik, üye otellerin

kullanımına sunulacak olan ve Fazla

Gıda tarafından geliştirilen bir teknoloji

platformunun kullanılmaya başlanması.

Gıda atığını kaynağında önleyecek

Fazla Gıda Kurucu Ortağı ve CEO’su

Olcay Silahlı, POYD iş birliği ile “Her Şey

Dahil Otellerde” gıda atığını kaynağında

önlemeye odaklandıklarını belirtti.

Bu alanda yaptıkları saha ve teknoloji

çalışmaları ile sağladıkları çözümlerin,

atığı %40 seviyesinde azaltabileceğini

söyleyen Silahlı, bu oranda önlenen

atığın ülke ekonomisi için 2 milyar TL

seviyesinde bir tasarrufa tekabül ettiğinin

de altını çizdi. Silahlı, bu tasarrufların yanı

sıra “gıda bağışı” yolu ile otellerin ihtiyaç

sahiplerine yılda yaklaşık 266 milyon öğün

gıda ulaştırma potansiyelleri olduğunu

sözlerine ekledi.

Doğru menü planlama ve atık veri

takibiyle gıdalar ihtiyaç sahiplerine

ulaştırılacak

Fazla Gıda otellere; doğru menü

planlama, atık veri takibi, analiz ve

raporlama çözümleri sağlarken,

kaçınılmaz fazla gıdalar denetlendikten

sonra besin değerleri yerindeyken ve

hijyenik koşullarda ihtiyaç sahiplerine

ulaştırılacak. İnsan tüketimine uygun

olmayan atıklar ise döngüsel ekonomiye

katılarak, finansal ve çevresel değer

yaratmak için yeni nesil ve çevreci

işletmelerin hayvan yemi, biyogaz, bio

dizel gibi dönüşüm mekanizmalarına

hammadde olarak aktarılacak.

Gıda israfını önleme konusunda

farkındalık oluşturulacak

POYD Yönetim Kurulu Başkanı Etem

Hakan Duran, “POYD iş birliği öncesinde,

Regnum Otel ile çalışmaya başlayan Fazla

Gıda, gerek Regnum Otel yöneticilerine

gerekse sektöre, yenilikçi teknolojilerin

konvansiyonel süreçlere entegrasyonu

ile yaratılabilecek değer hakkında

güven verdi. Bu başarılı örneği takiben,

POYD’nin sürdürülebilirlik vizyonun bir iz

düşümü olarak başlattığımız Fazla Gıda iş

birliğimizin, yeni nesil teknoloji girişimleri

ile yapılan projelerin hem sektöre hem

de Türkiye ekonomisine ne kadar büyük

fayda sağlayabileceğini göstermek adına

çok kıymetli olduğunu düşünüyorum, ‘Her

Şey Dahil Oteller’ gıda israfını önleme

konusunda çok ciddi bir farkındalık

yaratma potansiyel ve gücüne sahip” dedi.

Otellerin atık yönetimi için yaptıkları

finansal yatırımın geri dönüş oranı,

yapılan yatırımın 7 katı

Etem Hakan Duran, projenin sadece

otellerde atığı önlemekle kalmayacağını,

aynı zamanda otel müşterilerinin de bu

konuda farkındalığının artması için değerli

bir iletişim kanalı olacağının altını çizdi.

Duran, “Birleşmiş Milletler’in

sürdürülebilir kalkınma için ortaya

koyduğu 2030 Küresel Hedefleri’nin

12.3’ün maddesinde yer alan gıda atığını

%50 oranında azaltma hedefine ulaşmak

için biz de üzerimize düşeni yapmaktan

büyük mutluluk duyuyoruz. İngiltere’de

WRAP’in yaptığı araştırmaya göre,

otellerin atık yönetimi için yaptıkları

finansal yatırımın geri dönüş oranı, yapılan

yatırımın 7 katı.” dedi.


Çatal mı,

chopstick mi?

Türk Çin Kültür Derneği, tarihi kaynaklardan yararlanarak insanların

nasıl yemek yediklerini araştırdı.

Yazılı ilk kaynaklarda insanların

yemeklerini nasıl yediklerine

dair bir belgeye rastlanılamadığı

anlaşılıyor. Dolayısıyla ilk insanların

yemeklerini elleriyle yediklerini söyleniyor.

Bıçak savunma amaçlı görüldüğü

için ilk kullanılan yemek aleti olduğu

düşünülüyor. Kaşık ise ikinci kullanılan

yemek yeme aracı olarak öne çıkıyor.

Araştırmalar, insanların pişirdikleri

yemekleri karıştırmak için kaşık

kullandığını gösteriyor.

İlk kaşık örneklerinin neolitik dönemin

sonlarında (M.Ö.4500) ortaya çıktığı

varsayılır. Muhteşem üçlünün sonuncusu

çatalın ise ilk atası iki uçlu. Çatal, ilk

kez Antik Yunanlılar tarafından M.Ö.

1000’li yıllarda kullanılıyor. Günümüzdeki

çatallara benzer ilk çatal kalıntısı ise 14.

yüzyıla ait olduğu görülüyor ve Macar

Kraliçesinin kaşık sandığında çıktığı

söyleniyor.

Çin’in çubukları (Çin’in chopstickleri):

Uzak doğunun antik insanlarının

geleneklerinin devam ettiği Çin’in

kaynaklarına göre M.Ö. 5000’li

yıllarda Çinlilerin çubuk (Chopstick)

kullandıklarına dair kalıntıların mevcut

olduğu görülüyor. Bu chopsticklerin hem

kaşık hem de çatal yerine kullanıldığı

düşünülüyor ve ilk ortaya çıkışına dair

oldukça fazla rivayet olduğu görülüyor.

Bunlardan en çok kabul göreni gemilere

yük taşıyan hamallar tarafından icat

ettiğine dair anlatıdır. Hamallar özellikle

öğle yemeklerinde zamanlarının az

olması nedeniyle sıcak yemekleri hızlı

yemeleri gerekiyormuş. Sıcak yemeği

elle yerken parmakları yanmasın

diye dallardan kopardıkları çubukları

kullanmışlar. Çubukla daha hızlı yemek

yiyorlarmış. Chopstiksin Çincesi Kuàizi/ fi

fi “hızlı yemek” anlamına geldiğine için

Çinliler genellikle bu anlatıyı doğru kabul

ediyorlar.

Diğer bir ilginç anlatı da Han hanedanı

zamanında savaşlarda kullanılacak silah

(kılıç kalkan) yapımı için halkın elindeki

bütün metaller toplanmış. Halk çatalsız

ve kaşıksız kalmış. Metal de olmadığından

ağaç dallarından çubuk yapıp yemeklerini

chopstick’le yemişler. Günümüzde

Çinlilerle birlikte Japonlar, Koreliler,

Vietnamlılar ve Uzak Doğu’daki diğer

halklar chopstick kullanma geleneklerini

devam ettiriyorlar.

Çatal – Chopstick karşılaştırması

Modern dünyada çatal bıçak kaşık

üçlüsünün modası 17. yüzyıl Fransız

Kültürü’nün etkisiyle geliştiğini

söyleyebiliriz. Osmanlı da bu modaya 19.

yüzyılda II. Mahmut döneminde uymuştur.

Ama günümüzde en çok yemek yeme

şekillerini sıralarsak, elle yemek yiyenler

ilk sırada, ardından chopsticks kullananlar

ve en sonunda da en son icat edilen çatalbıçak-kaşık

üçlüsünü kullananların geldiği

ifade edebiliriz.


90

hotel restaurant

& hi-tech

gastro makale

Her şey dahil!

(sağlık hariç)

Turgut

Executive Şef

Ay

Dünya da turizmden elde edilen gelir

miktarı sürekli artış göstermekte.

Yeni turizm merkezlerinin ortaya

çıkışı, turistik ürünlerdeki çeşitliliğin

artması, tüketicilerin turizme olan

yoğun talepleri ülkeler ve bölgeler

arası büyük bir rekabet yaratmıştır. Bu

nedenle, konaklama işletmeleri de ürün

ve hizmetlerini daha kolay pazarlamak

ve doluluk oranlarını yükseltmek için

daha önceden uygulanan oda kahvaltı,

yarım pansiyon veya tam pansiyon yerine,

kullanılsın veya kullanılmasın tüm ürün

ve hizmetler için bedelin peşin ödendiği

“her şey dahil” sistemini uygulamaya

başlamışlardır. Sistemin olumlu

etkilerinin yanı sıra, pek çok olumsuz

etkileri de var elbette.

Nereden çıktı bu her şey dahil?

Her şey dahil sistemin dünyadaki yeri,

1950’li yıllarda Fransız bir yüzücünün

İspanyol adası Mayorka’ya çıkıp kamp

yapması, İspanya Hükümeti tarafından

yiyecek, konaklama ve diğer ihtiyaçları

için tek bir fiyattan sorumlu tutulmasını

istemesi sonucunda ortaya çıkmış ve

yoğun da bir ilgi görmüştür.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan

Club Med (Club Mediterranean) 1960

ve 1970’li yıllarda “club tatil” kavramını

uygulayarak sistemin uluslararası

anlamda ilk temellerini atmış, bugün

dünya turizm endüstrisinde önemli bir

destinasyon olan Karayipler’deki turistik

tesislerinin yüzde 45’i tamamen bu

sisteme entegre olmuş. Bu tesislerin

başında ise 1995-1996 ve 1997 yıllarında

üst üste dünyanın en iyi her şey dahil oteli

seçilen Almond Resort Sandals, Super

Clubs ve Club Med gibi zincir konaklama

işletmeleri gelmekte.

Dünyada turizmin gelişmeye başladığı

yıllardan itibaren, turizm gelirleri ile

ilgili tartışılan en önemli konulardan

biri de, ülkemize gelen turistlerin yüzde

56’lık kısmının deniz, kum, güneşi tercih

etmesi ve turistlerin büyük çoğunluğunun

harcama düzeylerinin de düşük

olmasıdır.

Verilere göre ülkemize gelen turist

gruplarının yüzde 72’si gelir düzeyi 1800-

2200 dolar arasında oluşan düşük gelirli,

yüzde 14’ü gelir düzeyi 3000-5000 dolar

arasında oluşan orta gelirli ve yüzde

13’ü gelir düzeyi 5000 doların üzerindeki

yüksek gelirli turistlerden oluşmaktadır.

Bu turistlerin büyük bir çoğunluğu da

Avrupa vatandaşlarından oluşmaktadır.

Her şey dahil sistemiyle çalışan tesisler

başta Avrupa ülkelerinden İtalya,

Yunanistan, Türkiye ve Fransa olmak

üzere; Karayipler, Orta Amerika, Dominik

Cumhuriyeti ve Tayland gibi diğer tüm

turistik destinasyonlarda da faaliyetlerini

sürdürmektedirler.

Kitle turizminin gelişmesiyle birlikte

gelişim gösteren paket turların içine uçak

bileti, rehberlik hizmetleri, havaalanı

transferleri, konaklama, kahvaltı, öğle

yemeği ve akşam yemekleri, ara öğünler,

yerli ve yabancı sıcak-soğuk alkollü

alkolsüz içecekler, sportif faaliyetler ve

müşterilerin ihtiyaç duyabileceği tüm

aktivite ve hizmetlerin önceden belirlenen

tek bir fiyat dâhilinde satılmasıdır.

Böylece her şey dahil sistemde yapılan

bir tatilin ana fikri; tatil süresince

finansal işlemleri en aza indirmek, para

harcamanın oluşturabileceği sıkıntı, stres

ya da problemleri ortadan kaldırmak

hedeflenmiştir.

Sistem, ülkemizde özellikle son 10

yılda büyük bir gelişme gösteren ilk

uygulayıcıları Marco Polo ve Avrupa’nın

en büyük turizm grubu olan TUI’ye bağlı

Magic Life zincir işletmeleri olmak üzere

birçok işletme tarafından uygulandığı

görülmektedir.

Sicilimiz temiz değil!

Fakat bu sistemde işin bir de mutfak

tarafı var ki, bu konudaki sicilimiz


maalesef hiç de temiz değil! Yemek

büfelerinde insanları adeta büyüleyen o

görüntüler yok mu o görüntüler! Gelin

görün ki ne kadar kaliteli sağlıklı olduğu

da tam bir tartışma konusu. Kalitesini her

anlamda kanıtlamış bir elin on parmağın

geçmeyecek sayıdaki işletmeleri tenzih

ederek söylüyorum, diğer bütün her

şey dahil otelleri sisteme yenik düşerek

kalitelerinden ödün vermek zorunda

kalmışlardır.

Bundan 15 yıl öncesinde en kaliteli

yemek dendiğinde ilk akla gelen 5 yıldızlı

otellerin İtalyan ve Fransız restoranları

olurken şimdilerde ne yazık ki bu kaliteli

servisten ve yemeklerden söz etmek

mümkün değildir. Büfedeki ürünlerin

defalarca yıkanarak farklı soslarla tekrar

sunulmasından tutun da bütün tatlıların

karıştırılıp yaş pastaya iç malzemesi

yapılması, kuzu eti diye hindi etinin

servis edilmesi, içinde hiç süt olmayan

peynirler, tozlardan yapılmış sadece

aromadan ibaret olan içeceklere kadar

size daha neler neler sayabilirim.

Peki soruyorum, bize tüm bunları

yapmaya iten sebepler neler? Kendimizi

göstermek mi? Pazarlama tarafında

neden ilerleme kaydedemiyoruz, daha

doğrusu hiçbir kimliği olmayan yemekleri

sunarak sadece doyurma ve lezzet odaklı

bir bakış açısı bizlere ne kazandırabilir

soruyorum. Dünyada bütün gastronomi

camiasının göz bebeği olan ülkemizin

her tarafından ayrı güzellikler fışkırırken

sabah akşam hazır soslarla yapılan

yemekleri sunmak zorunda kalıyoruz,

yetenekli aşçılarımız mı yok yoksa

standartlaşmış yöneticiler bunlara

müsaade mi etmiyor?

Çalıştığım işletmelerde gördüğüm

hatalardan biri de şu ki, otele Fransız

misafirler geliyor diye menüye en

alasından Fransız mutfağını sokmak

isteyen yönetici yaklaşımları… İnsanlar

ülke dışına seyahat ettiklerinde ilk

ne yemek isterler? Elbette ki gittiği

ülkenin mutfak kültürünü keşfetmek

isterler öncelikle. Ayrıca sizin bir

ülkenin yemeğini layıkıyla yapabilmeniz

için o ülkenin orijinal malzemelerine

ihtiyacınız vardır. Dünyanın neresine

giderseniz gidin hatta İstanbul’da bile

Gaziantep’teki yediğiniz baklavanın

tadını alamazsınız. Böyle bir durumda

Fransızlara, İtalyanlara kendi yemeklerini

beğendirmeye çalışmak gibi bir gaflete

düşüyorsunuz. Hem o mutfaklar

bugünlere geldiyse, sırf kendilerine

olan özgüvenlerinden ve geleneklerine

bağlılıklarından kaynaklıdır. Bu iki

ülkenin gastronomisine yön veren en

önemli coğrafyada yaşadığımızı da

unutmayalım derim.

Benim bu konuda önerim şu olabilir,

bir haftasını her şey dâhil otele ayıran

yabancı misafire her gün faklı bir yörenin

yemekleri servis edilebilir. Misal bir gün

Karadeniz mutfağı veriyorsanız diğer

günler Ege, Akdeniz, Marmara, Doğu ve

Osmanlı lezzetleriyle devam ettirilebilir.

Hadi bir adım daha öteye geçelim,

madem lezzetin bir hikayesi olmalı, o

hikayeyi yaşatmak için sıra gecesi gibi

bizlere özgü geleneksel ritüellerimizle

tattırabiliriz lezzetlerimizi. Hadi siz

söyleyin, çok daha iyi olmaz mı?

Canlandırın bir kere kafanızda, o tabak

tabak doldurduğunuz büfelerde bu defa

yöre konseptini o yörenin kıyafetlerini

giydirdiğiniz personeller, büfe

aranjmanları, müzikleri, yemek sonrası

kültürlerin tanıtıldığı tiyatro gösterileri

ve eğlenceleri ile taçlandırın. Ne yalan

söyleyeyim, ben bile yazarken kendimden

geçiyorum ki, gelen misafir nasıl

hayranlık duymasın, heyecanlanmasın?

İstemez misiniz ki, tatil için sizi tercih

eden bir aile bavulunda sadece deniz kum

güneş rutiniyle değil, bu defa ballandıra

ballandıra anlatacakları dolu dolu

hikâyeleri ile vatanlarına dönsünler?

Bu elbette ki ülkemizin gastronomisine ve

yerel mutfakları ve üreticileri için büyük

bir katkı ve de destektir. Asıl önemli

mevzu da bu zaten. Bir yörenin mutfağı

geliştikçe üreticiler daha çok çalışıp

daha az göç edeceklerdir. Ekilmeyen

dikilmeyen toprak kalmayacak, ülkemiz

bu kısır döngüden kurtulacak, daha

müreffeh ve daha üretken bir toplum

haline gelecektir. Bunu sakın göz ardı

etmeyelim.

Ne kadar çeşit o kadar düşük kalite!

İnsanların hayalleri ve sağlığı ile

oynamaya kimsenin hakkı yok! Tatilcilerin

her şey dâhil sistemde kontrollü para

harcayarak tatil yapmak istemeleri

onlara açık büfelerde ne olduğu belirsiz

yemekleri sunma hakkını vermez size,

vermemeli!

İş tabii ki evvela biz şeflere, aşçılara

düşüyor, önceliğiniz lütfen misafirlerinize

olan sorumluluğunuz olsun. Sonrasında

işletmenize ve personelinize olan

sorumluluğunuzu zaten yerine getirmiş

olacaksınız. Kaliteli ve kontrollü büfeler

kurulmalı, çeşit sayıları düşürülmeli,

ürün kalitesi arttırılmalı talep oluştuğu

takdirde emin olun kaliteli ürünlerin

fiyatları da ucuzlayacaktır. Siz siz olun

“en ucuzunu getir, kalitesi önemli değil”

mantığından kendinizi ve personelinizi

uzak tutun!

Bunun bir çözümü var elbette, büfelerde

yapılan israf ile otelinize gelen

misafirlerinizin tamamını en yüksek

kalitede ürünlerle yapılmış 10-15 çeşit

son derece sağlıklı ve lezzetli yemeklerle

mutlu edebilirsiniz. Büfeleri ağzına kadar

doldurmanın hiçbir mantığı yok.

Bilinçli olmaz bu ülke vatandaşlarının en

asli görevi olmalıdır!..


92

hotel restaurant

& hi-tech

gastro güncel

Maraşım Sade 4kg reyon dondurma

üstün lezzet ödüllü Maraşım reçetesiyle

yeniden yorumlanıyor

Golf’ün yenilikçi yaklaşımıyla piyasaya sunduğu, içeriğinde taptaze keçi

sütü bulunan Maraşım, 4kg’lık sade reyon dondurmasının lezzetini, üstün

lezzet ödüllü reçetesiyle üst boyutlara taşıyor.

Her sezon dondurma severlere

unutulmaz bir tat deneyimi yaşatan

Golf, kaliteli malzemeleri, lezzeti ve

üretim tekniğiyle Üstün Lezzet Ödülü’ne

layık görülen Maraşım reçetesiyle yeniden

yorumlanan 4 kg sade reyon dondurmasını

tüketiciyle buluşturuyor. Ödüllü reçetesi,

yoğun kıvamı ve benzersiz tadı ile

Maraşım sade 4kg reyon dondurma,

gerçek Maraşım lezzetini arayanların

vazgeçilmezi oluyor.

Golf’ün Kahramanmaraş’taki modern

tesislerinde Ahir Dağı’nın eşsiz salebi ve

taptaze keçi sütüyle, geleneksel yöntemler

referans alınarak üretilen Maraşım 4kg

sade reyon dondurma, “üstün lezzet

ödüllü” Maraşım reçetesiyle yeniden

yorumlanıyor.

Türkiye’de ilk kez dondurma

kategorisinde üstün lezzet ödülüyle

onurlandırılan dondurma markası

Maraşım ailesi ürünleri, 2016 yılında

gerçekleştirilen ve binden fazla ürünün

değerlendirildiği Uluslararası Lezzet ve

Kalite Ödülü Yarışması’nda, Türkiye’de

ilk kez dondurma kategorisinde üstün

lezzet ödülüyle onurlandırılan dondurma

markası olmuştur. “Yiyeceklerin Michelin

Rehberi” olarak anılan Uluslararası Tat

ve Kalite Enstitüsü (International Taste &

Quality Institute- iTQi) tarafından verilen

“Üstün Lezzet Ödülü”, 17 farklı ülkeden

120 şef ve 12 içecek uzmanının yer aldığı

yarışma jürisi tarafından, “kör tadım testi”

yöntemiyle yapılan değerlendirmeler

sonucunda dalında en iyilere veriliyor.


Restoran mı otelden çıkar,

otel mi restorandan?

Deniz Dikkaya

Wyndham Grand İstanbul Kalamış Marina Hotel /

Satış ve Pazarlama Direktörü

- Resepsiyon, Nasıl yardımcı olabilirim?

- Merhaba, yakınlarda yemek için tavsiye

edeceğiniz nereler var?

- Efendim arzu ederseniz otelimizin

restoranını tercih edebilirsiniz.

- Hımmm, peki ne tür mutfak servis

ediliyor?

- Dünya mutfağı efendim...

Dünya mutfağı mı, yani Endonezya

mutfağından Perkedel ile Jamaika

Gizzadası aynı anda mı servis ediliyor.

Bırakalım artık şu dünya mutfağı

söylemini lütfen. Tabiri caizse çok banel

oldu. Hepimiz bir şekilde dünyanın dört

bir yanındaki otellerde kalıyoruz ki, bu

oteller her şey dahil olmadığı taktirde

akşam yemeği için otelden kaçarcasına

uzaklaşıp en iyi bilinen ve cebimizi fazla

yormayacak ancak bir o kadar da lezzetli

yemek mekanları arıyoruz değil mi?

Birbirimize karşı dürüst olalım lütfen,

otele gittiğimizde de yazının başında

anlattığım diyaloglar geçmiyor mu

aramızda?

Yanıtınız bence kocaman bir “EVET”.

Milyonlarca dolarlık yatırımlarla harika

5 yıldızlı oteller yapıyoruz, dünya

markası zincirlerin tüm standartlarını

kabul ediyor ve buna uygun olarak

kalitemizi şekillendiriyoruz, en lüks

mobilyalı odalarda en pahalı yataklarda

misafirlerimizi ağırlıyoruz. Ancak en

güzel para kazanabileceğimiz kısmı

atlıyor ve misafirlerimizi kendi otelimizin

restoranında ağırlayamıyor, şu veya bu

nedenden dolayı dışarıya kaçırıyoruz.

Peki otel sektörü şimdiye kadar bu

konuda neler yaptı? Sadece kaliteli otel

restoranları yapıp, pahalı mutfaklar inşa

edip, en kaliteli çatal bıçak takımlarına

sahip olarak müşteri kazanılamayacağını

sektör zor da olsa öğrenmeye başladı

diyebilirim. Kazanmanın ilk adımı

nereden mi başladı, tabii ki önce marka

yaratmakla başladı. Herhangi bir yere

gittiğimizde yemek için tercihimizi

başkalarının düşünceleri ve eleştirileri

belirliyor artık. Kaçımız Gaziantep’e

gittiğimizde “Bayazhan Restaurant’ta

bir yuvalama, sonrasında kebabın tadına

varılmalı” yorumunu okuyup koşa koşa

aynısını yapmadık, kaçımız İzmir’e

gittiğimizde 5 yıldızlı otelin restoranında

değil de Kordon’daki “Deniz Restaurant’ın

balık pastırmasını mutlaka tadın”

paylaşımına kapılıp taksiye ”Kordona çek

kardeşim” demedik?

Yeni trendler artık otelcilere de kendi

restoranlarını bir marka yapma

konusunda özendiriyor, herhangi bir otel

yatırımı planlanırken otelin isminin hangi

otel zincirinden olacağı planlanırken otel

girişindeki restoranın hangi markanın

franchaise’ı olması gerektiğinin üzerine

de günlerce kafa yoruluyor. Yani otelciler

artık misafirlerinin etinden sütünden

tam olarak yararlanılması için ona oda

ve masaj haricinde yemek de satılması

gerektiğini öğrenmeye başladılar. Otelin

yiyecek içecek menüleri tesisin içindeki

marka restoranların menülerine göre

dizayn ediliyor.

Başka ne mi var, tabii ki marka şefler!

En kaliteli otellerin mutfaklarını çekip

çeviren şefler otellerin restoranlarına

da hakim olmaya başladıkça, kendi

yaratıcı özelliklerini marka restoranların

standartlarıyla birleştirerek otelin

bilinirliğine ve gelirine de dolaylı olarak

pozitif etki yapıyorlar. Yeni yetişen şef

adaylarının hayallerini 5 yıldızlı otellerin

mutfağını ve de tüm restoranlarını

yönetmek süslüyor. Şefler doğru yolda!..

Artık hem İstanbul’da hem de Anadolu’da

otellerin bünyesinde marka restoranları

görmeye başlıyoruz. Bunu çok iyi

uygulayan otellerin de hakkını teslim

etmek lazım. Örneğin Gaziantep’teki

ünlü bir et restoranı şubesini geçen ay

Samsun’daki 5 yıldızlı bir otelin içerisinde

açma cesaretini gösterdi. Peki bunu

sağlayan sebep neydi biliyor musunuz?

Yanıtı çok basit, bu restoranın sosyal

medyada kısa zaman içindeki yükselen

başarı grafiği ve müşteri memnuniyetinin

bir sonucuydu.

Otelcilik koşullar ne olursa olsun her

zaman gözde ve keyifli bir sektör. Ancak

yaşadığımız ekonomik krizler ve siyasal

belirsizlikler bu sektörün de kendi

ayakları üstünde durmasını her geçen

gün zorlaştırıyor. Otel yatırımcılarına ve

yöneticilerine benim tavsiyem; gelirinizi

maksimize etmek istiyorsanız otel

restoranınızın konseptine ve markasına

da en başından karar vermek için sektör

profesyonellerine danışın, verdiğiniz

kararınızın da arkasında durun!

Unutmayın, otel misafirlerine hizmet

veren bir restoran değil, restorana

gelen müşterilerinizin aynı zamanda

konaklayabilecekleri bir otel yaratırsanız

başarılı oldunuz demektir, benden

söylemesi!


hotel restaurant

94 & hi-tech

gustonun yorumu

Reha Tartıcı

Gastronomi Yazarı

Çanakkale’nin lezzet abidesi

Yalova Restaurant

Yalova Restaurant Çanakkale’ye gelindiğinde mutlak uğranılması gereken adreslerin

başında yer alır. Bölgeye has lezzetleri, mezeleri, deniz mahsulleri, balık çeşitleri

ve özellikle deniz kabukluları ile Boğaz kenarında adeta bir lezzet abidesi gibi 1940

yılından beri hizmet veriyor.

Hikayesi ise oldukça ilginçtir. Girit göçmeni olan Ziya

Sürgit Çanakkale’de arıcılık yapmaktadır. Arıcılığın yanı

sıra 1940 yılında Yalı Caddesi’nde küçücük bir dükkanda

sektöre merhaba der. İlk başlarda tabelası bile yoktur. Herkes

“Ziya’nın Yeri” olarak bilmektedir. Önceleri sadece akşam

saatlerinde ayaküstü şarap içilen, sonrasında öğle saatlerinde

çarşı esnafına yönelik yemek servisi veren bir lokantadır aslında

burası. Yıllar çabuk geçer, işler büyür, artık bu işletmeye bir

isim bulmak zamanı gelir. Ziya Bey, arıcılık yaparken kendisine

destek, arılarına yuva olan Yalova Köyü’ne olan gönül borcunu

ödemek için işletmesinin adını “Yalova” koyar. Bugün hizmet

verdiği yere 1972 yılında geçer. Kırk yılı aşkın süredir de

aynı yerde misafirlerini bozulmayan hizmet kalitesi ve eşsiz

lezzetleriyle ağırlamaktadır.

İki şubede de lezzet ve kalite aynı

Bugün restoranın yönetiminde ailenin üçüncü kuşak temsilcisi

Ertuğrul Sürgit ve eşi Didem Hanım var. Aralarında iş bölümü

yapmışlar. Ertuğrul Bey Çanakkale’deki, Didem Hanım ise 2016

yılında Bozcaada’da açılan şubeyi yönetiyor. Şubeleşmenin

getirdiği dezavantajları yaşamamak için büyük çaba sarf

ediyorlar. En büyük iddiaları, iki şubede de lezzetin ve kalitenin

aynı olması. Bunda uzun yıllardır aynı mutfak ve servis ekibiyle

çalışmalarının önemli bir rolü var. Asla doğal olmayan malzeme

ve ithal deniz ürünlerini mutfaklarına sokmuyorlar.Mekan,

deniz kabukluları konusunda oldukça iddialı. Menüye de bu

yansımış. Kısacası bu konuda alternatifiniz oldukça fazla.

Ama Kuzey Ege ve Akdeniz mutfağının olmazsa olmaz otları

konusunda da iddialılar. Bu noktada sadece restoran için ot

toplayan “Otçu İdris Amca”nın da hakkını teslim etmek lazım.

Ege ile Marmara denizinin buluşma noktası olan Çanakkale tuz

oranı olarak balıkların yaşaması ve yetişmesi için ülkemizdeki

en ideal noktalardan biri. Bu özel konum bölgedeki balık

çeşitliliğini de arttırıyor. Yalova Restaurant da şehrin bu

özel konumundan yararlanarak menüsünde yer alan taze

ve lezzetli balık çeşitleriyle öne çıkıyor. Mezeler konusunda

da iddialarını sürdürseler de karnınızı meze ile doyurmayın.

Buraya geldiğinizde kalamar, ahtapot ve deniz kabuklularını

denemeden masadan kalkmayın derim.


Huzur ve lezzeti

Kalamış’ta buluşturan By

Esat

İstanbul’un şarkılara konu olan semti

Kalamış pek çok lezzet durağına ev

sahipliği yapıyor. Doğaldır ki her işletme

farklı yönüyle öne çıkıyor. Bunlardan biri

de huzurlu ve keyifli bir ortamı kendine

has özel lezzetlerle buluşturan “By Esat”.

Rahat, şık ve ferah bir dekorasyona

sahip. Kendinizi evinizdeymiş kadar rahat

hissediyorsunuz.

Bunda meslek hayatına mutfaktan

en iyi balığı sunabilmek için balıklarını

amatör balıkçılardan temin ediyor. Deniz

mahsullerine büyük bir özen gösteriyor.

Esat Bey kendisinin yemeyeceği hiçbir

ürünü servise çıkartmıyor.

Otlar günlük olarak bölgeden taze taze

geliyor ve mezelerin lezzetine lezzet

katıyor. İstanbul’da yemeye alışık

olmadığınız pek çok Ege mezesini burada

deneme şansına sahipsiniz. Mezelerin

başlayıp, bir restoranın her kademesinde

çalışarak, deyim yerindeyse çekirdekten

yetişmiş biri olarak kendi yerini kendi

adıyla açan Esat Çek’in rolü çok büyük.

Esat Bey ve ekibi hijyen ve kaliteden

asla taviz vermiyorlar. Onlar için

müşteri memnuniyeti her şeyin önünde

geliyor. Bir tek misafiri bile yüzü asık

uğurlamamak için ellerinden geleni

yapıyorlar. Servis konusunda gösterilen

özen mutfak ekibinin sunumlarıyla

birleşince ortaya özel bir lezzet deneyimi

çıkıyor.

Ege nostaljisi

By Esat’ın menüsü Ege mutfağı ağırlıklı

olarak tasarlanmış. Cunda’dan gelen

ege otları ve Ege mutfağının olmazsa

olmaz lezzetleriyle misafirlerine bir

Ege nostaljisi yaşatıyorlar. Söz konusu

Ege mutfağı olunca balığın yeri ve

önemini tartışmaya gerek yok. By Esat

yanı sıra deniz mahsulleri ve kabukluları

konusunda da oldukça iddialılar.

Mekana geldiğinizde mezelerin tadına

bakın ama ara sıcaklara ve deniz

kabuklularına mutlaka yer ayırın. Her

balık lokantasında bulamayacağınız farklı

lezzetleri menüde göreceksiniz.

By Esat’ın mostrası her daim

taze ve zengindir. Sevdiğiniz ya da

damağınıza uygun balığı bulabilirsiniz.

Ama bu konuda zorlanacağını

düşünenlerdenseniz kararı deneyimli

servis ekibine bırakmalısınız. Damağınıza

en uygun öneriyi sunacaklarından emin

olabilirsiniz. Çünkü Esat Çek ve ekibi her

misafirle birebir ilgilenip onların burada

huzuru lezzet ile buluşturarak keyifli bir

deneyim yaşamaları için büyük gayret

sarf ediyorlar.

“Favori lezzetlerim arasında

Balık Pizza, Deniz Mahsulleri

Merzane, Balık Simit,

Lavunya, Ispanaklı İstiridye,

Tarak Graten ve Deniz

Kestanesini sayabilirim. Bu

kadar meze ve ara sıcağın

üzerine balık yenir mi

dememek için meze ve ara

sıcakları paylaşımlık olarak

sipariş vermek en doğru

seçenek olacaktır.”


96

hotel restaurant

& hi-tech

gustonun yorumu

“Hangover”

Çanakkale’nin

buluşma noktası

Gencinden yaşlısına, öğrencisinden

beyaz yakalısına kadar oldukça

geniş bir müşteri profili var.

Ertan Yılmaz “Hangover”ı 2010 yılında

Eskişehir’de kurmuş. O zamanlar

27 yaşındaymış. Genç bir girişimci

olarak yola çıktıktan sonra 2012 yılında

Çanakkale’deki şubeyi açmış. Şu anda

Çanakkale’nin en popüler işletmelerinden

biri Hangover.

Genç ağırlıklı bir müşteri kitlesi var.

Çalışanları da oldukça genç hatta

yüzde 70’i öğrenci. En güzel yanı da her

fakülteden çalışanın olması. Bu çeşitlilik

kadar devam ediyor. İnsan kendine

acaba mekanın adına uygun olarak

“Akşamdan kalmaları mı düşündüler?”

diye sormadan edemiyor. Kahvaltı

menüsü oldukça zengin ve doyurucu.

Aslına bakarsanız sadece kahvaltı değil,

menüde yer alan her yemeğin porsiyonu

oldukça büyük. Fiyat kalite performansı

ise oldukça makul seviyede.

Menüde dikkatimi çekenlere gelince.

İlk sıraya hamburgerleri koyarım.

Köfteleri %40 koyun yüzde 60 dana etiyle

hazırlanıyor. Yağ dengesi iyi seviyede.

Pişirilme kıvamı ideal. Kullanılan

müşteri ilişkilerine de büyük bir zenginlik

katıyor. Müşteri ve çalışanlar genç olunca

bu dekorasyona da yansımış doğal olarak.

Sıcak, samimi ve rahat bir dekorasyona

sahip olan Hangover başta Anzaklar

olmak üzere şehirde yabancıların en fazla

tercih ettiği mekanların başında geliyor.

Şef Batuhan Yıldız yönetiminde

Hangover’ın mutfağı da genç ve başarılı

şef Batuhan Yıldız’a emanet edilmiş.

Menü oldukça zengin. Kahvaltıdan

pizza çeşitlerine, salatalardan makarna

seçeneklerine, burgerlerden steak

çeşitlerine kadar dünya mutfağından

farklı örnekleri bulmak mümkün.

Kahvaltı servisi sabah saat dokuzda

başlayıp öğleden sonra saat 16’ya

Adına bakıp buraya

sadece akşamdan

kalanlar geliyor diye

düşünmeyin. Türkiye’nin

en güzel şehirlerinden

Çanakkale’nin günün

neredeyse her saati dolu

olan buluşma noktası

burası.

soslar gayet dengeli. Etin lezzetini

bastırmıyor. Hamburger ekmeklerini

kendileri üretiyorlar. Bu konuda oldukça

başarılılar. Bu başarı pizza çeşitlerine de

yansımış. Pizzaların hamurunu incecik

açıyorlar. Malzemesi bol ve kalitesi

gayet iyi. Pişirilme süresi iyi ayarlanmış.

Pizzanın üzerindeki malzemeler

yanmamış, hamur kavrulmamış olarak

masanıza geliyor.

Son notum steak çeşitleri ile ilgili olacak.

Özellikle Lokum denemek istedim.

Sosla hata kapama şansları olmasın

diye. Etin kalitesi ve pişirilme dengesi

mükemmeldi. İdeal şekilde mühürlendiği

ve pişirildiği için suyunu kaybetmemişti.

Bu kadar geniş bir menüde gösterdikleri

özen ve yakaladıkları başarı için Batuhan

Yıldız ve ekibini tebrik etmek lazım.


hotel restaurant

98 & hi-tech

gastro aktüel

ESER’li öğrenciler artık sertifikalı aşçı

Eyüpsultan ilçesi ve çevre ilçelerde bulunan zihinsel ve fiziksel engelli

bireylerin, iyileştirme amaçlı el becerilerini geliştirmeye yönelik ve onların

sosyal hayata adapte olmalarını amaçlayan Engelliler Sürekli Eğitim ve

Rehberlik Merkezi’nde (ESER), geleceğin aşçılarını yetiştirdi. Gerekli eğitimleri

alan ve eğitim sürecini başarı ile tamamlayan 9 öğrenci aşçılık ve servis

komisi eğitim sertifikalarını almaya hak kazandı. Milli eğitim bakanlığı onaylı

sertifikalar sayesinde öğrenciler engelli çalıştırmak isteyen kafeler, kurumsal

is yerleri ve restoranlarda istihdam edilebilecekler.

Kalamış’ın tadını Jigger

Roof Bar’da çıkarın

Wyndham Grand Kalamış’ın teras katında bulunan Jigger Roof

Bar, keyfine doyum olmaz manzarası eşliğinde egzotik yaz

kokteylleri ile Anadolu Yakası’nın eğlence hayatına bambaşka

bir renk katıyor. Şık bir ambiyansa sahip Jigger Roof Bar’da

keyifli happy hour partileri ile günün stresini atarken, ödüllü

şef Mehmet Yalçınkaya’nın mutfağından çıkan leziz yemeklerin

tadına varabilirsiniz. Günün her saati ayrı bir tada sahip olan

mekanda, kendinizi güney sahillerinin eğlenceli ortamında

hissedeceksiniz.

Kahve Dünyası’ndan yepyeni bir lezzet

Kruvasantin

Kahve Dünyası, misafirlerini yeni lezzeti kruvasantin ile

tanıştırıyor. Her gün mağazalarda pişirilen sıcacık kruvasantin,

kalbinde bir top kaymaklı dondurmayı saklıyor. Bu yeni tatlı,

doyumsuz tadıyla yazın vazgeçilmez lezzeti olacak. Kahve

Dünyası mağazalarında her gün taze olarak pişirilen, sıcak

badem kremalı ve badem krokanlı kruvasan’ın kalbinde kaymaklı

dondurmayı saklayan kruvasantin, lezzeti doruklara çıkaracak.

Fırından çıkmış sıcacık kruvasanı buz gibi dondurmayla

buluşturan kruvasantin, hem görüntüsü hem de tadıyla

alışkanlık yapacak.

Kilikya Şalgam gıda

alıcılarıyla buluştu

30‘u aşkın ülkeye ihracat yapan Kilikya Şalgam, 11-15 Temmuz

2018 tarihlerinde, Ekonomi Bakanlığı koordinasyonu, Türkiye

İhracatçılar Meclisi ve Akdeniz İhracatçı Birlikleri organizasyonunda

gerçekleştirilen Gıda Ticaret Heyeti gezisinde Japonya’nın önemli

gıda profesyonelleri ile yüz yüze iş görüşmeleri yaptı. Japonya ile

yapılan ekonomik bağlantıların yanı sıra program kapsamında “Türk

Gıda Ürünleri Festivali “gerçekleştirildi. Festivalde Japon halkının

beğenisine sunulan gıda ürünlerinin yanı sıra şalgam tadımları

büyük beğeni kazandı.


Gaziantep mutfağı hayran bıraktı

Ege Bölgesi’nin kapasite olarak en büyük turizm tesisi olan Hapimag Sea

Garden Resort Bodrum, unutulmaz tatil deneyimin yanı sıra misafirlerine

sunduğu yöresel lezzetlerle de öne çıkıyor. Yalıçiftlik’te, 191 dönüm arazi

üzerine kurulu Sea Garden’da düzenlenen Gaziantep Yemekleri Haftası,

birbirinden ünlü şeflerin hazırladığı yemekler ile adeta şölen havasında geçti.

23-27 Temmuz tarihleri arasında düzenlenen etkinliğe katılan misafirler,

eşsiz et yemekleri ve kebaplarının yanı sıra birbirinden lezzetli tatlılarıyla

da damaklarda unutulmaz bir tat bırakan Antep mutfağına hayran kaldı.

Gaziantepli şeflerle birlikte Hapimag Sea Garden Resort Bodrum’un Executive

Şefi Orhan Demirok ve ekibinin pişirdiği yemekleri tadan misafirler, bir

yandan UNESCO’nun “yaratıcı şehirler ağı”nda gastronomi dalında yer bulan

Gaziantep’i tanıma fırsatı bulurken, bir yandan da düzenlenen sokak festivalleri

ile doyasıya eğlendi.

Polonez lezzetleri ev dışında!

30 yıllık lezzet tecrübesiyle, öncelik olarak gıda güvenliğini ve kaliteyi ilke edinen ve 120 adet

ürün gamına sahip olan Polonez, ev dışı tüketim alanlarında da lezzet ve kalite farkıyla dikkat

çekiyor. Toptan satış kanallarındaki ürünlerini ‘’Polonez Chef’’ markası çatısında sunan Polonez;

otel, cafe, restoranların menülerindeki yemeklerde yer alarak evinizdeki Polonez kalitesi ve

lezzetini ev dışı tüketim alanlarına da taşıyor. Polonez Chef ürün gamında blok ve dilimli jambon

çeşitleri (Dana Hindi Piliç), dilimli sucuk, blok ve dilimli salam çeşitleri (Dana, Hindi) yer alıyor.

Polonez Chef, blok ve dilim sayısı belirli olan dilimli paketlenmiş ürünleri ile profesyonellere

özel çözümler sunuyor.

Yaz mevsimine tatlı veda

Hazırladığı sürpriz tatlarla yılın her dönemine lezzet katan

Wish More Hotel Istanbul, yazın son demlerini Çikolatalı ve

Kahve Aromalı Parfe ile şenlendirirken, sonbahara da leziz bir

başlangıç fırsatı sunuyor. Lüks otelin yetenekli ve tecrübeli

şeflerinin özenle hazırladığı bu özel tatlıda, benmari usulü

eritilen bitter çikolata, file fıstık, vanilya ve kahve özü, bembeyaz

krema ile buluşarak her kaşıkta ayrı bir mutluluk yaşatıyor.

Yemeksepeti tatlı aşkımızı araştırdı:

Her ay bir milyon tatlı siparişi veriyoruz

Türkiye’nin dört bir yanından her gün yaklaşık 31 bin

porsiyon tatlı siparişinin verildiği Yemeksepeti, tatlı aşkımızın

detaylarını inceledi. Araştırmanın sonuçlarına göre; en çok

sipariş edilen 5 tatlı; çikolatalı sufle, künefe, fırın sütlaç,

waffle ve profiterol oldu. Yemeksepeti’nde binlerce çeşit tatlı

bulunuyor ve tatlı siparişlerinde her yıl ortalama yüzde 55

artış yaşanıyor. Sipariş sayısının en yüksek olduğu ay Aralık,

gün ise Pazar. Siparişlerinde tatlı oranı en yüksek şehirler

sıralamasında İstanbul, Erzurum ve İzmir ilk 3’te yer alırken;

sırasıyla Ankara, Nevşehir, Rize, Gaziantep, Sakarya, Kocaeli

ve Karaman ilk 10’da yer aldı. Bu illerde ülke genelinde

olduğu gibi çikolatalı sufle, fırın sütlaç, künefe ve waffle en

çok tercih edilen lezzetler oldu.


hotel restaurant

100 & hi-tech

gastro aktüel

World Class Türkiye 2018

birincisi açıklandı

“World Class Presents: One Fine Night” etkinliği İstanbul

Boğazı’nın büyüleyici manzarası eşliğinde 25 Temmuz akşamı

gerçekleştirildi. Davetlilerin canlı müzik, lezzetli ikramlar ve

ünlü bartender’ların hazırladığı içeceklerle doyasıya eğlendiği

gecede, zorlu yarışma etaplarını başarıyla tamamlayan Gökhan

Kuşoğlu da “World Class Türkiye Birincisi oldu. Kuşoğlu, Eylül

ayında Berlin’de düzenlenecek finallerde Türkiye’yi tesmsil

edecek.

Mevsimin en taze balıkları

Lacivert’te

Boğaz’a hakim konumu ve kaliteli hizmet anlayışı ile İstanbul’un

en seçkin restoranları arasında yer alan Lacivert, mevsimin en

taze balıklarını ve Türkiye’nin farklı yörelerinden otları en uygun

pişirme yöntemlerini kullanarak misafirlerinin beğenisine sunuyor.

Lacivert’in Ağustos ayına özel olarak sunduğu sardalya balığı, Ege

yöresine ait deniz fasulyesi ile servis ediliyor.

Türk

kahvesi,

yeni

ufuklara

açılıyor!

Meksikalı’dan, elle yenen orjinal

lezzet TACO

Meksika mutfağı denilince ilk akla gelen lezzet, tortilla

ekmekleriyle hazırlanan Taco’lardır. İstanbul’un Meksikalısı

Ranchero, Nişantaşı, Suadiye ve Watergarden şubelerinde

ağırladığı misafirlerine, mönü yenileme döneminde Meksika’dan

gelen şefle birlikte reçetelerini oluşturduğu yeni taco

yemeklerinden sunuyor.

Uluslararası ZUCHEX Züccaciye, Ev Eşyaları, Dekoratif

Ürünler ve Elektrikli Ev Gereçleri Fuarı, sergilenen ürün

çeşitliliğinin yanı sıra dört güne yayılan kültürel etkinlikleriyle

de göz dolduruyor. Zuchex 2018 kapsamında, Türk Kahvesi

Kültürü ve Araştırmaları Derneği’nin desteğiyle ilk kez

gerçekleştirilen “Türk Kahvesinde Yeni Ufuklar” etkinliğinde,

ünlü kahve markalarının yarattığı farklı harmanlarla

hazırlanan Türk kahveleri 4 kategoride yarışacak. Fuar

alanına kurulacak özel meydanda 4 gün boyunca kahve

makinesi ve elektrikli cezveleriyle yer alacak firmalar,

ziyaretçilere Türk Kahvesi şöleni yaşatacaklar.


Günaydın’dan Dubai’ye 2. şube

Türkiye’nin et konusundaki en iddialı restoranı Günaydın, Birleşik Arap

Emirlikleri’ndeki ikinci şubesini Köfte & Döner konsepti ile Dubai Mall’da açtı. Dubai

Mall’da Köfte & Döner konsepti ile misafirlerini ağırlamaya başlayan Günaydın, uygun

fiyatlı zengin menüsü ile self-servis olarak hizmet veriyor. Misafirlerinin beklentilerini

ve alışkanlıklarını göz önünde bulundurarak Dubai Mall’a özel menüsüne yeni

lezzetler de ekleyen Günaydın Köfte & Döner, alışveriş merkezi ziyaretçilerini, bölge

sakinlerini ve turistleri geleneksel Türk mutfağıyla buluşturuyor.

ISS Catering’e yeni genel müdür

ISS Türkiye grup şirketi ISS Catering Genel Müdürlüğü görevine

Süleyman Bilici atandı. İmalat, tedarik zinciri ve satın alma

alanlarında 25 yılın üzerinde deneyimi bulunan Bilici’nin, ISS

Türkiye’nin en önemli şirketlerinden ISS Catering’e tecrübesiyle

büyük bir ivme kazandırması bekleniyor. Üniversite eğitimini

Boğaziçi Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü’nde

tamamlayan Süleyman Bilici, uluslararası deneyime sahip, çokdilli

bir yönetici olma özellikleriyle de dikkat çekiyor.

Nespresso’dan yeni

‘Master Origin’ kahve serisi

Nespresso kahve uzmanlarının titiz çalışması ile beş özel kahve çekirdeğinden

yaratılan Nespresso Master Origin serisi, beş mükemmel farklı topraktan ilham

alıyor. Zengin ve odunsu notalara sahip Indonesia, çiçeksi ve canlı Ethiopia, yoğun

ve baharatlı India, tatlı ve harmonik tadıyla Nicaragua, meyvemsi ve dolgun tadıyla

Colombia karşınızda. Sumatra’nın ormanlık dağlarından, Nikaragua’nın vadilerine

kadar en iyi kahve kaynağını araştıran Nespreso uzmanlarının; Etiyopya’dan

Endonezya’ya, Hindistan’dan Kolombia’ya kadar titizlikle beğeniye sunduğu yeni

Master Origin kahveler, eşsiz lezzetleri ile damaklarda unutulmaz izler bırakıyor.

Pera Müzesi’nde

uzun cuma

Pera Müzesi’nde yer alan Pera Café, sanat dolu bir günün ardından

soluklanmak veya gündelik koşuşturmacanın yorgunluğunu atmak

isteyenler için bulunduğu bölgede alternatif bir mekân oluşturuyor.

Café’nin menüsünde bulunan birbirinden lezzetli kahveler, meyve

kokteylleri, atıştırmalıklar ve nitelikli pastacılık ürünleri, sergi öncesi

veya sonrası keyifli molalara eşlik ediyor. Menüde ayrıca sandviçler,

salatalar ve makarna çeşitlerinin yanı sıra vejetaryenler için de

seçenekler bulunuyor.


hotel restaurant

102 & hi-tech

gastro aktüel

Gastronomi dünyasının yeni

şampiyonu ödülüne kavuşacak

Küresel gıda lideri Barilla, dünyanın dört bir yanından en yetenekli 18 şefi 7’nci

kez Dünya Makarna Şampiyonası’nda ağırlayacak. İtalyan yemek kültürünün en

önemli unsurlarından biri olan domates soslu makarnaya kendi yorumunu katacak

18 şef, iki gün boyunca dünyaca ünlü şefler karşısında kıyasıya yarışacak. Bu yıl

Dünya Makarna Günü’nde “Eat positive / Olumlu beslen” temasıyla düzenlenecek

olan şampiyonada, gastronomi dünyasının yeni kralı 25 Ekim’de tacına kavuşacak.

Şampiyonada Türkiye’yi bu yıl Sadık Ilgaz temsil edecek.

Happy Moon’s’tan büyük anlaşma

Türkiye’de büyük porsiyonları uygun fiyata konforlu ortamlarda sunmayı ve lüksü

erişilebilir hale dönüştürmeyi ilke edinen Happy Moon’s, lezzet severler ile bu sefer

Sabiha Gökçen havalimanında buluşacak. Sabiha Gökçen havalimanında açılacak

Happy Moon’s için dünya çapında havalimanlarında ve otoyollarda yenilikçi yemek

mekanları oluşturan lider işletme HMSHost firması ile anlaşma imzalandı. HMSHost

gezginler için dünyanın en büyük gıda ve içecek hizmetleri sağlayıcısı Autogrill Group

bünyesinde bulunmakla birlikte dünya çapında 57.000’den fazla çalışanı ve yıllık 4,6

milyar euro satışla, seyahat edenlere yerel, bölgesel ve uluslararası markaların

benzersiz bir karışımını sunuyor.

TAB Gıda

İspanya’ya

örnek oldu

Hızlı servis restoran sektöründe

23 yılı aşkın tecrübesiyle

Türkiye pazarında birçok alanda

sektöre öncülük eden TAB

Gıda’nın, çalışan mutluluğunu ve

verimliliğini arttırma hedefiyle

restoranlara özgün olarak

tasarladığı ve yüksek verim aldığı

insan kaynakları uygulaması

“Teşvik Sistemi”, İspanya Burger

King tarafından model alındı.

Restoran Teşvik Programı’nda

dört kriter esas alınıyor. Bu

dört ana kriteri; restoranların

eğitime verdikleri önemi

artırmak için yetiştirilen eleman

sayıları, restoranların kalite ve

standartlarını yüksek tutabilmek

için denetim skorları, insan kaynağı sirkülasyon oranını azaltmak için

personel çıkışları ve son olarak da müşteri memnuniyeti ve personel

teşviki için uygulanan pazarlama kampanyaları sonuçları oluşturuyor.

Özel

kremasıyla

lezzetler

katlanıyor

Şeflerin mutfaktaki yardımcısı Ülker Eksper, güçlü AR-

GE’siyle müşterilerine özel reçeteler geliştirmeye ve

lezzetli menüler hazırlamak için güvenilir bir adres olmaya

devam ediyor. Ülker Eksper’in tüketicisiyle geçtiğimiz yıl

buluşturduğu, sütle bitkisel yağın kusursuz uyumundan

ortaya çıkan Ülker Bizim Krema profesyonel ihtiyaçlara

uygun içeriğiyle ilk günden bu yana profesyonellerin

en çok tercih ettiği kremaların başında geliyor. Şeker

içermeyen yapısı, çırpma işlemine uygunluğu, ısıya ve aside

dayanıklılığıyla kusursuz tariflere imza atan Ülker Bizim

Krema, sıcak uygulamalarda kesilmemesiyle de şeflerin

hayatını kolaylaştırıyor.


hotel restaurant

104 & hi-tech

fuar

Hotel Show Dubai’e katılmak

için 6 önemli nedeniniz var!

16-18 Eylül tarihlerinde

Dubai Dünya Ticaret

Merkezi’nde gerçekleşecek

olan Hotel Show Dubai

Fuarı’nı ajandanıza

kaydetmeniz için 6 önemli

nedeniniz var!..

Orta Doğu’nun lider konaklama

fuarı olan Hotel Show Dubai, Eylül

2018’de yapılacak ve organizatörler

bu buluşma için bugüne kadarki en iyi

ağırlama deneyimini vaat ediyor. 30

binden fazla uluslararası karar verici

profesyoneli buluşturan fuar, Körfez’in

durmadan gelişen otel sektörü için

büyük bir platform olma özelliğine

sahip. The Hotel Show fuarına genel

müdürler, satın alıcılar, restorancılar

ve geliştiriciler ziyaret deneyiminin akla

gelebilecek dekorasyon, mobilya ve

oda içi teknolojilerinden yiyecek içecek

malzemeleri, spor salonu ve dinlenme

donanımlarına kadar her unsuruna sahip

olabilirler.

Bu sene 19.su düzenlenecek olan devasa

fuar, Dubai Dünya Ticaret Merkezi’nde 7

hole yayılmış olacak. Modern konaklama

sektörünün 360 derece vitrini olan

bu fuarda; eğitimler, kutlamalar

ve tanımlamalarla birlikte sektörün

Orta Doğu’daki bugünü ve geleceği

ziyaretçilerin beğenisine sunulacak.

16-18 Eylül tarihlerinde Dubai Dünya

Ticaret Merkezi’nde gerçekleşecek fuarı

ajandanıza kaydetmeniz için 6 sebep:

1.Orta Doğu Liderlik Konferansı

The Hotel Show Dubai 3 günlük fuar

süresi boyunca, 50’den fazla tümü genel

müdür pozisyonu ve üzerinde olan

konuşmacı portföyü ile oldukça etkileyici

sunumlarla ziyaretçileri karşılayacak. Son

yılın konuşmacıları DTCM Yönetim Kurulu

Başkanı Issam Kazim’ın yanı sıra Accor,

Marriott, Waldorf Astoria, Oberoi, Roda,

Ritz-Carlton, Radisson, Four Seasons,

Jumeirah Grup gibi lider otel markalarının


çoğu ile birlikte Expedia, JLL, STR Global

gibi sektörel konuşmacılar ve Booking.

com da Orta Doğu Liderlik Konferansı’na

dahil edildi.

2.Orta Doğu Kat Sorumluları

Şampiyonlar Ligi

Heyecan verici yaşam konsepti: tipik

otel odaları yatak, perde, döşeme ve

eğlence araçları ile peş peşe kurularak

tamamlanıyor. Ve ardından darmadağın

ediliyor! 2 ekip kafa kafaya vererek

yalnızca 7 dakika içinde odaları

düzenlemeye koyuluyor. Yarışma ilk kez

geçen yılın fuarında yapıldı ve yarışmaya

katılımda bütün oteller dahil edildi.

Özellikle sahneye ilk kez çıkıp kazanan

Fairmant Dubai bu sene tacını elinde

tutabilecek mi?

3.Orta Doğu Ağırlama Ödülü

Otel sanayi içinde saygın bir yeri olan

Orta Doğu Hotel Ödülleri geçen yıla

göre daha yansıtıcı olması için ismini

değiştirdi. Şu an Orta Doğu Ağırlama

Ödülleri yalnızca otelleri kapsamıyor;

bölgeye turistleri cezbeden restoranlar,

barlar, spalar, spor tesisler, etkinlik ve

gece hayatı mekanlarını da kapsıyor. Üç

günlük birleşimin merkezi, sosyal ve ağ

fonksiyonları olarak bilinen ve fuarın ilk

gecesinde Ritz-Carlton DIFC otelinin

bale salonunda yapılacak olan ödüller

17 kategoride düzenleniyor ve geçen

yıl boyunca Orta Doğu’nun hareketli

ağırlama endüstrisinde öne çıkan en

önemli mekanları ve projeleri kutluyor.

4. Şefin Sofrası

Fuar esnasında yapılacak olan yarışma,

bölgenin lider hotel mutfaklarında

gerçekten ısıyı yükseltecek! Şefin Sofrası,

şefleri ve 12 Orta Doğu otelini birbirlerine

karşı zamanlı yemek yarışması gibi

programlarla rekabete sokacak. Yarışma

için gerekli malzemeler ise geri sayım

tik takları olana kadar açıklanmayacak.

Carrefour tarafından desteklenen ve

4 uzman şefin jüri üyeliğini yapacağı

yarışma, Emirates Aşçılık Derneği

Başkanı Şef Uwe Micheel önderliğinde 3

saat sürecek mücadeleye sahne olacak.

Günlük, 3 dolu dolu öğle yemeği ve 3

akşam yemeği menüsü hazırlanacak.

Eğer ısıya katlanabilirseniz!

5.CIAAD Konuşmaları

The Hotel Show fuarı için Dubai temelli

Uluslararası Mimarlık ve Tasarım

Akreditasyon Meclisi (CIAAD) tarafından

özel olarak düzenlenen etkinlik 3 gün

gündemde olup, etkinlik boyunca

birçok fırsat ve hotel boşluklarına

nasıl değişimler tasarlanabileceği

konuşulacak. Y kuşakları tasarımdan

ne ister? Bu geleneksel turistlerin

ihtiyaçlarıyla nasıl dengelenebilir? Bunu

tasarımla nasıl başarabilirim? Uzman

panelistler, CIAAD’in tüm üyelerinin

sorularını ve daha fazlasını yanıtlayacak.

6.Çok sayıda katılımcı

600’den fazla katılımcı stantlarına özel

olarak; İç tasarımlar, Aydınlatma &

Tasarım, Teknoloji & Güvenlik, İşletme

Ekipmanı, Banyo & Banyo Malzemeleri

ve Otel Café ve Restoran kategorilere

ayrılmış olan alanlara yayılarak The Hotel

Show Dubai’yi dolduracak. Organizatörler

30.000’i aşkın ziyaretçinin katılımını

bekliyor. Açık ara farkla bölgenin en

büyük hotel fuarı, konaklama hizmetleri

sektöründe kariyerinin herhangi bir

basamağında olan herkese, rakipsiz iş ağı

ve iş büyütme fırsatları sunuyor.

16-18 Eylül tarihlerinde Dubai Dünya

Ticaret Merkezi’nde gerçekleşecek Hotel

Show Dubai hakkında daha fazla bilgi

için www.thehotelshow.com’u ziyaret

edebilirsiniz.


hotel restaurant

106 & hi-tech

fuar röportaj

Semi Benbanaste:

“Herkesi WorldFood

İstanbul’a bekliyoruz”

5-8 Eylül 2018 tarihleri arasında

TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde

26.cısını düzenlenecek olan

WorldFood İstanbul, 1.000’den fazla

markanın katılımıyla gıda dünyasını

birçok yeni ürünle tanıştırmaya

hazırlanıyor. Bu yıl 30 ülkeden 400’ün

üzerinde katılımcıyı 15.000’e yakın

ziyaretçi ile buluşturmayı hedefleyen

fuarın detaylarını sektör analizleri

paralelinde ITE Turkey Gıda Grup

Direktörü Semi Benbanaste ile konuştuk.

26. Uluslararası Gıda Ürünleri ve

Teknolojileri Fuarı’nı yapmaya

hazırlanıyorsunuz. Fuar öncesi biraz

ülkemiz gıda sektörünü mercek altına

alacak olursak; sektörün genel durumu

nasıl bir tablo sergiliyor? Öncelikle

üretim açısından ele alacak olursak

sektör ne kadar bir büyüme sergiledi?

2018 yılının ilk beş ayında gıda ve içecek

imalatı sanayinde önemli bir büyüme

yaşanmıştır. Gıda ürünleri imalatı sanayi

üretimi yılın ilk beş ayında yüzde 12,8,

içecekler imalat sanayi üretimi ise yüzde

12,7 artmıştır. Sanayi üretimindeki

büyüme hem yüzde 9,0 olan imalat

sanayi büyümesinin üzerindedir, hem

de geçen yıllarda yaşanan büyümelerin

üzerindedir. Hem iç tüketimde hem de

ihracattaki artış gıda ve içecekler sanayi

üretimindeki büyümeyi hızlandırmıştır.

Genel olarak baktığımızda büyük

bir çoğunluğun gıda ürünlerinin

fiyatlarının yüksek olduğundan şikayet

ettiğini görüyoruz. Bu konuyu nasıl

değerlendiriyorsunuz?

2018 yılında gıda ve alkolsüz içecekler

fiyat artışları hızlanmıştır. Haziran sonu

itibariyle gıda ve alkolsüz içecekler

tüketici fiyat artışı yıllık olarak yüzde

18,89 olarak gerçekleşmiştir. Haziran ayı

sonu itibariyle ulaşılan bu artış hızı son

14 yılın en yüksek yıllık artışı olmuştur.

Bu artışın ana nedeni, hammadde ve girdi

fiyatlarında yaşanan artışlardır. İç talebin

görece canlı olması ve ihracat talebindeki

artışlar da fiyat artışlarının hızlanmasında

etkili olmuştur.

Peki sektörde ihracat rakamları nasıl

seyrediyor?

İhracatta oldukça sevindirici bir tablo ile

karşı karşıyayız. Miktar ve değer olarak

artış görüyoruz. 2018 yılının ilk yarısında

tarım ve gıda ürünleri ihracatı yüzde 7,9

artarak 8,55 milyar dolara yükselmiştir.

Bitkisel ürünler ihracatı ise, yüzde 6,5

artarak 7,32 milyar dolara yükselmiştir.

Bitkisel ürünler içinde en yüksek kalemi

oluşturan hububat, bakliyat, yağlı

tohumlar ve mamulleri ihracatı hemen

hemen aynı kalmıştır. Yaş meyve ve

sebze ihracatında ise yüzde 23,2 artış

yaşanmıştır. Rusya pazarının açılması bu

artışta olumlu etki yapmıştır. Hayvansal

ürünler ihracatı ise yüzde 17,5 gibi

göreceli olarak hızlı bir artış göstermiştir.

Süt ve sütlü ürünler, kanatlı ürünler

ihracatında belirgin bir artış yaşanmıştır.

Sektöre dair en çok konuşulan

konulardan biri de aslında gıda ve tarım

ürünlerinin daha çok dışarıdan temin

edilmesi. Bu anlamda sektöre dair

ithalat rakamlarını değerlendirebilir

misiniz?

Gıda ve tarım ürünleri ithalatı 2018

yılının ilk 5 ayında yüzde 32,6 artarak

3,21 milyar dolara yükselmiştir. İthalatta

hububat ürünleri ithalatı yüzde 78,6, yağlı

tohumlar ithalatı yüzde 10,3, yenilen

meyveler ve sert kabuklu meyveler

ithalatı yüzde 25,7 artmıştır. Hayvansal

gıdalar içinde kırmızı et fiyatlarında

yaşanan artışlar nedeniyle önemli

ölçüde kırmızı et ithalatı yapılmıştır. Et

ithalatı yılın ilk 5 ayında yüzde 1.688 artış

yaşanmıştır. Canlı hayvanlar ithalatı da

yüzde 58,4 artarak 715 milyon dolara

ulaşmıştır.


Biraz da WorldFood İstanbul’dan

bahsedecek olursak; bu sene fuarda

ziyaretçi ve katılımcıları neler bekliyor?

Bu sene 5-8 Eylül 2018 tarihleri

arasında TÜYAP Fuar ve Kongre

Merkezi’nde 26.cısını düzenleneceğimiz

WorldFood İstanbul’da yine güçlü ulusal

&uluslararası markaları bir araya

getirerek 1.000’den fazla markanın

katılımıyla gıda dünyasını birçok yeni

ürünle tanıştırmaya hazırlanıyoruz.

Geçtiğimiz yıl 29 ülkeden 354 katılımcı

ve 13.198 ziyaretçi ağırlayan WorldFood

İstanbul’da bu sene 30 ülkeden

400’ün üzerinde katılımcıyı 15.000’e

yakın ziyaretçi ile buluşturmaya

hazırlanıyoruz. Worldfood İstanbul

olarak ilk organizasyonundan bu yana

sektörün gelişimine öncülük etmeyi

amaçlayıp, bu hedef doğrultusunda her

yıl farklı bir konsept ile sektörün önde

gelen paydaşlarını bir araya getiriyoruz.

Bu yıl “Gıda 360 Deneyimi” başlığı

altında gıda sektörünün üretim, işletme

ve tüketime dair tüm konuları, karar

verici uzmanlar tarafından sektöre yön

vermek ve bilgi paylaşımı sağlamak

adına WorldFood İstanbul’da olacak. Bu

kapsamda ilham almak, birikimlerini

artırmak ve de sektördeki lider karar

vericileri, gıda strateji uzmanlarını,

üst düzey ulusal ve uluslararası

konuşmacıları, akademisyenleri ve

teknoloji alanından konuşmacıları

dinlemek isteyen herkesi WorldFood

İstanbul’a davet ediyoruz.

Sektörü şekillendirecek, gıdanın

geleceğini belirleyecek

T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı, T.C.

Ticaret Bakanlığı, KOSGEB, Türkiye

Perakendeciler Federasyonu (TPF),

TÜGİDER (Tüm Gıda Dış Ticaret

Derneği), PAKDER (Tarım Ürünleri

Hububat Bakliyat İşletme ve Paketleme

Sanayicileri Derneği), MARSAP (Marmara

Bölge Satınalma Yöneticileri Platformu),

MÜSİAD Kıbrıs ve Aşçılar Derneği

tarafından desteklenen fuarımız sadece

sektöre özel yönetmelik, yasa ve teknik

konuları değil, aynı zamanda pazar odaklı,

gelecekteki yatırımlara odaklı konuları

da kapsayarak profesyonel gelişimi

destekleyecek, sektörü şekillendirecek ve

gıdanın geleceğini belirleyecek.

WorldFood İstanbul, konferanslar

ve yemek şovları aracılığıyla gıda

sektörünün hem ekonomik hem de

renkli yönünü farklı endüstri uzmanları

ile ele almayı hedeflerken, “gıda ve

ekonomi”, “gıda ve mevzuat”, “gıda ve

pazarlama”, “gıda ve işletme”, “gıda ve

trendler”, “gıda ve teknoloji”, “gıda ve

inovasyon” başlıkları altında konuları

mercek altına alacak.

“Uluslararası “Best Plate Challenge”

yarışmasının özel ortağı olduk”

Bu sene bir başka yenilik olarak,

dünyanın önde gelen şef, gurme,

yemek yazarı, gazetecileri ve restoran

işletmecilerinin üye olduğu World

Gourmet Society ile iş birliği yaptık ve

uluslararası “Best Plate Challenge”

yarışmasının özel ortağı olduk. İş

birliği kapsamında bu sene WorldFood

İstanbul’da, Türkiye’de ilk kez

düzenlenecek olan “Şefin En İyi Tabağı

Yarışması” ile Türk şeflerini en iyi ve

en yaratıcı tabaklarını sergilemeye

davet ediyoruz. Yarışma ile Türkiye’nin

dört bir yanındaki şeflerin uluslararası

platformda tanınmaları, yerel ürünleri

tanıtmaları, bölge ve kültürlerini

paylaşmalarında bir köprü olunmasını

amaçlanıyoruz.

Diğer taraftan katılımcıların ihracat

potansiyellerini artırmaya yönelik

geçmiş yıllarda başarıyla uyguladığımız

Hosted Buyer (Alım Heyeti) programını

bu sene de tekrarlayacağız. Bu sene

Suudi Arabistan, Irak, Almanya, Belçika,

Rusya, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar,

İran, İngiltere, Azerbaycan, Kazakistan

gibi ülkelerden yaklaşık 25-30 alıcıyı

çağırmayı hedefliyoruz.

ITE Turkey olarak düzenlediğimiz

tüm fuarlarda olduğu gibi WorldFood

İstanbul için de B2B görüşmeler ve

uluslararası satın alma heyetlerinin

ağırlanması için titizlikle çalışmalarımızı

sürdürüyoruz. 4 gün süresince içecek,

süt ve süt ürünleri, et ve tavuk ürünleri,

yaş meyve ve sebze, deniz ürünleri,

dondurulmuş ürünler, temel gıdalar ve

yağlar, şekerli mamuller, unlu mamuller

ve kuruyemiş ile gıda katkı maddeleri

başta olmak üzere pek çok ürünün yer

alacağı katılımcı profiline ev sahipliği

yapacağız. Yeni iş fırsatlarının doğmasına

imkan verecek B2B görüşmelere Fresco,

Bravo, Korzinka, Al Maya Gruop, Small,

Amarat, Bizim Toptan ve Makro gibi

ulusal ve uluslararası süpermarket zinciri

katılacak.

Geçtiğimiz yıl hangi ülkelerden katılım

oldu?

Geçen sene Çin, Hindistan, Meksika,

Pakistan, Peru, Sri Lanka, Tunus,

Cezayir, Afganistan ve Güney Kore’den

katılım olmuştu.


hotel restaurant

108 & hi-tech

hijyen

Daha hijyenik otel

Daha fazla ücret!

Eczacıbaşı Profesyonel,

turizm sektörüne ışık

tutacak bir araştırmaya imza

attı. Araştırmaya göre hijyen

tatilciler için o kadar önemli

ki, beş yıldızlı otellerde

konaklayan tatilcilerin

yüzde 76’sı odalarındaki

tuvaleti bir de kendileri

temizlemeden kullanmıyor.

Hijyeni ilk sırada tutan

tatilcilerin yüzde 78’i

temizlik standartları daha

iyi olan bir otele fazla ücret

ödemeyi kabul ediyor.

Tatil sezonu tüm hızıyla devam

ediyor. Otel, motel ve pansiyon

gibi alanlarda konaklama yapan

tatilciler pek çok seçeneği göz önünde

bulunduruyor. Eczacıbaşı Profesyonel,

otellerde konaklayanların hijyen

beklentilerini anlamak ve hijyen algılarını

ölçümlemek üzere bir araştırma

gerçekleştirdi. İstanbul, Ankara ve

İzmir’deki otellerde konaklayan 18 –

65 yaş aralığındaki tatilcilerin katılımı

ile yapılan soru – cevap çalışmaları

sonrasında, turizm sektörüne yön verecek

sonuçlar ortaya çıktı.

Otellerde konaklayanlar için en önemli

kriter “oda hijyeni”

Araştırmaya göre, tatilcilerin yüzde

48’i konakladıkları odanın hijyeninin en

önemli kriter olduğunu vurguluyor. Bu

durumu yüzde 21 ile restoran hijyeni,

yüzde 17 ile ortak alan hijyeni takip

ediyor. Hijyen standartlarının yüksek

olduğu 5 yıldızlı otellerde dahi sıralama

değişmiyor. Konaklanan odada tatilcilerin

en hassas oldukları konu ise “çarşaf ve

battaniyelerin” temizliği.

Tatilciler hijyende işi şansa bırakmıyor

Araştırmaya göre; her 4 kişiden

biri bugüne kadar otellerde hijyen

problemleri ile ilgili ez az bir sorun

yaşamış. Durumun etkisiyle, pek çok

tatilci konakladıkları otelde kendi

hijyen tedbirlerini almadan edemiyor.

Örneğin; tatilcilerin yüzde 76’sı odadaki

klozeti kullanmadan önce kendileri

de temizliyorlar. Yüzde 69’u odadaki

bardakları yıkamadan kullanmıyor, 5

yıldızlı otellerde dahi tatilcilerin yüzde

55’i kullanacağı tüm havluları yanına

getiriyor. Tatilcilerin yüzde 56’sı ise banyo

kullanımında terlikle küvete giriyor.

Koku en hassas noktalardan birisi

Tatilcilerin büyük kısmı için bir odaya

sigara kokusunun sinmiş olması

ciddi bir rahatsızlık kaynağı. Hatta,

konaklayanların yüzde 7’si kötü kokan

bir oda karşısında oteli terk edeceğini

söylüyor. Kanalizasyon kokusu, ıslak

havlu kokusu otelde konaklayanların

en çok dikkat ettiği diğer konular

arasında yer alıyor. Tatilcilerin oteli

terk etmelerinde etkili olabilecek bir

diğer önemli neden ise odadaki halıların

kokması.

Otellerde klozet kapak örtüsünün

olmaması yadırganıyor

Ortak alan tuvaletlerinde klozet

kapak örtüsü olmaması tatilcileri en

çok rahatsız eden konuların başında

geliyor. Kapak örtüsü olmaması

durumunda tatilcilerin yüzde 41’i tuvaleti

kullanmadığını beyan ederken; yüzde

34’ü ise tuvalet kağıdı sermekte çözüm

buluyor. Otellerde el kurulamak için ise

en çok kağıt havlu tercih ediliyor.

Daha temiz tesisler daha yüksek ücreti

hak ediyor

Araştırma sonuçlarına göre, tatilcilerin

yaklaşık yüzde 70’inin tesis seçimleri

üzerinde bir otelin temizlik standartları

açısından belirli aralıklarla denetlenmesi

önemli rol oynuyor. Otellerde

konaklayanların yüzde 78’i temizlik

standartları ortalama tesislerin daha

üzerinde olan bir otele daha fazla ücret

ödemeye razı olduğunu söylüyor.


Maretem

mite tehlikesine karşı otel

odalarını koruyor

Maratem, alerjik etkileri tetikleyen

mite’lara karşı geliştirdiği ürünü M280

Anti-Mite ile uzun süreli çözüm sağlıyor.

Konaklama yapan misafirlerin rahat

etmesi müşteri memnuniyetini

olumlu etkiliyor. Özellikle alerjik

bünyeye sahip misafirlerin konaklama

sırasında ortaya çıkabilecek alerjik

durumların önüne geçmek için yatakların,

halıların ve koltukların periyodik olarak

özel ürünlerle temizlenmesi gerekiyor.

İşletmelerin çözüm ortağı Eczacıbaşı

Profesyonel’in endüstriyel hijyen markası

Maratem, yeni ürünü Maratem Anti-Mite

ile mite’ların sebep olduğu, nefes almada

güçlük, baş ağrısı, ciltte kaşıntı gibi

rahatsızlıkların önüne geçiyor.

Anti-Mite ile üç ay koruma

Yatak, halı, kilim, koltuk, perde,

araba koltuğu, pelüş gibi yüzeylerde

kullanılabilen Maratem Anti-Mite;

kokusuz olması sayesinde rahat bir

kullanım sağlarken, kullanıldığı yüzeyde

leke bırakmıyor. Mite’ların üremesini

etken maddesi sayesinde engelleyen

Maratem Anti-Mite, kullanıldığı alanlarda

üç ay boyunca koruma sağlıyor.

Selpak Professional’dan kurumsal yaşama uygun ıslak mendil

Yenilikçi ürünleri ile ev dışı tüketim sektörüne yeni soluklar getiren Selpak

Professional, kurumsal hayata uygun ıslak mendil ile ofis, plaza ve iş yerlerine

yönelik çözüm sunuyor. Selpak Professional Islak Mendil, fark yaratan

tasarımı ile iş yerleri ve ofislerde her masanın üzerinde yer alacak. Selpak

Professional Islak Mendil, kilitli kapağı sayesinde uzun süre kuruma olmadan

kullanılabiliyor. 60 adet mendili ile Selpak Professional Islak Mendil, özel

geliştirilmiş formülü ve yumuşak dokusu sayesinde ihtiyaç duyulan her an etkili

temizlik sunuyor. Ev dışı tüketim sektörünün ihtiyaçlarına uygun çözümler

üreten Selpak Professional, Islak Mendil ile kurumsal hayata yönelik kolaylık

sağlıyor.


110

hotel restaurant

& hi-tech

hijyen

Ecolab 2030’a kadar 1,2 trilyon litrelik

su tasarrufu sağlayacak

Dünyanın lider su, hijyen, enerji teknolojileri ve servis şirketi Ecolab’ın yıllık

Sürdürülebilirlik Raporu yayınlandı. Şirket, 12 yıl içinde 1 milyar kişinin içme su ihtiyacı

olan 1,2 trilyon litrelik su tasarrufu yapmayı hedefliyor.

Dünya genelinde 170 ülkede

operasyonlarını sürdüren Ecolab’ın

“Daha İyi Bir Dünyanın Katalizörü”

başlıklı kurumsal sürdürülebilirlik

raporuna göre şirket 2017 yılında 590

milyon insanın yıllık içme suyu ihtiyacı

olan 650 milyar litrelik su tasarrufu

sağladı. Ecolab Türkiye Genel Müdürü

Hülya İbrahim, Türkiye’de de aynı

doğrultuda birçok projede hijyen ve su

alanında üretim ve hizmet sağlayan

işletmelerde ortak projelerin başarıyla

yürütüldüğünü söyledi.

Dünyada su kaynaklarının giderek

azalmasında insan faktörünün kritik

olduğunu ve bu alanda yaşanan

küresel adaletsizliğin ancak bilinçli

üretim ile mümkün olduğunu söyleyen

Ecolab Türkiye Genel Müdürü Hülya

İbrahim, “Ecolab dünya çapında

yaptığı çalışmalarla çevreyi koruyan

ortaklıklar ve programlara destek

olmayı sürdürüyor. Öncelikle kendi

operasyonlarımızda teknolojyi

kullanarak su, enerji ve atıkları

azaltmak için iç hedefler belirledik.

Ecolab’da sürdürülebilirlik hepimizin

paylaştığı temel bir değerdir. Daha iyi bir

dünya için bir katalizör görevi görüyoruz.

Ülkemizde de müşterilerimizin çevreyi

koruyan teknolojiler kullanması için

desteğimizi sürdüreceğiz” dedi.

İbrahim: “Türkiye önlem almalı”

Türkiye’nin artan nüfus, gelişen sanayi

ve hızla büyüyen kentlerle 2030 yılında

su sıkıntısı çeken bir ülke olacağının

öngörüldüğüne dikkat çeken İbrahim,

sanayide kullanılan suyun kullanımı,

yönetimi ve geri kazandırılmasının

artık daha önemli hale geldiğini ifade

etti. İbrahim, Ecolab’ın müşterilerinin

su ve enerji kullanımını azaltmalarına,

temiz hastaneler, oteller ve restoranlar

yaratılmasına, gıda ve enerjiyi güvenli bir

şekilde üretilmesine yardımcı olduğunu

vurguladı. İbrahim, sözlerini şöyle

sürdürdü: “Ecolab olarak 2020’ye kadar

su çekilmesini yüzde 25 ve sera gazı

emisyonlarını ise yüzde 10 azaltarak

2015 baz puanına indirmeyi hedefliyoruz.

2030 yılına kadar, bir milyar insanın

içme suyu ihtiyacına eşdeğer 1,2

trilyon litre su tasarrufu sağlamayı

amaçlıyoruz.”

Ecolab 2017 yılı Kurumsal

Sürdürülebilirlik Raporu’na göre:

•590 milyon insanın yıllık içme suyu

ihtiyacına eşdeğer 650 milyar litre su

tasarrufu sağlandı.

•Karbon dioksit (CO2) emisyonlarını 1,4

milyar pound azaltarak 12 trilyondan

fazla BTU enerji tasarrufu elde edildi.

•Bir milyondan fazla gıda kaynaklı

hastalık önlendi ve tahmini 10 bin kişiyi

etkileyecek hastane mikrobu kaynaklı

enfeksiyon riski azaltıldı.

•Dünyanın işlenmiş yiyeceklerinin yüzde

25’i güvenle üretildi, 45 milyar restoran

yemeği servis edildi ve 800 milyondan

fazla otel odası temizliği yapıldı.

Rapor, Ecolab’ın küresel

müşterileriyle çalışmalarını da

vurgulayan kapsamlı vaka çalışmaları

da sunuyor. Buna çalışmaların

sonuçları şöyle:

•Ecolab iştiraki Nalco Water, 3D

TRASAR su yönetim teknolojisini

Chicago’daki Ford Motor montaj

tesisinde kurdu ve tesis sadece 4 ayda

87 milyon litre su tasarrufu sağladı.

•Aynı teknoloji Austin, Teksas’taki 2.79

milyar litre suya sahip bir Samsung yarı

iletken tesisini ve 1,6 milyon dolarlık

bakım maliyetinden kurtardı.

•Otel zinciri Marriott, 3 milyar 338

milyon litre su ve 114 kilowatt saat

elektrik tasarrufu sağlamak için çeşitli

Ecolab teknolojilerini kullandı ve bir

yıl içinde 21 bin 500 mt CO2 emisyonu

ve 900 milyon kilogramlık atığın önüne

geçti.

•California’daki Kraft Heinz tesisinde

Ecolab, potansiyel gıda güvenliği

sorunlarının önlenmesine yardımcı

olmak ve yıkama süresini 2 bin saatten

fazla azaltmak için tesisin temizlik ve

sanitasyon performansını sürekli olarak

izleyen 3D TRASAR Clean-in-Place

teknolojisini kurdu.

•Bir Mısır Gübre Şirketi fabrikası,

yıllık 330 bin insanın yıllık içme

suyu ihtiyacına eşdeğer olan 192 bin

metreküp tatlı su tasarrufu sağlamak

için soğutma kulelerinde ve diğer

endüstriyel su arıtma tesislerinde

biyolojik büyümeyi kontrol etmek için

PURATE teknolojisini benimsedi.


112

hotel restaurant

& hi-tech

yeni mekan

Bodrum’a yeni mekan

953 grill&bar

Bodrum’un yepyeni mekanı 953 grillδbar Ortakent’te açıldı. Ünlü şef Murat Bozok’un mutfak

koordinatörlüğünü yaptığı mekan yaz kış açık olacak.


Bodrum’un yeni mekanı Ortakent 953

grill&bar, mekanın ortağı ve işletme

müdürü Koray Harman ile ünlü şef

Murat Bozok’un ev sahipliğinde açıldı.

Renkli ve eğlenceli açılışın davetlileri

arasında, yeni sezon programlarına hazırlık

yapmaya başlayan Mesut Yar ve Ender

Saraç’ta vardı.

Taşın albenisi

Bodrumluları dünya mutfağının lezzetleri

ile buluşturacak olan 953 grill&bar, taş

dekorasyonu, iç-dış mekan bölümleriyle

davetliler tarafından tam not aldı.

Müzik

direktörlüğünü DJ’lerin

duayeni Mert

Levent’in yaptığı 953

grill&bar, yaz kış

hizmet verecek.


hotel restaurant

114 & hi-tech

yeni mekan

Maslak’a yepyeni

buluşma noktası

Zaxi

İstanbul’un popüler

restoran ve eğlence

merkezleri haritasına

Maslak bölgesini de

ekleyen Zaxi Restaurant,

fine-dining restoran

anlayışına farklı bir

bakış açısı getiriyor.

Zaxi Restaurant’ın,

ödüllü şef Arif Kemal

Doğan yönetimindeki

mutfağında, dünyadan

ve Asya kültürlerinden

tarifler sunuluyor.

Zaxi, İstanbul’un popüler eğlence

merkezlerinin dışında kalan

ancak son yıllarda kendi içinde

kültürel anlamda bir hareketlenme

yaşayan Maslak’ta kapılarını açtı.

Bu bölgede yaşayan ve çalışanların

eksikliğini çektiği buluşma noktası

olmak üzere yola çıkan Zaxi, “fun

& finest” konsepti ile zarif lüksü,

samimiyet, eğlence ve şehrin enerjisi

ile buluşturuyor.

Doğal içerikli özgün reçeteler

Zaxi Restaurant’ın dünya mutfağı ve

Asya mutfaklarının yer aldığı zengin

menüsü, bugüne dek Türkiye’nin

ve İstanbul’un en iyi lüks otellerinin

mutfaklarını yönetmiş olan Baş

Aşçı Arif Kemal Doğan tarafından

oluşturuldu. Doğal içeriklerle

hazırlanan yemekler, özgün

reçeteler ve servis yöntemlerinden

esinlenilerek, Doğan’ın ilham dolu

dokunuşlarıyla son haline getiriliyor.

Zaxi menüsü, alanında oldukça tanınan

bir Sommalier olan Emre Zeytun ve

yetenekli mixologistlerin yönetiminde

kendine özgü kokteyl seçenekleriyle

tamamlanıyor.

Günün her saatini lezzetlendiren

menü seçenekleri

Kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeği

hizmeti sunan restoran, gündüzleri

bistro konseptine göz kırpan, sıcak,

keyifli ve sofistike bir atmosfer

sunuyor. Öğlen yemeklerinde, özellikle

iş insanları için ayrıcalıklı lezzetleri bir

araya getiren, her güne farklı bir tat

katan menü seçenekleri oluşturuluyor.

Akşam yemeği sırasında ise tamamıyla

fine-dining kimliğine bürünüyor.

Şehrin enerjisini yansıtan alternatif

tınılar

Zaxi, lezzet müdavimlerinin

yanı sıra, cazdan latin müziğine,

alternatif ve şehirli tınılarla dolup

taşacak mekanında, kaliteli eğlence

arayanları da ağırlamayı planlıyor.

Akşam yemeğinin ardından, Zaxi

Bar misafirlerine hizmet vermeyi

sürdürüyor. İlerleyen saatlerde

müziğin ve eğlencenin dozunun

artmasıyla Zaxi’de ortam, yerini

akıllarda iz bırakacak, hareketli anlara

bırakıyor.


hotel restaurant

116 & hi-tech

yeni mekan

Türkiye’nin En Hesaplı Restoranı ‘Lezzet Arası’

CarrefourSA’larda

Türkiye organize perakende

sektörünün öncü markası

CarrefourSA, toplam 10

milyon TL yatırımla Tepe

Nautilus, Forum İstanbul,

Maltepe Park, Marmara

Forum, Marmara Park,

Adana ve İzmir’deki

hipermarketlerinde “Lezzet

Arası” restoranlarını

hizmete açtı.

“Lezzet Arası” restoranları, kaliteli

ve güvenilir ürünlerinin, uygun fiyat

politikasının yanı sıra tüketicilere

reyondan seçtikleri et, balık veya tavuk

ürünlerini hemen pişirtip yiyebilmeleri

ya da pişirttikten sonra paket servis

yaptırabilmeleri şeklinde yeme – içme

özgürlüğü sunmasıyla öne çıkıyor. Hafta

içi günlük ortalama 4.200, hafta sonu da

günlük ortalama 7.000 kişinin tercih ettiği

Lezzet Arası restoranlarında tüketiciler, en

çok köfte, balık ve tavuk eti yemeyi tercih

ediyor.

Şef Vedat Başaran’ın danışmanlığında

İlki 2017 yılında hizmete açılan Lezzet

Arası, bugün Forum İstanbul, Maltepe

Park, Marmara Forum, Marmara

Park, Acıbadem Nautilus CarrefourSA

hipermarketlerinde tam hizmet sunarken,

Adana M1 ve İzmir Balçova’daki

CarrefourSA hipermarketlerde yalnızca

balık pişirme hizmeti ile müşterilerine

Lezzet Arası keyfi yaşatıyor.

Şef Vedat Başaran’ın danışmanlığında,

CarrefourSA hipermarketlerinde

kurulan Lezzet Arası restoranlarında

kahvaltı tabağından baget ekmek

sandviçlere, yumurta çeşitlerinden

börek ve kurabiyelere, öğle ve akşam

yemeği kapsamında Türk mutfağından

seçkin lezzetlerin yer aldığı sıcak büfe,

pide ve börek çeşitleri, et – tavuk – balık

çeşitlerinin yer aldığı ızgara büfesi, Lezzet

Arası şeflerinin marine ettiği özel et

seçenekleri ile salata ve tatlı çeşitleri yer

alıyor.

Başaran: “Lezzet Arası, Anne Mutfağı

Gibi”

Şef Vedat Başaran da, Lezzet Arası’na

ilişkin yaptığı değerlendirmede;

“CarrefourSA’nın günlük olarak, taze taze

üretilen ürünlerini ve reyonlarında yer

alan zengin ürün çeşitlerini tüketicilere

restoran konsepti ile sunmak fikriyle

yola çıktık. ‘Siz seçin, biz pişirelim’

mottosuyla oluşturduğumuz Lezzet

Arası’nı bir restorandan da öte daha çok

tüketicilerin gün içinde alışverişe ara

verip dinlenebilecekleri ve keyifle yemek

yiyebilecekleri gastronomik bir yaşam

alanı olarak tanımlayabiliriz.” diyor.


omontiada, İstanbul’dan sonra İzmirliler’le buluşuyor

Türkerler’in İzmir’deki benzersiz projesi Mahall Bomonti İzmir, Doğuş Grubu ile hayata

geçirdiği Bomontiada’yı İzmirlilerle 2018’in son çeyreğinde buluşturmaya hazırlanıyor.

Dünyaca ünlü yeme-içme markalarını

bünyesinde barındıran Doğuş

Grubu iştiraki d.ream’in birbirinden

değerli kültür-sanat performanslarıyla

şehrin nabzını tutan benzersiz konsepti

bomontiada, İstanbul’dan sonra ilk

defa Mahall Bomonti İzmir’de hayat

bulacak. 2018’in son çeyreğinde kapılarını

açacak bomontiada’nın şehrin sosyal ve

kültürel alışkanlıklarına yepyeni bir boyut

getirmesi bekleniyor.

Alanında bir ilk olan ortaklığa imza atmak

için Türkerler Holding Yönetim Kurulu

Başkanı Kazım Türker ile Doğuş Grubu

Yönetim Kurulu Başkanı Ferit F. Şahenk

bugün Mahall Bomonti İzmir’de bir araya

geldi.

Türker: “İzmir’in en coşkulu mekanı

olacak”

Türkerler Holding Yönetim Kurulu

Başkanı Kazım Türker konuyla ilgili

olarak: “Değerli dostum Ferit Şahenk

ile birlikte, bugün bu kente, bu bölgeye,

Türkiye’ye değer katacak güzel bir iş

birliğine imza atıyoruz. Mahall Bomonti

İzmir’in bu iş birliğiyle kentin en

hareketli, en renkli, en coşkulu mekânı

olacağına eminim. Bir kez daha İzmir’e,

İzmirlilere hizmet etmekten büyük

mutluluk duyuyoruz.” diye konuştu.

Şahenk: “Projeyi İzmir’de de hayata

geçirmekten mutluyuz”

d.ream’in, 2012 yılında kurulduktan

6 yıl sonra yeme içme sektörünün en

büyük Türk şirketi olma başarısını

gösterdiğine işaret eden Doğuş Grubu

Yönetim Kurulu Başkanı Ferit F. Şahenk

ise, şunları söyledi; “bomontiada da

d.ream’in en önemli markalarından

biri. Türkerler Holding aracılığı ile

İstanbul’un yeme içme ve kültür-sanat

alanındaki bu değerli markasını İzmir’de

de hayata geçirecek olmaktan son derece

mutluyuz. Gerek Mahall Bomonti İzmir’in,

gerekse markalarımız, The Populist,

Monochrome ve Babylon’un yanı sıra

ilk kez burada kapılarını açacak yepyeni

konseptlerimizin İzmir’in çehresine daha

da keyif ve kalite katacağına inanıyor,

Doğuş ve Türkerler Grupları olarak

birlikte daha çok güzel işlere imza atmayı

hedefliyoruz.”

Sezgin: “Bomonti Bahçesi’ni eskisi

gibi sosyal hayatın merkezi haline

getireceğimize inancım tam”

Türkerler Holding Genel Koordinatörü

Prof. Dr. Attila Sezgin, projeye

başlarken kendilerini en çok arazideki

tarihi dokunun heyecanlandırdığını

vurgulayarak şunları söyledi: “1912

yılında Bomonti Ailesi tarafından kurulan

bira fabrikası ve asırlık ağaçlarla dolu

bahçesinin bulunduğu bu arazi ilk

gördüğümüz andan itibaren bizi etkisine

aldı. Bu bahçe tıpkı İstanbul’da olduğu

gibi bir dönem İzmir’in de en popüler

mekânlarından bir olmuş. Doğuş Grubu

ve d.ream ile el ele vererek Bomonti

Bahçesi’ni eskiden olduğu gibi sosyal

hayatın merkezi haline getireceğimize

inancım tam. Tüm İzmirliler’e mutluluk

getirmesini diliyorum.”

Öztangut: “Lokasyonun dokusuna

uygun yepyeni konseptleri İzmirli

misafirlerimizle tanıştıracağız”

d.ream Yönetim Kurulu Başkanı Nevzat

Öztangut ise, “Mahall Bomonti İzmir

projesinin bir ayağı olan yeme içme ve

eğlence alanını projenin özünden yola

çıkarak, içinde bulunduğumuz yapının

kültür ve dokusundan kopmadan

şekillendirmeye çalıştık; bu doğrultuda

İzmirli misafirlerimize inovatif bir

yeme içme deneyimi yaşatacağımıza

inanıyoruz. bomontiada İzmir’de

mevcutta İstanbul’da faaliyet gösteren

markalarımızın yanı sıra bu tarihi

lokasyonun dokusuna uygun yepyeni

konseptleri de İzmirli misafirlerimizle

tanıştıracağız.” dedi.


118

hotel restaurant

& hi-tech

yeni mekan

Şehrin göbeğinde nefes alan mekan

Topağacı Gurme

Özgül Öztürk

“Geçmişten gelen yılların deneyimi ile geleceği tasarlayan, “Sürdürülebilirlik”

içerikli ulusal ve uluslararası aldığı ödüllerle adından sıklıkla söz ettiren A

Mimarlık kurucusu / Döngüsel Tasarımcı Özgül Öztürk, tüketim bilinci ile daha

yeşil ve sürdürülebilir yarınlar, yaşanabilir mekanlar tasarlamaya devam ediyor.

Projelerinden: “Topağacı Gurme” dekorasyonu, malzeme seçimleri, tasarım

yaklaşımı ile Nişantaşı’nın kendine has dinamik, enerjik ve kaoslu karmaşasında

taze bir nefes alanı, kaçış noktası.”

Fotoğraflar: Hakkı Günerkan


Kapısından girdiğiniz andan itibaren

mekanda tasarımla yansıtmaya

çalıştığımız hissin, mekanın kendi

işleyişiyle aynı paralellikte olmasına özen

gösterdik. Direkt üreticiden tüketiciye

doğal, katkısız, güvenilir ve temiz gıda

ürünler sunan müşterimiz, mimari ve

dekorasyonda “insan ve doğa” odaklı

ekolojik bakış açımız ile bizimle çalışmayı

tercih etmiştir.

Taze bir nefes alanı, kaçış noktası…

A Mimarlık olarak bütün duyulara hitap

eden yeşil mekan projemizin konseptinde

ilham verici, yaratıcı, doğaya uyumlu

tasarım yapma fikriyle işe koyulduk.

Mekan enerjisinin insanlar üzerindeki

etkisini dikkate alarak çalışmalarını

sürdürdüğümüz Topağacı Gurme

dekorasyonu, malzeme seçimleri,

tasarım yaklaşımı ile Nişantaşı’nın

kendine has dinamik, enerjik ve kaoslu

karmaşasında taze bir nefes alanı, kaçış

noktası… Bahçesinde yenilebilir bitkilerin

üretilerek masaya servis edilmesini

hayal ederek tasarladığımız arka

bahçede tamamen doğal malzemelerden

inşa ettiğimiz toprak duvar ise şehrin

göbeğinde nefes alan doğal yapıyı ve

hem A Mimarlık olarak bizim, hem

müşterimizin misyon ve vizyonunu temsil

ediyor.

Az tüketim-az atık bilinci

Kullandığımız dekorasyon ürünlerinin

çoğu doğadan toplanan malzemeler ve

bir kısmı inşaat sürecinin atıkları olup

geri dönüştürülmüş, az tüketim-az atık

bilinci ile tasarlanmış ve alım yapılmıştır.

Ortak değerler ve hedefler doğrultusunda

müşterimizin de doğa ve çevre bilinci

konusunda duyarlı ve açık olması ile

şantiye sırasında ahşap elemanların ve

toprak duvarın imalatında direkt olarak

katılımcı olması önemsenmiştir. İşin

sonunda tasarımcı olarak mobilya,

tefriş, şıklık odağından öte, mekanın

ruhunu ve hikayesini tasarım gücüyle

yapmaya çalışıyor ve müşterilerimiz ile

beraber sürecin heyecanını mutluluğunu

yaşıyoruz.


hotel restaurant

120 & hi-tech

yeni mekan

Eyüp Sultan’ın

“Emirgan Sütiş’i açıldı

Türkiye’nin önde gelen restoran zinciri markası Emirgan Sütiş, zengin menüsüyle

Eyüp Sultan misafirleri ile buluştu.


Emirgan Sütiş çiftliğinden gelen günlük

sütlerin işlendiği fabrikalarında %100

manda sütünden kaymak, tuz oranının

azlığı ile Türkiye’deki en kaliteli hellim

peyniri ya da sulu haşlama sistemi

ile yapılan kaşar peyniri kahvaltı

seçeneklerinden sadece bir kaçını

oluşturuyor. Kahvaltının yanı sıra 60

yıllık özel reçeteleriyle yapılan: gezen

tavuktan tavuk suyu çorba, tavuklu pilav

gibi ürünlerin yanı sıra Karadeniz usulü

pide, %100 dana etinde döner ya da ızgara

çeşitleri gibi ürünleri misafirlerine servis

ediyorlar.

Tüm Türkiye’de hızla büyümeye

devam eden Emirgan Sütiş,

damaklarda iz bırakan lezzetleri ile

Eyüp Sultan şubesini açtı. Tarihi Eyüp

Sultan Konağı’ nın mistik atmosferinde

misafirleri ile buluşmaya hazır olan

Emirgan Sütiş Eyüp Sultan şubesi, her

damak tadına hitap eden lezzetleri ve

güler yüzlü ekibi ile ön plana çıkıyor. 65

yıldır misafirlerine sağlıklı alışkanlıklar

sunan Emirgan Sütiş 1953 yılından

günümüze değişmeyen kalite anlayışı ile

hizmet veriyor.

Tarihi Eyüp Sultan Konağı’nda modern

bir tasarım

Konağın yapısı ve geleneksel dokusu

korunarak modern bir mimariyle

buluşturan yurt içi ve dışında çeşitli

ödüller almış başarılı mimar Sami

Savatlı imzası taşımaktadır. Eyüp Sultan

Konağı, aslını yaşatıyor. İç dekorasyonu,

el yapımı camlarla tasarlanan

aydınlatmalar, hat sanatı eserleri ve

mekâna ferahlık kazandıran aynalarla

bezenen Emirgan Sütiş, dünden bugüne

gelen başarısını Eyüp Sultan’ da devam

ettiriyor. Toplamda üç kattan oluşan

Emirgan Sütiş Eyüp Sultan şubesinde

özel davetleriniz ve toplantılarınız için

alternatifli odalardan rezervasyon

yaptırabilir, ayrıcalıklı hizmet ile kendinizi

ve sevdiklerinizi buluşturabilirsiniz.

Lezzet rotası Eyüp Sultan’ da

Kendi ekibi tarafından özel olarak

reçetelendirilen ve geliştirilen lezzetlerin

harmanlandığı menü Eyüp Sultan için

hazır. Emirgan Sütiş’lerde yer alan

lezzetler başlangıç noktası olarak

Kırklareli’nde yer alan Sütiş çiftliğinden

gelen günlük sütler oluşturmaktadır,

babadan oğula geçen geleneksel

reçetelerden ilham alması ve günlük

ürün kullanımı ön plana çıkmaktadır.

Konforlu ve sıcak atmosferi ile Emirgan

Sütiş’in Eyüp Sultan şubesi bu sezon

tüm ziyaretçilerin ortak buluşma noktası

olacak.

Güne lezzetli başlangıç; kahvaltı keyfi

Emirgan Sütiş’ in kahvaltısını bilmeyen

yoktur. Geniş ve taze ürünlerden oluşan

menüde herkesin damak tadına hitap

eden bir seçenek var. Güne doyurucu

bir başlangıç yapmak isteyenlere

imalathanemizden ızgara hellim, Kol

böreği veya sahanda yumurta güne fit ve

enerjik bir başlangıç yapmak isteyenlere

ise, kahvaltı salatası, avokado ezmesi

veya taze kahvaltılıklar eşlik ediyor.

Son lezzet turu; tatlı

Yemek yolculuğunun son aşaması tatlı,

güzel bir kahve veya çay ile bir araya

gelir ve sofraya damgasını vurur. Bugün

zengin yemek menüsünün yanında sütlü

tatlı menüsü ve kendi çiftliğinden gelen

doğal ve katkısız ürünlerini öne çıkararak

oluşturduğu sağlıklı konseptiyle sektörün

öncü markalarından olmaya devam

ediyor. Kendi çiftliğinden elde ettiği

manda ve inek sütü ile geleneksel Türk

usulü sütlü tatlılarını yarım asırdır

misafirlerinin damaklarına yakışacak

şekilde üretmeye devam ediyor. Emirgan

Sütiş’ in yıllardır lezzet’ te değişmeyen

lideri Kazandibi tatlısı, meşhur

muhallebileri ya da Antepli ustaların

elinden çıkan şerbetli tatlıları asla

unutmamanız için hazırlanmış izlenimi

vermekte.


122

hotel restaurant

& hi-tech

yeni mekan

Leb-İ Derya

yeniden tasarlandı

İstanbul’un en ünlü restoranlarından Leb-i Derya, uluslararası deneyim tasarımı ajansı

I-AM tarafından yeniden tasarlanan marka kimliği ve tasarımı ile müdavimlerin yanı

sıra, yeni neslin de favori mekanları arasında yer alacak.

Türk-İngiliz ortaklığında kurulan

ve 4 ülkedeki ofisleriyle dünya

çapında faaliyet gösteren deneyim

tasarımı ajansı I-AM, İstanbul’un ünlü

restoranlarından Leb-i Derya’yı marka

kimliği ve iç mekânı ile yeniden kurguladı.

14 yıldır İstanbul, Beyoğlu’nda yeme-içme

kültürüne önemli katkılarda bulunan ve

şehrin ünlü mekanları arasına giren Leb-i

Derya 15. yılında, kültürel birikimine

sahip çıkarak konseptini yeni nesil

meyhane olarak değiştirmeyi hedefledi

ve markanın sahip olduğu müşteri

sadakati ile marka ruhunu kaybetmeden,

yeni nesli de kapsayacak şekilde

restoranlarına yeni bir marka kimliği

kazandırmak üzere I-AM ile çalıştı. Leb-i

Derya, günümüzün öne çıkan yemeiçme

trendlerinden “paylaşım kültürü”

göz önünde bulundurularak yeniden

tasarlandı.

Sıfırdan tasarlandı

Mekan için gerçekleştirdikleri çalışmalar


Leb-i Derya için

girişten itibaren

iki katta da

farklı konseptler

uygulayan I-AM,

daha sakin

görünümlü pastel

tonlar, farklı tipte

aydınlatmalar

ve meyhane

kültürünü yansıtan

görsel elemanlar

kullanarak

mekânda daha

rahat bir atmosfer

oluşturdu.

ile ilgili olarak bilgi aktaran I-AM’in

Kurucu Ortağı Emre Kuzlu, yeme-içme

deneyiminin, sipariş aşamasından

ödeme anına kadar kolektif bir form

kazandığını belirtirken, “Sırayla

servis edilen porsiyonlar, gece boyu

masada kalarak deneyimin süresini

uzatan etkili tadımlara dönüşüyor.

Biz de yemeklerin paylaşıldığı kolektif

ortam ruhunu yansıtmak üzere, Leb-i

Derya’ya meyhane kültürünü yansıtan

ve ‘yaşanmış bir mekân’ hissi verebilen

dokunuşlarda bulunduk. Sıfırdan

tasarlanan restoran deneyimlerinin yanı

sıra, bütüncül tasarım yaklaşımımız

sayesinde küçük dokunuşlarla da istenen

değişimi yakalamayı hedefledik ve bu

yolda başarılı olduk.” dedi.

Bütün projelerinde olduğu gibi,

bu projede de iç görü sağlayacak

metodolojilerinden yararlanarak tasarım

sürecine başladıklarını belirten Kuzlu,

Leb-i Derya markasını en iyi şekilde

yansıtan, mekân içerisinde müşteri

yolculuğunu iyileştirecek bir restoran

deneyimi tasarladıklarını aktardı.

Rahatlık esas alındı

Leb-i Derya için girişten itibaren iki

katta da farklı konseptler uygulayan

I-AM, daha sakin görünümlü pastel

tonlar, farklı tipte aydınlatmalar ve

meyhane kültürünü yansıtan görsel

elemanlar kullanarak mekânda daha

rahat bir atmosfer oluşturdu. Etkileyici

Leb-i Derya manzarasını mekân

tasarımının merkezine oturtacak şekilde

bir konsept geliştirdi. Alt katta özel

etkinliklerin gerçekleştirilebileceği

iki bölümden oluşan bir lounge alanı

oluşturulurken, antikacılardan toplanan

mobilyalar kullanılarak daha eklektik

bir dil oluşturulan bu katta, farklı tipte

etkinliklere ev sahipliği yapabilecek

esnek bir format oluşturuldu. Üst katta

ise yine antikacılardan toplanan ikinci el

dekoratif parçalar, uçuşan tül perdeler

ve masaları tanımlı hale getiren duvar

aplikleriyle ferah bir atmosfer oluşturan

I-AM, arka bölümde ise yoğun bitki

kullanımını ön plana çıkararak sakin bir

kış bahçesi konsepti oluşturdu.


hotel restaurant

124 & hi-tech

dekorasyon

Dekorasyonun en

tamamlayıcı parçası

Sehpalar

Sehpalar hem tarzı hem de işlevselliğiyle mekânda dekorasyonu tamamlayan temel

parçalardan biri olarak büyük role sahip. Sehpaların fonksiyonel olması kadar

kullanılan diğer parçalarla uyumlu bir şekilde bir araya getirilmesi ise oldukça önemli

bir detay. Hareketli ve sabit mobilya üretiminde adından sıkça söz ettiren Hotelya, sehpa

seçiminde nelere dikkat edilmesi gerektiğine dair ipuçları veriyor…

Sehpalar, yaşam alanlarının en

göz alıcı parçalarından biri.

Sehpalar aynı zamanda geleneksel

tasarımlara modern dokunuşlar

eklendiğinde yer aldıkları mekanlarda

yenilikçi bir atmosferin oluşmasını da

sağlıyor. Dekorasyon anlayışınıza göre

minimalist ya da gösterişli sehpalar

kullanarak yaşam alanlarınızda dekoratif

bir ortam oluşturabilirsiniz. Hotelya’nın

sehpa seçiminde nelere dikkat etmeniz

gerektiğine dair ipuçlarına kulak verin…

Sehpa seçerken mekanı iyi gözlemleyin!

Sehpa seçerken; mekanın ölçülerine,

ihtiyaçlarına ve diğer mobilyalarla

uyumuna dikkat etmelisiniz. Sehpanın

şekli, malzemesi, rengi ve işlevselliği

gibi birçok kriteri düşünerek seçim

yapmalısınız.

Küçük alanlarda hafif, şeffaf ürünler

Küçük mekanlarda; akrilik veya

cam gibi mekanı rahatlatacak sehpa

malzemelerin seçilmesi çok daha uygun

olacaktır. Ayrıca tabanı ile neredeyse

fark edilmeyecek kadar ince, havada

duruyormuş izlenimi veren ince ayaklı

sehpaları da tercih edebilirsiniz. Büyük

mekanlarda ise oturma alanınızın

ölçüleriyle orantılı sehpa seçmelisiniz.

Daha fazla depolama alanına ihtiyacınız

varsa altı raflı modeller tam da ihtiyacınızı

karşılayacak nitelikte bir seçim olabilir.

Şık ve modern bir görünüm için farklı

malzemeleri bir araya getirin

Ahşap sehpayı cam ile

hareketlendirebilirsiniz. Yenilikçi ve

modern tasarımlarda metal malzeme

kullanımının tercih edilmesi dikkat

çekiyor. Şık bir dekorasyon istiyorsanız

modern ve farklı tasarımlı mermerleri

tercih edebilirsiniz. Daha sıcak ve samimi

ortam istiyorsanız; ahşap sehpalar

önceliğiniz olabilir. Işığı yansıtan şık

seçimler için; altın sarısı ve gümüş

tonlarını seçebilirsiniz.


Mekanlara

Akdeniz

esintisi…

Seramiksan’ın yeni

“Marsilya ve Sicilya”

serileri, Akdeniz

kıyılarının ritmini yaşam

alanlarına getiriyor.

Geçmişin romantizmini günümüzün

modern hayatına çok özel

dokunuşlarla taşıyan Seramiksan,

yepyeni “Marsilya ve Sicilya” serileri

ile estetik mekanlara imzasını

atıyor. Fransa’nın en eski şehri olan

Marsilya’dan ve İtalya’nın İncisi Sicilya

Adası’ndan esinlenen Seramiksan,

geçmişin gizemli havasını, Akdeniz

kıyılarının büyüleyici güzelliğini, Mistral

rüzgarlarının esintisini yeni serisinde

buluşturuyor.

Zengin desen seçeneği

Vintage tarzıyla sıra dışı bir etki

yapan Marsilya Serisi, iç ve dış

mekanlarda rahatlıkla kullanılıyor.

Bej ve gri renklerinde 16 farklı zengin

desen seçeneğini sunan seri, zengin

kombinasyon seçenekleri ile de hayal

gücünün sınırlarını zorluyor. Düz renk

sevenler için de mono bej ve mono gri düz

renk fonunu sunan Marsilya Serisi, sizi

sahilin keyifli ambiyansına davet ediyor.

Hem yerde hem de duvarda

kullanılabiliyor

İsmini Akdeniz’in en büyük adasından

alan Sicilya Serisi, tasarımı ile de

mekanlara Akdeniz esintilerini taşıyor.

Eskitme görüntüsüyle Sicilya’nın zengin

tarihi dokusunu yansıtan seri, dokunma

hissi veren yumuşak rölyefli dokusuyla

dikkat çekiyor. Sicilya Serisi, 20x20 sırlı

porselen dayanımı ile hem yerde hem de

duvarda kullanılabiliyor.

Kafe, restoran, antre ve teras gibi

mekanlarda rahatlıkla kullanılan

Marsilya ve Sicilya Serileri,

kullanıldığı alana son dönemin

trendlerinden retro bir hava katıyor.


126

hotel restaurant

& hi-tech

hotel-tech

Yapay Zeka ile turizmi dönüştürmenin

5 yolu!

Arya Akademi Eğitim, İletişim ve Danışmanlık Kurucusu Dr. Müh. Gülay Savaş, turizm

sektöründe yapay zeka ile modern müşterinin beklentilerini karşılayacak 5 yol haritası hakkında

ipuçları verdi.


Yapay zekanın aslında yeni bir

teknoloji olmadığını ifade eden Dr.

Müh Gülay Savaş, şunları söyledi:

“Yapay zeka esasında yeni bir teknoloji

değil. Konu yeni gibi görünüyorsa,

bunun nedeni, gerekli verilerin/datanın

ancak yeni yeni yeterli miktarda toplanıp

dijitalleştirilerek, makine öğrenmesi, veri

analizi ve veri madenciliği vb metodlarla

birlikte uygulanabileceği bir potansiyele

ulaşmasıdır. Tüm endüstriler gibi turizm

sektörü de artık gelişen teknoloji ve yapay

zeka uygulamaları ile başka bir boyuta

doğru ilerliyor” dedi.

Yapay zekayı akıllıca nasıl kullanacağız?

Gülay Savaş, şöyle devam etti: “Turist

açısından baktığımızda; seyahat planları

yapılmasının ve deneyiminin yaşanmasının

bile şekli şemali değişti. Artık, elimizde

rehber kitaplarla, önce gittiğimiz ülke

ya da şehirde önce “informasyona”

uğrayarak, dolaşan bir toplum değiliz.

Ne seyahat acenteleri aracılığıyla

rezervasyon yapıyoruz ne fotoğraf çekip,

bastırıp, albümlere koyuyoruz ne de

informasyonlara uğruyoruz. İhtiyacımız

olan her şeye artık teknoloji, hatta en

basitinden elimizeki cep telefonları

üzerinden ulaşıyoruz. Hepimiz birtakım

aplikasyonlar üzerinden rezervasyon ve

tatil programları yapıyoruz, Instagram’da

tatil fotoğrafları yayınlıyoruz. Twitter

ve Facebook’ta gecikmeli uçuşlardan

şikayet ediyoruz. Gittiğimiz yerde

aradığımız bir şey varsa, Google’a

soruyoruz. Yani tek muhatabımız

teknolojidir. Turizm firmaları açısından

baktığımızda ise; artık keşfedilen yeni

destinasyonlar ve yeni gezgin profilleri

ile artık müşterilerinin neredeyse tüm

beklentilerine karşı son derece esnek

olmaları gerekiyor. Müşterilerine

sadece, kaldıkları süre boyunca,

konaklama sırasında ve sonrasında değil;

yolculuklarının her aşamasında, eşlik

edecekleri yenilikçi hizmetleri sunmaları

gerekmektedir. Şu anda bile turizm

sektörü profesyonellerine yönelik, mevcut

veri zenginliği ile çok sayıda teknoloji ve

tavsiye uygulaması bulunmaktadır. Amaç,

turizm sektöründeki profesyonellerin

çalışmalarını basitleştirerek, güçlü araç

ve teknolojilere yapay zekayı da ekleyerek,

uzmanların üretkenliğini desteklemek ve

firmaların kâr ve müşteri memnuniyeti

açısından önemli bir fark oluşturmalarını

sağlayacak çözümler üretmektir. Ama

sorulması gereken soru şudur: Yapay

Zekayı akıllıca nasıl kullanacağız?”

Yapay zekanın katma değeri turizme

nasıl uygulanır?

Yapay zekanın katma değerinin turizme

uygulanması konusuna değinen Savaş,

şunları anlattı: “Özelleştirme ile, yani

kişiye özel alternatiflerin sunulması ile

uygulanır. Müşterilere aynı tiplerdeki

seyahatlerde, aynı deneyimleri

yaşatmaktan ziyade, yapay zeka yardımı

ile farklı ürün/hizmet önerileri getirerek;

turistlerin isteklerini, alışkanlıklarını

ve tercihlerini karşılayacak deneyimleri

yaşama olanağı sağlanır. Yapay zeka,

bir veri havuzunu anlamlı kılmaktadır.

Müşterinin neyi aradığını, satın aldığını

ve sevdiğini öğrenerek, özelleştirilmiş

ve hedeflenmiş teklifler oluşturmayı

mümkün kılar. Günümüzde yapay zeka ile

bilişsel sistemler; doğal dilde etkileşime

girebilir, coğrafi yerelleştirilmiş içerikle

geliştirilmiş çok sayıda yapılandırılmış ve

yapılandırılmamış veriyi işleyebilir ve her

etkileşimden de öğrenebilir. Yapay zeka

ile bu sistemler, “Big Data” sayesinde,

“akıllı hedef”, “müşteri deneyiminin

kişiselleştirilmesi” ve “sadakatinin

artması” gibi başlıklarda doğru analizin

yapılması ve pazarlamanın sağlanması

gibi, sektör için stratejik konuların

geliştirilmesinde hızla daha çok gerekli

hale gelecektir” diye konuştu.

Turizmde Modern Turistin Beklentilerini

Karşılamak için 5 Yapay Zeka Uygulaması

1.ChatBotlar

Expedia gibi çevrimiçi seyahat acenteleri,

müşteri hizmetleri için yapay zekayı aktif

olarak kullanıyorken, Booking.com online

seyahat aramalarını otomatikleştiren

bir sohbet aracı başlattı. Expedia,

müşterilerinden rezervasyon değiştirmek

için kaç kişinin aradığını hatırlatıyor, yapay

zekayı kullanarak bu süreci kolaylaştırıyor.

Gelecekte, kullanıcıların herhangi biriyle

konuşmak zorunda kalmadan (yani çağrı

merkezi olmadan) ya da web sitesine giriş

yapmadan, bir rezervasyonu değiştirmek

ya da iptal etmek için kullanıcılar,

işlemlerini chatbotlar üzerinden kolayca

gerçekleştireceklerdir.

2.Benzersiz Tercihleri Öğrenme

Seyahat planlamasında, yalnızca bir

hedef, uçuş ve konaklama seçmekten çok

daha fazlası vardır. Gezginler, benzersiz

tercihlerini temsil eden her türlü küçük

kararlar alırlar. Sanal asistanlar, akıllı

seyahatin geleceği olabilir, ancak oraya

ulaşmak için karmaşık Yapay Zeka (AI) ve

analiz yeteneklerine ihtiyaçları vardır.

Yapay zeka ile büyük verileri işleyerek,

her bir yolcunun tercih ettiği (uçuşta ya da

konaklama tercihlerinde koltuk yeri gibi)

akıllı tahminleri yapmak ve bu bilgileri

hızlı ve rahat bir şekilde beklentileri

karşılayan rezervasyonlara dönüştürmek

mümkündür. Özellikle iş seyahatinde

olanlar, bu sanal asistan hizmetinden

kolaylıkla faydalanabilir. Çünkü sık ve

tutarlı bir şekilde seyahat ederler. Bu

zaman tasarrufu da, iş seyahatleri için

önemli bir öncelik olan para tasarrufu

anlamına gelir.

3.Uygun Ulaşım

Uber ve Bla Bla Car gibi araç kiralama

hizmetleri, birçok yönden toplu

taşımayı yeniden tanımladı. Taksilerin

popülaritesini azalttı ve talep üzerine

sunulan taşımacılık hizmetlerinin

rahatlığını sağladı. Kendi kendine

giden otomobiller, otomobillerdeki bir

sonraki büyük adım olsa da, bazı şehirler

tıkanıklığı azaltmak için daha çevre dostu

çözümlere odaklanıyor. Büyük verileri

ve yapay zekayı kullanarak, İspanya’daki

şehirler giderek artan nüfus ve turistlerin

barış içinde bir arada yaşamalarını

sağlamak için çalışmalar yapıyor.

4.Robotik Konsiyerjler

Hipmunk, Expedia, Skyscanner ve

Cheapflights gibi markalar da müşteri

hizmetleri için yapay zeka kullanım

alanını deneyimliyorlar. Hilton Otelleri

bir adım daha ileri giderek, check-in

sırasında konuklara yardımcı olan ve yerel

cazibe merkezleri ve yapacakları şeyler

konusunda tavsiyede bulunan “Connie”

adında gerçek bir robot ile hizmet vermeye

başladı. Otel resepsiyon masasında

duran küçük bir robot olan Connie,

ziyaretçilerle etkileşimde bulunmayı

ve onlara kişiselleştirilmiş bir deneyim

sağlamayı öğreniyor. Ayrıca, müşterilerin

ihtiyaç duydukları cevapları almasına

yardımcı olmak için WayBlazer’in seyahat

bilgilerine de erişebiliyor.

5.Büyük Veri İstatistikleri / Big Data

Yapay zekanın kullanılabilmesi için büyük

verilere öncelikle ihtiyaç duyulduğunun

altını çizmiştik. Gerekli veri olmadan

yapay zeka çalışamıyor ve öngörülü

istatistikler, analizler yapamıyor. O

yüzden tüm sektörlerde, bilgi teknolojileri

yani yazılımların da yardımıyla önce veri

toplamamız lazım ki, geleceğe yönelik

tahminlerde bulunabilelim. Küba örneğine

bakacak olursak, ABD ile olan ilişkilerini

çözmesi, turizmi izlemek ve ülkenin

geleceğini planlamak için büyük veri

ve yapay zeka ile ilgileniyor. Küba’nın

internet alt yapısı modern standartlara

uygun olmasa da, hükümet halihazırda

sosyal medya, oteller ve turistik

destinasyonlardan bilgi topluyor ve ülkede

ek turizmi teşvik etmede faydalı olabilecek

stratejiler üretiyor.


hotel restaurant

128 & hi-tech

ürünler

Danfoss, sektörün ilk Mobil Ünitesini

tasarladı

Danfoss Türkiye Soğutma Sistemleri, Danfoss Teknik Destek ve

Eğitim Müdürü Adnan Güney’in önderliğinde, çoğunluğu Danfoss

komponentlerinden oluşan bir eğitim ünitesi tasarladı. Danfoss

ürünlerini uygulama üzerinden anlatmayı hedefleyen eğitim

ünitesinin üzerinde sıcaklık, basınç gibi değerlerin yanı sıra sistem

içindeki soğutkanın fiziksel durumu farklı noktalardan çıplak gözle

görülebiliyor. Eğitim ünitesi aynı zamanda sistem henüz dizayn

aşamasında da kullanılabiliyor.

Kısa sürede banyolarını

yenilemek isteyenler için

Geberit, geliştirdiği teknolojik ürünleriyle banyolarda konforu hedeflemenin ötesinde

kısa sürede takipçilerini yepyeni bir banyoyla buluşturacak akıllı çözümler sunuyor.

Minimalist tasarımını inovatif bakış açısıyla harmanlayan Geberit Monolith Rezervuar

Modülü, modern banyoların vazgeçilmez bir parçası oluyor. Birbirinden şık ve inovatif

tasarımların altına imza atan Geberit, her tarza uygun akıllı çözümleriyle yaşam

kalitenizi yükseltmeye devam ediyor. Kısa sürede, çok fazla tadilat gerektirmeden

banyolarını yenilemek isteyenlere çözümler sunan Geberit Monolith serisi, banyolarınızı

ferah ve şık bir görünüme kavuşturuyor.

4000A’e kadar projeleriniz için

en ideal çözüm

Türk elektrik pazarındaki öncü marka Legrand, inovatif yeni ürün ve tasarımlarıyla

sektördeki lider konumunu güçlendirmeye devam ediyor. İşlevsel ürün gruplarıyla

sektördeki bilirkişiliğini konuşturan Legrand, 6300A’e kadar mevcut alçak gerilim

dağıtım pano serisi XL3’e alternatif olarak 4000A’e kadar XL3S serisi dağıtım

panolarını panocular için özel olarak tasarladı. Oteller, ofisler, konutlar ve alışveriş

merkezleri gibi genel mekanlar için tasarlanan XL3S dağıtım panoları, zaman

tasarrufu sağlayan aksesuarlarıyla da sürdürülebilir dünyaya katkı sağlıyor.

Yaşam alanlarında doğallık etkisi

Doğallığı sevenlerin vazgeçemediği ahşap dekorasyon, bu sene

yine trend listelerinin başında kendine yer buluyor. Özellikle

modern tasarım ve açık renk mobilya modellerinin kullanıldığı

mekanlarda ahşap tonlarda detayların kullanılması, tamamlayıcı

bir özellik oluşturuyor. Ortama hem bohem hem de sıcak bir

hava kazandırıyor. Elektrik anahtarı ve priz sektörünün lideri

Panasonic Eco Solutions Türkiye de VİKO imzalı Artline Serisi’nin

NOVELLA modelleri ile evlere ahşabın çok özel dokunuşunu

katıyor.

More magazines by this user
Similar magazines