hotel restaurant & hi-tech September 2018

istmagmagazin

hotel restaurant & hi-tech September 2018

+90 (212) 443 10 00

www.wishmore.com.tr | sales@wishmore.com.tr

METRO HAVAALANI AVM MERKEZÎ

KONUM

TARİHİ

YARIMADA

FITNESS

SPA


Yerinizi ayırdık, bekleriz!

Malum, bu ay turizm ağırlama profesyonellerinin,

sektörün en büyük ulusal ve uluslararası fuarlarında

buluşma zamanı... Biz de eylül ayına özel

hazırladığımız Türkçe-İngilizce içerik konularımız ve

konuklarımız ile EDT EXPO (Ev Dışı Tüketim- Gıda

Ürünleri, Sarf Malzemeleri, Ekipmanları, Üreticileri

ve Tedarikçileri Fuarı) ve The Hotel Show-Dubai’deki

yerimizi ayırdık, sizleri keyifle ağırlamak için

bekliyoruz…

Hayalini kurduğu turizm yolunda önce otelciliği

sevdi. Tüm dünyayı avuçlarında hissettiren

acentacılık ve tur operatörlüğü ise onu asıl cezbeden

tutkuları oldu. 14 yıllık Viyana deneyiminin

ardından kariyer başarısını 2011 yılında kurduğu

12 Months Travel ile taçlandıran tecrübeli turizmci

Aylin Güneşli’nin 30 yıllık turizm serüveninin

devamı iş’te kadın bölümümüzde sizlerle…

Onun mutfak serüveni yemeğin içinden ayıkladığı

soğanlarla başlamış ilk. Tokat’ın Zile Kuruçay

köyünde bir çiftçinin beşinci çocuğu daha o vakitler.

Anne mutfağında kırmızı etli kavurmadan bazlama

ekmeğine şımarık bir sofra adabının en şanslı üyesi.

Kendi ağzından; son derece afacan, komik, ar damarı

çatlak bir çocuk aynı zamanda. O kadar ki etrafında

gülmekten kırıp geçirmediği tek bir komşu, arkadaş

dahi bırakmamış. Ta ki…

Mutfak dünyasının şovmen şefi Ayvaz Akbacak’ı

şef’in gözünden sayfalarımızda merak uyandıracak

hikayesi ve birbirinden enfes lezzetleri eşliğinde

ağırladık. Bu röportajı kaçırmayın!

Ve!

Bu sayımızın kapağını İstanbul Boğazı’nın müthiş

ambiyansını konuklarına ziyadesiyle yaşatan

Kaytan Lounge’e ait özel bir fotoğraf ile süsledik.

Beğeneceğinizi umarız…

Keyifli okumalar dilerim.

We have booked your places, come

and be our guests!

As is known this month is the meeting time of

tourism hospitality professionals at the largest

domestic and international fairs. We have booked

our stands at EDT EXPO (Out-of-Home Consumer –

Food Products, Consumables, Equipment, Producers

and Suppliers Show) and at The Hotel Show Dubai,

and we will be happy to host you at our stands.

She loved hotelier business first on the way of

tourism which she was dreaming. But the agency

and tour operations have been her main passions

making her feel the world in her palms. Crowning

her career with 12 Months Travel that she

established after her 14 years of Wien experience

Aylin Güneşli has an interesting story of 30 years

in tourism and we included it in our Women in

Business section.

His kitchen adventure has first started with clearing

onions out from dishes. He was the fifth child of

a farmer of five children those days in Kurçay,

Zile village of Tokat province. He was the luckiest

member of a spoiled dining table containing a

variety of specials from deep fried red meat to flat

baked bread of mom’s kitchen. According to himself,

he was quite of an naughty, funny and shameless

child. So much so that he never left a person without

rolling in aisles among neighbors and associates.

Till…

We have hosted the showman chef of the culinary

world Ayvaz Akbacak’s story from his own

perspective together with wonderful dish recipes.

Never miss this interview!

And!

We have embellished the cover of this issue with

Kaytan Lounge which offers excellent ambience of

the Boshporus to its guests. We hope you love it.

Enjoy!

K

EMİR ÖMER ÖCAL

emir.ocal@img.com.tr

FATMA DEMİRBAĞ

fatma.demirbag@img.com.tr

İMG Web Team mail

web@img.com.tr

HAKKI GÜNERKAN

hakki.gunerkan@img.com.tr

kaytan LOUNGE

KAPAK FOTOĞRAFI ÜMİT BAŞER ALKAÇ

website

www.hotelrestaurantmagazine.com

e-mail

info@img.com.tr

KURUMSAL İLETİŞİM MÜDÜRÜ

FİNANS MÜDÜRÜ

MUHASEBE MÜDÜRÜ

ABONE ve DAĞITIM

CTP - BASKI

İRTİBAT BÜROLARIMIZ

ADRES

EBRU PEKEL

ebru.pekel@img.com.tr

MUSTAFA AKTAŞ

mustafa.aktas@img.com.tr

ZEKAYİ TURASAN

zturasan@img.com.tr

NURTEN DEMİR

nurten.demir@img.com.tr

İHLAS GAZETECİLİK A.Ş.

Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi İhlas Plaza

No:11 A/41 Yenibosna–Bahçelievler/ İSTANBUL

Tel: +90 212 454 30 00 Fax: +90 212 454 34 94

www.ihlasmatbaacilik.com

BURSA +90.224 211 44 50-51

KONYA +90.332 238 10 71

Evren Mah. Bahar Cad.

Polat İş Merkezi B Blok No:1 Kat:4

Güneşli-Bağcılar/İstanbul

Tel: +90 212 604 51 00

Faks: +90 212 604 51 35

hotel & restaurant hi-tech dergisinde yer alan makalelerdeki fikirler yazarlarına aittir. Yayınlanan ilanların sorumluluğu reklam verene aittir. hotel & restaurant hi-tech dergisinin bütün yayın

hakları İletişim Magazin Gazetecilik San. ve Tic. A.Ş.’ye aittir. Yazılar kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yaygın süreli bir yayın olan hotel & restaurant hi-tech dergisi ayda bir yayınlanır.


içindekiler

60

antre

12 Sektörden kısa haberler

gündem

20 İstanbul Körfez’le, Antalya yerli

yabancı turistle yükseldi

62 52

40 İstanbul; yemek, sanat, müziğin

en iyi şehirleri arasında

44 Oda fiyatlarında dünyanın en

pahalı şehirleri belli oldu

48 Öner: Haydi daha fazla Çinli,

Hintli, Japon istiyoruz

iş’te kadın

62 Turizmde keşfetmeye adanmış

30 yıl; Aylin Güneşli

marka

66 Kize Mobilya, 2019’da ihracat

gücünü artıracak

22 Berlin ilk yarıda 6,4 milyon

ziyaretçi ağırladı

26 Medikal turizmde Türk-Arap

iş birliği

28 Turizm sektörünün geleceğinde

neler olacak?

32 Abla-kardeş, hayallerini

ertelemediler!

34 Türkiye ilk 7 ayda 22 milyon

turist ağırladı

36 Hatay, EXPO ile 2 milyon

turist hedefliyor

www.hotelrestaurantmagazine.com

50 Artvin’de doğa turizmi öne

çıkarılacak

yatırım

52 Lüks ve konforu modern dokunuşlarla

sunan bir şehir oteli: Wish More

Hotel Istanbul

54 Gastroturistlerin doğru adresi;

Melek Lara Butik Otel

56 Ayın yatırım fırsatları

60 Artık daha şık, daha konforlu!

Almira Hotel Thermal Spa &

Convention Center

70 ISM Minibar büyümeye devam ediyor

72 La Lorraine, Türkiye’ye 20 milyon

Euro’luk yatırım yapacak

76 Gastronometro’nun ilham veren

mutfak ürünleri satışta

78 Zyxel turizmde hedef büyüttü

şef in gözünden

82 Şovmen şef: Ayvaz Akbacak


54 112 82

gastro etkinlik

86 EDT’nin öncüleri buluştu

gastro güncel

90 Yemeğe 1 saat 58 dakika ayırıyoruz

110 26. ANFAŞ Food Product’ın

yeni yüzüyle değişimi

hissedeceksiniz

yeni mekan

112 Geleneksel mutfağın yarım

asrı geçen temsilcisi; Hünkar

ürünler

126-128 Yeni ürünler

94 Boztepe: Hindistan’dan sonra

Şanlıurfa

116 Bursa’nın en özel tatlarıyla;

Dede Bursa Kebapçısı

96 Dünyada ilk restoranlar arası kurye

paylaşımı modeli hizmette

98 Abacı: Boşuna paranızı çarçur

etmeyin, Hatay’a gelin

gastro aktüel

98 Gastronomi sektöründen kısa

haberler

fuar

104 Seramiksan, yeni ürünleriyle

Cersaie Seramik ve Banyo

Fuarı’nda

120 Hayata sağlık ve tat

katan baharatlarıyla;

Hayfene

hotel-tech

122 GMW Mimarlık geleceğin

havalimanlarını analiz etti

124 Otel güvenliğinde teknoloji

maliyetleri düşüyor

www.hotelrestaurantmagazine.com

112


12

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Aynı seyahatte 4 Yunan Adası

birden, bir de Atina

Tek bir seyahatte yorulmadan birden fazla Yunan Adası’nı gezmek mümkün mü? Eğer

seyahatinizi bir cruise gemisi ile planlarsanız; kesinlikle mümkün. Celestyal Cruises

denize açılan kabinleri ile Ege mavisinin koynunda sizi ağırlarken en kolay en konforlu

en ucuz yoluyla Santorini, Mikonos, Milos, Girit ve Atina’yı gezebilirsiniz. Uluslararası

standartta dizayn edilmiş güvenli ve konforlu kabinleri ile Celestyal Cruises gemilerinde

Türk mürettebat da mevcut. Dünya mutfaklarından sunulan zengin açık büfe ve ala carte

yemekler, her yaşa hitap eden çeşitli hobi dersleri, animasyonlar, turnuvalar ve gece şovları

size gerçek cruise tecrübesini yaşatırken huzur ve eğlenceyi de garanti ediyor. 2 kara turu

da hediye. 7 gece 8 günlük turlar 14 Ekim’e kadar sürecek.

Raffles Istanbul’a Kuzey

İrlanda’dan 5 ödül

Dünyanın ayrıcalıklı rotalarında yer alan otelleriyle bu yıl 131’inci

yılını kutlayan Raffles markasının gözde otellerinden biri olan Raffles

İstanbul, global arenada turizm sektörünün önemli ödüllerinden

olan ve hizmet kalitesi kapsamında dünyanın en iyi otellerinin

değerlendirildiği World Luxury Spa & Restaurant Awards’da (Dünya

Lüks Spa ve Restaurant Ödülleri) Türkiye’yi başarıyla temsil etti

ve birinciliğin sahibi oldu. Raffles İstanbul Zorlu Center, dünyanın

en prestijli restaurant ve spa ödüllerinden World Luxury Spa &

Restaurant Awards, “En İyi Restaurant” ve “En İyi Spa” kategorilerinde

toplam 5 ödül aldı.

Bekâr hayata eğlenceli veda!

Birbirini seven çiftlerin hayatlarını birleştirerek yeni bir döneme

merhaba dediği anlar kadar, geride bırakılan yalnız hayatın son

günleri de bir kutlamayı fazlasıyla hak ediyor. Her detayı düşünen

kusursuz hizmetleri ile unutulmaz davetlere imza atan Wish More

Hotel Istanbul, zengin seçenekleri ile bekarlığa en eğlenceli vedaları

sunuyor. Eğlencenin dozunu artıran müziklere, sınırsız alkol ve

leziz atıştırmalıkların eşlik ettiği bekârlığa veda partilerinde, tüm

detaylar otelin tecrübeli ekibi tarafından beğeniye sunuluyor. Kişiye

özel kaliteli hizmet anlayışıyla öne çıkan 5 yıldızlı otel, evlilik öncesi

organizasyonlarına yeni bir boyut kazandırıyor.

Yalıkavak Marina mega yatları

ağırlamaya devam ediyor

Türkiye’nin en popüler yat turizmi bölgelerinden birinde yer alan

Yalıkavak Marina, eşsiz lokasyonunda, süper ve mega yatlar

için birinci sınıf servis olanakları sunuyor. Bağlama kapasitesi

bakımından Türk marinaları arasında ilk sırada yer alan marina,

toplam 620 bağlama kapasitesi ile yatlara ev sahipliği yapıyor.

Bodrum’un en güzel körfezinde yer alan marina, her boyuttaki

yat için ideal bağlama olanakları sunuyor. 2012 ve 2013 yıllarında

tamamen yeniden inşa edilen marina, 2018 yılında, The Yacht

Harbour Association (TYHA) tarafından ‘Yılın Süper Yat Marinası’

kategorisinde Altın Çapa ödülüne layık görüldü.


14

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Antalya, İspanya’yı solladı

Türkiye’nin Akdeniz çanağı bu yaz online rezervasyon yapan

tatilcilerin gözdesi oldu. Traveltainment’ın Alman Online Seyahat

Satışları Derneği’nden (VIR) elde ettiği verilere göre rezervasyonlarda

yüzde 24 artış oldu. 2. sıraya düşen Mayorka ise arkadan geliyor.

Derneğin verilerine göre üçüncü sırada Mısır’ın ünlü destinasyonu

Hurgada yer alıyor. Bu yıl online rezervasyonda güçlü bir büyüme

gösteren Hurgada yüzde 62’lik artış yakalamış durumda. İnternet

üzerinden rezervasyon yapan diğer popüler destinasyonlar ise Rodos,

Girit, Kanarya Adaları ve Bulgaristan olarak gösteriliyor. Bu yıl paket

tur ve son dakika rezervasyonlarına bakıldığında Antalya ve Hurgada

yıl boyunca seyahat acentelerinin ve tüm online rezervasyonların en

çok kazananı oldu.

Hilton İstanbul Bomonti’den

anlamlı proje

Hilton İstanbul Bomonti, Hilton’un her yıl dünya çapında yürüttüğü Küresel

Hizmet Haftası çalışmaları kapsamında Kasımpaşa Çocuk Evleri Sitesi’nin

spor salonunu baştan aşağı yeniledi. 19 Temmuz günü düzenlenen açılış

töreni, siyasi isimlerin ve Hilton’un üst düzey yöneticilerinin katılımıyla

gerçekleşti. Beş yıldızlı otel, 2014 yılında İş Koçluğu projesine başlayarak 1

Down Sendromlu genci işe almış; otel operasyonunda aktif görev vermişti.

Şu an otel bünyesinde 3 Down Sendromlu genç farklı görevlerde yer alıyor.

Otel, 2016 yılında ise Down Sendromu Derneği ile ortaklaşa hayata geçirdiği,

aralarında Kasımpaşa Çocuk Evleri Sitesi’nde kalan bir genç kızın da

bulunduğu Dans+1 grubunu kurdu.

Bedeninizi ve ruhunuzu şımartın

Ege’nin zenginliğini her anlamda iliklerinize kadar hissedeceğiniz Ayvalık’ta,

ruhunuzu ve bedeninizi Murat Reis Ayvalık’ın D-Spa’sı ile yenileyebilirsiniz.

Ayrıcalıklı bir wellness deneyimi yaşatan ve spa severlerin vazgeçilmez

adresi olan Murat Reis Ayvalık D-Spa, çok özel destinasyonuyla misafirlerine

dört mevsim hizmet sunuyor. D-Spa’nın uzman terapistleri tarafından

gerçekleştirilen masajlar, bakımlar ve özel spa terapileri bedeninizi ve ruhunuzu

dinlendiriyor. Murat Reis Ayvalık, özenle tasarlanan spa merkezi, ileri teknoloji

ürünü ekipmanları, tam donanımlı ve deniz manzaralı fitness alanının yanı sıra

sauna ve buhar odaları, Türk Hamamı, 3 adet bakım ve terapi odası ile doğal

ürünleri kullanarak hizmet veriyor.

En büyük tatil armağanı

World Travel Awards 2018’de Türkiye’nin lider aile oteli seçilen Rixos

Premium Tekirova, her yıl düzenlediği Rixy Çocuk Festivali ile birlikte,

bu yıl ilk defa organize edilen Rixy Çocuk Olimpiyatları’na ev sahipliği

yaptı. 15 Ağustos Çarşamba günü Rixy Çocuk Olimpiyatları ile başlayan

etkinlikler, 16 Ağustos’ta Rixy Çocuk Festivali ile devam etti. İki gün

süren etkinliklere, farklı ülkelerden katılım sağlayan misafirler

renkli anlar yaşadılar. Takım ruhunun en üst seviyelerde yaşandığı

olimpiyatlarda, yarışlara anne-çocuk veya baba-çocuk birlikte de katılım

sağlarken, 100 üzerinden alınan puanlama sistemi ile en yüksek puanı

alan takımlar olimpiyat oyunlarının şampiyonluğuna ulaştılar.


16

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Yeni Havalimanı

için lüks taşımacılık ihalesi

Açılışı 29 Ekim gününe planlanan İstanbul Yeni Havalimanı’nın da yapımı tüm hızıyla

devam ediyor. %95’i tamamlanan havalimanı açıldığında ulaşımda sıkıntı yaşanmaması

adına ulaşım alternatifleri de artıyor. İhaleyi alan şirket 18 hat üzerinde 150 otobüsle

taşımacılık yapacak 4 Eylül tarihinde kapalı teklif usulü arttırma ile yapılacak ihaleyi

kazanacak olan şirket 10 yıl süreyle İstanbul’da oluşturulacak 18 hat üzerinde 150

otobüsle İstanbul Yeni Havalimanı arasında taşımacılık yapacak.

Sadeliğin ve zarafetin

düğün mekanı

D-Resort Göcek, Akdeniz’in ılık rüzgarı, çam ağaçlarıyla çevrili romantik atmosferi ve turkuaz

rengi denizi ile hem evlenecek çiftlere hem de misafirlerine unutamayacakları bir düğün

vadediyor. Akdeniz ve Ege’nin tüm doğa güzelliklerinin gizli bir hazine olarak sunulduğu, etrafı

bahçelerle çevrili, gözlerden uzak D-Resort Göcek, Akdeniz’in turkuaz koyunda yer alıyor. Dingin

ve masmavi denizin hemen yanı başındaki geniş çim alanda büyülü bir düğün atmosferi, eşsiz ve

lezzetli menü seçenekleri sunan otel, Göcek’in en özel noktasındaki konumu ile tüm olanaklarını

ve deneyimini evlenmek isteyen çiftlerin hizmetine sunuyor.

Otellere yeni sigara ayarı

Sigara ve tütün mamulleriyle mücadele konusunda atılan adımlara bir yenisi

daha eklenerek; otel, pansiyon, misafirhane ve konuk evi gibi konaklama

hizmeti veren işletmelere yeni standartlar getiriliyor. Söz konusu işletmelerde

sigara içilebilir odaların oranı yüzde 30’u geçemeyecek. Doruk Çakar imzalı

habere göre, her 100 odadan en fazla 30’u sigara içilebilir oda olarak hizmet

verecek. Yasal düzenlemenin yeni yasama yılında AK Parti’nin TBMM’ye

sunacağı kanun teklifi ile hazırlanması ve uygulamanın 2019 yılı içinde hayata

geçirilmesi bekleniyor.

THY, bayramda

2.3 milyon yolcu taşıdı

Türk Hava Yolları, 17 Ağustos-26 Ağustos tarihlerini kapsayan 10 günde 15 bin 48

uçuşta 2 milyon 340 bin yolcuyu ağırladı. THY Basın Müşaviri Yahya Üstün soysal

medya aracılığıyla yaptığı açıklamada, “Bu bayram gerçekleştirdiğimiz 15 bin

48 uçuşta yalnızca 2 milyon 340 bin 448 yolcumuzu taşımadık. Biz aynı zamanda

milyonlarca kavuşmayı, heyecanı ve mutluluğu da bir araya getirdik. Türkiye için

çalışmaktan, anlam taşımaktan gurur duyuyoruz” dedi. (DHA)


18

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Antalya Havalimanı 8 ayda 9

milyon yolcuyu aştı

Turizmin başkenti Antalya’da havalimanı yolcu sayıları ile rekora

koşuyor. Uçuş ağı büyümesine göre Avrupa’nın zirvesinde yer alan

Antalya Havalimanı henüz daha 8. ay bitmeden 9 milyon yolcuyu

aştı. Fraport TAV Antalya Havalimanı işletmesi tarafından sosyal

medya üzerinden duyurulan bu rakam aynı zamanda henüz daha

sezon devam ederken toplam sayının hangi noktalara erişebileceği

ulaşabileceği konusunda da önemli bir gösterge oluyor.

Kuşadası İmbat Otel

el değiştirdi

Dünyaca ünlü Kadınlar Denizi’nde denize sıfır konumda1964 yılından bu yana

Kuşadası’nın 54 yıllık ünlü bir markası olarak Türk turizmine hizmet veren

İmbat Otel el değiştirdi. Infinity by Yelken markası ile UFBA Turizm Grubu’nun

Yönetim Kurulu Başkanı Ufuk Baloğlu liderliğinde yoluna devam edecek olan

otel, Kuşadası’na kaliteli hizmet anlayışı ile damga vurmaya hazırlanıyor. UFBA

Turizm Grubu halen Bodrum Yelken Mandalinci ve Hilton Garden Inn Ankara Gimat

Otelleri’nin hem mal sahibi hem de işletmecisi konumunda bulunuyor.

Düğün trendine Bodrum’da devam

Temmuz ayında tüm dünyanın konuştuğu milyon dolarlık Hint Düğünü organize

eden LUX* Bodrum Resort & Recidences şimdi de Lübnanlıların düğününe ev sahipliği

yapacak. Lüks kategoriye hitap eden otel, kolay ulaşımı, konumu, doğal güzellikleri,

hizmet sektöründeki kalite anlayışı ile son zamanlarda dünyada yeni trend hâline

gelen destinasyon düğünleri için tercih ediliyor. MYC Partners Yönetim Kurulu Başkanı

Dr.Murat Akdoğan: “Düğün turizminin Türkiye için önemi büyük. Düğün için ABD,

İsviçre, İngiltere ve Lübnan’dan gelen misafirlerimiz olacak. Düğünün etkisi Avrupa’yı

kapsayacak. Misafirler sadece otelde de olmayacaklar. Bodrum’da bir akşam yemeği

düzenlenecek. Düğünün maliyetinin 1.5-2 milyon dolar olacağı tahmin ediliyor” dedi.

Wyndham Oteller Grubu’nda

yeni atama

Wyndham Oteller Grubu, Deniz Dorbek Koçak’ı Amerika Merkez Ofis’te Gelirler

Yönetimi Başkan Yardımcısı olarak atadı. Aralık 2015’ten bu yana grupta

kariyerini sürdüren Koçak, Wyndham Otel Grubu Londra Bölge Ofisi’nde,

Avrupa, Orta Doğu, Asya ve Afrika otellerinin gelir yönetimi ve dağıtımından

sorumlu kıdemli direktör olarak görevini sürdürüyordu. Bu yeni atamayla birlikte

Koçak, grubun Amerika’da bulunan Merkez Ofisi’nde, Gelirler Yönetimi Başkan

Yardımcılığı görevini üstlenirken, yaklaşık 100 kişilik ekibi yönetecek.


20

İstanbul Körfez’le,

Antalya yerli yabancı turistle yükseldi!

TÜROB, Türkiye’nin Temmuz 2018 otel doluluklarının geçen yılın aynı dönemine yüzde 7.1 oranında

artarak ortalama yüzde 74.9 olarak kaydedildiğini açıkladı. İstanbul Körfez turisti, Antalya ise hem

yerli hem yabancı turist sayesinde yükseldi.

Konaklama sektöründe doluluk ve

fiyat artış trendi yüksek sezonda da

devam etti. Türkiye Otelciler Birliği

(TÜROB), Türkiye’nin Temmuz 2018 otel

doluluklarının 2017 yılının aynı dönemine

yüzde 7.1 oranında artarak ortalama

yüzde 74.9 olarak kaydedildiğini açıkladı.

Temmuz 2017’de bu oran yüzde 69.9

olmuştu. Dünya çapında veri ve analiz

şirketi STR’nin TÜROB için hazırladığı

Temmuz 2018 Ülke Performans

Raporu’nda yer alan verilere göre,

Temmuz 2018’de ADR (Average Daily

Rate) olarak adlandırılan ortalama günlük

satılan oda bedeli yüzde 11.9 artışla 87.8

Euro’ya, toplam oda sayısı üzerinden

odabaşı elde edilen gelirler ise (RevPAR)

yüzde 19.9 artışla 65.7 Euro’ya yükseldi.

Yılın ilk 7 ayında ise Türkiye, doluluk

oranındaki yüzde 15.7 ve oda başı elde

edilen gelirde yüzde 25.2 artışla geçen

yıla göre Avrupa destinasyonları arasında

en yüksek artış oranını yakalayan ülke

oldu. Ocak-Temmuz 2018 döneminde

Türkiye’nin ortalama dolulukları yüzde

64.8’e; günlük satılan oda bedeli 69.0

Euro’ya; toplam oda sayısı üzerinden oda

başı elde edilen gelirleri ise 44.7 Euro’ya

ulaştı.

İstanbul’a Ortadoğulu turist dopingi

İstanbul’da doluluklar Temmuz ayında

da Ortadoğu kökenli turistler sayesinde

yükselişini sürdürdü. İstanbul’da

Temmuz 2018 otel dolulukları bir önceki

yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 8.7

artarak yüzde 79.7 olarak gerçekleşti.

Temmuz 2017’de bu oran 73.3 olmuştu.

İstanbul’da Temmuz 2018’de ADR

(Average Daily Rate) olarak adlandırılan

ortalama günlük satılan oda bedeli

90.3 Euro olarak, 2017’ye göre yüzde

12.8 artış gösterdi. Temmuz 2017’de bu

rakam 80.0 Euro olmuştu. Toplam oda

sayısı üzerinden odabaşı elde edilen

gelirlerde ise (RevPAR) geçen yıla oranla

yüzde 22.7 artış yaşandı ve 58.7 Euro’dan

72.0 Euro’ya yükseldi. İlk 7 aylık dönem

itibariyle ise, Ocak-Temmuz 2017’de

yüzde 56.8 olan doluluk oranı Ocak–

Temmuz 2018’de yüzde 68.9’a; ortalama

günlük satılan oda bedeli 72.1 Euro’dan

79.8 Euro’ya; oda başı elde edilen gelir ise

40.9 Euro’dan 55.0 Euro’ya yükseldi. 2018

yılı ilk 7 aylık performanslarda İstanbul

Avrupa’da doluluk oranında geçen yıla

göre yüzde 21.1 artış ile en yüksek artış

oranını yakalayan destinasyon oldu.

Oda başı elde edilen gelirde ise İstanbul

geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 34.3

artış yakaladı.

Antalya’da hem yerli hem yabancı

desteği

Antalya’da Temmuz 2018 otel dolulukları

bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla

yüzde 4.9 artarak, yüzde 76.9 oldu.

Temmuz 2017’de bu oran yüzde 73.3

olmuştu. Temmuz 2018’de ortalama

günlük satılan oda bedeli 139.2 Euro

olarak, 2017’ye göre yüzde 15.6 artış

gösterdi. Temmuz 2017’de bu rakam

120.4 Euro olmuştu. Toplam oda sayısı

üzerinden odabaşı elde edilen gelirlerde

ise geçen yıla oranla yüzde 21.3 artış

yaşandı ve 107.0 Euro olarak ölçüldü.

Temmuz 2017’de bu rakam 88.2 Euro

olmuştu. Antalya’da ilk 7 aylık dönem

itibariyle ise Ocak-Temmuz 2017’de

yüzde 56.9 olan doluluk Ocak-Temmuz

2018’de yüzde 62.5’e; ortalama günlük

satılan oda bedeli 71.4 Euro’dan’dan 77.0

Euro’ya; oda başı elde edilen gelir ise

40.6 Euro’dan 48.1 Euro’ya yükseldi.


9 Ekim

SİZİN GÜNÜNÜZ!

BU YÜZDEN SİZİ YENİ

MÜŞTERİLERİNİZLE BULUŞTURUYORUZ.

Detaylı bilgi için: www.kendiisimgunu.com.tr

#kendiişimgünü

#loveownbusiness


hotel restaurant

22 & hi-tech

gündem

Berlin ilk yarıda 6,4 milyon

ziyaretçi ağırladı

“Almanya’nın Vitrini”

olarak kabul edilen Berlin,

2018 yılının ilk yarısında

ziyaretçi sayısını yüzde

4’lük artışla 6,4 milyon

kişiye ulaştırdı. VisitBerlin

CEO’su Burkmann Kieker,

geceleme sayısında yüzde

4,2’lik artış yaşandığını

belirterek “Toplam

geceleme sayısı 15,3

milyona ulaştı” dedi.

TUYED Ar-Ge’nin VisitBerlin

raporundan derlediği bilgilere göre,

yılın ilk yarısında Berlin’i en çok

ziyaret eden milletler listesinde 15’nci

sırada yer alan Türk ziyaretçi sayısı yüzde

2,4’lük artışla 31 bin 300 kişi olarak

belirlendi. Türk ziyaretçilerin geceleme

sayıları ise yüzde 6 artarak 84 bin 185’e

ulaştı.

Kieker: “Yurt dışından gelenlerin sayısı

ilk kez 1 milyonu aştı”

VisitBerlin CEO’su Burkmann Kieker,

kenti yılın yarısında ziyaret eden 6,4

milyonluk ziyaretçilerin 4 milyonun yerli,

2,5 milyonunun ise yabancı turistlerden

oluştuğunu açıkladı. Söz konusu artışı

‘sağlıklı bir büyüme’ olarak yorumlayan

Kieker, Berlin’in kongre turizmine

katılımcı sayısında da yüzde 2,4’lük

büyüme yakaladıklarını söylüyor. Yılın

yarısında Berlin’de 65 bin 790 etkinlikkongre

düzenlendiğini belirten Kieker,

“Söz konusu etkinliklere toplamda 5

milyonu aşkın kişi katıldı. Katılımcılar

arasında yurt dışından gelenlerin sayısı

ilk kez 1 milyon kişiyi aştı. Bu da Berlin’in

kongre turizminde güvenilir bir şehir

olduğunu kanıtlıyor. Kongre turizmi kent

ekonomisine ciddi bir değer katıyor.

Öte yandan 1-3 Ekim’de Berlin’de

gerçekleştireceğimiz Alman Birlik Günü

etkinliklerini Almanya’nın geneline

yayacağız ” diyor.


hotel restaurant

24 & hi-tech

agenda

Berlin hosted 6.4 million visitors

in the first half

Berlin, which is accepted as “Germany’s Showcase”, reached the number of visitors to

6.4 million in the first half of 2018 with an increase of 4%. VisitBerlin’s CEO Burkmann

Kieker emphasized that there was a 4.2 percent increase in the number of overnight stay

and said, “Total number of overnight reached 15.3 million.”

According to the information TUYED

R&D compiled from the report

of VisitBerlin, Turkish number

of visitors, which took part on the list

of countries most visited Berlin in the

first half of the year, was determined as

31,300 persons with an increase of 2.4%.

The number of Turkish overnight stays

reached to 84 thousand 185 representing

an increase of 6 percent.

Kieker said, “The number of foreigners

has surpassed 1 million for the first

time.”

VisitBerlin’s CEO Burkmann Kieker

explained that 4 million out of the

total of 6.4 million who visited the

city in the first half of the year were

consisted of domestic tourists and 2.5

million from foreign countries. Kieker

who commented the increase as a

“healthy growth,” says that they caught

2.4 percent growth in the number of

participants to congress tourism in

Berlin. Pointing out that 65 thousand 790

events and congresses were organized in

the half of the year in Berlin Kieker says,

“Over five million people attended these

events. The number of attenders who

come from foreign countries surpassed

1 million people for the first time. This

proves that Berlin is a reliable city in

congress tourism. Congress tourism

adds serious value to the city economy.

On the other hand, we will spread the

German Unity Day events, which will be

held in Berlin on 1-3 October, to entire

Germany.”


home

hotel

restaurant

cafe

www.ajansfogus.com

arsessandalye.com.tr


26

Medikal turizmde Türk-Arap iş birliği

Türkiye’de girişim ve pazarlama kabiliyeti ile dikkatleri üzerine çeken MODD/group, Suudi

Arabistanlı Dames Group ile başlattığı yeni iş birliği kapsamında Türkiye’nin sağlık sektöründeki

kalitesini tüm dünyaya ulaştırmaya hazırlanıyor.

Bünyesinde barındırdığı MODD/

works, MODD/startup, MODD/

paper şirketleri ile reklam ajansı,

ürün tasarımı ve girişimciliğe kadar

multidisipliner yapısıyla öne çıkan MODD/

group, medikal turizm alanında Suudi

Arabistanlı Dames Group ile iş birliğine

gidiyor. Özellikle Avrupa ve Körfez

ülkelerinin hedeflendiği proje kapsamında

MODD/group, Arap yatırımcılar ile birlikte

Türkiye’nin sağlık sektöründeki kalitesini

tüm dünyaya ulaştıracak.

Has: “Avrupa ve Körfez ülkelerini

hedefliyoruz”

Yeni başlattıkları iş birliği hakkında

konuşan MODD/group Kurucu ve

CEO’su Cem Has, “Suudi Arabistan’ın

önemli şirketlerinden Dames Group ile

başlattığımız iş birliğinde medikal ve

termal turizm alanlarında çalışmalar

yapacağız. Proje kapsamında öncelikli

hedefimizi Avrupa ülkeleri ve Körfez

Bölgesi oluşturuyor. Körfez Bölgesi’ndeki

çalışmalarımızı yürütmek amacıyla

irtibat ofisleri açacağız. Online portallar

üzerinden çalışmalar yürütürken, mobil

aplikasyonlar ve dijital pazarlama

çalışmalarına da imza atacağız” diye

konuştu.

“10 milyar dolarlık gelir bekliyoruz”

Ülkemizde bu yıl turizm sektöründe

yaşanan artışın medikal turizm alanında

da yaşandığının altını çizen Has, “Bu

yıl medikal turizm alanında ülkemizde

10 milyar dolarlık bir gelir oluşacağını

düşünüyoruz. Bu rakamlar oldukça

önemli olsa da ülkemiz çok daha

büyük bir potansiyele sahip. Ülkemizin

bu potansiyelini başlattığımız yeni

iş birlikleriyle yurt dışına taşımanın

mutluluğunu yaşıyoruz” dedi.


hotel restaurant

28 & hi-tech

gündem

Turizm sektörünün geleceğinde

neler

olacak?

Dijitalleşmenin günlük hayatımızın

ve iş süreçlerimizin yanı sıra

seyahat alışkanlıklarımızı

da etkilemeye başladığını belirten

Dijital Dönüşüm Danışmanı ve Me

Consultancy kurucusu Murat Erdör,

teknolojinin getirdikleriyle beraber

turizm sektöründe de önemli dijital

gelişmeler yaşandığını ifade etti. Erdör,

hayatımıza dahil olan arttırılmış gerçeklik

teknolojilerinin, kişiselleştirilmiş

seyahat deneyimlerinin, yapay zeka

uygulamalarının, nöroteknolojinin turizm

sektörünü etkileyeceğini, insanların

kendilerine ve sevdiklerine daha fazla

zaman ayırabildikleri turistik gezilerin de

teknolojiye ayak uyduracağını belirtti.

Erdör, gelecekte seyahat

alışkanlıklarımıza yön verecek yenilikleri

şu şekilde sıraladı:

Akıllı oteller geliyor

Gelecekte bir otele adım attığımızda, sıra

dışı bir hizmet anlayışıyla karşılaşacağız.

Akıllı otel konsepti ve bu konsept

içinde yer alan robotlar, konuklara

özel hizmetler sunacak yeteneklerle

donatılmış olacak. Bu robotlar dilinizi

konuşacak, aklınıza takılan tüm sorulara

cevap verecek. Akıllı otellerde tatil

boyunca hayal ettiğiniz kendi otel odamızı

yaratabilmenin yanı sıra 3D yazıcılar

ile ihtiyacınız olana anında ulaşma gibi

birçok yenilikle de buluşacağız.

Şirinlerin köyündeki mantarlarda tatil

fırsatı

Gelecekte hayal ettiğiniz otel odamızı

kendimiz yaratabilecek, kişiselleştirilmiş

bir seyahat deneyimi seçeneğine sahip

olabileceğiz. Otel odaları Hollywood

stüdyoları gibi her an değişebilecek, hayal

ettiğiniz şekle bürünecek. Değişen tatil

odası konseptiyle, tatilde ister Mars’ta,

ister Disneyland’ta Minnie Mouse’un

evinde kalmak ya da Gargamel’in sizi

asla bulamayacağı Şirinler köyündeki

mantarlarda tatilinizi geçirmek

seçenekleriniz arasında yer alacak.

Yapay zeka sağ kolunuz olacak

Tatiliniz boyunca uzayıp giden kayıt

işlemleri, yemek servisleri, resepsiyon

gibi birçok aşamada kaybettiğiniz

zamanınızı size geri kazandırmayı

planlayan turizm sektörü, hepimizi

hayrete düşürecek yapay zeka

uygulamalarını da kullanmaya

başlayacak. Yapay zekâya sahip

yardımcılar, tatiliniz boyunca ülke

değiştirmiş olasınız bile sizinle aynı dili

konuşacaklar, çözüm odaklı çalışarak

tatiliniz boyunca herhangi bir sorunla

karşılaşmamanız için size yardımcı

olacaklar.

Her odada 3D yazıcı dönemi

Bilim insanları, gelişen teknoloji ile

kendi otel odamızı yaratmanın yanı

sıra 3D yazıcılar ile ihtiyacımız olana

anında ulaşma gibi birçok yenilikle de

buluşacağımızı vurguluyor. Gelecekte

her otel odasında bulunacak üç

boyutlu yazıcılar ile yeni bir elbise,

ayakkabı, hatta bilgisayar gibi arzu

ettiğimiz her şeyi gerçek zamanlı olarak

üretebileceğiz.

Kişisel seyahat avatarınız tatilinizi

yönetecek

Gelecekte otel rezervasyonları için

daha az vakit harcayacağız. Gelişen

teknolojinin sunacağı kişisel seyahat

avatarınız, otel rezervasyonlarınızı

sizin yerinize gerçekleştirecek ve

yönetecek. Bizi bekleyen tüm dijital

gelişmelerle akıllı otellerde kendinize ve

sevdiklerinize dilediğiniz kadar zaman

ayırabilecek, hayalinizdeki tatilin tadını

çıkarabileceksiniz.


hotel restaurant

30 & hi-tech

agenda

What’s going to

happen in the

tourism sector

in the future?

Stating that digitization has begun to

affect our daily lives and business

processes as well as our travel

habits, Digital Conversion consultant and

Me Consultancy Founder Murat Erdor

says that significant digital developments

are seen with the effect of technology

in the tourism sector. Erdor points out

that the augmented reality technologies,

personalized travel experiences,

artificial Intelligence applications and

neurotechnology will cause changes in

the tourism sector.

Erdor has outlined the innovations that

will change our travel habits in the future

as follows:

Smart Hotels coming

When we step into a hotel in the future,

we will face an extraordinary service

approach. The Smart hotel concept and

the robots included in this concept will

be equipped with the capabilities to offer

special services to guests. These robots

will speak your language, answer all the

questions you have in mind. In addition

to making our own hotel room that you

dream of during your holiday in smart

hotels, we will meet many innovations,

such as 3d printers and instant access to

what you need.

A holiday opportunity among

mushrooms in the village of Smurfs

We will be able to have a personalized

travel experience that can suit best to

our own hotel room in the future. Hotel

rooms will change at any moment like it

was in Hollywood Studios, in any shape

that you imagine. With changing holiday

concepts, holiday on Mars, at Disneyland

in the house of Minnie Mouse, or sleeping

in the house of Gargamel will be among

your choices to spend your holiday

among the mushrooms in the village of

Smurfs, where no one will never find

you.

Artificial Intelligence will be at your

service

The tourism sector will amaze us with

artificial intelligence applications which

will help you in reception procedures,

will save time for planning in many

stages of such as food services, and

the registration process throughout

your holiday. Assistants equipped with

artificial intelligence will speak the

same language you spoke, even if you

have changed your country during your

holiday, working with solution-oriented to

help you avoid any problems during your

holiday.

3d printer in each room

Scientists emphasize that we’ll meet

many innovations, such as 3d printers,

reaching the one we need instantly In

addition to equipping our own hotel room

with the emerging technology. With

three-dimensional printers to be found

in every hotel room in the future, we can

produce everything we desire in real

time, like a new dress, shoes, or even a

computer.

Your personal travel avatar will

administer your holiday

We’ll spend less time on hotel

reservations in the future. The personal

avatar will perform your journey and

manage your hotel bookings for you. With

all the digital developments waiting for

us, you will be able to spend as much

time in smart hotels as you wish for

yourself and your loved ones and enjoy

your dream holiday.


32

hotel restaurant

& hi-tech

Abla-kardeş

gündem röportaj

hayallerini ertelemediler!

Sektörün genç, dinamik ve donanımlı

iki ismi onlar. “İş olsun” diye değil,

“işimiz olsun” diye yola çıktılar,

çoğu büyüklerinin kepenk kapattığı 2016

krizinde, büyük bir cesaret ve özgüven

örneği sergileyerek kendi ofislerini

kurdular. Otel ve acentacılıkta edindikleri

bilgi ve deneyimlerini şimdilerde

girişimci, özgür ve yenilikçi ruhlarıyla

turizme aktarmaya devam eden QNB

Turizm’in abla-kardeş kurucuları

Nazan-Kübra Bayrambey’in sektöre

ilham katacak hikayesi bu samimi

röportajımızla sizlerle…

Öncelikle sizi yakından tanıyabilir

miyiz? Turizm sektörüne girmeye

nasıl karar verdiniz, QNB Turizm nasıl

kuruldu?

Nazan Bayrambey: Biz ticaretle uğraşan

bir aileden geliyoruz. Babam çok uzun

seneler restoran işletmeciliğiyle uğraştı.

Benim de hedefimde hep işletme okuyup

ticaret yapmak vardı. Hatta her yaz Kübra

ile babamızın restoranına gider, yardım

ederdik. Benim planlarımda ticaret

yapmak vardı ama ailemin isteği üzerine

Süleyman Demirel Üniversitesi’nde

Tekstil Tasarım eğitimi aldım. Okul

bittikten hemen sonra da Yargıcı

markasının tasarım departmanında

çalıştım. Ama bu bana yetmedi, moda

tasarımı konusunda kendimi daha da

geliştirmek isteğiyle Londra’ya gittim.

Dünya tekstilinin ve modanın kalbi

biliyorsunuz. Ben de o alanda kariyer

yapacaksam mutlaka görmeliyim diye

düşündüm. 3 ay kaldım İngiltere’de.

Türkiye’ye döndüğümde ise beni hiç de

parlak bir ortam beklemiyordu. Tekstilin

Türkiye’de zorlu bir sınavdan geçtiği bir

dönemdi. Ne yazık ki kendime göre uygun

bir çalışma alanı bulamadım.

Bu arada Anadolu Üniversitesi’nde

işletme eğitimi de aldım. Ticaret hep

kafamda vardı. Bir taraftan da seyahat

etmek, insanlarla sürekli iletişim içinde

Fotoğraflar: Hakkı Günerkan


olmak beni fazlasıyla mutlu ediyordu.

Gerçekten ne yapmak istediğime karar

verdiğimde kendimi turizm sektörünün

içinde buldum. İlk olarak Swissotel

The Bosphorus’un satış ve pazarlama

bölümünde işe başladım. Ardından Divan

Otelleri genel merkezinde ve şu anki

Intercontinental Istanbul’a eski adıyla

Ceylan Intercontinental’de aynı göreve

devam ettim.

Kübra Bayrambey: Ben liseyi

Ortaköy Zübeyde Hanım Kız Meslek

Lisesi’nde, Yiyecek İçecek Hizmetleri

üzerine okudum. Arkasından Nevşehir

Üniversitesi Turizm ve Seyahat bölümünü

bitirdim. Aslında gıda bölümünde devam

edecektim ama turizm, gıda ile beraber

çok daha geniş bir alanı kapsadığı için

seçimimi bu yönde kullandım. Okulum

bittikten hemen sonra stajımı Set

Restaurant’ta yaptım. Ardından Divan

Otelleri, Intercontinental Istanbul ve

Green Park Hotels’te satış ve pazarlama

üzerine çalıştım.

“2016 krizinde risk alarak ofisimizi

açtık”

Turizmde acentacılığa yönelmenizin

nedeni neydi? QNB fikri nasıl doğdu?

Nazan Bayrambey: Dediğim gibi, ikimiz

de aslında en başından beri ticarete

hevesliydik. Sadece doğru zamanı

bekliyorduk. Bizim için doğru zaman

turizmin en dibi gördüğü 2016 krizi miydi,

bilemiyoruz ama iki kardeş kendi işimizi

kurmak istedik. Bu süreçte sağ olsunlar

ailemizden hem maddi hem manevi

destek gördük. Buna rağmen ülkesel

şartlardan dolayı birtakım çekinceleri

olmadı değil. Şimdiyse kendi ayaklarımız

üzerinde, sektöre fayda sağlamaya

çalıştığımızı gördükçe mutlu oluyorlar, bu

da bizi elbette ki gururlandırıyor.

Peki “QNB” ismi nereden geliyor,

anlatır mısınız?

Kübra Bayrambey: İsmimizin bir

hikayesi olsun istedik ve firmamıza ilk

olarak adımızın baş harfleri olan “KNB

Turizm” ismini koyduk. Ama “K” harfi

pek hoşumuza gitmedi, kulağımıza

daha hoş gelen “QNB” de karar kılarak

sektöre girişimizi yaptık. Ne var ki, 2016

gibi turizm sektörünün dibi gördüğü

bir dönemde firmamızı kurmuştuk.

Hiç unutmam, birgün TÜRSAB eski

Başkanı Başaran Ulusoy’u ziyarete

gittik. Bize ilk sözü: “Kızım ne zorunuz

vardı da bu krizde acenta açtınız? Çok

mu ihtiyacınız var? “ çıkışı oldu. Maddi

olarak çok ihtiyacımız yoktu ama

maneviyatımızı besleyecek en doğru

yoldu bizim için, acentacılık. Ona şunu

söyledik ve yanından ayrıldık: “Biz kendi

işimizi kurmak istedik. Çünkü başarılı

olacağımıza inancımız sonsuz.” Öyle

de oldu, Allahın bize yardım edeceğine

inandık. Çok şükür, yüzümüzü de kara

çıkarmadı, iki yıllık bir acentayız ama

güzel işler yaptığımıza inanıyoruz.

Nazan Bayrambey: Evet, zor zamanlardı.

Bir yandan 2016 krizi bir taraftan 15

Temmuz darbesi… Sıfırdan bir acenta

kurmanın belli zorlukları da vardı tabii ki.

Geçen zamanda anladık ki, acentacılık

hiç de dışarıdan göründüğü gibi kolay

değilmiş. Acentayı kurmak değil de, ticari

olarak işleyişi çok sıkıntılı oluyor. En

zor süreçte kurulduk ama belli bir çıtayı

atlatarak bugünlere geldik. Biliyoruz ki,

daha yolun çok başındayız, göreceğimiz,

öğreneceğimiz çok şeyler var. Allah

herkesin rızkını bir yerden veriyor. Doğru

dürüst, iş ahlakıyla çalıştın mı bizce

oluyor.

“Hayallerini erteleme” sloganıyla yola

çıktık”

Firmanızın çalışma alanlarından,

müşteri portföyünüzden de kısaca

bahseder misiniz?

Kübra Bayrambey: Aslında butik,

kişiye özel hizmet veren bir firmayız.

Kurumsal ve münferit müşterilerimiz var.

Ağırlıklı olarak MICE üzerine çalışıyoruz.

Incentive turları yapıyoruz, toplantı

paketleri sunuyoruz, münferit özel turlar

düzenliyoruz. Referanslar en güçlü

kalemimiz. Öncesinde bizimle sürekli

çalışan müşterilerimiz vardı. Şu anda

portföyümüzü 10’a katlayarak ilerliyoruz.

Bu yola çıkarken neyi hedeflemiştiniz?

Şu an kendinizi bu hedefin neresinde

görüyorsunuz?

Nazan Bayrambey: “Hayallerini

erteleme” sloganıyla yola çıkmıştık.

Büyük bir ekiple büyük işler yapmanın

hayalini kurduk hep. Ama zamanla

anladık ki, önemli olan nicelikten

çok nitelikmiş. Az sayıda insanla da

kaliteli işler yapıp, manevi dünyanızı

besleyebiliyormuşsunuz. Bunu

başardığınızda maddiyat, kazanç kısmı

da beraberinde geliyor zaten. Şu an

beş kişilik ekibimizle hayallerimizi

ertelemeden hatta üzerine katarak

ilerliyoruz.

“Kadın isterse olur”

İki kardeş çıktığınız bu yolda

“iş’te kadın” olmanın avantajları

ve dezavantajlarına dair neler

söyleyebilirsiniz?

Kübra Bayrambey: İnsanların ilk

tepkisi şaşırmak oldu. Bu dönemde

herkes ayakta durmakta zorlanırken bu

cesaret de neyi nesi diyenler de oldu,

“helal olsun” deyip tebrik edenler de…

Önyargılı yaklaşımlar da yok değildi hani.

Erkek egemen bir sektörde bir şeyler

başarmaya çalışan iki kadın olmak zaman

zaman zor tabii ki.

Ben iş dünyasında da özel hayatta

da kadının gücüne, zekasına ve

yapabileceklerinin sonsuzluğuna

inanan biriyim. Kadın isterse olur…

Bu inancımızla firmamızı kurduk,

etrafımızdaki birçok kişiye de cesaret

vererek rol model olduk, kendi işlerini

açtılar. Hatta acentamız acenta

okulu gibiydi, fikir almak isteyen,

cesaretlenmek isteyen bize geliyordu.

Şimdi de kapımız herkese açık.

Bundan sonrası için neler

planlıyorsunuz peki?

Nazan Bayrambey: Şu anki hedefimizde

yurt dışında bir ofis açmak var. Hatta

Montenegro’da yer bakıyoruz. Bizim zaten

gelecek planlamalarımızda ilave yatırım

yapmak vardı. Bunu başarabilirsek yurt

dışında ismimizi duyurarak uluslararası

çapta projeler içinde de yer alabileceğiz.


hotel restaurant

34 & hi-tech

gündem

Türkiye ilk 7 ayda 22

milyon turist ağırladı

Türkiye’yi yılın ilk 7 ayında ziyaret eden yabancı ziyaretçi sayısı, geçtiğimiz yılın aynı

dönemine göre yüzde 24.90 arttı. Temmuz ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre, yüzde

11,74 artış gösterdi.

Türkiye’yi yılın ilk 7 ayında ziyaret

eden yabancı sayısı, geçtiğimiz

yılın aynı dönemine göre yüzde

24,90 arttı ve turist sayısı yaklaşık

22 milyon düzeyine ulaştı. Kültür ve

Turizm Bakanlığının sınır giriş-çıkış

istatistiklerine göre bu yılın ilk 7 ayında

Türkiye 21 milyon 639 bin 802 yabancı

ziyaretçiyi ağırladı. Türkiye’ye en çok

ziyaretçi gönderen ülkeler sıralamasında

Ocak-Temmuz döneminde Rusya

Federasyonu yüzde 15,14 artış ile birinci

sırada yer alırken, yüzde 10,73 artış ile

Almanya ikinci, yüzde 6,09 artış ile İran

üçüncü sırada yer aldı. İran’ı Gürcistan

ve İngiltere izledi. Yılın ilk 7 ayında Rusya

Federasyonu’ndan 3 milyon 276 bin 046

turist ağırlayan Türkiye’ye 2 milyon 321

bin 529 Alman ile 1 milyon 317 bin 180

İranlı turist geldi.

Temmuzda gelen ziyaretçi sayısı

yaklaşık 6 milyon turist

Türkiye, Bakanlığın Temmuz 2018 dönemi

istatistiklerine göre 5 milyon 671 bin 801

yabancı ziyaretçiyi ağırlarken, aylık artış

oranı ise bir önceki yılın aynı ayına göre

yüzde 11,74 olarak gerçekleşti. Temmuz

ayında en çok ziyaretçi gönderen ülkeler

sıralamasında 897 bin 607 ziyaretçi ve

yüzde 15,83 artış ile Rusya Federasyonu

birinci olurken, 761 bin 278 ziyaretçi

ve yüzde 13,42 artış ile Almanya ikinci,

354 bin 851 ziyaretçi ve yüzde 6,26 artış

ile İngiltere üçüncü sırada yer aldı.

İngiltere’yi Hollanda ve Ukrayna izledi.

Ocak - Temmuz döneminde Türkiye’ye

gelen ziyaretçilerin yüzde 99,23’ü,

Temmuz döneminde gelenlerin ise yüzde

99,04’ü turist oldu. Günübirlikçilerin oranı

ise ilk 7 ayda yüzde 0,77, Temmuz ayında

da yüzde 0,96 olarak gerçekleşti.


36

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

Hatay, EXPO

ile 2 milyon turist hedefliyor

Hatay kentinin yönetimi,

dünyada olimpiyat oyunları

ve FIFA Dünya Kupası’nın

ardından 3’ncü büyük

organizasyon olarak kabul

edilen EXPO’yu Türkiye’ye

getirmeyi başardı. Kent

yöneticileri EXPO’dan dolayı

şehre 2 milyon turist çekip,

1 milyar Euro’luk turizm

geliri etmeyi hedefliyor.

Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış

Hatay sahip olduğu tarihi ve kültürel

birikimini artık geleceğe taşımak

istiyor. Kentin dünya pazarına açılması

için büyük bir fırsat gözüyle bakılan

EXPO 2021’le, kentin kültürel turizm,

sosyal ve ekonomik değerleri dünyaya

tanıtılacak. Hatay Büyükşehir Belediye

Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş, kentin diğer

rakiplerin önüne geçerek Expo 2021’e

ev sahipliği yapmaya hak kazandığını

hatırlattıktan sonra “Kentimizi bir turizm

ve ticaret merkezi yapmayı amaçlıyoruz.

Expo’nun ortaya koyacağı rüzgârdan da

yararlanarak, Hatay’da 2 milyon turisti

ağırlamayı hedefliyoruz” diyor.

Hatay’ın birçok konuda ilklerin öncüsü

olduğunu belirten Doç. Dr. Savaş, kentin

Kurtuluş Caddesi’nin dünya üzerinde

ışıklandırılan ilk cadde olduğunu söylüyor.

Kurtuluş Savaşı’nda da düşmana ilk

kurşunun Hatay’da sıkıldığını belirten

Doç. Dr. Savaş şunları söylüyor: “Habib-i

Neccar Camii’miz, Türkiye sınırları içinde

inşa edilen ilk camii olma özelliğini taşıyor.

Camii ismini Hz.İsa’nın havarilerine ilk

inanan ve bu nedenle yaşamını kaybeden

Habib-i Neccar’dan almış. Hatay Müzesi

sergi alanı olarak dünyanın en büyük,

mozaik eserleriyle de dünyanın en büyük

3’ncü müzesi. Tarih, doğa zenginliğimizin

yanı sıra, ziyaretçilerimize tarifleri yazılmış

600 çeşit yemek sunabiliyoruz.”

Tema: Medeniyetler Bahçesi

İlki 1960’ta, Hollanda’nın Rotterdam

kentinde düzenlenen Bahçecilik EXPO’ları,

ülke/şehirlerin imajını kuvvetlendirmek,

bahçe kültürünü halkın her kesimine

öğretip benimsetmek, eko, yeşil ve

sağlık turizmini desteklemek amacıyla

gerçekleştiriliyor. Teması Medeniyetler

Bahçesi olarak belirlenen EXPO

kapsamında, dünya standartlarında

hazırlanacak 300 dönümlük botanik

bahçesinde 800’ü tıbbı aromatik bitki,

300’ü ise endemik bitki olmak üzere

3.500 bitki çeşidi 6 ay boyunca Hatay’da

yerli ve yabancı turistlere sergilenecek.

EXPO için Antakya şehir merkezi eski

antik kent yenileştirmesini bitirerek en az

100 eski ev restore edilecek. Gaziantep

demiryolu Hassa üzerinden Antakya’ya

bağlanacak. Hatay Belediyesi EXPO için

80 Milyon TL, UNESCO’nun “Gastronomi

Kenti” olarak belirlediği şehre 20 Milyon

TL gastronomi yatırımı yapacak. 30 yıllık

işi 5 yılda bitirmeye kararlı olduklarını

belirten Hatay Büyükşehir Belediye

Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş, “EXPO ve

Gastronomi alanındaki başarılarımıza ek

olarak, dünya çapındaki Avrupa-Çin Akıllı

Kent H2020 projesini de önemsiyoruz.

Proje kapsamında Kent Çiftlikleri ve Dikey

Çiftlikler kuracağız. Bu Avrupa Birliği

projesini Expo ve Gastronomiye entegre

ederek dönüm başına kazanılan ürünü

en az 10 kat artıracağız. Böylece sadece

Türkiye ve Hatay’ın değil, Ortadoğu’nun

doğal, organik sebze ve meyve bahçesi

haline geleceğiz. EXPO’yu kalıcı bir turizm

girişimi haline getireceğiz” diyor.

Rakamlarla Hatay turizmi

Hatay’da ikisi 5, altısı 4 yıldızlı olmak

üzere toplam 45 otel bulunuyor. Bu

otellerin toplam yatak kapasitesi 4.600’ü

aşıyor. Kent mevcut kapasiteyle yılda

500-600 bin turisti ağırlayabilecek

durumda. Önümüzdeki beş yıl için yapılan

planlamalarda kente turist sayısının yılda

ortalama yüzde 30 artacağı ve ziyaretçi

sayısının 2 milyona, turizm gelirinin de 1

milyar Euro’ya ulaştırılması hedefleniyor.


FORM, 53 yıllık deneyimiyle otellerin

Merkezi İklimlendirme ve VRF Klima Sistemleri ihtiyaçlarına yönelik

enerjinin verimli ve etkin kullanıldığı çözümler sunuyor.


38

hotel restaurant

& hi-tech

agenda

Hatay aims

2 million tourists in EXPO

Hatay city management succeeded to bring the EXPO, the event regarded as the 3rd

largest organization in the world after the Olympic Games and the World Cup, to

Turkey. 2 million tourists and 1 billion Euro is expected.

Hatay, which hosted many

civilizations, now wants to carry

its historical and cultural assets

to future generations. Seen as a great

opportunity for the opening of the city to

the world markets, the EXPO 2021 will

introduce the city’s cultural, touristic,

social and economic values to the world.

Mayor of Hatay Metropolitan Municipality

Assoc. Prof. Dr. Lutfu Savas said, “We

aim to make our city a tourism and trade

center. We will host about two million

tourists” while reminding that the town

has earned the right to host Expo 2021 by

outperforming other competitors.

Stating that Hatay is the pioneer of many

subjects Assoc.prof. Dr. Savas says

the city’s Liberation Street is the first

street illuminated on Earth. In the War

of Independence, the first bullet to the

enemy was shut in Hatay. Assoc. Dr.

Savas says: “Habib-i Neccar is the first

mosque built within the borders of Turkey.

Mosque is named after the first disciple

of Hadrat Isa, Habib Neccar, who believed

first in his prophethood and thus was

killed by the unbelievers. As the exhibition

venue the Hatay Museum, is the third

largest mosaic museum. In addition to

our rich historical and natural assests, we

are able to offer our visitors 600 kinds of

recipes for our guests.”

Theme: Garden of civilisations

Held for the first time in 1960 in

Netherlands, in the city of Rotterdam, the

horticulture Expos aims to strengthen

the image of the country/cities, to teach

the horticulture to every folks of life, to

support ecological efforts and health

tourism. Under the theme of garden of

civilizations, the EXPO, which will be

prepared in world standards, will have

300 acres of botanical garden, where

800 different aromatic and medicinal

herbs and 3,500 plants 300 of them

are endemic will be exhibited. During

Expo, local and foreign tourists will visit

Hatay for 6 months’ Expo. For the Expo

the old antique Antakya city center will

be renovated by restoring at least 100

old house, Gaziantep Railway will be

connected to Antakya via Hassa. Hatay

municipality will invest 80 million TL, for

EXPO and 20 million TL for the city which

is designated by UNESCO’ as the “City

of Gastronomy”. Stating that they are

determined to finish the 30 years of job

in 5 years Mayor of Hatay Metropolitan

Municipality Assoc. Prof. Dr. Lutfu Savas

said, “In addition to our achievements

in the field of EXPO and gastronomy, we

also care about the world-wide project

of Europe-China smart Kent H2020.

Urban farms and vertical farms will be

established within the scope of the project.

This is a European Union project and by

integrating Expo and gastronomy, we will

increase the product yield earned per

acre by at least 10 times. So our city will

become the natural, organic vegetable and

orchard of the Middle East, not for Turkey

and Hatay. EXPO will be a permanent

tourism initiative after the event.

Hatay tourism in numbers

There are 45 hotels in Hatay, two of them

has five starts and six has 4 starts. Total

bed capacity of these hotels exceeds

4,600. The city can accommodate 500-

600 thousand tourists annually with its

current capacity. In the five years plan, the

number of tourists to the city will increase

by 30 per cent annually, and the number

of visitors will be 2 million and the tourism

income is to be reach 1 billion Euros.


hotel restaurant

40 & hi-tech

gündem

İstanbul; yemek, sanat, müziğin

en iyi şehirleri arasında

Dünya üzerinde yer alan farklı şehirlerde en iyi sanat, müzik ve yemek lokasyonları

belirlenirken, Türkiye’den de İstanbul listeye girmeyi başardı. Rapora göre

Türkiye’de ağırlıklı sanat galerisi öne çıkarken, Michelin yıldızlı restoran

kategorisinde hiçbir restoranın yer almadığı belirtildi.

Medya takip ve raporlama ajansı

PRNet, müzik, sanat ve yemek

kategorilerinde en iyi şehirleri

ele alan araştırmayı inceledi. PRNet’in

Business Insider verilerinden ve medya

yansımalarından derlediği bilgilere

göre, dünya üzerinde yer alan farklı

şehirlerde en iyi sanat, müzik ve yemek

lokasyonları belirlenirken, İstanbul’un

da bu listeye girdiği görüldü. İstanbul’da

71 adet tiyatro bulunduğu saptanırken,

72 adet müze bulunduğu kaydedildi.

Sanat galerisi kategorisinde ise 211

galeriye ev sahipliği yapan İstanbul’un

8 konser salonu 1’de dünya miras alanı

barındırdığı saptandı. Buna karşın,

rapora göre Michelin yıldızlı restoran

kategorisinde hiçbir restoranın yer

almadığı belirtildi.

Türkiye’de daha çok sanat galerisi var

Madrid’den Singapur’a, Miami’den

Tokyo’ya kadar dünyanın birçok yerinden

farklı şehirler raporda yer alırken, New

York’un belirtilen kategorilerdeki yeri

dikkat çekti. Böylelikle, sadece tiyatro

sayısı 533 olan New York’un, 123 müze,

142 sanat galerisi, 16 konser alanı, 77

Michelin yıldızlı restoranı, 1 de dünya

miras alanı bulundurduğu kaydedildi.

Londra’da ise 878 tiyatro olduğu

saptanırken, 186 müze olduğu tespit

edildi. Londra’da bulunan sanat galerisi

sayısı da İstanbul’dan az olurken, 125

galeriye ev sahipliği yaptığı görüldü.

Londra’da bulunan dünya mirası alanı ise

4 olurken, konser salonları 17, Michelin

yıldızlı restoran sayısı da 67 olarak

kayıtlara geçti. Uzak Doğu ülkelerine

bakıldığında, Tokyo’nun 280 müze, 217

Michelin yıldızlı restoran, 95 tiyatro, 72

sanat galerisi, 2 dünya mirası alanı 14’te

konser salonunun yer aldığı görüldü.

Sanat galerisi

kategorisinde ise 211

galeriye ev sahipliği

yapan İstanbul’un 8

konser salonu 1’de

dünya miras alanı

barındırdığı saptandı.

Buna karşın, rapora

göre Michelin yıldızlı

restoran kategorisinde

hiçbir restoranın yer

almadığı belirtildi.


16 - 18 September 2018

Dubai World Trade Centre

Redefining Hospitality

Together.

The Hotel Show Dubai, the most prestigious hospitality event in the

Middle East is returning for its nineteenth edition this September for

the most important date in the calendar, where the entire industry

meets to do business.

If you are an Owner, General Manager, Head of Procurement,

Executive Housekeeper, F&B Manager, Chef, Designer or Architect,

The Hotel Show Dubai is where you will discover everything needed

to build, develop and maintain a hotel or restaurant in one of the

world’s most active markets for hospitality development.

By joining over 30,000 visitors between 16-18 September 2018, you

will explore the latest trends and unearth the very latest products

across Interiors, Lighting & Design, Technology & Security, Operating

Equipment, Bathroom & Sanitary Ware and HORECA. With more

than 600 international and regional brands to choose from the

possibilities are endless.

Furthermore, back by popular demand is The Middle East

Hospitality Leadership Forum, which will bring together more than

50 industry leaders to discuss latest developments, and The Middle

East Housekeepers League of Champions, the only challenge of its

kind for the housekeeping division in the world.

REGISTER TODAY FOR FREE ENTRY

www.thehotelshow.com/register

JOIN YOUR PEERS


The Hotel

Show Dubai

opens to

host all

segments of

the hotelier

business

The Hotel Show

Dubai provides a

360-degree view of

the market with over

600 exhibitors from

over 85 countries

showcasing products

across interiors,

lighting and design,

technology, security,

catering equipment

and more. Starting

with the days that suit

your working life best:

16-18th September

Sunday/Monday and

Tuesday.

Turkey will be represented by 15 exhibitors

With over 600 exhibitors from all across the world showcasing products

across interiors, lighting and design, technology, security, kitchen and

laundry equipment and more, the exhibition provides a 360-degree view

of the market. Attracting over 50,000 sector professionals, from GM’s and

owner operators, through to procurement managers, designers and the all

important architects, housekeepers, executive chefs, revenue managers and

engineers.

In 2018 the Hotel Show Dubai is helping to redefine hospitality with exciting

new features aimed at helping industry professionals keep pace with change.

This year we’ll be going further than ever before to integrate every element

of the guest experience, from décor, finishes and in-room technologies, to

restaurants, leisure facilities and the design of staff uniforms, into the threeday

exhibition.

Dubai has redefined the hospitality and leisure market for the region and

the world, bringing innovation and new ideas to the sector. As the city has

emerged to one of the world’s foremost travel and tourism destinations, the

Hotel Show Dubai has been there at every step, proudly serving the region’s

hospitality industry for 18 years.

It is fact that the Hotel Show Dubai is a focal point for the industry. It is the

enthusiastic participation from people across the entire industry that has

helped the event become the largest of its kind across Asia, the Middle East

and Africa.

With scale and reputation comes a great responsibility. “We know we need to

deliver a stellar event every time, helping you to keep pace with the industry’s

changes, learn new skills and develop professionally. It’s this personal

and professional development that is at the heart of what makes our event

valuable to all attendees,” say the officials of the show.


hotel restaurant

44 & hi-tech

gündem

Oda fiyatlarında dünyanın en pahalı şehirleri

Paris, Tel Aviv, New York

TÜROB tarafından yapılan araştırmada, tüm yıldız kategorilerinde ortalama oda

fiyatlarının en pahalı olduğu ilk üç şehir sırasıyla Paris, Tel Aviv ve New York olarak

öne çıktı.

Konaklamada dünya çapında en

pahalı şehirler belli oldu. Dünya

çapında araştırma ve veri analiz

şirketi STR Global’in yaz dönemine

ilişkin için tüm kategorilerde otel fiyat

verilerinden hareketle Türkiye Otelciler

Birliği (TÜROB) tarafından yapılan

araştırmada, oda fiyatlarının en pahalı

olduğu ilk üç şehir sırasıyla Paris, Tel

Aviv ve New York olarak öne çıktı. En

pahalılar listesinde ilk 20 sırasında

Avrupa şehirlerinin ağırlıkta olduğu

dikkat çekti. Ortalama doluluk oranının

yüzde 88 olduğu Paris’te ADR (Average

Daily Rate) olarak adlandırılan ortalama

günlük satılan oda bedeli 263 Euro’ya

ulaşarak konaklamada dünyanın en

pahalı şehri oldu.

Avrupa şehirleri ağırlıkta

İsrail’in Tel Aviv kenti 239 Euro ile

dünyanın en pahalı ikinci şehri olurken,

üçüncü sıradaki New York’ta ortalama

oda fiyatları 236 Euro düzeyinde

bulunuyor. İsviçre’den iki şehir, Zürih

216 Euro ile dördüncü, Cenevre 215 Euro

ile beşinci sırada yer aldı. Daha sonra

sırasıyla Roma 182 Euro, Londra 181

Euro, Kopenhag 179 Euro, Amsterdam

178 Euro ve Dublin 168 Euro ile ilk

10’daki diğer şehirler oldu. Bu şehirlerde

ortalama doluluk oranları yüzde 80

ile 90 civarında seyrediyor. STR’nin

araştırmasında yer alan ve Haziran

2018’de ortalama doluluk oranı yüzde 57

olan İstanbul’da ortalama oda fiyatı 88

Euro oldu. Bu fiyat ile İstanbul konaklama

sektöründe dünya genelinde en pahalı ilk

20 şehir arasına giremedi.

Fiyatları kongre turizmi artırır

Verileri değerlendiren TÜROB Başkanı

Timur Bayındır, turist sayısındaki artıştan

daha da önemli olanın fiyatların artması

olduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Yüksek sezonla birlikte fiyat artışının

da gerçekleşmesi bizi mutlu ediyor.

İstanbul ve Antalya’nın yeniden fiyat

artışı yakalaması memnuniyet verici.

Konaklama tesislerimizin kalitesi ve

hizmet düzeyi çok yüksek. Ancak dünya

şehirlerindeki fiyatlara baktığımızda

henüz olması gereken düzeye

ulaşamadığımızı görüyoruz. Özellikle 3 yıl

öncesine kadar 150-200 Euro ortalama

fiyatlara sahip olan İstanbul’un yeniden

bu fiyat düzeyine dönmesi için elimizden

gelen her şeyi yapmalıyız. Bunun için

de en önemli enstrüman kongre turizmi

olacaktır. Fiyatların yükselmesini

sağlayacak olan en önemli itici güç gelir

düzeyi yüksek kongre turisti olacaktır.

İstanbul’u yeniden kongre turizminin

gözde şehirleri arasına sokacak adımları

atmalıyız. Türkiye’nin hedefi turist

sayısından çok geliri artırmak olmalı.”


hotel restaurant

46 & hi-tech

agenda

The cities with most expensive rooms

Paris, Tel Aviv, New York

According to a research conducted by TÜROB (Hotel Associations of Turkey) the

cities with most expensive hotel rooms at the average of all categories are Paris, Tel

Aviv and New York.

The most expensive cities for

hospitality have been revealed.

According to a research conducted

by TÜROB (Hotel Associations of Turkey)

based on summer season by STR

Global, a worldwide research and data

processing company, the cities with most

expensive hotel rooms at the average

of all categories are Paris, Tel Aviv and

New York respectively. It was noticed

that the European cities dominate in the

first 20 most expensive cities. Enjoying

an average occupancy of 88%, Paris

has topped the list of the world most

expensive cities with 263 Euro ADR

(Average Daily Rate).

European cities dominate

While Tel Aviv city of Israel takes the

second row with an ADR of 239 Euro,

New York follows it with 236 Euros.

Switzerland has two cities; Zurich ranks

fourth with 216 Euros and Geneva follows

it with 215 Euros. Then come Rome

with 182, London 181, Copenhagen 179,

Amsterdam 178 and Dublin 168 Euros

representing the other 10 ranks. The

occupancy rates in these cities vary

between 80 to 90. When it comes to

Istanbul, which took place in the research

of STR and recorded an occupancy rate

of 57%, the ADR has been 88 Euros. This

price did not place Istanbul among the

top-20 cities of the world.

Congress tourism raises the prices

Evaluating the data, Timur Bayındır,

Chairman of TOROB noted that the

price hike was more important than the

increase of the number of tourists. He

added, “The price increase during high

season makes us happy. It is pleasant

to see that Istanbul and Antalya have

managed price hikes again. But when

we compare with other world cities we

see that they are not at the level they

deserved yet. We should spare no efforts

to increase the rates of Istanbul up to

150-200 Euros as they were three years

ago. The most important instrument

for this is congress tourism. The most

important driving-force to regain the high

prices will be congress tourists who are

high-level standard people. We should

initiate necessary steps to make Istanbul

a congress city again. The goal of Turkey

should be to increase the revenues rather

than the number of tourists.”


48

hotel restaurant

& hi-tech

gündem makale

Haydi daha fazla

Çinli, Hintli, Japon

istiyoruz!

AGON

Tezer

Danışmanlık ve Mümessillik

Öner

Hizmetleri CEO

Çalkantılı başlayan bir yaz sezonu artık

son dönemece giriyor. Bu dönemeç

içerisinde virajı alamayıp yuvarlanmak

istemiyoruz elbette... Turizmcilerimiz ve

yan sektörler temmuz ve ağustos ayını

iki bayram tatili ve kısmen artışta olan

yabancı misafirlerin gelişiyle mevsim

ortalamalarını yakalayarak geçirdiler.

Haziran ve mayıs ayının kayıpları da eylül

ayında telafi edilecek gibi duruyor. Bunda

kur dalgalanmasının ortaya koyduğu

değer kaybıyla birlikte Avrupalı turist için

nispeten ucuzlamış olmamızın büyük

etkisi var. Sonbaharın telafisi mümkün ya

da değil, eylülü yaşayıp göreceğiz. Ancak

genel olarak Türk turizm sektöründeki

global hedefler ve yeni pazar arayışları

olmadan bu tarz krizleri iç piyasa ile

aşamayacağımızın farkındayız. Yerli

turist bayram tatillerine odaklanarak

ara dönemleri genelde boş geçirdi. Bu

esnada Avrupalı turistin de yoğunluğu

ancak kur dalgalanmaları ile kendini

gösterdi. Yani sektör ciddi bir daralmayı

tabiri caizse son dakika golleriyle aşmayı

başarmış durumda. Ancak bu başımızı

kaldırıp ileriye bakmamıza engel olan

ve orta uzun vadeli planlar yapmamızın

önüne geçecek bir durum.

Çin ve Uzakdoğu yakınlaşmalarımızın,

Ukrayna ve Rusya ile olan ilişkilerin

düzelmesi ve vizesiz seyahat imkanları

ile Ortadoğu pazarının bir nebze hareketi

şu an için bize ümit veren ve gelecek için

yatırımların iştahını kabartan hedefler.

Ancak bunlar yeterli olacak mı?

“Tek pazara saplanma saplantımız

devam mı edecek?”

Her zamanki gibi tek pazara saplanma

saplantımız devam mı edecek? Bizim

sürekli yaptığımız hatalardan bir

tanesi, bir ülke misafirinden yoğun ilgi

gördüğümüzde topumuzla tüfeğimizle

o pazara saldırıp diğerlerini hep ihmal

etmek olmuştur. Halbuki biz globalleşen

dünyada turizm sektörü açısından geniş

olanaklara sahip ve her anlamda kıymetli

alternatifleri olan bir ülkeyiz. Yaz ve kış

turizmi kadar kongre, tarih ve kültür

turizmi açısından da birçok farklı kültüre,


zevke ve anlayışa hitap edebiliyoruz.

Bunu değerlendirebilmek için pazarlama

argümanlarını kullandığımızı pek

söyleyemeyeceğim. İşi mikro düzeyde

inceleyecek olursak, tek bir işletmeye

baktığınızda nerede olursa olsun en

büyük ve tek endişesinin o sezonu

doldurmak ve kapasitesini tamamlamak

olarak görebilirsiniz. Birkaç sene önce

Mayorka Adası’na tatile gittiğimizde

bir otomobil kiraladık ve adanın farklı

plaj ve koylarını gezmeye başladık. Çok

güzel bir doğa harikası koyun içinde tek

başına 4 yıldızlı bir otel bulduğumuzda

çok sevindim. Plaj çok kalabalık değildi,

mutlaka yer vardır, bir iki gün burada

kalalım diye düşünerek resepsiyona

girdim. Derdimi resepsiyon müdürüne

anlatınca bana şefkatli bir gülümsemeyle

baktı ve şu cevabı verdi: “Önümüzdeki 4

sene boyunca doluyuz Sir.” Şok oldum.

4 sene??? Sonra sohbete başladık...

“Neden 4 sene, neden 3 değil veya 5

değil” dedim. Otelin vizyoner yaklaşımı 4

yılda birdi. Herhangi bir sıkıntı ihtimaline

karşı daha uzun rezervasyon yapmaktan

bilerek kaçınıyorlardı. “Ben şimdi

rezervasyon yapmak istersem ne olacak”

dedim. “İki boş odam var, eğer isterseniz

verebilirim ama yüzde 50 ön ödeme

almak zorundayım” dedi. “Ee sonra ne

olacak” dedim. “Sezon bitip yeni sezonu

mart ayında açana dek rezervasyonu

kapatacağız” dedi. Bu bana gerçekten

çok ilginç geldi... “Otel müşterileriniz

nereden genelde” dediğimde Japonya’dan

Amerika’ya kadar geniş bir yelpaze çıktı

ortaya... Elbette ağırlık İngilizler’deydi

ama sonuçta dünyanın her yerinden

misafir ağırlıyorlardı. Durumu inceleyince

de otel fiyatının da yemek ve servis

fiyatlarının da hiç de ucuz olmadığını

gördüm. Ama harika bir pazarlama

yapıları vardı. Eğer bir ülkede kalbur üstü

bir kesim yaşıyorsa neden bizim otelden

haberleri yok diye yaklaşıyorlardı...

Başka etmenler de var tabii... Cennet

koyu bulduk, buraya 12 otel sığdıralım

dememişlerdi. Hiçbir yerli işletmeyle

rekabet yaşamıyorlardı... En önemlisi de

nasılsa sattık hatta paranın da yarısını

aldık diyerek ne serviste ne ürünlerde

en küçük bir gevşeme yapmıyorlardı.

Kültürel olarak personel çok iyi

eğitilmişti. Bir Japon veya Çinli ile bir

İngiliz’e aynı şekilde davranmıyorlar,

aradaki nüansları biliyorlardı. Ama gene

de otelin bir karakteri ve disiplini vardı.

Şimdi gelelim bizimkilere...

Otelin yeme içme kalitesi, personel ve

kurumsal kimlik konusunda hala bir

standart yakalamak adına bazen sıkıntılar

çekebiliyoruz. Bunları da düzelttiğimizi

varsayarsak geriye kalan ciddi bir hedef

ve pazarlama eksiği... Her zaman aynı

şeyi savunuyorum, iki defa bir yerde

fuara gitmekle pazarlama yapılmaz...

Pazarlama bir bütün ve ruhtur. Hedef

kitlenizi barındıran bir ülke, şehir veya

bölge seçtiğinizde mutlaka orayı analiz

ederek hem sosyal hem kültürel açıdan

oranın insanına nasıl ulaşacağımızı

bulmak ve stratejisini oluşturmak

zorundayız.

Nispeten rahata ermiş kesimleri

barındıran ülkelerde çok ciddi pazarlama

faaliyetleri yapmamız gerek. Daha fazla

Çinli, Japon, Koreli, Hintli daha fazla

Arap daha fazla Avrupalı hatta daha fazla

Amerikalı gelmeli... Tarih, kültür ve doğal

güzellikleri yerine göre kullanmalıyız...

Çanakkale’ye her sene neden on

binlerce Yeni Zelandalı ve Avustralyalı

gelmiyor? Neden biz Yunanistan’a

gidiyoruz da onlar akın akın Truva ve

Lidya – Klikya için gelmiyor? Ülkenin

atıl köşeleri değerlendirilmeli... Benim

için çok güzel olmakla beraber sıradan

olan dağ ve orman Arap turistler için

çok cazip olmalı... Bir İranlı ne kadar

Antalya’yı seviyorsa emin olun Pakistan

ve Hindistan zenginleri de o derece

sevecektir. Bizim her ülke için satış ve

pazarlama politikaları geliştirmemiz ve

her bölgeye kendi unsurlarının ön plana

çıkacağı pazarlama planları geliştirmemiz

şart. Bir dönem tüm Avrupalı futbol

kulüpleri Antalya’ya gelirdi, ocak-şubat

aylarında şimdi o yoğunluğu kaybettik.

Alt yapı çalışmaları tüm hızıyla devam

ediyor. 3. Havalimanı bitmek ve açılmak

üzere... Ama bu tesisleri, bu trafiği

ve bu alt yapıyı kullanacak potansiyel

müşterileri oluşturmazsak hepsi sadece

boş yatırıma döner. Gözümüzü ufka

dikmeli ve gidilmeyen yerlere gitmeli

ulaşılmayan insanlara ulaşmalıyız.

Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan,

Tacikistan bizim kardeş ülkelerimiz.

Japonya ve Çin tarihi bağlarımız olan

dostlarımız. Ortadoğu zaten bizim arka

bahçemiz, ayakları kesilmiş gibi görünse

de bakmayın siz Avrupalı turist hala

Bodrum, Kaş, Kalkan, Fethiye diye rüya

görüyor... Biz tutup elinden getirmezsek

veya gelmesi için yolu açmazsak bu

potansiyel kaçakları hep başkaları ikna

edecek.

Lütfen artık sezonluk düşünmeyi

bırakalım!

Sadece bu sezonu doldurmuş olmak

bizi mutlu etmesin. Kışı da dolduralım...

Otel ve konaklama kapasitemizi ve

olanaklarımızı arttırıp, 12 ay hizmet

için çalışalım. Biz kendimize ve sahip

olduğumuz potansiyele güvenerek

doğru pazarlama planları yaparsak,

bu ülke sadece turizm ile bile ayağa

kalkıp koşmaya başlar... Tarihsel

argümanlarımız, kültürel zenginliklerimiz

ve doğal güzelliklerimiz o kadar fazla

ki bence biz bu zenginlikten sarhoş

olduğumuz için bu kadar umursamaz

davranıyoruz. Çünkü potansiyeli kısıtlı ve

şansı az olan ülkelerde başarmak için o

kadar çok çalışmak zorunda kalıyorlar ki

başarısız olma ihtimalleri kalmıyor. Biz

sadece birlik olup ayağa kalkıp dünyanın

her yerine koşmalıyız. Bu ülkedeki en

küçük çakıl tanesinin bile bir değeri

olduğunu gösterebilirsek insanlar o çakıl

tanesini bile görmeye gelecektir.


50

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

Artvin’de

doğa

turizmi

öne

çıkarılacak

TEMA Vakfı başta olmak üzere, doğa ve

kalkınma projeleri gerçekleştiren çok

sayıda sivil toplum örgütünün kurucusu,

Tekfen Holding Onursal Başkanı Ali Nihat

Gökyiğit, iş ve akademik çevrelerinin önemli

isimlerini memleketi Artvin’de buluşturdu.

Tekfen Holding Kurucu Onursal

Başkanı Ali Nihat Gökyiğit,

memleketi Artvin’in kalkınması ve

doğal yaşamının korunması için çaba

gösteren iş insanlarının başında geliyor.

15 yaşında Robert Koleji’nde okumak için

çıktığı Artvin’in doğal, sosyal ve kültürel

dokusunun bozulmadan gelişebilmesi için

öncelikleri olduğunu dile getiren Gökyiğit,

“Doğası dünya çapında değerlidir. Bu

açıdan doğasının dengesini bozmadan,

müthiş doğası da düşünülerek, doğa dostu

tesisler ile traking ve yayla turizmi öne

çıkarılabilir. Memleketim organik tarım

için çok elverişlidir. Turizmin bu yönünü

de düşünülmelidir. Doğasına uygun, butik

konaklama tesisleri oluşturulmalıdır.

Bugün bu yönde faaliyet yürüten kimi

butik tesisler, doğal yaşama uygun hizmet

vermektedir” diye konuştu. Gökyiğit,

“Doğa yürüyüşleri için büyük potansiyel

barındıran Artvin eski yıllarda olduğu

gibi bölgenin bir sağlık merkezi haline

dönüştürülebilir” diye konuştu.

Rafting ile ticaret

Artvin’in tarihinde Gürcistan’ın önemli

kenti Batum’un yerinin hep özel

olduğunu kaydeden Gökyiğit, “Batum,

Sovyet dönemine kadar Karadeniz’de

çok önemli bir liman, ticaret ve kültür

merkezi idi. 1921’de Batum’dan kopması

ile hinterlandı Kars ve Erzurum’a hatta

sahile ulaşım imkanları kalmadığı için

Artvin ekonomisinde gerileme başlamıştır.

Son yıllarda ise ulaşım şartlarında olumlu

gelişmeler ile kalkınma hareketlendi”.

“Organik tarım ve doğa turizmi Artvin

için öncelikli olmalı”

Gökyiğit, Artvin’in kalkınmasında öncelikli

uğraş alanlarını şu başlıklar altında

topladı: “Tarihinde önemli olan iki alana,

meyve/sebze ile turizme yani ekonomisinin

aslına dönmesi ön planda tutulmalıdır.

Sebze ve meyvecilikte seracılık ve organik

gıdaya, turizmde ise doğa turlarına

yönelmek gerekir. Arıcılığın tarımda verim

artırma rolü göz ardı edilmemelidir. Hem

bu bakımdan, hem de doğayı korumayı

teşvik eden bir üretim olduğu için arıcılık

Artvin kalkınmasında öncelikler arasına

alınmalıdır. Şüphesiz başta bal olmak

üzere bu ürünlerin de organik olmasına

özen gösterilmelidir. Müthiş doğası da

düşünülerek, doğa dostu tesisler ile doğa

turizmi yapılabilir. Doğa yürüyüşleri,

doğa fotoğrafçılığı ve yayla turizmi

özendirilebilir. Bu noktada doğal, sosyal

ve kültürel denge ön planda tutulmalıdır.

Kesinlikle binlerce yılın varlığı riske

edilmemelidir. Artvin eski yıllarda olduğu

gibi bölgenin bir sağlık merkezi haline

dönüştürülebilir. Öncelikler arasına

girmesi gereken bir diğer kalkınma alanı

da eğitim faaliyetleri olmalıdır. Okumaya


son derece hevesli halkı olmasına karşın

Artvin il merkezinde eğitim kurumlarına

geçmiş dönemlerde çok ihtiyaç vardı.

Benim çocukluğumda iki ilkokul, bir de

ortaokul bulunuyordu. Şimdi sayı elbette

arttı. Yine de ilkokulundan, üniversitesine

okul sayısı artırılmalı, nitelikleri de

geliştirilmelidir.”

Türkiye’de kovan çok verimlilik az

ANG Vakfı önderliğinde gerçekleşen çok

çeşitli kalkınma projelerinin belki de en

önemlilerinden birini arıcılık oluşturuyor.

Vakıf öncülüğünde, Artvin bugün, hem saf

arı ırkı ile tüm Türkiye’nin en önemli bal

merkezlerinden olduğu gibi yine ülkemizin

bu alandaki AR-Ge üssü olma yolunda

ilerliyor. Türkiye 6 milyon arı kolonisi

(çalışan kovan) ile Çin’den sonra dünyanın

en büyük üretim gücüne sahip ülkesi

konumunda. Oysa Çin’in dahi bir kovandan

yılda aldığı 48 kilo bala karşı, tek kovandan

ortalama 15 kilo bal alabilen Türkiye, bal

verimliliğinde dünya ortalamasının dahi

gerisinde yer alıyor (dünya ortalaması 22

kg/yıl).

Çaya alternatif süs bitkileri

ANG Vakfı bünyesinde önemli bir misyon

da çay tarımına alternatif olarak Doğu

Karadeniz’de hizmete sokuluyor. Gökyiğit

bu konuya ilişkin şu bilgileri verdi:

“Türkiye çay tarımının rakip ülkelere

nazaran zayıf tarafı, üretimin çok daha

engebeli, meyilli ve küçük arazilerde

yapılıyor olmasıdır. Bunun üretimde

yarattığı güçlük ve refah seviyemiz

yükseldikçe işçilikten daha yüksek gelir

beklentimiz, rakip ülkeler karşısında

rekabet gücümüzü zayıflatmaktadır.

Bu açıdan çaya alternatif gelir getirici

ürünlere yönelmek gerekmektedir. ANG

Vakfı olarak pazar değeri çok yüksek olan

açelya, kamelya ve ormangülü gibi çay

bitkisi akrabası süs bitkilerini yetiştirmek

için Çamlıhemşin’de yöre çiftçisi ile

harekete geçtik. İyi sonuçlarını aldık,

ileriye yönelik daha başarılı neticeler

alacağız”.

Yaban hayvanına da tıbbi yardım yapacak

Nihat Gökyiğit’in katkıları ile oluşturulan

bir önemli proje de Artvin Belediyesi

Sokak ve Yaban Hayvan Barınağı.

Milli Parklar Desteği ve ANG Vakfı’nın

sponsorluğunda kurulan barınak ilk etapta

50 hayvana destek verebilecek. Hizmetler

arasında yaban hayvanları da bulunuyor.

Boz ayı ve vaşak dahil zengin fauna

çeşitliliğine sahip olan, kuş göçleri ve

üreme alanı olarak binlerce yıldır önemli

misyon üstlenen bölgenin bu potansiyeli

de düşünüldüğünde barınağın sunacağı

hizmet daha da iyi anlaşılacaktır. Ali Nihat

Gökyiğit açılışta yaptığı konuşmada, “Bu

barınağın açılışında bu kadar çok Artvinli

ve çevre dostu insanın toplanmış olması

çok sevindiricidir. Canlılara hizmet etmek

hayırların en güzelidir” dedi.


52

hotel restaurant

& hi-tech

yatırım/ investment

Lüks ve konforu modern dokunuşlarla sunan

bir şehir oteli

Wısh More Hotel Istanbul

Bayrampaşa’da

hizmet veren Wish

More Hotel Istanbul,

merkezi konumunu

kusursuz hizmetleri ve

gelişmiş olanakları ile

birleştirerek, keyifli ve

konforlu bir konaklama

deneyimi sunuyor.

İstanbul’un en hızlı gelişen bölgelerinden

Bayrampaşa’nın merkezinde yer alan

Wish More Hotel Istanbul, gönülden

servis yaklaşımı, kent kültürünü yansıtan

kaliteli hizmetleri ve yenilikçi uygulamaları

ile hem iş hem de tatil amaçlı seyahat

eden misafirlerine, keyifli ve konforlu bir

konaklama deneyimi sunuyor.

Farklı bir konaklama deneyimi

Kaliteli ve rahat bir konaklama deneyimi

sunan Wish More Hotel Istanbul’un

ayrıcalıklı odaları, konfor ile lüksü sade bir

estetikle birleştiriyor. Otelde büyüklükleri

26 ile 97 metrekare arasında değişen, 29’u

süit toplam 198 oda bulunuyor. Odaların

tümü, tavandan tabana camları, beyaz ve

antrasit renklerin hakim olduğu mobilyaları

ve fonksiyonel mimari çözümleriyle ferah ve

aydınlık mekanlar sunuyor.

İhtiyaca yönelik toplantı olanakları

En son teknolojiyle donatılmış toplam

10 toplantı salonu bulunan lüks otel,

gerektiğinde ikiye bölünebilen konferans

salonu, kolonsuz balo salonu ve açık

hava etkinlik alanı ile verimli toplantılar,

unutulmaz düğünler ve keyifli kutlamalar

için kusursuz mekan alternatifleri sunuyor.

Bedeni ve ruhu tazeleyen hizmetler

2 bin metrekarelik büyüklüğü ile dikkat

çeken Wish More Fitness & SPA, doğu ile

batı prensiplerini uzlaştıran bütünsel bakım

ritüelleriyle hizmet veren SPA merkezi ve

son teknoloji ile donatılan ekipmanlara

sahip butik fitness salonu ile faaliyet

gösteriyor. Ruhu ve bedeni arındıracak

hizmetlerin bir araya geldiği ve yerliyabancı

terapistlerin bulunduğu modern

SPA merkezinin beş masaj odası bulunuyor.

Profesyonel eğitmenler eşliğinde kişiye

özel ve grup halinde egzersizlerin

uygulanabildiği fitness merkezinde ise

enerji dolu programlar ile motivasyonun hiç

düşmeyeceği bir deneyim yaşatılıyor.

Türk ve dünya mutfaklarına yaratıcı

dokunuşlar

Wish More Hotel Istanbul’un asma katında

yer alan konsept restoranı, Türk ve Dünya

mutfaklarının en gözde lezzetlerini yetenekli

ve tecrübeli aşçılarının dokunuşları ile

yeniden yorumluyor. Sabah kahvaltısının

zengin açık büfe stilinde sunulduğu

restoranda, öğle ve akşam yemekleri ise a

la carte olarak servis ediliyor.

Mükemmel konum

Wish More Hotel İstanbul, kaliteli ve

rahat bir konaklama deneyiminin yanı

sıra, merkezi konumuyla da kolaylık

sağlıyor. İster metroyla, istenirse de

araçla, otele kentin merkez noktalarından

kısa süre içinde ve çok kolay şekilde

erişilebiliyor. Otel misafirleri Atatürk

Havalimanı, CNREXPO ve İstanbul Fuar

Merkezi gibi noktalara, Maslak ve Şişli

gibi iş merkezlerine, Taksim ve Tarihi

Yarımada gibi kentin sembol bölgelerine

20 dakika gibi kısa süreler içinde rahatça

ulaşabiliyor. Bayrampaşa Otobüs

Terminali’ne bir kilometre olan otel,

IKEA, Sea Life Aquarium ve Legoland’in

de içinde bulunduğu, şehrin en büyük

alışveriş ve eğlence merkezleri arasında

yer alan Forum Istanbul’un yanı başında

konumlanıyor.


A cıty hotel that offers luxury and comfort

wıth modern touches

Wısh More Hotel Istanbul

Operating in Bayrampaşa,

Wish More Hotel Istanbul

offers a joyful and comfortable

accommodation experience by

combining its central location

with its flawless services and

developed facilities.

Located at the center of Bayrampasa,

one of the most rapidly developing

districts of Istanbul, Wish More Hotel

Istanbul offers an enjoying and comfortable

accommodation experience to its guests

who travel for business and vacation thanks

to its sincere service approach, highquality

services bearing the traces of urban

culture, and innovative activities.

A different accommodation experience

Offering high-quality and comfortable

accommodation experience, spacious

and luminous rooms of Wish More Hotel

İstanbul combine comfort and luxury with

a modest aesthetics. The hotel has 198

rooms in total with 29 suits that vary 26

to 97 square meters of size. All rooms

offer spacious and illuminated places with

top-down windows, furniture in white and

anthracite and functional architecture

solutions.

Meeting opportunities according to needs

This luxury hotel that has 10 meeting halls

equipped with cutting-edge technology

offers a perfect place alternatives for

efficient meetings, unforgettable wedding

ceremonies and enjoyable celebrations

with conference hall which may be divided

into two parts if necessary, column-free

ballroom and open-air event/activity area.

Services that freshen bodies and spirits

Standing out with 2 thousand m2 of its

size, Wish More Fitness & Spa functions

with its SPA center serving with integrative

care rituals in combination with eastern

and western principles and boutique

fitness hall equipped with cutting-edge

technology implements. The modern SPA

center in which spirit and body purification

services are brought together and foreign

therapists accompany you has five massage

rooms. The Fitness center in which custom

and group practices are applied with

professional trainers offers an experience

in full motivation with energetic programs.

Creative touches to Turkish and world

cuisines

Concept restaurant of Wish More Hotel

Istanbul located on the mezzanine floor

reinterprets the most tasteful foods of

Turkish and World cuisine with the touches

of gifted and creative chefs. While breakfast

are offered in rich open buffet style, lunches

and dinners are served as a la carte.

Perfect location

Wish More Hotel İstanbul provides

convenience with its central location, as

well as its high-quality and comfortable

accommodation experience. You may easily

access to the hotel within a short time

from central points of the city whether with

subway, and private vehicles. Guests of

the hotel can easily reach points such as

Atatürk Airport, CNREXPO and İstanbul Fair

Center, business centers such as Maslak

and Şişli and symbol zones of the city such

as Taksim and Historical Peninsula within

short times such as 20 minutes. Only one

kilometer away from Bayrampaşa Coach

Station, the hotel is near to Forum Istanbul

which is one of the biggest shopping malls

and entertainment centers of the city

including IKEA, Sea Life Aquarium and

Legoland.


hotel restaurant

54 & hi-tech

yatırım / investment

Gastroturistlerin

doğru adresi;

Melek Lara

Butik Otel

Gaziantep şehir merkezinde 2.5 yıllık bir restorasyonla hizmete giren Melek Lara

Butik Otel, otantik çizgilere sahip 16 odası ve UNESCO ödüllü mutfağı ile Mart

2017’den bu yana gastroturist konuklarını ağırlıyor.

Bir gastroturistseniz ve kendinize

farklı deneyimler yaşayacağınız

bir konaklama adresi arıyorsanız,

Lezzetler Şehri Gaziantep’te yepyeni

bir deneyim noktanız var artık! 9 Mart

2017’de bir Gaziantep aşığı işadamı olan

Aydın Uğurlu tarafından 2.5 yıl süren

bir restorasyon çalışmasıyla hizmete

giren Melek Lara Butik Otel, otantik

çizgilere sahip 16 odası ve Unesco ödüllü

mutfağı ile gastronomi gezginlerine sıra

dışı deneyimler yaşatmak için turizme

kazandırılmış.

Uğurlu: “130 yıllık iki Ermeni evini

birleştirerek restore ettik”

Yaklaşık 2 milyon TL yatırım bedeli ile

şehir merkezinde konuklarını ağırlayan

oteli, kurucusu Aydın Uğurlu anlatıyor:

“Melek Lara, 9 Mart 2017 tarihinde 2.5

yıl süren bir restorasyon çalışmasının

ardından açıldı. Otelimiz 16 odalı, geniş

avlulu, kahvaltı salonlu tahmini 130 yıllık

iki Ermeni evinin birleşiminden oluşan

butik bir otel.” Kendisi aynı zamanda

tekstil ve gayrimenkul sektörlerinde

faaliyet gösteren bir iş adamı olan

Uğurlu, eski binalara büyük bir zaafı da

olduğunu belirterek, “Şahsım olarak

yaşanmış ve korunmuş binalarda huzur

bulduğum için böyle bir yatırımı turizme

kazandırmak istedim” diyor.

Hedef kitlesinde gastroturistler var

Ağırlıklı gastroturist olarak nitelendirilen

yerli turistleri misafir etmek üzere

kapılarını açtıklarını dile getiren Uğurlu;

temiz odalar, güler yüzlü personel

ve harika bir Antep evi kahvaltısının

işletme anlayışında önceliği aldığını

söylüyor. Uğurlu ayrıca “Konseptimiz

itibari ile butik hizmetimizin kalitesini

düşürmemek için mutfak ürünlerimiz

günlük temin edilmekte ve sessiz sakin

bir ortam oluşturmaya çalışmaktayız.

Misafirlerimiz genelde gastroturist olarak

nitelendirilen yerli turistler. Gaziantep’in

Unesco ödüllü mutfağının hayranları

bizimki gibi küçük butik otelleri tercih

ediyorlar. Bizim de bu gastroturist kitlesi

ile inanılmaz bir sevgi bağımız var.

Buraya geldiklerinde sanki bir dostlarının

evindeymiş gibi mutlu oluyorlar. Biz de

sanki 40 yıldır görmediğimiz bir dostumuz

ziyaretimize gelmişçesine mutlu

oluyoruz.” diye ekliyor.


Rıght address of

Gastrotourısts;

Melek Lara Boutıque Hotel

Rendering services

after a restoration

period of 2.5 years

in the city center of

Gaziantep, Melek

Lara Boutique Hotel

hosts gastrotourist

guests with its

UNESCO awardwinning

kitchen and

authentic designed 16

rooms since March

2017.

If you are a gastrotourist and searching

accommodation address where you will

gain different experiences, now you have

a new point of experience in Gaziantep

the city of tastes! Rendering services

after a restoration period of 2.5 years

by Businessman Aydın Uğurlu a lover of

Gaziantep on 9 March 2017, Melek Lara

Boutique Hotel has been reintroduced

the tourism sector for extraordinary

experiences with its UNESCO awardwinning

kitchen and authentic designed 16

rooms.

Ugurlu: “We renovated the Hotel by

combining two Armenian homes of 130

years”

Owner of Melek Lara Boutique Hotel Aydın

Uğurlu tells the hotel that hosts its guests

an investments of TL 2 million in the city

center:

“Melek Lara was opened after a

restoration of 2.5 years on 9 March 2017.

Our hotel includes of two Armenian homes

of 130 years that have 16 rooms, wide a

backyard and breakfast saloon. I wanted

to gain this investment to the tourism

in industry because I feel peaceful in

protected and maintained houses.“

Gastrotourists are in the target group of

Lara Boutique Hotel

Aydın Uğurlu says that his priority in the

sense of management includes clean

room, smiling personnel and a wonderful

Gaziantep Breakfast. Uğurlu said:

“We have been working in order not to

reduce our quality of boutique service. Our

guests are generally identified as domestic

tourists. Fans of UNESCO award-winning

kitchen of Gaziantep prefer small boutique

hotels like ours. We have amazing

relationship with audience of gastrotourist.

When they feel as if they are in seventh

heaven as if they are in their home. We

feel happy as if our old friends come to

visit us.”


56

hotel restaurant

& hi-tech

yatırım

Ayın Yatırım Fırsatları

Erdek – Ocaklar Mahallesi Turizm

Amaçlı Fırsat Arazi

Erdek ilçesi, Ocaklar beldesi sınırları

içerisinde Melina Tepesi’nde yer

almaktadır.

Konumu itibariyle 3 km’lik, Mavi

Bayraklı Ocaklar koyuna bakan eşsiz bir

manzaraya sahiptir. 5350+3000=8350

metrekare 712 ve 763 Ada kayıtlı bitişik

iki parsel üzerindedir. Vasfını kaybetmiş

zeytinlik alanı olarak görülmekte

ancak genişleme bölgesinde ve turizm

alanı içerisindedir. Aynı tepenin güney

yamacında sıcak su (Kaplıca suyu)

kaynakları bulunmaktadır. İmar planı

tadilatı yapılacak yatırım çerçevesinde

mümkün görünmektedir.

Ekolojik çiftlik, turizm konaklama tesisi,

restaurant – kafeterya, eğlence turizmine

uygun 360 derece manzarası olan ve

yerleşim yerlerine yukarıdan bakan

muhteşem manzaralı ve orman içinde

harika bir arazidir.

Satış fiyatı 1.300.000 Euro’dur.

Sirkeci – Otel Binası (T2 Turizm Yatırım

Belgeli)

Aralık 2017 sayımızda yer alan yılın son

yatırım fırsatı olan 5 kat ve yarım çatı

katı ve -1 bodrum kat taban alanı 143

metrekare toplam kullanım alanı 870

metrekare olan binamız Sirkeci Garı ve

Marmaray tünelinin tam çıkışında ve

kapanmayacak deniz manzarasına sahip,

T2 Turizm yatırım ve onarım belgeli

(Fatih Belediyesi’nde onaylıdır). Teklif ve

talep toplama süreci devam etmektedir.

İnanılmaz son fiyat 9.000.000 USD acil

satılık...

Yatırımcılarımız ve Değerli

Abonelerimiz!

Siz de alım ve satım konusunda bizimle

temasa geçebilir ve taleplerinizi ya da

satıştaki turizme uygun portföylerinizi

paylaşmamızı sağlayabilirsiniz.

Tezer Öner

Agon Properties Katkılarıyla...


58

hotel restaurant

& hi-tech

investment

Investment opportunıtıes of

the month

Erdek – Ocaklar Quarter Tourism-

Aimed Land Opportunity

It is located on Melina Hill in the

boundaries of Ocaklar district of Erdek

town.

It has a unique landscape bayside of 3

kilometers by its location overlooking at

Mavi Bayrakli Ocaklar bay. It has been

on two contiguous lands, sizes: 5350

m2 + 3000 = 8350 m2, registered at 712

and 763 blocks. It has been remarked

as dormant olive grove but it is inside

expansion zone and tourism area

land. There have been thermal water

resources on the south slope of the same

hill. Construction plan is possible with an

investment of renovation application. It is

a wonderful land in forestry appropriate

for ecologic farm, tourism rest area,

restaurant, cafeteria, and entertainment

tourism with a view of 360 degree and

overlooking at inhabitant areas with an

excellent sight.

Sales price is 1,300,000 Euros.

Sirkeci – Hotel Building (T2 Tourism

Investment Certificated)

Our building which took place in our

December issue as the last investment

opportunity of the year, has 5 storeys and

a half attic in addition to 1 level basement

of 143 square meters usage area totaling

780 square meters, is located exactly at

the exits of Sirkeci Station and Marmaray

and has a sea view which can never be

closed, having T2 Tourism Investment

and Repairing Certificate (approved by

Fatih Municipality). The process of bookbuilding

has been in progress.

Incredible last price is USD 9,000,000

hot on sale!

Our investors and dear subscribers!

You can contact about buying and

selling with us, and you can provide your

demands or your compatible portfolio on

sales with us to share.

Tezer Öner

With the contribution of Agon Properties


hotel restaurant

60 & hi-tech

yatırım / invesment

Almira Hotel Thermal Spa &

Convention Center...

Artık daha şık,

daha konforlu!

Bursa şehir

merkezinde 5 yıldız

kategorisinde

hizmet veren Almira

Hotel, konuklarına

sunduğu hizmet

kalitesi ile seyahat

portallarındaki

misafir yorumlarında

adından sıkça söz

ettiriyor.

310 bin metrekarelik alana sahip

Merinos Park’ının yanında,

alışveriş merkezlerine ve

metroya yürüyüş mesafesinde

olan Almira Hotel, kaliteli hizmet,

konforlu konaklama sağlamak üzere

yatırımlarına ve yeniliklerine devam

ediyor.

Modern konaklama deneyimi sunuyor

2019 yılı içinde tamamlanması

hedeflenen ve her ayrıntısı itina ile

planlanan Almira Hotel, renovasyon

çalışmalarının tamamlanması

ile konuklarına daha modern bir

konaklama deneyimi sunuyor.

Misafirlerine sunulan hizmetin önceliği

olan mükemmellik kavramını değişen

trendler ve misafirler beklentilerine

uygun olarak yenilenen oda servisi

ve restoran menüleri ile de misafir

memnuniyetinde fark oluşturuyor.

Almira Hotel, yeni teknoloji

televizyonlar ile telefon

ekranlarını televizyon

ekranına yansıtarak dilediği

video ya da filmi ücretsiz

internet hizmetinden

yararlanarak izleyebilecek

olan konuklarına

beklentilerin üzerinde hizmet

veriyor.


Almira Hotel Thermal Spa & Convention Center...

Now more stylish and more comfortable!

Almira Hotel, which

serves in 5 star

category in Bursa city

center, is mst often

mentioned in guest

comments on travel

portals with its quality

of service that it has

offered to its guests.

The hotel, which is located near

Merinos Park having 310.000 m2 area

and shopping centers, which is also

within walking distance to the subway train

(metro), continues its investments and

innovations to provide quality service and

comfortable accommodation.

It presents a modern accommodation

experience

Almira Hotel offers a more modern

accommodation experience to its guests

with the completion of renovation works

planned to be completed within 2019 and

each detail of which is planned carefully. It

also makes a difference in guest satisfaction

with the concept of excellence, which is the

priority of the service offered to its guests

and the Room Service and Restaurant

menus which are renewed in accordance

with the changing trends and expectations

of the guests. Almira Hotel provides service

over the expectations to the guests who will

be able to watch the video or film of their

choice by using the free internet service by

reflecting phone screens on the television

screen with the new TV technologies.


62

hotel restaurant

& hi-tech

iş’te kadın

Hayalini kurduğu turizm yoluna

önce otelciliği sevdi. Tüm dünyayı

yanınızda hissettiren acentacılık ve

tur operatörlüğü ise onu asıl cezbeden

tutkuları oldu.

14 yıllık Viyana deneyiminin ardından

kariyer başarısını 2011 yılında kurduğu 12

Months Travel ile taçlandıran tecrübeli

turizmci Aylin Güneşli, bugünlerde

TÜRSAB Yönetim Kurulu Yedek

Üyeliğinin yanı sıra Şişli YTK Başkanlığı

ile de turizmde kadın gücünün önemli

temsilcilerinden biri.

Keyifli bir bayram gününde Büyükada

Anadolu Kulübü’nde bir araya geldiğim

Aylin Güneşli ile turizmde 30 yıllık

serüvenini konuştum.

Aylin Hanım, söyleşimize turizmle ilgili

hayalleriniz, ideallerinizle başlamak

isterim. Otelcilik, acentacılık ve tur

operatörlüğüne uzanan yolculuğunuz ilk

nasıl başladı, anlatır mısınız?

Turizm hayallerimde hep vardı, hatta

ailem istemediği halde vardı… Annem

Mimari Teknik Uzman. Çok fazla

Dernekte aktif görevi vardı. Türkiye’de

Sayın Prof. Dr. Mehmet Haberal

Hocamızla ilk Organ Nakli Derneğini

kurdu.30 yıl önce Türkiye’de organ nakli

bugünkü gibi bilinmiyordu. Türkiye’yi

gezerek önemini ve nasıl yapıldığını

anlattılar. İnsanlık için inanılmaz bir

hizmet. Rahmetli babam avukattı.

Siyasetin içindeydi ve bir dönemde

Milletvekilliği yaptı. En büyük arzusu,

benimde hukuk okuyup işlerini ve

kurduğu düzeni devam ettirmemdi.

Ama benim gönlümde yatan aslan hep

turizm oldu. Çünkü ben insan ilişkilerini

çok seviyorum… Dünyanın sınırlarının

olmamasını seviyorum… Bizim işimizde

din, dil, ırk ayrımı yok biliyorsunuz.

Tamamen sevgi ve barış üzerine kurulu.

İnsanlar hayal ediyor ve biz hayallerini

gerçekleştiriyorsunuz. Bundan daha

güzel bir şey olamaz. Benim de tüm

dünya insanlarıyla, farklı kültürlerle iç içe

olmak hoşuma gidiyor.

Hacettepe Üniversitesi’nde Sosyoloji

eğitimi almamın da temel sebebi budur

aslında. İnsan davranışları ve toplum


Turizme tenis öğretmenliği

ile başlayan Aylin Güneşli,

dünyayı gezmeye, yeni yerler

keşfetmeye, yeni insanlar

tanımaya, yeni lezzetler

tatmaya bayılıyor. “Anı

yaşamak” odaklı bir hayat

felsefesine sahip olan Güneşli

için bir deniz kenarında

dalgaların hışırtısıyla anı

yaşamak kadar daha keyif

veren bir an daha yok!”

bilimi öteden beri ilgimi çekmiştir.

İşin odağında da yine insan olduğu

için sosyoloji okudum ama bir şekilde

hayalim olan turizme yöneldim. Çok

değerli hocalarım vardı mesela ve onların

yaptıkları iş hoşuma gidiyordu. Türkiye’yi

tanıtmak için yurtdışına fuarlara

gidiyorlardı. Çok iyi anımsıyorum, o

dönem Türkiye’ye çok fazla Alman ve

Avrupalı Turist geliyor, turizm adına çok

güzel işler yapılıyordu. 80’lerin sonu,

90’ların başı sözünü ettiğim yıllar. Hala

nitelikli turizm yapmak için mücadele

ediyoruz.

Bir tez yazdı, dünyası değişti

Benim en büyük idealim turizmci olmaktı.

Sağ olsunlar hocalarımın da desteği ve

yönlendirmesiyle, zamanın Turban Genel

Müdürü olan tez hocam Dr. Mehmet

Özdemir’in önderliğinde, Hacettepe

Üniversitesi Sosyoloji Bölümünü

1990 yılında “Turizmin Türkiye’nin

Sosyoekonomik Yapısına Etkileri” adlı

tezimle bitirdim. Bu tezim de 1990

yılında Dr. Mehmet Özdemir’in aynı adlı

kitabında yayınlandı. Hatta o dönem

tezim için Kemer’de Club Salima ve

Simena’da çalıştım. Ama ne çalışma! Bir

tarafta hayallerim, diğer tarafta sürekli

ters düşüp küslük yaşadığım ailem…

Her şeye rağmen hayallerimin peşinden

gidip; yazları çalıştım, kışları okumaya

devam ettim. Şimdi geriye bakınca iyi ki

yapmışım diyorum. Çok keyifli günlerdi.

Rahmetli babam bana ne iş yaparsan

yap en iyisini yap diye öğretti. Bende

bunu kendime ilke edindim ve hep şuna

inandım; yaptığın işin her kademesini

bileceksin ve en iyisini yapacaksın. En

alttan başlayıp, yukarı tırmanıp, en

üste çıkacaksın. Sektöre ilk otelcilikle

başladım.

Büyük bir kararlılık ve azimle yolunuza

devam etmişsiniz. Otel sektöründe

ilk profesyonel iş deneyiminizden de

bahsetmenizi isterim.

Turizme ilk 1988 yılında Banana

Hotel’de tenis öğretmenliği yaparak

başladım. Tenis, çocukluğumdan beri

severek yaptığım bir spordu. Ankara

Tenis Kulübünde yaz okulunda yazları

tenis öğretmenliği yapıyordum. Bir

Alanya tatilim sırasında arkadaşlarımın

vasıtasıyla bu sektöre girdim. Zaten

çok seviyordum, içine girdikçe daha da

sevdim, 30 senedir çıkamıyorum.

Dünyanın her tarafından insanla bir araya

gelmek, pek çok farklı kültürle tanışma

fırsatı bulmak, iletişim kurabilmek çok

hoşuma gitti.

Bir de benim çocukluğum ve gençliğim

Büyükada’da geçti; farklı dinler ve

kültürlerden örülü bir mozaiğin içinde

yani. Öyle olunca turizm dünyayı

ayaklarınıza getirdiği için daha bir

cezbedici geldi bana. Verdiğiniz hizmetle

insanları mutlu etmek harika bir duygu.

Ben bir İstanbul ve Türkiye aşığıyım.

Vatan sevgisi, ülkeme hizmet aileden

kanıma işlemiş. Ülkemi tanıttıkça ve

güzel geri dönüşlerini aldıkça onlar

kadar mutlu oluyorum. İnanın, bu paha

biçilemez bir his benim için.

Kariyerinizde otelcilik önemli bir

basamak olmuş ama sektör sizi

asıl acentacılık ve tur operatörlüğü

faaliyetlerinizle tanıyor. O süreci de

dinleyebilir miyiz sizden?

Ben ilk acentacılıkla Ankara Hilton’un

Business Center’inde tanıştım. Ardından

1990 yılında işletme masterı yapmak için

Viyana’ya gittim. Sosyolojiyi okumuştum

zaten. Bir de işletmenin sayısal,

yönetimsel kısmını öğrenmek gerekti.

Ancak Avusturya’daki üniversite sistemi

çok farklı. Tekrar 4 yıllık üniversite

okumam lazımdı. Viyana Ekonomi

Üniversitesi’nde önce İşletme eğitimine

başladım, çok güzel bir okuldu, orada

keyifli yıllar geçirdim. Bir sınava aylarca

ders çalışmayı orada öğrendim. Baktım

işletme bitecek gibi değil, bende aynı

üniversitenin iki senelik turizm işletmesi

bölümüne geçtim ve 1998 senesinde

mezun oldum. Direkt turizme geçmek

kariyer gelişimim açısından çok daha

faydalı olacaktı.

Öyle de oldu…

Viyana’da Pegasus, Pera Reisen ve uzun

yıllar Gulet Touropa Touristik TUI Group

gibi çeşitli tur operatörlerinde çalıştım.

Gulet Touropa Touristik TUI Group benim

için okuldu adeta. Bugünlere gelmemde

çok büyük katkısı var. Düşünsenize

Dr Cem Kınay ve Mag Oğuz Serim gibi

Türk Turizmine onca katkı sağlamış

duayenlerin yanında yetişiyorsunuz.

Avusturya’lılar için tam istedikleri

Magic Life konseptini geliştirip hayata

geçirdiler ve inanılmaz iyi gitti. Küçücük

Avusturya’dan yüzbinlerce Avusturya’lıyı

Türkiye’ye getiriyorduk. Zamanın

Avusturya Başbakanı’nı Belek’e Golf

tatiline yollardım. Türkiye için inanılmaz

bir tanıtım.

Bu arada ailenizin turizm zincirlerini

kırabildiniz mi, merak ettim doğrusu?

E tabii, aradan yıllar geçmiş artık, onlar

da mecburen durumu kabul etmek

zorunda kaldılar. Ama şöyle, babam

çocuklarının kendi ayakları üzerinde

durmasını istediği için bizim için asla

kimseden bir şey istemeyen bir babaydı.

O kadar ki ben Gulet’e kendi azmimle

ancak 6. başvurumda girebildim. Oda

okurken Dr. Cem Kınay’ın girdiği bir

dersimiz sayesinde oldu. Okul zamanı

eşimle tanıştım, aşık oldum, evlendim.

14 sene sonunda “artık bu vatan hasreti

yeter, ben dönüyorum” dedim. Gulet

Touropa Touristik 2002’de TUI’ye satıldı.

Ben de 2004’te Türkiye’ye geri döndüm.

14 yılın ardından Türkiye’ye dönmek,

burada turizm yapmak nasıl bir duygu

ve deneyimdi sizin için? Kolay adapte

olabildiniz mi?

İstanbul müthiş bir şehir ve insanın aşık

olduğu şehre dönüşü kadar mutluluk

verici bir duygu daha olamaz, öncelikle

onu söyleyeyim. Buraya döner dönmez

Travel Club’te işime devam ettim. İstiklal

Caddesi’nde bir ofisti. Tam şehrin

merkezinde, turistik bir lokasyon, daha ne

isteyebilirim ki? O zaman Avusturya’nın

nüfusu 7 milyon, Viyana’nın 15 bin katı

insan sırf İstiklal Caddesi’nde dolaşıyor.

Bundan daha keyifli bir şey olamazdı.

Ya Viyana?

Buranın keyfi hiçbir yerde yok ama

Viyana’nın da bana katkıları çok büyük

olmuştur. Baktığınızda Avusturya’lılar,

bize göre çok daha kuralcı ve disiplinliler.

Dr. Cem Kınay gibi değerli isimlerin

yanında, işin mutfağında yetişiyorsunuz.

Çekirdekten her şeyi öğreniyorsunuz.


64

hotel restaurant

& hi-tech

iş’te kadın

Viyana’da yaşarken dünyanın birçok

yerine gitme fırsatım oldu. Her şeyden

önce burada el bebek gül bebekken orada

ayaklarınızın üzerinde durmayı, kendinizi

ispatlamayı öğreniyorsunuz. Bunu

önemli bir kazanç olarak görüyorum.

Orada keyifli dostluklarım oldu, eşim de

zaten Avusturya’lıydı. Türlü zorlukları da

olsa Viyana kendi ayaklarımın üzerinde

durmayı öğrendiğim hayat kesitimdir.

Güneşli’nin kızı olmaktan çıkıp Aylin

Güneşli Viyana’da oldum diyebilirim.

Türkiye’deki ilk deneyiminiz olan Travel

Club’ten sonrası ne şekilde devam etti?

Sonrasında Hürriyet Almanya ile ortak

bir proje olan Almanya’da yaşayan

Türk vatandaşlarımıza Türkiye tatil

paketleri hazırlamak ve satmak projesini

yönetmek için Doğan Grubu’nun

seyahat acentesi olan Işıl Tur’a geçtim.

Bu da benim uzmanlık alanım olduğu

için hiç tereddütsüz kabul ettim. Işıl

Tur’da zamanla incoming, outgoing

Operasyonları da bana verildi ve bu

iki bölümünde müdürlüğünü yaptım.

Harika işler yaptık. Frankfurt’ta, Kanal

D ve Hürriyet Almanya işbirliğinde

Euro D 10.yıl kutlamasında Almanya

Başbakanı Angela Merkel’ı bile ağırladık.

Romanya Kanal D açılış etkinliği başlı

başına başarı hikayesi. Harika işler

yaptık. Artık belli bir tatmin noktasına

eriştikten sonra de hayatımda değişiklik

yapmak isteğiyle IDEE Travel’a geçtim.

IDEE Travel özellikle incoming MICE

alanında çok köklü ve güçlü bir şirket.

Aynı zamanda en büyük Alman Tur

Operatörlerinden biri olan Dertour’un

Deluxe Türkiye temsilcisi. Dertour’un

destinasyon ve ürün yelpazesi çok geniş.

Türk misafirlerde bu paketlerden, fiyat

avantajları kullanılarak yararlansın diye

Dertour’u Türk Pazarına kazandırma

amacıyla Yurtdışı Operasyonlar

bölümünün yöneticiliği teklif edilince

gönlümde yatan iş tur operatörlüğü

olduğundan hayır demem imkansız oldu.

İş ayrımı yapmam ve bana şirket içinde

nerede ihtiyaç varsa yardım ederim.

Masa başı işlerden ziyade operasyonlar

tam benlik. IDEE Travel’da da çok güzel

işler yaptık. 2010 sonunda radikal bir

kararla kendi şirketimi kurmaya karar

verdim ve Şubat 2011’de 12 Months

Travel’ı kurdum.

O güne kadar aslında kafamda öyle bir

fikir yoktu, bir an geliyor ve yapıyorsun...

O günden bugüne de Türsab A grubu

seyahat acentesi olarak A 6888 belge

no ile kişiye ve kurumlara özel yurtiçi

ve yurtdışı seyahat, balayı, etkinlik, bayi

ve basın gezileri, toplantı, fuar, temalı

turlar, özel İstanbul ve Türkiye Turları

alanlarında hizmet veriyoruz.

“MICE’ciler birbirinin ayağına çok

basıyor”

12 Months Travel’in faaliyetlerini biraz

daha açarak, varsa gündeminizdeki yeni

projelerinizi de paylaşır mısınız?

Sofistike, kaliteli, lüks seyahat ve

etkinlik hizmetleri ile misafirlerimize

hizmet sunmaktayız. Kişiye ve kurumsal

şirketlere özel seyahat, etkinlik,

toplantı, bayi ve basın gezileri, fuar,

yurtdışı düğün, balayı ve temalı turlar,

gemi seyahatleri, özel İstanbul turları

alanlarında hizmet veriyoruz. 12 Months

Travel olarak en önem verdiğimiz konu

misafir memnuniyeti ve sürekliliği.

Üst segment münferit ve kurumsal

misafirlerimizi prensiplerimizden ödün

vermeden arttırmak amacımız. MICE

segmentinde ne yazık ki çok düşük

hizmet bedelleriyle acenteler olarak

çok fazla birbirimizin ayağına basıyoruz.

Elbette ki misafirler her şeyin üzerinde

ama şu an en kazançlı onlar. Zaman,

emek harcıyoruz. Yılların birikimi olan

tecrübemizi paylaşıp, projeler üretiyoruz.

Bununda bir değeri olmalı. Ben hala

geleneksel kalmaya çalışanlardanım. Yüz

yüze ilişkilerin önemini savunuyorum.

Misafirlerimiz bizi arasın, ofise gelsin

istiyorum. Online’a karşı değilim devrin

olmazsa olmazı. Sadece tüketicinin, en

azından seyahat, acentelerinin online

rezervasyon sistemlerini kullanması

taraftarıyım. Acenta kullanmanın önemini

daha fazla anlatmamız gerekiyor. Bunu

TÜRSAB vasıtasıyla yapmamız çok daha

kolay. Elimizde bir güç var, TÜRSAB çatısı

altındayız.

Hazır TÜRSAB demişken, o konuya da

gelmek isterim. Birliğin yeni döneminde

Değişim Hareketi içinde Firuz

Bağlıkaya’yı desteklediniz ve Yedek

Yönetim Kurulu Üyesi görevinizle aktif

rol aldınız. Çalışmalar nasıl gidiyor?

Firuz Bağlıkaya’nın mesleğimizin

geleceği konusunda iyi şeyler

yapacağına, sorunlarımızı çözeceğine

ve doğru kişi olduğuna inandım. O

nedenle de destekledim ve ekibinde

yer aldım. Ülkeme, mesleğime hizmet

etmek beni çok mutlu ediyor. Gelecek

nesillere sürdürülebilir, saygın bir

meslek bırakmalıyız. Bunun dışında

bir beklentim de yoktu açıkçası. Yedek

Yönetim Kurulu Üyesi olmam, seçim

sürecinde başka muhalif gruplarla ittifak

yapılmasından dolayı kendi yönetim

kurulu dengelerimizin bozulması sebebi

ile Başkanımızın takdiridir, aslında bizde

pek asil yedek farkı da yoktur, Başkan

herkesle her konuyu istişare ediyor ve

hepimizin görüşünü alıyor. Siyasetle

ilgili değilim ama kanda var çekiyor bir

şekilde Turizm Politikası hoşuma gidiyor.

Seçim sürecindeki çalışmalarda da çok

keyif aldım. Şu ana kadar Birliğimiz ve

mesleğimiz adına bu kadar kısa sürede

yapılanları gördüğümde de kesinlikle

doğru yapmışım diyorum. İçine girmeden

anlaşılmıyor. Bayağı meşakkatli bir

yoldan geçiyoruz. Başkanım’ın ve Yönetim

Kurulumuzun görevlerini laikiyle yaptığı

inancındayım. Birliğimize değer katıp,

ülkemiz için güzel şeyler yapıp, gelecek

nesillere saygın ve sürdürülebilir bir

meslek bırakabilirsek ne mutlu bize!

Çok yakın bir dönemde TÜRSAB

bünyesinde Şişli YTK Başkanlığına

seçildiniz. Tebrik ederek sormak

isterim, orada da bir değişim rüzgarı

estirecek misiniz?

Teşekkür ederim. 21 Temmuz’da Şişli

YTK Başkanı olarak seçildim ekibimle

birlikte. Hiç aklımızda yokken anlık bir

kararla yola çıktık. Bu kadar güvenilmek

ve sevilmek çok mutlu etti beni.

Değişim derken, TÜRSAB’ın Bölge


Kendini doğal, samimi,

neşeli, insan canlısı, kuralcı

ve disiplinli biri olarak

tanımlayan Güneşli’nin en

büyük hayali, Toskana’da

üzüm bağlarının içinde

küçük bir taş evde

oturmak; huzur, sessizlik

ve yeşillikler içinde bir

yaşamın keyfini sürmek…

Yürütme Kurulu eski adlarıyla BYK’lar

artık Yöre Temsil Kurulları oldular. Bize

bağlı olan 648 acenta bulunuyor. Birliğin

bölgedeki tüm kurum ve kuruluşlarının

temsilcisiyiz. Başkanımız’ın ve

yönetimimizin bize verdiği görevleri

yapmakla sorumluyuz.

Acenteler çok fazla TÜRSAB’tan

kopuk bir haldeler, ümitlerini yitirmiş

durumdalar. Bizim elimizde TÜRSAB gibi

çok büyük bir güç var. Bir birleştirme

hareketi, mesleğe ve birliğe acentaları

tekrar döndürme hareketi, bir umut

kapısı olmamız gerekiyor.

Bizim bölge acentalarımızın ağırlığı

incoming, MICE, IATA kurumsal bilet

çalışan ve outgoing yapan acentalar.

Evet en kısa zamanda çözüm bekleyen

sorumlarımız var. Ben doğru iletişimin

her şeyin başı olduğuna inanıyorum.

Hedefimiz sürdürülebilir ve turizmin

geleceğini bugünden şekillendirecek,

yöre acentelerimize katkı sağlayacak

projeleri geliştirmek ve tüm yöre

acentelerimizin katkısını sağlayarak bu

projeleri hayata geçirmek. Mesleğimize,

ülkemize, gelecek nesillere sahip

çıkmak. Doğru iletişim şu anda gerekli

makamlarla sağlanıyor. Sorunlarımız

çözülme yolunda, iyileştirme yönünde

çalışmalar yapılıyor. Ama daha da

iyi olacağına inanıyorum. Herkesin

de buna katkı sağlaması gerektiğini

düşünüyorum. Hava yolu, otel, acente

ayrı düşünülemez sektör paydaşları.

Paydaşlarla iyi ilişkiler ile İşbirliği içinde

olunması gerek. Türsab Şişli YTK Olarak

buna çok önem veriyoruz. Zaten Türsab

öncülüğünde ilk adım TİK (Turizm İstişare

Kurulu)’in kurulmasıyla atıldı.

“Aynı dili konuştuğumuz bir

Bakanımız ve Başkanımız var”

Bu süreçte talep ve beklentilerimizin

anlatılması çok daha kolay. Çözüm

üretilmesi de bir o kadar kolay olacak.

Kaybedecek vaktimiz yok. Yaparsak

şimdi yapacağız. Doğru zaman da

göreve talip olduk ve yöre yönetimine

seçildik. Aynı dili konuştuğumuz

içimizden Bakanımız ve Başkanımız

var. Bu fırsatı çok iyi değerlendirmemiz

lazım. O nedenle de acentelerimize

“lütfen gelin, sektörünüze, birliğinize

sahip çıkın” diyoruz. Bizler o amaçla

da yola çıktık. Çok da güzel bir yönetim

kurulu oluşturduk. Herkes de sağ olsun

elini taşın altına koymaya, üretmeye

gönülden razı. Yöre acentelerimizin

hepsi birbirinden değerli ve tecrübeli.

Seçim günü İstanbul dışında oldukları

için oy kullanamamış olanların da

destekleri bizle. Şimdi işin en önemli

kısmında acentaları işin içine katmak

var. Incoming acısından son iki senemiz

çok zor geçti, Ortadoğu, Arap çalışanlar

hariç durum pek parlak değildi. Evet

deniz, kum, güneşte bu yıl rekor kırıyoruz

fakat diğer segmentler için de yapılması

gerekenler var. Baktığımızda dünyada

seyahat eden kitle de değiştiği için yeni

pazarlara yönelmek şart. Hindistan

ve Çin çok önemli pazarlar. 12 milyon

dolayında çok zengin Çinli var. Bunlar

paraya bakmadan seyahat ediyorlar. Bu

pazarların çoğunluğunu kazanabilirsek

hedeflediğimiz turizm gelirlerine de

rahatlıkla ulaşabileceğimize inanıyorum.

“Bizim branşta kadınların ilgisi az,

artırmak gerekiyor”

Birliğin iki kadın yönetim kurulu yedek

üyesinden birisiniz. Samimi görüşünüzü

almak isterim, bu sayıyı yeterli buluyor

musunuz?

Tabii ki ben de kadınların her yerde

aktif olması gerektiğine inanıyorum.

Kadın elinin değdiği her şey daha

detaylı planlandığı için çok daha güzel

oluyor. İnşallah yönetimde bir sonraki

dönemde daha fazla kadın görürüz.

Hatta şaşırdığım için sordum, YTK’larda

bile, Kapadokya ve İstanbul Şişli

olarak sadece iki kadın Başkansınız.

Şişli bölgemizde kadının söz sahibi

olduğu çok acenta var. Sağ olsunlar,

seçime gelip oylarını da kullandılar.

Aktif rol verirseniz hep birlikte iyi işler

yaparsanız zaten kendiliklerinden

gelecekler. Ama ben bu konuda ayrımcı

düşünemiyorum. Bütün isteğim kadın

ya da erkek ayrımı yapmaksızın hep

birlikte birliğimize, mesleğimize, gelecek

nesillere, en önemlisi de ülkemize

katkı sağlayabilmek. Benim ilkemdir,

“herkesin bir uzmanlık alanı vardır ve

bu alana göre görev alınmalıdır. Bu

düşünceyle de yönetim listemizi kadın

erkek eşit oluşturmaya dikkat ettik.

Şu an asil yönetimimizde ben dahil 3

kadın, 4 erkek üye bulunuyor. Yine aynı

şekilde yedek listemizde de bu eşitlik

prensibimizin dışına çıkmadık.

Ancak şunu da ilave etmeliyim ki

TÜRSAB’ın ve Başkan’ımın kapısı

katkı sağlamak isteyen herkese açık.

Kadınlarımızın da aktif bir şekilde her

yerde rol alıp işin biraz ucundan tutmaları

gerekiyor. Benim gördüğüm, bizim

branşta kadınların ilgisi az.

Son olarak turizm sektörünün genel

durumu ile ilgili görüşlerinizi paylaşır

mısınız? Sektöre deneyimleriniz ve

gözlemleriniz doğrultusunda nasıl bir

yol haritası önerirsiniz?

12 Months Travel olarak şu sıra ağırlıklı

yurt dışı çalışıyoruz. Çalıştığımız incoming

pazarlar ne yazık ki şu anda ülkemize pek

gelmiyor. Almanya, Amerika ve İngiltere

gibi pazarları yeniden ülkemize çekmemiz

lazım. Her ne kadar deniz kum güneş

turizmi bu sene rekora gitse de bizdekiler

daha çok münferit ve MICE ağırlıklı

olduğundan henüz fayda sağlayamadık.

MICE, gastronomi, golf, kültür turizmi için

gelen nitelikli, para harcayan turistlerin

yeniden kazanılması ve arttırılması

gerekiyor. Cruise gemilerinin tekrar

Türkiye’ye yanaştırılması gerekli. Bu çok

önemli bir konu çünkü şayet gemiler

yanaşıyorsa “Türkiye artık güvenli” ülke

demektir algısı oluşuyor.

Memnuniyet verici ki, son dönemde

“Türkiye güvenlidir” algısı yeniden

yerleşti. Tanıtım ve pazarlamamızı

bölgesel yapmalıyız. İstanbul başlı başına

bir marka. Bugün dünyanın bilinen

birçok şehri ile yarışacak potansiyele

sahibiz. Bugün bir Barselona’nın “artık

kapasitemizi doldurduk, turist almıyoruz”

deme lüksü var, aslında bunu bizim

yapmamız gerekiyor. Gözlemlerim

o ki, yurt dışı fuarlarında da Türkiye

stantlarının daha kuvvetli temsil edilmesi

gerekiyor.


66

hotel restaurant

& hi-tech

marka röportaj

Kize Mobilya, 2019’da ihracat

gücünü artıracak

Faaliyetlerine 1989 yılında küçük bir

atölyede başlayan Kize Mobilya,

bugün 20,000 metrekarelik alanda

son teknolojiye sahip modern üretim

tesisiyle sektördeki gücünü ortaya koyuyor.

2019 yılına ihracat hedeflerini artırarak

girmeye hazırlanan firmanın yurt içi ve

yurt dışına yönelik proje bazlı çalışmalarını

Kize Mobilya’nın iç mimarlarından Tolga

Uludemirciler ile konuştuk.

Kize Mobilya’nın kuruluşunu anlatarak;

ürün portföyü ve üretim kapasitesi

hakkında bilgi verebilir misiniz?

Firmamız 1989 yılında faaliyetlerine

başladığında küçük bir atölyeymiş,

zamanla kendi içinde büyüyerek 7,000

metrekarelik bir fabrikada, şimdi ise

İstanbul-Arnavutköy’de kapasitesini

üç katına çıkararak son teknolojiye

sahip donanımlarla kurulmuş mobilya

üretim tesisi haline dönüşmüştür. Biz

ne yapıyoruz derseniz, kişisel yaşam

alanlarından toplu kullanım alanlarına

kadar tüm mekânlarda, tasarım hayallerini

ahşabın doğallığı ile buluşturuyoruz.

Firmamız proje bazlı üretim yapıyor. Şunu

özellikle belirtmeliyim ki, bu sebeple

standart bir üretim anlayışımız olmayıp,

tamamen istenilen niteliklere uygun

üretim yapıyoruz. Bunun da anlamı şu ki,

Kize her daim dinamik, her daim değişime

hazır ve projelerin çözüm ortağıdır.

Genellikle otel, konut ve villa projeleri

olmak üzere özel müşterilere de hitap

eden bir yapımız var.

Geçmiş yıllardaki tecrübelerimize

dayanarak yeni ve tamamen sektör

ihtiyaçlarına göre tasarlanan fabrikamız

şirketimizce inşa edildi. Bu sebeple üretim

anlamında ihtiyaç duyulabilecek tüm alt

yapılar tarafımızca oluşturuldu. Bu da tabii

ki bugün bize büyük bir avantaj sağlıyor.

Çalışmalarımızı ekip sistemiyle

yürütüyoruz. Projenin

değerlendirilmesinden uygulamasına

ve montaj aşamasına kadar oldukça

sistemli bir alt yapıya sahibiz. Üretimde

sistemli bir şekilde ilerlemek istiyorsanız

üretim süreçlerinin izlenebiliyor olması

büyük önem arz ediyor. Bugün bir ürünün

planlanarak üretimi başlatıldığında

ürünün hangi aşamalarda ve ne durumda

olduğunu bu sistem sayesinde an ve an

görebiliyoruz. Fabrika içinde yer alan

ekiplerimizin yanı sıra ayrıca saha içinde

de ayrı ekiplerimiz bulunuyor. Saha

ekiplerimiz, montajında bulunacağı projeyi

projenin başından beri üretimini yapan

ekip lideri ile birlikte takip ederek her

daim hazır vaziyette bulunuyor. Kısacası,

saha ekiplerimizin de firmamızın personeli

olması projelerin eksiksiz ve doğru bir

şekilde teslim edilmesi anlamında bize

fayda sağlıyor.

Yurt içi ve yurt dışında hangi pazarlara

hitap ediyorsunuz?

Kize olarak, geçmişte tamamlanan ve şu

an devam eden projelere baktığımız zaman

gerek yurt içinde gerekse yurt dışında

birçok ülkede projeler yürüttüğümüzü

söyleyebilirim. Yurt dışında Azerbaycan,

Gürcistan, ABD, Romanya, Rusya,

Kazakistan ve Türkmenistan gibi ülkelerde

tamamladığımız projeler bulunuyor.

Bu projelerin ağırlığını 5 yıldızlı oteller

oluşturuyor. Yine baktığımız zaman

Gürcistan’ın en büyük banka zincirlerinden

birinin Gürcistan genelinde “premium

hizmet” adı altında şu ana kadar açtığı

15 şubesini tamamladık. Buradan da

şu görülüyor ki, proje bazında ayrım

yapmadığımız gibi cevap verebileceğimiz

tüm projelerin içinde olmaya çalışıyoruz.

Daha önce tamamladığımız ve hali

hazırda yurt içinde devam eden otel,

konut, mağaza, restoran ve özel müşteri

projelerimizin yanı sıra yurt dışında

Kazakistan, Gürcistan, Karadağ, Suudi

Arabistan, Katar ve Birleşik Arap

Emirlikleri gibi ülkelerde de projelerimiz

bulunuyor. Özellikle son yıllarda yaptığımız


fuar katılımları ile Körfez ülkelerindeki

inşaat sektörünün hareketliliğinden dolayı

ağırlığımızı bu bölgeye vermiş durumdayız.

Kize’nin satış ve pazarlamaya yönelik

temel kıstaslarınız nelerdir?

Bu sorunuzla ilgili olarak öncelikle şunları

belirtmek isterim, Kize olarak en temel

hedefimiz %100 müşteri memnuniyeti.

Bunun firmamız için standart bir söylem

olmadığını bundan yıllar önce bir şirket

yöneticimiz röportajında şöyle ifade

etmişti:

“Bizim için küçük ya da büyük iş diye bir

ayırım söz konusu olamaz, olmamalıdır.

Çünkü her işe aynı titizlik ve incelik

gösterilmezse başarısız olursunuz.

Başarısızlık da başarının üstünü örter.

İlkemiz isteklerinize kaliteyi, zaman

birimini ve mimari güzelliği sunmaktır.

Bunun dışında bizim için en önemli

unsur ortaya çıkan işin müşterinin içine

sinmesidir. Bu ise bizim için en büyük

keyiftir.” Bu anlamda müşterilerimizin bizi

tercih etme sebeplerinden biri de budur.

İşte bu anlayıştan dolayı müşterimizin

tercih sebebi oluyoruz. Biz hiçbir projemizi

tek bir proje olarak görmüyoruz. Bugünkü

müşteri portföyümüze baktığımızda, çok

uzun yıllardır iş birliği içinde olduğumuz

müşterilerimiz olduğunu görüyoruz. Bu da

bizim sunduğumuz hizmetin doğruluğunu

açık bir şekilde kanıtlıyor.

Özetle sorunuzun cevabına gelirsek,

satış ve pazarlama kıstasımız aslında

müşteri memnuniyetinden geçiyor. Biraz

önce de söylediğim gibi, aslında her yeni

kazandığımız müşterimiz hem müşterimiz

olmaya devam ediyor hem de sonraki

projeler için bize referans oluyor.

İhracat yapıyor musunuz?

İhracatımız, yaptığımız satışların %60’lık

kesiminde yer alıyor. Bu her geçen yıl artış

gösteriyor. Daha önce de belirttiğim gibi

son yıllarda yaptığımız fuar katılımları ile

müşteri profilimizi oldukça genişlettik. Bu

fuarlarda tanıştığımız müşterilerimizi yıl

içindeki belli dönemlerde kendi ofislerinde

veya şantiyelerinde ziyaret ediyoruz. Bu da

akılda kalmak ve iş birliğini güçlendirmek

için önemli bir fırsat oluşturuyor. Hatta

yakın zamanda Dubai’deki yerel bir firma

ile kuracağımız iş birliği sayesinde oradaki

varlığımızı biraz daha güçlendireceğiz.

2018 yılına hangi yeni ürünlerle girdiniz?

Bu yılki tasarım stratejisini nasıl

kurguladınız? Yılsonuna yaklaşırken bir

sektör değerlendirmesi yaparak beklenti

ve hedeflerinizi paylaşır mısınız?

Yılsonuna yaklaşırken 2018 yılının önce

ülkemiz içindeki durumuna bakacak

olursak, tamamlamadığımız konut,

otel ve özel müşteri projeleri olduğunu

görüyoruz. Yine bu durumu yurt dışı

odaklı inceleyecek olursak, daha önceki

sözlerimde bahsettiğim gibi ihracat

üretimimizin önemli bir payına sahip.

Firma olarak hedeflerimizi ihracatımızı

her geçen yıl artırmak olarak belirledik.

Bu yöndeki hedeflerimizi gerçekleştirmek

için çeşitli adımlar atıyoruz. Bunlardan

birinden bahsetmek gerekirse; İhracatçılar

Birliği’nin Ekonomi Bakanlığı desteği

ile yaklaşık 2 yıldır sürdürdüğü TCF

(Turkish Contract Furniture) UR-GE Proje

kümesinin bir üyesi durumundayız. Bu

kümede ihracata yönelik yapılan tüm

gelişmelerin birebir takipçisi olmakla

beraber, gerçekleştirilen tüm etkinliklere

de katılıyoruz. Bu sebeple 2018 yılında

tamamladığımız projelerin ağırlığını yurt

dışında yer alan projeler oluşturuyor.

Teknolojiye yatırım yapıyor musunuz?

Biliyorsunuz dünya "Endüstri 4.0"

yolculuğunda adım adım ilerlemekte ve

teknoloji korkunç boyutlara ulaşmakta.

Rekabet etmek ve hedeflerimize

istikrarlı bir şekilde ulaşmak istiyorsak;

Yüksek verimliliği sağlamalı, üretimde

esnekliği artırmalı ve maliyetleri

azaltmalıyız. Bunun için de çağın getirdiği

teknolojik gelişmelere ayak uydurmak

zorundayız. Gerek fabrika müdürümüz

gerekse ekiplerimizin çalışmaları ve

mühendislerimizin analizleri üretimdeki

verimliliği artırmak adına makine vb. gibi

yenilikleri fabrikamıza taşıyor.

Son olarak Kize’nin genel büyüme

stratejisi, hedef pazarları ve 2019 yılına

ilişkin planları ile ilgili neler söylemek

istersiniz?

Kize Mobilya olarak biliyorsunuz,

2016 yılında üretim kapasitemizi üç

katına çıkarttık ve makineleşmeye

daha fazla yatırım yaptık. Bu anlamda

gerçekleştirdiğimiz büyüme ile projelere

daha hızlı ve kaliteli standartlarda hizmet

verebilecek konuma geldik. Bugün son

teknolojiye sahip makinaları, Avrupa

standartlarına uygun ürünleri ve sahip

olduğu sertifikalarıyla hizmet veren bir

firma durumunda olduğumuzu rahatlıkla

söyleyebilirim. OHSAS 18001, ISO 9001,

ISO 14001, FSC ve yangına dayanımlı kapı

sertifikaları ise bunlardan bazıları…

Yine önümüzdeki yıllar içinde hedef

pazarlarımıza bakacak olursak, elbette

ki Türkiye bu bölgede mobilya sektörü

anlamında çok önemli bir konumda yer

alıyor. Özellikle Ortadoğu, Körfez ülkeleri

ve Orta Asya’da devam eden projelere

baktığınızda karşınıza çok fazla Türk

firması çıktığını göreceksiniz. Ülkemizin

inşaat sektöründeki tecrübesi bu anlamda

mobilya firmalarının da bahsettiğim bu

bölgelerdeki destekçisi oluyor.

“İhracat 2019 hedeflerimizin başında

geliyor”

Firmamızın 2019 hedeflerinin başında

ihracat geliyor. Hali hazırda oldukça sıkı

ilişkilerimizin bulunduğu Körfez ve Orta

Asya ülkelerinin yanı sıra önümüzdeki

dönemlerde Avrupa ve Balkan ülkeleri

hedef pazarlarımız olacak. Bu konuda

bizim en büyük avantajımız fuarlar

oluyor. 2019 yılı içerisinde bu bölgelerde

katılacağımız fuarlar ile yeni müşteri

ve yeni pazarlara açılmak için çaba sarf

edeceğiz. Yine bunun yanı sıra İhracatçılar

Birliği içinde yürütülen faaliyetler ile de

bu pazarlara giriş için çeşitli adımlar

atılacak. Biz de TCF (Turkish Contract

Furniture) ÜR-GE Proje kümesinin bir

üyesi olarak bu adımların en büyük

destekçisi ve katılımcısı olacağız. Sonuç

olarak, dünyanın artık çok küçüldüğü

günümüzde hedef pazarların dışında yer

alan ülkeler içinde de ayrım yapmaksızın

öncü firma olmak için tüm gayretimizi

ortaya koyuyoruz. Bugün hiç aklımıza

gelmeyecek ülkelerden bile projeler

alabiliyor veyahut bizler o ülkelerdeki

projelere ulaşabiliyorsak bu da dünyanın

bugün hangi aşamada olduğunu

gösteriyor. Bundan sonraki süreçte Kize

Mobilya A.Ş., bir Türk firması olarak yurt

dışında tamamlamış veya tamamlayacağı

projelerde tüm gayretleriyle daha iyi

konumda olmak için var gücüyle çalışmaya

devam edecek.


68

hotel restaurant

& hi-tech

brand interview

Kize Furniture to increase

its export power in 2019

Started its operations in a small

factory in 1989 Kize Furniture,

shows its power in the industry

with modern manufacturing site, which

founded on 20,000 m² area and equipped

with the latest technology. We talked

to Tolga Uludemirciler, one of interior

architect of Kize Furniture, about the

project-based works for domestic and

foreign markets of Kize Furniture, which

is getting ready to 2019 by increasing its

export targets.

Could you brief us Kize Furniture’s

product portfolio and production

capacity?

Our firm was a small workshop when

it started its operations in 1989. It grew

in the meantime to be a huge factory of

7,000 square meters and now it has been

a furniture manufacturing plant equipped

with latest technology to tripple its

capacity located in Istanbul’s Arnavutköy.

When it comes to our operations we

combine all design imaginations with

the natural sense of wood in all places

from individual living spaces to public

areas. Our company makes projectbased

production. For this reason, I

should underline that we don’t have

a specific standard; we realize totally

customized manufacturing. It means Kize

is always dynamic, ready to change and a

solution partner. We have the feature of

addressing to special customers directed

to hotels, housings and villa projects.

Based on our past experiences our

factory was designed and built exactly

to respond the needs of the sector. For

this reason all infrastructural works

to be needed during operations were

completed by ourselves. This, of course,

offers us a lot of advantages.

We have been continuing our works

on team system. From the evaluation

process up to implementation and

mounting we have a quite systematic

infrastructure. If you are going to

progress systematically in manufacturing

the observation possibility of all

production stages will be very important.

Today when a product is planned and

starts to be produced we can see every

moment of its advancements such as at

which stage it is and at what position it is.

In addition to our teams positioned inside

the factory we also have teams in the

field. The field teams stay alert from

the beginning of a project that they will

mount and follow the product together


with the manager of production team.

In short, the field teams’ being our

personnel provide benefit to us on right

and appropriate delivery of the projects.

Which markets do you address in

domestic and abroad?

When we, as Kize, look at the projects

delivered in the past and the ones

have still been continuing, I can say

that we are undertaking a lot both at

home and abroad. In abroad, we have

completed projects in countries such as

Georgia, USA, Romania, Kazakhstan and

Turkmenistan. Most of these projects are

five-star hotels. It is also eye-catching

that we completed 15 branch offices

of one of the biggest bank chains of

Georgia under the name of “Premium

Service” scattered over the country.

These lead me to say that we don’t

differentiate project-based works and

we want to involve in all projects that we

can handle. There are many projects we

completed and some still in progress

projects such as hotels, housings, stores,

restaurants for our special customers

in domestic market as well as in foreign

countries such as Kazakhstan, Georgia,

Montenegro, Saudi Arabia, Qatar and

United Arab Emirates. Especially our

participation in fairs and the blossoming

of the construction sector in the Gulf

countries we have placed special

attachment in that region.

What are your basic criteria aimed at

sales and marketing?

I can best answer this question by

highlighting that our most basic target is

100%customer satisfaction. This is not a

cliché saying but a principle. One of our

managers had stated many years ago as:

“We never differentiate works as small or

big. For if you don’t treat all works with

the same strictness and care you will

fail. And failure, in its turn, covers the

success. Our principle is to offer quality,

timing and architectural beauty to your

demand. Apart from this, our biggest

priority is to deliver the work which will

make customer happy and comfortable.

This is the most pleasant thing for us.”

At this sense, this is one of the reasons

why our customers prefer us. We never

consider any of our projects as only

one single project. When we look at our

today’s customer portfolio we see that we

have been cooperating with many of them

for many years. This proves the identity

of the service that we render. When it

comes to the answer of your question

as a brief I can say that our sales and

marketing strategy depends on customer

satisfaction. As I mentioned above every

new customer continues to be our

customer in the future and becomes

a good reference for us for the future

projects.

Do you have exports?

60% of our sales go to export markets.

Our export volume increases every year.

As I mentioned earlier we enriched

our customer portfolio through fair

participations we realized in recent

years. We visit the people who we meet

in these fairs in their offices or factories

during the yearlong. This sets up a

good opportunity to stay familiar and to

strengthen the cooperation. In fact we

will empower our existence in Dubai

through a new local contact that we will

establish cooperation.

Which products have you entered 2018

with? How did you set up your design

strategy for this year? Can you evaluate

the situation of the industry with

expectations and targets while we are

getting closer to the year end?

While we are getting closer to the

yearend and I can say that we have

completed various housing, hotel and

special customer projects in domestic

market. If we look at our case in foreign

countries, as I mentioned earlier, we have

a good part of our production for exports.

We set our goals to increase our exports

every year. We are taking necessary steps

in order to realize our targets at this

sense.

If we want to cite one of these I can say

that we are a member of TCF (Turkish

Contract Furniture) UR-GE (development

of international competitiveness) cluster

undertaken by Expoters’ Union with the

support of Ministry of Economy for about

2 years. As a follower of all developments

addressing to export markets in this

cluster we attend all events realized.

For this reason most of the projects that

we have finished in 2018 are in foreign

market.

Do you invest in the technology?

As you know, the world is moving towards

Industry 4.0 and technology goes to

enormously frightening dimensions

step by step. If we want to compete and

reach our targets we have to improve

productivity to higher levels, increase

flexibility and reduce costs. To this end,

we have to keep pace with contemporary

developments in technology. Both our

factory manager and our teams and

engineers are trying to bring everything

to our factory in order to increase

productivity in production.

Finally, what would you like to say about

Kize’s general growth strategy, target

markets and plans for the year 2019?

As is known, as Kize Furniture company,

we had tripled our production capacity

and invest on machinery. With our

growth policy and projects we got a

position to serve faster and at higher

quality standards. Today we have the

latest technology machinery, a powerful

product portfolio that is up to the

European standards and the certificates

their quality. OHSAS 18001, ISO 9001,

ISO 14001, FSC and fire resistant door

certificates are among them… In the

coming years, our target is to be a good

position in furniture industry in the

region. You will see a great number of

Turkish company who assumed several

projects ongoing in the Middle East, in

the Gulf countries and in the Central Asia.

The experiences that Turkish companies

have accumulated in construction

industry in the world can be valuable

support for the success of furniture

firms.

“Export has top priority in our targets

for the year 2019”

Exports rank at top among the targets of

our company for the year 2019. In addition

to the Gulf and Central Asian countries

that we already have very close relations,

the US, Europe and the Balkan countries

will be our target markets in the coming

periods. We will put our efforts in order

to get into new markets, to get new

customers and to participate more fairs

in 2019. We will take part in the efforts of

exporters association who aims to open

new markets for its members. We will be

the greatest supporter and participants

of Turkish Contract Furniture and

production development project group.

In summary, we put our efforts fully in

all markets out of our target markets

without differentiating among any

countries. We may get offers for special

projects from countries no one can

imagine, and this proves that the world

is getting smaller and smaller. Kize

Furniture Co. Inc., as a Turkish firm,

we will do what we can in all projects in

abroad to improve our position in world

markets.


hotel restaurant

70 & hi-tech

marka

ISM

Minibar

büyümeye

devam

ediyor

Beş kıtada 56’dan fazla ülkeye, güçlü

distribütör ağı ile ürünlerinin yüzde

75'ini ihraç eden ve pek çok önemli

zincir otel markasının onaylı tedarikçisi

konumundaki ISM Minibar, sektöründe

hızla büyümeye devam ediyor. 1986 yılında

kurulan ve 2000 yılında tüm hakları alınarak

İnci Holding bünyesine katılan global firma,

holdingin mevcut gücünü de arkasına alarak

gerekli tüm yatırımları kısa bir süre içinde

tamamlamış ve ağırlama sektörünün önde

gelen isimleri arasındaki yerini almıştır.

Şencan: “Üretim kalitemizi ve marka

bilinirliğini sürekli artırıyoruz”

ISM Minibar'ın yeni trendlere cevap vermek

ve portföyünü geliştirmek hedefiyle üretim

kalitesini ve marka bilinirliğini sürekli

artırmaya devam ettiğini vurgulayan ISM

Minibar Genel Müdürü Niyazi Şencan,

“Firmamız olarak ağırlama sektöründe gün

geçtikçe tanınmış bir isim ve hızla büyüyen

bir şirket haline geldik. Tamamen sessiz

ve titreşimsiz olarak geliştirdiğimiz peltier

serisi minibarlarımıza gösterilen ilgi her

geçen gün artmaktadır. Özellikle düşük

enerji tüketimi ve müşteri konforunun

avantajları ile dünyadaki oteller için

peltier minibarlarımız vazgeçilmez hale

gelmektedir. Öte yandan, geliştirdiğimiz

peltier serisi çekmece tipi minibarımız, otel

odasında fark yaratmak isteyen iç mimarlar

ve tasarımcılar için özel bir alternatif haline

gelmiştir. Bu ürün ayrıca tamamen sessizdir

ve A sınıfı enerji tüketim değerine sahiptir,

bunun da tercih yapılırken çok önemli bir

faktör olduğunu düşünüyoruz” dedi.

ABD’ye yönelik satış ve pazarlama

faaliyetlerimizi geliştirdik”

ISM Minibar’ın 2015 yılında ABD’deki

satışlarını artırdığını ve pazarlama

faaliyetlerini geliştirdiğini belirterek

sözlerine devam eden Şencan, “2016

yılında da, ABD pazarında prestij ve

güvenilirlik göstergesi olan UL Sertifikasını

hem PELTIER hem de ABSORBE serisi

minibarları için elde etmeyi başardık ve

dünyanın ilk ve tek üreticisi konumuna

eriştik. ‘Global düşün lokal ol’ stratejisi

doğrultusunda firmamızın Eylül

2017'de New York’da ilk ofisini açarak

müşterilerimize ABD’de hizmet vermekten

gurur duyuyoruz” diye konuştu.

Pazar paylarını artırmak

için gerekli uluslararası

düzenlemeleri yerine

getiren ISM Minibar;

ISO 9001 Kalite Sistem

Belgesi yanında 2014

yılında ISO 14001 Çevre

Yönetim Sistemi, OHSAS

18001 İSG Yönetim

Sistemi Belgesi almaya

hak kazanmış ve aynı

zamanda CE, TUV

RHEINLAND GS, SGS

EMC, SGS CB, GOST,

ROHS, G-MARK ve

UL ürün sertifikalarına

sahiptir.


ISM

Minibar

continues

to grow

ISM Minibar is a global company

exporting 75% of its products to over

56 countries across 5 continents via its

strong network of distributors and also is

an approved supplier of many important

Hotel Chains in the world. ISM Minibar

was established in 1986 and after all the

shares were taken by İNCİ HOLDİNG in

May 2000, ISM Minibar became a part of

İNCİ HOLDİNG, ( www.inciholding.com"

www.inciholding.com ). ISM Minibar

completed the necessary investments in

a very short period of time by the power

of the İNCİ HOLDİNG and became the

one of the top brands in hotel equipment

sector.

General Manager of ISM Minibar Mr.

Niyazi Şencan underlined that “ISM

Minibar continues to increase production

quality, quality of products, brand

awareness steadily in order to respond to

new trends and improve its portfolio. On

the other hand, in order to increase the

market shares, ISM MINIBAR performed

the required international regulations,

and became entitled to ISO 9001

Quality System Certificate, ISO 14001

Environmental Management System,

OHSAS 18001 OHS Management System

Certifications in 2014 and also has CE,

TUV RHEINLAND GS, SGS EMC, SGS CB,

GOST, ROHS, G-MARK and UL product

certifications.

We as ISM Minibar became a well-known

name in the hospitality sector and a

company which is growing rapidly day by

day. The interests that have been shown

to our peltier series minibars, which

we have developed completely silent

and vibration-free, is increasing day

by day. Especially with the advantages

of the low energy consumption and

customer comfort, our peltier minibars

are becoming indispensable for the

hotels in the world. On the other hand,

our peltier series drawer-type minibar

that we have developed have become a

special alternative for interior designers

and designers who want to make a

difference in the hotel room. This product

is also completely silent and has A class

energy consumption value which is a very

important factor in preference.”

Mr. Şencan also proudly declared that “In

2015, ISM MINIBAR increased its sales

and expends its marketing activities in

the United States. In 2016, ISM MINIBAR

achieved in getting the UL Certificate,

indicator of prestige & reliability in

U.S. market, for both its PELTIER and

ABSORPTION series of minibars and

became the first and only manufacturer

in the world. Regarding our strategy of

‘Think Global Be Local’ ISM Minibar is

proud to announce that it has opened

its first local office in New York City in

September 2017 and would be pleased to

serve and continue to serve its customers

in the U.S.


hotel restaurant

72 & hi-tech

marka

La Lorraine,

Türkiye’ye 20 milyon Euro’luk yatırım yapacak

Belçika’nın dünyaca ünlü markası La Lorraine, 22 Eylül 2016 tarihinde Manisa’da 33 Milyon Euro TL

yatırım yaparak açılışını gerçekleştirdiği fabrika ile Türkiye’de unlu mamul pazarına giriş yapmıştı.

Pazarda planlı ve istikrarlı bir büyüme sağlayan La Lorraine, 2018 yılı için 20 milyon Euro daha

yatırım yapma kararı aldı.

Unlu mamul, pasta ve fırıncılık

sektöründe yüzde yüz Belçika

sermayeli bir aile işletmesi olarak

79 yıldır aynı alanda faaliyet gösteren

La Lorraine Unlu Mamuller Grubu’nun

dünya genelinde 9 u Belçika’da olmak

üzere, Çek Cumhuriyeti, Romanya ve

Polonya’da birer adet toplamda 12 üretim

tesisi bulunuyor. Dünya genelinde 1

Milyar Euro hedefine koşan La Lorraine’in

13. tesisi ise Türkiye’de Manisa’da

bulunuyor. Manisa OSB’de 40 dönüm

arazi üzerinde 20.000m2 kapalı alan

olarak inşa edilen ve ileri teknolojiden

faydalanılarak hayata geçirilen tesis tüm

grubun üretim tesisleri içerisinde de en

gözde fabrika olma özelliğini taşıyor.

Deniz: “Yatırıma devam edeceğiz”

La Lorraine’in diğer yabancı yatırımcılara

iyi bir örnek olduğunu belirten La

Lorraine Türkiye Genel Müdürü Burak

Deniz: “Ülke olarak hepimizin üstüne

düşeni fazlasıyla yapmamız gerektiğine

inandığımız çok hassas bir dönemden

geçiyoruz. La Lorraine markası

olarak 2016 yılından bu yana HORECA

olarak adlandırılan hotel, restorant,

cafeterya, kahve zincirleri ve ayrıca

süper market kanallarında 6500 noktaya

ulaşarak, tüketicilerimizi nitelikli,

katma değerli, kaliteli ürünlerimizle

buluşturduk. Sektörümüze canlılık ve

dinamizm getirdik. Özellikle ekmek ve

unlu mamuller grubunda iddialı olan

markamız, tüketicilerimiz tarafından

beğenildi ve bu noktada gerek araştırma

geliştirme, gerekse tesislerimizi

büyüterek yatırım yapmaya, aynı zamanda

bulunduğumuz kategorileri geliştirmeye

kararlıyız. Bu gelişmeler ışığında;

ülkemize ve sektöre olan inancımızla 20

milyon Euro daha yatırım yapma kararı

aldık. Bu yatırımımızın ülke ekonomimize

ve sektörümüze hayırlı olmasını

diliyoruz.”

2018’de de %100 büyüme hedefliyoruz”

Bir yıl içinde hayata geçecek yeni

makina yatırımlarımızla bugünkü ekmek

üretimimizi iki katına çıkartacağız.

Yapacağımız bina ve demirbaş

yatırımlarımızla da 70 kişiye daha

istihdam sağlayarak La Lorraine ve

partnerlerinin toplam çalışan sayısı

da 450 kişiye ulaşacak. Toplamda

yapacağımız yeni yatırımlarla 2018’de de

100% büyümeyi hedefliyoruz.

“Türkiye’yi ‘Home Country’ olarak

konumlandıracağız”

Bugün Manisa’daki üretim tesisi ve

İstanbul, Antalya, İzmir, Bursa, Ankara,

Adana, Çanakkale, Diyarbakır, Gaziantep,

Alanya, Bodrum, Fethiye, Marmaris,

Konya dağıtım merkezleri üzerinden

Türkiye’nin dört bir yanına ulaşan La

Lorraine’in aynı zamanda Türkiye üretim

tesisinden bölgedeki farklı ülkelere de

ihracat yapmaya başladığını söyleyen

Burak Deniz “La Lorraine olarak, özellikle

Ortadoğu’ya Türkiye’den ihracat yapmayı

planladık. Türkiye’ye yatırım yaparken

lokasyon olarak İzmir’e dolayısıyla limana

yakın olan Manisa’yı tercih etmemizin bir

sebebi de budur” açıklamasında bulundu.


hotel restaurant

74 & hi-tech

brand

La Lorraine to invest

20 million euros in Turkey

Renowned worldwide brand La Lorraine had got into the baked product market in Turkey with a factory,

which was opened after completion with 33 million Euro investment in Manisa on 22nd September 2016.

Growing well-planned and steadily in the industry La Lorraine made a decision to invest 20 million euros

more in 2018.

Operating in the baked products,

cake and bakery industry as a

family company 100% Belgium

capital for 79 years La Lorraine Bakery

Group, which has 12 manufacturing

plants that are located in Czech Republic,

Romania and Poland, and nine in

Belgium. The 13th plant of La Lorraine,

that running up for 1 million euros target,

is located in Manisa, Turkey. Founded

on a 20.000 m2 covered area based on

40 decare land in Manisa Organized

İndustrial Zone equipped with high

technology as the best one in all facilities

of all group.

Deniz: “We will continue to

investments”

Burak Deniz, General Manager of La

Lorraine Turkey pointed out that La

Lorraine had become a good example

for foreign investors and added, “We are

going through a sensitive time. As La

Lorraine Brand, we brought our qualified,

quality and value added products

together with our costumers since 2016

as called HORECA by reaching to 6500

points in hotels, restaurants, cafes, cafe

store chains and super markets. We

brought dynamism and vitality to our

industry. Being assertive especially in

bread and bakery products our brand

was admired by our consumers. We

are decided to grow our plants both by

R&D operations an by investments. We

decided to invest 20 million euros more

In the light of these developments with

a strong belief and confidence in our

country and industry. We wish the best

our investments be lucrative for national

economy and the industry.”

“We aim 100% growth in 2018

We will double our current bread

production with our new machine

investments that will realize this year.

We will provide employment for another

70 people and the total number of

employees will be 450 together with

La Lorraine partners. We are aiming

100% growth on 2018 with our new

investments.

“We will locate Turkey as ‘Home

Country’”

Pointing out that through the Manisa

plant and through the centers located in

Istanbul, Antalya, İzmir, Bursa, Ankara,

Adana, Çanakkale, Diyarbakır, Gaziantep,

Alanya, Bodrum, Fethiye, Marmaris and

Konya, La Lorraine reaches all around

Turkey and they started to export to

different countries in the region, Burak

Deniz said, “We, as La Lorraine, planned

to export especially to the Middle East.

The reason why we choose Izmir as our

location is this and we preferred Manisa

for its proximity to the port.”


hotel restaurant

76 & hi-tech

marka

Gastronometro’nun

ilham veren

mutfak ürünleri

Metro’da satışta

Gastronometro’nun şeflerin

dünyasından mutfak teknikleri

videolarında kullandığı mutfak

ürünleri artık Metro Güneşli

mağazasında.

Türk gastronomisine yatırımlarını

kesintisiz sürdüren Metro

Türkiye, Gastronometro

mutfağında şeflerin kullandığı mutfak

ekipmanlarından oluşan ürün serisini

Güneşli mağazasında satışa sundu.

Yaklaşık 100 çeşit ürünün yer aldığı

seri, kendinizi çok özel hissettiğiniz

“fine dining” restoranların

sunumlarında kullanılan renkli özel

tabaklardan tütsüleme makinesine,

mutfakta çok sık kullanılan krema

torbasından yapay havyar aparatına

kadar çeşit çeşit üründen oluşuyor.

Gelecekte tüm mağazalarda yer

alması planlanıyor

Halen Güneşli Metro mağazasında

yer alan, zamanla daha da

zenginleştirilecek olan Gastronometro

mutfak ekipmanlarının gelecekte

Metro mağazalarındaki

Gastronometro köşeleriyle tüm

mağazalarda yer alması planlanıyor.

Takım halinde ya da tek olarak

satın alınabilen ürünler, gastronomi

profesyonellerine ilham vermeye

devam edecek. Belirli aralıklarla

yenilenecek ürün gamında,

tasarımcıların özel ürünlerini

de sergileyen Metro Türkiye,

Gastronometro’nun ağırladığı farklı

ülkelerden master şeflerin seçkilerine

de yer ayıracak. Gastronometro şefleri

tarafından ilham veren tekniklerin

anlatıldığı ve satılan birçok ürünün

kullanıldığı videolar, sosyal medya

hesaplarının yanı sıra mağaza içinde

bulunan Gastronometro köşesinde

de lezzetseverlere, gastronomi

öğrencilerine ve şeflere kendilerine

has teknikler geliştirmenin yolunu

gösterecek.


hotel restaurant

78 & hi-tech

marka

Zyxel turizmde hedef büyüttü

Ağ teknolojileri alanında dünya liderlerinden biri olan Zyxel, turizm sektöründe

hedef büyüttü. Yeni bir yapılanma sürecine giren firma, odaklandığı 5 ana segmenti

belirlemesinin ardından özellikle turizm sektörü için yeni bir strateji belirledi. Bu alana

yatırım yapan Zyxel, yeni ürün ve çözümlerle pazarı hareketlendirmeyi hedefliyor.

Turizm odaklı stratejik planını

devreye alan ve yeni projelere

ağırlık veren Zyxel, gözde turizm

beldelerinin en prestijli otellerinin ağ

yapısını da güçlendirmeye devam ediyor.

Hayata geçirdiği projelerle turizm

sektörümüzün en büyük destekçileri

arasında yer alan ve başarı hikâyelerine

her geçen gün bir yenisini ekleyen Zyxel,

son olarak Bodrum Yasmin Resort Hotel

ve Side TUI Magic Life Jacaranda Otel ile

işbirliği yaptı. Her iki otelin network ağ

altyapısı yenileyen Zyxel, bulut çözümü

ile de otelin aktif ağ cihazlarını çok rahat

kontrol edilebilir ve yönetilebilir duruma

getirdi. Lobide ve odalarda misafirlerine

ücretsiz Wi-Fi hizmeti sunan Yasmin

Resort Hotel ve TUI Magic Life Jacaranda

Otel veri iletişim alt yapısını Zyxel

ürünleri ile yenilemesinin ardından

misafirlerinden tam not alırken, çalışan

verimliliğini ve müşteri memnuniyetini

de en üst noktaya çıkarmanın haklı

gururunu yaşıyor. Zyxel’in son dönemde

turizm ve konaklama sektörüne yönelik

gerçekleştirdiği projeleri artırdığını ifade

eden Zyxel Türkiye Marka ve Pazarlama

Müdürü Özden

Aliyagiç Uyar,

“Zyxel olarak

2018 yılında

odaklandığımız

ana sektörler

var. Turizm,

bunların başında

geliyor. Ülke

ekonomimize

büyük destek

veren turizm

sektörü için

projeler üretmek

ve ekonomiye

destek olmak

bizler için ayrı

bir mutluluk

kaynağı.

Türkiye’nin önde

gelen turizm

beldelerinin

prestijli otellerinde hızlı ve kesintisiz

internet erişiminin arkasındaki güçlerden

biri olmak bizi gururlandırıyor. Otel

konukları artık ortak yaşam alanlarında

ve odalarından bütün diğer olanak

ve hizmetlerden ziyade daha fazla

Wi-Fi talebinde bulunuyorlar. Hem

ticari müşteriler hem de tatil amaçlı

ziyaretçiler, otellerde ve odalarda 1

numaralı önceliğin kablosuz bağlantı

olduğunu belirtiyorlar.” Özellikle büyük

otel zincirlerinin odalarında ve misafirlere

açık alanlarında internet erişimi talebinin

son dönemlerde oldukça arttığına dikkat

çeken Uyar şöyle konuştu:

Bağlantı kalitesi için cam odalara ve

aynalara dikkat!

Araştırmalarımız otel konuklarının

%57’sinin kötü bant genişliği yüzünden

kablosuz internet hizmetinden

memnun kalmadığını göstermektedir.

Görüşmelerin yapıldığı ortamlarda

sunulan kablosuz internet; geniş bir

kapsama alanı, güvenilir bir bağlantı

ve yüksek bir performans gerektirir.

Özellikle otel işletmecilerinin iç

rahatlığı için çok sayıda internete

bağlanan cihaz ve faaliyet yoğunluğu

esnasında kimlik doğrulaması yapmak

kaçınılmazdır. Bu işlemlerin kolay bir

şekilde yapılması gerekir. Toplantı

odalarının aynı anda bağlanan çok

sayıda kişiyi barındırabilecek şekilde

tasarlanması gerekirken; cam odalar

ise kırılım sorunları ile karşı karşıya

kalmaya sebep olabilir. Öte yandan

günümüzün otel misafirleri yüksek hızda

internet bağlantı ile birlikte birinci sınıf

kalitede spor yapabilecekleri olanakları

da talep ediyorlar. Araştırmalarımıza

göre yalnızca üç otelden iki tanesinde

spor salonunda Wi-Fi hizmeti bulunuyor.

İyi bir indirme hızına ve sorunsuz bir

bağlantıya sahip olmak otellerin ilk

beklentisi. Ayrıca ekipman ve mobilyadan

kaynaklanan engelleri, sinyali yansıtan

aynaları ve bağlantıyı engelleyen kalın

duvarları azaltmak, turizm sektöründe

misafirlere daha sağlıklı bir internet

deneyimi sunulmasına olanak tanıyor.”

“Otel odalarını sinema salonuna

dönüştürmek mümkün”

Uyar sözlerini şöyle sürdürdü:

Teknolojinin baş döndürücü bir hızla

ilerlediği dünyada internete bağlı

cihazların sayısı her geçen gün artıyor.

Zyxel olarak yaptığımız araştırmalar

neticesinde elde ettiğimiz bulgulara

göre otellerin %38’inde bu durum

maalesef problemlere yol açıyor. Bant

genişliğin otel yatak odasındaki çoklu

cihaz kullanımı taleplerini zaman

zaman karşılayamayabiliyor. Çünkü

odadaki tüm bilgisayar, cep telefonu

ve tablet cihazlar aynı anda çevrimiçi

olabilir. Zyxel’in sunduğu teknoloji ile

misafirleriniz odayı yüksek hızlı ve kaliteli

internet bağlantısı ile konferans salonuna

dönüştürmek mümkün. Ya da otel de bir

aile odası anında bir sinema salonuna

dönüşebiliyor.”


hotel restaurant

80 & hi-tech

marka güncel

Amadeus, TravelClick’i satın aldı

Amadeus, TravelClick’i almak için yaptığı 1,52 milyar dolarlık anlaşma

ile konuk ağırlama sektöründe genişleme çalışmalarını sürdürüyor.

TravelClick’in orta ölçekli ve bağımsız oteller için sunduğu bulut

temelli çözümler, Amadeus’un pazardaki tüm segmentlere gelişmiş bir

portföyle ulaşmasını sağlayacak. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan

Amadeus Başkan ve CEO’su Luis Maroto, “Tra-velClick’in harika bir

ekibi, teknolojisi ve geniş bir müşteri tabanı var ve biz böylesine başarılı

bir işletmenin Amadeus’a katılmasını dört gözle bekliyoruz Amacımız

konuk ağırlama sektörüne, işletmelerini büyütmek ve konuklarına

harika bir deneyim yaşatmak için ihtiyaç duydukları araçları sağlamak.

İki portföyümüzün kombinasyonu, dünya çapında her tip ve boyutta otele

bunu sunmamızı sağlayacak.”

Cam yeniden cam ile

şehirler renkleniyor

Şişecam Topluluğu, camın en sürdürülebilir ambalaj malzemesi

olmasından hareketle hayata geçirdiği “Cam Yeniden Cam” projesi

kapsamında, şehirleri renklendirmek için başlattığı etkinliklerin ikinci

durağı Denizli oldu. Şişecam Topluluğu’nun Denizli’deki cam ev eşyası

üretim tesisi çalışanları aileleriyle birlikte geri dönüşüme destek

vermek amacıyla cam kumbara boyama etkinlikleri için bir araya geldi.

Denizli Cam Fabrikası’nda gerçekleştirilen etkinlikler kapsamında cam

kumbaraları rengarenk boyanarak yeniden tasarlandı.

Zyxel'den yeni erişim noktası; NWA1302-AC

Zyxel, oteller, öğrenci yurtları ve ofisler için her odada, her kullanıcıya güvenilir, yüksek hızlı kablolu ve kablosuz internet sağlamayı

her zamankinden daha pratik hale getiren yeni erişim noktasını (Access Point) tanıttı. Sistem entegratörleri tarafından dakikalar

içinde kurabilen erişim noktası, çalışabilmek için bir ağ anahtarına (switch) da ihtiyaç duymuyor. NWA1302-AC, en son erişim

noktası teknolojisini ve PoE özellikli bir Gigabit anahtarını bünyesinde birleştiriyor. Oda başına bir tane monte edilmek üzere

tasarlanan erişim noktası, ağ anahtarlarına olan ihtiyacı ortadan kaldırıyor. Bu sayede daha az cihaz satın almayı, kurulum için daha

az zaman harcamayı ve işiniz için daha fazla zaman kazanmanızı sağlıyor.


82

hotel restaurant

& hi-tech

şefin gözünden

Şovmen

Şef

Ayvaz

Akbacak

Fotoğraflar: Ümit Başer Alkaç


Lezzeti “naturellik

ve sadelik” olarak

yorumlayan Ayvaz

şef, kendi tarzında

ve çizgisinde lezzeti

tabağa yansıtmayı

seviyor. “Bir kadın çok

güzelse aşırı makyaj

yapmasına gerek yok, o

güzelliğini öldürürsün.

Kaliteli ürün

kullanıyorsan doğru

pişirme tekniğiyle

tabağa yerleştirip

servis etmen yeterli”

diyen usta şefe göre

malzemeyi doğasına

uygun pişirmek ve

doğru zamanda

tüketmek lezzette

birincil faktörlerden.”

Onun mutfak serüveni yemeğin

içinden ayıkladığı soğanlarla

başlıyor ilk. Tokat’ın Zile Kuruçay

köyünde bir çiftçinin beşinci çocuğu

daha o vakitler. Anne mutfağında

kırmızı etli kavurmadan bazlama

ekmeğine şımarık bir sofra adabının

en şanslı üyesi aslında o. Mutfak

dünyasının en renkli şeflerinden

Ayvaz Akbacak’ın keyifli ve samimi

anlatımıyla; son derece afacan, komik,

ar damarı çatlak bir çocukmuş da

aynı zamanda. O kadar ki etrafında

gülmekten kırıp geçirmediği tek

bir komşu, arkadaş bırakmamış

o günlerde. Bu yeteneği pek bir

erken fark edilmiş; birgün çekmiş

ilkokul öğretmeni Akbacak’ı yanına,

“sen ileride mutlaka tiyatro eğitimi

almalısın” demiş…

Oyunculuk sevdasına köyden

İstanbul’a kaçış

Deyiş o deyiş… Zaten oyunculuk hayali

her gece rüyalarını da süslüyor...

İşte o sevda 14 yaşında köyünden

İstanbul’a kaçmış Ayvaz şef. Tüm

hayali oyuncu olmak! Madem Tokat’ın

köyünde okuma imkanı yok, daha o

yaştan hayatın sırrını çözmüş olacak,

hem okuyup hem oyunculuk yapma

hevesiyle ilk vedasını yapıyor doğduğu

köyüne. Kasımpaşa’da bir bekar

odasına sığındığı o günlerde cebinde

Kadir İnanır, Kemal Sunal şöhretini

örnek aldığı hayalleriyle Taksim’de

kendi halinde bir ajansın yolunu

tutuyor. Ne var ki, onu ne bir keşfeden

çıkıyor ne de bir sinema teklifinde

bulunan! Bu iş böyle olmaz deyip,

bir başka hayaline, karate sporuna

asılıyor bu defa da. Akbacak, tabak

tabak yemek tüketmeye başlıyor,

malum sporcu ya, bir yandan da güç

kazanması gerek! Çok para kazanma

hevesi de cabası… Önce Taksim Han

Restaurant’a çırak olarak kapak atan

Akbacak, ilk ömürlük nasihatını, ilk

cesaret ödülü olan kahve makinasını

çıraklık yaptığı bu restoranda alıyor.

Arkasından bir esnaf lokantası serüveni

daha... O zaman gelsin yemekler

girsin cebe paralar… Bulaşıktan sonra

komilik ile devam ediyor, mutfaktaki

yolculuğuna. Afacanlık had safha! Ama

adına “küçük aşçı” denecek kadar da

mutfağın gözdesi, meziyetlisi… “Hem

para kazanıyorsun hem de istediğini

yiyorsun. Kraldan önce yemeği tek

tadan şeflerdi” sözleriyle mesleğe

ve sektöre daha bir ısındığını anlatan

Ayvaz şefin kariyerindeki aydınlanması

çok erken başlamış benim anladığım

kadarıyla da.

Bütün bu hırsı ‘Türkiye’nin en iyisi

olmak için’

Devam ediyoruz, bu keyifli sohbete.

Ayvaz şef, artık canının çıktığı, işi

öğrenme hırsıyla kavrulduğu 90’lı

yılların ortasında bu defa İstanbul’un

en yeni ve popüler alışveriş merkezi

olan Akmerkez’deki S Cafe’ye atıyor

kementini. Tek emeli artık aşçılığı

ciddiyetle öğrenip Türkiye’nin en iyi


84

Sosyal medyayı en iyi

kullanan şeflerden biri olan

Ayvaz Akbacak, “Medya,

senin görsel ve dijital

CV’ndir. Televizyonda yemek

yapmak beceri ister. Çünkü

ekran karşısında yemek

anlatmak eğitim yönünün

güçlülüğünü ortaya koyar.

Herkes de bunu başaramaz.

Televizyonda yemek yapıp,

televizyonda kalanlara ben

şef demiyorum. Ben hem

sahada başarılıyım hem de

televizyonda. Ana haberde

bilirkişi olarak ben tercih

ediliyorsam yaptığım işin

doğruluğundandır” diyor.

olmak. İsmi Amerikalı kendisi Türk

Mustafa Usta’nın kalbini kazanmasıyla

hafta sonlarını da kapatıyor. Elit tabaka

kültürünü, bistro cafe mantığını ilk

yerinde öğrenmenin mesleğine büyük

avantajlar sağladığını anlatan deneyimli

şef, her daim bilinçli bir çalışan olarak

yoluna devam ettiğini söylüyor.

Bundan sonrası mesleki eğitimler,

kurslar, restoranlarda geçen yoğun

mesailer… İlk profesyonel şefliğini 19

yaşında Taksim’deki bir restoranda

ilan eden Ayvaz şefin hayatındaki

dönüm noktalarından biri de yine

bu mekandaki aşçıbaşılığı, şefliği

esnasında tanıştığı Türkiye’nin yıldız

şeflerinden Yahya Erdoğan, İbrahim

Çelik, Haşim Demirtaş ve Bayram

Dönmez tanışmasıyla oluyor. Bu

buluşma üzerine ilk defa dernekçilikle

tanıştığını anlatan Ayvaz şef,

Profesyonel Aşçılar Derneği sayesinde

tabaklar yapıp, dergilere çıkmaya, adını

duyurmaya başlıyor yavaş yavaş…

Hikayenin devamında Akbacak vatana

borcunu Konya’da o güzel yemeklerini

pişirerek ödüyor. Ne var ki İstanbul’a

döndüğünde mutfaktan soğuduğunu

hissederek gönlünü yine o bitmeyen

oyunculuk hayallerine kaptırıyor. Neşe

Erberk ile o gün yaptığı görüşme tam

bir fiyasko, anlattığına göre. “Senin

boyu kısa, göbeğin var, yaşın geçmiş”

sözleriyle adeta dünyasının karardığını

söyleyen Akbacak, ama bilmiyor ki

yaşadığı bu hezimet sayesinde aslında

Türkiye’nin en popüler şeflerinden

biri olacak, yıllar sonra İstanbul

Üniversitesi’ne bağlı Kitchen’s

Academy’de eğitmen şeflik yaptığı

bir dönemde Neşe Erberk’e de ders

verecek… Sonrası yepyeni restoranlar,

danışman şeflikler, üniversite

eğitimleri, ilk projeler, ilk konseptler…

“Bu manyak şef kimse yukarı çağırın!

İlk Suzan Kardeş ile medya camiası ile

tanışan Ayvaz şef, bir dönüm noktası

olarak ünlüler camiasındaki yıldızınıysa

Şenay Düdek sayesinde parlatıyor.

“Bu manyak şef kimse yukarı çağırın”

haykırışlarıyla kendisini beyaz saçlı kısa

boylu bir kadının karşısında bulduğunu

söyleyen usta şef bu sayede televizyon

ekranlarıyla sıkı fıkı oluyor.. Meslekteki

dehasını keşfediyor... Yıllardır hayalini

kurduğu oyunculuğa mesleğiyle

televizyonu birleştirerek kavuşmanın

yollarını öğreniyor… Süklüm püklüm

gittiği NTV’nin bir yemek programında

Suzan Kardeş’in bir tavsiyesiyle

kameraları aşçıları gibi görüyor. Günde

1.000-1.500 kişiye tabak çıkartan

Doğatepe Restaurant’ta 60 aşçının

küt diye tepelerine biniyor. Yazılıyor,

çiziliyor, reklam filmlerinde oynuyor…

Ayvaz Akbacak’ın kariyer yolculuğunda

beş yılını adadığı Gardens of Babylon’un

da yeri paha biçilmez. O sayede

sağlıklı mutfakla da ilk defa tanıştığını

söyleyen profesyonel şef Ender Saraç

danışmanlığında yürüttüğü konsept ile


Bir takvim yaprağının arkasında gördüğü

patlıcanlı tarifi kız kardeşiyle birlikte

uyguladığını anlatan Ayvaz şef, çiğ patlıcanlı

ilk yemeğini anne babasına beğendiremiyor

tabii. Yıllar sonra Bolulu ustasına çıraklık

yaparken bir kez daha deniyor, yine olmuyor.

Ve ta ki Kanguru Restaurant’a kadar… O gün

o kadar iyi yapıyor ki, her tadan parmaklarını

ısırıyor. O günden sonra bu patlıcan hikayesiyle

şefler dünyasına “en iyi patlıcan yemekleri

ustası” olarak adını yazdıran Ayvaz şef,

kimyasını çözdüğü patlıcanın adeta master’ını

yapıyor. Şefin mutfağından bir tabak patlıcan

yemeği yemeden ayrılmayın derim!

medya camiasındaki ününe ün katıyor.

Kalabalığın yalnızlığa dönüştüğü bir

anda Bodrum’dan ayrılma kararı

alarak İstanbul’a dönüş yaptığını dile

getiren Ayvaz şef, tam gaz televizyon

programlarına, danışmanlıklara devam

ediyor. Kıbrıs’ta “The Kakao” adındaki

konsepti oluşturuyor. Almanya’daki

dünyanın en prestijli yarışmasına

aralarında Mehmet Yalçınkaya ve

Mithat Yalçınkaya’nın da olduğu bir

ekiple katılarak 19 kategoride hatırı

sayılır ödüller alıyor. Sortie’de “Art by

Ayvaz Chef” imzasıyla kendi markasını

oluşturan Akbacak şimdilerde

Ortaköy’ün Boğaz’ın en muhteşem

lokasyonundaki Kaytan Lounge’in

Executive Şeflik görevini üstleniyor.

Modern sokak lezzetleri, dünya mutfağı

ve nargile konseptinde müşterilerini

alkolsüz ağırlayan mekanda dileyenler

Ayvaz şefin özel lezzetlerini de

tadabilirler, benden söylemesi!

Sır gibi sakladığı bir restoran hayali

var!

Mutfağı bir ameliyathane gibi gören

Ayvaz şefin mutfağında hataya asla

yer yok! Başkalarınca “egolu şef”

yakıştırmalarına “külliyen yalan”

diye cevap veren Akbacak, “Ama

mutfağımda acayip deliyimdir,

espri yapmayı severim. Gelin

görün ki disiplini sağlamak uğruna

da beklenmedik bir anda azraile

dönüşebilirim” diyor. Oyunculukla

başlayan mutfakla devam eden

hayallerini ileride Türkiye’de bir ilke

imza atacağı yepyeni bir projeyle

taçlandırmayı düşündüğünü söyleyen

Ayvaz şefe biz de bu keyifli sohbet ve

çekim sonrasında başarılar diliyor, bu

muhteşem manzaralı mekana veda

ediyoruz…


86

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

Ev dışı tüketimin

öncüleri

Nestlé Professional

Beverage Academy’de

buluştu

Dünyada ilk defa Türkiye’de hayata geçirilen Nestlé Professional Beverage Academy’nin

8.si 3-5 Ağustos tarihlerinde LimitSİZsiniz temasıyla gerçekleştirildi. Ev dışı tüketim

sektöründe bir ilk olan ve dünya çapında ses getiren Beverage Academy programını

başarıyla tamamlayan 18 kişi 4 yıllık yoğun bir eğitimin ardından bu yıl akademiden

mezun oldu.

Nestlé Professional’ın tüm satış

ve pazarlama ekiplerine, iş

ortaklarına ve müşterilerine

yönelik düzenlediği ve geleneksel

hale gelen eğitim programı Nestlé

Professional Beverage Academy’nin bu

yıl 8.si gerçekleşti. Program kapsamında

dört yıl boyunca düzenlenen eğitimlere

katılan ve sınavlarda başarı sağlayan 18

kişi mezun oldu. Katılımcı sayısının 170

olduğu programda toplam 2.570 adam -

saat eğitim verildi. Dünyaca ünlü barista

Aleksander Robaszkiewicz’in katılımcılara

verdiği eğitim, bu yılki Beverage

Academy’nin öne çıkan anlarından

biri oldu. Nestlé’nin ev dışı tüketim

sektöründe faaliyet gösteren uzman

iş birimi Nestlé Professional’ın hayata

geçirdiği ve sektöre nasıl daha fazla değer

katılabileceğine odaklanan Beverage

Academy’nin bu seneki eğitimlerine

Nestlé Türkiye bünyesinden konusunda

uzman eğitmenlerin dışında Elexus Hotel

Genel Müdürü İsmail Tralı, Sofra Compass

Grup Parekende Satış Direktörü Ercüment

Eren, EMENA Bölgesi İçecek Sistemleri

Ticaret Müdürü Wendy Christensen

ve dünyaca ünlü barista Aleksander

Robaszkiewicz katıldı.

Dünyada örnek gösteriliyor

Global pazarda örnek uygulamalardan

biri olan programın amacı tüketici

trendlerini takip eden, müşterilerin

ihtiyaçlarını belirleyen yaratıcı ve doğru

çözümler sağlamaya hizmet eden bir

ekip yaratmak. Beverage Academy’de

katılımcılar mezun olana kadar geçen dört

yıl içerisinde pazarlama, kahve uzmanlığı,

satış teknikleri, içecek çözüm sistemi

teknikleri, kalite, gıda mevzuatı, finans ve

iletişim konularında eğitim alıyor.

Geçtiğimiz 8 yılda toplamda 1.338 kişiye

24.790 adam/saat eğitim veren Nestlé

ProfessionalBeverage Academyden

114 kişi mezun oldu. Bu yıl 8.si

düzenlenen Beverage Academy’nin

teması LimitSizsiniz oldu. Program

boyunca sektördeki limitleri nasıl aşacağı

konusunda eğitilen katılımcılar program

sonunda çok daha donanımlı hale geldiler.

Katılımcılar ayrıca Dünyaca ünlü barista

Aleksander Robaszkiewicz’in dersinde

geliştirilen yeni reçetelerle de yaratıcılığın

limitlerini zorladılar.

Alibaz: “Sadece satış değil, pazarlamaya

da değiniyoruz”

Nestlé Professional Türkiye Genel Müdürü

Arzu Alibaz, 8 yıldır devam eden Beverage

Academy maratonuyla ilgili olarak, “Nestlé

hem dünyada hem Türkiye’de gençlere

iş fırsatları sunma konusunda özel çaba

harcıyor. Bu anlamda; çalışanlarının ve

partnerlerinin kariyer yolculuğunu bir

kişisel gelişim süreci olarak ele alıyor ve

potansiyellerini gerçekleştirebilecekleri

uygulamaları organize ediyor. Nestlé’nin

ev dışı tüketim sektöründe faaliyet

gösteren uzman iş birimi Nestlé

Professional olarak dünyada ilk defa

Türkiye’de uygulanan Nestlé Professional

Beverage Academy’yi hayata geçiriyoruz.

Nestlé Professional olarak yalnızca bir

ürün sağlayıcısı değil, önemli bir çözüm

ortağı olmaya özen gösteriyoruz. Bu

anlamda Beverage Academy’de sadece

satış değil, aynı zamanda pazarlama

taktiklerine ve tekniklerine de değiniyoruz.

Ürünü pazarlayan isimlerin yanı sıra

ürünü sunan isimleri de bilgilendirmeyi,

ürünlerini tüketiciyle buluşturan

baristaları ve garsonları da eğitim ağına

dahil ediyoruz. Sunum şekli ve ürünün

mesajı ile müşteriye en iyi nasıl yardımcı

olabileceğimiz sorusunu irdelerken, bir

fincan kahve ile tüketicilerimizi daha

fazla nasıl memnun edebiliriz konusuna

değiniyoruz. Çünkü bu sektörde en önemli

unsurun insan faktörü olduğuna ve

fırsatların LimitSİZ olduğuna inanıyoruz.

Dünyanın birçok ülkesinden işini seven ve

iyi bilen eğitmenler ile iş birliği yapıyoruz.

Nestlé Professional Beverage Academy

ile sektöre değer katmayı sürdürüyoruz.

Bu akademinin öncüsü olmaktan gurur

duyuyoruz” dedi.


88

hotel restaurant

& hi-tech

gastro event

Leaders of out-of-home consumption met at Nestlé Professional

Beverage Academy Leaders of out-of-home consumption met at

Nestlé Professional Beverage Academy

The 8 th edition of Nestlé Professional Beverage Academy, which was launched in Turkey

for the first time, was held with the theme of ‘LimitSİZsiniz’ (you have no limits-You’re

the limits), 3-5 August 2018. Completing successfully the program of Beverage Academy,

which is a first in the out-of-home consumption and made a lot of echoes around the

world, 18 persons became the first graduates of the academy this year.

The 8 th edition of traditional Nestlé

Professional Beverage Academy,

organized by Nestlé Professional

and addressing to all sales and marketing

teams, business partners and customers,

was held this year. At the end of the

program, 18 people who attended

trainings and succeeded the examinations

throughout four years graduated the

academy. The program hosted 170 people

and a total of 2,570-people/hour training

was realized. The lecture given by world

famous barista Aleksander Robaszkiewicz

has been one of the most eye-catching

moments of Beverage Academy.

The trainings of Nestlé Professional,

the specialty business department of

Nestlé operating in the out-of-home

consumption, focusing on how to add

more value to the sector, were attended by

leading names as lecturers out of Nestlé

such as İsmail Tralı, General Manager

of Elexus Hotel, Ercüment Eren, Sales

Director of Sofra Compass Group Retail

Sales, Wendy Christensen, Trade Manager

of EMENA Zone Beverage Systems,

and world famous barista Aleksander

Robaszkiewicz.

Cited as an example in the world

The goal of the program, which is one

of the exemplary applications in the

global markets, is to set up a team who

follows the consumer trends, determines

the needs of the customer and serving

to provide right solutions to them. The

attendees of the trainings at Beverage

Academy are trained in the fields of

marketing, coffee expertise, sales

techniques, beverage solution system

techniques, quality, food regulations,

finance and communication throughout

four years till they are graduated.

Throughout the past 8 years Nestlé

gave 24,790-people/hour training to a

total of 1,338 people and 114 people

graduated from the Nestlé Professional

Beverage Academy. The theme of this

year’s organization, which was the 8 th

edition of Beverage Academy, has been

‘LimitSİZsiniz’ (you have no limits-You’re

the limits). The attendees who were

trained on how to overcome with limits

have been more equipped people at the

end of the program. The attendees also

forced the limits with the prescriptions

offered by world famous barista

Aleksander Robaszkiewicz at his lecture.

Alibaz: “Not only on sales we touch on

marketing as well”

Arzu Alibaz, General Manager of Nestlé

Professional Turkey, spoke about the

Beverage Academy marathon, which

has been operational for eight years,

“Nestlé makes special efforts on offering

employment for the young both at home

and abroad. At this sense, the company

considers the career voyages of its

personnel as well as its partners as an

individual development process and

organizes applications which they can

realize their potentials with. We start

Nestlé Professional Beverage Academy

in Turkey as a first in the world by Nestlé

Professional, the specialty department

of Nestlé operating in the out-of-home

sector. As Nestlé Professional we are not

only care for being a product supplier but

also an important solution partner. At this

sense, we are not only dealing with sales

systems but also marketing techniques as

well. For we have a belief that the human

factor is the most important element

in this sector and the opportunities are

limitless. We cooperate with many expert

trainers from different parts of the world.

We have been continuing to add value

to the sector with Nestlé Professional

Beverage Academy. We are proud of being

the leader of this academy.”


90

hotel restaurant

& hi-tech

gastro güncel

Yemeğe 1 saat 58 dakika

ayırıyoruz

Günlük olarak yemek yemeye ne kadar süre ayırdığımıza dair son veriler

incelendiğinde, Türkiye’nin günlük yemeğe ayırdığı sürenin ortalama 1 saat 58

dakika olduğu anlaşıldı.

Ajans Press, Avrupa ülkelerinde

günlük yemek için ortalama ne

kadar zaman harcandığına dair

yapılan araştırmayı inceledi. Ajans

Press’in Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat)

verilerinden ve medya yansımalarından

derlediği bilgilere göre, Türkiye’nin günlük

yemek için ayırdığı sürenin ortalama

1 saat 58 dakika olduğu anlaşıldı.

İstatistikler, Türkiye’nin yemek için ayırdığı

sürenin diğer ülkelere kıyasla ortalama bir

değerde olduğunun göstergesi sayıldı.

En çok Yunanistan zaman ayırıyor

Avrupa ülkelerinin yer aldığı listenin

başına Yunanistan yerleşirken, bir günde

yemeğe ortalama 2 saat 13 dakika

ayırdıkları anlaşıldı. Yunanistan’ı yakından

takip eden ülke Fransa olurken günlük

yemek için ortalama 2 saat 12 dakika

harcadıkları saptandı. İspanya’nın yemek

yemek için ayırdığı süre ise 1 saat 59

dakika olurken, 1 dakika ile Türkiye’nin

önünde yer aldığı görüldü. İtalya ve

Hollanda ise 1 saat 57 dakika zaman

harcayarak Türkiye’nin bir basamak

gerisinde yer aldı. Buna karşın listenin

son sırasında yer alan Avrupa ülkesi 1

saat 21 dakika ile Estonya oldu. Estonya’yı

da 1 saat 23 dakika ile Finlandiya takip

ederken, 1 saat 24 dakika ile de Avusturya

ve Norveç izledi.


92

hotel restaurant

& hi-tech

gastro actual

We spare time to eat 1

hour 58 minutes

It’s about according to last datas how much we spare time to eat daily, it was

understood that Turkey the average time spent to eat for 1 hour 58 minutes.

Agency Press viewed the average time

spent on daily meals in European

countries. Eurostat’s Press Agency

(Eurostat), according to information

compiled from the data of the image and

the media,it was understood that Turkey

the average time spent to eat for 1 hour

58 minutes. Statistics, was regarded

as an indication that the time allocated

for Turkey compared to other countries

of the meals. Ajans Press studied the

research conducted to find out how much

time is spent daily for eating in European

countries. According to the information

Ajans Press compiled from the data of

European Statistics Office (Eurostat),

Turkey’s average time dedicated for

meals everyday is 1 hour 58 minutes. The

statistics were regarded as the indication

of Turkey’s dedicating time for eating was

at an average rate compared to other

countries.

The most time-consuming country is

Greece

While Greece tops the list of European

countries, it was understood that the

Greek people dedicate an average

daily time of 2 hours 13 minutes. While

France becomes the country closely

following Greece, it was found out that

they spent an average of 2 hours and 12

minutes for eating daily. While the time

Spain dedicates for eating was seen as

1 hour 59 minutes, it was viewed that

it was positioned above Turkey with

spending 1 minute more time. Italy and

the Netherlands, on the other hand, took

place one row below Turkey by spending

1 hour 57 minutes. On the other hand, the

last European country that took place at

the bottom of the list was Estonia with 1

hour 21 minutes. While Finland followed

Estonia with 1 hour 23 minutes, Austria

and Norway followed with 1 hour 24

minutes.


www.abidinsenol.com.tr

www.masterchef.com.tr

ELMA SİRKESİ

LİMON SOSU

ÜZÜM SİRKESİ

NAR EKŞİLİ SOS

MAYONEZ

KETÇAP

ATS Doğal Ürünler

Gimat Toptancılar Sitesi 7. Blok No:146

Macunköy / Yenimahalle - ANKARA - TÜRKİYE

Telefon: +90 (312) 387 62 60

Fax: +90 (312) 387 62 61

info@abidinsenol.com.tr


94

hotel restaurant

& hi-tech

gastro makale

Hindistan’dan

sonra Şanlıurfa…

Gastronomi

Gürkan

Turizmi Derneği Başkanı

Boztepe

Hindistan’dan döndüm, Şanlıurfa’ya

gittim. Neden mi?

Mükemmel gastronomi turu için;

yeni lezzetler keşfetmek için...

Kültür ve tarih anlamında efsane

hikayeleri dinlemek, dergah görmek

için... 12 bin yıl öncesine uzanan

Göbeklitepe’yi görmek için... Şanlıurfa

çarşılarında kendimi kaybetmek

için... Sıra Gecesi’nde eğlenmek

nedir, deneyimlemek için... Yöresel

kıyafetli kadınlar ile fotoğraf çektirmek

için... Harran Ovası’nı görmek için...

Dünyadaki ilk üniversiteyi görmek için...

Vatanını çok seven dost canlısı insanı

ile kaynaşmak için...

Orada neler mi yaptım?

Önce Vali ve Turizmden Sorumlu Vali

Yardımcısı Tarık Açıkgöz ile bir araya

geldim. Belediye Başkanlarımız çok

sıcakkanlı, sağ olsunlar hepsi tek tek

ilgilendiler. Hele konu Gastronomi

Turizmi olunca içlerindeki özel bilgilerkimsenin

bilmediği sadece evlerde

yapılan Şanlıurfa yemeklerine kadar

bana anlattılar.

Şehir aslında çok kompakt ama

yanınızda turizm acentesi rehberi

olması zaman kaybettirmiyor. Esas

konu lezzetler. Ben sadece kebap

yiyeceğim sanıyordum ama özellikle

ciğer konusu burada bence son

noktada. Kahvaltı bile ciğer yemek bir

yaşam tarzı olmuş adeta. Özellikle

eski çarşı ve ara sokaklarda kendinizi

kaybedebilirsiniz. Ama en doğru adres

Sanayi’deki Ciğerci Yusuf (ciğeri sütte

terbiye ediyor). Sunumlar mükemmel,

otantik. En lüks taburede küp şeklinde

özel ciğerlerden yerken soğan ve isotu

sakın unutmayın.

Urfa’da ciğerden daha önemlisi tirit

bence. Bunu yapan bir nokta var.

Tirit her yerde yenmez, her zaman da

yenmez! Özellikle sarımsaklı yoğurt- et

ve özel hamurdan mükemmel tereyağı

ile ortaya süper bir yemek çıkmış. Ama

aslında burada kahvaltı çeşidi (sadece

tiritçiye gidiliyor). Adres Tiritiçi Nabi

Usta…

Bu arada yöresel kahvaltı konusunda

da otantik ve çok gelişmiş bir mekan

önereceğim size.Tam meydanda Zahter

Köy Kahvaltıcısı…Buranın sahibi değerli

arkadaşımız Fatih Zahter; Valilik dahil

yanımızdan ayrılmadı, sağ olsun yerel

lezzetleri koruyan böyle neferlerin

olması çok önemli.

Gastronomi Turizmi deyince daha

anlatacağım neler var neler… Ciğerkebap-zahter-isot-fıstık-cevizli

el

yapımı sucuk-pestil-tirit-biber-lebeni

(soğuk buğday ) bostana (narlı salata)-

borani…

İlk buğdayın bu bölgede üretilmesi

sadece bizim için değil, dünya için de

çok önemli.

Göbeklitepe ise başlı başına bir dünya

cevheri!

Neden mi?

Klasik tarih biliminde, insanlığın

büyük dönüşümünün M.Ö. 10 bininci

yıllarında, tarımın bulunuşuyla

başladığı varsayılıyordu! Tarım yerleşik

hayatı, yerleşik hayat da binlerce

yıl içinde kültür, sanat ve dini, yani

uygarlığı meydana getirmişti.

Göbeklitepe ise 12.000 yıl öncesine

dayanınca insanlık tarihi bildiğini

unuttu. Her şey, 1983 yılının sıradan

bir gününde tarlasını karasabanla

sürmekte olan bir çiftçinin, toprak

altında bulduğu oymalı taş ile başladı!

İhtiyar çiftçi, dünyanın gelmiş geçmiş


en ‘gizemli’ arkeolojik kazılarından

birini başlatacağından habersizdi.

1996 yılında Şanlıurfa Müze

Müdürlüğü’nün başkanlığında

Alman Arkeolog Harald Hauptmann

danışmanlığında başlatılan çalışmalar,

başlangıçta sıradan bir arkeoloji

çalışmasını andırıyordu! Kazı

devam ettikçe, klasik bir arkeoloji

araştırmasından beklendiği gibi, ortaya

çıkan bulguların soru işaretlerini

aydınlatacağı umuluyordu.

Fakat soru işaretlerini gidereceği

düşünülen bulgular, tam tersine

kafa karıştırmaya başladı! Kazı

alanı belirginleşmeye başladıkça,

arkeologların şaşkınlığı daha da

arttı! Ortaya çıkan yapılar, heykeller

ve simgeler, insanlık tarihiyle ilgili

bildiğimiz hiçbir şeyle uyuşmuyordu!

23 Nisan 2008’de The Guardian’ın attığı

başlık kafa karışıklığını oldukça iyi

anlatıyordu: “Arkeologları Sersemleten

Kazı Alanı”!

Şanlıurfa’nın 17 kilometre doğusunda

yer alan Göbekli Tepe’nin ünü bir

anda tüm dünyaya yayıldı. Konuyla

ilgili haber ve köşe yazıları katlanarak

artmaya başlamıştı. Herkes, hiçbir

tarihçi ve arkeologun tatmin edici bir

açıklama getiremediği Göbekli Tepe’yi

konuşmaya başladı.

Yani aslında sadece Göbeklitepe’yi

görmek bile başlı başına çok önemli…

Biz oradayken Valilik özel izniyle

İngilizler çekim için gelmişti. Umarım

ülkemizde de sahip olduğumuz

değerler çok daha iyi anlaşılır.

Dönelim şehre…

Bir sıra gecesine gittim; anlatılmaz

yaşanır. Mekanların hepsi otantik,

girişte ayakkabılarınızı çıkarıyorsunuz

ve loca şeklinde yer sofralarında

mükemmel yerel türküleri

dinleyebiliyorsunuz. Bu arada çiğ köfte

(gerçek) yapımı devam ediyor. Masanıza

sırayla çiğ köfte-şıllık tatlısı-çay siz

sormadan geliyor.

Akşam sıra gecesi öncesi en iyi kebap

ve tatlıcı olarak bilinen Çulcuoğlu

Restoran’da mükemmel bir yöresel

yemek yedim. Kebab çeşitleri beni

kendimden geçirdi. Özellikle bu şehre

ve ülkeye değer katan Çulcuoğlu

Restoran ve ailesine teşekkür etmek

lazım. Her gelen yerli yabancı turist

buraya mutlaka uğruyor.

Gaziantep’te İmam Çağdaş neyse,

İstanbul’da Hamdi Restoran-Hacı

Abdullah neyse Şanlıurfa’da da

Çulcuoğlu Restoran o, gerçek bir

marka…

Bu arada Cevahir’de iyi bir mekanmış

ama zamanım olmadı oraya da ayrıca

gideceğim.

İstanbul’da da bu lezzetlerin sunulması

bence Şanlıurfa kültürünün yayılması

için çok önemli…

Kebap çeşitleri deyip geçmeyin!

Tabakta neler var? Patlıcanlı kebap,

soğan kebabı, Urfa kebabı ve tatlı

çeşitleri de çok başarılı ama benim size

önerim direkt, Şıllık tatlısı.

Harran Belediye Başkanımız Mehmet

Özyavuz bana odasında Kaymakam Bey

(Ömer Faruk Çelik) ile yedirdiği Siverek

tavanın ve soğan kebabının tadı ise hala

damağımda. Güzel sohbetlerimizi fazla

uzatamama sebebimiz, şehir cenazeleri

ve Gazimizin hastane çıkışı olmasıydı.

Vizyonlu Harran Kaymakamımız çok

atak, önümüzdeki günlerde kendisi

şehri temsilen İtalya Milano’da olacak.

Böylesine genç, dinamik ve vizyonlu

kaymakamlarımızın olması ülkemiz için

çok büyük bir kazanç.

Eyyübiye Belediye Başkanımız Mehmet

Ekinci ve Türkiye Belediyeler Birliği

(UCLG) ile 13-14 Mart tarihlerinde

“Sürdürülebilir Turizm ve Yerel

Kalkınma Forumu” yaptık. Orada

Gastronomi Turizmi ve Şanlıurfa yerel

lezzetlerini ön plana çıkarttık.

Eyyübiye şu an İstanbul’da Ataşehir

neyse o; yeni gelişen özel bir bölge…

Tüm bu organizasyonlarda yanımdan

hiç ayrılmayan GTD Şanlıurfa

Temsilcisi, acenteci dostum Bonega

Tur sahibi Abdurrahman Acar kardeşim

ve değerli ekip lideri Abdüllatif Uyguner

kardeşimize İstanbul’dan kucak dolusu

sevgiler...

Gastronomi Turizmi ve Gastronomik

Marka Kentler hızla büyüyecek, bu çok

önemli, bizim rakiplerimiz Türkiye’de

değil, dünyada!..

Kalın sağlıcakla…


96

hotel restaurant

& hi-tech

gastro güncel

Dünyada ilk restoranlar arası kurye

paylaşımı modeli hizmette

Yemeksepeti, paylaşım ekonomisi vizyonuyla hayata geçirdiği Vale projesi ile online

yemek siparişi sektörünün dinamiklerini farklı bir boyuta taşıdı. Dünyadaki ilk

restoranlar arası kurye paylaşımı modelini kullanan Yemeksepeti Vale “Artık hiçbir

lezzet ulaşılmaz değil” mottosuyla kullanıcıları için lezzet seçeneklerini daha da

genişletiyor.

Yemeksepeti’nin paylaşım ekonomisi

ekosistemi kapsamında geliştirdiği ve

dünyadaki ilk restoranlar arası kurye

paylaşımı modelini kullanan Yemeksepeti

Vale, kapsamını genişletmeye devam

ediyor. “Artık hiçbir lezzet ulaşılmaz değil”

mottosuyla hayata geçirilen Yemeksepeti

Vale sayesinde, paket servisi olmayan

işletmeler Yemeksepeti restoranlarının

kuryelerinden faydalanıyorlar. Vale,

sisteme dahil olan restoranların cirolarını

ortalama yüzde 30 kadar artırmalarını

sağlıyor. Bu model sayesinde kuryelerini

diğer restoranların hizmetine sunan

restoranlar ise, hem birden fazla paydaş

için değer yaratmış oluyor hem de

halihazırdaki kuryelerinin boş vakitlerinde

ekstra kazanç elde ediyor. Yemeksepeti

bu sayede restoranlara sahip olmadıkları

bir know-how ve altyapıyı Vale sayesinde

sunabiliyor. Kullanıcılarına diledikleri

her lezzeti ulaştırmak hedefiyle hayata

geçirilen Yemeksepeti Vale, o güne kadar

paket servis hizmeti, iş modeli itibarıyla

buna yatırım yapmayı tercih etmeyen

restoranların yanı sıra lokal olarak

isim yapmış küçük işletmelere, 3. nesil

kahvecilerden butik pastacılara her türlü

işletmenin sisteme dahil olmasını sağlıyor.

Baki: “2. Yılımızı geride bırakırken

kapsamını genişletiyoruz”

Yemeksepeti İş Geliştirme Direktörü Mert

Baki, paylaşım ekonomisinin girişimcileri

ve yenilikçi şirketleri inovatif modeller

geliştirmesi için teşvik ettiğini belirterek

ekliyor: “Dünya paylaşım ekonomisine

doğru evrilirken, biz de bundan ilham

alarak, milyonlarca paydaşımıza fayda

sağlayan Yemeksepeti Vale projesi

ile restoranlar arası kurye paylaşımı

modelini dünyada ilk kez uygulamaya

geçirdik. Amacımız bu sistemde yer

almayan aktörleri, içeri dahil etmek ve

farklı paydaşlar arasında koordinasyon

sağlayarak, paylaşım ekonomisi ortaya

koymaktı. Verimliliği odağımıza alarak,

kullanıcılardan restoranlara, milyonlarca

paydaş için değer oluşturuyoruz. Bu

modelin 2. yılını geride bırakırken

Yemeksepeti Vale’nin kapsamını

genişletmek ve daha fazla restoranı

bu ekosisteme dahi edebilmek için

çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”

3 ilde, 1000 restoranla hizmet

Baki, şu an İstanbul, Ankara ve İzmir’de

1000’e yakın restoranla faaliyet gösteren

Yemeksepeti Vale ile ilgili “Bu yıl

itibarıyla hedeflediğimiz restoran sayısına

ulaştık ve bugün sistemimizde 1000

restoran bulunuyor. Ancak Yemeksepeti

olarak önceliğimiz Vale’nin kapsamını

genişletmek ve daha fazla restoranı bu

ekosisteme dahil edebilmek.” dedi.

Restoran ağını genişletiyor

Yemeksepeti Vale, farklı mutfaklara daha

çok ilgi duymaya başlayan, diledikleri

herhangi bir yemeğe daha hızlı ve daha

kolay ulaşmak isteyen kullanıcıların

beklentilerine cevap veriyor. Model ile

Yemeksepeti, restoran ağını genişletmeye

devam ediyor ve Uzakdoğu mutfağından

ev yemeğine, deniz mahsulünden Hint

mutfağına, dondurmadan kahve, kahvaltı

ve pastaya akla gelebilecek her türlü

lezzeti kullanıcılarının ayağına getiriyor.

Yalnızca lokal olarak isim yapmış

lokantalarda tadılabilecek özgün lezzetler

artık evde veya işyerinde de yenebiliyor.

Paylaşım ekonomisinde aktif katılımın en

yüksek düzeyde olduğu ülke Türkiye

Türkiye’de paylaşım ekonomisi alanındaki

girişimlerin sayısının her geçen gün

arttığını belirten Baki “Türkiye, paylaşım

ekonomisi hakkında en fazla bilgi sahibi

olan, paylaşım ekonomisine aktif katılımın

en yüksek oranda gerçekleştiği ve

paylaşım ekonomisine katılımın en fazla

artması beklenen ülkelerden biri. Bu

konuda yapılan araştırmalara göre yüzde

9’luk oranla paylaşım ekonomisine aktif

katılımın en yüksek olduğu ülke Türkiye.

Yemeksepeti olarak restoranlar arası

kurye paylaşım ekonomisi modelimiz ile

bu büyümede önemli rol üstleniyoruz.”

dedi.


98

hotel restaurant

& hi-tech

gastro makale

“Boşuna paranızı çarçur

etmeyin, Hatay’a gelin!”

Antakya

Fahir

Dayanışma Derneği Yönetim

Abacı

Kurulu Üyesi

UNESCO durduk yere dünyanın

muhtelif şehirlerine unvan ithaf etmez.

Bu isimler yüzyılların biriktirdiği

değerlerin sonucu ortaya çıkar.

Yaklaşık olarak 2300 yıllık bir geçmişi

olan Antakya’da ilk yerleşimin tarihi

M.Ö. 8000′e kadar uzanır. Çeşitli

medeniyetlere ev sahipliği yapmış

Antakya ve civarı beraberinde bu

medeniyetlerin varlığından kaynaklı

kültür birikimlerinden farklı

yolunun üzerinde olduğu çok çok

önemli bir coğrafyada yaşıyoruz.

Dünyadaki 23 medeniyetin 13’ü burada

yaşamış, tarihi geçmişimiz, kültürel

değerlerimiz, medeniyet birikimimiz

var. Burada birçok yemek kültürü

birbiriyle barışık yaşamış, çatışmamış,

birbirlerinden esinlenmişler. Şu

anda meze ve tatlılar hariç 600’ün

üzerinde sıcak yemek çeşidine sahip

bir coğrafyadan bahsediyoruz. Bunların

dünya ile paylaşılmaması ve atıl

bırakılması düşünülmezdi.”

Hatay Büyük Şehir Belediye Başkanı’nın

(Antakya Belediye Başkanı iken) 2010

yılında başlattığı Hatay ‘Gastronomi

Şehri Olsun’ çalışması UNESCO’nun

dikkatinden kaçmamış ve UNESCO

Hatay’ın Gastronomi Şehri olduğunu

ilan etti. (Daha önce de ülkemizden

Gaziantep UNESCO tarafından

Gastronomi Şehri ilan edilmişti.)

Belediye başkanının başlattığı bu

çalışma 25 gastronomi şehri ile

birlikte Hatay’ın 26. Gastronomi Şehri

olduğu kabul edildi. Yani UNESCO

diyor ki; “Siz özel bir şehirsiniz, sizin

müthiş bir kültürünüz var, müthiş bir

medeniyet birikiminiz var, bunların

hepsine ben kefilim ve bundan

yorumlanamaz.

Bu tarihi zenginliğe atıfta bulunan

Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı

Lütfü Savaş bir demecinde konuya

binaen şunları söylemiştir: “Hac


sonraki süreçler içerisinde siz o 26

özel şehirden bir tanesisiniz. Bu haklı

gururu sahiplenin, gastronominize

sahip çıkın ve sempozyumlar, özel

organizasyonlar yapın, bu güzel tarihi

geçmişinizle beraber ‘Gastronomi

Turizmine’ kapılarını açın. Bunun için

mekanlarınızı güzelleştirin, yemeklerin

aslına sadık kalın, hijyene çok önem

verin, marka kentler arasında yer alın,

bunları başararak Hatay’a ekonomik

katkı sağlayın.” demek istemektedir.

Gastronomi Turizmi yapanlara

Başkan’dan güzel haberleri eklemeden

geçmeyelim. Başkanımız diyor ki:

”Burada bir sokağı gastronomi sokağı

yapacağız. Ve bu gastronomi sokağında

her alanda ihtisaslaşmış lokantalar

yapacağız. Bütün lokantalar aynı işi

yapsın istemiyoruz. Belli alanlarda

belli kişiler belli ürünleri çıkarsınlar,

belli yemekleri yapsınlar. Buraya gelen

insan kendi zevkine göre o gastronomi

yapısının dinamiklerini oluştururlar.

Bu dinamik yapının Hatay mutfağına

kattığı güzel yemeklerden bazılarının

adlarını yazmadan geçmeyelim.

Sini (tepsi) Kebabı, Kağıt Kebabı,

Kabak Borani, Şıhıl Mahşi, Dolma,

Tuzlu Yoğurtlu Kabak Dolma, Tencere

Kebabı, Aşür Aşı, Oruk (Şam Oruğu),

Tepsi Oruğu, Sac Oruğu, Mumbar,

Hatay usulü Çiğ Köfte, Katıklı Ekmek,

Ispanaklı Katıklı Ekmek, Biberli

Ekmek, Kaytaz Böreği, Humus,

Babağannuc, Muhammara, Zeytin

Salatası, Zahter Salatası, Künefe,

Kabak Tatlısı, Müşebbek ya da Züngül

veya Halka Tatlısı…

Size bir sır vereyim, Hatay’a hala

gitmediyseniz bir eksiğiniz var

demektir. Boşuna başka ülkelere

gidip paranızı çarçur etmeyin. Sizin

ve dostlarınızın bundan sonraki rotası

Hatay olsun. Heybenizde çok tatlar ve

bilgilerle döneceksiniz, buna kefilim!

sokağından Hatay’ın lezzetlerini tek

tek tadabilme şansı bulsun.” Bizde

Başkanımız’ın bu açıklamasının

takipçisi olacağız ki kısa sürede

Hatay’a gelenler bu güzel sokakta

yemeklerini yesinler Hatay’ı iyi

tanısınlar, mutlu ayrılsınlar isteriz.

Peki şehrimizin mutfak zenginliği

nereden geliyor? Çok kültürlü

yapısını tarih boyunca korumuş olan

şehrimizde aynı ulusa mensup birden

fazla dini cemaat bulunmaktadır.

En büyük nüfusa sahip Alevi Araplar

ve Sünni Türkler’in yanında Alevi

Türkler, az da olsa Sünni Araplar,

Hristiyan Ortodoks ve Hristiyan

Protestan Araplar, Maruni Araplar,

Ermeniler, Yahudiler ve diğer küçük

topluluklar Hatay’ın çok kültürlü


hotel restaurant

100 & hi-tech

gastro aktüel

Enfes kokteyller eşliğinde havuz keyfi

Hilton İstanbul Bomonti, günlük hayatın temposuna ara vermek, yaz sıcaklarını

keyfe dönüştürmek isteyenleri havuzunda serinlemeye ve tazelenmeye davet

ediyor. Yarı olimpik havuzunda şehrin merkezinde tatil keyfi yaşatan otel, usta

bartenderlarının elinden çıkan tropikal aromalı özel kokteyllerin bulunduğu

içecek menüsü ile de önce göze sonra mideye hitap ediyor. Hilton İstanbul

Bomonti’nin açık havuzuna gelenler ayrıca, Avrupa’nın ödüllü en büyük eforea

Spa’sında kapalı havuz, sauna, buhar odası ve Türk Hamamı alanlarını ücretsiz

olarak kullanabiliyor.

Pera Müzesi’nde

uzun cuma

Pera Müzesi giriş katında bulunan ve kapılarını herkese

açan Pera Café, birbirinden lezzetli yiyecek, tatlı ve içecek

alternatifleri ile keyifli buluşmalara olanak tanıyor. Café’nin

menüsünde bulunan birbirinden lezzetli kahveler, meyve

kokteylleri, atıştırmalıklar ve nitelikli pastacılık ürünleri, sergi

öncesi veya sonrası keyifli molalara eşlik ediyor. Menüde

ayrıca sandviçler, salatalar ve makarna çeşitlerinin yanı sıra

vejetaryenler için de seçenekler bulunuyor. Doğal ve yerel

ürünler kullanılarak hazırlanan öğünler çocuklu aileler için de

sağlıklı alternatifler sunuyor.

Yaş üzüm ihracatında yüzde 43 artış

Sultani çekirdeksiz üzümün anavatanı Türkiye, yaş üzüm

ihracatında başarılı bir sezon geçiriyor. Türkiye, 1 Haziran – 15

Ağustos 2018 döneminde 61 bin 19 ton yaş üzüm ihracatı karşılığı

40 milyon 261 bin dolar döviz kazandı. Ülkemizde 2016/17

sezonunun aynı döneminde ise; 36 bin 411 ton yaş üzüm ihracatı

yapmış ve 28 milyon 134 dolar dövizi hanesine yazdırmıştı. Yaş

meyve ihracatında 2017/18 sezonunda şeftali, nektarin, kiraz ve

taze incir ihracatında yakalanan başarıyı yaş üzüm ihracatında da

sürdürmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirten Ege Yaş Meyve

Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin

Uçak, yaş üzüm ihracatında yakalanan yüzde 43’lük ihracat

artışının sezon sonuna kadar devam edeceğini kaydetti.

Propolis, keçiboynuzu ve

ham bal bir arada

Türkiye’de ilk kez “Sözleşmeli Arıcılık” modeliyle yerli propolis

üretimini başlatan BEE’O; dünyada ise bir ilki başardı ve propolisli,

ballı, çerezli, ilave yağ, şeker, koruyucu katkı maddesi içermeyen

ürünler geliştirdi. Bu ürünlerden biri olan BEE’O Keçiboynuzu-Ham

Bal-Propolis; bileşiminde %87 ham bal, %12 keçiboynuzu ve %1

propolis içeriyor. Keçiboynuzu ile propolisin antioksidan etkilerini

bir araya getiren bu ürün, doğal ve dengeli beslenmeye özen

gösterenler için lezzetli bir deneyim sunarken beslenmenize de

değer katıyor.


102

hotel restaurant

& hi-tech

gastro aktüel

Duru’dan bakliyat tesisi

yatırımı

Dövizdeki spekülatif hareketliliğe karşı yatırımlarını hız kesmeden sürdüren

Türkiye’nin milli ve yerli firması Duru Bulgur, ülke ekonomisine sağladığı

katkıyı yeni bakliyat tesisi yatırımıyla 15 milyon Türk lirasına çıkardı.

Duru Bulgur Yönetim Kurulu Başkanı İhsan Duru, “Türkiye’nin en büyük

bakliyat ihracatçılarından biri olarak ülke ekonomisine katkı için üretim

faaliyetlerimizi hız kesmeden sürdürüyoruz. Paketli bulgurun %85’ini 51

ülkeye kendi markamızla ihraç ediyoruz. Geçen yıl 17 milyon dolarlık ihracat

gerçekleştirerek ekonomimizin güçlenmesine katkı sunduk, aynı azimle

faaliyetlerimize devam edeceğiz” dedi.

Günaydın, Dubai’de 2.

restoranını açtı

Türkiye’nin et konusundaki en iddialı restoranı Günaydın, Birleşik Arap

Emirlikleri’ndeki ikinci şubesini Köfte & Döner konsepti ile Dubai Mall’da açtı. Dubai

Mall’da Köfte & Döner konsepti ile misafirlerini ağırlamaya başlayan Günaydın,

uygun fiyatlı zengin menüsü ile self-servis olarak hizmet veriyor. Misafirlerinin

beklentilerini ve alışkanlıklarını göz önünde bulundurarak Dubai Mall’a özel

menüsüne yeni lezzetler de ekleyen Günaydın Köfte & Döner, alışveriş merkezi

ziyaretçilerini, bölge sakinlerini ve turistleri geleneksel Türk mutfağıyla buluşturuyor.

Kuru incir

ihracatında

ilk gemi 26

Eylül’de yola

çıkacak

Türk kuru incirinin dünya sofralarını süslemesi için 2018/19

sezonu için ilk yolculuk tarihi, 26 Eylül 2018 olarak belirlendi.

Üretim ve ihracatında dünya lideri olduğumuz kuru incirin,

2018/19 sezonunda ilk gemi tarihi olarak da ifade edilen ilk

ihracat tarihini belirlemek için Ege, Güneydoğu Anadolu ve

İstanbul İhracatçı Birliklerine üye kuru incir ihracatçısı firmalar

Kuru İncir Danışma Niteliğinde Genel Kurul Toplantısında bir

araya geldi. Toplantıya katılan firmalar, Türkiye Kuru Meyve

Sektör Kurulu Başkanı Osman Öz’ün önerdiği 26 Eylül 2018

Çarşamba gününü oybirliği ile ilk ihraç tarihi olarak kabul etti.

Kahvenin

büyülü

dünyasına

keşif

İyi hazırlanmış bir kahve, güne mutlu başlamanın en güzel

sebeplerinden biri. Kahveleri kendi damak tadımıza göre

kişiselleştirebildiğimiz bu günlerde, güzel bir kahve hazırlama

işini de baristalar üstleniyor. Fakat iyi bir Barista bulabilmek

de oldukça zor. USLA, Nitelikli Kahve Birliği (Speciality Coffee

Association – SCA)’nin kalitesi ve dürüst ticaret ilkeleri

doğrultusunda, kahve tutkunlarına en yüksek standartlarda

gerek teorik gerekse uygulamalı eğitimler veriyor. SCA onaylı

barista eğitim programları ile USLA, kahve tutkunlarına

baristalığın tüm inceliklerini sunuyor.


hotel restaurant

104 & hi-tech

gastro aktüel

Ajjna Akdeniz mutfağını

Etiler’e getirdi

Usta Şef Sezgin Can’ın yönetimindeki Ajjna’nın mutfağı,

sunduğu birbirinden farklı bölgesel tatlarıyla lezzet

tutkunlarına Etiler’de unutulmaz bir gastronomi turu sunuyor.

Mekân, menüsündeki Parmesan, Emmental ve Buffalo

Mozzeralla peynirinden oluşan peynir tabağı, pancarlı ve keçi

peynirli Akdeniz salatası gibi lezzetlerle ziyaretçilerine hafif ve

doyurucu tatlar sunuyor. Diğer taraftan, İtalyan unu ile yapılan

ev yapımı İtalyan makarnası çeşitleri, Sicilya usulü pişirilen

Burata peynirli pizza ve yağsız bonfile dilimlerinden yapılan

Taglietella Manzo ağızlarda unutulmaz bir tat bırakıyor.

Karşı konulmaz çikolata ve pastaların

sırrı bu atölyede

Kahve Dünyası, tadına doyum olmayan çikolata, pasta ve tatlılarının

gizli formüllerini, en kaliteli malzemeler ve özel ekipmanların

kullanıldığı atölyelerinde lezzet müdavimlerine aktarıyor. Eylül

ayı boyunca İstanbul’un farklı noktalarındaki mağaza, fabrika

ve atölyelerde, çikolata ve pasta olmak üzere iki ayrı konseptte

düzenlenecek Kahve Dünyası Atölyeleri ile katılımcılar, ustaların

eşliğinde tüm hünerlerini sergileyecek.Yüzde yüz kakaodan

elde edilen gerçek çikolatanın kullanıldığı çikolata atölyesinde;

sofistike görünümleriyle iştahları kabartan spesiyaller, tadıyla

hayranlık uyandıran trüfler, kahveyle eşsiz bir uyum yakalayan

tablet çikolatalar, içi sürprizlerle dolu çikocaracrunch ve mutluluğu

katlayan sıcak çikolatanın tüm incelikleri paylaşılıyor.

Özel anların buluşma noktası

La Mia Luce

Lezzet tutkunlarının vazgeçilmez mekânı La Mia Luce,

menüsünde bulundurduğu İtalyan mutfağının en özel spesiyalleri,

yeşil ve ahşabın hakim olduğu ambiyansı ile misafirlerinin özel

anlarını taçlandırmaya devam ediyor. İtalyan Hükümeti tarafından

İstanbul’un en iyi İtalyan restoranı seçilerek, “Ospitalità

Italiana” ödülü alan mekan, Suadiye’nin gizli bahçesindeki

keşfi olarak dikkat çekiyor. Lezzet ve kaliteyi bir arada sunan

mekân, geleneksel yöntemlerle pişirilen menüsü, zengin şarap

seçenekleri, ünlü İtalyan başlangıçları ve tatlıları ile konuklarını

lezzet dolu unutulmaz bir geceye davet ediyor.

Selva

Gıda,

Uzak Doğu

pazarının

nabzını

tutuyor

İttifak Holding bünyesinde gıda sektöründe faaliyet

gösteren, 16 kategoride 180’in üzerinde ürüne ulaşan

Selva Gıda, uluslararası platformlarda onaylanmış Üstün

Lezzet Ödüllü ürünleriyle, 28 – 30 Ağustos 2018 tarihleri

arasında Japonya’daki Gaishoku Business Fuarı’nda yerini

aldı. Uzak Doğu’da catering firmalarının ve önde gelen

restoranlarının yoğun olarak takip ettiği Gaishoku Business

Fuarı’nda Selva Gıda, fuara Uzak Doğu’dan gelen yoğun talep

nedeniyle ürettiği ve Monde Selection ödüllü ‘Mürekkep

Balıklı Spagetti’si, glutensiz ürünleri, ruşeymli, yulaflı ve

tam buğdaylı makarnaları başta olmak üzere geniş bir ürün

gamıyla bulunuyor.


hotel restaurant

106 & hi-tech

gastro aktüel

Aydan Üstkanat

Dünyanın En İyi Yemek

Fotoğrafçıları arasında

Yemek dünyasının Oscar’ı olarak da bilinen dünyanın en prestijli gastronomi ödülü

Gourmand Dünya Yemek Kitapları Ödülleri’nde Aydan Üstkanat “En İyi Fotoğraf”

kategorisinde dünyanın en iyi 3 yemek fotoğrafçısı arasında yer aldı. Yemek stilisti,

yemek yazarı ve fotoğraf sanatçısı Üstkanat, buğdayın tarihte başlayan ve mutfağa

uzanan yolculuğunu anlattığı “UN” kitabı ile bu ödüle layık görüldü. Daha önce

“Şekeriz” kitabıyla iki ödülün sahibi olan Üstkanat başarılarına bir yenisini daha

ekleyerek, yemek Oscar’larında ödül sayısını 3’lemiş oldu.

Nestle, Starbucks kahve ürünlerini

dünya dağıtım ağına kattı

Nestle, Starbucks’la yaptığı 7,1 milyar dolarlık anlaşmanın

detaylarının tamamlandığını duyurdu. Yapılan açıklamada,

şirketin söz konusu anlaşmayla Starbucks markalı kahve

ürünlerini satma hakkına sahip olduğu ifade edildi. İsviçreli

gıda şirketi Nestle, anlaşma kapsamında Starbucks ürünlerini

küresel dağıtım ağına dahil edecek. 500 Starbucks çalışanı

da Nestle’ye geçecek. Nestle, bu anlaşma ile markanın güçlü

olduğu Kuzey Amerika’da satışlarını artırmayı amaçlıyor.

Sodexo’da üst düzey

atama

Sunduğu hizmetlerle hayat kalitesini yüksetmeyi amaçlayan Sodexo Avantaj ve

Ödüllendirme Hizmetleri A.Ş.’nin pazarlamadan sorumlu icra kurulu üyeliğine Umut

Erişen getirildi. Erişen, lise öğrenimini TED Ankara Koleji’nde tamamlamış, 2000

yılında da Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden işletme derecesi almıştır. Sodexo

öncesinde bir Doğuş Holding kuruluşu olan Related Digital’de Ticari Direktör olarak

görev yapan Umut Erişen, Sodexo’nun ürün, hizmet ve iletişim stratejilerinden

sorumlu olacak.

Starbucks’a

4 ödül birden

Dünya çapında bir danışmanlık şirketi olan Brandon Hall tarafından

verilen sektörün en prestijli ödül programı olarak görülen Brandon Hall

Mükemmeliyet Ödülleri’nde Starbucks 1 gümüş, 3 bronz olmak üzere

toplam 4 ödülün sahibi oldu. Bu yıl 24’üncüsü düzenlenen İş Dünyasının

“Akademi Ödülleri” olarak nitelendirilen Brandon Hall Mükemmeliyet

Ödülleri 1994 yılından beri veriliyor. Küçük, orta ve büyük ölçekli ve

küresel işletmelerden devlet kurumlarına, sivil toplum kuruluşlarına

ve derneklere kadar dünyanın her yanındaki kuruluşlarının

değerlendirildiği Brandon Hall Mükemmeliyet Ödülleri 24 Ocak 2019

tarihinde Florida’da yapılacak ödül töreni ile sahiplerini bulacak.


hotel restaurant

108 & hi-tech

fuar

Seramiksan,

yeni

ürünleriyle

Cersaie

Seramik

ve Banyo

Fuarı’nda

Tüm dünyanın

merakla beklediği,

dünyanın en büyük

seramik ve banyo

fuarı CERSAIE’ye

bu yıl 11. kez katılan

Seramiksan, inovatif

ürünlerden oluşan

yeni koleksiyonunu

uluslararası

profesyoneller

ve ziyaretçilerle

buluşturuyor.

Seramiksan, güçlü AR GE çalışmaları sonucunda özgün tasarım anlayışı

ile ürettiği farklı ebat, renk ve desenlerdeki ürünlerini seramiğin

başkenti Bologna’da düzenlenen Cersaie Fuarı’nda sunuyor. 24 - 28

Eylül tarihlerinde dünya seramik sektörünün profesyonellerini bir araya

getiren fuarda Seramiksan, banyo, mutfak, tüm yaşam alanları ve kamusal

alanlar için oluşturduğu yeni seramik ve vitrifiye koleksiyonunu,hall 18/ B56 -

C53 standında sergileyecek.

Cersaie’e özel koleksiyon

Seramiksan’ın Cersaie için özel olarak hazırladığı koleksiyonda işlenmemiş

ham beton görünümüyle‘’Urban’’; sıcak ve cesur bir tarza sahip yaşam

alanları vadeden ‘’Terazzo’’; mekanlara yaşanmışlık hissi veren rustik tarzı,

endüstriyel görünüm ile yeniden harmanlayan ‘’Rusty’’ serileri yer alıyor.

Dokunma hissi yaratan rölyefli yüzeyi ile tasarım ve dayanıklılığı birleştiren

‘’Rock’’; kendine özgü nostaljik çini tarzı desenleri, zengin motif seçenekleri

ile İspanyol esintilerini yaşam alanlarına taşıyan ‘’History’’; bir ressamın

fırçasından çıkmış hissi veren ‘’Paint’’ serisini de Cersaie’de ilk defa

sergiliyor.

Yeni Outdoor Koleksiyonu’yla standartları yükseltiyor

Seramiksan; Türkiye’de ilk kez dış mekanlarda kullanım için özel olarak

ürettiği, 2018 koleksiyonunda yer alan Outdoor Koleksiyonu’yla yine bir ilke

imza attı. 120 x 120, 40 x 120 ebatlarında ve 20 mm kalınlığında üretilen

seri, fonksiyonelliği ve colored body (renkli gövde) üretilmesiyle standartları

yükseltiyor. Uzun ömürlü ve yüksek performans özelliğiyle dış mekanlarda

uzun yıllar kullanılabilen, yoğun trafiğin ve aşınmanın söz konusu olduğu

zeminler için özel olarak geliştirilen 20 mm koleksiyonunu da ziyaretçilerin

beğenisine sunacak.

Çevre dostu yeni nesil vitrifiye ürünleri

Dünyanın en modern vitrifiye üretim tesisine sahip olan Seramiksan, son

trendlere uygun olarak ürettiği yeni tezgah üstü lavabo serisi Aura ile estetik

ve zarifgörünümü,3 farklı form ile birleştiriyor. Mat ve parlak yüzeye sahip

Aura serisi siyah, beyaz, antrasit, metalik kahve, kırmızı, turuncu ve yeşilden

oluşan 7 farklı renk seçeneği ile banyolara modern bir hava katıyor. Çevre

dostu yeni nesil vitrifiye ürünleri, kanalsız Rimless klozetleri, 2,5 – 4 lt. su

ile fonksiyon yapan ve önemli oranda su tasarrufu sağlayan yeni oval ve kare

formdaki takımlarını da fuarda sergileyecek.

Noyan: “Unicera’dan sonra Cersaie’de de sergileyeceğiz”

Seramiksan İhracat Müdürü Rifat Noyan: “Dünyanın en büyük seramik fuarı

olan Cersaie’ye 11. kez katılacak olmanın gururunu yaşıyoruz. Kaliteli yaşam

için gerekli tüm teknolojileri buluşturduğumuz 2018 koleksiyonumuzu,

Unicera’dan sonra Cersaie’de de sergileyeceğiz. Unicera’da büyük beğeni

toplayan dünyanın son trendlerine uygun olarak tüm yaşam alanları ve

kamusal alanlar için hazırladığımız ürünlerimizi Cersaie’de de sektör

profesyonelleri ile buluşturduğumuz için heyecanlıyız.” dedi.


Seramiksan

at Cersaie

Ceramics and

Bathroom

show with

new products

Seramiksan will offer

its new collection

comprised of

innovative products

at ceramics and

bathroom fair

CERSAIE, the biggest

ceramics show which

is well expected by

the world, where the

company attends for

the 11th time.

Seramiksan will offer its products, which it produced with exclusive

design understanding in different sizes, colors and patterns after strong

R&D studies, at Cersaie Fair to be held in Bologna, the capital city of

ceramics. The company will display its products at Holl 18 stand B56-C53 at

the show which will bring the World professionals together, 24-28 September

2018.

Special collection for Cersaie

The collection, which Seramiksan prepared especially for Cersaie includes

the series such as “Urban” at the appearance of unprocessed raw concrete,

“Terazzo”, promising warm and courageous styled living spaces, and “Rusty”,

re-blending rustic style with industrial appearance.

Standards heightened with new Outdoor Collection

Seramiksan realizes a first in Turkey with its Outdoor Collection it developed

for outdoor usage as a first application in Turkey. Produced at 120 x 120.40

x 120 sizes and 20 cm thickness, the serial heightens the standards with its

functionality and colored body production. Having the ability of usage for many

years at outdoor areas because of its features as being long lasting and high

performance, the 20 mm collection, which was developed for places where

there is heavy traffic and existence of abrasion, will be offered to visitors.

Environmentally friendly new generation sanitary ware

Having the most modern sanitary ware manufacturing facility Seramiksan

combines elegance and elegant appearance with its new sink serial Aura

produced in accordance with latest trends at three different forms. The Aura

serial adds a modern atmosphere to bathrooms with its 7 different color

choices such as black, white, anthracite, metallic brawn, red, orange and

green. Environmentally friendly new generation sanitary ware and Rimless

closets without canal at oval and square formats being functional with 2.5-4

liters of water thereby providing serious amount of water saving, will be

displayed at the show.

Noyan: “After Unicera we will show our products in Cersaie, too”

Rifat Noyan, Export Manager of Seramiksan said, “We are proud of

participating in Cersaie, the biggest ceramic event of the world for the

eleventh time. After Unicera we’ll display our 2018 collection, which we

brought together all technologies necessary for quality living, at Cersaie

Fair, too. We are excited that we will bring OUR 2018 COLLECTION, which

we prepared for all living spaces and public areas in accordance with latest

trends, together with industry professionals at Cersaie Fair.”


hotel restaurant

110 & hi-tech

fuar

26. ANFAŞ Food

Product’ın yeni

yüzüyle değişimi

hissedeceksiniz!

Yenilenen yüzüyle değişim

rüzgarını katılımcı ve

ziyaretçilere hissettirecek

26. ANFAŞ Food Product

– Uluslararası Gıda ve

İçecek İhtisas Fuarı;

Türkiye’nin konaklama ve

ağırlama alanında en büyük

organizasyonu 30. ANFAŞ

Hotel Equipment ile eş zamanlı

tek çatı altında kapılarını

açmaya hazırlanıyor. 26.

Food Product sektörün tüm

paydaşlarını 16 -19 Ocak 2019

tarihleri arasında Antalya’da bir

araya getiriyor.

ANFAŞ - Antalya Fuarcılık İşletme ve Yatırım A.Ş. tarafından çeyrek

asrı aşkın süredir gıda ve içecek sektörünün büyümesine katkı

sağlayan 26.Food Product – Uluslararası Gıda ve İçecek İhtisas Fuarı

çalışmalarına tam gaz devam ediyor.

2019’da yenilenen yüzüyle geliyor

Sektörde 25 yılı geride bırakan ANFAŞ Food Product, bu yıl yep yeni bir

imajla kapılanı açmaya hazırlanıyor. Yeni hedef pazarları, yeni sinerjisi, yeni

etkinlikleri, yeni yüzü ve tecrübesiyle birlikte bu yıl katılımcı ve ziyaretçilere

değişimi hissettirecek 26.Food Product; yeni ve etkili iş bağlantılarına imza

attırarak sektörde sıçrama yaratmayı hedefliyor.

Türkiye’nin en büyük otel ekipmanları fuarı ile tek çatı altında

Fuar merkezinin büyümesinin vermiş olduğu imkanla katılımcı ve ziyaretçilerin

taleplerini hayata geçiren ANFAŞ, 26.Food Product – Uluslararası Gıda ve

İçecek İhtisas Fuarı’nı, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Türkiye’nin alanında en

büyük organizasyonu 30. ANFAŞ Hotel Equipment – Uluslararası Konaklama

ve Ağırlama Ekipmanları İhtisas Fuarı ile eş zamanlı olarak gerçekleştiriyor.

16 -19 Ocak 2019 tarihleri arasında Antalya Expo Center’da gerçekleştirilecek

fuarlar sayesinde Food Product katılımcıları, turizmcilerden, otel satın

almacılarına kadar tüm Hotel Equipment ziyaretçisine eş zamanlı olarak

ulaşabilecek.

Tüm paydaşlar burada

26.Food Product’ta ANFAŞ’ın ziyaretçi çalışmaları sonucu katılımcılar,

yurt içinde 81 ilden otel yatırımcıları, otel yöneticileri, satın almacılar, spa

merkezleri, iç mimarlar, müteahhitler, kamu yetkilileri, şef ve aşçılar, zincir

market yetkilileri, kafe ve restoran sahipleri, gıda toptancıları, perakendeciler,

öğretmen evleri, polis evleri, resmi kurum ve sosyal tesis işletmeleriyle bir

araya gelecek.

İhracat rotası genişliyor

Yurt dışı ziyaretçi çalışmalarında ise geçtiğimiz yıl özellikle Orta Doğu ve Asya

pazarında önemli alım heyetlerini katılımcılarla buluşturan Food Product, bu

yıl geçen seneki çalışmalara ek olarak Almanya, Azerbaycan, Hollanda, Hong

Kong, İngiltere, İtalya, Polonya, Tayland, Ukrayna ile iş birliği anlaşmaları

gerçekleştirilmeye devam ediyor. Yenilikçi yüzüyle değişim rüzgarını

tüm katılımcılara hissettirecek olan 26. ANFAŞ Food Product, 2019’da

katılımcılarına yeni başlangıç imkanı sunuyor.


Feel the

change with

the new

image of 26 th

edition of

ANFAŞ Food

Product!

The 26 th ANFAŞ Food Product

– International Food and

Beverage Specialized Fair;

which will make the change

wind feel the participants

and visitors with its renewed

image, is preparing to open

its doors under the same

roof at the same time with

ANFAŞ Hotel Equipment,

the biggest organization of

the accommodation and

entertainment field in Turkey,

16-19 January 2019

26 th Food Product by ANFAS - Antalya Fuarcılık İşletme ve Yatırım A.Ş. -

which contributes to the growth of the food and beverages sector for over

a quarter of century continues to work full-fledged on the International

Food and Beverage Specialized Fair.

Comes in 2019 with a new image!

ANFAS Food Product, which has left 25 years behind in the sector, is preparing

to open the door with a brand new image this year. 26.Food Product, which will

make feel the participants and visitors the difference this year, through new

target markets, new synergies, new events, a new image and new experience;

aims to create leaps in the industry by signing new and effective business

relationships.

Under one roof with the biggest hotel equipment fair in Turkey

26.Food Product – International Food and Beverage Specialized Fair

performs participant and visitor requests, with the opportunities given by

the growth of the fair center. 26. Food Products perform this year as like the

last year simultaneously with the 30.ANFAŞ Hotel Equipment- International

Accommodation and Entertainment Equipment Specialized Fair, which is the

biggest in its own field in Turkey.

Through the fairs at Antalya Expo Centre between 16-19 January 2019,

participants of Food Product will be able to reach simultaneously all visitors of

Hotel Equipment from tourism professionals to purchases of hotels.

All stakeholders are here

In result of the visitor works of ANFAŞ for the 26.Food Product, participants

will come together with domestic hotel investors from 81 counties, hotel

managers, buyers, spa centers, interior architects, contractors, public

authorities, chef and cooks, chain market authorities, café and restaurant

owners, food wholesalers, retailers, teacherages, police houses, official

institutions and social facility managements.

Export route is expanding

Food Product brought its participants especially with distinguished

procurement committees of the Middle East and Asian market, in international

visitor activities, together last year. Cooperation agreements with Germany,

Azerbaijan, Netherlands, Hong Kong, England, Italy, Poland, Thailand and

Ukraine continue to be carried out, in addition to the last year.

26 th ANFAŞ Food Product, which will make feel the change to its participants

with their innovator image, offers them a new start in 2019.


hotel restaurant

112 & hi-tech

yeni mekan

Geleneksel mutfağın

yarım asrı geçen

temsilcisi

Hünkar

Talip Ügümü tarafından 63 yıl önce kurulan Hünkar, ilk günkü ruhuyla ziyaretçilerini

Türk ve Osmanlı mutfağının zengin tat kültürü ile buluşturuyor. Talip Ügümü’nün

bulaşıkçılık yaparken temellerini attığı ve şimdilerde herkesin bildiği bir marka olan

restoran, lezzet yolculuğunu Türk Lezzet Müzesi’ne taşıdı.

1950 yılından bu yana misafirlerini

Türk ve Osmanlı mutfağının zengin

tat kültürü ile buluşturan Hünkar, ilk

günkü ruhla hareket ederek kuşaktan

kuşağa aktarılan lezzetler sunuyor.

Hünkar’ın temeli 11 yaşındayken

bulaşıkçılık yaparak iş hayatına başlayan

Talip Ügümü tarafından atıldı. 17 yaşına

kadar restoranlarda çalışan Ügümü, bu

sıralarda tabak satın alarak ileride kendi

açacağı restoranın hayalini kuruyordu.

Becerikliliği ve çalışkanlığı sayesinde

bu hayalini gerçekleştirmesi de çok

uzun sürmedi. İlk restoranını henüz 17

yaşındayken Erzurum’da açtı ve kısa

bir sürede insanların yoğun ilgisiyle

karşılaştı. 1950 yılının sonlarına doğru

rotasını İstanbul’a çeviren Talip Ügümü,

İstanbul Fatih Feyzullah Efendi Sokak’taki

ve Akdeniz Caddesi’ndeki dükkanlarını

açtı. Babalarından bayrağı devralan

oğulları ise dükkanı Etiler’e taşıdılar

ve böylece babadan oğula geçen lezzet

yolculuğu başlamış oldu.

Dünyanın en iyi 100 restoranından biri

Hünkar Lokantası, 2007 yılında

“Restaurant Magazine” tarafından

belirlenen ve alanındaki tek geçerli liste

olarak kabul edilen “The World’s Best

Restaurants” listesinde dünyanın en iyi

restoranından biri seçildi. Bu listedeki

tek Türk lokantası olan Hünkar, bir başarı

öyküsünün simgesi olarak şimdilerde

Türk Lezzet Müzesi’nde ziyaretçilerini

bekliyor. Hünkar, Türk mutfağının

sevilen zeytinyağlı yemekleri, saray köfte,

kadınbudu köfte gibi geleneksel etli

yemeklerden oluşan bir menü sunuyor.


hotel restaurant

114 & hi-tech

new place

Hünkar

the representative of

traditional cuisine for

over half century

Hünkar, which was founded by Talip Üzümü 63 years ago, brings together the rich taste

culture of the Turkish and Ottoman cuisine to visitors with its spirit on the first day.

Laid foundations by Talip Ürgümü while he was a steward and has become a famous

restaurant known by everybody now, the restaurant has moved its taste trip to the

Turkish Taste Museum.

Hünkar, which brings together its

visitors with the rich taste culture

of the Turkish and Ottoman cuisine

since 1950, offers tastes inherited from

generation to generation by moving the

spirit on the first day.

The foundation of Hünkar were laid by

Talip Ürgümü who started his business

life as a steward at 11 years old. Working

in various restaurants until the age

of 17, Talip Ügümü was dreaming the

restaurant that he would open by own.

Realizing his dream didn’t take a long

time thanks to his skillfulness and

diligence. When he was 17 years old yet,

he opened his own first restaurant in

Erzurum and he was welcomed warmly in

a short time. Setting his route to İstanbul

towards the end of 1950, he opened the

restaurants in İstanbul, Fatih Feyzullah

Efendi Street and Akdeniz Street. Taking

over the flag from their father, the sons

moved the shop to Etiler and thus the

taste trip that handed down from father

to sons started.

One of the best 100 restaurants in the

world

Hünkar Restaurant was selected one

of the best restaurants in the word in

2007 in the list of “The World’s Best

Restaurants”, which is the only valid

list in its field that is determined by

“Restaurant Magazine”. As a symbol of a

success story Hünkar, the only Turkish

Restaurant in this list, waits the visitors

in Turkish Taste Museum nowadays.

Hünkar offers a menu consisted of

traditional stew selection such as olive

oil dishes, lady’s thigh meatballs and

palace kofta as favorite dishes of Turkish

cuisine.


hotel restaurant

116 & hi-tech

yeni mekan

Bursa’nın en özel tatlarıyla

Dede Bursa Kebapçısı

Bursa’daki geleneği profesyonel hizmet anlayışı ile birleştirerek müdavimlerine gün

geçtikçe yenilerini ekleyen Dede Bursa Kebapçısı, şimdi Türk Lezzet Müzesi’nde.

Dede Bursa Kebapçısı, terbiye

usulleriyle hazırlanan döneri ve

Bursa Kebabı ile 42 Maslak’ta Türk

Lezzet Müzesi’ndeki yerini aldı.

Menüdeki her kalem Bursa’ya has

1905 yılında Bursa’da “Dede’nin Yeri”

ismiyle ufak bir esnaf lokantası olarak

açılan Dede Bursa Kebapçısı, yeni

adıyla üçüncü kuşak tarafından lezzet

yolculuğunu sürdürüyor. Restoranda,

mutfakta kullanılan tüm malzemeler

Bursa’dan geliyor. Her malzemeyi

doğrudan kaynağından temin ediyorlar.

Kuru üzümün ve çekirdeklerinin

öğütülmesiyle hazırlanan şıra da

dahil menüdeki her kalem Bursa’ya

has. Bursa’nın taş fırınından çıkan

pidelerinin ve tava yoğurtlarının da tadına

doyulmuyor. Mustafa Kemal Paşa’nın

peynir tatlısı ise bir klasik, tabii ki yanında

günlük kaymağı ile!..


hotel restaurant

118 & hi-tech

new place

Adding its varieties new ones every day by combining Bursa

tradition with professional service mentality Dede Bursa

Kebab House is now in the Turkish Taste Museum.

Dede Bursa

Kebab

Shop with

the most

exclusive

tastes of

Bursa

Dede Bursa Kebab Shop took its place

in Turkish Taste Museum, 42 Maslak

with döner and Bursa kebab that are

prepared with marinated system.

Every dish on the menu belongs to Bursa

Dede Bursa Kebab Shop, which was

opened with name “Grandfather’s Place”

as a small artisan restaurant in 1905,

maintains the taste trip with new brand

name by third generation. All materials

that are used in the restaurant’s kitchen

come from Bursa. They provide all

materials from direct sources. All items

of the Menu including the fermented

grape juice that is prepared by grinding

dried grapes and their seeds are Bursa’s

special. Taste of Bursa’s special yoghurt

and Pitta bread that comes out of the

Bursa’s stone over is unmatched. When

it comes to Mustafa Kemal Pasha’s

semolina dessert with fresh cheese, it is

a classic and of course it goes better with

Turkish cream.


6- 8 Nov 2018

DUBAI WORLD TRADE CENTRE

Discover innovative

solutions shaping global

food & beverage production

REGISTER FREE!

gulfoodmanufacturing.com

Organised by Powered by

Strategic Partner Official Logistics Partner

Official Airline Partner

Official Courier Handler

Official Publisher


hotel restaurant

120 & hi-tech

yeni mekan / new place

Hayata sağlık ve tat

katan baharatlarıyla

Hayfene

Hayfene, özel baharatları, bitki çayları, bitkisel yağları, sosları, sağlıklı ve gurme gıda

ürünleriyle kocaman bir sofra kurmak isteyen herkesi Türk Lezzet Müzesi’ne bekliyor.

1886 yılında kurulan ve beş

nesildir baharat başta olmak

üzere sağlıklı gıda ürünlerinin

satışını gerçekleştiren Ucuzcular

Gıda, tarihinden gelen tecrübesini

günümüz ihtiyaçlarını karşılamak

üzere yeni markası Hayfene’ye

aktararak, 42 Maslak’ta Türk Lezzet

Müzesi’ndeki yerini aldı.

130 yıldır baharatçı

Hayfene, 1886 yılından bu yana

hizmet veriyor ve tam 130 yıldır

baharatçılığı aile geleneği olarak

devam ettiriyor. Amacı her türlü

mutfağın ihtiyaçlarını özenle seçilmiş

ürünlerle karşılamak olan Hayfene,

birbirinden özel ürün serileriyle farklı

ülkelerin lezzetlerini de mutfaklara

taşıyor. Benzersiz karışımlar sunarak

misafirlerinin vakit kaybetmeden

lezzetli yemekler hazırlamalarına

yardımcı oluyor.

Günümüz mutfaklarının

yenilikçi baharat markası olarak

şubeleri ve online satış kanalıyla

leziz seçenekler sunan Hayfene;

odağına birlikte güzel yemekler

yapmayı, lezzeti paylaşmayı ve

yaymayı alıyor.


Hayfene

adding health and taste

to the life with its spices

Hünkar, which was founded by Talip Üzümü 63 years ago, brings together the rich taste culture

of the Turkish and Ottoman cuisine to visitors with its spirit on the first day. Laid foundations

by Talip Ürgümü while he was a steward and has become a famous restaurant known by

everybody now, the restaurant has moved its taste trip to the Turkish Taste Museum.

Ucuzlar Gıda, which has realized

sales of healthy products notably

spices for five generations since its

establishment in 1986, has taken its place

at Turkish Taste Museum in 42 Maslak,

in order to meet the needs of our time by

transferring its experience coming from

its past to its new brand Hayfene.

A spice-producer for 130 years

Hayfene renders services since 1886 and

it has been continuing the spice selling

business as a family tradition just for 130

years. Hayfene, whose goal is to provide

all kinds of kitchen needs with well

selected products, carries the different

countries’ tastes too with special product

serials, it helps its guests to prepare

delicious foods quickly by offering unique

mixtures.

Hayfene, which offers

delicious alternatives with

its brand offices and online

sales channel as an innovative

brand of today’s kitchen, is

focused on making excellent

dishes and sharing good

tastes.


hotel restaurant

122 & hi-tech

hotel-tech

GMW Mimarlık

geleceğin havalimanlarını analiz etti

Yurt içinde ve yurt dışında üstlendiği pek çok ödüllü havalimanı projesiyle öne

çıkan GMW Mimarlık, havacılık sektörüne dair teknoloji trendlerini ve geleceğin

havalimanlarını analiz etti. Yapay zeka, sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik

kavramlarının hakimiyetini artıracağı havalimanlarında yakın gelecekte ise tüm yolcu

işlem alanlarında tamamen biometrik sisteme geçiş sağlanacak.

Havacılık sektörünün küresel bir

endüstri haline dönüştüğüne

ve önümüzdeki yıllar içinde

sosyal, ekonomik, çevresel, teknolojik

ve jeopolitik gelişmelere bağlı olarak

ciddi bir değişim geçireceğine dikkat

çeken GMW Mimarlık, bu tetikleyiciler

arasında “kritik belirsizlik” olarak

kabul edilebilecek unsurların olması

sebebiyle sektörün geleceğini şimdiden

tam olarak tarif etmenin mümkün

olmadığını belirtse de, havalimanlarında

uygulanan teknolojik gelişmelerin

terminal binalarını yakın gelecekte nasıl

değiştireceğini yorumladı.

Yakın gelecekte tamamen biometrik

sisteme geçilecek

Yakın zamanda uygulamaya geçen ve

hızla yayılacağı tahmin edilen sistemlere

örnek olarak 2007 yılında tamamlamış

oldukları Kahire Havalimanı T3

Projesi’nde ilk defa uygulanan biometrik

pasaport geçiş alanlarını gösteren

GMW Mimarlık, bu uygulamanın sadece

pasaport geçişleri için değil, diğer

işlemler için de yaygınca kullanılmaya

başlandığını ve yakın gelecekte

tamamen biometrik sisteme geçileceğini

belirtiyor. Bu sayede havalimanı içinde

bir yolcunun geçmesi gereken tüm

işlemler çok daha hızlı tamamlanacak ve

planlama aşamasında dikkate alınması


gereken bekleme alanları ciddi şekilde

azalacak. Artık akıllı telefonlarda bile

olan biometrik uygulamalar sayesinde,

insanların biometrik aşinalığının da

artacağını vurgulayan mimarlar, bu

sürecin beklenenden hızlı olacağını

tahmin ediyor.

Havaalanına gelmeden check-in, bagaj

teslim işlemleri yapılabilecek

Hava yolu ulaşımında bagaj işlemlerinin,

hem yolcu hem de havayolu şirketleri

için en önemli konulardan biri

olduğunu dile getiren GMW Mimarlık,

4 yıl önce projesini

tamamladıkları

Medine Havalimanı

Hac Terminali’nin

planlamasında,

havaalanına gelmeden

önce yapılan

check-in ve bagaj

teslim işlemlerini

öngördüklerini,

bu uygulamanın

otellerden ya da

şehir merkezlerinden

yapılacak bagaj

tesliminde hızla

yaygınlaşacağını

vurguluyor. Ayrıca

nesnelerin interneti

kavramına (IoT) örnek

olarak verilebilecek

sürekli kullanıma

uygun elektronik bagaj

etiketleri ve RFID

kartlar sayesinde gerçek zamanlı olarak

takibi yapılabilen bagajların yolculukları

çok daha sorunsuz hale getirmeye

başladığının da altını çiziyor.

Beacon teknolojisi

Günümüzde çok sık duyulan yapay zeka,

sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik

kavramlarının bizzat havalimanlarında

da kullanılmaya başlandığını ifade eden

GMW Mimarlık’a göre, robotlar ve akıllı

telefonlar ile birlikte çalışan beacon’lar,

yolcuya ihtiyaç duyduğu bilgileri anında

iletilebiliyor ya da biometrik tanıma

sistemi sayesinde erişilen kişisel bilgilere

göre özel bir hizmet sunulabiliyor.

Örneğin, yolcunun o anda bulunduğu

noktadan gitmek istedikleri noktaya

ilişkin yönlendirmeler, kendi uçuşları ile

ilgili bildirimler veya ticari alanlardaki

promosyonlar ile ilgili bilgiler anlık

olarak cep telefonlarına gönderiliyor.

Yolcuların sanal gerçeklikle yapılmış

tematik bir tünelin içinden geçmesi ile

aslında biometrik sistem ile güvenlik

kontrolünden geçiyor olmaları, hem

yolcu memnuniyetini olumlu etkiliyor

hem de zaman ve mekan kazandıracak

gelişmelerin önünü açıyor.

Bahsi geçen tüm bu sistemler, her

zaman terminal yapı veya mimarisini

ciddi anlamda etkilemese de tamamen

yolcunun ihtiyaç ve zevklerine göre

kişiselleştirilmiş bir hizmet vererek yolcu

konforunu arttırmasının yanında, işletme

giderleri ve ticari imkanlar gibi birçok

farklı konuda da avantaj sağlayacak.

Yeni terminal tasarımları

GMW Mimarlık penceresinden

bakıldığında; gelecekte terminal

tasarım prensiplerini dramatik şekilde

değiştirecek konuların başında

hiç şüphesiz uçak tasarımları ve

havalimanlarında uygulanan teknolojik

gelişmeler geliyor. Son 20 yıldır terminal

tasarımını ciddi şekilde etkileyen

teknolojik gelişmelerden birinin A380 tipi

büyük gövdeli uçaklar

olduğunu vurgulayan

GMW Mimarlık, iskele

bölümündeki bekleme

salonları ile bagaj alım

salonunun büyüdüğüne,

köprü kotlarındaki

değişikliklerin kat

yüksekliklerini

etkilediğine ve bagaj

alım salonlarına daha

uzun bagaj bantları

eklendiğine dikkat

çekiyor. Mimari

takım olarak ilk

yıllarda sadece bu

tip uçaklar için özel

salonlar tasarlarken,

sonraları farklı

konfigürasyonlarla

küçük gövdeli iki uçağın

aynı park pozisyonunu

kullanmasını sağlayarak

daha efektif çözümlere gittiklerini ifade

ediyorlar ve ekliyorlar:

“Alternatif yakıt ve enerji kaynaklarının

da kullanılmasına paralel olarak belki de

piste ihtiyaç duymayan, hareket kabiliyeti

gelişmiş uçaklara uygun terminal

tasarımları şimdilik uzak bir gelecekte

duruyor.”


hotel restaurant

124 & hi-tech

hotel-tech

Otel güvenliğinde teknoloji maliyetleri düşüyor

Farklı segmentlere özel güvenlik çözümler sunan Securitas’ın Güvenlik Süreçleri ve

Kalite Koordinatörü Hüseyin Erim teknolojik gelişmelerin otel güvenliğinde riskleri

minimize ederken, maliyetleri de düşürdüğüne dikkat çekti.

Gelişen teknoloji ile beraber 7/24

hizmet sektöründen olan oteller,

her zamanki güvenlik usullerinden

farklı olmak zorunda. Ana faaliyet alanı

müşteri memnuniyeti olan bu sektörde

güvenlik çözümleri müşteri konforunun

önüne geçmemesi ancak, aynı zamanda

kendilerini güvende hissetmelerini

sağlayacak şekilde düzenlenmesi

gerekiyor. Son dönemde yaşadığımız

güvenlik hassasiyeti ile birlikte otel

misafirlerinde konforun yanı sıra “safe

Hotel” belgesi arayışı da arttırdı ve bu

sertifika otel seçimlerini ciddi oranda

etkiler hale geldi. Konuyu değerlendiren

Securitas Güvenlik Süreçleri ve Kalite

Koordinatörü Hüseyin Erim, bu kapsamda

otellerde bir takım özel uygulamalara

gidildiği dikkat çekerek bunlardan bazıları

şöyle sıraladı. Otel sınırlarına gelen

araçların fiziki ve elektronik kontrole

tabi tutulması, araç altı aramalarında

araç altı arama cihazı ve görüntüleme

sistemlerinin etkin olarak yararlanılması,

araç Plaka Okuma Sistemlerinin

kullanılması, misafir giriş noktalarında

x-ray, kapı dedektörü, bomba iz

dedektörlerinin bulundurulması.

Güncel hayatımıza yapmış olduğu

katkıları bile takip etmekte zorlandığımız

teknoloji, güvenlik dünyasına da

her gün yeni uygulamalar ve teknik

cihazları beraberinde getirmekte.

Securitas’ın akıllı video analiz yazılımları

sayesinde güvenlik ihlallerini anında

görüntüleyebildiğini dikkat çeken Hüseyin

Erim, “Yazılımlarla sınır ve çevre ihlali,

belli bir bölgede rutin olarak gezinen

kişi tespiti, izinsiz toplanma, şüpheli

paket, yanlış park, ters yöne giriş gibi

olumsuz durumları tespit edebiliyoruz.

Bununla birlikte uzaktan izleme

merkezimizdeki operatörün önüne ilgili

alarm görüntüsünün gelmesiyle aksiyon

alıyoruz. Alarm görüntüsünü alan

operatör, gerekli gördüğü durumlarda

uzaktan sesli anons yaparak şüphelinin

suçu gerçekleştirmeden uzaklaşmasını

sağlıyor, ardından kontrol ekiplerine

ve kolluk kuvvetlerine haber vererek

olayı hızlıca sonuçlandırıyor. Proje

maliyetlerini düşürerek riski azaltan

bu sistemler müşterinin ihtiyacına göre

Securitas tarafından projelendiriliyor,

kuruluyor. Bu kapsamda güvenlik

çözümlerimizin teknoloji tabanlı entegre

bir sistem olarak oluşturulması en

önemli önceliğimiz” dedi. Otel segmentini

değerlendiren Erim, “ Bu sektörde en

çok; akıllı kamera sistemleri, alarm

sistemleri, özel yazılımlı el terminalleri,

elektronik denetim formları, sanal devriye

sistemleri, mobil kamera sistemleri ve

biyometrik geçiş kontrol sistemleri gibi

teknoloji tabanlı çözümlerini kullanarak

oluşturduğumuz güvenlik mühendisliği

yaklaşımımızla projelere özel çözümler

sunuyoruz” dedi.

Hırsızlık riskine karşı da teknoloji

Otellerin öncelikli riskleri arasında yer

alan hırsızlık vakalarına karşı da teknoloji

destekli pek çok tedbir bulunduğunu

belirten Hüseyin Erim,”Sözkonusu

tedbirler artık işletmelerin sıradan

güvenlik uygulamalarının içinde

yer alıyor. Tüm otel kullanıcılarının

hareketliliği bir Access otomasyonu

tarafından kontrol ediliyor. Örneği

misafir odalarına geçişler enkoder

sistemi ile kısıtlanmakta ve her misafir

kendisine tahsis edilmiş giriş kartlarını

kullanarak asansör yardımıyla direk

kendi odasına ulaşmakta. Hizmet

personelinin anahtar kullanımı

elektronik olarak takip dilmekte. Otel

güvenlik yöneticilerinin de bağlı olduğu

bir çok internet platform ile oteller

arasında yaşanan vakalar anlık olarak

paylaşılmakta ve ilave tedbirler anında

alınmaktadır.Telekomünikasyondan

finansa, havacılıktan madenciliğe,

enerji sektöründen endüstriyel tesislere

kadar 21 farklı sektörden 717 kurum

ve kuruluşa, 72 ilde, 2242 hizmet

noktasında güvenlik hizmeti veren

Securitas Türkiye’nin 9 bölge müdürlüğü,

50 şube müdürlüğü ve 12.500 çalışanı

bulunmaktadır.


hotel restaurant

126 & hi-tech

ürünler

Legrand ailesinin en küçüğü

DLP-S Mini

Bina, elektrik ve dijital altyapıları için ürün ve sistemler

konusunda uzman Legrand Grubu, entegre çalışma ortamı

çözümlerinin en yeni ve en küçük üyesi DLP-S Mini ile

takipçilerini buluşturuyor. Dikdörtgen formda sağlam kesitli

yapısı ve sunmuş olduğu kolay montaj imkanı ile DLP-S

Mini, dar alanlarda mükemmel işler başarıyor. Ayrıca kablo

düzenleme ihtiyaçlarına hızlı ve estetik çözümler sunan ve

Legrand mühendisleri tarafından Türkiye’de tasarlanan

DLP-S Mini ailesi, fiyat ve performans üstünlüğü ile de

kendisini gösteriyor.

Tüm iklimlendirme sistemleri

kontrolünüzde

İklimlendirme çözümlerine tüm yaşam alanlarında büyük ihtiyaç

duyuluyor. Bulunduğunuz ortamın daima istediğiniz ısıda kalması için de

termostat çözümleri etkili oluyor. Fancoil, yerden ısıtma, split klima, VRV/

VRF sistemleri, trench heater gibi en karmaşık iklimlendirme sistemlerine

bile uyum sağlayabilen Thea IQ KNX Termostat, esnek yazılım algoritması

ve modüler yapısı sayesinde hem enerji verimliliği hem de konfor sağlıyor.

Ayrıca estetik, ekonomik ve sürdürülebilir çözümler de sunuyor. Thea

IQ Termostat, iklimlendirme sistemlerini kontrol eden ürünler ile direkt

haberleşebiliyor ve sahip olduğu dijital LCD ekran ile kullanıcılara

kullanım kolaylığı sağlıyor.

Çok odalı ortamlar

için WiFi çözümü

Kablosuz ağ pazarında dünya lideri olan TP-Link, çok odalı işletmeler için

kolay kullanımlı yeni bir erişim noktasını satışa sunuyor. EAP225-Wall adlı

ürün, duvara monte edilen priz şeklindeki yapısı ile hem şık bir görünüm

sağlıyor hem de çok kolay monte ediliyor. Yüksek hızlı WiFi sağlayan ürün

(AC1200 destekli), başta oteller olmak üzere çok odalı işletmeler için ideal

bir WiFi çözümü oluşturuyor. Standart AB/ABD tipi duvar veri kutuları ile de

uyumlu olan ürün PoE desteği sayesinde elektrik hattı olmayan yerlere de

monte edilebiliyor.


128

hotel restaurant

& hi-tech

ürünler

Yürüyen merdiven ve

yollarda ileri teknoloji

KONE’nin ileri teknoloji ile ürettiği TravelMaster yürüyen merdiven

ve yollar; çok özel tasarımları, üstün güvenlik standartları ve

sağladıkları enerji verimliliği ile dikkat çekiyor. KONE, web

sitesinde bulunan, aynı zamanda sektörde ilk ve tek olma özelliğini

taşıyan “Escalator Designer” uygulaması ile de müteahhit ve

mimarlara inşa edecekleri binalarda kullanacakları TravelMaster

çözümünü seçmelerinde destek sağlıyor.

Güvenliği düşünen kablosuz

duman dedektörü

Dünyanın önde gelen markalarından Panasonic, yangın

ağılama çözümlerinde 30 yılı aşkın deneyimi ile öne çıkıyor.

Güçlü marka, çok özel yangın algılama çözümleri ile akıllı

teknolojileri hizmetine sunuyor. Kablosuz fotoelektrik duman

dedektörü 4611 de bunlar arasında yer alıyor. Özellikle

kabloları saklamanın zor olduğu uzatmaların gerektiği binalar

için ideal bir ürün olan Panasonic kablosuz adreslenebilir

interaktif fotoelektrik kablosuz duman dedektörü, yüksek

esneklik özelliğine sahip olduğu gibi kurulumu ve bakımı da

oldukça kolay. İçinde 54 ayrı çalışma moduna sahip olan

dedektör, ilgili modu çevreden ‘öğrenerek’ otomatik olarak

seçebiliyor.

Somfy’den gece

görüşlü iç mekan

kamerası

Güvenliğiniz, konforlu ve huzurlu bir hayat için en önemli

öncelik. Somfy, iç mekan kameraları ile güvenlikte size

teknolojinin gücünü sunuyor. Visidom ICM100 motorlu

ve gece görüşlü iç mekan kamerası açısını kolayca

değiştirebilme özelliğine sahip. Kameranın kablolu

ve kablosuz internet bağlantısı özelliği bulunuyor. HD

görüntü kalitesi (1280x720), hareket tespit edildiğinde

e-posta ve akıllı telefon uygulaması üzerinden bildirim

gönderimi, Micro SD karta kayıt yapabilmesi, iç mekan

kameralarında çift yönlü sesli iletişim de ürünü

farklılaştırıyor.

More magazines by this user
Similar magazines