Medikal Teknik October 2020

istmagmagazin

Medikal Teknik October 2020




Publisher

H. Ferruh IŞIK

on behalf of

İstmag Magazin Gazetecilik

İç ve Diş Tic. Ltd. Şti.

Managing Editor

(Responsible)

Mehmet SÖZTUTAN

mehmet.soztutan@img.com.tr

Advertising Coordinator

Recep ARSLANTAŞ

recep.arslantas@img.com.tr

+90 537 441 97 68

Editors

Duygu SAZAN

duygu.sazan@img.com.tr

Recep ARSLANTAŞ

recep.arslantas@img.com.tr

Foreign Relations Manager

Ayça SARIOGLU

ayca.sarioglu@img.com.tr

Graphic & Design

Sami Aktaş

sami.aktas@img.com.tr

Accounting Manager

Cuma KARAMAN

cuma.karaman@img.com.tr

Finance Manager

Yusuf DEMİRKAZIK

yusuf.demirkazik@img.com.tr

Digital Assets Manager

Emre YENER

emre.yener@img.com.tr

Web Designer

Amine Nur Yılmaz

amine.yilmaz@img.com.tr

Subscription

İsmail Özçelik

ismail.ozcelik@img.com.tr

Bursa Represantation

Ömer Faruk GÖRÜN

omer.gorun@img.com.tr

Buttim Plaza D Blok Kat: 4 No:1267 BURSA

Tel:+90 224 211 44 50 / Fax: 224 211 4481

Printing

CTP • BASKI

İHLAS GAZETECİLİK A.Ş.

Merkez Mah. 29 Ekim Cad.

İhlas Plaza No: 11 A/41

Yenibosna - Bahçelievler / İSTANBUL

+90.212 454 30 00

Head Office

İstanbul Magazin Grubu

İHLAS MEDIA CENTER

Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi

No:11 Medya Blok Kat:1

34197 Yenibosna / İstanbul / Turkey

Tel: 0212 454 22 22

Faks: 0212 454 22 93

www.medikalteknik.com.tr

e-mail: info@medikalteknik.com.tr

İMG - Medikal Teknik dergisinde

yer alan makalelerdeki fikirler

yazarlarına aittir.

Yayınlanan ilanların sorumluluğu

reklam verene aittir.

İMG - Medikal Teknik dergisinin

bütün yayın hakları İstmag Magazin Gazetecilik İç

Ve Dış Tic. Ltd. Şti.’ne aittir.

Yazılar kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

6

8

1

4

4

0

4

8

Kırmızı Bayrak Technology Competes

with Global Giants

Kırmızı Bayrak Teknoloji, Dünya Devi

Markalar ile Yarışıyor

Chemical Exports to the USA and Spain

Increased by More than One Hundred

Percent in September

Eylül’de ABD ve İspanya’ya Kimya

İhracatıYüzde Yüzün Üstünde Arttı

Hand and Surface Disinfectant is Safe

with Mitreapel Hunter

El ve Yüzey Dezenfeksiyonu Mitreapel

Hunter ile Güvende

Domestic Initiative to

Detect Pregnancy Risks with Early

Diagnosis Kit

Yerli Girişim, Gebelikteki Riskleri Erken

Tanı Kiti ile Tespit Edecek

CEO of Koelnmesse:

“We are Looking forward to Our Trade

Fairs in Cologne!”

Koelnmesse CEO’su:

“Köln’deki Ticaret Fuarlarımızı Dört Gözle

Bekliyoruz!”



ŞİMDİ, KURUNUN YANINDA YAŞ DA MI

YANACAK YANİ?

Genelde hep iyi şeyler yazardım sizler için. Biraz daha umutlu, biraz daha güçlü

ve daha istikrarlı. Ama artık sizlerin de kafası karışmaya başlamadı mı? Durup

bir etrafıma baktığımda neden çabalarımızın karşılığını aldığımız bir manzara

göremiyorum? Zaman bizi ne yöne doğru götürüyor? Acaba biz bu karışıklığın içinde

bir şeyleri eksik mi bırakıyoruz?

Çember günden güne daralıyor. Sağlıklı olmak, sağlıklı kalmak her geçen zamanda

biraz daha zorlaşıyor.

Yaklaşık 10 ay öncesine dönelim. Talihsiz bir dönemin ilk zamanlarına…

Sohbetlerimizi hatırlayalım. Halimizi, hatrımızı sorduğumuzda sevdiklerimizin,

değer verdiklerimizin iyi olduğu haberlerini daha sık alıyorduk. Tanıdıklarımızda

çok da fazla rastlamıyorduk salgın kapma haberlerine. Ama şimdi soruyorum:

Etrafınızda benim tanıdığım hiç kimsede Covid-19 hastalığı yok diyebileniniz var

mı? Peki, kendinizden ne kadar eminsiniz? Sabahtan akşama dek kendinizi tam

anlamıyla güvende hissettiğiniz kaç gününüz oldu?

Sevgili sektör paydaşlarım! Bu zor zamanların neredeyse her adımını sizlerle

paylaşıyoruz, çoğu kez istişare ediyoruz. Yeni yollar arıyoruz, buluyoruz. İlaç ve

medikal ekipman gibi gereçleri sağlayan, sağlık hizmeti sunan, eşsiz başarılarıyla

olağan dışı çabalarını harmanlayan bilim insanlarını bünyesinde barındıran yol

arkadaşlarım! İlk günden bu yana verdiğiniz çabaya şahitlik etmekten dolayı ben de

ekip arkadaşlarım da çok mutluyuz, gururluyuz. Ülkemiz için sağladığınız gayretleri,

uluslararası çapta verdiğiniz hizmetleri takdir ediyoruz!

Ve şimdi diyoruz ki, öyle bilinçlendirme kampanyalarınız, öyle duyurularınız olsun ki,

siz çaresiz insanların, kalabalığın içindeki yalnızlığına erişen dost, yardımına uzanan

el olun. Üzülerek söylüyorum ki, tüm dünyada hala bu bilince varamamış topluluklar

var. Maske, mesafe ve hijyen diyoruz. Tüm bu tedbirlere hala yüz çevirenler var. Ve

bu insanlar aslında bizim en büyük tehdidimiz. Öyle şeyler düşünelim, öyle şeyler

yapalım ki, kurunun yanında yaş da yanmasın…

Daha bilinçli bir dünyaya yelken açtığımız haberlerle bir sonraki sayımızda görüşmek

dileğiyle. Sağlıkla kalın!

DUYGU SAZAN

Editor

NOW, WILL IT THROW THE BABY OUT

WITH THE BATHWATER?

I always wrote good things for you. A little more hopeful, a little stronger and more

stable. But isn’t yours starting to get confused anymore? When I stop and look

around, why can’t I see a sight where our efforts are paid off? In what direction is

time taking us? Are we leaving something missing in this confusion?

The circle is narrowing day by day. Being healthy and staying healthy is getting

harder with each passing time.

Let’s go back to about 10 months ago. Back to the early days of an unfortunate

period… Let’s remember our conversations. When we asked about our state and

remembrance, we were getting news more often that our loved ones and those

we valued were good. We did not see much of the news of the epidemic in our

acquaintances. But now I’m asking: Can anyone around you say that anyone I know

has no Covid-19 disease? So how confident are you? How many days have you had

you felt completely safe from morning till night?

Dear industry partners! We share almost every step of these difficult times with you,

we often consult. We are looking for and finding new ways. My fellow travelers, who

provide tools such as medicine and medical equipment, provide health services,

and include scientists who blend their unique success and extraordinary efforts! I

and my teammates are very happy and proud to have witnessed your effort since the

first day. We appreciate your efforts for our country and your international services!

And now we say that you should have such awareness raising campaigns and

announcements that you become the friend who reaches the loneliness of the

helpless people in the crowd, the hand reaching out to your aid. I regret to say

that there are still communities all over the world that do not have this awareness.

We abide the rules of masks, social distance and hygiene. There are still those

who turn away from all these measures. And these people are actually our biggest

threat. Let’s think of such things, let’s do such things so that never throw the baby

out with the bathwater…

Hope to see you in our next issue with the news that we are sailing to a more

conscious world. Stay healthy!



6

Kırmızı Bayrak Technology Competes with Global Giants

Kırmızı Bayrak Teknoloji, Dünya Devi Markalar ile Yarışıyor

Kırmızı Bayrak Teknoloji, Gaziantep’ten yola

çıkarak önce İzmir’e ulaştı ve sonra tüm Dünya

ülkelerinin kapılarını tek tek açmaya başladı.

Türkiye’de önemli alanlarda ‘ilk’ olma özelliğine

de sahip olan firma, emsallerinden farklılıklarıyla

öne çıkan yeni cihazıyla, pazardaki iddiasını

sürdürmeye devam ediyor…

Hasan Karaozan, Chairman of Kırmızı Bayrak Technology

Kırmızı Bayrak Teknoloji sets off from Gaziantep,

first reached Izmir and then started to open the

doors of all countries in the world one by one.

The company, which has also the feature of being

‘first’ in the important areas in Turkey, continues

to maintain its claim in the market with its new

device which stands out with its differences from

its peers.

Who is Kırmızı Bayrak Technology?

Kırmızı Bayrak Technology is an R&D company established

in Gaziantep and currently headquartered in Izmir. It

operates in various projects in the fields of medical, energy,

biology and automotive. Due to the COVID-19 pandemic,

which deeply affected the world, the company decided to

produce domestic respirators, and completed the R & D of

the respiratory device in a short period of 2 months. Due to

its reputation in the foreign market, the production center

Kırmızı Bayrak Teknoloji Kimdir?

Kırmızı Bayrak Teknoloji, Gaziantep’te kurulan ve şuan

merkezi İzmir olan bir Ar-Ge firmasıdır. Medikal, enerji,

biyoloji, otomotiv alanlarında çeşitli projelerde faaliyet

göstermektedir.

Dünyayı derinden etkileyen COVID-19 pandemisi sebebiyle

yerli solunum cihazı üretmeye karar veren firma, 2 ay

gibi kısa bir süre içerisinde solunum cihazının Ar-Ge’sini

tamamlamıştır. Yurtdışı pazarındaki bilinirliğinden dolayı

üretim merkezi İzmir olarak belirlenmiş ve fabrika

Menderes İTOB’da faaliyete geçmiştir.

Kırmızı Bayrak Teknoloji’de Türkiye’nin ‘İlk’leri de var

Türkiye’de bir ilk olarak firmada gerçekleştirilen üretim

ayağında sadece mühendisler yer alıyor. Kırmızı Bayrak

Teknoloji, kadın istihdamına da oldukça önem veriyor. Bu

sebeple ekibin %100’e yakını kadın personellerden oluşuyor.

Çalışanlar arasında elektrik- elektronik mühendisleri,

makine mühendisleri, biyomedikal mühendisleri, sağlık

danışmanları ve Türkiye’nin ilk tıp mühendisleri yer alıyor.

Kırmızı Bayrak Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Hasan

Karaozan, cihazın üretim ve ortaya çıkışında kendilerini

motive eden en önemli faktörün insan sağlığının minimum

maliyetle maksimum konforlu sağlığa kavuşturma ve bunun

Türkiye menşeili bir firma tarafından karşılanması isteği

Ekim - October 2020


7

has been determined as İzmir and the factory has started

to operate in Menderes ITOB.

Kırmızı Bayrak Technology has also the “firsts” in

Turkey

Only engineers take part in the production stage which is

performed at the company in Turkey first. Kırmızı Bayrak

Technology also attaches great importance to women’s

employment. For this reason, almost 100% of the team

consists of female staff. There are electrical and electronic

engineers, mechanical engineers, biomedical engineers,

health consultants and the first medical engineers of

Turkey among employees.

Hasan Karaozan, Chairman of Kırmızı Bayrak Teknology,

said that the most important factor which motivates them

in the production and emergence of the device is to restore

human health to maximum comfortable health at minimum

cost and request to be met by a Turkish firm, and he

pointed out, “We know that we can do the best if we want”

and he said that they continue to work with their mission.

A journey back to the world from Turkey

Unlike its counterparts, the hardware and software of the

device are designed to require minimum technical support.

Thanks to the Secomea remote access inside the device,

the device can be intervened remotely at any problem

anywhere in the world. The power and the electronic

infrastructure of the company is supplied by Delta

Electronics, the world giant. Delta Electronics has a service

network in 166 countries. Thus, the company’s service

network will also be very strong. The flow sensor used in

the device is designed and placed in such a way that it does

not require frequent replacement and is used for a lifetime,

unlike other devices. Likewise, the battery in the device can

be used without changing for 10 years and will not cause

any problems if used correctly in emergency situations.

The entire body of the device is made of aluminum material

and thus a product with a quality that can compete with

the world’s giant brands has been generated. There are

serious demands for the device from Kazakhstan, Poland,

Romania, Spain, Pakistan, Iraq and Slovenia. Kırmızı Bayrak

Technology has received an order of approximately $ 4.5

million so far and continues to increase its production

capacity rapidly.

olduğunu söylüyor ve “Biliyorduk ki bizler istersek en iyisini

yaparız.” misyonu ile çalışmalarını sürdürmeye devam

ettiklerinin altını çiziyor.

Türkiye’den Dünya’ya uzanan bir yolculuk

Emsallerinden farklı olarak, cihazın donanım ve yazılımı

teknik desteğe minimum ihtiyaç duyulacak şekilde

tasarlanmıştır. Cihazın içerisinde bulunan Secomea

uzaktan erişimi sayesinde, cihaz dünyanın neresinde olursa

olsun herhangi bir problem anında uzaktan müdahale

edilebilmektedir. Güç, firmanın elektronik altyapısı dünya

devi olan Delta Electronics tarafından karşılanmaktadır.

Delta Electronics’in 166 ülkede servis ağı bulunmaktadır.

Böylece firmanın servis ağı da çok güçlü olacaktır. Cihazın

içerisinde kullanılan akış sensörü diğer cihazların aksine

sık değişim gerektirmeyecek, ömürlük kullanılacak şekilde

dizayn edilmiş ve yerleştirilmiştir. Yine aynı şekilde cihazın

içerisinde bulunan batarya 10 yıl değişim gerektirmeden

kullanılabilecek, acil durumlarda doğru kullanıldığı takdirde

sorun oluşturmayacaktır. Cihazın bütün gövdesi alüminyum

malzemeden üretilmiş ve bu sayede Dünya devi markalarla

yarışabilecek kaliteye sahip bir ürün ortaya çıkarılmıştır.

Kazakistan, Polonya, Romanya, İspanya Pakistan, Irak,

Slovenya’dan cihaza ciddi talepler mevcuttur. Kırmızı

Bayrak Teknoloji Dış Ticaret A.Ş., şu ana kadar yaklaşık

4.5 milyon $’lık sipariş almıştır ve hızlı bir şekilde üretim

kapasitesini arttırmaya da devam etmektedir.

Ekim - October 2020


8

Chemical Exports to the USA and Spain Increased by

More than One Hundred Percent in September

Eylül’de ABD ve İspanya’ya

Kimya İhracatı Yüzde Yüzün

Üstünde Arttı

Adil Pelister, Chairman of IKMIB

According to the data of Istanbul Chemicals

and Chemical Products Exporters’ Association

(IKMIB), exports of the chemical industry

amounted to 1 billion 638 million dollars in

September 2020. Despite the effects of the

pandemic, the nine- month export of the sector,

which has been working to catch the export figure

of last year, reached 13.1 billion dollars.

The chemical industry, which is the second top sector for

export in Turkey, contracted by 12.69 percent compared

to last year, and exported $ 13.1 billion in chemicals and

products in January-September this year. In September,

among the sectors that export the most to countries and

regions, the chemical industry ranked first with exports

to 206 countries and regions. Iraq, USA, Germany, Spain

and England became the top five countries to which, the

chemical products were exported most.

Adil Pelister, Chairman of Istanbul Chemicals and Chemical

Products Exporters’ Association (IKMIB) informed about

chemical industry export figures, “This year, our exports

in September chemical industry percent compared to the

same period last year 1, 15 contracted by 1, 6 amounted

billion. There was an increase of approximately 18 percent

compared to last August. With the exports of chemicals

and products to 206 countries and regions in September,

we became the sector that exports the most to countries

and regions. Situated among the top ten in September that

chemical exports to the United States and Spain y attracting

increased attention over 100 hurt. Our sector exports for

nine months reached 13.1 billion dollars. We continue to

produce to minimize the effects of the pandemic and try to

close the gap in our exports. We reduced our loss in exports

to 12 percent in nine months. Hopefully, our expectation

İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri

İhracatçıları Birliği (İKMİB) verilerine göre, kimya

sektörü ihracatı 2020 yılı Eylül ayında 1 milyar

638 milyon dolar olarak gerçekleşti. Pandeminin

etkilerine rağmen geçen seneki ihracat rakamını

yakalamak için çalışan sektörün dokuz aylık

ihracatı 13,1 milyar dolara ulaştı.

Türkiye’nin en çok ihracat gerçekleştiren ikinci sektörü

olan kimya sektörü, bu yıl Ocak-Eylül döneminde geçen yıla

kıyasla yüzde 12,69 daralarak 13,1 milyar dolarlık kimyevi

maddeler ve mamulleri ihracatı gerçekleştirdi. Eylül ayında

en çok ülke ve bölgeye ihracat yapan sektörler arasında

kimya sektörü 206 ülke ve bölgeye yaptığı ihracat ile birinci

sırada yer aldı. Irak, ABD, Almanya, İspanya ve İngiltere en

çok kimyevi maddeler ihracatı yapılan ilk beş ülke oldu.

İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları

Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister, kimya

sektörü ihracat rakamları değerlendirmesinde “Bu yıl Eylül

ayı kimya sektörü ihracatımız geçen yıl aynı döneme göre

yüzde 1,15 daralarak 1,6 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Geçtiğimiz Ağustos ayına göre ise yaklaşık yüzde 18’lik

bir artış oldu. Eylül ayında 206 ülke ve bölgeye yaptığımız

kimyevi maddeler ve mamulleri ihracatı ile en çok ülke

ve bölgeye ihracat yapan sektör olduk. Eylül ayında ilk on

arasında yer alan ABD ve İspanya’ya yapılan kimya ihracatı

yüzde 100’ün üzerinde artışla dikkat çekiyor. Dokuz aylık

sektör ihracatımız ise 13,1 milyar dolara ulaştı. Pandeminin

etkilerini en aza indirmek üzere üretmeye devam ediyoruz

ve ihracatımızdaki açığı kapatmaya çalışıyoruz. İhracattaki

kaybımızı dokuz ayda yüzde 12’lere kadar indirdik. İnşallah

önümüzdeki son çeyrekte de beklentimiz bu açığı en aza

indirmek ve kapatmak olacak. Yeni Ekonomi Programı’nda

Ekim - October 2020


9

in the next quarter will be to minimize and close this

deficit. With the implementation of the expectations

and targets announced in the New Economy Program,

we hope to complete this year positively and make a

good start to the next year. As the chemical industry,

which supplies raw materials, semi-finished products or

products to other sectors, we will continue to be a pioneer

and work harder for the development of our country, as

always. The most important development that expects

our exporters, financial support will be recognized in our

industry will have the privilege and financing to facilitate

the transportation.”

Most exported country in September was Iraq

Iraq was the top exporting country in September. The

other countries in the top ten following Iraq in September

were the USA, Germany, Spain, England, Italy, Romania,

Israel, Greece and Russia.

Chemical exports to Iraq amounted to 105 million

412 thousand dollars in September 2020. “Plastic and

products”, “ essential oils, cosmetics and soaps”, “washing

preparations”, “paints, varnishes, inks and preparations”,

“Pharmaceuticals”, “miscellaneous chemicals “, “ mineral

fuels, mineral oils and products, “fertilizers”, “adhesives,

glues, enzymes” and “inorganic chemicals” were exported

to Iraq most in September.

Chemical exports increased to 7 countries in the

top 10 in January-September period

The countries with the most chemical exports in the nine

months of January-September 2020 were Iraq, Germany,

Netherlands, USA, Italy, England, Spain, Israel, Romania and

Belgium, respectively. In the same period, among these top

10 countries, there was an increase in chemical exports to 7

countries except the Netherlands, Italy and Spain.

da açıklanan beklenti ve hedeflerin uygulamaya geçmesi ile

birlikte bu yılı pozitif olarak tamamlamayı ve önümüzdeki

yıla güzel bir başlangıç yapmayı diliyoruz. Diğer sektörlere

hammadde, yarı mamul veya mamul veren kimya sektörü

olarak da her zaman olduğu gibi ülkemizin kalkınması

için öncü olmaya ve daha çalışmaya devam edeceğiz.

İhracatçılarımızın beklediği en önemli gelişme ise, finansal

desteklerde sektörümüze tanınacak ayrıcalık ve finansmana

ulaşımın kolaylaştırılması olacaktır” ifadelerini kullandı.

Eylül ayında en fazla ihracat yapılan ülke Irak oldu

Irak, Eylül ayında en çok ihracat yapılan ülke oldu. Eylül

ayında Irak’ı takip eden ilk onda yer alan diğer ülkeler ise

ABD, Almanya, İspanya, İngiltere, İtalya, Romanya, İsrail,

Yunanistan ve Rusya oldu.

Irak’a yapılan kimya ihracatı 2020 yılı Eylül ayında 105

milyon 412 bin dolar olarak gerçekleşti. Eylül ayında

Irak’a en çok “plastikler ve mamulleri”, “uçucu yağlar,

kozmetikler ve sabun”, “yıkama müstahzarları”, “boya,

vernik, mürekkep ve müstahzarları”, “eczacılık ürünleri”,

“muhtelif kimyasal maddeler”, “mineral yakıtlar, mineral

yağlar ve ürünler”, “gübreler”, “yapıştırıcılar, tutkallar,

enzimler” ve “anorganik kimyasallar” ihraç edildi.

Ocak-Eylül döneminde ilk 10 içinde 7 ülkeye kimya

ihracatı arttı

2020 yılı Ocak-Eylül olarak dokuz aylık dönemde en çok

kimya ihracatı yapılan ülkeler ise sırasıyla Irak, Almanya,

Hollanda, ABD, İtalya, İngiltere, İspanya, İsrail, Romanya ve

Belçika olarak ilk onda yer aldı. Aynı dönemde bu ilk 10 ülke

arasında Hollanda, İtalya ve İspanya dışında 7 ülkeye yapılan

kimya ihracatında artış oldu.

Ekim - October 2020


10

“Plastics and articles thereof” export was carried

out most in September

Exports of plastics and their products in the chemical

substances and products product groups in September

ranked first in chemical exports with 588 million 533

thousand 203 dollars. Mineral fuels, mineral oils and

products took the second place with exports of 248 million

586 thousand 698 dollars, while exports of essential oils,

cosmetics and soap ranked third with 133 million 477

thousand 670 dollars. Following essential oils, cosmetics and

soap, other sectors in the top ten are; ‘inorganic chemicals’,

‘rubber, rubber goods’, ‘pharmaceutical products’, ‘paints,

varnishes, ink and preparations’, ‘miscellaneous chemicals’,

‘washing preparations’ and ‘organic chemicals’.

While the highest increase in sub-sectors was in the various

chemicals sector in September, the most contraction

occurred in the mineral fuels, mineral oils and products

sector.

Eylül ayında en çok “plastikler ve mamulleri”

ihracatı gerçekleştirildi

Eylül ayında kimyevi maddeler ve mamulleri ürün

gruplarında plastikler ve mamulleri ihracatı, 588 milyon 533

bin 203 dolarla kimya ihracatında ilk sırada yer aldı. İkinci

sırada 248 milyon 586 bin 698 dolarlık ihracatla mineral

yakıtlar, mineral yağlar ve ürünler yer alırken, uçucu yağlar,

kozmetikler ve sabun ihracatı 133 milyon 477 bin 670

dolarla üçüncü sırada yer aldı. Uçucu yağlar, kozmetikler

ve sabunu takiben ilk onda yer alan diğer sektörler ise;

‘anorganik kimyasallar’, ‘kauçuk, kauçuk eşya’, ‘eczacılık

ürünleri’, ‘boya, vernik, mürekkep ve müstahzarları’,

‘muhtelif kimyasal maddeler’, ‘yıkama müstahzarları’ ve

‘organik kimyasallar’ oldu. Eylül ayında alt sektörlerde en

çok artış muhtelif kimyasal maddeler sektöründe olurken

en fazla daralma ise mineral yakıtlar, mineral yağlar ve

ürünleri sektöründe meydana geldi.

Ekim - October 2020


11

Distance Posture, Masked Guard

Mesafeli Duruş, Maskeli Korunuş

We are distant to them. There are no lovers! Faceless

came again. It took action again, but we are not idle

either. We showed our distant stance by strengthening

our immune system. We did not neglect to be

protected with a mask.

Most importantly, we keep our fight against the

pandemic by following the rules of hygiene. Our

disinfectant products are our most necessary products

that always come to our rescue. We are now all aware

that the most important criterion to be considered

in these products should be to give importance to

quality. Disinfectant products that are not produced in

accordance with the conditions cause more harm

than good. Especially, we should not neglect

to pay much more attention to the quality of

the disinfectant products we use against a

deadly virus such as Covid-19.

International Istanbul Medical Analysis,

Diagnosis, Treatment, Rehabilitation,

Laboratory Product, Device, System,

Technology, Equipment and Hospitals

Fair will be held in Tüyap Fair and

Congress Center between 5 and

7 November, 2020. Exhibitors,

visitors and all staff who will

enter the fair will be required to

obtain HES code.

In pandemic days where human

health is prioritized, masks,

social distance and hygiene rules

must be followed in the best way.

I would like to remind once again

the delicate importance of quality

disinfectant products regarding

hygiene.

Stay healthy, see you in our new

issue.

Recep ARSLANTAŞ

Coordinator

Mesafeliyiz kendilerine. Hiç seveni yok ki! Yüzsüz yine geldi.

Yeniden harekete geçti ama bizler de boş durmuyoruz.

Bağışıklık sistemimizi güçlendirerek, mesafeli duruşumuzu

gösterdik. Maskeyle korunmayı da ihmal etmedik.

En önemlisi de hijyen kurallarına uyarak pandemiyle

mücadelemizi devem ettiriyor olmamız. Dezenfektan

ürünlerimiz her zaman imdadımıza yetişen en gerekli

ürünlerimiz. Bu ürünlerde dikkat edilmesi gereken en önemli

kriterimizin kaliteye önem vermek olması gerektiğini artık

hepimiz farkındayız. Şartlara uygun şekilde üretilmeyen

dezenfektan ürünleri, faydadan çok zarara yol açmakta.

Hele hele Covid-19 gibi öldürücü bir virüse karşı

kullandığımız dezenfektan ürünlerin kalitesine

çok çok daha fazla önem vermeyi ihmal

etmemeliyiz.

Uluslararası İstanbul tıbbi analiz, teşhis,

koruma, rehabilitasyon, laboratuvar

ürün, cihaz, sistem, teknoloji, donanım

ve hastaneler fuarı 05-07 Kasım 2020

tarihleri arasında Tüyap-İstanbul’da

gerçekleştirilecek. Fuara giriş yapacak

katılımcı, ziyaretçi ve tüm görevlilerin

HES kodu almaları zorunlu

olacak.

İnsan sağlığının her şeyin

önünde tutulduğu pandemi

günlerinde maske, mesafe

ve hijyen kurallarına en

iyi şekilde uyulması

gerekmekte. Kaliteli

dezenfekten ürünlerinin

hijyen konusundaki

hassas önem derecesini

bir kez daha hatırlatmak

isterim.

Yeni sayımızda görüşünceye

kadar esen kalın.

Recep Aslantas

Coordinator

Recep ARSLANTAŞ

Koordinatör

Ekim - October 2020


12

The Polifarma, will export Turkey’s First Three-Chamber

Parenteral Nutrition Solution to Europe

Polifarma Türkiye’nin İlk Üç Odalı Parenteral Beslenme

Solüsyonunu Avrupa’ya İhraç Edecek

Sağlık sektöründe 34 yıllık deneyime sahip, yerli

ve milli ilaç şirketi Polifarma, ilk yerli üç odalı

parenteral beslenme solüsyonunu geliştirerek

Türkiye’nin ilaçta dışa bağımlılığını azaltma

yolunda attığı önemli adımlara bir yenisini daha

ekledi. Solüsyonun üretiminin ardından Türkiye’de

bu ürünün muadillerini piyasaya sunan global

markaların fiyatlarında güncellemeye gittiğine

dikkat çeken Polifarma Yönetim Kurulu Başkan

Yardımcısı Vildan Kumrulu, ürünün ihracatına

başladıklarının da altını çizdi.

Yüzde 100 yerli sermayeli Polifarma İlaç, sektöründe ilklere

imza atarak Türkiye’nin sağlıkta dışa bağımlılığı azaltmak

için katkıda bulunmaya devam ediyor. Türkiye’nin ilk yerli

üç odalı parenteral beslenme solüsyonunu geliştiren

Polifarma, bu tarz beslenme ürünlerinde dışa bağımlılığın

Vildan Kumrulu, Deputy Chairman of the Board of Polifarma

Polifarma is a domestic and national pharmaceutical

company with 34 years of experience in the health

sector. Polifarma developed the first domestic

three-chamber parenteral nutrition solution. Thus

Polifarma, Turkey’s significant steps taken to reduce

the dependence on foreign drug has added a new one.

Polifarma Vice Chairman from Vildan Kumrulu, after the

production of the solution in the market price of the

equivalent of a global brand that offers these products

in Turkey drew attention to the update. Kurmulu also

said that they started exporting the product.

Polifarma, continues to contribute is undertaking to reduce

Turkey’s dependence on foreign primary and the health

sector. Polifarma, developed Turkey’s first domestically

the three-chambered parenteral nutrition solutions. And

has also made an important contribution to the reduction

of foreign dependency in such nutritional products.

Turkey’s first domestic three-bedroom parenteral nutrition

solutions, intensive care, post-operative and is used for

patients who can not take food orally.

Ekim - October 2020


13

The first domestic three-chamber parenteral nutrition

solution, which has successfully passed 10 separate tests

determined by the American Drug and Food Administration

(FDA) as the quality standard for lipid finished products,

stands out with its compliance with the fat distribution

recommended by the World Health Organization (WHO). In

addition, all raw materials of the product comply with the

European Union - Good Manufacturing Practices (EU - GMP)

and FDA standards.

First domestic three-chamber parenteral

nutrition solution exported to Azerbaijan and the

African continent

Polifarma, has developed Turkey’s first three-chambered

nutrition solutions at R & D center, after long research.

Vildan Kumrulu, Deputy Chairman of the Board of

Polifarma, said that after the production of the threechamber

nutritional solution, global companies have

updated their prices. Kumrulu, “Turkey sufficient

knowledge to produce many products that were imported

from abroad and have experience in the pharmaceutical

industry. We also take great pride in being one of the

company’s firsts in Turkey. Turkey’s first domestic threebedroom

parenteral nutrition solutions’ve exported to

Azerbaijan and the African continent. “We will receive our

EU GMP Certificate in the last quarter of the year, and then

we will start exporting to European countries.” said.

azalmasına da önemli bir katkı sağladı. Türkiye’nin ilk yerli

üç odalı parenteral beslenme solüsyonu, yoğun bakım,

ameliyat sonrası ve oral yoldan beslenemeyenler hastalar

için kullanılıyor. Amerikan İlaç ve Gıda Dairesi’nin (FDA)

lipid bitmiş ürünler için kalite standardı olarak belirlediği

10 ayrı testi başarıyla geçen ilk yerli üç odalı parenteral

beslenme solüsyonu, Dünya Sağlık Örgütü (WHO)

tarafından önerilen yağ dağılımına uygunluğuyla da öne

çıkıyor. Ayrıca ürünün tüm hammaddeleri, Avrupa Birliği –

İyi Üretim Uygulamaları (EU – GMP) ve FDA standartlarına

da uygun.

İlk yerli üç odalı parenteral beslenme solüsyonu

Azerbaycan’a ve Afrika kıtasına ihraç edildi

Polifarma Ar-Ge Merkezi’nde uzun süren araştırmalar

sonucu geliştirilen Türkiye’nin ilk yerli üç odalı parenteral

beslenme solüsyonunun piyasaya arzıyla birlikte global

markaların da fiyatlarında indirime gittiğine dikkat

çeken Polifarma Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

Vildan Kumrulu, “Türkiye ilaç sektörü yurtdışından ithal

edilen birçok ürünü üretmek için yeterli bilgi birikimine

ve deneyime sahip. Biz de Türkiye’de ilklere imza atan

bu şirketlerden biri olmaktan büyük gurur duyuyoruz.

Türkiye’nin ilk yerli üç odalı parenteral beslenme

solüsyonunu Azerbaycan ve Afrika kıtasına ihraç ettik.

Yılın son çeyreğinde EU GMP Sertifikamızı alacağız,

ardından Avrupa ülkelerine de ihracata başlayacağız” dedi.

Ekim - October 2020


14

Hand and Surface Disinfectant is Safe with Mitreapel Hunter

El ve Yüzey Dezenfeksiyonu Mitreapel Hunter ile Güvende

One of Turkey’s oldest operating chemical

companies, Beta Kimya Inc., adding yet another

innovative product with its generic brand

MitreApel, carried its experience in technical

aerosols and surface cleaners to antibacterial

disinfectant. The new Mitreapel Hunter

Antibacterial Disinfectant range, which is

specially developed against microbes and bacteria

which pose a risk to human health, instantly

affects all surfaces and skins with spray and liquid

varieties and eliminates harmful microorganisms.

Mitreapel Hunter Antibacterial Spray Disinfectant, which

can easily reach even the most difficult capillary points with

its spray structure, disinfects all surfaces from shopping

bags to product packaging, from computer keyboards to

automobile air ducts within 30 seconds. Mitreapel Hunter

Antibacterial Spray Disinfectant, which does not allow

Türkiye’nin en köklü kimya şirketlerinden

BETA Kimya A.Ş., jenerik markası MitreApel ile

inovatif ürünlerine bir yenisini daha ekleyerek,

teknik aerosoller ve yüzey temizleyicileri

alanlarındaki tecrübesini antibakteriyel

dezenfektana taşıdı. İnsan sağlığı için risk

oluşturan mikrop ve bakterilere karşı özel olarak

geliştirilen yeni Mitreapel Hunter Antibakteriyel

Dezenfektan Serisi, sprey ve sıvı çeşitleriyle tüm

yüzeyler ile ciltlere anında etki ederek zararlı

mikroorganizmaları ortadan kaldırıyor.

Sprey yapısıyla en zor kılcal noktalara bile kolayca

ulaşabilen Mitreapel Hunter Antibakteriyel Sprey

Dezenfektan, alışveriş torbalarından ürün ambalajlarına,

bilgisayar klavyelerinden otomobil hava kanallarına kadar

tüm yüzeyleri 30 saniye içinde dezenfekte ediyor. Yüzde

80 alkol oranıyla mikrop ve bakterilere geçit vermeyen

Ekim - October 2020


15

germs and bacteria with its 80 percent alcohol ratio,

destroys 99.9% of harmful microorganisms.

Mitreapel Hunter Antibacterial Hand Disinfectant, on the

other hand, with its liquid formula, can be used safely for

hand and skin disinfection at every moment of daily life.

Mitreapel Hunter Antibacterial Hand Disinfectant, which

does not irritate thanks to its special formula with glycerin,

provides long-term bacteriostatic effect on the skin.

Mitreapel Hunter Antibacterial Spray Disinfectant, the new

product of Beta Kimya Inc., acts as a shield against germs

and bacteria in every moment of daily life. With its 150 ml

practical package, Mitreapel Hunter can be easily carried

with everyone, thanks to its special granular formula and

pressurized valve spray system, it instantly reaches even

the most difficult to disinfect and quickly destroys bacteria

with the microbes hidden between the surfaces.

Say goodbye to germs and bacteria in 30 seconds

with Mitreapel Hunter Antibacterial Spray

Disinfectant

Mitreapel Hunter Antibacterial Spray Disinfectant,

which provides disinfection within 30 seconds from

automobiles to packaged products, electronic devices

in office areas to all hard and soft surfaces contacted in

public transportation, can also be used safely for hand

disinfection thanks to its special formula with glycerin.

Mitreapel Hunter, which offers a wide range of use in many

different areas such as hands, bags, packaging, keyboards,

Mitreapel Hunter Antibakteriyel Sprey Dezenfektan, zararlı

mikroorganizmaları %99,9 oranında yok ediyor.

Mitreapel Hunter Antibakteriyel El Dezenfektanı ise

sıvı formülüyle, günlük yaşamın her anında el ve cilt

dezenfeksiyonunda güvenle kullanılabiliyor. Gliserinli özel

formülü sayesinde tahriş yapmayan Mitreapel Hunter

Antibakteriyel El Dezenfektanı, cilt üzerinde uzun süreli

bakteriyostatik etki sağlıyor.

BETA Kimya A.Ş.’nin yeni ürünü Mitreapel Hunter

Antibakteriyel Sprey Dezenfektan, günlük yaşamın her

anında mikrop ve bakterilere karşı kalkan görevi görüyor.

150 ml pratik ambalajıyla herkesin rahatlıkla yanında

taşıyabileceği Mitreapel Hunter, özel tanecikli formülü ve

basınçlı valfli sprey sistemi sayesinde dezenfekte edilmesi

en zor olan yerlere bile anında ulaşarak, yüzey aralarına

gizlenen mikrop ile bakterileri hızla yok ediyor.

Mitreapel Hunter Antibakteriyel Sprey

Dezenfektan ile mikrop ve bakterilere 30

saniyede elveda

Otomobilden ambalajlı ürünlere, ofis alanlarındaki

elektronik aletlerden toplu taşımada temas edilen

tüm sert ve yumuşak yüzeylere kadar 30 saniye içinde

dezenfeksiyon sağlayan Mitreapel Hunter Antibakteriyel

Sprey Dezenfektan, gliserinli özel formülü sayesinde el

dezenfeksiyonu için de güvenle kullanılabiliyor. Temizlik

bezine gerek kalmadan el, poşet, ambalaj, klavye, elbise

ve ayakkabı gibi pek çok farklı alanda geniş bir kullanım

Ekim - October 2020


16

clothes and shoes without the need for a cleaning

cloth, hunts bacteria and microbes in a single move

with 80 percent alcohol dissolved in the compound.

End bacteria with Mitreapel Hunter

Antibacterial Hand Disinfectant

Mitreapel Hunter Antibacterial Hand

Disinfectant, which provides reliable

hygiene easily in every moment of daily

life with its liquid form, destroys 99.9%

of harmful microorganisms thanks to

its special formula. Mitreapel Hunter

Antibacterial Hand Disinfectant, which

does not allow bacteria and germs with

its 80 percent alcohol ratio, provides a

long-term bacteriostatic effect on the

skin.

Mitreapel Hunter Antibacterial Hand

Disinfectant, which everyone can

easily carry with its 100 ml package, is

offered with both spray and pouring

lid alternatives. Mitreapel Hunter

Antibacterial Hand Disinfectant,

which provides the disinfection of

the hands and skin, which is the most

in contact with surfaces, from public

transportation to schools, workplaces to

homes, does not harm even sensitive skin

with its glycerin content.

imkanı sunan Mitreapel Hunter, bileşik içinde

çözünmüş yüzde 80 alkol oranıyla bakteri ve

mikropları tek hamlede avlıyor.

Mitreapel Hunter Antibakteriyel El

Dezenfektanı ile bakterilere son

Sıvı formuyla günlük yaşamın her

anında kolayca güvenilir hijyen

sağlayan Mitreapel Hunter

Antibakteriyel El Dezenfektanı,

özel formülü sayesinde zararlı

mikroorganizmaları %99,9 oranında

yok ediyor. Yüzde 80 alkol oranıyla

bakteri ve mikroplara geçit vermeyen

Mitreapel Hunter Antibakteriyel El

Dezenfektanı, cilt üzerinde uzun

süreli bakteriyostatik etki sağlıyor.

100 ml ambalajıyla herkesin rahatça

yanında taşıyabildiği Mitreapel Hunter

Antibakteriyel El Dezenfektanı,

hem sprey hem de dökme kapak

alternatifleriyle sunuluyor. Toplu

taşımadan okullara, iş yerlerinden

evlere kadar, yüzeylerle en çok

temas sağlanan el ve ciltlerin

dezenfeksiyonunu sağlayan

Mitreapel Hunter Antibakteriyel El

Dezenfektanı, gliserinli yapısıyla

hassas ciltlere dahi zarar vermiyor.

Ekim - October 2020


17

Santa Farma has the First and Only

Event of Turkey in Global Platform

Global Platformda Türkiye’den İlk ve Tek Etkinlik Santa Farma’nın

Santa Farma’s “I, you, he ... one of us will be broken”

titled Osteoporosis Awareness Project, is the first

and only organization of Turkey among International

Osteoporosis Foundation (IOF) events.

Santa Farma, progressing towards a healthy service to health

by carrying out projects that will raise awareness, has added a

new one to its success in this direction.

The awareness video prepared by Santa Farma for the

October 20 World Osteoporosis Day (WOD) revealed

striking data. Osteoporosis has affected 200 million women

worldwide, one out of every 3 women over the age of 50 has

a risk of osteoporosis-related fractures, osteoporosis over the

age of 50 were detected in 25% of individuals in Turkey were

shared in the Osteoporosis Awareness Project titled “I, you,

he ... one of us will be broken” (“Ben, sen, o... içimizden birisi

kırılacak” in Turkish). In the Awareness Project, the importance

of bone measurement and physician control in order to

prevent osteoporosis was emphasized.

“I, you, he ... one of us will be broken” Project, in the field of

osteoporosis which is one of the world’s most prestigious

academic institutions, is the first and only organization of

Turkey among the International Osteoporosis Foundation

(IOF) events. The awareness video met with healthcare

professionals at the digital stand at the National Osteoporosis

Congress and on Santa Farma’s digital platforms (FTRzone,

Ortopedizone and Ezcazone) for healthcare professionals.

The project also reached the public through Santa Farma

corporate social media accounts.

You can access the project video at

www.instagram.com/p/CGiO5olp5IX/.

Santa Farma’nın “Ben, sen, o... içimizden birisi

kırılacak” başlıklı Osteoporoz Farkındalığı Projesi,

Uluslararası Osteoporoz Vakfı (IOF) etkinlikleri

arasına giren ilk ve tek Türkiye organizasyonu

oldu.

Farkındalığı arttıracak projelere imza atarak sağlığa

sağlıklı hizmet yolunda ilerleyen Santa Farma, bu yöndeki

başarısına bir yenisi daha ekledi.

Santa Farma tarafından 20 Ekim Dünya Osteoporoz

Günü için hazırlanan farkındalık videosu çarpıcı veriler

ortaya koydu. “Ben, sen, o... içimizden birisi kırılacak”

başlıklı Osteoporoz Farkındalığı Projesinde; Osteoporozun

Dünya çapında 200 milyon kadını etkilediği, 50 yaş üzeri

her 3 kadından birinde osteoporoza bağlı kırık riski

bulunduğu, Türkiye’de ise 50 yaş üzeri bireylerin %25’inde

osteoporoz saptandığı vurgulandı. Farkındalık Projesi’nde,

Osteoporozdan korunmak için kemik ölçümünün ve hekim

kontrolünün önemine dikkat çekildi.

“Ben, sen, o... içimizden birisi kırılacak” Projesi, dünya

üzerinde osteoporoz alanında en prestijli akademik

kurumların başında gelen, Uluslararası Osteoporoz

Vakfı (IOF) etkinlikleri arasına giren ilk ve tek Türkiye

organizasyonu oldu. Farkındalık videosu Ulusal Osteoporoz

Kongresi’nde dijital stantla ve Santa Farma’nın sağlık

profesyonellerine yönelik dijital platformlarında (FTRzone,

Ortopedizone ve Ezcazone) sağlık meslek mensuplarıyla

buluştu. Proje aynı zamanda Santa Farma kurumsal sosyal

medya hesaplarından halka ulaştı.

Proje videosuna www.instagram.com/p/CGiO5olp5IX/

adresinden ulaşabilirsiniz.

Ekim - October 2020




20

Chemistry 9th R&D Project

Market Digital Award Ceremony on November 21

Kimya 9. Ar-Ge Proje Pazarı Dijital Ödül Töreni 21 Kasım’da

T.C. Ticaret Bakanlığı onayında, İstanbul

Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları

Birliği (İKMİB) organizasyonu ve TÜBİTAK

desteği ile düzenlenen “Kimyevi Maddeler ve

Mamulleri Ar-Ge Proje Pazarı”nın 9’uncusu bu yıl

gerçekleştirilecek. Pandemi dolayısıyla dijital

olarak gerçekleştirilecek ve İKMİB’in youtube

kanalından canlı yayınlanacak etkinliğin ödül

töreni 21 Kasım’da yapılacak.

Adil Pelister, Chairman of İKMİB

Organized by Istanbul Chemicals and Chemical

Products Exporters’ Association (IKMIB) and with

the support of TÜBİTAK, with the approval of the

Turkey Ministry of Trade, the 9th of the “Chemical

Substances and Products R&D Project Market”

will be held this year. The award ceremony of

the event, which will be held digitally due to the

pandemic and will be broadcast live on youtube

channel of IKMIB, will be held on 21 November.

2011 yılından beri düzenli olarak gerçekleştirilen Kimya

Ar-Ge Proje Pazarı, kimya sektöründe inovatif ve Ar-Ge

yönü güçlü, uygulanabilir fikirleri ticarileştirmeyi hedefliyor.

“İlaç”, “medikal”, “boyalar ve yapıştırıcılar”, “plastik ve

kauçuk”, “kozmetik-sabun ve temizlik ürünleri” ve “temel

kimyasallar” olmak üzere 6 ayrı kategoride başvuruların

değerlendirileceği etkinlikte derece alan proje sahiplerine

600 bin TL ve ek olarak ticarileşen projelere verilecek 100

bin TL özel ödül ile toplam 700 bin TL para ödülü verilecek.

Bu yıl yapılacak Kimya Ar-GE Proje Pazarı yarışması ve

ödül töreni hakkında değerlendirmede bulunan İKMİB

Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister, “İKMİB olarak, 2011

yılından beri düzenlediğimiz “Kimya Ar-Ge Proje Pazarı”

etkinliğimizin bu yıl 9’uncusunu gerçekleştireceğiz. Nisan

ayında yapmayı planladığımız etkinliği pandemi dolayısıyla

ertelemek durumunda kaldık. 9 Ekim 2020 tarihine kadar

uzattığımız başvurularımız tamamlandı.

The Chemistry R&D Project Market, which has been held

regularly since 2011, aims to commercialize viable ideas

that are innovative and strong in R&D in the chemical

industry. In the event where applications will be evaluated

in 6 different categories as “medicine”, “medical”, “dyes

and adhesives”, “plastic and rubber”, “cosmetics-soap and

cleaning products” and “basic chemicals”, 600 thousand TL

and additional a total of 700 thousand TL will be awarded

with a special prize of 100 thousand TL to be given to

commercialized projects.

Commenting on the Chemistry R&D Project Market

competition to be held this year and the award ceremony,

Adil Pelister, Chairman of IKMIB said, “As IKMIB, we will

hold the 9th of our “Chemical R&D Project Market” event

that we have been organizing since 2011. We had to

postpone the event we planned to do in April due to the

pandemic. Our applications, which we extended until

October 9, 2020, have been completed. We will announce

Ekim - October 2020


21

the finalist projects on October 31, 2020 at https://www.

kimyaargeprojepazari.com/. After the presentations to

be made by the finalist project owners on November 21,

2020, we will announce the award areas as a result of the

evaluations of our jury committee. We will hold our award

ceremony live on digital media.”

50 thousand TL for the first, 30 thousand TL for

the second, 20 thousand TL for the third

Expressing that there is a large participant group consisting

of academicians, industrialists, entrepreneurs, promoters

and students within the scope of the R&D Project

Market, Pelister said, “Our aim is to contribute to the

spread of R&D and innovation culture and to contribute

to high added value through university-industry-publicentrepreneur

cooperation. to increase valuable production

and therefore exports. We have received a total of 1,3

project applications in 8 years so far, and we have given

the project owners 1 million 156 thousand TL in cash.

We received applications in 6 different categories for

our “Chemistry R&D Project Market” event, which we will

organize for the 9th time this year. In each category; 50

thousand TL for the first, 30 thousand TL for the second

and 20 thousand TL for the third. In addition, in order to

contribute to the economy of our country in a short time,

we will give an additional award of 100 thousand TL in

total to all projects that have been commercialized in one

year among the awarded projects. Some of the awarded

projects have been commercialized and important success

stories have emerged. Development work continues for

many of them. I believe that it is necessary to be active in

university-industry cooperation in order to become a brand

and to produce high added value. For this reason, we try

to support both our students and professionals with our

R&D Project Market activity organized by IKMIB and we

bring new products and projects to our sector. Thus, we

make a significant contribution to the development of our

industry.”

Finalist Projects: 31 October 2020 https://www.

kimyaargeprojepazari.com/

Award Ceremony: 21 November 2020

31 Ekim 2020 tarihinde finale kalan projeleri https://www.

kimyaargeprojepazari.com/ adresimizden açıklayacağız.

21 Kasım 2020 tarihinde de finalist proje sahiplerinin

yapacağı sunumlar sonrasında jüri kurulumuzun

yapacakları değerlendirmeler sonucunda ödül alanları

açıklayacağız. Ödül törenimizi dijital ortamda canlı yayınla

gerçekleştireceğiz” dedi.

Birinciye 50 bin TL, ikinciye 30 bin TL, üçüncüye 20

bin TL ödül verilecek

Ar-Ge Proje Pazarı kapsamında akademisyenler,

sanayiciler, girişimciler, müteşebbisler ve öğrencilerden

oluşan geniş bir katılımcı kitlesinin olduğunu dile getiren

Pelister, “Amacımız, Ar-Ge ve inovasyon kültürünün

yaygınlaşmasına katkıda bulunmak ve üniversite-sanayikamu-girişimci

iş birliği ile yüksek katma değerli üretimi

ve dolayısıyla ihracatı artırmak. Bugüne kadar 8 yılda

toplamda bin 3 proje başvurusu aldık ve proje sahiplerine

1 milyon 156 bin TL nakdi ödül verdik. Bu yıl 9’uncu kez

düzenleyeceğimiz “Kimya Ar-Ge Proje Pazarı” etkinliğimiz

için 6 ayrı kategoride başvuru aldık. Her kategoride;

birinciye 50 bin TL, ikinciye 30 bin TL ve üçüncüye 20 bin

TL ödül vereceğiz. Ayrıca, ülke ekonomimize kısa zamanda

katkı sağlayabilmesi adına, ödül alan projelerden bir yıl

içinde ticarileşmiş olan tüm projelere toplamda 100 bin

TL ilave ödül vereceğiz. Şimdiye kadar ödül alan projeler

içinden bir kısmı ticarileşti ve önemli başarı hikâyeleri

ortaya çıktı. Birçoğu için geliştirme çalışmaları da

devam ediyor. Marka olabilmek ve yüksek katma değerli

üretim yapabilmek için üniversite-sanayi iş birliğinde

etkin olmak gerektiğine inanıyorum. Bu nedenle İKMİB

olarak düzenlediğimiz Ar-Ge Proje Pazarı ekinliğimiz

ile hem öğrencilerimize hem profesyonellere destek

olmaya çalışıyor ve sektörümüze de yeni ürünler, projeler

kazandırıyoruz. Böylece sektörümüzün gelişimine önemli

katkı sağlıyoruz” değerlendirmesini yaptı.

Finale Kalan Projeler: 31 Ekim 2020 https://www.

kimyaargeprojepazari.com/

Ödül Töreni: 21 Kasım 2020

Ekim - October 2020


22

Kalp Damar Hastalıklarını Yenmek için Kalbi Kullan

Kalp Damar Hastalıklarını Yenmek için Kalbi Kullan

Prof. Dr. Mustafa Kemal Erol,

President of the Turkish Society of Cardiology

The Turkish Society of Cardiology launched the

“Use Heart to Beat Cardiovascular Diseases”

campaign on September 29, World Heart Day.

Noting that nearly half of the patients who

had a heart attack during the pandemic period

did not apply to the hospital, Prof. Dr. Mustafa

Kemal Erol, President of the Turkish Society of

Cardiology, said, “We ask our citizens who have

widespread burning and compressing pain in the

middle of the chest for more than five minutes

and who show other heart attack symptoms,

immediately call 112 ambulances and ask for

help. Do not risk your life for fear of catching

COVID-19, let’s not waste time worth of gold for

treatment.”

Almost half of all deaths in the world are due to causes

related to cardiovascular diseases. Despite this important

risk, it is possible to prevent the development of

cardiovascular diseases by keeping risk factors such as

smoking, unhealthy diet and inactivity under control.

September 29, which is determined by the World Heart

Federation, is accepted as the World Heart Day every year

in the world and within the scope of this day, awareness

studies are carried out on cardiovascular diseases all over

the world.

COVID-19 pandemic increases the importance of

awareness in cardiovascular diseases even more

The information about the awareness activities to be

carried out this year as part of the 2020 World Heart Day

was announced to the public at a press conference, which

Türk Kardiyoloji Derneği 29 Eylül Dünya Kalp

Gününde ‘Kalp Damar Hastalıklarını Yenmek İçin

Kalbi Kullan’ kampanyasını başlattı. Pandemi

döneminde kalp krizi geçiren hastaların yaklaşık

yarısının hastaneye başvurmadığına dikkat

çeken Türk Kardiyoloji Derneği Başkanı Prof.

Dr. Mustafa Kemal Erol, “Göğüs ortasında beş

dakikadan uzun süre yaygın yanıcı ve sıkıştırıcı

ağrı yaşayan ve diğer kalp krizi belirtilerini

gösteren vatandaşlarımızdan, hemen 112

ambulansı arayıp yardım istemelerini rica

ediyoruz. COVID-19 kaparım korkusu ile hayatınızı

riske atmayın, tedavi için altın değerinde olan

vakti kaybetmeyelim” diye konuştu.

Dünyada tüm ölümlerin yarıya yakını kalp ve damar

hastalıklarına bağlı sebeplerden ötürü gerçekleşiyor. Bu

önemli riske rağmen sigara kullanımı, sağlıksız beslenme

ve hareketsizlik gibi risk faktörlerini kontrol altında tutup

kalp ve damar hastalıklarının gelişimini önlemek mümkün.

Dünya Kalp Federasyonu tarafından belirlenen 29 Eylül

günü her yıl tüm dünyada Dünya Kalp Günü olarak kabul

ediliyor ve bu gün kapsamında tüm dünyada kalp ve damar

hastalıklarına yönelik farkındalık çalışmaları yapılıyor.

COVID-19 pandemisi kalp ve damar

hastalıklarında farkındalığın önemini daha da

artırdı

2020 Dünya Kalp Günü kapsamında bu yıl yapılacak

farkındalık çalışmalarına dair bilgiler Türk Kardiyoloji

Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kemal Erol’un ev

sahipliğinde ve Türk Kardiyoloji Derneği Yönetim Kurulu

üyelerinin de katıldığı basın toplantısında kamuoyuna

açıklandı. Toplantıda açıklamalarda bulunan Türk

Kardiyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kemal

Erol, “Mesleki ve toplumsal eğitimi ve araştırmaları

destekleyerek Türk halkının ƒ sağlığını korumayı temel

amaç olarak benimseyen Türk Kardiyoloji Derneği olarak

her yıl 29 Eylül’de çeşitli aktiviteler ile halkımızın kalp

damar hastalıkları konusunda bilinçlendirilmesi için

çalışıyoruz. 2020 yılı, maalesef COVID-19 pandemisi

nedeniyle özel bir yıl oldu. COVID-19 salgını döneminde kalp

ve damar hastalıklarının önemi daha da arttı. Bu nedenle

özellikle salgın döneminde ciddiyetini koruyan kalp damar

sağlığı risklerine karşı vatandaşlarımızı bilinçlendirmeyi en

önemli görevimiz olarak görüyoruz” diye konuştu.

Ekim - October 2020


23

members of the Board of Directors of the Turkish Society

of Cardiology attended, hosted by Prof. Dr. Mustafa

Kemal Erol, President of Turkish Cardiology Association.

Speaking at the meeting, Prof. Dr. Mustafa Kemal Erol, the

President of the Turkish Society of Cardiology, said, “As the

Turkish Society of Cardiology, which adopts protecting the

cardiovascular health of the Turkish people as the main

goal by supporting vocational and social education and

research, we work to raise awareness of our people about

cardiovascular diseases with various activities every year

on September 29. Unfortunately, 2020 has been a special

year due to the COVID-19 pandemic. During the COVID-19

pandemic, the importance of cardiovascular diseases

increased even more. For this reason, we consider it our

most important duty to raise awareness of our citizens

against cardiovascular health risks, which are especially

serious during the epidemic period.”

Almost half of patients who have a heart attack

during the pandemic period do not go to the

hospital

Stating that the TURKMI-II study conducted by the Turkish

Society of Cardiology throughout the country revealed

that there was a significant decrease in the number of

heart attack patients admitted to the hospital throughout

the country during the pandemic period, Prof. Dr. Mustafa

Kemal Erol, said, “According to the findings of the TURKMI-

II Study, there is a 47.1 percent decrease in the number

of patients admitted to the hospital due to heart attack

during the pandemic period compared to the TURKMI-I

study conducted in the previous period. While this rate is

32 percent in severe forms of heart attack, it is 56 percent

in lighter forms. This study data shows that almost half of

the patients who had a heart attack during the pandemic

did not go to the hospital.”

Pandemi döneminde kalp krizi geçiren hastaların

neredeyse yarısı hastaneye gitmiyor

Türk Kardiyoloji Derneği tarafından ülke genelinde yapılan

TURKMI-II çalışmasının pandemi döneminde ülke genelinde

hastaneye başvuran kalp krizi hastalarının sayısında

anlamlı sayıda azalma olduğunu ortaya koyduğunu

söyleyen Prof. Dr. Mustafa Kemal Erol, “TURKMI-II

Çalışması’nın bulgularına göre pandemi döneminde kalp

krizi gerekçesiyle hastaneye başvuran hastaların sayısında

pandemi önceki dönemde yapılan TURKMI-I çalışmasına

kıyasla yüzde 47,1 oranında azalma bulunuyor. Bu oran

kalp krizinin ağır formlarında yüzde 32 iken daha hafif

formlarında yüzde 56 olarak gerçekleşmiş bulunuyor. Bu

çalışma verileri, pandemi döneminde kalp krizi geçiren

hastaların neredeyse yarısının hastaneye başvurmadığını

gösteriyor” dedi.

Tedavide altın değerindeki süre kaybedilmemeli

Kalp krizinin ağır formunda özellikle ilk saatlerin kritik

öneme sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Mustafa

Kemal Erol, damarın süratle açılması gereken ilk birkaç

saatlik sürede hastaların yaklaşık üçte birinin hastaneye

hiç gelmediğinin altını çizdi. Türkiye’de hasta şikayetlerinin

başladığı andan itibaren 112 Acil’in aranmasına kadar

geçen sürenin, pandemi öncesinde ortalama 53 dakika

iken pandemi döneminde 90 dakikaya kadar çıktığına

dikkat çeken Prof. Dr. Mustafa Kemal Erol, “Hastaların

COVID-19 bulaşması korkusu ile 112’yi aramadıklarını ya

da aramakta geç kaldıklarını görüyoruz. Oysa ambulansın

ulaşması, hastanın hastaneye nakli ve hastanede hastanın

kateter laboratuvarına alınıp damarının açılması için geçen

süreler değişmiyor. Ambulansın zamanında çağırılmaması

nedeniyle tedavide altın değerindeki zaman kaybediliyor.

Bu nedenle hastaneye ulaşamadan evlerinde kaybettiğimiz

hastalarımız da oluyor” dedi.

Ekim - October 2020


24

Gold worth of time should not be lost in treatment

Emphasizing that especially the first hours are critical in the

severe form of heart attack, Prof. Dr. Mustafa Kemal Erol

underlined that in the first few hours when the vein had to

be opened quickly, approximately one third of the patients

never came to the hospital. Pointing out that the time from

the beginning of the patient complaints to the call of the 112

Emergency was 53 minutes on average before the pandemic,

but up to 90 minutes during the pandemic period in Turkey,

Prof. Dr. Mustafa Kemal Erol, said, “We see that patients

do not call 112 or are late to call for fear of COVID-19

transmission. However, the time it takes for the ambulance to

arrive, the patient to be transferred to the hospital and the

patient to be taken to the catheter laboratory in the hospital

and to open the vein do not change. Due to the fact that the

ambulance is not called on time, time worth of gold is lost in

treatment. For this reason, we also have patients that we lost

at home before reaching the hospital.”

Do not risk your life for fear of getting COVID-19,

call 112

Speaking about the importance of heart attack risk from the

pandemic period, Prof. Dr. Mustafa Kemal Erol, President of

the Turkish Society of Cardiology, made a call to the public:

“In heart attack, after plaque ruptures in the vessels that

feed the heart, which we call coronary arteries, a sudden

blockage occurs with clot settling on it, the heart muscle in

the area fed by the occluded vessel starts to die within 20

minutes and dies completely within 12 hours. Muscle death

occurs very quickly and in high amounts, especially in the first

1-2 hours. For this reason, the patient whose heart attack

symptoms have started should be transported to the nearest

center that can perform coronary angiography by ambulance

by calling 112, and the vessel should be opened as soon as

possible. We ask our citizens who experience widespread

burning and compressing pain in the middle of the chest for

more than five minutes and who show other heart attack

symptoms, immediately call 112 ambulances and seek help.

Do not wait for it to pass, do not risk your life for fear of

contracting COVID-19, do not spend your golden hours

outside the hospital.”

Sudden shortness of breath and chest pain may be

signs of a heart attack

Reminding that the pain of a heart attack can be anywhere

between the lower jaw and the stomach area, Prof. Dr.

Mustafa Kemal Erol made the following statements,

“Although the pain is most often in the tie area under the

sternum bone, which we call the faith board, it can also be

in the back, stomach area, arms, especially the left arm.

Patients with pain, sudden shortness of breath or fainting in

these areas should be directed to the hospital by ambulance

without wasting time. Let’s not spend our golden hours at

home for fear of getting COVID-19. As long as the mask,

distance and cleaning rule are followed, we can be protected

from COVID-19. We don’t know exactly how the pandemic

will follow in the future, but we now know that protecting

our hearts is more important than ever. In addition to the

efforts of healthcare professionals, our citizens’ compliance

with social responsibility, masks, distance, and the application

COVID-19 kaparım korkusu ile hayatınızı riske

atmayın, 112’yi arayın

Pandemi döneminden kalp krizi riskinin öneminden

bahseden Türk Kardiyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr.

Mustafa Kemal Erol kamuoyuna çağrıda bulundu: “Kalp

krizinde koroner arterler dediğimiz kalbi besleyen

damarlarda plak yırtılması sonrası üzerine pıhtı oturması

ile ani tıkanma meydana geliyor, tıkanan damarın beslediği

bölgede kalp kası 20 dakika içerisinde ölmeye başlıyor ve

12 saat içinde tamamen ölüyor. Kas ölümü özellikle ilk 1-2

saatte çok hızlı ve yüksek miktarda oluyor. Bu nedenle kalp

krizi belirtileri başlayan hastanın süratle 112’yi arayarak

ambulans ile en yakın koroner anjiyo yapabilecek merkeze

nakledilip, damarının bir an önce açılması gerekiyor.

Göğüs ortasında beş dakikadan uzun süre yaygın yanıcı

ve sıkıştırıcı ağrı yaşayan ve diğer kalp krizi belirtilerini

gösteren vatandaşlarımızdan, hemen 112 ambulansı arayıp

yardım istemelerini rica ediyoruz. Geçer diye beklemeyin,

COVID-19 kaparım korkusu ile hayatınızı riske atmayın, altın

saatlerinizi hastane dışında geçirmeyin.”

Ani gelişen nefes darlığı ve göğüs ağrısı kalp krizi

belirtisi olabilir

Kalp krizi ağrısının alt çene ile mide bölgesi arasında

herhangi bir yerde olabileceğini hatırlatan Prof. Dr. Mustafa

Kemal Erol, şu ifadeleri kullandı: “Ağrı, en sık şekilde iman

tahtası dediğimiz sternum kemiği altında kravat bölgesinde

olmakla birlikte, sırtta, mide bölgesinde, kollarda özellikle

sol kolda da olabilir. Bu bölgelerde ağrısı, ani gelişen nefes

darlığı veya bayılması olan hastaların vakit kaybetmeden

ambulans ile hastaneye yönlendirilmeleri gerekiyor.

COVID-19 kaparım korkusu ile altın saatlerimizi evde

geçirmeyelim. Maske, mesafe, temizlik kuralına uyulduğu

sürece COVID-19’dan korunabiliriz. Pandeminin gelecekte

nasıl bir yol izleyeceğini tam olarak bilemiyoruz, ancak şu

anda kalplerimizi korumanın her zamankinden daha önemli

olduğunu biliyoruz. Sağlık çalışanlarının gayreti yanında

vatandaşlarımızın da toplumsal sorumluluğa uyması;

maske, mesafe, temizlik kurallarının tatbiki bu pandemiyi

yenmede ana silahımızdır.”

Dünya Kalp Gününde “Kalp Damar Hastalıklarını

Yenmek İçin Kalbi Kullan” seferberliği

Dünya Kalp Federasyonu tarafından her yıl 29 Eylül Dünya

Kalp Gününde kalp damar sağlığına yönelik yeni bir slogan

belirlendiğini hatırlatan Türk Kardiyoloji Derneği Başkanı

Prof. Dr. Mustafa Kemal Erol, “Bu yılın sloganı ‘Kalp Damar

Hastalıklarını Yenmek İçin Kalbi Kullan’ olarak belirlendi.

Hepimiz sağlıklı beslenerek, tütün kullanmayarak, egzersiz

yaparak, aşırı kilo almayarak, tansiyon, kolesterol ve

şekerimizi kontrol ederek çocuklarımıza ve sevdiklerimize

iyi örnek olarak kalplerimizi koruyabiliriz. Pandemi

döneminde karantinalar hareketsizlik ve kötü beslenmeye,

kontrolsüz kilo almaya yol açmasın. Pandemide kalp damar

hastalıklarından korunmayı ihmal etmeyelim. Kalp damar

hastalıklarının dünyada birinci ölüm sebebi olduğunu

unutmayalım.

Ekim - October 2020


25

of hygiene rules are our main weapon in defeating this

pandemic.”

Mobilization of “Use Heart to Beat Cardiovascular

Diseases” on World Heart Day

Reminding that a new slogan for cardiovascular health is

determined by the World Heart Federation every year on

September 29, World Heart Day, Prof. Dr. Mustafa Kemal

Erol, said, “This year’s motto was” Use the Heart to Beat

Cardiovascular Diseases “. By eating healthy, not using tobacco,

exercising, not gaining excess weight, controlling our blood

pressure, cholesterol and sugar, we can protect our hearts as

good examples for our children and loved ones. During the

pandemic period, do not let quarantines lead to inactivity,

malnutrition and uncontrolled weight gain. Let’s not neglect

to be protected from cardiovascular diseases in the pandemic.

Let’s not forget that cardiovascular diseases are the leading

cause of death in the world.

In the days of quarantine during the pandemic period,

inactivity poses a risk for cardiovascular health, during this

period, let’s not disrupt our activity even at home, let’s not

increase the calories we take, let’s not gain excess weight,

let’s pay attention to our diet. Let’s not allow the negative

environment created by the pandemic to disrupt our

cardiovascular health.

Our activities to raise awareness of our people about

cardiovascular diseases have been continuing for years. One

of them is the “Don’t Stop the Heart Attack” project, which we

made in cooperation with Yandex last year and has provided

nearly 5.5 million views so far. With this project, people using

Yandex navigation are informed about the importance of

cardiovascular diseases, prevention methods and heart attacks

during traffic stops. We have planned to revive this successful

project by using TURKMI-II study data.”

“We are working for a more conscious and healthy

society”

AstraZeneca Turkey Country President Serkan Barış, said

about the cooperation realized with the Turkish Society of

Cardiology, “Research, development, production of essential

drugs and specialty products, marketing and operating in the

field of providing these services, the world’s leading innovators

and Turkey as one of the research-based pharmaceutical

company Since the first day we started operating in Turkey,

we consider supporting the development of public health

among our corporate responsibilities and priorities. Despite

the studies conducted throughout the country, unfortunately,

the mortality rate due to sudden heart attack in our country is

still above the European average1,2. As unconditional support

to the TURK-MI study conducted last year, we aimed to identify

the shortcomings at the first intervention point in heart attack

cases, to increase the awareness of our people about the right

practices and to contribute to a higher public awareness. As

AstraZeneca Turkey, we offer our unconditional support for

the TURKMI-II study, which reveals striking data on the impact

of the pandemic period on heart attack patients”

1 Türk Kardiyol Dern Arş – Arch Turk Soc Cardiol

2010;38(3):164-172

2 https://file.tkd.org.tr/PDFs/TEKHARF-2017.pdf

Pandemi döneminde karantinalarda geçen günlerde

hareketsizlik kalp damar sağlığı için risk arzetmekte, bu

dönemde ev içinde de olsa hareketimizi aksatmayalım,

aldığımız kaloriyi artırmayalım, aşırı kilo almayalım

diyetimize dikkat edelim. Pandeminin yarattığı olumsuz

ortamın kalp damar sağlığımızı bozmasına izin vermeyelim.

Halkımızı kalp damar hastalıkları hakkında bilinçlendirme

aktivitelerimiz yıllardır devam ediyor. Bunlardan biri de

geçen yıl Yandex iş birliği ile yaptığımız ve bugüne kadar

5.5 milyona yakın görüntülenme sağlayan ‘Kalp Krizi

DurAKSatmasın’ projesidir. Bu proje ile Yandex navigasyon

kullanan kişilere trafikte duraklamalar esnasında kalp

damar hastalıklarının önemi, korunma yolları ve kalp krizi

hakkında aydınlatıcı bilgi verilmektedir. Başarı ile süren

bu projemizi de tekrar TURKMI-II çalışma verilerinden

yararlanarak canlandırmayı planladık.” şeklinde konuştu.

Serkan Barış, AstraZeneca Turkey Country President

“Daha bilinçli ve sağlıklı bir toplum için

çalışıyoruz”

AstraZeneca Türkiye Ülke Başkanı Serkan Barış, Türk

Kardiyoloji Derneği ile gerçekleştirdikleri iş birliğiyle ilgili

şunları söyledi: “Araştırma, geliştirme, temel ilaçların

ve uzmanlık ürünlerinin üretimi, pazarlanması ve bu

hizmetlerin sunulması alanında faaliyet gösteren, dünyanın

önde gelen yenilikçi ve araştırmacı ilaç şirketlerinden biri

olarak Türkiye’de faaliyet göstermeye başladığımız ilk

günden bu yana toplum sağlığının geliştirilmesine destek

vermeyi kurumsal sorumluluklarımız ve önceliklerimiz

arasında görüyoruz. Ülke çapında yürütülen çalışmalara

karşın ülkemizde ani kalp krizine bağlı ölüm oranı maalesef

halen Avrupa ortalamasının üzerinde1,2. Geçen sene

yapılan TURK-MI çalışmasına koşulsuz destek olarak kalp

krizi vakalarında ilk müdahale noktasında yapılan eksiklerin

tespit edilmesine, doğru uygulamalar hakkında halkımızın

farkındalığının artırılmasına ve daha yüksek bir toplum

bilincinin oluşmasına katkı sağlamayı hedefledik. Bu sene

de pandemi döneminin kalp krizi hastaları üzerindeki

etkisine dair çarpıcı veriler ortaya koyan TURKMI-

II çalışmasına AstraZeneca Türkiye olarak koşulsuz

desteğimizi sunduk.”

1 Türk Kardiyol Dern Arş – Arch Turk Soc Cardiol

2010;38(3):164-172

2 https://file.tkd.org.tr/PDFs/TEKHARF-2017.pdf

Ekim - October 2020


26

“Multidisciplinary Approach Consensus Report to Lung Cancer” Sets a

Roadmap Focused on Excellence to Lung Cancer Treatment

“Akciğer Kanserinde Multidisipliner Yaklaşım Uzlaşı Raporu” Akciğer

Kanseri Tedavisinde Mükemmeliyet Odaklı Bir Yol Haritası Ortaya Koyuyor

“Multidisciplinary Approach Consensus Report

to Lung Cancer” by Turkish Lung Cancer Society

with AstraZeneca Turkey’s unconditional support,

brings together the studies on the medical

oncology, pulmonology, thoracic surgery, radiation

oncology, radiology, nuclear medicine and

pathology branches of approaches and methods,

together for the diagnosis and treatment of lung

cancer. Thanks to the approaches suggested in

the report, it will be possible to diagnose and

correct treatment applications without wasting

time in the treatment of lung cancer.

By Turkish Lung Cancer Society (TAKD) with AstraZeneca

Turkey’s unconditional support, “Multidisciplinary Approach

Consensus Report to Lung Cancer” announced to the

public. The report presents a roadmap for the work

of medical oncology, chest diseases, thoracic surgery,

radiation oncology, radiology, nuclear medicine and

pathology branches “with common sense” for lung cancer,

which is the most common and most fatal cancer type in

the world. With this roadmap, it is aimed that lung cancer

patients benefit from diagnosis and treatment solutions in

the fastest way.

AstraZeneca Türkiye’nin koşulsuz desteği ile Türk

Akciğer Kanseri Derneği tarafından hazırlanan

“Akciğer Kanserinde Multidisipliner Yaklaşım

Raporu” tıbbi onkoloji, göğüs hastalıkları,

göğüs cerrahisi, radyasyon onkolojisi, radyoloji,

nükleer tıp ve patoloji branşlarının yaklaşım ve

yöntemlerini, akciğer kanserinin tanı ve tedavisi

için birlikte çalışmaları bir araya getiriyor.

Raporda önerilen yaklaşımlar sayesinde akciğer

kanseri tedavisinde vakit kaybedilmeden daha

hızlı tanı ve doğru tedavi uygulamaları mümkün

olabilecek.

AstraZeneca Türkiye’nin koşulsuz desteği ile Türk Akciğer

Kanseri Derneği (TAKD) tarafından hazırlanan “Akciğer

Kanserinde Multidisipliner Yaklaşım Uzlaşı Raporu”

kamuoyuna açıklandı. Raporla, tüm dünyada en sık görülen

ve en çok ölüme sebep olan kanser türü olan akciğer

kanseri için tıbbi onkoloji, göğüs hastalıkları, göğüs

cerrahisi, radyasyon onkolojisi, radyoloji, nükleer tıp ve

patoloji branşlarının “ortak akılla” çalışmasına yönelik

bir yol haritası sunuluyor ve sunulan bu yol haritasıyla

akciğer kanseri hastalarının en hızlı şekilde tanı ve tedavi

çözümlerinden yararlanması amaçlanıyor.

Ekim - October 2020


27

Turkey among the first 10 countries in the

incidence of lung cancer

According to the data of the World Health Organization

(WHO), more than 2 million people (11.6 percent of all

cancers) are diagnosed with lung cancer per year as of

2018. Lung cancer ranks first among cancer-related deaths

with 22 percent among males, and ranks second after

breast cancer with 13.8 percent among females. Turkey

ranks ninth in the world rankings with 36.9 per hundred

thousand in the incidence of lung cancer in men after

Hungary and Serbia are in third place in the world with 70.6

per hundred thousand1.

Multidisciplinary approach saves lives

Making evaluations at the press conference

“Multidisciplinary Approach Consensus Report to Lung

Cancer”, Prof. Dr. Erdem Göker, Chairman, Turkish Lung

Cancer Society (TAKD), explained the reason for the

preparation of the report with the following words, “Lung

cancer is the most common type of cancer in our country

where patients are evaluated by many branches from the

first diagnosis to the last treatment. The management of

this disease from the beginning to the end, the decision of

the multidisciplinary team on the staging and treatment

of the patients are the most important factors in meeting

the correct treatment. We prepared this important report

in order to emphasize that every stage of this journey of

the patient should be handled with similar care and with

which methods, and to raise awareness among healthcare

professionals and society in all branches dealing with this

disease.”

Loss of time in diagnosis and treatment will be

prevented with a multidisciplinary road map

Pointing out that the report is a roadmap for excellence

in the diagnosis and treatment of lung cancer, Prof. Dr.

Erdem Göker stated that the way to perfection in lung

cancer treatment is through the collaboration of experts

from different branches. Stating that they prioritize a

diagnosis and treatment consensus among seven different

branches in the report, Prof. Dr. Erdem Göker said, “Rather

than letting patients visit their physicians individually, we

aim for physicians from all branches to discuss and find the

right one for each patient by negotiating and negotiating

together. We believe that even if the diagnosis and

treatment follow-up of the patient is fully compatible with

standard approaches, fulfilling this standard with the joint

decision of different branches will contribute to both the

patient and all the physicians concerned. With the methods

and approaches we suggest in our report, we will not

waste time in diagnosis and treatment thanks to the work

of disciplines with a common mind for the diagnosis and

treatment of lung cancer. In addition, faster diagnosis and

correct treatment can be applied.”

Pharm. Serkan Barış, Country President, AstraZeneca Turkey

Türkiye akciğer kanseri görülme sıklığında ilk 10

ülke arasında

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre 2018 yılı itibariyle

yıl içinde 2 milyondan fazla kişiye (tüm kanserlerin yüzde

11,6’sı) akciğer kanseri tanısı konuyor. Ölüm nedeni

sıklığında, kanser nedeniyle gerçekleşen ölümler arasında

erkeklerde yüzde 22 ile birinci olan akciğer kanseri

kadınlarda yüzde 13,8 ile meme kanserinin ardından ikinci

sırada yer alıyor. Türkiye akciğer kanserinin görülme

sıklığında yüz binde 36,9 ile dünya sıralamasında dokuzuncu

sırada yer alırken, erkeklerde yüz binde 70,6 ile Macaristan

ve Sırbistan’ın ardından dünyada üçüncü sırada yer alıyor1.

Multidisipliner yaklaşım hayat kurtarıyor

“Akciğer Kanserinde Multidisipliner Yaklaşım Uzlaşı

Raporu” basın toplantısında değerlendirmelerde bulunan

Türk Akciğer Kanseri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı

Prof. Dr. Erdem Göker, raporun hazırlanma gerekçesini

şu sözlerle açıkladı: “Akciğer kanseri, hastaların ilk

tanı anından son tedaviye kadar birçok branş tarafından

değerlendirildiği ve ülkemizde en çok görülen kanser

türü. Bu hastalığın başından sonuna doğru yönetilmesi,

hastaların evreleme ve tedavisine multidisipliner takımın

karar vermesi hastaların doğru tedavi ile buluşmasındaki

en önemli faktör. Hastanın bu yolculuğunun her

aşamasının benzer titizlikle ve hangi yöntemlerle ele

alınması gerektiğini vurgulamak ve bu hastalıkla uğraşan

tüm branşlardaki sağlık çalışanları ve toplum nezdinde

farkındalığı artırmak amacıyla bu önemli raporu hazırladık.”

Multidisipliner yol haritasıyla tanı ve tedavide

vakit kaybı önlenecek

Raporun akciğer kanserinin tanı ve tedavisinde

mükemmeliyete ulaşması için bir yol haritası niteliğinde

olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Erdem Göker, akciğer

kanseri tedavisinde mükemmeliyetin yolunun farklı

branşlardan uzmanların birlikte çalışmasından geçtiğini

ifade etti. Raporda yedi farklı branş arasında bir tanı ve

tedavi uzlaşısı sağlanmasına öncelik verdiklerini aktaran

Prof. Dr. Erdem Göker, “Hastaların ayrı ayrı hekimleri

Ekim - October 2020


28

dolaşmalarından ziyade, tüm branşlardaki hekimlerin bir

arada tartışıp uzlaşarak her bir hasta için en doğru olanı

bulmalarını amaçlıyoruz. Akciğer kanseri ile uğraşan

her hekimin, hastanın tanı ve tedavi izlemi standart

yaklaşımlarla tam uyumlu olsa bile, değişik branşların

ortak kararı ile bu standardı yerine getirmelerinin hem

hastaya hem de ilgili tüm hekimlere katkısının büyük

olacağını düşünüyoruz. Raporumuzda önerdiğimiz yöntem

ve yaklaşımlarla akciğer kanserinin teşhis ve tedavisi için

disiplinlerin ortak bir akılla çalışmaları sayesinde tanı ve

tedavide vakit kaybedilmeyecek. Ayrıca daha hızlı teşhis ve

doğru tedavi uygulanabilecek” diye konuştu.

Prof. Dr. Erdem Göker, Chairman, Turkish Lung Cancer Society (TAKD)

Interdisciplinary approach will also provide cost

advantage

Drawing attention to the economic burden of lung cancer,

Prof. Dr. Erdem Göker, said, “According to the Report

of Lung Cancer in Turkey announced in 2018, the total

economic burden of lung cancer to our country is around

8.8 billion TL. With the inclusion of indirect costs, we see

that the average cost per patient of lung cancer is 175,838

TL2. We have to express that indirect costs in lung cancer

have a significant share in the total economic burden.

Therefore, the interdisciplinary approach in our report aims

to increase the success rate of lung cancer treatment, but

will also be beneficial in terms of cost.”

Lung Cancer Treatments Continued amid

COVID-19 outbreak

It appears that the COVID-19 outbreak affects patients

with lung cancer as well as all patients. Experts point

out that cancer diagnosis rates have decreased with the

epidemic, while more than 40 percent of physicians in the

EU country, five countries and the USA anticipate delays in

the diagnosis of lung cancer. More than 70 percent of the

relevant physicians expect delays in biopsy and planned

treatments3. Emphasizing that the delays that may be

experienced due to the COVID-19 outbreak, as well as

the accelerated digitalization during the epidemic period,

offers various advantages to bring different disciplines

together, Prof. Dr. Erdem Göker, Chairman of TAKD, said,

“Thanks to the councils held on digital platforms, the

diagnosis and treatment decisions of all our patients were

made with the joint decisions of all areas of specialization.

Both chemotherapy and targeted therapies and

immunotherapy were applied successfully.”

Unconditional support to patients, relatives and

healthcare professionals

Pointing out the methods and approaches presented in the

report are important for patients and their relatives as well

as healthcare professionals, Pharm. Serkan Barış, Country

President, AstraZeneca Turkey, said, “We believe that with

the implementation of the multidisciplinary approach, the

Disiplinlerarası yaklaşım maliyet avantajı da

sağlayacak

Akciğer kanserinin ekonomik yüküne de dikkat çeken Prof.

Dr. Erdem Göker, “2018’de açıklanan ‘Türkiye’de Akciğer

Kanseri Raporu’na göre akciğer kanserinin ülkemize olan

toplam ekonomik yükü 8,8 milyar TL civarında. Dolaylı

maliyetlerin de dahil edilmesiyle birlikte akciğer kanserinin

hasta başı ortalama maliyetinin 175.838 TL olduğunu

görüyoruz2. Akciğer kanserinde dolaylı maliyetlerin toplam

ekonomik yük içinde önemli bir paya sahip olduğunu ifade

etmemiz gerekiyor. Dolayısıyla raporumuzda yer verdiğimiz

disiplinlerarası yaklaşım, akciğer kanseri tedavisinin başarı

oranını artırmayı hedeflemekle birlikte, maliyet açısından da

faydalı olacaktır” diye konuştu.

Akciğer Kanseri Tedavileri COVID-19 salgınında

da devam etti

COVID-19 salgınının tüm hastaların yanı sıra akciğer

kanserli hastaları da etkilediği görülüyor. Uzmanlar kanser

tanı oranlarının salgınla birlikte düşüş yaşadığına dikkat

çekerken, AB ülkesi beş ülke ve ABD’deki hekimlerin yüzde

40’ından fazlası akciğer kanseri tanısında gecikmelerin

yaşanmasını öngörüyor. İlgili hekimlerin yüzde 70’inden

fazlası ise biyopsi ve planlı tedavilerde gecikmelerin

yaşanmasını bekliyor3. COVID-19 salgını nedeniyle

yaşanılabilen gecikmelerin yanı sıra salgın döneminde

hızlanan dijitalleşmenin farklı disiplinlerin bir araya

getirilmesi için çeşitli avantajlar sunduğunu vurgulayan

TAKD Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erdem Göker,

“Dijital platformlarda gerçekleştirilen konseyler sayesinde

tüm hastalarımızın tanı ve tedavi kararları tüm uzmanlık

alanlarının ortak kararlarıyla alınabildi. Gerek kemoterapi

gerekse hedefe yönelik tedaviler ve immunoterapi başarıyla

uygulandı.” ifadelerini kullandı.

Hasta, hasta yakınları ve sağlık çalışanlarına

koşulsuz destek

Raporda sunulan yöntem ve yaklaşımların sağlık

çalışanlarının yanı sıra hasta ve hasta yakınları için de

önemli olduğunun altını çizen AstraZeneca Türkiye Ülke

Başkanı Ecz. Serkan Barış şunları söyledi: “Multidisipliner

yaklaşımın uygulanmasıyla birlikte daha iyi ve doğru tanıtedavi-izlem

şansının arttığına inanıyor, bu bilincin hasta

Ekim - October 2020


29

chances of better and more accurate diagnosis-treatmentfollow-up

increase, and we support the spread of this

awareness in patients and their relatives. With the increase

in the knowledge of patients and their relatives about the

diagnosis and treatment of lung cancer, wasting time in

critical processes can be prevented. AstraZeneca Turkey

focused on the health of our employees as of lung cancer,

we are delighted to be an unconditional support to the

important work that responds to the needs of lung cancer

patients and their relatives.”

Citizens should remember that lung cancer can be

prevented

Reminding that lung cancer is a preventable disease,

Prof. Dr. Erdem Göker, Chairman of TAKD, said, “When

lung cancer is diagnosed at early stages and appropriate

treatment is applied, the chance of success in treatment

is high. Due to the COVID-19 epidemic, we would like to

announce that patients both at the diagnosis stage and

at the treatment and follow-up stage should definitely

contact their physicians. Lung cancer does not wait. In

this report, prepared with the unconditional support

of AstraZeneca, we have once again demonstrated the

importance of a multidisciplinary approach in lung cancer.

In this context, I would like to thank AstraZeneca Turkey.”

You can reach the Consensus Report on Multidisciplinary

Approach in Lung Cancer from http://www.takd.org.tr/

uzlasi-raporlari/ link.

References:

1Ferlay J, Ervik M, Lam F, Colombet M, Mery L, Piñeros M,

Znaor A, Soerjomataram I, Bray F (2018). Global Cancer

Observatory: Cancer Today. Lyon, France: International

Agency for Research on Cancer. Available from: https://gco.

iarc.fr/today, Erişim Tarihi: 17.10.2020.

2.Türkiye’de Akciğer Kanseri Raporu, 2018.

3.PSOS COVID-19 HCP Impact study: Assessing the impact

of COVID-19 on daily practice and treatment of cancer

patients. April 21, 2020

ve hasta yakınlarında da yaygınlaştırılmasını destekliyoruz.

Hastalar ve yakınlarının, akciğer kanserinin tanısı ve

tedavisine yönelik bilgilerinin artması ile kritik öneme

sahip süreçlerde vakit kaybedilmesinin önüne geçilebilir.

AstraZeneca Türkiye olarak akciğer kanseri alanına odaklı

sağlık çalışanlarımızın, akciğer kanseri hastalarının ve

yakınlarının önemli ihtiyaçlarına yanıt veren bu çalışmaya

koşulsuz destek olmaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz.”

Vatandaşlar akciğer kanserinin önlenebildiğini

unutmamalı

Akciğer kanserinin önlenebilir bir hastalık olduğunu

hatırlatan TAKD Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr.

Erdem Göker, “Akciğer kanseri erken evrelerde teşhis

edildiğinde ve uygun tedavi uygulandığında tedavide

başarı şansı yüksektir. COVID-19 salgını nedeniyle gerek

tanı aşamasında gerekse tedavi ve izlem aşamasındaki

hastaların mutlaka hekimleriyle iletişim kurmaları

gerektiğini önemle duyurmak istiyoruz. Akciğer kanseri

beklemez. AstraZeneca’nın koşulsuz desteği ile hazırlanan

bu raporda akciğer kanserinde multidisipliner yaklaşımın

önemini bir kez daha göstermiş bulunuyoruz. Bu bağlamda,

AstraZeneca Türkiye’ye teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Akciğer Kanserinde Multidisipliner Yaklaşım Uzlaşı

Raporu’na http://www.takd.org.tr/uzlasi-raporlari/ linkinden

ulaşabilirsiniz.

Referanslar:

1.Ferlay J, Ervik M, Lam F, Colombet M, Mery L, Piñeros

M, Znaor A, Soerjomataram I, Bray F (2018). Global Cancer

Observatory: Cancer Today. Lyon, France: International

Agency for Research on Cancer. Available from: https://gco.

iarc.fr/today, Erişim Tarihi: 17.10.2020.

2.Türkiye’de Akciğer Kanseri Raporu, 2018.

3.IPSOS COVID-19 HCP Impact study: Assessing the impact

of COVID-19 on daily practice and treatment of cancer

patients. April 21, 2020

Ekim - October 2020


30

New Solutions for Bowel Management Provides an

Efficient Infection Control

Bağırsak Yönetiminde Yeni Çözümler Etkin Enfeksiyon Kontrolü Sağlıyor

Fecal incontinence (problem of bowel

management) exposes patients and healthcare

staff to the risk of infection, and negatively

affects them for physical and psychological

aspects. The new generation bowel management

systems developed for this condition which has

quite forcing effects on patient care quality

provides patient comfort, relieves work load

of healthcare staff, and ensures an efficient

infection control.

Fecal incontinence (bowel control problem) is one of the

basic problems that healthcare providers experience,

and affects a gradually increasing number of advanced

age patients and intensive care patients today. Fecal

incontinence is a condition that negatively affects

the individuals as well as healthcare service providers

physically, socially and psychologically; this condition causes

an economic burden to the healthcare system as one of the

sources of nosocomial infections.

Fecal incontinence has quite forcing effects on the quality

of life; it is also an important risk factor for compression

Fekal inkontinans (bağırsak kontrol problemi)

durumu, hasta ve sağlık çalışanlarını enfeksiyon

riski ile karşı karşıya bırakırken onları fiziksel

ve psikolojik olarak da olumsuz yönde etkiliyor.

Hastanın bakım kalitesi üzerinde oldukça zorlayıcı

etkileri bulunan bu durum için geliştirilen yeni

nesil bağırsak yönetim sistemleri, hastanın

konforunu sağlarken sağlık çalışanlarının iş

yükünü hafifletiyor ve etkin bir enfeksiyon

kontrolü sağlıyor.

Sağlık hizmet sağlayıcılarının karşı karşıya kaldıkları temel

zorluklardan biri olan fekal inkontinans (bağırsak kontrol

problemi), bugün gittikçe artan sayıda ileri yaş hastayı

ve yoğun bakım hastasını etkiliyor. Bireyleri ve sağlık

hizmet sağlayıcılarını yalnızca fiziksel olarak değil, aynı

zamanda sosyal ve psikolojik olarak olumsuz etkileyen

patolojik bir durum olan fekal inkontinans, hastane

ilişkili enfeksiyonların kaynaklarından biri olarak sağlık

sistemlerine de ekonomik yük oluşturuyor.

Yaşam kalitesi üzerine oldukça zorlayıcı etkileri bulunan

fekal inkontinans, hastada üriner sistem enfeksiyonları,

basınç ülserleri ve sekonder cilt enfeksiyonlarının oluşması

Ekim - October 2020



32

ulcers and secondary skin infections. This condition also

exposes the individual and healthcare providers to many

other potential hazards and problems. Especially the

spread of nosocomial infections caused by C. difficile

which is common in elder patients who need long term

care is one of the main problems. Dermatitis due to fecal

incontinence developed as a result of long-term contact

of the skin and feces affects the quality of life and health

status of the individual negatively; it also causes economic

losses by increase of the need for care and treatment.

There are many products used in patients with fecal

incontinence such as absorbable continence products/

adult diaper and perianal tubes/bags to collect the feces,

and to prevent the contact of feces with perianal skin.

However, these products may be insufficient to prevent

complications and to provide individual comfort of the

patient.

New solutions ensure comfort to the patient and

reproductivity to the healthcare worker

The new generation bowel management systems

developed to implement a structured standard care

to manage the fecal incontinence ensures an efficient

infection control, and provides physical and psychological

comfort for the patient. All these facilitate work routine of

healthcare staff who provide care support.

These new products called bowel management systems

with closed system design allow improvement of quality

of life and care services. Such solutions which are

especially used for bedridden patients ensure discharge

and collection liquid or semi-liquid feces through odor

preventing features, and successful administration of

rectal drugs. With these solutions that allow all procedures

to be carried out effectively without disconnecting the

injector connections through their connector technology

compatible ports, drug leakage may be prevented and

contributes to the success of the treatment.

açısından önemli bir risk faktörü. Rahatsızlık aynı zamanda

bireyi ve sağlık hizmet sağlayıcılarını pek çok başka

potansiyel tehlike ve sorun ile karşı karşıya bırakıyor.

Özellikle ileri yaş uzun dönem bakım hastalarında yaygın

görülen antibiyotik kullanımına bağlı C. Difficile kaynaklı

hastane enfeksiyonlarının yayılımına sebep olması, bu

sorunların başında geliyor. Deri ve gaitanın uzun süreli

temasıyla gelişen fekal inkontinansa bağlı dermatitler,

bireyin yaşam kalitesini ve sağlığını olumsuz etkilemenin

yanı sıra, bakım ve tedavi gereksinimine ihtiyacının

artmasıyla, ekonomik kayıplara neden oluyor.

Fekal inkontinansı olan hastalarda gaitayı toplamak,

gaitanın perianal deri ile temasını önlemek için emici

inkontinans ürünleri/hasta bezi ve perianal tüpler/torbalar

gibi pek çok ürün kullanılıyor. Ancak kullanılan bu ürünler,

hem komplikasyonları önlemede hem de hastanın bireysel

konforunu sağlamada yetersiz kalabiliyor.

Yeni çözümler hastaya konfor, sağlık çalışanına

verimlilik sunuyor

Fekal inkontinansı doğru yönetmek ve yapılandırılmış

standart bir bakım uygulamak için geliştirilen yeni

nesil bağırsak yönetim sistemleri etkili bir enfeksiyon

kontrolünün yanında, hastanın fiziksel ve psikolojik olarak

kendini daha rahat hissetmesini sağlıyor. Tüm bunları

yaparken, bakım desteği sunan sağlık çalışanlarının da iş

rutinlerini kolaylaştırıyor.

Kapalı sistem tasarıma sahip bağırsak yönetim sistemleri

olarak adlandırılan bu yeni ürünler, yaşam kalitesinin

ve bakım hizmetlerinin geliştirilmesine olanak veriyor.

Özellikle yatağa bağımlı hastalarda kullanılan bu çözümler,

koku önleyici özellikleri sayesinde sıvı ya da yarı-sıvı

gaitanın tahliyesini, toplanmasını ve bu hastalara rektal

yoldan ilaç tedavilerinin başarılı bir şekilde uygulanmasını

sağlıyor. Konektör teknolojisi uyumlu portlarıyla enjektör

bağlantılarında kopukluk yaşamadan tüm uygulamaların

etkin bir biçimde yapılmasına olanak veren bu çözümler ile

ilaç sızıntısının önüne geçilebiliyor ve tedavinin başarısına

katkı sağlanıyor.

Ekim - October 2020



34

$ 1.5 Billion from Mask and Protective Clothing Exports

Maske ve Koruyucu Giysi İhracatından 1,5 Milyar Dolar

Korkut Koray Yalça,

CEO of ISD Logistics,

said that they

usually export from

Turkey to abroad

pre-pandemic

hanging textile

products, after

corona, the demand

for masks and

protective clothing

has increased, and

the exports of these

product groups

exceeded $ 1.5

billion in January-

September. Turkey’s

Korkut Koray Yalça, CEO of ISD Logistics textile sector of

the locomotive,

reshaped the products exported by the changing demands

in order to achieve the level of pre-pandemic exports.

Korkut Koray Yalça, CEO of ISD Logistics, one of the logistics

companies specialized in textile transportation, gave

information about textile exports which changed shape

after the corona virus. Yalça explained that they usually

export hanging textile products abroad before March, and

that after the pandemic, the demand for roll materials such

as fabric or fabric carried in parcels increased.

“Mask export increased approximately 12 fold”

Emphasizing that masks and protective clothing stand out

among them, Yalça said, “According to the data of Istanbul

Ready-to-Wear and Apparel Exporters Association (IHKIB),

exports of medical masks, cloth masks and protective

clothing increased by approximately 12 times in January-

September compared to the same period of the previous

year and amounted to 3 million dollars. In this period, the

export of non-woven fabrics used in the production of

masks and protective equipment reached 520.4 million

dollars with an increase of 17 percent according to the

data of Istanbul Textile and Apparel Exporters’ Association

(ITKIB).”

Recalling that the number of cases in European countries

has increased again, Yalça stated that in the coming days,

the need for products such as masks and protective

clothing and textile materials used in their manufacture

may increase.

Stating that as ISD Logistics, they carry out quality control

processes before shipping textile products, Yalça added

that they employ personnel who are experts in textile for

this purpose.

ISD Logistics CEO’su Korkut Koray Yalça, pandemi öncesi

Türkiye’den yurt dışına genellikle askılı tekstil ürünleri

taşıdıklarını korona sonrası ise maske ve koruyucu giysi

talebinin arttığını, Ocak-Eylül aylarında bu ürün gruplarının

ihracatının 1,5 milyar doları aştığını belirtti.

Türkiye’nin lokomotif sektörlerinden tekstil, ihracatta

pandemi öncesi seviyeleri yakalayabilmek için değişen

talebe göre ihraç ürünlerini de yeniden şekillendirdi. Tekstil

taşımacılığı konusunda uzman lojistik şirketlerinden ISD

Logistics CEO’su Korkut Koray Yalça, korona virüs sonrası

şekil değiştiren tekstil ihracatına ilişkin bilgi verdi.

Yalça, Mart ayından önce yurt dışına genellikle askılı tekstil

ürünleri taşıdıklarını, pandemi sonrasında ise koli içinde

taşınan veya kumaş gibi rulo malzemelere talebin arttığını

anlattı.

“Maske ihracatı yaklaşık 12 kat arttı”

Bunlar arasında maske ve koruyucu giysilerin öne çıktığını

vurgulayan Yalça, şunları kaydetti: “İstanbul Hazır Giyim

ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) verilerine göre

tıbbi maske, bez maske ve koruyucu giysi ihracatı Ocak-

Eylül aylarında geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık 12

kat artarak 994,3 milyon doları buldu. Bu dönemde maske

ve koruyucu ekipman imalatında kullanılan dokunmamış

kumaş ihracatı da İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçı

Birlikleri (İTKİB) verilerine göre yüzde 17’lik yükselişle 520,4

milyon dolar oldu.”

Yalça, Avrupa ülkelerinde vaka sayılarının tekrar artışa

geçtiğini hatırlatarak önümüzdeki günlerde maske ve

koruyucu giysi gibi ürünlerle bunların imalatında kullanılan

tekstil malzemelerine ihtiyacın artabileceğini dile getirdi.

ISD Logistics olarak tekstil ürünlerinin taşımadan önce

kalite kontrol işlemlerini yaptıklarını belirten Yalça, bu

amaçla tekstil konusunda uzman personel istihdam

ettiklerini de sözlerine ekledi.

Ekim - October 2020



36

Europe’s Largest Initiative Launches to Accelerate Therapy

Development for COVID-19 and Future Coronavirus Threats

Covid-19’a Karşı Tedavi Geliştirilmek için Hayata Geçirilen

En Büyük Avrupa Girişimi Tanıtıldı

CARE (Corona Accelerated R&D in Europe),

supported by Europe’s Innovative Medicines

Initiative (IMI), is the largest undertaking of its

kind dedicated to discovering and developing

urgently needed treatment options for COVID-19

CARE (Corona Accelerated R&D in Europe), supported

by Europe’s Innovative Medicines Initiative (IMI), is the

largest undertaking of its kind dedicated to discovering

and developing urgently needed treatment options

for COVID-19. The initiative is committed to a longterm

understanding of the disease and development of

therapies for COVID-19 and future coronavirus threats in

addition to urgent efforts to repurpose existing therapies

as potential immediate response. The CARE consortium will

accelerate COVID-19 R&D by bringing together the leading

expertise and projects of 37 teams from academic and nonprofit

research institutions and pharmaceutical companies

into a comprehensive drug discovery engine.

COVID-19 ve gelecekteki olası koronavirüs

risklerine karşı tedavilerin geliştirilmesini

hızlandırma amaçlı hayata geçirilen ve Avrupa

Yenilikçi İlaçlar Girişimi (IMI) tarafından

desteklenen Avrupa’nın en büyük girişimi CARE

(Corona Accelerated R&D in Europe) tanıtıldı.

Avrupa Yenilikçi İlaçlar Girişimi (IMI) tarafından desteklenen

ve COVID-19 için acil olarak ihtiyaç duyulan tedavi

seçeneklerini bulmayı ve geliştirmeyi hedefleyen CARE

(Corona Accelerated R&D in Europe), türünün en büyük

girişimi niteliğinde. Girişim, hastalığı uzun vadeli bir bakışla

anlamayı, COVID-19 ve gelecekteki koronavirüs tehditlerine

karşı tedavilerin geliştirilmesi ve mevcut tedavilerin olası

bir acil yanıt olarak kullanılması için yapılacak çalışmaları

desteklemeyi hedefliyor. CARE konsorsiyumu, akademik

ve kar amacı gütmeyen araştırma kuruluşlarından ve ilaç

şirketlerinden 37 ekibin kendi konularındaki uzmanlığını

ve projelerini, kapsamlı bir ilaç keşif motorunda bir

Ekim - October 2020


37

CARE (Corona Accelerated R&D in Europe) a new

consortium supported by the Innovative Medicines

Initiative (IMI) public-private partnership announced its

launch today to accelerate the discovery and development

of urgently needed medicines to treat SARS-CoV-2, the

virus that causes COVID-19. With a grant totaling € 77.7

million, CARE is funded by cash contributions from the

European Union (EU) and cash and in-kind contributions

from eleven European Federation of Pharmaceutical

Industries and Associations (EFPIA) companies and three

IMI-Associated Partners. CARE is a five-year project

bringing together 37 partners from Belgium, China,

Denmark, France, Germany, the Netherlands, Poland,

Spain, Switzerland, the UK and the US, and is led by VRI-

Inserm (French National Institute of Health and Medical

Research, Paris, France), Janssen Pharmaceutica NV, one

of the Janssen Pharmaceutical Companies of Johnson &

Johnson (Beerse, Belgium), and Takeda Pharmaceuticals

International AG, (Zurich, Switzerland). It integrates

partners’ COVID-19 projects ongoing since February 2020.

“The COVID-19 pandemic has emerged as the largest

global health threat to humanity in this century,

requiring the global scientific community to join forces in

unprecedented ways,” said Professor Yves Lévy, Executive

Director of the VRI-Inserm and CARE coordinator. “Beyond

the scientific excellence of the different teams involved in

this very ambitious project, CARE is bringing together 37

partners in an alliance pooling their expertise and knowhow

around an ambitious five-year work plan to develop

therapeutics against the current COVID-19 pandemic. We

are very grateful for the financial support provided by

the Innovative Medicine Initiative that will enable us to

implement this plan.”

With no licensed vaccines and only limited therapy options

against COVID-19, the pandemic is ongoing, counting more

cases and deaths every day. Uniting some of the most

innovative and experienced scientists from all relevant

areas in a unique collaborative spirit CARE will maximize

synergies and complementarities with other initiatives such

as the Gates Foundation-supported COVID-19 Therapeutics

Accelerator, MANCO1, SCORE2, and the ECRAID3 network,

to accelerate the path to providing solutions for the

current COVID-19 pandemic as well as future coronavirus

outbreaks. After testing in the laboratory, the project will

advance the most promising drug candidates to clinical

trials in humans.

“We are very excited to launch the CARE consortium

and collaborate with other leading experts to urgently

identify new medicines against SARS-CoV-2 and other

coronaviruses that may have the potential to cause

epidemics,” added CARE project leader Marnix Van Loock,

Senior Scientific Director and R&D Lead of Emerging

Pathogens, Global Public Health, Janssen Pharmaceutica

NV. “As part of this initiative, we look forward to applying

learnings from an ongoing collaboration on COVID-19

with the Rega Institute for Medical Research, part of KU

Leuven, to screen a drug repurposing library of thousands

of existing drug compounds.”

Kumar Saikatendu, Ph.D., Director, Global Research

araya getirerek COVID-19 ile ilgili Ar-Ge çalışmalarını

hızlandıracak.

Yenilikçi İlaç Girişimi (IMI) kamu-özel sektör ortaklığı

tarafından desteklenen ve COVID-19 hastalığına neden olan

SARS-CoV-2 virüsünün tedavisi için acil ihtiyaç duyulan

ilaçların bulunmasını ve geliştirilmesini hızlandırmayı

amaçlayan yeni CARE (Korona için Avrupa Hızlandırılmış

Ar-Ge Girişimi) girişimi tanıtıldı. Toplamda 77,7 milyon

Euro hibe alan CARE Girişimi, Avrupa Birliği’nden (AB)

nakit, Avrupa İlaç Endüstrileri ve Dernekleri Federasyonu

(EFPIA) üyesi 11 şirketten ve IMI ile bağlantılı 3 ortaktan ise

nakdi ve ayni katkılarla fonlanıyor. Belçika, Çin, Danimarka,

Fransa, Almanya, Hollanda, Polonya, İspanya, İsviçre,

İngiltere ve ABD’den 37 ortağı bir araya getiren CARE,

5 yıllık bir proje olup VRI-Inserm (Fransız Ulusal Sağlık

ve Tıbbi Araştırma Enstitüsü, Paris, Fransa), Johnson &

Johnson’ın (Beerse, Belçika) Janssen ilaç şirketlerinden

Janssen Pharmaceutica NV ve Takeda Pharmaceuticals

International AG’nin (Zürih, İsviçre) liderliğinde yürütülüyor.

CARE Girişimi, katılımcıların Şubat 2020’den bu yana süren

COVID-19 projelerini entegre ediyor. CARE Girişimi’nin bir

üyesi olan Boehringer Ingelheim ise konsorsiyumunun

virüsü nötralize edici antikorların geliştirilmesine odaklı

iş akışına liderlik edecek. Şirket aynı zamanda, köklü

bir tarihe dayanan HIV ve HCV portföyünden antiviral

molekülleri ve molekül kütüphanesinin tam taranmasından

elde edilen küçük molekül adayları ile projeye katkıda

bulunacak.

VRI-Inserm İcracı Direktörü ve CARE Koordinatörü

Profesör Yves Lévy, girişimle ilgili şu açıklamada bulundu:

“Bu yüzyılda insanlık için en büyük küresel sağlık tehdidi

olarak ortaya çıkan COVID-19 pandemisi, global bilim

topluluğunun benzeri görülmemiş şekillerde güç birliği

yapmasını gerektirdi. Hayata geçirdiğimiz CARE Girişimi,

farklı ekiplerin kattığı bilimsel mükemmeliyetin ötesinde,

süregelen COVID-19 hastalığına karşı ilaçlar geliştirmek

için 5 yıllık iddialı bir çalışma planı etrafında uzmanlıklarını

ve bilgi birikimlerini sunan 37 ortağı bir ittifakta

buluşturuyor. Yenilikçi İlaçlar Girişimi (IMI) tarafından

sağlanan ve bu planı uygulamaya koymamıza imkan verecek

finansal destek için teşekkür ediyoruz.”

Henüz onaylanmış aşı olmaması ve COVID-19’a karşı

yalnızca sınırlı tedavi seçeneklerinin bulunması nedeniyle

COVID-19 pandemisi devam ederken her gün daha fazla

vaka ve hayat kaybı bildiriliyor. İlgili her alandan en yenilikçi

ve deneyimli bilim insanlarını benzersiz bir iş birliği ruhu

içinde buluşturan CARE Girişimi, süregelen COVID-19

pandemisi ve gelecekteki koronavirüs salgınları için

çözümler geliştirmeye giden yolu hızlandırmak amacıyla

Gates Foundation destekli COVID-19 Therapeutics

Accelerator, MANCO , SCORE , ve ECRAID ağı gibi diğer

girişimlerle beraber sinerji yaratmayı ve tamamlayıcı

çalışmalar yürütmeyi hedefliyor. Proje, laboratuvar

testlerinin ardından en umut vadeden ilaç adaylarını

insanlar üzerindeki klinik araştırmalarla test ederek

ilerletecek.

Boehringer Ingelheim Kıdemli Kurumsal Başkan Yardımcısı

ve Küresel Keşif ve Araştırma Başkanı Uzman Dr. Clive

R. Wood, “CARE konsorsiyumu, topluma hizmet için açık

Ekim - October 2020


38

Externalization, Takeda said “It is humbling to see such a

large collection of the best scientific minds in Europe come

together to solve this complex problem with such urgency.

COVID-19 is a once in a lifetime scientific challenge for our

generation. CARE aims to create effective therapies with

a positive safety profile for current and future coronaviral

outbreaks. We hope to move fast and have a meaningful

impact in a timely manner.”

Comprehensive short- and long-term response to

COVID-19

CARE aims to create effective therapies with a positive

safety profile for the COVID-19 pandemic (drug

repositioning), and develop new drugs and antibodies

specially designed to tackle the SARS-CoV-2 virus.

The consortium builds on three pillars:

• Drug repositioning, by screening and profiling compound

libraries contributed by partners with the aim of rapidly

progressing molecules to advanced stages of clinical

testing.

• Small-molecule drug discovery based on in silico screening

and profiling of candidate compounds directed against

SARS-CoV-2 and future coronavirus targets.

• Virus neutralizing antibody discovery using fully human

phage and yeast display, immunisation of humanised animal

models, patient B cells and in silico design.

Closely integrated with these pillars are work streams

focusing on the refinement of candidate compounds

through a comprehensive medicinal chemistry campaign,

systems biology research and pre-clinical and clinical

evaluation of molecules from all three pillars. The

systems biology work package will investigate the viral

pathophysiology to increase our understanding of the

interplay between virus infection stages and human

immune responses. It will identify disease markers, to

inform therapy development and improve clinical trial

design and monitoring of Phase 1 and 2 trials investigating

new therapeutics developed by CARE.

bilimin ve iş birliğinin gücünden yararlanmayı hedefliyor.

Eşi görülmemiş COVID-19 tehdidini ve diğer ciddi

koronavirüs hastalıklarını yenmek için akademiden ve

sektörden ortaklarımızla benzersiz bir iş birliği içinde hızlı

ve kararlı bir şekilde çalışacağız” diye konuştu.

Janssen Pharmaceuticals NV Küresel Halk Sağlığı Yeni

Patojenler Kıdemli Bilim Direktörü ve Ar-Ge Lideri ve

CARE proje lideri Marnix Van Loock ise şunları söyledi:

“CARE konsorsiyumunu lanse etmenin ve SARS-

CoV-2 ile salgınlara yol açma potansiyeline sahip diğer

koronavirüslere karşı yeni ilaçları acil olarak tespit etmek

için önde gelen diğer uzmanlarla iş birliği yapmanın

heyecanını yaşıyoruz. Bu girişimin bir parçası olarak,

halen KU Leuven bünyesindeki Rega Medikal Araştırma

Enstitüsü ile COVID-19 konusunda süregelen iş birliğinden

öğrendiklerimizi uygulamayı ve binlerce ilaç bileşiği içeren

kütüphaneyi bu hastalıkta kullanılabilecek mevcut bir ilaç

için taramayı sabırsızlıkla bekliyoruz.”

Takeda Küresel Araştırma Yaygınlaştırma Direktörü Doktor

Kumar Saikatendu; “Avrupa’daki en iyi bilimsel zekaların

bu komplike sorunu en hızlı şekilde çözmek için bir araya

geldiğini görmek bizi mutlu ediyor. COVID-19, neslimizin

hayatta bir kere görebileceği bilimsel bir zorluk olarak

öne çıkıyor. CARE, süregelen ve gelecekteki koronavirüs

salgınları için pozitif güvenlik profiline sahip etkin tedaviler

geliştirmeyi amaçlıyor. Hızlı hareket etmeyi ve en kısa

zamanda anlamlı bir etki yaratmayı umuyoruz” dedi.

COVID-19’a kapsamlı kısa ve uzun vadeli yanıt

CARE, COVID-19 pandemisi için pozitif güvenlik profiline

sahip etkin tedaviler (ilacın yeniden konumlandırılması)

ve SARS-CoV-2 virüsüyle mücadele etmek için özel olarak

tasarlanan yeni ilaçlar ve antikorlar geliştirmeyi amaçlıyor.

Konsorsiyum, çalışmalarını üç eksende yürütüyor:

• Molekülleri klinik testlerin gelişmiş aşamalarına hızla

ilerletmek amacıyla ortaklar tarafından sağlanan bileşik

kütüphanelerini tarama ve profilleme yoluyla bir ilacı

yeniden konumlandırma.

• SARS-CoV-2 ve gelecekteki koronavirüs hedeflerine

yönelik aday bileşikleri bilgisayar simülasyonu in silico

kullanılarak taramaya ve profillemeye dayalı küçük

moleküllü ilaç bulma.

• Tamamıyla insan fajı ve maya görüntüleme,

insanlaştırılmış hayvan modellerini aşılama, hastalardaki

B hücreleri ve bilgisayar simülasyonu tasarımdan

yararlanarak virüsü nötralize edici antikorları bulma.

Kapsamlı bir ilaç kimyası kampanyası, sistem biyolojisi

araştırması ve moleküllerin klinik öncesi ve klinik

değerlendirmesi yoluyla aday bileşiklerin iyileştirilmesine

odaklanan iş akışları, bu üç eksene yakından entegre

ediliyor. Sistem biyolojisi çalışma paketi, virüsün bulaşma

aşamaları ile insanların bağışıklık tepkileri arasındaki

etkileşimi daha iyi anlamak için viral patofizyolojiyi

araştırmayı hedefliyor. Tedavi geliştirmelerini

bilgilendirmek ve CARE tarafından geliştirilen yeni

terapötikleri araştıran Faz 1 ve 2 denemelerinin klinik

araştırma tasarımını ve takibini izlenmesini iyileştirmek

için hastalık markörlerini tanımlayacak.

Ekim - October 2020



40

Domestic Initiative to

Detect Pregnancy Risks with Early Diagnosis Kit

Yerli Girişim, Gebelikteki Riskleri Erken Tanı Kiti ile Tespit Edecek

Worldwide, there are 15 million preterm births

every year; premature birth is among the most

common causes of neonatal death. The domestic

biotechnology initiative, which started working

to prevent this situation, developed an early

diagnosis kit that predicts the risks in pregnancy.

According to the Microbiome and Preterm Birth research

published in Nature magazine, one of the leading

publications of the scientific world, approximately 15

million preterm births occur every year before 37 weeks

of gestation worldwide. It is seen that the prevalence

of preterm birth exceeds 10% worldwide. The research

also reveals that microbiome analysis can benefit the

prediction of preterm birth risk. This proposition in the

field of biotechnology by carrying voice came from Turkey,

an important move as well. Özkan Ufuk Nalbantoğlu, CTO

of the local biotechnology initiative ENBIOSIS, stated

that kits that accurately detect the risk of preterm birth

with microbiome samples taken in the first 3 months of

pregnancy have been developed and that they will be put

into use upon the conclusion of clinical studies conducted

in three different centers.

Dünya genelinde her yıl 15 milyon erken

doğum gerçekleşiyor; erken doğum, yenidoğan

ölümlerinin en yaygın nedenleri arasında yer

alıyor. Bu tablonun önüne geçmek için çalışmalara

başlayan yerli biyoteknoloji girişimi, gebelikteki

riskleri önceden tahmin eden erken tanı kiti

geliştirdi.

Bilim dünyasının önde gelen yayınlarından Nature

dergisinde yayımlanan Mikrobiyom ve Erken Doğum

araştırmasına göre, tüm dünyada her yıl 37. gebelik

haftasından önce yaklaşık 15 milyon erken doğum

gerçekleşiyor. Erken doğum sıklığının ise dünya

genelinde %10’u aştığı görülüyor. Araştırma, mikrobiyom

analiziyle erken doğum riskinin önceden belirlenmesine

fayda sağlayabileceğini de ortaya koyuyor. Bu önerme

biyoteknoloji alanında ses getirirken Türkiye’den de önemli

bir hamle geldi. Yerli biyoteknoloji girişimi ENBIOSIS CTO’su

Özkan Ufuk Nalbantoğlu yaptığı açıklamada hamileliğin

ilk 3 ayında alınan mikrobiyom örnekleriyle erken doğum

riskini doğru bir şekilde tespit eden kitler geliştirildiklerini

ve üç farklı merkezde yürütülen klinik çalışmaların

sonuçlanmasıyla kullanıma sunacaklarını belirtti.

Ekim - October 2020



42

Premature birth and other health risks can be

detected in the first 3 months of pregnancy

Speaking about the details of the preterm birth diagnosis

kit, Özkan Ufuk Nalbantoğlu said, “Currently, we can

accurately detect the risk of preterm birth with the

microbiome samples taken in the first 3 months of

pregnancy. In clinical studies conducted by ENBIOSIS in

three different centers, we are at the stage of testing this

technology in the field. At the same time, we continue

to use diagnostic technologies that can predict other

pregnancy risks through these clinical studies. Thanks

to the newly developed technology, many risks can be

predicted in the early stages of pregnancy by analyzing

microbial DNA on only one swab sample.”

Preterm birth is the second most common cause

of neonatal death

Stating that early detection of risks and preventing

them with proper health management during pregnancy

is of great importance for maternal and child health,

Nalbantoğlu, said, “While premature birth is the second

most common cause of neonatal death worldwide, it is

the most common cause of infant deaths in middle and

high income economies. It appears as. Heart diseases,

neurological problems, intestinal diseases and many other

chronic problems that can be brought with by preterm

birth can continue from early childhood to adolescence

and adulthood. New scientific developments show that

the maternal microbiome undergoes various changes

during pregnancy, and these differentiations give

important signals about health problems that may arise

during pregnancy. In other words, it is possible to reveal

many risks that will adversely affect maternal and child

health, such as the high risk of preterm birth, gestational

diabetes, gestational hypertension at the beginning of the

pregnancy process, with microbiome analysis.”

Hamileliğin ilk 3 ayında erken doğum ve diğer

sağlık riskleri tespit edilebilecek

Erken doğum tanı kitinin detaylarını aktaran Özkan Ufuk

Nalbantoğlu, “Şu anda erken doğum riskini hamileliğin

ilk 3 ayında alınan mikrobiyom örnekleriyle doğru bir

şekilde tespit edebiliyoruz. ENBIOSIS’in üç farklı merkezde

yürüttüğü klinik çalışmalarda ise bu teknolojiyi sahada

test etme aşamasındayız. Aynı zamanda diğer hamilelik

risklerini de tahmin edebilecek tanı teknolojilerini yine bu

klinik çalışmalar üzerinden yürütmeye devam ediyoruz. Yeni

geliştirilen teknoloji sayesinde, yalnızca bir sürüntü örneği

üzerinden yapılacak mikrobiyal DNA analizleri ile birçok risk

hamileliğin erken dönemlerinde tahmin edilebilecek.” dedi.

Erken doğum, yenidoğan ölümlerinin en yaygın

ikinci nedeni

Risklerin erken dönemde tespit edilerek hamilelik

süresince doğru sağlık yönetimi ile önünün alınabilmesinin,

anne ve çocuk sağlığı açısından büyük önem taşıdığını

belirten Özkan Ufuk Nalbantoğlu, “Erken doğum, dünya

genelinde en yaygın ikinci yenidoğan ölüm nedeni olurken

orta ve yüksek gelirli ekonomilerde bebek ölümlerinin en

yaygın nedeni olarak karşımıza çıkıyor. Erken doğumun

beraberinde getirebileceği kalp hastalıkları, nörolojik

problemler,bağırsak hastalıkları ve daha pek çok kronik

sorun, erken çocukluktan ergenliğe ve yetişkinliğe kadar

devam edebiliyor. Yeni bilimsel gelişmeler, hamilelik

sırasında anne mikrobiyomunun çeşitli değişimlerden

geçtiği ve bu farklılaşmaların hamilelik sürecinde ortaya

çıkabilecek sağlık problemleri hakkında önemli sinyaller

verdiğini gösteriyor. Yani aslında daha hamilelik sürecinin

başlarında erken doğum riskinin ne kadar yüksek olduğu,

gebelik diyabeti, gebelik dönemi yüksek tansiyonu gibi

anne ve çocuk sağlığını olumsuz etkileyecek birçok riskin

mikrobiyom analizi ile ortaya çıkarılması mümkün.”

şeklinde konuştu.

Ekim - October 2020



44

Coronavirus Challenge Added Value to Health Tourism of Turkey

Koronavirüs Mücadelesi Türkiye’nin Sağlık Turizmine Değer Kattı

Köksal Holoğlu, President of Turkish

Healthcare Travel Council (THTC) and

Chairman of Romatem Chain of Hospitals

One of the areas most affected area by the epidemic in the

world has undoubtedly been the tourism sector, which is

called ‘Smokeless Industry’. The diversity of this area is of

great importance for the sector to develop further and to

increase the revenues. Among these sub-sectors, health

tourism, which enables tourism to spread to 12 months,

stands out. Köksal Holoğlu, President of Turkish Healthcare

Travel Council (THTC) and Chairman of Romatem Chain

of Hospitals, said, “While the epidemic causes great

losses in the tourism industry, our country’s fight against

coronavirus can be considered promising, especially in

terms of health tourism for the upcoming periods. Turkey

is already a world-class health care services, pricing policy,

with many advantages such as location among the leading

destinations in the world. Indeed, Turkey’s health tourism

increased by 60 percent in 5 years. Turkey had achieved the

$ 6 billion figure and we hoped it would go higher in 2020.

But as of April, everything stopped.”

The coronavirus epidemic, which affected the world,

also caused a global tourism crisis. The report of the

United Nations (UN) World Tourism Organization on the

effects of Covid-19 on the tourism industry also supports

this situation. According to the report, the number of

tourists decreased by 93 percent in June compared to

the same month last year. Due to Covid-19, the number

of international tourists decreased by 440 million people

in January-June and there was a loss of $ 460 billion in

revenue in global tourism. It was stated that the loss in

question was five times more than the income loss in

tourism in the global economic crisis in 2009.

Dünyada salgından en çok etkilenen alanlardan biri de

hiç kuşkusuz Bacasız Sanayi’ olarak adlandırılan turizm

sektörü oldu. Sektörün daha çok gelişmesi ve elde

edilen gelirlerin artması için bu alanın çeşitliği de büyük

önem taşıyor. Bu alt sektörler arasında ise turizmin

12 aya yayılmasını sağlayan sağlık turizmi öne çıkıyor.

Sağlık Turizmi Geliştirme Konseyi Derneği ve Romatem

Hastaneleri Yönetim Kurulu Başkanı Köksal Holoğlu,

“Salgın turizm sektöründe büyük kayıplara neden olurken

ülkemizin koronavirüs ile mücadelesi ise önümüzdeki

dönemler için özellikle sağlık turizmi açışından umut

verici olarak değerlendirebiliriz. Türkiye zaten dünya

standartlarında sağlık hizmetleri, fiyat politikası, konum

gibi sağladığı birçok avantaj ile dünyada önde gelen

destinasyonlar arasında yer alıyor. Öyle ki Türkiye’nin sağlık

turizmi 5 yılda yüzde 60 oranında artış yakaladı. Türkiye’nin

elde ettiği 6 milyar dolarlık rakamın 2020’de daha

yükseleceğini umuyorduk. Ancak nisan ayından itibaren her

şey durdu” dedi.

Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını küresel

çapta bir turizm krizine de sebep oldu. Birleşmiş Milletler

(BM) Dünya Turizm Örgütü, Kovid-19’un turizm sektörüne

etkilerine ilişkin raporu da bu durumu destekler nitelikte.

Rapora göre sadece Haziran’da geçen yılın aynı ayına göre

bu yıl turist sayıları yüzde 93 geriledi. Kovid-19 nedeniyle

ocak-haziran aylarında uluslararası turist sayısının 440

milyon kişi azaldığı ve küresel turizmde 460 milyar dolar

gelir kaybı yaşandı. Söz konusu kaybın ise 2009’daki küresel

ekonomik krizde turizmde yaşanan gelir kaybından beş kat

fazla olduğu belirtildi.

Ekim - October 2020



46

Safe tourism model stimulated the sector

Expressing that Turkey draws attention with ‘Safe

Tourism’ model and tries to minimize the loss caused by

the epidemic in the sector, Köksal Holoğlu, President of

Turkish Healthcare Travel Council (THTC) and Chairman

of Romatem Chain of Hospitals, said, “Factors such as

the measures taken in tourism and the success process in

the fight against coronavirus have provided a dynamism,

although not as in the past years. At the same time, it

contributes greatly to the diversity of this field in our

country. Health tourism is one of these areas. For example,

while the normal tourist leaves an average of 650 dollars,

the health tourist leaves 3-4 thousand dollars. This means

that the health tourist spends an average of 4 thousand

dollars. However, due to the impact of the pandemic, we

experienced a 70 percent decrease in health tourism in the

first 6 months of this year compared to the previous year.

Since March, this type of tourism has been realized at the

rate of 20 percent per month.”

Güvenli turizm modeli sektörü hareketlendirdi

‘Güvenli turizm’ modeliyle dikkatleri üzerine çeken

Türkiye’nin sektörde salgının yaşattığı kaybı da en aza

inmeye çalıştığını dile getiren Sağlık Turizmi Geliştirme

Konseyi Derneği ve Romatem Hastaneleri Yönetim Kurulu

Başkanı Köksal Holoğlu, “Turizmde alınan tedbirler,

koronavirüs ile mücadelede yürütülen başarı süreç gibi

etkenler geçtiğimiz yıllardaki gibi olmasa da bir hareketlilik

sağladı. Aynı zamanda ülkemizde bu alandaki çeşitlilikte

ekonomiye büyük katkı sağlıyor. Sağlık turizmi de bu

alanlardan biri. Mesela Normal turist ortalama 650 dolar

bırakırken, sağlık turisti 3-4 bin dolar bırakıyor. Bu sağlık

turistinin ortalama 4 bin dolar harcaması demektir. Fakat

pandeminin etkisi nedeniyle sağlık turizminde geçtiğimiz yıl

ile kıyasladığımızda bu yılın ilk 6 ayında yüzde 70 oranında

bir düşüş yaşadık. Mart ayından itibaren ise bu turizm türü

aylık yüzde 20 oranlarında gerçekleşmektedir” ifadelerini

kullandı.

Ekim - October 2020



48

CEO of Koelnmesse:

“We are Looking forward to Our Trade Fairs in Cologne!”

Koelnmesse CEO’su:

“Köln’deki Ticaret Fuarlarımızı Dört Gözle Bekliyoruz!”

The global coronavirus crisis is having tremendous

consequences on the international trade fair

business and leading to repeated cancellations

and postponements of events at all locations,

with impacts for numerous sectors. The most

sweeping effect was announced on 21 September

2020 by Messe Frankfurt, indicating that it would

not be organising physical trade fairs of its own at

the location in Frankfurt up through and including

March of 2021. Against this overall backdrop, the

management of Koelnmesse takes the following

position:

Gerald Böse, President and Chief Executive Officer of

Koelnmesse: “The timing of the Frankfurt decision is

Küresel koronavirüs krizinin uluslararası ticaret

fuarı organizasyonu üzerinde muazzam sonuçları

oluyor ve birçok sektör için etkileri olan tüm

lokasyonlarda fuarların tekrar tekrar iptal

edilmesine ve ertelenmesine neden oluyor. En

kapsamlı etki 21 Eylül 2020’de Messe Frankfurt

tarafından duyuruldu ve bu da Frankfurt’ta

2021 Mart’ına kadar kendi fiziki ticaret fuarları

düzenlemeyeceğini belirtti. Bu genel arka plana

karşı, Koelnmesse yönetimi aşağıdakişekilde

pozisyon aldı:

Koelnmesse Başkanı ve İcra Kurulu Başkanı Gerald Böse:

“Frankfurt kararının zamanlaması şaşırtıcı, özellikle

ticaret fuarı pazarı artık Almanya’da da hayata dönüyor.

Ekim - October 2020


49

surprising, especially with the trade fair market now

coming back to life in Germany, too. But every trade fair

location has to face the effects of the pandemic in its own

way and take decisions of its own based on the particulars

of its own portfolio.

Naturally, we here in Cologne will continue to pursue our

plans to begin organising fairs on our trade fair grounds

in the near future. These plans have been discussed and

coordinated extensively with our exhibitors and visitors.

The sectors want to start taking part in trade fairs again

– always subject to the premise of safety and, of course,

approvals by the authorities.”

Oliver Frese, Executive Board Member and Chief Operating

Officer of Koelnmesse: “Here in North Rhine-Westphalia,

as our colleagues in Düsseldorf in particular have shown in

the case of Caravan Salon, trade fair operations can now

resume, subject to certain conditions. This is how we will

proceed for each individual event, guided by the needs of

each of the sectors involved. We do not expect a return to

the international dimensions of previous events right at the

beginning of the new year. Participation will become much

more focussed: the art fairs in November will revolve more

around the German market; the emphasis at imm cologne

in January, for instance, will be heavily directed towards

Europe. But the trade fairs are going to take place.

We will meticulously prepare them in close consultation

with our exhibitors and partners. We know what our

customers need in the key fields of expertise of our trade

fairs, and we will benefit from the experience of gamescom

and DMEXCO @home – which were held in purely digital

form for the first time – to enrich the other trade fairs in

our portfolio with additional digital reach at a global level.

We remain confident and look forward to our trade fairs in

Cologne!”

Gerald Böse, President and Chief Executive Officer of Koelnmesse

Ancak her ticaret fuarı lokasyonu, salgının etkileriyle kendi

yöntemleriyle yüzleşmeli ve kendi portföyünün ayrıntılarına

göre kendi kararlarını almalıdır.

Doğal olarak, biz burada, Köln’de, yakın gelecekte

ticaret fuarı alanlarımızda fuarlar düzenlemeye başlama

planlarımızı sürdürmeye devam edeceğiz. Bu planlar,

katılımcılarımız ve ziyaretçilerimizle kapsamlı bir şekilde

teati ve koordine edilmiştir. Sektörler, ticaret fuarlarına

yeniden katılmaya başlamak istiyor – bu da doğal olarak

her zaman sağlığa öncelik verilmesine ve tabii ki yetkililerin

onaylarına bağlı.”

Koelnmesse Yönetim Kurulu Üyesi ve Operasyon Direktörü

Oliver Frese: “Burada, Kuzey Ren-Vestfalya’da, özellikle

Düsseldorf’taki meslektaşlarımızın Karavan Salonunda

gösterdiği gibi, ticaret fuarı operasyonları artık belirli

koşullara tabi olarak devam edebilir. İlgili sektörlerin her

birinin ihtiyaçlarına göre yönlendirilen her bir olay için bu

şekilde ilerleyeceğiz. Yeni yılın hemen başında, daha önceki

olayların uluslararası boyutuna dönmesini beklemiyoruz.

Katılım çok daha odaklı hale gelecektir: Kasım ayındaki

sanat fuarları daha çok Alman pazarı etrafında dönecek;

örneğin, Ocak ayında imm cologne’deki vurgu, ağırlıklı

olarak Avrupa’ya yönelik olacak. Ama ticaret fuarları

gerçekleşecek.

Etkinliklerimize katılımcılarımız ve partnerlerimizle yakın

istişare içinde titizlikle hazırlanacağız. Müşterilerimizin

ticaret fuarlarımızın temel uzmanlık alanlarında neye

ihtiyaç duyduklarını biliyoruz ve diğer ticaret fuarlarını

zenginleştirmek için ilk kez tamamen dijital olarak

düzenlenen gamescom ve DMEXCO @home deneyiminden

yararlanacağız. Kendimize güveniyoruz ve Köln’deki ticaret

fuarlarımızı dört gözle bekliyoruz

Ekim - October 2020




52

Antiviral Support for Protection from Coronavirus

Koronavirüsten Korunmaya Antiviral Destek

Turkish Rhinology Association President Prof. Dr. Mustafa Gerek

The fight against Covid-19, which impacts the

whole world in health, economy and social areas,

continues at full speed. Vice Chancellor of Health

Sciences University and President of the Turkish

Rhinology Association Prof. Dr. Mustafa Gerek

stated that “Today, the best known protection

methods are the mask, distance and hygiene,

and a new era may begin in the fight against

Covid-19”. He also explained that “the studies

conducted in Germany have shown that the

Cistus Creticus plant known for its antiviral and

antibacterial properties, may play an active role

in the fight against enveloped viruses such as

coronavirus and influenza

Vaccine studies against Covid-19 continue rapidly all across

the world. Experts state that the vaccine will most likely be

found in 2021. It is known that the most effective methods

against Covid-19, which still continues to impact our

country, are the mask, distance and hygiene.

Turkish Rhinology Association President Prof. Dr. Mustafa

Gerek stated that the latest research has shown that the

Sağlık, ekonomi ve sosyal anlamda tüm dünyayı

etkisi altına alan Covid-19 ile mücadele tüm

hızıyla devam ediyor. Günümüzde bilinen en iyi

korunma yöntemlerinin; maske, mesafe, hijyen

olduğunu ve Covid-19’la mücadelede yeni bir

dönemin başlayabileceğini belirten Sağlık

Bilimleri Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve

Türk Rinoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa

Gerek, “Almanya’da gerçekleştirilen araştırmalar,

antiviral ve antibakteriyel özelliği ile bilinen

Cistus Creticus bitkisinin, koronavirüs ve grip

gibi zarflı virüsler ile mücadelede etkin rol

oynayabileceğini gösterdi” açıklamasını yaptı.

Covid-19’a karşı aşı çalışmaları tüm dünyada hızla devam

ediyor. Uzmanlar aşının en iyi olasılıkla 2021 yılında

bulunacağını belirtiyor. Ülkemizde de etkisini hala sürdüren

Covid-19’a karşı şu anda en etkili yöntemin maske, mesafe

ve hijyen olduğu biliniyor. Türk Rinoloji Derneği Başkanı

Prof. Dr. Mustafa Gerek, yapılan yeni araştırmaların Cistus

Creticus bitki özünü içeren ürünlerin zarflı virüslerle

mücadelede destekleyici olduğunun belirlendiğini açıkladı.

Ekim - October 2020


53

products containing Cistus Creticus herbal extract are

supportive in the fight against enveloped viruses.

++Its effect against enveloped viruses have been shown

Prof. Dr. Mustafa Gerek added that the whole world is

in a difficult pandemic period and said: “In an in-vitro

study conducted in an accredited laboratory in Berlin,

Germany, they have seen that lozenges containing Cistus

Creticus could achieve a 99.9 percent reduction in virus

concentration in 10 minutes of contact time against

enveloped viruses. In line with this research, I believe that

products containing Cistus Creticus herbal extract, which

show great antiviral activity against enveloped viruses that

cause pandemics, will contribute to protection in the fight

against Covid-19”.

”We must increase our measures to prevent the

second wave”

Adding that our country had a very good defense until

May in the fight against the pandemic, Gerek said: “There

was an increase in the number of coronavirus cases with

the opening of the summer season, wedding and holiday

season. We must take the necessary precautions to prevent

these numbers from rising even higher in the coming days

and we must continue our social life in this manner. Many

countries in Europe and the world are struggling with the

second wave of Covid-19. We need to take the necessary

measures personally and socially in order to prevent the

second wave in our country”.

”It creates a barrier in the mouth and pharynx”

Prof. Dr. Mustafa Gerek continued his words and said:

“Cistus Creticus is a plant known for its antioxidant

properties. The lozenges containing the extract of the

Cistus Creticus plant act against the virus by forming a

protective barrier layer in the mouth and pharynx surface.

This layer prevents viruses from passing through the

human cell wall, regardless of type. Thanks to this barrier,

it can have a protective effect against viral infections

regardless of the type of virus. Products containing Cistus

Creticus can help protect against viral infections during the

pandemic period”.

Zarflı virüslere karşı etkisi belirlendi

Tüm dünyanın zorlu bir pandemi dönemi içerisinde

olduğunu sözlerine ekleyen Prof. Dr. Mustafa Gerek,

“Almanya Berlin’de akredite edilmiş bir laboratuvarda

yapılan in-vitro çalışmada, Cistus Creticus içeren pastillerin

zarflı virüslere karşı 10 dakikalık temas süresinde virüs

konsantrasyonunda yüzde 99.9 azalma sağlayabildiği

belirlendi. Yapılan bu araştırma doğrultusunda, önümüzdeki

dönemde pandemilere neden olan zarflı virüslere karşı

büyük oranda antiviral etkinlik gösteren Cistus Creticus

bitki özü içeren ürünlerin, Covid-19 ile mücadelede

korunmaya katkı sağlayacağına inanıyorum” dedi.

“İkinci dalga yaşanmaması için tedbirlerimizi

artırmalıyız”

Ülkemizin salgınla olan mücadelesinde mayıs ayına kadar

çok iyi savunma elde edildiğini de sözlerine ekleyen Gerek,

“Yaz mevsimi, düğün ve tatil sezonunun açılması ile

koronavirüs vaka sayılarında bir artış yaşandı. Bu sayıların

önümüzdeki günlerde daha da yukarılara çıkmaması için

gereken tedbirleri alarak sosyal hayatımıza devam etmemiz

gerekiyor. Avrupa ve dünyanın birçok ülkesinde Covid-19’un

ikinci dalgasıyla mücadele ediliyor. Ülkemizde de ikinci

dalga yaşanmaması için kişisel ve toplumsal olarak gereken

tedbirleri almamız gerekiyor” şeklinde konuştu.

Ağız ve yutak bölgesinde bariyer oluşturuyor

Prof. Dr. Mustafa Gerek sözlerine şöyle devam etti:

“Cistus Creticus bitkisi antioksidan özelliği ile bilinen bir

bitkidir. Cistus Creticus bitkisinin özünü içeren pastiller

ağız ve yutak yüzeyi üzerinde bir koruyucu bariyer tabaka

oluşturarak virüse karşı etki gösterir. Bu tabaka tip

bağımsız olarak virüslerin insan hücre duvarından geçişine

engel olmasını sağlar. Bu bariyer sayesinde, virüsün

tipinden bağımsız viral enfeksiyonlara karşı koruyucu

etki gösterebilir. Cistus Creticus içeren ürünler pandemi

döneminde viral enfeksiyonlardan korunmaya yardımcı

olabilir.”

Ekim - October 2020


54

Digital Transformation in the

Medical Sector Takes Place with Kolaymedikal

Medikal Sektöründe Dijital Dönüşüm,

Kolaymedikal ile Gerçekleşiyor

Türkiye’de faaliyet gösteren medikal cihaz

üreticisi ve satıcılarının Ürün Takip Sistemi (ÜTS)

projesi ile entegre bir şekilde çalışmaları yasal

bir zorunluluktur. Sağlık Bakanlığı tarafından

geliştirilen ÜTS projesi, ülkemizde üretilen veya

ithal edilen tüm tıbbi cihazların ve kozmetik

ürünlerin, üretim bandından satılıp kullanıldığı

yere ve hastaya kadar takip edebilmesini sağlayan

bir sistemdir.

Kezban Boztürk, General Manager of Kolaysoft Technology Inc.

It is a legal requirement for medical device

manufacturers and vendors operating in Turkey to

work in an integrated way with Product Tracking

System (PTS) Project. Developed by the Ministry

of Health, the PTS project is a system that

enables all medical devices and cosmetic products

produced or imported in our country to be traced

from the production line to the place where they

are sold and used and to the patients.

In recent years, e-Transformation practices continue to

increase. However, as of January 1, 2021, e-Invoice and

e-Ledger will be obligatory for healthcare providers such

as pharmacies, medical and optician institutions, and all

taxpayers who provide medical supplies and medicine /

active ingredients, regardless of their gross sales revenue.

Kolaysoft Technology, the leading company of the

e-transformation process, created the “Kolaymedikal

Platform” for the digital transformation journey of the

medical industry.

Thanks to Kolaymedikal Platform, which works in

integration with the PTS software, it will become easier

for the medical sector to perform anything, and they will

also carry out digital transformation processes quickly and

easily.

Son yıllarda e-Dönüşüm uygulamaları artarak devam

ediyor. Bununla birlikte, eczane, medikal ve optisyenlik

müesseseleri gibi sağlık hizmeti sunucuları ile

medikal malzeme ve ilaç/etken madde temin eden tüm

mükelleflere, 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren, brüt satış

hasılatına bakılmaksızın e-Fatura ve e-Defter zorunluluğu

geliyor.

e-Dönüşüm sürecinin öncü şirketi Kolaysoft Teknoloji,

medikal sektörünün dijital dönüşüm yolculuğu için

“Kolaymedikal Platformunu” hazırladı. ÜTS yazılımı ile

entegre çalışan Kolaymedikal Platformu sayesinde,

medikal sektörünün hayatı kolaylaştırırken, dijital dönüşüm

süreçlerini hızlı ve kolay bir şekilde yapacaklardır.

Kolaysoft Teknoloji, e-Dönüşüm pazarının

%20’sinin altyapısını sağlıyor

Son yıllarda işletmelerin gündeminde olan e-Dönüşüm

çalışmaları hakkında bilgiler veren Kolaysoft Teknoloji

AŞ Genel Müdürü Kezban Boztürk, şunları anlattı: “İş

hayatımıza zorunluluk olarak giren ve alışkanlıklarımızı

değiştiren “dijital dönüşüm”, iş yapış şeklimizi tekrar

tasarlamamız için yeni fikirler verdi. Kamu ve özel

işletmelerde finansal süreçlerin kontrolü, son yıllarda

yaşanan teknolojik gelişmelerle, artık elektronik ortamda

yapılmaya başlandı. Büyük bir hızla gerçekleşen dijital

dönüşüm ile önümüzdeki birkaç yıl içinde tüm sektörlerin

iş süreçlerini (muhasebe, insan kaynakları vb) kağıtsız

ortamlarda yöneteceği ve denetleyeceği gerçeği hızla

yaklaşıyor. e-Dönüşümün (e-fatura, e-defter, e-arşiv)

getirdiği yenilikçi fikirler ve alışkanlıklar ile işletmeler dijital

dönüşüm çalışmalarına başladılar.

Ekim - October 2020


55

Kolaysoft Technology provides the infrastructure

of 20% of the e-Transformation market

Kezban Boztürk, General Manager of Kolaysoft Technology

Inc., who gives information about e-Transformation works

that have been on the agenda of businesses in recent years

points out the following: “The “digital transformation”,

which entered our business life as a necessity and changed

our habits, provided us new ideas to redesign the way we

do business. The control of financial processes in public

and private enterprises started to be done electronically

with the technological developments happened in recent

years. With the rapid digital transformation, the reality

that all sectors will manage and control their business

processes (accounting, human resources, etc.) in paperless

environments is rapidly approaching. With the innovative

ideas and habits brought by e-Transformation (e-invoice,

e-ledger, e-archive), businesses started to have digital

transformation. We, as a business corporation, add value

to the medical industry, which has always been a pioneer

in digital transformation. We have collaboration and

perform work with institutions such as TİTCK (Turkey

Pharmaceuticals and Medical Devices Agency), TEB (Turkish

Pharmacists’ Association) and Opticians Association. We

offer the easiest end-to-end e-transformation process

to our customers we serve. When we evaluate our

cooperation with Kolaysoft Technology and 14 private

integrators that we provide infrastructure services, we, as

Kolaysoft Technology, provide

the infrastructure of 20% of the

e-Transformation market.

Dijital dönüşümde her zaman öncü olan medikal sektörüne,

firma olarak değer katıyoruz. TİTCK (Türkiye İlaç ve Tıbbi

Cihaz Kurumu), TEB (Türk Eczacılar Birliği), Optisyenler

Birliği gibi kurumlar ile işbirliğimiz ve çalışmalarımız

bulunuyor. Hizmet verdiğimiz müşterilerimize, e-Dönüşüm

sürecini en kolay haliyle uçtan uca sunuyoruz. Hem

Kolaysoft Teknoloji, hem altyapı hizmeti sunduğumuz 14

özel entegratör ile olan işbirliğimizi değerlendirdiğimizde,

e-Dönüşüm pazarının %20’nin altyapısını Kolaysoft

Teknoloji olarak biz sağlıyoruz” diye konuştu.

Kolaymedikal ile sağlıklı veriye dayalı çalışma

imkanı sağlanıyor

ÜTS yazılımı ile entegre çalışan Kolaymedikal Platformu,

aynı zamanda tüm muhasebe yazılımları ile uyumludur.

Kolaymedikal Platformu, medikal sektörüne hızlı, güvenli,

sistematik ve ekonomik yapısı ile sağlıklı veriye dayalı

çalışma imkanı sağlıyor.

Kolaymedikal’in sağladığı faydalardan birkaçı şunlardır:

1-Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB)’na, e-fatura ve e-arşiv

faturalarını ulaştırma ve saklama hizmeti.

2-Ürün Takip Sistemi (ÜTS) entegrasyonu ile kaydınızı tek

tuşla tanımlayabilme hizmeti.

3-Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)’na, faturalarınızı anında

gönderebilme hizmeti.

With Kolaymedikal, it is

possible to work based on

reliable data

Kolaymedikal Platform, which

works integrated with PTS

software, is also compatible

with all accounting software.

Kolaymedikal Platform provides

the medical sector with the

opportunity to work based

on reliable data with its fast,

safe, systematic, and economic

structure.

Some of the benefits provided

by Kolaymedikal are as follows:

1- Delivery and storage of

e-invoices and e-archive

invoices to the Revenue

Administration (RA).

2- The service to define your

registration with one click with

the integration of the Product

Tracking System (PTS),

3- The service to send your

invoices instantly to the Social

Security Institution (SSI).

Ekim - October 2020


56

GSK and CureVac form mRNA Tech Collaboration

GSK ve CureVac’dan Stratejik mRNA Teknolojisi için İş Birliği

Clinical-stage German biotech CureVac has

signed a strategic collaboration with UK pharma

major GlaxoSmithKline on mRNA vaccine and

monoclonal antibody (MAb) research.

GlaxoSmithKline and CureVac have signed a strategic

collaboration agreement for research, development,

manufacturing and commercialisation of up to five mRNAbased

vaccines and monoclonal antibodies (mAbs) targeting

infectious disease pathogens.

The agreement covers the research, development,

manufacturing and commercialization of up to five

mRNA-based vaccines and MAbs targeting infectious

disease pathogens. The collaboration complements GSK’s

existing mRNA capabilities with CureVac’s integrated

mRNA platform. mRNA enables protein synthesis in the

human body, carrying the genetic code required for cells

to manufacture and express proteins. By using mRNA

technology in vaccines and medicines, specific proteins, or

antigens, can be produced by the body’s own cells, helping

the human immune system to fight or prevent disease.

GSK ve CureVac, enfeksiyon hastalıklarında

mRNA (mesajcı RNA) aşısı ve monoklonal

antikor araştırma programları üzerine iş birliği

yaptıklarını duyurdu.

GSK ve CureVac, enfeksiyon hastalığı patojenlerini

hedefleyen, beş adet mRNA bazlı aşı ve monoklonal

antikoru (mAbs) için araştırma, geliştirme, üretim ve

ticarileştirme süreçlerini kapsayan stratejik bir iş birliği

anlaşması imzaladıklarını duyurdu. İş birliği, GSK’nın

mevcut mRNA kapasitesini CureVac’ın entegre mRNA

platformuyla tamamlayacak.

mRNA (mesajcı RNA), yeni aşıların ve ilaçların geliştirilmesi

için hızla ilerleyen, son teknolojiye sahip bir platform.

Bu platform, potansiyel olarak önlenebilen veya tedavi

edilebilen hastalık aralığını genişletirken, aynı zamanda

geliştirme ve üretimi önemli ölçüde hızlandırmayı vaat

ediyor. Hücrelerin protein üretmesi ve oluşması için

gereken genetik kodu taşıyan mRNA, insan vücudunda

Ekim - October 2020



58

The companies will combine their mRNA capabilities and

expertise on a number of development opportunities

across a range of infectious disease pathogens, “selected

with the potential to best leverage the advantages of this

platform technology, while addressing significant unmet

medical need and economic burden”.

GSK will fund R&D activities at CureVac related to the

development projects covered by the collaboration (which

don’t include the latter’s existing COVID-19 mRNA and

rabies vaccines research programmes). CureVac will be

responsible for the preclinical- and clinical-development

through Phase I trials of these projects, after which

GSK will be responsible for further development and

commercialisation.

“GSK’s self-amplifying mRNA (SAM) vaccine technology

has shown us the potential of mRNA technology to

advance the science of vaccine development, and

CureVac’s experience complements our own expertise,”

said Roger Connor, President GSK Vaccines. “Through the

application of mRNA technology, including SAM, we hope

to be able to develop and scale up advanced vaccines and

therapies to treat and prevent infectious diseases quicker

than ever before.”

“With this collaboration, we are gaining a world-class

partner whose expertise and global footprint will allow us

to further develop and translate the value of our platform

into potential products for the world,” noted Dr Franz-

Werner Haas, CureVac’s chief executive.

Under the terms of the deal, GSK will make an equity

investment in CureVac of £130 million, representing

close to a 10% stake, an upfront cash payment of £104

million and a one-time reimbursable payment of £26

million for manufacturing capacity reservation, on

certification of CureVac’s commercial scale manufacturing

facility currently being built in Germany. CureVac will be

responsible for the GMP manufacturing of the product

candidates, including for commercialisation, and will

retain commercialisation rights for selected countries for

all product candidates.

protein sentezini sağlıyor. mRNA teknolojisinin aşılarda ve

ilaçlarda kullanılmasıyla, spesifik proteinler veya antijenler

vücudun kendi hücreleri tarafından üretilebiliyor ve böylece

bağışıklık sisteminin hastalığı önlemesine veya bunlarla

savaşmasına olanak tanıyor.

İş birliği, immünoloji bilimine yönelik Ar-Ge odağıyla

uyumlu olarak GSK’nın mAbs inovasyonundaki büyüyen

kapasitesini daha da geliştirecek. İlerleyen mRNA bazlı aşı

ve tedavi teknolojilerinin, gelecekteki salgınlara karşı yanıtı

iyileştirmeye katkı sağlaması bekleniyor.

GSK Aşı Bölümü Başkanı Roger Connor, iş birliğiyle ilgili

“GSK’nın kendini geliştiren mRNA (SAM) aşı teknolojisi

bize mRNA teknolojisinin aşı geliştirme bilimini ilerletme

potansiyelini gösterdi ve CureVac’ın deneyimi de kendi

uzmanlığımızı tamamlayıcı bir rol oynayacak. SAM de dahil

olmak üzere, mRNA teknolojisini uygulayarak, enfeksiyon

hastalıklarını hiç olmadığı kadar hızlı şekilde tedavi etmek

ve önlemek için gelişmiş aşıları ve tedavileri üretmeyi ve

çoğaltmayı umut ediyoruz.” dedi.

CureVac Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Franz-Werner

Haas ise; “GSK ile ortak olmaktan mutluluk duyuyoruz.

GSK’nın uzmanlığı ve global kapsama alanı sayesinde

platformumuzun değerini daha da geliştirmemize ve dünya

için potansiyel ürünlere dönüştürmemize olanak tanıyacak

dünya çapında bir ortak kazanıyoruz.” diye konuştu.

Kalkınma projeleriyle ilgili olarak CureVac’taki Ar-

Ge faaliyetlerini finanse edecek olan GSK, bu iş

birliği kapsamında, CureVac’a 130 milyon sterlin öz

sermaye yatırımı ve 104 milyon sterlin peşin ödeme

yapacak. CureVac ise, bu projelerin Faz 1 çalışmalar

sırasındaki klinik öncesi ve klinik gelişmeden sorumlu

olacak. Sonrasında ise GSK daha ileri geliştirme ve

ticarileştirmeden sorumlu olacak. CureVac, ticarileştirme

de dahil olmak üzere, ürün adaylarının GMP üretiminden

sorumlu olup tüm ürün adayları için seçilen ülkelerdeki

ticarileştirme haklarını koruyacak.

Ekim - October 2020



60

Are We Ready For Trans Fat Restriction

To Begin Two Months Later?

İki Ay Sonra Başlayacak Trans Yağ Kısıtlamasına Hazır mıyız?

How does trans fat spoil our health?

Stating that there are 3.4 million people with heart

and vascular disease in Turkey in 2016, this number is

expected to reach 5.4 million by 2035, Assoc. Dr. Ayça

Boyacı, Member of Turkish Society of Cardiology Board of

Directors, emphasized that a healthy diet and lifestyle are

our most important weapons in combating cardiovascular

diseases. She said, “If a reduction in blood cholesterol is

aimed, the saturated fats in the diet should not be more

than 5-6% of the total calories, and a Mediterranean type

diet poor in meat and dairy products, rich in extra virgin

olive oil, vegetables, fruits, whole grains and legumes

should be preferred.”

Turkish Society of Cardiology Lipid Working Group

President Assoc. Dr. Öner Özdoğan explained that high

LDL cholesterol would cause cardiovascular disease, and

if there was too much “LDL” cholesterol in the blood, it

could accumulate in the arterial walls. He pointed out that

trans fats disrupt the inner surface of the vasculature and

increase inflammation, and cholesterol-related vascular

deterioration can be seen from an early age.

Turkish Society of Cardiology Board Member Prof. Ertuğrul

Okuyan, said, “Declaring 35% of women and 30% of

all adult men with high blood pressure in Turkey.” He

Trans yağ sağlığımızı nasıl bozuyor?

Türk Kardiyoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr

Ayça Boyacı, Türkiye’de 2016 yılında 3.4 milyon kalp ve

damar hastalığı olan kişi bulunduğunu, bu sayının 2035

yılında 5.4 milyona ulaşmasının beklendiğini belirterek,

sağlıklı bir diyet ve yaşam tarzının kardiyovasküler

hastalıklarla savaşta en önemli silahlarımız olduğunu

vurguladı. “Kan kolesterol düzeyinde düşme amaçlanıyorsa

diyetteki doymuş yağlar total kalorinin %5-6’ sından fazla

olmamalı, et ve süt ürünlerinden fakir, sızma zeytinyağı,

sebze, meyve, tam tahıl ve baklagillerden zengin Akdeniz

tipi bir diyet tercih edilmelidir” dedi.

Türk Kardiyoloji Derneği Lipid Çalışma Grubu Başkanı

Doç. Dr Öner Özdoğan da, Yüksek LDL kolesterol,

kardiyovasküler hastalığa neden olacağını, kanda çok

fazla “LDL” kolesterol varsa, atar damar duvarlarında

birikebiieceğini açıkladı. Trans yağların damar iç yüzeyini

bozduğunu ve iltihabı arttırdığına, kolesterole bağlı damar

bozulmasının erken yaşlardan itibaren görülebildiğine

dikkat çekti.

Türk Kardiyoloji Derneği Yönetim Kurulu üyesi Prof. Dr.

Ertuğrul Okuyan, “Türkiye’de tüm erişkin erkeklerin %30’u

kadınların %35’i yüksek tansiyona sahip olduğunu belirterek

ilaç tedavisi yanısıra, lifli gıda alımı, diyetteki yağ ve alkolun

Ekim - October 2020



62

recommended that in addition to drug therapy, fiber food

intake, reducing fat and alcohol in the diet, and increasing

physical activity.

President of Yes to Health Association (Sağlığa Evet

Derneği in Turkish) Prof. Elif Dağlı said, “The World Health

Organization (WHO) has targeted the year 2023 to

eliminate industrial trans fats from the food supply chain

altogether. The European Union’s then brought a maximum

of 2 grams of trans fat restriction to 100 grams of fat in

foods for Turkey to be presented to the final consumer

and foods intended for retail sale. With the current label

regulation, protection from trans fats was left entirely

to the consumer’s responsibility. With the amendment

made in the Turkish Food Codex within the framework of

harmonization with the European Union, this responsibility

has been put on food business operators since January

2021. Food business operators supplying a food not

intended for the end consumer or mass consumption

places to other food business operators were exempted

from the trans fat restriction. Raw material suppliers will

inform the producers about the amount of trans fat in

the event that the amount of industrial trans fat in their

products exceeds 2 grams per 100 grams of oil.”

Dağlı said, “The first implementation towards the 2023

target of WHO begins in January 2021. Determining a

standard method for how to separate animal and industrial

trans fat and measuring industrial trans fat is important in

terms of auditing the conformity of the food produced. It

is also important to provide information on the amount of

trans fat in the product. It is also important to inform the

consumers about the amount of trans fat in the product.

Due to the consumption of more than one of the same

products or the consumption of different products at

the same time, the recommended daily limit can be easily

exceeded, so the consumer should also see the limited

amount of trans fat on the labels.”

azaltılması, fiziksel aktivitenin arttırılmasını önermiştir.”

dedi.

Sağlığa Evet Derneği Başkanı Prof. Dr. Elif Dağlı, “Dünya

Sağlık Örgütü (DSÖ) endüstriyel trans yağların gıda

tedarik zincirinden tümden kaldırılması için 2023 yılını

hedef gösterdi. Avrupa Birliği’nin ardından Türkiye

de son tüketiciye sunulması amaçlanan gıdalarda ve

perakende satışa yönelik gıdalarda 100 gram yağ için

maksimum 2 gram trans yağ kısıtlaması getirdi. Mevcut

etiket düzenlemesiyle trans yağlardan korunma tamamen

tüketicinin sorumluluğuna bırakılmıştı. Türk Gıda

Kodeksi’nde Avrupa Birliği’ne uyum çerçevesinde yapılan

değişiklikle bu sorumluluk Ocak 2021’den itibaren gıda

işletmecilerine yükletilmiş oldu. Son tüketiciye veya toplu

tüketim yerlerine yönelik olmayan bir gıdayı diğer gıda

işletmecilerine arz eden gıda işletmecileri ise trans yağ

kısıtlamasından muaf tutuldu. Ham madde tedarikçileri,

ürünlerindeki endüstriyel trans yağ miktarı, 100 gram yağ

için 2 gramı aşması durumunda trans yağ miktarı hakkında

üreticileri bilgilendirecekler.” dedi.

Dağlı, “DSÖ’nün 2023 hedefine yönelik ilk uygulama Ocak

2021’de başlıyor. Hayvansal ve endüstriyel trans yağın

nasıl ayrıştırılacağına ve endüstriyel trans yağın ölçümüne

dair standart bir metot belirlenmesi, üretilen gıdaların

uygunluğunu denetlemek açısından önemlidir. Yeterliliği

bulunan laboratuvar sayısının az olması mevzuatın

uygulanması önünde bir engel olabilir. Her ilde analiz

yapılabilmesi için gerekli yatırımın gerçekleştirilmesi

gereklidir. Trans yağ miktarının üründe hangi miktarda

bulunduğuna dair bilgilendirme yapılmasının da önemlidir.

Aynı üründen birden fazla tüketilmesi veya farklı ürünlerin

aynı zamanda tüketilmesi nedeniyle kolayca önerilen

günlük limit üzerine çıkılabileceğini bu nedenle tüketicinin

etiketlerde kısıtlı trans yağ miktarını da görmesi gerekir”

diye belirtti.

Ekim - October 2020





More magazines by this user
Similar magazines