Views
8 months ago

EGELIFE SAYI_111_kucuk

RÖPORTAJ Ece Özdikici

RÖPORTAJ Ece Özdikici “Nasıl ki insanları da alıp, yaşadıkları alanlardan koparıp, bir yere tıkıp burada yaşayacaksınız diyemezseniz, hayvanlar için de geçerli bu.” Son zamanlarda hayvanlara karşı, hatta sokaklardaki kedi evlerine karşı bile bir düşmanlık var. Hatta geçtiğimiz günlerde sırf bu sebeple bir cinayet bile işlendi biliyorsunuz. Sizce bu sorunun temeli nedir, nasıl çözülür? Ebru Cündübeyoğlu Bu aslında ülkenin genel sorunu. Mesele bir tek hayvan konusuna indirgenmeden önce, her şeyin bizim kültürel ve entelektüel yükselişimize bağlı olduğunu kabul etmek gerekiyor aslında. Türkiye’de önce demokratik süreç yukarıya çıkmalı ki, bunun sonuçları bütün ülkedeki her noktaya, her sorunun çözümüne yansısın. O nedenle bir tek hayvanseverliği ayırmak biraz havada kalacak bir unsur. Ama bununla beraber iş, topluma hayvan sevgisini aşılamaya ve yine özellikle hayvanların sokaktaki yaşam biçimlerini iyileştirmeye, onların kısırlaştırılması ve rehabilitasyonu süreçlerine kadar gidiyor. Bugün belli noktalarda hayvan populasyonunun artması, hayvanseverlerin suçu değil. Bu, yeterli belediye çalışmalarının yapılmamasıyla doğrudan ilgili bir unsur. O yüzden sadece hayvanseverlere yapılan bu saldırılar ya da kedilere, onların yaşam alanlarına yapılan bu saldırılar, ne yazık ki ülkenin genel sorunlarından çok da bağımsız irdelenemez. “HAYVANLARI SOKAKLARDAN TOPLAMAK DEMEK, ONLARI YOK ETMEK DEMEKTİR.” Zamanında hayvanların sokaklardan toplanması gibi bir sözde “çözüm” de önerilmişti... Hayvanları sokaklardan toplamak demek, onları yok etmek demektir. Biz Doyuran Kareler olarak en azından felsefe anlamında barınaklaşma sürecine de her zaman çok katı biçimde karşı olduk. Çünkü nasıl ki insanları da alıp, yaşadıkları alanlardan koparıp, bir yere tıkıp burada yaşayacaksınız diyemezseniz, hayvanlar için de geçerli bu. Onların kısırlaştırılması ve rehabilitasyonunu sağladığınız zaman, ancak sokaklardaki populasyonun biraz önüne geçebilirsiniz. Beraberinde onları “Sen burada yaşayamazsın, ya- 50 Ege Life MART 2017

şama hakkın yok.” diyemezsiniz. En azından biz buna anlayış olarak sonuna kadar karşıyız. En azından ben, hayvan sahibi biri olarak bunu söyleyebilirim. 25- 30’lu yaşlarda hayvanlarla aram çok iyi olmaya başladı. Gerçekten iç huzur noktasında bana çok fazla şey kattığını kendi gözlerimle gördüm ve yaşadım. Bu nedenle kendiniz için ve o hayvan için sahiplenmelis insan... Doğal olarak bir hayvanı sahiplendiğinizde onun hayatını mutlu kılıyorsunuz ve ona sahip çıkıyorsunuz. Bu nedenle onun kahramanı oluyorsunuz, size karşılıksız bir sevgiyle bağlanıyor. Satın almak zaten başlı başına bir hata. Kanunlarla bile yasaklanması gereken bir süreç. Tabii burada yine, “biz neyin neresinde doğru yapıyoruz ki onu doğru yapalım?” noktasına geliyoruz yine. Sokaktaki hayvan sayısı gerçekten de arttı mı peki sizce, yoksa hep böyle miydi? Şunu göz ardı etmemek gerekir. Kısırlaştırma diyoruz biz bazen ama insanoğlu olarak şehirleri şehirleri ve onların yaşam alanlarını o kadar işgal etmiş durumdayız ki, mesele bir tek kısırlaştırma değil. Bundan 15-20 yıl öncesine kadar kısırlaştırma, ağzımıza aldığımız bir kelime bile değildi. Sokakları hayvanlar işgal edip insanları atmadı hiçbir zaman. Populasyon dediğimiz şey, hayvan dünyasında zaten kendiliğinden var olan bir şey. Bir yerde on tane kedi görürsünüz, oradan üç sokak öteye gittiğinizde hiç kedi görmezsiniz. Çünkü o ilk sokakta var olan yaşam koşulları daha iyidir, yemek bulabilirler, barınma ve güven sorunları yoktur, dolayısıyla oraya yığılmalar başlar. O nedenle de aslında toplumun geneline yayılması ve herkesin kapısında 3-5 tane hayvana sahip çıkması asıl sorunun genel çözümüdür. Ama ne yazık ki bunu sağlama noktasından çok uzağız, dediğim gibi bu durum zaten ülkenin genel sağlıksız yapısıyla doğrudan ilgili. Son olarak... Ege Life okuyucularına söylemek istediğiniz bir şey var mı? Bizim yeni başlattığımız bir projemiz vardı. “Satın Alma, Sahiplen” projesini bilirsiniz. Bir de “Güzel Alma, Güzelleştir.” var... Bu kapsamda sokak hayvanlarının “karizmatik” fotoğraf çekimlerini yapıyor ve sahiplenmelerine yardımcı olmaya çalışıyoruz. Siz güzel bakmayı bilirseniz, onlar zaten güzel... İnsanlar gerçekten güzel bakmayı bilirlerse, her şey çok güzel olacak. Biz aslında güzelleştirme gücüne sahip insanlarız. Yeter ki içimizdeki güzelliği önce biz keşfedelim, sonra da hayata bunu yaymasını bilelim. Teşekkür ederim... Savaş Çıkrak “GÜZEL ALMA, GÜZELLEŞTİR.” Bir insan sizce neden bir hayvanı sahiplenmeli? Hem kendi için, hem de sahipleneceği hayvan için. Hayvanlarla iç içe yaşamak, insanın kendi huzuru ve mutluluğu için çok değerli... MART 2017 Ege Life 51

KALKIYOR
Öteki -
Temmuz 2016 sayı 106
JETLER NEDEN AYNI RENKTE?
WINTER’S GATE
KASIM-ARALIK 2016 ❖ 3
KARAR