SEÇİM DEĞİL, DEVRİM - Yürüyüş

yuruyus.com
  • No tags were found...

SEÇİM DEĞİL, DEVRİM - Yürüyüş

Ankara’nın ortasındabir demokratik mevzi savaşı...Dev-Genç’liler, “Parasız Eğitim” çadırlarıylaaylardır bir demokratik mücadeletarihi yazıyorlar...www.yuruyus.comwww.yuruyus.comHaftalık Dergi / Sayı: 27029 Mayıs 2011Fiyatı: 1 TL (kdv dahil)info@yuruyus.comÇayan Mahallesi’nde, Okmeydanı’ndaTutuklamalara Karşı Açlık Grevi 3 Ay Sürecek▼ 15 yaşındaki çocuklarımıza işkence,▼ Halka karşı daha fazla kamera,▼ Daha fazla dinleme, ahlaksız aramalar,▼ Niteliği belirsiz gaz bombaları,▼ Demokratik eylemlere saldırı, halka tehdit...▼ Mahallelere derneklere baskınlar,▼ Gözaltı ve tutuklamalar...▼ Seçim aldatmacası sürerken bilezulüm ara vermiyor...Halka Düşmanlığın vexx5 Kez Söktüler Çadırımızı...6. Kez Kurduk... Biz Kazandık!Kazanan Israrımız veMeşruluğumuzdurinfo@yuruyus.comAhlaksızlığın İktidarı AKP’ye,Halka Saldırıları Gündemine BileAlmayan Düzen MuhalefetineOY YOK!SEÇİM DEĞİL, DEVRİM!


İ ç i n d e k i l e r4 Faşizm altında seçim aldatmacasıBAŞ EĞMEYECEĞİZ6 AKP iktidarının özeti:Halka düşman ve ahlaksız9 AKP’nin zulmüne boyun eğmiyor,direnmeye devam ediyoruz12 Niye gözaltına alıyor,niye tutukluyorlar?13 Cepheli: Cepheli, halkını sevendirÜlkemizde Gençlik14 Kazanan ısrarımız vemeşruluğumuzdur16 Gençliğin Gündeminden17 Hukuk mukuk değilTayyip Erdoğan cezası19 Herkese anlatacağız!21 Gençlik Federasyonu’ndan:Parasız eğitim istemeksuç değildir22 Halk Düşmanı AKP:Halka düşman olan, halkıngençliğine de düşmandır23 Parasız eğitim istemek suçu24 Biz halkız halkın içindeyiz!Buradayız! Sizin şefleriniznerede?SEÇİM DEĞİL, DEVRİM25 MHP-BBPHalk size neden oy versin?26 Seçim değil, devrim!29 Savaşan Kelimeler:Özenticilik ve ölçümüz30 Devrimci Okul:Seçimler ve alternatifler33 Katliamlara yol açmadanhelikopterlerinizimahallelerimizden çekin!34 1 milyon yıkıma karşıhayatın her alanında direnişiörgütleyeceğiz37 Öğretmenimiz: Kolektifçalışma, örgütlü çalışmaktır.Kolektif çalışma,büyük bir iddiadır.38 Ferhat ve Berna için yurdundört bir yanındaözgürlük eylemleri39 Canan Kulaksız’ın babası soruyor:Bu nasıl bir görevdir?41 Canan Kulaksız, Şerzan Kurt, Ömerve Ahmet Abi42 BDP, halkın ve solun önünde özürdilemelidir! Örtbas etmek çözümdeğildir!43 Kasetler, çekenlerin de çekilenlerinde ahlaksızlığının belgesidir!45 TAYAD’lılar Çayan Mahallesi’nde:Tecrit Kaldırılsın!46 Nasıl Bir Yaşam:Mahallelerimizi savunmalıyız!47 Yürüyüş çalışanları veiki devrimci serbest bırakılsın!48 Haberler50 Avrupa’da Yürüyüş52 Milletvekilliği ileödüllendirdikleri en çok soyan,en çok zulmedenlerdir!53 Obama haydutluk politikasınıdevam ettiriyor!54 Yeni değinmeler55 YitirdiklerimizTAYAD’ın internet sitesi yayındawww.tayad.orgYIKIMLARA KARŞIMÜCADELE KURULTAYIÇAYAN MAHALLESİHÜSEYİN AKSOY PARKI’NDA“TUTUKLAMALARA KARŞIAÇLIK GREVİ” SÜRÜYOR!Tarih: 28-29 Mayıs 2011Yer: Türkan Saylan Kültür MerkeziGülsuyu Mah. Nar Sok.E-5 Yanyol üzeriMaltepe İSTANBUL


Faşizm Altında Seçim AldatmacasıDevrimi büyüteceğiz. Kaset savaşları, sandığa bağlanan umutlar,düzen içi solculuk anlayışı onların olsun! Sandığın yolu düzene,devrimin yolu kurtuluşa çıkar. Devrim yolunda yürüyeceğiz...Sayı: 270Yürüyüş29 Mayıs201115 yaşındaki bir genç kızımız,yüzlerce işkencecinin karşısında,yıllarca devrimcilere nasıl boyun eğdireceklerikonusunda eğitim görmüşpsikolojik savaş uzmanlarınınkarşısında, haklılığı ve meşruluğuylaboyun eğmiyor. Türkiye Cumhuriyeti’nindevasa ordusu, polisi,onu teslim almaya yetmiyor... Gençkızlarımız ve delikanlılarımız adınadirenen Ferhat ve Berna, 14 aydırtecrit altında tutuldukları zulümhücrelerinden mahkemeye getirildiklerinde,zafer işaretleriyle iniyorlaro ring araçlarından. Besbelliki, oligarşinin sadece devrimcilerideğil, devrimi teslim almak için kurduğuo F Tipi zindanlar, onları teslimalmaya yetmemiş... Ankara’daSakarya Caddesi’nde bir irade savaşıcereyan ediyordu aynı günlerde.Parasız eğitim için çadır kurmak isteyenDev-Genç’liler 5 kez saldırıyauğradılar. 5 kez gözaltına alındılarve 6 kez çadır kurdular. 6’sında dakazanan onlardı. Bir kez, ellerindeçadır kalmamıştı geride kalan Dev-Genç’lilerin. Çöp poşetlerinden birçadır kurdular. Çöp poşetlerinden birdireniş çadırı belki bir ilkti ve o sıradanpoşet, orada dünyanın en estetikyenilmezlik anıtı gibi duruyordu.İstanbul’un yoksul mahalleleri,aylardır helikopterli baskınlar,gözaltı operasyonları yaşıyor. Sonaltı ayda, tutuklananların sayısı100’ü aştı... TAYAD’lılar, HalkCepheliler, artık bir zulme, aleni birteröre dönüşen tutuklamaları protestoetmek için Çayan Mahallesi’ndeaçlık grevine başladılar. OMahalleler, o kadar operasyon altındaiken, mücadeleyi fiilen örgütleyenonlarca Cepheli tutuklanmışken,Bakırköy’e on binleri taşıyandılar.Mahalleler bizim olacak.Dayı’nın her zaman büyük bir iddiaylasöylediği bir sözdü. Öyle olacak.15 yaşındaki genç kızımızdanyoksul mahallerimize kadar; heryerde bir tarih yazılıyor. Bunlara bakıpdudak bükebilir belki kimileri.Bunları sınıflar mücadelesi açısındançok önemli görmeyebilirler.Onlar sınıflar mücadelesinin şablonlarıylasoyut hayaller kurmayadevam edebilirler. Türkiye halklarınınumudu işte bu küçük küçükçarpışmalarda büyüyor.Televizyon ekranlarında, mitingmeydanlarında 12 Haziran’dayapılacak genel seçimler çerçevesindeamansız bir propaganda yarışıvar. Ancak içi boşaltılmış bir yarışbu. Ferhat ve Berna’nın 14 aylıktutsaklığı yok o tartışmada. 60yaşındaki TAYAD’lıların işkencetezgahlarına çekilmesi de yok. 2,5yaşında açlıktan ölen Kübra dayok; arada bir dillerine dolasalarda gerçekte Kübralar yok bu tartışmada.Bu tartışmada 10 milyon aç,40 milyon yoksul yok.Düzen partilerininbirbirlerinden özündebir farkı yoktur. Olmadığıiçin de, birbirlerini ekonomikpolitikalarıyla,bağımsızlıkçılıklarıyla değil,kasetlerle altetmeyeçalışıyorlar.Bu tartışmada ülkemizdeki Amerikanüsleri yok. Topraklarımızagizli olarak yerleştirilmiş Amerikanfüzeleri ve topraklarımızı alenenyağmalayan emperyalist tekelleryok. Özelleştirmeler, 4-C, esnekçalışma yok. Eğitimin, sağlığın ticarileştirilmesiyok. 1 milyon gecekondununyıkımı yok. Düşünce veörgütlenme özgürlüğünün nasıl yokedildiği yok onların meydanlardakigündeminde. F Tipi hapishaneler,F Tipleri’nde hasta tutsakların bir birkatledilmesi yok.Bunlar yok; ahlaksızlığın kasetlerivar.sıralananlar, üç başlıktaYukarıda toplanır: Emperyalizme bağımlılık,faşizm ve kapitalizminazgın sömürüsü. Halkımızın üçtemel sorunu bunlardır. Bunlar konuşulmuyorsa,hiçbir şey konuşulmuyordur.Arada bir işsizlikten, yoksulluktansöz etmiyor değiller,söz ediyorlar. AKP, yıllardır yaptığıkömür erzak dağıtımından medetummaya devam ediyor; CHP “ailesigortası”nı attı ortaya; sivil faşisthareket de “hilal kart” vadediyor.Bunların her biri, sorunu çözmeyedeğil, yumuşatmaya yönelik önlemlerdir.Bu anlamda düzen partilerininbirbirlerinden özünde birfarkı yoktur. Olmadığı için de, birbirleriniekonomik politikalarıyla,bağımsızlıkçılıklarıyla değil, kasetlerlealtetmeye çalışıyorlar.Ülkemiz si ya se ti ne ba kan la -rın gö züne ilk çarpacak olan,oligarşinin bir çok kesiminin kelimeningerçek anlamıyla birbiriniyiyor olmasıdır. Gözaltılar, tutuklamalar,komplolar, senaryolarbirbirini izlerken, şimdi bu mücadelebir “kasetler savaşına” dönüştü.Generallerle AKP, AKP’yleCHP ve MHP ara sın da şid det libir ça tışma sü rü yor. Bu savaşınodağına son zamanlarda kasetler4


oturdu. Kasetler savaşını sürdürürlerken,sitemin halka karşı birliğidevam ediyor. Ferhatlar’ın Bernalar’ın,hapishanelerdeki tutuklularınbir türlü gündem olamaması bu nedenlerdir.Demokrasicilik oyunu, her alandabaskı ve terörle birlikte sürüyor.“Komünist partisi bile seçimekatılıyor”, "Grup Yorum, yüzbinlerekonser veriyor" diye Türkiye'nindemokratikleştiği hükmünevaranlar, dolup taşan hapishaneleri,hiç durmaksızın süren işkenceleri,gecekondu mahallelerinde kesintisizsüren resmi faşist terörü, en sıradandemokratik hakları suç halinegetiren tutuklama nedenlerinigörmelidirler. Bunları görenler,içinde yaşadığımız sistemin demokrasiolduğu yanılgısından kurtulupfaşizm gerçeğiyle yüz yüze gelirler."Seçim aldatmacası"nda bilezulmü sürdüren bir düzende, seçimaldatmacasına ortak olmak, düzeninömrünü uzatır.ok partili rejim” aldatma-oligarşinin demok-“Çcası,rasicilik oyununun zeminidir. Çokpartili rejimle demokrasi özdeşleştirilmiştir,ancak bu çarpıtılmış birbağdır; böyle bir bağ mutlaklaştırılamaz.Çok par ti li bir re jim fa şizmolabileceği gibi, tek partili bir rejimde tersine demokratik olabilir. Nitekim,sosyalist iktidarlar, proletaryadiktatörlükleri, böyledir.ABD’de seçimlere her seferinde70-80 civarında parti katılır.Ama sistem, aralarındaki farklı esasolarak farklı tekellerin çıkarlarınıtemsil etmekten ibaret olan CumhuriyetçilerleDemokratlar tarafındandö n ü ş üm lü ola rak yö ne ti lir. Sis -tem, çok par ti li gö rü nü müne rağ -men, aslında diğer partilere kapalıdırve burjuva diktatörlüğün enanti-demokratik halidir.Görünürde, seçim yolu kolay,devrim yolu zordur. İkisi deaynı yere varacak olsaydı, kuşku yokki, kolay olan tercih edilecekti.Faşizmin saldırılarıkarşısında halkınbarikatını örmek, “kumtanelerini birleştirip setyapmak” gibidir; bunubaşaracağız. Barikatımızısağlamlaştırdıkça, dahabüyük kitlelerin gelipkatılmasının yolunuaçmış olacağız.Eğer tarihsel olarak parmak kaldırıpindirerek sosyalizmin yolu açılabilseydi,halklar, on binlerce, yüzbinlerce öldükleri, oluk oluk kanlarınındöküldüğü, işkencelerden,hapishanelerden geçtikleri zor yolutercih etmeyeceklerdi.Nasıl bir ülkede yaşamak istiyoruz?Na sıl bir halk olacağız?Nasıl bir sisteme sahip olacak ve nasılbir iktidarla yönetileceğiz?.. Po -li ti ka, insanların bu sorulara verdiklericevaplardır. Seçimler, referandumlar, bu sorulara verilen cevaplartemelinde, çeşitli sınıf ve katmanlarınira de le ri ni or ta ya koy -dukları eylemlerdir. Ancak bunlar,kurallarını burjuvazinin belirlediğikoşullarda, halkın iradesinin çarpıtıldığıveya bastırıldığı zeminlere dedönebilirler.İşte bu zemine düşmeden, halklarınoylarının, bilinç ve iradelerininçarpıtılmasına izin vermeden,ortak olmadan, devrim ve sosyalizmianlatmalıyız halka.Faşizm altında seçim aldatmacasıyaşıyoruz. Zulüm hükümsürüyor. Zulüm "seçim arası" bilevermiyor. Fakat, biz buna rağmenmücadeleyi sürdüreceğiz. Buna rağmenon binleri yüz binlere, yüz binlerimilyonlara dönüştüreceğiz. Bumücadeleyi büyüteceğiz. Bütün halkıbirleştirerek, sömürücüler ve işbirlikçileridışında herkesi bir arayagetirerek kavgayı yaygınlaştıracağız.Faşizmin saldırıları karşısındahalkın barikatını örmek, “kumtanelerini birleştirip set yapmak”gibidir; bunu başaracağız. Barikatımızısağlamlaştırdıkça, daha büyükkitlelerin gelip katılmasının yolunuaçmış olacağız. Hayatın her alanındabüyük bir mücadele potansiyelininolduğunu biliyoruz. Ancak bundanötesi, sabır, emek, cüret, plan, programdır.Bu sabrı, emeği, cüreti ortayakoymadan sonuçlarını alamayız.Mücadele ilerledikçe, emperyalizmin, oli gar şi nin, opor tü -nizmin, revizyonizmin okları üzerimize yağmaya devam edecektir;buna hazırız. Çünkü o okların, zehirlizehirsiz tüm okların altında kalmadanbaşarılmış bir devrim yokturyeryüzünde. İnfazlar, tecrit altındaölümler, kaybetmeler yaşanacak, FTipi hapishaneler dolup dolup boşalacaktır.Bir kehanette bulunmuyor,sınıflar mücadelesinin en karakteristikkurallarından söz ediyoruz.İk ti dar yo lun da bunlar beklenmesigereken engeller ve saldırılardır.Bunları biliyor olmak ve boşbeklentilere saplanmamak, ağır saldırılarahazır olmamızı sağlayantemel nedenlerden biridir.Solun önemli bir kısmı, bağımsızaday tavrı içinde seçim oyununa,şu veya bu biçimde ortak olmuşdurumdadır. Seçimlerin, parlamenterçalışmanın bu şekilde alınması,yanlıştır. Bu ele alış, halkta parlamentoyayönelik beklentileri büyütenbir ele alıştır. BDP’denÖDP’ye, EMEP’e reformizm, asılolarak tercihini düzen içi siyasettenyana yapmışlardır. Politikalarınınözü, parlamenter mücadelenin tümsorunların çözümü için tek doğru zeminolduğudur. Bu politika niyetler,söylemler ne olursa olsun, düzenibüyütür. Biz devrimi büyüteceğiz.Çünkü halkların kurtuluşu için tekşans budur. Tek zafer şansı, bu savaşıvermektir.Sayı: 270Yürüyüş29 Mayıs20115


AKP iktidarının özeti:Halka düşman ve ahlaksızSayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011◆ 15 yaşındaki çocuklarımıza işkence◆ Halka karşı daha fazla kamera◆ Daha fazla dinleme◆ Ahlaksız aramalar◆ Niteliği belirsiz gaz bombaları◆ Demokratik eylemlere saldırı◆ Halka tehdit◆ Mahallelere, derneklere baskınlar◆ Gözaltı ve tutuklamalarAKP, iktidara gelirken “işkenceyesıfır tolerans” demişti.İşte AKP’nin faşizm gerçeği; seçimaldatmacası sürerken bile zulümara vermiyor.AKP iktidarında halka, devrimcilereyönelik terör hiç durmadı. Ve bugünen küçük bir muhalefete dahi tahammülüyok. İktidarı elinde bulundurmanınavantajıyla her kesime saldırıyor.AKP’nin faşist yüzü burjuva basınyayın tarafından ancak oligarşi içiçatışma olduğunda gündem yapılıyor.Ancak AKP oligarşi içi çatışmada kullandığıyöntemlerin on katını, halkave devrimcilere karşı saldırılardakullanıyor.Bir iktidarın niteliğini belirleyennedir?Zulüm ve pervasızlık sadece AKPiktidarına özgü bir durum değildir.Baskı mekanizmasını sürekli güçlendirmekde, gelmiş geçmiş tüm faşistiktidarların temel politikalarındanbiri olmuştur. On yıllardır böyle, heryıl binlerce yeni polis alınır. Panzeralınır, son teknoloji silahlar, zırhlıaraçlar, helikopterler alınır. Polisin, askerinihtiyaç duyduğu bir yasa hiçbirhükümet tarafından ikiletmeden hemençıkartılır.Halka karşı uygulamalardahemen heriktidar bir öncekini geridebırakan bir zalimliksergilemiştir. Hükümetler,başka konulardabir önceki iktidarıeleştirseler de, halkakarşı saldırılarda biröncekinin politikalarınıolduğu gibi sürdürmüşlerdir.Sistem A’sındanZ’sine kadar halka karşışekillendirilmiştir.O hale gelmiş ki diyelimfişlemeyle ilgiliartık pek ihtiyaç duymadığıbir yasayı kaldırıyor. Bunu“demokratikleşme” adına atılmışönemli bir adım olarak sunuyor. Amakaldırdığı maddenin işlevini göreceken az 20-30 yasa, genelge, kararnamevardır. Yani faşist kurumlaşma öylesineköklü ve yaygındır ki, bir kaç yasaldüzenlemeyle hiçbir şey değişemez,değişmez durumdadır. Kaldı kideğiştirme gibi bir niyetleri de yoktur.15 yaşındakiçocuklarımıza işkence“İşkenceye sıfır tolerans” demagojisinidilinden düşürmeyen AKP iktidarının2003-2009 yılları arasında işkenceyapmaktan dolayı 34 bin 922polis, jandarma ve gardiyan hakkındasuç duyurusunda bulunuldu.10 Mayıs’ta İstanbul Okmeydanı’ndadevrimci kurumlara yönelikyapılan polis baskınında Gençlik Federasyonu’ndaestirilen terör,AKP’nin işkenceciliğini bir kez dahagözler önüne sermektedir.Gençlik Federasyonu’ndan gözaltınaalınanlara en aşağılık işkenceleriuyguladı. 15 yaşındaki astımlıbir öğrenciyi gözaltına alırken ağzınagaz sıktılar, dövdüler, aramaadı altına ahlaksızca soydular, yerlerdesürüklediler, cinsel saldırıda bulundular,diş dolgularını döktüler, böbreklerinisakat bıraktılar... Evet bütünbunlar 15 yaşındaki bir öğrenciye yapıldı.AKP’nin polisi insanlık dışı buişkenceleri yaparken AKP hala riyakarca“işkenceye sıfır tolerans” demagojileriniyapmaktadır.AKP, halkı daha fazlaizlemek, daha fazladenetim altına almak istiyorİstanbul’da 4 bin adet polis kamerasıvar. 4 bin kamera yetmiyor polise,kameraların sayısını 10 bine çıkartacakmış.Bunların dışında polis,esnaflardaki kamera görüntülerinede istediği zaman el koyup kullanabiliyor.Polis, kameraları o kadaryaygınlaştırdı ki kimi yerlerde polisinhizmetinde kullanılmak üzere esnafakamera takma zorunluluğu getiriyor.Polis, yoksul halkın yaşadığı mahalleleringiriş çıkışlarına, meydanlarınadireklerin tepesine mobese kameralarıyerleştirip bir mahalledeyaşayan tüm halkı 24 saat izleyip kayıtaltına alıyor.Neden?Mahallelerde hırsızlığın, uyuştu-6DÜZEN PARTİLERİNE OY YOK!


ucunun, fuhuşun, yozlaşmanınengellenmesi için mi?Hayır, mahallelerimizde hırsızlığı,kumarı, uyuşturucuyu,fuhuşu, çeteleşmeyi teşvikeden, koruyan bizzat polislerdenbaşkası değildir zaten. AKPkameraları devrimcilere ve halkakarşı kullanıyor. Kameralarla halkta;“attığımız her adım izleniyor, takipediliyoruz” havası yaratarak halkıkorkutmak, sindirmek istiyor.de aramalarla halk üzerindebaskı oluşturmaktır.AKP, 73 milyonudinlemek istiyorCeza Muhakemesi Usül Kanunu'nun(CMUK) 135'inci maddesinegöre bir kişinin dinlenmesi için, “gecikmesindesakınca bulunan hallerde24 saat içinde mahkeme kararı alınmasışartıyla” izin veriliyor. Fakat gerçektebu, işin kağıt üzerinde olan kısmı.Devlet hem bu yasayı yıllarca devrimci,demokrat, yurtseverlere karşıkullanmış, hem de bunun yetmediğiyerde keyfi ve yetkisiz olarak en yaygındinlemeyi gerçekleştirmiştir. Faşizminkulakları devrimcileri dinlerkenkimsenin sesi çıkmadı. Polisi,MİT’i, JİTEM’i devrimcilere karşıhepsinin ayrı bir fişlemesi vardı.AKP, devrimcilere karşı kullanılandinleme yetkilerini ve mekanizmalarınıbugün oligarşi içi çatışmada birbirlerinekarşı ve 73 milyonluk tümhalka karşı kullanmaktadır. AKP iktidarınınbunu yasalarla mı yoksayasa dışı mı yaptığının hiçbir önemiyoktur. AKP iktidarı telefon konuşmalarınıdinleyerek, şantaj yaparak,ve tehdit ederek 73 milyon insanımızdaparanoyalar oluşturuyor. Korkutuyor,sindiriyor.AKP, ahlaksız aramalarlahalkın onurunu ezmeyeçalışıyorDevrimcilerin örgütlüolduğu mahallelerdeAKP’nin yozlaştırmapolitikaları boşaçıkartılıyor. Buralardayıkıma karşı direnişlerörgütleniyor. AKP, onuniçin buralarda saldırıyor.Onursuz aramalar oligarşinin tümiktidarları tarafından sürdürülmüştür.AKP iktidarı tarafından da sürdürülüyor.Gözaltına alındığında karakollarda,onursuzca üst aramalarıdayatılır. Amaç aramak değil; gözaltınaalınan kişinin onurunu ezmek, iradesinikırmaktır.Hapishaneye girişte tutsaklaraonursuzca çırılçıplak soyarak aramadayatılır. Amaç yine aynıdır. Devrimcilerdayatılan onursuz aramayıyıllardır kabul etmiyor, yıllardır direniyorlar.Dayatılan onursuz arama sadecekarakollarda, hapishane girişlerindedeğil; hayatın her alanında karşımızaçıkabiliyor. Polisin özellikle yoksulgecekondu mahallelerinin giriş-çıkışlarındayol keserek yaptığı aramalarrutin uygulamalara dönüşmüştür.Bunların dışında keyfi olarak istediğizaman istediği yerde kimlikkontrolü yapıp aşağılayıcı biçimlerdearamalar yapmak istemektedir.Polisin amacı yine sadece üst aramakdeğildir. Klasik görüntüdür: Ellerbaşta enseye birleştirilir, bir duvaraya da araca yaslanıp bacaklar açılarakarama yapılır. Pekala başka türlüde üst araması yapabilir polis. Fakatbelirttiğimiz gibi amaç arama değildir;emirlerine itaat ettirmek ve kişininiradesini kırmaktır.Bir başka üst araması uygulamasımitinglerde kitlenin üzerinin aranmasıdır.Bugüne kadar polis saldırısıdışında, mitinge katılanlar tarafındanolay çıkartıldığı olmamıştır. Olayçıkartan hep polis olmuştur. O zamanpolisin halkın üstünü aramaya nehakkı vardır? Polisin amacı bu şekil-Halka karşı yenigaz bombaları“Atılan gaz vücutta yanmayapıyordu, nefes alıp vermekte zorlanıyorduk.Gözlerde yanma vardı,vücudun açık olan yerlerinde yanmayapıyordu ve son hareketlerimizikontrol edemiyorduk.”Evvelki hafta, Okmeydanı’ndapolisin gazlı saldırısına maruz kalanlar,gaz bombasını böyle anlatıyordu.Polis halka karşı gaz kullanmayıo kadar ifrata vardırdı ki, hemen herolayda kullanıyor. Polis gaz bombasıkullanımında hiçbir sınırlama tanımıyor.Mesela iki kişi kendi arasındatartışıyor. Polis, bunları ayırmakiçin gaz kullanıyor. Faşistler ve dincilerdışında saldırdığı her eylemdepervasızca gaz kullanıyor.En son 10 Mayıs’ta Gençlik Federasyonubaskınında kapalı alandakiGençlik Federasyonu üyelerininüzerine niteliği belli olmayan gaz attılar.AKP’nin polisine biber gazı, sinirgazı yetmiyor. Yeni gazlara ihtiyaçduyuyor.AKP, demokratik eylemleresaldırarak halkın hak almahakkını gaspediyorAKP, halkın taleplerini dikkate almadığıgibi birçok eyleme de saldırarakhak alma mücadelesini terörleengellemeye çalışıyor. İşçilere saldırıyor,memurlara saldırıyor, emeklileresaldırıyor. Üniversite gençliğine,liselilere saldırıyor.Parasız eğitim istediği için tutuklananGençlik Federasyonu üyesiFerhat ve Berna 14 aydır tutuklu. Mahallelerdeuyuşturucuya, fuhuşa, yozlaşmayakarşı mücadele eden devrimcilerekarşı polis savaş açmış durumda.Yüzlerce devrimci gözaltınaalındı ve tutuklandı.AKP, saldırılarla da yetinmiyor. İktidarlarıboyunca bizzat linçleri ör-Sayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011SEÇİM DEĞİL, DEVRİM7


gütleyerek hak alma mücadelesini,demokratik mücadeleyi yok etmek,devrimcileri tecrit etmek istiyor.AKP, mahallelerdederneklerimizi basıpörgütlenme hakkımızıgaspediyorAKP, yoksul gecekondu mahallelerindesürekli bir terör estiriyor.Gece yarısı helikopterlerle mahallelerdebulunan dernekleri, evleri basaraktüm yoksul halka gözdağı veriyor.Son 6 ay içinde Gülsuyu Mahallesi,1 Mayıs Mahallesi, Sarıgazi,Çayan Mahallesi, Gazi Mahallesive Okmeydanı mahallelerinde derneklereve onlarca eve baskın düzenleyerekterör estirdi. Yüzün üzerindekişiyi gözaltına alıp tutukladı.AKP, mahalleleri ve dernekleri basarakhalkın devrimcilerin öncülüğündeörgütlenmesini engellemeyeçalışıyor. Çünkü devrimcilerin örgütlüolduğu mahallelerde AKP’nin yozlaştırmapolitikaları boşa çıkartılıyor.Buralarda yıkıma karşı direnişler örgütleniyor.AKP, onun için buralardasaldırıyor.Özet olarak AKP, başta devrimcilerolmak üzere AKP gibi düşünmeyenhalkın her kesimine saldırıyor.Halkı sindirmek için gözaltılardan işkencelere,tutuklamalara, linçlerdengazbombalı, coplu saldırılara terör estiriyor.Saldırılarla halkın her kesimineteslimiyeti dayatıyor. Oligarşi içi çatışmadada mevzi kazanıp iktidarınıgüçlendiren AKP saldırılarda çokdaha pervasızlaşmıştır.AKP, saldırılar karşısında direnendevrimcilere de teslimiyeti dayatıyor.Onun için iktidara geldiği günden berisaldırıyor devrimcilere. Ancak devrimcilereboyun eğdirememiştir. Devrimcilerfaşist AKP iktidarı karşısındatek direnenlerdir.Tayyip Kemal DevletErdoğan Kılıçdaroğlu BahçeliBurjuva partilerinin seçim meydanlarındayaptığı konuşmalara tanıkoluyoruz. Kelimenin gerçek anlamıylaatıp-tutuyorlar. Çeşitli vaatlerdebulunuyorlar.Mesela AKP diyor ki; “Eskidenbiz defter, kitap bulamazdık, şimdiokullar açıldığında çocukların sıralarınınüzerinde kitaplar hazırduruyor” Lütfediyor Başbakan. Nekadar da büyük hizmet.... İşte halkıböyle kandırıyorlar. Siz kime neyibahşediyorsunuz? Birincisi; parasızeğitim okuma çağındaki herkesin entemel hakkıdır. İkincisi, vaat ettiklerizaten halktan çaldıklarıdır.Üçüncüsü, bir kaç yalanın dışındavaatte bile bulunamamaktadırlar.İktidar partisi AKP, “Çılgın Projeler”lehalkı kandırmaya çalışıyor.İstanbul, Ankara, İzmir, Van, Diyarbakıriçin “çılgın projeleri” varmış.Nedir “çılgın proje?” İstanbul’unyağmalanması... Hem deöyle bir yağma ki İstanbul, tarihininen büyük yağmasıyla karşı karşıya.AKP’nin “çılgın proje”sinde halkiçin hiçbir şey yok. Proje milyarla-Vaat ettikleribizden çaldıklarıdırca doları bulan bir yağma projesi.Başbakan Erdoğan, “iki İstanbul”diye yeni bir proje daha açıkladı. Buda yağmanın devamı. İstanbul’da 1milyon gecekondunun yıkımını kapsayanyağma projesi. AKP bir de,kendisi için yıkım demek olan buprojelerle halkın övünç duymasını istiyor.Sonuçta AKP, bu projelerle halkahiçbir şey vermeyecek. Halk içinaçlık, yoksulluk ve zulüm daha dabüyüyecek.CHP ise muhalefette olmanınrahatlığıyla bol keseden “vaat” dağıtıyor.“İşçiye, taşeronlaşmaya sonvereceğim” diyor. “Çiftçinin, emeklininyüzü gülecek” diyor. “Hiçbirçocuk yatağına aç yatmayacak” diyor...Açlığa son verecekmiş CHP. Açlığımız,tekellerin hırsızlığı ve sömürüsünedeniyledir.. Tekellerin sömürüsünekarşı çıkmadan açlığa nasılson vereceksiniz?CHP, halkın açlığını, yoksulluğunuvaatlerle oya çevirmek istiyor.Oligarşinin maşası olan MHPise bugünlerde ahlaksızlıklarının ortayaçıktığı kamera görüntülerininüzerini örtmek için halkın açlık veyoksulluğunu keşfetti.Düzen partilerinin halka vermeyivaat ettikleri şeyler zatenhalktan gasp ettikleridir. Hem gaspedeceksin, hem de seçim zamanı halkınoyunu almak için olmadık vaatlerdebulunacaksın...Halkımız; 1946’dan bu yanaoligarşinin seçim oyunu bize göstermiştirki, düzen partileri halkınhiçbir sorununa çözüm olmuyor.Çünkü düzen partileri halkın değil,oligarşinin ve emperyalist tekellerinçıkarlarının temsilcileridir.Seçimden seçime bize vermeyi vaadettiklerişeylerde yine bizden gaspettikleri haklarımızdır.Düzen partilerinin oyununakanmayalım!Çözüm, bizi açlığa mahkum edendüzene karşı mücadeledir.Çözüm, halkın kendisindedir.Yoksul halkımız; BİRLEŞE-LİM. Hiçbir düzen partisine oyvermeyelim. Asalakları sırtımızdanatalım.8DÜZEN PARTİLERİNE OY YOK!


Çayan’da direnişsürüyor!Hüseyin Aksoy Parkı’nda açlıkgrevi devam ediyor.Direnişçilerin ziyaretçileri onlarıyalnız bırakmıyor. Hemenher yerden direniş çadırına ziyaretleryapılıyor.“Gece tam yatmaya hazırlanırkensaat 12 gibi çadıra, gelinve damat geldi. Düğünleri bitmiş,onlar da hayatlarının en mutlugününü bizimle geçirmek istemişlerdi.Öylece gelinlik ve damatlığıylagelmişlerdi. Elbetteçadırda bulunanlar da onları alkışlarve zılgıtlarla karşıladılar.”“Keyfi tutuklama zulmüne son!” kampanyası 13’üncü gününde!AKP’nin zulmüne boyun eğmiyor,DİRENMEYE devam ediyoruz!- 17 Mayıs’ta başlatılankampanya sürüyor!- AKP’nin faşist terörünemahallelerimizi teslimetmeyeceğiz!- Halka ve devrimcilerekarşı sürdürülen gözaltıve tutuklamalar AKP’ninaczidir!AKP’nin aylardır yoksul mahallelerdehalka ve devrimcilere karşısürdürdüğü saldırılarına karşı başlattığımız“Keyfi tutuklama zulmüneson!” kampanyası 13’üncü günündebüyük bir kararlılık ve coşkuyla devamediyor.İstanbul’da Çayan ve Okmeydanı’ndaaçılmış olan çadırlar, zulmekarşı sürdürülen mücadelenin birermevzisi haline geldiler. Onlar saldırdıkçabiz de DİRENİŞİ boyutlandırarak,yeni mevziler yaratarak mücadeleyisürdürmeye devam ediyoruz.Hemen her zaman en zor koşullarda,kuşatıldığmız her durumda direnişimizlekuşatmaları yararak, yolumuzadevam ettik. Tıpkı bugünkurduğumuz ve demokratik mücadeleninbirer mevzileri haline gelençadırları gibi.Sibel Yalçın ve Hüseyin Aksoy...Şimdi onların adıyla anılan ikiparkta da direniş çadırlarımız var. Oçadırların varlığı, AKP’nin sürdürdüğüzulüm politikasına da bir cevapniteliğindedir.Direniş çadırlarımız boş kalmamalıdır.Direniş çadırlarımız AKP’ninzulmüne meydan okuduğumuz, saldırılar,gözaltı ve tutuklamalar karşısındaçaresiz olmadığımızın en iyi örnekleridir.Kızıl bayraklarımız, pankartlarımız,halaylarımızla AKP’nin zulmünemeydan okuyoruz.Çayan’da Hüseyin Aksoy Parkı’ndakidireniş çadırında süren açlıkgrevi ise AKP’nin saldırıları karşısındaSUSMAYACAĞIMIZIN, aslave asla BOYUN EĞMEYECEĞİ-MİZİN DE ifadesi olmaktadır.Çayan’daki direnişten!..22 Mayıs günü Çayan Mahallesi’nde,Hüseyin Aksoy Parkı’nda açlıkgrevi yapan TAYAD’lıların yanınagidiyorduk. Mahalleye girdiğimizdekızıl bayraklarla süslü sokaklarımız,duvarlara işlenmiş sloganlarımızkarşıladı bizi önce. Sokak aralarındatoplarının peşinden koşan çocuklarımızve güneşin altına ellerindekitığlarla oturmuş elişi ören ninelerÇayan’ın sokaklarının bir parçasıydı.Çayan’da 3 ay açlık grevi yapacakolan TAYAD’lıların, Halk Cepheli’lerinyanına, Hüseyin Aksoy Parkı’nadoğru yol aldık. Dalga dalga yayılantürkülerden ve zılgıtlardan çadırayaklaştığımızı anladık. Parkagirişte kızıl bayraklarımız ve pankartlarımızkarşıladı bizi önce.Sonra gözümüze çarpan direniş çadırımız!...Çadıra gelen ziyaretçiler, direnişçilerletürküleri hep bir ağızdansöylüyorlardı. Halaylar, zılgıtlar çekiliyorve herkes direnişi yaşıyor olmanınsevinciyle hareket ediyordu.Açlık grevinde olanlar son derece coşkuluydu.Halk Cepheliler halaylarını çekerkenparkı dolduran ilköğretim bi-Sayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011SEÇİM DEĞİL, DEVRİM9


Direnişçiler’den!..Lerzan Caner(Açlık grevi yapan TAYAD’lı )- Çayan halkının ilgisi yoğundu.Sohbete gelirken bize çay ve şekergetirdiler.-Gün boyu Topkapı’daki mahallelerden,Alibeyköy’den ve İdilKültür Merkezi’nden de ziyaretçilerimizoldu.-Bir eve ihtiyaç için gidiliyordu.O evdeki baba ile sohbet ettik.Baba 7 yıl çok yoz bir hayat yaşamış,bu yüzden eşi onu terketmiş.“Ancak sonraları aklım başımageldi, gittim eşimden de özür diledim”diyor. Eşiyle barışmışlar.“O yoz yaşamdan kurtulmayaçalışırken Cephe’nin de etkisiyleNurtepe’de iyi bir hayat sürdürmeyeçalışıyorum” dedi.se 3 ay değil hepsi bırakılıncayakadar açlıkgrevinde kalırız. baskılarbizi yıldıramaz.”Sayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011rinci sınıf öğrencileri duvarlarda gördükleriyazılamalara dikkat çekmekister gibi “Kurtuluş Kavgada ZaferCephede” sloganlarını atıyor, parktakiağaçlara çıkıyorlardı. ÜzerindeDayı’nın siluetinin olduğu flamayıomzuna alan küçük bir çocuk, kalabalıkcaddeye çıkmak için yol boyuncaağır ağır yürüyordu.Bizim mahallelerimizde mücadeleve direniş çocukların da yaşamınındoğal bir parçası oluyordu. Bu yüzdenişte Dayı’nın resmi omuzlarda sakıncasız,çekincesiz, hiç hesapsız taşınıyordu.İşte o çocuklar annelerinin kollarındaaçlık grevindeki abilerini, ablalarınıziyarete geliyorlardı.Çekilen halaylardan sonra herkesbulduğu yere oturarak, açlık grevindekidirenişçilerle sohbet etmeyebaşladı. Bir yandan çaylarımızı içerkenbir yandan açlık grevindeki direnişçileridinliyorduk. Direnişçiler tutuklananarkadaşlarımızı sahiplenmekonusunda her tür özveriyi yapmayahazırdılar.Şunları söylüyorlardı direnişçiler;“Arkadaşlar açlık grevindeyiz,seve seve açlık grevi yapıyoruz, arkadaşlarımızıtutukladılar, gerekir-Çayan’datutuklamaterörünüprotestoTAYAD’lı Ailelerson aylardaki tutuklamaterörünü 21 Mayıs’taÇayan Mahallesi’ndedüzenledikleri bir yürüyüşleprotesto ettiler.Hüseyin Aksoy Parkı’ndan başlatılanyürüyüşte pankart ve dövizler taşındı.Sloganlarla yürümeye başlayanÇayan halkı ve gençlik “TecrideSon”, “Kahrolsun Faşizm YaşasınMücadelemiz”, “Mahir HüseyinUlaş Kurtuluşa Kadar Savaş” sloganlarıve tutuklananların yazıldığıdövizlerle caddeye çıktılar.Burada megafonla yapılan açıklamadasaldırılar anlatılarak AKP iktidarıve AKP’nin polisi teşhir edildi.Tutsak devrimcilerÖrnektepe’de sahiplenildiYoksul mahallelerde ve Okmeydanı’ndaAKP’nin polisinin faşist terörüylegözaltına alınıp tutuklananHalk Cepheliler, uzun bir süredir sahipleniliyor.Örnektepe’de yapılan yazılamalarlaHalk Cepheliler, tutsaklarını sahiplendiklerinigösterdiler. 20 Mayısgünü Halk Cepheliler, Örnektepemahallesi’nin yoksul sokaklarını yoldaşlarınınserbest bırakılmasını isteyenyazılamalarla donattılar.Halk Cepheliler yazılamalarıyladevrimcilerin mücadeleleri nedeniyletutuklanmasının gayri meşruluğunu,devrimci mücadeleninse meşruluğunuyoksul semtlerin duvarlarınaişlemeye devam edecekler.Tutuklu her bir Halk Cepheli, bulunduğuyoksul mahallelerde, yozlaşmaya,AKP’nin polisinin faşistterörüne karşı mücadele ederken,halkın sorunlarını da sahiplenmiştir.Tutuklamalar, halkı örgütsüz bırakarak,yoksul mahalleleri yozlaşmaya,fuhuşa, çürümeye açık hale getirmekamacı taşımaktadır. AKP’nintutuklama terörünün arkasında bupolitika vardır.Halk Cephesi’ndenbaskınları protestoÇAYAN MAHALLESİHalk Cephesi, 21 Mayıs’ta GalatasarayLisesi önünde Okmeydanı’ndademokratik kurumlara yönelikolarak gerçekleştirilen faşist terörüprotesto etti.“Yola Gelmeyeceğiz, Islah OlmayacağızUmudun Türküsünü SöylemeyeDevam Edeceğiz-Halk Cephesi”pankartını açan Halk Cepheliler,“Devrimci Sanat Engellenemez”,“Grup Yorum Susturulamaz”,Çayan’ı baskı ilesusturamazlar!AKP’nin polisi, Çayan’asaldırarak, halkı ve devrimcilerigözaltına alarak, tutuklatarak,teslim almaya çalışıyor.Çayan halkı, saldırılara direnerek,AKP’nin polisininsaldırıları karşısında geri adımatmayarak mahallesini sahiplenmiştir.Çayan sokaklarından sloganlarımız,kızıl bayraklarımızeksik olmayacak.1 0DÜZEN PARTİLERİNE OY YOK!


“Parasız Eğitim İstemek Suç Değildir”,“Tavır Dergisi Susturulamaz”dövizleri taşındı.Yine baskın günü polislerin yaptığıişkenceleri, ahlaksızlıkları teşhireden görsel dövizler de taşındı.AKP’nin polisinin baskın sırasında akvaryumaişeyecek kadar ahlaksız ve insanlıkdışı davranışları teşhir edildi.Halk Cephesi adına konuşan VeyselŞahin, 10 Mayıs sabahı İdil KültürMerkezi’ne, Okmeydanı Haklarve Özgürlükler Derneği’ne veGençlik Federasyonu’na yapılanbaskınları anlattıktan sonra açıklamayaptı.Açıklamada; “İşte bizler, kimseninkimseyi sömürmediği bağımsız,demokratik, sosyalist bir Türkiye’yisavunduğumuz ve bu uğurda mücadeleettiğimiz için gözaltına alındık,işkencelerden geçirildik ve tutuklandık....Susmayacağız... Yolumuzadevam ediyoruz...” dediktensonra saldırılara karşı direnmeye devamedeceklerini ifade etti.Eylem, AKP’nin faşistterörüne boyun eğilmeyeceğini,ısrarla haklı mücadeleninsürdürüleceğininkararlılığını taşıdı. Eyleme85 kişi katıldı.AKP’nin zulmünekarşı örgütlenmeli,birlikte mücadeleetmeliyiz!AKP tüm halka ve devrimcilerekarşı saldırılarını pervasızca devamettiriyor. Tayyip Erdoğan’ın açıkladığıprojeler tekellerin istediği projelerolmakla birlikte, bu halk açısındanyeni sömürü ve yeni baskılarolacaktır.AKP iktidarının saldırılarına karşıörgütlenmeli ve halkın her kesiminibirleştirerek mücadele etmeliyiz.Halk düşmanı AKP sonuç alamaz.Çağrı:Çayan Hüseyin Aksoy Parkı’nda17 Mayıs’tan itibarensürdürülen açlık grevi yoksulmahallelere yönelik saldırıları vetutuklama terörünü protesto etmekiçin başlatılmıştır.Süren açlık grevini sahiplenmek,açlık grevcilerini ziyaret etmek,açılan çadıra ziyaretlerdebulunmak herkesin görevidir.Bunu unutmamalı, direnişi heryerde anlatmalıyız.TAKSİMAdana’da... İzmir’de... Mersin’de...AKP’nin gözaltı ve tutuklamaterörü protesto edildi!Ankara’daki baskınlarAdana’da protesto edildiAdana Halk Cephesi, ÇakmakCaddesi Kültür Sokağı önünde yaptığıeylemle Ankara’daki baskın vegözaltıları protesto etti.18 Mayıs’da yapılan eylemde“Gözaltılar, Tutuklamalar, BaskılarBizi Yıldıramaz, Gözaltılar SerbestBırakılsın-Halk Cephesi” pankartıaçıldı.Halk Cephesi adına Emrah Eskibal’ınokuduğu açıklamada İstanbulve Ankara’daki saldırılara değinilerek,saldırıların boşa çıkarılacağıvurgulandı.Eylem boyunca çeşitli sloganlaratıldı.“Halkız Haklıyız Kazanacağız”,“Gözaltılar Serbest Bırakılsın”dövizleri taşındı. Mücadele Birliği,DHF, Partizan, ESP veBDSP’nin katılarak destek verdiğiaçıklama sloganlarla sona erdi.İzmir HalkCephesi’nden eylemİzmir Halk Cephesi, 17 Mayıs’taKemeraltı Girişi’nde eylemyaparak Ankara’da gözaltına alınanTAYAD’lı Ailelerin ve Ankara HaklarDerneği üyelerinin serbest bırakılmasınıistediler.Eylemde “Baskılar GözaltılarBizleri Yıldıramaz”, “Gözaltılar SerbestBırakılsın”, “Kahrolsun FaşizmYaşasın Mücadelemiz” ve “HalkızHaklıyız Kazanacağız” sloganlarıatıldı.Eyleme 20 kişi katıldı. İzmir HalkCephesi yaptığı eylemle TAYAD’lılarınve Ankara Haklar Derneği üyelerininyalnız olmadığını da gösterdi.AKP demokrasisi: Baskın,saldırı ve işkenceMersin Halk Cephesi, İstanbul veAnkara’daki saldırıları protesto için21 Mayıs’ta Mersin’de Taş Binaönünde açıklama yaptı.Eylemde“Gözaltılar, Tutuklamalar,Baskılar Bizi Yıldıramaz”pankartı ve kızıl bayraklar taşındı.Niyazi Harnuboğlu’nun okuduğuaçıklamaya 17 kişi katılırken,EHP’de eyleme destek verdi.Mersin halkına AKP’nin saldırılarıve devrimcilerin direnişi anlatıldı.ADANASEÇİM DEĞİL, DEVRİM 1 1


Niye gözaltına alıyorniye tutukluyorlar?Sayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011BEŞİKTAŞAKP iktidarının gözaltı ve tutuklamaterörü sürüyor. Demokratik haklarınıkullanmak, bunun için mücadeleetmek, örgütlenmek ve düşünce özgürlüğünüsavunmak başlı başına birgözaltı ve tutuklanma nedenidir bugün.AKP iktidarı özgürlüklerden vedemokrasiden söz ettiği her dönemdeadli ve siyasi nedenlerle binlerce insanıgözaltına aldı, tutuklattı.En azından bunu tıka basa doldurulanhapishanelerden görmek mümkündür.Ülkemizde, toplam kapasitesi110 bin 740 olan 369 hapishanevar. Hapishanelerde (2010) itibariyle119 bin 112 tutuklu ve hükümlü bulunuyor.AKP iktidarı, 2015 yılına kadar 40bin 26 kişiyi daha hapsedecek, 86 yenihapishane yaptırmaya başladıkları“müjdesi”ni de çoktan verdi!Nitekim TBMM İnsan Haklarınıİnceleme “Cezaevleri” Alt Komisyonu,İzmir’de bulunan Buca Kapalı Hapishanesi’ndeyaptığı incelemeler sonucuhazırladığı raporda, kapasitesibin 300 kişi olan hapishanede, 2 bin41 tutuklu ve hükümlünün kaldığınıaçıkladı.Buca Hapishanesi’nde 1 yılda 17bin 951 kişinin çeşitli aralıklarla tutsakkaldığı, kalabalıktan dolayı ranzalarınüç kata çıkarıldığı belirtildi.Buca Hapishanesi bu konuda tekörnek değildir. Nitekim hapishanelerinkapasitesinin üzerinde doldurulmasıbir sonuçtur. AKP iktidarının siyasive adli nedenlerle sürdürdüklerigözaltı ve tutuklama politikalarının sonuçlarıdırbunlar.Sadece İstanbul’da son 6 aydayoksul halkın oturduğu mahallelerdegözaltına alınan yüzlerce insan içinden100’ü aşkın kişi tutuklandı. DiyarbakırHapishanesi’ni dolduranAKP iktidarı, son 4 aydaDoğu ve Güneydoğu’da 4 binkişiyi gözaltına aldı.Gözaltı ve tutuklamalarınsorumlusu AKP’dirOligarşinin kendi yasalarına göresiyasi ya da adli nedenlerle bir gözaltınaalma durumunda gözaltına almanınşartları şunlardır:“1) Tutuklanmayı gerektirir birdurumun varlığı2) Gecikme durumunda bir tehlikebulunması durumu3) Amire başvuramama gibi bir nedeninvarlığı.”Ancak AKP’nin polisi bunları işinegeldiği gibi yorumlamakta ve herşeyi gözaltı gerekçesi yapmaktadır. Birgece yarısı kuşattığı bir gecekondu mahallesinde“şüphe üzerine”, “şüpheliolarak” diyerek onlarca insanı gözaltınaalabilmektedir.Ya da bir yerde yaşanan bir olayıgerekçe göstererek, işten eve dönmekteolan, olayla ilgisi olmayan birinipekala “şüpheli şahıs” olarak gözaltınaalmaktadır.Özellikle devrimcilere, devrimcilerinfaaliyet yürüttüğü mahallelerekarşı yürütülen gözaltı saldırılarındapolis için her şey mübahtır. Bir akşamvakti kimlik kontrolü yaptıkları mahallegirişinde, istedikleri insanları“şüpheli” olarak gözaltına kolaycaalıp, saatlerce işkence merkezlerindetutmakta, tehdit edip, işkence yapmaktadırlar.Yine oligarşinin kendi yasalarınagöre tutuklama keyfi olarak başvurulacakbir yol değildir. Tutuklama içinde belli şartların varlığı durumunda ancakhakim tutuklamaya karar verebilir.Zira tutuklama kişinin hak ve özgürlüklerinibütünüyle ortadan kaldırmaktadır.O nedenle kriterleri olmalıdır.Tutuklama için;“Ağır cezalık bir ‘suç’un varlığı,kaçma şüphesini oluşturacak belirtilerinbulunması, suçun izlerini yoketmeye veya suç ortaklarını uydurmabeyanlarda bulunmaya sevk etmesi,yahut tanıkları yalan tanıklığa, tanıklıktankaçınmaya yönlendireceğineyönelik belirtilerin bulunması,gösterecek bir adresinin bulunmaması”durumunda hakim tutuklamakararı verebilir.Oysa demokratik haklarını kullandıklarıiçin gözaltına alınıp tutuklattırılanTAYAD’lıların, mahallelerdekidevrimcilerin haklarında ne “ağırcezalık bir suç isnadı” ne “adres gösterememedurumları” vardı.Gözaltı ve tutuklamalarda oligarşikendi yasalarına bile uymamış,gözaltı ve tutuklama zulmünü sürdürerekhalkı sindirmeyi amaçlamıştır.Oligarşinin yasaları bir yana amabugün devrimcilere karşı AKP tam birtutuklama terörü uygulamaktadır.Devrimcileri düzenlerinin potansiyeltehdidi olarak görmektedirler. AKP iktidarıdevrimcileri gözaltına alacak, tutuklayacakbir şey bulamıyor. Ortadakendi yasalarına göre delil yok amadüzmece delil yaratıyor, tutukluyor.Hiçbir şey bulamazsa da mahkemelerikullanarak tutukluyor. Tutuklayaraksindirmeye, mücadeleyi bıraktırtmayaoynuyor. Tutuklamaları halkı sindirmeninaracı olarak kullanıyor.Tutuklama zulmü;teslim almak içindirAmerika’da 1990’ların başındanberi yaptıkları “reformların” ikiönemli ayağından biri tutuklanmagerekçesi olan suçların çeşitliliğini artırmakolmuştur. Yani o güne kadaryargılanması tutuksuz sürdürülen birçok neden, “tutuklanmayı gerektirirsuç” haline getirilmiştir.1 2DÜZEN PARTİLERİNE OY YOK!


Hatta bu politikaya bağlı olarak, yargıçların tahliye etmekiçin, vicdanı kanatlerini kullanmaları, “iyi hal içinnedenler” bulmaları asgariye indirilmiştir. Tutuklanma nedenlerikolaylaştırılmış, cezalar ağırlaştırılmış, Amerikantekellerinin ucuz iş gücü deposu hapishaneler ağzına kadardoldurulmuştur.Dünyaya “insan hakları dersi veren” Amerika’da hapishanelerdecezaların infazı ağırlaştırılmış, hükümlülüksüresi alabildiğince uzun tutulmuştur. Amaç yüz binlerlerceişsizi, siyahı, kızılderiliyi, düzenin ezdiği yoksullarıhapishanelerde ucuz işçi olarak kullanmaktır. İçerdeuzun süre tutmaktır.Hapishanelerde kişiliksizleştirerek, insan olmaktan çıkararak,düzenini posa haline getirdiği milyonlarla korkusuzcadevam ettirebilmektir.Emperyalist ülkelerden tecrit politikalarını ve hücrelerinialan oligarşi aynı zamanda gözaltı ve tutuklama politikalarınıda almıştır. Özellikle AKP iktidarı, bir yandan“AB’ye girme” ve “demokratikleşme” makyajı ile AKPhalka şirin görünmeye çalışırken asıl olarak yeni saldırıyasaları, tutuklama zulmünün kaynağı olacak TCK veCMUK’ta(Ceza Muhakemeleri Usül Kanunu) değişiklikleryapılarak, CİK (Ceza İnfaz Kurumu) çıkarılıyordu.2004’de TCK ve CMUK’da tutuklama zulmünü sürdürmekve yeni saldırılar için aynı mantıkla düzenlemeleryapıldı. Tutuklama gerekçeleri ağırlaştırıldı. Tutukluluksüreleri uzatıldı. DGM’ler yerine Özel Yetkili Mahkemeler,Ağır Ceza Mahkemeleri kurularak bu süreç yeni saldırılarile devam ettirildi. Tutuklamalar bu mahkemelerde sürdürüldü.Polis, bu mahkemelerde devrimcileri kolayca tutuklatabildi.2004 Aralık ayı içinde TBMM Adalet Komisyonu’ndasürdürülen CMUK tartışmaları sırasında dönemin AKP’liAdalet Bakanı Cemil Çiçek, polise yeni yetkiler verilmesininsakıncalarını ifade eden kimi milletvekillerine karşıpolisi savunarak açıktan ;“Kelle koltukta görev yapıyorlar. Suçlu ve terörörgütlerinin elini kolunu sallayarak suç işlemelerine zeminhazırlamayalım. Kolluğun elini zayıflatmayalım.”diyordu.Tıpkı dağda, şehirde devrimcileri, yurtseverleri katledenpolisi savunan Demirel’in, “polisin elini soğutmayalım”dediği gibi faşist Çiçek’te “polisin elini zayıflatmayalım”diyordu.AKP bu yıllarda yaptıkları kimi değişikliklerle, poliseyeni yetkiler vererek halka yönelik saldırıyı yasal halegetirmiş, tutuklama zulmünün yasal kılıfını hazırlamıştır.Nitekim o günden günümüze kadar da çıkardığı yasalarınınarkasına saklanarak gözaltı ve tutuklama zulmünüartırarak sürdürmüştür. Hatta 12 Eylül faşist cuntasına rahmetokutacak kadar sistemli bir zulümdür bu.Kendini Geliştirmeyen Düzeni GeliştirirCepheli Halkını SevendirSevmek, birlikte dövüşüp umudu birliktebüyütmektir... Cepheli, sevgisiyle eğitir,değiştirir, dönüştürür, örgütler,militanlaştırır, savaştırır.Sevginin olmadığı bir dünya, sevginin olmadığı bir kavga,bize ait değildir. Devrimciliğimizin içinde büyük bir sevgi vardır;vatan sevgisi, halk sevgisidir bu.Devrimcidir bizim sevgimiz. Kapitalizm kirletiyor, her şeyipazara çıkarıyor, satıyor. Sevgiyi de. Soysuzlaştırıyor, içiniboşaltıyor, ayaklar altına alıyor, yok ediyor. Ve sahtesini yaratıyor,ticari olanını yaratıyor. Bundandır sevgimizin kavgayya içiçe,militan, savaşçı bir sevgi olması.Cepheli’nin sevgisi, Ferhat’ın sevgisidir. Deldiğimiz dağlarsadece Şirin için değildir. Suyu götürürüz susamışa.Cepheli’nin sevgisi Dadaloğlu’nun sevgisidir. Halk için, onuriçin, namus için çıkmak gerekirse dağlara, çıkarız. Uğrunda ölecekkadar seviyoruz halkı.Yüzünü görmediğimiz, adını bilmediğimiz milyonlara olansevgimizdir bizi devrimci yapan. Ve devrimciliğimizin kaynağıdırhalkımıza olan sevgimiz. Hilesiz, hurdasız, yalansız, riyasız,çıkarsız...Cahil, korkak, yiğit, bilge... Aç, gönlü zengin, çaresiz, umutlu,eli nasırlı. Yalan söyleyen, doğruluk için ölen, sözünde duran,durmayan, kadın erkek, her ulustan, her inançtan... İşte böyle birhalkı hem de tereddütsüz sevendir Cepheli.Kişi sevdiği için her türlü fedakarlığı yapar. Korkmaz, kaçmaz,gözünü budaktan sakınmaz. Sevdiği için ölür, öldürür. Aç,susuz kalır. Dağa çıkar, zindana atılır. İnsan olmanın güzelliği,erdemidir bu. Böyle sever Cepheli de."İnsan sevdiğinin mutluluğunu ister" der halkımız. Cephelide, halkın yüzü gülsün ister. Sömürülmesin, aç açıkta kalmasın,geleceği kararmasın ister. Bundandır fedakarlığı, emeği, cüreti,devrimci kavgası.Sevmek, halkın acısını kendi acısı, halkın sevincini kendisevinci bilmektir. Derdini paylaşmaktır. Birlikte çare aramaktır.Umut vermektir, umut olmaktır. Birlikte dövüşüp umudu birliktebüyütmektir.Gerçek sevginin dayanışmak, paylaşmak, zorluklara birlikte göğüsgermek olduğunu bilir Cepheli. Sevgisiyle eğitir; değiştirir,dönüştürür; örgütler, militanlaştırır, savaştırır. Doyurur, ısıtır,besler, iyileştirir, neşelendirir, umutlandırır, güçlendirir.Sevgiyle çalışan bir beyin, sevgiyle atan bir yürek her türlüfedakârlığı yapar, her cüreti gösterir. Sonuç alır, ayağa kalkarve kaldırır... Cepheli’nin beyni ve yüreği tepeden tırnağa halkve vatan sevgisi ile doludur.Cepheli’nin sevgisi devrimcidir, militandır, bilimseldir.Sevgisi bu yüzden ölümünedir.Sayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011SEÇİM DEĞİL, DEVRİM1 3


Ülkemizde Gençlik5 Kez Söktüler Çadırımızı... 6. Kez Kurduk... Biz KazandıkKazanan Israrımız veMeşruluğumuzdurSayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011Ankara’nın ortasındabir demokratik mevzisavaşı...Dev-Genç’liler,“Parasız Eğitim”çadırlarıyla aylardırbir demokratikmücadele tarihiyazıyorlar...Çadırlarımıza saldırabilirsiniz.Bizleri gözaltına alıp işkencelerdengeçirebilirsiniz. Parasız eğitim istediğimiziçin tutuklayıp aylarca hapishanelerintecrit hücrelerinde tutabilirsiniz!Ama asla bize boyun eğdiremezsiniz.Asla bizi meşru haklarımızıtalep etmekten vazgeçiremezsiniz.Başbakan Tayyip Erdoğan’ınRoman Çalıştayı’nda “Parasız Eğitimİstiyoruz Alacağız” yazılı pankartıaçtıkları için Gençlik Federasyonuüyesi Ferhat Tüzer ve Berna Yılmaz14 aydır tutuklu.Gençlik Federasyonu aylardırİstanbul’un gecekondu mahallelerindenbaşlayarak şehir merkezlerindeve Anadolu’nun dört bir yanındaşehir meydanlarına çadır kurarakparasız eğitim talebini ısrarla sürdürüyor.AKP’nin polisi bir kaç istisnadışında bugüne kadar açılan tümparasız eğitim çadırlarına saldırdı.Çadırların açılmasını engellemek içinaltı ayı aşkın süredir bir irade savaşısürüyor. Polis çadırların açılmasınıengellemek için defalarca saldırdı.Çadırlara el koydu. Onlarca arkadaşımızgözaltına alındı.AKP’nin terörüneboyun eğmedikHer seferinde iradesavaşını biz kazandıkÜç gün boyunca Ankara KızılaySakarya Caddesi’nde Dev-Genç’leAKP’nin polisi arasında bir iradesavaşı yaşandı.AKP’nin polisleri Dev-Genç’lileritanır. Asla geri adım atmayacaklarınıbilir. Dev-Genç’liler yapacağızdedi mi YAPAR!Ancak buna rağmen çaresizlikiçinde saldırdı polisler. Neden?Çünkü parasız eğitim istiyor Dev-Gençliler. AKP’nin parasız eğitimisteyenlere neler yaptığını gösteriyoruz.Ve AKP’nin faşist yüzünü ortayaseriyoruz. Onun için kurdurmayacağımdedi AKP’nin polisi. “Kuracağız”dedi Dev-Genç’liler ve çadırKURDULAR.***Bir günde üç saldırı;18 gözaltı!Ankara Gençlik Derneği öğrencileri,Ferhat Tüzer ve Berna Yılmaz’ınserbest bırakılması ve “Parasız Eğitimİstiyoruz Alacağız” talebiyleAnkara, Kızılay Sakarya Meydanı’nda20 Mayıs günü, saat 13.00’deyaptığı basın açıklamasıyla üç günlükaçlık grevi yapacağını duyurdu. Dahaçadırı kurarken polis saldırarak Halilİbrahim Müjdeci, Gülşah Işıklı,Bahadır Altınok, Alican Gözlekçi veBurcu Gündoğmuş olmak üzere beşkişiyi gözaltına aldı.Bizi yıldıramazsınız!İlk gözaltıdan 45 dakika sonra birgrup Dev-Genç’li arkadaşlarının gözaltınaalındığı aynı meydanda tekrarçadırı kurmaya başladı.Polis çaresiz. Biraz önce gözaltınaalmışlardı. Ve Çankaya Polis Karakolu’nunhücrelerinde hala onlarınsesi yankılanıyor. Şimdi yenileri çadırkuruyor.Polislerin amiri eyleme son verilmesiniistiyor. Yoksa gözaltına alırımdiyor. Polis yine çaresizlik içindeyapabileceği başka birşey yok.AKP’nin polisi saldırdı ve 13.45’deUfuk Anıl Çalımlı, Sabri Demir,1 4DÜZEN PARTİLERİNE OY YOK!


Ülkemizde GençlikHüseyin Gökoğlu, Hasan Özdemirve Sevil Kalem olmak üzere beşDev-Genç’liyi daha gözaltına alındı.Gözaltılarla biziyıldıramazsınız!Aynı gün Ankara Gençlik Derneğiüyeleri saat 17.00’de, demokratikkitle örgütlerinden temsilcilerin dekatıldığı, saldırıları protesto edenbasın açıklamasının ardından polisçadıra üçüncü kez saldırdı. GizemOturak, Zeynep Cansu Tatar, UğurTektaş, Ulucan Öztürk, Serhat Arda,Gülçin Cengizoğlu, Dilara Bayramve Yaşar Kaşık’ın da gözaltına alınmasıylabir günde toplam gözaltınaalınanların sayısı 18 kişiye yükseldi.Gençlik Derneği üyeleri arkadaşlarıserbest bırakılıncaya kadarSakarya Caddesi’nde oturma eylemibaşlattı. Gözaltına alınanlar aynıgün akşam 21.00’dan itibaren serbestbırakılmaya başlandı.İkinci gün, 4’üncü çadır!Gece gözaltından serbest bırakılanDev-Genç’liler 21 Mayıs’ta saat09.00’da Sakarya Caddesi’nde dördüncükez çadır kurdular. Çadıraçıldıktan yaklaşık 10 dadika sonrapolis tekrar saldırarak Gülçin Cengizoğlu,Mehmet Adıgüzel ve AlicanGözlekçi’yi de gözaltına aldı.Çadır direnişinsembolüdür:KURACAĞIZ!Parasız Eğitim İstiyoruz Kampanyası’ndakurulan çadırlar direnişinsembolü oldu. Onun içn AKP’ninpolisi çadırlara saldırdı. Her seferindeçadırları da gözaltına aldı. Polis,Dev-Genç’lilerin çadırlarını bitirirsedirenişinin de bitireceğini sanıyordu.Açlık grevinin ikinci günü sabahyaşanan polis saldırısında Gençliğinelindeki son çadırı da gözaltına alındı.Çadır, direnişin sembolüydü fakattek başına çadırın direnişte bir anlamıyoktu. Çadıra o misyonu kazandıranDev-Gençliler’di. Çatışan direnen Dev-Genç’in iradesiydi. Ellerinde çadırıkalmayan Dev-Gençliler naylon poşetve plastik borulardan çadır yaptılar. Pankartlarını,dövizlerini açıp parasız eğitimve Ferhat’la Berna’ya özgürlük istemeyedevam ettiler.Saat 11’de sabahki ve bir günönceki saldırıları protesto eden AnkaraGençlik Derneği üyelerine polis5’inci kez saldırdı. Serhat Arda,Onur Kesimal, Sabri Demir, AlicanGözlekçi, Burcu Gündoğmuş veSevil Kalem de bu saldırıda gözaltınaalınarak toplam gözaltı sayısı yirmialtıya çıktı.İrade savaşınıDev-Genç kazandıAçlık grevinin 2. gününde 5. kezçadır açtıktan sonra işkence yapılarakgözaltına alınan Dev-Genç’liler akşamsaat 21.00 civarında çıkartıldıklarısavcılıktan serbest bırakıldı. Dev-Genç’liler Sakarya Meydanı’na tekrargirerek bir basın açıklaması yapıpsaldırıları teşhir ettiler. 5. kez gözaltınaalındıkları yere 6. kez çadırlarınıkurdular. İmza masası açıp imzatoplamaya başladılar.Zafer ısrar ve kararlı direniş sonucundakazanıldı. 5 kez zorla gözaltınaalınan ve gözaltından çıktıktan sonratekrar çadır kuran Dev-Gençlileresnaflarda saygı ve güven oluşturdu.6. Kez çadır kurulmasına tanık olanSakarya Caddesi’ndeki esnaflar ilgi vecoşkuyla karşıladı Dev-Gençlileri.Her seferinde DevGenç’liler kaldıklarıyerden devam ettiler. Çadırınyanına imza masası açıp imza toplamayave bildiri dağıtmaya devam ettiler.Aynı zmanda AKP polisinin saldırılarınıteşhir ettiler. Halk ise günlerdirsaldırıya uğrayan DEV-GENÇ’lileri sahiplendi."Yaşasın DirenişYaşasın Zafer"Dev-Genç’liler 23 Mayıs’ta "YaşasınDireniş Yaşasın Zafer" sloganlarıatarak yaptığı basın açıklamasında24 Mayıs’ta çadır direnişlerine sonvereceklerini duyurdular.24 Mayıs’ta ise "Yaşasın DirenişYaşasın Zafer" sloganlarının atılmasıve coşkulu halayların çekilmesiyleüç günlük çadır direnişi bitirildi.Israrımız ve meşruluğumuzlakazandık! 5 kez saldırdılar. Yılmadık,6. kez kurduk... Çadırların bittiğiyerde naylon poşetlerden çadır yaptık.Ama direnişten vazgeçmedik.Israr, kararlılık, demokratik mücadelededevrimci tarz... Zaferi bu tarzlakazandık. Bu tarzı geliştirecek dahabüyük zaferler kazanacağız.- Burjuva demokrasisi yalan.Burjuva hak ve özgürlükler kağıtüzerinde. İşte sıradan bir hak kullanılamıyor.Bir hakkı kullanabilmekiçin onlarcamız gözaltına alınıyor,işkenceleri, tutuklamaları göze alıyoruz...Parasız eğitim anayasalhaktır. Anayasanız mı yalan söylüyor,polisiniz mi işkenceci? Yoksaikisi birden mi?Sayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011SEÇİM DEĞİL, DEVRİM1 5


Ülkemizde GençlikGençliğinGündemindenDÜZEN PARTİLERİNİN SEÇİM VAATLERİNEALDANMAYALIM! HAKLARIMIZI KAZANMANINTEK YOLU MÜCADELEDİR!Sayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011Seçimin yaklaşmasıyla birliktedüzen partilerinin gençlik üzerindekioyunları da gün geçtikçe artıyor.Bugün birçok düzen partisi, gençliğinve eğitimin sorunlarını çözeceklerinisöylüyor. Yalanlarla, uydurma vaatlerlehalkımızın çocuklarını kandırmayaçalışıyor. Özellikle CHP iktidarı,iktidara geldiklerinde gençliğinparasız eğitim ve demokratik üniversitevb. taleplerine çözüm bulacaklarınısöylüyor. Ama bu söylenenlerinhepsi yalandır.Evet! Bugün eğitimin paralı oluşu,YÖK, üniversitelerdeki anti-demokratikuygulamalar gençliğin enönemli sorunlarıdır. Ama bunlarınhiçbirinin çözümü seçim değildir.Gençliğin bu temel sorunlarını seçimleçözeceklerini söyleyenler düzenehizmet ediyordur. CHP de buaçıdan düzene hizmet eden bir partidir.Kemal Kılıçdaroğlu düzenlediğitüm mitinglerde şunları söylüyor;“YÖK'ü kaldıracağız, üniversite yönetimindeöğrencilere söz hakkı vereceğiz,üniversitelerde harçları kaldıracağız.”Kemal Kılıçtaroğlu'na veCHP'ye şunu soruyoruz: Gençlik 42yıldır haklarını kazanmak için kıyasıyamücadele verirken, bedelleröderken bu sorunlar CHP'nin programındavar mıydı? Ayrıca aylardırGençlik Federasyonlu öğrenciler İstanbul'dave Anadolu'da parasız eğitimiçin çadır kurup açlık grevine girerken,gözaltına alınıp tutuklanırkenCHP neredeydi. CHP bunların cevabınıveremez. Çünkü gençlik haklarıiçin, 12 milyon öğrencinin talebiiçin militan bir mücadele verirkenCHP bunların hiçbirinde yoktu. Şimdiise sol söylemleri kullanarak, gençliğinsorunlarına değinerek oy almapeşindedir. Şunu da belirtelim ki CHPiktidara geldiğinde de bunların hiçbirineçözüm bulamayacak. Çünkü bu ülkedekitüm sorunların kaynağı Sabancılarve Koçlardır. Sadece onlarınvarlıklarının korunması için bu ülkedebirçok katliam yapılmıştır. Öğrencigençliğe haklarını savunmaması içinbirçok baskı uygulanmıştır ki bu baskılarbugünde devam etmektedir.Bugün de düzen, gençliğin kararlımücadelesini sindirmek istiyor.Bunun için de CHP gibi sol söylemlerikullanan bir partiyle devrimcigençlik düzene çekilmeye çalışılıyor.Çünkü gençlik gerçekten militan birmücadele verdiğinde birçok kazanımlarelde edebiliyor. Gençliğinverdiği bu mücadele ve elde ettiği kazanımlarda emperyalistleri ve işbirlikçilerinikorkutuyor. Bu yüzden;egemen sınıflara göre gençlik düzeniçinde istediği gibi siyaset yapabilirdiama radikal bir mücadele veremezdi.Onlara göre gençlik sadece düzeninçizdiği sınırlarda siyaset yapmalıydı.Çünkü gençlik ne zaman militanbir mücadele vermişse, kaybedenlerhep emperyalistler ve işbirlikçileriolmuştur. Emperyalistler debu yüzden yıllardır seçim aldatmacasınıkullanıyorlar. Gençliğin mücadelesiülkede ne zaman ivme kazandıysao zaman sol söylemleri kullananbir düzen partisiyle bu mücadeleengellenmek isteniyor. Geçmişzamanlarda bunu Ecevit dönemindede yapmaya çalıştılar. Ecevit de Kılıçdaroğlugibi sol söylemleri kullanan,demokrat olarak gözüken vehalkın umudu olarak gösterilen biriydi.Ama Ecevit iktidarında da bu ülkedebirçok devrimci katledildi. Birçoköğrenci yurtlarından, okullarındanatıldı. Yani düzenin halka umutolarak gösterdiği bir partinin iktidarındada bir şey değişmedi. Gençlikbugünde aynı tehlikeyle karşı karşıyadır.Düzen bugün de gençliğe umutolarak CHP'yi göstermektedir. Fakatgençlik düzenin bu oyununa gelmeyecekve onların çizdiği sınırlara tabiolmayacak. Öğrenci gençliğin parasız,bilimsel,demokratik üniversiteiçin, bağımsızlık için verdiği militanmücadele bitirilemeyecek.gençliğintarihinden28 Mayıs 1991: İstanbulÜniversitesi Orman Fakültesi'ni“kaleleri” olarak gören sivil-faşistlerkantinde kitapstandı açarlar. Bunun üzerinedevrimci-demokrat öğrencilerbu katil sürüsünü okuldanatar. Aynı zamanda sivil-faşistlerinhazırladıkları panodevrimciler tarafından parçalanır.1 Haziran 1998: İstanbulÜniversitesi Avcılar Kampüsü'nde6. Bahar Şenliği yapıldı.Şenlik Pazartesi günü VeterinerlikFakültesi önündebaşladı. İYO-DER'li öğrencilerstand açtılar ve 31 Mart'tanitibaren haber alınamayan dörtdevrimci için imza topladılar.Dünya Gençliğindenİspanya’da Gençler Eylemde:Avrupa'da işsizlik oranının en yüksekolduğu İspanya'da gençler Madrid'deki"Puerto del Sol" (Güneş Kapısı) Meydanı’nda"daha iyi yaşam koşulları ve insanibir yaşam" talebiyle eylem başlattılar.Devlete karşı protestolar yasağa rağmensürüyor. Binlerce eylemci, geceyi başkentMadrid'in büyük meydanlarından birindegeçirdi.1 6DÜZEN PARTİLERİNE OY YOK!


Hukuk mukuk değilTayyip Erdoğan cezası◆ Ferhat ile Berna 14 Aydırtutuklu. Mahkemeler6 Ekim’e ertelendi◆ Ferhat ile Berna’yı ASIN!Çünkü onlar TayyipErdoğan konuşurkenpankart açtılar◆ Ferhat ile Berna’yı ASIN!Çünkü onlar okuma yazmabilmeyen milyonlarcayoksul için PARASIZEĞİTİM istedilerHangi gerekçeyletutukluluğunu sürdürüyorsunuzFerhat ileBerna’nın?Savcı, “Sanıklarıneylemleri, anayasaldüşünceyi açıklamave ifade etme sınırlarıiçindedir" diyor.Peki mahkeme heyetihangi kanuna,hangi yasaya dayanaraktutukluluklarınındevamını istiyor?14 Mart’ta2010’da Başbakan’ında katıldığıRoman Çalıştayında‘PARASIZ EĞİTİMİSTİYORUZ ALA-CAĞIZ GENÇLİKFEDERASYONU’yazan pankartı açarak milyonların talebini dile getirdiğiiçin 14 aydır tutuklu olan Gençlik Federasyonu üyesiFerhat Tüzer ile Berna Yılmaz’ın mahkemesi 24Mayıs’ta görüldü. Parasız eğitim istedikleri için BeşiktaşAğır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Ferhat ileBerna hakkında 15 yıl hapis cezası isteniyor.◆ Ferhat ile Berna’yı ASIN!Çünkü onlar PARASIZEĞİTİM İSTEMEYEDEVAM EDİYORLAR!Oligarşinin hukuku da değil bu,Tayyip Erdoğan hukukuOligarşinin kendi yasalarına göre de hukuk, adalet değilbu. Tayyip Erdoğan fermanı. Geçtiğimiz hafta TayyipErdoğan, kendisi salona girince ayağa kalkmadığı için kontrgerillacıEngin Alan’a “şimdi bedelini ödüyor” diyordu.Ferhat ve Berna için olan da budur. Görülen mahkemeler,duruşmalar hepsi göstermeliktir.Suç nedir?Pankart açmak mı? Böyle bir suç yok?Parasız eğitim istemek mi? Böyle bir suç da yok. Tamtersine parasız eğitim anayasal bir haktır! Bu hakkı talepetmek de tartışılmaz şekilde meşru bir haktır. Bu Ferhat ileBerna anayasal haklarını kullanmışlardır. Ve aynı pankartaylardır memleketin dört bir yanında açılmaktadır.Peki o zaman nedir suçları? 15 yıl hapis cezasıyla yargılanıyorlar.Bilmediğimiz bir suçları mı var?Hayır o da yok!Mahkeme heyeti, “kişi hak veözgürlüklerini gasp” suçu işliyorMahkemenin savcısı diyor ki; "Haklarında kapatılmave yasaklama kararı olmayan dernek ve örgütlerineylemine katılan sanıklara sırf katılmaları nedeniyle sorumlulukyüklenemez. Bu anayasal hakların etkin birşekilde kullanımının önüne geçer.” 14 aydır mahkemeheyetinin yaptığı budur. Ferhat ile Berna’nın “yasal haklarınıetkin bir şekilde kullanımını” engellemektedirler.Elbette mahkeme heyetinin tek suçu bunlar da değildir.Ferhat ile Berna’nın eğitim hakları gasp edilmektedir. Dahada önemlisi özgürlükleri gasp edilmektedir.Mahkeme savcısı, “sanıkların eylemleri, anayasal düşünceyiaçıklama ve ifade etme sınırları içindedir” diyor.Ortada ne suç var ne delil. Mahkeme heyeti Ferhat veBerna’nın tutukluluklarının devamına karar verdi. Mahkemebeş ay sonraya, 6 Ekim 2011 tarihine ertelendi.Yasalara göre Ferhat ile Berna’nın hiçbir suçu yok! Bukarar neye göre verildi?Bu karar Tayyip Erdoğan cezasıdır!Oligarşinin hukukuna göre de suç olmayan bu kararSayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011SEÇİM DEĞİL, DEVRİM1 7


Başbakan Tayyip Erdoğan cezasıdır.Sen misin “koskoca Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanıkürsüde konuşurken pankart açan!..”Sen misin AKP, ulufe gibi öğrencilere bedava defterkitap dağıtırken “parasız eğitim” isteyen!..Bu ne cüret! Kimin ne haddine! Atın F tiplerine, atınhücrelere... Bildirin hadlerini...Evet, Ferhat ve Berna bu düzenin hukukuna göre dedeğil, Tayyip Erdoğan hukukuna göre yargılanmaktadır.Hüküm verilmiştir: F tiplerinde 15 yılla “had” bildirilecek!Ferhat ve Berna’nın tutukluluğu Türkiye’de demokrasininolmadığının göstergesidir. Haklar ve özgürlüklerdenyararlanılabilir: AKP’yi hedeflememek kaydıyla... Ferhatve Berna hala tutsak çünkü Tayyip böyle buyurdu.Yanılıyorsun Tayyip Erdoğan,Yanılıyorsunuz faşist mahkeme heyeti...Karşınızdakiler Dev-Genç’lidir. Cunta mahkemelerindenberi sizin gibi faşist hakim ve yargıçların cezalarıkarşısında boyun eğmediler. Nedamet getirmediler. Onlar41 yıllık baş eğmeyen onurlu bir tarihin yaratıcılarıdır.Berna’nın, Ferhat’ın zafer işareti yapan parmakları“cezalarınız, F tipi hücreleriniz bize vız gelir” diyor...Hukuksuzluğa bir an önce son verilsin!Ferhat ile Berna’nın mahkemesi görülürken adliyeönünde toplanan Gençlik Federasyonu ve KESK İstanbulŞubeler Platformu, Ferhat ve Berna’yı yalnız bırakmadı. “ParasızEğitim İstemek Suç Değildir” yazılı pankart açarakKESK İstanbul Şubeler Platformu bir basın açıklaması yaptı.Açıklamayı, KESK İstanbul ŞubelerPlatformu adına Eğitim-Sen 5Nolu Şube Başkanı Mehmet Aydoğmuşokudu. Ayrıca basın açıklamasınaKESK MYK üyesi AkmanŞimşek, Eğitim-Sen Genel MerkezYönetim Kurulu üyeleri MehmetBozgeyik, Mustafa Ecevit katıldılar.Eğitim-Sen yaptığı açıklamada,“Berna ve Ferhat’ın serbest bırakılarakbu hukuksuzluğa bir an önceson verilmesini istiyoruz.” dedi.Ferhat ve Berna’yı sanatçılar da yalnızbırakmadı: Bilgesu Erenus ve Ataol Behramoğluda mahkeme önünde destek verenler arasındaydı. Yaptıklarıkonuşmalarla Ferhat ile Berna’ya sahip çıktılar.Liseliler, üniversiteliler, gençler,anneler, babalar, halkımız! Ferhatve Berna sizin, halkın evlatlarıdırMahkeme süreci boyunca üyelerinin serbest bırakılmasınıisteyen Gençlik Federasyonu bu duruşmada da adliyeönündeydi. Ferhat ve Berna ring araçlarıyla hapishaneyetekrar götürülene kadar mahkeme önünde marş söyleyipsloganlar atarak bekleyen Gençlik Federasyonu üyeleribir açıklama yaptılar.Açıklamada şöyle dediler: “Biz Dev-Gençliyiz, istediğinizkadar tutuklayın! Gece yarıları dernek basıp, pisliklerinizirezilliklerinizi bize bulaştırmaya çalışın! Bizhalkız siz ise bir avuç korkaktan ibaretsiniz! Biz milyonlarız,milyonlarca halk evladını tutuklayabilir misiniz!Korkun bizden biz her gün yine geleceğiz! Her yerdeyine karşınızda olacağız!”Mahkeme önündeki eyleme 150 kişi katıldı. Berna Yılmaz,adliyeye getirilirken jandarmanın saldırısına uğradı.Berna’nın jandarmalar tarafından itelenerek yakapaça götürülmesi üzerine Dev-Gençliler sloganlarınıdaha bir gür ve öfkeyle haykırdılar.Ferhat ve Berna neden tahliye edilmediler?Hakim: “Kuvvetli suç şüphesi var” diyorParasız eğitim istemek suç değildir.Berna ve Ferhat suçlu değildir,şüpheli değildir!Berna ve Ferhat’a Özgürlük İstiyoruz1 8DÜZEN PARTİLERİNE OY YOK!


Herkese Anlatacağız!Üniversiteler!Öğretmenler!Öğrenciler!Halkımız!“Parasız eğitim haktır” sözükoca bir yalandır.Bırakın “HAK” olmayı, ülkemizde“parasız eğitim”i istemek“SUÇ”tur. Ferhat Tüzer ve BernaYılmaz 14 aydır tutuklular ve teksuçları bu!AKP yalan söylüyor. Doğrubudur. Gerçek budur. 14 aydır tutuklularve daha aylarca tutuklukalacaklar.İktidar sahipleri şu veya bu uygulamayamuhalefet edenlere, taleplerdebulunanlara “kamuoyuoluşturun” derler; işte oluşturduk.Ancak iktidar da, yargı da, başkailgili kurumlar da, bütün buhaklı, meşru sesleri duymazdangeliyor.AKP yalancıdır. Gençliğin özgürlüğünügasp eden bir partidir AKP.Halkımız! Gençlerimiz!Aydınlarımız! İlericiDemokrat TümGazeteciler! Eğitimciler!Parasız eğitim istediği içingençlerimizin yıllarca hapiste tutulduğubir ülkede, demokrasinin“d”sinden söz edilemez.AKP’den Ferhat ve Berna’nıntutsaklığının hesabını sorun!Gazete küpürleriadaletsizliği gösteriyor.Bir çok gazete şu veyabu ölçüde yazdı Ferhatile Berna’nın davasını.Adaletsizlik çok açık.Hukuksuzluk çok açık.İki öğrenciye bu zulümyetmiyor ve okullarındanda atılıyorlar.Polis, YÖK, mahkeme,bizzat Başbakanlık,“parasız eğitim” isteyeniki öğrenciye karşıseferberlik halinde...Biz de SEFERBEROLMALIYIZ!Kim verecek bununhesabını? Kim?Bu hesabı sormayadevam etmeliyiz .Sayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011Parasız EğitimKesintisiz KodesKanat AtkayaHürriyet, 26 Mayı s 2011Başbakan Erdoğan’ın geçenyılki Roman Açılımı toplantısındaiki genç pankart açtı.Pankartta kelimesi kelimesineşöyle yazıyordu:“Parasız Eğitim İstiyoruz,Alacağız.”Bu kadar. Paketlendi Berna Yılmazve Ferhat Tüzer; paketlendi vekodese tıkıldı.15 yıl hapisleri isteniyor.14 aydır içerideler.Önceki gün duruşmaları vardı.Savcı beraat istedi, mahkemeheyeti ‘kuvvetli suç şüphesi var’diyerek talebi reddetti.***Sorumuz şu: Parasız eğitim istemeksuç mudur?“Parasız eğitim olmaz” dersiniz,bir karşı fikirdir tartışılır.“Parasız eğitim saçmalığındaniskasıdır” dersiniz, o dildentartışılır.“Parasız eğitim istemek ahmaklıktır”dersiniz, o tondan tartışılır.Ama “Parasız eğitim istiyoruz,alacağız” diyen iki genci kodesetıkıp 14 ay tutarsanız, bununadı başka bir şey olur.“Oh olmuş!” diyen çıkar, çıktıda zaten. Ama bazıları da “baskırejimi” der, “faşizm” der, “alkışdışındaki sesleri duymayan birtür sağırlık” der, der oğlu der...***İki gencin davası 6 Ekim2011’e ertelendi.“Parasız Eğitim İstiyoruz,Alacağız” yazılı pankartı açan ikigenç, bu yazı da kodeste geçirecek.Adalet bu mu?Kalkınma bu mu?Berbat bir klişeye dönüştü amatekrarlayacağım: “İleri demokrasibu mu?”SEÇİM DEĞİL, DEVRİM1 9


Sayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011Çocuklar birbeş ay dahaiçeride!Mehmet Y. YılmazHürriyet, 26 Mayıs 2011“Bazen hep aynı şeyitekrarladığım için sıkılıyorum,ama hep söylemem gerekiyor:Türkiye’de demokrasinintemel sorunlarındanbiri de yargının elindeki kanunlarıözgürlükleri geliştiriciyönde yorumlamaması.Başbakan Recep TayyipErdoğan’ın Roman Açılımınıyaptığı toplantıda “ParasızEğitim İstiyoruz” yazılıpankart açan ve tutukluolarak yargılanan gençleryine serbest bırakılmadı.14 aydır tutuklu olarakyargılanan gençlerin bundansonraki duruşması ekimayında yapılacak. Yani bir4.5-5 ay daha hapishanedetutuklu olarak bulunacaklar.Savcı duruşmada esashakkındaki görüşünü açıklarken,özgürlükleri genişleticibir yorumda bulunmuş,... sanıkların eylemininanayasal düşünceyi açıklamasınırları içinde bulunduğugerekçesiyle beraat ettirilmeleriniistiyor.Ancak mahkeme sanıklarıntutukluluk halinin devamınakarar verdi.... Tutukluluk halinin devamınagösterilen gerekçe‘kuvvetli suç şüphesi’.... Daha da tuhafı, trafikkazasında insanların ölümüneyol açanlar bile, bu ülkedebu kadar uzun süre tutuklukalmıyor.”Hukuk yok! Adalet Yok! Ferhat ve Berna14 Aydır Tecrit Hücresindeler!PARASIZ EĞİTİM TALEBİTÜM HALKIN TALEBİDİR!LİSELİ,ÜNİVERSİTELİGENÇLER, ANNELER BABALAR,HALKIMIZ, FERHAT VE BERNASİZİN, HALKIN EVLATLARIDIR!ONLARIN, SESİNİ PARASIZEĞİTİM TALEBİNİ HER YERDE;OKULDA, İŞYERİNDESOKAKTA, EYLEMDEYÜKSELTELİM!14 Mart 2010 günü parasız eğitim istemekiçin yola çıkmıştı Dev-Gençliler.AKP iktidarının emperyalistlere pazarladığıliselerde, üniversitelerde, eğitiminticarileştirilmesine karşı parasızeğitimi savunuyordu onlar. Hem de tamda olması gereken yerde. Yani ülkemiziparsel parsel satan AKP iktidarının,Tayyip Erdoğan’ın karşısında açmışlardıpankartlarını. Pankartta “Parasız Eğitimİstiyoruz Alacağız!” yazıyordu, Başbakan“nedense” birden telaşlandı,gözleri büyüdü. Hemen işkenceci korumalarıdevreye girdiler; dövülerekyaka paça gözaltına alınıp, tutuklandılarFerhat ve Berna.Biz Dev-Gençliyiz, istediğiniz kadartutuklayın! Gece yarıları dernek basıp,pisliklerinizi, rezilliklerinizi bize bulaştırmayaçalışın! Biz halkız, siz ise biravuç korkaktan ibaretsiniz! Biz milyonlarız,milyonlarca halk evladını tutuklayabilirmisiniz! Korkun bizden, bizher gün yine geleceğiz! Her yerde yinekarşınızda olacağız!Ferhat ve Berna 3. duruşmalarındada serbest bırakılmadılar. Hem de bu sefersavcının tahliye ve beraat talebinerağmen... Keyfilik, hukuksuzluk devametti ve dava 6 Ekim 2011'e ertelendi. Neyapsakta tutuklu kalsalar diye düşünen10.Ağır ceza mahkemesi heyeti her duruşmada bir tiyatro misali sabit kararlarınıaçıklıyorlar.AKP iktidarı korkuyor Ferhat veBerna'dan. Fakat çoğalmaya devamedecek Ferhatlar, Bernalar...Çünkü bugün milyonlarca insan parasızlıktanokula gidemiyor ya da okuluyarıda bırakmak zorunda kalıyor. Kayıtparası, karne parası spor parası, adıharç olanfakat aslındabizlerdentoplananbir haraçtanibaretolanbirçok bahaneylezorla para toplanıyor. Hatta bu ülkedesınav stresinden intihar eden, çouklarınnıneğitim için temizlk işçiliği yapıp,kaza geçiren ve felç kalan anneler var.Aynı şekilde eğitim masrafları için inşaatlardandüşerek can veren genceciköğrenciler var. Şifre, yalan, ayrımcılık,dayak, şiddet, taciz eğitim sisteminingerçek yüzüdür.Parasız eğitim için mücadele etmeken meşru hakkımızdır. Bu haklı mücadelemizihergün daha fazla büyüteceğiz.AKP iktidarı; demokrasi şovları yapmayadevam et, o demokrasi şovlarınız başınızageçmiştir. Bugün Ferhat ve Berna'yıduymayan kalmamıştır. İşte bundankorktuğunuz için saldırıyorsunuz bize.Birçok ilde en son da Ankara’da Ferhatve Berna için açlık grevi çadırları kurdukmeydanlarda. Korktunuz bizdensaldırdınız hem de defalarca, onlarcamızıgözaltına aldınız, çadırlarımızı, malzemelerimiziçaldınız. Ama yine de irademiziyenemediniz. Biz kazandık, oncasaldırıya rağmen yılmadık, polisiniz,zabıtanız çaresiz kaldı karşımızda. BizDev-Gençliyiz, 41 yıldır mücadele ettik,nice bedeller ödedik şehitler verdik.Biz irademizle, halkımızın gücüyleFerhat ve Berna'yı da zulmün elindençekip alacağız. Faşizmin her türlü saldırısınarağmen mücadelemizden geriadım atmayacağız.PARASIZ EĞİTİM TALEBİTÜM HALKIN TALEBİDİR!LİSELİ, ÜNİVERSİTELİGENÇLER, ANNELER BABALAR,HALKIMIZ, FERHAT VE BERNASİZİN, HALKIN EVLATLARIDIR!ONLARIN SESİNİ, PARASIZEĞİTİM, TALEBİNİ HER YERDE,EYLEMDE, YÜKSELTELİM!GENÇLİK FEDERASYONU2 0DÜZEN PARTİLERİNE OY YOK!


Ülkemizde GençlikGençlik Federasyonu’ndanPARASIZ EĞİTİMİSTEMEK SUÇ DEĞİLDİRBugün eğitim ve sağlık alanındaki sorunlar ve çarpıklıklarülkemizin yönetim sisteminden bağımsız değildir. Yeni sömürgebir ülke olmamız, emperyalizmin ve onun oluşturduğu işbirlikçihükümetlerin yürüttüğü politikalar özellikle eğitim alanındakisorunları ve içinden çıkılamayacak krizleri yaratmıştır.Bugün ülkemizde eğitim alanı 700 bin öğretmen, 10 milyonüzerindeki veli ve 20 milyon üzerindeki öğrenciden oluşan birkitleye sahiptir. Bu devasa kitle yıllardır çeşitli sorunlara maruzbırakılmaktadır. Kalabalık sınıflar, bahçesi olmayan binalarlakarşı karşıya kalan öğrenciler bunun üzerine bir de paravermek zorunda bırakılmaktadırlar. Okullarda tebeşirden fotokopiye,okul temizliğinden okulda kullanılan kağıt kalemekadar tüm paralar velilerin cebinden çıkmaktadır.Her eğitim-öğretim döneminde okullarda para toplanmıyoryalanını dinliyoruz ama uygulamada da bir şey değişmiyor. Toplanano paralar “okulların fiziki yapısı ve niteliğini artırdığı”yalanıyla meşrulaştırılmaya çalışılıyor.Bu yalanlar ve pervasızca uygulamalar devletin kendi yarattığıhukuku bile çiğnemekten çekinmediğini, anayasanın 42.maddesindeki eğitimin parasız olduğu hükmünü uygulamamasındanbellidir. Hatta bu maddenin uygulanmasını bile istemekülkemizde suç kapsamındadır. Ferhat ve Berna bu suçu(!) işledikleriiçin 15 yılla yargılanmaktadır. Savcı tahliyelerini talepettiği halde hakim suç işlediklerinde ısrarcı davranmaktadır.Neresinden tutsan elinde kalacak durumda olan eğitim sistemininsorunları bununla da kalmamakta. Okullarda yapılaneğitim yetersizmiş gibi gösterilip 4. sınıftan itibaren dershanelereyönlendirilen öğrenciler, sınavlarla sınanmaktadır. Yıllardır sınavsızeğitimi savunmakla ne kadar doğru bir tespitte bulunduğumuzgün gibi ortadadır. YGS’deki şifre skandalı bu tespitinhaklılığının göstergesidir. Kopya çekilmesine ön ayak olanAKP iktidarı bunu pervasızca yapmış ve sınavı iptal etmeyerekbu pervasızlığına bir de hukuksuzluk eklemiştir.Öğrencisi, öğretmeni, velisiyle tüm halkı ilgilendiren eğitimsistemini değiştirmenin yolu aslında sosyal-devletin gereğiolan parasız eğitimi istemek, bu konuda kararlı ve ısrarcı olmak,okullarımızda bir lira toplanmayana kadar mücadele etmektengeçecektir. Ferhat ve Berna’nın kararlılığında, parasızeğitim istemenin suç olmadığını yılmadan, sıkılmadan ifade etmekgerekmektedir. Şifre skandalında ortaya gün gibi çıkan öğrencilerimizinsınavlarla sınanamayacağı tespitimizi ısrarla ifadeedip mücadele etmemiz gerekmektedir.Önümüzdeki süreçte para toplamayı reddedip parasız eğitimistediğimizi, Ferhat ve Berna’nın suçuna ortak olduğumuzubeyan etmek, böyle bir kampanya yürütmek parasız eğitim talebindekimücadelemize önemli bir ivme kazandıracaktır.Çanakkale’deBağımsızlık Gecesi17 Mayıs’ta Çanakkale’de Halk-Bilim Topluluğubağımsızlık gecesi düzenledi. Program öncesisahneyi düzenlemeye giden öğrenciler GüvenlikŞube’den işbirlikçi polislerin etkinliğindüzenleneceği yere geldiğini ve yetkilileri tedirginetmeye çalıştığını gördü. Yetkililerle konuşanöğrenciler Halk-Bilim Topluluğu’nunüniversite bünyesinde bir topluluk olduğunu, yapılacakprogramın polisi ilgilendirmediğini belirterekpolisi içeri sokmayacaklarını bildirdiler.Öğrencilerin bu net tavırları sonucu polis içerigiremezken gece bitiminde öğrencileri gizlicetakip etmeye hatta sarhoş görünümünde geceyekatılan kız öğrencilerin peşine takılmaya çalışırkenfark edildi. Programı hazmedemeyen polisetkinlik bitiminde de gerçek yüzünü ortayaçıkarmış ama sinsice planı orada bulunan Dev-Genç’lilerce fark edilmiştir.Polisin bu engellemelerine rağmen 35 kişininkatıldığı bağımsızlık gecesi, bağımsızlık, demokrasi,sosyalizm yolunda şehit düşenler adınayapılan saygı duruşuyla başladı ve bağımsızlıkkonusunun çeşitli açılardan ele alındığı bir konuşmayladevam edildi.Konuşmada, ülkemizde kimlerin bağımsızlığısavunup savunmadığından ve son olarakGrup Yorum’un “Tam Bağımsız Türkiye” konserindensöz edildi. Konuşmanın ardından Dev-Genç’in 1960’ların ikinci yarısından günümüzekadar sürdürdüğü bağımsızlık mücadelesinianlatan sinevizyon izlendi. Sinevizyonda özellikleMahir Çayanlar’ın, Çiftehavuzlar’da şehitdüşenlerin görüntüleri, büyük bir coşku yarattı.Son olarak Halk-Bilim Topluluğu’nun müzikgrubu GRUP GÜNDOĞDU sahneye çıkarakGrup Yorum marşlarını büyük bir coşkuylaseslendirdi. Gece, gecenin içeriğine uygun olarak,Gündoğdu ve Dev-Genç marşlarıyla sonaerdi.Sayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011SEÇİM DEĞİL, DEVRİM2 1


Sayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011HalkDüşmanıAKP iktidara geldiğigünden buyana emperyalistve işbirlikçi tekellerinçıkarları için halkınbütün kesimlerine karşı saldırı içindeolmuştur.Kendinden önceki bütün iktidarlargibi AKP de, gençlikten korkmuş; gençliğisindirilmesi, susturulması gerekenbir güç olarak görmüştür. Bununiçin AKP de gençliği yozlaştırmak,bireycileştirmek, duyarsızlaştırmakpolitikalarını sürdürmüştür. Gençliğiyozlaştıran, geleceksiz bırakan, eğitimitamamen paralı hale getiren,üniversite kapılarını halk çocuklarınakapatan, gençliği polis ve ÖGB(özel güvenlik birimleri) terörü altındatutan, soruşturma, okuldanatma cezalarıyla gençliği yıldırmayaçalışan AKP, bir taraftan da gençliğene kadar önem verdiklerine(!) dair riyakarsöylemlerle gençliği aldatmayaçalışmaktadır.Başbakan Erdoğan ve CumhurbaşkanıGül'ün üniversitelerden "öğrencitemsilcileriyle"(!) görüşme şovututmadı. Herkes, söz konusu temsilcilerinüniversitelerdeki mücadelenindışında olduklarını, dahası onlarındaha çok “zengin öğrencilerin temsilcileri”gibi düşünüp konuştuklarınıfarkediyordu.Bu manevraları bir yana bırakıpAKP'nin GENÇLİĞE İLİŞKİN pratiğinegelecek olursak: HER ŞEYDAHA NETTİR.AKP- Sadece 2010 yılında 60'a yakınüniversite öğrencisi tutuklandı.Bunların 25'i Dev-Genç'lidir. Hala datutukluluğu sürenler vardır. AKP’nin9. yılına giren iktidar döneminin değil,bu dönemin sadece bir yılının dökümünüvereceğiz aşağıda:- 14 Mart 2010: İstanbul’da "RomanÇalıştayı"nda Başbakan TayyipErdoğan konuşma yaptığı sırada "ParasızEğitim İstiyoruz Alacağız" pankartıaçtıkları için Ferhat Tüzer veBerna Yılmaz gözaltına alınıp, işkencelerdengeçirilip tutuklandılar.Halka Düşman Olan, Halkın Gençliğine de DüşmandırHala tutuklular.- 7 Şubat 2010: Üsküdar’da Afganistan'aasker gönderilmesini protestoeden Dev-Gençliler ve HalkCepheliler, polisin saldırısına uğradılar.Gözaltına alınıp işkencelerdengeçirilen Dev-Genç'lilerden Ali EkberKalender uzun süre tutuklu kaldı.- Mart 2010: TEKEL işçilerinedestek veren öğrencilere soruşturmaaçıldı.- 8-9 Mayıs 2010: İstanbul OkmeydanıSibel Yalçın Direniş Parkı'ndayapılan Dev-Genç Kültür Şenliği’nepanzerlerle, biber gazlarıyla saldıranpolis birçok Dev-Genç'liyi gözaltınaaldı. 4 Dev-Genç'li tutuklandı ve aylarcatutuklu kaldılar.- 15 Mayıs 2010: Erzincan GençlikDerneği üyesi öğrencilerin evlerineözel harekat polisleri tarafından yapılanbaskınlarda 7 öğrenci gözaltınaalındı. Aynı günlerde polis İstanbulOkmeydanı'nda da terör estirerek 2Dev-Genç'liyi gözaltına aldı. Toplam5 Dev-Genç'li tutuklandı.- “Amerika Defol! Bu Vatan Bizim”diyen Dev-Genç’liler, Edirne,Erzincan, Kars ve birçok ilde gözaltınaalındılar, tutuklandılar. Linç saldırılarınamaruz kaldılar.- 16 Aralık 2009: Edirne'de 3 öğrencitutuklandı. Tutuklanan arkadaşlarınısahiplenen Dev-Gençlilerinsonraki eylemlerinde de polis ve faşistçetelerin saldırıları devam etti. Polis birçok kez Gençlik Derneğinden öğrencilerigözaltına aldı. 2 Dev-Genç’li tutuklandı.- 3 Kasım 2010: Polis KocaeliGençlik Derneği’ni ve üyelerinin evlerinibastı. 18 öğrenci gözaltına alındı.6'sı tutuklandı.- 11 Mayıs 2010: Muğla'da Sivilfaşistler devrimci, yurtsever öğrencileresatırlarla, bıçaklarla saldırdı. Ardındanpolis de devrimci, yurtsever öğrencilereateş açarak Şerzan Kurt’ukatletti. 6 Aralık 2009'da da polisDicle Üniversitesi öğrencisi Aydın Erdem'ivurarak katletmişti.AKP iktidarı döneminde Sivas'ta"Ortak Düşman Amerika" konulukarikatür sergisiaçan Dev-Genç’liler gözaltına alınıptutuklandı.- "Ne ABDNe AB BağımsızTürkiye" sloganıylakampanyasürdüren Dev-Genç’lilere yönelik saldırılarda198 Dev-Genç’li gözaltınaalındı, onlarcası tutuklandı.- 2010 Ocak-Ekim arasındaki 10ayda 376 öğrenci çeşitli bahanelerlegözaltına alındı, 50 öğrenci tutuklandı.Tutukluların 17’si GençlikFederasyonu üyesi öğrencilerdi.*Öğrenci gençliğe ilişkin vereceğimizbazı genel rakamlar, AKP’ningençlik politikasının, daha doğrusuAKP’nin gençlik düşmanlığının çokdaha net görülmesini sağlayacaktır:*Eğitim Reformu Girişimi adlıkuruluşun 2009 raporuna göresadece 2008-2009 eğitim döneminde360 bin öğrenci ekonomik, siyasizorluklar ve baskılar nedeniyledevam ettiği okulu bıraktı. (Bugünülkemizde 15-19 yaş grubundakigençlerin ancak yarısı eğitimedevam ediyor. Başka bir ifadeyle“her üç gençten biri ne okuyor, neçalışıyor”. AKP’nin gençlik politikasınıbunlardan daha iyi özetleyenne olabilir ki!)*2007-2010 yıllarında, yaniAKP’nin iktidarda olduğu veYÖK’e tamamen kendi adamlarınıyerleştirdiği bir dönemde;131 bin 452 öğrencinin üniversitelerleilişkisi kesildi.497 öğrenci hakkında disiplin soruşturmasıaçıldı.11 bin 482 öğrenci okuldan uzaklaştırmacezası aldı.*Ve AKP’nin gençliğe yönelik baskısı,terörü sürüyor... Daha geçen haftaGençlik Federasyonu binası basıldı,22 öğrenci gözaltına alındı... Ve Ferhat’laBerna ve onlarca Dev-Genç’lihala tutsak!2 2DÜZEN PARTİLERİNE OY YOK!


Parasız Eğitim İstemek SuçuAtaol Behramoğlu21 Mayıs 2011, Cumhuriyet" ‘AKP Demokrasisi’nin işlediğisuçların hangi birinden söz etmeli?(...) Kapalı cezaevlerinden, hücrelerdentaşan haykırışlar, demokratikbir sivil toplumda değil, bir baskırejiminde yaşamakta oluşumuzuunutturmamak istercesine gelip kulaklarımızaçarpıyor…Bunlardan biri, "Bakırköy KadınHapishanesi"nden gönderilen birmektup şu anda masamda, gözleriminönünde...Mektubun yazarı Berna Yılmaz,14 Mart 2010 tarihinde Abdi İpekçiSpor Salonu’ndaki "Roman Çalıştayı"ndabaşbakan konuşma yaparken"Parasız Eğitim İstiyoruz" yazılı birpankart açtıkları için yaka paça ZeytinburnuEmniyet Müdürlüğü’ne,oradan Terörle Mücadele Şubesi’negötürülen, üç gün gözaltında tutulduktansonra da tutuklanarak cezaevinekonan iki öğrenciden biri.Berna Yılmaz; Ankara ÜniversitesiDTCF Antropoloji Bölümü 4. sınıföğrencisi.Öteki tutuklu Ferhat Tüzer; TrakyaÜniversitesi Teknik Bilimler MeslekYüksek Okulu Makine Bölümü 2.sınıf öğrencisi.Geçen yılın 14Mart’ında tutuklandıklarınagöre, tutukluluklarının 15’inciayına girmek üzereler…Berna, "Bakırköy Kapalı KadınHapishanesi"nde. Ferhat, Kandıra1No’lu F Tipi Hapishane’de…Hapishanelerimiz çoğaldı. Tiplerini,türlerini akılda tutmak kolay değil…***Ben hapishanede yatma sürelerinikendi hapishaneciliğimle ölçerekanlamaya çalışırım…1982 Mart’ında Barış Derneği’nekarşı açılan dava nedeniyle tutuklananlardanbiriydim.Maltepe ve sonra Sağmalcılar cezaevlerindeaynı yılın Kasım ayına kadar,yanlış hesaplamıyorsam eğer,toplam sekiz ay tutuklu kalmışım…Bu çocuklar 15 aydır cezaevinde.Biz, yine yanlış anımsamıyorsamüç ay sonra yargıç karşısına çıkmıştıkve duruşmalar genellikle bir ikihafta sonraya ertelenirdi.Berna ve Ferhat yargıç karşısına30 Eylül’de, yani tutukluluklarınınneredeyse altıncı ayında çıkarılmışlar.(...)***Berna Yılmaz mektubunda YüksekÖğretime Geçiş Sınavı’ndaki(YGS) şifre skandalından söz ediyorve "Bu olayla da görülmüştür kieğitim sistemi çökmüştür. Ne sınavlarane ÖSYM’ye ne de YÖK’ekimsenin güveni kalmamıştır" diyeyazıyor…Ferhat Tüzer ve Berna Yılmaz’ın 24 Mayıs’takimahkemesine Ataol Behramoğlu ve Bilgesu Erenus da katıldıHaksız mı?Üniversite dördüncü sınıf öğrencisi,yirmili yaşlarının başlarındaki birgenç kız, Bakırköy Kapalı Kadın Hapishanesi’nden,YGS skandalındauğradıkları haksızlığı sineye çeken yada çekmek zorunda kalan nice gençinsanı ve onların suskun kalan annebabalarınıutandırırcasına bütün bu insanlarınhakkını savunuyor…Mektubun son paragraflarındanbirini birlikte okuyalım:"24 Mayıs 2011 tarihinde, Beşiktaş10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde3. mahkememiz görülecek. Biz yine... bu hakkı dile getirmekten pişmanolmadığımızı söyleyeceğiz. "Sözüm ona bir darbe dönemindedeğil de "ileri demokrasi" sürecindeimişiz…AKP’nin ileri demokrasisininnasıl bir şey olduğu, Başbakankonuşurken "Parasız Eğitim İstiyoruz"yazılı pankart açan çocuklara uygulananzulümde gerçek yüzünü çokiyi gösteriyor…Berna Yılmaz ve Ferhat Tüzer’in‘seslerine ses olmak’ için, 24 MayısSalı günü Beşiktaş 10. Ağır CezaMahkemesi önünde buluşmak üzere.."Sayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011Umur Talu25 Mayıs 2011, Haber TürkParalı eğitim istiyoruz!Dün duruşma vardı yine.İki genç, Ferhat Tüzer ve Berna Yılmaz 14 aydır tutukluydu.Berna Yılmaz’ın cezaevinden mektubu elime ancak öncekiakşam geçti. Duruşmaya yetişemedim. Onun “teşekkür”ünekarşı, gecikme için özür dileyebiliyorum ancak.Suçları şuydu:Başbakan’ın demokratikleşme maksadıyla düzenlediği“Roman Kurultayı” sırasında, 14 Mart 2010’da, binaönünde “Parasız Eğitim İstiyoruz” yazılı pankart açmak!O pankartla kimseye işkence yapmadılar.O pankartla kimseyi soymadılar.O pankartla kimsenin hanesine tecavüz etmediler;kimsenin telefonunu dinlemediler, kimsenin kasetini yayınlamadılar.(...) Kimsenin alın terini çalmadılar, kimsenin geleceğiyleoynamadılar, kimsenin hayatına pusu kurmadılar, sehvende olsa şifre mifre düzmediler.(...) Anayasa’da bile yazılı eğitim hakkını, parasız eğitimi,devlet sorumluluklarını, fırsat eşitliğini, mağdurlarınkorunmasını filan belki fazla ciddiye aldılar.Kakarakikiri bir gençlik de idrak edebilir, 14 aydır “Takılıphayatlarını yaşarlar”dı; hayatı fazla ciddi sandılar!***Böyle işte. Gençlik ve Spor budur! Demokrasi ve piyasabudur! Fazla konuşmak yasak, paralı üniversite istemekserbesttir!..SEÇİM DEĞİL, DEVRİM23


Biz halkız, halkın içindeyiz! Buradayız!Sizin şefleriniz nerede?Sayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011İşkencecilerden değişmeyen demagojiler:“Sizin başınızdakilerinne yaptığını biliyor musunuz? Siz simitekmek yiyorsunuz, onlar lüks içindeyaşıyor. Siz dolmuş parası bulamıyorsunuz,onlar taksilerle geziyor,siz eylemden eyleme koşturuyorsunuz,onlar yurtdışında rahat rahat yaşıyorlar...”Yıllardır aynı demagojiler.En son 10 Mayıs’ta Okmeydanı’ndakidevrimci kurumlara yönelikpolis saldırısında gözaltına alınanİdil Kültür Merkezi’nden bir gencimizeişkenceciler işkence tezgahlarındaaynı nakaratı okuyor: “Sizinbaşınızdakilerin ne yaptığını biliyormusunuz?” diye soruyorlar.Ama cevaplarını da alıyorlar.Aynı soruyu o da onlara soruyor:“Siz” diyor, “sizin başınızdakilerinne yaptıklarını biliyor musunuz?”İşkenceciler cevap veremiyor!Zavallı işkenceciler... Devrimcilerikaralamak için daha yaratıcı yalanlarbulmak zorundasınız. Başkayalan bulamıyorsunuz. Ondan sonra18 yaşındaki bir devrimci karşısındaacze düşüyor, rezil rüsva oluyorsunuz.Ne oldu? Devrimcileri teslim almakiçin diğer numaralarınız işe yaramadımı?“Bırakın bu işleri, artık devrimcilikbitti. Bakın Rusya’da bile yıkıldı...kendinize yazık ediyorsunuz.Biz size iş buluruz. Gezin, tozun, hayatınızıyaşayın, yakışıklısınız, güzelsiniz,kendinize bir sevgili bulun...”deyip duruyordunuz. Tavsiyeleriniz(!)işe yaramadı mı? Papazgitsin, cellat gelsin.... Sizin işiniz debu... Dünyanın en aşağılık, en onursuzişi.Zavallı işkenceciler... 18 yaşındakigençlerin karşısında akılları sıra buucuz karalamalarla gerçeklerin üzerinikapatacaklar.Devrimcilerin ne yaptıkları açıktır.Devrimciler halkın içindedir. Bırakıno gençlerin “başlarının” neyaptıklarını? Onların ne yaptıklarınıhalkı biliyor.Siz kendinize bakın: Şefleriniz neyapıyor biliyor musunuz?Her hafta üst düzey bir polis şefibir uyuşturucu ya da fuhuş operasyonundan,çek senet işlerinden gözaltınaalınıp tutuklanıyor. Bunlar günyüzüne çıkanlar tabii ki. İçinden polisçıkmayan tek bir tane uyuşturucu,fuhuş, hırsızlık çetesi var mı?Devrimcilerin örgütlü olduğuyoksul gecekondu mahallelerindeelinizi kolunuzu sallayarak rahatçauyuşturucuyu, fuhuşu, kumarı yaygınlaştıramadığınıziçin saldırıyorsunuzdevrimcilere. Mahallelerimizdeahlaksızlıklarınızı rahat rahatyapamadığınız için saldırıyorsunuz.Genel müdürleriniz uyuşturucuşefleri ile ortak iş yapıyor, bunun adıdaticaret özgürlüğü oluyor öylemi...Zavallı sorgucular; açın gözünüzübakın; sizin "başınızdakiler", ahlaksızlığın,yozlaşmanın, uyuşturucufuhuş ticaretinin, mafya çetelerininbaşında, devrimci önderler ise,halkın anti-emperyalist, anti-oligarşiksavaşının başındadırlar!İşte “başınızdakiler”den biri!Bütün çete operasyonlarında polis şefleri,polisler var. Onlar olmadan çeteler olmazdı.Bütün pis işlerde çetelerin içindenonlar çıktı.Geçen ay İstanbul Beyoğlu’nda yapılanbir operasyonda iki uyuşturucu satıcısı ilebirlikte İstanbul Köprü Koruma Şube MüdürYardımcısı G.K. gözaltına alındı. G.K.kokain kullanıcısı olduğunu söylemişti.Hem bir kokainman hem de uyuşturucu satıcıları ile içlidışlı, onların pis işlerini yapan “şerefli” bir polis şefi!Gencecik çocuklarımızı zehirlesinler diye çetelere kolkanatgeren, onların kuryeliğini, satış yaparken korumalığınıyapan polis şefleri ile ilk defa karşılaşmıyoruz.Nitekim Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan’danşube müdürlerine kadar son yıllarda yüzlerce polisçetelerin pis işlerini yürütürken, onlara kol kanat gerekenyakalandı.İstanbul’da 2009 Eylül ortalarında yapılan bir uyuşturucuoperasyonunda,“Captagon ve eroin yapımında kullanılan 30 ton kimyasalmadde, 400 kilo amfetamin ele geçirilmişti...” Bu uyuşturucununsahibi olan ve yıllardır büyük partiler halinde uyuşturucuişi yapan Habib Kanat isimli kaçakcının koruyucusununEmin Arslan ve 2 polis müdürü olduğu açığa çıkmıştı.Ancak daha sonra polis şefi Hanefi Avcı, Emin Arslan’akefil olmuştu. Emin Arslan’ın tutuklanmasındansonra bu kez de Emniyet Genel Müdür Yardımcısı, birkontrgerillacı olan Mustafa Gülcü ve Emniyet MüdürYardımcısı Celal Uzunkaya’nın da çetelerle ilişkisiaçığa çıkmıştı.2009 Aralık sonlarında Antalya’da başlatılan bir operasyondaaralarında Ankara, Antalya, KahramanmaraşEmniyet Müdür Yardımcılarının ve 6 da polisin olduğu24 kişi gözaltına alınmıştı. Ankara Emniyet MüdürYardımcısı Yılmaz Çetin, çete şefi Bayram Sezer’denher ay düzenli para almaktaydı. Ve para bankadaki bir hesabayatırılmaktaydı.Yılmaz Çetin, bu ilişkileri nedeniyle tutuklandı o dönem.Tutuklanan, açığa çıkan son polis şefi de olmadı. Ogünden sonra da çetelerle ilişkisi olan polis şefleri çıktı.Nitekim son yapılan bir uyuşturucu operasyonunda,İstanbul Etiler Polis Meslek Yüksek Okulu’nda görevliŞube Müdürü M.O. ve 6 kişi yakalandı. Zenginlere, yozlaşmışkesimlere kokain satan bir şebekenin içinden çıktıpolis şefi. Onların koruyucusuydu. Daha çok kokain satsınlardiye koruyordu onları.2 4DÜZEN PARTİLERİNE OY YOK!


NiyeDESTEKLEYELİMNiyeSEÇELİM?MHP’nin‘90’lı yıllardansonraburjuvazi tarafındanısrarla“değiştiği”vurgusuyapıldı. Küçükburjuva aydınlar da bukoroya katıldı. Bugün seçimlerdeMHP’nin geniş kesimlerden oy istemesinormal gibi görülüyor.Oysa MHP halk düşmanı, kontrgerillanıntetikçisi katiller sürüsündenoluşan bir partidir. “MHP değişti” diyenlerMHP’nin ne olduğunu da ortayakoymadan bunu söylüyorlar.MHP neydi ki değişti? AslındaMHP’yi Türkiye halkları on yıllardıriyi tanıyor. “MHP değişti” söylemininaltında yatan da MHP’nin bilinenbu yüzünün unutturulmasıdır.Değişen MHP değildir. Değişenoligarşinin ihtiyaçlarıdır. MHP herdönem oligarşinin politikalarınınpartisi olmuştur. Oligarşi neye ihtiyaçduymuşsa o görevi üstlenmiştir.MHP-BBPHalk size neden oy versin?16 Mart’larda, özel timlerde,kontrgerilla operasyonlarında oligarşininçıkarları doğrultusunda “görevler”üslenmiştir.Oligarşinin “değişmiş” birMHP’ye ihtiyacı olduğunda, değişimdemagojileri yapmış, o gereklilikortadan kalkınca, ortaya “değişmedik”diye çıkmışlardır. Nitekim linçsaldırılarında değişmediklerini göstermişlerdir.Burada BBP’ye (Büyük BirlikPartisi) ayrıca değinmeyeceğiz. BBP12 Eylül’den sonra MHP’den ayrılaneli kanlı kadroların oluşturduğu birpartidir. Kendi aralarındaki ayrılığındışında misyon olarak bir farklarıyoktur. Halk düşmanlığı noktasındaMHP için söylenen her şey BBPiçin de geçerlidir.12 Eylül sonrasında oligarşiMHP’ye daha sınırlı ihtiyaç duymuştur.Ancak buna rağmen yine deözellikle Kürt halkının mücadelesinekarşı kontgerillaya, Özel Tim’eeleman yetiştirmede, şovenizmin geliştirilmesinde,yine devrimci mücadeleningeliştiği noktada saldırılara,katliamlara başvurmuştur.Özellikle üniversitelerde devrimcigençliğin karşısına oligarşihep MHP-BBP’li faşistleri çıkartmıştır.Devrimcilere polis ve sivil faşistlerbirlikte saldırmıştır. Ve bugünde MHP ile AKP arasında ne kadarit dalaşı sürüyor olursa olsun devrimcilerekarşı saldırılarda, linçlerdeiktidar tarafından MHP’li faşistlerkullanılmaktadır.MHP-BBP’li faşistlerin kullanılmasısadece okullarda da değil, işçisınıfının grevlerine bakın, memurların‘90’ların başından bu yana sürdürdüğümücadelesine bakın; faşistlerhep sınıf mücadelesinin karşısınaçıkartılmıştır.Sonuç olarak, oligarşi tarafındanher alanda halkın mücadelesinin karşısınaçıkartılan MHP-BBP gibi halkdüşmanı, halkların katili partilereneden oy verelim?Sayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011CHP, hayali muhalefet yapıyor!CHP, milyonlarca insanın işsizlik, açlıkve yoksulluk içerisinde yaşadığıgünümüzde, yoksulluğun çözümüiçin “iktidara geldiğimizde 600 liravereceğiz...” demekten öte bir şeyyapmış değildir.CHP iktidar olduğunda bu sorunu çözermi? Bizce bu sorunun cevabı nettir.Bu sorunu çözemeyeceğini biliyoruz.Ama burada tartışma CHP’ninyürüttüğü muhalefet ile ilgilidir.CHP hemen her sorunda aynı tarz birmuhalefet yürütmektedir. Buna hayalimuhalefet demek yanlış olmayacaktır.Daha doğrusu ortada bir muhalefetde yoktur.CHP’de dün var, yarın var, BUGÜNYOK’tur. Bugün halkın yaşadıklarıCHP’yi ilgilendirmemektedir. Halkınacıları karşısında duyarsızdır. Halkakarşı sürdürülen saldırıları adeta görmezdengelmektedir CHP.Düşünün, AKP’nin polisi aylardıryoksul halkın oturduğu mahallelerigece yarıları, helikopter eşliğindekuşatmakta, ağır silahlarla donatılmışkatiller, yoksul halkın evlerini basmaktadır.Bugüne kadar yüzlerce insan gözaltınaalınmıştır. Yoksul halkın yaşadığımahallelerde bunlar yaşanırken CHPhalka yönelik saldırıların hiçbirini teşhiretmemiş, bu konuda bir muhalefetyürütmemiştir.Operasyonlar, işkenceler, mahallelerebaskınlar, hiçbiri ilgilendirmiyorCHP’yi. 15 yaşındaki gencecik kızlarınişkence gördüğü, aşağılandığı,ahlaksızca saldırılara uğradığı bugünCHP kör, sağır ve dilsizi oynamaktadır.Umut haline getirilmeye çalışılanCHP işte budur. Bu gerçekleri görerek,CHP’yi iyi tanıyarak gerçek yüzünügörmelidir herkes. Hiç kimseCHP konusunda boş hayallere kapılmamalıdır.CHP’de laf çok ama iş, pratik ve yaşamdabir tutarlılık yoktur. Halkçı olduğunuiddia eden bir parti halkın yaşadığıbaskılara, saldırılara nasıl kayıtsızkalabilir?AKP’nin 1 milyon evi yıkmaya hazırlandığıgünümüzde, halka söyleyecek,yapacak hiçbir şeyi yokturCHP’nin. Laf üreten, iş yapmayanCHP halkı yalnız bırakmıştır. Sadece“biz iktidar olduğumuzda” diyerekhalkı oyalamaktadır CHP.SEÇİM DEĞİL, DEVRİM2 5


Seçim Değil, DEVRİM!Düzenin seçim aldatmacasınaortak olmayalım!Ülkemizde CHP’nin tek parti iktidarıdönemini dışta bırakırsak,1946’dan bu yana 65 yılda, 15 genelseçim yapıldı. 12 Haziran’da yapılacak16. genel seçimlerle birlikte seçimoyunu devam ettirilecek.Seçim mi, devrim mi tartışması buoyunun bozulup-bozulmaması tartışmasıdır.Halka net hedefler gösteripgösterememetartışmasıdır.1946’da adına “çok partili sistem”diyerek, seçim oyunu ile halkı aldattıklarıdemokrasicilik oyunu emperyalizmebağımlılığın ve sürekli faşizmingizlenmesinden başka bir şey değildir.Türkiye’de 1946’da seçimler yapılıpyeni partiler kurulurken, Amerikanemperyalizmi de yeni sömürgecilikmetodunu geliştiriyordu. Amerikanemperyalistleri yeni sömürgecilik ilişkileriniTruman, Marshall doktrinlerive askeri paktlarla, ikili anlaşmalarlayerleştirdi.Burjuvazi, kapıları sonuna kadaremperyalizme açarken; çok partilisistem ve seçim oyunu ile de halkı aldataraksevinç gösterileri yapıyordu.Öylesine yalanlar yayıldı ki, artık“demokrasi gelmiş” ve halkın çözülmedikhiç bir sorunu kalmayacaktı.Tüm sorunlar böylece çözülecekti. Artık“demokrasi” vardı.men her şeyi belirleyenemperyalizmebağımlılıkolmuştur.Türkiye emperyalizminyenisömürgesive süreklifaşizmin olduğubir ülkedir.Bu, oligarşininsürekli kriz içindebulunması, yönetememesidir. Oligarşi,iktidarını korumak için halka süreklibaskı ve terör uygulamaktadır.Bu nesnel durum bize çözüm olarakseçimi değil, devrimi işaret etmektedir.1946’dan bu yana ülkemiz faşizmile yönetilmektedir. Bu yılların birkısmı, faşist cuntalar, sıkıyönetimler,olağanüstü haller ile geçerken, bunundışındaki dönemlerde de halk üzerindekibaskı ve faşist terör hiç eksilmemiştir.Haklar ve özgürlükler, faşizm tarafındanbir lüks olarak, zorunluluktankatlanılması gereken bir yük olarak görülmüştür.Halkın en haklı talepleri faşist terörile bastırıldı. Faşizmi sürdürebilmek içinbüyük kitle katliamları gerçekleştirildi.Bu koşullarda her demokratik hak vekazanım için büyük bedeller ödendi.65 yıldır adına demokrasi dedikleridüzen, halkın yönetime katılamadığı,söz ve karar hakkının olmadığı,halkın iradesinin esas alınmadığı bir düzendir;yönetimde halk temsil edilmez;işbirlikçi güçlerinin temsil edildiğibir düzendir. Ne seçimlerin olmasıne düzen partilerinin varlığı bugünküdüzenin demokrasi olduğu anlamınagelmemektedir.Düzen, halkın düşüncelerini ifade etmesini,örgütlenmesini bugüne kadaryasaklarla, yasalarla, baskılarla engellemiştir.İtalyan faşist diktatörü Mussolinitarafından hazırlatılan Ceza Kanunu,Türkiye Cumhuriyeti tarafındanaynen kabul edilmiş ve Türk Ceza Kanunuolarak yürürlüğe konulmuştur.Yukarıdan aşağıya inşa edilen faşizm,ordudan yargıya kadar tüm bu düzenkurumlarının faşizme tabi kılınmasıylaşekillenmiştir.Düşünce ve örgütlenme özgürlüğünüengellemek için oligarşi yasa çıkarmaktazorlanmadı. Nitekim uzun yıllarbunu Mussoloni’nin iktidarı yıllarındahazırlanmış, faşist İtalyan yasalarındanalınmış ceza maddeleriniTCK’nın 141-142’nci maddeleri ve146’ıncı maddeleri haline getirerekyaptılar. Bugün yeni yasalarla o saldırılarınısürdürmektedirler.Seçimler ve parlamento oligarşininkendi sınıf egemenliğini devam ettirmekiçin kullandığı bir aldatmacadanöteye gitmedi bugüne kadar. Ülkemizindemokrasiyle yönetildiği iddia edilen65 yıllık tarihine bakıldığında bununtersini hiç kimse söyleyemez.Onun için seçim değil, devrim diyoruzOligarşi, seçimleri ve parlamentoyuaynı zamanda halk düşmanı iktidarınınmeşruluğunu sağlamak için kullanmakta,bunun için de her seçimdekitlelerin en geniş katılımını sağlamayayaözel bir çaba sarfetmektedir. Devrimisavunmak, bu gayri-meşru iktidarıkabul etmemektir aynı zamanda.Sayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011“Çok partili sistem”denbugüne“Çok partili sistem” dedikleri düzen,emperyalizmin yeni-sömürge ükelerdekurumlaştırdığı sömürge tipi faşizmdir.Bu sistem, tüm yeni-sömürgeülkelerde 2. Paylaşım Savaşı sonrasıadım adım yerleştirilmiştir.Ülkemiz Amerikan emperyalizmininyeni-sömürgesi olmasıyla birlikte, bunundoğal sonucu olarak ekonomisinden siyasetinekadar her şeyiyle bağımlı halegelmiştir. Bağımsızlık tarih olmuş; he-Parlamento kimin için var?Burjuvazi seçimleri, parlamentoyuve “genel oy” hakkını, demokrasininkanıtları olarak sundu hep. Se-2 6DÜZEN PARTİLERİNE OY YOK!


çimler varsa, birden çok parti kurulabiliyorsa,seçimlerle oluşmuş bir parlamentovarsa, “demokrasi tüm kurumve tüm kuralları ile işliyor” demektir!Düzen partileri bu sistem içinde istediklerigibi halkı aldatabilecek, birbirleriylerekabet eder gibi görünüp baskıve terörü birlikte uygulayacak, sömürüdenelde edilenleri birlikte paylaşacaklardır.Halkı da umutlarını parlamentoyabağlamış olarak düzen içindetutmuş olacaklardır.Burjuvazinin ideologlarına göre,çok partililik, genel oy hakkı, belirli aralıklarlaseçimlerin yapılması ve parlamento,demokrasi için yeterli olmaktadır!Oysa bunun karşısında Leningenel oy ve parlamento hakkında şöyledemektedir:Genel oy ve parlamentonun “Belirlibir süre için parlamentoda halkı, yöneticisınıfın hangi bölümünün ayaklaraltına alacağına, ezeceğine, dönemdönem karar vermek” (Lenin, Devlet veİhtilal, syf. 63) dışında bir işlevi yoktur.Sorunun özeti tastamam budur aslında.Lenin’in de belirttiği gibi genel oyve parlamento emekçilerin, yoksulhalkın özgür iradelerinin geçerli olmasıdeğildir. Tersine seçimler, sömürücüegemen sınıfların hangi kesimlerininhalkı ezeceğine 5 yılda bir karar vermektenbaşka bir şey değildir.O nedenle burjuvazinin iktidarı altındayapılan seçimler emekçilerinözgür iradesini yansıtmaz. Ortadaemekçilerin iradesi diyebileceğimizbir durum yoktur zaten.Bu gerçeğe karşın, Marksist-Leninistler,“parlamento ve seçimler biziilgilendirmez” diye düşünmezler. Sorunaezilen halkları ve mücadelenin çıkarlarıaçısından yaklaşırlar. Parlamentermücadeleyi de halkın ve devrimmücadelesinin çıkarları doğrultusundaele alırlar.Marksist-Leninistler açısından nasılki, seçimler konusuna kayıtsız kalmakeksik bir yaklaşımsa, seçimlere olduğundanfazla bir rol yüklemek, parlamentoyuamaçlaştırmak da bir başkayanlıştır.Parlamentoya bakışta Marksist-Leninistlerintavrı nettir: Lenin’in parlamentermücadeleye bakış açısındaki temelkıstas, “legal ve illegal mücadeleninbirleştirilerek kitlelerin eğitilmesi,örgütlenmesi ve ayaklanmayahazır hale getirilmesi”dir.Rusya’da devrimciler bu bakış açısıylahareket ederek, Çarlık dönemininmeclisi Duma’ya girmiş, meclisi buamaçla kullanmışlardır. Meclisi iktidarmücadelesinde bir araç olarak görmüşlerdir.Parlamentodan nasıl vekimin için yararlanacağız?Proletarya, gerçekte burjuvazininbaskı aracı olan burjuva demokrasisinintüm imkanlarından yararlanacaktırelbette. Keza aynı şekilde, burjuvazininkendi sistemini meşrulaştırma aracıolan parlamentodan da yararlanacaktır.Birincisi, işçi sınıfını demokrasimücadelesi içinde olgunlaştıracağı, sınıfsavaşında yeni araçlar ve imkanlarsağlayacağı için; ikincisi, burjuvaziningerici, demokrasi düşmanı yüzünü açığaçıkaracağı için; üçüncüsü, burjuvazininhalkın en geri kesimlerini yalanlarlaetkilemesinin önüne belli ölçülerdegeçecek bir kürsü olacağı için,bu kurumları kullanırız.Burjuvazinin sınıf egemenliğinin birkurumu olan parlamentosu tarihselolarak zamanını doldurmuştur. Ancakbunu sadece bizim bilmemiz yetmez.Parlamento tarihsel olarak ömrünüdoldurmuş olmakla birlikte pratik olarak(siyasal olarak) halen halkın genişkesimleri için bir anlam ve önem taşımayadevam etmektedir. Seçim mey-Devrimciler, burjuvazininparlamentosunu ya dadüzenden çözüm bekleyenanlayışları güçlendirmeyecek,bu düşüncelerin etkisinikıracak, kitleleri düzenebağlayacak değil, düzendenkoparacak bir mücadelesürdürmeli, politika vetaktiklerini buna görebelirlemelidirler.danlarının durumu, halkın düzen partilerindenbeklentileri ve halen oligarşininparlamentosunun çözüm yeri olarakgörülmesi, politik olarak hesaba katılmasıgereken olgulardır.“Bur j u va par la men to su nun gö -rül me miş öl çü de teş hir ol ma sı na,inan dı rı cı lı ğı nı yi tir me si ne kar şın,halk kit le le ri ye te rin ce ör güt len me mişve dev rim ci al ter na tif ken di si nin tekse çe nek ol du ğu nu, he nüz halk kit le -le ri ne gös te re me miş tir... Bur j u va zi -nin ye ni den halk kit le le ri ni pe ş i ne ta -ka rak ik ti da rı nı sür dür me si nin ko ş ul -la rı nı oluş tur mak ta dır.” (Dayı, SeçmeYazılar, Boran, syf: 211)Emekçi sınıfların beklentileri, parlamentonunhala bir çözüm yeri olarakgörülmesi ve devrimcilerin halka siyasigerçekleri yeterince açıklayamamışolması, halkı örgütleyememesi sonucuparlamento pratik olarak varlığını devamettirir. Yoksa parlamento burjuvazigibi tarihsel olarak ömrünü doldurmuş,halka düşman bir kurumdur.İşte bu nedenlerden dolayı devrimcilerşartları oluştuğunda parlamentoyu,parlamenter mücadeleyi biraraç olarak kullanırlar.Devrimciler seçimlere ya da parlamentoyailişkin olarak adım atarken, elbetteburjuva demokrasisinin teşhirinive devrim mücadelesini geliştirmeyi temelalırlar. Bunların yapılamadığı koşullarda,parlamentoya girmeyi savunmak,objektif olarak burjuvazininsistemini meşrulaştırır bir konumadüşmek demektir.Devrimciler, burjuvazinin parlamentosunuya da düzenden çözümbekleyen anlayışları güçlendirmeyecek,bu düşüncelerin etkisini kıracak, kitleleridüzene bağlayacak değil, düzendenkoparacak bir mücadele sürdürmeli,politika ve taktiklerini bunagöre belirlemelidirler.Onun için ısrarla seçimlerin çözümolmadığını anlatıyor, devrimi savunuyoruz.Seçimler konusundaniyetlerle tavır alınamazParlamento ve seçimler konusundadevrimcilerin tutumu nettir. Seçimler veSayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011SEÇİM DEĞİL, DEVRİM2 7


Sayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011parlamento bir amaç haline getirilemez.Seçimleri ve parlamentoyu temelalarak bir yere varılamayacağı ortadadır.Nitekim bugüne kadar emekçilerinseçimlerle iktidar olduğu hiçbir yerdegörülmemiştir. Emekçiler burjuvazininiktidarını oy ile ya da seçim sandıklarıyladevirmemişlerdir.Paris Komünü’nden başlayarak,Sovyet devrimine, Çin devriminden Küba’nınkurtuluşuna kadar hemen tümdevrimlerde halkın örgütlü gücü ve mücadelesiile, aşağıdan yukarıya kitlelerindevrimci zoru ile iktidarlar ele geçirilerekburjuvazinin iktidarına son verildi.Parlamento ile ya da seçimler ilesosyalizme geçildiği görülmedi. Böylebir öngörüyü, politikayı veya stratejiyidoğru gösterecek tek bir örnek ortadayoktur. Buna karşın sömürücüegemen sınıf iktidarlarının devrimlerleyerle bir edildiğinin onlarca örneğivardır. Devrimleri gerçekleştirme mücadelelerinin,sosyalizmi inşa etmemücadelesinin yeryüzünde gerçekleşentek biçimi, ezilenlerin zorudur. Parmakindirip kaldırarak bunun mümkün olduğugörülmemiştir. Buna rağmen, halenparlamentoyu temel alan, kırıntılarile yetinilen düşüncelerin savunulmayadevam edilmesi ya siyasi körlüktürya düzen içilik tercihidir.1970’li yılların başında Şili’de “parlamenteryoldan sosyalizme geçiş” anlamındabir “deney” kısmen yaşanmış,ama sonuçsuz kalmıştır. Faşist cunta,sosyalist Salvador Allende iktidarınıAmerika’nın tezgahladığı faşist darbeile yıkarken, Allende’yi de katletmiştir.Bugün Latin Amerika’da çeşitli solilerici hareketler, seçimlere girerekparlamentoda “başarı”lar kazanmış,iktidara gelmişlerdir. Ancak bu gelişmeler,halklar cephesinden emperyalizmkarşısıda ilerici bir nitelik taşısa da, birincisibu gelişmeleri devrim diye nitelendirmekmümkün değildir; ikincisi,bu iktidarların varlığı aynı zamandadevrimci mücadelesinin önünde birsete de dönüşebilir...Tüm bu nedenlerden dolayı seçimdeğil devrim diyoruz. Parlamenter mü-Seçim ve parlamento,halkların hiçbir yakıcısorununu çözemez. Çünkütüm bunlar bir avuç asalakve sömürücü için vardır.Onların düzenleriningeleceği için vardır.Onların düzenini korumakiçin çalışmaktadır düzeninbu kurumları.cadeleyi reddetmiyoruz. Belirli koşullaraltında değerlendirebiliriz. Amaona yükleyeceğimiz anlam; daha çoksistemi teşhir etmek temelinde yürüteceğimizbir mücadele olacaktır. Mücadelemizdüzeni teşhir eden bir rol oynayacaktır.Seçim değil devrim diye belirlemeyaparken, emperyalistlerin ve burjuvazininparmak hesabı ile iktidarı vermeyeceğinibiliyoruz. Yani seçim ile değişecekbir iktidar yoktur ortada.Emperyalist tekeller on yıllardırdünya çapında bir sistem kurmuştur.Kurdukları bu sömürü sistemi için kandökmüş, işgaller gerçekleştirmişlerdir.Bunun için ordular kurmuş, halklarakarşı silahlanmışlardır. Emperyalistlerinsömürü, yağma ve talan demekolan bu sistemlerini bir çırpıda mecliste3 parmak hesabı ile terketmeyeceğiaçıktır. Emperyalistler dünya çapındakivurgun ve talan düzenlerini bozmakistemeyeceklerdir. Hele kendisine soldiyen düzenin solundaki partiler seçimlerikazandı diye emperyalistlerkurdukları düzenden vazgeçmeyeceklerdir.Bugüne kadar parlamenter yoldanemperyalizmi tamamen kovan, faşizmiyıkan bir gelişme olmamıştır. Parlamenteryol ile devrim arasındaki terciho siyasi partinin ne istediği ile de ilgilidir.Bir siyasi parti eğer kırıntılar istiyorsa,kırıntılar ile yetinecekse seçimlerdeyer alır ve tüm hedefi parlamentoyagirmek olur.Reformlarla, kırıntılar ile yetinmeyecekse,iktidar hedefi varsa, devrimihedeflemek ve bunun için mücadele etmekzorundadır. Yoksa boşa kürek çekilmişolur. Hem halkın beklentilerihem de o kadar enerji heba olup, gider.Bugüne kadar seçimler gösterdi ki,seçimler burjuvazinin düzenini akladığı,halka boş umutlar vaat edildiği biryutturmacadan başka bir şey değildir.Meclise halkın temsilcileri seçilmemektedir.O meclisler halk içinoluşturulmuş meclisler de değildir.Orada halk için kararlar alınıyor değildir.Meclisler bir avuç sömürücününKoçlar’ın, Sabancılar’ın, Doğanlar’ın,Ülkerler’ın çıkarı için vardır.Yoksulların bırakın meclise girmelerini,aday olma şansları dahi yoktur.Çürümüş bir düzenin parlamentosununhalk düşmanı yüzünü, halkakarşı çıkardıkları yüzlerce yasayı, parlamentonunburjuva feodal pislikleriniher gün görüyoruz.Böylesi bir parlamentoda gerçeklerianlatıp sistemi değiştirmek olabilecekbir şey değildir. Tüm bunları bir yanabırakıp, bir an için iktidara gelindiğinidüşünsek bile; o zaman da oligarşininve emperyalizmin silahlı güçleri, ordusu,polisi buna izin vermeyecektir.Gerçekler; burjuvazininiktidarını yıkın, diyorTüm bu tarihsel deneylerden vebunların bilimsel tahlilinden yola çıkarsak,açık olan şudur ki, hakların kurtuluşuoligarşi ve emperyalizme karşıverilecek anti emperyalist, anti oligarşikbir devrim ile gerçekleşecektir.Seçim ve parlamento, halkların hiçbiryakıcı sorununu çözemez. Çünkütüm bunlar bir avuç asalak ve sömürücüiçin vardır. Onların düzenlerinin geleceğiiçin vardır. Onların düzenini korumakiçin çalışmaktadır düzenin bu kurumları.Seçim değil, devrim derken bu gerçeğeişaret ediyoruz. Halkın içindebulunduğu yoksulluğu, açlığı, halka yönelikbaskıları halkın iktidarını kurmadankarşılayabilmek imkansızdır.Parlamentodan çıkarılacak milletvekilleriile olabilecek bir şey değildir.Ülkemizin bağımsızlığı, demokrasive sosyalizm seçimler ile sağlanmayacaktır.Bunları gerçek kılmak ancakdevrim ile mümkündür. Aksi haldeparlamentarizm batağına sonuna kadarsaplanmak kaçınılmaz olacaktır.2 8DÜZEN PARTİLERİNE OY YOK!


SavaşanKelimelerÖzenticilik ve ölçümüzDilde özenticilik, kendi dışımızdasık sık, kendi içimizde de zamanzaman karşımıza çıkan bir özelliktir.Özenticiliğin yönü, kişiden kişiye,o özentiyi doğuran nedenleregöre değişir. Kimi, başta İngilizce olmaküzere, yabancı kelimeleri kullanmayaözenir. Kimisi teknik, teorik,akademik kavramlarla konuşmayı“sever”. Kimisi, “öz Türkçe”kelimeleri, kimi de “eski” kelimelerikullanmaya özel anlamlar yükler.Rövanşist, reality, reel sosyalizm,ambiyans, entegre olmak, angajeolmak, ironi, referans, first leydi,back graund, moderatör, dizayn...Aydınların, reformist oportünist solun,mimar-mühendis, doktor, eczacıgibi yüksek okul mezunu kesimlerinveya gazeteciler, öğretim üyelerigibi kesimlerin dilinde bu tür kelimeleridaha yoğun olarak görebiliyoruz.Bazen burjuvazi tarafından ortayayeni atılmış bir kelime görülmemişbir hızla bu kesimlerin dilindeyaygınlaşabiliyor. Bu tür yabancısözcükleri niye kullanırız?..Veya eski kelimeler... riayet, teveccüh,muttali, mübalağa, kesafet,tevatür, müteyakkuz... Solun yazılarındanbunlar. Hatta bazen bakarsınız,bunları kullanan çok yaşlı biri de değildir.Ne yabancı kelimelerde ne eskikelimelerde sorun bir alışkanlıktankaynaklanmaz genel olarak. Sorundaha çok bir özentidir. Bazen farkındabile olunmaz bu özentinin ama düzeninyarattığı bir şartlanmadır;bu tür kelimeler kullananlar “dahaçok okumuş, daha çok bilen” insanlardır.Bu kullanımlar dilde bozulmaya,kirlenmeye ve bir yanıyla da muğlaklaşmayayol açar.Bizim meselemiz şu anda özTürkçecilik, Osmanlıcılık değil... Butür kelimeleri kullanıp kullanmamaktabizim ölçümüz, anlaşılırlık olmalıdır.Halkımız, yoldaşlarımız anlattığımızıen iyi hangi kelimelerle anlayacaksa,o kelimeleri kullanmalıyız...Eğer kullandığımız kelimeler,anlaşılmıyorsa, alternatifini bulmayaçalışmalıyız. Konuştuğumuz işçi,memur, ev kadını, “reel sosyalizm” denildiğinde,ironi denildiğinde, angajeolmak denildiğinde ne dediğimizitam anlamıyorsa, karşımızdaki gençarkadaşa eski kelimeler kullanmakverimli olmayacaksa, alternatiflerinibulmalıyık.Bir şeyi anlatmak, karşımızdakibilinçlendirmek, öğretmek içindir;kendimizin ne kadar bildiğini göstermekiçin değil... Bu noktada birkaygımız olmazsa, özenticilikle çokkolay mücadele ederiz...Gerçekte dilimizde böyle bir bozulmayaveya muğlaklaşmaya izinvermek, iktidar iddiasını yazımızdave sözümüzde yeterince somutlayamamakdemektir. İktidar iddiası,kitleleri örgütleme iddiası ve zorunluluğudur.Kitleleri örgütlemezorunluluğunun bilincinde olanlarkitlelerin anlayacağı şekilde konuşur.Sayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011Evrensel’e 5 N 1 K hatırlatmasıEvrensel gazetesi, geçen hafta, Ankara’da Halk Cepheliler’eyönelik son gözaltılarla ilgili bir haber yaptı.Evrensel muhabiri, bu son gözaltı teröründe eşi ŞerifeYılmaz gözaltına alınan 63 yaşındaki TAYAD’lı MehmetYılmaz’la görüşmüş; onun ağzından son saldırılardakitahammülsüzlüğü aktarıyordu.Haberin başlığı da Mehmet Yılmaz’ın konuşmasındanalınmıştı: “Bu kadar pervasızlık olur mu?”Normalde ilerici, demokrat her gazetenin yapması gerekenbir haberdi bu. Evrensel’in bu haberi yapması da doğalolandı bu nedenle. Ancak ülkemizde “doğal olan” yerinegetirilmediği için, bu tür haberler bazen bir “duyarlılık”ifadesi haline geliyor. Haberi görünce, “iyi, seyircikalmamışlar en azından” diye düşünüyorsunuz. Ancakokuyunca görüyorsunuz ki, Evrensel’deki bu “duyarlı” haberiniçinde önemli bir eksik var.Haberde, ne Mehmet Yılmaz’ın TAYAD’lı oluşundanne haberdeki gözaltı operasyonlarının Halk Cephesi’neyönelik oluşundan tek bir kelime bile bahsedilmiyor.TAYAD’lılara yönelik operasyonun haberini veriyorama TAYAD’ın adı yok... Bu nasıl bir habercilik anlayışı,nasıl bir kültür?Basit bir unutkanlıkmı yoksa? Cevabınbu olmadığını iyi biliyoruz. Evrensel’in habercilik anlayışı,subjektiftir. İflah olmaz grupçu kültürü nedeniyle Evrensel,yıllardır benzer bir çok haber yapmıştır. Biz de hepeleştirmişizdir. Yanlışlığından emin olduğumuz ve devrimci,ilerici gazetecilik anlayışıyla bağdaştırılamayacakbu yayıncılığı teşhir etmeye ve değiştirmek için ısrarla çabasarfetmeye devam edeceğiz. İdeolojik mücadele, bir ısrarmücadelesidir.Evrensel’in bir türlü görmek istemediği şudur: Siz yoksayınca hiçbir şey yok olmuyor. Siz yazmadınız diye MehmetYılmaz TAYAD’lı olmaktan çıkmıyor. Siz yazmayıncao operasyonun Halk Cephesi’yle bağı ortadan kalkmıyor.Ne düşünüyorsunuz? Yoksa tıpkı egemen sınıflargibi, katliamlarda, infazlarda bile “örgütün adını yazmayın,propagandaları olur!” diye mi düşünüyorsunuz? Bu sansürcülükniye? İnanın, siz Halk Cephesi’ni gazetenizin hersayfasında yazsanız, ne Halk Cephesi’nin başı göğe değerne de siz yazmadınız diye Halk Cephesi yok olur... Sizeğer bir günlük gazete iseniz, olması gerektiği gibi 5 N1 K kuralına ve devrimci sorumluluğunuza uygun olarakhaberinizi yaparsınız.SEÇİM DEĞİL, DEVRİM2 9


Sayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011Sevgili arkadaşlar, merhaba. 12Haziran seçimlerine fazla bir zamankalmadı. Günlük ilişkilerde, sohbetlerdede haliyle seçimler konusudaha fazla yer almaya başladı.Bizim tavrımız belli. Biz esasolarak devrimci bir alternatifi öne çıkarmayaçalışacağız. Halkımıza ülkemizinve halkın sorunlarının parlamenteryoldan çözülemeyeceğinianlatacağız. Buna ikna etmeye çalışacağız.“İkna” etmek önemli ve zorunlu.Sonuçta kitleleri birtavrımızın,bir politikamızınyanına çekmek, onuikna etmektir. Kitleleriikna etmeden hiçbir şey olmaz.Seçimler konusunda dahalkın çok geniş kesimleri,çoğu zaman söylediklerimizinhaklılığına büyükölçüde katılırlar. Düzenle,düzen partileriyle ilgili şeyler, köylediğimizdeçoğunlukla “haklısınızama...” diye başlayan cümleler kurarlar.“Ama...” sorusunda ikna olmadıklarınoktalar vardır. “Ama...” sorusundakitlelerin siyasal ideolojikgerçeklerle pratik arasında gördüğüçelişkiler vardır.Bu yaklaşım bugün karşımıza birkaç şekilde çıkmaktadır: “Oy verme-diğimizde AKP güçlenir, yinegericilik hakim olur.”... “Bir tek bizoy vermeyince, elimize ne geçecek?”Seçim çalışmalarımız, bu sorularacevap vermeli, halkın kafasındakibu yanlış, çarpık düşünceleri yıkmalıyız.Kötünün iyisi mi?Ders: Seçimlerve AlternatiflerSeçimde tavrımız, kendimizi kötününiyisine mahkum etmek olmamalıdır.Halk kitlelerine bunun yanlışlığınanlatmalıyız."Kötünün iyisi"yle yetinme tavrı,halka, burjuvazinin dayattığı bir düşünüştarzıdır. Halkı her şeyin en iyisinden,en güzelinden mahrum edenburjuvazi, halka "en azla yetinme";"ehven-i şer" olanla yetinme kültürünükabul ettirmeye çalışmıştır."Kötünün iyisi"yle yetinmek,BAŞKA BİR ALTERNATİFİN olmayacağınıkabul etmektir.“Kötününiyisi”ni seçmeyemahkum değiliz!"Kötünün iyisi"yle yetinmek, sonuçtakendimizi burjuvazinin sunduklarındanbirine mahkum etmek demektir.Tam tersine, esas olarak da seçimlerde,biz düzenin bize sunduklarınıntamamen dışında bir alternatifesahibiz.Sandık düzendir, bizim alternatifimizise devrimdir.Seçim sandıklarından devriminçıkması ihtimal dahilinde değildir; oligarşininkurduğu seçim sandıklarındanher koşulda düzen çıkacaktır.Oligarşinin seçim sandıklarındandemokrasinin, adaletin, özgürlüğünçıkması da mümkün değildir.Bu anlamda şunu unutmayalım:"Kötünün iyisi"nde hiçbir iyilik yoktur.Aslında bizi kötüye mahkum etmekte,bunu da "kötünün iyisi" diyemeşrulaştırmaktadırlar. Düzenin seçimlerindegericilik-ilericilik saflaşmasıyoktur.Devrimcilerin "düzen partilerineoy yok" tavrı karşısında bir başka itiraznoktası da oy vermemenin gericipartileri güçlendireceği düşüncesidir.Devrimci, ilerici kesimlerin yaygınbiçimde oy kullanmaması durumunda,sistemin daha gerici kesimlerinin,özel olarak da AKP'nin güçleneceğidüşüncesi özellikle işçi kesiminde,yoksul alevi gecekondu halkıiçinde kendine yer bulabilen bir düşüncedir.Fakat seçim aldatmacasının "aldatmaca"olduğu nokta tam da burasıdır.Bu saflaşma gericilik-ilericiliksaflaşmasıdeğildir. Bu saflaşma,aslında "bizi kimsömürsün" saflaşmasıdır.Bizi Koçlar, Sabancılarmı sömürsün?Yoksa Ülkerler, Albayraklarmı sömürsünsaflaşmasıdır.Bize kim işkence yapsın saflaşmasıdır?İki taraf da sömürücüdür. İki tarafda emperyalizm işbirlikçisidir. İkitaraf da faşizmin savunucusu veuygulayıcısıdır.Şimdi AKP ile CHP arasında tercihyapmak, bağımlılıkla bağımsızlıkarasında bir tercih yapmak mıdır? Elbettehayır.CHP, muhalefette olduğu tüm buyıllar boyunca emperyalizmle hangibağımlılık ilişkisine son verilmesiniistedi?NATO’dan çıkılmasını mı savunuyorCHP? NATO’dan çıkmamayısavunmak, bugün Libya’ya emperyalistsaldırıyı desteklemektir. Kılıçdaroğlu’nunCHP’si bu emperyalistsaldırının arkasındadır.CHP’nin kıdemli başkanlarındanHikmet Çetin, ABD-NATO tarafından3 0DÜZEN PARTİLERİNE OY YOK!


işgal edilen Afganistan’da,uzun yıllardır NATO adınagörev yapmaktadır veCHP’nin buna da itirazıyoktur... CHP’de kötününiyisini görenler, bütün bunlarıgörmelidirler. Cepheliler,kötünün iyisi diye, gericiliğekarşı hiç yoktaniyidir diye CHP’yi desteklemeyisavunan herkese bugerçekleri bıkmadan, usanmadan anlatmalıdırlar.Mesela CHP’ye yönelikdestek eğiliminin güçlü olduğu kesimlerarasında pekala bu konuda yayınlanmışdergi yazıları çoğaltılarakda dağıtılabilir.AKP-CHP saflaşması gericilik ilericiliksaflaşması değildir. Bu saflaşma,aslında "bizi kim sömürsün"saflaşmasıdır.Bizi Koçlar, Sabancılar mı sömürsün?Yoksa Ülkerler, Albayraklar mı sömürsünsaflaşmasıdır.Bize kim işkence yapsın saflaşmasıdır?Sorular soralım:Niye destekleyelim?Seçim çalışmasında halkımıza seçimpolitikamızı anlatırken, kullanacağımızbir başka etkili yöntem, herzeminde sorular sormaktır.Neden destekleyelim?CHP'yi neden destekleyelim?Ne yaptılar halk için?Demokrasi için, bağımsızlık için,sömürü ve zulme son vermek için neyaptılar?Daha çıplak sorular soracağız:CHP işkencelere karşı mıdır? Peki öyleyse15 yaşındaki kızlarımıza işkenceyapılırken, nerededir bunlar?CHP katliamlara karşı mıdır? Peki19 Aralık katliamını yapan hangikadrolardı?Aynı soruyu elbette AKP için desoracağız, MHP için de...Ancak özellikle Alevi halkımız veişçi kesimler arasında asıl tartışmaCHP üzerinden çıkmaktadır.Bu konudaki yanılgı ve beklentiler,uzun yıllardır sürmektedir.Kötünün iyisini seçmek, AKP gericiliğinekarşı hiç değilse bunlar dabiraz solcu diye CHP'yi desteklemek,özellikle halkımızın bu iki kesimindetarihsel kökleri olan bir düşüncedir.Doğrudur, ülkemiz 1950’lerden buyana, faşist, gerici, dinci, milliyetçi,açıkça Amerikan yanlısı partiler tarafındanyönetilmiştir. “Düzenin solu”olarak CHP, 50’lerden bu yana çok aziktidar olmuştur. Emperyalizm işbirlikçisive faşizmi savunan bir çizgideiktidara gelmekten umudunu kesenCHP, kendini “ortanın solu” demokratiksol” diye adlandırarak, kitlelerinsol taleplerine sahip çıkmıştır. CHP(keza onun devamı olan SHP, DSPgibi partiler) kısa iktidar dönemlerindesolculukla hiçbir ilgilerinin olmadığınıkanıtlamış olsalar da kitlelerde hala buyönde, CHP’yi sol olarak gören birdüşünce varlığını devam ettirmektedir.Ancak bu demokrasicilik oyunununen temel aldatmacalarından biridir.CHP’yi güçlendirmek düzenigüçlendirmektir.Kitlelerin CHP’ye yedeklenmesidemek, düzenin sağlamlaşması demektir.Çünkü bu yöntem, kitleleri sürekliolarak devrimden uzaklaştırıpdüzene yaklaştırmaktadır.Seçim çalışması halkakendi gücünü göstermeçalışmasıdırHalkın belli ölçüde bilinçli kesimleri,tek yol devrim deyişimize de,tek çözüm sosyalizm deyişimize dehak verebilirler. Ancak bu noktada asılçelişki, asıl güvensizlik, ama bu gerçekleştirilemezki... diye ortaya çıkmaktadır.Bu anlamda seçim çalışmasındakitlelere çarenin seçim değil; devrimolduğunu gösterirken, bunun tek başınayetmeyeceğini de bilmeliyiz. Odevrimi halkın kendi gücüyle gerçekleştirebileceğigüvenini taşımalıyız.Kuşku yok ki, bu sadece propagandaylasağlanabilecekbir güven değildir. Bugüven kitlesel mücadelelerpratiği içinde oluşur.Ama biz bugünden o güvenintemellerini atıyoruz.Seçim çalışmasıaynı zamanda birTARİH çalışmasıdırKitleler, daha iyinin mümkün olabileceğineinanmadıkları, bunu gerçekleştirebileceklerinegüven duyamadıklarınoktada kötünün iyisine yönelirler.Kendilerine güveni, kendi pratikleriiçinde kazanacaklardır. Ama birde halkların yüzyıllar boyu yaşadıklarıvardır.Bu anlamda TARİH, seçim çalışmamızdaiki yönüyle yer almalıdır.Birincisi, ülkemiz seçim tarihiaçısından;Ülkemizde bugüne kadar kaç seçimyapılmış, kaç hükümet kurulmuşve bunun sonucunda ne olmuş sorusununcevapları son derece çarpıcıdır.Düşünün, kaç kez seçim sandığı getirilmişhalkın önüne ve her seferindedenilmiş ki, bak bu sefer senin sorunlarınıçözeceğiz.Ama çözülmemiş!Seçim çalışmasında bizim gücümüz,gerçeğin gücüdür.Seçim çalışmasında bizim gücümüz,oligarşinin halkın sorunlarınıçözmek konusundaki güçsüzlüğüdür.Bizim gücümüz, sosyalizmin çözümgücüdür.Evet çözememişlerdir.Halkın konut sorununu çözememişlerdir.Halkın yarısını gecekondulardasağlıksız evlerde yaşamayamahkum etmiş bir düzen var karşımızda.Sağlık, eğitim sorunlarını çözememişlerdir.65 yılda 15 genel seçim yaypılmış...88 yılda, 60 hükümet kurulmuş.60 kez TBMM kürsüsündeyeni hükümet programı okunmuşve halka vaatler edilmiş... SonuçSayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011SEÇİM DEĞİL, DEVRİM3 1


Sayı: 270Yürüyüş29 Mayıs20113 2malumdur.olabileceğine inanmadıkları, bunuBurjuvazi, 4-5 yılda gerçekleştirebileceklerine güvenbir seçim sandıklarını kurarken,halkın bir önce-duyamadıkları noktada kötünün iyisineyönelirler. CHP’yi kötünün iyisi olarakkileri unutmuş olmasınagüveniyor.sol olarak meşrulaştırmanın halkaBiz unutmamaya güveniyoruz.Seçimlerde, sıradan imkanlardan,faturası her zaman ağır olmuştur.Unutanlar bir kez sıradan kazanımlardan değil,daha aldanırlar çünkü. OALTERNATİFTEN söz ediyoruz.halde halkımıza günlük konuşmalarda,seçim çalışmalarındabu kadar yılda şukadar seçim oldu, ne oldu? diye bıkmadanusanmadan soralım.solda da görülmüştür. Sol da zamanzaman düzen partileri arasındaki saflaşmalarıyanlış değerlendirebilmiştir.Anlatacağımız TARİHİNikinci yönü; halklarınzaferlerle dolu tarihidirHalklar başarmıştır.Devrimler, “kötünün iyisi”yle yetinmeyireddeden halkların eseridir.Devrimler, düzen içi çatışmalardataraf olmayı reddedip, tüm düzengüçlerine karşı savaşanların zaferidir.Ama nasıl olacak sorusunun cevabı,yine bizzat halktadır. Güç halktadır.Yıkacak ve yapacak olan halktır.Her devrim, kendinden kat be katgüçlü bir düşmana karşı gerçekleştirilmiştir.Halklar, düzenli ordulara karşısavaşıp kazanmadılar mı bu savaşları?Seçim çalışması bu yanıyla Cepheliler’inkitleleri dünya halklarınınzaferlerini ve nasıl zafer kazandıklarınıda anlattıkları bir çalışma olmalı.(Burada hemen elbette şunu hatırlamadangeçmeyelim; kitlelere öğretmekiçin öğrenmek gerekir. HerCepheli, asgari olarak bu zaferlerledolu tarihten bir özet yapabilecek durumdaolmalıdır.)CHP’ye verilenher destek karşılığındahalk ağır faturalar ödemiştir“Kötünün iyisini”, “ehven-i şer”olanı tercih etmek, zaman zamanKitleler, daha iyinin mümkünl975 seçimlerinde böyle olmuşturörneğin; TKP'nin başını çektiği reformist-revizyonistçevreler blok halindeCHP'yi destekleme kararı aldılar.Temel gerekçeleri de, AP-MHP-MSP tarafından oluşturulan l. MilliyetçiCephe hükümetinin faşist terörünekarşı çıkmaktı. Faşist terörekarşı kendi üzerlerine düşeni yapmıyor,CHP’yi destekleyerek, faşist teröründurdurulmasını CHP iktidarınahavale ediyorlardı. Faşist teröre karşı,CHP’nin de içinde olduğu birUDC (Ulusal Demokratik Cephe)kurma hayali içindeydiler.1977 seçimlerinde de devam ettibu durum.1991 seçimlerinde Kürt yurtseverlerininSHP ile ittifakı, soldaCHP’ye ilişkin yanlış tavırların birbaşka örneği oldu. Burada hiç unutulmamasıgereken gerçeklerden biride şudur; CHP’yi desteklemenin,CHP’yi kötünün iyisi olarak sol olarakmeşrulaştırmanın halka faturasıher zaman ağır olmuştur. Bu faturalarıniçinde 1 Mayıs 1977 katliamıvardır, Maraş katliamı vardır, 1993 Sivaskatliamı vardır... 19-22 Aralık2000’deki hapishaneler katliamı vardır.Kötünün iyisine mahkum olmayıreddetmemiz, BDP’li adayları, çeşitlisol grupların oluşturduğu blokunadaylarını neden desteklemediğimizide açıklamaktadır. Bu adaylar, tektek kişiler olarak ilerici insanlar olabilirler.TBMM kürsülerinde belkibazı şeyleri de dile getirebilirler..Ama o kadar... Sonrasıyoktur. Oysa biz, seçimlersöz konusu olduğunda, sıradanimkanlardan, sıradankazanımlardan değil, AL-TERNATİFTEN söz ediyoruz.Alternatif devrimiddiası, iktidar perspektifidir.Sol bağımsız adaylar,bu iddiadan, bu alternatiftenuzaklaşmanın, bu yanıylada siyasi olarak düzene tabiolmanın adaylarıdırlar. Ülkemizinkarşı karşıya olduğu sorunlarıve çözümlerini yanlış bir noktadanortaya koymaktadırlar.Mesela, reformizme göre, “Türkiye'nintemel sorunu demokratik birseçim ve Siyasi Partiler Yasası'nın değiştirilmesisorunudur. Veya onlarınbir kesimine göre demokrasi sorunueşittir Kürt sorunudur. Bunlar yanlış,dolayısıyla kitlelere de yanlış hedeflergösteren tespitlerdir.Seçimler, halka gerçeklerigöstermek, alternatiflerianlatmak için iyi birzemindir!Ekonomik demokratik mücadeleveren, düzenin yasal imkanlarındanyararlanmayı bir politika olarak benimseyenher örgütlenme, seçim dönemlerigibi, halkın politikleşmesininşu veya bu ölçüde arttığı koşulları değerlendirmekdurumundadırlar. Seçimmeydanları dikkat çekici şekilde kalabalıktır.Televizyon kanallarınıngeniş kitlelere uzattığı mikrofonlardansöylenenlerin de gösterdiği gibi, insanlarınönemli bir kısmı, ülke gerçeğininen azından belli yönleriyle deolsa farkındadır.Bundan ötesinde kitleleri seçim aldatmacasındançıkarmak Cepheliler’inişidir. Bundan ötesini anlatmak,göstermek, ikna etmek ve kazanmakCepheliler’in işidir. Bu görevibüyük bir güvenle yerine getirmeliyiz.Sevgili okurlarımız, bu haftakidersimizi de burada noktalıyoruz;haftaya görüşmek üzere şimdilik hoşçakalın.DÜZEN PARTİLERİNE OY YOK!


Katliamlara Yol AçmadanHelikopterleriniziMahallelerimizden Çekin!İstanbul'un Beykoz ilçesinde AnadoluKavağı yakınlarında AL-02 tipibir polis helikopteri düştü.Düşen helikopterde, Bilgi İşlemŞube Müdürü Ragıp Ali Bilgen ve 10yaşındaki oğlu Deniz Bilgen, KomiserMurat Güçlü ve THY Uçuş Akademisi2. pilot adayı Mehmet OraySarıçay öldüler.Emniyet Müdür Yardımcısı PilotKemal Özdemir kazadan yaralı kurtuldu.Yaptığı açıklamada şöyle dedi:“Motor aniden durdu. Helikopteri karayayetiştirmek için çabaladım ancakyetiştiremedim. Yumuşak inişyapmaya çalıştım. O da olmadı."*21 Mayıs’ta meydana gelen “kazada”helikopterin motoru, boğazınsuları üzerinde değil, bir yerleşim bölgesinin,sık sık üzerinde uçtukları biryoksul gecekondu mahallesinin üzerindedurabilirdi.Yürüyüş’ün 257. sayısında çokaçık bir uyarı yapmıştık.“Helikopterleriniz, yoksul evlerimizinüzerinde hem bir tehdit ve gözdağı,hem de katliama açık davetiyedir!”Ve buradan hareketle de şöyle demiştik:“Helikopterlerinizi mahallelerimizinüstünden çekin! Mahallelerimizne düşman toprağıdır, ne savaşalanı!”Suç duyurusununhaklılığı kanıtlanmıştır:Helikopterlerin yoksul gecekondumahallelerinin üzerinde boy gösterdiği,hatta dergi büromuza yönelik biroperasyonda bile kullanıldığı günlerde,11 Mart’ta, Halkın Hukuk Bürosuavukatları, helikopterlerin SarıgaziÖzgürlükler Derneği, Gülsuyu-GülensuHaklar Derneği ileOzan Yayıncılık’a yönelikbaskınlarda kullanılması hakkındasuç duyurusunda bulunmuşlardı.Helikopterlerin operasyonlarda kullanımıiçin, operasyon bölgelerininüzerinde “saatlerce uçurulması”için,kendi yasalarına göre bile hiçbir gerekçeleriyoktu.Tek “gerekçeleri”; “Halkta korkuve panik yaratmak”tı.Söz konusu suç duyurusunda deniliyorduki: “Helikopterin kullanıldığıyerlerin yoğun yerleşim bölgeleriolmaları özellikle elektrik hatlarıaçısından ciddi bir tehdite nedenol...maktadır...”Tehdit, gerçekleşmiştir.İstanbul Boğazı’nın sularının üzerindeolması tesadüfidir.Bu noktadan itibaren polis tümoperasyonlarda helikopter kullanımınaderhal son vermelidir.Şimdi bazı aklı evveller diyebilirki iyi ama koskoca kentte polisordu, helikopter kullanmayacakmı? Eğer halkın can güvenliğiniPOLİS HALK İÇİNTEHDİT VETEHLİKEDİR!Halkın “huzuru ve güvenliği”için var olduğu iddia edilenpolis, her şeyiyle, helikopterleri,panzerleriyle, bizzat varlığıylahalk için bir tehdit ve tehlikedir.Halkın CAN GÜVENLİĞİNİyok edendir. İşkencede tecavüzden,ahlaksızca aramadan mahallelerdefuhuşu, uyuşturucuyu teşvikekadar, halkın NAMUSU-NA saldırandır. Halka, devrimcilerekarşı komplolar kuran,meydanlarda coplayan, “dur”ihtarlarında kurşunlayandır. Bupolis bizim polisimiz değildir.tehlikeye sokuyorsa, kullanılmamalıdır.Yoksul gecekondu mahallelerimizdeşu andan itibaren meydana gelebilecektüm katliamlardan, tek birkişinin bile burnunun kanamasından,İstanbul Emniyet Müdürü, İstanbulValisi, İçişleri Bakanı ve tümAKP iktidarı sorumlu olacaktır.Bu da bir katliamdır!Daha sonra açığa çıkan bilgiler,helikopterin sürekli arıza yaptığını, pilotKomiser Murat Güçlü’nün İstanbulEmniyet Müdürü Hüseyin Çapkın’a“ne olur yeni bir helikopteralın” dediğini söylüyordu.Peki mahallelerimizin üzerindeuçurdukları helikopterlerin arızalı olmadığındannasıl emin olacağız?İçinde kendi polisleri de olduğuiçin bozuk helikopter uçurmazlardiye düşünenler, Beykoz’da düşen helikopterebaksınlar.İstanbul polisinin operasyonlardahelikopter kullanımını kapak konusuyaptığımız Yürüyüş’ün 257. sayısındabakın ne demiştik:“Olası bir kazanın adı,katliamdır!Olası bir kazanın faturası bir katliamdır.Mahallelerimizin her birininüzeri açıktan geçen düzensiz elektriktelleriyle doludur; siz de bilirsinizbunu. Ama ne halkın canı, ne de hattao helikopteri kullandırdığınız pilotuncanının sizin için önemi yoktur...Çekin helikopterlerinizi halkıntepesinden. Katliama neden olursunuz;asla “kaza” sayılmayacaktırböyle bir olay.”Bu da bir katliamdır ve bu kez üçkuruşluk değer vermedikleri kendipersonellerini katletmişlerdir.Sayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011SEÇİM DEĞİL, DEVRİM3 3


Mimar-mühendisler yıkıma karşı kurultay düzenliyor!1 milyon yıkıma karşı hayatın heralanında direnişi örgütleyeceğizSayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011AKP, 9. yılına giren iktidarındahalkın barınma sorununu çözmemiş,halkın içinde olmadığı çözümler üretmiştir.AKP’nin halkın barınma sorununuçözme gibi bir isteği, bir çabası dayoktur esasen. Çünkü soruna halk açısındanbakmıyor. Halkı düşünerek hareketetmiyor. İmkanları halk için seferberetmiyor.Halkın barınma sorununu çözmeyenAKP, 1 milyon evi yıkmak içintüm hazırlıklarını tamamlamıştır. Seçimsonrası yıkımlar konusunda adımlaratacaktır.Halkın evlerini yıkmak için hazırlıkyapan AKP öte yandan İstanbul’aiki yeni şehir daha kurmaktansöz etmektedir.Halkın barınma sorununu çözmeyen,tekelleri bu projelerle ihyaeden AKP iktidarına karşı mücadeleetmekten başka bir seçenek yoktur.Yıkımlara karşımücadeleyi, her alandabüyüteceğizBugün yoksul halka karşı yöneltilensaldırıların başında yıkımlar gelmektedir.AKP iktidarı başta İstanbulolmak üzere Ankara ve Anadolu’nunbir çok şehrinde yıkımlarla yoksul halkasaldırılarını sürdürmektedir.Bu saldırıları AKP’den aman dileyerek,AKP iktidarının vicdanlı olmasınıbekleyerek, uzlaşma adınaevlerimizi kendimiz yıkarak göğüsleyemeyiz.Yapılacak tek şey vardır;oda yıkımlara karşı mücadeleyi heralanda büyütmektir.Yıkımlara karşı mücadeleyi heralanda büyüteceğiz. Nitekim halkınmühendis, mimar ve şehir plancılarınındüzenlediği “Yıkımlara KarşıMücadeye Kurultayı” böyle bir çabanınsonucudur.Mühendis, mimar ve şehir plancılarıgünlerdir yoksul mahallelerdekapı kapı bunun çalışmasını yürütmektedir.Yıkımlara karşı yoksulhalk ile birlikte çözümler üretmektedirler.Halkın avukatları, İstanbul’da,Ankara’da gecekondu yıkımlarınakarşı yoksul halkın yanında yer almakta,yıkımlara karşı mücadeleyiyoksul halk ile birlikte omuzlamaktadırlar.Dev-Genç’liler, yıkımların olduğuyoksul mahallelerde çalışmalar yürütmüş,yıkım saldırısının yaşandığıDerbent’te yoksul halk ile barikat başındayer almışlardır.Dev-Genç’liler, bugün de yıkımlarakarşı mücadelede yoksul halkınyanındadırlar.Yoksul mahallelerde yıkımlara karşımücadeleyi örgütleyen Halk Cephelileryürüyüşlerle, imza kampanyasıile halka gerçekleri açıklamaktadır.İddiamız büyüktür. Yıkımlar karşısındaçaresiz değiliz. Yoksul gecekonduhalkı ile mühendis mimar veşehir plancıları, halkın avukatları ileDev-Genç’liler ile birlikte yıkımlarakarşı mücadeleyi her alanda büyütmeyedevam edeceğiz.Mücadele aynı zamandaişçi, memur sendikalarınınmücadelesidirMücadele işçi, memur sendikalarınınve diğer meslek odalarının damücadelesidir. İşçi, memur sendikalarıve meslek odaları yıkımlara karşımücadeleyi kendi sorunları olarakgörmelidir.AKP’nin yıkım saldırılarına karşımücadele etmesi gerekenler sadeceyoksul halk değildir. Yıkımlar sadeceyoksul halkın sorunu değildir.Nasıl ki tecrite karşı mücadele sadecetutsakların ve tutsak yakınlarınınsorunu değil, tüm halkın sorunu ise;yıkımlara karşı mücadele de böyle elealınmalıdır.Zira evleri yıkılacak yoksul mahallelerdeişçiler, memurlar, esnaflar...oturmaktadır. İşçilerin, memurların vediğer meslek odalarının kendi üyelerininbarınma sorununu sahiplenmelerindendaha doğal bir şey yoktur.Oligarşinin bugüne kadarki temeltaktiği de halkı bölmek olmuştur.Halkı bölerek, emekçileri birbirindenkopararak, her kesimi kendi sorunlarınahapsederek güçlü direnişlerörgütlemelerinin önüne geçmiştir.O halde yıkımlara karşı mücadeleyisadece evleri yıkılacak yoksul halk ilesınırlı görmeyecek, düşünmeyeceğiz.Yıkımlara karşı mücadele işçilerin, memursendikalarının ve diğer meslekodalarının sorunu da olmalıdır.“Ayaklarınız gecekonduçamurundan çıkmasın!”Tayyip Erdoğan 25 Mayıs’ta Ankaraiçin açıkladığı “yeni projeleri”içinde Ankara’nın kimi yoksul semtlerinintümden yıkılması gerektiğinisöyledi. Sadece Mamak’ta kendi ra-3 4DÜZEN PARTİLERİNE OY YOK!


kamları ile 13 bin 750 , 50. Yıl Mahallesinde2600 evin yıkılacağını belirtti.Yoksul halkın, evlerini yıkacakhem de bir çırpıda koca bir mahalleyiortadan kaldıracak halk düşmanıAKP iktidarına güvenmesi için tek birneden yoktur.O zaman geriye, tek bir şey kalıyor.Halk kendi gücüne, kendi örgütlülüğüneve kendinden gördüklerinegüvenecek, inanacak!Yoksul halk, kendisine yalan söylemeyen,kendisi ile omuz omuza mücadeleeden ve bunun için hiçbirkarşılık beklemeyen, halkın mühendislerine,mimarlarına ve şehirplancılarına güvenecek.Bu güveni yaratmanın öncelikleyolu, gecekondu mahallerinde olmaktır.Bu güveni yaratmanın yolugecekonduların çamurlu yollarındaayaklarının hiç çıkmaması demektir.Bu güveni yaratmanın yolu onlaragerçekleri anlatmaktır. Onları mücadeleyekatmaktır. Onlarla gerçeklerüzerine tartışmaktır.Yoksul halkın güvenini kazanmak,onun yaşamının bir parçası olmaktangeçmektedir. Sadece bilgilendirmedenbilgilendirmeye gitmek,sorunun önemini anlamamaktır.TOKİ açılışında HalkCepheliler’den protesto23 Mayıs’ta Tayyip ErdoğanMamak’taki TOKİ açılışında konuşmayaparken, “Evlerimizi yıktırmayacağız!Halk Cephesi” imzalıpankartı açmak isteyen SerhatParlak, Mehmet Güzel ve HakanTemiz isimli üç Halk Cepheli gözaltınaalındı.Mamak’ta 17 bin gecekonduyuyıkmak isteyenler karşısında HalkCepheliler bu protesto ile sessiz kalmayacaklarınıgösterdiler.Halk Cepheliler yaptıkları açıklamada,barınma hakkının savunulmasınınsuç olmadığını belirterek,gözaltına alınan 3 kişinin serbestbırakılmasını istediler.Gözaltına alınan Halk Cephesiüyeleri daha sonra serbest bırakıldı.AKP “Ya evini yıkmayı kabuledersin ya da ben sana hayatızindan ederim” diyor. Ahlaksızcasaldırılar, baskılarla,kuşatarak halka boyun eğdirmeyeçalışıyorlar.Bu gerçek, halkın mühendismimar ve şehir plancılarınınomzundaki sorumlulukları daartırmaktadır. AKP iktidarınınhalkı tecrit etmesine, baskı ile boyuneğdirmesine hiç kimse seyircikalamaz.Tersine yasakları, baskıları boşa çıkaracakadımlar atmalıyız. Orada, oçamurlu yollarda olursak, onlar gibiyaşar, onlar gibi düşünürsek ancak çözümlerüretebiliriz.Halkın mühendisleri mimarlarışehir plancıları olarak, ayaklarımız çamurluyollardan çıkmayacak. Halkınevlerini yıkmalarına izin vermeyeceğiz.Bunun yolu ısrarla gerçeklerianlatmaktan geçmektedir.Yeni şehirler,yıkımlar üzerinekurulacakTayyip Erdoğan, bir milyon gecekonduyuyıkmaya hazırlandıkları İstanbul’dahalka, “yeni bir kanal”açacaklarını ve “iki yeni şehir” kuracaklarınıaçıkladı.Esasen açıkladıkları yeni şehirprojelerini yıkımlar üzerine inşa ediyorlar.Halkın evlerini yıkararak, halkınon yıllardır oturdukları mahallelerinidağıtarak, halkı şehir dışına sürerekinşa edecekler yeni şehirlerini.Yoksul halkın gündeminde yenişehirler değil evlerinin yıkılmamasıvardır. Barınma sorununu çözmeyenhalk düşmanı bir iktidarın, halkınevlerini yıkarak yeni şehirler kurmasısorunun çözümü değildir.AKP iktidarı, yeni kanal projesinide, iki yeni şehir projesini de halkıdüşünerek gündemine almış değildir.Bu projeler, işbirlikçi tekelleriçin yeni pazar alanları, yeni vurgunkapıları olacak, onları yağma ve talanile büyütecektir.Bu demektirki, önümüzdeki yıllardaTürkiye’deki dolar milyarderlerinin,yeni asalakların sayısı arta-TOKİ kimin içinkonut yapıyor?Toplu Konut İdaresi (TOKİ)AKP açısından sadece konut üretenbir inşaat şirketi değildir. SadeceAKP’nin denetlediği, onun dışındadenetim dışında tutulan, AKP içinbir arpalık olan, yeni zenginler yaratmakiçin ihaleler dağıtan, yağmayaortak olan bir kurumdurTOKİ.TOKİ kayıtlarına göre, 2003-2010 yılları arasında 419 bin konutüretildi. Bunların yüzde 90'ınınsosyal konut niteliğinde olduğunuve halkın barınma sorununu bunlarlaçözdüğünü iddia etti TOKİ.TOKİ ve AKP’liler, “yoksullariçin konut üretiyoruz” diyerek burakamları verdiler hep.Yoksullar için ev ürettiğini söyleyenTOKİ açıkça yalan söylüyordu.TOKİ'nin en büyük 25 projesiasalaklara lüks daireler yapmak veonlar için alışveriş merkezleri kurmaktı.TOKİ, en büyük yatırımlarınıyine asalaklar için yapmıştı.Ürettiği 419 bin konuttan 382binini satan TOKİ, tüm bunlar içinhalkın olan, “kamu” arsalarını kullandı.Buradan vurgunlar vurdu.TOKİ’nin kasası her zamanAKP’nin denetiminde oldu. Bu TO-Kİ’nin vurgunlarının AKP’nin kasasınaakması demektir.AKP halkın değil, asalaklarınlüks konut sorununu çözmüştür.Stadyumlardan jandarma karakollarınakadar her alanda ve onlarınihtiyaçları için vardır TOKİ.Sayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011SEÇİM DEĞİL, DEVRİM3 5


Sayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011caktır. Tersinden de yoksulların sayısıdüşünülmeyecek kadar artacak, evsizler,açlar çoğalacaktır.AKP’nin yeni şehirler kurma projesihalkı aldatma projesidir aynı zamanda.Öyle ki, halkın evlerini, yoksulmahalleleri yıkarak kurulacak şehirler,halkın ihtiyaçlarına göre de kurulmayacaktır.Yıkmak ve yeni şehirler kurmakbirbirinin alternatifi değildir. Yıkım olmadanda, barınma sorunu konusundaçözümler bulunabilir. İşte AKP halkınçözümlerine karşıdır.Halkın çözümünde yeni şehirle-Kurultay çalışmasındanAnkara:* Ankara’da 21 Mayıs’ta yapılanhalk toplantısında, +İvme dergisiadına konuşan Barış Önal, kurultayaçağrı yaptı.Mahallede bildiri dağıtımı yapıldı,sergi açıldı.19 Mayıs’ta Mamak'ta Tepecik,Dostlar ve Derbent mahallelerindedernek, kahvehane, market gibi toplukullanım alanlarında bildiri dağıtarakkurultay çağrısı yapıldı.*İvme-Genç 24 Mayıs’ta OD-TÜ'de Yıkımlara Karşı Mücadele Kurultayıçağrısı yapmak için masa açtı.ODTÜ’de, SBF (Siyasal BilimlerFakültesi)’de öğretim üyelerine kurultayçağrısı iletildi.ODTÜ’de Sosyoloji bölümündekurultaya çağrı afişleri asıldı, kurultayduyurusunun yapıldığı bir masa vesergi açıldı. Sergi öğrencilerden oldukçailgi gördü.İstanbul:*Pendik'e bağlı Sülüntepe Mahallesi'ndebildiri dağıtımına devamedildi.* 20 Mayıs’ta Maltepe Belediyesi’nindeğişik katlarına 7 adet afişasıldı.*21-22 Mayıs’ta Gülsuyu, Başıbüyükve Aydost’a afişleme yapıldı,bildiri dağıtıldı, kurultaya çağrı yapıldı.rin kurulması, yıkımlar değil; yerindeıslah vardır. Halkın oturduğu yoksulmahallerin ıslah edilerek, oturulacak,insanca yaşanacak hale getirilmesibugün halkın gündemindedir.Halkın çözümü budur.Halkın evlerini yıkmayı tek çözümolarak sunan AKP iktidarı, yeni şehirlerkurmayı düşünürken bunu halkasormuş da değildir. Halkın isteklerinihesaba katmayanlar, halkın düşüncelerini,taleplerini yok sayanlarahalkın cevabı da evleri için direnmekolacaktır.Yoksul halkın yıkımakarşı direnişi etrafındakenetlenelim!AKP iktidarı yoksul halkın kondularınıyıkmakta kararlıdır. Biz dekondularımızı yıktırmamakta o ölçüdekararlı olmalıyız. Bunun için tümyoksullar, tüm emekçiler; kadını, erkeği,yaşlısı, genci ile birlikte yoksulhalkın barınma sorunu ve direnişi etrafındabir araya gelmeli, kenetlenmeliyiz.Yoksul halkı böylesi bir saldırıdatek başına bırakmamalıyız. Yapılan busaldırı hepimize karşı yapılmış bir saldırıdır.Bu gerçeği hiçbir zaman unutmamalıyız.Birleşir, birbirimize kenetlenirsek,kazanan biz olacağız.Bu gerçeği unutmamalıyız.Ankara’da yıkımlarakarşı halk toplantısıAnkara’da, 19 Mayıs’ta, Tepecik,Dostlar, Köstence ve Derbentmahallelerinde çalışma yapanHalk Cepheliler, 21 Mayıs’tayapılan halk toplantısının duyurusunuyaptılar.Mahallenin merkezi yerlerineozalitler yapıldı. Ayrıca 800’ü aşkınbildiri, tek tek konuşularak dağıtıldıve mahalle halkı toplantıya çağrıldı.+İVME DERGİSİ tarafındanİstanbul'da düzenlenecek olan “YıkımlaraKarşı Mücadele Kurultayı”için çağrı yapılarak halka kurultaydavetiyeleri dağıtıldı.Geçtiğimiz hafta boyunca AKP'liMamak Belediyesi tarafından evlere“son kez” diyerek tebligatlar gönderildi.Halk Cepheliler ve yine bölgedeçalışma yapan ÇHD ve+İVME dergisi çalışanları yıkımakarşı mücadelenin sürdürüldüğüMamak’ta 21 Mayıs günü halktoplantısı yaptılar. 200 kişinin katıldığıtoplantı Çobançeşmesi SonDurak Meydanı’nda yapıldı.ÇHD’den Av. Özgür Yılmazsöz aldı önce. 2005 yılından beriMamak’ta yıkımlara karşı mücadeleedildiğini belirterek, hiçbir belgeninimzalanmaması gerektiğini belirterek,halkın kondularına sahip çıkmasıdurumunda yıkımların engellenebileceğinianlattı.Halkın mühendislerinden inşaatmühendisi Barış Önal ise yerinde ıslahtalebinin nasıl hayata geçirileceğinianlattı konuşmasında. Mahalleninbirlikte savunulması gerektiğinibelirterek yıkımlar için düzenlenenkurultaya katılma çağırısı yaptı.Yıkıma karşı mücadeleyi sürdürenkomitenin temsilcisi söz alarak;“Barınma hakkımızla birliktegasp edilen tüm haklarımızı savunacağız.Sağlık, giyim, beslenme,evlerimizin tamiratı gibi tüm ihtiyaçlarımıziçin de ayrı ayrı örgütlenmelerimizledirenişi büyüteceğiz.Birlikteyiz, birlikte kazanacağız”dedi.3 6DÜZEN PARTİLERİNE OY YOK!


ÖğretmenimizÖrgütlü çalışma büyük bir sorumluluktur.Örgütlü çalışma büyük bir iddiadır.Örgütlü çalışma devrimi büyütmektir.Bireysel çalışmaya karşı kolektifçalışma, bizi birçok açmazımızdankurtaracaktır.Kolektivizm;büyük bir güçtür.Ne demek kolektif çalışmak?HERKESİ KATMAK MI? Elbetteolanak olduğu sürece katabildiğimizkadar çok insanı katmak, birçok kişininfikrini almak önemlidir.Ama yoksa ne yapacağız?Yanıbaşımızdakine sorarız.Yanımızdakinin fikrini alırız.DEVRİMCİ BİRÖĞRETMENİYİTİRDİKKOLEKTİF ÇALIŞMA,ÖRGÜTLÜ ÇALIŞMAKTIR!KOLEKTİF ÇALIŞMA,BÜYÜK BİR İDDİADIRMütevazı bir adımla başlarız.HERKESTEN ÖĞRENECEĞİZ?Halktan,doğadan,bir çocuktan bile öğrenerek başlayabiliriz.Örgütlü çalışmayı öncelikle herkestenöğrenerek başlatırız.Kişisel bilgelik,kolektif bilgelikle birleştiği zamandaha az hata yapmamıza yardım eder.Kolektivizmi işletmek, işlevli olmasıiçin ısrar etmek ve emek vermekzorundayız.Kolektivizm; aklımızı, tecrübelerimizi,yeteneklerimizi birleştirmemizdemektir.Ancak böyle daha güçlü oluruz.Ancak böyle daha az hata yaparız.DÜZENE KARŞI ALTERNATİFBİR YAŞAM VE ÇALIŞMA TARZI,Devrimci öğretmen Murat Yıldız, 18 Mayıs2011 tarihinde sabaha karşı kalp krizi sonucundaaramızdan ayrıldı.İbrahim Turhan Lisesi’nde öğretmenlikyapan Murat öğretmen, 55 bin kişilik İnönükonseri’nden, Bakırköy Tam Bağımsız Türkiye Konseri’ne,30 bin kişiyle yürüdüğümüz 1 Mayıs’ta kamu emekçilerininve mahallelerin çalışmalarında yer alan bir emekçiydi.Düzenin dayattığı bencil, duyarsız, bananeci bir öğretmendeğil, devrimci bir öğretmendi Murat Yıldız. Öğretmenliği demokrasimücadelesinde bir mevzi olarak ele alıyordu.Mahallesindeki dernek çalışmalarında da yer alan, mahallelerdeçalışırken hem halka öğreten hem halktan öğrenenbiriydi.Kamu Emekçileri Cephesi tarafından Murat Yıldız’la ilgiliyapılan açıklamada şöyle denildi: “Halk değerlerine, kültürünebağlı bir evladınızı yitirdiniz. Biz Murat’ın yoldaşlarıolarak diyoruz ki; ... o değerleri daha da büyüteceğiz.”KOLEKTİF ÇALIŞMA TARZI-DIR.Sorunlar üzerinde ayrıntılı düşünmediğimizdeyanlış sonuçlara varabiliriz.Bu da bizi pasifleştirir. Aşmanınyolu kolektif düşünmek, kolektifüretmektir.Kolektif düşünmek ve üretmekbirbirimizden sorumlu olmaktır.Eksik ya da fazla, doğru ya da yanlışne varsa kendimizin kabul edeceğiz.Miyop olmayacağız.Bizi miyop eden, gözümüze perdeindiren subjektivizmimizdir.Doğru gözlük; tarihimiz,geleneklerimiz,kitaplarımız,aklımız ve devrimci mantığımızdır.Subjektif değil, kolektif olmalıyız.Halkın ve Devrimin Vefası TükenmezAykut KaynarAnıldı31 yıl önce, 19 Mayıs1980'de Ordu’nunAybastı ilçesinde faşistlertarafından katledilenDevrimci Sol militanıAykut Kaynar, içinölüm yıldönümündemücadele arkadaşları,yoldaşları tarafından Bolu'da mezarı başında biranma yapıldı.Anmada Aykut Kaynar ile aynı dönemde mücadeleeden arkadaşları yer aldığı gibi Aykut Kaynar’ıngenç yoldaşları da vardı. Anma, devrim şehitlerininunutulmadığını, unutulmayacağını bir kez daha gösterdi.Bolu’da mücadelenin en ön saflarında yer almışolan Aykut Kaynar daha sonra Ordu Aybastı bölgesindegörevlendirildi. Faşist teröre karşı mücadele ederkenfaşistler tarafından katledildi.Sayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011SEÇİM DEĞİL, DEVRİM3 7


Ülkemizde GençlikÇanakkaleİstanbulÇanakkaleMersinSayı: 270Yürüyüş29 Mayıs20113 8Ferhat ve Berna için yurdun dört bir yanındaözgürlük eylemleriİstanbul: Galatasaray Lisesi’neyapılan yürüyüş23 Mayıs saat 19:00’da Gençlik FederasyonuFerhat Tüzer ve Berna Yılmaz’ınmahkemesinden bir gün önceTaksim Tramvay Durağı’ndan GalatasarayLisesi’ne kadar yürüyerek basınaçıklaması yaptı.“Parasız Eğitim İstiyoruz Alacağız”yazılıpankart taşıyan Gençlik Federasyonuüyeleri Taksim TramvayDurağı’ndan Galatasaray Lisesi’neyaptıkları yürüyüşten sonra burada 1 saatlikoturma eylemi yaparak halkı 24Mayıs 2011 günü Beşiktaş Adliyesi’ndegörülecek mahkemeye çağırdı.Eyleme yaklaşık 150 kişi katıldı.Oturma eylemi söylenen marşlarlaçekilen ajitasyonlarla sona erdi. Halkınbüyük ilgisi vardı. Halk Dev-Genç’lileri “ Gençler bu işi yaparsanızsiz yaparsınız, diyeni bu çocuklarbizim isteklerimizi haykırdıkları için tutuklandı”sözleriyle destekledi.Çanakkale Gençlik DerneğiGirişimi topladığı imzalarıAdalet Bakanlığı’na gönderdi17 Mayıs günü saat 15.00’da ÇanakkaleGençlik Derneği GirişimiCumhuriyet Meydanı’nda basın açıklamasıdüzenleyerek Ferhat ve Berna’nınserbest bırakılması için topladığıimzaları Adalet Bakanlığı’na gönderdi.İmzalar postaneden gönderilirkenaçıklamaya katılan 25 öğrencioturma eylemine başladı. Yaklaşık 1saat süren oturma eylemi halaylarlason buldu.Çanakkale’de Ferhat veBerna için zincir eylemiÇanakkale Gençlik Derneği girişimiüyeleri Ferhat Tüzer ve Berna Yılmaziçin 19 Mayıs günü saat 14.30 dazincirleme eylemi yaptılar.19 Mayıs’ın sadece göstermelik birgençlik bayramı olduğunu, bu ülkedehakkını arayan, vatanını sahiplenmekisteyen gençliğin yerinin ancak bu ülkeninhapishaneleri olabileceğini anlatmakisteyen Dev-Genç’liler 3 saatboyunca direniş yaptıkları cumhuriyetmeydanında halka Ferhat ve Berna’nınyaşadığı hukuksuzluğu anlattılar.3 saatin sonunda Dev-Genç’lilereylemlerine iradi olarak basın açıklamasıylason verdiler.Mersin’de Ferhat ve Bernaiçin afişEskişehir’de faşist saldırıAnadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesikantininde iki faşistin dövülerek cezalandırılmasındansonra , elli faşist polislerin yönlendirmesiyle ellerinde bıçaklarladevrimci-demokrat kırk öğrenciye saldırdılar.Faşistleri püskürten, aralarında Dev-Genç’lilerin de olduğukitle rektörlüğe yürüyerek saldırıyı protesto etti.Gündüz okuldan atılan faşistler bunu hazmedemeyereksilahlarla, taşlarla gece Dev-Genç’lilerin kaldığı eveMersin Üniversitesi Gençlik Federasyonuüyesi öğrenciler, 24 Mayıs’taMersin çarşı merkezinde Ferhatve Berna’nın serbest bırakılmasıiçin afiş astılar.1x2 metre ebadında Gençlik Federasyonuimzalı afişte; “ParasızEğitim İstedikleri İçin TutuklananFerhat Tüzer ve Berna Yılmaz SerbestBırakılsın” yazıyordu.İzmir’de Ferhat ve Bernaiçin eylemİzmir Gençlik Derneği Girişimi tarafından“parasız eğitim” ile “Ferhatve Berna’nın serbest bırakılması”için,17 Mayıs’ta Kemeraltı girişinde20 kişinin katıldığı basın açıklamasıyapıldı.Okunan açıklamada, parasız eğitimiçin sürdürülen mücadele anlatıldı.Ardından 15 dakika oturma eylemi yapıldı.Gündoğdu, Çavbella, Zafer Yakındave Dev-Genç marşları söylendi.Sloganlar atıldı.Kampanya doğrultusunda toplanan8626 imza oturma eyleminden sonrameclise postalandı.Yine 21 Mayıs’ta Konak Kemeraltıgirişinde bildiri dağıtıldı.Liseli Dev-Genç’liler ise ‘’Parasız,Bilimsel, Demokratik Liseler İstiyoruz,Alacağız.’’ kampanyası ile ilgiliimza topladılar.saldırdılar. 8-10 el ateş eden faşistler dakikalarca camlarakocaman taşlar atarak, evin içini harap etti.Bu saldırıda şans eseri evdeki Dev-Genç'lilerden ölen yada yaralanan olmadı. Silah sesleri kesilip, eve atılan taşlarınınkesilmesinin ardından Dev-Genç'liler evin önüne çıktılar. O sıradaetraftaki evlerde oturanlar da sokağa çıktılar.Dev-Genç’lilere yönelik faşist saldırı daha sonra üniversitedede bir yürüyüş ile protesto edildi. Faşist saldırılarDev-Genç’lileri yollarından döndüremez.DÜZEN PARTİLERİNE OY YOK!


Ülkemizde GençlikMalatyaMalatya İnönü Üniversitesi’ndealternatif şenlikMalatya İnönü Üniversitesi geleneksel Ümit CihanTarho Alternatif Bahar Şenlikleri’nin beşincisi 16 Mayıs’tayapıldı.3 gün süren şenlikte 3 gün boyunca çeşitli etkinlikleryapıldı.Şenliğin ilk günü şenlik alanı ve standlar düzenlendi.‘Geleneksel Ümit Cihan Tarho Alternatif Bahar ŞenliğineHoşgeldiniz’ pankartının asılmasının ardından müzikdinletileri yapıldı. Dev-Genç’lilerin standında da Yürüyüşve artı İvme dergilerinin tanıtımı ve satışı yapılırkenaynı zamanda el yapımı ürünlerin de satışı gerçekleştirildi.İkinci gün şenlik duyurular ile başlatıldı. Akşam, MalatyaHaklar Derneği müzik grubu Grup Harman’ın vereceğikonser için duyuru yapıldı.Standlar açılarak Yürüyüş ve artı İvme dergilerinintanıtımı yapıldı. Ses sisteminin kurulmasıyla birlikte açılışkonuşması yapıldı. Tüm devrim şehitleri için saygı duruşundabulunulmasından sonra Malatya Haklar Derneğimüzik grubu Grup Harman konserine başladı.Grup Yorum türkülerinin ve marşlarının seslendirildiğikonserde halk türküleride seslendirildi. Şenliğe yaklaşık350 kişi halaylarla, sloganlarla eşlik etti.Üçüncü gün standların kurulmasıyla halaylar çekildi.ÖGB’ler üniversite girişinde davul ve zurnaya el koyarakengellemeye çalıştılar. Dev-Genç’lilerin kararlılığı sonucundabaşarısız olacaklarını anlayınca Dev-Genç’lileresaldırdılar. Şenlik alanından saldırıyı görenler Dev-Genç’lilere destek olunca ÖGB’liler ile çatışma çıktı. Saldırısonucu yaralanan öğrenciler oldu. Davul ve zurnayıkaçırmış olan ÖGB’ler öğrencilerin kararlı tavrı üzerinedavul ve zurnayı geri getirdiler. Yine sloganlar ve halaylareşliğinde alternatif şenlik alanına doğru yürüyüşe geçildi.Programa yaklaşık 700 kişi katıldı.İnönü Üniversitesi’ndeŞerzan Kurt anıldıMuğla Üniversitesi’nde öğrenci iken polis kurşunuylakatledilen Şerzan Kurt, 20 Mayıs’ta İnönü Üniversitesi’ndeyapılan eylemle anıldı.Canan Kulaksız’ın Babası Soruyor:Bu nasıl bir görevdir?Ne zamandır devrimci bir grubunsahnesini işgal etmek görevlerimiz arasınayazıldı... Hoşçakal kızım. Canan'ım. Seneyetekrar görüşeceğiz.Yıllar önce iki kızım vardı. Yıllar önce dediysem 10 yılönceden bahsediyorum. Evet, iki kızım vardı, üniversite öğrencisi.Biri, büyük olanı İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi,küçük olanı Ege Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nde okumaktaidiler. Elbette sadece okul okumuyorlardı. Bu ülkenin, bu topraklarınduyarlı gençleri olarak yaşanmakta olan gelişmelere,toplumsal ve siyasal olaylara duyarlı idiler. Aynı zamandagençliğin akademik, demokratik mücadelesine katılarak,ülkemizde yaşanan saldırılara karşı da kendilerini sorumluhissediyorlardı. Bu saldırılardan biri de hapishanelerde bulunantutsaklara karşı geliştirilmek istenen teslim alma ve imhaetme saldırısıydı. Bunun için egemenler F Tipi hücre hapishaneleriniinşaa etmişlerdi. Devrimci tutsakları bu hücrelerekoyacaklar, tecrit edecekler ve inançlarını terketmelerinive teslim olmalarını sağlayacaklardı. Bütün hesap bunun üzerinekurulmuştu.Bu arada bir şeyi hesaba katmamışlardı: Tutsakları ve onlarındışarıdaki ailelerini ve yoldaşlarını. İşte o noktada butopyekün saldırıya karşı önce devrimci tutsaklar içeride, sonrada onların yakınları ve yoldaşları dışarıda ölüm orucunayattılar. Sonraki yıllarda çok şey söylendi onlara dair. Elbettebu söylenenler hep olumlu şeyler değildi. Süreci anlamayanya da anlamak istemeyenler tarafından hor görüldüler, bir sürühaksız saldırıya uğradılar. Böyle süre gide 7 yıl bu direnişisürdürdüler. 122'si düştü toprağa ard arda. Genci vardı,yaşlısıvardı. Analar, babalar, genç kızlar ve erkekler vardı düşenlerinarasında. Velhasıl yaşamayı en çok hak edenlerdi buyürüyüşte düşenler.İşte onların içinde iki kız kardeş en fazla öne çıkanlar oldular.Türküler yakıldı, söylendi, kitaplara konu oldular. Büyüğününadı Zehra, küçüğünün Canan'dı. Tarihin o anındateslim olmak yerine direnerek yaşamını feda eden devrimcitutsaklara bir ses, bir haykırış oldular. Ölüm orucunda şehitdüştüler. Yaşamlarının baharında kendilerini feda ettiler.Unutulmayacaklarını bilerek, yoldaşlarına sonuna kadargüvenerek, arkalarına dönüp bakmadılar. Türkiye devrim tarihineölüm orucunda şehit düşen iki kız kardeş, iki yoldaş,iki kahraman olarak yazıldılar.İşte bu kız kardeşlerden küçüğü Canan için okuduğu okuldangenç yoldaşları bir gelenek başlattılar. Adının konduğubir alternatif öğrenci şenliği düzenlemeye başladılar. Önceleriüniversite yönetimi “olmaz” dedi. “Şenlik düzenleyemezsiniz”dedi. Sonra demekle kalmadı. Canan'ın yoldaşlarınasaldırdı. Ama ne yaptıysa boşunaydı. Karar bir kez verilmiş,Sayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011SEÇİM DEĞİL, DEVRİM3 9


Sayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011söz bir kez ağızdan çıkmıştı. Gayrı durdurak yoktu. Bu etkinlik yapılacaktı.Hem de her yıl yapılacaktı. Ve sonundaöyle de oldu. Geleneksel halegeldi. Artık o üniversitede egemen yozkültüre karşı halkımızın kültürünü yaşatmayaçalışan etkinliğin adını koydular;CANAN KULAKSIZ AL-TERNATİF ÖĞRENCİ ŞENLİĞİ.İşte o şenliğe adını veren Canan'ınbabasıyım. Bugüne kadar 7 kezyapılan bu etkinliğe birisi hariç hepkatıldım. Kızım Canan'la beraber oldum.Onu ne çok sevdiğimi ve özlediğimiher seferinde bir kez daha hatırladım.Bir kez katılamadım. Çünkükalbimin azizliğine uğradım. Kalpameliyatı geçirdim ve o yıl kızımı yalnızbırakmak zorunda kaldım. Gelmedimdiye bana gücendi mi bilinmezama ertesinde karşılaştığımızda durumuanlatınca, anladı. Tatlı bir tebessümlebana baktığını düşledim.Gözlerinin içi gülüyordu. Bıraksalarbüyük boy posterden fırlayıp boynumasarılacak diye düşündüm.Yine buluşmak, hasret gidermek,sarılıp koklamak için bu yılda beraberolmak için oradaydım. Etkinlikboyunca yaşanan bazı olayları buradauzun uzun anlatma derdim yok.Eğer o kadarla kalsa herkes gibi benimde söyleyecek bir çift sözüm olurdu.Sonunda karşılıklı diyalog yoluylameseleye bir hal çaresi bulunurdu. Yazıkki bu diyalog yolu açılmadı. Gelişmelerson geceye taşındı.Yoğun bir katılımın olduğu geceydi.Birkaç gün önce İstanbul'da büyükbir operasyon yapılmış, elliye yakınkişi devrimci kurumları ve evleribasılarak, vahşice saldırıya uğrayarakgözaltına alınmıştı. Biraz sonrasahneye çıkacak Grup Yorum'un üçelemanı da bu gözaltılardan nasibinialmıştı. Ama onlar arkadaşlarını faşizmineline bırakmadı. Eylem ve protestolarlaarkadaşlarını zulmün elindençekip aldılar.Etkinlik başladı. Canan'ın babasıolarak sahneye davet edildim. Kızımıve mücadelesini özetlemeye çalıştım.Orada bulunan bütün Canan'larıngözlerinden öperek yerimegeçip oturdum. Sonra umudun, kavganın,direnişin ve devrimin türkülerinisöylemek üzere sahneye Grup Yorumçıktı. Elbette bir müzik grubu olmanınötesinde siyasi görüşleri doğrultusundadüşüncelerini izleyicileriylepaylaştılar. Sonra türkülere, şarkılarasıra geldi. Bir, iki ,üç... beş. Birdeno ana kadar dışarıda sloganlar atanbir grup önce meydana girdi. İzleyenlerhenüz ne olduğunu anlamadanaynı grup sahneyi işgal etti. Herkesgibi ben de ne olduğunu anlamaya çalıştım.Sloganlardan bu grubun dostlarımızolduğunu anladım. Ama nasılolur da dostlarımız sahnemizibasmışlar, işgal etmişlerdi?Bilirsiniz, bazı anlar vardır, her şeygözünüzün önünde yaşanıyordur amasiz buna inanmak istemezsiniz. Düşgördüğünüzü düşünür, öyle inanmakistersiniz. Bu siyasi algının da ötesindebir şey. Bir hayal kırıklığı, birtravma olarak karşınızda cereyan eder.Ve siz kalakalırsınız. İşgal edilmişsahneden tribünlere doğru öfkeli sloganlaratılıyor. İzleyenler şaşkın, kimileriöfkeli. Ben sahnenin arkasındaCanan'ın büyük boy posterine bakıyorum.İşgal edilmiş sahneye bakmayayüreğim dayanmıyor. Canan'ımınbakışlarına sığınıyorum. İçimden “yardımet kızım, yardım et” diye sesleniyorum.O gözlerini bir sahneye, birbana çeviriyor “bir şeyler yapmalısınbaba” diyor belli belirsiz. Kalbimin sıkıştığınıhissediyorum. Sahneye çıkıpmüdahale edecek gücüm yok. Göğsümdesancı, sırtıma doğru yayılıyor.Bu kez olmamalı diyorum. Kalbimesöz geçiremiyorum. Canan'ımın bakışlarınasakınıyorum.Yıllardır mücadele etmeye çalışıyorum.Saldırıya uğradım, gözaltınaalındım, tutuklandım. Ama kendimihiç bu kadar naçar hissetmedim. Hemenon adım önümde asla görmek veduymak istemediğim olaylar yaşanıyor,ben kıpırdayamıyorum. Bir yudumsu içmek istedim, boğazıma takıldıyutamadım. Arada Grup Yorumüyesinin sesi yankılanıyor; “Arkadaşlaryapmayın, yoldaşlar arasısorunların çözüm yolu diyalogdur”diye. Boşlukta yankılanıyor bu sözler.Hiçbir karşılığı yok. Böylece dakikalargeçiyor. Grubun sloganları kesilmiyor.Neden sonra bir ses duyuluyor“Arkadaşlar görevimizi yaptık,çekiliyoruz”. Anlamaya çalışıyorum.Bu nasıl bir görevdir? Ne zamandırdevrimci bir grubun sahnesini işgal etmekgörevlerimiz arasına yazıldı.Yazık... Grup sahneden ayrılıyor. Hertaraf darmadağınık. Ses düzeni bozulmuş.Yeniden kurmanın imkanıyok. Çaresiz son birkaç türküyü müzikolmadan izleyenlerle beraber söylüyorgrup. Canan'a bakıyorum. Küçücükyüreğine dünyalar sığdıranCanan izliyor olup biteni. Nasıl yaparlar?Benim yoldaşlarımın sahnesininasıl işgal ederler? Onlar benimiçin buradalar. Beni yaşatmak, benianlatmak, ödediğimiz bedellere sahipçıkmak için buradalar. Onlara yapılanbu saldırının tüm şehitlere yapıldığınınasıl görmezler? Daha geçen yılkatledilen yoldaşlarına dönüp bakmazlarmı? Onun ne düşündüğününönemi yok mu? Dönüp son kez kızıma,Canan'ıma baktım. Yüreğiminferyadını duyduğunu hissettim.Üzülme kızım, zor günlerden geçiyoruz.Nice zor günler bizi bekliyor.Demek ki bunu da görmek varmış.Ama inan kızım yazık ettiler. Şehitlerinesaygı bekleyenler sana bunuyaptılar ya daha ne diyeyim. Onlaradına üzüldüğümü söylesem bir anlamıolur mu? Bu günahın vebalininasıl ödeyeceksiniz diye sorsam bircevap verirler mi? Cevap verseler debu yarayı tamir etmeye yeter mi?Hoşçakal kızım. Canan'ım. Seneyetekrar görüşeceğiz. Unutma bu yüreksusmadıkça baban hep seninle kutlayacakbu etkinliği ve bu etkinliksonsuza dek kutlanmaya devam edecek.Sen ve senin yoldaşların bunufazlasıyla hak ediyorsunuz.Seni çok seviyorum CANAN’IM.BABANAHMET KULAKSIZ4 0DÜZEN PARTİLERİNE OY YOK!


Canan Kulaksız, Şerzan Kurt,Ömer ve Ahmet AbiSırrı Süreyya ÖNDER(Özgür Gündem, 17 Mayıs 2011)137 gün süren ölüm orucu direnişisonunda hayata gözlerini kapadığında,2001 yılıydı ve Canan 18’ini henüzbitirmişti.Ablası Zehra Kulaksız ile birliktebaşlamışlardı ölüm orucu direnişine.Yaklaşık 2 ay sonra, Zehra’yı dakardeşi Canan’ın yanına uğurlamıştık.Ölüm orucu direnişi, tüm kulaklarsağır, tüm gözler kör olduğunda, geriyekalan tek eylem biçimidir.Zindanın dört duvarı arasına sıkıştırılmışbedeninizi, bir tokat gibi,zalimlerin yüzüne çarpmaktır.Cephanesiz kalan bir devrim savaşçısınınson mermisidir.Gözlerin kör, kulakların sağır olduğunu,kardeşinin ölüme yürümesindeniki gün sonra eve doluşanmedya ordusuna şöyle haykırmıştıZehra: “Biz bugün çıkmadık ortaya.Uzun zamandır buradayız. Ama sizinleilk kez bugün, şimdi görüşebiliyoruz.Medya, kan kokusunu alıncageldi buraya belki de gönderilmediniz.Bilmiyorum. Bu sadece sizin sorununuz...”Tahmin etmiş olmalısınız, bu sözleride yer bulamadı medyada.Canan ve Zehra’nın babası AhmetKulaksız ya da bizim Ahmet Abimiz,varlığı, dirayeti ve insanı utandıran vakurduruşuyla, o günden sonra üç kişiolarak hayata devam etti.“Ortadoğu Halkları ve Devrim”kurultayında, Grup Yorum üyeleriile birlikte, Mısırlı, Tunuslu direnişçileriağırlıyordu en son gördüğümde.Geçen yıl 12 Mayıs günü, Muğla’da,Batmanlı Kürt genci ŞerzanKurt, sivil ve resmi faşistlerin ortaksaldırısında katledilmişti.Oğlunun ölümünün ardından hastanedebir konuşma yapan ŞerzanKurt’un babası Ömer Kurt, oğlununsadece barış talebi nedeniyle öldürüldüğünüifade ederek, “Oğlum mezunolup kalemiyle Anadolu ve Mezopotamyahalklarının kardeşliğini yazacaktı,ama olmadı” dedi.Bu sözlerin sahibi Ömer Kurt, BatmanEğitim - Sen’in başkanlığını dayapmış, hayatını eğitim ve mücadeleyeadamış bir güzel abimizdir, tıpkıAhmet Abi gibi...Heredot, barış ve savaş arasındakifarkı şöyle tarif eder: “Barış günlerindeevlatlar babalarını toprağaverir, savaş günlerinde babalar evlatlarını...”Bu yıl, Canan Kulaksız’ı anmakiçin İzmir’e davet edildim.Gitmeyi bir onur borcu saydığımdan,seçim çalışmalarına rağmengitmek istedim.Fakat devletin geliştirdiği siyasioperasyonlardan dolayı bir türlü başlayamadığımızseçim çalışmalarındabir hayli geç kalmıştık.Bu yüzden affımı istedim arkadaşlardan.Grup Yorum ve İdil Kültür Merkezi’neyapılan operasyonlardan dolayıbu mazeretimi bildirdiğim arkadaşlar,İzmir’e haber verememişler.Bu durum birçok karışıklığa yolaçmış.Bir de anma gecesinde Şerzan’ıanmak isteyenlerle Canan’ın anısınakonser veren Grup Yorum arasında sıkıntılardoğmuş.Grup Yorum’a reva görülen engellemeçabalarını hiçbir şekilde kabuletmediğimi bildirmek istiyorum.Bu yapılanları, Şerzan’a ve Canan’ayapılmış en büyük haksızlık olarakgörüyorum.Grup Yorum, bu topraklarda birmüzik grubu olmanın çok ötesinde birdevrimci işlev görmüştür, görmektedir.Varlığını her daim halk güçlerininyanında konumlandırmış ve devrimcitarih hafızamızın sembollerinden birinedönüşmüş kardeşlerimdir.“Kim ne demiş, nasıl başlamış?”bahsine girmeyi bile yitip giden canlarımızasaygısızlık sayarım.Halk güçlerinin birbiriyle olananlaşmazlıklarını nasıl çözecekleri,devrimci mücadele tarihimizde çoknet olarak bellidir.Üstelik gün, daha da sıkı kenetlenmegünüdür.Bu meselede sorumsuzca davrananherkes devrimci sorumluluğun gereğiniyerine getirmekle yükümlüdür.Ben gidebilseydim iki anmayı birarada yapmak isterdim.Egemenlerin katlederken ayırmadığıkardeşlerimizi, bizim anarkenayırmaya hakkımız olmadığını anlatmayaçalışırdım.Kendi adıma, Ahmet Kulaksız veÖmer Kurt’tan özür diliyorum.***Sırrı Süreyya Önder:“100 binleri konser alanlarınatoplayıp bu toprakların en kadimdireniş sözünü söyleyen geleneğinadıdır Grup Yorum. Bundan o kadarrahatsız oldular ki bu tahammülsüzlüklerizorbalığa dönüştü.Sözüm egemenlere: Hepsini de alsanız,bu gelenek yüzlerce GrupYorum çıkarır, devrimciler bubaskıları ve zulmü boşa çıkaracaktır.Sonuna kadar bu geleneğinyanındayım.” (Basından)***"Bugün şöhretlerin toplayamadığıyüz binleri meydanlara toplayıp direniştürküleri söyleyen geleneğinadıdır Grup Yorum. Siz Grup Yorum'unhepsini de alsanız, bu gelenekyüzlerce Grup Yorum çıkaracak ve onlaraynı çizgiyi sürdürecektir" dedi.(Basından)Sayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011SEÇİM DEĞİL, DEVRİM4 1


BDP, Halkın ve Solun Önünde Özür Dilemelidir!Örtbas Etmek, Çözüm Değildir!GRUP YORUM'a saldırı, kapalı kapılar ardında özürlerle; hesap vermeyen,benzeri saldırıları önlemeye yönelik hiçbir önlem içermeyen yaklaşımlarla geçiştirilemezSayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011İzmir Ege Üniversitesi’nde buyıl 7’ncisi yapılan Canan Kulaksız AlternatifÖğrenci Şenliği’nin yapılmamasıiçin her türden provakatif girişimdebulunan BDP çizgisindekigençlik örgütlenmesi, şenliğin songünü Grup Yorum sahnedeyken saldırıyageçmiş ve sahneyi dağıtarak,müzik aletlerini parçalayarak, GrupYorum'un konserini fiilen engellemiştir.Demokratik Yurtsever Gençlik’in(DYG) saldırısı esnasında devrimcihareketin değerlerine, önderine ve şehitlerinehakaretler edilmiş, şehitlerinresimleri yırtılıp yere atılmış,tam bir güruh halinde davranılmıştır.Bu saldırıdan sadece 3 gün öncepolis, İdil Kültür Merkezi’ne saldırmışve Grup Yorum üyelerinin deiçinde olduğu onlarca kişiyi gözaltınaalmıştı.Kendilerine yurtsever diyenlerinbu saldırının üzerinden birkaç güngeçmişken, susturmak ve sindirmekiçin, Grup Yorum’a saldırması, hiçbirgerekçeyle izah edilemez.On yıllardır bizi susturmaya vesindirmeye çalışan, oligarşidir.Kendini ilerici, yurtsever olaraktanımlayan bir örgütün, Grup Yorum’ave Halk Cephesi’ne karşı aynıamacı, aynı hedefi paylaşması, saldırıyıgerçekleştirenleri nereye savurur,kiminle aynılaştırır? Böylebir saldırı kime hizmet eder?Grup Yorum, bugün, bu ülkedeyüreği halk için atan bütün insanların,devrimci, demokratik, ilerici örgütlenmelerinortak bir değeri halinegelmiş, oligarşiyle halk arasında yürütülenmücadelede halkların önemlibir moral değeri ve sanatsal anlamdakendini ifade etme aracı olmuştur.Bu yanıyla saldırı Grup Yorum’danöte halkın, mücadelenindeğerlerine yapılmış bir saldırıdır. Dolayısıylada saldırıya karşı geniş birkesim tepki göstermiştir.Bu tepkiler karşısında, BDP’liler,saldırılarını savunamaz hale gelmiş,Grup Yorum'dan özür dilemek için girişimlerdebulunmuşlar ve 18 Mayıs’tada Grup Yorum üyeleriyle görüşmüşlerdir.18 Mayıs'taki bu görüşmede,BDP yetkilileri, saldırıyı kınadıklarını,en üst düzeyde konuyu araştırdıklarınıve Grup Yorum’danözür dilediklerini belirtmişlerdir.*Belli bir sorumluluk içeren hiçbirtavrı yok saymıyoruz. BDP’lilerin busaldırıda dolaylı da olsa sorumluluküstlenip özür dilemeleri olumludur.Ancak bu özür, sağlıklı temellerdenyoksun, bir anlamda sorunun üstünüörtüp geçiştirme amaçlı bir özürolarak gözükmektedir.Çünkü:Kim, NEDEN SALDIRDI; ortayakonulmalıdır.İkincisi; bundan sonra saldırılmasınıönlemenin en temel yollarındanbiri, bu özürü halkın önünde dilemektir.Ancak böylelikle, böyle bir anlayışınmahkum edildiği kendi kitlesidahil, tüm halka ilan edilmiş olur.Ancak halkın ve tüm solun huzurundaözür dilenirse, kendilerinibağlamış ve denetime, hesap sormayaaçmış olurlar.Oysa BDP bütün bunlardan uzakbir özürle sorunu geçiştirmek istiyor.BDP’lilere, böyle bir özürün, saldırınınmuhtevası göz önüne alındığındayeterli olmadığı ve meselenintemelden çözülmesine hizmet etmeyeceği,en azından bir daha olmasınınönüne geçmeyeceği belirtildi.Bu gerçeğe rağmen BDP temsilcileri,halka bir açıklama yapamayacaklarını,kitlelerini denetleyemediklerini,özerk örgütlenmeleremüdahale edemeyeceklerini... belirtereksorunu ortada bırakmışlardır.Bu kabul edilemez.Artık Kürt milliyetçi çizgisin saldırılarıhaddini aşmıştır. Saldır, dernekleriyak, insanlarımızı yakmayakalk, sonra da hiçbir şey yokmuş gibidevam et... Hayır, böyle olamaz.Denetleyemiyoruz... bilgimiz dışında...özerktirler... biz karışamayız...araştırıp soruşturacağız... gerekçeleriylesorumluluğu üstlenmemeve sorunu çözümsüz bırakma tavrındanvazgeçilmelidir.Haberiniz yoksa, bilginiz haricindeise ve SALDIRIYI DA YAN-LIŞ BULUYORSANIZ, saldırganlarıaraştıracağız, saldırı talimatını verenlerive saldırıyı gerçekleştirenleritespit edip kendi içimizde CEZA-LANDIRACAĞIZ deyin.Bunu diyebiliyor musunuz?Bunu demiyorsanız, araştırma soruşturma,sorunu zamana yaymaktanbaşka neye hizmet edecek?Devrimciler, demokratlar, ilericiler,yurtseverlerin halktan gizleyecekbir özürleri olamaz.BDP’nin “özür diliyoruz amabunu halka açık olarak yapmayız” demesine anlama gelir?Özürü halkın ve devrimcilerinhuzurunda dilememek, aynı şeyi yarınyine yapmanın kapısını açık bırakmakdemektir.Ancak aynı şeyi daha sonra yineyapabileceğini düşünenler, açık birözeleştiriden kaçarlar. Özeleştirinincaydırıcılığı açıklığından geçer.BDP’nin Grup Yorum’a, GrupYorum dinleyicilerine, Halk Cephesi’neve orada çiğnenen değerleri yaratanhalka özür borcu vardır. BDP’liler,saldırırız, gizli kapaklı bir özürlegeçiştiririz, yanımıza kar kalır” diyedüşünüyorlarsa, yanılıyorlar. Devrimcilereyönelik her saldırı, kendilerinibiraz daha çürütmekte, birazdaha kirletmektedir.4 2DÜZEN PARTİLERİNE OY YOK!


Kasetler, çekenlerin de, çekilenlerin de,ahlaksızlığının belgesidir!◆ MHP’nin yedi GenelBaşkan Yardımcısı, birGenel Sekreter, birBaşkanlık Divanı Üyesi,bir eski İl Başkanı,ahlaksızlıklarının sergilendiğikasetler ortayaçıkınca istifa ettiler.◆ İnternette yayınlanangörüntüler 60 yıldır halkı"Milliyetçilikle,muhafazakarlık"laaldatanların gerçekyüzüdür...◆ Halkımız! Bunların"milliyetçilik”,“muhafazakarlık” kılıfıaltında sakladıkları iştebu ahlaksızlıklarıdır...“Milli ve manevi değerlerimiz”deyişini, "Türk aile değerleri"ni, namusu,ahlakı dilinden hiç düşürmeyenlerinahlaksızlıklarına bakın.“Farklıülkücülük” adlı bir internetsitesi, ellerinde, MHP’nin üst düzeyyöneticilerinin ahlaksızlıklarını sergileyenkasetlerin olduğunu, istifa etmemeleridurumunda bu kasetleriinternette yayınlayacakları yönündetehditlerde bulundu ve MHP’ye bukonuda süre tanıdı.Kasetlerin bir bir internet sitesindeyayınlanmaya başlaması sonucundaMHP Genel Başkan YardımcılarıProf. Dr. Osman Çakır, MehmetEkici, Ümit Şafak, Deniz Bölükbaşı,Başkanlık Divanı ÜyesiMehmet Taytak ve MHP GenelSekreteri Cihan Paçacı olmak üzereon üst düzey MHP’li istifa etti.Bunlar oligarşi içi çatışma sonucuortaya çıkan pisliklerdir.İddia ediyoruz; “Türklüğünonuru, vatan, millet, örf-adet, ahlak”kelimelerini ağzından hiç düşürmeyen“milliyetçi”lerden, “Allah’ı, Kuranı,kitabı” dillerinden düşürmeyenen dincisine kadar, oligarşininparlametosunda yer alan tüm düzenpolitikacılarının benzer pisliklerivardır. Ve hepsi birbirlerinin pisliklerindenhaberdardırlar. Olay olan, bupisliklerin halkın gözleri önüne serilmesidir.MHP’li faşistler, yolda el ele yürüyenya da bir parkta oturan çift görseler“Türk aile değerlerine aykırı”diye saldırırlar. Namus bekçisi kesilirler.Ama görüldüğü gibi en üst yöneticilerindenen alttaki kadrolarınakadar hepsi de namussuzdurlar, ahlaksızdırlar.Büyük çoğunluğununbir metresi vardır. Açığa çıkınca“imam nikahlı eşim” derler. ÖzellikleAKP gibi dinci geçinenler veMHP gibi milliyetçi geçinen faşistlerahlaksızlıklarını imam nikahıylaörtmeye kalkarlar.MHP’li milletvekili adaylarınınahlaksızlıklarının internet sitelerindeyayınlanması üzerine MHP’liler devletininternet yayınını engellememesindenyakınıyor.MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeliise yaptığı yazılı açıklamada“Devlet yok millete gidiyorum.”dedi.Faşist Devlet Bahçeli, o devlet neredevar nerede yok iyi bilir. O devlet;haksızlığın, hukusuzluğun, gayrimeşruluğun önlenmesi gerekenyerde hiçbir zaman olmamıştır zaten.Tersine siz çok iyi bilirsiniz ki, o devlet,nerede hukuksuzluk varsa, neredebir komplo, nerede bir halka saldırıvarsa oradadır.Devlet Yokmuş, Millete Gideceklermiş...Hangi yüzle gideceksinizmillete? İşte böyle yapar sizin faşistdevletiniz. Oligarşi kurulduğugünden beri MHP’yi halka karşı saldırılardabir maşa gibi kullandı.Kontrgerilla eylemlerinde, 16 Mart’ta,Maraş’ta, Çorum’da, Bahçelievler’de,Piyangotepe’de ve daha yüzlercedevrimcinin katledilmesinde tetikçiolarak kullandı. MHP, oligarşininkanlı elidir.MHP’nin bugün veryansın ettiğiAKP, dün Milliyetçi Cephe iktidarındahalka ve devrimcilere karşıbirlikte saldırdıkları MSP’lilerdir.‘90’lı yıllardan beri MHP’ye değiştidiyen küçük-burjuva aydınlar!MHP hiçbir zaman değişmemiştir.Oligarşinin ihtiyaçları değişmiştir.MHP, 12 Eylül öncesinde olduğugibi yine eli kanlı, katliamcılarınpartisidir ve yine hep olduğu gibi ahlaksızlığın,mafyanın, kadın ticaretinin,uyuşturucunun, kumarın,kaçakçılığın içindeki bir partidir.İlkeler, töreler, dokuz ışık... hepsiahlaksızlıklarını ve katliamcılıklarınıgizlemek içindir.Kontrgerilla devletine eleman yetiştirenırkçı, şovenist faşist bir partidir.MHP doktrinlerin,fikirlerin partisi değil,emperyalizmin uşağıdırYıllardır emperyalizme uşaklıkyaptınız. Gelsin kurtarsın şimdi sizi.İnternete düşen ahlaksız görüntülerinAmerika’dan yayına konulduğu söyleniyor.Yıllarca o Amerika’ya uşaklıkyaptınız. Şimdi ahlaksızlıklarınızıngözler önüne serilmesi Amerika’danyapılıyor.MHP’nin dokuz ışık doktrinindenbirincisi milliyetçiliktir. Ama MHPkurulduğundan beri Amerika’nınSayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011SEÇİM DEĞİL, DEVRİM43


Sayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011uşaklığını yapmıştır. TopraklarımızAmerikan veNATO üsleriyle dolarkenemperyalist üslere karşı tekbir eylem yapmamıştır.Tam tersine emperyalizminülkemizdeki gizli işgalinekarşı mücadele eden devrimcilerinkarşısına çıkmışlardır.Devrimciler 19 Ni san1966’da CENTO toplantısınagelen ABD Dışişleri BakanıDean Ruck’u, Devrimci Gençliktarafından “Ame ri ka lı it evi negit” sloganıyla protesto ederkenge ri ci le rin ve faşistlerin o dö -nem de ki örgütlenmelerindenolan MTTB (Mil li Türk TalebeBirliği) “Ko mü niz mi Tel’in”mitingleri düzenleyip, efendilerinehitaben “ko nuk se ver Türkgenç li ği, Mel’un ha di se yi Tel’ineder, De an Ruck’a ‘Hoş gel di -niz’ der” diyordu.Uşaklık yaptığınız Amerika’yayalvarın şimdi; pislikleriniziortalığa sermesin!AhlakçılıkBakın şu ahlaksızlara, MHP’nindokuz ışığından üçüncüsü “Ahlakçılık!”Bunlar mı ahlakçı? Namustan,ahlaktan, törelerden söz edenlere bakın.İçinde olmadıkları ahlaksızlıkyoktur faşistlerin. Başka türlüsü de olamazzaten. Faşizmin kendisi ahlak dışıdır.İnsanlık dışıdır. Çürümüş, kokuşmuşemperyalizmin ortaya çıkardığıbir düşüncedir.‘Kaset’ üzerindensiyaset yapılmazmış!Düzen politikacıları, kan emiciler,halk düşmanları, çıkar ve iktidar savaşındaöne geçmek için birbirlerinintelefonlarını dinletmekten en mahremaile sırlarını çarşaf çarşaf yayınlatmayakadar, komplo, yalan, tehdit, şantaj,akla gelebilecek her yönteme başvururlar.Ki bugüne kadar defalarca başvurmuşlardır.CHP eski Genel Başkanı DenizBaykal için çıkan kasetlerin üzerin-MHP doktriner bir parti olduğunu söyler. Diğerdüzen partilerinden farklı olarak bir ideolojilerinin,bir “ülkü”lerinin olduğunu savunurlar.İşte MHP’nin Milli Doktrini:MHP’nin dokuz ışık safsatası1-Milliyetçilik, 2-Ülkücülük, 3- Ahlakçılık, 4-İlimcilik, 5-Toplumculuk, 6- Köylülük, 7- Hürriyetve Şahsiyetçilik, 8- Gelişmecilik 9- Endüstri veTeknikçilikBunların her biri de sahtekarlıktır ve doktrinlefalan ilgisi yoktur. Katiller her şeyi yüksekidealler için yaptıklarına inanacaklardır.Katiller partisi de bir “fikir hareketi”den çok geçmedi.2009 yerel seçimlerinde AnkaraBüyükşehir Belediye Başkanlığı seçimindenönce AKP Ankara BüyükşehirBelediye Başkanı Melih Gökçekrakibi Turgut Altınok’u böyle bir kasetsonucunda devre dışı bırakmıştır.Yine 1998’de ülkemizde böyle bir“kasetler savaşı” yaşanmıştı. Peşpeşeortaya atılan veya ortaya çıkarılmatehditleri yapılan kasetlerle herkes birbirinebir şeyler yaptırmaya çalışıyordu.DYP Genel Başkan YardımcısıMeral Akşener tarafından açıklanankasetlerden birinde, Hürriyet GazetesiYayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök'ünAydın Doğan adına ihale takipçiliğiyaptığı belgelenmişti.Kasetleri çekenler, islamimuhafazakar; kasetiçekilenler milliyetçimuhafazakarDincisi, gericisi, faşisti budur.Temizi yoktur. Hepsi kirlidir... Milliyetçigeçinip Amerika'ya hizmetettikleri gibi, "maneviyatçı" kesilip fuhuşun,yozluğun göbeğinde olduklarıda açığa çıktı.Tekellerin çıkarları ve istikrarıiçin hep kullanıldılar.Boğazlarına kadar halkın vedevrimcilerin kanına gömülmüşlerdir.Oligarşi, MHP’yi 12 Eylül’densonra da kullandı. Üniversitelerde,hak alma mücadelelerininkarşısında hep faşistMHP’liler çıkartıldı. Bugün dedevlet MHP’li faşistleri devrimcilerekarşı linçlerde kullanmaktadır.Burjuvazi, değerleri ayaklarınınaltına alarak ezmiş, yerinepara ilişkilerini, her şeye mal olarakbakan bir anlayışı egemenkılmıştır. Burjuvazinin düzenininçürümesinin, ahlaksızlığının insanıninsana yabancılaşmasınınnesnel yanını “tek geçer akçeninpara olması” oluşturmuştur. Onuniçindir ki, burjuvazinin tüm kurumları,tüm bürokratları çürümüştür.Çürüme şu ya da bu partiyle,bürokratla sınırlı değildir.Kullanılmayan, ahlakın veonurun tek temsilcisidevrimcilerdir.Devrimciler bu ülkenin onurudur.İnsanlığın sahip olduğu değerlerintemsilcileridir.Burjuvazi kendi çürümüşlüğünü,ahlaksızlığını gizlemek için yıllarcadevrimcilere, sosyalizme en alçak yalanlarlasaldırdı, onları ahlaksız göstermekiçin her türlü propagandaaracını kullandı. Ama her şey ortadadır...Düzen içinde yaşayan her kesim,çürümeyle bir şekilde uzlaşma içindeolmak durumundadır. Uzlaşmayanyalnız devrimcilerdir. Çürümeyle,ahlaksızlıklarla, namussuzlukla, şerefsizlikleuzlaşmayan tek kesimdirdevrimciler. Bu yanıyla düzenin kirine,pisliğine bulaşmamış, hem düzeninpisliklerinden uzak hem dedüzenin dalga dalga yaymaya çalıştığıpisliklere, yozlaşmaya karşı mücadeleeden tek güç devrimcilerdir.4 4DÜZEN PARTİLERİNE OY YOK!


TAYAD’lılar ÇayanMahallesi’nde:“Tecrit kaldırılsın”Tecritsürüyor!Tecritveişkencesürüyor!TAYAD’lılarAKP’nintecrit veişkencesinezulmünekarşıSUSMUYOR!TAYAD’lı Aileler, F Tipi hapishanelerdesüren tecriti ve işkenceyi anlatmaya,AKP iktidarını teşhir etmeye devamediyorlar.İstanbul Şişli Cevahir Alışveriş Merkeziönünde ve Gazi Mahallesi’nde yaptıklarıeylemlerle TAYAD’lılar yoksulhalka tecriti anlatmaya devam ediyorlar.25 Mayıs’ta bu kez de İstanbul ÇayanMahallesi’nde süren eylem içinde tecritihalka duyurmak için kefenli eylem yaptılar.Hüseyin Aksoy Parkı’nda yürüttüklerikampanya nedeniyle 8 gündür açlık grevindeolan TAYAD’lılar tecrit ile ilgili eylemde yaptılar.“Hapishanelerde İşkence ve TecritHala Sürüyor! Sohbet Hakkı Uygulansın”yazılı pankart açarak “Tecrite Son!,Sohbet Hakkı Uygulansın!” sloganlarınıattılar.Atılan sloganların ardından açlık grevindebulunan Sezai Demirtaş yaptığı konuşmada“Arkadaşlarımızı, bizi F Tipihücrelerde katlediyorlar. Bizi tecrite koyuyorlar.Bizim yasal olan derneklerimizive onların da bunu bilmesine rağmenkendi kurallarını, yasalarını tanımayıpderneklerimizi basıyorlar.” diyerek tecritive süren saldırıları anlattı.Demirtaş’ın ardından açıklamayı okuyanNagehan Kurt F Tipi hapishanelerdeon yıldır uygulanmakta olan tecritinağırlaştığını belirterek “Adalet Bakanlığıadeta yeni yasaklar, yeni cezalar içinkafa yoruyor. Akla ziyan uygulamalarısadece tutsaklara işkence yapmak içinuyguluyor” dedi. Kurt, son olarak hastatutsakların tedavilerini engellemek içinmuayenelerinin aylarca geciktirildiğini,teşhis konulmadığı için tedavi edilmediğinisöyledi.Eylem sloganlarla sona erdi.Ölümün eşiğindehala tutsak!Hastalığının oldukça ileri aşamalarındabulunan kanser hastası tutsak MehmetAras, hala tahliye edilmiyor.Avukatları halen Erzurum Araştırma veEğitim Hastanesi’nde tutulan MehmetAras’ın tahliye edilmesi için gerekenbelgelerin Adalet Bakanlığı’nda bekletildiğiniaçıkladılar.Vücudu artık tedaviye cevap vermeyenMehmet Aras’ın kardeşi Tayfur Aras,herkesin bu konuda tavır alması gerektiğinibelirtti.İtalyan siyasi tutsağı Luigi Fallico tecritte öldürüldüSağlık sorunları olmasına karşın, tedaviedilmemiş, ölüme terkedilmişti. 23 Mayıssabahı Viterbo Hapishanesi’ndeki hücresindeölü bulundu.Avukatının Roma'da görülen duruşmasısırasında siyasi tutsak Luigi Fallico’nuntedavi edilmesini isteyen talebinimahkeme dikkate bile almadı.Siyasi tutsaklara, hasta tutsaklara karşısürdürülen politika Türkiye’de de,İtalya’da da olsa değişmiyor. İtalya’nın“demokrasisi” ile övünmesi boşunadır.O sözünü ettikleri “AB kriterleri” tutsaklaratecriti gizleyenbir örtüden başkabir şey değildir.Rote Hilfe International,Luigi Fallicohakkında şu bilgileriveriyor: “59 yaşındaki Luigi Fallicohayatını devrimciliğe adamış ve ömrü silahlımücadele içinde geçmiştir. Kızıl Tugaylar’lamücadeleye başlamıştı.Son olarak 10 Haziran 2009'da yoldaşlarıile birlikte gözaltına alınmış, tutuklanmıştı.”Sayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011SEÇİM DEĞİL, DEVRİM4 5


Sayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011Mahallelerimizi savunmalıyız!Bir mahallenin orta yerinde bir direkve direğin tepesinde 180 derecelikalanın tamamını tarayan poliskameraları... 24 saat kayıt yapıyorlar.Aynı şekilde mahallenin değişikmeydanlarına konulan mobese kameralarlamahallenin tamamı izleniyorve kayıt yapılıyor.Polis bunları açıktan yapıyor.Gizlisi saklısı yok: Ben sizi izleyeceğim,diyor.Polis, mahallelerimizin giriş çıkışlarındayaptığı keyfi kimlik kontrolleri,helikopterli, gaz bombalımahalle baskınlarıyla, devrimci demokratkurumlara, evlere yönelikbaskınlar ve gözaltılarla, tutuklamaterörü ve kameralarla halk üzerindeyoğun bir baskı oluşturmaya çalışıyor.Bunlar kabul edilemez. Etmemeliyiz.Burada polisin bunları yapıpyapmamaya yetkisinin olup olmadığıtartışma konusu dahi yapılmamalıdır.Polisin kameralarla tüm mahalleyiizlemesinin hiçbir meşruluğu yoktur.Bu ahlaksızlıktır. "Gizleyecek,saklayacak şeyleri olanlar korksun”gibi söylemler, zulmü meşrulaştıransöylemlerdir. Kabul edilemez.Polis, kameralarla neyi çekiyor?Neyi izliyor? Ne yapmak istiyor?Suçluları mı yakalamak istiyor? Suçumu önlemek istiyor?Biliyoruz ki, polis mahallelerimizene kadar çok girip yerleşirse uyuşturucusu,fuhuşu, kumarı da o orandaartmaktadır. Bu pisliklerin mahallelerimizegirmesi polis olmaksızınmümkün değildir. Uyuşturucu, fuhuşbizzat polisler tarafından mahallelerimizesokuluyor.Devrimciler yıllardır mahallelerdeuyuşturucuya, fuhuşa, yozlaşmayakarşı mücadele veriyor. Bu mücadelededevrimcilerin karşısına heppolis çıkıyor. Kameralar da bu andadevreye giriyor. Hırsızları, uyuştu-Vurdumduymazlığı,bananeciliği, adam sendeciliğigeliştirmeye çalışıyorlar.İzin vermeyelim!rucuyu, fuhuşu engellemek için konulmuyorkameralar. Kameralar, yozlaşmayakarşı mücadeleyi engellemekiçin konuluyor.Peki ne yapacağız?Yozlaşmaya karşı mücadele sadecedevrimcilerin görevi mi?Mahallede yaşayan esnafı, işçisi,memuru, ev kadını, yaşlısı, genci olarakbizler ne kadar ilgilendik? Ne kadarkarşı duruyoruz mahallemizepisliklerin sokulmasına? Ne kadar duyarlıyız?Kaldı ki, bu bir duyarlılıksorunu da değil. Mahallemizin ortasınakonulan kameralar gözümüzüniçine sokula sokula bizi kaydediyor.Polis mahallelerimizde her türlü keyfiuygulamaları yapıyor. Buradamesele duyarlılık meselesi de değil.AKP’nin polisi hiçbir şeye sesimiziçıkarmayalım istiyor. Sesini çıkartanlaradestek olmayalım istiyor.Uyuşturucuyu bizim çocuklarımızasatıyorlar. Fuhuşu, yozlaşmayıbizim insanlarımız içinde yaygınlaştırıyorlar.Buna karşı çıkmak elbettebizim görevimizdir. Hiç kimsenin“banane, beni ilgilendirmez”demeye hakkı yok. Bu kendi yaşadığımızsorunlara, kendimize yabancılaşmaktır.Yozlaşmaktır.Oligarşi on yıllardır bunu geliştirmeyeçalışıyor. Yanı başımızdakibir olaya karşı kayıtsız kalmamızı istiyor.Kendi sorunlarımıza sahip çıkmamamızıistiyor. Vurdumduymazlığı,bananeciliği, adam sendeciliğigeliştirmeye çalışıyor.Hayır! Mahallemizde yaşananher olay bizi doğrudan ilgilendirmektedir.Hiç kimse hiçbir olayakayıtsız kalamaz. Her olay sonuçlarıyla,mutlaka yaşadığımız mahalledeşu ya da bu kadar herkesi ilgilendirmektedir.Bana dokunmayan yılanbin yıl yaşasın demeye hakkımızyok.AKP’nin polisi halkı düşman olarakgörüyor. Yozlaştırmayı, uyuşturucuyu,fuhuşu düşman olarak gördüğühalkı etkisizleştirmek için kullanıyor.Oligarşinin, halkı düşman olarakgören bu politikasına karşı mücadeleyaşadığımız mahallelerimizde herkesinmücadelesidir. Hiç kimse bunasessiz kalamaz. Kalmamalıdır. Bumücadelede esnafından, işçisine, memuruna,işsizine, emeklisine, ev kadınındanyaşlısına gencine, fırıncısındanbakkalına, berberine, kahvehanecisine,mahallelerimizde bulunanokuldaki öğretmenine kadar herkesinyapabileceği, yapması gereken birgörevi, sorumluluğu vardır.Bu sorumluluğu yerine getirmeninyolu örgütlenmektir. Örgütlenmektenbaşka saldırıları boşa çıkarmanınyolu yoktur. Devrimciler on yıllardırbüyük bedeller ödeyerek mahallelerdeçeşitli örgütlenmeler altında faaliyetyürütüyor. Devrimciler her zaman halkınyanında yer almıştır. Halkın en temelsorunlarının çözümünde halka yolgöstermiştir. Sorunlarımızın çözümüiçin devrimci-demokrat kurumlardagörev ve sorumluluklar almalıyız.Birçok sorunumuzu Halk Komitelerikurarak örgütlülük içindeçözebiliriz. Halk Komiteleri, halkınkendi sorunlarının çözümü içinoluşturduğu en basit en sade örgütlenmebiçimidir.Sorun nedir?Bu sorunun çözümü için “ben neyapabilirim” diyerek herkes yapabildiklerioranda komitelerin içindegörev alır.Amacımız halkı düşman olarakgören AKP iktidarının zulmüne boyuneğmemektir. Dayattığı onursuzluğateslim olmamaktır. Çocuklarımızın,geleceğimizin uyuşturucuyla,fuhuşla, kumarla zehirlenmesine izinvermemektir. Meseleye bu sadeliktebaktığımızda yaşadığımız mahallelerdeoluşturulacak Halk Komiteleriiçinde herkesin yapacağı bir şeyinolduğunu görürüz.4 6DÜZEN PARTİLERİNE OY YOK!


MALATYAGemlik:20 Mayıs günü 5 Yürüyüş okuruönlüklerini giyerek megafonlahalkın susturulamayan sesi Yürüyüşdergisinin tanıtımını yaptılar.Dereboyu ve Eşref Dinçer Mahallesi’ndesüren tanıtım süresince25 dergi satıldı.Yürüyüşçalışanlarına ve ikidevrimciye1000 Kitap1000 MektupKaan Ünsal, HalitGüdenoğlu, NaciyeYavuz, Musa Kurt,Cihan Gün, RemziUçucu, Mehmet AliUğurlu’yaÖZGÜRLÜKMalatya:19 Mayıs’ta Yeşilyurt Caddesi’ndeönlüklerle ve sesli ajitasyonlarlaYürüyüş dergisi tanıtımı ve satışıgerçekleştirildi. 50 dergi halkaulaştırıldı.Mersin:GEMLİKAnadolu’da YürüyüşSatışları SürüyorMersin’de Yürüyüş dergisinin tanıtımve satışlarına devam edildi. 17Yürüyüş’e saldırıdagözaltına alınıp tutuklananRemzi UçucuKaan ÜnsalHalit GüdenoğluANLATIYOR- Nasıl gözaltına alındık?- Neden tutuklandık?- Tutuklanmagerekçelerimiz; demokratikhakların rafa kaldırılmasıdır.- Yürüyüş’edüşmanlıklarının nedeni?- Hangi koşullardayaşıyoruz?- Tecrit nasıl uygulanıyor?271. sayıdan itibarenYürüyüş’teMayıs tarihinde MersinMerkez ve MenteşMahallesi’nde yapılantanıtım ve satışlarda 20dergi halka ulaştırıldı.18 Mayıs tarihinde Tarsus’tayapılan tanıtım vesatışta 32 dergi halkaulaştırıldı. Halk Yürüyüşdergisini alarak sahiplendi.Bu da gösteriyor ki yapılanbaskınlarla tutuklamalarla Yürüyüşdergisi susturulamaz. Umut biziz, güçbiziz; çünkü biz halkız. Bu hafta toplam52 dergi halka ulaştırılarak Umudunsesini kısamayacakları gösterildi.Adana:Adana’da 19 Mayıs günü Yürüyüşokurları Akdeniz Mahallesi’ndeYürüyüş dergisini halka ulaştırdılar.4 Yürüyüş okurunun katıldığı dergisatışında AKP iktidarı ve İstanbul’dakikurum baskınları teşhiredildi. 32 Yürüyüş dergisi halkaulaştırıldı.Mehmet Ali Uğurlu veHasta TutsaklarSerbest Bırakılsın!Antalya Özgürlükler Derneği 20Mayıs’ta Attalos Heykeli önünde hastatutsakların özgürlüğü için eylemyaptı. Eylemde okunan açıklamadahasta tutuklu Mehmet Ali Uğurlu’nundurumu ve uğradığı hukuksuzluk anlatıldı.Halktan insanların sorular sormakiçin eylem sonuna kadar beklemesi isehalkın ilgisinin göstergesiydi.Sloganlarla bitirilen eylem, 15 dakikasürdü. 36 kişinin katıldığı eylemeÖDP, Sosyalist Parti ve DHFtemsilciler düzeyinde destek verdi.Sayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011SEÇİM DEĞİL, DEVRİM4 7


Sayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011TAYAD’lılar serbest bırakıldıNİYE GÖZALTINAALDINIZ?NİYE BIRAKTINIZ?17 Mayıs’ta gözaltına alınan 11 TAYAD’lı ve Ankara HaklarDerneği üyeleri çıkarıldıkları mahkeme tarafından serbest bırakıldılar.Gözaltına alınışlarının dördüncü günü olan 20 Mayıs’ta AnkaraAdliyesi’ne getirilen TAYAD’lılar ve Ankara Haklar Derneği üyeleriönce savcılığa çıkartıldı. Savcının tutuklama isteğiyle mahkemeyesevkedildiler.Savcı, saldırganlığı sürdürerek TAYAD’lılar ve Haklar Derneğiüyeleri için tutuklama istedi. Ancak nöbetçi mahkeme, 11 kişiyi ifadelerininardından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bıraktı.Böylelikle basına her zamanki gibi “DHKP-C Operasyonu” diye sunulanbir operasyon daha “fiyaskoyla” sonuçlanmış oluyordu.Serbest bırakmayıp da ne yapacaklardı?İsnat edilen “suç”, daha önce tutuklanan TAYAD’lıların tutuklanmasınıprotesto etmek için basın toplantısı yapmaktı. O kadar!Ama oligarşinin hukuku bu; böyle büyük bir “suç” için değil tutuklama,“ağırlaştırılmış müebbet” bile isteyebilirlerdi.Gözaltındaki 11 kişinin ifade işlemleri sürerken sabah saatlerindenitibaren Ankara Halk Cepheliler, TAYAD'lılar ve gözaltına alınanlarınyakınları Ankara Adliyesi önüne gelerek gözaltına alınanlarısahiplendiler. Öğleden sonra Halk Cephesi adına yapılan açıklamadada gözaltıların keyfi ve hukuksuz olduğu dile getirildi.Trakya KültürMerkeziYaz Pikniği YapıldıTrakya Kültür Merkezi’nin gelenekselleştirdiğiyaz pikniği, KakavaFestivali’nin bitiş günü olan 22Mayıs’ta yapıldı.Babaeski, Kırklareli ve Tekirdağ’dankatılımın olduğu pikniğe ayrıca PSAKD Çerkezköy Şubesiyöneticileri de katıldı.Kahvaltı, pikniğe ilk kez katılanların çokluğu nedeniyle daha çokbir tanışma şeklinde geçti. Daha sonrasında türküler söylenip, sohbetleredildi ve maçlar yapıldı.Kırklareli yakınlarındaki Kavaklı Korusu Piknik Alanı’ndayapılan pikniğe 58 kişi katılırken, konuşmalarda bu tür piknikleringençlerimizi tehdit eden kültürel yozlaşmaya karşı daha güçlü mücadelearaçları yaratacağı vurgulandı.Yıkımlaragerekçe olandeprem yalanıSimav’da çöktüTayyip Erdoğan’dan İstanbul BüyükşehirBelediye Başkanı Kadir Topbaş’a kadarAKP’liler, İstanbul’da bir milyon evin yıkılmasınıngerekçesi olarak, İstanbul’un “depremdeyıkılacak” olmasını gösterdiler.Erdoğan yaptığı bir konuşmada bunu birkez daha vurguladı; “İstanbul’un birinciderecede deprem tehdidi altında olduğunuunutmamalıyız. En güvenli bölge şu andaüzerinde şehirleri kuracağımız yerler...Deprem riski altındaki bölgeler taşınacak...İstanbul’umuzu kurtaralım istiyoruz.Taşınma gönüllülük esasına göre olacak.Kimse mağdur edilmeyecek. ”(Bugün,12 Mayıs 2011)İstanbul’daki yıkımları deprem ile açıklayanErdoğan’ın yalanı bir kez dahaSimav’daki deprem ile ortaya çıktı.Geçtiğimiz günlerde Simav’da yaşanandeprem ile ilgili olarak Kütahya Valisi KenanÇiftçi “İncelenen 16 bin 448 konuttan 2 bin208’ine ‘hasarlı, oturulamaz’, 3 bin 373’üne‘hasarlı, oturulabilir’ raporu verildi ve acilboşaltılması gereken konut sayısı 277, yıkıkkonut sayısı 86’dır’’ diyordu.Bu depreme kayıtsız kaldı AKP iktidarı.Acil olarak boşaltılması gereken 277 konutuboşaltamamıştır AKP iktidarı. Simav depremiyaşandığında kılını bile kıpırdatmayıp,halkı, depremle başbaşa bıraktılar. Simav halkıda bunu protestoları ile gösterdi. Temiz suistedi, barınma sorununun çözülmesini istedi.Simav’da halkı yalnız bırakanlar birİstanbul depreminde halkı hiç sahiplenmeyeceklerdir.Esasen halk düşmanı iktidarlarınhalkı düşünmeleri düşünülemez. O nedenle,İstanbul’daki yıkımların deprem gerekçesiyleyapıldığı ve halkın depremden zarargörmemesi için yıkılacağının da yalan olduğuortadadır.AKP’nin gündeminde halk yoktur. Halkınbarınma sorununun çözümü yoktur. Tersinehalkın evlerini yıkarak, işbirlikçi tekelleresunulan koskoca bir pazar vardır.4 8DÜZEN PARTİLERİNE OY YOK!


“Bin OperasyonunHesabını Vereceksin”26 Nisan günü Halk Cephesi Ankara’da görülenMehmet Ağar’ın davası konusunda eylem yaptı. Sultanahmet Adliyesi önünde bir araya gelen Halk Cepheliler’denMehmet Güvel önce sözlü bir açıklama yaptı: “Şu andaAnkara’da yargılanan kontrgerilla şefi Mehmet Ağar herşeyi itiraf etmesine rağmen ona sadece altı aylık bir cezaisteniyor. ‘1000 operasyon yaptık’ diyen faşist şefMehmet Ağar evlatlarımız olan devrimcileri katletmiştir.Biz adalet istiyoruz. ‘Adalet İstiyoruz’ derken halkın adaletimutlaka yerini bulacaktır diyoruz” dedi.“Bin Operasyonun Hesabını Vereceksin” pankartı ve“Susurluk Devlettir”, “Mehmet Ağar Yargılansın” dövizlerinintaşındığı eylemde bir de yazılı bir metin okundu.Açıklamayı da okuyan Güvel kısaca Ağar’ın işlediği suçlaradeğinerek “Mehmet Ağar başta olmak üzere tüm halkdüşmanlarının da bildiği gibi kana susayan katillerin olduğuyerde adalete susayanlar da olacaktır. İşkencelerdeöldürdüğünüz, sokak ortalarında vurduğunuz, kaçırıp kaybettiğiniztüm şehitlerimizin dökülen kanı, adalete olanözlemimizdir. Elbet bir gün Mehmet Ağar başta olmak üzeretüm halk düşmanları, halkın adaletiyle yüzleşecektir.”ifadelerine yer verdi.Afyon Halk Sofrası Pikniği15 Mayıs Pazar günü Afyon’da Halk Sofrası Pikniğiyapıldı. Kahvaltı ile başlayan piknikte sohbetler edildi,türküler söylendi. Günışığı’nın sahneye çıkması ilecoşku arttı. Söylenen türkülere halaylarla eşlik edildi.Halat çekme yarışmasının da düzenlendiği piknik,akşam saatlerine doğru sona erdi.SP seçim bürosu tahrip edildiTüm uyarılara rağmen Küçükarmutlu’da seçim bürosuaçmaya devam eden Saadet Partisi’nin seçim bürosu,25 Mayıs gece saat 3:30'da Cepheliler tarafından taşlanarakve ateşe verilerek tahrip edilmiştir.SP daha önce de uyarılmış, 2 kez seçim bürosununbayrakları indirilmiş, bir kez de camları kırılmıştır.Gülsuyu’nda Çete SaldırısıDEVRİMCİLEREEL KALDIRMAKŞEREFSİZLİKTİR!İstanbul Maltepe Gülsuyu Mahallesi Son Durak’taçeteler Halk Cepheliler’e saldırdı.15 Mayıs Pazar günü, saat 16.00 sıralarında meydanagelen saldırıda, çeteler bıçaklarla ve baltalarla devrimcileresaldırmışlardır.Daha önceden mahallede uyuşturucu satıcılığı yapanve çeşitli bahanelerle mahalle halkına saldıran çeteler tesbitedilmiş ve devrimciler de uyuşturucu satıcısına hakettiği cezayı vermişlerdi. Saat 16.00 sularında toplanançeteciler, bıçaklarla ve baltalarla devrimcilere saldırarakkaçtılar.Halk Cepheliler, akşam saat 20.00 sıralarında semtteyaptıkları eylemle çetecilere göz yummayacaklarınıilan ettiler. Eylemde okunan açıklama şöyle başlıyordu:"ÇETELERDEN HESAP SORACAĞIZ!Eylemin ardından sokaklarda devriye gezenCepheliler, mahalleye giren, "akrep" adlı zırhlı aracı attıklarıtaşlarla kovdular. Bu arada görüntü almaya çalışanbir polisin kamerası kırıldı.Kakava FestivalindeDevrimci Sanata EngellemeKırklareli’nin Babaeski ilçesinde faaliyetlerini sürdürenTrakya Kültür Merkezi, bu yıl 21’incisi düzenlenengeleneksel Kakava Festivali’nde stand açtı. TrakyaKültür Merkezi Müzik Grubu da bu yıl festivalde sahnealmak istemiş, bunun için belediyeye başvurmuştu.Ancak son üç yılda olduğu gibi bu yıl da TKM MüzikGrubu programa alınmadı.Başvuran hemen tüm gruplara sahneye çıkma imkanıtanınırken TKM Müzik Topluluğu açıkça sansür edildi.Stand konusunda da benzer bir sansüre niyetlenildiancak TKM’nin ısrarları sonucu bu konudaki engellemeaşıldı.Açık ki engellemeler, devrimci bir sanatın, devrimcikültürün Kakava Festivali’nde kendini göstermesindenduydukları korku ve rahatsızlığın ürünüdür.Dört gün boyunca açık kalan TKM standına, özellikleüniversiteli ve liseli öğrenciler ilgi gösterdi. Stand çevresindeGrup Yorum türküleri eşliğinde halaylar çekildi.Akşamları Grup Yorum İnönü Konseri DVD’sinin veFOSEM’in “ Ortak Düşman Amerikadır” belgeseliningösterimleri yapıldı.Sayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011SEÇİM DEĞİL, DEVRİM4 9


Av ru pa’daSayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011ALMANYAStuttgart: Bilgilendirme standı18 Mayıs’ta Stuttgart-Bad-Cannstadşehrinde Halk Kültürevi üyeleri,stand açılıp bildiriler dağıtılarakOkmeydanı’ndaki saldırılar anlattılar.Berlin: THY önünde protesto13 Mayıs’ta Türk Hava YollarıBerlin Şubesi önünde bir protesto eylemiyapıldı. İstanbul'daki saldırılarınprotesto edildiğı eylem marş ve sloganlarlabitirildi.18 Mayıs’ta Berlin KreuzbergMeydanı’nda 3 saat boyunca GrupYorum türküleri ve marşları çalındı.Pankartın, Mahir, Dayı ve Che'nin resimlerininasıldığı standa gelen insanlarlasohbet edilerek bildiriler dağıtıldı.Ayrıca saldırıya uğrayan kurumlararanarak mücadele mesajlarıiletildi.Essen: Türkiye Büyükelçiliğiönünde protesto13 Mayıs’ta Halk Cepheliler, Türkiye’dekisaldırıları protesto etmekiçin, dövizleri ve kızıl bayraklarıylaEssen Kentinin Türkiye Büyükelçiliği’ninönünde toplandılar.Yapılan açıklamada saldırılar kınandı.Eylem sloganlar ile sürerken elçiliktençıkan Türkiyeliler zafer işaretiyaparak “Biz de sizdeniz, sizi destekliyoruz”dediler ve eyleme katıldılar.Eylemin sahiplenilmesinin de etkisiyle,Büyükelçiliğin tahammülsüzlüğüüzerine polis müdahale ederekHalk Cepheliler’i elçilik önündenuzaklaştırmak istedi.Müdahaleyi sloganlarla protestoeden Halk Cepheliler eylemi karşıdasürdürdü ve daha sonra iradi olarak bitirdiler.Düseldorf: Konsoloslukönünde “Yaşasın devrimciler”Halk Cepheliler 11 Mayıs’taTürkiye Konsolosluğu önünde, sloganlarlaeyleme başladılar. Yarımsaat süren eylemde Halk Cephesiaçıklaması okundu. Konsoloslukönünde bulunan Türkiyeliler açıklamayıilgiyle dinlediler ve “YaşasınOkmeydanı'ndaki BaskınlarYurtdışında Protesto EdildiDevrimciler” diyerek desteklediler.Eylem açıklamanın okunmasının ardındanatılan sloganlarla bitirildi.Hamburg: Konsoloslukönünde açıklamaHamburg Halk Cepheliler, 10 Mayıs’taTürkiye Konsolosluğu önündebir gösteri düzenledi.Ellerinde kızıl bayrak ve dövizleriolan Halk Cepheliler saldırıları kınayanbir açıklama yaptılar.AVUSTURYAViyana: Bağımsızlık istemeksuç değildir!Türkiye’deki saldırıları protestoiçin 12 Mayıs’ta 13.Viyana’da bulunanTürkiye Konsolosluğu’nun önünündeaçıklama yapıldı. 20 kişi dövizleri kızılbayrakları, pankartlarıyla sloganlarıile saldırıları protesto ettiler.Eylemde Halk Cephesi’nin 23numaralı açıklaması okunarak vekonsoloslukta işlem yapan Türkiyelilereyönelik konuşmalarla AKP’ninterörü teşhir edildi.Eylem sırasında işlem için Konsolosluğagirip çıkan insanlar açıklamayıbüyük ilgiyle dinlediler. Konsoloslukbinasının içinden ve dışarıdaneylemi destekleyenler çıkarken,bazı kişilerse Halk Cepheliler’in yanınagelerek bilgi aldı.İnnsbruck: Baskınlara protesto14 Mayıs’ta, saldırıları protestoiçin eylem yapıldı. Eyleme 25 kişi katıldı.Saldırıların kınandığı açıklamadansonra atılan sloganlar ve çekilen halaylarlaeylem bitirildi.FRANSAParisInnsbruckEssenParis: Umudu büyütmeyedevam edeceğizİstanbul’daki saldırılar, Fransa’nınbaşkenti Paris’te Halk Cephesitarafından düzenlenen basın açıklamasıylaprotesto edildi. Yapılanbasın açıklamasında; “…Bizim çoğalmamızdankorktular, bu korkularınıbüyüteceğiz.”diyerek devrimciiradenin kararlılığı vurgulandı.35 kişinin katıldığı basın açıklamasınaAtılım okurları da destekçiolarak katıldılar.AKP’nin polisinin saldırılarıAvrupa Parlamentosu’ndaYunanistan SYRIZA (RadikalSol Birlik Partisi) Avrupa MilletvekiliNikoalos Hountis AKP’nin polisiningeçen yıldan beri sürekli hale gelensistemli saldırıları ve en son Okmeydanı’ndayapılan baskınlara ilişkinAvrupa Parlamentosu na yazılısoru önergesi verdi.Yunanistan sınıf sendikacılığı hareketiPAME (Militan İşçi Cephesi)İstanbul ve Ankara’daki saldırıları kınayanaçıklama yaptı.5 0DÜZEN PARTİLERİNE OY YOK!


Alman emperyalizmidevrimcileri yargılayamaz!Şadi Özbolat veÜnal Düzyar'ınmahkemeleri başladı24 Şubat 2010 tarihinde tutuklananve hala ağır tecrit koşullarında tutlandevrimci tutsaklar Şadi Özbolatve Ünal Düzyar' ın mahkemeleri19 Mayıs tarihinde Düsseldorf YüksekEyalet mahkemesinde başladı.Mahkemeye katılan yaklaşık 100kişi tek tek aranarak mahkeme salonunaalındı. Tutsakların salona girmesiile “Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur”,“Vatan Bizim Halk BizimKahrolsun Emperyalizm” sloganlarıatıldı.Tutsakların sahiplenilmesinden,sloganlardan rahatsız olan hakim,salondakileri duruşma salonunu boşaltmaklatehdit etti.Mahkeme kimlik tespiti, iddianameninokunması ile devam etti. Duruşmabittiğinde hakimin uyarılarınakarşın tutsaklar sloganlarla selamlandı.20 Mayıs günü de mahkeme devametti.Faruk Ereren’in davasındadinlenecek tanık kalmadı18 Mayıs’taki duruşma çok kısasürdü. Mahkeme artık dinlenecektanığın kalmadığını, mahkemeninnasıl devam edeceğinin görüşüleceğininbildirilmesi için duruşma birhafta sonraya ertelendi.ALMANYABerlin: Halk Pazarındatutsaklar için stant açıldıAlmanya’nın başkenti Berlin’de13 Mayıs’ta Kreuzberg'de bulunanHalk Pazar’ında açılan standa Almanya'dakitutsakların resimleri asıldı.“Baskılara Son” ve Berlin HalkCephesi imzasıyla İstanbul Okmeydanı'ndakibaskın ve gözaltıları belirtendövizler asıldı.Bildiriler dağıtıldı, tutsaklar içinimza toplandı. Eylem boyunca GrupYorum'un türküleri çalındı. Çeşitli sloganlaratıldı.Şadi Özpolat ve Ünal KaplanDüzyar mahkemesine katılma çağrısıyapıldı.Duisburg: Tecrit anlatıldı13 Mayıs’ta Özgürlük Komitesiçalışanları König-Heinrich meydanındave 14 Mayıs ve 21 Mayıs’taHamborn Pazar Meydanında; 5 Türkiyelidevrimci tutsak için imza standıaçtı.“Tecrite Yüzbin Kere Hayır” yazılıpankart altında, açılan davalarınhukuksuzluğunu, keyfiliğini anlatanyüzlerce bildiri dağıtıldı.Bildiri dağıtımı sırasında bir öğrencinin“insan olan hiç kimsenin butür konulara duyarsız kalmaması gerektiğini,kendisinin ne yapabileceğini”sorması halka gerçekleri niyeanlatmamız gerektiğinin de cevabıydı.Ayrıca Şadi Naci Özpolat ve ÜnalKaplan Düzyar'ın mahkemelerinekatılım çağrısı da yapıldı.Özgürlük nöbeti 79. haftasındaKöln:Tüm siyasi tutsaklaraözgürlük21 Mayıs’ta Özgürlük Komitesiüyeleri “Tüm Siyasi TutsaklaraÖzgürlük” talebiyle, Köln KentininDom Meydanın’da pankartlarını açaraközgürlük nöbeti tuttular.Özgürlük nöbetinin 79. haftasındaTürkiye faşizmini ve Alman emperyalizminiteşhir eden Almancabildiriler dağıtıldı.İNGİLTEREBerlinDuisburgLondra: Özgür tutsaklara destekAlmanya Hapishanelerindeki devrimcitutsaklar için 1 hafta sürecek birimza kampanyası başlatıldı. 12 Mayıs’taTürkiyeli halkın da çoğunluktaolduğu Woodgreen Kütüphanesiönünde imza standı açıldı.“Tercite Yüzbin Kere Hayır” başlıklıTürkçe ve İngilizce bildirilerdağıtıldı, imza toplandı. Okmeydanı’ndakibaskınlar ile ilgili bildirilerdağıtıldı.Her gün 13.00-17.00 arası açılanstand boyunca, halk eylemi ve devrimcilerisahiplendi.Bir hafta süren eylem boyunca1000 adet Türkçe, 2300 adet İngilizcebildiri dağıtıldı. 1272 imza toplandı.Stantta ayrıca Yürüyüş dergisinintanıtım CD’leri, Yürüyüş dergisi,Grup yorum DVD’leri de halka ulaştırıldı.Şadi Özpolat ve Ünal K. Düzyar'ınmahkemelerine katılım çağrısı ilestand 18 Mayıs günü sona erdi.LondraSEÇİM DEĞİL, DEVRİM 5 1


AVRUPA’dakiBİZYaz ayları Avrupa’da tatil aylarıdır.Kapitalizm iliklerine kadarsömürdüğü, emeğini çaldığı, sosyalkültürelbir yaşam alanı ve zamanı bırakmadığıhalklara üç haftalık, bir aylıktatil zamanı tanıyor.On bir ay boyunca emekçilerivahşice sömürürken, tatil hayali ilesömürüyü sözde katlanılır hale getiriyor.Aldatmaca propaganda içindebu üç hafta-bir ay “senenin tümyorgunluklarının atıldığı, çalışmaenerjisinin yeniden toplandığı” birdönem oluyor.Yıl boyunca tüm ihtiyaçlardankısılarak biriktirilen paraları “tatil”adı altında koparıp alıyor.Çünkü dinlenmeyi, dinçleşmeyi,mutluluğu aylak aylak su kenarındayatmakta, bol- bol iradesizce yiyip -içmekte ve gözün gördüğü her şeyinsatın alınmasında gösteriyor.Tatil yapmak adına, bireycilik,yozluk özendiriliyor. Her şeyin bir çırpıdatüketilmesinin önü açılıyor.Bir tatil dönemi kapansa da ne vücutlarve zihinler dinleniyor ne de dinçleşiyor.Yaşam sorunlarıyla, kaldığıyerden devam ediyor.TatilyerlerindebirlikteolmalıyızTatil iyi değerlendirilirse, yoz vesavruk eğlence anlayışından uzakdurulursa, insanın sorunlarını, sıkıntılarınıçözebilecek moral ve fizikigücü sağlayabilir.Aile ve arkadaşlık ortamlarıyladostluk ilişkilerinin pekiştirildiği,birbirimize daha çok zaman ayırdığımız,birbirimizi daha çok tanıdığımızbirliktelikleri yaratabiliriz.Kendi topraklarımızda bir arayagelebilir, tatilimizi kendi halkımıziçinde birlikte geçirebiliriz. Bu hemmoral değerlerimiz açısından hem vatantopraklarına özlemimizi gidermekaçısından yararlı ve dinlendirici olacaktır.Asıl olarak da, bize çok şey katacakolan ancak bizim ortak programlarımız,birlikteliklerimizdir. Yılınbir iki haftası hem dinlenmek, hemeğlenmek hem de bir sonraki yıldahalk olarak direncimizi diri tutabilmekiçin ihtiyacımız olan kendi tatilimiziörgütlememizdir.Örgütlediğimize çoluk çocuk tümailemizle geniş katılım sağlamamız,ortaklıklarımızı büyütmemizdir.Sayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011Milletvekilliği ile ödüllendirdikleri,en çok soyan, en çok zulmedenlerdir!Düzen partileri, bugüne kadar, seçip,el üstünde tuttukları, halk düşmanlarını,işkencecileri, hırsızları, katilleri,ırz düşmanlarını, “o sizdenbiri”, “o sizin adayınız” diyerekyalan kampanyaları ile açıkladılar.Halka benimsetmeye çalıştılar.Düzen partilerinin, kadrolarınıniçinde, en çok soyan, en çok zulmedenlerdibunlar. Onun için bunları seçerek,milletvekilliği ile ödüllendirdiler.Halk adına, halkdüşmanlarını seçtirdilerDüzen partileri bugüne kadar yapılanseçimlerde toprak ağalarındanşeyhlere, işbirlikçi tekellerin temsilcilerine,kontrgerillacı general vepolis şeflerine, Maraş’ın, Sivas’ın katillerine,onlarca faşist katliamın sorumlularına,işkencecilere kadar hementüm halk düşmanlarını adaygösterip seçtirdiler.Meclis, halk düşmanlarının meşrulaştırıldığı,“aklanmaya” çalışıldığıyerlerdi. Her birine birer dokunulmazlıkzırhı giydirip korudular.Meclis işçilerin, köylülerin, kamuemekçilerinin ve tüm halkın temsilcilerinekapalı tutuldu. Halk seçimlerdesadece oy kullanan “bir figüran”olarak kullanıldı.Tansu Çiller gibi başbakanlıkyapmış emperyalizm uşağı bir işbirlikçi;“A takımı” kurup, halkın geriyanlarına seslenerek, “anarşi ve teröredebiyatı” ile halkı korkutarak; MehmetAğar gibi “1000 operasyon”yapan kontrgerillacıları, Ünal Erkan,Necdet Menzir, Hayri Kozakçıoğlugibi adı işkence, katliam ile anılanpolis şefleri ve Kürt halkının katillerini,Doğan Güreş gibi GenelKurmay Başkanlarını, işbirlikçi tekellerintemsilcilerini seçtirdiler.Turgut Özal gibi emperyalizmehizmet etmiş, Dünya Bankası’nda,IMF’de çalışmış, “Özal’ın prensleri”dedikleri emperyalizmin memurlarınıseçtirdiler.Tayyip Erdoğan gibi belediyebaşkanlığı döneminde yolsuzluklarına,hırsızlıklarına ortak olmuş,yağma ve vurgunları örgütleyen onlarcasuç ortağını seçtirdiler.Onun için Muammer Güler’i,Engin Alan’ı, Sinan Aygün’ü, HikmetSami Türk’ü, Erdoğan Bayraktar’ıaday yaptılar. Daha önce katilliği,hırsızlığı, halk düşmanlığıbelgeli onlarca milletvekilini yenidenlistelere koyarak, seçtirmelerininönünü açtılar. Halk düşmanlarınıseçtirmek için seferberler.5 2DÜZEN PARTİLERİNE OY YOK!


OBAMAObama haydutluk politikasınıdevam ettiriyor!Emperyalist haydut Obama’nındilinden bugünlerde “reform”, “ekonomikkalkınma planı”, Ortadoğuve Kuzey Afrika ülkelerine yönelikolarak “yardım” sözcükleri düşmüyor.Obama başta Tunus ve Mısır gibiülkelere “yardım” edeceklerini, Mısır'ın1 milyar dolarlık borcunun silineceğini,1 milyar dolar mali yardımverileceğini açıkladı.Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerindekiyeni sömürge ülkelere yönelikDünya Bankası ve IMF'nindevreye sokulacağını, ABD'nin bölgede“Ticaret ve Yatırım OrtaklıkGirişimini” başlatacağını belirtti.Emperyalistler, tüm kaynaklarınıyağmaladıkları yeni sömürge ülkelerebugüne kadar karşılıksız tek bir kuruşbile vermediler.Emperyalist Amerika nerede veEmperyalizm dünyanın her yerindepolitikalarını işbirlikçilerineyaslanarak sürdürüyor. Libya’yaNATO şemsiyesi altında saldırıkararı aldıklarında da asıl güvendikleriLibya’daki işbirlikçilerdi.Amerika, geçen hafta bir yandanLibya’nın başkenti Trablusgrap’ıyoğun bir biçimde bombalarken,diğer yandan Libya’daki işbirlikçiunsurları daha aktif hale getirmeyeyönelik girişimlerde bulundu.Gazeteler bombalamaların yanısıraAmerika’nın Libya muhalefetineWashington’da temsilcilikaçma daveti yaptığını yazdı.Aynı günlerde Türkiye oligarşisi,Cumhurbaşkanı ve DışişleriBakanı düzeyinde işbirlikçi,vatan haini Libya muhalefetinine zaman “reformlar” dan, “ekonomikyardımlar” dan söz etmişseorada yeni sömürge ülkelerin dahabüyük talanlara uğrayacağı gerçeğivardır.Yardım, kredi, borç adı altındaverdikleri her şeyin karşılığı, dahaçok sömürü ve daha çok bağımlılıkolmuştur.Nitekim 1946’dan sonra başlattıkları“yardımlar”ın amacı, halklarınsosyalizmden etkilenmemelerive yeni sömürgecilik ilişkilerininyerleştirilmesiydi.Obama’nın yardım edeceklerinisöyledikleri ülkelerin tümü, BüyükOrtadoğu Politikası (BOP) içindegeçen, 22 ülkedir. ABD’nin daha çokbağımlılık ilişkisi yaratmak, daha çoksömürmek, kendisine tabii kılmak istediğiülkelerdir bunlar.Ayrıca bu tür kırıntılarla birlikteAKP Amerikancıdır!Dış Politikası Amerika’nın Emrindedirresmi olarak kabul etti ve görüşmeleryapıldı. Ardından AKP hükümetiLibyalı vatan hainlerine100 milyon dolar yardımda bulunmayıtaahhüt etti.Amerikancı dış politika, bundanbaşka nasıl olur! AKP hükümetibugünlerde benzer bir manevrayıSuriye için de yapmakta.Düne kadar “müdahaleye karşıçıkıyor” görünümü veren AKP,şimdi de Suriye’deki işbirlikçi muhalefetiörgütlemek için onlara evsahipliği yapıyor. Durum şudur:Amerika tanı diyor, AKP tanıyor;yardım et diyor; ediyor, etme diyor,etmiyor; işbirlikçiliği tam belli olmasındiye de arada bir İsrail’e ikiçift kelime söylemesine izin veriliyor.Adeta Amerika’nın Ortadoğuve Afrika’da ki taşeronu!bu ülkelerde, halkların öfkesini törpülemeyeçalışmaktadırlar.“Reform”lar, “ekonomik yardımlar”bir yalandan öte bir şey değildir.ABD’dir eski ABD ve Obama’daemperyalist tekellerin sözcüsüdür.Emperyalist haydut Obama, Libyave Suriye halklarını tehdit ederken,geçen hafta BM'nin Filistinle ilgili1967 kararını tanımıştır. Ancak busözlerinin hükmü de çok kısa sürdü.“1967 sınırları” sözleriyle, 6Gün Savaşı'nın başladığı 5 Haziran1967’deki sınırları kastetmediğinibelirtmiştir Obama. Ve bu da şaşırtıcıdeğildir.Çünkü Obama ve ABD, emperyalistbir haydut ve dünya halklarınındüşmanıdır.İngiltere:Dergimiz Çocuklarımızın Ellerinde15 Mayıs’ta Londra’daStoke Newingtonbölgesinde Yürüyüş dergisisatışı ve tanıtımı yapıldı.Burda ki Türkiyeliesnaflar ziyaret edildi. Bukez çocuklarımız da halkınsesi Yürüyüş’ü sa-İngilterehipleniyordu. 3 çocuğumuzun da katıldığı Yürüyüşdergisi tanıtımında 48 dergi halka ulaştırıldı.Hollanda:Anadolu Gençlik Pikniği15 Mayıs’ta, Hollanda’nın Rotterdam şehrinde,Nesselande piknik alanında AnadoluGençlik tarafından Aile ve Gençlik pikniğidüzenlendi.100 kişinin katıldığı piknik, sabah Dev-Genç ve “Anadolu Gençlik Pikniğine Hoşgeldiniz”pankartlarının asılmasının ardındantopluca yapılan kahvaltı ile başladı.Daha sonra futbol maçı, ip atlama, sohbetlerve yemeklerin yenmesi ile piknik bitirildi.Sayı: 270Yürüyüş29 Mayıs2011SEÇİM DEĞİL, DEVRİM5 3


değinmeleryeniProvokasyondurprovokasyonSimav’da devlet bir avuç depremzedeninihtiyaçlarını karşılayamadı. Simavlı’laröfke dolu.Zaman gazetesi, (25 Mayıs) bu durumuşöyle yansıttı haberlerinde:“Simav’daki eylemlerde provokasyonşüphesi!”Fethullah’ın Zaman gazetesine göreaslında depremden sonra her şey vardıama işte halk provokatörlerin oyununageliyordu. Oysa Hocaefendi’yi dinleyip,AKP’yi alkışlasalar, ne iyi olacak!Sap ile samanÖzel il,Dersim!Dersim’de bir teksanayi kuruluşu yok.Türkiye’de herhangibir sanayi kuruluşuolmayan tek il imiş.Ama Dersim’deolup da başka şehirlerdeolmayanlar davar.Mesela, TOKİtarafından daha öncehiç denenmemiştekniklere sahip, başkahiçbir ilde yapılmamış4 adet karakol yapılacakmışDersim’de...Kılıçdaroğlu 15 Mayıs’ta Maraş’ta yaptığı seçim konuşmasında “Barışiçinde yaşamalıyız. Kahramanmaraş hem Necip Fazıl’ı hem MahsuniŞerif’i yetiştirdi. İkisiyle de onur duyuyoruz.” diyor. İşte “devrimci”Kemal böyle. Oy için her şeyi kullanıyor. Mahsuni’ye birazcık saygınvarsa eğer ömür boyu karşı olduğu bir düşüncenin savunucusuyla aynıanda kullanmazdın. Necip Fazıl yaşamı boyunca faşizmin ideologlarındanolmuştur.Çizgiylesöz "Hedefe sadeceeylemin götürdüğüyerde, gevezelik etmek,kavrayışsızlıktır"(Lenin)Tencereyuvarlanmışkapağını...Fotoğrafa bakın; “islamcı” kimlikleriylebilinen iki sapık, eskiden beri“dost” imişler. Müslüm Gündüz’ün birkadınla birlikte basıldığı ev, HüseyinÜzmez’e aitmiş. Yani Gündüz’ün “garsoniyerlik”işlerini Üzmez ayarlıyormuş.Şimdi oturmuş sohbet ediyor MüslümGündüz ve Hüseyin Üzmez.Ne konuşuyorlar dersiniz?Fadime Şahinler’i, B.Ç.’lerinasıl tuzağa düşüreceklerininplanlarını yapıyor olmalılar!Başka ne konuşacaklar?ŞükürfırçasıŞükret, biat et, duacı ol; kessesini! AKP’nin “hak talepleriyleilgili politikasının özetibu. ”Görme engelli Nurullah Mehmetoğlu,Batman’da sorunlarınıanlatıyor: Sağlık BakanıRecep Akdağ kör vatandaşı fırçalıyor:“Gözlerin görmediğihalde sana iş vermişiz daha neistiyorsun...”

More magazines by this user
Similar magazines