Halkın da Adaleti Var! - Yürüyüş

yuruyus.com
  • No tags were found...

Halkın da Adaleti Var! - Yürüyüş

30 Mart 1972’de Katledi̇len Mahi̇r Çayanve Yoldaşlarını Anmak İçi̇nKIZILDERE'YE GİDİYORUZ!Biz Cepheli’yiz;Doğum Yerimiz Kızıldere’dirwww.yuruyus.comwww.yuruyus.comHaftalık Dergi / Sayı: 35724 Mart 2013Fiyatı: 1 TL (kdv dahil)info@yuruyus.comHalkın da Adaleti Var!Biz Kızıldere’yiz;Kızıldere Yenilmezliğimizdirinfo@yuruyus.comADALETBAKANLIĞIAdalet İstiyoruz! Hakkımız Olanı İstiyoruz!Vermezseniz Zorla Alacağız!ZULMÜN KALELERİNİ DÖVMEYE DEVAMEDECEĞİZ!


ÖğretmenimizDüzenin gerçek alternatifi olan, kitleleri örgütleme yeteneği ve dinamiğinesahip olan sadece bizdik. Başta Cephe olmak üzere devrimcilerdi.Dünyada yenilgi rüzgarlarının estiği, bayraklardan orak çekiçlerin çıkarıldığı,gerilla hareketlerinin silah bıraktığı bir dünyada, devrim hedefinden,Marksizm-Leninizm’den bir adım bile geri atmayan bir devrimciliğintemsilcileriydik. Oligarşi bütün o “ezdik... yok ettik... marjinal...” demagojilerinerağmen, böyle bir kararlılık ve devrim iddiasının kokuşmuşbir düzende en büyük tehlike olduğunu çok iyi biliyordu.Emperyalistlerin ve işbirlikçilerin dilinden düşürmediği “istikrar”,bu tehlikenin bertaraf edilmesine, en azından etkisizleştirilmesine bağlıydı.Ülkemizde emperyalizmin siyasi, ekonomik, askeri politikalarını rahatçauygulayabilmesinin önündeki tek engel olarak gördükleri devrimci hareketitasfiye ettiklerinde, direnen hiçbir gücün kalmayacağını hesapladılar.Hesap, bir yanıyla doğruydu; bu ülkede düzen değişikliği denildiğindeolduğu gibi, demokratik muhalefet denildiğinde de devrimcilerin öncülüğüvardır. Bu olmadan, “muhalefet” olarak ortaya çıkan hareketlerin egemensınıfları rahatsız bile etmediği gibi, demokrasicilik vitrininin süsü olma işlevigördükleri bilinen bir gerçektir.Ancak hesaptaki hata, Türkiye devrimci hareketinin direnme gücünün,dinamiğinin ve geleneklerinin bu kadar köklü oluşunuöngörememiş olmalarıdır.Bugün, koyu bir sansürle direnişi yok sayma politikasını uygulasalar da,direnişin uzun vadede sistem için çok daha büyük bir tehlikeTel: (0-212) 251 94 35www.yuruyus.cominfo@yuruyus.compotansiyelini, isyan ruhunu ve direnme kararlılığınıbu topraklara ektiğini çok iyi bilmektedirler.Haftalık Süreli Yerel YayınSiyasi DergiFiyatı: 1 TLSahibi ve Sorumlu YazıişleriMüdürü: Mustafa DoğruAdres: Katip Mustafa Çelebi Mah.Billurcu Sok. No: 20 / 2Beyoğlu/İSTANBULOfset Hazırlık: Ozan YayıncılıkAdres: Gülbahar Mah. Cemal SahirSok. Kral Apt. 7/1 B Blok No: 17Daire: 6 Mecidiyeköy / İSTANBULTel: (0-212) 216 41 78Faks: (0-212) 216 41 79Yurtdışı Büro: Vakıf EFSANEPieter de Hoochstr. 303021 CS Rotterdam/NederlandISSN: 1305-7944Baskı: Ezgi Matbaacılık-SanayiCad. Altay Sok. No: 10Çobançeşme / Yenibosna / İST.Tel: (0-212) 452 23 02Dağıtım: Turkuvaz DağıtımPazarlama San. ve Tic. A.Ş.Tel: (0-216) 585 90 00Avrupa: 4 EuroAlmanya: 4 EuroFransa: 4 Euroİsviçre: 6 FrankHollanda: 4 Euroİngiltere: £ 3Belçika: 4 EuroAvusturya: 4 EuroDaha fazla sansüre, tehdite, şantaja başvurmaları da buradan kaynaklıdır.


İ ç i n d e k i l e r4 DHKC: Halkın da adaleti var! İkiel bombası bir lav halkınadaleti oldu patladıkarargahlarınızda!HALKIN DAADALETİ VAR!7 30 Mart - 17 Nisan:Devrim Şehitlerini Anma veUmudun KuruluşunuKutlama Günleri9 Halk Cephesi: Bu operasyonTayyip’i “11 çelik kapı”yalanından kurtarmaoperasyonudur!Ülkemizde Gençlik12 Gençlik Federasyonu’ndan:Polis yine GençlikFederasyonu’nu talan etti13 Gençlikten Haberler:Dev-Genç gelenek,Dev-Genç gelecektir !17 Gençliğin Gündeminden:Direnmek meşrudur,haklarımızı almak içindirenmekten başka yol yoktur18 16 Mart'ı unutmadık!Adalet istiyoruz!20 Nerede görülmüş kurtlakuzunun muhabbeti? Kurtlarsofrasında kuzular hep yemolur!21 Gençlik Röportaj: Biz HasanSelim’in yoldaşlarıyız!Derneklerimizi sahiplenmeyedevam edeceğiz24 Röportaj: Halkın avukatlarıBizi YargılayanlarıYargılayacağız Diyor!26 Selçuk Kozağaçlı’dan mektup27 Özgür Tutsaklardan:F Tiplerinde hukuk yok!28 Dünden bugüne kadınıntoplumdaki yeri ve kadınsorunu - 331 Yargı paketiyle hayal kırıklığınauğrayanlar; faşizminpaketlerinden nebekliyordunuz?34 Sınıf Kini: Dünyanın katiliAmerika’ya karşıuyanık olalım35 Devrimci İşçi Hareketi:Sabancı ve Ülkerler içinkarlı yıl, halk için işsizlik,açlık yoksulluk30 Mart 1972’deKatledilenMahir Çayan veYoldaşlarını AnmakİçinKızıldere’yeGidiyoruz!Toplanma Yeri: Gazi MezarlığıTarih: 29 Mart 2013Saat: 21.0036 Devrimci bir derginin ilanınasansür uygulamak AKPfaşizminin tecrit saldırısınadestek vermektir!38 Kürt milliyetçi hareket “barış”diye diye, oligarşiyi aklıyor!Faşist AKP iktidarınınkökleşmesini sağlıyor42 Emek Haber: İşçiyiz haklıyızkazanacağız!44 Haberler: Keyfi tutuklamazulmüne karşı açlıkgrevindeyiz46 Sanatçıyız Biz: 500 binkişilik halk korosunuBağımsız TürkiyeKonseri’nde buluşturmazamanıdır!48 10. Uluslararası Tecrite KarşıMücadele Sempozyumuyapıldı50 Avrupa’da Yürüyüş: Kavgada özgürleşen bizimkadınlarımız52 Yitirdiklerimiz...54 Kulağımıza Küpe Olsun...55 Öğretmenimiz...ADALETİSTİYORUZ!Faşizme KarşıDemokrasi,Keyfi TutuklamalaraKarşı Adaletİstiyoruz!Her Cuma Saat 19.00’daTaksim Tramvay Durağı’ndanGalatasaray Lisesi ÖnüneYürüyoruzSANAT CEPHESİDevrimci Avukatlar


HALKIN DA ADALETİ VAR!İki El Bombası Bir LavHalkın Adaleti Oldu Patladı Karargahlarınızda!Adalet İstiyoruz! Hakkımız Olanı İstiyoruz! Vermezseniz Zorla Alacağız!ZULMÜN KALELERİNİ DÖVMEYE DEVAM EDECEĞİZ!Sayı: 357Yürüyüş24 Mart2013Devrimci Halk KurtuluşCephesi’nin 19 Mart tarihindeAnkara’da Adalet Bakanlığıve AKP Genel Merkez binasınayapılan eylemleri üstlendiği20 Mart tarih ve407 sayılı Basın Bülteni’ni yayınlıyoruz.***19 Mart 2013 tarihinde, Başkent Ankara’nıngöbeğinde Kızılay’daki adaletsizliğin sembolüolan Adalet Bakanlığı ve halk düşmanı kararlarınalındığı AKP’nin Ankara’daki Genel Merkez karargahısaat 21.00 sıralarında savaşçılarımız tarafındanvurulmuştur.Faşist AKP iktidarı “DHKP-C terör” demagojisi yaparakaralıksız halkın hak alma ve örgütlenme hakkınasaldırıyor.Hergün yeni “şafak operasyonları”yla uyanıyor halkımız.“Terör” demagojisi ile halkın örgütlenme hakkıgasp ediliyor.AKP, Halkı POLİS ve YARGI terörüyle yönetiyor.Hak ve Hukuk Olmayan Yerde,Devrimci Adalet,Mutlaka Uygulanacaktır!KİMSE BİZE AKP’NİN TERÖRÜNDEN BAŞKABİR TERÖRDEN BAHSETMESİN!HİÇ KİMSE HALKIMIZA “DHKP-C TERÖR ÖR-GÜTÜDÜR” DEMAGOJİSİ YAPMASIN!Terör; hergün halkımızın iliklerine kadar yaşadığıdır.Terör; her sabah operasyonlarla uyanmaktır.Terör; derneklerin, dergi, binalarının yakılıp yıkılmasıdır.Terör; silahsız tutsakların diri diri yakılmasıdır.DHKP-C adalete susayan ülkemizde HALKIN ADA-LETİDİR!DHKP-C halkımızın adalete susadığı ülkemizdeadaleti uyguluyor…Halk Düşmanı AKP, halkı adaletsizlikle sindirmeyekalkışırsa; BİZİM DE DEVRİMCİ ADALETİ UYGU-LAMA HAKKIMIZ VARDIR!Halka karşı aralıksız terör uygulayanlar, HALKINADALETİ BİR GÜN SİZİNDE KAPINIZI ÇALACAK.BUNU AKLINIZDAN ÇIKARTMAYIN.İki yıl sonra, iki ay sonra, iki gün sonra, veya iki saatsonra… Halkın adaleti yakanıza yapıştığı zaman, artıkuyarıları dikkate almak için çok geç kalacaksınız. HALKAZULMETMEKTEN VAZGEÇİN !Devrimcilerin Şiddete BaşvurmasınınNedeni Faşizmin Terörüdür!Halkın her türlü hak ve özgürlük mücadelesini copla,gaz bombasıyla, terörle bastıran AKP iktidarıdır. Halkasaldırıda hiçbir hukuk tanımamakta ve her türden hukukuve yasayı geçersiz hale getirmektedir.Devrimcilere saldıran, kurumlarını basan, yakan,yıkan, işkence yapan, delilsiz sorgusuz tutuklayan,katleden AKP iktidarıdır.Devrimci mücadeleyi boğmak için her türlü terörebaşvuran AKP iktidarıdır.Terörün, zulmün kol gezdiği ülkemizde halkın dasilaha sarılma hakkı vardır. DHKP-C halkın silahlıdevrimci örgütüdür.Hiç kimse, devrimciler, şiddete başvuruyor diye Cepheyisuçlayamaz. Devrimcilerin şiddeti, gelişi güzel birşiddet değildir; DHKP-C, halkın adaletini temsil ediyor.DHKP-C, faşizmin terörüne karşı halkın savunmasınıtemsil ediyor. Bu yüzden devrimcileri “terörist”ilan ediphalktan yalıtabileceklerini sananlar hep yanıldılar, yineyanılıyorlar.Halkın Adaleti Halkın İktidarı İçindir!ZULMÜN KALELERİNİ VURUYORUZVURACAĞIZ.ADALET İSTİYORUZ!VERMEZSENİZ ZORLA ALACAĞIZ!“ÇÖZÜM”müş, “BARIŞ”mış, “DEMOKRASİ”yimiş,“HUKUK”muş, “ADALET”mişHepsi aldatmaca… Kimi kandırıyorsunuz. Hergünhalkın operasyonlarla uyandığı, “süreç bozulmasın” baskısıylakonuşmanın bile yasaklandığı ülkemizde hangi“barış”tan, hangi “çözüm”den bahsediyorsunuz?Komplolarla, sahte belgelerle yüzlerce insan gözaltınaalınıp tutuklanıyor.AKP’nin polisi takır takır devrimcileri, halktan insanlarımızıkatlediyor.Tüm polis karakolları işkencehaneye dönüştü. Tekbir polis var mı cezalandırılan?YOK!4HALKIN DA ADALETİ VAR!


17 yaşında sırtından vurularak felç edilen Ferhat Gerçek’ivuran polisler hala cezalandırılmadı.Ankara Keçiören’de polisler tarafından katledilenCem Aygün’ü vuran polisler cezalandırılmazken, ablalarına58 yıl hapis, 55 milyar para cezası isteniyor…Bu mu hukuk, bu mu adalet?Başbakan’ın “önüne gelen dernek kuruyor” dediğiülkede, hangi demokrasiden bahsediyorsunuz?Oligarşi, Türkiye halklarını her türlü baskı-terör yöntemiylesindirerek onursuzluğa, kişiliksizliğe, adaletsizliğemahkum etmek istiyor. Bunun için halkın adaletine saldırıyor.Anarşi-terör demagojileriyle karalamaya çalışıyor.Ancak halkın adaleti her koşulda işleyecektir. Neoligarşinin kof tehdit ve demagojileriyle, ne de“adalet, hukuk, demokrasi çığırtkanlıkları halkdüşmanlarını, işkencecileri, katilleri halkınadaletinin yargısından kurtarabilecektir.Halkın adaletini uyguluyoruz diye,işkencecileri, katilleri cezalandırıyoruzdiye bize, “terörist diyenler:Hükümet üyeleri, düzensavunucuları, polis şefleri,“hümanist”ler, vb. vb.Bize terörist diye bağırmaya devamedin! Sesinizi daha da yükseltin,demeçler verin, yazılar yazın. Boş durmayın,işkencecileri, katilleri savunma,koruma suçuna devam ettiğinizi tüm dünyayagösterin.HALKIN EN TEMEL HAKLARINI GASPET-TİNİZ!HALKIN YASALARDA VE ANAYASADA YA-ZAN HAKLARINA SAYGI GÖSTERECEKSİNİZ.ÇÜNKÜ O HAKLARI ALMAK İÇİN HALKINKANI DÖKÜLDÜ SİZ BAHŞETMEDİNİZ.ÖRGÜTLENME HAKKI, DÜŞÜNCE HAKKI, SA-VUNMA HAKKI BİZİM HAKLARIMIZDIR!BİZ KAZANDIK SİZ GASPETTİNİZ.Burjuva demokratik hakların kazanılması için dünyahalkları kan revan içinde kalmıştır. Gasp ettiniz. Kendiyasalarınıza bile uymadınız.Bu halkın sanatçıları, avukatları, tutsakları, gençliği,memurları, işçileri, mühendisleri, tüm halkı anlattı size.Sloganlarıyla, mitingleriyle, dernekleriyle, şarkılarıylasendikalarıyla savunmaları ile hep anlattı.DİNLEMEDİNİZ!YAKTINIZ, YIKTINIZ, TALAN ETTİNİZ, TUT-SAK ETTİNİZ, KATLETTİNİZ!DİNLEMEDİNİZ!ŞİMDİ HALKIN ADALETİ KONUŞUYOR VESİZ DİNLEYECEKSİNİZ!ADALET BÖYLE UYGULANMAYA BAŞLAYA-CAK. ŞİMDİ SİZ İKİ EL BOMBASI BİR LAVINSESİNİ DİNLEYECEKSİNİZ!BİZDEN ÇALDIKLARINIZI İSTİYORUZBİZE AİT OLANLANI, HAKKIMIZI İSTİYO-RUZ!ADALET İSTİYORUZ!Bize terörist demeye devam edin. Devrimciadalet karşısında işkencecileri, katilleri,halk düşmanlarını savunanlar olarakadınızı tarihe geçirin. Başka da birşey kazanamayacaksınız, çünkübiz işkencecileri, katilleri, halkdüşmanlarını ve bunlaraemir verenleri cezalandırmayayani bu teröristliğe devam edeceğiz.Siz ise bu insanlık dışı suçlarıve suçluları korumanın, savunmanıncezai ve siyasi sorumluluğunu üstlenmekzorunda kalacağınızı unutmayın!Her şeyi bir kenara bırakalım; Bize terör örgütü,terörist diyenler, siz kendiniz bu düzeninadaletine ne kadar güveniyorsunuz? Bize terörist diyebağırmadan önce bu soruyu kendinize bir kez daha sormalısınız...Cumhurbaşkanı’ndan yargı kurumlarına kadar herbirimin rüşvet, fuhuş, telekız, yolsuzluk, işkence, katliamsuçlarına karıştığı, her kurumunun mafya ile iç içegeçtiği bir düzende adalet yoktur. Bilinçli veya bilinçsizbu düzenin adalet ve hukuku için çığlık atanlar, bununtarihi ve siyasi sorumluluğunu da düşünmek zorundadır.Demokrat olduğunu, halktan yana aydın olduğunuiddia edenler, oligarşinin demagojik yaygaraları ve koftehditleri karşısında paniğe kapılıp halkın ve devrimcilerinmücadelesine, halkın adaletine saldırmaktan, karalamaktanvazgeçmelidirler. Buna devam ettikleri sürece demokratve halktan yana olma iddiaları boş bir demagoji olarakkalacaktır.Uyarıyoruz!AKP’yi Uyarıyoruz!Başbakan Erdoğan’ı Uyarıyoruz!Adalet Bakanlığı ve AKP Genel Merkezi Türkiye’ninSayı: 357Yürüyüş24 Mart2013ZULMÜN KALELERİNİ DÖVMEYE DEVAM EDECEĞİZ!5


O BAYRAKLA NEYİÖRTECEĞİNİZİSANIYORSUNUZ?Sayı: 357Yürüyüş24 Mart2013Başkenti Ankara’nın göbeğinde en iyi korunan binalardır.Halka zulmetmekten, devrimcilere saldırmaktan vazgeçin!Halkı on binlerce kameralarla izleyip baskı altına alıyorsunuz.Halkın yatak odalarına kadar girip alçakça, ahlaksızca“böcek”lerle, gizli kameralarla izliyorsunuz!Halk düşmanlığından vazgeçin.Devam ederseniz biz de sizin yatak odalarınıza kadargirip beyinlerinizi dağıtacağız.Hiçbir güvenlik önleminiz sizi halkın adaletindenkurtaramaz.Halkın Adaleti şaşmazdır.Halkın ahını almaktan vazgeçin.Ankara’nın sokaklarında dolaşan iki el bombası birlav halkın adaletidir. Halkın adeletinin karşısında kameralarınızınhiçbir güvenlik önlemlerinizin hükmü yoktur.HalkımızDEVRİMCİ HALK KURTULUŞ PARTİSİ-CEPHESİKIZILDERE’DEN BUGÜNE 43 YILDIR EMPERYA-LİZME KARŞI BAĞIMSIZLIK, FAŞİZME KARŞIDEMOKRASİ, KAPİTALİZME KARŞI SOSYALİZMİÇİN SAVAŞMAKTADIR.Kökümüz hep Anadolu topraklarında olmuştur. Bağımsızlıkolmadan demokrasi de, özgürlük de olmaz.Olur diyenler yalan söylüyor. Vatanımız Amerika baştaolmak üzere emperyalistlerin gizli işgali altındadır. Vatanımızın35 milyon metre karesi Amerika ve NATO’nunüsleriyle dolu.Onun için Kızıldere’de Mahir Çayanlar’dan devraldığımızbağımsızlık bayrağını tam 43 yıldır dalgalandırıyoruz.Tam 43 yıldır vatanımızın bağımsızlığı, halkımızınkurtuluşu için Amerikan işbirlikçisi iktidarlara karşısilahlı mücadele veriyoruz.Kızıldere’den bugüne 43 yıllık tarihimizde, silahlıeylemlerimizi yaparken halka zarar vermemek için kılıkırk yaran hassasiyeti gösteriyoruz.ADALET BAKANLIĞI’NA VE AKP GENEL MER-KEZİNE YAPILAN EYLEMLERİMİZ DE BU HAS-SASLIKLA YAPILMIŞTIR.EYLEM ÖZELLİKLE AKŞAM ÇALIŞAN PERSO-NELİN KALMADIĞI GEÇ BİR SAAT SEÇİLEREKYAPILMIŞTIR.Her iki eylemimizde de düşman cephesinden polis,herhangi bir AKP’li ya da kurum çalışanı hedeflenmemiştir.Hedef olarak; Adaletsizliğin sömbolü olan AdaletBakanlığı ve halk düşmanı kararların alındığı AKP’ninGenel Merkez karargahı olan iki kurum alınmıştır.Bütün hassasiyetimize rağmen Adalet Bakanlığı’nayönelik yapılan eylemde kurum çalışanı bir kişinin eşininhafif yaralandığı söylenmektedir.Elimizde olmadan neden oluduğumuz bu hafif yaralanmadandolayı yaralanan kişi ve ailesinden özür dileyerek,geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.Halkımızdan İsteğimizdir!Bu kurumlar halka zulmün karargahlarıdır. Halkdüşmanı kurumlardan uzak durun. Bu kurumlarda çalışıyorsanızistifa edin.HALKA ZULMETMEYE DEVAM ETTİĞİ SÜRECEAKP’liler ve AKP binaları hedefimiz olmaya devamedecek.Feda eyleminden Lav’a, bir bidon benzinden taşa,sopaya, sapana kadar her türlü silahla zulüm karargahlarınıvurmaya devam edeceğiz.Halkın Adaleti İşleyecektirHalklar hiçbir zaman adaletsiz kalmamışlardır. Tarihinhiçbir döneminde halklar, uzun süre teslim alınarak,aşağılanarak zorbaların adaletsiz düzenlerine mahkumolmamış, kendi adalet mekanizmalarını mutlaka yaratmışlardır.Kendi hukukunu, yasa ve kurallarını dahi tanımayanbir iktidarın, katliamlarına, faşist terörüne karşı kendimizisavunmak, büyük bedellerle kazandığımız haklarımızısavunmak için, can güvenliğimizi sağlamak için silahasarılmaktan başka yol kalmamıştır. Düzenin sınırlarıiçinde, hukuki yollarla hak aramak ve elde etmek;adaletin gerçekleşmesini beklemek bir hayaldir. Adaletinolmadığına tüm halkımız tanıktır.Halkın düşünce ve örgütlenme özgürlüğüne saldırmaktanvazgeçin!Saldırmaya devam ederseniz karargahlarınızı başınızayıkacağız!Hesabını misliyle soracağız!HAK VE HUKUKUN OLMADIĞI YERDE,BİZ HALKIN ADALETİNİ UYGULAYACAĞIZ!YAŞASIN DEVRİMCİ ADALET!YAŞASIN HALKIN ADALETİ!”6HALKIN DA ADALETİ VAR!


30 Mart - 17 Nisan: Devrim Şehitlerini Anma veUmudun Kuruluşunu Kutlama GünleriBiz Cepheli’yiz;Doğum Yerimiz Kızıldere’dir!Biz Kızıldere’yiz;Kızıldere Yenilmezliğimizdir!Türkiye Halkları!30 Mart 1972’de Mahir Çayan ve 9 yoldaşı Kızıldere’dekuşatıldıkları bir köy evinde BAĞIMSIZ, DE-MOKRATİK, SOSYALİST TÜRKİYE için çatışarakşehit düştüler.Şehitlikleriyle Türkiye halklarına çok büyük bir mirasbıraktılar. Türkiye halklarının kurtuluşunu, devriminmanifestosunu yazdılar.O günden beri Anadolu ihtilalinin öncüsüdür Kızıldere.Anadolu ihtilalinin tutuşan devrim meşalesidir.Biz Kızıldere’yiz Kızıldere yenilmezliğimizdir.Kızıldere, bir manifestodur. Bu manifestoda, Türkiyehalklarına bir çağrı vardır; bu çağrı emperyalizme ve oligarşiyekarşı savaş çağrısıdır!.. Kızıldere kararlılıktır, halka,devrime inançtır, güvendir, bir coşkudur Kızıldere. Birruh halidir.Kızıldere, devrimci dayanışmadır. Devrimci dayanışmayısürdürmenin koşulu, Mahirler’in, Denizler’in devrimcilikanlayışına ve savaşma kararlılığına sahip olmaktır.1972'den bu yana, anti-emperyalist, anti-oligarşikdevrim hedefiyle Kızıldere’nin yolunda yürümeye devamediyoruz. Onun için biz Kızıldere'yiz.Kızıldere’nin mirasını politik, pratik olarak taşıyan tekhareket olduğumuz için biz Kızıldere'yiz.Mahirler gibi, gerektiği anda, gerektiği yerde “BİZ BU-RAYA DÖNMEYE DEĞİL, ÖLMEYE GELDİK” diyebildiğimiziçin biz Kızıldere'yiz.Diyorlar ki: “Kızıldere'nin adı değişti siz hala değişmediniz”...Kızıldere'ye kanımız karıştı, ne bizi ne Kızıldere'ninadını değiştiremezsiniz! Kızıldere'de ısrar devrimve sosyalizmde ısrardır!Kızıldere halkına karşı sorumluluğumuz, vatan sevgimizve büyük iddiamızdır!Kızıldere zafere giden yolumuzdur. Kızıldere’nin yolundanasla ayrılmayacağız.Emperyalizm Karşısında İdeolojik OlarakSilahsızlanmak En Büyük Teslimiyettir!İdeolojimiz en güçlü silahımızdır. Savaşan da, savaştıranda ideolojidir. İdeolojimizden sapmadığımız için 43yıldır dimdik ayaktayız. Bugün solda tam bir ideolojik çürümeyaşanıyor. Yurtsever, sol, hatta sosyalist, komünistsıfatları taşıyan örgütler, dünya haklarının baş düşmanıAmerika ve AB emperyalistlerinden demokrasi ve özgürlükbekliyorlar. Bağımsızlığın modasının geçtiğini,silahlı mücadele devrinin kapandığını savunuyorlar.Bağımsızlık OlmadanDemokrasi de, Özgürlük de Olmaz!Ülkemiz emperyalizmin yeni sömürgesidir. Emperyalistve işbirlikçi tekellerin katmerli sömürüsü altındadır.Topraklarımız emperyalizmin askeri, ekonomik gizli işgalialtında. Emperyalizmin askeri, ekonomik boyunduruğundankurtulmadan bağımsızlık olmaz. Bağımsızlık olmadanasla demokrasi de özgürlük de olmaz.Türk, Kürt, tüm Türkiye’de yaşayan halkların kurtuluşuiçin tek yol; emperyalizme ve onun işbirlikçisi faşistiktidarlara karşı Kızıldere’nin yolunda savaşmaktır. Bugünekadar ezilen halklar savaşmadan, büyük bedeller ödemedendünyanın hiçbir yerinde hak sahibi olamamıştır.Silah; ezilen halkların işbirlikçi, faşist iktidarlara karşı politikmücadele aracıdır.Yoldaşlar, Dostlar Halklarımız!Cepheliler savaşmayı Kızıldere’den öğrendi! Kızıldere’denbu yana aynı ahlakla, aynı kültürle, aynı inançlayeni Kızıldereler yaratarak savaşıyoruz! Savaşacağız!Çünkü her Cepheli’nin doğum yeri KIZILDERE’dir!Bugün dünyada onlarca yıldır silahlı mücadeleyi savunan,ulusal, sosyal kurtuluş mücadelesi veren örgütlerdeyılgınlık, yorgunluk, teslimiyet, uzlaşma kol geziyor. Sosyalistdeğerler adına sivil toplumcu düşünceler savunuluyor.Yozlaşma, çürüme hat safhada. Devrim inancını yitirmiş,iktidar hedefinden uzaklaşmış bir sol tablosu var.Dünya halkların direnme hakkını kurtuluş umudunuyok etmeyi amaçlayan politikalara teslim olmayacağız.Bağımsızlık, demokrasi, sosyalizm düşüncemizdenvazgeçmeyeceğiz. Devrim ve sosyalizm umudunun yokedilmesine, halkların çaresizliğine izin vermeyeceğiz.


Halkımız! Biz Kızıldere’de‘Ölmek Var Dönmek Yok’Diyen Mahirler’inYoldaşlarıyız!Uzlaşmaya, teslimiyete, çürümeye izinvermeyeceğiz. Emperyalizme ve faşist AKPiktidarına karşı savaşı büyüteceğiz! Direnerek,savaşarak Erdallar’la, Hasanlar’la, İbrahimler’le,Alişanlar’la yeni değerler yaratarakçürümenin teslimiyetin önünde barikatolacağız...Kızıldere’den 12 Temmuzlar’a, Çiftehavuzlar’dan,Büyük Ölüm Orucu Direnişi’ne,Büyük direnişten Alişanlar’aDevrim Meşalesi yanıyor.Faşist AKP iktidarının her alandaki halkdüşmanı politikalarının önünde engel olan bizvarız. Onun için bu operasyonlar, komplolar...Son iki ay içinde 130’un üzerinde tutuklamalaroldu. Halk düşmanı AKP’nin busaldırıları savaşı büyütmemizin önünde engelolamayacak.90’lı yıllardaki gibi herkes emperyalizmleuzlaşmanın yolunu arasa da, biz savaşıbüyüteceğiz.Önderimiz, şehitlerimiz ve tarihimiz en büyük yolgöstericimizdir.12 Temmuz 1991’de önder yoldaşlarımız katledildi.Sosyalist blokun yıkıldığı bu yıllarda biz cüretle sosyalizmisavunduk.17 Nisan 1992’de aynı Kızıldere’deki gibi yine kuşatmaaltındaydık. Sabolar, Sinanlar kuşatma altında sonnefeslerine kadar sosyalizmin kızıl bayrağını dalgalandırdılar.Onlardan devraldığımız mirasla emperyalizm veoligarşinin Kızıldere’de yok ettiğini sandığı umudu 30Mart 1994’de yeniden yarattık.Biz umudu büyütürken düşmanlarımız umudu yok etmekiçin planlar yaptılar. Hapishanelerdeki tutsak yoldaşlarımızaboyun eğdirerek halkı ve devrimcileri moralmençökertmek için görülmemiş saldırılar gerçekleştirdiler.20 Ekim 2000’de başlattığımız direnişte, 7 yılboyunca 122 şehitle bir feda destanı yazdık. Emperyalizminve oligarşinin Türkiye topraklarından devrimmücadelesini tasfiye politikalarını boşa çıkardık.Dün devrimcilik direnmektir demiştik. Büyük direnişimizledevrimciliği yeniden tanımladık. Bugün devrimcilikuzlaşma, teslimiyet, çürüme kol gezerken emperyalizmeve faşizme karşı savaşı büyütmektir.Büyük direnişin feda ruhuyla, Erdallar’la, Hasanlar’la,İbrahimler’le, Alişanlar’la emperyalizme ve işbirlikçi oligarşiyekarşı darbeler vurarak savaşı büyütüyoruz.Halkımız!Mahir’den Dayı’yaSürüyor Bu Kavga!1960’ların ikinci yarısında başladıTürkiye halklarının devrimeyürüyüşü...Bu mücadelenin başlangıcındaMahir Çayan’ın önderliğindenetleştirildi Türkiye DevrimininYolu... İlk Parti, onun önderliğindekuruldu; yıl 1970’di..Onlar Kızıldere’de şehit düşerkenbayrağı genç Cepheliler devraldı.Dursun Karataş’tı onlardan biride. Yani Dayı. Onun önderliğindedevrimci hareket umudun adıoldu... 1994’ün 30 Mart’ında onunönderliğinde Parti yeniden yaratıldı.2008’e kadar onun önderliğindesayısız destanlar yazıldı Türkiyedevrim mücadelesinde... ŞimdiMahir’in, Dayı’nın öğrencileri,onların kılavuzluğundasürdürüyorlar devrim yürüyüşünü...KURTULUŞA KADAR SAVAŞyazıyor hala bayrağımızda...Ülkemizi Amerika’nın esareti altında bırakmayalım!Emperyalizme ve işbirlikçi AKP iktidarına karşı birleşelim,örgütlenelim; emperyalizme karşı bağımsızlık, faşizmekarşı demokrasi, kapitalizme karşı sosyalizm içinsavaşı büyütelim.Şimdi devrimci olma zamanıdır. Şimdi Kızıldere'ninaçtığı yolda İbrahimler gibi, Alişanlar gibi emperyalizmeve işbirlikçilerine daha güçlü darbeler vurmazamanıdır. Şimdi çürümeye, uzlaşmaya, teslimiyetekarşı barikat olma zamanıdır.Diyoruz ki, Kızıldere’nin Yolunda Birleşelim.Türk, Kürt, tüm halklarımız için, gerçek ve tek kurtuluşyolu budur. Kurtuluşa Kadar Savaş!Kurtuluş Kavgada Zafer Cephede!Kızıldere’nin Yolunda Zafere Yürüyelim!Halk Cephesi


Halk CephesiAmerikan uşağı AKP’nin faşist terörüsürüyor. 14 Mart sabaha karşısaat 06.00’da AKP’nin yüzlerce polisipanzerlerle, zırhlı araçlarla, karmaskeli, robocoplu yüzlerce polisiyleyine terör estirdi.Bu sefer daha bir özel hazırlanmışlardıbaskına. Ne yapıp edip Tayyip’inaçığa çıkan “11 çelik kapı” yalanınıdüzelteceklerdi.Kendini kanıtlamak için yeni İçişleriBakanı Muhammer Güler veTayyip’in sözcüsü ihale medyasıoperasyon için tam tekmil hazırdı.Yasal, demokratik bir kuruma yapılanlarıkelimeler ifate etmeye yetmiyor.Gençlik Federasyonu’nun bulunduğubinanın kapıları söküldü,duvarları yıkıldı, atılan bombalarla yakıldı.Bina tam bir harabeye çevrildi.Ve AKP’nin sözcüsü haline gelenihale medyası aracılığıyla polisin buterörü meşrulaştırılmaya çalışıldı.İhale medyasının düştüğü durumabakın. Gazetecilikle ilgileri yok: Tayyip’ingözüne girip bir ihale kapmapeşindeler...Gençlik Federasyonu’na baskınlailgili dosyada gizlilik kararı olduğu içinpolis kaynaklı medyanın haberlerinindışında bilgi yok. Ancak ihale medyasınınhaberlerinden anlaşılan tek bir gerçekvardır ki, bu yıkım, bu talan, bu terörTayyip’i “11 Çelik kapı” yalanındankurtarma operasyonudur.İşte baskından bir gün sonra 14Mart tarihli gezetelerden aktaracağımızbazı haber ve başlıklar:Star Gazetesi: “Terör ÖrgütüDHKP-C'nin 11 çelik kapılı kozmikodasına 3. baskın” “Son operasyonlardabüyük darbe yiyen DHKP-C terör örgütünün yurtdışındaki yöneticilerisansasyonel eylem talimatıverince dün örgütün kozmik odasınında bulunduğu binaya yeniden baskınyapıldı. Örgüt liderlerinden K.Üile 12 zanlı gözaltına alındı”Milliyet Gazetesi: “İstanbul'daDHKP-C Operasyonu: 13 kişi gözaltınaalındı. Yorum şarkılarıyla polisikarşıladılar! Bir örgütün üst düzeyyöneticilerinin olduğu iddia edilen13 kişi dün yapılan operasyonlagözaltına alındı. Binada 11 çelikkapı bulunduğunu açıklayan polis,bunları sökebilmek için zırhlı araçlarkullandı.”Milli Gazete: “İstanbul'da DHKP-C Operasyonu: Terörle MücadeleŞube Müdürlüğü ekipleri, dün sabahsaatlerinde kent genelinde terör örgütüDHKP-C'ye yönelik operasyondüzenledi. Önceden belirlenen adresleredüzenlenen operasyonda çoksayıda kişi gözaltına alındı."Atın atın... Yalan söylediniz diyekimseye hesap verdiğiniz yok. GençlikFederasyonu dışında İstanbul genelindedüzenlenen başka bir baskınolmamıştır. Ama Milli gazete Tayyip'eyalakalık yapmakta hızını alamamış...Tutabilene aşkolsun...Türkiye Gazetesi: “11 çelik kapıkurtaramadı” başlığını atmış Türkiyegazetesi. Övünün, faşizmin zulmüyleövünün.Türkiye gazetesi iç sayfalarındahabere “DHKP-C'nin binasındankandırılmış gençler çıktı: Hücre evinde6 çocuk. Operasyon yapılan binadayakalanan 13 kişiden 6'sı 18 yaşındanküçük” diyor.http://www.ba gim siz lik-de mok ra sii cinhalkcep he si.comBU BASKIN TAYYİP’İ “11 ÇELİK KAPI”YALANINDAN KURTARMABASKINIDIR!Amerikan uşağı AKP’nin faşist terörü sürüyor! Gençlik Federasyonu’naiki ayda ikinci baskın: Gençlik Federasyonu binası yakıldı, yıkıldıkullanılmaz hale getirildi! 13 GÖZALTI, 2 TUTUKLAMA!Ne oldu? “Terörist” demagojinizsuya mı düştü? Şimdi de “çocuk” demagojisimi yapacaksınız.Ey ahmaklar! Ey yalakalar! Orasıadı üstünde gençlik derneği... Lise veÜniversite gençliğinin örgütlendiğibir kurumdur. Ancak faşizm kendinehizmet etmeyen her türlü örgütlenmeleredüşmandır. 4 yaşındaki çocuklarıKur’an kurslarına gönderirkendemokrasi oluyor değil mi? Fethullah’ın“Işık evleri”nde kalanlar “kandırılmamış”oluyor öyle mi? Gençlerimizinbeyinleri dini hurafelerle doldurulmayıncakandırılmış oluyor. Hadioradan faşist, gerici yobazlar. Devrimcilerbu ülkenin halkını, vatanını canınıfeda edecek kadar seven en onurluinsanlarıdır. Siz Amerika’ya uşaklıkyapmaya devam edin...Yeni Akit: “DHKP-C'ye 3. darbe:13 gözaltı, Çelik kapılı ve kameralıörgüt evi, kaçak elektrik, su ve doğalgaz,Örgüt'ün üst düzey yöneticiside gözaltında”Bugün Gazetesi: “DHKP-C'yeŞafak operasyonu: Binadaki 11 çelikkapı aşılana kadar şüpheliler örgütseldökümanları ateşe verdi.”Zaman Gazetesi: “DHKP-C'ninyeni kozmik odalarına baskın: Ekipler,500 kilo ağırlığındaki çelik kapıyıkırarak girdikleri örgüt evinde yenikozmik odalarla karşılaştılar. ÖrgütünTürkiye sorumlusu ile birlikte13 kişi gözaltına alındı. Çelik kapılarınkırılarak girildiği kozmik odadanSelanik'teki kampla haberleşmeyisağlayan cihazlar çıktı"Ortadoğu Gazetesi: “Hücre evinde11 çelik kapı çıktı.”Sayı: 357Yürüyüş24 Mart2013ZULMÜN KALELERİNİ DÖVMEYE DEVAM EDECEĞİZ!9


Sayı: 357Yürüyüş24 Mart2013Hürriyet Gazetesi: “Aynı adreslere2. operasyon. İstanbul'daDHKP-C'den 13 kişiye gözaltı”Posta Gazetesi: “DHKP-C örgütüneşafak baskını, Kaleye operasyon.Binada 11 çelik kapı vardı.”Vatan Gazetesi: “Kale ev”e şafakbaskını. DHKP-C'ye ait eve sabah06.00'da opersayon yapıldı. Evin çelikkapılar ve demir kalkanlarla korunaklıhale getirildiği görüldü.”Vatan da hızını alamayanlardan,kapı sayısını 13'e çıkarmış. Bravoo...sizin gazeteciliğinize... Tayyip bunlarıunutmaz. Mutlaka görüyordur. Patronunuzda bundan nasiplenir artık.Sabah Gazetesi: “Hücre evinde11 çelik kapı: DHKP-C operasyonundapolisin kırdığı 11 çelik kapınınardından kozmik oda çıktı. Okmeydanı’dakiGençlik Federasyonu veçok sayıda adrese baskın yapıldı.”Görüldüğü gibi, bütün gazeteler“11 çelik kapı” ve “kozmik oda” yalanınıispatlama derdinde. Vatan gazetesindeolduğu gibi hızını alamayıpkapı sayısını 13’e çıkartanlar da olmuş.Gençlik Federasyonu talan edilirkengazeteciler de oradaydı. Ama 11çelik kapı haberi yine polisin iddialarınagöre yapılmış. 4 katlı binanınduvarları yıkıldı, bütün kapıları söküldü.Hatta demir kapılar “suç unsuru”olarak yüklenip emniyete götürüldü.Ancak gün boyu yapılan televizyonhaberlerini ve gazetelerinmanşetlerini emniyete götürülen demirkapı sayıları yalanlıyordu. 4 katlıbir binadan söküp götürdükleri beşdemir kapıdır.11 çelik kapı sayısını tutturamayıncabu sefer duvarlardaki levhaları,kapıların sürgülerini göstermeyebaşladılar.“Yeni kozmik odalar bulduklarını,Örgütün Türkiye sorumlusu”nu yakaladıklarınıyazdılar.11 Çelik kapı yalanına gelince;daha önceki açıklamalarımızda da belirttik.Çelik kapı yapmak suç mudur?Eğer bir yasal dernek iki ay içinde ikikez basılmış ve kullanılmaz hale getirilmişse,talan edilmişse faşizminzulmünden korunmak için değil bütünkapıların çelik yapılmasını bütünbinayı çelikle kaplarız. Geçin bu çelikkapı demagojilerini. O çelik kapılarfaşizmin eseridir...Ne yapacaksınız? Şimdi de çelikkapı yapan ustalara mı operasyon düzenleyeceksinizDHKP-C’ye yardımyataklıktan. Durmayın hadi çelikkapı yapanları da gözaltına alın...YALANLARINIZLA TAYYİP’İAKLAYAMAZSINIZ! YALANCIÇIKMAYA DEVAM EDİYOR TAY-YİP!Boşuna çırpınmayın. Boşuna yalakalıkyapmayın. Duvarlardaki levhalarla,kapı sürgüleriyle 11 çelikkapı yalanının üstünü örtemezsiniz.Çıkan kapı sayılarını ikiye de katlasanız11 çelik kapı yapmıyor. YalanlarınızlaTayyip’i temize çıkartamazsınız.Tayyip’e yalakalık yapıp,bir ihale kapmak için yalanların içinebattıkça batıyorsunuz.Bir: 18 Ocak’ta yapılan baskınlarda“11 çelik kapı” ve “kozmikoda” yalanı İdil Kültür Merkezi veHalkın Hukuk Bürosu için söylenmiştir.Tayyip’de katıldığı bir televizyonprogramında Halkın Hukuk BürosuAvukatlarını hedef alarak şöyle konuşmuştur:“Bir apartman dairesinde,gecenin yarısında avukatlar toplanıp,11 çelik kapı, orada ne iş görür?Bu çelik kapıların arkasında, ardındaacaba neler yapılıyor? Bu çelikkapılar açılamıyor, bir taraftankaynak, testerelerle açılmaya çalışılıyor,açılamayınca güvenlik neredengirebiliyorsa oradan girecek. İçeridene isterseniz var; yakılmak istenen evrak,kimlik, sahte kimlik orada yakalanıyor.Kim bunlar? İşini iyi bilenavukatlar. Dışarıda da bakıyorsunuzbazı avukatlar, onlar da o avukatlarlailgili 'avukatlara müdahale edilemez'.Hadi canım sende, nasıl edilemez?Eğer bunlar teröre yataklık,yandaşlık yapıyorsa bal gibi de edilir,hukuk devletinde edilir. Avukathakkı, hukuku savunacak, terörizmideğil”Aktardığımız bölümden anlaşıldığıgibi Tayyip’in bu sözleri avukatlar içinsöylenmiştir. Ve tek bir kelimesinindoğru olmadığı açığa çıkmıştır.İstanbul polisi ve ihale medyasıTayyip’in yalanlarının üzerine örtmekiçin 11 çelik kapı arayışına girmiştir.Akşam gazetesinin sahibi MehmetEmin Karamehmet gibi bazı medyagrupları Tayyip’in gözüne girebilmekiçin bu olayı adeta fırsat bilippolisle işbirliği içinde özel haberleryapmıştır.Ancak bütün bunlar Tayyip’i kurtarmayayetmedi ki, şimdi bu saldırıyıyaptılar.İki: Basılıp terör estirilen yerGençlik Derneği Federasyonu’dur.Manşetlerinizi ve haberlerinizitekrar gözden geçirin: Hepniz de“İstanbul’da DHKP-C’ye şafak operasyonu,11 çelik kapılı hücre evinde13 kişi yakalandı” şeklindedir.Gözaltına alınan 13 kişiden 11’iserbest bırakıldı. Peki şimdi yaptığınızhaberleri tekzip edecek misiniz?11 kişinin serbest bırakılması yaptığınızhaberlerin hepsinin yalan olduğunukanıtlamaktadır.Üç: Bir çok gazetenin haberlerinde“İstanbul’da polisin önceden belirlediğiçok sayıda adres basıldı ve çoksayıda kişi gözaltına alındı” diye haberyaptınız. Bu da yalandır. GençlikFederasyonu dışında basılan başka bir10HALKIN DA ADALETİ VAR!


Halk Cephesikurum ve 13 kişinin dışında gözaltınaalınan olmamıştır.Dört: “Basılan hücre evinde terörörgütünün Türkiye sorumlusu da yakalandı”diye yazdınız. Bahsedilenkişi daha önce hapishanede yatmışçıkmış ve yıllardır devrimci demokratikmücadele içinde yer alan, yasalkurumlarda çalışan Kaan Ünsal’dır.Kaan Ünsal’ın hiç bir savcılık tarafındanaranması yoktur. Tutuklanmasınıgerektirecek hakkında yürütülenbir soruşturma yoktur.Basında çıkan bu yalan haberlerleKaan Ünsal’ın tutuklanması için zeminyaratılmış ve İstanbul polisi de“gizli tanık ifadesi var” diyerek KaanÜnsal tutuklatmıştır.Polis ve burjuva basın infaz savcılığıyapıyor. Kaan Ünsal’ın Türkiyesorumlusu olduğuna dair tek birbilgi ve kanıt yoktur.Beş: Gizli tanık AKP’nin halkakarşı hukuk teröründe hiçbir kanıt, deliluyduramadığında başvurduğu biraraçtır. Bulduğu her hangi bir itirafçıya“gizli tanık ifadesi var” diyerekistediği kişiyi tutukluyor. Gizli tanıkAKP’nin hukuk terörünün aracıdır.Altı: Basında “gizli belgelerin yakıldığıyer” diye gösterilen kat,Gençlik Federasyonu’nun içinde kimseninolmadığı 3. katıdır.POLİS BU KATI YANGINBOMBASI ATARAK KASITLIOLARAK YAKMIŞTIR.Polislerin “11 çelik kapı açılanakadar örgüt üyeleri gizli belgeleri yaktılar”diye haber yaptırması kendisuçlarının üzerini örtme çabasıdır.Sonuç Olarak;Basılan Gençlik Federasyonu yasal,demokratik bir kurumdur. Gözaltınaalınanlar da yasal demokratikbir kurumda çalışan kişilerdir.AKP’nin polisi ve yalaka basını,Gençlik Federasyonu’na “yasadışıDHKP-C”, binaya “hücre evi” gözaltınaalınanlara da “örgüt üyesi” diyerek,suç işlemektedir.AKP, bu saldırılarla düşünce ve örgütlenmehakkımızı gasp etmektedir.Buna izin vermeyeceğiz. Düşünce veörgütlenme hakkımız için mücadeleedeceğiz.http://www.ba gim siz lik-de mok ra sii cinhalkcep he si.comÇok başbakanlar gördük, çok emniyetmüdürleri, valiler, içişleri bakanlarıgördük... Yeni değil, kurumlarımızdefalarca basıldı. Basında çıkanhaberlerde de “Aynı adreslere 2.operasyon” diye yazılmıştır. Bir aydaiki operasyon ne ki, kurumlarımızınaynı gün içinde iki kez basıldığıoldu.Mehmet Ağarlar, Necdet Menzirler,Taşanlar, Ünal Erkanlar, Kozakçıoğlular,Çillerler... ve daha nicelerigelip geçti... Biz hala buradayız.Gülerler, Tayyipler de gelip geçecektir.Ödediğimiz bedeller çokbüyük de olsa DÜŞÜNCE VE ÖR-GÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜNE sahipçıkacağız. Tayyip her ne kadar“önüne gelen dernek açıyor” desede biz derneklerimize sahip çıkacağız.Yaksanız da, yıksanız da, kapatsanızda biz dereneklerimizi açacağız. Yaktığınız,yıktığınız o derneğin 43 yıllıktarihi var. O tarihi yok etmeye sizinde gücünüz yetmeyecek!..18 Mart 2013Halk CephesiDüşüncelerimizi ve Derneklerimizi Savunmaya Devam Edeceğizİstanbul’da 19 Mart günü sabaha karşı saat 05.30’daOkmeydanı Haklar ve Özgürlükler Derneği’ne ve dernekçalışanlarının evlerine baskınlar yapıldı. Yapılan baskınlarsonucunda 12 devrimci gözaltına alındı, kitaplara ve dergilereel konuldu. Gözaltına alınanlardan isimlerini öğrenebildiklerimizşöyle: Durmuş Erdemir, İhsan Bulut,Kemal Yıldırım, Musa Aykanat, Murat Sur, Murat Gün,Cem Çeçen, Veli Coşkun, Aykut Valavani, Ali Cıblak, BedirhanPamuk, Ogün ...19 Mart günü yapılan bu saldırılar, aynı gün öğle saatlerindeprotesto edildi. Okmeydanı Sağlık Ocağı önündebaşlayan eylemde, “Faşizme Karşı Demokrasi, KeyfiTutuklamalara Karşı Adalet İstiyoruz” pankartı açıldı.“Kahrolsun Faşizm Yaşasın Mücadelemiz”, “KomplolarıBoşa Çıkaracağız” sloganlarıyla Okmeydanı Haklar veÖzgürlükler Derneği’nin önüne yüründü.Dernek önüne gelindiğinde, baskın sırasında tekerleklisandalyeye bağlı olmasına rağmen polisin işkencesine maruzkalan İrfan Yılmaz’ın yaşadıklarını anlattı. Yılmaz konuşmasında,terör süsü vermeye çalışmak için kapıyı kapalıgösterdiklerini ama kapılarının iki ay önce yapılanbaskında patlatıldığı için zaten açık olduğunu söyledi. İçeridegeçen baskından kalan her şeyi topladıklarını söyleyenYılmaz’ın ardından Serkan Fikir bir konuşma yaptı.Fikir, kendilerinin “Biz buraya dönmeye değil ölmeyegeldik!” diyen Mahir Çayanlar’ın yolunda ilerlediklerinive AKP iktidarının da bu yüzden bu kadar pervasızcasaldırdığını vurguladı.Eylem sloganlarla ve Vatan Emniyet Müdürlüğüönüne çağrı ile sonlandırıldı.19 Mart sabaha karşı, Okmeydanı Haklar Derneği veçeşitli evlere yapılan hukuksuz baskınlar sonucu gözaltınaalınanları sahiplenmek için Vatan Caddesi’ndeki İstanbulEmniyet Müdürlüğü önüne giden ailelere vedevrimcilere polis tomalarla, gazlarla saldırdı.Halkın Hukuk Bürosu, baskının ardından 19 Mart’dabir açıklama yaparak, “Bütün bu saldırılar, AKP iktidarınınhalk düşmanlığının, ülkenin faşizmle yönetildiğinin kanıtıdır.Ardı ardına çıkarılan yargı paketleri, demokrasi mücadelesiverenler için değil AKP’nin demokrasi maskesialtında uyguladığı faşizmi sürdürebilmek içindir” dedi.20 Mart günü Halk Cepheliler tarafından Okmeydanı’nınçeşitli yerlerine “Baskılar Bizi Yıldıramaz!” yazılamalarıyapıldı.21 Mart günü çıkarıldıkları mahkeme tarafından“Durmuş Erdemir, İhsan Bulut, Kemal Yıldırım, MusaAykanat, Murat Sur, Murat Gün, Cem Çeçen, Veli Coşkun,Ali Cıblak, Bedirhan Pamuk” tutuklandı.Sayı: 357Yürüyüş24 Mart2013ZULMÜN KALELERİNİ DÖVMEYE DEVAM EDECEĞİZ!11


Ülkemizde GençlikSayı: 357Yürüyüş24 Mart2013Gençlik Federasyonu’ndanPOLİS YİNEGENÇLİK FEDERASYONU’NU TALAN ETTİ13 Mart 2013 tarihinde İstanbulSiyasi Şube polisleri yine talan etmeküzere Gençlik Dernekleri Fedarasyonu’nubastılar. Daha öncede 18Ocak 2013 tarihinde aynı yer basılmıştı.Dili olsa da bina anlatsa polisinbaskınlarını. 2001 yılından buyana sayısız kez basılmış, duvarlarıkırılmış, delik deşik edilmiştir. Önceleripolis iki baskın arasında en azbir yıl ara verirdi, şimdi iki ayda birbasmaya başladı. Bu da AKP’nin“çözüm” sürecinde oldu nedense. Polisbaskınları nedeniyle, derneğinneredeyse onarılmayan duvarı kalmamıştır.Apartmanın kolonları parçalandığıiçin bir kısmı demirlerle kapatılmıştır.Bu nedenledir ki, polisinişlemi arama işlemi değil talandır, yıkımdır.Polisler baskında binayı yıkmayayetecek güçle gelirler.Buna da hukuki bir gerekçe bulurlar.Sözde arama kararı vardır ellerinde.Birincisi arama kararı hukuki midir?Bir hakim tarafından imzalanmışolması arama kararını hukuki yaparmı? İkinci yasal bir arama kararı olsabile, içeriye her türlü yöntemle girebilirmi? Binayı tahrip edebilir mi? Hayır.Birinci sorudan başlayalım: Birkararın hukuki olması için hukukişartları taşıması gerekmektedir. Hakiminkararı imzalaması yetmez çünkühakimler kanunda yazılan şeklegöre değil, talimatlara göre hareketediyorlar. Polis onlara ne diyorsaonu yapıyorlar. Bunun en görülen kanıtıhakimlerin polisin istediği hiçbirkararı geri çevirmemeleridir. Özellikledevrimcilerin yargılandığı özel mahkemelerinsavcı ve hakimleri polisingetirdiği hiçbir kararı geri çevirmemişlerdir.Bu nedenle hakimin imzaladığıkararlar o kararı hukuki yapmaz,bir yerde arama yapılabilmesiiçin ciddi gerekçelerin olması gerekmektedir.Kanuna göre, suç işlendiğinedair kuvvetli bir şüphesi bulunmasıdurumunda ya da aranan kişiyiyakalamak için arama yapılabilir,arama kararında aramanın ne için yapıldığı,ne arandığı, suçlamanın ne olduğuve aranacak yerin adresi, aramanınhangi saatte yapılacağı açık venet ifade edilmelidir. Birini arıyorsabu kişinin ismini arama kararına yazmalıdır.Ancak polis kendini kanunauymakla yükümlü saymıyor ve göstermelikolarak arama kararı taşıyor.Ki bu arama kararı daha önce emniyettehazırlanmış matbu kağıt dediğimizevraktan oluşuyor. İhtiyaç olduğundaboş bıraktıkları yere, soruşturmanumarasını, saat ve tarih yazıphakime imzalatıyorlar.Arama yapacağız diyorlar ama kapılarıçalmak yerine, çatılardan, pencerelerden,duvarı kırarak girmeye çalışıyorlar.İki ay önceki operasyondapencereden girdiler, bir yıl öncekioperasyonda duvarları kırdılar. İddiaşu, delilleri yok etmesinler diye kapıyıçalmadan gizlice giriyoruz. Eğeröyle ise, birincisi delilleri yakalamakiçin gerekirse duvarlar kırılabilir diyebir kanun maddesi yok, ikincisi o haldeelinizde delil yok, delil bulmak içingerekçe yaratıyorlar.Yapılan baskından sonra 13 kişi gözaltınaalındı ve bunlardan Kaan Ünsal’ınörgütün üst düzey yöneticilerinden birisiolduğu ve aranan kişi olduğu söylendi.Basına haber yaptırdı polis. Derneğinson katında çıkan yangının içeridebulunanların delilleri yakmak isterkençıktığı haberi yaptırıldı, oysa yangınpolisin attığı bombalar nedeniyleoluşmuştu bunu gizlediler.Bu haberlerin nedeni ise yasadışıyapılan operasyona meşruluk kazandırmaktır.İddia edildiği gibi, polis aranankişileri bulmak için baskın yapmışolamaz, gözaltına alınan kişilerinbüyük çoğunluğu daha önce gözaltınaalınan kişilerdi zaten. Bir kısmıise sürekli dışarıda polisin gözüönünde gezen kişilerdi, baskın yapmakyerine sokaklardan gözaltınaalabilirdi. Kaldı ki, Gençlik Federasyonu’nunkapısı sürekli izlenmektediriçerde kimin olduğu bilinmektedir.Aranan kişileri bulduk söylemiyalandır, Gençlik Federasyonu’ndakim olursa olsun aranan kişilistesinde olduğunu söyleyerek baskınıyasal hale getirmeye çalıştılar. Veeğer aranan birini almak için baskınyapmışlarsa, gözaltına alınmalarındansonra dernekte neden saatlerce kaldılar,neden derneği işgal edip basınagezdirdiler, avukatları neden aramayerine almadılar? Yine kanunagöre, arama kararında ne için aramayapıldığı belirtilmişse sadece o işlemiyapabilirler. Birini aramak için gelmişlersearanan kişiyi aldıktan sonraarama yerinden ayrılmak zorundalar.Ama polis arama yerinden ayrılmadığıgibi basını da dernekte gezdirdi.Konut hakkına saygı, özel yaşamasaygı ve örgütlenme hakkı gibi haklarıhiçe sayarak ve suç işleyerek basınakapıları açtı. Gizli olarak yürütülensoruşturma da her zamanolduğu gibi basına haber yaptılırkenavukatlara bilgi verilmedi,derneğe alınmadı.Sonuç olarak, Gençlik Federasyonu’nayapılan baskın hukuk dışıdır,gayrı meşrudur. Aranan kişileri bulduksöylemi yasadışılıklarına meşrulukkazandırmak için yapılmıştır. Dernektekim olursa olsun gözaltına aldıklarıkişi aranan kişi olarak tanıtılacaktı.Ve aslolan yasadışılığa karşı direnmektir.Haklı ve doğru olan budur.12HALKIN DA ADALETİ VAR!


Ülkemizde GençlikTrakyaAnkaraBalıkesirDev-Genç Gelenek, Dev-Genç Gelecektir;Faşizmin Ayak İzlerini Vatan Topraklarımızdan Silmek İçinMücadele Etmeye Devam Edecektir!14 Mart sabahı İstanbul Okmeydanı'ndabulunan Gençlik Federasyonuyine AKP'nin polisleri tarafındanbasıldı. Yine hava aydınlanmadansabahın beşinde gelen polisler camlardangaz attıktan sonra kapıları vepencere demirlerini keserek Federasyonbinasından içeri girdiler.19 Aralık’tan öğrenmişlerdi katliamagelmeyi ve yine aynı Bayrampaşa'da6 kadını diri diri yaktıkları gibiyangın çıkardılar. Dev-Genç'lileridiri diri yakmak istediler.Gençlik Federasyonu'na yapılanbaskın sonucu 13 devrimci işkencelerlegözaltına alındı. Polis baskın boyuncaFederasyonu’nu önündeki PiyalePaşa Caddesi'ni trafiğe kapattı veİdil Kültür Merkezi ve OkmeydanıHaklar ve Özgürlükler Derneği'nipolis ablukasına aldı.Baskını ve kurumların ablukayaalınmasını protesto etmek için HalkCepheliler İdil Kültür Merkezi önünegelerek “Katil Polis MahalledenDefol”, “Gözaltılar TutuklamalarBaskılar Bizi Yıldıramaz” sloganlarınıattılar.İdil Kültür Merkezi önünde bir basınaçıklaması yapılarak yaşanan saldırılarprotesto edildi. Sanat Cephesiadına hazırlanan açıklamayı okuyanGrup Yorum elemanı Cihan Keşkek,halka umut taşımalarından korktuklarınıve bu yüzden saldırdıklarını söyleyerek,korkularını daha da büyütecekleriniifade etti.Gençlik Federasyonu önüne gitmekisteyen Halk Cephelilere polisgaz sıkarak saldırdı. Cephelilerin taşve soda şişeleriyle karşılık vermesiüzerine Okmeydanı sokaklarındanpolisler kovulana kadar çatışma devametti. Polisin attığı biber gazındanokuldan çıkan çocuklar ve camiden çıkanyaşlılar etkilendi. Oturduğu apartmanıngaza boğulması, bir anne ile çocuğunuetkilemesin diye evinden çıkmakzorunda kaldı.Polisin kurumların önündeki ablukayıkaldırması ve Gençlik Federasyonu'ndançekilmeleri üzerine çatışmasonlandırıldı. İdil Kültür Merkeziönünde çekilen halayların ardından“Yaşasın Dev-Genç, YaşasınDev-Genç'liler!” sloganlarıyla GençlikFederasyonu'na yüründü. Sahiplenmeyive kararlılığı hazmedemeyenpolis kitlenin üzerine yeniden saldırdı.Cepheliler yine polise karşılıkverdi ve çatışma bir süre daha devametti. Polisin attığı gazların camdan içeriyegirmesi sonucunda bir ev alevaldı.Polisin geri çekilmesi üzerine çatışmasona erdi.Saat 16,00'da İdil Kültür Merkeziönünde, saldırıları ve polis ablukasınıprotesto etmek için bir eylemdaha yapıldı.İbrahim Karaca, Erdal Bayrakoğlu,Hilmi Yarayıcı, Okşan Dede ve Ayla'nındestek verdiği eylemde, GrupYorum elemanı Selma Altın bir konuşmayaptı. Faşizmin ayak izleriylevatanın kirletildiğini söyleyen Altın,“Bu ülkenin vatanseverleri, devrimcilerbu ayak izlerini silmeye devamediyorlar” dedi. Bu ülkede çokbüyük bir süredir bağımsızlık, demokrasi,sosyalizm mücadelesi verildiğiniifade eden Altın, bu mücadeleboyunca çok operasyonlar yaşandığını,bu saldırılara rağmen yüz binlerleumudun türkülerini söylediklerini vesöylemeye devam edeceklerini belirtti.Eylemde, İbrahim Karaca, HilmiYarayıcı, Erdal Bayrakoğlu konuşmayaparak Grup Yorum'un yanında olduklarınıbelirttiler.Eylemde ayrıca HalkevlerindenHasan Pulat da bir konuşma yaptı.Halk Cephesi'nin dostları olduğunusöyleyen Pulat, saldırılara karşı HalkCephesi'nin yanında olduklarını ifadeetti.Eylem çekilen halaylarla sonaerdi.İstanbul-Bakırköy18 Mart günü TAYAD’lı Aileler veGençlik Federasyonu, Bakırköy KadınKapalı Hapishanesi önünde yaptıklarıeylemle baskınları teşhir etti.Yapılan açıklamada bu baskınlarla, tutuklamaterörüyle Dev-Genç’i bitiremeyeceklerindenbahsedildi. Açıklamayıokuyan Yusuf Kul, aynı zamandaGençlik Federasyonu baskınındaSevinç Bozdağ’ı keyfi bir şekildetutukladıklarına da değindi.18 kişinin katıldığı basın açıklamasındansonra oturma eylemine geçildi.1 saatlik oturma eylemi boyuncaSayı: 357Yürüyüş24 Mart2013ZULMÜN KALELERİNİ DÖVMEYE DEVAM EDECEĞİZ!13


Ülkemizde GençlikSayı: 357Yürüyüş24 Mart2013sloganlar atıldı, halaylar çekildi,marşlar söylendi. En sonunda TA-YAD’lı Aileler, önümüzdeki Pazartesiyine Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesiönünde olacaklarını duyurdular.Halkın Hukuk BürosuGençlik Federasyonu binasınabaskının yapıldığı 14 Mart günüaçıklama yapan Halkın Hukuk Bürosu,aramalara katılmak, hukuksuz vekeyfi işlemleri engellemek için baskınınyapıldığı Gençlik Federasyonu’nagiden meslektaşları Av. SüleymanGökten’in polis tarafından engellendiğinibelirtti. Av. Gökten’earama kararının dahi gösterilmediğininvurgulandığı açıklamada, “Neavukat arkadaşlarımızı tutuklayarakne de büromuz hakkında yalan ve spekülasyonlaryaratarak halkın avukatlığınıyapmamızı engelleyemeyecekler...Özgür tutsaklar, devrimciler, işçiler,öğrenciler, kamu emekçileri veyoksul gecekondu halkı mücadeleyedevam edeceği gibi biz de halkı savunmayadevam edeceğiz” denildi.TAYAD’lı Aileler“AKP, Devrimci Gençliğe ve DemokratikKurumlara Saldırmaya DevamEdiyor... Baskınlarla, Gözaltı veTutuklamalarla Devrimci GençliğiSusturamayacaksınız!” başlığıyla 14Mart’ta yazılı açıklama yapan TA-YAD’lı Aileler, “İşkenceci polis, birkez daha gün ağarmadan saldırdı. Ülkemiz,‘şafak operasyonları’nın rutinhale getirildiği, komplo ile tutuklamalarınsıradanlaştığı bir hale getirildi.Avukatlara, memurlara, öğrencilere,mahallelere, demokratik kurumlarayapılan operasyonlar YALAN PRO-PAGANDASI altında meşrulaştırılmayaçalışılmaktadır” dediler.Ankara14 Mart günü Ankara YükselCaddesi’nde Gençlik Federasyonu’nayapılan baskınlar protesto edildi. Yapılaneyleme 35 kişi katılırken, Kaldıraçve Ekim Gençliği de destek verdiler.Eylemde yapılan açıklamadaDev-Genç’liler, baskınların Amerikanuşakları tarafından yapıldığını ve hukukihiçbir yanı olmadığını dile getirdi.“Dev-Genç Gelenek, Dev-GençGelecektir!” denilen eylemde gözaltınaalınanların başına geleceklerdenpolisin sorumlu olacağı vurgulandı.Aynı gün Ankara Üniversitesi CebeciKampüsü kantinlerine ve fakültelerinede 6 tane ozalit asıldı.BalıkesirBalıkesir Gençlik Derneği girişimi,15 Mart günü Zağnos Dershanesiönünde basın açıklaması düzenleyerek,Gençlik Federasyonu'na yapılanoperasyon teşhir edildi. Ayrıca 16Mart katliamı şehitleri de anıldı, katliamınunutulmadığı, hesabının sorulacağıvurgulandı.10 kişinin katıldığı eyleme DHFde destek verdi. Açıklamanın sonunda,ahlaksız Balıkesir polisi, muhabirolduklarını söyleyerek basın metniniistediler. Basın kartlarının sorulmasıüzerine kaçarak gittiler.AntalyaAntalya Halk Cephesi, GençlikFederasyonu’na yapılan saldırıyı vedernekler üzerine kurulan komplolarıprotesto etmek için 16 Mart günüKışlahan Meydanı’nda eylem düzenledi.17 kişinin katıldığı basın açıklamasınıHalk Cephesi adına okuyan İbrahimSaban, AKP ve uşaklarına seslenerek:“Senaryo Ekibinizi toplayıngidin filmlerinizi Amerika’da çekin!”diyerek basın açıklamasına sonverdi.Hatay18 Mart tarihinde, baskınlarla ilgiliyazılı açıklama yapan HatayGençlik Derneği, “Saldırın, her ay başındabaskınlar yapın. Her tutukladığınızarkadaşımızın yerini yeni arkadaşlarımızalacak; 1 iken 5, 5 iken10 olacağız. O kozmik odalar var dediğiniz,11 çelik kapı var dediğinizderneğimizin kapısına kilit vurmayacağız.Halkımıza yaptığınız zulmünhesabını biz Dev-Genç’liler sizden binkat fazla soracağız!” dedi.BursaBursa’da, Gençlik Federasyonu’nabaskının yapıldığı gün saat19:30’da Fomara Meydanı’ndaAKP’nin terörünü teşhir etmek içinbasın açıklaması yapıldı. “Dev-Genç’iBitiremezsiniz Baskılar Bizi Yıldıramaz- Gençlik Federasyonu” yazılıpankartın açıldığı eylemde sloganlaratıldı. 10 kişinin katıldığı basın açılamasınaBursa polisi, çevik kuvvetve çok sayıda siville geldi. Yarım saatinardından açıklama sloganlarla bitirildi.TekirdağTekirdağ Namık Kemal ÜniversitesiYerleşkesi önünde 18 Martgünü, Tekirdağ Gençlik Komitesi tarafından,14 Mart günü Gençlik Federasyonu’nayönelik yapılan baskınprotesto edildi. Sloganların atıldığı eylemde,“Gençlik Federasyonu’na yapılanbu baskınlar tesadüfen yapılmamıştır.Bugün AKP politikalarınınönündeki en büyük engel olarak vatansevergençliği görmektedir” denildi.Öğrenciyiz Haklıyız Kazanacağızİzmir’de Mopak Anadolu Teknik ve Endüstri MeslekLisesi'nde kantin fiyatlarının düşürülmesi için Liseli Dev-Genç'liler öncülüğünde kampanya başlatıldı. Kampanyadaöğrenciler 450 imza topladı. Öğretmenlerden biri Dev-Genç'lilere “Siz daha önce neredeydiniz, biz de böyle birşey bekliyorduk” dedi. Kantin fiyatlarının %25 azaltılmasıiçin yapılan kampanyaya öğretmenler ve müdür yardımcısıda destek veriyor. Liseli Dev-Genç'liler tüm öğrencilereulaşıp hedef imza sayısına ulaşana ve kantin fiyatlarıdüşürülünceye dek çalışmalarına devam edecek.14HALKIN DA ADALETİ VAR!


Ülkemizde GençlikÖğrencinin Yemeğini Kar Aracı Yaptırmayacağız!Ankara’da Dev-Genç’liler yemekhane işgaline devamediyor. İşgalin 2. günü Rektör yardımcısı ile bir görüşmeyapıldı. Yapılan görüşmede rektör yardımcısı talepleri değerlendireceklerini,artık eylemi sonlandırmalarını istedi.Fakat devrimci öğrenciler talepler kesin olarak kabuledilene kadar işgale devam edeceklerini söylediler. Bununüzerine rektör yardımcısı, ertesi gün de eylem devamederse polis çağıracağını söyledi. 3. gün eyleme devameden Dev-Genç’liler olası bir saldırıya karşı hazırlıklıydıfakat hiç saldırı olmadı.4. günse yemekhanenin kapıları kilitli, yemekhane işçileriise yoktu. Yalnızca öğretim üyelerine yemek gelmişti.Devrimciler yemekhanenin camlarını kırarak içeridekimasa ve sandalyeleri dışarı çıkardılar. Ayrıca hocalara gelenyemekleri öğrencilere dağıttılar. Eylem sonunda isehep birlikte bulaşıkları yıkayıp etrafı toplayarak kolektifbir çalışma örgütlediler. Devrimciler talepleri kabul edilenekadar eylemlerine devam edeceklerini duyurdular.Eylemin 5. gününde yemekhaneye yemek gelmemesiüzerine öğrenciler dışarıdan çorba temin ettiler ve ekmekarası yiyecekler hazırladılar. Fakat okulun ÖGB’leriçorbanın içeri girmesini engellemeye çalıştı. Devrimcilerinkararlı duruşları ve kendi çabaları ile kampüs girişkapısı açıldı. Bu arada ÖGB şefi Aslan… yaralandı.Yaralanma, bazı burjuva basında verildiği gibi, okula çorbasokmaya çalışan aracın ÖGB’ye çarpması sonucu değilÖGB’nin kendini duran arabanın önüne atması ve arabayaçarpması sonucu oluştu.18 Mart’ta yani direnişin 6. gününde yemekhane işgalikitleselleşerek devam etti. Ankara Üniversitesi CebeciKampüsü’nde6 gündürsüren yemekhaneişgalleri AnkaraÜniversitesiTandoğanKampüsü'ndede başlatıldı.Öğlen saatlerindebaşlayan işgalile yaklaşık500 kişiye ücretsizyemek dağıtıldı.Anarşist-Komünistler,Ankara Gençlik Derneği, Direnişçi Üniversiteliler, GençlikMuhalefeti, Emek Gençliği, Kaldıraç, Kızıl Hareket,SGD, SODAP, Söz Dergisi, SYK, TKP, TÜM-İGD ortakimzasıyla asılan ozalitler ve dağıtılan bildiriler ile Tandoğanöğrencisi hakkını aramaya çağrıldı.Direnişin talepleri şöyle:“- Yemek fiyatları 1 TL olsun- Kaliteli, nitelikli, sağlıklı yemek sunulsun- İşçilere iş güvencesi verilsin”Eylemin 2. haftasında ise Eğitim Fakültesi, Siyasal BilgilerFakültesi dekanları öğrencilere destek olduklarını veeğer öğrencilere yemek gelmiyorsa hocalara da yemek gelmemesinisöylediler rektörlüğe.Dev-Genç’liler, devrimciler talepleri kabul edilene kadareyleme devam edeceklerini duyurdular.Sayı: 357Yürüyüş24 Mart2013Oligarşiyle Uzlaşanlar Devrimcilere Saldırıyor;Yüzünüzü Düşmanlarınıza Değil Dostlarınıza Dönün!Eskişehir de 13 Mart günü AnadoluÜniversitesi'nde yemekhane önündeYürüyüş dergisi dağıtmak için masaaçan Dev-Genç’lilere, Özgür Gündemgazetesi dağıtımı yapan yurtseveröğrenciler engel olmaya çalıştı.Birkaç ay önce de, Yürüyüş dergisindeKürt milliyetçileri tutsaklarınınaçlık grevi süreci ile ilgili yayınlanmışolan eleştiri yazısı nedeniylede dergi dağıtımı yapan bir Dev-Genç'li sıkıştırılmış kendisine “Budergiyi size yediririm; üniversitedesize bu dergiyi dağıttırmam” denilerektehdit edilmişti.13 Mart günü aynı kişiler Dev-Genç'lilerin masasına gelerek, yarımsaat içinde masayı kaldırmalarını,yoksa saldıracaklarını söylediler. Buseferki saldırı nedenleri ise "Kürt HalkınınÖzgürlüğü İmralı Görüşmelerindedeğil, Anti-Emperyalist Anti-Oligarşik Demokratik Halk İktidarındadır!"yazılı dergi kapağıydı.10’a yakın kişinin masaya toplanıptartışmaya başlaması üzerine,bunun yönteminin bu şekilde saldırmakolmadığı; zorbalıkla, derginindağıtılmasını engelleyemeyecekleri,dergi dağıtımı bittikten sonra kurumlarınagidilip konuşulabileceği,masanın kaldırılmayacağı söylendi.Dergi dağıtımı bittikten sonraBDP Eskişehir İl Örgütü'ne gidildi.BDP Eskişehir İl Örgütü'ndeki yetkililer,Halk Cephelilere devrimci değilfaşist olduklarını söyleyerek, gerçeklerdenduydukları tahammülsüzlüğügösterdiler.Dev-Genç'lilerin, “Kendi gazetenizdebu eleştirilere cevap verin o halde,bunu bu şekilde saldırarak çözemezsiniz”demesi üzerine “Koskocaörgüt size cevap vermez” diye karşılıkverdiler.Ayrıca, “bütün Kürtler örgütlü insanlardanoluşmuyor, duygusal yaklaşıpsizin konuşmanıza bile fırsat vermedensaldırabilirler, tutamayabiliriz."tehdidinde bulundular.Dev-Genç'liler, tehditlerin kendileriniyıldıramayacağını söyleyerek,dergi dağıtmaya ve çalışma yürütmeyedevam edeceklerini söylediler.Bu saldırıya rağmen 2 saat içinde10 adet Tavır dergisi, 20 adet de Yürüyüşdergisi öğrencilere ulaştırıldı.ZULMÜN KALELERİNİ DÖVMEYE DEVAM EDECEĞİZ!15


Ülkemizde GençlikSayı: 357Yürüyüş24 Mart2013Tehditleriniz Bize SökmezBalıkesirBalıkesir Gençlik Derneğigirişimi, Sibel simli arkadaşlarınınailesinin İzmir polisi tarafındanaranarak, tehdit edilmesiyleilgili olarak yazılıaçıklama yaptı. Aileyi, BozyakaKarakolu’na çağıran işkenceciler,ailenin gitmemesiüzerine bir gün sonra tekrararadı. Ailenin yine konuşmayıkabul etmemesi üzerine, bukez de işyerine giderek, konuşmayıkabul etmedikleri takdirdeişten attırmakla tehditettiler.Balıkesir Gençlik DerneğiGirişimi, polisin tehditleriyle ilgiliyaptığı açıklamada, “Baskılarınızlabizi yıldıramazsınız.43 yıllık tarihimizde boyuneğmek yoktur. Bir karanfil gibibaşeğmeden toprağa düşenleringeleneğinden geliyoruz.Ailelerimizi aramaktan vazgeçin,komplolarınızda boğulacaksınız”dedi.AnkaraAKP’nin komplocu polisi,17 Mart günü, Ege Lisesi’ndeokuyan Liseli Dev-Genç’liCan Ardıç’ın annesini arayaraktaciz etti. Uzun süreden beri aileyirahatsız eden ve aileye psikologbularak çocukları hakkındayalanlar sıralayan Ankarapolisi, “Rahat durmazsa bizdengünah gider!” tehdidinde bulundu.Ankara Liseli Dev-Genç,polisin tehditleriyle ilgili yaptığıaçıklamada, “Arkadaşımızınve ailesinin başına gelecekher şeyden siz sorumlu olacaksınız.Kanlı elinizi bizdenve ailemizden çekin!” dedi.İzmirAKP'nin katil polisi, 18Ocak 2013 tarihinde yapılanbaskınlarda işkencelerle vekomployla tutukladığı GökhanÇoban'ın, İzmir Aliağa'daoturan ailesinin evine giderek,“Biz Gökhan’ın arkadaşlarıyız”diyerek annesiyle sohbetetmeye ve üzerinde baskıkurmaya çalıştı.Gökhan Çoban'ın annesine“Ailenizde başka bu işlerle ilgilenenvar mı? Görüştüğü arkadaşlarıkimdi” diye soranpolise, aile, evlatlarının kötü birşey yapmadığını ve onunlaonur duyduklarını söylediler veişkenceci polisleri evlerindenkovdular.Dev-Genç TutsaklarıOnurumuzdur! Yeni TutsaklıklarPahasına Sahipleneceğiz!8 Mayıs 2012 günü AKP’nin işkenceci polisleribirçok ilde baskınlar yapmış, onlarca kişiyi tutuklamıştı.Tutuklananlar arasında Dev-Genç’li HaticeKalkan ve Rıdvan Akbaş da vardı. Tutuklu Dev-Genç’liler yaklaşık bir yıl sonra ilk mahkemelerineçıkarıldılar.13 Mart 2013 günü Ankara’da görülenmahkemede AKP’nin polislerinin komplosunamaruz kalan Dev-Genç’liler, yargılanan değil yargılayanoldular salonda.Salonda bulunanlar Dev-Genç’lilerin komplolarınasıl boşa çıkardığına tanıklık etti. Hakim iddialarıokurken salon büyük bir kahkaha attı. İddianamedeGençlik Federasyonu’na gidip gelmek,parasız eğitim istemek, füze kalkanını protestoetmek, otobüse binmek, akşam olunca bir eve gidipkalmak sonra sabah kalınan evden çıkmak…kısacası her gün tüm insanların yaptığı, milyonlarıntaleplerini dile getiren eylemler yazıyordu.Dev-Genç’liler, bunların suç olmadığını, anayasalhak olduğunu, tüm bunlar yüzünden kendilerinibunca zaman tutsak edenlerin suçlu olduğunuve yargılanmaları gerektiğini söylediler. Mahkemeninsonunda hakim 7 kişinin tahliyesine kararverirken, Dev-Genç’li Rıdvan Akbaş’ın da içindebulunduğu 4 kişinin tutukluluk hallerinin devamınakarar verdi.Ankara Gençlik Derneği, tahliye kararının ardından19 Aralık’ta yaptığı açıklamada, “Bizler Dev-Genç’liler olarak tutsaklarımızı yeni tutsaklıklar pahasınasahiplenmeye devam edeceğiz.” dedi.Tehdit ve Tacizler Devrimcileri Yıldıramaz!Çanakkale' de son birkaç haftadırfaşist saldırılarla, üniversite yönetimininkeyfi uygulamalarına yeni örneklereklendi.Çanakkale 18 Mart Üniversitesi’ndeEğitim Fakültesi’nde bildiri dağıtmakisteyen devrimcilere ÖGB'lerve sivil polisler engel olmuştu. Bu olayıngecesinde de Kredi ve Yurtlar Kurumu’nabağlı erkek öğrenci yurdunda,gece yarısı faşist saldırı gerçekleşti.30 kişilik yüzü maskeli faşistgrup, Kürt milliyetinden öğrencilerinbulunduğu odaya girerek 3 kişiyi bıçak,sopa ve demirlerle yaraladı.Tüm bu saldırılara ve baskılarakarşı 5 Mart tarihinde, gençlik örgütleriEğitim Fakültesi önünde buluşarakbu olayı protesto etmek içiniçeriye girmek istediler. AncakÖGB'ler ve çevik kuvvet polislerininengeliyle karşılaştılar. Bunun üzerinekapının önünde bir oturma eylemiyapıldı ve süreci anlatan bildirileröğrencilere ve halka dağıtıldı.Daha sonra İskele Meydanı’na geçilerekbir eylem yapıldı.Saldırının herkese duyurulmasıiçin 7 Mart tarihinde Terzioğlu Yerleşkesi’ndeyürüyüş ve basın açıklamasıyapıldı. Tüm bunların üzerinebundan daha öncede olduğu gibiyine Çanakkale Emniyeti, öğrencilerinailelerini arayarak tehditler savurduve göz korkutmaya çalışarak tacizetti.Bu nedenle 16 Mart günü ÇanakkaleGençlik Derneği, Ekim Gençliği,SGD ve YDG, İskele Meydanı’ndabir eylem yaptılar. Eylemde tacizve tehditlerin kendilerini yıldıramayacağınıvurguladılar.16HALKIN DA ADALETİ VAR!


Hatay Çanakkale İstanbul16 Mart’ı Unutmadık!Adalet İstiyoruz!Sayı: 357Yürüyüş24 Mart2013İstanbul16 Mart 1978 tarihinde, İstanbulÜniversitesi Eczacılık Fakültesi önündebir katliam yapıldı. Hatice Özenile birlikte 7 öğrenci burada katledildi.Bu saldırının yapılacağını polis öncedenbiliyordu. Polisle işbirliğiiçinde olan faşistler, öğrencilerinüzerine bomba atarak, kurşun sıkarak7 öğrenciyi katletti.Katliamın yıldönümü nedeniyleGençlik Federasyonu 15 Mart günüeylem düzenledi.Eylem öncesinde, 13 Mart günüDev-Genç’liler İstanbul Üniversitesiana kapıda 16 Mart’ın el ilanlarınıdağıttılar. Yapılan dağıtımlarda sohbetedilen öğrenciler 15 Mart’ta yapılacakanmasına çağrıldı. Yapılan sesli çağrılardaise “Yıllardır katleden hepdevlet olmuştur. Yıllardır bu katliamlarlaDev-Genç’lileri bitirmeyeçalışmışlardır. Dün Hatice ÖZEN’lerikatleden devlet, bugün Hasan Selim’lerimizikatlediyor. Bunun hesabınıfaşizmin mahkemeleri değilbiz soracağız!” denildi.Aynı gün Dev-Genç’liler tarafındanİstanbul Üniversitesi Fen-EdebiyatFakültesi'nde masa açıldı. Kantinlerdebildiri dağıtarak öğrencilere16 Mart anması için çağrı yapıldı.15 Mart günü İstanbul ÜniversitesiFen Fakültesi önünde toplanan kitle,sloganlar eşliğinde yürüyüşe geçti.Yürüyüşün ardından, öğrencilerinvuruldukları Eczacılık Fakültesi önünegelindi. Katledilen öğrenciler içinbir dakikalık saygı duruşunun ardından,Gençlik Federasyonu adına biraçıklama yapıldı.Açıklamada, üzerinden 35 yıl geçmesinerağmen katillerin yargılanmadığıvurgulanarak, “16 Mart katliamındanbugüne dek, yüzlerce devrimci,Dev-Genç'li işkencelerden geçirildi,infaz edildi. Sokak ortasındasırtından kurşunla vurularak katledildi.Ne kadar gizlemeye çalışırlarsa çalışsınlar,gizleyemezler, halkın üzerinesıkılan bütün kurşunlar aynı silahtansıkılmıştır… Halkı katlederek bitiremezsiniz.İşte yine buradayız. Yüreğimizgümbür gümbür atıyor. Tekbir kişi bile kalsak, asla vazgeçmeyeceğiz.Korkularınızı büyüteceğiz.Milyonlar olacağız. Katliamların hesabınısoracağız!” denildi.Açıklamanın ardından şair RuhanMavruk söz aldı ve “Biz sanatçılarda bu insanlık için verilen mücadeleninyanında olmalıyız” dedi. Dahasonra “Gitme” adlı şiirini okudu.Ruhan Mavruk'un şiirinin ardındanmarşlara geçildi ve sırayla Dev-Genç,16 Mart ve Haklıyız Kazanacağızmarşları okundu. 16 Mart'ta katledilenöğrencilerin isimleri okunarak “Yaşıyor!”denildi. 40 kişinin katıldığıanma Eczacılık Fakültesi’nin içineatılan karanfillerle sona erdi.Liseli Dev-Genç'liler de 16 Martkatliamını unutmadıklarını yaptıklarıeylemlerle gösterdiler. 13 Mart sabahıLiseli Dev-Genç’liler tarafından KaptanpaşaLisesi önünde bildiri dağıtımıyapıldı. 1 saat süren bildiri dağıtımısonucunda 100 bildiri öğrencilereulaştırıldı.12 Mart’ta saat 03.00’da GaziMahallesi Şair Abay Lisesi’nde 16Mart katliamını anmak için okul duvarlarınayazılama yapıldı. Dev-Genç’liler “16 Mart katliamının HesabınıSoracağız - Dev-Genç” yazılamasıyaptılar.HatayHatay Gençlik Derneği, MustafaKemal Üniversitesi ana giriş kapısındaYeniden Don Quichotte’la birliktebir açıklama yaptı. 15 Mart günüyapılan eylemde; Ahmet Atılgan,katliamın devlet eliyle yapıldığınıbelirtti. Zaman aşımıyla suçlularınaklandığını ve yeni katliamlara zeminyaratıldığının dile getirildiği eylemejandarmalar engel olmaya çalıştılar.Açıklamayı jandarma önlerindençekilmedikçe okumayacaklarını belirtenöğrenciler, jandarmaların çekilmesisonucu eyleme devam ettiler.“Beyazıt Katliamının Hesabını Sorduk,Soracağız” pankartının açıldığı“Hatice Özen Ölümsüzdür”, “YaşasınDev-Genç, Yaşasın Dev-Genç’liler”,“Öğrenciyiz Haklıyız Kazanacağız”ve “Beyazıt Katliamının SorumlusuDevlettir” dövizlerinin ve kızıl flamalarıntaşındığı eyleme 12 kişi katıldı.Açıklama bitirildikten sonra İstanbulGençlik Derneği’ne yapılanbaskın kınandı.Çanakkale16 Mart günü İskele Meydanı’ndaEkim Gençliği, YDG ve SGD'nin18HALKIN DA ADALETİ VAR!


Ülkemizde Gençlikde katılımıyla Gençlik Federasyonutarafından bir eylem yapıldı. Eylemde,egemenlerin devrimcileri hedef almalarındakisebebin, zulüm düzenlerinidevam ettirebilme çabası olduğuvurgulandı. “Dev-Genç'liler olarakbu katliamı da unutmadık. Hiçbirbaskı hiçbir katliam Dev-Genç'lilerinonurlu mücadelesini engelleyemez.16 Mart katliamının sorumlusu devlettir,hesap soracağız!” denilen eylemde,saldırıların bugün de Dev-Genç’liler üzerinde yoğunlaştığı, baskınlarörnek verilerek ifade edildi.Tekirdağ13 Mart günü Tekirdağ GençlikKomitesi tarafından 16 Mart katliamıylailgili bir anma düzenlendi. 16Mart Beyazıt, Gazi ve Halepçe katliamlarındayaşamını yitiren insanlarımızsaygıyla anıldıAnma programına tüm devrim şehitlerianısına saygı duruşuyla başlandı.Ardından Beyazıt katliamıyla ilgilibir konuşma yapıldı. Katliamın devleteliyle planlı bir şekilde yapıldığınınanlatıldığı konuşmada, 16 Mart’ın 12Eylül öncesi devletin gerçekleştirdiğikitlesel katliamların ilklerinden olduğuvurgulandı. Sonrasında başlatılan hukukisürecin sonuçsuz bırakılarak katillerinaklandığı belirtildi.15 kişinin katıldığı anmada sırasıylaBeyazıt katliamı, Gazi katliamı,Halepçe katliamı ve Ortak DüşmanAmerika’dır belgeselleri izlendi.Anma programının sonunda 14 Nisan’dayapılacak olan 3. BağımsızTürkiye Konseri’nin duyurusu yapıldı.“O gün o meydanda 500 bin kişiolacağız” denildi.MersinMersin’de 16 Mart tarihinde Emekve Demokrasi Plartformu tarafındanBeyazıt, Gazi ve Halepçe katliamlarıylailgili bir eylem yaptı. MersinHalk Cephesi’nin de yer aldığı açıklamaya100 kişi katıldı. Remzi Çiftçi’ninyaptığı açıklamada; katliamlarkarşısında tepkisiz kalanların, bugünde katliamcıları korumaya ve yaşananlarıunutturmak için ellerindengeleni yapmaya devam ettikleri vurgulandı.18 Ocak ve 19 Şubat tarihlerindeyapılan baskınlar 18Ocak gecesi yasal derneklerolan Gençlik Federasyonu, OkmeydanıHaklar Derneği, TAYAD, Çağdaş HukukçularDerneği, Halkın Hukuk Bürosu, İdil Kültür Merkezi veevler hukuksuz bir şekilde gecenin bir yarısı 04.00'dabasılmış, çalışanları gözaltına alınmıştı. Avukatlar, GrupYorum elemanları, tiyatro sanatçıları, öğrenciler, esnaflarve ev kadınlarından oluşan 55 kişi keyfi bir şekilde tutuklanmıştı.19 Şubat’ta ise yine gece yarısı onlarca polis, panzerve silahlarla evlere girildi. AKP'nin çıkarmış olduğu yasalarakarşı, “Sağlıkta Değişime Hayır” dedikleri için,parasız eğitimi savunan, belediye ve maliyede eşit işeeşit ücreti isteyen, rüşvete hayır diyen halkın memuru,doktoru, hemşiresi, öğretmeni, belediye çalışanları maliyeçalışanları; “Rant İçin Değil Halk İçin Mühendislik”isavunan mühendisler işkence yapılarak gözaltına alındı.Gözaltına alınan 184 kamu emekçisinden 64'ü, hiçbirgerekçe gösterilmeden tutuklandı.Bu hukuksuz tutuklamalara karşı her hafta istanbulAdliyesi önünde Halk Cephesi tarafından Adalet nöbetitutuluyor. Bu hafta altıncısı yapılan Adalet Nöbetieylemine sanatçı Efkan Şeşen de katıldı.Oturma eylemine geçmeden önce bir açıklama yapanHalk Cepheliler, “Adaleti ancak satın alırlar. Adaleti bizyoksullar, emekçiler hep sürdüreceğiz. Sınıf gerçeğininortaya çıktığından beri ezilenler hep adalet aramıştır.Eşit, sömürüsüz sınıf düzenini kurana kadar, yoksullar,emekçiler hep adalet arayacaktır. Bizim avukatlarımızaolmadık suçlamalar yaptılar. Hepsi de asılsızdır… Biz oyalanları başlarına çalacağız. Halkın hukukunu, halkınadaletini hep sağlayacağız” dediler.Daha sonra Efkan“Adalet Ekmeği” Devrimci HalkŞeşen bir konuşma yaptı.Şeşen, “Böylesi birİktidarının Fırınında Pişmeli!dönemde suskun, örgütsüzbir halk istedikleri aşikar. Buna halkın sanatçıları,halkın avukatları da dahil, halkın gerçekten her türlü sorununasahip çıkan, gençliğinden emekçisine, işçisinememuruna, köylüsüne… Bu insanların, bu ordunun hiçbirzaman bitmeyeceğini mücadele edeceğini, bitirilemeyeceğini,bu halkın her şeye evet diyen örgütsüz bir halk olmayacağınıbilmeleri lazım” diye konuştu.Ardından Bertolt Brecht'in “Halkın Ekmeği” şiiriokundu. Yaklaşık 25 kişinin katıldığı Adalet Nöbetieylemi, sloganlar ve alkışlarla bitirildi.Devrimcilerin komployla tutuklanmasının protestoedildiği eylemin beşincisi 20 Mart günü yapıldı. Sloganlarlabaşlayan eylemde, Halk Cephesi adına Nuri Cihanyandıbir konuşma yaptı. Cihanyandı, AKP iktidarının kendinemuhalif kimseyi bırakmak istemediğini ve ikiyüzlülükleriniortaya çıkaranlara karşı her gün operasyonlar yaptığınısöyledi. Ardından sözü tutsak ailelerine bıraktı.Tutsak Dev-Genç’li Eser Morsümbül’ün annesi AytenMorsümbül, “Benim çocuğum böbrek hastası. Buna rağmenasker oğlumu yerde sürükleyerek götürüyor. Buradaadalet yok. Türkiye’de adalet yok” dedi. İki çocuğu dadevrimci tutsak olan Songül Çimen de oğullarının namuslarıylayaşadıklarıiçintutuklandıklarınıbelirtti.Konuşmalarınardından eylemsonlandırıldı.Sayı: 357Yürüyüş24 Mart2013ZULMÜN KALELERİNİ DÖVMEYE DEVAM EDECEĞİZ!19


Nerede Görülmüş Kurtla Kuzunun Muhabbeti?Kurtlar Sofrasında Kuzular Hep Yem Olur!Sayı: 357Yürüyüş24 Mart2013“Barış” süreci meyvelerini veriyor!Taraflar tüm enerjilerini bu “barış”için harcıyor. “Umut” veren açıklamalarokuyoruz, izliyoruz medyadan.AKP tüm kadrolarını bu yönde çalıştırıyor.Ve tabi BDP'nin de olumlukatkılarıyla perçinleniyor bu çabalar!Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu15 Mart'ta Diyarbakır'ı ziyaret etti.Onu BDP'li Diyarbakır BüyükşehirBelediye Başkanı Osman Baydemirkarşıladı büyük bir memnuniyetle.AKP'nin “Çözüm Süreci” dediği,BDP'nin “Barış Süreci” dediği, asılolarak silahlı mücadelenin tasviyesinihedef alan bu süreç, Kürt halkınıngözlerinin içine baka baka “karşılıklıiyi niyet” temennileriyle pohpohlanıyorve büyük bir yalan olarak önümüzekonuluyor.16 Mart tarihli Akşam gazetesi,Davutoğlu’nun ziyaretinin “tarihi çıkış”olarak veriyor: “Şefkatli olmayandevlet acizdir!”, “İki yol var. YaTürk'üyle , Kürt'üyle, her bir milletiyleyürüyeceğiz, ya da bizi lime lime edecekler”diyor Davutoğlu. Böyle birikiyüzlülüğü bir AKP'liden başkası dasöyleyemez zaten. Şefkatli olmaktanbahseden Davutoğlu, PKK her konudaanlaşmaya hazırken, hala PKK kamplarınınbombalanmaya devam edilmesininasıl açıklayabiliyor. Ya daBaydemir bunu soramıyor mu? Bu riyakarlıknasıl hazmediliyor? “Limelime” edilmekten bahsediyor AKP'ninBakanı Davutoğlu. Kimmiş “bizi limelime edecek” olanlar. E boşu boşunaemperyalizmin çok trajlı dergileri onugeleceğin önemli liderlerinden biri olarakgöstermiyor! Emperyalizmin uşağıAKP neden lime lime edilmekten korkuyor.AKP'nin asıl korkusu bu kirlioyunun başarısız olup, iktidarı kaybedebilecekolması, emperyalizmin güveniniyitirme korkusudur. Yani “deliğesüpürülme” korkusudur.Ama asıl, AKP'yi lime lime edecekgüç halktır. Er ya da geç, Davutoğlu'nun korkusu başına gelecektir. Bundankimsenin kuşkusu olmasın.Çok bilimsel, çok dokunaklı konuşmasınadevam ediyor Davutoğlu,ağzından dökülen her bir inci Kürthalkının olmasa da Baydemir'in gönülteline dokunduğu anlaşılıyor,ağzı kulaklarındadinliyorlarDavutoğlu'nu.“Her şey unutulur.Özgürlükunutulmaz. Devlethem kudretli,hem şefkatliolmak zorundadır.Şefkatliolup kudretliolmayandevlet acizdir.Bir devletinkudretivar, şefkatiyoksa zalimleşir,tiranlaşır” diyorDavutoğlu. HalkınAKP’li olmayanher kesimineyönelik saldırılarortadayken, zalimlikten,tiranlıktanbahsediyorikiyüzlü bakan.Ülkenin üzerineçöreklenen korkubulutunun mimarıAKP değilmişgibi atıp tutuyor.Şefkatten bahsediyorSuriye halkının katilleri. İşteemperyalizmin işbirlikçileri siyasetiböyle körün gözüne misali yapıyorlar.Çok sevgili “umut elçisi”ni baharımüjdeleyen nergislerle karşılamış OsmanBaydemir. Yazık, çok yazık...Binlerce Kürt'ün katilinin temsilcisinibaharın müjdecisi olarak niteleyiponu methiyelerle karşılamak bırakalımsosyalist olmayı, az çok ülkesiningerçeğini gören, halka karşı ufak birsorumluluk duyan hiç kimsenin yapabileceğibir davranış değildir.Davutoğlu: “Nevruz çiçekleri açtı,cemre düştü. Muhabbet Cemresi deDiyarbakır'a, Bursa'ya Ankara'yaher yere düştü...” diyor ve ekliyor:"Acılarımızı acılarımızla karıştırarakgeleceğimize güzel bir emanet bırakmakzorundayız... Aramıza fitne sokmayaçalışanlara fırsat vermelim...”diyor.KurtlaKuzunun MuhabbetindeKUZULAR HEP YEM OLUR!Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu “MuhabbetCemresi de Diyarbakır'a, Bursa'ya Ankara'ya heryere düştü” diyor. Osmanlı’dan bugüne Kürt halkınıkatleden, yurdunu ilhak edip asimilasyon politikalarıylayok etmek isteyen bu devlet değilmiş gibi muhabbetlehalledeceklermiş her şeyi. Ne muhabbet ama? Bunakurtla kuzunun muhabbeti denir ancak. Davutoğlu gibileribaşka türlü muhabbeti bilmezler. Kurtlarla kuzununmuhabbetinde malum son hiç değişmez: KUZULARHEP YEM OLUR!Alçaklık burjuva siyasetinin özüdür.Davutoğlu Kürt halkının acılarıyla,kendi acılarını birleştirmekten bahsederekbu alçaklığı yapıyor, fakatya onu dinleyenler? Onu dinleyenlerde hiç sormuyor; "yakılan köylerimiz,terkettiğimiz topraklarımız, evlatlarımızınyattığı toplu mezarlar, Uludere...Bunlar ne olacak?” demiyor.Bunları siz yapmadınız mı? Bunlarnasıl sizin acılarınız olabilir?..Kürt halkı katilleriyle barıştırılmayaçalışılıyor. Bu ziyarette onun göstergesidir.Kurtla kuzu bir olabilir mi?Bunlar aynı sofraya oturabilir mi?Oturamaz, bu bilimin gerçeğidir. BDPde dahil bu yasayı kimse tersine çeviremez.Er ya da geç kurtlar kurtluğunuyapacaktır. Kürt halkı hiçbirAKP’liyle kardeş değildir, olamaz.Bunun aksini söyleyen Kürt halkınaihanet ediyor demektir.20HALKIN DA ADALETİ VAR!


RöportajBiz Hasan Selim’in Yoldaşlarıyız!Derneklerimizi Sahiplenmeye Devam Edeceğiz14 Mart günü Gençlik Federasyonu’nayapılan baskın sonrasındagözaltına alınıp mahkemeden bırakılanDilan Poyraz, Mahir Mete Kulve Nehir Sarıkaya polis terörünü anlattılar.Dilan PoyrazBaskında ben ve Mete uyanıktık.Saat 05.30 sularında camdan baktığımdaakrepler ve itfaiye aracı kapımızınönünde durdu. Hemen yukarıkoşup yukarı da yatan arkadaşlarıuyandırdık. 5 dakika geçmeden odalarıniçine gaz bombaları atıldı. Bizaşağı kata indik. O sırada içeriyeatılan gazın etkisiyle öksürmeye başladık.Barikatlarıda kurmaya başladık.Sloganlar atıyorduk. Daha sonra derneğimizinbasıldığını diğer demokratikkurumlara haber verdik.Aramızda ilk defa gözaltına alınacakolanlar vardı. Hiçbirimizdekorku yoktu. En son kaldığımız odayadeğişik kimyasal bir gaz sıkıyorduözel harekatçılar. Nefesimiz kesiliyor,gözümüzü açamıyorduk. Arkadaşlarcamdan polis terörünü teşhir edenkonuşmalar yapıyordu. Bende nefesalmak için cama çıktığımda mutfağınyandığını gördüm.Dilan Aç KapıyıGebertmeye Geldik SiziYukarıda polisin biri ismimizlehitap edip “Dilan aç kapıyı gebertmeyegeldik sizi” diye bağırıyordu.Sibel Yalçın Parkı’nın oradaki tümevler camları açıp bize bakıyorlardı.Hava aydınlanmıştı. En son kaldığımızodanın kapılarını kırıp içeriyegazlar sıkmaya başladılar. O kadarçok gaz sıkıyorlardı ki kendi sıktıklarıgazdan içeriye giremiyorlardı.Sonra içeriye doluştular. Bizbirbirimize kenetlenmiştik. Koparıpkoparıp dövmeye başladılar. 10 dakikasonra aşağı indirip çevik kuvvet aracınaişkencelerle koydular. Arabanıniçinde sürekli marş söylüyorduk.Herkesin elleri, yüzleri gazdan kaynaklıyanıyordu.Ben4 saat boyuncagözümühiçaçamadım.Gözümüaçamadığımiçin Vatan’-da habiresaldırıya uğruyordum.Siyasi şubeye gittiğimizde zorla üstaraması yaptılar. Bu sırada sol elbaşparmağımı kadın polislerden birivurarak çıkarttı. Ve kolumun bir lifikoptu. Habire “kör oldun sen birdaha gözünü açamayacaksın” diyorduitin biri. Sonra yanıma Meralabla geldi. Gözümü açmama yardımediyordu. Ama açamadım. Yanmayadevam ediyordu.İşkencelereMarşlarımızlaCevap VerdikHepimizi ayrı yere koydular. Buradaslogan atıp 16 Mart, Dev-Gençmarşlarını söyledik. Bunu hazmedemediler.Bizi birbirimizden ayırmayaçalıştılar. Sonra Çağlayan Adliye’sindekiAdli Tıp’a götürüldük. Kollarımızdansürükleyerek götürüyorlardı.Sonra doktora çıkarken amirleri bize“yaşınız küçük ama büyük işler yapıyorsunuz”dedi. Bizde onlara “Sizbüyüksünüz de bir halta yaramıyorsunuz”dedik. Sonra sürükleyerek indirdiler.Çevik kuvvet arabasına girdiğimdesivillerde geldi. Benim inmemisöylediler. Neden ineceğimisorduğumda hastahaneye sevk edildiğimisöyledi. Kağıdı göster o zamandediğimde kollarımdan tutup götürdü.Bende slogan attım. Hastahanede bilesaldırıyorlardı. Hastanenin içinde “Terörörgütüne senin gibi üyemi olacaktım”diyerek provokasyon çıkarmayaçalıştılar. Ama başarısız oldular.Hastanede doktor parmağımın çıktığınıve ödem oluştuğunu söyledi.İlaç ve askı verdi. Ve bunun acilDilan Poyraz Mahir Mete Kul Nehir Sarıkayaolduğunu belirtti. Ama polisler yinede ters kelepçe takacağını söyledi.Sonra doktora ne dedilerse doktordasaldırmaya başladı. Bana “benimiki kelimeme bakar kelepçe takılıptakılmaması” diyordu. Ben de “seningörevin hastalara bakmak” diye bağırdım.Polise bağırıp kelepçe takabilirsindedi. Onlar da saldırıp taktılar.Geri geldiğimde herkese nasılsınızdiye sorduğumda çok iyiyiz dediler.Bomba gibiyiz diyorlardı. Coşkumuz,moralimiz yerindeydi. Sonra bizi çocukbüroya götürdüler. Çocuk bürodaüstümü aramaya kalkıştılar. Arattırmadım.Ben gittiğimde diğer arkadaşlaroradaydı. Daha sonra halayçektik. Sonrada adliyeden serbest bırakıldık.Baskın bana 19 Aralık’ı andırdı.Bizi teslim almaya geldiler:Biz ise Dev-Genç’e yakışır bir şekildedirendik. Ama biz yine de derneğimizesahip çıkmaya devam edeceğiz.Hasan Selim’in yoldaşlarıyız biz…***Mahir Mete Kul“Dev-Genç’iBitiremeyeceğiniÖğrenemeyen OligarşiyeCevap Verdik!”Saat gece 05.30 gibi geldiler. Penceredenbaktığımda 3 tane akrep vebir tane itfaiye gördüm. Hemen arkadaşlarıuyandırmaya gittim. Merdivenlerdençıkıp yukarı koşup Baskınvar diyene kadar baktığım pencereyegaz bombası atmışlardı. Hemen seslendimarkadaşlara. Yine uykumuzdayakalamaya çalıştı bizi işkenceciler.Sayı: 357Yürüyüş24 Mart2013ZULMÜN KALELERİNİ DÖVMEYE DEVAM EDECEĞİZ!21


Sayı: 357Yürüyüş24 Mart2013Daha sonra baskın var diye seslendim.Hemen uyandı arkadaşlar. Hızlıca toparlandık,ayakkabılarımızı giydik.Hep beraber toplanıp 2. katın merdivenlerindebuluşana kadar odalarımızıgaza boğmuşlardı. Hızlıca 2. kattabir odaya geçtik ve barikat kurmayabaşladık. İşkencecilerin bizim derneğimizeelini kolunu sallaya sallayagirip bizi kolayca almalarını istemiyorduk.Ne kadar direnebilirsekdireneceğiz dedik. Bir yandan barikatkuruyorduk diğer yandan havlularııslatıyorduk. Biz, bulunduğumuz odayagelene kadar; işkenceciler itfaiye ileyukarı çıkıp pencereleri kırmışlar, 2.katı da gaza boğmuşlardı. Tek tekkapıların kırılma seslerini duyuyorduk.Onlarda her yerden saldırıyordu. Biryandan bizim bulunduğumuz kata gazsıkıyorlar diğer yandan kapıları kırıyorlardı.Bir tanesi de çatıdan küfrediyorhatta “Sizi öldüreceğiz”,“Sizi geberteceğiz” ,“ buradan çıkamayacaksınız”gibi tehditler savuruyorlardı.Sözde psikolojik olarakyıldırmaya çalıştı bizi beyinsiz. Dahasonra pencereleri, kapıları önlerineçıkan her şeyi kırıyor, hayvan gibiparçalıyorlardı. Seslerini bulunduğumuzodada duyuyorduk. Biz ise camdanhalka sesleniyor, slogan atıyorduk.Yaklaşık yarım saat kadar sürdü bizimkata girebilmeleri. Bizim katta iseneredeyse hepsi küfrediyordu. Ancakyoğun olarak “teslim olun!” çağrısıyapılıyordu. Biz ise sloganlarımızlakarşılık veriyorduk.İşkenceci Köpekler ÖyleKudurmuştu Ki MutfağaÖyle Fazla Gaz SıktılarKi Yangın ÇıkardılarKapıyla duvar arasından yoğunbir şekilde gaz sıktılar. Hepimiz gazdanetkilendik. Pencerelere çıktık,ıslak havlularla kapattık yüzümüzü.Nefes alamıyorduk. Sürekli öksürüyorduk.Diğer yandan slogan atamayıncada pencereye çıkıp zaferişareti yapıyorduk. Çatıdaki işkenceciiyice kudurdu. Yukarıdan bize sesleniyor“açın kapıyı, teslim olun”diye bağırıyordu. Hatta arkadaşlarımızınisimleriyle hitap ediyordu. Yukarıbakan bir arkadaş o anda mutfağınyandığını söyledi. Katil, işkenceciköpekler öyle kudurmuştuki mutfağa öyle fazla gaz sıktılarki yangın çıkardılar. Delirmişlerdi,ne yaptıklarını bile bilmiyorlardı.Bir an için 19 Aralık’ta şehit düşendiri diri yakılan yoldaşlarımız gibibizi de yakacaklar zannettim. Yoğunbir şekilde gaz sıkmaları, yangınçıkarmaları ve sürekli “teslimolun” demeleri bana 19 Aralık katliamınıhatırlattı. İçeri girmeden 10dakika önce elektrikleri kestiler…İşkenceciler Dev-Genç’i hala tanıyamamışherhalde. Psikolojik işkenceyedevam ediyorlardı. En sonundason kapımız da kırdılar.Kırdıktan sonra Elinde gaz tüpüolan köpek deli gibi gaz sıkıyordu.Zaten yarı baygınız, üstüne üstelikdaha fazla sıkıyordu. Yüzümüz,gözümüz her yerimiz iyice yanıyordu.Nefes alamıyorduk. O andahareketsiz kaldık. Neyse ki kenetlenmiştik,birbirimizi ayakta tutuyorduk.Sonra içeri doğru ayak sesleriyaklaştı. Hemen ani bir şekilde birtane işkenceci “arkadaşlar teslimolun, hadi çıkın” dedi. Ardından birtanesi “bitti artık, hadi çıkın bitti”diyordu. Öylece durduk. Hiçbir yeregitmedik. Sonra zaten çılgına döndüler.Herbirimizi iki işkenceci götürüyordu.Yerlerde sürükleyerekbulunduğumuz odadan çıkardılar.Sırt üstü yere yatırdı. Burada zatentekmeler havada uçuşuyordu. Yüzümhariç her yerime tekme geldi.Gözümü açmaya çalıştığım andarefleks olarak gazın etkisiyle kapanıyordu.Hepimizi merdivenlerdenaşağıya sürükleyerek götürdüler.1. katta işkenceyi daha daarttırdılar. Perdeleri çekip, dahafazla saldırdılar. Biz ise slogan atıyordireniyorduk.Sonrasında çevik otobüsüne bindirildik.Burada da direndik. Sonrabir işkenceci “direnene gaz sıkın”dedi. Aptal Siyasi Şube polisleri bizi“korkutmaya” çalışıyordu. Çevik otobüsündenmutfağın cayır cayır yandığınıgördük. 10 dk daha içeridekalsaydık diri diri yakacaklardı…Sonra marş söylemeye başladık. Herkesiniyi olduğunu öğrendik. Zatenbiz ölüme giderken bile coşkulu gideriz.Çevik otobüsünde her ne kadarsesimiz gazdan kısılsa da gür sesimizlemarşlar söylüyorduk.Vatan İşkence MerkeziDireniş Merkezi Oldu!Vatan İşkence Merkezi’ne getirildik.Otobüsten kendi irademizledışarı çıkmayacağımızı bildikleri içindirek tutup çekiştirdiler. Hepimizitek-tek aşağıya indirdiler. Kelepçemizdentutuyorlardı. Havayakaldırdık. Filistin askısı şeklini alıyordu.Siyasi Şube’ye girdiktensonra hepimizi sırt üstü yere yatırdılar.Kimisi kafamıza basıyorkimisi sırtımıza bastırıyor ama sloganlarımızıkesemiyorlardı. Herbir sloganımız, her bir kelimemizzaferdi onlara karşı. Ağzımızdançıkan kelimeleri hazmedemiyorlardıazgınca saldırıyorlardı. Tek,tek sırayla içerisi bomboş bir odayagötürdüler. Burada ahlaksız köpeklerzorla onursuz arama yaptılar.Her şeyimizi çaldılar, cebimdençıkan paraları kimliğimi, öğ-22HALKIN DA ADALETİ VAR!


enci akbilimi, bağcıklarımı… SürekliHem psikolojik hem fiziki işkenceyapıyorlardı. O kadar ahlaksızo kadar şerefsizler ki şehitlerimiz ilealay edercesine dalga geçiyorlardı.Aramaya götürülen arkadaşlarımızıgötürürken tekmelemeye çalıştığımızda4 arkadaşımızı başka tarafagötürdüler. İşkence de bile birbirimizlekonuşuyor, sohbet ediyorduk.Sloganlar atıp, marşlar söylüyorduk.Tekrar sürükleyerek çevik otobüsünebindirdiler. Burada da saatlerce psikolojikişkenceyi sürdürdüler…En sonunda ise Beyoğlu ÇocukBüro’ya götürdüler. Çocuk Büro’yasokarken de hiç sormadılar. Direksaldırıp sürüklediler bizi. Hemen aramafalan yapmadan hücreye soktular.Hücreye doğru yaklaşan bir işkenceci“ben sizin işlerle uğraşmam benimşubem ASAYİŞ benim sizle alıp-veremediğimyok. Siz bana ben sizekarışmayayım” dedi. Hemen kovdukköpeği. Daha sonra Çevik otobüsündezorla hastaneye götürdükleri arkadaşımızDilan’ı getirdiler. Zorla aramayapmaya götürdüler. Biz de kapılarvurmaya, slogan atmaya başladık.Eli-ayağı titreyen ahlaksız köpeklerhemen geri getirdi arkadaşımızı.Her şey keyfi bir şekilde idi.Hücrede ise marşlar söyledik, halaylarçektik. O gece karakolda kaldıktansonra savcılıktan serbest bırakıldık.***Nehir Sarıkaya:“Karlı Dağlar Gibi DikTut Başını. Biz UtanacakBir Şey Yapmadık”Dilan’ın “Baskın oluyor” diyebağırmasıyla uyandık. Herkes uyanmıştıyataklarımızı topladık. Benimüstümde okul kıyafetim vardı. Sadeceçorabımı giydim. Aşağı orta kata indim.Sonra fark ettim Hale’nin ayakkabılarınıgiymiştim. Sonra tekrarodaya çıkıp ayakkabımı aldığımdaodada yoğun bir duman bulutu vardı.Çok fazla etkilendim. Aşağıya indiğimdebaşım dönüyordu gözlerimyaşardı. Muhtemelen sinir gazıydı.Sonra odaya girdik.İçeriye gaz girmişti. Etkisi dahibaşlamıştı. Havlu vardı 1 tane hemenonu ıslattık 1 bardak su doldurduk.13 kişiydik. Ben, Hale, Mete, SevinçAbla, Meral Abla, Kaan Abi, Onur,Ufuk, Ahmet, Rengin, Dilan, Yusuf,Birdal.Ben hemen aşağı giriş kata indim.Sonra koşarak teknik odaya geçtim.Önce kendi telefonumu sonra derneğintelefonunu aldım geri yukarıçıktım. Hemen ulaşabildiğimiz basınahaber verdik. Baskın olduğunu anlattık.Ben bir ara babaannemi aradım.Baskın olduğunu onları çok sevdiğimisöyledim. Ardından Dilan aradı sonraBirdal. Hepimiz vedalaştık. Gazınyoğun etkisi vardı üzerimizde. Dilan,Hale nefes alabilmek için camdaydı.Ben ve Hale arasıra ajitasyon çekiyorduk.Yapılanları anlatıyordum.Onur slogan atıyordu. Hepimizincoşkusu morali çok iyiydi. Dahasonra tek bir odaya geçtik. Ve girmelerinibekledik. Saat 6’ya gelmişti.Yan odamıza girdiler. Slogan atıyormarş söylüyorduk. Barikat kurup çekiçlerialdık elimize ve onların vurduğuyere vuruyorduk. Sonra bir aralıkbuldular ve gaz sıkmaya başladılar.Gazı engellemek için battaniye ilekapattım. O aradan battaniyeyi elimdençekip aldılar. Ve sıkmaya devamettiler. Duvar kenarına geçtik. Arkadaşlarbana sakin olmamı söyledi.Bende Ahmet’e ağzından nefes almasınısöyledim. Tıpkı 18 Ocak baskınındaMahir Abi’nin bana söylediğigibi. Havluyu Ahmet’in ağzına tutupnefes almasını söyledim. (...)Dışarı çıkarttı biraz nefes alıncaslogan atmaya başladım. İnsanlıkonuru işkenceyi yenecek. Ama gözlerimiaçamıyordum. Göremiyordumsadece nefes alabildiğim kadar sloganatıyordum. Her yer karanlıktı ,sesleriduyuyordum. Hale’nin ve Ahmet’insesi çok yakındı. Nasıl olduğunu sordumiyiydi. Sonra kelepçe takmayaçalıştılar. Direndim. Ama taktılar.Filistin askısı gibi kelepçeden kaldırdılarbeni. Yürümeyecektim nekadar canım yanarsa yansın sonraayağımdan tuttu. Az bir yırtılma sesigeldi pantolonum yırtılmıştı biraz.Sonra tuttu yırtık yerden boydanboya yırttı okul pantolonumu polis.Sonra kafamı duvara götürerek yüzüstüindirdiler beni ve çevik arabasınabindirdiler. Slogan atıyordum amagözlerim kapalıydı hala.Herkesi yavaş yavaş bindirdiler 2araba vardı birinde ben, Meral Abla,Hale, Sevinç Abla, Ahmet, Dilan, Yusufvardık. Diğerinde Kaan Abi, Mete,Ufuk ve Onur vardı. Klima çalıştıbiraz bekledim gözümü açmaya çalıştım.Herkese halini soruyor nasılolduklarını öğrenmeye çalışıyordum.İyiydiler “bomba gibiyiz” diyorlardı.Gözümü açtım hemen marş söylemeyebaşladık. Sevinç Abla zılgıtçekiyordu. Sonra Beyoğlu ÇocukBüro’ya götürdüler. Tüm gece oradatutulduk. Avukatlarımız bize pantolongetirdi. Dedem biz gelir gelmez oradaydı.Ona sarıldım gülümsedi.Bana nasıl olduğunu sordu. Bizeşeker almasını söyledim, aldı. Polisleronunla konuşmuş ama hiçdinlememiş. Çok mutlu oldum. Karlıdağlar gibi dik tut başını. Bizutanacak bir şey yapmadık dedim.Biliyorum dedi. Kolumu sordu iyiyimdedim. Sonra gitti. Adliye’dende serbest bırakıldık…Sayı: 357Yürüyüş24 Mart2013ZULMÜN KALELERİNİ DÖVMEYE DEVAM EDECEĞİZ!23


RöportajHalkın Avukatları Faşizmin zindanlarından sesleniyor:Bizi yargılayanları yargılayacağızSayı: 357Yürüyüş24 Mart2013Yürüyüş: Gözaltı ve tutuklamasürecinde yaşadıklarınızdankısaca bahseder misiniz?Taylan Tanay: Esasında buülkede yaşayan herkes nasıl birsüreç yaşıyorsa biz de benzerbir süreç yaşadık. Gece yarısıbürolarımızın, evlerimizinkapısı çelik yelekli kar maskelipolisler tarafından kırıldı, helikopterdestekli operasyonlagözaltına alınmış olduk.Gözaltının her aşamasında arama,parmak izi alma, tükürük örneğialma gibi işlemler gerekçe gösterilerekbizlere işkence yapıldı. Yinegözaltında tüm bu uygulamaları protestoetmek için açlık grevi yaptık. 2gün boyunca avukatlarımızın getirdiğisu ve şeker verilmedi. Biz 18 Ocak'tagözaltına alınmıştık. 21 Ocak'ta ise26 saat süren bir adliye işlemindensonra tutuklandık.Yürüyüş: Yıllardır siyasi davalaragiren avukatlar olarak bir gün böylebir durumla karşılaşacağınızı bekliyormuydunuz?Taylan Tanay: Özgürlüğünhapishane demek olduğu bir ülkedeyaşıyoruz. Bu ülkenin gerçeklerineyabancı değiliz. Öyle olsa düzendebinlercesi bulunanlar gibi avukatlıkyapardık.Halkımızın, devrimcilerin, işçilerin,öğrencilerin ve de tüm ezilenlerinsavunmacılığını üstlenmenin,bu ülkede kan can bedeli yürütülenadalet mücadelesinin bir parçasıolmanın elbette bir bedeli var. Bugünbiz bu bedeli ödüyoruz. Pişman,üzgün veya şok içerisinde değiliz.Yaşadıklarımız sadece öfkemizibüyüttü diyebilirim. Bu halk buvatan için seve seve hapis yatılır.Gencecik insanlarımızın çok büyükbedeller ödediği yerde bunun dışındaolmak zaten mümkün değlidir.Yürüyüş: Neyle suçlanıyorsunuz?Av. Taylan TanayAv. Güçlü SevimliTaylan Tanay: Devrimci avukatlıkpratiğimizle suçlanıyoruz.İşten atılan işçilerin haklarınısavunmak, kentsel dönüşüm adıaltında sürgün ve talan tehdidialtındaki konduları savunmak,devrimci tutsakları savunmak, tecritekarşı mücadele etmek, işkenceve infazlara karşı mücadele etmek...Liste uzun. Bizim yapmaktan nekadar onur duyduğumuz şey varsahepsini suç sayıyorlar.Yürüyüş: Siz gözaltındayken ortayaatılan "ajanlık iddiası" hakkındane diyeceksiniz?Taylan Tanay: Vallahi bize böylebir soru sorulmadı. Ancak artık polisoperasyonlarının bir ayağı da medya.Onlar herhalde bunun eksik kaldığınıdüşünüp böyle bir suçlama yarattılar.Biz vatanseveriz. TopraklarımızıABD üsleriyle dolduranlar vatanımızınher karış toprağını emperyalistlerepeşkeş çekenler bize busuçlamaları yönlendiriyorlar. Tekkelimeyle komedi.Yürüyüş: Gözaltına alınırken vegözaltında neden direndiniz? Biravukat olarak daha "makul" olmanızgerekmez miydi?Taylan Tanay: Gecenin bir vaktindekendi hukuk kurallarını dahiçiğneyerek, kapılarımızı kırarak bizigözaltına aldılar. Derneğimizde, büromuzdahukuka aykırı aramalar yaptılar.Dosyalarımıza, yazışmalarımıza elkoydular. Yaşanan açık birterör. Bu devlet terörünedirenmek meşrudur, haktır.Avukat kimliğimiz, "bey"söylemi ara bir yol aramamızaneden olmadı.İnsanlarımız, müvekkilerimizne yapıyorsa biz de onu yaptık.Bugüne kadar avukatlıkpratiğimizde nasıl adaletimahkeme salonlarına, davadosyalarına hapsetmediysekdirenişimizi de yasa maddelerinehapsetmedik. Aksi tutum faşizmuygulamalarını meşrulaştırırdı.Buna hakkımız yoktu.Yürüyüş: Size yönelik sahiplenmeiçin ne düşünüyorsunuz?Taylan Tanay: Büromuz, derneğimizaçık. Meslaktaşlarımız, arkadaşlarımız,yoldaşlarımız halkın barikatlarındasavaşmaya devam ediyorlar.Mahkemelerde, nezarethanelerde,hapishanelerde, sokaklarda, hayatınaktığı her yerde haklının yanındamücadele sürüyor. Bu süreç boyuncaavukatlar ciddi bir sahiplenme gösterdiler.Çünkü AKP iktidarı avukatlarabizim üzerimizden "kimin avukatlığınıyapacağınıza, nasıl avukatlıkyapacağınıza ben karar veririm"diyor.Bunu uzun süredir yapıyor. Bizeyönelik operasyonda bu çıplak şekildeaçığa çıktı. Bizim tavrımız bu saldırıyakarşı bir barikat oluşturdu. Bunaihtiyaç vardı ve bir süre sonra bubarikatın ardı dolmaya başladı.Bugün önümüzdeki görev bu barikatıtahkim etmektir.Yürüyüş: F Tipi hapishaneye giriştenelerle karşılaştanız?Taylan Tanay: Hapishane girişindeçıplak arama dayatmasınamaruz kaldık. İnsan onuruyla bağdaşmayanbu işleme direndiğmiz içinhakkımızda soruşturma açıldı ve24HALKIN DA ADALETİ VAR!


MECLİS HALKA KAPATILIYOR! AKP’YEBUNLARI YAPTIRAN HALKTAN KORKUSUDUR“Meclis Başkanı Cemil Çiçek,siyasi partilerin haftalık grup toplantılarındakiyoğunluğun güvenlikendişesi yaratması nedeniyle partitemsilcileriyle biraraya geldi.Toplantıda, grup toplantılarına ziyaretçisınırlaması getirilmesi, milletvekillerininberaberinde getirdiğimisafirlerin de aramadan geçirilmesive yaka kartı alması, milletvekiliolmayanların Meclis’te basın toplantısıyapmaması gibi önlemler elealındı.” (09 Mart 2013-RadikalGazetesi)Halk düşmanları korkularındanne hale gelmişler… Hani o çokövdükleri meclis, “milletin” meclisiydi?Neden halka kapatıyorsunuz?Neyi koruyorsunuz halktan? Bu vesileyleMeclisin kimin meclisi olduğuda daha iyi görülmektedir. O meclistehepiniz Amerikan Başkanı Obama’nınkarşısında yerlere kadar eğilirsiniz.Çaresiz yoksul halk sesimi duyurayımdiye kırk yılda bir meclise uğrayacakona da meclisi kapatıyorlar.Halktan korkanlar halkın vekiliolabilir mi, halkın sokulmadığı meclismilletin meclisi olabilir mi?Korkmaları da çok doğal. TBMM“çoğunluk demokrasisi” ile aldığıkararlarla halka zulümeden, faşizminyasalarını çıkaran ve hergün halkakarşı suçlarına bir yenisini daha ekleyenbir kurum olduğu için, bu kadarönlem alıyorlar. Halkı meclisin 100metre yakınına da yanaştırmayın.Çevresindeki yolları kapatın halka...Ne olur ne olmaz. Halk bu sağı-solubelli mi olur?AKP iktidarı baskısından, faşistteröründen, açlıktan, yoksulluktan,işsizlikten şikayet eden, sesini meclistenduyurmak isteyen halka bunuda yasaklıyor.AKP meclisi halka, sorunlarınıifade etmek için, yasaklarken diğertaraftan kapalı olduğu Cumartesi günlerihalkın turistik gezi yapması içinaçtı.“Milli irade” diyorlar meclise...Ancak meclis halk sadece gezi yapmasıiçin açılıyor meclis.Yani istiyorlar ki, meclisten hergünhalka karşı soygun, sömürü, baskıyasaları çıkarırken kimse sesini çıkarmasın.AKP’ye bunları yaptıran halktankorkusudur. Onlar hergün halka karşıişledikleri suçlara bir yenisini eklerken,biz de halkın öfkesiyle, kinimizibüyütüyoruz.Ey acizler! Halkın öfkesindenkorkun! Bu önlemlerle halkı durduramazsınız.Birgün yakanıza yapışacaklar.disiplin cezası verildi. bu işten sonrasında"yaparsın-yapmazsın" tartışırkenmüdür ve başgardiyan "yasatüzük-yönetmelikböyle diyor, sizde avukatsınız" dediler. Cevap olarak"hayır biz avukat değil tutsağız,direneceğiz" dedik.Yürüyüş: F Tiplerini nasılbuldunuz?Taylan Tanay: F Tiplerinde tecritve tecrite karşı mücadele benim açımdanete kemiğe büründü. Bir yandantecrit gerçeğini yaşıyoruz diğeryandan direnişin, özgür tutsaklığınnasıl tecriti parcaladığına tanıkoluyoruz. Tabi bu mücadeledeyaşamını yitiren 122'ler hepaklımızın bir köşesinde, saygıylaanıyoruz...Av. Şükriye Erdem ve Av. Barkın TimtikYürüyüş: Yargılama boyuncatavrınız ne olacak?Taylan Tanay: Faşizminhukukuna da mahkemelerine deteslim olmama tavrını sürdüreceğiz.Bizi yargılayanları yargılayacağız.Tahliye vb. taleplerdebulunmuyoruz. Konjonktürel hiçbirdeğerlendirme yapmadan, ara yolaramadan, tahliyeye göz kırpmadan,aman gerginlik olmasın demeden birsavunma belirleyeceğiz. Onların elindekisilahlar belli; tutukluluk halinindevamı, mahkemenin, Silivri'ye kaçırılması,jandarma müdahalesi vb.Güçsüzler yani. Biz haklılığımız vemeşruluğumuzla karşılarında olacakhalkın adaletini savunacağız. Yanipolitik bir yargılama yapıyorlarmadem biz de politik bir tavır sergileyeceğiz,mahkemenin hiçbir işleminiyaptırımını tanımayacağız.Yürüyüş: Şu an kendinizi nasılhissediyorsunuz?Özgür tutsak cephesindeki birkişi kendini nasıl hissediyorsa işteöyle. Yüksel moralli, yüreği buhalkın yüreği nerede çarpıyorsaorada çarpan biri gibi yani.Yürüyüş: Son olarak söylemekistediğiniz bir şey var mı?Taylan Tanay: Öncelikle bize busaldırı yapıldığı andan itibarenbürolarımızın, derneklerimizinönüne gelip bize sahip çıkanhalkımıza, meslektaşlarımıza,direnişçi işçilere, yoksul gecekondululara,aydınlara, sanatçılaraçok teşekkür ediyor,selam ve saygılarımızı iletiyoruz.Faşist AKP iktidarınınbu saldırılarını püskürtmekiçin direnmekten başka seçenekyoktur. Bunu biliyoruz vebu konuda bize destek verenleri,yanıltmayacağız.Direneceğiz. Ve inanıyoruzki Biz Kazanacağız!Sayı: 357Yürüyüş24 Mart2013ZULMÜN KALELERİNİ DÖVMEYE DEVAM EDECEĞİZ!25


Halkın Avukatları FaşizminZindanlarından SesleniyorSayı: 357Yürüyüş24 Mart2013*Bir daktilo istedim. Hani “hayattabir daktilom olmadı, daktilo istiyorum!”gibi değil, bildiğiniz dilekçeyletalep ettim; ihtiyacım var diye…Kandıra’dayım. Kocaeli 1 No’lu FTipi Hapishanesi’ndeyim.Aslında buraya ilk getirdiklerinde,bir dizüstü bilgisayar ve yazıcı istedimhücreye; evlere şenlik! Hatta öylebir bitti ki işin sonu, anneannem sağolsaydı, “üstüme iyilik sağlık” derdi.Zarif ve öğretici bir şekilde reddedildim.07.02.2013 gün ve2013/171 sayılı kararla, kısaca: Yasahücrenize bilgisayar verilmesiniyasaklıyor. Sizi haftada iki gün ikişersaat bilgisayarı olan bir odaya çıkarabilirdikama evraktan anladığımızkadarıyla “DHKP-C örgütününmilitan kadrosundayken yakalandığınızdan”onu da yapmamayakarar verdik, diyorlar.Bağırmak İstiyor İnsanAdaletin hızlı tecellisi hoş tabiiama herhalde alışık olmadığımızdaninsanın şakaklarına doğru kan basıncıartıyor. Be adam, üzerinde konuştuğundosya gizli, ortada daha davayok. “Olsun, başkası da konuşuyor”diyorsan, öbürü başbakan gizli mizligöstermişlerdir hızlıca, artık bakabildiğikadar anlatıyor doğru yanlış,11 kapı, 13 kapı diye sana ne oluyor?Hapishanede oturduğun yerden sennasıl uydurdun “militanı, kadroyu,yakalanmayı”?Sonra bağırmak da istiyor insan:“Beni kimse yakalamadı efendi!Derneğimize, büromuza, evimize girdiğiniziduyunca iki bin kilometreyol geldim Şam’dan, ne diyorsunuzsiz?” diye hesap sormak için. İçimdenbir ses, sakin olmak lazım, bunlarısonra konuşuruz, şimdilik daktiloyayoğunlaşalım dediğinden bir dilekçedaha yazdım.Terörist ve İnternetPeki, bu sefer ne yazdımdilekçeye? Öncelikle ilgili mevzuatıhazırlayan ve bizim retkararını veren genç kuşağın,hayatlarında internetsiz bilgisayargörmedikleri için bu iki mefhumubirleşik zannediyor olabileceklerinitespit ettim. İnanmayan5275 sayılı kanunun 67/3,4 maddelerinebakabilir. Yani asıl mevzu,elimizdeki teröristi internettenuzak tutmak, bilgisayardan değil!Şimdi, belki de adamcağızlar“yazı cihazı” ihtiyacımı fark edemeyip,internette sörf istediğimidüşünmüştür diye bu sefer “elektriklidaktilo” talep ettim. İnternetistemediğimi açıkça belli ederek“güven arttırıcı” bir adım attığımdanolsa gerek, cevap metnigayet “açılımcı” bir paragraflabaşlıyordu. “… Bu bağlantıda haftadaiki gün bilgisayar kullanma kursu,iki gün din eğitimi kursu, üç günbağlama kursu, üç gün çini kursu,bir gün resim-hobi çalışması mevcuttur”demişler. Yahu son anda sürecebir sabotaj olmazsa sanki bir şeylerverecek gibiler. Tabii belirsizlikler devar, hobi derken ne diyorsun mesela?Olsun icabında zamana yayarız müzakereyi,demeye kalmadan felsefi tokadıyedim. “Yönetmelikte elektrikli daktilodiye bir şey yazmadığına göre talebinizinolması da mümkün değil”demişler. Aldın mı müzakere sürecini.Yazdım bir dilekçe daha, “Sen istesenededim bir anam-babam klasik mekanikdaktilo”.Hain DaktiloCevabın gelmesi uzadıkça ümidimarttı. 27.02.2013 tarih ve 2013/278sayılı cevap yazısı mazgaldan görününce,“aldık işte bu sefer!” dediiçimden bir ses. Hapishane idaresitalebimi reddetmekle kalmayıp sanıyorumbir dilekçedaha vermemi engellemek için, nemal olduğumu bildiklerini hissettirmeyede karar vermiş olacak ki cevapkapsamlı geldi. Kötülük diz boyuanlayacağınız.Son ret kararının ilk gerekçesişöyle: “Mekanik daktilonun içerisindebulunan metal parçaların veharfleri tutan metal çubukların sertmetal olması, bu metallerden kesicive delici alet yapılabileceği...”Aslında itiraf ediyorum ki benarandım. 2006’dan bu yana kaynamamışparçalı kırık bir kolla yaşıyorum.10-12 santimlik bir platinçubuk sekiz-on vida, ağrı, sızı dacabası. Bu protez sağ kola bir de sağelle yazma zorunluluğu eklenincebir saat yazıp, yarım gün dinlenmeyebaşladım ağrıdan. Böylece de yazmıştım.Yazmaz olaydım. Toplanıpgeçmiş olsuna geldiler.Herkesi bulmuşken “Bilgisayardan,elektrikliden vazgeçtim, şöyle26HALKIN DA ADALETİ VAR!


F Tiplerinde Hukuk Yok!Ceza Verip Tebliğ Etmiyorlarİtiraz Hakkımızı Gasp EdiyorlarÖzgür TutsaklardanMerhaba arkadaşlar,Seni, sizleri sevgiyle özlemlekucaklıyor, selam ve sevgilerimizigönderiyorum. Nasılsınız? Umuyoruzsağlık sıhhat iyidir. Bizler iyiyiz.AKP'nin hukuksuzluğu, demokrasigüçlerine karşı saldırıları her geçengün daha da pervasızlaşıyor. Devrimcidemokrat memurlarla saldırıları bunuaçıkça gösteriyor. Devrimci avukatlarıntutuklanmaları bunların en açıkkanıtıdır. İstiyorlar ki tüm memurlar,avukatlar AKP'nin yalakası olsun,onurunu namusunu üç kuruşa satsın.Ama başaramayacaklar.Dışarıya böylesine pervasızca saldıranAKP, gözlerden uzak, kopkoyubir tecritin sürdüğü hapishanelerdeneler yapmaz ki? Yüzlerce ölüm,binlerce hasta tutsak bunun kanıtıdır.Dahası hak gaspları, keyfilikler,işkenceler... Saldırılar boyutlanıyor.Burada 2010 Ağustos'unda gardiyanlarlayaşanan bir olayda bana"memura hakaret ve yaralamadan"dava açılmıştı. Onunla ilgili tarafımaherhangi bir ceza kararı tebliğ edilmedi.Ama 19 Şubat günü gardiyanlarbana "sen artık hükümlüsün" dediler.Bir kaç gün neden hüküm aldığımıöğrenemedim. Öğrenmek için dilekçeyazdığımda 21 Şubat günü gelipbana yaşanan olayı hatırlattılar. Ve"cezaya itaraz etmediğin için onanmış"dediler. İtiraz etmem için cezakararının elime geçmesi lazım.Ama ortada öyle bir şey yok. Kararıtebliğ ettiklerine dair benden imzaalmaları lazım. Ama benim hiçbirşekilde imzam da yok. Ali kıran başkesengibi kendi kafalarınca cezaonaylıyorlar. Ortada 2.5 yıllık birhüküm var. Bu tam bir saçmalık.Hukuk mukuk hikaye. Tarafıma müddetnamebile verilmiyor. "Savcılıkne zaman gönderirse o zaman alırsın"diyorlar. Böyle saçmalık olur mu?Türkiye'de olur. İşte kanıtı:Cumhuriyet Başsavcılığı’na bukonuda yazıp bu saçmalığın düzeltilmesiniistedim. Devrimci-demokratbir dergi olduğunuz için bu hukuksuzluğusize de anlatmak istedim.Bu yazdıklarıma derginizde yer verirsenizsevinirim.Şundan eminim. Tarafıma herhangibir karar tebliğ edilmedi. Onarağmen "tebliğ edilen karar itirazetmediğim" gerekçesiyle kararı onayladılar.Ben şuanda hükümlü statüsündeyim.Kendinize iyi bakın, sağlıcaklakalın... Çalışmalarınızda başarılardiliyorum.Kemal Avcı2 Nolu F Tipi HapishaneTekirdağ22.02.2013Sayı: 357Yürüyüş24 Mart2013bir klasik daktilo istiyorum” diyeceğimama gardiyanın yaşlısı 25, idarecininyaşlısı 35. Gerçek bir daktiloyuyakından gördükleri şüpheli.Nihayet emekliliği gelmiş bir başefendibulundu: “Evet yahu, avukatbey haklı, eskiden yazar-çizer takımınaverilirdi böyle bir şey” dedi.İşte zafer! Fakat ben daha zaferimintadını çıkaramadan, “sonra kavgaettilerdi galiba, sahibi bunun telindenşiş yapıp adam öldürdüydü…” demesinmi! Ömrü uzun olasıca ayaklıhapishane!Ret kararının ikinci gerekçesitanıdık. Yönetmelikte “elektrikli daktilo”olmadığı gibi daktilo da yokmuş.Ben ısrarla tekrar ediyorum ki, daktilodiye bir şey var ve bence yasaklanmayaihtiyaç duyulmadığından orayayazmamışsınız. Daha kitabi söylersek,madde düşünceden önce gelir.Biraz önce değerlendirme fırsatıbulduğum “militan kadrosundan olupkaçarken yakalanma” meselesini saymazsakkaldı geriye son gerekçe:“Adı geçenin 23.01.2013 tarihindearamaya karşı çıktığından 1 (bir)ay ziyaretçi kabulünden yoksunbırakma cezası verildiği anlaşılmakla…”diyor.Soyunun!Hatırlıyorum o hadiseyi, ilk günümüz.Jandarma ring aracıyla MetrisHapishanesi’nden getirilmişiz, yolboyu eller kelepçeli. Dijital kapıydı,x-Ray cihazıydı, el dedektörüydüderken, bunlardan üç-dördü her birimiziayrı bir kapalı yere sokup“Soyunun” demez mi? Sebep?Yönetmeliğe göre çıplak arama yapacaklarmış.Var yönetmelikte dediler.İnsanın bu kadar bağlılık duyduğubir metni en az bir kere okumuşolmasını beklersiniz ya hayatta. Yok!Okumuyorlar. Gerçi bence bütün kutsalmetinlerin ortak sorunu sayılabilirbu durum. “Makul sebep” diyor beadam yönetmelik. Her neyse, çırılçıplaksoyma onursuzluğunun nemakul sebebi olacak zaten.Anlayacağınız hem hırpalanıp hemcezayı yedik, işte onu diyorlar.Velhasıl alamadık daktiloyu. Vazmı geçtim? Hayır! Hala daktilo istiyorumve kendisi bütün medyaimkanlarıyla televizyonlarda hakkımızdaatıp tutarken, muhatabına ikisatır yazacak daktiloyu verdirmeyenlerede bir çift sözüm var: Ayıp,eğer utanmanız varsa. (...)Kandıra 1 Nolu F TipiHapishanesiAv. Selçuk Kozağaçlı* Bu yazı 17 Mart 2013 tarihliRadikal gazetesinden alınmıştır.ZULMÜN KALELERİNİ DÖVMEYE DEVAM EDECEĞİZ!27


Dünden BugüneKadının ToplumdakiYeri ve Kadın SorunuSayı: 357Yürüyüş24 Mart2013Kadın ve AileKöleci devletlerden burjuva demokrasisinekadar sömürüye dayalıtüm sistemlerin kadına bakış açısıortaktır. Kadın bir çocuk doğurmamakinesi, zevk aracı. Hizmetçi olarakgörülür. Onlara yönelik tüm politikalarbu konumu pekiştirmek içindir.Biraz daha güncel boyutuyla birliktedüşünürsek evliliğin ve aile yapısınıntarihsel gelişimiyle ortaya çıkançarpık yaklaşımların bugün dene kadar etkili olduğunu rahatlıklagözlemleyebiliriz.Kadına uygulanan şiddet, eve bağımlılık,siyasal-sosyal hayattan uzaklaştırılma,özel mülkiyet ilişkilerindenve ticari yaşamdan uzak tutulma,eğitim olanaklarından yoksun bırakılmavb. gibi birçok yaklaşım, kölecitoplum döneminden itibaren ortayaçıkıp günümüze kadar uzanan kadınpolitikalarından başlıcalarıdır."Ev işleri kadın zamanının büyükbölümünü yutar ve düşünce hayatınıngelişmesine olanak vermez. Kadınıntek kaygısı 'bugün ne yemek pişirsem'dir.Zamanını evini silip süpürmeklekomşu komşu gezerek dedikoduyapmakla geçiren bir kadındandüşünce yeteneği nasılbeklenebilir. Ev kadını, evinrahat ve huzurunu sağlamak,sofraya iyi pişmiş yemeklerkoymak, aileyi sağlıklı tutmakiçin manevi yeteneklerini, zekasını,her şeyini ortaya koyar.Bugünkü düzen içindeyavaş yavaş ölen bu yaratığa,burjuva toplumunun bir avutmaolarak verdiği biricik iltifat,ev kadınlığı payesidir."(A. Babel- Kadınve Sosyalizm-syf:91)Eve bağımlıhale gelen kadın,kişilik olarak sürekligeriye gider,çünkü kendini geliştirebileceğibirsosyal ortam içerisindedeğildir.Yoksul tabakalara doğru inildikçeonların daha çok üretim içinde yeralıyor oluşunun bir ölçüde iletişimpaylaşımolanakları yarattığı görülür.Ve bu a-sosyalliği kırıcı etki gösterir.Zengin tabakalarda ise zevk ve sefakaygısından başka pek de bir dertolmadığı için ayrıca değerlendimeyegerek görmüyoruz.Kadının güncel sorunları esas olarakikiye ayrılır ve bu iki temeldenbiri diğerinin sebebidir aynı zamanda.Birincisi, erkeklerden kaynaklanansorunlardır. Aile içinde yaşananlar,kadının erkek karşısında hizmetçigibi görülmesi, şiddet, aşağılama,çeşitli haklardan yoksun bırakılma,namus kavramının kadın cinselliğiüzerinden şekillendirilmesivb. sorunları sayılabilir.İkincisi, egemen sistemin yarattığısorunlardır ve yukarıda saydığımızçarpıklıkları ortaya çıkaran da asılolarak bu sömürü sisteminin özüdür.Kadını aşağılayan ezen erkek kimli-BÖLÜM 3ğini yaratan da; ezilen, iki kere sömürülenkadın gerçeğini ortaya çıkaranda bu sistemdir. Bu nedenleher koşulda mücadelenin hedefindesistemin özü olmalıdır zaten. Yoksaana halkayı kaçırıp tali noktalar üzerindeçaba sarf etmek, bataklığı bırakıpsineklerle uğraşmaya benzer.Aile içindeki eşitsizlik her koşuldakadının aleyhine işler. "Evin reisi"olan erkek bu sınırlar dahilinde çoğuzaman kral gibi görür kendini. Heleki kadın çalışmıyor ve erkek tek başına"evi geçindiren kişi" konumundabulunuyorsa... Kadının bütün günçalışıyor oluşu tamamen gözardı edilerekhazırlopçu muamelesi yapılır.Çalışan kadın aile içinde dahasaygın bir konumda olsada özündefazla bir değişiklik olmaz. Dışarıdaçalışan kadın çoğu zaman evde detüm işleri üstlenmek zorunda kalır.Çamaşır, bulaşık, yemek, ütü, ev temizliği,çocuk bakımı vs. vs. tümyük yine onun omuzlarındadır. Kadınınçalışması, eve getirdiği gelirsadece "ev ekonomisine destek"olarak görülür. Toplumsal konumdeğişmemiştir. "Erkek çalışır eve bakar,kadın ona yardımcı olur" yaklaşımbudur.Sonuç olarak aile içerisindeki kadın;(evlat, kardeş, eş ya da anne)sürekli birileri tarafında yönetilenyönlendirilen kişi olmaktadır. Çalışankadın, okuyan bilinçlenen kadın kendibağımsız kimliğini nispeten oluşturabilmektedir.Ancak onundışında kalan geniş birkesim yaşamını hep başkalarınaodaklı sürdürmekte,bu nedenle kimlikbunalımı yaşamaktadır.Kapitalist sistemin aileyebiçtiği misyon bellidir.Bu düzen içerisindekadının konumunda ciddibir değişim-dönüşüm olmayacağıda açıktır. Busistem içerisinde "birey"28HALKIN DA ADALETİ VAR!


olarak kurtulma vaadleri, halkıngeneli için hiçbir şey ifade etmez.Kadının kurtuluşu devrimle, sosyalizmlemümkündür.Sosyal ve SiyasalMücadeleler İçerisindeKadınBurada binlece yıllık ayaklanmalartarihini baştan ele almakgibi bir niyetimiz yok elbette. Tarihiyapan halklardır. Bu "halk"kavramının cinsiyeti yoktur. Elbettebir yarısı erkek diğer yarısı kadındır.Dolayısıyla erkeklerden bağımsızkadın, kadınlardan bağımsız erkektarihi yoktur. Kadınlar ilk köle ayaklanmalarındada erkeklerle omuzomuzaydı ve toplumsal kültürün etkisiyleayaklanma önderi-devrim önderiolmadılar ama darağaçlarındakendi idam sehpalarını tekmeleyenlerde çıktı içlerinden. Devrim kürsülerineçıkıp halka hitap edenler de.Bizim burada ele almak istediğimizdaha çok kadın hakları mücadelesive tarih içinde bu çabaların yoğunlaştığıbelli dönemlerdir. Geneltarih açısından ele aldığımızda egemenlerinkadınlara biçtiği rollerinaksine, her direniş ve ayaklanmadaonlar kendilerinden beklenenin çoküzerinde direnç ve fedakarlık sergilediler.Kadınların içerisinde yeralmadığı ayaklanma ve direnişyoktur. Ve kadınlar olmadan kazanılmışzafer hiç yoktur!Fransız devrimi kadın hakları mücadelesindemilat niteliği taşır. Öncesindende kadın hakları için önesürülen talepler olmuştur elbette, ancak,bunlar çok cılız ve tekil seslerdi.Bu mücadelenin kitleselleşmesi veetkili olması kapitalist devrimler sonrasıağırlığını hissettirmiştir.1789 Fransız devrimi sonrası kadınlarkamusal yaşamdan tamamendışlandılar. Çeşitli farklılıklar sözkonusu olsa da bu durum bütün Avrupaülkelerini etkiledi.1830'lara doğruFransa'da Olympe de Gavges,Marie Wollstanccraft gibi kadın önderlerinçevresinde yoğunlaşan kadınhakları mücadelesi, birçok kişininidam edilmesi ile sekteye uğratılsada, feminizm düşüncesi İngiltere,Almanya gibi diğer ülkelerde dahageniş kitlelerle buluştu. Burada özelliklebelirtmek gerekir, Fransa'da ortayaçıkan Bujuva Feminizmi diğerülkelerde farklı akımlar ile kaynaşarak,zaman zaman onların içinde eriyerekgösterir kendini. Örneğin1850'ler de İngiltere de geniş işçikitlelerinin sahiplendiği Çartist Hareketçatısı altında daha çok kadınayönelik sosyal politikalarla kendinigösteriyordu. Benzer şekilde Almanya'daözellikle 1848 devriminin deetkisiyle gerek burjuva kadın hareketigerekse işçi hareketi bu anlamda öneçıkmıştır.Kadınların kitlesel olarak destekverdiği en önemli hareketlerden biriAmerika'da gelişmiştir.Amerikan kapitalizminin geçmişinebaktığımızda ilk başlarda fabrikalardakadın işçilerin erkeklere oranladaha yoğun olduğunu görürüz. Buolgu kadın hareketinin doğuşundanitibaren bir çok avantaj sağlamıştır.Çalışma saatlerinin düşürülmesi,insanca çalışma koşullarının sağlanmasıiçin verilen mücadele kısa zamandagelişip güçlenmişti. Binlercekadının katıldığı grevler örgütleniyor,buna paralel olarak da siyasal mücadeleiçinde etkinlik sağlanıyordu.Çeşitli dernekler aracılığı ile oy hakkıtalebi yükseliyordu.New York'ta 40 bin dokuma işçisinininsanca yaşam koşulları talebiylebaşlattığı hareket bu mücadelenindoruk noktalarından biriydi. 8 Mart1857'de patronların sorumlu olduğubir yangın nedeniyle hayatını kaybeden129 kadın, bu grev hareketininölümsüz şehitleri oldu. (Yaklaşık 187yıldır 8 Mart günüonların anısına tümdünyada Emekçi KadınlarGünü olarakkutlanmaktadır.)Kadın hakları hareketiningerek ideolojikgerekse kitleselanlamda ancak diğersiyasal hareketlerlebütünleştiğinde sonuçalıcı bir etki yarattığısöylenebilir.Kadın-erkek cinsiyet ayrımınakarşı tepkilerin doğurduğu ancakideolojik olarak kendisini de buayrımı besleyen feminizm hareketibelirli dönemler sesini duyurabilmiş,özellikle 19. yüzyılın ortalarındakadın hakları mücadelesindeön açıcı olmuş olsa da genel birdeğerlendirme yaptığımızda düzeneyönelik tepkileri yanlış hedeflerekanalize eden bir niteliği vardır.Kadınların sorunlarını bu sisteminyarattığını görmezden gelerek, tamamıylabu sistem içerisinde çözümönerileri sunan burjuvazi feminizmdışında, sosyalizmden etkilenen, eşitlikçiliğisavunan daha radikal feministhareketler de şu veya bu oranda aynıolumsuzluğu taşır.Kadın hakları mücadelesinde tarihselolarak elde edilen kazanımlarabaktığımızda, medeni hakların 20.yüzyıl başlarında, özellikle de 1. EmperyalistPaylaşım Savaşı’nın hemenardından seçme ve seçilme haklarınınise ağırlıklı olarak 2. EmperyalistPaylaşım Savaşı’nın ardından eldeedildiğini görürüz.Büyük savaşlar döneminde gerekcephe gerisi faaliyetlerde gerekse sanayive bürokrası alanlarında doğanboşlukları hep kadınların doldurmasınınetkisi vardır. Bunun yanında1917 Sovyet devrimi ile birlikte gündengüne büyüyen sosyalizm sempatisininkapitalistleri korkutması veçeşitli sosyal ve siyasal haklarla kendiülkelerindeki özgürlük alanlarını genişletme,tabandan gelen baskıyıazaltma kaygısının belirleyici önemivardır.Sayı: 357Yürüyüş24 Mart2013ZULMÜN KALELERİNİ DÖVMEYE DEVAM EDECEĞİZ!29


Sayı: 357Yürüyüş24 Mart2013Bugünden değerlendirdiğimizdekadın haklarıaçısından kağıt üzerindebir eşitlik görüntüsü olsada yaşama yansıyan boyutuylakadınlar her alanda(eğitimde, politikada, işyaşamında, kültürel ve sosyalalanda!...) erkeklerdengeride tutulmakta, üstelikçeşitli söylemlerle de bugeri konum meşrulaştırılmayaçalışılmaktadır. Bunedenle kadınların siyasal ve sosyalhak mücadelesine katılması için özelnedenler hala mevcuttur. Ancak yukarıdada belirttiğimiz gibi bu mücadele,"feminist"bir bakış açısıylaerkekleri dışlayan bir yaklaşımla elealındığından sonuç alıcı değil aksinebaltalayıcı olacaktır. Nihai açıdankadının kurtuluşunu sağlamak biryana, reformist anlamda hak talepleridahi bu anlamda güçlü bir etki yaratamayacaktır.Bu nedenle kadınlarayönelik özel çalışmada yine ortakbir çatı altında yürütülmelidir. Çözümegiden yol ancak bu şekildeaçılabilir.Kadın ve Savaşİnsanın yerleşik olarak yaşadığıama hiç bir savaşın olmadığı bir coğrafyayoktur sanırız. Devrimci savaşlarve ayaklanmalar dışında genelolarak kadınlar savaştan uzak tutulur.Burada kadınların "savaşamayacakkadar zayıf" görünmesinin dışındakoruma içgüdüsü de etkilidir. Ataerkilbakış açısına göre kadın sahipolunan, erkeklerden korunması gerekenbir mal olarak görülür çünkü.Savaşlar tüm toplumların yaşamınıderinden etkileyip sarstığı gibi özeldekadınların yaşamında da büyük değişikleryaratır.Milyonlarca erkeğin cephelerdeolduğu emperyalist savaşları düşünelim.Normal zamanlarda fabrikalarda,tarlalarda çalışan belediyelerde,bürokratik kurumlarda memurluk yapanerkekler artık silah altındadır.Ve ülkelerdeki üretim çarkının dönmesigerektiği gibi sürekli beslenmesi,giydirilmesi, silah ve mühimmat açısındandesteklenmesi gerekmektedir.Uzun seneler süren savaşlarda kadınlarher alanda erkeklerden doğanboşluğu doldururular."Barış" zamanlarında kadınların"yapamaz" sayıldığı tüm işler onlarınomuzlarına yüklendiğinden, bu dönemlerkadınların çeşitli hakları kazanmasındaetken olmuştur. Bunakarşın savaşlardan sonra kadınlardantekrar eve dönmeleri, fabrikaları erkeklereiade etmeleri beklenmiştir.Genelde kadınlar bu durumu doğallıklakabullenmiş ve eski konumlarınageri dönmüşlerdir.Emperyalizmin doymak bilmeyenkar hırsı yüz milyonlarca insana yaşamızehir etmiştir. Savaşların kadınlaragetirdiği en büyük acılar işgalaltına alınan topraklarda işgalci askerlerintecavüzleri, babasız büyüyençocuklar, savaşta yitirilen-sakatlanankocalar, oğullar, babalar, kardeşlerdir...Ancak acılar bunlarla sınırlı değildir.Yaralar sadece savaş yıllarında kanamaz.Bir savaş en az üç kuşaküzerinde etkisini sürdürür. On yıllarcadevam eder sancıları, özellikle Hitler,Mussolini, Franko gibi faşist diktatörlüklerinhüküm sürdüğü dönemdekadınlar ırkçı politikalar doğrultusundasadece "vatan için çocuk doğuran"kişiler olarak ele alınmış,büyük bir aşağılanmaya maruz kalmışlardır.Şu anda Babakan Erdoğan’ınher zeminde 3 çocuk deyipdurması aynı faşist mantığın ürünüdür.Kadınlar “çocuk doğurma makinası”olarak görülür. Çocuklar tekeller içinucuz iş gücüdür. Kadın “ana” isekutsaldır. Onun dışında bir kutsallığıyoktur. Hatta bu gerici faşist anlayışagöre doğurmayan kadın “kısır” kadındır.“Kadın”lık göreviniyerine getiremeyenkadındır.2. Paylaşım Savaşı’ndabu orduların işgalialtında kalan topraklardayüzbinlercekadın tecavüze uğramış,binlercesi sekskölesi olarak kullanılmıştır.Sorunlar sadece savaşzamanlarıyla dasınırlı değildir. Savaş ve işgallerinkadını aşağılaması, Hitler, Mussolini,Franko gibi faşist diktatörlerin kadınayönelik aşağılamaları onları sadeceçocuk doğuran ve geliştiren annelerolarak görmeleri...Emperyalist savaş aygıtı içerisindebir dişli olmak insanı insanlığındançıkarır. İşgalci bir ordu içinde silahaltına alınan topraklarda yaşayan kadınlariçin potansiyel tecavüzcüyedönüşürler. Irak'ta Ebu Garip Hapisahnesi’ndeyaşanan ve işkence fotoğraflarıylatüm dünyanın gözlerininönüne serilen örnekler kadınların daher soysuzlaşmadan nasibini aldığıaçıkça gösteriyor. Emperyalist-işgalcibir orduda halklara karşı kurşun sıkanbirinin-kadın yada erkek-insani vasıflarınıkoruması zaten mümkün değildir.Vatanının bağımsızlığı için savaşankadınlar da var elbette. Kadınefeler, Kara Fatmalar Nene HatunlarAnadolu topraklarında hiçeksik olmamıştır. Ve isimlerini bilebilmediğimiz ama ülkesinin bağımsızlığıiçin can veren nice Ayşeler,Fatmalar vardır daha.Savaşta ve barışta her zaman erkeklerleomuz omuza, yaşamı yenidenyaratan, üretenlerdir onlar.Egemen sınıflar tarafından ve onlarınyaydığı yoz kültürün etkisi altındakalan erkekler tarafından ezilen, sömürülenkadınların savaşlardaki rolüne kadar küçümsenirse küçümsensin,kazanılmış bir zaferi onlar da diğerlerikadar ve hatta onlardan daha çok hakeder. Acılarını çektikleri gibi...Sürecek30HALKIN DA ADALETİ VAR!


Yargı Paketiyle Hayal Kırıklığına UğrayanlarFaşizmin Paketlerinden Ne Bekliyordunuz?Faşizmin Paketlerinden Demokrasi Değil,Faşist İktidarları Güçlendiren Yasalar Çıkar!AKP iktidarı, iktidara geldiğindenbu yana yargı paketleriaracılığı ile makyaj tazeledi.İktidara geldikten bir süre sonra2004 yılında büyük reformpaketleri diyerek Ceza Kanunu’nda,Ceza İnfaz Kanunu’nda,Ceza MuhakemesiKanunu’nda değişiklikile başladı. Daha sonra her krizyaşadığında yeni reform paketlerihazırlamaya başladı, burjuva basın4. Yargı Paketini süslemeye başladı.4. Yargı Paketi bir öncekilergibi allanıp pullanıyor. AKPdemokrasi ve insan haklarınasaygı yalanıyla insanların beyinlerinesaldırıyor, göstermelik,şekli değişiklik ileinsanların gözüne perdeçekiyor, üstelik tül perde çekiyor.Buna rağmen kendisini solcuolarak tanıtanlar bile bu görüntüyealdanıyor ve AKP’nin samimiyetadımlarını bekliyorlar. Demokrasi veinsan hakları adına yapılan yargı paketlerisürekli yenilenmelerine rağmenhapishaneler neden siyasi tutsaklarladolu diye sormuyorlar.4. Yargı PaketindeNe Var?AHİM kararları açısından görünümüdaha iyi bir noktaya taşımakiddiasıyla hazırlanan 4. Yargı Paketine getiriyor bakalım;Meclise sunulan ve “İnsan HaklarıVe İfade Özgürlüğü BağlamındaBazı Kanunlarda DeğişiklikYapılması Hakkında Kanun” olarakisimlendirilen tasarı 21 maddedenoluşuyor. Tasarı 6 ayrı kanunda kısmideğişiklik yapıyor. Tasarının gerekçekısmında, 2012 yılı itibariyle Avrupaİnsan Hakları Mahkemesi’nde 16bin 900 dosyanın açıldığıve ihlal tespit edilen47 AvrupaKonseyi ülkesiarasında 2. ülke olduğu, değişikliğinbu nedenle yapıldığı belirtilmiş.Tasarının ilk ve ikinci maddesiaskeri mahkemelerde açılan tazminatdavaları ve bu davalar hakkında Avrupaİnsan Hakları Sözleşmesi’ninihlal edildiği tespit edilmesi durumundayeniden yargılama yapılacağıdüzenlenmiştir. Yeniden yargılamaile ilgili düzenleme ceza davalarıiçinde düzenlenmiş, Avrupa İnsanHakları Mahkemesi’nde açılan davadan,soruşturmanın etkili yapılmadığıyönünde karar çıkmışsa tekrardava açılabilecekmiş. Daha önce deadil yargılamanın ihlali tespit edildiğindeyeniden dava açılabileceğidüzenlenmişti. Ancak pratikte mahkemelerciddi bir araştırma yapmadan,dosyayı esastan incelemeden eskivermiş oldukları kararları vermeyedevam ettiler. Yeniden açılan davalardaAvrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ninkararına rağmen sonuç değişmedi,daha hızlı hareket etmekgereken soruşturma dosyalarında dadurumun pek değişeceğini sanmıyoruz.Tasarının 4. maddesi kamulaştırmadavaları hakkındadır.Kamulaştırma davası 4ay içerisinde bitmezse, devletinbankaya yatırdığı kamulaştırmabedeline faiz işletebileceği belirtilmiştir.Bu kanun maddesiyle ilgiliolarak birincisi neden 4 aybeklendiği açıklanmamıştır;ikincisi hakim üzerindebaskı kurarak kamulaştırmadavalarının hemenbitirilmesi amaçlanmaktadır.Çünkü AKP iktidarının sermayesigayrimenkul sektörüüzerinden büyümektedir ve enönemli programları kentsel dönüşümprojelerine hız kazandırmaktır.Kentsel dönüşüm projelerininyaşama geçmesi önündekiengellerden bir tanesi uzun sürendavaların bulunmasıdır. Kamulaştırmadavalarında eskiden mahkemeleridare mahkemesinde açılan davalarısonuçlanmasını bekliyorlardı. Bu düzenlemeile muhtemel ki iptal davalarınsonuçları beklenmeyecek vekamulaştırma davaları daha hızlı sonuçlanacaktır.Tasarının 5. ve 6. maddesi TerörleMücadele Kanunu’nda yapılan değişiklikile ilgilidir.5. maddesine “Terör örgütlerinin,cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerinimeşru gösteren veya övenya da bu yöntemlere başvurmayıteşvik eden bildiri veya açıklamalarınıbasanlara ya da yayınlayanlarabir yıldan üç yıla hapis cezası verilir.”Sayı: 357Yürüyüş24 Mart2013ZULMÜN KALELERİNİ DÖVMEYE DEVAM EDECEĞİZ!31


Sayı: 357Yürüyüş24 Mart2013denilmektedir.Örneğin DHKP-C’nin AmerikanBüyükelçiliği’ne yaptığı eylemle ilgiliaçıklamadan bahsetmek yine suç olacak.Ya da bir örgütün eyleminin nedenihakkında bilgi yazmak suç oluşturacaktır.Bir olayın nedenini açıkladığınızda,nedeni hakkında ifadelerkullandığınızda “Eylemi meşru gösteriyorsunuz”suçlamasıyla karşılaşılacaktır.Meşru göstermek kavramıo kadar geniş yorumlanacak ki, herhangibir örgütün açıklamasını yayınlamaksuç sayılacaktır. Dolayısıylabu düzenlemenin eskisi ile bir farkıbulunmamaktadır.6. maddesindeki “b) Toplantı vegösteri yürüyüşü sırasında gerçekleşmesedahi, terör örgütünün üyesiya da destekçisi olduğunu belli edecekbiçimde, örgüte ait, amblem,resim veya işaretlerin asılması yada taşınması, slogan atılması, sescihazı ile yayın yapılması, terör örgütüneait, amblem, resim veya işaretlerinüzerinde bulunan üniformanıngiyilmesi” düzenlemesi ileeylemlerde kızıl bayrak taşımak,döviz taşımak, önlük giyinmek, fotoğraftaşımak; eylemlere katılmasanızbile gözaltına alındığınızda sloganatmak, internet sitelerinizdekızıl bayraklı fotoğraf yayınlamak,eylemlere katıldığınızı gösteren fotoğraflarıyayınlamak, ses düzeniile halkı bilgilendirmek suç sayılacak.Bu madde o kadar keyfi uygulanacakki, Mahir Çayan’ın,Che’nin fotoğrafının bulunduğutişörtlerini giymek, benzer şekildekalem, anahtarlık taşımayı suç sayabilirler.Sola ait değerleri sahiplenmeniz,öyle görünmeniz dahi propagandasuçunu yapıştırabilirler.7. madde de işkence suçuna zamanaşımıuygulanmayacağı belirtilmektedir.Bu maddenin pratiktebir anlamı bulunmamaktadır, işkencesuçu açıkça kanıtlandığında dahi işkenceciler,işkence suçundan değil,yaralama ya da görevi kötüye kullanmasuçundan yargılanıyorlar. Örneğinzamanaşımı ile ortadan kalkan19 Aralık Katliam davalarının hiçbirisi işkence suçlamasıyla açılmamıştı.8. madde de suç ve suçluyu övmesuçu için “AÇIK VE YAKIN TEH-LİKE” kriteri getirilmiştir. Açık veyakın tehlikeyi kim belirleyecek, örneğingericiler övülecek, devrimcilerövülemeyecek mi, Fethullah Gülenövülünce suç olmayacak, MahirÇayan övülünce suç mu olacak,ya da dünya halklarının katili Obamaövülebilecek, Esad övülemeyecekmi? Muhtemelen kimin övülemeyeceğinehakimin siyasi görüşleri kararverecek. “Açık ve yakın tehlikeyi”canlarının istediği gibi uygulayabilecekler.Tasarının diğer maddelerinde yeralan, tutuklama kararlarında savcınıngörüşünün alınmayacağı, sanık vemüdafiilerinin görüşünün alınacağıyönündeki düzenleme sadece şeklibir düzenlemedir. Çünkü tutuklu olankişilerin tutukluğunun aylık olarakincelenmesi şekilseldir ve hiçbir hakimher dosyayı aylık olarak incelemez.Buna ilişkin verilen kararlarönceden verilmiş hazır kararlardır.Mevcut düzenlemede ise avukat vetutuklu kişiler her zaman tutuklu incelenmesiniisteyebilirler, aylık görüşlerinialınması pratik bir faydasıyoktur.Bir noktayı daha eklemeden geçmeyelim,AKP devrimcilere saldırırken,gericilerin önünü açıyor. Aynıgünlerde meclise bir yasa tasarısıdaha gönderildi. Hukuk MuhakemeKanunu ve Bazı Kanunlarda DeğişiklikYapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı’ndaKur’an kursları gibi kaçakolarak kabul edilen, kanunlaraaykırı olan kursların açılmasınıda yasal hale getirmektedir. Yanidevrimcileri sahiplenmek suç, sosyalistyayınları okumak suç,Kur’an kursları vb. kursları açmakyasal hale geliyor.AKP DemokrasiGetirmezAKP faşist uygulamalarıyla örgütlenmeözgürlüğünü çiğnedi. Mülkiyethakkına saldırdı. İşkenceyi sıradanlaştırdı.İfade özgürlüğünü sınırladı.Bu nedenle Avrupa İnsanHakları Mahkemesi’ne başvurularınartmasını sağladı ve şimdi şişen dosyalarıdüşürmek için şekilsel hatalarıdüzeltmeye çalışıyor. Örneğin 3.Yargı Paketi’nde çok sayıda kişinintahliye olacağı beklentisine rağmentahliye olan insan sayısı beklenengibi olmadı, 3. Yargı Paketi ile 220.madde de yapılan değişikliğe rağmenbundan yararlanması gereken devrimcileryasaya aykırı bir biçimdekanun değişikliğinden yararlanamadılar.Yine sözde tutuklama yerinegetirilen adli kontrol yöntemleridevrimciler için kullanılmıyor.AKP son on yılda hukuk eliyledemokrasiyi genişletmek bir yana,faşizmi yasal hale getirdi. AKP 3.Yargı Paketi’ni yürürlüğe koyduğunda4. Yargı Paketi’ni tartışıyorlardı veo dönemde “Şimdi aynı şeyleri yenidenduyuyoruz. 3. Yargı Paketiiçin söylenen şeyler bu kez neredeysenoktasına virgülüne varana kadaraynı şekilde 4. Yargı Paketi için söyleniyor.Bu paketin de özgürlükleritemel alan, özgürlükleri geliştiricideğişikler içerdiği, özellikle ifadeözgürlüğünün önündeki engelleri kaldıracağıifade ediliyor. Yine yargımekanizmasındaki aksaklıkları gidererekuzun yargılamaları önleyici,böylece ‘adalete daha hızlı erişimisağlayan’, silahların eşitliği ilkesinigüvenceye alan nitelikte değişiklikleriçerdiği gibi pratik hiçbir değeri olmayanyorumlar ve nitelendirmeleryapılıyor.Bunun böyle olmadığını görmekiçin çok zaman geçmesi gerekmeyecek.Son süreçte yaşadıklarımızabaktığımızda bunu bugünden söylemekyanlış olmayacaktır.” (Yürüyüşdergisi sayı 340, syf 24) demiştik.Daha 3. Yargı Paketi’nin uygulamalarınıgörmeden yaptığımız tespitlerbugün bizi doğrulamıştır. Daha önceyapılan yargı paketleri ne demokrasigetirdi ne de gözaltına alınan kişisayısını, işkence uygulamalarını,mahkemelerin tutumunu değiştirmedi.Hal böyleyken 4. Yargı paketlerindenumutlar beklemek saflığın ötesindeAKP’ye hizmet etmektir.BDP Milletvekili İdris Baluken32HALKIN DA ADALETİ VAR!


4. Yargı Paketi meclise sunulduktansonra tasarı hakkındadağ fare doğurdu”yorumu yaptı. BDP CezaKanunu’nun 314. maddesinde değişiklikyapılarak genel affın önününaçılacağını düşünüyordu herhalde.3. Yargı Paketi’nde yapılandeğişikliği yaşama geçirmeyen AKPneden devrimcilerin serbest kalmasınısağlayacak düzenlemeler yapsın ki.Ya da bir yandan barış görüşmeleriyaparken Kandil’i bombalayanAKP’ye umut bağlanabilir mi?Son iki ayda Halk Cephesi’neyönelik yapılan operasyonda yaklaşık300 kişi gözaltına alındı, yaklaşık140 kişi tutuklandı. Tutuklanmalarınana nedeni, AKP politikalarınakarşı örgütlenme hakkınıkullanmak iken, bu operasyonlarıboşa çıkartacak, tutuklanan kişilerinserbest kalmasını sağlayacak düzenlemelerinyapacağına inanmak apolitikliktir.Yine Radikal gazetesinde yazanTarhan Erdem tasarıda yer alan “Açıkve yakın tehlike” kriterinin getirilmesininkendisini heyecanlandırdığını,bu kriterin büyük bir yenilikgetirdiğini belirterek düzenlemeyigetirenlere teşekkürlerini sunarak,“Seçim işlerimizden ticaret hayatımızakadar her yerde demokrasi getirilmesineneden olacak, yurttaşlarınözgürlüklerini yaşamalarını sağlayacaktır”demiş.Bu abartı ve gerçeklikten uzakyoruma benzer düşünenler şu örneğivermek gerekir: Ceza Kanunu’nagöre, bir kişinin anayasal düzeni değiştirmeyeteşebbüs suçlaması ileyargılanması için, eylemin “elverişliaraçlarla yapılması” kriteri bulunmasınarağmen, AKP iktidarı silahlayapılan her eylemi anayasal düzeniyıkmaya teşebbüs olarak değerlendirmektedir.Bu konu öyle abartıldıki, bir kumarhaneye molotof kokteylatmak eylemi dahi anayasal düzeniyıkmaya teşebbüs olarak değerlendirilmektedir.Anayasal düzeni yıkmakiçin bir molotof kokteylini “elverişliaraç” sayan AKP iktidarı “açıkve yakın tehlike” kriteri ile tutuklamakistediği her kesi açık ve yakıntehlike diyerek tutuklayacaktır.Demokrasi BağımsızlıkSorunudurKimi sol çevreler AKP’nin sözlerineinanarak kendisinden samimidavranışlar beklemektedir. “Ayinesiiştir kişinin lafına bakılmaz.” AKPiktidarının samimiyetini anlamak içinson on yıl içerisinde demokrasi, insanhakları, yargıda reform paketleri sonucunuincelemenize gerek yok. Soniki yıl içersindeki tutukladığı insansayısına ve çeşitliliğine, tutuklamagerekçelerine baktığınızda söylenensözlerin demagojiden ibaret olduğunuanlayacaksınız. Tutuklamaları yapanhakimlerin adını bile değiştirdiler,“özgürlük hakimi” dediler. Ancakonlar kadar tutuklama kararına imzaatan hakim olmadı bugüne kadar.AKP iktidarı, ülkemizin tüm ekonomikdeğerlerini talan ederken, sömürüyüdizginsiz artırırken, demokrasigetirmez. Bağımsız olunmadandemokrasi gelmez, bağımsızlık mücadelesiniyükseltmek için örgütlenmeli,faşizme karşı demokrasi mücadelesinibüyütmeliyiz.Sayı: 357Yürüyüş24 Mart2013Mete Diş DerhalSerbest Bırakılsın!TAYAD'lı Aileler, Kandıra 1 No'luF Tipi Hapishanesi’nde tutsak olan,kanser hastası Mete Diş’in tahliye edilmesiiçin 19 Mart günü İstanbul Adliyesiönünde eylem yaptılar. Eylemde: “Mete Diş,hapishanenin sağlıksız koşullarından kaynaklı kanserhastalığına yakalanmıştır. Bilindiği üzere, F Tipi hapishaneler,tutsakları ‘sessiz imha’ etme üzerine inşaedilmiştir. F tipi hapishanelerde hasta tutsakların bilinçliolarak tedavi edilmeleri engellenmektedir. Güler Zereörneği, bu durumun en iyi kanıtıdır. Mete Diş de tedavisiengellenerek, katledilmek isteniyor. Hasta tutsakların tedavilerininyapılabilmesinin tek koşulu serbest kalmalarıdır”denildi.15 kişinin katıldığı eyleme, o sırada eylem alanındangeçen bir kadının da katıldığı gözlendi. Eylem, “KanserHastası Mete Diş Serbest Bırakılsın!”, “Hasta TutsaklarSerbest Bırakılsın!”, “Anaların Öfkesi Katilleri Boğacak!”sloganlarıyla bitirildi.Ayrıca, eylemle aynı saatlerde mahkemeye çıkartılanMete Diş'in, serbest bırakılmadığı öğrenildi.Tecrit Öldürür Tecrite Son!İzmir’de, Tecrite Karşı Mücadele Platformu bileşenleri(ESP, DHF, Partizan, Alınteri, Halk Cephesi) 15 Martgünü keyfi uygulamalara karşı eylem yaptı. Eski Sümerbankönünde yapılan eylemde, “Türkiye’de hapishanelertarihi kanla, ölümle, işkence ile doludur. Adli yada siyasi olsun, tüm tutuklu ve hükümlülerin F Tipi vediğer tüm hapishanelerde en temel insani hakları ve talepleritecrit politikasında ısrar edilerek yok sayılıyor.”denildi.“İçeride Dışarıda Hücreleri Parçala” pankartının taşındığıeylemde Kırıklar F Tipi ve Şakran Kapalı Hapishanesi’ndetutsaklara yapılan keyfi uygulamalar, onursuzaramalar ve gardiyanların tutsaklara saldırıları anlatılırken;Şakran Hapishanesi müdürü ve Kırıklar F Tipi HapishanesiMüdürü Necmi Üçler teşhir edildi. “İçeride DışarıdaHücreleri Parçala”,“Tecrit Öldürür TecriteSon”, “YaşasınDevrimci Dayanışma”sloganlarıylaeylem sonlandırıldı.Eyleme ÇHD,KESK, İHD, DİSKdestek verdi.ZULMÜN KALELERİNİ DÖVMEYE DEVAM EDECEĞİZ!33


Sayı: 357Yürüyüş24 Mart2013Halkların bütün acılarınınhesabını sormak içinSınıf KiniDuyduk duymadık demeyin!Bundan sonra sorguda Conilervarmış.Sorguda Coniler varsa bizim de7’den 70’e Amerikan “gavuruna”alerjimiz var.1 Şubat günü Ankara’da bulunanAmerikan Büyükelçiliği’ne DHKP-C’li Alişan Şanlı’nın gerçekleştirdiğifeda eyleminden sonra olay yeri incelemeçalışmalarına Türk polisiylebirlikte FBI ve CIA ajanlarının da katılacağınıöğrendik. Yine haberlerde elçilikbinasında patlayan bombanınAmerikan topraklarında mı yoksaTürkiye topraklarında mı, hangi noktadapatladığına dair açıklamalar yapıldı.Eylemin “Amerikan topraklarında”gerçekleştiği kararına varıldı.Uluslararası ilişkilerde elçilik binalarıhangi ülkeye aitse o ülkenin topraklarıkabul ediliyor. Ve tartışmalara,yorumlara bir açıklama da Büyükelçidengeldi. Amerikan BüyükelçisiFrancais Riccardone elçilikiçindeki soruşturmayı doğrudan Amerikangizli servislerinin yürüteceğini,elçilik dışında da izin alarak FBIve CIA ajanlarının sorgulara katılacağıaçıklamasında bulundu.Amerikan ajanları ülkemizde sorgularailk kez katılmıyor. 12 Eylül1980 cunta döneminde devrimcilerinişkenceli sorgularına FBI, CIA ajanlarınınbizzat katıldığı biliniyor. Ancakbugüne kadar bunlar hep gizlenirdi.Bu gün ise açıktan, gizlemeyebile gerek görmeden ilan ediyorlar.Amerika feda eylemiyle sanıldığıkadar güçlü olmadığını görmüş olmalıki, eylemin halka ulaşmasını engellemeyeçalışıyor. Eylem hakkında itibarınızedeleyen, karalayan, küçümseyen,çarpıtan tarzda yapılan açıklamalarınkarakterine baktığımızda görünensuçluluğunun yansımasıdır.Amerikalı ajanlar kendi can güvenlikleriaçısından Türkiye’nin güvenilirolmadığını gördüler.Dünyadaİsrail’den sonraen iyi işbirlikçisiAKP’ye olan güveninigözden geçirecekleri kesin. İşbirlikçiAKP’de Amerika’nın güveninikazanmak için eylemin “ipuçlarına”ulaşabilmek adına gerekirse her yanabaskınlar düzenleyecektir. Hem de bubaskınlara hiçbir neden bulmadığı haldeyapacak. Eylemin üzerinden iki haftageçtikten sonra Amerikalı FBI, CIAajanlarıyla birlikte AKP eylemi gerçekleştirenAlişan Şanlı’nın eylemihiçbir yardım almadan, Ankara’daki örgütüyeleriyle bağlantı kurmadan yineörgütün talimatıyla “kapalı devre”yöntemiyle eylemi gerçekleştirdiğibilgisini basınla paylaştılar. Bu tabloyaiyi bakın düşmanın ruh halini iyi takipedin.İşçiler, memurlar, öğrenciler, kadınıerkeği ile bu vatanın sahipleri bizlerAmerika’nın açıklamalarını nasıl yorumlamalıyız?..Türkiye 1950’lerden bu yana işbirlikçihükümetler aracılığı ile Amerika’yabağımlı hale getirildi. Ülkemizdeİncirlik Üssü gibi daha bilinmeyensayısız üssü var. BinlerceAmerikan şirketiyle zaten içimizdeler,diye mi bakacağız? Bu zamana kadarsorguladılar, şimdi de sorgulamayagirseler ne olur mu, diyeceğiz?Mahir Çayan, Amerika’nın ülkemizdekiemperyalist tutumunu ve halkın1960’lardaki durumunu şöyle ifadeediyor: “II. Yeniden paylaşım savaşından,özellikle 1960’dan sonra(Amerika gizli işgalinin oluşturduğu)ekonomik, sosyal ve politik kriz ülkedekisınıflar arası kutuplaşmayı veemekçi kitlelerin memnuniyetsizliğinihad safhaya çıkarmıştır. Bu gün Anadolu’nunpek çok yerinde halkın uyanıkkesimleri, düzenin bütün partilerindenumutlarını kesmişler ve bu sefalettenkurtulmanın tek yolunun isyanetmek olduğunun bilincine varmışlardır.Halkımızın uyanık kesimleri Amerikan“gavuru” ile işbirliği içindeDünyanın Katili Amerika’yaKarşı Uyanık Olalım!olan ağaların, patronların, parababalarınınnasıl kendilerini iliklerine kadarsömürdüklerinin farkındadırlar.Kitlelerde zenginlik düşmanlığı had safhadadır.Onların anlamadığı tek şey,yenilmez bir güç olarak gözlerinde büyüttüklerioligarşik devlet düzeninin kofve çürüklüğüdür. (oligarşi, kitlelerin bilincindefikri sabitlik derecesinde “devletekarşı konulmaz” düşüncesini iyiceperçinleştirmek için, sürekli olarakyaygara, gözdağı, kuvvet gösterisi vedemagoji ve özellikle bu konuyu işlemektedir.)”(Mahir Çayan Bütün Yazılar’dan.)1960’ların Türkiye’sindeki Amerikanemperyalizmi ile günümüzdekiişbirlikçi AKP hükümetinin durumundabir değişiklik var mı, diye bakacakolursak; Evet var. Bugün işgalinidaha açıktan sürdürüyor. 12 Eylül1980’de cunta için “bizim çocuklaryaptı” açıklamaları boşuna değil.Çünkü tüm kurumlar emperyalizminbelirlediği şekilde düzenlendi.Hangi partinin iktidara geleceğindenöte atanacak memurların sayısından,ne kadar ücret alacağına, toprağımızane ekip biçeceğimize kadar Amerika’nınbelirlediğini 75 milyon biliyoruz.Amerika’ya bağımlılığımızkat be kat arttı. Bu düzenin böyle sürmeyeceğinibiliyoruz.Biliyoruz çünkü dünya yüzündehiçbir halk, hiçbir ulus sömürü ve işgalaltında yaşamayı kabul etmemiştir.Bizim gibi geri bıraktırılmış ülkelerde“devlete karşı konulmaz” düşüncesiOsmanlı’dan günümüze kadargüçlü bir olgu olarak işlenmiştir. Bugüçlü olgunun yıkılması zor görünebilirama imkansız değil. Amerika’nıngücüne karşı Anadolu’nun Amerikan“gavuruna” karşı, işbirlikçilerine karşıalerjisi güçlüdür. Bu nedenle diyoruzki, sorguda FBI, CIA ajanlarıvarsa bizim de Amerika’ya kinimizvar. Kinimizi anlatan türkülerimizvar. “Hoşt Amerika puşt Amerika /Allende’yi öldürdünüz / Vietnamıkana buladınız / Hoşt Amerika puştAmerika.34HALKIN DA ADALETİ VAR!


Devrimci İşçiHareketiSabancı ve Ülkerler İçin Karlı YılHalk İçin İşsizlik, Açlık YoksullukSabancı Holding, 31 Aralık 2012 tarihiitibariyle; sona eren yıla ait konsolide mali tablolarında4 milyar 676 milyon lira konsolide faaliyet karı ve1 milyar 856 milyon lira konsolide net kar elde etti.Satışları önceki yıla göre yüzde 17'lik artışla 26 milyar94 milyon lira olarak gerçekleşen Sabancı Holding'intoplam varlıkları ise 31 Aralık 2012 tarihinde, geçenyıla gereğ yüzde 16 artış ile 175 milyar 398 milyonliraya, ana ortaklığa ait özkaynakları yüzde 17 artış ile 16milyar 251 liraya ulaştı.Sabancı Holding Üst Yöneticisi Zafer Kurtul, "2012yılında Sabancı Holding, hedeflerinin üzerinde büyümeyibaşardı. Yüksek büyümemizin yanında kararlılık olarakda başarılı sonuçlar aldık. Akbank, bir taraftan bütünana ürünlerde pazar payı kazanımları elde ederken diğertaraftan yüzde 15'in üzerinde bir özkaynak getirisi sağlamış,sağlıklı ve istikrarlı büyümesine devam etmiştir" dedi. (Hürriyet,8 Mart 2013)Ülker ise 2012 yılında satış gelirlerini yüzde 30.8 artırarak2 milyar 341 milyon liraya ulaştırdı. Şirket 2011yılının aynı döneminde 1 milyar 789 milyon lira satış gelirielde etmişti. 2011 yılında 112.90 milyon lira faaliyetkarı elde eden şirket 2012 yılı sonu itibariyle faaliyet karıise, 202 milyon lira olarak gerçekleşti.Zafer Kurtul, 2020 yılı hedefi için de "8 bin megavatayükselterek, Türkiye'de tüketilen elektriğin yüzde 10'unuüretmeyi ve dağıtımda 6 milyon müşteriye hizmet vermeyihedefliyoruz. Bu hedefimize ulaşırken, enerji alanındakiözelleştirmeleri de yakından takip edeceğiz" diyor.Sabancı Holding faaliyet gösterdiği bütün alanlarda Türkiyeortalamasının üzerinde bir büyüme göstermiş.AKP iktidarı yıl boyunca büyümeyle övünüp durdu.Açlıktan, yoksulluktan, işsizlikten yakınan halka da,“Kesin sesinizi. İşte büyüme rakamları. Dünya kriz içindeykenülkemiz büyüyor” diyerek nankörlükle suçluyordu.İşte kimlerin büyüdüğü ortadadır.Zafer Kurtul, yüksek büyüme ve büyük karlar elde etmesininnedenini de "başarılı stratejiler uygulayarak ve operasyonelverimliliği yükselterek" sağladıklarını söylüyor.Patlayan baraj kapağıyla sular altında kaybolan işçilerdenhiç bahsetmiyor.Halk açlık içinde yaşarken AKP iktidarının tekelleresağladığı olanaklardan hiç bahsetmiyor.Köle gibi çalıştırıp emeğini sömürdükleri işçilerden hiçbahsetmiyor.Kriz var diyerek halkın üzerine yeni vergiler bindirirkentekellere sunduğu teşviklerden hiç bahsetmiyor...Karlarının tek nedeni üç-beş başarılı yöneticinin izlediğistrateji...Ülker'in yöneticisi Mehmet Tütüncü de büyümelerinin"Ülker'in2011 yılında başlamış olduğu yeniden yapılanmaçalışmalarıve önceliktespitlerinin"sonucuolduğunusöylüyor.AKP iktidarındadevletin tüm olanakları, (yani halkın paraları)Ülker grubunun ayaklarının altına serildi, bundanhiç bahsetmiyorlar.Tekellerin büyümesinin tek bir açıklaması vardır:Milyonlarca insanın daha fazla yoksullaşması ve aç kalması...İşsiz kalan yüz binlerce işçi, iflas eden on binlerceesnaf, çiftçi ve küçük üreticidir.Taşeronluk sistemiyle işçilerin sömürülmesidir. Mesaisiödenmeyen, kıdem tazminatı verilmeden işten atılan işçidir.Tekeller, “kriz var” derler, ilk yaptıkları şey işçilerinmaaşlarını kesmektir. İşten atmakla tehdit edip dahafazla çalıştırarak mesai ücreti vermemektir.Evet, elbette, ekonomik kriz de olsa, onlar “krizi fırsata”dönüştürdükleri için en büyük karları ederler. Ondan sonraholding “CEO”ları başarı masalları anlatırlar.*Konsolide: Uzun vadeli ve faizli hisse senedi veyatahvil kâğıdı. Konsolide bütçe:[ik.] Genel ve katmabütçeleri kapsayan bütçe.“Finans dergisi Forbes’in en zenginler listesine göreTürkiye “Milyarder” sayısında Avrupa ikincisi oldu...Çok milyarder var...Öte yandan...Nüfusun tümü ele alındığında ise “yoksulluk” sıralamasında,aynı Avrupa ülkeleri arasında yine ikincisırada... Ve çok yoksul var...Gel çöz... Yoksullar ülkesi, en çok “Milyarder” yetiştirebilmiş...”(Bekir Coşkun, 12 Mart 2013)Denklem çok basit aslında. Karmaşık olan hiçbir şeyyok.Kapitalizmin değişmez kuralı da bu zeten.Zenginliğin tek kaynağı sömürüdür. Halk ne kadarçok sömürülürse zenginlerin servetleri o kadar büyür.Hem halkın geçim düzeyi yükselecek, hem de tekellerinserveti büyüyecek... Bunların ikisinin birlikte olmasımümkün değildir.Zenginlerin sayısının rekor düzeye ulaşması, yoksullarınsayısının rekor düzeyde artmasının en somutkanıtıdır.Sayı: 357Yürüyüş24 Mart2013ZULMÜN KALELERİNİ DÖVMEYE DEVAM EDECEĞİZ!35


Devrimci Bir Derginin İlanına Sansür UygulamakAKP Faşizminin Tecrit Saldırısına Destek Vermektir!Sayı: 357Yürüyüş24 Mart2013AKP faşizminin F Tiplerinde tutsaklarabaskı, tecrit ve sansürününbir parçası olarak en çok başvurduğuceza “iletişimden mahrum bırakma”cezasıdır. Dışarıyla her türlübağı kopartmak ve tutsaklara yaptırımuygulamak için sürekli görüş yasakları,yayın yasakları koyuyor, ziyaretve mektup cezaları veriyorlar. Siyasiyayınlar sürekli sakıncalı bulunuyorve engelleniyor. Yürüyüş dergiside hapishanelere sokulmayan “sakıncalılar”listesinin başında geliyor.AKP faşizminin bu tecrit ve sansürünekarşı tutsaklarımız en azından,dergimizin içeriği hakkında bilgi sahibiolsunlar diye onlara, her hafta,ilan yoluyla ulaşmaya çalışıyoruz.İlan konusunda, burjuva medya dergimizekarşı düşmanca tutum sergilerken“dost!” olduklarını söyleyenlerintavırlarının da onlardan çokfarklı olmadığını yaşayarak görüyoruz.Burjuva basının neden ve niçinyaptığını anlıyoruz. Onlar devrimcileredüşman. Onların sansürününanlaşılır nedenleri var. Ya kendilerine“sosyalist”, “komünist” diyenlerinasıl anlayalım?Evrensel ve Birgün gazeteleri de,devrimci tutsaklar için verilen Yürüyüşdergisinin ilanına sansür uyguluyor.Her iki gazetenin de “sansürcü”tavrı yeni değildir. Birgün veEvrensel bunu hep yaptılar ve yapıyorlar.Defalarca, tutsaklarımızın ülkemizgündemi hakkında bilgi sahibiolması için verdiğimiz ilanı kabuletmediler. Yürüyüş dergisinin ilanınıkabul etmemeyi, eleştirilere karşı birkoz, bir tehdit ve kalkan olarak kullandılar.Yine her iki gazete de BüyükDireniş boyunca sansür uygulayarak,F Tiplerinde direnen tutsakların talepleriniiçeren ortak ilanını yayınlamayarakdevrimci tutsakların sesiniboğmaya çalışan burjuva medya ileaynı noktada buluştular.Demokratlığın bile asgari gereklerivardır. “Devrimci” ve “sosyalist” olduklarınıiddia eden Birgün ve Evrensel’inbu sansürü bırakalım devrimciliği,demokratlığa bile sığmayanbir tavırdır.Faşizm, F Tipi hapishanelerdekoyu bir sansür ve tecrit uygulayarakkitap, dergi ve gazeteleri “sakıncalı”diyerek vermiyor. Öğrenme, bilgilenmehaklarını gasp ederek tutsaklarıcezalandırıyor. Evrensel ve Birgünde Yürüyüş dergisinin ilanını almayarakaynı şeyi yapıyor. Bu tavrın,devrimci yayınların ilanına sansüruygulayan burjuva basınından, hapishanelerdeyasaklar uygulayan AKPiktidarının tavrından farkı yoktur.Devrimci bir derginin ilanına sansüruygulamak AKP faşizminin tecritsaldırısına destek vermektir. Devrimcitutsaklara tecrit içinde tecrit uygulamaktır.Birgün Gazetesi ilanı yayınlamamagerekçesini; “Daha önce yaşanansorunlar var, bize küfür ettiniz”,“Bize ve bize yakın olan kurumlarayönelik yazılar yazdınız” şeklindeaçıklarken, Evrensel, “Daha önceilanını yayınlıyorduk ancak dahasonra bir takım sıkıntı oldu. Bu sorunlarıntekrarını yaşamamak içinilanı bir daha yayınlamayacağımızıYürüyüş Dergisinin İlanınıYayınlamayan BirgünGazetesinde Yayınlanan Bazı İlanlar- İhale İlanı: 13 Kalem Merkez Sterilizasyon servsine sarfmalzeme alımı Sağlık Bakanlığı Medeniyet Ünitesi GöztepeEğitim ve Araştırma Hastanesi- TC. BÜYÜK ÇEKMECE 1. İCRA DAİRESİ; TAŞINIRINAÇIK ARTIRMA İLANI- MÜJDE FM 89.6Hem eylendiren hem de bilgilendiren radyo!- OLAĞAN GENEL KURUL İLANI- MİMAR VE TEKNİKER ARANIYOR- MEYAZ MİMAR-LIK- T.C. BAKIRKÖY 9. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ- SUDA MADEN AŞ. YÖNETİM KURULUTEMSİL BELGESİ İLANI- İSTANBUL DEFTARDARLIĞI AVRUPA YAKASI MİLLİEMLAK DAİRESİ BAŞKANLIĞI BEYOĞLU EMLAKMÜDÜRLÜĞÜNDEN SATILIK ARAÇLAR İLANI- BAĞIMSIZ MIYIZ? (DERGİ İLANI)- TEKİRDAĞ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİM-LİĞİNDEN KAMULAŞTIRMA DUYURUSUYürüyüş Dergisinin İlanınıYayınlamayan EvrenselGazetesinde Yayınlanan Bazı İlanlar- YOĞURT (TAM YAĞLI)MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI GENEL KURMAY BAŞ-KANLIĞI VE MÜSTEŞARLIK HV. ER. EĞT. MARK.- RENKLİ DÖKME EPDM KAUÇUK ZEMİN KAPLA-MA YAPIM İŞİMALTEPE BELEDİYESİ PARK VE BAHÇELERMÜDÜRLÜĞÜ- MEZİTLİ BELEDİYE BAŞKANLIĞINDAN İHALE İLETAŞINMAZ SATIŞ İLANI- T.C. ÇORLU İCRA DAİRESİ TAŞINMAZIN AÇIKARTIRMA İLANI- T.C. TRABZON 2. İCRA DAİRESİ TAŞINMAZIN AÇIKARTIRMA İLANI- T.C. KEMALPAŞA (SULH HUKUK MAH.) SATIŞMEMURLARI TAŞINMAZIN AÇIK ARTIRMA İLANI- BAĞIMSIZ METAL İŞÇİLERİ SENDİKASI (BİMİS) 2.OLAĞAN GENEL KURULUNA ÇAĞRI İLANI- İETT EDİRNE KAPI GARAJINA BAKIM HANGARIYAPILMASI İHALE İLANI- GÖKTÜRK BİLGİ EVİ YAPIMI İŞİ36HALKIN DA ADALETİ VAR!


ifade ettik. İlkesel olarak bu kararıaldık” diyor.Eleştiri ve Özeleştiriİdeolojisine vePolitikalarına GüvenenlerinSilahıdırEleştiri, sol içi ideolojik mücadelenintemelidir. Yayın organları daideolojik mücadelenin araçlarıdır.Ama görüldüğü gibi Birgün ve Evrenselgazeteleri ideolojik mücadeledenkaçıyorlar. Yapılan eleştirilereyayın organlarında yazılı cevap vermekyerine “Bizi eleştirirseniz ilanınızıyayınlamayız” diyerek, “Eleştirirsenizilişkimiz bozulur” diyerektehdit ediyorlar. Devrimciler eleştiriyeeleştiri ile cevap verirler. Cevap vermekyerine hapishanelerde tecrit altındakitutsaklar için özel bir önemiolan ilanı yayınlamamak devrimcibir yöntem değildir. Eleştiri ve özeleştiriideolojisine ve politikalarınagüvenenlerin silahıdır. Eleştirmekde, hatayı kabul etmek de ideolojikolarak güçlü olanların işidir. İdeolojikmücadele devrimci yöntemdir. Evrenselve Birgün’de bu cüret yoktur.Sol içi ilişki yöntemleri devrimcideğildir. Açıklık ve samimiyet yerineburjuva yöntemlere sarılırlar. KendilerindeDevrimci hareket hakkındaher türlü yalan ve kışkırtıcı yazılaryazmayı hak görürler. Ama devrimcilerbu yalan ve demagojilere cevapyazdığında, gerçekleri söylediğindekabul etme cesaretini gösteremezler.Eleştirenlere sansür uygulamaya başlarlar.“Eleştirmeyin ilanlarınızıbasalım” pazarlığı yaparlar. Düzeninokları kendilerine yönelmesin diyeonlar okları devrimcilere yöneltirler.Evrensel ve Birgün,İdeolojik MücadeledenKorkuyorEvrensel ve Birgün, Yürüyüş’üneleştirilerine ideolojik mücadele çerçevesindecevap vermek yerine, tahammülsüzleşipsıradanlaşıyorlar.Evrensel ve Birgün, ideolojik mücadeledenkorkuyorlar. Eleştirilere cevapveremeyip “İlan almama” tavrınagirmek, güçsüzlüktür. Tutsaklarınilanını da yine benzer nedenlerle, 57şehidin ve ölüm yatağındaki yüzlercetutsağın kanını, canını düşünemeyecekkadar da sorumsuz, ciddiyetsizdavranarak “Vatan’da çıkan yazıdandolayı böyle bir karar aldık” diyerekyayınlamamışlardı. Bugün yaptıklarıda budur.Faşizmin zulmüne direnen devrimcitutsakları sahiplenmek, bir avuçişbirlikçi ve hain dışında herkesingörevidir. Çünkü onlar, Türkiye vedünya devrimci hareketinin onurudur.Devrimci tutsaklara sansür uygulamanın,dostlukla, demokratlıkla, devrimciliklehiçbir ilgisi yoktur. Bu nesol adına, ne devrimcilik, ne demokratlık,ne komünistlik adına kabuledilebilir. Bizim bildiğimiz dostluk,direnenlerin yanında olmaktır, zorzamanlarda dayanışmaktır, sahiplenmektir,yardımlaşmaktır. Paylaşmaktır,güvenmektir. Dostluk, hatalarınınüstünü örtmek değil eleştirmektir.Evrensel ve Birgün hem gazetelerinde“AKP iktidarında cezaevleriişkencehaneye dönüştü”, “Kitaplarınve telefon görüşmelerinin yasaklarıgiderek artıyor”, “ Hayatı 8 metrekareiçine sığdırmak ve yalnızlaşmak”,“Kitap okumak yasak, resimyapmak yasak, gazete okumak yasak,mektup yazmak yasak, türküve marş söylemek yasak”, “F Tipindetecrit içinde tecrit” diye yazıyorlar.Diğer yandan da devrimci tutsaklarınYürüyüş dergisinin içeriğini öğrenebilmelerinintek yolu olan ilanasansür uyguluyorlar. Burada samimiyetyoktur. Burada dostluk yoktur.Tecrite ve sansüre karşı olmak ajitatifbir slogan olmaktan öte bir anlamtaşımamaktadır.F Tipi tecrit hücrelerindeki devrimcitutsaklar için verilen Yürüyüşilanını, bizim eleştirilerimizi “ağır”buldukları için yayınlamayan Evrensel’insayfalarında boy boy ihaleilanları, tatil köyleri ilanları, satılıkarsa ve daire ilanları, ticari ilanlarvar. Bu ilanların büyük çoğunluğuBasın İlan Kurulu tarafından verilenticari ilanlardır. Demek ki bu ilanlarınsahipleri Evrensel’in gerçek dostları.Tabi durum böyle olunca Evrensel’dedevrimci tutsaklar için verilen ilanınyeri olmayacaktır.Sayı: 357Yürüyüş24 Mart2013Armutlu Halkındır Halkın Kalacak!İstanbul Küçükarmutlu’da 10 Mart günü, KöyiçiMeydanı’nda yıkımlara karşı halk toplantısı düzenlendi.AKP’nin risk alanı ilan ettiği Armutlu’da yaşayan halk,yıkımlara karşı taleplerini haykırdı. Toplantı öncesindemahalle içerisinde pankartla, sloganlarla dolaşılarak,mahalle halkı yıkımlara karşı birlikte direnmeye çağrıldı.“Yıkımlara Karşı Omuz Omuza”, “Evimizi YıkanınVillasını Yıkarız”, “Halkımız Saflara Evimize SahipÇıkmaya” sloganları atılarak yapılan yürüyüşün ardındanKöyiçi Meydanı’nda toplanıldı.Baltalimanı ve Fatih Sultan Mehmet mahallelerininmuhtarları, yaptıkları konuşmalarda mahallelerinin yıkılmasınaizin vermeyeceklerini söylediler. BaltalimanıMahallesi muhtarı Ali Haydar Aslan, Küçükarmutluhalkının onay vermediği hiçbir projeninbu mahallede hayata geçirilemeyeceğinisöyledi. “Evimizi Yıkanın Villasını Yıkarız”,“Armutlu Bizimdir Bizim Kalacak” yazılı pankartlarınaçıldığı toplantı, konuşmaların ardından sloganlarve alkışlarla bitirildi. Toplantıya 2 bin kişi katıldı. Ayrıcahalk toplantısında, Cumartesi gecesi bir esnafa yönelikçetelerin saldırısı da protesto edilerek “Çeteler HalkaHesap Verecek” sloganları atıldı.ZULMÜN KALELERİNİ DÖVMEYE DEVAM EDECEĞİZ!37


Kürt Milliyetçi Hareket “Barış” Diye Diye,Oligarşiyi Aklıyor!Faşist AKP İktidarınınKökleşmesini Sağlıyor!Sayı: 357Yürüyüş24 Mart2013Abdullah Öcalan 23 Şubat’ta BDPheyeti ile yaptığı görüşmelerde“AKP’YE İKTİDARI ALTIN TEP-SİDE SUNDUK” demişti.BDP Eş Genel Başkanı GültanKışanak 14 Mart 2013'de İstanbul'dabazı gazetecilerle yaptığı toplantıda“BAŞKANLIKLA İLGİLİ FATU-RAYI BİZE KESMEYİN” diyor.Peki, kime kesilecek fatura? Öcalan’ındediği gibi “AKP’ye iktidarıaltın tepside sunun” ondan sonra“faturayı bize kesmeyin” deyin.Kürt milliyetçi hareket, AKP iktidarageldiğinden beri, ‘barış politikaları’çerçevesinde AKP’ye adetacan simidi olmuştur. AKP’nin ihtiyacınagöre ateşkes ilan etmiş, AKPpolitikalarına koltuk değnekliği yapmıştır.Şimdi de aynı şeyi yapıyor.AKP’nin faşist terörü tüm halk kesimleriüzerinde saldırısı azgınca sürerken,Kürt milliyetçi hareket “çözüm”adı altında AKP’nin faşist iktidarınıkökleştirmesi ona koltuk değnekliğiyapıyor.Gültan Kışanak’ın “başkanlıklailgili faturayı bize kesmeyin” demesitam da suçluluk psikolojisiyle yapılanaçıklamadır.AKP, İmralı’da Öcalan’la sadeceKürt miliyetçi hareketi silahsızlandırmayaçalışmıyor, bu “süreç”le birliktebütün halk muhalefetini de sindiripteslim almaya çalışıyor.Kürt milliyetçi hareket AKP’ninpolitikalarına sadece koltuk değnekliğide yapmıyor, faşist AKP iktidarınıaklıyor.Kürt milliyetçi hareketi sol, sosyalistbir çerçevede ele almıyoruz,çünkü o sıfatlarını ta 1990’lı yıllarınbaşında terketmiştir. Ancak Osmanlı’dangünümüze imha, ilhak ve asimilasyonauğrayan Kürt halkınınkurtuluşu için mücadele ettiğini söylüyorsabir hareket bu politikalarınKürt halkına özgürlük getirmeyeceğinibelirtmek istiyoruz. Kürt, Türkülkemizde yaşayan tüm halkları ezenAKP’nin faşist iktidarını daha güçlendirmektenbaşka bir işe yaramamaktadır.Ve yine halkımız “barış”“AKP’YE İKTİDARI ALTIN TEP-SİDE SUNDUK” (Abdullah Öcalan)***“Başkanlık sistemi düşünülebilir.Biz Tayyip Bey’in başkanlığını destekleriz.Biz AKP ile bu temelde birbaşkanlık ittifakına girebiliriz” (AbdullahÖcalan)***“Ne ev hapsi, ne de af bunlaragerek kalmayacak. Herkes, hepimizözgür olacağız. Şunu bilin ki bu hamlemkomployu boşa çıkaracaktır. Ben komployuaşıyorum. Başarılı olursam, NeKCK tutuklusu kalır ne başkası” (AbdullahÖcalan)***Eski yaşam alışkanlıkları topyekunbırakmak gerekir. Neden, çünkü bu birrejim değişikliği olacak. Tanzimat, Meşrutiyet,Cumhuriyet, 1950 çok partilihayata geçişten çok daha önemli, buhepsinden daha derinlikli olacak. Başarılıolursak, yepyeni bir Cumhuriyete...Radikal demokrasi, tam demokrasi,Anadolu ve Mezopotamya’nın tam demokratikleşmesi,hazırlığım bu yönde.(Abdullah Öcalan)***“Sterk “MİT kaynaklı” demiş. Mümkündeğil ama düşüneceksin. Milyondabir de olsa düşüneyim, MİT var mı?MİT de şaşırdı” (Abdullah Öcalan)adı altında sürdürülen politikalarlaaldatılmaktadır.Faşist AKP düzeni halkın gözündemeşrulaştırılmaktadır.Öcalan’ın BDP heyeti ile 18Mart’ta yaptığı görüşmede basınailetilmek üzere söylediği şu sözlerebakın: “YÜCE İRADEYİ TEMSİLEDEN PARLAMENTONUN VESİYASİ PARTİLERİN SUNACAĞIDESTEĞİ ÇOK DEĞERLİ BULU-YORUM.” (Abdullah Öcalan)Kelimenin gerçek anlamıyla kendinikabul ettirmek için düzene “yağçekiyor” Öcalan.Hangi “yüce irade”den bahsediyorÖcalan?Herkes bilir ki, Öcalan’ın “yüceirade” dediği oligarşinin parlamentosuhalkın iradesini değil, emperyalistve işbirlikçi tekellerin iradesini temsiletmektedir. Emperyalistler ve işbirlikçioligarşinin ihtiyaçları doğrultusundapolitika üretirler ve ülkeyionların ekonomik, politik çıkarlarınagöre yönetirler. Burjuva düzendeparlamento halkın değil, burjuvazininparlamentosudur.Oligarşinin parlamentosunun oligarşinezdinde bile bir “yüceliği”yoktur. Özellikle AKP iktidarındaBaşbakan Erdoğan’ın sözünün üstünesöz söyleyen yok. Bırakın halkıniradesini temsil etmeyi oradaki milletvekillerikendi iradelerini dahitemsil etmekten acizdirler.Öcalan düzenin halkın nezdindeçürümüş parlamentosuna sırf kendinidüzene yarandırmak için “yücelik”payesi biçiyor. Düzenin parlamentosunuaklıyor. O meclis değil mi Kürthalkının önüne baraj gibi bir sistemikoyarak Kürt halkının ‘iradesi’ni parlamentoyayansıtmayan. Yıllardırbunu eleştirmiyor musunuz?38HALKIN DA ADALETİ VAR!


O meclisten yaka-paça atılan Kürthalkının seçtiği milletvekilleri değilmi?Kürt milliyetçi hareket için düzeninkurumlarına övgü yeni de değildir,on yıllardır emperyalistler veişbirlikçi oligarşiyle uzlaşmak içinyaptıkları politika tarzıdır. Kürt milliyletçihareket düzeni, düzenin kurumlarını,egemenleri hiçbir zamandoğrudan hedef almamıştır. Devletiçinde hep şahinler ve güvercinlerolmuştur. MHP gibi tescilli faşist birpartiyi dahi Kürt sorununun çözümüiçin adres gördü.Öcalan “Başkanlık sistemi düşünülebilir.Biz Tayyip beyin başkanlığınıdestekleriz. Biz AKP ilebu temelde bir başkanlık ittifakınagirebiliriz” diyor.Bugün düzen partileri, hattaAKP’nin kendi içinde bile başkanlıksisteminin tamamen Erdoğan’ın diktatörlüğünügetireceği düşüncesiylekarşı çıkanlar var.Ve Öcalan “Biz Tayyip beyin başkanlığınıdestekleriz” diyor. AKP’degerek başkanlık sisteminde olsun,gerek anayasa hazırlanmasında olsundüzen için muhalefetlerini de dikkatealmayarak sırtını BDP’ye dayayıpher türlü halk düşmanı politikalarınıhayata geçiriyor.Türkiye her gün yeni bir operasyonlauyandığı, yüzlerce evin, demokratikkurumların basıldığı, yüzlercekişinin gözaltına alınıp tutuklanarakhapse atıldığı şu günlerdeÖcalan Türkiye’yi özgürleştirmektenbahsediyor.Bu AKP iktidarının faşist düzeniniaklamak değil de nedir? Sonra GültanKışanak “başkanlıkla ilgili faturayıbize kesmeyin” diyor.“Roboski katliamının ya da bir Pariskatliamının üstü örtülerek kalıcı barışzeminin gelişeceğine ben inanmıyorum.”(Murat Karayılan, 16 Mart 2013, ÖzgürPolitika)***“Geride kalmış yüzyılın bakış açısıylasorunlara yaklaşanlar bir gelecekvaat edemez. Gelecek, yeni çağdaşbakış açısında aranmalı.” (Murat Karayılan,16 Mart 2013, Özgür Politika)***“Şu anda yoldaşlarımız hemen heryerde tartışma içerisindedir. Önceliklekendi kadro yapımızı ikna etme faaliyetiniyoğun bir biçimde gündemimizealmış bulunuyoruz.”(Murat Karayılan,16 Mart 2013, Özgür Politika)***“BAŞKANLIKLA İLGİLİ FATURAYIBİZE KESMEYİN” (BDP Eş GenelBaşkanı Gültan Kışanak)***“Başkanlık ille de otoriter yönetmebiçimi değil. Sorun modelin kendisideğil, kuvvetler ayrılığı.” (BDP EşGenel Başkanı Gültan Kışanak)Kürt Milliyetçi Hareket“Barış” Politikası AdıAltında Faşizmin KürtHalkına Yaptığı Zulmünde Üstünü Örtüyor!2009 yılında AKP’nin “Kürt açılımı”başlattığında DTP EşbaşkanıAhmet Türk, “barış için 17 bin failimeçhulü... Diyarbakır’daki işkenceleriunuturuz” demişti. Evet unuttularda.AKP’nin Kürt halkını imhayayönelik katliamları hiç bitmedi. Fakatbuna rağmen Kürt milliyetçi hareket“barış süreci” bozulmasın diye AhmetTürk’ün söylediği gibi bu katliamlarıgörmezlikten geldiler. Gündem yapsalardaaçıkça katliamdan devleti sorumlututmak yerine, devleti aklayarakdevletin içindeki “şahinler”e,“savaş rantçıları”na, “Ergenenekoncular”ayükledi.En son Paris’te katledilen 3 PKK’liiçin de aynı şeyi yaptılar.Katliamı yaptığı söylenen kişininMİT ile görüşmeleri, bağlantıları ortayaçıktı. Tetiği kimin çektiğininnasıl çektiğinin hiçbir önemi yoktur.3 PKK’liyi katleden AKP iktidarı veçok güvendiğiniz emperyalistlerdir.Kürt milliyetçi hareket bunu bileaçıkça ifade etmek yerine adeta “süreçbozulmasın” diye üzerine süngerçekmektedir.Abdullah Öcalan MİT’i aklamaderdinde: “Sterk ‘MİT kaynaklı’ demiş.Mümkün değil ama düşüneceksin.Milyonda bir de olsa düşüneyim,MİT var mı? MİT de şaşırdı” diyor.Öcalan’a göre MİT böyle şeyi aslayapmaz. O kadar güveniyor ki, MİT’eÖcalan, MİT’e milyonda bir ihtimalveriyor. Onuda “şaşırmış” olmasınabağlıyor. Oysa halkımız MİT’i “İT”lebirlikte anar ve asla güvenmez. AmaÖcalan düzene kendini kanıtlamakiçin bu kadar ucube açıklamalar yapıyor.16 Mart tarihli Özgür Politika’daAbdullah Öcalan’ın mektubuna verdiğicevabın çerçevesini açıklayanröportajında KCK Yürütme KuruluBaşkanı Murat Karayılan, “Roboskikatliamının ya da bir Paris katliamınınüstü örtülerek kalıcı barışzeminin gelişeceğine ben inanmıyorum.Biz şimdi sürecin önündebir engel gibi koymak istemiyoruzama bu tür olaylar sürecin sağlıklıbir sonuca ulaşabilmesi için mutlakanetleştirilmesi gereken, tarihin karasayfaları arasında bulunan son olaylardır.”(Murat Karayılan, ÖzgürPolitika, 16 Mart 2013)Birincisi, Kürt milliyetçi harekether şeyi kendisiyle başlatıp kendisiylebitiriyor. Ne Roboski, ne de Pariskatliamı “tarihin kara sayfaları arasındabulunan son olaylar” olmayacaktır.Oligarşinin halka ve devrimcilereyönelik katliamları devamedecektir.İkincisi Karayılan; “Roboski katliamınınya da bir Paris katliamınınüstü örtülerek kalıcı barış zeminingelişeceğine ben inanmıyorum” diyor.İnanmıyorsanız peki ne yapıyorsunuz?Daha, ne Roboski’de ne de Paris’tekikatliamın devletin yaptığınıbile açıkça söylemiyorsunuz. Bu katliamlarıyapanlardan katliamların“üstünü açmasını” bekliyorsunuz.Üçüncüsü Karayılan; “Biz şimdisürecin önünde bir engel gibi koymakistemiyoruz” diyerek her zaman olduğugibi “barış” politikaları kesintiyeuğrayacak diye, olgarşiyle uzlaşmakiçin oligarşinin katliamlarının üzerinibizzat kendileri örtüyor. Katliamlarınüstünü örterek, katilleri görmezdengelerek barış sağlanır mı?Roboski, Paris... “sürecin önüneengel olarak koymak istemiyoruz”Sayı: 357Yürüyüş24 Mart2013ZULMÜN KALELERİNİ DÖVMEYE DEVAM EDECEĞİZ!39


Sayı: 357Yürüyüş24 Mart2013deniyor... Barış taktiği savunulduğusöyleniyor. Hayır barış taktiği savunulmuyor.Bunun adı düpe düz emperyalizminve oligarşinin aklanmasıdır....Burjuva demokrasisi bile savunamıyorRoboski’yi... Aydınlar sanatçılarbile ‘üstü örtülmemelidir’diyor. Peki kim örtüyor üstünü?Kime söylüyorsunuz?“Nasıl ki “Türkiye’nin hassasiyetleri”deniliyorsa, Kürt tarafınında hassiyetleri vardır. Bunu herkesindikkate alması gerekiyor” diyor Karayılan.(Özgür Politika,16 Mart2013)Karayılan’ın “herkes” dediğikimdir? Kim dikkat edecek? Kürtlerinhassasiyetine dikkat etmeyen kim?Halk mı dikkat etmiyor? Kürt milliyetçiliğininklasik bakış açısı. Oligarşiyiaçıktan hedef alamıyor, asıldüşmana yönelteceği suçlamayı “herkes”diyerek oligarşiye dokunmadanhalkı suçluyor.Kürt Milliyetçi Hareket“Barış” PolitikalarıylaFaşist AKP İktidarınınKökleştirmektedir!BDP heyeti ile yaptığı görüşmelerdeÖcalan’ın, “Başkanlık ABD’dekigibi olmalı” diye oligarşiye akılverirken Gültan Kışanak da gazetecilerleyaptığı toplantıda Öcalan gibidüzene akıl veriyor.“Daha demokratik bir başkanlıksistemi için kuvvetler ayrılığı, denge-denetimmekanizması ve merkeziyetkilerin bir bölümünün yerele devredilmesilazım. Üçü bir arada olursamantıklı olur. Kürt sorunu da ancakTürkiye'de güçlü bir demokratik yönetimolursa çözülebilir” diyor.Kürt milliyetçi hareket, Kürt sorununu“çözdü” şimdi düzenin sorununuçözecek.Burada durun. Kürt milliyetçi hareketeve onun yedeklenen reformizme,oportünizme sınıflar gerçeğinihatırlatacağız.Çarpıtılmak istenen devrimciliğiyeniden ve sürekli kalın çizgilerleçizeceğiz. Düzene kendinizi ispatlamakiçin sınıflar gerçeğini çarpıtmanızaizin vermeyeceğiz.“Daha demokratik bir başkanlık”Kimin için ?Nedir demokrasi? Burjuvazininsöylediği gibi “her derde deva” mıdırdemokrasi? Sınıflar üstü bir kavrammıdır?Beyinler o kadar çok burjuvaziyeteslim olmuş ki, her şey burjuvazininkavramlarıyla düşünülüyor. Doğalolarak da düzene kendini kanıtlamakiçin oligarşiye çözüm üretme çabalarınagiriliyor.Öncelikle belirtelim, bağımsızlığınolmadığı bir ülkede ne demokrasine de özgürlük olmaz!Göbeğinden Amerika’ya, emperyalizmeekonomik, politik, askeriher şeyiyle bağımlı olan Türkiye’ninbağımsız olduğunu kimse iddia edemez.Bugün Türkiye’nin iç politikasıda, dış politikası da her şeyiyle alenenAmerika tarafından belirlenmektedir.Daha yeni 4. yargı paketi açıklandı.Paketten demokrasi bekleyen baştaKürt milliyetçi hareket olmak üzerefaşizm gerçeğine gözünü kapatanlarbir kez daha hayal kırıklığına uğradı.AKP, paketi açıkça “AB istediği içinçıkarttık” dedi.Ki, AKP iktidarı işbirlikçiliktebugüne kadar gelmiş geçmiş tüm iktidarlarıgeride bırakmıştır. Böyle birülkede demokrasinin, özgürlüklerinolması mümkün mü?Herkesi kapsayan bir demokratiksistem yoktur. Burjuvazinin iktidardaolduğu burjuva demokrasisi vardır.Halkın iktidarda olduğu halk demokrasisivardır. Her iki sistemde de demokrasiiktidarda kim varsa demokrasionun için vardır. Burjuvazininiktidarında burjuva için demokrasihalkı için diktatörlüktür. Halkın iktidardaolduğu demokrasi de halkiçin demokrasi burjuvazi için diktatörlüktür.Kürt milliyetçi hareketinbahsettiği “demokrasi” burjuva demokrasisidir.Kaldı ki, kapitalizminemperyalist aşamasıyla birlikte tekellerinihtiyaçlarına göre şekillenmiştir.Ekonomide, politikada tekellerindiktatörlüğü hakimdir. Devlettekellerin devleti olmuştur. Burjuvazigericileşmiştir. Dolayısıyla tüm bur-“Cesur olmaZamanı”Öyle bir 'barış süreci'ki, sürecin selameti,bir yandan medya diğeryandan siyasetçilerin'susmasına' bağlanmışdurumda. Na-Nuray Mertsılsa, susarak, sorun çözeceğiz, susarakbarış kuracağız, susarakdemokratikleşeceğiz!Türkiye'de ifade ve düşünce özgürlüğününönünde öteden beri yasalsınırlar ve iktidarların baskısındankaynaklanan engeller vardı. Ancak,AKP iktidarı tahkim olduktansonra, çok güçlü bir iktidar yapısınınbaskılama imkanı daha da arttı.Ama en kötüsü, artık iyice sırıtanoto sansür çabaları, sansür ve baskıpolitikalarının, aydın ve demokratkisvesi altında 'entellektüelleştirme've meşrulaştırılması adeti oldu.Demokratikleşme baskıcı yasa veuygulmalara direnmekle mümkünolur. Yeni Türkiye'de ise tam tersioluyor; yasaların mahkum ettiğini,'aydınlar', 'demokratlar' teyit ediyor.Yasal otoritelerin elinde gözaltı,ceza, cezaevi ve bin türlü baskı aracı,onların elinde ise 'Ergenekoncu','şiddetsever' gibi 'caydırıcı' silahlarıvar. Bugün geldiğimiz noktaya iştebu nedenle geldik.Yani 'barış sürecinde' aynı gidişdaha da ağırlaşarak devam ediyor.Hiç olmazsa iktidar 'barış sürecinisabote etmemek için susun' diyeaçıkça söylüyor. Susmayı reddedenlerisusturmak ise, aydın ve demokratkisvesi altındaki bazılarına düşüyor.Sıkıysa, 'bu süreç bu şekildebaşarıya ulaşamaz' diye başlayanbir cümle kurun, eline kalemi yenialmış acemisinden, yaşını başını almışprofosörüne kadar bir büyükkoro, 'işte barış istemeyenler','PKK'ye silah bırakma çağrısı yapanlar'diye ortalığı kasıp kavurmayabaşlıyor.Korkudan fısıltıyla söyleneniaçıkça söylemek lazım; 'böyle barışsüreci olmaz'! (...)(Nuray Mert, 12.03.2013,Birgün)40HALKIN DA ADALETİ VAR!


juva kesimler için de bir demokrasiyoktur. Demokrasi sadece tekelciburjuvazi için vardır. Yani burjuvademokrasisi halk için, emperyalisttekellerin diktatörlüğüdür.Şimdi emperyalizmin yeni sömürgesiolan ülkemizde emperyalistsömürüye, gizli işgale son vermeden,oligarşinin faşist iktidarınıyıkmadan demokrasi olması mümkünmü?1950’lerden beri açılan onca demokratikleşmepaketlerine rağmenbir türlü burjuva anlamda da demokratikleşememeninnedeni budur.Açılan her demokrasi paketinin içindenhalk için zulüm çıkmıştır.Kürt milliyetçi hareket sosyalistdüşünceleri terk edip emperyalizmleve oligarşiyle uzlaşma çizgisine girincetüm bilimsel gerçekleri tersyüzetmiştir. Yaptıkları her açıklamayladüzene, kendilerinin değiştiğini, uzlaşmayahazır olduklarını, bunun içinkendilerinden korkulmaması gerektiğiniispatlamaya çalışmıştır.Oligarşi için “demokrasi” faşizminmaskesidir. Bu böyle iken Kürt milliyetçihareket hangi demokrasidenbahsediyor?AKP’nin faşist iktidarını güçlendirenpolitikalarına ortak olurken onaBaşkanlık konusunda akıl da veriyor.Gültan Kışanak; “Daha demokratikbir başkanlık sistemi için kuvvetlerayrılığı, denge-denetim mekanizmasıve merkezi yetkilerin bir bölümününyerele devredilmesi lazım. Üçü birarada olursa mantıklı olur.”Düzeni meşrulaştırmaya bakın;sistemin özüne dokunmadan biçimseldüzenlemelerle faşist düzeni demokratikleştirecekler.Kürt milliyetçi hareket de oligarşigibi demokrasiyi, emperyalizmi, oligarşikdevletin diktatörlüğünü aklamakve düzenle uzlaşmasını maskelemekiçin kullanmaktadır.Öcalan, “Radikal demokrasi, tamdemokrasi, Anadolu ve Mezopotamya’nıntam demokratikleşmesi, hazırlığımbu yönde” diyor. “Herkes,hepimiz özgür olacağız” diyor.Tam bir ucube... Nasıl özgür olacak?Emperyalistlerle ve işbirlikçi18 Mart’ta BDP heyeti İmralı’daÖcalan ile yaptığı görüşmedeÖcalan’ın basına ilettiği mesaj:“Hedefimiz tüm Tüm Türkiye’nindemokratikleşmesidir. Çabalarımız dabunun içindir. Bu amaç çerçevesinde21 Mart Newroz’da bir çağrı yapmakiçin çalışmalarımı sürdürüyorum. ...Bu çağrı çözümün askeri ve siyasibütün ayaklarına dair doyurucu bilgileriçeriyor olacaktır. ...Bütün bunların pratikleşmesi içinYÜCE İRADEYİ TEMSİL EDENPARLAMENTONUN VE SİYASİPARTİLERİN SUNACAĞI DESTEĞİÇOK DEĞERLİ BULUYORUM. ”AKP iktidarıyla uzlaşarak... Yani budüzenin içinde “tam demokrasi”denbahsediyor.Peki açlığı, yoksulluğu, sömürüyü,emperyalizmin ekonomik, politik,askeri işgalini ne yapıyorsunuz?Faşist diktatörlük kişilerden, şunun,bunun niyetlerinden, kişiliklerindenmi ibaret?Kürt milliyetçi hareketin burjuvazininkavramlara yüklediği anlamlarlatartışması, çözümü düzende aramasıreformist, oportünist solda dasorgulanmıyor. Sormuyorlar; “bu düzeniçinde ‘tam demokrasi’ nasılolacak? AKP, bir taraftan faşist diktatörlüğünükökleştirirken, halkın herkesimine azgınca saldırırken “herkesnasıl özgür olacak?”Bu soruların cevabı yoktur. Öcalan,düzeni aklamaktadır. Düzenekendini kanıtlamak ve uzlaşmayımeşrulaştırmak için faşist AKP iktidarınagüç vermektedir.Kürt Milliyetçi HareketDüzenle UzlaşırkenFaşizmin DevrimcileriKatletmesinin Önünü deAçmıştır!Kürt milliyetçi hareket kendi dışındakiher türlü gelişmeyi “komplo”,“provokasyon”, “ajan faaliyetleri”,“özel savaş güçlerinin oyuncağı”olarak değerlendirmiştir. Oligarşinindevrimcilere saldırısı Kürt milliyetçihareketini hiç ilgilendirmemiştir. Hatta,“barış” politikaları bozulmasındiye direnmeyerek, oligarşinin devrimcileresaldırılarına zemin sunmuştur.26 Eylül 1999’da Ulucanlar Hapishanesi’ndedüşman 10 devrimciyikatlederken “BİZ YOKUZ KOMU-TANIM” diyerek bulundukları koğuşuboşaltmış ve düşman da oradansaldırmıştır.19 Aralık 2000 hapishaneler katliamındaF Tiplerine karşı direnmeyeceklerinibaştan belirtmişlerdir.Katliamdan sonra da “FARKIMIZIKOYDUK İYİ OLDU” diyerekdevlete “güven” vermişlerdir.Büyük Direniş için “Tam birkomplo ve tasfiye hareketidir” dediler.Türkiye'de kendileri dışında yapılmıştek bir eylem yoktur. Ki PKKonu komplo ya da tasfiye dememişolsun.Düşman vahşice saldırırken, katlederkenneden direnmediniz diyoruz.Evet eleştiriyoruz.Devrimci, sosyalist, yurtsever diyorsanızkendinize bu soruların cevabınıvermek zorundasınız. Devrimcilerbu düzeni yıkmak için savşıyorlar,düzenle uzlaşmak için değil.Düzenle her türlü uzlaşmaya karşıyız.Uzlaşmaya karşı her zaman ideolojik,politik mücadelemizi sürdürürüz.Devrimde ısrarımız, iktidar hedeflimücadelemiz, oligarşinin ve emperyalizmindevrimcileri teslim almapolitikalarına karşı direnişimiz uzlaşmave düzenici politikaların önündeengeldir. Kürt milliyetçi hareket bununiçin her zaman düzenle uzlaşırkendevrimcilere saldırmıştır.Her şeyden önce biz Kürt, Türk,Laz, Çerkez... Anadolu’da yaşayantüm halkların kurtuluşu için, savaşıyoruz.Politikalarımızın hedefi devrimigeliştirmek için... Eleştirilerimiz dedüzeni aklamak için değil, devrimcidoğruların, bilimsel gerçeklerin çarpıtılmasını,düzenin meşrulaştırılmasınıengellemek içindir.Sayı: 357Yürüyüş24 Mart2013ZULMÜN KALELERİNİ DÖVMEYE DEVAM EDECEĞİZ!41


İŞÇİYİZ HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ!Sayı: 357Yürüyüş24 Mart2013Hakları verilmeden işten atılanişçilerin her Cumartesi, birlikte taleplerinihaykırdıkları ortak eylemedevam ediliyor. Eyleme ilk başlayanişçilerden birçoğu direnişlerini zaferlesonuçlandırdılar. Ve ortak eylemeyeni işçi direnişleri eklendi, yeni kazanımlarelde edildi.Şişli Belediyesi ve işbirlikçi sendikayönetimine karşı direnişe başlayıp,ortak eyleme dahil olan SavaşDoğan ve Genel-İş 3 No’lu Şubeyebağlı işçiler direnişlerini kazanımlasonuçlandırdılar. Genel Kurul’a hilekarıştırarak kazanmasına rağmen SavaşDoğan yerine belediyenin istediğiCan Çokürkmez’i seçtiren belediye vesendika yönetimi geri adım atmak zorundakaldılar. Direnişi işçilerin dedesteklemesi üzerine Can Çokürkmezve ekibi istifa ederek, yeniden genelkurula gitme kararı alındı.Direniş sonucu elde edilen kazanımıSavaş Doğan ortak eylemdeaçıkladı.Taksim Tramvay Durağı’nda başlayaneylemde, işçiler “Yaşasın HeyTekstil Direnişimiz!”, “Yaşasın KazovaDirenişimiz!”, “Yaşasın Şişli Direnişimiz!”,“Patron Sendikacılığınaİzin Vermeyeceğiz!” sloganlarıylaGalatasaray Lisesi önüne yürüdüler.Galatasaray Lisesi önünde Şişliişçilerinin kazanımları anlatılarak,sendikacıların patronlarla işbirliğiyapmasına izin vermeyecekleri vurgulandı.Genel-İş yönetiminde bulunanMevsim Gürlevik, Kani Beko,Remzi Çalışkan, Hüseyin Yaman veCafer Konca isimleri verilerek, patronişbirlikçisi sendikacılar olarak teşhiredildiler.Savaş Doğan da bir açıklama yaparak,yaşadıkları süreci anlattı.Doğan açıklamanın devamında, “Patronlarakarşı, belediye yönetiminekarşı işçilerin haklarını korumak içinkurulan sendikanın şube yöneticisi belediyebaşkanının isteğiyle istifa ediyor”diyerek, böyle bir sendika yöneticisininişçinin hakkını nasıl koruyacağınısordu.Savaş Doğan’ın ardından haklarınıpatronlarından almak için direnenKazova işçileri adına SerkanGönüş bir açıklama yaptı. Gönüşhaklarını patronlara yedirmeyeceklerini,haklarını alana kadar her yerdepatronlarının karşısına çıkacaklarınısöyledi.Eylem hep birlikte Çav Bellamarşının söylenmesinin ardındansona erdi.Doluca Bağcılık veŞarapçılık Fabrikası İşçisi!Yaklaşık 3 yıldır Tekirdağ ÇerkezköyDoluca Bağcılık ve ŞarapçılıkFabrikası’nda çalışmakta olan YılmazŞahin, işçilere yapılan zamların düşükolduğunu söylediği ve itiraz ettiği içinhiçbir hakkı verilmeden işten çıkarıldı.18.10.2010 tarihinden beri DolucaBağcılık ve Şarapçılık Fabrikasındaçalışan Yılmaz Şahin, yapılanzamların işinin ve emeğininkarşılığı olmadığını söylediği andanitibaren fabrika yönetimi tarafındankendisine yönelik sistematik birbiçimde sindirme ve yıldırma politikasınagirişildi. 13.02.2013 tarihindede işine son verildi.Bunun üzerine fabrika önündebir basın açıklaması gerçekleştirenYılmaz Şahin, “Hak verilmez alınır,Ben de bu iradeyle hakkımı alana kadarburada olacağımı Doluca Bağcılıkve Şarapçılık Fabrikası'na bildiriyorum”dedi. Basın açıklamasının ardındanfabrika önüne çadır kuruldu.15 Mart günü çadır eylemine başlayanDoluca İşçisi Yılmaz Şahin'inçadırına polis saldırdı. “Bizimle birlikteemniyete ifade vermeye gelin”diyen polise, onların ayağına gidilmeyeceğininbelirtilmesi üzerine DirenenDoluca İşçisi Yılmaz Şahin veona destek veren Deniz Özüyaman ileEvren Çiçek zorla gözaltına alındı.Gözaltılar aynı gün serbest bırakıldı.Devam eden direnişte, işçilerifarklı bir kapıdan çıkartarak Şahin’igörmelerini engellemek isteyen fabrikayönetimi, bu sefer de saldırdı.Saldırının sebebi ise fabrika tellerineasılan “%10 zam istediğim içim iştenatıldım. Hakkım olanı istiyorum”pankartı idi. Özel güvenliğin tutumunatepki olarak yan fabrikadaçalışan işçiler çadıra gelerek çadır direnişinedestek oldular. Özel güvenliğinsözlü ve fiziki müdahalesine rağmengeri adım attıramayacaklarını anladıklarıandan itibaren geri çekilmekzorunda kaldılar. Yoldan arabalarıylageçen insanlar de desteklerini bildirdiler.Fabrika önünde sürekli“İşçiyiz Haklıyız Kazanacağız”,“Hakkım Olanı İstiyorum”, “DireneDirene Kazanacağız” sloganları atıldıve fabrika yönetimini teşhir edicikonuşmalar yapıldı.42HALKIN DA ADALETİ VAR!


Kazova Tekstil İşçileri!4 aylık maaşları, ikramiyeleri, kıdemve ihbar tazminatları verilmedenpatronları Ümit Somuncu ve MustafaUmut Somuncu tarafından iflas gösterilerekişten çıkartılan KazovaTekstil işçileri, 13 Mart günü işyerlerininönüne kadar yürüyüp, basınaçıklaması yaptılar.Şişli Camisi önünde bir araya gelenişçiler, “Haklarımızı İstiyoruzAlacağız-İşçiyiz Haklıyız Kazanacağız”yazılı önlüklerini giyerek,“Kazova Tekstil Patronları Ümit Somuncuve Mustafa Umut Somuncu’yaHaklarımızı Yedirmeyeceğiz” pankartınıaçtılar.Bomonti’deki işyerlerinin önünedoğru yürüyüşe başlayan işçileri,Şişli halkı camlardan alkışlayarakdestekledi. Sloganlar eşliğinde işyerlerininönüne gelen işçiler adınabasın açıklamasını Serkan Gönüşokudu. Gönüş, “Fabrika kapanalı 40gün oldu. Ama Kazova Trikotaj patronlarıÜmit Somuncu ve oğlu MustafaUmut Somuncu hala kayıp.Borçlarını ödeyeceklerine, çareyiköşe bucak saklanmakta bulup kaçıyorlar.Emeğimizin hakkını vermedenbizleri işten atan patronları eylemlerimizleteşhir etmeye devamedeceğiz” dedi.25 kişinin katıldığı eylem haftayaaynı saatte ve yerde buluşulacağıduyurusu yapılarak sonlandırıldı.Kazova Tekstil işçileri, eylemlerinipatronlarının evinin önüne de taşıdılar.Patronlarının evinin bulunduğuSarıyer 7. Gazeteciler Sitesi önüne gidenKazova işçileri, “Kazova TekstilPatronları Ümit Somuncu ve MustafaUmut Somuncu’ya Haklarımızı Yedirmeyeceğiz”pankartını açtılar.Yapılan açıklamada, Ümit ve MustafaSomuncu’nun kendilerinden çaldıklarıparayla özel koruma tutup, tatilyaptıklarını belirten işçiler, haklarınıalmadan direnişlerinden vazgeçmeyeceklerinisöylediler.İşçilerin oluşturduğu bir heyet,patronların evlerine gitti ama evdeolmadıklarını öğrendiler. İşçiler herhafta orada eylemlerine devam edeceklerinisöyleyerek eylemi sonlandırdılar.Kazova Tekstil işçileri, 20 Martgünü de Şişli Cami önünde eylemyaptılar.Faşist Saldırılara Karşı “BağımsızTürkiye” Şiarını Yükselteceğiz!Grup Yorum ve Sanat Cephesi'nin İdil Kültür Merkeziönünde başlattığı Pazar eylemleri haftalardır devamediyor. Komployla tutuklanan Grup Yorum elemanlarıAyfer Rüzgar, Seçkin Aydoğan, Tavır dergisi çalışanlarıVeysel Şahin, Gamze Keşkek ve Bahar Kurt, İdil KültürMerkezi çalışanı Güney Güzelkara'nın serbest bırakılmasıiçin her Pazar saat 14.00'te gerçekleşen eylem veküçük konserlerde bu hafta 17 Mart günü de Grup Yorumdinleyicileri hazır bulundu. Grup Yorum elamanı SelmaAltın yaptığı açıklamada, 14 Mart sabahı polisin GençlikFederasyonu'na yaptığı baskın ve İdil Kültür Merkezi'niablukaya almalarının, halka umut taşımalarındankorktuklarını ve bu yüzden saldırdıklarını söyleyerek, korkularınıdaha da büyüteceklerini ifade etti.Grup Yorum ve koro elemanlarının katıldığı program,okunan türküler ve halaylarla devam etti. Yaklaşık 120kişinin katıldığı eylem, 14 Nisan'daki Bağımsız Türkiyekonseri için yapılan çağrı ve her Çarşamba İstanbulAdliyesi,her cuma günü de Taksim Meydanı'nda gerçekleşeneylemlerin duyurusu ile son buldu.Faşizme Karşı Omuz OmuzaAKP iktidarının ülkemiz topraklarında açık faşizmi uygulamasınakarşı, faşizme karşı omuz omuza mücadeleşiarını bir kez daha haykırmak için 15 Mart günü saat 300kişi Taksim Meydanı'nda toplanarak, İstiklal Caddesi boyuncayürüdü. Galatasaray Lisesi önünde bir basın açıklamasıgerçekleştirildi. Açıklamayı Çağdaş HukukçularDerneği'nden Avukat Aycan Çiçek okudu. ArdındanGençlik Federasyonu'na yapılan baskında gözaltına alınıp,çocuk şubeden serbest bırakılan Mahir Mete Kul açıklamayıokudu.Kul, yüzlerce çevik kuvvet ve özel harekat polisinin kimyasalgazlarla, coplarla binaya girdiklerini, attıkları maddelerdenyangın çıktığını ve 19 Aralık'taki gibi kendilerininde diri diri yakılmak istendiğini ifade etti. Emniyet Müdürlüğü'ndeişkence gördüklerini ifade eden Mete Kul, gözaltındabulunan arkadaşlarının hala işkencede olduğunu söyledi.Daha sonra konuşma yapan Grup Yorum elemanlarıise AKP iktidarının halkın her kesimine baskı uyguladığını,köylüleri gözaltına aldığını, öğrencileri, memurları,sanatçıları susturmaya çalıştığını; fakat kaybedenin yineAKP iktidarı olacağını ifade ederek, 14 Nisan'daki BağımsızTürkiye Konseri'nin çağrısını yineledi. Eylem Grup Yorum'unşarkılarıyla durulan halaylarla sona erdi.Yozlaşmaya Karşı GücümüzBirliğimizdir!Dersim Yenimahalle’de 13 Mart günü de DersimHalk Komitesi tarafından 3 adet yazılama yapıldı. DersimHalk Komitesi’nin başlattığı yozlaşma kampanyası ile ilgiliyazılamalar halkın da ilgisini çekti.17 Mart günü de yine Yenimahalle’de yozlaşmaya karşıdüzenlenecek olan toplantıya çağrı yapıldı. Mahalledebildiri dağıtımı ve konuşmalar yapılarak, yozlaşma konusundanasıl bu hale gelindiği anlatıldı. Örgütlenerek yozlaşmanınönüne geçileceği vurgulanarak; halk bir sonrakigün yapılacak toplantıya davet edildi.Sayı: 357Yürüyüş24 Mart2013ZULMÜN KALELERİNİ DÖVMEYE DEVAM EDECEĞİZ!43


Sayı: 357Yürüyüş24 Mart2013Faşizme Karşı DemokrasiKeyfi Tutuklamalara KarşıAdalet İstiyoruz İstanbul-TaksimTAYAD'lı Aileler, “Faşizme KarşıDemokrasi Keyfi TutuklamalaraKarşı Adalet İstiyoruz!” kampanyasınıduyurmak için, 15 Mart günü GalatasarayLisesi önünde masa açtılar.“Baskılar Gözaltılar TutuklamalarBizi Yıldıramaz!” pankartı asılarak,konuyla ilgili bildiriler dağıtılıp, konuşmayapıldı. Halkla, son saldırılarave tutuklamalara ilişkin sohbetleredildi. 1,5 saat açık kalan masada 50imza toplandı ve 400 bildiri dağıtıldı. İstanbul-Sarıgazi16 Mart günü Sarıgazi'de “FaşizmeKarşı Demokrasi, Keyfi TutuklamalaraKarşı Adalet İstiyoruz” talebiyleDemokrasi Caddesi girişineDERSİM İstanbul-Gülsuyu12 Mart günü Cepheliler, uyuşturucuçetelerinin yoğun olarak kullandığıbir yola “Çetelerden HesapSoracağız!” yazılaması yaptılar. Ayrıca5 adet “Amerika Defol Bu VatanBizim” ve 8 tane “Cephe” yazılamalarıyapıldı. İstanbul-OkmeydanıOkmeydanı'da Cepheliler, 19 Martgünü birçok yere “CEPHE”, “DHKC”masa açıldı. Masada,kampanya tanıtımı yapıldı.3 saat açık kalanmasada 400 adet kampanyabildirisi dağıtıldıve 5 föy dolusuimza toplandı. 18Mart günü de DemokrasiCaddesi ileİnönü Mahallesi’neafişleme yapıldı. Bakırköy’deyapılacakolan Bağımsız TürkiyeKonseri'nin afişlerindende 100 adet yapıldı. İzmirGrup Günışığı ve İzmir Halk Cephesi’ninortak örgütlediği eylemlere buhafta da devam edildi. 17 kişinin katıldığıeylemde, Gençlik Federasyonu’na14 Mart günü yapılan baskın veİdil Kültür Merkezi’nin ablukayaalınması da teşhir edildi. Okunanaçıklamada “Biz devrimciler, devrimcisanatçılar olarak ne halkımıza nevatanımıza ihanet etmedik. Susmayacağız,milyonlar olup korkularınızıbüyüteceğiz.’’ denildi.Sloganlar eşliğinde eylem sonaerdi. Eylemden sonra 200 adet “FaşizmeKarşı Demokrasi Keyfi TutuklamalaraKarşı Adalet İstiyoruz”bildirisi dağıtıldı.OKMEYDANIHer Duvarı Sloganlarımızla DonatacağızKadınınÖzgürleşmesiAncakSosyalizmle Olur,Devrimle Olur10 Mart günü, Pir Sultan AbdalKültür Derneği Elazığ Şubesi’nde 8Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günükutlaması yapıldı. Programda, ülkemizdeve dünyada kadının yeri, metalaştırılması,katledilmesi, diri diri yakılması,köle gibi çalıştırılması konularınadeğinildi. Sonuç olarak kadınınkurtuluşunun ancak bağımsız,demokratik, sosyalist bir sistem geldiğindehayat bulacağına vurgu yapıldı.70 kişinin katıldığı program, yapılankonuşmanın ardından sazlı sözlütürkülerle devam etti.Yusuf Aslan'ınAnnesi Vefat EttiDevrimci önderlerimizden YusufAslan'ın annesi Mediha Aslan, 20Mart günü Antalya'da vefat etti. Aslan'ıncenazesi 21 Mart günü UncalıMezarlığı'nda defnedildi.Cenaze törenine katılan AntalyaHalk Cephesi, Mediha Aslan'nın ailesine,yakınlarına ve sevdiklerinebaşsağlığı diledi.ve “Katil Polis Su Sat, Simit Sat HedefimizOlma” yazılamaları yaptı.16 Mart günü ise Liseli Dev-Genç’liler, Gençlik Federasyonu baskınıesnasında işkenceciler tarafındansilinen yazılamaların yerine yeni yazılamalaryaptı. Okmeydanı sokaklarına“Dev-Genç”, “Yaşasın Dev-Genç, Yaşasın Dev- Genç’liler”,“Dev-Genç’i Bitiremezsiniz!” yazılamasıyapıldı. 19 Mart günü de“Dev-Genç”, “Amerika Defol Bu VatanBizim!” yazılamaları yapıldı. İstanbul-Altınşehir13 Mart günü sabaha karşı Cephelilerumudun adını duvarlara nakşetti. DersimDersim’de Cepheliler 12 Martgünü Yenimahalle'de “12 Mart GaziKatliamının Hesabını Soracağız”,“12 Mart Gazi Şehitleri Ölümsüzdür”yazılamaları ile Gazi şehitlerini selamladı. KayseriDev-Genç'liler, 18 Mart günüKayseri Talas Yenidoğan Mahallesi'ndeöğrencilerin sıklıkla geçtiğiüniversite yolunda “Dev-Genç'i Bitiremezsiniz”,“Yaşasın Dev-Genç”yazılamaları yaptılar.44HALKIN DA ADALETİ VAR!


Newroz Ezilen HalklarınZulme Karşı İsyanıdırMalatya'da Halk Cepheliler, 18 Mart günü Cemal GürselMahallesi'nde Newroz’a çağrı bildirileri dağıttı ve afişastı. Yapılan çalışmada kapı kapı bildiri dağıtılarak, mahallehalkı 21 Mart günü yapılacak olan Newroz kutlamalarınadavet edildi. Halk Cephesi yazılı önlüklerle yapılançalışmada 300 bildiri halka ulaştırıldı. Yapılan afişçalışmasında Cemal Gürsel Mahallesi’ne 50 adet Newroz’açağrı afişleri asıldı.19 Mart günü Malatya’da, Halk Cephesi ve Liseli Dev-Genç’liler, Cemal Gürsel Mahallesi’nde Newroz’a çağrıçalışmalarına devam etti. Mahallede megafonla çağrı yapılırken,aynı zamanda tek tek evler dolaşılarak bildiri dağıtıldı.Megafonla yapılan çağrıda, “Newroz ezilen halklarınzulme karşı isyanıdır. Newroz isyandır, isyanı Cengiz Soydaşlar’la,Alişan Şanlılar’la büyütüyoruz” denildi.AKP’nin faşist polisleri de, çalışma sırasında sivil araçlarıylamahallede dolaşarak mahalle halkına korku salmayaçalıştılar. Yapılan çalışmada 200 bildiri halka ulaştırıldıve mahalleye 15 tane Newroz’a çağrı afişi asıldı.Keyfi Tutuklama ZulmüneKarşı Açlık Grevindeyiz!Halk Cephesi, devrimci kurum kişilere yönelik baskınve tutuklama terörüne karşı “Faşizme Karşı Demokrasi, KeyfiTutuklama Zulmüne Karşı Adalet İstiyoruz!” şiarıyla birkampanya başlattı. Kampanya kapsamında 25-29 Mart tarihleriarasında İstanbul Adliyesi önünde açlık grevi çadırıkurulacak.Yüzlerce kişinin tutuklandığı bu operasyonlarda dosyalardagizlilik kararları olduğu ve tutuklamaların hangi delilleredayanarak yapıldığının bile belli olmadığını belirtenHalk Cephesi, “Yalanlarla, demokratik kurumlara ve halkaestirilen terör gizleyemeyecekler. AKP, kendine muhalifherkesi terörist olarak göstermekte ve hukuksuzca,komplolarla tutuklamalar yapmaktadır. Halkımız; buna hepbirlikte dur diyelim! Sıra sana gelmeden, hep birlikte direnerekve daha çok örgütlenerek AKP'nin saldırılarını püskürtelim”duyurusunda bulundu.Evlatlarımızı TecritteSizlere Katlettirmeyeceğiz!15 Mart günü kaldıkları hücreye baskın yapılarak zorlaEdirne F Tipi Hapishanesi’ne sürgün edilen Hakan Karabeyve Özcan Bayram için TAYAD’lı Aileler İstanbulAdliyesi önünde eylem yaptılar. Sürgün sevkleri protestoetmek için 20 Mart günü yapılan eylemde, “HapishanelerdekiKeyfi Uygulamalara Son! Evlatlarımız SahipsizDeğildir” pankartı açıldı. “Hapishanelerde Keyfi SürgünlereSon Verilsin, Evlatlarımız Sahipsiz Değildir” sloganlarınıatan TAYAD’lı Aileler adına Nagehan Kurt basınabir açıklama yaptı.Sürgün sevklerin tecrit politikasının bir bölümü olduğunusöyleyen Kurt, “hapishane yönetimi hakkında suçduyurusunda bulunacaklarını belirtti.Yürüyüş’ünHalka UlaşmasıEngellenemez! Zonguldak17 Mart günü Zonguldak’ın Kilimli Beldesi’nde15 adet Yürüyüş dergisi halkaulaştırıldı. Halkımıza son yapılan hukuksuzbaskınlar hakkında bilgi verildi.Operasyonların halkın tüm kesimlerinisindirmek amaçlı olduğuifade edildi. İzmir17 Mart günü GüzeltepeMahallesi’nde Yürüyüş dergisinin355. sayısının tanıtımı yapıldı. Mahalle halkına devletleasalak burjuvazinin halkı sömürmek, servetlerine servetkatmak için nasıl işbirlikçilik yaptıkları anlatıldı. Mahallehalkı, tutuklanan devrimcileri sevdiklerini ve her zamansahipleneceklerini söylediler. Yedi dergi okuru 80 taneYürüyüş dergisini halka ulaştırdı.Sayı: 357Yürüyüş24 Mart2013ZULMÜN KALELERİNİ DÖVMEYE DEVAM EDECEĞİZ!45


camalı, milyonları örgütleme iddiamızıhalkımızla birlikte ete kemiğebüründürmeliyiz. Emperyalistlere veuşaklara halkların gücünü, yenilmezliğinigösterelim, 500 bin yüreğitaşıyalım Bağımsızlık Konserimize.Bunun için bugünden başlamalıyızçalışmalarımıza.Hedefimiz gerçekten büyük, amaulaşamayacağımız bir hedef değildirbu. Elbette kendiliğinden gelmeyecekhiç kimse. Her bir insanı getirmekiçin emek harcayacak, tek tek ulaşacağızherkese. Koca bir nehir olacak,akacağız Bağımsız Türkiye düşümüzügerçek kılmak için devrimyolunda...12 Mart 1995’te Gazi’de, 15 Mart1995’te Ümraniye’de yapılan katliamlarıprotesto etmek, şehitlerimizi anmak vehesap sormak için 1 Mayıs Mahallesi’ndeHaklar ve Özgürlükler Derneğiile 1 Mayıs Mahallesi yöre dernekleritarafından bir yürüyüş gerçekleştirildi.12-15 Mart 1995’te Gazi ve Ümraniye’de18 insanımız katledilmişti.Üzerinden 18 sene geçmesine rağmenkatillerin hiçbiri cezalandırılmadı.Hatta terfi edilerek ödüllendirildi.Devlet yaptığı katliamların üstünüörterek katliamı unutturmaya çalışıyor.Fakat devletin yaptığı katliamlarıunutmayacağız, unutturmayacağız.Ümraniye Katliamı’nın 18. yıl dönümüiçin birhafta öncesindençalışmalarabaşlandı.1 Mayıs veAşık Veyselmahalleleri ileski karakolTüm Anti-Emperyalistler,Tüm Anti-Faşistler, Türk,Kürt, Arap, Laz, Çerkez,Alevi, Sünni TümUluslardan ve İnançlardanHalklarımızSorunlarımızın çözümü bağımsızve demokratik bir Türkiye’den geçmektedir.Bağımsızlıktan ve demokrasidenyana olan, emperyalist yağmaya, sömürüye,işbirlikçiliğe karşı olan herkesitaşıyalım konser alanına...İşçiler, köylüler, memurlar, işsizler,ev kadınları, esnaflar, liselive üniversiteli öğrenciler, aydınlar,sanatçılar, avukatlar, emekliler, yaşlılar,çocuklar... herkes ama herkesolmalı bu akan nehrin içinde...Bugün Grup Yorum’un 3. sünündüzenleyeceği Bağımsız TürkiyeKonserine katılmak, Amerikan uşağıAKP faşizmine karşı yüzbinler olupomuz omuza verip direnmek demektir.Grup Yorum konserine katılmakAKP’nin hedef aldığı tüm halk muhalefetininfaşizme karşı tek vücutolup birleşmesi demektir.Grup Yorum Konserleri artık sadeceYorum Konseri değildir. AKPfaşizminin boyun eğdiremediği halkıonurlu ortak direniş sesidir.Halkımız!Gazi ve Ümraniye ŞehitlerimizinHesabını Soracağız!durağı ve merkez duvarlarına ozalitleryapıştırıldı, bildiriler dağıtıldı. İş yerlerinekatliamı anlatan iç mekan afişleriasıldı ve sesli çağrılar yapıldı. 3001Caddesi üzerinde ve Pazar girişindemasa açıldı sesli çağrılar yapıldı.15 Mart günü eski karakol durağıönünde yöre dernekleri ile Haklar veÖzgürlükler Derneği’nin düzenlemişolduğu yürüyüş sloganlarla başladı.Yürüyüşe 1 Mayıs Mahallesi halkı yoğunkatılım ve ilgi gösterdi. Camlarave balkonlara çıkarak alkışlarıyla, ıslıklarıylasloganlara eşlik ettiler. 1 MayısMahallesi halkı şehitlerine ve mahallesinesahip çıktıklarını gösterdiler.Yürüyüş, insanlarımızın katledildiği30 Ağustos İlk Öğretim Okuluönünde sona erdi. Gazi ve Ümraniyeşehitleri için 1 dakikalık saygı duruşundabulunuldu. Bir konuşma yapılarak,karanfiller bırakıldı ve anmasona erdi.Bugün tek görevimiz konsere katılmakdeğil, her birinizin faşizmekarşı mücadelenin bir neferi olarakkonsere adam taşımaktır.AKP faşizmine teslim olmayanmilyonların sesini birleştirmektirgörevimiz.Emperyalizmin sömürüsü ve faşizminzulmü karşısında büyük birsahiplenmeye dönüştürelim konserve 1 Mayıs çalışmalarımızı…Alacağımız sonuç, emperyalizmeve onun taşeronu AKP’ye karşı vereceğimizen güzel cevap olacaktır.Hiçbir saldırının milyonlar olmamızıengelleyemeyeceğini, Bağımsız Türkiyeiçin milyonları örgütlememizeengel olamayacağını gösterelim.Her fırsatta halka saldıran, halkıaşağılayan AKP’ye halkın gücünügösterelim...500 bin yürek, 500 bin ses olaraktek bir ağızdan haykıralım:Faşizme Karşı Omuz Omuza!Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye!Bağımsız TürkiyeKonseri içinBİN KOMİTE KuralımGrup Yorum'un 14 Nisan’da İstanbulBakırköy'de yapacağı “BağımsızTürkiye Konseri”nin çalışmalarıbaşladı. Gazi ÖzgürlüklerDerneği’nde, yapılan toplantı ilekonser duyurusunun yapılması içinkomiteler belirlendi.Öncelikle, geçen sene kaç komiteolduğu konuşularak, bu senedaha fazla komite kurulması gerektiği;çünkü bu sene hedefingeçen senelerden daha fazla olduğu,düşmanın saldırılarını boşaçıkarmak için bir eyleme dönüştürülmesigerektiği dile getirildi.Geçmiş tecrübelerden yola çıkılarak,komitelerin çalışma programlarızenginleştirildi.43 kişinin katıldığı toplantı,kaç komite kurulacağı üzerine konuşulmasınınardından bitirildi.Sayı: 357Yürüyüş24 Mart2013ZULMÜN KALELERİNİ DÖVMEYE DEVAM EDECEĞİZ!47


10. Uluslararası Tecrite KarşıMücadele Sempozyumu YapıldıSayı: 357Yürüyüş24 Mart2013Bu yıl 10.su düzenlenen UluslararasıTecrite Karşı Sempozyumu 15-18 Mart 2013 tarihlerinde Almanya’nınbaşkenti Berlin’de, TeknikÜniversitesi’nde geçekleşti.3 gün süren sempozyuma, Tanzania,Honduras, Kolombiya, İrlanda,Rusya, Bulgaristan, Yunanistan, Danimarka,Lübnan, Filipinler, Türkiye,Belçika, Almanya, Filistin ve Küba’dantoplam 31 delege katıldı.15 Mart günü yapılan ilk panelinkonusu “Irkçılık bir devlet politikasıdır–NSU ve devlet el ele” oldu.Konuşmacılar olarak Alman AvukatGabriele Heinecke, Anadolu Federasyonuçalışanı Tuncay Yılmazve anti-faşist Sol Berlin’den (ALB)bir temsilcisi katıldı. NSU cinayetlerive Anayasa Koruma Örgütü’nün buNazi örgütlenmesiyle olan ilişkisikonuşuldu.Sempozyumun 2. gününde Avrupa’dakiKapitalist kriz ele alındı.Avrupa, Asya, Afrika ve Latin-Amerikaülkelerinden katılan konuklarlayapılan panelde ilk konuşmayı Devrimciİşçi Hareketi’nden Türkan Albayrakyaptı.Albayrak, DİH’in faaliyetlerindenbahsederken; Almanya’dan katılanARAB üyesi Arian Schiesser Yunanistan’dakiekonomik krizi ve halkınmücadelesini anlattı. Schiesser, Almanya’daAvrupa Merkez Bankasıönünde 31 Mayıs’tan 1 Haziran’akadar on binlerle Avrupa’daki kriziprotesto edeceklerini de duyurdu.Bulgaristan Komünist Partisi temsilcisiile Yunanistan Öğretmen Sendikası’ndankatılan Pavlos da birerkonuşma yaptılar. Emperyalizmekarşı direnmekten başka yol olmadığıifade edildi.Sempozyumun ikinci bölümünde“Yorum'a baskın, HHB avukatlarıtutuklandı. Türkiye'de AKP gibi düşünmeyenherkese karşı hukuk sopasıkullanılıyor” konulu oturum yapıldı.İlk konuşmacı Halkın Hukuk Bürosutemsilcisi Engin Gökoğlu idi.HHB tarihini anlatan Gökoğlu,HHB’ye ve ÇHD’ye yapılan operasyonlardanbahsetti.Ardından Die Linke (AlmanyaSol Partisi) Milletvekili Sevim Dağdelensözü aldı. AKP hükümeti ileAlmanya arasındaki ilişkiye değindi.AKP hükümetinin emperyalizm ileişbirliği yaptığını vurguladı.Bir sonraki konuşmacı TAYADBaşkanı ve HHB çalışanı Behiç Aşçıidi. “Türkiye gibi NATO üslerineGenelkurmay Başkanının bile giremediğibir ülkenin yöneticilerininSelçuk Kozağaçlı gibi bir avukatısuçlama hakkı yoktur” dedi. GrupYorum’dan İbrahim Gökçek dayanışmaile ilgile kısa bir konuşmayaptı ve sonunda HHB’a yapılanbaskının görüntüleri gösterildi.Sempozyumun 3. günü “SiyasiTutsaklar” konusuyla devam etti.Başlangıcı İrlandadan katılan JuneKelly yaptı. Kelly, Sırbistan’daki tutsaklarhakkında konuştu. Sırada İrlandalıRepublican Sinn Fein temsilcisivardı. İrlandada devlet ile yapılananlaşmadan sonra fazla birşeyin değişmediğini ve hala siyasitutsakların direnişleri olduğunu anlattı.Ardından Kübali 5’ler, KlausEichner Basta Ya tarafından anlatıldı.Sonra sözü Ulusal Demokratik FilipinPartisi aldı. Filipin‘in yeraltı kaynaklarınınçok zengin olduğu haldeFilipin halkının yüzde 50’sinin yoksulolduğunu anlattı.Kolombiya’dan katılan konuk 50yıl süren mücadelelerinde yüz binlerceinsan kaybettiklerini söyleyerek, devletinyıkım politikalarından söz etti.Tecrite karşı 10.su yapılan sempozyumun2. gününün sonunda, 1100kişinin katıldığı bir konser düzenlendi.Konserde açılışı Filistin Folklor Grubuyaptı. Halkoyunları ile konserekatkıda bulundular. AntifaschistischeRevolutionäre Aktion Berlin’in (AntifaşistDevrimci Hareket Berlin) kısabir konuşmasından sonra Filistinlibir genç, rap parçalarını sundu. Şarkılarınkonusu Suriye ve Filistin halkınındirenişi ve emperyalizm idi.Sonra tutsak mektupları okundu. FilistinFolklor Grubu’ndan bir şarkıcı48HALKIN DA ADALETİ VAR!


sahne aldı. Ut eşliğinde Arapça şarkılarsöyledi dinleyicilere ve hemensonra Almanca şarkılar söyleyen TobiasThiele sahneye çıktı.“Karl Marx Almanya’nın Trierşehrinde değil de Karadeniz’de doğsaydınasıl olurdu?” konusu ile HarunAçıksözlü, Laz Marks amca olaraksahnede politik bir stand-up sundu.Şili’li Nikolas, İspanyolca şarkı söylediktensonra Almanya Sol Partimilletvekili Ulla Jepke bir konuşmayaptı. Son olarak Grup Yorum sahneyeçıktı. Çeşitli dillerle söylediklerişarkıları ve türküleriyle Grup Yorum’unsusturulamayacağını bir kezdaha kanıtladı. Dev-Genç marşınısöyledikleri sıra Avrupa Dev-Genç’lilerisahneye çağırdılar ve marşı birlikteseslendirdiler. En son sempozyumuntüm konuklarını sahneye davetedip, Çav Bella marşını hep birliktesöylediler.Öğretmenlerimiz SerbestBırakılsın, Eğitim HakkımızGasp Edilmesin!Hatay Samandağ’da öğretmen olan KamuEmekçileri Cephesi üyesi Metin Canpolat'ınevi 13 Mart gecesi AKP'nin eli kanlı polisleritarafından basıldı ve Canpolat gözaltına alındı.KEC tarafından yapılan açıklamada, “Öğretmenimizinbaşına gelecek her hangi bir durumdanAKP’nin polisleri sorumludur” denildi.13 Mart günü İstanbul 1 Mayıs Mahallesi’ndede KEC üyesi memurlara yönelik operasyondatutuklanan öğretmen Nazife Onayiçin, 30 Ağustos Ortaokulu önünde bir basınaçıklaması yapıldı.Eğitim-Sen' in İstanbul 2 No’lu Şubesiadına yapılan açıklamada şu sözlere yer verildi:“Nazife öğretmenin öğrencileri, velileri ve bizEğitim-Sen olarak bu haksız tutuklamanın sonlandırılmasınıistiyoruz. Ve biliyoruz ki bubaskı ve korku düzenine karşı yaptığımız hertürlü mücadele, tutuklu arkadaşlarımızın veNazife öğretmenin en kısa zamanda sınıfındaki,aramızdaki yerini almasını sağlayacaktır.”Ardından okul Aile Birliği’nin kısa bir açıklamasıoldu. Açıklamada, “Nazife öğretmenve tutuklanan tüm arkadaşlarımız AKP’ninmemurları köleleştirme düzenlemesine karşıörgütledikleri mücadele ile AKP politikalarınınönünde engeldir. Onun için saldırıyor AKP.Başaramayacaklar. Sendikalı olmaya, örgütlenmeye,haklarımızı ve tutuklanan arkadaşlarımızısavunmaya devam edeceğiz” denildi.Öğretmenlerine destek amaçlı döviz taşıyanöğrenciler de hocalarına sahip çıktı. Eyleme80 kişi katıldı.Alişan Şanlı Ölümsüzdür!Emperyalistlerden hesap sormak için 1 Şubat günü Ankara’daAmerikan Konsolosluğu’na yönelik yaptığı feda eyleminde şehitdüşen Alişan Şanlı TAYAD'lı Aileler tarafından verilen 40 yemeğiile anıldı.Alişan Şanlı vasiyetinde, cenazesinin Gazi Cemevi'nden kaldırılmasınıve ondan sonra memleketine defnedilmesini istemişti.TAYAD'lı Aileler, bu vasiyetini 40 yemeği ile gerçekleştirdiler.16 Mart günü yapılan anmada, Gazi Cemevi'nin salonuna“Amerika Defol Bu Vatan Bizim” ve “Alişan Şanlı Ölümsüzdür”pankartları asıldı.Şehit aileleri, Gazi halkı ve İstanbul'un yoksul mahallelerindengelenlerle birlikte 150 kişi Alişan Şanlı için Gazi Cemevi'ndeydi.Alişan Şanlı, vasiyetinde cenazesi sırasında 3 el ateş edilmesiniistemişti. Saygı duruşu esnasında Gazi'de yoldaşları AlişanŞanlı'nın vasiyetini yerine getirerek 3 el ateş ettiler. Saygıduruşundan sonra TAYAD'lı Aileler adına yapılan konuşmadaAmerika'nın tüm halkların düşmanı olduğu ve Alişanlar4ın mücadelesininemperyalistlere karşı olduğu anlatıldı. Ardından Ümitİlter'in Alişan Şanlı için yazdığı şiir ile Hasan Hüseyin Korkmazgil'in“Nehirler Aka Aka” şiiri TAYAD'lılar tarafından okundu. Sonolarak hep bir ağızdan “Hekimoğlu”, “Kavuşma”, “Bize ÖlümYok'” ve “Haklıyız Kazanacağız” marşları söylendi. Program,“Amerika Defol Bu Vatan Bizim”, “Alişan Şanlı Ölümsüzdür”sloganlarıyla sona erdi ve yemeğe geçildi.Özgür Tutsaklar Teslim Alınamaz!Tekirdağ 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde tutuklu bulunanHakan Karabey ve Özcan Bayram 15 Mart günü zorla hücrelerindençıkartılarak, işkenceyle Edirne F Tipi Hapishanesi’ne sürgünedildiler. Aynı gün Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde hücreleresaldırılarak, “10 kitap sınırlaması” yapılacağı gerekçesiyletutsakların kitapları gasp edildi ve tutsaklara saldırıldı. TekirdağHapishanesi'ndeki Özgür Tutsaklar, saldırılara karşı 18 Mart'tanberi açlık grevindeler.Halkın Hukuk Bürosu, saldırıyla ilgili olarak 19 Mart’ta yazılıbir açıklama yaparak, “Özgür tutsakları tecrit içinde tecritetmelerine izin vermeyeceğiz” dedi.Sayı: 357Yürüyüş24 Mart2013ZULMÜN KALELERİNİ DÖVMEYE DEVAM EDECEĞİZ!49


Avrupa’daAvusturya; Avusturya’nın İnnsbruck şehrinde 10Mart günü Anadolu Kültür Merkezi’nde, 8 Mart DünyaEmekçi Kadınlar Günü ile ilgili seminer verildi.Saat 14.00’te başlayan seminerde saygı duruşundan sonra“Dünden bugüne kadınlar” konusunda konuşuldu.Seminer'in yapıldığı Kültür Merkezi’nde kadın şehitlerinresimleri ile “Devrime Meşale Bizim Kadınlarımız”,“Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü” pankartıasıldı. Seminere 35 kişi katıldı.Almanya; 10 Mart günü Almanya’nın Hamburg şehrindebulunan Ekin Kültür Merkezi’nde, 8 Mart DünyaEmekçi Kadınlar Günü anma ve kutlaması yapıldı. Anmayaönce bugün mücadelemizde yolumuzu aydınlatan kadınşehitler anısına yapılan saygı duruşuyla başlandı.Okunan bir şiirin ardından sinevizyon gösterimi yapıldı.Çocuklar, gelen misafirlere, üzerinde Ölüm Orucu kadınşehitlerinin isimleri yazılı karanfilleri verdiler. DahaKavgada ÖzgürleşenBizim Kadınlarımız!sonra dernekte gitar dersi veren Hüseyin Boğa da müzikleriile geceye katıldı. Program emekçi kadınlar korosuyla devametti. Koro, Grup Yorum’un şarkılarıyla halk türkülerisöyledi. Büyük bir beğeniyle dinlenen koronun ardındançekilen halaylarla gece bitirildi.Yunanistan; Atina’da 10 Mart günü “8 MartDünya Emekçi Kadınlar Günü” kutlaması düzenlendi.Dünya devrim şehitlerini anmak için bir dakikalık saygıduruşuyla başlandı. Sonrasında “Dünya Emekçi KadınlarGünü”nün anlam ve tarihçesini anlatan kısa bir konuşmayladevam edildi. Nazım Hikmet ve Ümit İlter’den okunan şiirlerdensonra, marşlar söylendi ve bir skeç oynandı. Program,devrime meşale olan kahraman kadınlarımızdan oluşankısa kısa sözler okunarak devam etti. 17 kişinin katıldığıkutlama, hep birlikte söylenen marşlar, türküler veçekilen halayların ardından bitirildi.Sayı: 357Yürüyüş24 Mart2013Nehirler Aka Aka, FedaÇoğala Çoğala Destanlaşır!1 Şubat günü Ankara’da ABD Büyükelçiliği’ne yönelikyaptığı feda eylemiyle şehit düşen Alişan Şanlı, 17 Martgünü Almanya'nın Köln şehrinde düzenlenen 40 yemeğindeanıldı.Saygı duruşuyla başlayan anmada Alişan Şanlı’nın yaşamıyla,mücadelesiyle ve en son eylemiyle halk sevgisininve vatan sevgisinin ne demek olduğunu bir kez daha,çok çarpıcı şekilde öğrettiği anlatıldı.Kendisini yakından tanıyanların anlatımıyla sürdürülensohbette Hasan Hüseyin Korkmazgil’in “Nehirler AkaAka” şiiri seslendirildi. Alişan’ın ailesine bıraktığı vasiyetmektubu okunurken duygusal anlar yaşandı.Onun eylemini ve şehitliğini çok güzel ifade eden MacarŞair Sandor Petofi’nin “Bir Düşünce Kurcalar Kafamı”adli şiiri büyük bir coşkuyla alkışlandı.Anmada Alişan’ın dergi ve bildiri dağıtırken çekilmişbir fotoğrafı çoğaltılarak, isteyenlere verildi. Yemeğe 100kişi katıldı.Özgür TutsaklarlaDayanışmayı Büyütelim!Avusturya Jennbach Pir Sultan Abdal Kültür Merkezi’nde17 Mart günü Devrimci Tutsaklarla DayanışmaKahvaltısı düzenlendi. Kahvaltıdan ardından Anadolu KültürMerkezi adına konuşma yapan sözcü, Özgür Tutsaklarıngöndermiş olduğu mektubu okudu ve dayanışmanınönemini anlattı. Kahvaltıya 110 kişi katıldı.F Tipi Film’i YaygınOlarak İzletelim!13 Mart günü İngiltere’nin başkenti Londra’da bulunanAlevi Kültür Merkezi ile Cemevi’nde gerçekleştirilenGazi katliamı anmasında F Tipi Film gösterildi.150 kişinin katıldığı gösterimde ilk önce Gazi katliamındaşehit düşenler için bir dakikalık saygı duruşuyapıldı. Gazi şehitlerinin kısa özgeçmişleri anlatıldı veokunan makale ve şiirlerin ardından film gösterimine geçildi.Filmden sonra cemevi başkanı İsrafil Erbil, Grup Yorumelemanı İnan Altın’ı sahneye davet etti. Altın, Martayında olan katliam ve direnişlerden kısaca bahsetti veGazi şehitlerini selamladı. Filmin yapılma amacını ve yapımaşamalarını anlatan İnan Altın daha sonra sorularıcevapladı.50HALKIN DA ADALETİ VAR!


Faşizmin SaldırganlığınınSebebi Halk Korkusu!Yunanistan Halk Cephesi, ülkede demokratik kurumlara yönelik yapılanbaskınlarla ilgili olarak 20 Mart günü yazılı bir açıklama yaptı.AKP’nin devrimci eylemleri engelleyememenin acizliği ve çaresizliğiile demokratik kurumlara saldırdığının belirtildiği açıklamada, “AKPdemokratik kurumlara saldırarak, dernek çalışanlarını gözaltına alıp, işkenceyaparak, tutuklayarak hiçbir şey elde edemeyecektir. Yozlaşmaya,bir milyon halkın evlerini yıkmaya, adaletsizliğe karşı mücadeleyiengelleyemeyecektir. Demokratik kurumlara saldırarak, çaresizliğininve acizliğinin üstünü örtemeyecektir” denildi.****Bir Değil Binlerce Kimyasal Bomba daAtsanız Suriye Halkı DirenecekKazanacak!Yunanistan Halk Cephesi, Suriye’deki emperyalizmin işbirlikçilerininHalep’te kimyasal silah kullanmasıyla ilgili olarak 20 Mart’tabir açıklama yaptı. Kimyasal başlıklı füze saldırısı sonucunda şu anakadar, 25 Suriyeli’nin öldüğü, 90’ın üzerinde de yaralı olduğu bilgisininverildiği açıklamada, “Tayyip' in beslemeleri Suriye halkınıkatletmeye devam ediyor” denildi.Emperyalistlerin Suriye'ye saldırısının 2. yılını doldurduğu hatırlatılarak,“Ne kimyasal bombalar, ne füzeler, ne de tüm emperyalistlerintehditleri Suriye halkını teslim alamayacak. Geride bıraktığımız iki yılbunu çok açık gösterdi. Suriye halkı direnen Esad'ın yanında. Bu yüzdenMısır gibi, Libya vb. gibi yapamıyorlar Suriye'yi... Yapamayacaklarda. Çünkü direnenler daima kazanır, er ya da geç...” sözleriyle açıklamabitirildi.****Umudumuzu Her Kapıya Taşıyalım!Yunanistan’da Halk Cephelilerin çıkardığı O Agonas (MücadeleninSesi) isimli derginin dağıtımı devam ediyor.1 Mart günü 80 büro ve 45 dükkana girildi, 250 kişi ile görüşüldü.210 bildiri dağıtıldı. 6 dergi ile 2 kitap dağıtıldı.4 Mart günü, 60 büro ve 35 dükkana girildi. 90 bildiri dağıtıldı. 8dergi ile 1 kitap satıldı.5 Mart günü, 65 büro 30 dükkan ve mağazaya girildi. 200 bildiri dağıtıldı.Yaklaşık 200kişi ile görüşüldü, 10dergi ve iki kitap satıldı.8 Mart günü yapılansatış ve tanıtımdaise, 75 büro 35 dükkanve mağazaya girildi.150 kişi ile görüşüldü.110 bildiri dağıtıldı 10dergi 2 kitap halkaulaştırıldı.Zulmün Olduğu YerdeDirenmek Haktır!14 Mart günü Gençlik Federasyonu’nayapılan saldırıyı protesto etmek ve gözaltınaalınan 13 Dev-Genç’linin yalnız olmadığınıgöstermek için aynı gün İngiltere’ninbaşkenti Londra’daki Türkiye Elçiliğiönünde protesto eylemi yapıldı.Sloganların atıldığı eylemde, “AdaletinOlmadığı Yerde Örgütlenmek Suç Değildir,Haktır” yazılı pankart açıldı, bildiri dağıtıldı.Eylem, yapılan açıklamanın ardındancoşkulu bir şekilde sona erdi.İngiltere Halk Cephesi, 20 Mart'ta da,Türkiye’deki faşist baskıları protesto etmekve devrimcileri desteklemek için TürkiyeBüyükelçiliği önünde bir protesto eylemiyaptı. Halk Cephesi önlüklerinin giyildiği,kızıl bayrakların, pankartların açıldığı eylemde,“Alişanlar hesap sormaya devamedecek, sonuna, sonsuza, sonuncumuza kadardireneceğiz” denildi.Seyyar müzik sisteminden dinlenilenmarşlar ve şarkılar eşliğinde, alkışlar, ıslıklar,zılgıtlarla devam eden eylemde İngilizcebildiri dağıtıldı. 20 kişinin katıldığıeylem, DHKC’nin “Halkın da AdaletiVar! İki El Bombası Bir Lav, Halkın AdaletiOldu Patladı Karargahlarınızda!” başlıklıbildirisinin okunmasının ardındancoşkulu bir şekilde sona erdi.Şehitlerimize DevrimSözümüz Var!16 Mart 1991’de İzmir’de, EmperyalistABD’nin Dışişleri Bakanı’nın ülkemizeayak basmasını protesto etmek içinyapılacak eylem sırasında elinde bombapatlaması sonucu şehit düşen KahramanAltun, İngiltere'nin Londra şehrinde bulunanHalk Cepheliler tarafından anıldı.Altun’un Londra’da yaşayan ailesini ziyareteden 20 Halk Cepheli, ölüm yıldönümündeAltun’u andılar. Kahraman Altunanısına helva ikram edildi.Sayı: 357Yürüyüş24 Mart2013ZULMÜN KALELERİNİ DÖVMEYE DEVAM EDECEĞİZ!51


Bağımsızlık Demokrasi Sosyalizm MücadelesindeYitirdiklerimizHakkı KARAHAN30 Mart - 5 NisanFerda CİVELEKVeysel BEYSÜREN1993ʼte şehit düştüler. SDB üyesiydiler.30 Mart-17Nisan ŞehitleriniAnma Günleridolayısıyla faşistbir polis timinekarşı düzenleneneylem sırasında1 NisanHakkı KARAHAN, 1989ʼda İ.Ü. Veterinerlik Fak. Öğrencisiiken Dev-Genç saflarına katıldı. Dev-Gençʼin bölgesorumluluğunu, milis komutanlığını üstlendi.Ferda CİVELEK, Dev-Gençʼliydi. 1988ʼde Sağlık MeslekLisesiʼnde devrimci mücadeleye katıldı. Dev-Gençʼin Kadıköybölge örgütlenmesinde sorumluluklar üstlendi.Veysel BEYSÜREN, 1991ʼde Liseli Dev-Genç saflarındamücadeleye katıldı. Milislerde yer aldı.13 Temmuz 1972'de Artvin'in Şavşat İlçesiKayadibi Köyüʼnde doğdu. 1989'da MarmaraÜniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Fizik Öğretmenliğiʼndeöğrenciyken Dev-Genç saflarındayer aldı. 1992ʼde SDB savaşçısı oldu.1993'te tutsak düştü. İşkencede direndi. Hapishanesürecinde de çeşitli sorumluluklar almayadevam etti. 9. Ölüm Orucu Ekibi içindeÜmit GÜNGERaçlığa yatarak, aslolanın her koşulda düşmankarşısında dik durabilmek olduğunu göstererek ölümsüzleşti.Tekirdağ Devlet Hastanesi'nde 29 Martʼta bedenini tutuşturdu.31 Mart 2004 günü şehit düştü.Anıları MirasımızYoldaşları, Yakınları HüseyinCoşkun’u Anlatıyor: “Planlı vedisiplinli çalışma onun özelliğiydi”Hüseyin, Antep'e 1993 Haziran'ında geldi. Antep'e gelmesiyleberaber yoğun bir çalışmaya başladık. Bana ilksöylediği şey ilişkileri çıkarmak ve toparlamak gerektiğiydi.Hemen bu sorunun üzerinde durmaya başladık. Eldeki ilişkileridüzenlediğimizde daha iyi bir çalışma yapabileceğimizisöylüyordu.Öne çıkan insanların üzerinde durmaya başladı. Kiminne yaptığını, neleri gerçekleştireceğini ayrıntılarıyla tasarlıyordu.Bunun üzerine bölgede görev paylaşımı yapıldı.Bu çalışmayla da verim elde etmeye başladık doğal olarak.Mücadele Gazetesiʼnin Antep'te bir mevzisinin de açılmasınıve faaliyet sürdürmesine Hüseyin çok sevinmişti.Açılış günü olarak 12 Eylül tarihi seçilmişti. Bu tarihinseçilmesi bilinçliydi. Faşizme böylesi bir günde bir mevziimizidaha açarak cevap vermiştik. Hüseyin buna çok sevinmişti.Ancak her koşulda dikkatli olunması gerektiğinisöylüyordu. Mevziimize gelen insanların iyi bir çalışmaylaortaya çıkarılması gereği üzerinde özellikle duruyordu.Kadir Bülent ÜLKÜMustafa IŞIK“Zafer bize armağan edilmeyecek, onu bizkazanacağız, direnerek, bedel ödeyerekkazanacağız.”Meryem ALTUN5. Ölüm Orucu Ekibi direnişçisiydi. 31 Mart2002ʼde direnişin 90. şehidi olarak SağmalcılarDevlet Hastanesi'nde şehit düştü.Meryem, 18 Ağustos 1976ʼda İstanbulʼun gecekondularından1 Mayıs Mahallesiʼnde doğdu.Ümraniye Lisesiʼndeyken gençliğin mücadelesiiçinde yer aldı. Ağabeyi Kahraman Altun, emperyalizmekarşı bir eylemde şehit düşmüştü.Meryem ALTUNAğabeyinin bayrağını devralıp kavgasını sürdürdü. 1991 sonlarındaİngiltereʼye götürüldü ve 7 yıl orada yaşadı. Yurtdışındada mücadeleden uzak kalmadı. Ve bunun sonucunda İngiltereʼnintecrit hücrelerinde 6 ay tutuldu. Meryem 1998ʼde Türkiyeʼye döndü.Tutsak düştü. Vatanseverliğin adı olarak ölümsüzleşti.Cuntayakarşı mücadeleyisürdürendevrimcilerdendi.Gözaltına alınıpişkenceyapıldıktansonra 3 Nisan1981ʼde İstanbul Küçükköyʼegötürülüp kurşunadizilerek katledildi.1964 yılında Ankaraʼda doğdu. Devrimcidüşüncelerle lise yıllarında tanıştı. BursaʼdaKörfeze Bakış gazetesinin yazı işleri müdürlüğünüyaptı. İşçi alanında sorumluluklar üstlendi.Polis tarafından kaçırıldı ve 31 Mart1992ʼde Uludağ yolunda işkence yapılmış vebaşından vurulmuş olarak bulundu.Hasan ATAŞDevrimcihareketin işçialanındaki örgütlülüğüiçindeyer alıyordu.Eczacıbaşıİlaç Fabrikasıʼndailk greviörgütleyenlerdendi.4 Nisan 1977 gecesi,grev nöbeti sırasında faşistlertarafından katledildi.Disiplinsizliğe tahammülümüzün olmadığını, disiplin konusuüzerinde özellikle durulmasını istiyordu.Hüseyin, bir yandan insanları eğitip daha etkin bir faaliyetsürdürmelerini sağlarken, bir yandan da örgütlülükleryaratıp var olan örgütlülükleri geliştirmek yönünde adımatılmasını sağlıyordu. Bir milis örgütlülüğünün yaratılmasınınaciliyet taşıdığını belirtiyordu. Bu örgütlenmeninde temelleri atılmaya başladı. Hüseyin yoldaş bu örgütçülüğüyleörnek alınacak bir komutandı.Bulunduğumuz alanda pek çok ilişkimiz ve özellikle evilişkilerimiz vardı. Bu ilişkilerin hareketimiz tarafından nasıldeğerlendirileceği üzerine konuşuluyordu. Ve ilişkilerindoğru tarzda, devrime en iyi nasıl faydalı oluyorsa öyledavranılması gerektiğini yoldaşlara anlatıyordu. Herkesinistediği yere, istediği gibi girip çıktığı bir ilişki biçimine gözyummayacağımızı anlattı. Ve bu tür dağınık ve disiplinsizbir ilişki biçiminin önüne geçti. Bıkmadan gösteriyor ve böyleceörgütlü yapıyı baştan aşağıya organize etmeye çalışıyordu.Bulunduğumuz alanda halktan insanlarımızın evlerineziyaretler yapıyordu. Bu ilişkiler içerisinde hareketimize hangiinsanın nasıl faydalı olabileceğini ortaya çıkarırdı. Milisinihtiyaçlarına cevap verecek ve harekete kendisini enküçük noktada dahi sunan insanların potansiyelini açığaçıkardı Hüseyin yoldaş. İlişkileri, insanları, olanakları eniyi şekilde değerlendirmesini biliyordu.


Neslihan USLU Metin ANDAÇ Hasan AYDOĞAN MehmetAli MANDALMehmetSelim YÜCEL1956 Çanakkale doğumlu olan Yücel, İstanbulMaliye Muhasebe Yüksek Okulu öğrencisiykenmücadeleye katıldı. İstanbul Dev-Genç yöneticilerindenbiri oldu. SDB üyesi olarak mücadelesinisürdürdü. 3 Nisan 1981ʼde İstanbul Kadıköyʼde,cadde ortasında polis tarafından katledildi.31 Mart 1998ʼde Ege Bölgesiʼnde gözaltına alındılar.Gözaltına alındıkları kabul edilmedi. Kaybedildiler.Yaklaşık bir yıl sonra, itiraflarda bulunan TuranÜnal adlı kontrgerilla elemanı, dört devrimcinin Foçaʼdakiaskeri birliklerde işkence yapıldıktan sonra, kolları, bacaklarıkırılmış olarak bir tekneye konulduklarını ve tekneninSeferihisar açıklarında bombayla batırıldığınıaçıkladı.Neslihan Uslu (Hayat), 1968, Bolu-Düzce Çilimli Beldesidoğumludur. Gürcüʼydü. İ.Ü. Hukuk FakültesiʼndeDev-Genç'li oldu. İYÖ-DER kurucularındandı. Gençlikörgütlenmesinde bölgesel sorumluluklar üstlendi.Metin Andaç, Bergamaʼda bir çiftçiydi. "SiyanürcüŞirket"i Bergamaʼdan söküp atma mücadelesinin önderlerindenbiriydi. '80 öncesinde TARİŞ Direnişi'nin militanlarındandır.'90'dan sonra İzmir İşçi Hareketi gazetesinintemsilciliğini üstlendi.Mehmet Ali Mandal, 1958ʼde İzmir Menemen-Aliağa'dadoğdu. 1974ʼde işçi çocuğu olarak yurtdışına çıktı.1984ʼde Yunanistan'da örgütlü mücadeleye katıldı. Hertürlü göreve hazırdı ve ülkesine koştu.Hasan Aydoğan, 1974 Tokat/Almus Akarçay doğumludur.Düzene öfkesi ve devrimcilere sempatisi çocukyaştayken başladı. 16 yaşında devrimci oldu. Çeşitligörevler aldı.Hüseyin COŞKUN Demet TANERBedii Cengiz SPB üyesiydiler.4 Nisan 1995ʼteGaziantepʼte ölüm mangalarıtarafından katledildiler.1962 Dersim doğumluHüseyin Coşkun, 1976ʼdadevrimci mücadeleye katıldı.1985 sonrası İzmir veEge yöresinde görevler aldı. Kısa süreli tutsaklıklar yaşadı.1993ʼte Gaziantep sorumluluğunun yanında, BediiCengiz Silahlı Propaganda Birliğiʼnin komutanlığınıüstlendi.1971 Antep doğumlu Demet TANER, İzmirʼde üniversitedeDev-Gençʼli oldu. 1992ʼde Ege TÖDEF Temsilciliğiyaptı. İlerleyen süreçte Antalya, Burdur, Ispartaillerinin sorumluluğunu üstlendi. Daha sonra bir savaşçıolarak görev aldı.Mustafa KURAN1991ʼde Avusturyaʼda devrimci hareketiçerisinde yer aldı. Yaklaşık 4 yıl Avusturyahapishanelerinde tutsak kaldı. 2000-2001 Ölüm Orucu çalışmaları sırasında,sağlık koşullarını hiçe sayarak koşturdu.Kanser hastalığının ilerlemesi sonucunda3 Nisan 2001ʼde aramızdan ayrıldı.Kemal KARACAKırklareliʼnin Pehlivanköy İlçesiʼnde doğdu. BabaeskiDemokratik Kültür Derneğiʼnin kurucularındandır.Mücadelesini İstanbulʼda sürdürüyordu..4 Nisan 1977ʼde bir sol grup tarafından İstanbulʼdapusuda katledildi.Kömür Karasına Keser GözlerimKömür karasına kesergözlerimYangına tutuşuralev alevyanar yakargecenin karanlığındatutuşur sabahınkızıllığıylagecenin güne evrildiğiyerdeumudun rengi olurbarikatlar ardındakömür karasına kesergözlerimkaralığı cüretimizkömür yanı hıncımızkömür yanı ahımızasla asla yerdebırakmayacağızkömür yanığıyaşama ve ölme sebebidirömrümüzünkömür karasına keserkömür karasına kesergözlerimki aralık ayazındakimsayal gazlarla yatılanbir avuç kömüre dönenbedenimsevda sevda açannilüferimbahara rengini verenyüzgülükavga kavga atanözlemimbayrampaşaduvarlarındatutsak edilmeyenşefinur gülserimfırtınada sınanan revanzulmün ateşiniisyanlaştıran seyhanımaralık’ta kaç kez fermanyazılmıştır katlimizeyurdumun mapusdamındagözlerimizin oyulduğuMaraş'taKozlu maden ocaklarındaölüm düşer payımızakömür kokusu sinertabutlarımızaher aralık’takülüm savrulurbayrampaşa'dan kozluyabir ağıt yayılırkömür kokusuylakömür karasına kesergözlerimhalkı ölesiye sevmemizinbedelidir kömürleşenbedenim19 aralık'tan beriyoldaşlarınıngözbebeklerindekiferimhayata sunulanyeminimve her yeminsesidir adaletimizin


KULAĞIMIZAKÜPE OLSUNAtasözüAcele yürüyen yoldakalır!Düşünmeden yapılan plansız programsızyapılan işlerden istenilen sonuçalınmaz.DeyimlerAbacı, kebeci, ara yerdesen neci?“Tamam, ilgililer bu işe karışabilirler,ama sen neci oluyorsun” anlamındakullanılır.FıkraMilletvekilinin biri, bir köyü gezerken,bağlı olduğu değirmenidöndüren bir eşek görmüş.Yanındaki köylüye sormuş;Bu eşeğin boynundaki zil ne işe yarıyor?Efendim, demiş köylü, o zil sustuğundaeşeğin durduğunu anlıyorum.Müdahale edince tekrarharekete başlıyor.Akıllıca, demiş vekil. Peki eşek olduğuyerde durup da başını sağasola sallarsa nereden anlayacaksındurduğunu?Anlayamam; ama ne gezer efendimsizin gibi akıllı eşek buralarda.Özlü SözPlansız çalışan bir kimse, ülkeülke dolaşıp hazine arayan birinsana benzer. (Descartes)ŞiirKORKMAYIN ÇOCUKLARÇok çalışıyoruz,Sabahtan akşama kadarAma ekmeğimiz az,Ekmeğimiz yetmiyor çocuklar.YüzlerinizKırış kırış ağlamaktan,Hele gözlerinizSağır dilsizKocaman kocamanÜzgün gözleriniz…Korkuyla bakarlarÇığlık çığlığa:Ekmek!Ekmek!Ekmek!Dinleyin miniciklerim,Dinleyin, yavrularım benim,Bugün böyle,Böyleymiş dün de.Ve ben, yemeğim olmadığından,Elimden başka şey gelmediğinden,N’apayımİnançlaBesleyeceğim sizi. (...)Nikola Vaptsarov (Bulgar devrimci-şair)Kıssadan HisseUmut Çocuk Öykülü Boyama Kitabı,Renkleri Siz Seçin, Siz BoyayınKISSADAN HİSSEBenim Bilmem YeterliYaşlı bir adam, sabah erken evinden çıkmış,yolda ilerlerken, bir bisikletlinin çarpmasıyla yereyuvarlanmış ve hafif yaralanmış.Sokaktan geçenler yaşlı beyi hemen en yakınsağlık birimine ulaştırmışlar.Hemşireler, önce pansuman yapmışlar ve birazbeklemesini, röntgen çekerek herhangi bir kırıkveya çatlak olup olmadığını inceleyeceklerinisöylemişler.Yaşlı bey huzursuzlanmış; “Acelesi olduğunu,röntgen istemediğini” söylemiş. Hemşirelermerakla acelesinin nedenini sormuşlar.“Eşim huzur evinde kalıyor. Her sabah birliktekahvaltı etmeye giderim, gecikmek istemiyorum”demiş.“Eşinize haber iletir gecikeceğinizi söyleriz”deyince.Yaşlı adam üzgün bir ifade ile “Ne yazık kikarım Alzheimer hastası hiçbir şey anlamıyor, hattabenim kim olduğumu dahi bilmiyor” demiş.Hemşireler hayretle “Madem sizin kim olduğunuzubilmiyor neden her gün onunla kahvaltıyapmak için koşuşturuyorsunuz?” diye sormuşlar.Adam buruk bir sesle “Ama ben onun kim olduğunubiliyorum” der.

More magazines by this user
Similar magazines