AKP Zulmünü Yeneceğiz! Milyonları Örgütleyeceğiz! - Yürüyüş

yuruyus.com

AKP Zulmünü Yeneceğiz! Milyonları Örgütleyeceğiz! - Yürüyüş

Faşist Düzene karşı DünyanınEn Kitlesel 1 Mayıs’ı Ülkemizde Yapıldı!Halkı BirleştirenDevrimci Politikaların Zaferidir!www.yuruyus.comwww.yuruyus.comHaftalık Dergi / Sayı: 31827 Mayıs 2012Fiyatı: 1 TL (kdv dahil)info@yuruyus.comAKP ZULMÜNE KARŞI İŞÇİ, MEMUR, GENÇLİKTÜM HALK BİRLEŞECEĞİZMilyonları Örgütleyeceğiz!Kışkırtıcı, Yalancı EMEP’in1 Mayıs Hazımsızlığı Neden?info@yuruyus.comAKP Zulmünü Yeneceğiz!


ÖğretmenimizKendi milli kimliğine sahip çıkmayan vebunu gururla savunmayan devrimcilerin,emperyalizme karşı mücadele taktikleriüretmesi, tüm ulusları kendi ulusalkimlikleriyle mücadelede birleştirmesi,emperyalizme ve faşizme karşı tutarlı birsavaşı örgütlemesi mümkün değildir.Türkiye solu ve devrimcileri, kendiulusal kültürlerini savunma, bunlarıdevrimci mücadele içerisinde geliştirerek,bu değerlere olumlu bir rol yükleyerekmücadele edip halka gitmek yerine, halkayabancı kültürlerin taşıyıcılarıolmuşlardır adeta.Halkına, vatanına ulusal kültürünesahip çıkmak devrimin ve devrimciliğintemelidir.Tel: (0-212) 251 94 35www.yuruyus.cominfo@yuruyus.comHaftalık Süreli Yerel YayınSiyasi DergiFiyatı: 1 TLSahibi ve Sorumlu YazıişleriMüdürü: Mustafa DOĞRUAdres: Katip Mustafa Çelebi Mah.Billurcu Sok. No: 20 / 2Beyoğlu / İSTANBULOfset Hazırlık: Ozan YayıncılıkAdres: Gülbahar Mah. Cemal SahirSok. Kral Apt. 7/1 B Blok No: 17Daire: 6 Mecidiyeköy / İSTANBULTel: (0-212) 216 41 78Faks: (0-212) 216 41 79Yurtdışı Büro: Vakıf EFSANEPieter de Hoochstr. 303021 CS Rotterdam/NederlandISSN: 1305-7944Baskı: Ezgi Matbaacılık-SanayiCad. Altay Sok. No: 10Çobançeşme / Yenibosna / İST.Tel: (0-212) 452 23 02Dağıtım: Turkuvaz DağıtımPazarlama San. ve Tic. A.Ş.Tel: (0-216) 585 90 00Avrupa: 4 EuroAlmanya: 4 EuroFransa: 4 Euroİsviçre: 6 FrankHollanda: 4 Euroİngiltere: £ 3Belçika: 4 EuroAvusturya: 4 EuroGerisi hayat...


6 Devrimci İşçi Hareketi:DİSK halkın muhalefetiniörgütlemelidir!8 Devrimci Memur Hareketi:Grevli toplu sözleşmelisendika hakkı için23 Mayıs’ta grevdeydik9 Halkımızın halklarıbu düzenin yasalarındandaha güçlüdür!11 Haklıyız Kazanacağız:Afet Dönüşüm Yasasımeclisten geçti!AKP yıkımınhazırlıklarını yapıyor!Biz de hazırlıklarımızıyapalım12 Yıkıma gelenler karşılarındaörgütlü halkı bulacak!13 Dev-Genç adıdirenişle anılır16 Baskınlar halk düşmanlarınıvuracak bir silahadönüşecektir...18 Dev-Genç ruhuyla,coşkusuyla parasız eğitimhakkımızı alacağızİ ç i n d e k i l e r21 AKP’nin katliamcılıkta veişbirlikçilikte sınırı yok!22 AKP yargıda yeni̇ düzenlemelerhazırlıyor!4 AKP zulmünü yeneceği̇z! 33 Devrimci Okul: Hatalardan öğrenmekDev-Genç’in adı direnişlerle anılır!23 Hayatın Öğrettikleri:Kafamızdaki “olmaz”ı yıktı24 Halk Düşmanı AKP:Yapılan zamlar AKP’ninyönetememe krizidir25 Halkın Hukuk Bürosu: AKP’ninyargısı faşizmin yargısıdır!26 TAYAD’lı Aileler:Devrimci tutsakların savunmahakkını kullanmasınıengelleyemeyeceksiniz!27 Dünden BugüneHalk Gerçeğimiz:Anadoluyum bentanıyormusun? Düğünlermiz (2)28 Sınıf Kini: Açlığımız,yoksulluğumuz bu adaletsizdüzenin sonu olacak29 Cepheli: Cepheli örgütlenmeyapmadıkça gideceği yerindüzen olduğunu bilir!30 Kışkırtıcı, yalancı EMEP’in1 Mayıs hazımsızlığı neden?35 Liseliyiz Biz: Yıl sonu etkinliklerinekarşı, liseli Dev-Genç şenlikleriniörgütleyelim36 Dünden Bugüne Halk İsyanları:Antep’te işgalciye geçitvermeyen Karayılan37 Tarihimizden Öğreniyoruz:Avrupa’da Dev-Genç kurultayı38 Hainlerin döneklerin yaranmayaçalıştığı emperyalist sistemdir!39 “Gerçeğe güvenerekzaferi bekliyoruz!”41 Kürt milliyetçi hareketHalk Cephesine saldırmaktanve tehditlerden vaz geçmelidir!46 Canan’ı ölümsüzleştirmek içindaha çok örgütleneceğiz!48 Devrimci Memur Hareketi: MehmetAli öğretmen serbest bırakılsın!49 Avrupa’daki Biz50 Avrupa’da Hayatın Öğrettikleri51 Avrupa’da Yürüyüş53 Berkan54 Yitirdiklerimiz55 Öğretmenimiz


Sayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012AKP Zulmünü Yeneceğiz!AKP, iktidarının 3. dönemindeyüzde 50’ye yakın oy aldı. Yapılananketler de göstermektedir ki,AKP yüzde 50 oy tabanını hala korumaktadır.AKP’lilere göre sokaktagördüğünüz her iki kişiden birisi AKPpolitikalarını desteklemektedir.AKP bu oy tabanını hemen her politikasında“benim milletim istiyor”diyerek kullanıyor. Bu demagojikbir yalandır. AKP’ye oy verentabanın AKP’nin politikalarını desteklemesimümkün değildir. HalkınAKP’nin politikalarını desteklemesiiçin aç kalmaktan zevk alması gerekir.AKP, A’dan Z’ye her şeye ortalamayüzde 18 zam yaparkenmemurlara yüzde 3,5+4’ten fazlazam vermem diyor. Memurlara toplusözleşme hakkını veriyoruz diyerekMemurların Grevli Toplu Sözleşmehakkını da gasp etti. MemurlarAKP’nin yüzde 3+3’lük zammınaitiraz edince Başbakan Erdoğan“ne grevi, memurun grev hakkı yok,yasal işlem yaparız” diyor. AKP’ye oyveren memurlar, AKP’nin bu politikalarınaneden destek versin? 3+3’lükzammı neden kubul etsin? AKP’ninbu politikalarını destekleyenler sedecebir avuç işbirlikçi tekellerdir. Bu durumdaAKP’nin tek destekçisi emperyalistve işbirlikçi tekellerdir.AKP’nin “Kentsel Dönüşüm Yasası”mecliste onaylandı. AKP buyasayla tüm halkın evini arsasını gaspetme hakkını yasal olarak elde etti. Vehalkın bu gaspa karşı direnme, itirazetme hakkını elinden aldı. AKP, halka“senin evini, arsanı gasp edeceğim,bana itiraz etmeyeceksin” diyor.Halk bu durumda AKP’yi neden desteklesin?Kentsel Dönüşüm Yasası,emperyalist ve işbirlikçi tekellerin dayatmasıdır.Bu yasa tekellerin yağmave talanı için çıkartıldı.AKP, işçilerin kazanılmış bir çokhakkını gasp etti. Bugün işçilerintalepleri 1850’lerin taleplerinin çokdaha gerisinde. İşçiler 1850’lerdegünlük 8 saatlik çalışmayı talep ediyordu.Bugün çalışma hayatının çokbüyük kesiminde 13-15 saatlik çalışmasüresi hüküm sürmektedir. İşgüvenliği, işçi güvenliği diye bir güvenceyok. Her ay onlarca işçi iş cinayatlerindekatlediliyor. Patronlar işçilerinkıdem tazminatlarına da gözHalkın dini inançlarınıkullanarakeğitimde yaptığıdeğişikliklerle tekellerinsömürüsüne hizmet edecekbir eğitim sistemini getirdi.Özelleştirmenin önünütamamen açtı. Parasız eğitimiyasalardan da çıkartıp halkçocuklarının eğitim hakkınıgasp etti.diktiler. İşçiyi istedikleri zaman alıpistedikleri zaman atacaklar. Çocuk işçilerkaçak çalıştırılıyordu, AKP onudayasalaştırdı. Emperyalist ve işbirlikçitekellerin AKP’ye dayattığı“ulusal istihdam stratejisi” ile işçilerişçi olmaktan çıkartılıp “istihdambüroları” adı altında kurulan yerlerdeköle gibi alınıp satılacak.AKP istatistik oyunlarıyla işsizlikoranını düşük gösteriyor. Onmilyonun üzerinde işsiz var. Asgariücret açlık sınırının altında ve on milyonunüzerinde insanımız açlık sınırınınaltında yaşam mücadelesi veriyor.AKP’ye oy veren işçiler, işsizler,emekliler, AKP’nin bu politikalarınıneden desteklesin?AKP, “benim milletim artık SSKkuyruklarında beklemeyecek,istediği özel hastanede tedavi olcak”demagojisiyle “Sağlıkta DönüşümYasası”nı çıkartarak halkın sağlıkhakkını gasp etti. Halk bunu kısa zamandayaşayarak görecek.Halkın dini inançlarını kullanarakeğitimde yaptığı değişikliklerletekellerin sömürüsüne hizmet edecekbir eğitim sistemini getirdi. Özelleştirmeninönünü tamamen açtı. Parasızeğitimi yasalardan da çıkartıp halk çocuklarınıneğitim hakkını gasp etti.Halk AKP’nin bütün bu politikalarınıneden desteklesin?AKP’nin politikalarını des-Halk teklemiyor. AKP’de ülkeyihalk desteğine dayanarak değil,halka rağmen yönetiyor. Onuniçin bu baskı, terör, onun için bu zulüm.AKP’yi gerçek anlamda destekleyensadece emperyalistlerve işbirlikçi tekellerdir.AKP kendisine oy veren halkıninançlarını ve duygularını sömürüyor.Halkın AKP politikalarındahiçbir çıkarı yoktur.AKP, İKTİDARININ EN BÜ-YÜK YÖNETEMEMEKRİZİNİ YAŞIYOR!Yönetmiyor AKP, baskı ve terörleiktidarını ayakta tutmayaçalışıyor. Halkı yönetmek için faşistterör, yalan ve demagojiden başka çaresiyoktur. Her gün yeni bir baskınlauyanıyoruz. AKP’ye göre artıktüm halk “terörist”; devrimciler, yurtseverler,oligarşinin her zaman birincihedefiydi. Onlara karşı her türlü adaletsizlik,hukuksuzluk, baskı, terör, işkence,katliam yapılması meşruydu.Gece yarısı baskınlar, gözaltılar normaldi.Ama bugün AKP’nin zulmü sadecedevrimcileri, yurtseverleri hedeflemiyor.Kim olursa olsun, en küçükbir iktidar karşıtı ses AKP zulmününhedefi olmaya yetiyor.Uzun zamandır ülkemizde tek hakimolan AKP’nin zulmüdür.KCK adı altında Kürt halkına yönelik“eş zamanlı” baskınlar hiç durmadandevam ediyor. Son iki yıliçinde tutuklananların sayısı 8 biniaştı. Devrimcilere yönelik gözaltı vetutuklamalar hiç durmadan devamediyor. Geçtiğimiz hafta içinde 15 ildeGençlik Federasyonu ve Halk Cephesi’neyönelik yapılan gözaltı teröründegözaltına alınanların sayısı 96,4


tutuklananların sayısı 38 oldu.Yüzün üzerinde gazeteci 500’ünüzerinde öğrenci tutuklu. Hapishanelertarihinin en büyük dolulukoranına ulaştı. Adli olaylardanher gün yüzlerce kişi tutuklanıphapse atılıyor. Yeni ceza yasaları çıkartılıyor,var olanlar ağırlaştırılıyor.Yaşadığımız sürecin 12 Eylülcunta yıllarından öz itibarıylahiçbir farkı yoktur. AKP’nin yönetememekrizi baskı ve terörden başkaburjuva anlamda da olsa demokrasicilikoyununa manevra alanı tanımıyor.Devletin tüm kurumları AKP’yetabii olmuş durumda. Halka yönelikher türlü saldırı yasalarını çıkartıyor.ARTIK BASKI VE TERÖRİŞE YARAMIYOR!AKP’nin tüm zulmüne rağmenhalk susmuyor. Halkın her kesimindenAKP iktidarına olan öfke büyüyor.2012 1 Mayıs’ında 1 MayısMeydanı’ndaki yüz binler bunun en somuthalidir. AKP zulmüne maruz kalanhiçbir kesim sessiz kalmıyor.AKP işbirlikçisi Hak-İş ve Memur-Sen’inTandoğan’da ÇalışmaBakanı’nın konuşturulduğu1 Mayıs’ta bile işçiler Bakan FarukÇelik’ten gasp edilen haklarını sordular.Açlıklarını ve yoksulluklarınıhaykırdılar, zam istediler.Kamu emekçileri AKP’nin verdiği3.5’lik zammı kabul etmiyor.İşbirlikçi Memur-Sen bile artık memurlarınbu durumunu gözardı edemeyipKESK ve Kam-Sen’le birlikteiş bırakmak zorunda kaldı. AKP’ninToplu Sözleşme oyunu kabul etmeyen2.5 milyon Kamu emekçisi meşrugrev hakkını kullandı.AKP, artık zulümle de yönetemiyor.Hep daha fazlasına ihtiyaç duyuyor.Ama yine de kimseyi teslim alabilmişdeğil. Futbol taraftarları bileAKP’nin polisiyle çatışıyor. 15 yaşındakibir liseliyi bile teslim alamıyor.Yoksul gecekondularda halk evlerimiziyıktırmayacağız diyor.AKP HALKI, HALKIN ÖR-GÜTSÜZLÜĞÜNÜ KULLA-NARAK YÖNETİYOR!AKP’nin bu kadar aleni yalanları,bu kadar halk düşmanı politika-ZULMÜ YENECEĞİZ!AKP, 14 ilde değil, 81 ildede baskın yapsa, yüzlerceHalk Cepheli’yi gözaltına alıptutuklasa da bizi teslimalamayacak. Halkı teslimalamayacak. Halkıörgütleyeceğiz. AKP’ninhalka yönelik her saldırısınınkarşısına örgütlü gücümüzleçıkacağız. Halkı örgütleyerekhalkın gücüyle çıkacağız.AKP’nin terörü buna engelolamayacak. Halkın öfkesibüyüyecek.ları halkın çok geniş kesimlerinde halaetkili olabiliryorsa bunun nedeni halkınörgütsüzlüğüdür. AKP halk örgütsüzolduğu için saldırılarında bu kadarpervasız olabiliyor. AKP’nin söylediğinintersinden bakarsak en kötümserhaliyle sokakta gördüğünüz her iki kişidenbirisi AKP iktidarına öfke duymaktadır.Fakat bu öfke aynı orandapratiğe yansımıyor. Bunun nedeni örgütsüzlüğümüzdür.AKP zulmüne öfkeduyan milyonlarca kişi örgütsüz olduğuiçin öfkesini iktidara yönlendirememektedir.AKP, halkın bu örgütsüzlüğünükullanarak her türlü halkdüşmanı politikalarını baskı ve terörlehayata geçiriyor.ÖRGÜTLÜ BİR HALK KAR-ŞISINDA AKP TERÖRÜ-NÜN, BASKI VE ZULMÜN HİÇBİR HÜKMÜ OLMAYACAKTIR!İşçiler, köylüler, memurlar, esnaflar,öğrenciler, aydınlar, yazarlar, sanatçılar,emekliler, evleri başına yıkılmakistenen yoksul gecekonduhalkımız, ulusal demokratik talepleriinkar edilen Kürt halkımız, İnançlarıyok sayılan Alevi halkımız...AKP zulmü hepemizi aynı anda eziyor.Sanmayın zulüm kendiliğindenazalır. AKP’nin yönetememe krizi derinleştikçezulmü her geçen gün dahada pervasızlaşacak. Zulmü yenmeninyolu; birincisi örgütlenmektir. İkincisiörgütlü güçlerimizi birleştirmek vezulme karşı direnmektir.ZULMÜ YENECEĞİZ! AKP,14 ilde değil, 81 ilde de baskınyapsa da, yüzlerce Halk Cepheli’yigözaltına alıp tutuklasa da biziteslim alamayacak. Halkı teslimalamayacak. Halkı örgütleyeceğiz.AKP’nin halka yönelik her saldırısınınkarşısına örgütlü gücümüzleçıkacağız. Halkı örgütleyerekhalkın gücüyle çıkacağız.AKP’nin terörü buna engel olamayacak.Halkın öfkesi büyüyecek.İşçiler, kazanılmış haklarımızıancak örgütlenerek ve güçlerimizibirleştirerek koruyabiliriz.AKP’nin kölelik yasalarını ancakörgütlenerek ve güçlerimiz birleştirerekboşa çıkartabiliriz.Memurlar, örgütlenelim vegüçlerimizi birleştirelim.AKP’nin kamu emekçilerine layıkgördüğü sefalet ücretini ve sahte sendikayasasını ancak örgütlenerek vegüçlerimizi birleştirerek boşa çıkartabiliriz.Öğrenci gençlik, Dev-Genç saflarındaörgütlenelim ve güçlerimizibirleşelim. Amerikan uşağı AKP,işbirlikçi ve gerici bir gençlik yetiştirmekistiyor. Eğitim hakkımızı gaspediyor. İşbirlikçi değil Bağımsız Türkiyeiçin eğitim hakkınız için Dev-Genç saflarında örgütlenin.Yoksul gecekondu halkı, Halkkomitelerinden örgütlenelim vegüçlerimizi birleştirelim. AKP faşistyasalarıyla en meşru barınma hakkımızıgasp edemez. AKP’nin yağmatalan ve evlerimizi başımıza yıkmasınıancak örgütlenerek engelleyebiliriz.AKP ZULMÜNE KARŞI İŞÇİMEMUR GENÇLİK TÜMHALK BİRLEŞECEĞİZ! MİL-YONLARI ÖRGÜTLEYECEĞİZ!Biz milyonlarcayız. Biz örgütlendiğimizde,biz güçlerimizi birleştirdiğimizdeAKP’nin faşist terörüetkisiz kalacaktır. Güçlü olan biziz.Milyonlar bugün AKP’ye oy verse debizimdir. Halkı devrimci politikalarımızlabirleştireceğiz. AKP zulmünüyeneceğiz!..Sayı: 318Yürüyüş27 Mayıs20125


Devrimci İşçiHareketiDİSK Halkın MuhalefetiniÖrgütlemelidir!Sayı: 318Yürüyüş27 Mayıs20122012 1 Mayısı, pek çok açıdan kitle hareketinintaşıdığı devrimci potansiyeli ve dinamiği daha somutortaya koymuştur. Yüz binlerce emekçi, Türkiye’nindört bir yanında temel taleplerini ortaya koymuş veAKP iktidarına karşı mücadele azmini de göstermiştir.Bugün güncel konumuz bu halk hareketini nicel ve nitelikanlamda örgütlemek ve iktidara karşı mücadeleyi büyütmektir.2012 1 Mayısı’nda DİSK, devrimci politikalar veortaya koyduğu hedefler boyutuyla önceki yıllara nazaranöne çıkmış, işçi sınıfı ve emekçiler nezdinde itibar kazanmıştır.Bu hareketi büyütmek ve işçi sınıfı içerisindeDİSK’i örgütlemek, güç haline getirmek bugün hem zorunlu,hem de önceki dönemlere kıyasla daha kolaydır. Zorunludur, çünkü tarihsel ve siyasal koşullar bunu zorlamaktadır.Milyonlarca işçi-emekçi, kölelik koşullarındaçalışmakta, işsizlik rekorlar kırarak emekçiler adeta işsizlikkorkusuyla terbiye edilmektedir. İktidar ve patronlar,işçi sınıfının örgütsüzlüğünden ve işbirlikçi sendikalardanaldıkları güçle Ulusal İstihdam Projesi’nden, İstihdambürolarına, kıdem tazminatının kaldırılmasından,bölgesel asgari ücrete kadar, peş peşe yenisömürü yasaları, saldırıları gündeme getirmektedir. Kölelikderinleştirilerek kalıcı hale getirilmeye çalışılmaktadır.Diğer taraftan bütün bu saldırılara ve anti-demokratikyasalara rağmen örgütlenmek, geçmiş dönemlere göre zorunluve kolaydır. Çünkü AKP İktidarı takiyeciliğinin sonsınırına gelmiş, halkı eskisi gibi aldatamamaktadır. İşçisınıfı ve emekçiler bütün zorluklara rağmen mücadelesinedevam etmekte irili-ufaklı onlarca direniş hayatageçirilmektedir. Kürt Halkı, Aleviler meşru ve demokratiktalepleri konusunda mücadelesini sürdürmekte, DevrimciHareket, politikaları ve mücadele pratiğiyle ön açmaktadır.Bu gerçek 1 Mayıs’ta kendini ortaya koymuştur.Özellikle Türk-İş ve Hak-İş gibi işbirlikçi sendikalarıniktidar yanlısı durumlarının iyice netleşmesi ve işçisınıfına saldırıların ortağı olmaları da DİSK’i işçi sınıfıiçerisinde öne çıkarmıştır.İşte bu somut gerçeklik üzerinden işçi sınıfının, halkhareketinin örgütlenme zemini güçlenmiştir. Bu süreçteDİSK, siyasal sorumluluk yüklenerek bu mücadeleninöncülerinden biri olmalıdır. Elbette, bu mücadele veöncülük, geçmiş dönemlerdeki gibi sadece propaganda olarakkalmamalıdır. Asıl olarak fabrikalarda, işyerlerinde vehalkın olduğu her yerde adım adım örgütlenmeli ve pratiğeyansımalıdır.Bu mücadele hattı, bir kampanya şeklinde örgütlenebilir.Hedef, AKP iktidarının başta işçi sınıfı olmak üzeretüm halka karşı uyguladığı ve yenilerini planladığısaldırılara karşı direnişi örgütlemek ve saldırıları püskürtmektir.AKP’nin halk düşmanlığı , bu direniş içerisindehalka yönelik saldırılarının amaç ve kapsamı açıklanmalı,nasıl bir mücadele örgütleneceği pratikte ortaya konulmalıdır.Böylesi bir kampanya ve mücadele DİSK’iörgütsel ve siyasal anlamda güçlendirecek, işçi sınıfınınmeşru ve demokratik örgütlenmesi olarak öne çıkaracaktır.DİSK, Direnişi Bir KampanyaTarzında Sonuç Alma ÜzerineProgramlamalıdırUlusal İstihdam Stratejisi, Kıdem Tazminatının (doğallığındaiş güvencesinin) kaldırılması, Bölgesel Asgari Ücretuygulaması, İstihdam Büroları adı altında köle pazarlarınınkurulması gibi işçi sınıfına yönelik doğrudan bir saldırıbaşlatılmış durumdadır. Bu saldırılara karşı sendikalar cephesindendirenişi kırmak için de yeni çalışma yasasıyla varolan örgütlenmeler işlevsiz hale getirilmektedir.İşte bu açık saldırılara karşı DİSK;-“ULUSAL İSTİHDAM STRATEJİSİ” EMPER-YALİZMİN SÖMÜRÜ STRATEJİSİDİR! İPTALEDİLSİN!-EMPERYALİST SÖMÜRÜ POLİTİKALARI-NA BOYUN EĞMEYECEĞİZ! DİRENECEĞİZ!-KIDEM TAZMİNATLARIMIZ İŞ GÜVENCE-MİZDİR! GASP ETTİRMEYECEĞİZ!- EMPERYALİST VE İŞBİRLİKÇİ TEKEL-LERİN KÖLESİ OLMAYACAĞIZ!Temel talepleri çerçevesinde bir kampanya tarzında direnişhayata geçirmelidir. Temel taleplerin yanında;* Taşeronluk sistemi kaldırılsın!* Esnek çalışmaya son!* İstihdam büroları adı altında kurulacak köle pazarlarınahayır!* Bölgesel Asgari Ücrete hayır!* İş cinayetleri durdurulsun!* Sahte sendika yasası iptal edilsin! Kamu Emekçilerinegrevli, toplu sözleşmeli sendika hakkı istiyoruz!* 1 Mayıs 1977’nin katilleri yargılansın!* Kentsel yıkım ve yağma değil, yerinde ıslahistiyoruz!* Parasız eğitim, parasız sağlık haktır! İstiyoruzalacağız!* Kürt halkının demokratik meşru talepleri kabuledilsin!* Hapishanelerde tecrite son! Hasta tutsaklaraÖzgürlük! ACM’ler kaldırılsın!6MİLYONLARI ÖRGÜTLEYECEĞİZ!


* Ortadoğu’da ve Suriye’de emperyalizmin işgal politikalarınave taşeronluğuna hayır! Emperyalistler veişbirlikçileri Ortadoğu’dan defolun! Talepleri de öneçıkarılmalıdır.Elbette bu kampanya birkaç günlük açıklama, protestovb. çalışmalarla geçiştirilecek bir şey değildir. Sonuçalmak için, odağına GENEL GREVİ koyan ve adım adımkamu emekçileri sendikalarından oda ve meslek örgütlerine,gençlik örgütlenmelerinden bütün halk örgütlenmelerinekadar yayılan ve kapsayan bir tarzda olmalıdır.Kampanya içerisinde işyeri toplantılarından, imzamasalarına, direniş çadırlarından AKP binaları önünde oturmaeylemlerine, yürüyüşlerden işgallere vb. akla gelebilecekbütün meşru mücadele biçimleri hayata geçirilebilir.Hedef, tüm emekçilerle birlikte AKP’ye karşı sonuçalıcı bir genel grevi örgütlemektir.Özgür Tutsaklara Yapılan HerSaldırının Hesabını SoracağızKandıra 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde kalan özgürtutsaklar Mecit Şahinkaya ve Abdi Cangı’nın saldırıya uğradığınıöğrenen TAYAD’lı Aileler, 18 Mayıs günü, MecitŞahinkaya’nın ailesiyle birlikte, Çağlayan AdliyesiCumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundular.Hapishane idaresi hakkında yapılan suç duyurusundansonra “F Tipi Hapishanelerde Tecrite ve İşkenceyeSon! İşkenceciler Cezalandırılsın!” yazılı pankart açanTAYAD’lı Aileler, Adliye önünde eylem yaptılar. Eylemdeyapılan açıklamada, faşist hapishane idarelerininher şeyi bahane ederek tutsaklara saldırdığı belirtilerek,Kandıra F Tipi Hapishanesi’nde yapılan saldırı anlatıldı.Bu saldırıya bahane olarak hücrenin panosunda asılıbulunan Deniz Gezmiş takviminin gösterildiğini anlatanaileler, Deniz Gezmiş resminin suç olmadığını vebu takvimin yıllardır asılı kaldığını söylediler. Bu saldırılarınsürekli yapıldığını belirten TAYAD’lı Aileler,tecrite, işkenceye son verilmesi ve işkencecilerin cezalandırılmasıistediler.DİSK, Kendine, İşçi Sınıfına veHalka GüvenmelidirDİSK bu kampanyayı örgütleyebilir. DİSK, bu konudaişçi sınıfının ve halkın mücadele dinamiğine güvenmelidir.Devrimci hareketin demokratik mücadeledeki tarzınave ısrarına bakmalıdır. Keza direniş ve mücadele kendiolanaklarını ve kadrolarını da yaratacaktır. Bu yanıylaDİSK, kitle hareketinin bugününe bakarak karamsarlığakapılmamalıdır. Asıl olan direniş ve mücadeledir. Bazentek bir direniş, büyük siyasal sonuçlar yaratabilmektedir.Kampanya, devrimci tarzda örgütlenmek zorundadır.Yani işçi sınıfını harekete geçiren ve sonuç almak üzerineyoğunlaşan bir tarzdır. Bunun için de DİSK, en üsttekigenel başkandan, işyeri temsilcisine varıncaya kadar,kampanyanın anlam ve içeriği konusunda kendini yenidenele almalı, eğitmeli, var olan ataleti aşmalıdır. Kampanyanındevrimci tarzda ele alınışı ve yaratacağı sonuçlar,DİSK, işçi sınıfı ve Türkiye devrimci hareketi açısındanönemli sonuçlar ve yeni mevziler yaratacaktır. DİSK kendine,işçi sınıfına ve halka güvenmelidir.KÖLE DEĞİL İŞÇİYİZ! AKP ZULMÜNE VEKÖLELEŞTİRMEYE KARŞI AYAĞA KALKALIM!KÖLE DEĞİL İŞÇİYİZ! HALK DÜŞMANI AKPZULMÜNE BOYUN EĞMEYECEĞİZ!KÖLE DEĞİL İŞÇİYİZ! AÇLIĞA VE ZULMEKARŞI BİRLEŞELİM, DİRENELİM KAZANA-LIM!İŞÇİYİZ HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ!Ellerimiz Her ZamanKatillerin Yakasında Olacak!TAYAD’lı Aileler 18 Mayıs günü Galatasaray Lisesiönünde “Ayhan Efeoğlu’nun Mezarı Nerede CevapAlıncaya Kadar Susmayacağız! TAYAD’lı Aileler” yazılıpankartlarını açarak 1 saat süreyle bildiri dağıttılar.Bildiri dağıtımının ardından Taksim Tramvay Durağı’ndatoplanıldı. Hava sağanak yağışlı olduğu için buhafta yürüyüş yapılmadı. Tramvay Durağı’nda yapılanbasın açıklamasında TAYAD’lı Tülay Eski konuştu. Eski,“Mezar hakkımızı kazanana ve katillerden hesap soranakadar bu gerçekler uğruna mücadelemizi sürdüreceğiz.Evlatlarımızın, kayıplarımızın hesabını soracağız.Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Ellerimiz her zamankatillerin yakasında olacak. Bu mücadele ile kayıplarımızıbulacağız. Herkesi kayıplarımızın bulunması içinsürdürdüğümüz mücadeleye katılmaya çağırıyoruz”diye konuştu. Eyleme 35 kişi katıldı.Sayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012AKP ZULMÜNÜ YENECEĞİZ!7


Devrimci MemurHareketiGrevli Toplu Sözleşmeli SendikaHakkı için 23 Mayıs’ta GrevdeydikSayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012Kamu emekçilerinin ve KESK’in20 yılı aşkın süredir işyerlerinde vealanlarda sürdürdüğü ısrarlı ve onurlubir direniş vardır. Sokaklarda kurulanbir sendikadır KESK. Baskılar,sürgünler, gözaltılar, tutuklamalar,verilen şehitler, ödenen bedeller ve yaratılanfiili meşru militan mücadeleçizgisi... Her ne kadar KESK, bugüngeldiği noktada bu anlayıştan uzaklaşıpreformist, uzlaşmacı politikalarımerkezine alsa da KESK’in kitlesiher şeye rağmen militan bir kitledir.28-29 Mart eylemi bunu bir kezdaha göstermiştir. Kitlesinden kopanve ona güvenmeyen KESK, sonsüreçte yaşanan “Toplu Sözleşme”oyununa ortak olarak AKP’nin yönettiğibir filmin figüranı olmaktadır.4688 sayılı sahte sendika yasasındayapılan değişikliklerle kamu çalışanlarınasözde “toplu sözleşme”yapma hakkı tanınmıştır. Temel sloganlarındanbiri “Grevsiz Toplu Sözleşme,Toplu Sözleşmesiz Sendika Olmaz”diyen KESK, Grevli TopluSözleşmeli Sendika Hakkı talebininyer almadığı bir masaya neden oturmuştur?O masaya oturmak toplu sözleşmeadı altında yapılan oyunu meşrulaştırmakdemektir.O masaya oturmak kamu emekçilerinin22 yıldır yarattığı geleneğesırtını dönmek demektir.Masaya oturularak ne grevli toplusözleşme hakkı yasal teminat altınaalınmış ne de özgür bir toplu pazarlıkdüzeni güvence altına alınmıştır.AKP’nin 3+3 ya da 3+4 gibi ücretzammı teklifine “kamu emekçileriyledalga geçiliyor” diye karşı çıkanKESK, o masaya oturarak bunabaştan zemin hazırlamıştır. “KESKolarak bütün kamu çalışanlarını kendihaklarına sahip çıkmak için gelecekhafta iş bırakmaya çağırıyorum.Hükümet bizimle dalga geçiyorsa, bizimbelli oranda etkisiz ve duyarsızduruşlarımızdan dolayıdır” diyenKESK başkanı kitleyi duyarlı hale getirmeninve harekete geçirmenin sendikalarıngörevi olduğunu unutmuş olmalı.Önderlik, sürece uygun politikaüretmek ve bu politikaların hayatageçirilmesini örgütlemek demektir.Üretmediğin politikalara, kamu emekçilerininduyarsızlaşması çok normaldir.Şimdi de taleplerimiz kabuledilmezse “23 Mayıs’ta Grevdeyiz”diyen KESK’in grev kararı yerinde birkarardır, kamu emekçileri grev kararınısahiplenmiştir.Ancak bir gün sonrasını örgütlememesiyanıyla 1 günlük iş bırakmakararı yetersizdir, bir bakıma görevsavmaktır. 1 gün iş bıraktık. Taleplerimizkabul edilmedi. 24 Mayıs’ta neolacak? Kaldıki KESK Başkanı’nıniddia ettiği gibi kamu emekçileri duyarsızda değildir. Her zaman alınankararlar sendika yönetimi tarafındandaha geri noktalara çakilmiştir. KamuEmekçileri Konfederasyonu’nun aldığıkararlara uymuş ve önüne çıkartılanengeller karşısında militancadirenmiştir.Bugüne kadar yaptığı eylemlerlegünü kurtarma politikalarından ilerigidemeyen KESK, öncelikli hedefiolan “Grevsiz Toplu Sözleşme, TopluSözleşmesiz Sendika Olmaz” talebinihayata geçirmek için bu tür günübirlikeylemlerden vazgeçmelidir.Toplu görüşme adıyla 10 yıldır sürdürülenoyunun bir 10 yıl daha “toplusözleşme” adıyla devam ettirilmesineizin vermemelidir.Bunun için GREVLİ TOPLUSÖZLEŞMELİ SENDİKA HAKKItalebiyle önüne sonuç almayı, saldırılarıdurdurmayı, hak kazanmayıhedefleyen uzun vadeli bir eylemprogramı koymalıdır. Kitlelere gitmeli,gerekirse sıfırdan başlayan birmücadeleyi örgütlemelidir.Kamu emekçileri olarak önemli birsüreçte bulunuyoruz. Önümüzde ikiseçenek var. Ya bedeller ödeyerekalanlarda kurduğumuz sendikalarımızasahip çıkarak, haklarımızı reformistuzlaşmacı politikalarla değildevrimci politikalarla kazanacağızya da sendikalarımızı, sendika olmaktançıkartıp sivil toplum kuruluşuhaline getiren saldırı politikalarınaizin vereceğiz.Kamu emekçileri bunu asla kabuletmeyecek… Fiili, meşru, militansendika çizgisinden vazgeçmeyerek“Grevli, Toplu Sözleşmeli Sendika”mücadelesini bu anlayışla sürdürecektir.GREVSİZ TOPLU SÖZLEŞME,TOPLU SÖZLEŞMESİZ SENDİ-KA OLMAZ!GREVLİ, TOPLU SÖZLEŞME-Lİ SENDİKA HAKKI İSTİYORUZ!ALACAĞIZ!Bedel Ödeyerek KazandığımızDeğerleri Direnerek Koruyacağız!Kamu Emekçileri Cephesi, 15 Mayısgünü İzmir Kemeraltı’nda, devrimcidüşünceleri savunduğu için tutuklananMehmet Ali Aslan'ın serbestbırakılması için eylem yaparak, 17 Mayıs’taMalatya’da görülecek olan duruşmasınakatılma çağrısı yaptı.“Mehmet Ali Aslan ve KESK’liTutsaklar Serbest Bırakılsın” pankartıtaşınan eylemde, Mehmet Ali Aslan'ınörgütlü bir öğretmen ve bir devrimciolduğundan ve savunduğu değerleruğruna tutuklu olduğundan bahsedilirken,AKP’nin halkın tüm kesimlerineyönelik sindirme ve tutuklamaterörüne karşı mücadeleninyükseltilmesi gerektiği belirtildi. 15kişinin katıldığı eylem, atılan sloganlarlabitirildi.8MİLYONLARI ÖRGÜTLEYECEĞİZ!


YASALARINIZ ZORBALIĞINIZINÜSTÜNÜ ÖRTEMEZ!HALKIMIZIN HAKLARI BU DÜZENİNYASALARINDAN DAHA GÜÇLÜDÜR!KENTSEL DÖNÜŞÜMYASALAŞTI AKP, Halka “seninevini, arsanı gaspedeceğim, bana itirazetmeyeceksin” Diyor İtiraz Yok, Hapis Var! Elektrik-Su-DoğalgazKesilecek! Katliama Gelir GibiHazırlanıyorlar! Tek ÇözümÖrgütlenmek, Direnmek! Evlerimiz YalvarmaklaDeğil, DirenmekleKorunur Hayat DirenişiDayatıyor Direnmek Meşrudur Direnmek DüşmanıYenmektir! Faşizmi Yeneceğiz Direnmekten BaşkaSeçenek YokturKentsel Dönüşüm Yasası meclistengeçti. Artık karşımızda yasasıyla, polisiyle,jandarmasıyla, zabıtasıyla faşistDEVLET var... Saldırı hazırlıklarınıtamamladılar. Evlerimizi yıkmaya1başlayacaklar.Kentsel DönüşümYasası faşizmin, saldırılarını yasallaştırdığıhalidir. Yoksa bu bir imaryasası değildir. Saldırının yasasıdır.Faşist diktatörlerin yönetiminde yapılanuygulamalar gibi, ben yaptım oldu,ben yıkarım bitti, denilmektedir."Evleri yıkmak için hiçbir yasalengel kalmasın, rahatça ve hızlayıkalım" istiyorlar.Bu yüzden yıkım yetkisi belediyelerdedeğil, valilerde.Polis ve jandarma valiliklere bağlıolduğu için, aradaki tüm prosedürleriyok etmek, direnenlere kolaylıkla vehızla saldırabilmek için yetkiyi valilereverdiler.Yıkımlardan sorumlu en tepedekiyönetici ise Çevre ve Şehircilik BakanıErdoğan Bayraktar. Evlerimizibaşımıza yıkacak olan sürünün çobanköpekliğini Bayraktar yapıyor. Bayraktar,halka yapacakları saldırınınhazırlığını şöyle anlatıyor: “Yasaldayanağımız sağlam. Bu kez yetkiyivaliliklere verdik. Bu önemli. Yıkımdabelediyeler yetkili olunca zorlukçıkıyor. Hem siyasi bakabiliyorlarhem de polis-jandarma valiye bağlıolunca daha etkili olacak.”Şehrin imarıyla belediyelerin ilgilenmesigerekirken, halkın evleriniyıkarken zorluk çıkmasın diye buyasayı da tanımıyorlar. Faşizm kendiyasa ve kurallarını da çiğneyebiliyorhalka saldırmak için.Yaptığı yasalar soygun, yağma vetalan düzenine göre yasal olabilir. Amameşru değildir, TANIMIYORUZ!Haklılık ve MeşrulukYaşamda ve Bilinçlerdedir!Yasalar kağıt üzerinde vardırlar ve her şey biravuç işbirlikçi tekelci sömürücünün çıkarı içindir.Haksızlık, sömürü ve zulüm düzeninin devamıiçindir. Kendisi yasadışı ve gayrımeşru olan faşizmiuygulamalarına karşı çıkmak, direnmek ve mücadeleetmek son derece meşrudur. Halkın mücadelesihaklı ve meşru oluşunu düzenin yasalarından değil,kendi yaşam mücadelesinden, bilincinde yarattığımeşruluğundan alır.Yasanın nasıl bir saldırı aracı olduğunumadde madde ele alalım:1- Evleri yıkmak için evin depremriski taşımasına da gerek yok. Depremriski taşıyan diğer evlerin yıkılmasınıengelliyorsa, her yapı herbina yıkılabilir. YIKILACAK Bİ-NADA SINIR YOK yani. Kimse,“benim evim riskli değil, yıkmazlar”deyip rahat düşünmesin… Bu yüzdenyıkımlara karşı halkın örgütlü mücadelesigereklidir.2- Evlerin yıkım kararı bize geldiktensonra itiraz etme süremiz 15gün... 15 gün içinde itiraz etmezsekyıkım işlemleri başlayacak, hiçbir hakkımızyok başka... Ama itiraz edersekde evimiz yıkılacak. Çünkü itiraz sürecidevam ederken, işleyiş durdurulmayacak.Evim yıkılmasın diye yaptığımızitiraz mahkemelerde görülürken, dozerlerevimizi yıkmış olacak çoktan.İTİRAZ HAKKI OLMAYAN BİRDEMOKRASİ OLABİLİR Mİ? BU-NUN ADI FAŞİZMDİR!3- Riskli olduğu söylenen evlerimiziyıkmak için 60 gün süre var.Kendimiz yıkmazsak 60 gün sonrapolis-jandarma-zabıta işbirliğindekiAKP mafyası yıkacak.4- Yıkılacağı kesinleşen evlerin,mahallelerin elektrik, su ve doğalgazıkesilecek. Yıkım alanlarınaev yapmak isteyenlere ise elektrik,su ve doğalgaz bağlanmayacak.Bağlanmış olanlar varsa kesilecek.5- Evi yıkılırken direnenlere hapiscezasına varan cezalar verilecek.6- Yıkımların parası halktanalınacak.Sayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012AKP ZULMÜNÜ YENECEĞİZ!9


Sayı: 318Yürüyüş27 Mayıs20127- Yıkıldıktan sonra yapılacakaltyapı döşemelerinin masrafı halktanalınacak.Kentsel Dönüşüm Yasası faşistbir yasadır. İtiraz hakkı yok, elektrik-su-doğalgazkesilecek, itiraz edenehapis yolu…Bu, Açık Bir Savaş İlanıdırKatliamlara giderken yaptıklarıaynı hazırlıkları yapıyorlar. Kimsekendilerine karşı koyacak bir aracasahip olmasın, barınacak, temel ihtiyaçlarınıgiderecek koşulları olmasındiye kesiyorlar her şeyi…19 Aralık katliamı gibi… Hapishaneleresaldırmadan önce suyugazı-elektriğikesmişlerdi. Ve birgece vakti, sessiz sedasız 8 bin 335asker, binlerce çevik kuvvet ve binlercegardiyan katliama gelmişti. FTiplerine gitmeyeceklerini söyleyendevrimci tutsaklara saldırdılar ve 28tutsağı katlettiler.AKP şimdi de halkın kanını dökecek.Katliama gelir gibi hazırlanıyor.İtiraz hakkı yok, mahkemedehakkımızı arayamayacağız. Faşistdiktatörlüklerde olduğu gibi itirazeden hapse atılacak…Erdoğan Bayraktar çok heyecanlıymış,kesin yıkacağız diyor: “Türkiye’deKonut stokunun 20 milyonayaklaştığını bunların da yüzde 40’ayakının elden geçmesi gerekiyor. Bunlaraköy, kasaba ve şehirlerin tamamıdahil. Bunu periyotlara bölerek, 2yıllık, 5, 10, 15, 20 yıllık zaman dilimlerineplanlayarak yapmak gerekiyor,çünkü çok büyük bir maliyetivar. Bunu mutlaka yapacağız. Bubenim bakanlığımın ana kaidesi, anakulvarı. Bu konuda biz çok ciddiyizve bir o kadar da heyecanlıyız. Birsaniye bile vakit geçirmeyeceğiz.”18.05.2012 tarihli HaberTürk'teMuharrem Sarıkaya ise, Kentsel DönüşümYasası’yla ilgili olarak, "KentselDevrim" başlıklı yazısında diyorki: "Türkiye önemli bir gelişmeninkapısını araladı, devrim yaptı. İnsanlığıkurtardı."AKP'nin faşizmine burjuva basında ortaktır. Yalanlarına inanmayalım!Milyonlarca insanın katili olan Hitler,“Yalan ne kadar büyükse inananıda o kadar çok olur” demiş. Ve pratiktede bunu kanıtlamış…Naziler, Kasım 1941’de Çek Bohemyaeyaletindeki Terezin’de yaşayanYahudiler için Theresienstadtisimli bir kamp, bir getto (*) kuruyor.Almanya, Avusturya ve Çek ülkelerindekiyaşlı ve önemli görevleriolan, tanınmış Yahudiler için kuruluyorbu kamp. Yahudilerin çalışmakamplarına gönderildiği yalanınınmantıksız bulunma ihtimali üzerineNaziler, alaycı bir şekilde Theresienstadt’ınyaşlı ve özürlü Alman veAvusturya Yahudilerinin "emekliye"ayrılabilecekleri ve kalan ömürlerinibarış ve güven içinde geçirebilecekleribir yerleşim birimi olduğunu duyuruyor.Bu büyük yalan, halkın Nazilerebaşkaldırmasının önüne geçmekiçindi. Katliamlarını gizliyorlardı.Gerçekte ise bu getto, Alman işgalindekiPolonya’da bulunan gettolarave ölüm merkezlerine ve yine Almanişgalindeki Baltık Devletleri ile Belarus’takiölüm merkezlerine yapılacaksürgünler için bir aktarmakampı görevi görüyordu.Naziler, yaklaşık 90.000 Alman,Avusturyalı, Çek, Slovak, Hollandalıve Macar Yahudisini Theresienstadtkampından Doğu’daki ölüm merkezlerinegönderdi. Sadece birkaçbin kişi hayatta kaldı. Sadece Theresienstadt’taçoğu hastalıktan ya daaçlıktan 30.000’den fazla tutsak öldü.Kampı dinlenme tesisi olarak göstermeküzere Prag’da Reich Ana GüvenlikBürosu’nun bir birimi olan YahudiGöç Bürosu’ndaki SS yetkilileritarafından bir film de yapılmıştı. Film,gettodaki mahkumları konserleregiden, futbol oynayan, kendi bahçelerindeçalışan, barakalarda vedışarıda güneş altında dinlenen insanlarolarak gösterdi. SS mahkumlarıyazar, aktör, set tasarımcısı, editörve besteci rolü yapmaya zorladı. Filmde,süt ve şeker gibi normalde hiçbirzaman yiyemedikleri yiyecekler karşılığındapek çok çocuk da kullanıldı.Kentsel Dönüşüm Yasası da halkaanimasyonla anlatılacakmış. Şehirmerkezlerinde ofisler açarak, halkıbilgilendireceklermiş. Faşizm aynıyolları kullanıyor…Türkiye’de de, F Tiplerinin otelolarak tanıtılması gibi… Tecritin,katliamın merkezi 2 katlı, buzdolabıolan, kendine özel duşu, havalandırmasıolan odalar olarak tanıtıldı. O“otel odalarında” tecrit işkencesiyletutsakların akıllarını yitirttiler, intiharasürüklediler, direnmeyenleri çürüttüler…Faşizm demagoji ve yalanla çalışır.AKP’de iktidarını yalanla ayakta tutmaktadır.Şimdi de “Kentsel Dönüşüm”yalanıyla, “deprem riskinekarşı halkı koruyacağız” yalanıylakapımızı çalıyor.Nazi kamplarıyla ilgili olarak, Varşova’dakiYahudi direnişinin bir lideriolan Yitzhak Zuckerman şöyle diyor:“Sağduyu on binlerce, yüz binlerceYahudinin yok edilebilmesinin mümkünolduğunu anlayamadı.”Evet, 7 milyon evin yıkılacağı vebunların içinde bizim evimizin de olacağınıgörmeliyiz. Yalan büyük amagerçekler daha da büyük. Gerçeklerigörmeliyiz. Deprem vergisiyle otoyolyapan AKP, evlerimizi yıktıktan vebizleri TOKİ binalarında kiracı yaptıktansonra, evsiz bıraktıktan sonra,yani alacağını aldıktan sonra bir dahahalkın yüzüne bakmayacaktır. Yaşanacakilk depremde TOKİ binalarındaölen yine biz olacağız!Hangi sorunumuzu çözdüler?Hangi ihtiyacımızı giderdiler?Halka yönelik hiçbir şey yapmamıştırAKP, yapmaz da…Biz yıkımlara karşı örgütlenmekzorundayız. Yılların birikimini, emeğimizi,umudumuzu AKP faşizmininellerine teslim etmemeliyiz. Direniştek çözüm yolumuzdur. Birlik olursakgüç oluruz. Milyonlarcayız biz! Onlarsabir avuç!Kentsel Dönüşüm Yasası’nın geriçekilmesi için, evlerimizi yıktırtmamakiçin tüm halkımızı halk komitelerindeörgütlenmeye çağırıyoruz!* Getto: Her türlü ihtiyacın başkayere gitmeden karşılanabildiği mahalle.10MİLYONLARI ÖRGÜTLEYECEĞİZ!


Yıkıma GelenlerKarşılarında Örgütlü Halkı BulacakGülsuyuGülsuyuSayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012İstanbul-Küçük ArmutluÖlüm orucu direnişçilerine kapılarınıaçmış olan, tarihi, yıkımlarakarşı verdiği mücadelelerle dolu olanKüçük Armutlu halkı, direnişçi kimliğinisürdürüyor. AKP’nin KentselDönüşüm saldırısı, daha önceki iktidarlarınyıkımlarından daha örgütlübir şekilde geliyor. Yasalarıyla geliyor,yalanlarıyla geliyor. Ve Küçükarmutluhalkı bu yalanlara karşı, yıkımlarakarşı kurulan direniş çadırına destekvermeye devam ediyor. 100 gündüraçık olan çadır, 25 Mayıs günü düzenlenecekprogramın ardından kaldırılacak.Yıkımlara Karşı Halk Komitesitarafından yapılan açıklamada, "AKPiktidarı mahallemizi yıkmak istiyor."Kentsel Dönüşüm" adı altında zenginlerevermek istiyor Küçükarmutlu'muzu.Buna izin vermemek için100 gündür direniş çadırı kurduk.Çadırımız 100 gündür isyanımızıdile getirdiğimiz kalemiz oldu bizim.100. gününde çadırımızı kaldırıyoruz.Fakat yıkımlara karşı mücadelemizdevam edecek" denildi.İstanbul-Gülsuyu9 Mayıs tarihinde “YıkımlaraKarşı” Gülsuyu Heykel Meydanı’nakurulan çadır 10 günün sonunda kaldırıldı.10 gün boyunca halkaAKP’nin yıkım hazırlıkları ve nasıldirenileceği anlatıldı. Kazanmanınyolunun militanlıkta ve ısrarda olduğuanlatıldı.Etrafı kızıl flamalarla donatılançadırın açık olduğu 10 gün süresinceHeykel Meydanı’nda ve tüm mahalledekuşlama ve bildiri dağıtımı yapıldı,15 ozalit asıldı, 200 adet afişyapıştırıldı. Tek tek çalınan kapılardayapılan sohbetlerde halka “Yoksulayıkım, zengine tapusuz villa” getirenyasalara karşı direnmekten başka yolumuzolmadığı anlatıldı. Mahallede20 adet “Yıkımlara Karşı Birleşelim,Kazanalım-Halk Cephesi” yazılamasıyapıldı.Direnişin son gününde mahalledesesli çağrı yapılıp, halk yıkıma karşıdirenişe katılmaya ve yürüyüşe davetedildi. Gülensu Son Durak’tan toplananHalk Cepheliler, buradan HeykelMeydanı’na yürüyerek, çadırınönünde yaptıkları eylemle çadırı kaldırdılar.Ayrıca 14 ilde AKP’nin Dev-Genç ve Halk Cephesi’ne yönelikterörü ve tutuklama zulmü, yakılanateşlerin etrafında çekilen halaylar,atılan sloganlar ve yapılan onlarcayazılama ile protesto edildi.İstanbul-Gazi Mahallesi19 Mayıs günü Gazi MahallesiSekizevler gecekondu bölgesinde yıkımlarakarşı halk toplantısı yapıldı.Mahallenin bir bölümünde kapı kapıgezilerek akşam yapılacak halk toplantısınaçağrı yapıldı. Toplantı yapılacakalanın düzenlemesine mahallehalkı da yardım etti. Evlerinden sandalyegetiren halk, sinevizyonun kurulmasınada yardım etti.Toplantıya, Av. Oya Aslan’ın hazırladığıKentsel Dönüşüm saldırısınıanlatan belgeselin izlenmesiyle başlandı.Ardından Halk Cephesi adınaafet yasası anlatılarak, AKP iktidarınınyıkım saldırısı ve bu saldırıya karşınasıl direnilmesi gerektiği konuşuldu.Mahalle halkı yıkımlara karşı birlikolunmadığından sitem edip, tüm halkınbirlikte direnmesiyle evlerin yıktırılmayacağınıdile getirdiler. Mahalleliler,Halk Cepheliler’e "Siz nederseniz biz onu yapacağız" diyerektek güvendiklerinin devrimciler olduğunubelirttiler. Toplantıya 50 kişikatıldı.İstanbul-NişantaşıHalk Cephesi'nin yıkımlara karşıyürüttüğü çalışmalar, 26 Mayıs günüNişantaşı'nda kurulacak çadırla devamedecek. Saat 12.00'de OsmanbeyMetro Durağı'nda toplanacak olanHalk Cepheliler, Nişantaşı'na yürüyerekçadırlarını kuracaklar. HalkCepheliler, eyleme çağrı yaparken,"Mustafa Sarıgül'ün her yılbaşındakırmızı halılarla döşediği caddeden'Evimizi Yıkanın Villasını Yıkarız'şiarını haykıracağız" dediler.Gülsuyu12MİLYONLARI ÖRGÜTLEYECEĞİZ!


RöportajDEV-GENÇ ADI DİRENİŞLE ANILIRGençlik Federasyonu’na9 Mayıs’ta yapılanbaskında gözaltına alınanDev-Genç’liler, polisin işkencelerinive direnişlerinidergimize anlattılar:“Bizleri Teslim AlamayacaklarınıOnlara Göstereceğiz, MücadalemizeDevam Edeceğiz.”Baskın sırasında marşlar söyledik,telefonda konuşmalar yaptık. Attığımızsloganlarhepgürdü, onlarınsesinibastırıyordu.Kapılarıkırmak içinvurduklarıbalyoz sesinisloganları m ı zdanDoğan Taştandolayı duymuyorduk.Barikatlarımızıkurduk. 2. kapıya geldiklerindebir üst kata çıktık ve oraya dabarikatımızı kurduk. Hepimiz camlardansloganlarımızla halka sesleniyorduk.Daha sonra bulunduğumuzodaya aklımızda olan sloganları yazdık.Yani tüm coşkumuzu duvarlarayansıttık. Mahir’in ismini keleş şeklindeduvara yazdık. Duvara “Dev-Genç’i Bitiremeyeceksiniz, SonunaKadar Direneceğiz” yazılarını yazdık.Hatta halaylar çektik, türkülersöyledik.Dışarıda basın vardı, basına konuşmalaryaptık. Kapıya vurmayabaşladıklarında, hepimiz barikatı güçlendirmekiçin bedenlerimizle destekolduk. Yalnız daha aramızda bir kapıvardı. Ama hep birlikte hepimiz barikatadestek olmuştuk.Daha sonra biber gazı sıktılar.Bizler de daha önceden hazırlamışolduğumuz ıslak havluları yüzümüzekapattık. Biber gazından dolayı sıraylacamdan hava alıyorduk. Bir kısmımızbarikata destek oluyordu daha sonradiğer arkadaşlar barikata geliyordu.Çıktık camlara... Sabo gibi, Eda gibi...Astık Dev-Genç flamamızı cama vehaykırdık sloganlarımızıBuna rağman hala moralimiz çokiyiydi. Hala marşlar sölemeye, sloganlaratmaya devam ediyorduk. Kapınınbir tarafını patlattıklarında, elerinevurmaya çalışıyorduk. Bir şeyleratıyorduk. Yapabildiğimiz kadar onlarısokmamaya çalışıyorduk.Geldiklerinde rahattık, bizlerigötürürken de rahattık. İçeri girdiklerindebizleri katledebilirlerdiama sonuçta direnmek vardı. Tarihimizede böyle yazılsın istedik.Arabada da direndik. Mahir’lebirlikte kalmıştık; bir tane sivil vardı.Bizden o kadar çok korkuyordu ki,gelin gelin diye çevik kuvveti çağırıyordu.Baskına gelen o olmasınarağmen, bizim ellerimiz kelepçeliolmasına rağmen o korkuyordu. Bizleridöverken bile, biri vurduğundadaha sonra etraflarına bakıyorlardı;bir şey yapacağımızın korkusuyla...Hepimizi yerlerde sürüklüyerek arabalarabindirdiler.Nezarethanedeyken istediğimiziyapabiliyorduk. Tuvalete giderken“Siyasi Şube” diye çağırıyorduk. Onlarda geliyorlar, biz TEM’ciyiz diyorlardı.Bir keresinde Mali Şube’denbiri vardı, “Siyasi Şube’yi çağır gelsinkapıyı açsın.” dedik. “Tamam SiyasiŞube orada, ben çağırırım” dedi. Onlarda kabul etti.Bizim nereye kendi isteğimizlegidip gitmeyeceğimizi iyi biliyorlardı.Mesela tükürük örneği gibi.Bizi Haseki Hastanesi’ne götürdüler.Muayene olacağımızı zannediyorduk.Ama içeri girdiğimizde elinde çubuklabekleyen bir doktor vardı. Kabul etmeyinceüzerime atlayıp, çenemebasarak zorla aldı. Tabii ben de dahasonra onların yüzlerine tükürdüm.Baskının amacı belli. Yüz binlercekişilik konser, daha sonrabirlik beraberlik içinde yapmış olduğumuzpikniğimiz ve 1 Mayıs’ta36 bin kişilik bir kitle ile yürümemiz.Biz gitikçeartıyoruz. Tarihimizelayık bir şekildeilerliyoruz.Gücümüz arttığıiçin de bize engelkoymak istediler. Yaptığımız birçokeylemle gündem olduk. Mesela FüzeKalkanı Değil Demokratik Lise İstiyoruz,Parasız Eğitim İstiyoruz Alacağızkampanyaları; konser, 1 Mayıs.Bizler onların yaratmış olduğu gündemideğil; kendi gündemimizi yarattık.Bizleri teslim alamayacaklarınıonlara göstereceğiz. Biz aynı şekildederneğimizi temizleyerek mücadelemizedevam edeceğiz.“Gerçekten Dev-Genç’in TarihineYakışır Bir Şekilde Direndik.Halkımıza Verdiğimiz O SözüTuttuk!”Gece saat 02.40 civarında geldiler.Biz de haber alır almaz kalktık,barikatımızı kurmaya başladık.Onun dışında camlara çıkıp ajitasyonçekiyorduk.Halk düşmanlarıbize elhareketleriyle“Birazdan gelincegörürüz,görüşeceğiz”gibi laflar ediyorlardı.Biz dekomplolarıboşa çıkaracağımızı,Dev-Genç’in tarihindebunların hepolduğunu anlattık.42 yıllık tarihimizde hep baskılar,işkenceler yaşadık ama bir adım bilegeri atmadık. Bunları söyledik halkımıza.Sonra gece saat 05.00’te sonbulunduğumuz kapıya geldiler veduvarı kırarak gaz sıkmaya başladılar.İşte orada biz de barikatımıza yüklendik.Engelledik onları. Onlarıniçeri girdikten sonraki geri kaçışlarıhala gözümün önünde, kaçıyorlardı.Bayağı bir dövdük zaten.Orada ondan sonra da aç kurtlar gibiSayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012Murat Cem YılmazAKP ZULMÜNÜ YENECEĞİZ!13


RöportajSayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012saldırdılar gerçekten, hayvan gibisaldırdılar.Çevik otobüsünde sürekli işkencevardı, arkadaşlarımıza sataşıyorlardı.Biz de arkadaşlarımızı sahipleniyorduki.Tabii ki bize saldırılıyordu hep.Onun dışında sabah Adli Tıp’a getirildik.Adli Tıp’ta kelepçelerimiziaçmadıkları için biz de gitmeyeceğimizisöylemiştik. Zorla, işkenceyledoktorların yanına getirdiler. Doktoryalandan baktı, yani neyin var dedi,şuramdaki morluk gibi gösterdi amadoktorun önünde bile işkence yaptıpolisler. Doktor bunların hiçbiriniyazmadı.Dev-Genç’in tarihine yakışır birşekilde direndik. Halkımıza verdiğimizo sözü tuttuk. Dedik ki biz; devrimide başaracağız bunu söyleyeyim.“Dev-Genç’lileri BitiremeyecekleriniBilmiyorlar. Onlar BizeHer Saldırdıklarında Biz Dahada Güçleniyoruz.”Özel harekatçı polisler bize yüzlerinigöstermemek için yüzlerinikapatmışlardı. Bir kişiye neredeyse5-6 özel harekatçı düşüyordu. Bizesaldırdılar,arkadanters kelepçetakıpmerdivenlerdensü-Sıla Yerdenrükle-yerekgötürdüler.Götürülürken vurmaya devamediyorlardı.Adli Tıp’a ellerimiz arkadan kelepçeligötürüldük. Parmak izi alma,onursuz üst araması yaptılar Vatan’agötürülmeden önce. Onursuz üstaramasını kameraların önünde değil,kamerasız bir odada yaptılar;sırf işkencelerini göstermemek için,teşhir olmamak için.Gecenin bir yarısı tükürük örneğininalınması için “Hastaneye muayeneolmak için götürüleceksiniz”yalanıyla hastaneye götürüldük. Haseki’yegötürüldük. Haseki’de 4-5 çevikpolisi burnumuzu tıkayıp zorlaçenemizi sıkıp ağzımızı açarak tükürükalma çubuğunu ağzımıza soktular.Gece arkadaşlarımız işkenceyegötürülürken biz devamlı slogan atıyorduk,sloganlarımızla onlara katılıyorduk.Mali Şube’nin gözaltına aldıklarıda vardı yanımızda. Direniyor olmamıznedeniyle ilk gün bize kızdılar,bağırdılar, “Uyuyamıyoruz” diyerektepki gösterdiler. İkinci gün bizimhalimizi gördükçe, onlar da bizdenetkilenerek polisle tartışmaya girdiler.Mesela onlar yemek yiyordu. Bizlergözaltında bulunduğumuz iki günboyunca açlık grevindeydik. Onlarayemek geldiğinde, yemek isimlerinikullanmamaya dikkat ediyorlardı;sırf bizim canımız çekmesin, bizeayıp olmasın diye.Bizi aldıkça, bizi hücrelere hapsettikçetüketeceklerini sanıyorlarama tüketemeyecekler. Hazımsızlıktırbu. 350 bin kişilik konserin, 1 Mayıs’ınve bir çok şeyin hazımsızlığıdır.Biz Dev-Genç’liyiz. Kentsel Dönüşümprojesiyle gelecek olan yıkımlaraengel olmaya çalışıyoruz, evlerimiziyıktırmıyoruz. Evimizi yıkanınvillasını yıkarız diyoruz. Bununhazımsızlığıdır. Dev-Genç’lileribitiremeyeceklerini bilmiyorlar. Onlarbize her saldırdıklarında biz daha dagüçleniyoruz. Her saldırı bizi dahada güçlendiriyor. Yani Dev-Genç’lileribitiremeyecekler.Vatan’dayken gecenin bir vaktibizi parmak izi almak için götürmeyeçalıştılar. Biz tabii sloganlarımızlaarkadaşlarımızı uyandırdık. Ellerimizarkadan kelepçeliydi ve bizi yereyatırmışlardı. Ve o zaman açık olankamerayı kapattılar. Parmak izini almakiçin kelepçeli olan bileklerimibüktüler. Ben parmak izimi vermemekiçin direnirken bana, “Diğer arkadaşlarınparmak izlerini paşa paşaverdi, sen niye vermiyorsun? Onlarresim çektirdi, onlar tükürük örneğinekendi ayaklarıyla gittiler, sen haladireniyorsun.” diyerek arkadaşlarımıkaralamaya çalıştılar. Ama ben arkadaşlarımınbenim gösterdiğim tepkilerigösterdiklerini biliyordum.“Biliyoruz Boşuna Değil ÖdediğimizBedeller. Bir HedefimizVar Bizim, Bir İddiamız. OnaUlaşmak Kolay Değil, BedellerÖdeye Ödeye Ulaşacağız OGüne.”…Çıktık camlara... Sabo gibi,Eda gibi... Astık Dev-Genç flamamızıcama vehaykırdık sloganlarımızı:“Yaşasın Dev-Genç, YaşasınDev-Genç’liler!”,“KahrolsunFaşizm YaşasınMücadelemiz!”,“BedelÖdedik BedelÖdeteceğiz!”diye.Sevinç BozdağBulunduğumuzodaya gaz sıktılar önce. Kapılarıve duvarları bir bir kırıyorlardı.Saat 05.00 olduğunda ezan okumayabaşlandı. Durdu AKP’nin katil,elleri kanlı, işkenceci polisleri. İşkenceyapmak için ezanın bitmesinibekliyorlardı.Devletin özel olarak beslediğikatil özel harekat polisleri girdiönce. Yaklaşık 10 dakika boyuncasaldırdılar… Merdivenlerden sürüklenerek,atılarak aşağı indirildik.Ellerimize sıkıca arkadan kelepçevurulmuştu. Çevik kuvvetarabasına bindirilirken, oturacağımızyere varana kadar çevik polislerinoluşturduğu koridordan geçiyorduk.İşkenceye arabada da devamedildi. Düşmanımız kalleş olduğuiçin, ellerimiz arkadan bağlıykensaldırıyordu sürekli.Hepimiz yara bere, kan ve şişlikiçerisindeydik. Müdahale edilmesigereken arkadaşlarımız vardı amahiç bir şey yapılmadı. Bileğimizeoturan kelepçeyi sökmeden işkenceylehepimizi Adli Tıp’a sokuyorlardı.Adli Tıp önünde “sağlık” kontrolüiçin beklediğimiz yaklaşık 3 saat işkenceylegeçti. Hatta tedavi için gö-14MİLYONLARI ÖRGÜTLEYECEĞİZ!


Röportajtürüldüğümüz Adli Tıp içerisindenbile işkence yapılarak çıkarıldık.Kameralarıyla bekleyen basın vardı.Her giriş çıkışımızda çekiyordubizi. Bir arkadaşımızın yüzündekikanları basın görmesin diye, hızlıcaıslak bezle sildiler. Ancak gizleyemediler,çünkü arkadaşımızın burnutekrar kanamaya başladı. Aynı arkadaşımızınyüzü gözükmesin diye saçlarıylayüzü örtülmeye çalışıldı. AdliTıp’taki doktor ise bırakalım muayeneyi,yüzümüzdeki kanı silmekiçin peçete dahi vermedi.Adli Tıp’tan Vatan’a götürüldük.Saat 14.00’e kadararaba içerisinde terskelepçe ve kelepçelerimizsıkılı olarakbekletildik.Hukuksuzca, nedenderneğimizin basıldığınıve gözaltınaalındığımızı bilmeden3 gün Vatan’dagözaltında tutulduk.Gözaltında bulunduğumuzsüre içerisindedoktora götürülmedik.Aşağılık, Alçak, AhlaksızŞerefsiz Amerikan UşağıAKP’nin Polisleri!Size de böyelsi bir şerefsizlik yakışır.CIA’nın çocukları. Şerefsizliktenbaşka ne bilirsiniz.Kapılarımızı, duvarlarımızı kırarakiçeriye girdiler. Bütün eşyalarımızıyere atıp ezdiler. Şişelere işeyip etrafabıraktılar. Kadın arkadaşlarımızınve erkek arkadaşlarımızınçamaşırlarını birbirine karıştırdılar.Kadınların iç çamaşırlarını SibelYalçın Parkı’na astılar. Duvarlara,şehitlerimizin resimlerine ve önderimizinresimlerine ay yıldız çizdiler.Filiz Gencer’in yaptığı Dev-Gençşehitlerinin olduğu Güneşin Sofrasıtablosu parçalandı. Bütün elektronikaletler kırıldı, parçalandı.Ne geçti elinize şerefsizler. Zavallılar...Başka ne yapabilirsiniz oresimlere... Yaptığınız namussuzluklabize bir zarar veremezsiniz. Kendinamussuzluğunuzu ortaya sereriniz.Başka ne yapabilirsiniz... Bize, parçaladığınızo resimlere zarar veremezsiniz.Şehitlerimizin, önderlerimizinkılına bile dokunamazsınız...Biliyoruz boşuna değil ödediğimizbedeller. Boşuna değil ömrümüzünbaharında katledilmemiz, bir mezarımızındahi olmayışı. Boşuna değil tutsaklıklar,gözaltılar. Boşuna değil kafamızın,gözümüzün patlaması. Birhedefimiz var bizim, bir iddiamız. Onaulaşmak kolay değil, bedeller ödeyeödeye ulaşacağız o güne. Ve yapılanlarınhesabını sorarak ulaşacağız o güne.Sayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012Şehitlerimiz Namusumuzdur! DevrimDüşümüzü Onlarla Birlikte Gerçekleştirceğiz!Devrim şehidi Aykut Kaynar, 19 Mayıs günü, ölümünün 32. yıldönümünde,Bolu Şehitler Mezarlığı’nda bulunan mezarının başında dostları,ailesi ve Gençlik Federasyonu çalışanları tarafından anıldı. Devrim şehitleriiçin 1 dakikalık saygı duruşuyla başlayan anma programında, Gençlik Federasyonuadına Ceren Deveci konuşma yaparak, devrim şehitlerimizi sahiplenmeninönemine vurgu yaptı.Deveci, “Aykut Kaynar, Bolu’da mücadelenin en ön saflarındaydı.Daha sonra Aybastı bölgesinde görevlendirildi. Aybastı'da devrimcihareketin halkla bağlarının yaygınlaştırılmasında, faşist teröre karşı mücadeleninörgütlenmesinde militanca çalıştı. Aybastı'da faşistler tarafındankatledildi. Şehitlerimizi anmak, unutmamak ve unutturmamak içindir.Onları unutmamak, hayatın içinde vemücadelesine sahip çıkarak gerçek anlamınıbulur. Dostları ve arkadaşlarıylaonların mezarlarını ziyaret etmek, yüreğimizdeve mücadelemizde onları yaşatacağımızadair söz vermektir.” diyekonuştu.50 kişinin katıldığı anma, Kaynar’ıtanıyan dostlarının yaptığı konuşmalarve ailesiyle yapılan sohbetin ardındanbitirildi.AKP'nin SaltanatınaSon Vermek İçinDirenmeliyizHalk Cepheliler, 20 Mayıs günüİstanbul Bağcılar’da bulunan HEYTekstil işçilerinin direniş çadırını ziyaretettiler. Halk Cepheliler direnişlerindeyanlarında olacaklarını söylerken, HeyTekstil işçileri sonuna kadar direnecekleriniifade ettiler.Çalıştıkları süre içerisinde son 3aylık maaşları verilmeyen HEY Tekstilişçileri, 9 Şubat 2012 tarihinde işe gittiklerinde,420 işçinin işten çıkarıldığınıöğrenmişlerdi. Maaşları verilmeyenişçiler bir de işten atılmış, 15-20 yıllıktazminatları da verilmemişti. İşçiler,fabrikanın önüne çadır açarak direnişebaşladı. 100 günü aşkın süredir direnişteler.AKP ZULMÜNÜ YENECEĞİZ!15


Baskınlar, Halk Düşmanlarını Vuracak Bir Silaha Dönüşecektir!Sayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012İstanbul-Küçük Armutlu8-9 Mayıs’ta 14 ilde Halk Cephesive Dev-Genç’e yönelik yapılan polisbaskınları 12 Mayıs günü Armutlu’dayakılan direniş ateşi ve çekilen halaylarlaprotesto edildi. Gözaltıların,baskıların Cephelileri yıldıramayacağıhaykırıldı.Halk Cepheliler, davul-zurna eşliğindemahallede dolaştıktan sonra,Faik Bakkal’ın önüne giderek, direnişateşlerini burada yaktılar. Ateşin etrafında1 saat boyunca halaylar çekildi.Halka yapılan konuşmada yaşananbaskınlar anlatılarak, “AKP iktidarıda Dev-Genç’i bitiremez. Dev-Gençhalkımızın umududur. Ezilmişliğimizin,yoksulluğumuzun öfkesidir.40 yıldır baş eğmedik, yine eğmeyeceğiz.Saldırılar, baskınlar karşısındadirenişimizi büyüteceğiz.” denildi.Eylem “Baskılar, Gözaltılar, TutuklamalarBizi Yıldıramaz”, “YaşasınDev-Genç Yaşasın Dev-Genç’liler”,“Mahir Hüseyin Ulaş Kurtuluşa KadarSavaş”, “Kurtuluş Kavgada ZaferCephede” sloganlarıyla bitirildi.İstanbul-Bağcılar12 Mayıs günü Bağcılar Yenimahalle’dede Dev-Genç’lilere yönelikbaskınları protesto etmek ve direnişiselamlamak amacıyla direniş ateşiyakıldı. Ateşin etrafında halaylar çekenHalk Cepheliler, sloganlarıylaDev-Genç’lileri selamladılar. 30 kişininkatıldığı eylem, halk düşmanlarınınCephelileri teslim alamayacağıbelirtilerek bitirildi.İstanbul-OkmeydanıHalk Cepheliler, Gençlik Federasyonu’nayapılan baskını protesto etmekiçin, Mahmut Şevket Paşa ve PiyalePaşa mahallelerine 15 adet “YaşasınDev-Genç Yaşasın Dev-Gençliler”,“Dev-Genç’i Bitiremezsiniz, Dev-Genç” yazılamaları yaptılar.İstanbul-İkitelli18 Mayıs günü İkitelli AtatürkMahallesi’nde yapılan yazılamalarlaDev-Genç’liler selamlandı. AtatürkMahallelesi sokaklarına “YaşasınDev-Genç Yaşasın Dev-Genç’liler”,“Dev Genç’i Bitiremezsiniz” yazılamalarıyapıldı.İstanbul-Esenyurt20 Mayıs günü Esenyurt Kıraç-Kuruçeşme'de 4 adet "Yaşasın Dev-Genç", "Dev-Genç'i Bitiremezsiniz/ Dev-Genç" yazılaması yapıldı.Ankara-ODTÜAnkara’da Dev-Genç’liler, 19Mayıs’ı 20 Mayıs’ı bağlayan gecesaat 03.30 sıralarında Ortadoğu TeknikÜniversitesi (ODTÜ) içindekiBurger King’e karşı eylem gerçekleştirdiler.Yapılan eylemde, BurgerKing’in masaları, sandalyeleri ateşeverilip, camları indirilerek kullanılmazhale getirildi. Eylem alanına “Dev-Genç” yazılı pankartı asan Dev-Genç’liler, ardından eylemi sonlandırdılar.Halka dayatılan emperyalizminyoz kültürünü reddettiklerinibir kez daha gösteren Dev-Genç’liler,emperyalistlerin ve yerli uşaklarınınkorkularını büyütmeyedevam ediyorlar.17 Mayıs’taDev-Genç’liler,ODTÜ’nün duvarlarına13 adet“Dev-Genç’i Bitiremezsiniz!”,”YaşasınDev-GençYaşasın Dev-Genç’liler!”, ”BiziBaskılarla Bitirmezsiniz!MilyonlarıÖrgütleyeceğiz!Halk Cephesi-Dev-Genç”yazılamalarıyaptılar.Mersin8 Mayıs’taMersin’de HalkCephelilere yapılanpolis baskınları17 Mayıs günü dedevam etti. Mersin ve Adana’da savcınınmahkemeye itirazı üzerine SevalAracı Adana’da gözaltına alınarakMersin’e getirildi. Sinan Beşiroğluise, öğretmenlik yaptığı okuldan derssaatleri içerisinde gözaltına alındı.İbrahim Saygılı da evinden gözaltınaalınarak ifade vermek üzere tekrarmahkemeye sevk edildi. Gözaltınaalınanlardan Seval Aracı ve İbrahimSaygılı serbest bırakılırken; SinanBeşiroğlu ise tutuklanarak MersinCezaevi’ne gönderildi.Mersin Halk Cepheliler, 21 Mayısgünü, Üniversite Yolu ve Pozcu-Çiftyolmahallelerinde 15 adet “Baş EğmeyeceğizBizi Bitiremeyeceksiniz-Dev-Genç” yazılamaları yaptılar.Çanakkale21 Mayıs'ta Dev-Genç’liler, 8-9Mayıs tarihlerinde Türkiye genelindeyapılan polis baskınlarına karşı Dev-Genç’in mücadelesinin yılmadan devamedeceğini duyurmak amacıyla EsenlerMahallesi’nde “Baskılarınızla Dev-Genç’i Bitiremezsiniz", "Dev-Genç","Cephe" yazılamaları yaptılar.Ankara ODTÜ16MİLYONLARI ÖRGÜTLEYECEĞİZ!


Ülkemizde GençlikÇanakkaleAnkaraDev-Genç Ruhuyla, CoşkusuylaParasız Eğitim Hakkımızı AlacağızSayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012İstanbulLiseli Dev-Genç’liler 17 Mayısgünü Şişli Cevahir AVM önünde “ParasızEğitim Sınavsız Gelecek Hakkımızİstiyoruz Alacağız!” kampanyasıçerçevesinde imza masası açtılar. 1saat açık kalan masada halka, eğitimsisteminin çarpıklığı anlatıldı. 20 imzatoplanırken, yaklaşık 100 adet bildirihalka ulaştırıldı.18 Mayıs’ta da sabah okula girişsaatinde Kaptan Paşa Lisesi’ne gidilerekbildiri dağıtıldı. Liseli Dev-Genç’liler, Kaptan Paşa Lisesi öğrencilerineparasız eğitimin bir hak olduğunu,ancak parası olmayan yoksulhalk çocuklarının paralı eğitim yüzündenokula gidemediğini, aynı zamandabozuk sınav sisteminin öğrencileriintihara sürüklediğini anlattılar.“Biz Dev-Genç’liyiz, 43 yıldır parasızeğitim hakkımız için mücadeleediyoruz ve hakkımızı alana kadar damücadele edeceğiz.” diyen LiseliDev-Genç’liler, 110 bildiriyi öğrencilereulaştırdılar.Hatay18 Mayıs günü meşaleli yürüyüşdüzenleyen Hatay Gençlik Derneği Girişimi,“Parasız Eğitim, Sınavsız Gelecekİstiyoruz Alacağız” kampanyasınınçalışmalarını başlattıklarını duyurdular.Antakya Eğitim-Sen binası önündenbaşlayan ve Saray Caddesi’nde devameden yürüyüş esnasında AhmetAtılgan tarafından yapılan sesli konuşmalarda,“Halkımız! Bizler Dev-Genç’liyiz Parasız Eğitim, SınavsızGelecek İstiyoruz. Parasız eğitim bizimen temel hakkımız. Ancak bu hakkıvermeleri bir yana, bu hakkı istediğimiziçin gözaltlarına alınıyor ve tutuklanıyoruz.Gülşah ve Meral arkadaşımız‘Füze Kalkanı Değil, DemokratikLiseler İstiyoruz’ dedikleri için7 aya yakın zamandır tutuklular. YineGülçin Bulut arkadaşımız ‘ParasızEğitim, Sınavsız Gelecek istiyoruz,Alacağız!’ dediği için tutuklandı. Baskılar,gözaltılar ve tutuklamalara rağmenbizler parasız eğitim sınavsız gelecekhakkımızı istemeye devam edeceğizve alacağız” denildi.Yürüyüş sırasında halktan fotoğrafçeken ve yürüyüşe katılanlar oldu. 20kişinin katıldığı yürüyüş, Ulus Meydanı’nagelindiğinde bir kez dahahalka kampanya hakkında bilgi verilmesiylecoşkulu bir şekilde sonbuldu.AnkaraDev-Genç’liler, füze kalkanı değildemokratik liseler istedikleri için tutuklananGülşah ve Meral’in serbestbırakılması için 19 Mayıs günü YükselCaddesi’nde masa açtılar. Açılanmasada 75 imza toplandı ve masayagelenlere parasız, demokratik, bilimseleğitim istemenin suç olmadığı,Gülşah ve Meral’in aylardır hukuksuzbir şekilde tutuklu olduğu anlatıldı.Yaklaşık 2 saat açık kalan masada 15Yürüyüş dergisi de halka ulaştırıldı.21 Mayıs günü ise Dev-Genç’liler,“Parasız Eğitim İstiyoruz Alacağız”kampanyası dahilinde Sakarya Caddesi’ndenYüksel Caddesi’ne meşaleliyürüyüş düzenlediler. Yürüyüşe 27 kişikatılırken, halk büyük ilgi gösterdi.Yüksel Caddesi’nde yapılan açıklamada,tutuklanan arkadaşlarının biran önce serbest bırakılmasını isteyenDev-Genç’liler, vatanımızın bir Amerikanüssü haline getirildiğini; ülkemizdekiadaletsizliğin, yozlaşmanın,açlığın, yoksulluğun sorumlusununAmerika ve onun yerli işbirlikçileri olduğunuanlattılar. Gülşah ve Meral’inderhal serbest bırakılmasını isteyenDev-Genç’lilerin eylemi sloganlarlasona erdi.Aynı gün, Sincan’daki 12. Caddeile Etimesgut’a kampanya afişleriasıldı. Yaklaşık 30 afiş yapıldı.16 Mayıs’ta ise Ankara Mamak’tabulunan Abidinpaşa Endüstri MeslekLisesi ile Abidinpaşa Anadolu Lisesi’neve yakınlarındaki otobüs duraklarına25 adet afişleme yapıldı.Antalya“Parasız Eğitim, Sınavsız Gelecekİstiyoruz!” kampanyası dahilinde 11gün önce Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nünönünde yapılan zincirlieylemden tutuklanan Dev-Genç’liGülçin Bulut’un derhal serbest bırakılmasıiçin Kışlahan Meydanı’nda eylemyapıldı.“Parasız Eğitim, Sınavsız GelecekHakkımız İstiyoruz, Alacağız!” pankartıarkasında toplanan Dev-Genç’liler,“Ailelerin ve öğrencilerin oncaemeğini üç saatlik sınava sığdırmanın18MİLYONLARI ÖRGÜTLEYECEĞİZ!


Ülkemizde GençlikHatayAntalyaÇanakkaleneresi adaletlidir? Oysa Anayasa dabile her kişinin parasız eğitim almahakkı taahhüt edilmiştir. Bu ne çelişkidirki bu hakkı alanlarda haykırmaksuç oluyor. Sırf bu yüzden önce arkadaşlarımızGülşah Işıklı ve MeralDönmez tutuklandı. Daha sonra da onlarısahiplenen Gülçin Bulut tutuklandı…Tüm halkımızı haklının yanındaparasız eğitim talebini sahiplenmeyeçağırıyoruz. Çünkü parasızeğitim istemek suç değildir.” açıklamasınabulundular.12 kişinin katıldığı eylem sloganlarlasona ererken, imza masası ise günboyu açık kaldı.ÇanakkaleDev-Genç'liler, Çanakkale İskeleMeydanı’nda Gülşah ve Meral’in serbestbırakılması ve parasız eğitim talebiniduyurmak için 20 Mayıs günüzincirleme eylemi yaptılar ve aynımeydanda bulunan Fen BilimleriDershanesi’nin en üst katının terasından“Baskılarınızla Dev-Genç'iBitiremezsiniz! Vatansever GençlerGülşah ve Meral Serbest Bırakılsın!”yazılı pankart sallandırdılar.Zincirleme eyleminde de “ParasızEğitim İstiyoruz Alacağız” yazılı pankartaçıldı. Eylem süresince halkaseslenen Dev-Genç'liler, ülkemizde parasıolmayanın okuyamadığını, parasızeğitim talebinde bulunanların işkenceylegözaltına alınıp hukuksuzcatutuklandığını anlattılar. Gülşah Işıklıve Meral Dönmez'in Ortadoğu halklarınınkatledilmesine göz yummayıpfüze kalkanına hayır dedikleri için tutuklandıklarınıbelirten Dev-Genç’lilerinbir saat süren eylemine Çanakkalehalkı yoğun ilgi gösterdi. Halktaninsanlar, teyzeler, amcalar, gençlergelip pankartın ucundan tutarak, alkışlayaraksloganlara eşlik ettiler.Dev-Genç’lilerin boyunlarına sarılarak,ağlayarak, desteklediklerini, taleplerindehaklı olduklarını ve sonunakadar yanlarında olacaklarını belirttiler.Eylem iradi olarak bitirildi.Çanakkale’de 19 Mayıs günü de“Vatansever Gençler Gülşah ve MeralFilm Gösterimleri”nin sonuncusu gerçekleştirildi.Yerel gündem demokrasiAtölyesi’nde, Çanakkele GençlikDerneği Girişimi tarafından düzenlenenve “Küçük Ağacın Eğitimi” adlıfilmin izlendiği gösterime 22 kişi katıldı.Avrupa emperyalizminin Amerika’nınyerli halkına yaptıkları sömürüyü,zulmü, asimile politikasını vebunların doğrultusunda verdikleri yozeğitimi anlatan film ilgiyle izlendi.Film sonrasında yapılan değerlendirmedeTürkiye’deki eğitim sistemi ileilişki kuruldu.Anayasal Parasız EğitimHakkımızı Gasp Etmelerineİzin Vermeyelimİstanbul Gazi Mahallesi'nde bulunanAslan Gazi İlköğretim Okulu'ndaokuyan öğrencilerin aileleri, AKP iktidarınınöğretmen ve öğrencileri hiçesayarak, düzenin çıkarları doğrultusundaçıkardığı 4+4+4 yasasının kaldırılmasıiçin eylem yaptılar.18 Mayıs günü yapılan ve "ParasızEğitim İstiyoruz" sloganının atıldığıeyleme yaklaşık 150 kişi katıldı.Dersten çıkan öğrencilerin de katıldığıeylemde yapılan açıklamada, çocuklarınıngelişimsel olarak okul öncesieğitim almaları gerektiğini belirten aileler,"Öğrencilerimiz denek değil." dediler.İlköğretimin, ‘Devlet okullarındaparasız olduğu’ ifadesinin yasa maddesindençıkartıldığını vurgulayanveliler, "Bizlerden çeşitli yollarla eğitiminyükünü üstlenmemizi hep sağladınız.Anayasal güvencelerimizedokundurtmayacağız. Eğitimi kendisırtına bir yük gören ve bu yükü bizvelilere yıkan bir anlayışı istemiyoruz."dediler.Eylem sırasında velilerin taleplerininyer aldığı föylerle imza toplandı.23 Mayıs’ta kamu emekçileriningrevine katılma çağrısı ile eylemeson verildi.Baskılarınızın SebebiGerçeklerin Halka UlaşmasıKorkusudurÇaresizsiniz! GerçekleriHalka Ulaştıran “Ulak”LarOlmaya Devam Edeceğiz!Halk Cephesi/Liseli Dev-Genç’indüzenlediği “Füze Kalkanı Değil, DemokratikLise İstiyoruz” kampanyasısürecinde Antakya Nimet Fahri ÖksüzLisesi’nde çalışma yürüten 2 LiseliDev-Genç’li hakkında soruşturma açılmıştı.Soruşturma yürütülürken polis işbirlikçilikteklifinde bulunmuş amaistediği cevabı alamamıştı.Liseli Dev-Genç’lileri yıldıramayanpolis, bu sefer de onları “terörist”olarak göstererek, okul idaresinin liselilerüzerinde baskı kurmasına sebepoldu. Hatay Emniyet Müdürlüğü’ndengelen Siyasi Şube polisleri, LiseliDev-Genç’lilerin okuduğu sınıfta seminerdüzenleyerek “Armutlu’dakiderneklerde silahlar, bombalar varoraya gitmeyin. Sizlerin orada beyniniziyıkıyorlar, bunlar vatan haini, bölücüdür.”dedi.Devamında, tiyatro, müzik yarış-Sayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012AKP ZULMÜNÜ YENECEĞİZ!19


Ülkemizde Gençlikması ve şiir okuma yarışmalarına katılmalarıda engellenen Liseli Dev-Genç’liler, 20 Mayıs’ta yaptıklarıaçıklama ile,“Buradan işbirlikçi idareye sesleniyoruz:Bizler Dev-Genç’liyiz! Derneklerimizin,kurumlarımızın çalışmalarınıve orada olup bitenleri siz işkencecipolislerden çok daha iyi biliyorsunuzve kimin terörist kimin halkiçin savaştığınıda… Dev-Genç’in veDev-Genç’imizin onurlu tarihini gayetiyi biliyoruz. Dev-Genç’lileri bubaskılarla susturup mücadelelerini bitiremeyeceksiniz.Bizler 43 yıl boyuncaDev-Genç bayrağını onurlubir şekilde taşıdık ve taşımaya devamedeceğiz. Hiçbir baskı liselerdeki örgütlümücadelemizi bitiremez,yaptığınızbaskılarla Dev-Genç'lileri bitiremeyeceksiniz.”dediler.Baskılara, SoruşturmalaraBoyun EğmedikEğmeyeceğiz!Bursa Gençlik Derneği Girişimiüyeleri, Uludağ Üniversitesi öğrencileriEbru Yeşilırmak ve Fırat Durgunhakkında hukuksuz bir şekilde açılansoruşturmaları teşhir etmek için, 16Mayıs günü Rektörlük önünde basınaçıklaması yaptılar. Eylemde “SoruşturmaTerörüne Son! Baskılar, Soruşturmalar,Cezalar Bizi Yıldıramaz\BursaGençlik Derneği Girişimi”pankartı açıldı.Yapılan açıklamada, Yeşilırmak veDurgun hakkında, “Füze Kalkanı DeğilParasız Eğitim İstiyoruz” masası açmak,16 Mart Katliamı’nı protestoiçin afiş asmak, vatansever Dev-Genç’liler Gülşah ve Meral’in serbestbırakılması için eylem yapmak, sınavsisteminin kaldırılmasını istemek, GrupYorum’un Bağımsız Türkiye konserininafişlerini asmak… “suçlarından”soruşturma açıldığı bilgisi verildi.Dev-Genç’liler yaptıkları açıklamada,“Vatansever gençliğe yönelik bubaskılar bizi sindiremeyecektir.” dediler.10 kişinin katıldığı eyleme YurtseverGençlik ve Genç-Sen de destekverdi.Hepimiz Birer Engin Olduk! En Sağır KulaklaraDahi Sevdamızı Fısıldıyoruz!Sayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012Hatay17 Mayıs’ta Dev-Genç’liler Serinyol’daYürüyüş dergisi dağıtımı yaptılar.Tutuklamalara rağmen halk dergiyisahiplendi. 2 saat süren çalışmada 120Yürüyüş dergisi halka ulaştırıldı. Yürüyüşdergisi dağıtımı sırasında, 13 Mayıs’takiGrup Yorum konseri ve tutuklananHalk Cepheliler hakkında Serinyolhalkı bilgilendirildi.19 Mayıs günü Samandağ Çevlik’teYürüyüş okurları tarafından 3 saatiçinde 130 Yürüyüş dergisi halka ulaştırıldı.Dağıtım sırasında tutsak arkadaşlarısoranlar oldu. Yürüyüş dergisidağıtımından sonra Yürüyüş okurlarıÇevlik’te bulunan tutsak ailelerini ziyaretettiler.20 Mayıs günü Sinanlı’daYürüyüş dağıtımı yapıldı. Dağıtımsırasında yemek ikramedenler, evlerine davet edenleroldu. Dükkânını açmadığı günolmadığını söyleyen bir amca,13 Mayıs’taki Grup Yorumkonserine katılmak için dükkânınıkapattığını söyledi. Yinebir teyze, Yürüyüş dergisininiçeriğini anlatan Yürüyüş dergisidağıtımcısına “Ben okumaİzmiryazma bilmiyorum ama çok güzelşeyler yazıyorsunuz derginizi alayımçocuklarıma okuturum.” dedi. 1,5saat süren çalışmada 91 Yürüyüşdergisi halka ulaştırıldı.MersinYürüyüş okurları 19 Mayıs günüMersin merkezde, 20 Mayıs günü deDemirtaş Mahallesi’nde Yürüyüşdergisinin tanıtımını yaptılar. Halklayapılan sohbetlerde, AKP iktidarınınhalkın umudu olan devrimcileribitirmek istediği; bu nedenle 14 ilde36 kişiyi hukuksuz bir şekilde tutuklandığıteşhir edildi. Dağıtım sırasındabir esnaf, simit ve çay ikramederken; bir başka esnaf ise “Sürekliuğrayın, sohbet edelim.” dedi.Toplam 30 Yürüyüş dergisi ve 1 Tavırdergisi halka ulaştırıldı.İzmir20 Mayıs günü İzmir’in BademlerKöyü ile Gültepe Mahallesi’nde, Yürüyüşokurları dergi dağıtımı yaptılar.Gültepe halkı, yapılan sohbetlerde,CHP’li belediye başkanının seçimzamanında verdiği cemevi yapma sözünütutmamasından şikayetçi oldular.Bunun üzerine hiçbir düzen partisindençözüm beklenmemesi gerektiği,halkın sorunlarını ancak halkınörgütlenerek çözebileceği anlatıldı.Bademler Köyü’nde 17, GültepeMahallesi’nde de 28 Yürüyüşdergisi halka ulaştırıldı.Çanakkale21 Mayıs günü Esenler Mahallesi’ndeesnaflar ve kahvehanelerdolaşılarak Yürüyüşdağıtımı yapıldı. İki Yürüyüşokurunun katıldığı dergi dağıtımında7 Yürüyüş dergisi halkaulaştırıldı.20MİLYONLARI ÖRGÜTLEYECEĞİZ!


AKP'nin Katliamcılıkta ve İşbirlikçilikteSınırı Yok!Uludere katliamıylailgili olarak Amerika'nınWall Street Journalisimli gazetesinde çıkanbir haberden sonra deyimyerindeyse kıyamet koptuve açıklamalar birbiriniizledi. Amerikan gazetesininPentagon’un birraporuna dayandırdığı vedaha sonrasında Pentagon sözcüsününde yalanlama yerine Türkiye ile ilişkileriniövmekle yetindiği haberşöyle:28 Aralık gecesi Amerika’nın Predatorisimli insansız hava araçlarısınırın Irak tarafında Türkiye'ye doğruilerleyen bir konvoyu tespit etti. Amakonvoydakilerin gerilla mı yoksasivil mi olduğuna karar veremedi.Türkiye'ye Predatorların konvoyayaklaşıp yakın çekim yapmalarınıteklif etti ama Ankara bunu kabuletmeyip tersine predatorların bölgedenuzak bir noktaya çekilmesini istedive operasyon kararı verildi. Ve uçaklarUludere'de 34 köylüyü katlettiler.Bu haberin hemen sonrasında“TSK, ABD araçları değil bizim Heron'larımıztespit ettiler ve sonra daoperasyon yapıldı” diye bir açıklamayapsalar da buna kimse inanmadı.İnanılmazdı çünkü işbirliğinin nasılişlediğini artık herkes çok iyi bilmektedir.TSK'nın, Amerika’nın dizinindibinden ayrılmadığı gibi onundediğinden çıkmadığı ve her işlerinionların denetimi ve onayıyla yaptığınıherkes bilmektedir. Ki haberi yapanAmerikan gazetesi bu konuda da biraçıklama yapmakta gecikmedi.Gazete TSK'nın açıklamasına karşılıkolarak; “Mesele, Washingtonve Ankara için hassas bir konu. Türkiye,operasyonlarda ABD’ye dayanıyormuşgibi görünmek istemiyor”dedi.Wall Street Journal, yeni haberindeUludere olayına ilişkin iki rapor hazırlandığını,ikinci raporun daha ayrıntılıolduğunu da söylüyor. Gazeteyegöre ikinci raporda Predator, Uludere“Hatayı da açıkladık, özrü de açıkladık.Tazminatı da açıkladılar. Ama birileriistismar ediyor. Bir hatanın olduğunu,hatamızın olduğunu söyledik. Allahaşkına tazminatsa tazminat. Bizim resmitazminatımız ötesinde yaptık”Recep Tayyip Erdoğankafilesini fark ettiğinde rutin 8 saatlikuçuş yapıyordu. Ankara’daki ortakistihbarat birimindeki Amerikan subaylarının,tespit edilen aktiviteyiTürk muhataplarına bildirdiklerini...vb. devam ediyor.Şimdi bu haberlerin ve iddialarınneresinden tutalım? Oligarşinin nekadar katliamcı olduğu ve katliamcılıktahiçbir sınır tanımadığındanmı yoksa işbirliğinin boyutundanmı? Neresinden tutsan elinde kalırcinsinden bir durum.. Ama her ikiyanı da aslında birbirini tamamlarve oligarşinin ve emperyalist efendilerininhalk düşmanı gerçek karakterleriniortaya serer.Bu arada Pakistan'dan açıklamayapan Başbakan Erdoğan'ın sözleribu karakterin belgesi gibidir. Erdoğan,görüntüleri bizzat izlediğini, amaoperasyondan önce bilgisinin olmadığınıbelirterek şunları söyledi:'Uludere'de tuzağa düşürüldüğümüzyönündeki değerlendirmelerekatılmıyorum. Bizim silahlı kuvvetlerimizbu görevi samimi bir şekildeyapmıştır. Hata da olabilir. Hatayıda açıkladık, özrü de açıkladık. Tazminatıda açıkladılar. Ama birileriistismar ediyor. Bir hatanın olduğunu,hatamızın olduğunu söyledik.Allah aşkına tazminatsa tazminat.Bizim resmi tazminatımız ötesindeyaptık. İlla terör örgütünün istediğinimi söyleyeceğiz. Kusura bakmasınlar'dedi.Bir yandan işbirlikçiliğini gizlemetelaşı içinde hareket ederken diğeryandan ise katliamcı yüzünü tüm çıplaklığıylagözler önüne sermektedir.Katliamcılıkla nam salmış ve on yıllardırKürt halkının isyanınıbastırmak için hertürlü katliamı yapan, kulakkoleksiyonu yapankatilleriyle övünen ordununsamimi olarak göreviniyaptığını söylemektedir.Samimiyet olsa olsakatliamcılık ve işbirlikçilikyönünde olabilir.Amerikalılar’la aynı odada istihbaratpaylaşımı yapan, Amerikanuçaklarının ülkemiz semalarında gezmesinetek laf etmeyip bunu normalgören bir kafa yapısı işbirlikçiliğiiyice içine sindirmiş bir kafa yapısıdır.Başbakan Uludere'de tuzağa düşürülüpdüşürülmediğini tartışıyor. Bunutartışacağına o Amerikan uçaklarınınsenin hava sahanı gözetlemesinin veAmerikan askerlerinin senin başkentindesenin askerlerinle aynı odadabulunup onları yönlendirmesine karşıçıksana!.. Hayır, bunu yapamaz, çünkügöbekten bağlı durumda. Bununyerine ancak boş kabadayılık yapar.Akıl hocaları, eğitimcileri, rehberlerive efendileri Amerika olanlarınhalka karşı katliamdan başka bir şeyyapmayacakları bu olayla bir kezdaha gözler önüne serilmiştir. Onyıllardır katliamlar yapan oligarşininve AKP'nin gözü katletmekten başkabir şey görmemektedir. Halkların direnişlerinikanla boğmaya çalışmaktave bu konuda hiçbir kural ve ilke detanımamaktadır.Katledilen insanların değerini ödediğikan parasıyla ölçmeye çalışan ve“tazminatı fazla fazla verdik o haldesusun” diyebilen bir kafa yapısındanfarklı bir tavır beklemek mantıksızdır.Kıblesi Amerika olan ve kafası tüccarcaçalışan bir anlayışın, AKP'nin bu olayafarklı bir şekilde yaklaşması elbettebeklenemezdi.AKP bu olayda katliamcılıkta veişbirlikçilikte sınır tanımadığını birkez daha ortaya sermiştir. Adaleti,onların ödediği kan parası değil,halkların isyanı ve hesap sorma kararlılığıyerine getirecektir.Sayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012AKP ZULMÜNÜ YENECEĞİZ!21


AKP Yargıda Yeni Düzenlemelere HazırlanıyorOligarşinin Düzeni “Somut Gerekçelere”Değil Baskı, Zulüm ve Sömürüye DayanırSayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012AKP iktidarı gündeme getirdiğiyasa önerileriyle yargıda yeni düzenlemelerehazırlanıyor. AKP iktidarıbu düzenlemeleri de diğer tüm düzenlemelerigibi “demokratikleşme”adımları olarak sunmaktadır.Mahkemelere getirilen yeni yasaönerilerinde neler var?Birincisi, mahkemeler, avukatlarolmaksızın karar verebilecek.İkincisi, tutuklama gerekçesininsomut olgulara dayandırılması zorunluluğu.AKP iktidarı, içinde aynı düzenlemelerinbulunduğu 3. Yargı Paketiningecikmesi durumunda bu yasaönerisini hızla TBMM Genel Kurulu’ndangeçirerek yasalaştıracak.“Yasa önerisi, Ceza MuhakemesiYasası’nın (CMY) 188. maddesindesanıkların itirazları nedeniyle krizegiren Balyoz davasında karar sürecinidoğrudan etkileyerek hızlandıracakbir değişiklik içeriyor. Yasa önerisiyle‘Cumhuriyet savcısının esas hakkındakimütalaasının zorunlu müdafininde hazır bulunduğu duruşmada açıklanmışolması veya bu mütalaanınzorunlu müdafiye yazılı olarak tebliğedilmiş olması durumlarında, çocuklarhakkında görevlendirilmiş olanlarhariç olmak üzere, hukuken kabuledilebilir bir mazereti olmayan zorunlumüdafinin yokluğunda da kararverilebilecek’ düzenlemesi getiriliyor.Böylece bir süredir avukatların daduruşmalara katılmaması nedeniyleBalyoz davasında yaşanan kilitlenmeninaşılarak ‘avukatsız karar’ verilmesininyolu açılmış olacak.” (18Mayıs 2012, Cumhuriyet)Diyecek ki AKP’nin mahkemeleri,duruşmalara katılmayarak mahkemeyikilitlemeye çalışırsanız bu silahınızıelinizden alırım; avukatsız da kararveririm.AKP cephesinden bunun adı dayargı sürecini hızlandırmak oluyor.Oysa gerçek olan adaletsizliğin hızlandırılmasıdır.Düzenlemelerdeki bir başka öneride tutuklama kararlarıyla ilgilidir.“Öneride, CMK’nin ‘tutuklamakararını’ düzenleyen 101. maddesindedeğişiklik yapılarak tutuklama kararlarında,‘kuvvetli suç şüphesi’,‘tutuklama nedenlerinin varlığı’ ve‘somut olayda tutuklama tedbirininölçülü olduğunun somut olgularlagerekçelendirilerek açıkça yazılması’öngörüldü. Bu değişiklikle yargıcınya da mahkemenin tutuklamanın devamıya da tahliye isteminin reddineilişkin karar verirken kuvvetli suçşüphesinin varlığını, tutuklama nedenlerininvarlığını ve somut olaydatutuklama tedbirinin ölçülü olduğunusomut olgularla gerekçelendirmekzorunda kalacak.” (agg.)AKP’nin bu önerisi de başka birçarpıklığı ortaya sermektedir. Deniyorki “tutuklama kararları somut gerekçeleredayandırılmak zorunda”.O halde bugüne kadar ki mahkemekararları somut gerekçelere dayanmıyordu.Her şey mahkeme başkanınıniki dudağı arasındaydı. Diğeryandan AKP’nin yeni önerisi bu adaletsizliğiortadan kaldırıyor, keyfiyetiortadan kaldırıyor denilebilir. Hayır.Yeni durum da adaletsizliğin devamındanbaşka bir şey değildir.Faşizmin SaldırganlığıMücadelemizden Duyduğu Korkunun SonucudurGeçtiğimiz haftalarda Halk Cephesi ve Dev-Genç’lilereyönelik yapılan baskın ve saldırılarda yüze yakın kişigözaltına alınırken 36 devrimci tutuklandı. Tutuklanmagerekçeleri oligarşinin mahkemelerinin somut gerekçelerdenne anladığını da ortaya koymaktadır. Suç olarakgördükleri faşizmin tükenişinin ifadesidir. Son gözaltıve tutuklamalarda mahkemelerin suç olarak gördüğü fiiller:-2011 ve 2012 yılında 1 Mayıs’a katıldığı ve 8 MartDünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliğine katıldığıiddiası,-İnşaat Mühendisleri Odası önünde işe geri alınmatalebiyle oturma eylemi yapan Cansel Malatyalı isimlikişiye destek verdiği iddiası,-“Füze Kalkanına Hayır” talepli basın açıklamasınakatıldığı iddiası,-Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada Artı İvmeisimli derginin bürosuna gidip geldiği ve bu dergininolduğu “değerlendirilen” mail gruplarına üye olduğuiddiası,-Yasemin Karadağ isimli hasta tutuklunun serbestbırakılması için yapılan basın açıklamasına katıldığı iddiası,-30.03.1972 tarihinde öldürülen Mahir Çayan’ınmezarı başında yapılan anmaya katıldığı iddiası,-Grup Yorum konserine çağrı yapmak için bildiridağıttığı ve afiş astığı iddiası,-ÇHD Ankara Şubesi’nin düzenlediği Güler ZereBelgesel gösterimine katıldığı ve belgesel gösterimiiçin davetiye temin ettiği iddiası.22MİLYONLARI ÖRGÜTLEYECEĞİZ!


Kafamızdaki "Olmaz"ı YıktıÇalıştığımız alandailk kez kahvehane,kafe, çay ocağı gibiyerlerde halk toplantıları yapma kararı aldık. Bununiçin öncelikle duyurular yapalım dedik. Ama ilk defayapacağımız için karşı çıkan arkadaşlar, olmaz diyenarkadaşlar oldu. Burası uygun değil, insanlar gelmeztüründen bahaneler sıralandı. Bazı arkadaşlarda ise“Olmaz ama yine de karar alınmışsa gidip yapalım,nasıl olsa hayata geçmez ve sonuç alınmaz." düşüncesihakimdi. Olmaz üzerine kurulu bir bakış açısı ve mantığı,çalışmamıza isteksiz başlanmasına da neden olmuştu.Yapacağımız ilk toplantılarımızda "Halk kendi anayasasınıoluşturabilir" konusu tartışılacaktı. Arkadaşlarhemen buradaki insanlar anayasadan ne anlar? Onlaraaçlıktan söz edelim, Kürt sorunundan, köylerin boşaltılmasındansöz edelim dediler. Arkadaşlar umutsuzdu.Ama halka gidip bu toplantıları yapacaktık.Şehrin dört bir yanına dağıldık, tek tek esnafları dolaştık,kapıları çalarak toplantı yapacağımız yeri duyurduk.Biz henüz çağrı aşamasında iken halkın ilgisiyle karşılaştık.Konuştuğumuz her insanın toplantı ve anayasaüzerine söyleyecekleri oldu. Konu üzerine yetmiş seksenyaşlarındaki insanlar da düşüncelerini aktarıyorlardı.Özellikle anayasa gibi bir konuda gidip düşüncelerineBiz MeşruluğuOligarşinin YasalarındaDeğil Haklılığımızda veKuracağımız Halkİktidarında GörüyoruzOligarşinin faşist düzeninin heryanından adaletsizlik akmaktadır. “Demokratikleşme”adına yapılan her düzenlemeyalan ve demagojiden ibarettir.Göz boyamadan ibarettir. Bırakalımdemokratikleşmesi tersine faşizmindaha da kurumsallaşmasından,faşizmin yasalaşmasından ibarettir.AKP iktidarı toplum kesimlerininbaskı, adaletsizlik, haksızlıklar karşısındakendini savunma, direnmehaklarını ellerinden almak için heryolu kullanmaktadır. Bunun için yasaldüzenlemeler yapmaktadır. “Avukatsızkarar” da bunun son adımlarındanbiridir. Savunma hakkının engellenmesinekarşı avukatların duruşmalaragirmemeleri, savunma yapmamalarıdaha açık ifadeyle mahkemeyi kilitlemelerikarşısında savunmanın busilahını elinden alıyor. Onun bir nevidirenmesini boşa çıkartıyor.AKP savunmaya yönelik bu saldırısınıönerilerinin içindeki bir gözboyamasıyla kapatmaya çalışıyor.“Tutuklamaların somut gerekçeleredayandırılması zorunluluğu” getiriyor.Oysa bu da faşizmin adaletigibi sahtedir.Faşizm için somutluk yoktur. Faşizminyasaları gayet açıktır. Hertürlü muhalefeti, direnme hakkınısuç olarak gören, hak talep etmeyi,bunun için mücadele etmeyi “terörizm”olarak suçlayan oligarşi içinsomutluk yoktur.Oligarşi somutluğa ihtiyaç duymaz.Onun somutluğu “gizli tanıklar”dır.Gizli tanık dedi ki… Bunun sonucuyüzlerce insan tutuklanır. Ve her biriyüzlerce yıla varan cezalar alır.Oligarşinin somutluğu, hapishanelerindolup taşması, yüz binleredayanan tutuklu ve hükümlü ile hapishanelerinyetmeyişidir.Oligarşinin somutluğu, onlarcakatliam, işkence, iş cinayeti ve hakihlallerine rağmen bunlardan cezaalan bir sorumlunun olmayışıdır.başvurmamız hoşlarına gidiyordu. Bu noktada önemsendiklerinigörmeleri düşüncelerini daha rahat, ayrıntılıbiçimde paylaşmalarını sağlamıştı.Çağrıda bulunduğumuz insanlar, iyi bir konudatoplantı yaptığımızı söylüyordu. “Komşuma, bitişiktekiesnafa da söylerim” demeye, yardımcı olmaya başladılar.Kimileri ise toplantı düzenleyeceğimiz yerler konusundaönerilerde bulundu. İnsanların böyle duyarlı olması,ilgi göstermesi, yardımcı olmaya çalışmaları bizi çoketkiledi. Daha baştan hem toplantı, hem de konuylailgili "olmaz" düşüncesinden dolayı utanmıştık. Böyleceolmaz diye bir şeyin olmadığını, olmazları olur kılmanınbizim elimizde olduğunu bir kez daha gördük.Biz neden olmaz demiştik? Çünkü toplantıya insanlarıngelmeyeceğini, ayrıca anayasa konusuyla ilgilenmeyeceklerini,kendi sorunları olarak görmeyeceklerini düşünmüştük.Halkın anayasa konusunu sahiplenebileceğinigörememiştik. Oysa toplantılara insanların katılım veilgisi yoğun oldu. Bizim için canlı ve eğitici geçti. Halkımızbize birkez daha öğretmişti. Yaşadığımız pratik,kafamızdaki "olmaz"ı yıktı. Çünkü halkın toplantılarave anayasa konusuna olan duyarlılığı, katılması, ilgisiyapabileceğimize dair olan inancımızı güçlendirmişti.Bu bizim daha istekli, daha coşkulu çalışmamızı sağlamıştı.Tutuklamalara somut gerekçe miistiyorsunuz? Oligarşinin mahkemelerindeboldur. Oligarşinin mahkemelerinindevrimcileri tutuklarkenkullandığı standart klişe şudur: “Şüphelilerinüzerlerine atılı suçların vasıfve mahiyeti, mevcut delil durumu,haklarında kuvvetli suç şüphesininvarlığını gösterir olguların bulunması,eylemlerinin niteliği gereği adli kontrolkararı verilmesinin yetersiz kalacakolması ve eylemlerinin CMK100/3. Maddesinde sayılan eylemlerdenoluşu dikkate alınarak”Böyle diyerek faşizmin mahkemelerion binlerce devrimciyi tutuklamışve tutuklamaya devam etmektedir.Onlara göre emperyalizm işbirlikçisioligarşinin faşist düzeninitehdit eden her şey tutuklamak için,katletmek için somut gerekçedir.Bizim somut gerekçemiz ise açıktır,faşizme karşı direnmek tek yoldur.Haklı ve meşru olan biziz. Bizimgerekçemiz halkın iktidarı için, bağımsızlık,demokrasi, sosyalizm içinemperyalizme ve oligarşiye karşıkurtuluşa kadar savaşmaktır.Sayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012AKP ZULMÜNÜ YENECEĞİZ!23


Sayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012HalkDüşmanıAKP1 milyonuaşkın kadınerkek,gençyaşlı,emekçi, öğrenci, gençlik, 20121 Mayıs’ında AKP’nin düzenindenmemnun olmadığını haykırdı. Nekadar istatistiklerle oynarlarsa oynasınlar,ne kadar ekonominin düzeldiğive her şeyin yolunda gittiği masallarınıanlatırlarsa anlatsınlar; 10 yıldırbu halkın açlık ve yoksulluğununartmasına sebep olmaktan başka birşey yapmadılar.Memur zamları için tam 18 aydıroyalayan iktidar, zam oranını yüzde3.5+4 olarak belirledi. Halkı soyanAKP, emekçinin hakkı olan zammı dayapmıyor. 1 Mayıs’ta toplanan yüzbinlergöstermiştir ki, böyle devamedemez… Zam yapmaktan başka birpolitikası kalmayan AKP iktidarı yönetememektedir,krizdedir. Halkınyoksullaşmasından, halkın icralıkduruma düşmesinden, yemek kuyruklarındasıra beklemesinden, açaçıkta kalmasından AKP iktidarı sorumludur.Ekmeğe AKP iktidarı döneminde%300'ün üzerinde zam yapıldı. Gramajıda düşürülen ekmeği sofralarımızagetirmekte zorlanıyoruz.Mutfak tüpü 2002 yılında 15 liraydı,bugün ise 60 liranın üstünde.Yani AKP döneminde %300'lük birzam yapılmış.2001 yılında 10 milyon 26 bin icradosyası varken, 2011'de 20 milyon506 bin icra davası işlemde. Bununanlamı şu ki: Her dört kişiden biri icralıkolmuş, oluyor... Bu da halkımızınyoksullaştığının, muhtaç hale getirildiğininçok önemli bir göstergesidir.Sürekli bir kıt kanaat geçinmehali yaşıyor halkımız. Günü gününehesap yapıyor ve ekstra bir harcamaçıktığında bütün bir aylık harcama krizedönüşüyor. Yoksulluk, parasızlıkyüzünden aile içinde huzursuzlukyaşanıyor. Anne-babalar çocuklarınınihtiyacını karşılayamamaktan dolayıYapılan Zamlar AKP’ninYönetememe Krizidirmutsuz, yorgun, çaresiz... Çocuklarımızlüks bir yaşama özendiriliyor vepratikte bunu karşılayacak maddigüç de olmayınca yozlaşma başlıyor.Bağımsız bir vatan istiyoruz. Bağımlılıkbizi gittikçe yoksullaştırıyor.1979-2003 yılları arasında IMF'yeödediğimiz borç faizi 135 milyar dolar.2003-2011 yılları arasında iseIMF'ye 450 milyar ödedik. Üstelik busadece borcun faizi, kendisi de değil.Bu borcu biz ödüyoruz. Zenginlerdenalınan vergileri geçen haftayazmıştık. Yoksul halk zenginlerdendaha çok vergi ödüyor. IMF'den alınanbütün kredilerin, borçların tümünühalk ödüyor. AKP dönemindeödediğimiz 450 milyar dolardan haberimizvar mı peki? Ve daha daönemlisi bu 450 milyar dolar nereye,kime harcanıyor? IMF neye dayanarakbu kadar parayı veriyor, amacı nedir?Biz halkız, bu devlet bizim için çalışmakzorunda, biz onun için değil.Ama AKP, burjuvazinin temsilciliğiniyaparak, devleti onların ihtiyaçları,çıkarları için kullanıyor.IMF borç verirken, anlaşmalarakoyulan maddeler halkın tüm haklarınıgasp ediyor. AKP'nin memura vereceğizammı bile IMF belirliyor.Sağlıkta dönüşümün, kentsel dönüşümün,paralı eğitimin ve daha nicesömürünün altında bu bağımlılık ilişkileriyatıyor; halka düşman bir iktidaryatıyor.Gıda, yakıt, ulaşım zamları…Halkın yaşamını sürdürebilmesi içintemel ihtiyaçlarını karşılayamaması,borç harç içinde kalması AKP’nin halkaverdiği değeri göstermektedir.Halkın günlük yaşamını etkilemektedirbu zamlar.AKP döneminde artan sadece ekmeğin,tüpün fiyatı da değildir. Zulümartmıştır. Bunca yoksullaştırırkenbizi, zulmü de artırmalı ki, başkaldırmamızınönüne geçmeli. AKP'ninyaptığı tam da budur. Başkaldırmayalımdiye F Tiplerinin sayısını artırmaya,kampüs şeklinde hapishanelerinşaa etmeye devam ediyor.Hapishanedeki kişi sayısı 2002'de 59bin 429 idi. Bugün ise 130 bin 617oldu. Hapishanelerde son 15 yılda2497 tutsak öldü.600'ü aşkın öğrenci, parasız eğitimistediği, bağımsız bir ülke istediği...için hapishanelerde.AKP iktidarı yoksulu daha yoksul,zengini daha zengin etti.2012 Nisan ayında, 4 kişilik bir aileninaçlık sınırı 939 lira 64 kuruş,yoksulluk sınırı da 3 bin 60 lira 72 kuruşolarak hesaplandı.Asgari ücret ise 701 lira.Bu demektir ki tüm yoksul halkımızaçlık sınırının altında yaşıyor.Sofralarımıza getirdiğimiz yemekçeşitleri sayılıdır. Gücümüz yettiğincekarnımızı doyurmaya, hayatta kalmayaçalışıyoruz. Hastalanmamayaçalışıyoruz, kendi tedavimizi kendimizyapmaya çalışıyoruz. Kışın gerekirsetek odada yatıyoruz ki ısınalım,battaniyelerle oturuyoruz. Yardımversinler diye AKP'lilerin insaf etmesinibekliyoruz. Bizi muhtaç durumadüşürdüler. Onurumuz, namusumuziçin gerekirse ölürüz amayoksulluğumuza ses çıkartmıyoruz.Elimizdekini de kaybederiz diye varolana şükredip susuyoruz. Bunu bulamayanda var diyoruz ve sadecekendimizi kurtarma düşüncesine sarılıyoruz.Yani aslında yozlaşıyoruz.Ama bunun sorumlusu biz değiliz.Sorumlular halk düşmanlarıdır.Ve şunu bilmeliyiz ki, eğer susarsakbizi daha çok yoksulluk, daha çokyozlaşma, daha çok zulüm bekliyor.Halk düşmanlarının insaf etmesinimi bekleyeceğiz?Bizi yardımlarla, sadakalarla kandırmalarınaizin vermeyelim.Yoksulluğumuzun sorumlularındanhesap soralım, örgütlenelim...Başka bir kurtuluş yolu yok!24MİLYONLARI ÖRGÜTLEYECEĞİZ!


HalkınHukukBürosuSabah Kahvaltılarını Bile“Örgütsel Motivasyon” Diye Suç SayanAKP’nin Yargısı Faşizmin Yargısıdır!Bir taraftan 12 Eylül’le, darbelerle,militarizmle hesaplaşılıyor yalanı;diğer yandan dizginsiz bir baskı, gözaltı,tutuklama ve yargılama terörü.“Bakın artık tanklar yürümüyor,şölen yapılıyor” şeklinde, ülkeyiaçık hapishaneye döndüren kendilerideğilmiş gibi, ne kadar demokrat,tank top karşıtı olduğunu dile getiriyorBaşbakan.Roboski (Uludere)’de 34 insanımızıinsansız hava uçaklarıyla katledenlerkendileri değilmiş gibi. Geceninkör karanlıklarında devrimci gençleri‘terörist’ edebiyatıyla işkencelerlenezarethanelere taşıtanlar kendilerideğilmiş gibi. Basılmamış kitaplarıtoplatan, basın açıklamalarını, mitingleri,cenaze törenlerini, mezar ziyaretlerinihatta sabah kahvaltılarınıbile örgütsel motivasyon diyerekyasadışı örgüt üyeliğine delil kabuledenler kendileri değilmiş gibi…12 Eylül darbe dönemini bile katbe kat aşan uygulamalarla karşılaştığımızısöylemek hiç de abartı değil.12 Eylül darbesi bugünkü iktidarlatepetaklak edilmiş gerçeklerle, aldatmacalarlasürüyor. Bunu görmek içinyerleşik uygulama haline getirilensoruşturma ve kovuşturma usullerinebakmak bile yeterli.Yasadışı örgüt üyesi olma çerçevesi,geçmişte, kod adı, sahte kimlik,hiyerarşik disipline tabi olma,silah, silahlı eylem iddiası gibi somutölçülerle çizilirken bugün artık dolaylıolarak bir yasadışı örgütün çizgisine,yasadışı örgütün söylem ve eylemprogramına benzer olduğu iddiasıbile yeterli oluyor. Örnek olarak;F Tipi tecrit hapishanelerine karşıolmak, 19-22 Aralık katliamını protestoeylemlerine katılmak yasadışıörgütün propagandası olarakkabul ediliyor. Neden? Çünkü örgüt,F Tipi tecrit hapishanelerine karşıölüm orucu yapmış ve yüzlerce insanınıbu uğurda kaybetmiştir. Bu biçimdesoyut varsayım ve ‘akıl’ yürütmelerlesilahlı bir örgütün üyesi halinegetiriliyor insanlar. Ve özel yetkilerledonatılmış savcılık ve mahkemelerdesüren binlerce soruşturma vekovuşturmanın tüm dayanağı bunlardanibaret.Evler, işyerleri, dernekler, gecevakti arama yapılamayacağına dairaçık yasa hükmü bulunmasına rağmen,gece yarısı basılıyor, talan ediliyor.Bu talan gerçek bir talan!Sonradan kullanılamayacak hale getirilerekiade edilse bile, binlerce kitaba,onlarca enstrümana, resme, fotoğrafa,dövize, pankarta, flamaya, haftalıkdergiye el konuluyor. Teknik vekriminal delil incelemeleri, el konulanbinlerce kitabın tek tek yüzbinlercesayfasında parmak izi incelemesiyapılıyor. Bir hırsızlık vakasında kapıdan,çekmecelerden parmak izi alınmasıtalebi “hırsız bulunamaz bunlarprofesyonel” denilip parmak izi almatalebi reddedilirken; okumayan birtoplum olunduğundan yakınılan birülkede kitap sayfaları üzerinde yasadışıörgüt üyesi aranıyor.Tüm uluslararası hukuk metinlerindegözaltına alınan kişinin avukatınave yakınlarına derhal haber verilmesive görüştürülmesi esası geçerliiken, şüpheli durumuna getirilen kişilerile avukatları 24 saat süre ile görüştürülmüyor.Yine avukat bulunmaksızınifade alma işlemi yapılmasımümkün değilken, haklarını yeterincebilmeyen insanlardan mülakatadı altında hiç bir yasal dayanağıolmayan beyanlar alınıyor. Yine gizlilikkararı olduğu gerekçesiyle, avukatlar,dava açılıncaya kadar yıllaravaran süreler boyunca soruşturmaevraklarına temas edemeden ellerikolları bağlı olarak beklemek durumundalar.Hatta öyle ki avukatlarınkendi imzaladıkları ve müvekkillerininkendi nezaretinde verdikleri beyanörnekleri bile avukatlara verilmekistenmemektedir.Yine özel yetkilerle donatılmışsavcılık ve hakimlik önüne yasadışıörgüt üyeliği gibi bir iddia ile getirilentüm insanlar, sadece iddia olunansuç vasfı nedeniyle bile tutuklu olarakyargılanmakta, neredeyse özel yetkilibu mahkemelerde tutukluluk kuralhaline getirilmiş bulunmaktadır.Normal mahkemelerde yargılanankişilerin cezaları ertelenebilir, paracezasına çevrilebilir, hükmü açıklamakgeri bırakılabilirken; özel yetkili mahkemeusullerinde tüm bu olanaklardanda yararlanılamaz. ‘Gizli tanık’ olarakifade edilen, gerçekte varlığı ve yokluğubile anlaşılamayan, çoğu kez itirafçısanık ya da şikayetçi olduklarıtespit edilen kişiler de yine özel soruşturmausullerinde kullanılmakta vekişiler savunmasız bırakılmaktadır.Bunların tek gerekçesi terörlemücadele edildiği savıdır. Aslındamücadele edilen şey bizatihi halkınhak arama mücadelesidir. Yine halkıhalktan korumak için, halktan alınanvergilerle, halk için özel tek ve üç kişiliksüper lüks F Tipi hücreler inşaetmek de en temel devlet görevi olarakalgılanmaktadır. Bu hücreler deözel yetkili mahkemelerce ceza verilmişya da tutuklanmış olan insanlaramahsus olarak düzenlenmiş en pahalıhapishanelerdir.Bu anlattıklarımız ilk anda aklımızagelen özel soruşturma ve kovuşturmausulleri ve sonuçlarıdır. Budava dosyalarının kapağını açıp baktığınızda“cebir ve şiddet kullanarak;baskı, korkutma, yıldırma, sindirmeveya tehdit yöntemlerinden biriyle”işlenmiş bir fiil bulamazsınız. Bufiillerin halka yönelmiş olduğundanbahsedemezsiniz. Bu dava dosyalarındayargılanan insanların kimlik vekişiliklerine baktığınızda sadece devrimci,demokrat, sosyalist fikirleresahip kişiler olduklarını görürsünüz.Yaptıkları; boyun eğmek, sessiz kalmak,kabullenmek yerine, birliktemücadele etme bilinci ile hareketetmek, zulüm karşısında sessiz kalmamak,hakkını aramaktır.Sayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012AKP ZULMÜNÜ YENECEĞİZ!25


Sayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012Evlatlarımız Savunma Hakkını Direnişlerle Kazandı!Devrimci Tutsakların Savunma HakkınıKullanmasını Engelleyemeyeceksiniz!7 Mayıs’ta, Tekirdağ 1 No'lu F TipiHapishanesi’nde bulunan Özgür TutsakFikret Kara'nın Çağlayan Adliyesi’ndeduruşması vardı.Fikret Kara, ölüm orucu gazisi olan,devrimci bir tutsak. Tedavi için gittiği yurtdışından, yıllar sonra ülkesine dönüşündeSilivri otogarında gözaltına alınmış vetutuklanmıştı. O, bir devrimciydi. Tutsaklarayönelik F Tipi tecrit saldırısına karşı2000-2007 ölüm orucuna katılmıştı vedirenişin gazilerinden olmuştu. Devrimciolduğu için yargılanıyordu.Duruşmanın olduğu gün yakınları,yoldaşları, TAYAD’lılar yılların hasretiyleyüzünü görmek, söyleyecekleriniduymak için mahkeme salonunu doldurmuşlardı.F Tipi tecrit uygulamalarınedeniyle yakınlarının çoğu onu göremiyordu.Bunun hasretiyle doldurmuşlardımahkeme salonunu.Mahkeme daha başlamadan, savcıselamlaşmalara tepki göstererek, gerçektavrının nasıl olacağını yansıtıyordu.Onlara kalsa selamlaşmak bile yasak.Fikret, onlarca yılla yargılanıyordu vesavcının, hakimin tavrına bakılırsa“ceza” vermek için çok aceleci davranıyorlardı.Herşeyi, hiçbir “pürüz” olmadan,hızlıca yapmaya çalışıyorlardı.Bir önceki mahkemede söz alıpkonuşan Fikret Kara’nın düşünceleri,onları oldukça rahatsız etmiş olmalı kibu defa konuşturmamak için mahkemeheyeti elinden geleni yaptı, en sonundada saldırının talimatını verdi.Savcı, prosedür gereği söyleyeceklerinisöyledi ve söz Fikret Kara’ya geçti.Fikret, yazılı savunmasını özetleokuyacağını söyledi. Savcı bu sefer“dersine” iyi çalışmış olacak ki sadecetahliye ile ilgili söyleyeceklerine izin vereceğinisöyledi ve savunma yapmasınaengel olmak istedi. Savcı sadece;“yaptın mı?”, “gittin mi?” sorularına cevapistiyordu. Tutsakların siyasi savunmayapmalarına tahammülü yoktu.Savcı; “dilekçeyi hayır okuyamazsın,seni konuşturmayacağım” diyor.“Mahkemenin kuralı budur” diye ısrarediyor. “Çok dosya var, bizi oyalama”diyor. Fikret gerekli cevabı veriyor;“Çok dosya olmasının sorumlusu bizlerdeğiliz. Ben sizi dinledim. 20-30 yılhakkımda ceza istiyorsunuz, hükümvermişsiniz. Fakat benim 5 dakika konuşmamatahammül edemiyorsunuz.”Savcının tavrının değişmemesi üzerinede, “Sayın savcı, söz hakkımı dolayısıylasavunma hakkımı engelliyorsunuz,beni dinlemek zorundasınız.Bu kadar tartışıp zaman kaybettirmeseydinizçoktan okumuştum dilekçemive bitmişti şimdi. Kısaca süreçle ilgilikonuşacağım. Bir önceki mahkemedeneden devrimci olduğumu, niçinmücadele ettiğimi anlatmıştım.”Savcının tavrı daha da saldırganlaşır.Fikret, savunma hakkının meşruluğuyladevam etti, boyun eğmedi bu keyfiyete;“Bağımsızlık demokrasi istemeksuç değildir. Bu uğurda mücadele etmekbizim için onurdur. Bu onuruömür boyu taşıyacağım. Vereceğinizcezalar bizleri korkutmuyor. Bugün 7Mayıs, 6 Mayıs 1972’de asılan DenizGezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan’ısaygıyla anıyoruz…”İşte, tahammül edemedikleri düşüncelerbunlardı. Bu düşüncelerin buülke topraklarından silinmesi için katliamlar,tutuklamalar, işkenceler yapmışlardı.Ama başaramamışlardı. Ve bununhıncıyla saldırı emri verildi askerlere…Sözlerin tamamlanmasına tahammülyoktu artık.Askerler savcıdan aldıkları talimatlasaldırdı ve Fikret’i sürükleyerekdışarı çıkardılar. “Savunma hakkımızengellenemez” sloganları atan FikretKara’ya salondakiler de sloganlarladestek verdi. Ailesi ve TAYAD’lılar, evlatlarınısahiplendiler.Bu duruşma, Avrupa’nın en büyükadliye sarayı diye övünülen Çağlayan’daydı.Evet, mekan olarak ne kadarbüyük olduğunu gördük, Adeta saraygibi. Ama çok önemli bir kusuruvardı; içinde ADALET yok.Savcılar, devrimci tutsakları, bir ömürTAYAD’lı Ailelerboyu dört duvar arasında hücrelere kapatmaklada yetinmiyor. Savunma haklarınıda ellerinden alarak, seslerini boğmakistiyorlar. Egemenlerin, zalimlerintemsilcisi olduklarını unutmuyorlar.Savcı, 12 Eylül hukuksuzluğunuaratan bir keyfiyetle, “Ben istediğim zamankonuştururum, mahkemenin kuralıbu” diyebiliyor.Bu duruşmada, demokrasisiyle övünülenAvrupa’nın ve ülkemizin yargısı,Nazi mahkemelerinden, 12 Eylül generallerininemrindeki mahkemelerdenfarksız olduğunu bir kez daha gösterdi.Ama unuttukları bir şey daha varki, o da devrimcilerin Nazi faşizmi, 12Eylül faşizmi karşısında ve her yerdedüşüncelerini ölümleri pahasına savunduklarıdır…O savunmalar ki; sadecemahkeme salonlarında kalmamış,halkların dilinde haklı olmanın ve kazanmanınsloganı haline gelmiştir. Osloganlar, şimdi dilden dile yayılarakhalka direnme çağrısı olmuştur, olmayadevam ediyor.Bu saldırılar, ezen ve ezilenlerin savaşınınmahkeme kürsüsüne yansımışhalidir. Devrimciysen, egemenlere biatetmiyorsan, emperyalizmin ve işbirlikçilerininönünde secde etmiyorsan cezalardanceza beğen…Ama nafile, evlatlarımızı bu saldırılarlada teslim alamayacaksınız. Mahkemeleriniz,devrimcileri yargıladığınızkürsüler olmayacak, hiç boşuna beklemeyin.O kürsü, zalimlerin yargılandığıyerler olacak. Devrimcilerin hesap soranhaykırışlarını susturamayacaksınız.Biz de adaletsizliğe, haksızlığa karşısusmayan sesimizle onların karşısındadurmaya, evlatlarımızın yanında olmayadevam ediyoruz.Evlatlarımızın bu susmayan sesi,milyonların dilinde büyüyor! Korkmayadevam edin! Korkularınızı büyüteceğiz!Evlatlarımızı ve uğruna bedellerödedikleri düşüncelerini sahiplenmeyibüyüteceğiz!26MİLYONLARI ÖRGÜTLEYECEĞİZ!


Bu Halk, Bu Vatan Bi̇zi̇m! Kahrolsun Faşi̇zm Kahrolsun Emperyali̇zm!Anadoluyum Ben Tanıyormusun? Düğünlerimiz-2Düğünlerimize kaldığımız yerdendevam edelim.Düğün geleneklerimize sahip çıkmak,kültürümüzün bir parçasına sahipçıkmaktır. Anadolu’nun her yanı başkabir zenginlik, başka bir tarihtir.Kültürlerimizi, değer yargılarımızı, tarihimiziöğrendikçe, Anadolu halkınınbu değerleri için mücadelemizin nekadar doğru olduğu bir kez daha etekemiğe bürünüyor. Yazımızın bu bölümündesomut olarak hangi yöremizdedüğünlerimiz nasıl yapılır ona bakacağız.Adana: Adana'da kız istenirkensu içilmiyor, su getirilmesi işin olmayacağıanlamına geliyor. Kına gecesinegiden damat yolda durdurulup, yüksekbir ağaç dalına konan yumurtaları silahlavurması isteniyor. Vuramazsa kız eviceza veriyor. Başka bir geleneğe göreerkek evine asılan ayna ile bayrağı ilkatışta kıran kişi yüklü bir bahşiş alıyor.Adıyaman: Düğün günü gelineve girerken kapıda yumurta veya narkırılıyor. Bunun anlamı gelinin eskihuylarının yumurta gibi kırılması.Kırılan nardan köyün tüm genç kızlarıyemeye çalışıyor. İnanışa göre nar tanesiniyiyen çabuk evleniyor.Aydın: Aydın'da kız istemeye erkeklergidiyor. Evlilik için kesin bir kuralvar: "Evi olmayan erkeğe kız verilmez."Pazartesi başlayan düğünlere 'ön düğün',cuma başlayanlara 'ters düğün' deniyor.Damat, gelini para, buğday, şeker vepirinç serperek karşılıyor. Düğündenbirkaç gün sonra kız evi, gelin, damatve yakınlarını yemeğe çağırıyor. Buyemeğin adı "kız ardı yemeği"dir.Burdur: Burdur'da kız tarafıdamat adayını beğenirse kahveler şekerliyapılıyor. Bu sırada su içilmemesi debaşka bir kural.Edirne: Gelin, damatevine geldikten sonra dışarıçıkarılarak kucağına bir kızve bir erkek çocuğu oturtuluyor.Bunun nedeni gelinin kızve erkek çocuğunun olmasının istenmesi.Akşam yemeğine gelen misafirlerkaşıklarını yanlarında getiriyor.Konya: Konya'da söz kesmeye'bitirme' deniyor. Karaman'da bitirmenindamat adayının kulağı çekilerekduyurulması bir gelenek. Düğünün başladığıgün 15-20 genç düğün odunutoplamak için dağa çıkıyor. Yemekteortaya konan baklavadan dilim alanlaralacakları hediyeyi söylüyorlar. Gelinkına gecesinde kınalı elini duvara yapıştırarakiz bırakıyor. Gelin erkek evinegötürülürken mezarlıktan geçirilmesinede özen gösteriliyor. Bunun nedenigeline "Düğünü gördün, ölümü deunutma" mesajını vermek.Sivas: Sivas'ta düğün masraflarınıntamamını erkek tarafı karşılıyor. Gelininalınacağını haber vermeye gelen kişine yapacağını hissettirmemek zorunda.Eğer yakalanırsa elleri bağlanıp boynunatezek asılarak eşeğe ters bindirilerektüm köyde dolaştırılıyor.Diyarbakır: Diyarbakır yöresindegelin damadın evinin kapısında dolubir testiyi kırıyor.Kastamonu: Kastamonu’da kızistenmeye karar verildiğinde evin eniyi huylu kişisi ayakkabısını sallayarakayağından atıyor.Bu geleneklerin hepsinin bir anlamıvar. Bu anlamı birazda eğlenceli halegetirmiş halkımız.Örneğin; Gelin ve damadın üzerineneden pirinç atılır?Hemen hemen bütünkültürlerde bu bolluk anlamına geliyor.Evi bereketli olsun anlamında… Bazıülkelerde gelinler, ellerinde başak dallarıtaşıyıp bunları misafirlerine dağıtırlarmış.Başak da, sofrasının zengin olmasıiçin. Umutları, yoksul olunmasın diyedir.Gelinin ağzına Bal Sürmek; Bu gelenekyeni gelinin büyükler ile tanışmasısırasında dudaklarına bal, şeker, yağ ilehazırlanmış bir bulamaç sürülür. Bununanlamı ise evinde mutluluk huzur eksikolmasın. Tatlı dilli olsun diyedir.Düğünlerin ilk amacı eğlenmekolduğu kadar onun kadar önemli olandiğeri ise dayanışmadır. Halkımız yoksulluğunbir çözümü olarak görmüştürdüğünleri. Devletin olmadığı bir yerdekendi sorununu kendisi çözme yolunagitmiştir. Yeni bir yuva kurulacak,bunun tek başına başarılaması mümkündeğil. Birisi tabağını alacak, birisi koltuğunualacak, birisi para verecek ki,bir yuva kurulabilsin. İçinde dayanışmanın,dostluğun, emeğin olmadığı bireğlence halkın değeri değildir. Bu değerlerburjuvazinin bencil eğlence anlayışıdır.Burjuvazi düğünlerimizi tüketim araçlarınadönüştürdü artık. Bu sene bugelinlik moda, şu perdeye şu koltuk gider.Şu çiçek demeti moda. Şu pasta moda.Oysa düğünlerimiz ihtiyacı karşılamakiçindir. Gereksiz yere masraf yapmakiçin değil. Evet güzel bir gelinliği-damatlığı,güzel bir çiçeği… Her genç kızımızve delikanlımız ister. Ama bu artık sadeceözenti halinde devam etmekte. O almışben de alayım, onun var benim de olsun.Bu bize ait değerler değildir.Düğünlerde takı takmak borç alışverişinedönüştü. O bana 100 TL taktıben de takmalıyım. Belki onun gücüvardı senin yok. Burada dayanışmakültürü gidiyor, yerini çıkarcı bir anlayışalıyor. Burjuvazinin beyinlerimizi,yüreklerimizi, değer yargılarımızı kirletmesineizin vermeyelim. Halka dairgüzel olan, doğru olan değerlerimizesahip çıkalım.Sayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012AKP ZULMÜNÜ YENECEĞİZ!27


Açlığımız, Yoksulluğumuz BuAdaletsiz Düzenin Sonu OlacakSayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012Bugün dünyada yılda yaklaşık10 milyon insan açlık ve yetersizbeslenmeden ölüyor. Bunakarşın da 1 milyar 300 milyon tonyiyecek çöpe atılıyor. Dünyada 1milyar’ın üzerinde kişi sürekli açlıkçekiyor. Bu dünya nüfusunun5'te biridir. Savaşlarda ölenlerdençok daha fazla sayıda insan açlığabağlı sorunlar nedeniyle hayatınıkaybediyor. Emperyalist ülkelerdeyılda 220 milyon ton yiyecekheba edilerek çöpe atılırken,dünyada her beş saniyedebir çocuk açlığa bağlı nedenlerleölüyor.Açlık, yoksulluk, ölüm hephalklara düşüyor. Milyonlar aç yaşarken,bir avuç asalak burjuvazihar vurup harman savuruyor.Halklarımız bir dilim ekmek içinkaranlık, kör mahzenlerde neredeysebütün gün hiç durmadan çalışırkenburjuvazi halkları sömürerekyattığı yerden servetine servetkatıyor. Emeğimizi, ekmeğimizi,geleceğimizi, yaşamımızıçalıyor. Bizden çaldıklarıyla dagünlerini gün ediyorlar. Bizleraçlıktan ölürken, onlar yiyemedikleriyiyecekleri çöplere atıyor.Bizler üç kuruş için gece gündüzçalışmak zorunda kalırken,onlar yiyip içip gezmekten başkabir şey yapmıyorlar.Biz üretiyoruz, biz çalışıyoruz,onlar sadece tüketiyorlar.Yaşadığımız düzenin gerçek yüzübu. Bu düzen burjuvazinin kapitalistdüzenidir. Bu düzen burjuvazininadaletsizliklerinin düzenidir.Bu düzen burjuvazinin halklarıiliklerine kadar sömürdüğü birdüzendir. Böyle bir düzeni kabuletmiyoruz. Sömürüye, kapitalizme,adaletsizliğe karşı çıkıyoruz.Yukarıdaki istatistiki bilgiler budüzenin gerçekliğidir. Sayısal verilereçoğu zaman bakmayız bile.Oysa o sayılar bizim açlığımızdır,yoksulluğumuzdur. O milyonlarlaifade edilen sayılar halkların düzenleçelişkisidir. O sayılar kadarbu düzene öfke duymalıyız.Adaletli bir düzen kurmak içinsavaşıyoruz. Bu savaş sömürenlerve sömürülenler savaşıdır. Bu savaşaçlarla tokların savaşıdır. Busavaş adalet savaşıdır. Bu savaşkapitalizmle sosyalizm savaşıdır.Bu savaş sınıflar savaşıdır. Biz açlık,yoksulluk çeken işçi, köylü,emekçi milyonlarca halkız, onlarbizim sırtımızdan geçinen biravuç asalak. Emeğimizi sömürmelerine,bizim üstümüzden geçinmelerineizin vermemeliyiz.Halkı örgütlemeliyiz. Savaşımızıbüyütmeliyiz. En yoksullara gitmeliyiz.Düzenle en çok çelişkisiolanlar yoksul halkımızdır.Çünkü açlığı en iyi yoksul halkımızbilir. Günlerce bir dilim ekmekleayakta kalmaya, yaşamayaçalışan halkımız çok iyi anlar açlığı.Halkımıza açlığımızın, yoksulluğumuzun,yaşadığımız bütünsorunların kaynağının bu kapitalistsistem olduğunu anlatmalıyız.Bireysel kurtuluşun kurtuluş olmadığını,halkın kurtuluşu için savaşmakgerektiğini anlatmalıyız.Sosyalizmi anlatmalıyız. Sınıfımızıanlatmalıyız. Tabi bunu onlarınanlayacağı gibi anlatmalıyız.Halkımızın hayatında onların düzeneolan kinlerini her gün dahafazla artıracak o kadar çok örnekAÇLIK ORDUSU YÜRÜYORAçlık ordusu yürüyoryürüyor ekmeğe doymak içinete doymak içinkitaba doymak içinhürriyete doymak için.Yürüyor köprüler geçerekkıldan incekılıçtan keskinyürüyor demir kapıları yırtıpkale duvarlarını yıkarakyürüyor ayakları kan içinde.Açlık ordusu yürüyoradımları gök gürültüsütürküleri ateştenbayrağında umutumutların umudu bayrağında.Açlık ordusu yürüyorŞehirleri omuzlarında taşıyıpdaracık sokakları karanlık evleriyleşehirlerifabrika bacalarınıpaydostan sonralarının tükenmezyorgunluğunu taşıyarak.Açlık ordusu yürüyorayı ini köyleri ardınca çekipgötürüpve topraksızlıktan ölenleribu koskoca toprakta.Açlık ordusu yürüyoryürüyor ekmeksizleri ekmeğedoyurmak içinhürriyetsizleri hürriyete doyurmakiçinaçlık ordusu yürüyoryürüyor ayakları kan içinde.Nazım Hikmet, 9 Ağustos 196228MİLYONLARI ÖRGÜTLEYECEĞİZ!


Cepheli KapsayıcıdırCepheli Örgütlenme YapmadıkçaGideceği Yerin Düzen Olduğunu Bilir!Cepheli örgütlüdür, örgüttür. Yaşamınınher anı örgütlü düşünür. Örgütlenmeyidüşünür. Devrimin çıkarınıdüşünür. “Halk için, Cepheİçin, Devrim için” şiarı onun yaşamına,düşüncelerine ve çalışmasınakılavuzluk eder.Bu yüzden de Cepheli yaşamınınher anında örgütlenme çalışması yapar.Okulda, evde, sokakta, otobüsteilişki kurduğu herkesi örgütlemeyeçalışır. Örgütlenirken pratiğiyle,yaşamıyla her zaman örnek olur. İnsanlaradevrimi, sosyalizmi anlatır.Devrimi halkla yapacağımızı bilir.Bu yüzden herkese gider, herkeslekonuşur, herkese anlatır.Cepheli insan seçmez. Duygularıylahareket etmez. Örgütlü düşünür.Örgütlenmeyi düşünür. İnsanlara önyargılıbakmaz. Bu insan böyle, şu insanşöyle demez. O insanın eksiklikleri,çarpıklıkları olabilir. AmaCepheli o insanı değiştirmeyi, dönüştürmeyiamaçlar.Cepheli ısrarcıdır, kolay pes etmez.Mücadele eder, kazanmaya çalışır.Bunun için emek harcar. Cephelibilir ki, herkes değişebilir. Bunainanmazsak, devrimcilik de yapamayız,devrimde yapamayız.Örgütlenmek için, örgütlülüğümüzübüyütmek için kafa yormalıyız.Tek tek insanlara gitmeliyiz. Öncelikleiyi tanımalıyız onları kimdir, neyapar, nasıl yaşar, neyi sever? Çelişkilerininelerdir bilmeliyiz. Sonranasıl değiştireceğimizi, nasıl mücadeleyekatacağımızı düşünmeliyiz.Herkesle ilişki kurabilmeliyiz. İnsanlarındüzenle çelişkilerini iyi tespitedip, onlara çelişkileri üzerindengitmeliyiz. Bir iki kere dergi vermekle,konuşmakla, eyleme getirmekleinsanlar örgütlenmez. İnsanlarınhayatına girmeliyiz. Onlarlavakit geçirmeliyiz. Arkadaşı olmalıyız.Güldüğünde de, ağladığında dayanında biz olmalıyız. Bizimle her şeyinipaylaşabilmeli. Hayatında heranında biz olmalıyız. Onları nasıl değiştireceğimiz,dönüştüreceğimiz,örgütleyeceğimiz üzerine düşünmeliyiz,program çıkarmalıyız ve enönemlisi de emek harcamalıyız. Kapsayıcılığımızda buradan gelir. Kapsayıcıolmak, insanlarımızı düşmanateslim etmemektir. Düzene tek bir insanımızıkaptırmamaktır. Cephelişunu unutmamalıdır ki, bir insanı bizörgütlemezsek, düzen örgütler. Bir insaniçin iki seçenek vardır. Ya devrimdenyanadır ya da düzendedir. Bizimgitmediğimiz, bizim örgütlemediğimizherkes düzendedir, düzenörgütler.Biz düzenden daha çok çalışmalıyız.Çünkü gerçek biziz, doğru biziz,haklı biziz. Düzen yalanlarıylahalkı kandırmaya çalışır. Cephelibunun bilincindedir. Cepheli meşruluğuna,haklılığına güvenir. Cephelibu bilinç, inanç ve sorumlulukla hareketeder.Hiç bir şeyi kişiselleştirmeyeceğiz.“Bundan adam olmaz”, “Ondanbir şey çıkmaz” demeyeceğiz. İşimiz“Nasıl adam ederim”, “Nasıl iş yaptırtırım”,“Nasıl katabilirim” diyecekve buna göre sabırla emek vereceğiz.Başka yolu yok! Ya devrimciolacağız. Görevimizi yapacağız; devrimiçin örgütleneceğiz. Ya da; düzeninbataklığına giden yolda her günbir adım bir adım daha yaklaşıp bataklığıboylayacağız!Sayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012var ki. Bu örneklerle anlatmalıyızdüzeni... Kendi dilleriyle, onların anlayacağışekilde anlatmalıyız.Düzene karşı duyduğumuz kinimizibüyütmeliyiz. Kapitalizmin yarattığıaçlık, yoksulluk bu sistemeöfke duymamızın temelidir. Sınıf kinimizi,düzene duyduğumuz öfkemizihalkımıza taşımalı, onlardan dakendimize taşımalıyız. Onların da budüzenin adaletsizliğine karşı kin veöfke duymalarını, sınıf bilinciyle savaşmalarınısağlamalıyız. Ama asılmesele öfke ve kin duymaları değildir,asıl mesele onlara öfke ve kinlerini nereyeyönlendirmeleri gerektiğini gösterebilmektir.Yani kin ve öfkelerini sınıfbilinciyle kavgaya katmak, örgütlemektir.Halkı örgütlemek ve savaştırmakbizim temel görevimizdir.Marks'ın da dediği gibi; "biz deliyiz,zırdeliyiz. kimsenin adam yerinekoymadığı 'ayaktakımını' örgütlemekleyetinmeyecek, iktidarı da onlaravereceğiz."Evet örgütleyecek, savaştıracak,halkın devrimci iktidarını kuracağız.Çünkü açlığa ancak açlar, yoksulluğaancak yoksullar son verebilir. Onlarıörgütlemek devrimi, adaletli bir düzenikurmak için örgütlenmek demektir. Buyüzden halka gideceğiz. En yoksullaragideceğiz. Bize düşen görev sınıf kinimizlesilahlanmak ve bu çürümüş,adaletsiz düzeni alaşağı etmektir. Kinimizi,öfkemizi bilinçli bir şekilde açlığımızın,yoksulluğumuzun sebebiolan burjuvaziye ve onun kapitalist sistemineyönlendirmeliyiz. Bu bilinçliöfkemizle, kinimizle bu adaletsiz düzenekarşı silahlanmalı, halkı silahlandırmalıve savaşmalıyız. Bu çürümüş,acımasız, vahşi sistemi yıkıp halkıniktidarda olduğu, sosyalist, insanıtemel alan adaletli sistemimizi kurmalıyız.Bize, halkımıza, tüm dünyahalklarına yaşatılan en ufak acının bilehesabını sormalıyız. Kinimizi, öfkemiziasla azaltmayarak, daha da büyüterekbu sınıflar savaşını biz kazanacağız.Düzenle çelişkilerimizi iyi kavrayacağızona göre savaşacağız. Açlığa,yoksulluğa teslim olmayacağız. Kinimiz,öfkemiz en güçlü silahımızdır.Bu silahla vuracağız burjuvaziyi ve kapitalistsistemini. Er ya da geç, önündesonunda bu savaşı biz kazanacağız.Çünkü biz halkız ve haklıyız.AKP ZULMÜNÜ YENECEĞİZ!29


Faşit Düzene Karşı Dünyanın En Kitlesel 1 Mayısı Ülkemizde Yapıldı!Halkı Birleştiren Devrimci Politikaların Zaferidir!Kışkırtıcı, Yalancı EMEP’in1 Mayıs Hazımsızlığı Neden?Sayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012Küba’daki 1 Mayıs kutlamalarına2 milyon kişi katıldı. Her yıl olduğugibi bu dünyanın en kitlesel 1 Mayıskutlamasıydı.Türkiye’de Taksim’de yapılan 1Mayıs’a ise 1 milyona yakın kişi katıldı.Bu rakam Küba’dan sonra Dünya’daen kitlesel ikinci 1 Mayıs’tı.Ancak Küba ile ülkemiz arasındaşöyle bir fark var: Küba’daki 1 MayısSosyalist bir ülkede kutlanan 1 Mayıs’tı.Ülkemizdeki 1 Mayıs kutlamasıise faşizmin olduğu bir ülkedekutlanmıştır. Bu kitle AKP iktidarının1 Mayıs öncesinden başlayan provokasyonve korkutma çabalarınarağmen doğrudan iktidarı hedefleyen1 Mayıs kutlamasıdır. Bu yanıylaülkemizde kutlanan 1 Mayıs faşistdüzene karşı yapılmış dünyanın enkitlesel 1 Mayıs’ıdır.2012 1 Mayısı’nın işçi sınıfı baştaolmak üzere, tüm halk kesimlerindebüyük bir moral, coşku ve motivasyonyarattığı herkes tarafından söylenenortak kanıdır. Buna, Evrensel’in kimiyazarları da dahildir. Ancak, EMEP’lilerebu durum moral ve güç vermekyerine karın ağrısı yaratıyor. Nitekim,316. sayımızda “1 Mayıs 2012’deSarı Sendikalarla Birlikte, Onun KuyruğundanKopamayan EMEP’in Politikalarıİflas Etmiştir! KazananDevrimci Politikalardır!” başlıklıyazımızda bu durumu ele almışEMEP’i eleştirmiştik.14 Mayıs tarihli Evrensel’de yayınlanan,Seyit Aslan imzalı, “1 Mayıs’ınGösterdikleri ve Görevler 1Mayıs’a Yurt Genelinde Yüz binlerceEmekçi Katılmıştı” başlıklı yazı reformistpolitikaların iflas etmesininhazımsızlığının devam ettiğini gösteriyor.Özeleştiri yapmak yerine yalan,çarpıtma ve kışkırtıcılıkla politikiflaslarının üzeri örtülmeye çalışılıyor.EMEP Kendi Emeğiyle,Kendi PolitikalarıylaSağlayamadığı BaşarıyıYalancılıkta, Kışkırtıcılıkta,Fitnecilikte Arıyor…Şaşkın ÖrdekGeri Geri YüzerAslan diyor ki: “Her yıl olduğugibi, 2012 1 Mayıs’ına giderken işçisınıfına karşı sorumlu olanlarla olmayanlarınayrıştığı bir süreç oldu.2012 1 Mayıs’ının toplamında alanlardabir ayrışma yaşanmasa da,özelde sınıf hareketinin ihtiyaçlarınayaklaşım ve sorumluluklar açısındanbir ayrışmanın olduğunu belirtmekgerekir.”Doğru söylüyor, ülkemiz 1 Mayıslartarihi işçi sınıfına, emekçihalka sorumlu olanlarla olmayanlarınayrışmasının tarihidir aynı zamanda.Her zaman, devlet sendikaları ve onlarınkuyruğundan kopamayan reformistler,oportünistler ile Marksist-Leninistler(M-L)ayrışmış, M-L’lerin öncülüğünde halkın kanı, canıpahası mevziler kazanılmıştır. 20121 Mayısı’na böyle gelinmiş, bir taraftadevlet sendikaları Türk-İş, Hak-İş,Kamu-Sen diğer tarafta halk güçlerikalmıştır. İflas eden EMEP gibilerininkuyrukçu reformist politikaları, kazanan“Taksim 1 Mayıs Alanıdır, 1Mayıs Yasallaşmalıdır” hedefinde ısrareden devrimci politikalardır.Gelinen Aşamada OrtayaÇıkan Tablo Tüm HalkaMoral Güç, Coşku veMotivasyon Vermiştir.EMEP’e Neden Vermiyor?Çünkü “1 Mayıs, daha kökeninde,ezenlerle ezilenlerin, sömürenlerlesömürülenlerin, burjuvaziyle emekçilerinçatışmasının ürünü olaraktarih sahnesine çıkmıştır. Hiçbir uzlaşmacıreformist politikayı kaldırmaz.”Sınıf mücadelesinin keskinleşmesidemek EMEP gibilerininayak bastığı zeminin ortadan kalkmasıdemektir. Bu nedenledir ki,Türk-İşve Hak-İş’in kuyruğundan kopamayanEMEP, 2012 1 Mayısı’nasırtı Taksim’e, yüzü sarı sendikalaradönük katılmıştır.Devrimciler TAKSİMİçin Sendika BürokratlarınaKarşı da Mücadele Ettiler!Aslan diyor ki: “Bir tarafta, 1Mayıs’ı salonlara hapsetme ve devlettörenine çevirme hevesinde olanTürk-İş ve Hak-İş geleneği, diğertarafta tek ve merkezi 1 Mayıs kutlamalarınaşartlanmış DİSK geleneğive onunla birlikte sınıfa karşı sorumlulukduymayan küçük burjuva“sol” anlayışlar.”Yalan Söylüyor, ÇarptırıyorÖncelikle DİSK’in tek ve merkezi1 Mayıs kutlamaları anlayışı olmamıştır.Bu sene de DİSK “tek vemerkezi 1 Mayıs” dememiştir. AncakMarmara bölgesinde bazı iller İstanbul’agelmiştir.Devrimci 1 Mayıs Platformu’nun2006 1 Mayısı değerlendirmesinden30MİLYONLARI ÖRGÜTLEYECEĞİZ!


ir alıntıyla somutlayalım:“Gelin 1 Mayıs’ın resmi tatil ilanedilmesi için birlikte bir şey yapalım”dedik. Bu talebin kendi gündemleride olduğunu söyleyen DİSK bürokratlarınınyanıtı ise “bize dayatmadabulunmayın, zaten siz bir programçıkarmışsınız, buyurun yapın” oldu.Önümüzdeki yıl ‘77 1 Mayıs’ının30. yılı olması vesilesiyle Taksim üzerindekiyasağın gündemleri olduğunusöyleyen DİSK bürokratları, “Taksim’deki1 Mayıs yasağına son verilmesi”için ne yapacaksınız sorumuzasessizlikle yanıt verdiler. “Taksim’de1 Mayıs yasağına son verilmesi” talebininbizim de gündemimiz olduğunu,bunun için idari mahkemeye dava açtığımızı,birlikte daha etkin bir kampanyaörgütleyebileceğimizi söylememizerağmen “bu yaptığınız deklarasyonunuzubize dayatmaktır” yanıtıylakarşılaştık.”(...) DİSK ve KESKbürokratlarının tüm toplantı ve görüşmelerde“birleşik ve kitlesel bir 1Mayıs’ı birlikte örgütleyelim” talebimizeyönelik söylediklerinin özü veözeti şudur, “1 Mayıs benim tekelimdedir.1 Mayıs’a katılmak istiyorsanızbenim belirlediğim çerçevede, benimbelirlediğim alanda, benim belirlediğimsınırlarda gelir katılırsınız.”(26Nisan 2006)Aslan, üstü kapalı olarak bizi eleştiriyor.Kendilerinin Türk-İş kuyruğundanayrılmayan tarihlerinden hiçbahsetmiyor. (Ayrıntılı bilgi için bk.TÜRK-İŞ’in Kuyruğundaki Komünistlik!Resmi 1 Mayıs Kutlayıcılığı!,10.05. 2009, Yürüyüş, Taksim 1 MayısAlanıdır (Bölüm 4), 02.05.2010Yürüyüş ) Taksim kazanılmışsa,dünyanın ve ülkemizin en kitlesel1 Mayıs’ı kutlanmışsa bizim politikalarımızsayesindedir.1 Mayısların BedeliniÖdeye Ödeye KazandıkPeki Siz Ne Yaptınız?Türkiye’de 1 Mayıs denildiğinde1980-2012 arası ödediğimiz bedelleriyazsak dergimizin sayfalarına sığmaz.Biz ve bizimle birlikte hareket edendevrimci demokratik güçler işkenceden,ölüme kadar her türlü bedeliöderken, EMEP geleneği konfederasyonlarlabirlikte bizim mücadelemizimahkum etmek dışında 1 Mayısiçin ne yapmıştır? Kazanılan mevzilerikullanmaktan başka hangi pratiğindenbahsedebilir acaba!Aslan diyor ki; “1 Mayıs’a hazırlıksüreci yeterince değerlendirilemedi.Bütün sendikalar buna dâhildir. (...)1 Mayıs hazırlık sürecinde gürül gürülörgütlenen, işyeri toplantıları yapan,milyonlarca bildirinin dağıtıldığı, onbinlerce afişin asıldığı, her sokağave köprübaşına pankartların asıldığı,işçi ve emekçilerin talepleri etrafındaalanlara çağırıldığı bir süreç ne yazıkki yaşanmamıştır.”Bırakın onu bunu eleştirmeyi, neçalışma yaptınız, siz ne yaptınız onuanlatın. hangi fabrikada kaç toplantıyaptın, kaç afiş astın, kaç bildiri dağıttın,kaç işçi getirdin.... Başkasınınçalışmalarını eleştirerek kendi yapmadıklarınızınüstünü örtemezsiniz....EMEP, 1 Mayıs için ne yapmıştır.Haklar ve özgürlükler mücadelesinde“biz de şunu kazandık” diyebildiğine vardır?1980’den sonra 1 Mayıs’ı ilk kezbir toplu sözleşmeye biz koydurduk.Devrimci işçiler, 1987’nin Ağustos-Aralık ayları boyunca yaklaşık 4.5ay süren MİGROS grevi sonucundayapılan toplu sözleşmeye, 1 Mayıs’ınemekçilerin bayramı olduğu gerçeğinigeçirdiler.1 Mayıs ‘88, ‘89 ve ‘90 yıllarındagözaltılar, tutuklamalar, ölümler pahasına,1 MAYIS YASAKLANA-MAZ, 1 MAYIS ENGELLENEMEZve 1 MAYIS ALANI SONUNA KA-DAR HALKA KAPATILAMAZ’ıülke gündemine sokan bizdik. Bu sayededirki, 1991’den itibaren 1 Mayıslaryasal olarak kutlanmaya başlandı.Biz “bu sadece bir “meydan”meselesi değildir; oligarşinin baskıcı,yasakçı politikalarının kırılması, başkabir deyişle, faşizmin geriletilmesimeselesidir.” diye Taksim ve 1 Mayısmücadelesi verirken sarı sendikalarınkuyruğundan ayrılmayan ve bizi alanfetişizmiyle suçlayan sizdiniz.2007 1 Mayıs günü Anadolu’danİstanbul’a girmeye çalışanlar işkencedengeçirilirken, Kadıköy’de resmi1 Mayıs kutlamalarına katılıp devletinhalka saldırısına zemin hazırlayan Kadıköykutlamalarına katılan, Kadıköy’üve Türk-İş işbirlikçiliğini meşrulaştırıpKESK ve DİSK yerine TÜRK-İŞ’itercih eden ve aynı zamanda “1 Mayıs’ınbölünmüşlüğü”nden yakınansizdiniz.2007’nin “kaybedildiği”, siyasikörlüğü size aitti.Ve biz ilan ediyorduk: “Tarihimizdenve 2007 1 Mayısı’ndan aldığımızbu güçle diyoruz ki, 1 MayısAlanı bizim olacak.” (2007.05.06,Yürüyüş)2012 1 Mayıs’ı işte bunu somutladı.Dediğimizi yaptık.İşte Bölücülüğünüzü veSafınızı Kanıtlayanİbretlik Sözleriniz:2009 1 Mayısı’nda yine devrimcileröncülüğünde emekçi halk Taksim’egirme mücadelesi verirken sizyoktunuz.“Sabah Taksim’de yaptıkları anmanınardından Kadıköy’e gelenTürk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumluve bağlı sendikaların genel başkanlarıalkışlarla karşılandı. EmekPartisi Genel Başkanı Levent TüzelTürk-İş kortejinde yürüdü.(02.05.2009,Evrensel)“Oysa, krizin emekçilere faturaedildiği böylesi önemli bir süreçte milyonlarcaişçi, kendi talepleri etrafındabirleştiği ve 1 Mayıs’ı ortak bir coşkuylakutladığı durumda oluşturduğugüven ve güçle istediği alanları açabilirdi.Taksim’de ısrarcı olmayacağınıve 1 Mayıs’ı Kadıköy’de kutlayacağınıaçıklayan Türk İş’in yanı sıra işçisınıfı bayramı olan 1 Mayıs’ı tartışmave arbede gününe dönüştürmek yanlısıolmayan, işçilerin kendi taleplerinicoşkuyla haykıracağı alanlarda olmasınısavunan Emek Partisi de Kadıköy’deydi.(abc)(02/05/2009, Kadıköy’de1 Mayıs , HASAN HÜSEYİNKIRMIZITOPRAK, Evrensel)Şimdi mi, gerçeği gördünüz de“Bir tarafta, 1 Mayıs’ı salonlaraSayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012AKP ZULMÜNÜ YENECEĞİZ!31


Sayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012hapsetme ve devlet törenine çevirmehevesinde olan Türk-İş veHak-İş geleneği” diye bahsediyorsunuz.Onların kuyruğundankopmazken iyiydi ama. O zaman“1 Mayıs’ı tartışma ve arbedegününe dönüştürmek yanlısı”diye tarif ettikleriniz bugün 1 milyonayakın kişiyi Taksim’e toplayanlardır,gerisi EMEP gibi politikalarıiflas edenler ve kaçacakyeri kalmayıp Taksim’e gelmekzorunda kalanlardır.Birlik Pahasına Apolitik1 Mayıs mı Yapılmalıydı?Düzen sendikaları, AKP’yi eleştirmeyin,işçi ve memur sendikalarıdışında kimse 1 Mayıs’a katılmasın,Kürt halkının sorunlarını, gündemegetirmeyin, Ortadoğu’da ve Suriye’deemperyalizmin maşası olarak kullanılmayases çıkartmayın, F Tiplerindetecrit ve zulüm sürsün istiyorlardı.Bu dayatmalar kabul edilmedi veayrışma oldu.EMEP açıkça söylemelidir; “birlikpahasına boyun eğilmeliydi, politikiçeriği olmayan bir 1 Mayıs olmalıydı”desin.Aslan, hükümetin yeni saldırılarınıda anlattığı yazısında “ 4688 kamuemekçilerine dar gelecektir. Asıl olangrevli ve toplu iş sözleşmeli sendikahakkıdır” diyor.Bu da tam bir ikiyüzlülüktür.Oportünistliktir. KESK’in “Toplusözleşme” diye AKP’nin oyununaortak olmasına ses çıkartmıyor.KESK’in Toplu görüşme masasınaoturarak AKP’nin sahte sendika yasasınımeşrulaştırmasına karşı çıkmıyor.Ama bir taraftan da “asıl olanGrevli Toplu Sözleşmeli SendikalEMEP’li Seyit Aslan, Kürtmilliyetçilerini kışkırtmakiçin yalana başvuruyor. Bucümle yanlışlıkla özensizyazılmış bir cümle değildir.Bilinçli, kasıtlı yazılmış bircümledir. EMEP’liler tarihleriboyunca en iyi bildiklerikışkırtıcılığı yapıyor. SeyitAslan’ın bu değerlendirmesiesas olarak bir değerlendirmeyazısı değil, kışkırtmayazısıdır.hakkıdır” diyor.Siz, “asıl” dediğiniz şey için mücadeleedelim demeyeceksiniz,KESK’in AKP’nin toplu görüşmemasasına oturmasına karşı çıkmayaraksahte sendika yasasının meşrulaştırılmasınadestek vereceksiniz sonraGrevli Toplu Sözleşmeli SendikalHakkı’ndan bahsedeceksiniz. İşte ikiyüzlülükbudur.Seyit Aslan YalanSöylüyor ÇarpıtıyorKışkırtıcılık YapıyorAslan, KESK ve DİSK’i boyuneğmediniz diye suçlamakla kalmıyorkışkırtıcılık yapıyor.Diyor ki; “DİSK Genel Başkanıyapmış olduğu konuşmada Kürt sorununadeğinmemiştir ve genel şeylerarasında yuvarlamıştır.”Aynı cümle içinde hem “değinmemiştir”,hem de “genel geçer şeyler”diyor. DİSK’in “Kürt sorunundemokratik çözümü” diye bir talebiyoktur.SEYİT ASLAN TALEPLERİDE ÇARPITIYOR. DİSK’in Kürthalkıyla ilgili talebi “Kürt halkınındemokratik taleplerininkabul edilmesi” şeklindedir.EMEP’li Seyit Aslan, Kürt milliyetçilerinikışkırtmak için yalanabaşvuruyor. Bu cümle yanlışlıklaözensiz yazılmış bir cümle değildir.Bilinçli, kasıtlı yazılmışbir cümledir. EMEP’liler tarihleriboyunca en iyi bildikleri kışkırtıcılığıyapıyor.Seyit Aslan’ın bu değerlendirmesiesas olarak bir değerlendirmeyazısı değil, kışkırtma yazısıdır.EMEP’li Seyit AslanYalancıdırDİSK Genel Başkanı Erol Ekicitüm konuşmalarında, yaptığı tümaçıklamalarında DİSK’in talepleriiçinde olan Kürt halkının demokratiktaleplerinin kabul edilmesini söylemiştir.Soruyoruz: EMEP’liler bu kışkırtıcılıklane yapmak istiyor?EMEP’in karın ağrısının çözümüvardır. Sarı sendikacılarınkuyruğundan kopup devrimci politikalardabuluşmaktır.EMEP her şeyden önce yalan vekışkırtıcılıktan vazgeçmelidir. Tarihinizdenders almalısınız. Kışkırtıcılıksola hiçbir şey kazandırmamıştır.Bundan sonra da kazandırmayacaktır.Sadece düşmanları sevindirir.Bakın oligarşiye: 1 Mayıs 1977katliamını bile sol içi çatışmalar üzerindenaklamaya çalışıyor.Seyit Aslan ve EMEP unutmasın,bu kışıkırtıcı değerlendirmenin sınıfmücadelesine hiçbir katkısı yoktur.Sadece düşmana hizmet edecektir.Micha İşçileri Yalnız Değildir!Aliağa Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan ve galvanizlidemir üreten Micha fabrikasında çalışan işçiler, kötü çalışmakoşulları ve düşük ücretlere karşı Türk Metal Sendikası’naüye oldu. Buna karşılık fabrika girişinde giriş kartları ellerindenalınan 12 işçi, işten çıkarıldılar. İşten çıkarılanişçiler ve sendika temsilcileri fabrika girişinde beklemeyebaşlarken; Aliağa Belediyesi taşeron işçileri dayanışma ziyaretindebulundular. Eylemeyaklaşık 170 kişi katıldı.“Micha İşçisi YalnızDeğildir, Yaşasın Sınıf Dayanışması,İşçiyiz HaklıyızKazanacağız” sloganlarıylabiten eylemin ardından birAliağa işçilerinden bir grupdestek için fabrika önünde kaldı.32MİLYONLARI ÖRGÜTLEYECEĞİZ!


Ders: HatalardanÖğrenmekSevgili Devrimci Okul okurları,merhaba...Devrimciliği bir bütün olarak öğrenmeve öğretme süreci olarak tanımlıyoruz.Öğrenme duygusu birinsanın yaşayabileceği en güzel duygulardanbiridir. Aynı zamanda birdevrimcinin en önemli görevlerindendir.Devrimci her şeyden hattahatalarından bile öğrenmesini bilir.Çünkü amacı; dünyayı ve ülkesinidoğru anlamak ve değiştirmektir...Bulunduğu alanda örgütlenme vepropaganda çalışması yapabilmeli,devrimci kültürü kavrayıp benimsemeli,devrimci yaşam tarzına sahipolmalıdır.İşte tüm bunlar için örneğin '80cuntası dönemi kimi kaçkınlar; "Buhalktan adam olmaz" diyerek halkaküsmüşlerdi. Oysa "adam olmayan"kendileriydi. Çünkü halkınbelli bir düşünce tarzı vardır. Bunlarısen görememişsindir. Bir öğrenmebiçimi vardır, anlayamamışsındır.Onu düzenin eline, burjuva kültürününsaldırılarına açık halde bırakmışsındır.Hal böyleyken de elinde birorak ile hasat yapmaya kalkıyorsun.Ne ektin ki ne biçeceksin?Halk örgütsüzse bu senin eserindir.Yani hatanın büyüğü sendedir.Önce kendi hatanı göreceksin ki onudüzeltesin.İnsanların hatalarını kabul etmesive hatalarından dersler çıkarması biremek işidir. Gelişme gayretinde olanlarkendilerine bu emeği harcarlar. Birdevrimci için ise bu olmazsa olmazdır.Çünkü onun yürüdüğü yol, üzerindeher türden tepe, ırmak, bataklık,çalılıklar bulunan bir yoldur. Bu yoluadımlayan yolcunun gözünde herşey daha büyük anlam kazanır. Ki hatalarınıgörmek isteyene her şey bireraynadır.Kendi hatalarıyla mücadele edendevrimciler güçlenebilirler.Güçlenmenintek yolu eleştiri-özeleştiriyiyaşamın doğalbir parçası halinegetirebilmektir.Eleştiri-özeleştiriders çıkarmak demektir. Devrimcilerancak eleştiri-özeleştiri ile kendilerininve başkalarının hatalarından öğrenmeyibaşarabilirler. Başka bir yol yoktur.Eleştiri-özeleştiriyi etkili kullanmak,onu gerçekten bir öğrenme aracıhaline getirmek için devrimcilerinhalka ve yoldaşlarına olan inançlarınıHatalardan ÖğrenmekHatamızı Kabul EtmekleMümkündür!güçlü tutmaları gerekir.Yani eleştiri-özeleştiri yapmak içinde ideolojik olarak güçlü olunmalıdır.Aynı zamanda ideolojik güç kazanmakiçin de yine devrimcilerin eleştiri-özeleştirisilahına ihtiyaçları vardır.Hatalarını görebilenler hatalara geçitveren gedikleri kapatabilirler. Hatalarınkendilerini yavaşlatmasına izinvermezler. Ve hata yapmaktan korkmazlar.Hata YapmaktanKorkmamalıyızHiç hata yapmamış bir devrimci düşünemeyiz.Hata yapmamış olan devrimcihiçbir şey yapmamış demektir.Devrimci yeniyi üretendir. Bu süreçiçinde yanlışa düşmek de mümkündür.Örneğin, birimimizle bir eğitimçalışması yapalım... Bir arkadaşımızkonuyu anlatır, diğerleri de dinlerlerdiyelim. Anlatımın sonunda; "Sorusuolan var mı?" diye sorulur ve soru sorançıkmayınca konu anlaşılmıştır diyedüşünülür.Ama daha sonra o konunun hala bilinmediği,anlaşılmadığı, kavranmadığıortaya çıkar. Şimdi bu durum da konuyuanlatan eğitmenin; "Ben anlatmıştım,öğretmiştim, hatta anlamayanvar mı diye de sormuştum"diye savunma yapmasının bir faydasıvar mıdır? Yoktur. Çünkü önemli olansonuçtur. Ve burada eğitmene düşen hatasınıkabul etmek; "Demek ki anlatamadım"diyebilmektir. Böyle düşündüğündehatasının nedenlerini tahlilederek onu ortadan kaldırabilecektir.Belki o konuyu yeterince araştırıp,incelememiştir. Veya kitlelerden öğrenmeyibaşaramamış, dolayısıyla onlarınanlayabileceği bir dil geliştirememişve aslında bildiği bir konuyukavratamamıştır. Bir başka neden,eğittiği insanların kafalarındaki muhtemelsoruları ve onların ihtiyaçlarınıdoğru tespit edememektir.Ancak hatalarından dersler çıkarabilenlerhatayı abartmadan nedenlerinitespit edebilir. Ve o nedenleribir bir ortadan kaldırabilirler.Aksi takdirde çözümsüzlüğü büyütürve devrimci kendine olan güveninide kaybeder. Kendine güvenmeyenbir devrimci ise halka güvenmez."Dağları Taşıyan Budala İhtiyar"adlı eski bir Çin masalı vardır. Bumasal çok eskiden Çin'in kuzeyindeyaşayan ve Kuzey Dağının Budala İhtiyarıadıyla bilinen yaşlı bir adamı anlatır.Bu adamın evi güneye bakarmış vekapısının önünde duran Tayhang veVangvu adlı iki büyük dağ yolu kapatırmış.Adam bir gün oğullarını çağırmışve hep birlikte kazma küreğe sarılmışlar.Dağları büyük bir kararlılıklakazmaya başlamışlar. Akıllı ihtiyaradıyla bilinen bir başka ak sakal onlarıgörünce gülmekten kırılmış; "Ammada aptalsınız! Bu iki koca dağı kendibaşınıza kazıp bitirmenize imkan yok!"demiş. Budala ihtiyar cevap vermiş;"Ben ölünce, oğullarım devam eder...Onlar ölünce torunlarım devam eder...Torunlarım da ölünce, onların oğullarıve torunları devam eder ve bu durmadansürüp gider. Dağlar ne kadaryüksek olursa olsun, daha fazla büyüyemezler.Ama bizim kazdığımız her birparçayla biraz daha küçülürler. Nedenonları yerle bir edemez mişiz?" Akıl-Sayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012AKP ZULMÜNÜ YENECEĞİZ!33


Sayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012Herkesten ve her şeydenöğrenmesini bilirsek hatayapmaktan da korkmayız. Veunutmayalım ki öyle büyük,yüce bir aileye sahibiz ki bizsamimi olduğumuzmüddetçe hatalarımızkarşısında bize güç verecek,elimizden tutacak, ayağakaldıracaktır bizi.Ne Kadar DevrimcileşirsekO Kadar Devrimcileştiririzlı ihtiyarın yanlış görüşünüböylece çürüttükten sonra,inancından hiçbir şey kaybetmedenher gün kazmaya devametmiş.Demek ki aşacağımız engelgözümüze dağlar kadar da görünseaşılabilir. Mesele onuaşma kararlılığında olmaktır.Dayı şöyle der; "Yenilebilirsiniz,yenmesini öğreneceksiniz.Zayıf düşebilirsiniz,kalkmasını öğreneceksiniz.Bu parti kişiliğidir. Bu kişilik,zaferin önündeki tüm engelleriaşıp geçebilecek güvene ve inancasahiptir." (Kongre Raporu)Bıkmadan usanmadan hatalarımızıaşma çabası gösterirken, bir yandanda hatalarımızın kaynağını kurutmamücadelesi vermeliyiz. Nedir bu kaynak?Hemen birçoğumuzun günlük yaşamda,eylemde, örgütsel işlerimizde,disiplin anlayışımızda, yoldaşlık ilişkilerinde,kendimizde ve başkalarındagördüğümüz, düzenden aldığımız vehenüz atamadığımız eksiklikler ve zaaflarımızdır.Hata yapan kişi hatalarından derslerçıkarır ve gelecekte de dikkatliolursa daha az hata yapar. Dikkatli olmakderken anlatmak istediğimiz; kişininkendini eğitmesidir. Bunun biryolu geçmiş deneyimlerden öğrenmektir.Ki bugün tarihimizi anlatan, onlarcakitabımız var. Bu kitaplarımızdageçmişte düşülen kimihatalar da aktarılır. Ve bu hatalarınnasıl düzeltildiği anlatılır.Tüm bunlar neden yazılmıştır?Gelecek kuşaklar deneyim kazansın,benzer hatalara düşmesindiye. Hatalarını görmek isteyeneher şey aynadır diye... Geçmişinaynasına bakmayı da ihmal etmemeliyiz.Herkesten ve herşeyden öğrenmesini bilirsek hatayapmaktan da korkmayız. Veunutmayalım ki öyle büyük, yücebir aileye sahibiz ki biz samimiolduğumuz müddetçe hatalarımız karşısındabize güç verecek, elimizden tutacak,ayağa kaldıracaktır bizi.Sevgili okurlar, hatalarımıza karşıacımasız olmalıyız. Savaşın asıl önemlisinihatalarımıza karşı vereceğiz. Hatalardanöğrenmek ise ilk önce hatamızıkabul etmekle mümkündür.Haftaya başka bir konuda görüşmeküzere... Hoşcakalın...Her birimiz devrimciliğe, devrimci mücadeleye başlamadanönce düzen içinde yaşıyorduk. Devrimci düşünceyibenimseyip, devrimcilik yapmaya başlamamızlabirlikte değişim-dönüşüm sürecine de girmiş olduk.Devrimci düşünce bizi sürekli olarak değiştirmek için yolyöntemgösterir. Burada önemli olan, bizim değişim-dönüşümeaçık olmamızdır.Kuşkusuz, devrimci yaşamımız boyunca, sürekli olarakkendimizi değiştirmek, devrimcileşmek noktasındaemek-çaba harcamamız gerekiyor. Devrimcileşmenin sınırıyoktur. Devrimcileşmek; eksik-zaaflarımızla sürekliolarak savaşmaktır. Yenilenmektir, yeni insan olmaktır.Ve biz devrimciler, değişip-dönüşüp ve yenilendiğimizoranda, başkasını da değiştirme noktasında olumlu,başarılı adımlar atmış oluruz. Diğer türlü değişmeyen,olumsuz özelliklerinden arınmayan devrimci, doğal olarakçevresini, ilişkide bulunduğu insanları da değiştiremez.Bunun için; değişime ilk önce kendimizden başlamalıyız.Böyle yapalım ki, başkasına yardımcı olalım.Yaşamın her alanında, karşılaştığımız her sorunda ilk öncekendimize bakmalıyız. Bunu başardığımızda her şey dahaiyi gelişecektir, sonuçlanacaktır. İlk önce kendimizebakmalıyız; değişip-dönüşmek; yenilenmek için ilk adımıatmış olmamız anlamına gelir.Mücadele esnasında, kimi zaman yürüttüğümüzfaaliyetler, sorunlar karşısında zorlandığımız, işiniçinden çıkamadığımız anlar olmaktadır. Böylesibir durumda umutsuzluğa, yılgınlığa ve moral bozukluğunadüşmek yerine, her şeyi gerekirse silbaştan ele almamız gerekiyor. Bu konuda cüretlidavranmalıyız. Belki her şeye yeniden emek harcamamızgerekecek. Olsun… Kötü, temelsiz, harcı sağlam olmayanbir binanın içinde korkuyla yaşamaktansa, o binayıyıkıp, yeniden, temeli güçlü bir bina yapmaktan asla çekinmemeliyiz.Evet, yeniden emek, çaba, zaman harcayacağız.Zaten işimiz bu. Başarısız olduğumuz zaman tekrardandenemek… Daha özenli, sabırlı ve sakin... Dahafazla emek...Yapılacak işlerde, örgütlenme faaliyetlerimizde, herşey yerli yerinde olmalıdır. Kafamızda, başta kendimizolmak üzere, herkese ve her şeye dair plan-program olmalı.Dağınık, planlı-programlı olmayan bir devrimcinin,bulunduğu alandan-birimden başarılı sonuçlar beklemekhayalciliktir. Bu yüzden kavgaya dair her şey net olmalı.Net olmalıyız ki, mücadelemiz gelişsin. Net olmalıyızki, daha fazla devrimcileşip, devrimcileştirelim.Kendimize sorular soralım. Kendimize soru sormamız,aynı zamanda çözüm üretmemiz, aramamız anlamına dagelecektir. Sorularımıza vereceğimiz her cevap, ortada olanbütün belirsizlikleri çözmemize yarayacaktır. Kendimizesorular sormaktan korkmamalıyız. Verilen her sorununcevabında kazanan biz oluruz, mücadelemiz olur.34MİLYONLARI ÖRGÜTLEYECEĞİZ!


Liseliyiz BizBu ülkede yaşıyoruz... Bu halkın çocuklarıyız... Ezilen, sömürülen,katledilen bir halkın çocuklarıyız... Bu halkın kavgasında biz de varız!Yıl Sonu Eğlencelerine Karşı,Liseli Dev-Genç Şenliklerini ÖrgütleyelimHer yılın sonunda okullardan yılsonu eğlenceleri, baloları, kokteylleri vb.yapılıyor. Bunun adı okuluna göre değişsede özü değişmiyor. Bir yılı geridebırakmanın, tatile başlamanın kutlanmasıolarak gösterilse de, burjuvazinindesteklediği her şeyde olduğugibi bunu da yoz kültürünü, ahlaksızlığınıyaymanın aracı olarak kullanıyor.Özellikle üniversitelerde yapılan buşenlikler, mezuniyet baloları şeklinde liselerdede yapılıyor. Yoksulluk yüzündenmezuniyet törenine gidemeyen liselileraşağılanıyor.Gençlik her zaman ideolojik ve kültürelolarak burjuvazinin saldırı hedefiolmuştur. Çünkü gençlik bir halkın endinamik kesimi, devrime öncülük edecek,dinamitleyecek gücüdür. Bu yüzdenburjuvazinin korkulu rüyası ve ençok saldırdığı kesimdir. Saldırılarla,kendi istedikleri gibi bir gençlik yaratmayaçalışıyorlar. Düşünmeyen, sorgulamayan,yoz, hakkını aramayan birgençlik yaratmayı hedefliyorlar.Yıl sonu mezuniyet baloları, eğlencelerive bunun gibi masum görünenbir çok faaliyet burjuvazinin eliyle bilinçliolarak yaygınlaştırılıyor. Gençlikiçinde yeni özentiler yaratıyorlar. Gençliğikendi kültüründen uzaklaştırıp, onlaraburjuvazinin yoz bireyci kültürünüahlaksızlıklarını benimsetmek istiyorlar.Yıl sonu baloları denen şeyde burjuvazininyoz kültüründen başka bir şeydeğildir. Eğlence adı altında içiliyor, yozmüzikler dinlenip dans ediliyor, her türlüahlaksızlık meşrulaştırılıyor.Bu balolar çoğu zaman tekellerinsponsorluğunda yapılıyor. Efes Pilsenbirası sponsorluğunda yapılan balolisemezuniyet töreni bu eğlenceninkime hizmet ettiğini de gösteriyor.Bu eğlenceler için günler öncesindenne giyileceğinin planları yapılıyor, enabartılı kıyafetlerle gençler birbirleriyleyarıştırılıyor. Yoksul halk çocukları,giyecek kıyafet bulamadığı içinbu törenlere katılamıyor; bunun içinüzülüyor, eziliyor.Bu, ne üzülecek ne de ezilecek birdurumdur. Bu balolar bizi yozlaştırmanın,uyuşturmanın aracındanbaşka bir şey değildir.Bize bu balolarla tüm yılın acılarınıunutacağımızı söylüyorlar. Unutmamızıöğütledikleri şey bizim gerçeğimizdir.Hergün hesaplaşmak zorundaolduklarımızdır. Eğitim paralı olduğuiçin okuyamamamızdır, eğitimsisteminin çarpıklığı sonucu sınavlarda"0" puan alanlarımızdır, parasıolanlara satılan sınav soruları, şifrelerdir,çalınan emeğimizdir.İşte tüm bu adaletsizlikleri unutmamızıistiyorlar. O gece giyilen güzelkıyafetlerle, eğlenceyle Sindirellacılığaözenen kül kedisi yaratmak istiyorlar.Acılarımızı da, sınıfımızı daunutmayacağız. Bu ülkenin gençleriolarak bize dayatılan bu yoz kültürüreddedelim. Yozlaşmaya, ahlaksızlıklaraizin vermeyelim. Kültürümüz vedeğerlerimizle burjuvazinin yoz kültürününkarşısına dikilelim.Bunun için okullarda kendi eğlencelerimizi,şenliklerimizi örgütleyebiliriz.Kendi kültürümüzü yaşattığımız,kendi müziklerimizi dinlediğimiz,oyunlarımızı oynadığımız eğlenceler,toplantılar, piknikler yapabiliriz.Gençlik arasındaki bu özentiyi kırıp,bu yozlukların amacını daha iyi teşhiredebiliriz. Bu, dayanışmayı vebirlikteliği de büyütecektir. Bu sayedesorunlarımızı çözmenin adımlarınıda atmış oluruz.Okullarımızda burjuvazinin yozkültürünü yaymanın aracı olan balolarınörgütlenmesine izin vermeyelim.Bu yoz kültürün karşısına devrimcikültürümüzle çıkalım. Alternatifolalım!..Sayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012AKP ZULMÜNÜ YENECEĞİZ!35


Sayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012Bu Halk, Bu Vatan Bi̇zi̇m! Kahrolsun Faşi̇zm Kahrolsun Emperyali̇zm!Zali̇mler Oldukça İsyan Edenler,Zulüm Sürdükçe İsyanlarda Sürecek!Dünden Bugüne Anadolu'daHALK İSYANLARIHALK KAHRAMANLARI"... Siperi bir gül fidanıydıonun / Gül fidanı dibindeyatıyordu ki yüzü koyun ak birtaşın ardından / Kara bir yılançıkardı kafasını / Derisi ışıl ışıl/gözleri ateşten al / dili çataldı /Birden bir kurşun gelip kafasınıaldı / Hayvan devrildi kaldı /Karayılan / Karayılan olmadanönce / Karayılan’ın encamınıgörünce / haykırdı avaz avaz /ömrünün ilk düşüncesini / "ibretal, deli gönlüm / demir sandıktada saklansan bulur seni / ak taşardında karayılanı bulan ölüm..."/ Ve bir tarla sıçanı gibi yaşayıp /bir tarla sıçanı kadar korkak olan/ fırlayıp atlayınca ileri / birdehşet aldı Anteplileri / seğirttilerpeşine / Gavuru tepelerde yediler/ Ve bir tarla sıçanı gibi yaşayıp /bir tarla sıçanı kadar korkakolan: ‘Karayılan’ dediler..."(Nazim Hikmet)Kurtuluş Savaşı’nda Antep denilinceilk akla gelen Karayılandır. Kiaynı zamanda, Kürt ve Türk halkınınKurtuluş Savaşı’ndaki omuz omuzaçarpıştığının da örneğidir Karayılan.1888’de Antep’in Besni Kazası’nınKürt Elif Köyü’nde doğdu. Karayılan'ınasıl adı Mehmet'tir. Antep'li bir Kürtaşiretinden ve bu aşiretin önderi olanMamo'nun oğludur. Mamo'nun zamansızölümü sonucunda genç yaşına rağmen,zeki ve çevikliği ile kendisini kabul ettirenKarayılan, aşiretin başına geçer.Ezelden beri Mehmet'in baba tarafına"Karayılan" denildiği için, adı Mehmetdeğil, Karayılan olarak anılır. Aşiretüyeleri de Karayılanı sever. Güçlü vekorkusuz olması bu sevgiyi büyütür.Birinci paylaşım savaşının hemensonrasında Anadolu'datam bir kargaşaoluşmuştu.Osmanlı devletiningüçsüz olduğu budönemde, dağlar,halkı soyan, ırzına-namusuna gözdiken eşkiyalarla doludur. ElbetteAntep'te de durum farklı değildir.Karayılan, Birinci paylaşım savaşındaaskere gider ve savaşın sonlarınadoğru yaralı olarak Antep'egeri döner. Döndüğünde Antep, bıraktığıAntep gibi değildir. Antep'teeşkiyaların Ali kıran, başkesen olduğuna,halka karşı alçakça saldırılarınatanık olur. Özellikle eşkiyaBozak Ağa bunların başında gelir.Sonunda bir çiftliğin basılması,kadınlarına, namusuna göz dikilmesive bir çok insanın öldürülmesi, bardağıtaşıran son damla olur.Karayılan, aşiretinden eli silahtutan, attığını vuran gençleri, ihtiyarlardandeneyimlilerini de yanınaalarak, eşkiya Bozak Ağa'nın peşinedüşer. Halkın da yardımı ile bu halkdüşmanı Bozak Ağa'yı bulur cezalandırır.Fakat kardeşi Mamo da çatışmadaölür...Lakin eşkiyalar bitmez. Asıl eşkiya,Antep'i işgal eden, halkı aşağılayanyedi düvelin bir parçası olanFransız emperyalizmidir.5 Kasım 1919'da Antep'i Fransızlarişgal eder. Onlardan önce Antep'i İngilizlerişgal etmiş, daha sonra biranlaşma ile Fransızlara devretmişlerdir...Kurtuluş savaşının zaferi ve Anadolu'nunişgalden kurtuluşu, Kürt veTürk halklarının omuz omuza savaşmasıylabirlikte başarıldı demek yanlışolmayacaktır. Kürt ulusundan olanKarayılan bunun en somut göstergesidir.Tıpkı Anadolu'nun başka yerlerindeolduğu gibi...Zira, bir aşiret önderi olan Karayılan,istese gelen işgalcilerle pekalaAntep'te İşgalciye GeçitVermeyen Karayılaniyi geçinebilir, işbirlikçilik ve uşaklıkyapabilirdi. Yani tıpkı bu gün iktidardabulunup da emperyalizme uşaklık yapanlargibi davranabilirdi. Fakat o,vatanın işgal edilmesine sessiz kalmamış,elde silah, halkla birlikte enönde savaşmıştır. Antep'in kurtuluşu,onun ve onun gibi yiğit olan MehmetSait (Şahinbey) ve Antep halkının sayesindeolmuştur.Karayılan, Antep'in işgalinin hemensonrasında, Antep'te bulunan ve Kurtuluşsavaşına hazırlanan yerel güçlerlebağ kurar. Ve direnişe katılacağını bildirir.Coşkuyla karşılanan bu bildirimsonucunda, Karayılan hızla müfrezesinitoplar. Ve bin bir zorlukla kardeşi Mamo'nungetirdiği silahları kuşanıp, ElifKöyü’nün sırtlarına doğru 1919'un Aralıkayında çıkar.Daha sonra, Antep-Maraş yoluüzerinde kimi yerlerde konaklar Karayılanve müfrezesi. Ki bu sıradahaber gelir. Fransız askerlerden oluşanbir kol ve erzak dolu nakliye araçlarıylaAntep'e doğru gelmektedir.20 Ocak 1920’de, Antep-Maraşyolu üzerinde Fransız askerleriningeçeceği şoseye pusu kurar Karayılan.Yoğun bir kar yağışı altında, üzerlerinedolan bir tabaka kara aldırmadan,gözleri silahlarını doğrultukları birazdangeçecek olan düşman silüetlerininüzerindedir.Çok geçmeden yola girer işgalciasker. Heyacanlıdır Karayılan. Düşmanailk kurşunu sıkacak olmanınheyecanına, vatanın bir an önce bağımsızlığakavuşmasına duyduğu heyecanakarışmıştır. Ama soğukkanlı,eli tetiğinde beklemekteydi.Düşman yaklaşınca bir düdük sesiduyulacak, böylelikle tüm müfrezeişgalciye kinlerini kusacaktır. Bu düdükzafere giden yolun pusulasıdır.Lakin düdük düşman yaklaşmış olmasınarağmen çalmaz. Karayılandüdüğü en uygun anında çalmayı,düşmanın toparlanmadan bozgunauğramasını hesaplar36MİLYONLARI ÖRGÜTLEYECEĞİZ!


GÜNÜMÜZÜ AYDINLATANDev-Genç; sadece Anadolu'dakigençliğin değil, yurtdışındaki Türkiye'ligençliğin de temsilcisiydi. Kurultaylariradiliği ve öğreticiliği sağlıyordu.Hazırlıklar tamamlandı. 28Ağustos '93'te Almanya'nın Duisburgkentinde biraraya geldi Dev-Genç'liler.1. Avrupa Dev-Genç Kurultayı'na130 delege katıldı. Delegeler Avrupa'nınbirçok ülke ve kentinden geliyorlardı.Önemini bilerek katılıyorlardıKurultay'a. Her açıdan ileri biradım olacaktı. Kurultay'da esas olarakAvrupa'daki ülkemiz gençliğinin sorunlarıve gençlik örgütlenmesininsorunları tartışıldı.«Yıllardır ülkemizden uzakta yaşayan,dilini konuşamayan ulusal değerlerineuzak, Avrupa'nın yoz-kozmopolitkültürü içerisinde eritilmekistenen bir gençlikle karşı karşıyayız.Her şeyiyle bu gençlik bizim gençliğimizdüşüncesiyle hareket etmelive halkını, ülkesini seven, bu uğurdafedakarca mücadele eden bir gençlikyaratmalıyız.»Avrupa Dev-Genç'in hedefi buydu.AVRUPA'DADEV-GENÇKURULTAYIKurultay sonunda hedefleri doğrultusundaortak kararlara vardılar;- Avrupa'da merkezi bir Dev-GençBürosu'nun kurulması.- Bulunulan bütün alanlarda Dev-Genç Komiteleri'nin kurulması vebunlara işlerlik kazandırılması.- Her birimin kendine ait bir programve rapor hazırlaması.- Merkezi bir Dev-Genç Bülteni''ninçıkarılması.- Avrupa'da ciddi bir sorun olanyabancı düşmanlığı ve neonazilerekarşı Mücadele Komiteleri'nin kurulması.- Değişik ülkelerin gençlik örgütleriyleilişkilerinin geliştirilip sürekliliğininsağlanması.- Tüm okullarda geniş gençlik çalışmalarınınörgütlenmesi.- Sosyalist Küba ile dostluk vedayanışmanın geliştirilmesi, ilaç kampanyasınındüzenlenmesi.- Eğitim çalışmaları ve GençlikKampı'nın hayata geçirilmesi. Yurtdışındakigençliğimiz kendi ülkesindenkoparılarak dejenerasyona veyozluğa mahkum edilmişti. Onlarıbu yozluktan koparıp alacak olankendi ülkelerinde süren savaşa dahaaktif katılımlarıydı.Sadece bir değil, ikinci ve üçüncükuşaklar bu koşullarda yetişiyordu.Gençlik kendi ülke toprağına, kültürüne,geleneklerine yabancılaştırılıyordu.Kendi gelecekleri demekolan kurtuluş savaşının dışına itiliyorlardı.İki kültür arasında savrulangençlik, ulusal değerlere, kendi özkültürleri ve ahlaklarından uzak biryaşama mecbur kılınıyordu. Kurultay,bütün bu sorunların çözümünde olumlulukolduğu gibi alınan kararlar;halkların mücadelesi ile gençliği bütünleştirecekkararlardı.Avrupa’da insanlarımıza yöneliksaldırılar cinayetlere varan ırkçılıkladevam ediyor hala. Ve bu saldırılarakarşı örgütlenme ihtiyacı da kendisinidayatmaya devam ediyor. Türkiye’deve Avrupa’da gençlik, devrim mücadelesininaktif ve dinamik bir kesimiolarak örgütlenmesini güçlendirecekve gençliğin canlı gücünü hareketegeçirecektir.Sayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012Sonunda işgalci askerler ve tepelerekadar yüklü dolu araçlar uygunyere, pusunun menziline gelirler. VeKarayılan o anda düdüğü çalmayabaşlar. Düdük gökyüzünü yırtarcasınaöter. Bu sesle "Bu topraklar bizim,öyle elinizi, kolunuzu sallaya sallayagelemezsiniz, defolun!" çığlığı yükselirsanki.Karayılan ve müfrezesi, düşmanıateş yağmuruna tutmaya başlar. İşgalciaskerler sağa-sola koşup, neyapacağını şaşırır.Çatışma epeyce zaman sürer. Sonundabirçok işgalci Fransız askeriöldürülmüş, bir o kadar da esir alınmıştır.Esirlere hiçbir şekilde eziyetedilmez. Ki bu, Karayılan'ın özelemridir. Erzaklar, zaten Fransızlarınhalka uyguladıkları ambargo nedeniylezor durumda olan çevre köyleredağıtılır. Silah ve cephanelere el konulup,düşmana karşı kullanılmayıbekleyen gizli yerlerde muhafazaedilir.Böylelikle düşmana ilk kurşunusıkmış, büyük bir başarı elde etmiştirKarayılan ve müfrezesi.Hiç şüphesiz Karayılan'ın Antep'tekikahramanlıkları saymaklabitmez. Karayılan Antep'in bir diğerkahramanı olan Mehmet Sait’in (ŞahinBey) şehit düştüğü Elmalı Köprüsü'ndedüşmanla girilen çatışmadada vardır. Ki sonunda yine düşmanaçok kurşun sıkmıştır.Elbette Karayılan'ı Karayılan yapanda budur zaten.Anadolu halkı, Anadolu’nun dünde, bugün de düşman çizmesi altındaezilmesine göz yummamıştır. Emperyalizm,bugün işbirlikçi oligarşiyardımıyla rahatlıkla, pervasızcavatan topraklarımızı çiğnese de, üsleriyletopraklarımızı doldursa da,ömürleri fazla uzun değildir. Çünkü,Anadolu'da Karayılanlar hiç bitmez.Kızıldere'de Mahirler'den bu güne,her Cepheli'nin yüreğinde, bilincindeözlemle beklenen Bağımsız, Demokratikve Sosyalist Türkiye yatmaktave bunun için mücadele etmektedir."Karayılan der ki harbe oturakKilis yollarından kelle getirekNerde düşman varsa orda bitirekVurun Antep'liler namus günüdürVurun Kürd uşağı namus günüdür..."(Antep halk türküsü)AKP ZULMÜNÜ YENECEĞİZ!37


Hainlerin Döneklerin YaranmayaÇalıştığı Emperyalist Sistemdir!Sayı: 318Yürüyüş27 Mayıs201213 Mayıs tarihli Milliyet’te“Castro Düzenbazdı, Che VahşetiSeverdi” başlıklı bir yazı yayınlandı.Emperyalistler ve işbirlikçileri, HuberMatos Benitez adlı bir dönekle yapılanröportajla Fidel’e, Che'ye, devrimesaldırıyor. Burjuva basın da hainleri,dönekleri bulup onlar aracılığıylasosyalizme, devrim önderlerinesaldırıyor.Milliyet soruyor, “Castro nasılbiriydi?” diye, hain dönek HuberMatos cevap veriyor;"Castro düzenbazdı, gücünü kullanmaktanzevk alıyordu. O kadarakıllı biriydi ki, Holywood aktörlerininkabiliyeti onun aktörlüğününyanında sıfır kalırdı. Dünya tarihindeonun kadar maskara biri henüz çıkmadı.Hayatımda karşılaştığım enkötü huylu ve sapık kişiydi. Amaşunu size söyleyebilirim; Castro hemKüba’dan hem de Kübalılardan nefretediyor. Ama kendisini öyle pazarladıki kendini Küba halkına “Her şeyiKüba için yapan kral” olarak gösterdi.Nerdeyse yarım yüzyıldırKüba’ya verdiği zararlar o kadarbüyük ki düşündükçe içim sızlıyorüzülüyorum.Che Guevara nasıl biriydi?İyi, cesur bir savaşçıydı ama maceraperestti.En kötü yanı vahşetisevmesiydi. Binlerce idamın nedenidir.Yazılarını okuduğunuzda onun birdevrimci ruha sahip olmadığını görürsünüz.Kendisi Arjantin’den geliyorduve Marksistti. Che’nin takıntısısansasyonel bir şeyler yaratmaktı.Küba’ya ilişkin hayaliniz nedir?En büyük isteğim Küba’ya demokrasiningelmesi. Hükümet Küba’daher şeyi altüst etti. Ülkeye büyükhasar verdi. Toplumun yapısıbozuldu, töreler hiçe sayıldı. Küba’yıyeniden görmeyi çok istiyorum. Ancako zaman huzur bulacağım." diyor.Efendilerine yaranmak için hertürlü hakareti yapıyor. Başka türlüsüolamazdı zaten; bütün hainler, döneklergeçmişlerine küfür etmeden,geçmişlerini inkar etmeden kendileriniefendilerine kabul ettiremezler.Küba’ya, Amerika’nın Irak’a,Libya’ya götürdüğü gibi bir ‘demokrasi’götürmenin hayalindeler.Küba; 52 yıldır kuşatmalar altındasosyalizmi savunuyor, 52 yıldırdünya halklarına emperyalizmeboyun eğmemeyi öğretiyor. Halentüm dünya halklarının umudu olmayasosyalizmin bayrağını emperyalizminkarşısında dalgalandırmayadevam ediyor.Küba, emperyalizmin tüm ambargolarınarağmen kendi halkınıneğitim, sağlık, konut, ihtiyaçlarınıçözen dünyadaki tek ülkedir.Küba, halkına sağladığı olanaklarTürkiye gibi yeni sömürge bir ülkeile değil, dünyanın en zengin emperyalistülkeleriyle bile kıyasladığındaarada dünyalar kadar fark vardır.Tüm dünyanın ambargosuna, sınırlıkıt olanaklarına rağmen açlarınolmadığı sayılı ülkelerden birisidir.Eğitimde, sağlıkta, konutta, suç oranlarınındüşüklüğünde birinci sıradadır.Bunlar sosyalizmin tartışılmaz üstünlüğüve sosyalizmin kazanımlarıdır.Dünyanın en umutlu, en mutluhalkının yaşadığı ülkedir Küba...Emperyalistler ve işbirlikçileri dezulüm ve sömürülerinin olmadığıtek bir toprak parçası bırakmamakiçin, her fırsatta Küba'ya saldırmayadevam ediyor. Devrimci önderlerekara çalıp, alçakça iftiralarıyla saldırıyor.Bu tür döneklerin, hainlerin iftiralarıylaFidel’i, Che’yi, sosyalizmikaralamaya, gerçekleri karartmayagüçleri yetmez.Çünkü, dünyada kendi halkı tarafındanen çok sevilen liderdir Fidel’dir.Kendi halkı içinde korumasızdolaşan liderdir. Döneklerin efendileriise arkasında koruma ordusuyla dolaşıyor!Çünkü korkuyorlar! Fidelkadar cesaretleri yok. Çünkü, Fidelgibi halkın içinde değiller. Halklarazulum edip sömürdükleri için halklarınöfkesinden korkuyorlar!Fidel Castro "emperyalizme teslimolmaktansa adayı batırırız" kararlılığını,"ya sosyalizm, ya ölüm" sloganınınbu topraklarda ete kemiğebüründüren bir önderdir. Halkınınönderidir Fidel.Che Guevara’nın gücü uzlaşmamanın,direnişin, enternasyonalizminve yeni insanın sembolü olmasındangeliyor. Emperyalist katillerin onuöldürmelerine, mezarsız bırakmalarına,içini boşaltmaya çalışmalarınarağmen, hala, alnı kızıl yıldızlı beresiyle,halk kurtuluş savaşlarınınönderi olmayı sürdürüyor.İşte bu yüzden Küba, önderleriylehalkın yaşam düzeniyle emperyalistleriçin “kötü” örnektir. Bu yüzden deemperyalizmin saldırıları onun üzerineolmuştur ve devam ediyor. Fakatçabaları boşunadır.Emperyalist efendiler! “Castrodüzenbazmış, Che vahşeti severmiş”...Kendinizle karıştırıyorsunuz herhalde.Düzenbazlığı da vahşeti de sizdengördük. Dünya halklarına çektirdiğinizacıları unuttuk mu sanıyorsunuz?Merak etmeyin, hesabı ağır olacaksizin için!Ey hainler, dönekler!Siz hiç merak etmeyin! O dillerinizemperyalist efendilerinize yaranmakiçin iftiralar kusuyorsa da bu kadarrahat olmayın! Halkların önderlerine,sosyalizme uzanan diller birgün mutlakakopmaya mahkumdur!38MİLYONLARI ÖRGÜTLEYECEĞİZ!


Suçsuz Yere 12 Yıl Hapis Yatan Dreyfus ve Bir Aydın NasılOlmalıdır Sorusuna Cevap Olan Emile Zola Günümüze Sesleniyor!“Gerçeğe Güvenerek Zaferi Bekliyoruz”1894-1906 yılları arasında Fransa’dasüren Dreyfus Davası, Fransızaydını Emile Zola’nın da bir aydınıngörevlerini hatırlatmasıyla önemlibir komplo davası olmuştur.Alfred Dreyfus, Yahudi, zenginbir dokuma fabrikatörünün oğludur.Deniz subayı olarak orduya girer,yüzbaşı olur.Fransız Milli Savunma BakanlığıHaber Alma Servisi, Paris’teki Almanaskeri ataşesi Schwartzkoppen’inodasındaki çöp sepetinde, Fransa ordusunaait askeri bilgilerin yer aldığıbir mektup bulur. Haber Alma Servisi,hakkında hiçbir delil olmamasınarağmen bir Yahudi olan Dreyfus’ucasusluk ve vatana ihanetle suçlar.Suçlamaların sebebi olan deliller,belgeler Dreyfus’a gösterilmez. Delilyokluğuna yapılan itirazlara rağmenDreyfus’a ömür boyu hapis cezasıverilir ve Fransız Guyanası açıklarındakiŞeytan Adası'na gönderilir.Dreyfus’un suçu Yahudi olmaktır.Ordu, ajanın kim olduğunu bulmayıprestij meselesi yapmış ve delilolmamasına rağmen kendisine aradığısuçluyu bulmuştur.Bir komployla tutuklanan Dreyfus,1906 yılına kadar Şeytan Adası’ndatutulur.Bu sırada gerçek ajan bulunur.Haber Alma Servisi’nin yeni şefiBinbaşı Picquart, aynı Alman ateşeninMacar asıllı olan Esterhazy isimliFransız subayına gönderdiği mesajıbulur. Yapılan araştırma ile Esterhazy’ninel yazısının, çöp sepetindençıkan nottaki yazı ile aynı olduğuanlaşılır. Delilin kesinliğine rağmenyargılama başlatılmaz.Faşizmin olduğu yerde adaletyoktur. Yalan, dolan, iftira, komplo,hukuksuzluk vardır.Bu sırada Dreyfus’un kardeşi, bukomployu açığa çıkartmak için mücadelebaşlatmıştır. Esterhazy, MathieuDreyfus’un şikayeti ile HarpDivanı’na çıkar. Ancak mahkemeEsterhazy’i beraat ettirir.Komplo açıktır… Düzmecesenaryolarla tutuklanan Dreyfushapiste yatarken; asıl suçlu, ordununve mahkemenin yaptığıadaletsizliği, hukuksuzluğu gizlemekamacıyla serbest bırakılır.Dreyfus’u halkın gözünde suçluilan etmek kolaydır, çünkü obir Yahudi’dir. Ama Esterhazy’iöyle değildir.Dreyfus Davası ilericilerlegericiler arasında bir savaşa dönüşür.Bu savaşta bir aydın olanEmile Zola’nın çabaları çokönemlidir. Zola, krallık rejimine karşıçıkmış, sosyalist teorinin etkisindekalmış bir yazardır.Zola, devlet başkanına Dreyfus’unsuçsuzluğunu ispatlamak için ve onusuçlayanların oyunlarını, sahte belgeleriniortaya koyan 'Suçluyorum'başlıklı açık bir mektup yazdı. Bumektubunda Zola, orduyu eleştiriyor,askeri mahkemeyi suçlu olduğunubildiği halde Esterhazy'i beraat ettirmeklesuçluyordu. Bütün bu olaylarboyunca ülke, Dreyfus'u savunanlarve ona karşı olanlar olarak ikiye ayrıldı.Dreyfusçular'a karşı çıkanlarmonarşi yanlısı muhafazakarlardı.Emile Zola, "...suikastlar, hükümetdüşüşleri, düellolar, intiharlar, darbepalanları ve girişimleri sizin işinizdir,bu kirli işlerinize Dreyfus’u alet ediyorsunuz,Yahudiyse casustur, casussapekala devletler arası savaş çıkartmayaçalışan bir terörist olabilir. Vs,vs... anlatıyorsunuz. Doğru değil.Bizim bayrağımız neden bütün Avrupabaşkentlerinin yolunu ezberebilir, neden sadece Fransa’da kalmaz?Bu bayrak işgale giderken hep Dreyfusmu vardı?.. Yok! Almanya ileyüzyıldır savaşıyorsunuz, ikiyüz dönümlüküzerinde mısır püskülü bileyetişmeyecek bir tarla için mi busavaş sizce? Bahane aramayın..." diyerek,ayrıntıları değerlendirmeyedevam eder. Toplam yedi açık mektupyazar. Zola’nın bu çabası, yıllarcahukukçuları bir sürü davada çokçameşgul ediyor ve sadece Fransız kamuoyunuikiye bölüyor. Tüm Avrupayıetkiliyor ve bunun ötesinde meslektaşları,arkadaşları, aileleri bölüyordu.Zola’nın çabaları ile dava halkaduyurulur. Ve geniş bir kesimin desteğisağlanır. Ağustos 1898’de, Dreyfusaleyhindeki tek belgenin sahteolduğu açığa çıkartılır. Sahte belgeyidüzenleyen Haber Alma Servisi’nebağlı Henry adında bir albaydır. Sahtedelil yaratarak ordunun şerefini kurtarmakistediğini söyleyen bu albay,itirafından sonra intihar eder.Cezanın yeniden gözden geçirilmesiiçin yapılan geniş kampanya,cumhuriyetçilerle kralcılar arasındazorlu bir mücadeleye neden oldu.Dreyfus 1906'da delillerin sahte olduğuortaya çıkınca Fransız YüksekMahkemesi tarafından beraat ettirildive orduya dönerek şeref madalyasıaldı.Dreyfus olayı 12 yıl boyuncaFransız toplumunu derinden etkiledi.O güne kadar çok az kullanılan "aydın"kavramı genel bir yaygınlık kazandıve Dreyfusçular'ı nitelemekiçin kullanıldı. Emile Zola “İTHAMEDİYORUM (SUÇLUYORUM)”isimli bildirisinde şöyle diyordu:Sayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012AKP ZULMÜNÜ YENECEĞİZ!39


Sayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012“Fransa, sağduyulu olmalıdır. Tümdünyaya açık olmalıdır. Gerçeğin veadaletin ne olduğunu tespit etmeksadece devletin tekelinde değildir.Düşünen herkes gerçeği ve adaletiarayabilir ve savunabilir, tartışabilir,sorgulayabilir. Yalanlardan ya da yarıdoğrulardan medet ummayın! Taktiksöylemlerden çıkın. Gerçek ve sahtedelillerin ayrıştırılmasını istiyoruz.Zaten bir çok şeyi gizli tutuyorsunuz,bildiğimiz kadarının ayrıştırılmasınıistiyoruz bu bize yeter.”Zola, yayınladığı bu bildiri -açıkmektup- nedeniyle bir yıl hapis ve 3bin franklık para cezasına çarptırıldı.Dreyfusçular’ın söylemleri "bağımsızyargıya müdahale" olarak değerlendirildi.Toplumun, devletin ve ordununbütülüğüne bir saldırı olarak görüldü.Emile Zola İngiltere sürgünündensonra Fransa'ya döndüğünde,vicdanlara seslenen sosyalist, vicdanlarayön veren sosyalist olarakFransız toplumuna maloldu. Kutsalolanın devlet değil EMEK, GERÇEKve ADALET olduğunu söyledi vebu isimlerle kitaplar yayınladı. O siyasi-hukuki-toplumsalolarak faaliyetegeçmemiz gerekir demiş ve kararverdikten sonra herkesi doğru davranmayaçağırmış ve en başta daKENDİNİ ORTAYA KOYARAKdesteklemişti Dreyfus’u. Tarihçilerve sosyal bilimciler tarafından, DreyfusDavası vesilesiyle yaşanan cumhuriyetçilerve kralcılar arasındakimücadele, Fransız Cumhuriyeti’ninsol restorasyonu olarak değerlendirilir.Dreyfus’un tahliyesi, affı ve belgelerinsahteliğinin ortaya çıkması 12 yılalmıştır. Sadece Fransa’da değil birçok ülkede tartışılmıştır.Bu 12 yıl boyunca;- Sosyalizm tartışılmıştır- Vicdan tartışılmıştır- Sağduyu tartışılmıştır- Kirli iktidar ilişkileri ve sömürgeciliktartışılmıştır- Yahudilik tartışılmıştır- Almanya-Fransa arasındaki savaştartışılmıştırAnkara Emniyeti’nin Komplolarına,Yalanlarına Bu Halkın Onurlu EvlatlarıDevrimcileri Teslim Etmeyeceğiz!Ankara’da Halk Cepheliler, başlattıkları “Türkiye’de Hukuk Yokmu? Adalet İstiyoruz!” kampanyasının ilk eylemini 22 Mayıs günüAnkara Adliyesi önünde yaptılar. Ankara Emniyeti’nin 24 Mart 2012tarihinde Ankara Haklar Derneği, İdilcan Kültür Merkezi ile HüseyingaziKültür ve Araştırma Derneği'ne yaptığı baskınların ardından hazırladığıkomplolara karşı başlatılan kampanyanın bu ilk eylemine 20 kişi katıldı.Emel Keleş, Umut Şener, Semiha Eyilik, İlhan Kaya, HasanKarapınar ve Hakan Yılmaz’ın kurmaca bir senaryo ile tutuklandığınıbelirten Halk Cepheliler, “ABD işbirlikçisi AKP'nin; halk düşmanı, işkenceci,katil, hırsız, ahlaksız, faşist, komplocu polisinin yalanlarınakarşı gerçekleri savunmayadevam edeceğiz!” dediler.Açıklamanın ardındanyarım saatlik oturma eylemiyapan Halk Cepheliler, YükselCaddesi’ne yürüyerekbildiri dağıttılar. Yüksel Caddesi’ndeatılan sloganlar veyapılan konuşmalarla komplocuAnkara Emniyeti teşhiredildi.- Halkın kullanılan ulusal duygularıtartışılmıştır...Ve tek başına bir adam çıkmış veİKTİDARI SUÇLAMIŞ, Cumhurbaşkanı’nahitaben açık mektup yazmış,SUÇLUYORUM sizi demiştir.“Her şeyi biliyorsunuz; tüm delillersahte, bilmiyorsanız öğrenin, tümdeliller sahte. Evet o kafeye gitmiştirDreyfus, bu doğru. Ama o kafede ogün o saatte 19 insan, 14’ü askerolan 19 insan daha vardır. O zamanhepsi suçludur...” demiştir.Bugün AKP’nin polisi yargısı neredeysebütün siyasi davalarda sahtedeliller yaratarak, koplolar kuraraksitediği kişiyi gözaltına alıp tutukluyor.Onyıllarca hapis yatırıyor. Ankara’datutuklanan Halk CaphelilerAKP’nin komplolarıyla aylardır tutsaklar.Bugün de Zola’nın cesaretiyle,yalanları reddetme gücüyle komplolarakarşı savaşmalıyız. Bir tek kişide kalınsa gerçekler savunulacak,adaletin er ya da geç gerçekleşmesisağlanacaktırKürt Halkına YönelikTecrite Son VerinHalk Cephesi'nin, Kürt halkına yönelikbaskılara karşı Kürt halkıyla dayanışmakamacıyla başlattığı kampanya çerçevesindekuşlama ve yazılamalar yapıldı.17 Mayıs günü Bağcılar Yenimahalle’de,Esenler Tepe Meydanı'nda ve YenibosnaZafer Mahallesi'nde “YaşasınTürk Ve Kürt Halklarımızın Özgürlük VeSosyalizm Mücadelesi", "Kürt HalkınaYönelik Tecrite Son Verin", "Kürt HalkınaÖzgürlük” yazılı kuşlamalar yapıldı.21 Mayıs günü İkitelli Atatürk Mahallesi'nde“Yaşasın Kürt Ve Türk HalklarınınÖzgürlükVe SosyalizmMücadelesi","KürdistanKürt Halklarınındır","Kürt HalkınaÖzgürlük” yazılamalarıyapıldı.40MİLYONLARI ÖRGÜTLEYECEĞİZ!


Kürt Milliyetçi HareketHalk Cephesine Saldırmaktan veTehditlerden Vazgeçmelidir!Dost Güçler Arasında Eleştiri Devrimci Bir Yöntemdir!Uzlaşmacı Politikalarınızı Eleştirmeye Devam Edeceğiz!İdeolojik Mücadelenin Başka Yolu Yoktur!Kürt Milliyetçi Hareket oligarşiyleuzlaşmacı politikalarını eleştirdiğimiziçin, 25 Aralık 2004’de Yunanistan’ınLavrion Mülteci Kampındaki saldırılarındanberi sürekli saldırıyor.Oligarşinin tecrit saldırılarına karşıölüm orucu direnişi sürerken Yunanistan’daölüm orucu gazilerimizesaldırdılar.Gazi Mahallesi’nde, Alibeyköy’de,Okmeydanı’nda, Çayan’da, 1 MayısMahallesi’nde, Sarıgazi’de, Gülsuyu’ndaderneklerimize, silahlarla,molotoflarla, sopalarla saldırdılar,insanlarımızı yaraladılar, derneklerimizincamlarını kırdılar, talan ettiler,şehit resimlerini yırttılar. Dernek bürolarınıyaktılar. Tüp gazı açıp binayıhavaya uçurmak istediler. İzmir’deCanan Kulaksız Alternatif ŞenliğindeGrup Yorum konserinde sahneyi işgaledip dağıttılar...Oligarşiyle hep “diyalog”tan bahsedenKürt milliyetçi hareket uzlaşmacıpolitikalarını eleştirdiğimiz için,devrimcilere saldırıyı politika halinegetirdiler. Saldırıp sustururum diyorlar.“Eleştirmeyin” diyorlar.Eleştiri, devrimci bir yöntemdir.Dost güçler arasında ideolojik mücadelenineleştiriden başka yolu yoktur.25 Aralık 2004 Lavrion’daki saldırıdanbugüne kadar Kürt milliyetçihareketden devrimcilere saldırmaktanvaz geçmelerini istedik.Bu yöntem devrimci bir yöntemdeğildir. Bu saldırılar sadece düşmanınişine yarar. Düşmanın hertürlü provokasyonuna zemin hazırlar.Nitekim geçmişte hep öyle olmuştur.Düşman sol içi çatışmaları kullanarakprovokasyonlar yaratmış, Yüzlercekişinin öldürüldüğü katliamları gerçekleştirmiştir.Bugüne kadar Kürt milliyetçi hareketinhiçbir saldırısına şiddetle cevapvermedik. Sorunu hep görüşmelerleçözmeye çalıştık. Çözümiçin gittiğimizde kiminde hiç muhatapbulamadık, kiminde; “bizim bilgimizyok” dediler, kiminde “kitlemize hakimolamıyoruz, irade dışı gelişentasvip etmediğimiz olaylardır” dediler.Kiminde özeleştiri verip özür dilediler.Kiminde bir taraftan özür dilerkenaynı zamanda “siz de eleştirmeyin”diyerek saldırıları meşrulaştırmayaçalıştılar. Tehditlere devam ettiler.“Özür” ve “Özeleştiri”Eleştiriye Yasak Koymakİçin YapılmazDevrimciler arasında şiddet kullanmanınhiçbir gerekçesi olamaz.Silahlı, sopalı, molotoflu saldırılaragerekçe bulmak saldırıları meşrulaştırmaktır.Yapılan özeleştirilerin, özürlerinhiçbir anlamı yoktur. Kürt milliyetçihareket “özür” ve “özeleştiri”yide eleştiriyi yasaklamanın politikasıhaline getirdi.En son 17 Nisan 2012’de Nurtepe-ÇayanMahallesi’nde önce 6 kişiellerinde sopa, silah ve torpil “BijiSerok Apo” “Her yer Kürdistan”,“şerefsiz cepheliler”, “Çayan Cephe’yemezar olacak”, “Çayan’daCepheyi bitireceğiz”, “Cephe şaşırmasabrımızı taşırma” diye sloganlaratarak Nurtepe Haklar Derneği'ninönüne geldiler. Derneğin önündesilah ve torpil patlatarak Dernek binasınınön ve arkasındaki duvarlara“PKK” yazılamaları yaptılar. “Çayan’dasizi bitireceğiz” diyerek NurtepeHaklar Derneği'nde bulunanlarasaldırdılar. Dernektekiler saldırangrubun yüzündeki maskeleri çıkartığındasaldırganların Nurtepe mahallesindeoturan BDP’liler olduğuortaya çıktı. Yüzlerinin açılmasıylapanikleyen saldırganları dernek çalışanlarıve mahalle halkı mahalledenkovdu. Bu saldırının üzerinden 10dakika geçmeden 50-60 kişilik BDP’libir grup ellerinde sopa, silah ve torpilatarak Haklar derneğine saldırdı. Saldırıyıengellemek için konuşmayagiden 6 dernek çalışanı sopalarlaağır şekilde yaralandı. Daha fazlainsanın yaralanması Cepheliler’inkurduğu barikat ve mahalle halkınınsahiplenmesiyle engellendi.Saldırının hemen ertesi günü sorununkonuşarak çözümü için BDPİl Başkanı Asiye Kolçak ile görüşüldü.Yapılan görüşmede “bu saldırılarınilk kez yapılmadığı, Türkiye'nin dörtbir tarafında sayısız derneğimizinkendilerini BDP'li, PKK'li veya ApocuGençlik olarak ifade eden kişilercebasıldığı, sayısız insanımızın silahlarlayaralandığı, dernek binalarımızın tahripedildiği, yakıldığı, bugüne kadarölüm olmamasının tamamiyle şanseseri olduğu, bu durumun artık bizimaçımızdan tahammül edilemez halegeldiği, kesinlikle ilk şiddet kullananınbiz olmadığımız ve olmayacağımızanlatıldı. Eğer yine saldırı olursaaynı şekilde kendimizi savunma temelindekarşılık vermekle yetineceğimizi,bu olayların artık son bulmasıSayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012AKP ZULMÜNÜ YENECEĞİZ!41


gerektiği ve bunu yapacakolanın da BDPolduğu” söylendi.Çayan'daki ilk saldırıdayüzlerindekimaske ve puşileri indirilen6 kişinin kimliklerininarkadaşlarımıztarafından tespit edildiğisöylendi ve saldırganlarınkimlikleri bildirildi.Asiye Kolçak herzaman olduğu gibi bildiktavırlar sergiledi.“Sol güçler arasında mücadeleninideolojik mücadele olduğunu, olmasıgerektiğini, şiddeti kesinlikle tasvipetmediklerini, yapılan saldırıyı biryapıya yüklemenin yanlış olacağını,kendilerinin büyük bir halk hareketiolduğunu ve mahalledeki gençlerinörgütlü insanları olmadığını, fevribir davranış olarak görülmesi gerektiğini,örgütlü bir saldırı olamayacağını,halklar arasında düşmanlığıyaratmak isteyen güçler tarafındanörgütlenmiş bir saldırı olabileceğini,bunu yapanların yani provokatörlerinkendi içlerinde de olabileceğini, bizdende çıkabileceğini, gençleri kontroletmenin bazen imkansız olduğunu...”Kolçak’ın bu söyledikleri doğrudeğildir. Sorunun çözümüne hizmetedecek bakış açısı değildir. Yıllardıraynı şeyleri söylüyorlar. “Fevri davranışlar,örgütlü bir saldırı değil, düşmanlıkyaratmak isteyen güçler, provokatörlerinişi...” vs...BDP’liler bu tarzı burjuva medyadakiaçıklamalarında burjuvaziyekarşı kullanıyor. Aynı tarzı devrimcilerekarşı kullanması bu saldırılarıüslendiği anlamına gelir. Çünkü burjuvaziyekarşı kullandığı bu yöntemleriyıllardır bize karaşı da yapıyorlar.“Fevri davranışlar, örgütlü birsaldırı değil, düşmanlık yaratmakisteyen güçler, provokatörlerinişi...vs” bunlar doğru değildir. Butür açıklamaları gidin burjuvaziyeanlatın.BDP kitlesi ülkemizdeki en örgütlükitlelerden birisidir. İstediklerizaman binlerce kişiyi sokağa çıkartıpAncak hiçbir zaman milliyetçiçizgisini, yanlış politikalarınıeleştirmemezlik de yapmadık.Oligarşi linç saldırılarınıhep ‘vatandaş hassasiyeti’diye meşrulaştırmaya çalıştı.BDP’de aynı şeyi yapıyor:“Kürt halkının hassasiyeti”diyor. Ve bunu devrimcileresaldırının gerekçesi yapıyor.Faşistler, dinciler, Fethullahçılar,AKP’liler her türlühakareti yapıyorlar. Onlara karşısesinizi çıkartmıyorsunuz.Devrimcilere Kürdistan’da siyasetyasağı koyuyorsunuz. Standlarına,imza masalarına saldırıyorsunuz.Buna karşılık AKP Kürdistan’ın hertarafında örgütleniyor, FethullahçılarKürdistan’da örgütleniyor, Hizbullah90’lı yıllar boyunca Kürt halkındanbinlerce kişiyi katletti, şimdi Diyarbakır’da500 bin kişilik gösteri yopıyorve sizin onlara sesiniz çıkmıyor.Ama devrimciler sizi eleştirincebirden hassaslaşıveriyorsunuz ve saldırıyorunuz.NEDEN?Çünkü biz, “Kürt halkının katilleriyleuzlaşmayın” diyoruz.“Kürt halkının katilleri Kürt sorununuçözemez” diyoruz. “Amerika,Kürt sorununu çözemez” diyoruz.“Emperyalizm tüm dünya haklarınınkatilidir. Kürdistandakikatliamlardan başta Amerika olmaküzere tüm emperyalistler desorumludur” diyoruz.Bakın Roboski’ye; Amerika “istihbaratıbiz sağladık” diyor. OligarşiAmerika’nın istihbarat bilgileriylekatlediyor.Biz de diyoruz ki; Kürt sorunununçözümü Amerika’da değildir,Türkiye halklarıyla birlikte, ortakdüşmana karşı mücadelededir, devrimdedir...Bunlar sizin hangi hassasiyetlerinizedokunuyor? Bunlarda hakaretnerde?“Kürt halkının ve tüm dünya haklarınınkatili Amerika Kürt sorununuçözemez” demek hakaret mi? “KürtSayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012istemedikleri zaman da tek bir insanlarınısokağa çıkartmadığını biliyoruz.“Kürt” kelimesini duyuncabile ağzından kan damlayan faşistMHP Diyarbakır’da miting yaparkentek bir kişi sokağa çıkıp protestobile yapmamıştır. Bırakın bu “Fevridavranışlar, örgütlü bir saldırı değil”masallarını...Bize yapılan saldırıların hiçbirisikendiliğinden olan saldırılar değildir.Merkezi olarak örgütlenen saldırılardır.‘Hassasiyet’inizDevrimcilere Karşı;Faşistlere, Fethullahçılara,Hizbullahçılara DeğilYapılan görüşmelerde BDP İl BaşkanıAsiye Kolçak’da saldırılara gerekçearamıştır. Kolçak, “Kürt halkınınhassasiyetlerine karşı bir şeylersöyleyince halkı zaptetmek de mümkünolamıyor” diyor.Tarihimiz boyunca Kürt milliyetçiharekete karşı yönelttiğimiz hiçbireleştiride tek bir kelime hakaret,yoktur. “Kürt halkının hassasiyetleri”nizedeleyecek tek bir söz yoktur.Çıkartın gösterin. Tüm eleştirilerimizpolitik eleştirilerdir. Kürt milliyetçihareketi devrimci çizgiye çağıraneleştirilerdir.12 Eylül öncesinde ve sonrasında80’li yılların sonuna kadar birçoksol hareketin PKK’yi oligarşinin diliyle“Apocular” diye küçümserken,silahlı eylemlerini “terör” diye değerlendirirken,biz; ilerici, ulusal birhareket olarak ilk sahiplenen olduk.42MİLYONLARI ÖRGÜTLEYECEĞİZ!


halkını katleden, gerillalarıkimyasal silahlarla yakan,Köyleri bombalayan, mezarlıklarıyakan, binlerce gerillayıtoplu mezarlara gömenoligarşiyle uzlaşmayın” demekhakaret mi?Hayır, bu güne kadar yazdığımızyazıların hiç birisindehakaret yoktur.Yazılarımızda KürtMilliyetçi HareketinUzlaşmacı PolitikalarıDesteklenmediği İçin BizeSaldırılmaktadır!BDP İl Başkanı Asiye Kolçaksaldıranların isimlerini aldıktan sonra“mahallede soruşturma başlatacaklarını,kendi arkadaşlarını da dinleyeceklerinive soruşturma sonucunuen kısa zamanda bildireceklerini,meselenin çözülemez bir meseleolmadığını, gençlere sakin olmalarınısöylemek gerektiğini, olayınbüyütülmemesi gerektiğini” söyledi.Mesele hiç de basit bir meseledeğildir. Silahlarla, torpillerle, sopalımaskeli adamlarınız derneğimizi basıyor:Siz “olayın büyütülmemesigerektiğini” söylüyorsunuz. Aynı sorumsuzlukiçinde biz de olsak oradabirilerinin ölmemesi tesadüf olacaktır.“Biz Özür DiledikSiz de Eleştirmeyin”19 Nisan’da BDP İl Başkanı AsiyeKolçak ile yapılan görüşmenin arkasından24 Nisan’da Nurtepe’deBDP’liler ile ikinci bir toplantı dahayapıldı. Bu toplantıda BDP’liler,“derneğin basılmasını ve yapılansaldırıyı onaylamadıklarını, Çayan'dakiarkadaşlarıyla konuştuklarını,sadece Kağıthane ilçe başkanlığındadeğil, bulundukları heryerde eğitim çalışması başlattıklarını,böylesi konularda, bir daha yaşanmamasıiçin insanlarını eğittiklerini”söylediler. Bu konunun da eğitimamaçlı ilçe başkanlığında değerlendirileceğiniifade ettiler.Bu özür’ün üzerinden çok geçmedenKürt milliyetçi hareket yinetehditlere başladı.BDP’yi Uyarıyoruz:Saldırı ve TehditlerdenVazgeçin!Kağıthane ilçe Başkan YardımcısıHalk Cepheliler’i arayarak görüşmekistediğini söyledi. BDP ilçe başkanınınmüteahhitlik bürosunda görüşüldü.Orada bize, “Yürüyüş dergisindeçıkan yazılarla ilgili konuşmak istediklerini,Çayan'da Temel Haklar Derneği’negittiklerini özür yazısı bekledikleriniama bir hafta geçtiği haldeözür yazısı da yayınlanmadığını, bukonuda kendilerine haber verilmediğini,yazılardan dolayı Apocu Gençlik'ğinçok rahatsız olduğunu, kendilerininartık söyleyecekleri söz kalmadığını,gençleri zor zaptettiklerini, bundansonra olacaklardan kendilerinin sorumluolmayacağını” söylediler.Bu, konuşmak değil, mafyavariyapılan bir tehdittir.Orada da bu kendilerine söylendi:Tehdit mi ediyorsunuz, ne yapacaksınız,derneğimize mi saldıracaksınız,insanlarımızı mı döveceksiniz, öldürecekmisiniz ne yapacaksınız?BDP’liler Bizim Ne YazıpYazmayacağımıza,Nasıl EleştiripEleştirmeyeceğimizede Karışmak İstiyorKürt milliyetçi hareket reformizmin,oportünizmin ne yazıpne yazmayacağını, nasılbir politika yapıp yapmayacağınıbelirleyebilir.Kendi politikalarına tabikılabilir. Ama devrimcilerebunu yapamaz. Neyapıp, ne yapmayacağımızı,ne yazıp yazamayacağımızıbelirleyemezler.Bizi uzlaşmacı politikalarınayedekleyemezler.BDP’lilere yapılan görüşmede“bizi tehdit mi ediyorsunuz”diye sorduğumuzda verdikleri cevapşöyle: “Yok biz yapmayız. Tasvip deetmeyiz. Biz kravatlı siyasetçileriz.Ama siz bizim kırmızı çizgilerimizedokunuyorsunuz, kutsalımıza dokunuyorsunuz,biz böylesi yazılargörmek istemiyoruz, sizden rica ediyoruzböyle yazılar yazmayın birdaha, bu yazılar için de özür dileyinkapansın bu mesele” .BDP’liler bugüne kadarki yapılansaldırılarda “bizim bilgimiz yok” diyorlardı.Bu sefer açıktan tehditettiler. “Biz yapmayız. Tasvip de etmeyiz.Biz kravatlı siyasetçileriz”diyorlar fakat son dernek baskınındao kravatların çıkartılıp karmaskelerinintakılarak basıldığına tanık olduk.Yapılan görüşmede biz düşüncelerimiziifade ederken de BDP’lilertehditlerini sürdürdüler.“Önderimizi eleştirmeyin, bizitek tek eleştirebilirsiniz, birebir yüzyüzeeleştirebilirsiniz ama yayın organlarındatüm dünyaya duyurmayın.Size kaç defa geldik ama yazmayadevam ediyorsunuz, artık gençlerimiziengellemekte zorlanıyoruz,bu iş bizi aşar” diyor.Ne yapacaksınız? Kravatları çıkartıpyine kar maskelerini mi takacaksınız?Sizin “kırmızı çizgi” dediğiniz,oligarşiyle uzlaşma politikalarınızıeleştirmemizdir. Bahsi geçen yazıdabizim tarafımızdan önderinize söylenmiştek bir kelime hakaret yoktur.Yazı içinde Önderinizle ilgili geçenbölümlerin hepsi bize ait değil, ön-Sayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012AKP ZULMÜNÜ YENECEĞİZ!43


Sayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012derinizin kendi sözleridir.Siz önderinizin kendi sözlerindenmi rahatsız oluyorsunuz. O sözlerde yine sizin kendi yayınlarınızdanalınmıştır.Ne yapmamızı istiyorsunuz? Sizieleştirmeyelim mi? Reformistler,oportünistler gibi size biat mı edelim,Onu mu istiyorsunuz?Bu ideolojik mücadeledir, katılırsınızya da katılmazsınız. Siz decevabınızı yayın organlarınızda verirsiniz.Siz dediniz diye, rahatsızoluyorsunuz diye ideolojik mücadeledenvazgeçmeyiz. Biz dostlarımızıeleştiririz.BDP’liler İtiraf Etmiştir.Bütün Saldırılar MerkeziOlarak YapılmaktadırKürt milliyetçi hareketin kurumlarımızayönelik saldırılarından sonraBDP’liler hep kendilerini ilgilendirmediğinisöylemişlerdir. Örgütsüzkesimlerin kendiliğinden tepkisi olduğunusöylemişlerdir. Ancak bu görüşmelerdenanlaşılmaktadır ki merkeziolarak planlanmaktadır. Nitekimbizi tehdit eden Kağıthane ilçe teşkilatındangörevli kişiler de “Bizimilçemiz de bir Selahattin Demirtaşda bir” diyerek bunu itiraf etmiştir.BDP’lilerHalk Cephesi’ni TehditEtmekten Vazgeçmelidir!Bütün bu tehditlerin gerekçesiYürüyüş’ün 315. sayısında BDP’ninAmerikan ziyaretini eleştiren “KürtHalkının Kaderi Washington’da DeğilAnadolu İhtilalindedir!” başlıklıyazımızdır.BDP’nin Amerikan ziyaretini eleştirdiğimiziçin özür dileyin diyorlar.BDP’liler bu yoldan vazgeçmelidirler.Devrimcileri tehdit ederek düşüncelerimizisöylemekten vaz geçireceklerinisanıyorlarsa yanılıyorlar.Kağıthane ilçe Başkanlığı’nın tehditleriüzerine tekrar 16 Mayıs’taBDP İl Başkanı Asiye Kolçak ilegörüşüldü.Yapılan görüşmede Kolçak’ın görüşleritam da Kürt milliyetçi hareketinbakış açısını yansıtmaktadır.Kendileri sol’a ilişkin her türlü hakareti,küçümsemeyi, aşağılamayıyaparlar. Herkese akıl verirler. Amabizi eleştirmeyin derler. Kendilerineyönelen siyasi bir eleştiriye saldırılarlacevap verirler.Kolçak’ın bakış açısı Kürt milliyetçihareketin saldırı gerekçesinintemelini oluşturmaktadır.Bundan dolayı da iddia ediyoruzki, bize yönelik gerçekleştirilen saldırılarıntümü merkezi olarak planlananörgütlü saldırılardır.İşte Kolçak’ın sözleri: “Yazınıniçeriğini bilmiyorum ama benim, yöneticilerimizin,halkın düşüncesibize kimse akıl vermemelidir. Elbettetehdit vs. doğru değildir. Küllerindendoğmuş bir halk hareketiyiz, çok badireleratlattık, herkes bize saldırıyor,AKP, Amerika saldırıyor. Bu durumvarken bizim hakkımızda açıktan birşeyler yapılması doğru değil, bu olmaz.Solun kendi ilacı olsa kendikeline sürer. Birçok sorun var Türkiye’de.Yoksuluk, eğitim, sağlık...Sol bunlarla ilgili ne yapılacaksayapsın. Amerika ile görüşürüz. Amerikadünyanın jandarması değil mi?Devlet başkanları gidip el etek sürmüyorlarmı? Böyle bir gerçeklikvar dünyada. Amerika’nın dünya hakimi,böyle bir durumu var. Amerikakürt sorununu Talabani’den, Barzani’den,AKP’den öğreneceğine bizdenöğrensin” diyor.Birincisi; dergideki eleştiri yazımızıniçeriği sizin hiçbir şekildetehdit etmenizi, saldırmanızı meşrulaştırmaz.Sizin politikalarınızı eleştiriyoruzdiye özür dilenmez. Eleştiridevrimci, dost güçler arasında yapılanideolojik mücadele yöntemidir.Kürt milliyetçi hareketin yaptığı,eleştiriden kaçmaktır.İkincisi; İdeolojik mücadele, eleştiri“akıl vermek” değildir. Akıl veremezdiyen Kolçak kendisi akıl veriyor.“Kürt sorunu bizim işimiz, sizgidin açlık, yoksulluk, eğitim, sağlıksorunlarıyla ilgilenin” diyor. Sol’ungörev alanını belirliyor.Üçüncüsü; Kürt milliyetçi hareketinher şeyi kendi merkezindegören anlayışı. Solu aşağılıyor.“Sol’un kendi ilacı olsa kendi kelinesürer” diyor. İstiyorlarki devrimcilersadece kendilerine tabi olsunlar.Kendi dışlarındaki hiçbir gelişmeyigörmüyorlar.Dördüncüsü; BDP’liler dost vedüşmanı iyi ayırsınlar. Amerika’sı,AKP’si saldırırken devrimciler herzaman hep Kürt halkının yanındaolmuştur. Emperyalizmin ve oligarşininsaldırılarına karşı çıkmıştır.Devrimcilerin söylediği Kürt halkının,‘Türkiye halklarının katilleriyle uzlaşmayın’dır.Halkları katledenlerhalkların sorununu çözemez diyoruz.Amerika’nın dünyanın jandarmasıolmasını meşru görmüyoruz. Amerika’yakimse dünyanın jandarmasıolma hakkını vermedi. Kürt halkınıkatletme hakkını vermedi. Biz, topraklarımızındünya haklarını katletmekiçin üs olarak kullanılmasını istemiyoruz.Ve bunun için 70’lerdenberi Amerika’ya ve işbirlikçi iktidarlarakarşı savaşıyoruz. Bu uğurdabedeller ödüyoruz.Beşincisi; Amerika’ya gidip eletek öpenler Amerika’nın işbirlikçileri,uşaklarıdır. Meclisteki oligarşinintüm partileri Amerika’nın uşağıdır.Biz BDP’yi onlarla aynı kefeye koymuyoruz.Halkın saflarında görüyoruz.BDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş“Bütün partilere dünyayı gezmekhelal de bize mi haram” diyor.Demirtaş’ın “dünya”dan kastı Amerika’dır.Oligarşinin işbirlikçi partileriylekendini kıyaslayan Demirtaş’ıelbette eleştireceğiz.İl Başkanı Asiye Kolçak da “Devletbaşkanları gidip Amerika’ya eletek sürmüyorlar mı” diyor.Evet 1950’lerden beri Türkiye’yiyöneten tüm başbakanları, Amerika’yagidip el etek öpmeden, Amerika’nınicazetini almadan iktidar olmamışlardır.Biz Amerika’ya el etek sürdükleriiçin oligarşinin yöneticilerine Amerika’nınişbirlikçileri, uşakları diyoruz.Onun için işbirlikçi oligarşiye karşı44MİLYONLARI ÖRGÜTLEYECEĞİZ!


savaşıyoruz. Onun için ne AKP, nede oligarşinin her hangi bir partisiKürt sorununu çözemez diyoruz.Onun için Kürt sorununun çözümününde, Türkiye’de yaşayan tümhalkların kurtuluşunun da işbirlikçioligarşinin iktidarının yıkılarak emperyalistlerinükemizden kovulmasıiçin mücadele ediyoruz.Kürt milliyetçi hareketine eleştirilerimizintemeli budur. Bu dostçabir eleştiridir. Türk, Kürt, Laz, Çerkez...Ülkemizde yaşayan tüm milliyetlerden,tüm inançlardan, halklarınkurtuluşu için işbirlikçi oligarşi veemperyalizmle uzlaşmayı değil, halklarınbirlikte savaşmasını savunuyoruz.Halkları kurtuluşa götürecek tekyolun bu olduğunu söylüyoruz. Tümeleştirilerimiz bu temeldedir.Peki siz ne demek istiyorsunuz?Biz de mi “el etek öpmek istiyoruz”demek istiyor? Kendinizi işbirlikçipartilerle kıyaslamalayın. Biz onuniçin eleştiriyoruz.Ancak bu eleştirilerimizi Kürtmilliyetçi hareket, politikalarınınönünde engel olarak görüyor. Onuniçin tehdit ediyor. “Hakaret, Kürthalkının hassasiyetler” söylemlerihepsi bahanedir.BDP’yi tekrar tekrar uyarıyoruz:Eleştiri dost güçler arasında yapılanideolojik mücadeledir. Tehditlerle,kurumlarımıza yönelik saldırılarlaeleştirileri önleyeceğinizi sanıyorsanızyanılıyorsunuz.Kürt HalkımızaSesleniyoruz;Hiç bir koşulda provokasyonlara gelmeyiniz.Halk Cephesi; Kürt, Türk,Laz, Çarkez, Arap... Anadolu topraklarındayaşayan tüm halkların kurtuluşuiçin mücadele etmektedir...Çözüm ne oligarşiyle uzlaşmakta,ne Amerika’dadır. Çözüm halklarındüşmanı Amerika ve işbirlikçi oligarşiyekarşı savaşmaktadır. Çözümhalkların kendi iktidarındadır. Biztüm halkların dostuyuz. Halkın iktidarıiçin savaşıyoruz.BDP’yi, HDK’yı ve Devrimci, Sol, SosyalistYapıları Sorumlu Olmaya Çağırıyoruz!Bugüne kadar demokratik kurumlarımızKürt milliyetçi harekettarafından silahlarla, molotoflarla,defalarca basıldı. Derneklerimizyakıldı. İnsanlarımız öldüresiyedövüldü. Bugüne kadar kurumlarımızayönelik düşmanın bile yapmadığısaldırılarla karşılaştık. Tüpgaz açılıp,dernek binası havaya uçurulmayaçalışıldı.Bunlar devrimciler, dost güçlerarasında sebep ne olursa olsun aslayaşanmaması gereken saldırılardır.Hiç kimse bu saldırılara gerekçe bularakmeşrulaştıramaz.BDP’liler bugüne kadar bütünsaldırıların kendi dışlarında olduğunusöylemiştir. Ancak bu kez açıkçaBDP’liler tarafından tehdit edildik.BDP’lilerin TehditleriHala SürmektedirDevrimciler, dost güçler arasındaeleştiri ideolojik mücadelenin temelidir.Eleştiriye “özür” istemektehdittir. Yapılan bir eleştiride, yazıda,haberde yanlış bir bilgi varsa düzeltmeistenir. Eğer yapılan eleştirileridoğru bulmuyorsanız kendi yayınorganlarınızda cevap verirsiniz.Acak BDP’LİLER HALK CEP-HESİ’Nİ YÜRÜYÜŞ DERGİSİ’N-DE YAZILAN BİR ELEŞTİRİ YA-ZISINDAN DOLAYI AÇIKÇATEHDİT ETMEKTEDİR!Biz biliyoruz ki, bu tehditler tehditlede kalmayıp fiili saldırıyadönüşecektir.Halk Cephesi olarak asla tahriklere,provokasyonlara gelmeyeceğiz.Provokasyonlara izin vermeyeceğiz.Tehditler ne boyutta olursa olsunasla saldıran taraf olmayacağız.Ancak kurumlarımıza, insanlarımızafiili bir saldırı olması durumundaher türlü araçla kendimizisavunacağız.Olabilecek Her ŞeydenBDP Sorumlu OlacaktırBDP’nin tehditleri konusundaHalkların Demokratik Kongresi Bileşenlerinisorumluluk almayaçağırıyoruz. Hiç kimse BDP’nin butehditleri kaşısında sessiz kalamaz.Bizi ilgilendirmez diyemez.BDP’nin tehditleri günlerdirsürüyor. Anlık gelişen bir durumyok. BDP’liler açık açık tehdit ediyorlar.Bu tehditler sonucunda gelen birsaldırıdan HDK içinde yer alan tümsiyasi yapılar da sorumluluklarınıyerine getirmedikleri için sorumluolacaklardır.HDK dışındaki tüm devrimci,sosyalist yapılara sorumluluk almayaçağırıyoruz!BDP’nin bu saldırı ve tehditlerimahkum edilmediği sürece saldırılarsürecektir.Kürt milliyetçi hareket, devrimcilerekarşı pervasızca saldırılarınıSol’un tavırsızlığından almaktadır.Sol tavırsız kaldığı sürece Kürt milliyetçihareket kendilerine tabi olmayanherkese siyaset yasağınavaran yasaklar koyacak ve saldırıgerekçesi yapacaktır.Devrimci, demokratik yapılar busaldırılar karşısında tavırsız kalmamalıtehdit ve saldırıları mahkumetmelidir.Halk CephesiSayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012AKP ZULMÜNÜ YENECEĞİZ!45


Sayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012Canan’ı Ölümsüzleştirmekİçin Daha Çok Çalışacak,Daha Çok Örgütleneceğiz!15 Mayıs'ta başlayan Canan KulaksızAlternatif Öğrenci Şenliği 16Mayıs'ta da coşkuyla devam etti. GrupYorum şarkıları eşliğinde, Boran veTavır yayınları ile Yar Yayınları'naait kitapların, tutsak ürünlerinin bulunduğuve takı atölyesinin ürünlerininsergilendiği masalar açıldı.Okul içinde, davulla ve sesli çağrılarlatoplu duyuruya çıkıldı. Şenliğin16 Mayıs’a ait günlük programınınbulunduğu el kitapları okul içinde yemekhane,kafe ve yollarda dağıtıldı.Konservatuvar bölümü öğrencisiVolkan isimli bir öğrenci gitar eşliğindekavalla küçük bir konser verdi. Ardındanatölye çalışmaları başladı. Ebrusanatı, takı yapımı, karikatür ve tiyatroatölyeleri hazırdı. Öğrencilerin atölyelereilgisi yoğundu. Atölyelerde yapılanel ürünleri sergilendi.Denizli Edebiyat Dostları Topluluğu"İçerdekiler" adlı tiyatro oyununuoynadı. Tiyatro gösterisinin ardından“Nasıl Bir Eğitim İstiyoruz?” konulupanele geçildi. Panele konuşmacı olarakÇHD Genel Başkanı Av. SelçukKozağaçlı, Dokuz Eylül ÜniversitesiFizik Bölümü Araştırma GörevlisiÜmit Akıncı ve Ege Gençlik Derneği'ndenEylem Mahanda katıldı. Kozağaçlıeğitim sisteminin her dönemdeoligarşinin isteğine göre şekillendiğinive bugün 4+4+4 sistemine tekelleriçin daha karlı olacağı için geçildiğinianlattı.Akıncı, üniversitelerdeki dönüşümüiçeren Bologna Süreci'ni anlattı.Mahanda ise kapitalist eğitim sistemininparalı olduğundan ve gençliğidüşünmekten uzak, bireyci bir halegetirdiğinden bahsetti. Buna karşı gelenlerinsesadece parasız eğitim istediğiiçin tutuklanabildiğini, Ferhat ve Berna,Gülşah ve Meral örneklerindenbahsederek anlattı. Tek çözüm yolununbirleşip örgütlenmekten geçtiğini söyledi.Panel öncesi alanın etrafı “ParasızEğitim Sınavsız Gelecek Hakkımız!İstiyoruz, Alacağız!” ve “Gülşah veMeral Serbest Bırakılsın!” afişleriyledonatıldı.3. günün akşam konseri programındaMurat Sincer vardı. Sincer,deyişler ve halk türküleri söyledi. Ardındansahneye Grup Günışığı çıktı.Çekilen halayların ardından konsersona erdi.Şenliğin 4. günü olan 17 Mayıs’ta,Edebiyat Fakültesi çevresindeki kafelerde,1 No’lu yemekhanede, YabancıDiller Yüksekokulu çevresi vesınıflarda, Bornova KYK önünde 12kişilik ekiple günlük programın duyurusuyapıldı.Şenlik programı atölyelerle başladı.Ardından “Ülkemizde Düşünce Özgürlüğüve Sanatın Yeri” konulupanele geçildi. Panele konuşmacı olaraktiyatrocu Orhan Alkaya, yazarMetin Yeğin, TAYAD Başkanı Av.Behiç Aşçı ile TAYAD’dan Ahmet46MİLYONLARI ÖRGÜTLEYECEĞİZ!


Kulaksız katıldı.Orhan Alkaya, şehir tiyatrolarınınözelleştirilmek istenmesiyle ilgili konuşarak,sanatın alınıp satılan bir metahaline getirildiğini ve bunun düşünceözgürlüğü önünde büyük engel olduğunusöyledi. Metin Yeğin de “Birülkede düşünce özgürlüğü var mı yokmu diye tartışmak için bir panel yapılıyorsazaten düşünce özgürlüğününvarlığından bahsedemeyiz.” dedi. BehiçAşçı tutuklu öğrencilerden bahsetti.Paneli dinleyen öğrencilere “Sizinyaşınızda birçok öğrencinin avukatlığınıyapıyorum. Bazıları sadece düşüncelerinidile getirdiği için yıllarönce öğrenciyken tutuklandı, şimdibenimle yaşıt ve tutuklular. Her nesilbunu yaşarken düşünce özgürlüğündenbahsedebilir miyiz?” dedi. Ahmet Kulaksızise Canan’ın ölüm orucuna başlamakararını verdiğinde bu konuyuçok düşündüğünü babalık duygularıylaonun yaşamasını istediğinde onun düşüncelerinene kadar saygı duyduğunusorguladığını söyledi. Düşünce özgürlüğününaynı zamanda düşündüklerinidünyayı değiştirmek için hareketegeçirmek olduğundan bahsetti.Öğrencilerin sorduğu sorularla devameden panele 100 kişi katıldı.Panelin bitiminden sonra direniştekiSavranoğlu ve Billur Tuz işçileri direnişleriniöğrencilere anlattı. Alanda“Savranoğlu İşçisi Yalnız Değildir!”,“Billur Tuz İşçisi Yalnız Değildir!”,“İşçiyiz Haklıyız Kazanacağız!” sloganlarıatıldı. İşçilerle grev halayı kuruldu.4. günün konser sanatçısı YapıcılarınTürküsü müzik grubu idi.18 Mayıs'ta İzmir'de6 Bin Canan'dıkEge Üniversitesi'ndeki 8. AlternatifCanan Kulaksız Alternatif ÖğrenciŞenliği'nin son günü, binlerin toplandığıGrup Yorum konserinin coşkusuylasona erdi. Sabahtan itibaren Yorumkonserinin duyurusuna başlandı. Yorumkonserinin bilgilerini içeren 20 ozalitkampüs içine ve çevresine asıldı. 18Mayıs'ın günlük programını içeren1000 el ilanı dağıtıldı. Yorum konseriningerçekleşeceği Ege Üniversitesi törenalanı hazırlandı.Her gün olduğu gibi yine atölyeleraçıldı. Konser saati yaklaşırken, stantmalzemeleri de şenlik alanına taşındı.Hava gün boyu yağmurlu olmasınakarşın insanlar konser için kapıda erkendenbeklemeye başladı. Saat 19.00civarı kapıların açılmasıyla, binlercekişi konser alanına akın etti. Sahneyeönce Grup Kaçkar çıktı. Söylediği Karadeniztürküleriyle kitleyi coşturdu.Grup Kaçkar'ın ardından, sosyalizminkızıl bayrağını taşıyan tek tipler sahneniniki yanındaki yerini aldı. Kitletek tipleri alkışlarla karşıladı.Ardından Ege Gençlik Derneğiadına Mert Toka bir açılış konuşmasıyaptı. Konuşmada 4 gündür sürenşenlikte kolektif yaşayışıyla ve disipliniyleDev-Genç'lilerin alternatifşenliğin yanında alternatif bir yaşamtarzını da öğrencilere gösterdiğinisöyledi. Parasız eğitim isteyen, demokratikbir ülke isteyen öğrencilerintutuklandığını bu zulme karşı gençliğintek çözümünün Dev-Genç saflarındamücadele etmek olduğunu söyledi."Şimdi, önderlerimizin, şehidimizingörüntüleri; kızıl bayraklarımızın altındasizlere sesleniyoruz. Faşizminpervasızca saldırdığı, baskınların, gözaltıve tutuklamaların her geçen günarttığı bir ortamda, ‘YOLUMUZ ÇA-YANLAR’IN YOLUDUR’ diyoruz."dedi.Ardından sahneye Canan ve ZehraKulaksız'ın babası Ahmet Kulaksızgeldi. 18 Mayıs'ta şehit düşen devrimciönder İbrahim Kaypakkaya'yı selamlayarakbaşladı konuşmasına. AhmetKulaksız'ın her cümlesi yoğun alkışve sloganlarla karşılandı binler tarafından.Canan'dan bahsettikçe, "CananKulaksız Ölümsüzdür" sloganı alanınher yanından atılmaya başladı. AhmetKulaksız da bu coşku selini yaratan,Canan'ın adına yaraşır bu şenliği düzenleyenDev-Genç'lilere teşekkür ettiğinisöyledi. Adları Canan ve Zehraolan iki kız çocuğu sahneye geldiğinde.“İki evladını kaybetmiş bir babayım.Bunun üstesinden gelmek kolay olmadı.Bu gücü bana veren Canan'ımınyoldaşlarıdır. Bu iki kız kardeşten birininadı Canan, diğerininki Zehra.Hayat da budur işte." dedi. AhmetKulaksız'ın küçük Canan ve Zehra'danbahsettiği anlarda kitlenin alkışlarıuzun süre devam etti. Evet, hayatyeni Canan ve Zehra'ların mücadelesiyledevam ediyordu. Alanda sık sık“Canan Kulaksız Ölümsüzdür”, “DevrimŞehitleri Ölümsüzdür”, “MahirHüseyin Ulaş Kurtuluşa Kadar Savaş”,“Kurtuluş Kavgada Zafer Cephede”,“Mahirden Dayıya Sürüyor Bu Kavga”sloganları atıldı.Ahmet Kulaksız'ın ardından sunucuNazım Hikmet'in Güneşi İçenler’inTürküsü şiirinden bir bölüm okudu veGrup Yorum'u sahneye çağırdı. Adıanons edildiğinde binlerce kişi alkışlarlakarşıladı Yorum'u. Grup Yorum üyelerialandaki "Paylaştıkça Canan CananÇoğalıyoruz" pankartına dikkat çektive “Bugün bu konserde toplanan binlerceCanan'ız” dedi.Konser başlamış, tribünler ve alantamamen dolmuştu. Ancak insanlarhala gelmeye devam ediyordu. Bazısıkalabalıktan yer bulamayarak geri dönerken;büyük çoğunluğu ise şenlikalanının dışından katıldı coşkuya.Grup Yorum, sevilen şarkılarınımarşlarınıseslendirdi. Kürt halkınınüzerindeki baskılardan bahsederek HernePeş marşını da okudular. Dahasonra Suriye'deki emperyalist saldırganlığakarşı Suriye halkının yanındaolduklarından; Hatay'da tüm engellemelereve tutuklama terörüne karşın30 bin kişilik bir Suriye halkıyla dayanışmakonseri verdiklerinden bahsederek,Arap halkının mücadelesinianlatan Ween El Malayeen şarkısınısöylediler. Ulaş'a Ağıt, Şarkışla, Kızıldereile devrimci önderler anıldı.Ardından Reşo-Keçe Kurdan-DağlaraGel ile kitle halaylarla coştu. Konser,Cemo, Haklıyız Kazanacağız ve ÇavBella söylenerek sona erdi.Yorum, konserin bitimindeki konuşmasındaGrup Yorum konserlerininsadece bir konser olmadığını, konserinbitiminde insanların devrime olaninancının arttığını ve konseri dinleyenherkesin alandan umutla ayrıldığınısöyledi.Konseri alanda 6000 kişi izledi.Konserin bitiminde herkes bu seneningeçen seneden çok daha kalabalık olduğunuve seneye bu alanın yetmeyeceğinisöyleyerek ayrıldı.Sayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012AKP ZULMÜNÜ YENECEĞİZ!47


Devrimci MemurHareketiMehmet Ali ÖğretmenSerbest Bırakılsın!Sayı: 318Yürüyüş27 Mayıs201217 Mayıs Perşembe günü Malatya3. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeMehmet Ali Aslan’ın davası görülmeyebaşlandı. Sendikal faaliyetleriiçinde ekonomik, demokratik faaliyetleri“örgüt suçu” sayan mahkemeMehmet Ali Aslan’ın tutukluluğunundevamına karar verdi.Bir sonraki duruşma tarihi 28 Haziran2012 tarihine ertelendi. Duruşmasaat 10.00’da Malatya Adliyesi’ndeyapılacak. Kamu EmekçileriCephesi olarak yine orada olacak,meşruluğumuzu savunup AKP’ninoyunlarını bozacağız.Mehmet Ali Aslan, ekim ayındanbu yana Adıyaman E Tipi Hapishanesi’ndetutuklu bulunuyor. İstanbul’dakievinden gece yarısı işkenceyle gözaltınaalınan Aslan, hakim karşısınaancak 7 ay sonra çıkarıldı. Üstelik dene ile suçlandığını son ana kadar öğrenemeden.Aslında devlet MehmetAli Aslan’ı “Önce tutuklayalım, nasılolsa bir suç uydururuz” anlayışı ile aylardırözgürlüğünden mahrum bıraktıktansonra iddianameyi hazırlamıştır.Mehmet Ali Aslan Ne İleSuçlanıyor?1- Eğitim-Sen Dersim Şube Başkanlığıve KESK Dönem Sözcülüğü’nüyürüttüğü dönemlerde KESK’eyapılan baskınları kınayan basın açıklamalarınıyapması ve gözaltına alınanKESK’li üye ve yöneticilerin serbestbırakılmasını talep etmek.2- “Zorunlu Din Dersleri Kaldırılsın.Her Türden AsimilasyonaSon!” talebi ile Dersim’de bulunanhemen hemen tüm Demokratik KitleÖrgütü, siyasi partiler ve belediye başkanlarınınkatılımı ile düzenlenenmitinge katılmak.3- Eğitim-Sen Dersim Şubesi YönetimKurulu Üyeleri ile sendika şubesinde,şube yönetim kurulu toplantısıhakkında telefon görüşmeleriyapmak. Anlaşılan bir sendika yöneticisiolarak bir başka yönetici ile telefondagörüşmek yasak. Sendikadagörüşmek yasak. Sendikanın sorunlarınıgörüşmek, toplantı yapmak,konuşmak suç.4- Toplu mezarların açılmasıve cenazelerin ailelerine teslim edilmesitalebi ile yapılan eylemleredestek vermek.Bilindiği gibi Hüsnü Yıldız, 14 yılönce katledilen kardeşinin içinde bulunduğutoplu mezarın açılması vecenazelerin kendilerine verilmesi içinDersim’de kurduğu çadırda 66 gün boyuncaölüm orucu direnişini sürdürdü.Sonuç olarak Adalet Bakanlığı’nın talimatı,Malatya Özel Yetkili Savcısı’nınkatılımı ile toplu mezar açılmış, cenazelerailelerine teslim edilmişti.5- Basın açıklaması yapılacağıbilgisini vermek için basını aramak.Bu da “Örgütsel faaliyetleri düzenleme”olarak değerlendiriliyor. Basınaçıklaması suç değilken açıklamanınhaberini vermek suç sayılıyor.6- İddianamelerin olmazsa olmazıGrup Yorum konserleri. 17 Nisan2011’de Bakırköy’de yapılan “BağımsızTürkiye” konserine katılmak. 10Mayıs 2011’de Grup Yorum’a yönelikyapılan baskını protesto etmek için düzenlenenbasın açıklamasına katılmak.10 Temmuz 2011’de Dersim’de düzenlenenkonsere destek vermek.7- Kızıldere anmasına katılmak.Yine binlerce kişiyle yıllardır yapılananma birileri için suç sayılıyor. OysaMehmet Ali Aslan, çok istediği haldeKızıldere’ye gidemediğini ifadeediyor. Yani gitmediği bir etkinliktenbile suçlanıyor.8- 8 Mart Dünya Emekçi KadınlarGünü eylemine katılmak. Dahadoğrusu katılmamak. Şöyle ki; ilkdefa 2011’deki 8 Mart etkinliği’neokulda olması gerektiği için katılamayan,sadece etkinlik başlamadanönce uğrayıp okula dönen MehmetAli Aslan, eyleme katılanları yönlendirmeklesuçlanıyor.9- 1 Mayıs 2011 Taksim kutlamalarınakatılmak. Milyona varan kişininkatıldığı bir miting iddianamedesuç olarak sayılıyor. Bu, TaksimAlanı’nı işçilere açmak zorunda kalaniktidarın intikam alma isteğidir.10- Tüm bunların yanında arkadaşlarınındavasını takip etmek, mezarziyaretlerinde bulunmak gibi hiçbirisitek tek suç olmayan iddialarla suçlanıyorMehmet Ali Aslan.İddianameye bakıldığında AKP’ninpolisiyle, yargısıyla halka ve emekçilerekarşı düşmanlığı açıkça görülebiliyor.KESK DavayıSahiplenmelidir!Mehmet Ali öğretmenin davasıüzerine atılı suçlar göz önünde bulundurulduğundasendikalar ve sendikalmücadele verenler açısından özellikledikkate değer olmalıdır. Bir sendikanınyöneticisinin; sendikasında yönetim kuruluüyeleri ile toplantı yapması, sendikasınındüzenlediği etkinliklere katılması,sendikasının basın açıklamalarıve eylemlerine katılması, sendikasınınbaskına uğramasını protesto etmesi, tutuklusendikalı arkadaşlarının davalarınıtakip etmesi ayrı ayrı suç sayılıyor.Böylesi bir yaklaşım sendikaları tamamenişlevsiz hale getirmek istemeyi,kendi sorunlarına ve üyelerine bilesahip çıkmayı engellenmeyi amaçlıyor.Sendikal faaliyeti suç haline getiren buiddianame her bir sendika yöneticisi veüyesi için açık tehdit niteliğindedir.Eğitim-Sen ve KESK, son günekadar davayı görmezden gelen birtutum içinde oldu. Bu tutum KESK’intutuklu üyeleri için şimdiye kadarkipolitikasızlığından ayrı düşünülmezkuşkusuz. Fakat bu politika değişmekzorundadır. Artık sendikanın eylemlerinekatılmak, sendikaya yapılanbaskınları kınamak bile suç sayılırhale gelmiştir. Sendikalarımızın üzerindekibaskılar ancak tutuklu üyelerimizisahiplenerek, onlarla dayanışmaörgütlenerek kırılabilir.48MİLYONLARI ÖRGÜTLEYECEĞİZ!


AVRUPA’dakiBİZGünlerdir Alman veTürkiye basını, Almanya'dayerel seçimleri yazıyor.2 sayı önce Partilerinseçim kampanyalarındanbahsetmiştik.Kuzey Ren Westfalyeseçimlerinin sonucuCDU'ya oy atan seçmen sayısınınazaldığını gösteriyor.İşte bu noktada burjuva basınve bazı aydınlar Merkel'in bu düşüşündenmemnun. Türkiye'yekarşı Avrupa Birliği konusundatakındığı tavır nedeniyle, Türkiyebasını Merkel'in düşüşündenmemnun. Avrupa'daki insanlarımızda Merkel'in bu düşüşündençok memnun.Cezasını buldu şeklinde değerlendiriliyor.Hayır, Merkel cezasını böylebulamaz.Bir MERKEL GİDER,BAŞKA BİR MERKEL GE-LİR…Çözüm SPD mi, Sol Partimi, Yeşiller mi? Hiçbiri değil!Bütün anti demokratik yasalar,bütün hak gaspları Merkel öncesiiktidar döneminde başlamıştır.Hartz4 yasası SPD'nin. Yeni yabancılaryasasının hazırlıkları da yine onlarıniktidarında yapılmıştır.Yabancılık soruları ilk SPD Yeşilleriktidarı döneminde yapılmıştır.O ZAMAN NE SPD, NE CDU,NE YEŞİLLER HİÇ BİRİNDENUMUTLU DEĞİLİZ, GÜVEN-MİYORUZ.Peki kime güveneceğiz? Pekiumutlarımızı nasıl ayakta tutacağız?Umutsuz yaşanır mı? Evet yaşanmaz.KENDİMİZE GÜVENECE-ĞİZ, HALKA GÜVENECEĞİZ.Örgütlülüğün gücüne inanacakve güveneceğiz.İlk önce bu güven devrimcilerdebaşlayacak. Kendine ve 3.5 milyoninsanımıza güveneceğiz.Bu halkın, eğer inanırsa sana,eğer görürse kendi gücünü, onunönünde hiçbir engelin olmayacağınaUMUT CDU'DA, SPD’DE,YEŞİLLERDE DEĞİL!UMUT ÖRGÜTLENMEKTE Bir hafta kaldı konsere. İki kişi gibi çalışmalıyız. İki kişi gibi konuşmalı, İki kişi kadar yürümeliyiz. Daha fazla emek ve azim ileçalışmalıyız. Faşizme olan öfkemiz kadaremek harcamalı ve koşmalıyız. Yürümek değil, koşmak. Mazaret değil, iş.Amalar, olmazlar yok.Olurlar olacak hayatımızda. Halka güven ve umut olacak.inanacağız.Güveneceğiz ama halka. Halkınkendine olan güvenini yerine getireceğiz.İnandığında nasıl yanlış adımlaratıyorsa, doğruları da atacaktır.Halkımız ahlaklı ve onurludur; düşünceleritemizdir. İnandığı için Jet-Pa, Kombassan, Deniz Feneri gibikan emici kurumlara milyonlarca parasınıkaptırmıştır.İnandığında ne Alman devletininsöyledikleri, ne yazılanlar onu çok ilgilendirmez.Evet sonuç halkın emeği,alınterinin yok olması oldu. Evetyanlış yere inandı ama inandığındakimse önünde duramadı.Eğer doğruyu gösterirsen, emeklerinioralara vermez. Neden oralaraveriyor? Çünkü Alman devletininhiçbir kurumuna güvenmiyor. Türkiyebankalarına güvenmiyor. Türkiyelibankalar onların bilgilerini Almandevletine ispiyonladı. Irkçılığa karşıkonser anlatımları bize neyi gösteriyor.Halkımız kendine güvensiz veumutsuz. Umudu halaSPD'de, ya da Türkiyeli busoyguncularda arıyor.O zaman umudun kendiörgütlenmesinde olduğunuanlatacağız insanlarımıza.Irkçılığa karşı mücadeleederek bu saldırılarınson bulacağını anlatacağız.Umut örgütlenmekte.Grup Yorum'un “IrkçılığaKarşı Tek Ses Konseri" halkımıza,“Hiç de az değilmişiz”dedirtecek. “Benim gibi öfkeliinsanlarımız varmış. Benimgibi örgütlülüğe inanan insanlarvarmış” dedirtecek.Konser hedefi 10 bin. Amasadece Almanya'da 2 milyonTürkiyeli yaşıyor.Evet bu hedef küçük değildir.Ama 2 MİLYONUN YAŞA-DIĞI BİR YERE GÖRE KÜ-ÇÜKTÜR. Biz o, milyonları örgütleyecekgücü ve güveni duymalıyızkendimizde. İlk öncehalkı örgütleme gücüne bizinanacağız.Bizim dışımızda insanlarımızınsorunları için kimse mücadeleetmez. Bunun için yıllarca hapishanelerdeyatmayı, bedel ödemeyigöze almaz. Onların alınterinekimse bizim gibi değer vermez.BİZ İNANACAĞIZ VE GÜ-VENECEĞİZ HALKIMIZA.UMUT OLACAĞIZ. BU KON-SER HALKA OLAN İNANCIMI-ZIN, GÜVENİMİZİN SONUCU-NU GÖSTERECEK.Biz halka gidersek, onlara mücadeleetmenin önemini anlattığımızda,halkımızın nasıl sahiplendiğini göreceğiz.Emek ve inatla çalıştığında herşeybaşarılır.Belki bugün inanmaz, belki güvenemezbize. Ama biz ısrarlı vekararlı olduğumuzda yarın inanacakve güvenecek. Çünkü tek kurtuluşuörgütlü mücadelede. Ama ısrarla gideceğizve anlatacağız.HALKA İNANIRSAK, GÜVE-NİRSEK, değil 10 binleri yüz binlerigetireceğimiz konserlerin, yürü-Sayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012AKP ZULMÜNÜ YENECEĞİZ!4 9


yüşlerin hayallerini kuracağız.Halka inanmayan aslında kendineinanmıyordur, güvenmiyordur. Halkıgüçsüz ve korkak gören, kendisigüçsüz ve korkaktır.Yüz binler diyoruz. Bu hedefimizehayal ürünü diyen kendi ufkunu daraltmıştır.Kendisi küçük dünyasındahalktan kopuk yaşıyordur.BİZ HALKIMIZA İNANIYO-RUZ. Kendi demokratik hakları içinmücadele edeceğine inanıyoruz. Çocuklarınındiri diri yakılmasının hesabınısoracağına inanıyoruz. Çünkükendimize inanıyoruz. Kendimizeinanıyoruz her şeyin emek ve sabırlaolacağını biliyoruz.Sadece emek, sabır ve doğru çalışmatarzı ile başaracağız bunu. Tektek kapı kapı çalışarak. 10 kişi biletsatıyorsa bunu her hafta artırarakbaşaracağız. Kolektivizmin gücünühayata geçirerek başaracağız. Bizhalkımızı ne SPD'nin ne CDU'nun elinebırakmayacağız.NPD ve Naziler, onlar sonuçtur.Asıl ırkçı ve anti demokratik yasalarınmimarı SPD, CDU gibi partilerdir.Tabii bunların yapılmasını isteyentekellerdir.Biz gerçekleri anlatacağız halkımıza.Asıl katillerimizin kimler olduğunugöstereceğiz. Biz emeğimizleve alınterimizle yaşıyoruz amabunun sonucunu diri diri yakılarak,katledilerek alıyoruz.Bu konser tek başına müzik dinlediğimizbir yer olmayacak, bu konserırkçıların, asıl katillerinin kim olduğunubilenlerin bir araya geldiği birkonser olacak. Bu konser emeğine sahipçıkanların bir araya geldiği, örgütlülüğüngücüne inananların birlikteolduğu bir konser olacak.İşte biz bu rakamları çoğaltacağız.Devrimcilere ve sonuç olarak GER-ÇEĞE olan inancı arttıracağız.Bir hafta kaldı konsere. İki kişigibi çalışmalıyız. İki kişi gibi konuşmalı,iki kişi kadar yürümeliyiz.Daha fazla emek ve azim ile çalışmalıyız.Faşizme olan öfkemiz kadaremek harcamalı ve koşmalıyız. Yürümekdeğil, koşmak. Mazaret değil,iş. Amalar, olmazlar yok. Olurlarolacak hayatımızda. Halka güven veumut olacak.AVRUPA’daHayatın ÖğrettikleriBaşarının Sırrı: Israr ve KararlılıkSayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012Bilet satmak için İslamcılara gittim. Camiye ve işyerlerindeki tarikatçılara gittim. Onlara konserin amacınıanlattım. Devrimcilerin ırkçılığa karşı olduğunubile bilmiyorlar. En basitinden, Büyük Birlik Partisi’nituttuğunu ve milliyetçi olduğunu söyleyen bir memurunçocuğunun anlattığı “55 yaşına kadar dini ibadetinyanında, komünistlere küfür etmenin de farzolduğunu” düşünüyormuş. 1990'lardaki Almanya'dakiçalışma şartlarıyla, şimdiki çalışma şartlarını örneklerleanlattığımda, küfür ettiği komünistlerin yaşamımızdakideğişiklik üzerinden örnek verdiğimde düşüncelerindetereddüt etti ve şaşkınlığını belirtti. İki bilet aldıve konsere kendi arabasıyla geleceğini söyledi.İnsanlara ulaştığımızda düşüncelerimizi anlattığımızda,emek verdiğimizde insanları etkileyebileceğimizi, istediğimizsonucu alabileceğimizi düşünüyorum.***Merkezi tren istasyonu (Hauptbahnhof) çevresindeafişleme ve esnaflara bilet satışı yapıyorduk. Sıraylaişyerlerine girip konuştuğumuzda ilk üç esnaf dükkanlarınaafiş yapıştırmamıza izin verdi. Yaptırmış ama bizsahibi değiliz, paramız yok diye bilet almamıştı. Birazmoralimiz bozulur gibi oldu. Girdiğimiz dördüncüesnaf sahibinin birkaç saat sonra geleceğini, o zamanuğramamızı söylediler. Biz başka yerlerde afişimiziastıktan sonra tekrar adı geçen dükkana gittik. İşyerisahibinin gelip gittiğini belirttiler. Biz de kendilerineırkçılık sorununu anlattık. Irkçılık sorununun esnaflarınsorunu olmadığını, hepimizi ilgilendirdiğini, ırkçılıklailgili konser yapacağımızı belirterek, Grup Yorum konserinianlattık. Madem yine geldiniz, ırkçılıkla ilgilide yapıyorsunuz, bir bilet de ben alıp sizinle dayanışmagöstermiş olayım diyerek, bir bilet aldı veparasını verdi. Evet biz uğraştığımızda, çaba sarfettiğimizdeinsanların dikkatini, ilgisini mutlaka anlattıklarımızaçevirir ve sonuçta alırız.***Bilet satmak için çıkmıştık. Bir lokantadaki kadınçalışana neden geldiğimizi anlattık. Bizimle ilgilenmedi.Biz anlatmakta ısrar ettik. Konserin önemini ve ırkçılığıanlatmaya devam ettik. Israrlı anlatımlarımız karşısındagülümseyerek nereli olduğumuzu sordu. Pesedip gitmememizin ve ısrarla derdimizi anlatmamızınhoşuna gittiğini söyledi. Hemen çay ikram etti, kendiside gelip bizimle oturup sohbet etti ve iki bilet aldı.Israrımız ve kararlılığımız karşısında sonuç alabileleceğimizigördük.***İsviçre'de şimdiye kadar 340 bilet satıldı. İsviçre’ye500 bilet getirdiğimizde bir arkadaş, "İsviçre’de konserolsa neyse, bu kadar bileti uzaktaki bir konser için satamayız"demişti. Bu arkadaşın sözüne diğerleri de fazlakarşı çıkmamıştı. 500 bilet birkaç kişinin üzerine kalsaydı,satılamazdı ama birçok insan görev alınca nasılsatıldığını gördük. Bunlar insanlarda güven de yarattı.Mesela bir arkadaş otobüsü dolduramamaktan sözetmişti. Şimdi 80 kişilik otobüsün yetemeyebileceğinidüşünüyoruz. Kısacası, tam olarak komite şeklindeolmasa bile bu konuda atılan adımlar ile bu sonucualdık.5 0MİLYONLARI ÖRGÜTLEYECEĞİZ!


Av ru pa’daHollandaEmperyalizmin Böl Parçala SistemineKarşı Halklar Sessiz KalmıyorGrup Yorum KonserleriYoğun Bir Emeğin MeyvesidirIrkçılığa Karşı ÖrgütlenelimBirlikte Mücadele EdelimHollanda'nın Haarlem şehrinde 17 Mayıs'ta 2. İhsanGürz Futbol Turnuvası yapıldı. 2 Temmuz 2011 tarihindeHollanda'nın Beverwijk şehrinde polis tarafından işkenceyleöldürülen İhsan Gürz anısına Hollanda AnadoluGençlik tarafından düzenlenen turnuvaya 24 takımkatıldı. 2. turnuvanın yapıldığı salonda İhsan Gürz'ün fotoğraflarınınolduğu, “Polis Karakolunda Ölüm, GerçeklerAçıklansın” “Katiller Açıklansın, Cezalandırılsın” “IrkçılığaKarşı Örgütlenelim, Birlikte Mücadele Edelim”pankartları asıldı.Anadolu Gençlik Hollanda, turnuvaya bir takımla katıldı.Turnuvada ayrıca bildiri dağıtılarak, katılan insanlarlasonraki süreçte neler yapılabileceği üzerine konuşuldu. 2Haziran’da Almanya’nın Düsseldorf şehrinde yapılacakGrup Yorum konserinin afişleri asıldı, el ilanları dağıtıldı.Yaklaşık 300 kişinin katıldığı turnuva, kupaların verilmesiardından sona erdi.Derneklerimizi Sahiplenelim,Sahiplendirmeye ÇalışalımAlmanya’nın Duisburg şehrinde Aile ve Gençlik Derneğigirişimi, 20 Mayıs günü yeni yerinin açılışını yaptı.Grup Yorum'un da katıldığı açılışa toplam 40 kişi katıldı.Açılış, devrim şehitleri için yapılan saygı duruşuylabaşladı. Daha sonra girişim adına bir temsilci söz alarakdernekle ilgili konuşma yaptı. Derneğin sahiplenilmesigerektiği ve kitle çalışması yapılmadan, programlı çalışmayapmadan etkisiz kalınacağı anlatıldı. Daha sonra sözüGrup Yorum aldı.Grup adına konuşan Ali Aracı, Türkiye’de 15 Nisantarihinde yapılan “Bağımsız Türkiye On'ların Türküsü”konserinin sponsorlarla, holdinglerle yapılmadığını, halklaberaber yapıldığını ve halkın gücünün halka gidilmedengörülemeyeceğini, amaçlanan hedeflere ulaşılamayacağınıbelirtti.Aile ve Gençlik Derneği'nin adresi: Meiderich(47137) Baustr. 17- DuisburgAlmanya’nın Bensheim şehrinde Alevi Kültür Merkezi’nde19 Mayıs çarşamba günü Grup Yorum’la söyleşidüzenlendi. Coşkuyla izlenen sinevizyon gösterimininardından söyleşiye geçildi.Grup Yorum üyeleri, konserlerinin anlamını, Bakırköykonserinin nasıl örgütlendiğini anlattılar. Anlatılanlar,yüz binleri toplamanın nasıl bir hayalden gerçekliğedönüştüğünü, büyük hedefler koymanın ve o hedeflereulaşmanın mümkün olduğunu gösteriyordu. 150 kişininkatıldığı söyleşi Grup Yorum şarkılarının hep birliktesöylenmesiyle sona erdi.16 Mayıs günü de Düsseldorf Alevi Kültür Merkezi’ndeGrup Yorum'la söyleşi yapıldı.Sinevizyon görüntüleriyle başlayan söyleşide GrupYorum üyeleri, "Bu konseri ırkçılığa karşı bir ilk adımolarak görmeli ve bunu Grup Yorum öncülüğünde sendikalarınve DKÖ’lerin de katıldığı ırkçılığa karşı uluslararasıhalk festivallerine dönüştürebilmeliyiz" dediler.Yapılan sohbetlerden sonra 120 kişinin katıldığısöyleşi coşkulu bir şekilde bitirildi.HollandaKatil AmerikaSuriye’den Defol19 Mayıs günü, Hollanda'nın Den Haag şehrinde Suriye’dekiemperyalist saldırılara karşı bir eylem yapıldı.Eylemde yapılan açıklamada, Suriye'de her türlü emperyalistmüdahaleye karşı olunduğu, emperyalist saldırılarakarşı sessiz kalınmaması, dost görünen işbirlikçidüşmanlara karşı olunması gerektiği anlatıldı. Halk Cephelilereyleme, “Katil Amerika Suriye'den Defol” pankartıylakatıldılar. Yaklaşık 300 kişinin katıldığı eylematılan sloganlarla ve söylenen marşlarla sona erdi.Sayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012AKP ZULMÜNÜ YENECEĞİZ!51


Sayı: 318Yürüyüş27 Mayıs2012Irkçılığa Karşı Sessiz Kalmamak İçin 16 Haziran’daTek Ses Tek Yürek Olalım!Anadolu Federasyonu çalışanları,Almanya’nın Köln şehrinde KeupsCaddesi’nde her cuma kurdukları stantıaçmaya devam ediyorlar. 4-11-18Mayıs günlerinde pankartları, imzametinleri ve bildirileriyle yerlerini aldılar.Çağrı metni yüksek sesle okundu;“16 Haziran miting meydanı bizimkendi kültürümüz ile yaşayacağımızacevap olsun. O gün kendi türkülerimiziçalalım yüksek sesle. Ege, Karadeniz,Doğu, İç Anadolu, Türkiye’nin dörtbir yanından halaylarımızı, horonlarımızı,çiftetellilerimizi oynayalım” denildi.Irkçılığa Karşı Tek ÇözümÖrgütlenmektir2 Haziran'da Düsseldorf'ta yapılacakolan "Irkçılığa Karşı Tek Ses TekYürek" konserinin çalışmaları artan birheyecan ve hızla devam ediyorAvrupa'nın birçok ülkesinde, ırkçılığakarşı olan, Grup Yorum dinleyen,devrimci-demokrat yüzlerce insan veonlarca demokratik kitle örgütü bukonserin gönüllü örgütleyicileri oldular.Açılan stantlar, sokak satışları, binlerceafiş ve onbinlerce el ilanı dağıtımı,Grup Yorum üyelerinin katıldığısöyleşiler ve onlarca farklı çalışma,"Konseri duymayan kalmayacak" şiarıyladevam ediyor.Yüzlerce sokağa ve binlerce Türkiyeliesnafa "Irkçılığa Karşı Tek Ses,Tek Yürek" Grup Yorum konseri afişleriyapıştırılıp el ilanı dağıtıldı.Konsere dair bazı rakamlar;30'u Almanya'dan olmak üzere 56Avrupa şehrinden 80'in üzerinde ücretsizotobüs kaldırılacak.LondraAlmanya90 resmi bilet satış noktası var.7 Alevi Kültür Merkezi'nde vebir üniversitede söyleşi düzenlendi.20 bin afiş asıldı.200 bin el ilanı dağıtıldı.www.grupyorumkonseri.co.ccadresindeki internet sayfasına günlükortalama 50 ziyaretçi oluyor.Yüzlerce genç - yaşlı, çocukgönüllü çalışma yürütüyor.Çalışmalara ait bu rakamlar hergün artmaya devam ediyor.Devlet eliyle beslenen ırkçılığakarşı örgütlü mücadelenin ürünü olacakolan bu konserde, on bin yürekten"Irkçılığa Hayır" sloganı ve halklarakarşı yürütülen saldırılara tepki yükselecek.Almanya'nın Hamburg şehrindeGrup Yorum çalışmaları devam ediyor.Grup Yorum dinleyicileri Bergedorf,Nettelburg, Altona, Wilhelmsburg,Harburg, Horner Rennbahn semtlerindeve Lübeck sehrinde esnafı dolaşarakAvrupa’da yaşadığımız ırkçılığıanlatıp, konser afişlerini astılar, bildiridağıttılar, konser bileti dağıtımı yaptılar.Dammtor ve Harburg’da üniversiteiçine afis asılıp, bildiri dağıtıldı.Hamburg’taki yöre derneklerindenolan Karabağ'lılar Derneği ve EleleDerneği ziyaret edilip konsere çağrı yapıldı.16 Mayıs'ta Levrekursen’de 100 civarındael ilanı dağıtıldı, 30 afiş asıldı.17 Mayıs'ta Köln'ün Eherfeld semtinde,insanlarımızın yaşadığı bir mahalledeevler kap kapı dolaşılarak çalışmayapıldı. 5 Yorum dinleyicisi,Grup Yorum baskılı tişörtleriyleyaptıkları çalışmada, 120 ev dolaşarak150 el ilanı dağıttılar, 20afiş astılar.18 Mayıs'ta Köln'ün MülheimWieneplatz'da Anadolu Gençlikve Yorum dinleyicileri seslikonuşmalar eşliğinde konsereve yürüyüşe çağrıda bulundular.2 saat süren çalışma boyunca200’ün üzerinde el ilanı insanlaraulaştırıldı.20 Mayıs'ta Köln'ün Nippes semtinde48 afiş asıldı, 102 evin posta kutusunakonser el ilanı bırakıldı.18 Mayıs'ta Almanya’nın Hagenşehrinde 100 adet afişleme yapıldı, elilanı dağıtıldı.19 Mayıs'ta Dortmund’ta 4 tane düğünsalonunda bildiri ve afiş dağıtımıyapıldı.20 Mayıs'ta Dortmund Halk Kültürevi'ndeGurp Yorum'la söyleşi yapıldı.İngiltere19 Mayıs'ta Londra'nın Edmontonalışveriş merkezi önünde 9 kişinin katıldığıçalışmaya, Halkın Sesi TV'nin sitesindenstant saatlerini öğrenip gelenbir kadın da katıldı. 3 saat boyunca elilanları dağıttı. Kendisinin de konseregeleceğini söyleyen kadın komşularınadağıtmak için el ilanı aldı. Evininpenceresine asacağını söyleyerek afişde aldı.Ayrıca Grup Yorum’un, “DünyaHalkları Kardeştir” şarkısı siyahi bir ailenindikkatini çekti ve sözlerini öğrenmekistediler. "Afrika bir gün özgürolacak" cümlesini sevdiklerini söyleyip,bir kaç dakika dans ettiler. Türkiyeli olmayanhalkların da dikkatinden kaçmayankonser çalışmasını, ırkçılığakarşı olduğu için tebrik edenler oldu.20 Mayıs günü de Haringey, Tottenhamve Enfield’de esnaflara el ilanlarıdağıtıldı ve kahve konuşmalarıyapıldı.Ayrıca Halk Cephesi ve AnadoluGençlik, İngiltere’de yerel yayın yapanbir radyo programına katılıp konser çalışmasıanlatıldı.52MİLYONLARI ÖRGÜTLEYECEĞİZ!


Mizah Mazlumun Zalimdenİntikam Alma Aracıdır


Bağımsızlık Demokrasi Sosyalizm MücadelesindeYitirdiklerimizNazım HİKMETAhmet ARİFMetin TÜRKER2 Haziran - 8 HaziranOrhan KEMALNazım Hikmet, OrhanKemal ve Ahmet Arif, kalemleriniemekçi halkın, işçisınıfının hizmetine verensanatçılardı. Yazdıkları tümeserlerinde, halkı aydınlatmayıamaçladılar; emekçilerisosyalizm mücadelesine çağırdılar.Bunun bedeli ülkemizde baskılar, zulümlerdi.Bunun bilincindeydiler. Bu bilinçlehareket ettiler. Ve baskıların, saldırılarınhedefi oldular. Yaşamları sürgünlerde, hapislerde,yokluk, yoksulluk içinde geçti.Buna rağmen yazdıklarından, düşüncelerindenvazgeçmediler. Kalemlerini burjuvaziye teslimetmediler. Arkalarında onurlu bir tarih ve halkı aydınlatmayadevam edecek eserler bırakarak ölümsüzleştiler.Metin Türker, Bulgaristan doğumludur.1978 yılında Bulgaristan’dan Türkiye’yegöç etti. 15 yıllık mücadele hayatının 8 yılınıhapishanede geçiren Metin Türker, gördüğüişkencelerden kaynaklanan rahatsızlıklarıuzun tutsaklık yıllarında tedavi edilemediğiiçin 5 Haziran 1993 yaşamını yitirdi.Anıları MirasımızMurat Gül’ü bir yoldaşı anlatıyor;“Abla Sen Boş Ver, Bana Bir Şey OlursaEvi Boşaltmana Gerek Yok,Ağzımdan Bir Kelime Bile Alamazlar”Murat’ın ön plana çıkan en büyük özellikleri çalışkanlığı,inatçı ve kararlı, özverili yapısıydı. Kabına sığmazbir enerjisi vardı. Özellikle teknik ve pratik yönü oldukçagelişkin bir yoldaşımızdı. Elektronik konusundakiyeteneklerini, projelerini sürekli harekete aktararak, yenielektronik sistemler ve patlayıcılar geliştirip, gerek üsleringüvenliğine, gerekse eylemlere yönelik çalışmalaryapardı. Bildiklerini aktarmak, öğretmek için çırpınırdı.Bunun yanında büyük bir öğretme ve kendini geliştirmeisteği vardı. Kendisine bir şey anlatılırken büyükbir merakla öğrenme isteğiyle dinlerdi. Bu özellikleriylekısa sürede kendini geliştirip, sevdirmişti. Hepimiz onuçalışkanlığı, özverisi, kendine olan güveni ve cesaretiyletanımıştık. Birliklerdeki (SDB) kısa sürecine rağmenbu atılganlığı ve kararlılığı ile birçok eylemde yer aldı.16-17 Nisan operasyonunu öğrendiğimiz zaman düşmana“Hiçbir ilişki kolay kazanılmaz”Sadık MamatiSadık MAMATİ Selçuk AKGÜNAmerika’nın Yugoslavyahalkına saldırısını protestoetmek için 4 Haziran1999’da ABD İstanbulBaşkonsolosluğu’na karşıdüzenlenen bir eylem sırasındaanti-emperyalist geleneğinsürdürücüsü olarak şehit düştüler.Sadık Mamati, 1974 Rize doğumludur. Tutsaklıklaryaşadı. Her tutsaklık sonrası hiçbir kaygı taşımadan mücadeleyedevam etti. İstanbul’da Topkapı Bölge sorumluluğuyaptı. Daha sonra ise silahlı biriklerde görev aldı.Selçuk Akgün, 1958 Erzurum doğumludur. Adli birolay nedeniyle 5 yıl tutuklu kaldı. 1993’te hapishanedenfirar etti. Bu dönemde devrimci hareketle ilişki kurdu.Kırda mücadele etmek, halkın umudu için silah kuşanmakistiyordu. İstanbul’da silahlı birliklerde görevlendirildi.Murat Gül, Erzincan doğumludur.1989’da İstanbul Gaziosmanpaşa bölgesindeörgütlü çalışma için de yer aldı. 2Mayıs 1992’de tutsak düştü. Tutsaklığına19 Şubat 1993’te bir özgürlük eylemiyleson verdi. Ankara Sincan’da bir evde ikiMurat GÜL yoldaşıyla birlikteyken polis tarafındankuşatıldılar. Çatışarak iki yoldaşının kuşatmayı yarmasınısağladı. 5 Haziran 1993’te geleneklerimize yeni birhalka ekleyerek ölümsüzleşti.olan kini gözlerinden taşıyordu. Ondaki sınıf kinini,yoldaşlarına olan sevgisini anlamak için gözlerinebakmak yeterliydi. Sizleri, yoldaşlarımı çok seviyorumdiyerek harekete, yoldaşlarına olan bağlılığınıher fırsatta ortaya koyardı.İlk kurumlaştığımız sırada eşya almak için yeterliparamızın olmadığını öğrendiği zaman bir gündebütün ilişkilerini dolaşarak ihtiyacımız olan eşyalarınbir çoğunu temin edip gelmişti. Yanında kaldığıaile ilişkileri tarafından da bu dürüstlüğü, ahlakıylasevilen, sayılan bir kişiydi.Henüz birliğimize yeni katıldığı süreçte sokak görüşmeleriyleilişkimizi sürdürüyorduk. Benden başka birliküyelerini tanımıyordu. (...) Birlikte gittiğimiz ilk eylemdedüşmandan hesap sormaya başlamış olmaktan duyduğucoşkuyu hala hatırlıyorum.Evde birlikte kurumlaştığımız bayan arkadaşa Kürtçeöğretmeye çalışır, üs boşaltma ile ilgili sohbetlerimizdehep bayan arkadaşa “Abla sen boş ver, bana bir şey olursaevi boşaltmana gerek yok, ağzımdan bir kelime bilealamazlar” diye takılırdı. Eylem sonrası yakalandığındada bunu en iyi şekilde kanıtladı. Biz de o alındıktan sonrabunun aksini hiç düşünmedik.Murat Gül halkını, yoldaşlarını, hareketini, tereddütsüzhayatını verebilecek kadar çok seviyordu.

More magazines by this user
Similar magazines