Views
3 months ago

menakıbnamelerin özellikleri

49 “Halifenin malı

49 “Halifenin malı haram ve şüphelidir.” diyerek hediyeleri geri çevirir. 279 Bu durum halife ile Baha Veled arasındaki sıkıntının başlangıcıdır. Sultan Alaeddin Keykubad’ın oğlu sultan İzzeddin Keykavus, saltanatının başlangıcında Mevlana’nın veliliğinin büyüklüğünden habersizdir ve onun büyüklüğünü kabul etmez. Menakıbnamede onun hakkında “Saltanat gururu gözünü bürümüştü.” ifadesi yer alır. 280 Sultan, veliliğinin delillerini görmeden ona inanmayı reddeder. Kahraman Güçlü ve Zalim Düşmanı Keramet İle Alt Eder (Düşmanın Alt Edilmesi) “Düşmanın alt edilmesi” işlevi “düşmanla karşılaşma” işlevinin tamamlayıcısı niteliğindedir ve genelde bu işlevin ardından gerçekleşir. “Alt etme” eylemi farklı şekillerde gerçekleşebilir. Söz konusu eylem kastedilen düşmanın öldürülmesiyle veya onu yaptığına pişman edecek bir eylemle sonuçlanabilir. “Alt etme” eyleminin düşmanı öldürme ile sonuçlanması genelde Bektaşi menakıbnamelerinde karşımıza çıkmaktadır. “Pişman etme” ise velinin bir keramet göstermesi sonucu, bunu gören “düşman” karakterin yaptığına tövbe edip pişman olması şeklinde gerçekleşir ve birçok menakıbname örneğinde görülebilir. Ama ortak olarak görülen durum, “alt etme” işlevinde kahramanın kerametlerden yararlanmasıdır. Bu işlevin örneklerine olağanüstü anlatılarda sıkça rastlayabiliriz. Örneğin, destanlarda “düşmanları yenme” eylemi anlatı dizininde yer alan ana unsurlardandır. 281 İşlevdeki “düşman” karakterlerin genelde güç sahibi bey, sultan, halife gibi siyasi liderler olması dikkate değer bir durumdur. Kutbü’l-aktâp, kutub gibi kavramlar bazı tasavvuf ehlinin, merkezî otorite tarafından tehdit olarak görülmesine sebep oluyor, bu durum da zaman zaman çatışmalara yol açıyordu. Söz konusu işlevde yer alan “düşman” karakterlerin bey, sultan, halife gibi otorite temsilcileri olması, bu çatışmanın menakıbnamelere yansıyan izleri olarak değerlendirilebilir. Merkezî devlet yapılanması, kurumsallaşma sürecini büyük ölçüde ortodoks inanış etrafında şekillendirmiştir. Zaman zaman ortodoks dinî çevrelerin yönlendirmesinin de etkisiyle 279 Eflaki, a.g.e, s. 74. 280 Eflaki, a.g.e, s. 532. 281 Sakaoğlu-Duymaz, a.g.e, s. 60.

50 heterodoks gruplar, merkezî devlet yapısına tehdit olarak görülmüş ve baskı altına alınmıştır. Ortodoks dinî çevrelerin bu gruplara karşı “sapkınlık” (zındık/heretik) suçlamaları siyasi otoritelerin harekete geçmeleri için gerekli zemini oluşturuyordu. 282 Bizans Dönemi’ndeki Bogomillik hareketi, Selçuklu Dönemi’ndeki Babai İsyanı ve Osmanlı Dönemi’ndeki Şeyh Bedreddin İsyanı bu çerçevede ele alınabilir. 283 Sufi çevrelerde rağbet gören kurtarıcı mehdi veya kutub kavramları, siyasi otorite nezdinde heterodoks grupların tehdit olarak algılanmasının önemli sebeplerindendir. Şeyh Bedreddin ve Babai örneklerinde, isyan eden grupların söylemlerinde bu kavramlar öne çıkarılmış ve taraftar toplamada etkili olmuştur. Bu durum siyasi otoriteleri, söz konusu gruplara karşı daha sert önlemler almaya sevk etmişti. Çoğu zaman ağır baskılara maruz kalmışlar, sürgüne tabi tutulmuşlar veya başka cezalara çarptırılmışlardı. Tarikatların, sistemin tamamını sorgulamaya varan düşünceleri veya dinî mevzularda alternatif yorumlarla ortaya çıkmaları bu çatışmanın diğer bir sebebidir. Hem Hristiyan heterodoks gruplarda hem de İslam heterodoksisinde, dinin ibadetleri ve normları esas alan modeli yerine, ameli ve batıni yönünü öne çıkaran alternatif bir model izlenmiştir. Hristiyan heterodoks gruplar “vaftiz, haç, kutsal resimler” gibi kavramları Hristiyan ortodoks gruplardan farklı biçimlerde yorumlamışlardır. İslam heterodoksisinde de namaz, oruç ve hac gibi temel ibadetlere batıni bir takım anlamlar yüklenmiştir. XIII. yüzyılın başlarında ortaya çıkan Kalenderilik akımı, bu tür alternatif dindarlık modeline ilham vermiştir. Melamiliğin toplumun kurulu düzenine, örfüne ve inanışına muhalefet eden prensipleri Anadolu’daki birçok tarikatın düşünce yapısını etkilemiştir. Toplum tarafından hoş görülmeyen kıyafetleri, farklı dinî düşünce ve uygulamaları ile bu gruplar ortodoks kesimlerin tepkisini çekmiştir. Siyasi otorite ve ortodoks kesimler ile heterodoks gruplar arasındaki çatışmanın izlerini menakıbnamelerde de görmek mümkündür. Örneğin, tarikat şeyhlerinin dönemin güçlü devlet adamları veya beylerine karşı mücadeleleri menakıbnamelerde anlatılan dikkate değer hadiselerdir. Menakıbnamelerde oluşan işlev dizininde de bu durumun etkilerine rastlamak mümkündür. Abdal Musa Velayetnamesi’ne göre, Abdal Musa düşmanı olan Teke beyinin üstüne dağları ve taşları da yürüterek gider ve onu alt eder. 284 Abdal Musa halka “Teke begini içünüze koman. Ol size beg olamaz.” der ve halkın nezdinde Teke beyinin beyliğini kaldırır. Teke beyi pişman olup af dilese de Abdal onu affetmez ve ölümüne sebep olur. Abdal Musa, yandaşlarından Kara Abdal’a bir kara canavarı gösterir ve onu öldürmesini ister. Kara canavar 282 Ahmet Yaşar Ocak, Osmanlı Toplumunda Zındıklar ve Mülhidler, İstanbul, 2014, s. 25-30. 283 Ay, “Bizans’tan Osmanlıya…, s. 26. 284 Güzel, Abdal Musa..., s. 143.

Page 1 111..' DEHG OCAK SUBAT 2004 T A N A S E V N U Dug ...
KRAL SELMAN’IN
R-GE EFORM AKETİ
İÜEF_Sosyoloji_Kitapçık_WEB-1
Vizyon-17
BİRLİĞİ İLETİŞİM STRATEJİSİ
× ğ₣¼ ³ ¾ ¾ ş ğ ć¹ ğć¹ş ć ş - WiseSoft.Ru
BİNYILDA BİR- e dergi