Views
4 months ago

menakıbnamelerin özellikleri

65 yeğeni Musa’yı da

65 yeğeni Musa’yı da anar ve onları da misyonuna dâhil eder. Böylece kendisinden sonra liderlik edecek kişileri de müjdelemiş olur. 383 Baha Veled ölümüne yakın bir vakitte yanındakilere “…Ben bu dünyadan göçünceye kadar bekleyin de oğlum Celâleddin Muhammed’in nasıl bir adam olacağını, benim yerime geçeceğini, benim mertebemden daha yüksek bir mertebeye kavuşacağını görürsünüz.” sözlerini söyler. 384 Böylece Mevlana’yı müjdelemiş olur ve Baha Veled’den sonra onun misyonunu devam ettirecek kişiyi de işaret etmiş olur. Burada “mertebe” unsuruna da ayrıca dikkat etmek gerekir. Zira tasavvuf ehli arasındaki ilahi hiyerarşiye bir atıf vardır. Burhaneddin Muhakkık-ı Tirmizî, ölümüne yakın bir zamanda “Ben hal’imi Şeyh Selahaddin’e bağışladım, kâl’imi de Mevlana hazretlerine verdim.” diye buyurur. 385 Hâl ve kâl tasavvufta zahiri ve batıni ilimler için kullanılan terimlerdir. Böylece Şeyh Selahaddin ve Mevlana, Tirmizî tarafından müjdelenmiş olurlar. Ayrıca Tirmizî’nin ilminin onlara geçtiği belirtilerek, bu ilimler ile irşat vazifesi de onlara verilmiş olur. Mevlana, yolculuğu sırasında kırk münzevi rahip ile karşılaşır ve onların Müslüman olmasını sağlar. 386 Bu kişileri “Tanrı ibadetiyle meşgul olmakla” ve gelip gidene hizmet etmekle görevlendirir. 387 “Görev verme” işlevinin gerçekleşme biçimi incelendiğinde Bektaşi ve Mevlevi menakıbnameleri arasında belirgin bir fark göze çarpar. Mevlevi menakıbnamelerinde görev verme eylemi genelde bizzat kahramanın vasiyeti ile gerçekleşir ve “silsile” mefhumu daha belirgindir. Oysa Bektaşi menakıbnamelerinde kahraman, ondan sonra yerine geçecek kişiyi işaret etmez; yandaşlarına çeşitli görevler vererek onları muhtelif yerlere gönderir. Bu durumun sebebi 13.-16. yüzyıllarda Bektaşi tarikatının Mevlevilere göre daha dağınık bir hâlde faaliyet göstermesi olabilir. Ayrıca Mevlevilerin Konya’ya bağlı merkezî yönetimleri halef-selef geçişini daha düzenli bir hâle büründürmüş olabilir. Görünen o ki; Bektaşilerde güç merkezlerinin dağınıklığı menakıbnamelerdeki “görev verme” işlevine de yansımıştır. 383 Abdülkerim bin Şeyh Musa, a.g.e, s. 61-62. 384 Eflaki, a.g.e, s. 99. 385 Eflaki, a.g.e, s. 110. 386 Eflaki, a.g.e, s. 122. 387 Eflaki, a.g.e, s. 122.

66 Kahraman Verilen Ulvî Görevi Yerine Getirir (Başarı) “Başarı” işlevi daha önce de belirttiğimiz gibi “görevlendirme” işlevinin tamamlayıcısı niteliğindeki işlevdir. Bu işlev ile anlatının başlangıcında kahramana verilen görev yerine getirilmiş olup kahraman, ona yüklenen misyonu tamamlamış olur. Dinî anlatılar, masal, destan gibi olağanüstü anlatılarda her zaman kahramana yüklenen bir misyon vardır ve anlatının sonunda kahraman, başarılı olarak kendini ispatlar. Destanlarda söz konusu misyon genelde kahramanlık göstermeye yöneliktir; menakıbnamelerde ise irşat, gaza, şenlendirme gibi amaçlar görülebilir. Kanaatimizce, “başarı” işlevi içerisinde tasavvuf anlayışına yönelik izler görmek mümkündür. Tasavvufta ilahi yolculuğa çıkmak ve şeriat, tarikat, marifet, hakikat gibi ilahi mertebeleri geçmek velilerin ilahi sırra ve aşka ulaşması ve için gerekli görülen aşamalardır. Örneğin; Necmeddin Kübra, Usûlu Aşere adlı eserinde bu yolculukları ve mertebeleri açıklayan önde gelen mutasavvıflardandır. 388 Menakıbnamelerde kahramanın verilen görevi yerine getirmesi sırasında bir yolculuğa çıkmasından ve “yolculuk” temasından “görevlendirme” işlevinde bahsetmiştik. Bu sebeple konuyu tekrar ele almayacağız. İlahi mertebe konusuna geldiğimizde ise; bize göre “başarı” işlevi velinin ulaşması gereken son ilahi mertebenin menakıbnamelere aksetmiş hâlidir. “İmtihan edilme”, “imtihanı geçme”, “saygınlık kazanma”, “düşmanla karşılaşma”, “düşmanın alt edilmesi” gibi işlevler aslında kahramanı “başarı” işlevine hazırlayan aşamalardır. Kahraman diğer işlevleri yerine getirdikten sonra anlatının sonunda “başarı” işleviyle rüştünü ispatlamış olur. Seyyid Ali Sultan, kendisine verilen “Rumili’ni şirkden temiz ve halâs itmek” görevini yerine getirmek için Burgaz, Gelibol, Dimetoka, Edirne gibi yerlere gazalar düzenleyip fetihler yapar. 389 Bu yerleri ele geçirip buralara yeni isimler verir. Böylece ona verilen görevi başarıyla geçmiş olur. Kaygusuz Abdal, anlatıda ona verilen hac misyonunu yerine getirmek için kutsal topraklara ulaşır. 390 Ardından hac vazifesi için gerekli olan dua, kurban, şeytan taşlama gibi ritüelleri 388 Necmüddin Kübra, Tasavvufî Hayat, İstanbul, 2013, s. 33-75. 389 Yıldırım, a.g.e., s. 167-175. 390 Güzel, Kaygusuz Abdal..., s. 117.

KRAL SELMAN’IN
İÜEF_Sosyoloji_Kitapçık_WEB-1
Vizyon-17
R-GE EFORM AKETİ
BİRLİĞİ İLETİŞİM STRATEJİSİ
BİNYILDA BİR- e dergi
× ğ₣¼ ³ ¾ ¾ ş ğ ć¹ ğć¹ş ć ş - WiseSoft.Ru