Views
9 months ago

menakıbnamelerin özellikleri

59 velilerden üstün

59 velilerden üstün gösterilerek yüceltilmiştir. “Müjdeleme” işlevi ile “velayette üstünlük” işlevini birbirine karıştırmamak gerekir. “Müjdeleme” işlevinde “meşrulaştırma” amacı öne çıkar, anlatının başlangıcında kahramanın dinî bir karakter tarafından onurlandırılması sağlanır. “Velayette üstünlük” işlevinde ise ispatlama ve yüceltme gayesi öne çıkarken, kahramanı diğer velilerden üstün gösterme çabası vardır. Şeyhler arasındaki rekabet ortamına ve sufi anlayışta kabul gören hiyerarşik anlayışa dikkat etmek gerekir. “Vahdet-i vücud”u anlatırken sufiler arasındaki “takvaya göre insanı derecelendirme” ve bu yolla oluşan hiyerarşik yapıdan bahsetmiştik. Bu durum sufiler arasındaki rekabetin oluşumunda önemli bir faktör olarak karşımıza çıkar. Söz konusu rekabetin menakıbnamelerdeki izlerine en açık şekilde rastladığımız işlev “velayette üstünlük” işlevidir. İşlevde üstünlüğün “kabul görmesi” farklı şekillerde gerçekleşebilir. Örneğin kahraman, şahit gösterilen diğer velinin gösterdiği kerametten daha büyük veya üstün bir keramet gösterir. Kahramanın diğer velilerden daha akıllı ve âlim gösterilmesi yaygın görülen “kabul görme” biçimlerindendir. Abdal Musa Velayetnamesi’nde Veli Baba, Abdal Kefi, Hoca Ahmet, Kızıl Deli Sultan gibi veliler, Abdal Musa’nın emrinde birer asker ve mürit olarak gösterilmiştir. 344 Şunu da belirtelim ki; “Kızıl Deli” aslında bizim incelediğimiz menakıbnamelerden Seyyid Ali Sultan Velayetnamesi’nin baş kahramanıdır. Kaygusuz Abdal, Abdal Musa’nın müritlerindendir. Kaygusuz Abdal Menakıbnamesi’nde onu diğer müritlerden ayıran ve üstün gösteren bazı hikâyeler anlatılmıştır. Kaygusuz’un zekâsı ve velayeti bizzat Abdal Musa tarafından övülmüş ve diğer dervişlerden üstün tutulmuştur. 345 Ayrıca Kaygusuz, hac yolculuğu sırasında da çeşitli şekillerde gösterdiği zekâsı ve kerametleriyle diğer müritlerden üstün olduğunu göstermiştir. 346 Seyyid Ali Sultan, bizzat Hacı Bektaş tarafından Emir Sultan, Rüstem Gazi, Seyyid Abdüssamed Fakihî gibi isimlerden daha üstün tutulmuş ve onların başı olarak tayin edilmiştir. 347 344 Güzel, Abdal Musa..., s. 147-150. 345 Güzel, Kaygusuz Abdal..., s. 102. 346 Güzel, Kaygusuz Abdal..., s. 103, 104, 129, 133. 347 Yıldırım, a.g.e., s. 163.

60 Seyyid Harun yolculuğu sırasında Cafer-i Sadık soyundan ulu bir şeyhin (Emir Alaüddin) kafilesiyle karşılaşır. 348 Bu şeyh Seyyid Harun’un eline ve ayağına düşüp tevazu gösterir. 349 Yanındaki insanlar şeyhin daha ulu ve soylu bir kişi olmasına rağmen (kutb-i âlem) neden Seyyid Harun’a kendini teslim ettiğini sorarlar. 350 Şeyh, Seyyid Harun’un daha soylu olduğunu ve keramet sahibi olduğunu belirtir. Ayrıca onu kutbü’l-aktâp olarak tanıtır ve kendisinden daha üstün bir seviyeye koyar. Bu örnekteki kutb-i âlem ve kutbü’l-aktâp kavramları bahsettiğimiz hiyerarşik yapıyı gösteren dikkate değer örneklerdir. Seyyid Harun, kutb-i âlem olan Emir Alaüddin’den daha üstün tutulmuş ve kutbü’l-aktâp olarak gösterilmiştir. Menâkıbu’l-Ârifîn’de anlatılana göre, Horasan’daki üç yüz din bilgini aynı anda peygamberi rüyalarında görürler. 351 Peygamber din ulularına Baha Veled’i, “Sultanü’l-Ulema” (âlimlerin sultanı) olarak anmalarını emretmiştir. Bu şekilde Baha Veled, din bilginleri arasında yüksek bir mevkide gösterilmiştir. Seyyid Burhaneddin Muhakkık-ı Tirmizî’nin velayetteki üstünlüğü, tanınmış mutasavvıflardan Şeyhülislam Şihabeddin Ömer Sühreverdi tarafından kabul edilmiş gibi gösterilmiştir. Sahib Şemseddin, Tirmizî hakkında Sühreverdi’ye “Onu nasıl gördünüz?” diye sorduğunda Sühreverdi: “O mana incileriyle ve Muhammed hazretlerinin hakikat sırlarıyla dolu, apaçık son derece de gizli ve çok dalgalı bir denizdir; zannetmiyorum ki, bütün dünyada Mevlana Celaleddin hazretlerinden başka biri, onun hakikatine ulaşsın ve onu anlasın.” cevabını verir. 352 Böylece Tirmizî’nin velayetteki yeri birçok sufiden daha üstün bir yerde gösterilmiştir. Ancak Tahsin Yazıcı’nın da eserde belirttiği gibi; tarihsel kaynaklarda Sühreverdi’nin, Baha Veled’in ölümünden sonra Anadolu’ya geldiğine ve Tirmizî’yi gördüğüne dair bir kanıt yoktur. 353 Mevlana, Seyyid Burhaneddin tarafından zahir ilimlerde babası Baha Veled’den daha üstün gösterilmiştir. 354 Ayrıca Konya kadısı, Amasya kadısı ve Sivas kadısı gibi din bilginleri Mevlana’nın velayetini kabul eden ve ona mürit olan kimseler arasındadır. 355 348 Abdülkerim bin Şeyh Musa, a.g.e, s. 25. 349 Abdülkerim bin Şeyh Musa, a.g.e, s. 26. 350 Abdülkerim bin Şeyh Musa, a.g.e, s. 27. 351 Eflaki, a.g.e, s. 69. 352 Eflaki, a.g.e, s. 114. 353 Eflaki, a.g.e, s. 113. 354 Eflaki, a.g.e, s. 123. 355 Eflaki, a.g.e, s. 138.

TEST_Lancia Musa.indd - Avto Magazin
0112116_BN009_Stratejik-%C4%B0leti%C5%9Fim_s1