Views
5 months ago

atailke

Atatürk İlkeleri ve

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Ders Notları Öğr. Gör. Ali YAYLA Atatürk’ün Ölümü ve Sonrasında Yaşananlar O gün, 10 Kasım 1938 Perşembe sabahı, İstanbul’da Dolmabahçe’den dalga dalga bütün dünyaya yayılan acı haberinin ardından Cumhurbaşkanı’nın kim olacağı konusu konuşulmaya başlanmıştı. Kurtuluş Savaşı’nın komutanlarından Kâzım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay, Fethi Okyar, Şükrü Kaya adı Cumhurbaşkanlığı için zikrediliyordu. Ordu komutanları Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak’ın şahsında, İnönü’yü devlet başkanı olarak görmek isteyen düşüncelerini ifade etmişlerdi. Mareşal Çakmak, I. Ordu Komutanı Orgeneral Fahrettin Altay’ı, II. Ordu Komutanı Orgeneral İzzettin Çalışlar’ı, III. Ordu Komutanı Ali Hikmet Ayerdem’i birer birer dinlemiş, yardımcısı Orgeneral Asım Gündüz’ün de aynı fikirde olduğunu öğrendikten sonra bu dileği Başbakan Celal Bayar’a bildirmişti. Bu temenni, yeni devlet başkanı için ordunun verdiği bir “muhtıra” değildi ama tek adayı belirlemeye de yeterli gelmişti. Atatürk’ün ölümünden bir gün sonra, Meclis Başkanı Abdülhalik Renda, Anayasa gereğince “Yeni cumhurbaşkanını seçmek üzere” parlamentoyu oturuma davet etti. Bu oturumdan önce, parti genel sekreteri Tevfik Fikret Sılay’ın çağrısıyla toplanan Cumhuriyet Halk Partisi Meclis Grubu, Malatya Milletvekili İsmet İnönü’nün adaylığına oybirliğiyle karar verdi. Meclis de, rakipsiz adayı oybirliğiyle devlet başkanlığına getirdi. Artık İnönü devri başlıyordu. Cumhurbaşkanı İnönü, aralarında bazı konularda belirgin bir görüş ayrılığı olmasına rağmen, başbakanlık görevini yine Celal Bayar’da bıraktı. İlk on gün, cenazenin telaşıyla geçti. Atatürk’ün naaşı İstanbul’dan Ankara’ya getirildi. Etnografya müzesindeki geçici kabrine konuldu. O gün, millete yayınladığı beyannamede İnönü şunları söylüyordu: “Devletimizin bânîsi ve milletimizin fedakâr, sadık hadîmi, insanlık idealinin âşık ve mümtaz simâsı eşsiz kahraman Atatürk, vatan sana minnettardır!” Ebedî Şef ve Millî Şef Cumhurbaşkanı İnönü, kısa zamanda partiye hâkim olmuş, Atatürk’ün ölümüyle meydana gelen boşluğu önemli ölçüde doldur- Sayfa 132 / 174

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Ders Notları Öğr. Gör. Ali YAYLA muştu. Nitekim bunu ispat eden ilk büyük sınavı aynı yıl 26 Aralık’ta toplanan Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilk olağanüstü kurultayında verdi. Kurultay, Atatürk’ü “Ebedî Şef, İnönü’yü de “Mîllî Şef” ilan etmişti. Tüzükte yapılan bir değişiklikle de İnönü, Cumhuriyet Halk Partisi’nin değişmez genel başkanı oldu. Tek parti döneminin, partiyle devletin bütünleşmesi biçiminde ortaya çıkan görüntüsü yüzünden denetim yetersizliğinden doğan huzursuzluk kendini epey zamandır hissettirmeye başlamıştı. Kurultay’da söz alan konuşmacılar, bu konuya dikkat çekmişler, bu uyarıların sonucunda, mecliste bir “Müstakil Grup” (Bağımsız Grup) kurulmasına karar verilmişti. Bu grup, sanki bir muhalefet partisiymiş gibi davranacak, dolayısıyla denetim boşluğunu dolduracaktı. Aslında böyle bir grubun yaşamayacağı, er geç çok partili düzene geçileceği de beklentiler arasındaydı. Kurultaydan sonra, İnönü ile Bayar arasındaki görüş ayrılığı iki tarafı da rahatsız edecek boyutlara ulaşmıştı. Nitekim Bayar, 2,5 ay süren başbakanlık görevinden, 1939 başında, 25 Ocak 1939’da çekildi. İnönü, Bayar’ın yerine çok daha rahat anlaştığı Dr. Refik Saydam’ı başbakan yaptı. Bayar, Demokrat Parti’nin başına geçinceye kadar, sıradan bir milletvekili olarak kalmayı tercih etti. Bütün dünyayı saran ekonomik bunalım ve Avrupa’daki devletlerarası siyasî gerilim zor günlerin habercisiydi. Eğer Avrupa’da bir savaş patlarsa, bütün dünyanın bu savaşa sürükleneceği açıktı. Bir yanda Hitler, bir yanda Mussolini herkesin keyfini kaçırmıştı. Atatürk, sağlığında gerçeği çoktan görmüş ve şunları söylemişti: “Yazık ki, dünya yüzünde insanlık hesabına vazife gören bir Adalet Divânı yok. Olsaydı, onun jandarmaları, Hitler ve Mussolini adlarını taşıyan barış ve huzur düşmanı şakîleri derhal tevkif ederler, zindana tıkarlardı.” İnönü’nün Fransa Genelkurmay Başkanı’yla Ankara’da yaptığı görüşme, ardından İngilizlerle yaptığımız işbirliği antlaşması, savaş arifesinde bütün dünyanın dikkatini çeken olaylardı. Kendi aralarında çoktan anlaşmış olan İngiltere ve Fransa, Avrupa’da savaş patlarsa, ateşin ağırlık merkezini doğuya kaydırmak Sayfa 133 / 174