Views
1 month ago

atailke

Atatürk İlkeleri ve

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Ders Notları Öğr. Gör. Ali YAYLA Osmanlı’da gerilemenin Kanuni Sultan Süleyman’la başladığını söylemek mümkündür. I. Süleyman’ın 46 yıl iktidarda kaldığı bu dönem her ne kadar sonu zaferlerle neticelenen seferler dönemi olsa da, bu seferler hazinenin kayıplarını karşılayacak ganimet geliri getiren seferler olamamıştır. Zigetvar Seferi sırasında Kanuni Sultan Süleyman’ın ölümü (6 Eylül 1566) ve sonrasında devletin yönetiminde 14 yıl 3 ay 17 günlük sadaretiyle büyük pay sahibi Sokullu Mehmet Paşa’nın kaybı (1579) gerilemeyi hızlandırmıştır. Deneyimsiz kişilerin tahta geçmesi sonucu merkezi yönetim bozulmuş, devlet yönetiminde otoritenin sarsılması, halkın devlete olan güveninin azalmasına ve iç isyânların çıkmasına neden olmuştur. Yeniçeriler padişaha karşı gelerek, beğenmedikleri padişahları tahttan indirerek, beğendikleri veliaht şehzadeleri tahta geçirmiştir. “İstemezükçü” yeniçeri tavrı adeta devletin yönetim şeklini belirlemiştir. Yeniçeriler’de “ocak, devlet içindir” anlayışı yerine “devlet, ocak içindir” anlayışı gelişmiştir. Osmanlı’nın gerilemesi iki ayrı başlık halinde ele alınabilir: Birincisi batıdaki yani Avrupa’daki sınırlarının doğuya doğru gerilemesi, diğeri ise sosyal, ekonomik ve siyasal gerilemedir. Osmanlı Devletinin sosyal, ekonomik ve siyasal açılardan gerilemesi toprak kayıplarının gölgesinde kaldığı için sorunun bu boyutu çok geç fark edilmiştir. Osmanlı Devleti gerilemeyi ve toprak bakımından daralmayı önlemenin yolunun, askeri alanda güçlü olmaktan geçtiğini düşünmüş ve bu nedenle 17. yy.’ın başlarından itibaren yapılmaya başlanan ıslahat çalışmaları hep askerî alanda olmuştur. Avusturya ve İran seferleri sonucu oluşan ekonomik sorunlar, tımar sisteminin bozulması, nüfus artışının yarattığı sosyal hayattaki sıkıntılar ve çağın gerisinde kalınması ile eğitim alanındaki bozulmalar sonucu devlet sistemi iyiden iyiye çöküş dönemine girmiştir. Coğrafî keşifler sonucu ticaret yollarının önem kaybetmesi, sık padişah değişmeleri sonucu çokça verilmeye başlanan cülûs bahşişleri ve yeniçerilerin kayıt dışı artışıyla verilen ulûfe 4 miktarının da artması Osmanlı ekonomisini yıpratmıştır. Osmanlı Devleti bu dönemlerde para yokluğunu gidermek için “züyûf akçe” ya da “kırpık akçe” adı verilen değeri düşük paralar basmaya başlamıştır. 4 Yeniçerilere 3 ayda bir verilen aylık. Ulûfe dönemleri Masar (Muharrem, Safer, Rebiü’l-evvel, Recec (Rebiü’l-ahır, Cemadü’l-evvel, Cemadü’l-ahır), Reşen (Recep, Şaban, Ramazan) ve Lezez (Şevval, Zilkade, Zilhicce) olarak verildikleri ayların sembolleriyle ifade edilmiştir. Sayfa 4 / 174

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Ders Notları Öğr. Gör. Ali YAYLA Celâli ayaklanmaları 5 sonucunda Osmanlı toprak düzeni büyük ölçüde değişim göstermiş, vergilerin ağırlığı yüzünden vergi ödeyemeyen köylünün ve “Büyük Kaçgun” sırasında yerlerinden olan çiftçilerin toprakları mültezimlerin ya da yerel yöneticilerin eline geçmiştir. Vergilerin ağırlığı yüzünden devlete olan borçlarını ödeyebilmek için tefecilerden borç almak zorunda kalan köylüler daha ağır bir borcun altına girmiştir. Bu durumdaki köylüler, işledikleri toprakları sonunda tefecilere kaptırmışlar, Osmanlı toprak düzeninin belkemiği olan tımar sistemi bozulmuştur. Büyük nüfus hareketleri ortaya çıkmış ve kentlere büyük göçler başlamıştır. Tarımsal üretim gerilemiştir. Anadolu’da kıtlık tarım ürünleri fiyatlarının yükselmesine yol açmış, Rumeli’den Anadolu’ya tarım ürünleri nakli yapılmaya çalışıldıysa da ordunun tahıl ihtiyacının karşılanmasında sorunlarla karşılaşılmaya başlanması nedeniyle bu sevkiyat da durdurulmak zorunda kalınmıştır. On binlerce insan hayatını kaybederken, pek çok yerleşim yeri de yıkıma uğramıştır. Halkın karşı karşıya kaldığı sorunlar nedeniyle devletten yardım istemesi de sonuç vermeyince, Anadolu’nun belirli bölgelerinde devlete karşı yeni ayaklanmalar patlak vermiştir. Bütün bu olaylar olup biterken, Osmanlı Devleti Avrupa’daki gelişmeleri (Reform, Rönesans) takip edememek bir yana; eğitim sisteminin (ilmiyenin) bozulmasının önüne dahi geçememiştir. “Beşik Ulemalığı” 6 denilen sistemin ortaya çıkmasıyla Osmanlı’da eğitim de tam anlamıyla gerilemiş hatta çökmüştür. Osmanlı Devleti’nin çöküş sürecinden bahsederken din unsuru üzerinde, hem iç hem de dış zihniyetleri göz önüne alarak durmamız gerekir. Dış zihniyetten kastedilen, Ortaçağ’dan beri, Avrupa’da milletlerarası münasebetler demenin, sadece Hıristiyan devletler arasındaki münasebetler demek olduğudur. Osmanlı Devleti’nin ortaya çıkışı ve Avrupa’da fethettiği topraklardaki birçok Hıristiyan halkı egemenliği altına alması, hristiyan olanların bir “müslüman devlet”in egemenliği altına girmesi sonucunu beraberinde getirmiştir. Hıristiyan Avrupa, -Haçlı Seferleri’nin nedenlerini de göz önüne alırsak- doğal olarak bu durumu yüzyıllarca hazme- 5 Celâli İsyanları hakkında ayrıntılı bilgi için bak. Mustafa Akdağ, Türk Halkının Dirlik ve Düzenlik Kavgası Celâli İsyanları, Yapı Kredi Bankası Yay., İstanbul 2009 6 Bu sisteme göre âlimlerin çocukları, doğdukları andan itibaren âlim sayılıyordu. Dolayısıyla müderrislerin çocukları da müderris oluyorlardı. Sayfa 5 / 174