Views
6 months ago

atailke

Atatürk İlkeleri ve

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Ders Notları Öğr. Gör. Ali YAYLA ilan edilen “Genel Af” ile yarattığı sempatiyi genişletmeye devam ediyordu. Bu da muhalefeti çileden çıkarıyordu. Kore Savaşları kızışmaya başladığı zamanlarda, 25 Temmuz’da, Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu Kore Savaşları’na katılmak üzere, bütün masrafları tarafımızdan karşılanmak üzere 28. Tümen’den 4500 mevcutlu bir tugay gönderileceğini karara bağladı. İnönü, karar meclisten geçirilmediği, memleketi savaşa götürecek böyle önemli bir konuda muhalefet partisi ile görüş alış-verişinde bulunulmadığı için kararı alan hükümete öfkeliydi. Bu kararın ardından CHP içinde Demokrat Parti’ye karşı kıyasıya bir saldırı başladı. Ne var ki, NATO’ya Türkiye’nin de katılması için 2 Ağustos’ta yoğunlaştırılan çalışmalar, Demokrat Parti iktidarının haksız olmadığını ortaya koyuyordu, İktidarın her hareketine karşı çıkan Millet Partisi bile Kore işinde doğru yol tutulduğunu söylemekten kaçınmamıştı. Hatta, o zamanki gazetelerde yer alan bir deyimle, Millet Partisi Genel Başkanı Hikmet Bayur, bir “insaf borcu” sayarak; “Atlantik Paktı’nda yer almamız, memleket hesabına mutlaka lüzumludur. Eğer Kore’ye asker göndermemizin neticesi pakt’a girmek olabilecekse, yapılan fedakârlık yerindedir.” Anlaşılabileceği gibi, Türk askeri NATO’ya girebilmek uğruna bir bedel olarak Kore Savaşı’na gönderilecektir. Kore Tugayı 17 Ekim’de Kore’ye vardı. 30 yıldır savaşmayan Türk askerinin neler yapabileceği merak ediliyordu. Mehmetçik, Kore Savaşları’nda hemen kendini gösterdi. 18 Kasım’da “Çunşona” baskınından sonra, Birleşmiş Milletler Başkomutanı General Mc Arthur, General Tahsin Yazıcı’ ya gönderdiği kutlama mesajında; “Türk Tugayı, eşsiz kahramanlıklarla süslü tarihine yeni bir şeref sayfası ilave etti.” diyordu. “Kunuri Savaşlan” 69 Mehmetçik adının bütün dünyada daha fazla duyulmasını sağladı. 69 Kunuri’de Türk birliğinin direnişi sayesinde Birleşmiş Milletler Kuvvetleri'nin çevrilmesi ve cephenin çökmesini engellenmiştir. Yan ve gerilerini koruma görevi verilen Türk Tugayı, görevini yerine getirmiş ve müttefik kuvvetlere geri çekilmek için gereken 3 günü kazandırmış, kuşatmayı yararak imhadan kurtulmuştur. Milli Savunma Bakanlığı 21 Ocak 1952’de, Kore’de 34 subay, 46 astsubay ve 1252 erin şehit olduğunu açıklamıştıtır. Sayfa 154 / 174

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Ders Notları Öğr. Gör. Ali YAYLA Türkiye’nin NATO’ya Girmesi (20 Eylül 1951) Hür dünyanın savunmasında Türkiye’nin en önemli anahtarlarından biri olduğuna dair Kore’de oluşan fikir, başta Amerika ile sıkı dostluk kurmamızı sağladı. Bunu, diğer batı ülkeleriyle olan iyi ilişkiler izledi ve Türkiye, 20 Eylül 1951’de NATO’ya kabul edildi. Adnan Menderes’in, Kore ve NATO işinde isabetli bir iş yaptığı görüşü öne çıkmakla birlikte, millî ekonomi yönünden hatalı bir gidiş içindeydi. Hatta, ayağına kadar gelen dünyanın iki ünlü ekonomi uzmanı sayılan Amerikalı Baker ve Hollanda’lı ünlü maliyeci Lifting’e yüz çevirecek kadar kısır bir düşünceye itilmişti. Hemen belirtelim Lifting, Türkiye’nin ekonomisinin kötüleşmeye başladığının gözlenmeye başladığı yıllarda Dünya Bankası tarafından önerilmiştir. Menderes, Dünya Bankası ya da IMF’e karşı olduğu için değil, ekonomideki kötü gidişi kabul etmediği için bu öneriyi reddetmiş; “İnce bir takım teknik hesaplar ve tıbbî operasyonlar bir tarafa bırakılmak üzere, ben her davada her uzmandan daha iyi düşünecek ve karar verecek kudretteyim” diyecek kadar da ileri gitmiştir. Amerikan iş dünyasının önemli kişilerinden biri olan Baker da epey zamandır üzerinde çalıştığı ünlü raporunu tamamlamıştı. Özet olarak, Türkiye’de büyük sanayi yatırımları yerine, ihracat tarımını artıracak, büyük döviz kaynakları sağlayacak önlemler üzerinde duruyordu. Baker, ekonomide “Liberal Görüş”e önem veren Demokrat Parti’nin, bu rapora büyük ilgi göstereceğini sanmıştı. İç politikada hava, o yıl aralık ortasında büsbütün elektriklendi. CHP’nin sert muhalefetine, daha ağır biçimde mukabele etmek isteyen Demokrat Parti, 14 Aralık’ta çıkarılan bir kanunla CHP mallarını hazineye devretti. Demokrat Parti’ye göre bu mallar, CHP’nin “haksız iktisabı” idi. II. Dünya Savaşı boyunca Türkiye tarafından başarılı bir biçimde yürütülen tarafsızlık politikası, uygun dış ticaret ilişkileri geliştirmişti. Bu yüzden DP iktidarı ilk yıllarında, kendinden önceki yönetimin bu başarılı politikası sayesinde dış kredi kaynakları bulmada başarılı oldu ve bunlardan yararlanmasını bildi. Ayrıca savaş boyunca Merkez Bankası rezervleri de altın ve döviz bakımından iyi bir seviyeye ulaşmıştı. Kore’ye asker gönderilmesi ve böylece NA- TO’ya giriş vizesinin alınması uluslararası koşulları Türkiye’nin lehine çevirmiş, tarım ürünlerinin dış pazarda uygun fiyatlardan Sayfa 155 / 174