Views
4 months ago

D. H. Lawrence - İnsanlar ve Öteki Yaratıklar

D. H. Lawrence, Seçme Şiirler

www.isaretatesi.com Bir

www.isaretatesi.com Bir tarla kuşunun şakıdığını duyduğumuzda bize sanki ses geleceğe doğru akıyormuş gibi, sanki son sürat, tamamen düşüncesizce, dosdoğru ileriye akıyormuş gibi görünür. Bir bülbül duyduğumuzda ise duraksamayı ve anımsamanın zengin, içe işleyen ritmini, kusursuz geçmişi duyarız. Tarla kuşu kulağa hüzünlü gelebilir, ancak bu neredeyse bir umut esrimesi olan, tatlı, geçici bir hüzündür. Bülbülün coşkusu ise hem bir methiyedir hem de ağıt. Şiirde de böyledir. Şiir, kural olarak, ya zarif ve yüce olan uzak geleceğin sesidir, ya da zengin ve harika olan geçmişin sesidir. Yunanlar İlyada ve Odysseia’yı duyduklarında, iç bölgelerdeki insanların bazen denizi duyup güçlü, müthiş bir hasret ve nostaljiyle zayıf düştükleri gibi yüreklerinde kendi geçmişlerinin seslendiğini duymuşlardır; yahut İthakalı’nın sancılı ve pırıltılı ilerleyişini takip ettiklerinde yüreklerinde zamanın nabzıyla kendi gelecekleri dalgalanmıştır. Yunanlar için Homeros buydu: kazanılmış savaşlar ve hak edilmiş ölümle, görkem dolu Geçmiş; ve Odisseas’ın bilinmeyenin içinden büyülü yolculuğuyla, Gelecek. Bu, bizim için de böyledir. Bizim kuşlarımız ufukta şakır; meçhulden, ötemizden, dingin geceden seslenir; gündoğumunda ve günbatımında şarkı söyler. Yalnızca zavallı, tiz sesli, ehli kanaryalar öter biz konuşurken; yabani 27

www.isaretatesi.com kuşlar ise biz uyanmadan önce veya uyanıp tekrar sızdığımız sırada ötmeye başlar. Bizim şairlerimiz, bazısı doğuda, bazısı batıda olan geçitlerde otururlar. Oralardan gelip geçerken, yüreklerimiz onlara yanıt vererek kabarır. Ancak yaşamın ortasındayken duymayız onları. Başlangıcın şiiri ve sonun şiiri uzaktaki tüm şeylere ait olan şu zarif kesinliğe, kusursuzluğa sahip olmalıdır. Bu ikisi, tüm kusursuz şeylerin olduğu âlemdedir, tam ve eksiksiz şeylerin doğasına sahiptir. Bu tamlık, eksiksizlik, kesinlik ve kusursuzluk zarif biçimle aktarılır: kusursuz simetriyle; sonun en yüce ânı için ellerin bir kavuşup bir ayrıldığı bir dans misali, kendisine dönüp duran bir ritimle. Geçmişin kusursuzlaştırılmış anları ve ışık saçan geleceğin kusursuzlaştırılmış anları – Shelley ve Keats’in paha biçilmez, cevhersi dizeleri böyledir. Fakat başka tür bir şiir de vardır: halihazırda olanın, şimdiki ânın şiiri. Şimdiki ânın içinde kusursuzluk, eksiksizlik yoktur, tamamlanmış bir şey yoktur. İpler uçuşup savrulur havada, bir ağ oluşturur; suyun yüzeyi titreştirir ayı. Akan suyun veya sonu gelmeyen gelgitin yüzeyinde yusyuvarlak, düzgün bir ay olamaz. Yaşayan plazmanın 1 cevherleri yoktur. Yaşayan plazma tarifsizce titreşir; geleceği içine çeker, geçmişi dışarı üfler; her ikisinin özüdür, ancak ikisi de değildir. 1 Lawrence, bu önsözde kendi terminolojisi haline getirdiği “plazma” ifadesiyle, canlı ve cansız tüm maddede görünür olan organik, değişken bir doğayı kastetmektedir. Şair bu sözcüğü bazen de, ilk anlamıyla ilintisiz olmayan bir şekilde, “kan” anlamında kullanır. (ç.n.) 28