Views
4 months ago

Rabindranath Tagore - Firari

Tagore Şiirleri, "Firari" (2. baskı)

www.isaretatesi.com

www.isaretatesi.com Romain Rolland, Saint-John Perse gibi önde gelen isimlerle tanıştı. Yaptığı tüm bu geziler ve kurduğu dostluklar aracılığıyla Tagore, Doğu ve Batı’nın birliği ülküsünü yaymaya çabaladı; Santiniketan’daki okulu için dünyanın çeşitli yerlerinden destek topladı; uluslararası işbirliği ve dostluğu güçlendirmeye çalıştı; Avrupa emperyalizmini eleştirdi; milliyetçiliğin tehlikelerine işaret etti. Onun yücelttiği, ruhani değerler ve Doğu ve Batı adına çokseslilik, karşılıklı anlayış, hoşgörü ve “bilinç birliği” üzerine kurulu yeni bir “dünya kültürü” fikriydi. Kendi ülkesi içinde de, kendi tarzından ödün vermeyerek, siyasi anlamda etkin bir rol üstlenen Tagore, Mohandas Gandhi’nin yakın bir dostu ve destekçisiydi. Hindistan’ın tam bağımsızlığını sonuna dek savunuyordu. Bununla beraber siyasete hiçbir zaman doğrudan dâhil olmadı, ağırlıklı olarak reformcu fikirleriyle ve zaman zaman coşkulu özgürlük şarkılarıyla etkisini hissettirdi. Ailesinin sahip olduğu geniş arazileri de yönetmiş olmanın tecrübesiyle insan hakları, eğitim, kültür, tarımsal ve sosyal reformlar konularına eğildi. Gandhi ile sosyal konularda, özellikle toplumda yerleşik olan kast bilinci ve dışlanmış alt tabakanın gördüğü muameleye karşı çıkış hususunda görüş birliği içindeydi. Ancak siyaseten Gandhi ile anlaşamadığı noktalar da oldu; Tagore özellikle milliyetçilik ve militarizmin tehlikelerine dikkat çekiyor, bununla ilintili olarak zaman zaman Gandhi’nin kimi yöntemlerini eleştirmekten geri durmuyordu. 12

www.isaretatesi.com Hindistan’daki emperyalist İngiliz uygulamalarının ülke içindeki tüm olumsuzlukların temel nedeni değil, ülkenin içinde bulunduğu sosyal sayrılık durumunun bir sonucu olduğu düşüncesiyle, Hindistan için tam anlamıyla bir dirilişin, köylerin gerçekleştirilecek bir tarım ve eğitim reformu sayesinde kabuğunu kırması ve “bilginin canlanması” yoluyla mümkün olacağını savundu. Bu yönde, Vişva-Bharati’nin yanı sıra Şriniketan adını verdiği bir enstitü de kurarak çaba harcadı; bu projeleri için dünyanın çeşitli bölgelerindeki akademisyenlerden, bağışçılardan, çeşitli siyasi aktörlerden destek gördü. Tagore, Hindistan adına tam bir bağımsızlık için izlenmesi gereken yolun ve kullanılacak yöntemlerin, bütünsel bir kültürel uyanış vizyonu çerçevesinde ortaya konup uygulanması gerektiğini düşünüyordu. Hindistan içinde kendi fikirlerine yeterli ideolojik destek bulmakta zorlandığı ve Hindu-Müslüman ayrımına doğru giden tehlikeli tırmanışı sezdiği zaman ise kenara çekilmeyi tercih etti. Tagore, 1930’lu yıllara doğru, yani yetmişli yaşlarına gelmişken, resimle de uğraşmaya başladı; kendine özgü bir tarz geliştirdi. Resimleri Paris, Birmingham, Berlin, Moskova ve Avrupa’nın çeşitli kentlerinde sergilendi. Bu arada, yaşamının son dönemine girerken, çeşitli edebî türlerde bolca eser vermeye devam etti. Hayli trajik bir şekilde, yaşarken kendisinden evvel eşinin, çocuklarının ve tüm aile fertlerinin ölümüne ve Bengal’in düşüşüne tanık olan Tagore’un, seksen yaşına yaklaşırken sağlığı kötüleşti. Ancak uzun süren hastalık 13