10.12.2012 Views

SE'ÂDET-İ EBEDİYYE - Hakikat Kitabevi

SE'ÂDET-İ EBEDİYYE - Hakikat Kitabevi

SE'ÂDET-İ EBEDİYYE - Hakikat Kitabevi

SHOW MORE
SHOW LESS

You also want an ePaper? Increase the reach of your titles

YUMPU automatically turns print PDFs into web optimized ePapers that Google loves.

lıma, birini musallat edersen, senin takdîrine râzıyım! Bu malı, benim için mi yaratdın,<br />

yoksa başkası için yaratıp, bende emânet olarak mı bırakdın bilemem) diye<br />

kalbinden geçirmelidir. Bir kimse, kapısını kilidleyip gider ve gelince, eşyânın<br />

çalınmış olduğunu görüp de üzülürse, tevekkül sâhibi olmadığını anlamalıdır.<br />

Fekat, bağırıp çağırmaz, ortalığı, gürültüye boğmazsa, hiç olmazsa, sabr etmek derecesini<br />

kazanır. Eğer şikâyet eder, hırsızı araşdırırsa sabr derecesinden de düşer.<br />

Tevekkül sâhibi olmadığını, sabr edici olmadığını anlayıp da, kendini beğenmekden<br />

vaz geçerse, bu da, hırsızın sebeb olduğu fâide ve kazancıdır.<br />

Süâl — Bu eşyâya muhtâc olmasaydı, kapıyı kilidlemez, bunları saklamazdı. İnsan,<br />

ihtiyâcını gidermek için sakladığı şey çalınınca üzülmemesi elinde midir?<br />

Cevâb — Allahü teâlâ, bu eşyâyı kendine verince, bunların gelmesini, kendi için<br />

hayrlı bilmelidir. Allahü teâlânın verdiği herşeyde, bir hayr vardır demelidir. Bunun<br />

gibi eşyâsının gitmesini de, kendi için hayrlı bilmesi lâzımdır. Allahü teâlânın,<br />

vermesi gibi, alması da hayrlıdır. Verdiği zemân, eşyânın bulunması hayrlı olduğu<br />

gibi, aldığı zemân da, eşyânın bulunmaması hayrlıdır demelidir. Hayrlı olan şeylere<br />

sevinmek lâzımdır. İnsanlar, kendilerine hangi şeyin hayrlı, fâideli olacağını<br />

iyi bilemez. Allahü teâlâ, dahâ iyi bilir. Meselâ, bir hastanın babası, mütehassıs tabîb<br />

ise, babası buna etli, tatlı verince sevinip, iyi olmasaydım, bana bunları vermezdi<br />

der. Babası, etli, tatlı gibi yemekleri vermezse, yine sevinir. Hastalığımı tedâvî<br />

etmek için bunları vermiyor der. Allahü teâlânın da vermesine ve vermemesine<br />

böyle îmân olmadıkca, tevekkül sağlam olamaz.<br />

Tevekkül eden, malı korumakda, altı edebi gözetmelidir:<br />

1) Kapıyı kilidlemeli. Fekat başka tedbîrler almağa uğraşmamalı. Odaları, pencereleri<br />

kilidlememeli, komşulara nöbet bekletmemeli. İş yerlerine bekci, kapıcı<br />

tutmak, tevekkülü bozmaz. Mâlik bin Dînâr “rahmetullahi teâlâ aleyh”, kapısını<br />

ip ile bağlardı. Hayvan girmiyeceğini bilsem, bunu da bağlamam buyururdu.<br />

2) Kıymetli eşyâyı, hırsızı çeken şeyleri evde bulundurmamalı, bir din kardeşinin,<br />

hırsızlık günâhını işlemesine sebeb olmamalıdır. Mugayre, Mâlik bin Dînâra<br />

zekât gönderdi. Alıp tekrâr geri gönderdi. Şeytân, hırsız çalar diye kalbime vesvese<br />

getirdi. Vesvese etmeği ve bir müslimânın hırsızlık etmesine sebeb olmağı istemem<br />

dedi. Ebû Süleymân-i Dârânî “rahmetullahi teâlâ aleyh”, bunu işitince, bu<br />

parayı geri çevirmesi, sôfîlerin kalblerinin za’îf olmasındandır. O, zâhiddir, kalbinde<br />

dünyânın yeri yokdur. Hırsız çalarsa, ona ne zararı olur buyurdu ki, Ebû Süleymânın<br />

bu sözü, görüşünün keskin olduğunu göstermekdedir.<br />

3) Evden çıkarken, şöyle niyyet etmelidir ki; eğer, eşyâmı hırsız çalarsa, onun<br />

olsun, ona halâl olsun! Hırsız belki fakîrdir. Bu eşyâ ile, bir hâcetini giderir. Eğer<br />

zengin ise, bu eşyâ ile gözü doyar da, başkasının malını çalmaz. Benim eşyâm, bir<br />

din kardeşimin cânının yanmasına mâni’ olur. Böyle niyyet etmekle, hem hırsıza,<br />

hem de bütün müslimânlara şefkat etmiş olur. Zâten müslimânlık da, mahlûklara<br />

şefkat etmekden ibâretdir. Böyle niyyet etmekle, Allahü teâlânın kazâ ve kaderi<br />

değişmez. Fekat, eşyâ çalınsa da, çalınmasa da, kendisine, bir lirası için, yediyüz<br />

lira sadaka vermiş gibi sevâb hâsıl olur. Bu niyyet, şuna benzer ki, bir hadîs-i<br />

şerîfde buyuruldu ki, (Bir kimse, âilesi ile buluşdukda, azl eylemez ise, ya’nî çocuk<br />

olmasına mâni’ olmazsa, çocuk olsa da olmasa da, bu kimseye, şehîd oluncıya<br />

kadar cihâd eden bir yeğid sevâbı verilir). Çünki bu kimse, elinden gelebilene<br />

yapışdı. Eğer çocuk cansız olarak dünyâya gelseydi, bu kimseye, işinin sevâbı hâsıl<br />

olurdu.<br />

4) Eşyâ çalınırsa üzülmemeli, malın gitmesinin, kendisi için hayrlı olduğunu bilmelidir.<br />

Eğer halâl ederse, malını aramamalı, geri verirlerse, almamalıdır. Fekat,<br />

geri alırsa, kendi mülküdür. Niyyet etmekle mülkünden çıkmaz. Yalnız tevekkülü<br />

tam yapmak için, geri alınmaz. Abdüllah ibni Ömerin “radıyallahü anhümâ” de-<br />

– 691 –

Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!