Views
3 months ago

01. John Berger - O Ana Adanmış

GÖRÜNÜMLER tık

GÖRÜNÜMLER tık idealist basın fotoğrafçıları -bu yüzyılın yirmili, otuzlu yıllarında-görevlerinin ülkelerine dünyanın gerçeklerini taşımak olduğuna inanıyorlardı. Bazen yüreğim burkularak çektiğim fotoğrafa yabancılaşıyorum, acı içindeki insanların yüzü, zihnime tıpkı negatiflerime kazındıkları gibi kazınıyor. Ama geri dönüyorum, çünkü görevimin bu fotoğrafları çekmek olduğuna inanıyorum. Çıplak gerçek vazgeçilemez bir şey; fotoğraf makinesinden baktığım zaman beni etkileyen bu. Margaret Bourke-Whiıe Margaret Bourke-White'ın yapıtlarını çok beğeniyorum. Kuşkusuz fotoğrafçılar gerçekten de belli bazı siyasal koşullarda başka yerlerde olup biten gerçekler hakkında kamuoyunu uyandırmakta yardımcı olmuşlardır. Örneğin: 1930'larda ABD'de kırsal kesimde yoksulluğun derecesi; Nazi Almanyası'nda sokaklarda Yahudiler'e yapılan muamele; ABD'nin Vietnam'da attığı napalm bombalarının etkisi. Bununla birlikte bir fotoğraf makinesinin arkasından başka insanların deneyimlerine bakarken görülen şeyin "çıplak gerçek" olduğuna inanmak, gerçeğin çok farklı düzeylerini birbiriyle karıştırmak riski taşır. Bu karıştırma, fotoğrafın kamusal kullanımlarında bugün varlık sürdürmektedir. Fotoğraflar bilimsel araştırmalarda kullanılır: tıpta, fizikte, meteorolojide, astronomide, biyolojide. Fotoğrafsal bilişiler toplumsal ve siyasal denetim sistemlerine de --dosyalara, pasaportlara, askeri istihbarata- verilirler. Başka fotoğraflar, medyada kitle iletişim aracı olarak kullanılırlar. Her üç bağlam da birbirinden farklıdır; bununla birlikte genellikle fotoğrafın doruculuğunun -ya da bu doğrunun işleyiş biçiminin- her üçünde de aynı olduğu varsayılır. Aslında fotoğraf bilimsel olarak kullanıldığı zaman, getirdiği sorgulama gerektirmeyen kanıt, bir sonuca varmakta işe yarar: Bu kanıt araştırmanın kavramsal çerçevesi içinde bilişi sağlar. Eksik bir ayrıntıyı tamamlar. Fotoğraflar denetim sisteminde kulanıldığında, sundukları kanıt az çok, kimlik ve varlık oluşturmakla sınırlanır. An- 99

O ANA ADANMIŞ cak fotoğraf bir iletişim aracı olarak kullanılır kullanılmaz, işin içine yaşanan deneyimin niteliği girer; o zaman da gerçek karmaşıklaşır. Yaralı bir bacağın röntgen filmi, kemiklerin kırık olup olmadığı hakkında "çıplak bir gerçek" sunabilir. Oysa bir fotoğraf bir insanın açlık deneyiminde, ya da diyelim ki bir şölen deneyiminde yatan "çıplak gerçeği" nasıl anlatabilir? Bir düzeyde yadsınabilecek hiçbir fotoğraf yoktur. Bütün fotoğraOarda bir olgu statüsü vardır. İncelenmesi gereken, fotoğrafın olgulara ne şekilde anlam verebileceği ya da veremeyeceğidir. * * * Fotoğrafın ne zaman ve nasıl doğduğunu, nasıl vaftiz edildiğini, nasıl büyüdüğünü hatırlayalım. Fotoğraf makinesi 1839'da icat edildi. Bu sıralarda August Comte Cours de Philosophie Posiıive'i* henüz tamamlamaktaydı. Pozitivizm, fotoğraf makinesi ve sosyoloji birlikte büyüdüler. Her birinin uygulama olarak sürdürülebilmelerini sağlayan, bilimadamları ve uzmanlar tarafından kaydedilen gözlemlenebilir, ölçülebilir olguların bir gün insana doğa ve toplum üzerine, her ikisini de düzene sokmasını sağlayacak ölçüde bütünlüklü bir bilgi sunacağı inancıydı. Kesinlik metafiziğin yerini alacaktı; planlama toplumsal çelişkileri ortadan kaldıracak, gerçek, öznelliğin yerine geçecekti; ruhta karanlık ve gizli olan ne varsa deneysel bilgiyle aydınlatılacaktı. Comte, belki yıldızların kökeni hariç, kuramsal olarak hiçbir şeyin insan için bilinemez kalmak zorunda olmadığını yazıyordu! O günden bu yana, fotoğraf makineleri yıldızların oluşumunu bile kaydettiler! Bugünse fotoğrafçılar her ay biıe, on sekizinci yüzyılda Ansiklopediciler'in tüm projelerinin kapsamı için hayal ettiklerinden daha fazla olgu sunuyorlar. Bununla birlikte pozitivist ütopyaya ulaşılamadı. Dünya da, mekanizması olduğuna inandıkları şeyin efendisi durumuna geçmiş *Pozitif Felsefe Üstüne Noılar 100

Studija o restrukturiranju i finansiranju – Srbija 2012. - Roland Berger