Views
11 months ago

01. John Berger - O Ana Adanmış

YlYENLER VE YENENLER

YlYENLER VE YENENLER hizmeı.kar) servis tabağını diğerine tutarak onun kendisine yiyecek almasına yardımcı olur. Öğün bir dizi nadide, el dğmemiş armağandan oluşur. Köylü için tüm yiyecekler, halledilmiş bir işi temsil ederler. Söz konusu olan kendisinin ya da ailesinin işi olabilir de olmayabilir de; ancak temsil edilen iş, mutlaka onun kendi işiyle doğrudan değiştirilebilir niteliktedir. Yiyecek, bedensel çalışmayı temsil eltiğinden yiyenin gövdesi ta başından yiyeceği yemeği, "tanır". (Köylünün, "yabancı" bir yiyeceği ilk kez yemeğe karşı şiddetle direnmesi, kısmen o yiyeceğin iş sürecindeki kaynağını bilmemesindendir.) Yiyeceğin, kendisini şaşırtmasını beklemez köylü -niteliğin şaşırtıcı olduğu durumlar hariç. Yiyeceğine, gövdesi gibi aşinadır. Yiyeceğin gövdesi üzerindeki etkisi, gövdenin (emeğin) yiyecek üzerinde daha önce göstermiş olduğu etkinlikle süreklilik içindedir. Köylü yemeğini, yiyeceğin hazırlanıp pişirildiği odada yer. Burj uva için yiyecek, kendi işi ya da etkinliiyle doğrudan değiştirilebilir bir şey değildir. (Evde yetiştirilen sebzelere atfedilen özel nitelik istisnaidir.) Burjuva için yiyecek, satın alınan bir maldır. Evde pişirilmiş bile olsa öğünler, bir nakit para değişimi sonucunda satın alınır. Satın alınan şey özel bir yerde teslim edilir: evin yemek salonunda ya da lokantada. Bu oda başka bir amaç için kullanılmaz. Her zaman en azından iki kapısı ya da girişi vardır. Kapılardan biri burjuvanın günlük hayatıyla bağlantılıdır; buradan geçerek kendisine yemek servisinin yapılacağı odaya girer. İkinci kapı mutfağa açılır; yiyecek bu kapıdan getirilir, artıklar oradan götürülür. Böylece yemek salonunda yiyecek, kendi üretilişinden ve burjuvanın günlük etkinliklerinin oluşturduğu "gerçek" dünyadan soyutlanır. Bu iki kapının ardında sırlar yatar: mutfak kapılarının ardında yemek tariflerinin sırları; diğer kapının ardındaysa sofrada konuşulmaması gereken mesleki ya da kişisel sırlar. Yiyenler ve yenenler soyutlanmış, çerçevelenmiş, yalıtılmış olarak ayrık bir an yaratırlar. Bu anın, kendi içeriğini hiç yoktan yaratması gerekir. İçerik, biraz teatraldır: gümüş takımları, kadehleri, ketenleri, porselenleriyle vb. masanın dekoru; ışıklandırma; giysilerin görece resmiliği; konuklar olduğunda özenle seçilen oturma düzenleri; 157

O ANA ADAJ\'MIŞ sofra adabının ayinsel etiketi; servisin resmiyeti; iki edim (yemek çeşidi) arasında masanın baştan aşağıya değiştirilmesi; son olarak da, daha dağınık ve daha az resmi bir dekora geçmek üzere tiyatronun hep birlikte terk edilişi. Köylü için yemek, bitirilmiş bir işi, bu nedenle de dinlenmeyi temsil eder. Emeğin meyvesi yalnızca "meyve" değil, iş zamanından çalınmış, yemek yiyerek geçirilen zamandır da. Şölenler dışında köylü, sofrada yemek yemenin getirdiği gevşetici etkiyi severek benimser. Doyurulan iştah yatıştırılmış olur. Burj uva için yeme oyunu, gevşetici olmak bir yana, bir uyarıcı işlevi görür. Sahnenin teatral çağrısı, öğün zamanlarında aile dramlarını kışkırtır. Tipik ödipal dramların geçtiği sahne, manuken tahmin edileceği gibi yatak odaları değil, sofralardır. Yemek salonu, burjuva ailenin kendi karşısına "elalem" kılığında çıktığı ve çatışan çıkarlarıyla iktidar mücadelelerinin son derece resmi bir tarzda yürütüldüğü yerdir. Ancak en ideal burjuva oyunu, eğlencedir. Burada, konuk davet etme anlamına "eğlendirme"* sözcüğünün kullanılması önem taşır. Ne var ki eğlence, her zaman kendi karşıtını da birlikte getirir: can sıkıntısı. Yalıtılmış yemek salonunda can sıkıntısı kol gezer. İşte yemek sohbetlerine, nükteye ve konuşmaya bilinçli olarak verilen önem buradan kaynaklanır. Ancak, can sıkıntısı hortlağı, yeme biçiminin de niteliğini belirler. Burjuva, aşırı yer. Özellikle de eti. Buna şöyle bir psikosomatik açıklama getirilebilir belki: Burjuvanın aşırı gelişmiş rekabet duygusu, kendisini bir enerji kaynağıyla -proteinle- korumaya yöneltir onu. (Tıpkı çocuklarının da kendilerini içlerindeki duygusal soğukluktan şeker çukulata yiyerek korumaları gibi.) Ancak, kültürel açıklama da en az bunun kadar önem taşır. Eğer öğünün zenginliği görülmeye değerse, yiyenlerin hepsi bu başarıdan kendilerine pay çıkarırlar, can sıkıntısı ihtimali de azalır. Paylaşılan başarı, temelde yemeğin pişirilmesiyle ilgili değildir. Bu, servetin başarısıdır. Servetle doğadan elde edilenler, aşırı-üretimin ve sınırsız artışın doğal olduğunun *eğlendirme: entertain. Türkçe'de bu sözcük bu bağlamda daha ziyade "ağırlama" olarak kullanılıyor. (ç.n.) 158

JETLER NEDEN AYNI RENKTE?