Views
5 months ago

01. John Berger - O Ana Adanmış

O ANA ADANMIŞ yavaş

O ANA ADANMIŞ yavaş yavaş ve tutarlı bir biçimde değişti - en azından benim için değişti. Bu değişim birkaç yoldan anlatılabilir. Çizimin içeriği çoğaldı. Ayrılık sahnesi göstermek yerine, bir varış sahnesi göstermeye başladı çizim. Çizili biçimlerin içleri doldu. Çizim, babamla ilgili anılarımın, elimin altındaki mevkii oldu. Terkedilmiş değildi aıiık, içinde yaşanan bir yerdi. Şekillerin herbirinde kurşunkalem işaretleriyle, işaretlenmiş beyaz kağıt arasında bir yaşamdan anların içeri sızabileceği bir kapı a­ ralanmıştı şimdi: Çizim artık yalnızca tek yüzlü bir algı nesnesi olmak yerine, giderek çift-yüzlü olmuştu ve filtre görevi yapıyordu: Ardından benim geçmişle ilgili anılarımı süzerken, ileriye doğru da değişmeyen, giderek tanıdık hale gelen bir imge yansıtıyordu. Babam, kendi ölüm maskesinin imgesine bir tür hayat vermek üzere geri geldi. Şimdi çizime baktığımda, ölü bir adam yüzü gördüğüm hemen hemen hiç olmuyor; bunun yerine babamın yaşamının çeşitli yönleri geliyor gözümün önüne. Oysa köyden biri gelecek olsa, gördüğü ancak bir ölüm maskesi çizimi olacaktır. Hiç kuşkusuz çizim hala bundan başka bir şey değil. Söz konusu olan, öznel bir değişim. Ancak daha genel bir anlamda, böyle bir öznel süreç varolmasaydı, çizimler de varolmazdı. Sinema ve televizyonun gelişmesi, bizim artık çizimleri (ya da resimleri) dural imgeler olarak tanımladığımız anlamına geliyor. Genellikle gözümüzden kaçan, çizimlerin gerçek değerinin, gerçek işlevinin bu durallığa dayandığı. Film makinesini, enstantaneyi ya da hareketli imgeyi keşfetme gereği çok çeşitli nedenlerle ortaya çıktı; ancak bu nedenlerden biri dural imgeyi geliştirmek değildi, ya da eğer bu terimlerle sunulmuşsa, bunun nedeni yalnızca dural imgenin anlamının yitmiş olmasıydı. Toplumsal zamanın tekçizgisel, vektöre! ve düzenli biçimde değiş tokuş edilebilir olduğu on dokuzuncu yüzyılda, kavranabilecek ya da saklanabilecek en fazla şey an oldu. Klişe fotoğraf makinesi ve cep saati, refleks fotoğraf makinesiyle kol saati ikiz icatlardır. Bir çizim ya da resim, başka bir zaman anlayışını varsayar. Herhangi bir imge ---örneğin retinanın okuduğu imge- kaybolacak bir görünümü kaydeder. Görme yetisi, sürekli değişen beklenmedik 11

O ANA ADANMIŞ olasılıklara karşı etkin bir yanıt olarak gelişti. Gelişmesi arttıkça da, olaylardan yorumlayabileceği görünüm dizilerinin karmaşıklığı arttı. (Kendi içinde bir olayın görünümü yoktur.) Fark etmek, bu yorumlama olgusunun canalıcı yönlerinden biridir. Fark etmek de, bitmez tükenmez bir gözden kaybolma akışının içinde zaman zaman ortaya çıkan yeniden görünme olgusuna bağlıdır. O halde, verili herhangi bir anda, görünümler önceden görünmüş olan şeylerin enkazından yorumlanıyorsa, tam da bu yorumun her şeyin bir gün fark edilebilir hale geleceği ve gözden kaybolma akışının sona ereceği fikrine yol açması anlaşılabilir. Bu fikir salt kişisel düşten öte bir şeydir; insan kültürünün büyük bir bölümünün enerjisini o sağlamıştır. Örneğin: öykü, nisyana karşı kazanılan bir zaferdir; müzik bir odak sunar; çizim gözden kayboluşa meydan okur. Bu meydan okuyuşun niteliği nedir? Fosil de gözden kayboluşa "meydan okur", ama bu anlamsız bir meydan okuyuştur. Fotoğrafsa gözden kayboluşa meydan okur; ama onunki fosilin ya da çizimin meydan okuyuşundan farklıdır. Fosil, bir rastlantı ürünüdür. Fotoğrafı çekilen imge, saklanmak üzere seçilmiştir. Çizilmiş imge, bakma deneyimini içerir. Fotoğraf, olayla fotoğrafçı arasında bir karşılaşmanın kanıtıdır. Çizim, bir olayın görünümünü ağır ağır sorgular; bunu yaparken de bize görünümlerin her zaman bir tarihe sahip yorumlar olduklarını hatırlatır. (Nesnelliğe ulaşma çabamız ancak öznelliği kabul edişimizden yola çıkarak gerçekleşebilir.) Fotoğrafları, yanımıza alarak, yaşamlarımıza, tartışmalarımıza, anılarımıza sokarak kullanırız; fotoğrafları harekete geçiren bizizdir. Oysa bir çizim ya da resim, bizi durmaya ve kendi zamanına girmeye zorlar. Fotoğraf durrudır, çünkü zamanı durdurmuştur. Çizim ya da resimse· zamanı kuşattığı için duraldır. Belki bu noktada, çizimle resim arasına neden belli bir ayrım koyduğumu açıklamam gerekiyor. Çizimler kendi oluşum ve bakış süreçlerini daha açık ifşa ederler. Resmin taklit edebilme kolaylığı ise sıklıkla gizleyici bir maske işlevi görür -yani resmin atıfta bulunduğu şey, ona atıfta bulunma nedenine ağır basar. Büyük resimlerde bu tür bir gizleme yoktur. Ama üçüncü sınıf bir çizim bile kendi yaratım sürecini ifşa eder. 12

FİTNEYE KARŞI GÜVEN TOPLUMU
BELİRSİZİN BİLİMLERİ - ABRAHAM MOLES(1)
politzer
Toraks Bülteni Mayıs 2015
hernefes_2016_04
yedi-güzel-adam-cahit-zarifoglu
ocak2017sayi1
hernefes_2016_10
aile_ekim_2016
inovax_31
Toraks Bülteni Eylül 2016
Sağlık Bakanlığı epidemiyoloji
MUSTAFA CECELİ
ANNAH
RM_645 Ekim 2013
kusva mart 17
kusva aralık baskı hali
Audrey Carlan - Takvim Kızı - Ocak
MICE DERGI - SAYI 23
Hikayelerimiz
AĞUSTOS 2013
DENGE_48_WEB
DENGE_48_WEB
TARAF OLMANIN MİLLİYETÇİLİĞE ETKİSİ yazar-şair= Tayfur bozkurt
Tanrıların Arabaları
53644dfc73a7302c24465b02a00542154fb95d403a003
bastırkusva
bastırkusva
Melul-Pasa-Sayi1-Orginal
Hikayeler_Designed