22.03.2018 Views

Tam ilmihal Seadet-i Ebediyye - Huseyin Hilmi Isik - M. Siddik Gumus

You also want an ePaper? Increase the reach of your titles

YUMPU automatically turns print PDFs into web optimized ePapers that Google loves.

da çeşidli hastalıklar olur. Fransız kitâbları, bu hastalıkları (Affections du prépuce)<br />

adı altında uzun yazıyorlar. Kızların, ahkâm-ı islâmiyyeye riâyet etmek şartı ile, ilm<br />

ve doktorluk öğrenmeleri ve öğretmeleri câiz olduğu (Hadîka)da, beşyüzellisekizinci<br />

sahîfede ve göz âfetlerinde yazılıdır. Kızlardan ebe, nisâiyye mütehassısı yetişdirmek<br />

lâzımdır. Kadınları, kadın doktora göstermelidir. Kadın doktor bulunmazsa ve<br />

hastalık tehlükeli veyâ çok ağrılı ise, nisâiyye mütehassısı erkeğe de göstermelidir.<br />

Kadınların birbirlerine avret yeri, erkeğin erkeğe avret yeri gibidir.<br />

Şehvetden emîn olan kadının yabancı erkeğe bakması, erkeğin erkeğe bakması<br />

gibidir. (Cevhere)de ise, erkeğin, mahremi olan kadınlara bakması gibidir, buyurmakdadır.<br />

Şehvet ile bakması harâm olur. Gayr-ı müslim ve mürted kadınların<br />

[ve mürted amca ve dayının], müslimân kadınlarına bakması, ya’nî müslimân<br />

kadınların bunlara görünmeleri, yabancı erkeklere görünmeleri gibi, üç mezhebde<br />

de harâmdır. Bunlar müslimân kadınlarının bedenine bakamazlar. Hanbelî mezhebinde<br />

câizdir.<br />

Bedendeki bakması câiz olmıyan yerler, bedenden ayrılırsa, öldükden sonra dahî,<br />

bunlara bakmak câiz değildir. Kadınların saç ve başka kılları, ayak tırnakları<br />

[el tırnakları değil] ve kemikleri vücûddan ayrıldıkdan sonra, bunlara bakılamaz.<br />

Kadınların bakılması harâm olan yerlerinin aynadaki veyâ sudaki görüntülerine<br />

şehvetsiz bakmak harâm değildir. Çünki, kendileri değil, aksleri, benzerleri görülmekdedir.<br />

[Aksleri, resmleri, kendileri değildir. Bunları görmek, kendilerini görmek<br />

olmaz. Resmlerine, sinemadaki ve televizyondaki görüntülerine bakmak, aynadaki<br />

hayâllerine bakmak gibidir. Hepsine şehvetsiz bakmak câiz olup, şehvet ile<br />

bakmak veyâ şehvete sebeb olacak görüntülerine bakmak, böyle sesleri dinlemek<br />

harâmdır. Bunlara şehvet ile bakan elbette vardır. Şehvete, harâma sebeb olan<br />

resmleri yapmak, basmak, resm etmek harâm olur.] Kadınların avret yerlerine cam,<br />

herhangi gözlük ve su arkasından şehvetsiz de bakmak ve su içindeki kadına bakmak<br />

câiz değildir, harâmdır.<br />

İmâmın, hâfızın, müezzinin ho-parlördeki, radyodaki sesleri de, kendi sesleri değildir,<br />

benzerleridir. Bunlara uyarak kılınan nemâz sahîh olmaz. Kur’ân-ı kerîmi ve<br />

ezânı ho-parlör ile okumak, bid’atdir. Çünki, ses çıkarmak için kullanılan cansız cismlere<br />

(Mizmâr), çalgı denir. Gök gürlemesi, top, tüfek, baykuş, papağan, çalgı değildirler.<br />

Ses çıkaran eğlence âletleri, davul, dümbelek, zilli maşa, ney, kaval, ho-parlör,<br />

hep çalgıdır. Çalgı, kendiliğinden ses çıkarmaz. Ses çıkarmak için, ya’nî kullanılmaları<br />

için, davul tokmağını gergin deriye vurmak, neyi üflemek, kavala ve ho-parlöre<br />

söylemek lâzımdır. Bunlardan çıkan ses, bu çalgıların hâsıl etdiği sesdir. Üfleyen<br />

ve söyleyen insanın sesi değildir. Ho-parlörden işitilen Kur’ân-ı kerîm ve ezân<br />

sesleri, hep ho-parlörün hâsıl etdiği seslerdir. İmâm ve müezzin efendilerin sesleri değildir.<br />

Müezzin efendinin sesi ezândır. Çalgıdan çıkan ses ilm ve fen bakımından ve<br />

din ve ahkâm-ı islâmiyye bakımlarından müezzin efendinin sesi, ya’nî ezân değildir.<br />

Ezâna benzediği için, ezân zan edilmekdedir. Ezân, müezzin efendinin, hattâ, sâlih<br />

müslimân erkeğin sesine denir. Bu sese benzeyen kadının, çocuğun, ho-parlörün sesi<br />

ezân değildir. Başka sesdir. Muhtelîf çalgıların sesleri başkadırlar. Ho-parlörün sesi,<br />

insan sesine çok benzediği hâlde, insan sesi değildir. Toprağa konan bir karpuz çekirdeğinden<br />

kocaman bir karpuz hâsıl oluyor. Bu karpuz o çekirdek değildir. Çekirdek<br />

çürümüş, yok olmuşdur. Ho-parlörün mikrofonuna söylenen söz de, yok olmakda,<br />

başka ses hâsıl olmakdadır. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: (Kıyâmet yaklaşınca,<br />

Kur’ân-ı kerîm mizmârdan okunur) ve (Bir zemân gelir ki, Kur’ân-ı kerîm<br />

mizmârlardan okunur. Allah için değil, keyf için okunur) ve (Kur’ân-ı kerîm okuyan<br />

çok kimseler vardır ki, Kur’ân-ı kerîm onlara la’net eder) ve (Bir zemân gelecekdir<br />

ki, müslimânların en sefîlleri, müezzinlerdir) ve (Bir zemân gelir ki, Kur’ân-ı kerîm<br />

mizmârlardan okunur. Allahü teâlâ bunlara la’net eder). Mizmâr, her nev’i çalgı, düdük<br />

demekdir. Ho-parlör de, mizmârdır. Müezzinlerin, bu hadîs-i şerîflerden kork-<br />

– 168 –

Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!